17.7.1956
×

Hakkında

Künye

İletişim

Temmuz 1956

Ankara:

Bir Milli Korunma Dairesi Reisliği ku­rulmasına ve bu reisliğin teşkilâtı ile vazifelerimle dair Ikaranüame "bugün Resmi Gazetede neşredilmiştir.

Kararnameye göre, Milli Korunma Kanununa istinaden koordinasyon karar­ları ile İktisat ve Ticaret Vekâletine verilmiş ve verilecek selâhiyet ve va­zifelerle İlgili muame'teltsri ifa et­mek, kanunun tatbikatı ile alâkalı hususlar hakkında gerekli murakabe ve kontrolü yapmaık maksadiyle İkti­sat ve Ticaret Vekâletine bağlı Milli Korunma Dairesi kurulmuş ve teşki­lât. İktisat ve Ticaret Vekilinin emrin­de 1 r.eis ve 4 muavini ile diğer kadrolardan meydana getirilmiştir. Ay­rıca İıktisat ve Ticaret Vekâleti müste­şarının riyasetinde olmak üzere muh­telif vekâletler temsilcilerinden mü­teşekkil ibdr de istişare heyeti vücuda getirilmiştir.

İstanbul:

Bir haftadan beri memleketimizde bu­lunan va İzmir, Eskişehir, Ankara ve İstanbul'u ziyaret ed'en, Shape Kara Kuvvetleri Kumandan Muavini Tüm general Huıg Camphell ile 'maiyeti er­kânı ıbıigün saat 13 de hususi uçağıy-le Parise hareket 'etmiştir. Tümigen-aral Camıpbell Yeşilköy hava alanında as­keri erkân tarafından uğurlanmıştır.

 İstanbul  :

1 Temmuz Denizcilik Bayramı ibu'gün şehrimizde merasimle kutlanmıştır.

Bayram münasebetiyle limanda bulu­nan "bütün d'Siüz vasıtaları filâmıalarla donatılmış, saat 9.30 da İstanbul Li­man Reisliğinden verilen işaretle foü-tün gemiler yarım dakika ara ile birer dakika süren üç selâm düdüğü çalmış­lardır.

Taksim Meydanındaki merasime de saat 9.30 da başlanmış, Boğazlar ve Marmara Kumandanlığından bir de­niz kıt'ası, deniz bandosu ile ibibikte Yüksek Denizcilik Okulu talebeleri, Gemi Adamları Federasyonu ve Sen­dika mensupları ve resmi elbiseli ti­caret gemileri zabıtan ve mürettebatı Taksim meydanında yerlerini almışlardır.

Bayrak çekme merasimini müteakip Cumhuriyet âbidesine sıra ile İstanbul Vali ve Belediye Başkanlığı, İstanbul Garnizon Kumandanlığı, Boğazlar ve Marmara Deniz Kumandanlığı, siyasi partiler ve di Şer tevekküller adına bi­rer çelenk, konulmuştur.

Bundan sonra Münakalât Vekâleti Deniz Ticaret Filosu ve Yükse'k Denizcilik Okulu Mezunları Cemiyeti ve Türkiye Gemi Adamları Federasyonu adına günü mâna ve ehemmiyetini belirten konuşmalar yapılmıştır.

Taksimdeki merasim bittikten sonra önde deniz baniosu olduğu halde ibir geçit resmi yapılmış ve merasim kafilesi Ayazpaşa Dolmaibahçe yoliyie Be şiktaştaki Barbaros âbidesine giderek meydanda yer almıştır, 'Baiibaros anı­tına çelenker konulduktan sonra istik lâl marşı çalınmış ve bir manga deniz eri .tarafından deniz şehitlerimizin ruh larmın taziz nraksadiyle ihtiram atışı yapılmıştır.

 Arikara:

Vekâletler ar ası Prodüktivite Komitesi­ne ıbağli" sanayi merkezi memleket sa^ nayii için çok faydalı yeni bir çalışma sahasına girişmiştir. «Sınai mamullerin maliyetlerini düşürme ve istihsal usul 1-srini sadeleştirme» ye matuf çalışma­lar, Süm'enban'k, Makina Kimya Endüst risi Kurumu ve Minneapolis Moline Türk Tra'ktör Fsibrikası gibi müesse­selerin, selâbiy.etli elemanlarının iştira ki ile yarın başlayarak bir hafta de­vam edecektir.

Önümüzdeki hafta bu çalınmalar İstan bulda hususi sektör sanayiinde yapı­lacak, müteakiben diğer sanayi mer­kezlerine teşmil edilecektir.

Maliyeti düşürme ve istihsal usulleri­ni sadeleştirme çalışmaları Avrupa Pro düktivite Ajansm-dian celibedüen Mr. Martin, Mr. Seelam ve sanayi merke­zindeki Türle mütehassıslarının neza­retinde yapılacaktır.

2 Temmuz 1956

 Ankara:

Konya vilâyetinin Karaman kazasına bağlı Hışıra nahiyesinin adı Kâzım Karabekir   olarak  değiştirilmiştir.

 Ankara:

Hariciye  Vekâleti  Mafbuat   Bürosun bildirilmiştir:

Hatırlanacağı veçhile, Tunus Fransa hükümeti ile vaki anlaşmasına istina­den istiklâ-ini kazanır kazanmaz, Re­isicumhurumuz Calâl Bayıar'm Majeste  Tunus Beyi Altes Birinci Sidi Lâmin'e gönderdiği bir telgrafla Türkiye'nin Tunus'u müstakil bir devlet olarak ta­nıması muamelesi hukuken tekemmül eyl'emiş idi.

Ahiren, hükümetimizle Tunus hükü­meti arasında varılan mutabakata is-tinsden, bugünden itibaren her iki devletin karşılıklı olarak yekdiğeri nez dinde birer Büyükelçilik ihdası karar­laştırılmıştır.

Tunus'ta esasen mevcud bulunan, Tür kiye Başkonso-osluğu lâğvedilip yeri­ne Türkiye Büyükelçiliği ikame edil -mis bulunan aktadır.

Bu suretle Tunus'taki Türkiye Başkon­solosu, bir Türkiye Büyükelçisinin ta­yinine kadıaır, maslahatgüzar sıfatiyle Türkiye Büyükelçiliğini tedvir edecekAn'anevi kardeşlik bağlariyle ıbağli (bu-lunan Türk ve Tunus milletlerinin boy lece aralarında diplomatik münasebet ler de tesis etmiş olmaları iki memle­ket arasındaki samimi münasebetlerin inkişafına hizmet edecektir.

 Ankara:

1948 'yılında Londra'da toplanan De nizde can emniyeti milletlerarası kon­feransında kabul edilen nihai karar ile eklerine katılmamız hakkındaki ka­nun, bugünkü Resmi Gazetede yayın­lanarak, yürürlüğe girmiştir.

 İstanlbul:

İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Mü­dürlüğünün milletlerarası işbirliği teş­kilâtıyla müştereken tesis ve idare et­tiği, (igıoi eğitimi) kurslarının 1955-1956 yılma ait birinci devresi sona er­miştir.

Bu devrede, foeşi İstanibulda olmak üzere, Ankara, İzmir, Gaziantep Bursa ve Adana da 16 kurs açılmış ve birinci seminerle ibirliikte !bu kurslarda 1086 işiçi mezun olmuştur.

İstaribuldaki kursları ikmal eden 250 öğrenciye bugün kurumun İstanbul şu­besi müdürlüğümde merasimle diploma lan tevzi edilmiştir.

Bu münasebetle İş ve İşçi Bulma Ku­rumu Genel Müdürü Şerif Gürol ile, Milletlerarası İşbirliği Teşkilâtı ' Tür­kiye Misyonu Çalışma Müşaviri Mr. Barrett ve kurumun İstanbul Şubesi Müdürü Ekımel Z&idil muhtelif cephe­lerden işçi kültürünün önemini belir­ten birer  hitabede  bulunmuşlardır.

Gene! Müdürün ayrıca, İş ve İsçi Bul­ma Kurumunun sosyal mevzulara, ve bu meyanda işçi kültürünün yükselme sine atfettiği büyük önsemi belirtmiş ve bu eğitim faaliyetine önümüzdeki son bahardan itibaren 'daha geniş Ibir programla 'devam edileceğini müjdele­miştir.

Umumi tezahürata vesile olan bu ko­nuşmayı müteakip mezunlar adına ku­ruma teşekkür edilmiş ve müteakiben mezun ve davetliler büfede izaz edil­mişlerdir.

3 Temmuz 1956

Ankara:

Memleketimizi ziyaret etmekte olan İn gil'tere İmparatorluğu Kara Kuvvetle­ri Kumandanı Orgeneral Sir GeraM T-impler bugün saat 11 de Başvekil Adnan Menderes'i makamında ziyaret etmiştir.

Bu ziyarette Orgeneral Templer'e İrugilters 'Büyükelçisi Sir James Boyker refakat etmekte idi.

Görüşmede Hariciye Vekâleti Umumi Kâtibi Büyükelçi Muharrem Nuri Birgi de bulunmuştur.

Ankara:

Ber Bankasınca   mayıs  ve (haziran 1956  ayları içinde Yapraklı, Eğil, Almus, Karahisar, Ağın,  Sızır, Emirdağ,Gölköy, Artvin, Ahmetbey, Ulubey ve Balcı kasabalarının işmesuyu projele­riyle, Şabanözü, Akçakoca, Görede, Bingöl (2 nti kasım) ve Tavas (1,2, Ve 3 ncü kısım) içme suyu tesisleri inşa­atı:

Yozgat, Urla, Muradiye, Eynesil, Yalo­va, Alibey höyüğü, Antalya, Hisarlar ve Çumra şehir ve kasabalarının elektrik projeleri ve Muğla, şehirleriy­le Havza kasabasının termik-elektirk tesisleri:

Urla, Antakya, Kitreli ve Buca kasabalarının haritası:

Ahmetli, Çardak, Fakılı, Karabiga, Amasra, Şirvan, Hınıs, Çamardı, Hora­san, Yeniköy kasabalarıyla Bilecik şeh rinin imar plânı ve Uzunköprü kasa­bası Belediye binası inşaatı ikmal olunmuştur.

İkmal olunan bu işler için bankaca cem'an 1.184.478 lira sarfolunmuştur.

Bundan başka, Tunceli, Vakfıkebir (2 nci kısım) Çeşme, Hıca içmesuyu ve Lalapaşa kasabası mo'tapomp tesisatı, Soma, Dikili, Adıyaman eleik.trik. projeleri, Sızır (1 nci kısım) hidroelektrik inşattı, Ömerhacılı, Alpu kasaba­larının haritaları, Çünküş, Deribent, Talaş, Zeytİndsğ, Gelveris İsmetpaşa, Özalp, Çirpiköy imar rj'ânları cem'an 3Jİ14.020 lira keşif  bedeli Dnldlen müteahhidlerine   ihale   edilmiştir.

 Ankara;:

Kâr hadlerini tayin eden Milli Korun­ma Kanununun yürürlüğe girmesin. -den Sonra, piyasada görülen ucuzluk, devlet dairelerince yapılan ihalelerde tesirini göstermiş ve Milli Korunma Kanunu yürürlüğe girmeden evvel iha leye çıkarılan eşyalardaki muhammen bedellerde yarıya yakm, hatta yarı­dan daha fazla bir niabette ucuzlama tesbit edilmiştir.

Nitdkim, son olarak Belediyece yapı­lan 4 ihalede 23.600 lira muhammen bedelli 1075 takım tulum 15.800 lira­ya, 9.3122 lira muhammen bedelli 194 taikım yazlık personel elbisesi 1.593 li­raya, 4.944 lira muhammen bedelli 103 takım yazlık personel ebisesi  2.560 liraya, 18.109 lira muhammen bedelli 1393 takım amele elbisesi 8.998 lira 50 kuruşa i'hale edilmiştir.

Böylece belediye, 55.965 Mra muham­men bedelli dört ihaled'e 27.014 lira kazanç sağlamıştır.

Bunlardan ba;ka, 13.950 lira muham­men bedelli bir inşaat ihalesinde de, yüzde 32 indirme yapılmak suretiyle 9490 liraya müteaihihidine ihal'e olun­muştur. Bu ihalede ise belediyenin, 4464 lira -kazancı olmuştur.

Ankara:

Mi.li Müdafaa Vekâleti Temsil Büro­sundan bildirilmiştir:

Sovyetler Birliği hava bayramı göste­riler inden avdet etmekte olan Hava Kuvvetleri Kumandanı Orgeneral Fevzi Uçaner eşi ve maiyeti bugün saat 09.45 de ibir askeri uçakla Ankara'ya gelmiştir.

Orgeneral'hava ajanında Milli Müdafaa Vekili adına hava yaveri, temsil bü­rosu mümessili, hava kuvvetleri kur­may ve harekât başkanları, garnizon ve merkez kumandanları, Sovyetler Birliği elçilik erkânı, ataşemiliteri ve diğer yüksek rü'jbeli subaylar tarafın­dan karşılanmıştır.

Ankara:

Uzun: ve ciddi ilmi mesai neticesinde memleketin ihtiyaçlarına en uygun, bir şekilde hazırlanarak Büyük Millet Mec lisi tarafından 29 Haziran 1956 tarihin­de kabul edilen ve 1 ocak 1957 tarihin­den itibaren meriyete girecek olan ye­ni (Türk Ticaret Kanunu) nun kabulü ürerine Berlin Üniversitesi Prorektörü Profesör Ernest Hirsoh tarafından Ad­liye Vekilimiz Profesör Dr. Hüseyin Avni Göktürk'e aşağıdaki telgraf çe­kilmiştir:

«Türk Ticaret Kanununun kabulü dolayısiyle zatıâlinizi bilhassa tebrik eder bu vesile ile asıl Türk milletine, husu­siyle Adliye ailesine değişmez bağlılı­ğımı teyid ederim. Candan gelen sevgi ve saygılarımla.

Profesör Hirsch»

Profesör Ernst Hirsch. beynelmilel şöb : rete sahip bir hukukçu olup uzun müd" d et İstsrJbul ve Ankara Üniversitelerin d'e ticaret hukuku tedris eylemiş, mem­leketimize her bakımdan intibak ede­rek Toir Türk ilim adamı kadar faydalı olmuştur, kısa zamanda çok -güzel Türk çe öğrenmek, hatta Türk tâbiiyetini iktisap eyleyip kendini tamamen yur­dumuzun hizmetine tahsis etmek su­retiyle bize .gösterdiği yakınlık, bağlı­lık ve muhabbet asla unutulamaz.

Hirsch, Titefe 'hukuku iimine ve Türk 'adliyesine yaptığı büyük hizmetler ve bu cümleden olarak yayınladığı çok kıymetli ve yüksek sayıdaki huıkuki eserleri yammda, yeni kabul edilen (Türk Ticaret'Kanununun) ön tasarısı­nı hazırlamak gibi pek mühim v,e müstesna bir mevki işgal edenleri de var­dır. Uzun müddet Türk hukuk kuru­munda da faaliyet göstermiş olan pro­fesör, yeni Ticaret Kanununun kabu­lünü vesile bilerek memleketimize ci­lan bağlılığını 'bir defa daha izhar et­miş, kanunun kabulündeki isabeti te­barüz ettiren ve samimi hislerini Ad­liye Vekilimiz vasıtasıyla Türk milleti­ne ve Türk adliye camiasına iblâğ ey­leyen yukarıdaki telgrafı göndermiştir.

Biz d'e kendisini bu vesile ile bir kere  daha, değerli bir Türklük hadimi ola­rak yad etmeyi vazife biliriz.

4 Temmuz 1956

 Ankara:

Cumhur Celâl Bayar, AmierLka Birleşik Devletlerinin istiklâl yıldönü­mü münaselbetiyle Başkan Eisenho-wer'o şu tebrik telgrafını gondrruştir:

Ekselans Dwight D. Eisennower:

Amerika Birledik Devletleri Başkanı

Amerika Birleşik Devletinin istiklâl yıldönümü münasebetiyle, Türk mille­ti adına ve kendi adıma hararetli teb­riklerimizi ve Türiye'nin sarsılmaz it­tifak ve dostluk bağları ile bağlı bu­lunmakla şeref duyduğu büyük ve asil Amerikan milletinin refahı ve ekse­lanslarının şahn saadetleri için en samimi temennilerimizi bildirmekle bü­yük bir haz duymaktayım.

Celâl Bay ar

Ankara:

Büro

MEli Müdafaa Vekâleti Temsil sundan bildirilmiştir:

Türkiye amatör futbol şampiyonluğu­nu kazanan karagûcü takımı kurmay slbay Nezihi Fırat'ın başkanlığında bu sabah saat 11 de Milli Müdafaa Ve­kâleti Vekili Semi Ergin tarafından kabul1 edilmiştir.

Vekil, şampiyon oyuncuları tebrik et­miştir.

Ankara:

Büyük millet Meclisi «bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Agâh Erozanm riyasetünde toplandı. Muhalefet partileri melbusiarı meclisin bugünkü toplantı­sına da katılmamışlardı.

Celse (aşıldığı zaman, İşçi Sigortalar: Kurumu ve askeri fabrikalar tekaüt ve muavenet sandığınla' tâbi (bulunan işçi­lerin Emekli Sandığı Kanununa dahil edilmelerine 'dair Kocaeli mebusu Ce­mal Tüzün tarafından yapılmış olan kanun teklifinin muvakkat encümene havale edilmesine1 dair bir takrir okun du ve kalbul olunarak mezkûr kanun teklifi muvakkat encürrusine verildi.

Bundan sonra, Malatya 'mebusu Nüvit Yetlkin ile iki arkadaşının, üç temyiz hâkimi ile on üç yüksek dereceli hâ­kimin emekliye şevki dolayısiyle Ad­liye Encümeni tarafımdan "carıikikat ic­rasını talep eden takriri okundu. Söz alan Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk, mevzuubaıhs meselede, h.üikû metin, kendisine kanunen tanınmış ci­lan, selâhiyeti kullanmış olduğunu bil­dirdi. Neticede takrir oya sunularak r&ddolundu.

Adlana:

Bu yıl Adana vilâyetinde 255.340, İçel vilâyetinde 61.320 hektar pamuk ekil­miştir. Adana vilâyetinde ekilen sa­ha .geçen seneye nazaran 3954 hektar fazladır. Hububata gelince Adana vi­lâyetinde du yi;1 141.996 hsktar buğday 51.794 heiktar arpa, 20.023 hektar yulaf, 14.200 hektar susam, 13.765 hektar mahlut, 10.691 hektar çeltik, 2.590 hek tar çavdar, 2/553 hektar mısır ekilmiş­tir.

Hububat mahsulü ile pamukların ge­lişmesi normaldir. Hatay vilâyeti ile Çukurova'nın pamuk ve hububat mah­sul durumu bu ayın ortalarında, kat'i olarak (belli olacaktır.

 Ankara:

Ankara Belediyesinde İktisat ve Tica­ret Vekâleti Müsteşarı Munis Faük O-zansoy'un riyasetinde, iç ticaret umum müdürü Mazhar Özko.'un, Ankara, A-d'ana, Afyon, Bursa, Eskişehir, İstambul İzmir, Kayseri, Konya, Samsun [bele­diye reisleri ve temsilcileri, İktisat Müdürlerinin iştirakiyle bugün yapılan toplantıda aşağıdaki hususlar kabul edilmiştir:

1    a) İstanbul Belediyesi ilgili bele­diyelerden sormak suretiyle insan naklinde kilometre başına ve eşya naklin­de ton kilometre esası üzerinden hali­ hazır   nakliye  ücretlerini geçmemek şartiyle şehirlerarası nakil    vasıtaları ücret tarifelerine esas olacak malûma­tı en kısa zamanda tesbit için gerekli hazırlıkları yaparak diğer belediyelere bildirecektir. Belediyeler de bu esaslar dâhilinde nakil vasıtaları ücret tarife­lerini tesibit edeceklerdir.

b) Her vilâyet belediyesi vilâyet hudut ları dahilinde bulunan beldeler arasın daki nakliye vasıtaları ücret tarit&Leri-ni ayrıca tesbit edecektir.

2   a) Belediyeler sdbze ve meyvele­rin hallerde, dükkânlarda ve pazarlar­da azami toptan ve. perakende satış fi­yatını testoit ve ilân edeceklerdir.

Büyük çapta istihsal yapan bölgelerdeki belediyelerin bildirecekleri istih­sal fiyatlarının radyo ile  yayını için Basın ve Yayın Umum Müdürlüğü nezdinde gerekli teşebbüse geçilecektir.

Selb'ze ve meyve sandıkları ve ambalâjlan üzerine  müstahsilin  adını,   so­yadını, adresini, malın cins3 nevi, sınıf ve evsafını [bildirecek şekilde etiket ya­pıştırılacaktır.

d) Bilumum hallerdeki toptancı ve ko­misyoncu esnaf müstahsil namına fa­tura kesmek mecburiyetindedir.

 Ankara, İstanbul, İzmir   belediye iktisat müdürleri her ay bir mmtakada olmak üzere toplanarak narhları teslbit edeceklerdir.

   Et ve Balık Kurumu ile  daimi teşriki mesai suretiyle An'kara, İzmir, İstanbul Belediyeleri et fiyatlarını di­ğer gıda maddelerinde vâki düşüklük­leri de nazarı itibare alarak koordine bir şekilde narha ıbağla'mak  suretiyle müstahsili de düşünerek makul bir se­viyeye indirmeği kabul etmişler ve di­
ğer vilâyet  belediyeleri de  narhlarım bu esasa göre tesfoit ve tanzim hususund'a tam. bir fikir ve prensip kararı­na ve mutabakata varmışlardır.

 Çalışmalara yarın İktisat ve Tica­ret Vekâletinde devam edilecektir.

5 Temmuz 1956

 Ankara:

M.M.V.  Temsil  Bürosundan

izmir'i ziyaret etmekte olan İngiltere Akdeniz Filosu İlkinci Kumandanı Vi­samiral Maxwel Richmond bugün özel 'bir uçakla Ankara'ya gelmiş ve ilgili­ler tarafından karşılanmıştır. Visami­ral 7 temmuz tarihine kadar şehrimizde kalacak ve bu arada Deniz Kuvvetleri Kumandam Oramiral Sadık Altmcan'ı ziyaret  edecektir.

 İstanbul  :

Hanovej Teknik Üniversitesinin 125 nei yıl dönümü kutlama merasimine davet edilerek kendisine şeref d_ok.to-rasi payesi tevcih edilmiş olan İstan­bul mebusu Ordinaryüs Profesör Emin Onat yurda avdet etmiştir.

Bu yıl Avrupa memleketlerinden İngil tere, Hollanda, Fransa, İsviçre ve Tür-kiyeden 7 .ecnebi ile Almanya'dan 4 Alman âlimine olmak üzere 11 kişiye verilmiş bulunan ıbu şeref payesi Av­rupa milletleri arasında ilmi tekniğe ve sanata dünya çamnda hizmet etmiş olan kimselere tevcih  edilmektedir.

Profesör Emin Onat'a bu şeref dokto­rası payesi mimari sahasında göstermiş olduğu faaliyet ve muvaffakiyetlerden dolayı ve dijamianınıızm mimarisinin yükselmesi için yapmış olduğu ibüyüfe hizmetler, Türkiye'de nümunei imtisal olacak bir mimari fakültesinin kuru­cusu bulunması aynı zamanda Türk ve Alman Teknik Üniversiteleri arasında­ki işbirliği yolunda 'göstermiş olduğu büyük başarılar» esbaibı mucilbesiyle senatonun müttefikan aldığı kararla tevcih olunmuştur.

Ankara:

29 haziranda Fransa'da Saint-yan'da başlıyan milletlerarası plânörcülük mü sabakası 27 millet arasında çekişmeli bir surette devam etmektedir. 13 tem­muzda sona erecek olan müsabaka­nın neticeleri henüz alınmamış olmak­la beraber, müsabakaya katilin" Türk Hava Kurumu Türkkuşu ekibinden Avni Yavkın ve Ziya Argun uzun me­safede birinciliği kapanmışlardır.

Ankara:

Reisicumhur Oe'âl Bayar, beraberinde Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Ko-raltan, Başvekil Adnan Menderes, İk­tisat ve Ticaret Vekili Zsyyad Manda-linci ile bazı mebuslar ve Başvekâlet Müsteşarı oMuğu halde, bu akşam Güvercinlik mevkiindeki altmış, bin tonluk yeni büyük Ankara hububat si­losunun sür'atle ilerlemekte olan inşa­atını gezmiş ve inşaat mahallinde Top­rak 'Mahsulleri Ofisi Umum Müdürü Feridun Üstün ile diğer alâkalılardan bu hususta gerekli izahatı almıştır.

Bundan bir 'hafta evvel ancak temelle­ri bitip itaati toprak zemini ile aynı seviyede fculunan 'mahalde, bugün 24 metre yükseklikte onbeş büyük kuyu­dan mürekkep büyük bir biolk bulun­makta ve kayar kalıp metodu ile ya­pılmakta olan inşaat saatta yirmi san­tim yükselmektedir. İnşaat birkaç gün içinde 32 metreye kadar çıkacak ve öylece, silonun bütününü, teşkil edecök olan beş 'büyük bloktan bir tane­si tamamlanmış olacaıktır. Bundan sonra, süratle beton dökmede kullanılan kayar kaliibın bu kısım inşaattan çıka­rılarak yanı başındaki ikinci boka ta­kılması yapılacak ve bir buçuk ay sü­ren bu ameliyeyi müteakip ikinci bü­yük blokım aynı tempodaki süratli in saati başlıyaçaktır. Böylece, her biri 656 tonluk 78 "büyük kuyudan ve bun­ların aralarında her biri 172 tonluk 48 küçük ara kuyudan ve ayrıca 4 gazlama kuyusuyla bir merkezi idare kısmından mürekkep olan altm.15 bin tonluk büyük silonun 480 günlük inşa­at kısmı 'gelecek senenin eylülünde bi­tirilmiş olacaktır. Kısmen inşaatın son günleriyle tedahül .edecek olan 360 günlük montaj devresi de 1958 senesi­nin en gen ağustos ayında sona erecek ve böylece o senenin kampanyasında işletmeye açılacaktır.

Bütün ıbu bölgenin ihtiyacını karşıla­yacak olan bu muazzam eser, her gün memleketin her tarafında yükselk-te olan eserlerden bir tanesidir. Top­rak Mahsulleri Ofisi Umum Müdürü­nün belirttiği gibi, bunbrir. bir kısmı doğrudan doğruya istihsali arttıran, tir kısmı da bu artan istihsali değer­lendiren esrlefdir. Bu silo, işte bu ikinci kısma dahildir ve muvszısneli bir manzume halinde plânlı bir şekilde ilerleyen 'kalkınmanın mühim bir uzvuictur.

Ankara silosu, Simon Handling And Sngeeniering Limited şirketiyle İngi­liz hükümetinin de muvafakatiyle ter­tiplenmiş olan 2İtı milyon İngiliz lira­lık programa dahil bulunmaktadır. Bu programın içinde, 60 bin tonluk Anka­ra silosundan başka, bütün Avrupada misli bulunanıyan 100'bin tonluk Mer­sin silosu, Tekirdağmda 20 bin tonluk silo, Konyada yine 60 bin tonluk baş­ka bir silo ile 150 tonluk un fabrikası, hususi teşebbüse devredilmiş 2 un fab­rikası vie nihayet hayvancılıkta büyük gelişme sağlıyacak İ5 ünitelik sun'i yem endüstrisi  dahil bulunmaktadır.

Bu programın içinde Anikara silosunun değeri 12 buçuk milyon Türk lirasıdır. Bunun 6 milyon liralık inşaat kısmı Türk parası, tamamiye transferi yapıl mış olan 820 bin İngilizlık, 6 buçuk milyon liras: da döviz kargılığıdır. 10" bin ton çimento ve 2 bin ton demir gi­decek olan inşaatı, mütehassıs 'bir Da­nimarka firması yapmaktadır.

İnraatı 'bitip silo Türk çiftçisinin hizme­tin? Zaman, kara ve demir yo­lundan 13 trsmi teskilâtiye günde 16 saatlik bir nalışma devresinde 2000 ton hububat alrp verebilecek, bu mik­tar hubufoatı temizliye ailecek ve ay­anca biralık arpa mevzuunda 'güjıcis 160 ton arpanın temizleme ve krribl'a-jını yapabilecektir. Silo tabii ola­rak, hububatın standardını da yükselt­miş bulunacaıktır. Yalnız bir ihtiyaca tekabül etmekle kalmayıp aynı zaman, da rantabl' ve ekonomik bir tesis olarak silo, çalışmaya başladığı zaman senede asgari 3 devir ile i^Etm-s masrafların­da 4 milyona yakın bir tasarruf sağla­yacaktır. Silonun ikibuçuk milyonluk kendi masrafları bu umumi tasarruf masraflarından çıkarıldığı zaman, si­lo, net olarak senede bir 'buçuk milyon liralık bir tasarruf sağlamış o'acaiktır. Bu da, silonun inşaat masraflarına, on seneden daha az bir zamanda amorti e-decek  demektir.

Reisicumhur Celâl Bavar, Büyük Mil­let Meclisi Reisi Refik Koraltan, Baş­vekil Adnan Menderes ve diğer zevat, ailo inşaatının tetkikinden dösıü^tte Nuh Eskiyapan vs ortaklarının yaptır­mış olduğu tamamiyle hususi teşebbü­se ait Ankara Makarna Fabrikasına gitmiş ve bu yeni fabrikanın kuşa d töreninde hazır bulunmuştur. 1950 senesinde Rüzgârlı sokakta kurulmuş ü.'an iküçük Ibir fabrika, bugün hükü­metin kıymetli alâkası sayesindle 225 işçisiyle günde 50 ton irmik ve 40 tan makarna imâl edebilen ve 24 saatta 90 tonluk bir kapasitesi olan bir mües­sese haline gelmaş bulunmaktadır. Fab rikanm körde"âsini hayırlı olması temennisivle Reisicumhur Celâl Bayar kesmiştir.

 Ankara:

Belediye reisleri zaruri ihtiyar madde­lerinin dahili istihsal mevzuu olmasına ve umumiyetle müstahsilden ilk anda düşük fiyatlarla çıkmasına rağmen bir takım muamele ve el değiştirmelerle sun'i (bir şekilde fiyatların yükseltildi­ğini müşaheds ederek bu gibi madde­lere evvelki senelerin fiyat seyirlerini (bilhassa müstahsil elinden çıkış duru­munu nazara alarak perakende azami satış fiyatlarının tesbitini kararlaştır­mışlardır.

Bu fiyatlarda her maddenin istihsal vaziyetine ve maliyetime nazaran bir taraftan müstahsil bölgeler vali ve foelediyeteriyle ve diğer taraftan Zira­at Vekâleti ve alâkalı devlet müessese­leriyle temas -edilerek hem müstahsili koruyucu hem de araya lüzumsuz ve sun'i muamele ve müdahalelerin gir­mesini önlemek suretiyle müstehlik menfaatma matuf lüzumlu ayarlama­ları yapmıya ve bu suret1 e bulunacak fiyatları zamanında ilân ederdik müs­tahsilin bu fiyatlara uygun surette sa­tış yapmasını temin ve diğer taraftan mutavassıtların lüzumsuz zararlara ma ruz kalmalarını 'bsrtaraf etmek gaye­siyle zamanında (bütün memlekete ilân etmeye karar vermişlerdir.

Bunun dışında sene imnda fiyatlarda değişiklik yapılmaması pransip olarak kabul edilmiştir.

11 Temmuz 1956

Ankara:

Paris Taşn-ak merkezinin organı Haraç adlı Ermısnice gazetenin bütün nüs halan ile Kah.ir.ede neşredilen El Mu­savver adlı Ar&pça mecmuanın ve İs­rail menşeli Tscelliyatı İlâhiye ve El Asiyye adlı Arapça kitapların yurda sokulman ve dağıtılması İcra Vekilleri Heyeti karariyle menedilmiştir.

Ankara:

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ne bağlı olarak 4936 sayılı Üniversite­ler Kanunun ikinci maddesine görle tüzelkişiliği haiz bir «İslâm İlimler Enstitüsü» kurulması hakkındaki tali­matname bugün Resmi Gazete ile ya­yınlanmıştır.Talimatnameye göre enstitünün amaç­ları şunlardır;

İsİâmi sahada ilmi  araştırmalarda bulunmak ve sonuçlarını yayınlamak.Kütüphanelerimizde mevcut İsıâmi eserlerin kataloglarını yapmak ve eskinadide yazmaları incelemek ve ilim âlemine tanıtmak.Bir kitaplık ve fotokopi arşivi kur­mak.

Dini an'ane, örf ve âdetleri mahalle­rinde incelemek.

İslâmiyeti     naki'ki ve  sâf şekliyle halk tabakalarına tanıtacak neşriyatta bulunmak ve seri  konferanslar  tertip etmek.

İsiâmi tetkik1 erle meşgul olan  Türk ve yabancı kurumlarla bilimsel  mü­nasebetler kurmak.

islâmiyet hakkındaki yanlış hükümleri ilmi delillerle tashih etmek.

 Ankara:

Üç gündenberi Devlet Demiryolları ,Umum Müdürü Ssfa Yalçuk'un başkan­lığı altında, işletme ve atelye müdürle riyle merkez daireleri reislerinin işti­rakiyle yapılan toplantı buigün sona er mistir.

1956 yılının il'k yarısında alman fiili neticelerin ışığı altında, yılın mütsbaki kısmına ait faaliyet programını ye-hiden 'gözden geçirmek, mali p'âna ve işletme maliyetine müessir tsarruf tedbirleriyle idari hususlara mütaallik mevzuları tesibit ve kararlaştırmak ga­yesiyle yapılan bu müşterek koordinas yon çalışmalarından beklenen müsbet neticeler alınmıştır.

Müesseselerimiz arasında, büyük ser­mayesi ve 22 binden fazla memur ve 37 binden fazla işçisiyle "başta gelenlerden biri olan demiryollarımız. çalış­malarını, memleketimizin bugün çok genişlemiş bulunan iktisadi faaliyetle­rine tam bir intibak temin eylemek moderntas'is ve vasıtalarını inkişaf et­tirmek, nakil hizmetini diğer ulaştır­ma sistemleriyle ahenkli yürütmek esaslarma göre ayarlamıştır.

Bu toplantılar sırasında Umum Müdür Yalçuk, idarenin iktisadi hüviyetine uy gun çoik tasarruflu ibir çalışmayı dü­zenlemek için daha fazla, gayret ve fa­aliyet göstermek, mesleki eğitime bü­yük önem verip kalifiye personel mik­tarını azamiye 'çıkarmak ve bu suretle demiryollarımızın istikbalini her "ba­kımdan kuvvetli ve ehliyetli ellere ver inek, lokomotif, vagon, yol malzemesi tamir, bakım ve imal işlerine azami itina gösterip ithallerden tasarruf ey­lemek gibi ana mevzuları ele almış­tır.

Ayrıca, teşkilâtın bu esaslar ve azami tasarruf prensipleri dahilinde çalışma­sının istinad edeceği hususları açıkla­mıştır.

Devlet demiryollarının programı, 1956 yıla içinde, banliyöler dahil 63 milyon yolcu ve 12 milyon tonu geçecek bir eşya münakalesine göre tertiplenmiştir.

Bilhassa maddeler ihracatımız ve di­ğer milletlerarası nakliyatın da bu yi1, -gecen yıllardan daha fazla olacağı tahmin edildiğinden, buna göre tedbir ler de alınmıştır.

Bu mevzuda haziran aymdanberi. tat­bikine geçilen ring seferlerinin^ daha şimdiden ümit verici neticeleri görül­meğe başlanmıştır.

Gece gündüz tanımayan bir hizmetin itaplarına göre her bakımdan terfihine de ayrıca itina gösterilmektedir.

Son defa, hüküm etimizin tasvip ve tas dikine iktiran eden bir kararla, işlet­meyi fiilen temin eden servisler per­soneline verilen çeşitli hizmet tahsisatı da, çok memnunluk yaratıcı hadlere çıkarılmış ve tatminkâr şekilde arttı­rılmıştır.

Demiryollarımızın kalkınmasını hedef tutan, on y'lik pro'gramm tahakkuku için de azami gayret sarfedilmektedir.

Devlet demiryollarımızın elde ettiği neticeler, aynı zamanda, ele alınmış bulunan işlerin başarılacağının da te­minatını vermektedir.

 Ankara:

Aiikara Tıp Fakültesi ikinci iç hastalıkları kliniği direktörü Prof. Cavit Sökmem. [Birleşik Amerükada kalb kateterizmi üzerindeki akademik ça­lışmalarını bitirerek memlekete dünmüştür.

Dünyada ilmi tetkikleri ile meşhur o-lan John Hopkins hastahanesinde kalb kateterimi artık her kalb hastasına tat bik  edilmekttetiir.

Bu hastahar.ede yapılan son araştırmalar, Jsalto yetmezliğinin sol kal'ble ve akciğerdeki teneffüs kapasitesi ile il­gili olmayan prımaire arter pulmonaire sklsrozozuna bağlı olabileceğini ve es­kiden zannedildiğinin aksine ibu vaka­lara çok sık rastlandığını göstermiştir. Böylece, bu durumdaki hastaların da­ha başka usullerle tedavisi gerektiği ve kalb feateterizminin yalnız kalb ame­liyatları için endikasiyon konulmasın­da değil, fakat umumi te'ghis bakımın­dan da lüzumlu bulunduğu neticesine varılmış olması, fakültelerimiz dahiliye klinikler indeki kateterizm laboratuar­larının ehemmiyetini bir kat daha art­tırmaktadır.

Prof. Cavit Sökmen, John Hopkins hastahanesi kaib hastalıkları kliniğin-deki bu akademik çalışmalara bir yıl müddetle katılmıştır.

 Ankara:

Milli Korunma Kanununu tâdil eden 6731 Sayılı kanun ve 1020 sayılı Koor­dinasyon Kararı ile diğer kararname­lerin tatbikinde müştereken hareket edilmesini temin bakımından bugün saat 10 da Ankara Belediye Meclisi sa­lonunda kaza Belediye Reislerinin iştirkiyle bir toplantı yapılmıştır.

Ankara Vali vekili Sedat Tblga'nın ri­yaset ettiği toplantıya merkez kazala­rı ile Ayaş, Nallıhan, Beypazarı, Balâ Kızılcahamam, Haymana, Kırıkkale, Kalecik, Şereflikoçhisar, Çubuk, Kes­kin, Kaman, ÇamMere, Polatlı kaza­larının Belediye Heis ve kaymakamla­rı iştirak etmiştir. Bu toplantıda fikir teatisinde bulunulmuş ve bazı prensip kararları alınmıştır. Son kanunun tat­bikinde  karşılaşılacak  güçlüklerle  zaman Manian alınacak yeni kararlar kar gısmda kaza Belediyelariyle Ankara Belediyesi arasında daimi bir irtibatte sisi de kararlaştırılmıştır.

Bu arada Ankara i-e kazaları arasında insan ve inik naklinde müşterek "bir tarifenin tesbit edilip., tasdik edilmek "üzer-e en kısa zamanda Vilâyete şevki de alınan kararlar arasına,

7 Temmuz 1958

 Ankara:

Devlet Demiryolları İşletmesinin bü­yük feragat ve fedakârlık istiyen hiz­metlerini geceli gündüzlü, bayram ve tatil 'bilmeksizin ifa .etmekte olan yol, cer. hareket vs liman aktif servisleri personelinin 'hizmet tazminatları, bu husustaki nizamnamede yapılan son değişiklik sayesinde büyük ölçüde art­tırılmıştır:

 Tron üstünde çalışan gardvagon,gardıfren, kondüktör, seftren, ateşçi ve makinistkrle iş trenlerinde çalışan di­ğer personelin,

 Manevra hizmetinde çalışan   ma­kasçı,  serfren,  manevracı  ve  sair  cep personelinin, Rampalarda ve  limanlarda ağır hizmet gören personelin,

 Yol servislerinde çalışan perso­nel inin yeni bir turne tazminat ile mıntıkaları  dışında   çalışan  yol,  cer, hareket ve malzeme mağazaları perso­nelinin,

- Vazife ile gittikleri istasyonlarda,yeniden vazife   alıncaya  kadar bekliyen personelin bekleme tazminatları,İşin ağırlığı, hizmetin icap ve karşılığı ve Toranma hususları d'a dikkate alı­narak aktif personele şimdiye kadar verilmekte olan tazminatlar % 25 ilâ % 30 nis'betinde arttırılmak suretiyle haklarının ödenmesine açılışılmış ve terfihleri cihetine gidilmiş bulunul­maktadır.

 Ankara:

Devlet sektöründeki  işçiler ikramiye verilmesine dair olan kanunun Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş olma­sı işçiler arasında .büyük bir memnun­luk uyandırmıştır.

Türk İtrisinin "haklarını teminat altına almak ve işçiyi kalkındırmak maksa-diyle binbiri ardı sıra çıkarılmakta ci­lan kanunlara bu defa yenisinin ilâve­si üzerine muhtelif işçi sendikaları ile işçi mümessilleri tarafından çekilen telgraflarda, ikilerimizin bu son ka­rar dö-ayıâyle Büyük Millet Meclisi ile hükümete karşı hissettikleri şük­ran duyguları ve teşekkürleri belirt­mektedir.

 Ankara:

Bir müddetten beri makine ve kimya endüstrisi kurumu. İller Bankası, Fran­sız Aster müessesesi, Sahot Türk Ano nim şirketi mümessil1 eri arasında ce­reyan eden müzakereler neticelenerek (Su Sayaçları Türk Anonim Şirketi) e-sas mukavelesi imza edilmiştir.

Bilhassa su saatleri ve motor imalâtı sahasında tanınmış bir Fransız mües­sesesi olan As'ter firmasının, 6224 sa­yılı yabancı sermayeyi teşvik kanunun dan faydalanmak suretiyle tamamiyle ayni ve maddi olarak vaz ettiği serma ye, şirket sermayesinin % 30 unu teş­kil etmekte ve adı geçen firma, şirket faaliyetinin ve imalâtının ticari ve teknik gelişmesine tam bir mes'uliyet hissesi ile iştirak etmiş bulunmaktadır.

Şimdiye kadar Aster lisansı altında M. K. E. kurumunsa imâl edilmekte olan ve bilhassa miktarı 860 ı bulan Beledi-yei-erim'izin su saatleri ihtiyacı bundan sonra .daha geniş ölçüde ve daha "çe­şitli bir şekilde yeni şirketin kuracağı tesislerden temin edileceği gilbi bu te­sisler, Fransız tekniğinden de istifade ederek memleketimizin ve Belediyele­rin ihtiyacı olan. her türlü elektrik, 'ha vaigazı saatleri, ölçü âletleri ve benze­ri mekanik imalât ve döküm işleri ile de meşgul olacaktır. Şimdilik 50.000 sa atlik bir kapasite ile işe .başlayacak o-ian şirketin gayesi, kısa zamanda ima­lâtını 100.000 e çıkarmaktır. Şirket sta tüsü Aster umum müdürü M. De La Co lomJbe'un huzuruyla imzalanmışlar.

 Ankara:

İktisat v-e Ticaret Vekâletinden, bildi­rilmiştir.

Millli Korunma Kanunumun 6731 sa­yılı kanunla muaddel 31 inci maddesi-nin 10 uncu bendinin tatbiki hususun­da bazı tereddütler hasıl olduğu öğ­renildiğinden aşağıdaki tavziha lüt-zum görülmüştür.

Mezkûr bend yurda, muvak'kat müddet le vazifeli veya yolcu olarak girenlere şamil bulunmaktadır.

5383 sayılı gümrük kanununun 18 in­ci maddesi ile diploması muafiyetinden istifade eden eşhas ve 6375, 6426,6427 sayılı kanunlarla tasdik olunan anlaş­ma hükümlerine talbi Nato mensupları ve hususi kanunlarına göre, gümrük, vesair v.ergi resimlerinden muafen it-iial yapaca'k durumda olan şahıslar ' yurda muvakkat vazife ile gelmiş veya yolcu sayılamayacaklarından bunların getirecekleri eşyanın vazifelerinin Hırta mı 'halinde, bahis mevzuu, foend hükmü nün dışında tutulması lâzım geleceği tebliğ olunur.

8 Temmuz 1956

 Eskişehir :

İşçi Yapı Kooperatifi tarafından ge-çen yıl inşasına başlanan 241 işçi evi bugün saat 10 da yapılan bir merasim­le sigortalı işçilere kur'a ile teslim, e-dümiştir. Bu .münasebetle İsçi Yapı Ko aperatifi başkanı bir konuşma yaparak iş'çİleri birer meskene kavuşturmak yo lurtda hükümetin gösterdiği yardım.' ve muzaherete teşekkür etmiştir.

Merasimde hazır bulunan Eskişehir mebusu Hicri Sezen de bir konuşma ya parak milli istihsalin artmasında işçi­lerin büyüik rolü bulunduğunu kaydet­miş işlbaşma geldiği günden (beri hükü­metimizin işçi dâvalarına verdiği e-heniimiyeti ve Büyük Millat Meclisinin bu mevzuda gösterdiği hassasiyeti be­lirtmiştir. Kur'ayı kazanan işçiler der­hal evlerine taşınmaya başlamışlardir..


 

9 Temmuz 1956

 İstanbul  :

Şehrimizde bulunan İktisat ve Ticaret Vekili Zeyyat Mandalinei.. bu sabah Ti­caret Odasına gelerek idare kurulu re isi Said İbrahim Esi ile iberaber ser­visleri ıgezmiş ve izahat almıştır.

Vekil, bilâhare oda erkânı ve tüccarla görüşmeler yapmıştır.

İktisat ve Ticaret Vekili bu görüşmele­re başlarken demigitir ki:

«İstanbul'a Milli Korunma Kanununun tatbikiyle alâkalı makamlarla görüş­mek ve kanun tatbikatında hasıl olan tereddütleri aydınlatmak üzere gel­dim.

MiMi Korunma Kanununun&an hükü­met olarak elde etmek istediğimiz neti ce, ağır fi at tenzilleriyle tüccara za­rar vermek değil meşru kazanç hudut­ları içinde salim bir çalışma devrinin inkişafım temin etmektir.

Kâr hadlerinin tesbitinde biraz ha­sis davrandığımız hissi uyanmış ola­bilir. Fakat şunu söyliyelim ki3 mem­leket sanayiinin gelişmesiyle alâkalı maddelerde  cömert  davranacağız.

Bu .kararlarımızda tam bir isabet sağ­lamak gayesiyle Ankara, İstanbul ve İzmir gibi ibüyük ticaret merkezlerimiz de teşki1: eâilen heyetler vasıtasiyle ge rekli tetkikler yapılmaktadır.

Memlekette yapılacak her türlü imalâ ti teşvik edeceğiz. Öyle ki, artık arsa ve apartman spekülâsyonundan serma ye çekilecek ve iş sahasına intikal ede­cektir.

Yeni kanunun tatbikatından sonra memlekette 'bir tereddüt ve .en'dişe ha­vası estiği görülüyor. Burada, şunu söyliyebilirim. ki, vatandaşın endişe ve tereddüdüne mahal yoktur. Piyasada boşalan malların yerine yenileri ge­lecektir.

Bir taraftan yerli sanayinin ham mad­de ihtiyacını temin etmek, yedek par­ça ve yardımcı maddeyi sağlamak, di­ğer taraftan piyasanın ihtiyaç göster-

eliği maddeleri hariçten idhal kararındayız.

Bu ayın ilk gününden 5 ine kadar yapmış olduğumuz tahsisler 34 milyon lirayı bulmuştur.

Tedbirlerimizin 'bütün1 memlekette ha kiki bir ticareti temin ve iktisadi bir nizamın kurulmasıdır.

Hükümet, ıbu politikanın tatbiki    için bütün imkânlarım kullanmak azmindedir.

Bundan sonra gazetecilerin sorduğu muhtelif sualleri cevaplandıran İktisad ce Ticaret Vekili, saat 13 te Ticartöt O-dasm'dan ayrılmıştır.

 Ankara:

 teb

İktisat ve Tinaret Vekâletinden liğ edilmiştir:

Macaristan ve Romanya için nisan 1956 sonu itibariyle T.C. Merkez Bankasına tevdi edilmiş bulunan talepnameler­den, uzun vâdieli kredili talepler ha­riç, mer'i dış ticaret rejimine dadr ika-rara ök 3 ve 4 sayılı ithal listelerinde yier alan ve piyasa içim lüzumlu bulu­nan ihtiyaç maddelerine cem'an 4 mil­yon 878 bin 235 T.L. lık tahsis yapıl-.mıştır.

 Ankara:

Birleşik Amerika devletleri Başkan muavini Richard Nixon, refikaslyle Ibe ra,ber, saat 20.10 da hususi uçağiyle Kıa raşi'dıen Ankaraya gelmiş, Eseniboğa hava myedanında Reisicumhur Celâl Bayar, Başvekil Adnan Menderes, Ha­riciye Vekili Ethem Menderes ile Bir­leşik Amerikanın Ankara Büyükelçisi Fleteher rWarr&n ve Büyükelçilik er­kânı tarafından karşılanmıştır.

Başkan muavini N"ixonı, uçaktan inince Reisicumhur Celâl Bayarla, müteaki­ben Başvekil Adnan Menderes ve Ha riciye Vekâleti Vekili Ethem Mende­res ile çok samimi surette e!1 sıkışmış daha sonra da Amerikan Büyükelçisi Başkan muavinine Büyükelçilik erkânı nı talkdim etmiştir. Hava alanı binası­nın şeref salonunda kısa bir istirahati müteakip, Reisicumhur Celâl Bayarla Başkan muavini Riohard -Nixon ve re­fikası, Başvekil Adnan Menderes ve Hariciye Vekâleti Vekili Ethem, Men­deres, otomobillerle rshre gelerek Çankaya'da ecnebi misafirler köşküne git­mişlerdir. Reisicumhur ve Başvekille di ğer zevat, Başkan muavini Nixon ile refikasını köşkün salonuna kadar gö­türerek oradan ayrılmışlardır. Başkan muavini Nixon ile refikası, (bu akşam bu köşkte misafir kalacaklardır.

İstanbul  :

M. M. V. İstanbul Temsil Bürosundan bildirilmiştir:

Muhtelif Nato karargâhl armda-ki A-merikan müşterek hart) akademisi mensuplariyle tanışmak üzere Ameri­kan müşterek harb akademisi kumanda m korgeneral David Schlatter ve mua-vini tümamiral H. ıM. Br'i'ggs ile 9 öğ­retmen ve öğrenciden müteşekkil bir heyet bugün saat 18.20 de Özel bir u-çakla İzmirden şehrimize gelmiş ve Ye şilköy hava alanında askeri erkân, ta­rafından karşılanmıştır.

Şehrimizde üç gün kalacak olan heyet tetkik ve temaslarda bulunduktan son. ra 11 temmuz çarşamba güaıü öğleden, sonra Bağdad'a müteveccihen uçakla yurdulmuzdan ayrılacaktır.

Ankara:

Reisicumhur Celâl Bayar ve refikası, bu akşam saat 21.30 da Çankaya köş­künde, memleketimize gelmiş bulunan Amerika Reisicumhur muavini Rich­ard Nixon ile refikası şerefine hususi bir akşam yemeği vermişlerdir. Bu yemekte, .Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Men­deres, Amerika Büyükelçisi Fletcfher Warren, Hariciye Vekâleti Vekili Et­hem Menderes, Riyaseticumhur umu­mi kâtibi Fikret Btelbez ve refikası. Hariciye Vetkâleti umumi kâtitbi Bü­yükelçi Muharrem Nuri Birjgi, Ameri-ikan Büyükelçiliği baş müsteşarının re fikası 'bayan Kohler., Amerikan Büyük elçiliği müsteşarları John Goodyear, Owen T. JoneS, Joıpseh. Scott ve refi­kası, riyaseticumihur başyaveri kur Tiıay albay Refik Tuliga ve refikası, "baştabib profesör doktor Recai Engü-..der ve refikası, hususi kalem müdürü Faruk Berkol, Amerika Reisicumhur muavini Richard Nixon'un sivil yardım, cilan ve askeri yaverleriyim protokol umum müdürü Şemsettin. Arif Mardin ve refikası ve müdür muavini Veysel Versal hazır bulunmuşlardır.

 Ankara-:

Dost v>s kardeş Afganistan'ın maruz kaldığı zelzele feilâketi dolayısıyla Kı­zılay, idare heyetinden Samsun mebu­su Ahmet Kadıoğlu-riyasetinde Kabil'e giden yardım heyeti bugün üç askeri uçağımızla birlikte yurdumuza dönmüş tür.

Heyet reisi Samsun mebusu Ferit Tü­zel Anadolu Ajansının muhabirini ka­bul ed&rek şu izahatı vermiştir:

«Bildiğiniz -gibi dost ve kardeş Afga­nistan, bundan iki ay kadar evvel mü­him bir sel âfetine uğramıştı. Türkiye Kızılay Cemiyeti o zaman iki askeri u-çakla yardım göndermişti.       

Haziranda vukua gelen büyük zelze­lenin Kabil yakınlarında geniş tahritoa ta ve yüzleri aşan telefata sebebiyet verdiği öğrenilmesi üzerine, felâketze de dost memlekete süratle yardım ya­pılması Kızılayca kararlaştırıldı. Der­hal, riyaseti arkadaşım Niğde mebusu Ahmet Kadıoğlu ile bana tevdi olunan Kızılayımızm faal elemanları üç dok­tor, iki idareni ve iki hemşiresinden müteşekkil bir imdat heyeti kurularak yardımlar hazırlanmıştır.

22 temmuz sabaha karşı üç askeri uça­ğımızla Ankaradan hareket ettik. Be­raberimizde 1.000 battaniye, 3000 kat çamaşır, çeşitli ilâç. aşı, serum, sıhTıi ve tıbbi malizems »götürüyorduk.

Hava kuvvetlerimizin çok tecrübeli ve mahir pilotları, hava muhalefeti yü­zünden ekseriya çok çetin olan uzun yolu en kısa zamanda aşarak heyetimi. .zi 25 temmuzda Kabil'e salimen ulaştır.

Afganİstanda büyük sevgi tezahürleri .ile karşılandık.  Afganistanın bu felâketli 1 gün erinde, coğrafi bakımdan çok uzakta bulunan Türkiye Kızılayı, herkesten evvel imdadına koşmuş ve yetişmiş olması, esasen memleketi­mize karşı beslenen kardeşlik duyjgularını ;bir kat daha arttırmış ve sağlam­laştırmıştır. Böylece, aynı zamanda hem felâketzedelerin ıztıraplarını im­kân nisbetinde tehvin ve tahfif hem de iki dost ve kardeş memleket arasın daki 'son derece samimi rabıta ve mü­nasebetlerin takviye ve tarsinine hiz­met edebilmiş olmakla bahtiyarlık duy maktayız.

Yurda dönerken, yolumuz dost ve müt tafik İran'dan geçiyordu. Tahranda İran Kızüarslan ve Güneş cemiyetinin en yüksek kademesindeki idarecilerin­den mürekkep bir heyeti bizi hava mey danında karşıladı. Bu kardeş cemiye­tin merkezine davet edildik. Tesis ve idare 'ettikleri muhtelif sağlık ve sos­yal yardım ve hizmet müesseselerini gezdik. Umumi reisleri altes Prenses Şems tarafından kaıbul edildik. 'Bu zi­yaretler de karşılıklı dostluık gösteri­lerine vesile oldu.

İşte sevgili yurdumuza, hayırlı bir hiz met ıgörmüş olmanın verdimi feraÜbk içinde, kavuşmuş bulunuyoruz.»

 Erzurum :

Erzurum 'Belediyesi, Maarif Nebraska üniversitesi rektör ve profe­sörleri şerefine bu gece ordu evi sa­lonlarında bir kokteyl vermiştir.

Davet müünasebetiyle söz alan Bele­diye Reisi misafirlere hoş geldiniz de-liikten sonra dosu üniversitesinin Er-zurumda kurulması mevzuunda bü­yük hizmatleri geçen Nebraska üniver­sitesi rektörü ve profesörlerine teşek­kür etmi? ve demiştir ki: Jorj Washing ton ibüyük Amerikan milletinin kalbin de Ve kafasında han!gi mevkii işlgal edi yorsa, Türk milletinin zihninde ve kal­binde de aziz Atatürk öyledir.

Söz alan Nebraska üniversitesi rek­törü profesör Harding ise şu konuşma­yı yapmıştır:

«Sayın Maarif Vekili, sayın Vali ve Be lediye Reisi, gösterdiğiniz misafirper­verliğe bütün samimiyetimle teşekkür

ederim. Bu hafta irinde Türfeiye'ye yaıp tığım seyahat bizim için bir imtiyaz ol muştur.

Son iki yıl içinde Türk Amerikan işbirliği memnuniyet verici Ibir safhaya ulaşmıştır. İki devlet arasındaki dos­tane minrasebatm aynı tempo ile de­vam edeceğine kaniyim.

Sayın Belediye Reisi nutuklarında Jorj Waşhinigtoın'dan bahsettiler. Jorj Vashinıgton eğitim ve müsavat bakı­mından büyük bir sima idi. Teşhislerin deki isabeti takdir ederim. Bugün ü-niversite sahasını gezdik, gördük. Bu berece geniş bir arazide kurulacak ii-niversite muhakkak ki geleos-k mesâi­leri minnettar kılacaktır. Doğu üniver­sitesini kuranlar elbette ki şerefle yad edileceklerdir.

Hakkımızda gösterdiğiniz bu çok sa­mimi alâka ve ciddi takdirkârlık his­lerinize N-efarâs'ka üniversitesi adına te şekkür ederim.

Müteakiben mikrofon basma gelem M.a arif Vekili Ahmet Özel ezcümle dedi ki:

«Pek  aziz Erzurumlu hemşehrilerim.

24 saatten beri aramada bulunmanın bahtiyarlığı, sevinci ve neşesi içinde­yim. Erzurum Tünk tarihinde k-ahra-m-an-iğı temsil eden toir ölçüdür. Bu­gün , Erzurumüa. Hamidiye ve Aziziye tabyalarını ziyarat ettim.

1877 - 78 savaşları hakkında verilen izahatı dinlerken göz yaşlarımı güç zapt edebildim. Vatan ve istiklâl uğru­na (hiç bir millet bu derece cesaretle savaşamamış vatan toprağını insan ka­nı ile Bulamamıştır.

Muhterem Erzurumlu hemşehrilerim, Erzurum sadece ıbir kahramanlık ülke­si olarak değil aynı zamanda vatan sat hmda bir irfan bölgesi olarak da bü­yük ehemmiyet taşır.

24 milyon Türk milleti, sadece 3 üni­versite ile iktifa edecek değildir. 15-20 serie içinde memleket sathında 14 üni versite kurulması için avan pnojeler hazırlamaktayız. Gayemiz ' memleketi bir baştan bir başa aynı fikir potansi yeliria. kavuşturmaktır. Bir mem''ekelim, isti'ldbâline emniyetle bakılabilmesi için fikir hayatının kuv­vetli, töknik hayatın canlı olması lâ­zımdır. Türk milletinin igayesi de bu­dur.

Sözü Doğu üniversitesine intikal etti­ren vekil dedi ki:

"Doğu üniversitesi işi inşaat sahasına intikal Gitmiştir. Projeler müsabakaya konulmuştur. Laakal 1958 - 59 ders yı­lında doğu üniversitesinde tedrisata başlanmış olacaktır.

Nebrasika üniversiteleri profesörlerine bilhassa sayın rektör Harding ve sa­yın eşine lütfettikleri vefa ve fedakâr­lıktan dolayı çok teşekkür ederim.

Türkçe ve İngilizce olarak yapılmış olan konuşmalar sürekli alkışlarla tas­vip edilmiştir.

iNebraska üniversitesi rektörü, profe­sörleri,bu gece kendilerine takdim e-dilen Erzurum barlarından bilhassa mütehassis olmuş ve memnuniyetlerim beyan etmişlerdir.

10 Temmuz 1956

 Erzurum :

İki günden heri şehrimizde bulunan. Nebraska üniversitesi rektör ve profe­sörleri fouıgün saat 14 te uçakla Ankaraya dönmüşlerdir.

Profesörler heyeti hava alanında Vali muavini, Belediye İReisi, lise ve diğer okullar müdür v-e öğretmenleri ile ba­sın mensupları tarafından uğurlaninış1ardır.

Nebraslka üniversitesi1 rektörünün re­fikası ile milletlerarası, işbirliği idare­si temsilcisi Mary Jane Heyl'e, kız san' at enstitüsü müdürü tarafından birer buket verilmiştir.

Heyet âzası Mary Jane Heyl gazeteci­lere hitaben konuşma yaparask demiştir

ki:   «Bu, benim. Türkiyeye ilk gelişim' de­ğildir. Daha evvel Zoinguldak kömür ocaklarını ziyaret etmiştim. Zonguldak;

ta kömür ocaklarındaki çalışma ve or­ganizasyon fevkalâde idi. Erzurum'da kû tetkiklerimizi bitirmiş bulunuyoruz. Varılan en mühim netice, doğu üniver .sitesini benimse mi? olmamızdır. Ame-rikaya gider gitmez, Türkiyedeki bu mühim faaliyetleri Amerikan milletime aksettireceğiz."

"Daha sonra Amerikalı profesörlerden dekan Broıvken de şöyle demiştir:

«Bir Danimarka gazetesinde okumuş­tum, dünyanın en zengin lisanı İngilizcedir diye.. Erzurumu ziyaret ettikten sonra .anladım ki, İngilizce sizden gör­düğüm hüsnükabul ve misafiiperverli-ğe tercüman olmaya kâfi gelmiyonnûş. "Erzurum'a gene gelerek doğu üniver-sit€sinin kurulu? çalışmalarında vazife alacağım. Şunu da söyHy-eyim ki, Nebraska üniversitesi Erzurumda kurula­cak olan doğu üniversitesine büyük yar dımlar yapmak niyetindedir.»

- Ankara:

Ziraat Bankası Umum Müdürlüğü ta­rafından Tarım - Kredi Kooperatifle­riyle Tarım Satış Kooperatifleri ve bunların birlikleri hakkında mühim bir rapor hazırlanmıştır.

Zirai iktisat! alanında çalışan bu kco-pera'tifjerin son seneler zarfında kay­dettikleri d'ikkate değer gelişmelerden "bahseden raporda belirtildiğin? göre, memleketimizde -hâlen 1425 Tarım -Kredi Kooperatifi ve 189 Tarım - Satış kooperatifi iTe bunların vücuda getir­diği 17 birlik faaliyeti halindedir.

1949 yılında yalnız 879 Tarım - Kredi kooperatifi mevcut olduğuhalds 6 sene zarfında yeniden 546 kooperatif kurulmuş ve bunların ortak sayıları da 1949 da 411 bin iken yüzde yüz bir ar­tışla 820 bine çıkmıştır.

Vinây.et itibariyle kooperatif sayısının fazla olduğu yerler İzmir ve Manisa-dır. Bunları takiben Bursa, Ankara ve Balıkesir gelmektedir. İzmirde 84, Ma-nisada 80, Bursada 67, Ankarada 61 Balıkesirde de 63 kooperatif vardır. Bu kooperatiflerin faaliyetleri sahasına giden köy sayısı da sırasiyle İzmir.de 513 Manisada 562, Eursada 531, Ankarada .587, B'alıkseinde 701 dir.

Ziraat Bankası., zirai iktisat sahasında kooperatifleşme harekeline büyük bir ehemmiyet vermekte ve bu organları teşkilâtlı zirai kredinin en müüıim bi­rer uzvu saymaktadır. Kendi kendine yardım ve kendi kendini şevki idare prensibine dayanan bu organlar ge­nişlediği takdirde memleketimiz zi­rai kredi i-tibariyle en rasyonel bir organizasyona kavuşmuş olacaktır. Bu noktai nazardan hareket eden banka,gerek Tarım - Kredi ve gerekse Ta­rım - Satış kooperatifferd ile bunların birliklerine büyük ölçüde krediler aç­tığı i^ibi bunların kendi öz bünyeleri­nin de 'kuvvet bulmalarına (yani öden­miş ortaklık ayları ile öz kaynakların çoğalmasına) bilhassa dikkat etmekte­dir. Banka Tarım: - Kredi kooperatif­lerine karsı aynı zamanda yetiştirici bir nıües&sse olmak vazifesini d:e üze­rine almış bulunduğundan bir taraftan her sene kurslar açarak Kooperatif me murları yetişıtirmeye, ibir taraftan da kooperatif müfettişleri teşkilâtını kuv­vetlendirerek kooperatif muameleleri­nin belli 'bir nizam çerçevesi içinde ge listirilmesine büyük ehemmiyet atfet­mektedir.

Ziraat Bankası tarafından Tarım - Kre_ di kooperatiflerine acıları kredi mikta­rı bakiyesi 1949 senesi sonumda 88 mil­yon liradan ibaret iken bu yekûn 1955 senesi sonunda 2200 milyon liralık bir artışla 288 milyon lirayı bulmuştur. Bu nun haricinde olarak kooperatifler ben di kredilerini d.e ilâve ederek tebarüz pttirmek icap ederse 1949 yılı zarfında kooperatiflerin ortaklarına verdikleri kredi miktarının 118 milyon !ira,olm<a-s':na 'mukabil bu yekûnun 1955 sonun­da 359 milyon liraya çıkmış olduğu gö rülm ektedir.

E*u koopsra tiklerin serm ay el eriyle öz kaynakları da yıldan yıla artmakta­dır. Bunların 1949 yılı sonunda tah­sil olunan sermaye miktarı 21 milyon iken 1955 sonunda 57 milyon liraya, öz Kaynakları da 1949 sonunda 6 mlyon H ra iken 1955 sonunda 19 milyon liraya çıkmıştır.

Tarım - Satı? kooperatiflerine gelince:

Memleketimizin üzüm, incir, fındık, pa muık, zeytinyağı gibi belli başlı ihracat ve dahili istin-âk maddelerimiz et­rafında teşkilâtlanmış bulunan müstah sillerimizü meydana getirdikleri ta­rım - satış kooperatiflerinin bugünkü sayısı 189 dur. Bunlar 17 (birlik halinde çalışmaktadırlar. Bu kooperatiflere da hil ortak sayısı 134 bindir. İzmir ü zünı satış (birliğine 17, incir satış birliği ne 18, pamuk birliğine 47, Giresun fm dik ibirliğine de 18 kooperatif dahildir.

Ziraat Bankasının :bu birliklere açmış olduğu hesabı câri miktarı 1949 so­nunda 50 milyon liradan i'baret iken 1955 sonunda 230 milyona yakın bir farkla 280 milyon liraya yükselmiş-tir.

Haddizatında müstahsil ve köylüler ta rafından yetiştirilmekte bulunan belli başlı ürünlerimizi kıymetlendirmek maksadiyle tesis edilmiş olan [birlikle­rin memleketimizin içinde bulunduğu sınai kalkınma hareketlerine de işti­rak etmekte    oldukları 'görülmektedir.

Bu suretle müstahsil ve köylülerimiz elde 'ettikleri ham maddelerin mamul haline 'getirilmesi faaliyetine de ka­tılmış olmaktadırlar.

Biriliklerin katıldıkları sınai teşebbüs­ler arasında Manisa pamuklu mensu­cat sanaii, Bengama pamuklu mensu­cat ve dokuma sanayii, Antalya pa­muklu mensucat ve Manisa dokumacı­lık sanayii şirketleri de bulunmakta­dır.

 Ankara:

Demokrat Parti Meclis grubu riyase­tinden tebliğ edilmiştir:

Demokrat Parti Meclis Gruibu, bugün saat 15 de reis vekillerinden Bursa meb'usu Halûk Şaman'm riyasetinde toplanarak dış siyaset mevzuunda grup reisi Aydın Mebusu Namık Gedik tara­fından verilmiş olan takririn müzake­resine devam .etmiştir. Takririn »bi­rinci maddesini teşkil eden Kıbrıs me­selesi üzerinde Ankara mebusu Ta'ât Vasfi Öz, Seyhan mebusu Enver. Ba-tumlu, Tekirdağ mebusu Zeki Erata-man Balıkesir mebusu Halil imro söz alarak görüşlerini bildirmişlerdir. Mü­teakiben Başvekil Adnan Menderes, zaman zaman grubun tasvibi ile karşıla­nan geniş ve etraflı izahlarda bulunmuş ve grubun devamlı alkışları ara­sında sözünü bitirmiştir.

Vakit gecikmiş olduğundan ve daha söz almış hatipler mevcut bulunduğun dan, yapılan teklif üzerine, 12 temmuz perşembe günü saat 15 de fevkalâde o_ larak toplanılıp müzakereye devam e-dilmek üzere içtimaa son verilmiştir.

 Ankara:

5383 sayılı gümrük kanununun 23 ün1--cü maddösiyle tesis ed'ilen hükme isti­naden Türkiye'de tamamlayıcı ve de­ğerlendirici bir işçilik görmek üzere memlekete muvakkaten ithal edilecek öşya için İktisat ve Ticaret ve Gümrük ve İnhisarlar Vekâletlerinden izin al­mak şarttır. İktisat ve Ticaret Vekâle­tinden izin a'lmma'&an ithal olunan bu nevi eşya mahrecine iade edileoeifctir..

Ticaret Vekâleti sanayi isleri umum. müdürlüğü müracaatı muvafık görür­se dilekçenin ikinci bir suretiyle güm­rük ve İnhisarlar Vekâletine müraca­at edilebilecektir. Gümrük ve İnhisar­lar Vekâleti d.e bu talebi uygun bulur­sa firmaya muvafakatini bildirecektir.

Muvakkaten ithal edilecek eşyanın, bu eşyayı işliyecek olan sınai müessese veya mutavassıt bir firma olması ve ithalât ve ihracatın aynı firma tara­fından yapılnısı lâzımdır. İthal talep­lerini her iki vekâlet uygun bulduğu takdirde ithalâtçı firm,a muvakkat ka­bul beyannamelerini gümrük idaresine tescil ettirecektir. Gümrük idaresi eş­yanın muayene ve tesfbitini yaptıktan sonra gümrük vergi ve resimlerini ta hakkuk ettirecek ve kambiyo mercile­rine hitaben, taahhütname alınmak su­retiyle muvakkat kabul muamelesi te­kemmül ettirilecektir. İthal edilecek bu nevi eşyanın masrafları ve bunlar­dan mütevellit hak ve alacaklara ait dövizlerin tahakkuk tarihinden itiba­ren en geç 3 ay içinde (getirilmesi ve her halikârda emirlerine geçtiği ta­rihten itibaren 10 .gün içinde yetkili bir bankaya satılması mecburidir.

İşlenmek üzere Türkiyeye vuvakıkateıı ithal edilecek eşyanın en geç bir içinde yeniden ihracı, aksi takdirde gümrük antreposuna kaldırılması şart­tır. Bir sene içinde yeniden ihraç edilmiyen eşyanın süresi "uzatılmaz. Müd­deti içinde yeniden ihraç edilmiyen eş yanın vergileri gümrük idaresince irat kaydedilir ve ithalât sırasında alınmış bulunan taahhütname takibat zımnın­da ilgili kambiyo murakabe merciine gönderilir. Muvakkaten ithal edilen eş yanın en geç bir yıl içinde yeniden ih­raç edilmemesi, ithalâtçı- tarafından başkalarına devredilmesi, müsaade ha­ricinde başka işlerde »kullanılması ve yetkili olanlar tarafından kontrol ve görülmesine mümanaat edilmesi gibi haillerde ilgililei hakkında Türk pa­rasının kıymetini koruma, kaçakçılı­ğın men ve takibine dair' 1918 sayılı Gümrük, Milli Korunma Kanunları hü kümlerine tevfikan takibat   yapılır.

10 Temmuz 1956

 Ankara:

Geçen çarşamba günü, Genel Başkan İsmet İnönü'nün Başkanlığında topla­nan C.H.P. Meclisi dün çalışmalarını ikmal etmiştir .

Parti Meclisi, dün saat 10 da toplanıp çalışmalarına devam ettikten sonra öğ­leden sonraki ietimaında dört .günlük faaliyetini hülâsa ed£n bir tebliğ ha^-zırlamıştır.

Aynı zamanda son hâdiseler karşısında C.H.P. nin görüşünü de açıklayan !bu tebliğde  aynen şöyle denilmektedir:

C.H.P.    GENEL   BAŞKANLIĞINDAN

(Parti Meclisi tebliği)  Cumhuriyet Halk Partisi Meclisi, 27.6.1956 çarşam­ba 'günü Ankara'da, Genel Başkan İs­met İnönü'nün başkanlığında çalışma1 a rina başlamış, gündemindeki işleri ka­rara bağladıktan sonra, memleketin si­yasi durumunu esaslı surette incele­miştir.

Parti Meclisi, yeni kanunlar karşısın­da, siyasi durumun, Genel Başkanın Bü yük Millet Meclisindeki nutuklarında ifade edildiğini müşahede eylemiştir.

Parti Meclisi kesin olarak kaanidir ki, uzun hayat ve siyaset tecrübelerinin mahsulü olan, batılı mânasiyle, demok ratik rejim, memleketin huzur ve se­lâmeti, dış politikada haysiyet ve em­niyeti için başlıca mesnettir.

İç politikada, vatandaşlar arasında hu­zurun ve kader birliği tesanüdünün muhafazası, dış politikada memleket si yasetinin vatandaş müzaheretine daya­nan bir milli politika olması dar yine batılı mânasında, demokratik rejimin mevcudiyetine bağlıdır.

Parti Meclisi, Cumhuriyet Halk Parti­sine düşen vazifenin daha ağırlaştığı­nı, derin bir vazife şuuru ile kavramış tır.

Partililerimiz vazifelerini azimle ya devam edeceklerdir.

Parti Meclisi 23. 8. 1956 perşembe 'gü­nü, Genel Başkan tarafından 'bildirile­cek yerde toplanacaktır.

11 Temmuz 1956

 Ankara:

Ankara Belediyesi Elektrik Havagazı ve Otobüs İşletmesinin 5 kamaralı ve 29500 metre küp kapasiteli yeni iki fı­rını bugün yapılan toir merasimle iş­letmeye açılmıştır.

Ankara mebusları Aliye Timuçin ve N-ecmi İnanç ile Belediye Reisi Orhan Eren, jandarma umum kumandanı kor general Tahsin Çelefbican, Belediye Re is Vekili ve Belediye Meclisi azaları ile kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu merasimde Havagazı, Elek­trik ve Otobüs İşletmesi Umum Müdür muavini Hüsrev Ekicioğlu, bir konuş­ma yapmıştır.

Ankara'da havagazı tesislerinin kuru­luş ve inkişafı hakkında umumi ma­lûmat veren Hüsrev Ekicioğlu 1950 yılından beri yapılan tevsileri saymış ve şehirdeki havagazı istatistik artışı­nı rakamlarla ifade .etmiştir. Bu izaha ta göre, 1950 yılında istihlâk 3 milyon metreküp iken bu miktar 1955 denesin de 15.155-000 metreküpe yükselmiştir.

"Bir taraftan pehir nüfusunun artması diğer taraftan, halkımızın refah sevi­yesinin yükselmesi re ibu enerjinin ev işlerinde fasla rağbet kazanması ha­vagazı istihlâkinin artışında bacıca â-mil olmuştur.

Hâlen 44.000 metreküp havagazı istih­sal kabiliyetini haiz ve 5 gruptan iba­ret' olan ocakların, şehrimizin (günden güne artmakta olan hava: gazı istihlâki ni karşı lıyamryacağı 'göz Önüne alına­rak, 5 kamaralı ve (güracfce 29.000 metre­küp, mecmu istihsal ka.bi'iyslini haiz 2 fırın ve 1954 senesinde iki Alman fir­masına sipariş edilmiş ve ayrıca founa muva'zi olarak, hâlen 4 .gruptan ilbaret olan V'S cem'an 52.000 metreküp taka­tinde fc-ulunsn mevcut temizleme tesislerinin de tevsii düşünülerek 24 saat­te 80.000 metre küp kapasiteli b'ir fcamizVme tesisi .de gene 1954 yılında si­pariş olunmuştur.

Bugün inletmeye acılan ye havagazı is­tihsal edebilecek kalbiliyette olan iki' yeni fırın evvelce kurulan fırınlara, na zaran bazı yenilikleri d-e ihtiva etmek-. tadir.

Elektrik, Havagazı ve .Otobüs İsletme­si umum müdür muavini bu hususta da su izahatı vermiştir:

«Fırınlara ait ve jeneratör tabir edilen ocak kısmı tamamen otomatik olarate tesis edilmiştir ki, bu sayede çok ağır olan 3şçi emeği tasavvur edildiği giıbi, fırın randımanı da yükselmekte ve ayrıca bir ırok yeni işletme kolaylıkla­rını da ihtiva etmektedir. Eski ocakla­rın kamaralarından beheri 1.6 ve 2.3 ton feömür aldıkları halde ibu yeni o-cakların kamaralarından beheri 3.7 ton kö'mür almaktadır.

Fırınlar sipariş tarihinden itibaren 19 ayda imâl edilmiş ve takriben 800.000 liraya malolmuştur.

Birkaç ay sonra günde 80.000 metreküp gaz temizleyecek olan tasfiye tesisatı­nın açılış merasimini yapacağız, ve ge­ne önümüzdeki aylarda 30.000 metre­küp 'gaz istiap edebilecek kapasitede yeni (bir hava gazı deposunu sipariş edeeeğiz, önümüzdeki sene irinde 'gene 30.000 metreküp gaz istihsal edebilecek kapasitede yeni bir havagazı istihsal, ocağını sipariş etmeği düşünmeikibeyiz. Ankara'da büyük bir vatandaş kalaba­lığını barındıran Yeni Mahalleye pek yakın bir tarihte gaz verebilecek olan ana şebekenin döşenmesine bağlamak imkânını sağlamaya başlıyoruz.»

Nüsrev Ekicioğlu Ankara şehri hem­şehrilerinin 'büyük bir ihtiyacına cevap veren bu tesislerin ibaşarilmasında ya­kın alâka ve yardımlarından dolayı hü kûmete ve Ankara Belediyesin-e şük­ranlarını bildirmiş ve yeni tesisin An­kara şehri için uğurlu olması temen­nisinde bulunmuştur.

Daha sonra davetliler tarafından yeni tesisler gezilmiş ocaklar An'kara jneb' usu Aliye Timuçin ile jandarma umum kumandanı tarafından yakılmak sure­tiyle yeni fırınlar hizmete açılmıştır.

 Ankara:

Münakalât Vekâletinden bildirilmiş­tir:

Hayatı ucuzlatma yolunda hükümeti­mizin aldığı iktisadi tedbirler cümle­sinden olmak üzere devlet demiryolla­rı ve Denizcilik Bankası vasıtasiyle ya­pılacak gıda maddeleri nakliye ücret­lerinde yüzde 15 - vüzde 20 nislbetinde-tarife indirmesi yapılmıştır.

Tenzilli yeni tarifeler 15 Temmuz 1956 gününden itibaren yürürlüğe girecek­tir.

- Ankara:

Devlet ve ona bağlı müesseselerde ça­lışan iPçi'ere ilâve tediye yapılması hak kında (Büyük Millet Meclisinin 4 tem­muz tarihli toplantısında kabul edil­miş olan kanun bugünkü1 resmi gaze­tece neşredilerek yürürlüğe girmiş­tir.

Bu kanunun birinci, ikinci üçüncü ve dördüncü madde'erine göre, umumi mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, ser­mayesinin yarısından fazlası devlete a-it olan şirket ve kurumlarla belediye­ler ve bunlara bağlı teşeküller,  3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne gi­ren iktisadi devlet tegekkü'leri ve   diğer bilcümle kurum, farika, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlar dan iiş kanununun şümulüne giren, ve­ya girmiyen yerlerde çalışmakta olan ve iş kanununun muaddel birinci mad­desindeki tarife göre işçi vasfında o-lan kimselere, ücret sistemleri ne olur­sa olsun, her yıl için birer aylık istih­kakları tutarında ilâve tediye bu işçi­lerden maden iletmelerinin münhası­ran yeraltı işlerinde çalışanlarına bx iğlerde çalıştıkları müddetle mütena­sip olarak her yıl için ayrıca birer ay­lık istihkakları tutarında bir ilâve te­diye daha yapılacaktır. Bu işçilere mezkûr tediyelerden ayrı olarak her yıl için ihir aylık istihkakları tutarını geç mem-ek üzere icra vekilleri heyeti ka-rariyle aynı nisbette bir ilâve tediye da ha yapılabilecektir.

Bu kanuna -göre yapılacak tediyelerin zamanı İcra Vekilleri Heyetince tes-toit olunacaktır.

Kanunun diğer maddeleri, ilâve tedi­yelerin hangi esaslar dahilinde tahak­kuk -ettirileceğine mütedair hükümleri ihtiva etmektedir.

12 Temmuz 1956

Aydın:

Aydın çiftçilerinden Mustafa Çıldır, hava meydanı yapılmak - kaydı şartı ile 'bugün Vali Saatçigil'i ziyaret ede­rek, 500 dönümlük arazisini Vilâyete teberru ettiğini bildirmiş ve bu teberrünün bütün muameleleri ikmal olun­muştur.

Vilâyet, kendisine (bir cemile olmak ü-zere bu meydana Çıldır hava meydanı adını koymuştur.

Ankara:

Hariciyie Vekâleti Matbuat Bürosun­dan tebliğ edilmiştir:

23 Haziran 1956 tarihinde sabahın er­ken saatlerinde 800 başlık bir koyun sürüsü Nusaybin'in 37 kilometre do­ğusunda Haculu karakolunun doğu­sundan kaçakçılar tarafından Suriyeye geçirilmek istenmiştir. Sürüyü himaye eden kaçakçılarla karakol eratı ara­sında başlayan müsademe Suriyeli köylülerin de iştiraki ile büyümüş ve bu hâdise neticesinde ıgümrük muhafa­za teşkilâtına mensup bir Türk subayı ile 2 er ölmüş, bir er de yaralanmış­tır.

Hâdiseyi müteakip Nusaybinde Mardin Valisi ile Hasske muhafızı arasında ya pılan toplantıda Türk ölülerinin ve yapılacak tahkikat neticesinde suçsuz oldukları sabit olmak şartiyle. Suriyeli mevkufların iade edilmeleri kararlaştı rılmıştır.

Türk ölüleri iade edilmiştir.

Mevkuf 38 kişiye gelince, bunlardan üçünün yaşları dolayısiyle cezai mesu­liyeti haiz olmadıkları anlaşıldığından kısa zamanda tahliye ve iade edilmiş­lerdir, 6 kişinin de Türk tabiiyetndıe olduğu anlaşılmıştır. Müteİbaki 29 Su­riyelinin şehit subay tarafından Türk topraklarında mı yoksa Suriye toprak larmda mı yakalandıkları ve şayet Türk topraklarında yakalandılarsa suç larmm nelerden ibareti olduğunun tes-biti için gerekli tahkikat yapılmakta­dır. Hâdise büyük çapta bir kaçakçı­lık hâdisesi çerçevesini aşmamakta­dır. Ve yetkili Türk makamları 'mese­leyi lbu çerçeve içinde mütalâa edip mevzuatımız ve umumi kaidelere uy-rgun şekilde halli için gereğine teves­sül etmiş bulunmaktadır. Devam et­mekte olan adli tahki'kaıt neticesinde Suriyelilerin Suriye topraklarında ya­kalandıkları sabit olduğu takdirde der hal tahliye ve iade edilecekleri tabi­idir.

 Ankara:

M.M.V. Temsil Bürosundan bildirilmiş tir:

G-eçen yıl Nato filoları arasında yapı­lan akaryakıt, cephane ve mühimmat yükleme müsabakasında 36 dakika 45 saniye ile birinciliği kazanmış olan Eskişehir üssünden 113 üncü filo, 10 Temmuz 1956 tarihinde tekrar edilen yükleme tecrübelerinde 2 dakika 30 saniye fankla eski rekorunu kırarak 34 saniyede harbe hazır duruma girmiştir

Filonun bu başarısı 'hava kuvvetleri ku mandanı ve Nato müşahitleri tarafım­dan takdirle karşılanmıştır.

13 Temmuz 1956

İstanbul  :

Denizcilik 'Bankası hesa'bma Japonya'­nın "Uraga tersanesinde inşa ettirilen 21.300 tonluk Batman tankeri dün ge­ce saat 20 de İs'tanıbul'a gelmiş ve Hay­darpaşa önlerinde demirlemişrtir.

Batman tankeri tonaj itibariyle tica­ret filomuzun en ibüyü'k gemisi olup 8.500.000 liraya malolmuştur.

16 mil süratinde bulunan Batman, Japonyadan memleketimize gelinceye ka­dar 500.000 liralık hasılat sağlamış ve bu 'arada 29 ırkdaşımızı da İstanibır'a getirmiştir.

Diğer taraftan1 Almanya'nın Enemen tezgâhlarında inşa. ettirilmiş olan Mar mara varuru da bu sabah saat 11,30' da limanımıza gelmiş ve merasimle kar-şı!:airmşrtır.

Ankara:

M.M.V. Temsil Bürosundan bildirilmiş

tir:

Seferihisar bölgesinde Türk ve İngiliz deniz ve kara birliklerinin iştirakiyle yapılmakta olan Medtacex 1. tatbikatı ~bu sabah erken saatlerde SeferitıisaT sahi'lerine yapılan çıkarma ve taarruz hareketiyle sona ermiştir. Çıkarma ha­reketi sabahın erken saatlerinde bas-km ttarzmda yapılmıştır. Karaya çı­kan Ibirlikler sahili müdafaa eden kuv­vetlerin şiddetli mukavemetiyle kar­şılaşmışlardır. Donanma ve kara kuv­vetlerinin şiddetli ateşi altında bu mu­kavemet kırılmış, birliklerin .çıkarıl^ ması ile verilen taarruz hedefleri za manmda ele (geçirilmiş ve düşmanın imhası sağlanmıştır.

Kara kuvvetleri kurmay başkanı kor general Fasih Kayalı ikinci kolordu, ve donanma kumandanları ve general­ler ve temsilcilerinin takip ettiği tat bikat başarılı olmuştur.

 Ankara:

Belediye Reisi Orhan Eren, bu akşam Ankara radyosunda hemşehrilerine hitaben bir konuşma yakmıştır. Orhan Eren bu konuşmasında demiştir ki:

«Hükümetimizin büyük bir isabetle hazırladığı ve Büyük Millet Meclisimizin kabul buyurduğu milli Korunma Ka­nununu tâdil eden kanun hükümleri Belediyelere mühim vazifeler tahmil etmemkedir.

Bu kanun ve bu kanuna istinaden çı­karılmış koordinasyon kararları gere­ğince Ankara Belediyesi olarak, bu­güne kadar yaptığımız ve hemşehrile­rimizin hayrına matuf olduğuna inan­dığımız çalışmalarımız etrafında' sizle­re izahat vermeyi faydalı buldum.

Biz önce kanunun aksaksız tatbiki ve tatbikinde Balediye olarak yapacağı­mız nazım ve murakıp çalışmayı teş-kilâtlama ve plânlama ile i?e başladık. Öyle ki, kanuna imtibak hazırlığında tüccar, esnaf ve muhtelif meslek men­suplarımıza yol gösteren.yk ve [bilhassa müstehlik hemşehrilerimizi sür'atle ve azami derecede himaye edecek bir tejktüâutanma yolunu ihtiyar ettik Ni­tekim, ilk ânda her zümreden, hem­şehrimizin tereddüdünü izale edecek çeşitli sual 've müracaatlarına cevap ve rebilecek (bir murakabe danışma büro­sunu hizmete tahsis ettik.

Bu faaliyeltimizle beraber bilumum gı­da ve havayici zaruriye madde-erinin satış fiatlarının ve bir hizmet, san'at ve eme'k karşılığı alınacak ücretlerle diğer 'Geçitli ücretlerin tâyin ve tesKitin de çok ufak da olsa bir isabetsizliğe düşmemek işe tam bir istikrar ve şü-mıul ifadesi verebilmıeik için daha da hassas davrandık, ve İkıtisat ve Tica­ret Vekâletinin de tasvibi ile büyük is tiihsal ve istihlâk bölgeleri belediyele-riyle koordin-e bir ça:ıpmayı uygun bul dıık.

lOıbüyüık şehir Belediye Reisleri ve yet kili temsilcilerinin iştirakleri ile Anka ra'da yaptığımız toplantıda 'her mevzu da işbirliği esasını ve memleket iktisadiya'tmtn ana prensiplerini yeni ka­nun ve kararlar ininde uygulamayı tam

"bir ahenk içinde müştereken tatbiık et­tik.

Bu prensiplere göre bir taraftan istihdal bölgesi belediyeleri mahsul erinin cins, vasıf ve nevileriyle kalitesini kontrol ve mevsimi idrâk edilen mevat üzerinde nüstahsili azami dere­cede himaye ve istihsâli teşvik edecek şekilde tetkike müstenit tedibirler alacaklar, diğer taraftan istihlâki faza ci­lan belediyeler ise istihsal bölgeleriyle her gün yapacakarı temaslarla bunun tıkatar fiyatlarına hemah azami satış fiyatlarını tesbit ve ilân edecek­lerdir. Bu cümleden olarak müşterek kararlara istinaden gıda maddelerinde mebde ittihaz edilen şehirlerimiz gıda ve havayici z»aruriye fiyatları tesbit edilrniştir. Tesbitte esas aldığımız müş­terek prensip, bu malların geçmiş se­nelerdeki fiyat seyirleri, müstahsilin elinden çıkış fiyatı, istihsal kapasitesi ve istihsalde rol oynıyan sair faktör­lerin ayrı ayrı dikkate alınmasıdır. Ay rica istihsâl mevsimi içinde »bulunan malların hususiyetleri itibariyle yetki­li müessese ve teşekküllerle temasta bu iunularak fiyatları tesbit edilmekte, mutavassıtların sun'i şekilde ve tek ta­raflı mendiaat sağlamaya matuf fiyat tereffülerine meydan verilmeden bü­yük nıüsta'h'sil ve müstehvik kitlelerin himayesi düşünülmektedir.     üstehlikin azami himayesiyle bera­ber bir hizmet, sanat ve emek karşılı­ğı alınacak ücretlerde emeğin ve san.'-atın himayesi ve gelişmesi de esas olarak alınmıştır. Çeşitli ücret tarifele­rinin tanzim ve ıtebitinde de arz edilen hususlara riayet edilmiştir.

Şimdi sizlere arzettiğim esaslar dahi­linde aldığımız kararlardan bazı mi­saller veneCeğim. Meselâ yumurta gün lök 12 kuruş sıra mail yumurta 8 kuruş, yarım yağlı inek sütü 50 kuruş, yağlı ibeyaz peynir 270 kuru'ştur. Yine müştereken ittihaz edilen kararlarla uyularak koyun etinin beher (kilosunda 40 kuruşluk ıbir indirme yapmış bulu­nuyoruz. Buna göre bugün etin 320 kuruştur. Bahsi geçen 10 belediye, mahalli hususiyetlerini de göz önünde bulundurmak suretiyle, Önümüzdeki günlerde et fiyatlarında beher kiloda

30 - 50 kuruş iarasında bir indirme yap mış olacak ardır.

Bundan başka, erkek, kadm ve çocuk ayakkabılarının satış fiyatlarının tes-bitindia imalâtçı tarafından her cins ayakkabı İçin sarfedilen malzemenin miktar ve kıyYn-atleri, koordinasyon ka rarlarmda belirtilen esas'ar dahilinde, Satura ile tesbit edilecek, belediyemi­zin tesbit etmiş olduğu emek ücretleri ilâve edilmek suretiyle maliyi bulun­muş olacaktır. Bu arada muhtelif renk ve cins ayakkabıların boyama ücretleri mi de, pençe tamirleri dahil, emek ve malzeme itibariyle tesbit eitmiş bulu­nuyoruz. Elbise yıkamia, boya, temizle-me, ütü, gömlek ütüieme ve ikola ücretleri her eşya için ayrı ayrı tâyin edilmiş bulunmaktadır. Meselâ, bir ta­kım erkek kostümü temizleme ücreti 6 lira, ıbir gömlek yıkama, ütü ve kola ücreti ise 50 kuruştur.

