16.4.1953
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Nisan 1953

Ankara:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile Yunan Kralı I. Paul arasında, Yuna­nistan'ın millî bayramı münasebetiy­le tebrik ve teşekkür telgrafları tea­ti olunmuştur.

Ankara:

Türkiye Millî Talebe Federasyonu 9'uncu Kongresi çalışmalarına bu sa­bah devam edilmiştir.

Turizm Komisyonu raporunun okunmasından sonra müzakerelere geçil­miş, bu sırada Federasyonun davetli­si olarak bu sabah şehrimize gelmiş bulunan Yugoslav Mebusu ve Genç­lik Teşkilâtı Başkanı Danilo Eilano-vlç ile Yugoslav Mîllî Talebe Federas­yonu ve Millî Gençlik Teşkilâtı üye­lerinden iki ümveirsiteai toplantıya iştirak etmişlerdir.

Kısa bir hitabede bulunan Yugoslav Mebusu Bianoviç, memleketimizi' zi­yaret etmekten duydukları memnuni­yeti 'belirterek, Yugoslav gençlerinin selâmlarını bildirdikten sonra şunları söylemiştir:

Eurıdan evvel    temas    edememiş ol-

Ankara:

Üç günden beri  gelirimizin misafiri bu­lunan Avrupa Birliği Umumî Kâtibi ve eski Belçika Başvekili M. Spaak bugün de tetkik ve temaslarına de­vam etmiştir.

Sabah saat 10 da Ankara Doğum evin ezerek, ilgilerden   izahat alan    M. spaak «lafta sonra "Çocuk Esirgeme Ku­rumu Genel Merkezine gitmiş ve Genel-Başkan Adalet Vekili Osman Şev­ki çiçek dağı ziyaret etmiştir. Atina Vekili    Osman Şevki Çigeköağ bu arada M.Spaakı gocuk     kreşine ve Süt Tevzi Merkezine götürerek bu müesseselerin    çalışmaları    halikında iz ah a t vermiştir.

M. Spaak ve beraberindekiler daha sonra Ankara kalesine giderek 'bura­daki Hitit Müzesini gezmişler ve öğle yemeğini "Avrupa Parlâmentolar arası Türk Grubu" azalarının davetlisi olarak Ankara Palas'la yemişlerdir.

 Ankara:

iki günden beri şehrimizde bulunan Avrupa Birliği Umumî Kâtibi eski Belçika Başvekili M. Spaak bugün saat 17.15 te Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi konferans salonunda "Birleşmiş Milletler" mevzulu bir konferans ver­miştir. Dışişleri Vekili Prof. Köprülü Sağlık ve Sosyal Yardım Vekili Dr. Ekrem Hayri Ustündağ, Mebuslar, kordiplomatik mensupları, profesörler ve kalabalık bir dinleyici kitlesinin hazır bulunduğu konferansta M. Spaak B:r!eşmiş Milletlerin istenildiği şe­kilde muvaffak olamamasının sebeple­rini izah ederek bilhassa bu dünyada moral ve politik birliğin esasen tahakkuk ettiğinin zan­nedilmesinden, veto baklandan ve a-çık diplomasının mevcut olmamasın­dan ileri geldiğini söylemiştir. Küçük devletlerin endişelerini mucip olan ve­to hakkının büyük devletler tarafım­dan garanti edilmesine rağmen iste­nilen şekilde cereyan etmediğini, Rus­ya'nın şimdiye kadar 55 veto kullan­masının bunun bariz bir misali oldu­ğunu, diğer taraftan dünya birliğinin gerçekleşmesinde çok lüzumlu olan zihniyet beraberliğinin gerçekleşmedi­ğinin her fırsatta zuhur ettiğini, bunun en iyi misalinin Panmunjomda görüldüğünü belirtmiştir. Bu şartlar altında birliğin gerçekleşmemesinin harp­ten çıkan Avrupa'nın karşılaştığı çe­tin güçlüklerden ileri geldiğini ve ye­ni bir Avrupa Birliği kurulmasının çok lüzumlu olduğunu söyleyen M. Spaak, vaziyetin Avrupa için arz ettiği bütün ve hamete ve Birleşmiş Miletletlere olan inananca rağmen Avrupa Birliğinin tahakkul bütün Avrupa'yı uyan- ı anlatmıştır.

M. Spaak, daha sonra karşılaşılan, du­rumun Avrupa için büyük vehamet arz ettiğini, bunun Üzerine ilgili devielierin iştirakiyle kurulan. Avrupa Birliği­nin iki organından Strasbourg Meclisinin istişarî mahiyetle olmasından vp Bakanlar Meclisinde de veto hakkının mevcudiyetinden dolayısıyla bulun­duğunu, belirtmiş ve fakat Avrupa Bir­liğinin, tahakkukunun Avrupa'nın mu­kadderatı için mutlaka  süre lâzım olduğunu söylemiştir.

Avrupa Birliği Umumî Kâtibi Çelik ve Kömür Birliğinin büyük bir merha­le olduğunu, bir birlik anayasasının hazırlanmakta bulunduğunu, gelecek yazın bir ordular birliğinin kurulma­sına muhakkak nazarı ile bakılmayacağını sözlerine ilâve etmiştir.

Ankara:

Birkaç günden beri şehrimizde bulunan Avrupa Birliği Umumî Kâtibi ve eski Belçika Başvekili M. Spaak bu akşam­ki Ankara ekspresiyle saat 21.05 t& İstanbul'a hareket etmiştir.

M Spaak garda Dışişleri Vekili Prof. Köprülü, Sağlık ve Sosyal Yardim Ve­kili Dr. Ekrem Hayri Ustündağ, Ada­let Vekili Osman Şevki Çiçek dağ ile Avrupa Parlâmentolar arası Türk Gru­bu âzası bulunan mebuslar, Çocuk Esirgeme Kurumu birinci Reisi Ah­met Muhip Dranas ve Belçika Sefiri tarafından uğurlanmıştır.

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Köraltan adına. Hususî Kalem Müdürü Bedri Ak yüz M. Spaak'a hayırlı yol­cu tuk dilemiştir.

Ayni zamanda Keçi ören Çocuk Yuvasından üç kişilik bir hemşire heyeti de M. Spaak'ı uğurlamış ve kendisine bîr buket takdim etmiştir.

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15te Reig Vekillerinden Ağrı Mebusu Celâl Yarıcının başkanlığında toplandı. Tütün Ekicileri Ortakları ve Birlikle­ri hakkındaki kanun lâyihasının gayri verilmesine dair Başvekâlet tezkeresi kabul edildikten sonra, Trafik Kanu­nunun müzakeresine devam edildi. birici maddenin suç işleyen şoförler hakkında cezai müeyyideleri görüşü­lürken söz alan mebuslar, .şoför 'va­tandaşların âmme hizmeti gördükleri­ni ileri sürerek ahlâk mevzularına ta­allûk eden hususlarda Meclisin  hareket etmesine dikkat nazarı çekti­ler. Kemal öz çoban, yolcuların ırzına tecavüz,, sarkıntılık ve hırsızlık eden­lerin ve ahlâkî redaatle melûf şoförle­rin ehliyetnamelerinin derhal,. Pertev at, dikkatsizlikle ölüme sebep .olan Günlerin ehliyetnamelerinin geri , alınmasını istediler. ,

 İstanbul:

Bu sabah Ankara'dan şehrimize ge­len Avrupa Birliği.Umumî.Kâtibi v.e eski Belçika Başvekili M. Spaak yarın saat 17 de İstanbul Gazeteciler Cemi­yetinde bir basın konferansı yapacak­tır.

 İstanbul:

Avrupa Birliği Umumi Kâtibi ve eski Etlelka Başvekili M. Spaak yarım İs­tanbul Üniversitesinde Avrupa Birli­ği ve Türkiye mevzuunda bir konfe­rans. verecektir.

 İstanbul:

Bu sabah Ankara'dan şehrimize gelen Avrupa Birliği Umumî Kâtibi, eski Belçika Başvekili Paul Henry Spaak saat 11 de vilâyette Vali ve Belediye Başkanını makamında ziyaret etmiş ve kendisinden istanbul şehri hakkın­da malûmat almıştır.

 Ankara:

İngiltere Büyük Ana Kraliçesinin ve­fatı münasebetiyle    Başvekil    Adnan Menderes ile1 İngiltere Başvekili ara-, sıpâa taziye ve.teşekkür    telgrafları teati olunmuştur.

Ankara:

Zelzele felâketi münasebetiyle İran Başvekili Dr. Musaddık, Başvekilimiz Adnan Menderes'e gönderdiği bir tel­grafla teessürlerini bildirmiştir.

 Ankara:

Yunanistan millî baymamı' münasebe­tiyle Başvekil Adnan Menderes ile Yunanistan Başvekili Ekselans Papâ-gos arasında tebrik ve teşekkür tel­grafları teati olunmuştur.

 Ankara:

Türkiye Millî Talebe Federasyonu 9cıı büyük kongresi çalışmalarına bugün de devam edilmiş tir.'.

Kongrenin sabahki celsesinde, söz alan. Ankara Yüksek Tahsil ve İstan­bul Teknik Üniversitesi Talebe Birlik  sözcüleri faaliyet raporunu tenkid etmişlerdir. Bundan sonra söz alan' Federasyon Başkam Ali İhsan Celiköy tenkidlere cevap vermiş ve idare heyeti faaliyetini izah etmiştir.

 İstanbul:

İstanbul'un fethinin 500'üncü yılı mü­nasebetiyle Mayıs ayının son haftasında Açık Hava Tiyatrosunda yapılacak-festival için Öğretmenleri yetiştirmek maksadıyla Millî Eğitim Müdürlüğü tavafından açılan kurslar sona ermişti.

En iyi kurslarda yetiştirilen Öğretmenler okullarda öğrenciler için milli oyun kursları açacaklardır.'

Aynı maksatla yetiştirilen yavru kurlarda Çatale ada ve Fenerbahçe île Mıtathat paşa Stadyomlarında gösteriler yapacaklardır.

 îstanbul:

Şehrimizde misafir bulunan Avrupa Birliği Umumi Kâtibi Paul Henry Spaak, bugün Dolma bahçe ve Top kapı Saraylarını ve şehrin tarihî yerleri­ni gezmiş, alâkadarlar tarafından ve­rilen izahatı dinlemiştir.

3 Nisan 1953

 İstanbul:

Şehrimizde misafir bulunan    Avrupa

Birliği Umumi Kâtibi Spaak bugün 15.10 da istanbul Üniversitesi Fen Fa­kültesi salonunda "Avrupa Birliği fikri' 'ne dair bir konferans vermiş­tir.

Konferansta Vali ve Belediye Başka­nı Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay, üniversite Rektörü Ord. Prof. Kâzım İsmail Gürkan, Fakülte dekan ve pro­fesörleri, üniversite öğrencileri ile seç­kin bir davetli grubu hazır bulunmuş­tur.

Kürsüye ilk önce Üniversite Rektörü çıkarak, Spaak'ı davetlilere takdim ettiği ve beynelmilel gahsiyetini belirt­miştir.

Müteakiben Spaak Avrupa'nın siyasî, iktisadî ve içtimaî bakımlardan daha iyi bir çehre arz etmesi için yüzlerce katlan ve erkek Avrupalının gayretle­rine temas ederek ezcümle şunları söylemiştir:

Bugün Avrupa'nın karşısında öyle güçlükler vardır ki, bunlar siyasi ve iktisadî çarelerle zail edilemez. Bu güçlüklerin ortadan kaldırılması an­cak birbirlerine kalben muti bulunan insanların müşterek gayretleriyle mümkün olabilir.

Bugün maalesef Avrupa'da gerileme olduğu bir vakıadır. Avrupa 15 seneden beri malûldür, Avrupa milletleri fakirdir. Amerika'nın harp sonrası iktisadi müzahereti olmasaydı, bugün Avrupa'da komünizmin yer etmesi mümkündü. Hiçbir Avrupa devleti şarktan gelecek tehlikeyi tek basma karşılamaya muktedir değildir."

Spaak, Avrupa'nın bugünkü tablosunu çizdikten sonra, müşterek savunma ve Avrupa Birliği fikri etrafında toplan­ma gayretlerinin lüzumunu belirterek fikirlerini izah etmiştir.

Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15'te Eciş Vekillerinden Ağrı Mebusu Celâl Yardımcının başkanlığında toplandı. Kastamonu Mebusu îtifat Taşkın ve Ordu Mebusu Feyzi Boz tepenin, Aske­ri yarğıtay üyeleriyle Savcısının yas. hadlerinin tefsir yoluyla tesbiti hak­kındaki önergenin geri verilmesine da-

ir talepleri kabul edildikten sonra kanunların sorular ve gensorulardan ev­vel görüşülmesi Karar laftırlar ak Tra­fik Kanununun Komisyona verilen ba­zı maddelerinin müzakeresine geçildi. 60cı maddenin değiştirilmesi için ihtifiayet Aydınerin. umumî heyetçe dik­kat nazara alınması kabul edilen tek­lifi Komisyon tarafından ayrı bir me­tin halinde hazırlanmış olduğundan bu mevzuda takrir sahipleriyle sözcü söz alarak fikirlerini müdahale ettiler.

 Ankara:

Ttukiye Millî Talebe Federasyonu 9 urcu kongresi çalışmalarına bugün de devam etmiştir.

Bu sabah faaliyet raporunun müzake­resine devam olunmuştur, Tenkidlerin Federasyon Başkanı ve İdare Heyeti üyeleri tarafından cevaplandırılma sırasından: sonra idare heyetinin ibrasına ka­rar verilmiştir. Bundan sonra müza­kereye devam edilerek Millî Türk Ta­lebe Birliğinin faaliyetleri tenkid edil­miştir. Komisyonlar çalışmalarına ya­rın öğleye kadar devam edeceklerdir. Öğleden sonra 'bu komisyonların ra­porları kongrede müzakere edilecek­tir

Rektör Vekili İlahiyat Fakültesi Deka­nı Prof. Suut Kemal Yetkin delegeler şerefine yarın saat 16 da Ziraat Fa­kültesi lokalinde bir şay verecektir.

