19.5.1956
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Mayıs 1956

Ankara:

Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Büro­sundan bildirilmiştir:

Dün Ankara dan ayrılan Amerikan yardıran kurulu .kara grubu başkanı Gene­ral Aloe'nin yerme tayin edilen Tuğ­general E.C. Svenson bugün saat 16 da uçakla Ankara ya 'gelmiş ye ilgili­lerce merasimle karşılanmıştır.

İstanbul:

Türkiye de vukua gelen yangın ve sel felâketine uğrayanlara, geniş ölçüde yaddım yapılması hususunda Amerika Birleşik Devletleri Reisicumhuru Eisenhower'in. Amerikan vermiş olduğu direktif üzerine memleke­timize gönderilen büyük .bir parti yar­dım malzemesi, Amerikan R.E. Çalan nakliye gemisiyle bu sabah saat 3.30 da İstanbul limanına gelmiştir.

Galata .rıhtımında Türkiye Kızılay Derneği İstanbul Temsil Heyeti Başkam ile mensupları. Amerikan yardım he­yeti vs- Amerikan Kızılhaç temsilcileri i)e Amerikan Haberler Bürosu mensup tarafından karşılanan gemi ile 12 bin  kat çocuk   çamaşırı, 33 büyük sandık çeşitli giyecek eşyası. 2.000 aded 'battaniye, 9.984 kutu çocuklara hediye 100 sandık mektep malzeme­si, 6.900 paket tohum gelmiştir.

Diğer yardım malzemelerinin muhtelif fasılalarla memleketimize gelmesi beklenmektedir.

İstanbul:

Topkapı sarayı arşivinden 40 sene ev­vel çıkarılarak Yunanistan» götürülen 1934-1939 yılları arasında Atina safiri­miz Ruşen Eşref Ünayd tarafından toplanılan 189 tarihî kıymeti haiz vesika bugün saat 16 da saray tarihçesinde yapılan bir törenle müze müdür­lüğüne  iade edilmiştir.

Başta Ruşen Eşref Ünayd olmak üzere müze müdürleri, tarihçi, edebiyatçı ve gazeteciler ile seçkin bir davetli grubunun hazır 'bulunduğu törence Ruşen Eşref Ünayd söz alarak vesikala­rın ne suretle memleketimizden çıkarıldığını açıklamış, Atinada tekrar satın alındıklarını ve bugüne kadar mahfuz tutularak nihayet ait bulundukları ye­re getirildiklerini belirtmiş, vesikaların her birinin tarihimizde işgal ettiği müstesna değeri ifade etmiştir.

Daha  sonra  vesikalar Topkapı sarayı müzesi müdürlüğü tarafından teslim alınmıştır.

Müteakiben sarayda mevcut eski padi­şahlara ait nadide 70 çekmeceden mey­dana getirilen sergi açılmış ve hazır bulunanlarla birlikte sergi gezilmiştir.

2 Mayıs 1956

İstanbul:

Altıncı toplantısını şehrimizde yap­makta olan milletlerarası çalışana teş­kilâtı kömür komisyonunda dün öğle­den sonra başlayan umumi raporun mü zakeresine bugün devam edilmiştir.

Rapor üzerindeki görüşmelerde komis­yon azası olan 16 memleketin hükü­met, işveren ve işçi mümessilleri, kö­mür sanayinin ekonomik ve sosyal nizama dair mevzuun hususiyetiyle il­gili ve hükümleri karşılıklı alâkalan­dıran me&sielerd belirterek bu mesele­lerin halli için mi İleti er ar ası plân üze­rinde alınması gerekli tedbirleri izah etmektedirler.

Avustralya işverenler delegesi Mr. R. .W. Davie, petrolün rekabetinin kömür taleibini azaltması sebebiyle memleke­tinin kömür günün karşılaşmakta olduğu güçlüklere temasla bu1 güçlük­leri yenmek için kömür sahiplerinin aldıkları tedbirlere işaret etmiştir. Bu şekilde işverenlerce el.e alınmış olan plân; sendikaların muhalefeti ile kar­şılandığını, sendika şeflerinin kömür sanayinde kendilerine düşen mesuliyeti kavrayarak daha realist bir hattı ha­reket takibi ümidiyle sözlerine şöyle devam etmiştir: Milletlerarası konferanslar, nitekim halen toplanmış bulunan konferans 'böyle hususlarda ;büyük ehemmiyet taşımaktadır. Müzakerelere iştirakle kömür sanayinin 'dünyanın diğer bölgelerinde bendine has mese­lelerin ne surete- ele alındığı ve muh­telif memleketlerde bu meselelerin hal şekilleri öğretilmekte ve 'böylelikle iş­çiler ve işverenler mümessilleri baş­kanlarının tecrübelerinden faydalana­rak bilgilerini zenginleştirmektedirler.»

Diğer taraftan Japon hükümeti deleigesi M.G. Muramatsu, hâlen Japon kömür sanayinin geçirmekte olduğu krizin gidişrilmesi yolunda aldığı tedbirleri belirtmiştir. Japon hü­kümet delegesinin komisyon gündemin. deki iki mühim mevzua, kömür ma­denlerinde iş emniyeti ve kömür işçi­lerinin yetiştirilmesi mevzuuna geçmiş ve ıbu mevzu «büyük bir ehemmiyet" taşımaktadır» demiş ve sözlerine şöy­le devam etmiştir: «Gene müşterek bir anlayışla muhtelif 'meseleleri millet­lerarası çalışma teşkilâtının hazırladı­ğı çerçeve içinde mütalâa ediyor, bil­gilerimiz ve tecrübelerimizi .bu yoldan karşılattırıyoruz.»

Avrupa kömür ve çelik birliği yük­sek otoritesi adına müşahit olarak ko­misyonla edeni M. Garip yüksek otoritenin kömür işçilerinin yaşama şartlarını daha iyiye götürmeyi hedef bildiğini söylemiş ve bu husus üzerinde konuşmuştur.

Fransız işçi delegesi M.C. Morek iş sa­atinin uzatılması mevzuu gündemde bulunmadığından duyduğu    üzüntüyü.

belirterek, muvakkat kömür işçilerinin tedariki esasının ele alınmadığını söy­lemiştir.

Meksika iş veriler delegesi F. kendi memleketinde meslekî yetiş­tirme ve sosyal hizmetler ve verimlilik: tatbikatını   açıklamıştır.

Birleşik Amerika hükümeti belgesi yaptığı konuşmada demiştir kî:

«Eksperlere göre 2 bin senesine doğru, dünyada enerji talebi 1950 ye nisbetle iki 'buçukla beş; buçuk misli arasında artmış olacaktır.

Amerika belgesi insan başına senede 3 bin kilo istihlâk Amerika da enerji­nin esas temeli olduğu, 1954    yılında 392 milyon ton istihsal edilen kömür 1955  yılında 470  milyona çıktığını ve bu sayede maden işlerinde çalışanla­rın gelirleri arttığını ve haftalık ka­zançlarının 92-100 dolara yükseldiğini-sözlerine ilâve etmiştir.

3 Mayıs 1956

İstanbul:

Örfî  İdare Kumandanlığındaki  edilmiştir:

Büyük Doğu gazetesinin 30 nisan 1956 tarihli nüshasında (Yahudi.) başlı­mı altında neşredilen yazı ve tahrik edici mahiyette görüldüğünden, mezkûr gazetenin tab ve neşri üç gün müddetle men edilmiştir.

Örfî İdare Kumandan Vekili Tümgeneral Ekrem Akalın

Polatlı:

Amerikanın Pensilvanya Üniversitesi adına 7 yıldan beri Prof. Mr. Rodney Yangibars burada yapılmakta olan «'Gordion» kazısında kıymetli bazı eserler 'bulunmuştur.

Kral Milas mezarı karşısındaki: tümülüste son araştırmalar neticesi muhtelîf şekillerde ve Üzeri altın ve gürmüş kaplı bronz kan ile çeşitli pişmiş top­rak eşya ve bilhassa ağaç süs ve mo­bilya eşyası bıkarılmıştır.

Ankara:

P.T.T. Umum Müdürlüğünce Ankara Trak. Avusturya. Fransa, Almanya ve ingiltere için haftada iki defa 'direk olarak uçak postası seferlerine baş­lanmıştır.

Ankara:

Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığın dan bildirilmiştir:

Bazı gazetelerde İstanbul gazetelerini Ankara ya 'götüren uçak postasının alman bir kararla seferden kaldırıldı­ğı yazılmaktadır.

Türk Hava Yolları elinde, gazete nâkliyata tahsis edilen bir adet yük uça­ğı mevcut olup bununla İstan­bul'dan Ankara'ya 2.5 ton gazete nak­ledilmektedir. Uzun müddetten beri fa­sılasız timış yapan uçak muayyen müddetini doldurduğundan halis «bü­yük bakım alınmıştır. Bu müddet zarfında gazete  nakliyatın  imalat miktarda dahi  olsa  yolcu  uçaklarıyla yapılmasına  çalışılmıştır.  Uçak posta­sının kaldırılması hususunda herhan­gi bir karar düşünülmemiştir. Bakımı bitmek üzere buluşan uçak,  5  mayıs tarihinde tekrar servise girecek ve ga­zete nakliyatı eskisi gibi devam1 ede­cektir.,

4 Mayıs 1956

Ankara:

Reisicumhur Celâl Bayar, buşün öğ­leden sonra Bolu belediye reisinin riya setinde bir Bolu heyetini kabul etmiş­tir. Bolu mebuslarının da hazır bulun­duğu bu kabul esnasında, Bolu heyeti, Reisicumhur Celâl Bayar ' belediye meclisi tarafından kendilerine verilmiş olan Bolu hemşehriliği mazbatasını takdim eylemiştir.

Bolu heyeti, 'bilâhare, Başvekil 'Adnan ' Menderes'i de ziyaret ederek, belediye meclisi   tarafından   Başvekile  verilmiş Tan  Bolu  hem şehriliği mazbatasını kendisine takdim etmiştir.

İskenderun:

Bir müddet evvel inşa edilen 20.000 tonluk İskenderun silosu, tesisat mon­taj isleri de ikmal edilmiş olduğundan faaliyete 'geçmiştir.

Memleketimizin başlıca ihracat ve id-halât merkezlerinden birini teşkil e-den İskenderun limanında kurular, hu modern silo .büyük bir ihtiyaca cevap vermiş olması bakımından .hususî bir ehemmiyet taşımaktadır.

Silo, demiryolundan saatte 150 ton ithal ve denizden 600 ton ihracat ya­pabilecek kapasitededir.

Ankara:

1 haziran 1955  tarihinden 23  nisan 1956 tarihine kadar müstahsilden ceman 1.172.631 ton hububat satin alırmış, mukabilinde müstahsile 332.863.440 li­ra ödenmiştir.

Alım kampanyası babından itibaren memleketlere 265.300 ton buğday, 249.329 ton arpa, 17.000 ton yulaf ve 1.879 ton pirinç satışı yapılmıştır. Bunlardan 242.000 ton buğday. 226.150 ton arpa, 7.090 ton yulaf ve 1.340 ton pirime fiilen teslim edilerek 110.045.623

Türk lirası karşılığı döviz temin edilmistir.

Yine bu devre ininde. 264.070 kilogram alyon teatisi yapılmış, bu miktardan 235.456 kilosu fiilen teslim 8.992.345 Türk lirası karşılığı döviz temin olunmuştur.

Ankara:

Memleketin muhtelif hububat istihsal bölgelerinde inşasına karar verilen 69 çelik silonun ilk kısmım tevkii eden v.e «Trakya grubu» olarak vasıflandırı­lan 6 silodan ikiler fain tonluk Edirne, Kırklareli, Adapazarı siloları ile 4.000 tonluk Babaeski ve 6.000 tonluk Lüle­burgaz silolarının yapılmış bulunmaktadır.

Her türlü fennî tesisatla mücehhez olarak beton depo gruplarının ortasın­da inşa edilmekte olan bu çelik silo­ların en bariz hususiyetlerinden bari muhitlerin d eki beton depolarda muha­faza altında bulunacak hububatı hu­susî borular vasıtasıyla çekerek, ha­valandırma ve temizleme ameliyesini yaptıktan sonra tekrar depolarına iade ve bu suretle de kapasitelerinin fev­kinde randım&n vermişleridir.

Siloların inşası en 'geç bu seneki hasat mevsimine kadar ikmal edilecek­tir.

Ankara:

Yurdun muhtelif yerlerinde seri halinde yeni ve modern tesisler vücud getirmek suretiyle hububat politikasın da ,geniş mikyasta hizmet etmekte olan. Toprak Mahsulleri Ofisi Umum Müdürlüğünce gerek inşa halinde bulunan ve gerekse binaları muîkarrer tesisler için lüzumlu malzemenin yur­da 'getirilmesine devam edilmektedir.

Bu cümleden olarak, son defa Amerika dan 5 milyon 416 bin 948, Avrupa-d:an 84.756 liralık muhtelif .malzeme it­hal edilmiştir.

Gerek bu malzeme ve gerekse evvel­ce ithal olunan 9 adet clipper temiz­leyicisi ait oldukları iş yerlerine gön­derilerek hizmete  girmişlerdir.

Diğer taraftan. 451.534 liralık muhte­lif malzeme de firmaları tarafından yo­la  çıkarılmış  bulunmaktadır.

5 Mayıs 1956

Ankara:

Mayıs ayının İkinci pazar gününe (te­sadüf eden 13 mayıs da yapılacak olan «anneler günü), münasebetiyle Posta Telgraf ve Telefon Umum Müdürlü­ğünce, üzerinde aziz Atatürk'ün va­lidesinin portresi bulunan ve 20 kuruş değerinde, biri dantelli, diğeri dam telsiz olmak üzere iki çeşit pul bastırıl­mıştır.

Anneler günü hatıra pulları 12 mayıs cumartesi günü, bütün P.T.T. şubele­rinde satışa çıkarılacaktır.

Ankara:

Belediye otobüs garajın yeni nakli dolayısıyla boşalacak olan eski binaların, Amerikan yardım heyeti hava grubuna kiralanması hakkıinda taraflar arasında mutabakat hasıl olmuştur. Yapılanı anlaşmaya göre üç sene müddetle veriden -garaj binaların­dan Amerikan yardım heyeti Piex ve depo olarak istifade1 edecektir. Buna mukaibil belediyeye kira yerine yol malzemesi verilecektir. Varılan anlaglaya göre, Amerikan yardım heyeti­nin haziran ayı .sonuna kadar teslim edecekleri yol malzemesi arasında 2 adet galdon grayder, 2 adet d. 7 ka­tar - piller boldozer, 1 adet 'd. 8 katar-piller 'traktör ,fe isk^ayper, Kilindir, keçi ayağı, 10 adet dami Amerikan kamyonu, saatte 25 ton 'kapasiteli 1 adet hatplan mikser, bu Türkiyenin en büyük asvalt karıştırma makinesi ola­caktır. Yine saatite 25 ton kapasiteli 1 adet konkasör ile memleketimize ilk defa (gelecek olan finişer ve asfalt çat­lamasına mani olacak soeyder maki­neleri vardır. Bu makine ve malzeme­nin gelnvssi i'le belediye, şehrin [bütün yollarım asfaltlamak, bozuk ve dar yolları genişletmek, yeniden âsfalt yollar açmak suretiyle Ankara şehri­nin yol davası haline daha mü­sait  şartlar içinde  çalışabilecektir.

İstanbul:

Milletlerarası çalışma teşkilâtı kömür komisyonunda umumi heyet müzake­releri devam etmektedir.

Umumi heyet toplantısında konuşan Birleşik Amerika hükümeti delegesi M. G. Tobias şunları söylemiştir:

-Eksperlerin tahminlerine göre 2.000 senesine doğru dünyada enerji taleple­ri, 1950 senesine nis'hetle iki buçukla beş bucuk misli 'arasında artmış ola­caktır. »

Delege, ayrıca Birleşik Amerika da kö­mürün enerjinin esas kaynağını teşkil .ettiğini ve adam babına senede ortala­ma 3000 kilo istihlâk edildiğini tasrih etmiştir.

1954 yılında 392 milyon ton olan istihsali 1955 yılında 470 milyona yükselmiştir. Buna muvazi olarak d!a maden işçilerinin haftalıkları 92 dolar­dan 100 dolara yükselmiştir.

Yükselmesi serbest sendikaların serbest işverenlerle serbestçe yani kollektif mukavelelerde anlaşmaları neti­cesinde husule gelmiştir. İş emniyeti mevzuunda konudan M. Tobias fede­ral hükümet ve mahallî idarelerin de teşvikiyle işveren ve .işçiler arasında­ki işbirliği ve iyi niyetler onbeş sene­den beri kömür ocaklarında kazaları önlemiş  bulunmaktadır.

İngiltere işçiler delegesi M. W.E. Jones 1945- 1946- 1947 ve millî kömür ofisinin kuruluşundan .beri memleketin kömür endüstri sahasında .kaydettiği ilerlemeleri açıklamış ve dolayısiyle milisti er arası çalışıma teşkilâtı kömür komisyonunun kurumuş olduğunu da tebarüz ettirdikten sonra "daha ilk mer halede hangi memlekete mensup olur­larsa olsunlar hayatlarını kömür ocaklarında kazanan insanların yaşama sevi­yelerinin yükseltilmesi ve sosyal du­rumlarının islahı hususunda ana prensipler vazedilmiştir  demiştir.

Sözlerine devam eden M. Jones 1300 milyon sterlin tutarındaki yatırımlar sayesinde 1960-1965 yılları arasında İngiltere nin kömür endüstrisi sahasında yeni bir merhaleye varacağını beyan etmiştir.

Son olarak hatip İngiltere kömür sa­nayinin 1953 yılı nihavetine kadar iş­çilerine 20.000 mesken temin ettiğini belirtmiştir.

Federal Almanya murahhası, memle­ketinde kömür sanayinde husule ge­len tekâmülü tasvir etmiştir. Bilhassa bu tekâmülün 2 nci Cihan Harbi sonun dan itibaren sosyal sahadaki safhala­rını 'l^iirtmiştir. Delege, komisyonfda yapılan haberle meve ortaya konulan tecrübelerin netice itibariyle işçilerin sağlığı ve kalkınmaları bakıma faydasına etmiştir.

Japon delegesi M.M. Urush bara; ma­den ocaklarında iş emniyeti mevzuu­na temasla «,bdz gecen sene idinde ma­den ocaklarında büyük sayıda feci ka­zalarla karşılaştık. Kazaların sebeplerini tayin edebilirsek maden işçilerine ve ailelerine daha iyi hayat şartları sağlayabiliriz demiştir.

Hindistan işverenler delegesi M.R.L. Worah, konuşmasında, Hindistan'da 1951 senesinde 34 milyon ton kömür istihsal edilirken bu miktar 1955 senesinde 38,2 milyona yükseldiğini kaydetmiş ve  demiştir ki:

"Bu sene Hindi st an 'da tatbik edilecek Guinguennal plânı tahminlerine göre kemrür   istihsali   yüzde  62 ^artacaktır.

1960-1961 senelerinde 60 milyon ton, 3 ncü Guingusnnal plânına göre de 100 milyon ton kömür istihsal edile­cektir. Diğer taraftan hatip, müstah­siller, memurlar, müfettişler, sendika şefleri ve işçiler müştereken gayret sarf etmedikten ta'kdir-de madenlerde iş emniyeti mevzuu halledilemez demiş­tir.

Müteakiben kömür sanayinin gelecek deki durumu üzerinde konudan Fransa işçi delegesi M.V. Duguet demiştir ki:

Dünyada, bilhassa garibi Avrupa da çok miktarda enerji kaynağının mevcu diyetini kabul edemeyiz. Kimya sana­yii her zaman için kömüre muhtaçtır.

Bizim noktaâ nazarımıza göne Ganbî Avrupada m;evcut kaynakların işletil­mesinde bilhassa insanların hayat se­viyesinin yükseltilmesi ve ihtiyaçları­nın tatmini gözönünde tutulmalıdır ki

işletmeden verimli neticeler alınabil­sin.»

Sosyal şartlar "bahsinde de M. Duıguet, işçilerin hayat seviyelerinin asrın icaplarina göre tanziminde milkîtlerarası çalışma bürosuna yardımda bulunaca­ğını söylemiştir. 15. emniyeti mevzuun, da da konuşarak iş .emniyetinin temi­ni Ve istihsalin tanzimi bakımından milletlerarası teşkilâtının, nizamları iş verenler ve hükümetler sadinde İs­rarla tatbik ettirdiğini ifade etmiştir.

6 Mayıs 1956

Salihli:

Yarım milyon liraya yakın değerdeki gayri menkulünü Kızılay Cemiyetine bağışlayan Salihlili Hacı Abdullah Kayhan'a altın madalya verilmesi Kı­zılay 1955 .kongresinin a ikararlaştifemış ve bu kıymetli vatandaşın madal­yasını takmak üzere bizzat Salihliye gelen Kızılay Umumî Reisi ve Dev­let Vekili Millî 'Müdafaa Vekâleti Ve­kili Semi Ergin'in iştirakiyle bugün Ortaokul salonunda parlak bir 'mera­sim yaptırılmistir.

Merasimde, Manisa Valisi, Belediye Reisi, civar kazalar "kaymakam, be­lediye ve kızılay reisleri, Kızılay Müdürü ve Salihli halkından büyük bir kalabalık hazır bulunmuş­tur.

Salihli Kızılay Reisi Dr. Nurettin Alpay konuşmasından sonra kür­süye Kızılay Umumî Reisi ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin, Kızılay son aylarda yangını, Eskişehir - Bilecik zelzeleleri ve Trakya sel baskılarındaki mütekâsif yardım faaliyetini ve sulhdaki ça­lışmalarını kısaca zikrettikten sonra, kızılay bilhassa tahsil çağındaki gençlerden muhtaç durumda olanları­na yaptığı yardımları da kaydetmiş ve çeşitli çalışmalar hakkında izahat ver­miştir.

Ankara'dan bilhassa bu hamiyetli va­tandaşa büyük kıymetteki yardımını manevî bakımdan değerlendirecek kı­zılay altın  madalyasını vermek maksadiyle geldiğini ifade eden Semi Er­gin, .devlet ve hükümet reislerinin de tebriklerini bildirerek Hacı Abdullah Kayhan'a altın madalyasını bizzat tak­mıştır.

İstanbul:

Orman Baş' (Müdürlüğünden aldığı­mız malûmata göre, F.A.O. Ziraat ve Gıda Teşkilâtının 955 eylül ayında Tahranda yapmış olduğu birinci top­lantıda millî ormanların korunması imarı ve yetiştirilmesi hususunda Yakım şark memleketleri için bir seminer açılmasına karar verilmiştir.

Yakmgark ormancılık komisyonunun takviyesi üzerine açılmasına karar ve­rilen bu yetiştirme merkezi memleke­timizde çalışmalarına başlıyacak ve seminer iki hafta devam edecektir.

Seminer çalışmaları 4 kasımı 956 tari­hinde basliyacaktır.

7 Mayıs 1955

Ankara:

Bugün Ulus .gazetesinin birinci sahifis sinds Bakan İsviçrsye gitmesi muhtemel» başlıklı bir haberde: «Baş­bakanın bir müddetteniben yorgunluk­tan muzdarip olduğu, İsviçre seyaha­tiyle iligili hazırlıkların ikmal edilmek te  döviz muamelelerinin de tamam­lanmakta bulunduğu ve fou seyahatin iki ay kadar devam edeceği yazılı­dır.

Bu hususta malûmatına müracaat et­tiğimiz Başvekil Adnan Menderes Anadolu Ajansına şu şekilde beyanatta bulunmuştur:

Allahıma çok şükür, sıhhatçe fevka­lâde iyiyim. Aziz milletimize hizmet hususunda kalbim sonsuz bir şevk ve heyecanla doludur. 25 senedir mil­letvekili olmak şerefini taşımaktayım. İlk 'günden bugüne kadar, olduğu gibi bumdan böyle de vazifem mecbur etmedikçe  millî hudutlarımız dışına çıkmak aklımdan bile geçmemektedir.

Ulus gazetesinin yazdıklarını katiyetle yalanlayabilirsiniz. Çünkü bunlar hususî maksatla uydurulmuş yalanlar­dan ibarettir.Bu mütemadi yalanlar memleketimizde siyasî mücadelelerin düşürüldüğü seviyeleri apaçık göster­mektedir. Bu halin ne kadar haczin ve ibret verici olduğunu ve böyle 'bir gi­dişin varacağı neticeleri teessürle te­emmül etmek icaf eder.»

-t- Ankara:

Birlenmiş Milletler Teknik Yardım Fo­nundan 1956 yılında  Ziraat Vekâleti Ziraat İşleri Umum Müdürlüğüne 'beş burs tahsis edilmiştir. Bunlardan biri toprak koruma, ikisi diren, biri top­rak verimliliği, birisi de toprak etü­dü branşlarına tahsis edilmiştir.

Yapılan imtihan neticesinde benajdan Celâlettin Çubukçu ve Nevzat Özalp, toprak korumadan İrfan Soykan, top­rak verimliliğinden Kadri Gözübüyük ve toprak etüdünden de Ram' Haseski muvaffakiyet gösterdiklerinden yakın da yabancı memleketlere gidecekler ve bir yil müddetle branşlarında ihti­sas yapacaklardır.

Birleşmiş Milletler Teknik Yardım anlaşmasına göre, bu elerden ya­bancı memleketlere gideceklerin yol masrafları ilgili vekaletlerce ödenecek oradaki yevmiyeleri ve dönüş masraf­ları Birleşmiş Milletler tarafından ödenecektir. Buradaki istihkakları ken­dilerine ayrıca verilecektir.

~ İstanbul:

Büyük hürriyet şehidi Mithat Paganın cehadetinin yıldönümü münasebetiy­le, bugün saat 15 de Aksaraydaki Türk Ocağında hürriyet büyüklerini ve şe­hitlerini anma cemiyeti tarafından bir toplantı yapılmıştır.

Güzide bir .davetli topluluğunun hazır bulunduğu! toplantıda Mithat Paşanın hatirasiyle 'birlikte yine hürriyet şe­hitlerinden fazilet ve feragat timsali Niyazi Beyin de hatırası anılmış, söz alan hatipler Mithat Paşanın ve Niya­zi Bicyin hayatından bahsetmişlerdir.

Ankara:

Açık (bulunan  İktisat  ve Ticaret  Vekâletine Muğla Mebusu Zeyyad Mandalinci tayin edilmiş, bu tayin yüfesek tasdike iktiran etmiştir.

Ankara:

Adliye Vekâletinden tebliğ olunmuş­tur:

Bazı gazetelerde 15 temyiz hâkiminin daha (emekliye sevkolunfacağı 'yolun­daki maksadı mahsûsa nıüstenid İsrar­lı neşriyatın bu mevzuda yayınlanan emsali bazı haberler

8 Mayıs 1956

Ankara:

Japonya millî bayramı münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile Ja­ponya İmparatoru Majeste Hirohito arasında tetorik ye teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

Ankara:

Hollanda millî 'bayramı münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar'la Hol­landa Kraliçesi Majeste Jul i ana ara­sında tebrik ve teşekkür telgrafları te­ati edilmiştir.

9 Mayıs 1956

İstanbul:

Birleşik Amerika işçi delegesi M.P.K. Reed İstanbul da toplanmış bulunan Milletlerarası Çalışma Teşkilâtı Altın­cı Kömür Komisyonunun salı günü yapılan umumî heyet müzakerelerinde söz alarak:

«Ücret, maden isçisi celbinde en mü­him unsurdur»  demiştir.

Salı günü yapılan umumi heyet top­lantısına dahil daha evvelki toplantı­larda (hükümet, işveren, işçi temsilci­leri ve müşahidler olarak 34 hatip dünya kömür sanayinin sosyal meseleleri üzerinde konuşarak ;bu sanayi kolunda

çalışan işçilerin nefine milletlerarası çalışma teşkilâtı tarafından ileride ta­kip edilmesi gerekli 'hattı hareket hak­kındaki görüşlerini bildirmiştir.

Birleşik Amerika işçiler delegesi ra­por ve istatistiklere istinadla komis­yonda temsil edilen muhtelif memle­ketlerde 1945 yılından bu yana ka­zaların ünte toir nrsb-ette azalmış oldu­ğuna işaret etmiş ve «milletlerarası çalışma teşkilâtı komisyonunca sarfedilen gayretlerin (boşuna olmadığı aşi­kârdır» demiştir.

M. Eed, madenlerde iş emniyeti bah­sinde pneumoconioses ve silicose gibi Amerika'da her sene 4500 kurban ve hastalıkların da nazara alınması mevzuunda sözlerine devam etmiştir.

Aynı nokta nazar Belçika işçiler dele­gesi M. Dethier tarafından da ifade edilmiş bulunuyordu. Hatip, her  üç grup mümessillerinin -hükümet, renler ve işçiler maden işçiliğinde iş emniyetini azamî şekilde temim yolun­da gösterdikleri iyi niyeti d'e tebarüz ettirmiştir.

Brezilya işçiler delegesi M. W. G. Alves, işçi terakki meselesinin' 'bilhassa kömür madenlerini çetin çalışma şartlariyls yakın alâkasını izahla karak­teri itibariyle çetin olan kömür işçi­liği mesleğinde işçi tedarikindeki güç­lüklerin yenil ekilmesini çalışma şart­larında ağırlığın giderilmesi bilhassa iş saatinin azaltılması ve ücretlerle il­gisini belirtmiştir. Fransa işverenler deleigesi M.P. Base hac, kömür sanayi komisyonu tavsi­yelerinin Fransada tatbikinin gerek is­tihsalde gerek işçilerin hayat seviyele­rinin İslahında sağladığı faydiayı kaydıstti Men sonra şu malûmatı vermiş­tir:

1951 yılı sonunda 1335 kilo ,olan yeralt randımanı 1955 yılında 1599 kiloyu geç mis vs 1956 .şubatında 1647 kiloyu bulmuştur. Yüzde bir artış. 1951 yılın­da yeraltı ve yerüstü işçileri için, 1.381 frank ayrıca yüzde altı istihsal primi verilirken 1956 yılının birinci ün ayın­da 1690 frank ayrıca yüzde 8,50 istih­sal primi ki, ücretlerde 24.5 bir artış vukua gelecektir, demiş  ve  verimliliğin mütenazır  ola­rak ücretlere tesir ettiğini

Umumi heyet toplantısında kısa bir konuşma yapan Türkiye İşverenler de­legesi Tahsin Palabıyık, memleketimiz kömür istihsali diğer büyük kömür müstahsili memleketlerin istihsaline nisbetle az olmakla beraber memleket ihtiyacının giderilmeye çalışıldığına istihsali artınmak maksasdiyle yeraltı ve yerüstü tesislerinin modern bir ha­lege tir ilmekte olduğuna ve bu husus­ta komisyon kararlarından azamî isti­fade edildiğine işaret etmiş ve dolayısiyle Türk işverenleri adına, beynelmi­lelça Tışma teşkilâtın teşekkürlerinûz bildirdikten sonra komisyona işürak eden delegelerin komisyonun devamı müc Metince ziyaretleri mümkün ola­mayan madenlerimizi toplantılar hitaramda bayramı müteakip ziyaretleri temennisinde bulunmuştur.

Ankara:

Et ve Balık Kurumu, günden güne ar­tan bir tempo ile et satışlarına devam etmektedir. İstaribul, Ankara, İzmit, Konya, İzmir v.e Zonguldak'taki et satışlarının miktarları 300 !bin kilayu geçmüıj olup bu miktarın takriben 230 bin kilosu sıır ve 80 bin kilosu koyun etidir.

Teşkilâtı vasıtasıyla alım mimarlar arttırmayı hedef tutan kurumun buna muvazi olarak satış .faaliyetlerini önümüzdeki günlerde daha da artıracağı öğrenilmiştir.

10 Mayıs 1956

İstanbul:

Dün .geceden beri İstanbul da bulunan tanınmış Fransız sinema yıldızı Mar­tine Carol ve kocası rejisör Christian Jaigue bugün saat 11.30 da İstanbul Hilton otelinde tertiplenen bir toplan tıda basın mensuplarına takdim olunmuşlardır.

Bu toplantıda memleketimizde ken­dilerini bir bin bir  masalı dekoru içine bulduklarını söyleyen yıldız ve çalışan işçilerin nefine milletlerarası çalışma teşkilâtı tarafından ileride ta­kip edilmesi 'gerekli 'hattı hareket hak­kındaki görüşlerini bildirmiştir.

Birleşik Amerika işçiler delegesi ra­por ve istatistiklere istinadla komis­yonda temsil edilen muhtelif memle­ketlerde 1945 yılından bu yana ka­zaların ünte toir nisbet te azalmış oldu­ğuna işaret etmiş ve «milletlerarası çalışma teşkilâtı komisyonunca sarfedilen gayretlerin (boşuna olmadığı aşi­kârdır» demiştir.

M. Eed, madenlerde iş emniyeti bah­sinde pneumoconioses ve silicose gibi Amerika'da her sene 4500 kurban ve-nsn hastalıkların da nazara alınması mevzuunda sözlerine devam etmiştir.

Aynı noktai- nazar Belçika işçiler dele­gesi M. Dethier tarafından da ifade edilmiş bulunuyordu. Hatip, her üç grup mümessillerinin -hükümet, renler ve işçiler- maden işçiliğinde iş emniyetini azamî şekilde temim yolun­da gösterdikleri iyi niyeti d'e tebarüz ettirmiştir.

Brezilya işçiler delegesi M. W. G. Alves, işçi terakki meselesinin bilhassa kömür madenlerini çetin çalışma şartlariyls yakın alâkasını izahla karak­teri itibariyle çetin olan kömür işçi­liği mesleğinde işçi tedarikindeki güç­lüklerin yenil ekilmesini çalışma şart­larında ağırlığın giderilmesi bilhassa iş saatinin azaltılması ve ücretlerle il­gisini belirtmiştir.

Franısa işverenler deleigesi M.P. Base-ilhac, kömür sanayi komisyonu tavsi­yelerinin Fransada tatbikinin gerek is­tihsalde gerek işçilerin hayat seviyele­rinin İslahında sağladığı faydiayı kay-dısttiMen sonra şu malûmatı vermiş­tir:

1951 yılı sonunda 1335 kilo ,olan yeralt randımanı 1955 yılında 1599 kiloyu geç mis vs 1956 .şubatında 1647 kiloyu bulmuştur. Yüzde bir artış. 1951 yılın­da yeraltı ve yerüstü işçileri için, 1.381 frank ayrıca yüzde altı istihsal primi verilirken 1956 yılının birinci ün ayın­da 1690 frank ayrıca yüzde 8,50 istih­sal primi ki, ücretlerde 24.5 bir artış vukua pelecektir, demiş  ve  verimliliğin mütenazır  ola­rak ücretlere tesir ettiğini Umumi heyet toplantısında kısa bir konuşma yapan Türkiye İşverenler de­legesi Tahsin Palabıyık, memleketimiz kömür istihsali diğer büyük kömür müstahsili memleketlerin istihsaline nisbetle az olmakla beraber memleket ihtiyacının giderilmeye çalışıldığına istihsali artınmak maksasdiyle yeraltı ve yerüstü tesislerinin modern bir ha­le ıge tir ilmekte olduğuna ve bu husus­ta komisyon kararlarından azamî isti­fade edildiğine işaret etmiş ve dolayı siyle Türk işverenleri adına, beynelmi­lel jçaTışma teşkilâtın teşekkürler'inûz 'bildirdikten sonra komisyona iş/ürak eden delegelerin komisyonun devamı mücMetince ziyaretleri mümkün ola­mayan madenlerimizi toplantılar hita. ıramda bayramı müteakip ziyaretleri temennisinde bulunmuştur.

Ankara:

Et ve Balık Kurumu, günden güne ar­tan bir tempo ile et satışlarına devam etmektedir. İstaribul, Ankara, İzmit, Konya, İzmir v.e Zonguldak'taki et satışlarının haitalrk miktarları 300 !bin kilayu geçmüıj olup bu miktarın takriben 230 bin kilosu sıır ve 80 bin kilosu koyun etidir.

Teşkilâtı vasıtasıyla alım miMarlaırm arttırmayı hedef tutan kurumun buna muvazi olarak satış .faaliyetlerini önü-müzcüeki günlerde daha da artıracağı öğreniknlİgtir.

10 Mayıs 1956

İstanbul:

Dün .geceden beri İstanbulda bulunan tanınmış Fransız sinema yıldızı Mar­tine Carol ve kocası rejisör Christian Jaigue bugün saat 11.30 da İstanbul Hilton otelinde tertiplenen bir toplan tıda basın mensuplarına takdim olunmuglardır.

Bu toplantıda memleketimizde ken­dilerini Ibir bin/bir '«ece masalı dekoru içini'e bulduklarını söyleyen yıldız ve kocası, gösterilen sıcak alâkadan dola­yı duydukları minnet hislerini ifade etmişlerdir.

Prof. Staudinıger, buigüine kadar 400 den fazla eser neşretmiş bulunmakta­dır.

Memleketimizde film çevirmekten (bü­yük zevk .duyacaklarını belirten Mar­tine Carol Christian Jacaue, ilgilileri, hem Türk, hem (Fransız hem de diğer milletlere mensup sinema seyircilerini alâkadar edebilecek bir senaryo yaz­maya davet etmişlerdir.

Yıldlz ve rejisör kocası, akşam bü­yük sinemada yardım sevenler derne ği yararına tertiplenecek gala müsa-meresi ve kabul resminde hazır bu­lunmak üzere, saait 14 de uçakla An-karaya hareket etmişlerdir.

İstanbul:

M.M.V.  İstanbul Temsil    Bürosundan

bildirilmiştir:

Dün gece saat 22.30 da uçakla Paris'­ten İstanbula gelen Shape 'karargâhı Kurmay Başkanı Korgeneral Liha Costantine bu saten saat 10.00 da Birinci Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Aknoz'u makamında ziyaret etmiş ve öğleden sonra Boğazda tetkiklerde bu­lunmuştur.

Korgeneral Constantine yarın sabah saat 08.00 de uçakla İzmir'e mütevecci­hen  şehrimizden  ayrılacaktır.

İstanbul:

Zamanlımızın ilim dünyası en mümtaz simalarından biri olan Prof. Dr. Pnil, Bermann Stau'dimger, bir müddetten beri İstanlbul'da  yapmakta bulunduğu tedkikleTİni  tamamlayarak yarın eşi ile birlikte vapurla Almanya'ya döne çektir.

Macro-Molliculaire kimyanın banisi olan ve bu sahadaki çalişmalariyle 1953 Ndbel kimya mükâfatını kazanan Freilbung Üniversitesi Profesörü Dr. Herman Staudinger, İstanibulda Macro Molliculaim ve sellülöz'un yapısı ve biolojide Maero- molliculaire mevzulu ilmî ve alâka ile takip olunan 3 mü­him konferans vermiştir.

Ankara:

Gıda ve zarurî ihtiyaç maddelerinin istihsal ve imal mahallerinden tedlari-ki ile istihlâk merkezlerinde satışları­nı tanzime müteallik mevzuları tet­kik ve bu işlerle iştigal etmıek İçin 'bir anonim şirketi tesisinin fayda ve imkânlarını müzakere etmek üzere, Ankara VaSisi ve Belediye Reisi ve İs tan'bul Belediyesi Reisi adına İstanbul Belediye Reis Muavini ile 18 banka ve ilgili iktisadî devlet teşekkülleri ve kooperatif birlikleri temsilcilerinden müteşekkil bir heyet bugün İktisat ve Ticaret Vekâletinde bir toplantı yap­mıştır.

Toplantıyı İktisat ve Ticaret Vekili Zeyyad Mandalinci açmış ve bu mü-nasetıetle .bir konuşma yapmıştır.

İktisat ve Ticaret Vekili Zeyyad Man­dalinci bilhassa:

istihsal mıntakaları ile İstihlâk merkezleri arasındaki irtibatsızlıklar yü­zünden her zaman müşahede edilen fi'at iterei'fülerine ve mal darlıklarına meydan vemîeyecefc normal Ibir pazar teessüsünün sağlanması,

Müstehlik ve müstahsil beynindeki lü­zumsuz el değiştirmelerin, mümkün ol duğu 'kadar azaltılması,

Mühim istihlâk mJerkezlerinde ana gı­da ve ihtiyaç maddelerinin heran için müstakar bir fiatla bulunmasını temin, edici stokların yapılması ve

Bütün bu işlsrin şuurlu bir tertip için de yürütülebilmesi için 'bankalar ve iktisadî devlet teşekkülleri gibi mües sese ve teşekküllerin her bakımdan el ve işfbirliğiniS' lüzum bulunması nokta­lan üzerinde durarak toplantının mak sat ve gayesini izah etmiştir.

Vökil, davete İcabet etmiş bulunan tem silcilerin isabetli kararliar alacağın­dan emin bulunduğunu ve alacaiklaın kararların sadece böyle bir müessese­nin kurulması bakımından değil istik­bale muzaaf teşebbüsler için de faydalı emsal teşkil iîâve etmiştir.

Banka ve teşekküllerin temsilcileri bu mevzu üzerinde etraflı müzakereler yapmışlar ve 25 mayıs cuma günü tek­rar taplanmaık üzere dağılmışlardır.

Ankara:

Millî ekonomimizin verimli bir şekil­de gelişmesine ihizmst ve yardım ede cek başlıca unsurlardan 'birini teşklj eden. haberleşme vasıtası ve tesisleri­nin, memleketimizin içinde bulunduğu muazzam kalkınmanın süratli tempo­suna uygun olarak memleket sathına şamil telgraf ve telefon tesis ve tevsi programı tatbikatına hızla devam olunm aktadır.

Çok yakın ibir zamana kadar muayyen bazı şöhir ve kasabalarımız telgraf ve telefon tesislerinden istifade ederken bulgun bu cihazların yurdumuzun her terafına tegımil edilmesi yolunda mıüş terek ve programlı bir mesai sarfedn P.T.T. Umum Müdürlüğünün uzun va­deli ig programını bir an önce vatan­daş bizmetkifâ intikal ettirmek için al­dığı tedbirler fiiliyat sahasında ken­disini  igöstermeğe   başlamıştır.

İzmir, İstanbul, Ankara ve Sivas ara sında şehirlerarası telefon ve telgraf muhabere imkânlarını ,büyük ölçüde arttıracak olan ve Türkiyedıa il'k defa tesis edilen «radyo-liınk» sistemlerinin araiikavelesi bulgun saat 17 de P.T.T. Umum Müdürlüğü binasında müteah­hit Fransız S.F.R. firması mümessili P. Desgrees Du Lau ile P.T.T. Umum Müdürü Cahit Akyar 'arasında imzalan mıştiar.

İmza merasiminde, Münakalât Vekili Arif Dsrnirer, Fransız Sefareti müste­şarı, Devlet Demir Yolları Umum Mü­dürü Safa Yalçuk, P.T.T. Daire Re­isleriyle 'basın temsilcileri hazır faulün muştur.

Mukavelenin imza merasimini mlütea-jküp, Münakalât Vekili Arif Demirer, memleketimizde muhtelif sahalarda kaydedilen inkişaflar üzerinde kısa bir 'konuşma yaparak Türkiyede ilk defa tesis edilecek olan «radyolink» siste­minin memlekete hayırlı ve uğurlu olması temennisinde 'bulunmuş, P.T.T. mensuplariyle Fransız firmasına mu­vaffakiyetler dilemiş ve teşekkürlerini

bildirmiştir.

Aldığımız malûmata göre. P.T.T. Umum Müdürlüğü, .kısa bir zaman içirt. de «radyolink» sisteminin .bilhassa An­kara - İstanbul arasındaki 'kısmını bir misline iblâğ edecek olan ikinci bir anlaşmayı da tahakkuk safhasına eriş­tirecektir.

P.T.T. Umum Müdürlüğü son bir sene içerisinde münferit ve müşterek prog­ramı mesaileriyle telekominıikasyon mevzuunda şu teşebbüslere .girişmiştir;

s-) 14/10/1955 tarihinde Anadolumaı 52 mahallinde yeniden veya tevsîan tesis edilecek olan 125-.200 abonelik o-tomatik telefon tesisatı, yine eyni mu­kaveleye dahii olarak yukarıdaki 52 mahalle ilâveten diğer bazı şehir ve kasabalarımızda, 10.000 abonelik ma-nuel telefon tesisatı,

b-) Bu telefon, tesis ve tevsiatına hmı-vazi olarak, şehirlerarası konuşma im­kânları arttıracak olan pozisyon ve teçhizatı,

c-) Muhtelif vilâyet ve 'kasabalarımızı içine ralan 3500 kilometrelik telefon ve telgraf dievreleri3

d-) Memleketimizde müesses ve tesis edilmekte olaın telefon ve telgraf dev­relerinin bir devresi üzerindeki ko­nuşma imkânını 12-18 misline çıkara­cak olan kuranportör tesisleri.

Bu tesislerin mecmuu bedeli 103 mil­yon Türk  lirasıdır.

Umum Müdürlük ayrıca İstanibul şeh­rinin telefon kapasitesini de 210.000 a-boneye çıkarmak için yeni bir anlaş­mayı tahakkuk ettirmek yolundadır.

Ankara:

Ankara Öğretmenler Yardımlaşma. Derneği Turizm Kolu tarafından Maa­rif Vekâleti Beden Terbiyesi Umum Müdürü .Nizamettioı (Kvrşan, IpcilSk: Müdürü Mehmet Arkan, Maarif Müdü­rü Hasan Özfbay, Basın-Yayın Umum Müdürlüğü Turizm Dairesi     Müdürü

Selahattin Çoruh'un iştirakiyle tbir top lantı yapılmıştır . Bu toplantıda önü­müzdeki yaz aylarında öğretmenlerin ve ailelerinin yurt içinde ve yurt dı-şmda geziler yapmaları, dinlenme kampları ve d'ernek binasının üst kıs­mında bir gençlik oteli tesisi hususun da önemli kararlara varılmıştır.

İstanbul:

30 nisan 1956 günündenberi İstanbul'­da toplanmakta (bulunan Milletlerarası Çalışma Teşkilâtı 6 ncı Kömür Ko­misyonu bugün yaptığı son toplantılar la çalışmalarını (bitirmiştir.

Konferans müddetince ele alınan bellibaşli  mevzular  şunlardır:

Madenlerde iş emniyeti, kömür sanayisindeki iş gücünü muhafaza etmek ve yeniden işçi tedarikini kolaylaştırmak kömür işçiliğinde meslekî yetiştirme program ve metodlarmı en geniş plân da olgunlaştırmaktır.

İş emniyetinin sağlanması 'bahsinde iyi neticeler almak her idarecinin ve her işçinin is emniyetinin zarurî oldu­ğunu ikendi benliklerinde hissederek ona göre hareket etmeleri ve hükü­met, iş veren ve işçinin çalışmaların­da birbirlerine destek olmakla müm­kün olacağı telbarüz ettirilmiş ve bu hususta karara varılmıştır.

İşçi tedariki Sbahsînde de kömür sana­yi işçilerinin muhakkak surette ter­fihi üzerinde durulmuştur. Ayrıca teslekî yetiştirme mevzuunda esaslı programlar tesbiti cihetine de gidilecektir.

Bugün öğleden sonra yapılan kapanış toplantısında ilk olarak konuşan Tür­kiye hükûmet delegesi ve komisyon çalışmalarında hükümetler grubu baş­kanı Adnan Toygar, yaptığı konuşma­da, komisyon toplantılarının, komis­yona üye memleketler topraklarında yapılmasının iyi bir asn'ane haline gel­diğini, altıncı toplantının İstanibulda yapılmasından Türkiye hükümetinin memnunluk duyduğunu belirtmiş ve: «Bütün delegelere ve bilhassa umumî toplantılarda memleketimiz hakkında sitayişkâr konuşmalar yapmış olan de legelere teşekkür etmiştir. Müteakiben konuşan bütün işverenler delegeleri adına Belçika delegesi Lebane, işçi delegeler adına Dethier İke Komisyon Başkanı Gonzales Barros, "birer konuşma yapmışlardır. Çalışma­lar esnasında Türk hükümetinden gör dükleri yakın alâkaya ve misafirper­verliğe teşekkürlerini .bildirmişler, kon feransa katılan delegelere başarılar di­lemişlerdir.

Ankara:

Irak Kralı Majeste İkinci Faysam do­ğum yıldönümü münasebetiyle Reisi­cumhur Celâl Bayar ile Majeste Kral arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

İstanbul:

Millî Türkistan Komitesi Başkanı Me­lih Kayyımı bugün saat 16.30 da u-çakla Bati Almanya'dan şehrimize gel mistir.

10 gün kadar memleketimizde kalacak olan başkan, bu arada Ankara, Konya ve Adana vilâyetlerimizi de ziyaretle Türkistanlılarla tanışacaktır.

İstanbul:

Milletlerarası Çalışma Teşkilâtı Altın­cı Kömür Komisyhonunun îstanbulda toplandığı günlerde Ankaraya da gi­derek hükümet adamlarımızla temasda bulunan Komisyonı Reisi Gonzaüîes Brros, komisyonun kapanış toplantısı­nı müteakip verdiği beyanatta şunları söylemiştir:

«Komisyonumuzun İstanbulda  olan masını hararetle kabul ed!en ve ko­misyon mesaisinin muntazam bir şe­kilde yürütülmesini sağlayan Türkiye hükümet makamlarının iyi niyetini te­barüz ettirmek isterim.

Türkâyenin cumhuriyetten bu yana başarılarına hayretle diyemem hayran­lıkla karşıladım. İstanbulda ve Anka-rada kendileriyle dolayısiyle milletler arası çalışma teşkilâtiyle yakın alâka­sını gördüm. Hulâsa olarak diyebilirin ki, bugünkü Türkiye hükümeti Ata­türk e lâyık bir hükümettir. Türkiye

halkı daha da yükselmek için gayret­le alışmaktadır. Komisyondaki Türk celege güzide kimselerdi. Komis­yon hazırlıklarının tamamlanmasında ve komisyon çalışmalar iyi e komisyon azalarına müzaheretlerini takdirle karşıladım.

Milletlerarası komisyon teşkilâtında, temsiliyle şeref duyduğum Kolombiya memleketinden olaraik Türkiye'ye hayranlığımızı bir başka cihetten de belirtmek isterim. Kore Harbinde Ko­lombiya ye Türkiye kuvvetleri Birleş­miş Milletler idealinin tahakkuku için yanyana çarpıştılar. Bu harp arkadaş­lığı iki memleket halkım birbirine ya'k laştrrdı  ve kaynaştırdı.

Memleketlerimiz uzak da olsa ideolo­jik ticari ve kültürel ba&larla yollar kısalacaktır. Bundan başka yine uzak sayılmaz. Tayyare ile 22 saat.

Hareketinden evvel Türk -hükümetine, Türk milletine ve hayran kaldığını İs­tanbullulara en hararetli teşekkürlerdni sunuyorum.

Ankara:

Tünkiye ve Birledik Amerika hükûm&t leri bugün Türk lirası mukabili Öden­mek üzere Türkiyeye 11.100.000 dolar-bk ziraî mahsulât satılması hakkında bir anlaşmaya varmışlardır. Anlaşma Hariciye Vekâleti İktisadî İşbirliği Teş kilâtı Umumî Kâtibi Melih Esenbel ve Amerikan Maslahatgüzarı Foy D. Kohler tarafından imzalanmıştır.

"Bu anlatma, Türkiye ve Birleşik Ame­rika arasında 12 martta imzalanan ve Türkiyenin 4 miilyon dolar kıymetin­de 10.000 ton pamuk yağı satın alma­sını mümkün "kılan esas anlaşmaya bir ilâvedir. Ve aynı zamanda, âcil yardım olarak temin edilen 14 milyon dolarlık emtia ve malzemeye ilâveten yapılmaktadır.

Bu anlaşma esasları dairesinde satın alınacak maddeler arasında 110.000 ton buğday. 5.000 ton mısır, 10.000 ton pirinç ve 5.000 ton don yağı bulun­maktadır.

İstanbul:

NATO memleketlerini ziyaret etmek­te olan Amerikan Harp Akademileri talebelerinden 39 kişilik 'bir 'grup, bu gün saat 14 da uçakla şehrimize gel­miştir.

Tümgeneral Berr'in. başkanlığındaki kafile Yeşilköy hava alanında Tümge­neral Muammer Aksis ve askerî erkân tarafından karşılanmıştır.

13 Mayıs 1956

Ankara:

Öğrendiğimize göre P.T.T. Umum Mü­dürlüğü telgaraf muhafberatmı daha iyd "bir hâle kovmak ve mevcut ma­kineleri modern teçhizatla peyderpey takviye etmek için yeni bir proıgram hazırlamış  bulunmaktadır.

Umum müdürlük tarafından İtalya'­dan getirilen ve derhal monte edile­rek yerine konan makineler en son teknik ve icaplara uygun bulunmak­tadır.

İdare, gerek monte işlerini ve gerek­se kullanış ve bakımları için iki buçuk ay devam eden iki devreli bir kurs açmıştır.

Telekominikasyon eksperi başkanlığın­da açılan bu kursa iştirak eden 13 teknisyen kursu, muvaffakiyetle atirmişttir.

16 Mayıs 1956

Ankara:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar'm do­ğum yıldönümü münasebetiyle, İn­giltere Kraliçesi İkinci Elizabeth aşa­ğıdaki tebrik telgrafını gönderilmiştir:

Ekselans Celâl Bayar, Türkiye Cumhuriyeti Reisicumhuru

Anikara Doğum yıldönümünüz  münasebetiyle samfsmî selâm ve iyilik temennilerimi .sunmaktan bilhassa memnunluk uymaktayım.

17 Mayıs 1956

Ankara-

"Sulh ve kanser için atom amacıyla yeni kunulmus olan Türk (kanser radyobiyoloji cemiyeti ilk ilmî toplan­tısını Tıp Kulübü lokalinde gırtlak kanseri konusunda yapmıştır.

Bu toplantıda gırtlak kanseri mev­zuunda illgililer tarafından konuşmalar yapılmış ve bir renkli film gösterilmişlir.

Ankara:

"Keisicumhur Celâl 'Bayar, büyük mi­safirlerimiz Majeste İran Şehinşahı Muhammet Rıza Pehlevî ile İmpara-toriçe Süreyya'ya bu ziyaretlerinin bir hatırası olarak, bu sabah Hariciye koş künde, Karacabey harasında yetişti­rilmiş Türk kanı bîr kısrakla bir ay­gır hediye etmiştir. Beşer yaşındaki hu atların isimleri çilek ve kuruştur.

Ankara:

Hatay vilâyeti 'bölgesinde kaçakçılı'k yapmak isteyen 3 kifi bu bölgedeki mayinlere basmak suretiyle parçalan­mışlardır. Bu şahıslara ait cesetlerden îîiri olduğu yerde, dikeri 300, üçüncüsü 500 metre kadar güneyde Suriye top­raklarında bulunmuştur.

Kaçakçılıkla mücadele mevzuunda alı­nan en son ted'birierdn bu hâdiselerle müsbe't neticeler vermesi memnuniye­ti mucip olmaktadır.

18 Mayıs 1956

Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri ordu gü­nü miiinass betiyi e Devlet Vekili ve "Millî Müdafaa "-Vekâleti Vekili Semi Birleşik Devletleri Milli Müdafaa Vekiline aşağıdaki teb­rik mesajını göndermiştir:

Büyük dost ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri silâhlı kuvvetle­ri ve şahsım namına zatral il erini ve dünya hürriyet ideallerinin kahraman müdajlii i Amerikan ordusunu en sa­mimî hissiyatımla tebrik eder ve her yıl artan Ibüyük ilcudlretinin daim olnuâ-sını candan temenni ile selâm ve hüretlerimi takdi ederim.

Ankara:

Bürosun-

Hariciye Vekâleti Matbuat dan tebliğ edilmiştir:

Afganistan Başvekili Altes Muhammed Davud ile Hariciye Nazırı Altes Naim Han Başvekilimiz Adnan Menderes ile Hariciye Vekilimiz Profesör Fuad Köprü'yü Afgan hüküm etinin misafiri olarak Afganistan'a resmî bir ziyaret yapmaya davet etmişlerdir. Dost ve kardeş Afgan hükümetinin bu nazik daveti, memnuniyetle kabul edilmiştir.

Birkaç hafta içinde yapılması iki ta­rafça kararlaştırılmış olan bu ziyaretin tarihi Önümüzdeki günlerde tesbit edi­lecektir.

Bu ziyaretin iki millet arasında mev­cut an'aneyî yakın dostluk ve kardeş­lik rabıtalarını ıfaickast daha takviye e-deceği süohesizdir.

(Ankara:

Parlâmentolar ar ası Turizm Birliği Türk grubu umumi heyeti bugün Bü­yük Millet 'Meclisi kt&üphanesincfe toplanarak ruznamesindeki meseleleri görüşmüş ve yeni idare heyetini seç­miştir.

Yeni idare heyeti; reis Seyhan Mebu­su Dr. Sedat Barı, 'İkinci Reis Tunceli Mebusu Bahri Turgut Okaygün, Umu­mî Kâtip Tra'bzon Mebusu İsmail Şenel muhasip Bolu Me'busu İhsan Gülez, a-zalar Antalya Mebusu Enver Karan, Gümüşhane Mebusu Halis Tokdemir, Seyhan Mebusu Mustafa Akçalı, Sinop Mebusu Muhit Tümerkan, Yozgat Mebusu Ömer Lütfü ErzurumluDğlu, murakıplar Tekirdağ Mebusu Ferid Alpiskender, Seyhan Mebusu Mehmet Ünaldı'dan terekküp etmektedir.

19 Mayıs 1956

Ankara:

25 'mayıs tarihinde Kopenhag'dla top­lanacak olan Dünya Demiryollar itti­hadı teknik komisyonlarına katılmak üzere yol ve (ticaret hasılat dairelerin­den iki kişilik bir heyet bugün Semıp-lon ekspresiyle îstanbuldan Danimar­ka'ya müteveccihen hareket etmiştir.

Ankara:

Azız Atatürk'ün Türk vatanını v.e is­tiklâlini kurtarmak üzere Samsun'a ayak bastığı günün yıldönümü olan Gençlik ve Spor bayramı münasefoetiyle Reisicumhur Celâl Bayar ile B.M.M. Reisi Refik Koraltan ve Başvekil Ad­nan Menderes refakatlerinde vekiller ile diğer mülkî "ve askerî erkân olduğu halde bu .sabah 9.30 d!a Anut-kafori zi­yaret ederek bir çelenk koymuşlar ve aziz Atam manevî huzurunda saygı duruşunda bulunmuşlardır. Reisi cumhurumuz Celâl Bayar Anıtkabre geliş ve ayrılışında bir ihtiram, kıt'ası se­lâm resmini ifa etmiştir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar B.M.M. Reisi Reük Kocaltan ve Başvekil Ad­nan Menderes aziz Atatürk'ün kabrini ziyaret ettikten sonra Spor ve Genç­likbayramı münasebetiyle tertip edi­len gösterilerde hazır bulunmak üzere 19 Mayıs Stadyumuna gitmişlerdir.

İsitanbul:

Evvelki gün İstanbula gelmiş, bulunan Tuğgeneral Snıith başkanlığındaki Kanada Millî Savunma Kolejine men­sup 18 "kişilik heyet bugün saat 15 te özel uçaklariyie Atinaya müteveccihen memleketimizden  ayrılmıştır.

Heyet hava alanında Birinci Ordu Müfettişi adına Tuğgeneral Sırrı G.e-malmaz ve Merkez Kumandanı adına muavini,Kanada  ataşemiliteri ve diğer yüksek rütbeli subaylar tarafından uğurlanmıştır.

Uluborlu:

Kaza Gençlik Kulüibü tarafından Cum­huriyet Alanında inşa ettirilen mermer11 kaideli Atatürk ıbüsfcü, bugün binlerce-halkın coş'kun tezahürleri arasında me­rasimle açılmıştır.

İstanbul:

Türk - İngiliz Dostluk Cemiyeti İs­tanbul şubesinin açılışı münasebetiyle^ Başve'kii Adnan Menderes ile Londra. Büyükelçimiz Suat Hayri Ürgüplü, İs­tanbul Vali ve Belediye Reisi Prol-Fahrettin Kerim GökayJa agağıdakitelgrafları göndermişlerdir:

«Sayın Fahreddin Kerim Gökay İstanbul Vali ve Belediye Reisi

Türkiye ile büyük müttefikimiz İngil­tere "arasında an'anevî dostluğun tak­viye ve inkişafını temin etmek üzere kurulan Türk İngiliz Bdstluk Cemi­yetinin durucularını itebrikler ve her iki mıiil&tin olduğu kadar bütün sulh sever dünyanın da menfaati ile-uygun gayretlerinde muvaffak olma­larını temenni ederim.

Başvekil Adnan Menderes Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gokay İstanbul Vali Ve Belediye Reisi.

Türk - İngiliz Dostluk Cemiyeti İstan­bul şubesinin açılışı haberini müjdele­yen telgrafınızı büyük memnuniyetle-aldım. Şubenizin iki millet arasındaki an'anevî dostluğu takviye yolunda kıy metli neticeler elde .edeceği hususun­daki imanımı Ibu vesile ile teyid eder,, samimî muvaffakiyet temennilerimi saygılarımla sunarım.

Londra Büyükelçisi Suat Hayri Ürgüplü.

20 Mayıs 1958

İzmir:

"Bugün Demokrat Parti Bergaıma ilçe­si, Hürriyet Partisinin ayna tarihte "burada tertiplediği acık hava toplantısına karşılık olmak üzere tertip etti­ği toplantı İzmir ve diğer kaza ve köy­lerden 100 den fazla otomobil kamyon ve otobüsler'le gelen binlerce De­mokrat Partinin iştirakiyle yapıl­mıştır.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Demokrat Parti il binası önünde bayraklar ve ulamalarla süslenmiş otomobiller toplanmış hareket saatini bekli­yordu.

Saat 9 da iki bandoyu da beraberin­de götüren ikaîile Alsancakdan hare-İcat etmiş yolda Karşıyaka M.enemen ve sair yerlerden gelenlerin da katıl­ması ile büsbütün büyüyerek îzmirin Çttktân beri görmediği muazzam bir o-tomotbil kamyon ve otobüs kervanı ha-linde Bengamaya vasıl olmuştur.

Ugamanm methalinde vasıtalardan inen Demokrat Partililer kendilerini karşılamağa  gelen Bergamalılarla bir­likte ve bandonun çaldığı marşlara ayak uydurarak şehre girmişlerdir. Ata cadideyi bir uçtan öbür uca kadar .îtaplayan Demokrat Partililerin yol asrinde bulunan Cumhuriyet Meyda­nından geçişleri sırasında Hürriyet Partisinden Fethi Çelikbaş konuşuyor Cumhuriyet Meydanından .geçerken Demokrat partili bandoların hatibin sözü kesilmesin diye susmaları ancak meydanı geçtikten sonra tekrar çal­mağa (başlamaları günün en dikkate değer hâdiselerinden biridir.

Seferin içinde 'bir yürüyüşten sonra is-tirahate geçen Demokrat Partililer, Öğ­leden sonra saat 14.30 da Cumıhuriyet Meydanında toplanmışlardır. Mevsimin ilk sıcak gününde, güneşin kızgın "harareti -altında binlerce Demokrat ^Partilinin ısıtrafmı çevirdiği hitabet îriirsüsüne :ilk evvel çıkan Bergama Belediye Reisi Kemal Serdarojjlu Ber­gamalılar adına Demokrat Partilileri k, bu şahrin halâ Demokrat Partinin zapt edilmez bir kalesi olmak­ta devam ettiğini ve daima öyle kal'acağmı ibelirtmiştir.

Bergama Belediye Reisinden sonra konuşan doktor Hüsamettin Petek, Hürriyet Partisinin ihergün yurdun başka bir köşesinde sırf iktidarı kötü­lemek, beğenmemek, iftira etmek, ik­tidarın işlerini baltalamak maksadiyle toplantılar tertip ettiğim, milletin bil­diği hakikatleri bile tahriften r-skinmıe-diğini, Hürriyet Partisinin doğusunda­ki hususiyetin yıkma ve parçalama ol­duğunu belirterek sözlerine şöyle de­vam etmiştir.

Bu yeni parti, halkın siyasî ve içtimaî haklarının korunması bir sınıf veya zümnsnin menfaatinin boş kalan yeri­nin de doldurulması esasına dayanan ve dolayısiyle ihtiyaçlardan doğan bir siyasî partide ilk intikam sevdasına düşenlerin vücutlandırdlsı bir teıhdit topluluğudur. Kendilerini partimizi da ğrtacak kudrette gösteren bu narti ku­rucuları, bu milletin iztiraplariyle, göz yaşlarıyla yoğurduğu Demokrat Parti­nin asil hamurunu ıbilmiyen bu partide barınamaz.

Bundan sonra halkın alkışları arasın­da (kürsüye gelen İzmir Belediye Mec­lisi üyesi Burhan Maner, Hürriyet Par­tisinin Demokrat Partide hudutsuz ih­tiraslarını tatmin edemiyenljsr tarafın­dan 'kurulduğunu, davalarının prensip davası olmayıp sandalya davası oldu­ğunu, belirten bir konuşma yapmış­tır.

Burhan Maner'den sonra söz alan De­mokrat Parti İl İdare Kurulu üyesi doktor Mustafa Bozoklar, günün bu sı­cak saatinde kızgın güneş altında, bin­lerce vatandaşın ayakta durarak hatip­leri can kulağıyle dinlemesinin elbette bir manâsı olduğunu Hürriyet Partisi­nin 'vaktinde evveli 'doğmuş bir çocuk, binaenaleyh her vaktinden evvel doğan çocuk gibi, cılız ve sakat olduğunu, ya­laması için sıkı bir bakım istediğini, Hürriyet Partisinin muhtaç bulunduğu ıbu si'kr bakımı Cumhuriyet Halk Par­tisinin kucağında   aradığını  belirtmiş Bundan sonra konuşan Demokrat Par­ti  İl İdare Kurulu üyelerinden Ömer

 

Atavardar, Necdet Divran ve İL İkinci Baş'kam Akdağ, Hürriyet Partisinin iddialarını eavaplandırmışlar, yalan tezvir, uydurma haber ve iftira ile bes­lenen, kendini Cumhuriyet Halk. Par­tisinin kucağına atan bu siyasî teşekkülün, şu ıhar ek eti eriyle bile samîmiyetsizliğinin sait olduğunu, düne1 ge­linceye kadar can düşmanı saydıkları parti ile işbirliğine kalkmiasmı ihtira­sın zebuna olmakla izah edebileceğini anlatmışlardır.

İzmir Belediye Reisi Enver Dündar Ba­şar, Hürriyet Partisinin yeni seçim ka­nomu istemesinin yersizliğini belirten konuşmasında ezcümle şunları söyle­miştir:

Demokrat Partinin daha muhalefette iken canlı ve imanlı mücadelesiyle Türk milletine sağladığı sieçim kanunu her türlü foas kıyı bertaraf etmiş bir kanundur. Bu itibarla böyle bir talep­te bulunmak aîbesle iştigal olduğu ka­dar demagojidir. Sormak lâzım, De­mokrat Partinin Türk milletine kazan­dırdığı eser hakkında,ne buyuracaklar­dır? Altı yılda tahakkuk ettirdiğimiz eşsiz kalkınma hamâtesini bile inkâra cüret edecek kadar sandalya ihtirasla­rının zebumi olanların elbette Türk milleti kötü niyetlerini anlamakta ge-cikmiyec ektir. Ne-tekira bütün yayga­ralarına rağmen 'bugün bu meydanda "biraz evvel nihayet dkiyüzü bulmayan vatandaş topluluğu ile kalmaları hal­kımızın bu kötü niyeti sezmekte asla vakit 'kaybetmediğini ishat etmekte­dir.

Müteakiben söz alan İzmir Demokrat Parti İl Başkanı Faruk Tunca, biraz evvel aynı meydanda Hürriyet Partisi nin yaptığı cılız ve çelimsiz toplantı­dan ibaıhsetmiş, vatandaş idrâk ve şu­urunun böyle sun'î bir teşekküle iti­bar etmemesinin tabiî bulunduğunu izah etmiştir.

Müteakiben Hürriyet Partisi kurucula­rından, Fevzi Lûtfi Karaosmanoğlu Fethi Çeliklbaş'm, Ziya Termen'-in ve seçim teminatı mevzuundaki cevaphyarak, eğer seçimler dürüst yapılmamışsa bu zevatın böyle bir seçimle eiîde ettikleri mebusluğu nasıl işgal ettiklerini sormuştur.

Farulk Tunca 'bundan sonra, buıgürc partisine ihanet eden ona cephe alan bu eşhasın ellerine fırsat geçtiği tak­dirde millete de ihanet edebilecekleri­ni izahla, bunlara güvenileroiyeceğini söylemiştir.

Son olarak kürsüye 'gelen İzmir mebu­su muzaffer Balaban Hürriyet Partisi­nin iddialarını teker teker cevaplandı­rarak bu iddiaların sadiece Demokrat Partiyi yıkmayı hedef tutan demago­jiden başka bir şey olmadığım, bu şa­hısların sandalyadan başka idealleri olmadığını izah etmiştir.

Saat 17 ye kadar devam eden açık hava toplantısından sonra Demokrat Par­tililer kafile halinde, kamyon ve otomobillerle büyük bir intizam içinde Bergama'yı terketmişlerdir.

21 Mayıs 1956

Ankara :

M. M. V. Temsil Bürosundan bildi­rilmiştir:

Majeste Şefhinsalh hazretleri ile birlik­te memleketimize gelmiş olan îran h?.(va kuvvetlerine mensup onyıedi kişi­den mürekkep askerî heyet tetkikleri­ne devam, etmektedir.

Tuğgeneral Mustafarvi başkanlığındaki heyet, cuma günü Özel bir uçakla Kayseri'ye gitmiş, hava ikmal merkezi te­sislerini gezdikten sonra Ankaraya dönmüştür. Heyet azaları tou sabah saat 9 da özel uçakla İzmire hareket etmişler diir.

Ankara :

Türk Eczacılar Birliğinin ilk büyük kongresi bugün saat 10 da Sıhhat Ve­kâletinde Sıhhat ve İçtimaî Muavenet Vekili Dr. Nafiz Körez'in açış nutkunu müteakip çalışmalarına başlamıştır. Türk eczacılığının her sahadaki inki­şafım (belirterek söze başlayan Sıhhat Vekili memleketin ilâç ihtiyacını millî Üstalhızar sanayiimizin büyük ölçüde karşılamasını memnuniyetle müşahede ettiğini söylemiş ve Türk eczacılığının milletler arası ehemmiyet kazanmasın, memleket çapındaki önemini te­barüz ettirmiştir.

Vekilin nutkundan sonra ittifakla kongre başkanlığına Sıhhat Ve İçtimaî Muavenet Vekâleti Müsteşar Muaıvini Tevfik Çaydan seçilmiştir. Öğleden önce gündemdeki bir kısım maddelerin müzakeresi yapılarak bitirilmiş öğle­den sonraki oturumda da merkez ida­re heyeti, yüksek haysiyet divanı, mü-rakelbe heyeti  seçimleri  yapılmıştır. Seçim neticesinin alınmasından sonra büyük Ata'nm Anıt Kabri bütün kong­re deiegelerince ziyaret edilerek çelenk konulup manevî huzurunda tazim du­ruşunda bulunulması, Türk eczacılığı­nın inkişafı için çok mühim olan 6443 sayılı Tünk Eczacılar Birliği Kanunu­nun kabulü dolayısiyle Reisicumhura, Meclis Reisine ve Başvekile kongrece seçilen bir heyetin Türk eczacıları a-dına şükranlarını arzetmesi ittifakla kabul edilmiştir. Kongre yarın da çaışmalarına devam ederek gündemdeki diğer maddeleri müzakere edecektir. Türk Eczacılar Birliği ilk büyük kong­resinde merkez idare heyetine Vahit Demirkan, Afeaf Hamzalay, Rıdvan Çi­zerler, Faruk Önger, Prof. Sslâhattin Tandal, Muzaffer Dinçol, Pertev Ertem Yüksek Haysiyet Divanına Necip Akan: Ata Evcim. İsmet Somer, Naşit Bayiav Mazhar Erkan, Mümtaz Baştuğ, Mura­kıp Heyetine Talha, Dinçel, Halit Tüzüner, Niyazi Atakan seçilmişlerdir.

İzmir :

M.M.V. İzmir Temsil Bürosundan bil­dirilmiştir:

Kardeş ve d'ost İran'ın hava subayla­rından mürekkep bir askerî heyet, ge­neral Mustafavî'nin başkanlığında şeh­rimize gelmiş, bazı tetkik ve temaslar­da bulunmuştur.

17 subaydan müteşekkil olan heyet hava okulları kumandanlığının misa­firi olarak, İzmir'in görülmeğe değer yerlerini ziyaret etmiş ve hava okul­ları kumandanlığı tarafından şerefle­rine verilen öğle yemeğinde hazır (bu­lunmuştur.

Bu arada hava okulları tesislerini de gezen kardeş İran'ın güzide subayları heyeti saat 16 dia hususî feir askeri u-çakla İstanibula müteveccihen şehri­mizden ayrılmıştır.

Misafir heyet, hava alanında ilgililer tarafından uğurlanmışlardır.

22 Mayıs 1956

Ankara : .

İ.C.A. idaresi tarafından Tahranda tertip edilen mera İslahı kurslarına iş-tirâk etmek üzere memleketimizden üç teknik eleman gönderilmiştir.

Kurs 50 gün müddetle devam edecek­tir. Kurs masrafları Amerika hükümet* tarafından karşılanacaktır.

Ankara :

Toprak Mahsulleri Ofisince 1 haziran 1955 tarihinden 15 Mayıs 1956 tarihine kadar müstahsilden cem'an 1.172.707 ton hububat satın alınmış, müstahsile 332.382.960   lira  ödenmiştir.

Alım kampanyası (başından itibaren dış memleketlere 262.300 ton buğday, 259.329 ton arpa, 17.000 ton yulaf ve 2.109 ton pirinç satışı yapılmıştır. Bun­lardan 256.776 ton buğday 243.078 ton arpa 15.180 ton yulaf ve 2.070 ton pi­rinç fiilen teslim edilerek 111.351.524 Türk lirası karşılığı döviz teıran edil­miştir.

Gene 'bu devre içinde 284.390 kilogram afyon satışı yapılmış, bu miktardan 255.696 kilogramı fiilen teslim edilerek 9.757.424 Türk lirası 'kargılığı döviz te­min edilmiştir.

İstanbul :

Washingtonda bulunan National Ge-ographic Society, 'bütün dünyaya yaydiğı bir bültende, Türkiyenin bu yıl 1206 senesinde Kayseride kurulmuş ilk tıbbî müessese ve hastahanenin (Kay­seri Darüşşifası), 750 inci yıldönümünü kutlamakta olmasına temasla, ıbu mev­zuda bazı malûmat vermekte ve bu. kabil tesislerin tariıhiçesini yapmak­tadır. National Gscgraphie bülteninde, Danüs .sifa'da i'ki tabib, iki cerrah ve iki göz -doktoru bulunduğu ve devrinde, dün­yanın en iyi hastan an esi olduğunu be­lirtmektedir.

İstaaaibul :

M. M. V. İstanbul Temsil Bürosundan 'bildirilmiştir:

Amerikan Millî Müdafaa Vekili Yar­dımcısı M. Ohester V. Daris bu sabah .saat 9 da uçakla Avrupadan îstanlbula gelmiştir.

Şdhinşaıh Majeste Mehmed Rıza Peihle-vi şerefine yapılan kardeşlik tartibdika-tında hazır bulunan Pehlevi yarın sa-İbah saat 8.40 da uçakla Ankaraya ha­reket edecektir.

Ankara :

Toprak Mahsulleri Ofisi Umum Müdür­lüğü tarafından yurdun muhtelif hu­bubat mıntıkalarında inşasına karar verilen 69 çelik silonun ikinci kısmı­nı -teşkil eden ve «Sivas grupu» olarak adlandırılan 7 çelik silodan ikiler bin tonluk Amasya, Artova Yıldızeli ile dörder Ibin tonluk Zile, Samsun, Arma ğan ve Şarkışla silolarının inşaatına başlanmış bulunulmaktadır.

Her türlü fennî tesisatla teçhiz edilecek olan bu çelik siloların en bariz husu­siyetlerini, hububatı mekanik tesisler­le alıp, temizleme ve tarama ameliye­lerini icra suretiyle tanklara ve gene tanklardan alacalı hububatı tartarak kamyon veya vagonlara otomatik ola­rak vermeleri tenkil etmektedir.

Saatte 50 ton hubulbatı alıp verme kud­retine malik bulunacak bu silolarla tanklara depolanmış hububatı hava­landırmak suretiyle bir başka tanka aktarmak mümkün olacaktır.

İstanbul:

Rami kışlası ile Topkapı Maltepesi kış­lası arasındaki sahada inşa edilecek miodern İstanbul bölge cezaevinin te­meli ıbulgün saat 13 dıs yapılan bir me­rasimi müteakip, Başvekil Adnan Men­deres tarafından atılmıştır. Bu münasebetle Başvekil, ayaŞıdaki kısa hita­bede bulunmuştur:

«Bp in1; a edilecek olan cezaevinin, ce­miyetin huzuruna ve sulhuna yardım etmesi ve bu hapishaneye düşmek bahtsızlığına uğrayacak vatandaşların-ısla'hıhal etmelerine yaraması temen­nisiyle temele ilk harcı atıyorum, ha­yırlı olsun.»

160.000 metrekare arazide ve 48.000 metrelik ıbina 'sahasını ihtiva ve en modern ceza infaz şekline göre inşa edilecek olan İstanbul bölge cezaevin­de mahpuslar, 18 gruiba ayrılacaklar ve kendilerinin ıslahını sağlamakla ,beraber başka suçların sirayeti Önlene­bilecektir.

Bugün yapılan merasimde bazı me­buslar, Adliye Vekâleti Ceza İşleri Umum Müdürü, İstanbul Cumhuriyet Müddeiumumisi, .Nafıa Müdürü ve di­ğer davetliler hazır bulunmuştur.

Merasimi, yapmış olduğu bir konuşmJa ile açan Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk demiştir ki:

Pak muhterem Başvekilimiz, vekilleri­miz, mebuslarımız ve değerli davetlile­rimiz, aziz İstanbullu hemşehrilerimiz.

Buigün burada memleketimizin cemi­yet huzur ve asayişini ilgilendiren bir hâdise vesilesiyle toplanmış bulunuyo­ruz:

Temelini atmak üzere bulunduğumuz bu infafz müessesesi, hele İstanbul ve havalisi için, müstesna :bir ehemmiyeti haizdir. Zira ,bu yeni ceza infaz mües­sesemiz yalnız İstanbul gübi en büyük iş, kültür ve faaliyet merkezimizin değil, aynı zamanda îbütün ibu bölgenin içtimaî huzur ve emniyetinin âtisi için bilhassa fevkalâde iyi neticeler sağ­layabilecek bir müessesedir.

Binaenaleyh İstanbul bölge cezaevinin inşasına bağlamak gibi, milletimizin içtimaî hayatında hayırlı neticelere bağlanan ıbu kadar mühim bir hâdisenin ve on milyonlarca liraya mal ola­cak olan böyle bir müessesenin dbğuşunu milletimize ananevi bir törenle haber vermekte hem zevk ve hem de mecburiyet vardır. Zira ayrıca milleti­mizin, ken'disinin ana davalarından foirisim teşkil eyleyen ceza infaz işindeki hükümetçe atılmakta olan hayırlı ve muvaffakiyetli adımları duyup öğren­mek istemesi d.e hakkıdır ve bundan memnunluk duyma'k fırsatını elde et­mesi yerindedir.

Bu temel atma töreninin (bir müddet daha önce yapılması düşünüldüğü hal­de kendiliğinden ancak bugüne kal­masını, yani çok muhterem ve dosıt bir komşu mısmleketin mümtaz hükümda­rının ve refikasının tam İstanbulu zi­yaret eylediği günlere rastlamasını da iyi bir tesadüf olarak zevkle kaydet­mek isterim.

Muhterem dinleyici ve davetlilerim, bu vesile ile ceza. infaz meselesi hak­kında çok kısa bir bilgi vermek istiyo­rum:

Eskiden nasıl idi, eskiden cezaevleri harap mabsdlerden. depolardan, zindan lard.au, hanlardan vesaireden bozma olurdu. Hele imparatorluğun eski de­virlerinde Yedikule zindanı gibi maihza ta'zip ve işkence yerlerinden ibaret idi. Ceza: çektirmede sıhhat ve tehzibi, ah­lâk, emniyet, tenvir ve islâh, yetiştir -me ve öğretme gayeleri hiç yoktu.

Bugünkü telâkkilere göre ise; hürri­yeti tahdit edici cezaların infazı inti­kam ve işkence esasından kurtarılmış ve daha ziyade zararsız hale getiril­mesi maksat v.e gayesi etrafında top­lanır. Bilvesile modiern ceza ve infaz hukukunun, suçluyu suç işlemeyecek hale getirmesi için tevessül eylediği pek .çok tedbirlerin mevcudiyetine ay­rıca işaret etımek isterim.

Aziz davetlilerimiz modern ceza evle­ri bu gayelere cevap vermek üzere in­şa, edilmektedir.

Cezaevlerinde mahkûmların İslahı, muhtelif safhalı ceza çektirme usulüne baş vurmak suretiyle sağlanıyor:

Ağır ceza mahkûmları için müfrethücrelerde tecrit sistemi,

Tedricî serbestiye gidiş ve,

İş esasına göre çalıştırma veyacezaevlerinde kurulan atelyelerde ve ziraî hapishanelerde çalıştırma. Malûm olduğu üzere mahkûmun bu yoldan islâhı işime eskiden pek ehem­miyet verilmezdi. Halbuki buıgün ar­tık sayıları 31134 mahkûm, ve 15631 mevkuf olmak üzere 47.765 e baliğ o-lan bu insanların ıslahı için gerekli her türlü tedbirler üzeninde esaslı prog­ramlı vs gayeli bir surette durmakta­yız. Bu arada bilhassa şunu tebarüz ettirmek isterim ki son iki ay zarfında cezaevlerinde mahkûm ve mevkuf miktarında 3000 e yakın bir azalma kaydedilmiş bulunmaktadır. Âdil bir cezalandırma hükmünün an­cak âdil ve cemiyete faydalı bir in­faz ile maksadına ulaşabileceği aşrkârdır.Böylece cezaevleri inşaatına, esas­lı bir program İslâhatı tedbirleriyle-başlanmış bulunmaktadır.

İşte 1000 kişilik büyük İzmir bölge cezaevinden sonra 100 kişilik İstanbul bölge cezaevi bu plânın ehemmiyetli bir halkasını teşkil etmek üzere haki­kat halinle getirilmenin yoluna ko­nulmuştur.

Bu husustaki faaliyetler 1950 yılma kadar mahdut sahada kalmış ve o za­man inşa edilen kiirkaç cezaevi ile bir­likte sayıları 87 yi geçmeyen bu yeni müesseseler pek de maksad'ı istihsale el vermemiş, hattâ muayyen- bir plân dahilinde inşa edilmiş 27 tanesi dahi bugünkü İnfaz telâk'ki ve sistemiyle 1 pek te'lif edilemediği gibi ihtiyaçlara tamemen cevap veremeyecek halde-bulunmuştur.

1950 yılından itibaren 1956 yılı baş­langıcına kadar ihale edilenlerle: bir­likte 192 cezaevi, atelye hücre binala­rından 144 ü hizmete açılmıştır. Diğer 48 inin ise inşası dtervam 'etmektedir,

6123 sayılı kanunla infaz sisteminde-yapılan son değişikliğe de uygun ola-ra'k ceza plân ve projelerimiz ÎSTafia Vekâletinin teknik 'elemanlarının iş­tirakiyle Vekâletimize e teşekkül eden-yetkili bir komisyonca yeniden tetkik­ten geçirilmiştir. Zira yeni infaz siste­mimizden mahkûmları ikinci devrede çalıştırmak  esası  mecburî  kılınmıştır., Şu halde cezaevlerinde büyük atelyelere ve çalışma yerlerine ihtiyaç var­dır. Uygun emniyet tedbirleri altmdla kabil olduğu kadar mahkûmu çalıştırarak islâih etmek ve yeni hayata ye­tiştirmek esası bugün önde gelen za­rurettir.

İşte yeni İstanbul bölıge cezaevi mah­kûmu ahlâkî durumuna ve suçunun mahiyetine göre sınıflandırmak ve çalıştırmak esaslarına uygun surette in ga edilecektir. Tıpkı temeli 1953 de a-tılan büyük İzmir 'bölge cezaevi gübi. Hülâsa:  İdealimiz.

Cezaevlerini maddî ve manevî islâh şartları, giyim, besleme, emniyet ted­bir ve çareleri, hattâ bu yerlerin eko­nomik sevk ve idareleri bakımların­dan modern dünyanın edindiği tecrü­belerle vasıl olduğu mertebelere ulaş­tırmak kararında ve yolundayız.

Bugün temelini atacağımız eser de bu sülûkumuzun ve bu tedbirlerimizin canlı misallerinden birini daha sizlere vermektedir.

Böylece hapishaneye düşmek bahtsız­lığına uğramış insanların, durum, hak ve psikolojilerini insanlık Ve cemiyet menfaatlerine uyigun. olarak iyileştir­mek ve yükseltmek gayesi de elde e-i'Ş olacaktır.

«Bizde pek eski bir hapishane edebi­yatı vardır bju edebiyatı hapishane tür­küleriyle ve destanlar iyle gelenekleri-le tanırız. Hapishane bize de münhası­ran elem, felâket, iztirap, işkence, da­üssıla, ümitsizlik ve gurbet feryadı ifa­de ederdi. İ^te ibu meş'um edebiyatın yarattığı ruh haletini, ilmi, realist in-sajıî ve ileri bir infaz sistenıile ortadan kaldırmak lâzımdır.

Gelecek nesillerimiz hapishanelerin (bir felâket vss sefalet sembolü değil cemiyetimiz huzurunu bozanların is-lâıha medar bir enstitüsyon olarak .ta­nım a ladırlar. Hapishaneler hakkında eskiden kalma bu yerlerin ahlâksızlık, sapıklık ve suç ipi em ecre staj yapma yeri, uyuşturucu madde ve kumar ip-ti-lâsı öğrenme yeri... gibi telâkkilerin ortadan kalkma yolunda olduğunu va­tandaşlarıma İfade etmek isterim. Bit-taibi bu muazzam davanın bu günden yarma halli kolay bir iş değildir. Fa­kat bunun yolunda bulunduğumuzu ve yavaş da olsa bu gayeye emniyetle yürüdüğümüzü vatandaşlarıma duyur­mak istiyorum.

Sözün: nihayet verirken en son ve en iyi .temerinörni izhar etmek istErim. in­şallah bir ışüm '^elir cemiyetimizde iç huzur ve sükûnu ve cemiyet düzeni te­lâkkisi o mertebeye yükselir ki: bizde de bazı garp memleketlerinin bu gün bile eriştiği seviyeye erişilir ve !bu te­melini atmakta olduğumuz müessese­ye sokacak suçlu bulunmaz olur.

Böylece de inşallah gelecek nesülerî-miz, çocuklarımız ve torunlarımız bizi böyle muazzam hapishaneleri yaptığı­mızdan dolayı acı acı tenkid ettikten sonra bu binaları irfan ve terbiye yer­leri haline ifrağ etmek fırsat ve saa­detine erişirler.

İstanbul bölge cezaevi milletimize ha­yırlı olsun:

23 Mayıs 1956

Ankara :

Parlamentolar arası birliği Türk grubu umumî heyeti bugün saat 11 de Büyük Millet Meclisi kütüphanesinde toplantır.

Umuımî Hey'et Riyasetine Balıkesir mebusu Halûk Timurta? ve Tokat me­busu Ömer Sunar seçilmişlerdir.

İdare heyetinin bir sertalik faaliyeti hakkında hazırlanan raporla grubun hesaplarına ait murakıplar raporu okunarak tasvip ve kabul edilmiş ve idare heyeti ile murakıplar seçimine geçilmiştir.

Yapılan seçim sonunda idare heyeti azâlıklarma:

Manisa mebusu Muzaffer Kurbanoğlu, Konya mebura Ragıp Atadiemir. Gi­resun mebusu Hamdi Bozdağ, Aydın rmbusu Namık Gedik, Kocaeli mebusu Hamza Osman Erkân. Niâde mebusu Sadettin Ertür, Antalya mebusu Ahmat Toku;, Bursa mebusu Halûk Sa­man, Denizli mebusu Ali Çobaroğlu, Murakıplıklara da Afyonkarahisar ine busu Murat Âli Ülgen, Balıkesir mebu su Halûk Timurtaş seçilmişlerdir. Bu sur.etle teşekkül eden yeni idare heyeti ne muvaffakiyet temenni edilerek top­lantıya son verilmiştir. Müteakiben toplanan idare heyetinde vazife taksimi yapılmış ve idare he­yeti reislisine Kocaeli mebusu Hamza Osman Erkan, reis vekilliğine Aydan me'busu Namık Gedik., umumî kâtip­liğe Konya mebusu Hamdi Ragıp Ata demir ve muhasebeciliğe de Niğde me­busu Sadettin Ertür seçilmişlerdir.

24 Mayıs 1956

Ankara :

Öğrendiğimize göre Yeniz-slanda'daki Gelilbolu Cemiyti senelik toplantısın­da ittihaz ettiği ıbir kaırar üzerine aşağıdaki mesajı Türk hükümetine göndermiştir:

iı Gelibolu muharebelerinden dönmeyen arkadaşlarımızı düşündükçe, o zaman­ki yiğit rakiplerimiz olan şimdiki dost­larımız Türkleri de hatırlıyoruz. Keza, iki sene evvel bizleri ziyaret etmiş o-lan Tüilk heyetini de unutamıyoruz. Bu ziyaret memleketlerimiz arasındaki ya­kın kardeşlik ve dostluğu daha da sıkılaştırmıştır.

Dünya sulhunun bekası için dlostluk ve iyi niyet ruhunun devam eylemesini tem-enni eyleriz.»

Ankara :

Minneapolis Moline traktör fabrikası ve ziraat makineleri şirketinin Amerikadaki umumî reisi Mr. Warren Mac Farlane dört günden beri şehrimizde muhtelif tetkik ve temaslarda bulun­muştur.

Bu: arada İşletmeler Vekili Samet Ağa oğlu ile igörüşen Mr. Mac Farlane bu­gün saat 15 ite şehrimizdeki traktör İa'brikasmda Türk ve Amerikalı per­sonelle muhtelif- meseleler üzerinde te­maslar yapmıştır.

Burada daha sonra Anadolu Ajansı mufoabiriyle görüşen Mr. Farlane, ha­va meydanında Türk tooraklarma ayak bastığı andan itiharen bu güne ka­dar gördüğü candan alâka, misafirper­verlik ve kibarlığın minnettarı olduğu-rJu bildirmiş, yabancı sermayeyi teşvik kanunundan bilistifade Türkiyede de çalışmak imkânına sahip bulunmaları­nın kendileri için ıbir zevk teşkil etti­ğini ilâveyle «müşterek çalışmalarımız her gecen gün biraz daha tatminkâr ol­maktadır. Bu karşılıklı işbirliğimizin istikibal bakımından çek. faydalı olaca­ğında  müttefikiz demiştir.

Ankaradaki tetkik ve temaslarından memnun olarak döndüğünü de kayde­den Mr. Mac Farlane yarın uçakla İstanbula ve bir hafta sonra da Viyana yoliyle Amerikaya hareket edecektir.

Mr Farlane'm şe'hrimizdeki traktör fab­rikasını ziyareti hâtırası olarak Türk parsonel tarafından kendisine iki kü­çük Türk bayrağı bugün merasimle takdim edilmiştir.

Ankara :

İktisat ve Ticaret Vekâletinden teb­liğ edilmiştir:

Son günlerde bazı gazetelerde, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından yapılan pirinç ithali mevzuunda haberler neş­redilmektedir.

Umumî efkârı tenvir bakımından aşa­ğıdaki (hususların tavzihinde fayda mülâhaza olunmuştur.

Memleketimizde muhtelif çeşit pirinç istihsal edilmekte, ,bol ve bereketli maihsul senelerinde ihtiyaç karşılana­bilmekte hattâ bir miktar pirinç ith-raç ed ilim ektedir. 1954 senesindeki 110. bin tonluk rekolteye muka'bil 1955 se­nesindeki rekolte 63.000 tona inmiş bulunmaıkt adır.

Pirinç sarfiyatı fazla olan memleketi­mizde 1955 rekoltesinde husule gelen noksanlık dolayısiyle pirine fiatlarmm müstehliki tazyik edecek seviyelere yükseldiği müşahede olunmuş bu se­beple bir miktar pirinç ithaline zaru­ret hasıl  olmuştur.

İlk parti olarak İtalya'dan ithâl edi­len 3.36Ü ton pirinç hüküm etimizle İtalyan hükümeti arasında mevcut anlasına esasları dâhilinde mubayaa edil­miş ve ayrıca bir döviz transfer mua­melesi yapılmamıştır.

Memleketimizde yetişen Mısır tohumu pirinç nev'ine müşabih olan mezkûr 3.396 ton. pirinç, başta askerî birlikler olmak üzere resmî dairelerin ve âmme hizmeti ifa eden kooperatiflerle emsali teşekküllerin ihtiyacını kısmen olsun karşılamak ve piyasanın yükünü tah­fif etmek maksadivle ithal edilmiştir.

Tesbit edilen satış fiatı ise, doğrudan doğruya müstahsilin istihsâl gücünü azaltacaik bir seviyede değildir.

Kaldı ki, hükümetimiz pirine fiatlarinin normal seviyenin altına diiişmeme-si için icap ettiği takdirde geamiş se­nelerde oöldüııâu gübd önümüzdeki istih­sal yılında da müdahale mubayaa­ları yaptırmak suretiyle lüzumlu ko­ruyucu tedbirleri almak kararındadır.

İstanbul :

Amerika Birleşik Devletlerinin Akde-nizde vazifeli altıncı filosuna mensup ve dördüncü uçak gemileri drvizyon kumandanı tümamiral Harris kuman­dasında 17.000 tonluk Ticonderoga uçak gemisi ile, kruvazör divizyon ku­mandanı tümamiral K. W. Civenach kumandasında 17.000 tonluk North-hampton kruvazörü ve bes destroyer bu sabah İstanbul limanına gelmiş­tir.

Misafir filo saat 8 de Selimiye kışlasınin ibirbuçuk. mil açıklarına vâsıl olunca 21 pare top atışıyla şehri se-lâmlamış Selimiye kışlasından da bu selâma aynı şekilde mukabele edilmiş­tir.

Gemiler saat 3.30 d!a Dolmaıbahçe a-çıklarında demirleyince boğazlar ve Marmara deniz kor kumandanlığından .bir vizita subayı Ticonderoga uçak ge­misine giderek tümamiral Harris'e «hoş geldiniz» demiştir.

Misafir kumandanlar ise saat 9 da ka­raya çıkarak nıoıtad ziyaretleri yap­mışlardır. Bu ziyaretler Öğleden sonra iade olunacaktır.

Dost ve müttefik Amerikan filosu 4 hazirana kadar İsttanibıul limanında, kalacaktır.

İstanbul:

10 uncu Türk Cerrahî Kongresi ibu sa­bah saat 10.30 da İstanbul Üniversitesi Morfoloji Enstitüsünde Sıhhat ve İçti­maî Muavenet Vekili Nafiz Körez'in bir konuşması ile açılmış ve çalışmala­ra başlanmıştır.

Operatör Feridun Şevket Kvrensel'in Başkanlığında açılan kongre 3 gün de­vam edecek ve ıbu arada Ord. Prof. Kâzım İsmail Gürkan'm «yanık cerra­hisi», doçent Bülent Tarean'm «ağrı cerrahisi» ve Dr. Sadi B&tgfKr'in »Ame­liyatlı hastada su ve elektrolit muva­zenesi »mevzulu raporları ile 22 ser­best tebliğ kongreye sunulacak vte ay­rıca muhtelif cerrahî film gösterileri yapılacaktır.

Sıhhat ve İştimaı Muavenet Vekili Na­fiz Körez, kongrenin açılışı münasebe­tiyle şu1 konuşmayı yapmıştır:

«Konkrenizi açmak ve yüksek heyeti­nize hitab etmek fırsat ve bahtiyarı­nı bana vermiş' olan idare heyeti ar­kadaşlarıma teşekkürle sözlerime baş uyacağım.

10 uncu Türk cerrahî kongresinin muh­terem azaları, kıymetli meslekdaşla-nm,

Tafbalb-stin temel şu/belerinden biri olan cerrahî hergün (biraz daha genişlemek, te -ve derinleşmektedir. Msbeten yakın sayılacak bir dimağ, göğüs, çene .kalb-cerrahisi gibi esaslı ihtisas şubelerinin meydana .gelişi tıp âleminin İbu büyük kolundaki mühim gelişmenin canlı ve Ibaliğ delilidir.

Pastör inkilâbı ile birlikte en güç me­selelerden birini halletmişe ibenziyen cerrahî artık sinir, damar ve iç ifraz sistemleri hastalıklarını ve hattâ allerjiden doğan patolojik meseleleri dahi kendi sahasında ele almakta ve kendi usulleriyle incelemektedir.Bugün hastalık hâdisesinin arkasında­ki istolojik, sümük, bakteriolojik fak­törleri meydana koymağı esas tutan modern tıb anlayışı, operatörün bistu­risine de hulul etmiş  bulunmaktadır.

Cerrahinin vücutta hemen hemen mü­dahale edenıiyıeeeği bir uzuv bu zamanda ibu ilmî cephenin ne derece genişlemiş ve koırrvlike bir hal almış bulunduğunu ve gün geçtikçe nelere kadiir olduğunu ve is.'tüklbalds nelere kadir olabileceğini bugün daha iyi anlıyoruz.

Filhakika cerrahî bize hastalıklı mi­denin ibüyük ibir kısmını, dalağın -ta­mamını, böbreğin peni, beyin nahiye­lerinden bazılarını çıkarmakla ölüm tehlikesini v>?ya hastalığı savmanın ve insanı imkân nisbetinde normal bir hayata kavuşturmanın mümkün ol­duğunu ispat etmiş bulunmaktadır.

Bazı akıl hastalıklarında dimağın mu-.ayyen nahiyelerine yapılacak cerrahî müdahaleler sade hastalığı durdurmak­la kalmamakta, hastayı sosyal ve ekonomik hayatta vazifeler yapabilecek duruma dahi yükseltmektedir.

Cerrahinin verdimi bu parlak ve hayırlı neticeler hayatın mahiyeti hakkındaki terakkilerede tesir etmiş, tabiatin: ve tekâmülün uzuvları, hacim ve fizyolo­jik fonksiyonları 'bakımından hayatın idamesine gerekli dereceden daha be­reketli bir standarda taibi tuttuğu ka­naatini meydana getirmiştir.