Ankara tabi'b odası reisli&iyle yaptığı­mız görüşme neticesi pnaıtisyen, müte­hassıs şef ve Öğretim üyeleri dokitor muayene ve 'konsültasyon ücretlerini de tesbit .etmiş bulunuyoruz. Bu arada röntgen ve çeşitli tahlil ücretlerinin' tâ­yini hususunda da ilgili müesseselerle temasta ve çaı'ışmalar halindeyiz. Hu­susi 'has'tahanelerdeki op-erasyon, do­ğum, muayen^a ve tedavi ücretlerinin teabiti mevzuu da ayrıca çalışmaları­mız arasında bulunmaktadır. Veteriner hekim, dişçi, ebe, sağlık memuru v.e sünnıetçil-erin ücret tarifeleri de başlan gıçta arz-sttiğim esaslardan rnü'ne'm o-larak tesbit edilmiş bulunmaktadır. Me selâ, teabit ettiğimiz ücret hatlerirte gö­re, pratisyen tahib 5, mütehassıslar 10 lira alabilecekler, diş hekimleri takım, protezi için 225 lira talep edebilecek­lerdir.

Terzi ücreti, gömlek, nijama, imâl üc­retlerinden tutunuzda elbise yıkama, boya, temizleme, ütülerne ve saire gi­bi en küçük teferruata kadar hizmet ücretlerini tesbit etmiş (bulunuyoruz. Gene Belediye sınırları dahilnâe işle­yen fla&silter tarifeleri, taksi saatlerinin bozukluğu ve diöler bazı sebeplerle hu­zursuzluk yaratmakta idi. Bunun orta­dan kaldırılması ve hemşehrilerle tefe­si şoförleri arasında ihtilâf çıfomiamasının fcemirâ için ücret tarifeleri her semt

için ayrı layrı teslbit edilmiştir. Broşür Der halinde sayın halkımıza dağıtılacak tır. Tafesd tarifelerindeki hususlar hak­kında misalver vermek yerinde olacak­tır. Meselâ Ulus - Bahçelievler Kara­kol ve civarı 215, KüçükEvler civarı 250, Yenimahalle Ve civarı 225 kuru? olarak tesbit edüCmdış bülunm'akitadır. Hemşehrilerimizin mutlaka- tarifede ya zili miktarlar üzerinden ücret ödemelie rini ricfa ederim.

Görülmektedir ki, mevzu gerek hacim ve gere'ks-e çeşitliliği itibariyle nok ge­niş y,e şümullüdür.Her mevzuu vazi­feli ve mütehassıs arkadaşlarımızın tet kiklerinden geçirmek işin detaylarına kadar inmek zorundayız. Bununla be­raber pı&k kısa aamanda lüzumlu mad-lerin azami satış fiatlarmı tesbilt, hiz­met ve emeklerin ücretlerimi tâyin ede pek, (bundan evvel almış olduğumuz kararlarda olduğu gibi, her çeşit ya­yın vasıtasından İstifade etmek suretiy le ittilaınıza arzı en büyük vazife *e-iâöaki ediyoruz. Şu anda elimizde lo­kanta, gazino, çeşitli eğlence yerleri, oteller, kadın berber ve terzileri, tatlı­cılar, şekerleme, pasta ve börekçiler ücret ve fiyat tarifeleri vardır.

Çalışmalarımız hakikınıdla 'arzettiğim ki sa malûmat ariasmda bilhassa şu nok­ta üzerinde durmak istiyorum. Milli Korunma Kanununa gör& suç sayılan fiillerin zamtanmda tak-ilbi ve suçlula­rın sür'atle adalete teslimi ve bilhassa sizlere müşterek gayretimizin değerlen dirilmesi bakımından (belediyede Milli Korunma İhbar Bürosu tesis edilmiş­tir. Belediyemiz esas hükûmjetiimiıziin dürüst, namuslu esnaf ve tüccarı ko­rumak bakımından almış olduğu ka­rar gereğince bir taraftan 6731 sayılı kanunun tatbikatını bu esas dairesinde ele alır, onların en yakın yardımcısı olurken diğer taraftan meşru kazan'ç-la iktifa etmemek yolunu tutan şahıs­ların da en yakın takipçisi olmayı ptfen sip ittihaz .etmiştir. Bu sebeple Bıeledi-yedıe tesis etmiş olduğumuz 12628 nu­maralı şikâyet ve ihbar "büromuz saba hm erken saatlerinden mağazaların kapanma saatlerine kadar her an hem­şehrilerimizin emrine amadedir. Kıy­metli hemşehrilerimiızin kendilerini be ledyenin en büyük yardımcısı ve faal birer üyesi olarak katoul edip fazla fiatla mal satmak istiyen, etiket bu­lundurmayan takp edildiği halde fa­tura vermekten imtina eden Ibazı mad­deleri yüksek fiyatla el altından sat­mak istiyen: esnaf ve tüccarı ihbar ibürosuna bildirmelerini ve neticelerini hassasiyetle takip etmelerimi bilhassa rina ederim.

Gerek hu hususlarda ve gerekse daima yakın hizmetinizde bulunan belediye­mizin diğer çalışmaları 'mevzuunda sık si(k huzurunuza gelerek izahat verme­yi vaad -ederek bugünkü konuşmama son verir iktisadi ve ticari hayatımız için 'ehemmiyeti müsellem bu milli dâ­vada belediyeye devamlı yardımlarını­zı daha doğrusu gayretlerimizi müşte­rek telâkki ve kabul etmenizi tekrar is* tirham eder, cümlenizi hürmetle se­lâmlarım.»

14 Temmuz 1956

 İzmir :

Bu sene İzmir EnternasyoTia'; Fuarında «Kalkman Türkiye» adlı bir pavyon tanzim edilerek hükümetçe girişilmiş olan muhtelif kalkınma faaliyetlerinin bu pavyonda fuar ziyaretçilerine arzedilmesi kararlaştırılmıştır.

Bu pavyonda muhtelif yıllarda meyda­na getirilen imar ve kalkınma eserle-' rinin maket ve fotoaigrandizmanları, istatistikler ve yatırımlara ait malûmat bulunacaktır.

Haber aldığımıza ;göre, sekiz yıllık in­tifa müddeti sona ermiş olan ve fuarın: birinci plânda en güzıel ve merkezi ye­rinde bulunan Sümeılbank pavyonu, «Kalkınan Türkiye» pavyonuna tahsis edilecektir.

Muhtelif vekâletler namına bu mtevzuda çalışacak olan plân idare ve tetkik heyeti, kurban bayramından sonira İz­mir'e 'gelecek ve «Kalkınan Türkiye» pavyonunun tanzimine başlıyacaktır. Hidroelektirk termik santraller., muh­telif barajlar, bunların son inşaat du­rumları, elde edilecek enerji ve istih­sal bolluğunun takribi miktarları bu pavyonda canlı ve müşahhas  olarak alacak, fuar zdyar.eıtc.r.eri, hükûme tin bu sahadaki  icraat ve muvaffakı yetileri bakımından aydınlatılmış ola­caktır.

Adana :

Ahnanyaya gitmiş olan Çukoibirlik umum müdürü Fevzi Eşrefoğlu Amkaradan Adanaya  dönmüştür.

Eşrefoğlu şu beyanatta bulunmuştur:

Almanyaya 3-500 ton, İsveçe 1000 ton pamuk gene İsveçe ayrıca 3000 ton küs be satılmıştır.

Ankaraya gelen bir Fransız grubu ile yapılan müzakeraler neticesinde 3000 ton kadar Çukurova pamuğu satışı hu susunda mutabakata varılmıştır.

Bölgedeki stoklar yakında tamamen satılacaktır. Müstahsil ve diğer eşhas e-lindeki pamukların mubayaa ve satışı hususunda çalışmalar devam etmekte­dir.

Bölgemizde yeni rekolte çok ümit verinidir. 1956 - 1957 kampanyasının iyi şartlarla tahakkuk etmesi temenni olunmaktadır.

Çukobirlik yeni kampanya hazırlıklarına başteraıştır han'dan satın al­dığı fabrikaya "Crugenln ihtiyacını karşılıyacak kapasitede yeniden bir prese kurmaktadır. Ayrıca depoların inşaa­tı yakında b a sayacaktır.

İzmir:

Gider vergileri kanununun kabulü mü nasebetiyle malûmatına müracaat et­tiğimiz Ege bölgesi sanayi odası teşika m Osman Kibar şu beyanaftta bulun­muştur:

«Tam 30 yıl sanayiin muasır sanayi memleketleri seviyesine yükselmesine ve inkişafına mâni olan ve âdeta sana­yii parçalamış bulunan muamele ver­gisinin önümüzdeki mâli yıldan itiba­ren kaldırılacağı haiberi, bütün sanayi­ciler arasında cidden büyük bir se­vinç uyandırmıştır.

Hükümetimizin sanayiimize gösterdiği geniş alâka ve müzaheretin bir neticesi olarak kısa bir zamanda kanuniyet kebed'ca gider vergileri kanunu modern veri sistemi ve zihniyeti içinde h?ızırlan'mırrtır. Bir kısım, sana­yi .branşlarına tamamien vergi muafi­yeti .tanınmış ve ekseriyet e ham mad­deden verginin tahsili, dolayısiyle diğsr safhalardan vergi almmiaması gibi ferahlı bir durum, hasıl olmuştur. Bu bakımdan bundan sonra sanayiimizin, parçalanması gibi bir durum asla ba­his mevzuu olmıyacak.. Ibilâkis, kü^ çükler büyümeğe teşvik edilecektir.

Memleketimizde hususi teşebbüsün iş hayatına atılma ve serbsst çalışmayı her bakımdan geliştirecek büyük gay­retlerin hükümetimizce sarfedilmekte olduğunu memnunluka müşahede ediyoruz. Bundan duyduğumuz sevinç büyüktür. Tam bir itimat ve hasretle milli sanayiimiz lâyuk olduğu seviyeye yükselmektedir. Bilhassa son yıllarda ittihaz edren musibet kararlar netice­si olaraik, memleketimizd-£ müsait olan endüstri sahalarına aıtıima hıeyecam içinde "bulunan vatandaşlarımız çoğal­mıştır. Bu.gür.rkü İkJtisadi bünyemizde milli sanayiimize verilen ehemmiyet ve kıymeti idrâk ederek bu mevzuda kati ve müs'bet netice'er allınımasi için Ege bölgesi sanayi odası olarak üzerimize düşen vazifeyi idrâk ediyor ve ça­lışmalarımızı bu yönden tanzim ediyoruz. Bugün sanayiimizin en büyük bay­ramıdır Bu münase betle oda meclisi­mizi önümüzdeki salı günü fevkalâdla bir toplantıya davet etmiş bulunuyo­ruz. »

 İstanbul  :

Birinci Dünya Harbinin muhtelif cep­helerinde çalışmış, İstiklâl Savaşının bütün safhalarına iştirak etmiş, muh­telif kumanda makamlarında bulun­muş, İsten'bulda birinci ordu müfettiş­liği vazifesini İkinci Dünya Harbi sıra­larında görmüş ve 1950 de Mi'li Müdfefaa Vekiüiğinde bulunarak hizmetini tamamlamış olan Orgeneral Cemil Ca­hit Toydemir bugün vefat etmiştir.

Merhumun cenazesi, askeri merasimle ytarm öğle namazından sonra Beyazut camiinden kaldırılarak Edirnekapı şehitliğindeki ebedi iştiran'atgâhına tev­di edilecektir.

Ankara:

Milli Müdaflaa Vekâleti Temsil Büro­sundan bindirilmiştir:

Bir haftadan beri doğu illerimizde tetkik seyahatinde bulunan Devteıt Veki­li ve Milli Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin, beraberinde,Erzurum, me­busu Aibdülkadir Eryurt, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu, Kızılay umum mü­dür muavini ile ilgili zevat olduğu hal, bugün saat 10.15 de uçakla Erzin­can'dan Ankaraya dönmüştür.

Devlet Vsk'ili ve Milli Müdafaa Vekâ­leti Vekili Semi Engin, avdetini mültelakrp 3 üncü ordu müfettişine seyahatiy­le ilgili aşağıdaki mesajı göndermiş­tir:

Korigenıeral   Niecati   Tacaf

Üçüncü ordu müfettişi Erzurum

3 üncü ordu bölgesin deki bir haftalık tetkik gezisinden bugün dönüyorum. Uğradığım birliklerde gördüğüm du­rum, (beni memnun .etmiştir. Bilhassa başlarında kumandanları olduğu halde erden en büyük rütbeli subayına ikadar azim, irade ve kabiliyetleriyle mo­ral üstünlükleri karsısındia milli bir iftihar  duymamak mümkün degildir.

Türk milletinin medarı iftiharı, hudut larmuzın bekçisi, dünya sulhunun ka­çınılmaz kjoruyucufiuı {kahraman i v^e fedakâr Türk ordusunun dün olduğu gibi bugün de kendisine tevdi edilecek her türlü vazifeyi bölhakkın başaraca­ğına kani bulunuyorum. Hudutlarımı­zın bekçisi karaman askerlimize, assubay ve subay arkadaşlarımla: en sa­mimi takdir ve tebriklerimin iblâğını rica eder,  gözlerinden operası»

Milli (Müdafaa Vekâleti Vekili gemi Ergin

15 Temmuz 1956

Ankara:

Kardeş ve müttefik. Pakistan'ın miüin-taz Reisicumhuru eksalâns General' iskender Mirza ile spym refikası Betgüm 'Mirza, Tüirik devlet ve milletinin aziz misafirleri olarak, bugün saat 12.15 te Ankıaraya gelmiş ve iki millet arasın­daki yakınlık ve kardeşliğin bu yeni ve parlak tezahürüne lâyık sevgi gös­terileri ile karşılanmıştır.

General İskender Mirza ile refikasını getiren Pakistan Hava Kuvvetlerine mensup hususi uçak, tam, saat 12.15 de Esenlboğa hava alanı pistine inmiştir. Bu uçak, saat 10 sıralarında Türk se­malarına 'girdiği anda Diyarbakır as­keri hava üssümüzden kalkan jet u-: çalklarımi'Z tarafından karş*' anmış ve Pakistan Devlet Reisini hâmil uçağın iki yanını üçerlik dizi halinde sararak bir ihtiram hâlesi teşkil etmiştir. Aziz misafirleri memluk etimize getirmekte olan uçak, Van, Elâzığ, Kayseri üze­rinden Ankara'ya yaklaştıkça bu se­fer Etimesgut'tan kalkan başka hava filolarımız karşılamağa1 giderek Diyar­bakır' üssüne mensup filolarımızdan ih­tiram nöbetini devralmışlar ve hükü­met merkezimizin semalarına kadar re Takatlerinde getirmişlerdir. Baştan başa Ibayrak'arla donatılan bü­tün Ankara .şehrinde aziz misafirleri­mizi karşılamak için şevkli ve heyecan lı ıbir faaliyet müşahede olunmafeta idi. Büyüklü, küçüklü, kadınlı erkrskli Ankara halkı, iki dost, kande? ve müt­tefik devlet reisinin kortej halimde ge­çecekleri yollar boyunca yer alırken Türk ve Pakistan bayraklarının yan yana dagalandığı müteaddit takların, son (tezyinatı tamamlanıyordu.

Gene Türk ve1 Pakistan bayrakları ile süsT.enmiş olaın Esenboğa'da, başta alay sancağı ve bando olduğu halde bir alay, ihtiram vazifesini görmek üzere mevki almış bulunuyordu.

Saat 11.30 dan itibaren vekiller, sivil ve asiksrf erkân ile Pakistan Büyükel­çisi ve büyükelçilik erkânı meydana gelmeğe başlamış bulunuyorJardı. Bi­raz sonra dteu Reisicumhur Celâl Ba-yar ile refikası Sayın Reşide Bâyar ve Başvekil Adnan Menderes Esenboğa'ya gelmişlerdir.

Ek&eânıs General İskender Mirza ile sayın refikasını getirmekte olan husu­si uçağın piste inmesi ile b.eraiber, Reisicumhur Celâl Bayar ve refikası, yan larmda Büyük Millet Meclisi Reisi Re­fik Koraltan, 'Başvekil Adnan Mende­res, Hariciye Vekâleti Vekili Menderes ve refikası, Pakistan Büyük­elçisi Mian A'minüddıin ve refikası, Ri yteseticumhur Umumi Kâtibi, Başya­veri ve Hususi Kalem Müdürü ile Pro­tokol Umum Müdürü ve d'ğer yaverle­ri, ekselans İskender Mirza ile Begüm Mirza'nm refakati erine verilen sivil ve askeri mihmandar"ar olduğu halde ihtiram kıtasının sağ önünde, uçağın duracağı yere doğru ilerlemişlerdir.

Vekillerle refikaları, Pakistan Büyük­elçiliği erkânı, Büyük Millet Meoisi Reis Vekilleri, Ankara mebusları, Er­kânı Kaiibiyei Umumiye Birinci ve Ikinci Reisleri, orgeneraller. Kara, De­niz ve Hava Kuvvetleri riumandanları, İstihbarat Başkanı, Ankara Merk-sz ve Jandarma Kumandanlar), Tömyiz, Devlet Şûrası ve Divanı Muhasebat Reisleri, Cumhuriyet Başmüddeiumu-misi, Ankara Üniversitesi rektörü, Baş vekâlet Müsteşarı, Hariciye Vekâleti Umumi Kâti'bi, Ankara Vali Vekili, Emniyet Umum Müdürü, vekâletler müsteşarları, Anlkara Belediye iKjeis:, ve Belediye Meclisinden bir heyötle Ankara Emniyet Müdürü, ihtiram1 kı­tasının sol tarafında ve hava meydanı binasına doğru bir kavis halinde mev­ki almış bulunuyorlardı.

Pakistan'ın da dahil bulunduğu Brrtan ya Miletler Camiasına mensup mem­leketlerin diplomatik temsilcileri de ekselans İskender Miraa'yı karşılamak üzere hava alanında idiler.

Uçak durur durmam, Pakistan Büyük­elçisi Mian Aminüd'dln ile refikası, uçağa (girerek Pakistan Reisicumhuru ile refikasını selâmlamışlar ve refakat­lerinde yer almışlardır.

Saat 12.20 de büyük misafirimiz Ekse­lans General İskender Mirza, foeşüş bir çehre ile uçaktan indi. Kendisini sayın refikası takibetmekte idi. Begüm , Keşmir ipeğinden açık mavi nenık-te ve kenarları altın sırma ve al ibri­şimden meşe yaprakları işlenmiş bir sari giymişti. Boynunda altın üzerinde Pakistanikâri pırlanta vs yakut işlen­miş zarif Ibir madalyon bulunuyordu.

Reisicumhur Celâl Bayar ve refikası ile Ekselans General İskender Mirza ve, refikasının (karşılaşmaları fevkalâde samimi oldu. Bayan Reşide Bayar, bu esnadla B-sgüm Mirza'ya al karanfilden bir ıbuket verdi. Foto muhabirleri ve sinemacılar, bu mesut ânı tesibit eder­ken, General İskender Mirza refakatin deki zevatı Reisicumhura ve Celâl1 Ba-yıar da refakatindekileri sayın misafir­lerimize takdim etti.

Pakistan Maliye Nazın Ekselans Emruet Ali ile Pakistan Orduları Baş­kumandanı General Muhammet Eyüp Han'ın devlet ricalimizs'e karşılaşmialan da çok samimi bir hava içinde cereyan etti.

Aziz misıfirleriımizin mihmandarlıkla­rına tayin edilen Büyükelçi Salahattin Arbel, Protokol Umum Müdür Muavi­ni Yümnü Sedes, Tuğgeneral Mete Yurdaku .Beniz Yarbayı Niyazi Ser-daroğlu, Hava Binbaşısı Nüzhet Yolaç ile saym Begüm Mirza'nm mihmandar lan bayan Şemsettin Arif Mardin, foa1-yan Veysel Versan im sırada misafir-Larimizi'n. refakatlerinde yer almışlardı. Takdim merasimini ıraüteaıkip, Ekselans General İsken'âer Mirzıa i?.e Reisicum­hurumuz, refakatlerinde Pakistan Or­duları Başkumandanı General Eyüp Han ve Anlkara Garnizon Kumandanı olduğu halde, ilhtinam kı-tasma doğru ilerlsmişller vetesbit edilen hususi ma haMe mevki akmışlardır.

Askeri bando., Pakistan milli marşı ile istiklâl marşını çakniş, bunu müteakip General İskender Mirza ve Reisicum­hur ihtiram kıtasını teftiş etmiştir. Bu esnada civandla yerleştirilmiş olan bir batarya da ihtiram atış1.ar; ile Pakis­tan Reisicumhurunu selâmlamakta idi.

Misafirlerimizi uçaktan inerken 'karşı-leyan zevat ve misafirlerimizin refa-fakatindeki heyet azası ,bu arada ihti­ram kıtasının sol ucuna doğru iferle-miş ve orada iki devlet reisine mülâki olmugitur. Reisicumhur Celâl Bayar, burada vekiller heyeti azası ile refi­kalarını Pakistan- devlet reisi ile refi­kasına takdim etmiş, Meclis Reis Ve­killeri ile Ankara mebusları Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan( diğer sivid ve askeri rical ise Protokol umum Müdürü Şemsettin Arif Mardin tarafından yüksek misafirlerimize tak­dim olunmuştur.

Takdim merasimini müteakip misafir devlet reisi ile refikası. Reisicumhuru­muz ve refikaları ile Büyük Millet Meclisi Reisi, Başvekil, Hariciye Vekâ k'ti Veki i ve refikası, Pakistan Büyük elçisi ve refikası ile mihmandarlar şs-ref salonuna geçmişler ve !bir müddet samimi surette hasMhallerde bulun -muşlardır. Burada misafirlerimize ."İmonatıa vevişn 3 gurubu ikram olunmuş tur.

Saat 12.45 de şeref salonundan çıkılmış ve bu esnada Ekselans İskender irza Ankara radyosu mikrofonu önünde İn­gilizce şu konuşmayı yapmıştır:

«Refikam ve ben, Reisicumhur ve Ba­yan Celâl Bayarım daveti üzerine Tür kiye'ye gelmjlş olmaktan da'ayı fev­kalâde bahtiyarız. Kardeş Türk mille­tine, Pakistan hükümeti ve milletinin derin muhabbet, samimi salam ve iyi temennilerini gelirdim. Bu ziyaretimin, İki kardeş millet arasında esasen mov cut ve samimi ve mes'ut münasebetlerin daha da kuvvetlenmesine hizmet sdeceğini ümit eylemekteyim.»

Ekselans General İskender Mirza'nm bu konuşmasını müteakip otomobillere binilerek Ankara'ya hareket edilmiştir. İki devlet raisinin forslarını taşıyan birinci açık otom'obile Pakistan Dev­let Reisi ile Reisicumhurumuz, onun arkasındaki açık otomobile de sayın B'egüm Mirza ile Sayın Reşide Bayar binmişlerdi Pakistan Reisicumhuru ile Reisicumhurumuzu ve Begüm Mir­za ile Celâl CBayar'm refikasını hâmil olan otomclbillerin önünde ve yanların da motosikletli ihtiram mevkibi yer almıştı.

Alay, böy'ece Esenboğa'dan hareketle Çubuk yolundan Anıkaraya gelmiş ve misafirlerimiz şehir dışından itibaren yolları dolduran halik kitlelerinin sev­gi tezahürleri ile istikbal olunmuştur. Dış kaşpıya gelindiği zaman, burada, büyük bir kalabalık meydanı kaplamış ti. Başta bando olduğu, halde Hava Harp Okulu merasim bölüğü burada yer almıştı. Türk ve Pakistan bayrak­larının renk'eri ile donatılmış ve üzerinde «her amedi» ibaresi yazılı za­rif İbir tak meydanın tam ortasını süs­lüyordu. Avdınlik Evlerden itibaren, halk toplulukları, bu arada kız ve er­kek öğrencilerTürk, Pakis­tan bayrakları ve «aziz misafirler, hoş geldiniz» ibareli dövizler olduğu halde güzergâhı iki taraflı doldurmuşlardı. Davul ve zurnalarla esnaf teşekkülleri c;e bu arada yer almışlardı.

Pakistan Devlet Reisi ile Reisicumhu­rumuzu hami" ıbulunan otomobil Yıl­dırım Bayezit meydanına geldiği za­man Hava Harp Okulu ihtiram kıtası selâm resmini ifa etmiş ve halk kıy­metli misafirlerimizi hararetle alkış­lamış ve kardeş milletin reisicumhuru bu candan tezahürata karsı mütebessim bir cehre ile devamlı surette halkı se­lâmlamış tır.

Alay böylece Ulus meydanına vasıl olmuş, burada da kalabalık bir halk kit­lesi, misafirlerimizi hararetle alkışla­mıştır.Sümerfbank önünde mevki almış bulunan Deniz Harp Okulu öğrencile­rinden müteşekkil ihtiram kıtası se­lâm resmini itfa etmiş, halk, Ekselans General İskender Mirza ile Begüm Mirza'yı «yaşa, vara1» avâzeleriyle selâmlamıgtır.

Ulus meydanından itibaren Atatürk Bulvarı da halk toplulukları ile dol­muş bulunuyordu.

Biri kırmızı, diğeri yeşil zemin üzerin deki kardeş ayyı^dızlari ile Türk ve Pa­kistan bayrakları, ysl boyunca, yanya [dalgalanıyordu. Gençilik Faiik:İıın 19 Mayıs Kapısında Belediye İtfaiye Müdürlüğü tarafından merdivenlerle canlı tbir tak kurulmuş, Yenişehir tren köprüsü bayraklar ve defne dallarıyla donatılmış, ayrıca Kızılay'da da zarif bir tak hazırlanmıştı. Yenişehir bo­yunca Atatürk bulvarını dolduran halk" aziz misafirlerimizi durmadan alkışlıyordu. Pencerelerden ve balkonlardan da Ankaralılar, el salliyarak kar­deş Pakistan Reisicumhurunu., ve refi­kasını selâmlıyordu.

Pakistan Devlet Reisi ile Sayın Be­güm Mirza, Zafer meydanından geçer­ken Harpokulu ihtiram birliği ile ban­dosu selâm, resmini ifa etmiş ve h'alkın muhabbet  tezahürleri  arasında  ağır ağır ilerliyen alay, Vekâlet'ere, müte­akiben Kavaklıdere'ye gelmiş, .burada da Yedek Subay ihtiram kıtası tarafın dan seiâmlanmıştır. Nihayet saat 13.45 de misafirlerimizin Ankara'deki misa­firlikleri esnasında ikamet .edecekleri ecneoi misafirler 'köşküne varılmış­tır.

Köşkün methalinde Pakistan .Devlet Reisi ile sayın refi;kası, muhafız kıta­sına mensup bir ihtiram bölüğü ile bandosu tarafından karşılanmıştır.

Muhterem misafirlerimiz, Reisicumhu­rumuzun ve refikasının. 'Büyük Mi'let Meclisi Reisi, Başvekil, Hariciye Vekâ­leti Vekili ve diğer zevatın refakatin­de olarak köş/ke girmişlerdir. Burada kısa ve samimi bir görüşmeyi mütea­kip Reisicumhur, Meclis Reisi, Başve­kil ye Hariciye Vekâleti Vekili ile di­ğer Evat, aziz misafirlerimize veda ederek köşkten ayrılmışlardır.

Ankara:

Büyük misafirimiz kardeş ve müttefik Pakistan Reisicumhuru Ekselans Ge­neral İskender Mirza ve refikası Be­güm Mirza, bugün saat 17.30 da, ika­met etmekte (bulundukları ecndbi misa firler köşkünde Ankarada akredite bu­lunan yabancı diplomatik misyon şefle­rini refikalariyle birlikte kabul ederek kendileriyle tanışmışlardır.

16 Temmuz 1958

 Ankara:

İcra Vekilleri Heyeti, 2064 göçmenin Türk vatandaşlığına alınmalarını ka­rarlaştırmıştır.

Ankara:

Belediye (sınırları idin'dekii ırj&smi ve hususi bütün yapıların tâbi olacağı hü­kümlere dair olan ve Büyük Mi'let Meclisinin 9 Temmuz 1956 tarihli top­lantısında (kabul edilmiş 'bulunan imar kanunu bugünkü Resmi Gazetede redilmistir.

Yeni İmar Kanunu neşri tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe girecektir.

İstanbul  :

Dost ve kardeş Bakistanm muhterem Devlet Reisinin memleketimizi ziyare­ti münasebetiyle T.M.T.F. Genel Baş­kanlığı su tebliği yayınlamıştır;

«ODost ve müttefikimiz kardeş Pakistan devletinin Reisicumhuru General İs­kender Mirza ile Begüm İskender Mir-za'nm memleketimizi ziyaretleri dolayisiyle Türkiye Milli Talebe Federas­yonu, Türk Yüksek Tsıhsil Genç» iği a-dına, duyduğu memnuniyeti belirtmek­le şeref duyar.

Ekselans İskender Mirza memleke­timizi ziyaretlerinin arifesinde Pakis­tan Yüksek Tahsil Gençliği Türkiye Milli Taebe Federasyonuna gönderdi­ği bir mesaj ile komünizme karşı müş terek halinde ilmi mücadele ve her hususta işbirliği teklif etmektedir.

Münevver Pakistan gençliğinin işbir­liği te-k'iiftıe muhatap olmakla ve bu teklifi kabul etmekle Türkiye Milli Talebe Federasyonu bahtiyardır.

Türkiye Milli Talebe Federasyonu dost ve müttefik kardeş Pakistan'ın devet reisi General İskender Mirza ile Pakis­tan Yüksek Tahsil Gençliğine gönderil mek üzer bir masaj hazırlamıştır. Bu mesaj .muhterem mi safiri erimizin İs­tanbul'u ziyaretleri sırasında kendile­rine tevdi edilecektir.

Türkiye Milli Taldbe Federasyonu Ge­nel 'Başkanlığı Ataıtür'k gençliğinin a-sil ve müşterek gayretlerinin tahakku­kunda iki millet arasmda dostuk ve kardeşlik ile işbirliğinin gelişmesi yo­lunda vazifelerini yapmağa bütün im-kânlariyle ça;ışacağını ibildirir.»

Ankara:

26 şubat 1953 tarihli Türk - Yugoslav Ticaret Anlaşmasının 6 ncı maddesi mucibince iki memleket arasındaki ti­caret v.e tediye meselelerini igözden geçirmek ve cari sene zarfında yapı­lacak mal mübade'.elerini tesbit etmeık üzere, 19 haziran 14 Temmuz 1956 ta­rihleri arasında Belgrad'da, muhtelit komisyon halinde toplanan Türk ve Yugoslaiv  (heyetleri   arasında  cereyan eden müzakereler neticesinde 14 tem­muz 19S6 tarihinde bu protokol" aktedil mistir.

Bu anlaşma Türk heyeti reisi Hariciye Vekâleti Ticaret ve Ticari Anlaşma Da iresi Umum, Müdürü Hasan Esat Işık ile Yuig-o-slav heyeti reisi Büyükelçi Manko Niteeziç arasında imzalanmış -tır.

Geçmiş seneler zarfında iki .memleket arasında icra .edilmiş ,o'an ticari mülba deklerle 'her iki tarafın, bugünkü im-ikânları gözönüne alınarak tanzim edilmiş olan amaşana iki memleket arasmd'a ın5 Temmuz 1956 ilâ 31 ağustos 1957 devresi inin tek taraflı olarak tak riiben 28 milyon lira tutarında imal mü badelesi derpiş etmektedir.

 Ankara:

Gider Vergisinin 'Büyük Mili" et Mec­lisinde kabulü münasebetiyle iReisicum bur Celâl Bayar'a yurdun .muhtelif yerisrinden birçok teşekkür telgrafla­rı -gedmektedir. Bunlardan birkaçını a-şa'ğıda neşrediyoruz:

Sayın Celâl Bayar Reisicumhur

 Ankara

Otuz yıl memleket sanayimin muasır sanayi memleketleri seviyesine yüksel meşini Önliyen vg birçok sanayicileri­mizin ıstırap kaynağı olan muıame'e vergisinin tarihe mal edilmesi müna-setoestdyle. duyulan sevinç sonsuzdur. Hükümetimizin türlü müshet icraatı ile sanayiimizin büyük bir ferahlık ve itimad irinde lâyık olduğu seviyeye kı­sa Ibir zamanda tu1 aşacağına huzuru kal-ble inanmış bulunuyoruz. Sanayii­mizin hakiki bayramı bugündür. Ege bölgesi sanayicilerinin şükranlarını zâ­tı devletlerine arz ve iblâğ eder şahsi hürmetlerimin 'lütfen kabul buyurul-masını rica ederim efendim.

İzmir Sanayi Odası Reisi Osman Kibar

Sayın Reisicumhur Celâl Bayar

Ankara

Otuz yıl ıstırabını çektiğimiz imâlat-Muam-ele Vergisinin kaldırıldığı 13 Temmuz 1956, biz sanayiciler için hür­riyet .günü olarak an^aça'k, Türk sana­yicileri taai'ninde altın yazı ile yazıla­caktır. 'İstikbalde yerlerimizi alacak: saiüsıyici yavrularımızın medarı ifti­harla sis'eri daima ya dedecekl erine şim diden inanıyoruz. Bu vesile ile Demok­rat Partinir: inkılâpçı programının mil. let ve vatan için hayırlı olmasını di­ler  en  derin  sayigılarımızı  arz ederiz.

Ankara Büyük Sanayi Çarşısı Dükkân Yapı Kooperatifi

Başkanı Mehmet Emin Örs

Sayın Reisicumhur Celâl Bayar

Ankara

Gider Vergisinin kanunlaşması dolayı-siyk'. biz Madeni Eşya Sanayicileri, sonsuz minnet ve şükranlarımızı arz ederiz.

İstanbul Dr. Halil Sezer

Sayın Reisicumhur Celâl Bayar

Ankara

Memp&ket küçük sanayiinin inkişafına enlgei olan Muamele Vergisi Kanunu­nun Büyük Millet Meclisince kaldırıl­mış olması sanayiimizin kollarına vu­rulmuş olan zincirin kırılması mâna-smdadır. Memleket hayrına yeni bir devre açacak olan bu karardan dolayı minnet ve Bukranlarımızın kabulünü rica ederim.

Ankara Osman Yarar

Sayın Ceâl Bayar Reisicumhur

Ankara

Gaziantep'e teşrifinizde de vaad buyur­duğunuz İmalât Muamele Vergisinin ilgası şerefi yüksek direktiflerinizle 4 üncü Menderes kabinesince tahakkuk ettirilmiş ve bu ilga haberi biz sanayi­cileri .hudutsuz sevince garketmiştir.

Sayın hükümetimizi, memleket ve mil­let mönfıaatlerine almış olduğu hayırlı ve isabetli kararlardan dolayı tebrik ederken siz Reisicumhurumuzu da her zaman başımızda görmeği Allah'tan ni­yaz ile şükranlarmızın kabulünü arz eder ellerinizden öperiz.

Gaziantep'te Eren Mensucat Fabrikası Celâl Alıcı

Keçeci 'Mensucat Fabrikası Veysel Keçeci

Öztrak Dokuma Fabrikası Arap

Öz  Tarakçı  Özeren Mensu­cat Fabrikası Abdülikadir özeren

Ankara:

Büyük Millet Meclisinin bugünkü top­lantısında, sınır, kıyı ve karasularımı­zın muhafaza ve -emniyeti ve kaçakçı­lığın men'i ve takibi işlerinin Dahiliye Vekâ 'etine devri hakkındaki kanun lâ yihası, Devlet Orman İşletmeleri ve fabrikalarının tomruk ve keresteleri­nin piyasa fiyatları hakkındaki kanun lâyihası, ordu -mensuplarıyla Emniyet Umura Müdürlüğü ve Gümrük Muha­faza ve muamele sınıfında çalışanlara bir er tayını verilmesi hakkındaki ka­nun lâyihası, Emekli Sandığı Kanunu na muvakkat bir madde eklenmesine dair kanun teklifi, temsil ödeneği :ka-nun-unun birinci maddesine ıbir fıkra ilâvesine dair kanun lâyihası müstace­liyetle müzakere edilerek kanunlaştı.

Bundan sonra, Büyük Millet Meclisi­nin 15 ağustos çarşamba gününe kadar tatil yapmasını derpiş -Eden ve Aydın Mebusu Dr. Namık Gedik, Bursa Me­busu .Halûk Şaman, 'Manisa Mebusu Muzaffer Kurbanoğlu tarafından im­zalanan takrir oya sunuldu ve kabul olundu.

Büyük Millet Meclisi 15 ağustos çarşamba günü saat 15 de toplanacaktır.

17 Temmuz 1956

Ankara:

M.M.V. Temsil Bürosundan bildirilmiş­tir:

Kurban Bayramı münassibetiye Milli Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin, Türk silâhlı kuvvetlerinin bayramını. tebrik ederek aşağıdaki mesajı yayın­lamıştır:

«Türk istiklâl ve cumhuriyetinin koru­yucusu, aziz milletimizin yegâne gü­ven sembc ü olan kahraman Türk si­lâhlı kuvvetleri mensuplarını, ayni ga­ye uğrunda hayatlarını istihkar ede­rek büyük bir fedakârlıkla vazife gör­müş olan kahraman malûl gaziler ve Eski Muhariplerimizle ailelerinin kur­ban bayramını candan te'brik eder, sağlık ve saadetler temenni ederim..»

Ayrıca Erkânı Harıbiyei Umumiye Rei­si Orgeneral İsmail1 Hakkı Tunaboylu da şu mesajı yayınlamıştır:

«Asil milletimizin güven timsali Türk silâh1'ı kuvvetleri mensuplariyle, bu meslekte büyük feragatla hizmet gör­müş olan fedakâr malûlgaziler ve eski muhariplerimizin kurban bayramları­nı tebrik eder kendilerine ve aileleri­ne sağlık ve ibagarılar dilerim.»

 İstanbul  :

New-ycrk Müddeiumumisi Mr. Paul Williams,_ ibugün saat 11,45 de vilâyete gelerek İstanbul Valisi Prof Gökay'i ziyaret etmiştir.

Amerikadaki dostlarından valiye se­lâm »getirdiğini söyliyen müddeiumumi ile vali, samimi hasbıhalde bulunmuş­tur.

 Ankara:

14 'temmuz 1956 tarihinde yaş haddini doldurarak ordudan emeidiys ayrılan general, amiral ve albaylara veda için bugün saat 14.00 de orduevinde bir toplantı yapılmıştır.

Toplantıda, Dsvlet Vekili ve Mi'li Mü­dafaa Vekâleti Vekili Semi Engin, Mil­li Müdafaa Vekâleti Müsteşarı Korge­neral Fahri Özdilek, Erkânı Karbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hak­kı Tuna'boylu, Erkânı Harbiyei Umu­miye İkinci Reis Vekili, Kuvvetler Ku mand'anları, Ankara garnizonunda bu­lunan generaller, amiraller ve albaylar eski muharipler ve malûllgaziler binli­ğinden beşer kişilik birer heyetlisi Amerikan Yardım Kurulu erkânı hazır bulunmuşlardır. Toplantıya deniz ban dosunun çaldığı istiklâl marşı ile foaşlanmış ve bunu Erkânı Harbİyei Umu­miye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı Tu-. naboylu'nun ıbir konuşm'ası takip etmiş tir.  

Müteakiben Devlet Vekili ve Milli Mü dafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin, yaş haddini doldurarak emekliye ayrılan general, amiral ve albaylara hitaben bir konuşma yaparak demiştir ki:

«Tarih boyunca kudret ve şanı devam eden Türk ordusuna intisap ederek maddi ve manevi tam bir feragatle hiz m>st etmeniz ve bu1 uğurda hayatınızı vakfederek çalışmanız, medeni âlem i-cinde Türk milletine lâyık olduğu mev İdi temin etmek için rehber olmuytur.

Ordu hayatınızda ifa ettiğiniz kutsi vazifeyi ve bu uğurda gösterdiğiniz imanı, silâh arkadaşlarınıza d'adma ör­nek saymaktayız. Türk milletinin kah-ram'anlığı, sizlerin rehberliğinde en mümeyyiz vasfını kurmuştur. Milletler, kahramanlarının omuzlarında yüksele­rek şeref bulmuşlardır. Sizler de1 mes­lek hayatınız da Türk milleti için kahramanlık yapmış ve şeref yaratıcı­sı oi'muşsunu'zdur. Kıymetli varlığını­zın ordu saflarından, ayrılışı yüzünden üzüntü  duymamak mümkün  değildir.

Hizmet yıllarınızda kendilerine önder ve örnek olduğunuz genç arkadaşlara da kahramanlık ve şeref dolu hizmetler için imkân vermek mecburiyeti, hiz­metin sıra ile ifasını zaruri kılmakta­dır] Dün size nasıl güveniyorduysak bugün de arkada bıraktığınız eserleri ayni iman ve heyecanla ayakta tuta­cak siz'd'en küçük arkadaşlara güveni-voruz. Bütün ömürlerinizi vakfetmiş olduğunuz Türk milletinin istikbaline emniyetle, bakabilirsiniz. Sizler, vazife­lerini yapmış insanların vicdan huzu­ru idinde beklediği saadete kavuşmak hakkına sahip olmuş bulunuyorsunuz. Yaş haddini ikmal ederek ordu saf a-rmdan şerefle ayrılmış bütün arkadaş­larıma Allahtan uzun ömürler, huzur, sükûn ve saadet diterim. Bu temenni­lerimi  Türk  silâhlı  kuvvetleri, hükümet ve milletimiz adana yapmakla bü­yük bir haz ve şeref duyuyorum.»

Semi Ergin'in bu konuşmasından son­ra, yaş haddini doldurarak emekliye ayrılan general, amiral ve albaylar adma Tümgeneral Hamdi iskit ve Tüm­general Sadettin Evrim, Milli Müdafaa Vekâletinin kendilerine karşı'göstermiş olduğu bu kadirşinaslığa teşekkür etinişirdır. Toplantı geç vakte kadar samimi bir hava içinde devam etmiş, misafirler hazırlanan büfede ağırlannıştır.

Bu devrede, yaş haddini dolduran 16 general ve f.l albay emekliye ayrılmış bulunmaktadır.

 Ankara:

Aziz misafirlerimiz Pakistan Reisicum huru Ekselans General Mirza ve refi­kası DegÜm Mirza tıın memleketimizde buhınma'arı münasebetiyle bu akşam Ankara radyosunda kardeş Pakistanm milli sairi ve filozofu merhum İkbal hakkında bir konuşma yapılmıştır.

Faik Türkmen tarafından yapılan, fou konuşmada bu büyük şairin hayatı, fi­kir ve sanat cephesiyle Pakistan mil­li mücadelesine hizmetleri belirtilmiş­tir.

 Edirne:

Yunan Batı Trakyasmdan gelen haber­lere nazaran, Gümülçine ve isffceoe Yu­nan mutasarrıfları, Tüfeklerin ıdksj&ri-yette bulundukları nahiyelerdik i alâ­kalı memurlara, soydaşlarımıza yapılan baskıları .göstermesi bakımından, şa­yanı dikkat taJimatvar .göndermişler­dir.

Bru talimatlarda, nahiye meclislerinin ilk toplantılarında «Yunan idaresinden çok memnun olduğuna. Türklerin hak­larına tamamen riayet edilip müsavi muamele gösterildiğine can ve malla­rımın emniyette bulunduğuna ve örf ve âdetlerine itibar olunduğuna» dair kararlar ittihaz edilmesi ve bu karar­ların tasvinli birer örneğinin acele muv-tasarrıflıklara gönderilmesi İstenmek­tedir.

Türkler üzerinde bir baskı mahiyetini tasıyaın bu (teşebbüsle, Yunan mahalli idaresince istihdaf edilen gayenin, Kıbrıs meselesi dolayısiyle Batı Trak­ya Türklerinin durucuları hakkında memleketimizdeki haklı şikâyetleri su retâ cevaplandırmak icabında beynel­milel sahada ayni vedhi e nropsga-nda maksaddyte bumdan istifade etmek ol­duğu tahmin edilmektedir.

18 Temmuz 1856

 Ankara:

Aşağıda isimleri yazılı teşebbüslerin Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunun­dan faydalandırılın alarma karar ve­rilmiştir:

 Beyrut'ta müesses Eli,3 J. Thame Et Cie İndu£itrki S.L.O.  (Sa)  müesse­sesinin atimizde tesis edeceği
4.100.000 T. lirası sermayeli şirket vasıtasiyle boncuk tutkalı ima. etmek üzere kuracağı teşebbüse makina ve teç­ hizat  şeklinde vazedeceği ceman 750 bin dolar tutarındaki ayni sermaye ile  istihsal  edeceği maddelerin  senevi satış  tutarı  üzerinden  kendisine öde­necek  %5 nisbelindeki meblâğın 6224 sayılı  kanundan     faydalandırılmasına İcra   Vekilleri  Heyetince  karar  veril­miştir.

 İstanbulda Galata, Tünel Caddesi No.  40  da  mukim  Yüksek  Mühendis Hüsnü Sonadm, Türkiye'de temset­tiği İsveç'de kâin Ekktriska Svsıtsningsak.tiebola  Goteburg müessesesiyle birlikte emleketimizde her nevi eiektrod kaynak çubukları imal etmek üzere kuracakları fabrikaya ecnebi şe­rikin makina vsteçhizat şeklinde va­zedeceği   cem'an   566.000   İsveç Kronututarındaki ayni sermayenin 6224 sayilı kanundan faydalandırılmasına İcra Vekilleri Heyetince karar verilmiş­tir.

 F.eget Finans ve Endüstri Geliş­meleri Türk Anonim Şirketinin Almanya'da Mainz şehrinde kâin Oam imâ­linde beynelmilel  şöhreti haiz  «JanerGlaswerk Schott Gen» firmasiyle bir­likte memleketimizde tesis »Edecekleri 7000000  Türk  lirası  sermayeci  şirket vasıtasiyle serom ampulleri, boş1 müs­tahzarat ampulleri, antibiotik gişeler, lsfooratuvar malzemesi ima1 ind'21 kulla­nılan çeşitli nötr cam boruları imâl etm.uk, üzere kuracakları fabrikaya ec-ri'oi ferikin makina, alât ve tesis mal­zemesi şek inde vazed^'oe^i 118.000 do­lar tutarındaki ayni sermaye ile satı­lacak mallardan azrjbalâj, nakliye mas.. rafı ve muamele vergisi çıktıktan son­ra tabassül eden meb âğ üzerinden on sena müddetle alacağı %5 nisbetindeki lisans ücretinin 6224 sayılı kanundan faydalandırılmasına İcra Vekilleri He­yetince karar veri iniştir.

 PmiEPasr Mili Eguipmemt Establishment müessesesinin senede 3.500 4000 ton arasında çimento torbası ima­line müsaid  kâğıt dahil  olmak  üzere her türlü ambalaj kâğıdı yapmaknaik sadiyle kuracağı fabrikaya kompT.e faibrika tesisatı,  teknik tecrübe,  bilgi veaat rin gerekli bütün malzeme şek­linde vazedeceği 350.000 dolar tutarın­daki ayni sermayenin 6224 sayılı ka­nundan faydalandırılmasına İcra    Ve­killeri Heyetince karar verilmisür,

 Helios Elektrik ve Makina   Türk Anonim Şirketinin İsviçre'de Fafcrique De 'M'arhines Outıls Oerlıkon Buehrle Et Cie firmasiyle birlikte memleköümizd'e tesis   edecekleri   ortaklık   vası­tasiyle  her ttÜTİü kaynak  elektrotları imâl etmek üzere kuracakları teşebbü­se ecndbi  çerükin makina ve  teçhizat
şeklinde vazedeceği 60.000 Türk lirası karşı ığı İsviçre frankı tutarındaki ay­ni sermayelin 6224 sayılı    kanundan faydalandırılmasına İcra Vekilleri He­yetince karar verilmiştir.

 Türkiye İş Bankası, Türk    Tecim Anonim Şirketi ve Vehbi Koç'un Bir­leşik Amerikada müesses Gensstral   Elerrüic Co A. Division Of General Electric   Company  firmasiyle birlikte memleketimizde tesis  etmiş  oldukları General  Elektrik T,A.O.  vasıtasiyle kurdukları fabrikayı ampul kavanozu
da imâl etmek için tevsi eıtmek üzere ecnebi şerikin vazedeceği 10.000 dolar tutarındaki naikdi sermayenin 266.676 dolarlık ayni sermayenin 29.000 dolar tutarındaki teknik proje masrafının ve
5.4:1956 tarih'i 4/7042  sayılı kararoame ile faizsiz bir ikraz şeklinde 6224 sayılı karamdan aydalandırılmasına İcra Vekilleri Heyetince karar veril­miştir..

 Ankara:

1956 yılı silâhlı kuvvetler atış şampi­yonası Çankırı piyade atış okulu po­ligonunda yapılmıştır. Kara, Deniz, Ha va ve Jandarma kuvvetleri ekipleri­nin iştirak ettikleri şampiyonada ta­kım tasnifinde kara kuvvetleri birin­ci, deniz kuvvetleri ikinci, hava kuv­veleri üçüncü, jandarma kuvvetleri dördüncü olmuşlardır.

Ferdi tasnifte (yatarak) 163 puanla ka­ra kuvvetlerinden Teğmen Necdet As­ker birinci, 158 puanla Üsteğmen F. Körİstan ikinci, (çökerek) 149 puanla K.K. den Yzh. H. Tunalı birinci, 148 puanla hava kuvvetlerinden S. Öngül ikinci, (ayakta) 127 puanla K.K. den Nscdet Asker birinci, 102 puanla ha­va K. -den B. örsler ikinci olmuşlar­dır.

20 Temmuz 1956

 Ankara:

ingiltere hükümetinin davetlisi olarak 15 gün önce Londraya gitmiş bulunan ve İngiltere'nin muhtelif bölgelerinde çalışma mevzuunda tetkikler yapan ilgili muhtelif İngiliz makamlarıyla te­maslarda bulunan Çalışma Vekili Müm taz Tarhan; bugün saat 21 de uçakla şehrimize avdet etmiştir. Çalışma Ve­kiline bu seyahatinde refakat eden Çalışma Umum Müdürü Ekmel Onbulak. da aym uçakla vurda dönmüştür.

21 Temmuz 1956

 İstanbul  :

Gureba hast ananesinde ts-davi .edilmek te iken dün gece vefat eden Ankara meb-usu sabık Adliye Vekili ve Demok rat 'Parti Genel Kurul üyssi Osman Şevki Çiçekdağ'm cenazesi bugün sa­at 18.30 da Gureba hastananesinden alınarak  Haydarpaşaya getirilmiş  ve buradan Ankaraya nakledümek üzere saat 20 ekspr-esine bağlanan hususi bir vagona konulmuştur.

Gurdba hastahanesinde yapılan me­rasimde Başvekil Adnan Menderes, Re isicumhur adına hava yaveri binbaşı Ertuğnıl Çokdeğer, Devlet Vekili Emin Kalafat, Devlet Vekili Cemil Bengü, İşletmeler Vekili Samet Ağaoğlu, An­kara mebusu Atıf Benderlioğlu, Eski­şehir mebusu Kemal Zeytinoğlu, An­kara mebusu Necmi İnanç, Kayseri mebusu Kâmi''. Gündeş, Eskişehir me­busu Hasan Polatkan, Başvekâlet Müstegarı Ahm-sd Salih Korur, İstanbul Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay, Er­kânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgene­ral İsmail Hakkı Tunaboylu, Emniyet Umum Müdürü Kamal Aygün, Birinci Ordu Müfettişi Korgeneral Nazmi A-taç, Garnizon Kumandanı Korg-sneral Suad Kuyaş, Başvekâlet Kalemi Mah­sus Müdürü Muzaffer Ersü, İstanbul Müddeiumumisi Hicabi Dinç, Merkez Kumandanı İstanbul hâkimleri, yakın dostları ve akrabaları hazır bulunmuş­lardır.

Başta bando olmak üzere asikeri bir kıta Ve bir polis müfrezesi cenaze ala­yının hareketi esnasında selâm resmini ifa etmiştir.

Osman Şevki Çiçekdağ'm naşı Gureba hastahanesi camiinden alınarak bando­nun çaldığı matem marşı ite cenaze otomolbiline nakledilmiş ve halk tara­fından iki tarafı doldurulmuş bulunan anayolu takiben sirkecideki araba va­puru iskesine getirilmiştir.

Cenaze arabası Kadıköy iskelesinden kafileye iltihak eden atlı bir polis miij rezesi arasında saat 19.20 de Haydar­paşaya gelmiştir.

Haydarpaşa da cenaze otomobilinden a-İman merhumun naşını ailesi efradı, akrabası, Başvekis Vekiller, mebuslar, partililer, dostları ve kalabalık bir halk kit'asi takip ediyordu ve askeri bando matem marşı çalıyordu.

Kortejin ekspresin hareket edeceği pe­rona muvasalatında burada selâm res­mini ifa eden ihtiram kıtası Önünde duru'nnus   merhumun  naası  Ankara ekspresine bağlanan vagona yerleştiril mistir.

Bundan sonra Reisicumhur Celâl Bayar, Başvekil Adnan Menderes, Vekil­ler ve Belediye Reisi, İstanbul Adliyesi İstanbul Müddeiumumisi tarafından gönderilen çelenkler cenazenin bulun­duğu vagona yerleştirilmiştir.

"J3unu müteakip Başvekil Adnan Men­deres merhumun ailesine ve yakın ak­rabasına vagonlarına kadar giderek tekrar taziyette bulunmuştur.

Tr-anin hareketi esnasında askeri kıt'a selâm resmini ifa etmiş ve (bando ma tem havasım çalmıştır.

Atıf Benderlioğlu ile diğer Ankara me busları yarınki törende bulunmak üze­re aynı trenle Ankaraya hareket et­mişlerdir.

22 Temmuz 1956

- Ankara:

Demokrat Parti Genel İdare Kurulu azası, Ankara mebusu ve sabık Adliye Vekili Osman Şevki Çiçekdağ'm cena--zesi bugün öğle namazını müteakip Hacı Bayram Camiinden alınarak me­rasimce Cebecideki aile mezarlığına gö türülmüş ve ebedi istirahatgâhma tev­di .edilmiştir.

Hacı Bayram Camiinde saat 12.30 da başlıyan cenazs merasimine Reisicum­hur Celâl Bayar adına Riyaseti Cuan-"hur Umumi Kâtibi Fikret Bel'bez ve Yaver Kurmay Binbaşı Kemal Eker iş­tirak etmişlerdir.

"Merasimde Büyük Millet Meclisi Rei­si Refik Koraltan, Devlet Vekili Cemil "Bengü, Maarif Vekili Prof. Ahmet Özel, Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan jfte me buslar, Adliye Vekâleti Müsteşarı Ha­di Tan, Adliye Vekâleti erkânı ve Tem yiz Mahkemesi Reis ve azaları, Emni­yet Umum Müdürü, Jandarma Umum "Kumandanı, Ankara Vali Vekili, Cum­huriyet Müddeiumumisi, Belediye Rei­si, hâkimler, iktisadi devlet teşekkülle­ri ve bankalar ileri gelenleriyle mer­hum Osman Şevki Çiçekdağ'm başkanı [bulunduğu Çocuk Esirgeme Kurumu İdare Heyeti azaları, ailesi efradı, ya­kınları ve dostlariyle çok kalabalık bir vatandaş topluluğu hazır bulunmuştur. Merhumun Türk bayrağına sarılı olan tabutu dostları tarafından Hacı Bay­ram Camiinden alınırken bando cenaze marşını çalmış ve bir askeri kıta ile bir polis müfrezesi selâm resmini ifa etmiştir.

Cenaze alayı önce atlı bir polis müfre­zesi ile onu takiben .bando ve başta Reisicumhur Celâl Bayar'm, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltanm, Başvekil Adnan Menderes ile vekille­rin, Ankara ve kazaları belediyelerinin Ankarada mevcut bankaların. Ankara adliyesinin, Kızılay, Çocuk Esirlgeme Kurumu, Yardım Sevenler Derneği gi­bi hayır müesseselerinin, Demokrat Parti Genel Merkezi ile il ve ilçe10-rinin v? diğer birçok teşekküllerle muh­telif zevatın gönderdiği 150 ye yakın çelenk olduğu halde Hacıbayram, Ca­miinden hareket etmiş ve eller üzerin de taşman taputu -merasimde hazır bu­lunan zevat ile bir askeri kıta ve bir polis müfrezesi takip eylemiştir.

iki tarafını birer sıra polis ve jandar­manın çevrelediği cenaze alayı Ana-fartalar yoliyle Çocuk Esirgeme Kuru­mu binası civarına gelmiş ve biri Ad­liye sarayı, diğeri Çocuk Esirgeme Ku­rumu önünde olmak üzere iki defa kı­sa birer vakfede bulunularak, merhu­mun uzun yıllar hizmet etmiş olduğu her üki müessese selâmlanmıştır.

Resmi merasim burada nihavete erim? ve Osman Şevki Çiee-kdağ'm naşı ce­naze arabasına naklolunurken bir as­keri kıta öelâm resmini ifa eylemiştir. Merasime iştirak eden Büyük Millet Meclisi Reisi ile vekiller, mebuslar ve diğer zevat otomobil ve otobüslerle ce­naze arabasını Cebecideki asri mezar­lığa kadar takibetmişlerdir. Osman Şev ki Çiçekdağ'm naşı burada ebedi isti­rahatgâhma tevdi olunmuştur.

23 Temmuz 1956

 Ankara:

Büyük  Millet     Meclisinin   13   temmuz 1956 tarihli toplantısında kabul edilmiş olan gider vergileri kanunu, bugünkü Resmi Gazetede neşrolunmuştur.

İstanbul  :

M.M.V. İstanbul Temsil Bürosundan bildiriton iştir:

Evvelki gün Ankaradan Erzuruma git miş olan dost ve kardeş Pakistan Or­duları Başkumandanı Orgenera Eyüp Han, maiyeti ve mihmandarları ile (birlikte bulgun saat 13 te özel bir uçakla İstanbul'a gelmiştir .

Orgeneral Eyüp Han, Yeşilköy haıva a-lamnda Başvekil Menderes adına yayeri Yüzbaşı Hayred'din Sümer, Vali Proi Gokay adına Vali Muavini. Na­zım Başlamışlı, Birinci Ordu Müfettişi Korgeneral Nazmi Ataç, Garnizon. Ku­mandanı Korgeneral Suad Kuyaş, ge­neraller, Bakırköy Kaymakamı, Mer­kez Kumandam ve diğer yüksek rütbe li subaylar tarafından merasimle karşı­lanmıştır.

Ankara:

Haber 'aldığımıza göre, Maarif Vekâle­ti Talim ve Terbiye Heyeti azasından Fevzi Erten, Unesco tarafından Tay­land hükümeti nezdinde müşavir ola­rak görevlendirilmiştir.

Unesco'nun tayin ettiği ilk Türk müte­hassısı olan Fevzi Erten Pariste Unes­co genel nrarkezi ile yonmakta olduğu temasları müteakip bugünlerde Tay land'a giderek vazifesine bağlıyacaktır.

Fevzi Enten Tayland'ın kuzeyinde ibulu nan Uboi'de koy ögr.etmeni yatiştirecek müesseseleri tesis etmek ve teşkilâtlan dırmak işinde Tayland hükümeti nez­dinde Unesco'nun mütehassısı olarak bir yıl vazife görecektir.

Ankara:

Başvekil Adnan Menderes, dost ve kardeş Afgan hükümetinin davetlisi o-larak Afganistanı resmen ziyaret etmik üzere yarın 24 temmuz salı günü sa'at 20.30 da istanlbu'ldan uçakla Ka­bil'e hareket edecektir.

Bir hafta kadar sürecek olan bu seya­hatinde Başvekilimize, Dahiliye Veki­li, Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes'le Demokrat Paitti Meclis Grulbu Reisi Aydın Mebusu Doktor Namık Gedik, Ankara MeJbusu Atıf B-snderlioğ u. Kayseri Mebusu Kâmil Gündeş, Aydın M&busu Doktor Baki Öktem, Erzurum Mebusu Bahadır Dül­ger, 'Başvekâlet Müsteşarı Ahmet Sa­lih Korur, Hariciye Vekâleti Umumi Kâtibi Büyükelçi Muharrem Nuri Bir-gi, Hariciye Vekâleti İkinci Daire Umum Müdürü Orhan Eraip, Başvekâ­let Hususi Kalem Müdürü Muzaffer Ersü, Anadolu Ajansı Umum Müdürü Şeriif Arzık, Hariciye Vekâleti Hususi Kalem Müdürü Ziya Tepedelen, Başvekât Yaveri Yüzbaşı Hayrettin Sü­mer ve Hariciye Vekâletinden Güner  Türkmen refakat edeceklerdir.

Afganistan'ın Ankara Büyükelçisi Ek­selans Assadullah Seraj Han da Baş vekilimizle birlikte Kabil'e hareket e-dec ektir.

İzmir:

Bayramı Manisada geçirerek, askeri spor okulunun temel atma merasimin­de bulunan Milli Müdafaa Vekili Semi Ergin hava meydanında kendisi ile askeri spor mevzuunda konuşan ütvj birimize şu beyanatta bulunmuştur:

«Orduda sporcu yetiştirecek olan bu okul üç dört milyon liraya çıkacaktır. Ayrıca Bozdoğan'da kayıkçılık Yurtda-ğmda geçit açılarak Ali A&a'da su sporları tesislerini yelken, kürek, ba­lık adamlar ihtiva edecek olan oku"un 1957 ders senesinde faaliyete geçmesi için çalışılmaktadır.

Manisadaki okul tesisleri modern mâ­nada olup plân'arı Avrupa'nın mütekâ­mil spor okullarından örnekler alına­rak tatbik mevkiine konmuştur.

Ayrıca Bozdoğan'da kayakçılık Yurtda olan  yüzme  havuzu  Türkiye'nin en modern ve nizama tesisi  olacaktır.»

24 Temmuz 1956

İstanbul  :

Albay Antonio  Oesar de    Andrade'm kumandasındaki 11.110 tonluk Duque De Caxias Brezilya mektep gemisi, buıgün saat 10.30 da İstanbul limanına gelmiştir.

Geminin Dolmabahçe Önlerinde delenıesini müteakip karaya çıkan    Al­bay De Andrade, mûtad nezaket ziya­retlerine başlamıştır.

28 temmuza kadar istanbulda kalacak olan Brezilya okul igemisinde 37 sulbay, 187 subay namzedi ve 463 deniz eri bulunmaktadır.

İstanbul  :

İstanbul Ticaret Odası Neşriyat Müdür lüğü tarafından her ay neşredilmekte olan g-eçinı endeksinin hazirp- ayma ait olanı hazırlanmış bulunmaktadır.

Verilen malûmata göre haziran ayı geçim endeks sayısında bir ay evveli­ne nazaran ortalama yüzde 4,32 nisbetinde bir düşüklük olmuştur.

Milli Korunma Kanunu tatbikatından sonra (bilhassa temmuz ayında düşük jüğün geniş ölçüde arttığı ayrıca bil­dirilmektedir.

Haziran ayı içinds en fazla fiat dü­şüklüğü, yüzde 71 ile giyim ve ev eş­yasında olmuş ve bunu yüzde 6,22 ile gıda maddeleri grubu, yüzde 1,39 ile muhtelif masraflar grubu takibetmiştir.

İstanlbur:

Başvekil Adnan Menderes, Dahiliye Vekili ve Harkiye Vekâleti Vekiu Et-hem Menderes ile 'birlikte Afganistan'a yapacağı ziyaret müddetinde Başvekâ-lete İşletmeler Vekili Samed Ağaoğlu'-nun. Dahiliye Vekâletine Bevl-et Veki­li Celâl Yardımcımın ve Hariciye Ve­kâletine Devlet Vekili Emin Kalafat'm vekâlet .etmeleri hakkındaki Başvekâ­let tezkeresi yüksek tasdike iktiran et­miştir.

Ankara:

Londrada yapılmakta olan milletlerara sı binicilik müsabakaları hakkında -Mil­li Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosun­dan aldığımız tamamlayıcı malûmata nazaran 23 temmuz pazartesi günü 10 milletin iştirakiyle 59 müsabık arasında yapılan müsabakada binbaşı Salih Koç "Bahadır» isimli atıyla birinci ge­lerek Distaf Section mükâfatını ka­zanmıştır. Ayrıca Yüzbaşı Kemal Özçelik «Eskimo» isimli atı ile 88 müsa­bıkın arasında birinci gelerek Metro­politen Spakes mükâfatını kazanmaya muvaffak olmuştur.

Binicilerimizin zaferlerini Irak Kralı ve Ediniburg Dükü'nün de hazır bu­lunduğu yarışlarda binlerce kişi alkış lamıştır.

 Ankara:

Smır, kıyı ve kara sularımızın muha­faza vo emniyeti ve kaçakçılığın men ve takibi işlerinin Dahi'iye Vekâletine devrine dair olan ve Büyük Millet Men liginin 16 temmuz tarihli oturumunda kabul edilen 6815 sayılı kanun bujgün-kü Resmi Gazetede intişar ederek yü­rürlüğe girmiştir.

Bu kanun hükümlerine göre, Dahiliye Vekâletine devredilen sınır, kıyı ve kara sularımızın muhafaza ve emniye­tiyle gümrük bölgesinde kaçakçılığın men, takip ve tahkiki vazifeleri jandar ma umum kumandanlığmea ifa edile­cektir.

Ancak, kara hudutlarımızdaki gümrük kapları ile (Pasavan kapılarında ve gümrük teşkilâtı bulunan -hava ve de­niz limanlarında ve serbest bölge ve çeşitli antrepo ve iç gümrük sahaların­da ve Marmara Denizi ile Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarında ve ku.. yer­lerdeki gümrük bölgesinde gümrük muhafaza vazifeleriyle kaçakçılığın m-sn, takip ve tahkiki Gümrük ve İn­hisarlar Vekâletine ait olacak, ayrıca gümrük ve kaçakçılık kanunlarındaki Gümrük ve İnhisarlar Vekâleti ve teş­kilâtının selâhiyetleri mahfuz kalacak­tır.

Kanunun diğer hükümlerine göre, ka­çakçılığın men ve takibi maks'adiyle Dahiliye Vekâletince bir istihbarat teş kilâtı kurulacak, Dahiliye Vekâletine devrolunan bu vazifelerin ne suretle görülec-eği ve subayların ne suretle ye­tiştirilerek istihdam edilecekleri Ibir nizamname ile tesbit olunacaktır.

Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı tşekilâtmın ne suretle devralmacağını gösterir hükümler de kanunun mu vakkat maddelerinde yer almıştır.

 Ankara:

Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosun­dan bildirilmiştir: 23 haziranda Türk -Suriye hududunda kaçakçıların takibi dolayısiyle meydana ge en ve bir Türk subayı ile iki Türk erinin Ölümüme se­bebiyet veren hâdisede 36 kişinin Türk makanılarmsa tevkif edildiği ve bun­lardan bazılarının serbest bırakılması sorumda geriye kalan 29 Suriyeli hak­kında adli tahkikata girişildiği hatır­lardadır.

Hâdisenin intikal etmiş olduğu Nusay-ibin mahkemesi bugünkü celsesinde bahis konusu 29 Suriyelinin suçluluğu nu sabit görmiyerek beraat ve tahliye­lerine karar vermiştir. Suriyeliler bu akşam hudutta Türk emniyet makam­larınca Suriye makamlarına teslim aileceklerdir.

 İzmir:

Bugün vapurla İstanbula mütevccih'en şehrimizden layrı'an Belediye Reisi En ver Dündar hareketind-en evvel gaze­tecilere şu beyanatı vermiştir:

«İzmir Enternasyonal Fuarının an'ane şeklini almış bulunan açılış merasimin de Sayın Reisicumhurumuzla Başveki­limizi davet etmek üzere İzmir şehri namma ibir heyet halinde İstanbul'a gitmekteyiz.

Bu sene İzmir Enternasyonal Fuarı 25 nci yılını idrak edecektir. Bu itibarla teu sene fuarımızda Türk Sanayiinin erişmiş olduğu yüksek merhaleleri ve birçok yenilikleri yakından görecek­siniz.

Diğer mühim bir nokta da «kalkman Türkiye pavyonu» nun çok zengin ve mükemmel bir halde hazjrlanmasıdır. Geçen yıllarda Sümerbank'm fuara iş­tirak ettiği pavyon bu sene kalkman Türkiye pavyonu olarak açılacaktır. Bu pavyon fuar ziyaretçilerine Türki­ye hakkında güzel fikirler verecektir.

Yabancı devletler pavyonları için ge­len heystler, faaliyetlerini hızlandırmış


 

lardır. Bu sene fuara 15 ecnebi devlet igtirak etmektedir. B.azı yerli müesse­se ve firmalarımız ise mühim hazırlık­larını ikmal etmişlerdir.

Bu yıl 25 yaşma basacak oları İzmir En ternasyon'&l Fuarının 20 ağustosta ya­pılacak açılış merasimine saym Reisi­cumhurumuz ve Başvekilimizin teşrii etmelerini İzmir ha ki candan arzu et­mektedir. Bu münasebetle İzmir halkı­nın sevgi ve derin hürmetlerini bü­yüklerimize arzedeceğim.

Aynı zamanda İzmir şehri namına ve-halkımızm hissiyatına tercüman olmak üzere devletimizin büyük misafiri Pa­kistan Reisicumhuru Ekselans General İskender Mirza İle pek muhterem refi­kalarını İzmire davet edeceğiz.

Belediye reisi bu arada seyahatinden, faydalanarak istanbul Vali ve Belediye Reisi ile Milli Korunma Kanununun tatbikatı etrafında temaslarda buunacağını söylemiştir.

25 Temmuz 1956

 İstanbul  :

Münakalât Vekili. Arif Demirer, Akdeniz vapurunda gazete sahip ve başmuharrirleriyle yaptığı hasbıhalde. Denizyolları ve Denizcilik Bankası İşletmesindeki son inkişafları belirterek demiştir ki:

«Bugün 19 yeni yolcu ve yük gemisi­nin hizmete girmiş bulunması müna­sebetiyle bu gemilerden birisi olan Ak­deniz yo'.cu gemisinde toplanmış bulu­nuyoruz.

Bu gemiyi ibizzat baştanbaşa gezmek suretiyle her sınıf yolcunun istirahatı için hiçbir şeyin noksan bırakılmadığı­nı, hizmette rasyonelliğin ve personel İstirahatinin de bilhassa nazara alın­dığını müşahede buyurdunuz.

Lüks Ve diğer kamara sınıflarının ye­mek, istirahat ve eğlence salonlarının mükemmelliği yanında eski gemilerde göğerte ve ambarlarda seyahat eden az gelirli yolcularımız için ranzalı, perdeli ve lâmbah yatakların ve ayrı yemek ve yıkanma yerlerinin üe mev­cudiyeti bu gemilerin an mühim husu­siyetlerinden birisidir.

Diğer yolcu gemilerimiz de aynı firmla tarafından ayni esaslar dahilinde inşa edilmiştir.

Almanya'da yaptırılan Akdeniz, .Kara­deniz, Marmara, Ege ve İzmir açlarını taşıyan bu 'gemiler, 16-19 mil sürate sahiptirler. Bunların mecmuu bedeli 62.224.643 Türk lirası olup anlaşmasın­da tesbit edilen esaslar dahilinde öden­mektedir.

Amerika'dan alman Aydın, Manisa, Seyhan, Kütahya ve Nevşehir şileple­riyim Japonyada yaptırılan Kayseri, Sakarya, Denizli, Bolu v.e Amasya şilep Zeri ve 'Batman Tankeri ile jilen filo­muz 82.333 tonluk yeni ve muazzam, bir kuvvet kazanmıştır. Bu gemilerin bedeli de 45.487.554 Türk lirasıdır. Mu kavelesi gereğince Ödenmektedir.

Bunlardan başka 5.890.065 liraya Nor­veç'ten satın alman Eskişehir ve Kır­şehir şilepleriyle 540.000 liraya İn-gil-terede yaptrilan Hora kurtarma gemi­leri de hizmete girmiş bulunmaktadır. Takriben 115 milyon Türk lirasına mal olan ve 103.173 tona baliğ olan 'bu yeni filo tamamen hizmete girmiş bulun­maktadır.

Türk denizcilik âleminde bu miktarda ve bu kıymette gemi siparişinin yapıl­dığı ve hizmete .girdiği bugüne kadar emsali görülmemiş bir hâdise değildir. 1950 de Denizyolları Umum Müdürlü­ğünün 165.764 tonluk 43 adied gemisi bulunduğu ve bunların arasında tabii ömürlefini tamamlamış 50-70 yaşların­da olmasına rağmen çalıştırılanların gayret ve elde edilen neticenin azame­ti kendiliğinden meydana çıkar.

Akdenizde denizcilikleriyle Öğünen İ-talyaniarm bu defa Adriyatik seferle­rimizin başlamasından sonra radyo ve gazetelerinde gösterdikleri telâşlı neş­riyat her Türk'ün sadece iftihar duya­cağı bir hâdisedir.

Evvelce 50 yaşındaki Ege gemisiyle 15 günde bir yapılan Marsilya seferleri yerine hâlen iki yeni gemi ile bu hat Barselona kadar uzatılmıştır. Ayrıca Cenup Akdeniz hattı, Akdeniz liman­ları arasında muntaz'am ve daimi kur-vaziyer seferleri, Adriyatik hattı, turis­tik Akdeniz vs Şimali Avrupa seferleri yapılmaktadır.

Senede 400.000 ton akaryakıt taşıyan tankerlerimiz büyük döviz tasarrufu ve kazancı temin etmektedir.

İstanbul Jim-anmdaki gecikmeler yü­zünden Türkiye navlunlarına zamlı ücret talep eden ennobi vapur şirket­lerinin daimi şikâyet konusu olan tah­mil ve tahliye tesis ve vasıtalarımızın kifayetsiz:'iği içinde kıvranan İstanbul limanı bugün mekanik kara ve deniz ■tahmil, tahliye ve istif cihazları mede­ni mavnalar, şartlar ve yeni anbarla-ma sahaları, Haydarpaşa ve Salipazarı jiman, rıhtım ve antrepoları ile mo­dern, büyük bir yeni lim'an halinde Türk iktisadiyatının hizmetindedir.

Vaktiyle mahdud miktardaki gemilerin tamir ve bakımına cevar> vermiyen ter­sanelerimizde her 'türlü tamirden baş­ka yeni şilep, şehir hattı gemisi ve li­man vasıtalarının inşa edilmekte olma­sı bu. sahadaki çalışmalar hakkında fi­kir edinmeğe kâfidir.

Şehir hatlarının eski, süratsiz ve kon­forsuz gemileri de 'birer birer kadro ha rici edilerek içeride v-s- dışarıda ya­pılan yeni ve süratli gemilerle takvi­ye edilmektedir. Şimdiye kadar yapı­lanlardan başka bu diafa İtalya'ya 350-2000 yolcu taşıyaracak 16 geminin si­parişine aıid mukavele akdedilmiştir.

Bu kısımdaki hizmet artışına misal olarak 1950 de taşman 51.000.000 yol­cuya mukabil geçen yıl 70.000.000, 1950 de arabfeı vapurlariyle 366.000 na­kil vasıtası taşınmış iken yine gecen yıl bir milyon 145.000 nakil vasıtasının taşındığını be'irtmek isterim.

Denizcilik Bankası "tesis ve vasıtalarm-daki bu azim artışa muvazi olarak ar­matörlerimizin de ellerindeki eski ge­mileri yenilemeleri için mümkün olan her türlü yardım ve teşvik teman edil­miş ve 1950 de 62 aded to 163.612 ton­luk vasati yaşları 50 olan filoya muka-fbil halen vasatı yaşları 30 a inmek su­retiyle gençleş-tirilmiş 106 aded ve 430bin 505 tonluk bir filo meydana geliri! iniştir.

Bizim bugün burada toplanmamıza ve­sile olan 103.000 küsur tonluk 19 yeni geminin bütün diğer vasıta v.e tesisi" rimiz de birlikte aziz milletimizin kal­kınmasında hayırlı ve uğurlu hizmetler görmesâni Allah'tan temenni ve niyaz eylerim.

- Ankara:

Toprak Mahsulleri Ofisi, milli ekono-mizin gelişmesi bakımından ifa ettiği çeşitli faaliyetleri arasında, memleket ihtiyacından, fazla hububatı ihraç su­retiyle yurdumuzun kalkınmasında çok ihtiyaç duyulan dövizin temin ve teda­rikinde de yardımcı olmaktadır.

«Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 1951 yılından 1956 yılının altıncı ayı sonuna kadar dış memleketlere satılan hububat miktarı 3.445.509 tondur. Bu­na mukabil 837.257.189 Türk arası kar şılığı döviz temin olunmuştur."

Diğer tarftan memleketin cok kıymet­li bir istihlâk ve ihraç maddesi olan hububatın iç merkezlerde iyi şekilde muhafazası ve liman"arda vapurlara süratle yüklenmesini sağlamak üzere fenni tesislerin inşasına hızl'a devam olunmaktadır.

1955 yılının sonunda ofisin elinde bu­lunan muhafaza yer: erinin kapasitesi 1.100.000 tona varmıştır. İnşa halinde bulunan ve yalnız memleketimizin de­ğil Avrupa'nın :en ibüyük silosu olacak olan 100 bin tonluk Mersin süosu ile, 60 şar bin tonluk Ankara ve Konya siloları, 20 5er bin tonluk İzmir ve Te­kirdağ siloları, 10 ar bin tonluk Trab­zon ve Samsun çelik ve beton siloları ile diğerleri tamamlandığı zaman 1 milyon 900 bin tonla 'baliğ olacaktır.

Buna muvazi olarak bir zamanlar an­cak mahdut birkaç limandan çok dar ibir ö'cüde yapılan yüklemeler bugün sekiz limandan ve tamamen modern vasıtalarla icra edilmekte ve her li­manda günde asgari 1000 ton yükleme yapılmaktadır. Bazı limanlarımızda ise yükleme ve 'boşaltma ameliyesi gün de 3000 tonu bulmaktadır.

Ayrıca, Toprak Mahsulleri Ofisi U-mum Müdürlüğü müstahsilden azami miktarda mal almaya gayret etmekte ve müstahsilin iyi vasıflı ve dünya pi­yasalarında aranılan cins ve evsafta mahsul yetiştirmesini temin için de ge­rekli tedbirleri almaktadır.

Ankara:

Et ve Balık Kurumu., hem müstahsilin malını kıymetlendirmek, hem de mem­lekete döviz sağlamak üzere, üzüm, el­ma, kavun, şeftali ve narenciye çeşitle­rinin dış piyasalara şevki hususunda giriştiği temaslar sonunda ilk olarak İzmirden Almanyaya 60 ton sultani ü-züm ihraç etmiştir. İznik civarında ye­tişen ve yabancı piyasalarda rakipsiz olan müşkile üzümünden de tecrübe mahiyetin'de Almanyaya 100 ton ihraç edilmiştir. Elde edilecek neticeye gö­re, bu miktarın bir mevsim boyunca 2-3 !bin tona nıkarılmasıria ça'ışılacak-tır. Et ve Balık Kurumu.. Transthermos müessesesi ile yaptığı anlaşma ge­reğince bu mahsullerin soğuk hava tertibatını haiz vagonlarla şevkini sağ iamıştır. İsveç, Norveç ve Danimarka ya da meyva ihracı için gerek'i temas­lara devam olunmiaktadır.

Ankara:

Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtı ta­rafından teşkilâta dahil memleketler­de mesken inşaatını kontrol .etm-sk üze re tetkik'erde bulunan Mr. Tuttele baş kanlığmc'aki Mr. Schroeder ve Mr. Mor gan'la Avrupa prodüktüvite ajansı şe­fi Ernest Shsuman'dan mürekkep he­yet Ankarada alelumum mesken inşa­atını ve işçi meskenlerini görerek gö­rüşlerini belirtmişlerdir.

Ankarada ve Ankara civarındaki inşa­atı kontrol eden mütehassıslar bilhassa Oleyis işçi evleri inşaatını takdirle kar sılamışlardır.

Heyetten Mr. Morgan 27 temmuz cu­ma günü saat 17 de ISTafia Vekâleti konferans salonunda mesken inşaları hakkında bir konferans vercektir.

Bugün saat 18 de İşçi Sigortaları Ku­rumu Umum Müdürlüğünde heyet şe­refine bir kokteyl parti verilmiştir.

Mütehassıslar İstanbula ve Bursaya da giderek yapılan inşaat ve i?£i meste; n leri hakkında tedkikler.de bulunacak"ar dır.

26 Temmuz 1956

 Ankara:

Vakıflar Umum Müdürlüğü, vakıf mü­esseselerimizin gelir kaynaklarını e-konomik tödibirler!.e geliştirmek sure­tiyle sağlanan imkânlar sayesinde sos­yal gayelerin daha şümullü bir. şekil­de .gerçekleştirmeğe çalışmaktadır.

Bu cümleden olmak üzSre İstanbulda Çiçek pazarında 90 odalı bir İŞ hanı ile Erzurumda 40 daireli 4 apartman ve bir is hanının, Aydın vilâyetinde 70 dükkanlı ve soğuk hava tesisatlı bir halin inşası ikmâl edilmiş ve bunlar hizmete girmiştir. Bütün hu isler için 2.234.066 lira sarf edilmiştir.

Hayrat ve âbidelerin tamirine gelince: Gene 47 vilâyette 166 c'ami tamir edil­miş ve 27 vilâyette 72 cami için çeşit­li sosyal yardımlar yapılmıştır.

Ayrıca İstanbulda FaÜhdeki yurtlarda bulunan üniversite talebelerinin çeşitli ihtiyaçları karşılanmış İstanbul ilk okullarında okuyan 200 e yakın zayıf ve kansız çocuğa yardımlarda bulunul muş ve Pendikte 3 devreli bir kamp ku rulmuştur. Bu kamp halen devam et­mektedir.

Bütün bunlardan başka, umum müdür­lükçe nıenba suları işletmelerinin ve­rimli bir hâle getirilmesi İ£İn başlan­mış olan çalışmalar ikmâl edilmiş ve bunlardan müsbet neticeler 'alınmıştır.

27 Temmuz 1956

 Ankara:

Fransa milli bayramı münasebetiyle Reisicumhur Celâl Bayarla Fransa Re­isicumhuru Ekselans Rene Coty arasın da tebrük ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

 Ankara:

Ekmeklik, makarnalık buğday ve çav­darın, azami satış fiyatlarının belediye lerce t Sabitine, bazı cenup vilâyetlerin­de m ah a 13 tervmül-E 'göre tayin edilecek ihtiyaçlar fevkinde buğday ve arpanın stok edilmesine ve Ankara, İzmir vs İstanlbul gibi şehirlerde Toprak Mah­sulleri Ofisi tarafından yapılmakta ot­lan ekmeklik satışı1 ;ar m da halen mer'i fiyatların tatbikatına devam olunma­sına dair olan 1027 sayılı koordinasyon kararı bugünkü resmi gazete ile yayın lanmıştır. Karar şudur:

Madde 1  Halk ihtiyacını karşılamak ve ekmek, un ve mamûllerindeki fiyat ve 'vasıf tem'Ewüçlerini Önlemek mak-sadiyle, Milli Korunma Kanununun 6731 sayılı kanunla muaddel 31 nci maddesinin 1 nci bendinin ikinci fıkra­sı gereğince belediyeler, ekmeklik ve makarnalık buğdayın ve çavdarın aza­mi satış fiyatlarını aşağıdaki hususlar dikkat nazarına alınmak suretiyle tes-rbit ve mahallen ilân ectaücr.

B:u suretle tesbit ve ilân olunan fiyat­lar hükümetçe tayin ve Toprak Mah­sulleri Ofisince tatbik edilmekte olan alım baremlerine naz'aran vasıflarına ve primli olup olmadıklarına göre bu­lunacak mubayaa fiyatlarına kiloda a-zami bir kuruş kadar ilâve suretiyle 'bulunacak fiyatları tecavüz edemez.

Madde 2  Mutavassıtlar arasında el değiştirme halinde dahi fiyatlar birin­ci maddede belirtil-sn azami haddi ge­çemez.

Madde 3  Ha'k ve milli müdafaa ih­tiyaçlarını tanzim ve tem inen ve hu­dutlarımızdan kaçırılmasını önlemek üzere, Hartay, Gaziantep, Urfa, Mardin ve Siirt vilâyetlerinde, valiliklerce maha'li teamüle göre miktar ve nevi itibariyle tâyin ve ilân edilecek şahsi veya ailevi iaşesiyle mükellef olduk­ları sahıs'.'ar <ve işçiler dâhil) ekmeklik, yemeklik, yemlik ve tohumluk ihtiyaç lan üstünde buğday ve arpanın stok e dilmesi veya bu maddelerin ticari maık satlarla alınması veya Toprak Mahsul­leri Ofiisi teşkilâtından gayrı ticari maksatlarla alanlara satılması menedil mistir.

Madde 4  K/1016 sayılı karamı al­tıncı maddesi 'gereğince mülkiye âmir­lerinin tal-ebi üzerine Ankara, İstan­bul ve İzmir şehirlerinde ve 16.11.1955 tarihli 4/6189 sayılı kararname ile yü­rürlüğe konulan K/996 sayılı kararda tadat olunan, mahallerde (Erzurum vi­lâyetinin İspir k'azasiyle, Oltu kazası­na ıbağlı Olur nahiyesi dâhil) Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından yapılmak­ta olan .ekmeklik satışlarında hâlen roer'i fiyatların tatbikine devam edi­lir.

İktisat ve Ticaret Vekâleti, gerek mez­kûr mahallerde gerek diğer şehir v.e kasabalarda ekmeklik ihtiyacı haricin de kalan maksatlar için Toprak Mah­sulleri Ofisine uygun göreceği fiyat­lar üzerinden satış yaptırmağa yetki­lidir.

Madde 5  Ekmeklikten gayri ihtiyaç­lar için tatbik edilecek resim iktisat ve Ticaret Vekâletince teslbit olunur.

Madde 6  Bu kararın 3 ncü maddesi neşri tarihinden, diğer maddeleri 15.8. 1956 tarihinden itibaren meriyete girer.

Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri istiklâl günü münasebetiyle Reisicumhur Ce­lâl Bayarla Öaşkan Eisenhow.er arasın­da tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

İstanbul  :

Maarif Vekâleti Basma ve Yazı ve Re­simleri D-srleme Müdürlüğünden aldı­ğımız malûmata riazaran, bu yılın ilk altı ayında Türkiye'deki matbaalarda 1340 kitap ve risale basılıp derlenmiş­tir.

Bunlardan 470 eser sosyal ilim'ere, 327 eser tatbiki ilimlere, 215 eser edebiya­ta, 77 eser' tarih, coğrafya v.e biograf-yaya, 62 eser umumi mevzulara. 60 eser -güzel sanatlara ve tatbiki sanat lara, 47 eser nazari ilimlere, 40 eser din ve ilahiyata, 25 eser felsefe ve ah­laka. 17 eser de fioloji ve lengüistife dairdir.

İlk cildi geçmiş yıllarda basılan eserlerin yeni cildleri ile yeni süreli ya­yımları, atlaslar, haritalar, plânlar, de-sener, gravürler, estamplar, fotoğraflar afişler, ilânlar ve diğer basma yazı ve resim gibi dokümanlar bu istatistiğe dahil edilmemiştir.

Geçen 1955 yılı için 3250 rakamı tesbrt olunmuştur. Bu duruma göre, m-emle-kette kitap ve risale baskısı son 6 ay içinde, geçen yılın ortalamasına naza­ran, 285 aded eksilmiştir. Ancak, el­deki umumi rakamın yılın son ayların­da bir artış göstererek 1955 seviyesini bulacağı tahmin edilmektedir.

 Ankara: Adana, Mersin ve Tarsus şehirlerinde elektrik fiyatlarını tesbit ve bu şehir­lerdeki belediye elektrik işletmelerinin Çukurova Elektrik T.A.Ş. ne devri hu­susunda Nafıa Vekâletince bir toplan­tı tertip edilmişti.

Nafıa Vekâleti şirket ve müesseseler re isi Tevfik Fikret Süer'in riyasetinde yapı1 an bu toplantıya Çukurova T.A.Ş. İdare Meclisi Reisi Ali Sağ, idare mec­lisi azaları Fahri Mervaci ve Ömer Başeğm-sz, Adana Belediye Reisi Ali Bozdoğanoğlu, Mersin Belediye Reisi Zeki Ayan, Tarsus 'Belediye Reisi Sait Kolat i'e bu üç şehir elektrik işletme müdürleri, dahiliye vekâleti devlet su isleri ve Emekli Sandığı mümessilleri iştirak ederek 25 ve 26 temmuz günle­ri devam1! olarak toplanmışlar ve bu toplantı dün geç Vakit sona ermiştir.

Alman kararlara (göre, 1956 senesi so­nuna kadar Mersin, Tarsus ve Adana belediyeleri elektrik işletmeleri tesis­lerinin ve 40 sene müddetle elektrik imtiyazının Adanadaki Çukurova Elek­trik T.A.Ş. ne devrine 'ait mukavele tasarısı tanzim edilmiş ve bu şehirler­de müstehlik abonelere elektrik cere­yanının kilovat saati 15 kuruşa veril­mesi kararlaştırılmıştır Şimdiye kadar bu şehirlerde 34 ilâ 44 kuruşa satılmakta olan elektriğin böy­lece üçte bire düşmesi cidden mühim bir başarı olup müstehlik vatandaşları son derece sevindireceği şüphesizdir.

Demokrat  Parti   iktidarının  muazzam.

bir eseri olan Seyhan Barajının çok faydalı bir semeresi bu suretle tahak­kuk etmiş cluyor.

 Ankara:

Toprak ve İskân Umum Müdürlüğü­nün çiftçiyi topraklandırma faaliyeti büyük bir 'hızla devam etmektedir.

1950 yılından 1956 yahnin 7 nci ayma kadar tevzi komisyonları tarafından 195.985 çiftçi ailesine 9 milyon 830 bin 403 dönüm ziraat arazisi ve ayrıca köy lerin hükmi şahsiyeti narama da 6 mil­yon 22 bin 344 dönüm mer'a tahsis e-dilnıek suretiyle cem'an 15.852.747 dö­nüm arazi tevzi ve tahsis olunmuştur.

Öte yandan yurdumuza gelmiş (bulu­nan 38.302 göomen ailesinin bir an ev­vel müstahsil hâle getirilmesi için 21 bin 650 çiftçi göçmen ailesine 1.126.125 dönüm toprak verilmiş ve 34.463 aileye de evleri inşa ve ikmal .edilerek teslim edilmiştir.

Kendilerine arazi verilen muhtaç çift­çilere bu topraklarda birer işletme kur maları ve bu işletmeleri geliştirmeleri için lüzumlu araç ve vasıtaları temin etmek üzere, kuruluş, onarım ve yıllık işletme kredileri sağlanmış, göçmenle­re de sanatlarına göre lüzumlu kredi yardım: yapılmıştır. Bu suretle yapılan yardım miktarı cem'an 34.652.075 lira­yı bulmuştur.

Yurdun her tarafında faaliyette fouilui-nan 77 toprak tevzi komisyonu 956 yı­la programlarının tahakkuku için köy­lerde, arazinin bulunduğu mahallerde kamp karmak suretiyle çalışmalarına devam etmektedirler. Bu yıl komisyon larca çiftçiye tahminen 2 milyon dö­nüm, toprak dağıtılacaktır.