 1953

 Ankara:

Millî  Savunma Vekâleti Temsil Bürosundan bildirilmiştir:

NATO deniz tatbikatından ayet eden Dumlupınar denizaltı gemimiz Çanak­kale Boğazı içinde Nara burnu açıkla­rında su üstünde seyrederken Naboland Guate ismindeki isveç yük gemi­sinin çarpması neticesi batmıştır. h Bir gümrük motörü tarafından deniz­altının köprü üstü personelini teşkil eden gemi komutanı dahil .mürettebat­tan beş kişi kurtarılmıştır. Dumlupınar bıraktığı mevki şamandırası ile Kıyıya ve Eceabat arasında bulunduğu yer tesbit edilmiş ve yapılan telefon temasında mürettebattan mühim bir kısmının denizaltı içinde hayatta oldu­ğu anlaşılmıştır.

maktan çok müteessiriz. Şimdi bera­ber çalışırsak kaybedilen zamanı te­lafi etmek lüzumuna kanaat getirmiş bulunuyoruz.Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya anlaşması, milletlerimiz arasında de­rin ve geniş bir işbirliği kurulmasının esaslarını vazetmektedir. Yugoslav gençliği ve Yugoslav talebeleri bu an­laşmayı, samimiyetle ve hararetle tas­vip eder ve selâmlar.İki memleketin talebe teşekkülleri ha­len işbirliğine başlamış bulunuyorlar. Bu işbirliğinin çok mesut neticeler ve­receğine inanıyoruz. Bu dostluk, Tür­kiye Millî Talebe Federasyonunun Yugoslavya ziyaretiyle bir kat daha kuvvetlenmiş, perçinlenmiştir. Yaşa-sn birlik, beraberlik ve Türk - Yugos­lav gençlik teşekküllerinin ve millet­lerinin sarsılmaz dostluğu.. Ankara:

Reisicumhur Celâl Bayar bugün Çan: kaya'da saat 16 30 da, şehrimizde bu­lunan Avrupa Birliği Genel Sekreteri ve Belçika eski Başvekili M.Spaaki kabul etmemişlerdir. Bu kabulde Dışiş­leri Vekâleti Umumî Kâtibi Büyükel­çi Cevat Açık halın da hazır bulunmuş­tur.

Denizaltı kurtarma gemisi Kurtaran vaka mahalline gönderilmiş, olup mü­temmim malûmat ayrıca bildirilecek­tir.

Deniz Kuvvetleri Kumandanlığı. Do­nanma Kumandanlığı, Çanakkale Valisî ve askerî makamlar vaka ile yakından alâkadar olmaktadırlar.

 Ankara:

Bir müddetten berî Aydın'da bulunan Başvekil Adnan Menderes beraberinde îçişleri Vekili Ethem Menderes oldu­ğu halâ bugün saat 16.18 da atla şehrimize gelmiştir.Başvekil Adnan Menderes hava alanında Büyük Millet Meclisi Reisi Rafî Koraltan, Vekiller, Mebuslar, Er­kan Harbiye Umumiye Reisi, Gene­raller, Ankara Valisi, Belediye ile Garnizon ve Merkez Kumandanları tarafından karşılanmıştır.

 Ankara:

Millî Savunma Vekâleti Temsil Büro­sundan, bildirilmiştir : İkinci Tebliğ :

 Çanak kalede isveç gemisinin çarpması neticesinde batmış olan Dumlupınar denizaltı gemimizin kur­tarılması için, denizaltı kurtarma gemimiz Kurtaran vaka mahalline gelmiş ve kurtarma ameliyesi için ha­zırlıklara başlamıştır Birinci tebliğde     kurtarıldığı bildirilen personelden maada denizaltı gemisiyle yapılan,  son telefon irti
batında 22 kişilikmürettebattan22kişininkıç dairede hayatta kaldıkla,. ye oksijen tertibatıyla 24 saat hayat­larım idame edecekleri anlaşılmıştır.Dumlupınar  denizaltı      gemisi Nara önünde, 38 kulaçta 3 mil akıntı­lı bir noktada bulunmaktadır İstanbul'da bulunan Amerikan 6filosu kumandanı Amiral Cassedy, bir muhriple kurtarma ekibin filo ikinci amiraline vaka mahalline göndermiş­tir. imroz tahlisiye gemisiyle Turgut alp ve Kaldıray yardım gemileri vaka mahalline gönderilmiştir Hâdiseye sebebiyet veren    Îsveç şilebi yaralı olarak Çanakkale'ye de­mirlemiş olup atîlî tahkikata başlanmıştır. Millî Savunma Vekili Seyii Kurtbek, Deniz     Kuvvetleri     Kumandanı Koramiral  Sadık Atmaca, Donanma Kumandanı      Tümamiral   Kemalettin Bozkurt,  Denizaltı     Filo Kumandanı
Tümamiral Fahri Koru türk izzat vaka mahallinde kurtarma işiyle yakından meşgul olmaktadırlar izmir:

NATO Randevu manevralarına iştirak etmiş olan Amerikan 6'mcı filosuna mensııp 12 harp gemisinden mürekkep bîr Amerikan filosu bu sabah limanı­mıza gelmiştir.

Amiral G. L. Russe&l'in komutasında­ki filo bir kruvazör, 6 muhrip, 2 de­nizaltı, 2 arama-tarama ve ikmal ge­misinden müteşekkil bulunmaktadır. Ziyaret programı gereğince Gemi Ko­mutanı sabah saat 10 dan itibaren ka­raya çıkarak resmî ziyaretlerde bu­lunmuştur. Kumandan, öğleden sonra da Sancak gemisinde ihtiraz ziyaretleri kabul etmiştir.

 Ankara;

Nizamnamelerinin ihtiva eylediği ırk ve din esasları itibariyle Cemiyetler Kanununa aykırı bir mahiyet arz ettği için idarecilerinin tecziyesi ve feshi hakkında dâva açılan Türk Milliyet­çiler Derneğinin ve idarecilerinin de­vam etmekte olan duruşmaları bugün

Ankara 2nci Asliye Ceza Mahkemesin­de nihayetlendirmiş ve sanıklar ile vekil­leri Avukat Bekir Berk, Gültekîn Sonsuz oftlu, Sadık Erdem, Sait Bilgiç ve îsmet Tümtürk uzun müdafaalarını yapmışlar ve duruşmanın hitamını te.fhhn eden mahkeme kısa bir ara vermeden sonra nihaî kararını bildir-mistir.    .

Buna göre Türk Milliyetçiler Derne­ğinin takip ettiği amaçlar itibariyle ka­nıma aykırı bir mahiyet taşıdığı, va­tandaşlar arasında huzursuzluk ve dolayısıyla intizamı ammeye aykırı bir mahiyet taşıdığı, netice ve kanaatine varılarak Derneğin feshine ve idareci-

si bulunan sanıkların 10 ar lira para çetesiyle mahkûmiyetlerine ve ceza­larının teciline, Derneğin merkez ve şubelerinin kapatılmasına karar veril­miştir.

 Çanakkale :

Çanakkale'de İsveç gemisinin çarpma­sı neticesinde batmış bulunan Dumlu pınar denizaltı gemisinde hayatta kal­ını? ulan personelin kurtarılmasına ça­lışmalar ise de akıntının çok kuv­vetli ve havanın sert olusu ve geminin çatışma neticesi almış olduğu hasar dolayısıyla 15 dereceye meyil jle 38 kulaç derinlikte bulunuşu çalışma imkanları güçleştirmektedir. Buna raf men çalışmalara devam edilir} ekte­dir.

 Ankara:

Dün başlayan Türkiye Ticaret ve Sanayi Odaları ile Ticaret Borsaları Ge­nel Kurul toplantılarına busun ile devam edilmiştir.

Delegeler şerefine verilen öğle yeme­ğine, Reisicumhurumu/. Celâl Bayar da teşrif etmişlerdir.

Devlet Vekili Muammer Alakant, Çalışma Vekili Samet Ağa oğlu ile Vali Kemal Aygün, Belediye Reisi Atıf Enderli oğlu, Vekâletler müsteşarları ve memleket tüccar ve sanayiciler tem­silcilerinin bir arada bulundukları iki saatlik müddet zarfında muhtelif .ti­caret ve sanayi meseleleri konuşul­muş ve Reisicumhuru m uza Birlik Başkanı İJzeyir Avunduk ve diğer delege­ler tarafından izahat verilmişti!'. Öğleden sonra saat 15'te Sait Etenin riyasetinde toplanan Genel Kurul ak­şam, geç vakfe kadar çalışmalarına devam etmiştir:

Söz alan delegeler Gelir Vergisi, kre­dili ithalât rejimi. Muamele Vergisi üzerinde durmuşlar ve alâkalı merci­lerin bu mevzularda Birliğin mütalâ­asını almasını istemişlerdir. Daha sonra yeni yönetim kurulunun seçimi-ile geçilmiş ve kurula sırasıyla zevat girmiştir:   

üzeyir Avunduk, Vehbi Koç, Şükrü Kwimzade, Osman Kibar, Fevzi Duran,   Selâhattin      Sanver, İzzet Akoenan, Aziz Zeytin oğlu, Haydar Dün­dar,

Seçimlerden sonra ilk toplantısını ya­pan idare heyeti reisliğe yeniden M başkan Üzeyir   Avunduk'u seçmiştir

 Çanakkale :

Çanakkale'de kalmış olan Dumlupınar denizaltı gemisinin kurtarılması işin­de havanın muhalefeti ve akıntının' şiddeti çok müşkülât çıkarmaktadır. en mutehassaslarımız ve Amerikan Yardım Kurulu Deniz Grubu Başkanı Amiral Hughes ve Altıncı Amerikan Filosunun bir muhribi ile gönderilmiş o!an bütün mütehassıslarca yapılan kırlanma işine azimle devam edilmektedir. Personelin kurtarılması ümidi gîttikçe azalmaktadır.

 Ankara:

Millî Savunma Vekâleti Temsil Büro­sundan bildirilmiştir:

5'mei tebliğ, sabah saat 8:

Çanakkale'de Nara Feneri önünde batmış olan Dumlupınar denizaltı ge­misinde sağ kalmış olan personelin kurtarılması için müşkül hava şartla­rı altında bütün gece mütehassıs ekip­lerle derin su dalgıçları 110 metre de­rinlikte helyum oksijen cihazlarıyla çalışmışlardır. Mesaiye devam olun-ıraktadır.

- Ankara:

Yıllık toplantısını yapmış olan Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odala­rı ve Ticaret Borsaları Birliği, son zelzele felâketi - dolayısıyla duyduğu derin teessürü ifade ve felâketzede vatandaşlara taziyetlerini tekrar eder­ken aşağıdaki kararı almıştır:

Bu hazin vazifeyi ifade ederken yegâne tesellimiz, ev vermek milletimizin fe­lâkete uğrayanların ızdırapların azalt­mak için giriştiği geniş yardım sefer­berliğini görmek olmuştur.

Bu ulvî harekette hamiyetli ve elvan  mert tüccarlarımızın her zaman oldu-

ğu gibi bu defa da kendilerine has müstesna mevkii muhafaza edeçeklerinden emin bulunuyoruz.

Teşekküllerimizde kayıt tüccar ve sa­nayicilerimizi bu millî dâvada, kendi asî! hislerine tercüman olarak, vazi­feye davet ederken yardımların plân­lı ve verimli olmasını teanihen, bütün. Ticaret ve Sanayi Odalarıyla Ticaret Borsalarının bu mevzuu lâyık olduğu ehemmiyetle ele alarak gerekli sekli­de tertipleneceklerine dair olan kana­atin Birliğimizde tam olduğunu bir defa daha belirtmeyi bir memleket borcu biliriz.

- Ankara:

Dışişleri Vekâletinden bildirilmiştir: İngiltere Büyük Elçisi Sir Knox Helm, bugün Dışişleri Vekili Prof. Fuat Köprülüyü ziyaret ederek âcil bir amelîyati icap ettirecek rahatsızlığımdan dolayı İngiltere Hariciye Nâzın JVIr. Edenin Türkiye, Yunanistan ve İtalya'ya yapacağı seyahati iptal et­mek mecburiyetinde kaldığını ifade et­tikten sonra bugün Türkiye saati ile İTde Londra'da neşredilecek olan tıb­bî raporla İngiltere Hariciye Nezare­tinin tebliğini tevdi etmigür. Bunların metni  aşağıdadır:

 Mr. Edenin müşavir doktorlarının raporu:

Mr. Eden'in geçenlerde geçirdiği bir mide Cholecystitıs hali müşahede olun­muştur. Bu itibarla, önümüzdeki bir­kaç gün içinde ameliyat almasını Mr. Edene tavsiye ettik.

-   G. Maîher Oordiner

Horace Evans -.   .  Basü Hııme

Geofğe  Rossdale

2) İngiltere Hariciye Nezaretinin ayni zamanda neşredeceği tebliğ:

Mr. Eden'in Müşavir doktorları tarafından neşredilen raporda da görüle-.ct-fl veçhile Mr. Eden pek yakında bir ameliyat geçirmek mecburiyetindedir. Bu ameliyatın önümüzdeki üç-dört gün içinde yapılması beklenmektedir. Bu itibarla Mr. Eden, tamamen arzu­su hilâfına olarak, Türkiye,  Yunanistan ve İtalya ziyaretlerini iptal etmek zorunda kalmıştır.

 Ankara:

Millî Savunma Vekâleti Temsil Büro­sundan bildirilmiştir; Dumlupınar denizaltı gemimizin feci âkibeti münasebetiyle dost memleket elçi, vekil ve komutanlarından aşağı­daki taziyet tel ve mesajları alınmış­tır:

İsveç Sefiri Ekselans Croneborg, hü­kümeti ve kendi adına Deniz Kuvvet­leri Komutanına telefonla taziyelerini bildirmiştir.Amerikan Atlantik Filosu Başkomuta­nı Amiral McCormik, .Amerika Anka-. ra Beniz Ataşeliği yasıtasıyla Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına tazi­yelerini bildirmiş, kurtarma işinde ça­lışmak üzere iki mütehassıs Amerikan subaynin Northfolk'tan uçakla yola çıkarıldığını ve Türk ^eniz kuvvetle­rince talep edilecek dalgıç ve malze­menin her an Northiolk'tan gönderi­lebileceğini beyan etmiştir.

Amiral Carney, Millî Savunma Vekili Seyfi Kurtbek, Orgeneral Yamuf ve Amiral Altmcan'a aşağıdaki mesajı
göndermiştir."Türkiye'nin denizaltı gemilerinden birinin kazaya uğradığını bildiren ele verici haberi aldım.. Bundan do:
:oyı en derin hissiyatımı ve civan mert subay ve eratın kurtarılması için en iyimser ümidimi ifade etmek isterim.
Amiral Cassady, 'Amiral Altmcan'abundan evvelki bültenlerimizde belirttiğimiz gibi sempatisini sunan bir me­
saj göndermiş ve Altıncı Filonun yardım İçin bütün imkânlar ile Türk deni kuvvetlerinin emrinde olduğunu   söylemiştir.          .    

Amiral Mountbatten, Amiral Altm­can'a aşağıdaki mesajı göndermiştir: dumlu pınar'ın uğradığı müessif kaza dolayısıyla size ve Türk bahriyesi­ne teessürlerimi bildiririm."

Deniz Yardım Grubu Başkanı Amiral Hugghes hâdise mahalline hareket etmeden önce Amiral Altmcan'a aşa­ğıdaki mesajı yollamıştır:

Dumlu pınarın .başına gelen bedbaht hâdiseden dolayı fevkalâde mükeddeHm. Hâdise mahalline gitmek üzere yoldayım. Deniz Yardım Grubu bütün İmkânları ile Amiral Altmcanın em­rine tahsis edilmiştir. Ankara ve Göl­cük'teki bütün deniz grubu yardım i^in emrinizdedir. Amiral Cassady ile temastayım."