Bu felsefî düşünceleri bir tarafa bıra­kıp cerrahinin bu ibüyük terakkisinde neyin âmil olduğunu düşünüp ve so­rarsak bumun cevabı profesör Leriche in dilinin en güzel ifadesini buluyor.

Sayın profesöre göre modtsrn cerra­hideki tekâmül, operatörün sair ihti­sas şubelerince -konan endikasyonlara göre ameliyat yapmasiyle değil, muh­telif sistemlere ait csrrahi ilim ve bu­nun yanında tekniği bizzat cerrahinin taşıdığı ilmî hüviyetin dermlermesi ve şümulü, pek ziyade (genişleyen müda­halelerinin igittikae daha nezaket kes-ıbetmesi nisbetinde operatörün şahsiye­ti de 'büyük ehemmiyet kazanmakta­dır. Zamanımızın cerrahiye vediiği büyük değer operatörün ilmî ve in­sanî hüviyetinden beklenen yüksek seviye ile takviye edilmektedir.

Ameliyatla karşilaşmanm hastayı ma­nen nekadar hırpaladığını hepimin biliriz. Operatörün vazifesi yme profesör "jLeridhe'in belirttiği gi'bi onun bu ıstı raibmı dindirmek, ilmin bulduğu tedavi vasıtasına kavurma itimadını uyandırmaktadır. Bu teşelbbüste muvaf fak olma ve hastanın maneviyatını yükseltmek operatörün aynı zamanda psikolog olmasiyle mümkündür.»

Yukarıda arzetmiş bulunduğum hususa't ve ölçüler muvacehesinde Türk cerrahlarının [bulgun her ba-kımdan e-rişımiş bulundukları yüksek seviye ile daima iftihar ediyoruz ve edeceğiz.

Her türlü ilim sahasındaki çalışmalar bu çalışmalardan elde edilen neticeler, bunlar hakkında bilgi edinme ve ge­niş ölçüde yapılmasını temin edebilme ilimde kongrelerle mümkün olmakta­dır.

10 uncu cerrahî kongremiz salahiyetli ve kıymetli cerrahlarımızdan yapaca­ğı .tebliğlerle bu türlü foir mesai içer­sine girmiş olacaktır.

Bu itibarla kıymetli zamanlarınızı is­raf etmemek ve muhterem arkadaşla­rımıza ıg-sni'Ş imkân vermek bakımın­dan sözlerime son verirken kongremi­zin yurdumuza ve mesleğimiz için ha­yırlı ve verimli olmasını temenni eder yüksek heyetlinize başarılar diler he­pinizi sevgi ve saygıyla selâmlarım.

25 Mayıs 1956

İstanbul:

M. M. V. İstanbul! Temsil Bürosundan bildirilmiştir:

Dört günden beri şehrimizde misafir bulunan Tuğgeneral Mustafavî Kâşanî başkanlığındaki dast ve kardeş İran hava 'kuvvetlerine mensup subaylar bu sabah saat 9.30 da uçakla Eskişeihire hareket etmişlerdir. Misafirler, birkaç gün dana memlek etimiz de kalacaklar­dır.

Ankara :

M. M. V. Temsil Bürosundan bildiril­miştir:

43. dönem yedek subaylarından Kore birliğine katılmak üzere İzmirdle eği­tim gören yedek sulb aylarımıza Kore tu gayma ulaştırılmaik üzere 41 adet Türk ve kolay tediye şartları altında satıl­mak üzere şimdilik 41 biner döğer gönderilmiştir. Lüzumu halinde daiha fazla da gönderilecektir.»

26 Mayıs 1956

- Ankara:

Gaziantep mebusları ve Ga2İantep De­mokrat Parti İl Başkanı ve Bsla'diye Reisinden mütef.ekikil 'bir heyet 'bu ak­şam saat 21.30 da Başvekil Adnan Men­deres'i ziyaret ederek, Belediye Mecli­si tarafından Başvdkile verilmiş olan Gaziantep hemşehriliği mazbatasını kendisine takdim etmişlerdir.

İzmii

27Mayıs 1956

Ankara :

B'ugünkü Vatan gazetesi Başvekil Ad­nan Menderes ile Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülü arasında ihtilâf bulun­duğuna dair Ankara menşeli bir haber n emretmiştir.

Ger ak Başvekil Adnan Menderes ve gerekse 'Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülü, âdet haline gelmiş olan tez­vir ve tasnilerin yeni bir örneğini teşkil eden bu haberi katî surette tekzübe Anadolu Ajansını mezun kılmış­lardır.

28Mayıs 1958

Ankara:İktisat ve Tivarıst Vekâletinden bildi­rilmiştir:

İktisat ve Ticaret Vekili Zeyyat Man-dalinci'nin İstanlbulda tütüncüler birli­ğinde yaptığı konuşmanın dlemi'r perde gerisi memleketlerle ticarî münase­betlerimize müt-sdair olan kışımı Ibazı gazetelere yanlış1 aksetmiş bulunmak­tadır.

Vakilin birlice dahil üyelerden birinin demir perde gerisi memleketlere ya­pılması melhuz tütün ihracatı inin şim­diden ,bir tahsis yapılması hususunda­ki talebin cevaben vaki olan beyanatı şundan ibarettir:

E. P; U. to dolar sahası .dışı bilumum memleketlerle ticaretimiz, anlatmamız bulunanlarla anlatma hükümleri d!a-hilinde, anlaşmamız olmayan memle­ketlerle de serbest döviz esası üzerin­den yapılmaktadır. Bu sistem hâlen meri olduğu gilbi bundan böyle de ay­nan devam edecektir. Binaenaleyh normal yürümekte olan ticarî mübade­leler için yeni bir tahsis kararı alınma­sına zaruret bulunmamaktadır.

Netice itibariyle demir perde gerisi memleketlerle olan ticarî mübadelele­rimize müteallik yeni kararlar alınma­sının mevzuu bahis edilmediği tavzihan bildirilir.

Memleketimizde vuku bulan son seller ve zelzele dolayısiyle dost ve mütte­fik Pakistan h'ükûnHti, Kızılaya 41.230 îira tutarında cerrahî malzeme ve ça­dır yardımında bulunmuştur.

Ankara:

Türk Yüksek Mühendisleri Birliğinin kuruluşunun 30 uncu yıldönümü, vesi­lesiyle Ankara, istanbul ve İzmir'de bir mühendisler haftası tertip edilmiş­tir. Bu münasebetle touışün saat 17.30 ûa Ankaradaki Birlik lokalinde mJü-heridisliik mesleğinde 50 yılını idrâk edenlerirt bir jübile yapılmıştır.

Mühendisler haftasının devamıma radyoda konuşmalar ve Birlik lokalin­de konferanslar tertip olunarak son 30 yıl "içinde memleketimizde mühendis­lik mesleğinin geçirdiği inkişaf safha­ları [belirtilecektir.

Haftanın iilık konulmasını radyoda Na­fıa Vekili Muammer Çavuş oğlu yap­mıştır. Çarşamba aksamı da Maarif Ve­kili Prof. Ahmet Özel 'bir konuşma yapacaktır.

Ankara:

Dahiliye Vekili Ethem Menderes, Belediyecilik Derneği Kon'gresinin bu sabahki toplantısında şu konuşmayı yap­mıştır:

'iÇok muhterem delege arkadaşlarım,

Türk Bekdiyeeilik Derneğinin altıncı genel kongresi çalınmalar ma başlamış .bulunmaktadır. Şehir ve kasabalarımı­zın kalkınmasını sağlıysoak tedbirleri tesbi't etmek çalışmalarınızı ilmî me-todlatrla takviye eylemek ve faaliyetle­rinizde yardımcı clmak gayesini gü­den demeğin genel kurulunda bulun­mak üzere gelen muhterem delegeleri sevgi ve saygı il selâmlarım.

Kongrelerimiz, belediyelerimizin. in­kişafı ıbakımmdan daima verimli olmuş ve yeni bir hamfenin başlangıcım teş­kil! etmiştir. Bu kongrede de 'ailîgiieri­nizi, tecrübelerinizi- vs düşüncelerinizi karşılaştırarak, 'gözden .geçirmişte ve münakaga etmek fırsatını elde ederek, bahariyelerimiz irin faydalı neticeler çıkaracağınızdan ve iyi tavsiyeleri bulacağınızdan emini;;.

Bu vasile ile da, evvelki kongreler de-müşahede edildiği (gibi, hükümetimizle belediyemizde belediyelerimizin ahenk­li çalışmalarını göreceğinize, vazıiieniz başına döndükten sorara da "bu samimî mesaiden, yeni hız alarak mahallî bel­de ihtiyaçlarına göre isabetli tedbirler ittihaz edeceğinize kani ıbulunmakta-yız.

Vekâletimiz, çalışmalarınızı daima yakıdan ve alâka i'Iıa takip etmiş ve şe­hircilik ve belediyecilik yönündeki' tetkilkatımzdan elde ettiğiniz neticeler ve yol gösterici tavsiyelerimiz üzerinde hasasiyetle durmuş ve gerekli teşeb­büs ve faaliyette bulunmuştur.

Ruznamenin ihtiva ettiği cok onfâmll maddeler hakkında da kongrenizce it­tihaz edilecek karar ve temenniler 'bi­zimi için aydınlatıcı mevzular olacak­tır. Vekâletimiz mevcut imkânları ile derneğinize her hususta yardım ve ko­laylık göstermeği vazifeleri meydanında addeder.

Nitekim Büyük Millet Meclisine sunu­lan Belediye Kanunu lâyihasının ha­zırlanmasında evvelki kongrelerinizin temennilerimden azamî istifade edil­miştir.

Muhterem arkadaşlar,

Nüfusumuz daima artmakta, ve kasabalarımız büyüm-skte mevcutla­rına yenileri katılmakta ve hayat stan­dardımız yükselmektedir. Bunlara mu­vazi olarak istek ve ihtiyaçlarımız da artmaktadır. 1950 senesinde belediye adildi 651 iken 1956 senesinde 860 şı bulmuştur. Bu husustaki müracaatlar da tevali etmektedir.

Belediye gelirlerinin bugünkü durumu ile, mütemadiyen artan ihtiyaçları lâyıkı veçhile karşılamak mümkün ola­mamaktadır. Eski belediye vergi ve-resimleri kanununun yerini alan 5237' sayılı toelediye gelirleri kanunu, bs-led iyeler krizin malî kaynaklarını ge-mişle'tmi'rtir. 1948 senesinde 72.896.081 lira olan belediye gelirleri 1950 yılın­da 13'8.633.922 liraya ve 1956 senesinde de 311.435.881 liraya baliğ olmuştur.

Ancak belediye gelirlerinide müşahe­de edilen daimî inkişaf memnuniyet verici olmakla beraber, belediyrslerin artan ihtiyaçları muvacehesinde mev­cut gelirlerle iktifa olun'mıyarak, be­lediyelerimizi bir kat daha mâlsınafls dar maksadına matuf gerekli çalışma­lara devam olunmaktadır.

Muhterem arkadaşlar,

Nüfusu 50.000 aşağı olan belediye­lerin,  harita,  imar  pilân,  su,  elektrik, m^abaha ve kanalizasyonlarının 5116' sayılı 'kanun hükümleri dairesinde ve­kâletimiz emri'ndeki fondan ve    rELer bankası vasıtasiyle yaptırı'lmasına   de­vam edilmektedir.

Fon müessesesinin kuruluşu olan 26.6.. 1957 tarihinden 1950 senesine kadar 221 adet harita, imâr plânı, su elektrik, mezbaha ve kanalizasyon, proje ve te­sisleri yaptırı-lmış olup bu işlertg 15.331.287 Lira sarf edilmişti.

Yine 1950 yılından 30 nisan 1956 ta­rihine kadar aynı işlerden 1677 adet' ikmal .edilerek 201.986.483 Ura sarfediî-miş, 784 adet de ihate olunmuştur. 280 adedü de ihale edilmek üzeredir.

Turizm, mevzuuna  gelince,  hükümeti­miz bunun üzerinde ehemmiyetle dur house Air Brakc müessesesi ile muta­bakata varılmış/tır.

Bedei'i kredi ile Ödanecek olan bu ma­kinelerin karayollarının inşaat ve yol bakım ;gücünü belirli bir şekilde art­tıracağı muhakkatır.

Ankara:

Türk Amerikan Derneği ile 'Amerikan Haberler 'Bürosunun Gençlik Farkı Ankara s-^ngisi'ndeki Amerikan Haber­ler merkezi pavyonunda, teşhir edilmek üzere Amerika Birledik Devlet­leri kongre kütüphanisinden gönde­rilmiş bulunan litograf ve gravürler­den müteşekkil Amerikan sanatkârla­rının orijinai eseflerini ihtiva eden sergi buigün saat 17 ds yapılan bir merasimle «ıçı'lmıştır.

Anıkara1 Belediye .'Reisi Orhan E^ın, Am.erikıan maslahatgüzarı Mr. Koliler, Amerikan Haberler Merkezi ile Türk Amerikan Derneği Müdürleri ve gü­zide bir sanatsever topluluğu ile ba­sın mümessillerinin hazır bulunduğu merejsimde ilik sözü Amerikan masla­hatgüzarı Mr. Kohler alarak hazır bu­lunanlara teşekkürlerini bildirmiş, dost ve kardeş iki memleket sakinlerinin ye'kdiğer memleketleri mesafenin u-zaklığı Ihaiseibiyle görüp tanımalarırmın imkânsızlığının ancak tou giihi serigi!iier ve kültürel münasebetlerle 'giderilece­ğim söylemiş ve kendilerine Ankara sergisinde- böyle bir pavyon, hazırla­mak imkânlarını sağladığımdan dola­yı Belediye Reisine kalbi şükranlarını sunmuştur. Daha sonra Belediye Reisi Orhan Eren konuşmuş ve ezcümle demiştir ki: Türk Amerikan dostluğunun yeni bir tezahürüne vesile teşkil eden çağ­daş Amerikan gravürleri» sergisini aç mak üzere bulunduğumuz şu sırada dairin bir hazzın tesiri a'ltmdayım.

Çağdaş Amerikan ressamlarının ıgra-vür ve serigraf eserlerinden müteşek­kil olan ibu .sergi Birleşik Amerika kongresi kütüphanesinin E.R. Pennel koli efcsiy onundan seçilmiş bulunmak­tadır. E.R. Pennel'in 1926 da vefat et­tiği zaman mümtaz ve muvaffak olmuş bir meslekî hayatın meyvaları olan servetim kongre kütüphanesine vasiyet etmesinden .sonradır ki, gra­vür,, resini, kitap ve Whislerin resiimleriyle daha danginleştiri'len bu 'kolle'ksiyonlarm, memleketimizde ilk defa temhir edilmesi, Türk - Amerikan dostluğunun her sahadaki ileri -tekâ­mülünün kültür sahasındaki inikasla­rından başka bir şey değildir.

Güzel sanatların ve kültürel faaliyet­lerin fikrî kalkınmayı tevlit ettiği ha­kikatinin rehberliği altında bu sergi­nin ce Ankaralılar için bu sahada ibir feyiz, kaynağı teşkil edeceğine inanı­yoruz.

Ayrıca bu resim galerisinin belediyemiz tarafından ilk defa bu yıl, hemşehrilerimizin gençlik parkından, aza­mî istifadesini sağlamak üzere tesis edilen Ankara Sergisinde açılması, biz­ler irin müstesna bir zsvk teşkil tgt-mdgtir. Bu bakımdan Amerikan Ha­berler Bürosuna .sergilerini burada aç­maları ve ilk defa memleketimizde böyie bir .serginin teşhirinle: imkân1 yau ratmalan bakımından, kalbî teşakkür-IiDrimizi sujnmayı bir vazife bilirim. Çağidaş Amerikan gravürleri serıgısinin sanat sever ile aydınlarımıızı tat­min   etmesini  dilerim.

Bilâhare Bekdiye Reisi  hayırlı  olsun temennisiyle kurdel'âyı kesmiş ve 100 nadide  tablonuın bulunduğu sergi ha­zır bulunanlscla birlikte gezilmiistir.

29 Mayıs 1956

İstanbul:

İstarbulun Fethinin 503 ncü yıl dönümü bugün Edirnekapı, Topka'pı ve Fatih­te yapılan merasimlerlıs; kutlanmıştır.

Merasimlerde mülkî ve askerî erkânla,Fetih Derneği İdare Heyeti ve azaları, bir askerî kıt'a, Mehter Takımı ve toin-lerce  vatandaş  haızır   bulunmuşlardır.

Saat 10 da 'Edirnekarjıda sur [kapısında rekzedilmiş bulunan Ulubatlı Hasamın plâkası önünde ihtiram vakfesi yapıl­mış, istiklâl marsımız çalınmış vg dört levendin muhafızlığımda bir sancak­tar, burca çıkarak Ulubatlı Hasanın503 yıl önce bayrağımızı çektiği yes sancağı  dikmiştir.

Kaikın büyük tezahüratına vesüa olan bu hareketten sonra bir manga asker havaya ateş etmiştir.

Buri takiben mikrofon başına ge.en İstanbul Fetı Derneği Reisi Ekrem Baykaea, "bir konuşma yaparak belirtmiştir.

Mütesk'ben Vali Mua;vini Vefik Ki-tapcıgil İstanbulun büyük hükümdarı Fatih Sultan Mehmed tarafından fet­hine dair yaptığı konuşmada (İstanıbu-lıın fethi, yalnız şe'hri'n alınması de­ğildir. Bu fetih, bir devrin başlangı­cıdır. Bu itibarla ibuigünün kıymeti ve mânası derindir) dedikten sonra 29 mayıs 1453 ıgünü İstanbul surlarının karadan ve denizden ne şekilde dövül-cüğlinü, Fatihin Isvendleri tarafır.dgn. nasıl zorlandığını ve fethin ne yapıldığını anlatmış ve:

29 mayısın dünya durdukça her ssaue artan bir heyecanla kıuıtlanmasını, İs­tanbul halkına ve bütün Türk mille­tine Ulu Tanrıdan niyaz ederim diyerek sözlerim bitirmiştir.

Mehter takımının çaldığı marşlar, bü­yük bir alâka toplamış ve kafile bilâ­hare Topkapıya 'gelmiştir.

Burada da ihtiram durucu yapılmıştır. Fatihin hocası Molla Gürani'nin kabri ziyaret edililkten sonra Fatihte toplanılmaş-tir. Fatihte yapılan merasime İstanbul: Valisi ve Belediye Reisi Prof. Gökay da iştirak etmiştir.

Burada Fatih Sultan Mehmedin türbe­si ziyaret edilmiş ve Fatih camii av­lusunu dolduran kalabalık bir vatan­daş topluluğu önünde Mehtsr takımı maglar çalmış, bu suretle merasime sön verilmiştir.

Bu gece mabedler ve hisarlar tenvir edilecektir.

Ankara:

1956-1957 ders yılı başında, şimdilik, Ankara, İstanbul, İzmir ve Diyarbakır vilâyetlerin de ki ilkokullarda tatbik edecek olan «gıda yardım programına» ait anlatma, 'bugün saat 16.30 da Ma­arif Vekâletinde, Maarif Vekili Profe­sör Ahmet Özel ve Unicef Avrupa ve Afrika .bölgeleri başkanı Dr. Eger tarafından  imzalanmıştır.

Maarif Vekâleti Müsteşarı Osman Fa­ruk V;>r:mer, Sıhhat Vekâleti ni teinsiletn Müsteşar Muavini Tevfik Çay-dam, Birleşmiş Milletler Türkiye Mis­yonu Şefi Dr. Humann, İlk Tedrisat Umum Müdürü Haliıt Berk, Maarif Sıhhat Dairesi Başkanı Dr. Baha Ar­kan dîe sair zevatın hazır bulundukla­rı imza merasim indie tasdik ve kaffnül edilmiş olan anlaşma hükümlerirjî gö­re, 1956-1957 ders yılında 100.000 1957-1958 ders yibaıda 250.000 ve 1958-1959 vılında 450.000 ilkokul öğrencisi­ne her bir bir bardak temiz süt yağı kapsülü ve sabun dağıhmı yapı­lacaktır.

Birinci plân için Uru'ref tarafından gönderilmesi taabhüt edilen 634 ton süt tozu, 8.750.000 kapsül balık yağı, 34 ton sabun ile çocukların beslenme işlerini, sıhhî tefti? ve murakabasına mahsus Wiliis manika 4 adet station-w£igon pikap marka araba üa 300 okul iıçin süt hasırlama ve dağıtma malze­mesi haziran 1956 ayı sonunda Türki­ye'ye teslim edilecektir.

İlkokul öğrencilerine mahsus olan «Sc-hool Fading Programın tatbikatına eylül 1956 sonunda fiilen bajülanacağindan, Maarif Vekâleti Sıhhat Dai­resiyle İlk öğretim Umum Müdürlüğü ve alâkalı vilâyetler maarif müdürle­ri gerekli tedbirleri müştereken al­mış bulunmaktadırlar.

30 Mayıs 1956

İstanbul:

Büyük Millet Meclisi Peis Vekillerin­den Bursa' Mebusu Agâh Erozan'm başkanlığında 30 kişjiîik bir parlâmen­to îheyetimjiz, İtialyan Parlâmentoısunım davetlisi olarak bugün Ankara va­puru ile Napoiiye hareket etmiştir.

 

Ankara:

Bugünkü Demokrat Parti grup toplan­tısı münasebetiyle Hariciye Vekilimiz Fuad Köprülü'nün sabık grup balkanı Busihainettiln; Onatla evve'Ilâ Mseliis ga­zinosunda, bilâhare de Ankara palas'-da 'buluşarak bir talkım, görüşmeler yap tıklarına dair Ankarada çıkan Son Ha­vadis gazetesi ile bazı İstanbul gaze­telerinde haberler yazılmış olduğu görülmüştür.

Hariciye Vekilimiz Fuıad! Köprülü ne dünkü grup toplantısı esnasında Mec­lis gazinosunda ve ne de gece Ankara Paîas'da AîntalyaJ Meibujsıı Burıhanietin Onat'la bululmamış ve aralarında berhanigi bir temas da vaki olmaımıstır.

Bütün bu haberlerin yalan olduğunun ve hususî maksatla uydurulmuş bu­lunduğumun muhterem umumî efkâra bildirilmesi Anadolu Ajansından is­tenmiştir.

Ankara:

Bugünkü Ankara ve İstanbul gazete­lerinin bacılarında, Başvekil Adnan Menderes'in, dün akgam Afyon Mebu­su K-eonadi Özcclban'ı Başvekâlete &•&• Yet edıgnek Etoeaüdisiyle görüştüğünü ve bu aıraıda mecliste heyeti umumiye mü­zakerelerinde basın kanunu tadilâtı hakkında aleyhte konuşursa Demokrat Partiden çıkarılacağını kendisine söy­lediğimi iddüa 12den thablsrler çıtamıştır.

Hiçbir asıl ve esasa dayanmıyan ve kasdi tniahsoîsîa çıkarılan yalan haberler mey anınadahil hu iddiaların da tekzibine Anadolu Ajansı mezun edil­miştir.

Ankara:

Ürdün millî bayramı münasebetiyle, "Reisicumhur Celâl Bavarla Hasimî Ündün Meliki 'Birinci Hüseyin Haz­retleri ara.sırida tebrik, ve teşekıküır tel îşçi Ssgortalariyle ilgili kanunlçiler lehine mühim değişiklikler ya­pılmaktadır. İhtiyarlık sigortasında iş kazalariyîıe meslek hastalıkları ve analık sigortasında yapılan değişiklikler sigortalılara biiyük faydalar sağlıyacak mahiyettedir.

İş ıkazalariyl'e meslek hastaüakları ve analık s!igortalarıındaki sigortalılaırı il­gilendiren değişiklikler şunlardır. HâDen, ancak iş kazasına uğrayan ve­ya meslek hastalığına tutulan sigortalı tedavi maksadıyla .başka bir mahalle gönderilmesi icap ettiği takdirde, ken­disine refakat etmesi zarurî görülen kimseye de ıgidip gelme yol parasiyfe zarurî masrafları ödenmektedir.

Hazırlanan tasarıda bu husus daha da şünıullendirümiş. ve doğumdan ileri gîlen bir hastalığa musap sigortali ile sigortalı erkeğin eşinin tedavi maksa-dıiyle başka mahalle gönderilmesi icap ettiği takdirde refakat etmesi zarurî görülen kimseye de gidip ıgelmte yol parasiyle zarurî masraflarının Ödenme­si derpiş edilmiştir.

Mer'î kanuna, göre: İş kazasına uğra­mış sigortalılardan memleket dahilin­de tedavileri mümkün olamıfyanlar memleket haricine tedaviye gönderile­bilirler.

Hazırlanan tasarıda: Memleket dahi­linde tedaviHeri mümkün o'laımıyan raes lek hastalıkları musabı sigortalıların da memleket haricine tedaviye gönderilelbileoskleri bir maddîe hailinde zik­redilmiştir.

Gene merî kanuna ıgöre: İş görmezli­ğin 15 iş günü geomeanesâ hailinde 3 günlük ödenek  verilmekteydi.

Halbuki hazırlanan tasarıda: Hüküm sigoTitalîîar l'ehinıs değigrfciril'sirek 15 günlük müddet 10 güne indirilmiştir. Hâlen doğumdan i'lisri gelen hastalık­larda sigortalı ftaraftıriidian 'ihtiyar eraflar ödenârfesn 'bu ikerrıe, doğum arızası ve müdahaıl'eli doğum sebebiyle ihtiyar olunacak masrafların da ödenmesi kabul edilmektedir.

Merî kanuna göre, sigortalı kadınların doğumdan Önceki ve sonraki ikinci üçer haftalarda ödenek a'labümeleri icin doktorun   istirahat   raooruna   ihtiyac vardır. Bu defa ise doğumdan ev­vel 6 hafta ve doğumdan sonra gene 6 hafta isitirabatt hakkı tanınmaktadır.

Bu müddet zarfında çakışmamaları çar tiyle kendilerin ayrıca geçici iş gör­mezlik ödeneği dte verilecektir.

Bugün, aralık yardım ve ödenekle­rinden faydalanmak için sigortalının doğumdan evvel 160 gün çatışmış ol­ması gerekirken, tasarıda bu «160 gün çalışmış olmak şartı» 150 güne indiril­miştir.Ayrıca, çalışmadan ücret alı­nan tatil günlrinde hizmet müddetine ilâve edilecektir.

Mer'î kanuna göre .maluliyet hallerin­de, sigortalıların yıllık kazançları gün I'ük kaizanıçlaırmın 300 misli olarak he-feapÎEmasüHtayd ı. Yeni  asarıday'ıllıîc kazanç (güîiüüJk ikazancm 360 mâslı olarak hesaplanmış ve böylece, sigorta­lıya bağlanacak maluliyet gereği %20 nisbetinde artırılmıştır.

Hâlen, daimî tamir görmez durum­da olup bankasının sürekli yardımı­na ihtiyacı bulunduğun Ciaşılan sigor­talının ödenekCieri %50 artırılmıaktayken yeni tasarıda daimî kısmî görmez durumca olan sigortalılar da bu hükümden, istifsde ettıiri İm iştir.

Meri kanuna göre, ölen sigortalının çocukları tahsilds değillerse 16, tahsil­de iselea- 19 yaşlarına1 kadar kendile­rine gelir !ba.§lanır.

Hazırlanan 'tasarıdaı, çocukların tahsil­de olup olmadıklarına bakılmadan 18 yağımı ikmal edinceye kadar gelir bağ­lanacaktır.

Gene İşçi Sigortaları Kurumu karar­larına itiraz iran halk sahiplerimin bir ay içinde mahkemeye müracaatları ge­rekirken yeni tasarıda 6 aya çıkarıl­maktadır.

(Ankara:

Seribest 'güreş dünya şampiyonjl!u,ğ.u müsaibakaHarında Türk güreşçiilerinin elde 'Ettikleri başarrılı neticelere dair MiPîa Güreş Kaptanı İsmet Atlı tara­fından Reisicumhur Celâl Bayar'a şu telgraf  gönderilmiştir:

Sayın Celâl Bayar Cumhurrei'si

Pehlivan evlâtlarınız takım halinde ser­best 'şüreg dünya şampiyonluğunu ka­zandıkları  gübi  münferit   olarak     d;a, me.-nl'çiket spor taırihine 6birincilik mal etti'lsr. Bu eVJâtlaramz 20 bin kişi buzurunda 7 defa miillî marşımızın bü:tü.n vatandaşlarla birlikte semaları doiildur-masına imkân verdikleri için kalbileri. gururla dolu ve size lâyık olmanın, se­vinci ile gözleri yaşardı. Rakiplerimizi er meydanında güreşirken ıgö'Z'î'erimlizir! Önünde Atatürk'ün hayali ile sizini şef­katli nazarlarınız bize kuıvveft  verdi.. Elleriniziüen öperiz muhterem baba­mız, devlet reisimiz.

Reisicumhurumuz,  telgrafınızdan  ve muvaffakiy etleriniz den çok müitehas-sıs oldular.  Hepinizi ayrı  ayrı  telbrük. ettiklerini   ve  basariiaTinızın  devamı­nı diilediklerind saygılarımla' ibildiririm..

Umumî Kâtip Fikret Beibez

Bodrum:

İki gündemberiı kazamızla bulunan İktisat ve Ticaret Vekıili Zeyyad Mandalinci, beraberinde mebuslar, Muğla Vali:si ile Et ve Balık Kurumu Umum Müdürü olduğu hailde buıgün kazamı­zın, iktisaden gelişmesine (büyük bir rol' oynayacak iki yeni. tesisin temel at­ma merasiminde hazır bulunmuştur.

Büyük bir kalabalık huzurunda me­rasimle ikinci kısmının temeli atılan tesis Bodrum limanıdır. Bu limanın uzunluğu büyük ve küçük mendirek­ler olmak üzare cem'an 286,5 metre­dir. Liman ayrıca 194 'metrelik bir rıh­tıma malik olacaktır. Tahminen 1 milyon liraya mal olacak mendirekler vesair liman .tesisleri inşaatının taah­hüt tarihinden bir sene ewt bitirile­ceği taıhmin edilmektedir.

Bugün temeli atılan diğer eser ise Et ve Balık Kurumunun soğuk hava depo ve tesisleridir. Bu sene ekim a-ymda hizmete' .girecek olan bu depo­nun kapasitesi 85 tondur. Depo aynı anda 65 ton yaş meyve, 10 ton balık ve 10 ton da et muhafaza edebilecek, ayrıca 'buz  imal edecektir.

Bu tesislerin tsım'S!î! atma merasimle­rinde kısa bker konuşma yapan İkti­sat ve Ticaret Vekili Zeyyad Mandalın ci, liman inşaıatrnın 'bitmesiyle Bod­rum'un en 'mühim, .genim unsurunu teş kil eden balıkçılığın geniş bir inkişa­fa mazhar olacağına, har yıl fırtına ve dalgalar yüzünden parçalanan balıkçı teknelerinin bir .anda kendilerine e-' min barınak bulacaklarını ifade ede­rek uzun yıllar1 ihmale uğramış bu mü him dâvanın 'başarılmasının Demokrat Parti iktidarına müyesser olduğunu söylemiştir.

Soğuk haıva deposunun temeî ;atma merasiminde ise Zeyyat Mandaüinci ez cümle demiştir ki:

«Biraz evvel büyük bir zevk ve sürür içinde limanın temelini attık. Şu anda da iıkincl bk tesisin göreceği hizmetleri belirtmiş, bilhassa balık, sebze ve meyve ürünlerin carî piyasa fiatjarı üzerinden ihrs<ç imkânları sağ­lamak suretiyle Bodrumun gsniş gelir temin edeceğini ifade -etmiştir.

Et vs Balık (Kurumu Umum Müdürü Ekrem Barlas da soğuk hava tesisleri hakkında teknik malûmat vermiş ve bunların ileride ihtiyaç nisbetinde tev si edileceğini anlatmıştır.

Ankara:

İkinci beynelmilel hava limanımız E-senboğa bugün saat 18 de merasimle hizmete açılmıştır.

Büyük Millet Meclisi Reisi, 'vekiller, mebuslar, Erkânı Harfoiyei Umumiye R-sis Vekili, generaller, Ankara Vilâ­yet ve Belediyesi azaları ve resmî, hu­susî müesseseler ileri gelenleri ile kor­diplomatik lemsilcil'S'rinin ve diğer da­vetlilerin nazır bulunduğu bu merasim dolsyısiyle terminal 'binası bayraklar­la süslenmiş 'bulunuyordu.

Münakalât Vekili Arif Demirer, Esen tooğa meydanının hizmete girmesi Yüksek huzurunuzla Eseriboğa beynel milel :hava meydanını, bugün işletme­ye açıyoruz. Bu mutlu günde, bize şeref verdiğiniz içirt- hepinize şükran­larımı  arzederim.

Esenboğa hava meydanı, 1953 yılında işletmeye açtığımız Yeşilköy meyda­nından sonra tesisine muvaffak oldu­ğumuz beyn-Eİmilel hava limanıdır. Bunu kısa- bir zamanda yine aynı ka­rakterde olmak üzere. Adana hava meydanının açılması takip edecektir.

Münhasıran Türk mühendisleri vs iş­çileri tarafından in?a edilmiş olan E-senboğa naTa meydanı, yılın her gü-nündie ve gece gündüz ber saatte, her nevi uçağm iniş ve kalkışına imkân veren beynelmilel hava limanıdır. Mey dan. gsrek transit ve g-srak memleket dahili yolcular için dijer beynelmilel hava mevdanlarında bulunan, hex türlü konforu haizdir. Terminal bina­sı ve diğer bütün müştemilâtı ile (24 milyon 500 bin) Türk linasHia malolan ibu mıodern tesis, 2750 m<3'tre uzunlu­ğunda ve 60 m-E^tre genişliğinde bir pisti ihtiva etmektedir.

Meydan Ankaraya 25 kilometrelik as-faît   bir  yol   ile bağlıdır. 952  yılında vesair liman .tesisleri1 inşaatının taah­hüt tarihinden ibir sene evvel bitirileceği 'taıh,m.ir. edilmektedir. Bugün temeli atılan diğer eser ise, Et ve Balık Kurumunun soğuk hava depo ve tesisleridir. Bu sene ekim. ayında hizmete1 .girecek olan îbu depo­nun kapasitesi 85 tondur. Depo aynı anda 65 ton yaş meyve, 10 ton balık ve 10 ton da et muhafaza edebilecek, ayrıca 'buz  imal .edecektir.

Bu tesislerin tsirue atma merasimle­rinde k&sa biir.sr konugma yapan îkti-sat ve Tiçaıret Vekili Zeyyad iMandalân ci, liman inşaatîniin bitmesiyle Bod­rum'un en mühim geçim unsurunu teşkilden balıkçılığın, geniş bir ünkışa majihar olacağını, her yıl fırtına ve dalgalar yüzünden parçalanan balıkçı teknelerindin, bir anda kendilerine emin barmak bulacaklarını ifade uzun yıllar ihmale uğramış bu mü him dâvanın ibasarılmasımn Demokrat Parti iktidarına müyesser olduğunu söylemiştir.

Soğuk toatva deposunun temel! atma ınerasimdnlde ise Zeyyat MandaHinei ezcünils demiştir ki:

Bkaz evvel büyük bir zevk ve sürür içinde limanın temelini attık. Şu anda da ikinci bil tesisin merasimini yapı­yoruz. Bütün imkânlarına rağmen uzun seneler ihmal yüzünden geri kal­mış olan ıgüzsll Bodrum'un bu eserlere kısa zamanda kalkınacağına süratli bir inkişafa mazhar olacağıma rnanayoruım. Bodruznlulatr artık nüfus ihraç etmek gibi üzüntülü ve istiraplı bir halle karşıil'ag'mıy araklardır. Bu tesis­lerle igeniş is sa'hası temin ve uzun yıllar Bairumluların hasretle bskledıkleri bu !h ayali erini Demokrat Parti hâi-kûm'stl-ari feragat ve fedakârlıklarla tahakıkuk ettirmişlerdir.»

Zeyya'd Mandalin:ci müteakiben tesisin, göreceği hizmetleri belirtmiş, bilhassa balık, sebze ve meyvelerin carî piyasa fiaıtKan üzerinden ihraç imkânları sağ­lamak suretiyle Bodrumun geniş gelir temin edeceğini ifade etmiştir.

Balık Kurumu Umum Müdürü Ekrem Barlas da soğuk hava tesisleri hakkında teknik malûmat vermiş ve bunların ileride ihtiyaç nisbetinde tevsi edileceğini anlatmıştır.

Ankara:

İkinci beynelmilsl hava limanımız Esenboğa bugün saat 18 de merasimle hizmete açılmıştır.

Büyük Millet Meclisi Heisi, vekiller, mebuslar, Erkânı Harbdyei Umumiye Reis Veıkili, generaller, Ankara Vilâ­yet ve Belediyesi azaları ve resmî, hu­susî müesseseler ileri gelenleri ile kor­diplomatik LemsilcikTinin ve diğer da­vetlilerin ihazur bulunduğu bu merasim dolayısiyle terminal (binası ibayraklara Süslenmiş bulunuyordu. Münakalât Vekili Arif ü&mirer, Esen tooğa meyd'anımn hizmete girmesi arz ederim.

Esenfeoğa hava meydanı, 1953 yılında işletmeye açtığımız Yeşil meydanından sonra tesisine muvaffak olduğumuz beynelmilel hava limanıdır. Bunu kısa' bir zamanda yine aynı ka­rakterde olmak üzere, Adana hava meydanının açılması takip edecektir.

Münhasıran Türk mühendisleri ve iş­çileri tarafından inşa edilmiş olan E-sen'boğa lıava m-i'ydanı, yılın her gü­nünde ve gece gündüz her saatte, her nevi uçağın ini? ve kalkışm'a. imkân veren beynelmilel hava limianjdir. Meydan, transit ve gerek memleket dahili yolcular için diler beynelmilel hava meydanlarında bulunan, her türlü konforu haizdir. Terminal bina­sı ve diğer bütün müştemilâtı ile (24 milyon 500 bin) Türk lirasına malolan bu modern tesis, 2750 matre uzurilluğunda ve 60 metre genişliğinde bir pisti Ühtiva etmektedir.

Meydan AnkaTsya 25 kilometrelik as­falt bir  yol  ile toalıdır. 952   yılında inşasına başlanan bu yola 2.478.661 li­ra sarfedilmiştir. Yolun müşahede bu­yurduğunuz asfalt kaplaması, beton asfalt döşemeye ifrağ edilecektir. Bu faaliyetin 13 kısmı, için­de bulunduğumuz yılda tamamlanmış olacaktır. Aynı yoldan sadece hava meydanı değil, kısa bir zamanda, ik­mâl edilmek suretiyle, civar köyleriy­le birlikte Çubuik kazasının da fayda­lanması temin edilecektir.

Bu eserlerin vücude getirilmesinde emek ve gayret sarfeden teknik ve ida­reci personele huzurunuzda teşekkür ederim.

Demokrat Parti iktidarı her sahada ol­duğu gibi havailik: faaliyetlerini de çok miahdiut bir kapasitede devraldı. Bütün dünya bilhassa İkinci Harpten bu saihada mühim merhalekT katederken bizim de ciddî tedbirler al­mamız gerekiyordu. İşte bir yandan memleketimizde gün geçtikçe rağbet bulan hava seferlerinin, bütün yurda teşmili için muayyen ve esasim bir program dahilinde, meydanlar inşası ele alındı ve tatbikine ıgeçildi. Bir tarafdan da Devlet Hava Yollarımrzm yeniden teşkilâtlan dırılma sı yoluna gidildi. Yerli ve yabancı resmî ve hu­susî 'bütün uçakların seyrüsefer ikcîlaylıklarmdanı istifade 'ettirilmesi İtin sivil havacılıkta ilüsri gitmiş 'bütün memleketlerde olduğu gibi, meydan işletmeciliği âmme sektörüne alınarak, gerek dahildis ve ıgerek hariçte hava yolu i!lîe nakliyat hizmeti körmek üze­re, hususî sermayenin de iştiraki ile, bir anonim ortaklık kuruldu. Bu su­retle (hava yolu idaremiz iktisadî ka­rakterini en uygunu bir idare şekline kavurmuş bulunmaktadır. Şirket, p.&r-eone'Hini ve i? hacmini süratle en mo­dern hava yolu işletmeciliği seviyesi­ne 'Çıkarmak azmiyle, geniş bir talim ve terbiye ve organizasyon faaliye­tine girişmiş bulunmaktadır.

Denebilir iki, bugün bütün d'ünyada, bilhassa yolcu nakliyatına, mühim bir mevki i^gal etmiş bulunan, hava yolu münakalâtında. Memleketimizin de bu sahada ilerlemi? milletler seviyesine ulaşması için, yollar hayli kısalmış. bu lunm aktadır.

Yüksek huzurunuza hizmete açılan modern tesis için kıymetli dakikaları­nızı alırken, Hollanda'da revizyon gö­ren ve bu günlerde yurdumuza gelecek olan dört uçağımız için, söylenmiş bu­lunan yersiz sözleri sarfedenlerin, ken di devirlerinde bir defada iki üc ge­mi bile yaptıramamış olmalarına1 mu­kabil, yalnız Denizcilik Bankası için, pek kısa bir zamanda, 16 yük vs yol­cu -gemisi ve büyük bir tankerin, bir­den sipariş edilmesi ve hepsinin hiz­mete girmiş bulunması suretiyle, de­niz ticaret filomuza bir defada 100 bin tonilâtoya yakın iern yeni gemilerin il­tihak etmıasi1 vafe'aisı karşısında ne söyliyebileceklerini merak etmekteyiz. Topyekün bir kalkınmanın göz ka­maştırıcı tezahürleri içerisinde yalnız­ca basit ve küçük [bir kaç konuyu ele alarak, yapılan muazzam hizmetleri u-naıtturma yolundaki gayretlerin, mem­leket 'hayrana neticeler doğurmayacağı takdir buyurulur. Kadirbilir milleti­miz, (birbiri andiısıra hizmete arzedilen yeni tesislerle, iktidarımızın başarıla­rını, Allah'a çok şükür takdir etmek­te ve istikbale emniyet ve itimiadla bakmaktadır.

Esenboğa ihava meydanı rnsmleiketi-mize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olsun.

Münakalât Vekili Arif Demirer'in bu konuşmasından sonra Büyük Millet Meclisi Keisi Refik Koraltan, Esen-boğa hava ıneydamna kısa bir hitabe ile hizmete açmıştır. Refik Koraltart, Essnboğa isminin büyük Türk kahra­manı Yıldırım'm döğüştüğü asrın me-denivet dünyasında lâyık olduğu yeri almiate için Türk milletinin sarfetüği gayretlere işaret ettikten sonra diemiştir.«Butgünkü; iktidar, bu modiern ihava meydanını da, milletimizin lâyık ol­duğu medeniyet eserleri arasına kat­mış olmakla bahtiyardır. Memleketin dört bir köşesinde birçok yeni eserle­rin ard arda açıldlışım iftiharla, gurur­la hergün görmekteyiz. Türk milleti, medenî hayatın gerektirdiği daha pek çok eserleri meydana 'getirmekte gecikmiyecektir. Esenboğa  hava meydanı da  diğsıferi gibi Türk milletine uğurlu olsun.»

sonra daveti ilerle birlikte terminal 'bi­nası gezilerek merasime son yeri Refik Korattan'ın. bu  konuşmasından

6 Mayıs 1956

Ankara:

P.T.T. Umum Müdürlüğü, İran Şeihin şah ve İmparatoriçesinm, memleketi­mizi ziyareti münasebetiyle 15.5.1956 günü dantelli ve ıdiarttelsiz olmak üze­re 100 kuruşluk bir valörden ibaret ha­tıra posta pulumu satışa  anzedecektir.

Ayrıca Şefoinşah ve İnip ara toriçenin davetli bulunduğu Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa şehirleri kin de, üzerim de Şehinişah. ve İmpasratorieenin port­releri 'bulunan özel zarf ve damgalar da kullanılacaktır.

7 Mayıs 1956

Ankara:

Memleketimizi resmen ziyaret edecek olan kardeş ve müttefik İran Şetan sahı Maieste Muîıammed Rıza Pehlevî ile İmparatoriçe Süreyya'nın tou ziya­retlerine ait program tesbit edilmiştir.

Bu programa göre, İran Şeflıimşatiı ile İmparatorice ve maiyetleri erkânını getirecek olan uçak 15 mayıs salı gü­nü, evvelâ hudutlarımız, sonra1 Diyar­bakır ve nihayet Ankara semalarında hava ktU!VV0tlisrîmiı2e mensup uçak bir-liikfei tarafından istikbal edildikten sonra saat 12.30 da Esenfcoğa hava ala­nına inecektir.

Majesteler, uçaktan inişlerinde Reisi­cumhur Celâl Bayar'la Bayan. (Reşide Bay ar, Büyük Millet Meclisi Reisi Re­fik Koraltan, Başvekil' Ve Bayan. Ad­nan Menderes Hariciye Vekili ve Ba­yan Köprülü. İle İran Büyükelçisi ve eşi tarafından karşılanacaklardır.

Uçak meydana indiği zaman İran1 Bü­yükelçisi ile eşi uçağa çıkarak misa­firleri selâmTiıyacaklandır.

Sehinşah Ye İmparatoriçe uçaktan iniş lerinde Reisicumhurumuz tarafından s camlandıktan sonra Majeste Şehmşah. maiyetleri erkânını Reisicumhurumu­za ve Reisicumhurumuz da. refakatle-rindsfci. zevatı majestelere takdim ede­ceklerdir. Bunu müteakip askerî ibando İİran ye Türk millî marşlarını çalacak1 ve İran Şehinşathı öle Reisicum­hurumuz ihtiram kafasına teftiş ede­ceklerdir.

Karşılama merasiminde vökiller ve eş­leri, İran Büyükelçiliği erkânı ve eş­leri, Büyük Millet Meclisi Reis Vekil­leri, Meclis Hariciye Encümeni Reisi, Ankara mebusları, Erkânı Harbiyei Umumiye Birinci ve İkinci Reisleri, or­generaller, Kara, Deniz, Hava Kuvvet­leri Kumandanları, Erkânı Harbiye İs­tihbarat Başkanı, Ankara Meifcsz Ku­mandanı ve Jandarma Kumandanı, Temyiz Mahkemesi, Devlet Şûrası ve Divanı Muhasebat Reisleri, Cumhuri­yet Başmüddeium'umisi, Ankara Üni­versitesi Rektörü, Başvekâlet Müste­şarı, Hariciyıe Vekâleti Umumî Kâtilbd, Ankara Valisi, Emniyet Umum Müdü­rü, vekâletler müsteşarları, Ankara Belediye Reisi, Vali Muavinleri, Be­lediye Meclisi üyelerinden bir heyet ve Ankara1 Emniyet Müdürü hazır bu­lunacaktır.

Takdim merasiminden sonra majeste­lerle Reisicumhur um/uz ve refikalara Esenboğa hava alanı binasındaki şeref salonunda kısa (bir istiraîıati müteakip otomobillerine binecekler ve karşıla­mada bulunan zevatın otomobillerle kendilerini takibetmesi suretiyle teşek kül .edecek alay, Çubuk Yolu, Yıldı­rım Bayezit Meydanı, Çankırı Cadde bal olunacaklardır. Misafirlerimiz arzu ettikleri takdirde Karabük'te demir ve çelik faJbEücası tesisleri gezilecek ve saat 12 de Karabük'ten hususî trenle hareket edilecektir. Saat 15.45 de Işıkveren fetasyoiKuaıa varılacak ve LMa-jesteüer arzu 'buvurdukları takdirde îdu rada da elektrik santralı tesisleri ge­zildikten sonra tekrar hareketle saat 16.15 de Zonguldağa muvasalat edile­cektir.

Majesteler ve Reisicumhurumuz, Zon­guldak garında merasimle istikbal- o-lunacak ve ;bunu müteakip Zonguldak Valisi istikbale .gelmiş plan Zonguldak mebusları ile askerî ve müikî erkânı Majestelere takdim edecektir. Misafir­lerimiz, arzu gösterdikleri takdirde Zonıgul'dakta da liman teslislerini ve Zonguldak laıvuarım gezeceklerdir. Bi­lâhare şereflerine Zonguldak Valisi' ta­rafından bir kokteyl verilecektir. Saat 19.30 da Majesteler ve Reisicumhuru­muz, iıki muhribin refakatinde Savaro-na Mektep gemisi ile İstatubuİa git­mek üzere Zonguldak t an ayrılacaklar ve merasimle uğurlanacaklardır.

21 mayıs pazartesi sabahı Savarona Mektep gemisi İstanbul Boğazmm met haline vardığı zaman Majeste Şehinşaih ve Reisi cumhurumuz yirmi birer pare top atımı ile selânıîanacak, İstanbul Valisi Büyükdere koyunda, gemiye çı­kacak şehir adına Majesteleri selâmlıyacaktır.

Savarona Mektep gemisi ve refakatin­deki muhripler Haydarpaşa Önlerinde mevki aflinış bulunan donanma birlik­leri arasından geçerken Majestelerle Reisicumhurumuz donanmayı teftiş edecekler yirmi birer pare top ati­mi ile selâmlanacaklardır.

Majestelerle Reisicumhurumuz Saray-burnu rıhtımına ayak basınca, İstan­bul valisinin refikası İmparatoriçeye bir bufcet takdim edecektir. Bilâhare millî marşların ca'lmmasmd'an ve as­kerî (kıtanın teftişinden sonra İstanbul mebusları ile mülkî ve askerî erkân Majestelere takdim olunacaktır. İran Büyükelçisi de, İran'ın İstanbul Baş­konsolosluğu erkânını Majestelere tak­dim edecektir. Bunu müteakip otomo­billerle misafirlerimizin ikametine tah sis olunan Yıldız sarayına gidilecektir. Öğleden sonra Majestelerin arzularına göre tertip olunacak ziyar-ct ve gezin­tileri takiben gece saat 20.30 da İs­tanbul Va'li ve Belediye Reisi ve re-fikısst -'tarafından (Majesteler jjeıreîfjtos Beyleiıbeyi sarayında akşam yemeği ve rilecek'tlr.

GÖlcük'e 'gitmek 'üzere saat 13 te Yassı Ada'dan ayrılacak olan Majeste Ş.e-hin§ah, İmparatoriçe ve Reisicumhu­rumuz, Yolda: donanmanın tatbik a tını takip edeceklerdir.

Gölcükteki tesislerin ziyaretini müte­akip Majestelerle . R-eisicumîıurumuz Saıvarona ile Yalovaya hareket eıd.ie-cekler ve saat 20.30 da Yalovaya mju1-vas-alat edîerefe oıto.molbi'li'er'lis ikanıet-lerinö' tahsis olunan köşke gideceHer-dir. Akşam: yemeğini hususî surette Re isicumhurumiuzla' 'birlikte yiyecek olan misafirlerimiz .geceyi Yalovada geşîre-ceM-srdir.

Ankara:

İran Sehinfa'hı ile İmparatoriçasinin Türkiyeyi ziyaretlerinde kendilerine şu refakat 'edecektir:

Hariciye Veziri Dr. Ali Ardalan, eski Başvekil Ayan Meclisi Hariciye En­cümeni Reisi Muhammed Saed, İran'­ın Türkiye Büyükelçisi Ali Mansur, İran Temyiz Mahkemesi Reisi A'li Ha­yat, Başyaver Korgeneral Yezdan Pe­nan, Saray Teşrifat Reisi Muhsin Ka­ragözlü, Mebusan Meclisi Reis Vekili Amnullah Ariiialan, Hususî Kalem Müdürü Hirad, hususî doktor Tümge­neral Dr. Ayadî, Genel Kurmay Dör­düncü Daire Reisi Tümgeneral Maz-barî, Saıray İsta'blı Amire Müdürü A-taibay, Mabeyinci Zaîıidî, Muhafız kıtası [kumandanı General Nasırı, Mafbe-yinci Hürmüz Garito, Deniz Yav°ri A-miral   Daftarî,   Kara Kuvvetlerinden General Kûşeşî, Hariciye Vezareti Mü­dürlerinden Hasan Ali Mansur, Hava KuvrveÜerindr&n. Albay Ezazî.

İmparatoriçenin. damidlonörleri: Dahiliye Vezirinin refikası bayan Alâm, BaKyaverin refikası bayan Yez­dan Penah, Türkiye Büyükelçisinin re­fikası bayan Ali Mansur, Ayrıca 4 İranlı gazeteci de gelmekte­dir.

15 Mayıs 1956

Ankara:

Kardeş ve müttefik İran'ın necip hü­kümdarı Majeste hinşah Mohammıed. Rıza Pelhlevî ile Majeste İmparatoriçe Süreyya Pehlevî Türk devlet ve mille tinin aziz misafirleri olarak buıgün sa­at ]2.30 da Amkaraya gelmiş v:e iki millet arasındaki yakınlık ve kardeşli­ğin bu yeni ve parla'k tezahürüne lâ­yık büyük merasimle ve bütün Ankara halkının emsalsiz sevgi gösterileri ile karşılanın ıştır.

Sehingahla İmparatorioeyi hâmil olan hususî u?ak, tam saat 12.30 da Esenboğa hava alanı pistine inmiştir. Bu uça'k saat 10 raddelerinde kardeş İrandaki Rumiye ıgölü istikametinden gele­rek Van gölü civarında Türk ssma'larına girdiği anda Diyarbakır askerî hava üssümüzden kalkan jet uçaklarımızafından karşılanmış ve hükümdarları hâmil Uçağın iki yaınını üçsrlik dizi halinde sararak bir İhtiram hâlesi teş­kil etmiştir.

Kardeş milletin hükümdarlarını mem­leketimize getirmekte olan hususî K. L.M. uçağı, Van, Elâzığ, Kayseri yolu ile Ankaraya yaklaştıkça bu sefer Eti­mesgut'tan kalkan başka uçak filola­rımız karşılamağa giderek Diyarbakır üssü filolarımızdan ihtiram nöbetini devralmışlar ve hükümet merkezimi­zin ssmalaırina kadar refakatlerinde getirmişlerdir.

Baştanbaşa bayraklarla donatılan bü­tün Ankara cehrinde sabah erken sa­atlerinden iti'baren azız misafirlerimizi karşılamak için şevkli ve heyecanlı bir faaliyet hüküm sürmekte idi. Kadınlı, erkekli, büyüklü, küeüıklü hemen bü­tün Ankara halkı, iki dost ve müttefik devlet reisinin kortej halinde geçecek­leri yollar boyunca hıncahınç yer alır­ken, Türk ve İran bayraklarının kar-iâeyçe -yanyana dalgalandığı muhtelif takların son tezyinatı tamamlanıyor, Çankaya'dan tâ Esenboğa'ya kadar sağlı, sollu onar metre ara ile kahra­man askerlerimiz selâm mevkilerine diziliyordu!.

Gene Türk ve İran bayrakları ile süs­lenmiş olan Esenboğa'da da, basta a-lay sancağı ve bando olduğu halde bir alay, ihtiram vazifesini görmek üzere yer almıştı.

Saat 11 den itibaren vekiller, sivil ve askerî erkân ile İran Büyükelçisi ve Büyükelçilik erkânı meydana gelmeğe başlamış bulunuyorlardı. Saat tam 12 yi 20 geç? Reisicumhur Celâl Bayar ile refikası sayın Reşide Bayar, Çan­kaya'dan itibaren yollar boyunca hal­kın büyük tezahürleri arasında Esen-boğaya gelmişlerdi.

Necip misafirlerimizi getirmekte olan hususî uçağın piste inmesiyle beraber, Reisicumhur Celâl Bayar ve refikası, yanlarında Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Kora'itan, Başvekil Adnan Men­deres, ve refikası Sayın Berin Man-deres, Hariciye Vekili Profesör Fuad Köprülü ve refikası sayın Behice Köp­rülü, İran Büyükelçisi Ali Mansur ve refikası. Riyaseti Cumhur Umumî Kâtibi, Başyaveri ve Hususî Kalem müdürü ile Protokol Umum Müdürü ve diğer yaverler olduğu halde ihtiram kıtasının sağ önünde uçağın duracağı yere doğru ilerlemişlerdir. Majeste Şe-hinşahm ve İmpariatoriçenin emirleri­ne verilmiş olan mihmandarlar da Re­isicumhur Bayar'm refakatlerinde bu­lunmakta idi.

Vekiller refikaları, İran Büyükelçiliği erkânı, Büyük Millet Meclisi Reis Ve-1 killeri, Ankara mebusları, Erkânı Har-biyei Umumiye Reis Vekili ve İkinci Reisi, Orgeneraller, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Kumandanları, İstih­barat Başkanı, Ankara Merkez ve Jan­darma Kumandanları, Temyiz,   Devlet

Şûrası ve Divanı muhasebat Reisleri, Cumhuriyet Baş Müddeiumumisi, An­kara Üniversitesi rektörü. Başvekâlet Miİ!3tte=arı; Hariciye Vekâleti Umumî Kâü'bi, Ankara Valisi, Emniyet Umum MüdÜTÜ, Vekâletler müsteşarları, An. kara Baleciye Reisi. Ankara Vali Mu­avinleri ve Belediye Meclisinden bir heyetle Ar/kara Emniyet Müdürü, ih­tiram kıtasının sol taraifmda ve hava meydanı binasma doğru bir kavis ha­linde mevki almış bulunuvarlardı.

Büyük .misafirlerimi'zi karşılamak ü-zere Esenboğa'ya gelen sivil z-^vat, jaketatay, askerler küHİk üniforma giy mi's:.srdi. Sayın Reşide Bayar siyah bir tayyör, Bayan Menderes açık gri bir tayyörle beyaz bir şapka. Bayan Köp­rülü de safir mavisi !bir tayyör giymiş­lerdi. Diğer vekillerin r-sfikaları da za rif tayyörler veya pardesüler giymiş bulunuyorlardı. İran Büyükelçisi ve e-'lçilîk erkânı sırmalı resmî üniforma­larını lâbistiler.

Uçak durur durmaz, evvelâ İran Bü­yükelçisi ile refikası uçağa girerek hü­kümdarlarını selâmlamışlar ve refakat lerinde yer fe'lmaglardır. Bayan, Ali Mansur, bu sırada İmparatoriçeye bir orkide demeti takdim etmiştir.

Saat 12.40 da büyük misafirimiz Ma­jeste Şehinşah. Muhammeid: Reza Pah-lavî hava mareşali üniformasını giy­miş olarak beşuş bir çehre il-e uçaktan imdi. Kendisini Majeste İmparatoriçe Süreya takip etmekte idi. Genç ve zarif İmparatoriçe Süreya'nm üzerinde Dior'un kreasyonu sade fakat çok şık lavanta çiçeği mavisi İpekten bir par-desü vardı. Başında da aralarından si­yah kurdelalar geçirilmiş beyaız, mavi ve sarı tülden bir şapka ıbultmuyoiidiu. Eldivenleri, çantası ve i'skarpinleri de beyazdı. Sol omuzunda, yakut yaprak­ları pırlanta ile çerçevelenmiş bir gül taşıyordu.

Reisicumhur Celâl Bayar ve refikası i-le Majeste Şehinşah Reza Pahlavî ve İmparatori cenin karşılaşmaları çok samimî oldu. Bayan Reşide Bayar. 'bu esnada İmparatoriçeye kayisi gülle­rinden bir buket verdi. Türk ve İranlı fotoğrafçılar ve sinemacılar !bu mesut ânı tesbit ederken  Majeste Şehinşah, sayın Reşide Bayar yer almışlardı. Da­ha arkada da diğer zevatı hâmil olan otomobiller  sıralanmış  bulunuyordu. Majeste Şehinşahla Reisicumhuru   ve İmpara toriçs  ile   Celâl Bayar'ın refi­kasını hâmil olan otomobillerin önün­de ve yanlarında motosikletli ihtiram mevkibi yer almıştı. Alay, böylece E-senboğa'dan  hareketle   selâm  resmini ifa eden askerlerin iki sıralı dizili iimduÇubuk yolundan    Ankaraya gelmiş ve misafirlerimiz şehir dışından itibaren yolları dolduran üyük   halik kitlelerinin sevgi tezahürleri ile istük-bal  olunmuştur. Dışjkaprya   gelindiği zaman, burada mahşerî  bir kalabalık bütün meydanı ve çevresini kaplamış­tı. Başta bandosu olduğu halde   hava harp okulu öğrencileri burada yer al­mışlardı. Aydınlık  evlerden     itibaren bütün yaya kaldırımları, caddenin iki tarafındaki binaların pencere ve bal­konları,   iç  sokaklardan   ana   caddeye kadar bütün  yollar  hıncahınç      dolu idi. Bu arada izciler, yavrukurtlar ve bir kısmı okul üniformaları, diğer bir kısmı da millî kıyafetleri ile kız ve er­kek öğrenciler de iki taraflı sıralanmış lardı. Saat 13.45 de Majeste Şehinşah ve Reisicumhurumuzu hâmil bulunan otomobil,   Yıldırım  Bayezit   Meydanı­na  vardığı zaman  Hava  Harp  Okulu öğrencileri selâm resmini ifa etmiş .ve halk  kıymetli  misafirlerimizi     çiçek yağmuruna tutmuştur. Kardeş milletin hükümdarı, bu büyük tezahürata kar­gı mütebessim foir cehre ile devamlı  halkı selâmlamıştır.

Alay, böylece Ulus meydanına vasıl olmuş ve burada da meydanı ve iki taraflı yolları dolduran kesif ibir halik kitlesi misafirlerimizi hararetle alkış­lamıştır: Sümertoank önünde mevki almış ifaulunan Deniz Harp Okulu öğ­rencilerinden müteşekkil ihtiram îkıta-sı, selâm resmini ifa etmiş, halk. İran Şehinşahı ile İmparatoriçesine coşkun tezahüratta Ibıuluaıarak fayaşa, varol* nidaları ile etrafı  çinlatmıştır.

Ulus meydanından itibaren bütün Atatürk Bulvarı da kesif halk kitleleri ile dolmuş bulunuyordu. Binalarda Türk - İran bayrakları dalgalanıyor, Türkçe ve Farsça «hoş geldiniz» ibare­li levhalar asılmış bulunuyordu. Gençlik parkının 19 Mayıs Kapısında fbale-diye itfaiye müdürlüğü tarafından1 mer divenlerle bir canlı tak kurulmuş, Ye­nişehir tren köprüsü bayraklar ve çiçeklerle donatılmış, ayrıca Kızılayda da muazzam bir tak hazırlanmıştı. Yenişehirdeki mağaza ve dükkânların vitrinlerini Şehinşah ile İmparatoriçenin fotoğrafları süslüyordu. Bu arada, Büyük Reza Şath ile Atatürkün foirara-da çekilmiş fotoğrafları da göze çarp­makta idi.

Bütün bulvar boyunca kalabalık: halk kitleler yer almıştı. Denebilir ki, bü­tün Ankara halkı bugün iki kandleş devlet reisinin birlikte geçecekleri yol boyuna dökülmüştü. Bu arada millî kı­yafetlerini giymiş öğrenciler ve yav rukurtlar, ellerinde Türk - İran bay­rakları, göğüslerinde beyaz, kırmızı ve yeşil kurdelalavdan kokartlar, ellerin­de Türk - İran dostluğu yıkılmaz bk bütündür ve hoşgeldiniz ibjareli dövizler, misafirlerimizi istikbal et­mek için sabırsızlıkla bekliyorlardı.

Ulus'tan itibaren de aynı coşkun avgi tezahüratiyle karşılanan majesteler saat tam 14.45 idle Harp Okulu mera­sim kıtası ile Harp Okulu bandosunun yer aldığı Zafer meydanına geldikleri zaman halkın gösterisi zirveye varmış bulunuyordu Majeste Şehinşah ve İmparatoriç e, beşuş bir çehre ile halkı selâmlamakta  devam   ediyorlardı.

Bu muhabbet tezahürleri arasında alay ağır ağır iierliyerek Vekâletlere, mü­teakiben Kavaklıdereye ve nihayet sa­at 14.30 da da Majestelerin Ankaradaki misafirlikleri esnasında ifeamet ed;ecek leri Hariciye köşküne varmıştır. Köş­kün methalinde Majesteleri bir ihti­ram bölüğü ile .borazanlar tarafından selâmlanmıştır.

Otomobillerin duruşunu müteakip, o tomobilden evvellâ misafirimiz, onu takiben de eisicumhurumuz inmiştir. İmparatoriçe ile bayan Reide Bayar'ın bulundukları otomobilden ise önce ba­yan Reşide Bayar ve onu takiben de İmparatoriçe inlemek köşke dahil ol­muşlardır. Diğer otomobillerde bulunan misafir­lerle birlikte Hariciye köşküne gelmişbulunan Büvük Millet Meclisi Rasi,, Başvekil ve Vekili âla bu sıla­da misafiri erimize m.ülâki olmuşlardır. Celâl Bayar ile Majesteler arasındaki tosa bir görülmeyi müteakip Reisicum hur, Meclis Ersisi, Başvekil ve Hariciye Vekili Majestelere veda ederek köşk­ten ayrılmışlardır.

Ankara:

İran Şehinşahı Majeste eza Pahlavî bugün saat 16.30 da Anıtkabri ziya­ret etmiştir.

Miimtaız misafirimiz Anıtkabre geli­şinde Hariciye Vekili Prof. Fuad Köp­rülü iıle Protokol Umum Müdürü tara­fından karşılanmıştır.

İran, Şehinşaıhı, refakatinde İran Hari­ciye Nazırı ile maiyeti erkânı ve Hari­ciye Vekilimiz olduğu halde Aslanlı yolcüan ağır ağır ilerliyens'k kabre gel­miş ve (kırmızı karanfillerle beyaz zam kaklardan yapılmış bir çelengi Anıt kabre vazederek aziz Atatürk'ün ma­nevî huzurunda tâziım duruşun'da "bu­lunmuştur. Anıt-kabir defteri mahsu­sunu dmzalıyan Majeste, müteaikiben Hariciye Vekilimizden. Anıt-kabir hak­kında izahat almış ve kabirden ayrıl­mıştır.

İran Şehinşalhı Amt-Ka'bire geliş ve ayrılışında .güzergâh, boyunca ve Anıt­kabir etrafında toplanmış bulunan An­karalılar tarafından hararetle alkışlan­mış, Anıt'kaibirde dts bir ihtiram kıta­sı selâm resmini ifa etmiştir.

- Ankara:

İran Şehinşahı Majeste Mahanumed Reza Pahlavî ve İmparatoriçe Süre-ya Pahlavî'nin refalkatinde olarak şu zevat majesteleri ıgıstiren hususî uçak­la memleketimize gelmişlerdir.

Hariciye Veziri Ekselans Dr. AH Ar-dalan, Ayan Meclisi Hariciye Encüme­ni Reisi eski Başvıîkil Ekselans Mo. hamni'ed Saed, Temyiz Mahkemesi Re­isi Ekselans Ali Heyat, Şehinşaih haz-retleri.nin. başyaveri Korgeneral Yez­dan Panah, Saray Teşrifat Rısıisi Ekse­lans Muhsin Karagözlü, Meclisi Me-btısan Reis Vekili eski Vezir Ekselans

Amamollah Ardalan, Şehinçah hazret­lerinin, Hususî Kalem Müdürü Bay HL rad, Şshinfa'h hazretlerinin ihususî doktoru Tümgeneral Dr. Ayadi, Er­kânı Harbiye Riyaseti 4 ncü Büro Re­isi Tümgeneral Maz.ha.ri, saray istaıbilâ-nıire nıüdürü bay Atabay, Mabeyinci Bay Zahidi, Muhafız Kıtası Kumanda­nı General Nassıri, Mabeyinci bay Hor-moz Garibe Şehinşah hazretlerinin Baih riye Yaveri Amiral Daftari, Kara Kuv­vetleri mümessili General Kur&şi, Ha­riciye V&zaretiniıen bay Hasan Ali Mansur, Hava Kuvvetleri mümessili Albay Ezazi, İran Büyükelçisinin re­fikası bayan M. Ali Mansur, Dahiliye Vezirinin refikası Damdonör 'bayan Alam-, Başyaverin refikası Damdonör bayan Yezdan Paııah.

Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi İzzet­tin Aksalur üe refikası da aynı uçak­la Anlkaraya gelmişlerdir.

Ankara:

Mümtaz misafirlerimiz İran Şehinşaihı Majeste Mühammed Reza Pahlavî ile İmparatoriçe Süreya Pahlavî, bu ak­şam saat 18.30 da 'RjeisicumJhuirumıız Celâl Bayar ile Refikaları sayın Reşide Bayan Çankaya köşkünde ziyaret et­mişlerdir.

Bu ziyaret esnasında. İran Hariciye Veziri Ekselans Dır.Ali Ardaîan üe Hariciye Vekilimiz Prof. Fuad Köprü­lü refikaları ile birlikte hazın bulunmuşiardır.

Ankara:

Bugün memleketimize gelmiş olan aziz misafirimiz İran ŞeTıinşahı Ma­jeste Mohammeidi Reza Pahlavî ile İm­paratoriçe Süreya Pahlaıvî saaıt 17.30 da Ankarada aikredite bulunan yabancı diplomatik misyon şeflerini ve refiika-larını ikamet etmeme oldukları ,Hariciye köşkünde kabul etmişlerdir.

16 Mayıs 1S56

Ankara: Dündenberi memlekitimizin misafiri bulunan Büvük Millet Meclisi Rasi,, Başvekil ve Hariyet Vekili âla bu sıla­da misafiri erimize mülâki olmuşlardır. Celâl Bayar ile Majesteler arasındaki tosa !bir görülmeyi müteakip Reisicum hur, Meclis Ersisi, Başvekil ve Hariciye Vekili Majestelere veda ederek köşk­ten ayrılmışlardır.

Arikara:

İran Şehinşahı Majeste E eza Pahlavî bugün saat 16.30 da Anrt-kabri ziya­ret etmiştir.

Miimtaız misafirimiz Anıt-kabre geli­şinde Hariciye Vekili Prof. Fuad Köp­rülü iıle Protokol Umum Müdürü tara­fından karşılanmıştır.

İran, Şehinşaıhı, refakatinde İran Hari­ciye Nazırı ile maiyeti erkânı ve Hari­ciye Vekilimiz olduğu halde Aslanlı yolcüan ağır ağır ilerliyensk kabre gel­miş ve kırmızı karanfillerle beyaz zam kaklardan yapılmış bir çelengi Anıtkabre vazederek aziz Atatürk'ün ma­nevî huzurunda tâziım duruşun'da "bu­lunmuştur. Anıt-kabir defteri mahsu­sunu dmzalıyan Majeste, müteaikiben Hariciye Vekilimizden. Anıt-kabir hak­kında izahat almış ve kabirden ayrıl­mıştır.

İran Şehinşalhı Anıt Kabire geliş ve ayrılışında güzergâh, boyunca ve Anıt­kabir etrafında toplanmış bulunan An­karalılar tarafından hararetle alkışlan­mış, Anıt'kaibirde dts bir ihtiram kıta­sı selâm resmini ifa etmiştir.

Ankara:

İran Şehinşahı Majeste Mahanumed Reza Pahlavî ve İmparatoriçe Süreya Pahlavî'nin refalkatinde olarak şu zevat majesteleri ıgıstiren hususî uçak­la memleketimize gelmişlerdir.

Hariciye Veziri Ekselans Dr. AH Ar-dalan, Ayan Meclisi Hariciye Encüme­ni Reisi eski Başvıîkil Ekselans Mo. hamni'ed Saed, Temyiz Mahkemesi Re­isi Ekselans Ali Heyat, Şehinşaih haz-retleri.nin. başyaveri Korgeneral Yez­dan Panah, Saray Teşrifat Rısıisi Ekse­lans Muhsin Karagözlü, Meclisi Me-btısan Reis Vekili eski Vezir Ekselans Amamollah Ardalan, Şehinçah hazret­lerinin, Hususî Kalem Müdürü Bay HL rad, Şshinfa'h hazretlerinin ihususî doktoru Tümgeneral Dr. Ayadi, Er­kânı Harbiye Riyaseti 4 ncü Büro Re­isi Tümgeneral Maz.ha.ri, saray istaıbilâ-nıire nıüdürü bay Atabay, Mabeyinci Bay Zahidi, Muhafız Kıtası Kumanda­nı General Nassıri, Mabeyinci bay Hor-moz Garibe Şehinşah hazretlerinin Baih riye Yaveri Amiral Daftari, Kara Kuv­vetleri mümessili General Kur&şi, Ha­riciye V&zaretiniıen bay Hasan Ali Mansur, Hava Kuvvetleri mümessili Albay Ezazi, İran Büyükelçisinin re­fikası bayan M. Ali Mansur, Dahiliye Vezirinin refikası Damdonör 'bayan Alam-, Başyaverin refikası Damdonör bayan Yezdan Paııah.

Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi İzzet­tin Aksalur üe refikası da aynı uçak­la Anlkaraya gelmişlerdir.

Ankara:

Mümtaz misafirlerimiz İran Şehinşaihı Majeste Mühammed Reza Pahlavî ile İmparatoriçe Süreya Pahlavî, bu ak­şam saat 18.30 da 'RjeisicumJhuirumıız Celâl Bayar ile Refikaları sayın Reşide Bayan Çankaya köşkünde ziyaret et­mişlerdir.

Bu ziyaret 'esnasında. İran Hariciye Veziri Ekselans Dır. Ali Ardaîan üe Hariciye Vekilimiz Prof. Fuad Köprü­lü refikaları ile birlikte hazın bulunmu ardır.

Ankara:

Bugün memleketimize gelmiş olan aziz misafirimiz İran ŞeTıinşahı Ma­jeste Mohammeidi Reza Pahlavî ile İm­paratoriçe Süreya Pahlaıvî saaıt 17.30 da Ankarada aikredite bulunan yabancı diplomatik misyon şeflerini ve refiikalarını ikamet etmeme oldukları ,Hariciye köşkünde •ka'bul etmişlerdir.

16 Mayıs 1956

Ankara: Dündenberi memlekitimizin misafiri olarak Ankarayı şereflendirmelctâ bu­lunan dost ve müttefik İran Şehinşahı Majeste Reza Pahlavî ye, bu sabaflı saat 11 de Türk Ocağında yapılan bir merasimle Ankara şehri fahrî hemişehriliği tevcih edilmiş ve belediye mec­lisinin bu husustaki kararını havi: be­ratı  kendilerime takdim olunmuştur.

Bu törende bulunmak üzere, Reisiouım nurumuz Celâl 'Bayar, Majeste misafir­lerimizin ikamet etmekte bulundukları Hariciye köşkünde kendilerine mülâki olmuş, kısa ibitr görüşmeyi müteakip, Hariciye köşkünden Türk Ocağına gi­dilmek üzere hareket edilmiştir gaıh ile Reisicumhur Bayar açık bir otomobille, İmparatoriçe Majeste Süreyya Pahlavî ve bayan NilüEer Gürsoy kapalı bir otomobille mızraklı süvarilerden müteşekkil bir jesref kıtası refakatinde Çankaya'dan Türk Ocağına doğru, yolları iki sıralı olarak doldurmuş bulunan Ankaralıların mu­habbet tezahürleri arasında yol alma­ğa baslamıslaın.

Kortej, Türk Ocağına doğru yaklaş­tıkça, yoîları dolduran halk kesafeti ve tezahüratı artıyor iki dost ve kardeş memleketin devlet reislerini halk can­dan alkışlıyordu.

Şehinsah ve Reisicumhur Türk Ocağı­na geldikleri vakit, kendilerini merdivgnlerde Büyük Millet Meclisi Reisi Refik KoraiDtan ile Vîekiller, Ankara Mebusları, Başvekâlet Müsteşarı, An­kara Valisi, Kuvvetler Kumandanları, Ankara Belediye Reisi, Belediye Mec­lîsinden bür hey'et istikbal etmişlerdir. Majeste İmparatoriçeyi karşılamak ü-zere vekiller, mefbuslar ve diğer zeva­tın refikaları da orada bulunmakta idiler.

Türk Ocağı merasim salonunda İram Şehinsalhı Reza Pahlavî ile İmparato­riçe, Reisicumhur Celâl Bayar ve Bü­yük Millet Meclisi Reisi Refik Korale tan, şenaf mevkiinde hazırlanmış bulu­nan koltuklara oturmuşlardır. Merasim de, Majestelere refa'kat etmekte bulu­nan riran. Hariciye Veziri Br. Ali Ardalan ile heyetin diğer azaları da ha bulunmaktaydı. Salon, davetlilerle dolu idi.

Ankara Belediye Reisi Orhan Eren, bir hitabede bulunmak üzere Reisicum­hurumuzdan müsaade aldıktan sonra şu nutku irad etmiştir:

«Alâ Hazreti hümayun, Melike Hazretleri,

Ankara şehri halkı ve Belediye Mec­lisi namına 'Majestelerini derin hür­metle selâmlarım Dün, şehrimizi teşriflerinde, Majestele ri, Ankara halkının yüksek şahıslarını ne kadar büyük hürmet, sevgi ve he­yecanla karşıladığını "bizzat müşahede buyurdular. Eminim ki bu vakıa, bu tarihî ziyaretin bizde uyandırdığı se­vinç ve iftiharı, naçiz şahsımın kul­lanabileceği en kuvvetli kelimelerden çok daha bdiğ bir şekilde ifade eyle­miştir.

Majestelerinin yüksek şahıslarında İran  Türk kardeşliğinin de beliğ bir timsalini bulmakta ve bu kardeşliği­mizin Bağdad paktı içinde, yalnız memleketlerimiz için idfeğil bütün hür dünya için çak hayırlı bir1 ittifak mertebs'sine ulaşmış olmasından derin bir iftihar ve inşirah duymaktayız.

İşte bütün bu hisleri memleketimizi teşrif buyurduğunuzda ilk olarak küt­le halinde heyecanlı tezahürlerle ifa­de etmsik fırsat ve şerefine nail olabilmeyi Ankaramız halkı îhiçjbir tea-man unutmıyacağı büyük ,bir imtiyaz 'telâkki eylemektedir.

Lütfen bugün şeref verdiğiniz bu bi­nanın Türkler ve biz Ankaralılar için arzettiği büyük hissî kıymet ve ıshem-miyeti tebarüz ettirmeme müsaadenizi istirham edeceğim. Zatı Şehinsanileri­nin muhterem pederleri büyük hüküm dar cennetmekân Reza Şah Hazretleri bundan hayli sene evvel Türkiyeyi teş rîf 'buyurdukları zaman Ankarada İka metlerine hu bina tahsis olunmuştu. O zaman Anikaıramız şehir olarak çok iküçuk ve daha çok tmahdud imkânlara malikti. Büyüklüğü, bütün bdr mille­tin yaşama ve kalkınma azim ve ira­desinin timsali olmasında idi. Büyük Atataürk'ümüz bu binayı o zamanki Ankara'nın en mutena binası olarak yüksek misafirine tahsis  ettirmiş ve bütün hazırlıklara hergün İbözzaıt gelerek zarst eylemişti.

Biz de bu binayı o tmuitu.lm.az ziyaretin hatırasın dan dolayı ayrıca sevmekte­yiz.

Bugün. Melike Hazretleri ile .birlikte Majestelerinin huzurlariyle buraya şe-i'E-f vermeleri, onun bizim ic-m arzettiği mansvî kıymeti en yüksek derecesine ulaştırmış  bulunmiaktadır.

Kabul ve müsaade buyurulursa, zatı Şehmşahil'erine Belediye Meclisimizin, Ankara halkının arzu tîs hissiyatına tercüman olara-k aldığı bir karara is­tinaden, Ankara şehrinin fahrî hem­şehriliğini arz ve takdim ediyorum. Majestelerinin müsaadesiyle Beledi­ye Meclisi kararının metnini okuyaca­ğım.»

Belediye Reisi, Ankara Belediye Mec­lisinin 15 Mayıs 1956 tarihli fevkalâ­de toplantısında İran Şehinşahı Mu-lıammed Reza Fahlavî Hazretlerine Ankara fahrî hemşehriliği payesinin verilmesi hakkında ittifakla almış bu. lunduğu kararı okumuş ve Ankara şah ri fahrî hemşehrilik Iberatmı, Jgümüş muhafazası içine koyarak Şehinşah hazretlerine takdiim etmiş ve Hacı­bektaş taşından yapılmış bk kutu ile bir vazoyu Ankara Belediyesinin ufak bir hatırası o'lmaik üzere kaibul etme­lerini hükümdar ve İmparatoriçecbsn rica eylemiştir. Bundan sonra Şehinşah hazretleri şu nutku irad buyurmuşlardır: Sayın Belediye Reisi,Sitayişkâr sözlerimizden dolayı size ve şahsınızda bana Ankara hemşehriliği bahşeden güzel .şehrinizin 'Bele'diye Meclisine teşeikkür ederim.

Bu kararı, icfân bize son derece hara­retli bir hüsnü kabul gösteren Anka­ra'nın asıl halkının hakkımızda besle­diği bağlılığı sembolleştiren bir jest telâkki etmekle mahzu-zuz.

Sizin de söylemiş olduğunuz gibi, mil­letleri [birleştiren kardeşane rabıtala­rın, semereleri yakın zamanda tarafı­mızdan ve ahfadımız (tarafından topla­nacak olan bir ittifakla bu derece mesut bir şekilde tetrvvüç etmesini görmekte pek bahtiyarız.

Merhum hükümdar pederimle ıbüyük Atatürk arasındaki lâisrin dostluk rabı­taları benim için daima yayanı hürmet olmuştur. Onun irin şimdi burada ibu iki büyük rehberin hatıralarını, derin bir heyecanla meşbû olarak yadiyo-rum. Onların sağlam, bir temel üzeri­ne kurmuş oldukları büyük eseri, î-ran - Türk dostluğunu1 bizler ebedî kıl­malıyız.

Sayın Belediye Reisi, sizden, muhte­rem Ankara halkına, teşekkürlerimi­zi ve onun saadet ve refahı için kalbi temennilerimizi iblâğ etmenizi rica ederim.

Şehinşah ve İmparatoriçe, törenin bit­mesini müteakip, Reisicumhur ve di­ğer zevatla beraber Türk Ocağı bina­sını gezmiş ve bu arada babası mer­hum Reza Şahın 22 sene evvel Ankara ziyaretinde fkamtst etmiş olduğu oda­yı ziyaret  etmiştir.

Şehinşah ve İmparatoriçe ile Reisi­cumhur, müteakiben Türk Ocağından aynı merasimle ayrılmışlar ve gene halkın coşkun tezahürleri arasmda Ha­riciye köşküne avdet etmişlerdir. Re­isicumhur Celâl Bayar, misafirlerimi­zi ikametgâhlarında bırakmış ve Çan­kaya köşküne gitamştûf,

Ankara:

Çankaya köşkünde bu akşam Reisi­cumhur Celâl Bayar ve refikasının ma­jeste Şehinşah Muhammet Rıza Pah-lavî ile imparatoriçe Sor.eya Pahlavî şereflerine verdiği ziyafeti çok parlak bir kabul resmi takip etmiştir.

Bu kabul resminde vekiller, Büyük Millet Meclisi Reis Vekilleri ile me­buslar sivil ve askerî erkân bütün kordiplomatik ile Türk ve yabancı ba-sm temsilcileri refikaları ile birlikte hazır ibulunmujşlaridlır.

Kabul resmine davetli bulunanlar, Re­isicumhur ve refikasının yanında afhzı-mevki etmiş olan Şahınşah ve İmpara-torriçeye takdim ediknişlerdir.

Şahınşah büyük üniformasını lâbos ve nişanlairnı hamil idi. İmpasrato-riçe IS-oreya anık renk dantel bir tuva-Je't ıgiymişti Başında pırlanta ağır bir diadem vardı. İmparatoriçs Pahlavî ıgran'd kordonunu ve bu nd-şamn harnayilini taşıyordu.Kabul resmi iiki kaax!iâş v.e müttefik millet arasındaki samimiyete has bir hava içinde ıgeç.miştir. Bu güzel müna­sebetle Çankaya köşkü ve bahçesi do­natılmış bulunuyordu.

Ankara:

.Aziz misafirlerimiz kardeş ve mütte­fik İran hükümdarı maje.ste Muham-irusd Rsza Pahlavî ile inrparatorice Sü­reyya şereflerine tertip edilen askerî geçit resmi, bugün saat 10 da Ankara' da hipodrom  sahasında yapılmıştır.

Vatan müdafii Türjkı silâhlı kuvvetleri­nin her sınıfından birliklerin katıldığı bu geçit, ll&sr Türk'ün ve onun sulh ve emniyet ideallerine toa&lı Ibütün müt­tefiklerinin göğsünü kabartacak, kalbi-.ni ütimadla dolduracak bir heybet ve intizam' içinde iki saat sürerek sona ermiştir.

Sabahın cok erken saatlerindi sn itiba­ren ıbütün Ankara halkı, hipodrom sa­hasına âdeta akaraik kapalı tribünlerle geçit resmi yolunun.' sol tarafından ki­lometrelerce uzayan yeni kurulmuş a->cık tribünleri hıncahınç doldurmuştu. "Saat d'okuz buçuğu cb&ru, mebuslar ile 1 hükümet 'erkânı, sivil ve askerî erkân, kordiplomatik, askerî ataşeler ve diğer .davetliler refikaları ile beraber gel­meğe ve şeref tribünlerinde yerlerini almağa başlamışlardı, Büyük Müb&t Meclisi Reisi, Başvekil, bütün vekiller, Erkânı Harbiye! Umumiye reis vekili île 'kara, deniz ve hava kuvvetleri ku­mandanları, dâ&er generaller ve ami­raller hep orada idi.

Geçit resmine iştirak edecek kıt'alar "hipodrom sahasının solundaki araziiâe  dizilmişti. M,erasinı kumandam tuge­neral İhsan Bingöl ile kıtalar kumaaı-...danları ba?ta o]m.ak üzere, muhafızları 51e yedi alay sancağı, kara, deniz ve harb okullarını temsil eden birer foö-liikiı-n ve .harb ckulu bzrdosundan mürekkep saygı kıtası, geçit yolunda, şeref tribününün karşısında yer almış Tam saat 10 da Şehinşah ile Reisicum­hur Celâl Bayar'm bindikleri acık oto­mobille onu tâkir) eden. ve imparatoriçe Süroyye ile sayın Reşide Bayar'ı v-e aziz misafirler imiz in beraberlerindeki heyet azasını taşıyan otomobillerden mürekkep kortej, halkın sürekli alkış­ları arasında istasyon caddesinden sa­parak hipodromun .gsc.it resmi yolunda göründü. Şehinşah ve Reisicumhur qj-yakta, iki müttefik devleit reisini alkış­lamakta devam eden halkı selâmlıyor­du. Sayıgı kıtasının, hizasında, merasim 'kumandanı ile differ umandanlar. Şe_ hinjahı ve İsicumıhuru karşıladılar. Saygı kıtası, iki devlet reisini mera­simle selâmladı. Şehinşah, Reisicum­hur ile beralb erler indeki diğer aevat saat 10.15 de ?eref tribününe varmışlar ve karşılanarak tribünün en önünde kendilerine ayrılan yerleri aÖünışlardi, Şehinşah, Reisicumhur Celâl Bayar^ın sağında oturmuştu. Onun sağında sa­yın Recide Bayar vardı. Reisicumhur'-un solunda' da imparatoriçe Süreyya bulunuyordu. Şehinşah, kardeş ve müt­tefik İran kuvvetlerinin mareşali ü-niformasını giymişti. împaratoriçenin üzerinde küçük kare ekoseli ve 'kuşaMü bir tayyör vardı. Gri ve kırmızı puıvan-lı (beyaz tülden son deneca şık (kloş bir şapka taşıyordu. Yakasında, 'kendisinin en cok sevdiği renk olan mavi renkte kır çiçeklerinden küçük bir demet gö­rülüyordu. Sayın Reşide Bayar siyah bir tayyör giymişti. Sayın Berrin Men­deres'in üzerinde kaim krem dantel bir dö-piyes bulunuyordu. Diğer da­vetlilerle kordiplomotiğin refikaları da değişik ilkbahar döpiyeslerini veya' (bol renkli bahar pardesülerini tercih etmişlerdi.

Aziz misafirlerimizle Reisicumhur şe­ref tribününde yerlerini aldıktan son­ra, tribün önündeki saygı kıtası bü­yük bir intizamla yer değiştirerek iki devlet' reisini cephesine aldı. Bando millî marşları çalıyor, herkes ayakta ihtiram' duruşunda bulunuyordu. Bv-vslâ karda? İranın millî marşı dinlen­di, onu, İstiklâl Marsı takibetti, saygı

"ÎHİtüaı nişanlarım hamil idi. İmpsıratriçe Soreya açık renk dantel bir tuva-.let giymişti Başında pırlanta aŞır bir adem vardı. İmparator içe Pahlavî nisanının ıgran'd kordonunu ve bu ni­sanın hamayilini taşıyordu.

Kabul resmi iiki kaıbdiâs ve müttefik millet arasındaki samimiyete has bir hava içinde geçmiştir. Bu güzel müna. sdbetl9 Çankaya köşkü ve bahçesi do­natılmış bulunuyordu.

17 Mayıs 1956

Ankara:

.Aziz misafirlerimiz karde ve mütte­fik İran hükümdarı maie.ste Muhamed. Reza Pahlavî ile imparatorine Sü­reyya şereflerine tertip edilen askerî geçit resmi, 'bugün saat 10 da Ankara' da hipodrom sahasında yapılmıştır.

Vatan müdafii Türkı silâhlı kuvvetleri­nin her sınıfından birliklerin katıl'diğı bu geçit, hsr Türk'ün ve onun sulh ve emniyet ideallerine foa&lı Ibütün müt­tefiklerinin göğsünü kabartacak, kalfoi-;ni Sümadla dolduracak bir heybet ve intizam icin.de iki saat sürerek sona ermiştir.

.Sabahın çok erken saatlerindi sn itiba­ren ıbütün Ankara halkı, hipodrom sa­hasına âdeta akaraik kapalı tribünlerle geçit resmi yolunun- sol tarafından ki­lometrelerce uzayan yeni 'kurulmuş a--çık tribünleri hıncahınç doldurmuş/tu. :Saat dokuz buçuğa, iclioâru, mebuslar ile  'hükümet 'Erkânı, sivil ve askerî erkân, kordiplomatik, askerî E'ta;eler ve diğer ..davetliler refikaları ile "beraber gel­meğe ve çeref tribünlerinde yerlerini almağa başlamışlardı, Büyük Millert "Meclisi Reisi, Başvekil, bütün vekiller, Erkânı Harlbiyei Umumiye reis vekili île kara, deniz ve hava kuvvetleri ku­mandanları, di^er generaller ve ami­raller hep orada idi.

Geoit resmine iştirak edecek kıt'al'ar "hipodrom sahasının solundaki arazîiie . cÜziihnişti. Merasim kumandanı tuğge­neral İhsan Bingöl ile kıtalar kuman--danları ba?ta olmak üzere, muhafızları jile yedi aiay sancağı, kara, deniz ve haib okuKarını temsil eden "birer bö-lükti-n ve harb ckulu baçıdosusftdiŞfin mürekkep saygı kıtası, geçit yolunda, şeref tribününün karşısında yer almış-

Tam saat 10 da Şehinşah ile Reisicum­hur Celâl Bayar'm bindikleri acık oto­mobille onu takip ©dlen ve imparatori-çe Süneyye ile sayın Reşide Bayar'ı ve aziz misafirlerimizin beraberlerindeki heyet azasını taşıyan otomobillerden mürekkep kortej, halkın sürekli alkış­ları arasmida istasyon caddesinden sa­parak hipodromun geçit resmi yolunda göründü. Şehinşah ve Reisicumhur a<-yakta, iki müttefik devlet reisini alkış­lamakta devam eden halkı selâmlıyor­du. Sayıgı kıtasının hizasındia, merasim kumanda<nı ile diğer kumandanlar. Şe_ hinşahı ve Reisicumhuru karşıladılar. Saygı kıtası, iki devlet reisini mera­simle selâmladı. Şehinşah, Reiskrum-ıhur Ee beraberlerindeki diğer aevat saat 10.15 de ?eref tribününe varmışlar ve karşılanarak tribünün en önünde kendilerine ayrılan yerleri almışlardı, Şehinşah, Reisicumhur Celâl Bayar'm sağında oturmuştu. Onun sağında sa­yın Rerçâdie Bayar vardı. Reisicumhur'-un solunda' da imparatoriçe Süreyya bulunuyordu. Şehinşah, kardeş ve müt­tefik İran kuvvetlerinin mareşali ü-niformasını giymişti. Imparatoriçenin üzerinde küçük kare köseli ve kuşakü bir tayyör varidi. Gri ve kırmızı puvanlı tülden son derece şık 4dbş bir şapka tadıyordu. Yakasında, kendisinin en. cok sevdiği renk olan mavi renkte kır çiçeklerinden küçük bir demet gö­rülüyordu. Sayın Reşid Bayar siyah bir tayyör giymişti. Sayın Berrin Men­deres'in üzerinde kaim krem dantel bir dö-piyes bulunuyordu- Diğer da­vetlilerle kordiplomotiğin refikaları da değişik ilkbahar döpiyeslerini veya (bol renkli bahar pardesülerini tercih etmiş Aziz misafiri erimizle Reisicumhur şe­ref tribününde yerlerini aldıktan son­ra, tribün Önündeki saygı kıtası bü­yük bir intizamla yisr değiştirerek iki devlet' reisini cephesine aldı. Bando millî marsları çalıyor, herkes ayaücta ihtiram duruşunda bulunuyordu. Ev­velâ karde? İranın millî marşı dinlen­di, onu, İstiklâl Marsı takibetti, saygı kıtası ögrencileri, İstiklâl Marşında bandoya refakat ediyor ve bu gür ses sahayı çınibaıtıyondiuı

Saygı kıtasının şeref tribünü, önünden çekilmesi ile geçit resmine başlandı. Evvelâ, .merasim kumandanı iiis karar­gâh subayları geçtiler. Merasim ku­mandanı Şehinşah'la Reisicumhurun yanına çıkarak (bütün geçit boyunca .emirlerinde kaldı.

İlk olarak büyük mehter takımı ile es­ki Türk ordusunun tarihî kıyafetleri­ni .giymiş bir numune kıtası gsiçti. Bü­tün bir maziyi canlandıran ibu fcrtaöffin kendine has musiki ve yürüyüşü ile geçişi herkeste büyük 'bir heyecan u-yandırıyordu. Kıyafetlerin göz alıcı renkleri, Yeniçerilerin, vs diğer sınıf­larla leventlerin hareketlerindeki ağır ahenk, mehter takımındaki çalparalar-la igürslerin kesintili ahengi rufriLardia derin akisler uyandırıyordu. Leventle­ri, yalın kılıç sipahiler takibetti.

Modern Türk ordusunun geçit resmi kara, deniz ve hava' harb okulları san­cak, kıtaları ile başladı. Sancak muha­fızları arasında ilk defa olarak genç kız öğröncülerin (bulunuşu herkeste memnunluk verici bir tesir bırakmakta idi. Bu sırada Türk Hava Kurumunun üç uçağı, birbirlısrir.e bağlı ipler üze­rinde Türk ve İran bayraklarını dalga­landırarak çok alçaktan geçiyor ve al-kışlaniiyordiu. Daha sonra motorlu kıt'-alar geçerken de topçu keşif uçakları 'beş on metre irtifadan, âdeta toprağı .yalayarak top birliklerini takibetmek-te idiler.

Sancakları büyük bir intizam İçinde geçişini kara, deniz ve hava harb okul-' lan kıtalarının, ve yedeksubay okulu­nun aynı büyük intizam içinde geçişi takibetti. Okuliardaıı sonra piyade1 a_ layları, kıtaların 'geçişi birbirinden da­ha Ibüvük heyecanla alkışlanıyordu, ATada bandoların gösterişli bir intizam içinde 'nöbet değiştirmeleri de halkın .alkışlarını celbediyordu. Şanlı piyadelerimizi kahraman süvari­lerimiz takibetti, ayak bileklerinde be­yaz tozluklar bağlı, foeyaız koşumlu ya­ğız atların üzerinde yağız binicilerimi­zin dörtnala âdeta bendesi bir intizam içinde  ilerleyişi  geçidin  en  fevkalâde

manzaralarından birini teşkil diyordu.. Yağız atlar pırıl pırıl' parlıyor, süva­rilerimizin bineklerine hâkimiyeti  ve gösterdikleri hareket birliği seyircileri cidden hayran bırakıyordu. Akın arlar ı_-mız, tribünlerin sağ cihetinde uzakla­şıp kayboluncaya kadar (bütün gözler" süvari 'birliklerine takılı kaldı.

Geçit resmi devam ederken havada şe­ref tribününün cephesinden büyük te­şekküller halinde jet filoları sahaya doğru ilerliyor, arkasında duman izle­ri bırakarak, haşyet verici ıslıklar ça­larak, toprağı ve 'tribünler önündeki çimi dev gölgeleri ile tarayarak şimşek hızı iie ıgsçiyor, iki müttefik devlet re­isini böylece serinliyordu.

Piyade ve süvarilerden sonra, uçaksa­var alayı, motorlu kıtalarla zırhlı kitap­lar, hafif ve ağır tanıklar, bindirilmiş piyadieler, hafif ve ağır toplarla ha­van topları, istihkâm kıtaları ve muh­telif cins araçlarda kıtalardan müte­şekkil bir motorlu ve bir zırhlı tugay emsalsiz 'bir intizam içinde geçti. Tuı-gaylarm alay sancakları zırhlı araba­larda taşmıyor, tribünün önünden ge­çerken tankların taretleri sağa döne­rek ve yere doğru edilerek selâmlıyor­du. Araçlarda lâcivert 'bereli yağız er-' Terimiz yer almıştı. Zırhlı arabalarla tankların "telsiz anitenl erinde kıpmızı beyaz ince filâmalar. rüzgârda şen şan dalgalanıyordu. Modiern ordumuzun büyük 'bir bil!gİ ve intizamla kullanı­lan bu motorlu vasıtaları, bandonun1 sesini zaman zaman tamamıiyle örten. motör gürültüleri ile- bir taraftan haş­yet veriyor, fatkat diğer taraftan gönül­leri güven'la dolduruyordu. Ard' arda çok .sayıda dizilerle '.gelen ağır tankla^ rın çıkardığı rüzgâr, tâ tribünlerde his1 s ediliyor, karşı tarafta da yanyanıa a-sılı Türk ve İran bayraklarını daha büyük kıvrımlarla dalgalandırıyordu^

T'üi'k silâhlı kuvvetlerinin 'bu parlak geçit resmıi (bir saat 45 dakika sürdü ve1 taim 11.45 te sona erdi, karşıda, yeşil kavak ağaçları perdesinin arkasında bütün haşmeti1 ile 'gözüken ve içinde öl­mez Türkiye'mizin yaratıcısı aziz1 Atatürk'ün hâtırasını taşıyan Ankara Kalesi ve şehrin güzel silueti önünde,bu hakikaten unutulmaz bir tören- teş­kil etmişti. Resminin bitmesinden kalblere  derince   nakşettiği izleri taşıyordu. Bu itimad verici izleri daha uzun zaman da taşıyacaktı.