28 Temmuz 1956

 İstanbul  :

Pakistan Reisicumhuru Ekselans Ge­neral İskender Mirza'nm memleketimi ze yapmakta olduğu ziyaret esnasında ıkendilerine refafc'at etmekte bulunan kardeş ve müttefik Pakistaiım Ma'iye Vekili Ekselans Amjat Ali bugün saat 10 da Yıldız sarayı Şale köşkünde bir basın toplantısı yapmıştır. Pakistanın Ankara Büyükelçisi Ekselans Mian Amjnüddm'dn de hazır bulunduğu ibu toplantıda Pakistan Maliye Vekili de­miştir ki:

«Bildiğiniz veçhile sayın iskend-er Mir za'nın ziyareti geniş ölçüde bir iyi ni­yet ziyaretidir. Maamafih burada kal­dığımız müddet zarfında İbizi, Pakistan lıları ve Türkleri müştereken alâkadar eden rnesel-eler üzerinde görüştük. Ara­mızda çok sıkı dostluk bağları mevcut tur. Bildiğiniz gibi Türkiye ile Pakis­tan arasında bir anlaşma vardır ve ay_ rica Bağdad Paktı üyesiyiz. Vaki görüş meler esnasında iktisadi işbirliği im­kânlarını beraberce araştırmaya çalış­tık. İki memleket arasında mal müba­delesi imkânlarını aradık. İstihsal mad delerimizi bakımından bir kısım mü -him maddelerde mal mübadelesini sağ­lamak kolay değüdir. Türkiye yün ve pamuk İhraç etmektedir. Pakistan da aynı şeyleri ihraç eder. Maamafih 'ba­zı sahalarda ticareti inkişaf ettirmek ümidindeyiz. Biz jüt ihraç ediyoruz. Türkiye bunu ithal etmektedir. Tür­kiye hükümetinin ve İki bankanın fi­nansmanı ile işbirliği yaparak bir jüt fabrikası tesis ediyoruz. Bu fabrikada Pakistan hükümetinin hissesi vardır. Ayrıca Türkiye Çelik Sanayiini inkişaf ettirmektir. Biz çeliği dışardan ithal ediyoruz. Alacağımız maddelerden bi­ri bu olabilir. lAynı şekilde bütün madenleri dışardan ithal ediyoruz. Hat ta kömür de.

Şimdi de pamuklu mensucat ihraç et­meğe başladık. Binaenaleyh, Türkiye'­nin Pakistandan ucuz pamuklu almar sı mümkündür. Biz bunlardan başka cerrahi aletler ve spor malzemesi de i-mal etmekteyiz.

Görüşmelerde bir işbirliği imkânlarını daima araştırdık ve tahmin ediyoruz ki, <bu çalışmalar bir ticari anlaşma ile eticelenecektir.

Biz aynı zamanda Bağdad Paktı üyele­ri arasında münakalât imkânlarının daha çok gelişmesini istiyoruz. Meselâ istanbulda başlıyan ve Karaşiye ka­dar uzanan bir otostrat son derece faydalı olacaktır. Aynca Bağdad Paki memlafcetlferi arasında bir sivil hava­cılık terk: atı kıira'biiirsek çok faydalı olacaktır kanaatindeyiz.

Su kısa beyanatıma son vermeden ön­ce Türkiyeae müşahede ettiğimiz bü­yük gelinmeden büyük memnuniyet duyduk. Türkiye, halkının 'hayat stan­dardını yükseltmek için 'büyük .gayret­ler sarfefcmektedir. Biz de Pakistan-da aynı p=yi yapmağa çalışıyoruz. Yal­nız, Türkiye 'bize nazaran, büyük bir avantaja sahihtir. Zira tabii kaynakla­rı bizden faz.a olup nüfus kesafeti bi­zimki kadar değildir. Türkiyenin iktisa di inkişafını görmek bizi son derece alâkadar etti. Biz Pakistanda sanayileş me hareketine başladık. Bu suretle ta­bii 'kaynaklarımızı geliştirmeğe çalışı­yoruz. Şu neticeye vardık ki. her saha­da inkişaf etmek lâzımdır. En iyi neti­ce, ancak bu suretle elde edilebilir. Me selâ mensucs't gibi bazı sanayi şubele­rinde gelişmiş olmamıza rağmen zirai sahada inkişal etmemiz kalkınmamızı yavaşlatmaktadır.

Pakistan Maliye Vekili bundan sonra gazetecilerin sordukları muhtelif su­alleri cevaplandırmış ve Pakistânda hazırlanmış bulunan beş senelik kalkın ma plânı hakkında izahat vermiştir.

30 Temmuz 1956

Ankara:

İcra Vekilleri Heyetinin 18.9.1932 tarih ve 13307 sayılı kararnamesiyle meriye­te konmuş olan İcra ve İflâs Kanunu­nun tatbikatına dair nizamnamenin 5, 6,7,13 ve 16 nnı maddeleri tadil .edilmiş, 12 ve 17 nci maddeleri de kaldırılmış­tır. Bu husustaki kararname bugünkü Resmi Gazete ile yayınlanmıştır. Ni­zamname hükümleri, neşir tarihinden !bir ay sonra meriyete girecektir.

Ankara:

Birleşik Amerika Ziraat Nezaretiyim A-merika İ.C.A. idaresinin müşterek da­veti üzerine Ziraat Vekâleti müsteşarı İbrahim Sargut'un başkanlığında altı hafta müddetle Amerikaya gitmiş olan Ankara Valisi Cemal Gaktan, Erzurum

Valisi Niyazi Akı, 'Balıkesir Valisi Hil­mi İncesulu, Bursa isi İhsan Sabri Çağlayangil ve Konva Valisi Cemil Ke leşoğlundan mürekkep heyet, evvelce hazırlanan program gereğince zirai, icari, kültüre, turistik ve sosyal konu­lar üzerinde tetkiklerde bulunduktan sonra memleıkets- dönmüştür.

Heyet reisi Ziraat Vekâleti Müsteşarı İbrahim Sargut, çok istifadeli ve ahenk ' ü bir şekilde hazırlanmış bulunan plân vs program .gereğince yaptıkları tet­kiklerde Birleşik Amerika'nın zirai, idari, sosyal ve kültürel sahalarda cid­den büyük 'gelişme ve ilerlemeler kay­dettiklerine yakinen şahit olduklarını, Amerika'da resmi ve hususi müessese­lerle Amerikan halkının kendilerine karşı samimiyet, alâka, yardım ve çok nazik bir misafirperverlik gösterdikle­rini, seyahatlerinden çok faydalı ve feyizli intibalarla döndüklerini, bu gibi tetkik gezilerinin gerek Türkiye, gerekse Birleşik Amerika memleketlerin-ce tekrarlanmasının, memleketlerimizi müteksbilen. ve daha yakinen tanımak ve bu suretle her iki millet arasındaki samimiyeti tekviye ejmek bakımından geniş faydalar sağlayacağını beyan et­miş ve bu seyahat münasebetiyle ge­rek muhterem Amerikan milletine, ge­rekse bu daveti hazırlayan resmi ve hususi teşekküllere en samimi şükran­larını arzetmeyi ztevkli ibir vazife bil­diğini hassaten belirtmiştir.

 Bursa :

İktisat ve Ticaret Vekili Zeyyadl 'Man-dalinci bugün öğleden evvel şehrimizin sanayi tesislerini gezdikten sonra saat 11 de Ticaret Odası salonunda sanayici­lerle tüccar ve esnafların derdlerini dinlemiş ve Milli Korunma. Kanuniyle koordinasyon kararlan etrafında geniş izahat vermiştir.

Vekil ezcümle demiştir ki:

Hepimizin müşterek toir gayesi var­dır oda içinde yaşadığımız memleket­te bizden sonra 'gelecekleri huzur için­de yaşatmak ve istikballerini sağlamak tır.

Hükümetimizin aldığı prensip kararla­rı ilk nazarda, tedirgin eder gibi görünürse de bunlar zaruri tedbirler cüm-lesindedir. Biliyorsunuz ki memleket­te kötü bir ticaret geleneği teessüs et­mek üzere 'bulunuyordu. Bir maliyet hesabı ve bir piyasa nizamı yoktu. Her kes istediği gibi hareket .etmekte ken­disini serbest görüyordu. İşte bunun içindir ki bu kanun çıktı. Evvelemirde fou kanunun neyi ifade ettiğini belirt­meliyim.

Kanun yalnız şu veya bu mad-denin kontrolü ve ceza vermek için değil ti­careti, esnafı meşru kâr hadleri çerçe­vesi içinde inkişaf ettirebilecek bir düşüncenin mahsulüdür.

Vurguncu ye spekülatör Ibüyük servet­ler yığarken, diğer taraftan namuslu tüccar sıkıntı içinde bulunuyor ve kendini teminat altında göremiyordu. Kanun vurguncunun hakimiyetini kır­mak için çıkmıştır. Bu gibileri ceza­landırmak namusluyu teminat altına almak, müstehliki korumak; birinci va­zifemizdir ki ihtiyaç sahiplerinin derd-Ierini dinlemeği ön plânda tutmamızın sebebi budur.

İlk kararnamelerle tesbit ve tatbik et­tiğimiz kâr hadlerine ait hükümler de­ğişmez mahiyette değildirler. Mahzur­larını gördüğümüz andan itibaren, bunları tashih etmek ve düzeltmek m'ümkün olur.

Bize yapılan haklı şikâyetler geniş mikyasta nazara alınacaktır. Biz, ka-mmu tedhiş için değil iktisadi nizamı temin ve huzuru getirmek için yaptık. İktisadi inkişaf ve sosyal adalet muay­yen (bir politikanın tatbiki ile rnünr-kündür. Buda ezberden değil jeopoli­tik sebeplerle meydana gelir.

Bundan sonra vekil ziraat ve sanayi mevzuuna temas ederek Almanya ve İngiltereden misaller getirmiş ve "şu hususları belirtmiştir.

«Memleketimizin ilerde sadece bir zi­raat memleketi olarak yetineceğini zan netmiyorum. Büyük devlet olmanın ça resi sanayileşmektir. Bunun içindir ki hükümet sektörüne yapmakta olduğu himayeyi sanayi sahasında intikal et­tirmeyi lüzumlu görmüştür.

Yeni kâr hadleri kararnamesinde   bunun inikası görü'ecektir. Fakat sanayi sahasında büyük tesisler vücuda ge­tirmek kâfi değildir. Bu tesislerde iş­lenecek her türlü ham maddeyi mem­leketimizde bulmak icap eder. Sanayi mevzuunda himayekâr bir politika ta .kip ederken kendi ham maddelerimiz le çalışacak sanayie priote vereceğiz.

Ben, memleketin istikbalini sanayide görüyorum. Sanayii cazip hâle getir­mek icap eder. Bu düşünce ile sanayi erbabına yüksek kâr hadleri kabul et­miş bulunuyoruz.

Size hizmet etmekten başka bir şey dü şünmeyen Demokrat Parti iktidarı pren sipler ve mâkul esas'ar dairesinde va­tandaşın ileri süreceği istekleri dai­ma iyi niyetle karşılıyac'aktır.

Bundan sonra vekil badema harice emarime ve .boya için Hıam bez gönde­rilmeyeceğini, sabun mevzuunun da ele alınarak bu hususta bir komisyon teg-skkül etmiş bulunduğunu söylemiş-

31 Temmuz 1956

İstanbul  :

6 ilâ 23 sğustos tarihleri arasında Rei­sicumhur Celâl Bayar'm davetlisi ola­rak TÜrkiyeye resmi bir ziyarette bu­lunacak olan dost Lübya meliki haşmet lu Seyid İdris El-Sunusi hazretlerini almaık üzere Savarona okul gsrnisi bu gün saat 16 da Tobruk'a müteveccihen İstanbuldan hareket etmiştir.

Savarona okul gemisinde Libya Meli­kini karşılama heyeti olarak Reisicum hur Celâl Bayar adına Riyaseticumhur deniz yaveri kurmay yarbay Faik Taluy, hükümet adına protokol umum müdür muavini Veysel Versan, deniz kuvvetleri adına donanma kumandam Amiral Fahri Korutürk, Melik hazret­lerinin mihmandarı Riyaseticumhur muhafız kıt'asi kumandanı kurmay al­bay Bahattin Ertürk, Hariciye Vekâle­tinden Orhan Şeref Apak ile Anadolu Ajansından Selçuk Emre bulunmakta­dır.

İstiklâlini kazandıktan sonra Libyayı ilk defa ziyaret edecek olan Türk do­nanmasına mensup Savarona okul gernisi ile refakatindeki Gemlik ve Ga­ziantep muhriplerini karşılamak üzere daha şimdiden Tobruk'ta harareti ha­zırlıklara başlanıldığı, buraya gelen ha foerlerden öğrenilmiştir.

Diğer taraftan Savarona okul gemisi­nin bu seyahatinde 70 deniz harro oku­lu öğrencisi deniz eğitimi görmekte­dir.

Ankara:

Memleketimizin Dahiliye ve Hariciye heyetine mugayir faaliyetlerde bulu­nan İstanbul - Fatih Halife mahallesi­nin ikizler sokağında mukim Üsküp do ğumlu Şa'ban Koirgel ile, kardeşi Ek­rem Kongel'in Türk vatandaşlığından iskat edilmelerine icra Vekilleri Heye­tince karar verilmiş ve bu karar bu­günkü resmi gazetede yayınlanmıştır.

Ankara:

Avrupa Prodüktivite Ajansının «kaza­ları önleme» müşaviri Mr. Tom Burke, Türkiye'de sanayi merkezinin tanzim kıldığı program dahilindeki çalışmala sonunda aşağıdaki beyanatı vermiş­tir sahalarında 92.000 kişi ölrnü: ve dokuz milyondan fazla kimsa yaralan­mış 'olup bunlardan 325.000 kişi malûl kalmışlardır. Bununla ıberaber kazala­rı önleme hususunda bilhassa sanayi sahasında şayanı dikkat ilerlemeler kaydedilmiştir. Şurası manidardır ki, endüstrideki isabetli teknik emniyet çaşmalarmm neticesi olarak işçi, iş ye­rinde, işyerinin haricinde olduğundan daha büyük br emniyet içindedir.

Herhangi bir sanayi teşkilâtı, fabrika kazalarını, iyi plânlanmış ve yüksek sevkü idare nezaret kısmının hassasi­yetle tatbikini icabettiren bir teknik emniyet programı ile azaltabilir.

Türkiyeye yaptığım bu ilk ziyaret ben­de çok musibet bir tesir bırakmıştır. Sizin son altı sene zarfında temin etti­ğiniz şayanı hayret ekonomik gelişme­yi duymuştum. Fakat burada ve her baktığım yerde bunu görmek ve , his­setmek çok daha başka. Bu, hakikatte milli inkişafın havsalaya sığmayan bir hikâyesidir.

Sanayi merkezinin sanayiciler tarafın­dan büyük bir alâka ile takip edilen çalışmaiarı sonunda iş kazalarının mem leketinizde de büyük nisbetler dahilin de  azalacağına kanim.

3 Temmuz 1956

 Ankara:

Pakistan Büyükelçisi Ek­selans Miam Amüniddin, Türk Basm Ajansına şu beyanatta bulunmuştur:

«Pakistan Reisicumhuru Tümgeneral İskender Mirza, Türkiye Hükümeti­nin davetlisi olarak 15 temmuzden 29 1956 tarihine kadar Türkiyeye "bir ziyaret yapacaktır. Bu yılın başın­dan Türkiye Başvekili ile Hariciye Ve­kili Pakistan'a bir ziyaret yapmışlar­dı. Bu ziyaret 23 mart 1956 da Pakis­tan'da Cumhuriyetin ilânı zamanına raslamış ve muhakkak ki 'bu hâdise, iki memleket arasındaki derin dostlu­mun bir delili olmuştur. Gecen sene de Türkiye Reisicumhuru Sayın Celâl Bay ar ve eşi Reşide Blayar, kendilerine refakat eden Türkiye Hariciye ve Mil­li Müdafaa Vekilleri ve diğer ileri gelen yüksek şahsiyetlerle birlikte iç­ten doğan ve samimi tezahürat ile karşılandıkları Pakistan'a.bir ziyarette bulunmuşlardı.

Bu sebepten Pakistan Reisicumhuru­nun Türkiyeye yapacağı ziyaret, ibir iadei ziyaret mahiyetindedir. Bu zi­yaretler, Türkiye ile Pakistan aracın­daki mevcut samimi dostluğun daha fazTıa kuvvetlenmesine yardım etmek­tedir. Hiç şüphem yoktur ki, iki merar-leket liderleri buna benzer daha bir­çok temaslar yapacaklardır. Pakistan ".Reisicumhuru Türkiye için hiç de ya­bancı değildir. Milli Müdafaa Vekâle­ti müsteşarı bulunduğu 1954 senesinde "Türkiyeyi ziyaret etmiştir. Bana söyle diklerinden anlaşılıyor ki. daha evvel 7kişi ziyaretlerinde eldte ettiği sayısız dost .iukları yenilemek ve Türkiye halkı ve devlet adamları ile daha yakından ta­nışmak arzusundadır.

Pakistan ve Türkiye arasındaki münasebstler «son derece samimi» mahiyet­tedir. Bilindiği gi#Pakistan ve Türki­ye, ıBağdad Paktı çerçevesi rcind'e müt tefik olup 1953 senesinde imzalanan «karşılıklı yardımlaşma» anlaşması ile de birbirlerine bağlıdırlar. Bu gelişme­ler yakın tarihlerde 'kaydedilmişse da her iki bolg.e halkı arasındaki sıkı dostluk asırlar önce başlar. Din birli­ğinden maada Pakistanlıların Türkiye halkı ile tamamiyle sıkı kültürel mü-ııasdbetleri vardır. Bu sıkı münasebet­leri geliştirmek gayesi ile Türkiye ile Pakistan arasında bir kültürel anlaş­ma imzalanmıştır. Bu anlaşma talebe ve 'profesör mübadelesi ve Türkiye'de ordu lisanı öğretme kürsüsü ve Pakis­tan'da Türkçe öğretme kürsüsü, ihdas edilmesini sağlamıştır. Bu tasarılardan, bazıları tamamlanmıştır, ve bazıları da ikmal edilmek üz-eredlir.

Biz Pakistanlılar, Türkiye halkına karşı derin bir hürmet besleriz. Bu hisle­rin Türkiyede en samimi mukabeleyi görmüş olduğuna kaniim.»

5 Temmuz 1956

Ankara:

Kardeş ve müttefik Pakistan Reisicum huru Ekselans General İskender Mirza nm memleketimize yapacağı resmi zi­yaretin proigrarnı hazırlanmıştır.

Bu programa göre, Ekselans General İskender TMiraa ile refikası B^güm Mirza ve maiyetleri erkânını getiren uçak 15 temmuz pazar günü. saat 11.30 da Esenboğa hava meydanına inecek ve uçaktan ayrılışlarında misafirleri­miz, Reisicumhur Celâl Bayar ve sa­yın refikası tarafından karşılanacak­tır.

İstikbal merasiminde, Büyük Millet Meclisi Reisi, Başvekil, Hariciye Veki­li ve Pakistan Büyükelçisi refikaları ile kirlikte hazır bulunac aklandiır.

Pakistan Reisicumhuru maiyeti erkânı .m Reisicumhurumuza, Reisicumhuru­muz da refakatlerine!eki zevatı misafir lerimize takdim ettikten sonra Pakis­tan ve Türk (Milli Marşları çalınacak, Ekselans İskender Mirza ile Reisicum­hurumuz, refakatlerinde garnizon ku­mandanı Ibulunduğu halde ihtiram kıt'-asmı tefltiş edeceklerdir.

Karşılamada hazır {bulunacak olan ve-ki'ler heyeti âzası ile refikaları, Tür­kiye Büyük Millet Meclisi Reis Vekil­leri, Hariciye Encümeni Reisi, Ankara mebusları, Pakistan Büyükelçiliği er­kânı ve zevceleri, Erkânı Harbiyei U-mumiye birinci ve ikinci reisleri orğe-nera.ler, kuvvetler kumandanları, ikin ci ondu müfettişi, Temyiz Mahkemesi, Şurayı Devlet ve Divanı Muhasebat Reisleri, Cumhuriyet Başmüdideiumu­misi, Ankara Üniversitesi rektörü, Baş vekâlet müsteşarı, Hatriciye Vekâleti umumi kâtibi. Vekâletler müsteşarları, Emniyet Umumiye Müdürü, Ankara Va lisi, Belediye Reisi, Ankara Va1-! mua­vinleri, Belediye Meclisinden seçilmiş bir heyet, Ankara Emniyet Müdürü, misafirleiiimizSn .ihtiram kotasını tef­tiş 'ertımelerini müteakip kendilerine tak dim olunacaktır.

Bu merasmi takiben misafirlerimizle Reisicumhurumuz ve refikası, Esernboğa hava alanı binası şeref salonuna ge­çerek kısa bir istirahatı müteakip oito-mıöbillerle şehre hareket edeceklerdir. Karşılamada haeır bulunan zevatın da otomobillere binerek iltihakı suretiyle teşekkül edecek olan alay, Çubuk yolu, Yıldırım Beyazıt meyd'anı, Çankırı cad desi, Ulus meydanı v.e Atatürk bulvarı m takiben yüksek misafirlerin ikamet ierine tahsis edilen misafirini ecnebiye köşküne vasıl olacak ve karşılama tö­reni 'burada sona erecektir. Reisicum­hurla sayın Reşide Bayar, misafirini ecnebiye köşkünde Ekselans İskender Mirza ile sayın Begüm Mirza'dan ay­rılacaklardır.

Kardeş ve müttefik Pakistanm Reisi­cumhuru aynı gün saat 16.30 da Anıt Kabri ziyaret edecektir. Misafirlerimiz, 17.30 da miaafirini ecnebiye köşkünde, Ankarada akrsdite bulunan yalbancidiplomatik misyon şeflerini ve refi­kalarını kabul edeceklerdir. Gece 20.30 da, Reisicumhurumuzla sayın bayan, Reşide Bayar, misafirleri şerefine Çan kaya köşkünde resmi bir akşam yeme­ği verecektir.

temmuz pazartesi günü saat 10 da, Belediye Reisinin başkanlığmd'a, Bele­diye Meclisinden seçilmiş bir heyet ta­rafından sayın Pakistan Reisicumhuru­na Ankara şehri fahri hemşehriliği pa­yesi tevcih olunacak, ve berat takdim edilecektir. Öğleden sonra saat   15. degeneral İskender Mirza, Büyük Millet Meclisini ziyaretle heyeti umumiye toplantısında bir nutuk irad edecektir.

temmuz sah 'günü saat 9.30 da   Pa­kistan Reisicumhuru ile sayın Begüm .Mirza şerefine şehir ipodromunda as­keri bir 'geçit  resmi  tertip  olunacak, saat 13.30 da Büyük Millet Meclisi ta­
rafından Marmara  köşkünde bir  öğle yemeği verilecektir. Saat 15   de   harfo ofeul'u ziyaret edilecektir. Gece 21.30 da Başvekil ve bayan Menderes, Ankara palas bahçelerinde bir kafoul resmi ve­receklerdir.

temmuz çarşamba günü öğleden ev­vel misafirlerimizin arzularına göre şebirde gezintiler tertip  edilecek, saat 13.30 da Hariciye Vekili ve refikası ta­rafından yüksek misafirler şerefine Çubuk barajında bir kır yemeği verilecek,saat  19  da Pakistan Büyükelçisi vemadam   Nian   Aminüd'din tarafından Ankarapalas salonJarroicEâ bir kabul resmi tertip olunacaktır.  Gece 21.15  dePakistan Reisicumhuru ile B:agüm İs­
kender Mirza tarafından Reisicumhurumuz ve bayan Reşide Bayar şerefinemisafirini .ecnebiye   köşkünde 'bir ak­şam yemeği verilecektir. Ayni  gece, saat bire yirmi  kala, Pakistan Reisi­ cumhuru ve Begüm İskender Mirza ile Reisicumhurumuz   ve   maiyetleri er­kânı hususi trenle Ankaradan Derinhareket edeceklerdir. Gar'da misafir.'er ve Reisicumhur ecnebi misyon seşfleri ve refikaları ils karşılama measiminde hazır bulunan diğer zevata veda ile askeri ihtiram kıtasını teftiş­ten sonra, trene rakip olacaklardır.

19 temmuz perşembe günü öğle üzeri hususi tren Derinceye varacak ve mi­safirlerimizle Reisicumhurumuz ve sna . iyetleri saat 12.33 te Savarona mektep g-smisi ile Yalovaya hareket edeceklerdir. Saat 16 da Yalovaya varılacaktır.

Müteakip günü. Yalova'da geçirecek olan Pakistan Reisicumhuru ve refikası ile Reisicumhurumuz, 21 temmuz gü­nü saat 9.30 da Savarona ile Mudanya' ya hareket edecekler ve mısrasimle is­tikbal olunarak Bursa'ya gidecekler­dir. Bursa Valisi ve refikası tarafın­dan misafirlerimiz şerefine bir akgam yemeği verilecektir.

"Müteakip pazar günü Bursada gezinti­ler yapılacak ve 23 temımuz p'azartesi günü 10,30 da Mudanya'ya, saat 11.30 rda da TVTudanyadan İstanbul'a hareket edilecektir.

Sayın misafirlerimiz ve Reisicumhuru­muzun rakip bulundukları Savarona mektep gemisi, Haydarpaşa önlerinde mevki almış bulunacak olan donarıma birlikleri arasından geçerken, ekselans general  İskender Mirza   ile Reisic hurumuz donanmayı teftiş edecekler ve yirmisbirer pare top atımı ile se-lâmlanacaklardır. Misafirlerimiz, Sarayburnu ohtımma ayak bastıkları zaman askeri bando Pakistan ve Türık milli marşlarını çalacak ve Pakistan Reisicumhuru ile Reisicumhurumuz ta rafından ihtiram kıtasının teftihini mü teakifp karşılamada ba'zır bulunan misafirlerimize takdim .edilecektir. Müteakiben otomoibil'erle, misafirleri­mizin ikametine tahsis olunan Şâle koş küne gidilecektir.

Gece saat 21 de_. İstanbul Vali ve Be­lediye Reisi ve refikası taralından mi-siafirlorimiz şerefine Beylerbeyi sa­rayında bir akgam yemedi verilecek­tir.

24 temmuz sah. 25 temmuz çarşamba günleri için, misafirlerimizin arzularına göre, bir program tertip olunacak­tır.

temmuz perşembe günü saat 17 de İstanbul üniversiitsisinde ekselans  ge­neral İskender Mirzaya İstanbul üni­versitesi fahri doktorluk payesi" tev­cihi merasimi  yapılacaktır temmuz cuma ıgünü öğl'eden evvel
misafirlerimizin   arzularına  göre  birprogram hazırlanacak ve gece saat 21 de açık hava tiyatrosunda şereflerine bir müsamere verilecektir.

temmuz cumartesi günü öğleden evvel misafirler knizin    arzularına' görebir program hazırlanacak,  gece    saat 22.30 da, Reisicumhurumuz tarafından Pakistan Reisicumhuru i'ıe Begüm  İs­kender Mirza şerefine Dolmabance sarayrnda bir kabul resmi verilecektir.

Değerli misafirimiz ve maiyetleri er­kânı, 29 temmuz pazar günü Yeşilköy hava meydanından uçakla hareketle memleketimizden ayrılacaklar ve me­rasimle teşyi olunacaklardır.

11 Temmuz 1956

 Ankara:

3ost ve müttefik Pakistan İslâm Cum huriyeti Başkanı Ekselans General is-kender Mirza, beraberinde refikası ol­duğu halde, memleketimize, 15 tem­muzda başlıyacak olan resmi bir zi­yarette bulunacaktır.

Ekselans İskender Mirza 13 kasım ,1899 da doğmuştur. 1916 da Bömbayda El-phin&tone kolejine girmiş, kolejde ede­biyat tahsil etmekteyken 1918 de Sandhurs'taki Kraliyet askeri kolejine ta­lebe namzedi seçilmiştir. General Mir­za, 1919 da Hindistana Hint yarımatla-sındian kraliyet askeri kolejine giderek mezun olduktan sonra orduya intisafo eden ilk talebe vasfını haiz olarak 1919 de Hindistana dönmüştür.

Genera| Mirza 1921 de Kohat'ta ikinci Skoç bölüğüne intisap ederek Khoodad Khel hareketine iştirak etmiş, 1022 -1924 seneleri arasında Jansı de 17 nci süvari, 'birliğine katılmış ve 1924 de Vaziristan harekâtına iştirak etmiş­tir, 1926 senesind'e general Mirza, Hin'd hükümeti tarafından seçilerek kuzey batı hudut eyaleti Vali muavini olarak Abbotabad, Bannu, Nowshera ve Tank şehirl'erinde vazife görmüştür. 1931 den 1936 ya kadar Hazara ve Mardan' da Vali muavinliği vazifesini deruhte etmiş, 1938 senesinde 'Hayfoer siyasi temsilcisi tâyin edilmiş ve 1940 yılında Peshawer muavinliğine terfi etmiştir. 1945 de Orisa eyalet siyasi temsilcili­ğine nakledilmiş, 1933 de O.B.E. un­vanı ile taltif olunmuş ve 1945 de C.I.E. unvanına yüselmişıtir. 1943 senesinde ise Hindistan hükümeti Müdafaa Ve­kâleti sekreteri olmuştur.

Pakistanm Hindistandan ayrılmasın­dan sonra da general İskender Mirza'y1 Pakistan'ın ilk Müdafaa Vekâleti sek­reteri görüyoruz.

General Mirza, 30 mayıs 1954 de do­ğu Pakistan Valiliğine getirilmiş ve doğu Bengal'da bazı idare değişiklikle­ri yapmıştır. Sel baskını esnasında ge­neral Mirzanın hizmetleri eyaletin her tarafında takdirle karşılanmıştır.

1954 senesi ekim ayında 'general Mirza merkezi hükümet iç işleri bakanlığına tâyin olmuştur. Açık sözlü ve ileri gö­rüşlü olan genara] Mirza, memlekette­ki (komünistlere karşı daima şiddet göstermiştir. 1953 senesinde general E-yüp Han'la beraber Türkiyeyi ziyaret etmiştir.

5 mart 1956 da general Mirza, Pakis­tan İslam Cumhuriyetinin iLk Cumhur Reisi intihap edilmiştir. 7 ekim 1955 den o tarihe kadar genel valiliği de­ruhte eden İskender Mirza Pakistan'ın en yüksek mevkiine seçilmesi 29 şu­bat 1956 tarihinde Pakistan anayasası­nın ıkabuJünden sonra olmuştur.

General İskender Mirza iyi bir sporcu­dur. Binicilik, atıcılık ve at yarışma çok meraklıdır. Kendisi Sudhurst'ta (Kriket) takımında da oynamıştır.

Pakistan Reisicumhuruna refakat ede­cek zevatın hai tercümeleri:

Reisicumhura refakat edecek olan mü him şahsiyetler arasında Pakistan or­duları başkumandanı general Eyüp Han, Maliye Vekili Amcad Ali ve Dış işleri Bakanlığı genel sekreteri Mirzs?. İskender Ali Baig bulunmaktadır.

Amcad Ali, 1955 senesinden beri Pakis­tan hükümetinde Maliye Vekilliğim de­ruhte -Etmektedir. Bu vazifeye gelme­den önce kendisi Pakistanm Amerika Büyükelçisi idi Amıcad Ali, iş âlemin­de tanınmış Lahor'lu bir aileye mensup­tur. Evvelce, Pakistanm kurulması için. mücadele etmekte olan Müslüman bir­liği partisi ile alâkalanmış olan Am­cad Ali, bir çok mühim mevkiler işigal' ettikten sonra 1946 da Hind Anayasa1 Meclisine seçilmiş Ve daha sonraları muhtelif beynelmilel konferanslarda Pakistan delegasyonuna başkanlıik et­miştir.

General Eyüp Han Türkiyeyi yakından tanır ve memleketimize bundan-Önce iki defa .gelmiştir. Sandhurst'taM kraliyet askeri kolejinde tahsil gören Eyüp Han, 1928 senesinde buradan su--/bay olarak mezun -olmuş ve İkinci Dün., ya Savaşı esnasında Birmanyada sa­vaşmıştır. Pakistanm kurulmasından sonra Vezir ist an'da bir tugaya kuman­danlık etmiş, 1948 de ise doğu Pakis­tan kuvvetlerinin ıbaşma getirilmiştir. General Eyüp Han 1951 senesinde Pa­kistan orduları 'başkumandanlığına tâ­yin olunmuş ve ordunun, sağlam ve mütekâmil temeller üzerinde ilerleme­sinde büyük bir rol oynamıştır.

Hâlen 47 yaşında bulunan Mirza İsken der Ali Baig, tahsilini Cambridge üni­versitesinde tamamlamış ve 1934 se­nesinde Hndistanda Mülkiye memuri­yetine girmiştir. Bunu takiben mühinr-mevki'ere tâyin edilen Ali Baig, 1951 ve 19S2 senelerinde Karacı Valiliğini, üeruhte etmiş, 1952 senesinde Pakistan-Dışişleri servisine girerek orta elçi de­recesinde Moskovaya Pakistan masla­hatgüzarı (tâyin edilmiştir. Kendisi .^Sa­yılında Dışişleri Bakanlığı genel sek­reterliğine getirilmiştir.

12 Temmuz 1956

 Karacı :

Pakistan Cumhurreisi General İsken­der Mirza bugün bir mahalli haber ajansma beyanatta bulunarak Türkiye ayrıldığı takdirde Bağdat Paktının çö­keceğini » bildirmiştir. Cumhurreisi bu beyanatı, İngiltere Kıbrıslılara kendi mukadderatlarını bizzalt kendilerinin kararlaştırmaları hakkını bahşettiği takdirde, Türkiye'­nin Nato ve Bağdad Paktı teşkilâtların dan ayrılmaya karar vereceği yolunda­ki haberler haklıdaki fikrinin sorulma sı üzerine yapmıştır.

Pakistan Cumhurr.eisi bu arada, mem­leketinin.Türkiyenin Kıbrıs meselesi mevzuunda almış olduğu durumu tam bir anlayışla karşıladığını sözlerine ilâ ve etmiştir.

13 Temmuz 1956

 Ankara:

Kardeş ve müttefik Pakistan Reisicum huru Ekselans General İskender Mirza bilindiği gibi, pazar günü Ankaraya gelecek ve memleketimizi resmen zi­yaret edecektir.

Reisicumhurumuzun büyük misafiri kardeş Pakistanın devlet reisini karşı­lamak üzere Ankara'da yapılan ha­zırlıklar bitmiştir, İki kardeş ve müt­tefik memleket arasındaki bağları da­ha da sıklaştıracak olan bu ziyaret dolayısiyle, Başşehir halkı, general İs­kender Mirza ile refikası sayın Begüm Mirza'yı hararetli ibir şekilde istikbale hazırlanın aktadır.

Kıymetli misafirimize, bu seyahatinde Maliye Nazızı Ali Emcet, Pakistan or­duları başkumandanı general Muham­met Eyüp Han, Pakistan Büyükelçisi Mian Amirıüd'din, RiyaseÜcumhur umu mi kâtibi Şahap, RiyaseÜcumhur as­keri müşaviri Albay Kureyşi, Riyaseti cumhur yaverleri yüzbaşı Ahmetj teğ­men Rab, başkuman Tan yaveri Nusrettin Ahmet, Riyaseticumhur matbuat müşaviri Ahmet refakat edecekler­dir.

Saym Begüm Mirzanın refakatinde de Maliye Nazırı Ali Emcet, Pakistan orcet, Pakistan Büyükelçisinin refikası Begüm Mian Aminüddin ile Begün Ahmet ve bayan Mian Aminüddin bu­lunacaklardır.

Ekselans generaj İskender Mirza'nm mihmandarlığmı Büyükelçi Salâhattin Arbel, Protokol umum müdürü Yüm-nü Sedes, tuğgeneral Mete Yurdakul, deniz yarbayı Niyazi Serdaroğlu, hava binbaşısı Nüzhet Yolaç ifa edecekler­dir.

Saym Begüm iskender Mirza'ya mih­mandar olarak bayan Şemsettin Arii Mardin ve bayan Veysel Versan, ge­neral Eyüp Han'a da kurmay albay Kemal Atalay refakat edeceklerdir.

 Ankara:

Ankara Valiliğinden bildirilmiştir:

Dost ve müttefikimiz büyük Pakistan muhterem Reisicumhuru ekselansgeneral İskender Mirza ile refikaları Begüm Mirza'mn 15 Temmuz 1956 pazar günü saat 11.30 da Ankarayı teş­rifleri hasebiyle, "14 temmuz cumartesigünü öğle vaktinden itibaren bütünresmi ve hususi binalar bayraklarlasüslenecek ve 15 temmuz 956 pazargünü akşamından itibaren muhteremmisafirlerimiz Ankaradan ayrılıncayakadar geceleri binalar tenvir olunacaktır.   

İlk, orta ve meslek okulları öğrencile­rinin de karşılama törenine katılmaları tensip edildiğinden en geç 15 Temmuz 1956 pazar günü saat 10.00 da bütün öğ renci, yavrukurt ve izcilerin mahsus ki yafetleriyle okullarında hazır bulun­maları ve değerli misafirimizi, gıerek Ankaraya gelişlerinde ve gerekse An-'karal,a ikametleri sılasında İntizlam muhafazası bakımından zabıta âmir ve memurlarının verecekleri direktif­lere harfiyyen riayet olunması ve oto­mobillere sureti katiyede çiçek ve sa-irenin atılmaması muhterem vatandaş larmıızdan rica olunur.

16 Temmuz 1956

 Ankara:

Kıymetli misafirimiz kardeş Pakistarr Reisicumhurunun refikası Begüm İs­kender Mirza, bugün Ankarada muh­telif ziyaretlerde bulunmak üzere ika­met etmekte oldukları Hariciye köşkün den rıkarken, derin bir kardeşlik his­siyle, Türkiye Cumhuriyetinin kuru­cusu aziz Atatürk'ün kabrini keni'isi-nin de ziyaret ede,rek Atatür'kün mânevi huzurunda eğilmek arzusunu iz­har .etmiştir. Kızılay ve doğumevine yaptığı ziyaretten sonra Begüm İsken­der Mirza, yanında ir. Ihman darları ol­duğu halde Anıt Kabre gitmiş, kafare al glayyörlerden bir buket koymuş ve Atatürk'ün mânevi huzurunda saygı duruşunda bulunmuştur.

 Ankara:

Büyük misafirimiz kardeş ve mütte­fik Pakistan Reisicumhurunun refika­sı sayın Begüm İskender Mirza, bu­gün Öğleden evvel bayan Nilülef Gürsoy ve mihmandarlar iyi e birlikte Kı­zılay ger.el merkezini ziyaret ederek Kizılaym çalınmaları hakkında İzahat almıştır.

Begüm İskender Mirza, gri bir sarı ile Kızı'ay genel merkezine gelişinde, Kızılay genel balkanı Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Er gin ile Kızray başkan vekilleri ve ida­re Heyeti üyeleri ve Kızılay hemşire­leri tarafından karşılanmıştır. Kısa bir istirahat müteakip Kızılay genel baş­kanı Semi Ergin, Begüm Mirzayı Kızılay genel merkezinde selâmlamakla büyük sevinç, şeref ve bahtiyarlık duy makta olduğunu ifade ederek bu zi­yaretten bilistifade Türk Kızılaymm kuruluşu, tarihi ve faaliveti hakkında izahat vermiş ve sözlerini şoylfe bitir­miştir.

Bu vesle ile. yurdumuzun muhtelif bölgelerinde ibu sene vukua eğelen  çe­şitli afet ve felâketler do'ayisiyle dost fe müttefik Pakistan'ın kardeş cemi­yetinin mümtaz bir heyet v sadaatiyle ve uçakla manevi kıymeti maddi değe­rinden de büyük olan yardımlar  ye­tiştirmiş olduğunu şükranla yâd etmek isteriz:

Muhterem Mirza Begüm'ün umumi merkezimizi ziyaretleri hatırası olamk kendilerine bir Kızılay madalyası tak­dimi idare heyetimizce kararlaştırılmıştır natumış olan Çankaya bahçelerindeki toplantı geç vakte kadar çok samimi bir hava içinde devam etmiştir.

17 Temmuz 1956

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Ko-raltan sayın misafirlerimiz kardeş ve müttefik Pakistan Reisicumhuru Ek­selans General İskender Mirza ile re­fikası Begüm Mirza şerefine bugün Marmara köşkünde bir öğle ziyafeti vermiştir.

Reisicumhur Celâl Baiyar ile refikası sayın Regide Bayarın da bulunduğu bu yemekte misafirlerimizin beraberle rindeki zevattan başka Başvekil Adnan Menderes, Hariciye Vekâleti Vekili Et-hem Menderes, Büyük Millet Meclisi Reis vekilleri, Riyaseticumhur erkânı. Başvekâlet müsteşarı, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Hariciye Vekâleti u-mumi kâtibi ve hariciye erkânı hazır bulunmuştur.

 Ankara:

Pakistan Reisicumhuru Ekselans Ge­neral İskender Mirza ve refikası Be­güm Mirza refakatindekilerle birlikte bugün saat 17 de kara harb okulunu ziyaret etmişlerdir.

Misafirler harb okuluna gelişlerinde başta bando bulunan merasim kıt'ası tarafından selâmlanmış ve harb okulu na daha evvel gelmiş bulunan Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Gök­türk, Dahiliye Vekili ve Hariciye Ve­kâleti Vekili Etem Menderes, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İs­mail Hakkı Tunaboylu, kara kuvvetle­ri kumandanı orgeneral Nurettin Ak-noz, genferaller, okul kumandanı ve öğ_ retmenler tarafından karşılanmışlardır. Okul şeref salonundaki kısa istirahat esnasında okul kumandanı tuğgeneral Muhittin Okyavus tarafından Pakis­tan Reisicumhuruna harb okulu tarihi ve öğretim sistemi hakkında izahat ve­rilmiş, müteakiben okul spor salonuna geçilerek Öğrencilerin sliâhlı ve aletli muhtelif spor gösterileri seyredilmiş-tir. Büyük takdir toplayan bu gösteri­ler Türk - Pakistan dostluğunun yeni bir tezahürüne vesile olarak dakikalar ca alkışlanıyordu.

Gösterilerin sonunda çizilen saygı tab loşunda iki memleketin biri al zemin üzerinde diğeri yeşi:1 zemin üzerinde ayyrldızh bayrakları dalikalanırken, harb okulu talebeleri Türk - Pakistan dostluğu yaşasın ibaresini meydana ge­tiriyorlardı İki kule üzerine tırmanan harb okulu öğrencilerinin biri Meh-mat Ali Cinnah'm diğeri büyük Ata­türk'ün resmini taşıyordu.

Gösterilerden sonra okul şeref salo­nunda harb okuluna ziyaretleri hâtıra­sı olarak Pakistan Reisicumhuruna Er­zurum taşı üzerine gümüş kakma bir har>b okulu arması ile Atatürk'ün re­simlerini havi bir albüm hediye edil­miştir. İskender Mirza okul hâtıra def­terine şu satırları yazmıştır:

«Harfe okulunu ziyaret etmekten bü­yük (bir şeref duydum ve muhteşem bir jimnastik gösterisi seyrettim. Ken­dimi bahtiyar addediyorum.»

Kıymetli misafirlerimiz gelişlerinde ol­duğu gibi okuldan ayrılışlarında da merasimle uğurlarımı şiardır.

 Ankara:

Başvekil Adnan Menderes bu akşam Ankara Palas bahçesinde kardeş ve müttefik Pakistan Reisicumhuru Ekse­lans General Mirza ve refikası şerefi­ne, Reisicumhur Celâl Bayar ve refi­kasının da iştirak .ettikleri bir kabul resmi tertip etmiştir. Bu münasebetle baştan başa renkli ampullerle donatı­lan Ankara Palas bahçesinde cereyan eden kabul resminde Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, bütün ve­killer, mebuslar, 'Başvekâlet müsteşarı ile diğer vekâletler müsteşarları, ge­neraller ve amiraller, sivil ve askeri er ,kân ile iktisadi devlet teşekkülleri ve bankalar umum müdürleri, yüksek devIet memurları ve bütün kordiplomatik iştirak etmiştir.

Başvekil Adnan Menderes'in kardeş ve müttefik Pakistan Reisicumhuru şere­fine tertip ediği bu kabul resmi iki millet arasındaki yakınlığa has ibir sa­mimiyet idinde geç vakte kadar devam etmiştir.

Ankara:

Pakistan Reisicumhuru Ekselans Ge­neral İskender Mirza, bu sabah şe­hir hipodromunda Türk silâhlı kuvvet­lerine mensup muhtelif birliklerin yap imiş oldukları geçit resminden sonra gördüklerinden son derece mütehassis olduğunu ifade etmiş, Pakistanlı kardeş lerin Türklerin kuvvetli, iyi teçhiz edilmiş ve iyi yetiştiril'miş toir orduya sahip olduklarını görmekle bahtiyar­lık duyduklarını kaydetmiş ve sözleri­ni «Türk silâhlı kuvvetlerine en iyi te­mennilerimi sunarım» diyerek bitirmiş tir.

Ankara:

Pakistan Currvhurreisi Ekselans Gsneral İskender Mirza ve Reisicumhur Ce­lâl Bayar bugün saat 18.15 ete, yedsk-su'bay okulu tarafından hazırlanmış bu lunan sa'hada, şereflerine tertip edilen polo müsabakasında hazır bu.unmuş-lar ve Pakistan Reisicumhuru birinci gelecek takıma verilmek üzere büyük "bir 'gümüş kupa koymuştur.

Çok heyecanlı geçen vs muhafız kıtası takımı ile 43. süvari alayı takımı a-rasmda yapılan maçı 43. süvari alayı 4-1 gübi bariz .bir farkla (bitirmiş ve galip takım kaptanına kupa bizzat Re­isicumhur İskender Mirza tarafından verilmiştir.

Ankara:

Memleketimizin büyük misafirleri kar deş ve müttefik Pakistan Reisicumhu­ru Ekselans General İskender Mirza İle Begüm Mirza şereflerine tertiple­nen askeri geçit resmi 'buigün saat 9.30 da Ankara şehir hipodromunda ya­pılmıştır. Vatan müdafii Türk silâhlı kuvvetlerinin her sınıfından birlikle­rin katıldığı bu geçit, her Türkün ve onun sulh ve emniyet ideallerine bağlı bütün müttefik'erinin göğsünü kabartacak, kalbini itimadla dolduracaik hey bet ve büyük bir intizam içinde bir buçuk saat sürmüştür.

saibah saat 9 dan itibaren kumandanlar ve kordiplomatik, askeri ataşeler ve diğer davetliler refikaları ile gı meğe ve kendilerine ayrılan yerleri almağa başlamışlardı. Diğer tribünleri de da­vetliler "ve halk doldurmuş bulunuyor­du. Merasim saati yaklaştığı sırada Bu yük Millet Meclisi R-sisi ile Başvekil Adnan Menderes, Erkânı Harbiyei U-mumiye reisi ile kara, deniz ve hava ikuvvetleri kumandanları da şeref tri­bününe gelmiş bulunuyorlardı.

Geçit resmine katılacak kıtalar hipod­rom sahasının solundaki arazlda me­rasime hazır bir vaziyette sıralanmış bulunuyordu. Merasim kumandanı tuğ general İhsan Bingöl ile kıtalar kuman danları başta olmak üzere, muhafızları ile 7 alay sancağı, kara deniz ve hava harb okullarını temsil eden birer bölük ten ve harb okulu bandosundan mü­rekkep saygı kıtası, geçit yolunda tam şeref triibününün karşısında yer almış­tı.

Tam saat 9.30 da Pakistan Reisicum­huru ile Reisicumhur Celâl Bayar'm bindikleri anık otomobil ve onu takip eden r.eiakat otomobilleri ile /birlikte g^çit yolunun istasyon tarafında gö­rüldü. Bu sırada Begüm İskender Mir­za ve sayın Reşide Bayar ve Pakistan Reisicumhurunun refakatindeki diğer zevat, refikaları ile birlikte .şeref tri­bününe gelerek kendilerine ayrılan yer leri aldılar.

İki devlet reisini taşımakta bulunan o-tomobil ağır ağır halkın alkışları ara­sında ilerliyerek şeref kıtasının önüne geldi ve büyük misafirimiz ve Reisi­cumhur Celâl Bayar saygı kıtası ta­rafından selâmlandılar. Mütea'kibS'n şe ref tribününe gelen Ekselans İskender Mirza ve Reisicumhur Celâl Bayar bu­rada Büyük Millet Meclisi Reisi, Baş-ve'kil vekiller ve kumandanlar tarafın dan karşılandılar ve tam, saat 9.50 de tribündeki yerlerini aldilar, ekselans İskender Mirza, Reisicumhur Celâl Ba­yar'm sağında oturmuştu. Onun sa­ğında da sayın Reşide Bayar vardı. Be­güm iskender Mirza ise Reisicumhur Celâl Bayar'm solunda oturmuştu. Be­güm Mirza'nm üzerinde beyaz reyon "kumaştan baştan başa 'büzgülü »bir el­bise vardı. Başında siyah hasır kaplın biv şapka vardı ve bunu tamamlayan .siyah eldivenler ve siyah -bir çanta ta­şımaktaydı. Boynunda üç sıra inci ku­lak/arında da iri inci küpeler bulunu­yordu. Sayın Reşide Bayar siyah bir tayyör giymişti.

Sayın misafirlerimizin ve Reisicumhu­rumuzun yerlerini almasını müteakip tribün önündeki saygı kıtası büyük bir intizamla yer değiştirerek iki dev­let reisini cephesine aMı. Bando evve­lâ kardeş Pakistan Milli Marşını çal­dı ve onu İstiklâl Marşımız takibetti. İstiklâl Marşımıza .saygı kıtasındaki öğ renciler .gür sesleriyle iştirak ediyor ve hipodromu  çınlatıyordu .

Saygı kıt'asmın şeref tri'bünü önünden geçmesinden sonra geçit resmi başla­dı. Evvelâ merasim kumandanı ile ka­rargâh su'bayiarı geçtiler. Merasim ku mandan;, iki kardeş1 memleketin Reisi­cumhurlarının yanma çıkarak bütün merasim müddetince onların emrinde kaldı.

İlk olarak tarihi mehter takımının, es­ki Türk ordusunun tarihi kıyafetlerini giymiş olduğu halde ve büyük bir ma­ziyi canlandıran kendisine has musi­ki ve yürüyüşü ile geçişi büyük alâ­ka uyandırdı ve çok alkışlandı.

Modern Türk ordusunun geçit resmi, kara, deniz vs harb okulları sancak kıtaları ile başladı. Sancak muhafızla­rı kız öğrencilerin bulunuşu büyük alâka topladı. Sancakların ibüyük bir intizam içinde geçişini kara, deniz ve hava harb okulları kıtalarının geçişi takibetti. Okullardan sonra piyade ve kıtaların geçişi büyük alâka ile takip ediliyor ve takdirle alkışlanıyordu. Arada bandoların gösterişli bir intizam içinde nöbet değiştirdikleri görülüyor­du.

Şanlı piyadelerimizi kahraman süvari­lerimiz takip etti. Ayak bileklerine be­yaz tozluklar bağla ve beyaz koşum­lu yağız atların üzerinde süvarilerimiz dört nala geçişi, büyük alâka topluyor ve a-lkışl anıyordu. Tam bu sırada ard arda hipodrom sahası üzerine gelen 4 nakliye uçağından paraşütçülerimiz "bii yük bir intizama içinde atlayış yapmağa başladılar. Misafirlerimiz bir taraftan şanlı süvarilerimizin büyük bir hend'e-si intizam içinde geçişlerini seyrediyor, bir taraftan da havadan süzülmekte ci­lan paraşütçüleri takib ediyorlardı.

Süvarilerimizden sonra motorlu topçu ve uçaksavar toplarının geçişi 'başla­mıştı. Topçu keşif uçakları çok alçak­lardan âdeta toplara sürünürcesine ge­çişe iştirak ediyordu .Şeref tribünün­den uçaksavar alayı geçerken, tam cepheden büyük kollar halinde jet filoları sahaya doğru yaklaşıyor, ar­kalarında duman izleri bırakarak, haş vat verici ıslıklar çalarak, toprağı ve tribünleri önündeki çim sahayı dev gövdeleri ile tarayarak şimşek hızı ile geçiyorlar ve iki müttefik devlet reisi­ni selâmlıyorlardı.

Topçuları motorlu kıtalar, hafif ve ağır tanklar ^bindirilmiş piyadeler, zırh lı toplar ve çeşitli 'araçlar intizam, için die takibetti. Tugayların alay sancaüc-ları zırfhlı arabalarda ve tanklarda ta­şınıyordu. Tribünler önünden geçerken tankların taretleri sağa dönerek ve ye­re eğilmek suretiyle devlet reislerini selâmlıyordu.

Geçit resmi tam saat 11 de büyük bir intizam içinde sona erdi. Merasime iş­tirak eden kıtaların kumandanları ile tanışan Pakistan Reisicumhuru Türk silâhlı kuvvetlerinin bu geçit resmi dolayısiyie kumandanları ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reisini tebrik -ede­rek şu sözlerle hissiyatını ifade etti;

«Hayatımda bu kadar muazzam bir me rasim görmedim. Bütün Türk ordusu ile iftihar ediyorum.»

18 Temmuz 1956

 Ankara:

Kardeş ve müttefik Pakistan Reİsicum huru Ekselans General İskender Mirza Ye refikası Begüm Mirza Reisicumhur Celâl Bay ar ve sayın Reşide Bayar şe­refine bu aksam saat 21.30 da ikamet etmekte  ulundukları Hariciye köş­künde 'bir aksam yemeği vermişlerdir Bu yemekte Büyük Millet Meclisi Rei si 'Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes, Hariciye Veikâl'eti Vekili E-tenı Menderes, Riyaseticumhur erkânı Başvekâlet müsteşarı, Erkânı Harbiye! Umumiye Reisi ile Hariciye Vekâleti kâtibi umumisi ve protokol umum mü dürü refikaları ile birlikte -hazır bu­lunmuşlardı.

 Ankara:

Pakistan Büyükelçisi Ekselans Mian Amunuddin ve refikası Pakistan Rei­sicumhuru Ekselans General İskender Mirza ve refikası Begüm Mirza şerefi­ne fau akşam saat 19 dan itibaren An­kara palas bahçelerinde bir resmi ka­bul tertip etmiştir.

Riesicumhur Gslâl Bayar ile Büyük Millet Meclisi Reisi Re'fik Koraltan, Vekiller, mebuslar, Başvekâlet müste­şarı, sivil ve askeri erkân ile kordlip-iomatik ateşemiliterfer ve güzide bir davetli topluluğunun hazır bulunduğu bu resmi ka'bul cok samimi bir hava içinde geç vaikte kadar devam etmiş­tir.

19 Temmuz 1956

 İzmit:

Memleketimizin büyük misafirleri kar deş ve müttefik Pakistan Reisicumhu­ru ekselans general İskender Mirza ile refikası Begüm Mirza ve Reisicum­hur Celâl Bayar, bsra'berlerind.e Ha­riciye Vekâleti Vekili Ethem Mende­res ve refikasiyle diğer zevat ve diev-iet demir yolları umum müdürü oldu-ha'ide bugün saat 12.20 de İzmit'e gel­mişler ve muazzam halk tezahüratiyle karşılanmışlardır.

Kardeş iki milletin devlet reislerinin rakip bulundukları hususitren Ankara dan 'hareketinden itibaren, bir kısmı­nı  geçmesine rağmen her istas­yonda ha/k toplulukları tarafından kar­şılanmıştır. Bütün istasyonlar Türk ve Pakistan bayrakları, defne dalları ile süslenmiş, ışıklarla aydınlatılmıştı Eskişehire günün çok erken saatinde gelinmesine nağmen istasyonda top­lanan halk, iki devlet reisine tezahürat­ta 'bulunmuştur.

Halkın sevgi tezahüratına el sallıyarak muhabbetle mukabelede bulunan Pakistan Reisicumhuru İskender Mir­za, birçok istasyonlarla ve bilhassa Bi­lecek ve Vezirköprüde Reisicumhur Ce lal Bayarla birlikte trenden inerek hal km araşma karışmış, onlarla bayram-laşmıg küçük çocukları okşamış, halkın hatırını sormuş, eski muhariplerle ta­nışmış ve kendilerine en iyi temenni­lerde bulunmuştur. Begüm İskerddter Mirza da, vagon penceresinden, kendi­lerini .selamlamaya gelen ve kardeş Pa kistanm en 'büyüğünü aralarında gör­mekten sevinç duyan halk toplulukla­rına mütebessim ve alâka ile .el sallıya rak mukabelede bulunuyordu.

Sapanca'da Sakarya Valisi ve Büyük-derbentte Kocaeli Valisi tarafından kar şılanan kıymetli misafirlerimiz ve Re­isicumhur Celâl Bayar, baştanbaşa Türk ve Pakistan bayraklariyle do­natılmış bulunan İzmit'te de (bütün İz­mit halkı tarafından istikbal edilmiş­lerdir. İstasyonda birinci ordu mü­fettişi, garnizon kumandanı, sivil ve-askeri erkân ile tanışan, halkla bayram laşan misafirlerimiz ve devlet reisimiz daha sonra İzmit kâ&ut fabrikalarını gezmişler ve çalışmalar hakkında iza­hat almışlardır.

İzmit'i ziyaretten sonra Derince'ye mü teveccihen. yolarına devam eden. dev-

le't reisleri gslişlerinid'e olduğu gilbi bü­yük tezahüratla ugurlanmışl'ardır.  

 Derince :

Memleketimizi resmen ziyaret etmekte olan kardeş ve müttefik Pakistan Re­isicumhuru ekselans general İskender Mirza, refikası Begüm Mirza ve Reisi cumhur Celâl Bayar, berabsrin.de Ha­riciye Vekâleti Vekili Etern Menderes ve diğer zevat olduŞlı halde, bıgün. sa at 14 de İzmit'ten Derince'ys gelmişler "İzmit'te çok 'büyük halk tezahüratı ile karşılanan general İskender Mirza ile Reisicumhur Celâl (Esyar, İzmit istas­yonunda kendilerini istikbale gelen genıç ihtiyar, kadın erkek, halk ve öğ­rencilerle bayramlaştıktan, kardeş iki devletin ay yıldızlı bayraklarını sallı-yan ilkokul çocuklarını okşayarak onla Ta muhabbetle iltifatta bulunduktan sonta aynı heyecanlı tezahürat arasın­da İzmit kâğıt ve sellüloz sanayi fabri­kalarını jgszerek fabrika müdüründen izahat almışlar ve müteakiben izmitten ayrılarak saat 14 de Derinceye muva­salat etmişlerdir.

Hususi trenin Derince'ye gelişinden iti bar en binlerce Derinceli ile Derince istasyonunda bulunan 3 trenin yolcula­rı tarafından hararetle alkışlanan dte-ğerli .misafirlerimiz ve Reisicumhur Ce lâl Bayar, Derince iskelesinde İstanbul Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay, deniz kuvvetleri kumandanı oramiral Sadık Altmcan.. donanma kumandanı Amiral Korutürk tarafından karşılan­mış ve selâmlanmışlardır.

Derince iskelesine .bordodan yanaşmış bulunan Savarona okul gemisinin ç.i-mariva nizamında sıralanmış bulunan mürettebatı tarafından «sağ ol» çağın şı ile karşılanan İki kardeş ve müttefik devlet reisi, gemiy.e çıkışlarında gemi ";kumandanı yarbay Necati Pınar ile ime rasim kıtası tarafından selâmlanmış, bando Pakistan ve Türk Milli Marşla­rını çalmıştır. İki kardeş memleketin devlet reisileri Savarona okul gemisine ayak bastıkları anda 21 rare ton? atımı ile salâmlanmıslardır.

Misafirlerimizle Reisicumhurumuzun rakip 'bulundukları Savarona okul ge­misi, 3 liman savunma 'botunun re­fakatinde, grandi direğinde ay yıldızlı Pakistan ve Türkiye Riyaseticumhur forslarını d'al'galanldırarak Yalovaya müteveccihen Derince'den ayrılmıştır.

21 Temmuz 1956

 Yalova :

Memleketimizin Ibüyü'k misafirleri dost ve kardeş Pakistan Reisicumhuru eksaiâns general İskender Mirza ve re­fikası Begüm Mirza ile Reisicumhur Ce lâl Bayar, heraSberlerirKie Dahiliye Ve­kili ve Hariciye Vekâleti Vekili Etem Menderes ve refikası ile diğer zevat ol duğu halde Mudanya üzerinden Bursa ya gitmek üzere bugün saat 11 de Sa varona okul gemisiyle hareket etmiş­lerdir.

Kıymetli misafirlerimizle devlet reisi­miz, Yalova iskelesinde Yalova kay­makamı ve çok kalabalık bir halk kit­lesi tarafından hararetle uğurl anmış­ladır.

22 Temmuz 1958

 Erzurum :

3 üncü Ordu Temsil Bürosundan  Dost ve müttefik Pakistan orduları baş kumandam general Muhammed Eyüp Han 'beraib erinde1 3 üncü ordu mü fettişi korgeneral Necati Tacan, 9 unou kolordu kumandanı Korgeneral Cev det Sunay ve maiyeti erkânı olduğu halde 'bu sabah Erzurumdan Karsa gitmiştir.

Kars hava alanında Vali, 18 inci kor kumandanı ve  kalabalık bar halle topluluğu tarafından karşılanan misa­fire, fbaşta bandosu bulunan askeri bir kıt'a selâm resmini ifa etmiştir. Alan­da bulunan halk general uçaktan indi­ği sırada fbüyük tezahüratta bulunmuş

Buradan Valrnaşa tabyesine gidllirriiş ve Çamlık köşkü Önünde Kars'ın ta­rihi ve ıbugünkü durumu hakkında ken 'dişine izahat verilmiştir.

Bilâhare tarihi Vali konanından Valiye bir iadeyi ziyafette bulunan misafir haşfcumatndan oradan uçak .a dönmüştür. Alanda kendisine son derece parlak tezahürat yapan halka misafir general şu sözlerle mukabelede bulunmuştur.

Ordu müfettişi tarafından verilen iza­hattan öğrenmiş olduğum kahraman­lıklarınızın gerektiği zaman yenileriniyaratacağınıza bu samimi muhabbeti­niz Ibeni inandırmış bulunuyor. Sağ olunuz

23 Temmuz 1956

 İstanbul  :

Bugün İstanbul şehri, memleketimizi resmen ziyaret etmekte bulunan kardeş ve müttefik Pakistan milletinin i'k Re isicumhuru ekselans general İskender Mirza ile refikaları Begüm Mirza'yı çok büyük ve parlak halk tezahüratı ile karşılamış, bütün İstanbul caddele­rini doldurmuş yüzbinlerce vatandaş tarihi Türk - Pakistan dostluğunun Türk milletinin kalbinde ne derecele­re kadar yeretmiş olduğunu bir kere daha ispat etmiştir.

Pakistan Reisicumhuru ve Begüm İs­kender Mirza. Reisicumhur Ce-âl Ba-yar'm refakatinde 'bugün öğle üzeri be raberlerinde Hariciye Vekâleti Vekili Ethem M.enderes ve refikası bayan Men deres olduğu halde Bursadan Mudan­ya'ya gelmişler ve oradan da Savarona o&ul gemisi ile İstanibula mütevecci­hen 'hareket etmişlerdir. Savarona o-kul gemisi, grandi direğinde Türkiye ve Pakistan Kiyaseticumhurluk forsla­rı olduğu halde İstaribula doğru seyre­derken altı muhrip Savaronamn oor-dasmdan gelerek ikiye ayrılmış ve is­kele ve sancak taraflarından geçerek pruva nizamında Savarona okul gemi. sinin dümen suyunda seyretmeğe baş­lamışlardır.

Savarona adalara yaklaştığı sırada do­nanmamıza mensup 30 kadar harb ge-.misi pruva nizamında Savaronanm sancak tarafından geçerek dost ve kardeş iki milletin devlet reislerini selâmlamışlardır. Harb gemileri alay sancak­larını çekmiş ve grandi direklerine Türk ve Pakistan bayraklarım toka et­mişlerdi.   Ayrıca  gemiler  mürettebatı çimariva yerlerinde yer almış. Savaro­na okul gemisinin Önüne geldikleri za­man devlet reislerini «sağol» nidası ile selâmlıyorlardı.

Kıymetli misafirlerimiz Pakistan Reisi cumhuru İskender Mirza ile Reisicum­hur Celâl Bayar üst köprüde iskele ta­rafında yer almışlar, harfb gemilerimi­zin geçit resmini seyrediyorlar ve se­lâmlarına muka!bele ediyorlardı. Mai-y.etleri erkânı iki adım geride ahzımev ki etmiş1 erdi. Donanma, Savaronaya yaklaştığı zaman devlet reislerini 42 pare top atımı ile selâmlamıştır.

Müteakiben geçit resmine iştirak eden altı muhrip, Savarona okul gemisini refakatlerine alarak yollarına devam ederek tam saat 17.15 de Dolmabahçe önünde demirlemiş ve İstanbul  Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay gemiye çıkarak Pakistan Reisicumhuru ekse­lans ıgeneral İskender Mirza ile refika lan Begüm Mirzaya İstanbul şehri adına hoş geldiniz demiştir.

Bundan sonra Acar motörü ile Savaro­na okul gemisinden Devlet Reisleri ay­rılmışlar, 'ayrılışlarında bahri merasim ile uğurlanmış ve 42 pare top atımı ile selâmlanmışlardır.

Pakistan Reisicumhurunun karaya çı­kacakları Sarayburnu rıhtımı baştan başa Türk ve Pakistan bayraklariyle donatılmış ve hoş geldiniz ibareleri ya zili dövizler asılmıştır. Başta alay san cağı ve bando bulunan ihtiram kıt'a-sı, onun yanında Devlet Vekili Emin Kalafat, İşletmeler Vekili Samet Ağa-oğlu, D.P. Meclis Grubu başkanı Aydın mebusu Dr. Namık Gedik, İstanbul mebusları, sivil ve askeri erkân ile kor konsüler mensupları yer almıştı.

Rıhtımda Başvekil Adnan Menderes,, Riya seti cumhur kâtibi umumisi, Hari­ciye Vekâleti kâtibi umumisi kıymet­li misafirlerimiz beklemekte idiler.

Pakistan Reisicumhhuru ve Reisicum­hurumuz Sarayburnuna ayak bastıklan anda Gülhaneden atılan 42 pare top atımı ile selâmlanmışlar, Başvekil Ad­nan. Menderes ile diğer zevat tarafın­dan karşılanmışlardır. Bayan Gökay da Begüm Mirza'ya bir buket takdim etmiştir.

"Milli Marşların dinlenmesinden ve as­keri kıt'anm testicinden sonra misafir­lerimizi istikbale gelen zevat Vali ta­rafından kendilerine takdim edilmiş ve müteakiben otomobillerle hareiket e-dilmiştir. Pakistan devlet reisi ile dev-Tset reisimiz açık bir otomobile binmiş­lerdir. Begüm. İskender Mirza ile Baş­vekil Adnan Menderes de ikinci açık i>ir otomobile binmişlerdir. Korteje da hil diğer zevat otomobillerde yer almış lardır. İhtiram kıt'asi motörsikletlerin ve ciplerin refakatinde alayın Saray-burnundan hareketiyle birlikte Gülha-ne parkına dahil oldukları zaman bu­rada İstanbul halkının tezahüratı baş­lamış ve misafirlerimizin ikamet ede­cekleri Yıldız sarayı Şale (köşküne gi­dilinceye kadar devam etmiştir. Gülha ne parkının içindeki geniş asfalt yolun iki tarafını ellerinde iki milletin ay yıl dızli bayraklarını taşımakta olan izci-"ler, öğrenciler ve halk doldurmuş bulu nuyordu. Tam Gülhane parkının ka­pısında yer almış bulunan tarihi meh­ter takımı, devlet reislerine selâm res­mini ifa etmiştir.

"Kardeş Pakistan Reisicumhuru İsken­der Mirza, açık otomobilde ayakta sağ­lı sollu halkı durmadan selâmlıyor, Be güm İskender Mirza a;a güler yüzle ve el salıyarak hakm sevgisine mukabele de bulunuyordu. Divanyolunda Pakis­tan Reisicumhuru İskender Mirza, Re isicumhur Celâl Bay ardan İsrarla ken­disinin de ayağa kalkmasını ve halkı birlikte selâmlamalarını istemiş, 'bu­nun üzerine Reisicumhur Celâl Bayar da ayağa kalkmıştır. Kardeş Pakistan devlet reisi, protokol dışı samimi ha-reketile Türk - Pakistan dostluğunun ve yakınlığının 'derinliğini göstermek istemekte idi. Divanyolundan itibaren iki kardeş ve müttefik devlet reisi ele-le tutuşmuş bir halde halkı selâmla­makta, Pakistan Reisicumihurunun bu yakın dostluk tezahürü dinmeyen alkışlarla «Pakistan Zindebad» sesleri ile selâmlamakta idi.

Alkışlar ve yaşa sesleri uğultu ha­linde devam ediyor, bu arada yaşa Mirza, yaşa Begüm, yaşa Bayar yaşa Menderes sesleri de İşitiliyordu.

Alay Gülhane parkından çıktıktan sonra, Sultanahmete, oradan türbeye doğru ilerlemiş ve bu noktada Babıâli caddesine sapmıştır. Halkın alkışları ara­sında, nazlı nazlı sallanan Türk ve Pa­kistan bayrakları altınd'an geçerek, alay Ankara caddesini, büyük postahane önünü, Yeni camiyi geçerek köp­rüye gelmiştir. Yol boyunca üzerinde ordu dili ile dövizler yazılı taklar al­tından geçen alay yine İstanbul halkı­nın sevgi tezahürleri ve alkışları ara­sında yoluna devamla köprüyü geçmiş ve Bankalar caddesi yolunu takaü âderek, Şişhaneye çıkmış, T.epebaşı ve Galatasaray yolu ile İstiklâl caddesine vasıl olmuştur. Bu güzergâh üzerinde halk kıymetli misafirimiz Pakistan Re isicumhuru ile Begüm Mirzayı ve Rei­sicumhur Celâl Bayar'ı Başvekil Men­deres'i şiddetle alkışlıyor ve durma­dan sevgi tezahüratında bulunuyor­du.

Alay. dinmeyen alkışlar arasında, İstik lâl caddesinden geçti, Taksim meydanı da hıncahınç dolu idi, oradan yine halkın tezahürleri arasında Harbiye ve Nişantaşına geçildi.

Nişantaşmdan Dolmabahçeye inildi ve Beşiktaş, Ortaköy yolu ile Yıldız sara­yı bahçesine girildi.

İşte 30 kilometreye yakın bu uzun gü zergâh boyunca İstanbul halkı, yüzbin lerini yollara dökerek iki sıralı bü­tün yaya kaldırımlarını hıncahınç dol­durmuş, yolları tıkamıştı. Sağlı sollu evlerin bütün pencer-sleri ve balkonla­rı salkım salkım halk ile dolu idi. Her taraf bayraklarla donatılmış, birçok yerde taklar kurulmuştu. Güzegâh bo­yunca bütün meydanlar ve yol kavşak lan bilhassa kalabalıktı. Ayasofyada, Türbede, Ankara caddesinde. Sirkeci dönemecinde, Adliye önünde, Yeni ca­mide, Galata'da Bankalar caddesinde, Tepebaşı meydanında, Galatasaray yol kavşağında, Beyoğlu caddesinde, Tak­sim meydanında, Dolmabahçede ve Be şiiktaş'da iğne atılsa yere düşmeyecek bir kalabalık vardı. Dinmiven tezahür ler arasında alay, saat 19 da Yıldız sa­rayında Şale köşküne geldi. Şale köş­künde Pakistan Reisicumhuru İsken­der Mirza Reisicumhurumuz Celâl Ba yara bütün Türkiyede ve bugün de İstanbul'da Türk milletinden gördüğü samimi ve hararetli kabulden dolayı tahassüslerini "bildirmekte idi.

Alayın göçmesinden bir saat sonra da-M halk, güzergâhı tamamiyle boşalfca-mamışfar. Beşuş yüzlerde iki kardeş ve müttefik devlet reisini karşılamış ve selâmlamış olmaktan doğan samimi memnunluk okunuyordu.

24 Temmuz 1956

 İstanbul  :

Pakistan R-Bİsicum.huru ekselans İs­kender Mirza, Afganistan'daki sal fe­lâketi dolayısiyle majeste Afganistan Kralına  mesajı göndermiştir:

Memleketinizde ciddi bir sel felâketi­nin ^ukuibulduŞunu teessürle öğrenmiş bulunuyorum:. Bu hâdisenin teferruatı nı tam olarak .bilmemekle beratoer can ve mal kaybının a^ır olmadığını ümit ederim.

Bu hususta en derin sempatilerimin ka toulünü rica eder.. sel felâketzedelerine herhanigi bir yardımda bulunmaktan memnuniyet duyacağımızı bildiririm.

İskender Mirza

 İstanbul  :

Kıymetli misafirimiz Pakistan Reisi­cumhuru ekselans general İskender Mirza'nm refikaları Belgüm Mirza, bu­gün Öğleden evvel beraberinde Pakis­tan Maliye Vekilinin refikası ve mih­mandarları olduğu halde sırasiyle Sul­tanahmet camiini, Ayasofya müzesini ve. Süİeymaniye camiini ziyaret etmiş ve ilgililerden izahat almıştır.

25 Temmuz 1956

 İstanbul  :

Pakistan Reisicumhurunun refikaları Begüm İskender Mirza, bugün saat 10 da Şale köşkünde İstanbul gazetecile­rini kabul edlerek, 'kendileriyle bir müd det (görüşmüş ve Pakistan hakkında sorulan, sualleri  çek geniş ibir şekilde cevaplindırmıstır.

Pakistan kadınının 'bugünkü sosyal ve-siyasi durumu, erkeklerle eşit haklara sahip olabilmek için yaıpılan mücadele ve elde «dilen başarı hakkında basın mensuplarını tenvir eden Begüm İsken der Mirza 'bilâhare, kendi himayesin­de ralı^an ve Pakistan kadınlığının ilerlemesini saglıyan teşekküller hak­kında geniş izahat vermiştir.

Sayın Beıgüm İskender Mirza konuş­masının sonunda Türk kadınlarını çok canayakm bulduğunu belirterek, «mem İeketime dönüşte bütün kadın vatan­daşlarımı Türkiyeyi ziyaret etmeye teşvik  edeceğim»   demiştir.

25 Temmuz 1956

 İstanbul  :

Memleketimizin kıymetli ve büyük mi safiri Pakistan Reisicumhuru ekselans general İskender Mirza'ya bugün, saat 17 de İstanbul üniversitesinde yapılan parlak bir merasimle fahri doktorluk pâye,si tevcih edimiştir.

İstarJbul üniversitesi merkez binasında yapılan bu merasim dolayısiyle bina ve ıbahçe iki kardeş milletin ay yıldızlı »bayraklar iyi e donatılmış, misafirlerimi zin ikamet ettikleri Yıldız sarayı Şale köşkü İle Beyazıt arasında geçecekle­ri güzergâh, İstanbul halkı tarafından, iki sıralı o. arak doldurulmuştu.

Pakistan Reisicumhuru ve devlet rei­simiz Celâl Bayar, açık "bir otomobilde şeref motosi'klerinin ve ciplerinin hi­mayesinde1 üniversiteye Begüm Mirza ve 'beraberlerindeki Pakistan heyeti, ile gelişlerinde. Maarif Vekili Ahmet Özel, İstanbul Vali ve Belediye Reisi Porf. Gökay, İstanbul üniversitesi rek­tör vekili Prof. Arif İsmet Çetinigil, profesörler ve ta'ebe temsilcileri tara­fından karşılanmışlardır.

Kıymetli misjalirlmiz Pakistan Reisi­cumhuruna fahri doktorluk gayesinin tevcihi münasebetiyle merasimin yapı lacağı salonda profesörler, mensup ol­dukları  fakültelerin  renklerini havi binişlerini lâbis olarak yerlerini almış "bulunuyorlardı. Ayrıca merasini' da­vetli ıbulunan mebuslar, genera'ler ve diğer zevat salonda kendilerine ayrıl­mış bulunan yerleri almışlardı.

Begüm İS'kender Mirza ile misafir Re­isicumhurun beraberindeki zevatm sa­londa yerlerini almalarını müteakip Pakistan. Reisicumhuru ekselans ge­neral İskender Mirza İstanbul üniver­sitesi ve Reisicumhur Celâl Bayar da Lahor üniversitesi doktorluk binişleri­ni lâ'bis olarak ^beraberlerinde üniver­siteler rektöV'iri. d!ekanlar ve profesör ler kurul'u olduğu halde alkışlar ara­sında merasim salonuna gelerek yerle­rini alımlardır.

istanbul üniversitesi rektör vekili prof. Arif İsmet Çetingil merasimi , açarak şu hi'ta'bsde bulunmuştur:

«Kardeş Pakistan'ın muhterem Reisi­cumhuru ve sayın.devlet reisimizi hür metle selâmlarım.

Güzide davetlilerimiz,

"İstanbul üniversitesi bugün şerefli ve mutlu günlerinden birini yaşamakta­dır.

Gerçekten bu>jün burada, a'ost ve ikar-deş Pakistan Reisicumhuru general İskender Mirza hazretlerine senatomuz tarafından tevcihi kararlanmış bulu­nan fahri doktorluk payesinin beraet ve nisanlarım kendilerine takdim et­mek üzere tep" anmış bulunuyoruz.

Ekselanslarını, üniversitemiz sinesinde "hürmet ve tazimle selâmlamaktan bü­yük bir şeref duymaktayım.

İstanbul üniversitesi bu mutlu günün hâtırasını daima .muhafaza etmekle mü iahi olacaktır.

Senatomuz, necip Pakistan halikına ve onun değerli dievlet reisine karşı duy­makta olduğu derin sevgi, saygı ve hayranlığı ifade etmek Üzere yaptığı toplantıda ekselanslarına üniversitemi­zin doktor Hoonris Causa payesini tev­cih edıerken yüksek bir fahr ve gurur duymuştur.

Pakistan halkmm Türkiyeye karşı, her vesile ile göstermiş olduğu samimi kar

deşlik duyguları ve bilhassa İstiklâl Savaşımız esnasında izhar ettiği bü­yük bağlılık Tünk milletinin baibinicte derin ve silinmez izler bırakmıştır. Bu bağlılık bugün hakiki bir samimiyet ve kardeşliğin en yüksek mertebesine u-laşmış bulunmaktadır.

Pakistanm kısa bir zaman içinde te­rakki ve tekamül yolunda atmış ol­duğu ileri adımlar bu dinamik devle­tin parlak; istikbalinin en bariz ve kaıt't teminatıdır. Milletimiz bu parlak in­kişafı deruni bir haz ile ve huzur için­de takibetmektedir.

Bu vesile ile bilhassa şahsen, kısa bir zaman için ziyaret etmek fırsatını el­de etmiş olduŞum Karaşi v= Lahore ünlver site! erindeki profesörlerle zeki ve çalışkan Pakistan gençlerini ve kar deş milleti yakından tanımak ve tak­dir etmek zevkine nail olmakla duy­duğum bahtiyarlığı heyecanla ifade et mekten  kendimi  alamıyorum.

Üniversitemizin bugün fahri doktorluk beratını takdim eylediği ekselans ge­neral Mirza hazretleri 1899 da tevellüt etmişler yte 1916 senesinde Bombay'da Elphinstone kollejinde edebiyat tahsi­line balamı? ar ,1918 de Sandhurst'de-ki kraliyet askeri koltejine talebe nam­zedi seçilmişlerdir. Ekselans general Mirza, Hinld yarımadasın den kraliyet askeri kolejini bitirereik orduya inti­sap eden ilk talebelerden bulunmakta­dır.

1921 senesinde Kotoat'da ikinci Sıkoç taburuna iltihak ederek Khoodad Khel harekâtına iştirak etmişlerdir. 1922 -1924 senelerinde Jansideki 17 nci sü­vari birliğinde hizmet etmişler ve 1924 de Vazıristan harekâtında bulunmuşlardır.

Pakistanm Hindistandan ayrılmasını müteakip Pakistan hükümetinin ilk Müdafa Vekâleti sekreteri olmuşlar, 30 mayıs 1954 de doğu Bengal Valili­ğine tâyin edilmişler ve burada bazı idari değişiklikler yapmışlardır. Sel tbaıskrm esnasında ekselâhs İskan-cSer Mirza hazretlerinin hizmetleri, eyale­tin her tarafında halk tarafından tak­dirle karşılanmıştır.

Müşarünileyh hazretleri 1954 ekim   aymda İçişleri Bakanlığına tâyin edil­miş ve 5 mart 1956 da Pakistan Reisi--cumhuru olmuşlardır.

Ekselans İskender Mirza hazretleri müstesna bir asker olarak mille-t hiz­metine girdikten sonra, her sahada gös termiş oldukları yüksek meziyet ve kabiliyet1 .eri ile muhtelif idari vazife­ler deruhte 'buyurmuşlar ve bu hizmet leri esnasında parlak muvaffakiyetleri neticesinde büyük milletlerinin tsvec-cüh ve muhabbetleri ile Pakistanm i'k Reisicumhuru seçilmişlerdir.

Değerli şahsiyetlerindeki bu yüksek meziyetler üniversitemizin kendilerine karşı duyduğu hayranlığın mühim bir sebebini   teşkil   etmektedir.

Kendilerine docdor Honoris Causa ni­şanesini ta" ik ve beratini takdim, ey­lemekle sonsuz bir şeref ve saadet his setm ekteyim.»

Bundan sonra rektör vekili Prof. Arif İsmet Çetingil alkışlar arasında dok­tor Honoris Causa sayesinin epajmı Pakistan Reisicumhurunun binişinin sol omuzuna iliştirerek bu hususta tan zim kılman diplomayı kendisine tak­dim etmiştir.

İstanbul üniversitesi fahri doktoru Pa kistan Reisicumhuru ekselans general İskender Mirza da İngilizce olarak bir hi-tafbede bulunarak demiştir ki:

Sayın rektör, muhterem senato azaları va İstanbul üniversitesi profesörleri, ekselanslar, bayanlar, baylar:

İtiraf etmeliyim (ki benim ipin Türkiye deki ikametimin hangi .gününün daha mesut geçtiğini tâyin etmek -çok güç­tür. Yüksek memleketinize ayak bastı ğım andan beri .'bani samimiyetiniz ve misafirperverliğiniz ve muhabbetinize gark ettiniz.

Çok sevgili biraderim ekselans Celâl Bayar ile beraber bu iki haftalık zi­yaretim sırasında birçok şehir ve köy­lerinizi ziyaret ettim. Çok faal başşeh­riniz olan Anakaradan başlıyarak gü­zel sayfiye cehri Yalovaya, oradan fev­kalâde tarihi bir mazisi olan Bursaya ve ananevi haşmeti bulunan İstaribula kadar 'bütün güzergâh boyunca halkınızdan kopan samimi bir karşılamaya, mazhar oldum.

Geçtiğim istasyon ve köylerde memle­ketimin bayraŞı ile Türk bayrağını yan. yana -görmek bana fevkalâde güven verdi. Erkek, kadın ve çocukların gü­ler yüzlerinin sıcak ve samimi havası yalnız askeri ve siyasi ittifaklar netice., sinde meydana gelmiş değildir. Bu, e-sasmda Türkiye ve Pakistan arasında kısa bir zaman de£İ:, asırlar boyunca, kültürel, manevi münasebetlerin, dostluk başlarının bir nişanesimr, biz, u-zun seneler Türkiyenin eski ve yeni ta rihinin kapladığı edebi, mimari idari ve askeri mukaddes membalarından iç tik.

Binaenaleyh Türk halkının, büyük. Türk nyü-Eti ile müşterek mazisi olan bir memleketin sembolü o'arak karşı­lamak üzere yollara dökülmüş olması vakıası, 'nek tabiidir ki kalbimi sevinç-v.e gururla  doldurmuştur.

Türkiyedg geçirdiğim -her dakika, kal­bime nak^eii'i'mij bir mes'ut hâtıra ol­makla beraber, buıgün bana tevcih e-dilen bu şereften daha yüksek tak­dir v.e değer vereceğim bir şeref yok­tur. Zira ilim ve doğruluğu arayan ve-bunu ibütün dünyevi ve fani değerlerin üstünde tutam yüksek topluluğunuza, benim gibi fcir kimseyi kabul etmiş ol­manız [benim için en "büyük    şereftir.

Biliyorum ki. beni yüksek teveccühü­nüze muhatap etmeniz naçiz liyakatle­rim değil, aslında memleketime şeref vermek   için   yapılmış  bulunmaktadır.

Binaenaleyh bu  alicenaplığınıza min­nettarlığımı bildirirken kendimden faz­la asıl memleketim.1 namına teşekkür et m eliyim.

[Bayaaılar, baylar, Pakistan yalnız ye­ni bir memleket deŞil aynı zamanda tür idealin ve bir vecibenin sembolü­dür. Biz dokuz sene evvel ibir çok ta-'bii ve maddi zorluklar içinde bir dev­let olarak teessüs ettik. Daha bayrağı­mızı açmadan evvel bile milyonlarca muhacir (dünyadaki en büyük miktar­da) hudutlarımızı geçtiler ve memleke­timiz dahilimde üticsgâh aradılar. Bu 'bizim için çok güç toir imtihandı. Lâfcm, -bu felâketin çetinliği milletimizin-iman ve azmini vs galip gelmek arzu­sunu en büyük âfetlere ıkar^ı bile ol­sa, kuvvet endirdi. Bize maddi ve ruhi Hakanlarımızın ölçüsünü bildirdi ve hattâ bu gelişme senelerinde bile bize istikbal için cesaret verdi. Önümüzde­ki vazife hakikaten cok yüklüdür. Biz oyunun Saiikındayiz. Biliyoruz ki hür­riyet bir camianın seviyesine inmez. O camia kendisini hürriyete yükseltmeli dır. Bi iyoruız ki, son asırlardaki ilerle­yiş v.e inüriüf&f bizi geride bırakmıştır. Elimizdeki kabiliyet ve kaynaklardan istifaca edilememiştir. Gay-a-t mütevazı olarak, fakat istikbalim ise büyük gü­venle, biz Pakistan balkı, kaybettiği­miz asırları en kısa bir zamamda ka­zanmaya ve bu suretle dostlarımıza foir kuvvet kaynağı teşkil etmeye ve dostumuz olmak istemiyenlerin de hasetli nazarlarına hedef olmamaya azmettik, biz .sulh ve terakkiye inanı­yoruz. Bugünkü dünyada bunlar bir­birine bağlı ve birbirinden ayrılmaz mefhumlardır. Sulh terakki için e~z.em dir. Fakat, terakki de sulh için el­zemdir. Bunun içindir ki bütün fo;ynel mile! siyasetimiz gerek dahilde ve ge­rek hariste bu iki .esasa hasredilmiş­tir.

İşt-2 bu gayeye varabilmek idindir ki, biz dostluk ettiğimiz zaman bunu bu kadar acık ve samimi surette yaıpıyo-ruz. Bir taraftan BaŞdad Paktına ve diğer taraftan da Siato (Seato) ya il­tihakımız söylediğimizi yaptığımızın ve bu söylediğimizin de 'ba~ka mânası ol­madığının nifanesidir. Realiteleri kabul ediyoruz ve bu realiteleri imkân­larımız dahilinde zaman karşılama ya hazırız.

Bu pünerde nötralite ve koekzistajnstan bahsetmek moda halini almıştır.

Bunlardan ikisi de güzel terimlerdir. Fakat yalnız kelimelerin güzelliği kâ­fi değildir. Asıl mühim olan bu kelime lerin arikasmdaki ruh ve saiktir. Ma­lûmunuz olduğu gibi bu'gün daima ge-nişliyen ufuklar içinde yaşıyoruz. Mad­di mesafeler kısalmakla b.eraber ihayat her suretle genişlemektedir. Gün be gün küitürel, sosyal, ekonomik ve ideolojik nüvelerin inkişafı gitgide da­ha kuvvetli olmaya başlamıştır. Hidbir zaman beşler tarühinide, beynelmilel münasebefc meseleleri bugünkü kadar bun. dan daha kaçınılmaz ve mühim o.rna-mıştır. Hic roir millet, büyük veya kü­çük olsun bofluk içinde yaşayamaz. Mesafeleri her en kısalan ve esmiytet münasebetleri her an artan bir dünya­da bitaraflıktan bahsetmek yalnız şa­irane bir fikirden baç-ka bir şey olamaz. Eğer biz demokrasiye inan;yorsak, bu inancımıza güvenimiz olmalı ve bunu her zaman müdafaaya hazır ûulunmalı yız. Bir ideale inanç göstermek ve o-nun müdafaası için bitaraflığı tavsiye-etmek fikir ve hareket arasında bir mü vazenesizlik göstermektedir ve 'bu hu­susi münasebette olduğu -kadar 'beynel­milel münasebatta da terviç edilemez. Aynı zamanda koekzistans hakkında da. bir cok şeyler söyleniyor. Bu hedefin, esasında, ayet iyi ve akılane olduğu­nu kimse inkâr edemde. Fakat acaba, koekzistans'tan ibahsettiğimiz zaman,. hepimiz aynı şeyi mi kasdeâ'iyoruz- Bi­naenaleyh, mesele, koekzistans'm mu­vafık olup olmadığı değil, her birimi­zin bu tabirden ne anladığımızın tav­zihidir. Biz Pakistam'ılar Koskzistans'ı diğer memleketlerin hakimiyet ve is­tiklâline kat'i riayet olarak anlamakta­yız, onların dahili işlerine hiç bir su­rette karışmak iyi niyet tebriki mesai­yi genişletmek ve bu suretle bütün, ihti" afları sulhperver müzakere ve ha­kem yolu ile halletmektir. Biliyoruz ki Türkiyenin de milli ve beynelmilel mü nas.e'bafrtaki durumu budur. Bu fikir v-s menfaat birliği, Türkiye ve Paikista-nm ya'nız koekziste etmek değil her za man birbiri için yaşamasını temin ede­cektir. Bu mukadderatın omuzlarımıza yüklemiş olduğu bir imtiyaz ve me­suliyettir ki. bizim vazifemiz »bunu bir mukaddes miras olarak gençliğe dev­retmektir. Gençlik bir memleketin da­yanağıdır. Onun irindir ki daha eski' nesillerden biz:er onlara ümit ve dua­larımızı hasr etmeliyiz.

Türkiye gençliğine büyülk önderimiz Kaidi Azam Mohammed Ali Cinnah bize, Pakistanlılara verdiği mesajdan daha iyisini vermeme imkân yoktur. Bu mesaj üc sade kelimeden teşekkül etmektedir: "Birlik, iman ve disiplin» bu irşad edici mesajı kalblerimize kay dedtik. Bu bizi istiklâlimiz hedefine ka­vuşturdu.  İstiklâlimizden sonra önümuz güçlüklerle ve felâketlerle dolu olduğu karanlık günlerde bu altından sözlar bizim ruhumuzu yükseltti ve İş­te, (bu sözlerin ışığı altındadır ki sulh ve terakki volunda ileri doğru yürü­yeceğiz.

İşte Türk gençliğine bugün vermek istediğim masaj budur. «Birlik, iman, ve disiplin» bu büyük memlekette et­rafıma bakmdığım zaman gururla gö­rüyorum ki, Türkiyenin kendüsi, bir­lik iman ve disiplinin tam bir ifadesi­dir. Bu basit kepmelerin ifade ettiği yüksek idealler memlektiniz Türkiye' de tahakkuk etmiştir. Büyük Atatürk, çözülmez 'bağlarla Türk mileltinin bir­liğini p&rçinleştirmiştir.