İtalya Deniz Kuvvetleri Komutanı amiral Ferrari Amiral Altıncana aşa­ğıdaki mesajı göndermiştir:

"Dumlu pınar denizaltı gemisinin başı­na gelen fecî kazadan dolayı İtalyan bahriyesi adına en derin taziyelerimi suiar, kurtarma işinin muvaffakiyetle neticelenmesini candan dilerim."

 İstanbul:

Birleşik Amerika'nın, Washington, New York, Filedeîfia, Dallas, Los Ancelos şehirleri belediyelerinin davetli­si olan Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay bugün saat 16.10 da uçakla Amerika'ya müteveccihen şehrimizden ayrılmıştır.

Vali ve Belediye Reisi Yeşilköy hava alanında Vali ve Belediye Reis Vekili Faal Ubaydın, Kara Kuvvetleri Ko­mutanı Orgeneral Şükrü Kanatlı, İstanbul Şehir .Meclisi üyeleri. Ameri­kan Başkonsolosu, Rum ve Ermeni Pp.trik Vekilleri, postları ve basın mensupları tarafından uğurlanmıştır. Aynî uçakta Basın  Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğü îstanbul Temsilcisi Vekili Nafiz Bölük başı da Vali ile cert.ber Amerika'ya gitmiştir. Bu seya­hat bir ay sürecek ve Prof. Gökay CUiforniya'da toplanacak Akıl Hıfzı­sıhhası Kongresine de iştirak edecek­tir.

 İstanbul:

İZ - 28 Temmuz tarihleri arasında avusturya'da Bad Aussee Ue Satazburg'da toplanacak olan Müzisyenin irkişaİ durumu hakkında Avrupa Müzik Akademileri Konservatuvar Müdürleri Milletlerarası Kongresine îstanbul Belediyesi Konservatuvar Müdürü Eşref Antikacı, Kongre Re­isi Prof. Dr. Preussner tarafından resmen davet edilmiştir.   

 İstanbul:

Londra ile İstanbul arasında üç tecrübe uçuşu yapacak olan İngiliz Viscoıit uçağı bugün ilk seferini yapmış va saat 15.15 te Yeşilköy hava alanına inmiştir Vıscont uçağının bu tecrübe uçuşunda İngiliz Avam Kamarasında Gosporc'u temsil eden Muhafazakâr üyelerden Dr. Reginald Bennet ve eşi ile yine Muhafazakâr üyelerden Güney Wernb-ley'ı temsil eden Ronald Russeî ve eşi şehrimize gelmişlerdir. 8 Nisanda ikinci tecrübe uçuşunu ya­pacak olan uçak İngiltere Baş müdüresi Dumisi Sir Lionel Head'ı ve bir Muhalazakâr üyeyi şehrimize getirecek­tir.

 Ankara:

îstişarî Enerji Kongresi, bu sabah sa at 10 da Dil ve Tarih - Coğrafya Fa­kültesi  konferans salonunda çalışma­larına başlamıştır.

Kongrenin açılışında, Reisicumhur Ce­lâl Rayar, Büyük Millet Meclisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes. Dışişleri Vekili Prof. Fuat Köprülü, il müdürlük Vekili Kemal Zeytin oğİu, Maliye Vekili Hasan Polatikan, Tarım Vekili Nedim Ökrnen. Mebuslar. An­kara Valisi ve Belediye Reisi, Vekâ­letler alâkadar daireleri ileri gelen­leri, yüksek mühendisler. ilim ve meslek müesseleri ile bankalar mü­messilleri, basın mensupları hazır bulunmuşlardır.

Korsgre ruznamesi gereğince, ilk de­fa Bayındırlık Vekili Kemal Zeytin-oğlu söz almış, bu kongrenin ehem­miyeti üzerinde durmuş ve memleke­timizin elektrik istihsali meselesine temasla, bugün Türkiye'de senede 800 ftıjIyoH kilovat saat elektrik istihsal olunduğunu, £akat bunun sadece yüz­de 4 ünün su -kuvvetinden istifade ile-elde edildiğini, yüzde doksan altısı için istihlâk edilen kömür yüzünden her sene büyük bir döviz kaybına uğ­radığımızı, bugün 13 hidrolik santra­lin inşasına devam edildiğini, ileride yapılan hidrolik santralle 1957 sene­sinde memleketimizde elektrik istih­salinin üç milyar kilovat saati bula­cağını söylemiştir.

Bayındırlık    Vekilinin      konuşmasını

image001.gifimage002.gifmüteakip, kongre divanının seçimine geçilmiş ve Başkanlığa Konya Millet­vekili yüksek mühendis Remzi Birand. yardımcılıklara Kâmuran Görgün ve Emin îpekçi seçilmişlerdir. Başkanlık vazifesine başlayan Remzi Birand, kongreye muvaffakiyetler di­lemiş ve aziz Atatürk ile Dumlu pınar faciası kurbanları için kongre üyele­rini bir dakika saygı duruşuna davet etmiştir.

Bir hafta kadar sürecek olan kongre­de muhtelif bölgelerden gelen müte­hassıslar, Türkiye'de elektrik enerjisi durumu, muhtelif bölgelerdeki ihti­yatlarımız, enerji işlerinin yeniden düzenlenmesi, köylerimizin elektrik­lendir ilmesi, yabancı memleketlerde enerji üzerindeki çalışmalar ve daha birçok meseleler hususunda konuşma­lar yapacaklar, komisyonların hazırla­dıkları raporlar okunacak ve bu mev­zularda  kararlar alınacaktır.

 Ankara:

Reisicumhurumuzun Dumlu pınar de­nizaltı gemisinin batmasından müte­vellit teessüri ve taziyeleri aşağıdaki telgrafla Millî Savunma Vekilliğine bildirilmiştir:milli Savunma Vekili Seyfİ Kurtbek

Dumlupınar denizaltı gemisi faciasın­dan büyük teessür duyan Reisicumhu­rumuzun, felâketzedelerin ailelerine ve denizcilerimizi temsil eden Deniz Kuvvetleri Komutanlığına taziyeleri­nin iblâğına delâletinizi saygılarımla rica ederim

Riyaseti  Cumhur Umumî KâbiNurullah İhsan Toton

 izmir :

Donanma Kumandanlığından şehrimizdeki ilgili makamlara bildirildiğine göre, Dumlupınar deniz altısı faciası dolayısıyla deniz işleri ile alâka­lı resmî ve gayri resmî bütün teşki­lâtta bir günlük matem tutulacak ve buralardaki bayraklar yarın sabahtan akşama kadar yarıya kadar çekilmiş bir halde bulundurulacaktır.

Limanımızda  misafir  bulunan  6cı   Amerikan  filosu  da bu  matemeitirâ.k   edeceğini  bildirmiştir.

Ankara:

Kûmların serbest bırakılmasına müdair olan Millî Korunma Kanununun 30'uncu maddesinin müzakeresine Fe­ridun Fikri'nin konuşması ile başlan­dı. Düşünsel bu mevzuu hukuk ve teş­kilatı esasiye bakımlarından ele alarak tahliller yaptı. İçtimaî hayatımızda büyük tesirler bırakacak olan Millî Kuruma Kanununun kiralara taal­lûk eden maddesine hüküm koymanın ve firarları serbest bırakmanın mah­zurlarını anlattı. Ev sahipleriyle kira­cılar arasında bir muvazene bulunma­sının uygun olacağım müdafaa ederek bu meselenin esaslı halli için gerekecek tedbirleri ve düşünceleri izah etti. Mesken kiralarının tedrici olarak ser­best bırakılması keyfiyetinin kabul edilebileceğini, fakat ticarethane kira­larının serbest bırakılmasının çok şid­detli akisler yaratacağını belirtti. Ti­carî mülkiyete de temas ederek: "Tica­rethaneleri mal .sahipleriyle .karşı kar­sıya getirmek zararlı sonuçlar vere­cektir. Komisyon teklifini bazı kayıt­larla kabul etmek icap eder' dedi. Hü­seyin Ortakçı oğlu, 30'uncu maddenin meriyetten kaldırılmasının mûsbet neticeler vermeyeceğini, Meclis ileride tekrar böyle bir kanun çıkarmak zorunda kalırsa derin bir boşlukla kar­şılaşacağını beyan etti. Serbest bırak­manın 1955 senesine bırakılmasını da tenkiti ederek, yeni gelecek Meclisin bu kanunu tatbik edip etmeyeceğinin şüpheli olduğunu sözlerine ilâve etti. Ali Fahri îşer, Ali Kemal Varınca, Meclisin evvelce aldığı kiraların ser­best bırakılması kararının kati oldu­ğunu ifade ederek mevzuun uzatılmasına talep ettiler. Halil öz yörük de, uzun bir konuşma yaptı. Bu büyük sosyal mesele hakkında karar verirken büyük  temenni ve esaslı düşünce ile  hareket istedi.

Sözcü Halil İmre konuşmalara cevap verdi. Komisyonun fikri müdürünün ki­racılarla ev sahipleri arasındaki mü­nasebetlerin kanunla tesbiti yoluna gittiğini, hâkimin huzurunda hallinin vatandaşları müşkülâta götüreceğini söyledi. Buhranın bugün filhal bittiği­ni ve hükümetin de aynı fikirde olduğumu Millî Korunma Kanununun 30 uncu maddesinin ayakta durmasının içtimaî ve iktisadı huzursuzluklar ya­rattığını, artık "bu rüsubun tasfiyesi zamanı geldiğini beyan etti.

Halil İmre, Millî Korunma Kanunu­nun bu kanunla tamamen tasfiye olduğunu ve fevkalâde bir hal vukunuda o günün vaziyetlerine ve icaplarına uyacak yeni bir kanunun hazırlanması gerekeceğini, zaten eski ka­nunun ihtiyaçları karşılayamadığım tasrih etti.

Kîayeti müzakere takriri kabul edil­dikten sonra takrirlerin okunmasına geçildi. Mecliste kiraların serbest bı­rakılmasının şekli ve müddeti hakkın­da birçok. fikirler belirmişti. Bu fikir­ler söyle hülâsa edilebilir:

D Kiraların meskenlerden gayri yer­lerde 1-1-1955, meskenler de 1-6-1955"testlerbest bırakılması Mesken ve meskenlerden gayri yer­lerin kiralarının aynı zamanda serbest bırakılması,Gayrimenkul kiralarının 1-1-1954'te
serbest bırakılması,41 Gayrimenkul kiralarının 1-6-1954'te serbest bırakılması, 5)-1 inci maddenin müstakil bir mad­de yani tesis olarak değil tadil olarak yazılması.

, İstanbul

Bugün saat 15 te Yunan Erkânı Harbiyeyi Umumiye Reisinin başkanlığında 5 kişilik bir Yunan askerî heyeti Ati­na'dan şehrimize gelmiştir.

Yunan Erkânı Harbiye Reisi Korgeneral Kıtrilakis, Erkânı Harbiyei Umu­miye Reis Vekili Korgeneral Dovas, Tümgeneral Papatalasıdıs, Albay De-vgs ve Binbaşı Papateodoros'tan mü­teşekkil Yunan askerî heyeti, Yeşil­köy hava meydanında Birinci Ordu Komutan Vekili Korgeneral İsmail Hakkı Tuna boylu, Birinci Ordu Erkâ­nı Harbiye Reisi Tümgeneral Enver Aka, istanbul Garnizon Komutam Tümgeneral  Suad Kuyaş, Merkez Komutam Tuğgeneral Reşit Sekmen ve Tuğgeneral Namık Argüç tarafından karşılanmıştır.

Misafirlerimiz Perapalas oteline misa­fir edilmişlerdir.

 Ankara:

Millî Savunma Vekâleti temsil Büro­sundan alman malûmata göre, şanlı dolanmamız ve deniz ordumuz men­supları bugün Çanakkale'de Dumlupınar denizaltı gemisi kazasında şehit olan arkadaşlarını hazin fakat vakur bir merasimle anmışlar ve onların hâ­tıralarım taziz etmişlerdir.

Merasim saat 15'te elim kazanın vuku bulduğu Kara burnu açıklarında Ba­şaran harp gemisinde yapılmıştır. Mei asimde Gemlik muhribi ile Birin­ci İnönü denizaltı gemisi ve Alanya.. Antalya, Kozlu, Kuşadası, Kerempe arama tarama gemileri ve donanma­mıza mensup diğer gemiler bulun­muştur.

İhtifal törenine deniz kuvvetleri ve kolordu komutanlarıyla Denizaltı Filo­su Komutanı, Çanakkale Valisi, Deniz Kuvvetleri mensupları ve Çanak­kale Lisesi izcileri, basın mensupları iştirak etmişlerdir.

Bugün Ankara'dan Çanakkale'ye giden İsveç Elçisi de merasimde hazır bulun­muştur.

Merasimi bir deniz astsubayı kısa bir konuşma ile açmış, bundan sonra bir deniz üstteğmeni şehit arkadaşlarının hâtıralarını anmış ve Türkçe olarak konuşan İsveç Elçisi de bu müessif kaza dolayısıyla İsveç Milletinin Türk Milletine taziyelerini bildirmiştir.

Mütakiben söz alan Denizaltı Filosu Komutam Tümamiral Fahri Korutürk bir hitabede .bulunmuş, burada Dumlupınar şehitlerine hitaben şöyle de­miştir:

"Komutanlık sıfatıyla size birçok emirler vermiştim. Birçok mesajlar yollamıştım. Bu size son mesajımdır. Hâtı­ralarınız kal Merimizde ede biyen yaşa­yacaktır.

Aziz isimlerinizi bütün denizciler .kain­lerimize gömdük."

Komünist Çin halen teşkilâttaki faa­liyetlerini terketmiş durumdadırlar. Teşkilâtın merkezi İsviçre'nin Cenevre gelirindeki milletler sarayında dır. Bir genel müdürün idaresinde bine yakın memuru vardır. Bütçesi 1953 yılı için 8.485.095 dolar olarak tesbit edilmiş­tir. Her âza devlet bütçeye muayyen bir iştirak hissesi vermek suretiyle ka­tılır. 1953 yılı için teşkilâtça memle­ketimize yapılacak olan yardım miktarı 400 000 dolar civarındadır.

Aziz dinleyicilerim, insanlığın huzur ve selâmeti uğrundaki ulvî gayelerini sensizce tahakkuk ettirmeğe çalışan ve yer yüzünde sulhun, emniyetin, fe­lahın temel direklerinden biri olan Dünya Sağlık Teşkilâtını tanıyalım, ve tıaa talim."