Türk silâhlı kuvvetlerinin [bu geçit resmi için en büyük vis kıymetli iltifa­tı, bizzat karde? ve müttefik İran'ın asker hükümdarı Muhammed Reza PahJavî göstermiştir. Geçit resmi sona erince, evvelâ Reisicumhurumuzu ve müteakiben erkânı Harbiyei Umumiye reis vekili orgeneral Tunaboylu'yu teb­rik etmiştir. Ş.dhinşah, Reisicumhur Celâl Bayar'a dönerek şu sözleri söyle­miştir:

Bu geçit resmı fevkalâde oldu. Türk ordusu iLe iftihar ediyoruz. Bu ordu, her bakımdan tebrike lâyıktır.

Ankara;

İran Şahın-şahı Muhammet Rıza Pahlavî ile imparatoriçe Soreya Pahlavî .bu akşam saat 20.30 ıia ikamet etmek­te oldukları Hariciye Köşkünde Reisi­cumhur Celâl Bayar ve refikası Reşi-c&e Bayar şerefine bir akşam ziyafeti vermiştir.

.Bu ziyafette, Büyük Mîllet Kedisi Re­isi Refik Koralitan, Başvekil Adnan Menderes, vekiller, ibazı 'mebuslar, Er-ikânı Harbiyei Umumiye Reis Vekili, Riyaseticumhur umumî kâtibi. Harici­ye Vekâleti umumî 'kâtibi, Riyaseti­cumhur başyaveri ve hususî kalem se­diri, kordiplomatik duayeni ve vis du­ayeni ile Protokol Umum Müdürü re­fikaları üs birlikte hazır bulunmuşlar­dır.

'Majeste Şahından Muhammet Rıza Pahlavî imparatoriçe Soreya Pahlavî tarafından Reisicumhurumuz Celâl Bayar ve refikası Reşide Bayar şerefi­ne verilen ziyafeti İran ssfaretind-e ter­tiplenen parlak foir kabul resmi takip etmiştir.

Anikara :

Kabul resmi iki -kardeş ve müttefik millet arasındaki samimiyete has bir hava içkide cer.syan etmiştir.

îran. Şehinşahı maieste Muharomst Pahlavî ile imparatorioe Süreya Pahlavî bugün öğleden sonra iki ayrı grup halinde tetkik ve ziyaretlerde bulunmuşlardır.

İmparatoriçe Süreya saat 16 da Türk Kadınlar Birliği, .genel merkezini ziya­ret etmiştir. İdare heyeti ikinci başka­nı ve Anikara mebusu Aliye Temuçin ile idare heyeti âzası tarafından birilik merkezinde istikbal edilen imparatoriçeye Kadınlar Birli&inirı faaliyeti hak­kında etraflı izahat verilmiştir. Bıu a-rada imparatorir.s Süreya, Türk Ka­dınlar Birliği ile İran Kadınlar Birliği arasında sıkı bir işbirliği kurulması hu-sıi'sur-da izhar edilen arzuyu memnu­niyetle karşılamış ve memleketine av­detinde bu mevzu: ile yakından alâkadar olacağını söylemiştir.

İmparatoriçe Süreya Pahlavî müteaki­ben Türk el sanatlarını tanıtma derne­ğini de ziyaret etmiştir. Burada mem­leketin muhtelif bölgelerinin işlemse hususiyetlerini belirten eserler üzerin­de kendisine izahat verilmiş ve bugü­nün (bir hâtırası olmak üzere Türk Ka­dınlar Birliği ile rnüşterıeiken Türk mo­tifleriyle bezenmiş bir takım hediye edilmiştir.

Her i'ki ziyaretinden, ve faaliyetler hakkında verilen izahlardan pek fazla mütehassis olarak ayrılan imparatori­çe Süreya müteakiben Hitit müzesini gezmiştir. Müzede Maarif Vekâleti es­ki eserl'sr ve müzeler umum müdürü Kâmil 9u ile müze müdürü Necati Do­lunay tarafından karşılanan imparato­riçe Süreya, .burada mevcut tarihî eser­ler üzerinde İngilizce olarak verilen izahatı büyük bir alâka ile takibetmiş ve müzeden ayrılmadan evvel kendisi­ne buradaki tarihî eserlerden birinin kopyası ile üzerine Hitit sembolü çift başlı bir kartal kabartma olarak işlen­miş bakır bir tensi hediye edilmiştir.

Ankara:

Majeste îran Şahmşahı Muhammet Re­za Pahlavî bugün saat 16.30 da 'bera­berinde İran heyeti âzasiyle Büyük Mille Meclisi Reisi Refik Koraltan ve Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülü ol­duğu hald-e harfe okulunu ziyaret et­miştir..Şahınşah Harb Okuluna Gelişinde Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin ile Enkânı Harbiyei Umumiye Reis Vekili Orgeneral Tunaboylu, ka­ra kuvvetleri 'kurmay başkanı, gene­raller, harb akuluı, kumandan vekili okul subayları tarafından karşılanmış, başta bando 'bulunan ihtiram kıtası se­lâm resmini ifa etmiştir. Okul şeref salonundaki istirahat es­nasında harb okulu tarihi ve çalışmala­rı hakkında Şahmşaha okul 'kumandan vekili Abbas. Rahim Ataman tarafın­dan izahat verilmiş, müteakiben, mu-hare'be dersanesi ile kıyafet örnekleri dersanesi gezilmiş okul spor salonun­da yapılan spor .gösterileri seyredil-miştir.

Harb okulu öğrencilerinin ve genç su­bayların bando refakatinde yapmış ol­dukları 'Çeşitli gösteriler 'büyük alâka ile takip edilmiş, gösterilerin sonunda tarihî Türk - İran dostlusunu canlan­dıran muhtelif tafblolar çizilmiştir. Ka­ra, deniz ve hava haitb okulları kız öğrencilerinin de katılmış bulunduğu bu .gösteriler, Türk İran dostluğunun kurucuları aziz Atatürk, ile büyük Ke­za Şahın profillerini havi tablolar ile İran'ın gene Şahmşaİhı ile imparatori-: çssinin resimleri, Türk ve İran bayrak­ları ile bir kat daha canlanmış, Türk İran dostluğunun Türkiyede ne kadar benimsenmiş bluunduğunu bir kere daha belirtmeye vesile olmuştur.

Gösteriler sonunda gene subaylara ve subay namzetiierine hitap ve memnu­niyetini1 izhar eden Şahmşah demiştir ki:«Tam bir saatimi harb okulu talebele­ri arasında geçirdim. Bu 'benim asker­lik hayatımın en müstesna anıdır. Çünkü, bu bir saatin başından sonuna kadar her dakikasında iki memleketin dostluğunu, kardeşliğini ve ittifakını müşahede ettim. Yaptığınız spor hare­ketlerinde sizin de bedenî ve ruhî kud­retinizin mânasını bizzat 'gördüm, Tür­kiye'nin istikbali ve mukadderatı si­zin 'gibi kuvvetli ve enerjik gençlerin eline verilmiştir. Bugünkü hareketleri­nizde ibuna lâyık ve muvaffak olduğunuzu göstermiş bulunuyorsunuz, C.e-nabıhaktan harb okulu talebeleri. için

başarılar niyaz eylerim. Yaşasın Türk:

İran dostluğu.»

Okul şeref salonunda okulun hâtıra defterini imzalıyan majeste Şahmşah.'a bu ziyaretin bir hâtırası olarak üzerin­de harb okulu arması bulunan bir şilt ile iğne hediye edilmiştir.

Büyük misafirimiz harb okulundan, hareketinde gelişlerinde olduğu gibi merasimle  uğur lanmış tır.

Ankara :

Büyük misafirlerimiz İran Şahanşaha ve  imparator iç  şereflerine Büyük Mil­let Meclisi Reisi Refik Koraltan bugün; Marmara köşkünde bir öğle yemeği vermiştir.

Bu yemekte, misafirlerimizin refakat-lerindeki. zevatla birlikte Reisicumhur" ve refikaları Reşide Bayar, Başvekil ve Haricive Vekâleti Umumî kâtibi Nu. ri Birgi, Riyaseticumhur Başyaveri,. Tahran Büyükelçimiz ve eşi ila diğer." davetliler hazır bulunmuşlardır.

18 Mayıs 1956

Ankara :

Başvekil Adnan Menderes v.e bayan1 Berrin Menderes Şahmşah Reza Pahla-vî ile imparatoriçe Soreya Pahlavî şe­refine ıbu akşam Ankara Palasta1 bir zi­yafet vermiştir.

Bu ziyafette Reisicumhur Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Ko­raltan, vekiller ve refikaları, Kütahya mebusu Ahmet Gürsoy ile refikası ba­yan Nilüfer Gürsoy, Büyükelçiler, el­çiler, maslahatgüzarlar ve refikaları riyaseticumhur umumî kâtibi ve refi­kası Başvekâlet müsteşarı, Plariciye Vekâleti umumî kâtibi ile Erkânı Harbiyei Umumiye reis veikili ve Ha­riciye Erkânı hazır bulunmuşlardır.

Ziyafeti çdk parlak 'bir kalbul resmi ta­kip etmiş bu kabul resminde mebuslar sivil ve askerî erkân sefaretler erkânı ile ataşemiliterler, umum müdürler re­fikaları ile 'birlikte hazır bulunmuşlar­dır.

Ankara:

İran Sahmşahı Majeste Mohammet Re za Pahlavî ile Reisicumhur Celâl Ba­yar, beraberlerindeki İran ve Türk Ha­riciye Vekilleri ile heyetin diğer üye­leri olduğu halde bugün Sarıyar ba­raj ve hidroelektrik santralını gezmiş­lerdir.

Bu sabah Ankaradan Sarıyara müte­veccihen hareket eden iki devlet reisi, geçilen güzergâh boyunca ve bilhassa Ayaş ve Beypazarında toplanmış bulu­nan çok kalabalık halle toplulukları ta­rafından tezahüratla karşılanmışlar ve selâmlanmışiardir. Yol boyunca kurul­muş bulunan taklarda üki dost ve müt­tefik memleketin bayrakları dalgalan­makta, Türkçe ve Farsça «hoş geldiniz» ibareleri okunmakta idi.

İran Şahmsahı ve Reisicumhur Bayar Sarıyar baraj ve hidroelektrik santra­lında Devlet Vekili Cemil Bengü Ad­liye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk Nafıa Vekili Muammer Çavuşoglu ve Etibank Umuon Müdürü Cevdet Aydın elli ile inşaat mühendisleri memurlar ve işçiler tarafından hararetle karşılanmışlardır.

Şantiye binasındaki kısa istirahat es­nasında Etibank Umum Müdürü ile D.evlet Su İşleri Umum Müdürü Süley­man Demirel, Etibank Sarıyar tesis grubu müdürü Baha İren tarafından majeste Şahmşah'a akarsularımız, ya­pılmakta olan, barajlar Türkiyenin e-lektrifikasyon politikası, termik ve hid­roelektrik santraller, kuzey batı Ana-doluda yapılmakta olan elektrifikasyon çalışmaları, havaî hatlar ve Sarıyar ba­rajı hakkında çok geniş malûmat ve­rilmiştir.

Sarıyar ıbaraj ve hidroelektrik santra­lı hakkında verilen malûmata göre, isale .tüneli 1 mayısta kapatılmıştı. Sun'î göl teşekkül etmektedir. Hâlen gölde 200 metreküp su toplanmıştır. Santralin kuvvet tüneli tamamen, ik­mâl edilmiştir. Cebrî borunun yüzde sekseni bitmiştir. Çelik denge bacası ikmâl edilmiştir. Barajın da yüzde dok­sanı ikmâl edilmiştir. Birinci grup türbinlerin montajı son safhadadır. Bu grup bir ay sonra tamamlanmış olacaktır. İkinci grubun montajı ise yarı ya­rıya tamamlanmıştır. Santralın birin­ci 'grubu ekim ayında tecrübe işletme­sine yetiştirilmeğe çalışılmaktadır. Ba raj ve hidroelektrik santral 1957 de ta­mamlanmış olacaktır. Bu müddet zar­fında 60 kilometre- uzunluğunda bir göl teşekkül edecektir.

Etibank Umum Müdürü tarafından şe­reflerine yerilen kır yemeğinde hazır bulunan İran Şahmsahı ve Reisicum­hur Bayar, müteakiben barajı, hidro-telektrik santr alındaki çalışmaları ve teşekkül .etmekte olan sun'î gölü gör­müşler ve yerinde de iligililer tarafın­dan verilen izahatı dinlemişlerdir.

Majeste İran Şahmsahı Mohamm'st Re-za Pahlavî ve Reisicumhur Celâl Ba­yar, breaberlerind'ökilerl'e birlikte geç vakit Ankaraya avdet etmişler ve Sarıyar'a gidişlerinde olduğu gibi Anka­raya avdetlerinde de güzergâh üzerin­deki meskûn yerlerden geçerlerken muhabbetle selâmlanmış, v-e alkışlan­mışlardır.

Ankara :

İran Şehinşahı Majeste Mohammet Re za Pahlavî ile imparatoriçe Süreya Pahîavî şereflerin* Ankara Valisi Ce-mel Göktan bugün Barajda bir kır ye­meği vermiştir.

Bu yemekte Reisicumhur Celâl Bayar Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Ko-raltan, Başvekil Adnan Menderes ve bayan Berin Menderes;, vekiller ve re­fikaları, Başvekâlet müsteşarı üe gü­zide bir davetli topluluğu hazır bulun­muştur.

Ankara :

19 mayısımızın 37 nci yıldönümü bu­gün Ankara'da, -güneşli bir ilkbahar havası içinde sevinçte kutlanmış, bu münasebetle stadyamda Türk gençliği­nin, misafirimiz İran Şehinşahı ile Re­isicumhur Celâl Bayar'm huzurunda yaptığı spor gösterileri, hem aziz Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği genç neslin sıhhat ve zindeliğine, hem halkımızın bu gençliğe olan sevgi ve güvenine ve bu sene aynı zamanda da

Türk - İran dostluğunun salâhiyetine yeni ve parlak toit delil vermiştir.

GÜn yeni ballarken kadınlı erkekli Ankara: halkı, yanlarında 'bayramlık el­biselerini giymiş 23 Nisan çocukları olduğu halde stadyonia akına başlamış "ve tribünler daha saat sekiz olmadan hıncahınç 'dolmuştu. 30 bin -kişilik stadyomun bu'günkü Ankaraya mabet. le 'küçüklüğü yüzünden yer bulama­yanlarla gen kalanlar, civarı ve bü­tün yolları kanamıştı.

.Saat ona -doğru vekillerle mebuslar, sivil v& askerî erkân ve kordiplomatik hususî tribünlerde yerlerini almışlar­dı. Biraz sonra geçit resmi yapacak kız ve erkek öğrenciler, spor kıyafet­leri ile pist kenarında1 dizilmiş bulunu­yorlardı.

Saat 10.30 da Reisicumhur Celâl Bayar ve refikası ile majeste Mohammed Reza Pahlavî ve imparatoriçe Sür-eya stadyoma geldiler ve çeref tribünü pündieki yerlerini aldılar. Büyük Mil­let .Meclisi Reisi Refik Koraltan île Başvekil Adnan Menderes, ve refikası da iki müttefik devlet reisinin yanla­rında! bulunmakta idi.

İran millî marşı ile İstiklâl Marşmm çalmtos-sittd'an sonra geçitresmine baş­landı, önde bayrak 'kıtası olâüŞu! haî-de, 'beyaz spor elbiseleri ile genç kız öğrenciler, intizamlı tir ahenkle geç­tiler ve çok alkışlandılar. Bunları erfek öğrencilerimiz intiizam içinde tâki'betti. Bu, esnada, bayraklar sahanın kenar çizgisi boyunca sıralanıyor, kız öğrenciler de sabanın şeref tribününe bakan /kısmında yerlerini alıyordu. Ön­de Karadeniz ve zeybek millî kıyafet­lerini giymiş bir kıta oldu&u! 'halde ge­çen, Hasanoglan ilk öğretmen okulu­nun ö.grencileri ve onları takiben ma­vi spor elbiseleri ile gazi terbiye, ens­titüsünün kız ve erk-ak emretmen nam­zetleri de çok alkışlandılar.

Sıra harb okulunun, bir kısmı silâhlı ve teçhizattı İbir kısmı kırmızı ve be­yaz fanila ve mayolu birliklerine gel-anişti. Önde, 100 kişilik bandosu ile ya­rının subaylarının sert ve muntazam adımlarla geçidi, stadyomun her ya­nından  dinmeyen  alkış  tufanları kaldırıyordu. Haribiy ellilerin heybetli man­zarası karcısında gözleri' yajaraniar vardı. Geçit, saat 11 de sona ermif, bü­tün öğrenciler sahaya yayılarak yar­lerini almıştı, öğrencilerin ibir ağız­dan barjitonun, iştirakiyle soyla&iikleri İstiklâl Margı ile tören ba?ladi. İstik­lâl Marşını gençliğin, Atatürk'ten ve 1919 yılı 19 mayısından yadigâr olan «Dağ başını duman almış» marşı ta­kibe t'ti. B-u esnada Ankara, sporcuları, Samsun'dan, ıgetirilen bayrağı R,eisi-cumıhur Celâl Bayar'a takdim ediyor­du. iBayar, bu sporcu .gençlere teşek-'kürlerfini bildirerek ve emanetin ma­nevî kıymetini 'balirterek bayrağı al­dı ve küçük göndere takılmak üzere imparatoriçe Süreyaya verdi. 19 Ma­yıs gönderinin, altındaki meşe kaideye bu yıldönümünün altun çivisini Sehin-şah çaktı.

Keskin bir kumanda ile hartoiyelilerle erkek öğrencilerin sahayı kız öğrenci­lere bıraktıkları görüldü. Bandoya u-yaralk kaz öğrenciler, beyaz spor kıya­fetleriyle sahaya yayıldılar. Yeşil' sa­ha, 'bir papatya tarlasına dönmüştü. Ellerinde kırmızı ve beyaz çemberler, çalman vaisin ahengine uyarak ritmik hareketler yaptılar ve büyük hayran­lık topladılar. Bundan sonra sahaya çıkan, erkek öğrenciler, gruplar halin­de £r>or- gös teriler:! yaratılar. Üstüste üçlü, .beşli hattâ altılı kuleler tenkil ederek bunların üzerinde Türk ve İraoı bayraklarını dalgalandırıcılar ve alkış­landılar.

Hasanoğlu ilik öğretmen okulu öğren­cileri itee sahanın üzerinde beş îbüyük daire tenkil .ederek millî sazlar refaka­tinde millî oyunlar oynadılar. Bunla­rın arasında bilhassa zeybekle Earade-nizoyundan çok beğenildi. Müteakiben Gazi Terbiye Enstitüsü öğretmen a_ daylarmın 'büyük bir intizam v,e usta­lıkla kumandasız yaptıkları jmtnıasük gösterileri uzun uzun alkışlandı.

Sıra harb okulluna gelmişti. Evvelâ yiiz kişilik Harbiye Bandosu ve îborazan taıkımı sahada çok alkışlanan ve takdir kazanan gösteriler yaptı. Kırınızı ve beyaz atlet mayolu haırbiyeliler, sırık­larla jimnastik yaptılar, sahanın üze­rine Ata» ve «Vatan» kelimelerini yazdılar ve sırıklar üzerinde Türk   ve İran bayraklarım dalgalandırdılar. Bü­tün harb teçhizatını taşıyan diğer bir kıta, ikili savaş mücadelelerini canlan­dırdı. Mavi anayolu gençler, sahanın üzerinde büyük bir süratle 'kurulan bar­fiks, trapezlerle minderde muvaffaki­yetle jimnastik hareketleri yaptılar.Bunu Komando gösterileri takip etti ve çok alkışlandı, ve mavi ve kırmızı ekipler halinde ikiye ayrılan harbiye-lîler, muhtelif engellerden aşarak, tel örgülerin altında sürünerek, ipler üs­tünde mefruz ırmaklar geçerek, tepe­lerden atlıyarak muhafazalı kulübele­re -girerek hedefe varmak i-cin yarıştı­lar. Hedef 19 Mayıs Türk Bayrağı» idi. Bu yarışı maviler kazandı ve maviler­den bir harbiyeli şildi Reisicumhura takdim etti. Bu 'esnada maraton kule­sinden aşağı sallandırılan iplerden ve kapalı tribünün damından aşağı sarkı­tılan halatlardan, bir kısmı tam teçhizatlı askerlerin iniş talimleri -gösteril­di. Saşka '.büyük bir küme de, silâhla jimnastik tâlimleri yaptı ve nihayet gösteriler, büyük bir apoteos tablosu ile sona endi. Bu tablo, Türk - İran dostluğunu ve kardeşliğini temsil edi­yordu. En önde kız öğrenciler intizam­la yere yatarak sahada «Süreya Pahlavî ismini yazdılar. Şeref tribününün cephesinden ilerliyen bir kıta, yanya-na dikilmiş büyük kıtada Türk ve İran bayraklarını taşıyordu. Bu bayrakları, .elleri ile havaya kaldırdılar ve bütün tablo boyunca gergin tuttular. Harb okulu öğrencileri sahanın ortasında Türk - İran kelimelerini yazmış bir şekilde sıralanmışlardı. Genç atletle­rin teşkil ettiği kulelerden ikisinin- zir­vesinde Atatürk'ün ve büyük Reza Şah'm siluetleri göze çarpıyordu. Diğer İki kulede ise misafirlerimiz Şehinşah Muhammed Reza Pahlavî :1e impara-toriçe Süreyya'nın büyük eb'atta fo« toğrafları vardı. Alkışlar bütün stad-yomu çınlatırken sulh güvercinleri sa­lıverildi ve bir tarafında Atatürk'ün diğer tarafında. büyük Reza Şah'm portrelerinden yapümış bir sepet ta­şıyan balon havaya yükseldi, öğrenci­ler, başöğretmenlerinin kumandası ile İran Şehinşahı Muhammed Reza Pah-javî şerefine üç kere zrndebat ve ar­kasından Reisicumhur Celâl Bayar şe­refine üç defa «sağ ol» diyerek iki kardeg ve müttefik memleketin devlet re­islerini selâmladılar.

Stadyomu dolduran halk, heyecan için­de ayalkta idi ve 19 mayısı ve Türk İran dostluğunu alkışlıyordu.

Ankara :

İran imparatoriçesi ' majeste Süreya: Pafalavî bugün saat 16 dla Kızılay u-mumî merkezini ziyaret etmiştir. Kı­zılay umumî merkezi reisi, Devlet Ve, kili ve Millî Müdafaaı Vekâleti Vekili Semi Ergin, Kızılay reis vekilleri, u-muroî kâtübi, umum müdürü, Kızılay kan programı doktorları ve gönüllü teşkilâtı idare heyeti üyeleri tarafından karşılanan imparatoriçeye Kızılaym fa aliyetleri ve kan programı hakkında izahat verilmiştir.

'Bu ziyaret esnasında Kızılaya 10 bin lira bağışta bulunan İmparatoriee Süreya Pahlavî'ye Kızılay ziyareti hâtırası olarak Kızılay reisi Devlet Veki­li ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Se­mi Ergin tarafından Kızılayın altun madalyası hediye .edilmiştir. İmpara toriçe, bilhassa Kızılaym çeşitli faali­yetleri ve kan programı ile yakından alâkadar olmuş, gördüklerinden dola­yı memnuniyetini izhar buyurmuş­tur.

İmparatoriçe majeste Süreya Pahlavî Kızılaya geliş ve ayrılı şiarında mavi üniformalı kan programı gönüllüleri tarafından hararetle karşılanmış ve uğuirlanmıştır.

Ankara :

İran Şaihmşahı Majeste Reza Pahlavî ile İmparatoriçe Süreya Pahlavî'nin memleketimizi ziyaretleri münasebetiy le P.T.T. Umum Müdürlüğü tarafından çıkarılan pullardan hazırlanan hâtıra serilerinin muihtevî (birer albüm bugün barajda şereflerine verilen kır yeme­ğinden sonra Münakalât Vekili Arif Demirer tarafından kendilerine tak­dim edilmiştir.

Ayrıca heyetin diğer âzası için hazır­lanmış olan serilende PTT Posta Telg­raf Dairesi tarafından İran Büyükelçi­sine tevdi edilmiştir.

Savarona okul gemisinden telsizle :

Majeste İran Şahmşahı Mohamrnsd Keza Pahlavî ve imparatorca Sorsya Pahlâvî ile Reisicumhurumuz Celâl Bayar refakati erindeki zevatla birilikte saat 19.30 da. Zonguldaktan Zonguldaklılarm içten gelen sevgi tezahürleri arasında merasimle uığurlanrmş vs Türk deniz kuvvetlerinin Savarona okul gemisiyile İstanbula müteveccihen hare­ket etmişlerdir.

İki dost ve müttefik devlet reisleıni Sa­varona okul gemisine çıkışlarında 42 pare top atışıy'la selâmlanmışlar ve ge­mide bahrî merasim ve gemi kuman­danı kurmay yarbay Necati Tınaz ile subaylar tarafından karşılanmışlar­dır.

Büyük misafirlerimizle Reisioumlbuinumuzun yakın bulundukları Savarona okul gemisi, lâtif ibir gecede ve sakin ha va şartları altında Gaziantep vs Sultanıhiısajr tipinde 6 muhribin refakatin­de Karadeniz boğazına doğru branda direğinde İran Şahin şahının ve Türk riyaseticuımhurluk forsları toka etmiş olduğu halde seyretmektedir.

21 Mayıs 1956

İstanbul:

"İran Şehinşahı majeste Muhammed Reza Pahlavî bugün 17.30 da Ayasofya mıüzesini ve müteakiben de Yerebatan sarayını gelmiştir.

"Majeste Şehinşah Ayasofva müzesinde İstanbul Valisi Prof. Gökay ve müze müdürü Feridun Dirimtekin tarafından izahat verilmiştir.

' İstanbul:

İstanbul şehri bugün, memleketimizi resmen ziyaret etmekte olan kardieş îrati'ın necip hükümdarı majeste Şe-ninşah Muhammed Reza Pahlavî ile imparatoriçe Süreya'yı emsalsiz halk tezahıüratiyle karşılamış ve Sarayburnundan Yıldız sarayına kadar 30 kilomietreTik güzergâhı hıncahınç dol­durmuş olan yüzbinterce İstanbullunun coşkum tezahüratı, Tütik - İran dostluk ve ittifakının ne derecelerde millete malolmuş bulunduğunun yeni ve par­lak bir misalini daha vermiştir.

Şahiîişaih ve imparatorire, Reisicumh'Ur Celâl Bayar'm refakatinde Zonguüiiiak'tan Savarona okul gemisinde dsniz yoluyla İstaaübuia çelmekte idi. İstanbul halkı -günlerden beri kardeş İran milletimin sevimli hükümdarları­nı ıkaırş/ılamaya hazırlamıyor, buıgün ise sabahın enken saatlerinden itibaren ika. dm erkek, ,genn ihtiyar alayın geçece­ği yollara akın ediyordu. iBu esnada Savarona okul emişi aitti muhribin refakatinde yavaş yavaş boğaz açlıkla­rına yaklaşıyordu. Savaronayı ilk olarak jet çıkaklarımız karşıladı. ÎBiraz sonra refakat muhripleri iki kandleş milletin devlet reislerini selâmlıyarak ayrıldılar ve refakat nöbetini büyük bir süratle Savarona'yı sancak ve is­keleden igeçere'k selâmlıyan altı hücum botuna terke ttilsr. Muhrip terimiz, Şebiınşa'ın ve Reisicumhurun Haydarpa­şa açıklarunda teftiş edeceği donanma­mız arasımda yerlerini almaya g'iiddyorlardı.

Savıarona, Grandi direkinde. İran Şeh'inşahınm gök mavisi ve Türkiye Curnihuriyetinin al forslarını taşıyarak saat 9 dla Anadolu fenerini bordaladı.

Anadolu ve Eumelü fenerlerindeki müstahkem mevkilerde erler devlet reisleri ün kere «yaşa» diyereik selâm­lıyor, bataryalar selâm salvoları atı­yorlardı. Aynı merasim Anadolu ve Rumeli Kavaklarımda da tekrarlandı. Savarona- Anadolu kıyısına yakın ge­çiyordu. Büvük Amiral üniformasını giymiş olan Şehinsah Muhammedi Re­za Pahlavî, kendisini selâmlıyan erlere mukabele ediyor ve refakatindeki de­niz kuvvetleri kumandanı oramiral Altmcan İlle deniz mihmandarlarından izahat alıyordu. Savarona^ daha boğaı-zın ağlarım geçmeden yolunu kesti, bir motörle Başvekil Adnan Mendieres, Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Şem'i Ergin, İstanbul Vali ve Belediye Reis Yekili Prof. GÖkay ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reis Vekili OBSeneraü; Tunor boylu İran hükümdarlarını selamlama­ya 'geliyorlardı. Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay İstanbul Şehri adına Farsça bir cümle ile ŞEİhinşahı selâm Savarona ağır ağır boğazdan geçiyor, sahiller boyunca birikmiş olan halik, mendiller sall'ıyaraik devlet reislerini selâmlıyor, igemileır düdüklerini çalı­yordu. Beylerbeyinde deniz  assubay okulunam rıhtımı boyunca dizili öğren, çiler üç kere «sağol» diye haykırıyor, okul bandosu İran ve Türk Millî Marş­larını çalıyordu Savarona saat 10.45 de Üsküdar açık­larına gelmişti. Kızkulesi hizasından dönerek Haydarpaşa açıklarına doğru yol değiştirdi.

Şehinşah, emsalsiz güzelliği ile karşıda duran İstanbul'u alâka ile seyrediyor, İstanbul siluetinin semaya doğru ahenkıe sivrilmiş kubbeleri, minareleri ye 'büyük binaları hakkında Valinin verdiği izahatı dinliyordu.

İmparator içe Süreyya Pahiavî de bu esnıadla güverteye çıkmış, îstanbulu seyretatekte idi. İmparatoriçe, üzerine açık mavi renkte sâde ve zarif bol bir yünlü p-arde.su 'giymişti. Başında bal rengi ince tülden Örtülü beyaz hasır bir şapka vardı. Bal rengi eldiven, çanta ve ayakkabı taşıyordu. Boynun­da ün dizi iri inci bulunuyordu.

Saat 11 de savarona, üc dizi halinde Haydarpaşa açıklarında demirlemiş ci­lan donanmamızın hizasına' gelmişti. Refakatindeki hücumbotları Savarona' nın sancak ve iskelesinden geriye doğ­ru 'kayarak iki müttefik devlet reisini taşıyan okul gemisinin dümen suyun­da prova nizamm'a girmişti.

Denizaltı ve denizüstü bütün gemile­rimiz, alay sancaklarını toka etmiş, grandi direklerine Türk ve İran ıbayraklarmı çekmiş, mürettebat çimavari ni­zamında dizilmişti. Muhribleritmiz, devlet reislerini 42 pare topla selâmla­dılar. Savarona sancak ve provadan gemileri bordolarken gemilerde çima­vari d eki mürettebat şapkalarım çıka­rarak üc kere «sajğo-î» diye haykırıyor, selâm resmini itfa ediyordu.

Şehmşah ve Reisicumhur, SavaronTankıç güvertesinde donanmamızın selâmına alıyorlardı. Teftiş saat 11.30 da bitti. Savarona Kabataş açıklarına demirledi. Şehinşah ve Reisicumhur, merasimle Savarona'yı terketti. Savarona 42 parelik selâm topu attı. Şehinşahı ve Reisicumhuru getiren Acar motoru iki devlet reisini alkışlarla de­nizden karşılayan halikla dolu muhte­lif deniz vasıtalarının; arasından süzü­lerek saat 12.15 de Sarayfournuna ya­naştı.

Karaya ilk olarak Şebinşah. ve imparatorioe çıktılar, onları Reisicumhur Ce­lâl Bayan Başvekil Adnan Menderes, Millî Müdafaa ve Hariciye Vekilleri ve iki devlet reisinin refikaları taküb etti. Vali ve Belediye Reisinin refikası ve sayın Nilüfer Gökay, imparatoriçeye kayısı güllerinden bir touket takdim, etti.

Sarayburnunda Şehimşahı ve impara-tori'çeyi karşılamak üzere başta bando ve alay sancağı ile 'bir kıt'a asker yer almıştı. Mebuslar, mülkî askerî ve ad­lî erkân., vilâyet ve 'belediye meclisi âzaları, konsoloslar ve İstanbuidaki îran Kolonisi de oradaydılar.

Şehinşah ve Reisicumhur, Sarayiburnu na ayak basmasiyle beraber Gülhansden atılan 42 pare topla selâmlandı­lar. Millî Marsların dinlenmesini mü­teakip otomobillere binildi ve teşekkül eden alay saat 12.30 da hareket et­ti.

Şehinsah ve Reisicumhur, 22 sene ev­vel büyük Reza Şahın Türkiyeyi zi­yaretinde Atatürk'le bera Reza Şahı taşımış olan Atatürk'ün açık otomobilinde yer almışlardı. Onu takip eden diğer açık otomobilde imparatoriçe Süreya ile Başvekil Adnan Menderes ve İstanbul1 Valisi ve Bele­diye Reisinin refikası bulunuyordu.

İhtiram motosiklet ve ciplerinin refa­katinde alayın Sarayburnu'nu GüLhane parkma bağlıyan köprüden geçmesi ile beraber istanbul halkının muazzam te-zaıhürleri, alkışları ve «yaşa" sesleri başlail, ve bu ses ve alkış tufanı, hiç dinmeden, etrafı sarsatn kuvvet ve he­yecanını hiç azaltmadan, taım bir saat bütün güzergâh, boyunca devam. Ellerinde Türk ve İran bayraklarını sallıyan kız ve .erkek öğrenciler, beşuşyüzleriyle iki devlet reisini hararetle ve samimiyetle selârndiyan erkek, ka­dın,  gene  İhtiyar İstanbullular,mufrabbetin hançerelere verdimi bütün «yaşa» diye [haykırıyor, aziz misafirleri selâmlıyor, âdeta bağrına basıyordu. Muhammed Reza Pahlavî bu coşkun tezahürata duEmadlaaı mukabe­le ediyor, güler yüzle İstanbul halkını selâmlıyordu.

Alay, Gülhane Parkından çıkınca Ayasofyaya doğru ilerledi, oradan Di-vanyoluma çıkara!k Anka/ra caddesi yo­lu ile Yeni'üami'e gelerek köprüyü geç­ti. Galata, Bankalar caddesi, Tepeibaşı yoluyla Galatasaray'a varacak, Bey oğ­lunu katedecek Taksîm'den Ayazpa-şa. yoluyla Dolmabahçe'y.e inecek ve oradan da Beşiktaş ve Ortâiköy yol'uy-l'a Yıldız sarayı bahçesine girecekti.

işte 30 kilometreye yakın bu uzun gü­zergâh boyunca İstanbul ihalkı, yüz binlerîni yollaıra dökerek iki veçheli bütün yaya fcaldırımlarını hıncahınç doldurmuş, yollara taşmıştı. Sağlı sollu evlerin bütün penoeerleri ve (balkanla­rı salikım salkım halkla dolu idi.

Her taraf bayraklarla donatılmış, bir­çok yerde taklar kurulmuştu. Güzer­gâh boyunca meydanlar kavşak­ları (bilhassa kalabalıktı. Ayasofyada, Tünbedie, Ankara caddesinde İran ibaş_ konsotosluğuruun önünde, Sirkeci dö­nemecinde, Adliye öniÜBde, Yeni'cami de, Galata'da, Yüksek kaldırım döne­mecinde, Bankalar caddesinde, Tepebaşı maydanında, Galatasaray yoll kav­şağında, Beyoğlu caddesinde, Taksim meydanında, Dolmâbahçe'de ive Be-şiktaşta iğne atılsa yere düşmeyecek foir kalabaılık vardı. Dinımeyen tezah'ür-ler arasında alay saat 12.45 de 'Köprü­ye ıgeldi, Köprü üzerinde 'bandosu ile 'deniz harfo o-kuRundan bir şeref (kıtası yer almış, iki devlet reisini selâmlıyor­du.

Taksim meydanında da Kuleli askerî İisesiniin1 şeıref kıfası bulunuyordu. Dinmıy-en .alkışlar «yaşa" sesleri, bay­ram yaıpaın bir şehir ve (beşuş biır hal­kın içten gelen muazzam: tezahürleri a-rasında ilerliyeoı alay, saat 13.15 de Dolmabahçe- önlerine geldi.

Ayazpaşadan inerken Teknik üniversi­te öğrencileri, iki devlet reisini hara alkışlıyorlairdı.    Sainaybuirjıund'an hareketinden itibaren tam bir saat sonra 13.30 da alay Ortaköyden Yıldız sanayi bahçesine igirnaliı Bahcs kapısın­da bir kıta asker selâm resmini ifa et Reisicumhur Celâl Bayar, aziz misafir­lerimiz Şehinşah ve imparatorineyi İsîarj'oulıda ikametler ine tahsis edilen Yıidi'z sarayı Şale köşküne kadar gö­türdü. Alayın geçmesinden bir saat sonra dahi halk güzergâhı tamamSyle boşaltamamıştı. Beşuş yüzlerde iki kardeş ve müttefik devlet reisini kar­şılamış ve selâmlamış olmaktan doğan samimî memnunluk okunuyordu.

İstanbul :

İstanbul Vali ve Bel&iSye Reisi' Prof. Gökay, misafirlerimiz Şahınşah ve imparatoriçe'ye İsıtanbul şehri adına.' bu akşamki zivaifetten sonra olgunlaşma .enstitüsünde gayet sanatkârane işlen­miş Ibir çay takımı ile Paşabahçe şişe ve cam fabrikasından sureti îhususiyede yaıpıları ve İran Şahmşahı armalı bir bonbonyer ile bir sürahi ve bir de au­tundan yapılmış şehir rozeti takdim etmiştir.

22 Mayıs 1956

İstanbul:

Reisicumhur Celâl Bayar, bu akşam Dolmabahçe saraya muayede salonun­da büyük misafiT'leri'miz İran Şalıinşahı Muhammed Reza Pahlavî ile imparatariiçe Süreya Pahlavî şereflerine bü­yük bir kabul resmi tertip etmişler­dir.

Dolmsibahçe sarayının şahane bir su­rette donatılmış muhteşem muayede salonuna Şahinşah ile imparatorÜçenin Reisicumhurun 'refakatinde olarak gi­rişleri iki ibine yakın seçkin dârvetliler tarafından muhabbet tezahürleriyie karşılanmışlardır.

Sahinşah .beyaz ceket, lâcivert paınta-lon, sırmalı ibüyük üniformasını (giy­miş ve bütün nişari'Tarını takmıştı.. Impairatoriçe Süreya'nıra üzerinde strazla işlenmiş köpük mavisi dantel­den bir tuvalet vardı, başında pırlanta fbir 'diadem, Iboynunda dizi inci, göğ­sünde beyaz zemin üzerine mavi çizgÜÎ

Üniversitelilerin zamanı idarelerinde mazhar oldukları inkişaf ve tekâmül tarihe mal olacak ve bu ilim yuvala­rının ilim ve insanlığa hizmetteki mu­vaffakiyetlerinde daima' şerefli bir his-ss&eri bulunacaktır.

Müteakiben hukuk fakültesi dekanı Prof. Dr. Recai Okan'da yapmış oldu­ğu konuşmada majeste Şehinşahm ha­yatından ve kendisinin gerek milleti .gerekse hür milletler camiası için yap­mış olduğu çalışmaları belirtmiş ve sözlerini bitirirken 'demiştir ki:

«Üniversitemiz, asil ve necip milleti­nizin vatanperverlik duygularına, o-nun millî ^uur ve (birliğine dayanmak suretiyle memlekBtinize yaptığınız de­ğerli hizmetleri, içtimaî, iktisadi, ma­lî, idarî ve siyasî güçlüklerden hur-tarmak hususundaki yüksek gayretini, zi, mille tinizin hükümdarlık hakları­nın, devletinizin vahdet ve tamamiye-fcrnin d!ış tehlike ve baskılara karşı ko­runması hususundaki azim ve meta­netinizi, dahilde sulh, sükûn ve istik­rarı tesis ve hariçte başında bulunduğunuz devletin şeref ve itibarını yük­seltmek .hususundaki faaliyetinizi, kar­deş ve dost bir milistin varlık ve is­tiklâlinin iç ve tehlikelere karşı koyulması hususundaki yüksek dira­yetinizi, bütün ibu değerli hizmetlerin ifasını mümkün kılmak üzere yüksek şahıslarınızda temerküz eyleytan, mezi­yet ve vasıfları nazara alarak, İran milletinin diiinya sanat ve edebiyatın­daki yüksek ve değerli varlığını temsil etmekte bulunan zatı sahan eli sır ine, fahrî doktorluk payesini tevcih eyle­miş bulunmaktadır.»

Bundan sonra rektör Prof. Fehim Fı­rat majeste Şahinşahm yanma, yakla­şarak :

Majeste Şahmşah hazretlerine Dr. Honoris Causa, payesini tevcih ve diplo­mayı takdim .ederken nail olduğum şe­ref ve duyduğum' bahtiyarlık pek bü­yüktür, demiş ve fahrî doktorluk alâ­metini Şahinışahm omuzuna koymuş ve bu hususta tanzim kılman diploma­yı kendüsiras takdim etmiştir.

İstanbul üniversitesi fahrî hukuk dok­toru majeste İran Şahinşahı da müte­kabil bir hitabede bulunmuştur.Merasimden sonra majeste Şahinşaha altından yapılmış bir rozet takdim e-dilmiştir.

Marasimi 'müteakip üniversiteden, ay­rılan Şahinşaha üniversite .gençleri te­zahürat yapmışlar ve kendisini büyük bir dostlukla uğurlamalardır.

Müteakiben ayrı bir otomobille üniver­siteden ayrılan Reisicumhur Celâl Ba-yar'm etrafını saran üniversite genç­leri coşkun muhabbet ve sevgi teza­hüratında bulunmuşlar ve derhal et­rafını sararak ellerini öpmüşler daki­kalarca şiddetle alkışlamışlardır.

İstanbul:

Bugün öğleden evvel Metris çiftliğin­de İran Şehinşahı şerefine ordumuzca tertip edilen hakikî mermi atışlı mu­harebe tatbikatı yapılmıştır.

Tatbikatı görmek üzeris Şehinşah Mu-hammed Reza Pahlavî ile Reisicumhur Celâl Bayar, şeref tribününün kurul­muş olduğu Rasattepeye .geldikleri za­man askerî merasimle karşılanmış, Millî Müdafaa Vekâktti Vekili Semi Ergin, Erkânı Harbiyei Umumiye Re­is Vekili orgeneral Tunaboylu, birinci ordu müfettişi orgeneral Aknoz ve kurmay heyeti tarafmdian selâmlanmıştır. Tribünün sol tarafındaki bü­tün' sırt ordumuzun muharebe tatbi­katını görmek için çeşitli binkrce va-Sîta ile gelmiş olan çok büyüik sayıda vatandaşlarla kaplıydı. Yıldızdan Mat­ris ıniftliği'me kadar yollar boyunca ol­duğu gibi Rasattepede iki müttefik devlet reisi halkın cojkun tezahüratı ile selâmlanmıslardır. Tatbikatta Bü­yük Millet Meciisi Reisi Refik Korstan, Başvekil Adnan Menderes, tatlbikatı görmek üzere bilhassa Ankara'­dan İstanbul'a gelmiş olan birçok me­bus, sivil erkân generaller ve amiral­ler, Amerikan asktarî heyeti reis ve azaları yabancı ataşemiliterler, gaze­teciler ve diğer davetliler hazır bu­lunmuştur.

Tatbikatın esasını kara ve hava işbir­liğine dayanan tank topçu birlikleriyle desteklenen.bir piyade alayının, bir­likler üzerinden aşarak hemen müda­faaya .geçmıiş olan mefruz bir düşma-

Şehinşaha bir meç, imparator i çeye de altından yapılmış 'bir deniz sınbay ko-kartı hediye edilmiştir.

Şehinşah ve Reisicumhur, Yassıada merasimle uğurlanmışlar ve ra­kip bulundukları Savarona okul ge­misi. Gölcüğe- gitmek üzere Heybelia:d!a önlerinden geçerken, rıhtım boyunda çimariva nizamında sıralanmış bulu­nan deniz harb okulu ve lisesi öğren­cileri tarafından «sağol» nidasiyle se­lâmla nonışlard ir.

Savarona okul gemisi :

Savarona okul gemisi ile Gölcük'e doğru yollarına devam ettikleri sırada büyük misafirlerimiz İran Şehinşahı majeste Muhammed. Reza Pahlavî ile imparatoriee Süreya ve Reisicumhur Celâl Bayar şereflerine donanma bir­liklerimiz tarafından bir deniz tatbi­katı yapılmıştır.

"Bu tatbikata tam saat 13.30 dla iki muhrip filotillasının Savarona okul gemisinin her iki bordasından torpito hücumları ile başlanmıştır. Tam isabet­li olarak yapılan bu torpido hücumla­rım takiben denizaltılara karsı su bom­bası atışları gösterilmiştir.

Savarona Gölcük'e yaklaştığı sırada, bir denizaltımız okul gemisine doğru dalmış vaziyette ilisrlemiş ve torpido hücumu yaptıktan sonra su sathına çıkmıştır. Tatbikatın sonunda mayın tarama gemileri, manyetik ve demirli mayınların taranmasını çok canlı bir şekilde göstermişlerdir.

Tatbikat, Önceden hazırlanan progra­ma uy.gun olarak düzgün ve disiplinli bir şekilde ve muvaffakiyetle cereyan etmiş, Şehinşah 'gördüklerinden dolayı takdirlerini izhar etmiştir.

Gölcük :

İran Şdhinşahı ve imparatorice ile Re­isicumhurumuz Celâl Bayar bugün, ak­şam üzeri Savarona okul gemisi ile Göîcük'e gelmişlerdir.

Dost ve kardeş Üki devlet v.ekilisrini hamil Savarona okul gemisi Gölcük önlerine geldiği vakit bura bulunan, donanmamıza mensup gemiler tarafın­dan karşılanmış ve Yavuz zrıhlısı bü­yük misafirlerimizle Reisicumhurumu­zu 42 pare top atışı ile selâmlamîştrr.

Savarona okul gemisinin demirlemesi­ni müteakip İzmit Valisi ile donanma kumandanı Amiral Korutürk Savaro-na'ya çıkarak misafirlerimize hoş gel­diniz demişlerdir.

Majeste Şahından ve Reisicumhurumuz Celâl Bayar Gölcük iskelesinde mera­simle karşılanmışlar, bando Türk ve İran millî marşlarını çalmıştır.

Burada Gölcük üs kumandanı ile Göl­cük fabrikaları müdürü, garnizon su­bayları ve sivil erkânı, Şahmşaha tak­dim edilmiş, ordu evinde ve Gölcük ve donanma teşkilâtı hakkında izahat ve-riümiştir. Müteakiben Gölcük Fabrika ve tesisleri gezilmiş, yangın okulunda yapılan -yangın söndürme-' tesisatı  ile takip edilmiştir.

Gölcük fabrikası müdürlüğünce Şahm­şaha Gölcük'ü ziyaretleri hâtırası olarak «dümen dolabı içinde bir gümüş tabla» hediye edilmiştir.

İzmit kâğıt ve HereikîS fabrikaları ve tesisleri hakkınca Şahmşaha izahat verilmiş ve fabrika mamullerinden mü­rekkep hediyeler takdim edilmiştir.

Yalova :

İran Şahmşahı ve imparatoriçesi ile Reisicumhurumuz Celâl Bayar bera­berlerindeki zevatla bu akşam Savaro­na okul gemisiyle Yalova'ya gelmişler ve büyük bir halk topluluğunun mu­habbet tezahürleri arasında merasim­le karşılanmışlardır.İki dest memîek&t devlet reislerinin rakip bulundukları Savarona okul ge­misi Yalova açıklarında bugünkü de­niz tatbikatına katılmış bulunan 30 d'an fazla harb gemimiz tarafından kar­şılanmıştır. Harb gemileri prova niza­mında cıft kolona halinde demirlemiş­ler ve haricî tenviratla donatılmışlar­dır. Ayrıca projektörler denizi vi& se­mayı aydınlatıyordu. Savarona iki kö-lona araşma geldiği zaman bütün ge­milerden rengârenk havaî fişekler a-tılmaya başlanmış ve bu lâtif manzara jidstelere Vali 'tarafından İzmir mebusları, sivil ve askerî erkân ve Nato "kumandanları .ile yüksek rütbeli su­baylar takdimi edilmiş, majesteler be­raberlerinde Hariciye Vekili Prof. Fu­at Köprülü vs! İran heveti olduğu halde kendilerimi karşılıyan muazzam halk kitlelerinin sevgi tezahürleri ve alkış­ları arasıncfJa Efes'e hareket etmişler­dir.

Efes :

Majeste İran Şehinsahı ile imparato-riç&, beraberinde Hariciye Vekiilimliz Fuat Köprülü -ve İranı heyeti olduğu halde bugün akşam üzeri Efes'e gısü)-miş Efes [harabelerini, müteakiben Mer yem. Ananın evini ziyaret etmişler ve kendilerine, alâkalılar tarafın dan ve­rilen izaJhatı dinlemişlerdir.

Majesteler İzmirden Efese gelmiş ve avdetlerinde güzengâıh üzerindeki ka­saba ve köyler halkı 'tarafından sevgi tezahüratı ile selâmlanmışiardır.

26 Mayıs 1956

İzimir-:

Memleketimizin büyük misafirleri Ma­jeste İran Çırîhiîişahı ile impaırarfcariJçe siniln ziyai'etlieTİnıe ait programda' kü­çük bir değişiîküîk yapılmış ve majes­te Şehinah ile Reisicumhur: Boyar, hava kuvvetlerinin Balıkesirde gerslerin.e yapacağı hava gösterilerinde buTurimaik üızene bu sabah uçakla Balıke­sir'e harefeet etmişîısirdlir.

Majesteleri m emi ek etim iz edki resmî ziyaretleri buçün sona ermektedir. Se-hin^ah ve imparatoriçs. hususî surette ilki veya üç ?ün daha İstantoulda. ka­lacaklardır.

İzmir :

Majeste İran Şöhiaşahı Mıaham;med Reza Pahlavî bugün cumhur Celâl Bayar Ba toir'li'kte şereflerine Türk hava kuvvetleri tarafından Balkteesir hava gösterilerinde ve tatbikatında hazır bulunmuplardar.

Majeste Şahınşab ve R,eisicumhui- Ce­lâl Bayar Balıkesire hareket emsek üzere (beraberlerinde Devlet Vekili orgeneral Tuınafooylu ve di­ğer bey-et azaları olduğu halde Gazi-emirdeiki hava eğitim kuvvetleri ku­mandanlığına teşriflerinde hava kuv­vetleri kumaın-danı orgeneral Uçaner, hava eğitim kumandanı albay Gegin Kumandanlık subayları ile başta alay sancağı olduğu1 halde hava harib oku­lu öğrencil'Sr.i tarafından [karşılanm'iş-];ar, .bandto iran. ve Türk millî marşları­nı eaümı?, Şahmsah ve Reisicumhuru­muz hava harb okulu ihtiram kafasını teftiş etmişlerdir.

Balıkesare hareketten evvel Şahınşa-ba bava eğitim kumandn'alısı hakkında kısaca izahat verilmiştir.

Mütıaakiben majeste Şahınşah ve Re-isicumlhur Celâl Bayar ile foerafoerle-rind'eki zevat bava kuvvetlerimizin! lariyle Balıkesire hareket etmişler vra u:duış esnasında majeste Şahınşah İzmirden Balıkesire kadar uçağı idare etmiştir.

Balıkesir 9. hava üssünde merasimle karşılanan iki devlet reisi Vali Hilmi İncesulu, hava kuvvetleri kurmay baş­kanı korgeneral Togav, üs kumandanı kurmay albay Akyüdız ve grup ku­mandanı kurmay Al;bay Ergun ile üs suibay ve subaylarıyla memleketi-miyrle misafir bulunan İran havacıları taraf mldlan selâm Sanmışlardır. Şahınalı ve Rpıiskumîhur Gslâl Bayara bu-rad'a hava üssü hakkımda' izahat veril­miştir. Birliklerin mubayaaya aralıksız devam etmeleri için lüzumlu malî imkânlar temin edilmiştir.

3 Pamuk politikamız, hem istihsal maliyeti yüksek olan pamuk mah­sulünden müstahsilin mâkul ;bir gelir temin etmesini sağlamak, suretiy­le memleketimizin en mühim döviz kaynaklarından biri olan pamuğun istihsalini arttırmak ve hem de son yıllarda genişleyen ve gittikçe ge­nişlemekte olan dahili pamuk istihlâkini karşılamak gayelerine aynı za­manda matuftur.1955-1956 pamuk mahsulü mevsiminde, pamuklarımızın, ahdî bağlantı­larımızın yerine getirilmesi ve müterakim borçlarımızın tesviyesi mak-sadiyle daha ziyade E.P.U. içi memleketlere satışını kanalize etmek için, 3/4 nisbetinde E.P.U. içine ve 1/4 nisbeıtinde E.P.U. dışına olarak, pa­muk ihracatında gerek Tariş ve Cukobirlik gerekse serbest ihracatçılara seyyanen tatbik edilmek üzere dörtlü sistem kararlaştırılmıştı.

Tatbikatta bu dörtlü sistemin umulan neticeyi vermediği müşahede edil­diğinden, bu nisbet şubat ayı baslarında 1/1 olarak değiştirilmiş ve tat­bikine geçilmiştir.

Son tahminlere "göre 130 bin ton civarında hesaplanan bu seneki pamuk -mahsulünden, dahilî ihtiyaç çıkarıldıktan sonra, 40-50 bin (ton raddesinde ihraç edilebilecek miktardan bir kısmının E.P.U. içi memleketlere ihra­cını birlikler vasıtasiyle tertiplemek zarureti hasıl olmuştur.

"Mezkûr birliklere tahmil edilen 'bu vazife ile takip olunan gayenin tahak­kuk edebilmesinin bir kısım zararları iktiham etmeğe vabeste olduğunu takdir buyurursunuz.

"Vekilin konuşmasından sonra kürsüye gelen soru sahibi, pamuk alım ve satışlarında yeni bir sisteme gidilmesini, ihracatçının vaziyetinin da­ima göz önünde tutulmasını ifade etti.

Yedek parça meselesi

İktisat ve Ticaret Vekâleti Vekili Hadi Hüsmen, Bolu Mebusu    Ahmet "Katı'nm yedek parça eksikliği hakkındaki sözlü sorusunu  da  cevaplan­dırarak şunları söyledi:

«Muhterem Bolu Mebusu Ahmet Hatı'nm, motorlu nakil vasıtaları ve­rine yedek parça ve lâstik ithalinin daha faydalı olup olmadığına ve is­tihsali arttıracak bir cök tesis ve malzemelerle mevcut fabrikalarımızın muhtaç oldukları ham maddeler için kâfi döviz teinin edilemediği' hal­de lüks eşya ithal edilmesinin şikâyet ve tenkitlere yol açmakta olduğu­na dair 6 maddeden ibaret sualine cevabımı sırasiyle arzediyorum:

1 Liberasyon tatbikatının durdurulduğu 22.9.1952 tarihinden bugüne kadar binek otomobil için Vekâletimize e tahsis verilmemiştir.

Kamyon, lâstik ve yedek parça ithalâtı için 1955 vılmda ve 1956 yrlın-da normal kaynaklarımızdan şimdiye kadar ve I.C.A. (F.O.A.) yardım­larından senelik olarak yapılan tahsisler şöyledir:

marasında zikredilen otomobil yedek parçaları için ithalâtçıya %70, top­tancısına %10, perakendecisine %20 bir kâr tanıması suretiyle fark gö­zetilmesi, yedek parça ithalinin güçlüğü ve 1956 bidayetinden itibaren anlaşmamız olan Fransızlarla yapılan görüşmeler neticesinde tütün pro­tokolündeki lüks eşya yerine tıbbî müstahzar, röntgen filmi, tıbbî elâs­tikî mensucat, fotoğraf filmi ve kâğıdı, biçer bağlar m akmaların a mah­sus ipler, graft 'kâğıdı, ilâç şişeleri, müstahzarat ampul imaline mahsus cam tüpler gibi mühim ihtiyaçlarımıza cevap veren malların ikamesi te­min olunmuştur.

Diğer taraftan, Çekoslovakya tütün protokolünün aynı esaslar dairesin­de tadilini sağlamak üzere Çekoslovak hükümetiyle 'temasa geçilmiş ve bu meselenin haziran ayında Ankara'da toplanacak muhtelit komisyon­da müzakeresi takarrür etmiştir.

Vekilin konuşmasını takiben kürsüye gelen soru sahibi, lâstik tevziatın­da bazı aksaklıkların mevcut olduğunu, keza lüks otomobillerin de gay-rıkanunî yollarla yurda sokulduğunu ileri sürdü, tekrar söz alan İktisat ve Ticaret Vekâleti Vekili Hadi Hüsmen, hâlen binek otomobili için it­hal müsaadesi verilmediğini, kanunsuz yollarla yurda dahil edilmek is­tenen otomobillerin ithaline mani olunmak için de sıkı kayıtlar konul­duğunu ifade etti. Lâstik tevziatında görülen aksaklıkların da giderile­ceğini beyan eyledi.

Diğer sualler:

Kırşehir Mebusu Tahir Taşer'in, Avanosta 400 vatandaşa ait toprağın ellerinden alındığına dair Ulus gazetesinde intişar eden havadisin doğ­ru olup olmadığı hakkındaki suali Devlet Vekili Semi Ergin cevaplan­dırdı. Semi Ergin cevabında dedi ki:

Avanos'un Orta köyünde faaliyette bulunan 72 numaralı Toprak Komisyonu tarafından ölçülüp muhtaç çiftçilere dağıtılan arazi hakkında mahallinde- yaptırılan tetkikata nazaran bu arazi aslında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup âmme hizmetine tahsis, olunmıyan işgalli arazidir.

İşgalli arazinin belirtilmesi tamamiyle 4753 ve 5618 sayılı kanunlar­a, nizamname, talimatname ve 'bu husustaki tamim esasları dairesinde yapılmıştır.  Belirtme  sırasında  toprak  komisyonunun  elinde bu köyün vergiden çıkarılan kayıtları bulunduğu gibi vatandaşlar tarafından bu esnada ibraz edilen diğer belgeler bilir kişi huzuru ile mahallerine tat­bik edilerek sahipli olduğu anlaşılan arazi dağıtım dışı bırakılmıştır.

Zilyetlik veya vergi kaydına müstenit iddialar 6333 ve 6335 sayılı kanun­ların vazettiği hükümler dairesinde nazara alınmıştır.

3 Dağıtıma 'tabi tutulmak üzere belirtilen 1130 parça arazi 5618 sayılı kanuna ek kanunun yedinci maddesine tevfikan hakkı muhtel olanların haklarını aramaları için askı kâğıdı ile parselasyon şagilleri birer birer gösterilmek suretiyle köyde ilân edilmiş ve vaki itirazlar üzerine komis­yonca köy halkı ve ihtiyar meclisi huzuru ile yapılan revizyonda 6.000 küsur dönüm arazi hakkında bir itirazda bulunulmadığından hazine malı olarak köyde bulunan muhtaç ve hak sahibi çiftçilere dağıtılmıştır. Zilde eklenmesine dair kanun teklifinin konuşulmasına geçildi. Ve teklif müstaceliyetle kabul edildi. Kabul edilen bu kanun teklifine göre, ye­dek subaylıktan muvazzaf askerî memurluğa tâyin edilen binden fazla teğmen, üsteğmenliğe terfi ettirilmekte ve bunlar üsteğmenliğe terfi et­tikten sonra geriye kalan hizmet süreleri de bu rütbedeki kıdemlerine sayılmaktaydı.

Büyük Millet Meclisi pazartesi günü toplanacaktır. Vekilinin ajansımıza beyanatı:

5 Mayıs 1956

Ankara:

Adliye Vekili Hüseyin Avni Göktürk muhabirimiz tarafından kendisi­ne sorulan aşağıdaki suale şu cevabı vermiştir:

Sual:

Üç Temyiz hâkiminin kanun hükümleri gereğince emekliye sevkedüme-leri üzerine 'gazeteler temyizde, temyiz mahkemesinde birinci reisin te­şebbüsü ile bir 'rivayete göre 40-50, bir rivayete göre de 90 hakimin .işti­rakiyle bir toplantı yapıldığı ve bazı kararlara varıldığı ve bu arada size de müracaat olunduğu ve toplu olarak mülakat talebinde bulunulduğu ve tarafınızdan bu arzunun kabul olunmadığı yayınlanmış bulunmak­tadır.

Mesele gerek Vekâletinizi ve gerek Adliye Vekili olarak şahsınızı alâ­kadar etmesi bakımından umumî efkârı Anadolu Ajansı vasıtasiyle ten­vir etmek ister misiniz?

Cevap:

Meseleye vazifem dolayısiyle muttali bulunuyorum. Ancak, üzerinde durarak gerekli tahkikat ve tetkikati yapmış ve neticeye henüz vasıl olmuş değilim. Matbuata akseden şekline gelince:

Hâdisenin mahiyet maksad ve sureti vukuunu bazı gazetelerimizin tas­vir ettiği şekilde kabul edecek olursak fevkalâde vehameti aşikârdır.

Zira bu, selâhivetli makamların kanun dairesinde bulunduğuna en kü­çük bir şüphe dahi caiz olmiyan bir tasarrufuna karşı toplu olarak fiilî bir mukavemet hareketine teşebbüs mânasını tazammun eder.

Şimdilik söyliyebileceğim şudur ki. Vekâletimce ve ayrıca hükümetçe mesele ehemmiyetle ele alınmış bulunuyor.

Temyiz Mahkemesi Birinci Reisinin bir tavzihi:

6 Mayıs 1956

Ankara:

Temyiz Mahkemesi Birinci Reisi Bedri KÖker aşağıdaki tavzihi gönder­miştir:

müş olduğu fikirleri cevaplandırdı. Kanun lâyihasının, hüsnüniyet sahibi tüccarı koruduğunu, ancak kara kalbli tüccarları müşkül duruma sok­tuğunu belirtti. Daha sonra lâyihanın gayelerini izah etti. Ve tasarı­nın kabulünü istedi.

Afyon mebusu Kemal Özçoban (D.P.) yaptığı konuşmada istihsal ve ih­racat mevzuları üzerinde durdu, kredili ithalât sisteminin meydana geç­tirdiği zorlukları ortaya koydu. Hayat pahalılığının önüne geçilmesi içinneler yapılması lâzımgeldiğini anlattı. Bu arada bir takım siyasî faaliyet­lerin piyasada itimatsızlık 'havası yarattığını ve bunun karaborsayı teş­vik ettiğini bildirdi.     

Hürriyet Partisi Meclis Grubu adına kürsüye gelen Feridun Ergin, Ke­mal Ozçofoan'm sözlerine temas ederek, bu lâyihanın müzakeresi sıra­sında, kabil olduğu kadar siyasî mülâhazalardan tecerrüd ederek mevzu­un derinliğine girilmesi lâzımgeldiğini söyledi.

Kocaeli mebusu Cemal Tüzün (D.P.) kanun lâyihasının Meclisin tatilin­den önce mutlak surette çıkarılması lüzumu üzerinde durdu.

Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.) lâyihanın eKsik olduğunu ileri sürdü. Lâyihada suç ile ceza arasında nispetsizlikler bulunduğunu, kont­rol teşkilâtının âmmeyi ürküteceğini, ihbar müessesesinden içtimaî bir takım mahzurların doğacağını söyledi.

Zonguldak mebusu Nusret Kirİşçioğlu (D.P.) da; lâyihanın bütünü üze­rinde geniş açıklamalarda bulunarak, Millî Korunma Kanununun lâyı-kiyle tatbik edilmesinin ancak kuvvetli bir kontrol sistemi ile mümkün olabileceğini belirtti ve lâyihada da bu hususa azamî derecede yer ve­rildiğini istedi.

Büyük Millet Meclisi 16 mayıs çarşamba günü saat 15 de toplanacaktır.

Reisicumhurumuzun bu akşamki ziyafette irad ettiği nutuk: 16 Mayıs 1956

Ankara:

Reisicumhurumuz ve sayın Reşide Bayar'm İran Şehinşahı Majeste Mu-hammed Reza Şah Pahlavi ile İmparatoriçe Soreya Pahlavi şereflerine bu akşam verdikleri .ziyafette Reisicumhur Celâl Bayar şu nutku irad etmiştir:

İmparator Hazretleri, Davetimizi kabul buyurmak suretiyle memleketimizi teşrifinizden dur­duğumuz büyük bahtiyarlık ve iftiharı, yalnız refikam ve şahsım namına değil, milletim namına da burada bir kere daha ifade etmek isterim.

Milletimin an'anevî Türk - İran dostluğunun ve kardeşliğinin derin he­yecanını bütün kalbiyle hissettiği tarihî anlardan birini de, çok muhte­rem pederiniz cennetmekân Reza Şah Pahlâvî Hazretlerinin vaktiyle memleketimizi ziyaret etmiş bulunmaları teşkil eylemişti.

İran Şehinşahınm bu akşamki ziyafette irad ettiği nutuk:

Ankara:

Reisicumhurumuz ve sayın Reşide Bayar'ın İran Şehinşahı Majeste Mu-hammed Rıza Şah Pahlavî ile İmparator i çe Soreya Pahlavî şereflerine bu akşam verdikleri ziyafette İran Şehinsahı Majeste Reza Şah Pahlavî Reisicumhur Celâl Bayar'ın hitabesine cevaben şu nutku irad etmiştir:

Reisicumhur Hazretleri,

Uzun zamandan beri özlediğimiz kardeş ve necip Türkiye'yi Allah'ın avni ile, görmemizin müyesser olması beni ve imparatoriçeyi çok se­vindirmiştir.

Temiz Türk toprağına attığım ilk adımda, büyüklü, küçüklü Ankara halkının muhabbet tezahüratını yakından müşahede ederek, pek iyi an­ladım ki 'bu her türlü protokol icaplarını tecavüz eden sevgi gösterileri, köklerini merhum pederim ile büyük Atatürk'ün tarihî görüşmelerinde attıkları kardeşlik ve birlik mefhumundan almaktadır.

Hatta bugün, o mesud buluşmanın hatıra ve eserlerini Türkiye halkının kaîblerinde gözlerimle okur gibi oluyorum.

Büyük bir memnuniyetle müşahede ediyorum ki bu iki büyük insanın önümüzde çizdikleri saadet dolu yol, bir yandan ben ve İran milleti, di­ğer yandan, tedbirli hareket hattı cümlenin sitayişine nazhar olan ekse­lansınızın rehberliği ile, Türk milleti tarafından kat'edümiş ve kuvvet­lenmiştir.

Bugün, iftiharla dolu yeni .bir merhale kat'eden bu iyolun, sulhun ve umumî emniyetin takviyesinde mühim bir rol oynıyacağı şüphesizdir.

Ekselansınızın buyurdukları gi'bi, geçen sene memleketimizi şereflendir­diğiniz zaman İran milletinin kaîblerinde unutulmaz tatlı hatıralar bı­raktınız.

O tarihde, henüz Türkive'ye bir muahede ile bağlanmamış bulunuvorduk.

Yalnız ekselansınızla beraberce yaptığımız bütün görüşmelerde, iki kardeş memleket, Türkiye ile İran arasında öyle bir vahdet ve anlaşma­nın mevcudiyetini hissettim ve kendi emel ve arzularımla sizlerinkini o derece birbirlerine benzer buldum ki, daha o anda Türkiye devletini ken­di müttefikimiz adediyordum.

Şimdi, büyük bir memnuniyet ile beyan edebilirim ki, İran'ın Bağdad. paktına iltihakiyle, bu ittifak tam ve sağlam olarak teşekkül etmiştir.

Ve eminim ki onun kıymet ve ehemmiyeti, gün geçtikçe artacak, bizler ve gelecek nesillerimiz bu ittifakın sayısız meyve ve neticelerinden fay­dalanmış olacağız.

Bugünkü dünyanın vaziyeti ile memleketlerimiz halkının refahı ve kal­kınması için şiddetle muhtaç olduğumuz ve samimiyetle arzuladığımız daimî sulh arasında, maalesef, çok büyük mesafe mevcuddur. Bu arzuya ulaşma ve dünya sulhunu temin yolunda hiç bir fedakârlıktan ve mü-cahededen 'geri kalmamalıyız.

kın maya karşı bizzat Türk milletini soğutmağı adet haline getirmek mak­sadını takip etmektedir. Ben, bu hususu mutalaka cevaplandırmak isti­yorum.

Şimdi, muhterem arkadaşlar, acaba Türkiye'nin iktisadî vaziyeti nedir?_

Türkiye'nin iktisadî vaziyeti bütün dünya kitaplarında yazıldığı gibi iktisaden geri kalmış memleketti-. İktisaden geri kalmış memleket ne­dir? İstihsali az, istihlâkine yetmiyen memleket, mahrumiyet içinde ya­şanan .memleket, mahrumiyet içinde yaşamaya mahkûm memleket de­mektir. Türkiye'de esasen hiçbir endüstri tesisi yapılmamış hattâ üze­rinde çalışılmamış, emek sarfedilmemiş, yolları mühmel kalmış, ziraati ve onun istihsal vasıtası bir kağnı ve bir karasabana sahip olmaktan ileri gitmemiş bir memleket... Limanı yok, suyu yok, buyu yok, hiçbir şeyi yok. Sanki vaktiyle müreffeh idi, sanki Türkiye'nin müreffeh bir altın devri vardı da Demokrat iktidar geldi birtakım 'bid'atler çıkardı, köy su­yu dedi, liman dedi, baraj dedi ve başımıza hayat pahalılığı çıkardı, ma­işet zorluğu çıkardı, hepsi bu iktidardan ve onun takip ettiği iktisadî politikadan ileri gelmektedir.  Şimdi bunu böyle  anlatmak     istiyorlar.

Hakikati hal böyle mi? Hayır.. Birkaç ay evvel bütçe münasebetiyle yap­tığım konuşmalarda, gazete kupürlerini okuyarak, 1945 de, 1946 da, 1947 de, 1948, 1949 ve 1950 senelerinde et buhranı, kömür buhranı, ekmek buhranı mevcut olduğunu ekmeğin 38 kuruş olduğunu, kömürün bulun­madığını, buna mukabil kazançların da şu düşük seviyede olduğunu bu­rada anlatmıştım. Şimdi de daha evvelki devrelere ait birkaç söz söyliye-yim. Böylece, bugün yapılanlardan dolayı, dolayı değil, fakat Türk mil­leti iktisaden geri kalmış bir .memleket olması itibariyle, iktisadî geri bırakılmış bir memleket olması itibariyle, sefalete, mahrumiyete mah­kûm idi, bu cihet iyice anlaşılmış olsun.

Meselâ bakınız, sene 1934... Ne baraj yapıyoruz, ne yol yapıyoruz- ne de liman. Statik 'bir iktisat içinde, dörtte bir asırda dört şeker ve çimento fabrikası yapmakla geçirdiğimiz statik bir devirde., hiç bir şey yapma­dık.

-Sene 1934 İktisat Vekili Celâl Bayar, nutuk veriyor, diyor ki, memleket­te kahve yok bu memlekete kahve getirilemiyor, bugün kahve için bîr lira dahi vermek memlekete ihanettir.

1934 de ne baraj var, ne çimento fabrikası ve ne de şu gördüğümüz asarı terakki medeniyet var. Ama kahve gene yok fakat tahrikçilik de yok.. Eğer 'ben kürsüye hazırlanmış olarak gelseydim. Bunları burada uzun uzun okurdum.

Sene 1937 . Gene ne baraj var, ne yol var, ne liman var. Bunlar o za­man akıldan, hayalden bile geçmiyordu. Zannediliyor ki, Türkiyenin ka­deri bugün için de, gelecek asır için de budur ve Türkiye buna mahkûm­dur. Bu kaderi değiştirmenin mümkün olacağı hususu kimsenin aklın­dan geçmiyordu. Gene o zamanlarda İktisat Vekili Celâl Bayar'dı. Baş­vekil olmasına yakın zamanlarda idi. Et buhranı vardı. Neden? O za­man Halk Partisi iktisadî tedbirler, kararlar almıştı o zaman altın dev­ri idi. Yalan mı? Açın okuyun.    Tüccar ve kasap kombinezonları vardı. Şunlar yapılıyor,  bunlar yapılıyor. Ve et buhranına çare bulalım diye Başvekil müteakiben sözü Almanya misaline getirdi, ikinci Duma Har­isinden sonra iktisadî kalkınmasını süratle tamamlamış olan bu memlsetle Türkiye'nin durumunu kıyas etmenin yersizliğini belirten Adnan ^Menderes, misal gösterirken 'bunlar atasında uzak yakın bir münasebe­tin mevcud olması gerektiğini söyledi. Kaldı ki. Almanya'nın yeniden silâhlanması kararı verilmesi üzerine bütün fivatlarda yüzde 15 zam "kaydedildiğini hatırlattı. Birinci Dünya Harbinden sonra da bir kalkın­ma mucizesi göstermiş olan Almanya'nın bu defa da tekerrür eden mu­vaffakiyeti, o memlekette bütün ana tesislerin vücude getirilmiş olma­sında aramak lâzım geldiğini, halbuki, Türkiyede en iptidaî ihtilaçların bile karşılanmamış olduğunu açıkladı ve sözlerine devamla dedi ki:

"Geride bıraktığımız korkunç boşlukları. İleri dünya İle bugünkü Türki­ye arasındaki bu korkunç mesafeyi nasıl ortadan    kaldıracağız? Hangi tempo ile? Onlar atom devrinde biz. iki çimento fabrikası fazladır diye münakaşa ediyoruz. O medenî âlemin arkasından koştuğu ideal ve havailer ortada iken hür dünya için, hürri-vet davası için, tecavüze karşı koymak üzere teşkil edilen set ve siperlerde bu Hereoe cansiperane vaziyet almı olan Türk milletine sizin reva gördüğünüz yaşayış seviyesi, hayat (seviyesi bu mudur? 260 bin ton şeker fazladır bu Türklere diyorlar.. Bu eti yememeli idi. Bu yumurtayı yeme­meli idi diyorlar. Ayağını vorganma göre uzat, yani istihsaline Öre is­tihlâkini ayarla diyorlar.. Tıpkı 25 senedenberi yapıldığı gibi.. Yani za­rurî bir muvazenenin, açlığa ve mahrumiyete mahkûm edilerek tesis edilen bir muvazenenin halâ hasretin içinde bulunuyorlar. Acınacak şey.. Fakat bu, rehavet içinde bulunan miskin hükümetlerin kârıdır. Ve ko­laydır. Denilir jki, sen bu kadar yiyeceksin, aldığın kadar satacaksın, Sattığın kadar alacaksın. Bu efsaneler içinde iken harp geldi çattı. Ek­mek bulamadık, buğdayın kilosu 150 kuruşa çıktı. Bu kadar süfli ve se­fil bir istihsal seviyesine düştük. Daha ne zamana kadar bekliyeceğiz? Biz med'enî âlemle aramızdaki mesafeyi kısaltmaya çalışıyoruz. Bizjîm kalkınma hamlemiz gizli değildir.»

Başvekil Plân mevzuuna da birkaç kelime ile temas ettikten tsonra, mu­halefetin iktisadî kalkınma tedbirlerini bir iktisadî felâketmiş gibi gös­terme gayretine girişmesindenberi aradan bir yıl geçmiş olduğunu ha­tırlattı. O günden bugüne kadar bol mahsul elde edilmediği, büyük yar­dımlar görülmediği halde, muhalefetin İddiası hilâfına, çok sıkıntılı ol-.mayan hayatımızın devam edip gittiğini belirtti ve sözlerine şöyle de­vam etti:

«Bilâkis müşküllerin sonunda ve iyi zamanın başlangıcında bulunduğu-mıuza dair namütenahi beşaretli delillerle karşı karşıyayız. Bu devrede, başladığımız eserleri bitiriyoruz, hem istihsalimizde bir durgunluk yaratmıyoruz, hem de yapılmış olan enves t ısınanlarımızın bitirilip iş­ler hale gelebilmesi için elimizden gelen hiçbir şeyi esirgemiyoruz. Geçen sene kahve sıkıntısı vardı. Fakat Türk hükümeti, Türk Başvekili 6.5 milyon doları, 32 milyon dolarlık malzemenin getirilmesi için peşin olarak verdi. Bu malzeme daha gelmedi. Bugün yarın gelmek üzeredir. Bununla toprak altı sularını bulacağız, yol yapacağız. 17 tane yeni gemi aldık. Türkiye, üç tane yeni gemiyi Türkiye olalı bir arada görmemişti.Bu kadar necip, bu kadar çalışkan, bu derece örf ve iz'an sahibi, tarihin derinliklerinden 'hüviyetini almış Türk milleti, dünyanın en nazik par­çasında oturup da sulh dâvasına bu derecede büyük hizmetler yapan Türk milleti, sen elbette daha iyi bir hayata namzetsin, demektir. Bunu çok görmeyiz. Biz, bu kadarını bile gayrı kâfi bulmaktayız. Başvekil, muhalefetin bu sefer tabir ve ifadelerinde bir takını tenzilât yapmak lüzumunu hissettiğini, hattâ bu tenzilâtın şimdi ileri giderek, sadece «yüzbinlerce ailenin iztırabma» inhisar ettirilmiş olduğuna dik­kati çekti ve dedi ki: «Biz, bu yüzbinlerce ailenin ıztıraplarını bertaraf etmek için bu Mlilî Korunma Kanunu tâdilleri ile birlikte diğer tedbirlerin hiç birinde de kusur etmemek arzusunda olduğumuzu bir defa değil bir milyon defa tekrar ediyoruz.

Bütün cehdü gayretimiz, bu memleketin en kısa bir zamanda saadetini temin etmekten ibarettir. Türk milleti bu seviyede kalamaz. Bu seviyeye mahkûm edilemez. Türkiye'yi bulunduğu yerden mutlaka kaldırmak lâ­zım gelir. Onun için de mütemadi çalışmalarla bütün memlekette tanm-mıyacak çehre değişikliği yaratan ve hayatın istihaleleri Rakımından es­ki gidişe nazaran mazi ile irtibatını kesmecesine bir hamle içindeyiz. Bu hamle, daha da artacaktır. Çünkü insanlık öylesine bir hamle içindedir, ilim ve fen öyle bir seviyeye vasıl olmuştur ki, biz de onlarla beraber yaşayabilmek ve medenî âlem içindeki şerefli mevkiimizi biran evvel elde etmek mecburiyetindeyiz. Bizi bu .arzumuzdan hiçbir nokta geri çeviremez.»

Başvekil konuşmasının sonunu muhalefetin sadece aleyhte görünen un­surları ele aldığını, Türkiye'nin kalkınma hamlesi ve leyhindeki unsur­ları ne kadar karanlık göstermek mümkünse o kadar fazla ka^a boya kullanarak tabloyu çizmeğe çalıştığını belirtti. Bunun memleket Hayrı­na olmadığına işaret etti.

Adnan Menderes, müzakere edilmekte olan Millî Korunma Kanunu ta­sarısına sözü getirerek, cereyan eden müzakerelerden bu kanunu yeni muhalefet partisinin istemediği anlaşıldığını, halbuki bir kanunun şid­detli veya hafif blması onun heyeti umumiyesiyle reddi için bir sebep teşkil edemiyeceğini belirtti. Kanun müzakere olunurken mülâhazaların reddedilerek gerekli tashih veya tadillerin yapılmasına gayret olunması bir vecibe teşkil ettiğini söyledi ve alkışlar arasında kürsüden ayrıldı.

Büyük Millet Meclisi müzakereleri

Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Reisvekillerinden İhsan Bac'^n riyasetinde toplandı.

Celse açıldığı zaman, bazı kanun lâyihalarının iade edilmesine mütedair Başvekâlet tezkereleri okundu. Bundan sonra zaptı sabık hülâsası hak­kında söz alan Burdur mebusu Fethi Çelikbaş (Hür. P.), Meclisin 9 ma­yıs tarihli inkîtamda, reisin, müzakerelerin devamı sırasında celseyiremillî beraberlik .bu sıkıntıları mutlaka yenecektir. Bunun için de lâzım gelen tedbirleri almak vazifemizdir. Ve işte bu kanun lâyihasını getir­mekle bu tedbirleri almak teşebbüsüne geçmiş bulunuyoruz. Kanun lâ­
yihasının mükemmel bir şekilde Meclisden çıkacağından asla şüphe et­
miyorum.»İktisat ve Ticaret Vekilini müteakip Başvekil Adnan Menderes, söz alda ve gerek bu celsede, gerek bundan evvelki1 celsede millî korunma kanu­nunun tadiline dair lâyiha üzerinde konuşmuş olan bazı hatiplerin ileri sürdükleri fikir ve iddiaları cevaplandırdı. (Başvekili Adnan Menderes'­in bu konuşması ayrı bir haber olarak bültenimizde mevcuttur.)

Muvakkat encümen adına Sivas mebusu Ercümend Damalı müzakere mevzuu lâyihanın istiklâlle mücadele müeyyidelerini kuvvetlendiren bir lâyiha olduğunu belirterek şimdiye kadar konuşan hatiplerin bu esas fi­kir üzerinde durmaları gerekirken mevzuu politik bakımdan istismar et­mek teşebbüsünde bulunduklarını ifade etti. Lâyihanın esasları hakkın­da malûmat vererek .bunların yürürlükteki Millî Korunma Kanunu mü­eyyidelerinin daha şiddevlendirilmesi gibi bazı hükümler dışında pren­sip itibariyle eski kanundan ayrılmadığını tebarüz ettirdi. Ercümend Da-malı'dan sonra ikinci defa olarak kürsüye gelen Urfa mebusu Feridun Ergin (Hür. P.), bundan evvel yapmış olduğu konuşmasındaki-fikirleri tekrar etti, eski görüşlerinde İsrar eyîiyerek gerek bu kanun lâyihasına gerekse ihtikâra karşı alınacak 'tedbirlere muhalif olduğunu muğlâk ifa­delerle belirtti. Hatip bu arada yeni kanunun bir ticarî ahlâk kanunu olduğu yolunda bir mebusun müdahalesini cevaplandırdı ve lâyihada ih­tikâra karşı alınması derpiş edilen cezaî müeyyideleri bir şiddet rejimi diye tavsif ederek bunun, piyasada huzur kalmamasına sebep olacağı id­diasında bulundu, «biz ağır ceza istiyorsak memleketimizin piyasalarında huzuru muhafaza etmek istediğimiz içindir» dedi.

Müteakiben İktisat ve Ticaret Vekili Zeyyad Mandalinci tekrar söz aldı ve Feridun Ergin'in konuşmasına cevap vererek onun Batı ve Doğu Almanya arasında yapmış olduğu mukayesenin yersiz olduğunu belirtti, »şiddet rejimi» yolundaki tavsife de cevap vererek şöyle dedi: «Bizim bu. kanunla istihdaf ettiğimiz gaye, hiçbir suretle memlekette bir terör ya­ratmak değil, ancak istihsal ve istihlâk arasındaki sirküvide normal ola­rak cereyanı icabeden mutabıkîığı temin ve bu sirküvinin serbest ola­rak çalışmasını engelleyen manileri ortadan kaldırmaktır.»

Ticaret ve İktisat Vekilinin konuşmasından sonra müzakerelere gelecek celsede devam edilmek üzere toplantıya son verildi

Büyük Millet Meclisinin gelecek toplantısı cuma günü saat 15 dedir.

Millî Korunma Kanununun tâdiline ıdair kanun lâyihası 18 Mayıs 1956

Ankara:

Meclisin bugünkü toplantısında takdimen müzakeresine başlanan Millî

kanunun bu boşluğu doldurulmuş, belediyelere yalnız azamî fiyat tâyini ve narh tesbiti salâhiyetleri tanınmakla iktifa edilmemiş, bazı malların hususiyet ve cinslerine göre azami fiyat tâyini mümkün olmadığı zaman kâr haddi tesbiti imkânı derpiş edilmiştir. Belediyelerin şimdiye kadar ancak getirilen tarifeleri tasdik şeklinde olan selâhiyetleri bu tarifeleri, gereğinde alâkalı meslek teşekkülleriyle de-istişare ederek re'sen tan­zim ve tssdika da teşmil edilmiştir. Bu selâhiyetler iş yerini kapatmak­tan başlıyan pratik süratli ve müessir müeyyidelerle takviye edilmiştir.

İş yerlerinde yapılacak aramalar mer'i hükümlere göre, adlî merci­lerin müsaadesine tâbidir. Bu müsaadenin istihsali uzun zaman  almak­ta, murakabenin müessiriydi de zail olmaktadır. Bu mahzurları Önlemek için yeni tasarıda murakabe vajzifesi verilecek memurlara evvelcedemevzuatımızda bulunan idarî arama ve zafoıt selâhiyeti .tanınmıştır. Buyeni 'hükümlerle suç delillerinin imhasına mahal bırakmıyan süratli birkoritrol sistemi ihdas edilmektedir.

Mer'i hükümlerin sarahatine rağmen tatbikatta ihbar müessesesi işliyememiş ve beklenilen faydaları sağlıyamamıştır. Tasarıda ihbar mües­sesesinin tekemmül  ettirilmesi  üzerinde ehemmiyetle  durulmuş sı kabul  edilmiş ve mahkemelerce hükme bağlanacak ikramiye nispet­leri arttırılmıştır.

Millî Korunma Kanununa muhalefet halinde verilecek cezaların mü-
essiriyeti dâvaların süratle intacına bağlıdır. Vazıı kanun bu hususu na­
zarı itibara alarak millî korunma suçlarını meşhut suç addetmiştir. An­cak  mahkemelerin  çok mahmul bulunması sebebiyle dâvaların  süratle takibini temin maksadiyle, mer'î kanunun verdiği    imkâna    dayanarak, millî korunma mevzularında ihtisası bulunan hâkim ve müddeiumumi­lerden müteşekkil ve yalnız millî korunma dâvalariyle iştigal edecek ih­tisas mahkemelerinin yeniden ihdası düşünülerek masrafları karşılamak üzere 4 ncü madde ile gerekli arttırma yapılmıştır.

6 Tasarıdaki hükümlerle satışa arz edilecek mallar üzerine etiket koy­mak ve bu etiketlere doğru olarak maliyet fiyatlarını da yazmak mecbu­riyeti koymuş ve bu suretle Millî Korunma Kanunundaki büyük boşluk kapatılmıştır. Ancak bir emek veya muayyen bir malzeme ve emek sek­linde piyasaya arzedilen hizmetlerin, fiyatları hiçbir nizama tâbi bulun­mamakta .müstehliklerin istismarına ve devamlı şikâyetlere yol açmak­tadır.

Bu itibarla 31 nci madde ile valilere, belediyelere ticaret ve sanavi oda­larına bu hususlarda fiyat ve ücret tesbiti ve 'tarife yapılması selâhiyeti verilmiştir.

Lâyihanın heyeti uımumiyesi üzerinde Hürriyet Partisi adına söz alanUrfa mebusu Feridun Ergin, mezkûr tadil lâyihasının çok ağır cezaî hü­kümlerle dolu bulunduğunu soyliyerek, bu haliyle kanundan müspet birnetice almamıyacağmı, şiddet tedbirlerinin ticaret ve istihsal üzerindemenfi tesirler yaratacağını, meşru ticarî faaliyetlerde korku havasınıhâkim kılacağını, iş adamlarının cesaretini kıracağını, piyasanın birazdaha boşalmasına sebebiyet vereceğini, bundan dolayı müstehlik tabaka­sının da menfaatlerinin haleldar olacağını ileri sürdü. Feridun Ergin ko­nuşmasının sonunu şöyle bağladı: Vaktin gecikmiş olmasından dolayı Millî Korunma Kanununda değişik­lik yapılmasına dair kanun lâyihasının tümü üzerinde konuşmalar ge­lecek toplantıya bırakıldı.

Meclisin bugünkü toplantısında, Nafıa Vekâleti Karayolları Umum Mü­dürlüğünde çalışan yevmiyelilerin işçi sayılıp sayıhmyacağı hakkında bîr tefsir talebi müzakere edildi ve neticede bu hususta çalışma encü­meninin mazbatası kabul olundu.

Büyük Millet Meclisi çarşamba günü toplanacaktır.

Büyük Millet Meclisi müzakereleri

Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Reisvekilİerinden İhsan Baç'm riyasetinde toplanarak, Millî Korunma Kanununun tâdiline dair kanun lâyihasının müzakerelerine .devam etti.

Celse açıldığı zaman Giresun mebusu Doğan Köymen, lâyihanın tümü üzerindeki görüşlerini bildirdi. Bundan sonra lâyihanın heyeti umumi-yesinin kifayeti hakkındaki takrirler reye sunularak kabul olundu ve maddelerin konuşulmasına geçildi. Bu arada maddelerin fıkra halinde müzakere edilmesi esası da kabul edildi.

Birinci maddenin birinci fıkrasının konuşulması sırasında, söz alan Urfa mebusu Feridun Ergin (Hür. P.) bu kanunun fevkalâde hallerde tatbik edilmesi icap ettiğine göre hâlen böyle bir durumun mevcut olup ol­madığını hükümetten sordu, Feridun Ergin'in bu sualini İktisat ve Tica­ret Vekili Zeyyad Mandalinci cevaplandırdı. Vekil, bu cevabında ezcüm­le şunları söyledi:

«Zannediyorum ki, açıklanması lâzımgelen mühim bir nokta var, o da fevkalâde hallerin hakikaten bugün mevcut olup  olmadığı meselesidir.

Muhterem arkadaşım Feridun Ergin, harp ekonomisi maziye karışmış­tır ve binaenaleyh tamamen harp ekonomisinin tatbikatı mahiyetinde olan fevkalâde hallerin tatbikatına lüzum yoktur, şeklinde bir mütalâa ileri sürdüler.

Bugün harp ekonomisi maziye karışmış mıdır? Yoksa karışmamış mıdır? Bu sualin cevabını verebilmek için evvelemirde dünyanın ekonomik du­rumunu, dünyanın içinde yaşadığı siyaset konjöktürü kısaca tahlil et­mek icabeder.

Şimdi Almanya'dan başlıyahm, daha düne kadar tamamen sulh ekono­misi içerisinde yürüyen Almanya bugün silahlanmaktadır. Daha dün Ko-xe konlöktürünün dünya üzerinde yarattığı tesirler malûmunuzdur. Ce­nubî Asya devletlerinin kurmakta bulunduğu müdafaa teşekkülü hayalî "bir korkunun mahsulü değildir. Hakikaten mevcut bulunan bir endişe­nin mahsulüdür. Bağdad paktı hiçbir zaman şu veya bu espirinin 'kendi kendine ilham ettiği birşey değil, bir zaruretin dünyanın harp ekonomisi içerisine doğru gidişinin bir merhalesidir. İngilterede daha düne kadar

ekonomik hayat tamamen sosyal ve normal safhada cereyan ederken bugün harp ekonomisine doğru bir istikamet almaktadır. Yalnız atom için. milyarlar sarf edilmektedir. Amerikada atom. enerjisi üzerinde sarfedilen milyarlar yine Amerika'nın normal bir istikamette yürüdüğünü değil harp ekonomisi istikametinde gittiğini göstermektedir. Rusya'nın mütemadi olarak iktisadî bakımdan dostluk tezahürlerinde bulunması Rusya'nın normal bir istikamette de­ğil harp ekonomisi istikametinde gittiğini göstermekledir. Bütün dün­yanın her tarafındaki hareketler bize muazzam bir tehlikenin mevcudi­yetini isbat etmekte ve bütün memleketler gibi memleketimizin de bu istikamette hazırlıklı olmasını icap ettirmektedir.

Bugün bütçemizin hemen hemen yarısını Millî Müdafaa sektörüne ilâ­ve etmek suretiyle büyük bir hamle yapmaktayız. Bu da hiçbir surette normal bir ekonomik konjöktörün mevcut olmadığını, bilâkis harp eko­nomisi içinde bulunduğumuzu gösterir. Dünya harp ekonomisi dışına çıkmış değildir. Bu zaruretler karşısmda memleketimizin de elbette bir­çok tedbirler alması iktiza eder. Bunun da birinci şartı, maddenin üçüncü bendinde yazılı olan hususun devamıdır. Bunun içindir ki, üçüncü mad­dede bulunan hüküm yaşamaktadır. Fevkalâde haller hitam bulduğu zaman, bu kanun hükümlerinin tatbikine lüzum kalmryacaktrr.»

Vekilin konuşmasından sonra, diğer hatipler de söz alarak birinci mad­denin birinci fıkrası üzerindeki düşüncelerini belirttiler. Neticede birin­ci fıkra aynen kabul edildi. Fıkrada söyle denilmektedir:

1) Hükümet, dahilde lüzum gördüğü maddelerin maliyet unsurlarını, bu rnaliyeta zammedilecek azami kâr hadlerini veya azamî satış fiyatları­nı ve bu maddelerin cinslerini, nevilerini ve vaisrflarmı tesbit ve tâyin edebileceği gibi komüsyon, nakliye ve nakliye komüsyonu, tellaliye, sim­sariye gibi ücretlerin ve bir hizmet veya sanat veya emek karşılığında alınacak sair ücretleri ve bilumum fiyat ve ücret tarifelerini tâyin ede­bilir ve rnusyven kanunlara göre tutulması icabeden defterlerden baş­ka lüzumlu göreceği defterleri tutmaya tüccar, esnaf vesair alâkalıları mecbur kılabilir.

Hükümet yukarıdaki fıkrada yazılı fiyat, kâr haddi, maliyet unsuru, bir hizmet veya sanat veya emek karşılığı, alınacak ücretler veya fiyst ve tüccar tarifelerinin tesbitini belediye, ticaret ve sanayi odalarına veya valilere yaptırabilir.

Büyük Millet Meclisi pazartesi günü toplanacaktır.

İşletmeler Vekili Samed Ağaoğhı Nazilli'de

20 Mayıs 1956     

Nazilli:

İsletmeler Vekili Samed Ağaoğlu beraberindeki zevatla bugün saat  II de Nazilliye gelmiştir.

Bütün bu eserler yalnız bizim değil, hasutlara, maksatlılara karşı Türk:, milletinin verdiği en güzel cevaplandır.

Türk milleti bu eserleri yapamıyacak mı idi.

Demokrat Türk milletinin iradesine uyarak bu eserleri meydana getirmiyecek mi idik?

Türk milleti tabiî âfetlerin, kara sabanın, zayıf öküzün, kerpiç evin, esi­ri olmıya devam edip .gidecek mi idi?

Hayır asla. Türk milleti lâyık olduğu medeniyet seviyesine biran evvel erişmek kararındadır ve erişecektir.

Samed Ağaoğlu bundan sonra Türk devletinin bugünkü dış itibarını an­latarak dünya milletinin en .kuvetli âmillerinden birisi haline geldiğini de izah etmiş ve.Türk milletinin ve onun menfaatlerinin insan ve vatan­daş ve millet hak ve hürriyetleri dâvasında en kuvvetli mesnetlerden-birisi haline geldiğini söyledikten sonra sözlerine şöyle devam  etmişti":

İşte milletin bugünkü manzarası bu. fakat, ne yazık ki, bu manzara muhalefet partilerinin reislerini memnun etmiyor. Ve onlar durumdan vatanın her köşesinde bütün hakikatleri pervasızca inkâr etmek yolun­da konuşup gitmektedirler, evvelki gün de buraya gelmişler ve yine re­jim buhranından hürriyet yokluğundan kendilerinin hakikatleri söyle­dikleri için Demokrat Partiden çıkarıldıklarından bahsetmişler. Neler söylediklerini okudum. Bunlar arasında bir kısım isnatlar var ki şayet olmasaydı beyhude iddialara cevap vermek hakikaten zahmet olurdu.. İçlerinden 'birisi bir milletvekili aynen şöyle diyo:

«Sayın Cumhurreisi Celâl Bayar ve is ortağı Adnan Menderes bu mem­leketi fena vaziyete düşürmüşlerdir. Onlardan hesap soracağız.»

Arkadaşlar, hürriyet insanların karşılıklı haklarına hürmet etmekle ta­hakkuk edebilir. Devlet ve hükümet reislerini bu cümlenin çeşitli mav­naları altında taarruz hedefi yapan bir insan hürriyetin en büyük düş­manı sayılmalıdır. Ve bu korkunç cüret karşısında neneye gidiyoruz di­ye birbirimize sormak hakkımızdır. Fakat bu sualin arkasından hemen cevabımızı verelim.

İstedikleri anarşiye asla müsaade etmiyeceğiz. Ve vatandaş hak ve hür­riyetlerinin bu şeni tecavüzlere karşı muhafazası için icap eden tedbir^-leri alacağız.

Bir diğer liderleri memlekette ahlâk buhranı, rejim buhranı, devlet re­isi buhranı vardır demiş. Fakat bütün bu mefhumlardan neyi kast etti­ğini .asla anlatmamış.

Devlet reisi buhranı ne demek neyi kast ediyor. Anayasa hususunda bu, devlet reisliğinin münhal olmakta devam etmesi demektir. Böyle bir hal olmadığına göre liderin maksadı nedir? Bu kabil sözler sarf edenler on­ları izah etmek cesaretini göstermelidirler. Ahlâk buhranı diyor. Neyi kast ettiğini açıklamalıdır. Galiba siyasî ahlâk olacak. Genel kurul ve hükümet azaları sıfativle bütün karar ve kanunlarda imzaları olanların grup ve meclisîç'timalarına Demokrat Parıti mebusu olarak yalnız tas-vipkâr konuşmuş bulunanların günün birinde Nazilli'ye 'gelerek  biz iş

ya mezkûr tatbikat hakkındaki mütalâalarını su suretle ifade buyurmuş­lardır:

«Her şey den evvel bu tatbikata iştirak eden Türk ordusunun muhtelif sı­nıflarına mensup birliklerine, subay ve erlerine bize bu derece mükem­mel bir tatbikat gösterdikleri için teşekkür ederim. Saniyen, bu tatbi­kat hakkındaki intihalarımı da meczetmek isterim. Tatbikat bütün safahatiyle bir kronometre hassasiyeti arzetti. Dost ve müttefik Türkiye'­nin gerek teknik, gerekse eğitim bakımından üstün kabiliyetli ve kuv­vetli birliklere .malik olduğunu hakikî bir iftiharla müşahede ettim. Hiç bir yerde bundan daha mükemmel bir manevranın -yapılabileceğini ta­savvur edemem. Piyade, topçu ve tank kuvvetlerinin seri hareketleri ve taarruz esnasında aralarındaki işbirliği tam bir muvaffakiyetle cereyan etmiştir. Hedeflere 'tevcih edilen müessir ateş onlardan geriye bir eser bırakmamıştır. Hava müsait olması halinde hava kuvvetlerinizin de bu tatbikata katılmaları mümkün olaydı, eminim, hava kuvvetleriniz de bu icraatını gördüğümüz diğer birlikler kadar muvaffakiyet kazanacak­lardı. Ümit ederim ki, dost ve müttefik Türkiyenin ordusu daha da kuv-vetlenmiye devam edecek ve hak ve adalet yolundaki hizmetlerini da­ha ileriye götürecektir. Buna şahsen büyük itimadım var.Majeste sehinşahm bu iltifatlarına Erkânı Harbiyei Umumiye Reis Ve­kili Orgeneral Tunaboylu şu sözlerle teşekkür etmiştir:

«Yüksek iltifatlarınızdan dolayı Türk ordusuna mensup subay ve erler" namına majestelerine teşekkürlerimi arzederim. Bu duygularınızı ordu­muz mensuplarına bildirmek benim için en zevkli bir vazife teşkil ede­cektir. Bugünkü manlsvrada hazır bulunmak suretivle bize bahşettiğiniz" şerefin büyük hâtırasını daima muhafaza edeceğim.»