Ve onu bir azim ve irade kaynağı ha­line .getirmiştir. Kaderin size işaret etmiş o'duğu terakki ve refah yolunda bütün güçlükleri bertaraf eder efe. yürü memiz için lâzım gelen güvıeni size telkin. etmiştir ve hepsinin fevkinldie o-larak sizlere, erkeklere, kadınlara ve çocuklara milliyetperverlik gururu ile beraber- beynelmilel işbirliği ruhunu içinizde yaratmıştır ki, bu da dünyanın bugünkü halinde sul-h ve demokrasi uğrunda büyük bir kazançtır. Atatürk' ün eserine ve hâtırasına en büyük say gınuı ifadesi Tüiikiyenin bugün -en dinamik en azimkar ve en disiplinli de mokrasilerden birisi o'masmdaüır. Si­ze mevdu olan Karakter, enerji, vazi­feşinastık, sebat,büyük bir adalet ve insanlık hissi, Atatürk'ün lidierliği ve ondan sonra Celâl Bayar gibi 'büyük ve iyi bir insanın onu takip etmiş ol­masından ileri gedmektedir. Türk mil­leti ve bilhassa Türk gençliği bu büyük liderlerin verdimi irşadı vatani dü­şüncelerinin ve hareketlerinin kaidesi haline getirmişlerdir. Ankara gifoi şe­hirlerin hayret edilecek bir denscöde süratle büyümüş olması, sanayi, tica­ret fyie içtimai ekonomik umumi te­rakki, mülki idarenin ilerleyişi, mü­kemmel olan ordu., deniz v-s hava kuv vetlerinizin- inkişafı ve herşeyden üs­tün olarak milfi karakteriniz ye 'beynel milel görüsierinrzdeki basiret ve bun­lardan maada elde ettiriniz daha bir çok terakkiler müttehit ve disiplinli Tdit mil'et olmanız sayesinıdedir. Türki ye bugün de insanlık emniyet ve istikbalinin,   mazisindeki haşmetli  asır­larda olduğu gibi, bir kalesidir.

Bizim Pakisıtanda bildiğimiz gibi, ede­biyat, sanat ve diğer entelektüel ve kültürel sahalarda Türkiyeye karşı o-lan minnet borcumuzdan maada, ümit ederim ki, Müslüman Üünyası da İslâmiyetin beynelmilel bir kuvvet ola­rak muhafazası için yapılan son ımıha rebeler Sakarya ve Dumlupmarda bü­yük Türk milleti tarafından yapılmış olduğunu müdriktir. Büyük güçlük ve yoksulluklar içinde verikn bu muha­rebeler Atatürk'ün dehası sayesinde ve arkadaşlarının cesareti ve Türk milleti nin fedakâr-iğı ile muzafferiyetle ne­ticelenmiştir. Bunun içindir ki (burada Pakistanın ilk Reisicumhuru olarak ve müşterek mazimizi yâd eiderek foir Ikere daha size karşı olan saygı vle tak dirimizi teyid etmekle şahsen büyük bir gurur duymaktayım. Sizinle çok ya kırMan münas ebat imiz olmasından ay­rıca geref duymaktayız ve yarın da, bizi her zaman omuz omuza bulacak­sınız.

Bu konuşmama nihayet vermeden eV-vel bir şey daha söylemek isterim ve bunu da bütün kalbimle ve samimiye­timle ifaıdle ederim. Bunu lütfen bir te­rim veyahut nezakie't cümlesi olarak kalbul etmeyiniz. Bu söyleyeceğim söz­ler kalbimin içinde yükselmekte ve size karşı Pakistanın bütün iyi niyeti­ni 'bütün dostluğunu ve bütün duala­rını ihtiva etmektedir. Söyliyeceğimde «Tüıkiye Ziridabat.. tır. Pakistan E-Eİsicurrjhurunun hitabesinin alkışlar arasında sona eırmesini mütea­kip üniversite şeref salonunda verilen kokteyl partide İstanbul üniversitesi taiob birliği adına misafir Reisicumhu ra 'birliğin bir rozeti takdim edilmiş, bunu memnunyetle kabul eden İsken­der Mirza "bu rozoti daima şerefle ta-ştyaıccğnn demiştir. Birlik ayrıca Be­güm Mirzaya da bir vermiş Diğer taraftan aynı kokteylde Türkiye Milli Talebe Federasyonu Pakistan gençliğine aşağıdaki mesajı sayın İs­kender Mireaya .tevdi ederek Pakistan gençliğine iletmesini rica   etmiştir:

«Türkiye Mili TalebeFederasyonu dost ve karde Pakistan Cumhurbaşka  memleketimizi ziyaretlerinden bü­yük bir ?eref duymaktadır. Türk vük-S£ik tahsil gsncli^i 'karde? memleiket gençlerinin temenni!'H"i pibi ilim ve kuıtür s^ıasmda rhİTİi*i yapmalarının büyt;k kıymetini takdir ederek ve Pa-kistan:n asil gençlisine mukadderat ■birliğinde bulunanların sevinci içinde sonsuz muhalblbet ve iyi temennilerini sunmakla bahtiyardır.»

Kaijd'eş vs müttefik iki milletin devlet

reisleri gerek üniversiteye g.e işlerinde ve '.gerekse ayrılışlarında geçtikleri o yollarda halkın sıcak sevgi tezahürle­ri ve şiddetli alkı?lariy-e selâmlanınıs­lardır.

28 Temmuz 1956

İstanbul  :

Reisicumhur Celâl Bayar ve refikala­rı sayın Reşide Bayar bu akşam Dol-ma'baih'çe sarayı muay€de salonunda m emleke'temizin kıymet i misafirleri kardeş ve müttefik Pafeistan Reisi-cum hum ekselans general İskender Mirza v,e refikaları Begüm Mirza şerefine bir kabul resmi tertin etmeler ve bunu bir suvare takip etmiştir.

Bolmsbsnşe sarayının muhteşem mu-ayede salonuna Pakistan Reisicumhuru ile refikaları Be'şüm Mirzanın Reisi­cumhurumuz Cela'J Bayar ile birlikte girişleri salonda bulunan :i'âvetlilerin büyük tezahüratına vesile olmuştur.

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik   Koraltan ile İstanbulda bulunan vekille­rin, mebusların, sivil ve askeri erkânın Ve davetlilerin hazır bulundukları bu parlafe resmi kabul ve suvar.e, Dolma bahçe sarayının muhteşem dekoru için de, tarihi Türk - Pakis'tan kardeşliği­ne has bir samimiyetle geç vakte kadar devam etmiştir.

29 Temmuz 1956

Ankara:
Rei'sicumhuruimuzun dâvetfüsi   oferak memleketimizle resmi bir ziyaret yap­mış olan Pakistan (Reisicumhuru ekse­lans İskender Mirza, butün ufakla Pakistana müteakin Reisicum­hur Cslâl Bayara şu mesajı önidlermistir:

Ekselans  Celâl İbayar Türkiye Fsisicunıhuru

Büyük memleLcetmizden ayrılığımda refikam ve ben vs beraberimdekilere göstermiş olduğunuz fevkalâde kabul ve misafirperverlikten dolayı zatı dev­letinize, Türk hükümetine ve Türk halkına tekrar bir 'defa daha en hararetli teşekkürlerimi aır Ketarefele çeref du­yarım. Güzel Emlek:etinizdeki ikame­tim, benim için daima kıymetli bir hâtıra olarak kalacaktır.

İskender Mirza

Reisicumhur Celâl Bayar, Pakistan Rs-isicumhuruna :cevabi mesajı gönelermiştir:

Ekselans İskender Mirza

Pakistan Reisicumhuru

Türkiyeden  ufar aka tinizi müteakip göndermek lütfunda bulunduğunuz na zikâne mesajı şükranla aldım. Aramız da geçirdiğiniz çok kısa zamanla yüksek şahsiyetinizin Türk miletins tel­kin ettiği saygı ve sevgi hislerinin hiç­bir zaman silinmiyeceindsn şaihsen de bu ikametin kıymetli hâtıraları daima muhafaza edeceğimden emin olmanızı rica ederim.

Celâl Bayar

 İstanbul  :

Karde ve müttefik Pakistan itedsicuzn buru ile birlikte onbe 16:45 de Londraya müteveecihen uçakla memleketimizden ayrılmıştır.

Begüm Mirzaya Yeşilköy hava meyda­nında Reisi cumhur Celâl Bayar adına Riyaseti cumhur kâtibi umumisi    Fikret Belbez ile Riyaseti cumhur başya­veri kurmay alla ay Refik Tulga «iyi yol culuklar» temennisinde bulunmuşlar ve kendisini bayan Nilüfer Gürsoy, ba yan Ethem Menderes, bayan Gokay, "bayan Şemsettin Mardin, bayan Veysel Versan ile bayan Mian Minuddin, Kü­tahya mebusu Ahmet Gürsoy, İstanbul Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay, Karaçi Eüyükelçimiz ile Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi, Hariciye Vekâle­ti protokol umum müdürü, merkez ku mandanı, emniyet müdürü ve muhtelif kadın teşekkülleri temsilcileri ile Pa­kistan Büyükelçiliği mensupları hara­retle uğurlamışlardır.

Bagüm İskender Mirza'ya uçağa biner ken muhtelif buketler verilmiştir.

 İstanbul  :

Kardeş ve müttefik Pakistan Reisicum nurunun refikaları Begüm, Mirza bu­gün memleketimizden Londra'ya ha­reketinden evvel Tüilk milletine şu veda mesajını göndermiştir:

«Türkiyeden ayrılırken asil Türk mil­letine ve bilhassa Türk hemşirelerime samimi teşekkürlerimi bildirmek is­terim.Bana karşı gösterilen hararetli hüsnükabulden dolayı ziyadesiyle mü­tehassıs oldum. Bu hüsnükabul katim erkek ibü'tün Türk halkının Pakistanlı hemşerilerine besledikleri hakiki mu­habbeti ifade ve temsil ettiği için duy­gularım fek kat daha arttı.

"Milli kalkınma hareket ve faaliyetleri­nin her safhasında Türk kadınf arının oynadıkları rol b'3iide ook derin intiba­lar yarattı. Memleketlerinin sosyal re­fah meselelerini halletmek yolundaki ii-eri görüş, disiplin ve mühimseme duy guları bşni hayran bıraktı. Türkiye ile "Pakistan arasında mevcut kardeşlik bağları ve müşterek ideallerden dolayı iki memleket kadınlarının birbirlerine daha da yaklaşacakarından ve birinin ötekinden çok peyler öğreneceğinden emin bulunuyorum.

"Türk kadınlarına sonsuz saadet, sürek­li terakkiler diler ;onları ve asil Türk milletini A'laha emanet ederim.»

 İstanbul  :

Memleketimizin büyük misafiri kar­deş ve müttefik Pakistan Reisicumhu­ru -ekselans general İskender Mirza re fikaları ile birlikte Türkiyeye yaptık­ları 15 günlük resmi ziyareti tamam-lıyarak bu sabah saat 8.30 da hususi u-çağiyle Karaşiye müteveccihen memle­ketimizden ayrılmış ve Yeşilköy hava meydanında hararet ve tezahüratla u-ğurlanmıştır.

Bu saibah Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan ve İstanbul Vali ve Be­lediye Reisi Prof. Gökay, misafirleri­mizin İstaribuldaki ikametlerine tahsis edilmiş 'bulunan Yıldız sarayı Şale koş küme giderek kendilerine mülâki ol­muşlardır.

Saat 7.30 da Şale köşkünden Yeşilköy hava meydanına giidilmek üzere kor­tej halinde, askeri jiplerin ve polis mo­tosikletlerinin refakatinde hareket edilmistir. Pakistan Reisicumhuru ile Bü­yük Millet Meclisi Reisinin rakip bu­lundukları otomobili Begüm Mirza ile İstanbul Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay binmiş oldukları otomobil takip etmekte idi. Misafirlerimizin mai­yetleri ise daha arkadan gelmekte idi Beşiktaştarı itibaren, Yeşilköy hava meydanına kadar kortejin takip etiği yol günlerden pazar ve sabahın erken saati olmasına rağmen muhtelif halk toplulukları tarafından doldurulmuş­tu. Bütün cacdeler ay yıldızlı iki kar­deş milletin bayraklariyle donatılmış­tı. Halk kardeş Pakistan Reisi cumhuru hararetle alkışlıyarak iyi yolculuk­lar diliyor. Pakistan Reisicumhuru da İstanbul halkının bu tezahüratına el sasıyarak mukabele ediyordu. Güzergâh üzerinde başta bando bulunan bir piyade kıt'ası, Atatürk köprüsü üze­rinde bir deniz kıtası,Fatih parkı önünde mehter takımı ve itfaiye müf­rezesi, Edirne kapıda sur dışında bir aiyaide kıtası selâm resmini ifa ediyor­du.

Kortej Baştanbaşa Türk - Pakistan bayraklariyle donatılmış Yeşilköy ha­va meydanı binası önüne geldiği za­man kıymetli misafirimiz, kendisini teşyie gelmiş bulunan Devlet Reisimiz Celâl Bayar'a mülâki oldu.

İki kardeş milletin devlet reisleri ter­minal binasından geçerek meydana da olmuşlardır.

Meydanda başta alay sancağı ve ban­do bulunan merasim kıtası yer almış ve İstanbul'daki vekiller, mebuslar, or­du, garnizon ve merkez kumandanları generaller amiraller adli ve sivil er­kân, ikorkonlsülleır, dınvayeni, Pakistan Büyükelçisi ve elçilik mensupları dost kardeş Pakistanm muhterem devlet reisini uğurlamak için gelmiş bulunu yordu.

Ekselans İskender Mirza ile Reisicum­hurumuzun alay sancağı karşısına yer­leştirilmiş bulunan kürsüye çıkmaları­nı müteakip banld Pakistan Milli Maa­şı ille istiklâl Maaşlınızı çalmış ve Pa­kistan Reisicumhuru ihtiram kıtasını teftiş etmiştir.

Kendisini uğurlamağa ıgelen sivil ve askeri erkâna teker teker veda eden Pakistan Reisicumhuru Ekselans Ge­neral İskender Mirza uçağın önüne geldiği zaman Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a veda  etmiş  ve  Reisicumhurumuz kardeş memleket Reis icumhuruna iyi yolculuklar temennisinde bu­lunmuştur.

Bu vedalaşma büyük bir samimiyet ha vasi içerisinde âdeta bir kardeşin di­ğer kardeşin evine yaptığı ziyaretten dönerken yaptığı veda gibi, tam, tarihi Türk - Pakistan kardeşlik ve bağlılı­ğına hâs bir şekilde olmuştur.

Alkışlar arasında uçağa binen kardeş Pakistan Reisicumhuru burada refi­kaları Begüm Mirzaya da veldiâ etmiş vs atılan 21 pare top ile misafir Re­isicumhur selâmlanmıştır.

Pakistan Reisicumhuru Ekselans Ge­neral İskender Mirza ile maiyetlerinin rakip bulundukları uçak Kar'aşiye mü­teveccihen hareket ederken muhtelif jet filolarımız meydan üzerinde dolaşı­yordu. Bu jet filolarımız Pakistan Re­isicumhurunun uçağına Türkiye (hu­dutlarına kadar refakat Yeteceklerdir.

Kıymetli misafirimiz Begüm Mirza da bugün öğleden sonra saat 16.30 da Lon­dra'ya gitmek üzere memleketimizden ayrılacaklardır.

İthal mallan fiyat kontrol ve tescil talimatnamesi

2 Temmuz 1956

 Ankara:

Maliye Vekâleti, Türk Parası Kıymetini Koruma hakkındaki 14 sayılı ka­rara müteallik bir tebliğ yayınlamıştır. İthal malları fiyatlarının diş pi­yasalarda cari fiyatlara uygunluğunu tescil ve tevsike tâbi tutan 6 sayılı bu tebliğ şudur:

1) Türk Parası Kıymetini Koruma   -hakkında 14 sayılı kararın 43 ve 78 nci maddelerine istinaden, ithal malları fiyatlarının dış piyasalarda cari fiyatlara uygunluğu aşağıdaki esaslar dairesinde tescil ve tevsike tâbi­dir.

14 Sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma kararma müteallik ithal malları fiyat kontrol ve tescil talimatnamesi

İthal malları fiyatlarının tescil mecburiyeti:

Madde 1)  İthal malları fiyatlarının dış piyasalarda cari fiyatlara uygun olması şarttır.

Türkiye'ye ithal edilecek bütün malların fiyat uygunluğu Türkiye Tica­ret Odaları - Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği ithal malları fi­yat tescil teşkilâtının kontrol ve tesciline tâbidir.

Bu teşkilât, tarafından fiyat uygunluğu tescil edilmiyen malların T.C Merkez Bankasınca bedellerinin transferine ve gümrük idarelerince it­hallerine müsaade olunmaz.

İthal malları fij^atiarı kontrol komitesi:

Madde 2)  Maliye Vekâleti Hazine Umum Müdürü, İktisat ve Ticaret Vekâleti Dış Ticaret Dairesi Reisi, Gümrük ve İnhisarlar Vekâleti Güm­rükler Umum Müdürü, T.C. Merkez. Bankası Umum Müdürü veya bun­ların yerine usulü dairesinde tayin edilerek önceden bildirilecek vekille­ri ile Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birjiği Umumi Kâtibi ve idare heyetince tâyin edilecek iki mümessilden mürek­kep «ithal mallan fiyatları kontrol komitesi» kurulmuştur.

İthal malları fiyat tescil teşkilâtının reisi, komitenin toplantılarında bu­lunur, reye iştirak etmez.

Komite, ithal mallan fiyatlarının bontroluna .müteallik esasları vaz ve ithal malları fiyat tescil teşkilâtını sevk ve idare eder.

İthal malları fiyat tescil teşkilâtı:

Madde 3)  İthal malları fiyat tescil teşkilâtı, bir reis ve mal gruplarına göre ayrılmış grup müdürlüklerinden teşekkül eder.

"Her grup müdürlüğünde lüzumu kadar fiyat mütehassısı bulunur. 'Vazife ve se-lâhiyet:

Madde 4) İthal malları fiyatlarının 6 ncı maddeye göre tayin ve tes-bit olunacak dış piyasada cari fiyatlara uygunluğu alâkalı grup müdürü ve tetkiki yapan fiyat mütehassısının müşterek imzasıyla taayyün eder.

"Fiyat mütehassısı, fiyat uygunluğu kararından evvel, o malların ithalât ve ticaretiyle iştigal eden asgari 3, azami 5 kişilik bir ehlivukuf heyetiy­le müştereken mal ve fiyat tetkiki yapmağa ve keyfiyeti rapora bağla­mağa mecburdur.

Ancak komitece tayin olunacak borsa malları ile fiyatları malûm ve muayyen bulunan mallar ve resen karar ittihaz edilebilir.

Fiyatların dış piyasalardaki cari fiyatlara uygun 'bulunmadığına karar verilmesi halinde vâki itirazlar, ithal mallan tescil teşkilâtı reisinin baş­kanlığında grurj müdürlerinden terekküp eden bir heyet tarafından ka­rara bağlanır. (Alâkalı grup müdürü karara iştirak edemez) heyetin bu kararı katidir.

Kontroldan istisnalar:

Madde 5  İthal malları fiyatları kontrol komitesi muayyen mallar ile muayyen bir bedelden aşağıda ithalâtın kontrol ve tescilden istisna edil­mesine karar verebilir.

Esas alınacak fiyatlar:

Madde 6  İthal malları fiyatlarının tescilinde esas olarak alınacak fi­yatlar dünya piyasalarında ve E.P.U. memleketlerinde cari en müsait fiyatlardır. İthal malları fiyat tescil teşkilâtı bu fiyatlardan yüksek olan fiyatları tescil edemez.

Komite, dış mvesalarda en düşük fiyatın cari bulunduğu memleketteki fiyatların tatbik""" maksadiyle, muayyen mallar için muavven bir mıemlekette cari fiyatların esas alınması hususunda karar ittihaz edebilir.

ithal mallan fi vat tescil teşkilâtı tarafından tescil .edilen bilumum fi­yatlar, mal cinsleri ve grupları itibariyle onbeş günde bir hususi bir bül­tende neşredilir

Müracaat şekli:

Talerleri müracaat sahiplerinin bağlı bulunduğu Ticaret Odaları.Sarayi Odaları veya Ticaret ve Sanayi Odalanna yapılır.

Bu talepler mezkûr odalarca ithal malları fiyatları tescil teşkilâtına in­tikal ettirilir.

Resmi daire ve teşekküllerin doğrudan doğruya yapacakları ithalâta ait tescil talepleri ithal malları fiat tescil teşkilâtı reisliğine yapılır.

Müracaata eklenecek vesaik:

Madde 3  Tescil taleplerinle proforma fatura, fiyat teklifnameleri ve komite tarafından lüzumlu görülecek vesaik eklenir.

Bu vesaikin satıcı ecnebi firma tarafından tanzim edilmiş olması şarttır. Ancak, mümessillik mukavelelerinin sarih hükümlerine nazaran teklif edilen fij^atm ecnebi memleketteki firmayı ilzam ettiği ahvalde, Türki-yedeki mümessil tarafından, temsil ettiği ecnebi firmadan aldığı talimat dairesinde, proforma fatura veya fiyat teklifnamesi tanzimi caizdir.

İç yönetmelik:      

Madde 9  İthal malları fiyat tescil teşkilâtının kuruluş ve işleyişini tan­zim etmek üzere /bir iç yönetmelik hazırlanır.

İç yönetmelik, ithal malları fiyatlar kontrol komitesinin tasdiki ile yü--rürlüğe girer.

Talimatname hükümlerine muhalefet:

Madde 10  İşibu talimatname hükümlerine aykırı hareket Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 14 sayılı karara muhalefet sayılır, ve alâ­kalılar hakkında 1567 sayılı kanunun ek ve tadilleri ahkâmına göre taki­bata tevessül olunur.

Cezai mesuliyetin devamı, cezai hükümler :

Madde 11  İthal malları fivat tescil teşkilâtınca yanılan tesciller alâ­kalıların Türk Parası .Kıvmetini Koruma hakkındaki 1567 savıh kanunun 6258 sayılı kanımla muaddel 3 ncü maddesinin C fıkrası hükmü muvace­hesindeki mesuliyetini bertaraf etmez.

İthal mallan fiva't tescil teşkilâtına fiyat tescili için ibraz edilen bilcüm­le .vesikalarda taıhrifat yapanlar veya bu vesikaları hakikate uymavan kıymetler üzerinden tanzim eden veıya ettirenler hakkında 1567 srviit kanunun 6258 sayılı kanunla muaddel 3 ncü maddesinin C fıkrası hükmü tatbik olunur.

Talimatnamenin 8 nci maddesindeki hükme aykırı olarak Türkivede vesi­ka tanzim edenler hakkımda da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

Madde 12  Bu talimatname hüümlerinin. gümrük kanunları gereğince gümrüklerce tesbi't edilecek kıymetlere şümulü yoktur.

Muvakkat madde: Bu talimatnamenin ne«ri tarihinden itibaren bir ay müddetle ithal malları fiyat kontroluna İktisat ve Ticaret Vekâletinin 4.3.1954 tarih ve 5/3924 sayılı tamimi ve ekleri gereğince devam

image001.gifİthal malları fiyatları kontrol komitesi, bu müddet zarfında da, muayyen malların bu -talimatname hükümlerine göre fiyat kontrol ve tesciline tâ­bi tutulmasına karar verebilir.

2  Türk Parası Kıymetini Koruma, hakkında 14 sayılı karara müteallik

sayılı tebliğin birinci bölümünün XVII maddesi yürürlükten kaldırıl­
mıştır.

 İşbu tebliğ .neşri tarihinde meriyete girer.

Maliye Vekâletinin bu tebliği, bugünkü Resmi Gazetede yayınlanmıştır.

Büyük Millet Meclisi müzakereleriı

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Reisvekillerinden Agâh Erozan'ın riyasetinde toplandı. Muhalif partilere mensup mebuslar, meclisin bugünkü toplantısına da katılmamışlardı. Celse açıldığı zaman, Ödünç Verme Kanunu lâyihasının müzakeresi için muvakkat bir komisyon ku­rulması hakkında İktisat ve Ticaret Vekili Zeyyad Mandalinci tarafın­dan verilmiş olan takrir okunarak kabul edildi.

Bundan sonra sözlü soruların müzakeresine geçildi. Bunların sahipleri iki oturumdur miecliste bulunmayan sorular cevaplandırılın ay ar ak düştü. Ruznamedeki kanun lâyihalarının diğer islerden önce konuşulmasını isteyen takrir oya sunulduğu zaman Maras mebusu Mazhar Özsov takririn aleyhinde 'konuşarak, bir defa müzakereye tâbi olan maddeler bölümün­de tercihan görüşülmesi icabeden kanun lâyihalarının mevcud olduğunu söyledi ve bu takririn kabul edilmemesini istedi. Takrir oya sunuldu. Ri­yaset makamı ta'kririn kabul edildiğini bildirdi. Fakat ileri sürülen itirazr-lar neticesinde ovlama muamelesi ayağa kalkılmak suretiyle tekrar edil­di ve takririn 'kabul edilmediği anlaşılarak ruznamedski tefsirlerin konu­şulmasına geçildi.

Vakıflar Kanununun 44 ncü maddesinin tefsiri hakkındaki encümen maz­batası ile, Devlet Şûrası Kanununun 2 nci imddp'Sİnin F fıkrasının tef­siri hakkındaki Adliye Encümeni mazbatası, eski İktisat. Vekili ve Koca­eli Milletvekili Sırrı Bell i oğlu 'nun hükümlü bulunduğu cezanın affı hak­kındaki 5765 sayılı kanunun 1 nci maddesinin tefsiri hakkında Trabzon mebusu Mahmut Goloğlu'nun takriri üzerine Adliye Encümenin hazırla­dığı mazbata kabul olundu.

Bazı mebusların teşrii masuniyetleri hakkındaki encümesı mazbatass :

Bundan sonra gene oya sunulan ve kabul edilen bir takrir gergince, namede mevcut bulunan ve bazı mebusların teşrii masun ive tler inin kal­dırılması mevzuunda muhtelit encümen tarafından hazırlanmış olan mazbataların konuşulmasına geçildi.

Bu mevzuda söz alan D.P. den Kastamonu mebusu Hilmi Dura. muhtelit encümen mazbataiarmdaki esbabı mucibeler üzerinde durarak bazı mütalâalar öne sürdü. Hilmi Dura, muhtelit encümenin, Teşkilâtı Esasiye Kanununun 12 ve 72 nci maddelerinde yazılı suçların dışında kalan suç unsurları mevcut olduğu için bazı mebusların teşrii masuniyetlerinin kalırılmasının devre sonuna 'bırakılmasına karar verdiğini söyliyerek bu­nun bir mesele halinde Büyük Meclisin huzurunda yer alması icabetti-ğini. daha doğrusu bu teşrii masuniyet mevzuunun yeniden gözden geçi­rilerek, bugünkü şartlara uygun bir hale getirilmesi lâzımgeldiğini ifa­de etti. Muhtelit encümenin tanzim etmiş .olduğu mazbatalarla hemfikir bulunduğunu, fakat mucip sebepleri doğru görmediğini sözlerine ilâve eyledi.

Muhtelit Encümen Reisi Muhlis Tümay, teşrii masuniyet müessesesinin tahlilini yaparak, anayasada filvaki teşrii masuniyetin kaldırılmasına da­ir herhangi sarih bir hüküm mevcut olmadığını bildirdi. Ancak herhan­gi bir mdbusun teşrii masuniyetinin kaldırılması mevzuu ile karşı karşı­ya gelindiği zaman, .ancak anayasanın 12 nci ve 27 nci maddeleri ' goz önünde bulundurulduğunu ve buna göre hareket edildiğini, keza Meclis Dahili Nizamnamesinin teşrii masuniyetin Çaldırılmasına ait olan müs­takil faslın da nazarı itibara alındığını ifade etti ve nihayet nihai kara­rın her vakit olduğu gibi yüksek heyetten çıkacağını belirtti.

Muhtelit encümen azasından Seyhan mebusu Enver Ra'tumlu da teşrii masuniyet 'müessesesi üzerinde konuşarak, anayasanın evvelemirde, sal­tanatın yıkılması ve onun yerine yeni bir rejimin kurulması sırasında meydana getirilmiş olmasından dolayı bir ihtilâl anayasası hüviyetini taşıdığını ve 'bundan dolayı da mebus için çizilen .muafiyet hududunun diğer memleketlere nazaran daha geniş olduğunu izah etti.

Artık şartların değişmiş olmasından dolayı, bu muafiyetin daha normal (Sındutlara indirilmesi lâzimgeldiğini de sözlerine ilâve ederek, muhtelit encümenin ancak eldeki kanun maddelerine ve Dahili Nizamname hü­kümlerine göre hareket ederek karar yerdiğini son kararın ise gene Bü­yük Millet Meclisi tarafından verileceğini bildirdi1.

Bu müzakerelerden sonra, teşrii masuniyetleri kaldırılması istenen me­buslar hakkında Teşkilâtı Esasive ve Adliye Encümenlerinden mürek­kep muhtelit encümenin hazırlattığı mazbatalar teker teker okunarak müzakeresine başlandı.

Tekirdağ D.P. mebusu Fethi Mahramlı, İzmir D.P. .mebusu Rauf Onursal, Kocaeli D.P. mebusu S?dettin Yalım, Erzurum D.P. mebusu Esat Tuncel, İstanbul D.P. melbusu Ziya Göktürk. Urfa D.P. mebusu Aziz Özfoav, Es­kişehir D.P. mebusu Hicri Sezen, Malatva CH.P. mebusu Kâmil Kırık-oğlu, Zonguldak D.P. mebusu Hakkı Hilâlei, haklarında muhtelit encü­men tarafından ayrı ayrı hazırlanmış olan mazbatalarda, takibatın devre sonuna bıralkılması talep ediliyordu. Bu mazbatalar kabul olunarak, isnat olunan suçların mahiyetleri bakımından bu mebusların teşrii masuniyet­lerinin kaldırılmaması kararlaştı.

Müteakiben Kars CH.P. mebusu İbrahim TJs hakkındaki mazbatanın gö­rüşülmesine geçildi. Muhtelit komisyon, İsparta'da C.H.F. il başkanlığı tarafından tertip edilen siyasi kapalı toplantıda hükümet reisine topluluk Önünde sözle tecavüzde bulunduğu iddia edilen ibra'him Us hakkında ya­pılacak  takibatın devre sbnuna  bırakılmasına karar vermişti. Halbuki,muhtelit encümen üyelerinden Kayseri mebusu Kâmil Gündeş, İstanbul mebusu Celâl Türkgeldi, İzmir mebusu Mehmet Ali Sebük, Aydın mebu­su Cevat Ülkü, Adana mebusu Cavit Oral, Kayseri mebusu Selâmi Din-cer, Ankara mebusu Ramız Eren, encümen mazbatasına verdikleri muha lefet .şerhinde, İbrahim Us'a isnat olunan bu suçtan dolayı teşrii masu­niyetinin kaldırılması lâzım geldiği mütalâasında bulunmuşlardı. Keis Agâh Erozan, mazbatayı oya koydu, red edildiği anlaşıldı. Bunun üzerine muhalefet şerhinde belirtilen esbabı mucibe dikkate alınıp oya başvurularak, İbraihim Us'un .teşrii masuniyetinin kaldırılması., karar­laştı.

Bunu müteakip diğer mazbataların görüşülmesine devam olundu. Sıra-siyle Hatay D.P, mebusu Şemsettin Mirasoğlu, Konya D.P mebusu M. Rüştü Bilgin, Kırşehir C.M.P. mebusu Ahmet Bilgin, Eskişehir D.P. me­busu Hicri Sezen, Siirt D.P. mebusu Suat Bedük, Konya D.P. mebusu Mustafa :Bağrıaçık, Zonguldak D.P. mebusu Hakkı Hilâlci, Siirt D.P. me­busu Veysi Oran, Ankara D.P. mebusu Dağıstan Binerbay, Malatya C. H.P. mebusu Ahmet ,Fırat haklarında hazırlanmış olan muhtelit encü­men mazibatalari ayrı ayrı okundu ve isnat olunan suçların mahiyetleri dikkate alınarak bu mebuslar hakkında yapılacak takibatın devre sonu­na bırakılmasını talep eden bu mazbatalar kabul olundu.

Müteakiben, Kars C.H.P. mebusu Sırrı Atalay hakkındaki mazbataya geçildi. Tarsus C.H.P ilçe binasında 17.3.1956 günü tertip edilen toplantı­da bir konuşma yapmış olan Sırrı Atalay'm burada sarf ettiği bazı söz­lerle hükümetin şahsiyeti maneviyesini tahfkir ettiği 'bildiriliyor ve teşrii vazifesi dışında vaki olan bu fiil ve hareketi dolayısiyle Meclis Dahili Nizamnamesinin 180 nci maddesi delaletiyle Teşkilâtı Esasiye Kanunu­nun 12 ve 17 nci maddeleri uyarınca teşrii masuniyetinin kaldırılmasına muhtelit encümence karar verilmiş bulunuyordu.

Keis Agâh Erozan, mazbatayı oya koymadan önce şunları söyledi:

«Sırrı Atalay'm maztbâta hakkında riyaset makamına bir müracaatı var­dır teşrii masuniyetlere taallûk eden ve gündemde mevcut bulunan şah­sına ait maddelerin müzakeresi başka bir güne talik olunmak suretiyle kendisine müdafaa hakkı tanınmasını istiyor. Halbuki, Dahili Nizamna­menin 180 nci maddesi son fıkrası «o mebus isterse ihzari encümende muhtelit encümende ve heyeti umumiyede kendisini müdafaa eder veya bir arkadaşına ettirir» (kaydını ihtiva etmektedir. Bu itibarla kendisinin bulunması meşruttur. Bunun dışında da, Dahili nizamnamede kendisinin müdafaa talebine taallûk eden hiç bir madde mevcut değildir. Binaena­leyh, müzakereye devam etmek suretiyle mazbatayı oyunuza arzedece-ğim. Riyaset, müracaat karşısında, keyfiyeti ıttılaınıza sunmakla iktifa edecektir.»

Müteakiben encümen adına Tekirdağ mebusu Alp İskender kürsüye gel­di ve ihzarı encümende hazır bulunan Sırrı Atalay'm müdafaasını ora­da yaptığını, muhtelit encümende hazır bulunması mümkün iken oraya gelmediğini, fakat ihzari encümende müdafaasını yapmış olduğuna göre, umumi heyette müdafaada bulunmak üzere yeniden mehil verilmesine ihtiyaç 'olmadığını belirtti. Bu izahattan sonra reis mazbatayı oya koydu ve yukarıda işaret olunan sebeplerle Sırrı Atalay'm teşrii masuniyetinin kaldırılmasına karar verildi.

Bunu takiben görüşülen, mazbata, Kırşehir C.H.P. mebusu Osman Aligiar-oğlu'ya aitti. Mersin C.H.P. merkez kaza kongresinin 18.3.1956 tarihli top­lantısında yaptığı konuşmada hükümetin manevi şahsiyetini tahkir etti­ği 'bildiriliyor ve isnat olunan suç hakkında nihai kararın vazifeli ve se-lâhiyetli kaza organına ait .bulunması dolayısiyle teşrii masuniyetinin kaldırılması italep ediliyordu. Mazbata kabul olunarak Osman AHşiroğ-lu'nun teşrii masuniyetinin kaldırılması kararlaştırıldı.

Büyük Millet Meclisi, .daha sonra, Kırşehir C.M.P. mebusu Osman Bölük-başı hakkında hazırlanan ve isnat olunan suçun mahiyeti dolayısiyle tat­bikatın devre sonuna 'bırakılmasını talep eden mazbatayı da kabul etti ve Kars C.H.P. mdbusu Sırrı Atalay ile Kır'şehir C.H.P. mebusu Osman Alişiroğlu haklarında hazırlanmış olan diğer bir mazbatanın müzakere­sine geçildi.

Her iki mebusun muhtelif toplantılardaki konuşmaları dolayısiyle beş ayrı bölümü ihtiva eden bu mazbata da umumi heyetçe Ikabul olundu.

Bu sutfetle 21.7.1956 tarihinde İğdır C.H.P. ilçe kongresinde hükümetin manevi 'şahsiyetini tahkir eden sözlerinden dolayı Kars C.H.P. mebusu Sırrı Atalay'in 'teşrii masuniyetinin kaldırılmasına, aynı konuşmada İc­ra Vekilleri Heyetine sıfat ve hizmetlerinden dolayı vaki suçları hakkın­daki takibatın ise devre sonuna bırakılmasına karar verildi.

Zonguldak'da inci .gazinosunda yaptığı diğer bir konuşmada Başvekil ile üç vekile sıfat ve hizmetlerinden dolayı hakarette bulunmuş olan Sırrı Atalay'm, bu hakaret, Ceza Kanununun 273 ncü maddesine göre takip edildiği ve bu cezalar tahripli -cezalardan olduğu için bu suçundan dolayı yapılacak takibat devre sonuna bırakılarak teşrii masuniyetinin kaldırıl­masına mahal görülmedi.

20.7.1956 tarihinde Tuzluca kazasmdaki parti kongresinde yaptığı diğer bir konuşmada, hükümetin manevi şahsiyetini, tahkir ettiği için, Sırrı Atalay'm bu suçtan dolayı d'a teşrii masuniyeti kaldırıldı.

Ödemiş C.H.P. kongresinde 30.8.1956 tarihinde yaptığı başka bir konuş­mada (hülkumetin şahsiyeti maney iyesini tahkir eden sözlerinden dolayı da Sırrı ,Atalay'm teşrii masuniveti kaldırıldı ve aynı konuşmasında Dev­let Vekili Mükerrem Sarol hakkında işlediği suçtan dolayı yapılacak ta­kibatın devre sonuna bırakılması kararlaştırıldı.

Tarsus C.H.P. merkezinde 17.3,1956 tarihinde yapılan parti toplantısın­daki konuşmasında halkı heyecana sevkedici haberler yaydığı ve propa­gandada bulunduğu bildirilen Sırrı Atalay hakkında bu suçtan dolayı gi­rişilen tahkikat da devre sonuna bırakıldı.

Bundan sonra Malatya C.H.P. mebusu Kâmil Kırıkoğlu hakkında hazır­lanmış olan iki mazbata görüşüldü. 17.7.1955 tarihinde Düzce C.H.P. kon­gresindeki konuşmasında hükümetin şahsiyeti maneviyesine ve sıfat ve hizmetlerinden dolayı Başvekil Adnan Menderes'in şahsına hakarette bulunduğu için her iki .suçtan dolayı takibat icra olunabilmek üzere teş­rii masuniyetinin kaldırılması kararlaştırıldı.

Gene Kâmil Kırıkoğlu'nun Bursa'da 21.3,1956 tarihinde yaktığı konuşma­daki bazı sözleri dolayısiyle yapılacak takibatın ise devre sonuna bıra­kılması kararlaştı.

Kars C.H.P. mebusu Sırrı Atalay ile Kırşehir C.H.P. mebusu Osman Ali-şiroğlu'nun 17.3.1956 tarihinde Tarsus'da tertip olunan siyasi toplantıda­ki konuşmalarında işledikleri bildirilen suçlardan dolayı haklarında ya­pılacak takibatın devre sonuna bırakılması hakkındaki encümen mazba­tası da kabul olundu.

Bunu takiben Gaziantep D.P. mebusu Salâhattin Ünlü, Kastamonu Hür­riyet Partisi mebusu Ziya Termen, Kırşehir C.M.P. mebusu Osman Bö-lükbaşı, tekrar Kırşehir C.M.P. mebusu Osman Bölükbaşı Kocaeli D.P. mebusu Göksel Sefer, Kastamonu Hürriyet Partisi mebusu Ziya.Termen ve Urfa D.P. mebusu Aziz Özfoay haklarında, isnat olunan fiillerden do­layı yapılacak takibatın devre sonuna bırakılması hakkında muhtelit en­cümence hazırlanan mazbatalar da ayrı ayrı oya konularak kabul edildi. Büyük Millet Meclisi, 4 temmuz çarşamba günü toplanmak üzere, bugün­kü çalışmalarına son verdi.

Floransa Belediye Keisinin Başvekilimize telgrafı

3   Temmuz 1956

Ankara:

Başvekil Adnan Menderes, Floransa Belediye Reisinden aşağıdaki telgra­fı almıştır:

Türkiye Cumhuriyeti Sayın Başvekili

Ankara

Sulh ve Hristiyan kardeşliği için yapılmış olan toplantı, İtalyan Reisicum­hurunun bir nutku, ile sona ermiştir. Reisicumhur bu nutkunda, milletler arasında âdil bir sulha kavuşmak için memleketinizin gösterdiği gayret­lere teşekkür ve «farklılık içinde birlik» mevzuu üzerinde cereyan ede­cek müstakbel toplantıya da katılmanız ümidini izhar eylemiştir. Derin hürmetlerimle Floransa Belediye Reisi Georgia Lapira

Reisicumhur Celâl Bayar'ın    Amerika'nın istiklâl günü    münasebetiyle Amerikan milletine mesajı :

4   Temmuz 1956

Ankara:

Amerika'nın istiklâl günü münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar M.B.S. radyosu vasıtasiyle, Amerikan milletine şu mesajı yollamıştır: Birleşik Amerika'nın (hakiki dostu, sulh, emniyet ve adalet ideallerine hizmet yolunda (kayıtsız şartsız ve azimli bir müttefiki olan Türk milleti namına büyük Amerikan milletinin istiklâl yıldönümünü samimiyet ve hararetle' tebrik ederim.

Türkiye Amerika'ya uzaktır, fakat Türkler Amerikan milletinin istiklâl savaşma, kurtarıcı George Washington'un hayatına, Pionnier Amerikalı­ların mücadelesine yakından vakıftır.

Tarih bakımından Amerikanın bir hususiyeti de ,hiç şüphesiz bugünkümuazzam kudretini, hürriyet ve1 demokrasi nizamı içerisinde tahakkukettirmesi ve bu bakımdan başka birçok milletlere hâlen örnek teşkil et­mesi olmuştur. Amerika'yı 1954 senesinde ziyaret ettiğim zaman bu hür­riyet ve demokrasi nizamının dinamik bir milletin bütün hasletlerinin tezahürüne ne derece müsait bir zemin hazırlamış olduğunu gözlerimle gör­müştüm.

İkinci Cihan Harbinden sonra cereyan eden hâdiseler milletlerimizi dün-tyada istiklâl mefhumunun müdafaası ideali etrafında sıkı bir işbirliği içinde birleştirmiştir. Kore'de Türk ve Amerikan çocukları omuz omuza bunun için döğüştüle:, NATO içinde, bu maksatla birleştik, Bağdad Pak­tı dünyanın en h'assas bölgelerinden biri olan Orta Şark'ta aynı idealin tahakkuku için yeni ve çok hayırlı bir zemin teşkil eylemiştir.

Sözüm buraya gelmişken takdirle hatırlamaklığım lâzım gelen bir husus .vardır. O da, Amerika'nın ıçjok insani ve me'deni bir düşünce ile 'askeri ve iktisadi yardımıdır ki, bu âlicenap hareketi şükranla ifade etmek isterim. Milletlerimizin istiklâl ve 'hürriyet mefhumlarının bütün dünyada ba­kim olması için yapacakları daha birçok şeyler mevcuttur. Hakiki mâ­nasında istiklâl ve hürriyete bağlı olan milletlerin bu uğurda hem azim, hem de temkin .ile hareket etmeleri lâzım gelmektedir.

Türk milleti ve sahsım namına büyük Aerikan milletini hürriyet ve sevgi"İle selâmlarım. Birleşik Amerika'nın refah ve saadeti ve dünyada adalet,sulh ve emniyet için yaptığı ve bunu yaparken her zaman Türkiye'yiyanında bulacağı muazzam mücadelede daima muvaffak olmasını temen­ni ederim.   

Celâl Bayar    

Demokrat Parti M.eclis Grubunun tebliği 5 Temmuz 1956

 Ankara:

Demokrat Parti Meclis Grubu Reisliğinden tebliğ olunmuştur:

Demokrat Parti Meclis Grubu bugün saat 15 de Grup Reis Vekili Manisa Mebusu Muzaffer Kurbanoğlu'nun reisliğinde toplandı. Demokrat Parti Meclis Grubu İdare Heyeti adına Grup Reisi Aydın Mebusu Doktor Na­mık Gedik tarafından verilen takririn Kıbrıs meselesine dair ıolan birinci , maddesi .müzakere edildi.

Takririn okunmasını müteakip, kürsüye gelen Başvekil Adnan    Menderes, bu meselenin nasıl ve ine maksatla çıkarıldığı, bugüne kadar geçirdiği safhalar' ve meselenin son vaziyeti hakkında grup heyeti umumiyesi ta­rafından .tasviple ve alkışlarla karşılanan izahat verdi.

Başvekili müteaıkip söz alan hatiplerden sırasiyle Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu, Erzurum Mebusu Rıfkı Salim Burçak, Giresun Mebusu Hay­rettin Erkmen, Çanakkale Mebusu Fatin Rüştü Zorlu, Kastamonu Mebu­su Basra Aktaş, Çanakkale Mebusu Nurettin Alpkartal, İstanbul Mebu­su Nazlı Tılabar mevzu etrafında umumi tasviple karşılanan fikir ve mü­talâalarını beyan ettiler.

Tekrar kürsüye gelen Başvekil bazı noktalar üzerinde tamamlayıcı bir konuşma yaptı ve bu konuşma da umumi tasviple karşılandı. Daha sonra söz alan onbir hatip mevcut olduğundan, takririn ikinci maddesi henüz görüşülmemiş bulunduğundan ve vakit de ilerlemiş olduğu için müzake­relerin 10.7.1956 salı günü saat 15 de devamına karar verildi.

Orgeneral Sir Gerald Templer'in basın toplantısı

 İstanbul  :

İngiliz İmparatorluğu Kuvvetleri Erkânı Harbiyei Umumiye Kumanda­nı Orgeneral Sir Gerald Templer, bugün saat 18.30 da İstanbuldaki İngi­liz Büyükelçilik ikametgâhında yerli ve yabancı basın ve ajans muhabir­lerinin katıldığı bir basın toplantısı yapmıştır.

Basın mensuplarını seiâmlıyarak konuşmasına başlayan Orgeneral demiş­tir ki:

«Lütfen bir asker olarak konuştuğumu dikkate almanızı rica ederim.

Türkiye'yi ilk defa ziyaret etmekteyim bu ziyaretimin gayesi profesvonel bir asker ve bugünlkü İngiliz ordusunun bası olmak sıfatiyle büyük Türk ordusuna saygılarımı ifade etmektir. Biz, İngiliz askerlerinin Türk silâh­lı kardeşlerimize karşı saygı duymak için hakiki sebepler vardır. Bu ba­kımdan şunu ifade etmek isterim ki, Türk askerlerine karşı yalnız askeri bakımdan saygı değil, fakat, içten .gelen bir sevgiye sahibiz. Son birkaç gün içinde gerek Ankara civarında gerek Erzurum'da Türk ordusunu yakından müşahede etmek fırsatını elide ettim. Ve Türk ordusunun sa­vaş kudreti ve kıymeti hakkında bizzat müşahede fırsatı elde ettim. Ma-amafih bu hususta muhalkkak ki bir teyide ihtiyacım yok idi. Türk mil­letinin ordu'su ile ne kadar gurur duyduğunu yakinen biliyorum ve kendi bskımımdsn Türk ordusunun ileri .selen subayları ile birçok yeni dost­luklar edindiğimi bildiğim için büyük bir memnuniyet duymaktayım.

Zannederim ki, burada bulunanlarımızın ekserisi Viktorya haçı nişanını bilmektedir. Nitekim bu nisan İngiliz Milletler Camiasının en müstesna bir kahramanlık nişanıdır. Bu nisan bundan tam 100 sene evvel Kraliçe Viktorya tarafından ihda sedilmiştir.. Geçen hafta zarfında (bugüne kadar bu nişanı kazananlar ,icin gerek vefat edenler, gerek hayatta olanlar bir çok merasim tertip edilmiştir: Bu yüz sene içimde ancajk 1400 Viktorya nişanı verilmiştir. Zannederim ki, bu nişanların 69 nun İngiliz, Avustral­ya, Yeni Zelanda ve Hindistan askerleri tarafından Birinci Dünya Karbinde üç cephede savaşırken kazandiklarını ifade edersem muhakkak ki, Türk 'basını alâkalanacaktır. Taibiatiyle bu .üç cepheyi Gelibolu, Mezopo­tamya ve Filistin (teşkil jetmektedir. Kanaatimce ve ümit ederim ki, sizler de aıynı fikirdesiniz, bu husus her iki tarafın silâhlı kuvvetleri için övü­nülecek bir keyfiyettir.

Bazılarınız birkaç sene evvel meınl ek etinizi ziyaret eden selefim Feld­mareşal Sir William Slim'i tanımıştır. Kendisi ibana kalabalık bir toplan­tı esnasında anlattığı .bir cümleyi nakletti. Türkiyede tertiplenen bir ka­bul resminde Mareşal 'Slim bugüne 'kadar Türkiye'yi 3 kere ziyaret etti­ğini ilk ikisinde seldye ile ayrıldığını söyledikten sonra şunları ilâve et­mişti:

Tenıenni ederim ki bu üçüncü ziyaretimde de sedye ile ayrılmam.

İki üç gün evvel Ankara'ya muvasalatımda havja meydanında (beni kar-gılıyan gazete muhabirlerine «Başvekilinizle 'görüşnüyeceğim demiştim» haddizatında z'iyaret programımda böyle bir mülakat yoktu. Fakat mu­vasalatımı takip eden kısa bir müddet içinde kendisi tarafından kabul edilmek şerefine nail oldum.

Bunu da size ilk beyanatımda 'herhangi bir hususu gizlediğim hissini ver­memek için anlattım. Size söylivebileceğim bir şey varsa o da benim bir asker oluşumdur. Muhakkak olan har husus da İngiltere'nin Türkiye'­yi yalnız İngiTtere için değil, fakat bütün hür dünya için hayati bir ehem miyeti fhaiz bir memleket .olarak tanımasıdır. Gerek karşılıklı münasebet­ler gerek NATO çerçevesi ve igerek Bağdad Paktı çerçevesi dahilinde bu bir: hakikattir. Tabiatiyle iki memleketimiz arasında an'anevi bir dostluk bağı mevcuttur. Fakat hissiyatı bir tarafa bırakırsak ön plânda bulunan bir vakıa vardır. O' da Türkiye'nin gerek İngiltere gerek hür 'dünya için hayati bir ehemmiyet taşımakta olmasıdır.

Memleketinize yapmakta olduğum bu kısa ziyaretten fazlasiyle zevk duymaktayım. Ve Türk basım vasıtasiyle bütün Türk halkına bana gös­terdikleri samimiyet, nezaket için teşekkür etmek isterim. Çok teşekkür ederim. «

Orgeneral Sir Gerald Templer bu beyanatını müteakip gazetecilerin çe­şitli suallerini cevaplandırmıştır.

Orgeneral Türkiye'den sonra adadaki İngiliz kıfalarını teftiş maksadiyle iki günlük bir ziyarette bulunmak üzere Kıbrıs'a gidecektir.

Muhalefet Tebliği : 8 Temmuz 1956

 Ankara:

Uç .muhalefet Meclis Grubunun günlerden heri neşri beklenen tebliği ni­hayet bugün üç parti liderinin imz:asi ile basma verilmiştir.

Gruplar adına imzalanan tebliğde Böjükfoaşı ve İnönü'nün imzaları yanın­da Fevzi Lütfi'nin de ,adı vardı. C.H.P. ve C.M'.P. liderleri ayni zamanda gruplarının balkanıdırlar. Hürriyet Partisi grubu adına ise grup başka-jıı olmadığı halde tebliği bizzat Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu imzalamıştir.

Tebliğde üç muhalefet partisine göre memleketin bugün karşı karşıya bulunduğu ve rejim buhranını tevlit eden meseleler bir silsile halinde sı­ralanmakta, iktidarın muhalefete müteveccih hareketleri belirtildikten sonra tahmin edilen niyetleri de açıklanmaktadır. Tebliğin serlevhası «C.M.P., C.H.P. ve Hür. P. meclis gruplarının müşterek tebliğidir. CM. P. nin adının C.H.P. ve Hür. P. den evvel gelmesi ve tebliği evvelâ Os­man Bölükbaşmm imzalamış olması dikkati çekmektedir.

Diğer taraftan tebliğ, beklenildiği gibi ileriye matuf işbirliği mevzuları-na ve grupların meclise devam edip etmeme kararlarına temas etmemek­te, buna mukabil sonunda üç muhalefet grubunun ((imkânlarının son had­dine kadar rejimi kurtarma mücadelesine devam azminde bulundukları» tebarüz ettirilmektedir. Üç muhalefet partisinin 8 temmuz beyannamesi­nin iktidar üzerindeki tepkileri anlaşıldıktan sonra gayri muayyen bir zaman için Meclise girmeme kararında bir değişiklik yapılabileceği tah­min olunmaktadır.

Bugün yayınlanan müşterek tebliğde şöyle denilmektedir. «C.M.P., C.H.P. ve Hür. P. Meclis Gruplarının müşterek tebliği:

Büyük Millet Meclisinde temsil edilen üç muhalefet partisinin meclis grupları iktidar partisinin demokratik rejimi iptal yolunda silsile halin-. de aldığı tedbirler ve bunların sonuncusu olan toplantı ve cemiyet kurma hak ve hürriyetlerinin tahribi sebebiyle memleketin siyasi durumu­nu müştereken gözden geçirmişlerdir.

Tebliğ muhtelif rejim meselelerini ele almakta, bu arada, toplanma, cemiyet kurma, söz ve fikir hürriyetinden, adli istiklâlden, hâkim temina­tından,üniversite muhtariyetinden, mebusların Anayasa ile sağlanmışhaklarından bahsetmektedir.

Bundan sonra reiim meselelerinden Türk milletini haberdar etmenin muhalpfet, gruülariPR düşen tarihi bir vazife haline geldiği belirtilmekte ve söyle denmektedir.

 Bugün memleketimizin en mühim meselesinin rejime tecavüzün ön­lenmesi ve memlekette teminatlı bir demokrasi rejimi kurulması mese­lesi olduğu,

 Türk milletinin buna lâyık olgunlukta bulunduğuna sonsuz inanç­larından aldıkları kuvvetle imkânlarının  son haddine kadar mücadele­ye devam azminde bulunduklarını umumi efkâra ilâna her üç grup müştereken karar vermişlerdir.

C.M.P. Meclis Grubu adına Osman Bölükbaşı,

C.H.P. Meclis Grubu adına İsmet inönü,

Hür. P. Meclis Grubu adına Fevzi Lütfi   Karaosmanoğlu

Amerikan Reisicumhur Yardımcısı Nixon bu  sabah uçakla Washington a hareket etti.

10 Temmuz 1956

 Ankara:

Reisicum'hur Celâl Bayar'm hususi misafiri olarak dün geceyi Ankara'­da geçirmiş olan Amerikan Reisicumhur Yardımcısı Richard JNTi^on, bir sabah saat 8.30 da uçakla Amerika'ya müteveccihen hareket etmiş, hava alanında Büyük ,MiIlet Meclisi Reisi Refik Ko-raltan, Başvekil Adnan Menderes ve Hariciye Vekâleti Vekili Ethenı Menderes tarafından sami­mi bir şekilde uğurlanmıştır. Amerikan Reisicumhur Yardımcısı Nixon'ıx hava alanında Reisicumhur Celâl Bayar adına Umumi Kâtip Fikret Bel-bez, Başyaver Kurmay Albay Refik Tulga ve Hususi Kalem Müdürü Fa­ruk Berkol uğurlamişlardır.

Reisicumhur Yandımcısı Nıxon, hareketinden evvel saat 7.15 de misafir kaldığı ecnebi misafirler köşkünden doğruca Anıt-kabre giderek Ata­türk'ün kabrine ;bir çelenk koymuş ve -manevi huzurunda saygı duru­şunda bulunmuştur. Anıt-kabir methalinde, Ankara Vali vekili ve Pro­tokol Umum Müdürü tarafından karşılanan Reisicumhur yardımcısına refikası ve Amerika'nın Ankara Büyükelçisi refakat etmekte idi. Saygr. duruşunu .müteakip Richard Ni^on, «Amerikan hükümeti ve milleti adı­na Reisicumhur Yardımcısı» kaydını koyarak hususi defteri imzalamış­tır.

Hava alanına gitmek üzere şehirden geçerken. Ulus Meydanında toplan­mış olan halk, dost ve müttefik Amerikan Reisicumhur Yardımcısını al­kışlamıştır. Bunun üzerine Richard Nix.on otomobilini durdurarak inmiş ve halkın .araşma girerek etrafını samimi bir hâle şeklinde sarmış olan­ların ellerini sıkmıştır. Richard Ni^on, halkla karşılıklı hasbıhallerde bu­lunmuş ve hararetli alkışlar arasında otomobiline dönmüştür.

Amerikan Reisicumhur Yardımcısı, hava alanına geldiği zaman orada kendisini karşılıyan Türk ve Amerikan gazetecileriyle görüşmüş ve şu beyanatta Ibulunmuştur:

«Dün akşam Ankaraya büyük bir memnunlukla geldim. Bugün çok da­ha büyük bir memnunlukla buradan ayrılıyorum.

Bildiğiniz gibi, dün akşam Reisicumhurun davetlisi olarak Çankaya'da-yemekte idik. Yemekten sonra Reisicumhur Celâl Bayar, Başvekil Ad­nan Menderes ve diğer Türk ricali ile uzun uzun ve çok samimi bir şe­kilde görüştük. Amerikan Büyükelçisi de beraberdi. Ayrıldığımız zaman saat biri geçiyordu. Umumi dünya meselelerini, Türkiye ile Birleşik" Amerika münasebetlerini ve iki memleketi alâkadar eden meseleleri ba'his .mevzuu ettik. İktisadi ve askeri meseleleri, iktisadi ve askeri yar­dım mevzularını konuştuk.

Bu arada, pek tabii olarak Türk liderleri, Kıbrıs meselesi üzerindeki Türk noktai nazarını da bana anlattılar. Benim bu seyahatimin ve ziya­retlerimin gayesi, bu misyonumun devamı esnasında edindiğim intibala aldığım izahatı, vardığım neticeleri nakletmektir. Bu noktai nazarları.Başkan Eisenhower'e ve Milli Emniyet Konseyine bildireceğim.

Türk liderlerinin, üzerinde görüştüğümüz bütün meseleler hakkında çök mükemmel anlayışları vardır. Umumi dünya meselelerinin ve Sovyet liderlerinin yeni tabyelerinin mütalâasında Türk liderleri çok realistiivler Görüş ve anlayışları tıpkı Birleşik Amerika'da bizim görüşlerimize benzemektedir, bilhassa askeri gayretlerde hiçbir yavaşlama ve azaltma yapılmaması gerektiği noktasına tamamıyle   ımutafbık  bulunmaktayız.

"Türk liderlerinin açık sözlülüğü benim üzerimde' derin tesirler bırakmıştır. Biz de aynı derece'de açık sözlü ve realistiz.

Bütün bu -meseleler üzerinde Türk liderlerinin düşüncelerini doğrudan, doğruya ve bizzat 'kendilerinden dinlemek çok faydalı olmuştur. Türk liderleriyle yapmış olduğum temaslardan elde ettiğim diğer bir intiba da budur, ki, Türkiye, her türlü tecavüze karşı aldığı cesurane »tavır do-layısiyle hür dünya milletlerinin takdir ve hürmetlerine lâyıktır.

.Ankara'da Türk halkının Amerikan .milletine karsı olan dostluk hisleri­ne de memnunlukla şahit oldum. Amerikan ve Türk milletleri anlayışta ve ikarşılıkh dostlukta beraberdirler. Ankara'ya gelip bunu  gözlerimle

-müşahede etmekten fevkalâde bahtiyarım. Bu saibah cok erken kalkarak Atatürk'ün kabrini ziyaret ettim ve manevi huzurunda eğildim. Hava meydanına 'gelirken yolda halkla da görüştüm. Bu temasımdan çok mü­tehassisim. Halkın' dünya meselelerini anlayışına hayran oldum. Halkı­nın bu derece zeiki olduğu ve Amerikan milletine karşı bu derece    mu-

"habbet taşıdığı ıbir şehri şimdiye kadar seyahatlerimde görmemiştim. Bundan dolayı da Ankara'ya gelmiş olmaktan çok memnunum.»

Bu esnada, .bir Amerikan gazetecisi, Reisicumhur Yardımcısı 'Türkiye'ye Amerikan yardımının kısıntısız 'devam etmesi veya fazlalaş­ması hakkındaki fikrini sordu. Reisicumhur Yardımcısı bu sual üzerine sözlerine şöyle devam  etti:

Türk iktisadi .durumunu da görüştük. Benim vazifem noktai nazarları : bildirmektir. Amerikan yardımının tevzii hakkındaki politikayı ben ida­re etmiyorum. Bunu Washington'd a alâkalı makamlar yürütür. Yalnız şu "kadarını söyliyebilirim ki, Amerikan hükümeti Türkiye'nin durumu ile hayati şekilde alâkalıdır ve elinden geleni yapmağa azimlidir. Türkiye'­nin iktisadi, siyasi ve askeri bakımlardan kuvvetli olmasını bilhassa arzu etmektedir. Türkiye'nin geçici iktisadi güçlüklerine rağmen, tecavüze karşı azimli hareket hattına devamının ayrı bir kıymeti vardır.

Ankara'dan büyük bir memnunlukla Amerika'ya dönüyorum. Türkiye'yi-ziyaret etmekle hür dünyanın en kuvvetli azalarından birini ziyaret et­miş oldum. Türk liderleri, kuvvetli, zeki vecesurdurlar.Geçici 'bazı iktisadi güçlükler kalkınmayı durdurmrvacaktır. Bu .güçlüklerin aşılacağı"bahsimde çok ivi intibalar aldım. Bu güçlükler, zamanında, bizde de götühnüştür. Bu bakımdan, biz bunları daha jyi anlarız. Bu güçlüklerin ber­taraf edileceğinde ve Türk liderlerininbunları halletmek yolunu ve ça­relerini bulacaklarına şüphe yoktur.Türkive, gelişmekte ve kuvvetlenmek'tedir ,ve bu yoldadevam edecektir.Türkiye'nin son senelerdekay­dettiği gelişme ve terakki, buhranlı dünyanın bu bölgesinde parlak başa­rılardan biridir.

Amerikan Reisicumhur Yardımcısı Richard Nixon, gazetecilerle görüş­mesini müteakip kendisini uğurlamağa gelmiş olan Büyük Millet Mec­lisi Reisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes ve Hariciye Vekâle­ti Vekili .Ethem Menderes'e mülâki olmuş ve teşyi ç/ök samimi bir hava içinde cereyan etmiştir. Teşyide Reisicumhur Celâl Bayar adına Umumi Kâtip Fikret Belbez, Başyaver Kurmay Albay Refik Tulga ve Hususi Ka­lem Müdürü Faruk Berkol bulunmuşlardır.

Amerikan Reisicumhur Yardımcısı Richard Nii^on'un saat 8.30 da Esenboğa hava alanından hareket eden hususi uçağı Majorka adasında ikmal için kısa bir tevakkufu müteakip yarın sabah Wasıhington'da olacaktır.

6-7 eylül 1955 hâdiselerinde hakiki ve hükmi şahısların zararlarının tesbit esasları hakkında talimatname

 Ankara:

İstanbul ve İzmirde 6-7 eylül 1955 tarihinde vuku bulan (hâdiselerde ha-kiki ve hükmi şahısların zararlarının tesbit esasları hakkındaki talimat­namenin mer'iyete konulması İcra Vekilleri Heyetince kararlaştırılmış­tır.

Bugünkü Resmi-Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren bu talimatname şudur:

Birinci böiüm, umumi hükümler ;

Madde 1.  6-7 eylül 1955 'tarihinde İstanbul ve İzmirde vuku bulan hâ­diselerde zarar gören hakiki ve hükmi şahıslarla kilise, mektep, hastaha-ne gibi cemaat vakıf ve tesislerinin 6634 sayılı .kanun 'hükümleri gereğin­ce ödenecek zararları bu talimatname esasları dahilinde tesbit olunur.

Madde 2.  Bu talima'tnamede, .hakiki ve hükmi şahıslarla kilise, mektep ve hastahane ,gibi cemaat vakıf ve tesisleri (zarar görenler) 6-7 eylül 1955 hâdiseleri (hâdise) ve takdir komisyonları (komisyon) olarak ifade edil­miştir.

Madde 3.  Tesbit edilecek ve 6684 sayılı kanuna müsteniden ödenebile­cek olan zarar, hâdiselerde menkul (nafkit de dahil) ve gayri menkul mal­ların ziyaı ve bu mallarda vuku bulmuş hasar bedelinden ibarettir. Bu­nun dışında henhangi bir zararı tesbit edilemez ve ödenemez.

Madde 4.  Hadis el erde zarar görenlerin bu zararlarının tetkik ve tes-biti ile ödenecek zarar miktarının karara bağlanması için,

a) Defterdarlıkça ve 6-7 Eylül Hâdiselerinde Zarar Görenlere Yardım Komitesince yapılan ilânlar dairesinde ve bu ilânlardaki müddetler içinde,  valilik, kaymakamlık, defterdarlık veyahut kanuni müddet içinde Devlet Şûrasında dava açıldığının bu merciler ikayrtlâriyle sabit olması,Yapılmış müracaat sebebiyle zararın .komitece Ödenmemiş bulun­ması,

Yabancılara ait zararların teshili, bunlardan müracaat etmiş olanların bu müracaatlarının konsolosluk veya sefarethaneleri vasıtasiyle Hariciye Vekâletine bildirilmiş bulunmasına ve müracaat etmemiş olanların bu talimatnamenin mer'i-yeti tarihinden itibaren (30) gün içinde müracatta bulunmalarına ve müracaatların bu müddetin hitamından itibaren en geç 15 gün içinde Hariciye Vekâletine bildirilmiş olmasına bağlıdır.

ç) Zararların tesbit ve ödenmesi hakkında müracaatta bulunmamış olankilise, mektep ve hastahane gibi cemaat vakıf ve tesislerinin bu hususta­ki müracaatlarını, talimatnamenin meriyete .girmesi tarihinden itibaren 30 gün içinde defterdarlıklara yapmış olmaları ve zararlarının Vakıflarumum Müdürlüğünce yaptırılmış tamirlerle telâfi edilmemiş olması şart­tır.

Madde 5  Zarar görenlerin valilik, kaymakamlık, defterdarlık, vergi dairesi veya (yardım komitesi) ne yapmış oldukları müracaatlardan ma­liye müfettişleri veya hesap uzmanları tarafından mer'i mevzuat dahilin­de tetkik edilenler tetkik raporlariyle, tetkik edilmeyenler mevcutsa ve sikalariyle birlikte bu talimatnamenin meriyete girmesi tarihinden iti­baren 30 gün, 4 ncü maddenin (ç) bendine dahil olanların yapacakları müracaatlar ise 45 gün içinde defterdarlık vasıtasiyle ve usulü dairesin­de 'komisyonlara tevdi olunur.

Dördüncü maddenin bendine dahil olanların Hâriciye Vekâletine in­tikal ettirilecek müracaatlar: bu talimatnamenin meriyete girmesi tari­hinden itibaren 45 gün içinde Maliye Vekâleti vasıtasiyle komisyonlara gönderilir.

Komisyonlara gönderilen bu müracaatlar için birer numara verilerek dosyaları teşkil olunur.

İkinci bolüm, zararın tesbiti esasları :

Madde 6  Hâdiselerde zarar gören Gelir ve Kurumlar Vergisi mükel­leflerinden muktazi defter ve vesikaları .mevcut olanların hasar beyanna melerine göre zararları, evvelemirde Maliye müfettişleri veya hesap uz­manları tarafından 7 nci maddedeki esaslar dahilinde tetkik olunur.

Talimatnamenin meriyete girmesi tarihine kadar maliye müfettişleri ve­ya hesap uzmanları tarafından zarar görenlerin nüracatları veya hasar beyannameleri üzerinde yapılan tetkikler ancak lüzumu halinde komis­yonca bu esaslara göre ikmal ettirilir.

Maliye müfettişleri veya hesap uzmanlarınca yapılan tetkikat neticesin­de tanzim ve komisyona tevdi olunaan raporlar komisyon kararlarına esas ittihaz edilir.

Zarar görenin defter ve vesikaları komisyonca, maliye müfettişi veya hesap uzmanlığına tetkik için tevdi edilirken tetkik ve raporun verilmesi müddeti karara bağlanır. Bu müddet içinde rapor verilmediği veya müd­det uzatılmadığı takdirde mezkûr defter ve vesikaları müfettiş veya uz­mandan geri alıp tetkik etmeğe komisyon yetkilidir.

Maliye müfettişi veya hesap uzmanının raporunda, mevcut defter ve ve­sikalara göre zararın kat'i olarak tesbit edilemediği anlaşıldığı takdirde zarar miktarı. (8) nci maddedeki delâüe ve karinelere müsteniden takdir olunur.

Madde 7  Zarar gören Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinden muktazi defter ve vesikaları mevcut olanların zarar miktarının tesbitinde, aşağıdaki esaslar dairesinde hareket olunur.

a) Kasa hasarı: Deftere göre hesap edilen kasa mevcudu ile fiili kasa mevcudu her zaman yekdiğerine uymadığından kasa mevcudundaki zıya, Kasanın mevcudiyeti ve hâdise gününde kırılıp kırılmadığı husu­sunun tesbiti,

 Günlük fiili kasa sayımlarının defterlere intibakı ve bu hususun tevsiki,

 Fiili kasa mevcudunun hâdise sırasında veya akabinde tes'bit edilip dilmediğinin tahkiki, ile kontrol olunur.

b) Tamamen hasara uğrayan emtia, kısmen hasara uğrıyan emtiada zarar,Vergi Usul Kanununun 251 ve 260 ncı maddeleri hükümlerinden istifade edilerek: hesap olunur.

Kısmen hasar, hâdise günündeki değerin, maliyet bedelinden tenzilinden sonra kalan miktardır.

d) Amortismana tabi iktisadi kıymetlerde tam hasar, amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin .tamamen hasara uğraması halinde hasar miktarı hâ­dise günündeki bilanço değerini aşamaz.

Bilanço değeri, iktisadi kıymetlerin maliyet bedelinden evvelce ayrılmış amortismanların .tenzili ile bulunur. Amortisman ayrılmadığı ahvalde ayrılmamış bulunan geçmiş şene amortismanları hesaben bulunarak mu­kayyet değerinden tenzil edilir.

"İşletme defteri tutanlarda işletmeye dâhil iktisadi kıymeti erin ayrıca en­vantere dahil olduğunun tevsiki zaruridir.

a) Amortismana taibi iktisadi kıymetlerde kısmi hasar: Amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin hasarı halinde hasar miktarı iktisadi kıymetin mali­yet bedelinden evvelce ayrılmış bulunan amortismanlar ile hasardan son-xa kalan hurda değeri (hasarlı değer) tenzil edilerek bulunur. Hurdaların hâdise .günündeki değeri, Vergi Usul Kanununun 251 nci maddesi hük­münden istifade edilerek tesbit olunur, .amortisman ayrılmadığı ahvalde ayrılmamış bulunan geçmiş sene amortismanları hesaben bulunarak naza-ti itibare alınır.

Madde 8  Gelir ve Kurumlar Vergisine tabi mükelleflerden ticari defter ve vesaik mevcut olup da hasar miktarları kat'i surette tesfoit ediLemiyen-lerle bunlar dışında kalan bilumum zarar görmüş olanların zararlarının takdirinde, komisyon aşağıda gösterilen hususlara ve karinelere bakar.

 Zarar görenin hasar beyannamesi,

 Maliye müfettişi veya hesap uzmanı .tarafından ftetkikat yapılmışsa Taporu.

 Mevcutsa Vergi Usul Kamunu ile Ticaret Kanununa göre tutulan defterler ve toplanan vesaik,

 Geçmiş senelere ait bilânçolarına göre iş hacmi veya kapasitesi,

5  Komisyonların resmi dairelerden talep ettikleri her türlü malûmat ve vesaik,

6 Vergi dairesindeki kayıtlarla. arşiv kayıtları,

 Hasar dolayısiyle mahkemelere müracaat olunmuşsa ma'hikemelerdeki ehlivukuf raporları ,

 Komisyon tarafından tavzif ulunan ehlivukufların verdiği rapor­lar,

 Sigortalı mallarda, sigorta poliçeleri,

10  İş yerinin mevkii, zarar görenlerin içtimai ve mali durumları, ha­sar gören mahallin ittisalinde veya civarında vukubulan hasar derecesi ve zararın takdirine medar olabilecek sair karineler ,

Madde 9  Zarar görenler nezdin&e emaneten bulunan mallarda vuku­bulan hasarın, hakiki sahibine tazmin edildiği defter kayıtlarıyla ve ve­saikle tevsik olunduğu takdirde ödeme bunlara yapılır. Bunun dışında bu gibi mal bedellerinin ödenebilmesi hakiki sahipleri tarafından 4 ncü maddedeki esaslar dairesinde talepte bulunulmuş olmasına bağlıdır.

Madde 10  Kilise, hast'ahane, mektep ve mümasil yerlerde vukubulan hasarların .giderilmesi için yapılmış olan tamir masrafları, ibraz oluna­cak vesaike müsteniden aynen hasar olarak kabul edilebilir Ancak hasa­rın giderilmesi İçin yapılan kıymet arttırıcı sarfiyat 'hasar olarak kabul edilemez. Bunların memzucen yapılmış olması halinde hasar giderici ta­mir masrafları tefrik olunur, ve bu miktar hasar olarak kabul edilir.

Madde 11  Bu talimatnamede aksine hüküm bulunmayan ahvalde, hâdi­sede husule gelen zararların değerlendirilmesinde Vergi Usul Kanunu­nun değerlemeye müteallik hükümlerinden istifade olunur.

Madde 12  Zarar görenler, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tut­tukları defterleri ve zararın tesbi'ti ile alâkalı sair vesikaları (asıl veya tasdikli suretlerini) beyan ettikleri hasarın delili olarak talep ve vuku­unda «komisyona «veya tetkike memur adliye müfettişine veya hesap uz­manına ibraz ve tevdi ile mükelleftirler. Komisyon, tetkike memur mü­fettiş veya hesap uzmanı tarafından tayin olunan müddet içerisinde ib­raz olunmıyan defter ve vesikaları nazarı itibara almaz.

Üçüncü bölüm:

Tesbit ve takdir mercii ve selâhiyetleri :

Madde 13  Hâdiselerde zarar görenlerin zararlarının tetkik, tesbit ve takdirinde ve 6684 sayılı kanun gereğince ödenecek miktarlar hakkında karar vermeye selâhiyetli olmak üzere .talimatnamenin meriyete girdiği tarihten itibaren 15 gün içinde Maliye Vekâletince bir maliye müfettişi bir hesap uzmanı ve bir hazine avukatından mürekkep üç kişiilk takdir komisyonları teşkil olunur. Komisyona maliye müfettişi riyaset eder.

Madde 14  Komisyonlar, bu talimatnamenin tatbiki dolayısiyle resmi daire ve müesseselerden her türlü malûmat   ve vesikaları isteyebilirler.

Resmi daire ve müesseseler bu malûmat ve vesikaları derhal vermekle mükelleftirler.

Madde 15  Komisyon zararların tesjbiti için lüzumlu gördüğü hususlar­da bilirkişi marifetiyle tetkikat yaptırabilir. Komisyon yaptırdığı bu tet­kikler sonunda verilen raporlarla bağlı olmayıp kararını, talep edilmiş miktarı tecavüz etmemek kaydiyle, tam bir takdir hakkı esasına göre ve -ekseriyetle verir.

Madde 16  Komisyon kararında aşağıdaki malûmatın bulunması lâ­zımdır:

a) Komisyon reis ye azalarının isimleri, Dosya numarası, karar  

c) Karar tarihi,

ç) Zarar görenin adı, unvanı ve adresi,

Dördüncü maddedeki şartların mevcut olduğu,

Talep edilen hasar mevzuu ve miktarı,

Tesbit ve takdirin müstenidatı ve esbabı mucibesi,

Ödenmesi karara 'bağlanan zarar miktarı .(rakam ve yazı ile)
h) Vergi mükelleflerinde vergi dairesi ile hesap numarası,

Madde 17  Kararlar üç nüsha olarak yazılır. Yazılan kararlar, ziri ka­ran veren 'komisyon re;s ve azaları tarafından imza edilerek dosyasiyle birlikte mahalli defterdarlıklara verilir.

Dördüncü Bolüm : Ödeme:

Madde 18  Komisyonca kararın ve dosyanın defterdarlığa verilmesi üzerine (30) gün içinde keyfiyet ve /defterdarlığa müracaat lüzumu bir yazı ile alâkalıya tebliğ olunur. Alâkalının ,müracaatında, karara bağlan­mış ve evrakı hazırlanmış olan zarar miktarı alâkalıya ödenecek veya bir sene vadeli ve faizsiz hazine bonosu verilecektir- Talep edilirse ka­rarın bir nüshası alâkalıya verilir.

Madde 19  Kilise, hastahane ve mektep gibi cemaat vakıf ve tesisleri­nin hasarları, Valkıflar Umum Müdürlüğü tarafından tamir ve ihva su­retiyle teiâfi edilebilir. Hasaı- 6684 sayılı kanunun nesrinden evvel veva sonra telâfi edilmiş veya edilmekte bulunmuş ise bu islerin icabe'ttirdiği masraflar 6684 sayılı kanunun 2 nc'i maddesine göre bu idareye ödenir.

Vakıflar Umum Müdürlümü, tamir ettirdiği ve ettirmekte bulunduğu -is­lerin bir listesini .mahalli defterdarlıklar vasıtasiyle komisyonlara gön­derir.

Madde 20  Bu talimatname hükümlerini icraya Maliye Vekili memur­dur.

'JVIadde 21  Bu talimatname neşri tarihinde meriyete girer. Büyük Millet Meclisi müzakereleri    (1) 11 Temmuz 1956

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Reis Vekiller inden Fikri Apaydm'-m riyasetinde toplandı.

Bugünkü toplantıya beş celsedenken Meclis müzakerelerine iştirak et--meyen muhalefet mebusları da gelmişlerdi.

İlk önce Londraya ;giden Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan'm avdetine ka­dar kendisine İşletmeler Vekili Samet Ağaoğlu'nun vekâlet edeceğinedair Riyaseticumhur tezkeresi okundu. Bilecik mebusu Yümnü Üresin'insubaylar heyetine mahsus terfi kanununda değişikliği derpiş eden kanunteklifinin ve Bursa mebusu Müfit Erkuyumcu ve arkadaşlarının EmekliSandığı Kanununun bazı maddelerinin tadili hakkında kanun teklifiningeri alınması hakkındaki tezkereleri okundu ve bu teklifler geri verildi."İsçi Sigortalarına ait kanun teklifinin de muvakkat encümende görüşül­mesine karar verildi. Ara seç imleri nin bu kene yapılmaması hakkındaki teklif ve D.P. sözcüsü­nün   beyanatı:

Bilâhare .münhal mebusluklar için bu sene ara secimi vatil  aması hak­kındaki Demokrat Parti Meclis Grupu .Reisi Aydın me'ousu Namık Gedik ve iki arkadaşı tarafından verilmiş olan takrir okundu. Bu takrir üzerinde ilk sözü Demokrat Parti grupu adına Denizli mebusu Hs-mdi Sancar aid.n. Meseleyi iki cepheden tetk;,k eden Ham di Sancar. bir defa, ara seçimleri yapılması halinde, parlâmentonun siyasi cehresi bakımından en küçük bir değişiklik olmıyacağmı kavdetti. Bugün muhalefetin 65 ve müstakillerin 13 mebusluğuna kar sı iktidar partisinin 449 mebusluğu vardır. Fiili va­riyette böyle olduktan ba?ka, ara seçimlerini derpiş eden milletvekilleri seçimi kanununun 6 ncı maddesindeki sarahate ?öre. ara seçimleri vapıl^n yapılmaması hususunun esasen Büyük Mille't Meclisinin takdirine terk edilmiş olduğunu söyledi. Bu kanunun % ncı meddesmde «seçi/ra dönemi­nin son toplantı vılmm 23 temmuz günü seçimin başlangıç tarihidir. Ara seçimleri de, Türkiye Büvük Millet Mecü^ p'ksine bir ka^r vp^ttı edikçe, her yıl gene 23 temmuzda başlar ve her iki halde eylül ayının üçüncü pa­zarına rastlıyan .gün oy kullanılır deniliyordu

Müteakiben Ahmet Hamdi Sancar sözlerine şöyle devam etti:

«Biz parti olarak, ara seçimlerini i c ab ettirecek zaruretle olmadığına ka­niiz. Bunun için hukuken kat'i bir mecburiyet yoktur. 1954 te saırki bir seçim yapılıp da .milli irade 'muayyen bir fikrin partinin etrafında kati^pt.-le tecelli etmemiş gibi, bilhassa son seneler içinde bir secim vasi estiril­miş bulunmaktadır Simdi bu ha^a yatışims ve nisbi tir sükûnete varıl­mışken memleketin içinden 14 mebus gelecek diye yeni bir secim havasının getirilmesi işi ve gücü başında bulunan vatandaşı mutazarrır edecektir.

Neticeye de asla müessir olmryacâk ve fuzuli zahmet ve masrafa mal ola­cak bu işte, biz parti olarak hiçbir fayda mülâhaza etmiyoruz.

Muhalefet sözcülerinin beyanatları D.P. sözcüsünden sonra C.H.P. Meclis Grupu adına kürsüye gelen Malatya mebusu İsmet İnönü, yapılan teklifin Anayasaya aykırı olduğunu söyledi ve ara seçimlerinin Anayasanın 29 uncu maddesine göre her yıl ve seçim, kanununun 6 ncı maddesine göre 23 temmuzda yapılması gerektiğini söz­lerine ilâve etti.

İsmet İnönüye göre, seçim kanununun 6 ncı maddesindeki «Türkiye Bü­yük Millet Meclisi .aksine karar vermedikçe» ,kaydı( bu seçimlerin 23 tem­muzdan başka bir tarihe meselâ daha erken 'başlayabilmesini mümkün kıl­mak) maksadiyle konmuştur ve Anayasanın ara seçimlerin yapılmasını â-mir olan 29 uncu maddesinin hükmünü İhiç bir kanun veya tefsir değişti­remez.

İsmet İnönü, sözlerini bitirirken gidilen yolun vahim olduğu kanaatini iz­har etti ye takririn reddolunmasım istedi.

Müteakiben Hürriyet Partisi Meclis Grupu adına söz alan Burdur mebusu Fethi Çelikbaş, Büyük Millet Meclisinin, kendi vazifesi ve hakkı olarak, 14 seçim, bölgesine de inhisar etsıe;, umumi temayülü bilmesi lâzım geldi­ğini ileri sürdü. 1954 ten bu yana, iktidarın ve muhalefet partilerinin hare­ket tarzları karşısında, vatandaşların ne gibi bir düşünceye .sahip oldukla­rını öğrenmenin zaruretinden bahsederek parti gruplarının ad'edi ekseri­yetinde bir değişiklik yapmasa bile ara seçimlerinin vatandaşın temayül­lerini .tesbite imkân vereceğini, hattâ bu temayüllere 'göre belki umumi seçime gitme yolunda bir karar bile alınabileceğini anlattı. Seçim umumi havayı karıştırıyor, sükûneti ihlâl ediyor gibi mülâhazalar dikkate alına­cak olursa bu görüşün, ara seçimlerini iki veya üç yılda yapmamak gibi demokrasi ile telifi kabil olmıyan bir neticeye de bizi götürebileceğini kay deden Çelikbaş, ne'tice olarak takririn reddini istiyerek kürsüden ayrıl­dı.

C.M.P. grupu adına konuşan Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin, ara seçimle­rinin tehiri hakkındaki takrirde ileri sürülen mucip sebeplerin tatmin edi­ci olmadığını beyanla söze başladı. Ara seçimleri, hem memleketin, hem vatandaşın gidişi bakımından bir miyar olduğu için, bunun tehiri katiyen tecviz edilemiyceğini söylodi. Matbuat kanunu tadilleri ile toplantılar ve gösteri yürüyüşleri kanunu gibi yeni mevzuatın tedvininden sonra da va­tandaşın temayülünü önlemek yerinde olmıyacağını ifade etti. Netice ola­rak ara seçimlerinin tehiri 'hakkındaki takririn reddini isteyerek konuş­masını bitirdi.

(Büyük Millet Meclisi müzakereleri devam efanektedir.) D. P. GruDi  sözcüsünün verdiği cevaplar:

Ahmet Bilgini takiben kürsüye gelen D.P. Grur sözcüsü Denizli mebusu Hamdi Sancar, kendisinin parlâmentonun vüzde 83 ekseriyetini taşıyan bir grup ,adma yaptığı ilk konuşmasında, hic bir satfa'sıcı iddiada bulun­maksızın, sadece fiili ve hukuki vaziyetin tahlilini yapmağa çalıştığını, bu­na mukabil muhalefet sözcülerinin kürsüye gelir kelmez bir takım ithamlar ileri sürerek mütearrız ve müteaddi ifadeler kullandıklarını anlattı. Bunun yakışıksız olduğunu ifadeden sonra, seçim kanununun ara seçim­leri hakkındaki hükmünü yeniden ele durak şöyle dedi:

Hâdise gayet basittir. Ne Anayasanın 29 uncu maddesi ve ne de seçim kanununun 6 ncı maddesi, her yıl ara seçimi yapmağa bizi icbar etmez Fili durum da, böyle bir seçimin yapılmasını mucip olacak vaziyette değildir. Biz kanaatimizde elbette İsrar ediyoruz.»

Lehte ve aleyhte söz alan diğer hatipler:

Heis müteakiben Hürriyet Partisi Grubu adına tekrar Fethi Çelik'baş'a söz verdi. Demokrasi ile idare olunan memleketlerde, kısmi seçimlerin, vatandaşın temayüllerini öğrenmeğe imkân veren müessese olduğunu tek-rarlıyan Çelikbsş, iktidar çevrelerinin dahi, bu temayülü öğrenmek duru­munda olduğunu söyledi. Mecliste vazife gören mebusların esasen daha başlangıçta Anayasa gereğince yemin etmiş bulunduklarını ifade ettiği zaman bu sözler, ekseriyet partisi sıralarından gürültüleri davet etti. İlk konuşmasındaki fikirlerini yeniden izah ile son kabul olunan bazı mevzu­atın hariçte itibarımızı zedelediğini, netice olarak; ister muhalefetin, ister iktidarın .aleyhine netice versin, ara seçimleri yaparak milletin temayül­lerini öğrenmenin zaruri olduğunda ısrar ile kürsüden ayrıldı.

Demokrat Partiden Zonguldak mebusu Sebati Ataman, muhalefet tara^-fmdan ileri sürülen iki mütalâaya, ara seçimlerini tehir etmen'in Anayasa ya muhalif olduğu ve.bu seçimlerin yapılmasının memlekete faydalar sağlıyacağı mütalâalarına cevap verdi.

. Sebati Ataman'm görüşü şu idi :

Anayasa, bir mebusluk irihilâl ettiği zaman yerine yenisi seçilir der. Fa­kat ne zaman diye tasrih etmez. Binaenaleyh, bu hüküm, ara seçimleri­min derhal yapılacağı mânasına gelmez. Seçim kanununda ise. «Büyük Mil­let Meclisi aksine karar vermedikçe» ara seçimi hazırlığının 23 temnvuz*-da başlıyacağı yazılıdır. Bu madde, Meclisin, aksine karar verebilece.pini. yani bu tarihi hem ileriye, hem geriye almak suretiyle değiştirebileceğini gösterir. Binaenaleyh, seçim kanunu, bu husustaki selâhiye^i Büvü'k Mil­let Meclisine bırakmıştır. O halde takririn Anayasaya av kırılısı bahis mevzuu değildir ve ara seçimlerinin bu sene 23 temmuzda yapılnnyacağı mânaismı taşır.

"Meclis isterse, aralıkta. !k asımda veya daha sonra, ar'a seçimi yakılması yolunda bir karar alabilir.

Sebati Ataman, müteakiben, muhalefetin ileri sürdüğü ikinci nrütalâsva cevap verd'i, milletin nalbzmı voklamak, çıkarılan kanunları tasvip edip etmediğini anlamak lâzımgeldiği iddisma karşı şöyle dedi:

öyle bir Meclis tasavvur edelim ki. secimi müteakip vmiev& başlamış, ialkat aradan iki sene. ûıç sene peetişi halde, hic bir mebusluk inbilâl etmedei, aynı adedde kalmıştır. Mubakks'k miilletin tema-vülünü öereneceŞ'z diye, bu durumda da, bazı mebusları kur'a ile isikat ederek, mutlaka ara seçimlerine mi gidilecektir? Binaenalevh, bu bahiste ileri sürülen müta­lâanın, nıantıiki hiç bir değeni yoktur. Hele, 14 ilde ara seçimi   yapıldığı takdirde bundan milletin temayülü öğrenilebileceğini iddia etmek hatalı­
dır ve 'mümkün değildir. Millete-sorun diyorlar. .Belediye seçimlerini yap­tık ve sorduk:. Ne netice çıktı. Bu defa, 14 ilde ara seçimi yapıldığı takdir­de bundan 'bütün Türkiyedeki seçmenlerin son kanunları tasvip edip et­medi neticesini istihraç etmek mümkün olabileceğini bir an için tasavvuredelim. Fakat, muıhterem muhalefet, ya bu ara seçimlerine iştirak etmezsene olacak? O zaman elde edilen netice, çıkan kanunları, seçmenlerin tas­vip etmediklerini mi gösterir? Binaenaleyh, bu mantık, tamamen ama­
lıdır. Sebati Ataman, sözlerinin burasında, ara seçimlerine girip girmemek bi­zim bileceğimiz iştir, diyen bir muhalefet mebusuna da cevap vererek şun­ları ilâve etti:

«Milletin temayülünün yoklanması mevzuunu, burada, Anayasa yeminine bağlıyacak kadar ileri gidiyorsunuz. Fakat sizler, mebus seçildikken son­ra dahi vazifelerimi yapmadığınıza göre. bir ara seçimi sırasında da vazi­fe yapmayacağınız aşikârdır.»

Sebati Ataman, netice olarak, ara seçimlerinin tehiri hakkındaki takririn Anayasaya yüzde^ yüz uygun bulunduğunu belirtti. Muhalefet partilerinin bugünkü tutumları karşısında, ara seçimleri yapmanın faydalı değil bilâ­kis zararlı olduğunu açıkladı ve konuşmasını söyl'e bitirdi:

«Bu arkadaşlarımız mebus seçildikten sonra, siyasi parti ve mebus olarak vazifelerini doğru dürüst ifa etmiş olsalardı, ara seçimlerini ;yiapmakta fayda .var mıdır, yok: mudur, diye o zaıman belki münakaşa edilebilirdi.»

Müteakiben D.P. Grup sözcüsü Denizli Mebusu Hamdı Sanear kürsüyegelerek Fethi Çelikba'ş'm her halde Hürriyet Pfertisi Grubu ile tam ittifakhalinde bulunmadığını kaydetti. Çünkü, bugün Hürriyet Partisi içinde yeralmış olan Mu.3imm.er Alakant'm 1952 s'enesinde, ara seçimlerinin yapılma­
ması hakkında Büyük Millet Meclisi riyasetine verilmiş bir takriri mevcutolduğunu Hiber verdi. Hamdi Sanear, bu takriri de okudu. Bunda, o tarihte münhal bulunan mebusluklar' için mevcut parti grupları nlsbetineve bu vilâyetlerin Meclis't'e bulunan sayılarına mühnm bir1 tesir icra etmü-yeceği gibi hazineve bir^ milvon lira etrafında bir külfet de yükleyeceğii'çin ara seçiml'erıiMn tehiri talebinde bulunmuş ve bu takriri o zaman bul olunmuştu.       

Hamdi Sanear, bu takriri okuduktan sonra başka bir mütalâa ilâve etmek­sizin kürsüden indi.