İstanbul :

Et; ^muharrirler Milletlerarası Fede­rasyonu ile Fransız Başmuharrirle1-"! Cemiyeti tarafından 20 ilâ 23 Nisanda. Nîs şehrinde tertip edilen Başmuhar­rirler Milletlerarası Büyük Kongresi­ne Türk gazete ve dergilerinin başmu­harrirleri de davet olunmuş ve bu ka­rar Kongre Umumi Komisyoncu al Tı­kalılara bildirilmiştir.

Ayrıca Kongre Umumi Komiseri tara­fından gönderilen mufassal program Gazeteciler Cemiyetine gelmiş bulun­maktadır.

 İstanbul:

NATO Güney Avrupa Kuvvetleri Baş­komutanı Amiral Roberto arney refa­katinde, zevcesi, Gen. C. E. Byers, ve £§ı,  Güney Avrupa Hava Kuvvetleri

Komutam Shlatter ve maiyeti erkâm okluğu halde bugün saat 17.10 da özel askerî uçağı ile Yeşilköy'e gelmiş­tir.

Kava meydanında kendisini, izmirden daha evvel gelmiş bulunan Güney Do­ğu Avrupa Kuvvetleri Komutan Gen. avman, Birinci Ordu Komutan Veki­li Korgeneral H. Tuna boylu, istanbul Garnizon Komutanı Tümgeneral Suat Kuyaş, Merkez Komutam Gen. Reşit Frkmen, Boğazlar ve Marmara Bölge­si Komutanı Koramiral Rıdvan Koral, 00. Tümen Komutanı General Namık

Arf;üç, İzmir'deki NATO karargâhı için dedeki Türk temsilcisi General Behçet Türkmen ve Amerikan Yardım Kurulu Başkanı General Shephard ve yüksek rütbeH Türk, Amerikan ve Yu­nan subayları tarafından karşılanmıştır

ÜMütebessim bir çehre ile uçaktan inen Amiral Carney, kendisini karşılamaca gelenlerin teker teker ellerini sıkmış ve müteakiben muhafız kıtasını teftiş ederek askerleri Sağol asker diye selâmlamıştır. Bu arada, General Wvman Amiral Carney'e yaklaşarak "Size kahraman Türk Kore Birliğinin eski komutanını takdim edeyim diye General Namık Argülü takdim etmiş tir. General Ar güçün hararetle elini sıkan Amiral Carney. kendisiyle ta­nışmaktan son derece memnun oldu­ğunu ifade etmiştir.

 Gölcük :

Donanma Komutanlığının tertip et ti  ği Dumlupınar şehitleri ihtifali bugün saat 15 te yapılmıştır.

ihtilalde Donanma Komutanı Amiral Kemalettin Bozkurt, Kocaeli Valisi Ethem Yetkiner, Vali Muavini, Emni­yet Müdürü, İzmit Millî Eğitim m^n-sup]an, gazeteciler, deniz tesisleri, personeli, ^onanma subay ve erleriy­le şehitlerin aileleri binlerce Gölcük­lü hazır bulunmuştur.

ihtifal Yavuz zırhlısının bandosu ta­ralından çalman matem marşı ile baş­lamıştır. Bu arada hüma yanaşmış bulunan Gür ve Sakarya denizaltları cirnavira yapmış bulunuyorlardı.

Bandonun çaldığı matem marşından sonra genç ,bir denizaltı teğmeni kısa ve veciz bir konuşma yapmıştır. Müte­akiben konuşan Donanma Komutam Amiral Kemalettin Bozkurt ezcümle sunan söylemiştir:

''Bizce çok kıymetli olan 81 evlâdımı­zın hayatlarım kurtarmak için insan gücünün ve azminin üstüne çıkılarak-yapılan çalışmalarımız karşısında de­nizin azgın suları ve karanlık derin uykularında gür sesiyle "vatanımız sağolsun" diye haykırdılar. Daima -onlar­la birlikte olan gönlümüzün naçiz bir nişanesini suya atıyor ve a/iz şehitlerimizin yattıkları yerin milletimizin kadirbilir kalbi olduğunu tekrarlarken aziz ruhları huzurunda sizleri iki da­kika ihtiram sükûtuna davet ederim. Amiral bizzat çelengi denize atmıştır. Bando matem marşım çalarken derin sessizlik içinde hıçkırık sesleri duyulu­yordu,

 İstanbul:

Mebuslarımızın Federal Alman Cumhuriyetinin daveti üzerine Almanya'ya yapmış oldukları ziyareti iade etmek üzere Türkiye B.M.M. nin davetlisi ola­rak memleketimizi ziyaret edecek olan Federal Almanya Cumhuriyeti Me­buslarından Prof. Fritz Bade ile Dr. Eıİch Mende bugün saat 1530 da Ba­tı Akdeniz seferinden dönen İskende­run vapuru ile şehrimize gelmiştir.

A iman mebusları Galata rıhtımında Erzurum Mebusu Emrullah Nutku, Balı Kesir Mebusu Ahmet Koca bıyık, Si­irt Mebusu Baki Erden, Büyük Millet Meclisi Umumî Kâtibi Refet Sezar, Dışişleri Vekâletinde Daire Reis Mua­vini Orhan Tahsin Giden, Alman Fe­deral Cumhuriyeti Türkiye Büyük El­çisi, vilâyet temsilcisi, konsolosluk mensupları ile gazeteciler tarafından karşılanmıştır.

Gazetecilerle konuşan Dr. Fritz Baack demiştir ki:

'Memleketinize Celâl Bayarın İktisat Vekilliği zamanında gelmiştim. İktisat ve Ziraat Vekâletlerinde dört buçuk seno vazife görmüştüm. Geçen sene ikinci defa Türkiye'ye gelişimde büyük iktisadî inkişaflar gördüm. Bu seter de yeni inkişaflar göreceğimi ümit ediyorum.

Alman Parlâmento Heyetine dahil di­ğer mebuslardan Herakatrt Krİedeman ile Hans Ewers 9 Nisan Perşembe akşamı Dr. Günther Serres, Wilhelm Nıegel ve Dr. Anton Besolt da 10 Ni­san Cuma akşam uçakla şehrimize geleceklerdir.

11 Nisan Cumartesi günü vilâyeti zi­yaret edecek olan Alman mebusları o akşam Ankara'ya hareket edecekler ve bilâhare Kayseri. Ürgüp, İzmir ve Bergama'yı gezdikten sor>a memle­ketlerine     dönmek üzere 17 Nisanda

şehrimize geleceklerdir. Heyet üyele­ri aynı gün saat 17 de Gazeteciler Ce­miyetinde bir basın toplantısı yapacak­lardır.

 İstanbul:

Bir haftadan beri memleketimizde mi­safir bulunan eski Belçika Başvekili ve Avrupa Birliği Umumî Kâtibi M. Paul Henry Spaak hareketinden evvel Anadolu Ajansı muhabirinin kendisi­ne sorduğu suallere aşağıdaki cevap­ları vermiştir:

Suat  Salada ölümünden sonra Kremlinin yeni idarecilerinin beynel­milel sallada takip edecekleri siyaset hakkındaki fikriniz nedir? Cevap  Bütün Batılılar, Rus siyase­tinde bir değişiklik olmasını samimi surette ümit etmektedirler. Bununla beraber bu arzu, muhakememizi yan­lış yola ve bizleri hayalâta istinaden bir siyaset tatbikine sevk etmemelîdir Halen, havayı islâh edecek ve berrak lerüracak tezahürat karşısında bu­lunmuyoruz. Fakat şüphesiz ki bu da faydadan hâli değildir. Dikkatli, anla­yışlı olmalıyız. Zevahire aldanmamalıyız.

Sual Birleşik Amerika Formoza hü­kümetini desteklemektedir. Bu hâdise törede yeniden bağlayacak müzake­reler üzerinde menfi bir tesir icra etmeyecek midir?

Cevap  Birleşik Amerika'nın Formaza meselesi hakkındaki hareket hat­tının sulhe dair cereyan edecek mü­zakereler üzerinde bir akis uyandıra­cağı muhakkaktır. Fakat hiçbir me­sele ayrı olarak müzakere edilemez. Bir kül halinde ele alınmalıdır. Birbi­rine bağlı muazzam bir mesele karşısındayız. Bunu parça parça olarak halle çalışmamalıyız.

Sual Hindicini meselesi Kore me­selesi gibi beynelmilel bir harp mahi­yetini aldığı takdirde bunun Asya'da ve batı devletleri nezdindeki tepkileri r.e olacaktır?.

Cevap  Hindicini muhasematı şim­diden beynelmilel bîr mahiyet iktisap etmemişmidir?  Birleşik Amerika'nın

yahut diğer batılı devletlerin daha fazla müdahaleleri bu harbin esas mahiyetinde hiçbir değişiklik husule getîrmeyecektir. Asya'da cereyan eden. hâdiseler komünist baskısı altında icra edilin ektedir.

 Ankara :

Büyük Millet Meclisinin bugün yaptı­ğı toplantıda Konya Mebusu Hidayet Aj diner Büyük Millet Meclisinde gö­rüşülmesi lâzım, gelen çok miktarda kanun tasarıları ve sözlü sorular bulunduğunu bu iğlerin ikmali için Meclisin Perşembe günleri de toplanması­nı talep eden bir önerge vermiş ve oya sunulan bu. önerge kabul edilmiştir. Bundan böyle Büyük Millet Meclisi Perşembe günleri de toplanacaktır.

 İstanbul:

Millî Savunma Vekâleti İstanbul Tem­sil Bürosundan bildirilmiştir:

İstanbul'da bulunan Güney Avrupa NATO Kuvvetleri Komutanı Amiral Carrey bugün Birinci Orduya gelerek Erkânı Harbiye! Umumiye İkinci Rei­si Orgeneral Zekâi Okan, Birinci Or­du Müfettiş Vekili Korgeneral İsmail Hakkı Tuna boylu, Güney Avrupa Kuv­vetleri Komutanı Korgeneral VYyman, Yunan askerî heyeti, Erkânı' Harbiyei Umumiyemize mensup yüksek rütbeli subaylarla Güney Cephesi savunma ve eğitim meseleleri mevzuunda uzun suren bir konuşma yapmıştır.

 İstanbul:

Tanınmış İngiliz siyaset adamlarından e&ki Dışişleri Vekili ve Washington Büyük Elçisi Lord Halifax, refakatin­de kızı Kontes      Feversham,    torunu

Lad Clarissa Dunconbe ve İngiltere'­nin Atina Büyük Elçisinin refikası Lady Peake olduğu halde bugün saat 13.50 de Atina'dan İstanbul'a gelmiş­te

Tsmamen hususi mahiyette şehrimizi ziyaret etmekte olan Lord Halifa:, birkaç günlük istirahati müteakip Atina'ya dönecektir.

Kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı muhabirine siyasetten tamamen çekil­diğini, artık emekliye ayrıldığını ve dolayısıyla siyasî beyanatta bulunamayacağını söylemiş ve güzel İstanbul'­da birkaç gün istirahat etmek arzusunda olduğunu ilâve etmiştir.

 Ankara:

Reisicumhur Celâl Bayar bugün Çan-Kaya'da ü, Kızılay Genel Sekrete­ri Kütahya Mebusu Dr. Ahmet Gür-' soy, Kızılay İdare Kurulu .üyelerinden Ankara Mebusu şehrimizde bulunan L. Fran­cisco Fernandez Rozas başkanlığındaki Arjantin Kızılhaç Cemiyeti ile Eva Peron müessesesi mümessillerini ve Arjantin hava 'kuvvetlerine .mensup, subayları kabul etmişler, çaya .alakoviruslardır. Bu kabulde Sağlık çe .Sos­yal Yardım Vekili Dr. Ekrem" Hayri Üstün dağ, Ekonomi ve Ticaret Vekili Enver Güreli, Arjantin Elçisi Ekselans M. Joze Manuel Moneta, Kızılay İkin­ci Başkam, İstanbul Mebusu Bedri Nedim Gökan Hamdi Bulgurlu,'Dış­işleri Vekâleti Müsteşarı Büyük Elçi Nuri Birgi, Kızılay -Umum Müdürü Fikri Akrukal, Kızılay Milletlerarası tgieri Müdürü Nedim Abut ve Hava Kuvvetlerinden Albay Nuri Teser ha­zır bulunmuşlardır.

Ankara :

Devlet Vekilliklerine Burdur Mebusu Fethi Çelik baş. ile Ağrı Mebusu Celâl Yantoncının ve Millî Eğitim Vekilliği-no: de Erzurum Mebusu Rılkı Salim Burçak, gümrük ve Tekel Vekilliğine Çanakkale Mebusu Emin Kalafat, Çalışma Vekilliğine Giresun Mebusu Hayrettin Erkmenin tayinleri yüksek tasdike iktiran etmiştir.

9 Nisan 1953

 Çanakkale :

Çanakkale'de     Nara burnu önlerinde müessif bir  kaza neticesinde 81 kah­
raman     denizcimizle    birlikte batan Dumlu pınar denizaltı gemimizin  yeri tesbit  edilmiştir.  ....  .

Selfihiyetli  çevrelerden Öğrenildiğine güre Amiral Fahri Korutürk'ün riya­setinde, modern Vasıta ye igreplerle yapılan derin su taramaları netice-, sinde denizaltımızın 3 ilâ 4 mil akıntılı ve 46 kulaç derinlikte bir noktada bulunduğu kesin olarak anlaşılmıştır. atık gemi ile temas tecrübelerine baş­lanmıştı:. Henüz bu temas sağlanama­mıştır. Tecrübelere, yarın da, akşam karanlığı bastırmaya kadar ve bü­yük bir hızla devam edilecektir. Bu ameliyeden maksat, denizaltı gemisi­nin deniz dibindeki yatış vaziyetini ve yarasını tesbit ve çan kulesi vasıtası ile temas imkânlarım aramaktır. ı Askerî makamlar ve Çanakkale Vali­si Saffettin Karanakçı araştırmalar­la yakından ilgilenmektedirler

 Zonguldak :

Göçen yıl Ağustos ayında, faaliyetini tatil etmiş olan kok fabrikasının Ereğ­li Kömürleri İşletmesinin teknik ele­manları tarafından tamirine ve işlet­meye açılmasına karar verilmiştir. Tamir işine başlanmak üzeredir. Ta­mir için gerekli mekanik malzemenin bir kısmı İşletme atölyelerinde, bir kıralıda Kırıkkale fabrikalarında ya­pılacaktır. Yabancı firmaların karşılı­ğında mühim para istedikleri bu ta­mirin mahallen yapılması Külliyetli bir döviz tasarrufunu da sağlayacak­tır.

 başka, briket fabrikasının tev­sii ameliyesine de başlanmıştır. Halen günlük 200 ton kapasitesi olan bu fabrikanın tevsi ameliyesinin hita­mından sonra 350 tan istihsal yapa­bilecektir. Tevsi ameliyesinin Ağustos ayma kadar ikmal edileceği tahmin olunmaktadır.