Radyo gazetesinin yorumu

22 Mayıs 1956     

Ankara:

Radyo gazetesi bu akşam şu yorumu yayınlamıştır:

Mısır hükümetinin Bağdad paktına veya onun azasına karşı giriştiği tez-virat gayretlerinin yeni  bir tezahürüne  şahit  olmuş  bulunuyoruz.

Kahire radyosu 19 mayısta yaptığı bir neşriyatta, İran'da bir hükümet darbesi olduğu ve karışıklıklar çıktığı yolunma bir haber uydurmuş ve bu haberin menşei olarak Ankara radyosunu göstermiştir. Ankara radyosu böyle bir haber veımediği gibi, İran'da da hiçbir karı­şıklık olmadığı şüphesiz çok geçmeden anlaşılmıştır. Nitekim Tahran menşeli dünkü ajans haberleri bu ciheti belirtmiş bulunmaktadır.

Kahire'nîn uydurduğu bu haber Tahran'da öğrenilince İran hariciyesi müsteşarı Mısır'ın Tahran Büyükelçisini nezdine celbederek keyfiyeti" şiddetle protesto etmiştir. Diğer taraftan İran matbuatı, Mısır idareci­lerinin bu çirkin tahriklerine haklı olarak çok sert cevaplar vermiştir.İktidar başındakiler her iki tezahüre karşı mücadele açmışlardır. İktidar başındakiler ilk Önce ispatçılann tesirini bertaraf etmeğe çalıştılar. Bun­lara, umumî efkârın tasvip etmeyen nazarları önünde, haksızlıklar ya­pıldı. Hattâ Milletvekilliğinden atılmak ile tehdit edildiler. îspatçılar fi­kirlerinde sebat ettiler ve nihayet Hürriyet Partisini kurdular.

Bu esnada iktidar çoğunluğundaki vazife şuurunun hamlesi de tesirini göstermeğe bağlamıştı.

1955 aralık ayındayız. İktidarın şiddet politikası yıkılmış ve demokrasirejimi biran için tehlikeden kurtulmuş göründü   Pahalılığı muhalefetinyarattığını iddia eden, iktisadî ve malî hayatımız ile basın ve adyo reji­mimizin başlıca temsilcileri aleyhine tahkikat açılmasına ve bu sebeple de bütün hükümetin düşürülmesine iktidar grupu karar verdi.

Yeni hükümet 1954 şiddet rejiminin temeli olan kanunları kaldırıp eski 'halin iadesini, iktisadi ve malî sistemde yeni bir istikamet tutulmasını kabul ve ilâna mecbur oldu. Siyasî bünyemiz iktidarı ve muhalefeti ile doğru yolların bekçisi olduğunu anlatan bir istidat -göstermiştir. Bu hâl millet bünyesinin tehlike karşısında partizanın dar düşüncesinden uyan­mağa kudretli olduğunu gösteren büyük misal olarak hemmiyetle kay­dedilmeğe değer.

1956 yılında bu şartlar içinde girdik. Cemiyetimizin bütün temiz   kudret kaynakları idealsiz bir canlılık içindeydi. Rejim üzerindeki    çekişmeler büyük Ölçüde gevşetecek, Kırşehir azabı iktidar ve muhalefet bütün si­yaset  adamlarının üzerinden kalkacak, yeni şuurlu ve muvazeneli bir iktisadî politika umumî malî güveni artıracak, insafsız hayat pahalılığı hic olmazsa hızını kaybederek duraklıyacaktı. İktisadî kalkınmada tasar­ruf ve tahammül vazifesini bütün vatandaşlar müsavi olarak benimse­yeceklerdi. Elbette iktidar ve muhalefetin karşılıklı çalışmaları durmayacaktı. Ancak salim yollarda beraber yürünecek, her halde idaremizde doğru yollardan ayrılanların cesaretleri kırılacaktı- Adaletli bir mesuli­yet arama devri süratle açılacaktı. Esefle söyliyelim ki- isler bu ümitlerde hayalin aksi yollarında gelişti. "Bir defa bütçede tasarrufa ve enflâsyonu kesmeğe yarayacak tedbirler alınmadı. Umumî iktisadî vaziyetin iyiliğe dönmesi, paranın korunması için ilk ve temel şart olan kuvvetli tasarruf yapılamadı. Bu ihmal İle malî dudumda hiçbir iyilik olmadıktan başka gerilen ümit bağları kop­tuğu için para değeri de yeni bir sarsıntıya uğradı. İktidar yeniden mâ­nâsız propaganda gayretlerini ciddî düşüncelerin ilerisine çıkardı. Gaze­telerin ?özleri umumî .efkâra tesirlerini artırdığı için de sinirler yıpran­dı. Tekrar şiddet zihniyeti iktidarda itibar safına geçti.

Şimdi iktidar bünyesi içinde vazife duygusunun yolu hem memleketin hem iktidar partisinin selâmeti için en temiz muvaffakiyet volu olduğu­nu düşünenlerle partizanca bir tesanüt meylinin her vazifeden üstün ve önde geldiğini zannedenler arasında bir mücadele hüküm sürüvor. Am­me hizmetinin selâmeti büyük ölçüde bu mücadelenin neticesine bağlı­dır .

"ilk gözdağma. üniversite mensupları uğradılar. Bütçe esnasında Üniversi­telilerin 'ffördüâü aâır muamele insana veis verivordu. Üniversite muh-tariveti davacıları kendilerini muvaffakiyetle müdafaa ettiler.

'Darını kurtardı. Bundan sonra da onu koruyacaktır. Hem. ihtilâl metod-lariyle çalışmak yalnız muhalefetin işleyebileceği hatalardan" değildir. Bu çeşit hatanın en zararlısını iktidar da yapabilir. Hem memlekette mi­sali görülmüştür.

Sayın delegeler,

Bizim milletimizin tabakaları içinde, çok memleketin hasret ettiği me­sut bir talüı olarak derin ayrılıkla? henüz yoktur. Türkiye halkı, kendi­sini refaha götürecek yolları şüphesiz takdir eder. Halk fazla hayale kapılmaksızm iyi idareyi, yani en önce doğruluğu ve adaleti herhalde is­ter. Bunlarla beraber, bizim de kendimize göre pek ehemmiyetli sosyal meselelerimiz olduğunu kabul etmek lâzımdır.

Köyde ve şehirde çalışma ve hayat seviyesi mevzuları, cemiyet işlerinin Ön safına geçmiştir.

İşçi dertlerinin ıhaklı oldukları derecede itibar görmeleri çok lâzım oldu­ğu gibi sosyal hizmetler için idaremizin ilgisi muntazam bir surette ar­tırılmak icabeder.

"Ehemmiyetli bir mesele iktisadî buhran ve enflâsyon devri içinde kendi­ni göstermiştir. Az kazançlı, sabit ve dar gelirli insanlar yanında hu­susiyle enflâsyon devrinin tesadüfleri ve marifetleriyle az zamanda bü­yük zenginlikler türemektedir.

'Sosyal nizamın çetin çekişmelere düşmeksizin tekâmül ettirilmesini gözden kaçırmamalıyız. Salim bir tekâmül kaygısı bizim daimî dikkati­mizi üzerinde toplamalıdır.

"Bugün siyasî bünvemizde muhalefet, iktidarın karsı adavı olarak belir­miştir. Bu, vatandaş huzuru için kıymetli bir hâdisedir. Darlıklar ve sı­kıntılar içinde bunalan vatandaş muhalefetten haklı olarak ümit ve te­selli bekliyor.

İlk önce rejimde 'huzur ve emniyet meselelerini elbirliğiyle halletmek ic ab edecektir.

Sevgili arkadaşlarım,

"Kurultayda fikirlerimiz ve mesuliyet almağa, lâyık cemivet karakteri­miz üzerinde memleketin dikkatini ve ilgisini toplamağa çalışacağız. Herhalde kısır çekişme hevesinden uzak bulunacağız.

Geçen iki seneye yskm zamanda reüm ve iktisadî buhran güçlükleri "içinde idealistler cok zahmet çekmişler ve emek harcamışlardır. Gaze­telerimizin ciddî bîr vazife şuuru .gösterdiklerini minnetle yadetmek is­teriz. Kâğıt, mürekken gibi en mübrem ihtivadan için gazetelerin teh­dit ve tesir altında bulunmaları büyük insafsızlıktır.

3u son iki senede iktisadî vaziyetin hatalarına dikkati çekmek Vin. ve rejimi tereddive u§Tamaktan kurtarmak için yalnız siyasî partiler icn'n-de değil, kültür âleminden ve serbest muhitlerden tarafsız pek çok ide­alist vatandaş yetişmiştir.

"Bu feyizli insanlara minnet ve şükranlarımızı sunarız. Nihayet Kurulta­ya sevinçle arz ve ifade edebilirim ki, partimizin bünyesinde vücuda getirdiği Parti Meclisi, gerçekten isabetli bir teşekkül olmuştur. Parti Meclisi Parti ^politikasını dikkatle ve salâhiyetle tanzim için kendi arasın­da ahenkli bir surette çalışmıştır. Büyük Millet Meclisi Grupumuzda vazifesini yaparken Parti idaresi ile arasında ahenk ve anlaşma 'hüküm sürmüştür. Partimizin umumî fa­aliyetinde vazife sahibi olan teşekküllerin kendi bünyeleri içinde de­mokratik usullere riayet ederek birbirleriyle ahenk içinde kalabilmele­ri takdirinize lâyık bir mazhariyettir. Sevigili arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Cumhuriyetinin ilerleyerek yük­selmesini aziz ideal bilen bütün vatandaşlarla muvazi yollardayız. Türkiye Cumhuriyetinin medenî ve manevî temelini teşkil eden inkılâpların bekçiliğini yapan bütün siyasî teşekküller ve müstakil kanaatli vatan­daşlarla bir yoldayız. Demokratik rejimin Anayasa ve bütün Kanunlar ile teminat altına alın­masının baş davacıları arasındayız. Bu ideallerin tahakkuk edeceğine yürekten inanıyoruz. Milletçe kültür ve iktisat sahasında serpilip geliş­menin şartları sağlam bir siyasî temele dayanmak lâzımgeldiği kanaa­tindeyiz. İnandığımız yollarda sebatla yürüyeceğiz. Her güçlüğü yene­ceğiz.

Sizleri hürmetle selâmlarım. Şelıinşah Muhammet! Reza Panlavî tarafından dün üniversitede  söyle­nen nutkun metni.

İstanbul:

İstanbul Üniversitesi tarafından, memleketimizin büyük misafiri İran Şehinşahı Muhammed Reza Pahlavî'ye fahrî hukuk doktorluğu payesi tevcih edilmesi münasebetiyle Şehinşafc Hazretleri tarafından irad bu yurulan nutkun metni:

Reisicumhur Hazretleri, Sayın bay rektör, Muhterem Senato âzası, Ve sayın hüzzar,

îrad edilen hakimane ve muhabbetkâr beyanat mahzuziyeti mucip ol­du. Pek değerli bir hüccet olan fahrî doktorluk payesinin tevcih ve tef­vizinden dolayı da son derece sevinç duymaktayım. Memnun ve müte­şekkirim.

İstanbul Üniversitesinin bu teşebbüs, ve hattı hareketi Türk ve İran milletleri arasında eskidenberi mevcud kültürel ve manevî bağların per­çinlenmesi esbabı avamilinden biri olacaktır ve hiç şüphe voktur ki, sev­gi rabıtaları, maneviyat temeli üzerine istinad ederse haleldar olmaz.

3 Vakit geciktiğinden 5 haziran salı günü saat 15 de toplanılmak üze­re içtimaa son verilmiştir.

İran Şehinşahı ve îhaparatoriçe  Süreyya yurdumuzdan ayrıldılar 29 Mayıs 1955

İstanbul:

Memleketimizin büyük misafirleri dost ve müttefik İran Şehinşahı Ma­jeste Muhammed Reza Pahlavî ile Imparatoriçe Süreyya Pahlavt Türkiyeye yaptıkları 15 ıgünlük resmî ve hususî ziyaretten sonra bu sabah saat 10.15 de hususî bir uçakla Tahran'a dönmek üzere Yeşiiköyden ha­reket etmişler ve büyük bir merasimle uğurlanmışlardır. Reisicumhur Celâl Bayar, bu sabah majestelerin ikamet etmekte bulun­dukları Yıldız Sarayı Şale köşküne giderek kendilerine mülâki olmuş­tur. Buradaki kısa bir istirahatı müteakip, Yeşiliköy hava meydanına gi­dilmek üzere otomobillerle kortej halinde Yıldız sarayından hareket edil­miştir. Majestelerle Reisicumhur Bayar'm rakip bulundukları otomobi­li Hariciye Vekili Prof. Köprülü ve refikası ile İstanbul Vali ve Beledi­ye Reisi ve refikasının otomobilleri takip ,etmekte idi. Beşikaştan itibaren Yeşilköy hava meydanına gitmek üzere kortejin ta­kip ettiği Dolmabahçe, Gazhane, Ayazpaşa, Taksim. İstiklâl Caddesi, İn­giliz Sefarethanesi, Tepebaşı, Ataıtürk Köprüsü, Atatürk Bulvarı, Edİrne-kapı, Londra Asfaltı, Bahçelievler yolu, büyük misafirimizi uğurlamak ve kendilerine iyi yolculuklar dilemek için toplanmış bulunan halk top­lulukları ile hıncahınç dolmuş ve caddeler kardeş iki milletin bayraklariyle donatılmış bulunuyordu. Kortej ağır ağır hava meydanına doğru bu caJdelerden geçerek ilerlerken halk iki kardeş milletin devlet reis­lerini ve imparatoriçeyi dakikalarca alkışlıyor «yolunuz açık olsun diye Çağırıyorlardı, majesteler ve reisicumhurumuz halkın bu hararetli sevgi tezahürlerine el sallayarak ve tebessüm ederek mukabelede bulunuyor­lardı. Majesteler ve Reisicumhur Celâl Bayar baştanbaşa defne dalları ve iki kardeş milletin bayraklariyle donatılmış bulunan Yeşilköy hava meyda­nına vasıl oldukları zaman meydanda başta alay sancağı ve bando bulu­nan merasim kıt'ası ve onun yanında, İstanbulda bulunan mebuslar, or­du ve merkez kumandanları ile generaller ve amiraller, adlî ve sivil er­kân kor konsüller duvayyen, İran Büyükelçisi, İran konsolosu ile konso­losluk ve elçilik mensupları ve aileleri yer almış bulunuyorlardı. Ayrıca meydanın etrafındaki yol ve meydan binasının terası majesteleri uğur­lamağa gelmiş bulunan çok kalabalık halk topluluğu ile tıklım tıklım, dolmuş bulunuyordu. Şehinşah, Imparatoriçe ve Reisicumhur Bayar alkışlar arasında meydana vasıl oldular. Majeste Şehinşah ile Reisicumhur Celâl Bayar'm sancak karşısına yerleştirilmiş bulunan kürsüye çıkmalarını müteakip bando İran ve Türk millî marşlarımızı çalmış ve Şehinşah ihtiram kıt'asmı tef­tiş etmiştir. Kendilerini uğurlamağa gelen sivil ve askerî erkâna teker teker veda eden Majeste Şehinşah ve İrnparatoriçe kendilerini Tahran'a götürecek olan hususî K.L.M. uçağının önüne gitmişlerdir. Şehinşah Muihammed Reza Paihlavî uçağın önüne yerleştirilmiş bulunan Türkiye radyoları mikrofonu önünde, Türk milletine hitap ederek şu veda konuşmasını yapmıştır: Kardeş ülkeden ve aziz Türk topraklarından ayrılmak üzere bulundu­ğum şu dakikalarda Reisicumhur Celâl Bayar hazretlerinin ve muhterem refikalarının hakkımızda ibraz eylemiş oldukları sonsuz sevgiye gerek kendi adıma, gerekse imparatoriçe namına samimi şükranlarımızı arzı, aziz Türkiyenin ziyaret ettiğimiz her köşesinde bizleri tam bir birlik ruh ve havası içinde ve içten gelen bir yakınlık ve alâka ile karşılayan asîl Türk milletinin izhar eylediği yüksek hissiyata teşekkürde bulunmayı bir vazife bilirim. Biz bu seyahatimizde kardeş Türk milletine diğer bir kardeş milletin te­miz duygularını armağan olarak getirdik. Şimdi kardeşlerimizin kalbi meveddetlerini hissedilir, gözle görülür müşahhas delil ve eserleriyle bir­likte İran'a ötürdüğümüzden, aynı zamanda aramızdaki bağlılığın en sağlam temel ve esaslarını teşkil eden hakiki ve manevî irtibat ve mü­nasebetleri takviye ve tarsin ettiğimizden dolayı çok büyük sevinç duy­maktayız. Mülakat ve görüşmelerimizin bu hissiyatı karşılıklı olarak belirtmekten başka bir gayesi yoktu. Çünkü, memnuniyetle ifade edeyim ki, .ortada doğrudan doğruya teması icabettirecek müşkül meselelerimiz mevcut de­ğildi. İşte bu hal ve keyfiyetin, müşterek dâva ye menfaatlerimizi en iyi bir şekilde garanti etmekte olduğuna emin bulunuyorum. Ben ve impara­toriçe, Reisicumhur hazretleri ile Türkiye hükümeti erkânından ve Türk milletinden o kadar geniş ve büyük lütf-ü muhabbet gördük ki buna teşekkür edebilmek pek kolay değildir.

Seyahatimiz boyunca ve ziyaretlerimiz esnasında her yerde Türk mille­tinin, bizleri candan karşılamak yolunda gösterdikleri yakın alâka ve iç­ten gelen sıcak duygular, mutad resmî teşrifatın çok üstünde ve dışında idi. Asla unutulmıyacak olan nokta ve gönüllerimizde yer eden tatlı ha­tıra da budur. Necip ve Gayyur Türk milletinin nail olduğu ve Reisicumhur Celâl Ba­yar hazretlerinin yüksek rehberliği .altında gelişmekte bulunan şümullü ve süratli ilerleme hamleleri bizleri son derece memnun ve bahtiyar kıl­mıştır. Ulu Tanrı'dan Celâl Bayar Hazretlerinin sağlığı ile başarılarının müte­madiyen artmasını, dost ve kardeş Türk milletinin saadeti, ve Türkiye ile İran arasındaki ittihat ve işbirliğinin devamını niyaz ederim. Meydanı dolduran halkın şiddetli alkışları arasında Şehinşahm konuşma­sı nihayet bulmuş, İmparatoriçe ve Şehinşah Reisicumhur Celâl Bay'ar ile Hariciye ,Vekili Prof. Fuad Köprülü'ye, İstanbul Valisine ve refikaları­na veda etmişlerdir. Şehinşah Majeste Mohammed Reza Pahlavî ile Reisicumhur Celâl Ba-yarın vedalaşmaları gayet samimi, Türk - İran dostluğuna has bir şekilde ve bir kardeşin diğer kardeşe veda edişi gibi bütün protokol kaideleri­nin üstünde cereyan etmiştir. Şehinşah Reisicumhurumuzun uzun uzun elini sıkarak veda sözlerini söylemiş ve yanağından öpmüştür. Reisicumhur Bayar da "Majeste Şehinşaha iyi yolculuklar dilemiş ve mukabelede bulunarak yanağından öpmüştür. Bu hareket kardeş ve müt­tefik iki milletin devlet reislerinin bu vedalaşmaları Türk - İran dostlu­ğunun ne kadar kuvvetli olduğunu bir kere daha göstermeğe vesile teş­kil etmiştir.

Majesteleri götürmekte olan uçak tam saat 10.15 de Tah^an'a mütevecci­hen hayırlı yolculuklar dilekleri arasında hareket etmiş ve Majesteler 21 pare lop atımı ile selâmlanmışlar dır.

Majestelerle birlikte İran Hariciye Veziri Dr. Ali Ardalan ve heyetin di­ğer üyeleri de Tahran'a   avdet etmişlerdir.

Jet uçak filolarımız İran hudutlarına kadar Majestelerin uçağına refa­kat edecektir.

Dış Ticaret işlerine dair sayılı sirküler

30 Mayıs 1956

Ankara:

16 şubat 1952 tarihli Türkiye - Federal Almanya ticaret ve tediye anlaş­maları ahkâmına uyıgun olarak 28 şubat 1956 - 21 nisan 1956 tarihleri arasında Bonn'da Türk - Alman muhtelit komisyonu müzakereleri neti­cesinde tanzim olunan protokoller ve teati edilen mektupların başlıca hükümleri aşağıda gösterilmiştir:

1 Muhtelit komisyon müzakerelerine ait protokol:

Müterakim alacaklara ait muhasebe sistemleri ahenkleştirilecek ve bu alacakların yekûnunun tayin ve seyrinin takip edilebilmesini ftemîneb. malûmat teatisinde bulunulacaktır. Federal Alrnanyaya yapılacak hububat ihracatı hasılatının %40 ve di­ğer her türlü emtia ihracatı hasılatının %25 i Türkiyedeki müterakim Al­man ticari alacaklılarının tasfiyesine tahsis edilecektir. Müterakim alacaklar sıra dahilinde tasfiye olunacaktır. Federal Almanya hükümeti. 1956 yılı zarfında, fuar kontenjanları hari­cinde, 17.600 hektolitresi sofra şarabı olmak üzere, kırmızı ve beyaz şa­rap tefriki yapmaksızın, 300.000 dolara kadar, Türk menşeli şarap ithali­ne müsaade edecektir.

Bununla beraber, şartlar icap ettirdiğinde, beyaz şarap nisbetini Türk hükümetiyle istişarede bulunarak %90 olarak tefrik hakkını mahfuz tu­tacaktır. Şehinşah Reisicumhurumuzun uzun uzun elini sıkarak veda sözlerini söylemiş ve yanağından öpmüştür. Reisicumhur Bayarda «Majeste Şehinşaha iyi yolculuklar dilemiş ve mukabelede bulunarak yanağından öpmüştür. Bu hareket kardeş ve müt­tefik iki milletin devlet reislerinin bu vedalaşmaları Türk İran dostlu­ğunun ne kadar kuvvetli olduğunu bir kere daha göstermeğe vesile teş­kil etmiştir. Majesteleri götürmekte olan uçak tam saat 10.15 de Tahran'a mütevecci­hen hayırlı yolculuklar dilekleri arasında hareket etmiş ve Majesteler 21 pare top atımı ile selâmlanmışlardır.

Majestelerle birlikte İran Hariciye Veziri Dr. Ali Ardalan ve heyetin di­ğer üyeleri de Tahran'a  avdet etmişlerdir. Jet uçak filolarımız İran hudutlarına kadar Majestelerin uçağına refa­kat edecektir. Dış Ticaret işlerine dair «580» sayılı sirküler 30 Mayıs 1956

Ankara:

16 şubat 1952 tarihli Türkiye - Federal Almanya ticaret ve tediye anlaş­maları ahkâmına uyigun olarak 28 şubat 1956 - 21 nisan 1956 tarihleri arasında Bonn'da Türk - Alman muhtelit komisyonu müzakereleri neti­cesinde tanzim olunan  protokoller ve teati edilen mektupların başlıca hükümleri aşağıda gösterilmiştir:

1 Muhtelit komisyon müzakerelerine ait protokol: Müterakim alacaklara ait muhasebe sistemleri ah enkleş tir ilecek ve bu alacakların yekûnunun tavin ve seyrinin takip edilebilmesini temîneftı malûmat teatisinde bulunulacaktır.

Federal Almanyaya yapılacak hububat ihracatı hasılatının %40 ve di­ğer her türlü emtia ihracatı hasılatının %25 i Türkiyedeki müterakim Al­man ticari alacaklılarının tasfiyesine tahsis edilecektir.

Müterakim alacaklar sıra dahilinde tasfiye olunacaktır. Federal Almanya 'hükümeti, 1956 yılı zarfında, fuar kontenjanları hari­cinde, 17.600 hektolitresi sofra şarabı olmak üzere, kırmızı ve beyaz şa­rap tefriki yapmaksızın, 300.000 dolara kadar, Türk menşeli şarap ithali­ne müsaade edecektir. Bununla beraber, şartlar icap ettirdiğinde, beyaz şarap nisbetini Türk hükümetiyle istişarede bulunarak %90 olarak tefrik hakkını mahfuz tu­tacaktır. Da­ha sonra söz alan Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.) evvelce Meclis-müzakeresine başlanılmış bulunan Emekli Sandığının bazı maddelerini değiştiren kanun lâyihasının,. bir maddesinin encümene gitmesi dolayısiyle, görüşmeleri geri kaldığını ifade ederek, bu maddenin komisyondan gelmesi ve lâyihanın tekrar gündeme alınması temennisinde bulundu. Reis de., mezkûr madde encümenden gelince kanun lâyihasının müzake­resine devam edileceğini söyledi.

Ruznamedeki kanun lâyihalarının sözlü sorulardan önce konuşulması hakkındaki takrir oya sunulurken söz alan Zonguldak mebusu Muam­mer Alakant (Hür. P.) suallerin geri bırakılmasının gerek Meclis Dahilî Nizamnamesine ve gerekse nayasaya aykırı olduğunu ileri sürdü.

Reis, Muammer Alakant'm iddiasının varid görülmeyeceğini, Meclis toplantısının   "nizamnameye uygun olarak cereyan ettiğini belirtti.

Kanun lâyihalarının sözlü sorulardan evvel konuşulması hakkındaki takrir kabul edildikten sonra, Millî Korunma Kanununun tadiline dair kanun lâyihasının müzakeresine devam edildi.

Lâyihanın 06 ncı maddesinin konuşulması sırasında, Burdur (mebusu Fethi Çelikbaş, Elâzığ Mebusu Selâhaddin Toker, Erzurum mebusu Em--rullah Nutku imzasıyla, riyasete bir takrir verildi. Bu takrirde, 56 ncı. maddenin sonuna «nüfuz ticareti yaptığı sabit olan müntehap Meclis azaları ile (reisler dahil), siyasî partilerin her kademedeki idare heyeti ve haysiyet divanı azaları hakkında da 57 nci maddedeki hükümler tat­bik olunur» hükmünün ilâve edilmesi istenmekteydi. Bu mevzuda konu­şan İzmir mebusu İlhan Sipahioğlu (D.P.) ve encümen adına konuşan Sivas mebusu Ercümend Damalı, bu takririn her şeyden önce politik ne­ticeler elde edilmek için hazırlandığını, hukukî bakımdan böyle bir hük­mün asla değeri olmadığını, zira, tarifi yapılmıyacak bir suç için herhan­gi bir kanun maddesine bu şekilde bir bend konulamıyacağmı ifade etti­ler. Takrir sahiplerinden Fethi Çelikbaş, takririn encümende görüşül­mesini istedi. Kocaeli mebusu Turan Güneş de ,(Hür. P.) aynı fikirde-olduğunu belirtti. Bundan sonra takrir oya sunularak red edildi ve 56 ncı madde kabul olunarak 57 nci maddenin müzakeresine geçildi.

Büyük Millet Meclisi cuma günü toplanacaktır. İran Şehinşahmm Reisicumhur Celâl Bayar'a veda mesajı ve Reisicum­hurumuzun cevabı

30 Mayıs 1956

Ankara:

İran Şehinşahı Majeste Reza Pahlavî, Türkiye topraklarını terk eder­ken Reisicumhur Celâl Bayar'a aşağıdaki veda mesajını göndermiştir:

Ekselans Celâl Bayar Türkiye Reisicumhuru Ankara Sen seni bil Yazan: Nadir Nadi

3/V/1956 tarihli (Cumhuriyet) ten: İçinde çırpındığımız ekonomik güçlük­lerden kurtulmanın Jbİr tek çaresi var­dır. O da bugünkü durumu meydana getiren sebebi arayıp bulmaktır. Bu sebep, ne "Menderes hükümetlerinin, hatalarında, ne dostlarımız Amerika­lıların bize yardımdan kaçınmaların­da, ne de millî bünyemizin yetersiz­liğinde aranmamalıdır. Bence, içine girdiğimiz ekonomik krizin asıl sebe­bi politiktir. Bir demokrasi inlkılâbı yapalım, de­dik. Serbe&t seçimlerle her şey olup bitecek sanduk. Serbest seçimle birlük-te, hattâ serbest seçimden önce do­kunulmaz ibir hale getirmeğe mecbur olduğumuz temel hak ve hürriyetleri savsakladık.

İstim arkadan gelsinDiyerek denize açıldık. Fakat istim gelmedi işte. O gelmediği için de altı karış suda bocalayıp duruyoruz. Hukuk devleti şartlarını gerçekleştireme­miş olmamız, hükümet işlerini gereği gibi kontrol etmek imkânlarına bizi kavuşturamamıştır. Mecliste ezici bir çoğunluğu olan üktidar partisi, 1950 den beri, kl'âsi'k parlmanter sistemin ancak parti disiplini ile ilgili bazı ka­idelerini çok defa mübalâğa ile- tat­bik etmekte, sanki karşı tarafta Mec­lis kararları üzerine müessir olabilecek kuvvetli muhalefet grupları yapmış gibi, kendi üyelerini hükümet taşanla­rı etrafında birleştirmeye önem ver­mektedir. Böyle olunca da kanun tasa­rıları gerek komisyonlarda,    gerek1 umumî heyette her zaman esaslı bir şekilde ine elen enlemektedir. GeniE.1 san­ki muhalefet Mecliste çok kuvvetli imiş gibi, iktidar yüksek kademeleri gensoru müessesesinin işletilmesinden hiç hoşlanmamaktadırlar. Bu da teşriî murakabe imkânlarını son dlerece da­raltmakta, hükümetin hatalarını vak­tinde görüp düzeltmeyi güçleştirmek­tedir.

Bir de eski şe-fldk devrinden kalma bir alışkandıkla hükümet başkanında ola­ğanüstü bir Jcuditst, bir «deha» tasav­vur etmek eğilimi var. Kimimiz gele­neklerin, kimimiz tembelliğimizin etkişi altında kalarak, kıimimiz de işimi­ze öyle gtsiâ'iği için. her şeyi Barakan­dan bekliyoruz. Demokrasiyi Başbakan yürütecek, iktisadî istiklâl savaşını Başbakan yapacak, dış politikayı Baş­bakan idare1 edecek, muvaffak olursa kahraman diye onu alkışîıyacağız. Mu­vaffak olamadı mı, kabahat muhale­fette. Derhal parti sözcülerinin ağzına kilid vurup gazeteleri susturmanın yo­lunu arayacağız. Ve böylelikle aklımız sıra bütün dıertleriımize çare bulaca­ğız.

Oysa foi serbest seçimlerle beraber, ha­di olmadı hemen stsırbest seçimlerden sonra politik bünyemizi gerçek bir hu-kuik devleti nizamın'a göre ayarlamayı kendimize iş edinseydik, bugünkü, ya­rınki -güçlüklerden büyük bir kısmı­nı mutlaka önlemiş olurduk. Tanrı ko­rusun, :bu güçlükler Cihan Harbi gibi, tafoiî âfet gibi elmıizdıa olmıyan sebep­lerden doğmuş değildir Normal bir murakabe rejiminde, hatalı gidişleri ilk adımda görmek ve onları düzeltmek mümkündür. Demokrasinin güdümlü rejimlere karşı bir üstünlüğü de zaten budur. Biz bu rejimin adınaı h-eveslenir de-iktidarımızı devam ettirmek için her başımız sıkıştıkça yurdumuzdaki murakabe imkânlarını oltadan fcaldırmıya bakarsak, başımızı sıkıntıdan hiç bir zaman kurtaranlayız. Emekliye ayrılan hâkimler 4/5/1956 tarihli (Zafer) den:

Acü-iye Vekâleti bir kararname ile muhtelif derecedeki on altı hâkimi e-mekliye sevketmiş 'bulunuyor. Vekâlet salâhiyetleri bakımından muamelede ibir fevkalâdelik yoktur. Vekâlet {bum­dan 'evvel dg bu oeçiıt 'kararlar verımlş, birçok hâkimleri, kamınım kendisine verdiği yetkiye dayanarak emekliye sevketmiştir. Bugüne kadar, böyle, ta­mamen kanunî kararlar karşısında hiçbir tepki göstermiyaı muhalefet gazeteleri, nedense, bu meseleyi  bü­yük bir heyecanla ele almış ve yazıla­rını bilhassa ilki Temyiz Hâkimi üzerin­de teksif etmiş bulunuyorlar. Bu dik­kat ve teyakkuzun ifade etmek iste­diği mâna üzerinde durmak istemeyiz.Çünkü bu1 mevzuda ibir inceleaıe yapmağa kalkışmak her şeyden evvel, Vekile kanunla verilen, takdir halkkınm münakaşası gibi bir mâna taşıdıktan başka her vakayı, şahsî ahvale girmek suretiyle tetkik 'etmek gibi bir netice­ye müncer olur ki, :bunu yapmağa: ken­dimizi salahiyetli görmeyiz. Bu, tama­men Vekâlete mevdu vs onun yetki­leri dahilinde kalması, Devlet .idaresi­nin selâmeti i^İn zarurî olan ibir me­seledir. Şüphe yok iki Adliye Vekâleti giibi bir Vekâlet bir hâkimi, kolay 3* lay eımı&kliye sevketmez. Kendince tet­kikler yapar, vicdanî kanaatlerin ta-hassu'luna yardım,' edecek vakaları tesbit eder, vesikalar toplar ve öylece bir "karara varır. Bu karar kanunun açık hükmüne igöre münakaşa edileme, bu karar hakkında mahkemeye müraca­at olunamaz. Kanunun fou esasları ika-"toul etmiş olmasını, Vekilin takdiriyle taayyün etmiş olan kararın haksızlığı­na bir delil gibi göstermek ise kimsanin hakkı değildir. Ortada mevcut ve meri bir kanun vardır. Bu kanunun hükmü icabında tatbik edilecektir. Bu icap ortaya çıktığı zaman, idare, feendisine kanunla; verilen yetkileri kul­lanmakta serbest olmalıdır.Devletin selâmeti bunu icabsttirir. Yetkilerin kullanılması, politika manevralariyle ibir çeşit baskı altına alınmak isfoınirs, bu baskıdan hayır yerine şer, fayda yerine daima zarar üraısı olur. Son yılların muhalefeti, adalet hizme­tinin hakkiyle görül &b ilmesini, hâkim­lerin nakil ve tâyin dilemaz, tekaü­de sevk edilemez, inzibatî bir muraka­beye tâbi tutulamaz olmalarına bağ-laımak gibi garip bir anlayışın peşin­dedir. Halbuki adalet vazifesinin hak­ikiyle yerine getirilmesi ile, mahkeme­lerin istiklâli ile bunların hiç bir alâ­ka ve münasebeti de yoktur. Hâkim ferdin ve cemiyetin haklarını adalet ve emniyet esaslarına 'göre koruyan, haklıyı haksızdan ayıran insan demek­tir. Bu valzifeyâ yapabilmek için, bir hâkimde her şeyden evvel aranacak o-lan vasıf iktidardır. Bir hâkim 'bu ik­tidardan mahrum ise, onun vazifesinde devam, 'ettirilmesi düşünülebilir mi? Yerinde görülebilir mi? Bunun gibi, tevzii adalet için hâkimlik sanatımın ilâ önrünnihaye bir şahsın muhafaza edilmesi giibi bir msdburiy&t de yoktur. Eğer ıböyl bir mıecbunyet ols'aydı, adalet vazifesin­den e:n ufaık bir Şikâyetin bile mfâvcut olmadığı İsviçrede, Kanton Hâkimleri­nin hıirıbir tahsil şartı aranmadıant 4 senelik bir müd'det için halk tarafın­dan intihap edilmisısi sgibl bir usulün teessüsüne ve devamına meydan verilırnemiş olurdu. Oradaki hâkim, hâ­kim bulunduğu müddet zarfında vazi­fesini kanunlara uyarak ve vicdanının sesini dinıliyerek yapar da, Türk hâ­kimi, memurluk statüsünün icaplarına uymak gibi bir zaruretin tesiri altında vazifesini yerine .getirmez mi? Butnu aikla igetirmem eliyiz. Bunu düşünebil­mek Türk hâkimini, Türk mahkemesi­ni, Devletin esasını teikil «den adale­ti ibir şüphe altında bulundurmak de­mektir. Kimsenin buna hakkı yoktur. Politik endişelerle, böyle ibir mevzuu ele alarak, "vatandaşın hâkimin vicda­nına, mah'keımenin adaletine karşı duy­duğu emniyeti, sarsmağa çalışmak, âdi bir tahrik ve herhalde memleketin yüksek menfaatlerini tahripten başka bir şey değildir. Muhalefetin kendisine düşsn vazifeyi yaparken, böyle seviyesiz Devlet ve Millet için zararlı manevralardan te­vakki etmeği hem bir vatanperverlik borcu, hem de bir vicdan vazifesi say­malıdır. Onlarda bu anlayışı görebil­menin hasretini çektiğimizi bu vesile ile bir kere daha açıklamak isteriz.Seksen sene evvel bugün vuku bu­lan Selanik hâdisesi ve bunun İs­tanbul mitinglerine olan tesiri

Yazan: Ö, S. Coşar

5/V/956 tarihli (Cumhuriyet) ten:

Selanik hâdisesinin İstanbul mitingle­ri üzerinde tesiri olduğu kabul edil­mektedir. Fakat borç içinde bulunan;, bu burçların faizlerini da'hi ödemekte güçlük çekeni, [buna rağmen ihtişam içinde yaşayan ve adamlarını besleyen bir sarayın mevcudiyetinin, bütçesinin 5 milyon açıklı olmasının, halkın vergi altında, 'ezilmişinin de bu İstanbul hâ­diselerine tesiri olduğu inikâra Ikaikı gılmamıştır.

Bundan tam 80 yıl evvel .bugün, fe­raceli, yaşmaMı bir Bulgar kızı tren­den Selâniğe iniyor, zaptiyelere baş­vuruyor, ihtida ısfcmek istediğini anla­tıyor, vilâyet konağına götürülmesini istiyordu! Uzaklardaki köyünde Müs­lüman bir delikanlıya âşık olduğumu, onunla evlenmek için İslâm dinine ka­bulünü talep ettiğini söylüyordu. Zap­tiyelerle kız vilâyet konağına yoBaniir-toen birden baskına uğruyorlar, 150 kadar silahlı Hıristiyan, feracesini yaşı. mağmı yırttıkları Bulgar kızını kayı­rıyorlardı. Hafasr kısa zamanda yayılı­yordu. Siyasî entrikalarla çalkalanan bu şehrin sokaklarında Müslüman halk yer yer toplanıyor, kızın kurtarıl­ması için sağa sola başvuruyordu!. Gün­lerden beri Ibu Türk şehrinin Müslü­man halkı Hersek - Bosna isyanına, Bulgar ayaklanmasın'a, bu topraklarda Müslümanlara yapılan! mezalime dair haberler alıyordu. Selanik hâdisesi, sanki bardağı taşıran damla oldu! Halk sokaklardan akarak Saatli camie gidi­yor, hemen arkalarından gelen Altoan

ve Fransız Konsolosları da galeyan halinde bulunan bu topluluğun içine gi­riyorlardı. Kimtoi'lir ne yaptılar, daha da tahrike mi koyuldular? Burası meç­hul. İşte bu topluluk onları linç etti!

Tarihe (Selanik hâdisesi) diye giren, bu vak'a bu şekilde cerısyaaı .etmişti.

Bunun, Osmanlı İmparatorluğumun mevcudiyetini hedef tutan bir tertip olduğu muhakkaktır. Bulgar kızının evvelce hazırlanmas bir plâna uygun o larak Se'lâniğs gönderildiği die anlaşı­lıyor. Kaçırma hâdisesini idare eıden Amerikanın Selanik Konsolosu olmuş­tu. Perikli La&ari adindaki bu Ameri­kalı aslen Rusyalı bir RumtLu. Pe­rikli Lazarâ'nin, (böyle bir kızın Se­lâniğe geleceğindıen daha evvel hataetri olmasaydı, gayet kısa zamanda hem bu Ihâdiseye dair haber almasına, hem id'e 150 k'işilik bir oete ha'zırl'amasına imlkân olmazdı.

Diğer yandan bu iş müretteb olmasay­dı, Bülgar kızı, nazarı dikkati eelbe-decek şekilde, yaşmaklı ve feraceli ola­rak kaynayan Seiâniğe kadar gelmez, bulunduğu yerde ilgilileTe başvurur­du. Karanlık kalan mühim bir nofcta, Al­man ve Fransız Konsoloslarının ne di­ye tek başlarına, galeyan halinde olan topluluğun içine girdikleridir? Bir iıdl-diaya göre, akraba olan bu üç konso­lostan, Bulgar kızını kaçıran Ameri­kalı Periikli Lazari'ndn kalabalık tara­fından götürüldüğü, şayi olmuş, bu şa­yialar Alman ve Fransız Konsolosla­rına duyuırulmu'ş, burilıar da akrabala­rını kurtarmak için alelacele oraya koşmuşlar. Her ikisi de, esas mak­sada ulaşmak için uzak akrabalarını feda etmeyi göze alan Rusya asıllı Rum Periklii tarafından mı Saatli camie doğ­ru sürüklendiler? Rusyanın istismar edeceği bu (Selanik Hâdisesi) önlenemez miydi? Halk, kızın fcurtarilmiasa, Amerikalı Konsolosun e-vin/den alınması için Selanik Türle viaimage001.gif Akçuraoğlu Yusuf (Konferans­lar.

Almanach de llusirailon lümarlığ:n Hıristiyanlığı imhasına hazırlık diye gösbanaattgti. Bu manevrala­rın bir neticesi olaraktır Berlin memorandumu hazırlanmış İstanbul, İz­mir gibi Tüiik şehir Herinin Ruslarla Avrupalıların ımişfcerek kontrolü alma konulması ileri sürülmüştü.

Bu teşebbüs neticesiz kalacak, fakat İgnatiefin, sistemli tahrikleri ile Osmanü Avrupa bağları tamami'yîe koptuğundan, 1856 yılında v,a -Kırını harbi esnasında Bobıâliye karşı bes­lenen yakınlık tamıamiyls iktaybolduı-ğundan, Rusya bizimle harbi »göze ala­caktı. Çün'kü Osmanlı Devleti zayıftı.

Yirmi yıldan beri beklediği gün yak­laşmıştı. Selanik hâdisesinden ve onu takip eden İstanbul karışıklıklarından bir sane sonfla Rus ordul'arı tecavüze girişmişler, Ayastafanos yoluna ko­yulmuşları dir.

Basın ve Hükümet

Yazan: Y. K. Karaosraanoâlu

6/V/956 tarihli (Tercüman) dan:

Bizde, aşağı yukarı yüzyıldan iberi devam1 edip duran ve her halisi bir hal çsxesin.e .hağliananııyan iç politika problemlerinin en başında, hiç şüphe­siz ki, Obasın'hürriyeti) meselesi igelir. Mutlakıyet devrinde, pek tabiî olarak, bundan bahsetmek bile yasaktı. Meşru­tiyet v.e Cumhuriyet devirlerinde ise basın hürriyetinin hem var, hısm. lâle yok olduğuna inanmak lâzım'geldl Şimdi, işte, bu paradoksal durumun îçindeyte ve basın hürriyeti dâvası gittikçe bir kördüğüm haline girmiş bulunuyor. Evet, son yüzyıl boyunca' bu memle­kette nice müşküllerin; üst esinden ge­lindi; maaş büyük işler başarıldı; nice ölüm dirim savaşları kazanıldı; hattâ Türk milletinin alınyazısını değiştiren nite inkılâplar oldu; fakat, bu dâva, .tıkılıp -kaldığı çıkmazdan hâlâ kurta-rılamıyor. Acaba neden?

Bu suali hiçbir tarafgirliğe fcapılmıaksızın, tamamiiyle objektif bir fcarzda-"kendi kendimize sorduğumuz vakit anesk söyle bir hükme varabiliriz: Dâ­va, halli imkânsız dei*ec'Sde ostin görü­nüyor. Zira, eski devirlerden bari, bunda dâvâ olan basın ve dâvâ-cı olan hsn hükümettir. Hem Hükûmetin her hami bir mesul rüknü değil, doğrudan doğ­ruya mânevî şahsiyetidir. Ve bu (ma­nevî fahsiyst) tâbiri, son zamanlarda, o kadar mücerred ve şümullü bir mâ­nâ ifade etmeğe başlamıştır ki. Devlst ve Vatan mefhumlarını da kolaylıkla içine alafoiliyor.

Nitekim, geçon hafta, gazetelerimizden bir kaçının havadis Ve röportaj şeklin-d'ckd 'bazı yayınlarına, res-mî çevreler­de, bu genh zaviyedlsn bakıldığına hükmetmemek ne mümkündür? Bu (yayın hâdisesi), resmî çevrel-erimizde, yalnız böyl-e bir yersiz ve ölçüsüz has­sasiyet uyandırmakla kalmadı; bütün emniyet cihazlarına da malûm olan tarzda harekete getirdi. Şimdi de B.M. M. inde müzaıkere ve münakaşa nı'ev-zuu olaçafcmas.

Adına hâdise .denilen ve bu dereoeı fou-yültürlüp ehemmiyet verilen vakaman, haddizatında, neden 'iıbaret bulunduğu herkesin malûmudur. Bu malûsnata göre, farzedslim ;kd, ortada bir (yanlış haber verime) meselesi' vardır. Lâkin, bunun, Anadolu Ajansı tarafımdan (tekzib) i üzerine kapanıp gitmesi ve ikinci hâdi'sıerîin îâie gazete mulhabirle-rimizsi, haber alma vazifelerini kolaylaştıranalk suretiyle, önlenmesi lâzımge-lirk&n, n'edendir biliöamez, tam ne bir yol tuıtularak bir bardak bir fırtına kopaırılmak istenmiştir ve fırtına ıkopmaıştur. Hem Öyle bir şid­detle ki, Adalıet müessesemizin Yargıç kadrolarına bile sarsmağa başlamıştır.

Bu kadar büyük bir şiddet ve fcuvvet denemesi karşısında, hürriyeti gibi, yaşama ve nefes alma hakkı bile, zaten her türlü teminattan ımıahrum bulu­nan zavallı basınımızı nasıl bir akıbet beklailiğini tahmin etme'k güç değil­dir. Bize öyle gteliyor ki. Türk basını hükümetle yüz yıllik dâvasını tama-miyle kaybedip (hacir) altına 'girnudk ve başuıa e^ro sıısm'ak zorunda kalacaıktır. Ne kadar zaman susacaktır, bilmeyiz.

Fakat, o sustuğu müddetçe balık aba­sında , evlerde, sokaklarda gizliden giz­liye »eler söylenip, neler mırıldanaca­ğını söylentilerle mırıldanışla­rın, .bir hükümet için, basının yaymîa-rrndaîı diaha tehlikeli, daha huzur ka­çırıcı bir durum yaratacağını biliriz. Nitekim ikinci Abdülhamit, bir ile belki bir gün zarfında, basım susturmağa uvaffak olmuştu ama otuzüç yıl boyunca avuç avuç ihsanlar dağıtarak, gece gündük tetikte tuttuğu o kimbilir k'aç bin.1 ki­şilik hafiye teşkilâtnım ibütün gayret ve faaliyetin rağmen kemdi aleyhin­deki yeraltı yayınlarını bir türlü dur-düramamıştı.

Rahmetli Tadat Paşayı yakından tanı­yanlar söylerler. Bu, halktan yetişme komitacının, deflet adama oüıdfcffldıaın sorara, en. ziyaide utkusunu kaçıran muhalefet, ne eli kalemlilerin, ne ibeli tabancalıların muhalefeti imiş. O, yal­nız halkın, sinsi sinsi fısıldayışlarmdan korkarmış. Büyük ihtilâlcinin, bu kor­kusunu haklı bulmamak mümkün de­ğildir. Zira, ilk defa kimin ağzından çıktığı, kimler tarafımdan tekrar edil­diği ibil'mımjey&n, tamajiniyle ıkıoUeik'tif bir mahiyet 'taşıyanı ve bütün halk tür-fcüülari, halk masalları gibi ağızdan a-ğıza geçerek bir anda msemleketin her tarafınıa' yayılrverıen bu fısıltıları küm Ye nasıl kontrol adilebilir? Hiç .bir telsi­zin, 'hiç. ibir radyonun erişemiyeceği bu yayın süratinin Önüne hangi vasıtayla geçilebilir?

Bahusus iki, bunların yankıları resmî çevrelere âksısıdineeye kadar olan çok­tan olur. Hükümet erkânı aleyhindeki ' en inanılmaz dedikodular bile halkın idrakinlde şüphe götürmez, kesin kanıa-atler uyandırır ve değme Ajans bunlara ikarşı herhangi bir mu­kabil tıesir'de bulunabilmesine imkân kaüjmaz. Hükûraet, kaç yıldir  basının yayınlarım köstekleyici, sindirici veya şaşırtıcı bir takım ted­birler aldığı ve bazı .gazete, polienüklerine uluorta, bizzat karıştığı halde, kendi huzurunu, itibarını ve (manevî şahsiyeti) nd, hiç şüphesiz, bu yayın­lardan ve bu polemâlklerdeni daha zi­yade sarsması lâzım gelen (şayialar) adokunamıyor ve bu suretl'S memleketi­mizde, başıbozuk bir (efkârı umumi­ye) dir alıp yürüyor.

Hükümet basının sesini 'büsbütün kıs­tığı takdıincüe, işte, böyle -toir muhatap­la [karşı karşıya kalacaktır ve onu hiç-Odrir tarafından yakalayıp kendinie çek­mek imkânanı bulamayacaktır. Ziraf Hükûmıetle uımumî efkârarasında (va­sıl hattı) vazifesini gorıgn basın orta­dan kalkmış olacaktır.

Tevekkeli, Atatürk: «Matbuat hürrâye-;tmin kötüye kullanılmasına karşı ailfl.nabilecek tedıbirlerin en iyisi yime mat­buat hürriyetidir.»  dememiş.

Anayasamız

Yazan: Dr. Y. Abadan

(Yeni    İstanbul)

7/V/958 tarihli dan:

Bugün yürürlükte bulunan 19-24 tarih­li Anayasa Kanunuan'uzun değiştirilmesi konusunda, hukuk ve siyaset a-damlarımızla siyasî partilerimiz görüş birliği  'halin'dedirler. Ancak bu değiş­tirmenin, zaman ve şekli ile mahiyet ve derecesi üzerinde fikir ayrılıklara tabiidir. Siyasî partilerin bepsi, he­nüz kanaatlerini açıklamadıkları ci­hetle, bu ayrılıkların nelerden ibaret olduklarını, bugünden kestirmeğe dte imikân yoktur. Dördüncü Adnan Menderes hükümeti­nin programı, Anayasanın 19&8 seçimle rindien evvel mutlaka değiştirilmesi hususunda bir sarahat ihtiva etmekte­dir. Buna göre iktidarın, Anayasayı de ğiştirme zaman ve şeddi akkında ne düşündüğü, açığa çı'kroaktaıdır. 'Hükü­metin tasavvuruna göre Anayasa ta­dili, en geç iki yıl içindfö1 bugünkü Mec­lisçe ger'ceklertirileoek'tdr. Hattâ şim­diden taıdil hazırlıklarına başlamdağı-m, Adalet Vekilinin Meclisteki beya­nından öğrenmiş bulunuyoruz. Demok­rat Partinin ezici çoğunluğu karşısın­da, 'Mecliste temsil edilen, muhalefet partilerinin, bu tasavvura engel olma­ları imkânı yoktur. Kaldı ki, muha­lefetin, bu giıbi zaman ve şekle ait te­ferruata 'karşı menfî cephe alması ih­timali de çok azdır. Muamelenin kanuniliğini resmen, ifade ettiği igibi, Türkiye'nin -büyük otoriie-lerd. dle aynı düşüncede olduklarım muhtelif sekililerde açıklamış bulunu­yorlar. Bundan Ötesi hâkimler için yeni (bir statünün kurulması, Anayasa' da buna imkân verecek tâdillerin ya-pıknası gibi temenniler hudud"Uirj:ian mütalâa edilmesi iosbedlen husuflar­dır. Muhalefet partileri hâdiseyi bu temenni hududundan aşırmakta bu­na âdeta keyfî bir muamele, gayri ka­nunî bir suiistimal manzarası venmiye çalışmaktadırlar. Bu istek, doğrusu onları çok garip bk duruma düşürü­yor. Bunu söylerken, Hürriyet Partisi­nin gecekondu lid'erlleri'iiden Fethi Ça-lıikbaş'm bu münasebetle Büyük Millet Meclisinde vermiş olduğu bir sual tak­ririni tetkike almamak elden gelmi­yor. Çelikbaş bu takririnde, Adalet Veki­linden «Görülen lüzumun.» neden iba­ret olduğumu sormaiktaldır. Takdire ta­allûk eklen, kamun hükmü gereğince kazaî mercilere intikali mümkün olmıyan, hatitâ Büyük MSiHfât Meclis-rnin İstida Encümenin:; Is dahi tetkik edile-miyen bir mesele baikkmdaki bu sua­lin nsyi istihdaf ettiği pek a-nlajıllanıyor. Şüphe yokki, Bunu bir tarafa bırakarak meselenin esasını ele isteriz... Kanaati­mizce Çelikbaş. Büyük MiHet Meclisine bu konuda bir suıal tevcih etmeği snâ-nevî bakımdan kendisinde en az sa-lâhiyet görmesi -icabedı^n fcn£ mebustum". Çünkü bu 39 uncu maddenin B fıkra­sı onun siyasî hayatında karanlık bir noktaıâlır, MüteveLlin fikirlerin, seiâ-mstli düşüncelerinin, mantık ve şuur­dan âri haTeketüerinin bir aynasıdır. Bay Çeliklbaş henüz D. P. saflarında bulunurken v,3 Bütçe Encümeni âzası ik'en, bu .maddenin tefsiri talep ediA-mis idi. O zamanlki Encümen madieteyi, bugünkü tahkikata imkân verecek §e-küde amladığmı ifacle -e-toıişti. B'ay Çe-Ükba'Ş bu anlayışa muhalif kaHdı ve bu gün zabıt cer içliler inde matbu ve mahfuz bulunan mir muhalefet şerhi de yazdı.

Tefsir talebi Umumî Heyete geldiği zaman Bay Çelikibas Devlet Vekili idi.

Bu .sıfatla Hükümetin görüşünü ifade­ye memur edilmiş idi. Bay Çelikbaş'-in o güm bu sıfatla söylediği sözlsr he­nüz mürekkebi bile kııruicn.amiş d^ne-o=k kadar taze olan muhalefet serhineferdi,

O bu tezadı «Hükümete' geçtikten son­ra bu zarureti takdir ettim» kabilin­den bir izah ile geçiştiriverdi.

Şimdi İkbalden dürmüş vk partisinden atılmış olarak eski fikirlerinden yanı B. M. M. kürsüsünden müdafaa ettiği filkirlerindlen yeniden rücû ediyor. Si­yasî bir lider için, bu gecicikomdlu bir lüder d'e olsa, birbirini takiiheden bu rücûliar düşündürücü şeylerdir. Bu rücüliarı f;tkdr sellâhiyetiı, düzünce na­musu, şahsî 'kıaraikter ve siyasî faaliye­tin ica'bettirdiği bütün manevî vasıf­larla 'telif ümek mümkiün değildir. Gecekondu lİKİer bay Çelikbaş şu birkaç senelük siya hayatımda çok fena imtihanlar vermiştir. Kendi şahsiyeti­ni kendi tezatları içinde eritmiştir.

İki bayram arasında 12/5/1956 tarihli (Yenisabah) tan:

tam sayısı kat'î olmamakla beraber 400 ilâ 500 milyon arasında tahrnm e-dilen İslâm âleminin, en büyük dinî' bayram'ina bugün kutluyoruz. Türkün Müslümanlığa ba&lılıçı ve asırlarca* hiızmet-i o feaat büyüktür ki bu gay-retıler, tarüh sahibelerine zor sığabil-rriektedir. îstaoblıulun fettihii, İslâm din ve zihJîiyiE'tİrjtirı Avrupanm tâ göbeğin­de Viyana 'kapılarıma' kadar ilietirmıesİ, Türk mazisini ve mefaihiri'ni. teşkil eder. Tüııkün b-u yolıîlaki hizm etleri yal­nız Asya ve 'Avrupa kıtalîairma münha­sır kalmamış, Afrâkay-a da sirayet et-müş ve bütün. Akdeniz kıyısı memle­ketler Ğa Tüik ve İslâm bayrağının gölgsinde yaşamış ve gelişmiştir. Son birkaç yüz yıl içinde küsufa uğrayan rufa, san zamanlanife yenidlen canlan­mış ve gerek Asyadfe gıârek Afrikada yeni yeni İslâım memleketleri istiklâl­lerine kavuşmuştur. Geçen bayraanla bu. b'ayramı ayıran kısa, tarih bakı­mından bir l'âhza biieseyılamıya dereeeofz kisa fastrîaıdte ükü İslâm msm, daha istiklâllerine kavuşmak bahtiyarlığına nail1 olmuınur. Palkis-tandan sonra Tûarak ve Fas da hak milletler topluluğundaki yerlerini al­mışlardır. Nice masum, Müslümanm sel gibi akan kanı. Hıristiyanlığın Osmanlı hanedanı ile Pshlevîlerden önceki nanodaınlar devumdte Türküye ve İran icJaimî geçimsizlik ininids idid'er. Bilhassa mezhİEfb aıyrışı.k-lığı yüzünden boş yere   birbirimizin kanıma    girdük.

Birbirimizi zayıflattık. İki devlet ara­sındaki kaıt-'î sınır üzerinde bilte ancaJk cu/mihu'riy&t devrimde anlatma oknuş-tur. Asırlarca süfen husumeti Atatürk ve Pdhievî h"anısidanının Ikurucusu Rı­za Şah tasfiye etimiiışler, ve iki devl&t münasabetlierini genoek ve saoıimî bir dostluğa çevirml'şliEİüdir. Memleketl'eri-lâ (batılılaşma yolunda ilerleten iki büyük lider, hayatta ilken, yine Anka-ra'.dia

İran ile bugün Bağdat Paktı üyeleriyiz.Da'ha önce, Afganistan da beraber olmak üzere, Saadâbad paMı üyeüısıri idik. Tarihleriımıizden aldığımız ders­ler ve dünya hâdiseleri bizleri .birleş­tirmeğe ve dayanışmağa doğru götür­müştür. İran'ın kuiwetll bir Türkiyıye, Tükiyenin kuvvetli bir İran'a ih­tiyacı vardır. İran'ın geçen yıllarda ge­çirdiği 'buhranlar, en cok bu memleket halkını üzmüştü. İran halikının tac et­rafında topa'lnaraik taaıssub, anarşi ve nüfaik unsurlarım tasfiye etmesi de en çok yine bu memleket halikını sevin­dirmiştir.

Etele ver.en İran ve Türkiye dünya ba­rış cephesinm başlıca cteiste'kleri ara­sındadır. Milletlerarası nifaik tahrikçî-İteri Sbu barış cephesini yakın  Doğu ve Orta Asyada yıikmalk için ilk he­def olarak İran'ı alta ıslandı. İran kendin'i kurtarmıştır. Bir aralık bolşevük-leşen Azerbaycan'ın kıurtuluşu ela İran halkı çoğunluğunun başı üstünde dö-nsln tehlikelere karşı ne kadar şuurlu ve uyanık omuımuı gösterir.

Gerçi Alâfhazret Şahinşahm ziyareti, Türkiye Devlet Reisinin ziyaretini na­zikâne   ödemek üzere yapılmaktadır.

Bunumla beraibu nezaket ziyareti dahi iki nüülleti kardeşçe kaynaştımııa yolunda ciddî bâr âmil olacaktır. Ken­dilerine hoşgeldiniz, dier ve memlefke-timizde mesurt ve nıslşeli günler geçir­melerini dileriz.

Hoş geldiniz

15/5/1956 tarihli (Zafer) den:

Dost, kandaş ve mraıttefite îratn'm Haş nimetlıi Hükümdarı Mulhammed. Rıza Şatn Pehls-vî ve imparatoriçe HaçmEltli Süreyya Hazretkri bulgun ziyaretlerie m£imll<skıe'tiımizi .şereflendirmiş ola­caklardır. Dost memlekultin Haşmetli tercüman olarak «Hoş geldiriz» de­riz.Öğret­men bu salbalh 5 da halkı tarafından bu­lunarak misafir edilmiştir. Denize dü­şen öğrenci pilottun cesteldi de bulun­muştur.

Bağdat Paktı ve düşmanları 1/5/1956 tarihli  (Zafer)  den:

Bağdad Palkıtı Konseyinin Tahran'da 16 - 19 nisanda yaptığı ikinci içtima Orta şark'm bugünü ve yarını için tam bir muvaffakiyetle neticelenmiştir.

Dünyanın hâlen irinde bulunduğun keş­mekeş ve 'türlü, şaşırtıcı siyasî oyun­lara rağmen Bağdad Paktının gaye­sine doğru emin adımlarla ilerlediği artık gayri kaıbili inkâr bir vaikıa ola­rak 'büıtiün dünyanın gözü önünldledir.

Tahran içtimai neticesinde neşredilen tebliğden anlaşıldığı üzere, Paktın tak­viyesi vadisinde .başlıca üç sahada e-saslı adımlar atılmıgıtır: Evvelâ, iklti-sadî mevzularda, bozguncu faaliyet­lerle mücadele sahasında ve diğer ba­zı teknik (hususlarda hazırlanan yapı­cı mahiyetteki komite raporları tas­vip edilmiştir. İktisadî faaliyetler mte-yanında ezcümle Dicle ve Fırat gibi nehirlerden, müştereken azamî istifade maksadiyle projeler hazırlanmasının karar altına alınması, atom enerjisi­nin sulhçu gayelerle istimali için mıüitehassıs yetiştirilmesi ve bazı tesisatın kurulmasına yardım olunması husus­larında 'bir mekanizma ve küçük, bü­yük dalha birçok inkişaflar zikre de­ğer. Saniyen, siyasî ahval göziien geçirile­rek, ancak tabiyesi değişmiş (bulunan (beynelmilel komünizm, hareketi kar­şısında hür dünyanın bu bölgede Bağ­dad Pakt: çerçevssin'de müdafaası im­kanlarının takviyesi lüzumu belirtil­miş 've Faiktın gayelerini daha iyi an-latafbilmek üzere, müspet propaganda faaliyeti sarf edilmesi derpiş olunmuş­tur. Diğer taraftan, Paktın takviyesi vadi­sinde, Amerikanın doğrudan doğruya, Pakta âzâ olmasına intizaren, pakt ile işbirliğini geniş şekilde arttırması, ayrıca kayda değer. Filhakika Ameri­ka bir taraftan İktisadî ve Bozgun­cu faaliyetlerle mücadele» komiteleri­ne âzâ olurken, Öte yandan da Paktın siyasî, tedafüi vesair faaliyetini «kuv­vetle desteklemek» kararını teyid vıe ilân etmiş, böylece şimdiden Paktın, fcâibir caizse, fiilî âzası olmuştur. Bağdad Paktı'nm her sahada gösterdi­ği bu faaliyet ve kuvvet, onun düş­manlar: tarafından Paktı zaafa düşür­mek ve zayıflatmak için yapılan pro­pagandalara kati bir darbe indirmiş­tir.

Şimdi Pafot'a karşı açılan mücadeleler mevzuunda biraz durmak istiyoruz Pakt muvacehesindeki menfi hareket­ler bir hayli muhteliftir. Bir kere va­ziyeti olduğu gibi anlamaktan, haki­katleri görmekten menedilenlerin ve yalan dolanla dolu karıştırıcı propa­gandalarla zehirlendirilenlerin men­filiğini veya tereddütlerini bir tarafa bırakmak lâzımdır; çünkü onlar haki­katleri görebildikleri ve zehirlenmek­ten ve tazyik olunmaktan kurtarılabildikleri nispette Pafct'ı ib.enims'eye-cekleıfd'ir. Asıl menfilik ve hücumlar, Paktın faydalı mahiyetini ve büyük kıymetini bile bile. faydalı ve kıymet­li olduğu için onu yoketmek veya akajnete uğratmak için çalışanlardan gelmektedir.Bunlar arasında doğrudan doğruya ko­münist faaliyetleri ile komünist ol­mayanların onlara hizmet eden faali­yetleri vardır. Komünist faaliyetleri malûmdur. Sebepleri de bilinmiyor. Ötekilere gelince, bunlar kimlerdir? İş­te Ibu sualin cevabini' geçenlerde biz­zat Mısır Hükümeti vermiş bulunu­yor. Filhakika Tahran Konferansının neşrettiği tebliğ ve bilhassa ondan ev­vel Başvekilimizin 16 nisanda Tahran onferansında yaptığı alenî beyanat ü-aerine, Mısır'ın Diriğe matbuatı, mi­saline ilk defa tesadüf etımediğimiz ve fakat en aşırı misallerden birini teşkil âdalet şekilde doğrudan doğruya hü­kümet etim iz e ve Başvekilimize müte­veccihen bir [kampanya a^mış bulunu­yor. İrte bu suretle Mısır hükümeti «Sizin o hakikatleri tahrif ettiğini, memleketin efkârı uımumiyesini da­lâlete sevk ettiğini, hususî maksatlar­la Orta şark'ı ikiye ayırdığını söyledi­ğiniz hükümet .benim» diyen kendisi­ni teşhir ve tavsif etmiş bulunuyor. Mısır'ın idarecilerinin bu kadar sinir­lenmesi ve ateş »üskünmesi bugüne kadar Bağdad paktına ve onun, azala­rına uluorta yaptıkları hücumların şimldiden sonra nvuikalbelesiz bıraikılmı yacağını anlamalarından vs bu suret­le şimdiye kadar aziz. Mısır milletine hürmeten ve güzellik ve tahamlmülle işlerin yoluna ıgireibileceği ümidiyle su sanların hakikatleri ve teşhisleri açık­lamağa bağlıyacak olmalarından ilari gelmektedir.

Bundan dolayıdır ki yine alelacele mu kabil paktlar yapmak için konuşmala­ra germi vermişler ve tecaıvüz eden­ler kendileri olduğu halde, tecavüze uğramış gibi tavırlar takınmağa başla­mışlardır.

Niçin memleketlerinin menfaatleri aleyhine olarak işleri bu rald'deye ge­tirmişlerdir?

Bunun cevabı şudur: Onlar tahakküm sevdasına düşmüşleridir. Tahakküm istedikleri saha da sadece Orta-şarkla Afrika'nın hiç değilse bütün şi­malidir.Libya'nın istiklâlini kazandı­ğı sıralarda selefleri oradan toprak istemişlerdi. Şimdi onlar da aynı yolda yıürümekte v.e Ortaşankitaki Arap dev­letlerini, Araplık veya Müslümanlık mefhumlarını istismar suretiyle peylk haline ..getirmeğe çalışmaktadırlar. Bi­zim daima hürmet etmiş olduğumuz Arap Birliği, Mısır zimamdarları tara­fından Arap devletlerinin idaresini Mısir vesayeti altına koyan bir te­şekkül şeklinde istismar edilfnek isten mictetedir. Onlara göre Birlik âzası, Mı­sır'dan müsaade almadıkça kimse ile görüşemezler, kimse ile anlaşana yapamazlar, fakat buna mukabil Mısır ar­zu ettiği devletlerle arzu ettiği şekil­de gonür ve istediği anlaşmaları ya­par ve bunun için de Arap Birliğine da nışmaz, veya sadece lütfen olan toiten-den münasip .şekilde bilâhare haher ve rir. Arap Birlisinde Mısır hükümeti­nin arzusuna muhalefet eden afaroz edilmislidir; fakat o bankalarına izhar ettiği arzuyu münasip görürse re&de-diverir.

Bütün bu söylediklerimiz talhmin ve­ya tefsir değil, vakıaların ifadesidir.

İstiklâlini, küçük büyük her devletin, müsavi şekilde (hürriyet içinde yaşa­ması prensipinin zaferi sayesinde ka­zanmış olan 'bir devletin, hürriyet ve istiklâl ideallerinin muzaffer olduğu bir ıböiıgede böyle tahakküm, hülyala­rı peşinde koşması Ihazinü'ir. Fakat ne yapalım' ki bugünkü manzara bu şe­kilde tecelli etm-ektedir.

Ancak arzular ve ihtiraslar beslemek­le iş bitmiyor. Hâdisat, ölçüyü kaçı­ranları ölçüler içdne 'koyuyor v.e alış­tıkları dtev aynasını kırıyor: Bağdad paktının kurulduğu sıralarda yine Mı­sır idarecilerinin suifcastler, taklibi hükümetler tertibine (kadar varan coş­kun faaliyetleri ıbu paktın vücult bulmasına mani olamadığı gibi, bütün şid detiyle devamına rağmen onun inkişa­fını da önliyememiştir. Çünkü müsa­vat içinde işbirliği yolu ile sulh, em­niyet, istikrar ve refahı temin gaye­sini istihdaf eden ve bu gayeye eriş­mek için tesis ettiği işbirliğini hasis­çe friiud'utiandırmayıp iltihaklara açık bulunan Bağldad Paktının istinat etti­ği yüksek insaniyet İdealleri karşısın­da hasis tahakküm manevralarının ga lelbe çalması mümkün olamazdı.

Hakikatler ve dürüst gayeler daima e-niride sonunda muzaffer olur.


nadolı^ia ibüyüik bir kuvve-tin mevcu­diyetini teslim eylemişlerdi. Fakat bu (hâdiseden 4 yıl sonra 1927 de, Ameri­kan Ayan Meclisinin Lozan muahede­sini tasdiki reddetmesi, 1830 dan kal­ıma zihniyetin bazı kafalarda elan yagamakta olduğu hissini uyar larmıştı.

Osmanlı devletinin de Türkiye Cum­huriyetinin de Birler Amerika ile münasebetlerine hâkim olan hu zih­niyeti, İkinci Cihan Harbinden sonra dağılmağa yüz ıtutmuş, 1947 yılında ciddî :blr şekilde terkedilmişti. Lozan muahedesini tasdiki r.öi'deden Ameri­kan Ayan Meclisinin, evvelâ 'bize as­kerî ve iktisadî yardıma dair Truman teklifini ve daha sonra Türikiye ile NATO camiası içince mukadderat bir­liği yapılmasına dair tasarıyı tasvip eylemesi 1830 ve 1923 zihniyetinin kay Ibolduğuna ve iki millet arasındaki mü nasebetlerin yeypeni 'bir zaviyeden ele alınldiığma ciddî işaretler olmuştur. Buıgün vs bilhassa yarın ibu havanın bozulmasına, bundan 126 sene Önceki zihniyete dönülmesine fmsaft verilme­mesi şarttır. Birleşik Amerika bize ol­duğu gibi daüıa birçok devletlere yar­dım yapmaktadır. Buı dış yardım prag ramına rağmen, halkının hayat sevi­yesi hergün yükselmektedir. Bunun böyle d:evaım etm'esini temenni ederiz. Bunda, genç ve zengin toprasklara, programlı bir çalışma temposuna sahip olması rol oynuyor. Fakat Amerika ve daîha bazı büyük devletlerin serma­yelerinde, bugün hâlâ geri kalmış va­ziyette bulunan memleketlerin hiç de mi hisseleri yok? Bu memleketlerle, tarih boyunca, yalnız ticarî menfaaüler zaviyesinden yürütülen münasefbetler bir tarafın kalkınmasına yardım ederken, öte taraftan geri kalmasına hiç de ödenıefc ve bilhassa müştek müdafaa için ağır fedakârlıklara -katlanan, bu sebeple de istedikleri giibi iktisadî 'kalkınmalarını sağlıyamıyan milletlerin .menfaatleri­ne, kendi menfaatlerinden çök daha fazla ehemmiyet v.ermek medburiye-tindedirler.

Bufgün ile 1330 ve hattâ 1923 yılların­daki beynelmilel durum arasındaki ,bü yük farklar .bunu elzem kılıyor. Buna  ve itiyadına sahip kimseler yeri­ne, buraya, .kendilerini "Türkiye'nin r.es mî politikasını değiştirmeğe hem memur hem de muktedir sayan birtakım adamlar gönderm esidir. Sermayesinin nasıl teşekkül edip te­mayülleri iti'bariyle hangi menfaatleri ön plânda tuttuğu bizce de maiûm. bu­lunan Ibu gazetenin zaman zaman Tür­kiye Cumhuriyeti Hükümeti aleylhin-daki neşriyatını, iki dost v.e müttefik memleketin yüksek menfaati-sri bakı­mından ziyadesiyle 'zararlı gördüğümü zü (birkaç vesile ile bu sütunlarımızda kayıt ve tasrih etmiştik. Bugünkü yazımım, bu bakımdan, bir tekrar olacaktır. Fakat :bunda hem :bir mahzur görmemekteyiz, hem de eski mütalâ­alarımıza ilâve ede/bil ecelim iz hu'su-lar vardır.

"Bir kere, mevcut iktidar aleyihind-s sistemli neşriyat yapmak bahsinde, bu gazete yalnız değildir. Yanında yardımcı olarak bizdeki «Akis» in müibeş-şir ve protutipi olan «Time» Mecmuası, "hem de malûm A.P. Ajansı vardır.

Büyük 'Amerikan .basınının bu üç ah­bap çavuşları, nasıl orada yani Ameri-kada muayyen :bir görüşün senkronize neşriyatını yapmakta iseler, burada 'bulundurdukları muhabirleri vasıtasiyle de, Amerika'ya gerek dün­yaya, hakikatle hiçbir alâkası olmıyan ve (binaenaleyh tahrif edilmiş bir Tür­kiye'yi keza sistemli bir p&küde tak­dim  ve tasvir etmek itiyadmdadırlar.

Bu kadarlr kalsalar, iyi; fakat ibun-lar daha da ileri giderek Türk dafhilî politikasına ik arınmaktadırlar.

"New York Times'in nıalûm muhalefet gazetelerimizi ye bııınlar arasında «Dünya» ile "Vatan» ı sevindirip coşuran son vazısı messelâ, böylesine oir yazıdır.

Bilindiği ıgibi bu yazıda, ıbermutad ik­tisadî hatalarımızla diktatörlük temayüllerimizden bahsedildikten sonra, "Hürriyet meşaleleride dem vurularak şöyle denilmektedir : «Bu politika mücadelesinin nasıl sona ere­ceğini kimse kes.tire.mez, fakat Tür'ki-;yede hakikî bir demokrasi kurulması için Mecliste ve basında mücadele,

Bu bir müttefik devlet gazetesinin 'bir diğer müttefik devlet (hükümetin-? kar­şı kullanacağı, kullanmaya mecbur bu lurJiuğu hürmetkar ağız değildir. Bu, Türkiyeye dışarıdan bir iç politika tevcih edilebileceğini ve bunun dikte edilebileceğini zannetmeğe kadar va­ran mütecavizane bir tavırdır. Bu ser bepledir ki, biz başta New York Ti­mes olmak üzere, (bizzat Amerika'dan dahi bir müşterek menfaat cephesi teş kil eden, bu basın ve neşriyat kom­binezonunun yani Time, A.P. ve saire-yi, iki dost ve müttefik memleketin ne dünya politikacılarına, ne de birbiriyle olan sıkı dostluk ve karşılıklı anlayış zihniyetine zerre 'kadar taraftar v& za-hîr görmemekteyiz. Bilâikis bunlar, bu mühim münasebetlerimize her gün daha fazla zarar vermektedirler.

Bizdeki «Vatan» yahut «Dünya» gibi gazetelerin New York Times'in işle­rine gelen bir makalesini yağlandıra ballandıra dillerine dolayarak baş sü­tunlarında alâyiş ve memnuniyet, ile ighâde kalkışmalarına gelince,, bu, sa­dece hazindir! Çünkü aynı gazete, Kı!b ris'a dair neşrettiği bir diğer yazısmlda Türk menfaatleri ile Türk şeref ve haysiyetini ayaklar altına almakftan çekinmemektedir. Meselâ, Kıbrıs dâ­vasında açıtea Yunanistan, tarafını tutarak gerek İngiltere gerelk Türkiye'yi mahlkûm ettikten sonra, bize yani Türklere, .eğer Kıbrıs üzerinde bir pa­zarlığa girişir isek 300 milyon dolarlık yardım. taleib&mi'Zİn daha kolay isaf ve terviç kesdileceğini ima eder yollu, hayasızca telkinlerde 'bulunmaktadır. Yani, Demokrat Parti iktidarını her fırsatta Jekelemeğe çalışan'; Türkiye iktisadiyatını mütemadiyen perişan bir halde tasvir eden; Türkiye'de hür­riyet olmadığını iddia ettiği halde öte yanda, muhalefetin Meclis ve basının daki   mücadelelerine  toel  bağlanabile (1) Bu husustaki tafsîlâlı Hürriyet Ga zetssinin 17 Mayıs 1956 tarihli sayısın­dan birinci sayfamızda aynen iktibas etmekteyiz. Türk iç po­litikası ile T-iirik dış politikasını ken­di bildiği ve. dilediği mecralara sürükivebil eğini .zanneden New York Ti­mes işte budur. Amerikalı dostlarımızın ve bilhassa resmî Amerika'nın, devlet Amerika'­nın, Ibir türlü dinmek bilmiyen ibu sa­rih ve istikametti Türk düşmanlığın­dan bizim kadar üzüntüde olmaları lâ­zımdır. Bundan emin 'bulunmaktayız. Şunu tdbarüiz ettirelim ki, Osmanlı İmparatorluğunun irîhilâli sıralarında, Tür'k Milletine ve onun hakikî ahlâk ve meşrebi ile dâvalarına karşı birbi­rine tamamdyle zıt iki Ameri'kan görü­cü belirmişti:

Mongenlhaw'ın raporlarındaki politi­ka!

Amiral Bristol politikası!

Morgeni]haw'ın düşmanca görüşleri ve düşmanca tertipleri, o tarihlerde, A-miral Bristol tarafından en. asîlâne bir anlayışla ve lehıimıize olarak tasıfiyİ2 edilmişti.

Biz Türkler, Ameri'ka denince, Ami­ral Bristol anlarız!

Morgent haw kafası, bizi sarmaz! Bil­meyiz ilâveye lüzum var mıdır ki, New York Times., Time, A.P., Yalman ve 'şür-akâsmm faaliyetleri, ıbizim na­zarımızda Mongenthaw'ın meş'um pö-liftikasmm hiartlamasından ;bagka Ibir şey değildir!

Dış politikamız

Yazan: H.E. Törehan

27/V/1956 dan;

tarihli Yeni İstanbul)

Osmanlı devletinin son yüz senesinde dalhilî idarenin birçok 'bozukluklarına rağm-en dış p'olitikada fbirihayli muvaf­fakiyet eltife edilmiş olduğunu inkâr etmek ka'bil değildir.

Bu ananevî politika mahareti Cumfhuriyet devrimizde de idame edilmiş ve fcıütün dünyada Türk devlet ve mille­tinin haiz olduğu siyasî ve alskerî mev ki büyük ibir ehemmiyetle takdir olun­muştur.

Avrupa'nın sulh. ve sükûn isteyen dev let ve milletleri henüz sarih ve müs­takar bir vaziyetin husule gelmemesin den doğan bir tereddüt içinde dış po­litikalarının istikametini tayin edemez ken, Türk. devleti bu yolu çoktan seç­miş ve -sn büyük tehlikenin geleceği yere karşı kendimi müstahkem bir ka­le ve siper halinde tutmuştur. Demok­rat dünyanın Türlkiyeye hayranlığı ve yakınlığı hep bu açık ve fedakâr poli­tikadan doğmuştur ve onun için Tür­kiye'nin medenî âlemle alâkası artık, çözülmez ,bir bağ halini almıştır.

Rusya'nın son 'bir seneden !beri değişir gilfoi görünen sırnaşık politikasiyle kâh1 töhdit kâh foinlbir vaitlere dayanan fa­aliyeti Baltı Avr.upa'Üa tereddütlü va­ziyetler ihdas ederken Türk devleti toü îiün bu hallerin hirib-irine inanmamış ve takip ettiği yoldan ayrılmamıştır. O' nuın içindir ki, Amerika, Birleşmiş Mil letler arasındaki müttefiklerinden en ehemmiyetlisi ve sadık'ı olarak Tünki-yeyi bulmakta ve bu hususta kanaati­ni her vesile ile izhar etmektedir.

Sovyet Başvekili ile Parti Genel Sek­reterinin lAsyanm fakir memleketleri­ne yaptıkları seyahatlerde demokrasî âlemine savurdukları tehditlere rağ­men İnıgilterey-& davet edilmeleri ve Fransa Başvekili ile Hariciye Nazırı­nın Rusya'yı ziyaretleri karşısında Türkiye'nin Bağdad Paktını îbiraz daha kuvvetlendirmek yollarını bulması dış" siyasetimizde çok iyi ve uzağı gören (bir zihniyet "ve faaliyetin hâkim oldu­ğunu islbata 'kâfidir. Otuzaltı semelik müşalhede ve tecrüıb.eler Rusya'nın dün ya sulhu için ne kadar büyük bir teh­like olduğunu) göstermiştir. Bilhassa İkinci Dünya Haribin'den sonra daıha ziyade ve belki .tamamen Amerika'nın yardımıyle kazanılmış olan (bir muvaf­fakiyetin bütün eserlerini tehlikeye dıü giüren Rusya'nın hengün yeni bir şekil alan politikası haklı olarak ibir itimat telkin edememekte ve onun eski emellerind.en vazgeçeniiyeceğine dair yenf. imisaller vermektedir.

 

2 Mayıs  1956

Birleşmiş Milletler (New york)  :

Birleşik Amerika'nın Birleşmiş Millet­ler nezidindelki daimî murahhası M. Henry Cafoot Loıdge basma v-srdiği 'be­yanatta yeter derecede inkişaf etme­miş memleketlere tek taraflı yardıma nazaran rok taraflı yardımın sağlana­cağı faydalara işaret eier-eik demiştir ki:

«Birlenmiş Milletlerin idaresi altında yapılacak çok taraflı yardım, Birleşik Amerika ve Sovyetler Birliği tarafın­dan az gelişmiş memleketlere yapıl­makta olan yardım mevzuunda ibazıları tarafından yaratılmak ists-nen reka­beti (bertaraf edecektir. Çok taraflı yurdun, Rusların baş vurdukları siyasî sız malara mani olacaktır.

Birleşmiş Milletler Kurulu:

Şam.:

Halber verildiğine göre, Birleşmiş Mil­letler Genel Sekreteri Dag Hammarsfc-joeld, Kudüs'e avdet etmeden önce, Suriye hükümetinin de ateş kesmesini temin -etmiştir.

Maamafih Suriye, İsrail hükümeti Şe-riya nehrinin sularını kenıdi toprakla­rına çevirmeğe kalkıştığı takdirde teJk-rar ateş açmak hakikinin kendine ta­nınacağını bildirmiştir.

Birleşmiş 'Milletler Kurulu:

Birleşmiş Milletler Kurulumda Afrika ve Asya devletlerini temsil eden tem­silciler, 'bugün, toplanarak Cezair me­selesini müzakere etmişlerdir.

Bu toplanitı dolayısiyl-s yayınlanan telb ligde, fou hususda güvenlik konseyi başkanının dikkat nazarının çikildiği belir tilnıektetir.

 

Birleşmiş Milletler Kurulu İktisadî ve Sosyal Konseyi 2 mufiıalif ve 3 çekim­ser oya karşı 13 oyla mecburî iş sis­temini takibin etmiştir. Kabuldilen karar suretiyle, dünyanın neresinEe olursa olsun ve hangi gaye ile yapı­lırsa yapılsın, mecburî iş sisteminin in­san {haklarına karışı olduğu belirtilmek tedir.

İktisadî ve Sosyal Konteey bu konumun, milletlerarası konferansının gelecek haıziran ayında yakılacak olan yübk toplantısında da gözden geçirileceği­ni belirtmektedir.

3 Mayıs 1956

Birleşmiş Milletler  (New York) Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Dag Hammarskj'oelkİ Güvenlik Konse­yi Balkanına gönderdiği ilk muvakkat raporda Filistinde afteş kesimini sağla­ma yolumda elde edilen neticeleri bil­dirmekte ve gelecek hafta tamamlayı­cı bir raöor daha göndereceğini haber vermektedir. Hammarskjoeld bu ilk raıporunda Birşımiş Milletler sVdıma harekete etmeleri teklifini kabul etmemiş­tir. Nihayet Genel Sekreter rekorunda Sü­veyş Kanalından serbest geçit ve Şe-ria ırmağı sularından faydalanma me­selelerini mahallinde müzakere etti­ğini ve vazifesi dışında kalan ibu iki mesele hususumda sadece ilgili tarafla­ra Güvenlik Konseyinin bu mevzundaki kararlarına uymalarını tavsiy.e ile ik­tifa ettiğini ibeyan etmektedir.

11 Mayıs 1956

Birleşmiş MiEetler (New Yorik)  :

M. Dag Hammarskjoeld'un raporunu yorumlayan Birleşmiş Milletler çevre­leri şöyle demektedirler:

Orta doğudaki görevinden dönen Bir­leşmiş Milletler Genel Sekreteri M. Dag Harran arsfcj o eld iyimser )bir intiba getirmektedir. Bu intibaı dün neşre­dilen raporunda, bugünkü Idurumun fevkalâde imkânlar arzettiğini ifade etmek suretiyle izhar eylemektdir. Bu, Genel Sekreterin raporu fevkalâ­de neticelerden bahsediyor, demek de­ğildir. M. Hammarskoeld, İsrail ile Arap komşuları arasında ateş kes du­rumunun, vuikuu h-sr zaman mümkün olabilecek hâdiselere mukavemet gös­terebilmesi için alınmış olan tedbirle­ri saymakta mütareke anlaşmaları hü­kümlerinin tamamen tatbikini sağla­mak üzere müşahitler heyeti başkanı tarafından yapılacak telkinlerin müs-bet bir zihniyet dahilinde tetkik edile­ceğine dair alâkalı tarafların verdikle­ri teminatı kaydetmektedir. Bundan Ötesini yani Süveyş Kanalın­da seyrüseferin serbestliği, Şeria su­larının tevzii gibi daha geniş bir şümul taşıyan meseleleri halletmemiştir ve esasen (bunlar, onun görevine dahil meseleler değiMi.

Birleşmiş ^Milletler çevreleri yrornlarına şöyle devam etmektedirler:

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine güvenlik hissi veren noktalar şunlar­dır: Evvelâ Orta doğudaki bütün (hü­kümetlerin barış arzusiyle mütehassis olduklarına kail olmuştur. İkincisi, sağlamağa muvaffak olduğu ateş kes durumunun, bir güvenlik havasının ye nidsn tesisine doğru lüzumlu ve hattâ elzem ilk adımı teşkil etmekte olduğu fikrinde bulunmasıdır, Genel tere göre Orta doğu devletleri, hâlen riayet edilmekte olan mütareke hü­kümlerinin tatbikini sağlıyacak tedîbdr leri daıha sağlam olan bu zemin üze­rinde daha kolaylıkla ittihaz edebile­ceklerdir. Bu fikri raporundaki iza'hattan çıkar­dığı neticelerde ifade .eden M. Ham­marskjoeld yine diyer ki: Mazide du­rumun devamlı olarak vaihimleşmesine kadar zincirleme tepkiler müşa­hede edilmigise de simdi, kanaatime göre, aksi istikamette bir sıra tepki­lerin ilk tezahürlerini Göstermek im­kân ve ihtimalleri ortaya çıkmıştır. Denilebilir. Bu tspki, dışarıdan ve bil­hassa giivenlük. konseyinden sadır ola­cak rbir hareketle teşvik edilebilir. Bu­nunla beraber bu, güvenlik konseyi­nin zorlamasiyle olmamalı ve teşebbüs, miitarske anlatmalarında taraf teşkil1 eden hükümetlere terettüp et­melidir.

Güvenlik konseyi meseleye ne zaman müdaıhale etmelidir. Bu keyfiyet, Ge­nel Sekreterin raporundan birer nüha almış bulunan konsey âzası hükü­metler için halen bir teemmül mevzuu olmaktadır. Görünüşte bu hükümetler­ce takip edilseefe ilki yol vardır: Birin­cisi konseyi yakm bir tarihte meselâ gelecek hafta toplamaktır. Konsey bu takdirde Birleşmi? Milletler Genel Sekreterinin raporuna ittilâ keşfede­cek  ve   mütareke  anlaşmalarını  imzatarske sözleşmesini ihlâl eden her ha­reketinin güvenlik konseyine bildiril­mesi istenmektedir.

Birleşmiş Milletler (New Yorfe)  :

Birleşmiş Milletler teşkilatındaki Sov­yet heyeti Genel Sekretere müracaat ederek Sovyet ordusundan 1.200.000 ki siyi terhis etmek ve malzemeleri ide bu nisîbette indirmek hususunda Mos­kova hükümetinin 14 martta yayın­lamış olduğu demecin. Silâhsızlanma Komisyonunun vesikalarından biri ola raik yayınlanmasını  istemiştir.

Bilindiği gilbi Sovyet hükümetinin de­meci, Birleşmiş Milletler Silâhsızlan­ma Tâli Komisyonunun çalışmalarına ara vermesinden  sonra açıklanmıştır. Silâhsızlanma Komisyonu, Tâli Komis­yonun çalışmalarını tetkik için 3 tem­muzda toplantılarına bağlıyacaktır.

29 Mayıs 1956

Birleşmiş Milletler (New York)  :

Güvenlik konseyi bugün, Genel Sek­reter Dag Hammarskjoeld'un Orta-doğudaki vazifesine dair raporunun i-şiğı altırida Filistin meselesini yenileten inceleyecektir. Bilindiği .gilbi konse­ye bu hususta İngiltere tarafından bir karar  sureti  sunulmuştur.

Bu karar sureti, her ne kadar İngil­tere tarafından sunulmuşsa da, Fran­sa ve Amerika ile mutabık kalınarak kaleme alınmış ve resmen yayınlanma dan evvel de konseydeki Sovyet heyetiyle diğer hey'etler.e tebliğ edilmiş­tir. İngiliz karar suretinle, mülteciler, Genel Sekre­terin su fikri hatırlatılarak izah edil­mektedir: Eğer esaslı meselelerin hal­linde ileri gidilmek isteniyorsa, müta­reke anlaşmalarına tamamen riayeti mümkün kılacak şartların ihdası el­zemdir.Karar sureti, ihtilâfı mucip m-sseieler ortaya atmadığı irin ve Hammarskjo-eld'un elde ettiği neticelerin mes'uli-:yetini ürerine aldığı için konseyde mu halef ete rastlanmaması icap eder. Bu­nunla beraber karar suretinin kalbul edilmesi için birkaç toplantı yapılma­sı gerekeceği tahmin edilmektedir. Bugün yapılacak olan birinci toplantı, HammarskjoeÜI'un ve büyük devletle­rin izahlarına hasredilecektir. Güvenlik konseyi çevrelerinde, Sovyet hey'etine gönderilecek talimatın, İngi­liz karar suretinde tâdiller yapılması hususunu ifoüva edeceği beklenmekte ise de Sovyetlerin, karar suretinin ka­bulüne muhalefet edecekleri sanılmak tadır. Mutad veçhile, güvenlik konseyi, il­gili tarafları, yani İsraillilerle Arapla­rı söz almaya davet edecektir, fakat bu delegelerin oy hakkı olmayacaktır.

Bu delegelerin de keza karar suretini şiddetle tenkit etmeleri beklenmemek­tedir. Arapların (başlıca arzusu, Ham görevinin mütareke an­laşmalarının tatbikine inhisar etmesi idi. Hal böyle olduğuna göre Arap delegelerinin mütalâaları tâli derecede ki noktalar üzerinde olacaktır.

Birleşmiş Milletler (New York)  :

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Dag Hammarskjoeld'-un Orta doğudaki duruma dair raporu­nu tetkik için bulgun öğleden sonra Yu goslav deleıgesi Briledj'in başkanlığın­da toplanmıştır.

Bu mevzuda İngiliz delegesi tarafın­dan sunulmuş olan bir karar suretin­de Hammarskjoeld'un raporu destek­lenmekte ve ilgili memleketlerden mü tareke anlaşmalarının tamamen tatibi-ki için genel sekreterin ileri sürmüş olduğu teklifleri kabul etmeleri tavsi­ye olunmaktadır. Bundan başka aynı karar suretinde genel sekreterden, ta­raflar arasında arabuluculuğa dervam etmesi istenmektedir. Bu husustaki" müzakerelerde Genel Sekreter Dag Hammarskjoeld'dan başka, İngiliz, Frangız, Amerikan ve Belçika delege­leri söz alacaklardır.

Suriye delegesi de Hammarskjosldun vazifesini muvaffakiyetle başarmasın­dan dolayı memnuniyetini bildirmiş ve ateş kes anlaşmalarının, tam manasiy-le  tatlbikini   arzu  ettiğini   söylemiştir. Bununla (beraber delsıge, Suriye hükü­metinin görüşüne göre, ateş kes anlaş­masının askerlikten tecrit edilmiş sa­haya tecavüz edilmemesi prensibi ile ilgili olduğunu, halbuki İsraillilerin Ş-eria ırmağı üzerindeki çalışmalarının bu sa'haya tecavüz mahiyetinde adde­dildiğini bildirmiştir. Bundan başka delege, mütareke anlaşmasiyle teslbit edilen, hudud hattının sadece askerî olduğunu ve katiyen millî bir hudud olarak telâkki sdilemiyeceğini beyan etmiştir.

Bunu müteakip konsey, mahallî saat­le 15.30 da tekrar toplanmak üzere sa­at   12.30  da  toplantıya  ara  vermiştir.

Bu müddet zarfında üyeler Ibir karar sureti üzerimde mutabakata varmaya çalınacaklardır.

Birlenmiş Milletler (N.ew York) : Güvenlik konseyi   saat 19.40 da (gmt)

müzakerelere  devam  için tekrar  top­lanmıştır.Suriye delegesi, İngiliz karar suretini, tenkit ederek, Arara devletlerince ka­bul edilebilecek herhangi bir hal çare­sinin, İsrail devletinin mevcudiyeti meselesini yeni baştan ele alması ge­rektiğini belirtmiştir. Bu delegeye gÖ-re, kaîbul edil-ecek karar sureti Genel Sekretere teşekkürleri bildirmeye ve tarafları, Birleşmiş Milletler Başmüşahidi tarafımdan alınması tavsiye olu­nan tedbirleri tatbike davet etmeye inhisar etmelidir.

İsrail delegesi, mütareke anlaşmaları-nın, Arap devletlerinin hasmane hare­ketlerine ve bu arada Süveyş Kanalinin ablukasına son vermelerini ge­rektirdiğini bildirmiş ve ateş kes me­selesinin Şeria ırmağının ıslahı mese­lesine   bağlanamıyacağını  belirtmiştir. Mısır delegesi, mütareke anlaşmaları­na tam manasiyle riayet meselesinden başka bir hususu halle teşebbüs etme­mesi şartiyle İngiliz karar suretini kabule hazır olduğunu bildirmiştir.

M'üzakereler devam etmektedir.

1 Mayıs 1956

Lefkoşe :

Kjjbrıstaki İngiliz ask&rî idaresi, oto­mobillerin sokaklarda bırakılmasını .yasa'k etmiştir.

Bu kararı vermiş olan İngiliz askerî makamları, tedhişçilerin, taksilerden ve kiralanmış otomobillerden fayda­lanmak suretiyle faaliyetlerini yürüt-"tüklerini açiklamış ve bunu önlemek :çin bu emri çıkardığını bildirmiştir.

Lefkoşe :

İngiliz paraşütçü kıtalarına mensup birlikler, jeeplsrle Lefkoşe sokakların­da dolaşarak Yunan rerikleri olan be-yaz-mavi beyannameler dağıtmışlardır.

Yunanca basılmış olan bu beyanname lerde, Kıbrıs halkının şlbir avuç kati­lin tevkifini mümkün kılacak haberle­ri İngiliz emniyet makamlarına tevdi etmesi»  istenmektedir.

Aynı beyannamelerde, katillerin yaka lanmasma yol açacak haber verenlere para mükâfatı verileceği, mükâfatların üç sene içinde alınması müimfcün ola­cağı, verilecek 'haberlerin, elence bilen İngiliz emniyet memurları tarafından okunup gidi tutulacağı bildirilmekte ve bu usulün, Kıbrıs'a sükûnetin avdet etmesi için yegâne çare olarak görül­düğü açıklanmaktadır.

2 Mayıs 1956

Lefkoşe: 'Maıgosa'da bugün İngilizlerin oturdukları evlere yangın bombaları atılmıştır. Kaydedilen hasar hafiftir.

Buna karşılık, sabahın erken saatle­rinde İngiliz ordusuna ait bir koopera­tifin ambarlarında meçhul şahıslar ta­rafından çıkarılan yanığın büyük hasa­ra sebep olmuştur.

Lefkoşe:

Halb.er verildiğine göre, tedhişçiler, Ma gosa limanında demirli bulunan bir İngiliz gemisine karşı iki benzin bom­bası atmışlardır. Bu suretle tedJhişçi-ler Maıgosada bulgun 12 bomba infilâk ettirmişlerdir,

Londra:

Bufgün Avam kamarasında bir millet­vekilinin sorusunu cevaplandıran İn­giltere Müstemlekeler Vekili Lennbx-Boyd, hâlen, Kıbrıs'ta 334 kişinin mev­kuf bulunduğunu beyan etmiştir.

3 Mayıs 1956

Lelkcge :

Buıgün açıklandığına göre, Kıbrıs hü­kümeti, EOKA teşkilâtının esrarengiz lideri Diıgenis'in tevkifini sağlıyaeak malûmatı temin .edene 10.000 sterlin (28.000 dolar)   mükâfat verecektir.

Bu münasebetle adanın, her tarafında polis teşkilâtı beyannameler dağıtmış ve Digenis olduğu sandan Yorgi Todori Grivss adlı Yunan ordusuna hiz­met etmiş bir kurmay subayın eşkâli­ni vermiştir.

Kılbrıs hükümeti,  10.000  Sterlin mükâf attan başka, Digenis'in tevkilini sağ lıyaeak. şalhsın Kıbrıs'ı terketmek is­terse, meccani olarak ve İngilizlerin himayesi altında, dilediği yere deniz veya hava yoliyle gitmesini d,e temin edeceğini ve ibunun gizli tutulacağım bildirmiştir.

Yunanca'da «iki dokumlu» manasına gelen Digenis'in kim olduğunu bilen yoktur. Hattâ "böyle "bir şaftısın gerçek­ten mevcut olup olmadığı da meçhul­dür.