Başvekil Adnan Menderes'in beyanatı:

Müteakiben Basvefeil Adnan Menderes söz aldı ve mevzu ile alâkalı bir nokta üzerinde kısaca durmak1 istediğini belirterek, evvelâ bir muhalefet hatibinin «milletin nabzını yoklamak lâzımdır, ara seçimleri bunun için ihdas edilmiştir »mealindeki sözlerimi cevaplandırdı. Basvekl dedii &

«Ne Anava:sada, ne Arwasamn muciri .sebeplerinde, ne secim ne de P-enim kanunun un mucit) selbeDİerinde ara seçimlerinin millelfrn n^Ib-zını voiklflrna'k için vsmlacağıns eteir h'ertoangi bir kavda rastiamigk müm­kün d-e.Şildir. Bazı başka memleketlerin Anayasalarında bir sene vevb iki senede bir milletin nabzını yoklamak   için geçim yapılması kabul edilmiştir. Fakat bunlarda vefat veya diğer sebeplerle bir inhilâl vuku bulduğu için değil, meselâ Meclis İadedi rnürettebinin üçte biri veya yarısının meb'-usluk sıfatları, zamanını doldurmak suretiyle kaybolduğu için yapılır. Birleşik Amerika'da böyledir. Başka memleketlerde de başka türlüdür.

Buralarda.sisıtıem olduğu gibi kaibul edilecek ve milletin nabzı, bir sene ve­ya iki senede bir, Anayasanın kabul ettiği1 şekilde yoklanacaktır. Bizim Anayasamızı ise böylesine bir tefsire tâbi tutanak asla varid değildir.

Bundan başka, acaba /pratük olarak, ara seçimleri yapıldığı "takdirde mille­tin nabzı yoiklanmış olacak mi, olmayacak mi? sualini de kendi kendimize sörmıamrz icap eder. Eğer milletin nabzının yoklanmasına ehemmiyet ver­miş olsalardı, bir az evvel bir arkadaşımın gayet güzel tebarüz ettirdiği gibi Belediye seçimlerine girerlerdi.»

Başvekil Adnan Menderes, bundan sonra muhalefetin Meclisi terketmesi hâdisesine .intikalle sözlerine şöyle .devam etti:

«Muhalefet, geçen gün büyük bir feveran ve asabiyetle Meclisi 'terk edip gittikten sonra, biz ded'k iki: Gelmeyecekler. Ve o zaman düşündük ki, gelmedikleri, gelmemekte İsrar ettikleri takdirde ara seçimleri vapalırn ve milletin nabzını hakikaten yoklayalım. Fakat, tantanalı tebliğlere, ca­kalı t?vru hUrıeketlere rağmen busun tıpış tıpış Meclise döndüler. Bu teş­riflerini 'memnuniyetle ve biraz da üzüntü ile müşahede ediyoruz.

Vaktiyle biz de Büvük Millet Meclisinden çıktık. Ama önceden hazırlan­mış, evvelâ şcfyl'e konuşacağız, böyle konuşacağız, ondan sonra da şöyle çıkacağız ve en önde ben bulunacağım seklinde bir tertip eseri olarak çık­madık.

Biz. duruo dururken grubumuzun toptan hakarete uğramış olmasının ken­di vicdanlarımızda vs ruhlarımızda bir an yarattığı feveranın neticesi olarak, kendimizi aniden Meclisin dışında bulduk. Zamsnm Başvekili bek­lenmedik bir zamanda kürsüye çıktı ve psikopatlar, diverek hücumlarda bulundu. Biz de herhangi bir besan nekresi olarak değil, hakerete uğra­mış bir gniTD .olarak, izzetinefislerin feveranı ile brr ?nda içten gelme bir "hareketle Medis'nde dısırsa çıktık. Onlar ise, Bü^ük Millet Meclisinin ka-'hir ekserivetinin isdar etmiş olduğu bir kanuna boykotaj yapmak maksa-diyle çıktılar.

"Bizim çıkışımızda herhangi bir kanuna boykotaj yapmak maksadımız yoktu.

Bundan bsşka, Meclise- dönüşlerimizde de fark vardır. Biz, be ler neşretmek suretiyle, hareketimizin mânası şudur budur, dive -izahlar­da bulunmadık. Onlar ise, bir beyanname neşrettiler fakat öyle bir be­yanname M, bundan bir mâna çn>nrabi]mek için mikroskopla veya teles­kopla dahi baksanız veyahut tahlil için kboratuvara gönderseniz, gene de bir mâna çıkaramazsınız. Biz o zaman böyle şeyler yapmamıştık. Bi­zim çıkışımız haklı, bizi ,çıkmaya mecbur eden sebepler haksızdı. Teca­vüze uğramış bir-grup olarsk haki; bir şekilde Meclisten çıkan bize. ge-'liniz dediler. Biz, davetle, ısrarlı davetler ve ricalarla döndük. Bu sefer onların çıkışı ise haksızdı. Onları davet için bir mücbir sebert mevcut ol­madığından, kendilerine bir davet vaki olmadı. Fakat kendileri bu ka-'dai çalım yaptıkları hialde yine bagün maşaallah tıpış tıpış Meclise geldiler. Meclise dönüşlerimizdeki fark da işte buradadır.

Başvekil Adnan Menderes, bundan sonra muhalefetin ara seçimlerle-1 memleketin naibzınm yoklanması lüzumu hakkındaki iddiasına avdet etti: ve dedi ki:

«Muhalefet sözcüsü Fethi Çelikbaş, çıkarılan son kanunlar ve Matbuat" Kanunu ,o kadar fenadır ki, milletin nabzını yoklamaktan korkuyorsunuz demektedir. Eğer millet efkârı umum iyesinin bizim aleyhimize teveccüh ettiği iddiası ilk defa ileri sürülmüş olsa'ydi, buna belki itibar etmek, ge­rekirdi. Fakat, 1950 de iktidara geldiğimizden beri daha geldiğimizin er­tesi günü ileri sürülen milletin aldlanmış olduğu iddiasından başlıyaraik, o günden bugüne bu hususta destan teşkil edecek bir edebiyat    işlend. Bu mevzuda bir tane, iki bin tane örnek vermek çok kolaydır. Bugün de söylenenler aynı lâkırdılardır. Milletin nabzını yoklamak lazımmış, çün­kü efkârı umumiye aleyhimize dönmüş. Bunu nereden biliyor? Kendi, yoklamış, kendi biliyor ve bundan da bir takım hükümler çıkarıyor. Gal-lup-müessesesi gibi konuşuyor, ileri sürdüğü dâvanın davacısı da, daya­lısı da,..hâkimi de, avukatı da kendisidir. Hepsi bir arada, sözü kestirip, hükmü verip atıyor.

Başvekil Adnan Menderes, bundan, sonra muihalefet hatibinin 'basın mev­zuundaki sözlerine temas etti ve bunları şöyle cevaplandırdı:

«Matbuat Kanunu üzerinde dışardaki nesrifyat o kadar kötü imiş iki, eğer bu yazılanlar memleketimize gelmiş ve neşredilmiş olsaymış, vaziyet o Zaman görülürmüş. Dünyanın her tarafında yalnız aleyhde olanlarını mı ele almak İcab eder? Bunlar, tahrik edilmiş yiazılardır. Bir gün bunları1 burada açıklar ve birer Mrer konuşuruz.

Bugün dahi "bu gibi sözlerle memleketi kötülemekte olduklarının acaba farkında değil midirler? Grupların çıkıp tantanalı bevannameler neşret­meleri, memleketi 'kötüleme maksadım 'bağlanamaz mı? 1946 senesinde, bizzat İsmet İnönü, muhalefet partisinin belediye seçimlerine girmemesi ihtimali karsısında, bu hareketi, bütün dünyaya karsı memleketi kötüle­mek maksadına matuf olarak vasıflandırmamış mı idi?

Fethi Çeliıfcbas, son çıkan Matbuat Kanunurdan (bahsediyor. Halbuki, ken­disinin şimdi birleştiği, beraber çalıştığı lider, son çıkan Matbuat Kanu-nundanberi değil biraz evvel de arzettiğim gibi. daha iktidara ilk geldi­ğimiz p;ündenberi bu 'memlekette istibdat mevcut olduğu iddiasındadır. İsmet İnönü, 1952 deki İzmir nutkunda, matbuat bu devrede olduğu ka­dar hic bir zaman bu derece zulüm altında bulunmamıştır, diyor. De­mek ki, ona göre, vaziyet1 son çıkan kammdan b^ri deŞU. 1952 senesinde dahi böyle idi. İşte bu nutku ihtiva eden gazete buradadır. O zaman, İs­met İnönü'nün bu iddiaları karsısında, sezinle biz beraber bulunuyor ve hakikati beraber müdafaa eHiybrduk. Şimdi yer değiştirerek o tarafla birlik olmak ve böylece bu^ün bizim İkarsı:mi7n: çıkara1^ 1950 de, 51,52, ve 53 de sizin bizim partimizden ayrılmanıza kadar söylenmiş ve parti-■mİ7id^ bulundurunuz zaman beraberce tarafımızdan cevaplandırılmış olan iddiaları. onlŞarla birlikte bize tekrarlamak, doğru değildir. Fethi Çelik-baş, böyle konuşmamalıdır.

Ara seçimlerin bu sene yapılıp yapılmaması hakkındaki esas mevzuumu1-

image002.gifza gelince, bunun hukuki tarafı malûmdur. Ara seçimlerin yapılması ve­ya yapılmaması hakkında karar vermek, Büyük Millet Meclisinin hakkı­dır. Bunda en küçük bir şüphe dahi mevcut değildir.

Mevzuun siyasi cephesine .gelince, ekseriyet partisi Büyük Millet Mec­lisinin büyük çoğunluğu ara seçimlerinin yapılmasını arzu etmiyor. Bu maksatla reyini kullanacaktır. Bunda, vatan elden gidiyor diye feryat etmenin ne mânası vardır? Mecliste ekseriyet olmakla ekalliyet olmak arasında 'küçük bir far'k bulunması lâzım gelir. Mecliste ekseriyet irade­sinin hini hacette kanun, halinde tecelli etmesi, bir emri    mıikadderdir.

Kendileri demokratik zihniyete alışamadıkları ve Ötedenberi kendi irade­lerini bütün ekseriyet iradesinin fevkinde gördükleri içindir ki, ekalliyet olmayı .bir türlü vicdanlarına sığdıramıyorlar. Ekalliyette oldukları için, ekseriyet iradesine tâbi olmak kendilerine giran geliyor. Bugünkü bu feryatları başka türlü izah etmeğe imlkân ve ihtimal mevcut değildir.

Mesele, haddi zatında çok basittir. Bu sene ara seçimleri yapmak caiz değildir. Çünkü ekseriyet böyle istiyor. Siz ekseriyette olduğunuz zaman aksine karar verebilirsiniz. Ama simidi ekalliyette bulunuyorsunuz. İşte bütün muhalefetler şurada olduğunuz, kadarsınız. Muhalefetin bir kısmı da maalesef bizim aramızdan kaçırdığımız kıymetli arkadaşlardır.

Başvekil Adnan Menderes, sözlerini sürekli alkışlar arasında şöyle bitirdi:

«İşte vaziyet bundan ibarettir. Millet Meclisinin büyük ekseriyetinin ka­rar verdiği gibi olacaktır. Bunu onlar 'da bilirler. Fakat, yarın gazetelere büyük manşetlerle yazı yazdırmak için buraya çıkarlar ve    konuşurlar.

Başka .maksatla değil bu maksatla söylerler. Bunları lâtife telâkki edipve ko desinler deyip reylerimizi ona göre kullanmak ta bizim 'bilece­ğimiz iştir.       

Takrir üzerinde diğer mütalâalar :

Başvekilin .konuşmasından sonra, Hürriyet Partisi adına Fethi Çelikbaş kürsüye geldi. Fethi Çelikbaş. hükümet reisinin münakaşaların selâmet­le yürütülebilmesi bakımından aaruri olan itidali muhafaza ederek ko­nuşmuş olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti belirtti. 1947 yılında Meclisi terketmiş bulunan muhalefet grubu ile geçenlerde meclisten avtrılan muhalefet gruplarının hareket tavırları arasında filhakika flark ol­duğunu, Hürriyet Partisinin, vat anda şls'nn toplanma, cemiyet kurma ve toplu yürüme 'haklarının anayasaya aykırı olarak iptali mevzuubahis ol­duğu için meclisi terketmış bulunduğunu söyledi.

Fethi Çelikbaş sözlerine devamla ekseriyet mevzuuna temas etti ve ekal­liyetin ekseriyetin iradesine boyun eğmekle vazifeli bulunmadığını, de­mokrasi rejiminin, ekalliyet hukukuna riayetkar bir rejim olduğunu, «ekseriyet bende. Kanunu .böyle anlıyorum» demenin doğru görülmeye­ceğini ifade etti. Vatandaşın muhtelif noktai nazarlara göre hüküm vere­bilmesi için ara seçimlerinin yapılması icap ettiğini ara seçimlerinin böy­lelikle bir miyar olacağını sözlerine ilâve eyledi.

Cumhuriyetçi Millet Partisi adına söz alan Kırşehir mebusu Osman BÖ-lükbaşı da, muhalefetin meclisi terketme mevzuu üzerinde durarak, çıkarılan kanunlarla anayasaya aykırı hareket edildiğinden dolayı muhale­fet mebuslarının meclisten çekildikler ini, icap ederse yeniden meclise ge­linebileceğini, ıbu husu'su takdirin kendilerine at olduğunu ifade eyledi. Osman Bölü'kbaşı bundan sonra, kanunların anayasaya aykırı olabilece­ğinin bütün memleketlerde kabul olunduğunu, Amerika'da bu    cihetin tetkiki vazifesinin mahkemelere bırakıldığını,Almanya'da ise anayasa mahkemeleri mevcut olduğunu söyledi.Hatip bu arada demokrasinin, ekseriyetin herşeyi yapabileceği mânasında anlaşılmaması lâzım geldi­ğini sözlerine ilâve etti.

C.H.P. Meclis Gru!bu adına kürsüye gelfen İsmet inönü de, ara seçimleri­nin yapılması lehinde konuşarak, anayasanın sarüfit hükümlerine göre ara seçimlerinin yapılması icabettiğini söyledi. inönü bundan sonra meclis­ten çıkarılan .kanunları mevzuubahs ederek, bu kanunların vatandaş ve-insan haklarına aykırı olduğunu İleri sürdü. İnönü'nün bu sözleri mebus­ların protestolarıyla karşılandı. Hatibin sözlerini tavzih etmesi, istendi. İnönü sözlerini tavzih etti. Bu arada ,hâkim teminatından, üniversite muh taravetinden bahseden C.H.P. sözcüsü hâkimlerin Adalet Vekilinden emir almadan iş görmeleri lâzımgeldiğini söyleyince, reis, yeniden müdahale1 ederek, sacfet içinde kalmasını .hati.be tekrar hatırlattı. Fakat bu ihtar­lara rağmen hâkim temin-atmdan bahsetmeye devam eyleyince, reis, bu hâlin Dahili Nizmnameye aiykırı olduğunu bildir'erek oya başvurdu ve hatibin bu konu üzerinde konuşmaması kararlaştırılması üzerine de C. H.P. sözcüsü kürsüden ayrıldı.

Bundan sonra reis. Demokrat Partiden Çanakkale mebusu Servet Sezgine-söz .verdi. Servet Sezgin, seçim kanunundaki setahate göre, ara seçimle­rinin tarihi hakkında Büyük Millet Meclisinin karar verebileceğini, tehi­rin bir yıla münhasır olduğunu söyledi.

Büyük Millet Meclisinde, bu mevzuda ds^te evvelki yıllarda cereyan er­miş münakaşalara dair izahat Verdikten ve şimdi Hürriyet Partisi safla­rında bulunan Muammer Alakmt'm, o zaman, ara seçimlerinin meclis karariyie tehir olunabileceğine dair yapmış olduğu bir konuşmayı meclis zabıtlarından okumak suretiyle naklettikten sonra T.BM.M. nin bu yol­da bir teamül tesis etmiş bulunduğunu anlattı Nitekim, seçimlerinin müteaddit defalar, aynı şekilde tehir olunduğuna işaretle dedi ki:

, «Hal böyle olduğu halde, anayasa hükümlerinin çiğnendiği iddiaları, şimdi, gayet garip düşmektedir. Hele böyle bir kararın bizlerin mebus1 olarak yaptığımız yemine .muhalif olduğu mülâhazaları, mebuslara karşı gösterilmesi gereken nezaketle hiç de kabili telif değildir. Bu hâdisede ne cumhuriyet, ne de milletin bilâ kayd'ü şart hâkimiyeti esaslarına ay­kırı hı-c bir hs'reket bahis mevzuu değildir. Anayasaya aykırılık iddiası­nın C.H.P. Genel Başkanı tarafından ortaya atılması ise ayrıca hayret vericidir. Çünkü, anayasaya muhalefet, iktidarı zamanında vâki olmuş­tur. Ömründe amayasayı dinlememiş, tatbik etmemiş, 1946 seçimlerinde seçilmediği halde reisicumhur olanak vazife görmüş, tabutluklar yaptır­mış ve suçsuz vatandaşları kurşuna dizdirmiş bir şahsın anayasanın mü­dafii kesilmesi cidden gariptir.»

Müteakiben müzakerenin yeterliği hakkındaki takrirler okunarak kabul edildi. Reis Fikri Apaydın, C.M.P. mebusları tarafında ara seçimlerin-tehirine mütedair bir takrir verildiğini, ancak ihtiva ettiği bazı lâfızlaı dolayısiyle reye konulamayacak olan bu takririn kendilerine iade olun­duğunu söyledi.

Ara seçimleri hakkında alınacak kararda 'açık oya bas vurulmasını iste­yen 35 imzalı bir takrir verilmiş bulunduğundan reis, açık oya müracaat edileceğini bildirdi "Neticede, 42 aleyhte oya mukabil 242 oyla ara seçim­lerin tehiri kararlaştırıldı.

Bugün görüşülen kanun lâyihaları:

Bund'an sohtfa kanun lâyihalarının müzakeresine geçildi. Bunlardan ilki Zonguldak .mebusu Suad ,Başol tarafından hazırlanmıştı ve 1111 sayılı Askerlik Kanununa ek yapılarak maden isçilerinin askerliklerini iç ver-lerinde vap m alarma mütedairdi. Bu mühim kanun lâyihası müstaceliyet­le müzakere ve kabul olundu.

Daha sonra, Vakıflar Umum Müdürlüğü 1956 vılı bütçe kanununa ek kanun lâyihası, Seyhan mebusu Sinan Tekelioğlu'nun Emekli Sı"^dı?r Kanonunun 64 üncü maddesinin d e eriştirilmesi hakkındaki kanun teklif?; vüzelli milyon liralık msdeni ufaklık para bastırılması 'hakkındaki kanun lâyihası da müstaceliyetle kanunlaştı.Maliye Vekili Nedim Ökmen, su konuşmayı yaptı:

«Bugün tasvibinize tevdi edilen Gider Vergisi Kanun lâyihası 30 senelik bir tecrübenin acı neticelerin.d'aiı mülihem olarak, bütün gençliklerini bu mesleğe kıymetli mesai S'ikacbşlS'Hmın uzun çalışmaları ne­ticesi hazırlanmış ve gsne 30 ssnederüberi tatbik edilmekte olan muamele vergisinin ıstırabını, şahsen meslekleri icabı, çekmiş olan Ticaret.ve Sa­nayi Odaları azalarından da celbedilsn kıymetli .arkadaşların da iştirak ettikleri bir komisyonda incelenmiş ve bu arkadaşların da mütalâaları alınmıştır.

Bendeniz lâyiha üzerinde tafsilât: vererek vaktinizi almak istemiyorum. Mu'htelit encümen hakikaten teşekküre şayan bir mesai ile etraflı olarak enirce, bcyuna ,geniş tetkikler yaptı ve hükümetin noktai nazarına, işti­rak etti. Ben, Maliye Vekili olarak, takdim edilen kanun lâyihasının tas­dike ve kabule şayan ye lâyık olduğunu ve ıstırap çeken vatanc-iaşları ve büyük bir sanayi kütlesinin bu. ıstıraplardan kurtaracıağını bilhassa ar-zetmek isterim."

Maliye Vekilinin konuşmasından sorır'a muhtelit encümen reisi İzmir mebusu Behza.t Bilgin kürsüye gelerek lâyiha hakkında etraflı izahat verdi ve lâyihanın; umumi intizara cevap verecek bir mahiyet taşıdığını, bir taraftan büyük saraayi erbabını koruduğu gibi, diğer .taraftan küçük sanayi erbabını da himaye edeceğini belirtti ve lâyihanın kabulünü istedi. D.P. Konya mebusu Fahri Ağaoğlu, Edirne mebusu Rükneddin Na.suh.i-oğlu, lâyihanın bazı teknik bölümleri üzerinde izahat, istediler. İstenilen bu izahat da. ;encümen adına verildi ve vaktin geç olması sebebiyle mec­lisin bugünkü 'toplantısı sona erdi.

Büyük Millet Meclisi cuma günü toplanacaktır.

Başvekil Adnan Menderes'in radyo konuşması :

 Ankara:

Başvekil Adnan Menderes, bugün saat 20.15 de Ankara, İstanbul ve İz­mir radyoları ile neşredilen şu konuşmayı yapmıştır:

«Pek muhterem vatandaşlarım :

Milli Korunma Kanununun 6731 sayılı kanunla tâdil edilmesiyle memle­ketin ticari .hayatında yeni bir devrin başlamış olduğunu söylemekte hata yoktur sanırım. İslte, bu tâdil 'kanununun cıkarılmasiyle başlayan tedbirlerimizin nasıl gelişmekte olduğunu kısaca izah maksadiyledir ki, .huzurunuza gelmiş bulunuyorum. Aziz vatandaşlarım, Kanunun nesrini müteakip kâr hadlerine ait koordinasyon kanarları ile ilik listelerin İktisat ve Ticaret Vekâleti tebliği olarak daha evvel huzu­runuzda okunmuş olduğunu hatırlayacaksınız. Bu listelerin tanziminde ve bütün tedbirlerimizde herşeyden evvel büyük vatandaş kitlelerinin istismar edilmesinin önlenmesi fikir ve gayesinin hâkim bulunduğunu izaha lüzum görmüyorum. Diğer taraftan yine bu listelerin tanziminde, tüccarlarımızın meşru, kâr hadleri içinde haklı olan kazançları elde etme­leri ve böylece ticaretimizin tabii gelişmesinin hiç bir suretle önlenme­mesi rrfaksad'mm da göz önünde tutulmuş oldu&unu ayrıca belirtmek is­terim. Yeni Milli Korunma Kanunu bükümlerinin ciddivetle tatbiki ve ticaretimizin ilân olunan meşru ve .mâkul kâr hadleri dahilinde cerevan etmeğe başlaması üzerine bütün mallar ve eşya fiyatlarında umumi bir düşüş görülmüştür ki. malın nev'ine ve cinsine gör© değişen bu fjV.a!t dü­şüşlerinin bazı Hailende 'hayret verici nisbetlere ulaştığı bütün vatandaş­larımızın müsa'h&delerivle sa'bittİT. 25 milyonluk bir .kitlenin sun'i fiyat artmalariyle istismar edilmesini önleyen bu kanun avnı zamanda dürüst çalışan ve çalışmak Isteven tüenar ve esnamızın lüzumsuz ve kararlı zan ve şüphelerden koromm?'"mı da temin etmekte olduğundan sürVhe edi­lemez. Bu bakımdan pm'rj.ivete ve vicdan huzuruna kavuşmuş oldukları bizzat tücce esnafımızdan aldısım birçok telgraflarla d* tevit edil­mektedir. Sözüm bursvp telince, son tedbirler dolayısivle ilk günlerden itibaren almaca bssl?vdjp-"m memnunivdf ifatftt eden binle" ve binlerce telsra-fa karsı en derin, şükran hislerimi bir defa drhla ifade etmek fırsa­tım eV^e etmis oluvorum. Sevgili vatandaşlarım.

Simdi artık pazarlık denilen geri müessese ortadan kalkmış, açıklık ve aleniyetin yarattığı itimiad alış veriş hayatına hâkim hale  gelmişti'r.

Tabiidir ki, bu hal ticaret, ve piyasaya sıhlâkilik prensibine davanan yeni bir niz?nn igerirmistir. Ve bu yeni nizam fevkalâde dikkatli takip ve gay­retlerimizle hergün biraz daha tahkim ve takviye olunacaktır.

Kâı hadlerinin esasını teşkil eden maliyet unsurlarının tesbiti meselesi­ne gelince, hükümetin bu mevzuda 'memleketimizin esaslı menfaatlerini nazari görüşlerle hareket etmekten .sakınmış bulunduğunu kaydetmek pratik bir zihnivetl'e ele alarak hareke etmiş olduğunu ve mücerred ve yerinde olur. Yapılacak her türlü tetkik ve etüdler bu hakikati derhal meydana çıkarmağa kâfi gelir. Bir taraftan bütün müstehlik vatandaşla­rı ihtikâr ve istismardan korumağa çalışırken diğer taraftan .'küçük sa­natları, ziraatı ve sanayii korumak ve her sahada istihsali arttırmaca ça­lışmak ve memleketteki iştira gücünü ve sermayeyi istismarcı ve ihti­kâra "vsahaİ32fi akmaktan alıkoyarak memleketimizin imkânlarımı ikti­sadi kudretimizi süratle arttırma rnaksadiyle ve mümkün olabildiği nis-bette istihsal hayatına ve .gayretlerine çevirmek azmindeyiz. Derhal söy­lemeliyim ki câri ihtiyaç maddelerinin kâfi miktarlarda memlekete iıtha-li hususunda da daima dikkatli ve tedbirli olacağız. Bu suretle «ucuzluk devam etmiyecektir» veya «ucuzluk piyasada mal darlığı yaratacaktır'* şeklindeki zararlı ve memleket aleyhinde telkinler yapmakta olan bed­bahtları mutlakla yalancı çıkarıa'cağız.

Gerçekten başlayan ucuzlukla beraber piyasada kâfi mal bulundurmak hususunda da ciddi tedbirlere başvurulmuş bulunuyor. Bu tedbirlerimiz ve yakın zamanlarda yapılacak1 ithal âtım iz hakkında sizlere bir fikir ver­mek .mak'sadiyle şu pek kısa rakamları kayıt veya derhatır eylemenizi ri­ca.'ederim. Haziran iptidasından itibaren ticaret .vekâletince 34 milyon li-italığ-ı E.P.U. sahasından, 124 milyon liralığı büyük müttefikimiz ve dos­tumuz Amerika'dan ve F.O.A. yardımından, 12.5 milyon liralığı İzmir fuarına iştirak .edecek muhtelif memleketlerden ve otuz milyon liradan fazla bit- miktar mal ise Macaristan, Çekoslovakya, Komama, Polonya, Rusya ve Mısır'dan olmak üzere hâlen bulgun 207 milyon Türk Liralık mal ithali tahsisleri tahakkuk 'ettirilmiş bulunmaktadır. Tamamen ham madde, yedek parça ve câri ihtiyaç maddelerini, motorlar, inşaat malze­mesi gibi gayet mühim ihtiyaçlarımızı karşılıyacak olan bu mallar kısa zamanda ve peyderpey memleketimize gelmiş olacaktır. Bundan başka icap etttilcçe zaman zaman yeni tahsisler verilmesine de devam olunacak ve piyasanın boşalmasına meydan ver ilmiye çektir.

Fiyatların yükseleceği hakkında yapılan telkinlere gelince, bugüne k3-darki tatbikatta bilindiği gibi. fiyatlar kademeli olarak indirilmiştir. Ve Bu iniş ,her gün yeni yeni maddelere in'ikâs ettirilmektedir. Bumdan böv-le de fiyatlar yükselmiyecek, bulundukları aşağı seviyelerde kalacak, hatta bu fiys't inişi venrilen başka başka maddelere ve hizmetlere de si­rayet e'!tiril'ecketdr. Bu cümleden olmak üzere, hükümetimizin büyük şe­hirlerinizde gıda maddelerini daha da ucuzlatmak için 'veni veni ler üzerinde cahşmakita olduğunu arzedefbilirim. Meselâ, büftün nakil vasıtaları tarifelerinde gida: .mıaddelerine dair indirmeler yanılmak tadır. Tabiidir ki, buna muvazi olarak gıd'a maddeleri nakliyatında ça­lışan hu'susi naikiil vasıtalarının ücretleri d!e. belediyelerce makul tarife­lere .bağlansceik ye ciddi surette kontrol edilecektir. Bundan başka, or­man mahsullerinde de yüzde elli nisbe tinde ucuzluk temin edecek tedbir­ler alınmakta ve buna dair lüzumlu kanun Büyük Millet Meclisine s£vk edilmiş bulunmaktadır. Ayrıca:, Sümerbbınk mamulleri fiyatlarında da yüzde on nisbe&ıde indirmeler yapılmış olduğunu memnuniyetle bil­dirmekteyim. Bu iftidirmelerin Sümerbank mamullerinin, esidi olan hususi" sektör mamullerinin fiyatlarına da teşmil edilmesi pek tabiidir.

Bu arada Türk parasının kıymetini korumak ve normal fiyat seviyeleri tesis edebilmek mevzuunda, otel, lokanta ve eğlence yerleri ve turistik mahallerde yeni teşekkül eden umumi fiyat seviyeleri ile muvazi indir­meler temin olunacağını bilhassa belirtmek isterim. Yine mevzuumuzla lâkalı olmak üzere hem döviz fiyatları üzerinde durulmakta, hem de cenup hudutlarımızda her türlü kaçakçılığı önliyecek tedbirler almmak-

Görülüyor ki fiyatların yükseleceği hususundaki iddialar hiç bir esasadayanmamaktadır ve aksine olarak fiyatların daha da düşürülmesi hu­susunda tedbirlerimiz birbirini takibetmekte ve müstakar, makul vemeşru fiyat nizam- ve seviyesinin tesisi yolunda gayret vetedbirlerimiz'
devam etmektefir.Her türlü kaçakçılıkla: daha şiddetle müdadeie edileceğine bilhassa dik­kati çekmek istiyorum. Çünkü sarfedegelm'ekte olduğumuz bunca gayret­lere bu mevzud'a da alacağımız tedbirlerin ilâvesi suretiyledir ki iktisadi hayatın manevi ve ahlâki, aynı zamanda maddi ve fiili zabtürabtı ta­mamlanmış olacaktır.

Ancak iktisadi .ve ticari hayatımızda ucuzluğa kavuşabilmek, ahlâki bir nizamın ve her Itürlü afabtü rabtm tesisine muvaffak olabilmek hususun­da bütün vatandaşlarımızın samimi bir anlayış içinde hareket ederek hükümete vie bütün vazifelilere yardımcı olmaları icap eder. Bu meyandia piyasadan yaptığı mubayaalarda vatandaşın ihtiyaçlarının hududu için­de" kalması, parasına lâyık olduğu ehemmiyeti vererek hareket etmesi, parasını ve imkânlarını istihsal sektörüne çevirmeği düşünmesi ve bu suretle milli gelirin yükselmesine de fiilen hizmet etmesi   çok mühimdir.

Avrıca her türlü suiistimal ve ihtikâr teşebbüslerine karşı vatandaş ola­nak girişeceğimiz .mücadelenin de fevkalâde büyük tesirleri olacağından asla şüphe edilemez. Bu maksatların temininde tüccar ve esnafımıza ve ahş veriş içinde ve iş hayatında bulunan vatandaşlarımıza düşen vazife­nin ehemmiyetine de işaret etmek isterim. Memleket ekonomisinin geliş­mesinde bu vatandaşlarımızın üzerlerine aldıkları mühim vazifeyi şeref­le ifa etmelerini kendillerinden beklemek hakkımızdır. Onların bu değerli ve mühim vazifelerini görebilmeleri için herseyden evvel istikrarlı bir nizamın teessüsüne Ve ayrıca da kendilerini koruyan kanun teminatına ihtiyaç bulunduğunu biliyoruz. İste tüccarımız, yeni kanunlarla bu te­minatı da elde etm'iş oluyorlar. Bu itibarla meşru ve namuskârâne ka­zanç yolunda onların ilerlemelerini temenni etmekle kalmayıp hakları olan her türlü yardımı yapmaktan da geri durmi'yacağız. Yine onları, şantajcılığa vesair meşru olmıyan yollarla huzurun bozulması teşebbüs­lerine karşı şiddetli koruyucu  tedbirler almayı  da ihmal etm iveceğiz.

Muhterem vatandaşlarım.

Huzurunuza gelmiş iken, sözlerime son vermeden önce, iktisadi gidişimiz üzerinde bir başka yönden de kısaca durmayı uygun bulmaktayım:

Altı sene gibi kısa bir zamand'a yapılan muazzam isleri ve yatırımdan gözönüne getirerek bunlara harcadığımız paraların miktarlarını da bir hesap edecek olursak, milletçe neler başarmakta olduğumuzu ve memle­ketlinizin istihsal ha1 yatında şimdiye kadar ulaştığı ve kısa zamanda ta­şacağı yüksek seviyeyi gözlerimizin önünde kolaylıkla canlandırmış olu­ruz. Son zamanlara kadar Türıkdye'ye bir ziraat memleketi denilirdi ve maalesef ziraati çok geri kalmış bir memleket, kaderini yalnız ziraaie bağlatmanın, hiçbir millet için emin, istikrarlı ve ileri bir iktisadi havat temin edemiyeceği izahtan vitestedir. Bu hakikate uyan hükümet, zirai kalkınmamıza büyük bir ehemmiyet atfetmek ve o ni'sbette tedbirler al­makla beraber, diğer istühsal sahalarına ve hususiyle sanayie lâyık ol­duğu büyük ehemmiyeti vermekte gecikmemiş ve milletçe istikbalimizin teminatını teşkil eden büyük, küçük ve 'hepsi bir artada mütalâa edil­diği takdirde muazzam bir yekûn ıteşkil eden pek çok eserler meydana getirmiştir ve getirmektedir. Bu eserlerin bir kısmı işletmeye açılmış ve çalışmaya başlamıştır. Bir kısmı da peyderpev bitirilmekte ve memleket 'hizmetine hazırlanmaktadır. Pek yakın bir istikbalde bitirilmiş eserleri­mizin büyük yekûnu memleketimizde her türlü mladde bolluğunu yara­tacak, mühim miktarlarda döviz tasarruflarını mümkün kılacak ve bizi milletçe rafa ba kavuşturacaktır.

'Şimdi., iktisadi kalkınma hareketlerimizin genişliği ve ehemmiyeti hak­kında küçük bir fikir verebilmek için birkaç rakam söylemeği zaruri bul­maktayım. Meselâ güzel vatanımızda halkımızın huzurla yaşayabilmesi için sosval enves'tismanlarımız olmuştur ve yalnız (bu sosyal envesti'sman­ların yekûnu, 1950-1954 seneleri arasında hususi inşteıaıtta iki buçuk mil­yardan fazla, resmi inşaatta 576 milyon, küçük mesken inşaatında da 511 milyon liraya baliğ olmuştur ki yalnız bu dört senelik devre içinde bu yekûn 3 milyar 600 milyon liraya yükselmektedir.. Sön iki yılın rakamı nenüz tesbit edilmemiş olmakla beraber bunların birbuçuk miiyar lira­dan aşağı olmıyacağı kolaylıkla kabul edilebilir. Şu halde vazife basma geldiğimizden bugüne kadlar sosyal envestismanlar sahasında beş milya­rı aşan bir para harcanılmış demektir. Sanayi sahasında yapılan yatırım­lara .gelince, yine 1950-1954 yılları ıariasınd)a dört milyara yaklaşan bir yatırım yapılmıştır ki buna son iki şenlenin rakamı id'a ilâve edilecek olur­sa içinde bulunduğumuz yılın sonuna kadar sanayi sahasına topyekûn al­tı milyar liralık bir envestiman yapılmış olacağını söylemekte hata yok­tur. Bunların yanında yol, köprü, silo, fctarai, sulama tesisleri, iskele ve limanlar gibi memleketimizin her köşesinde gördüğümüz sayısız ümran ve kalkınma eserlerine, ormancılığımızın, madenciliğimizin ve ziraati-mizin kalkınması maksadiyle yapılan ve mühim miktarlara varan yatı­rımlara harcanan paralar ise. sanayi ve sosyal yardımlar sahasında yaptı­ğımız ve biraz evvel iarzettiğim on iki milyara yaklaşan yekûnun dışın.cife. mütalâa edilmek lâzım gelir.

Sadece bu kısa izah ve veridiğim rakamların açıkladığı hakikat şudur ki memleketimiz, bastian başa imar 'edilmekte ve yepyeni bir vatan doğmktadır. Milletçe sarf etmekte olduğumuz bu gayretlerin neticesi, parlak mazimize yakışan bir istikbalin teminat altına alınması olacaktır.

Sevgili vatandaşlarım,

'Şimdi yine ticaret ve iş havatımızı alâkadar eden tedbirler bahsine dÖ--nerek sözlerime son vereceğim: Milli Korunma Kanununun tadili ile al­maya başladığımız tedbirler, ticari hayıat ve muameleleri yeni baştan tan -zim edercesine esaslıdır. Ahlâki ve manevi kıymetlerin nihayet bir bütün :teşkil etmekte oldusu hakikati gÖzönüne getirilecek olursa, bu sahadaki gayretlerimizin milli mevcudiyetimizin manevi cephesini takvime bakl­anından dıa mühim ıbir kıymet arzetmekte olduğu kendiliğinden meydana çıkar.

"Bu arzettiğim tedbirlerle aziz milletimizin yaşayışını kolaylaştırmak ve onun 'hayat seviyesini ,yükseltmek hususunda şimdiden elde edilen netiçeler şükranla kaydedilmeğe değer mahiyettedir.

B'aşta Büyük Millet Meclisi olmak üzere hükümet ve bütün vazifeliler büyük vatandaş .kitlelerinin hayat seviyelerini yükseltmek v;e onları re­faha yaklaştırmak yolunda çalışmanın derin heyecanı içindeyiz. Bütün *. vatanda şiarımızın, hu  gayretlerimizin yardımcısı  olduklarını görmekle bahtiyarız. 25 milyonluk, asıl ve kahifaman bir milletin ve ,gelecek nesil­lerin müşterek malı olan Türfcİyenıizi mcls'ıüt ve müreffeh kılmak husu­sunda sarfettiğimiz gayretlerde Cenabı    Hakkın bize yardımcı olmasını: temenni ve niyaz ederim.

Reisicumhura Celâl Bayar'ın Pakistan milletine mesajı :

14 Temmuz 1956

 Arikara:

Paıkistan Reisicumhuru Ekselans İskender1 Mirza'nm Türkiye'ye yap^cağr ziyaret münasebetiyle Reisicumhur Celâl Bavar «Pakistan Dawn» gaze­tesi vaisı'tasiyle .-Pakistan milletine bir mesai 'göndermiştir. Pakistan" Dawn gazetesinde intişar eden mesajın metni şudur:

«Türkiye'nin hakiki kardeşi ve kıymetli müttefiki olan Pakistan'ın Reisi­cumhuru, aziz dostum İskender Mirza, refiıkalariyl'e birlikte, yapacakları resmi bir ziyaretle bizleri sereflendire çeklerdir.

Bütün Türk milletinin heyecanlla beklediği bu ziyaret sırasında rnes'ut bir tesadüf eseri olarak, mübarek kuriban bayramını da beraberce idrak" edeceğiz. Bu suretle Türik 'milleti aynı zamanda iki 'baıyramı birden test etmek saadetine nail olacaktır. Pakistan Reisicumhurunun Türkiye'yi ziyaret etmesinin Türkler için bir bayram, teşkil edeceğini söylemekle en ufak Ölçüde mübalâğaya düşmediğimden eminim. Pakistan'a yaptığım ve hatırasını her zaman heyecanla anacağım zivaxef sırasında yalnız yüksek devlet ricalinden değil, her muhite1 mensup Pakis­tanlılardan gördüğüm karşılık beklemiyen, tam mlanasivle içten gele'n ve bundan dolayı hiç bir zaman sarsılmasına imkân bulunrmyan emsalsiz" sevgi ve dostluk aynı hararetle Pakistan'a kiarşı Türkiye'de d'e mevcut­tur.

Pakistan - Türkiye dostane işbirliği andlasrfıası ile sıkı bir işbirliği tesis" ettikten sonra Ba&dad Paktı içinde ide ittifak ba&larıyls birbirinelanmış olan milletlerimizin manen ve kalben, ezedi ve ebedi müttefik ha­line gelmiş bulunduklarına s'a^miımiyeftle kaniim.

Pakistan milleti gifci insanlık ideallerine içten fcfağlı, hakşinas, dürüst ve' cesur bir milletin beynelmilel sahada hengün biraz daha ehemmivet. keseden bir rol oynaması ve sulh ve emniyetin    tesisi uğrunda, işbirliğine girişmesi, bütün dünyada adalet ve istikrarın hâkim olmasını 'arzu eden" her insıan tarafından kıymeti takdir eidllmesi gereken bir hakikattir,

İşte Pakistan Reisicumhurunun ziyaretini biz burada bu his ve kanaat­lerle mütehalli olarak heyecanla ve sabırsızlıkla bekliyoruz. 13u his ve kanaatlerimizi gazeteniz vasıtasiyle Pakistan milletine ifade etmek fırsatını bana verdiğinizden dolayı teşekkür eder, bu vesile ile 'bir kere daha asil Pakistan milletine en derin sevgi ve saygı hislerimi sunarını.

 Celâl Bayar Türkiye Reisicumhuru»

14 temmuz Fransız milli bayramı münasebetiyle Fransız Büyükelçisinin Ankara radyosunda yayınlanan demeci:

 Ankara:

"14 temmuz Fransız milli bayramı münasebetiyle Ankara radyosu kısa dalga servisi Fransızca neşriyatında bu akşam tertip edilmiş olan hususi dostluk programında Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Jean Paul Garnierin bir demecini yayınlamıştır. Fransız Büyükelçisi bu demecinde şunla­rı söylemiştir:

«Fransa'nın mili bayramını kutlladığı bugünce, Ankara radyosu dinleyi­cilerine hitaben konuşmama baslarken, meşhur 14 temmuz tarihinin mem­leketimiz için 'haiz olduğu büyük mânayı hatırlatmak isterim.

Paris halkı tarafından Btas'ttl haoishanesinin zafotedildiği bugünü tes'it etmek suretiyle Fransa'nın hatırlatmak istediği şey, devrini tamamlamış bir siyasi nizamın, milletin iradesi ve müttehid hamlesi ile yıkılmış olma­sından ziyade, insianm şahsına saygı esasına ve hür arzulara dayanan bir tesanüdün temelleri üzerinde yeni bir cemiyetin kurulşundaki hareket noktasını ifade etmektir.

İşte onsekizincİ asır sonlarında Sen nehri kıyılarından çıkarak bütün dünyaya yayüar? ve ondokuzuncu asır boyunca birçok veni milletlerin doğuşunu Kazmayan hürriyet ve kardeşlik gibi büyük fikirlerin mânası "budur.

Bunlar Türk milleti üzerinde derin akisler yaratmıştır. Denilebilir ki, bu fikirler istiklâle son derece bağlı Türk ruhunda olduğu kadar, belki de başka hiç bir yerde bu kadar müsait bir inkişaf zemini bulamamıştır.

Milletin topyekûn iradesini şahsında tecessüm ettiren büyük önderiniz Kemal Atatürk tarafından gerçekleştirilmiş bulunan türlü rönesans. 14 temmuz idealinin esasını teşkil ettiği bir inkılâbın kaçınılmaz bir neticesi "idi. Bu şartlar altında Türkiye ile Fransa arasında bütün tarih boyunca olgunlaşmış olan dostluğun Atatürk'tenlberi .gittikçe dahJa; fazla kuvvet ve itimad kazanmasında sanılacak bir cihet olabilir mi? Milletlerimizin, kendilerini birbirine vaklaştıfan hislere sıkı bir ittifak yolu ile tercüman olmaları pek tabii değil müdir? İkinci Dünya Harbinin arifesinde ha­zırlanmış olan bu ittifak, 'bizzat medeniyetimizin temelini teşkil eden ferdi hürriyet ve insanlar arasında kardeşlik fikirlerini müdafaa etmek uğrunda milletlerin birleşmeleri lâzimgeldiği anlaşıldığı zaman, bir k*at daha teyid ve t&rsin olunmuştur.

'Geniş bir milletler topluluğunun kadrosu içindeki isb ir liginin ne kadar müsmir olabileceğini 'bu/gün artık iyice müşahede edefoiliyoruz. Türkiye,. in&ılâpçı önderinin biz vermiş olduğu gayretleri takip edecek terakki yo­lunda dev aldımlariyle ilerlemiş bulunmakladır. Bu memleiket askeri, ik­tisadi ve kültürel çeşitli, sahalarda, azameti ile insanı hayran bırakan ver Türk milletinin kuvvdt kaynaklarını ve disiplinini bilmryenleri hayrete-düşüren bin bir eser afhafckuk ettirmesini bilmistir.

Fransa, kendi hesabına, bu hamlede bir yardım hissesi bulunmakla bahti­yardır. Fransa'nın, 'asırlar boyunca sürüp gitmiş kesif bir kültürel işbir­liği geleneğinin mirasçısı olan profesörleri, bugün dünyada fikrin en in­ce ifadesine viasıta olan dillerden biri olarak Fransızcanm gençliğimiz" arasında yayılmasını sağlamakla kaimi amışlar, modern ilmin en son in­kişaflarını Türk milletti gibi büyük bir milletin hergün biraz daha şiddet­le muhtaç olduğu teknisyenlere öğretmeğe gayret etmişlerdir.

İki memleketin iktisadi bünyelerinin çoik kere, birbirini tamamlayacak" karakterde olduğunu müdrik olan ticaret erbabı an'anevi ticari münase­betlerimizin gelişmesine ve ahenkleşmesine hizmet etmişlerdir. Mühen­disler ise tarbii kaynaklarınızın kıymetlendirilmesi hususundaki muazzam gayrete seve seve (katılmışlardır. Onlar Türkiye'nin her tarafında Türk" arkada şiar iyle. beraber-, bir kere ikmal edildiği takdirde yarın yurdunuza, kuvvetli bir modern devletin temeli [yapmasını 'kazandıracak ve Türk halkına daha yüksek bir hayat seviyesi temin edecek olan büyük işlerin başarılması gayretlerine iştirak etmektedirler. İşte asıl vasıflarını, geçmiş asırlar (boyunca kazanımıs olan ve her geçen ay hayatiyetin yeni del­ililerini veren bir dostluk, hergünkü haylaitrn realiteleri içinde böylece tezahür ediyor. Ben bugün bu neticeleri işte böyle derin bir haz içinde kayıt ve müşahede ediyorum. Gözlerimi istikbale çevirdiğim zaman ora­da cesaret verici bir ümit ve huzur görüyorum. Çünkü bu kadar muvaf­fakiyetler başarılmış bir yolun üzerinde sebatla yürüyen ve değişen du­rumların istikıbjrsıziığı karşısında yplunu seçmekte teredidüffc eden bir dünya içinde memleketlerimiz, hürriyet ve insanların kardeşliği idealine müştereken sadık kalarak ve her zamandan fazla itimad ve karar sahibi olanak terakki ve sulh yolu. üzerinde beraberidirler. Adalet ve hürriyet aşkını bütün insanların tes'id ettiği ıbugümde, Fransa'nın, Türkiye'nin refah ve tealisi ve Türk - Fransız dostluğunun sarsılmazlığı ve bekası hakkındaki temennilerimi iste bu düşüncelerle ifade etmek isterim.»

^Reisicumhur Celâl Bayar'ın Pakistan Reisicumhuru şerefine verilen zi­yafetteki nutku:

15 Temmuz 1956

 Ankara:

Reisicumhur Celâl Bavar, bu akşam Çankaya köşkünde aziz misafirimiz kardeş ve müttefik Pakistan Reisicumhuru Ekselans İskender Mirza ve refikası şerefine ver'dliği ziyafetin sonlarında su nutku söylemiştir:

«Pek aziz biraderim,

Sizi ve Begüm hazret!erini iştiyakla bekliyorduk. Memleketimde, yüksek: şahsınıza karşı ne kadar hürmet ve hayranlık hisleri beslendiğini bilir­siniz. Pakistan ve Türk milletleri arasındaki sevgi ve bağlılığa gelince Bundan daha sağlam ve derin bir sevgi ve1 samimi rabıta tasavvur ede­miyorum. .

Güzel ve azfız vatanınız Pakistan'ı ziyaret etmek bahtiyarlığına kavuştu­ğum aaman şahsımda Türk milletine karşı gösterileni son derece 'heyecan verici sevgi ve itimad tezahürlerini, yalnız, ben değil, milletim de bütün sıcaklığı ile kalbinde mulhaiaza etmektedir.

Başvekilimizin, İslâm Pakistan'ın ilk reisicumhuru olarak bu şerefli va­zifeyi ıderuhte etmeniz münasebetiyle yapılan merasimde Türkiye'yi tem­sil ve Pakistan'a resmi bir ziyaret yapmak için orada bulunduğu zaman, şahidi olduğu muazzam t&zahürat, hepimizi memnun etmiştir. Bunlar unutulmaz1 manevi servetleridir.

Pakistan'ı ziyaretim sırasında, Peşaver'de muhterem bir aile reisi, ba­na, imâl ettikleri silâlhlardlan birkaç güzel numuneyi hediye ederken, «başın sıkılırsa, ihtiyacın olursa hiç çekinme, haber gönder, bütün ailem efradını, evlâtlarımı toplayıp yardımına koşarım,» demişti.

Bu sözler, daiha şümullü bir surette mütalâa edilirse, Türk - Pakistan dostluğunun £iaımdm.iyet ve kuvvet ifadesinin en veciz ibir delilini teşkil eder.

Milletlerimiz, büyük bir basiretle beynelmilel siyaset salhas-^^a, bu aile reisinin duygusu ile birbirlerine resmen bağlandılar. 1954 de aramızda ak­dettiğimiz dostane işbirliği paktı, tekrar içinde birleştiğimiz Bağdad Pak-tının müjdecisi ve Orta $arkta yepyeni bir devrin başlangıcı oldu.

Büyük eserleri başarmak ve yaşatıp inkişaf ettirmek için lâzım gelen sa­mimiyet, iyi niyet ve azim -çok şükür- her iki memlekette mevcuttun

Bu suretle ortaya çıkan eserlerin beşeriyet için bir necat mentoaı teşkil ettiğinde şüphe yoktur.

Sayın Reisicumhur1 ,

Siyaset oyunlarının alıp yürüdüğü, propaganda kuvvetiyle mugia'lâtanm igalebe çalmasına çalışıldığı, büyük prensiplerin kâh çiğnendiği, kâh kü-ÇÜk hesaplara siper olarak kullanıldığı bir zamanda, haklarından emin, vicdanları rahat ve mesuliyetlerini müdrik olan milletlerimiz, açık ve dürüst siyasetleriyle hiç şüphe yok ki aklı selimin ve adaletin nihai lebesine en büyük; [hizmeti görmektedirler.

Bugün soğuk harp siyasi ve psikolojik sahaya intikal etmişitlr. Ani su­rette bir cihan harbii orkması tehlikesinin bertaraf edilmiş görünmesi, bu neticenin istihsali uğrunda en Tsüyük âmil olan sulh ve eranivet. te­şekküllerini gevşetmeye veya ^ksibilse- yoketmeye matuf hareketleri des­tekleyen birtakım tehlikeli siyaset oyunlarının meydan almasına mün­cer olmuştur. Faka.t ne, garladır ki, bu oyunlara sapanlar, veya âlet olanlar, doğrudan doğruca, baltaladıkları, sulh ve emniyeti korumaya ma­tuf teşekküllerin mevcudiyeti sayesinde rahatça, ihtiyatsızlıklar yapmak imkânını bulmaktadırlar1.

Böyle hareket edenler, bekledikleri menfaatleri de haleldar edecek fena netice husule geldiği takdirde, müracaat edebilecekleri veya yardımına mazhar olabilecekleri teşekküllerin sapasağlam ayakta olduğunu görme­seler 'bu kadar ulu orta yürüyemezler.

Görülüyor ki, onlar ne yaparlarsa yapsınlar., adalet ve milletler arasın­da eşitlik kaidelerine istinat eden ve onların da nimetlerinden bol bol is­tifade ettikleri bu teşekküllerin beka ve inkişafına çalışan bizlere, çok ulvi bir vazife tereddüp etmektedir: O da yolsuz veyia yersiz hareket edenlerin tezahürleri karşısında .salâfoetle yolumuza devam etmektir.

Bağdad Paktı bu vazifemizin tecelli ettiği en mühim sulh ve refah mües­seselerinden bindir. Hiç şüphe yok fei Orta Şark'm ve binnetice, bu­yandan bütün Şark ve öte yandan dia Akdeniz havzasının selâmeti, bu paktın beka ve inkişafına bağlıdır. Ona yapılan hücumlar hasis hesapla­rın tahakkukuna gavrı müsait olmasından, eşitlik halkları içinde işbirli­ği ve milletlerin istiklâli ile meşru haklarına riayet prensiplerine istinat etmesinden ileri gelmektedir.

"Bu hücumlar, paktın lüzum ve faidesinin delilidir ve onu tahrip edecek yerde bilâkis kıymet ve kuvvetini arttırmaktadır. Bu paktı teşkil eden sulhperver milletlerin azmi ve hüsnüniyeti onun beka ve inkişafının en kuvvetli teminatıdır. İngiltere'nin buna iltihak etmiş olması, bir yandan paktın kuvvetlenmesi öte yandan da bu kıymetli müttefikimizin hüsnüni­yetinin ve milletlerarası vazifelerine bağlılığının delilini vermesi bakı­mından 'büyük kıymet  arzetmektedir.

Birleşik Amerika'ya gelince, paktın en mühim iki komitesine doğrudan doğruya iltihak etmesi ve paktın askeri mesâisi sahasında işbirliğini va-adeylemesi, bu büyük devleti, Bağdad paktının tabir caizse fiili bir âza­sı haline getirmiştir. Bu, cihan sulhu ve Orta Şarkın itilâsı bakımından çok mühim bir hâdisedir.

Aziz Reisicumhur, bütün azmimizi,, demindenberi ifade ettiğim sulh ve adi'alet uğrundaki faaliyetlerin sarfı emrinde liyakatle kullandığınızı ve arkanızda, imanı sağlam, mert kardeş Pakistan milletinin müttefikimiz bulunduğunu düşündükçe tabii (bir inşirah duymaktayım

Sizin ve Begüm hazretlerinin, aziz ve kıymetli dostlarıda ihtiva eden, seçkin bir heyetin memleketimizi ziyaret buyurmak suretiyle bize bahşet­tiğiniz büyük şerefin zevkini bütün Türk milleti ile birlikte yaşamakta­yım.

Siz aziz biraderimin ve Begüm hazretlerinin sıhhat ve saadette daim ol­manızı niyaz ederim.

Sözlerimi. Pakistan'da bulunduğum sırada, Türk milletinin Pakistan milletine karsı beslediği derin kardeşlik duygularının ifadesi olarak, sık sık zevkle kullandığım şu mübarek cümleyi burada tekrar ederek bitire­ceğim: «Pakistan zindebad»

Pakistan Reisicumhuru 'General İskender Mirza'nın bu akşamki ziyafette söylediği nutuk :

 Ankara:

Reisicumhurumuz tarafından bu akşsim Çankaya köşkünde Pakistan Reisicumhuru ile refikası şerefine verilen ziyafetin sonunda Ekselans Ge­neral İskender Mirza su cevabi nutku; söylemiştir:Pek aziz kardeşim reisicumhur , Ekselanslar, (babanlar, baylar ,Eşimle benim, şanlı memleket ve milletinizi ziyaret etmekten duyduğu­muz derin sevinci kelimelerle ifade etmem imkânsızdır.

Bu sabah "buraya vardığımız andan itibaren bize karsı gösterilen heye­canlı hüsnükabulün derin tesiri altındayız ve sıcak misafirperverliğiniz­le ibzal etmiş olduğunuz lütufkârlık, uzun .zaman canlı olarak ba'tıralaımızda yaşayacaktır. Ankaralıların hakkımızdaki içten gelen dostluk te­zahürleri bizleri bilhassa mütehassıs etmiştir. Bu sabah, Ankara caddele­rinden geçerken, sokaklarda toplanmış1 olan halkın samimi olarak izhar ettiği tezahürleri 'müşahede etmemek mümkün değildi.

Ararızda geçireceğimiz iki haftayı heyecanla bekliyor ve bu ziyaretinr milletlerimiz arasında esasen mevcut olan samimi kardeşlik bağlarını birkat d!aha kuvvetlendireceğini ümit ediyoruz.

Şahsen ben, burada bulunmaktan derin bir haz duymaktayım. Çocuklu-gumdanberi Türklerin askeri destanlarını okumuş ve Türk civanmertliği ile şecaatinin yarattığı hayranlık hisleri içinde büyümüşüm. Gerçek­ten "bu ,iki 'sifiat, nazarımda Türklerle müteradif hâle gelmişi?'. S-vym Re­isicumhur, sizi temin ederim ki, vatandaşlarımın çoğu aynı hissi taşımak­tadırlar. Türk kahramanlığının unutulmaz menkıbeleri ve Atatürk'ün adı uzun zamandariberi memleketimizde aile hayatımızın bir parçası haline gelmiştir.

Kahramanlık menkıbelerinizi terennüm eden ve memleketimizin zirai bölgelerinin en ücra köselerine ,kadar yayılmış olan türkü ve şiirler hâ­lâ vatandaşlarımın hlaıfız al arında dır.

Azız kardeşim, size ve Türkiye Cumhuriyetinin milletine Pakistan hükü­metinin ve milletinin en samimi seılâmiarını ve iyi temennilerini getir­mekteyim. Pakistan hür bir memleket olarak genç ise de. büyük Türk milletiyle aramızda ,çok eskiden vücut bulmuş hissi ve kültürel ballar mevcuttur. Hükümet adamlarınız, askerleriniz, mimarlarınız, muharrir­leriniz ve şairlerimzle gayet yakından temaslarda bulunmuş olduğumuz gibi bu temaslar daha da sıklaşmaktadır. Şunu da kaydedıeyim ki, uzun bir tarih devresinde serbest ve bol malzeme aldığımız başlıca iki kültür kaynağı Türkiye ve İran olmuştur. -Bu sebepten, Türkiye'ye .geldiğim za­man kendimi yabancılar arasında hissetmiyorum. Karım ve ben, bu bü­yük memlekete ayak bastığımız andan itibaren kendimizi tamamen evi­mizde hissettik.

Bu tarihi ve hissi bağlardan başka bizi birleştiren bir sey daha vardır, yakın maziye bsktığımız zaman Türkiye, İran ve Pakistan'ın bugünkü durumlarını, .müstesna kabilivet ve üstünlük arzeden üç lidere borçlu olduklarını görürüz. Bunlar Türkiye'de büyük Atatürk, İran'da büyük Şehinşah Kıza Pehlevi ve Pakistan'da da Kiaidi Azam Muhammed Ali Cinnah'dır. İşte bu üç dâihi adam, kendi memleketlerinde yeni tarihi kudretler yaratmışlardır. Bugün dünya meselelerinin umumi çerçevesinde gayet mühim ideolojik, stratejik ve siyasi mevkiler işgal eden Türki­ye, İran ve Pakistan'ın istikballerinde hayati merhaleler tesis etmişler­dir.

Sayın Reisicumhur,

Gayet yerinde olarak belirttiğiniz gibi, Pakistan da Türkiye gibi milletler arası barış ve güvenlik için çalışmaktadır. Memleketlerimiz, bu barış ve iyi niyet ideallerini tahakkuk ettirmek ,için ilk önce bir dostluk anlaş­ması imzalamışlar ve bunu müteakip gayet yerinde olarak Orta Doğuda yeni bir devrin şafağı diye tavsif eylediğiniz Bağdad Paktına iltihak et­mişlerdir. Bu .pakt, barış ve güvenlik hususundaki müşterek arzumuzun ifadesi mahiyetindedir.Bağdad Paktı, barışı [koruduktan başka bölge­miz milletlerinin iktisadi refahının inkişafını da temin gayesini gütmek­tedir'. Müşterek güvenliği kuvvetlendirmek suretiyle barışı takviyenin ve milletin kültürel, iktisadi ve içtimai seviyesini yükseltmenin yegane müsbet yolu budur.Bağdad Paktını -tenlkid edenler ne hüsnüniyetle ve ne de vakıaları dik­kate alarak konuşmamaktadırlar. Biz Pakistan'da, bu1 pakta bağlı kal­mayı azmetmiş bulunuyoruz. Kanaatimizce, barış aleyhindeki sıcak ve­ya soğuk taarruzların değişen stratejilerine karşı yegâne .müessir cevap da budur.

Sayın Reisicumhur ,

Pakistan'ın barış davasını müdafaada oynadığı rolden gurur duyduğunu ve bu büyük vaziföy; ifada büyük Türk1 milleti ile geniş bir menfaat ve şuur birliğine saıhip bulunmak inancından kuvvet .aldığını size temin edelim.Sayın Reisicumhur,

Muhterem ,refikanızla Pakistan'a yapmış olduğuinuz ziyaret, milletim için büyük bir zevk kaynağı teşkil etmiştir. Bu ziyaret, muhabbet ve sevgi ile anılmaktadır. Sizin göstermiş olduğunuz samimiyet, yakınlık ve vakar milletimi fethetti. Ben sizinle kı^laıs edilemem, fakat Pakistan'­ın ilk reisicumhuru olmaım hasebiyle, milletimin .sıcak yakınlığını ve imanlı desteğini büyük Türk milletine arzetmök şerefine nailim.

Biz .sizlere kardeş nazarı ile bakıyor ve duamızda daima Türkiye'nin re­faha kavuşmtasını ve daha da kuvvetlenmesini 'temenni ediyoruz.»

Pakistan Reisicumhuru İskender Miırza'nin Büyük Millet Meclisinde söy­lediği nutuk :

16 Temmuz 1956

 Ankara:

Aziz .misafirimiz kardeş ve müttefik Pakistan ReisıVumhuu Ekselans İskender Mirza'nm bugün Büyük Millet Meclisinde söylediği nutkun ter­cümesi şudur:

«Sayın Büyük Millet Meclisi Reisi ve Büyük Millet Meclisinin sayın aza­ları: Şahsına ve memleketim hakkında söylediklerinizden dolayı size te­şekkür ederim.

Naçiz şahsımın ehemmiyeti olmadığı için, Pakistan'ın ilk reisicumhuru sıfatiyle, büyük Türk milletini asil kardeş ve müttefikimiz telâkki emğimizi beyan, etmekle bahtiyarım.

Sizlere hitap .etmek üzere beni buraya davet etmekle bana büyük bir şe­ref ve mazhariyet bahşettiniz. Bundan dolayı, şahsım ve Pakistan hükü­meti ve milleti adına sizlere en hararetli şekilde teşekkür ederim.

Bu teveccühünüzün muhatabı olduğum, şu sırada düşüncelerim, modern Türkiye'de dinamik bir demokrasinin inkişafı ile, dünya haritasında Pa­kistan'ın müstakil 'bir cum'huriyet olarak meydana çıkması arasındaki şayanı dikkat muvaziliğe yönelmektedir. Aşağı .yuk'arı 30 sene evvel Tür­kiye kendisini cumhuriyet ilân ettiği ^aman arkanızda altı asırlık büyük bir tarihiniz vardı. O sırada milli liderliğin en yüksek idealleriyle meşbu büyük bir devlet adamı, büyük bir asker ve büyük .bir vatanperver ara­nızdan, yükseldi. Hatırası perestişle anılan Atatürk, tarihin daima şük­ranla yad etmekle şeref kazanacağı ve milletinin mukadderatını tayin­deki hissesi ebediyen yaşayacak olan. dünya kahramanları sınıfına dahil­dir. O, sadece Türkiye'nin önderi değildi. Hindistan - Pakistan kıtasında­ki Müslümanlar da kendisini bir kahraman telâkki ediyor, şehirlerimiz­de ve köylerimizde, Atatürk'ün, O'nun merd vatandaşlarının büyük icra­atını öven heş'ideler okunuyordu.

Bu memleketin bugün dünyanın hür memleketleri arasında demokratik kuvvet numunesi olarak temayüz etmesi, Atatürk'ün önderliğinin ve ha­leflerinin devlet adamlık vasıflarının ve büyük Türk milletinin meziyet­lerinin bir eseridir. J$u sayededir ki Türkiye, iki dünya harbinin, yıkıcı kuvvetlerine mukavemet edebilmiş ve bakasını temin etmiştir.

Türk milliyetçiliğinin esasını, kendi kendine hürmet ile aynı şekilde dü­şünen milletleri müsavilik .şartları içinde anlamak ve onlara hürmet et­mek teşkil eylemektedir. Kendi milli prestijini ve emniyetini kemaliyle müdrik olduktan başka Türkiye, aynı zamanda müşterek emniyete ha­dim .olacak milletlerarası vecibeleri hususunda .da tamamen uyanıktır.

Burada Atatürk'ün hâtırasını selâmlar ve kurmuş olduğu büyük devlete hürmet hislerimi sunarken, diğer büyük bir önderin. Kaidi Azam Meh­met Ali .Cinnah'ın hâtırası önünde saygı ile eğilmekten kendimi men ede­miyorum. O da büyük bir .vatanperver ve demokratik ideallerin ateşli 'bir müdafii idi. Pakistan'ı meydana getiren ve kuran onun görüşü, azmi ve fikri-it&kibi .olmuştur. 15 ağustos 1947 de bayrağımız Karaşi'de çekil­diği zaman arkamızda, bu mmtakada, birkaç asırlık san ve şeref ve bu­nu takip eden bir asırlık ecnebi tahakkümü ile mücadele vardı. Önümüz­de ise icabatı yerine getirilmesi lâzımğelen sonsuz bir mukadderat ve derhal başarılması icap eden. bir iş vardı: Milli [hayatımızın her sahasın­da herseyi baştan kurmamız gerekiyordu. Kendi kendâmizi, hemen, bir­çok kurulmuş devlet için .beka kabiliyetleri bakımından çetin bir imrtihan teşkil edebilecek güçlüklerle karşıkarşıya bulduk. Birkaç ay içinde 7 milyon 500 bini mütedaviz mülteci, emniyete kavuşmak kaygusiyle Hin­distan'dan memleketimize geçtiler. Bu güç imtihan ve fırtına günlerinde bize yol gösteren ve ilham, veren büyük önderimiz Kaidi Azam oldu. Ve aramızdan ayrıldığı zaman "bizle büyük bir fırsat, ve büyük bir mukadde­rat vasiyet ettiğini biliyorduk.

Malûmunuz olduğu veçhile Pakistan bin millik ecnebi topraklarla yek-diğer inden ayrılmış şarki ve garbı kısımlardan müteşekkildir. Bu kısım­ların biri Birmanya ile, öteki de İran ve Afganistanla 'hemhuduttur ve Yakın Şarkm petrol ımıntaikalariyle muvasalat bakımından mühim bir mevki işgal etmdktedir.

Yine bu kısımda Hindistan - Pakistan kıtasını mazide eıı az doksan defa istilâ edenlerin kullandıkları dağ geçitleri vardır. Bu itibarla Pakistan, Türkiye gibi, dünya sulhu için hayati ehemmiyet arzeden siyasi, ideo­lojik ve stratejik 'büyük bir mevki işgal ekmektedir. Bu mühim mesuli­yeti tam mânasiyle müdrikiz ve dahili ve harici siyasetimiz bilhassa bu muazzam mükellefiyetin ifasına müteveccihtir.

Biz de, siz Türkler gibi dem okr as inin ruhuna ve tatbik edilmesi lüzumu­na 'kuvvetle inanmaktayız. Biz şu veya bu vaziyeti kurtarmak için değil, imanımız ve geleneklerimiz icabı demokratız. Anyasamızla, müşterek imanımızın cevher ve direktiflerini ühltiva ettiği bu aydın demokrasinin Özünü dercetmeye çalıştık. İktisadi ve idari sahalarda deruhte ettiğimiz vazife, 'her ne kadar bidayette aşılmaz ıgÖrünmüş ve şimdi de yapacağı­mız birçok şeyler kalmış ise de, bugüne kadar o derece tekâmül kaydet­tik ki bununla haıklı olarak iftühar edebilirz. Batı Pakistanda 7 ayrı muh­tar idare ve eyalet bir tek vilâyet haline getirilmiş bulunuyo» Aşağı yu­karı bir inkılâp diye tavsif edilebilecek bu değişiklik tamamiyle sulhçu yollar lia ve pürüzsüz olarak elde edilmiş, ve gerek milletin gerek idareci­lerin karakter sahibi oluşu sayesinde tahakkuk etmiştir. Bidayette bir ziraat memleketi iken, şimdi yarı sanayileşmiş 'bir hale gelmek yolunu salim bir şekilde tutmuş bulunuyoruz. Bazı sahalarda, meselâ pamuk ,jüt mahsulleri, çimento ve diğer bazı mühim istihlâk mallarının istihsali sa­hasında kendi kendimize yetecek seviyeye ulaşmış ve ulaşmaya yakın bulunuyoruz. Geniş bir kalkınma programı taltbik yolundadır. Bundan beş sene evvel bu maksada matuf olarak bütçemize sadece 120.000.000 rupilik bir tahsisat koyabilirken, cari bütçeye ekonomik kalkınma için 1160.000.000 rupi koyduk. İki 'senelik hummalı 'bir çalışmadan sonra kalkınma komisyonu Pakistan için bes senelik bir plân hazırlamış bulru1-nuyor. Bu plân beş sene zarfında 11.600.000.000 rupilik bir masraf yapıl­masını derpiş 'etmektedir. Bu paranın 8.000.000.000 rupisi âmme hizmetle­rine, mütebakisi ise hususi yatırım sahasınla gidecektir. Bu plân netice­sinde milli gelirimizi 1960 senesine kadar %20 arttırabileceğimizi ümid etmekteyiz. Dış siyasete gelince, Pakistanlıların görüşleri tıpkı sizin takibettiğinizr (gayelere müteveccihtir, yani beynelmilel sulh ve refahın inkişafını istih­daf etmektedir, (sulhun temini gayesine kendimizi vakfetmiş bulunuyo­ruz. Biz d'e sizler' gilbi sulhun iancak müsbet bir dinamizm ve işlerin yapı­cı bir zihniyetle ele alınması ile idame ettirilebileceğine inanmaktayız. Menfi, pasif ve bitaraf bir tavır takmmıakla sulhun korunabileceğini san­mıyoruz. Ancak müşterek emniyet kuvvetlerinin takviyesi suretiyle ko­runabileceği düşüne es imdeyiz, bizim gilbi memleketler için bekamızı baş-ida türlü temin etmemize imkân ydkıtur. Bu kanaatladır ki 1954 de büyük memleketinizle bir dostane işbirliği andlaşması imzaladık. Bu and-laşmanın, şimdi memleketlerimizden başka, İran, Irak ve İngiltere gibi dost ve müttefikleri müşterek bir savunma ittifakı içinde birleştiren Bağdad paktına zemin hazırlamış olduğunu memnuniyetle ifade etmek isterim. Bu paktın, gayesi bizzat güzide başvekiliniz ekselans Adnan Men­deres tarafından en iyi sakilde tarif edilmiştir. Kendisinin ısözlerini ay­nen zikrediyorum. «Cihan, sulhunun temininden başka hiç bir gayesi bu-lunmıyan bu 'teşkilâtın muvaffak olmasını ve insanların nerede olursa olsun sulh ve istiklâl içinde yaşamalarını Cenabı Haktan niyaz ederim.»

Sulhu vikayeden .'gayri bu paktın başlıca gayesi mmtakamızda ahalinin refahının inkişafıdır. Aynı şekilde Birleşik Amerika ile de bir karşılıklı savunma ve yardımlaşma andliaaması imzaladık ve Seato'nun azası bu­lunmaktayız. Bu andlaşmalardan hiç 'birisi herhangi bir devletin aleyhine müteveccih değildir. Biz, yaşadığımız bölgenin emniyet ve refahı için diğer memleketlerle müştereken çalışmayı istihdaf eden bir siyasete ka-viyyen bağlı bulunmaktayız. Bu hattı hareketimizin diğer milletlerle dostane münasebat tesisi hususundaki arzumuz ;Je gayri kabili telif ol­madığı kanaatindeyiz. Orta Şark ve Güney Doğu Asyanm emniyet ve refahı 'hususundaki alâkamız diğer bir başka esaslı sebepten, de neş'et et­mektedir. Fas'tan Endonezya'ya kadar uzanan bu vasi bölgede islâm dünyasının büyük kısmı bulunmaktadır. Biz bu dünyaya sağlam manevi ve kültürel bağlarla bağlı bulunmaktayız. Binaenaleyh bu bölgenin is­tikbaline tesir edecek inkişaflarla hayati bir şekilde ilgilenmekteyiz. Ya-kinen ilgilenmekte olduğumuz Filistin meselesinin Arapları memnun edecek bir şekilde en kısa bir zamanda hal suretine bağlanmışım Orta-şark mıntakasmm sulh ve refahı bakımından zaruri addediyoruz. Biz her şekli ile müstemlekeciliği nefret ile karşılıyor ve bu müessesenin devamı­nı sulh için bir tehdit telâkki ediyoruz. Hedefimiz hür ve müsavi millet­lerden müteşekkil ve ne şekilde olursa olsun müstemlekeciliği sinesin­den def etmiş olan bir dünyia camiasının kurulmasıdır. Bütün bu mülâ­hazalara istinaden Sudan, Tunus ve Fas'ı müstakil ve hükümranlığına kavuşmuş devletler olarak görmekle sevinç duymaktayız.

Fransız kiyasetinin Fas ve Tunus meselelerinde olduğu gibi Cezayir me­selesinde de kendini göstermesi suretiyle memnuniyetbahs bir hal sure­ti bulunmasına âmil olacağına itimadımız vardır. Malayada ve Singapurda  muhtar idare kurmak hususunda alınmış olan tedbirleri iyi karşılı­yoruz.

Biz Pakistan'da, diğer memleketlerin, hükümranlığına ve istiklâline hür­met ve onlaırla dostane münasebetler idamesi lüzumuna inannırız. Bey­nelmilel ihtilâfların müzakere, tahkim veya Birleşmiş Milletler çerçeve­sinde uzlaşma yolları ile hallolunmasına inanırız. Keşmir ihtilâfını ve Hind - Pakistan gerginliğini işte bu ışık laltmda halletmeyi arzu ediyo­ruz. Hindistan bizim komşumuzdur ve onunla beraber dostluk ve işbirliği içinde yaşamalıyız. Her iki memleket hürriyetin meyvalarmı andak, hürriyetin getirdiği sosyal ve ekonomik faydaları kendi haklarına ver­mek suretiyle onların hayat seviyelerini yükseltmeye muvaffkk olduk­ları zaman tadabilirler. Keşmir meselesi tatmin edici bir şekilde halle­dilmedikçe hu hedefler, geniş ölçüde realist olmayan ve tahakkuk etme­miş şekilde kalacaktır. Bu ihtilâfa taallûk eden vakıalar çok basittir. 1949 ocak ayında, Jamnu ve Keşmir eyaletlerinin iltihakı meselesinden bu eyaletler halkının serbest ve bitaraf bir reyiâmla kendi ihtiyarlarına bağlı olarak, izhar edecekleri arzuya göre takarrür etmesi hususunda Hin­distan, Pakistan ve Birleşmiş Milletler arasmda mutabık kalınmıştı. Böy­le bir plebisitin tatbiki hususunda Hindistanın rızasını elde etmek için birçok gayretler sarfedilmiş fakat bu hiç bir faide vermemiştir. Biz Keş-mirin Pakistana: verilmesini istemedik. Bütün istediğimiz Keşmir halkına kendi istikballerine serbest ve baskısız bir plebisit yoliyle karar vermek imkânının: verilmesinden ibarettir. Hindistan bunun yapılmasına müsa­ade etmeyi bir beynelmilel anlaşma ile taahhüt eylemiştir. İstediğimiz ,hu resmi taahhüdün yerine getir ilmesidir.

Sayın Reisicumhur, netice olarak, Kıbrıs -meselesinde davanızın haklılı­ğım hükümetimin tarnamiyle takdir ve teslim eylediğini kat'i olarak ifa­de etmek isterimi. Biz, hu. mesele hakkında, Türkiye'nin tasvibine iktiran, etmiyecek herhangi bir hal çaresini desteklemeyeceğimizi müteaddit ke­reler açıkça ifade etmiş bükmüyoruz

Sayın Reis, şimdi, yüce meclise hitapta bulunmağa davet etmek suretiy­le bana ve memleketime bahşetmiş olduğunuz büyük şereften dolayı bir kere daha teşekkür etmek isterin-. Büyük memleketinizde bana gösteri­len kabulün sıcaklığı ve insiyakiliği beni fevkalâde mütehassis etmiştir. Buraya yaptığını ziyaretin çok mesut hatırasını hiçbir zaman unutmıya^ cağım.

Pakistan Reisicumhuru Ekselans İskender Mirza Türkiye Büyük Millet Meclisinde

 Ankara:

Aziz misafirimiz 'kardeş ve müttefik Pakistan Reisicumhuru Ekselans General İskender Mirza, bugün, Büyük Millet Meclisinin toplantısında bulunmuş, Türk - Pskistan Kardeşlik ve ittifakını bir !kere daha temhir eden bu tarihi toplantıda Türk milleti mümessillerinin muazzam tezahür­leri arasında iki millet ve memleketin 'her bakımdan yakınlık ve dış si­yaset birliğini belirten büyük bir nutuk söylemiştir.

Pakistan Reisicumhuru, saat 14.45 de Reisicumhur Celâl Bayarla birlikte Büyük Millet Meclisine geldiği zaman, Meclis önünde Meclis Muhafız Birliğine mensup bir kıta tarafından ihtiram retsmi ifa edilmiş ve bando Pakistan milli marşı ile istiklâl marşını çalmıştır.

Ulus meydanından itibaren bütün civarı dolduran, (kalabalık bir vatan­daş kitlesi, iki kardeş ve müttefik devlet reisini ve Begüm İskender Mir­zayı hararetle alkışlamıştır.

Pakistan Reisicumhuru Büyük Millet Meclisinin methalinde Meclis Reisi Refik Koraltan ile Başvekil Adnan Menderes. Meclis Reisvekilleri, idare amirleri ve riyaset 'kâtipleri tarafından karşılanmıştır. Tam saat 15 de Reis Refik Koraltan, toplantı salonuna gelerek riyaset kürsüsünü işgal etmiş ve yoklama yaptırmıştır.

Bugün, Büyük Millet Meclisi, fevkalâde günlere mahsus bir manzara ar-zediyordu. Mebuslara tahsis edilmiş bulunan bütün sıralar tamamen dolu idi. Dinleyici locaları da hıncahınçtı. Basına ayrılan yerlerde, Paikistanlı gazeteciler de bulunuyordu. Erkânı Hanbiyei Umumiye Reisi ile Kuvvet­ler Kumandanları kendilerine ayrılmış olan locada, Pakistan Maliye Ve-Jrili Emeet Ali ile Psikistian. Orduları Başkumandanı General Eyüp Han da diğer bir locada yer almışlardı.

Yoklama biter bitmez, Reis Refik Koraltan, oturumun açıldığını bildirdi. Tam bu sırada Ekselans General İskender Mirza ile Reisicumhur Celâl Bayar, beraberlerinde Begüm Mirza ile bayan Nilüfer Gürsoy olduğu .halde Riyaseticurnhur locasına girdiler. Pakistan Reisicumhurunun be­raberindeki zevat ile Pakistan büyükelçisi de dipl'omatlara mahsus loca­da yerlerini almış bulunuyorlardı.

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan söz alarak sürekli alkışlar arasında şu hitabeyi irad etti:

Muhterem, arkadaşlar,

Çok müstesna şahsiyeti ve necip kardeşimiz ve müttefikimiz Pakistan'ı -temsil etmesi itibariyle bizim için ilk defa kıymetli olan Pekistan Reisi­cumhuru İskender Mirza Hazretleri aramızda bulunmaktadırlar.

J3u tarihi hâdisenin bizler için ne büyük bir şeref ve bahtiyarlık kaynağı teşkil ettiğini yüksek meclis, tezahür atiyi e benim yapabileceğimden çok daha beliğ bir şekilde ifade etmiş bulunuyor.

Pakistanla aramızdaki ezeli ve ebedi kardeşlik ve itimad bağlarının tahi-lilini yapacak değilim. Çünkü 'bu, tarihe nakşolmuş bir hakikat, bir be-dahattir.

Pakistanlıa olan kardeşliğimiz evvelâ 1954 de akdettiğimiz dostane işbir­liği muahedenamesrnde ahdi ifadesini bulmuş, ondan sonra, Bağdad. pak­tı içinde sağlam bir ittifak mertebesine vasıl olmuştur. Bu suretle kendi memleketlerimizin âli menfaatlerinin bölgemizin ve cihanın sulh, em­niyet ve refahına çalışmakla müteradif olduğunu isbat etmiş bulunuyo­ruz.

Aziz ve kıymetli müttefikimiz Pakistanm cihan siyasetinde ve bilhassa sulh ve insanlık ideallerinin korunması sahasında ne müstesna bir mev­kie sahip bulunduğu vakıalarla sabittir.

"Emmim ibenim gibi Yüksek Meclis azalarından birçoğu da bu müstesna günde gerek bu mevzu gerek Pakistian hakkında beslediğimiz sevgi ve itibar hisleri üzerinde uzun uzadıya konuşmak arzusunu hissetmekte­dirler. Fakat şu anda meclisimizde hâkim olan sevinç ve heyecan hava­sının bütün bunları ifade eylediğini müşahede ettiğim için müsaade bu­yurursanız, kendisini hepimiz namına derin hürmet ve muhabbetle se-"lâmlıyarak sözü İskender Mirza Hazretlerine bırakacağım.»

Reis Refik Koraltan, nutkunu İrad ederken devam eden tezahürler ara­sında Pakistan Reisicumhuru General İskender Mirza, lociada ayağa kal­karak büyük 'meclisi selâmladı.

Heis. nutkunun sonunida, Pakistan Reisicumhurunun .salona davet edile­rek bir nutuık irad etmesini Meclisin tasvibine arzetti. Ve bu teklif al­maşlar anasında ittifakla feabul olundu.Müteakiben büyük .misafirimiz Riyaseticumhur locasından ayrılarak alt kata indi. Sürekli alkışlar arasında salona dahil olarak kürsüye çıfcti-Bütün mebuslar, kardeş ve müttefik Pakistan, milletinin büyük nıümes--silini, ayakta selâmladılar. Alkışlar ve tezalhürat dakikalarca sürdü.

Müteakiben Ekselans General İskender Mirza, metnini ayrıca vermiş ol­duğumuz nutkunu İngilizce olanak irad etmeğe 'başladı.

Bu nutuk, .hemen her faslında, sürekli alkışliarla ve büyük tezahürlerle karşılanıyordu. Bilhassa Türk  Paksitan kardeşliğini belirten, Atatürk'­ün ve Muhammed Ali Cinnah'm. iki kardeş milistin hayat ve mukaddem r atındaki büyük hizmet ve rollerini kaydeden, iki milletin kalkınma hamlelerini öven, dış siyasetteki birlikleri ve sulh arzuları üzerinde du­ran, Bağd&d Paktının büyük kıymetini tebarüz ettiren, Müslüman dün­yasındaki gelişmeleri ve Afrika'da yeni istiklâllerine kavuşan milletleri selâmlıyan, Keşmir meselesinde Pakistan'ın haklı ve sulhperver duru­munu ayrıca kaydeden ve nihayet Kıbrıs davasında Türk tezinin haklılı­ğı üzerinde ısrarla duran kısımları muazzam tezahüratla karşılanmıştır, iskender Miraa'rnn hu1 konuşması, daha sonra Hariciye Umumi Kâtibi tarafımdan Türkçeye tercüme edilerek okunmuş ve tezahürler bir kere daha tekrarlanmıştır.

Müttefik ve^ kardeş Pakistanm muhterem devlet reisi, toplantı salonunu1 terkederken de mebusların ayakta muazzam tezahürleri '.arasında hararetle uğurlanmıştır.İki kardeş ve müttefik devlet reisi, merasim salonunda bir müddet isti-rahati müteakip Meclis binasından ayrılışlarında da gelişlerindeki me­rasimle uğurlanmıştır. Pakistan Reisicumimtu Ekselans General İskender Mirza'ya merasimle Ankara şehri fahri hemşehrilik beratı verildi

 Ankara:

İki gündenberi Ankara'da bulunan aziz misafirimiz kardeş ve müttefik Pakistan'ın mümtaz Reisicumhuru Ekselans General İskender Mirza'ya Ankara Belediye Meclisinin ittifakla almış olduğu bir karar gereğince bugün saat 13.30 da Kızılay'daki emniyet parkında yarpılan büyük bir nıe rasimle Ankara şehri fahri hemşehriliği tevcih edilmiş ve bunun beratı: kendisine1 takdim edilmiştir.

Bu münasebetle Emniyet Parkı baştanbaşa kardeş iki milletin ayyıldızlı bayraklariyle donatılmış, Emniyet heykelinin etrafı defne dalları ile çevrilmişti. Reisicumhurumuz Celâl Bayar, maiyetleri erkânı ile birlikte merasimde bulunmak üzere Emniyet Parkına kıymetli misafirlerimizden birkaç dakika evvel gelmiş civarı dolduran halkın sevgi tezahürleri ve-alkışları arasında parka danil olmuştur.

Reisicumhurumuzdan biraz sonra, mızraklı süvarilerden müteşekkil bir şeref kıtasının refakatinde açık bir otomobile binmiş bulunan misafirle­rimiz, Ekselans General İskender Mirza ve refikası Begüm Mirza, geçtikleri yollar boyunca halkın sevgi tezahürlerine devamlı el sallamak ve selâm vermek suretiyle mukabelede bulunarak, Emniyet Parkına gel-anişlerdir. Park methalinde Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes, Protokol Umum Müdürü Arif Şemsettin Mardin ve Ankara Belediye Re­isi Orhan Eren tarafından karşılaman misafirlerimiz parkta kendilerine mülâki olan Reisicumhur Celâl Bayarla (birlikte Emniyet âbidesi önüne yerleştirilmiş bulunan koltuklarında yer almışlardır. Bu merasim esna­fında ekselans İskender Mirza, gri bir jaketatay, Begüm Mirza ile açık mavi zemini üzerinde al gülleri bulunan ince ipek bir sari giyinmişlerdi Merasimde sayın misafirlerimizden başka Adliye Vekili, Ankara mebus­ları, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi ve generaller. Belediye Meclisinden münitebap bir heyet ile davetliler ve çok kalabalık bir halk topluluğa hazır bulunmakta idi.Belediye Reisi Orhan Eren, Reisicumhur Celâl Bayar'dan müsaade alarak  misafirimize dönerek su hitabede bulundu:

«Sayın Reisicumhur, .Begüm Hazretleri,

Sizi, Ankara .şehri halikı ve Ankara Belediye Meclisi âzası namına dün-denberi Ankaralılar m bizzat coşkun sevgi tezahürleriyle ifade etmekte oldukları en d&rin hürmetle selâmlarım.

Ziyaretinizin, Pakistan Cumhuriyetinin ilk reisicumhurunun başka bir memlekete yaptığı ilk ziyaret olmasının bize verdiği büyük sevinç ve gururu tebarüz ettirmekten, ayrıca bahtiyarım.

Pakistanlılarla Türkler arasındaki emsalsiz kardeşlik ve itimat bağları .Pakistan'ın istiklâle kavuşmasından asırlarca ötelere gider. Bu hakikati her Türk gibi biz Ankaralılar da bilmekte ve büyük değerini takdir et­mekteyiz.

Ankara, Türkiye'nin istiklâl mücadelesi tarihinde müstesna yeri olan bir şehirdir. Bu itibarla bizim istiklâl mücadelemiz sırasında o zaman bugünkü Pakistan Cumhuriyeti çehresini henüz almamış olan toprak­larda- Pakistanlı kardeşlerimizin bizleri, yalnız manen değil maddeten -dahi, ne 'büyük alâkk ve heyecanla desteklemiş oMuklarmı biz Ankara­lılar hassaten minnet ve şükranla daima anarız.

"Nasıl Pakistanlılar Atatürk'ümüzü kendileri için de bir kahraman bla--rak kabul etmişlerse Kaidi Azam Mehmet AH Cinnah'ını da bizlerin: kal­binde çok müstesna bir yeri vardır.

Hislerimiz ve imanımız gibi lisanlarımızda da birçok kelimeler müşte­rektir. Şimdi ittifak bağları ile diki, sıkıya birleşmek suretiyle siyasi sahada da milletlerimiz elele vermiş bulunuyorlar.

İşte, sayın Reisicumhur Hazretleri, sizi ve Begüm hazretlerini aramızda görmekten duyduğumuz s-evinç ve şeref böyle bir geniş ve derin kardeş­lik ve birlik menbaından gelmektedir. Yüksek şahsınıza karşı besledi­ğimiz hayranlık hu hislerimizi bir kata daha: coşturmaktadır.

Ankara halkının sevgi ve hürmetlerinin samimi bir nişianesi, Pakistan -"Türk kardeşlik ve ittifakı samimiyetinin bir delili ve Ankara'yı ziyaretleriyle şereflendirmelerinin bir hatırası olmaik üzere Belediyemiz Meclisi, ekselansınıza, Ankara şehri fahri hemşehriliğinin tevcihine ittifakla ka­rar vermiş bulunmaktadır. Bunu lütfen kabul buyurmanızı hürmetle ri­ca ederim.Belediye Meclisi kararının metnini arz ve takdim ederken Ankaralılar ve Belediye Meclisi zası namına, ekselansınızın ve Begüm hazretlerinin, sıhhat ve saadtte daim olmalarını ve necip kardeşimiz ve müttefikimiz Pakistan'ın daima daha müreffeh ve kuvvetli olmasını samimiyetle ve hararetle temenni ederim."

Belediye Reisi Orhan Eren, konuşmasını müteakip gümüş bir mahfaza içinde, Ankara şehri fahri hemşehrilik beratını alkışlar arasında ekselans. General İskender Mirza'ya t'akdinı .etti.

Müteakiben, Ankara şehri fahri hemşehrisi ekselans General İskender Mirza, kendisine bu payenin verilmesinden dolayı duymakta olduğu memnuniyeti ifade eden ve sık sık alkışlanan şu hitabede bulundu:

«Sayın Belediye 'Reisi,

Ekselanslar,

Bayanlar, .baylar,Buraya geldiğimden beri, şahsan ve Pakistan hakkında Ankaralıların gös­terdiği sıcak sevginin büyük tesiri .altındayım, 'bu, beni son1 derece mü­tehassis etmiştir.

Bugün bana Ankaranm fahri hemşehriliğini tevcih etmekle, iki memle­ketimizi birleştiren derin ve devamlı dostluk ve Kardeşlik bağlarını teyidetmiş oluyorsunuz. Memleketlerimiz arasındaki dostluk ve kardeşlik hislerinin menşei asırlarca geriye giden tarihi bağlardır. Bu merasim bu bakımdan benim için. büyük bir mana taşımaktadır. Artık ayrılmaz-bir şekilde Türkiye'nin o büyük evlâdı Atatürk'ün namı ve dehası ile-bağlı bulunan hem yeni hem de eski ve tarihi şehrin hemşehrilerinden biri olmaktan iftihar duymaktayım. Atatürk'ün, bu büyük şehrin âtisine olan imanını haklı çıkarmak için başardığınız mükemmel gayretler Türk milletinin yaratıcı dehasının bir delilidir. Eminim ki, aşılmaz müşkülle­re rağmen bu şehri bir muvaffak eser [haline getiren kafalar ve eller memleketin bütün âtisini de yaratıp ona yepyeni bir veçhe verebilecek kudrettedir. Bu kanaatimin delillerini şimdiden görmekte ve daha par­lak, daha mestiıd ve daha müreffeh bir Türkiye yaratmak için yaptığınız devâsâ gayretler karşısında hayranlık 'duymaktayım.Pakistan'da biz, gayretlerinizi daima, anlayış ile ve başarılarınızı ve te­rakkilerinizi muhabbet ve iftiharla takibetmişizdir. Fikir ayrılıkları ve gerginlikler yüzünden vahdetsizlik içinde bulunan bir dünyada kardeş­çe sıkı sıkıya işbirliği 'halinde çalışan iki memleketimiz milletlerarası iş­birliğine parlak bir misal olmaktadırlar.