Memnuniyetle müşahedp edilen bir keyfiyet de Ereğli Kömürleri İşlet­mesi istihsalinin günden güne art­makta oluşudur. Mart ayı sonunda ta­mamlanan birinci üç aylık istihsal devresi programına nazaran 116 bin 635 ton fazlalık elde edilmiştir. Satı­lık kömür programı 728 bin 800 ton idi. işletme bu devre zarfında satılık 845.435 ton kömür istihsal etmiş ve dolayısıyla programı fazlasıyla tahak­kuk ettirmiştir.

Diğer taraftan Azdavay kömür yatak­larında da faaliyete geçilmek üzere­dir. Ereğli Kömürleri İşletmesi Umum Müdürü ve teknik elemanlarından bazıları bu İş için gelecek hafta Azda­vay'a giderek durumu yerinde tesb.it edeceklerdir. Şantiyenin kurulması, bu tetkiklerden sonra tahakkuk ede­cektir. Çok zengin bir kaynak olduğu bilinen madende arama işletmesine Mayıs ayında başlanacaktır.

Çanakkale:

Çanakkale Valisi Şefaattin Karana bundan bir müddet evvel Çanakka­le - Balıkesir bölgesinde vukua gel­miş olan. deprem, felâketinden sonra bu bölgede yapılan işler ve bugün­kü durum hakkında. Anadolu. Ajansı muhabirine bir beyanat vererek ez­cümle şunları söylemiştir:

Çan ve Yenice'de normal hayat ta­mamen teessüs etmiş ve bu bölgede zelzeleden müteessir olan vatandaş­lar çadırlara yerleştirilmişlerdir. As­kerî birliklerle Kızılaydan alman 1750 adedi portatif, 7 adedi Bvgman olmak üzere 5790 çadırdan 600 ü tatil, ikisi Bvgman ve 996 sı mahruti olmak üzere 1618 çadır Çan kazası ve köylerine 2210 çadır Yenice kazası köylerine, 3 Bvgman ve 593 mahrutî çadır Vilâyet merkezi ile merkeze bağlı köylere dağıtılmış, geriye kalan çadırlar da hasarları nisbetinde diğer kazalarla bunların köylerine tevzi olunmuştur.Kızılaydan Vilâyet merkezine gönde 1800      teıli Çan kazası ve köylerine ve 1496 ade­di Yenice kazası ve köylerine dağıtıl­mıştır.

Bir kısmı tamir olunan eski dükkân­larında, mühim bir kısmı da yeniden-re Çan'da 43 Yenice'de 30 manifatu­racı, berber, nalbant, fırıncı, arzuhal­ci, kahveci ve tekel bayii faaliyete geçmiş bulunmaktadır. Haftanın mu­ayyen günlerinde kurulan pazarlar normal halini almış, alış veriş mik­tarı artmıştır.

Çan ve Yenice kazalarına ait bütün köyler sağlık bakımından taranmış­tır. 25.3.1953 tarihinden beri faaliyette bulunan Çan ve Yenice muvakkat ba­kım merkezlerinde 600 poliklinik te­davisi yapılmış, 20 bine yakın vatan-

şa tifo, tifüs ve çiçek aşısı tatbik olunmuş, bütün köylerin detayı ya­pılmıştır.

Bayındırlık ekiplerinin zelzele bölge­sindeki tetkikleri bitmiştir. Çanakka­le, çan, eiice, imroz, Eceabat, Gelîbolu. Ayvacık, Lapseki, Biga merkez ve köylerinin taranması neticesinde 710 yıkık, 1170 ağır, 2561 orta bina hasa­rı tesbit edilmiştir.

Binaları fazla hasar gördüğünden Çan ve ı emce merkezlerinde orta okulla? ile ilk okullarda ve tehlikeli vaziyette o!an köy okullarında tedrisata son ve­rilmiş, öğrencilerin sene kaybetmeme­leri için gereken tedbirler alınmıştır. Vilâyet merkezi ile diğer kazalarımız­da ilk orta ve teknik Öğretime ait okul­larımızda çadırlarda kısmen de sağlam binalarda çifte tedrisat yapılmak su­retle normal mesaiye devam olun­maktadır.

Felâketzedelere karşı devletin ve ona muvazi olarak milletin göstermiş ol­duğu yardım ve alâka bilhassa şaya­nı şükrandır.

Vilâyet emrine şimdiye kadar muh­telif şahıs ve müesseselerden 206.460 lira teberru edilmiştir.

11 Nisan 1953  

İstanbul:

Mebuslarımızın Almanya Federdukları ziyareti iade etmek üzere, Tür­kiye Büyük Millet Meclisinin davet­lisi Batı Almanya mebuslarından Prof.   Fritz  Baade,  Dr.   Erich Mende,olarak memleketimize gelmiş bu­lunan

Herbert Kriedemann, Hans Ewrs, Dr. Gr. Unther Serres, Wilhelm Naegel ve Dr. Anton Besold'dan ibaret heyet beraberinde memleketimizdeki ika­metleri sırasında kendilerine mihman darlık edecek olan Balıkesir Mebusu Ahmet Koca bıyık, Siirt Mebusu Baki Erden, Erzurum Mebusu Emrullah Nutku, Büyük Millet Meclisi Umumi Kâtibi Refet Sezen ve Dışişleri .Vekâ­letinden Daire Reis Muavini Orhan Tpîiçilan Mupıı halde bu sa­bah  Vilâyette Vali  Vekili  Fazıl  TJy badın'ı makamında ziyaret etmişler­dir.   .

Parlâmento heyeti başkanı Prof. Fritz Baade kısa bir konuşma yaparak Tür­kiye'de bulunmaktan duydukları mem­nuniyeti ifade etmiştir.

 İstanbul  :

Memleketimizde misafir bulunan Al­manya Federal Cumhuriyeti mebusla­rı mihmandarları Büyük Millet Mecli­si üyeleri ile birlikte bu sabah saat 10,50 de Sultanahmet Camiini, saat 11,15 de Ayasofya Camiini ve mütea­kiben de Topkapı Sarayındaki hazine dairesini gezmişlerdir.

Misafir mebuslar öğle yemeğini İstanbul Sanayi Odasının davetlisi ola­rak Mısır Çarşısı lokantasında yiye­ceklerdir.

Ankara:

Dumlupınar denizaltısı faciası dolayısıyla, Belçika Kralı ile Fransa, İtalya ve Federal Almanya Reisicumhur­ları tarafından Reisicumhur Celâl Bayar'a aşağıdaki taziye telgrafları gön­derilmiştir :

Dumlupınar denizaltısnıın kaybı mü­nasebetiyle Türk milletinin kaderine bütün kalbimle iştirak ediyorum.

 Baudouin

Dumlupınar denizaltısının acı akıbe­tini teessürle öğrendim. Ekselansınıza Fransız milleti ve şahsım namına en derin taziyelerimi sunar bu deniz faciası kurbanları ailelerinin matemine samimiyetle iştirak ettiğimi teyid ey­lerim.

Vincent Auriol

Dumlupınar    danizaltısının fecî şart milleti ve şahsım namına dost Türk milletine ve bilhassa sevdiklerinden mahrum kalan ailelere en derin tees­sürlerimi bildirmek isterim .

Luigi Einaudi

Dumlupınar denizaltı gemisi ile ba­tan Türk bahriyesinin kahraman men

suplarının bu fecî akıbeti dolayısıyla ekselansınıza en samimî teessürleri­mi teyid eylerim.

Theodor   Heuss

 Ankara:

Dumlupınar denizaltı faciası dolayısıyla Yeni Zelanda Başvekili Sidney Holand, Başvekil Adnan Menderes'e Paşa Eiij a e ceiraûm göndermiştir: "Birçok can kaybına sebebiyet veren Dumlupınar denizaltısının uğradığı bu fecî akıbetten dolayı Yeni Zelan­da hükümeti, milleti ve şahsım namı­na derin taziyelerimi sunarım.

 Ankara:

Amerikadaki göçmen ve hayır işle­riyle alâkalı Amerikalılardan müte­şekkil 11 kişilik bir heyet bugün uçak­la istanbul'a gelmiştir. Heyet îstanbulda kaldığı müddetçe muhtelif temaslarda bulunacak ve Pazartesî sabahı trenle şehrimize gele­cektir.

Heyet üyeleri şehrimizde bir gün ka­larak göçmen işleri etrafında karşı­lıklı güvenlik teşkilâtı ile görüşmeler de bulunacaklar ve ayni gün akşamı trenle İstanbul'a hareket edecekler­dir.

Heyet İstanbul'da Eyüp'deki göçmen köyünü de ziyaret edecek ve ayın 15 inde uçakla Beyrut'a gidecektir.

Ankara:

Bir hafta müddetle îstanbul'u ziya­ret etmiş olan ve dün İstanbul'dan ayrılan Amerikan Altıncı filosuna mensup gemiler Çanakkale boğazında Dumlupınar denizaltısının battığı yer­den geçerken şehitleri selâmlamışlardır.

Altıncı filo Amirlik gemisi de dahil olarak bütün gemiler kaza yerinden ağır bir şekilde seyretmiş ve mürettebat güverte üzerinde selâm resmini ifa etmişlerdir. Bu sırada gemilerin bandoları Türk millî marşını çalmış­tır.

Ankara:

Son iki yıl içinde büyük hamlelerle gerçekleşmekte olan memleket kalkınmasını sağlıyan ve mesut bir şekilde
iı;K         . Ktfl K'an     vol. su,  ziraat,

endüstri ve enerji işlerimiz arasında memleketin ekonomik bünyesinde hu­susî bir ehemmiyeti haiz olan enerji işlerimizi yeni ihtiyaçlar karşısında plânlaştırmak ve koordine etmek üze­re gerekli tavsiyelerde bulunulması için Bayındırlık Vekâletinin teşebbü­sü ile toplanmış olan Türkiye Birinci îstişarî Enerji Kongresi çalışmalarını bitirmiş bulunmaktadır.

Vekâletler, iktisadî devlet teşekkülle­ri, büyük elektrik işletmeleri, üniver­siteler ve teknik okul mümessillerin­den ve serbest meslek ve ilim adam­larından teşekkül, eden birinci istışarî enerji kongresi 6 Nisan 1953 tarihin­den 10 Nisan 1953 tarihine kadar umu mî celse ve ayrılmış komisyonlar ha­linde çalışmıştır ve kongre ruzriâmesine alınmış bulunan mevzuları inceliyerek karara varmıştır.

İstanbul:

Büyük Millet Meclisinin davetlisi ola­rak memleketimizde bulunan Alman ya Federal Cumhuriyeti mebusları bu­gün ölen s^ı-a beraberlerinde mih­mandarları olduğu halde Trabyadaki askerî Alman mezarlığını ziyaret et­mişlerdir. Heyet daha sonra Dolma-bahçe Sarayını gezmiştir. Heyet günün son ziyaretini Alman hastahanesine yapmıştır.

Ankara:

İstanbul'da bulunan Yunanistan Bü­yük Elçisi Ekselans Contumas, Millî Savunma Vekili Seyfİ Kurtbek'e Yunan Ümumîve Reisi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Sadık Altıncan'a birer telgraf göndererek, Dumlupmar denizaltımızm kaybından mütevellit teessür ve şehit denizcileri­miz için taziyelerim bildirmişlerdir. 12 Nısan 1953

İstanbul:

Türkiye Büyük Millet Meclisinin da­vetlisi olarak memleketimizde bulunan Almanya Federal Cumhuriyeti partisi ne mensup 7 kişilik, me­buslar heyeti ve yurdumuzdaki seya­hatleri esnasında kendisine mihmandarlık edecek olan zevatla birlikte bu akşamki 20,10 eksperesile Ankaraya hareket etmişlerdir.

Alman Parlâmento heyeti yarin Ankarada Büyük Millet Meclisi Başkan Ve killeri, İdare Amirleri, B. M. M. Di­vân Riyaset Katioleri, B. M. M. Husu­sî Kalem Müdürü, Dış İşleri Vekâ­leti Protokol Umum Müdürlüğü temsilcisi usara VV.uyet ve Belediye mü­messilleri ile Alman Sefaret erkânı tarafından karşılanacaktır.

13 Nisan 1953

 Ankara:

Şehrimizde misafir bulunan Alman Parlâmento heyetinin bugün saat 16 da Büyük Millet Meclisini ziyaretleri esnasında Reis Refik Koraltan kısa bir hitabede bulunmuştur :

Koraltan ezcümle şunları söylemiştir : "Muhterem arkadaşlar,

Yüksek heyetiniz namına yapılan da­vet üzerine Batı Almanya Federal dev­leti meclisinden güzide bir heyet üç gündenberi memleketimizin ve mille­timizin aziz misafiri olarak yurdumuz da bulunuyor. Bu güzide heyetin siz­leri ziyaret etmek üzere şimdi de yük­sek huzurunuzda olduklarını söyle­mekle bahtiyarım.

Bilindiği gibi bir müddet evvel Batı Almanya Federal meclisinin vaki da­veti üzerine yüksek meclisinizden seçilen bir heyet Almanya'ya gitmiş, orada bulundukları müddet içinde ge­rek Federal Meclis Başkanı, gerek muhterem Alman mebusları ve bilhas­sa muhterem Alman milleti tarafın­dan gösterilen en geniş ölçüdeki hüs­nü kabul ve alâkayı memlekete dö­nüşlerinde hepinize memnuniyetlen­le beraber arz etmişlerdi.

Derhal arzedeyim ki, şimdi sizin ve milletimizin aziz misafiri olan bu muhterem heyet de aramızda kaldığı gün ler İçin de, her yerde ve her tarafta zaten çok yakından tanıdığımız ve sevdiğimiz Büyük Alman milletinin şerefli mümessilleri olarak her an büyük sempati ile karşılanacaklardır." Bu 3O/,..e_ u :e ı.u Abları Parlâmento heyeti ayağa kalkarak, meclis umumî

heyetini selâmlamış ve alkışlanmış­lardır.

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Ko­raltan konuşmasını şöyle bitirmiştir: "Bu duygularınızı şimdi izhar buyu-rulan tezahürleriyle bir defa daha be­lirtmiş bulunuyorsunuz. Yüksek heyetiniz namına misafirlerimizi hürmetle selâmlar ve onlara "Hoş geldiniz . . derim."

İstanbul  :

Mfcm1eketimiz ile Avustralya arasın­da ticarî münasebetleri geliştirmek üzere resmî bir temsilcinin yakında şehrimize geleceği haber verilmekte­dir.

Memleketimizde bir müddet kalacak Avustralva temsilcisi Ankara'ya gidecek bu hususta ilgili makamlar­la temasta bulunacaktır.

İstanbul:

Pazar günü sabaha karsı Karadeniz Boğazının Rumeli sahilinde Kısırkayı mevkiinde Taşlığa bindiren Bulgar B.andıralı Christo Semizneski şilebinin kurtarılması işine bu sabah, da devam edilmiştir.