Bazı Kıbrıslıların kanaatine göre, Di-genis, bir şahıs olmayıp müfritleri ida re eden 10 kişiden müteşekkil bir ko­mitedir, karargâhı da karlarla Örtülü Toros dağlarındadır.

Diğer kimseler ise, Digenis'in, tedhiş­çilerle yakın alâkası olduğu sanılan Yorgi Grivas'm ta kendisidir.

Grivas'm Ihali hazırda Kıbrıs'ta olup olmadığı "belli değildir.

Grivas, İkinci Dünya Savaşında, Yu­nanistan'ı işgal eden İtalyanlara ve Almanlara karşı savaşmış, daha sonra hükümeti ele geçirmiye çalışan komü­nistlerle mücadele etmiştir. O sıralar­da İngiliz askerî kuvvetleri ile sıkı iş­birliği yapmış olan Grivas'm ismi sık sık İngiliz, harp tebliğlerinde zikredil­miştir.

4 Mayıs 1956

Lefkoşe :

Resmen bildirildiğine göre, Kıbrıs'ın güney bölgesinde Lefkara köyünde ya pılan araştırmalar sonunda gizli silâh ve cephane depoları bulunmuştur.

Bu bölgedeki köylerin ikisinde dün sokağa çıkma yasağı ilân edilmişti. Bu yasalk .bugün bu köylerden birinde de­vam ettirilmiş ve bundan baş<ka 20 ki­şi tevkif olunmuştur.

5 Mayıs 1956

Lefkoşe :

Lefkoşe'den Larnakaya giden bir otobüste arama yapan İngiliz askerleri baslamış 5000 EOK.A propaganda risalesi ele geçirmişlerdir. Otobüsün goforü ve içinde bulunan tek yolcu tev kif edilmiştir.

8 Mayıs 1956

Lefkoşe :

K:ibrıs Valisi Sir John Harding, iki. Kılbrıslı Rum tedhişçi için verilmiş o-lan idam karaMnı tasdik etmiştir. Bu suretle adada bir senedenfberi tatbik edilen o.1 a «anüstü hal idaresi hükümle­ri gereğince ille İki ölüm kararı bugün verilmiş olmaktadır.

K:lbrıs   valisi,  halberi   tasdik  ederken,, aynı   zamanda,  Kıtonsta  idam  kararı­nın infazı münasebetiyle tedhiş, hare-reketlerinin  Önlenmesi  için  fevkalâde siki tedlbirlerin alınmasını emretmiştir.

Bu cümleden adadaki bütün İngiliz pa. raşütçü kıt'alar: ile komandoları sefer ber edilmiş ve Lefkoşe'de her türlü ve­saitin dolaşmasının yasak edildiği bil­dir ilmidir.

Valilik, Kitorısta çıkan bütün gazete­lerle temasa gererek, idam kararma da ir verecekleri haberlerde itidalli dav­ranmalarını ve bu suretle sükûnun bo­zulmamasını temin etmelerini tavsiye etmiştir.

Diğer taraftan Lefkoşedeki hapishane iere ziyaret müsaadeleri kaldırılmış o-lu'p sırf idama mahkûm edilen akrabalarının ziyaret yapmaları­na müsaade edilmiştir.

Mahkûmların bulunduğu hapishaneyi korumak için ihtiyat askerî birlikler harekete geçirilmiştir.

Ölüme mahkûm edilmiş Micha&l Ka-raolîs ile Andreas Demetriou'mın çar­şamba sabahı asümaları mulhtemeldir.

Her iki kaatil 22 yaşındadır. Maihkûm-larm idam edilmeleri halinde İngiliz­ler aleyhinde Yunanistanda çıkacak kargaşalıkları ve yapılacak nümayişle­ri önlemek için Yunan hükümeti, em­niyet kuvvetlerini seferber etmiştir.

Karaolis, Herotfotos Poullis adlı bir polisi katletmekle idama mahkûm edil

mistir. Demetriou, 'bir ingiliz iş ada­mını tafo&çuca ile vurduğu ve aynı za­manda kanuna aykırı olarak silâh ta­şıdığı  için  ölüme mah'kûm  edilmiştir.

9 Mayıs 1956

Lefkoşe :

Bugün Baf civarında :bir köyde dev­riye gezmekte olan üç İngiliz askerî otomobili üzerine bir bomlba atılmış­tır. Bömlbayı atan Kıbrıslı Rum. kaçma ya muvaffak olmuştur.

İngilizlerden yaralanan yoktur. Bun­dan başka Larnaka'da bir İngiliz, as-k-erinin oturduğu eve bir bomiba atıl­mıştır. Bu bom'ba yalnız ma'idî hasa­ra sefoep olmuştur.

10 Mayıs 1956

Lefkoşe :

Mikael Karaolis ve Andreas Demetriu nun idam edilmeleri halberinin bildi­rilmesi üzerine bu sabah Lefkoşe'de Faneroımeni Kilisesi önünde toplanan kalabalığı dağıtmak için İngiliz birlikleti göz yaşartıcı gaz kullanmak zorun da kalmışlardır.

Saibslhın erken saatlerinde ada halkı henüz mahkûmların durumu hakkında hiçlbir şey öğrenememişti. Bununla be­raber, bazı dükkânlar sabahtan kapa­tılmıştı.

Hapisıhanüien gelen haberlere göre, her iki maih'kûm da hapishane mezarlı­ğına gömülmüştür. Zaten bir müddet önce çıkarılan bir kanun gereğince i-dara mahkûmlarının cesetleri aileleri­ne verilmeyip haroisthane mezarlığına gömül ec ektir.

Lefkoşe :

Buıgün Baf civarında bir köyden otomobille geçmekte olan iki İngiliz eri tabancayla yaralanmıştır.

Diğer taraftan öğrenildiğine göre Baf Piskoposluğunda yapılan araştırma­lar  sonunda   E OKA teşkilâtına ait propaganda risaleleri ele evvelki ffün bazı hâdiselerin vukua geldiği köylerde gece sokağa çıkma yasağı ilân edilmiştir. Bununla beralber bu köydeki Türk asıllı Kıbrıs­lıların camilere gitmelerine müsaade: olunmuştur.

Lerkoşe:

Karaolis ve Demetriu bu sabah Lefko­şe merkez hapishanesinde idam edil­mişlerdir. İki Lefkoşelinin idamına da­ir resmî tebliğ bugün neşredilecektir.

 

11 Mayıs 1956

Lefkoşe:

İ'ki İngiliz erinin mukabele bilmisil ol­mak üzere asıldığım ilân eden E.O.K. A. risalelerini dağıtmakta olan bir Kı'brıslı genç, bugün Lef köşenin ana. caddesinde İngiliz devriyeleri tarafın­dan üzerine açılan ateşle yaralanmış ve kaldırıldığı hastahane ölmüştür. İn­giliz erleri risale dağıtan gence dur­masını ihtar .etmişler, fakat gencin ih­tarı dinlemeyip kaçmağa başlaması ü-zerine ateş açmışlardır.

Lefkoşe:

Bugün Lefkaşenin Rum mahallelerin­de E.O.K.A. gizli teşkilâtı tarafından dağıtılan İngilizce ve Rumca risaleler­de son zamanlarda 'kaçırılmış olan üki İngiliz çavuşu Göndün Hill ve Ronnis Shilton'un dün asılan iki Rum a karşı­lık olarak buıgün idam .edildikleri bil­dirilmektedir.

13 Mayıs 1956

Lefkoşe:

Kıbrıslı tedhişçilerin tou sabah bir as­kerî binaya attıkları ıbomlba biri ağır olmak üzere üç İngiliz askerini yara--lamıştır.

İnfilâk binanın önünden geçen Kıbrıs­lı ıbir Rumun da yaralanmasına seibep' olmuştur. Tedhişçiler kaçmışlardır.

image002.gif14 Mayıs 1958

Lefkoşe:

Hükümet, Kıibrıs Piskoposlarının en kıdemlisi olan Kitium Piskoposu Ant-him'den Kıibrıstaki bütün .kilise atiam larmın bir hiüiviyet kartı taşımaya mec bur edilmelerini istemiştir. Bu tedbir birçok tedhişçinin papaz kılığına gire­rek faaliyette bulunması sebebiyle alınmıştır. Piskopos Ant/him'in bu hu­susta tdbliğatta bulunması beklenmek­tedir.

15 Mayıs 1956

Londra:

Kıbrıs hakkında dün Avam kamarasın da cereyan eden müzakerelerin son kramı hakikî .tir iç politika kavgası ha line dökülmüştür.

Piskopos Makarios ile Londra'da mü­zakereler açılmasını isteyen muhalefe­tin tenkitlerine cevap veren Müstem­lekeler Vekili Lennox Boyd, 1951 se-nesinÜte, İşçi hükümetin Kıbrıs'a ba­ğımsızlık vermeyi kat'iyetle reddetmiş olduğunu açıklamıştır. Müzakerelerin .sonunda muhalefetin sansür takriri 236 ya karşı 314 oy gifbi epey bir faiikla reddedilmiştir.

Lennox Boyd, 1951 senesinde Yunan Başvekilinin, İngilter&ye teklifler ile­ri sürmek üzere bütün, parti (başkanla­rını topladığını hatırlatmış ve demiştir

ki:

Bu tekliflerde, İngiltere'nin stratejik menfaatleri tanınmakta ve iki memle­ket arasındaki an'anevî dostluk çerçevesi içinde şöyle Ibir uzlaşma teklif edilmekteydi: Adada ve başka yerlerde üsler verilmesi ve Kıbrıs'ın Yunanis-tana ilhakından önce plebisit yapılma­sı. İşçi hükümet, hükümranlığı devret menin düşıünıülemiyeceği ve durumu­nu, vakm bir istikbalde değiştir emiy esği hükmüne vararak bu teklifi red­detmişti. Vekil, hakanlar toplantısına ait öyle vesikalar zikretmektedir ki bu vesika­ların mecliste açıklanmasına esasen imkân yoktur.

Lennox Boyd, bu tenkitlere verdiği cevapta, muhaliflerinin hafızalarım ta­zelemeğe hazır olduğunu söylemiş ve esasen bahsettiği hâdiselerin Yunanis­tan'da birçok kimse tarafından bilin­diğini ve İngiliz milletinin de bunları bilmesi zamanı geldiğini ilâve etmiş­tir.

Lennox Boyd, izahatının sonunda, ted­hişçiliği şiddetle takbih ederek ve Kra liceye af hakkını kullanmamasını tav­siye ettiğini belirterek, Kıbrıs mesele­sini JTATO veya güvenlik konseyi gi­bi milletlerarası bir teşekküle sunmak fikrine muhalefet etmiştir. Vekil, böy­le hareket edildiği takdirde Türkiye i-le Yunanistan arasında mevcut gergin ligin şiddetleneceğini ve bu memle­ketlerden hertoirinin intihap edilecek olan beynelmilel merciyi terketmeleri ihtimali olduğunu ilâve etmiştir.

İşçilerle Muhafazakârlar arasındaki münakaşa oldukça karışıklık içinde sona ermiş. Vekil, bahsettiği vesikaları muhalefetle müzakere ettikten sonra Meclisin emrine vermeğe hazır olduğu nu söylemiştir. Sansür takririnin red­dedilmesi çalışmaya son vermiştir.

16 Mayıs 1956

Lefkoşe:

Bugün Lefkoşe hava alanında vazifeli bulunan iki İngiliz askerinden birisi öldürülmüş, diğeride yaralı olarak hastahaneye kaldırılmıştır.

Askerlerin üzerine ateş eden üç Kıb­rıslı Rum önce su istemişler ve suyu içtikten sonra birdenbire ateş ederek kaçmışlardır. Tarlalar arasında kaybo­lan tedhişçileri ıbulmâk için derhal he­likopterlerle faaliyete geçilmiştir. Ted şhjsyyilerin ü>ü de yakalanmış, fakat üzerlerinde silâh bulunmamıştır.

17 Mayıs 1956

Lefkoşe:

Bingim Lefkoşe'nin altmış kilometre batusmda, Pirigos köyü civarında Rum tedhişçileri dört kamyondan mürek­kep bir İngiliz nakliye kolunu pusuya düşürmüşlerdir.

18 Mayıs 1956

Lefkoşe:

EOKA hareketinin elebaşısı olduğu tahmin edilen Yarbay Grivas'm. yeğe­ni Andreas Savides busgün songuya çe­kilmek üzere güvenlik makamları ta­rafından tevkif edilmiştir. Bu sorgu­nun, Grivas'ı ele geçirmek için giri­şilen faaliyetle ilgili olduğu zannedil­mektedir. Yunan ordusunda vazife gör müş olan Alibay Grivas gecen harpte Almanlar ve sonradan da Yunan ko­münistlerle muvaffakiyetle mücadele etmiştir.

19 Mayıs 1956

Lefkoşe:

Dün aSsşam Pafos'daki İngiliz askıerî kampında çok şiddetli bir infilâk ol­muştur. İnfilâkın fbir saatli bombadan ileri geldiği sanılmaktadır. Can kaybı olmamıştır.

Diğer taraftan dün akşam Lîmâsol'da

da iki infilâk olmuş ve onu takibsn bir çdk silâh sesleri işitilmiştir. Hâdise a-kabinde üc Kıbrıslının tevkif edildiği öğrenilmiştir.

Lefkoşe:

Bulgun valilik tarafından resmen ya­yınlandığına göre, Kıibris Adasının ku-zey-foatı bölgesinde araştırmalar ya­pan İngiliz kıt'aları birkaç tedhişçi ka rargâhmı basmışlar ve külliyetli mik­tarda silâh ve ceühane ele geçirmişler­dir.

Otuz Kıbrıslı Rum  tevkif edilmiştir.

20 Mayıs 1956

Lefkoşe:

Bu sabah vuku bulan ve bir İngiliz çavuşu ile bir Kıbrıslının yaralanma­sına selbelbâyet veren bomba hâdisesin­den sonra bütün Limasol'da sokağa çıkma yasağı konmuştur.

Diğer taraftan, İngiliz askerleri bu sa-foalh Baf Piskoposluğunu da kapatarak kapısını  miühürlemislerdir.

Bu tedbir geçen hafta irinde yapılan araştırmalar sırasında binada beş ta­banca buluruması üzerine alınmıştır. Bu silâhlardan biri son katil hâdise­lerinden birinde kullanılmıştır. Bunun la beraber, mühürlenen bina, hâlen Atinada bulunan Piskopos Fotios'un i-kametgâhı olmadığı gibi, kilise veya başka ;bir dua mahalli olarak da kul­lanılmaktaydı.

Ayrıca, adanın kuzey doğusunda bir silâh deposu bulunmuştur. Lefkogşde-bugün cereyan eden nümayişler de a-sayiş kuvvetlerinin müdahalesi ile da­ğıtılmıştır.

Lefpoae:

Lefkoşe'de bugün iki kere İngiliz em­niyet 'kuvvetleri ile Kıbrıslı Rum kız­lar arasında cereyan eden çarpışmalar1 üzerine, "Vali Harding, şehirde sokağa çıkma yasağının tatbik edilmesini em­retmiştir.

İngiliz askerî kıt'alarma hücum eden Rum kızları, hiçbir mukabelede bu­lunmayan İngilizleri bir saat müddetle tasa tutmuşlar ve birçok aakerin yara­lanmasına sabdbiyet vermişlerdir.

Nihayet .askerlere göz yaşartıcı bomba kullanmaları emredilmiş ve bu suretle Rum kızlarının hücumlarının önüne geçilebilmiştir.

Asker sayılarının çoğaldığını gören kızlar, Rum mektebinin avlusunda top lanmışlar ve İngiltere aleyhinde bağı­rtmaya başlamışlardır.

Bugün öğleden sonra mektebe giren polis birlikleri, mütearrız Rum kızlar­dan 14 ünü tevkif etmişlerdir. Nitekimyapılan. orguyu müteakip bu kızların EOKA yeraltı teşkilâtı emri üzerine hareket etmiş oldukları tesibit edilmiş­tir.

21 Mayıs 1956

Lefkoşe:

Askerî -birliklerle Rum öğrenciler ara­sında hâdiselerin devam ettiği Lefko-şede bir as'kerî arabaya atılan bomlba bir İngiliz askeri ile iki sivil Kıbrıs­lının  yaralanmasına   seibep   olmuştur.

Öğrenciler sokaklarda «kahrolsun Har diye bağırarak nümayişler yap­makta ve İngiliz askerleri üzerine taş atmalkıtadırlar. Nümayişçileri dağıl­mak maksadiyle, polis, göz yaşartıcı bomlba kullanmıştır.

Lefkoşe:

Kıibrıs buıgün Rumların girişmiş olduk lan tedhiş hareketlerinin en şiddetli­lerinden (birini yaşamıştır. Filhakika Letfk şede buigün bir İçişi ölmüş, 12 kişi yaralanmıştır.

Diğer taraftan Londra'da ingiliz Müs­temlekeler Vekâleti, Şeyşel adalarına sürgün edilmiş bulunan Başpiskopos Makaryos'un, İngiliz gardiyanlarından birinin kendisine hakaret etmesini pro tesıto inaksadiyle .bir 'gün müddetle aç­lık grevi yapmış olduğunu bildirmiştir. İngiliz Müstemlekeler Vekâletinin bir sözcüsü, Makaryos ile diğer üç papa­zın gecen pazar günü yemek yemeği reddettiklerini ve Adalar Valisi Sir William Addis'in müdahalesi üzerine sürgünlerin grevden vazgeçtiklerini a-çiklam ıştır.

Lef köşede kanlı hâdiseler şehrin mer­kezinde cereyan etmiştir. İngiliz Valisi Sir Jıdhn Harding, pencerelerden so­kağa yağdırılmakta olan el bombaları­nın atılmasını önlemek için, icabında emniyet kuvvetlerinin ateş açmalarını emretmiştir.

Ledra sokanında bir evin penceresin­den atılan bir el bombası, ibir İngiliz askerin Ölmesine, ayrıca 6 polisle yedi sivilin yaralanmasına sebebiyet vermî tir.

Bu sabahki hâdiseler yeniden Rum kız talebeleri, tarafından başlanmıştır. Kız 'ı lan destekleven.Rum tedhişçileri as­kerlerin üzerine el bomlbaları yağdır-e: rnışlardır.

7 Ölen İngiliz askeri, Kıbrıs'ta tedhiş ha jŞ? reketlerinden ölen yüzüncü kişidir.

ifj| Kargaşalıklarda ağır yaralanan Kıbrıslı Rumun yardımına koşan bir fjs? doktorla üç İngiliz askeri, atılan ikinci bir el bombası neticesinde yaralan-IgLrmşlardır.

m. Bu akşam geç vakit alman haberlere #/ göre, Lefikoşedekİ hastahanelerde yüz-fillerce kişi bomba infilâklerinden alik "Saları yaraları tedavi ettirmektedirler.

İngiliz askerî makamları, evlerin dam­larına gizlenen tedhişçileri tesbit et­mek için helikopterlerle kullanmaya başlamışlardır.

22 Mayıs 1956

Atina:

Yunan Meclisinde Kıbrıs meselesi mev zuunda müzakereler açılması, çoğun­luk ve muhalefet mebusları arasında şiddetli hâdiseler cereyan etmesine se­bebiyet vermiştir. İçişleri Vekili ile mulhalif bir mebus arasındaki şiddetli bir münakaşa yüzünden bütün meclis birbirine girmiş ve bu karışıklık ara­sında oturum talik edilmiştir.

Lefkoşe:

İngiliz emniyet kuvvetleri, şehrin es­ki surlarına karşı atılan fakat infilâk etmemiş olan 13 kilo ağırlığında bir bomba bulmuşlardır.

Diğer taraftan Lefkoşeli ma Şaza sahip leri, valinin emri üzerine kapatılmış o-lan mağazalarının bugün tekrar açıl­masına müsaade edilmesi için askerî 'makamlara müracaatta 'bulunmuşlar­dır. Bu mağazalar dünkü kargaşalıklar üzerine kapatılmıştı.

İnigiliz  makamları, mağazalarda  araş ve Kı'brıslılar. E.O.K.A. teşkilâtına mensup tedhişçilere postayla patlayı­cı maddeler göndermektedirler.

Gazeteye İngiltere'de kolaylıkla satın alınabilen patlayıcı maddelerden gayet az 'bir miktar, plâstikten küçük torbalara yerleştirilerek bildiğimiz mektup zarfları içine konulmakta ve Kıbrıs poz-ita'hanelerinde çalışan E.O. K.A. üy-slerine gönder Um ektedir.

İngiliz askerî güvenlik servisleri bu kaçakçılığı tertip edenlerin izi üzerin­dedir.

28 Mayıs 1956 :

Lefkoşe:

Genel Valinin tasvibi ile Lefkoşe'nin doğusunda bulunan iki Rum köyüne 6 bin sterlin para cezası kesilmiştir.

Bu münasebetle yayınlanan bir teb­liğde ocak ayındanfberi bu iki köyden geçen İngiliz arabalarına birçok hücum lann vaki olduğu, arabaların hasara uğradığı ve ayrıca köylerin civarında­daki elektrik kulübelerine de zarar verildiği bildirilmekte ve alınacak pa­ranın bunların tamiri için kullanılaca­ğı belirtilmektedir.

29 Mayıs 1956

Lefkoşe:

Kiıbrıs adasında hüviyet taşıma mec­buriyetinin tatbikine, bugün başlan­mıştır. İlik olarak 73 köy halkı idare merkezlerine giderek kendilerini kay­dettirecekler ve verilecek olan hüvi­yet varakalarını emniyet memurları­nın talebi üzerine ibraz etmek için ta­şımağa başlayacaklardır.

Şimdiye kadar 380 şahıs idare merkez lerine müracaat etmiş ve parmak iz­leri almdıktan sonra kendilerine hü­viyet varakaları verilmiştir.

Birkaç haftaya kadar bütün ada hal­kının parmak izlerinin alınacağı tah­min edilmektedir.

 

30 Mayıs 1356

Londra :

Daily T.elegra^h» m verdisi bir ha­bere göre Seychelles adalarında men­fada bulunan rahip Makarios'u kaçır­mak için tertiplenen 'beynelmilel bir" komplo, bu teşebbüsü tatbike memur edilen şahısları götüren geminin bat­ması üzerine akim kalmıştır.

Daily Telgeraph bu hususta şu izahatı vermektedir:

120 tonluk bir yelkenli olan bu gemi Madagaskar adasının ku'zey doğusun­da Comores adaları açıklarında bir kayalığa çarparak batmıştır. Yslkenlİ-de (bulunan yirmibeş kişiden onsekizî boğulmuştur. Kurtulan yedi kİFİ ise şimdi İngiliz makamları tarafından sorguya çekilmektedir.

Yelkenlinin adı  Haisoukou» dur ve Zenıgilbar limanına kayıtlıdır. Eric Hund adırida bir İngiliz kolonuna ait­tir. Bu şahıs ve hüviyeti tesfoit edile-miyen bir Fransız bozulanlar arasın­da bulunmaktadır.

Yine «Daily Telegrap-h'ın ilâve ettiğine göre 14 mürettebat ve 11 yolcusu bulu­nan Haisoukou Madagaskar'da Majun-ga limanından gizli bir semte müte­veccihen hareket etmiş ve kuzey isti­kametinde yol almıştır. Gemiye çok miktarda yiyecek maddeleri yüklen­mişti. İngiliz hava kuvvetleri ve harfo" gemileri bu yelkenliyi yakalamak em­rini almışlar fakat 20 gün süren araş­tırmalarda izine tesa'düf edememişler­di. Nihayet geçen hafta geminin enka­zı Comores adalarında bir kayalık ya­nında görülmüştür.

Dün akşam malûmatına müracaat edi­len İngiliz müstemlekeler vekâleti ve Amirallik Dairesi, Daily Telegraph'm bu haberini teyit edememişlerdir.

Lefkoşe :

E.O.K.A. tethişçi teşkilâtı tarafından dün Lefkoşe'de İngilizce olarak neşre­dilen bir beyannamede tethişçiler eli­ne geçirilmiş bulunan iki İngiliz as­kerinin Karaolis ve Dimitri acılarında-

Sovyet Ajansı ve NATO Konseyi

14 Mayıs 1956

Moskova:

Moskova radyosu dün gece resmî Sovyet Ajansı olan Tass Ajansının «NATO Konseyinin son toplantısı dolayısiyle» yayınladığı ve Sovyetler Birliğinin NATO'yu «tecavüzkâr bir blok» addettiğini bildiren bir beya­natını nakletm iştir.

Sovyet Ajansına göre, NATO konseyi sonunda yayınlanan tebliğde «bu askerî teşekküle katılan memleketler NATO'nun kuruluşunu ve sonra­dan alman askerî tedbirleri haklı sebeplere bağlamak arzusu ile eskiden de olduğu gibi Atlantik memleketleri medeniyetini korumak için bir Komünist tehlikesi fikrini ortaya .atmaktadırlar.» Ajans, ayrıca NATO tebliğinde «askerî kuvvetlerin takviyesinden de bahsedildiğine" işaret etmektedir.

Kesmî Sovyet beyanatı şu şekilde devam ediyor:

«Bu askerî teşekkülün milletlerarası yeni duruma intibak ettirilebilmesi için üye memleketler NATO ya iktisadî bir veçhe vermeye çalışıyorlar.

Fakat hiç kimse bu askerî teşkilâtın her ne ölçüde olursa olsun, millet­lerarası iktisadî işbirliği gereklerini karşıiıyabileceği fikrine ciddî suret­te inanamaz.»

Tass ajansına göre, NATO «son senelerdeki milletlerarası gerginliğin başlıca sebebin olmuştur, aynı zamanda da «kütle halinde mahva sebep olan vasıtalar da dahil olmak üzere sonu gelmiyen bir silâhlanma yarışı­na yol açmıştır.»

Beyanatta ayrıca şöyle denmektedir:

«Milletlerarası ufukta aydınlığın belirmeye başladığı ve bir arada bera­ber yaşama esasına dayanılarak milletlerarasında normal münasebetle­rin kurulması imkânları ortaya çıktığı bu günlerde Atlantik blokunun faaliyeti bazı batılı memleketlerin milletlerarası gerginliği devam ettir­mek arzusuna işarettir.»

Sovyet beyanatı «Sovyetler Birliği ile barışı seven diğer memleketlerin NATO aleyhinde olduklarını» belirterek sona ermektedir.

2 Mayıs 1956

Seul:

Güney Kore müşterek kurmay heyet­leri 'başkanı general Lee, İsveç ve İs­viçreli delegelerin Birleşmiş Milletler nezaret komisyonundan çekilecekleri­ne dair halberin çok yerinde olduğunu söylemiş v.e bir an önce gerçekleşmesi­ni temenni etmiştir.

Birleşmiş Milletler çevrelerinde he­nüz teyit edilmemekle toeraiher, gerek Güney Kore gerekse Birleşik Ameri­kanın komisyonu gayri faal olmakla itham etmeleri karşısında, İsveç ve İs­viçreli deleıgeieı komisyondan çekil­meyi düşünmektedirler.

Komisyonun diğer azaları, Güney Ko­re'nin komünistler hesabına casusluk yapmakla itinam ettiği Çekoslovakya ve Polonyadir.

General Lee, «Hem Güney Korenin gü venliği ıhem de hür dünyanın presti­ji bakımından zararlı olan bu komis­yonun lağvı zarurîdir» demiştir.

 

5 Mayıs 1956

Seul:

Güney Kore Cumnurreisi Syngman Rhee'nin başlıca siyasî rakibi Şiniki'­nin kalb sektesinden ölmesi hükümet aleyhtarları arasında büyük bir he­yecana sebebiyet vermiştir. Bunlardan (bir kısmı Rihee'nin ikametgâhına ta­arruza teşebbüs etmiş ve mulhafizlar bunları dağıtmak için ateş açmak zo-rund'a kalmışlardır. Koreli gazetecile­rin bildirdiklerine göre bu arada iki üç kişi yaralanmıştır.

Şiniki'nin ölüm haberi burada duyulduğu zaman 3.000 kişilik bir kafile şehir iğinde hükûm-st aleyhinde nüma­yişe başlamıştır. Bunlardan ayrılan 300 kişilik ufak bir grup Syngman Rhee' nin ikametgâhına gitmiş ve önce ci­varda nöbet bekliyen askerî polisleri taşa tuttuktan sonra binaya girmeye teşebbüs etmiştir. Bunun Üzerine mu­hafızlar ateş çarak nümayişçileri da­ğıtmışlardır.

3 Mayıs 1956 Seul:

Muhalefetin 'başJkan adayı Şiniki'nin Han nehri kıyısındaki bir meydanda yaptığı konuşmayı, takriben 150.000 kişi dinlemiştir. Şiniki, hâlen başkan olan Rhee'yi diktatörlüğe kaymakla it­ham etmiştir.

15 mayıs günü Güney Kore'de yapıla­cak başkan seçimlerinde, 62 yaşında olan Şiniki, başkan Rlhee'den sonra en kuvvetli adaydır.

19 Mayıs 1956

Seul:

Güney Kore komünist Çin'in, Kore'­nin birleştirilmesi maksadiyle yeni fbir konferans akdedilmesi yolundaki son teklifini reddetmiştir.

Hükümet sözcüsü1 Kari Hong Kee, bu salbah basma bir heyanat vererek, «Çin teklifinin yeni bir tecavüzü maskele­meye yarayacak bir perde vazifesi gör­düğünü» söylemiş, ve «Kore, ancak, Kuzey Kore'deki Çin  kuvvetlerinin

Lefkoşe:

Magcesa'daki İngiliz komiseri, dün iki İngiliz askerinin ölümü v.e yirmi iki­sinin de yar alanmasıyle neticelenen suikastle ilgili olarak .belediye we o-kul  idarecilerini   toplantıya   çağırmıştır. Komiser :bu idarecilere, hâdisenin müsebbibi tetihişçiler hakkında Mago-salüar tarafından 24 saat için malû­mat verilmediği takdimde bunların top­lu ıbir cezaya çarptırılmasını Valiye tavsiye etmek mecburiyetinde kalacağını ihtar etmiştir.

1 Mayıs 1956

Washington :

işleri Vekil Yardımcısı (bulunmakta o-luşp bunlardan biri, Orta doğu işleri hakkında Dulles'ı tenvir edecek olan William Rountree'dir.Amerikan Dışişleri Vekili Joflın Foster Dulles, Nato'nun Dışişleri Vekilleri Waâhinıgton'dan Paris'e hareket et­miştir.

Nato Dışişleri Vekillerinin bu deiaki toplantısının mühim olduğunu belirten Dulles, Atlantik Paktı teşkilâtının as­kerî bir ittifaktan daha geniş bir bir­lik haline getirilmesi gerektiğini söy-lemiştr.

Uçağa binmeden önce beyanatta bu­lunan Amerikan Dışişleri Vekili, Na-to'nun her şeye rağmen, gayelerini ge­nişletmeye çalışırken, askerî kudre­tini azaltmaması icap ettiğini sözleri­ne ilâve ederek, Atlantik Paktının as­kerî gücünün, Kuşları şiddet ve cebi­re 'başvurmak usulüriden nispeten, da­hi olsa, vazgeçirmeye muvaffak ol­duğunu ifade etmiştir.

Dulles, şimdiye kadar Nato'nun elde ettiği başarının devam ettirilmesi ar­zu ediliyorsa bu başarıyı sağlıyan si­yasete devam edilmesi şart olduğunu beyan etmiştir.

Nato memleketlerinin, tehlike endişe­sinden başlka hislerle de birbirlerine bağlı olduklarını [belirten Amerikan Dışişleri Vekili, askerî savunma mak­satları dışında olan daha sıkı bağların kurulması için Paris'te toplanacak olan Dışişleri Vekillerinin yeni yollar ve çareler arayacaklarını söylemiştir.

Amerikan Dışişleri Vekili Dulles'ı Pa­ris'e götürecek olan uçakta dört   Dış-

3 Mayıs 1956

Paris:

Bugün Ghaillot sarayında bir ıbasın toplantısı yapan kuzey Atlantik Paktı teşkilâtı genel sekreteri Lord İsmay, teşkilâtın genel sekreterliğinde kendi­sini Kanada Dışişleri Vekili Lester Pe-arson'un istihdaf edeceğine dair oku­duğu haberler ikarşısında hayretler duyiiuğunu bildirmiştir.

Lord îsmay sözlerine şöyle devam etmiştir: «Ben tasavvurlarımı hiç bir zaman gizlemedim, yerimi benden da­ha genç bir kimseye terketmem teşki­lâtın menfaati icabıdır. Bu belki de, bir yıl içinde olur. Fakat şimdilik, hiç .bir tarih tesbit edilmemiştir. Ben isti­fa etmiş değilim. Bu meşenin Pakt Vekiller Konseyinde müzakere edile­ceğine dair çıkmış olan haberlerin ha­kikatle hiçbir ilgisi yoktur.»

Bunları söyleyen Lord İsmay, fc>u şe­kilde bir beyanatta bulunmak için Pearsün'dan selâhiyet almış olduğunu da ilâve etmiştir.

Paris :

Bugün, öğleden sonra, Chaillot sara­yında bir basın toplantısı tertip eden Kuzey Atlantik Paktı teşkilâtı genel sekreteri Lord İsmay, yarın başlıyacak olan vekiller konseyinin gündeminde üç konu bulunduğunu bildirmiştir.

Lord İsmay'in {bildirdiğine göre, gö­rüşülecek mevzular şu şekilde sıralan­mıştır:

1 Teşkilât genel sekreterinin rapo­ru.

  Son hâdiseler     muvacehesinde milletlerarası durumun gözden geçiril­mesi,

Pakt üyesi devletler  arasındaki işbirliğinin  gayri   askeri sahalara da teşmili.

4 Mayıs 1956

Paris :

Nato Vekiller Konseyinin bu sabahki toplantısında söz alan vekillerin hepsi 'de Sovyet siyasetindeki son gelişme­lerin bir man-evra değil, fakat Sovyet­ler Birliğinde vuku bulan bir değişme eseri olduğu hususunda -birleşmişler­dir. Her toplantı devresinde Sovyet siyasetindeki gelişmeler üzerinde du­ran Atlantik Konseyinde ilk defa ola­rak böyle bir neticeye varılmıştır.

Bu sabahki toplantıda ilk olarak söz alan İngiliz Vekili Sehvyn Lloyd Baş­vekil Eden'in ve kendisinin Sovyet lerde edindikleri intibaları anlatmış­tır.

Amerika Dışişleri Vekili Dulles ise da'ha teorik bir plân üzerinde durarak, İngiliz meslekdaşı gibi, komünist par­tisinin 20 nci kongresinden sonra Sov­yetler Birliği siyasetinde görülen de­ğişikliğin doğurduğu yeni gelişmelere temas etmiştir.

Belçika Başvekili Paul-Henri Spaak da Sovyet siyasetindeki değişikliğe işa­ret -etmiş, fakat yine de ihtiyatlı ha­reket etme lüzumu .üzerinde durmuş­tur.

Fransa Dışişleri Vekili Ohristian Pi-neau da son olarak söz almış ve batı­lıların Sovyetler tarafından girişilen teşebbüslere milletlerarası siyasî du­rumun gelişmelerini de dikkatle göz-Önüne alarak cevap vermesi gerektiği­ni söylemiştir. Diğer taraftan, dünyanın iktisadî ge­lişmeleri mevzuunda Fransa tarafın­dan hazırlanan bir plân da heyetlere bu salbaih verilmiştir. Bugün öğleden sonraki toplantıda bu plân üzerin'ie müzakereler cereyan edecektir.

Paris :

Bu sabah Dışişleri Vekili Pineau ta­rafından Atlantik Paktı Vekiller Kon­seyine sunulan plân toir «dünya ikti­sadî gelişme ajansı» (A.D.E.M.) kurul­masını teklif etmektedir. Bu ajansın vazifesi yeter derecede gelişmemiş memleketlere yardım etmek olacak­tır.

Fransa hükümeti Nato üyesi memle­ketlerin Birleşmiş Milletlere bu yolda bir teklifte bulunmak üzere anlaşma­larını istemektedir.

Fransız plânına göre bu ajans şu şe­kilde kurulacaktır:

BirLsşmis Milletler karşısında so­rumlu olacak 'bir idare komitesi, bu komitede yardıma  katılacak memle­ketlerle yardım görecek   memleketler temsil edilecektir.

Yeter derecede gelişmemi? mem­leketler lehinde sarfedilen ve sarfedilmesi düşünülen bütün gayretleri bir merkezde toplamak üzere bir istatis­tik ıbürosu.

Uzun, orta ve kıss vâde ile istik­razlarda  bulunacak  bir  banka veya fona yardım edecek memldketlerin is­tihsal fazlasını gerektiği takdirde za­rarına satmak veya satın almakla gö­revli 'bir «ticaret komitesi)) nin teşeb­büsleri bu banka veya fon tarafındanFinanse edilecektir.

Ticaret komitesi.

Teknik yardım ve ilmî araştırmabölümlerini ihtiva edecek bir  teknikenstitü.

Bunlardan başka, yeter derecede '.ge­lişmemiş memleketlere yardım plânı, mevcut yardım şekillerini ortadan kalırmıyaca'ktır. Aksine, Nato. Seato, Colorribo plânı gibi mevcut anlaşmala­rın ve iktisadî plânların 'gelişmelerini

Neroyork :

Paris'te toplanan Nato Vekiller Kon­seyinin son zamanlarda bazı üyeler a-rasmda iıueule gelen anlaşmazlıklar gidererek önemli noktalarda anlaşma temin ettiğini .bildiren «Newyork Ti­mes» gazetesi «Batılı müttefikler. Sov­yet -harb 'gücüne müsavi bir kuvvet kurmak bu suretle tecavüz tehlikesi­ni bertaraf etmek için kendi askerî kuvvetlerini muhafaza etmek ve art­tırmak gerektiğine karar verdiler» de­mektedir.

Gazete yazısına söyle devam etmekte­dir:       

Birinci Dünya Harbinden sonra tek taraflı silâhsızlanmanın ,bir çok mille­tin hürriyetine mal olduğunu bilen ba­tılı müttefikler, aynı hataya tekrar düşmeyeceklerdir. Anlaşma bilhassa Fransa ve Almanyayı ilgilendirmekte-dir.

Fransa, kuzey Atlantik Paktı teşkilâ­tından çek-erek kuzey Afrikaya sevket-tiği birliklerini teşkilâta iade edecek, Sovyet silâhları ile mücehhez doğu Al-manyaya karşı ise batı Almanya 500 bin kişilik yeni ordusunu batı müda­faasının hizmetine verecektir.

İzlandaMaki Amerikan birliklerinin geri çekilmesini istiyen Hariciye Veki­li Gudmundsson'un da bu toplantıdan memleketine ciddî İba-zı düşüncelerle döneceği ümid edilir."

Gazete Nato teşkilâtının siyasî, iktisa­dî ve "kültürel sahalara yönelmesi ü-z&rinde durarak şöyle demektedir

«Kuzey Atlantik Paiktı teşkilâtının yal nız askerî bir ittifak olmakla kalmayıp batı dünyasının siyasî ve iktisadî İs­tişare merkezi haline getirilmesi yo­lunda kuvvetli bir cereyan mevcuttur.

Hür dünya ticaret siyasetinin bütün milletlerin yararına bir nizama bağ­lanması, milletlerarası sulh ve güven­liğin muh af azasını hedef tutan bu dü­şüncenin faydalı bir yolda inkişaf .ede­ceğini ümid ederiz.»

Paris

Nato sözcüsü Geoffrey Parsons'un  bildirdiğine göre, Fransa Dışişleri Vekili Ghristian Pineaau Nato konseyi önün-id!e yaptığı konuşmada Fransanm At­lantik ittifakına bağlılığını bir kere da ha belirterek memleketinin asla bir halk cephesine katılmıyacağmı bildir­miştir.

Yine aynı sözcü, güçler komitesi» ta­rafından birkaç vekilin teklifleri in­celendiği halde, Nato daimî temsilcile­ri konseyine yalnız Fransanm plânı­nın gönderildiğini, çünkü Pineau'nun plânının ilgili hükümetlere derhal bil­dirilecek şekilde teferruatlı olduğunu, diğer plânların ise sadece bazı teklif­lerden ibaret kaldıklarını söylemiştir.

«Üçler komitesi» ne verilen vazife üzerinde de duran sözcü, Amerika Dış­ işleri Vekili Dullesan Nato'nun kuruluşundan buigüne kadar serilen ehemmiyetli vazife» olduğu şeklin­deki kanaatini hatırlatmıştır. Üçler komitesi bu çalışmaları sırasında baş­kan seçmemiştir, sadece kendi usulle­rine göre çalışmıştır. İktisadî sahada erçekleştirilmesi arzu e&ilen program üzerinde istişarelerde bulunmak ützere bu komite üyeleri belli başlı baş­kentleri beratoerce, diğerlerini de ay­rı ayrı ziyaret edeceklerdir. Bu husus­
ta kendilerine önceden tesbit edilmiş hiçbir program verilmemiştir. Bu üye­ler Atlantik konseyinin toplantısında vekiller tarafından öne sürülen teklif­ler çerçevesi dahilinde temaslarda bu­lun aca'klar'd ir. Bununla beraber, kon­seyin son çalışmalarından anlaşıldığı­na göre, Nato sadece kendine has bir iktisadî teşkilât kurmak niyetinde de­ğildir. İktisadî işbirliğinin siyasî veç­hesi üzerinde kararlar almak Atlan­tik teşkilâtına ait olacaktır. Ayrıca, takibedilecek yolları tâyin, mevcut ik­tisadî işbirliği şekillerini inceleme ve bunlar arasından Atlantik ittifakının siyasetine en uygun olanını seçme hu­susu da aynı teşkilâta bırakılmıştır.

  Paris :

Atlantik Konseyi tarafından gelecek yıllar içinde Nato faaliyetinin en uy­gun şekilde hangi istikamette yönelti­leceği hususunda incelemelerde bu­lunmakla görevlendirilen  üçlü komite ye dahil bulunan Kanada Dışişle­ri Vekili Lester Pearson bu husustaki görüşünü gazetecilere izah etmiştir. Kanada Dışişleri Vekiline göre. Nato, müşterek bir savunma sistemi kurma­dan önce askerî meseleleri etraflıca in­celemiş olduğu gibi, şimdi de Sovyet taktiğindeki değişiklikten sonra takibedilecek yolu tayin için aynı şekilde derin incelemeler yapmalıdır. İlgili memleketlerle istişarede bulunmadan Önce bir plân öne sürmek boştur. Bu sebepten kendisi önce Washington'a sonra Londra'ya ve daha sonra da di­ğer ilgili memleketler başkentlerine gitmeyi tasarlamaktadır. Esasları he­nüz tesbit edilmemiş, fakat tedricen, gelişebilecek kabiliyette ve daha sıkı bir işîbirîiği taraftarı olan Pearson, Na-to daimi konseyinin daha geniş bir otoriteye sahib  olmasını istemektedir.

Sadece iktisadî meseleleri inceliyecek yeni bir teşekkülün kurulmasına taraf tar görünmiyen Kanada Dışişleri Ve-icili iktisadî meselelerin siyasî veçhe­lerine daha fazla önem vermekte ve bu arada bilhassa Doğu ile Batı ara­sındaki ticaret münasebetleri askerî masrafların doğurduğu neticeler, yani askerî malzeme fazlası gibi hususlar üzerinde durmaktadır.

Bununla beraber, Nato çerçevesinde kurulacak yeni teşelkkül idarî teşek­külde bazı değişiklikleri ieabettirecek-tir. Pearson bugün öğleden sonra Nato Genel Sekreteri Lord İsmay ile yapa­cağı bir görüşmede bu meseleye temas edecektir.

Londra:

Kuzey Atlantik Paktı Vekiller Kon­seyinin Paris'te yapmış olduğu toplan­tıdan, bugün öğleden sonra, avdet e-den İngiltere Dışişleri Vekili Selwyn Lloyd, hava alanında gazetecilere be­yanatta bulunarak, «Kuzey Atlantik Paktı her hangi ıbir meselede müşkül duruma düşmüş değildir.» demiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir: «Pak­tın askerî .gücünün ayakta tutulması için tam bir görüş birliğine vardık. Yalnız, şunu da söyliyeyira ki, hürri­yetimizi korumak için teşkil ettiğimiz !bu askerî    birliğin siyasî    alanda da kendini hissettirmemesi için hiç. bir mani yoktur.»

Bundan sonra yapılacak işlere temas .eden Dışişleri Vekili, «Milletlerarası siyasî ve iktisadî meselelerde pakt ü-yeleri arasında görüş birliğinin temini için sıkı temaslar yapacağız demiş­tir.

Kana!da Dışişleri Vekili Lester Pear­son, İtalya Dışişleri Vekili Gaetano Martino .ve Norveç Dışişleri Vekili Halvard Lance'den mürekkep «üçler komitesi» konusuna temas eden Selwyn Lloyd bu üe temsilcinin şahsî me­ziyetleri dolayısiyle seçildiklerini ve istikbâlde siyasî v.e İktisadî alanda pakta verilecek olan veçhe hakkında raporlarını hazırlayacaklarını bildir­miştir.

Bundan sonra Ortadoğu meselesine te mas eden İngiltere Dışişleri Vekili Bir­leşmiş Milletler Genel Sekreteri Dag Hammarskjoeld'ün giriştiği teşebbü­sün muvaffakiyetle neticelenmiş ol­duğunu, artık, gelecek günlerde bu bölgede tanı sükûnun hangi şartlar dairesinde avdet edeceğinin aranaca­ğını bildirmiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir: «Gelecek günlere ümid bağ­lamak için bir çak seibep mevcut ol­duğunu zannediyorum.»

Silâhsızlanma meselesine temas eden Selwyn Lloyd, «silahsızlanma konusu­nu 'diğer siyasî meselelerden ayrı mü­talâa etmeğe imkân yoktur. Biz Lond­ra'da toplanmış olan Birleşmiş Millet­ler Kurulu Silâhsızlanma Komisyonu Tâli Komitesine bir takım tasarılar sunduk, silâhsızlanma vadisinde bir neticeye ,ulaşılması için İsrarlı bir şekilde gayret sarfetmekten vaz geç-miyeceğiz.» diyerek sözlerini bitirmiş­tir.

7 Mayıs 1956

Washington :

Dışişleri Vekili Foster Dulles, Nato Konseyi çalışmalarına katıldığı Paris'­ten bugün saat 19 da Cgmt) uçakla Washington'a dönmüştür. Dulles hava

24 Mayıs 1956

Ankara :

M.M.V. Temsil Bürosundan bildiril­miştir:

"înıgilterenin Nato daimî temsilcisi A-miral M. Denny bugün saat 13.15 de -özel bir uçakla Anikaraya gelmiştir.

Amiral M. Denny, Erkânı Har'biyeî U-mumıye İkinci Reisi Korgeneral Rüş­tü Erdelihun, deniz 'harekât dair-esi -baş "K:anı tuğamiral İzzet Saltun, GarnizbE -ve merkez kumandanları tarafından askerî  merasimle karşılanmıştır.

kerlerini teiJhis etmek hususunda ge­çenlerde almış olduğu kararlara temabla, «Sovyetler Birliği güdümlü silâh­larda bazı ilerlemeler kaydetti&i için, orduda fazlalık teşkil ellen bir kısım askerlerini terhise karar vermiştir.» demiştir.

Bundan sonra Atlantik Paktı devlet­lerinin askerî durumlarına temas eden başkomutan, bu devletlerin ordu m-sv-cutlarmdaki noksanı atom hanbi stra­tejisi sayesinde telâfi edebileceklerini söylemiştir.

31 Mayıs 1956

Newyork :

Kuzey AtlaiıiîJk Paktı teşkilâtı başku­mandanı general Alfred Gruentlher, -Sovyet Rusyanın silâhlı birliklerinden bir milyon iki yüz bin kişi fafcanl-.ması ehemmiyetli bir azaltma değildir, ve Sovyetler Binginin askerî gücüne "îıiç bir tesiri olamaz», demiştir. Ameri'kan demir ve çelik sanayiini "temsil ed-en 1200 kişi önünde yaptığı "konuşmada Gruenther şunları söyle­miştir:

«Sovyet Rusya büyük denizaltı filosu-_nu ve atom stoklarını azaltmadığı müd ■detçe suKı taarruzunda samimî oldu­ğuna inanılmaz.

* Sovyet Rusya tensikat kararı ile kendisini modern harbde ağırlık teşkil ed;n fazla yükten kurtarmakta, ve or­dudan terhis ettiği işçileri ağır sana­yie nakle'ierek hakikatte harb gücü­nü arttırmağa çalışmaktadır.

-Propagandadan başka bir kıymeti ol­mayan bu harekete inanmak batılılar: -tamiri güç bir hatâya düşürebilir.»

Newyork:

3uıgün sanayiciler birliğinin tertip et­miş oilduğu bir ziyafette söz alan Nato "kuvvetleri başkomutanı Alfred Gruen Sovyetler Birliğinin bir kısım as

İzmir :

İzmir halkının Nato personeline karşı göstermiş olduğu hüsnü kabul ve mi-safirp-srverlik,bugün Nato altıncı mütefik hava kuvvetleri kumandanı tüm­general Riohar'd Grussendorf tarafın­dan hararetle Övülmüştür. Altıncı müt tefik ta'ktik hava kuvvetlerinin bulun­duğu Şirinyer karargâhında Nato per­soneli Amerikalı subay ve erleri tef­tiş eden general, maiyeti ile bir konuş­ma yapmıştır. Bu konulmada general Grussendorf, Güney Doğu Bölgesinde Natonun mu­vaffakiyetinin yalnız hüküm eti erartisi işbirliğinin neticesi olmayıp, bu başa­rıda şehirlerine tâyin edilen Nato per­soneline izmir'lilerin yardımlarının da büyük payı olduğunu belirtmiştir.»

General sözlerine devamla, «yabancı bir memleketi ziyaret elen kimseler birçok problemleri? karşılaşır ve bir oak  şeyler Öğrenmek    durumundadır.

Şu noktayı her zaman hatırlamalıyız ki, burada Türk halkının ve hükümeti­nin misafiri olarak ivi niyetle kabul edilmiş yabancılarıyız. Yeni bir lisan ve değişik âdet ve gelenekleri öğren­meliyiz.» demiş ve buradaki Nato per­sonelinin İzmirlilere karşı kmvvetle hissettikleri sevgi hislerinden dolayı memnuniyetini ifade ederek şunları ilâve etmiştir:

Personelimizin Türkçeyi öğrenmek :çin sarf ettikleri gayretlerden    dolayı

çok memmımım. Ancak bu şekilde Türkiyenin güzel ve tarihî y-srlerini zi­yaret ederken Türk dostlarımızla da-iha iyi tanışmak fırsatını buluruz. Her zaman maiyetimin İzmir halkına on­lardan gördükleri gibi saygılı ve iyi niyetlerle  dolu  olmasını isterim.»

General daiha sonra Nato personelinin otomoibil kullanırken çok dikkatli ol­malarını ve Türk kanunlarına tama­men riayet etmelerini söyliyerefe ko­nulmasını bitirmiştir.

Müteakiben söz alan 6 ncı   taktik hava kuvvetleri kurmay başkam havsr tuğgenerali Şahap Metel şunları söy­lemiştir: Muhterem İzmirli vatandaşlarımızın Nato personeline gösterdikleri misafir perverlik beni cok memnun etti. Türk silâhlı kuvvetleri, Nato'nun çok mü­him bir parçasıdır ve Türk halkının: Nato'ya çalışmak üzere gelen ecnebile­re gösterdikleri hüsnü kabul ve iyi niyetler çok mühim bir olaydır. Biz,. Ibu memlekette iyi savaşçı oluşumuzla iftihar eder ve dostlarımıza da yardnra etmesini »biliriz.»

Atlantik Paktı Vekiller Konseyi çalışmalarını bitirerek bir tebliğ neşretti:

6 Mayıs 1956

Paris :

Atlantik Paktı Vekiller Konseyi dün gece çalışmalarını bitirerek aşağıda­ki tebliği neşretmiştir :

1) Atlantik Paktı üyesi devletler, bu paktı bundan yedi yıl evvel müş­terek ideallerini ve medeniyetlerini komünist   tehlikesine karşı korumakmaksadiyîe akdetmişlerdir. Atlantik Paktı üyeleri, bunu yaparken, millet­leri için esas olan hayat vehürriyet hakkı gibi insan haklarının bilhassademokratik rejimin, ferdi hürriyetin, kanun hâkimiyetinin ve basın hür­riyetinin tehlikeye girdiğini görmekte idiler. Doğu Avrupada son demok­ratik rejim olan Çekoslovakya reiiminin ortadan kalkması, 1948 Berlin ab­lukası ve iki sene sonra Kore'nin istilâya uğraması hür dünyanın endişesinien yüksek haddine çıkarmıştır. Hususiyle,    İkinci Dünya Harbi sonundani daha da arttırıyordu.Atlantik Paktı teşkilâtı ve kuvvetleri bu şartlar içinde kurulmuş ve yine bu sebeblerden ötürüdür ki o zamandanberi Atlantik camiasının korun­ması için müştereken fedakârlıklara katlanılmıştır.

2) Atlantik Paktı üyesi devletlerin müşterek müdafaa için sarf ettikle­ri gayretler beyhude olmamıştır. Bu gayretler sayesindedir ki Sovyetle­rin Avrü'»ada tecavüz nivetlerî cesaretsizliğe, uğratılmış ve yine bu sa­yede Sovyet 'hükümeti sulh içinde beraber yaşama tabir olunan siyasetikabul zorunda kalmıştır.

"Bu sulh içinde 'beraber ıvasama denilen siyaset, münasebetlerde herhan­gi bir gevşemeyi ve 'harbin gayrikabili içtinap olmadığının Sovyet Rusya "hükümeti tarafından kabulünü ifade ettiği nisbette Atlantik Paktı üvesi devletleri tarafından memnuniyetle karşılanır. Zira Atlantik Paktı dev­letleri her zaman bu fikri müdafaa etmişlerdir. Şimdi Atlantik camiası .milletlerarasındaki münasebetleri ts^in etr^ nla" Birlenmiş Milletler Anavasasıran avni zamanda Sovyet Rusya ile Batılı devletler arasındaki münasebetleri de tayin etmesini ümid etmek mümkün olmuştur.

3) Bununla beraber, Atlantik ittifakının doğusu sebepleri ortadan "kalkmış değildir. Avruna ile ilgili en mühim meselelerin halline doğru lıicbir terakki kaydedilmemiştir. Almanva'nın .hürriyet içinde birleşti-Turnesini de ihtiva eden bu meseleler bütün alâkalıların güvenlik bah­sindeki haklı ihtiyaçlarını tatmin edebilecek bir esas üzerinde hal edilmelidir. Binaenaleyh bu meseleler hal & d ilmeden, her memlekete zaruri garantiler veren bir silâhsızlanma plânı ve müessir bir kontrol sistemi mevkii tatbike konulmadan, Atlantik Paktı üyesi devletler gayretlerini gevşetemezler. Sovyet Rusya'nın  askerî kudreti artmakta berdevamdır.

Bu itibarla güvenlik mülâhazası en mühim mesele olarak kalmaktadır ve-Atlantik üyesi devletler birlik ve kuvvetlerinin idamesini ilk plânda tut­mağa mecburdurlar. Bununla beraber, hâl-i hazır şartlar Atlantik üyesi devletlerin yeni sulhsever teşebbüslerine zemin hazırlar gibi görünmek­tedir. Atlantik Paktı azaları, bu yeni teşebbüslere, savunma teşkilâtları­nı kurar ve onu idame ederken gösterdikleri enerjinin aynı ile devam et­mek kararını vermişlerdir.

Atlantik âkidleri, bu yeni siyasetin müştereken, birlik içinde ve müşterek mefhumlara sahip ve hürriyeti müdafaa için Birleşmiş Milletlerin tesa-nüd ve işbirliği ile takip edileceğini resmen teyid ederler.

4) Vekiller Konseyi, Atlantik camiası üyeleri için, müşterek menfa­ atlerine en iyi hizmet edebilecek ne gibi 'tedbirler almak gerekdiğini fa­al surette tetkik eylemek zamanının gelmiş olduğuna kanidir. Atlantik üyeleri, Kuzey Atlantik Konseyi dahilinde, tesanüd cihazlarına ve yeni siyasetlerinin hazırlanacağı    zemine    esasen    malik  bulunmaktadırlar.. Konseyin bu yeni vazifeleri daha iyi iktiham edebilmesi için Vekiller üç-vekilden müteşekkil bir komiteyi, askerî olmayan sahalarda ve NATO memleketlerinin işbirliğini islâh ve inkişaf ettirecek ve onların Atlantik camiası dahilinde birliklerini daha da artıracak tedbirler hakkında kon­seye tavsiyelerde bulunmakla vazifelendirmişler. Uç vekilden müteşekkil olan bu komiteye, bakanlar kademesinde toplanacak olan konseye rapo­runu en kısa zamanda sunması rica edilmiştir,

5) Buna intizaren konsey aşağıdaki kararları vermiştir:

a - İktisadî meselelerin siyasî veçhelerini muayyen zamanlarda incelenek.

b - Üye memleketler arasında iktisadî işbirliğini arttırmak, üyelerin mil­letlerarası iktisadî politikaları arasındaki her türlü aykırılığı izaleye ve-istikrar ve refahı sağlayacak şartların tahakkukuna çalışmak.

c - Yukarıda serdedilen fikirlerin ve Fransız Hariciye Vekili M. Pineau'-nun sunduğu plânın aydınlığında ve kendilerine bağlı olarak çalışacak" teknik müşavirler komitesi ile işbirliği etmek suretiyle, iktisadî mesele-leri incelemeleri için konseydeki daimî delegelere talimat vermek.

NATO üyeleri, kendilerini birleştiren andlaşma hükümleriyle, milletle­rin hürriytlerini, müşterek miraslarını ve demokrasi, ferdî hürriyetler ve kanun hakimiyeti prensiplerine müstenid medeniyetlerini korumak: taahhüdüne girmişlerdir.

Son yedi yıl zarfında müşterek sarf-ı mesaî muvaffakiyetle tetevvüç et­miş ve pakt âkidlerinin rabıtalarım kuvvetlendirmiştir.

NATO üyesi memleketler ideallerine sadık ve beraber kalmaya azimlidir­ler. Ve istikbale itimadla bakmaktadırlar.

Sovyet Ajansı ve NATO Konseyi

14 Mayıs 1956

Moskova:

Moskova radyosu dün gece resmî Sovyet Ajansı olan Tass Ajansının «NATO Konseyinin son toplantısı dolayısiyle» yayınladığı ve Sovyetler Birliğinin NATO'yu «tecavüzkâr bir blok» addettiğini bildiren bir beya­natını nakletm iştir.

Sovyet Ajansına göre, NATO konseyi sonunda yayınlanan tebliğde «bu askerî teşekküle katılan memleketler NATO'nun kuruluşunu ve sonra­dan alman askerî tedbirleri haklı sebeplere bağlamak arzusu ile eskiden de olduğu gibi Atlantik memleketleri medeniyetini korumak için bir Komünist tehlikesi fikrini ortaya .atmaktadırlar.» Ajans, ayrıca NATO tebliğinde «askerî kuvvetlerin takviyesinden de bahsedildiğine" işaret etmektedir.

Kesmî Sovyet beyanatı şu şekilde devam ediyor:

«Bu askerî teşekkülün milletlerarası yeni duruma intibak ettirilebilmesi için üye memleketler NATO ya iktisadî bir veçhe vermeye çalışıyorlar.

Fakat hiç kimse bu askerî teşkilâtın her ne ölçüde olursa olsun, millet­lerarası iktisadî işbirliği gereklerini karşıiıyabileceği fikrine ciddî suret­te inanamaz.»

Tass ajansına göre, NATO «son senelerdeki milletlerarası gerginliğin başlıca sebebin olmuştur, aynı zamanda da «kütle halinde mahva sebep olan vasıtalar da dahil olmak üzere sonu gelmiyen bir silâhlanma yarışı­na yol açmıştır.»

Beyanatta ayrıca şöyle denmektedir:

«Milletlerarası ufukta aydınlığın belirmeye başladığı ve bir arada bera­ber yaşama esasına dayanılarak milletlerarasında normal münasebetle­rin kurulması imkânları ortaya çıktığı bu günlerde Atlantik blokunun faaliyeti bazı batılı memleketlerin milletlerarası gerginliği devam ettir­mek arzusuna işarettir.»

Sovyet beyanatı «Sovyetler Birliği ile barışı seven diğer memleketlerin NATO aleyhinde olduklarını» belirterek sona ermektedir.

image003.gif2 Mayıs 1956

Seul:

Güney Kore müşterek kurmay heyet­leri 'başkanı general Lee, İsveç ve İs­viçreli delegelerin Birleşmiş Milletler nezaret komisyonundan çekilecekleri­ne dair halberin çok yerinde olduğunu söylemiş v.e bir an önce gerçekleşmesi­ni temenni etmiştir.

Birleşmiş Milletler çevrelerinde he­nüz teyit edilmemekle toeraiher, gerek Güney Kore gerekse Birleşik Ameri­kanın komisyonu gayri faal olmakla itham etmeleri karşısında, İsveç ve İs­viçreli deleıgeieı komisyondan çekil­meyi düşünmektedirler.

Komisyonun diğer azaları, Güney Ko­re'nin komünistler hesabına casusluk yapmakla itinam ettiği Çekoslovakya ve Polonyadir.

General Lee, «Hem Güney Korenin gü venliği ıhem de hür dünyanın presti­ji bakımından zararlı olan bu komis­yonun lağvı zarurîdir» demiştir.

5 Mayıs 1956

Seul:

Güney Kore Cumnurreisi Syngman Rhee'nin başlıca siyasî rakibi Şiniki'­nin kalb sektesinden ölmesi hükümet aleyhtarları arasında büyük bir he­yecana sebebiyet vermiştir. Bunlardan (bir kısmı Rihee'nin ikametgâhına ta­arruza teşebbüs etmiş ve mulhafizlar bunları dağıtmak için ateş açmak zo-rund'a kalmışlardır. Koreli gazetecile­rin bildirdiklerine göre bu arada iki üç kişi yaralanmıştır.

Şiniki'nin ölüm haberi burada duyul-;duğu zaman 3.000 kişilik bir kafile şehir iğinde hükûm-st aleyhinde nüma­yişe başlamıştır. Bunlardan ayrılan 300 kişilik ufak bir grup Syngman Rhee' nin ikametgâhına gitmiş ve önce ci­varda nöbet bekliyen askerî polisleri taşa tuttuktan sonra binaya girmeye teşebbüs etmiştir. Bunun Üzerine mu­hafızlar ateş açarak nümayişçileri da­ğıtmışlardır.

 

3 Mayıs 1956

Seul:

Muhalefetin 'başJkan adayı Şiniki'nin Han nehri kıyısındaki bir meydanda yaptığı konuşmayı, takriben 150.000 kişi dinlemiştir. Şiniki, hâlen başkan olan Rhee'yi diktatörlüğe kaymakla it­ham etmiştir.

15 mayıs günü Güney Kore'de yapıla­cak başkan seçimlerinde, 62 yaşında olan Şiniki, başkan Rlhee'den sonra en kuvvetli adaydır.

19 Mayıs 1956

Seul:

Güney Kore komünist Çin'in, Kore'­nin birleştirilmesi maksadiyle yeni fbir konferans akdedilmesi yolundaki son teklifini reddetmiştir. Hükümet sözcüsü1 Kari Hong Kee, bu salbah basma bir heyanat vererek, Çin teklifinin yeni bir tecavüzü maskele­meye yarayacak bir perde vazifesi gör­düğünü» söylemiş, ve «Kore, ancak, Kuzey Kore'deki Çin  kuvvetlerininimage004.gifki faaliyeti ile  ilgili mütareke  aihkâ-* mınm tatbikine, muvakkatsn ara  vereceğini Pan Muncom komünist    ma­kamlarına bildirmiştir. Filhakika Birleşmiş Milletler kuraan-'danlığı Güney Kore'deki tarafsız mü­şahitlerin faaliyetlerini tatil etmeye karar yerdiğini mütareke komisyonu­nun toplantısında komünist temsilci­lere bildirmiştir. Birleşmiş Milletler kumandanlığı neş­rettiği bir tebliğde, komünistler Ku­zey Kore'ye mütareke ahkâmına ay­kırı olarak muharebe malzemesi sev-k ettikler in den ye Çekoslovakyalı ve Polonyolı temsilciler tarafsız bir ta­vır takın dıiklarından, !bu karara varıl­ması lüzumunun hissedildiğini bildir-melktedir. Gene bu tebliğde bildirildi­ğine göre tbu karar bir haftaya kadar yürürlüğe girecektir. Diğer taraftan müttefiklerin sözcüsü, tarafsız kuv­vetlerin yakın zamanda askerlikten tecrit edilmiş bölgeyi tahliye edecek­lerini beyan etmiştir. Komünistler el­li dakika süren bu toplantıdan sonra "Birleşmiş Milletlerin teklifini tetkik etmek üzere oturuma ara verilmesini istemişlerdir. Birleşmiş Milletler ku­mandanlığı sÖ'zcüsü ise komünistler tavırlarını değiştirmedikçe bu karar­dan vaageçilmiyeceğini söylemiştir.

Filhakika Birleşmiş Milletler kuman­danlığı, komünistleri Kuzey Kore'ye yarısı tepkili olmak üzere 500 uçak sev ketmekle, ve bu memlekete, mütareke anlaşmasında belirtilen limanlardan başka yollarla, yeni birlikler ve harb malzemesi sokmakla itham etmekte­dir. Ayrıca, Çekoslovak ve Polonyalı üyeler, komisyonun Kuzey Kore'de teftişlerde bulunmasına itiraz etmiş ol­duklarından ve Çinli ve Kuzey Koreli üyelerle birleşerek İsviçreli ve İsveç­li temsilcilerin çalışmalarına mâni ol­mak, istediklerinden dolayı takbihes edilmektedirler.

Tokyo :

Birleşmiş Milletler kuvvetleri genel karargah sözcüsünün bugün açıkladı­ğına göre, tarafsız mütareke komisyo­nunun Güney Koredeki faaliyetinin muvakkaten durdurulması üzerine, ko münistler te'krar muharebeye başla­dıkları takdirde, Birleşmiş Milletler kuvvetleri her türlü taarruzu durdura­bilecek  kudrette bulunmaktadır.

Sözcü, hâlen Birleşmiş Milletlerin Ko­re'de atom silâhları mevcut değilse de bunları derhal buraya nakletmenin ka-ıbil olduğunu söylemiştir.

Uzak doğudaki muhtelif Amerikan kaynaklarından öğrenildiğine göre, yeni bir komünist tecavüzünü durdur­mak için atom silâhlarının kullanıla­cağı şüphesizdir.

Diğer taraftan Güney Kore istihbarat servisleri, komünistlerin atom silâhla­rı ile müceMıez bulunduğunu ileri sür­mektedirler.

Bazı kaynaklar, iki tarafın hali kazır-daki askerî kuvveti hakkında şu ra­kamları vermektedirler:

Kuzey Kore'deki Kore ve komünist Çin kara  kuvvetleri   700.000     kişidir.

Buna mukabil Güney Kore ve Birleş­miş Milletler kuvvetleri 750.000 kişi kadardır. Bu kuvvetlerin 50.000 ini A-nıerikan kuvvetleri teşkil etmektedir.

Gerek Kuzey ve gerekse Güney Kore* de 300 zer jet uçağı bulunduğu ileri sürülmektedir.

Hâlen, Birleşmiş Milletlerin Kore'de ehemmiyetli miktarda deniz kuvvet­leri mevcut değilse de Birleşik Ameri­kanın Uzak doğudaki yedinci filosunu derhal buraya celfaetmesi kabildir.

Saint Çere :

Pujad hareketi kongresi (tacirleri ve z en aatk arları müdafaa birliği kongre­si) dün açılmıştır. Kongrenin ilk iki günkü toplantıları komisyon çalışma­larına hasredilecektir. Çarşamba gü­nü yapılacak genel oturumda kongre halletmekle görevli bulunduğu mese­leler üzerindeki kararlarını bildire­cektir.

Bu meseleler şunlardır: Meclis gruibu, 53 Pujadcı mebustan sekizinin mazba­talarının iptal edilmesi keyfiyetini protesto etmâk. maksadiyle, meclisi terkedecekmidir, yaihut da başka bir şekilde protesto etmek imkânını ve­recek bir formül bulunabilecek mi­dir? Pujad hareketi kurulmakta olan veya kurulmuş bulunan gençlik teşek­külleri veya meslek teşekkülleri ile nasıl birleşecektir?

Kongre bundan sonra ,bir de millî baş­kan seçecektir. Şimdi resmen bu mev­kide ^bulunan Pierre Poujade seçim hakkını kongreye bırakmıştır. 'Fakat gene kendisinin hem de oy birliği ile seçileceği  tahmen edilmektedir.

Dünkü toplantıda evvelâ Poujade bir açılış nutku söylemiş, «Yapıcı bir devreye gsçilmesi ve sağlam bir du­rum kazanılması lüzumuna» işaret et­miştir. Meclis .grubunun faaliyetine de temas eden Poujade, Poujade hareke­tine mensup mebusların faaliyetlerinin parti nizamına uygun olduğunu ifade etmiş ve Boujadcıların mazbatalarının iptal edilmesi hususunda adetâ gayret gösterilmekte olmasına şiddetle iti­raz etmiştir. Poujade sözlerine şöyle devam etmiştir: Şimdiye kadar propa­ganda yaptık, şimdi artık faaliyet gos. terme zamanı gelmiştir. Memleket o-toritesiz hürriyetin anarşi demek ol­duğunu anlamakta ve bize doğru dön­mektedir. Hareketlerimizi bizden bek­lenene uyacak şekilde ayarlamalıyız.»

Daha sonra başında bulunduğu hare­ketin iktisadî ve sosyal mahiyetine işaret ederek bunun bir lig olmadığını bildiren Poujade, «Tacirler ve zenaat­kârları müdafaa -birliŞi» nin Eta Jenaro yu (Etats Generaux) toplamak sureti-le bütün içtimaî sınıfları bir araya ge­tirmek istediğini söylemiştir.

Poujade, Eta Jeneronun «(bütün mu21 teşekküllerin birleşmesi ve koordi­nasyonu» demek olacağına işaret et­tikten sonra «eğer hükümet Eta Jene-ro'yu toplamazsa, biz toplanacağız, bu­nun kabil olduğu ıgünden itibaren de hakikî meşruiyet artık meclise değil! ona ait olacaktır.» demiştir.

Poujade sözlerine son verirken, ne Po­ujade hareketi için ne de 'her hangi bir içtimaî sınıf namına iktidarı ele ge­çirmek istemediğini tasrih, etmiş ve «istediğimiz, sadece demokrasi yolunu göstermek ve halkın arzusunun hakikî surette ifadesini mümkün kılmaktır.», demiştir.

Marsilya :

1 Mayıs günü Fransanm muhtelif şe­hirlerinde Cezayirliler karışıklıklar çıkmasına sebep olmuşlar ve polis kuv vetleri ile çarpışmalar cereyan etmiş­tir. Birçok kimsenin karışıklıklar sıra-

smda yaralandığı ve 100 kişinin tev­kif edildiği bildirilmektedir.

En fazla karışıklık Marsilyada vukua gelmiştir. Cezayirliler ellerinde bay­raklar oldu*u hajiie nümayişler tertip etmişlerdir. Lyon, Saint-Etienne ve Metz gibi sanayi şetoirlerind-s de muh­telif hâdiseler olmuştur.

2 Mayıs 1956

Paris :

Fransız hükümet merkezinin ilgili çevreleri Önümüzdeki günler zarfında Paris'te cereyan edecek siyasî faali­yetler hakkında şu malûmatı vermek­te ve bu arada bunlarla ilgili bazı mü­talâalar ileri sürmektedirler.

Atlantik konseyinin 4 ilâ 6 mayıs ta­rihleri arasında yapacağı toplantı dolayısiyle oobeş hariciye vekili Paris'­le bulunacaklar ve bunlar aralarında ikili, üçlü (Pineau, Dulles Selwyn iLloyd) altılı (Avrupa birliğine taraftar memleketlerin hariciye vekilleri) ye­dili (Batı Avrupa birliği hariciye ve­killeri) ve niihayet on'bsşli (Atlantik Konseyi) görüşmeler yapacaklardır, ikili görüşmeler;

Şimdiye kadar derpiş edilen ikili gö­rüşmeler şunlar olacaktır:

12 mayıs öğleden sonra M. John Foster Dulles, Fransız Hariciye Vekâ­letinde  M. Ohristian  Pineau'yu  ziya­ret edecektir. Görüşülecek mevzularaz değildir:

Yeni Sovyet politikasına verilecek kıy met, Atlantik Konsevi çalışmaları, Ya­kın doğu ve silâhsızlanma meseleleri gifbi mevzular bu meyartda zikredilebi­lir. Ertesi 'günü M. Pineau, M. Dullesı akşam yemeğine davet edecek ve iki devlet adamı bu vesile ile bir gün ev­velki görüşmelerine devadir.

2 M. Pineau 4 mayıs günü İngiliz Hariciye Vekili M. Selwyn Lloyd'ı ak­şam yemeğine çağıracaktır. Bu görüş­me esnasında M. Selwyn Lloyd Lond­ra'da Sovyet idar.ecileriyle yaptığı son görüşmelerden hasıl ettiği intibaları hiç rönfoesiz Fransız meslektaşına an­latacaktır. Orta doğu meselesinin de M. HammarskioeH'a .güvenlik konseyin ce tevdi edilen yatıştırma vazifesinin sona erdirilmiş [bulunduğu bu sırada ve 'bugünkü safhasiyle -bu görüşmede yer  alacağı  şüphesizdir.

3 Londra'da resmî bir ziyaret yap­makta olan Federal Almanya Hariciye Vekili M. Heinrich Won Brentano per­şembe sabaJhı Paris'te beklenmektedir.

Aynı sabah Başvekil M. Guy Mollet ve Hariciye Vekili M. Christian Pine­au Alman devlet adamlariyle beynel­milel meseleler ve ıbu arada yalnız iki memleketi ilgiliyen Sarre meselesiyle Moseile nehri sularının tevzii gibi. diğer meseleler üzerinde görüş teati­sinde bulunmak fırsatım bulacaklar­dır.

Almanya'nın birleştirilmesi- meselesi­nin de M. Guy Mollet'nin Sovyet ga­zetecilerine son defa yaptığı beyana­tın ışığı altında keza bu görüşmede ele alınması muhtemeldir.

Müteakiben M. Pineau Alman mes-lekdaşını Hariciye Vekâletinde öğle yemeğine davet e&ece'k ve yemekten sonra iki devlet adamı sabahleyin baş­ladıkları konuşmalara devam edecek­lerdir.

Nihayet, M. Foster Dulles'm İngiliz meslekdaşı M. Selwyn Lloyd'İa ilgili görüşmelerde bulunması da cok muh­temeldir.

Üçlü görüşmeler:

M. Pineau, M. Foster Dulles ve M. Selwyn Lloyd çoktan-beri derpiş eöil-miş olan toplantılarını ancak Atlantik Konseyinden sonra yani nazar sabahı yapabileceklerdir. Bu üçlü görüşmede bütün beynelmilel meseleler ve bilhas­sa Orta do&u meselesi ele alınacaktır.

Bu mevzuda üç batılı vekilin, bu bölgedefei memleketlere gönderilecek si­lâhlar bahsinde ittihaz edilecek hare­ket hattını tesibit etmeleri cok muhte­mel görülmektedir.

Bilindiği gibi M. Guy Mollet Birleşmiş Milletlerden de karar ittihazı suretiy­le mevzuubahs silâh aevkivatma ambargo konulmasına Fransız hükümeti­nin taraftar bulunduğunu bildirmiş­tir. Sovyetler Birliğinin de bu bölge­deki rbü;tün memleketlere teşmil edil­mesi şartiyle böyle bir ambargoyu ka­bule meyyal olacağı müşahede edil­mektedir.

Altılı görüşmeler:

Avrupa birliği memleketlerinin (Fran­sa, İtalya Almanya, B-elçika, Holanda ve Lüksemburg) altı Hariciye Vekili pazar günü öğleden sonra Fransız Ha­riciye Vekâletinde  toplanacaklardır.

Bu görüşmede, Atom birliği ve müşte rek pazar mevzuunlda hazırlanan Spaak komisyonu» nun raporu geniş gö­rüş teatilerine vesile teşkil  edecektir.

« Bu raporu hazırlayan mütehassıslar, ilgili vekillere, münhasıran siyasî me­seleleri ortaya çıkarmakta olan bazı sualler tevcih etmişlerdir.

Yedili görüşmeler:

Batı Avrupa Birliği Konseyi (Fransa, İngiltere, İtalya, Almanya, Belçika, Holanda) 3 mayıs öğleden sonra Gha-illot sarayında toplanacaktır.

Yedi Hariciye Vekili. Paris anlaşma­larında derpiş edilmiş olup şimdiye jza dar tatbik mevkiine konulmamış olan silahların ve asker mevcudunun kont­rolü meselelerini bu toplantımda görü­şeceklerdir.

Paris :

Fransız hükümeti bugün müracaat et­miş olduğu güven oyu neticesinde, 68 aleyhte oya karsı, 350 oyla iktidarda kalmıştır.

3 Mayıs 1956

Saint Çere :

Üç günden beri Saint  Cere'de top­lanmakta olan U.D.C.A. (Poujade ha­reketi) kongresi sona ermiştir. Top­lantılardan çıkarılacak dersler neler­dir? Bu, ilk önce, taşranın  başkente karşı elde ettiği zaferdir. Bundan böy­le Pierre Poujade haraketi, Paris yakınındaki Ablondan değil, Saint Cere'den idare edilecektir.

Bundanbaşka, U.D.C.A., Parlâmento faaliyetinden muvakkaten vazgeçmek­tedir. Zira msb'uslar kendilerini şid­detlenecek olan propagandaya hasre-deceklerdir. Bu durum Cumhuriyetçi cepheden ziyade, mazbataları iptal edilmek tehdidine maruz bulunan Poujadecı mab'uslar gevşek bir şekilde-desteklenmiş olan mutedillerle M. K. P. ye tevcih edilmiş gibidir. Filhakika, katolik mekteplerine dev­letin tahsisat vermesine dair barange kanunu taraftarları, listelerde Poujadecı meb'uslarm bulunmamasından an­cak memnunluk duyabilirler.

Nihayet, Kongrede, Muvazi birliklerin yeniden teşkilâtlandırılarak geniş­letilmesi ve birçok aylık .bir mühlet içinde Eta Jenero'nun toplanmasına karar verilmiştir.

Kongre, Cezayir ve Fransız birliği hak kında çok kesin bir durum takınmış ve milletçe âtıl kalma siyasetini şid­detle takbih etmiştir.

İktisadî ve sosyal mes'elslere gelince, Pierre Poujade, U.D.C.A.' nın bu mes­eleler hakkında henüz kat bir du­rum almamış oîduğunu zımnen kabul etmiş ve demiştir ki:

Kendimize, ne felsefî ne de hayalî olan iktisadî ve sosyal bir doktrin seç­meliyiz. Bu doktrini hazırlamak vazi­fesi 'bürolara düşmektedir.

Memlekette değiştirmek istediğimiz bir şey var ve bunu yapacağız.

Saint Çere :

Saint Cere'de toplanan Pujadcılar kongresinin dün tasvip ettiği bir tak-rir'de, «Fransız 'hükümetinin Cezayir mevzuunda takip etmekte olduğu si­yaset tenkid edilmekte ve bu siyasetin devamlı tereddütleri yüzünden, sade­ce Cezayir'in tasfiye edilmesi maksadı­na mâtufmuş hissini verdiği» belir­tilmektedir.

Dalha  sonra,  efkârı  umumiyeyi  Men Neac çerçevesi içinde işbirliği hakkın­da da Pineau şunları söylemiştir:

İğleri kendi aramızda görmek istiyo­ruz. Birimizin bir memlekete, diğeri­mizin de baçka birine silâh sevketme hususunda ba:a geçmesi icabetmez.»

Fransa Dışişleri V-akiIi Yakın doğu hakkındaki temasların sadece ^örüş teatilerinden ibaret kaldığını, hiçjbir İh al çaresi üzerinde durulmadığmı me­selenin bu noktasına temas için Bir­leşmiş Milletler genel sekreteri Dag Hammarskjaeld'un raporunun beklen­diğini söylemiştir.

Uzak doğu hakkında ise, Cenevre kon­feransına başkanlık etmiş iki memle­ketin (İngiltere ve Sovyetler Birliği) raporlarını henüz vermemiş olmaları sdb.elbiyle 'hiçbir neticeye varılmamış­tır. Bununla beraiber, Fransa'nın Ce­nevre anlaşmaları çerçevesi içinde kendi taahhütlerini yerine getirebilme si için "bir hal çaresine varılacağı ü-mid edilmektedir.

Ch'ristian Pineau, bunlardan başka, si­lâhsızlanma meselesinde hiçlbir müp­hem nokta kalmaması için meslektaş­larına bu konuda Fransız görüsünü foir kere dasha izaıh ettiğini söylemiş ve Rusya seyahati sırasında aynı görüş­leri Sovyet idarecilerine de izah ede­ceğini ilâve etmiştir. Vekil, ayrıca, ye­ter derecede gelişmemiş memleketle­re yardım için Nato konseyine sundu­ğu plânı da Sovyetlere izah edeceğini söylemiştir.

Pineau'nun kanaatimce, Birleşmiş Mil­letler çerçevesi içine giren bu yardım plânı, 'bütün Birleşmiş Milletler üye­lerine, bu arada Sovyetler Birliğine de izafe edilmelidir.

8 Mayıs 1956

Paris :

Fransız - Yugoslav eörüşmeleri bu­gün öğleden sonra Başvekâlet bina­sında başlamıştır. Mareşal Tito ile Baş vefkil Guy Mollet'nin bu görüşmeleri iki saatten fazla sürmüştür. Görüşme sonunda  basma   beyanatta bulunan Mollet müzakerelerin henüz sona er­mediğini ve ele alman meselelerinin fazlalığı sebebiyle cuma günü de görüş meye  devam  edileceğini bildirmiştir. Cuma ninkü müzakereyi müteakip njftıaî bir telhliğ yayınlanacaktır. Fran­sız Başvekili tetkik edilen mevzular1 hakkında şu izahatı vermiştir:

İlk önce iki taraflı bir mahiyet arze-den bütün meseleleri Örüştük. Bu hususta büyük bir görüş birliği mev­cudiyetini müşalhede ettik. Ele alman meseleler arasında Yugoslavyaya si­lâh temini hususu da vardır. Bunu müteakip silâhsızlanma meselesinin bu günkü veçhesinden, bu meselenin -hal çaresinden ve hâlen dünyayı ikiye a-yıran 'büyük siyasî meselelerden bah­settik. Bu hususta Fransız no'ktai na­zarının Yugoslavya tarafından tasvip olunduğu kanaatini edindik.

Diğer   taraftan   Fransanm   az  gelişmiş memleketlere  yardım programından bahsettik ve nihayet kuzey Afrikadö takilbedilen Fransız politikası hakkın­da mareşal Titoya izalhat verdik. Batı ile doğu. arasındaki münasebetler  meselesini tetkike başladığımız sırada görüşmelerimize bugünlük son verme miz icabetti.»

10 Mayıs 1958

Paris :

Yugoslav devlet reisi mareşal Tito'nun ziyareti münasebetiyle dün Pariste fev kalâde emniy.et tedbirleri alınması ho­şa gitmemiştir.

Titoya karşı muhalefet akşama doğru artmış, katolik nümayişçileri Yu­goslav büyükelçiliğine doğru yürüme­ğe foaşlamıslarsa da zabıta kuvvetleri hâdise çıkmasını Önlemişlerdir.

Paris :

Tass Ajansının bildirdiğine göre, ba­rışı mü'dafaa komitesinin daveti üze­rine Sovyet Rusya'yı ziyaret etmekte olan Emmanuel d'astier de la Vigerienkı başkanlığındaki Fransız parlâmen Kuzey Afrika:

Kuzey Afrika meseleleri bahsinde de, mareşal Tito, Fransa Başvekili Moll-st* ye Cezayir meselesine Liberal bir hal çaresi bulunması yolundaki bütün gay retleri Yugoslavyanm destekliyeceği teminatını vermiştir.

Bu m-sselelerin dışında, Fransa ve Yu­goslavya hükümetleri, karşılıklı itti­fakları ve Birleşmiş Milletler anayasa­sı hükümlerine bağlı 'kalarak aralann-dalki dostluk toa&larını kuvvetlendirmi-ye karar vermişlerdir.

Ayrıca, atom enerjisinin barış yolun­da kullanılması maksadıyle iki memle­ket arasmlia işbirliği yapılması için gerekli hazırlıklara girişilmesi husu­sunda da anlaşmaya varılmıştır.

12 Mayıs 1956

Moutiers (Fransa) :

Bugün burada 1.000 .e yakın Poujade taraftarı ile polis arasında bir çarpış­ma vukua gelmiştir. Çarpışma mahal­line jandarma kuvvetlerinin yetişmesi ve göz yaşartıcı gaz kullanılması neti­cesinde Poujade taraftarları çekilmiş­lerdir. Hâdiseye Savoi bâlgesindeki Poujade teşkilâtı balkanının otomobi­linin vergisi ödenrnddiği için vergi tafhsil memurlarının ve jandarmaların o-tomobili haczetmeye gelmel-eri sebep olmuştur.

13 Mayıs 1958

Paris :

Bugün Cumhuriyetçi Halk Hareketi (MRP) partisinin büyük kongresinde eski başvekillerden Eoibert Sdhuman, dünya durumu hakkında bir rapor vermristir.

Evvelâ Avrupa meselelerinden bahse­den Schuman ne Avrupa iktisadî işbir­liği teşkilâtında ne de Avrupa konse­yinde geçen seneden beri her hangi bir terakki kaybedilmiştir. Eski baş­vekile göre, «Avrupa hamlesi» tabiriyle adlandırılan cer.eyan da henüz mü-şaihhas kararlara vasıl olmuş değildir. Şimdilik bir kömür - çelik birliği var­dır -ve :bu teşkilât milletler üstü orga­nizmaları ile normal surette çalışmak­tadır.

Buna göre, Schuman. küçük Avrupa denilen Gru-pmanın, buna muhalefet e-denler ne söylerlerse söylesinler, yaşa­maya müstait bir teselbibüs olduğu ne­ticesine varmaktadır. Halbuki, yine-eski başvekilin kanaatince, Batı Avru­pa birliği harekete geçerek, kendisine verilen ehemmiyetli vazifeleri ve bu ardda bilhassa silâh imalâtı ve silâh kontrolü bahsindeki vazifesini ifada. güçlük çekmektedir. Netice olarak Ro-bert Sehuman, birleşmiş bir Avrupaya götüren yolun henüz uzun ve çetin, bir yol olduğunu söylemiştir.

Müteakiben dünya meselelerine temas eden hatip Birleşmiş Milletler teşki­lâtının bir buhran geçirdiğini ifade etmiş, daha sonra umumî bir silâhsızlan­manın imkân ve ihtimalleri üzerinde durarak,  şunları söylemiştir:

«Tam veya kısmî, fakat mütekabiliyet, esasına dayanan bir silâhsızlanma bu­gün için o kadar uzak bir imkândır ki,. Almanya'nm veya Avrupa'nın birleş­mesi gibi acilen hal tarzı bekleyen mü İnim meseleleri bu uzak ihtimale bağ­lamak doğru değildir. Silâhsızlanma, uzun sürecek tedavisi sonunda ulaşıla­bilecek bir hedeftir.»

Batı münasebetlerinden de bahseden robert Sehuman her şeyden evvel mevcut iki blokun «uzlaşma ümidi olmaksızın karşı karşıya duran iki ayrı ideolojik âlem» olduğunu «e-sastaki ayrılıklarının hudutsuz» ol­duğunu söylemiş ve bütün mesele şu­nu bilmektir, demiştir:

«Birbirinden bu derece farklı olan iki' rejim arasında normal münasebetler kurulabilir mi, kurulabilirse bunun-şumulü nedir?»

15 Mayıs 1956

Paris :

Sovyetler Birliği hükümetinin, Fransa Başvekili GFüy Molla t ile Dışişleri Vekili Christian Pirıeau'nun Moskova' ya hareketlerinden Önc-2 askerî kuvvet­lerinden 1.200.000 kişilik bir indirme yapma hakkında almış oHu^u karar Paris siyasî çevrelerinde muhtelif tep­kiler meydana getirmiştir.

Müfrit solcu basın hariç olmak üzere, hemen hemen, bütün gazeteler bu ha­reketi «Ibir propaganda jesti» olarak vasıflandırmaktadırlar. Bu alanda «Fi-garo» gazetesi şunları yazmaktadır:

"Sovyetler Birliği ziraî ve sınaî İhti­yaçları için lâzım olan mütehassıs iş­çileri terhis edecektir. Bundan başka, hidrojen silâhları ve güdümlü mermi­ler devrinde ordunun bir kısmını ter­his etmek askerlik gücünün azaltılmış olmasını tazammun etmez."

«Aurore» gazetesi ise, bu konuda ?un-ları yazmaktadır:

«Sovyetler Birliği hükümeti milletler­arası kontrol sistemini kabul etmediği müddet, aldığı bu kaibil kararlar onun şüpiheli durumunu  değiştiremez.»

«Comfoat» gazetesi de aynı mütalâada bulunmakta ve askerlerden bir kısmı­nın terhis edilmiş olmasının Sovyetler Birliğinin harb gücünü zayıflatmamış oHuğunu kaydetmektedir.

«Franc Tir.eur» gazetesine gelince şöy­le demektedir:

«Biütün batı âlemi orduları mevcudun-dundan fazla kuvvete malik bulundu­ğu müddetçe, siz de benim gibi yapın demek kolaydır. İşin garip tarafı, Sov­yetler Birliği hükümetinin askerlerin­den bir kısmını terhis edeceğine (dra-ir yayınladığı telbliğ kuzey Atlantik paktına karşı açmış olduğu şiddetli kampanyayı takip etmiştir. Bu bir te­sadüf eseri değildir. Kremlin idareci­leri, sanki, 1948 ile 1950 arasında Prag, Berlin, Kore ve dafrıa başka yerlerde hiç bir şey olmamış ıgifbi milletlerarası gerginlikten kuzey Atlantik paktını so­rumlu görmektedirler. Bu şartlar da­hilinde onlara kim inanabilir? Sov­yetler Birliğinde mühim tepkiler ya­rattığı şüphesiz bulunan, Stalin aleyh­tarı hareketin milletlerarası alanda da kendini hissettirebilmesi inin dasha bir hayli zamanın geçmesi icap eder."

Paris :

Başvekil Guy M ollat ve Dışişleri Ve­kili Christian Pineau Moskovaya git--mek üzere buı sabah uçakla Paris'ten, hareket etmişlerdir. Fransız heyeti 20 si gazeteci olmak Üzere 50 kişiden mü­rekkeptir. Hareketinden evv-el gazete­cilere beyanat vermeği reddeden M ol-iet, «ibir çüâıvet kabul edildiği zaman,, hareketten evvel tefsirde bulunulmaz» demiştir. Fransız hey'eti 14.30 (gmt> da Mosküvaya varacaktır.

Paris :

Sovyetler Birliğini ziyaret eden Fran­sız Sosyalist Partisi heyetine başkan­lık etmiş olan parti balkanı Pierre Commin Paris'e varışında verdiği be­yanatta şunları söylemiştir:

«Sovyetler, incelemelerimizi en iyi şart. lar içinde yapabilmemiz için ellerin­den -geldiği kadar gayret sarf ettiler. Biz de şartların elverdiği derecede tam malûmat edindik. Sovyetler Bir­liğindeki hayatın bütün veçheleri ü-zerinde pek ?ok soru sorduk ve pek. çok şeyler görüp inceledik. Dün sıkı sıkıya kapalı bir dünya halindeki Sov­yetler Birliğini bugün ancak açılabilen bir aralıktan görmekle şüphesiz ki en kuytu köşelerine kadar tetkik eckfbildiğimizi iddia edemeyiz. Şimdi elimiz­de bulunan hayli büyük rakamlar ve müşahedeler arasında karşılaştırma ve tahliller yapmak gerekiyor. Bütün seyahatimiz sırasında büyük hatalar yapma tehlikesine düşmemek için e-limizden geldiği kadar ivi tanıma en­dişesi ile hareket ettik.

Fransız Sosyalist Partisi sekreteri, bun" lardan başka, Sovyet Komünist Parti­sinin kendilerine Sovyetler Birliğinde-tutulan  Sosyalistlerin  listesini  incele­meyi ve diğer halk cumhuriyeti erinde-bulunanların da serbest bırakılması için bu memleketler komünist partile­ri nezdinde teşebbüste bulunmayı vad ettiğini söylemiştir.

Sovyetler Birliğini bugün bir realite olarak kabul etmek gerektiğini ve -ba­rışı gerçekten seven bir dünyanın bu memleketten ıvaageçemiyeceği gibi, ona karşı durmakla da istenen netice-

in elde edilemiyeceğini» soy Üyen Commin şunları ilâve etmiştir:

«Bu memleketteki dahilî rejimin insan hürriyetlerine serbestçe yer verebile­cek Ibir sisteme doğru gelişip .gelişme­diğini henüz bilmiyoruz. Fakat geliş­menin tek şartı' Sovyetler Birliği . ile diğer memleketler arasında geniş bir iktisadî ve siyasî işbirliğidir. Bununla beraiber, bu yeni münasebetler samimi­yet ve vuzuh içinde tesis edilmelidir.

Burada 5unu da belirtmek isterim ki, bizim seyahatimizden Fransız Sosya­listlerinin 'bundan böyle Fransız ko­münist partisi ile faaliyet birliği yap­mayı kabul edecekleri neticesini çı­karmak boştur. Böyle düşününler ta-mamivie  aldanmaktadır.

18 Mayıs 1956

Moskova :

Diin akşam 'Fransız Büyükelçiliğinde Sovyet idarecilerine verilen akşam ye­meğinden sonra beyanatta bulunan Fransız Başvekili M. Guy Mollet ez­cümle şunları söylemiştir:

«Moskova^da yaptığımız görüşmelerde takip ettiğimiz zihniyet, muhat abları­mıza ve kendimize, her birimizin muh­telif dünya meselelerini nasıl telâfcki ettiğimizi ve bu meselelere nasıl te­mas etmek istediğimizi anlatmak fır­sat ve imkânını araştırmak olmuştur.

Bu görüşmelerden kat'î neticeler bek­lemiş olanlar belki hayal sükûtuna uğ-.rayacaklardır. Bize gelince hem sami­mî ve h.em dostça cereyan etmiş olan bu görüşmelerin neticesinden memnu­nuz.

19 Mayıs 1956

Paris :

Moskova radyosunun hususî bir halber bülteninde bildirdiğine göre, bu sa­bahki Fransız _ Savyet görüşmelerine saat 9.25 de Kremlin'de başlan­mıştır.

Bu görüşmeye, S a vy etlerden mareşal Bulıganin ve Krusçef'le Sovyet hey'-etinin diğer mensupları, Fransızlardan ise, Guy Mollet ve Christian Pineau ile Fransız hey'eti üyeleri iştirâfc etmiş lerdir.

Grenoble :

Dün akşam bu şehirde vukua gelen nümayişler sırasında polis tarafından yakalananların sayısı 59 dur. Bunlar­dan üçü hakkında tevkif müzekkeresi kesümiştir. Bundan başka 60 kadar polis memuru üzerlerine atılan taş, şişe ve saksılarla yaralanmıştır. Bu yaralılardan altısını hastananeye kal­dırmak gerekmiştir.

Bu arada öğrenildiğine göre, gayri kanunî bir toplantı tertiplemek su­çundan dolayı Komünist Partisi ile nü­mayişçilerden bazıları hakkında taki­bat açılmasına karar verilmiştir. Fran sızv devlet demir yolları da ayrıca ba­zı nümayişçiler hakkında adliyeye mü­racaat etmiştir. Demiryolu idaresi dün gece nümayişçiler tarafın'dlan kapatı­lan yolların bu sabah açıldığını ve se­ferlerin normale döndüğünü bildirmiş­tir.

20 Mayıs 1956

Paris :

Yüksek Savunma Konseyi müzakere­lerinin harice sızması ile ilgili dâva dün akşam karara bağlanmıştır. As­kerî mahkeme Baranes ve Mons'u be­raat ettirmiş, Turpin'i dört Labrusse'ü altı sene hapse mahkûm etmiştir.

Paris :

Başvekil Guy Mollet bugün gmt aya-riyle 15.5 de Moskovadan Paris'e gel­miştir.

Hava alanında verdiği beyanatta Mol­let şunları söylemiştir:

«Fransız - Sovyet görüşmeleri netice­sinde berafberce hiçbir karar alınmadı­ğını söyliyen kötümserler hayal sükû­tuna uğramıştır. Ben ve arkadaşlarım, Eıenüz rneveut olan, fakat hafiflemekte

"bulunan itimatsızlık havasını dağıt­makta bu giibd görüşmelerin faydalı olacağı kanaati ile dönmüş bulunuyo­ruz. »

22 Mayıs 1956

Paris :

Aden bölgesinde gittikçe artan .siyasî gerginlik havasına tahsis ettiği uzun bir makalesinde, Paris'in en çok sa­tılan akşam gezetelerinden Paris-Pre-sse, Mısır Başvekili Afodülnasırı İngil­tere'yi bu bölgeden uzaklaştırmak için üç devreli bir plân hazırlamakla itham etmiştir.

Paris-Prssse gazetesine göre, «Bürey-mî» vahasında uğranan hezimetin in­tikamını almak istiyen Mısır Başveki­li şöyle 'bir plânın tatbikine girişmiş­tir:

Yemen'i, Mısır ile Suudî Arabis­ tan'a yaklaştırmak ve bu memlekette Kalhireye sadık :bir hükümeti iş başı­na getirmek.

Ysmen'in arazi taleplerini destek­lemek suretiyle İngilizleri Aden'den uzaklaştırmak,

Büreymi vahasını geri almak.

Gazete, Bafvekil Nasır'm plânının ikinci safhasına girişmiş olup, Aden'­deki petrol tasfiyehanelerine karşı baltalama hareketlerine başladığını ve Suudî Arabistan'dan Yemene silâh gönderliğini yazmaktadır.

23 Mayıs 1956

Paris :

Pierre Mendes France bu!gün hükûms-te gondeı'i'iği istifa mektubunda, Fran sa'nm ister istemez silâha müracaat tütmek zorunda kaldığını belirterek şöyle demektedir:

«'Ben daha çok sayıda askerin daha da süratle şevkini tercih ederdim. Fakat bu arada yalnız silâha müracaatın kâ­fi gelmiyeceğini de belirtmiştim. Yerli halkın duygularını ve sefaletini dikkat nazara almıyan bir politika, önce Ce­zayir milletinin kabloma sonra Ceza­yir'in kaybına ve bunun hemen arka­sından bütün Fransız Afrikası,nm kaylbma doğru götürmektedir. Terk siyaset işte budur.