Sayın Belediye Reisi,

Bugün bana tevcih ettiğiniz şeref Türkiye ile Pakistan, arasındaki görüş ve gaye birliğinin bir tezahürüdür. Ve bu şekilde bana şeref bahşetmek suretiyle izhar ettiğiniz sıcak muhabbetten dolayı size ve sizin vasıtanız­la bütün Ankaralılara samimiyetle teşekkür ederim."

Daha sonra Ankara şehri adına misafirlerimize Hacıbektaş taşından ya­pılmış bir sigara kutusu ile bir kâse hediye edilmiştir.

Merasimi müteakip, kıymetli misafirlerimiz ve reisicumhurumuz açık otomobille ve mızraklı süvarilerden mürekkep bir geref kıt'asının refa­katinde Çankaya'ya doğru İbatkan alkışları ve sevgi tezahürleri arasında hareket etmiştir.

Başvekil Adnan Menderes'in Mareşal Bulganin'e cevabi mesajı

17 Temmuz 1956

 Ankara:

Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosundan bildirilmiştir:

Sovyetler Birliği Başvekili Mareşal Bulganin, silâhsızlanma meselesi hakkında bazı hükümet başkanları meyanında Başvekilimiz Adnan Men­derese geçen ay bir mektup göndermiş ve bunun muhtevası zamanında açıklanmıştı.

Başvekilimiz 14 temmuzda Ankaradaki Sovyet büyükelçiilği vasıtasiyle Mareşal Bulganin'e aşağıdaki cevabi mektubu yollamıştır:

«Sayın Başvekil:

Silâhsızlanma meselesine dair 6 haziran tarihli mesajınızı ve Sovyet hü­kümetinin 14 mayıs tarihli beyannamesini aldım.

Mesajınızda isabetli olarak belirttiğiniz veçhile, hükümetim, milletlera­rası hakiki silâhsızlanmanın tahakkukunu ve binnetice, geniş stavuruna gayretlerinin milli ekonomilere yüklemekte olduğu iktisadi külfetin iza­lesini daima samimiyetle arzu etmiştir.

Hükümetim, Sovyet hükümetinin silâhlı kuvvetlerinde tensikat yapma­ğa niyetli .olduğu keyfiyetini kaydeylemiştir. Ancak bana öyle geliyor ki, ibu şekilde tek taraflı olarak yapılan tensikatın kıymeti daiha ziyade bunların hakiki silâhsızlanma rnı yoksa askeri kuvvetlerde bir ayarlama mı teşkil ettiği hususuna .bağlıdır. Meselâ, herkesçe malûm olduğu veç­hile, asri silâhlarda vukua gelen 'teknik ilerlemeler bazı memleketlerin askeri kuvvetlerindeki inşam adedini azaltmasını mümkün kılmıştır. Türkiye ilk olarak bu neviden azaltmalar yapan memleketler arasında­dır.

Silâhsızlanmaya müncer olacak şekilde milletlerarası itimadın teessüsü bakımından bu neviden tek taraflı azaltmalar, müessir murakabe ve âni saldırmaya karşı korunma hususunda gereken tedbirleri de ihtiva ede­cek beynelmilel bir anlaşma çerçevesi içinde yapılmadıkça kâfi değil­dir.

Silâhsızlanma mevzuunda umumi bir 'anlaşma vücuda getirmek için garp devletlerinin, Türkiye'nin, de doğrudan doğruya veya bilvasıta iştirakiy­le, son on sene zarfında yapmış oldukları sebatkâr gayretler ve mütead­dit teşebbüsler muvacehesinde, böyle bir anlaşmanın şimdiye kiadar tahassül edememiş olmasının mesuliyetinin, onlara atfedebileceği iddia olu­namaz.

Atom silâhları da dahil olmak üzere bütün silâhların tahdidini, azaltmh-sını ve kontrolünü sağlayacak umumi bir anlaşmaya varmak için Birleş­miş Milletlerin silâhsızlanma komisyonunun ve onun tali komitelerinin çerçevesi içinde .gayret sarfedilmeğe devam olunmasını samimiyetle te­menni etmekteyim.

Müessir bir beynelmilel kontrol sisteminin tesisi suretiyle bütün mem­leketlerin emniyetimi sağlıyacak olan. bir anlaşmaya varılması yolunda bu gayretlere yeniden girişilmesi şirndi her zamandan daha lüzumludur. Ancak silâhsızlanma ve kontrolü ve ayraca müstacel siyasi meseleleri, beiahsis Almanya'nın birleştirilmesi meselesini ve emniyet dâvasını içi­ne alacak mahiyette şümullü tertipler alındığı takdirde vücude getirme­yi arzu ettiğimiz, m illeti er'ar ası durum', tedricen husule gelebilecektir.

Türkiye'nin samimiyetle arzu ettiği gibi sulhun takviyesi, umumi em-.niyetin ve 'hakiki iyi komşuluk münasebetlerinin tesisi yolunda hakiki silâhsızlanmanın çok mühim bir adım teşkil edeceğine kaniim. Bu itibarla Birleşmiş Milletler çerçevesi içinde yapılacak müzakerelerin anlaşmanın tahassülüne ve meselelerin halline müncer olmasını temenni 'etmekteyim.

Samimi hürmetlerimle.        

Adnan Menderes»

Begüm İskender MirEa'nın Türk kadınlarına mesajı

 Ankara:

Pakistan Reisicumhurunun sayın refikiası Begüm İskender Mirza, bugün Türk Kadınlar Birliğine yaptığı ziyaret sırasında Kadınlar Birliği vası­tasıyla Türk kadınlarına şu mesajı göndermiştir:

Bugün birliğinizi ziyaretim sırasında şahsıma gösterilen yakın alâkadan dolayı son derece mütehassis oldum. Kanaatimce bu hüsnükâbul, millet­lerimizin 'birbirine olan kültürel ve hissi bağlarını ifade etmektedir.

Mevcut bu kardeşlik bağlarının neticesi olarak da, uzun zamandıaniberi Türk ve Pakistan kadınları birbirlerini ziyaret etmektedirler.

Pakistan kadınları Türkiye'yi ziyaret ettiklerinde, Türk kadının içtimai, sahada kazandığı .mühim rolü gördüklerinden dolayı hayranlık duymuş­lardır.

Hürriyet için girişilen mücadelede kadınlarımızın da rol oynamış olduk­larını bilmeniz sizleri memnun edecektir. Pakistan 1947 -yılında bağımsız­lığına kavuştuğu zaman, erkeklerirnizin ve kadınlarımızın milli davamız­da muiazzam vazifelere çağırıldıklarını .görürüz. Karşılaştığımız en âcil dâvalardan biri de, büyük sayıda memlekete akın eden mülteciler me­selesini halletmek idi. Nitekim, son derece sefil ve perişan halde buluıv nen 7 milyondan fazla mülteci Hindistan'dan memleketimize gelmiştir. Bunların bazıları çok zamian müşkül durumlarda kalmışlardı. Hatta bir çoğu, yakınlarını ve sevdiklerini kaybetmişti. Pakistanlı kadınlar bu du­rum karşısında -harekete geçtiler. Bazıları 'hayatlarında hiç âmme hizme­tinde vazife almamıştı. Fakat yüzlerce, binlerce Pakistanlı kadın, peri­şan bir halde (bulunan bu insan kitlesine yardım etmek için ileri atılmış­lar, ellerinden geleni esirgememişlerdi. Bu ise, haklarına sahip olan ka­dınlığın herhangi bir1 milletin kuvvet kaynaklarından birini teşkil ettiği­ne bir delildir.

Pakistan, bağımsız fbir memleket olarak, henüz dokuz yaşını doldurmak­tadır. Fakat bu kadar kısa (bir zaman içinde, kadınlarımızın muhtelif sa­halarda büyük terakkiler kaydetmiş olduğunu bahtiyarlıkla söyiiyefoilirm.

Bilhassa siyasi alanda yapılmış olan hamleler son derece iyidir. Bütün kadınlar, erkekler gibi seçim hakkına sahiptirler. Vilâyet Meclislerinde vazife gören 20 kadın vardır. Yeni anayasamızda, Milli Mecliste 10 kadın mebusun seçilmesi için hükümler mevcuttur. Bu mebusluklar, kadınları-mızm temsil hakkının »teminat altına (alınması için anayasaca sağlanmış­tır. Bundan başka, Pakistanlı kadınlar, diğer mebusluklar için de seçim mücadelesine katılmak hakkına sahiptirler. Yabancı bir memlekette se­firlik gibi yüksek bir payeyi hâiz bir kadınımız vardır. Yine bunlardan biri geçenlerde Batı Pakistan vilâyetinde vekil yardımcısı tayin edilmiştir.

Ayrıca, birçok kadınlarımız il meclislerinde meclis sekreteri olarak vazi­felendirilmektedir. Kadınların âmme hayatına iştiraki memnuniyetle kar­şılanan mesıuıt bir hâdisedir. Her geçen gün -birçok kızlarımız doktorluk, hemşirelik, öğretmenlik ye memurluk hayatına    intisap    etmektedirler.

Kuvvete dayanan güç hizmetler hariç, tekmil devlet müesseseleri kadın­lara açıktır.

Erkeklerin ve kadınların aldıkları maaşlarda bir fark olmadığı gibi iş bakımından da tefrik yapılmamaktadır. 'Hiç şüphesiz, bu memleketimizin .sosyal, iktisadi ve1 idari davalarımızın ele almmiası hususunda erkeklerle kadınlar arasındaki tam bir işbirliğinin mesut başlangıcıdır.

Pakistan esas itibariyle bir zirai memleket olup kadınlarımızın ekserisi köylerde yaşarlar. Kadınlarımızın iktisaden bağımsız hale gelmelerini ve seviyelerinin yükseltilmesini çok arzu ediyoruz. Bu gayelere erişmek için el işleriyle ufak çiftlik sanayiinin gelişmesine büyük önem veriyoruz. Kadınlarımızın yetiştirilmesi gereken sahalardan biri de insan sağlığıdır.

Bu ise, muazzam foir dava olup, hükümetin kendi başına halledebileceği meselelerden (değildir. Bütün milletin gönüllü olarak çalışmasına lüzum vardır. Filhakika hu alanda dla milletçe ilk hamlenin yapılmış olduğunu sizlere müjdelemekle bahtiyarım. Pakistan Kadınlar Birliği adlı cemiye­timiz, memleketimizde kurulan Pakistanm ilk kadın teşekkülüdür. Teşki­lâtımızın gayesi kadın üyelerimizin kendi aralarında muhtelif davaları müzakere etmeleri ve bunları memleketin sosyal, iktisadi ve kültürel bünyesine uygun halletmektir. Hükümetten ve hususi şahıslardan aldığı bağışlarla cemiyet daha şimdiden birço klik okul ve 'ortaokul ile iki kız koleji açmıştır. Ayrıca, teşkilâtımız bir 'kaç doğum evi, sağlık merkezi tesis etmiştir. Öksüz çocuklara da meccaneı isüt dağrtmaktadır. Bu arada yardımsız dul ve fakir kadınlara iş temin, etmek için bazı merkezler aç­mıştır. Bu cemiyet memlekette teessüs etmiş olan kuvvetli bir. Feminist cereyanının mahsulüdür. Kadınların haklarını koruyan bu teşkilât her türlü neşriyat vasıtasından faydalanarak sesini kültür ve birçok sahala­ra duy ıir m aktadır. Memleket dahilindeki bu faaliyetlerinden başka mez­kûr cemiyet milla-.lev-ara.si sahada da anlayış ve 'dostluğun tesisi hususun­da gayret sarfe im ektedir. Muhterif milletlerarası kadın dernekleri ile iş­birliği yapan teşkilâtımız, sık sık harice ve Birleşmiş Milletlere heyetler göndermekte ve milletlerarası çalışmalara ikatılmaktadır. Tabiatin ince ve insani duygular bahşetmiş olduğu kadınlarımız, dünyanın daha emni­yetli bir yaşama hâline gelmesi için bu meziyetlerinden azami surette faydalanmalıdırlar.

Türkiye'de gördükle: im, Türk kadınlarının bağlı oldukları ideallerin Pa-.kistanlı kadınların bağlanmış oldukları ideallerden farklı olmadığını gös­termiştir. Memleketlerimiz tarihi kültürel ve iman rabıtaları ile birbirle-.rine bağlıdırlar, müşterek barış, ve demokrasi idealleri dolayısiyle müna­sebetlerimiz şimdi daha da derin ve yakındır. Türk ve Pakistan kadınla­rı, karşılıklı sevgi ve samimiyet hislerini ortaya dökerek, bu bağları bir kat daha 'takviye etmek için asil bir rol oynayabilirler. Bu sebeple, Türki­ye ile Pakistan'ın daima dost kalmaları ve şuur birliği ile gaye toeralber1-liğinin bozulmamasını ıtemin etmek için elimizden geleni esirgememeliyiz.

Pakistan kadınları namına sizi temin ederim ki, daima ıbu ideal uğrunda yaşıyacağım ve çalışacağım.

Rursa'da Çeiikpalas Otelinde misafirlerimiz şerefine verilen yemekte Ge­neral İskender Mİrza ve Celâl Bayar'ın nutukları

22 Temmuz 1956

 Bursa:

Dün akşam Çelik Palas Oteli salonlarında memleketimizin mümtaz mİ-sai'irleri Pakistan Reisicumhuru Ekselans General İskender Mirza ile re­fikası Begüm Mirza şerefine Vali Vekili ve refikası tarafından verilen yemek sonunda, tamamen protokol harici bir samimiyetle Pakistan Re­isicumhuru Ekselans Mirza kısa bir hitabede bulunarak Bursalılara ken­dilerine gösterilen muhabbet ve hüsnü kabule ve dolayısiyle Reisicumhur Celâl Bayar'a teşekkür ederek demiştir ki:

«Buraya geldiğim zaman nutuk söylemek aklımdan bile geçmezdi. Lâ­kin Bursa'da, Bursa halkından gördüğüm yakın ve gayet sıcak istikbal­den dolayı hem size (hem Bursalılara teşekkürlerimi bildirmek isterim.

Lâkin asıl teşekkür etmek istediğim sizin çok kıymetli devlet reisiniz Celâl Bayar'dır. Nutkuma nihayet vermeden önce şahsında Türk milletini 'bir kere ıdaha selâmlar ve Cenabı Hak'tan Türk milletine saadet ve refah dilerim.»

Kardeş Pakistan'ın kıymetli Reisicumhurunun bu konuşmasına ayni pro­tokol dışı bir samimiyetle Reisicumhurumuz Celâl Bayar bir konuşma ile mukabelede bulunmuştur. Türk - Pakistan dostluk ve kardeşliğinin yeni bir tezahürüne vesile veren bu konuşmasında Celâl Bayar demiştir ki:

--.tReisicumhur Hazretleri, çok muhterem kardeşim,

Türkiyeye [teşrifimiz hepimizi bahtiyar etmiştir. Bilhassa Türk Milleti, Pakistanlılara karışı ötede-r-ıhsri beslediği muhabbeti, hürmeti ifade et­mek için şahsınızda arzularınızı bulmuştur. Türkiye'ye teşrifiniz Türk milletinin Pakistan'a karşı beslediği muhabbeti izhara vesile teşkil et-jniştir. Bundan dolayı da ayrıca memnunuz.

Biz Türkler, aramızda hususi olarak konuştuğumuz zaman, Pakistan ne­dir, Pakistanlılar kimlerdir, yolunda birbirimize sual tevcih ederiz. Bu­nun cevabını da su suretle veririz: Pakistanlılar, Türk milletini ençok se­ven insanlardır. Bu sevgilerini de Türk milletinin kara günlerinde göstermişlerdir. Türkiye'de bir darbı mesel vardır: «Dostluğun kıymeti an­cak karta günlerde belli olur» denilir ve kara gün dostluğunun kıymeti "her şeyin üstünde tutulur.

Ben, genç ibir .politikacı idim. Bizde felâketli bir hâdise vukua geldi: Balkan Muharebesi, çok feci bir surette o muharebeyi kaybettik. Bizim :milli teessürümüze iştirak eden .millet doğrudan doğruya Pakistanlılar oldular. İstanbul'a sıhhi heyet göndermek suretiyle yaramızı sarmak is­tediler. Maddi hizmetlerinin kıymeti o kadar büyük olmayabilir, fakat o anda bize karşı gösterdikleri alâkanın manevi bakımdan ölçülmez bir -değeri mevcuttu. Türk milleti, bunu daima şükranla hatırlamaktadır.

Bizim bir milli mücadelemiz vardı. Pakistanlılar bunu çok iyi bilirler. Her milletten daha iyi bilirler. İstiklâl mücadelesi demek bizim için ölüm ve dirim muharebesi demektir. O anda Türk milleti ya mahvola­caktı veyahut da tarihi şerefini yeniden ele alarak hayatını idame etti­recekti. Yani milli şerefi ile yaşayacaktı. Böyle mühim tarihi bir anda ibize en büyük sempatiyi gösteren gene Pakistanlılar olmuşlardır.

Bu söylediklerim Pakistanlıların Türklere karşı gösterdikleri muhabbetin İfadesidir. Türklerin Pakistanlılar hakkındaki düşünceleri nedir? Müsa­adenizle ona ,da kısaca temas etmek isterim.

Pakistan 80 milyon nüfusu ile ve Asya'nın mutena bir kıtasında yer (al­mak suretiyle en büyük İslâm devletini kurmuştur. Ayni zamanda As­ya'da büyük istikbali olan bir memleket ve millet olduğunu isbat etmişe lir. Pakistan'ı ziyaret ettiğim zaman her tarkfa alıcı gözü ile baktığımı söyliyebilirm. Pakistanda büyük bir hayatiyet mevcuttur. Pakistan ye­ni kavuştuğu hürriyet ve istiklâlinin içerisinde büyük bir kudrete sahip olmak azmindedir. Bu kudreti elde etmek için de, tabii .maddi ve manevi "bütün inıkânDara maliktir. Şu halde büyük bir İslâm devletinin Asya'da yeniden hürriyet ye istiklâline kavuşmuş olması ve benim milletimle "Pakistanlılar arasımda ciddi, samimi kardeşlik rabıtalarının mevcut ol­ması bizi en çök bahtiyar eden tarihi ibir hâdisedir.

"Pakistan'ı ziyaretim sılasında Pakistanlıların şahsımda Türk milletine karşı gösterdikleri muazzam tezahüratın şahidi oldum. Her defasında da gözlerim minnetle yaşardı. Hususi bir konuşmamız sırasında, Ankara'da zatı devletlerine arzetmiştim. Vatandaşlarımın da bilmeleri için burada <ia tekrar edeceğim. Karaşi sokaklarında, Lahor sokaklarında ve ziyaret 'ettiğim güzel memleketinizin diğer şehirlerinde hal'k galeyan ve heyecan 'içerisinde idi. Geçtiğim her yer baştanbaşa Türk - Pkkistan bayrakları ilesüslenmişti. Avdetimde Türk bayraklarının azalmış 'olduğunu görüyor­dum. Bu hal nazarı dikkatimi celbetti. Bunun sebebi ne olabilir? Sordum. Bana şu cevabı verdiler dediler ki: Pakistan'ın muhterem halkı Türk bayrağını kıymetli bir hatıra olarak hepsi alıp evlerine götürüyorlar ve saklıyorlar heyecana kapıldım. Sevgi ifadesi için bundan daha beliğ bir misal olamaz.

Sayın Reisicumhur, kardeşim:;

Türkler sulh içinde lâyık oldukları refaha kavuşmak istiyorlar. Onların ezeli bir aşkı vardır: Hürriyet ve istiklâllerine bağlılık. Bu hürriyet ve istiklâllerini müdafaa etmek için .onların ihtiyar edemeyecekleri, göze kestiremiyecekleri hiç ıbiır fedakârlık yoktur. Hepsini, hatta en mukaddes olan ailelerini, bayatlarını seve seve feda ederler. Bunun tarihi misalleri pek çoktur. Ben tamamen kaniim ki, Pakistan, kavuştuğu ve elde ettiği hürriyeti ve istiklâli uğrunda büyük fedakârlıkları göze almak azminde­dir ve hiç şüphe etmiyorum ki, onun da bizim gibi kendi hududları içeri­sinde milletini refaha kavuşturmakıtan başka arzusu mevcut değildir. Bu karşılıklı düşüncenin içinde bir müdafaa paktında .buluştuk. İcabettiği zaman da omuz omuza mukaddes bildiğimiz hürriyetimizi, istiklâlimizi müdafaa edeceğiz. Biz bu uğurda ihtiyar olunacak fedakârlığın azametini idrâk ederek ^Pakistan milletinin mertliğine güveniyoruz ve sizin gibi istikbali gören ve Asya'yı ftehdid eden tehlikenin ne suretle bertaraf edi­leceğini .tam mânasiyle anlıyan bir, devlet reisi ile arkadaşlık ettiğimiz­den dolayı büyük bir zevk duymaktayım. Bu bize aynı zamanda bir iti-mad hissi de vermektedir.

Valinin şahsında Bursalılara, [gösterdikleri derin alâkadan dolayı teşek­kürlerinize ben de iştirak etmekteyim. Bursalılar Pakistan ile Türk mil­letinin el ele vermesinin mânasını çok iyi takdir ederler, bütün Türk mil­leti gibi takdir etmektedirler. Ancak Bursa'nm bu hususta bir 'hususiyeti daha vardır. Onu ilâve etmek istiyorum: Ben Bursalıyım. Bütün gençli­ğim sırasında Bursa'nm samimi havası içinde geçmiştir. Hemşehrilerim benim misafirlerime elbette lâyık olan alâkayı göstereceklerdi. Yaptık­larını tabii bulmaktayım.

Ben de ifade buyurduğunuz gibi, söz alıp konuşmıyacaktım. .Hatta za­tı devletleri söze başladığı ırada konuşmak hususunda bir fikrim yoktusine vardım ve konuştum.Büyük İslâm devleti Pakistanın birinci reisicumhurunun ve muhterem refikalarının saadetine, kardeş Pakistan memleketinin refah ve tealisine ait temennilerimi tekrar ederek sözlerime son veriyorum.»

Pakistan Reisicumhuru'nun Türk halkına hitaben radyoda yaptığı ko­nuşma :

28 Temmuz 1856

 İstanbul  :

15 gündenberi memleketimizin kıymetli misafiri olarak Türkiye'yi ziyaret etmekte bulunan kardeş ve müttefik Pakistan Reisicumhuru Ekselans General İskender Mirza, yarın yurdumuzdan ayrılacaklardır. Bu münase­betle ekselans İskender Mirza, bu akşam saat 20.15 de İstanbul radyosun­da Türk milletine hitaben aşağıdaki veda konuşmasını yapmıştır:

«Güzel memleketinize yapmakta olduğum zevkli ve tatlı ziyaretim sona ererken, refikamla şahsım namına, bii'aderim Reisicumhur Ekselans Ce­lâl Eayar'a, Türk hükümetine ve milletine, her ry-erde karşılaştığımız ha­raretli hüsnükabul, geniş samimiyet ve misafirperverlikten dolayı en de­rin takdir ve teşekkür duygularımı bir kerre daha arz ve ifade etmek is­terim.

Buradaki ikametimiz sırasında, Atatürk'ün büyük şehri Ankarayı dük ve hayran kaldım. Bu 'hafita da İstanbul'un tarihi ihtişamı içinde ya­şadık. Marmara sahilleri boyunca seyahat ©dip dinlendirici, ferah verici .günler geçirdik.Bugünlerimizin her saatinden zevk ve tad aldık .

Bu ziyaretim, iki memleketimiz arasında pek mes'ut bir şekilde mevcut olan ve esasında da gayet kuvvetli bulunan dostluk bağlarını daha da sıkıl aştırmaya yaradı ise, 'buradaki vazifem muvaffakiyetle tamamlan­mış demektir. Müşteiek bir çok münasebetlerimiz'vardır. Bizim gibi si­zin de an'aneleriniz İslâm üzerine bina edilmiştir. Kültürümüz ve tari­himiz de eşittir. İşte bu sebepledir ki birbirimize yaklaştık ve şimdi de bu bölgenin sulhunu teminat altına almaya ve iktisadi inkişafını geliş­tirmeye ;çalışan Biağdad Palktında kuvvet ve sebatla ittifak etmiş bulu­nuyoruz. Bu ittifakı, mümkün olan her şekilde tarsin etmek kararında­yız. Müşterek menfaatleri alâkadar eden meseleler etrafında sayın Reisi­cumhurunuz ve hükümetinizle müteaddit faydalı görüşmelerde bulun­duk.

Sınai ve zitfai .sahalarda elde etmekte olduğumuz birçok terakkiyatı hay­ranlıkla müşahede ettik. Başarılarınızdan dolayı sizleri tebrik ederiz. Seksen milyon nüfusu bulunan Pakistanda halkın iktisadi, sosyal ve kültürel seviyesini yükseltmek yolunda biz de ayni şekilde çalışmakta, gayret sarfetmekteyiz.

Büyük .memleketinizin askeri kudretinden yana gördüklerimiz bizde de­rin intibalar yarattı. Cesur Türk askerlerinin, kahraman ecdadları giibi, sulh ve (hürriyet müdafii olarak her zaman kendilerini göstereceklerin­den emin bulunuyoruz.

Türkiye Büyük: Millet Meclisinde söylediğim .gibi, Kıbrıs mevzuundaki Türk dâvasının doğruluk ve -hakkaniyeti biz Paikstanlılar nezdinde ta­mamen aşikârdır. Tarih ve coğrafya da Kıbrıs'ın Anadolu sahilinin bir parçası olduğunu apaçık göstermekte ve bu ada stratejik bakımdan Tür­kiye'nin savunması için hayati Önemi haiz bulunmaktadır.

Aziz Tür;k kardeşlerim: Refikam, arkadaşlarım ve kendi adıma sizlere 'bir kerre daha teşekkür eder ve «hepiniz Allıafo'a emanet olunuz" derim,»

C.H.P. Meclisinin tebliği 3/7/1956 tarihli (Zafer) den:

Geçen cumartesi günü çalışmalarım ik mal eden C.H.P. Meclisi son siyasi hâ­dise'er hakkındaki görüşünü açıklıyan bir tebliğ neşretmiş bulunuyor. Kısa yazılmış olan bu tebliğ C.H.P. nin si­yasi mücadeleye nasıl bir mahiyet ver mek istediğini açıkça ifade eden çok manalı cümleleri muhtevi bulunuyor. Her şeyden çok vuzuha muhtaç oldu­ğumuz bu devirde 'bu tebliği ele al­mak ve kapalı cümlelerin ardına sak­lanmış olan fikirleri aydınlığa çıkar­mak isteriz.

Tebliğin dikkatimizi seken cümleleri şunlardır:

«Parti Meclisi yeni kanunları karşısın­da, siyasi durumun Genel Başkanın Büyük Millet Meclisindeki nutukların da ifade edildiğini müşahede eylemiş­tir.

İç politikada, vatandaşlar ai asında hu­zurun ve kader 'birliği tesanüdünün muhafazası, dış politikada memleket siyasetinin vatandaş müzaheretine da­yanan bir milli politika olması da, yine 'batılı mânasında demokratik re­jimin mevcudiyetine  bağlıdır.»

Bu cümlelerden vatandaşların gerek iç politika sahasındaki kader birliği te-sanüdünden, gerek dış politikayı milii bir politika telâkki etmek inancın­dan ayırmak temayülü bütün açıklığı ile ortaya çıkıyor.

C.H.P. Meclisi (bugünkü siyasi durum hakkında Genel Başkanının koymuş olduğu teşhisleri tamamen benimse­mektedir. Hatırlanacağı gitoi İnönü top lantı ve gösteri yürüyüşlerine dair ka­nunun müzakeresi sırasında ve bundan evvel bir ook münasebetlerle Türkiye' deki siyasi rejimin batı mânasında de­mokratik 'bir rejim olmadığını ifade et mişti. Bu teşhis aynen kabul1 edildiği­ne göre Parti tebliğinde iç ve dış poli­tikanın milletçe benimsenmesi hakkın da ileri sürülen şart da tahakkuk et­memiş gibi gösteriliyor. Parti Meclisi tebliğinin kapalı cümlelerle ifade et­mek istediği fikri 'bu mantığın ışığı al tında açık bir dille şöyle anlatabiliriz:

Türkiyede batılı manasıyla demokra­tik bir rejim mevcut değildir. O halde iç politikada vatandaş artık kader bir ligi tesanüdünü muhafazaya mecbur olmadığı gibi, dış politikayı da milli bir politika olarak kabul etmemek du­rumundadır. Bunun memleket hesabına vatandaşla ra karşı ne kadar ağır bir tahrik ol~ duğu ortadadır. Bu cümleler adetâ ik­tidarın gayri meşru olduğunu ve böy­le bir iktidarın bütün tasarruflarının batıl telâkki edilmesi lâzım geldiğini anlatmak istiyor.

C.H.P. Meclisi bu kadar ağır ithamlar­la umumi efkârın karşısına çıkarken, bu ağır ithamların, ağır tepkileri ola­bileceğini de acaba hesaba katmış mı­dır?

Anayasa huıkuku bakımından bir Parti Meclisi ancak hususi bir teşekkülün ve-bu teşekküle bşğlı zümrelerin fikirleri ni ifade eder. O Meclisin kendisini bü­tün devlet kademelerinin üstünde te­lâkki -eden, hattâ İkUdarm meşruiyeti­ni tcvka veya iz'İle salahiyetli imiş gibi davı anması ne olduğunu foilme-rr.ezlikıer. gelen bir tezat, mânasını ta­şır.

Türkiyede hiç bir parti veya 'her hangi bir partiyi şevki idare edenler vatan­daşları kader birliği tesanüdünden ay­rılmağa  ve dış politika  olarak teâkki etmemeğe teşvik edemezler. Kal­dı ki, bu teşvik için manevi bir mesnet olara'k ele alman telhisler de tamamen indi ve şahsidir. Türkiyede batılı mâ­nasında bir demokrasi olup olmadığı ismet Paşanın hakemliği ile tâyin olu nacak değildir. Ondan ve herk-ssten da ha üstün olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Demokratik rejimin kurucusu olduğu kadar muhafızıdır. Her şeyi o-nun kararı halled-sr.

C.H.P. Meclisi yayınladığı tebliğ ile memleket idaresinde gayri meşruluğun haddini bilmezliğin, tahrikin ve ağır teşvikin hudutlar: içerisine ayak bas-miş bulunuyor. Bu yolda devamları mümkün değildir; yanlış adımları ile siyasi hayatımızda sayısız buhranlara sebep olanlar .bu son adımları ile yeni bir buhranın kapışanı mı açmak is­tiyorlar?

Bu meselede açık konuşmalıdırlar, açık hesap görmelidirler, kendilerinden bunu beklemek hakkımızdır.

Metanet ve azimle yürümek lâ­zımdır

4/7/1956 tarihli (Yenİsabah) :tan:

Büyük Millet Meclisinde kabul edilen son kanunlar ve jbunlarm tatbikatı yo­lunda hükümetçe alman kararların meyveleri görülmeğe 'başladı ve bu su­retle bir nokta üzerinde tereddüt caiz olamıyacak kadar tevazzuıh etti ki bâ-■zı insaf ve mürüvvetten âri tacir ve mütevass!<tlar, halkı düpedüz ve merha metsizce soymakta ve istismar eyle­mekte her türlü hududu aşmışlardı. Bâzı ithal mallarının fiatlarmdaki dü­şüş ve indirmelerin ortaya koyduğu bu hakikatin ışığı altında artık ayni is­tikamette hiç sendelemeden ilerlemek "lâzımgeldiği mulhafekaiktiT. Bir taraf­tan bu uouzluik havasını sâdece ithal mallarına değil fakat yerli istihsali ve ürünlere de teşmil etmek çareleri aran malı, diğer hareketin şu veya bu şe­kilde her hangi bir arızaya ve sekteye uğramasına asla mahal ve imkân ve­rilmemelidir. Çünkü açık bir bedahet­tir ki b-ir kısım tacir ve mütevassıtlar, "bu fırtına ve sağnağı da geçici saymak 4a, kendilerini, öteden beri bu topraklarda âdet olduğu veçhile ve Türkiye-mizde darbımesel hâline gelen bir for müle inanarak Padişah yasağı üç gün sürer tekerlemesinin cazibesine kaptır­maktadırlar. Bu gibilere hükümet azim ve hamlesinin asla böyle bir ma­hiyet taşımadığını kesin delillerle is-bat etmek zarureti vardır.

Bu sıkı tedbirlerden bâzı ikinci elden iş gören ufak mikyasta tacir ve satıcı­ların mütezarrır olması ihtimali var­dır. Fakat asıl büyüklerin, ithalâtçı ve tacirlerin son hâdiselerde uğramış ol­maları muhtemel bâzı cüz'i zararları, yıllarca bol bol yaptıkları insafsız in-Ikârla 'karşılaşmış olacaklarında elini tarafsızca vicdanı üzerine basan hiç kimse tereddüd etmez. Fakat bu gibi­ler, -sski muazzam kâr ve kazançların hayâli peşinde ve onun arkasmdadır-lar. Husufa muvakkaten girmiş olma­ları hiçbir şey ifade etmez. Bunların en yüksektekilerine, en mürteii, nok-tadakilerine kadar kanomun eli mutla­ka uzanmalı ve hükümlerin, ağırlığı nı bunlar da nefislerinde duymalıdır. Ancak bu şartla, başlamış olan ferah­latıcı hava, sürekli bir rüzigâr hâline ge lir. Yoksa 'bugünlerin ferahlığı bir sa­man alevi ışıntısmı aşamaz.

Halkımızın da bu harekete katılması ve yardım etmesi, vazifesi ve menfaa­ti icabıdır. İki buçuk lirayı aşan sa­tışlarda fatura istemeği ihmal etme­mek ve kendisine herhangi bir malın yokluğundan bahseden tacirden bu ifa desini teyid için vesika almağı unut­mamak görevile hükümetin kontrolünü ve adaletin işlerini kolaylaştırması lâ­zımdır. Bunlar tahakkuk eder, hükü­met girdiği yolda azim ve metanetle yürümekte sebat eykr ve kontrolünü sağlam temellere dayarsa ibaşarı mukad der olur.

Partilerin sosyal faaliyet    imkân­ları

Yazan: Bülent Ecevil 8/7/1956 tarihli (Ulus) tan:

Yeni çıkan kanunlarla muhalefet par­tilerinin secimler arasındaki siyasal faaliyet imkânları cok daralmıştır. Faflcat bu yüzden her' türlü çalışmayı bırakıp elleri kolları bağlı yeni seçimleri bek­lemeleri gerekmez. Muhalefet [partile­rinin sosyal alanda memlekete hizmet edebilmeleri için daha birçok yorar vardır. Bunlar böyle bu yollarda daiha çok faaliyet göstermekle, muhalefet partileri, yeni kanunlardaki tahdid e-dici hükümlerin belki bir tesellisini bi­le bulabilirler.

Hele, ana hatları az cok belli bir ideo­lojisi bulunan bir parti olduğuna göre, Cumhuriyet Halk Partisine bu yollar­da başka partilerden daha cok iş düş­mektedir.

Meselâ bazı yerlerde mahalli C.H.P. teş kilâtınm eski Halkevlerini yeniden di­riltmeğe çalıştığını duyuyoruz. Bu çok yerinde bir teşebbüstür. Yurdun her köşesinde, v.akit kaybetmeden, böyle teşebbüslere geçilebilir.

Her bucak v.eya i'çe teşkilâtı, !bir kü­tüphane kurmakla i?e 'başliyabilir. Za­man zamam Odu kütüphanelerde, çeşitli konularda tartışmalı tartışmasız -bi­limsel konferanslar tertiplenebilir. O bölgenin partili, partisiz aydınlarından gönüllü inceleme grupları teçkii edile­rek, köylülerle, işçilerle, sanatçılarla temS'3 edilebilir, her türlü mahalli me­seleler incelenebilir ve bu inceleme­ler sonunda'hazırlanacak raporlar, hem kütüphanede verilecek tartışmalı bilim sel konferanslara konu olabilir, hem de, aydınlatıcı bilgi olarak yayınlana­bilir.

Kütüphanelerde zaman zaman konser ve temsiller verilerelk, sergiler açılarak partili partisiz bütün bölge halkının ikiiHür hayatını zenginleştirmeğe ça­lışılabilir. Musiki alanında işi büyük tutmayıp, izahlı plâk konserleriyle ye­tinmek mümkündür.

Gene kütüphanelerde, aydm partililer, ikmale kalmış öğrenciler için yaz ay­larında kurslar açabilirler. Kışın da bü yüklere okuma - yazma, yurt 'bilgisi ve yabancı dil dersleri verilebilir.

C.H.P. teşkilâtının bazı yerlerdeki te­şebbüsleri örnek tutularak, bütün yurtta dikiş yurtları, muayeneha­neler, hattâ kreşler açılabilir.

Memleketimizdeki gençliğin spor ihti­yacı ancak gençlik bayramlarında doğ­ru ciddi olarak ele alınmakta., bunun dışında gen^'.er mahalle aralarında top oynamaktan başka spor imkânı pek bu­lamamaktadırlar.

C.H.P. teşkilâttı, hâli vakti yerinde üy& terinin yardımı ile elverişli salonlar bulmağa ea'ışıp gençlik için cimnastik haneler akabilir. Bu cimnastikhaneler-de halk dansları da öğretilerek mem­leket folkloruna hizmet edilebilir.

Bunların hepsini birden başarmak şart değildir. Kütüphane açmakla 15e başla­nıp, bir plân ve program içerisinde, ya vaş yavaş, bütün bu çalışma ajanları­ma el atılmakla, bugün o kadar- yok­luğunu duyduğumuz Halkevlerinin, çok geçmeden gene bütün yurdu kap­ladığını görebiliriz.

Mem'&kıtimlz'de i'C turizm günden gü­ne tutularak, yurdun 'güzel yerlerinde, parti teşkilâtının teşebbüsü ile, genç­ler ve büyükler için yaz kampları da. açılıp, spor ve kültür çalışmalarına bu kamplarda da devam edilebilir. Bu kamplar, partili partisiz bütün vatan­daşlara, hattâ yabancılara da açık bu-lunduru" m alıdır.

Ayrıca, gençlik kollarına bağlı partili­ler, yazları 15 er. 20 şer »2ün için böyle kamplarda toplanarak, memleket me­seleleri üzerinde kendi aralarında bi­limsel seminerler de tertipliyeibilirier. Hele tanınmış fikir adamlarının, yaz aylarmda, bu, seminerleri idare eıtmek" üzere kamplara daçılrnaları çok fay­dalı olur. Böyle kamp ye seminerlerin ilk örneikleri niçin meselâ bu yaz a-çılamasın?..

Bunların hiç biri büyük masraflar ge­rektirmez. Biraz gayret ve teşkilâtçı­lık, kısa zamanda bütün bu tasarıların gerçekleştirilmesine yeter.

BÖyle'ikle memlsketin kültür hayatına. da büyük bir hizmette bulunulmuş olacaktır.

Tazık oldu

8/7/1956 tarihli (Son havadis) ten:

Nihayet reddedildi. TaJbii ispat hakkın­dan bahsediyoruz, anladınız. D.P. d-en 19 kişinin koğulmasma Hür. P. nin ku rulmasma sebep olan bu tasarının üka bağımsızla 10 D.P. mil1 etvekilinin, mu­halefetine rağmen reddedilmiştir.

'Eğer yeni ibasın kanunu çıkmış olma­saydı bu tasarının reddi hususunda faz la düşünmezdik. Derdik ki, «Bugünkü iktidara rağmen basın gene bazı şey­ler yazabiliyor. Bu kadar da tehlikeyi göze alabilsin.

Basm kanunu değişmiştir. Ysmi bir basın rejimi yürürlüğe girmiştir. Sav­cılar isterlerse yazısında «imâ» olduğu iddiasiyle her yazarı mahkemeye sü­rükleyebilir. Bu durum karşısında a-çık hükümle basma bir ispat haık'kı ta­nınmalıydı.

Basın aleylhinde olarak geniş bir tek­zip hakkı tanınmıştır. Yalnız mahke­me değil, tekzip müessesesi de gazete­nin başımda keskin bir kılıçtır.

"Reddedilen ispat hakkı teklifi d>smok-rasinin gelişmesi için yerindeydi. Ba­sın, hakiki dördüncü kuvvet olarak va zifesini yapabilirdi. Milli Korunma Ka nunumın «ihbarcılar» iğin tanıdığı şart lar altında da olsa suç ispat hakkını basından esirgemek doğru olmamıştır."Bununla kimsenin şerefi de 'kurtulma­mıştır. Hâdiseler maalesef bizim halklı olduğumuzu gösterecektir.

Muhalefet partilerinin tebliği

10/7/1956 tarihli (Zafer) den:

Günlerden beri dâvası yapılan ve u-mumi efkârın dikkatini eeHbetouefk içki Jıer çareye başvurulduktan sonra, ar­tık neşir zamanının geldiğine inanıl­mış olan muhalefet partileri müşterek te"bliği dün neşredilmiştir. Bundan ev­vel yapılan neşriyat bu tebliğin Türki yedeki siyasi hayatın ibir dönemeç nofe tası olacağı ve partizanlara âdeta bir meydan muharebesine girişin kat'i işa


 

retini vereceği hissini uyandırmakta idi. Öyle ki, ibu tebliğ neşredildikten sonra bütün 'muhalefet partileri bir bayrak altına sığınarak müşterek bir cephe teşkil edecek ve iktidarın müş­tereken elde (edilmesi yolunda    omuz

omuza mücadeleye girişeceklerdi.

«

Tebliğ neşredildikten sonra bütün bun ların çok ileri birer hayalden ibaret olduğu anlaşıldı.

Neşrolunan tebliğ dikkatle okunursa görülür ki, bütün tahminlere ve pro­pagandalara rağmen muhalefet parti­lerinde işbirliği zihniyetinin hasıl ol­duğuna dair en ufak bir ibarete te­sadüf edilememektedir. Partiler ne­dense ibu işbirliğinden bahsetmek ye­rine, son kanunların intişarından son­ra hasıl olan durum hakkında pek çok kereler muhtelif vesilelerle ifade ettik­leri görüşlerini bir kere daha ifade et­mekle iktifa .etmişlerdir. Bu ifadede de tebliğin altına imza koyan partilerin bü tün teşkilâtı ile tümünü ilzam eden bir (katiyet olmadığı gözden kaçmıyor. Çünkü imzacılardan her biri sadece Meclis Grupları adına hareket ettikle­rini ifadeye lüzumlu itinayı göstermiş bulunuyorlar. Bu husus beyannamenin muhtevası ile zaten çofe kaybetmiş ol­duğu ehemmiyetini bir derece daha dü sürmekte ve ona, muhalefet basının pompası iLe şişirilmiş olmasına rağm-alelacele bir 'vesika mahiyetini vermektedir.

Anlaşılıyor' ki, muhalefeti kendi emri kumandası altımda toplamağa çalışan İsmet İnönü bütün gayretlere rağmen bu emelinde (muvaffak olmamış ve da­na ilk adımında gruplar adına imzala­nan ehemmiyetsiz bir vesika ile teşbi­hini hararet etmek durumunda kal­mıştır. Bazı mahfiller bu v-ssikayı bir başlangıcın ilk kademesi olarak gör­mek istiyorlar. Tebliğde bu örüşü te­yit edecek belirli bir işarete tesadüf olunamıyor. Eğer böyle olsaydı her hal de imzacılar /hiç değilse zaman zaman bir araya .geleceklerini, müdavelei ef­kârda bulunacaklarını tasrih etmek su retiyle yapılmış olan temasın devam ettirileceğini beyanda çekimser dav­ranmazlardı. Çünkü böyle bir Ibeyan tebliğe bugün haiz almadığı bir hu­susiyet ve kuvvet verebilirdi. Tebliğde her şey imzacı muhalefet partilerini muhafaza ve değişmez Genel Başkanın emrine girmekten imtina etmek ka­rarında olduklarını belirtiyor.

Muhalefetin muhtemel iftoirügi zsıviye-sinden ibu şekilde mütalâa ettiğimiz felbliğ muhteva baikımından da zayıftır. Çünkü tebliğ bütün fikri sıkletini iki vehme, iki yalana istinad ettirmek is­temiştir. Bunlardan birincisi pek ya­kında bütün muhalefetten menedilme-si ihtimalinin mevcut olduğu iddiası, diğeri ise Türkiye'de serbest seçİmle-rn yapılmasının artık mümkün olami-yacağı yalanıdır. Türkiyede tek parti devrini ebediyen kapamış olan Demok rat Partinin iktidarda bulunduğu biir devirde muhalefet h,a3dkına set çekme­si gibi kendi manevi mevcudiyeti ile tezat halinde görülecek bir teşsibbüse geçmesi elbette ki düşünülemez. Son kanunlarla yakılan iş, muhalef.etlin, yok-edilmesi ds01, fakat, siyasi hürriyet­lerin suiistimali ile hasıl olan yıkıcı, memlekete zarar verici durumların bertaraf edilmesidir. Bizim muhalefet partilerimiz her türlü hüırriyiEtlerin su­iistimal edilmemesi halinde murakaibe vazifelerini hakkı ile yapamadıklarına hail bulunuyorlarsa, o zaman, alman tedbirlerin muhalefeti yok edici bir mâ naya geldiği ancak Ika'bul edilebilir.

Serbst secime .çelmse... 1950 umumi seçimlerinden beri yauılan her seciim-de D.P. iktidarı en ku;kulu insanların bile itiraza fırsat bulamadıkları bir tarafsız'ıkla hareket etmiştir. Ss-rlbest seçim Demokrat partinin manevi te­mellerinden biridir. Ondan feraga't et­mesi mevzuu bahis olamaz. Sade o de ğil, Tür'kiyede ihir 'bir siyasi parti .böy­le '-bir teşfifbbüse girişemez. Çünkü mil­letin rey hakkına el uzatmanın en ka­ranlık misalini vermiş olan C.H.P. nin başına gelmiş olanlar âmme işlerinde çok laubali hareket etmek itiyadında olanlar üzerinde dahi çok derin bir te­sir icra etmiştir. Öyle 'bir tesir ki,'hat­tâ hileli seçimlerin kahramanları bir kere daha iktidara -gelseler eaniyane metodlara bir kere daha başvurmak ce saretini kendilerinde bulamazlar. Türki ye'die hileli secimler devri kapanmış­tır.

Hal böyle olunca müşterek tebliğin temelleri kökünden yıkılmış oluyor ve or­tada bu mesnedsiz iddialar? millete foii™ hakikat m:^ ıgifbi göstermek istiy.sn bir zihniyetten ba?ka bir şey kalmıyor. İş­te imi'iiierefe tebliğ her şevden daha çek 'bu zihniyetin yeni ve parlak bir tezahürüdür. Töbuâde bunun ötesinde bir şey görmediğimizi bir tere daha. ifade etmeliyiz.

Bİr kardeş ziyafeti

15/7/İS5S tarihli (Zafer) den:

Kardeş vs müttefik Pakistanm muh­terem Reisicumhuru Ekselans General İskender -Mirza ile sayın refikaları,, memleketimizi resmen ziyaret etmek üzere bugün Ankara'yı teşrif etmiş bu­lunacaklarıdır. Bu ziyaretin Türk mil­letinin kalbini derin bir memnunluk ve saadet ite doldurmu? olduğunu ifade-eöm^ik -çok yerinde olur. Çünkü Türk­ler dos'ıt, müttefik ve kardeş Pakistan'a, ve' onun. ilk Reisicumhuru sayın Gene­ral İskender Mirza'ya karşı hususi bir alâka ve muhabbetle bajf'ı 'bulunmak­tadırlar.

Pakistan birkaç sene evvel kurulmuş ve Cumhuriyet olarak teşekkülünü ge­çen 23 martta tamamlamış bir devlet olmasına rağmen, Türkiye ile asil Pa­kistan milletinin münasebetleri çok" eskidir. Bu münasebetle bilhassa Tür-kiyenin kurtuluş mücadelesi sırasında tesirleri unutulmaz ve haiırlanışında Türklerin kalbini samimi heyecanlarla dolduran pek hususi bir mahiyet ikti­sap etmiştir. Türklerin en ağır şartlar altında büt'ün bir husumet cihanına-karşı bir istiklâl mücadelesi yaptrkla-irı sermelerde, btcgikı Pakistan olarak adlandırdığımız büyük ve şerefli müs-lüman ülkesinin asil halkı o mücade­leyi rok yakından ve derin bir a'.âka. ile (taki'n etmiş bulunuyordu. Bu vefalı, dost ve kardeş millet o zaman Türkiye nin karşılaştığı büyük felâketlerle dert leniyor ve onun bir an evvel istiklâli­ne kavuşmasına candan taraftar bulu­nuyordu. Sanki milletlerimiz arasında bir itttifpk ve işteirliği antlaşması var-mışcasm.a maddi ve manevi bütün yar­dımları bizden egitfgemeyen asil Pakis­tan milletini, fou?ün Türkyie Cumhuriyedinin ,kuru u;una emek vermiş müs-lüman kardeşlerimiz olaraik minndt ve iffc'harla yadederiz. Türkler felâket se­nelerinde, kendilerine uzanan dost el­lerinin, kendilerine vefa, sadaka ve kardeş iık duyguları ile acılan dost kalb lerinin ruhlarında 'hasıl ettiği derin in­şirahı hic bir zaman unutmayacaklar­dır.Bu duygular, Türkiye ile Pakistan arasındaki münasebetlere ba^lı başına bir kuvvet le hususiyet vermiştir.

Henüz müstakil 'bir devlet "halinde teş­kilâtlanmamış olduğu devirlerde, asi] milletinin ruhunda gelen samimi duy­gularla Tünkiyeye büyük dostluklar göstermiş olan Pakistan, tejkfâitını ik­mâl ektikten sonra bu dostlumu 2enç, kuvvetli ve şerefli devletimin temel poli'i i kal arından biri haline getirmir bu lunuyor. Bu an'syış, Pn-kistan'ın kurulupu anından itibaren Türkiye ile samimi münasebetler kurulma imkânı­nı verotıiş ve âki memleket arasında ak dolunan if'birliçi anülaşması bu eski dostluğu teşvik eden ilk Hık vesika olmuştur.

Bu ilk anlatma. Pakistan'ın. Bağdad Paktına iltihakı ile tam bir ittifak ha­line inkılâp etmiş bulunuyor. Pakistan' m 'Bağdat Paktma iltihakı Ss defa Tür kiye ile Irak orasında kurulmuş olan bu suJh eserime büyük »bir müesskâyet kazandırmış ve o sayede Nato ile teş­kilât! andırılmış olan sulhu tesis ve is­tikrara kavuşturma emeliyle mücadele edenlerin kuvvetli kolları Asyamn u-zak ülkelerine kadar uzanmak, kabili­yetimi iikrtisap etmiştir.

Pakistan, Türkiye'ye vefa vs sadakaile bağlı, onu 'bütün meseleleri ve hususi yeteri ile tanıyan ve anlayan bir ks deş ve müttefik memlekettir. Onun bu hususiyetidir ki, son tlefa Tüi'k milleti için bir mdlli dâva haline gelmiş olan Kıbrıs meselesini bütün incelimi ile kavramasına imkân vermiş ve Pakis­tan Türkiyenin bütün meselelerine kar şı gösterdiği yakın alâkayı bu mesele­de de göstermiştir. Bu anlayışla Britan ya camiası devletleri arasmda Türk te ziııin samimi ve hararetli bir müdafii olmuştur. Kıbrıs meselesinde çok has­sas olan Türk. milleti, dost, kardeş ve müttefik Pakistanm bu asil davranışını en samimi duygulan ile karşılamış bulunuyor.

Bütün bunların yanında, memleteafcler!

ne y2pt:Şı resmi ziyareitir sırasında, 'kardeş Pakistan'ların muhterem dev­let reisimize ve Başvekilimize karşı izhar ettikleri vakmlıik ve müstesna misafirpsiVrSrlik de. Türk milletinin kalbinde derin a-kıisles lbırakmı?tır.

İste 'böyle 'geniş bir alâki ile birbirimi­ze bağlı bulunduğumuz kardeş Pa­kistan'ın muhterem Devlet Reisi vs müh^er&m refikaları Türtkiyede kendi memleketlerinde olduğu ıkadar büyük bir alâka ve muhabbetle karşılanacak­lardır. Ekselansları (burada kendi mil­letlerini kardeş tanımı? bir millet bu-bcak, şahıslarını ve kardeş Pakistan'ı daima tiElbcü eden en samimi dost kalb Ieri ile karşılaş a caklard ir.

Muhterem misafirlerimize, Türk mille­tinin samimi duygularına tercüman o raraik «Hoş geldiniz» derken, bu tarihi ziyaretin, Tünkiye ile Pakistan arasın­daki kardeşâne münasebetlerde yeni" ve mesut toir inkişaf merhalesi olma m candan temenni ederiz.

Orgeneral Cemil Cahit Toydemir

Yazan: İsmei İnönü

16/7/1956 tarihli (Ulus)  tan:

Orgeneral Cemil Cahit Toydemir dün. İstan'bulda ebidi karargâhına vekar ile yerleşti. Orgeneral, hemen elli sene den beri askeri hâdiselerin idinde ça-lıçkan bir yer tutmuştur. Birinci Ci­han Hai'binds Kafkas Cenhesinde alay başında kendisini üstün başarıları ile tanıtmıştı. İlk safhasından beri İstiklâl Mücadelesi içinde vazife aldı. Hevesle, imanla, fedakârlıkla vazife yaptı.

Ben, kendisi ile doğrudan doğruya ilk defa garp cephesinde temas ettim. Bi­rinci İnönü Muharebesi niin birinci gü­nü akşamı uzun bir yoldan gelmiş, müf rezesiyle cephe emrine girmişti. Ken­disine vaziyeti ve vazifesini anlattım. Üç dört saat sonra yorgun kıtası ile bil mediği bir arazide atılgan bir taarruz yapacaktı. Bende 'hasıl ettiği ilk tesari

ondan sonraki hâdiselerle tazeliyerek muhafaza ettim. Bu, muharebe mey­danına koşarak, sevinendk giden Türk Kumandanları örneğinden bir asker Cemil Cıihit, İnönü MuihairelbelerLndeçok değ-srli hizmetler yantı. SakaryaMuharebesinde tehlike bilmeden çar­pıştı. Başkumandanlık Savaşında tak­dirler aldı.Liyakatla daima yükseldive en yüce kademesine kadar ordumuzda rütbe ve itübar kazandı. Tam mânasüyle muharip bir kumandan tipidir.Muharede meydanını sükûnetle kavramasını bilir.

Elli sene önce başlıyan siyasi, askeri büyük ihtilâl ve inkılâplar devrinin her hâdisesinde alâkalı, vazifeli ve şe­refli olmuştur. Sakarya'da çetin sa­vaşlar verdiği Toydemir Bölgesinin admı muhterem ailesine ıhaklı ıbir 'gu­rurun beratı olarak bırakmıştır.

Orgeneral Toydemir Arfeadaşliik dttiği tniz muharebe vazifelerinin hepsinde size itimat ve takdir besledim. Sizi bu gün minnetle yadediyoruz. Askeri ta­rihimizde ve İstiklâl Mücadelemizde kıymetli ve şerefli yeriniz daima hür­metle anılacaktır.

Aziz misafirlerimiz

Yazan: H. C. Yalçın

16/7/1956 tarihli (Ulus )tan:

Rakistanın değerli Cumhurbaşkanı Ge tıeral İskender Mirza ve sayın eŞİ Be-şüm Mirza misafirimiz bulunuyorlar. Bu ziyaret bütün Türk halkı irin bü­yük bir meserret vesilesi teşkil et­miştir. Türk milletine, H:.n tül erden ve bilhassa Pakistan halkından bahsedil­diği zaman, uzun asırlardan beri 'baş­lamış bir 'dostluk "«s .kardeşliğin tatlı "hâtıraları canlanır. İki memleket ara­sında uzun mesıatfeler var. Fakat kalb-ler birbirine pek yakındır.

Pakistanlı kardeşlerimizi haklı olarak istikla1 ve bütünlüğüne nihayet kavuş muş 'gorm.dk içimizdeki üzüntünün geç meşini intaç etmiştir. Pakistan fou mil­li gayeye vasıl olmakta gecikmiş  ise de General İskender Mirza gibi, bir devlet şefine malik olmak [bahtiyarlı­ğı herhalde büyüık bir talih eseridir.

İskendısr Mirza geniş kültürü, yüksek zekâ ve kabiliyeti ile Pakistan için hakiki bir muvaffakiyet ve ilerleme kaynağı olmuşitur. İstiklâline yeni ka­vuşan bir memleketin geçirmeğe msec-'bur olduğu bir inti/bak devresi vardır. Bu esnada yüksek görüşlü ve kabiliyet li şeflere malik olmak zarur iolan zor­luk devrelerinin kolay atlaıtılmasını te min eder. İskender Mirza'nm kıymeti, işte vatanını böyle bir teerddütlü zor dakikalar içinde selâmet yoluna sev-ketmek imikânmı bulmasında kendini gösteriyor.

Moskova'nın Asya memleketlerine ya­yılmak ve her tarafa kök salmak için ne kadar çalıştığı malûmdur. Çin'i pen çesine geçirmiş olan Bolşevikliğin Hin distan'ı da aynı akubete uğratmaik hu­susunda ne büyük fedakârlıkları ve ne tatlı sözleri göze alacağı pek kolay tahmin olunabilir. Pakistan için d'e bu yolda büyük gayretler sarfetmişlerddr. Fakat Pakistanlı dostlarımız ve kar­deşlerimiz tarihimizin ve inançlarımı­zın büStün 'geleneklerine mugayir olan Bolşeviklik imanına yabancı kalmak di rayetini gösterdiler. Pakistan'ın ken­disine seçtiği yol kardeş Tünkiyeninki gibi sulh ve sükûn ve milletlerarası kardeşlik politikası olmuştur. Paikistanlı kardeşlerimizin mühim bir iç meseleleri v.e komşuları ile bazı ih­tilâfları bulunduğunu biliyoruz. Bunla­rın Hintlilerle esaslı (bir anlaşma Ve dostluk münasebetlerine imkân temin edecek bir adalet mizanı sayesinde bir an 'evvel ortadan kalktığını görürsek: memnuniyetimiz bir kat daha artacak­tır. Çünkü dış 'dünya mün as db eti erin­de son zamanlarda şahidi olduğumuz gevşeme eserlerinin hakiki ve devam lı bir iyiliğe delâlet edeceğine (hin em­niyet edilemez. Onun için bütün Hin­distan'ın 'müşterek sulh vazifesini mu­vaffakiyetle yerine getirebilmesi bü­tün cihan sulhunun temini hususunda esaslı bir rol oynayabilir. Şarklı milletler için dünya siyaset ma nevralan ve 'çarpışmaları karşısında lakayt (bir seyirci rolü oynamayı düşün inek en büyük oir hatadır. İnsanlığın mukadderatı müşterektir. Bir Bolşe­vik diktatörlüğü a tına girmek bütün insanlık için sonsuz ibir felâket teş­kil eder. BöyCie- bir dakikada Paikistan-lı kardeşlerimizin başında General İs­kender Mirza gibi değerli ibir zaftm bu-:unduğiunu görmek bir emniyet -ve kuv vet kaynağı oluyor.

Kıymetli misafirlerimizin memleketle­rimizden ayrılırken iki millet arasında ki tarihi hatıraların ne kadar camlı, ideallerin ne kadar müşterek ve dost-luık bağlarının ne kadar kuvvetli oldu­ğunu müşahede etmiş olacağımıza şüp­he etmiyoruz.

Hoş geldiniz aziz misafirler.

Bağdad ve ötesi

16/7/1956 tarihli  (Zafer)   den:

Devlet reisimizin dünkü hitaTolarmda işaret buyurdukları gibi, /bizleri siper ederek etrafımızda tarafsızlık (nötra-liarcı) (halayını c^ken.er ve bütün raey-danı boş bulanlar gibi, külfetleri baş­kalarına tahmil ettikten sonra ni-ymet-İeri kendi erine tahsis ettirmek peşin­de koşanlar ;u sıralarda Ankara'da, iki kardeş milletin ricali arasında görü­şülecek olan noktaları, e bette ki hem merak hem de endişe ile öğrenirdik is-tiyeceklerdir.

Bilindiği gibi, Sovyet Rusya'nın sulh taarruzuna muvazi olarak, Pasifikten Kin; denizine ve oradan da Akdeniz'e kadar, bir zamandan beri, nötralist ro­mantizmin havası estin..imikti. Bugün her iki motife i'stinad eden «aldatma ve'ayartma- senfonisi, allegro bir tem po üzerinden devama, eylemektedir.

Nötralizm politika ve propagandanın muakkipleri kimlerdir biliyoruz. Bu hareketin, bizim cephemizi çözmeye matuf olduğunu da biliyoruz. Bütün bozguncu hareketler. Böyle .bajlar Tein li;ke küçültüie küçültüie inkâr edilir; «teihlike, ise, yumuşak ve tatlı bir mev cüda inkilâp eder.

İmdi, Ege'den Hindikuş dağlarına ka­dar bütün bir cesur ve feragatli mil­letler camiası   göğsünü siper ederken, bunların  arkasında  çelik çomak oy­namak kolaydır. Çalışanlarla, yâni nöbst bakliyenier.e alay etmek de kolay­dır. Hattâ demek ve buna inanmak da kolaydır. Gaflet hasta-hğma tarih boyunca tutulmuş camia­lar, ihep böyl-E kendilerini koruyan cep­heleri dilzir etmişlerdir.

Buıgün bir set gübi duran Türkiye sa­yesinde, tâ mavi Nil sahillerine kadar, bütün bir nikbinler mahallesi, kendini emniyette hissetmektedir. Haydi kendi İerine ettiğimiz hizmet helâl olsun di-ye".im. Fakat bununla kalmıyorlar ki!. Emniyetlerini bize borçlu olduklarını unutarak yahut jhatıtâ inkâr .edi;rek, tu­tuyorlar, bize aıbanınları arka kapıdan iperi alıyorlar. Yâni. bizler için bir cep he gerisi mevkiinde bulunan bu cami­alar, bizim arkamızda tertiplere giri­yorlar, defeksy-on 'hazırlıyorlar, bozgun. telkin ediyorlar!

Bağdad Paktına karşı takınılmış   olan menfi tavrın bundan ba^ka bir mâ­nası olamaz! Böyle olmasını ıs-(bette ki istemeyiz; fakat, onların bu sakat ha­reketleri yüzünden, bıtgün bütün Bağ­dad Paktı âkidleri, âdeta iki cep-be ü-zerinde mücadele etmek mecburiyiştin dedirler. Halbuki paktın grıyesi, öndeki" cepheyi arkadakilerle takviye etmek ve bu suret"e. bir tehlikeyi, daha ko­lay önlemektir. Pakistan için de durum aynıdır. O da, kendi cenubuna düen. Nötralistlere, bir türlü meram ani at ağnamakta­dır.

Fakat, dünya sulhu adına bilâtereddüd esphe tutmuş olan biz Bağdadlılarm maruz Tjırakı'dığımız müşkülât bundan ibarat değildir. Şöyle ki, bize karşı ba­zıları suçlu v.e maksatlı bir anlayışsız hk 'gösterirken, bazıları da sanki iş ya ni nöbet başında bulunmamızdan isti­fade etmek istiyorlarmış gilbi bizi en hassas menfaat ve haklarımızdan mah rum etmeye çalışmaktadır. Yani (bizlerin müşterek tehlikeye kar­gı yaptığımız fedakârlıklar yetmiyor­muş gibi, bir bize karşı manasızca bir takim «irredanftist» talepler yürü­tülmektedir. Bu suretle biz, hem pa-sifik ve nötralist civar ile komşularım.

hem de arazi talepleri hastalığından bir türlü şifayâb olamıyan karargâh arkadaşlarımızın tasallutlarına, mâruz kalmaktayız.

Elbette ki bu, böyle devanı edemez. Ve islter istemez bu gibi menfi hare­ketler, daha bugünden tarih yapmış olan Bağdad PaMım, munzam tedbir ve taahhütlere götüreoefctâr.Zira, muh terem İskender Mirza'nm odk yerinde olarak işaret buyurdukları gibi, Atatürik Pehlevi Cinnah gibi zirve­ler kaydeden bir yeni tarihi tekevvün, bugün olduğu gibi Bağdad Paktının içindedir. Bu. paktın diğer âküdlerl, bi­lindiği gibi, Irak Ve İngilteredir.

Paktlar, tarihi şartlara tâbi olarak in­kişaf ederi er. Binaenaleyh, Bağdad Pakıtı sade kendi lehindeki âmillerin yardımı ile değil aynı zamanda kendi aleyhindeki âmillerin sarih siyasi med lûlleri yüzünden de, icap eden merha­leyi katetmesini bilecektir.

İşte kanaatimizce, bu seferki Ankara buluşması gibi kardeş toplantıları bdl-hassa bu baikrmdan, şantaj politikası meraklıları için bir ders ve ibret ma­hiyetindedir. Meselâ, daha şu andan bi liyoruz ki, Mirza İskender ile arkadaş­ları ne ttürZjü bir hava içinde kendi kar­deşlerinin evlerine indiler ise, yarın da bizim Başvekilimiz, Kabil'deki kardeş evinde, aynı sıcak ve müsbet kabulü bulacaktır.

Bu suretle. İslâm milletleri arasındaki sevgi ve saygının, hangi karargâhta meknuz bulunduğu AssuanVla şimdi­lik sâikin sakin akmakta olan Nil-i-Mu barek'in suları tarafından dahi tasdik edilmiş olacaktır. Veyl Münkirlere!

Sosyal adalete doğru Yazan: Y. K. Karaosmanoğlu

(Tercüman)

18/7/1956 tarihli dan:

Memleketimizde gittikçe artan hayat pahalılığına karşı hükümet tarafından alınan son tedbirler, tatbikatta, daha ilk adımdan beri, âdeta bir iktisat ah­lâkı mücade-esi mahiyetini aldı.Gün geçmiyor ki, bu tedbirlerin ce-zai mü­eyyideler indeki şiddete rağmen, yeni yeni bir takım hile ve ihtikâr hâdise­lerine şahit olmayalım. Bunlar, küçük esnafın karaborsacılığından tutun da, büyük ticaret erbabının vergi ve güm­rük kaçakçılığına kadar muhtelif va­hamet derecelerivle türlü türlü şekil­lerde meydana çıkıp durmaktadır.

Gazetelerimizin (zabıta havadisi) ve (mahkeme röportajı) sütunları, son gün lerde, hep bu gibi suçlara dair yazılar ve resimlerle dolup 'boşalıyor ve umu­mi efkârda, artık ne kanlı ask ma­ceraları, ne acikılı aile faciaları, ne de bilmem ner.e canavarının korkunç hi­kâyeleri bunlar kadar ilgi ve heyecan uy andır ab iliyor.

Belli ki, bu memleket halkının ihtikâr elinden çekmediği kalmamıştır. Belli ki, hepimiz bir sömürge şartları içinde yaşıyormuşuz. Gözü pek ve hayasız bir vurguncu tayfası iliklerimizi durma­dan emmekte ve canı aleyhine böyle­sine bir çeıtıe hareketi karşısında, ya­ralama, Öldürme veya ev sayma nevin­den bir takım ferdi cürümlerin, cina­yetlerin artık ne hükmü kalabilirdi? İşte, bunun içindir ki, umumi efkâr, zabıta vak'aları arasında eıı çok ih­tikâr suçlarına ehemmiyet verir oldu ve yine fouiiun içindir ki, kanunun p-en çesi bu sucu işliyenlerden birinin ya­kasına yapışınca âdeta vicdani bir ferah duymaktadır. Bu da, sosyal ada­lete ne kadar susamış olduğumuzun foir ispatı telâkki edilmek lâzımgeldr.

Sosyal adalet, hiç şüphesiz, medeni bir cemiyet nizamının başlıca mesnedidir. Geçen yıl Tercüman'da «Yalınayak ve Cadillac» başlığıyla yazdığım bir ya­zıda bu gerçeği belirtmek istemiştim. Okurlarım tarafından ağızla ve mek­tupla ifade edilen tasvip hislerinin sa­mimiliği bana, içtimai bünyenizin ne kadar sancılı bir noktasına dokunduğu mu göstermişti. Bugün, aynı nokftaya Hükümet parmağını koymuş bulunu­yor "ve memleketimizi, hududsuz bir se fahat arasında kıvranıp bocalıyan has­ta bir cemiyet halinden kurtarmak ça­relerine başvuruyor.

Bunun, hiç de kolay bir iş olmadığını bilmemezlikten gelemeyiz. Minareyi çalanlar kılıfım hazırlamışlardır. İstan­bul Ticaret Odası üyelerinden birinin -tâbiri 'veçhile «çuval çuval kazanılan paralar» m çoğu memleketimizde hat­tâ bir yerli servet terakümüne bile ya­ramamış, bir talkım .sizli ve dolamtbaç-lı yollardan hep dışarıya akıp giitmiş -tir. Bizim, 'burada, idki sofralarına1, ku­mar masalarına dökülür veya kadın ziynetlerine inkılâto eder gördüğümüz 'Türk liracıkl'arı, o çuvallarla p&iraia-rın yüzde birini bile tutmaz. İktisadi -ve mali işlerde yetki sahibi kimselerin söylediklerine göre, bugün, bizden ka­çırılan ve yabancı bankalarına, kuvvet li döviz olarak istif edilen ticaret ka­zançlarının yeikûnu birkaç milyarı geç muktedir. Bu milyarlar hele alman iktisadi tedbirlerden sonra şu veya bu şekilde geriye döner mi sanırsınız.

Böyle 'bir şeye ihtimal vermek hayli safderun!uk olur. Bunlar geriye dön-medikço de tam mânasiyle bir içtimai adaletten bahsedilemez. Bas on namus­suz bezirganın hapse tıkılmasının, ağır para cezasına mahkûm edilmesinin ni hayet psikolojik bir tesiri vardır. Yu­karıda dediğimiz gibi halka vicdani bir ferah verir ve fodl'kâ de ihtikârcılarm gözünü korkutur.

Şimdilik bu kadarına da şükredelim. Lâkin unutmayalım ki, iktisat ahlâkı mücadelemizde yalnız zabıta kuvveti­ne dayanmak kâfi değildir. Eski devirlerda, bu memleketin başında müzmin bir «sakavet» derdi vardı. İkide bir Anadolur.uıı veya Rumelinin bir böl­gesinde bir epfciya çıkar, etrafı kasar, kavurur; en sonunda ele geçirilip kel­lesi, uçurulurdu. Fakat, bu kafa uçuruş lan, hiçbir zaman, aynı yerde bir baş­ka eşkiyanm türemesine mani olamaz di. Neden? Zdr-a, eskiya o bölgelerdeki hayat ve cemiyet şartlarının tabii bir mahsulü idi- Ne vakit ki, bu şartlar de ğipti; artık, ne Kara Ef-sler, ne Çakır-çalılar yetişmez oldu.

İşte, bu balcımdan denilebilir ki: iş ve ticsret âlemimizdeki peksvetin önün.e de anca^, o âlemin yeni bir iktisat an­layışına göre kurulması zamlanması yani Birinci Cihan Harbinden bu­güne kadar tâbi (bulunduğu şartların değiştirilmesi  suretiyle geçilebilir.El sürülmemiş bir "mesele Yazan: Y. K, Karaosmanoğhı 24/7/1956 tarihli (Tercüman) dan:

«Serbest fırka" nın en hararetli geliş­me ve çekişme devrindeydl Bir gün,rahmetli Fethi Bey :bana demişti ki:((Bizi, irticala, gerilikte töhmetlendiri-yorsunuz. İnsaf edin. Biz, Avrupa nıemleketl.erin.in Radikal  Liberal partiprogramlarından ilham almaktayız.Liberalizmden biraz daha ütesi Sosya­lizmdir.» Kendisine sormuştum: «Sa­hi Liberalizmdan biraz daha, ötesi Sos­yalizm midir?» Serbest Fırka lideri, se­vimli teıbessümüyle gülümseyısirek, alaycı alaycı yüzüme bakmış, benim busualimi bir sualle cevaplandırmıştı:
Ya nedir? 'Mutla-kiyet mi?» Bunun, ü-zerine, ben'de ayni bakışlarla bakıpgülümseyerek1: «Neden olmasın? de­miştim. Liberalizm çok defa Mutlakiyetrejimiyle bağdaştığı görülmüştür ama,hiçbir zaman Sosyalizme yol açtığı işitilmemişitir.»

Pek iyi hatırlarım; bu sözüm Fethi Be­yi, bana karşı, şaşmakla acımak arasın da bir hâle düşürmüştü ve sonunda sabah'si büsbütün alaya döküp: «Hani, ne redeyse, demişti Cumhuriyet Halk Partisini,' karşımıza solcu1 parti olarak çıkaracaksınız.» Şu kinayeli söze na­sıl karsılrk verdiğim' pek aklımda de­ğildir, o vakitten beri, çok defa Ser­best Fırka lideriyle aramızdaki bu ko­nuşmanın zihnimi 'kurcalamaktan hali kalmadığını bilirim.

Nitekim, bir kaç gün önce, dergilerimi zin birinde okuduğum bir yazı kafam­da o bahsi yeniden tazeledi. Gördüm ki Garp âleminden bize taşınmış bazı si­yasi anlamlar ,ve bunları ifade eden tâ birler henüz yerine yerleştirilmemiş bulunmaktadır. Yüz yıllardan Iberi dili mizde kullandığımız Arapce, Farsça kelimeler gibi bu tâbirler de asıllarm-daki mânalardan büsbütün başka şey­lere tercüman oluyor. Şu hale göra, de nilebiiir ki, siyasi tartışmalarımıızn, zaman zaman bir kördögüşü şekline gi rişinin başlıca sebebini siyasi lehçemiz dek: (müphemlikl de aramak lâzım-gelir. Bazan henimizin aırni fikri, ayni maksadı savunurken bile birbirimize düştüğümüz oluyor. Neden? Zira. ıher-birimizin kendine .mahsus bir sözlüğü vardır ve bu sözlükteki eş kelimelere ayrı ayrı mânalar vermeıkt ey izdir.

Yine bu «zühul» eseri olaraktır ki, Büyük Millet Meclisinde Demojkra't Parti çoğunluğu müzakere salonunun sol tarafında, Cumihuriy&t Halk Partisi de sağ tarafında yer almıştır ve bu itibarla, her iki parti siyasi bünye teşek­küllerini karakt^rize eden liberallik ve inkılâpçılık vasıflarını tamamiyle ters aldığını göstermiştir. Kaldı ki, Demok­rat Partinin haddizatında bir üktidar partisi olduğu için diğer bütün par­lâmentolar geleneklerine göre, sağ ka­nadı Hürriyet ve Millet partililerine, solu da Halk Partisine bırakıp Merkez de yer alması iâzımgelirdi. Çünkü, mu vakkat çoğunluğu, partiler arasında, iıer şeyden evvel, (bir muvazene unsu­rudur ve bu yüzden parlâmento haya­tının mihverini tenkil etmektedir.

Temas ettiğim bu mesele sadece bir parlâmento protokolü işi olsaydı balıs.e fo'ile lüzum görmezdim. Fakat, kullan­dığımız sözler gübi kendimizin d-e yer­li yerine yerleşmemizin çek partili de­mokratik rejim bünyesinin sıhhati ba­kımından "büyük ibir .ehemmiyeti oldu­ğuna inanıyorum.

Pakistan devlet reisinin    nutkun­dan ilhamlar 24/7/1956 tarihli (Zafer) den

Kardeş Pakistanın mümtaz devlet re­isi Ekselans İskender Mirza 16 temmuz da Türkiye Büyük Millet Meclisinde büyük bir nutuk irad etti. Memleketi­mizde ve hariçte 'geniş akisler meydana getiren ibu nutuk hakkındaki düşünce­lerimiz, araya bayram girmesi sebebiy­le, biraz geciktirerek yazmak zarure­ti hasıl oldu.

İskender Mirza'mn nutku, temas etti­ği bütün mevzularda bir taraftan siya­setteki realizmin, öte yandan da insan­lığa hizmet etme idealizminin mükem­mel bir tezahürüdür. Saym misafirimizin. Türkiye ve Türle - Pakistan dostluğu 'hakkında 'hakika­ten -samimi ifadeleri meyanmda, Pa­kistan'ın kurucusu Cinnah ile madem Türkiye'nin banisi Atatürk'ü bir arsda. yâd .etmesi iki kardeş milletin yafcın. tarihlerindeki müşterek noktalardan en mühimlerinden birini belirtmesi ba­kımımdan, di-klkafte şayandır.

İskender Mirza, (bilvesile, kendi memle ketinin başlıca    meseleleri    haıkkmda Türk Milletvekillerini tenvir etmiş ve-nihayet  dış politika sahasına 'geçmiş­tir. Biz bu makalede güzide-misafiri­mizin dış politika sahasındaki irsadla--rınm ibelli 'ba^lı kısımları üzerinde    e-hemmiyetle durmak istiyoruz.

Sulhun, menfi, pasif ve bitaraf bir ta­vır takınmakla değil, ancak müsbel bir" dinamizm ve işlerin yapıcı bir zilıniyet le ele alınması suretiyle idame ettirile­bileceği ve onun ancs:k müşterek em­niyet kuvvetlerinin takviyesiyle ko­runabileceği; esasen, bizimki gibi mem leketlerin bekası için de bunun bir za­ruret olduğu kanaatlerinden hareket iledir ki. sayın misafirimiz Pakistan'ın Orta doğuda evvelâ Türkiye ile bir Dcs'taiie İşbirliği Anlaşması yaptığını, bu anlaşmanın kuvvetli bir mınıtıkavi savunma ittifakı olan Bağdad Paktına zemin teşkil ettiğini beyan etmiştir. İs­kender Mirza'mn ıbu sözlerinin değsri, aynı mıntıka içind-e müştsrek menfaat" lere sa'hip oldukları halde, prestij kaygu'ları ile tamamen makûs bir istika­met takip eden, hattâ oununla da ye-tinmiyerek, Bağdad Paktiyla tahakkuk ettirilen yapıcı politikayı tahribe ça­lışanların harekat tarzları karşısında iyice meydana çıkmaktadır.

İskender Mirza, Pakistan'ın Cenubu Şarki Asya Savunma Paktına (SEATO) da, Bağdad Paktman hikmeti vücudu nu teşkil eden âmillerle yani sulhe müşterek emniyet yolundan giıtm-sk. imaniyle katılmış olduğuna işaret ettik ten sonra. AÜanti'k kıyılarındaki Fastan tâ Endonezya'ya kadar uzanan vâ­si İslâm âleminin muh/telif meseleleri" haıkkmda en halisane temenniler ve ezcümle, «Fransız kiyasetinin Fas ve Tunus meselelerinde olduğu gibi Ceza­yir meselesinde de kendisini gösterme­si» ümidini izhar etmiştir. Onun bu temermileri, aynı İslâm âlemini bir takım demagojik udullerle kendi tahak­küm emelleri çin bir istisctnar sahası ha lifte getirmek isteyenlerin hareket tarz ,ları İle ne büyük ve ibret verici bir tezat teşkil etmekledir.

Pakistanm Hindistan'la olan Keşmir ıh tilâfınm, 1949 senesinde 'bizzat Hindis­tan'ın da muvafakat ettiği veçhile. Keş mir halkının izhar edeceği arzuya gö­re yani bir plebisitle halledilmesi lü­zumunu belirten İskender Mirza, nut­kunu Kıbrıs hakkındaki şu sözlerle bi tirmiştir:

Kıbrıs meselesinde dâvanızın haklılığı m hükümetimin ıtaımamiyle takdir ve teslim eylediğini ikait'i olarak ifade et­mek isterim. Biz bu mesele hakkında Türkiyenin tasvibine iktiran etmey-acek .her hangi bir hal çaresini destekleme­yeceğimizi müteaddit kereler açıkça ifade ratmiş bulunuyoruz.»

Aziz ve büyük dostumuzun, Türk mil­letvekilleriyle birlikte bütün Türk mil letinin kalbinde yer edecdk olan Kıb­rıs hakkındaki bu sözlerini biz sadece "Türkiye'ys karşı bir sempati ve mev­cut ittifakımızın bir tezahürü olarak değil, aynı zamanda samimi bir kana­atin ifadesi şeklinde karşılıyoruz. Acaba Keşmir'de, 'milletlerin, kendi mu­kadderatlarının (kendileri tarafından tâyini prensibinden hareketle, plebisit yapılmasını isteyen Pakistanlılar, Kıb o-s meselesinde bu prensibi nazarı iti-"foare almamakla teza'ta düşmüş olmu­yorlar mi? Gibi bir sual -bazı zihinleri işgal e&iibiür ve belki de böyle zahiri bir tezatı hususi maksatlar irin istis­mara kalkanlar bulunabilir.

Fakat, kanaatimizce, Ekselans Mirza, nutkunda birbiri ardınca temas 'ettiği bu iki meselenin ye'kdi gerin den tama­men ayrı veçheler arzettiğiııe inandı­ğı içindir ki Pakistan'ın milli bir dâ­vası olan Keşmir için plebisit yolunun en âdil ve müsbet bir hal sekli oldu­ğunu ifade etmesine mukabil, coğrafi, tarihi, hukuki ve stratejik başka çe­şit mutalara dayanan Kıbrıs meselesin de Türkiye'nin haklı dâvasını benim­semekle tezata düşülmek şöyle dursun bilâkis gitti'ko? mûdillesen beynelmilel meselelerde hakkaniyet ve nesafete erişmek için alelacele hükümlerden ve, diğer hayati âmillerde oritada dururken bir tek prensibin her yerde mutlak tat biki temayüllerinden tevekki etmiş bu Ilınmaktadır.

Esasen Türkiye «Selfi-determination prensibi Kıbrıs'ta tatbik .edilemez» der ken, ıbu prensip hiçbir zaman taitbik edilemez demek istememektedir. Bi­lâkis Türkiye, Birleşmiş Milletlerin sa­dık âzası sıfatiyle, bu teşkilâtın Ana­yasasında yer almış olan SeH-determi-nation prensibini bir hukuk kaidesi o larak .samimiyetle benimsemiştir. Şu kadar ki3 her hukuik kaidesi gibi bu­nun da istisnaları olup bu istisnalar o kaideyi ancak: teyid ederler. Bunun ak sinin düşünülmesi yani Self-determina tion'un gözü kapalı 'her yerde tatbük-e kalkışılması dünyanın siyasi haritasını, toaştan başa yeniden çizmek gibi bir iddia mânasına -gelir ki, bu da millet­lerarası münasebetlerde tam bir te-sevvüs yaratır.

İş birliği

25/7/1956 tarihli (Zafer) den:

Muhalefet partileri Meclis gruplarına izafeten yayınladıkları malûm beyanna meden sonra Muhalefet basını partile­rin tam bir mutabakat halinde bulun­duklarım ısrarla ilân eder oldular. Be yannamenin neşrini takip eden günler de beyannamenin ihtiva etitği husus­ları dikkatle inceliyerek hakikatte tam bir işbirliği ve tam bir fikri mutaba­katın mevcut olup olmadığını araştır -rmştıik. O zamanki kanaatimiz: Ge­niş bir propaganda ile partiler arası işbirliği fikrinin ortaya atılmasından sonra, bir ittifak ve müşterek hareket p'ânınm esaslarını ihtiva etmeyen ibu müşterek beyannamenin sadece prestij kurtarmak gayesini istihdaf ettiği şek­linde idi. O zaman bu kanaatlerimiz muhalefet cephesinin infiali ile karşı­lanmıştı. Bu infialin haksızlığı ve bi­zim düşüne el er imizyeki isabet geçen günlerim hâdiseleri ile tebeyyün et­miş bulunuyor.

Bu hâdiseler arasında C.M.P. Genel Sekreterinin birbirini takip eden beyanlarım zikretmek yerinde olur. Fil-haküka şimdi izinli olarak vazifesinden bir müddet- için ayrılmış bulunan bu genel segreter, muhalefet partilerinin evvelce aralarında anlaşarak müşterek bir liste ile umumi seçimlere gidilmesi nin açılan müşterek mücade.e ve işbir­liği cephesinin bir zarureti olduğunu ifade etmişti. Hiç -bir itirazı kayıt ih­tiva etmiyen bu beyanat yayınlandığı nın hemen ertesi günü garip bir sakil­de tavzih edildi. Bu .tavzihi aynı parti­nin genel sekreter yardımcısı yapıyor ve genel sekreterin ifadelerinin C.M.P. ne maledilemiyeceğini, on'ar m şahsi düşünceleri olarak kaJbul edilmesi ik­tiza ettiğini ifade ediyordu. Bu haki­katen garip bir davranıştı. Bir partinin genel sekreter liderlijnnde bulunan zat basma verdiği beyanatın nasıl telâkki olunacağını takdir etmefcten âciz te­lâkki olunabilir mi idi? Bunun - böy­le bir b-ayanat verirken şahsi fikirle­rini ifade etmekte olduğunu tasrih et­memiş olması, beyanatın partiye male-dilmek istenildiği mânasını taşımaz mı idi? Kaldı ki ortada bir sui tefehhüm mevcut olsa dahi, bunun tashihi bizzat genel sekretere düşmez mi idi? Anlaşı lıyor ki genel sekreterin beyanatı C. M.P. içinde derin bir infialin doğması­na sebe-p olmuş ve gereken düzeltme, genel sekreterin itibarını kırıcı oldu­ğu muhakkak sayılabilecek bir usul ile yapılmıştır. Hâdiseyi tâkibeden ge­nel sekreterin 1.5 ay için vazifeden me zun sayılmasını talep etmesi de tas­vir ettiğimiz tabloyu tamamlamakta ve düşüncelerimizi teyit etmektedir.

 Hâdisenin 'bu safhadan sonraki inkişa­fı da dikkate şayandır. Çünkü C.M.P, genel sekreteri vazifesinden izin almış o imasına rağunen, bu sefer sözlerinin şahsi fikirlerine tercüman olduğunu da ihmal etmeyerek başka bir beyanda bulunmuştur. Bu beyanlarda ilk fi­kirlerde ısrar edilmekte ve 1954 seçimlerine takaddüm eden günlerde C. M.P. ile C.H.P. arasında yapılması dü­şünülen işjbirÜği konuşmaları en hurda, teferruatı ila ifşa edilmektedir. Bu if­şaatın bize öğrettiği şey muhalefet par tileri arasındaki1 işbirliği teşebbüsünün ötedenberi C.H.P. den geldiği v.e bu nur. C.H.P. yi dolambaçlı yollardan ik­tidara getirecek bir, çare olarak düşü­nüldüğüdür. Muhalefet partileri içinde kendisini iktidara en ziyade liyakatli olarak gören parti C.H.P. dir. Bu iti­barla muhtemel bir değişme de iktida­rın kendisine nasip olacağı kanaatinde­dir. Bu kanaatledir ki bugün cennet­ten arsa bağışlamak kabilinden dahi olsa diğer muhalefet partilerine imkân­lar s a ılıyabilecek taahhütlere girişmi­yor, girişmek istemiyor. C.M.P. genel sekreterinin birbirini ta­kip eden beyanları, etrafında büyük gürültüler yapılan işbirliği konusuna ışık tutmuştur. Bu ışığın yardımı il 2 C.H.P. nin hakiki emellerini, diğer p2r tiler karşısındaki tutumunu görmek mümkün oluyor. Bunun görülmesi ise işbirliği efsanesinin hakiki mahiyeti ve tahaikkuk kabiliyeti hakkında herkes.e*-acık fikir verebiliyor.

3 Temmuz 1956

Stockholm :

Tanınmış İsveç gazetesi Dagens Nyttı-ter, Ankara "'hususi muhabiri Ariıt'bony Mann'm Başvekil Adnan Menderes ile Krbrıs meselesi etrafında yaptığı mülakatı biritıai sayfalında tasvip-kâr -bir şekilde neşretmektedir.

5 Temmuz 1956

Manslilya:

Milletlerarası Hepatoloji kongresinin Akdeniz ıbölümü faaliyetleri çerçevesi içinde olmak üzere, Karaciğer üze­rinde psiko-patolojik etüdlsr yapmak­la vazifelendirilen grubun 20 nci top­lantısı bugün Marsilya'da birçok mem lek-E'te mensup âlimlerin iştiraki ile açılmıştır.

Bu toplantıda heyete sunulacak etüd-ler arasında İstanbuldan Prof. Ekrem Şerif Egeli'nin «Türkiyede karaciğer sirozu sebepleri» adlı etüdü de yer al­maktadır.

P. şaver:

Kabil radyosunun bildirdiğine göre, son zelzele felâketinden zarar gören Afiganiıstan şehir ve (kasabalarını zi­yaret eden ve yardım malzemesi götür muş olan Türk Kızılay heyeti bu sa-hah uçakla Türkiye'ye dönmek üzere Kâbi Men ayrılmıştır.

İncbo (Kore):

Haber alındığına göre, Yedinci Türk Tugayına raensuu kıtalar butün İne-ho'na varmıştır.

17 'temmuzda Türkiye'ye avdet etmek üzere Kore'den ayrılacak olan altıncı tugayın yerine gelen yedinci tugaya mensup 2467 Türk askeri Amerikan donanmasına mensup S.S. Eltiliğe ge­misiyle Türkiye'den koreye nakledil­miştir.

5.500 kişiden müteşekkil tugayın geri kalan kısmının bir hafta sonra İnchona varması beklenmektedir.

Karaya inen Türk kıt'alar: Tjijongbundaki Türk karargâhına gitmişlerdir.

11 Temmuz 1956

Zürich:

İsviçre'nin ve dünyanın sayılı banka­larından Credit Suisse kuruluşunun 100 ncü seneâ devriyesini kutlamıştır. Bu münasebetle yapılan törene bütün memleketlerden çağrılan 1000 i müte­caviz şahsiyet katılmış, Türkiye'den davet edilen İş Bankasını da Umum Müdür Muavini Bülent Osma temsil etmiştir. Credit Suisse'e bir asrı dol­duran hay atım tebrik için yüzbinlerce" tebrik mektubu ve telgrafı gelmiştir.

Badigosserg (Almanya)  :

10 temmuzda Achen'de yapılan beynel milel binicilik müsabakalarında, bin­başı Koç, Yüzbaşı BoBce, Yüzbaşı Gü­neş'ten müteşekkil bulunan Türk bini­cilik ekibi, Federal Almanya Dahiliye Nazırı kupası müsabakalarında birin­ciliği kazanmıştır.

Müsabakalardan sonra Dahiliye Nazırı bizzat  kupayı   ekibimize   vermiş ve bayrağımız şeref direğine çekilerek milli marşımız çalınmıştır. Bu vesile ile halk tarafından lehimizde müstes­na 'bir tezahürat yapılmıştır.

Müsabakaları, beynelmilel 'binicilik fe derasyonu reisi, Hollanda Kraliçesinin eşi Prens Bernard ve Alman hükümeti erkânından (birçok mümtaz zevat ta­kip etmişlerdir.

Düzeltme:

Bugünkü bültenimizin 17 nci sahife-sindeki 65 numaralı haberin 3 ncü sa­tırındaki muvazenesinin kelimesi ye­rine, «muvazenesizliğinin» kelimesi ikami ediimiştir.

12 Temmuz 1956

 Sofya:

Bugün Sofya'da Fenerbahçe genç takı­mı ile Bulgar lokomotif takımı arasın­da yapılan futbol müsabakasında Fe­nerbahçe genç takımı 6-1 mağlûp ol­muştur.