Gemi fırtınanın şiddetinden batıya doğru 300 metreye kadar sürüklenmiş bulunmaktadır. Gemiyi kurtarmak üze­re gönderilen Alemör tahlisiye gemisi bu sabah saat İle kadar faaliyet gös­termek imkânım bulamamış ve geri dürtmek mecburiyetinde kalmıştır.

Saat 11 den sonra kıyı emniyet işlet­mesi 4 canturtaran ekipini yeniden faaliyete geçirmiş ve tehlikeli bir du­rumda bulunan gemiden yedi kişinin daha kurtarılmasını sağlamıştır.

Gemide kalan süvari ve mürettebat­tan 11 kişi çıkmaktan imtina etmiş­lerdir. Kazazede vapurun fazla sallanıl neticesinde sular tarafından sökülüp parçalanmasına mani olmak üzere safra sarnıçlarına su doldurulması tel si-L: gemi süvarisine tavsiye edilmiş­tir.

Gemi halen sahilden 200 metre mesa­fede çakıllık bir yerde dalgalar tara­fından dövülmekte olup süvari ile an­cak telsiz vasıtasiyle temas temin edil

mektedir. Fırtına durduğu takdirde kurtarma işine yeniden başlanacak­tır.

 Ankara:

Millî Savunma Vekâleti temsil büro­sundan bildirilmiştir : Dumlupınar denizaltı gemisinin Ça­nakkale yakınlarında batışı münase­betiyle gerek gazetelerde ve gerekse halk arasında çeşitli ve hakikate uy­mayan haber ve şayiaların neşredildiği ve şüyu bulduğu görülmekte ve işitilmektedİr. Ezcümle geminin mevkii-n. ;aa bu unraaıi','i. abanmakta ol­duğu, yardımın geç kaldığı, kurtar­ma işinde gevşeklik bulunduğu gibi asıl ve esassız haberler, efkârı umu-miyeyi şüpheye düşürmektedir.

Bu haberlerin daima kayıt ve ihtiyat­la telâkki edilmesi lâzımdır. Hakika­tin iyice anlaşılabilmesi için şu hu­susların açıklanması faydalı görül­müştür :

 Kaza çok kısa bir zamanda ha­ber alınmış ve kurtarma ekibi müm­kün olan en kısa zamanda vak'a ma­halline ulaşarak çalışmalarına başla­mıştır.

-     OaHpma insan takarının üstündebir gayretle 72 saat devam etmiş ve vazife şinasi dalgıçlar hayatları paha­sına da olsa nıeslekdaşlarını kurtar­ırtehlıkelî olan bu sularda dalış yapmak cesaret ve azmini göstermişlerdir.

 Kaza mahallinin kuvvetli akıntı­lı ve çok derin olması elde mevcut en modern cihazların dahi    çalışmasınaimkân vermediği    cihetle    kurtarma ameliyesinden inüsbet netice almamamıştır.

Kj^vma ameliyesine, Türkiye'deki Amerikan yardım uzmanlarından ay­rı olarak müttefik Atlantik Filosu Baş kumandanı Amiral Maccormik tara­fından sureti mahsusada Amerikadan gönderilmiş olan iki denizaltı kurtar ma 'm-^st sı r'" i-fi^âk etini - ve bu imkânsızlığı müşahade ederek mevcut şartlar altında insan takatinin iis i'n-fe mesıi sa Gedilmesine rağ­men bir netice alınmasına imkân ol­madığı hakkındaki Türk uzmanları­nın kanaatine tamamen iştirak etmiş

lerdir. Mevcut şartlar altında kurtar­ma ameliyesine devamda herhangi bir fayda kalmamış olduğundan ame üyeye nihayet verilmiştir.

 Geminin  mevkiinin  bilinmemesi mevzuu bahis değildir. Geminin mevşii kaza   anından    itibaren bahriyece bi­linmektedir. Tarama    ameliyesi dal­gıçların tekneye kadar iniş yapamamaları dolayısiyle lüzumlu tel halat­ları gemiye başlayamadıkları İçin ya­pılmıştır.

 Halen kazaya sebebiyet verdiği iddiasıvle    İsveç bandıralı    Nabo'and gemisi kaptanı Oskarîerentson hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik netice­si deniz kazasına ve dolayısiyle bir­den fazla şahısların ölümüne sebebi­yet vermek suçundan dolayı Çanak­kale sorgu hakimliğince ilk tahkikat açılmış ve kaptan tevkif edilmiş olup tahkikata devam edilmektedir. Ayrı­ca bir harp gemisi ziyaı   dolayısiyleselâhlyetli adlî âmir sıfatiyle hadise,denizaltı   filosu     komutanlığınca  da tahkik edilmektedir.    Bunun neticesi de ayrıca bildirilecektir.

 İstanbul:

Türkiye ile Irak arasında İmzalanmış bulunan dostluk ve iyi komşuluk mu­ahedesine bağlı protokol gereğince kurulmuş olan "Irak - Türk Eğitim İşbirliği Komisvonu" ikinci toplan­tısında Millî Eğitim Vekâletini tem-silen Millî Eğitim Müdürü ile yüksek. Öğretim Genel Müdürü hazır bulun­muşadır. Toplantıda iki memleket Te­rasındaki kültür bağlarını takviye edecek kararlar verildiği gibi, daha ev­vel verilmiş olan kararların sür'atle tatbiki imkânları da araştırılmıştır.

Evvelce karar verilmiş olup, bu defa teyid edilen  hususlar şunlardır :

Her iki memleket öğretim mües­seselerinden    mezun olanların diplo­maları mütekabilen tanınacak ve Bağ­dat Edebiyat Fakültesinde     gelecek ders yılı başından  itibaren  bir Türk dili ve edebiyatı kürsüsü kurulacak­tır.

Her iki memleket karşılıklı olarak beş yüksek tahsil talebesine burs ve­recek bugünkü burs miktarını arttıra­cak, Irak gençlerinden erkek ve kız sar.at enstitülerine, öğretmen yetiştiren müesseselerimize, konservatuvara, eği­tim -enstitülerine birer talebe alına­caktır.

c) Her iki memlekette birer kültür ataşeliği ihdası imkânları araştırıla­cak, karşılıklı öğretmen ve öğrenci zi­yaretleri teşvik edilecek, müteakiben kültür haftaları tertip edilecek, Bağdatta Türk ressamları ile, güzel sa­natlar erbabının eserlerini teşhir maksadiyle bir sergi açılacaktır.

Bunlardan başka, iki memleket spor­cuları arasında temasların arttırılma­sı, iki tarafın türlü ilim ve ihtisas kol­larında, Öğretmen mübadelesi yapma­ları gibi kararlar da tatbik mevkiine konmak üzere teyit edilmiştir.

İstanbul:

Veîa Lisesinin tertip ettiği kahraman­lık günü, 15 Nisan Çarşamba günü Eminönü Öğrenci lokalinde yapılacak­tır.

Kahramanlık günü saat 15 te îstiklâl marşı ile başlıyacak ve müteaki­ben Bir Yolcuya, Dumlupmar deniz-Şehitleri, Yaralı Bozkurt, Üç Kardeş­tiler ve Şehitlere Şehitlikte Ağıt isim­li canlı tablolar tertiplenerek şiirler okunacaktır.

14 Nisan 1353

Ankara:

Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkan­lığından bildirilmiştir :

Ankara'daki Fransız Basın Ataşesin­den alman bir mektupta, Başmuhar­rirler Milletlerarası Federasyonu ile Fransız Başmuharrirler Cemiyetinin, 20 ilâ 23 Nisan'da Nice şehrinde ter­tip edilecek Başmuharrirler Milletler­arası Büyük Kongresine mühim Türk gazete ve dergi'e_l Başmuharrirlerinin de iştirakini arzu etmekte olduğu bil­dirilmektedir. Kongrenin, Fransız Cum hurreîsinin yüksek himayesinde akdolunacağı ve Kongrenin şeref komite­sinde ezcümle Fransız Başvekili Rene Mayer ile Dışişleri Vekili Georges Bi-daultnun bulunduğu anlaşılmakta­dır. Kongreye iştirak edecek Türk Baş­muharrirleri, Fransa'daki    ikametleri

esnasında Fransız Başmuharrirler Ce­miyetinin misafiri olacaklardır. Kon­gre müzakerelerinin esas mevzuunu "Devletler basını ve basın hürriyeti" teşkil edecektir.

Kongre hakkında her türlü mütem­mim malumat ve izahat için 1953 Nice Başyazarlar Milletlerarası Kongresi Umumî Komiseri Bay Henri Sacquet'ye müracaat edilebilir.

İstanbul:

Dünya memleketlerindeki kültürel ve sosyal çalışma ve gelişmeleri mahal­linde incelemek üzere seyahate çık­mış olan ve birkaç günden beri mem­leketimizde bulunan, Birleşik Ameri­ka'nın muhtelif Üniversitelerine men­sup 15 profesörden mürekkep heyet İstanbul îskân Müdürlüğünün Sİrkeci'deki göçmen misafirhanesini gez­meler ve burada bulunan Şarkı Tür­kistan muhacirleri İle uzun bir gö­rüşme yapmışlardır.

Müteakiben Rami'deki göçmen evle­rini gezen profesörler, Türkiye'de mu­hacir işinin cok iyi organize edilmiş olduğunu söylemişler ve bu muazzam ve müşahhas işler karşısında duyduk­ları takdirleri ifade etmişlerdir.

Memleketlerine döndükleri zaman gör dükleri bu güzel şeyleri muhtelif va­sıtalarla neşredeceklerini söyliyen profesörler idari makamlardan gör­dükleri hüsnü kabule teşekkür etmiş­lerdir.

Ankara:

Et - Balık Kurumu Genel Müdürlüğü­nün Erzurum'daki Et Kombinasının satış, ticaret, mubayaa ve hesap işle­rini tedvir etmekte olan Türk ve Amerikan mütehassısları ile . işbirliği yapmak üzere Amerika'dan celbedi-len ve dün memleketimize gelmiş bu­lunan soğuk hava deposu mütehassıs­ları, bugün Erzurum'a hareket etmiş­lerdir.

İstanbul:

İtalyan Deniz Kuvvetleri Kurmay Baş­kanı Amiral Emİlio Ferreri, berabe­rinde eşi ve yaveri olduğu halde, Türk Deniz Kuvvetlerinin   davetlisi olarak

bugün saat 15.10 da uçakla memleke­timize gelmiştir.

İstanbul:

Hindistan'ın eski Moskova ve Ameri­ka Sefiresi, Birleşmiş Milletlerde Hint Delegasyonu Başkanı, Hindistan Baş­bakanı Pandit Nehru'nun kız kardeşi Bayan Nehru bu akşam saat 23.30 da uçakla Hindistan'a müteveccihen şeh­rimizden geçmiştir.

Hava alanında kendisi ile görüşen ga­zetecilere gayri resmî seyahat ettiği­ni, memleketine dönmekte olduğunu söyliyen bayan Nehru, Moskova'daki son siyasî değişiklik hakkında ne dü­şündüğü sorusuna, 1945 ten beri Mos­kova'da bulunmadığını bu sebeple husule gelen değişiklikler hakkında kat'î birşey söyliyemiyeceğini, son hâ­diseler üzerinde herkesin kendine gö­re bir tahmini olduğunu söylemiş ve t Ümid ediyorum ki benim de tah­minlerim tahakkuk eder ve dünya sul­ha kavuşur" demiştir.

Gözlerinden rahatsız bulunan Bayan Pandit Nehru Birleşmiş Milletler Ge­nel Sekreterliğine namzet gösterildi­ğini fakat niçin seçilmediği hakkında fikri olmadığını, Hind delegasyonu başkanı sıfatı ile tekrar Birleşmiş Mil­letlere dönüp dönmiyeceğini bilmedi­ğini sözlerine ilâve etmiştir.

Ankara:

İlgililerden aldığımız malûmata göre. Aşkale'de kurulması takarrür eden Seker Fabrikası Şirketine ortak yapı­mı için Kaymakam Yakup Yücel'in başkanlığında, Hilmi Eyüboğlu, Mit­hat Kuşculu, Ziraat Bankası Müdürü, Tarım İşleri Müdürü ve Tarım Mual­limlerinden müteşekkil bir komite kurulmuş ve bu iş için şimdiye kadar 80.000 liralık taahhüt alınmıştır.

Bu taahhütlerin dörtte biri Ziraat Bankası nezdinde açılan câri hesaba yatırılmıştır.

Ankara:

Bayındırlık Vekâleti Samsun liman inşaatının 27.4.1953 günü ihalesini yapmak üzere firmalardan teklif bek­lemektedir.

 îzmir :

Şehrimizde ve civar ilçelerde bugün saat 17.17 de şiddetle hissedilen yeni bir zelzele daha olmuştur, iki gün-denberi hissedilen bu sarsıntıların bu­gün de vuku bulması îzmir şehri halkı arasında korku ve heyecan yaratmış­tır. Halk yine telâş içinde dışarıya fırlamıştır. Zelzele dolayısiyle halen açık yerlerde vakit geçirmekte olan İzmirliler yeni bir sarsıntının vukuun­dan korkmaktadır.

Zelzele dün gece yarısından sonra saat 01.17 de çok şiddetli olarak hisse­dilmiştir.

Resmî makamlardan alman malûma­ta göre, şimdiye kadar vukubulan sar­sıntılar şehrimizde bazı binaların ha­fif bir şekilde hasarına sebep olmuş­tur. İnsanca kayıp yoktur.

15 Nisan 1953

Ankara:

Reisicumhur Celâl Bayar, beraberle­rinde Bayındırlık Vekili Kemal Zeyti-noğlu, Ankara Mebusu Mümtaz Faik Fenik, îlk Öğretim Umum Müdürü Ferruh Savur, Başyaver Kurmay Yar­bay Nureddin Alpkartal olduğu halde bu sabah saat 8 de Kayseri'ye müte­veccihen trenle şehrimizden ayrılmış­lardır.

Reisicumhurumuz Kayag istasyonun­da Büyük Millet Meclisi Reisi Şefik Koraltan, Vekiller ve Mebuslar tara­fından uğurlanmışlardır.

Ankara:

Burdur. İsparta ve Dinar bölgesinde kurulacak olan seker fabrikalarının yerlerini tetkik için Tarım Vekâleti Ticaret ve Sanayi Bitkileri Şubesi Mü­dürü Hadi Mutkan'ın ve İşletmeler Vekaletinden bir mütehassısın iştirak ettikleri bir heyet bu bölgelere gönde­rilmiştir.

Heyet, bölgenin pancar yetiştirme ve elverişliliğinin derecesiyle pancar ta­şıma vasıta ve imkânlarını, su, kömür ve işçi tedariki ve şekillerini inceliye-çektir.