Ne yazıik ki, Cezayirli Müslümanlar arasında mutedil unsurlar, tarafımızdan desteklenmesi gereken şahıslar, bi­zim için çok zararlı neticeler doğuran bir zihniyetle hareket eden bir îbelediye idaresi ve bir basın tarafından her gün hırpalanmaya devam edilmekte­dir.

Bundan bir ay Önce musibet bir netice sağlıyacak neticeleri bir notla bildir­miştim. Tavsiyelerimden hiç biri tu­tulmuş değildir. Hükümeti .bu tek kur­tuluş yoluna sevketmek ümitlerinin kaylbolup gittiğini görmek gittikçe bü­yüyen ,bir endişe uyandırmaktadır.

France mektubunu bitirirken istifasının, ne kadar müşkül olursa ol­sun, hükümetin bütün gere'kli karar­ları alabilmesini temin için yeni bir-dâvet mânâsını haiz olmasını temenni ettiğini belirtmektedir.

24 Mayıs 1956

Paris :

Fransız ayan meclisindeki Cumhuri­yetçi Sosyalist üyelerden bir kısmı, ta­rafından sunulan bir karar suretinde hükû-met memleketin girifmi? o.'duğu askerî gayreti haleldar eden ihanet ve­ya muhalefet propagandalariyle mıüca-h-ale i^in gerek-;n bütün tedbirleri bir an evvel almaya davet edilmektedir.

25 Mayıs 1958

Paris :

Fransız Dışişleri Vekili Christian Pi-neau, Rusya'ya yaptığı ziyareti ta-mamlıyarafe Prag yoluyla saat 18,20 de Oglmt) Paris'e dönmüştür. Vekil seya­hati hakkında hava meydanında ga­zetecilere şu beyanatta bulunmuştur:

«(Bütün meseleler hususunda anlaşana temin edemedik. Esasen bu şekilde mü zakereleildie bunu beklemek imkânsız­dır. Sovyet idarecileriyle görüşmeleri­miz gayet verimli olmuştur. Müzake­reler sırasında hüküm süren samimî hava pek çok şeyi halletmemizi müm­kün kılmıştır.»

Prag'daki kısa tavakkufundan da .bah­seden Pineau, Çekoslovak başkentin­de siyasî müzakerelerde bulunmadı­ğını, yalnız Fransa büyükelçiliğinde tertiplenen öğle ziyafetinde Fransıız -Çekoslovak dostluğu1 şerefine kadeteh kaldırdığını bildirmiştir.

27 Mayıs 1956

Vichy :

Buıgün burada toplantılarına başlıyan Fransız eski muharipleri cemiyetinin millî kongresinde Fransız Müdafaa Ve kili Bourges Maunoury'nin bir mesajı okunmuştur.

Fransız Müdafaa Vekili bu mesajında .ezcümle şöyle dernektedir:

«Fransız ordusu, milletinin'içinde bu­lunduğu sefalet ve kötü şartları unut­turmak için bütün kütleleri maceraya sürükleyen ve istilâcı emeller besle­yen yeni ıbir diktatörün giriştiği has-mane hareketi önlemek için yeniden vazifeye çağırılmış bulunmaktadır. Mı sır diktatörünün hırsına ve istilâ e-mellerine payan yoktur. Bu adam kendi yazıları ile, Orta doğuya ve sattı -rayı kebirin güney kısımlarına kadar, kuzey Afrika'ya hâkim olmak istedi­ğini itiiraf etmiştir.»

Müdafaa Vekili mesajının bundan son­raki kısmında Fransrzları Cezayir me­selesinde müttshid bulunmaya davet etmektedir.

28 Mayıs 1956

Paris :

20 Mayıs 1956 da Rabat'ta parafe edilmis olan Fransız Fas anlaşması bugün Paris'te Fransa Dışişleri Vekili Pineau ile Fas Dışişleri Vekili Balafrec tarafından imzalanmıştır.

Metni bugün yayınlanan anlaşma bir önsöz ile 11 maddeden   müteşekkildir.

Anlaşmada iki memleketin dış müna­sebetlerinin tayininde takifo edilecek yolların tesibit edildiği ve iki tarafın bağımsızlığı ile tam .eşitlik esaslarına bağlı kaldığını ön söde bildirilmekte­dir.

Anlaşmanın başlıca hükümleri şu esaslara dayanmaktadır:

İki hükümet müşterek menfaatle­rini ilgilendiren foütün meselelerde muntazam görüş teatisinde bulunacak­tır.

Müşterek menfaatler tehlikede olduğu zaman derhal istişarede bulurnulacaktır.

Hareket birliği temini için iki hükümet Dışişleri Vekilleri belirli fa­sılalarla görüşmeler yapacaklardır.

Taraflardan hiçbiri 'müşterek bir incelemeden sonra, düğerinin menfa­atlerine uymadığı tesibit edilen bir siyasete dahil olmıyacaktır.

Taraflardan biri diğerine tanınan haklarla tezat teşkil edecek milletler ­arası (bir taahlhüde girmiyecektir.

Bu anlaşma, tarafların şimdiye kadar akdettikleri çeşitli anlaşma ve söz­leşmelere halel  getirmediği  gibi ta­rafların milletlerarası anlaşmalara gir­me hakkını da taltif etmemektedir,

Anlaşmanın    tatbiki veya tefsiri arasırasında karşılaşılacak güçlükler LaHaye mahkemesi tarafından halledile­cektir.

Fransa Fas'ın Birleşmiş Milletlere üyeliğini destekliyecek ve her iki memleketin bu  teşkilât nezdindeki heyet­leri îbu anlaşma ruhuna uyîgun olarakistişarelerde bulunacaklardır,

Fas'ın daimî temsilcilik bulundur­madığı memleketlerdeki menfaatlerini Fransa koruyacaktır.

Her iki memleket karşılıklı ola­rak büyükelçilik  kademesinde temsil edilecektir.

Fas, Fransa'nın Fas adına imza­lamış olduğu milletlerarası antlaşmak­lardan doğan vecibeleri üzerine almak tadır.

29 Mayıs 1956

Paris :

Müfrit solcu hareketi, Cezayir'e as­ker sevk edilmesini protesto etmek maksadiyle nümayişler tertiplemeğe dün de devam etmiştir.

Sons'ta başlarında komünist mslb'us Corbillot'un ibulun'd!uğu nümayişçiler, askerlerin trene binmesine manî ol­muşlardır. Blois'da 400 nümayişçi bir otorayın hareketini iki saat geciktir­miştir. Bunlardan ancak 4 kişiyi tevkif etmek kalbil olabilmiştir. Annecy'de Cezayir mevzuunda müzakerelere giri­şilmesini talep' eden nümayişçiler, bir trenin imdat işaretini birkaç de­fa çekmişlerdir. Ayrıca Qumper Pa­ris ekspresi Morbilhan garında, gene imdat işareti çekilerek alıkonmus hu sırada nümayişçiler raylar üzerine bir araba koymuşlardır. Bunların arasın­dan bir çokları tevkif edilmiştir.

Zürih :

Bugün burada Milletlerarası Basın Enstitüsünde, «iktisaden inkişaf et­memiş memleketler meselesi ve politi­ka mevzuunda bir konferans veren es­ki Fransa başvekillerinden Mendes France, İktisaden inkişaf etmemiş memleketlere yapılan yardımın büyük devletler vs bilhassa doğu ile batı a-rasmda bir mücadele konusu teşkil et­tiğini» tebarüz ettirmiştir.

Mendes - France vei'digi konferansda ezcümle şunları söylemiştir: Sovyet­ler için kapitalizm bir numaralı düş­man olmakta devam etmektedir. Sov­yetler kapitalizmin günün birinde or­tadan kalkacağına mutlak surette inan makta ve bu işin bir an önce tahak­kuku için ellerinden gelen gayreti e-sirgememektödirler. Sanayi durumla­rının verdiği imkân dahilinde faaliye­te geçmiş bulunmakta ve kapitalizmi silâh yolu ile yıkmaktan vazgeçerek, iktisadî alanda mahva çalışmaktadır­lar.

Bu alanda mücadele çok çetin ve yı­kıcı olacaktır. İktisaden gelişmemiş memleketlere karşı girişilecek olan rekabette batı âlemi gevşek davranır­sa bu onun ölümü olur.

Şimdi meydana .gelmiş olan cepheleri dar hudutlarla tâyin etmece imkân yoktur. Mücadele sahası iktisaden ge­lişmemiş dediğimiz memleketlerin bü­tününü ve buralarda yaşayan ve ken­dilerine yardım nerden gelirse gelsin buna canü gönülden sarılacak olan milyonlarca insanı ihtiva etmektedir».

Mendes - France bundan sonra, bu memleketlere karşı batı âleminin lâ-yıkı veçhile alâka göstermediğinden şi­kâyet .etmiş ve iktisaden gelişmemiş memleketlere yapılan yardımın arttı­rılmasını talep etmiştir.

30 Mayıs 1956

Paris :

Fransanın Mısır'a amx tipi yeni tanklar göndereceğine dair bir gazete­de çıkmış olan haberler Dışişleri Ve­kâleti tarafından yalanlanmıştır. Ga­zetenin bu konuda müzakereler cere­yan ettiğini 'bildirmesine karşılık, Dış işleri Vekâleti^ bu tarzda hiçbir müza­kerenin cereyan etmediğini bildirmek­te, fakat 1955 de imzalanmış bir söz­leşme gereğince Mısır hükümetine ve­rilecek 40 tane a m x tankı ile ilgili müzakerelerin devam etmekte olduğu­nu ilâve etmektedir. Bu 40 tanktan 10 u sözleşme imzalandığı zaman verilmiş ti. 20 tanesi de mart ayı başlarında gönderilmiştir. Geriye kalan 10 tanesi de sevkedilmek üzeredir.

Paris :

Meclis bu akşam seçim mazbatalarının tetkikine devam etmiş ve Poujade'cı iki mebusun daha mazbatalarını iptal ederek yerlerini Sosyalist aday Arbel-tier ile mutedil aday Chamant'mn al­malarını kararlaştırmıştır.

31 Mayıs 1956

Paris :

Profesör Walter Kossel'in 68 yaşında olidluğu halde Almanya'da öldüğü ha­ber alınmıştır.

Bu profesör ile asrımızın en büyük fi­zik âlimlerinden biri daha ebediyete intikal etmiş bulunmaktadır. Mumai-leyüı 1945 den beri Tüibingen üniver­sitesinde fizik kürsüsünü işgal etmek­te idi.

Profesör Kos's-sl, 1916 dan itibaren a-tom meseleleri ile meşgul olmuş ve atomun yapısı konusunda Niels Bn(hr teorisini tatbik etmiştir.

Eş değerlik ve röntken ışınları» adı altında yazmış olduğu bir risaledle eş değerlik teorisini» incelemiş bulunmak tadır.

Profesör Kossel 1935 yılında (x) ışın­ları sahasında da bazı araştırmalarda bulunmuş ve bu alanda da musibet ne­ticeler elde etmiştir. Büyük fizik âli­minin son araştırmaları kristaller ko­nusu üzerinde cereyan etmiştir.

Paris :

Bugün Fransız Mebusan Meclisi Dışiş­leri Encümeninde beyanatta bulunan Fransa Dışişleri Vekili Ghristîan Pi-neau, «Fransa hükümeti, O.E.C.E. nin ıcüattıaliıi&e kalmak şartı ile altı Avrupa devletinin atom birliği çerçevesi da­hilinde sıkı bir birlik kurmalarına ta­raftardır» demiştir.

Bundan sonra, Dışişleri Vekili müş­terek pazar konusunda deniz aşırı memleketlerin de teşkilâta sokulmala­rı v:e sosyal konuların ahenkleştiril­mesi hususunda Fransa hükümetinin görüşünü izah. etmiştir.

Bundan sonra Dışişleri Vekili Kuzey Afrika konusu ve bunun Orta doğu d!a .meydana getirdiği tepkiler husu­sunda izahat vermiştir. Christian Pi-neau bu arada Fas ve Tünusla olan diplomatik münasebetlerin de izahını yapmıştır.

Fransız hava kuvvetleri kurmay baş­kanı general Paul Bailly 24 haziranda yapılacak olan Sovyet havacılık gü­nünde bulunmak üzer-s Moskovaya da­vet edilmiştir. Bu davet bu safoaih Sov­yet Büyükelçiliği vasıtasiyle yapılmış­tır.

Paris :

Fransız meclisinde hükümetin umumî politikası hakkında üc gün sürecek o-lan müzakereler bulgun saat 14.30 da (ıgmt) 'başlamıştır. Bu müzakereler için 15 m-dbus sual takriri vermiş, düğer ta--raftan 23 mebus da söz istemiş bulun­maktadır. Umumî kanaate göre, bu' -Guy Mollet'nin şimdiye kadar geçir­diği imtihanların en çetini olacaktır.

9

İlk olarak söz alan Dronne (Cumîhuri-yetçi Sosyalist) Cezayir hakkındaki politikayı tasvip etmiş ve Tunus ile Fas'da fazla tavizlere gidilmemesini tavsiye eylemiştir.

Monteil (Cumhuriyetçi Halkçı) da, Ce­zayir'deki azimli siyaset ile Tunus ve-Fas'ta takip edilen aşırı uzlaşma siya-s-sti arasında tezat bulunduğunu be­lirtmiş ve Tunus'taki Bizerte deniz üs­sünün Fransa için hayatî 'Ehemmiyeti haiz olduğunu, bu selbepten bu üssün elden çıkarılmaması gerektiğini be­yan etmiştir. İsorni (Bağımsız Fransız Barakanı ile Dışişleri Bakanı dün Moiskovaya gittiler. Atina ise, pek yakında ibir Yunan parlâmento he yetini Rusyaya göndereceğini bildirdi. Son zamanlama genişliyen bu ziyaret­lerden bahseden Londra radyosunun bir tefsircisi de dün 'gece şöyle diyor-du:

Batılı idareciler Moskovaya git­meli Rus idarecilerini kendi mem tekellerinde kabul etmelidirler! Fay­dalı olur!»

Bu hâdiseler. Demir Perde gerisile te­ati edilmekte olan ziyaretlerin önümüz deki aylarda daha da artacağını gös­termektedir. Bundan fayda temin edi-leibilir mi? Tek bir şartla: Hür miEet-ler Ibugüne kadar kurup devam ettir­dikleri birliği muhafaza edebildikleri, bu ziyaretlerin bu 'birliği zayıflatması­na fırsat vermedikleri takdirde.

Bugün Moskova'da (başlamakta olan Fransız - Rus görüşmelerinden ne .gi­bi neticeler elde edilebilecektir? Bu n-eticelerin. devamlılığı ve değeri hak­kında fikir edindbilmek için Paris -Moskova mü naselb etler inin kısa ibir ta-rihıçesini yaramak kâfi gelir.

Birinci Cilhan Harbinden sonra fool-şevikler ilk yakınlaşmayı Almanya ils yapmışlar ve Rapollo anlatması da Parisi şaşkına çevirmişti. Ruslar, 1926 Berlin muahedesi ile bu Alman - Sov­yet birliğini daha da takviye eylemiş­lerdi. Bu tarihten dört yıl sonradır ki Ruslarla Fransızlar arasında, bir anlaş ma akdi için, temaslar başlamış ve nihayet 1932 yılında, devrin Barbakanı ve Dışişleri Bakanı Herriot Moskova ile Pariste bir (ademi-tecavüz paflefcı) imzalamıştı. Hitler'in kuvvetlendiği günlerde, Fransanın doğu Avrupa'^akİ müttefikleri Polonya, Romanya, Çe­koslovakya gilbi devletlerle de Rusya -ademitecavüz andlaşmaları akdetmişti.

Bu şekilde deniliyordu, Hitlercilere-karşı sağlam ibir müdafaa duvarı ku­ruluyor !

1935 yılında Fransız - Sovyet yakın­laşması yeni bir satflhaya girmişti. Baş­bakan Herriot Rusyaya -davet edilmiş, tetkiklerde bulunmuştu. Aynı zaman­da iki memleketin hariciyeleri arasın­da da, yeni bir muahedenin akdi içirt temaslar başlamıştı. Mayıs ayında da Fransız Dışişleri Bakanı Laval, Rus­larla yeni toir (ademitecavüz ve karşı­lıklı yardımlaşma muahedesi) imzala­mıştı. Bundan sonra da Moskovaya çağırılmış, ora'dia Stalin tarafından bü­yük merasimle karşılanmıştı.

1935 tarihli Fransız - Sovyet muahe­desinin Özü şuydu  :

Her iki memleket, silâhlanma gay­retlerinin sekteye uğratılmaması ge­rektiği hususunda hemfikirdirler. Rus-idareciler, Fransanın silâîhlanma poli­tikasını haklı bulmaktadır.»

O tarihte Fransız basını tounu şu şe­kilde tefsir ediyordu: «Moskova; Fran­sız komünistlerinin silahlanmayı ve imlliyietçiliği baltalıyan politikalarını inkâr ediyor.»

1939 hâdiseleri ne kadar yanlış düşün­düklerini ortaya koymuştur. Stalin, Hitler ile anlaşmış, Fransız komünist­leri, Fransız silâh fabrikalarında bal­talama hareketlerini daha da arttırmış; lar, ordu içinde bozıgrancu faaliyetleri­ni genişletmişlerdi.

Kabine sıkıntısının başgösterdiğinin delilidir.

Hadikal Partisi mensubu olan Mendes France genel seçimlerden evvel yine kendi parti arkadaşı olan ve o zaman iktidarda bulunan EtiJgar Faure ile /bozuşmuş ve taraftarları ile (bera­ber sosyalistlerle bir anlaşma yaparak, seçime Sosyalist bayrağı al­tında girmişti. Secini bittikten sonra da Kabineyi Sosyalist lideri Guy Mol-let kurmuş, Mendes France da Başve­kil olamayınca bu Kabinede kendisine teklif edilen Maliye Nazırlığı vazife­sini kaıbul etmiyerek, pasif bir Devlet Ba'kanlığında kalmayı tercih  etmişti.

Seçim esnasında Mendes France ta­raftarlarını tutan gündelik Express gazetesi Sosyalistleri d'e müdafaa edi­yordu, fakat vaktaki secini' neticelen­di, ve Mends. France umduğunu bu­lamadı, ibu derginin birdenbire Guy Mollet aleyhine döndüğü de görüldü, aylardan beri, Mendes France'm ga­zetesi Başvekili istifaya davet etmek­tedir.

Buihranm haset, kıskançlık, otorite id­diası 'giibi nok sübjektif taraftarı ol­makla beraber, asıl göze görünen se­bep Kuzey Afrika dâvasında hüküme­tin tuttuğu yoldur.

Hakikaten bugün Kuzey Afrika iğle­rinde Sosyalist Guy M-ollet ne yapaca­ğını bilmez bir vaziyettedir. Sag par­tilerin tesirlerine kapılarak ve onların reyleri pahasına tatbik ettiği şiddet politikası ile, anavatandan yüzbinlerce insanı Afrikaya s-sivketmektedir. Hal-bu'ki bu tutum Sosyalist Partisinin tu­tumu değildi. Eğer bu sert terhip politikasını sağcı bir hükümet yapmış ol­saydı, bugün Fransad'a büyük ihtilâtlar olur grevler, sabotajlar foinbirini takip ederdi.

Mendes France bu karışıklık içinde şöyle bir fikir ileri sürmektedir. Evve­lâ Cezayirin yarınki statüsünün ne olacağını, istiklâl peşinde koşan bu in­sanlara bildirmeliyiz ...Tâ ki, onlar, da mücadeleden neden vazgeçeceklerini bilsinler, yalnız şiddetli bir terhij) ve sindürme politikasının hiç faydası yok tur, çünkü üstelik Cezayirlilerde mukavemet   arzusunu  tahrik eylemekte­dir.

Anlaşılan bu ihtilâf büyümüş ve ni­hayet patlak vermiştir. Mendes Fran­ce'm istifası kendisine bağlı olan Ra­dikal Partisi hiziibinin de reylerini Guy Mollet'den geri çektiği takdirde Fransanın yeni bir hükümet buhranı­na sürüklenmesi gayri ka/bili içtinaib gabi görünmektedir.

Zor ve tehlikeli bir hafta 27/5/1956 tarihli (Yenisabah) tan:

Mayıs'm önümüzdeki son haftası, Fransız hükümeti için çok zor hattâ tehlikeli bir devre teşkil ödiecektir. Fransız Mebusan Meclisi, Fas ve Tu-nusla yapılmış olan anlaşmaları ko­nuşacak ve tasdik edecektir. Bilindiği gibi, bu uzlaşma ve muahedelerle bu ilki Araib memleketine geniş ibir istik­lâl . verilmiştir. Gerek Fas, gerek Tu­nus, Fransa ile aktedilen muahedelerin fcVîeclisten geçerek tasvip edilmesini beklemeden hattâ ibu anlaşmaların hududlarmı aşan muameleye girişmişler­dir. Meselâ Fas Sultanı, İspanya hü­kümetinin nezdine tâyin ettiği sefiri kabul etmiştir. Irak ve ingiltere de, general Frankoyu bu hareketinde ta­kip edeceklerdir. Fransız Metousanları-nın bir kısmı.. Fas Sultanının gösterdi­ği bu aceleden şikâyetçi bulunuyorlar; hiç olmazsa nezaket icaıbı Sultan,, Mec­lisin muahede ve anlaşmaları tasvip ve tasdik etmesini 'beklemeliydi diyor­lar.

Diğer taraftan Fas'da cereyan eden bazı tadsız hâdiseler de Fransız Ka­binesini Meclise karşı zor bir duruma sokacaktır. Fas'üa âşayiş tesis edileme­miştir. Hâlâ Fransız birliklerine te­cavüzler yapılmaktadır ve bunlardan bir grup şimdi kaybolmuştur. Yâni yer li kuvvetler tarafından kaçırılmıştır. Bu grubun aranılması ve kurtarılması için Fransız hükümetinin yaptığı müra caatlar neticesiz kalmıştır. Fazla ola­rak, Sultanın idaresi, Fransız ordusu­nun fiilen harekete geçmesine ve men­suplarını kurtarmasına dia razı olma­mıştır.

1 Mayıs 1956

Londra :

Silâhsızlanma talî komitesindeki A-merikan delegesi Harold Stassen bu­gün tertiplediği :bir basın toplantısın­da şu beyanatta bulunmuştur:

«Kruşçef ile Bulganin'in cuma günü burada tertipledikleri basın konferan­sında yaptıkları "beyanatlar silâhsızlanma yolun'diaki çalışmaların muvaffaki­yet ihtimalini son derece zayıflatmış­tır. Silâhsızlanma tâli komisyonunda­ki beş devlet temsilcilerinin bu top­lantılara son yermeleri ve bu hususta­ki raporlarını esas komisyona bildir­meleri pek  yakında bekleneibüir».

Kruşçef ile Bulganin'in komitenin ça­lışmaları hususundaki «tamamen men fî yorumları» bu toplantılarda artık Sovyetlerin yapıcı bir faaliyette bu-İunmıyacaklarına işaret sayılabilir.

Bununla beraber Birleşik Amerika, Kruşçef ile Bulganin'in bu menfî be­yanatlarını dikkat nazara almıyarak, salbırla ve azimle., sağlam bir anlaşma teminine,   çalışmaya devam edecektir.

Böyle bir anlaşmanın temin edileceği günün geleceğine inanıyoruz.»

Stassen bu beyanatı srrasmda şu hu­susları belirtmiştir:

1 Talî komitenin bu toplantı dev­resinde mühim ilerlemeler kaydedil­miştir. Sovyetler, karadan kontrolü kaJbul ettikleri gibi havadan kontrolü de kaıbul ederlerse, anlaşmaya varmak imkânı  küvvetlenecektir.

Sovyetlerin, bir silâhsızlanma an­laşmasının akdini beklemeden, tek ta­raflı olarak kendi silâhlı kuvvetlerini azaltmayı ve bu suretle çiftliklerlefalbrikalara daha fazla adam temin et­meyi tasarlamaları mümkündür.Ken­di kuvvetlerini azaltmak  Rusyanm hükümranlık hakkıdır  ve böyle bir hareket 'dünya tarafından takdir edi­lecektir.

Geniş mikyasta bir silâhsızlanma­dan önce Almanya ve Kore gibi bölge­lerde siyasî bakımdan anlaşmalara va­rılması prensübi elzemidir. Bununla be­raber Birleşik  Amerika, hâlen mev­cut  stikrarsız  durumda dahi mahdutmahiyette bir silâhsızlanma temini için çalışmaya  devam  edecektir.

Londra :

Ticaret odaları birliği dün bir tabliğ yaymlıyarak, Rusyanm İngiltere'den satın almak istediği maddeler hakkın­da izahat vermiştir. Bu tebliğde, Rus­ya'nın İngiltereden 60 kalem madde satın almak istediği ve bunlardan sadece 18 kaleminin batılılar tarafından komünist memleketlere tatbik edilen amlbargoya uygun olmadığı bildiril­mektedir.

İmgüterenin Rusyaya serbestçe satabi­leceği maddelerin başında gaz-türbin-leri, elektrikli maden eritme fırınları, lâstik, tuzlu balık ve kakao gelmekte­dir.

Ruslar tarafından satın alınmak iste­nen, fakat amlbargoya göre yasak olan maddeler arasında, hidrolik pres ma­kineleri, yüzer havuzlar bulunmakta­dır.

image005.gifLondra :

Slhakespear-e'in «Shakespeare olmadı­ğını» ispat etmiye çalışan Amerikan münekkidi Hoff'man'm talebi üzeri­ne Ohislehurst'teki Nicolas kilisesi mezarlığında bulunan Sir Tfcomıas Walahinıg!ham'm mezarı ağılmış, ve Amerikalı münekkidin ele geçirmeyi ü-nıid ettiği vesikalar bulunmamıştır.

2 Mayıs 1956

Londra :

Hatoer alındığına göre, Bcnn hüküme­ti, yeni Alman ordusu kuvvetleninceye ka'dlar Almanya'da bulundurulan müt­tefik askerlerinin masraflarına iştirak etmeyi, prensip itibariyle kabul et­miştir.

Fakat, Batı Almanya Hariciye Vekili Henrich Von Brentano ile İngiltere Hariciye Vekili Selwyn Lloyd arasın­da cereyan eden görüşmeleri müt&akip yayınlanan tebliğde, Almanyanm bu masrafları karşılamak için ne miktar Ödiyeceği hususunda henüz bir anlaş­maya varılmamış olduğu belirtilmek­tedir.

İnigiliz hükümeti, Almanyada bulunan İngiliz'-kuvvetleri için Bonn hükümeti­nin bu sene 50.000.000 sterlin talep et­miştir.

Ayni tebliğde, iki devlet adamının, bu hususta müzakerelerin yapılması hu-susurfdia mutabık kaldıklarına da işa­ret edilmektedir.

Londra:

Kont Attlee Daily Mail gazetesinin bu safbahki nüshasında neşredilen ve Sovyet politikası hakkında bazı yorum lan ihtiva eden bir yazısında ezcüm­le şu fikirleri ortaya atmaktadır: Hakikaten müreffeh olan bir memle­ket nadiren harbeder. Böyle bir memle ket harbederse varını yoğunu kaybet­mek tehlikesine maruz kalır."

İngiliz partisinin sabık lideri kont Att­lee yorumlarına şöyle devam etmekte­dir:

Sovyetler Birliğinin, İngilterenin ve bütün dünyanın hakikî menfaati Sov­yet cemiyetindeki servetlerin daha â-dil (bir tarzda tevziini âmirdir. Zanne­diyorum ki hâlen Sovyetler Birliğinde çok ehemmiyetli bir orta sınıf ve bir bürokrasi meydana gelmiştir ve bir foaifb çıktığı takdirde bunların kaybı az olmayacaktır.

Müteakiben, İngiliz - Sovyet ticarî mü naseîbetlerinin artırılması yolundaki kararı memnuniyetle karşıladığını ifa­de eden İngiliz İşçi Partisi eski başkıa-nı yazısını şöyle bitirmektedir: İngiltere'nin müstakbel siyaseti şu olmalıdır ve muhtemelen §u olacaktır: «Harb teşebbüs ve meylini Sovyet idarecilerinin erişemiyeceği bir nokta­da bulundurmak, en basit hikmet bun­da mündemiçtir.»

Londra :

Ürdün'deki siyasî ve askerî durumun gelişmesi Londrada oldukça endişe ya­ratmakta bununla beraber, yakın bir gelecekte, İngiltere'nin bu memleket­teki durum ve mevkiini tehlikeye ko­yacak    hâdiseler    beklenmemektedir.

Kibrıs'taki İnigiliz paraşütçü birlikleri­ne geçenlerde hazirol emri verildiği hakkında Lefkoşe'den gelen haberler Haifbiy-e Vekâleti tarafından tekzip e-dilmemekte, bununla [beraber, Orta do~ ğu'da herhangi, bir ihtimale karşı koy­mak üzere geçen ocak ayında Kıbrısa gönderilmiş olan bu paraşütçülerin, hazır bulunmasının normal olduğu be­lirtilmekte ve diğer taraftan bu kıt'a-larm kullanılması için Londra'da h-er-hangi yeni bir emir verilmediği kay­dedilmektedir.

Bununla beralber, Glubb Paşanın hale­fi olan Araş birliği baş kumandanı ge­neral Radi înnap ile Mısırlı askerî ida­reciler arasında hâlen Kahirede cere­yan etmekte olan görüşmeler, Savun­ma Vekâletinde az çok endişe yarat­maktadır. Bu müzakereler, İsrail te-carvüze giriştiği takdirde her iki ordu­nun müştereken harekete geçmesi üze­rinde cereyan ettiği müddetçe, endişe­ye mahal olmadığı belirtilmekle be­raber, bu müzakerelerin siyasî bir masindaki farklar, komitenin toplantılar: sırasında  ortadan kaldırılamamıştır. Nihayet demeçte bu görüşler arasında bir yaklaşma temininin mümkün ol­duğu kanaati izhar olunmakta ve bir silâiîısızlanraa anlaşmasına varmak için Birleşmiş Milletler teşkilâtı çerçeve­sinde gayret sarfına devam olunacağı ha'ber verilmektedir.

Londra :

İngiliz Dışişleri Vekâletinin sözcüsü İnıgİlterenin Bağdat Paktına bağlı kal­maya devam ettiğini ve Birleşik Ame­rikanın bu pakta .gittikçe büyüyen mü zaheretini memnunlukla karşıladığım" bildirmiştir.

Sözcü 'bu beyanatı, Daily Ekspress ga-zetesinide yayınlanan bir makaleye ce­vap olarak yapmıştır. Bilindiği gibi bu makalede, son İngiliz Sovyet görüşme­lerini müteakip Orta doğuda İmgiltere-nin1 saihip olduğu iktisadî mahiyetteki menfaatlerin Ruslar tarafından tanın­masına karşılık İngilterenin Bağdad Paktını atıl bir duruma bırakmaya ka­rar verdiği ileri sürülmekteydi.

Sözcü beyanatına şunları ilâve etmiş­tir: «İngin erenin Bağdat Paktı husu­sundaki siyaseti katiyen değişmemiş­tir. İngiltere saktın bütün veçhelerine sadık kalmaya devam etmektedir. Amerikan hükümetinin bu paktın gaye ve faaliyetlerine son zamanlarda bah-şettiği ve gittikçe artan müzaheretini memnunlukla karşılıyoruz. Orta doğu hakkında Sovyet idar.ecileri.yle varılan anlaşmanın vüsati, bu müzakereler so­nunda yavmlanan tebliğle sadıkane bir şekdMe aksettirilmiştir.»

5 Mayıs 1956

  Londra :

Silâhsızlanma komitesinin dün öğle­den sonra Lancaster 'House'dle yaptığı toplantıyı müteakip İngiliz y.etkili gev relerinde ıhasıl olan intiba şu ifade ile (hülâsa edilmektedir: «Silâhsızlanma işi muvacehesinde Sovyet politikası, M. Bulganin ve M. Kruşcefin İngiltereyi ziyaretlerinden beri esaslı ve endiş-e verici bir değişiklik geçirmiş­tir.İngiliz yetkili çevrelerinin »dediklerine göre M. Gromiko'nun son toplantılar esnasındaki hareket hattından şu ne­ticelerin çıkarılması mümkün görül­mektedir:

Sovyetler Birliği şimdi silâhsızlanma meselesinde bir anlaşma ilgilenme­mektedir.

Gerek M. Gromiko'nun son gün­lerde  verdiği  izahat  gerekse İngilizidarecilerinin M. Bulgarim ve M. Kruşçef ile yaptıkları  görüşmeler,  İıugilizlerde, Sovyetler EIrliğinin silâhlı kuv­vetleri  ve  klâsik silâhlarını tek ta­raflı olarak azaltmağa tevessül edecekleri kanaatini hasıl  etmiştir ve hattâ Sovyetlerin bu yoldaki  bir kararları­nın pek yakınlarda Moskovada ilân edilmesi beklenebilir.

Sovyetler Birliği bu hareketiyle da­hilde iktisadî bir tasarruf kazancı ve hariçte bir propaganda kazancı çı­karmağa çalışacaktır.

Sovyetleri Birliği atom silâhlan imalâtında elde ettiği ilerlemeleri çok tatmin edici bulmakta ve bu hususta hâlen kendisini Birleşik Amerika ile hemen hemen bir ayarda addetmekte olduğundan silâhlı birliklerini tedricen atom birlikleri haline ifrağ eıdlecek ve atom silâhlarını geliştirmek işine de­vam edecektir.

Sovyetler Birliği klâsik silâhlar saha­sında ıgöze görünür şekilde bir silâh­sızlanma yoluna gitmekle ve hâlen -el­de bulundurduğu muazzam birlikleri azaltmakla bir taraftan bütçesinde s-hemmiyetli tasarruflar sağlıyacak, şimdi kışlalarda bulunan işçi kitleleri­ni Sovyet endüstrisine kazandıracak diğer taraftan silâhsızlanma meselesi dolayısiyle arzu etmediği siyasî hal tarzlarına sürüklenmeği bertaraf et­miş olacaktır.

Bu suretledir ki, Almanyanm birleş­tirilmesi ve silâhların tesirli bir şekil­de kontrolü meselelerinin müzakeresi­n bir kalemde oertaraf etmek imkâ­nını bulacaktır.

Fakat siyasî anlaşmaya varılmadan, batılı devlet­ler, Busyaıım ileri sürdüğü gibi Amerika ile Rusyanm kuvvetlerini 1.200.000 kişiye, İngiltere ile Fransa'­nın da 600.000 kişiye indirilmesini ka­bul edemezler.Bunu müteakip eski Savunma Vekili Emanue] Shinwell« Almanyanın bir­leştirilmesi meselesinin neden kısmî tbir silâhsızlanmaya engel olacağını?" sormuştur. Anthony Nutting buna ver­diği cevapta şöyle demiştir: «Kısmî bir silâhsızlanmadan evvel Almanya me-. selesinin hallinin gerektiği kanaatinde değilim, yalnız, silâhsızlanma için yu­karıda verdiğim rakamlar kabul edil­diği takdirde, Birleşik Amerikanın Av-rupadaki ask-srî vecibelerini yerine ge­tirebilecek durumda olarnıyacağmı tahmin ederim. Bu sebepten Avrupa meselesinin halli elzemdir.

Londra :

«Daily Express» gazetesinin bildirdi­ğine -göre, Başvekil sir Anthony Eden İngiliz donanmasının kayıp kur.'bağa adamı Lionel Crabb hakkında rapor (hazırlanmasını emretmiştir.

Crafcib geçen ay Sovyet liderlerini İn-giltereye getiren Ordonikide kruvazö­rü yakınında su altında bir vazife gör­düğü  sırada  kaybolmuştur.

Şimdi aydınlatılması gereken en mü­him sual Crab bu vazifeyi gör­mek için kimden emir aldığıdır.

ün Rslıgraddan trenle Roma-ya avdet etmiştir.

İtalyan Komünist Partisi Genel Sek­reteri trenden indiği sırada basın men suplarına verdiği beyanatta

2 Mayıs 1956

Tokyo:

"Hariciye Vekili Mamoru Şigemitsu, Tokyoya yeni bir Rus diplomatı 'gön­derilmesi hususunda Sovyet talebinin Japon 'hükümeti tarafından ka<bul e-dildiğini bildirmiştir.

İkinci Dünya Harbinden sonra mütte­fik işgali sırasında Japonya'da Sov­yet siyasî temsilciliği kurulmuş ve iş­gal sona erdikten sonra da varlığını muhafaza etmiştir. Ancak Japon hü­kümeti Moskova - Tokyo arasında sulh antlaşması imzalanmamış olması ha­sebiyle, Sovyet temsilcisinin hukukî statüsünü tanımamıştır.

Hariciye Vekili Şigemitsu, «Sovyet temsilcisi Domnistki'nin Moskovaya dönmesi ve onun yerine yeni ıbir Sov­yet diplomatına vize verilmesi Sovyet­ler Birliğinin Japonya tarafından ta­nındığı mânasını ifade etmiyecektir» demiştir.

3 Mayıs 1956

Paris:

Mareşal Jukof, «Kızıl Yıldız» gazetesin de muhtelif parçaları neşredilen bir nutkunda, şahısların putlaştırılmasını takbih etmi5 ve Lenin prensiplerinin silâhlı kuvvetlerin siyasî eğitiminde de tatbik edilmesini talep etmiştir.

Ordunun siyasî faaliyetinden memnun olmadığım îbelirten ve bunu  «kötü idare edilen  bir  çalışma»   diye  vasıflandıran Jukof, Lenin prensiplerine donülmesi için, propaganda usullerinin olduğu kadar muhtevasının da yeniden gözel  geçirilmesini  talep etmiştir.

Mareşal'a göre, «şahıslara tapma usu­lünün ortadan kaldırılması yanında ha kikatm objektif bir şekilde tahlili te­meline dayanan yaratıcı fcir askerî zih niyetin uyanışı da yer almalıdır. Or­dudaki siyasî kurslar pek fazla mücer­rettir. Ordunun siyasî eğitimiyle gö­revli olanlar, Lenin'in askerî nazari­yelerinden kâfi derecede malûmattar değil dirler.»

Sovyet Müdafaa Vekili sözlerine son verirken subaylardan, çalışma metod-larmı kırtasiyecilikten kurtarmalarını, askerlere daha yakın olmalarını, ma-iyetlerindekileri ve onların kabiliyetle­rini daha iyi tanımalarını istemiştir.

Anlaşıldığına göre, Mareşal Jukof, bu tenkitleriyle, ordu idaresini yalnız as-k-erî sahada değil ideoloji bakımından da elinde bulundurmak istediğine işa­ret etmiş olmaktadır.

Sovyet Rusya'da ordunun ideolojik e-ğitimi, general Aleksi Jeltofun başkan İlgındaki hususî bir idare tarafından tedvir olunmaktadır Maamafih bu ida­re, ayni zamanda Millî Müdafaa Vekâ stine de bağlıdır. Anlaşıldığına göre, Mareşal Jukof un Millî Müdafaa Vekili olmasıyla, ordunun siyasî idaresinin Müdafaa Vekâletine bağlılığı da fiilen tahakkuk etmiştir.

Belgrad:

Yugoslavyada kurulacak olan ilk atom enerjisi merkezi  tasarısını Yugoslav den Ziraat Vekili İchiro Kono'nun, ,son dakikada yapılan Sovyet teklifini red­detmesi üzerine imza için toplanmış o. lan delegeler dağılmışlardır. Japon heyetine mensup bir sözcü, Rus­ların balıkçılık anlaşmasının sulh an­laşması ile ayni zamanda yürürlüğfe girmesini istediklerini söylemiş ve bu nun Japonya tarafından asla kabul edilmiyeceğini bildirmiştir. Sözcü bu teklifin şu sebeplerle redde­dildiğini söylemiştir:

Balıkçılık anlaşmasının bir an önce  yürürlüğe girmîesi için Japonyayı sulh andlaşması imzalamağa tazyik et­mesi,

Nisan ayı içinde Sovyetler tarafın­dan tek taraflı olarak konulan tahdidlerin  yürürlükte  kalması  ki  Japonya bunu hükümranlık haklarına müdaha­le saymaktadır. Sözcü bundan toaşka dünkü görüşme­de şimdiye kadar müzakerelere hiç iş­tirak etmemiş iki kişinin bulunmasını protokol kaidelerinin ihlâli olarak va-sıflandırmışiardır.

Müzakere heyetine dahil olmayan ve müşavir oldukları zannedilen bu iki şahıs Japonlara takdim edilmemişler­dir.

Toplantıdan sonra Japon S aş delegesi­nin memleketine döneceğini bildirme­si üzerine İşkov, Bulıganin ile görüşüp nihaî karar: yarın kendisine bildirece­ğini vaad ederek Kono'nun derhal ha­reketine mani  olmuştur.'

Yarın ayrı bir toplantı yapılmıyacak-tır. İşkov'un Japon başdelegesi Kono'yı hususî surette ziyaret ederek teklifin geri alınıp almmıyacağım bil­dirmesi beklenmektedir. Japon heyeti, teklif geri alınmadığı takdirde dönmek niyetindedir.

14 Mayıs 1956

Moskova:

Fransız Sosyalist Partisinden bir he­yetin Sovyet Rusyayı ziyareti dolayı-siyle Fransız heyeti ve ona refakat eden Sovyet Komünist Partisi heyeti ara larmda cereyan eden müzakerelere da­ir müşterek bir tdbliğ yayınlamışlar­dır.

Tebliğde Fransız delegelerin kendi­lerini ilgilendiren malûmatı aldıkları ve sorularına cevap verildiği» bilidirilmekte ve Sovyet Rusya'dakrl çeşitli din gruplarının durumunu inceledik­leri, ayrıca bir çalışma kampı ile bir de hapishaneyi gezdikleri ilâve edil­mektedir.

Yine tebliğde belirtildiğine göre, Sos­yalistlerin hey'eti Sovyet Komünist Partisi Merkez Komitesi üyeleri ile gö ruşmeler yapmış ve bu 'görüşmeler sıra sıda «ideolojik görüşleri birbirinden farklı olan iki parti karşılıklı anlayışa zarar verebilecek her türlü hücumdan çekinerek tam !bir tarafsızlık endişesi ile hareket etmiştir, bundan sonra da bu yolda devam edilecektir.»

Tebliğde ayrıca, her iki hey'etin de par tilerine iki taraf arasında temasların devam ettirilmesi teklifinde bulunma­ya karar verdikleri ve böylece ilerde Fransız Sosyalist Partisi ile Sovyet Rusya Komünist Partisi arasında bu defa başlanmış olan görüşmelere de­vam .edileceği bildirilmektedir.

Moskova:

Fransız «Le Monde* gazetesinin muha­birine beyanatta bulunan Sovyet Baş­vekili Bulganin, Doğu ile Batının ba­rış içinde müştereken yaşamaları, aksi takdirde, dünya tarihinin en kanlı ve tahripkâr har/be girişmeleri gerektiğini söylemiştir.

Bulganin: «T&krar ediyorum, üçüncü bir yol yoktur» demiştir.

Sovyet Başvekilinin "Le Monde» ga­zetesine bu mülakatı, Moskovada Sov­yet idarecileri ile görüşmelerde bulun­mak üzere Fransız Başvekili Mollet ile Dışişleri Vekili Pineau'nun uçakla hareketlerinin arifesinde yer almıştır.

Moskovada Fransız devlet adamlariyle yapılacak olan müzakerelerin iki meni İeket arasındaki karşılıklı anlaşma ha­vasının yaratılmasına yardım edeceği­ni beyan eden Bulganin, Sovyet - Fransın Servisi Şefi İlyicef, "bugün öğleden sonra, bir "basın, toplantısı tertip ede­rek Fransa Başvekili Guy Mollet ile Sovyetler Birliği 'Başvekili Mareşal Buiganin arasındaki ilk müzakerelerin «çok samimi .bir hava içinde cereyan ettiğini»  açıklamıştır.

İlyiçef,-bu sabahki celsede silâhsızlan­ma konusuna umumi meseleler arasın­da temas edilmiş olduğunu ve bunun ilerideki konuşmalarda yeniden gözden geçirileceğini sözlerine ilâve etmiştir. Almanya konusu hakkında 'bir gazete­cinin sorduğu soruya îlyiçef bu mev­zuun da görüşmeler sırasında ele alın masının tabiî olduğu» cevabını vermiş­tir. Bugün öğleden sonrası için hiçlbir gö­rüşme programı tesfoit edilmiş değildir, ancak bugün ele alınmış olan mesele­lerin yeniden mütalâası beklenebilir. Dışişleri Vekâleti sözcüsü yarın akşam yeniden bir toasm toplantısı yapacağı­nı bildirmiştir.

Bu gece Fransız heyeti üyeleri ve Sov­yetler Birliği idarecileri Moskova Bü­yük Tiyatrosunda verilecek: olan bir temsilde hazır bulunacaklardır.

17 Mayıs 1956

Moskova:

Sovyet ve Fransız devlet adamlarının bugün yaptıkları üçüncü toplantı so­nunda yayınlanan tebliğde" bildirildi­ğine göre sabahki toplantıda silâhsız­lanma meselesi üzerinde umumî görüş teatisine devam edilmiş, öğleden son­ra da geri kalmış memleketlere iktisa­dî yardım meselesiyle, Orta ve Uzak Doğudaki durum ele alınmıştır. Teb­liğde Tdu iki toplantının dostane foir hava içinde samimî ve faydalı :bir gö­rüş teatisine yol açtığı ilâve edilmek­tedir.

Washington:

Sovyetler Birliğinin Washington Bü­yük Elçiliği Başkâtibi Aleksander Zin şuk Amerikalı iş adamlarından müte­şekkil bir grup önünde yaptığı konuş­mada halen Sovyetler Birliğinde atom enerjisi ile çalışacak bir lokomotifin yapılmakta olduğunu söylemiş ve ay­nı şekilde atom enerjisi ile işliyecek ıbir buzkıran gemisi üzerinde de çalı­şıldığını teyit etmiştir.

Moskova :

Sovyetler Birli&i ve Fransız temsilcile­ri arasında bu saibah yeniden silâhsız­lanma konusunda müzakereler cereyan etmiştir.

Bu salbahki toplantıdan önce Fransa Başvekili Guy Mollet ve Dışişleri Ve­kili Christian Pineau? Kremlin Sara­yında Sovyet Devlet Reisi Mareşal Voroşilof tarafından kaibul edilmiş ve 20 dakika kadar görüşmüşlerdir.

Sabahleyin mahallî saatle 10 da başlı-yan müzakereler 12.30 da sona ermiş­tir.

Moskova'da iyi haber alan çevrelerde, bu sabah konuşmaların «iki taraflı Ibir Cenevre müzakeresi mahiyetinde ol­duğu» söylenmektedir.

İki taraf da tezlerini ortaya atmışlar­dır. İlk önce Fransa Dışişleri Vekili Christian Pineau, ondan sonra Kruş-çef, onu takiben Mareşal Bulsanİn ve Molotof, nihayet Guy Mollet konuş­muşlardır. Bu alanda yeni fikirler or­taya atılıp atılmadığı veya herhangi ıbir ilerleme kaydedilip edilmediği bi­linmemektedir.

Yalnız Komünist Partisi birinci sekre­teri Kruşçef'in Sovyetler Birliğince as­kerlik sahasında son alınmış kararlar­dan sonra Birleşik Amerika Dışişleri Vekili John Foster Dulles tarafından takınılmış olan durumdan ötürü Bir­leşik Amerika'ya şiddetle hücum etti­ği öğrenilmiştir. Komünist Partisi birin ci sekreteri Dulles'in ileri sürdüğü id­diaları «çocukça» olarak tavsif etmiş­tir.

Diğer taraftan öğrenildiğine 'göre, Kruşçef, Bulganin ve Molotof Fransa' nın Avrupa'da takip ettiği politikayı da tenkid etmişler, Avrupa hamlesi ve Avrupa atom birliği gibi hareketlerin milletlerarası gerginliğin giderilmesi­ne hizmet etmiy.eceğini ileri sürmüşler dir. Tişmeğe hazırız. Londra'ya da sırf bu maksatla fittik!»

Bu görüşme esnasında İsveç büyükel­çisi Rolf Sohlman ve Yugoslav büyük­elçisi Veljko Micunovio da hazır fculun muşlardır.

Moskova :

Moskova radyosu. Don havzası, Kuzey ve Doğuda, gençlerin şevki yoluyla kalkındırılması tasarlanan bölgelerin listesini yayınlamıştır. Komünist genç­liği merkez komitesi dün bu hususta parti merkez komitesi ve hükümet ta­rafından yapılan daveti desteklediğini ve 400 ilâ 500.000 genç komünistin sev kine çalışacağını ıbiidrraışitir. Nüfusun arttırılmasına çalışılacak (bölgeler şun­lardır: Ukrayna, Kazakistan, Özbekis­tan, Altay, Krasnoyarsk, Kafoarof, Ar-kanjelsk, Amui, Murmansk, Molotof, agadan, İrkutsk, Kameatka, Keme-rovo, Kurgan, Novosiibirsk, Sverslovsk, Udmurti, Çkalof, Oms'k, Teçeliafoinsk, Nentzi ve Komi.

Moskova :

Fransız Başvekili M. Guy Mollet, M, Bulganin ve M. Kruşçef'in Fransayı. ziyaretleri takdirinde Moskova'da baş­lamış olan Fransız - Sovyet görüşmele­rine Paris'te devam edilebileceğini dün Fransa'nın Moskova Büyükelçiliğinde Sovyet idarecileri şerefine verilen bir kabul resmi esnasında söylemiştir.

Washington :

Washington siyasî çevrelerinde belir­tildiğine göre, Moskova'da cereyan eden ve bugün, sona ermiş olan Fran­sız - Sovyet müzakereleri önümüzde­ki ay zarfında Fransız Dışişleri Vekili Christian Pineau'nun Washinıgton'da; Amerikan zimamdarları ile yapacağı konuşmalar için iyi bir hazırlık olarak telâkki edilmektedir.

Moskova'da yayınlanan tebliğ hakkın­da, henüz kin ibir resmi beyanat veya komanter yapılmamıştır. Fakat hafta tatili olmasına rağmen, Birleşik Ame­rika Dışişleri Vekâleti mütehassısları­nın, sadece Fransayı ve Sovyetler Birliğini ilgilendirmekle kalmayıp, bütün dünya meselelerini de ihtiva eden Fransız Sovyet müşterek tebliğini in celemeğe başladıkları İsrarla söylenmektedir.

Diğer taraftan belirtildiğine göre, Washington çevreleri bu müzakereler ne­ticesinde olağan Üstü kararlar alına­cağını bekl-srn emekte idiler. Fransa Başvekili Guy Mollet ile Dışişleri Ve­kili Ohristian Pinaeu'nun seyahatinin, son zamanlarda milletlerarası münase­betlerde kendini gösteren yumuşama olayı dairesinde cereyan edeceği ve ba­zı konularda Sovyetlerin durumlarını açıklamağa vesile teşkil edeceği üze­rinde durulmakta idi. Bu bakımdan, Washington siyasî çevrelerinde Chris­tian Pineau'nun gelecek ay Birleşik Amerika'ya yapacağı seyahate büyük önem verilmekte ve bu sayede, Sovyet­lerin bazı meselelerds-ki hakikî durum­larının öğrenileceğine işaret edilmek­tedir.

Moskova :

Fransa Başvekili Guy Mollet, bu ak­şam, Moskova televizyonunda yaptığı bir konuşmada ezcümle şunları söyle­miştir :

«Paris'ten Moskova'ya gelirken Sovyet ler Birliği halkının sulh arzusunda ol­duğunu 'biliyordum. İdarecilerinizle yaptığım konuşma da, bu hissimde ya­nılmadığımı isbat etmiştir. Şimdi, dün­yayı ikiye bölen ayrılıkların giderilebilmesinîn ye dünyada sulhu yaratma­nın mümkün olduğuna inanarak mem­leketinizi terkedeceğim.»

İki memleket arasında sağlam dostluk temelleri kurulması zaruretinden bah­seden Fransa Başvekili sözlerini şöyle bitirmiştir: Ev sahiplerimizle yaptığımız hususî konuşmalar sırasında kendilerini Frant sa'da görmekten m-emnun kalacağımızı bildirdik. Sovyet devlet adamları yaptığımız da­veti kalbul ettiler. Fakat, henüz, bu zi­yaretin   tarihi tesMt  edilmiş  değildir. Bu hususta diplomatik yollarla devam, edilecektir.

Moskova :

Fransa Başvekili Guy Mollet, bugün, gerek yerli ve gerek yabancı gazeteci­leri davet ederek bir basın toplantısı tertip etmiştir.

Guy Mollet, «Biz buraya birbirimizi daha yakından tanımak için geldik ve seyahatimizin gayesi, istediğimizden çok daha iyi tahakkuk etti» demiştir.

Bu arada gazetecilerin sordukları so­ruları cevaplandıran Fransız Başveki­li, «Sovyetler Birliğinin Almanyanın birleştirilmesine prensip olarak aleyh­tar bulunmadığını, ancak, Batılılarla, bu birleştirilmenin tahakkuk şekli hu­susunda hemfikir olmadıklarını» be­yan etmiştir.

Cezair meselesi hakkında düşüncesi sorulan Guy Mollet, bunun sadece, Fransayı ilgilendiren bir konu oldu­ğunu, bunu kimse ile münakaşa etme­ğe niyetleri olmadığını, Sovyet idare­cilerinin de founu kabul etmiş oldukla­rını ve bu konunun resmî müzakereler de hiç bir zaman ortaya atılmadığını, bildirmiştir.

Moskova müzakerelerinin iki memle­ket arasında daha sıkı ve dostane mü­nasebetler tesisine yarayacağını söyle­yerek basın toplantısına son vermiş­tir.

Başvekil Guy Mollet, yarın, Fransa'ya hareket edecektir. Dışişleri Vekili Ch-ristian Pineau İse birkaç gün daha Sovyetler Birliğinde kalacaktır.

20 Mayıs 1956

Moskova :

Fransız Başvekili şerefine dün gece Kremimde verilen ziyafette, Sovyet Komünist Partisi birinci sekreteri Kruşçev, Amerikan büyükelçisi Char­les Bohlen'i askerî üslerin lağvı şere­fine kadeh kaldırmağa davet etmiş, Bohlen ise bu teklife şu sualle muka­bele etmiştir:

Latin mî yoksa Slav alfabesi ile mi başlıyorsunuz? Moskova siyasî mahfillerinde «Slav alfabesi» tabiri komü­nist memleketlerin teşkil ettiği Var­şova paktını ifade eder ve çok kere Slav veya Latin alfabesi tabirleriyle Varşova paktı ve Nato kasdedilir.

Neticede Kruşçev ve Bohlen kadehle­rini «sulh şerefine kaldırmışlardır.»

Moskova :

Fransız Başvekili Guy Mollet, mahal­lî saatle 10.25 te Moskova'dan hareket etmiştir. Hareketinden evvel Vnukovo hava alanında bir beyanat veren Mol­let, şunları söylemiştir:

«Sovyetler Birliğini terketmeden evvel, Fransa'nın temsilcilerine gösterdikleri hüsnükalbulden dolayı Sovyet halkına teşekkür etmek isterim. Ayrıca, Baş­kan Bulıganin'e, Kruşçef'e, Molotof'a ve ibütün mesai arkadaşlarına da te­şekkürlerimi sunarım. Moskova halkı­nın ve makamlarının dostane hareket­lerinden ve gösterdikleri samimiyet­ten cok mütehassis olduk. Müzakerele­rimize konu olan bütün mes'eleleri halletmiş değiliz. Esasen her şeyi hal­ledeceğimizi tasavvur etmiyorduk. Sa­dece görüşmelerimizde bir dostluk ve samimiyet vasfını muhafaza etmeyi u-muyorduk. Bu bakımdan sukutu haya­le uğramadık. Hattâ daha fazlasını da elde etmiş olmamız mümkündür. Şim­di daha iyi anlaşıyoruz, her birimizin, karşılıklı olarak birbirimizden öğren­diğimiz hususlar üzerinde düşüneceği­mize eminim. Bu düşünme, bizlere, ge lecek karşılaşmalarımızda görüşleri­mizin yaklaşmış olduğunu müşahede imkânını verecektir.»

Fransız Başvekili sözlerine şöyle son vermiştir:

«Su anda, Fransa'dan daha uzun müd­det ayrı kalmam kabil olmadığı için, muhtelif veçhelerini ve halkını daha yakından tanımayı arzu ettiğim mem­leketinizden bu gün ayrılmak mecbu­riyetinde bulunmamdan ötürü esef du­yuyorum. Fransız hükümeti ve mille­tinin selâmlarını Leningrad, Kief ve Erivan halkına arkadaşım Christian Pineau iletecektir. Pravda gazetesi, bu mem-..leketin takibettlfri tarafsızlık siyaseti­nin sağladığı faydalar üzerinde dur­makta ve bu siyasetin Ortadoğuda ba­rışın ve güvenliğin takviyesi yolunda -önemli bir rol oynadığına ibaret ede­rek Afganistan'dan sitayişle bahset­mektedir.

Moskova :

Bugün Arganistan Elçiliğinde tertip edilen kaibul resmi sırasında basın men suplarına beyanatta bulunan Sovyet­ler Birliği Başvekili Mareşal Bulganin, «Mareşal Tito'nun Sovyetler Birliğine yapacağı ziyaretten çok şeyler ümid ediyoruz. Kanaatimce, bu ziyaret her iki memleketin isteklerine uygun o-iup, dostane münasebetlerin inkişafı­na yardım edecektir» demiştir.

Moskova :

Azerbaycan Komünist Partisinin eski . lideri, Mir Bagirof, arkadaşiyle bir­likte idam edilmiştir. Bu şahıs Beria'-um suç ortağı olmakla itham edilmek îeydi.

Bagirof ile Eortçef, Brigoraian ve Mar karian'm idamları yüksek a^erî mah­kemenin 12 ilâ 26 nisan günleri ara­sında Baku'da askerî hakim korgeneral Çepsofun başkanlığında yaptığı toplantıda kararlaştırılmıştır. Savcılık makamını Sovyet Başsavcısı Iludenko işgal etmekteydi. 22 nisan 1953 de Azerbaycan Başvekilliğine getirilmiş o-lan Bagirof, Eeria'nm tevkif;nden kı­sa bir müddet sonra, 19 temmuz 1953 de vazifesinden uzaklaştırılmıştı.

Bu hususta yayınlanan tebliğde sanık­ların kendilerine isnat edilen suçlan kabul ettikleri, suçluluklarının bir çok şahit ve güvenilir vesikalarla isbat edildiğini ve aftalebinin yüksek şûra başkanlık divanı tarafından reddedil­diği beyan olunmaktadır.

29 Mayıs 1956 Moskova :

Sovyetler Birliği bugün Batı Alman-yaya gönderdiği Ibir nota İle, iadesi Al­manya tarafından istenilen şahıslar lis tesin Sovyet vatandaşlarının isimle­rinin bulunmasını protesto etmiştir.

Eu'gün Moskovadaki A?man büyükel­çisine tevdi edilen bu notada Sovyet kanunlarının bir .şahsa iki tabiyet ta­nımadığı belirtilmekte ve Batı Alman­ya Büyükelçiliği, Blesner adındaki Sov yet tabasına bir Alman pasaportu ver­miş olmakla itiham edilmektedir. sulhu korumak için mücadele yolundan ayrılmanın ehemmiyeti çok bü­yüktür, s

Sözlerine son verirken, en modern silâhlarla mücehhez Sovyet silâhlı kuvvetlerinin Sovyet ftusyanm .güvenliği için en sağlam teminatı teşkil etmekte olduğunu söylemiş ve bu kuvvetlerin vatan müdafaasında vazi­fesini şerefle yerine getirmeğe daima hazır bulunduğunu da ilâve etmiş­tir. Mareşal Jukov'un nutkundan sonra geçit resmi başlamıştır.

Çin Hindi hakkındaki Sovyet - İngiliz müzakereleri sonunda yayınlanan mesaj:

10 Mayıs 1956

Moskova :

-Çin Hindi hakkındaki Cenevre konferansına başkanlık etmiş memleket­ler sıfatiyle İngiltere ve Sovyetler Birliği arasında 11 nisandanberi de­vam -eden müzakereler sonunda bu müzakerelere hükümetleri adına işti­rak eden Andrey Gromiko ve Lord Reading, Cenevre konferansına ka­tılmış olan memleketlere birer mesai yollamışlardır. Mesaj bugün Lon­dra ve Moskova'da yayınlanmıştır.

Tass Ajansının verdiği özette, Çin Hindi hakkındaki ilk Cenevre konfe­ransına katılmış olanlarla halen mütareke kontrol komisyonunda bulu­nan memleketlerin yeniden bir toplantı akdetmeleri mevzuunda İngiliz ve Sovyet delegeleri arasında görüş teatilerinde bulunulduğu ve netice­de her iki tarafın da Vietnam'ın bugünkü durumundan endişe duyduk­ları bildirilmektedir.

Gromiko ve Lord Reading, Cenevre anlaşması hükümlerinin şimdiye ka­dar gerçekleştirilmemiş olduğunu müşahede ettiklerini bildirmekte ve bilhassa Vietnam'ın birleştirilmesi için milletlerarası kontrol komisyo­nunun nezareti altında serbest seçimlerin tertiplenmesi yolunda hiçbir istişarede bulunulmamış olduğuna işaret etmektedirler. Her iki Vietnam makamlarının da serbest seçimler vasıtasiyle memleketin birleştirilmesi üzerinde esas itibariyle anlaşmaya varmamış olmalarına rağmen, müta­rekenin bu hükmü tatbik edilmelidir. Seçimlerin cereyanına kadar her iki tarafa da mütareke hükümlerine sıkı sıkıya riayet edilmesi tavsiye olunmakta ve milletlerarası kontrol komisyonunun vazifesine devam ede­ceği bildirilmektedir.

Çin Hindindeki Fransız komutanlığının kaldırılması keyfiyetinin kontrol komisyonunun vazifesini güçleştirdiği de mesajda belirtilmekte ve bu se­bepten her iki Vietnam makamlarının da komisyonun çalışmasını kolay­laştırmak için işbirliği yapmaları tavsiye edilmektedir.

Her iki taraf da seçimler hakkında istişareye başlıyacakları tarih ile se­çimlerin hangi tarihte cerevan etmesini istediklerini konferans başkan­larına bildirmeye davet edilmektedir.

"Dışişleri Vekilleri Molotof ve Sellwvn Llovd'un Vietnamdaki durum üze-rrinde istişarelere devam edecekleri bildirilmekte, Gromiko ile Reading'in

de gerektiği 'takdirde alınacak tedbirleri yeniden inceliyecekleri ve bu arada yeni bir konferans toplanması keyfiyeti üzerinde de durabilecek­leri bildirilmektedir.

Diğer taraftan, Fransa hükümetine gönderilen ayrı bir mesaj ile Güney Vietnam makamlariyle anlaşarak kontrol komisyonunun islerini kolay­laştırması talebinde bulunulmuş ve yeni tedbirler almana kadar Fransa hükûmetinin şimdiki hareket hattını devam ettirmesi rica edilmiştir.

Sovyetler Birliğinin askerî kuvvetlerinde azaltma yapma kararı:

15 Mayıs 1956

Moskova :

Sovyetler Birliği askerî kuvvetlerinde azaltma yapacağım dair yayınla­dığı tebliğde mucip sebep olarak, son günlerde milletlerarası münasebet­lerde müşahede edilen yumuşamadan, Doğu ve Batı devlet adamları ara--smda yapılmış olan temaslardan ve her memleketteki sulh taraftarları­nın durumlarını kuvvetlendirmiş bulunmalarından bahsetmektedir.

Bundan sonra tebliğ şöyle devam etmektedir :

«Dünyada mevcut olan gerginlik, henüz, tamamiyle giderilmiş değildir-Miîletler arası münasebetlerin normal seyri için icap eden karşılıklı iti­mat henüz teessüs etmemiştir. Bazı memleketlerin tecavüz fikri besleyen unsurları sulha karşı eski politikalarını yeniden yürütmek için fırsat kol­lamaktadırlar.»

Tebliğ bütün atom silâhlarının yasak edilmesi zarureti üzerinde dur­duktan sonra, şöyle devam etmektedir: «Şu ana kadar Birleşik Amerika­nın ve onun batılı dostlarının menfi 'durumları yüzünden, bu vadide bir anlaşma temini mümkün olamamıştır.»

Silâhsızlanma tali komitesinin çalışmalarına temas edilen "kısımda da şöy­le denilmektedir: '«Birleşmiş Milletler kurulu silâhsızlanma tali komite­si, silahlanmayı gizlemek için, bir paravan olarak kullanılmıştır. Silâh­sızlanma alanında tali komitede müsbet bir netice alınamamasının, çalış­maların kısır kalmasının sebeplerinden biri de, bu teşekküle dahil olan devletlerin, Sovyet Birliği hariç, hepsinin de Atlantik Paktı üyesi olma­larıdır.»

Bundan sonra tebliğde Almanya meselesine temas edilmekte ve şunlar' kaydedilmektedir: «Batılıların takınmış oldukları tavır, ne Almanya me­selesinin hallini, ne de silâhsızlanmayı kolaylaştıracak mahiyette değil­dir.»

Mütekabil havadan kontrol meselesinde de tebliğ şunları belirtmektedirr

«Havadan mütekabil kontrol, milletlerin itimatsızlıklarını ve duyduklarr korkuyu arttırmaktan başka bir şeye yaramıyacaktır. Bu, neticede aşırp derecede silahlanmayı tevlid edecektir.»

Moskova :

Dün akşam basma verilmiş olan ve silâhsızlanma hakkında Sovyetler Bir­liğinin görüşünü belirten resmî tebliğde    ezcümle söyle denilmektedir :

«Sovyetler Birliği ile diğer devletlerin karşılıklı durumlarını gözden ge­çiren, Bireşmiş Milletler kurulu silâhsızlanma tali komitesinin çalışmala­rının hiç bir netice vermemiş olduğunu müşahede eden; silâhsızlanma ve sulhun teminat altına alınması hususunda samimi gayretler sarfedilmesi lüzumunu idak eden Sovyetler Birliği hükümeti aşağıdaki kararları al­mıştır ;

11 mayıs 1957 tarihinde nihayet bulmak üzere, bir sene içinde, Sov­yetler Birliği askerî kuvvetlerinde yeniden ve Önemli miktarda azaltma­lar yapılacaktır. Şöyle ki,

1955 senesinde terhis edilmiş olan 1-640.000 kişiden başka 1.200.000 kişi daha terhis edilecektir.

Bunun neticesi olarak, 3 ü Doğu Almanya'da bulunan hava tümeni olmak üzere, 63 tümen ve tugay lağvedilecektir.

Sovyetler Birliği ordusu subay kadrolarını temin etmek üzere tesisedilmiş olan harp okullarından bir kısmı lağvedilecektir. Bundan başka,Sovyet donanmasına mensup harp gemilerinden 375 i taş kızaklara çeki­lecektir,          ;

Sovyetler Birliği silâhlı kuvvetlerinin silâh ve teçhizatında da azalt­malar yapılacak, Sovyet devletinin bütçesindeki askerî masraflar indiri­lecektir.

Terhis edilecek olan erat'a sanayi ve ziraat sahasında iş temin edile­cektir.

«Sovyetler Birliği hükümeti askerî kuvvetlerinde ve askerî masrafların­da indirmeler yapacağını açıklarken, Birleşmiş Milletler kurulu tarafın­dan girişilen silâhsızlanma çalışmalarına müsbet bir yardımda bulundu­ğuna kanidir.

Askerî kuvvetin ve silâhların azaltılması hususunda Sovyetler Birliği ta­rafından atılmış olan adım, Sovyet hükümetinin sözden ziyade fiiliyat ile, milletlerarası alanda anlaşma taraftarı olduğunu isfost eder. Birleşik Amerika, İngiltere ve Fransa gibi, her devlet, Sovyetler Birliği hüküme­tinin almış olduğu kararı aynen tekrarlarsa sulhun teminat altına alın­masını ve milletlerarası gerginliğin izalesini samimiyetle arzu ettiğini is-bat edebilir.

Eğer, Birleşik Amerika, İngiltere ve Fransa gibi batı devletleri de aske­rî güçlerinde ve silahlarında indirmeler yaparlarsa, Sovyetler Birliği hü­kümeti askerî gücünde daha da indirmeler yapma hususunda onlarla mü­zakereye girişibilir. Bu gibi kararlar alınması, silâhsızlanma meselesinin hallini kolaylaştıra­cak ,atom ve hidrojen silâhlarının yasak edilmesi konusunun halli için bir ileri adım teşkil decektir.

image006.gif1.200.000 insanın sanayi ve ziraat alanında vazife almasının millî eko­nomi için teşkil ettiği büyük ehemmiyeti işaret eden tebliğ şöyle devam etmektedir: «Askerî gücünde ve silâhlarında azalma yapmağa karar ve-j-en Sovyetler Birliği 'hükümeti sulh unsurlarının her tarafta kuvvetlen­diğini, bunların her yerde mükemmel bir şekilde teşkilâtlanmış olup, suihu bozacak herhangi bir hareketi önlemeğe muktedir bulunduğunu müşahede ettiğini yeniden hatırlatır.

"Sovyetler Birliği hükümeti bu kararı alırken Sovyetler Birliği askerî kuvvetlerinin memleketin hürriyet ve istiklâlinin bekçisi olmakta devam edeceğini ve diğer dost memleketler askerî kuvvetleri ile birlikte sulh düşmanlarının hiçbir hareketini gözden kaçırmadan uyanık bulunaca­ğını bildirir.»

16 sahife tutan tebliğ 14 Mayıs 1956 tarihini taşımakta idi. Sovyetler Birliği - Fransa müşterek tebliği 19 Mayıs  1956

Moskova :      

Bugün Moskovada imzalanan Sovyetler Birliği - Fransa müşterek tebli­ğinde muhtelif konulara temas edilmektedir:

Tebliğde Cezair meselesi hakkında ezcümle şöyle denilmektedir:

«Sovyetler Birliği temsilcileri liberal düşüncelerle hareket ettiğine şüp-he olmayan Fransız hükümetinin, bu meselede tam bir anlayış gösterece­ğini ve bu ihtilaflı konuyu her iki memleketin de nef'ine olarak hallede­ceğini ümit etmektedirler.»

Silâhsızlanma konusunda da şöyle denilmektedir:

«Her iki memleket silâhsızlanma meselesinin süratle halledilmesi husu­sunda mutabakata varmışlardır. Gerek Fransız temsilcileri ve gerek Sov­yetler Birliği mümessilleri atom silâhlarının yasak edilmesinin ve atom eneri isinin sulhcu gayelerde kullanılmasının lüzumu noktasında görüş birliğine varmışlardır.

Her iki hükümet, büyük devletlerin silâhlı kuvvetlerinde indirmeler yapmaları hususunu temin zımnında gayret sarfetmeği taahhüd etmek­tedirler.»

İktisaden gelişmemiş memleketlere yapılması tasarlanan iktisadî ve ma­lî yardımlar hakkında da şöyle denilmektedir:

«Sovyetler Birliği hükümeti, teklifin derin bir tetkike tâbi tutulması lü­zumuna işaret eder ve bazı ihtirazı kayıtlar ileri sürerken, Fransa hü­kümeti tarafından bu alanda yapılmış olan teklifleri anlayış ve sempati île karşılar. Ortadoğu konusundan da şu tarzda bahsedilmektedir: Sovyetler Birliği ve Fransız hükümetleri, Arap devletleri ile İsrail arasındaki ihtilâfların halli yolunda Birleşmiş Milletler Kurulu tarafından yapılacak olan her türlü teşebbüsü desteklemek hususunda mutabakata varmışlardır. Güney doğu Asya meseleleri de tebliğde yer almıştır. Bu hususta ezcüm­le şöyle denilmektedir: Güney Doğu Asyada sulhun tarsini alanında Cenevre konferansının müş­terek başkanlarının Londrada almış oldukları karar Sovyet ve Fransız temsilcileri tarafından memnunlukla karşılanmıştır.»

Avrupa güvenliği de tebliğde su şekilde yer almıştır:

«Avrupa güvenliği konusunu gözden geçiren Sovyetler Birliği ve Fransız heyetleri dünya sulhunun herşeyden önce Avrupa güvenliğine ve sulhu­na bağlı bulunduğu noktasında tam bir görüş birliğine varmışlardır. Bu­na rağmen, Avrupa meselelerinin halli çareleri hususunda bir anlaşmaya varılamamıştır.»

Her iki hükümet dünya sulhunun tarsini, askıda bulunan meselelerin halli çarelerinin aranması hususunda işbirliğinde bulunmağa devam ede­ceklerdir. Fransa ve Sovyetler Birliği, gerek aralarında ve gerek diğer memleketlerle birlikte sarfedecekleri gayret sayesinde milletlerarası gü­venlik ve itimadın avdet edeceğine, soğuk harbin tamamiyle ortadan kal­kacağına, silâhlanma yarışının duracağına ve milletlerin yeni bir harp korkusundan kurtulacağına inanmaktadırlar. »

Sovyetler Birliği ile Fransa arasındaki iktisadî ve ticarî münasebetler­den de şöyle bahsedilmektedir:

«Her iki hükümet de, Fransa ile Sovyetler Birliği arasındaki ticarî mü­nasebetlerin inkişafını temin etmek üzere icabeden gayretlerin sarfı h-.ı-susunda tam bir mutabakata varmışlardır.

Fransa ve Sovyetle rBirliği, iki taraflı ihraç imkânlarını sağlayacak olan uzun vadeli bir ticaret anlaşması imzalanması 'hususunda bir karara vaormıglardır.

Müşterek tebliğ iki memleket arasında ilim ve fen sahasında da geniş münasebetler tesisi hususuna işaret ederek Sona ermektedir.

Ne vakit inanılır?

Yazan: C.S. Barîas

4/V/1956 tarihli (Sonhavadis)den:

Sovyetler EBİEİiği Başkentinde 1 mayı­sın kutlanmasının ayrı mânası vardır.

Kızıl meydanda söylenen nutuk Sov­yetlerin ic ve dış politikaları 'bakımın­dan bir işarettir.

Bu yıl Sovyetler Birliği Başbakan yar­dımcısı Mareşal Zukov'un 1 mayıs bay ramı dolayısiylt söylediği nutuk yir­minci Komünist Konigresi havasına uy­maktadır. Zukov ic .bünyeleri farklı -da olsa milletlerin yanyana yaşayaca­ğından bahsetmektedir.

Sovyetlerin yaibancı memleketlerle o-lan münasebetlerinde büyük değişik­lik olduğu muhakkaktır. İngiltere deki seyahatinde Kruşçev'n çileden çıkma­sına rağmen Sovyet zimamdarları ya­bancı milletlerle anlatmak istemakte, Kominformu ilga suretiyle başka dev­letlerin iç islerine kanşmryacağını ve milletlerin kaderini kendilerinin tâyin etmesini ka'bul etmektedir.

Fakat fiilî olarak Sovyetler Birliği ye­ni politikası ile hirtbir şey yapmamak­tadır. Batı Almanya 18 milyonluk bir kütle kendi kaderini tâyin edememek­tedir. Polonya Sovyetler Birliğininin nüfuzu altındadır. Sovyetler Birliği Generali Rokovski Polonya ordusu başkumandanıdır.

Romanya, Litvonya, Letonya, Estonya Arnavudluk, Bulgaristan, Macaristan-da Moskovanın görüşüne sgöre kararlar verilmekte, mahkûmlar mazlum ilân edilmektedir. Ortalama olarak 200 mil yonluk bir kütle Jıâlâ Sovyetler Birli­sinin maddi ve manevî baskısı altın­dadır.

1954 denberi Rusya'nın yaptığı ilk jest Avusturya'nın tahliyesi üs Finlândiya-nm küçük Portcale Üssünün iadesine imhisar etmektedir.

Dünyanın emniyet havasına kavuşma­sı Sovyetler Birliğinin .elindedir. 300 milyonluk kütlenin kaderlerinin hakikî olarak kendileri tarafından tâyini im­kânı sağlandığı ve Sovyetler (Birliği kendi tabiî hududuna çekildiği gün hakikî emniyet havası teessüs edecek­tir. Ancak o vakit Sovyet Devlet adam larınm zihniyet değişikliğinin ciddî ol duğu kanaati (bizde uyanacaktır.

Moskova anlaşması

Yazan: Ö.S. Coşar

1S/V/1956    tarihli    (Cumhuriyet) den:

Fransız ve Sovyet idarecileri arasında­ki görüşmeler dün sona ermiştir. Kısa süren bu konferansta şöyle bir gün­demle işe girişilmişti:

Beynelmilel durum ve beynelmilel ihtilâf konuları,

Fransız - Rus münasebetleri.

Gündemin tbirinci maddesi askıda kal­mıştır. îîer iki tarafın da durumları­nı muhafaza ettikleri (bildiriliyor. Esa­sen Fransız Başbakanı Moskova hava alanına inerken (Batı ittifaklarına sa­dık kalacağız) demişti. Silâhsızlanma meselesinde de ibir anlaşmaya varıla­mamıştır. Fakat beynelmilel ihtilâf ko nularınm bu şekilde askıda kalması, Fransız - P.us münasebetleriyle alâka­lı mevzularda anlaşmalara varılması­na mâni teşkil etmemiştir. Öğreniyo­ruz ki, Paris ile Moskova arasında bi­ri iktisadî, diğeri kültürel iki andlaş-ma hazırlanmıştır!

îSovyet Barakanı ile Rus Komünist Partisinin Şefi Hrutçef, Londrayı ziya­retleri esnasında İngiliz idarecilerine «'bir milyar sterlinlik sipariş verdbiliriz» demişlerdi. Fakat geni şişmesini . sağlayacakları İngiliz - Sovyet ticare­tinin hiçbir tahdide tâbi tutulmam ası -.nı da istemişlerdi. HaÜbuki, Demirperde (gerisine satılan mallar bazı tahdid-lere tâibidir. Stratejik olduŞu kabul edilen mallar ve maddelerin gönderil­mesi yasaktır. Birleşik Amerika, tale­bi üzerine varılan (bu ambargo anlaş­masına müttefiklerinin riayet edip et­mediklerini titizlikle takip eder!

Rusya'nın, tüccar olarak faaliyetini ge nişletmesi ve dış piyasa ariyan Batı Av :rupa devletlerine cazip tekliflerde bu­lunması üzerine 'bazı devletler bu am­bargonun hafifletilmesini talep etmiş­ler, Ebatta bu hususta Amerika Başka­nından vaid -de koparmışlardır.

Geçenlerde Rusyayı ziyaret eden bir "Fransız heyetine beyanatta bulunan Rus Komünist Partisi Şefi Hrutoef, i, ki memleket arasındaki ticaretin (geniş-. uyabileceğinden, (bahsediyor, fakat fou-nun ion Fransanm, strateiik maddeler üzerindeki ambargoyu bir tarafa bı­rakması lâzımıgeldi izini de tasrih edi-. yordu.

Dün Moskovada varılan iktisadî an­laşma, Fransanm da, İngiltere gibi. bu -amıbatfgoyu hafifletmeğe hazırlandığı­na mı işarettir?

Rusya'nın Demirperde dışı ile ticaret hacmini genişletmesinin, Birleşik A-merikanm dış ticaretine tesir edeceği "bir takım mübadele hacmini genişletir ken, öte tarafınkini azaltacağı mufnak-kaktır. Mevcud şartlar altında böyle foir değişikliğe (yardımı keseriz) sözle­riyle mâni olunacağı hem yanlış 'bir düşüncedir v.e hem de bundan hür mil letler davası zarar görür.

Sovyet Rusya'da kuvvet azaltıl­ması

Yazan: Seyfi Kurtbek

24/V/1956 tarihli (Yeni İstanbul) dan: Rusya gelecek mayısa kadar silâhlı kuvvetler mevcudundan bir milyon 200 bin kişilik (bir azaltma yapacağı­nı ilân etmiştir. Bu terhisin mahiye­ti henüz (bilinm ediği sibi taunun ger­çekten vuku bulup ibulmıyacağım tah­kik "re tetkik etmek de güçtür. Azalt­manın kara, deniz ve hava kuvvetle­rinden ne nispetlerde yapılacağı, as­kerî teşkilâtta, silâh ve birlik sayıla­rında da bir azaltma bahis konusu o-lup olmadığı hakkında hiçbir bilgi ve­rilmemiştir. Silâhlı kuvvetlerden ay­rılacak bu kadar askerin sivil ve eko­nomik sahalarda mı ,yoksa diğer mü­dafaa (hizmetlerine, harü silâh ve vası­taları istihsal yerlerine mi gideceğini de 'bilmiyoruz. Bu son şekil olursa or­dudan terhis yapılmasının 'bir kuvvet azaltmasına değil askerî gayretlerin ço ğaltılmasma delâlet edeceği aşikârdır.

Asker mevcudunun azaltılmasına Rus-yanm iktisadî politikası da sebep ola­bilir. Çünkü Rusya geniş ölçüde yeni silâh yapma programına girişmiştir ve bu maksatla sanayi temelini genişlet­mektedir. Bir taraftan da devam etti­rilen soğuk harbin icatoı olarak yalban-cı memleketlere iktisadî yardım prog­ramına 'başlanmıştır. Bütün (bu sebep­ler silâh altındaki insan miktarından bir tasarrufa sevkedöbilir. ' Kaldıki, ordu insan mevcutları artık askerî kud ret ve kuvvet ölçüsü olmaktan da çık­mış 'bulunuyor. Yeni silâhlar ve hu­susiyle büyük kütle tahrif vasıtaları daha az muharip insan miktariyle çok darıa büyük tesir kudretini temin edeb iliyor.İktisadî sebepler ve yeni silâhların ço ğalmasiyle zaten Amerika vs İngiltere, Ruslardan çok evvel asker mevcutla­rını azaltmağa bağlamışlardı. Bu sebep le Rusya'nın yapacağı terhis batıda ye- , niden bir kuvvet azaltmasına sebep olamalıdır. Baskın silâhları atom ve hidrojen bomibalarım atacak ihava kuv vetleri, güdümlü mermiler ve deniz kuvvetleridir. Bunlarda mühim mikyas ta bir azaltma yapılmadıkça daha doğ­rusu milletlerarası güvenilir bir silâh­lanma programı ka'bul edilmedikçe batı milletleri baskın tehlikesinden e-min olamazlar.

Rus terhisi ne şekilde ve ne maksatla olursa olsun, fbunun batı müdafaa gay

Ticaret Vekili Peter Thorneycroff ve Hazine Dairesi İktisadî Sekreteri Sır Edward BoyLe de görüşmelerde hazır bulunmuştur.

Bugün öğleden sonra yapılacak bir baş ka görüşmede de Almanya'daki dört İngiliz tümeninin masraflarına Alman ya'nm iştiraki meselesi görüşülecektir. Başvekil Eden'in vereceği öğle yeme­ğinden sonra yapılacak olan bu görüş menin arkasından ibir tebliğ yayınlan­ması -beklenmektedir.Batı lAlmanya Dışişleri Vekili bugün öğleden sonra bir basın toplantısı ya­pacaktır. Daha sonra da Londra'daki Alman Büyükelçiliği tarafından verile­cek bir akşam yemeğinde bulunacak­tır.Yarın Londra'dan Paris'e hareket ede­cek olan Brentano Atlantik Konseyi toplantılarında hazır bulunacaktır.

3 Mayıs 1956

Paris:

Federal Almanya heyetine yakın olan çevrelerde belirtildiğine göre, Birleşik Amerika Dışişleri Vekili John Foster DuÜies'in, ıbugün, Federal Almanya Dışişleri Vekili Heinrich Von Brenta­no ile yaptığı konuşma sırasında si­lâhsızlanma alanında takip edilecek hareket hattı noktasında tam ibir rau-tafaakat hasıl olmuştur.Federal Almanya Dışişleri Vekili ile Jofhn Foster Dull-ss bundan başka Na-to teşkilâtı ile ilgili hususları da göz­den geçirmişlerdir.Diğer taraftan, iyi haber alan kaynak­larda belirtildiğine göre, Heinrich Von Brentano, 'birkaç gün evvel ortada do­laşan şayiaların hilâfına, konseye hiç bir 'iktisadî tasarı vıerraek niyetinde değildir.

4 Mayıs 1956

Bonn

Batı Almanya hükümeti bugün Temsilciler Meclisine askerlik hizmeti ka­nunu teklifini sunmuştur. Bu teklife' ıgöre, askere alınacak 500.000 Alman 18: ay askerlik yapacaktır.Hükümetçe hazırlanan teklif Temsilci­ler Meclisinde ilk defa görüşülmekte­dir. Teklifin esas itibariyle iki defa daha müzakeresi gerekmektedir.Hükümet, 150.000 kişinin gönüllü ola­rak orduya katılacağını ve geri kalan 350.000 kişinin askerlik hizmeti kanu­nu ile celbedileceğini ileri sürmektedir.Hükümete muhalif olan sosyalistler ile hür demokratlar ise, mecburî askerlik hizmeti ihdasının aleyhinde bulunmak­ta 250.000 kişiden müteşekkil* küçük bir profesyonel ordunun kurulmasını ve 'gönüllülerden müteşekkil daha kü­çük ibir kuvvetin de buna ilâve edil­mesini tal'cp etmektedir.Askerlik hizmeti kanunu teklifi bun­dan evvel 23 martta Batı Almanya A-yan Meclisinde görüşülmüş ve ayan 18 aylık meoburî askerlik müddetinin 12 aya indirilmesini talep etmişti. Hü­kümet ise, bu tashühi ka'bul etmemiş1 ve teklifi eski hali ile Temsilciler Mec­lisine sunmuş bulunmaktadır.Mecburî askerlik hizmeti kanunu tek­lifi, hükümetin silâhsızlanma hususun­da parlâmentoda giriştiği icraatın son. safhasını teşkil etmektedir. Başvekil Adenauer, bu kanun teklifini parlâ­mentoya kabil olduğu kadar süratle tas dik ettirerek, Batı Almanya'nın si­lâhsızlanma bahsinde yavaş hareket, ettiğini ileri süren bazı NATO memle­ketlerine yanlış kanaate sathip olduk­larını göstermek  istemektedir.Savunma Vekili Blank Batı Avrupada-ki diğer bazı memleketlerle mukayese edilirse, nüfusuna nisbetl-eBatı Al­manya'nın daha az askeri silâh altın­da tutacağını söylemiştir. Blank, (hâ­len Fransız nüfusunun yüzde 2 sinin Bıirleşik Amerika'nın yüzde 1.8 toin, Belçika'nın yüzde 1.65 nin, İngiltere'­nin yüzde 1.5 nin silâh altında bulun­durulduğunu, halbuki Almanya'nın yüzde 1 ni bulunduracağını ilâve et­miştir.Savunma Vekili 31 mart 1956 tarihinefmdan dün gece bildirildiğine göre, mühim mikdarda Amerikan a«ır si­lâhları, salı .günü Bremerhav.en lima­nına vasıl olacaktır.Bu silâhlar, yeni kurulmakta olan Al­man ordusu inin gönderilmektedir. Bu münasebetle salı günü limanda 'bir merasim yapılacaktır. Gönderilen silâh lar arasında tanklar, otomatik toplar ve motorlu vasıtaları bulunmaktadır.

14 Mayıs 1956

Sarre:

Dün Sarre'd a yedi ayrı kantonda ya­pılan belediye seçimleri sonunda eyâ­letler meclisindeki 150 üyeliğin şu şe­kilde taksim edilmiş olduğu anlaşıl­mıştır:Dr. Ney'in Hristiyan Demokrat Parti­ karşılaştırıldığı takdirde seçmenler arasmda hissedilir :bir değişiklik olmamıştır.

Diet Meclisi Başkanı  ve Milli­yetçi Demokrat Parti Başkanı Shneider, Dr. Ney'in Partisi karşısında zafer kazanacağını kuvvetle ümid eder­ken yan yarıya başarısızlığa   uğramış durumdadır.

Haftaiardaniberi baskı ve tehdit­lere maruz kalmış olan ve Sarre'ın Avrupa statüsüne taraftar olan Hoff­man partisi  ise  irinde  bulunduğu güç duruma karşı koyafbilmiş ve yeri­ni muhafaza etmiştir.

Sosyal Demokrat Parti Sosyalist Partinin kendi lehinde dağılmış olma­
sına rağmen beklendiği derecede fazla oy alamamıştır. Avrupa statüsü ta­raftarı eski Sosyalist Partiye oy veren, lerin ibüyük bir kısmı bu defa Hoff­man'm Partisi lehinde oylarını sanmışlardır.

18 Mayıs 1956

Kahire:

Doğu Almanya ticaret heyeti bu sa­bah uçakla Beyruttan Kaftıireye gel­miştir. 14 kişilik heyete Doğu Alman­ya Dış Ticaret Vekili Heinrich Rau. 'başkanlık etmektedir.

Ticaret 'görüşmelerine  yarın  /başlana­caktır.

18 Mayıs 1956

Atina:

Federal Almanya Cumhurreisi Modor Heuss'un Yunanistanı resmen zi­yareti dün sona ermiştir. Dün akşam neşredilen resmî tebliğ. Yunanistan ve Federal Almanya Hari­ciye Vekillerinin iki memleketi ilgili-yen beynelmilel meseleleri müşterek bir anlayış zihniyetiyle tetkik ettikle­rini bildirmektedir.

Diğer taraftan Spiros Teotokia ve M. Heinrich Von Brentano Yunan - Al­man münasebetlerinin geliştirilmesi ga yesiyle bir kültür anlaşması imzalamış lar dır.

Alman Reisicumhuru bu sabah Atina'­dan ayrılacak ve Yunanistanm. bazı ta-Tühî yerlerini "bir turist s'iativle gezdikten sonra 22 mayısta Almanya'ya dö­necektir.

Paris:

Tass Ajansının (bildirdiğine göre, Sov-y-ett hükümeti, Bonn Büyükelçisi Vale-rian Zorin eliyle, 15 mayısta Batı Al­manya 'hükümetine bir nota tevdi et­miştir. Bu notada, Almanyadaki Sov­yet vatandaşlarının Sovyet Büyükelçi­lik memurlarıyla irtibat temin edebil-

image007.gifKolonya:

Batı Almanya Devlet Bankasının ıs­konto haddini yükseltmesi, Başvekil A-denauer tarafından şiddetle tenkid e-dilmiştif

Banka bu kararı aldıktan birkaç saat sonra verdimi beyanatta Adenauer. Maliye Vekili FYrtz Sdhaeffer ve İkti­sat Vekili Budgwi.g Erhard'a tunu ka­bul ettikleri için tarizde bulunmuj ve i(bu karar, gelişmekte olan Alman sa­nayiine sarar verecektir" demiştir.

26 Mayıs 1956

Was!hinlgton:

Almanya'nın işgali sırasında ele geçi­rilen 'bazı v-bs ikalar dan öğrenildiğine göre, Adolf Hitler 1940 yılı sonların­da İngiltere ve Fransayı mağlûp ede­ceğine katiyetle emindi. Nitekim 17 mart 1940 da Brenner geçidinde Beni--to Mussolini iile vaki mülakatında Mussolini'yi'Batı ile mücadelesinde AL manyaya iltihaka davet etmişti.

Hariciye Vekâleti tarafından 729 sahi-felik bir kita.p halinde neşredilen bu vesikalar Hitler ile MussclJni anasında teati edilen m-sktuplardan başka şu hakikatleri de i. ufak bir zümreyi teşkil eden nazı aleyhtarı muhafazakârlardan çekinmesini zira, kendisinin Ayam Kamarasında Muhafazakâr Partinin çoğunluğuna isti-had ettiğini, İşçilerin de muhalefetine aldırış etmeden politikasını kabul ettirebileceğini söylemiştir.

Bundan başka, yayınlanan vesikalarda, müteveffa Suudî Arabistan Kralı îbni Suud'un İngilizler hakkındaki düşüncelerini de belirten kısımlar mevcuddur.

Bunlardan bir tanesi, Nazi Almanya'yı hem Irakta ve hem Suudî Ara-bir.tanda temsil etmiş, olan Büyükelçi Fritz Grobba tarafından Dışişleri Vekili Ribbentrop'a gönderilmiş o^an rapordur.

Alınan büyükelçisi bu raporunda ezcümle şöyle demektedir:

«Kral İbnisuud hakkındaki fikrimi değiştirdim. Onun İngilizlerden nef­ret ettiğini ve kendini onların ellerinden kurtarmak için fırsat kolladığı­nı anladım. Kendisi ile en son yaptığım konuşma sırasında, üç kere İn­gilizlerden bahsederken, bunları yalancılıkla itham etti. »

Büyükelçi bundan sonra .Almanlarla işbirliğinde bulunmak için îbni Suud'un külliyetli miktarda silâh istediğini de -yazmaktadır.

Muteber   sayılan   oylar:   4  milyon 351 bin 337 Partilerin aldıkları oy sayıları: Halkçılar: 2 milyon 63 (82 üyelik) Sosyalistler:   1 milyon 873 bin 260 (75 üyelik)

Komünistler ve Solcu Sosyalistler: 192 bin 342 (3 üyelik) Liberaller: 283 bin 713 (5 üyelik) Çeşitli teşekküller: 2474.

29 Mayıs 1956

Cenevre:

Cenevrede üçüncü devre toplantıları­nı yapmakta olan Birleşmiş Milletler Mültecilere Yardım Fonu idare komi­tesinin dünkü içtimaında söz alan A-vusturya murahhası, hâlen Avusturya-da Doğu Avrunadan ıgelen ve 35.800 ü toplanma kamplarında misafir edilen 150.000 mülteci bulunduğunu ve ıbu sa­yının ıgün geçtikçe artmakta olduğunu açıklamıştır.

Avusturya   murahhası,   Avusturya'nın bütün 'mültecileri kabul ve himaye ek­tiğini, ancak bu meselenin daha fazla beynelmilel bir mahiyet arzettiğini ve bu itilbarla .bütün devletlerce "bu müite çilere yardım edilmesinin manevî bir veci'be olduğunu söylemiştir.

Avusturya murahhasından sonra ko­nuşan Hollanda murahhası, kamplar­da bulunan mültecilerin muhacir ola­rak 'gitmek istedikleri yerlere kabul edilmemekte olmalarından dolayı yeis ve atalete düştüklerini ve mülteciler meselesinin fou yüzden müşkül ve karı­şık ibir duruma girmiş bulunduğunu be yan etmiştir.

Bundan sonra söz alan bazı murahhas­lar da mültecilerden bir çoğunun kamp lan terk etmek istemediklerine işaret etmişlerdir. Bu arada Yunan murahha­sı hükümetinin Ün mülteci kampını bir kaç gün içinde kapatmak kararını al­dığını bu kamplardaki mültecilerin her 'birine iskân yardımı olarak 85 er dolar verileceğini söylemiştir.

En son olarak söz alan Amerikan mu-ralh'hası, Avusturyadaki mülteciler me­selesinin halline yardım etmek üzer* Birleşik Amerika hükümetinin mülte­ciler fonu emrine 194.000 dolar verece­ğini söylemiştir.

3 Mayıs 1956

Londra:

Daily Tel-sigraph gazetesi, Çekoslovak­ya'nın Suriyeye ehemmiyetli miktarlar da silâh göndermeğe başladığını .bildir­mekte ve !bu sevkıyatın iki memleket arasında uzun zamandaniberi cereyan eden görüşmeler neticesinde altı haf­ta evvel akdedilen bir anlaşma gere­ğince yapıldığını tasrih etmektedir.

Daiiy Telegraph'a göre mevzuulbahs anlaşmada Çekoslovakya'nın Suriye'ye 50 Alman tipi tank, 50 Sovyet tipi tarik, 25 mig uçağı, 100 kadar zırhlı otomolbil, salhra ve uçaksavar topları 10 ibin portatif makineli tüfek ve muh­telif cephane vermesi derpiş edilmek­tedir. Bunlar için istenilen .bedel nor­mal fiyatlardan daha aşağıdır ve cem'-an 10.700.000 Suriye lirası'tutmakta­dır. Bunun 'bir kısmı Suriye'nin ziraî maddeleriyle karşılanacaktır.

Suriye'ye bu anlaşma mucibince ilk silâh partilerinin teslim edilmiş oldu­ğunu bildiren Daily Telegraph, Rus li­derlerinin Londraya hareketlerinden az evvel neşredilmiş olan Orta doğu hakkındaki Sovyet tebliğinden sonra da 'sevkıyata devam edilmiş olduğunu fakat Londra telbliğinden sonra bu­nun devam edip etmediği hakkında bir malûmat alınamadığını kaydetmek­tedir.

9 Mayıs 1956

Viyana:

Burada intişar eden bir gazetenin ha­ber  verdiğine  göre,  son     zamanlarda


Çekoslovakyadaki Rus askerî mütehas sısları adedi çok artmış ve Çek or­dusu tamamen Rus kontrolü altına gir­miştir. Son aylar zarfında asgarî 50 Rus generalinin ve 5.000 Rus subayı­nın Çekoslovakya'ya vazife ile tayin e-dildiği ileri sürülmektedir.

Gazete,.yeni Sovyet tank ve topçu (bir­liklerinin Çekoslovakya - Batı Alman­ya hududu civarına ve Slovakya'ya nakledildiğini  iddia   etmektedir.

Bundan haşka son günlerde Çek Sa­vunma Vekili Alexi Cepicka'nm isti­fa etmesi de bu arada .belirtilmektedir.

10 Mayıs 1956

Moskova:

Mareşal Bujganin dün, Çekoslovakya-mn millî Ibayramı münasebetiyle, bu memleketin Moskova Büyükelçiliğinde tertiplenen kabul resminde İngiltere şerefine kadeh kaldırmıştır.

Kabul resminde Molotof'la birlikte ge­len 'Bulganin, yaptığı konuşmada İn­giltere'yi ziyaretinden de bahsederek «(bu büyük memleketin idarecilerini yakmdan tanımak ve kendileriyle dos­tane münasebetler tesis etmek imkânı­nı bulduk» demiştir.

Daha sonra biihassa İngiltere Büyük­elçisine hitap eden Bulıganin sözlerine şöyle devam etmiştir: eBu vesile ile sizi Ve arkadaşlarınızı tebrik ederim. Ayrıca İngiltere ile olduğu gibi bütün memleketlerle, bütün hükümetler ve milletlerle, dostluk münasebetleri kur­mak arzusunda olduğumuzu bilhassa tasrih etmek isterim.»