Fenerbahçe genç takımının mağlubi­yetiyle sona eren birinci devr-sde Fe­nerbahçeliler sahaya anışamadıklarm-dan,dolayı iyi bir oyun çıkaramamışlar sa da İkinci devrede kendilerini to­parlamış, daha güzel ve mütecanis oy­namağa başlamış ve ıbunun semsresini de aknaıkta gecikmiyereık ilk dakika­larda bir gol kaydetmişlerdir. Bulgar­lar da oyunun sonuna doğru bir gol daha atabilmişler bu suretle müsabaka

6-1 Fenerbahçe genç takımının aleyhi­ne neticelenmiştir.

14 Temmuz 1956

 Belgrad:

Bugün Belgradda Türkiye ile Yugos­lavya arasında, Yugoslavya tarafından millileştirilen Türk malları hakkında bir anlaşma imzalanmıştır.

İmza töreni esnasında Türkiye Büyük­elçisi Sadi Kavur, bu meselenin dosta­ne bir şekilde halledilmiş olmasından dolayı memnunluğunu izhar etmiştir. Ankarada selâhiyetli kaynaklardan al­dığımız 'malûmata göre, millileştirme yoluyla Türklerin ellerinden alınmış malları hakkında ibugün Yugoslavya'­da imzalanan mukavele, evvelce im­zalanmış olan anlaşmanın meriyete gir meşini temin eden protokoldür.

Bu anlaşma gereğince, Yugos.avya, Türk hak sahiplerine üç milyon 750 bin dolar ödemeği taaMıüt etmektedir. Tediye, Yugoslavya'dan mal ihracı su­retiyle yapılacaktır. Derhal başlıyacak olan bu muamele 8 senede tamamlana­caktır.

16 Temmuz 1956

- Lisbonne:

Torb ay-Lisbonne milletlerarası kotra yangının resmi neticeleri bugün şu şekilde ilân edilmiştir:

Handikapların    hesaba    katılmasından sonra   iesbii   edilen   müddei Yarış

mesafesini alma müddeti gün   saat. dak. san.        gün. saat. dak. san.

1)Moyana(İngiltere)6       8      3          6       21     37

2)Christian Raddich (Norveç)         6       13   5725     7       24    15

3)Rüyam(Türkiye)     5       20   4621   34    26

4)Falken(İsveç)          6       18   1928      7      46    53

5)Maybe(Hollanda)   78   45          00     14    57     25

6)Glande(İsveç)         6       11    16          13     14     43     38

7)Flying Clipper(İsveç)        6        6     4205     17     21    00

8)Creo’e(İngiltere)     5       23     30          20      22     30    20

9)Sorlandet(Norveç)  7        11     41         32        23    30    52    

10)George Stages(Danimarka)        8         7      40        12         6     00    27 

11)Sagres(Portekiz)   7         16    03        26         13   14    00

12)Mercaton(Belçika)7          16   45         51        13   18    47

22 Temmuz 1956

Seul:

Kored-e Birleşmiş Milletler ordusu saflarında vazife gören 6 ncı Türk Tugayı bu sabah İnşon limanından Amerikan bandralı «U.S. Rldford» adındaki bü­yük nakliye gemisi ile Türkiye'ye mütevecci'hen yola çıkmış ve törenle uğur lanm ıştır.

General Hilmi Gİray'm komutasm'da bulunan 6 ncı Tugay bir senedenberi Kore'de bulunuyordu. Bu birliğin ye­rini alan 7 nci değiştirme tugayı ise bir ay evvel Kore'ye gelmişti.

25 Temmuz 1956

Londra :

Londra'da çıkan «Financial Times» ga­zetesinin mali meseleler muharriri Türkiye'nin mali durumuna ve Tülfc parasına dair yayınladığı 'bir yazıda ezcümle şöyle demektedir:

«Serbest 'kambiyo pazarlarında Türk parasının kıymetinde son zamanlarda görülen salâh hiç şüphesiz Türkiye'nin tediye 'muvazenesinde çoktan 'beri !bek lenen salâhın nihayet tahakkuk et­meğe başladığını gösteren bir belirti-tidir.

Türk makamlarının, düzelmenin ilk alâmetlerine rağmen, enflâsyona mani olmak için almakta oldukları tedbirle re ara vermeden, devam etmek niyetin de oldukları anlaşılmaktadır.

Bağdad:

Bu ay başında Türkiye'yi ziyarete da­vet edilen Irak (kültür heyeti onb&§ günlük seyahatinden çok güzel hatıra­lar ve samimi intibalarla dönmüştür. Heyet reisi ve Maarif Başmüfettişi Ha şim Elalusi ile arkadaşları ihtisaslarını şu sözlerle ifade etmişlerdir:

«Türkiyede bize 'gösterilen hürmet ve kardeşlik "bizi cidden mütehassis et­miştir. Türklerin Iraklıları ne kadar candan sevdiklerini Ibir İtere daha mü­şahede ettik. Gezdiğimiz yerlerde gördüğümüz ilerleme, hususiyle kültür sa­hasındaki terakkiler cidden kayda şa­yandır. Sevgili hükümdarımız Kral 2 nci Faysal ve Wiahd Prens Abdülillah hazretlerine, tgeçen sene Türkiye'yi zi­yaretlerinde gösterilen hararetli kabul ve yakın alâkanın izleri halâ görülü­yordu. Herfcss Bağdad paktının yarat­tığı dostluk sevinci içinde idi. Bütün Türk er Nuri Said Paşanın dünya ça­pında bir devlet adamı olduğunu müt tefikan beyan ediyordu. Bu müşahe­deler göğüslerimizi iftiharla ksfbarttı.

 Karachi:

Başvekil Adnan Menderes ile berabe­rindeki heyeti Afganistana götürmeik-te olan hususi K.L.M. uçağı pou sabah saat beşte Basraya uğrayarak benzin ikmalini yapmış ve Basra'dan hareke­tinden birkaç saat sonra, Kabil'e ha­va şarfarmm uçakların inmesine mü­sait olmadığı hakkında Kabil hava meydanından gelen meteoroloji raporu üzerine yolunu deriştirmiş ve bugün saat 14.30 da Karaçi'ye gelmiştir.

Başvekilimizin bu ani ziyaretinin son dakikada haber alınmasına rağmen kendisini Karaçi nava meydanında Ha rieiye Vekili Feyzullah Saudri ile Pro­tokol Umum Müdürü ve maslahatgü­zarımızla büyükelçilik erkânı ve "birçok Pakistanlı ve yabancı basın ve ajans temsilcileri karşılamıştır.

Başvekil Adnan Menderes, gazeteciler le yaptığı konuşmada şunları söylemiş­tir:

Kardeş Pakistana bir kere daha gel­miş olmaktan dolayı çok bahtiyarım.E şasen beş günlük Kabil ziyaretinden sonra buraya gelecektik.Fakat kader bunu daha evvel nasip etti. Muhterem Reisicumhurunuz İskender Mirza'nın memleketimize yaptığı ziyaret, Pakis­tan - Türk kardeşliğinin yeni ve çofc parlak bir tezahürü olarak devam et­mektedir. Halkımız, kardeş milletin büyük temsilcisine misli görülmemiş sevgi tezahürü göstermiştir. Bu ziyare­tin heyecanını kalbimde taptaze taşı­yarak bugün Pakistan'a gelmiş bulunu yorum. Türk milletinin Pakistan Rei­si cumhuruna ve Pakistan milletine karşı olan sonsuz muhabbetini bura­dan vasıtanızla kardeş millete bir ke­re daha ifade etmek bugün benim için büyük bir zevk ve saadettir, Pakistanlı gazeteciler, Demokrat Parti Meclis Grupu Reisi Ayldm Mebusu Na­mık Gedikten de ihtisaslarını sormuş­lardır. Namık Gedik, cevaben şöyle demistir:

«Kardeş Pakistanı Başvekilimizle bir­likte ziyaret etmek bizim için fbüyük bahtiyarlık: olmuştur. Şu anda Pakis­tan Reisicumhuru memleketimizi ziya­ret etmektedir. Tam ibu esnada bizim de 'buraya ansızın gelişimiz mes'üt bir tesadüf olmuştur. Muhterem İskender Mirza ve refikasının memleketimizi zi­yareti sırasında milletimiz tarafından kendilerine 'gösterilen büyük muhalbbet ve hürmeti bizzat müşahede et­mekle bahtiyar oldu'k. Muhterem1 İs­kender Mirza'nm bu ziyarete takad düm eden günlerde Kıbrıs meselesi hakkınida yaptığı beyanat Türk kaiible-rini teshir etmişti. Türkiye ve Pakis­tan için olduğu kadar Bağdad Paktına dahil diğer memleketler ve ötdki sulh­perver milletler inin .de hayır' ı olaraik iki kardeş memleket arasında daima o Iagelmig 'bulunan görüş 'birliğinin muh terem İskender Mirza tarafından Bü­yük MiBet Meclisimizde ifadesini çok mesut bir hâdiseâkki etmekteyiz. İskender Mirza. Meclisimizde ilk de­fa olarak konuşan bir devlet reisidir.

Nutukları, po!k derin ve esaslı dünya görüşlerini ihtiva eden miletlerarası çapta büyülk .bir nutuktu. Bu beyanat­larında, bizim üzerinde büyük bir has­sasiyetle durduğumuz Kıbrıs mesele­sine tahsis ettiği açık, cesaretli vs kuvvetli ifadelerinden dolayı bütün Türk milleti kendisine minnettardır. Türkiye için Kıbrıs meselesinin arzetti-ği ehemmiyet aşikârdır. Buna mutena, zır olarak Keşmir meselesinin de Pa­kistan için arzattiği ehemmiyeti tama-miyle takdir ediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi. Keşmir meselesinde Pa­kistan'ın " haklı davasını desteklemeğe hazırdır. Memleketlerimizi ayrı ayrı alâkadar eden bu meselelerden başka Bağdad paktına dahil memleketleri il­gilendiren diğer bütün meselelerde de Pakistanla fikir birliŞinde bulunduğumuzdan eminiz. Bu ziyaretimiz vesile­siyle 'Büyük Millet Meclisinin, grubu­muzun ve Türk milletinin selâm ve muhabbetlerini kardeş Pakistan mil­letine igetirmekle ayrıca büyük bahti­yarlık hissetmekteyiz.»

Başvekil Adnan Menderes ile Dahiliye ve Hariciye Vekâlş'ti Vekili Ethem Menderes, ve heyetimiz azası, Pakistan hükümetinin misafiri olarak geceyi Karadhi'de geçirecek ve muhtemelen yarın sabah, Kabilden alınacak hava raporuna göre, Afganistan'a hareket e decektir.

26 'Temmuz 1956

 Kabil:

Bütün Alganistanda gerek yol boyun­ca, gerek bizzat. Kabilde havaların ta-mamiyle açılması üzerine Başvekil Ad nan Menderes ile heyetimizi hâmil o-lan hususi uçak, bu sabah saat 8.30 da Karaşiden hareket etti ve saat 12.30 da Kabil ha-va alanına indi.

Başvekilimiz Adnan Menderes, dost Ve kardeş Afganlstamn hükümet mer­kezinde büyük törenle ve halkın mu­azzam tezahüratı ile karşılandı. Uçak­tan ineriken Başvekil Adnan Mendiares Afganistan Sadrâzamı Davud Han. Hariciye Nazırı Naim Han, eski sadrazam Mareşal Şah Mahmut Han ile Büyük­elçimiz Orgeneral Zekâ'i Okan ve Af­ganistan'ın Ankara Büyükelçisi Esadui ]ah Seraj Han tarafından selâmlandı.

İki dost ve kardeş memleketin hükü­met reislerinin karşılaşması çok sami­mi oldu. Menderesle eskiden tanışmak ta olan ve vaktiyle Türkiye'yi ziyaret etmiş bulunan Şah Mahmut Han'la Başvekilimizin musafahası bilhassa iç­tendi.

Milli marşların çalınmasından ve aske­ri kıtanın teftişinden sonra'Sadrazam Davut Han, Başvekilimizi kendisini karşılamağa ge:en bütün Nazırlara, si vil ve askeri yüiksek erkâna takdim, et­ti. Müteakiben kordiplomatik takdim olundu. Kabil'deki Türk kolonisi ile Afganistan ordusu nezdindeki Türk as keri heyeti de hava alanında idi. Baş vekilimizin   vatandaşlarla çok heyecanlı oldu.

Hava meydanından itibaren Başvekil Menderes'in Kabilde ikametine tahsis edilen Sadaret Gülhane köşküne ikada bütün yollar, iki taraflı hıncahınç halk la dolmuş bulunuyordu. Şehir baştan­başa Türk ve Afgan 'bayraklariyle natılimıştı. Onbinleree Kâbilli hükümet reisimizi durmadan alkışlıyor, zinde -bat diye, yaşa diye haykırıyor, ellerin­deki Türk bayraklarını sallıyordu. Baş vâkfımız, halikın bu içten gelen sevgi tezahürlerine mukabelede bulunuyordu. Kâbiililer, Afganistan hükümet merkezinde bu derece parlak bir kar­şılamanın ve geniş halk tabakaları te­zahürünün şimdiye kadar misli bulun madiğini söylemektedirler. Kâtoil halkı hükümet reisimizi adeta bağrına bas­ta ve kendisinin. şahsında Türk milletine 'kara: olan derin kardeşlik his lerini bütün heyecanı ile izhar etadkte idi.

Sadrazam Davud Han, Başvekil. Adnan Menderes'i Gülihane köşküne kadar gö tünmüş, orada 'kendisinden ayrılmıştır. Başvekilimiz, bu sırada Sadrazam Davut Han'a kardeş Afgan milletinin gös terdiği bu hararetli hüsnü kabulden do layı duyduğu minnet ve şükran hisle­rini ifade etmiş, ibu içten tezahürat karşısındaki heyecanını bildirmiş, Türk mi! Jetinin de Afganistana ve kardeş Afgan milletine karşı aynı derecede de rin ve heyecanlı muhabbet hisleri taşı makta olduğunu ve »kuvvetli dostluk bağları ile merbut bulunduğunu kay­detmiştir.

Başvekil kardeş Afgan milletine, Türk milletinin bu Tn.uhafbti.et hislerini ve se lamlarını getirdiğini ve bundan dola­yı çok büyük bir zevk duymakta oldu­ğunu da ayrıca söylemiştir.

Başvekil Adnan Menderes, Hariciye Vekâleti Veki'i Ethem Menderes ve heyetimizin diğer âzası ile 'beraber öğ leden sonra Nadir Şah'm mezarına bir çelenk, koymuştur. Saat 17 de Sadare­te .giden Başvekilimiz, Davut Han'ı zi­yaret, etmiş ve kendisiyle görüşmüştür. Bu akşam Sadrazam tarafından Başve­kilimiz ve Türk heyeti şerefine resmi bir ziyafet verilecek ve bunu bir kabul resmi takib edecektir.

27 Temmuz

Kabil

Dün öğle üzeri Afganistan hükümet merkezine gelmiş olan Başvekil Adnan Menderes, bu sabah, eski Sadrazam Ma reşal Sah Mahmut Hanı' evinde ziyaret etimiıştir.

Şah Mahmut Han, sadrazamken mem­leketimize 'bir ziyarette bulunmuş, ay­rıca .İstanbulda oturmuş, Başvekil Ad­nan Mendereste oofe samimi dostluk ra bıtalan teessüs etmişti. Mareşal Şah Mahmut Han, dün. Başvekilimizin Ka­bile gelişinde Protokol harici olarak kendisini uçaktan inerken karşılamış ve Başvekil ile uzun 'uzun kucaklaşıp öpüşmüşlerdir.

Kâbı':

Afgan Sadrazamı Davut Han tarafın­dan dün gece Başvekil Adnan Mende-. res şerefine' verilen, ziyafet ve bunu takip eden kaibul resmi çok samimi ol. muş, Ibütüh nazırlarla sivil ve askeri rical ve kordiplomatik hazır bulunmuş

tUT1.

Bugün öğleden .evvel Gülhane (köprün­de Başvekil ve Hariciye Vekilleri ara­sında 'görüşmeler yapılmıştır. Adnan Menderes ve Ethem Menderes., öğle yemeğini Afgan Hariciye Vekilinin da­vetlisi olarak Pargman'da yemişlerdir. Afgan Kralı, bu akşam sarayda Başve­kilimiz şerefine bir ziyafet verecektir.

Kabil:

Başvekil Adnan Menderes'in Kabil'i ziyareti, 'tarihi ve an'anevi Türk - Af­gan dostluğunun ve kardeşliğinin yeni bir revnakla parlamasına mesut bir ve sileşkil etmiştir. Bütün Kâbi1 gaze­teleri ve (bu arada İslah ve Hidat, bi­rinci sayfalarının yarısını Başvekili­mizin ziyaretine tahsis etmekte, ziya­rettin tafsilâtını verirken Afgan halkı­nın içten gelen hararetli tezahürlerini bilhassa belirtmeıkte, başyazılarında da iki kardeş memleket arasındaki sıkı dostluk .bağları, yakın kardeşlik müna­sebetleri, bum'arın arzettiği büyük kıy­met ve istikbal için yaptığı vaadlar üze rinde durmaktadır.

Yarı rresmi "Baihter Ajansı da, Başveki­limizin ziyaretinden bahsederken, Af­ganistan ile Türkiye arasındaki müna­sebetlerin yalnız konvansiyon el politi­ka ve diplomasiye dayanmadığını, bun lavın temelini iki millet arasındaki kar deşliğin teşkil ettiğini, iki "milletin bir­birlerine kar^ı daima muhabbet, hür­met ve iyi niyetle nıütehalli olagelmiş bununduklarını yazmaktadır. Bafater A jansmin kaydettiği gibi, bilhassa son seneler zarfında iki memleket arasın­da teati edilen ziyaretler v-e bu arada geçen sene Afgan Hariciye Nazırının Ankarayı, şimdi de Türk Başvekili ve Hariciye Vekilinin Kabil'i ziyareti ilci memleket arasmda'k samimi münase -betlerin mıvkni delillerini vermekte­dir.

B'athter Ajansı, Başvekil Adnan Men­deres'in ziyaretine tahsis ettiği yazısı­nı şu cümle ila bitirmektedir:

«Menderes'in Kabil'i ziyaretinin ve bu münasebetle yapılacak fikir teatisinin iki kardeş millet münasebetlerini da­ha iyi bir an'ayışla daha, da kuvvet­lendireceğine tamamiyle eminiz.» ,

Kâ'bil radyosu, Başvekil Menderes'inziyareti münasebetiyle hususi bir program tertip etmiş bulunmaktadır. Eadya, ziyarete ait tafsilâta ve Türkiyehakkındaki konulmalara geniş zaman
ayırdığı gibi ayrıca klâsik ve halkTürk musikisi yayınlarına da genişyer vermiştir.

28 Temmuz 1956

 Kabil:

Başvekil Adnan Menderes'in Kabili zi yaretiyle başlıyan Türk - Afgan .görüş­meleri çok samimi ve dostça bir hava içinde devaım etmektedir. Dün öğleden evvelki iki bucuk saatlik görüşmeyi, Hariciye Nazrının Bağdum bahçelerin­de verdiği öğle yemeği sonundaki fi-liir teatileri takip etmiş, Kâbi! müze­sinin ziyaret edilmesini müteakip Şû­rayı Milli Reisinin akşam ziyafetinde ayrıca fikir teatilerinde bulunulmuştur.

İki dost ve kardeş hükümet reisi arasında, bugün öğleden evvel, beraberle­rinde Hariciye Vekilleriyle umumi kâ­tipleri ve karşılıklı Ibüyükelçileri ol­duğu ttalde geniş fikir teatisi yapıl mıştır. İki hükümet reisi ve mesai ar­kadaşları, görüşmelerin yapıldığı salon dan çok beşuş bir yüzle çıkmışlardır.

Kabilde bugün siyasi görüşmelere de­vam olunurken heyetimizin diğer aza­sı, Afgan kalkınma programı dahilin­de yapılmakta olan Surubi Barajı inşa­atını gezmişlerdir. Hükümet merkezin den 50 kilometre mesafede, Kabil neh­rinin sarp bir boğazında sırf Afgan ser­mayesiyle Batı Almanya mühendisleri tarafından kurulmakta olan bu baraj, 7 ay sonra 22 ibin kilovat enerji verecek, Kabil ve civarının endüstri kalkınma­sında mühim bir rol oynıyacaktır.

Kral Zahir Şah, hükümet reisimizle Ha riciye Vekâleti Vekilimizi ve heyetimi zin diğer azalarını bu akşam kabul e-decöktir. Dilküşa sarayındaki akşam yemeğinden sonra Afgan Kralının hu-zuriyle görüşmelere devam olunacaktır.

Afgan gazeteleri Başvekilimizin ziya­retine geniş sütunlar tahsisine devam etmekte, ,iki memleket arasındaki dost­luk ve yakınlığı belirtmekte, Mende^ res'in Kabil'i ziyaretinin ve bu münase betle yapılmakta olan görüşmelerin iki kardeş memleket arasında esasen mevcut dostluğiU daha da kuvvetlendi­receği ümitt ve 'kanaatini izhar etmek­tedirler.

29 Temmuz 1956

 Kabil:    

Kral Zahir Şah, dün akşam, Başvekil Adnan Menderes'i yemekten evvel ka bul ederek kendisiyle yarım saat ko­nuşmuş, müteakiben heyetimizin diğer azasını kabul etmiştir.

Sarayda Afganistan Kralının Başve­kil Menderes şerefine verdiği ziyafette Mareşal Sab. Mahmut Han ,Sadrazam Davut Han, nazırlar, Ayan ve Mefbu-san Reisleri ile Erkânı Harbiyei Umu­miye Reisi hazır 'bulunmuştur. Toplan ti samimi bir hava içinde geç vakte kadar  devam etmiştir.

Başvekil Adnan Menderes, Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes ve he yetimizin !diğer azası bugün Afgan or­dusu «tarafından şereflerine tertip edi-ien askeri tatbikatta hazır bulunmuş­lardır. Afgan Erkânı Harbiyei Umumi ye Reisi Tümgeneral Seyid Salih Han saat 9 da Başvekili Guühane kasrından alarak şehirden yirmi kilometre mesa­fedeki tatbikat sahasına götürmüş, ora da yüksek rütbeli subaylar tarafından karşılanmıştır.

Afgan Harp Okulu Kumandanı Tümgâ neral Muharnmed İshak, Afgan ordu­sunun bir subayı sıfatiyle kardeş mil­letin Başvekilini harp okulunun kamp sahasında ve tatbikat bölgesinde selâm lanıaktan duyduğu büyük şerefi belir­ten bir hitabede bulunmuştur. Tüm­general İshak ezcümle demiştir ki:

«Bu tatbikatın tarafınızdan seyredil meşinin ayrı bir kıymeti vardır. Çün­kü bu? kardeş Türk ordusu subayları­nın senelerce bizim ordumuzda, hassa­ten harp okulumuzda sarfettifeleri me­sainin bir neticesidir ve iki millet ara­sındaki samimi dostluk ve kardeşliği göstermektedir. Kardeş Türk ordusu subay arkadaşlarımın müessesedeki çok şayanı takdir çalışmalarını Türk Başvekiline arzetmeyi kendime zevkli bir vazife bilirim.»

Harp Okulu Kumandanı, bundan sonra sözü Türk askeri heyetinin başkanı Al bay Namık Kemal Ersün'e terketmiş-t&r. Afgan Harp Okulu hocalarından "olan ve harekât müdürlüğü vazifesini gören, Albay tatbikatın mevzuunu an­latmıştır. Harekât neticesinde, ibir ge­ce baskını sonunda e1 de ettiği mevzi-lerden düşman, bir alay çerçevesi için­de takviyeli bir taburun topçu, tank ve taktik hava kuvvetleri desteği ile yapıcı taarruz neticesinde terkedilecek ti. Taarruz esnasında da piyade topçu tank ve hava kuvvetleri arasmda işbir­liği yapılacaktı. Hindikuş dağlarının serpintilerinden Simsar ve Kuvel tepe­lerinin eteklerine top, havan ve hava kuvvetlerinin hazırlık ateşinden sonra pivadenin yaptığı ve ateş kavmasiyle birlikte gelinir di gi taarruz çok mu­vaffakiyetli olmuş ve kardeş Afgan ordusunun mükemmel durumunu ve modern si'âhlara hâkimiyetini belirt.mistir. Harekât sonunda hakemlerin verdiği -aporlara göre, taktik hava kuv vetleri yüzde doksan beş, havanlar yet mişibeş, -topçu ddksandbkuz, ağır maki­neli seksen, piyade ellisekiz, muhabe­re yüzde yüz muvaffak olmuştur. Ha­rekât sonunda Başvekil Adnan Men­deres, Genelkurmay Başkanına hara­rette teşekkür etmiş, tebrik ve takdir­lerini bildirmiştir. Ayrıca Harp Okulu Kumandanı ile Harekât Müdürünü de tebrik etmiştir.

Başvekil Menderesle heyetimiz azasi öğle yemeğini eski Sadrazam Mareşal Şaih Mahmut Gazi Han'ın davetlisi ola­nak Gulbaıg kasrı bahçelerinde yemiş­tir.

Bu akşam Türkiye büyükelçiliği bah­çelerinde büyük bir kabul resmi yapı­lacaktır. Bu kabul resminde bütün. Af­gan ricaliyle diplomatlar ve Türk ko­lonisi davetlidir.

30 Tsmrauz 1956

 Karaehi:

Dosit ve kardeş Afganistan'a yaptığı resmi ziyaretten avdet etmekte olan Başvekil Adnan Menderes, bu sabah sa at 9.30 da Hariciye Vekili Ethem Men deres ve heyetimizin diğer azası ile beraber Kabil'den uçakla! hareket et­miş, hava alanında Sadrazam Serdar Davut Han, eski Sadrazam Serd'ar Şah Mahmut Han, Hariciye Nazırı Na-im Han, bütün nazırlar, sivil ve askeri erkân ile kordiplomatik ve Türk kolo­nisi tarafından uğurlanmıştır. Alanda askeri merasim yapılmıştır.

Başvekil Menderes Kabilden hareke­tinden evvel Afgan Kızılayma 1000 do lar teberruda bulunmuştur.

Menderes'i hâmil uçak Kandehar'da kısa bir ikmal tevakkufundan sonra sa at 18 da Karachi'ye gelmiştir. Başve­kilimiz Karaehi hava meydanında as­keri merasimle kardeş ve müttefik Pa­kistan Reisicumhuru İskender Mirzanın temsilcileriyle Başvekil Muham -med Ali, Hariciye Vekili, diğer rical ve kordiplomatik tarafından karşılan mıştır. Hava meydıaını binasının büyük

taraçasını dolduran hal'k hararetli tezaihüratita ıbulunmuştur. 'Başvekil: Men­deres doğruca Reisicumhur sarayına gitmiştir. Kendisi burada bulunduğu müddetçe orada ikamet edecektir.

Bu akŞam : saat 9 da Reisicumhur sa­rayında iki kardeş ve müttefik rnsem-leket '"Başvekil ve Hariciye Vekilleri arasında 'görüşmeler yapılacaktır. Öğ­renildiğine göre 'görüşmelere, iskender Mirza'nm Başvekil şerefine vereceği aksam yemeğinden sonra da devam o-İLunac aktır.

Pek muhtemel olarak Başvekil (Men­deres yarın Karachi'den hareket ede­cek ve Tahran'dan geçerek öbür gün İstanbul'da olacaktır.

Başvekil Menderes, hava alanındaken dişini selâmlıyan gazetecilere Karachi-ye ıgelmekten her zaman olduğu gibi bu sefer de çok memnunluk duyduğu­nu, ıburada kardeş ve müttefik memle­ketin devlet adamları ile görüşmeler yapacağını söylemiş, yarın Hareketi sı rasmda gazetecilerle daha uzun görüş­menin mümkün olacağını ilâve etmiş­tir.

 Tokyo :

Pekinden alman foir haibere nazaran, Çinliler Cen-giz Han'ın ölümünün 729 cu yıldönümünü, Sannehir civarında Ezen Hozoo'da Cengiz Han için inşa ettikleri ve igeçen sene ekim ayında ik mal olunan büyük' â'bide Önünde kutla­mışlardır.

 Karaclıi:

Reisicumhur sarayında Türk - Pakistan Başvekil ve Hariciye Vekilleri bu sa-toaih da buluşmuşlar,. dünkü görüşmele.. rine devam etmişlerdir.

Pakistan gazeteleri, birisi Kabilden di­ğeri Paris ve Londra ve Mekkeden dön müş bulunan iki yakın kardeş ve anut tefik memleket Başvekilleri arasında bu sırada yapılan 'görüşmelerin ehem­miyeti üzerinde durmakta. Başvekil Mendeers'in Türkiye'ye avdet ederken bir akşam da Taihranda kalarak müt­tefik İran devlet adamlariyle görüşece­ğini ayrıca belirtmektedir.

Pakistan Başvekili JVTuhammed Ali ta­rafından Menderes şerefine bugün bir öğle yemeği verilmiş, yemekten sonra fikir teatilerine devam olunmuştur.

Başvekil Menderesle heyetimiz, saat 18 e doğru Pakistan Reisicumhuru İs­kender Mirza tarafından, Türkiye'ye? kadar hükümet reisimizin emrine tattısis edilen, Pakistan Kiyaseticumihur hususi uçağı ile Karachi'den kalkarak. Tahran'a gidecektir.

Kardeş ve müttefik İran hükümet iner kezinde bir .g-sce kalınacak, yarın muin temelen, öğleye doğru Tahran'dan İstanbula hareket edilecektir.

Yunan Hariciye Vekilinin Başvekilimize cevabı

4 Temmuz 1956

 Atina :

Yunan Hariciye Vekili Averof yerli ve yabancı basın muhabirlerine, Baş­vekil Adnsn Menderes ve Hariciye Vekili Ethem Menderes'in Kıbrıs hak­kındaki konuşmalarına bir cevap mahiyetinde beyanatta bulunmuştur.

Averof şöyle demiştir:

Türkiye Başvekili Adnan Menderes'in ve Hariciye Vekil Vekilinin ko­nuşmalarını hayret ve üzüntü ile okuduk, hakikati gizlemek, andlaşmaları bozmak gayreti ve gizli tehditler, bu beyanların mümeyyiz vasıfları­dır Hâlâ Türk - Yunan İşbirliğinin fayda-ve ehemmiyetine inanan Yu-nan hükümeti, Menderes hükümetinin tutmuş olduğu yolu takip etmiye-çektir. Yunanistan hakikat yolunda kalacak ve hakkı    destekliyecektir.

Medeni Kıbrıs milletinin kendi mukadderatını tayine hakkı vardır. Yuw nanistan antlaşmalarına sadakatle bağlı kalacaktır ve icap ederse başka­larına cazip gelen tarafsızlığı seçmiyecek her zaman yaptığı gibi hürriyet mücadelesini tercih edecektir.

"Milletlerarası sulh teşekküllerine sadakat gösteren Yunanistan, mütıte-diklerinin .mâkul ihtiyaçlarını karşıhyacak, hal çarelerini kabul edecek­tir. Yunanistan tehditlere asla aldırmıyacak ve kendisi ıbu yola sapmıya-«eaiktır. Neticede Yunanistan asla -tehdit ve silâhtan korkmadığını göstere­cektir. Halihazırdaki milletlerarası gergin havaya rağmen Yunanistan "hakikat yolunda ilerlemekte devam edecektir.

Averof un 'beyanatından sonra Devlet Veklii Çaços hükümet namına Yu­nan görüşünü anlatmış ve bilhassa bazı noktalar üzerinde    durmuştur.

Devlet Vekili Çaços Kıbrıs'ın Yunanistan'a 'ilhakı hususunda Türkiye'nin selâmeti ve emniyeti bakımından endişeye düşmemesinin icabettiğini, -zira iki memleketin birbirlerine iki paktla (yani NATO ve Balkan Pakt­ları) bağlı olduklarım söylemiş, bundan başka Lozan muahedesinin ye­niden gözden geçirilmesinin başkalarına fayda sağlayabileceğini ve Bo­ğazlar meselesinin de bu gözden geçirme sırasında bahis mevzuu olacağı ve belki de bir rejim-değişikliğine sebebiyet verebileveğini iddia etmiş Başvekil Adnan Menderes'in Afgan Bahter Ajansına beyanatı:

27 Temmuz 1956

 Kabil:

Başvekil Adnan Menderes: Afgan Bahter Ajansına şu beyanatta bulun­muştur:

«Kardeş Afganistan'a hava muhalefeti yüzünden maalesef bir gün, geçgeldik. Bu belki, haddizatında, mühim bir teahhhüt değildi, fakat bizlere çok uzun geldi. Şiddetle arzu edilen bir ziyaretin bir kere gün ve saati tesbit edildikten sonra teahhüra uğraması, ne kadar kısa zaman için ,olsay iştiyakı büsbütün teşdit ediyor.

Cümlece malûm olduğu üz'ere, Afgan - Türk dostluğu çok kadim ve sami­midir. Dostluğumuzun iki esaslı vasfının muhterem Kabil halkı tarafın­dan ne kadar iyi takdir edilmekte olduğunu .bizzat müşahede etmek bah­tiyarlığına nail olduk. Kabil'e ayak bastığımızdan beri gördüğümüz müsr tesna samimiyet ve kardeşlik tezahürleri bizleri son derece mütehassis ve minnettar etti.

Biz Türkler, Afgan kardeşlerimizin, istiklâl ve emniyet içinde, aziz va­tanlarını en kısa zamanda ileri bir imar ve ümran seviyesine ulaştırdıky larmı görmekten derin sevinç duyarız. Samimi bir kardeş sıfatiyle kendilerine herhangi bir, sahada bir faydamız olabilirse elimizden geleni en büyük memnuniyetle yaparız.

.Türkiye hükümetinin ve Türk milletinin kardeş Afganistan hakkında besledikleri bu his ve kanaatleri resmi ziyaretimin ilk gününde ifade edebilmek fırsatını bulduğumdan dolayı çok bahtiyarım.

Afganlı kardeşlerimizi deTİn hürmetle selâmlar ve Cenabı Hak't&n, on­ları daima daha mes'ut ve müreffeh kılmasını ve her türlü âfetlerden ko­rumasını niyaz ederim.»

Davut Han'ın verdiği ziyafette Başvekilimizin jirad jettiği nutuk :

 Kabil:    

Afgan Sadrazamı tarafından verilen ziyafette Başvekil Adnan Menderes, Davut Han'ın nutkuna şu nutukla mukabele etmiştir;

«Altes:

Ben ve arkadaşj.arım, bugün, kardeş Afgan topraklarına ayak bastığımın ve elinizi sıkmakla şeref duyduğumuz andan itibaren gördüğümüz, bize kendi yurdumuzda imişiz hissini verecek derecede hararetli kabulden do­layı heyecan içindeyiz.

Muhterem Kâibil halkının kitleler halinde gösterdikleri candan sevgi te-zahiHeri ve memleketimiz arasında tarihin derinliklerinden gelen en sajnimi mukabil sevgi hisleri, alteslerinin şimdi irad 'buyurmuş- oldukları jıutukla tahkim edilmiş ye en güzel ifadesini bulmuş oluyor.

Yüksek şahsiyetini ve dost ve kardeş Afgan milletini temin etmek isterim ..ki, memleketimize ve milletimize karşı beslendiğine şahit olduğumuz iyi ve güzel hisler, aynen Türk milletinin kalbinde de yaşamaktadır.Bina­enaleyh Türkiye'den Afganistan'a dostluk ve kardeşlik hislerinin en kuv­vetli teminatını getirmekle bahtiyarım.

Altes ,

Veciz ve samimi nutkunuzda, memleketlerimizin ciddi ve manevi ilerle­mesinin sulha bağlı bulunduğuna, cihanda sulhun teessüsünü samimiyet­le arzu etmekte olduğuna ve bunun temini için de küçük - büşyülk bütün milletlerle dostluk içinde yaşamak istediğinize işaret    buyurulmaktadir.

3u fikirlerinize samamiyetle iştirak ettiğimizi arzederken bilhassa dost ve kardeş olarak sevdiğimiz milletler arasında karşılıklı muhabbet ve hürmetin câri olmasının en aziz emelimizi teşkil ettiğini ilâve eylemek istenim.

.Filhakika milli mevcudiyetlerimizin bile tehdit altında bulunduğunu his­settirecek kadar büyük tehlikelerin 'mevcut olduğu1 bugünkü dünyada hakiki ve âdil bir sulhu özlemek kadar tabii ne olabilir. Kaldı ki, tarihi ve sair birçok sebeplerle zamanın terakkiyatma uymamış olan memleket­lerimizin bir an evvel maddi ve manevi ,sa(halarda kalkınmalarını temin edebilmek ve gene memleketlerimizin birçok ihtiyaçlarını medeni ölçü­lerde karşılamak imkânına sahip olabilmek için de hakiki ve devamlı :sulha ne kadar muhtaç bulunduğumuz aşikârdır.

Dünyanın küçük büyük bütün milletleriyle hakiki dostluk, tesis edebilmek-arzusu sulhu cidden seven ve ona hayati bir kıymet atfederek adaletlive devamlı bir sulihün teessüsü gayesine bağlananların şiarı olmak lâzım-gelir. Ancak yüksek şahsiyetlerinin de takdirde .gecikmiyecekleri bir hu­sus vardır ki, o da sulha karşı duyulan özleyiş ve iştiyakın siamimiyet ve"hararet derecesi ne olursa olsun bu özleyiş ve iştiyakın ve bütün millet­lerle dostluk bağları tesis arzusunun kâfi gelemiyeceği hakikatidir. Dün­
yada özlenen ve elde edilmesi için iştiyak duyulan kıymetlerin ve ga­yelerin istihsali dçin atfedilen ehemmiyet ve kıymet nisbetinde, sırasın­da ve icabında fedakârlıkta bulunmayı da derpiş etmek yerinde olur ka­naatindeyim.Bu naçiz fikrimi de Alteslerinin benimle paylaşacaklarından eminbulunuyorum.  

Altesleri, bir zamandan beri Türkiye'nin kardeş Afganistan'a yapmış ol­duğu askeri ve kültüne! yardımlara da temas eylemek lütfunda bulun­dular. Bu naçiz ve mütevazı dostluk tecelliyatmı ancaik 'bir başlangıç telâkki etmelerini Alteslerinden rica ederim. Memleketimiz, dost ve kar­deş Afganistan'a daha geniş Ölçüde faydalı olabilmekten derin bir bah­tiyarlık hisseder.

Muhterem Başvekil,

Hanedanla beraber Kral Hazretlerinin daima muvaffak ve mesut olmasını ve bütün tarih hoyunca (hürriyet ve istiklâline bağlı kalmış olan asil ve .haysiyetli Aşgan milletinin daima hürriyet ve istiklâl içinde refa­ha doğru süratle ilerlemesini 'bütün kalbimle temenni ederim.»

Afgan Sadrazamı tarafından Başvekilimiz şerefine v.erilea ziyafette Da­vut Han'ın irad ettiği nutuk

 Kabil: ,

Afgan Sadrazamı Davut Han, dün akşam Başvekil Adnan Mender'es şe­refine sadaret sarayında verdiği ziyafetin sonlarına doğru şu nutku söy­lemiştir:

«Başvekil Hazretleri,

Bu mes'ut anda zatıâlinizle muhterem arkadaşlarınızı memleketimizde karşılamakla ,çok bahtiyarım. Bu münasebetle zatıâlinize en derin dost­luk duygularımı -takdim eder ve samimiyetle hoş geldiniz derim.

Bu mesut ziyaret, eskidenberi Afganlılarla Türkleri birbirine bağlıyan dostluk ve kardeşlik münasebetlerinin, iki millet arasındaki samimi alâ­ka ve .an'anevi'yakınlığın bir tecellisidir. Bundan dolayıdır ika, zatıâlinizin ve arkadaşlarınızın bu ziyareti her Afganlının kalbini sevinçle dol­durmaktadır.

Dünya uzun zamanrienberi karşılaştığı sayısız badireler içinde çalkalia-.nırken, Afganistanla Türkiye arasında bütün bu uzun müddet zarfında mevcut olagelen sarsılmaz dostluk münasebetleri yalnız devam etmekle kalmamış, günden güne artmış ve inkişaf etmiştir. Bu dostluğun en kuv­vetli unsuru, hüsnüniyete dayanmasıdır. Afganistan .ve Türkiye halkı arasındaki dostluk ve kardeşlik hislerinin sağlamlığını temin eden, bdl-hiassa bu hislerin iki milletin karşılıklı derün sevgilerine dayanmakta ol­masıdır.

Zatıâlinizin memleketimize teşrif buyurmaları iki dost ve kardeş mem­leket arasındaki iyi münasebetlerin doğurduğu hayırlı neticeleri şayanı dikkat 'misallerle 'bizlere hatırlatmaktadır. Türkiye'nin Afganistan'a kül­tür ye irfan safhasında yaptığı çok değerli yardımlar ve bu sahalardaki iş­birliği her Afganlının: sevinçle hıatırlıyacağı vakıalardır. Afganlıların sıh­hi ve askeri öğretimde Türk kardeşlerinden edindikleri "manevi istifade­leri Afganistan, daima minnettarlık ve kadirşinaslık duygularıyla karşı­lamış ve karşılamaktadır.

.Afganistanla Türkiye arasında münasebetler kurulalılberi bu hayati sa­halarda elde edilen fayda daima hissedilmiş ve Afgan halkının sağlık ve iyiliğine dokunan bu işlerin tesiri sarsılmaz bir itimad tevlid etmiştir. ,

Afganistan halkı, cihanda sulhun idame ve tahkimini kendi milli hayatı­nın muhtelif sahalarındaki .ümran ve gelişmeyi temin için esaslı prensip ittihaz etmiştir. Afganistan, maddi ve manevi ilerlemesinin ancak bu sulh muhiti içinde mümkün olabileceğine inanmaktadır. Bunun için Af­ganistan halkı cihan sulhunu (büyük bir .arzu ile istemekte ve bunun te­mini için de dünyada ibüyük-küoük milletler arasında dostluk ve itimad hislerinin doğmasını herşeyden daha mukaddes saymaktadır.Afgan ve Türk milletleri 'arasında içten gelme olarak mevcut dostluk ve kardeşlik rabıtaları, sarsılmaz itimad ve itminan hislerinin kuvvet ve ehemmiyetine bariz bir misaldik. İşte zatıâlinizin ve yol arkadaşlarınızın bu kere memleketimize teşrifleri bunu bir kat daha değerlendirmiş bu­lunuyor.

Başvekil hazretleri , 

Şahsımın, hükümetimin ve Afganistan halkının en derin ve samimi duy­gularını takdim eder, zatıâlinizin sıhhat ve selâmetini, kardeş Türk (mil­letinin saadetini temenni eylerim.

Başvekil Adnan Menderes'in Kabil (ziyareti sonunda neşredilen müşteK r,ek tebliğ :

30 Temmuz 1956   >

 Kabil:    

.Başvekil Adnan Menderes'in Afganistan'ı.ziyareti sonunda bu sabah aşa­ğıdaki müşterek tebliğ neşredilmiştir:

«Afganistan Başvekili Serdar Mufoammed Davud Han'ın, davetine icabet­le Türkiye Başvekili Adnan Menderes ve Hariciye Vekâleti Vekili Et-hem Menderes, beraberlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi azalan ile yüksek memurlarından müteşekkil bir hey'et bulunduğu, halde 27 Temmuz 1956 da Kabil'e gelmişlerdir.

İki memleketin devlet adamları, 27 ve 28 temmuzda toplantılar yaparak fikir müdavelelerinde bulunmuşlardır. Bu toplantılar ve fikir müdaveleler başından sonuna kadar, Türkiye ile Afganistan arasında çok uzun bir maziden beri mevcut, olmuş bulunan dostça, ve kardeşçe münasebetlerin vasfı olan samimiyet ve dostluk havası içinde cereyan etmiştir.

İki kardeş memleketin devlet adamları, yekdiğerinin milletinin refahı hususundaki iyi niyet ye iyi temennilerini ifade ederken iki memleket arasında daima mevcut bulunan sıkı ve samimi münasebetleri devam ettirmek azimlerini teyid eylemişlerdir. Muhtelif sahalarda dia daha ya­kın işbirliği yapılması ye bu işbirliğinin esasen mevcut bulunduğu sa­halarda daha-da ileri götürülmesi hususundaki karşılıklı arzularını ifade etmişlerdir.

İki memleketin devlet adamları, herbirinin memleketinin maddi ve ma­nevi inkişafının ötekinin en yakın alâkasına mevzu teşkil ettiği ve Türk ve Afgan milletlerinin arasındaki kardeşçe münasebetlerin ışığı altında bu sahada gayretler sarfedilmesi icap eylediği hususundaki kanaatlerini müttefikan izhar etmişlerdir.

İki 'memleket devlet adamları, ,tam bir itimad ve samimiyet zihniyeti içinde, herbirinin memleketinin siyasetini tesbit hususundaki serbestisi­ni ve karar alma hürriyetini teslim ederken her1 iki memleketin de ge­rek kendilerinin gerek dünyadaki bilcümle diğer memleketlerin sulh ve refah içinde kalmaları 'gayesini takip ettiklerini müşahede hususunda ta­mamen mutabık kalmışlardır.

İki memleketin devlet adamları, dünya sulhunun bütün insanlık emelini -teşkil eylediği ve bu sulhun korunması ve idamesinin küçük büyük bü­tün milletler için bir vazife olduğu ve bu vazifenin milletlerin herhangi "bir fank .gözetilmeksizin mutlak bir müsavat için işbirliği yapılmasını ica-bettirdiği hususundaki inançlarını ifade eylemişlerdir.

İki memleketin' devlet adamları, Birleşmiş, Milletler andlaşması prensip­lerine ve ruhuna riayet edilmesinin ve bu prensiplerin manen ve mad­deten desteklenmesinin insanlık ve dünyada sulh ve emniyet dâvasına hizmet teşkil edeceği hususundaki görüşlerini teyid eylemişlerdir.

Dost ve kardeş iki millet arasında doğrudan doğruya temaslar vuikuu-mun kıymeti bir kere dahla, tesbit edilmiş ve iki /taraf arasında şahsi te­masların idamesi hususundaki ,arzu bir kere daha tebarüz ettirilmiştir. Türkiye Başvekil:!, Majeste Afganistan Kralına Türkiye'yi resmen ziya­ret etmesi hususunda Türkiye Reisicumhurunun davetini iblâğ eylemiş ve Majeste Kral, bu daveti kemali nezaketle 'kabul 'buyurmuşlardır. Tür­kiye Başvekili ile Hariciye Vekâleti Vekili Afganistan Başvekil ve HaTicıye Vekilini Türkiyeyi ziyarete davet etmişler ve bu davet kendileri tarafından   kabul olunmuştur.

Türk ~ Yunan münasebetlerinde te reddi

Yazan: A.Ş. Esmer

12/7/1956 tarihli i(Ulus) dan:

Kıbrıs'ın ilhakı (Enosis) politikasını be nimseyip onu dış politikalarının ön plânına alan politikacılar, Yunanistanı nerelere sürüklemiş olduklarını şimdi görmektedirler,Enosis aslında eski bir dâvadır ve yarım yüz yıl evvellerine kadar geri gider. Fakat bu, Kıbrıs'ın Rumlarına münhasır bir mesele idi. Zaman zaman Rum gençleri Yunan bayraklarını ç-ekerek. Valinin konağı­na giderler, Kıibrıs'm Yunanistan'a il­hakını isterler, baştan savma bir ce­vap alarak geri dönerlerdi.

Temkinli Yunan politika adamları, E-nosis'i bir milletlerarası mesele haline getirmekten daima çekindiler. Versa-illes konferansında Yunan isteklerini ileri sürerken Venizelos, Kıbrıs hakkın da bir dilekte bulunmamıştır. Lausan-ne konferansında da adanın İngiltereye ilhakına itinaızda bulunmamıştır. i-ki harp arasında Yunanistan. Kıbrıs meselesini benimsemekten çekinmiştir.

Gariptir ki Kıbrıs meselesi, Yunanis­tan'a Papagos gibi dirayetli ve temtein ii bir devlet adamının hâkim olduğu yıllar içinde ele alınmıştır. Bunda Paı. pagos'un, ne derece âmil olduğu he­nüz kesin olarak b'iinmiyor. Fakat bü yük çoğunlukla iktidara geçen Papagos iktisadi programında Yunanlıları mem nun edememişti. Beliren hayal kırık­lığı içinde halk efkârını başka mesele­lerle oyalamak için, Papagos'un has­ta bulunduğu bir sırada Kıbrıs mese­lesi ele alındı ve kolayca heyecana ka­pılan Yunan halkı da dâvayı benimsi-yerek, 1821 istiklâl  savaşı  günlerinin havası yaratıMı. Bunda Ortodoks ki­lisesinin de büyük rol oynadığı şüphe götürmez.

Yunan politika hayatının bir hususi-ûği şudur ki, bir'dâvaya saplandı mi, onun başka bir şıkkını .görmez. Yunan, tarihinde bunun bir oojk örnekleri var­dır. Bağımsız bir devlet halinde mil­letlerarası hayatta yerini aldıktan son ra Yunanistan daima fırsat kollıyarak, Türkiye zararına genişlemiye çalışmış­tır. İlk fırsat Kırım Harbi sırasında çıfe mıştı. Rusya ile harbe tutuşan Türki­ye'yi Yunanistan arkasından vurmaya çalıştı. Halbuki, İnigiltsre ve Fransa gibi kuvvet-i devletler bu sırada Tür-ikyenin müttefikleri idi. Uslu durması için yapılan ihtarlara kulak asmadığın­dan, İngilizler ve Fransızlar Pİre'yi iş­gal ettiler ve bunun üzerine politikacı tarım uyandırdığı sun'i heyecan geçti.

Yunan politikacıları aynı havayı 93a Harbi (1877) sırasında yarattılar. Harb sonunda Yunanistan İngilterinin yar­dımı ile. Fakat Şarki Rumeli'nin Bulgaristan'ı ilhakı sırasın d!a (1886) Yunan politikacıları gene ha­rekete geçtiler. Bu defa da sert ih­tar karşısında hükümet değişti ve sü­kûn geldi. Girit isyanı sırasındaki neye can ise «313» Harbini doğurdu. Yuna­nistan bu harbte ağır bir hezimete uğ­ramış iken, «hilâl'in çıkıp salibin gir­diği yere hilâl'in bir defa daha giremiyeceği» yolunda müteassıp Avrupa ta­rafından ileri sürülen prensip icabı Yunanistan toprak kaybetmedi. Bundan sonra Balkan Harbi ve Anado lu'ya tecavüz gelir ki, Yunanistan bi­rincisinde topraklarını hayli .genişlet­ti, ikincide ise tarihinin en ağır he­zimetine uğradı ve Anadolu Rumluğu tasfye edildi. Atatürk ve Venizelos, 1930 dostluk Andlıaşmasını imza" arken, tam yüz yıllık bir tarih safhası arkada kalıyor ve Türk Yunan münasebetlerinde yeni- bir sayfa açılıyordu. Fa­kat bu anlaşmanın zımni ,bir artı şu idi ki, her iki taraf da diğerinin zsra-rma genişlemek politikasından vazgeç­miştir. Lausanne'da kurulan muvazene muhafaza edilecekti. Kıbrıs'ı ilhaka kalkmamda Yunanistan 'bu muvazeneyi bozmıya çalışmıştır. İşte Türk - Yunan münasebeti erindeki tereddidinin sebe­bi budur.

Kıbrıs meselesi yüzünden uyandırılan heyecan Yunan tarihindeki "örnekleri­nin ışığı altında; eğerlendir ilmelidir. Yunan po itika adamları ^haribdsn bah gediyorlar. Yunan gazeteleri Türk ve Yunan tümenlerini sayıyorlar. Harb çi kaçağı yek; fakat duruıp dururken, boy le bir fırtınanın kopartılması ve bu ha­vanın yaratılması, Türkiyeyi . Yunan dostluğuna» karşı daima uyanık1 bu­lundurmalıdır. Kıbrıs'ın Yun a nist aaı' a ilhakına mâni o'mak, bu uyanıklığın en önemli şartlarından biridir Türkiye - Pakistan Yazan: Â. Ş. Esmer

16/7/1956 tarihli (Ulus) dan ,:

Pa'kistan Cum!h ur başkanı sayın İsken­der Mirza, hükümetin davetlisi olarsik memleketimizi ziyaret etmektedir. Cum (bambaşkanı sayın Celâl Bayar'm ge­çen yıl Pakistana yapmış olduğu ziya­reti iade nıaksadiyle yapılmakta elan bu ziyaret sırasında sayın misafirimiz, Ankaradan başka, İstanbul'a ve diğer şehirierimiz-S' şeref verecek, halk ile yakından temas .etmek fırsatını elde e-de çektir.

Sayın İskender Mirza memleketimize vardığı günden beri, görmüş olacaktır ki, hakkında gösterilen kabul bu -çe­şit resmi ziyaretlerde gösfterilmesi mutad olan resmilik çerçevesinin dışına çıkmış, Türk ve Pakistan milletlerinin dostluğu ve kardeşliği namına bir te-zaihürat mahiyetini almıştır. Bunu da talbii görmek lâzımdır. Zira Türk - Pa­kistan münasebetlerinin cok eski bir tarihi vardır.

Türkiye Cumhuriyeti yeni devet ise de 'keldi tarihin derinlikleri içine gider. Pa'kistan ise Türkiyeden de da­ha yeni ol.-ns.kla beraber. Hindistan'da ibüyüik inrnaratorkük kurmuş olan Türk Moğol devletinin vârisidir. Batıdaki Os manii imparatorluğu ile doğudaki Türk - Moğol imparatorluğunun temas ve münasebetleri Şah Cihan ve Dördüncü Murad zamanlarına kadar geri gider.

Gerek Türk - Moğol ve 'gerek Osmanlı imparatorlukları tasfiyeye uğramış ve yıkıntıları üzerine da genç, dine ve di­namik cumhuriyetler kurulmuştur. İş­te sayın İskender Mirza,, bize bu kar­deş cumhuriyetin selâm!arını getirmek tedir. Sayın misafirimiz Türkiyeye ya Ibanci deŞi dır. 1953 yılında. Pakistan ordusunun Bas komutanı Gl. Eyüp Han la [birlikte, Mili Müdafaa Bakanlığı ge-nsl sekreteri olarak memleketimizi zi-y.eret etmişti. Bu defaüd ziyaretinde de Eyüp Hanı beraberinde görmek, Türkler için hususi bir zevk    olmuş1899 yılında doŞan İskender Mirza ilk ve orta tahsilini yaptı'ktan sonra 1918 yılında İngilterelin Sandhurst askeri me<k:tebme kaydedilmiş ve Hindistan askeri   'kolejinden      cik.mi.4tir.

Bımdan sonra bir cok askeri hareket­lere iştirak etmiş ve idari vazifelerde ds bulunmuştur, ingilizlerin ayrılığın­dan sonra kurulan Pakistan'da İsken­der Mirza Milli Müdafaa sekreteri ol­muş, Sonra Doğu Pakistan valiliğine geçmiş v-e 1954 yılında İçişleri Bakan­lığına tâyin edûmi^tir. Bu vazifeleri büyük b^arı ile gören İskender Mir­za, hastalığı yüzünden çekilen Gulam iviuhammedin yerine 19d5 yılında Ge­nel Vali olmuştu; Nihayet geçen mart ayında Cumhuriyet ilân edilence, İs­kender Mirza .Cumihurbaşkanı unvanı­nı aı'mıştır. Hakikatte bu unvan de­ğiştirmekten ihar bir muamele idi, zira Genel Vali unvanı altında da İs­kender Mirza devlet başkanı bulunu­yordu. Bildiğimize göre Cumhurbaşka­nı olarak. İskender Mirza ilk seyahati­ni Türkiyeye yapmaktadır.Türkiye ile Pakistan biribirine çeşif-i dostluk ve ittifak bo&larıyla bağlanmış bulunuyorlar. İlk dostluk andlarması 38&51 yılında imza'anmıştı. İki yıl son-

ra, 1953' yılında Türikiye ile Pakistan bir kültür anlaşması imzalamışlardır. Ertesi yıl dostane işbirliği ve 1&55 yı­lında da bir hava anlaşmıasiyie biiibirine bağlanan iki kardeş millet, nüha-yet Pakistanm 1955 yılında Bağdad Paktına katılmasiyle, mukadderat birliğine girişmişlerdir.

Fakat bu andlaşımalarm dışında Pa­kistan ve Tünk milletini birbirine bağ lıyan kardeşlik duygusu vardır ki Türk Pakistan münasebetlerinin asıl temeli de budur. İskender Mirzanın memleketimizi ziyareti bu dostluk mü­nasebetlerini daha da derinkştirecek­tir. Sayın misafirimize hoş geldiniz der ken, cnun mufbterem şahsında kardeş Pakistan milletini selâmlarız.

Türkiye ve Almanya "Yazan: Dr. Friz Rediger

19/7/1958 tarihli (Yeni İstanbul) dan:

Türkiye ile Aümanya arasında zamanın ve hâdiselerin aşındıramadığı bir dost luk vardır. Bu kıymetli dostluğun ku­rulmasında've devamında, her iki dev­letin yekdiğerine karşı daima sayigı ve anlayış .göstermiş olmasının şüphesi? büyük tesiri olmuştur. Fakat şurada derhal ilâve etmek icap -eder ki, bu yolda asıl yapıcı ve yaşatıcı havayı, dioğrudan doğruya ilki milletin birbiri­ne kargı beslediği «sevgi ve inanç» ,mey dana getirmiştir. Arzettiği manzaraya bakarak cesaretle söylenebilir ki, mil­letlerimiz arasındaki bu dostluğun da­ha fazla ilerlemesi ve böylece ebedi ol­ması mümkündür.

Biz Almanların devlet ve millet olark' Türkiye ve Türklere karşı hakikaten pek müstesna bir sevgi ve saygımız vardır. Bu itibarla bizim Türkiyeye karşı ol an dostluğumuz politika dün­yasında diğer devletl-er tarafından dur ma dan-tekrarlanan o malûm «dostluk» mânasında zahiri bir ;gösteriş değildir. "Bu dostluk, meselâ Fransaya, hattâ İs­panyaya olan dostluğumuz gibi sathi değil, (bilâkis hakiki ve kuvvetli bir dostluktur. Biz Almanlar, yüksek bir karaktere sahip bulunan Türklerin kuvvetini, sentlik v-s mertliğini takdir ediyor ve sayıyoruz. Yine 'biz, Türklerin içeride ve dışarıda takip etmiş ol­duğu politikayı aynı samimi duygular­la karşılamaktayız. Şurada temas et­meden geçemiyeeeğim bir nokta;     iç

ve dış politika sahasındaki oluşlar kar şaşında halkın almış olduğu tavrın, Tür'kiye ve A'manyada insanıhayret­te bırakacak derecede ayni oluşudur. Bu müşahede Türk ve Alman haltının iç duyusu ile de birbirine yakın oldu­ğunu göstermektedir. "Filhakika iki halk arasında büyük mikyasta ibenzer-lik vardır. Bugün bir Türk, Almanya-ya gelmiş olsa 'veya bir Aman Türki­yeye gitse, orada kendi âdetlerinden çok şey bulacaktır. İki millet arasında­ki bu yakınlık Türk Alman dostluğu­nun temellerini kuvvetlendirmektedir.

Bu sebepledir ki, aradaki dostluk, te­essüs ettiği andan beri hiçbir sarsıntı geçinmemiş, hattâ hü'kûım etlerim izin. yekdiğerine karşı zıt bir politika ta­kip etmek zorunda kaldığı zamanlar dahi kendisinden bir şey kaybetmemiş tir. O, Hitlerin «1000 senelik» malûm pÜânı karşısında  iki, ıbu bedlbaM bir teşebbüs idi  nasıl aya-kta durdu ise, Almanyanm harbi kaybederek tama­men bitmiş ve harab olmuş varlığı kar şısında da yine ayni kuvvetle yaşama­ğa devam -itmiştir ki, o zaman Alman­ya hakikaten pek büyük zorluklar için de idi. İnsanlık tarihinde hiçbir mil­let bu derece ıstırap çekmemiş ve. öyle bir cehennem içinden geçmemiştir. O zaman Alman halkı tamamen yalnızdı.

Fa'kat, her şeyini kaybetmiş olan bu mustarip Ihal'k Almanyayı yeniden inşa etmeğe 'başladığı zaman, iki millet bir­birini tekrar bulmak' için bir geçit, bir ytf. aradılar. Ve her türlü maniayı ber­taraf ederek bu arzularına nail oldu­lar. Türkiye, diğer bazı milletlerle be­raber, Almanyanm bu psk müşkül za­manında dostluk e: ini uzatarak, onun tekrar istiklâle ve sulha kavuşması için çalıştı.

Bu pamimi dostluk sadece Birinci Dün ya Harbinin unutulmaz silâh arkadaş­lığından ileri gelmif! demdir. Yine bu dositluk sadece, harbin acı neticesini paylaşmış olmamızdan ve milletlerimizin o malûm müştereken yüklenme erinçleri de ileri gelmemek­tedir. O, milletlerimizin sevgi ve inanç dolu olan iç duygusundan doğmuştur.

Türkiye ve Almanya bugün müşterek bir fcüıli'ke karşısında bulunuyor. A-sırlardan beri hudutlarından dışarı çık mak isteyen ve büyüyüp genişledikçe ihtirası artan kızıl kuvvet, milletlerimi zin hayat ve bekasını tehdit etmekte­dir. Onun politik ve kültürel vasıtalar­la mücehhez taarruzları karşısında Türk v.e Alman ha'.'kı kendilerini müş­tereken müdafa etmek durumundadır­lar. Türkiye, Atlantik Paktının en son ucunda, düşmana en yakın mesafede, yani kızıl tufanın tam karşısında bu­lunuyor. Almanya da ayni tehlikenin hududu üzerindedir. Çünkü artık kı­zıl 'Rusyanm garb kanadı Avrupamn or tasma gelmiş dayanmıştır. Almanya ise bu tehlikeli "bölgede, Avrupamn ci­han sulhu için yaşaması lâzım gelen  kalbinden bir parça olarak ayakta dur­maktadır. Türkiye nasıl mazisi ve coğ­rafi durumu ile, Yakındoğu ve Orta­doğu memleketleri için lüzum": u ve pek ehemmiyetli bir köprü ise, bugün Almanya da ayni şekilde, tarihi ve coğ rafi durumu ile bir zincirin iki ucunu birleştiren halkadır. Bu iki ucun biri garp dünyası, diğeri ise Moskovanın iş .gali altında buĞunan memleketlerdir. Görülüyor ki, biz Türkler ve Alman­lar ayni tehlikenin karşısında ve hudu du üzerinde bulunuyoruz. Bu itibarla müşterek bir faaliyet içerisinde bir­leşmemiz pek yerinde bir hareket o-lur. Böylece iç ve dış görünüşümüzle, manen ve maddeten kuvvetlerimizi art tırmak kabildir. Fakat .bu müşterek fa aliyetin gerçekleştirilmesini hükûmet-lerimizd-sn beklemek dopru değildir. En güzel şekilde elmasını arzu ettiği­miz ibu dosfuık şalını ferden teker te­ker bizler işlemeliyiz. Onds. milletleri­mizin el emeği ve göz nuru bulunmalı­dır. Bu elbet 'kolay o'mıyaca'ktrr. Zira ortada ayrı lisana sahip bulunmamız ve memleketlerimizin uzaklığı gibi ha­ileler vardır. Fakat biz bunlardan yil-mama'ı, arzumuzu imkân dahiline sok mağa çalışmalıyız. Politik münasebet­lerin yanında, kuracağımız, ekonomik, turizm ve kültürel münasebetler, bu vadide bizler için rek favdalı olabilir.

Milletlerimizin birbirine benzer birçok tarafı olmasına rağmen, ne yazıktır ki, iki memleket halkı yekdiğerini lâyıkiy le tanımamaktadır. Bu hal ise, araya giren yüksek, kalın bir duvar gibi, mil letlerimizin birbirine yaklaşmasına mâ. ni olmaktadır. Turizmi bilhassa genç­ler için kolaylaştırmak, spor ve kül­tür temaslarını arttırmak, hattâ ibu sa­halarda müşterek çalışmak suretiyle aramızdaki bu duvarı artıfe yıkmalıyız. Fırsat buldukça fert olarak veya top-?u halde -elçiliklerimize gitmeli, onlara Türk _ Alman dostluğu etrafında yeni yeni teklifler yapmalıyız. Bu elçilere boş vakit 'bırakmamak, onları ayni yol da faaliyete sevk etmek lâzımdır. Şa­yet memleketlerimiz için faydalı ola­cağına inandığımız bir bilgiye sahip­sek, bunu onlara duyurmalıyız. Böyle­ce, olgun şerefli bir maziye sahip olan milletimizin dostluğu, tarih önünde hakiki mevkiini alacak1 ve dünyaya dost :uğun en güzel misalini verecektir. Bu­nu arzu eden kimselerin her iki mem­lekette fazlasiyle bulunduğu şüphesiz­dir. O halde çalışalım, gayret sar fedelim ki, bu bir aızu o-maktan çı­kıp hakikat olsun.

Pakistan ve devrimlerimiz 19/7/1956 tarihli (Ulus) dan

Pakistan Cumhurbaşkanı Sayın İsken­der Mirza ile Sayın eşinin Türkiye baş kentinde geçirdikleri günler, Pakistan la memleketimiz arasındaki siyasal ve sosyal münasebetler ve karşılık men faatler çerçevesini aşan dostluk ve ya­kınlık duygularının bir kere daha doğ­rulanmasına vesile verdi. Bu arada, değerli misafirimizin Anka­ra fahri hemşehriliğini kabul etmesi' iki memleket için de özel bir değer, ta sımaktadır. Çünkü, 1920 den bu yana Ankara, bütün Ortadoğu ve Doğu meni leketlerindeki hürriyet, bağımsızlık ve-kalkmma hareketlerine örnek ve ma­nevi destek olan Atatürk devrimleri­nin müşahhas bir sembolü haline gel­miştir.

Sayın İskender Mirza, «Atatürk'ün bu "büyük şehrin âtisine olan imanını haklı çıkarmak için 'başardığınız mükemmel gayretler Türk milletinin yaratıcı dehasının bir delilidir; eminim ki aşıl­maz müf'kiUere rağmen bu şehri nruvai .fak bir eser haline getiren kafalar ve eller memleketin bütün âtisini de ya­ratıp ona yeni 'bir veçhe verebilecek .kudrettedir,» demekle, Ankara şehri­nin Cumhuriyet tarihi içindeki yerini, .giriştiğimiz sosyal ve siyasal devrimler de hedefe u'aşabilmek için gerekli he­yecan ve güvencimizi tazeliyecek bir anlayış ve ifade ile belirtmiş oldu.

.Büyük Millet Meclisinde, Pakistan mil letine olduğu kadar, sayın misafirimi­zin değerli şahsına da yönelen sevgi gösterileri, hiç şüphesiz, bütün Türk milletinin duygularına tercüman ol­muştur. Aynı şekilde, Pakistan Cüm-huribaşkanı da, 16 temmuz günü Büyük Millet Meclisinde söylediği sÖzl-srle, Türk milletinin duygu ve inançlarım -dile getirmiş, milletçe başaracağımız demokratik gelişmenin dünya üzerin­deki itibarımız bakımından taşıdığı e-nemi en veciz sözlerle belirtmiştir. Sa­yın İskender Mirza'nm sözleriyle, Tür-"kiy.e'nin «bugün hür dünya memleket­leri arasında demokratik kuvvet nümü .nesi olarak temayüz etmesi Atatürk'­ün önderliğinin ve haleflerinin dsvlet adamlığı vasıflarının ^e Büyük Türk Milletinin meziyetlerinin bir  eseridir.

3u sayededir ki" Türkiye iki dünya har 'binin yıkıcı kuvvetlerine mukavemet edebilmiş ve bekasını temin etmiştir.» Pakistan halkınca, Atatürk devrimleri nin temel ilkelerine, «demokrasinin ru huna ve tatbik edilmesi lüzumuna». plânlı ve programlı bir iktisadi kal­kınma faaliyetine, ve milletlerarası ba­rış ve refahın «ancak müşterek emni­yet kuvvetlerinin takviyesi suretiyle ko runsbileceği» düşüncesine verilen de­ğeri sayın İskender Mirza'dan dinle­mek, kendi ülkülerimize beslediğimiz inancı biraz  daha kuvvetlendirdi.

'(Atatürk sadece Türkiye'nin önderi de ğildi; Hindistan - Pakistan kıtasında­ki Müslümanlar da kendisini bir kah­raman telâkki ediyor, şehirlerimizde ve köylerimizde, Atatürk, onun mert va­tandaşlarının büyük icraatını öven ne şideler okunuyordu.»  derken  değerli misafirimiz, Cumhuriyet devrindeki ba şanlarımıza başka memleketlerde veri len değeri belirttiği gibi. Atatürk'ün izinde yürüm smizin, yalnız kendi mut­luluk ve bekamız için de, bütün in­sanlık için taşıdığı önemi de bize ha­tırlatmış oluyor.

Pakistan Cumhurbaşkanı sayın İsken­der Mirzan sözlerinden aldığımız kuv vetle, iki dost millete, müşterek ül­külerimiz yolunda azim ve başarı di­leriz.

Yazan: Hüseyin Cahid Yalçın

24/7/1956 tarihli ;(Ulus) dan :

Suriyeliler» demekten ziyade Suriy.e politikacılarına ne oluyor diye sormak daha yerinde olur zannederiz. Çünkü Suriye halkı ile Türkl-sr arasında u-zun asırlar kardeşçe sürmüş müşterek bir hayatın bıraktığı sempati ve anlaş­madan başka arada bir şey 'bulunmadı ğma eminiz. Yalmz Suriye politikacı­larıdır ki, istiklâle kavuşur kavuşmaz, birbirleri aralarındaki rekabet kavga­larında, Türkiye ile bir sancak mesele­si icadederek ihalktan muhabbet ve te­veccüh kazanmak yolunu tuttular. Ve iki 'komşu milleti rahatsız etmekten başka bir iş göremediler.

Gazetelerde okunan haberlere göre, hu dualarımızda .eksik olmayan kaçakçı­lık vak'alarmdan birinde muhafızları­mızın yakaladıkları bir miktar kaçak­çıyı serbest bırakmadığımızdan dolayı Birleşmiş Milletlere baş vuraç aklar mış. Bundan hiç bir şey çıkmıyacağmı Su­riyeli politikacıların kendileri de bil-sin'er. Fakat onlar sakin ve mutedil, makul ve ciddi bir siyasetten ziyade gürültülü laflarla pehlivanlık taslama­ğa (bayılırlar. Birlenmiş Miletlere bizi şikâyet edecekler de hemen hak ka­zanacaklar ve hududlarımızda bol bol, raıhat rahat kaçakçılık yaparak ceple­rini dolduracaklar.Suriye'ye gitmiş ve orada ancak bir kaç 'gün kalmış kimseler bile kaçakçı­lığın Suriye için adeta resmi bir ge­lir kaynağı halini almış olduğunu gör­müşlerdir. Suriye hududları Türkiye'­den tedarik ettikleri' kasaplık hayvan sürüleri için daima açık bir misafirha­nedir. Suriye hududları .otomobil y.asa-ire. gibi Avrupa ve Amerika sanayii mamûlâtmm Türkiye pazarlarına sü­rülmesi için Suriye makamlarının da­ima açık tuttukları bir kapıdır.

Türkiye için Suriye kaça'kçılariyle' bu kaçakçıların temin ettikleri kârlarla ortak Suriyelilerin hırs ve tamahlariyIe mücadele etmek daimi bir meşgale ve fedakârlık teşkil eder. Kaçakçılarla müsademede Türk evlâtları şehit dü­şerler. Kaçakçılığı önlemek için hudut larda göze aldığımız teşkilât ve bunun icataettiği masraf bizler için daimi bir fedakârlığa lüzum, gösterir.Asıl şikâ­yetçi biz olacağımız yerde ve sahibini bastırmağa ka'ıkan yavuz hırsızlar gibi şikâyetlerin Suriyeden geldiğini gö­rürsek sabrımızın nihayet tükeneceği bir günün gelmesinden de endişe ediltebilir.

Suriye politikacıları Türkiyeye karşı böyle bir kampanya açmış oldukları gi bi öte tarafta Mısır ile bir federasyon yapmak teşebbüsü ile de daha büyük nis'bette bir faaliyet hamlesi yaratmış­lardır. Her memlekette olduğu gibi Su-riy.enin de iç zorlukları zıt politika ce­reyanları varsa bunların çaresini dış ihtilâflar icadederek halkın dikkatini başka taraflara çevirmekte aramak en kötü bir siyasettir ki memleket hakkak bir felâkete götürür.

Yakaladığımız kaçakçıların salıverilme sini böyle tehdid edici bir tarzda üş­üyeceklerine dostça bir azim ve iradem­le {kaçakçılığın önünü almak için bi­zimle teknik ts'dibir.ler müzakeresine ya naşsalar herhalde Suriye için daha ve­rimli olur. Ve iki millet rahat eder. Fa­kat Türkiye siyasi geçimsizliğin orta­dan kalkması bulanık sularda faaliyet­ten fayda uman s'okak politikacılarının işine gelmez./Bütün zorluğun ve ge­çimsizliğin kökü dönüp dolaşıp bura­ya varıyor.

Lord 3yWdan Sir Anthony'ye

Yazan: Yakup Kadri Karaosmanoğlu 27/7/1956 tarihli  (Tercüman) dam.

Kiriyo Kararüanlis atıp tutmuş. Kime? İngiltereye! Bu., bir Yunanlının ağzın­da, Tanrı'ya küfretmek gibi bir şey. Zira, hepimiz biliriz ki, bugünkü Yu-nanistanm yaradanı ne Etnika Etirya* dır; ne Ortodoks Kilisesidir; ne de hat­tâ Moskof Çarlığıdır. Bugünkü Yuna­nistan, tıpkı Atenea'nm Zevs'in kafa­sından çıkışı gibi, tepeden tırnağa si­lâhlı olaralk İngiliz inteliigensiya'smın kalbinden ve dimağından doğmuştur. 1821 isyan hareketi ile başlayıp âdi bir dağ eşkıyalığı halinde soysuzlaşan meş. hur istiklâl mücadelesini, ilyada des­tanı mertebesine çıkaran da Lord Byron dan başka biri değildir. Garr> âlemi nin aydınları bütün ondokuzuncu asır boyunca, bu İngiliz sairinin (Gâvur) ve (Abidos Gelini) masallarını okumuş ve bunlar sayesinde, Avrupa kıtasını yeni. bir Yunan Mitolojisinin füsunu sarmıştır.

İngilizler, 'bugünkü Yunanistanı yal­nız yaratmak daha doğrusu yoktan var etmekle kalmadılar; onu, yüzotuz yıl­lık tarihi esnasında, kendi kanlarından kendi canlarından vererek, yüzotuz ö-lüm tehlikesinden kurtardılar. Bu kur tarnıa hâdiselerinden yalnız bir kaçını faizimle ilgisi olmak ^münasebetile  hatırlıyalım: Mora, Narvarin, Dörneke, İzmir. BİTİnıcisinde Mısırlı İbrahim Paşa orduları bütün Yuanistanı baştan ba şa temizledikten sonra, karargâhını A-tina'da, Akropoldün eteklerinde kur­muş; ikincisinde, Türk Mısır donanma sı, Doğu. Akdeniz'in fitne ve fesad fır tınalarım dindirmiş; üçüncüsünde, Ga­zi Etem Paşa kuvvetleri, Yunan ordusu nu, bir daha kalkınmam asıya ezmiş; dördüncüsünde ise Mustafa Kemal Me galo İdea'ya son darbeyi vurmuş, bu­lunuyordu. Nihayet, ;bir gün geldi, ge­çen harbin sorumdaydı, Yunanistan da lıili bir harfb&e ininden çökmek, yahut da, Kızıl canavarın ağzına düşnreik ü-zereydi. Bütün bu. felâketlerin hertoi-rinde, ona imdat elini uzatan dost. ingiltereden toaşka ibir dost muydu?"

"Kiriyo Karamanlis'in, şimdi, şantajcı­lıkla vasıflandırdiğı ve bir Yunan ga­zetesinin «Akak'ar!» diye hitajbettiği, işte, ibu eski dostlar, bu eski hamiler ve kurtarıcılardır. Artık, aynı ağızlardan bize karşı savrulan küfürlere şaşmrya-lim, kızmayalım. Bütün o kaba yayga raları komşularımızın ahlâki seviye düşüklüklerine verelim. Bizi, 'burada, asıl hayrete düşürmesi lâzım gelen nok ta Kiriye Karamanlis'in şu sözleri ol­malıdır: «Son iki dünya harbinde, Yu­nanistan İngilizlerle omuz omuza sa­vaşa atıldığı halde Türkiye ya düşman lar safında yer almış, yahut da. son harbde olduğu gibi, ittitak muahedele­rine rağmen tarafsızlığı tercih etmiş-tir.»

Bi'z, Birinci Cihan Harbinde, Yunan, İngilizlerle nasıl ı;omuz omuza' savaştıklarını» bilmiyoruz. Fakat, müt tetiklerin zoru ile, hapihazir bir zafer ganimeti paylaşması sergüzeştine ne suretle sürüklendiklerini pek iyi hatır­lıyoruz. İkinci Cihan Harbinde, Tür-kiyeyi İngiliz'er lehin,e hayırhah bir tarafsızlığa sevkeden mücbir sebebi ise, Atina'da General Metaksas hükü­meti ile Belıgrad'da Prens Paul rej an­sının, bütün gayr.etlerim.ize rağmen bir türlü kıramadığımız Alman dostluğu ve Hitler hayranlıiğmdaki inadlarmda aramak lâzım gelir. Bu dostluk ve hay­ranlık (hisleri, şimdi yalnız yerini de­ğiştirmiş bulunuyor.

Yunan matbuatı düşmanca neşri­yata isoii (vermelidir

Yazan: Cİhad Baban

28/7/1956 tarihli (Tercüman) dan:

Kıbrıs meselesi hakkında Yunan Baş­vekili Karamanlis'in söylediği sözlere dünkü yazımızda cevap vermiştik. Bu gün Yunan gazetelerinin terbiye ve muaşeret dışı neşriyatına temas et­mek istiyoruz.

Hiç bir gün geçmiyor ki Atina gaze­telerinde Türkiye aleyhine şiddetli ma kaleler çıkmasın... Bunların başında Kathimerini, Elephteria, Akropolis gi­bi gazeteler vardır. Ve hepsinin ağzın­dan her gün zehir akmaktadır.

Bunlara nazaran Türkler Orta Anado-ludan gelmiş M'oıgol sürüleridir. Türkİ ye Yunanistam 'çizmesi altında inlet­miş barbar bir memlekettir. Türkiye İngKterenin uşağıdır. Türkiye ittifak­larına ihanet eden bir millettir. Türk­ler yamyamdırlar. İngiltere, Türkiyeye berbat bir komedide en gülünç rolü vermiştir.

Ethnos gazetesi, şöyle diyor: Adnan Menderes Kıibrısı ana vatandan te­lâkki ediyor, bu ne biçim analıktır 'ki, kızını yabancılara peşkeş çeker, öyle bir iş ki bunu sözde analar! bile yap­maz.»

Türk matbuatı bu hayâsızca yaygara­lar karşısında vekar ve sükûnetini mu­hafazaya çalışmaktadır. Yukarıda Yu­nan gazetelerinin sözlerine benzeyen yazılara bizim ciddi basında velev mu kakabele o'nıak üzere dahi rastlanma­mıştır. Bilâkis kanaatimizce yanlış bâr kararla 6-7 eylül hâdiselerinden son­ra, Örfi İdare emriyle gazetelerimiz haklı Kıbrıs meselelerine ,el sürmekten men edilmişlerdir. 33u dokuz aylık sü­kût onlara sükûn vereceğine bilâkis ce saretlerini arttırmış bulunmakta ve İagiltered.e yaptıkları kesif propagan­da'ar neticesinde/Avam Kamarasında İşçi Partisinin bazı Muhafazakârların ve Liberallerin bize hücumuna vesile vermiş bulunmaktadır. İtiraf etmek lâ zimdır ki bu dâvada dünya efkârı umu nıiyesini kazanmak diye bir mevzu var sa biz bu mevzuu ihmal etmiş bulu­nuyoruz. Atina gazeteleri inlerinde bi­riken fesadı ortaya dökerlerken hükü­met de eMndeki her politik imkândan istifadeye kalkmaktadır. Bunun. için Ch-spLb'v'a kur yapmaktan tutun da Cemal Abdünnâsır'a yanaşmak v,e şimdi moda olan bitaraflık politikasına yüz vermek meselesine kadar her teldsn çalmışlardır. Gecen sene bu zamanlar da. Amerikanın Türkiyeye açacağı söy­lenen krediye karşı da ayaklandıklarını unutmuyoruz. O kadar ki müşterek mü dafaamızı takviye etmeğe medar ola­caktı. Bütün bunları gördükten sonra hatırımıza şöyle bir ihtimal geliyor, acaba Yunanlı komşularımız akıllarını ma kaçırdılar? Acaba altın yumurtla­yan tavuğu kesmek gibi bir gaflet içinde midirler? O Türkiyeye karşı hükü­metleri ile basınları ile öylesine ha­sım kesilmişlerdir ki, o Türkiye kendi­leri ile Balkan Paktı çerçevesi içinde bir ittihada gitmeği düşünüyordu; Türk halkı ve efkârı umumiyesi böyle bir iş birliğine doğru hazırlanırken, Yunanistandaki sokak, eski kinlere ser-betet bir mecra vermekten çekinmiyor­du. Ne ohnniftu ıbu Yunanlı komşulara? Balkan Paktının altına bir dinamit koy makla, Akdenizdöki huzuru bozmakla, Nato cephesini zayıflatmakla Türkiye ile arayı açmakla ve Türfeiyeye dost olmıyanlarla iş birliği yapmakla başla­rı göğe mi erecekti? Ne kazanacaklar­dı bundan?.. 'Bunu bir türlü anlamak bizim için mümkün olmadı ...Bütün bunlara karşı Kıbrısı ele geçirm-sık kâr lı bir iş mi alacaktı?

Partisine dahili bir zafer temin etmek için Yunanistanm başına böyle bir ga­ile açan müteveffa Papagos öldükten sonra, biz Karamanlis'ten akıl ve şu­ur içinde, Yunan menfaatlerine (hizmet eden bir hareket tarzı bekliyorduk, hal bu>ki onun da, şuursuz kinlere, basit kü çüklük duygularına zebun olduğunu görünce doğrusu ümitsizliğe düştük...  .

Yunan gazeteleri için küfür edebiyatı­na dcivam etmenin zor bir mesele ol­madığını biliyoruz, fakat kendilerine yine dostça ve halisane ihtar edelim ki bu yol hiç bir müsbet neticeye gö­türmez, hakaretle, küfürle herhangi bir dâvanın halledildiğini hatırlamıyo­ruz. V-a komşularımıza akıl ve şuur tavsiye ediyoruz. Bir gün pişman ola-caikları bir yol'da yürümemelerini tajv siye ediyoruz. Biz. onların dostluğuna itimad etmekle aldanmış olabiliriz. Fa­kat bir kere aldandığınııza karar ve­rip yüreğimiz cız dedikten sonra, ar­tık ağızları ile balık tutsalar kırılanı tamir edarüyeceklerini de hatırlatmak isteriz.

Atina snaskeyi indirdi

Yazan: Ö. S. Coşar

29/7/1956

Birleşik Amerikanın arasım mı açmıya çaı lışıyorlar, Türkiyenin Amerikadan ge­niş yardım almasına mâni olmak için. gayret mi sarfediyorlar?

Atinada intişar eden ve Yunan Hari­ciyesinin yarı resmi sözcülüğünü, ya­pan (Le Messager d'Athenes) adlı ga­zetede çıkan bir haber, bu suali sorma, miza yol açmaktadır. Bu gazetenin Lon dra'dan aldığı bu '«hususi» haberde, ge­çenlerde Ankarayı ziyaret eden Birle­şik Amerika Başkan yardımcısı Nixon un, WaShington'a döndüğünde, Türki­yenin yardım talefolerini desteklediği kaydedildikten sonra hemen şunlar ilâ ve ediliyor:

Buna rağmen, Amerikada ittifakla kaibul ediliyor ki.. Amerika hüküme­tinin. Türk taraftarı her hangi bir te­şebbüsü Yunanistanı darıltacak ve bu memlekette müessif tepkiler husule getirecektir!»

Bu ha'beri yayınlıyan Yunan gazetesi, diğer taraftan «Türkiye yıkılıyor»Tereddüde mahal yok! Karşımızda, 37" sene evvel önceki Yunanistan, 1919 yı­lında, "bizimdir» diye izmirin v,e Anadolunun boğazına kanlı parmakları­nı uzatan Yunanlılar var: Aynı Yu­nan zihniyeti var! O günlerde, Avru-panın .silâhlarını alıp Eg-e sahillerimi­ze ayaklarını atarken de bağırıyorlardı: «Türkiye yıkılıyor, yıkıldı» diyor­lardı. Bu millet aradıkları dersi kendi­lerine vermiş. 200.000 kişilik Yunan ordusu vatanın hariminde boğulmuş. Türk yıkılmamış, dirilmişti!

Şimdi de, kendilerinden beklenecek âdilikte bir şantaja (baş vuruyorlar ve-bunu yaparken de «yıkılmış» görmek" istedikleri bir Türkiyenin hayali için­de seviniyor, bayram yapıyorlar! Kim bilir ne h&teanlar yapıyorlar? Şu sıra­da Amerika, seçim arifesinde. Olur ki, Amerika bazı adaylar, New York'ta yaşıyan Rum ve Ortodoks seçmenlerin reylerini nazarı itilbara almak isterler diyorlar. Atina, bu reyleri bir şantaj mevzuu olarak kullanmak emelinde! Bununla  da,  Türkiyeye    Amerikadan

yardım yapılmasını önlemek, "Türkiye yi yıkmak» niyetinde!.

1922 yılındaki iktisadi durunıumuızu ne den gözleri önüne ıgetirmiyorlar? Ona rağmen yıkılmadığımızı, bütün Avru­pa ile birlikte saldıran Yunan ordula­rını dağıttığımızı, denize döktüğümüzü neden (hatırlamıyorlar? Tarih boyunca uğradıkları nice hezimetlere rağmen neden anliyamıyorlar ki, biz yıkılmayız. Düşünmüyor-ar ki, yıkarız diye Türke el attıkça yıkılmışlardır!

İşte bu Yunanistana, Anadoluyu yacip yıktıkları günlerdeki zihniyetle, bu gün de ortaya çıkmış olan Yunanlılara Kıbrıs adasını terkedeceğiz, Anadolu-nun kuşatılmasına müsaade edeceğiz! Öyle mi? Buna çocuklarımız bile inan­maz. Kibrisin Yunan tarafından ilha­kına karşı, Dumlupınardaki şehitler bi le ayağa kalkar.

Türk - Afgan görüşmeleri Yazan: O, S. Coşar

31/7/1956 tarihli (Cumhuriyet) den:

Türk ve Afgan idarecileri Kabirde iki gün devam eden görüşmeleri sonunda müşterek bir tübli& neşretmişlerdir. Bu tefoligin, alman bütün mesele­lerden 'bahsetmediği ve bu hususlarda varılan kararları açık'amadiğı muıhak kaiktır.

Türkiye Barbakanının Kabil'de, iki dost memleket olan Pakistan ile Af­ganistan arasındaki hudud ihtilâfını da görüştüğü kuvvetle muhtemeldir. Müş­terek tdbliğ bundan balhs etmem ekte­dir. Fakat Kabilden Karaşiye geçen Menderes'in orada da müttefiklerimiz­le aynı meseleyi ele aldığı, bu iki dev­let arasındaki gerginliği izaleye teşeb­büs ettiği seziliyor.

İstiklâl Harbinden sonra çok geniş dostluk münasebetleri kurduğumuz Afganistanla şimdiki bağlarımıza gelin­ce, Kabil görüşmelerinin, (bu bağların ileride kuvvetlendirilmesi için zemini hazırladığı söylenebilir. Afgan Krab Ekselans Zahir Şah, memleketimize dâ yel .edilmiş, bu daveti kabul etmiştir.

Afgan Barbakanı ile Hariciye Bakanı da dâyet edilmişlerdir. Yalnız müşte­rek tebliğ bu ziyaretler için tarihten bahsetmediğine 'göre, bunun daha son ra teöbit edileceği anlaşılıyor.

Kabil'de neşredilen müşterek tebliğin fcir noktasında deniliyor ki:

< İki memleket devlet adamları, tarn bir itimad ve samimiyet zihniyeti için­de, her birinin memleketnin siyaseti­ni teslbit hususundaki serbestisini ve ikarar alma .hürriyetini teslim ederken, her iki memleketin de gerek kendileri­nin, gerek dünyadaki bilcümle diğer memleketlerin sul'h ve refah içinde kal maları gayesini takip ettiklerini nıü-sa'hede hususunda tamamen mutabık kalmışlardır.»

Bu uzun cümlenin ifade ettiği miâna nedir?

Afganistan tarafsız 'bir siyaset yolu takip etmektedir. Rusya ile geniş ik­tisadi münasebetleri mevcuttur. Diğer taraftan Amerika ve diğer Batı dev­letleriyle de bağları var. Kabil hülkûme ti. Hür Dünyanın müdafaa paktları dı­şında kalmış, bunlara katılmıya razı ol mamıştır.

İşte bu siyaseti takiıp eden Afganistan, müdafaa paktlarına katılan Türkiye-nin barış için çalıştığını, Afgan politi kasından değişik olmakla beraber ta­kip ettiği siyasetinde dünya sunhünü hedef tuttuğunu resmen kabul ediyor, İhıma inandığını bildiriyor.

Kabil müşterek tebliğini imzalayan Türkiye Başbakanı da: Batı ile Doğu arasında tarafsızlık politikası takip e-den Afganistanm dünya barışı içini gay ret sarfettiğini, bu .gayeye doğru yürü düğünü teslim ediy;or.

Bazı devletlerin ortaya çıkarmak bir (tarafsız bloku) çıkarmak ve böylelikle Batı ile Doğu arasında yürüyen dev­letlerle, müdafaa paktlarına, yalnız mil li menfaatleri icabı katılmış olan dev­letler arasında ciddi bir uçurum açmak, yeni bölüntülere sebebiyet vermek, is­tedikleri şu günlerde, Türk - Aflgan müzakerelerinin 'bu iki görüşü yaklaş­tırmış veya yaklaştırmaya çalışmış ol ması son derece mühimdir.

Türk Afgan görüşmelerinde esmeğe başlıyan bu havanın yapılması şu veya bu bloka değil fakat dünyanın aradığı, kavuşmak  için çırpındığı hakiki barışa hizmet edecektir,

1 Temmuz 1958

 Helsinki :

Birleşmiş Milletler genel sekreteri Dag Hammarskjoeld bugün burada bir ba­sın toplantısı tertiplemiştir. Genel sek reter geren hafta Varşova'da verdiği bir beyanatta. Komünist Çin'in Birleş­miş Milletlere kslbulü mesek'sinin pek yakında tetkik olunacağını .söylemiş ol duğu yolundaki haberleri yalanlamış-

~un-'arı ilâve

Hs-rrımarskjoeld sözlerim etmiştir:

«Bununla beraber bu meselenin yakm bir gelecekte ortaya atılacağını zanne­diyorum. Şimdiki halde Birleşmiş Mil-' letler teşkilâtının meşgul olduğu en mühim meseleler silâhsızlanma ve Or­ta do§u durumudur.»

3 Temmuz 1958

 Birleşmiş Milletler (Newyork) :

Silâhsız1 anma komisyonunun bugünkü toplantısında ilk olarak söz alan İngi­liz delegesi Anthony Nutting üç batılı devlet ve Kanada adına bir karar sure ti sunmuştur. Bu karar suretinde, bu dört memleket tarafından Londra'da toplanan tâ'i komiteye sunulan ve bir silâhsızlanma programının esas prenı-siplerini belirten beyannamenin silâh­sızlanma komisyonu tarafından kabul edilmesi istenmekteydi.