İstanbul;

Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orge­neral Nuri Yamut, Erkânı Harbiyei Umumiye Hareket Dairesi Reisi Kor­general Necati Tacan, Erkânı Harbi­yei Umumiye Harekât Dairesi Reis Muavini Tümgeneral Tekin Arıburnu beraberlerinde Erkânı Harbiyei Umumiyeye mensup Yüksek rütbeli yedi subay olduğu halde bu sabah, saat 11.30 da İstanbul'dan Paris'e mütevec­cihen hareket etmişlerdir.

Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Or­general Nuri Yamut Yeşilköy hava alanında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Şükrü Kanatlı, Birinci Ordu Müfettiş Vekili Orgeneral İsmail Hak­kı Tunaboylu, Akademiler Komutan­ları, Boğazlar ve Marmara Komutanı Koramiral Rıdvan Koral, Merkez Ko­mutam Tuğgeneral Reşit Erkmen ve birçok generaller ve yüksek rütbeli subaylar tarafından uğurlanmıştır.

Hava alanında başta bando olan bir birlik selâm resmini ifa etmiştir.

Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi ve be­raberindekiler Paris'te Nata Kurmay Başkanları toplantısına iştirak edecek­lerdir.

İzmir:

Şehrimiz bugün de muhtelif defalar sarkmıştır. Saat 1150 de vine gürül­tü ile gelen şiddetli zelzele bugün da­ha ziyade Torbalı İlçesi ile civarında­ki köylerde hissedilmiştir.

Torbalı'dan bildirildiğine göre, bazı binaların duvarları çatlamıştır. Zel­zele İzmir şehrinde de yeniden ufak tefek hasar yapmıştır.

Bu şiddetli sarsıntıyı müteakip saat 15 ile 17 arasında da hafif şekilde muhtelif sarsıntılar hissedilmiştir.

4 günden beri ardı arkasına sarsılan İzmir şehri halkı halen korku ve he­yecan içindedir.

İstanbul:

"Royal Dutch Shell Group" Petrol Şir­reti Umum Müdürü G. M. Mathiesen, Ajansımız muhabirine aşağıdaki be­yanatta bulunmuştur:

"Royal Dutch Shell Group" İdare mec­lisi murahhas âzası, Mr. F. A. C. Gupein, ahiren Türkiye'ye vaki ziyareti esnasında matbuata vermiş olduğu beyanatta, Türkiye'de petrol arama teşebbüslerinin yabancı hususî teşek­küllere de açık bulundurulacağı hak­kındaki hükümetin son kararından sitayiş ve memnuniyetle bahsetmişti. Simdi müesseseye mensup iki müte­hassıs, Dr. Kundig ve Dr. Staeger top­rak sathında jeolojik istikşaflar yap­mak maksadiyle geçen hafta Türki­ye'ye gelmiş bulunmaktadırlar. Dr. Kundig Shell müessesesine men­sup olup dünyanın hemen her yerin­de ve bilhassa Güney Amerika ve Or­ta Doğu'da 27 sene hizmette bulun­muş uzun tecrübe sahibi bir jeolog­dur.

SheH'in, bu iki mütehassısı yakında İstanbul'dan hareketle petrol bakı­mından en ümid verici mmtakalara gidecekler, açıkta bulunan kayalar ve satıhta görülen petrol birikintileri ü-zerinde tetkikat yapacaklardır. Bu mıntakaların bazılarında Türk jeolog­ları tarafından vasi mikyasta saha araştırmaları ve sondaj ameliyeleri ya­pılmak suretiyle petrol emarelerinin mevcudiyeti tesbit edilmiş bulunmak­tadır. Ancak, Raman Dağı ve Garzan müstesna, bu mmtakalarda şayanı ehemmiyet miktarda petrole henüz rastlanmamıstır.

Shell müessesesince yapılacak olan bu jeolojik tedkikat, mûtad ihzarû mahiyette bir etüdden ibaret olup ga­yesi jeolojik etüdler, havaî istikşaf­lar, toprak sathında daha şümullü tedkikatı ihtiva etmesi muhtemel da­ha masraflı ve daha etraflı bir araş­tırma programının tatbikatına geçil­mesinin yerinde olup olmadığı husu­sunu tesbit etmektir. Halen yapılacak olan jeolojik tetkiklar, sondaj veya jeofizik araştırma İşleri gibi teknik faaliyetleri İhtiva etmiyecektir.

Tam bir araştırma programı ikmal edilmedikçe, ilk sondajlardan tatmin edici neticeler alınmadıkça, ticari mik darlarda petrolün istihsal edilip edile-miyeceği anlaşılmış olmaz. Dünya ça­pında tecrübelerimize dayanarak em­niyetle söyliyebüiriz ki, tahsis edile­cek sermaye miktarı ehemmiyetlidir. Hayal sukutuna meydan verebilece

tahminlere yol açmanın memlekete .hizmet değil, zarar vermek olacağını nazarı itibare alarak meseleyi daha realist bir tavır ve görüşle mütalâa etmenin daha doğru olacağım belirt­mek isteriz."

- Ankara:

Bu sabah şehrimize gelmiş bulunan İtalyan Deniz Kuvvetleri Kurmaybaş-kanı Amiral Enilie Ferrari saat 11 de Atatürk'ün geçici kabrini ziyaret ede­rek Kabire bir çelenk koymuş ve saat 11.25 te Çankaya köşküne giderek, Riyaseticumhur hususî defterini imza­lamıştır.

Amiral Ferrari Öğleden sonra Millî Savunma Vekilimiz, Deniz Kuvvetleri Kumandanını, Erkânı Harbiye! Umu­miye İkinci Reisini makamlarında zi­yaret etmiştir.

Ankara:

Memleketimizde misafir olarak bulu­nan Federal Almanya Cumhuriyeti Parlâmento heyeti üyeleri bugün bera­berlerinde Vali adına Vali Muavini Adil Ciğeroğlu ve Millî Eğitim Müdü-tü Hasan özbey olduğu halde Hasan-oğlan Köy Enstitüsünü ziyaret etmiş­lerdir.

Kayseri :

Bu sabah, saat 8 de Samsun trenine bağlanan özel bir vagonla Ankara'­dan ayrılmış olan Reisicumhur Celâl Sayar, refakatindeki zevatla birlikte akşam saat 19.40 ta Kayseri'ye muva­salat etmişlerdir.

.Reisicumhur Celâl Bayar yol boyunca her istasyonda halk tarafından sevgi ve saygı ile karşılanmıştır.

Reisicumhur, trenin tevakkufu müddetince her yerde halkla    konuşmuş

ve dileklerini dinlemişlerdir.

Köylüler mahsulün çok iyi olduğunu ve hallerinden çok memnun bulunduk larmı belirtmişlerdir. Bazı yerlerde köyüler su meseleleri üzerinde dur­muşlar ve Reisicumhurumuzun refa­katinde bulunan Bayındırlık Vekili Konl Zeytinoğlu bu dilekleri not et­miştir.

Reisicumhurumuz bu arada Hasanoğlan'da kendilerini selâmlıyan Köy Enstitüsü talebeleriyle de samimî has­bıhallerde bulunmuşlardır.

Talebenin durumu hakkında Enstitü Müdüründen izahat alan Celâl Ba­yar, memleketimizin genç münevvere karşı olan ihtiyacından bahsetmiş ve "Kültürlü gençler memleketin mü-beşşirleridirler, alemdarlarıdırlar" de­mek suretiyle tahassüs! arini ifade et­mişlerdir.

Reisicumhurumuz, Elmadağ ve Kırık­kale'de kendilerini sevgi ve saygı île karşılayan halkla konuşmuş ve bil­hassa buralarda asayişin iyileştiğine dair söylenen sözlerden dolayı mem­nunluklarını izhar etmişlerdir.

Reisicumhurumuzu Kayseri Vilâyeti­nin hudut kasabası olan Himmetdede'de Kayseri Valisi Kâzım Arat, Kolor­du Komutanı Korgeneral Vedat Garan, Yurdiçi Bölge Komutanı Tümge­neral Galip Ulaş ile Belediye Reisi Os­man Kavuncu ve Basın mümessilleri karşıliyarak kendilerine Kayserililer adına "Hoş geldiniz" demişlerdir.

Saat 19.40 ta Reisicumhur Celâl Ba-yar'ı hâmil trenin Kayseri garına gi­rişi, ziyaretin çok geç haber alınmış olmasına rağmen, binlerce Kayserili­nin muazzam tezahüratına vesile ol­muştur.

Kalabalığın arasında güçlükle geçe­bilen Celâl Bayar, doğruca Vali ko­nağına gitmiştir. Yine yol boyunda toplanan binlerce Kayserili Reisicum­hurumuzu heyecanla alkışlamış ve selâmlamıştır.

Reisicumhur Celâl Bayar, Vali Kona­ğına geldiği sırada caddede toplanan büyük bir halk kitlesi devamlı alkış­larla kendilerini selâmlamış ve Sayın Bayar Vali Konağının önüne çıkarak kısa bir hitabede bulunmuş ve bu ko­nuşmasında Orta - Anadolu'nun bü­yük merkezlerinden biri olmaya nam­zet bulunan bu şehirde Kayserililerin kendisine gösterdikleri muhabbete kar şı teşekkürlerini bildirmiştir.

Reisicumhurumuz yarın burada tet­kiklerde bulunduktan sonra gece saat 21 de Hatay'a müteveccihen Kayseri'-den ayrılacaklardır.

image003.gifimage004.gifistanbul'da intişar etmekte olan bir gazetede, komşu memleketlerden biri­sinde yaplan, devalüasyon dolayısiyle Terk parası kıymetinin de değiştirile­ceği yolunda haberler yayınlandığı görülmüştür.

Umumî efkârı bulandırmak veya spe­külatif hareketlerle menfaat temin etmek maksadiyle çıkarılan bu haber ve şayiaların hakikatle hiçbir alâkan bulunmadığım ve paramızın kıymetin­de herhangi bir değişildik yapılması­nın asla bahis mevzuu olmadığnı bil­dirmeğe Anadolu Ajansı mezundur.

- Boğazlıya :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar kasa­bamızın istasyonu olan Fakık'da Yoz­gat Mebuslarından Kasan Üçüz ve Kaymakam tarafından karşılanmış-rır. Trenin tevakkufu esnasında bin­lerce vatandaş Reisicumhura tezahü­ratta bulunmuşlardır.

16 Nisan 1953

Ankara:

Şehrimizde bulunan Alman Parlâmen­to Heyeti bu sabah hususi uçakla İz­mir'e müteveccihen hareket etmiştir.

Ankara:

İş hacmi büyük mikyasta genişlemiş olan Kara Yolları Umura Müdürlüğün­de şevki idar&ye sür'at kazandıracak mahiyette muhabere vasıtalarını tessi zarureti hasıl olmuştur. Bunların ara&ında bilhassa telsiz üzerinde hassssiyeüe durulmakta olup Kara Yol­lan İdaresinin kendi hususiyeti eriyle memleketimizin tabiî şartlarına göre bir sistemin kurulması için tetkikler yapılmaktadır.

Yel makinelerinin daha verimli kul­lanılmalarını, fevkalâde hallerde ve kar mücadelesi çalışmalarında daha süratle iş görülmesini, yol ile ilgile­nen halkın suallerine derhal cevap verilmesini, para tasarrufunu ve tra­fik emniyet faaliyetinin verimli o'-iij asını temin edecek olan Karayolla­rı telsiz şebekesi etüdünün Amerikalı­larla müştereken yaptırılması İçin a>nca  teşebbüslere   geçilmiş     bulunmaktadır. Karayolları telsiz şebeke­sinin yol dâvamızın gerçekleşmesini büyük mikyasta teshil edeceği umul­maktadır.

 Ankara:

Bakanlıklar arası çimento toplantısı çalışmalarına hızla devam edilmek­tedir.

Yurdumuzun çimento ihtiyacını, yeni kurulacak fabrikaların tesis yerleri VO tağdiye bölge ve sahaların, bu fab­rikaların finansman ve organizasyo­na ait ilk umumî prensipleri müzake­re eden 1 inci Su Komisyonu mesaisi­ni tamamlamış ve yurdumuzun çimen­to ihtiyacı ile yeni kurulması lâzım gelen fabrikaların yer ve tağdiye sa­halarını tesbit etmiştir.

'He yandan bu komisyon fabrikaların hangi finansman met adlarıyla kurul­ması mümkün olacağı vs bütün bu tgîerin nasıl ve hangi karakterde bir oı-jran marifetiyle tahakkuk ettirilme­si, lâzımgeldiği hakkında görüş ve mütalâalarını ihtiva eden raporunu umumî heyete vermiştir.

îstihsalâtm kontrolü ve maliyet he­saplan prensipleri ile resmî ve husu­si sektöre tevziat esaslarım inceliyen İkinci Su Komisyon da çalşmalannî tamamlamıştır.

Bu çok önemli mevzular komisyonda, geniş tartışmalara yol açmış vs üze­rinde durulan çeşitli formüller ve bu formüllere ait mucip sebepler bir ra­porda toplanmış, ve keza umumi heye­tin tetkik ve  tasvibine arzedilmistir.

Tüik çimento normunun yeniden tet­kik ve tâdilinde gözönünde bulundu­rulacak esaslarla yerli ve ithal malı çimentonun norma mutabakatını kon­trol edecek usulleri tesbit ile görevlen­dirilmiş olan üçüncü Su Komisyon da uzun bir mesaiden sonra vazifesini ta­mamlamış, ve Türk çimento normunun esaslarîyle yerli ve ithal malı çimento-nur merkezde kurulacak bir analiz ve araştırma lâboratuvarmda incelenme­si hususunda görüş ve mütalâalarım bir raporla bildirmiştir.

Çimento Kongresi Umumî Heyeti ya­rın saat 14.30 da Bayındırlık Vekâ­letinde toplanarak komisyonların meşalterini tetkik ederek icabeden ka­rarlan verecektir.

 Kayseri :

Reisicumhur Celâl Bayar beraberle­rindeki zevatla birlikte bu sabah sa­at 9.30 da vilâyeti ziyaret etmişler­dir.

Vilâyette bir saat kadar kalan Reisi­cumhurumuz müikî erkânla tanışmış­lar ve Vilâyet müdürlerinin iştirakiy­le bir toplantı yaparak Vilâyet işleri etrafında izahat almışlardır.

Reisicumhurumuz daha sonra Kolor­duyu ziyaret etmişler ve bir müddet burada kaldıktan sonra saat 11.05 te Belediyeye teşrif etmişlerdir. Belediye Reisi Osman Kavuncu Rei­sicumhur Celal Bayar'a belediye faa­liyetleri etrafında izahat vererek Kayseri'nin elektrik işinin tamamen halledilmiş olduğunu ve su projesinin birinci kısmının ihalesinin yapılmış bulunduğunu söylemiş ve istimlâk iş­lerinin de hızla ilerlemekte olduğunu bildirmiştir.