Prag:

Slansky dâvası sırasında hapse mah­kûm edilmiş olan ve 'geçenlerde serbest bırakılan eski Çekoslovak Dışişleri Vekili yardımcısı Arthur London, Dış­işleri Vekâletinin tavassutuyla iki Iba-tılı gazeteciye ibir mülakat vermiştir. London bu mülakatında şöyle d-emiş-tir: «Mevkuîiyetim sırasında çok fena muameleye maruz kaldım. Fakat mah­kemede suçlu olduğumu, bilhassa ma­ruz kaldığım manevî işkence yüzün­den kabul ettim. Bu sene mahkemem tekrar görüldü ve iki şubatta yüksek mahkeme aleyhimde ileri sürülen iha­net ve casusluk ithamlarını reddede­rek beraatime karar verdi. Ben, 1952 yılında mevcut olan milletlerarası ger­ginliğin Çekoslovakya'da doğurduğu i-tim'atsızlığm ve Beria'nm buradaki suç ortaklarının faaliyetlerinin kurbanı ol­dum. O zamanlar, suçlu olarak gösteri­lenleri itirafa mecbur etmek için her çare meşru addediliyordu. Her hangi bir ilâcın tesiri altında ifade verme­dim. Maddî işkencelere maruz kaldım. Fakat bana atfedilen suçları kabul et­meme yol açan işkence olmadı. İşin en acı tarafı dostlarım, şeflerim ve parti arkadaşlarım olan şahıslar tara­fından itham edilmemeli. Nihayet düş­manlarımıza partimizin hatalı hareket edebileceği kanaatini vermemek ve Sosyalizm davasını haleldar etmemek için istenildiği veçhile itirafta bulun­manın iyi olacağına kanaat getirdim.»

11 Mayıs 1956

Prag:

Çekoslovak Ajansının bildirdiğine gö­re, «Amerikan ajanlarına malûmat ve­ren gizli bir teşkilâta mensup on kişi» Çekoslovak emniyet makamları tara­fından tevkif edilmiştir. Bu şahısların verdikleri malûmat Çekoslovakyada uçak sanayii ve (bilhassa tepkili uçaklar imaline dairdi.

Viyana:

Çekoslovak Komünist Partisinin bu­gün yaptığı toplantıda beyanatta bulunan Başvekil Viliam Siroky, Sovyet Komünist Partisinin yirminci kongre­sinde alınmış olan kararların Çekos­lovak Komünist Partisinde fikir karşıklığı ve ihtilâf yarattığını açıklamış­tır.

Prag radyosu, Siroky'nin yapmış ol­duğu beyanatın geniş bir özetini yayın lamıştır.

Siroky, geçmişte ve 'bilhassa son toeş yıllık plânın tattoik sahasına konması hususunda «mühim hatalar» m iş­lenmiş  olduğunu itiraf  etmiştir.

Bütün kuvvetin Çekoslovak ağır sana­yiine verilmiş olmasının memleketteki yaşayış seviyesinin düjşmesine sebap olduğunu kaydeden Komünist Başve­kil, sanat ve ilim hayatının hür bir şekilde Çekoslovakya'da gelişmesini sağlamak için tedbirlerin alınması ge­rektiğini söylemiştir.

18 Mayıs 1956

Prag:

Çekoslovak (güvenlik servislerinden bildirildiğine göre, yeni bir casusluk hâdisesi daha meydana çıkarılmıştır. Bu hususta yayınlanan resmî bir tebliğ de, Amerikan istihbarat servisleri ta­rafından Çekoslovakya'ya 'gönderilmiş olan 21 yaşında genç bir Çekoslovak tebaasının tevkif edildiği haber veril­mektedir. Tebliğde ilâve edildiğine gö­re, bu şaihıs Nuremberg civarında Lud wighoehe'deki casusluk okulunda beş aylık bir staj .gördükten sonra Doğu Almanya topraklarından geçerek Çekoslovakya'ya girmiştir. Bu şahsın îtiraflari sonunda Alman  Çekoslovak hududundan gizlice adam geçiren bir şebeke mensupları Doğu Alman polisi tarafından tevkif edilmiştir. Bu ma­yıs ayı içinde Çekoslovakya'da açığa çıkarılan üçüncü casusluk hâdisesi ol­maktadır.

24 Mayıs 1956

Prague:

Slansky   davası ve dosyalarının yeni-den gözden geçirilmesi hakkında her­hangi bir beyanatta bulunmayı kalbul etmiyen Başvekil bunun adlî makam ları ilgilendiren bir mesele olduğunu söylemiş, fakat, şunları ilâve etmiştir:

«Bu hususta 'bütün söyleyebileceğim eski Dışişleri Vekil yardımcısı olan ve müebfoed hapse mahkûm edilen Vay-mhyrgk'in dosyasının incelenmekte ol duğudur."

Çekoslovakya ile Suriye arasında silâh şevki hususunda bir anlaşma imzala­nıp (imzalanmadığı sorusuna cevap vermek istemiyen Başvekil Siroky iha­len ticaret müzakerelerinin devam et­mekte olduğunu ve Suriyelilerin Çe­koslovak silâhlarına ilgi gösterdikleri­ni söylemiş ve Çekoslovakya'nın te­cavüz maksadiyie kullanılmak üzere hiç kimseye silâh vermediğini ve ver-miyeceğini ilâve etmiştir.

Başvekil ayrıca, Cumih'urfbaşkanı Za-potocky'nm sıhhî sebepl-sr yüzünden istifa edeceği söylentilerini yalanla­mıştır. Geçen pazar Prague'da ve di­ğer "bazı Çekoslovak şehirlerinde ce­reyan ed-en nümayişlerden sonra ibazi talebelerin tevkif edildiği yolundaki halberler de aynı şekilde Başvekil tarafından yalanlanmış-tır.

26 Mayıs 1956

Prag :

Çekoslovak hükümeti yıliardanberi ilk defa olarak, batılı .gazetelerin Çekoslo­vakya'ya (girmesine müsaade etmiştir.

Şimdiye kadar, sadece komünist parti­lerinin organı olan gazetelerin girme­sine müsaade edilmekte idi.

31 Mayıs 1956

Bonn:

Katolik Haıberler Ajansının Münih'-den aldığı bir hafbere atfen bildirdiğine göre, Macaristandaki komünist idare­ye sadakatini belirten bir demeçte bu­lunmaktan imtina ettiği için Macaris­tan Başpiskoposu Kardinal Mindzenty yeniden hapis edilerek sıkı bir nezaret altına alınmıştır.

Kardinal 15 temmuz 1955 de Cenevre konferansının arifesinde Güney Maca­ristan'da, başpiskoposların yazlık; ikametgâhına nakledilmişti. Macar hükü­metinin 'bir temsilcisi son günlerde kendisini ziyaret ederek, hükümetin bazı kararlarını tasvip ettiği takdirde va­zifesine iade edilebileceğini bildirmiş­tir. Bahis konusu kararların şunlar­dan ibaret olduğu belirtilmektedir: Bü­tün ruhban okullarının devletleştiril­mesi, ruhban teşekkülleri ile diğer di­nî derneklerin ilgası, gençliğin komü­nizm prensiplerine göre yetiştirilmesi, komünist partisi tarafından yaratılan ve rahiplerce idare edilmesi derpiş e-dilen hareketin başpiskoposluk tara­fından tanınması.

5 Mayıs 1956

Atina :

Yunan hükümeti Şam ve Yeni Delhi'­deki elçiliklerini Büyükelçiliğe yük­seltmeğe klaa-ar vermiştir. Hindistan ve Suriye de Atinaya ayni şekilde Bü­yükelçi tâyin edeceklerdir.

8 Mayıs 1956

Atina :

Hafoer verildiğine göre, Yunan Hari­ciye Vekili Amerikan sefirine müraca­atta 'bulunarak, Kılbrısta İngiliz ma­kamları tarafından ölüme mahkûm e-dilmiş olan iki Rum hakkında Yunan hükümetinin igöjrüşiinü ^aslhiington'a bildirmesini talep etmiştir.

Yunan Dışişleri Vekili ayrıca Atina'-daki İngiliz sefiri Sir Charles Peak'e de protestoda bulunmuştur.

Yunan hükümetinin /bugün girişmiş, olduğu bu diplomatik faaliyetinde sa­dece Michael Karaolis'in durumunu ileri sürmüştür.

Diğer taraftan Yunanistan, Strasbımg' daki Avrupa konseyine müracaat ede­rek, İngilizlerin insan haklarını çiğ-niyen hareketlerinin milletlerarası bir zaviyeden tetkik edilmesini talep et­miştir.

Atina :

Atina Ajansı Nato toplantılarına ka­tılmak üzere Paris'e gitmiş olan Yu­nan Dışişleri Vekili Spyros Teotokis'un Atinaya döndüğünü bildirmiştir.

İngiltere Dışişleri Vekili Selwyn Lloyd ile yaptığı müzakereler hakkında ken­disine sual sorulan Vekil Kıbrıs mese­lesini görüştüğünü söylemekle yetin­miştir. İki vekil, bu görüşmeleri hükü­metlerine bildirmeyi kararlaştırmış­lardır. Teotokis, Selwyn Lloyd'un ken­disine Kıbrıs anayasasının, bir tasarı­sını tevdi ettiği yolundaki haberi te-

9 Mayıs 1956

Atina:

Kıfbrısü bir Rus hakkındaki idam kara ruım infazını protesto için bugün Ati-nada yapılan nümayişler sırrımda bir nümayişçi polis tarafından öldürülmüş tür. Husule gelen hâdiseler sırasında 55 polis memuru ile 33 nümayişçi ya­ralanmıştır.

Atina :

Bu akşam İçişleri Vekâleti tarafından yayınlanan resmî bir tebliğde bildiril­diğine .göre, Kibrisin Yunanistana il­hakını temin için çalışan Panhellen Komitesi tarafından bugün öğleden sonra tertiplenen miting sonunda çı­kan hâdiseler sırasında iki nümayişçi ölmüş, 130 u da yaralanmıştır. Asayiş kuvvetleri mensuplarından yaralanan­ların sayısı 59 dur.

Polis ve ordu birlikleri İngiltere, Bir­leşik Amerika ve Türkiye Büyükelçi-likleriyle resmî daireleri ve şehrin mühim noktalarını muhafaza altına al­mıştır.

18 Mayıs 1956

Atina :

Bugün bildirildiğine göre, Yunan pet­rol şirketleri isçileri iki Kıbrıslının idamını .protesto için İngiliz tankerle­rinden petrol boşaltmam aya karar ver-mielerdir. İsçiler £m kararı bir ay son­ra tatbike başlıyacaklardır. Bundan başka bu işçiler Kıbrısa gitmekte ci­lan İngiliz ufaklarına Atinadan ben­zin vermemeyi de karar altına almış­lardır. Bununla beraber, Öğrenildiğine göre, Kıbrıs'a gitmekte olan İngiliz u-çaklarıiiın Atinadan benzin almaya ihtiyaçları yoktur.

25 Mayıs 1956

Atina :

Yunan Meclisi, dün akşamki oturu­munda hükümetin Kıbrıs işinde takip ettiği siyasetle umumî siyasetini tak­bih eden muhalefetin sansür takririni 126 ya karşı 162 oyla reddeder-ak Ka-ramanlis hükümetine itimadım beyan etmiştir.

26 Mayıs 1956

Atina :

Yunan Dikleri Vekâletinin Atina radyosu tarafından yayınlanan tebli­ğinde (bildirildiğine göre, Yunanistanm Sofya maslahatgüzarı 19 Mayısta Bul­gar Dmçleri Vekâletine bir nota ver­miştir. Bu nota, Bulgaristan'ın Yu~ nanistana vereceği tazminatın tasfiyesi için Yunanistanın ileri sürdüğü son -tekliflere cevap maniyetindedir. Aşa­ğıdaki noktalar üzerinde anlaşmaya varıldığı sanılmaktadır:

Bulgaristan m. bu tazminata  mah­suben alelhesap bir miktar ödemesi,

Askıda kalmış bütün iktisadî meselelerin halli için derhal müzakerelere
girişilmesi. Bununla "beraber. Yunan hükümeti p-"ielhesap Ödenm-esi teklif edilen 3 milyon doları kifayetsiz bulmakta, hiç olmazsa 6 milyon dolar verilmesini ta­lep etmektedir.

28 Mayıs 1956

Atina :

Yunan Hariciye Vekili Theotokis'in istifası Atina siyasî çevrelerinde bü­yük bir hayret yaratmıştır. Cumarte­si g-ecesi parlâmentoda konuşan The-otokis, muhalefetin hücumlarına ce­vap vermiş ve istifa etmiyeceğini kat'-iyetle söylemişti. Mamafih, vekil pa­zar günü Başvekil Karamanlis ile ' hu­susî surette görüşmüg ve gece de is­tifa etmiştir.

Theotokis'in yerine Ziraat Vekili verof getirilmiştir.

A lâk alı çevrelerin söylediklerine göre, yeni Hariciye Vekili Theotokis'in gütmekte olduğu nispeten uzlaştırma ve anlaşma siyasetine aykırı bir yol tu tacaktır.

Diğer taraftan yabancı siyasî çevre­lerin tahminlerine göre, Theotokis'in istifası, Karamanlis hükümetinin şim­diye kadar tutmuş olduğu yoldan ayrıl masma se/b-sp olmayacaktır.

Kıîbrıs Etnark meclisinin ve bilhassa muhalefetin hücumları 'karşısında u-mumî efkârı teskin için Theotokis is­tifa ettirilmiş ve görünüşe göre, da­ha sert bir siyaset takip edecek bir şahsiyet getirilmiştir.

Bundan İki gün kadar evvel, Meclis müzakereleri sarasında eski vekiller­den Lihnos'un İngiltere ile bir anlaş­maya varılması zamanının geldiğini söylemesi, ne parlâmentoda ne ;de ba­sında menfî bir aksülâmel yaratmıştır.

Bu da Yunan hükümetinin bir an ev­vel Kıbrıs meselesini (bir neticeye bağ­lamak istediği tarzında yorumlanmış­tır. Şimdi, hükümetin, fazla hırpalan­madan, anlaşmaya götürebilecek bir yol araştırdığı intibaı umumidir, bu arada c°k hücuma uğramış v.e yıpran­mış olan Theotokis'in feda edilmesi gerekmiştir. Yeni getirilen Hariciye

18 Mayıs 1956

Atina :

Bugün bildirildiğine göre, Yunan pet­rol sirketl-sri içkileri iki Kıbrıslının idamını protesto için İngiliz tankerle­rinden petrol boşaltmamaya karar ver­mişlerdir. İ?HJ.er -bu kararı bir ay son­ra tatbike bağlıyacaklardır. Bundan başka bu işçiler Kîbrısa gitmekta o-lan İngiliz uçaklarına Atinadan toen-"zin vermemeyi de karar altına almış­lardır. Bununla bera'bar, öğrenildiğine göre, Kıbrıs'a gitmekte olan İngiliz u-çşklarııûn Atinadan 'benzin almaya ihtiyaçları yoktur.

25 Mayıs 195S

Atina :

Yunan Meclisi, dün akşamki oturu­munda hükümetin Kıbrıs işinde takip ettiği siyasetle umumî siyasetini tak­bih eden muhalefetin sansür takririni 126 ya karşı 162 oyla reddederek Ka­ramanlis hükümetine itimadını beyan etmiştir.

26 Mayıs 1956

Atina :

"Yunan Vekâletinin Atina radyosu tarafından yayınlanan tebli­ğinde bildirildiğine göre, Yunanistanm Sofya maslahatgüzarı 19 Mayısta Bul­gar Dikleri Vekâletin-3 bir nota ver­miştir. Bu nota, Bulgaristan'ın Yu-nanistana vereceği tazminatın tasfiyesi İçin Yunanistanm ileri sürdüğü son tekliflere cevap mahiyetindedir. Aşa­ğıdaki noktalar üzerinde anlaşmaya varıldığı sanılmaktadır:

Bulgaristanm, bu tazminata   mahsus alelhesap ibir miktar ödemesi,

Askıda kalmış bütün iktisadî mesetelerin (halli için derhal müzakereleregirişilmesi. Bununla foeralber. Yunan hükümeti lelhesap ödenmesi teklif edilen 3 milyon doları kifayetsiz bulmakta, hiç lmazsa 6 milyon dolar verilmesini ta­lep etmektedir.

28 Mayıs 1956

Atina :

Yunan Hariciye Vekili Theotokis'in istifası Atina siyasî çevrelerinde bü­yük ibir hayret yaratmıştır. Cumarte­si g-scesi parlâmentoda konuşan The-otokis, muhalefetin hücumlarına ce­vap verini? ve istifa etmiyeceğini kat­iyetle söylemişti. Mamafih, vekil pa­zar günü Başvekil Karamanlis ile hu­susî surette görüşmüş1 ve gece de is­tifa etmiştir.

Theotokis'in yerine Ziraat Vekili A-verof getirilmiştir.

Alâkalı çevrelerin söylediklerine gö­re, yeni Hariciye Vekili Theotokis'in gütmekte olduğu nistoeten uzlaştırma ve anlaşma siyasetine aykırı bir yol tu tacaktır.

Diğer taraftan yabancı siyasî çevre­lerin tahminlerine göre, Theotokis'in istifası, Karamanlis hükümetinin şim­diye kadar tutmuş olduğu yoldan ayrıl masına sefoep olmayacaktır.

Kıbrıs Etnark meclisinin ve bilhassa muhalefetin hücumları 'karşısında u-mumî efkârı teskin için Theotokis is­tifa ettirilmiş ve görünüşe göre, da­ha sert bir siyaset takip edecek ibir şahsiyet getirilmiştir.

Bundan iki gün kadar evvel, Meclis müzakereleri sırasında eski vekiller­den Lihnos'un İngiltere ile bir anlaş­maya varılması zamanının geldiğini söylemesi, ne parlâmentoda ne dıe ba­sında menfî bir aksülâmel yaratmıştır.

Bu da Yunan hükümetinin bir an ev­vel Kıbrıs meselesini ibir neticeye bağ­lamak istediği tarzında yorumlanmış­tır. Şimdi, hükümetin, fazla hırpalan­madan, anlaşmaya götürebilecek bir yo] araştırdığı intibaı umumidir, fou arada çok hücuma uğramış v,e yıpran­mış olan Theotokis'in feda edilmesi gerekmiştir. Yeni getirilen Hariciye Vekilinin ise ilk zamanlarda sert bir siyaset güder gibi görün-sceği zanne­dilmekle berafoer, bunun, Yunan hü­kümetinin tutmuş olduğu esas istika­meti değiştirmesi beklenmemektedir.

29 Mayıs 1956

Londra :

Bulgaristan İngiliz Turnfoull Scott SEhippinıg kumpanyasından 10.337 ton­luk bir gemi satın almıştır. 1944 se­nesinde inşa edilen ve 11 buçuk mil bir sürate malik bulunan «Eastaıgate» adındaki bu .gemiye Bulgarlar «Bal­kan» adını verecekleridir.

Financial Times'in yazdığına göre, bu gemi iğin 500 bin İngiliz lirasından fazla toir para ödenmiştir.

30 Mayıs 1956

Atina :

Sovyetler Birliğinin Atina Büyükelçi­si M. Mihaİl Sergii Sovyet Yüksek-Şurâsımn bir mektubunu Yunan mebuslar meclisi başkam M. Rodopulos'a-tevdi etmiştir. Bu mektupta Yunan parlâmentosu âzasından 15 kişilik bir heyet Mos'kovayı ziyarete davet edil­mektedir. M. Rodopulos bu daveti ka­bul etmiş ancak, heyete iştirak edecek: olan mebusların adlarını ve ağustos a-yi içinde yapılacak olan bu ziyaretirs-kat'î tarihini Ibilahare bildireceğini söylemistir.

Yunanistan hâdiseleri

12/V/956 Tarihli (Zafer) den:

Atinada yine kan .gövdeyi götürmüş­tür. Tahrikçi Papas Makarios'un sürülmesini takibeden günlerde aynı ma­hiyette karışıklıklar Yunanistanı al­tüst etmişti. Yine bir takım nümayiş­liler yaralanmış, işe resmî kuvvetler karışmış, müttefik devletlerin sefaret­haneleri şuursuz sokak tahrikçilerinin taarruzlarından güç kurtarılmıştı.

Yine bayraklar yırtılmış, meskenler ve ticarethaneler talan edilmişti.

"Bu hâdiselerin üzerinden henüz bir kaç ay geçmiş bulunuyor. Aynı tahrik--çiler 'bu sefer Kıibrısta iki İn'gilizi kat­leden tedhişçilerin ölüme mahkûm e-ciilmiş olmasını 'bahane ederek yine sokaklara dökülmüşlerdir. Hâdisenin kısa bilançosu şudur: 7 ölü, 200 yara-3ı, Amerika, İngiltere Sefaretlerine tasrruz, Amerika Haberler Bürosunun -tahribi, bayrakların yakılıp yırtılma­sı.

"Son haberler Yunanistanda büyük bir (huzursuzluğun hükümran olduğunu ifade ediyor. Bütün yabancılar, can ve -mal korkusu içinde titriyorlar... Böy­le .bir durumun bir memleket için ne ka'iar elemli olduğunu söyl-smiye ha­cet yoktur. Çünkü bu hallerin deva­mı, iç ve dış emniyet ve istikrar ba­cımından çok menfî neticelerin tahas-sül etmesine yol açar. İçerde vatanda­şın hükümetin kuvv-st ve salâhiyetine karşı itimadı sarsılır. Bu ise böyle sar­sıntıları bir fırsat olarak kullanmak is_ tiyenlerin işlerini kolaylaştırır ve Yu-.nanistanın hakikî di? tehlikelerle kar­şılaşmasına yol açabilir. Yunanistan birçok iç meseleleri olan ve 'henüz bu meselelerini hal çareleri­me bağlıyamamış bir memlekettir. K'fb-U"is dâvası, mevcut meseleler üzerine bir kambur halinde eklenmiş bulunu­yor. Yunanistan için çok ciddî bir .ga­ile mahiyetinde olan bu meselenin or­taya çıkmasında; uzak görüşlülükten nasibi olmıyan devlet adamlarının bü­yük mesuliyeti vardır. Bunlar iç poli­tikanın mudil inkişafları karşısında sokak tahrikçilerini kendi saflarına almağı bir marifet saymışlar ve dola-yısiyle bu tahrikçilerin isteklerine bir millî politika süsü vermek mecburiye­tinde kalmışlardır. Kıbrıs Yunanistanı hiçbir şekilde alâkadar etmemek lâzım gelirken onun bir Yunan meselesi ha­linde ele almışm'daki hakikî sebep bun dan ibarettir.

Garibi şu ki, bu politikanın altı yedi seneden beri tevlid etmiş olduğu bü­tün neticeler, daima Yunanistanin a-leyhinde olduğu halde, sokağın ve de­magojinin tesirinden kurtaramıyan Yu nan siyasileri, kendilerinde hâlâ bu politikayı mahkûm etmek cesaretini bulamamış olmalarıdır.

Bu son hâdiselere tekaddüm eden gün­lerde dahi en salahiyetli Yunan Dev­let adamlarının hâlâ eski anlayış ve görüşlere sadakatle bağlı görünmekte­ki ısrarları bunun acık delilidir. Biz, müttefikimiz ve komşumuz Yunanistanın bu çıkmazdan kendisini kı­sa bir zamanda kurtarabilmesini sa­mimiyetle temenni ederİ2. Çünkü Yu­nan in politikası bakımından müessif neticeler veren bu yol muayyen bir ölçüde dış politikaya da tesir etmekte­dir. Nato içinde ve Akdenizin siyasî muvacehesinde, Yunanlılar Kıbrıs me­selesi dolayisiyle ihtilâfa düştükleri İngilizlerle ve Türklerle çok samimî, çok yakın bir işbirliği tesis etmek du­rumundadırlar.. Müşterek bir cephe­nin mensupları olarak, aynı anlayış İngilizleri ve Türkleri de bağlamakta-' dır. Hür insanlığı felâkete sürükleye­cek rbi rtecavüz hareketine karşı bir müdafaa cephesinde çarpışacak olan bu milletler arasında sokağın tahrikiy-

image008.gifle doğan ihtilâflar, olsa olsa karşı ta­rafı, yani taarruz ve haksızlık cephesi­ni sevindirir. Yunanlı müttefiklerimi­zin bu hakikati görerek yeni bir isti­kamet alma zaruretini hissetmelerinin zamanı çoktan gelmiştir.

12/5/1956 Tarihli (Cumhuriyet) den:

Atmada 'dün ciddî hâdiseler cereyan etmiş, Kıbrıs için bağırıp çağıran nü­mayişçiler, polis ve askerle çarpışmış­lar, ölenler,  yaralananlar  olmuştur!

Yunanlıların istedikleri nedir ?Kırbrıs-ta cinayet işliyen iki Rum tedhişçinin idam 'edilmemeleri, affedilmeleri! Bun lar geçenlerde idama mahkûm edilmiş lerdi. Bunun üzerine de Yunan hü­kümeti, Lon&raya başvurmuş, bir çok memleketlerin parlâmentolorını ha­rekete geçirmiş, 'katillerin affını te­mine çalışmıştır. Bu ara'da Yugoslav Parlâmento Reisi ile Amerika D15 ba­kanı Dulles da tavassutta .bulunmuş­lardı. Londra ise, kanunun tatbik edi­leceğini ilân etmiş ve evvelki gün de Kılbrıs Valisi, iki Rum tedhişçi ile alâkalı cezanın, infaz edileceğini açık­lamıştı. Bunların - yeni bir karar alın­madığı takdirde - önümüzdeki günler­de asılmaları (bekleniyor!

Adam öldüren asılır, Fakat Atinalılar Kılbrısta bu kanunun tatbik edilemiye-ceğini, orada adam öldürenlerin katil değil de,vatanperver olduklarını ileri sürüyorlar. Kıbrıs mevzuunda Yu narilı idarecilerin eok tehlikeli bir si­yaset takip edegslmekte oldukları mu­hakkaktır. Sabah, öğle, akşam Atina radyosundan Kıbrısa yaptıkları tahrik neşriyatı ile Kıbrıslı Rumları adam öl­dürmeğe, cinayet işlemeğe teşvik edi­yorlardı- Bundan ne gibi neticeler el­de edebileceklerini hesaplıyorlardı. Dügünüyorlardı ki, Kıbrıslı Rumlar ibu tahrike kapılıp cinayet işlerler, idama mahkûm olurlar, taunların idam edil meleri de Atina tarafından siyasî sa­hada istismar edilir, dünya efkârı ayaklandırilir ve kölelikle Birleşmiş Milletler muhitinde    Yunanistana ve Yunanistanm «Kıbrısı ilhak plânları­na» sempati duyanların sayısı da ço­ğalmış olur!

Kıbrısa dair cinayeti temel ittihaz eden (bu Yunan siyasetinin bazı netice­lere ulaştığı kabul edilmelidir. İngiliz: politikası 5ravaş yavaş ric'at etmekte­dir. Bugün Londranın bir çıkmaz için­de bulunduğu görülüyor. İki Rum ted­hişçisi idam edildiği takkdirde, [bu hâ­dise Yunanlılar tarafından istismar e-dilecektir. Bu iki Rumu kurtarmaya çalıştığını ilân eden Atina herkesten fazla onların idamını    beklemektedir.

İngiltere bunları idam etmekten vaz­geçtiği takdirde, Yunanistanm «tedhiş­çiler idam edilmiyor, arttınn cinayet­leri» yolunda tahriklere girişeceği ka­rışıklığı daha da genişleteceği muhak­kaktır.

Bu karışık durum, nasıl bir neticeye doğru ıgidiyor, kestirmek kolay değil­dir. Herhalde biz, bir oldu bitti karşı­sında kalmamak için dikkatimizi art-tırmalıyız.

Yunan buhranı

Yazan: A. Ş. Esmer

24/V/956 Tarihli  (Ulus)  tan:

Kıbrıs meselesinde zaaf göstermekte1 olduğu bahanesiyle muhalefetin verdi­ği itimadsızlık takriri görüşülürken, Yu nan Meclisinde, kavga çıkmış, muvafa­kat ve muhalefet mebusları birbirine girmişler ve oturum tatil edilmiştir. Bu gün, yarın Meclis toplandığı zaman, Kıbrıs meselesi tekrar ele alınarak, birkaç .gün tartışmadan sonra Kara-manlis (hükümetinin kaderi tâyin edi­lecektir.

Doğrusu şu'dur ki Karamanlısın ikti­darını teyid eden son secimden (beri Yu nanistanın iç politikası buhran içinde­dir. Fakat Makarios'un sürgün edilme­si ve iki tedhişçinin. Kıbrısta idamı bulıranı ağırlaştırmış ve muhalefet me selesini ileri sürmüştür. Kilisenin ve muhalefetin hücumlarına hedef olan daiha ziyade Dışişleri Bakanı Theoto-kis'dir.  Fakat Bakanı himaye ettiği için Başbakan Karamanlis de hücuma uğram:ştır. Venizelos ve Papandreu, geçen gün Krala verdikleri bir muhtı­rada «Vatan için tehlike» teşkil etti­ğini ileri sürerek. Karamanlisin azlini istemişlerdir.

Papagos zamanından, teri Ki'bris me­selesinde takip edilen sakat politika Yunanistanı derin bir çıkmaza götür­müştür, ingiltere ile münasebetleri ger ginleşmiş. Türkiyeden uzaklaşmış ve Amerikaya gücenmiştir. İngiltere'nin «suçu» Kıbrıstan ayrılmaması, Tür-kiyenin «suçu» Kıbrıs üzerinde 'hak id­dia etmesi. Amerikanın «suçu» da Kib-. rıs'm kendisine verilmesi için İngilte­re ve Türkiyeye tazyik etmemesidir. İngiltere, Türkiye ve Amerikayı ter-kecfcen Yunanistan, Sovyetleri ve Mı­sırı kazanmıştır. Başkan Heuss'un A-tinaya yaptığı ziyaret sırasında Al­manya'yı kazanmak için yapılan te­şebbüs netice vermemiş, Almanlar Kıbrıs meselesine kanamak istemedik­lerini anlatmışlardır. Takip edilen bu şantaj politikası, Kıbrıs'ın Yunanista-na terkindeki tehlikeyi kuvvetle be­lirtmektedir. Deniliyor ki3 Natoya üs­ler temini karşılığı olarak, Kıbrıs Yu-nanistana terk edilebilir. Fakat terke-dildikten sonra, Komünistlerin ve mu­halefetin tahrikleriyle bugünkü vazi­yete (benzer bir gelişme olursa, Adada­ki üslerin ne değeri kalır? Unutulma­malıdır ki Komünistler de muhalif or-takol partiler de Kıbrıs meselesini baş­ka maksatlar uğrunda istismar ediyor­lar ve Yunanistanm entrikalarla do­lu iç politika hayatı odur ki, Kıbrıs meselesi çözülse bile, o maksatları elde etmek için başka bir mesele ele alına­caktır.

Bugünkü hücumların garip tarafı, Dış işleri Bakanının (İngiliz taraftarı» ol­ması ve Kıbrıs meselesinde zaaf gös­termesidir Delilleri de Makarios'un sürgünden geri getirilmesi ve iki ted­hişçinin idamdan kurtarıhnamasıdır.

Acaba bu iddiaları ileri surenler bir dakika durup da, Tiıeotokis'in, Maka-rios'u sürgünden nasıl 'geri getirebile­ceğini ve tedhişçilerin idamdan nasıl kurtarılabileceklerini kendi kendilerin den sormuşlar mıdır?

Komünistlerin tavsiye ettikleri yol, Yunanistanm    Natodan    çekilmesidir.

Esas.en Yunanistan böyle bir uçuru­mun kenarına kadar gelmiştir. Bir içine atılıp da intihar etmediği kaldı. İngiltere ve Amerikaya demek istiyor ki, teni gelip kurtarmazsanız intihar edeceğim. İntihardan kurtarılmanın tek yolu da Kıbrıs'ın kendisine veril­mesidir. Eğer Karamanlis Hükümeti­nin Kıbrıs politikasında tenkid edilecek 'bir cihet varsa, hesapsız olduğu ve faz­la ileri gidildiğidir. Oysa ki, tam ters 'bahanelerle tenkid ve hücuma uğra­maktadır. Mecliste üçyüz mebustan yüz altmış ibeşine sahip olduğundan belki de Karamanlis bu defa itimad kazanacaktır. Fakat akıl ve izan hâ­kim olmadıkça bu itimad dahi Yuna­nistan'ı Kıbrıs çıkmazından kurtara­mayacaktır.

10 Mayıs 1956
Paris :

Yugoslav devlet reisi Mareşal Tito, bugün, Canip Mailly'deki Fransız bir­liklerini ve Oıalons askerî mektebini ziyaret etmiştir.

Mareşal Tito'nun -geçtiği sokaklarda duvarlara üzerinde Devlet Reisi Ti­to, Kardinal Stenipak'ı serbest ibırak» yazılı kâğıtlar yapıştırılmıştı.

11 Mayıs 1956

Paris :

Conzere - Mondragon'daki barajı zi­yaret etmek, üzer* Paris'ten nihai su­rette ayrılmadan önce akçam yemeği­ni Fransız Cumhurbaşkanı Coty ile yemiş olan Yugoslav Cumhurbaşkanı Mareşal Tito ile Dışişleri Vekili Popo-viç, Paris'teki Yugoslav sefaretinde şampanya ikram ettikleri gazetecilerle konuşmuşlardır. Vekil P-opoviç, «her iki taraf kabul ederse» Mareşal Tito ile 'Amerika'yı ziyaret etmiye hazır ol­duğunu basın mensuplarına söylemiş­tir.

Popoviç, Yugoslavya ile Amerika ara­sındaki münasebetlerin eskidenken olduğu gibi şimdi de dostane olduğunu zannettiğini ifade etmiştir.

Mareşal Tito önümüzdeki ay Moskova' yi ziyaret edecektir.

Yugoslavya'nın Moskova'da herhangi bir diplomatik anlaşma imzalamayı ka bul edip etmiyeceğini soran gazeteci­lere Yugoslav Dışişleri Vekili:  böyle bir plânımız yoktur. Fakat bir fırsat hasıl olur da bunun faydalı olacağına kanaat getirirsek, hiç şüphesiz imza­larız»  demiştir.

Popo'Viç, Rusların iddia ettiği gibi, Na-to'nun barışa bir engel teşkil etmedi­ğini beyan etmiştir.

16 Mayıs 1956

Washington :

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyo­nu Başkanı James Richard, komisyon' un ibuıgün yaptığı gizli toplantıda Ame rikanm Yuıgoslavyaya gelecek sene ya­pacağı 30 milyon dolarlık iktisadî yar­dımı yarıya indirmeye karar verdiğini açıklamıştır.

18 Mayıs 1956

Belgrad :

Sovyetler Birliğinin askerî gücünde bir miktar indirm-e yapma hususunda geçen hafta almış olduğu karar hak­kında Yugoslavya Dışişleri Vekâleti sözcüsü tertip ettiği 'basın toplantısı sı­rasında ezcümle şunları söylemiştir.

Sovyetler Birliğinin askerî kuvvetin-' d'en foir kısmını terihis etmek üzere al­mış oldu ihı son karar milletlerarası gerginliği hissedilir derecede azalta­caktır. Bu bütün dünyada sulhüri te­essüsü irin atılmış musibet bir adım­dır.»

23 Mayıs 1956

Londra :

Moskova radyosunun bildirdiğine gö­re, Sovyet Rusya ve Yugoslavya aynı anda hem Yugoslav hem Sovyet tabi­iyetinde bulunan şahısların, bu dev­letlerden birinin vatandaşlığını ser­bestçe seçebilmeleri hususunda bir anlaşmaya varmışlardır.

24 Mayıs 1956

Belgrad :

Bu akşam yayınlanan bir tebliğde bil­dirildiğine göre Yugoslav ve Sovyet teknisyenleri 3 ilâ 24 mayıs tarihleri arasında yaptıkları görüşmelerde, atom enerjisinin barışçı gayelerde kullanıl­ması yolunda iki memleket arasında işbirliği edilmesi mevzuunda 26 ocak' ta imzalanmış olan anlaşmayı tatJbik mevkiine koymayı kararlaştırmışlar­dır. Bu anlaşma gereğince iki memle­ket âlim ve teknisyenleri tarafından inşa edilecek olan ilk Yugoslav atom reaktörü. 1958 yılında işlemeye başla­mış olacaktır.

26 Mayıs 1956

Belgrad :

Yugoslav gazeteleri, bugün Belgrad'a gelmesi beklenen Bulgar parlâmento hey'etinin ziyaretinin iptal edildiğini bildirmektedirler.

Yugoslavlar, Bulgar Shey'etinden iki üyenin arzu edilmeyen şahıs olduğu ka-naatindedirler. Bu iki üyeden biri 1950 senesinde Yugoslavya'dan hudut ha­rici edilmişti.

Bulgar parlâmento heyetinin Yugoslav ya'yı ziyaretten vazgeçtiği, Belgraıdda-ki Bulgar Büyükelçisi Ljubomir An-lelov Yugoslav Dışişleri müsteşarı Dobrivoje Vidic'e bildirmiştir.

Bulgar heyeti, Yugoslav meclis başka­nı Moshe Pijade'nin riyasetindeki bir parlâmento hey'etinin geçen ay Bul­garistan'a yaptığı ziyareti iade maksa-dîyle Belgrada gelecekti.

Belgrad :

Yugoslav devlet reisi Mareşal Tito'-nun 2 haziranda Sovyetler Birliğine yapacağı seyahat hakkında, «Nin» ad­lı Yugoslav dergisinde beyanatta bu­lunan Dışişleri Vekili Koca Popoviç, bunun çok önemli neticeler vermesi İhtimali olduğunu söylemiştir.

Belgrad :

Yugoslav devlet reisi Mareşal Tito Mı­sır'ın Belgrad Büyükelçisi Hüseyin Rüştü'yü kabul ederek kendisi ile bir müddet konuşmuştur.

Mısır elçisinin isteği üzerine vaki olan bu mülakatta konuşulan konular hak­kında hin bir haber alınamamıştır.

27 Mayıs 1956

Belgrad :

Boıiba gezetesi, bazı Amerikan gazete­lerinin doğu Avrupa memleketlerin­den bahsediş tarzlarını tenkid etmek­te ve bu tarzın «beynelmilel münase­betlerde demokratik anlama aykırı ol­duğunu» ileri sürmektedir. Gazeteye göre Amerikan basınının bir kısmı bu memleketler arasında hic 'bir tefrik yapmadan hepsini «mukadderatları başkaları tarafından tâyin edilen passif memleketler telâkki etmektedir. Halbuki, Borba'ya göre bu tarz gö­rüş bu memleketlerin halkını, millî iradesini, dilek ve tasavvurlarını kü­çümsemek hattâ foilmemezlikten gel­meye muadildir».

Belgrad :

Dışişleri Vekili Koca Popoviç, haftalık bir dergiye verdiği ve Tanyug Ajansı tarafından yayınlanan' beyanatında Mareşal Titonun Sovyetler birliğine yapacağı ziyaretin milletlerarası faali­yetin son derece sık ve önemli oldu­ğu bir zamana rastladığına işaret et­tikten sonra birçok memleketin dış siyasetini artık Asya ve Avrupa devlet adamlan arasında daha sıkı temasların sağlanması ve bir arada yaşama prensibinın kabulü esasına dayandığını be­lirtmiş ve şunları ilâva etmiştir:

«Maraşal Tito'nun Moskova'da yapaca­ğı görülmeler, devamlı milletler arası bulunması.

28 Mayıs 1956

Belgrad :

Mareşal Tito Ibu akşam İtalyan komu. Bu görüşmede Yu­goslav parlâmentosu başkanı Moşe Pi­yade ile Başvekil yardımcılarından Kardelj ve Rarikovic de hazır bulun­muştur.

30 Mayıs 1956

Belgrad :

. Macaristan ile Yugoslavya arasında muallâkta bulunan malî v,e iktisadî me seleleri halleden bir anlaşma. ıdün akşam Bislradda imzalanmıştır.

Bu anlatma ıgereğince Macaristan Yugoslavyaya önümüzdeki beş sene zar­fında 85 milyon dolar kjymetinde mal vermeği teahhüt etmektedir.

İki memleket arasında fennî ve teknik; işbirliğini derpiş eden bir kararname yine dür. akşam Bslgrad'da imzalan­mıştır.

Belgrad :

Sovyet Başvekili Nikolai Bulıganin Yugoslav Tanyug Ajansına verdimi be­yanatta, «Mareşal Tito'nun Moskova ziyareti Sosyet - Yugoslav münasebet­lerinde yeni ıbir devir acacEktır de­miştir.

Yugoslavya'nın kominformdan ihraç edildiği 1948 tarihinden sonra Sovyet liderleri Bulganin ve Kruşcev ilk defa geçen yıl Beıgradı'ı ziyaret etmişler­dir.

Bulıganin, bu !bir sene zarfında kültü­rel, sosyal ve iktisadî temasların iki memleket arasında da'ha yakın işbirli­ğinin temelini attığını söylemiş ve sözlerina runları ilâve etmiştir:

Milletlerarası memelilerde Yugoslav­ya nın aldığı vaziyetin. Sovyet Rusya'­nın görücüne uygun olması memnuni­yet uyandırmaktadır.

Belgrad :

Mareşal Tito'nun yakında Rusyaya ya­pacağı seyahatin, Yugosiavyanm Sov­yet Komünist Partisi muvacehesinde takındığı ideolojiıg bağımsızlığı muha­faza azminde Ibir değişiklik yapıp yap-mıyacağı yolunda bir ingiliz gazeteci­sinin sorduğu suale. Yugoslav Federal İcra Konseyi Başkan Yardımcısı Edo-uard Kardeli böyle bir ihtimali şid­detle bertaraf etmiş ve demiştir ki:

İdeolojik, bağımsızlık prensibi Tito Bulganin müşterek .beyanatında mev­cuttur ve Rusya'da vuku bulan deği­şiklikler iki memleket arasında an­cak dostluk münasebetlerinin kurul­masına yarayabilir. Kardelj, Rusva'da vuku bulan değişik­liklerin, Yuigaslavya ile doğu Avrupa memleketleri arasındaki münasebetler üzerinde büyük bir tesir icra ettiğini belirtmiş, bununla bsraber Yugoslavya nm batılı memleketlerle işbirliğini ih­mal etmiyeceğini ve bu işbirliğine (bü­yük ehemmiyet atfettiğini söylemiş­tir.

31 Mayıs 1956

Belgrad :

Sovyetler Birliğine gitmek üzere Belgrai'tan ayrılmadan evvel Mareşal Ti­to, Tass Ajansı muhabirine şu beya­natta bulunmuştur:

«Çok büyük bir ehemmiyeti haiz olan şu keyfiyeti işaret etmek isterim fei iki memleketimiz arasındaki münase­betler mükemmel bir vuzuhu ve eşit memleketler arasındaki münasebetler istikrarını bs-lirten bir mahiyet tanı­maktadır. Münetlerimizin bu sibinm kabulü esasına dayandığını be­lirtmiş ve şunları ilâv-s- etmiştir: Mareşal Tito'mm Moskova'da yapaca­ğı görülmeler, devamlı Ibarış. milletler arası gerginliğin azalması ve dünyada sosyalizmin ilerlemesi maksadıyla ye­ni kolların 'bulunması gayretlerine hiz­met edecektir.»

28 Mayıs 1956

Belgrad :

Mareşal Tito bu akşam İtalyan komü­nist partisi genel sekreteri Togliatti'-yi kabul etmiştir. Bu görüşmede Yu­goslav parlâmentosu başkanı Moge Pi­yade ile Başvekil yardımcılarından Kardelj ve Rarikovic de hazır bulun­muştur.

30 Mayıs 1956

Belgrad :

. Macaristan ile Yugoslavya arasında muallâkta bulunan malî ve iktisadî me seleleri halleden bir anlaşma idâin ak­şam imzalanmıştır.

Bu anlatma .gereğince Macaristan Yu-goslavyaya önümüzdeki beş sene zar­fında 85 milyon dolar kıymetinde mal vermeği teahhüt .etmektedir.

İki memleket arasında fennî ve teknik işbirliğini derpiş eden bir kararname yine dür. akşam Belgrad'da imzalan­mıştır.

Belgrad :

Sovyet Başvekili Nikolai BuTganin Yugoslav Tanyug Ajansına verdimi be­yanatta. «Mareşal Tito'mın Moskova ziyareti Sosyet - Yugoslav münasebet­lerinde yeni ıbir devir akacaktır.» de­miştir.

Yugoslavya'nın kominform-dan ihraç edildiği 1948 tarihinden sonra Sovyet liderleri Bulganin ve Kruşgev ilk defa geçen yıl Belgrad'ı ziyaret etmişler­dir.

Bulganin, [bu 'bir sene zarfında kültü­rel, sosyal ve iktisadî temasların iki memiekst arasında da'ha yakın ijbirli, ğinin temelini attığını söyismİş vs sözlerine şunları ilîva:

Milletlerarası mes'elelerde Yugoslav­ya'nın aldığı vaziyetin. Sovyet Pusya'-nm görürüne uygun olması memnuni­yet yandırmaktadır.

Belgrad :

Mareşal Tito nun yakında Rusyaya ya­pacağı seyahatin, Yugoslavyanm Sov-yet Komünist Partisi muvacehesinde takındığı ideolojiig (bağımsızlığı muha­faza azminde hir değişiklik yapmıyacağı yolunda hir ingiliz gazeteci­sinin sorduğu suale, Yugoslav Federal İcra Konseyi Başkan Yardımcısı Edouard Kardelj 'böyle ibir ihtimali şid­detle bertaraf etmiş ve demiştir.

İdeolojik bağımsızlık prensibi Tito-Bulganin müşterek .beyanatında mev­cuttur ve Rusya'da vuku bulan deği­şiklikler iki memleket arasında an­cak dostluk münasebetlerinin kurul­masına yarayabilir.

Kardelj, Rusva'da vuku bulan değişik­liklerin, Yugoslavya ile doŞu Avrupa mı; mi e ketleri arasındaki münasebetler üzerinde büyük bir tesir icra ettiğini tbelirtmig, bununla beraber Yugoslavya nm batılı memleketlerle işbirliğini ih­mal etmiyeceğini ve bu işbirliğine bü­yük ehemmiyet atfettiğini söylemiş­tir.

31 Mayıs 1956

Belgrad :

Sovyetler Birliğine gitmek üzere Bel-grai'tan ayrılmadan evvel Mareşal Ti­to, Tass Ajansı muhabirine şu beya­natta bulunmuştur:

KÇok büyük for ehemmiyeti haiz olan şu keyfiyeti işaret etmek isterim ki iki memleketimiz arasındaki münase­betler mükemmel bir vuzuhu ve eşit memleketler arasındaki mürrasdbetler istikrarını belirten bir mahiyet tanı­maktadır.Münas efo etlerim izin budan balhseden bir Londra gazetesi di­yor ki: Yugoslavya, Birleşik Amerikadan yardım almaktadır. Ayni zamanda Mos-kovadan da kredi sağlamıştır. Mare­şal Tito, iki taraftan kendisine menfa­at sağlayan -bu politika yolunda daha ne kadar zaman yürüyebilecektir? Bir tarafa meyledip öte tarafı kaybedecek .midir?

"Bu suallerin cevaplarını bugün ver­mek mümkün değildir. Fakat son hâ­diseler Mareşal Tito'nun. eski müna­sebetlerini genişletmek niyetinde oldu ğunu göstermektedir. Bulganin ile Kruşçef Beljgrada .geldikleri zaman, "bu ziyaretten endîşe duyan Batılı dev­letlere Yugoslavlar şöyle demişlerdi:

İki devlet arasında normal müna­sebetler tesis ediliyor; Komünist Par­tileri arasında tekrar ideolojik işbirli­ğine gidildiği doğru değil! Fakat şimdi Yugoslav ve Sovyet Ko­münist Partileri arasında, eskiden ol­duğu gilbi, geniş münasebetler kurul­maktadır. Moskova ile Belıgrad arasın­da akdedilen kültür andlaşması da îbu-na zemin vermiştir. Diğer taraftan Yu­goslav Komünist Partisi, Doğu Avru-padaki Komünist Partileri ile de ay­nı temasları temin etmiş ve İratta bu Komünist Partilerini Batıya karşı müdafaaya başlamıştır.

Son günlerde Yugoslav Komünist Par­tisinin, Mos'kovaya 'bağlı Komünist Partileri ile münasebetlerinin yeni (bir safhaya girdiği 'de görülmüştür. İtalyan Komünist artisinin lideri Togli-atti, ibir Yugoslav askerî uçağı ile Ro-madan Be'lgrad'a gitmiş. Mareşal Tito' nun resmî misafiri olarak temaslarda bulunmuştur. Bu münasebetle Yugos­lav Komünist Partisinin resmî organı «Borba» .gazetesinin yaptığı şu tefsir bilhassa manidardır:

İtalyan ve Yugoslav Komünist Par tileri arasında doğrudan doğruya te­masların tesisi, iki memleket arasında iyi komşuluk münasebetlerinin geniş­lemesine müsbet bir şekilde tesir ede­cektir!

Mareşal Tito, Stalin tarafından afaroz edildiği günlerde İtalyan Komünist Partisinin şefi gene Togüatfci idi ve o günlerde Yugoslav Devlet Reisine ve ileri gelenlerine ağır hücumlar yapan­lardan biri de oydu! Şimdi Mareşal Tito bunu unutmaktadır. Neden? Ev­velâ bu sualin cevaibı aranmalıdır.

Yugoslav Devlet Reisi, tam Moskova seyahati arifesinde Togliattiyi İBelgra-da getirtmişti. Gene bu seyahat erife-sindedir 'ki komünist komşuları ile münasebetlerini alelacele genişletmiş ve hattâ bunları Amerikan basınına karşı korumaya, bunların «peyk» ol­madıklarını ispata kalkışmıştır.

Muhtemeldir ki .gayesi, Moskova gö­rüşmeleri esnasında tecrid edilmiş jbîr Komünist Partisinin mümessili olarak gözükmekten kurtulmaktır. Fakat bu ihedefe varayım derken. Batıda be­liren endişeleri daha da arttırmış ol­muyor mu?

 

1 Mayıs

Wasîıinigton :

Amerikan Hariciye Vekâleti, Polonya'­nın T/Vashirigton Büyükelçisi M. Spa-sovs'ki'ye bir nota tevdi etmiştir. Bu notada 'Büyükelçiden Birleşik Ameri­ka'da bulunan Polonya mültecileri ü-zerinde memleketlerine dönmeleri hu­susunda yapılan baskıya nihayet ver­mesi istenmektedir.

Wasihington'daki siyasî mümessillikle­rin, kendi memleketlerinin Amerika'-daki vatanıdaşlariyle münasebetler ika­me etmelerini Amerikan hükümetinin tabiî telâkki ettiğini ve yabancıların memleketkrine dönmek arzularına hi:ç bir veçhile mâni olmak teşebbüsünde bulunulmayacağım kayıt ve tasrih e-den bu notada, "bununla beraiber «Bir­leşik Amerika, hürriyet ve demokrasi gelenekleri itibariyle, (her türlü bas­kıya mâni olmağı kendisi için bir va­zife telâkki ediyor»   denilmektedir.

Washington :

Almanya'nın Wa'shinıgton Büyükelçi­si !Kr ekeler dün, Federal Almanya Cum hurbaşkam Theodore Heuss afdma Baş kan Eisenin o were Amerika başkanının Alman ecdadı hakkında (bir kitap ver­miştir.

Başkan Eisenhower'in ecdadı ve akraibası» adım taşıyan bu kitap (bir müddet evvel Nuremberg'de Meins Fri ederidh. imzası altında yayınlanmıştı.

2 Mayıs 1956

Newyork :

Newyork Times ve Newyurk Herald Tribüne gazeteleri, bu sabahki başma­kalelerinde hükümetin yafeancı mem­leketlere yardım programını tasvip et-rr.ektcdirler. Times gazetes: bu husus­ta şunları yazmaktadır:

Başkan Eisenhower, yabancı memle­ketlere yardım hakkındaki mesajını bir ay kadar evvel kongreye sunduğu zaman, bunu «bütün Amerikalıların güvenliği için elzem» olarak vasıf landırmıştı. Bu. kanaatimizce, durumu ol­duğu gibi tasvir etmenin en emin ve en sarih şeklidir.

Gerçi yardım programlarının hepsi pahalıya gelir, fakat bütün güvenimizi sadece askerî yardıma bağlamak, si­yasî olduğu kadar mânevi bir faciaya sebebiyet vermek olur.

«Newyork Herald Tribüne gazetesi de şartları herhangi bir lütuf veyia siyasî bir zillet ifade etmiyen milletlerarası iktisadî işbirliğinin ehemmiyetine işa­ret ederek makalesine Başkan adına konuşan Dullesm şu .sözlerini naklede­rek son vermektedir:

Bu programı kayda değer derecede tahdit etmek, değiştirmek veya tahak­kukunu önlemek., bizzat Amerikanın güvenliğini tehlikeye koymak demfâk olur.

Atlantic City (New-jersey) :

Baş savcı Heifbert Brovmell dün bura­da kadınlar birliği merkezinde yaptı­ğı konuşmada,  Sovyet Rusya tarafın-

1 Mayıs 1956

Washinıgton :

Amerikan Hariciye Vekâleti, Polonya'­nın "Washington Büyükelçisi M. Spa-sovs'ki'ye bir nota tevdi etmiştir. Bu. notada Büyükelçiden Birleşik Ameri­ka'da bulunan Polonya mültecileri üzerinde memleketlerine dönmeleri hu­susunda yapılan baskıya nihayet ver­mesi istenme'ktedir.

Wasfhington'daki siyasî mümessillikle­rin, kendi memleketlerinin Amerika'-daki vatan!d;aşlariyle münasebetler ika­me etmelerini Amerikan hükümetinin taibiî telâkki ettiğini ve yabancıların mıemleketkrine dönmek arzularına hiıç bir veçhile mâni olmak teşebbüsünde bulunulmayacağım kayıt ve tasrih e-den bu notada, 'bununla [beraber «Bir­leşik Amerika, hürriyet ve demokrasi gelenekleri itibariyle, her türlü bas­kıya 'mâni olmağı kendisi için (bir va-zif-e telâkki ediyor»   denilmektedir.

Almanya'nın Wasîhinigton Büyükelçi­si Krekeler dün, Federal Almanya Cum hurbaşkanı Tlheodore Heuss adına Baş kan Eisenihower'e Amerika başkanının Alman ecdadı hakkında (bir kitap ver­miştir. Başkan Eisenhower'in ecdadı ve ak­rabası» adım taşıyan bu kitap ibir müddet evvel Kuremberg'de Meins Fri e&eridh imzası altında yayınlanmıştı.

2 Mayıs 1956

Newyork :

Newyork Times ve N"ewyork Herald Tribüne gazeteleri, bu sabahki başma kalelerinde hükümetin yabancı mem­leketlere yardım programını tasvip etv.ektedirler. Times gazetes: bu husus­ta şunları yazmaktadır:

Başkan Eisenhower, yaibanc: memle­ketlere yardım hakkındaki mesajını bir ay kadar evvel kongreye sunduğu zaman, bunu «bütün Amerikalıların güvenliği iğin elzem» olarak vasıflan-dırmıştı. Bu, kanaatim izce, durumu ol­duğu gibi tasvir etmenin en emin ve en^ sarih peklidir.

Gerçi yardım programlarının hepsi palhalıya gelir, fakat bütün güvenimizi sadece askerî yardıma bağlamak, si­yasî olduğu kadar manevî bir faciaya sdbebiyot vermek olur.

«Newyork Herald Tribüne» gazetesi de şartları herhangi bir lütuf veyia siyasî ■bir zillet ifade etmiyen milletlerarası iktisadî işbirliğinin ehemmiyetine işa­ret ederek makalesine Başkan adına konuşan Dulles'm şu sözlerini naklede-relk son vermektedir:

Bu programı kayda değer derecede tahdit .etmek, değiştirmek veya tahak­kukunu önlemek., bizzat Amerikanın güvenliğini tehlikeye koymak demek olur.

Atlantic City (Newjersey) :

Baş savcı Herbert Brownell dün bura­da kadınlar birliği merkezinde yaptı­ğı konuşmada,  Sovyet Rusya tarafın-

dan ileri sürülen «sulh içinde Ibir ara­da yaşama» prensibinin hakikatte «si­lâhlı .mütareke» den ibaret olduğunu söylemiştir.

Brownell konuşmasına devamla de­miştir ki:

"Sulh içinde 'beraber yaşamafdian Sov­yetlerin, .kastettikleri mânâ, dünyanın sulh sever millıetl-srinin anladıkları ha­kikî sulh değil, Krsmlin'in dünya hâ­kimiyeti mücadelesine devam için bulduğu yeni (bir formüldür.

Sovyet liderleri komünizmi bir dünya sistemi haline (getirme fikrinden vaz­geçmiş değillerdir.»

3 Mayıs 1956

Washinigton :

Amerikan hava kuvvetleri tarafından dün 'bildirildiğine göre Birleşik Ame­rika silâhlı kuvvetleri için kıt'alarara-sı güdümlü füzeleri imâl edecek fab­rikanın Kaliforniya'da Sorrento'da in­şası kararlaştırılmıştır. Bu fabrikanın inşaatına Convair uçak imalâtı şirketi de iştirak edecektir.

Birleşik Amerika'da. «İntercontinenta-le Ballistic Missile» kısaca «İ.C.B.M.» olarak adlandırılan ve zamanımızın mutlak silahı addedilen bu füzenin imalinde bir ilerlemenin kaydedildiği haıva kuvvetlerinin bu tebliğiyle ilk defa olarak resmî bir kaynaktan te­yit edilmiş olmaktadır.

Fabrikanın inşaatına önümüzdeki ay başlanacaktır. 1956 sonlb aharında fa­aliyete geçebileceği tahmin edilmekte­dir.

Washinigton :

Atom reaktörlerinin imalinde kulla­nılmakta olan nadir madenlerden zir-conium adındaki madenin istihsaline Birleşik Amerika'da büyük bir hız ve­rilecektir.

Filhakika öğrenildiğine göre Ameri­kan atom enerjisi komisyonu, bu işle meşgul birçok müesseselerle 5 senelik bir deryre zarfında  tahminen 75  milyon dolar kıymetinde 5000 ton kadar zirconium'un istihsali için mukavele­ler akdetmiş (bulunmaktadır.

Yetkili çevrelerde izhar edilen kanaa­te .göre Birleşik Amerika'da zirconium istihsaline bu şekildîs bir hız verilmesi, Amerikan atom enerjisi komisyonunun gerek enerji kaynağı gerekse muhar­rik cihaz olarak kullanılmak üzere ,a-tom reaktörleri imalâtını mühim bir miktarda arttırmak tasavvurunda bu­lunduğuna bir delildir.

Washin<gton :

Millî Müdafaa ihtiyaçları için satın alman teçhizat ve malzemenin mu­bayaasında suiistimal yapılıp yapıl­madığım incelemekle görevli Birleşik Am&rika Ayan Meclisinin bir tahkik komisyonu başkan Eisenhower'in e-kalliyet işleri müşaviri Maxwell Ralbfo ile eski siyasî müşaviri. Charles Willis' i itham etmiştir:

Bu iki yüksek memurun isimleri, ko­misyon huzurunda yapılan bir duruş­ma sırasında itham edilen bir sanayici­nin avukatı tarafından ortaya atılmış­tır.

Washington :

Virjinya Eyâleti Demokrat ayan üyesi Harry Byrd, kongrenin kredileri kont­rol komisyonu ''başkam sıfatiyle bu­gün verdiği .'beyanatta eğer Başkanın, talep ettiği 4 milyar 900 milyon dolar­lık kredi konıgre tarafından kaîbul e-diürse, önümüzdeki malî sene içinde dış yardım programının alinde mev­cut kredilerin 11 buçuk 'milyar'a yük­seleceğini söylemiş ve hükümetin bu sene için elinde daha 6 milyar 600 mil­yon bulunduğunu ilâve etmiştir. Bilin­diği gibi hükümet yeni kredileri ihti­yat teşkil ^tmek üzere istemektedir.

Temsilciler Meclisi bütçe komisyonu 1 temmuz 1956 da bağlıyacak olan bütçe yılı için 33.635.066.000 dolarlık bir sa­vunma tahsisatı kabul etmiştir. Bu miktar hükümetin istediği tahsisattan 512.784.000 doLar az, fakat bu yılki tahsisattan  1.740.000.000  dolar  fazladır. Komisyon üyeleri, (bu azaltmanın muayyen ihiç bir askerî programa te­sir etmiyeceğini ibelirtmişlerdir.

Bundan başka Savunma Vekâletinin karşılıklı müdafaa anlaşmaları gereğin ce kullanmak hakkını haiz bulunduğu 276.319.000 dolarlık dövizin bu azalt­mayı kısmen karşılayacağı hatırlatıl­maktadır.

Kongre, komisyon tarafından teklif o-lunan tahsisatı tasvip ettiği takdirde, bu ibütçe yılından kalacak tahlisatm kullanılmamış kısmiyle birlikte Savun ma Vekâleti cenı'an 46.233.000.000 do­larlık [bir tahsisata saihip olacaktır.

Savunma Vekâleti 1956 haziranında mevcut 2.820.000 kişilik kuvvetin 1957 haziranında 2.865.200 e yükseleceğini. tahmin etmektedir. Tahsisat kara, ve deniz kuvvetleri arasında şu şekilde taksim  edilecektir:

Kara kuvvetleri: 7.497.582.000 dolar (bu miktar istenilenden 263.343.000 do lar az, 'fakat mevcut bütçeye nazaran 167.629.000 dolar fazladır.)

Deniz kuvvetleri : 9.999.500.000 dolar (istenilenden 48.066.000 dolar az fakat bu yıla nazaran 871.774.444 dolar faz­la)

Hava kuvvetleri: 15.579.125.000 dolar (istenilenden 187.375.000 dolar az fakat bu yılkinden 739.361.830 dolar faz­la).

Tahsisatın 'geri kalan kısmı Savunma Vekâletinin ve üıç kuvvetin müşterek hizmetlerine  sarf edilecektir.

4 Mayıs 1956

Washin!gton :

Resmen verilen malûmata -göre Pa­ris ve Washington hükümetleri arasın­da akdedilen bir anlaşma gereğince Birleşik Amerika bedeli Fransız fran­gı olarak ödenmek üzere Fransaya 24 milyon dolar kıymetinde ham pamuk ve 6 milyon dolar kıymetinde buğday verecektir.

Bu satışın karşılığı Paris'te açılacak cilan hususî -oir hesaba geçirilecek ve-müteakiben. yabancı memleketlere yardım çerçevesi dahilinde Vietnam'­ın Fransa'dan yapacağı mubayaaların tediyesinde kullanılacaktır. Bu muba­yaalar yapılmadan evvel Paris ve Washinıgton hükümetlerinin muvafa­katleri almaç aktır.

Mevzuubahs  anlaşma,  Amerikan ziraî' mahsulât fazlasından 'bir kısmını, ya­bancı   memleketlere yardım programı vasıtasiyle elden çıkarmak, için Birle­şik AmiETİka hükümetinin hâlen    bir çok yabancı memleketlerle akdetmeğe-çalıştığı  anlaşmalar cümlesindendir.

Yalbancı Memlekere Yardım Kanu­nunun hükümleri gereğince Amerikan hükümetinin elindeki ziraî mahsul faz-* lasından her sene en az 300 milyon do­larlık bir kısmını ibu şekilde elden çı­karması lâzım gelmektedir. Bu. sen-e-nin bidayetinden bugüne kadar bu su­retle elden çıkarılmış olan mahsul faz­lasının kıymeti 330 milyon dolara ba­liğ olmaktadır.

Washington :

Sun'î peyketüd servislerinin şefi M.. John Hagen dün verdiği bir beyanat­ta şöyle demiştir:

-Dolaşan şayialar hilafına olarak Bir­leşik Amerika 1957/1953 jeofizik sene­si zarfında .derpiş edilen tariihde fe­zaya bir sun'î peyk -göndermek için gerekli hazırlıkları bitirmiş olacak­tır. »

M. Hagen'in. verdiği malûmata göre, mevzuuibahs sun'î peyk Florida'da Ca-naveral burnundan üç kovanlı bir fü­ze vasıtasiyle fezaya atılacaktır. Peyk ancak on kilo ağırlığında, bunu atacak" olan füzenin ağırlığı ise on ton kadar olacaktır. Atıldıktan sonra 2500 kilo­metre bir irtifaa çıkabilecek olan (bu. peykin vasıl olduğu noktada iki hafta: kadar kalacağı  tahmin  edilmektedir.

Washington :

İndİana Eyaletinin demokrat temsilci­lerinden M. Ray Madden Polonyo hü­kümetinin Katyn ormanı katliâmı hak kında   yeniden tahkikat açmağa bazırlandığma dair son günlerde çıkan ha­berleri baihis mevzuu eden bir konuş­masında şöyle demiştir:

Polonya' linin katli mesuliyetini simdi ölmüş bulunan Stalin'e yüklemeğe hazırlanı­yorlar. »

M. Madden, 400 Polonyalı subayın ha­yatına rnal olan Katyn katliâmı hak­kında Amerikan Kongresi tarafından yapılmış olan tahkikat neticesinin Bir. Leşik Amerika hükümetince Polonya hükümetinin emrine verilmesini lü­zumlu gördüğünü sözlerine ilâve et­miştir.

Washington :

İndiana eyaleti demokrat temsilcisi Ray (Madden, dün verdiği beyanatta, Katyn ormanı faciası hakkında Ame­rikan kongresinin vardığı neticelerin, Amerika 'hükümeti tarafından Polon­ya hükümetine bildirilmesinin lüzum­lu olduğu kanaatini izhar etmiştir.

Washington :

Yetkili çevrelerde hasıl olan kanaate göre, Almanya'nın ib ir leştir ilmesi ile silâhsızlanma meselesini birbirine itaağ-lıyan yeni Fransız plânı, umumî bir Avrupa anlaşması irin batılıları Sov-.-ystlerle yeniden siyasî müzakerelere girişmeye teşvik edecek mahiyette­dir.

Yeni Fransız plânı, Başvekil Guy Mollet'nin silâhsızlanma meselesinin öne alınması hususunda bir gazeteye ver­diği beyanattan doğan Alman - Fransız anlaşmazlığım ortadan kaldırmak­tadır.

Siyasî şahsiyetlerin kanaatlerine na­zaran, bu iki mühim mevzu da ba­tılılar arasında hasıl olan tesanüd hem memleketlerin birleştirilmesinden ü-mitsizliğe düsen Almanların endişele-.rini giderecek, hem de silâhsızlanma meselesini propaganda mevzuu haline getiren Rusya'yı samimiyetini ispata mecibur edecektir..

".Londra'da cereyan eden silahsızlanma müzakerelerinin başarısızlıkla sona ermesinden sonra, yetkili çevrelerde Sovyetlerin pek yakında silâhlı birlik­lerde azaltma ilân etmesi beklenmek­tedir. Fakat United Press muhabirinin yet­kili şahsiyetlerden elde ettiği malûma­ta göre, Sovyet askerî birliklerinde a-zalitma yapılması Rusya'nın harb gücü nu fiilen arttıracaktır. Zira !bu takdir­de ordudan çıkarılanlar fabrikalarda silâh imâlinde çalıştırılacaklardır. Ne­ticede de Rusya dünya nazarında e-hemmiyetli ibir propaganda zaferi ka­zanmış olacaktır.

Yine ayni kaynaklara göre, Sovyetler Fransız plânını kabul ederlerse Alman yanın birleştirilmesi mesele­sini yeniden müzakereye hazırlamak mecburiyetinde kalacaklar, kabul et­medikleri takdirde dünya umumî ef­kârı önünde suçlu mevkie düşecekler­dir.

Rssmî Amerikan şahsiyetleri, yeni Fransız plânının resmen açıklanması­na intizaren bu mevzuda herhangi bir yorumda bulunmamışlardır.

Newyork :

Newyork Times gazetesi «Orta doğu'-da yeni ateş kes teklifi taraflara ne gifbi vecibeler yüklemektedir suali­ni sorduktan, sonra bu mevzuda şunla­rı yazmaktadır:

«Mes'ele yalnız Mısır - İsrail arasında bir ihtlâf gibi görünmemektedir. Ger­çi İsrail ateş kesilmesi irin ilk şart olarak Süveyş kanalında İsrail gemi­lerine tatbik edilen ablukanın kaldırıl masını istemekten vazgeçmiş, ayrıca her iki taraf da Birleşmiş Milletlerin kontrolüne açık bırakılan sahada bil­hassa Gazze'de tecavüzü men etmeyi kaibul etmişlerdir.

«Birleşmiş Milletler 'genel sekreteri Da!g Hammarskjoeld diğer Arap dev­letleri ile istişarelerinden yalnız müs-bet neticeler elde ettiğini bildirmiş­tir.

«Ateş - kes taahhütleri tecavüze kar­şı meşru müdafaa kapısını elbette ki açık bırakmıştır. Fakat Araplar yalnız silâhlı tecavüzü değil, meselâ Şe-ria nehri üzerinde İsrail tarafından bir çevirme kanalı inşasını da tecavüz ad­detmektedir.

«Sulh idinde Arab devletleri ve İsrail için aynı derecede lüzumlu ve faydalı olan Şeria nehri, kolaylıkla (bir haifo scibdbi olabilir. Genel sekreter Şeria nehri raes'elesîm de tarafları, kararı Birleşmiş Milletle­re toıakmaya ikna etmiştir. Şimdilik muallâkta kalan Ibu meseleyi de halle­deceğini ümid ederiz.»

«Herald Tribüne» Orta doğu mesele­lerine tahsis ettiği bir makalesinde şun lan yazmaktadır:

«Yapılan bütün anlaşma ve neşredilen beyanatlara rağmen Orta doğu, her an y-sni bir hâdiseye sahne olabilecek ih­tilaflı ıbölge olmaktan kurtarılamamış­tır. Bununla beraber Birleşmiş Millet­ler genel sekreteri Daıg HammarskjoeLd ün temin ettiği anlaşmalar göstermek -tedir ki, mütarekenin taraflardan her­hangi biri tarafından ihlâli o devleti dünya nazarında -mes'ul duruma düşü­recektir. Mütareke anlaşması, hudud-ların tesJbiti, Filistin mültecilerinin hakları, İsrail'in bu bölgede varlığının Araplar tarafından tanınması igibi ana dâvalara henüz 'bir başlangıçtır.»

Washington :

Başkan Eisenhüwer (bugün tertiplediği basm toplantısında bilhassa iç politi­ka meselelerine temas etmiş ve başlı­ca mevzular hakkında şunları Söyle­miştir:

Amerika'nın müdafaası :

Rusyanm ağır bombardıman uçakları sahasında Amerikaya nazaran bir az ileriden görünmesinden Amerikanın •endişe etmesine mahal yoktur. Amerika nm müdafaası münhasıran bu tip u-çaklara dayanmamaktadır. Bundan başka Amerika dünyanın en kuvvetli deniz kuvvetlerine sahiptir. Ve dünya­nın her tarafında orta bombardıman uçaklarının kullana bileceği hava üsle­ri vardır. Yabancı memleketlere yardım:

Birleşik Amerika yaibancı memleket­lere yaptığı yardımın mühim bir kısmı mn Birleşmiş Milletler teşkilâtı talimati tevziine taraftar değildir. Filhakika Amerikanın kanaatince Bir­leşmiş Milletler teşkilâtında çeşitli siyasî unsurlar rol oynamaktadır, A-merikan yardımının ise 'bilhassa iki taraflı anlaşmalar veya bölge anlaşma­ları çerçevesinde dağıtılması gerekir.

General Gruenther:

General Gruenther'i zaviyesinde kal­maya ikna ipin çak uğraşılmış, fa-k&t general emekliye ayrılmak fikrin­den vaz geçmemiştir. Bu sebepten baş­kan, "oövle haklı <bir talep karşısında İsrarı dojru bulmamıştır.

Silâhsızlanma:

Batı dünyasının, Demirperde gerisin­de olup bitenler hakkında bugünküne nazaran daha fazla malûmat almasına müsaade edilmediği takdirde, Amerika siliâlhsızlanmaya taraftar olmıyacaktır. Bir silâhsızlanmaya yol açabilecek tek vasıta için teftiş elzemdir. Hakîkî bir silâhsızlanma da bunun üzerine kuru­labilir. Aksi halde insanlar endişe etmeye devam edeceklerdir.

Washington :

Birleşik Amerika Ayan Meclisi, bugün kü toplantısı sırasında, atom komisyo­nu emrin-e verilmesi talep edilen 300 milyon dolarlık tahsisatı kabul etmiş­tir.

Bu para ile, ilk önce. atom enerjisi ile işler uçak motörleri üzerinde araştır­malarda bulunacak olan (bir laboratuvar tesis edilecektir.

Enivetok   açıklarındaki Mckinley gemisi :

Bu yılın atom ve hidrojen, »bombası de­nemelerinin ilki, bu salbah 06.25 de Enivetok takım adalarından biri üzeri­ne atılan ato foomJbası ile yapılmış­tır.

 

Amerikan Dışişleri Vekâleti sözcüsü Lincoln White, İngiltere ile Rusya'nın Bağdad Paktının laçvtiilmesi hususun da mutabık kaldıklarına, Amerikan hükümetinin de boyla bir (harekete mu h-alif olmıyacağına dair İngiliz 'bası­nında çıkan haibsrlsrin külliyen ya­lan olduğunu resmen açıklamıştır.

5 Mayıs 1856

Washington:

Amerikan atom enerjisi komisyonu dün Birleşik Amerikada ilk defa o-larak iki atom. enerjisi santralinin in­şası için hususî teresmen müsaad'e vermi:t:r.

Bu iki santralin maliyetleri takriben yüz milyon  dolar olacaktır.

İlk reaktör, «Consolidated Edison» e-lektrik ye hava pazı şirketi tarafından Newyork'un 37 kilometre kuzeyinde Hudson nshri üzerinde inra edilecek­tir. 1980 senesinde inhası bitecek olan bu reaktör 263.C00 kilovat kudretinde olacak, ayni zamanda klâsik yakıtları da kullanabilecek makinelerle teçhiz edilecektir.

İkinci reaktör, «Commentealt Edison» tarafından Chicago'nun güney batısın­da in~a olunacaktır. Bu reaktörün kud resti 180.000 kilovat olacak ve yalnız atom malzemesi kullanacaktır. Bu santralin de 1960 eylülünde faaliyete geçsîbiîeoeği (bildirilmektedir.

Amerikan atom enerjisi komisyonu bu iki şirketle 40 senelik toir mukavele imzalamış ve kendilerine serekli atom malzemesini vereceğini taahhüt etmiş­tir. Bu santrallerden birincisi bu dev­re zarfında 5699 ikincisi ise 3323 kilo «uranium 235" istihlâk edecektir.

6 Mayıs 1956

Washington :

Temsilciler meclisinin dışişleri komis­yonu,  dün kongreye tevdi  ettiği bir raporda, Çekoslovakya'nın Mısır'a si­lâh 'vermesine karşılık, Orta garkta kuvvet muvazenesinin bozulmaması için, Amerikanın İsraile silâh verme­sini talen etmiştir.

Bu raporda bildirildiğine göre, «Ame-L'ikan hükümeti, İsrailin bir tecavüz halinde kendisine yapılacak yardan­dan istifade edemiyecek hale gelecek kac.ar zayıflamasına müsaade etme­melidir. Hükümet ayrıca, Arap meuı-Jsiketî-erinin komünist silâ!hlariy].e, İs­rail'e tecavüze kalkışacak kadar kuv­vetlenmesine göz yummamalidır.»

Talî komisyon, bununla beraber, Arap-- İsrail ihtilâfına derhal bir hâl çaresi bulunabilmesi için, en yüksek kade­mede, bütün siyasî vasıtalardan isti­fade edilmesi lüzumuna kani olduğu­nu r09İirtmektedir.

Wisconsin demokrat temsilcisi Cle-m&nt Zabiocki'nin başkanlığında ge­çen sonbaharda 26 Asya ve Orta şark memleketine seyahatler yapmış olan bu talî komisyon kongreye tevdi .etti­ği raporunda Da* Hammarskjoeld'ün Orta şark'taki vazifesinden hiç bah­setmem ekte d ir.

7 Mayıs 1856

Washiîigtom :

Burada öğrenildiğine göre, sabık Bir-Isgik Amerika başkanı Truman, Pots­dam konferansı hakkında özel bir raıpoT hazırlamakta olan Dışişleri Vs-kâleti tarihçileri'nin, bu konferansa dair kendisinde mevcut vesikaları in­celemelerine müsaade  etmiştir.

Truman, .bundan 'bir sene evvel Dış­işleri Vekâleti mütehassıslarına, hatı­ratının yazılması bittikten sonra, bu vesikaları kendilerine verebileceğini söylemişti. Dışişleri Vekâleti mütehas­sısları Truman'daki vesikaları incele­mişler ve filmlerini almışlardır.

Birleşik Amerika Dışişleri Vekâleti, Potsdan konferansı hakkında bu sene başında bir rapor hazırlamayı tasarla­makta idi. Bilindiği üzere Potsdam koa feransı, 1945 yılında Truman, sabık İn giltere Başvekili Churchill ile muhale-

teş­kilâtına dahil üyelere 195 milyon do­lar tutarında modern ve tesirli silâh verilmesi düşünülmektedir. Geri ka­lan meblâğ hür dünya ve Birleşik Ame rikanm güvenlisine en ziyade hizmet rdacek peklide tevzi  oüilecr.(Vtn.

Birleşik Amerikanın müttefiklerine vermeyi tasarladığı .güdümlü füzeler­den ikisinin «nike» adı verilen uçak­savar silâhı ve «Honest John» diye bi­linen uzun .menzilli roketler olması muhtemeldir.

Hollister, Cumhuriyetçi idarenin uzun vadeli dış yardım projesini müdafaa ederek demiştir ki:

Bu proje idareyi »eşin taahhütler al­tına sokmayacak, tahsisler yine sene­den seneye yapılacaktır. Fakaı mütte­fiklerimize yeni bir projeye başlamak için ileride Birleşik Amerika'dan yar­dım görebileceği teminatını verecek­tir.»

Washington:

Başkan Eis'enhower, deniz kuvvetleri kumandan muavini Amiral Robert Bris coyu Birleşik Amerika'nın Güney Av­rupa Kuvvetleri Başkumandanlığına tayin etmiştir.

Brisco, yakında emekliye ayrılacak o-lan Amiral William Fechtslere halef olacaktır.

Washington:

Amerikan Dışişleri Vekâleti sözcüsü bugün Ortadoğudaki duruma dair şu (beyanatta bulunmuştur: Sovyetler Birliği aldığı, durumu değiştirmediği takdirde, Birleşik Amerika Ortadoğu­daki (buhran bakımından gerekli hare­ketlere Birleşmiş Milletler çerçevesi dahilinde girişecektir. Bilindiği gibi 1950 üçlü demecinde, Filistin müzake­resi hakkında, gerek Birleşmiş Millet­ler teşkilâtı dahilinde ve g-erekse teş­kilât dışında kararlar alınması derpiş edilmiştir.

İsrail'e silâh şevkiyle ilgili suallere karşılık olarak sğzcü, Dışişleri Vekili Foster Dulles'in geçenlerde basma ver riiği beyanatı hatırlatmıştır. Bu beyanatında Dulles, Amerika'nın İsrail'e1 silâh şevkini ambargoya tabi tutmayı tasarlamadığını bildirmişti.

Washington:

Amerikan Saviunma Vekili Wilson, Rusya'nın, hava kuvvetleri Ya­kınımdan Amerikayı gölgede bırakmış olduğuna dair yapılan 'beyanatların hiç bir surette hakikatle ilgili olmadıkla­rını kesin olarak söylemiştir.

Senatonun bütçe tali komisyonunda. konuşan Vekil Wilson, Amerika'nın b52 tipindeki tepkili bombardıman uçak iarınm seri halinde yapılan imalâtı hakkında 'geniş izahat vermiş ve bu imalâtın 1958 senesinden sonra daha. da hızlandırılalbileceğini sözlerine ilâ­ve etmiştir.

9 Mayıs 1956

Washington:

Milletlerarası İfbirliŞi İdaresi Orta doğu Asya ve Afrika Kısım Müdürü. M. Stg'phen Dorsey dün Ayan Mecli­sinin Hariciye Komisyonunda verdiği izahatta Birleşik Amerika'nın Orta do­ğuda, dinî, siyasî, iktisadî ve nihayet son zamanlarda millî temayüllerle kar­şı karşıya bulundnğunu söylemiştir.

M. Dorsey evvelâ Mısır'a yârdım me­selesinden söz açmış, (bu meyanda ilk plânda olarak büyük Assuan barajı­nın inşasına İştirak hususunda Ame­rika tarafından yapılan teklifi mevzuu bahs etmiş ve bu barajın çalışmağa baş lamasiyle 'gittikçe düşmekte (bulunan hayat seviyesinin derhal yükselmesini istiyen vç mütemadiyen çoğalmakta olan bir memleket nüfusunun mukad­deratında salah hasıl olacağını söyle­miştir.

M. Dorsey çöl ziraatı sahasında hazır­lanan Ras El Hekman projesindende bahsetmiştir.

M. Dorsey Ürdün ve Lübnan hakkında verdiği izahatta sulama işlerinin bu itinin yalnız Amerika'nın cfceğÜ, tekmil hür dünyanın emniyetini tehlikeye dü­şüreceğini ve Amerika'nın savunma bütçesinin yeni baştan gazeten geçiril­mesini ve milletlerarası sahadaki mev-kiin-e yeni bir veçhe verilmesini gerek­tireceğini ibeyan etmiştir.

Müşterek kurmay başkanlarının reisi Amiral Arthur Eadford, Charles Wil-son'u -desteklemiş ve hükümetin sa­vunma masrafları için talep ettiği .pa­ra miktarının aşırı olmadığını foslirtmiştir.

Washington:

M. Charles Wilson'un Ayan Hariciye Komisyonunda verdiği izahat sırasın­da, ıBirleşik Amerika'nın müttefikleri­ne 530 milyon dolarlık en modern ev­safta askerî malzeme ve teçhizatın ve­rilmesini derpiş .sden y.eni Ibir prolgra-mm âcil mahiyeti üzerinde ısrarla dur muştur.

Amerikan Harbiye Vekili bu meyanda son sistem uçaklarla, güdümlü füzele­rin uzun mesafeler için radar teçhiza­tının ve muhabere malzemesinin mev-. zuuibahs 'bulunduğunu tasrih  etmiştir.

M. Wilson yine ibu izahatı sırasında Birleşik. Amerika hava kuvvetlerinin Sovyet hava kuvvetlerinden üstün bu­lunduğunu söylemiştir.

15 Mayıs 1956

Washington:

Amerika Müşterek Kurmay Hey'etle­ri Başkanı Amiral Radford. Ayan Dış­işleri Komisyonu huzurunda, Demok-rat Ayan üyesi Hubert Humprey'e ce­vap vererek «Mısırla İsrail arasında şu anda, kuvvet bakımından mühim bir muvazenesizlik mevcut olmadığını» söy lemistir.

Amirale 'göre, «İsrail, daha iyi talim görmüş personele ve daha iyi malze­meye sahip olduğu gibi, kara kuvvet­leri ve müdafaa kudreti bakımından da üstün durumdadır. Fakat İsrail'in bir miktar tepkili avcı uçağına sahip olmasına  mukabil,  'Mısır  daha  üstün hava kuvvetlerine malik olmak imkân elde bulundurmaktadır.))

Washington:

Basın mensupları, Sovyet Rusya'nın 1.200.00 kişiyi gelecek mayıs ayma ka--dar terhis etme kararı hususunda be­yaz saray sözcüsüne vaki talepleri üze­rinde sözcü James Haıgerty şu beyanat ta bulunmuştur:

Rus tebliğin bin dolarlık tahsisat mevzuunda iza­hatta bulunurken bu sözleri söyleyen ve fon tahsisat talebini destekleyen M. Dulies Birleşik Amerikanın 44 mem­leketle güvenlik anlaşmaları akdetmiş olduğunu bu arada beyan etmiş ve de­miştir ki:

«Bu memleketlerle müşterek meseleler üzerinde tam bir anlayışa müstenit sı­kı bağları geliştirmek suretiyle mevzu ubahs anlaşmalara devamlı bir haya­tiyet  sağlamak zaruridir."

"M. Dulies Birleşik Amerika'nın 78 yer­de diplomatik heyetler 'bulundurduğu­nu ve 'bunlardan herhangi birinde ha­sıl olacak bir zaafın Amerikan diploma sisi tarafından şimdiye kadar gerçek­leştirilmiş olan eserleri bozabilecek 'mahiyette zincirleme bir tepki yarata­bileceğini söylemiş ve şunu ilâve et­miştir:

«Son iki sene zarfında Amerikan he­yetlerinin şayanı dikkat yardımları ol­mamış olsaydı Dien Bien Fu'dan son­ra bütün Hindicini komünistlerin ta­rafına geçmiş olacaktı."

New York:

Bu sabahki Amerikan gazeteleri. Sov­yetler Birliğinin ordu mevcudunu a-zaltma kararı ile ilgili şu makaleleri neşr etmişi erdir:

Herald Tribüne:

«Propaganda kıymeti küçümsenmiye-cek olan bu kararın, hususî bir mak­sada dayandığı da aşikârdır. Zira, te­sirli ve güvenilir bir kontrol sistemi ka bul edilmeden emniyet hissi duymak mümkün değildir. Bu gün hür memle­ket silâhsızlanmaya başlamadan önce, anî bir taarruza karşı güvenliğini te­minat altma almayı düşürtmektedir. Kontrol sisteminin gayesi  budur.

Şayet Sovyetler, diğer milletlere karşı kuvvet kullanma siyasetinden vazgeç­tiklerini ispat etmek istiyorlarsa söz­den ziyade fiile ehemmivet vermeli askerî sırların teatisi teklifini kabul et­melidirler. Karşılıklı itimad uyandırma mn yolu esrar perdesine bürünmek de­ğildir. Birleşik Amerika, hürriyet mücadelesinde bugün her zamandan uya­nık ve faal olmak mecburiyetindedir.»

Daily News:

«Moskovanın yeni hareketi, Sovyetler Birliğinin kızıl ordudan ziyade tarla ve fabrikalarda insan gücüne ihtiyacı olduğunu göstermektedir,»

Daily Mirror:

«Sovyet Rusya'nın sulh ve silâhsızlan­ma gayretlerinin propagandadan gayrı bir mâna taşıyıp taşımadığı etraflı bir şekilde tetkik edilmelidir. Bu. samimî bir siyaset değişikliği olduğu gibi, ko­münistlerin dünya hakimiyeti fikrini gerçekleştirmelerine hizmet edecek bir taktik de olabilir.»

New York Times:

«Sovyetler Birliğinin siyasetinde ve askerî birliklerinde hiçbir değişiklik yapmadan böyle bir propagandadan faydalanmayı düşünmüş olması çok da ha mümkündür. Bu suretle hur dünya hükümetleri doğrudan doğruya kendi milletlerinin silâhsızlanma tazyikine mâruz bırakılmak istenilmektedir. Sov yetler bunda muvaffak olurlarsa, si­lâhsızlanma meselesini Almanya'nın birleştirilmesi dahil bütün diğer dün­ya meselelerinin önüne almak hususun da, ilk hedeflerine varmış olacaklardır.

Bu ise hür dünyanın Sovyet teklifle­rine boyun eğmesine mukadderatlarını batılılara bağlamış olan milletlerin i-nançlarmm sarsılmasına sebep olacak­tır. Almanyada çeşitli unsurlar silâh­lanma meselesini geri bıraktırmağa çalışmaktadırlar. Bu fikrin yayılması NATO ve diğer hür dünya ittifakları­nın dağılması demektir. Bu takdirde bütün cepheler komünizme açılmış ola ca'k ve Sovyetler kuvvetle elde edeme­diklerini silâhsızlanma propagandası ile kazanmış olacaklardır.

Hür dünya, komünist hilelerini ve bun lara karşı nasıl cephe alması gerekti­ğini öğrenmiştir.»

Washington;

Romanya Prensesi İleana bugün Ayan Meclisi iç güvenlik komisyonunda şu beyanatta bulunmuştur:

«Askerî mevcudumuzu gayri muayyen bir müddet için 2.491.000 kişi olarak tutmak tasavvurundayız. Dünya duru­munda bizi askerî kudret sahasındaki siyasetimizde ehemmiyetli 'bir değişik­liğe sevkedebilecek kadar bir düzelme olduğunu gösteren hiçbir alâmet yok­tur.»

Amerikan Müdafaa Vekili, hâlen Bir­leşik Amerika dışındaki üslerde 800 bin Amerikan askerinin' mevcut oldu­ğunu ve 370 bin askerin de üslere gi­diş ve geliş yolunda hareket halinde bulunduğunu açıklamıştır.

Wasliinıgton:

İyi haber alan kaynaklardan bildirildi­ğine göre, Kore harbine iştirak eden 16 milletin temsilcileri, Kore hakkında bir konferans toplanmasına dair ko­münist Çin .tarafın'dan ileri ^iirülen teklifi redde, ve tarafsız mütareke ko­misyonunun vazifelerini esaslı (bir su­rette azaltmağa karar vermişlerdir.

Aynı kaynaklara nazaran, Birleşmiş Milletler üyeleri, komisyonun yalnız ta rafsız bölgede faaliyette bulunmasını ve komisyon üyelerinin azaltılmasını istemektedirler. 16 devletin temsilcile­ri komisyonun Güney Korede faaliye­tine mümkün mertebe çabuk son ver­mesi isteğinde müttefiktirler. Bu hu­sustaki karar, yakında hazırlanarak Pekindeki İngiliz Büyükelçiliği vasıtasiyle Komünist Çin'e bildirilecektir.

Washingîonda yapılan gösterilere bir sulh duası ile bağlanmış daha sonra fa. razî bir atom mfilâki denemesi yapıl­mıştır.

İndianapolis:

Denıokrst Parti. Millî Komite Başkanı Paul Butler, dün tertip ettiği Ibir ba­sın konferansında, demokrat partinin gelecek başkanlık seçimleri sırasında, ırk tefriki mevzuunda «mutedil» bir tavır takınacağını bildirerek «Güneyli demokratları gücendirmek istemeyiz demiştir.

Newark:

Amerikan Başmüddeiumumi yardımcı­sı William Tompkins, hava kuvvetleri­ne mensup bir assubay tarafından ça­lındığı iddia edilen vesikaların, Ame­rika'nın müdafaası ile ilgili son dere­ce gizli ve mühim sırları ihtiva ettiği­ni açıklamış ve demiştir ki:

«Dünya üzerindeki Ibütün Amerikan hava üslerinin teşkilâtlarını gösteren bu vesikaların muhteviyatının açıklan ması veya kopyalarının çıkarılması ca­susluk kanununun ihlâli sayılmakta­dır.

Manhattan hava üssü personelinden assubay Harold Baill, perşembe gecesi Federal Tahkikat 'Bürosu Ajanları ta­rafından tevkif edilmişti.

20 Mayıs 1956

New York:

Amerikan ordusu hava kuvvetleri dün muhtelif askerî üslerde yspılan göste­riler sırasında, son model uçaklarını ve güdümlü mermilerini halka takdim eiTT-iştir. Gösterilere, hava hücumları­nın koruyucu «nike> füzesi ile, ordu­da halen kullanılmakta olan «honest john» v.e orta menzilli «edstone» fü­zeleri de iştirak etmiştir.

Bu gösteriler esnasında halk, b - 36 ve b - 52 tipinde stratejik bombardıman uçaklarının uçuşunu seyretmek imkâ­nını da bulabilmiştir.

22 Mayıs 1956

Miami:

İhzarı seçimlerde Demokrat Partinin başkanlık adaylarından olan ve arala­rında seçim mücadelesine girişmiş bu­lunan Demokrat Ayan üyeleri Estes Kefauıv.er ile Adlai Stevenson dün .tele vizyonda birer konuşma yapmışlar ve her ikisi d;e, «Bikini adası üzerinde ya­pılan hidrojen bombası denemesinin dünya sulhu için sarfedılen gayretlerin arttırılmasına vesile teşkil etmesi hu­susundaki görüşlerini ifade etmişlerdir.

Kefavuler ayrıca, Amerika'nın, atom ve hidrojen bombası denemelerine son verilmesi hususunda Sovyet Rusya nez

-dinde teşebbüste bulunması gerektiği ni söylemiş «maamafih -bu mesuliyeti yalnız (babımıza biz üzerimize alama­yız. » demiştir. Daha sonra sekiz madL delik .bir faaliyet plânı lehinde konu­şan Keîavuer, bu plân gerekince atom enerjisinin sulbrü 'gayelerde kullanıl­ması için Amerika tarafından sarf edi­len gayretlere devam olunması ve Rus­ya ile anlaşarak ;bu denemelere son yerilmesi lüzumuna ibaret etmiş ve «Amerika hidrojen ıbomrDasınm yarattığı dehşetin sulh lehinde mühim bir delil olması .gerektiğini ileri sürerek "havadan teftiş plânı Ruslara yenidien. teklif etmeli» demiştir.

Stevenson ise, «Amerika'nın sulh için sarf edilen ıgayretler» de teşebbüsü .elin­de bulundurması lüzumunu belirtmiş ve «istikbal ya çok müreffeh olacak yahut da dünya mahvolacaktır. Ame­rika ise tanlardan birincisine giden yolda öncülük etmelidir »demiştir.

- Washington:

Bugün resmen açıklandığına göre, Amerikan senatosunun dışişleri komitesi, "Başkan Eisenhovrer'in yabancı memle­ketlere yapılacak yardım programı için talep etmiş olduğu 4 milyar 900 mil­yon dolarlık miktarın bir milyar do­lar nispetinde azaltılmasına karar ver­miştir.

Amerikan senatosunun dışişleri komi­tesi bugün öğleden sonra gizli bir otu­rum akdetmiş ve Başkan Eisenhower'-in harice yapılacak askerî, iktisadî ve teknik yardım programını incelemiştir.

Komite Türkiye ayarı ile saat 19 da hâlâ müzakerelere devam., etmekteydi. Ancak yetkili çevreler, azaların yar­dım miktarının 1 milyar dolar nisfoe-tinde azaltılmasını tasvir) ettiklerini açıklamışlardır.

Harice yapılacak yardım programında yapılmış olan bu tensikat, askerî yar-drrna taallûk etmektedir. İktisadî ve teknik yardım miktarları üzerinde mü him telâkki edileib ilecek herhangi bir kısıntı henüz yapılmamıştır.

Komitenin, tekmil program hakkında nihaî kararım ibu gece geç vakit ver­mesi muhtemel addedilmektedir. Son dakikada alman !bu haber, dışiş­leri komitesi başkanı James Ridhards tarafından teyid edilmiştir. Richards, programda kısıntı yapılmasına 11 oya Karşı 18 oyla karar verilmiş olduğunu söylemiştir.

Komite 'başkanı, bu kısıntıya rağmen Amerikan hükümetinin, hiç olmazsa önümüzdeki iki yıl irin askerî plânla­rını gerçekleştirmek idin yeter paraya sahip bulunduğunu sözlerine ilâve et­miş ve eskid-snberi kongre tarafından tasvip edilmiş olup henüz kullanılma­mış bulunan 5 milyar doların mevcu­diyetine işaret etmiştir.

Washinıgton:

Dışişleri Vekili Foster Dulles bugünkü basın toplantısında muhtelif mevzular da şu (beyanatta bulunmuştur:

Orta Doğu meselesi:

Güvenlik konseyinin bazı üyeleri, ge­nel sekreter Hammarskjoeld'un Orta-doğuya yaptığı seyahat sonunda sağ­ladığı neticeler üzerine bir karar su­reti hazırlamaya çalışmaktadırlar. Bu karar sureti, Sovyetlerin Orta-doğu hakkındaki hakiki niyetlerini meydana çıkarmaya yardım edecektir. Hammar Orta-doğuya tekrar seyahat etmesi için şimdilik sebep yoktur.

Mısır'ın Komünist Çin'i tanıması ka­rarı: Mısır hükümetinin Komünist Çin'i ta­nımak kararana eseftir. Misimin Sovyetlerden bir malî yardım kabul etmesi halinde dahi, Amerika'nın Assuan barajının inşasına yardıma dsvam edip etmiyeceği sualine cevaben Vekil bu şartlar dahilinde Amerikanın Sov­yetlerle İşbirliğinde bulunmaya pök yanaşacağını zannetmediğini bildirmiş­tir

İngilterenîn Komünist Çin'le ticarî münasebeti İngiliz hükümeti, Komünist Çin ile ti­carî münasebetlerinde takyit tedbîrle­rini gevşetmeyi tasarladığını Amerikan Dışişleri Vekâletine bildirmiştir. Amerikan hükümeti İngiltere'nin bu ka­rarında, Pekin hükümetiyle ticarî mütassen, Kruşçef'in 1 milyon rakamını zikrettiğini söylemiş ve demiştir ki: Kruşçef bana, eğer Sovyetler silâhlı kuvvetlerinde 1 milyonluk toir eksilt­meye tevessül ederlerse Amerika'nın ne yapacağını sordu. Ben de, kendisi­ne, milletlerarası kontrol plânının tat­biki lüzumuna işaret etmek suretiyle cevap verdim.»

Stassen kendi (beyanatıyla Dulles'mki da küçük bir fark olduğu kanaa­tini izhar etmiştir.

Washington:

Amerikan Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Demokrat James Richards, gazete çilere verdiği beyanat­ta, hükümetin, yabancı memleketlere yardım programında yapılacak kısıntı­nın, Avrupaya yardım faslına inhisar ettiğini söylemiş ve demiştir ki:

Komisyonun tahminlerine göre, Avru­pa memleketleri ceman 402 milyon dolarlık yardım göreceklerdir. Halbuki hükümet programında bu memleket­lere 760 milyon dolar verilmesi dierpiş edilmekteydi.

Bu kısıntının başlıca sebebinin, idare­nin elinde evvelki bütçelerden daha mühim miktarda tahsisat fazlası bulun ması olduğunu belirten James Ric-hards, ibununla beraber, komisyonun Ibu hususta gösterdiği alâkasızlığı, Kuzey Afrikaya Fransız kuvvetlerinin gönderilmesi ve İngiltere'nin müdafaa programında yaptığı indirmeleri na­zarı itibar aldığını belirtmiştir. Marnafih Dışişleri Komisyonu Başkanının kanaatince Amerikan hükümetimin askerî yardım programı, tumumî plânı tehlikeye koyacak mahiyette değildir, zira eski bütçelerden kalan ve olduk­ça yüksek bir meblâğ tutan tahsisat fazlası bu pro'gramm daha iki üç se­me tatbikine  yeter   derecededir.

Washington:

Amerikan Temsilciler Meclisinin Dış­işleri Komitesi, Amerika'nın harice yapacağı yardım programını müzake­re ettikten ve hükümetin talep ettiği 4 milyar 900 milyon dolarlık tahsisattan 1 milyar ve 100 milyon dolar kı­sıntı yaptıktan sonra, hükümet tasarı­sını Temsilciler Meclisine sevketmiye karar vermiştir. Sevk kararı 4 e karşı 24 oyla kabul edilmiştir.

Diğer taraftan hükümet, dışişleri ko­mitesinin yapmış olduğu bu kesintile­re engel olmak için hazırlıklara giriş­miştir. Hükümet programın esas sa­vunmasını Ayan Meclisinde yapmayı tasarlamaktadır. Zira Temsilciler Mec iisinde bu bakıma başarı elde edebil­mesi ihtimali pek zayıftır.

24 Mayıs 1956

New York:

Amerikayı resmî bir ziyarette bulunan Endonezya Currihurreisi Ahmet Sukarno'ya bugün Colombia Üniversite­sinde yapılan bir merasimle fahrî hu­kuk doktoru payesi verilmiştir. Sukar no bu münasebetle yaptığı konuşmada Endonezya'nın, millî vasıflarını muha­faza etmekle beraber batıdan biligi al­maya hazır olduğum: belirtmiştir.