Bunu müteakip komisyon, silâh yarışmda bir mütareke ilânı ve atom bom ibası denem-averine Son verilmesi husu­sunda teklifler ileri  sürmek istiyen Kind delegesini, kendi talö-bi üzerine, gelecek hafta komisyona izahat ver­meye ittifakla davet etmiştir.

Komisyon mahalli saatle 15 de tep'a-narak çalışmalarına devam, edecektir.

Birleşmiş Milletler (Netvyork) :

Silâhsızlanlma komisyonunun bugün öğeden sonraki ikinci toplantısında söz alan Sovy-st delegesi Gromiko si­lâhsızlanma yarışının hiç bir zaman 'bugünkü kadar tehlikeli bir mahiyet ar zetmediğir.i belirttikten sonra 'bir be­yanname tasarısı sunmuştur. Bu beyan namede, Birleşmiş Milletler üyesi dev-cetlsrin, anlaşmazlıklarını hal için kuvvete veya kuvvete başvurmak teh­didine müracaat etmiyec eklerin i ve atom silâhları kullanmaktan vazgeçtik lerini bildirmeleri derpiş edilmekte­dir.

Sovyet delegesinden sonra söz alan Fransız degesi Moch, silâhsızlanma tâli komitesinin, silâh yarışı irin bir paravana olarak kullanıldığı, iddiasını reddetmiştir.

Bunu müteakip komisyon perş.embs1 gü nü saat 11 de toplanmak üzere dağıl­mıştır.

5 Temmuz 1956

Moskova :

Moskovada b&yanatta bulunan Birleş­miş Miletler şfenel sekreteri Dag Ham­marskjoeld Sovyet Dışişleri Vekili Dimitri Ş.epilov ile Orta doğudaki duru­mu görüştüğünü söylemiş ve Arap  İsrail hududlarmda cereyan eden hâdi­selerin mühimsenecek derecede Önem­li olmadığını belirtmiştir.

İsrail ile Arap memleketleri arasında karşılıklı şikâyetlerin daha bir müddet devam etmesinin normal telâkki edile­bileceğini ifade eden Hammarskjoeld, Sovyet devlet adamı ile yaptığı görüş me hakkında malûmat vermeyi reddet mistir.

Birlenmiş Mütetler genel sekreteri Rus yaya gelmeden önce Mısır'ı, Lüibnan'ı ve Suriye'yi ziyaret etmiştir.

7 Temmuz 1956

Birleşmiş Milletler (Newyork) :

İsrailin Birleşmiş Milletler temsilcisi Abba Eban, İsrail ile ticaret yapan ge­milerin Süveyş kanalından geçmesine Mısır hükümetinin mâni olmak için kullandığı usûlleri, Güvenlik Konse­yinin şimdiki devre başkam Belçika delegesi Joseph Nisot nezdind-? protes­to etmiş ve misal olarak çimento yük­lü Yunan «Pannegia» gemisinin Hay-fa'dan Elath'a giderken Süveyş kana­lında Mısırlılar tarafından durdurul­masını ileri sürmüştür.

Ecba Eban, Mısırın kullandığı taktik­lerin mütareke anlaşmalarına aykırı olduğunu iddia etmiş, bu usûllerin 1951 senesinde Güvenlik Konseyi tarafından takbih edildiğini hatırlatmış, fakat sim dilik Güvenlik Konseyinin bu mesele­yi incelemek üzere toplanmasını iste­mek niyetinde olmadığın ilâve etmiş­tir.

Gazetecilerin sordukları suallere ce­vaben. İsrail del-sgesi İsrailin Ürdün hududu boyunca kuvvet yığdığı hak­kındaki haberleri masal olarak vasıf-landırmıştır.

Prag :

Birleşmiş Milletler genel sekreteri Dag Hammarskjoeld bu sabah uçakla Kief den Prag'a gelmiş ve hava alanında ver diği beyanatta Çekoslovak idarecileri-le muayyen bir müzakere programı ol­madığını, Avrupa memleketlerinde iyi niyet seya'hatine devam ettiğini söy­lemiştir.

Hammarskjoeld, buraya varır varmaz,Cumhurreisi Antanin Zapotoki ile gö­rüşmek üzere Landy'deki ikametgahı­na gitmiştir.

8 Temmuz 1956

 Prag :

Dün sabah Prag'a gelmiş olan Birleş­miş Millstler genel sekreteri Dag Ham­marskjoeld dün Öğleden sonra, Çe-kıoslovak idareci'-eriyle, bilhassa Baş­vekilin gaybubetinde kendisine vekâ­let eden yardımcısı Kop.eeky. Dışişleri Vekil Diavid ve Milli Meclis başkanı Fierlinger ile görüşmüştür.

Genel sekreter bu görüşmelerin mev­zuu hakkında tafsilât vermeyi reddet­miş, umumi mahiyette meseleleri konuştuklarını söylemekle yetinmiştir.

9 Temmuz 1956

 La Heye :

Birleşmiş Milletler mürteci teşkilâtı yüksek komiseri Hollandalı Heuven G&edhart'ın dün Cenevre'deki evinde kalfo krizinden aniden öldüğü bugün resmen bildirilmektedir.

10 Temmuz 1956

 ViyaJia :

Birleşmiş Milletler genel sekreteri Dag Hammarskjoeld bu sabah Viyana'dan ayrılmadan önce gazetecilere verdiği bir demeçte Orta doğuda ateş kesilmesi suretiyle hasıl olan fiili mütareke du­rumunun muhafazası ve daha da şii-mullendirilmesi icap ettiğini söylemiş tir.

Orta doğuya yapacağı ikinci seyahat­te tatbik edilecek sarih ibir plâna sahip olup olmadığı hakkında sorulan bir suali genel sekreter şöyle cevaplandır­mıştır:

«Bütün me^leleri, yerinde ve alâkalı hükümetlerle incelemek daha faydalı­dır. .

 Birleşmiş Milletler (Newyork) :

Birleşmiş Milletler silâhsızlanma komis yonunun bugünkü toplantısında söz alan Fransız delegesi Moch tâli komi­teye sunulmuş olan Sovyet, Amsrilian ve İngiliz - Fransız tasarılarını tahlil etmiştir. Mouoh bu arada Rusya'nın ta sarısından atom sahasında silâhsızlan­ma mevzuunu çıkarmış olmasına esei ettiğine vs bu sebepten klâsik silâhlar hakkında bir anlaşmaya varılsa da atom silâhları mevzuunda anlaşmazlı­ğın devam -sdebi'ece^ini bildirmiştir. Kontrol bahsine de temas eden Moch, bu sahada Sovyetlerin yapmış oldukla­rı tavizlerin kifayetsiz olduğunu ve on larm düşündüğü şekilde bir kontrol sisteminin hic 'bir kıymeti haiz olmıya cağını söymiştir.

Bunu müteakip söz alan Avustralya de legesi Walker kontrole tabi ve tedrici bir silâhsızlanma derpiş eden İngiliz -Fransız plânını desteklediğini bildir­miştir.

Amerikan delegesi Lodge da kontrole tâbi bir 'silâhsızlanmayı mümkün kı­lacak olan havadan kontrol hususun­daki Eisenhower plânım reddettiğin­den dolayı Sovyet delegesini tenkid et­miştir.

Komisyon öğleden sonra toplanarak ça lışmalarma devam edecektir.

11 Temmuz 1956

Birleşmiş Milletler (Newyork) :

Ha"b=r verildiğine .göre. Birleşmiş Mil­letler nezdindeki Sovyet temsilcisi An-drei Gromyko, Birleşmiş Milletler silâıh sızlanma komisyonunun yarın toplan­tıya çağırıknasını talep   etmiştir.

Tahminlere göre, Gromyko yarın .gmt ayarı ile saat 15 de söz alacak., dört saat sonra da Krişna M^snon konuşa­caktır.

12 Temmuz 1956

Birleşmiş Milletler (Newyork) :

Bugün öğleden sonra çalışmalarına de­vam eden Birleşmiş Milletler silâhsızlanma komitesinde söz alan Hindistan temsilcisi Krişna Menon, komiteye â-zâ olmıyan Hindistan'ın atom silâhla­rı hakikındaki görüşünü açıklıyarak memleketinin atom ve hibrojen horriba larmın denemelerine şu andan itibaren son verilmesini istediğini, bu silâhların kullanılmasından Ötürü bugünkü insan larm değil, gelecek nesillerin de zarar göreceğine inandığını söylemiştir.

Krişna Menon, bundan böyle atom. .enerjisinin, bombaların imâline sarfe-dilmemesini Amerika ile Rusya'nın, el­lerinde bulundurdukları bombalardaki atom enerjisinin bir kısmını su.frçu ga­yelere kullanmalarını teklif etmiştir.

Komisyon çalışmalarına devam etmek­tedir.

- Birleşmiş Milletler (Newyork) :

Birleşmiş Milletler silâhsızlanma ko-misyomınuKdaki Sovyet delegesi Gro-miko bugün şu telklifLeri Öne sürmüş­tür:

1     Atom  ve  hidrojen bom,roalarmınku]lar.:irruyaeağına. dair resmi bir deklarasyon yayınlanması,   bu     silâhlarınkayıtsız   şartsız yasak   edilmesi,   kütlehalinde mahva sebebiyet v-sren silâh­ların yasak edilmesi hususunda anlaş­ma, atom silâhları stoklarının ortadankaldın.ması,   atoım silâhı imâlinin durdurulması.

 Birleşik Amerika, komünist   Çinve Sovyetler Birliği için asker    mev­cudunun 2 buçuk milyona, ngiltere veFransa için 750 bine, diğer memleket­ler İçin de 150 - 200 bine indirilmesi ikinci indirme devresinde de bu rakamlar i ik üç. devlet için bir veya bir buçuk milyon, İngiliz ve Fransız kuvvet­
leri için de 650 'bin olacaktır. Atom silahlarının yasak edilmesinin 'klâsik silâhlarla asker mevcudu a-altılmasınm kontrol altına alımması, Atom silâhlarının yasak edilmesine dair antlaşma akdolununcaya    ka­dar barışı ve güvenliği korumak   mafesadiyle devletlerin atom silâhı kullan-mıyacaklarmı resmi  bir deklarasyon ile bildirmeleri.

13 Temmuz 1956

 Birleşmiş Milletler (Newyork) :

Sovyet delegesi Solbolev Güvenlik Kon şeyi ba;kanına bir nota vererek, Ame­rika uçaklarının Rus semalarını ihlâl etmelerini protesto etmiş ve bu giibi hâ .diseler tekerrür ettiği takdirde Güven­lik Konseyine müracaat edeceğini bil­dirmiştir.

 Birleşmiş Milletler (Newyo-rk) :

Silâhsızlanma komisyonunun dün öğ­leden sonraki toplantısında Hind de­legesinden 'sonra söz alan Fransız de­legesi Jules Moch şu teklifleri ileri sürmüştür:

 Atom tecrübelerinin, kemiyet, fceyfiyet ve kuvvet bakımlarından çok ya­kın bir istikbalde tahdidini eklifle görevli bir   uzmanlar komitesi kurulması, Askeri maksatlarla yapılacak atom infilâk!erininyasak  edilmesi, Barışçı gayelerde yapılacak, atomtecrübelerinin   konitrolü!nün  milletler­arası bir otoriyeye tâbi tutulması,İngiltere delegesi Anthonv Nuttinğ, Hind delegesi Menon'a cuma günü e­vap vereceğini bildirmiş ve oturum sona ermiştir.Komisyon bugün yeniden toplanacak­tır

17 Temmuz 1956

 Birleşmiş Milletler (New york) :

Birleşmiş Milletler teşkilatındaki İs­rail heyeti bu sa'baih Güvenlik Konse­yi ibaşkanma bir mektup göndererek, başkanın dikkatini Ürdün hududunda ki durumda beliren vahamet üzerine çekmiştir. İsrail heyeti mektubunda, 26 nisandan beri 101 hudud hâdis-ssi vu­kua geldiğini belirtmekte ve kısmen ö-lüm .fedailerinin iiaaliy etlerinin se­bep olduğu bu hâdiselerin, Ürdün'ün nisan ayında Birleşmiş Milletler ge­nel sekreterinin tavassutu sonunda im zalamış olduğu ateş kes anlaşmasiyle girişmiş olduğu taahhütleri yerine ge­tirmekten vaz geçtiğini ifade .etmedi­ğini sormaktadır.

19 Temmuz 1956

Kudüs:

Haram ar skjoeld ile Ben Gurion bugün saat 16 da Başvekâlette görüşmelerine devam etmişlerdir.

Lidda hava meydanından Kudüs'e İs­rail Dışişleri Vekili Meyerson'un oto-mofbilinde gelen genel sekreter yol bo­yunca, Dışişleri Vekiliyls görüşmek fırsatını elde etmiştir.

Akşam Hamrnarskjoeld şerefine verile cek ziyafette Dışişleri Vekâleti umu­mi kâtibi Walter Eytan ile görüşecek­tir.

20 Temmuz 1958

Birleşmiş Milletler (Newyork) :

Güvenlik Konseyi bu sabah toplanarak Fas'ın Birleşmiş Milletler Teşkilâtına üye olarsk kabulü hususundaki talebi­ni müzakere etmiştir. Bu toplantıda söz alan bütün üye'er Fas'ın talebini destetkledikl-srini bildir m işlerdir. Neti­cede Konsey Fas'ın üye olarak kabulü­ne karar vermiştir. Bu kararın şim­di 'genel kurul tarafından tasvibi ge­rekmektedir.

25 Temmuz 1956

Kudüs :

Birleşmiş Mil'etler baş müşahidi ge­neral Burns. Ürdünlü köylülerin Bir­leşmiş Milletler müşahitlerine taarruzlarmdan dolayı hayrete düştüğünü ve bur.'dan büyük bir endişe duyduğunu !bildirmiştir. Bu taarruz sırasında- İs­veçli albay Thailin ile yüzbaşı Muller yaralanmışlardır.

Birleşmiş Milletler (Newyork) :

Birleşmiş Milletler nezdindeki İsrail murahhaslarından M.  Mordohav  Kid-

-ron dün Güvenlik Konseyi başkanlığı­na gönderdiği bir mektupta Ürdün -"İsrail hududundaki durumun vahameti üzerine dikkati çekmektedir.

İsrail murahhası, Ürdün halkının okul larda ye gazeteler vasitasiyle daimi şe "kilde İsrail aleyhtarı bir propagandaya tâbi tutulduklarını beyan etmekte ve bu propagandanın semereleri olan mü­teaddit hâdiseleri hatırlatarak mek-tuibunu şöyle bitirmektedir:

«Vatandaşlarının can ve mallarından tnes'ul olan İsrail hükümeti, Ürdün ta rafından idare edilen teşkilâtlı tedhiş­çilik karşısında 'boyun eğemiyeceği gi­bi mütareke anlaşması hükümlerini ih­lâl .ederek meş'um tasavvurlarına <le-1 vam eden kimselerin ihdas ettiği bir durumu da kafoul edemez.»

 Birleşmiş Milletler (Newyork) :

İsrail'in Birleşmiş Miiletlerdeki dele­gesi Mordecai Kidron, Güvenlik Kon­seyi başkanına gönderdiği mektupta, Ürdün hududundaki durumun vahame tine dikkati çekmektedir.

"İsrail delegesi, Ürdün'de okullarda ve gazeteler vasıtasiyıe, ahalinin İsrail aleyhtarı şiddetli bir propagandaya tâ "bi tutulduğunu iddia etmekte ve buna bazı misaller yererek şöyle demekte­dir:

Vatandaşlarının hayat ve mallarından mesul o'an İsrail hükümeti, Ürdün ta­rafından takip edilen bu şiddet hare­ketine gÖ2 yumamaz.

 Birleşmiş Milletler (Newyark) :

Birleşmiş Milletler üyesi her memle-İtet Güvenlik ve barışı tehlikede gör­düğü anda. Güvenlik Konseyinin top lanmasını istiyebilir. Mısır'ın Süveyş kanal şirketine el koyması üzerine mil letlerarası anlaşmaların tehlikeye düş­tüğünü ileri sürerek İngiltere de Gü­venlik Konseyinin toplanmasını  is­tiyebilir. Fakat; albay Nasır'm hareke­ti zor kullanma esasına dayanmakla be raiber, meselenin milletlerarası yüksek adalet divanının yetkisi dahiline giren bir anlaşmazlık mahiyetinde olduğu sanılmaktadır.

29 Temmuz 1956

 Kudüs :

Bugün Birleşmiş Milletler mütareke ko misyonu tarafından bir tebliğde şöy­le denilmektedir:

«General Burns, Birleşmiş Milletler mü şahitler heyeti radyo subayı Svend Rasmissen'in vazifesi başında, bir may nin infılâki sonunda ölmesinden dola­yı büyük bir teessür duymuştur.»

Töbliğde radyo subayının Ölümüne yol açan hâdise hakkında malûmat veril­mekte ve subayın bir cip arabasiyle Maguep civarında İsrail topraklarında yeni tesis edilen bir tarassut mevkiine gittiği sırada mayna çarparak parçalan dığı belirtilmektedir. Rasmissen'in na­şı yakında Danimarka'ya gönderilecek­tir.

Diğer taraftan öğrenildiğine göre, bir ta'hkikat sırasında Ürdün toprakların­da bulunduğu sırada açılan ateş so­nunda ağır bir şekilde yaralanan İsveç 1İ müşahit yarbay Eric Thalin'in şim­di İki bacağına felç gelmiştir. Thalin hâlen Kudüs'ün İsrail'e ait kısmında Hadassah hastan anes inde tedavi edil­mektedir.

17 Temmuz 1956

İskenderiye :

İsrail'i boykot bürosu tarafından 1956 senesinin ilk altı ayında, 26 şirket, 11 gemi ve iki petrol gemisi «kara liste­ye»  kaydedilmiştir.

Bundan ba.?ka 37 şirket, İsrail'de her türlü faaliyetlerine son vermeyi vazet­miştir. Ablukaya riayet .edeceklerini -bildirmiş olan 6 gemi de kara listeden çıkarılmıştır.

26 Temmuz 1956

Londra :

Mısır'ın Süveyş kanalı şirketini devlet leştirmek kararı İngiltere'de büyük bir heyecan uyandırmıştır. Başvekil Sir Amthony Eden derhal bu hususta ilgili şahsiyetlerle görüşmelere başla­mıştır. İyi kaber alan kaynaklardan Başvekilin yarın olağanüstü bir kabine toplantısı tertipliyeceği bildir i] m ekte­dir. Aynı kaynaklardan İngiltere'nin bu kararı şiddetle protesto edeceğine şüphe olmadığı bildirilmektedir. in-gilterenin bu hususta Fransa ile de istişarelerde bulunacağı tahmin edil­mek t-edir.

Paris :

Albay Nasır bugün İskenderiye'de soy lediği ve Kahire radyosu tarafından da yayınlanan nutkunda şöyle demiş­tir:

«-Biz İngilizleri Mısır'dan çıkarmıya resmen bildirdiğimiz gibi müzakereler ne ticesinde değil, İnıgiliz kuvvetlerini' hırpamak çin Süveyş kanalı bölgesi­ne şevkettiğimiz komandoların faaliye tisayesinde muvaffak olduk. İngiliz iş gal ordusu bu durum karşısında Mı­sır'da kalmaya devam edemiyeceğini anlamış ve bu sebepten 'bizimle bir antlaşma imzalamıya karar vermiş­tir.

Bağımsızlığı için- mücadele eden Ce­zayir milletinin savaşı bizim de sa-vaşımızdır. Batı şunu bilmeli: Biz bu. kahramanca mücadeleyi hiç bir zaman desteklemekten geri kalmıyacağız.»  .

 İskenderiye :

Mısır Cumhurreisi Nasır" bugün iburadav. 100.000 kişilik 'bir topluluğa    hitaben/ yaptığı konuşma .sırasında, Süveyş kanalı kumpanyasının devletleştirildiğini ilân .eden bir kararname   imzaladığını. halber vermiştir. Bu kararnamede şöy­le  denilmektedir :  'Milletlerarası     Sü­veyş kanalı kumpanyası, hisse senetli. bir Mısır şirketi haline    getirilmiştir. Mısır hükümeti eski aktif ve pasifini." kendi hesaibma almıştır. Mısır    hükü­meti eski hissedarlara, kanal kurnpanyası hisse senetlerinin Paris borsasın­daki son kıymetine göre tazminat vere1 çektir.»

Cumhurreisi sözlerine şöyle devanı  etmistir:

»Bir asır sonra Süveyş kanalı bize iade edilmiş olmaktadır. Bu bir şirket    de­ğil, devlet içinde bir devlettir.    Artık bu müessenin geliri sayesinde yabancı yardıma ihtiyacımız olmıyacaktir. Na­sıl Faruk 26 temmuz 1952 d-e Mısırdan ayrıldıysa, bu unutulmaz tarihin dör­düncü yıldönümünde Süveyş    kanalı

"kumpanyasının mevcudiyeti de artık son bulmuştur. Bu iş için Süveyş ka­nalının 100 milyon dolara varan sene-lik-geliri kullanılacaktır.»

27 Temmuz 1956

Kahire :

"Mısır .hükümeti, Süveyş kanalı kumpan yasının devletleştirilmesini protesto fi­den İngiliz Notasını reddetmiştir.

 İskenderiye :

Albay Nasırın dünkü nutkunda oku­duğu devletleştirme kararnamesi ge-reğinc-e Mısır makamları Süveyş ka­nalına dünkü   gün el koymuşlardır.

Müsaderenin derhal yapılmasını kanu ni şekle uydurmak üzere Mısır resmi gazetesi dün hususi bir nüsha neşret-miştir.

"Kanal kumpanyasının Mısır'daki memur ve müstahdemleri kanal servisinindevamını temin etmek üzere vazife Sbaşında kalacaklardır.Kanal kumpanya­sının Mısır'daki bütün .geliri Mısır hü­kümetinin  mülkiyetine  geçmektedir.Kumpanyanın Mısır bankalarındaki bü-tün hesapları bloke edilmiştir.

 Kahire :

Süveyş kanalında seyrüseferin bundan "böyle idaresini temin edecek olan yeni bir müstakil komite kurulmuş ve şu kimseler komite üyeliklerine tâyin e-dİlmişlerdir:

Muhammed Hilmi Behçet Bedevi Muhammed Yunus Eadi İbrahim Hammude İbrahim Zeki

Muhammed Tevfik Sukker "Burhan Sait Muhammed Ali Elhattat Muhammed A'hmed S.elim

 Londra :

-Süveyş kanalı beynelmilel kumpanya­sında ineiliz menfaatlerini temsil eden başlıca kimselerden olup ismini açık-lamamağı tercih eden birzat, Mısır hü kûmetinin bu teşekkülü devletleştir­mek hususundaki kararnamesi dolayı-siyle dün akşam şu beyanatta bulun­muştur:

«Mısır hükümetinin böyle bir tedlbir almağa hiç bir hakkı yoktur. Mısır hü kûmeti, ancak 1968 senesi kasım ayı­nın ortasında sona erecek olan anlaş­ma ile bağlı bulunmaktadır.

Kumpanyanın imtiyazı şimdiye kadar bahis mevzuu olmamıştır ve Mısır hü­kümeti 1947 de ve hattâ bu sene bu im­tiyazın bazı teferruatı hakkında baş­ka anlaşmalar imzalamıştır.

Bu tedıbir üzerine albay Nasır'm foir çok güçlüklerle karşılaşması muhte­meldir.

Süveyş kanalı kumpanyası beynelmilel 'bir adalet divanına müracaat etmeğe selâfhiyetli değildir. Fakat bu mesele­nin Fransa, İngiltere, Amerika ve A-rap devletleri gibi bu kumpanyada alâ ka ve menfaatleri olan 'bir memleket tarafından beynelmilel bir mahkemeye gotürülm ektedir.

Paris.:

Albay Nasır'm Süveyş kanalı kumpan­yasını devletleştirmek yolundaki ka­rarı hakkında ne diyeceği sorulan Fran sız Hariciye Vekili M. Christian Pine şöyle demiştir:

Fransız hükümeti, bu kararı incelemek hakkını muhafaza etmekte ve bu hu­susta alâkalı hükümetler ile ve başlıca olarak İngiltere ile istişarede bulunma ğa hazırlanmaktadır.

Paris :

Tass Ajansı dün gece yarısından bir az sonra yaptığı yayında, Mısır ihtilâli­nin dördüncü yıldönümü münasebetiyim İskenderiye'de dünkü perşembe günü tertip edilen miting haberlerini hiç fbir yorumda bulunmadan bildirmiştir.

Sovyet Ajansı yalnız, albay Nasır'm miting esnasında irat ettiği nutukta Mı sır hükümetinin Çürveyş kanalı kum­panyasını   devletleştirceği hususunu birdirmiş olduğunu tasrih etmekle ik­tifa etmiştir.

 Londra :

Süveyş kanal kumpanyasının umum müdürü M.George Picot Fransız Bü­yükelçisi M. Chauvel'in refakatinde o-larak dün gece yarısından sonra saat 2 de İngiliz Başvekâletinde yapılan tOD lantıdan ayrılmış ve herfhangi bir be­yanatta bulunmaktan imtina etmiş­tir.

Yetkili kaynaktan öğrenildiğine gö re Sir Anthony Eden'in bu sabah sa­at 11 de mutat toplantısını yapacak olan Avam Kamarasında isbatı vücut et mesi muhtemeldir.

Dün g-sceki toplantıda İngiliz milletleri camiası vekili Lord Hume de hazır bu lunmuş'tur.

Paris :

Albay Nasır'm Süveyş kanalı ikumpan yasını devletleştirmek hususunda ver­diği haber üzerine Fransız Hariciye Ve kili M. Ghristian Pineau tarafından dün gece vaki beyanattan sonra Ha­riciye Vekâleti genel sekreteri M. Lo­tus oxe vaziyeti incelemek üzere me­sai arkadaşlarını toplantıya çağırmış­tır.

Fransız hükümeti, Londra'daki Büryük elçisi M. Jean Chauvel vasıtasiyle İn­giliz hükümetiyle temas halindedir. Bi lindiği gi;bi M. Chauvel dün gece İnlgliz Başvekili Sir Anthony Eden'le görüş­müştür.

Paris :

Fransız Hariciye Vekili M. Christian Pineau dün gece gazetecilerle yaptı­ğı bir konuşmada şöyle demiştir:

«Mısır hükümet reisinin Süveyş ka­nalı halkkmda bildirdiği tebliğler, Al­bay Nasır'm çok müşkül bir durumda bulunduğunu tahmin ettirecek mahiyet tedir.»

Diğer taraftan döin gece Londra'da Bir leşik Amerika Büyükelçisi de hazır bulunduğu halde Fransız v-e      İngiliz devlet adamları arasında yapılan görüşmelerin neticeleri Fransız Hariciye-Vekâletinde tetkik edilmektedir. Fraıı sanın Londra Büyükelçisi M. Jean Oha uvePdan ,bu hususta tafsilâtlı bir rapor bek'emektedir. Bu raporun toplantıda ileri sürülen teklifleri ihtiva edeceği bildirilmektedir.

Bu mesele hakkında müşterek bir teb­liğin yakında yayınlanmasına ihtimal verilmektedir.

Londra :

Süveyş !kanalı kumpanyası umum mü­dürü M.Leon Georges Picot dün gece Sir Anthony Eden nezdindt yapılan toplantıdan sonra France Presse Ajansı muhabirine «kumpanyanın Mısırdaki idaresiyle temasın kesilmiş olduğunu» beyan etmiştir.

Kumpanyanın umum müdürü, toplantı esnasında kararlar alınmadığını bildir mekten çekinmiş ve ancak şun'ari söy­lemiştir: Müstacel meseleler ortaya çıkmakta­dır. Şimdilik mesele tamamen siyasidir. İngiliz hükümeti durumu tetkik et­miştir. Bu sabahtan itibaren başlıca alâkadar devletlerce yani Süveyş kana­lında en fazla trafiği olan devletlerle ve bu arada bilhassa Birleşik Aberika ve Fransa  ile istişareye  girişilecektir.

Ayrıca !hu:kuki bir mesele ile de karşı karşıyayiz. Zira Mısır hükümeti kum­panyanın Mısır haricindeki alacakla­rına el koymak hususunda bir iddia da bulunmaktadır,

Washinıgton :

Assuan (barajının finansmanı hakkın­daki İngiliz - Amerikan teklifinin geri alınması karşısında albay Nasır'm gös terdiği tepkinin şeddeti Washington'da herhanıgi :bir yorumda .bulunmaksızın kaydedilmiştir. Fakat umumi kanaat şudur ki, Mısır hükümet reisinin Sü­veyş- kanalını devletleştirme kararı şu iki. sufeutu hayalden doğmaktadır: Ba­tı, Assuan barajının inşaası için yar­dımda bulunmayı reddetmiştir. Fa­kat Rusya da, keza görünüşte, bu hu­susta pek müphem davranmıştır.

Karar, bir diktatör rejimine has bir karardır. Tamamiyle keyfidir. Kanalda çahşari teknisyenlerin çoğu batılıdır. Bunların yerine aynı evsafta Mısırlılar ikame etmek: mümkündür. Bu husus­ta 'Abadan tasfiyehaneleri misali hatirlatilabilir: İran petrol endüstrisinin devletleştirilmesi üzerine İngiliz tek­nisyenleri burayı terkettikten sonra burası derhal harap olmaya başlamıştır.

Süveyş kanalı kumpanyasının idare meclisinde bir Amerikalı bulunmasına rağmen, Amerikanın bu kumpanyada­ki mai menfaatleri nisbetsn ehemmi­yetsizdir. Washington için Albay Nasırın kararı herşeyden önce siyasi 'bir ehemmiyet arz etmektedir Bu karar Mısır'ın batı aleyhtarlığmda İsrar et­tiğini göstermektedir ve Assuan 'bara­jının finansmanı için Mısırl idarecile­rin giriştikleri teşebbüsün hem Anglo­sakson devletler ihem de görünüşte Rus ya nezdinde uğradığı akameti, siyasi ve psikolojik sahalarda y-enmeğe ma­tuf olduğu muhakkaktır. Mısır'ın da­hili 'bakımından, Washiiıgt ondaki Or­ta doğu işleri uzmanlarına göre, 'baş­kan Nasır Süveyşi devletleştirmeğe ka rar vermekle, halk muvacehesinde, nis beten kolay fakat tamamiyle emogo jik bir muvaffakiyet elde edebilir.

Milletlerarası sahada, aynı u'.ananların kanatince, Mısır Devlet Reli:, Süveyş kanalı üzerinde şahsi otoritesini kur­makla batılılar karşısında bir k'oz ka­zanmak istemiştir. Süveyş kanalının yasak edilmesi. Orta doğu petrollerinin batı piyasalarına akmasını ciddi suret­le baltalayabilir. Batılı milletlerin pet­rol gemilerinin tonajı bu gemilerin Can de Börme Esperance'tan dolaşmalarına imkân verecek derecede yüksek değil­dir,

Görülüyor ki, Albay Nasırın bu kara Washington'da vahim addedilmektedir ve 'batılı başkentler ar?-.:..da acil is­tişarelere yol açacaktır.

Burada belirtildiğine 'göre, Nasir'm ta kmdığı bu durum sadece devlet­ler (hukukunun bir ihlâli değildir, zi­ra Süveyş kanalının imtiyazı ancak 1968 senesinde sona erecektir, aynı za manda bütün Orta doğuda, bir gergin havası doğmasına sebebiyet vere­cektir.

 Paris :

Albay Nasır'ın, Süveyş kanalının dev­letleştirilmesi hakkında verdiği karar Paris'in sadece mali çevrelerinde de­ğil, aynı zamanda diplomatik ve siyasi çevrelerinde de derin 'bir heyecan ya­ratmıştır.

İ fk önce bu kararın meşruiyetinin mü­nakaşayı mucip olduğu 'belirtilmekte­dir. Süveyş kanalı kumpanyasının mil­letlerarası mahiyeti haiz olduğu müna­kaşa ka'bul etmez bir hakikattir. Mı­sır hükümetinin, tek taraflı bir hare-ket'e, bu teşebbüsün esas vasfını de­ğiştirebileceğini anlamak güçtür.

Bilindiği gibi. müşterek bir durum, ta­kınmak üzere, Fransa, İngiltere, ve A-merika arasında derhal temaslara ge­çilmiştir.

Albay Nasır tarafından iler: sürülen iddia, bundan elde edilecek kârın As­suan barajının finansmanında kullanı­lacağıdır. Bu görüş tam pek şüpheli karşılanmaktadır.

Kumpanyaya mensup İbir Fransız yük sek şahsiyeti, bu hususta fikri soruldu­ğu zaman, g-elirlerin ibüyük kısmının, kanalın bakımına harcandığımı söyle­miştir. Yabancı gemilerin kanaldan ge çiş haklarından elde edilen kâr, Mı­sır'ın, topraklarının, bir kısmını su­lamak için -girişmeyi tasarladığı ça-bşmaları karşılayacak derecede değil­dir.

Filhakika kumpanya sadece kanala sa hip değildir. Bazıları Mısır toprakların da olmakla berber bir kısmı da Ame­rika ve Kanada'da bulunan bir çok te­şebbüslere sahip çıkmasını akıl almaz. Kumpanyanın elde ettiği 'kârların bü­yük ibir kısmını bu teşebbüslerin işle­tilmesi temin etmekte idi.

Devletleştirme kararının milletlerarası sahadaki tepkileri; ma1! bakımdan ol­duğundan daha vahimdir. Şimdiki ida­renin ortadan kalkması kanalın ba­kımına tehlikeli derecede zarar verebi­lir. Zira bu iş, devamlı bir kontrol istiyen çok nazik bir meseledir.

Diğer taraftan Süveyş kanalının, mil­letlerarası vasfı, bütün gemilerin, han gi millete mensup olursa olsun hakkı­na sahip bulunduklarına dair anlaşma ya riayeti temin etmekte idi. Kanal dev letieştirildikten sonra aynı şartlaın, ay ni kesinlikle yerine getirileceği şüphe­lidir.

Ticari seyrüsefer Ibakrmmdan kanal beynelmilel bir ehemmiyeti haizdir. Bil hassa büyük: bir petrol yolu haline gel mistir. Binaenaleyh bütün üsleri ve hususiyle İngiliz  Amerikan üslerini alâkadar .etmektedir.

 İskenderiye :

Mısır Cumhurreisi Albay Nasır, Mısır topraklarının bir kısmını gaspederek Mısırlılara düşen parayla yabancı his­sedarları zenginleştirmekle suçlandı­rılan Ferdinand de Lesseps ile Süveyş kanal kumpanyasının faaliyetini ha­tır.'attıktan sonradır ki, 48 saatten beri elinde tuttuğu şu bomlbayı fırlatmıştır: Süveyş kanalı kumpanyasına ve Mı­sırdaki bütün servetine el koyduk.

48 saatten beri Allbay Nasır, mutadı hilafına, Heliopolis'tekİ ikametgâhına çekilmiş ve sadece Maliye V-sk:iini ka­bul ederek., kendisiyle 6 saate yakın görüşmüştür. Herkes bu uzun görüşme yi, İngiliz ve Amerikalıların. Assusn barajının finansmanına yardımı red­detmelerinden sonra, Albay Nasır'm içinde 'bulunduğu müşkül duruma atfet inişti.

Bununla beraber Cumhurresine ya­kın çevrelerde, Albayın İskenderiye'de uzun bir nutuk vererek mühim bir ka rarı bizzat bildireceği haber verilmiş­ti. 'Henüz ibilinmiyen 'bu karar hakkın­daki mütalâalar muhtelifti. Bazılarına göre, Albay Nasır, Mısırın talebi üze­rine Moskova'nın Assuan barajının fi­nansmanını kabul ettiğini alenen bil­direrek, bazılarla göre ise Mısır'da A-merikalılarm aleyhine olağanüstü cid­diyette kararlar alınacağını v; muhte­lif teknik servis uzmanlarının memle­ketten çıkarılacağını haber verecek­ti-

Hülâsa kimse, seçilen kurbanın Süveyş kanalı   olduğunu  tahmin etmemişti. Halbuki Albay Nasır bu sürprizi dikkat le hazırlamıştı. Resmi gazetenin özel bir nüshasında, Süveyş kanalının dev İet!estirilmesi ve bu devletleştirmenin derhal tatbik mevkiine konması giz­li olarak çıkmıştı. İsmaüiye, Port sa-id ve Süveyşe «kumpanya bürolarına .el koymaları için memurlar gönderil­miş ve bankalara kumpanyanın bütün hesaplarını blok-e etmeleri emri ve­rilmişti. Bütün memurlar,servis şef­leri ve umumiyetle 'kumpanyanın Mı­sır'daki personeli vazifeleri başında kalma emri almışlardır.

Albay Nasır nutkunu söylerken arada sırada durarak, kanalın, Ferdinand Lesseps tarafından kurulan kumpanya dan Mısırlılara geçmesine dair olan ka nunun maddelerini okuyordu. Bu mad delerin yazılı olduğu kâğıtları teker te­ker balkondan aşağıya, sanki çocukla­ra ibalon atıyormuş gibi, orada toplan­mış olan halka atıyordu.

Her atışta da mikrofona doğru eğile­rek, heyecan içinde olan aha'iyi kahka­halarla seyrediyordu.

Üç saat süren nutkunda, Albay uNfasır, Sovyetlerin finansman işine iştirakler; ihtimaline :bir defa dahi temas etme­miştir. Halbuki halk bunu bekler gibi görünüyordu. Zira Nasır, nutkunun bir kısmında Çepilof'un Kahire ziyareti­ne temas ettiği zaman, bir alkış tısfanı koparan halkın heyecanının geç­mesi için birkaç dakika beklemek mec buTİyetinde kalmıştı. Mısır'ın doğuya kaydığını bildirecek bir kararı öğren-msğe halkın hazır olduğu açıkça gö­rülüyordu. Fakat kanala el kınulduğu haberinin yarattığı sürpriz bundan aşa ğı olmamıştır.

 İskenderiye ;

Albay Nasır şimdi Kurtuluş meydanı adı verilen büyük borsa mevdanmda 150.000 kişiye hitaben yaptığı beyanat­ta şöyle demiştir:

Süveyş kanalı, Assuan barajının fi­nansmanını fazlasiyle karşilıyacaktır.Şimdi artık Londra, Washington veya Moskovadan dilenmeye ihtiyacımız kalmamıştır.      

Bu sözleri alkışlarla karşılanan Albay üç saat müddetle Süveyş kanalının devleştirilmesi kararını izah etmiş ve bu arada Amerikan ve İngiliz devlet adamlariyle milletlerarası İmar bankası müdürü Eugen-s- Black'tan alaylı bir şekilde bahsetmiştir.

Albay Nasır halk arasında hiçbir za­man bu derece neşeli görülmemişti. Kasır'ın, Eugene Black'tan doğrudan doğruya Ferdinand Lesseps'e geçerek, 60 sene evveline temas etmesiyle aha­li derhal Süveyş kanalının bahis mev­zuu olduğunu anladı ve Alibay Nasır iade edildi- sözleri heyecanı son haddi-«fougün kanal Mısır'a döndü» dediği zaman, sesi ahalinin bağrışmaları arasın da kayboldu, dört sene evvel Faruğu koğmuştunuz, bu gün de, Kana Mı­sır'a iade sözleri heyecanı son haddi­ne vardırmıştır.

Paris :

Fransız Dışişleri Vekâleti bu sabah ya vınladığı bir tebliğde, Mısır hükümeti­nin Süveyş kanalını ihbarda "bulunmak sızın ve imtiyazlarına aykırı bir şekilde lağvetmesinin bir çok memleketle­rin hak ve menfaatlerini ihlâl ettiğini beyan eylemektedir. Tebliğde ilâve e-dildiğine göre, Fransız hükümeti bu durumla ilgili olan diğer hükümetlerle sıkı bir temas halindedir. Mısır hükü­metinin keyfi kararları ve bilhassa Süveyş kanalından geçiş meselesi 'bu istişarelerin «başlıca mevzuu olmakta­dır. Fransız hükümeti Fransız tebaları nın gerek şahıslarının ve gerekse men. Saatlerinin korunması için gerekli bü­tün tedbirleri almaktadır.

Diğer taraftan Öğrenildiğine göre, Fran sız vekiller heyeti öğle üzeri toplantı yapacaktır. Bu toplantıda Mısır hü­kümetinin Süveyş kanalı hakkında al­dığı kararların tetkik edileceği tahmin .edilmektedir.

Newyork :

Süveyş kanal şirketinin millileştiril­mesi haberi Newyork'un milletlerara­sı çevrelerinde büyük bir heyecan ya­ratmıştır. Bu çevrelerde bilhassa mese­lenin hukuki veçhesi ile son hâdiseler üzerinde durulmaktadır.

Hukuki bakımdan. Mısırın kararının 1888 de imzalanan İstanbul anlaşmala­rına aykırı olduğu belirtilmekle ve şirketin imtiyazının ancak 1968 de so­na ereceği hatırlatılmaktadır.

Ayrıca, Mısır hükümetinin son olarak Süveyş kanal şirketi ile yaptığı bir sez leşme gereğince, bu yıl içinde şirket Mısıra ehemmiyetli yatırımlarda bulu­nacaktı. Mısır hükümeti, 1869 anlaşma sı gereğince, bu anlaşmanın imzasından 99 yıl sonra şirkete verilen imtiyazla­rın sona ermesini kabul etmiş bulun­maktadır. Mısır hükümeti ile şirket ara smdaki anlaşmanın keyfi bir kararla tanınmaması, bütün milletlerarası an­laşmaların muteber olup olmaması me selesini ortaya atabilir ve hattâ hükü­metler veya hükümetlerle şahsi teşeb­büsler arasındaki sözleşmeler üzeı in­deki itimadı sarsabilir, denmektedir

Diğer taraftan, şirketin mallarının, bor sa fiyatı üzerinden senetlerin değeri bir yana bırakılmak şartiyle, 325 mil­yon dolar olduğu söylenmektedir ki bu da senetlerin borsa değeri üzerinden satın almmasiyle karşılanacak bir mik tar değildir.

 Londra :

Sir Anthony Eden Avam Kamarasın­da Süveyş mevzununda şu beyanatta bulunmuştur:

Mısır hükümetinin Süveyş kanal kum. paııvaana el koymak hususunda tek taraflı olarak aldığı, karar, İngiltere'­nin ve diğer bir çok milletin menfaati­ne zarar vermektedir. Bu kararla bun dan doğacak daha geni, meseleler hak kında ilgili diğer devletlerle istişare­ler yapılacaktır.

Muhal efet lideri Hugh Gaitskell de Mısır hükümetinin bu sert ve tamamiy le haksız kararını takbih ettikten son­ra şu talepte bulunmuştur:

 Meseleyi Birleşmiş Milletlere sunmak,

 Mısırlıların Londradaki alacakla­rını bloke etmek.

Sir Anthony Eden, Gaitskell'e cevaben son nokta yani Mısırlıların alacakla­rının bloke edilmesi hakkında şöyle de mistir:

Muhalefei liderine bu hususta doğru­dan doğruya cevap veremem, fakat kendisine şunu söyliye'bilirim ki, bah­settiği tedbir bizim, aklımızdan geç­miştir. Güvenlik Konseyine müracaat hususunda da vaziy-et aynıdır.

İşçi mebuslardan M. Paget söz alarak şimdiki halde Avrupaya, Süveyş ka­nalından geçmeksizin petrol götürecek kâfi miktarda gemi bulunmadığını söy lemistir.

Muhafazakâr parti başkanı yardımcısı Lord Hichingtorooke'da İngiliz kıtaları nın Süveyş kanal bölgesini yeniden iş gal etmelerini istemiştir.

Canberra :

Mısır'ın Süveyş kanal şirketini milUleştirmesi üzerine Avustralya 'hükümeti derhal İngiltere hükümeti ile temasa geçmiştir.      

Dışişleri Vekili Richard Casey, Avust­ralya ile güney doğu Asya ve 'güney As ya memleketlerini İngiltereye !bağlı-yan Süveyş kanalının ehemmiyeti ü-zerinde durmuş ve resmi anlaşmaları ihlâl edecek teK taraflı kararlar ve kanaldan serbest geçişi tahdit edebile-cek hareketler karşısında Avustraiya-nin duyduğu endişeyi ifade etmiştir.

Paris :

Bu sabshki kabine toplantısından son­ra beyanatta bulunan Dışişleri Vekili Pineau şunları söylemiştir:

«Dün Mısır'da yük: bulan ve gece hü-kûmeümiz ile İngiltere hükümeti ara­sında istişarelere sebep olan hâdiseler hakkırca kabine üyelerine izahatta bu lundum. Kabine de benimle aynı gö­rüşü muhafaza ederek Albay Nasır'm aldığı bu tek taraflı kararı kabul et­mem.

Bu hususta müttefiklerimizle anlaşa­rak hareket etmeğe karar verdik ve pazartesi gününden itibaren Londraya yapacağım ziyarette bu husus üzerin­de duracağım.

Bu sabah Mısır Büyükelçisini de ka­bul ederek Fransız ve İngiliz hükümet lerinin Kahire nezdinde protestoda bulunacaklarını kendisine bildirdim. Bu arada Albay Nasir Cezayir hakkın­da vermiş olduğu sözü tutmadığını da kendisine hatırlattım ve bu defaki gasp hareketinin ise çok daha vahim olduğunu söyledim.

Washington :

Amerikan hükümeti bugün yayınladığı kısa bir tebliğ ile Süveyş kanal tesis­lerine el konması üzerine ilgili diğsr devletlerle derhal temasa geçmiş ol­duğunu (bildirmekte ve Mısır hükûm-eti nin hareketinin çok geniş neticeler ve­receğini, iktisadi durumları Süveyş ka nalı yolu ile yapılan nakliyata bağlı olan memleketleri de müteessir edece­ğini ilâve etmektedir.

Londra :

İngiliz Dışişleri Vekâleti tarafından Londradaki Mısır büyükelçiliğine tev di edilen protesto notasının metni:

«Mısır hükümeti, Süveyş kanalı kum­panyasının 26 Temmuz 1956 tarihinden itibaren devletleştirilmesine matuf bir kararname yayınlamıştır, nigiliz hükû meti, milletlerarası bakımdan hayati bir ehemmiyeti haiz olan bu. deniz geçi dinde seyrüsefer hürriyeti için vahim bir tehdit arzeden bu tek taraflı kararı protesto eder. İngiliz hükümeti gerek kendisinin ve gerekse tebalarmm mev cut anlaşma ile haiz bulunduğu hakları muhafaza eder. Devletleştirme kararı­nın doğuracağı bütün neticelerin mesu­liyeti Mısır hükümetine terettüp ede­cektir. -

 Paris :

Fransız Maliye ve Dışişleri Vekâletle­ri bugün yayınladıkları bir tebliğde şöyle demektedirler.

»'Mısır hükümeti milletlerarası Sü­veyş kanalına karşı devletler hukuku­na aykırı olarak giriştiği harekette, dev letleştirmeye dair kararnamenin üüçüncü maddesiyle kanal şirketine ait olan ve yabancı memleketlerde bulu­nan mallarının bloke edildiğini bildir­mesine karar vermiş ve bankaların, müesseselerin veya hakiki  şahısların

fbu mallar üzerinde muamelede bulun­masını menetmiştir.

«Bu kararnamenin, kumpanyanın. Fran sada veya Mısır toprakları dışında-bu­lunan mallarına her hangi ibir şekilde tesiri olamıyacağı aşikârdır.

Bundan başka kumpanyanın Mısır da hâlindeki malları hakkında kararın mu teberi iği hususunda da Fransız hükü­metinin alacağı kararı mahfuz tuttuğu beyan olunur.»

Londra :

Mısır hükümetinin Süveyş kanalı kum panyasmı devletleştirmeye karar ver­mesi sebebiyle, Londra 'borsasında pet toil şirketlerine ait hisse senetlerinde bugün cem'an 100 mi'yon sterlinıg tu­tarında 'bir düşme kaydedilmiştir. 73 sterling kıymetinde olan kanal kum­panyasının hisse senetleri ise sabah 55 sterlinge düşmüşse de öğleden sonra 63 sterlinge yükselmiştir. Mamafih bun lar üzerinde 'borsa muame' eleri gayet az olmaktadır. «Peninsular adn Orıen-tal» gibi bilhassa Süveyş kanalından geçmek suretyile seferler yapan deniz cilik şirketlerinin hisse senet'erinde de büyük düşmeler kaydedilmiştir.

Kahire :

Mısır polisi Süveyş kanalı kumpan­yasının Mısırdaki temsilcisi kont Jean Philippe de Grailly'ye, Öğle üzeri, Fran sa'nm Kahire Büyükelçiliğine gitmek müsaadesini vermiştir. Bilindiği gibi temsilci dün öğleden beri kumpanya­nın merkez binasında göz hapsine alın mıştı. Temsilcinin, Port Said, Port Tev fik ve ismailiye'deki memur' ariyle te­masa geçmesini önlemek için bütün te Iefonlar kesilmişti. Kumpanyaya ait, binalardaki büiün odalar mühürlenmiş tir.

Paris :

Kahire radyosu. Süvev: kanalı kum­panyasının devlet" estirilmesi kararının batıda uyandırdığı akisler hakkında şu yorumlarda bulunmuştur:

Batılıdevletlerin,kararımızetrafında

yaptıkları bütün bu ürültülerin ga­yesi dünya umumi efkârını hükümran bir devietin meşru bir hareketine kar şı tahrik etmektir. Tdhditler bizi kor­kutmuyor. Hükümetini destekliyen Mı sır milleti, emperyalistler veya Orta doğu'daki ajanları yani İsrail tarafın­dan vuku bulacak her hangi bir baskı teş-öbibüsüne karşı koymasını bilecek­tir.»

Washington :

Amerikan hükümeti 'bulgun yayınladığı sekiz satırlık bir tebliğle, Süveyş kar nalmın dfevletleş.tirilm|esi karları kar­şısında, İngiltere ve Fransa ile giriş­tiği istişarelerin ehemmiyetini be'irt-mektedir. Tebliğde Orta doğu petrolle rinin Avrupaya naklinde Süveyş ka­nalının oynadığı mühim rol hatırlatıl­makta ve Mısır hükümetinin bu hu­susta kararının gayet etraflı neticeler doğuracağı beyan olunmaktadır.

Paris :

Süveyş kanalı kumpanyası bugün Fransız ve yabancı bankalara gönder­diği birer nota ile bütün mevduatının, her nie şekilde ve her nerede bulunur­sa bulunsun, münhasıran 'kendisine, ya ni hissedarların bu hususta Mısır hü>-kûmetinin vereceği emir!eri dikkat na zara almayıp yalnız kumpanyanın ta­limatına uymağa devam etmelerini ih­tar etmiştir. ilk ihtilâfın tou mevzuda baş göstereceği muhakkak addedilmek tedir. Filhakika, merkezi İskenderiye-de foulunan ibu kumpanya statü bakı­mından bir Mısır şirketidir.

İkinci meseleyi, Kanaldan 'geçen ge­milerin, geçiş parasını kime ödeyecek leri teşkil etmektedir. Filhakika bu pa ralar ıgeçiş sırasında Mısır'da değil kumpanyanın Paris veya Londradaki alacak hesaplarına yatırılmaktadır. De niz nakliyat şirketleri şimdiden bu pa rayı hangi tarafın hesabına yatıracak­larını düşünmeye başlamışlardır.

28 Temmuz 1956

Kahire:

Süveyş kanalı kumpanyasının  devlet Estirilmesi mevzuundaki İngiliz pro­testo notasının Mısır hükümetince re& dedİldiği, Cumhurbaşkanlığı siyasi ka lem müdürü Ali Sabri tarafmadn dün akşam verilen beyanat esnasında bildi­rilmiştir.

Ali Sabri 'bu beyanatında kanal kum­panyasının devletleştirilmesi işinin hü kümranlığa taalluk eden bir harek-et olduğunu, zira bunun Mısır kanunları­na tâbi ıbir Mısır anonim şirketi hak­kında tatbik edilmiş Ibulunduğunu söy lemis v.e Mısır hükümeti tarafından itihaz edilmiş o'an tedbirin Süveyş ka nalındaki trafik üzerinde bir tesir ha­sıl etmemiş bulunduğunun kayde şa­yan olduğunu da ilâve etmiştir.

Dün akşam saat 18 (gmt) den bir az evvel Mısır Hariciye Vekâletine gön­derilmiş olan nota İngiliz Büyükelçili­ğine hemen iade edilmiştir.

Şanı :

Şam radyosunun bildirdiğine göre, Suriye Başvekili Sabri Asali Mısır tara­fından Süveyş kanalı kumpanyasının devletleştirilmesi hakkında alman ka­rarı tasvip etmiş vs Cumhurreisi Na-sır'a tebriklerini bildirmiştir.

Yeni Delhi :

Hind resmi mahfilleri Albay Nasır'm Süveyş kanalı kumpanyasını devletleş tirmek yolundaki kararı hakkında her hangi bir yorumda bulunmaktan im­tina edilmektedir.

Bununla beraber Hind hükümet mer­kezinin siyasi çevreleri bu kararı u-mumiyetle müsait karşılamaktadır­lar.

Belıgrad :

Yugoslav ibasmı ve radyosu, Süveyş kanalı kumpanyasının devletleştir ilmesi hususunda Mısır hükümetince alman karar mevzuunda şimdiye kadar her­hangi bir yorumda bulunmaktan icti-nab etmişlerdir.

Borba ve Potika adındaki tanınmış Yugoslav gazeteleri Albay Nasır'm ka rarım ve bunun akislerini büyün man

setler   altında   neşretmekle   iktifa etmislerdir.

Yugoslav resmi mahfilleri de şimdiye kadar herhangi bir yorumda bulunmak tan çekinmişlerdir.

 Washington :

Süveyş buhranı Amerika Müdafaa Ve kâletinde ciddi bir buhran olarak te­lâkki edilmektedir. Birleşik Amerika Müdafaa Vekili M. Charles Wiison Ka­hire hâdiselerinin görüşülmesine tah­sis -edilen kabine toplantısında hazır bulunmuştur. Beyaz saray bu toplan­tıların mahiyet ve şumuMi hakkında kat'i bir ketumiyet muhafaza .etmekte devam ediyor. Ahcak, M. Wilsoniun müzakerelerde faal ;bir rol sahibi bu­lunduğundan hic şüphe edilmemekte­dir.

Hâlen Uzak doğuda seyahatte bulunan Amerikan Erkânı Harbiy.ei Umumiye Beisi Armral Arthur Radford'a gelin­ce mesai arkadaşları kendisine duru­mun inkişaf şekli hakkında devamlı sur-ette malûmat vermektedirler.

Filhakika Mısırın tek taraflı hareketi, Birleşik Amerikanın başlıca iki mütte­fikine zarar vermektedir ve bu keyfi­yet Amerikan Harbiye Vekâletini ha­raretli bir .şekilde meşgul etmektedir. Bu Vekâlet aynı zamanda vaziyetin ve hamet kesbetmesi halinde Birleşik Amerikanm akar yakıt ihtiyaçlarına ya pacağı tesir hususunu da icelemekte-dir. Bilindiği gibi bu keyfiyet Birleşik Amerikanın müdafaası bakımından ha yati bir ehemmiyeti haizdir.

Bununla ibera'ber Amerikan askeri malı filleri amiral Radford'un Doğu Asya'-daki seyahatini Süveyş meselesi do-üayısiyle kısaltacağını zannetnıketedirler.

Aynı mahfill-er, Bıirleşik Amerikanın hâlen Akdenizde bulunan askeri kuv­vetlerinin her zamankinden daha kud­retli bulunduğu keyfiyeti üzerinde dur maktadırlar. Altıncı Amerikan filosu* Albay Nasırın silah tedariki için do­ğuya teveccüh ettiği günderiberi dur­madan takviye almaktadır. Yakın do­ğu, Amerikan stratej ler inin nazarında şimdiye kadar Formozanm Pasifik'te haiz olduğu ehemmiyeti taşımağa baş­lamıştır.

Birfeşik Amerika donanmasının en modern harb 'gemileri şimdi 'Akdenizde "bulunmaktadırlar veya icabında orada Tıulunabüeceklerdir. Dünyanın en kud­retli uçak .gemisi Forrestal !bu arada misal olarak gösterilmektedir. Nato'-nun yaz manevraları dolayısiyle altın­cı 'fi!onun bahriye silâh endazlarmı takviye için .gönderilmiş bulunan silâh en daz taburu hâlen de Akdenizde bulun­maktadır.

Kısacası, yetkili bir şahsiyetin fikrine güre Birleşik Amerika harb filosu ve uçak gemileri filosu Akdenizde uyanık bir igözculüğü sağlıyacak v.e her tür­lü ihtimali karşılayacak vasıtalara ge­niş bir şekilde malik bulunmaktadır­lar.

 Roma :

Milliyetçi parti lideri ve eski Savunma Vekili Rândolfo Pacciardi Alibay Na-sır'm aldığı kararı teessüfe sayan "bir hareket olarak vasıflandırmış, mebus­lar meclisi dışişleri komisyonu başka­nı Hnstiyan - Demokrat Giusepp.e Bet "ti'on ise "Mısır'ın, hükümran bir mil­let olarak kuvvetlenmesi yolunda sar-f ettiği gayreti İtalya büyük bir memnu niyetle kargılar» demiştir.

Birfbirine zıt olan bu iki beyanat, Mı­sır'ın kararı hakkında İtalyan siyasi çevrelerinde dağınıklık olduğunu gös­termektedir.

Şimdiye kadar herhangi bir vekil ve­ya yetkili sözcü hükümetin görüşünü aksettirmemiş/tir. Sadece resmi çev­relerde bunun 'bir sürpriz olduğu belir tilmekle yetinilmiştir.

Berlin :

Albay Cemal Abdünnasır'm Süveyş ka nalını devletleştirmek hususunda al­dığı karar Doğu Almanya tarafından müsait karşılanmıştır.

Londra :

Süveyş kanalı 1869 yılında açılmıştır. Kanalın inşası için 121.111 Mısırlı işçi çalıştırılmıştır.

111 mil uzunluğunda olan kanal saye­sinde Asyadan Avrupaya giden gemi­ler, 10.000 mil- kat ederek Afrikanm et­rafını dolaşmadan Akdenize varabil­mektedir.

Geçen sene zarfında, günde ortalama 40 gemi kanaldan geçmiştir. 1875 yılında, İnigiliz Başvekili Benjamin Disraeli, ka na! hisse senetlerinin hemen yarısını satm almıştır.

Kanal, 16 Fransız, dokuz İngiliz, he$ Mısırlı bir Amerikalıdan müteşekkil bir müdürlük heyeti tarafından idare edilmektedir.

1888 yılında İstanbul konvansyonu ile, kanaldan her memlekete ait gemilerin her türlü halde geçebileceği hususun­da anlaşmaya varılmıştır.

Hâlen kanalın iki ucunda bulunan Mı­sır harb gemileri, İsraile ait gemilerin kanaldan g.eçmesine müsaade etmemek tedirler.

Kanaldan bilhassa petrol nakli husu­sunda çok istifadeler edilmektedir.

1955 yılı zarfında Süveyş kanalından geçen muhtelif memleketlere ait ge>-müer ve naklettikleri yük miktarı şöyledir:

Colombo :

Albay Nasir'm Süveyş kanalını dev­letleştirme hakkındaki kararını yorum yayan Seylan Başvekili Bandaranaike, bu kararın ciddi neticeler doğurması­nın muhakkak olduğunu söylemiş ve ibu messleyi Colombo plânı memleket­leriyle yani Hindistan, Pakistan, Bir­manya, Endonezya ile hattâ daha yük­sek .bir mert&bede olmak üzere Bandung konferansına iştirak etmiş olan devletlerle müzakere etmeyi düşündü­ğünü belirtmiştir.

Bonn :

Süveyş kanalının devletleştirilmesi ka­rarını dün yorumlamaya vakit bulama mış olan Batı Almanya basını bu sa­bah bu meseleye dair geniş bir yer ayırmıştır.

«Die Welt" gaz-stesine göre, Albay Na­sır, «dünyada sempati ile karşılanması na imkân olmayan bir karar almakla* tehlikeli Ibir oyun oynamaktadır), Mu harrir, Süveyş kanalının kapatılması-mn milletlerarası seyrüsefer için bir facia olmayacağını zira gemilerin ica­bında Cap de Bonne Esp.erance'dan do laşab ileceklerini, fakat 'bunun Mısır ik tisadiyakna süratle zarar vereceğini yazmaktadır.

Hükümet taraftarı «Frankfurter Allge meine» gazetesine göre, Albay -Nasır'm ancak kendi milleti muvacehesinde iti barını arttıracak olan bu tedbirinin Rusya tarafından tasvip edildiğine da ir herhangi bir emare mevcut değil­dir.

Londra :

İngiliz Maliye Vekâletince bu sabah neşredilen bir tebliğde, Süveyş kanalı kumpanyası ile Mısır tabiiyetindeki mü essese ve şahıslara ait bilumum' matlu bata el konulduğuna dair dün sabah yayınlanmış olan kararnamenin neşredildiği andan itibar-en yürürlüğe gir­mesi gerektiği tasrih edilmektedir. Bu karar bütün İngiliz bankaları ile res­mi ve hususi alâkalı diğer daire ve müesseselere bildirilmiştir.

Londra :

Londradaki Mısır Büyükelçiliği söz­cüsü Afp muhabirin-e verdiği bir de­meçte şunları söylemiştir:

«Mısırlıların İngilteredeki alacakları­nın ib'oke edilmesine dair nigiliz ha­zinesince ittihaz olunan karar, İngiliz

Mısır ticaret anlaşmasını bozmamak­tadır kanaatindeyim. İki memleket arasmdaki ticaret münasebetlerinin bukarardan müteessir olmayacağını li­mit ediyorum, filhakika İngiliz hazine­
si bazı hallerde Mısır'a  transfer    ya­pılmasına daima müsaade edebilir.

Kahire :

Mısır hükûm-tti sözcüsünün Ehram, gazetesine verdiği -bir demece 'göre, Sü veyş kanalı kumpanyasının bütün Ihis-se senetlerinin kıymeti 71 milyon İn­giliz lirasına -baliğ olmaktadır. Bunun 62 milyon liralık kısmı, para gibi te­davül etmekte ve kumpanyanın ma­nevi şahsiyetinin malı bulunmaktadır. Umumi yekûnun 38 milyon lirası ih­tiyat aknesi olarak telâkki edilmekte, 14 milyon lirası ise memur ve müstah­demlerin aylıklarını ve tekaüdiyeleri-ni karşılamak üzere garanti akçesini teşkil etmektedir. Kumpanyanın muh­telif devletlerden 7 milyon, eşhas ve müesseselerden 3 milyon İngiliz lirası alacağı vardır. Bu hesaplardan çıkan netice şudur: Kumpanyanın 62 milyon İngiliz liralık nakdi serveti Mısır hü­kümetinin malı olmuştur. Hissedarların tazmini cihetine gidilecek olsa bile bunlara ancak 9 milyon lira ödenecek demektir.

Kahire :

Mısır Cumhurbaşkanı ve hükümet re­isi Albay Cemal Afbdünnasır bugün irad ettiği bir nutukta ezcümle şöyle demiştir:

«Süveyş kanalında seyrüsefer güçlük leri çıkacak olursa bütün mesuliyeti­nin Fransa ile İngiltereye ait olacağı­nı şimdiden .belirtmek isterim.

Hiç toir memleket, hiç bir millet bizi korkutamıyacaktır. Biz kuvvete kuv­vet kullanarak mukabele etmek kara­rındayız. Hükümranlığımızı ve  istikkâlimizi, kanımızın son damlasına   kadar müdafaa edeceğiz.

Kahire :

Süveyş kanalının devletleştirilmesi hak kmda alman kararı desteklemek ve .Mısır'ın dahili işlerine müdahale edil­mesine müsamaha etmemek hususnda ki milli azmi belirtmek maksadiyle (baş lıca şehirlerde "bugün tertip edilecek toplantılara bütün Mısır halkı katûçaktır.

 Paris :

Süveyş kanalı beynelmilel kumpanya­sı personeline aşağıdaki mesajı gön­dermiştir:

Süveyş kanalı kumpanyası Mısır'daki personeline, Mısır hükümetinin aldığı son karardan dolayı içinde bulunduğu güç durumu tamamiyle takdir ettiği­ni ve buna mümkün olduğu kadar ça­buk son yermeğe çalıştığını teyit ey­ler.

"Kumpanya, personele ancak idare hey-e -ti tarafından temsil olunan kanal kum panyası ile serbest kararlaştırılmış hiz metler için mukavele akdetmiş olduğu nu ve 'bu sebepten kumpanya müdüri-y-£ti hariç, hiçbir yerden talimat ala-mıyacağmı hatırlatır.

Kumpanya, personelinin, kendisine kar şı olan vecibelerini yerine getireceğine emindir.

 Paris :

Guy Mo'let kabinesi, gecen şubatta iş başına geldiği günden beri bu milli mec "liste dördüncü defadır ki güven oyu almış bulunuyor. Meclis, hükümete ıs­lan güvenini bugün 163 muhalife karşı 273 oyla bildirmiştir.

Bahis konusu mesele, Cezayir'de asa­yişin iadesi için yapılan askeri hare­kâtın gerektirdiği masrafların kabulü keyfiyeti idi.

Bu vesile İle söz alan mebuslardan .es­ki Cezayir Valisi Sosyal Cumhuriyetçi Soustelle, Mısır hükümeti tarafından Süveyş kanalına el konmasını şidd-st-le protesto etmiş ve bu vahim hareketi 1936 da Rhim havzasının işgali hâ­disesi ile mukayese eylemiştir.

Hatip şöyle devam etmiştir:

"Bu meydan okuma müsamaha ile kar şılanamaz ve kabul .edilemez. Bu va­him hareket, dikkat edilmezse umu­mi bir savaş bile doğurabilir.»

Eski Hariciye Vekillerinden ve Radikal lerden Georges Bonnet de şunları soy lemistir:

«Hükümete güven oyu verirken /ben ve arkadaşlarım, Albay Abdünnasırim. meydan okuyuşuna gerekli cevabı ve­rirken, Fransa'nın lüzumlu otoriyeti haiz olmasını arzu ettik.

 Paris :

Fransız siyaset adamları ile gazete­ler batılı devletleri, Mısır'a karsı ga­yet sert bir şekilde harekete davet et­mektedirler.

Süveyş kanalı kumpanyası resmi bir tebliğle, kanaldan geçiş için Mısır'a ödenecek ücretlerin, kumpanyayı alaka dar etmiyeceŞini ve ücretin tahsilinde İsrar edileceğini hatırlatmıştır.

Anlaşıldığına göre, Fransada mevcut temayül Mısır'a mukabele için şu ted­birlerin ahnması merkezindedir.

Petrol tankerlerinin Süveyş kanalı yerine ümit burnu yolundan   ge­çirilmeleri, şimdiki halde Süveyş   ka­nalında Avrupa'ya petrol nakliyatı 720tankerle   yapılmaktadır. Ümit burnuyolu ise 2000 tankere daha ihtiyaç gosterecektir.  Buna  rağmen bu yol ter­cih edilmelidir.

Nilin daha yukarılarında barajlarinşa etmek suretiyle Mısır'ın Assuanbarajıtasarısınınahakkukuna imkânbırakmamak,

Mısır pamuğunu boykot etmek vefiyatları düşürmek için Amerika pa­muğu vasıtasiyle bir nevi damping yapmak.

 İsrail topraklarından geçecek yeni bir kanal veya petrol borusu inşa etmek.

Tahran :

Tahran'da iyi hasber alan çevrelerde hâ kim olan kanaate göre Cumhurreisi Na sir'ın Süveyş kanalı kumpanyasına el koymak kararı, iktidardan düşmesine götürecek yolun başlangıcı mahiyetin­de olabilecektir. Bazı İranlı şahsiyet­ler Nasır'm bu kararı ile Musaddık'm Arrgk>4ranian kumpanyasını devletleş tirmek 'kararı arasında bir benzerlik müşahede etmektedirler. Bu şahsiyet­lerden biri United Press muhabirine bu mevzuda şöyle demiştir:

«Her halde Musaddık, dünyada kendi­sinin işlediği hataları tekrarlıyacak in­sanların halâ bulunduğunu görmekle hapishanedeki hücresinde kahkahadan kır ılıyor dur.»

Kahire :

Resmi bir kaynaktan bildirildiğine göre, Mısır hükümeti, Mısır'ın İngilteredeki sterling alacaklarının İngüitere ta rafından bloke edilmesini Lahey mil­letlerarası adalet divanına sunmaya ka rar vermiştir.

İsmailiye:

Kanal bölgesi şehirlerinde bulunan Mısır milli muhafız teşkilâtına mensup gönüllüler bugün birliklerine müraca­ata davet edilmiştir. Bu davet şehirler­de dolaşan hoparlörlü kamyonlar vası-tasiyle yapılmıştır. Bu ani seferberlik hakkında hiç bir izahat verilmemiş­tir.

29 Temmuz 1956

 Şam :

Suriye mebuslar meclisi, Albay Na­sır'm Süveyş kanalı kumpanyasını dev letleştirmek kararını Suriye'nin ta-mamiyle desteklediğine dair Başvekil Saibri Assalinin verdiği beyanatı tas­vip eden bir takriri oy birliğiy'e ka­bul etmiştir.

 Paris :

Pravda gazetesi  «Mısır kendi mukadderatma bizzat hâkim olmak istiyor^ -başlığı altında neşrettiği ve Tass Ajan sı tarafından yayınlanan makalesinde Süveyş analı meselesinde Nasır hü­kümetinin tarafını tutmakta ve şöyle demektedir:

Mısır mill-etinin, bağımsızlığım takvi­ye için 'giriştiği kesin mücadeleyi bü­tün memleketlerin halk kitleleri mem nuniyetle karşılamaktadır.

Sovyet hükümeti, Mısırın sınai ve ik­tisadi ıgelişm esine yardım için bu mem'. leketin ileri süreceği talepleri hüsnü­niyetle incelemeğe hazırdır. Sovyet Rus. ya, Mısır'a, devletin menfaatlerine ay kırı düşecek hiçbir siyasi veya iktisa­di karar empoze etmemiştir ve etmek, niyetinde de değildir.

Londra :

Bu akşam Londra'da, Seiwyn Lloyd ve-Christian Pineau ile yapılacak üçlü kon­feransta Amerikayı temsil edecek olan Dışişleri Vekil yardımcısı Robert Mıırphy bu sabah gmt ayariyle saat 9 dan biraz sonra uçakla Londraya gelmiş ve .gazetecilere verdiği beyanatta henüz: kat'i teklifler safhasına gelmedik» di­yerek müzakerelerin inceleme mahiye­tinde olacağını söylemiştir.

Üç Dış işesri Vekilinin, Mısıra karşı as­keri bir hareket düşünüp düşünmedik­leri sualine, Murphy, istişarelerin he­nüz bu noktaya varmadığı cevabını vermiş ve Mısırlıların Amerikadafci alacaklarınm bloke edilmesi ihtimali, hakkında hükümetinin durumunu açıklamayı reddetmiştir.

Vekil, diğer bir suale cevaben, Ameri­ka hükümetinin, Assuan barajının fi­nansmanına iştiraki reddettiğinden do^ layı pişman olmadığını söylemiştir.

Fransa Dışişleri Vekili Christian Pine da öğleden sonra beklenmektedir.

Washington :

Albay .Nasır'm Süveyş kanalı kumpan. yasını devletleştirmek hususundaki ka, rarı üzerine Washington'daki yetkili mahfiller, ticari faaliyet sahasında dün yanın en önde gelen bir milleti   olmak-

hasebiyle Amerikalılar için Süveyş ka jıalmm iktisaden hayati bir ehemmiyet arzettiğini  hatırlatmaktadırlar.

13u mahfiller hu. hususta şu noktaları id el irt inektedirler:

1  Süv-syş kanalı, Kızıl denizdeki manganez ihraç limanlariyle Newyork .arasındaki mesafeyi 10.700 kilometre, Suudi Arabistan petrol ihraç limanlariyle Newyork arasındaki mesafeyi 5600 ki'ometre ve Karaşi ile Newyork arasındaki mesafeyi de keza 5600 ki­lometre kısaltmaktadır. Boston'dan Ka -raşrye Ümit Burnu yolu yerine Süveyş kanalı yoliyle meselâ Liberty tipinde "bir gemi gönderen bir armatörün 30 'bin dolar tasarruf ettiği ve ıgemisinin Karaşiye 14 gün evvel vardığı hesap edilmektedir.

2  Liberya, Honduras ve Panama'nın "Bir'.eşik Amerika bayrağını taşıyan ve Amerikan vatandaşlarına ait olan ti­caret filoları Süveyş kanalından istifa Beden üç başlıca memleketin ticaret filo1 arı arasında bulunmaktadır.

3  Süveyş kanalından faydalanan Amerikan dış ticaret tonajı 1929 dan be­ri on misli artmıştır ve bugün, senede 10 milyon tonu .geniş bir şekilde aşmak tadır. Yapılan hesaplara göre, Süveyş kanalı mevcut Afrika sahil'erini do­laştırarak sefer ettirmek mecburiyetin de kalsalar, ayni tonaiı nakledebilme-leri için şimdi kullandıkları Liberty tipi gemilerinden daha iki yüz gemiye ve ayrıca daha 75 petrol gemisine ihti­yaçları olacaktı.

- Bağdad :

Mısırın Süveyş kanal şirketini devlet­leştirme kararı Irak yetkili çevreleri tarafından dikkatle takip edilmektedir. Hâlen Londra'da bulunan Başvekil Nuri Said Paşa, hem Bağdad ile hem de "İngiliz hükümeti ile sıkı temas halindedir.

 Kahire :

Süveyş kanal şirketinin şimdiye kadar Pariste bulunan idare merkezi bun :darı böyle şirketin Kahiredeki bürola­rında Ibulunac aktır.

Bu haberi basma bildiren Mısır'ın ka­nal şirketi nezdind-efei eski komiseri Burhan Said şimdi kanal idare heyeti üyelerinden olmuştur.

Yeni idare hey'etinin bütün üyeleri, ticaret ve sanayi vekili ile yapılacak ilk, toplantıdan önce Cumhurbaşkanlığına giderek özel defteri imzalamışlardır.

Kahire:

Süveyş kanal idaresinin yeni üyelerin den biri, Mısır'ın İngiltere'deki bü­tün geçiş ücretlerinin hangi para üze­rinden kabul edileceği sorusuna şu ce vabı vermiştir:

Geçiş ücretinin İngiltere'den başka her memlekette sterling üzerinden ha­zırlanmış çeklerle ödenmesini kabul ediyoruz.»

"Washington :

Dışişleri Vekili Dul: es 'bugün Şili'den dönüşünde verdiği beyanatta Mısır'ın devletleştirilmesi kararının milletler arası itimada indirilmiş büyük bir dar b-s olduğunu söylemiş ve kararın sade ce şirkette hissesi olanları değil ka­nal yolu ile deniz nakliyatı yapan bü­tün m em1 ekerleri müteessir edeceğini, Birleşik Amerikanın da bu memleket­lerden foiri sıfatiyle durumu çok vahim telâkki ettiğini belirtmiştir.

Tel Aviv :

Cumartesi günü çıkmayan İsrail ga­zeteleri Mısır'ın kararını bugün yorum amaktadırlar. Bilindiği gilbi kanaldan İsrail gemilerinin geçmesine müsaade edilmediği için Mısır'ın kararının neti­celerinden .en az İsrail müteessir ol­maktadır.

«Jerusalem Port» gazetesine göre, Nasır'ın hareketi iktisadi sebeplerden cok siyasi sebeplere» dayanmaktadır. Mutedil «Haaretz» gazetesi de hâdi­senin «Almanyanm Versailles anlaşma sini ihlâlinden daha vahim olduğu» ka naatindedir. Ayni gazete Süveyş ka­nal şirketinin devletleştirilmesine kar­şılık alınmış olan tedbirleri zayıf bul­makta ve daha tesirli tedbirler alınma­sını beklemektedir. Adlı muhalefet gazetesi de büyük devletlere hitaben şunları ya­zıyor:

^Lüzumlu olanı verdiğiniz takdirde bi­ze çalışmak düşecek ve İsrail kuvvet­leri Nil bataklığmdaki Mısır timsahını ortadan kaldıracaktır.

Ayni gazete Mısır'ın askeri hazırlıkla­rının İsrail için teşkil ettiği tehlikeye işaret ederek «eğer Orta doğuda mu­vazeneyi sağlayan tek memleket olan İsrail'e tardım edilmezse Mısır daha da kuvvetlenecektir.»  demektedir.

Sosyalist "El Hamishmar» ise, «eğer Mı sır İsrail'e karşı tecavüz emelleri bes-lemiyen 'bir memleket olsaydı, Mısır'ı bu kararından dolayı tebrik ederdik» demekte ve Birleşmiş Milletlerin Mısır' a kanaldan İsrail gemileri de dahil bü tün gemileri geçirmesi için emir ver­mesini bektemektedir.

İsrail gazeteleri içinde Nasır'm hare­ketini tasvip eden tek gazete komü­nistlerin organı «Kol Ham» olmuş­tur.

 Kahire :

Mısır, Süveyş kanalının devletleştiril mesi üzerine batılı devletlerin aldıkları tedbirlere karşılık olmak üzere ihraç piyasasında sterling üzerine muamele yi kaldırmıştır. Bundan sonra İngiltere ve diğer yabancı devletlerden Mısır'­dan alacak1 arı malların parasını St-er-ling ile ödeyemiyeceklerdir.

Diğer taraftan öğrenildiğine göre or­dudaki bütün subayların izinleri kaldı rılmış ve hepsi vazife başına dönmeye davet edilmiştir.

Washington :

Mısır'ın Washington Büyük siçliği ta rafından bugün yayınlanan tebliğde «kanal kumpanyasının devletleştirilme sinin kanaldaki seyrüsefer hürriyetini katiyen ha'eldar etmiyeceği belirtilmek tsd:'. Ayni tebliğde bu devletleştirme kararının, Mısır devletinin yetkisi da­hilinde bulunduğu çünkü kanal kum­panyasının Mısır kanunlarına tâbi bir şirket- olduğu hatırlatılmaktadır.

Londra :

Mısır'ın Londra Büyükelçiliği taralın­dan bu akşam yayınlanan bir tebliğde Mısır'ın ' Süveyş kanalı kumpanyasını devletleştirmek kararının İngiliz mil­letine yanlış bir şekilde aksettirildiği belirtilmekte ve şunlar ilâve olunmak­tadır:

«Umumi efkârı bulandırmak için İn­giltere'de bir heyecan havası yaratıl­mıştır. Bu sebepten Büyükelçilik bir açıklama yaymlıyarak, Mısır'ın İngil­tere ile dostane münasebetler idame et tirmesi ve maziyi unutmak istediğini belirtmeyi faydalı 'bulmuştur.

30 Temmuz 1956

Kahire :

Mısır Dışişleri Vekil yardımcısı Ab-düi Fettah Hasan, bugün yaptığı ba­sın konferansında, kanalı devletleştir­me kararından sonra İngiltere ile Frau sanın Mısır'a karşı takındıkları tavra dair sorulan suallere cevaben »Mısır hükümeti Süveyş kanalında milletlera­rası seyrüsefer serbestisini muhafaza, arzusundadır» demiş ve şöyle devam etmiştir.

Mısır kanalın, milletlerarası su yolu o-larak dünya için arzettiği ehemmiyeti tamamiyle müdriktir. Bazı memleket­lerde Mısır'a karşı ileri sürülen tenkit­ler, siyasi hareket inin bir -bahanedir. Kanalın devletleştirilmesi, bu geçi­din bir amme hizmeti hüviyetine za­rar vermeyen sırf mali bir iştir. Seyrü sefer hakkındaki durumumuz katiyyen değişmemiştir.

Kahire :

Mısır Maliye Vekili Aibdül Münirrr Hassuni bir beyanat yayınlayarak, in-gilterenin Mısıra kargı durabileceğini ileri sürmüştür.

Kassuni, son seneler zarfında Mısır'ın takip ettiği bağımsız mali siyaset saye­sinde geniş altın ve döviz ihtiyatlarının mevcut olduğunu ve birçok memleket­lerle yapılan ticaret anlaşmaları imza­lamış olduğunu belirtmektedir.

Kahire:

Mısır Maliye Vekili El Kaysuni, Cum hurreisi Nasır ile yaptığı iki saatlik bir görüşmeyi müteakip "basma şu 'be­yanatta bulunmuştur:

«Mısır, İngiltere'deki sterling alacak­larının İngiltere tarafından bloke edil­mesi üzerin-e, mukabele -bilmisil her hangi bir tedbir almış değildir. Sü­veyş'te seyrüsefer normal bir şekilde devam etmektedir. Hiç bir deniz kum­panyası kanalın devletleştirilmesine iti raz etmediği gibi, bunlar istedikleri memleket parasiyle geçiş ücretini öde­mektedirler. »

Cakarta :

Endonezya Meclisi Başkanı Sartono, refakatindeki parlâmento heyetiyle bir likte bir ziyaret için komünist Çin'e ha reketnden önce hava meydanında be­yanatta bulunarak Süveyş kanalının devletleştirilmesini kuvvetle tasvip et tiğini ve Endonezyanm da »hayati e-hemmiyeti haiz bütün müesseseleri» devletleştirmesi gerektiğini bildirmiş­tir.

Chicago :

Hâlen Amerikayı ziyaret etmekte olan Avustralya Başvekili Menzies bugün bu rada verdiği beyanatta Mısır'ın Sü­veyş kanalına el koymasının tamamen gayri hukuki, keyfi ve belki de tehli­keli bir hareket olduğunu bildirmiştir. Başvekil, son bir iki yil igr.de Mısır'da vukua gelen hâdse'erin bu memleket­te bir istikrar arzusunun bulunduğu kanaatini uyandıramıyacağmı sözleri­ne ilâve etmiştir.

Portsaid :

Süveyş kanalından geçm&kte olan ge­miler, geçit bedelini el'an şirket em­rine yazılmış çek'erle tediye etmekte­dirler.

Yeni idare, seyrüseferi zorlaştırmamak için, bir hafta müddetle, eski usule gö­re yapılacak ödemeleri kabule karar vermiştir. Esasen idare emrine devre­dilmesini taahhüt etmektedirler.Bununla beraber, geçit ücretinin yeni 1 idare emrine ödenmesine bir kaç güne kadar başlanacağı şüphesiz telâkki e-dilmektedir. Bu mecburiyet bütün ge­milere tatbik edilecektir.

Diğer taraftan, kanalın yeni idaresince yayınlanan bir tebliğe göre, yürürlük teki tarifelerde değişiklik yapılması ba. his konusu değildir.

 Londra :

İngiliz .gazetelerinden bir çoğu bu sa-Ibahki nüshalarında, Başmuahrrirleri ile dış politika yazarlarının ayni konu­ya ait makalelerinden ayrı olarak, Sü­veyş meselesinin askeri cephesini be­lirten haberler ve mütalâalar da ya­yınlamaktadırlar.

Bu arada Daily Mirror gazetesi, 24 saate kadar Kıbrıs adasına yeni takvi-yel&r gönderilmesinin muhtemel buiurt duğunu yazmakta ve deniz, hava ve kara kuvvetlerine, icabında derhal ha­rekete geçmek üzere «hazır ol» emri ve rildiğini ilâve etmektedir.

News Chronicle gazeteci ise, Kıbrıs'a hava yolu ile nakledilmiş olan bir tu-gay'a harekete hazırlanması emri ve­rildiğini bildirmekte, fakat hareket em rinin henüz verilmediğini tasrih eyle­mektedir.

«Daily Sketch» e göre, hükümet, za­ruret hasıl o.duğu takdirde, İngiliz yol cu ve yük gemilerine Süveyş kanalın da harb gemileri ile askeri uçakların re fakat etmeleri için gerekli tedbirleri şimdiden kararlaştırmış bu'unmakta1-dır.

Ayni 'gazete. Mısırlılara ait alacakların Fransa ve İngiltere tarafından bloke edilmesi üzerine. Abdünnasır ile Mali­ye Vekilinin Mısır'dan ingiliz ve Fran­sızlarca işletilen ticaret v.e sanayi mü­esseselerinin bir listesini tanzim ettir­diklerini yazmaktadır.

Daily Express gazetesi de Mısır'ın ka­nal mansabmda Port Said limanına sa hil bataryaları yerleştirmek üzere hazırlıklar yaptığım hâiber vermekte­dir.

 İsmailiye :

"Süveyş kanalını işletmekle tavzif edil­miş olan Mısır teşekkülü tarafından ge mi kumpanya1 arma 26 temmuz tarihin .de gönderilmiş olan, Süveyş kanalın­dan faydalanacak olan gemilerin öde­yecekleri transit rüsumu ile ilgili sirkü ler, bugün iptal edilmiştir. Gemi kum­panyaları bu rüsumun ne suretle ödene ceğine dair muhtemelen yarın yeni bir talimat alacaklardır. Mısır hükümeti ta rafından kanalı idare etmekle tavzif edilmiş olan teşşkkü'ün müdürleri, bu gün, İsmailiye'de bir toplantı yapmış­lar ve ıbu hususu incelemişlerdir.

Yeni bir karar alınıncaya kadar ge­milerin Süveyşten geçmeleri ve transit rüsumunun gemi kumpanyalarını ödeme imkânlarına göre alınması ka­bul edilmiştir.

Bugün iptal edilen sirkülerde, transit resimlerinin Londra'daki Middland bankasına ödenebi'eceği belirtilmekte idi.

Beyrut :

Lübnan Mebusan Meclisi uzun müza­kerelerden sonra, Süveyş kanalının dev letleşt ir ilmesinden dolayı Mısır hü­kümetinin ve devlet reisi Cemal Abdünnasır tebrik edilmesi ve kendi1© rine muvaffakiyetler dilenmesi hakkın da Meclis Dışişleri encümeni tarafın­dan umumi heyete getirilmiş olan tek­lifi ittifakla kabul etmiştir. Bu müna­sebet1 e Başvekil Abdullah Yaii ve muh telif hatipler söz almışlardır.

.Lübnan BaşvekTi. Mıs.-r Devlet Reisi ta rafından alınan kararın sadece, Mısır lehine olmayıp diğer Arap devletleri­min de nefine olaca&mı, söylemiştir.

Londra :

İyi haber alan kaynaklardan öğrenil­diğine göre, Süveyş'in devletleştirilme­si üzerine alınması gereken tedbirleri müzakere için burada toplanan İngiliz, Amerikan ve Fransız temsilcilerik önce Mısır'a kanaldan geçişi ihlâl et­memesi hususunda derhal bir ihtarda bulunmaya ve bunu müteakip kanalın millet arası hale getirilmesi için alınması gerekli tedbirleri tetkike ka­rar vermişlerdir. Söylendiğine göre yarın yayınlanacak olan bu şiddetli İh tarnamede, kanalın ablukası halinde askeri kuvvete baş vurulacağı da ha­ber verilecektir.

Aynı kaynaklardan ileri sürüldüğüne göre, üç devlet kanal için milletlerara­sı bir «idare heyeti» tâyin maksadiyle Rusya da dahil olmak üzere deniz fi­losuna sahip ilgili memleketlerin işti­rakiyle bir konferans toplanması im­kânını tetkik edeceklerdir.

Bu arada İngiltere, Mısır'ın alacakları bloke ettikten başka bugün ikinci bir tedbir daha alarak Mısır'a her türlü si lah sevkiyatını tamamen durdurmuş­tur.

Kahire :

Mısır hükümeti tarafmadn Süveyş ka­nalının devletleştirilmesi hakkında alı nan kararın batı âleminde uyandırdığı tepki karşısında, bugünkü, Msır ba­sını hâdiseyi incelemekte ve bunun me suliy.etinin İngiltere ile Fransa'ya ait bulunduğunu söylemekle beraber Ame rikadsn   hiç  'bahs-etm em ektedir.

Londra :

Londra'da toplanan üçlü konferans mü nasebetiyle teşkil olunan mütehassıs­lar komisyonları, Süveyş kanalı mev­zuunda acil tedbirler alınmasını talep etmişlerdir.

Londrada Başvekâlet binası önünde toplanan yüzlerce İngiliz alınacak ka­rarları merakla beklemektedir.

Gemi sahipleri, cumartesi gürü İngilte re tarafından Mısıra karşı alman ted­birler dolayısiyle, Mısır'L'arın İngiliz gemilerini kanaldan .geçirmiyeceklerin den endişe duymaktadırlar.

Diplomatların kanaatince, üç hükümet evvelce verdiği teminatları yerine ge­tirmemiş olan Cemal Abdünnasır'dan yeni bir teminat istemek yoluna git-miyeceklerdir.

Mısır kanaldan gemilerin geçmesine müsaade etmediği takdirde, nasıl bir hareket hattı takip edileceğine dair üç hükümetin henüz bir karar almadık lan tahmin edilmektedir.

«Empire Fowey» adlı 19.212 tonluk 1.700 İngiliz askeri nakleden bir İngiliz teknesinin bugün kanalın Kızıldenize açılan kapışma gelmesi beklenmekte­dir. İngiliz gemisi normal sei erlerin den birini yapmaktadır. Bu gemiye karsa Mısırlıların nasıl hareket edeceği me­rakla beklenmektedir.

İngiltere iBaşvekili Eden, bugün Öğle­den sonra parlâmentoda bir konuşma yapacaktır. Bu konuşmada Süveyş me selesine temas edecek fakat üçlü gö­rüşmeler sırasında alman kararlan bil diremiyecektir. Üçlü görüşmelerin ne zaman sona ereceği henüz malûm de­ğildir.

Paris :

Başvekil Guy Mollet bugün parlâmen­to muhabirleri derneğinin 'bir toplan­tısında yaptığı konuşmada Mısır'ın SÜ veyş kanal şirketini devletleştirme ka­ran karşısında Fransa'nın batılı müt­tefikleri ile birlikte bu memlekete kar şı ciddi ve enerjik bir mukabelede bu­lunmaya karar verdiğini söylemiştir.

Londra :

Dün aksam gmt ayariyle saat 17.05 te Selwyn Lloyd'un ikametgâhı Carlton Gardens'de başlıyan ve 18.50 de yemek için ara verildikten sonra saat 20.15 te devam edilen görüşmeler saat 23 te sona ermiştir. Üç dışişleri vekili bugün öğleden sonra yeniden toplanacaklar­dır. Fakart -daha evvel tali komite ha­linde çalışmalar yapılacaktır.

Dun geceki toplantıda vekiller duru­mun vehameti ve 1883 anlaşması gere ğince, kanalı, milletlerarası bir su yolu olarak bütün milletlerin menfaatine muhafaza etmek zarureti üzerinde mu tabık kalmışlardır.

Londra :

Süveyş kanalı meselesinde askeri mü­dahaleye girişilmesine şiddetle muarız olan nadir gazetelerden biri işçi «Daily Herald» dır. Gazeteye göre, böyle bir hareket haklı olmaz ve Birleşmiş Mil­letler Anayasasına aykırı düşer.

Eğer Mısır Süveyş kanalı hakkındaki milletlerarası anlaşmayı fesheder ve­ya İhlâl ederse, vaziyet değişir. Fakat Mısır'ın .böyle hareket etmek niyetin­de olduğuna dair şimdilik herhangi bir emare mevcut değildir.

Gazete, İngiltere, Fransa ve Amerika tarafından alman iktisadi tedbirleri tasvip ederek «zor kullanma devri ar­tık 'geçmiştir» demektedir.

İşçi «Daily Mirror» bu hususta çok sert ıbir makale neşrederek, albay. Na­sır ile Hitler ve Musolini arasında bir mukayese yapmakta ve şöyle d-emekte dir:

«Bu Süveyş buhranı Sir Anthony Eden için yeni bir sıkıntı mevzuu olmaktan daha mühim bir olay teşkil etmekte­dir. Eden, Çamberlayn'dan beri ikti­dara gelen Başvekillerin en beceriksi­zi olabilir. Fakat mesele bu değildir: Milletlerarası zorbalığı durdurmak lâ­zımdır.