Birleşik Amerika Ticaret Vekâletin­den ıbildirildiğine göre nisan 1956 ayı zarfındaki Amerikan ihracatının bir milyar 551 milyon dolara baliğ olduğu muvakkat tahminlerden anlaşılmakla­dır. Bu miktar, 1955 senesi nisanına nazaran yüzde yirmi üç nisbetinde bir fazlalık göstermektedir.

Washington:

Burada bir hayır müessesesinin başkanı bulunan Kontes Alexandra Tolostoı, Aysn Meclisinin iç güvenlik komisyo­nunda dün verdiği izahat esnasında hâ len Birleşik Amerikada müstear adlar altında yaşamakta olan 15.000 kadar Rus mültecisi bulunduğunu söylemiş­tir. Bunlar Yalta anlaşması hükümleri­ne göre Rusya'ya zorla iade edilmek; tehlikesinden korunmak için vaktiyle bu müstear hüviyeti takınmış bulunu­yorlardı.

Madam Tolostoi yine bu izahatı sırasında Sovyet haber alma servislerinin bu mültecilerden bir çoğunun hakikî hüviyetlerimi tesbite muvaffak olmuş bulunduklarını Rusya'ya dönmeleri için bunları devamlı propagandalariyle baskı  altında  tuttuklarım  söylemiştir.

Madam Tolostoi bu mültecilerden bir çoğunun müstear hüviyet kullandıkla­rından dolayı Birleşik Amerikadan koğulacakları korkusiyia tavsiye ve yar­adım istemek için kendisine müracaat etmiş  olduklarını da tasrih  etmiştir.

25 Mayıs 1958

Washington:

Amerikaya iltica hakkı elde etmiş olan komünist memleketler tabalarma Ame rikada bulunan, yabancı hükümet tem­silcilerinin tazyikte bulundukları hak­kında basında çıkan haberler üzerine, Beyazsaray, dün basma tevdi ettiği tebligde şöyle demektedir:

Amerika, topraklarında oturan bütün yabancılara, kanunlarının bahşettiği himayeyi tam olarak tanımak kararı­nı tatbik mevkiine koymak için. bütün tedbirleri almış bulunmaktadır.

Bahis mevzuu yabancı hükümet temsilcinin milliyetini tasrihten kaçınan Beyazsaray tebliği şöyle de­vam etmektedir:

Komünist memleketlerden gelen mül­teciler üzerine yapılan şiddetli tazyi-i>e rağmen, bunlar arasında memleket lerine dönmeğe karar verenlerin sayı­sı rok azdır. Komünist makamların gayretlerine rağmen ihür dünyaya sı­ğınmağa çalışan mültecilerin durma­mdan akın etmesi, diktatörlük altında yaşamak için hürriyetlerinden vazgeç­meğe hazır olanları ümide kaptırmak hedefini güden '.bir proıpa'gandaya en îyi cevabı teşkil etmektedir.

Beyaz Saray, hür dünyanın, 1945 senesinderiberi 1 milyon mülteciye iltica "'hakkı tanıdığını belirttikten sonra, Amerika'n en mukad­des anan el er inden biri olan iltica haklı prensibine riayete azimli olduğunu teyit etmekte ve şunları ilâve eylemek

Amerika, topraklarına iltica hakkı is­temiş olanlar da dahil olmak üzere bü­tün şahıslara tabiatiyle memleketi ter-kstmek hakkını da tanımaktadır. Bu­nunla beraber Amerika hükümeti bu şahısların memleketi kendi arzulariyle terkettiklerine emim olmak hakkını mahfuz tutmaktadır.

Amerikan Ziraat Vekâletinin Ibugün resmen açıkladığına göre Amerika ile Japonya arasında imzalanan bir anlaş­ma «gereğince, Tokyo hükümeti Ameri­ka'dan 65.800.000 dolar değerinde huibu bat satın alacaktır.

İmzalanan anlaşmanın hükümleri ge­reğince, Tokyo hükümeti satın alacağı hulbu'batı. Japon parası ile ödeyecek­tir.

Amerikan Ziraat Vekil Müsteşarı Mor-se, anlaşmanın Jap'on Dieti tarafından tasvip edilmiş olduğunu beyan etmiş­tir.

26 Mayıs 1956

Amerikan Kıtası Hava Müdafaası Baş­kumandanı General Earle Partridge, Birlegik Amerika ile Sovyetler Birliği­nin mevcut hava kuvvetleri hakkında halen bir tahkikat yapan Ayan Mec­lisi Silâhlı Kuvvetler Talî Komisyonun da verdiği izahat sırasında, kıtalar a-rası 'güdümlü füzelerin havada önleri-rffe^ni vp tahribini sağlayacak bir mü­dafaa sisteminin kurulmasına çalışıl­makta olduğunu söylemiştir.

Bu müdafaa sisteminde kullanılması derpiş edilen füzeler, ses süratinden takriben 20 defa daha 'hızlı bir sürate malik olacaklar ve 800 kilometreden fazla bir irtifaya yükselebileceklerdir.

General Partridge, 1950-1965 arasında­ki devr« zarfında tatbik edilmek üzere yalnız hava kuvvetleri için 61 milyar dolsr sarfını derpiş eden 15 senelik bir roranun teklif edilmiş olduğunu izahatına ilâve etmiştir.

New York:

Cumhuriyetçi Senatör William Know-landı, dün gebe Amerikan dostları ce­miyetinde yaptığı konuşmada, Sovyet liderlerinin Amerika'ya davet edilme­sine muhalif olduğunu söylemiş ve de­miştir ki:

«Hiçibir Amerikan Reisicumhurunun böyle bir davette bulunacağını ve bu-nun kongre tarafından tasvip edilece­ğini zannetmem.»

Knowland, 1956 başkan seçimlerinden sonra, Komünist Çin'in Birleşmiş Mil­letlere alınması hususunda tazyikin artacağı tahmininde bulunmuş ve söz­lerine devamla:

«Yaşadığım ve rey sahibi olduğum müd detçe, Komünist Çin'in Birleşmiş Mil­letlere alınması ve Birleşik Amerika tarafından tanınmasını önlemeğe çalı­şacağım» demiştir.

Stanford (California):

1917 de komünist ihtilâli üzerine azle­dilen, Rusya'nın unutulmuş adamı, A-leksandr Kerensky'nin Herbert Hoover Enstitüsünde çalıştığı öğrenilmiştir.

Çarlık rejiminin tasfiyesinden sonra komünist ihtilâline kadar kurulan kısa cumhuriyet devrinde .Başvekil olan Ke_ rensky, Sovyet Rusyada kendi hükü­meti devrine ait vesikaların tanzimi ve tercümesi ile meşgul olmak üzere g.e-çen sene Hoover Enstitüsüne tayin e-dilmiştir. Hoover Enstitüsü kütüphane sinde Rusya'nın tam siyasî hürriyete sahip olduğu 'bu devreye ait bütün ve­sikalar tmevcuttur. Hâlen 75 yaşında o-lan Kerensky, çok kuvvetli bir hafıza­ya sahiptir.

Düzeltme: Bugünkü bültenimizin 3 ün cü sahifesinde 8 No. lu Atina haberi­nin üçüncü satırındaki Yunan Dışişle­ri Vekâleti ibaresi «Bulgar Dışişleri Vekâleti» olarak düzeltilmiştir.Amerika, Bulgaristanla yeniden siyasî münasebetler kurma­yı reddetmiştir. Hariciye Vekâletinin sözcüsü, Amerikanın bu kararını Bul­gar hükümetine, Parİsteki Bulgaristan orta elciliği vasıtasıyla bildirdiğini. açıklamıştır.

Amerika Sofyadaki Amerikan elçisi Donald Heath'm Bulgaristan tarafın­dan casuslukla itham edilmesi üzerine" 1&50 senesinin şubat ayında bu memle­ketle münasebetlerini kesmişti.

Washington:

Televizyonda basma beyanatta bulu­nan Başkan Eisen:hower'in, silâhsızlan' ma müşaviri Harold Stassen, ordu m ev cudunu azaltacağına dair Rusya'nın yapmış olduğu açıklamanın dünya ba­rış ihtimallerini ««ibiraz daha ümitli» ki lacağmi söylemiştir.

Rusya'nın ordu mevcudunu gelecek se­ne içinde 1.200.000 kişi azaltacağına dâ­ir haberin milletlerarası durum üze­rinde yaratacağı tesir hususunda dışiş­leri vekili Dulles ile ihtilâfa düşmüş' olmayıp aynı fikre sahip bulundukları nı beyan eden Stassen, Sovyetler Bir­liğinin bu husustaki kararman bir pro-paıganda hilesi olmadığını söylemiş, fa­kat bunun bazı mühim stratejik ve si­yasî sebepleri olabileceğim ileri sür­müştür.

Harold Stassen, Ruslar ordu mevcudun­da bazı azaltmayı yaptıkları takdirde,., bilhassa iktisadî alanda harekete geçe­ceklerini, dolayısiyle, dünya îjarışmın-korunması yolunda «oldukça parlak» adımların atılmış olabileceğini sözleri­ne ilâve etmiştir.

Stassen, silâhsızlanma bahsinde, birgün Rusya'nın Başkan Eisenhower'in yapmış olduğu teklifleri de kabul ede­ceğine  inandığını söylemiştir.

28 Mayıs 1956

Washington: Hariciye Vekâletinden dün akşam Amerikan Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesinin ibugün açıkladığı rakam­lara göre, yeni haricî yardım program?

31 Mayıs 1956

Washington:

Birleşik Amerika İspanyaya bir atom reaktörü inşası hususunda yardım ede­cektir.

Amerikan atom enerjisi millî komisyo­nunun idare merkezinden dün akşam bildirildiğine ıgöre atom sahasındaki aştırmalarında yabancı memleketlere yardım hususunda Başkan Eisenhower tarafından izhar edilmiş olan arzu gereğince Birleşik Amerika bir atom reaktörü inşası için İspanyaya 350 foin «dolar verecektir.

Washington:

Başkan seçimi sırasında Cumhuriyetçi Parti kampanyasını idare edecek olan 500 kadar parti mensubu,, kampanya­nın şekli etrafında .görüşmek üzere, Ibu rada üç 'gün sürecek bir toplantı akdet mektedir. Toplantıda söz alan Başkan Eisenhower, kendimi o kadar iyi his­sediyorum ki, doktorlar arada sırada hatırlatın asalar, bir kalb rahatsızlığı geçirdiğimi aklıma dahi getirmiyeee-ğirru demiştir.

Parti mensuplarının sadece kendisi i çin değil, «Cumhuriyetçilerden müte­şekkil bir kongre» için de çalışmaları icap ettiğini söyleyen Eisenhower, «ben şahsen temiz, iyi terakki etmiş 'bir hü­kümet için kampanyaya girişeceğim, öğle bir hükümet ki günlük işlerimi i-fa eder'ken beni rahatsız etmesin» de­miştir.

Eiserihower, bu seneki seçim mücade­lesinin sert cereyan edeceğini bilhas­sa   belirtmiştir.

Washington:

Bugün Ayan Meclisi Dışişleri Komisyonunda yardım programı hakkında izahat veren General Grunther söyle-demiştir:

«Ne Sovyetlerin 1.200.000 kişiyi terhis'-etmek kararı ve ne de Kreml'in'in hâ­len girişmiş olduğu «telbessüm kampan yasiu batının üıtiyatlılığı elden bırak­masını ve Amerikanın yabancı memle­ketlere yardım programını kısmasını, haklı (gösteremez.

Amerika'nın Avrupa'daki müttefikleri­ne modern silâhlar vermeye devam et­mesi hayatî bir ehemmiyeti haizdir.»

Diğer taraftan İran'a yapılan Ameri­kan yardımının kifayetsiz olduğu yo­lundaki iddiaları taih'kik etmekte olan. Temsilciler Meclisinin Milletlerarası Faaliyetler Komisyonunda izahat ve­ren Dışişleri Vekâleti Müsteşar Yar­dımcısı Robert Murphy şunları söyle­miştir:

 Amerika'nın yabancı memleketlere -yardım programı, soğuk harpte kulla­nılan cephane mahiyetindedir ve bu­nun devamı elzemdir.»

Murphy sözlerine devamla İran'ın- st­ratejik bakımdan ehemmiyetini belirt--nıiş ve Amerika'nın, hürriyetleri teh­likeye düşen memleketlere yardım et­mesinin kendi menfaati icabı olduğunu hatırlatmıştır.

Nihayet bir basın toplantısında beya­natta bulunan Milletlerarası İşbirliği İ-daresi Müdürü John Hollister şöyle-demiştir:

«Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonunun, yardım programında yaptığî-rnüihim değişiklikler kongre tarafından tasvip edildiği takdirde vahim bir dut rum ortaya çıkacaktır.»

Başkan Eisenhower'in karşılıklı güvenlik programı hakkında    kongreye sunduğu rapor

7 Mayıs 1956

Washington:

(Aşağıdaki, metin, Başkan Eisenhower'in karşılıklı güvenlik programının 31 aralık 1955 tarihinde sona eren altı aylık devreye ait kongreye sun­muş olduğu raporun Özetidir.)

Başkan Eisenhower, kongreye bugün sunduğu raporda, Amerika'nın ve hür dünyadaki müttefiklerinin, «iktisadî ve askerî güvene doğru müsbet adımlar atmıya devam ettiğini» beyan etmiştir.   

Başkan Eisenhower'in bu sözleri, karşılıklı güvenlik programının tatbik edildiği ve 31 aralık 1955 tarihinde sona eren altı ayiık devrede elde edi­len sonuçlara istinad etmektedir. Bu raporda, programın ilk tatbikine başlandığı tarihten itibaren alman bazı neticeler de zikredilmektedir.

Başkan Eisenhower, mevzuutoiahis plan 1 temmuz 1955 - 31 aralık 1955 dev­resi esnasında Sovyetler Birliğinin, komünist bloku dışında olan memle­ketlerle, karşılıklı ticarî, iktisadî ve askerî yardımlaşmaya aniden başla­ması gibi, mühim bir hâdise ile karşılaşıldığını kaydetmiştir.

Raporunda Başkan Eisenhower bu hususta şöyle demektedir:

«Bir memleketin mukadderatına hâkim olmak için Sovyet politikasının ustaca sokulması ve bozgunculuğu karşısında, Amerikan hükümeti, tak­tikte yapılan bu değişikliğin karşılıklı güvenlik programı üzerindeki te­sirlerini incelemiştir.

Bu incelemenin 'bir neticesi olarak, Washington hükümeti, Amerika'nın muayyen ölçüler dahilinde, fevkalâde halleri önlemesini ve nisbeten uzun vadeli taahhütlere girişmesini sağhyabilmek için bu programın idaha cevval ve devamlı olması lüzumuna kanaat getirmiştir.

Bazen haricî programı diye anılan karşılıklı 'güvenlik programı, esas itibariyle, askerî yardım, iktisadî yardım ve teknik yardımdan ibarettir. 30 haziran 1956 tarihinde sona erecek olan içinde bulunduğumuz malî yıl için kongre yeni fonlar olarak 2.700 milyon dolar tahsis etmiştir. 15 mart 1956 tarihinde tesbit edilmiş plânlara göre, daha önceki tahsisat­lardan faydalanılan fonlar ile, 1956 malî yılı için tahsis edilen nıecmu pa­ra miktarı 2.900 milyon dolardır.Gemisinden ve bazı uçaklardan müteşekkil bir kuvveti faal bir durumda bulundurmak için Amerika'nın özlü bir askerî yardımda bulunması ge­rekmektedir.

Taiwan'da, Milliyetçi Çin'e askerî silâh ve malzeme temin eden Ame­rikan hükümeti, Milliyetçi Çin kıtalarını da yetiştirmektedir.

Amerikan yardımı, Japonya'ya kara kuvvetlerini, deniz savunma kuv­vetleri ile hava kuvvetlerini geliştirmesine yardım etmiştir.

Orta Doğu'da ve Güney Asya'da, Bağdad paktına üye memleketler Ame­rikan yardımı ile takviye edilmektedir. Türkiye, İran, Irak ve Pakistan Amerika ile karşılıklı savunma anlaş­maları imzalamışlardır. Bu memleketler, 1955 yılının son altı ayı zarfın­da Amerika'dan askerî malzeme aldıkları gibi, askerî kuvvetlerinin eği­timi bakımından da yardım görmüşlerdir. Programın iktisadı cephesine, igelince, Amerika çeşitli yollardan yardım­da bulunmaktadır. Bu yardımın maksadı dost memleketlerin ekonomile­rini kuvvetlendirmektir. Bu yardım, esas itibariyle sanayi ve ziraîdir.

Amerikan hükümeti, dost memleketlere iktisadî istihsallerini ve yaşa­yış seviyelerini yükseltmeleri için elzem olan birtakım malzeme ve tek­nisyen yollamaktadır.

Bu kabil projelerin takriben üçte ikisi Asya'da (yüzde 63), takriben yüz­de 21 i Yakın Doğu ve Afrika'da, yüzde onu Güney Amerikada, yüzde 6 sı da Avrupa'da gerçekleştirilmektedir. Amerika'nın 1956 malî yılı içinde dost memleketlere bu maksatla yaptığı mecmu yardımın 445 mil­yon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Ziraî yardıma gelince, 31 aralık 1955 tarihine kadar, 500 milyon doları mütecaviz değerde arta kalan hububatın satışı hususunda birçok anlaş­malar imzalanmıştır. Bu satışlardan elde edilen paralar, alıcı memleket ile Amerika arasında karşılıklı olarak mutabık kalınmış projelerin tahak­kuku işlerinde kullanılmaktadır.

Teknik yardım programı gereğince, 30 haziran 1956 'tarihinden evvel 4000 den fazla Amerikalı teknisyenin, iktisadî istihsalin ve yaşayış sevi­yesinin yükseltilmesine yardım etmeleri için diinya'nm dört köşesinde faaliyette bulunacağı tahmin edilmektedir.

Karşılıklı güvenlik programı komünist Kuzey Vietnam'dan kaçan mülte­cilere yeni bir hayat sağlamakla, en mühim projelerinden birini tahak­kuk ettirmiştir.

Amerikan hükümeti, 600 000 kadar mültecinin yerleşmesini ve tedricî surette hür Vietnam'ın ekonomisinde yerini almasını sağlamak için tak­riben 93 milyon dolar sarfetmiştir.

M. Dulles'in nutku

9 Mayıs 1956

Washington:

Amerikan Hariciye Vekili M. John Foster Dulles dün akşam Musevî B'-nai B'rith Cemiyetinde irad ettiği bir nutukta ezcümle demiştir ki:

Daha sıkı bir Atlantik birliği fikrini gösteren bir tezahürün henüz mev­cut olmadığını söylemek her ne kadar ihtiyat icabı ise de denilebilir ki Atlantik ittifakı âzası bulunan milletlerin böyle bir birliği gerçekleştir­mek imkânını tetkik hususunda müşterek bir arzu iztıaar etmiş olmaları en azdan tatmin edici bir keyfiyettir.

Bu karar, batının büyük zaafını yani ademi vahdetini ortadan kaldırma­ğa hizmet edebileceği için tarihî bir kıymeti haiz olabilir. Harp sonrası devlet adamlarının en büyük vazifelerinden biri bunu tamamen ortadan kaldırmak olmalıdır. Bu yolda çok şeyler başarılmıştır, fakat henüz başarılacak birçok şeyler 'daha vardır.»

M. Dulles sözlerinin burasında:

«Birleşik Amerika'nın diğer Amerikan cumhuriyetleriyle idame ettiği işbirliğinde edinmiş bulunduğu tecrübeler, belki de, Atlantik camiası için mevcut olabilecek imkânları daha açık bir şekilde görmesine imkân vermektedir."

demiş ve müteakiben, askerî olmayan sahalara teşmil edilecek bir Atlan­tik işbirliği imkânlarını tetkik ile görevlendirilmiş olan Kanada, İtal­ya ve Norveç Hariciye Vekillerinden sitayişle bahsederek bunlar hakkın da şoyld demiştir:    .

«Bu Hariciye Vekillerinin üçü de büyük bir tecrübe sahibidirler ve şah­sen Atlantik işbirliğinin gerçekleşmesine taraftar bulunmaktadırlar.»

Nutkuna devam eden M. Dulles bu üç vekilin önümüzdeki haftalar zar­fında Atlantik paktına dahil onbeş âza memleketin hükümetleriyle isti­şarelerde bulunacaklarını ve pek muhtemel olarak önümüzdeki son ba­hara kadar hazırlıyacakları bir raporu, daha sonra girişilebilecek teşeb­büslerin bunlar tarafından tetkikine imkân vermek üzere alâkalı hükü­metlere tevdi edeceklerini bildirmiştir.

Amerikan Hariciye Vekili, Pariste'ki son NATO toplantısında istişare usullerinin göze çarpacak bir inkişaf arzetmis olduğunu kaydetmiş, Atlantik camiası için hayatî ehemmiyeti haiz bazı meselelerin lü-i zumlu anda müştereken tetkik- edilmemiş olduğu keyfiyeti de bir vakıa olarak kalmakta bulunuyor» demiştir.

M. Dulles Orta Doğu meselesini, Kuzey Afrika karışıklıklarını ve Kıbrıs ihtilâfını bu sözlerine misal olarak göstermiştir.

Amerikan Hariciye Vekili, bu sözlerinin mevzuubahs meselelerin. N konsevince derîhal tetkik ed^meleri 'gerekirdi, mânasına alınmaması. 1$-zımgeldiğini tasrih etmeğe lüzum görmüş anesık, Atlantik tenfi«eı*¥irrfiâf önümüzdeki senelerde :bu gibi meseleler tahaddüs ettiği takdirde ortaya çıkacak vaziyeti, âza memleketlerin birbiriyle geniş istişarelerde bulun­mağa lüzum kalmaksızın karşılayabilmek için gerekli bir şekilde teşki­lâtlanmamış olduğunu söylemek istediğini bildirmiştir.

Bu fikir silsilesi dahilinde M. Dulles şöyle bir sual ortaya atmıştır:

«Heyeti umumiyesi itibariyle Atlantik camiası, Almanya'nın birleştir il--mesi meselesinin ahlâkî veçheleri üzerinde dünya umumî efkârının dik­katini kâfi derece çekmiş midir?

Bu nutkunun başlangıcında, Amerikan Hariciye Vekili Orta Doğu mese­lesine temas etmiş bulunuyordu   ve ezcümle şöyle demişti:

NATO milletleri, Birleşmiş Milletler âzası olması haysiyetiyle İsrail devletinin istiklâlinin idamesini istemektedirler. Aynı zamanda Orta "Doğudaki bütün memleketlerle tarafsızlık esası üzerinden siyasî, kültü-rel ve iktisadî sahalarda dostça münasebetler idamesini arzu etmektedir­ler. Bu gayelerin birbirleriyle telif kabul etmez olduklarını zannetmekte­dirler.

M. Hammarskjoeid'un Orta Doğudaki görevinden bir başlangıç mahiye­tinde tmüsbet bazı neticeler hasıl olmuş göründüğünü ve bunu cesaret "verici bulduğunu söyleyen Amerikan Hariciye Vekili şunları ilâve etmiş­tir:

«Birleşmiş Milletler camiasının prensiplerine itimad edilmesi lâzım gel­diği ve dünyanın bu kısmında bu prensiplere uyacak herhangi bir mil­letin yanîız kalmıyacağı fikrindeyiz.»

"M. Dulles Orta Doğu hakkındaki sözlerini şöyle bitirmiştir:

«Başarılacak is karışık mahiyetini muhafaza ediyor ve hic bir hakikî hal ça­resi kolayca bulunmayacaktır. Fakat M. Hammarskioeld'un gavretlerivîe elde edilmiş olan .hamlenin idame edilebileceğini ümit ettirecek-sebepler mevcuttur."

'DuIIejs'in Amerikan yardımı hakkında Temsilciler Meclisi Dışişleri Ko­misyonunda verdiği beyanat

10 Mayıs 1956

Washington:

Amerika'nın harice yapac&Şi uzun vadeli yardım program tasarısı hak­kında Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonunda söz alan ingiliz Dışiş­leri Vekili John Foster Dulles, hükümetin tasarladığı 4 milyar 900 miîvon dolarlık dış yardım programında yapılacak mühim herhangi bir kesin­tinin Amerika için müşkül bir durum yaratacağını söylemiştir.Kânı da her zaman mümkün olmuyor. Netice olarak ihtiyaçlarını temin için Rusya'ya dönmek mecburiyetinde kalıyorlar. Asya'yı komünizm teh­likesinden kurtarmak için daha faal bir siyaset takip etmek zorundayız.»

Hükümetin dış yardım programının tesirli bir hale getirilmesi için çalı­şan müşavirler heyetinin başkanı ve İsrail ile Arap devletleri arasında Şeria nehri sularının taksimi projesini hazırlıyan Eric Johnston birçok Amerikan 'bankalarının da direktörüdür.

Johnston, komünist olmayan Asya devletlerinin merkezi Asyada olan bir «Asya kalkınma korporasyonu» teşkil etmelerini ileri sürmüş ve bu teklifin "Asyalı liderler tarafından iyi karşılandığını bildirmiştir.

Bu teklife göre, 750 milyon ilâ 1 milyar dolarlık bir fon tesis edilecektir. Dörtte üçü Birleşik Amerika tarafından temin edilecek bu sermaye As­ya memleketlerinin kalkındırılmasına sarfedilecektir. Şirket çeşitli sınaî teşebbüsler için 40-50 yıl vadeli kredi" temin edecek, hibe yoliyle para ödemiyecektir.

Johnston hibenin yanlış tefsirlere yol açtığını belirterek doğrudan doğ­ruya işbirliği esasına dayanan iktisadî bir plânın daha verimli ve fay­dalı olacağını söylemiştir.

Plân hakkında beyaz saray temsilcileri ve Maliye Vekâleti ile görüşme­ler yaptığını bildiren Johnston, yeni dış yardım programının müzakere-•si sırasında bunun da tetkik edileceğini haber vermiştir.

Bunun yeni Sovyet iktisadî taarruzuna mukabil bir plân olduğu anla­şılmaktadır.

«Rusya'yı Asya'dan çıkarmanın tek yolu iktisadî tedbirlerdir», diyen Johnston'ım dün sabah bu hususda Başkan Eisenhower ile görüştüğü an­laşılmaktadır.

Başkan Eisenîıower'iîi basın konferansı

23 Mayıs 1956

  Washington:

Birleşik Amerika Başkanı Eiserihower bugün haftalık basın konferansı­nı yapmıştır.

Eisenhower, Rusların 1.200.000 askeri terhis ettikleri ispat edildiği tak­dirde, bunun silahsızlanma sahasında bir ilerleme olarak karşılanacağını söylemiştir. Başkan şöyle devam etmiştir:

«Rusların ne yaptıklarım sarahatle kimse bilmiyor. Anlaşıldığına göre, "Birleşik Amerika'nın üç dört ?ene evvel yaptığı gibi. Ruslar da silâh al­tındaki insan adedini veni silâhlan na7an itrbare alarak ayarlamakta­dırlar. Bundan başka terhis ettikleri 1.200.000 kişinin ne iste çalışacağım ve geri kalan 115 tümeni ne yaptıklarını da acıklairnvorlar. Mevrut 20. "bin uçaktan müteşekkil hava kuvvetlerinden 200 ilâ 300 ve pdedi bilinmi--yen deniz kuvvetlerinden de birkaç teknenin servisten alındığını bildiri yorlar ki, 'bu da fazla bir şey ifade etmemektedir. Eğer yeni ve modfeıra 375 denizaltı gemisini servisten alsalardı işte bu birşey ifade ederdi.»

Rusya'nın takip etmekte olduğu politikanın bir neticesi olarak Birleşik Amerika ile müttefiklerinin siyasetinde bir değişiklik vukua gelip gel­mediği şeklindeki bir suale cevaben başkan, hür ve dostane bir hava için­de işbirliği yapmaya çalışan 50 küsur hür memleket arasında zaman za­man münakaşaların baş göstermesinin tabiî olduğunu söylemiştir. Yam­yaş ve dolambaçlı olmakla beraber bu memleketler arasında ünasebet lerin geliştiğinin bir hakikat olduğunu hatırlanan Eisenhower, Rusya'­nın dünya iktisadiyatına girmesinin bazı memleketlerde görüş ayrılıkları yaratmasının da tabiî olduğunu belirtmiştir.

Eisenhower, müttefikleri arasında bu mesele üzerinde cereyan eden mü­nakaşalara Birleşik Amerikanın karışmamaya çalıştığını söylemiştir.

Başkan Eisenhotver, müteakiben şu meseleleri ele almıştır:

1 Birleşik Amerika'nın görüşünce, Mısır'ın Komünist Çin'i    tanıması
hatadır. Fakat bu hâdise Birleşik Amerika - Mısır dostluğuna halel getir-

miyecektir.

Birleşik Amerika bundan bir ilâ iki sene evvel Suudî Arabistan'ınisteği üzerine bu memlekete silâh şevkine karar vermişti. Sevkedilen si­lâhlar cem'an 16 milyon dolar kıymetindedir. İsraille hududu olmayan vegeniş araziye sahip bulunan bu memleketin iç emniyetini temin için bu silâhlara ihtiyacı vardır.

Uçaktan atılarak patlatılan hidrojen bombası, bundan evvel patlatı­lanlara nazaran çok küçüktür. Sadece tecrübe maksadiyle patlatılmıştır.

Birleşik Amerika'nın savunma politikası, mektepler açmak, çiftçile­ri kalkındırmak, muvazeneli bütçe, moral kuvveti ve gerek içte ve ge­rekse dışta durumunu inkişaf ettirmek gibi esaslar üzerinde kurulmuş­tur. Sadece güdümlü mermiler ve bombardıman uçakları üzerine inşa edilmiştir.

Kendi Cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkında, Eisenhover, Korede har­bin patlak vermesi gibi, herhangi bir olağanüstü durum veya    buhrankarşısında uzun ve yorucu mesaiye katlanması icap ettiğini nazarı itibare almış olduğunu söylemiştir.

25 Mayıs 1956

Waco (Texas):

Waco şehrinin Baylor Üniversitesinde bu akşam bir siyasî nutuk veren Başkan Eisenhower, «'hürriyet savaşı» nm kazanılması için hür milletleri daha müessir ve sıkı işbirliği yapınıya davet etmiştir. 11.200 kişi tarafından dinlenilen nutkunda Başkan Eisenhower, milletler arası komünizmin «büyük bir muvaffakiyetsizliğe» uğradığını beyan etmiş ve demirperdesi arkasındaki memleketleri «korkusuz olarak» batılı liderliği altında hakiki ve insan hürriyetine kavuşmaya davet etmiştir.

Başkan Eisenhower nutkunda şu hususlara temas etmiştir:

Dünya emniyeti için Avrupa Birliği elzemdir. Hatta bu birlik gele­cekte Amerika'nın da güvenliğini bağlıyacaktır.

Dünyanın muhtelif bölgelerinde görülen milliyetçi hareketleri    en­dişe uyandırmamalıdm Amerika, bağımsızlığına kavuşan her yeni doğanmilleti memnunlukla karşılayacak ve destekliyecektir. Zira ünyada hür­riyet ile insanî haysiyetin tesisi hususunda önderlik yapacaksa, Amerikabaşka milletlerin bağımsızlık his ve emellerine hörmet etmelidir.

Milletlerarası sahada gerginliğin azaltılması için. dünya çapında birteknik ve ilmî okullar sistemi kurulmalıdır.

Dünya memleketleri Birleşmiş Milletlere bağlı kalmalıdırlar, fakatmuhtelif işbirliği dâvalarının halli için.  memleketler arasında ufakgruplaşmaları; in kurulmasına devam edilmelidir.

NATO insanî ve tabiî kaynakları itibariyle büyük bir teşkilâttır, fa­kat gelecekte, daha başka, hatta yeni doğacak memleketlerin iltihakı iledünyanın en büyük hürriyet camialarından biri olacaktır.

Emnivet ne kadar kudretli ve müessir olursa olsun, sırf silâhla sak­lanamaz. Dünva memleketleri kültürel ve iktisadî vardımlaşma sayesin­de birbirine yaklaşabilirler ve birbirlerini anlıyabilirler.

"Başkan Eisermower, Baylor Üniversitesinde verdiği bu nutku müteakİD Türkive saativle bu aksam 20:50 de Washington'a dönmek üzere uçakla Wacodan ayrılmıştır.

Ortadoğu muvazenesi Yazan : Dr. Yavuz Abadan

(Y.enî   İstanbul)

1/5/1956 tarihli dan:

Bulganin ile Krusçev'in son Londra zi­yareti, Sovyet siyasetinde ne zihniyet ne de taktik bakımından bic bir deği­şiklik olmadığını bir kere daha Igös-terdi. Sovyet liderleri, "bir yandan İn­giltere ile Rusya arasında iktisadî mü­nasebetlerin gelişmesi tezini savunur­ken, diğer yandan gizli, imalı hattâ açık tehditler savurmaktan geri durma­dılar. Son basın toplantısında, Mısıra silâh yardımında devam, edeceklerini açıklamak suretiyle de Orta doğu'ya sızma gayretlerinin gerçek hedefini meydana koydular.

Sovyetlerin, Orta doçu muvazenesini kendi lehlerine çevirme niyetleri kar­şısında, Amerikanın kayıtsız kalamı-yacağı tabiî idi. Netekim yetkili Was­hington siyasî çevreleri, Birleşik Dev­letlerin umumî siyasetinde, yeni şart­lardan mülhem bazı değişiklikler ya­pılması zaruretini, şimdiden ileri sür­meğe başlamışlardır.

Bu değişiklik, başlıca üç hedefe mü-tecevvühtir;

1 Birleşik Amerika, Na to teşkilâtını daha faal ve faydalı bir hale getirmek üzere, üye devletler ara­sındaki işbirliğini, iktisadî alanda da genişletmek 'kararındadır.

2 Ameri­kan yardımının, bundan sonra hibeden ziyade uzun Vâdsli dış kredilere dayan ması, daha musibet neticeler doğura­caktır.

3 Batılılarla doğrudan doğ­ruya işbirliği yapmayan bazı memle­ketlere yardım yapılması faydalı ola­caktır.

Bu üç noktanın, Batı savunma siste­minin sağ kanadı olarak, Orta doğu'da barış ve emniyetin korunmasında baş­lıca müessir kudret teşkil eden Türki­ye için taşıdiğı hayatî ehemmiyet mey­dandadır. Türkiyenin, kudret potansi­yelini ve dayanma gücünü "bir kaç mis­li ar-tıracsk geniş iktisadî kalkınma programını gerçekleştirmek için, malî yardıma ihtiyacı vardır. Bu bakımdan Nato mihrakında toplanan siyasî ve askerî işbirliğinin, iktisadî sahaya teş­mili, Türk ekonomisinin gelişimini des-tekliyecek kaynak ve imkânları artıra­caktır.

Bundan sonra Amerikan yardımının, karşılıksız hibeden ziyade uzun vâdali kredilere çevrilmesi de, her bakım­dan isabetli bir karar olacaktır. Bu sa­yede Birleşik Amerika hükümeti, ver­gi mükelleflerinin haklı tenkidleriyle karşılaşmaksızm, daha geniş krediler açma imkânına kavuşacaktır. Bu yar­dımdan faydalanan memleketler d!e,. vâdesinde borçlarını Ödeme imkânın­dan doşan psikolojik bir tatmin hava­sı içerisinde, kredileri daha iyi ve ve­rimli bir çekilde kullanmağa itina ede-çekleridir.

Batılılarla işbirliği yapmayan bazı memleketlere yardım yapılması kara­rının ise, Orta doğu ve Asya'da Birle­şik Amerikanın nüfus ve prestijini yük selteceği şüphesizdir. Bağdad Paktına katılmayan bazı Orta doğu memleket­lerinin, aynı şartlarla Amerikanın ik­tisadî yardımını Sovyet yardımına ter­cih edecekleri muhakkaktır. Bu suret­le Soveytlerin, iktisadî mübadele ve yardım kanalından, Orta doğu'ya nü­fus -gayretleri akamete uğrayacaktır.

Bizim temennimiz, Birleşük Amerika­nın umumî siyasetinde yapılması dü­şünülen !bu hedef ve taktik değişikli­ğinin, Kasımda yapılacak Cumhurbaş­kanlığı seçimi dolayısiyle geciktirilme-yip, îbir an önce gerçekleştirilmesidir..

 

12 Mayıs 1956

Buenos Aires :

Resmen Ibildirildiğine göre, hâlen Peru .da Lima şehrinde bulunmakta olan Arjantin Eğitim Vekili Atilio Delloro Maini, bugün gönderdiği bir telgrafla vazifesinden istifa ettiğini bildirmiş­tir. Mani Lima'da toplanmış olan Ame­rikan memleketleri eğitim vekillerinin ikinci kongresinde memleketini tem-jsil etmekteydi. Vekilin istifasına se­bep dokuz mayıstan beri taleibskrin muhtelif şehirlerde aleyhinde girişmiş oldukları nümayişlerdir. Radikal, Sos­yalist ve Komünist temayüllü talebeler hxx vekili dini propagandaya âlet et­tiği iddiasiyle    tenkidi    etmektedirler.

:Bununla beraber Katolik ve milliyetçi talebeler, tarafından desteklenen Ma­ni'nin istifasının Gumdıurreisi tarafın­dan kabul edileceği zannedilin em ektedir.

Buenos Aires :

İyi haber alan kaynaklardan öğrenil­diğine 'göre, geçenlerde Buenos-Aires' te gizli bir Peroncu teşkilât keşfedil­miş ve 70 kadar üyesi tevkif edilmiş­tir,

Teşkilâtın hedefi, halk arasında pa­nik yaratmak maksadiyle, Buenos Ai­res şehrindeki otobüs ve troleybüs ga-rajlariyle tramvay depolarında yangin çıkarmaktı.

 

Buenos Aires :

Tahkikat komisyonunun dün akşam neşrettiği nihaî tebliğde bildirildiğine göre, "11 haziran 1955 tarihinde, halkı katolikler aleyhine kışkırtmak maksa-diyle, Arjantin bayrağının yakılması için bizzat Peronla onun Dahiliye Ve­kili ArJgel Borlenghi emir vermişler­dir.

11 haziran 1955 tarihinde, katolikler, Peron hükümetinin emrine rağmen, Buenos Aires'in belli başlı caddelerin­de nümayişler tertip ederek muazzam ıbir alay halinde dolaşmışlardır. Kato­likler, Peron'un. iktidarına bir meydan okuma telâkki ettiği bu nümayişler sı­rasında, millî kongre sarayına kilise­nin fbayrağı ile Arjantin bayrağını yanyana çekmişlerdi. Halbuki ertesi gün, kongre sarayının merdivenlerin­de yanmış bir halde [Arjantin bayra­ğı bulunmuş bunun neticesi olarak da gazeteler, kiliseyle, katolik teşekkül­lerine daha fazla hücuma -başlamış­lardı.

Tahkikat komisyonunun dün neşredi­len tebliğinde bildirildiğine göre ise, Peron'a onun Dahiliye Vekili, halkı katolikler aleyhine kışkırtmak maksa-diyle. İbir Arjantin bayrağının yakıl­masını ve yarı yanmış bir halde mer­divenlere bırakılmasını polislere em­retmişlerdir.

 

24 Mayıs 1956

Buenos Aires :

İran basım da Kahire radyosunun ya gün Badad Paktına dahil memleketle­rin Tahrandaki Büyükelçileri ile bir­likte 'bir toplantı yapmıştır.

Geçen Tahran, konferansı sonunda ya­yınlanan te'bliğde Keşmir meselesinin zikredilmiş olmasından dolayı protes­toda 'bulunan Hindistana 'bir eevap ha­zırlanması meselesinin toplantı günde­minde yer aldığı sanılmaktadır.

18 Mayıs 1956

Tahran :

Harbden iberi Rusyada mevkuf bulu­nan 26 İranlı busun Sovyetler tarafın­dan Azerbaycan hududunda Culfa'da İran makamlarına teslim      edilmiştir.

Bu suretle son 12 ay içinde 450 İran­lı memleketlerine iade edilmiş olmak­tadır.

Diğer taraftan Öğrenildiğine göre, 3 ni­sanda sona eren Sovyet - İran ticaret anlaşması Şahın Rusyaya hareketin­den önce yenilenecektir. Yeni ithalât listesi Ticaret Vekâleti tarafından Sov yet Ticaret Heyetine tevdi edilmiştir. Mübadelelerin 20 milyar frank civarın da olacağı tafhmi nedilmektedir.

21 Mayıs 1956

Tahran :

Dışişleri Vekâleti müsteşarı Kâzımı bugün 'Mısırın Tahran Büyükelçisini Dış­işleri Vekâletine davet ederek Kahire-radyosunun İranda hükümet darbesi vuku bulduğuna dair yalan haberler yayınlaması keyfiyetini şiddetle protes­to etmiştir.

Diğer taraftan, Türkiyenin Tahran Bü­yükelçiliği, Kahire radyosunun iddia­larının tamamen aksine, Ankara rad­yosunun İranda karışıklıklar çıktığına dair hi'çbir haber vermemiş olduğunu İran Dışişleri Vekâletine resmen bil­dirmiştir.

De Hükümet sözcüsü Nasır Zülfikârî şunları söylemiştir:

«Mısırlılar hiç sebepsiz yere başlarına iş açıyorlar. Biz Bağdad Paktına ken­di arzumuzla girdik. Kahir-snin ma­nevraları akim kalmaya mahkûmdur.»

İran 'basını da Kahire radyosunun ya­lan haberler yaymasından doğrudan doğruya sorumlu tuttuğu Mısır hükü­metine şiddetle hücum etmektedir. Ferman» gazetesi Mısır - Sovyet yak­laşmasını ele alarak şunları yazıyor: Nasır, eski Kral Faruk'tan Müslüman dünyasının idaresini ele alma arzula­rını tevarüs etmiş. Bu genç albay, e-ğer tou iddiası üzerinde düşünmek is­temiyorsa, hiç olmazsa tarihte çizmeli diktatörlerin uğradığı akıbet üzerinde düğünsün.Bununla Jberaber, bütün. İran gazetele­ri, Mısır'ın İran aleyhindeki hareket hattını terked!eceği ümidini izhar et­mektedirler. «Dead» gazetesi, «Bağdad Paktı üzerindeki görüş ayrılıklarının, İran ile Mısır arasındaki ananevi bağ­ların kopması için foir sebep olmıyacaimage009.gifimage010.gifğını» yazmaktadır. Gazete şunları ilâ­ve ediyor: Şimdi Kahire ile Tahran arasmda bir sinir harbinin sırası değildirinin gaybubeti sırasında memlekette tam ıbir sükûnun hüküm sürmüş ol­duğunu kendilerine bildiririm.

26 Mayıs 1956

Paris :

Sovyet Başvekili Mareşal Bulganin bu gün İran'ın Moskova Büyükelçisini ka­bul etmiştir. Bu haberi veren Sovyet "Tass Ajansı, görüşmenin mevzuu hak­kında her hangi Jbir açıklamada bu­lunmamıştır.

Bu/gün Tahran hava alanında İran tıü-* küm d arlarım karşılamaya gelen Baş­vekil Hüseyin Ala şu beyanatta bu­lunmuştur: «Hükümdarlarımıza gös­terdikleri kabulden dolayı Reisicum­hur Celâl Bayar'a ve Türk hükümeti­ne şükranlarımızı bildirirken Şahın Orta doğuda barışın ve .güvenliğin mu­hafazası idealine bağlı Bağdat Paktı içinde birleşmiş olan iki memleket a-rasmdaki dostluk bağlarım bir kat da­ha sıkılaştırdığmı ifade etmek iste­rim. »

Şahın Türkiyede bulunduğu sırada Ka hire radyosu tarafından İran'da hükü­met darbesi vuku bulduğuna dair or­taya atılan uydurma haberlere de te­mas eden Başvekil şunları söylemiş­tir:

«Yabancı bir propagandanın iddiaların tamamen aksine olarak.

31 Mayıs 1956

Tahran :

İran Meclisinin 19 uncu devr&si îran Şahmın bir nutku ile açılmıştır. Saba­hın erken saatlerinde saraydan, meclise giden yollar halk ile dolmuştu. Saray­dan Meclise gelirken Şahın otomobili­ne 49 motosiklet refakat etmekte idi.

Seçilmiş olan 128 milletvekilinden 126 sı a-çıliş merasiminde hazır bulunmuş­tur. Henüz sekiz mebusluk münhaldır.

Yeni meclis yüzde yüz saltanat taraf-darıdır. Bu bakımdan, hükümdarın tam itimadına mazhar olan Başvekil Hüseyin Âlânın teşkil edeceği yeni hü­kümetin meclisten itimad alacağına mutlak nazarı ile bakılmaktadır.

Burada hâkim olan kanaat, yeni mec­lisin bir «icraat meclisi» olacağı nok­tasında ittifak etmektedir. Mebusların çoğunluğu yüksek mektep mezunu o-İup ekseriyeti hukukçular teşkil et­mektedir.

Yeni meclisin diğer bir hususiyeti de yaş haddinin eskiye nazaran bir hayli düşmüş olmasıdır. Bundan evvelki dev relerde mebusluk etmiş olan yaşlı po­litikacılardan pek çoğunun yerine oğulları geçmiştir.

İran Şahının Meclisi açış nutku

31 Mayıs 1956

Tahran:

İran Şahı Muhammet Riza Pehlevî bugün, bir nutukla yeni İran. meclisi­ni .açmıştır.

Şah nutkunda, iktisad, sağlık ve maarif sahalarında olağanüstü bir gay­ret gösterilmesi hususu üzerinde ısrarla durmuştur, Şah, evvelki mecli­sin milletlerarası petrol konsorisyomu ile müsbet bir anlaşma meydana getirmiş olması ve İran'ın Bağdad Paktına girmesini karar altına almış-bulunması keyfiyeti üzerinde durmuş, yeni meclisden de bu yollarda yü­rümesini temenni etmiş, hükümet ve millet ile işbirliğinde bulunması­nın ve kalkma hareketine geniş ölçüde katılmasının vazifesi icabı oldu­ğunu söylemiştir.

Maarif meselelerine temas eden Şah, güdülecek gayenin, İranlı talebenin bundan böyle yabancı memleketlere gitmesine lüzum göstermeyecek de­recede memlekette ilim ve irfan müesseselerinin inkişafını sağlamak ol­duğunu bildirmiş ve meclis ile hükümetten bu gibi müesseselerin süratle meydana getirilmesi hususunda azami gayret sarfetmesini istemiştir.

Petrol konusuna temss eden hükümdar, «gelirimizi arttırmak için petrol kaynaklarının geniş ölçüde işletilmesi hususunda büyük gayretler sarfet-meğe mecburuz» demiştir.

Dış politika konularına temas eden Şah, İran'ın bütün memleketlerle iyi münasebetler tesis etmek arzusunda olduğunu, İran'ın dış siyasetinin Birleşmiş Milletler Kurulu ana yasasına uygun bir şekilde yürütüldüğü­nü söylemiş ve, «biz buna uygun olarak Bağdad paktına iltihak ettik» de­miştir. Hükümdar bundan sonra, Türkiyeye yapmış olduğu seyahatin çok müsbet neticeler verdiğini bildirmiş ve şunları ilâve etmiştir: «Türkiye ile İran arasındaki dostluğun her geçen gün biraz daha kuvvetleneceğine kaniiz.»

Müdafaa konularına temas eden Şah, «millî müdafaa gücümüzü kuvvet­lendirmemiz memleketin menfaati icabıdır. Şunu da menuniyetle söyli-yeyim ki, İran ordusu bir zamanlar arasında bulunan bozguncu unsur­lardan ve beşinci koldan tamamiyie kurtulmuş bulunmaktadır» demiş­tir.

da olduğu, 11 «kim 1955 de ilân edil­miştir. 3 kasım 1955 de, karar tatbika­ta konulmuş ve Rusyanm bir protes­tosu reddedilmiştir. Yine kasım içinde "İran, Bağdattaki pakt toplantısında temsil edilmiş ve Rusyanm bu müna­sebetle çektiği ikinci bir protesto 6 aralıkta reddolunmuştur.

Bağdad Paktının çerçevesi içinde muh­kem surette (birleşen ve sıkı bir işbir­liğinin her iki tarafa temin edeceği ni­metleri candan kavrayan Türkiye ve İran için yeni ve hayırlı bir dostluk devri başlamıştır. Her iki memleketin medenî dünyanın vasatı seviyesine varmak için yapacakları işler çoktur.

Elele vermeleri, birbirlerinin tecrübe­sinden faydalanmaları, medenî yol­culuğu beraberce yapmaları hem iki taraf için de hayırlı olacak, hem de içinde yaşadığımız karışık bölgeye em­niyet,  istikrar,  saadet  getirecektir.

Değerli misafirlerimize hoş geldiniz der, bu ziyaretin iki mîllet hesabına yeni yeni dostluklar ve işbirliği ufuk­ları açmasını candan dileriz.

ATATÜRK VE İRAN

Yazan: Nurettin Artam 16/V/1956 tarihli (Ulus) tan:

iki memleket büyükleri arasında zi­yaretler yapılırken o iki ülkenin ta­rihî münassbetleri üzerine yazılar yaz­mak gazetelere, gazetecilere düşer.

İran Ş.ehinşahı aramızdadır. Onun için iki memleket tarihi ve dostluğu üze­rine bir iki sayfa çevirmek istiyorum. Lâkin bu sayfalar eski günlerin ya­digârı olmıyacak.

Yeni Türk devleti kurulduğu sıralarda İran Devleti, ilk elçisi Mümtazüddev-le İsmail Han'ı Ankara'ya göndermişti. Bir gece, 17 temmuz 1922 gecesi yeni sefirin şerefine bir ziyafet verilmiş, orada hazır bulunan Gazi Mustafa Ke­mal, ibir nutuk söylemiş ve demiştir ki:

İran devlet-i âliyesinin muhterem şiiri fevkalâdesi Mümtazüddevle Hazretlerinin şerefine tertip olunan bu zi­yafette bulunduğumdan dolayı fev­kalâde memnunum. Bu vesile ile bura­da hazır bulunan samimî arkadaşlarrm la musahabet idle ayrıma mucibi haz dır.

Hemdert olanlar yekdiğerlerini arar ve «bulurlar. Aynı samimiyetle müte­hassis olan arkadaşlar, aynı samimiyet le mütehassis olan- milletlerin mümes­sili olarak epey zamandan beri burada bulunuyorlardı. İçimizde hakikaten büyük bir boşluk vardı: O da İran milletinin mümessilinden mahrumi­yet! Bugün ona d!a muvaffak olduğu­muzdan dolayı bahtiyarız. Türkiye halkının Şark milletleriyle olan reva-bıtı yalnız hissiyat üzerine mübteni de ğildir. Hakilcî maddî, gayri kaabil-i te­beddül bir takım esaslara dayanmak­tadır. Bu seretle düşmanlarımızın içi­mize girerek yapacakları telkinat ile revabıtm tezelzülüne imkân tasavvur etmek doğru değildir.

Bugün doslarımız emin olabilirler ki, biz dünyada dostla da, düşmanla da temasa gelebiliriz, ve onlar da bizim ile temas edebilirler. Fakat bu temas mevcut samimî revafcıtı, dostluğu da­ima tezelzülden masum bulunduracak­tır. Türkiyenin bugünkü mücadelesinin yalnız Türkiyeye ait olmadığını, bü­tün arkadaşlarımız ifade etmiş iseler de, bunu bir defa daha teyit etmek lü­zumunu hissediyorum. Türkiyenin günkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki d'aha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk ola­bilirdi. Türkiye azim ve mühim bir gayret sarfediyor. Çünkü müdafaa et­tiği bütün mazlum milletlerin, bütün Şarkın davasıdır ve bunu nihayete ge­tirinceye kadar Türkiye, kendisiyle be­raber olan şark milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir. Türkiye şim­diye kadar mevcut tarih kitaplarının İcabatmı değil, tarihin hakikî icabatı-nı takip edecektir. Filhakika mevcut tarihlerin kaydettiği hâdisat milletle­rin efkâr ve âmâli, harekâtı değildir.

Şark milletleri ıksndi iradeleri, kendi hisleriyle harsket .etmiyorlardı. Onla­rın basında bir takım müstebit, key­fî hareket eden Çarlar, Hüdavendler vardı. Maz-butatı tarihiye daha çok onlar tatmini hırsı için yaptıkları ve kayidir. Biz onların h'sgsini yırtaca­ğız, yeni bir tarih yapacağız. Eefendi-ler İran Devleti âliyesi, İran milleti muhterem esi hakikaten Şark muvaze-nei umumiyesincüe fevkalâde haizi e-hemmiyet bir kitledir. Şimdiye kadar Türkiye halkı ile İran halkı hakikî ve candan temasa mazhar olamamıştı. Çün kii 'başlarında öyle adamlar bulunmuş­tur ki, onlar buna mâni idi. Fakat ben yakinen bilirim -ki, İran milliyetper veranı pek mukaddes bir arzu için a-sırlarca uğraşmış, fevkalâde kahraman bir millettir. Eğer İranlılar buna bütün mâna ve şümulü ile muvaffak olama-mışlarsa bittabi kabahat kendilerinde, mesailerinde değildir. Bu arzettiğim nokta pek mühimdir. Şimdiye 'kadar Devleti Aliyei Osmaniye unvanı altın­daki imparatorluk ile Devleti Âliyei İraniye  arasındaki münasebatın  İranlıların ve Türkiye halkının ciddî te­mayüllerine muta'bık tecelli edememiş-olduğunu itiraf etmek lâzımdır Fakat bugün İranlı kardeşlerimiz emin ola­bilirler ki Türkivenin başında bulu­nanlar aynı adamlar delildir. Mümta züddevle Hazretlerinin temsil ettiği İran millet ve Devleti, hakikî temas noktasını bulmuştur. Bunun tecellisi pek feyizli olacaktır. Bu feyizden yal­nız Türkiye ve İran değil, bütün Şark milletleri müstefiz olacaktır. Araloff arkadlaşm ve Mümtazüddevle Hazret­lerinin hükümetimiz, halkımız, ordu­muz ve bunların mensupları hakkında söyledikleri sözlerden fevkalâde mü­tehassisim. Bunu izah için fazla söz: söylemeğe lüzum görmüyorum. Ken­di hükümetlerine milletlerine karşı kalbimizin pek derin ve samimî hissi­yatı dostane ile dareban ettiğine emin olabilirler.»

 

3 Mayıs 1956

Bağdad :

Irak Dışişleri Vekili Burhaneddin Baş ayan bugün tertip ettiği bir basın top­lantısı sırasında Irak ile Fas ve Tu­nus hükümetleri arasında siyasî tem­silci teatisi hususunda anlaşmalar mey dana gelmiş olduğunu açıklamıştır.

Dışişleri Vekilinin beyan ettiğine göre, Irak hükümeti Rabat ve Tunus'da Or­ta Elçilikler ihdas edecek buna muka­bil Fas ve Tunus da Bağdad'a birer Orta Elçi göndereceklerdir eğitiminden memnuniyet beyan et­miştir. Irak'ın batılı devletlerden da­ha çok sayıda uçak almasını temenni eden general «müdafaamızı takviye için silâh elde edebilmemiz, Arap mem leketlerine silâhların nereden geldiği hususundan cok daha mühimdir.» de­miştir.

Bu arada Mısır hava kuvvetlerinden de bahseden general Abdülmünahira, Mısırın, Orta şarkın en üstün hava kuvvetine müsavi kuvvete sahip oldu­ğunu söylemiş ve Mısırlı pilotların, Sovyet yapısı Mig uçakları üzerinde taliml-srini muvaffakiyetle sona erdir­miş olduklarını sözlerine ilâve etmiş­tir.

9 Mayıs 1956

Bağdad:

Amerikan hükümetinin Irak hüküme­tine tevdi ettiği yeni bir dostluk ant­laşması tasarısı hâlen Bağdad'da tet­kik edilmektedir. İktisadî, ticarî ve diplomatik hususlar ihtiva eden bu an­laşma, iki memleket arasında 3 aralık 1938 de akts'd'ilmiş olan ticaret ve sey­rüsefer anlaşmasının yerini alacak­tır.

 

22 Mayıs 1956

Bağdad :

Irak Dışişleri Vekili Burhanettin Baş-ayan Beyruttan buraya dönüşünü mü. teakip verdiği 'beyanatta şöyle de­miştir: "Komünist Çm'in Irak tarafın­dan tanınması meselesi müstaceliyeti havi bir iş değildir. Bu mesele Arap birliği siyasî komitesinin Samdaki top­lantısında da müzakere edilmemiş­tir,

Bağdad :

Irak. hava kuvvetlerinin kuruluşunun 25 inci yıldönümü münasebetiyle Baş­vekil Nuri Said Paşa tarafından ter­tip edilen bir kabul resminde Mısır hava kuvvetler in den tuğgeneral Ab-dülmünahim Vehlbi bir konuşma yaparak Irak'h ıpilotların teknik ve   moral.

23 Mayıs 1956

Bağdad :

Arab -birliği siyasî komitesinin Ceza­yir hakkındaki müzakerelerine iştirak etmiş olan Irak Hariciye Vekili Bur­hanettin Başayan dün akşam Şam'dan Bağdad'a dönmüştür.

Irak Hariciye Vekili- Cezayir meselesi­nin Birleşmiş Milletlere intikal etme­sine pek az İhtimal olduğunu söylemiş ve 'diğer taraftan Fransaya karşı umumî bir boykot yapılması hususunda Irak tarafından yapılmış olan teklifin de bu meselenin daha geniş bir tetki­ke lüzum 'gösterdiği ileri sürülerek red dedilmiş olduğunu sözlerine ilâve et­miştir.

26 Mayıs 1956

Bağdad :

Irak Ayan Meclisi. Ürdün'ün kalkın­ma projelerini tahakkuk ettirebilmesi için bu memlekete 1.625.000 dinarlık bir kredinin açılmasını derpiş eden kanun tasarısını tasvip .etmiştir. Bu tasarının şimdi niyabet konseyi tara­fından imzalanması gerekmektedir.

28 Mayıs 1956

Bağdad :

Irak hükümeti bugünkü toplantısında, Birleşik Amerika, İngiltere ve Fransanın İsrail'e silâh vermelerini protesto etmeğe karar vermiştir.

Hükümete yakın olan çevrelerde be­lirtildiğine göre, Irak Dışişleri Vakili Burhaneddin Başayan, önümüzdeki günlerde İngiltere, Birleşik Amerika ve Fransa elçilerini Dışişleri Vekâle­tine dâv-st edecek ve İsrailin silâhlan­ması neticesinde Orta doğuda meyda­na gelen tehlikeyi tebarüz ettirecek, 'bu memlekete yapılmakta olan silâh sevkıyatının durdurulmasını isteyecek­tir.

Bağdad :

Irak Dışişleri Vekili Burhanettin Ba­şayan bugün verdimi beyanatta, Mısır ile Irak arasında iyi münasebetler te­sis etmek gerginliği azaltmak için gi­rişilecek teşebbüsleri memnunlukla kargılıyacağmı bildirmiştir. Vekil, söz­lerine devamla Mısır basm radyosuh-daki Irak aleyhtarı yayınları durdur­mak için Mısırın sarfettijji gayretleri müsbet bir şekilde karşıladığını bil­dirmiş ve Irak'ın Mısırla verimli bir işbirliği tesis etmek için daima iyi ni­yetle   hareket ettiğini hatırlatmıştır.

5 Mayıs 1956

Beyrut :

Yetkili bir kaynaktan öğrenildiğine göre, dün gece İsrail - Lübnan hudu­dunda bir hâdise vukua gelmiştir. Ma­hallî saatle 20 d-a hududun merkez ke­siminde tarafsız bölgeyi aşan İsrail bir­likleri Blida köyü civarında otomobil­le devriye gezmekte olan bir Lübnan devriye birliği üzerine otomotik silâh­larla ateş açmışlardır. Lübnan devriyeleri buna mufoale etmiş ve ateş te­atisi bir saat kadar devam etmiştir. Bu arada Lübnanlı erlerden biri yaralan­mıştır. Lübnan hükümeti hâdiseyi mü­tareke komisyonuna arzetmeye karar vermiştir.

9 Mayıs 1956

Beyrut :

Fransanm Beyrut Büyükelçisi Roche bugün Lübnan Başvekili Abdullah Ya­fi ile bir görüşme yapmıştır. Öğrenildi, ğine 'göre, Büyükelçi bu görüşmesi sı­rasında dün Cezayir günü münaseîbe-tiyle Beyrut'ta Fransa aleyhine yapı­lan nümayişleri Lübnan Meclis Reisi ile Beşvekili tarafından verilen hita­beleri protesto etmiştir.

28 Mayıs 1956

Beyrut :

Lübnan ve Suriye Başvekilleri dün ge­ce Şam hududuna yakın küçük bir köy de toplanarak, salı günü Birleşmiş Mil­letler Güvenlik Konseyine verilmek ü-zere İngiltere tarafından hazırlanan karar suretini müzakere etmişlerdir.

Bu karar suretinde Birleşmiş Milletler Gsnel Sekreteri Dag Hammarskjoeld'-un, Arap devletleri ile İsrail arasında anlaşma temin edinceye kadar Orta -doğu'daki vazifesine devamı istenmek­tedir.

Suriye Başvekili Said Gazi ve Lübnan Başvekili Abdullah Yafi, Arap dsvlet-lerinin Şeria nehri sularının taksimi meselesine verdikleri ehemmiyeti te­barüz* ettirmek üzere, Birleşmiş Millet­lere hususî delegeler gönderilmesini de müzakere etmişlerdir.

Beyrut:

Lübnan Başv-skili Abdullah Yafi, dün gece Suriye Başvekili ile yaptığı gö­rüşme hakkında basma şu beyanatta (bulunmuştur.

«Suriye ve Lübnan, Arap memleket­leri ile İsrail arasında ibariş akti husu­sundaki her türlü tasarıyı reddetmek azmini bir dsfa daha teyit etmişler­dir.»

1 Mayıs 1956

Tel Aviv :

Gazze sahil bölgesinden gelen bazı kim seler tarafından kaçırılarak öldürülen İsrail çiftçisinin dün1, yapılan cenaze merasiminde söz alan İsrail Erkânı Harbiye Reisi general İMoşe Dayan .ez­cümle şunları söylemiştir:

«Hududun öte yanında bir kin havası esmektedir. İsrail'in yalancı vâızlarm sözünü dinleyerek silâhları bırakması beklenmektedir. Fakat İsrail yalan va-adları dinlemekten ictina'b edecek ve uyanık kalacaktır.»

Kudüs :

Huıdlud boyunca Birleşmiş Milletler müşahit karakolları tesis edilmesi hak­kında Mısır ile İsrail arasında varılan anlaşmanın müddeti altı ay dlu£ 31 ekim tarihinde nihayet bulacaktır.

Bu anlaşma gereğince kurulacak olan karakollar hududun iki tarafında da aynı miktarda olacaktır. Birleşmiş Mil letler kurulu müşahitleri huduıd! bo­yunca serbestçe dola şato ilecekler ve iki tarafa da istedikleri zaman geçe­bileceklerdir.

Birleşmiş Milfetler kurulu müşahitleri, hududun hangi tarafında bulunuyorlar sa bu memleketin bir subayının kendi­lerine refakat etmesini isteyebilecek­lerdir. Yalnız bir taraftan diğer tara­fa .geçmeden önce, müşahitler tasav­vurlarından ilgili memleketi haberdar edecekleridir.

Bu anlaşma ile Birleşmiş Milletler ku­rulu müşahitlerinin vazifeleri tayin edilmiş  olmaktadır. Bunlar, mütareke anlaşmasının ihlâl edilip edilmediğini tâyin edecek ve raporlarını muhtelif mütareke komisyonuna tevdi edecek­lerdir. Bu hususta karar vermeğe yet­kili olan bu komisyondur.

Her hangi bir hâdise vukuunda tahkik heyetinin takip edeceği yolları İsrail ve -Mısır makamları tesbit edecekler­dir. Şayet, tahkik komisyonu emniyet tedlbirlerindn lüzumuna kanaat getirir­se, kendilerini ininde bulundukları memleketin askerî birlikleri koruya­caktır.

Washington :

Mısır ile İsrail arasında varılan anlaş­ma, Amerikan hükümeti tarafından memnunlukla karşılanmıştır.

Amerikan Dışişleri Vekâleti sözcüsü Lincoln W'hite. mütareke hakkında tanzim edilmiş olan aşağıdaki yazılı beyanatı   okumuştur:

«Amerika Birleşik Devletleri, g-snel mütareke anlaşmasının hükümlerini yerine igetirmek İrin Mısır ile İsrail a-rasmda bir anlaşmaya 'varılmış olduğu halterini memnunlukla karşılamakta­dır. Bu yeni anlaşmaya varmak müm­kün olmuştur. Fakat gösterdikleri a-zimli yorulmak ibilmez gayretleri do-layısiyle de Birleşmiş Milletler genel sekreteri Hammarskjoeld ile general Burns'ü şükranla anmak 'gereklidir.»

Kudüs :

Hollandanm İsrail'deki elçisi Boisevain, bir Hollanda yolcu uçağının İsrail avcı uçakları tarafından Lidd'a hava a7anına inmiye mecbur edilmesi keyfi­yetini İsrail hükümeti nezdinde pro­testo etmiştir.

1 Mayıs 1956

Tel Aviv :

Gazze sahil bölgesinden gelen bazı kim seler tarafından kaçırılarak öldürülen İsrail çiftçisinin dün1, yapılan cenaze merasiminde söz alan İsrail Erkânı Harbiye Reisi general Moşe Dayan .ez­cümle şunları söylemiştir:

«Hududun öte yanında bir kin havası esmektedir. İsrail'in yalancı vâızlarm sözünü dinleyerek silâhları bırakması beklenmektedir. Fakat İsrail yalan va-adları dinlemekten ictina'b edecek ve uyanık kalacaktır.»

Kudüs :

Huıdlud boyunca Birleşmiş Milletler müşahit karakolları tesis edilmesi hak­kında Mısır ile İsrail arasında varılan anlaşmanın müddeti altı ay dlu£ 31 ekim tarihinde nihayet bulacaktır.

Bu anlaşma gereğince kurulacak olan karakollar hududun iki tarafında da aynı miktarda olacaktır. Birleşmiş Mil letler kurulu müşahitleri huduıd! bo­yunca serbestçe dola şato ilecekler ve iki tarafa da istedikleri zaman geçe­bileceklerdir.

Birleşmiş Milfetler kurulu müşahitleri, hududun hangi tarafında bulunuyorlar sa bu memleketin bir subayının kendi­lerine refakat etmesini isteyebilecek­lerdir. Yalnız bir taraftan diğer tara­fa .geçmeden önce, müşahitler tasav­vurlarından ilgili memleketi haberdar .edecekleridir.

Bu anlaşma ile Birleşmiş Milletler ku­rulu müşahitlerinin vazifeleri tayin edilmiş  olmaktadır. Bunlar, mütareke anlaşmasının ihlâl edilip edilmediğini tâyin edecek ve raporlarını muhtelif mütareke komisyonuna tevdi edecek­lerdir. Bu hususta karar vermeğe yet­kili olan bu komisyondur.

Her hangi bir hâdise vukuunda tahkik heyetinin takip edeceği yolları İsrail ve -Mısır makamları tesbit edecekler­dir. Şayet, tahkik komisyonu emniyet tedlbirlerindn lüzumuna kanaat getirir­se, kendilerini ininde bulundukları memleketin askerî birlikleri koruya­caktır.

Washington :

Mısır ile İsrail arasında varılan anlaş­ma, Amerikan hükümeti tarafından memnunlukla karşılanmıştır.

Amerikan Dışişleri Vekâleti sözcüsü Lincoln W'hite. mütareke hakkında tanzim edilmiş olan aşağıdaki yazılı beyanatı   okumuştur:

«Amerika Birleşik Devletleri, genel mütareke anlaşmasının hükümlerini yerine igetirmek İrin Mısır ile İsrail arasında bir anlaşmaya 'varılmış olduğu halterini memnunlukla karşılamakta­dır. Bu yeni anlaşmaya varmak müm­kün olmuştur. Fakat gösterdikleri a-zimli yorulmak ibilmez gayretleri do-layısiyle de Birleşmiş Milletler genel sekreteri Hammarskjoeld ile general Burns'ü şükranla anmak 'gereklidir.»

Kudüs :

Hollandanm İsrail'deki elçisi Boiseva-in, bir Hollanda yolcu uçağının İsrail avcı uçakları tarafından Lidd'a hava a-7anına inmiye mecbur edilmesi keyfi­yetini İsrail hükümeti nezdinde pro­testo etmiştir.

image011.gifHollanda elçisi, bir Hollanda uçak kumpanyası tarafından bir Mısırlı ilim grupuna kiralanmış olan uçağın, ilmî maksatlarla havadan fotoğraf çekmek için uçuş yapmakta olduğunu, (bu uçuşun askerî maksatlarla hic bir ilgisi 'bulunmadığını beyan etmiş ve İsrail makamları tarafından nezaret altına alınmış dört Hollandalı ve bir Mısırlı' mn derhal serbest bırakılması taleibin-de bulunmuştur.

Kudüs :

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Dag Hammarskjoeld bugün İsrail Baş­vekili David Ben Gurion ile uzun bir konuşmada bulunmuştur. Yarın.da bir mülakat beklenmektedir.

Dag Hammarskjoeld 'bundan sonra, Şam'a gidecek ve N.ewyork'a hareket etm-eden önce Kudüse yeniden gelecek­tir.

Bugünkü konuşmalar sırasında İsrail ile Suriye ve Ürdün arasında ateş ke­silmesinin şartları müzakere edilmiş­tir.

2 Mayıs 1956

Newyork :

İsrail parlâmentosuna mensup bir şahsiyet Orta doğu sulhu için silâh müsavatına dayanan deş maddelik bir plân ileri sürmüştür.

İsrail'in ileri gelen askerî şahsiyetle­rinden general Yigal Allon, İsrail'e müdafaasına yetecek kadar silâh ve­rildikten sonra Orta doğu bölgesi için umumî foir silâh ambargosu tatbik e-dilmesini söylemiştir. General'in sulh planındaki diğer maddeler şunlardır: Başlıca büyük devletlerin bu bölgeye iktisadî yardım hususunda anlaşmaları İsrail ile Arap devletleri arasında sulh müzakereleri, zuhuru muhtemel yeni mes'elelerin halli için (bir Arab - İsra­il teşkilâtının tesisi.

General Allon İsrail'in Arab mülteci­leri mes'elesrai halle taraftar olduğunu Ürdünün Akdeniz limanından fayda­lanma ihtiyacını kabul ettiğini ve Arap devletleri ile İsrail arasıtnda ge­çiş kolaylıkları teminine hazır olduğu­nu söylemiş ve demiştir kî:

«Fakat her şeyden önce Arap devlet­lerinin silâhlanma yarışma son verme­si, İsrail g-s-m ilerinin Kızıl deniz ve Süveyş kanalından serbestçe geçme hakkını tanıması ve İsraile karşı ikti­sadî ıboykottan vazgeçmesi lâzımdır.»

3 Mayıs 1956

Paris :

Fransız havacılık kaynaklarının bu­gün açıkladığına göre, İsrail hüküme­ti, simaiye kadar aldıklarından başka Fransadtn 'daha 36 adet Mystere 4 tipi tepkili avcı uçakları satın almak istemektedir.

Aynı kaynakların belirttiğine göre, Fransız hükümeti İsrail'e şimdiye ka­dar 82 Mystere uçağı temin etmeyi ka-toul etmiştir. Şimdi ise. ayrıca 12 uçak daha vermeyi tasarlamaktadır.

Aynı kaynaklar, İsrail hükümetinin sadece 12 uçak almakla kalmıyacağını bildiğini, esasen modern «bir hava kuv­vetleri için böyle cüz'î bir miktarın hiç bir şey ifade etmiy-Eceğini kaydetmek­tedirler.

Diğer taraftan Fransa, elinde bulunan Mystere 2 tipi 50 adet teukili uçağı sat­mayı arzu etmektedir. Ve bu uçakları Mystere 4 yerine İsraile teklif etmeyi düşünmektedir.

Tahmin edildiğine göre, Fransız    hü­kümeti İsraile verilecek uçaklar    hu­susunda önümüzdeki iki gün zarfında kararım bildirecektir.

7 Mayıs 1956

Kudüs :

Dünya Siyonist kongresinin dün ak­şam kabul ettiği bir karar sureti, İs­rail'e karşı bir «Neo-Nazi Arap Enter­nasyonali» nin kurulmuş olmasının a-çıkça ilân edilm-esi hususuyla ilgilidir.

Bu karar sureti, bilhassa, iktisadî (boy­kotun ve ablukanın sadece yeni İsra­il devletini değil bütün Yahudi mille­tini hedef tuttuğu Üzerinde İsrar et­mekte ve «kısa görüşlü» bazı hükü­metlerin Arap tazyikine Iboyun eğebil-melerini esefle karşılamaktadır.

Kongreye göre, bu boykotun tatbikin­de, muhtelif hava ve deniz kumpanya­larının, Arap memleketlerine yardim eder mevkiine düşmeleri tehlikesi kar­şısında, Museviler de hareketsiz kal­mamalıdırlar. Bu sebeple kongre, mu­kabil harekete geçilmesi için bütün imkânların kullanılmasına karar ver­miştir. Tasvip edilen diğer karar suretleri, İs­rail devletinin kuruluşunda Sovyet Rusyanm oynadığı rolü komünist ol­mayan memleketlerle anlaşmaya ta­raftar 'görülen yeni Sovyet demeçleri­ni hatırlatarak, Sovyet Rusyadan, bu memkıkette alıkonan Musevilerin ya­şayış şartlarının (düzeltilmesini talep etmekte ve komünist Rus Musevi'leri-le diğer Yahudiler arasında temaslar temin  edilmesini  temenni etmektedir.

Kongre nihayet, «Sovyet Rusyadaki Musevi harb esirleri» ne hicret hak­kının tanınmasını talep etmekte ve Romanyada haksız yere itham olunan Siyonistler lehinde- tedbirler alınmış olmasını memnuniyetle karşılayarak, Salnsky dâvası sırasında Pragda tev­kif edilmiş olan Siyoniit 'Mordehay Oren'in serbest bırakılmasını istemekte­dir.

Kudüs :

İsrail, Mısır birliklerinin bugün Gazze .bölgesinde iki defa mütareke an­laşmasını ihlâl ederek Nirin köyünde çalışan işçilere ateş açtıklarını iddia etmiştir.

İsrail askerî sözcüsüne göre, ilk hâ­disede 10 Mısır askeri İsrail hududun­dan 100 metre kadar içeri girmiş ve bir İsrail devriye kolunun görünmesi üzerirte geri çekilmişlerdir. Hâdise kay de dilmemiştir.

Londra :

«Daily Mail» gazetesinin bildirdiğine göre, üç batılı dış İşleri vekili, Pariste Nato konseyi çalışmaları sırasında yap mış oldukları ayrı toplantıda İsraile yeniden silâh, ve malzeme şevkine ka­rar vermişlerdir.

Aynı gaz-stenin iddialarına göre, gön­derilecek malzeme arasında- uçak savar topları ve son model.avcı uçakları (bu­lunacaktır. Bu uçakların Fransız «Mys tere» uçakları olması cok muhtemel­dir.

Bahis konusu sevkiyat Orta doğuya silâh şevkini ayarlamakla görevli üç­lü kontrol sistemi tarafından tanzim edilecektir.

8 Mayıs 1956

Washington :

İsrail hükümeti ithalât ihracat banka­sından 75.000.000 dolarlık uzun vadeli bir kredi istemiştir.

İyi ha!b.er alan kaynaklardan Öğrenil­diğine göre, memleketin sulama te­sislerinin geliştirilmesinde kullanıla­cak olan bu krediyi İsaril'in Was­hington Büyükelçisi Aibba Eben, dün akşam Dışişleri Vekâletinde Dışişleri müsteşarı Herbert Hoover ile yaptığı görüşmede r-ssmen talep etmiştir.

Tel Aviv :

İsrail Başvekili David Gurion, Unidet Press Ajansı muhabirine bir be­yanat vererek, İsrail - Arap gerginliği hakkında sorulan muhtelif sualleri ce­vaplandırmıştır.

İsrail Başvekili, Arap memleketlerin­den hiç birinin samimî olanak sulh is­tediklerini österir bir emare mevcut olmadığı için İsrail ile Arap memle­ketleri arasında harbtehlikesinin hâ­lâ  mevcut olduğunu iddia etmiştir.

Ben Gurion'a göre, Orta doğuda mü­nasebetlerin umumî olarak iyiye doğ­ru gelişebilmesi için yegâne çare, Arap ve İsrail temsilcilerinin doğrudan doğruya görüşmeleridir.

Ben Gurion, «Arap memleketleri ile İsrail arasında silâh bakımından.

 

10 Mayıs 1956

Kudüs :

İsrail askerî sözcüsünün açıkladığına göre, Mısırlılar dün gece İsrail toprak­larına 'girerek Birşebaaun takriben üç kilometre kuzeyinde demiryolunu ha­vaya uçurmuşlardır.

15 Mayıs 1956

Tel Aviv :

İsrail Mapai Sosyalist Partisinin eski lideri Mordekai Ören Prag'da dört se­ne mevkuf kaldıktan sonra bugün Tel-Aviv'e gelmiştir. Ören hava mey­danında verdiği beyanatta şöyle de­miştir:

«Mahkemeye çıkarılmadan önce çok kötü muameleye maruz kaldım. Mah­kemede de gayri insanî vasıtalar sa-y asinde, yanlış itirafta bulunmaya zor­landım.

Prag'da hâlâ bir Qok Yahudi mevkuf bulunmaktadır. Mamafih bunlar ara­sında İsrailli yoktur.»

Ören- bu akşam Dışişleri Vekili Moş-e Şaret tarafından  kabul edilecektir.

18 Mayıs 1956

Washington :

Dışişleri Vekâleti sözcüsünün bildirdi­ğine göre, 21 tane tırtıllı askerî kam­yon İsrail'e sevkedilmek üzere :New york limanında yüklenmiş olduğu ge­miden indirilmiştir. Buna setbep ihra­cat lisansında: bu kamyonların yedek parça, olarak kullanılabileceğinin tas­rih edilmiş olmasına rağmen, yapılan tetkik sonunda kamyonların mükem­mel işler vaziyette olduklarının anlaşıl maşıdır.

20 Mayıs 1956

Tel Aviv:

İsrail devletinin kuruluşundan beri ilk defa olarak Mısırlı bir gazeteci bu memleketi ziyaret etmiştir. «Rose El yufus» isimli bir Mısır gazetesinin mu­harriri olan Ezza: İsrail makamların­dan giriş müsaadesi almaya muvaffak olmuş, diğer bütün yabancı gazeteciler İsrail'in bütün sivil tesislerini gezmiş ve hattâ meclisin bir toplantısında ha­zır bulunmuştur.

Mısırlı gazetecinin seyahati 'bir ihtiyat tedbiri olarak İsrail makamlarının da tasvibiyle gizli tutulmuş ve İsrailden 6 mayısta ayrıldığı halde bu ziyaret ancak bugün açıklanmıştır.

Kudüs :

Muhtelit mütareke komisyonu, İsrail'e karşı bir tecavüz hareketine girişmiş olmasından Ötürü Ürdün'ün suçlu ol­duğunu kaibul etmiştir. Birleşmiş Mil­letler askerî müşahitlerine göre, 15 mayıs 'gecesi iki Ürdünlünün hududu aşarak İsrail topraklarına mayınlar yerleştirdikleri ve motosikletli ıbir şa­hıs oradan geçerken 'bu mayınların patladığı tesbit edilmiştir. Mütareke komisyonu, bu çeşit hâdiselerin teker­rürüne mâni olunması ichi g-erekli ted­birlerin alınması hususunda Ürdün ma kamlarına ihtarda bulunmuştur.

23 Mayı$ 1956

Kudüs (İsrail) :

İsrail parlâmentosu dünkü toplantısın­da silâh mubayaasında kullanılmak ü-zere 50 milyon liralık munzam foir tah­sisat kabul etmiştir.

Diğer taraftan bir müdafaa fonu te­sis edilmek üzere yeniden bazı vasıta­lı ve vasıtasız vergi ihdasını derpiş eden bir kanun lâyihası da 2 muhalife (komünist) ve 11 müstenkife karşı 30 oyla  kabul edilmiştir.

Newyork :

İsrail Başvekili David Ben Gurion'un sulh anlaşmasını müzakere için Mısır Başvekili ile konferans akdi teklifi, bu sabahki «Newyork Times» gazetesi tarafından hararetle desteklenmekte­dir.

Gazete bu konuda şunları yazmakta­dır:

Bilhassa Mısır Başvekili Cemali Alb-dülnâsır'm İsrail'e karşı siyasetini göz­den geçireceği rivayetleri dolaştığı bir sırada bu teklif son derece mühimdir.

Henüz teyid edilmemekle beraber Baş­vekil A'bdünn'âsır'm diğer Arap dev­letlerini siyasetlerini değiştirmeğe ve mütareke hattının 1949 anlaşmaları esasına göre tespitini kabule teşvik et­tiği söylertiilmektedir. Şavet bu doğru ise yeni ve ümit verici bir devre açıl­mış olacaktır.   .

Birleşmiş Milletler genel sekreteri Dag Hammarskjoeld'un Orta doğu seyaha­ti ümit verici inkişaflara başlangıç teşkil etmiştir. Verilen sözler, tutulur­sa kuvvet kullanmaya lüzum kalmıya-caktır. Bir Mısırlı gazetecinin İsrail'i ziyareti de aradaki anlaşmazlığı 'gi­dermekte mühim rol oynayacak gibi görünmektedir. Bu suretle Mısırlılar îsraildeki hakikî durumu, propaganda neşriyatı haricinde, görmeğe imkân bulmuşlardır. Gazeteci İbrahim. İzzet ve (gazetesi «Ravzatül Yusuf» un Ibu dâvadaki .hisseleri  büyük olacaktır.

Bu hareketi diğerlerinin takip etmesi­ni dileriz tareke hattını geçerek İsrail toprakla­rına girmiş oldukları tou şikâyete mevzuu'bahs edilmektedir.

27 Mayıs 1956

Washington:

Amerikan Syonist komitesi» Filistin'­de yapılan ateş kes anlaşmalarının, halkın sahte bir güvenlik hissine ka­pılmasına sebep olduğunu iddia 'etmek­tedir. Komite dün basma verdiği (bir tebliğde, bu anlaşmaların pek mah­dut olduğunu beyanla Arap tecavüzün­den doğan esas mes'eleyle hiç temas etmediğinden  şikâyet  etmektedir.

Tebliğde daha sonra, Hariciye Vekâle­tinin İsraiFe silâh temini nıes'elesinde takındığı tavır da bahis konusu edile­rek tou tavrın muhtemel bir tecavüzü önleyebilmek için ne moral ne de psi­kolojik tesir bakımından hiç bir kıy­met ifade etmediğine işaret olunmak­ta ve şöyle son verilmektedir:

«Arap memleketleri İsrail'e karşı düş­manca tavırlarını muhafazaya ve as­kerî kuvvetlerini arttırmaya devam et­tikçe harb tehlikesi ortadan kalkmıyacaktır.»

24 Mayıs 1956

: Kudüs:

İsrail makamları, dün öğleden sonra cereyan eden bazı hâdiseler üzerine İs­rail - Suriye muhtelit mütareke ko­misyonuna dün aksam müracaat etmiş ve Suriyelilerin mütareke andlaşması-nı ihlâl ettiklerini ve İsrail toprakları­na girdiklerini ileri sürerek şikâyette bulunmuştur.

İsrail'in münhasıran kendisine ait ol­duğunu öted'en beri iddia ettiği Taiba-riyye gölünde bazı Suriyelilerin ka­çak balık avladıkları ve dünkü gün zarfında da elli kadar Suriyelinin.

28 Mayıs 1956

Kudüs :

İsrail 'eski eserler umum müdürünün bugün, basın mensuplarına bildirdiğine göre, Kmnert gölü kenarındaki Ginos da otuz beş asırlık bir mezar bulun­muştur.

İki asır Mısır'ı ellerinde tutmuş olan Hiksos'lara ait olduğu tahmin, edilen bu mezar, ıgöl kenarında yol açan top­rak kazma makineleri tarafından bir tesadüf  eseri  meydana  çıkarılmıştır.

Hiksoslarm adeti veçhile, cesedlerin başlarından ayrı olarak gömüldükleri görülmüştür. Bunların yanlarında o de virden kalma çanaklar çömlekler, tunç silâhlar gibi eşya da bulunmuştur.

4 Mayıs 1956

Şam :

Suriye Başvekilinin, Birleşmiş Millet­ler 'g-smel sekreterine verdimi nota'da zikredilen, Suriye _ İsrail mütareke antlaşması üçüncü maddesinin ikinci paragrafında "taraflardan birinin as­kerî kuvvetlerinin hic bir unsuru, kar­şı tarafın askerî kuvvetlerine veya o-nun kontrolü altında 'bulunan toprak­lardaki sivillere karşı herhangi bir te­cavüze girişmiyeeek ve hasnıane bir harekette (bulunmayacaktır.» demek­tedir.

Suriye hükümeti bu madde mucibince, İsrail makamlarının askerlikten tecrid edilmiş bölgede Şeria nehri sularının mecrasını değiştirmek üzere yeniden çalışmaya başlamalarını Suriye'ye kar­şı hasmane bir hareket telâkki etmek. terdir.

Suriye hükümeti mütareke antlaşma­sının ıbu maddesini, daha evvelce 1953 senesi eylül ayında 'güvenlik konseyi­ne şikâyette bulunduğu sırada da ha­tırlatmıştı. Güvenlik konseyi de 7 ekim 1953 tarihli karar suretinde, meselenin tetkikine devam ettiği müddet zarfında askerlikten tecrit edilmiş böl­gedeki çalışmaların1 Yurdurulmıa/smı temenniye şayan gördüğünü ifade et­miş ve İsrail hükümetinin bu müd'dlet zarfında çalışmalara ara vermeyi ta­ahhüt etmiş olmasını memnuniyetle kaydetmişti. .

Güvenlik Konseyi bahis mevzuu tet­kikleri yapmadığı için bu mes'ele de o uzamandan beri askıda kalmış bu­lunmaktaydı. Şimdi Suriye hükümeti, Güvenlik Konseyinin kaibul etmiş olduğu karar suretinin lâzirnül ifa 'bir karar halini almış olduğunu ileri süre. rek, genel sekreterin hudutta ateş kesil mesi maksadına matuf.tekliflerini ka­bul etmeden evvel, ibu ıgorüşün İsra­il makamları tarafından da kabul edil­mesini, şart olarak ileri sürmektedir.

9 Mayıs 1956

Şam:

Suriye Adliye Vekili Münir Aclânî is­tifa etmiştir. Yeni vekil ancak bayram dan sonra tâyin edilecektir. Öğrenil­diğine göre, Dışişleri Vekâletini almak istiyen Münir Aclânî Başvekil Said Gazi'nin bizzat idare etmekte olduğu bu Vekâleti bırakmak niyetinde ol­madığım kendine bildirmesi üzerine istifa etmiştir.

17 Mayıs 1956

Şam :

Lübnan, Suriye, Ürdün ve Mısır Dıs işleri Vekilleri ibu sabah Başvekâlette gizli olarak ilk toplantılarını yapmış­lardır. Toplantıdan sonra heyet baş­kanları görüşülen meseleler hakkında beyanatta bulunmayı kabul etmemiş­lerdir. Bununla beraber, Suriye Dış işleri Vekâleti müsteşarı .gündemde sa­dece Birleşmiş Mîlletler genel sekrete­ri Dag Hammarskjoeld'un Filistin haık-kmda güvenlik 'koniseyjindıe verdiği raporun yer aldığını söylemiştir.

Şam :

Mısır Dışişleri Vekili Mahmut Fevzi, Mısır hükümetinin Suriye silâhlanma haftasına yardımı olmak üzere 500.000 Mısır lirası tutarında bir çeki 'bugün Suriye Savunma Vekili Ras.it Barmada ya vermiştir.

Şam :

Suriye Başvekil ve Dışişleri Vekili Said Gazi 'bugün su 'beyanatta bulunmuş­tur: «Yarın toplanacak olan Arap bir­liği siyasî komitesi komünist Çin'in tanınması meselesini tetkik edecektir.»

.Suriye basını ve siyasî çevreleri Mı­sır'ın komünist Çini tanımak kararını müsait bir şekilde karşılamışlardır.

19 Mayıs 1956

Şam :

Arap Dirliği siyasî komitesi, Cezayir meselesini Güvenlik Konseyine getir­meğe ve Cezayirdeki askerî tedbirlere son verilmesi hususunda Fransız hü­kümeti nezdinde teşebbüste bulunma­ğa karar vermiştir.

Heyeti bugün Şam'a gelmiştir. Heyet Suriye ile Bulgaristan arasında imza­lanacak ticaret anlaşması için müza­kerelerde bulunacaktır.

24 Mayıs 1956

Şam :

Lübnan devlet vekili Saib Salim, bugün Şam'a gelmiş ve Suriye Cumhur-reisi Şükrü El Kuvvetli ve Başvekil Said Gazi tarafından kabul edilmiştir.

Bu temaslardan sonra gazetecilere be­yanatta burunaıi devlet Vekili, Suriye Cumhurreisi ve Başvekili ile iki mem­leketi ilgilendiren konuları müzakere etmiş olduğunu, bu arada pertol ko­nusunun da gözden geçirildiğini bildir­miştir.

Saib Salim, Lübnan'ın Suriye ile bir askerî anlaşma imzalamağa karar vermiş olduğunu sözlerine ilâve etmiştir.

22 Mayıs 1956

Şam :

Suriye Savunma Vekili Barmada bu­gün «El Alam» gazetesinin muhabirine şu beyanatta bulunmuştur: Savunma Vekâleti, orduyu daha iyi bir şekilde teşkilâtlanıcfermak v.e teçhizatı mükem­melleştirmek için gerekli bütün fcedfbir leri almaktadır. Vekâlet Suriye İsra­il hududunda her türlü tecavüzü ön­lemek irin tahkim .edilmİ? örnek köy­ler inşasına da ıgirişmiş bulunmakta­dır. Bundan başka Suriye, Mısır'ı taki­ben, yeni .gemiler temin etmek sureti-le, d-sniz kuvvetlerini de takviye ede­cektir.

23 Mayıs 1956

Şam :

Bulgar D15  Ticart Vekili yardımcısı Bazloıgofun başkanlığında  bir  ticaret

25 Mayıs 1956

Şam ;

«El Nasr» adlı gazetenin verdiği bir haiberden öğrenildiğine göre, Sovyet­ler Birliği hükümeti 24 haziranda Moskovada cereyan edecek havacılık şenliklerinde bulunmak üzere, toir Suriye askerî bs'yetmi Rusyaya davet etmişlerdir.

Gazete Suriye Erkânı Harbiyeî Umu-miyesinin bu daveti kabul etmiş oldu­ğunu bildirmektedir.

29 Mayıs 1956

Şam :

Bugünkü .gazeteler, resmî bir kaynak­tan verilen beyanata dayanarak, Su­riye hükümetinin komünist Çin'i ta­nımaya karar verdiğini, fakat bu kararann Suriyeli idareciler Ürdünden döndükten sonra açıklanacağını maktadırlar.

30 Mayıs 1956

Şam    :

Sovyetlerin Şam Büyükelçisinin ibu sabah Suriye Dışişleri "Vekili Ali Bu-zo'ya yaptığı ziyareti müteakip güvenilir bir kaynaktan alman malûmata göre, Sovyet Büyükelçisi, Güvenlik. Kons-eyine İngiltere tarafından sunul­muş olan karar suretinin müzakeresi sırasında, hükümetinin Suriyeyi des­teklemeye ve onun görüş tarzını taki­be hazır olduğunu bildirmiştir19 Mayıs 1956

Araman :

Bütün Amman gazeteleri Mısır'ın ko­münist Çin'i tanımak kararını tasvip etmekte ve artık milliyetçi Çin ile mü­nasebetleri kesmesini makul bulmak­tadır. Ürdün'ün en .büyük gazetesi o. jar: »Filistin» e göre, 'bu tanıma kararı batıya, bilhassa Anm-erikava indiril­miş büyük bir darbe mahiyetindedir ve ayni zamanda İsraile silâh sevkı "hususunda Nato konseyinin kararma "bir mukabele teşkil etmektedir. Gaze-ts'ler diğer Arap memleketlerini de Mı. .sır'm harketini taki'be davet etmekte­dirler.

22 Mayıs 1956

Beyrut :

Bu sabah Beyrut ve Ammanda aynı zamanda neşrolunan ve Lübnan radyosu tarafından yayınlanan tebliğde şöy denilmektedir:

Ürdün askerî heyetiyle Lütonan ordu kumandanının, iki ordu arasında işbir­liği şartlarını tetkike matuf müzakere-leri 21 mayıs pazartesi günü sona er-, mi: tir.

îki taraf, müşterek İsrail tehlikesine karşı koymak hedefini güdan bu işbir­liğinin tahakkuk etmesine imkân ve­recek şartlar hakkında anlaşmaya var­mışlardır. General ıHinnato'm (başkan­lığındaki Ürdün h-sy'-eti Beyrut'ta 17 mayıstan 21 mayısa kadar kalmıştır.

23 Mayıs 1956

Londra :

Daily Telegraph gazetesinin Amman muhabirine verdiği 'bir mülakatta ye­ni Ürdün Başvekili Sait el Müftü hâ­len yürürlükte bulunan İngiliz - Ür­dün andlaşması üzerinde bazı aydın­latmalarda bulunmasını İngiliz hükü­metine  teklif  edeceğini söylemiştir.

Yeni Ürdün Başvekili, bilhassa İngiliz yardımının mahiyeti hakkında sarahat istemekte ve bu, Ürdündeki İngiliz ha­va üslerinin kira bedeli karşılığı mıdır veya ibir İngiliz mali yardımı mıdır, tâ ki bu keyfiyet anlaşılsın demekte Sait El Müfti İngiliz hükümetinden bu yardım, hakkında şunları da istiyece-ğini söylemiştir:

1 Yardım meblâğının her sene   de­ğişik miktarda olmaması için fcat'î olarak tesbiti.

2 Şimdiye kadar Arap 1 ejyonunundoğrudan  doğruya Londra'daki büro­suna yatırılmakta olan yardım    meb­lâğının bundan böyle doğrudan doğ­ruya sarfından mesul olacak olan Ür­dün maliyesine ödenmesi.

Said El Müfti, Ürdünlülerin hayat se­viyesini yükseltebilmek için gersk İn­giltere veya Birleşik Amerikadan ge­rekse Arap memleketlerden yapılacak malî yardımlarla diğer yardımları bir kay de baçlı olmamak şartiyle müsait karşılayacağını sözlerine ilâve etmiş­tir.

24 Mayıs 1956

Amman :

Resmen açıklandığına göre, General Newar Arap lejyonu Genelkurmay Başkanlığından ıbugün istifa eden general Ha'di înnab'm yerine tâyin edil­miştir.

General İnnafe, bundan iki ay önce Axap lejyonundan uzaklaştırılan Glub Paganın yerin-e, getirilmişti.

25 Mayıs 1956

Amman (Ürdün) :

Ürdün Savunma  Vekili Muhammed Ali Aclani, istikbalde Arap lejyonunuis. sadece Ürdünü değil bütün Arap âle­mini savunmak için en mühim kuv­vetlerden 'biri haline geleceğini söy­lemiştir.

Aclani, Arap lejyonu kumandan dün yapılan değişikliklerin, nem: leket ve ordu menfaatleri gözonüne a-lmarak yapıldığını izah etmiş, istikbal-de tou sahada neler yapılmasının dü­şünüldüğünü açıklıyamıcağmı da ilâ­ve etmiştir.

2 Mayıs 1956

Tokyo :

Japonya, aralarında Habeşistan, Irak, Suudî Arabistan ve Liberya de bulu­nan 10 memlekete tatbik ettiği «en çok mazharı müsaade devlet» rejimine 29 nisandan itibaren son vermiştir.

Filhakika, Japonyanın bu memleketle­re karşı olan vecibeleri, 28 nisanda, yani San Fransisko'da Japonya ile barış antlaşması imzalanmasından 4 sene sonra   nihayete ermiştir.

Esasen Japonyanın bu devletlerle ti­careti hiç denecek kadar azdı.

8 Mayıs 1956

Tokyo :

Filipinler Cumhuriyetine ödenecek harfo tazminatı anlaşmasını imzalıya-cak olan Japon heyeti, dün Manilla'ya müteveccihen buradan ayrılmıştır. îkinci Dünya Harbi sırasında Filipinle­rin uğradığı zarara karşılık . Japonya tarafından 800 milyon dolar tazminat ödeîımesi kalbul edilmiştir. Taaminat mes'elesi üzerinde görüşmelere, dört seneden beri devam olunmaktadır. Fi­lipinler başlangıçta dokuz milyar do­lar tazminat talebinde bulunmuşlardı.

9 Mayıs 1956

Manila:

Japonya - Filipinler tazminat anlaşması bugün burada imzalanmıştır. Anlaş maya göre, Japonya Filipinlere 550 milyon dolar ödeyecek ve ayrıca özel Japon firmaları, Filipin firmalarına 250.000.000 dolar uzun vadeli yatarım­lar yapacaklardır.

10 Mayıs 1956

Tokyo:

Hariciye Vekili Mamoru Şigemitsu, Rus Japon sulh müzakerelerinin inkıtama sebep olan Japon siyasetinin tekrar gözden geçirileceğini söylemiş­tir.

Şigemitsu bugün basın mensuplarına verdiği beyanatta Japon balıkçılık ve Ziraat Vekili İçhiro Kono'nun, dün Moskovada sulh müzakerelerinin ye­niden başlaması şartiyle balıkçılık ve esirlerin tahliyesi mevzuunda anlaşma temin ettiğini bildirmiştir.

Japon hükûmeti, Kono'ya balıkçılık ve tahliye hususlarındaki anlaşmaları imzalama yetkisi vermiştir.

Anlaşma, Hokkaido Balıkçılık Kum panyalarmda memnuniyet uyandırmış­tır.

13 Mayıs 1956

Tokyo:

Moskovada Rus - Japon balıkçılık an­laşmasının imzalanmasına mani olan inkişaflar, Japon resmî çevrelerinde hayretle karşılanmıştır.

Basın haberlerine nazaran, Jarıon Zi­raat ve Ormancılık Vekili îchiro Kono Sovyetlerin İmza püıiü ileri sürdükleri yeni teklifler karşısında müzakereleri durdurmağa karar vermiştir.

Japon Hariciye Vekâleti İstihbarat Da iresi Müdürü Mirsuo Tanaka bu sabah aşağıdaki tebliği neşretmiştir:

Japonya ile Sovyetler Birliği arasın­da 12 mayıs 1"956 günü imzalanması ka rarlaştırılan balıkçılık anlaşmas