Verilen bu izahattan sonra Celâl Ba­yar memnuniyetlerini izhar etmişler ve istimlâk konusunda tarihî eserlerin muhafazası lüzumuna işaret ederek "Tarihî harabeler ayakta duran en büyük manevi varlığımrzdır" demiş­lerdir.

Reisicumhurumuzun bütün bu ziyaret­lerinde halk tarafından sevgi ve say­gı ile alkışlanmışlar ve selâmlanmışlardır.

Celâl Bayar müteakiben Kayseri'de bir hususî teşebbüs tarafından inşası­na karar verilen İplik ve Dokuma fab­rikasının temel atma töreninde hazır bulunmuşlardır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar ortak­lardan birisinin yaptığı konuşmadan sonra "İktisadiyatımız ve memleke­timiz için hayırlı olan bu teşebbüs­ten dolayı sizleri tebrik ederim, ifti­har ettim" diyerek fabrika plânlan üzerinde verilen izahatı alâkayla takib etmişler ve "uğurlu ve hayırlı ol­sun'' temennisiyle ve alkışlar arasın­da temele ilk harcı koymuşlardır.

Toplanan halkın sevgi ve saygı göste­rileri  arasında  oradan  ayrılan  Reisicumhurumuz daha sonra Ana Tamir Fabrikası ile Karayolları Altıncı Böl­ge Müdürlüğünü gezmişler ve mütea­kiben Belediyenin Sümerbank Be^ Fabrikasında şereflerine verdiği öğlen yemeğinde hazır bulunmuşlardır.

Yumeğin sonuna doğru Vali Kâzım Arat kısa bir hitabe irad ederek Re­isicumhurun Kayseri'ye teşrifleri do-layisiyle Kayserililerin duyduğu de­rin sevinç ve heyecanı arzetmiştir. Müteakiben Kayserili müteşebbisler Kayseri Ticarî, Sınaî, Ziraî Türk Ano­nim Ortaklığı hakkında Reisicumhur O?IâI Bayar'a malûmat vermişlerdi1". Daha şimdiden 1.500 kadar ortağın taahhüt ettikleri paranın yüzde 25 i-rii ödediklerini, ödenen miktarın bir milyon lira olduğunu, mütebakisiniu de derhal ödenebileceğini söylemişler­dir. Bu ortaklığın sermayesi 6 mil­yon lira olacaktır. Şirket evvelâ bir şeker fabrikası kuracak dahc sonra, çimento fabrikası İçin faaliyete geçe-cektîi1.

OrİKkhk müteşebbislerinden Arif Ho­lü bu izahatı verdikken sonra ortaklı­ğın bir üçüncü çalışma sahası hakkın­da da malûmat vermiştir. Buna göre, Hükümetin hususî teşebbüse verdiği ehemmiyetten cesaret alan Kayserili müteşebbisler, Kayseri bez ve dokuma fabrikasını devir almak üzere haretele geçeceklerdir. Bunun için sayın Eayar'dan müzaheret rica etmektedirler.

Reisicumhur Celâl Bayar, bunun üze­rine Hükümet Reisinin bu teşebbüs­ten haberdar olduğunu, kendileri bu-rays gelirken Başvekilin Kayseri'de böyle mühim bir meselenin mevcudi­yetinden bahsettiğini, hususî teşebbüs. erbabına müzahereti e bulunacağnı söylediğini bildirmişlerdir.

Reisicumhur daha sonra sözlerine de­vam ederek demişlerdir ki:

"Bana gelince, ben memlekette ziraate dayanan sanayiin süratle kurulmasını bir medeniyet merhalesi telâkki ederim. Memleketimizde böyle bir sa­nayiin, refahın ve saadetin esas kay­nağı olduğuna inanırım.

Her teşebbüsünüzde, yani müteşebbis­lerin menfaatine olduğu kadar mem­leketimizin umumî menfaatine ve bilmukabele memleketin umumî men­faatine olduğu kadar hususî teşebbü­süne ine taallûk eden her meselede sizinle yüzde yüz beraberim. Muvaf­fakiyetler temenni ederim."

Kayserililer Reisicumhurumuzun bu sollerini büyük bir sevinçle karşıla­mışlardır.

Daha sonra Bayar hasbıhalleri esna­sında sanayiin ehemmiyeti üzerimle ısrarla durmuşlar ve Kayseri'nin bu gu^el çalışmalarla memleketin mede­nî, iktisadî ve içtimaî hayatına nur neşredecek yüksek merkezlerden biri -olmaya namzet bulunduğunu söyle-misler ve şunu ilâve etmişlerdir: 'Benim gördüğüm budur."

Bundan sonra Fabrika Müdürü Mu­ammer Özsoy Reisicumhurumuza çok güze) bir teşebbüsten daha bahsetmiş­tir. O da işçi Bankasıdır. Fabrika iş­çileri yardım sandığında şimdiye ka­dar bir, milyon lira birikmiştir. İşçiler derhal bir buçuk milyon lira ile ban­lamak üzere bir îşçi Bankası kurmak iCİn teşebbüse geçmişlerdir. Böylece üç bine yakın ortaktan mürekkep bir İ«çi Bankası Türkiye'de ilk defa ku­rulmaktadır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar bu ha­berden dolayı memnunluklarını izhar tu nişlerdir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar saat 15 te işçilerin sürekli alkışlan arasın­da bez fabrikasından ayrılarak Sümerbank Yapı Kooperatifleri evleri­nin bulunduğu .mahalde kısa bir ge­zintide bulunmuşlar ve verilen izaha­tı dikkatle dinlemişlerdir. Bu izahata göre şimdiye kadar 150 işçi evi yapıl­mıştır. 100 evin de ihalesi tamamlanmıştır. Bu evler en kısa bir zamanda SÛO e iblağ edilecektir.

Reisicumhur Celâl Bayar, müteakiben sehiv içinde yaya olarak halkın sevgi ve saygı gösterileri arasında dolaş­mışlar ve bu arada Kayseri'nin en büyük bakır imalâthanesine Yapı. Kredi, Akbank ve tş Bankasına uğra­mışlar ve yine yaya olarak Kayseri Lisesine gelmişlerdir.

Orta birinci sınıfın müzik dersini bir müddet takip eden Reisicumhurumuz mektep müdüründen  çalışmalar  hakkında izahat aldıktan sonra talebele­rin muhabbet ve hürmet gösterileri arasında mektepten ayrılarak Erkek Sanat Enstitüsünü, Tayyare Fabrika­sın) ve Kız Enstitüsünü ziyaret etmiş­lerdir.

Reisicumhur Celâl Bayar, ziyaret et­tiği her yerde müesseselerin faaliye­ti hakkında gerekli izahatı almışlar ve hemen bina medhallerine toplanan Kayserililer tarafından muhabbetle selâmlanmış! ardır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar daha sonra vali konağında Niğde ve civar­dan gelen heyetleri kabul etmişlerdir.

-Ankara:

Çeçen yıl Atina'da genel toplantısını yapan Uluslararası Askerî Spor Kon­seyi 1953 yılı faaliyet programında Dünya Ordulararası Güreş Şampiyona­sının memleketimizde yapılmasına ka­rar vermiş, fakat o zaman bu şampiyo­naya Yunanistan ve Lübnan ile Türki­ye'den başka milletlerden cevap gel­mediği için Cısm'nin uygulanan tali­matına göre de dünya ordulararası karşılaşmalarına en az dört milletin iştirâk etmesi gerektiği İçin de, bek­lenilmesi uygun görülmüştü. Bu defa Meırlıların da güreş şampiyonasına katılma kararları üzerinde, istanbul'­da yapılacak Dünya Ordulararası Gü­reş karşılaşmalarının hazırlıklarına başlanmıştır. Türk Ordu Spor Şubesi, bütün milletlere şampiyonanın yapıla­cağını ve tarihini bildirerek bir taraf­tan şampiyonanın teferruatım tesbit etmeğe, diğer taraftan karşılaşmalara katılacak Türk Ordu Takımım hazır­lamağa başlamıştır.

Mayısın ikinci ve üçüncü günleri İs­tanbul'da Spor ve Sergi Sarayında ya­pılacak Türk silâhlı kuvvetleri gü­reş şampiyonasına katılacak kara, deniz, hava ve jandarma kuvvetleri ta­kımları içinde birçok millî güreşçile­rimizin ve yeni kıymetlerin bulundu­ğu bildirilmektedir.

Ordu Takımımızı. Güreş Federasyonu­nun tavsiye edeceği bir antrenör ça­lıştıracaktır.

 İstanbul:

Bîr   müddettenberi      memleketimizde

misafir; bulunan Almanya Federal Cumhuriyeti Parlâmentosuna mensun 7 mobus yarın öğleden sonra .İzmir'den uçakla gelirimize gelecektir. Heyet mensupları İstanbul'a muvasa­lalarından sonra saat 18 de Gazete­ciler Cemiyetinde bir basın toplantısı yaparak Türk gazetecileri ile tanışa­caklardır. Gece saat 21 de de Alman Başkonsolos Vekili tarafından şeref­lerine bir resmi kabul verilecektir.

Kayseri :

«Hususi muhabirimiz     Erdoğan   Uiuii b i İd iriyor):

KciSİcumhurumuz Celâl Bayar, beraberindeki zevatla birlikte bu akşam saat 21 de, yolcu katarına bağlanan hususi bir vagonla İskenderun'a müte­veccihen şehrimizden ayrılmışlardır. Reisicumhurumuz garda askerî ve rt'ülkî erkân ve kalabalık bir halk topluluğu tarafından sevgi ve hara­retle uğurlamışlardır.

-   - İzmir :

Türkiye Büyük Millet Meclisinin da­vetlisi olarak bir müddettenberi mem­leketimizde bulunan Federal Alman­ya Cumhuriyeti Parlâmento Heyeti bugün saat 12.30 da hususi bir uçak­la Ankara'dan şehrimize gelmişler ve bava alanında Vilâyet, Belediye, tüc­car dernekleri temsilcileriyle basın mensupları tarafından karşılanmış­lardır.

Misafir mebuslar hava alanında doğruca Kale gazinosuna gitmişler ve burada şereflerine verilen öğle yeme­ğinde hazır bulunmuşlardır.

Bu ziyafetin sonunda    heyet başkam F. Bade Belediye Reisinin kendilerine hitaben söylemiş olduğu sözlere cevap vermiş ve demiştir ki: "Aziz ev sahipleri,

Memleketlerimiz .arasındaki münase­betleri Ankara'da sizin büyüklerinizle müzakere ettik ve bittabi iktisadî mü­nasebetlerden başka hususlarda da görüşmeler yaptık. Kanaatimce dünyada birbirlerini tamamlayacak ka­dar müşterek karakter taşıyan başka iki millet yoktur.

Burada bir Türkiye gördük ki humma­lı   bir   çalışma  içinde  bulunmaktadır.

Memleketinizdeki  çalışmaya     hayran olduk,"

Yemeği müteakip     Alman Heyeti   E-fes'e gitmiş ve gece de Ticaret Odası tarafından şereflerine verilen yemek­te- hazır bulunmuştur. Yarın   sabah Bergama'yı ziyaret  ede­cek olan Alman mebuslarının akşama doğru  İstanbul'a  gitmeleri mukarrer­dir.

11 Nisan 1953

Adana :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, bu sa­bah saat 9.55 te, beraberlerindeki ze­vatla birlikte trenle Kayseri'den şeh­rimize gelmişlerdir. Reisicumhurumuzu garda, mülkî ve askerî erkânla çok kalabalık bir halk kütlesi tezahüratla karşılamış ve-bir kıta asker selâm resmini ifa etmiştir. Trenin garda tevakkufu esnasında Mü­cahitler Cemiyeti mensupları ve halk İş görüşmelerde bulunan Reisicumhu­rumuz, saat 10.20 de halkın coşkun sevgi tezahürleri arasında İskende­run'a müteveccihen şehrimizden ayrıl­mışlardır.

-   - İzmir :

Evvelce piyasamızdan kendilerine tek­lif edilen partiler hakkında bir kara-ı-i varmış oldukları bildirilen Çekos­lovakya tütün mubayaa heyetinin 5-nümüzdeki hafta içerisinde partileri­nin tesellümü için tekrar şehrimize gireceği Öğrenilmiştir.

• İskenderun :

Hususî muhabirimiz Erdoğan Ulus bil­diriyor :

Dün gece Kayseri'den ayrılan Reisi­cumhurumuz Celâl Bayar, beraberin­deki zevatla birlikte bugün saat 14.,45 te İskenderun'a teşrif etmişlerdir. Reisicumhurumuz, yol boyunca her istasyonda biriken halk tarafından sev­gi ve muhabbetle sel âmlanmışlardır. Celâl Bayar, istasyonlarda halkla sa­mimî hasbıhallerde bulunmuş ve di­leklerini dinlemişlerdir. Bu arada Bayındırlık Vekili Kemal Zeytinoğlu, yol, su, elektrik ve baraj mevzularındaki dilekleri not etmiş ve bu hususta gerekli izahatı vermiş­tir.

Reisicumhurumuz sabah saat 10 u 5 dakika geçe Adana'ya vasıl olmuşlar dır. Garda toplanan Adanalılar Celâl Bayar'ı sıcak sevgi ve heyecanla kar­şılamışlardır.

Bu arada başta bandonun bulunduğu, ihtiram kıtasını "Merhaba asker" de­mek suretiyle teftiş eden Reisicumhu­rumuz Kuvaî Milliye Mücahitleri ve Gazileri Cemiyeti azaları, mektepliler ve halk arasında trenin garda bulun­duğu müddet içinde ve yine alkışlar arasında yaya olarak dolaşmışlar ve yaptıkları hasbihal esnasında Adana'-lı müteşebbislerle de konuşmuşlardır. Müteşebbislerin Adana'da yeniden birkaç fabrikanın kurulacağı müjde­sini haber vermesi üzerine Celâl Ba-yar "Fabrikalar çoğalıyor ama, birbir­leriyle rekabet etmezler. Hepsi için memlekette iş vardır. Muvaffakiyetler temenni ederim." demişler ve şunu ilâve etmişlerdir :

"Öyle bir jş yapıyorsunuz ki, faydası yalnız bize değil, aynı zamanda memle­ketedir."

Reisicumhurumuza Pozantı'da mülâki olan Adana Vali Vekili, Garnizon Ku­mandanı, Belediye Reisi ve Demokrat Parti Başkanı, kendilerini Hatay ili hududuna kadar teşyi etmişlerdir. Adana'dan halkın sevgi ve muhabbet­leri arasında ayrılan Reisicumhuru­muz Celâl Bayar, Ceyhan, Toprakkale ve Erzin'de de hararetle karşılan­mışlar ve halkla hasbıhal ettikten sonra saat 14.45 te İskenderun'u şereflendirmişlerüir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a, Ha­tay Valisi Rebii Karatekin, Tümen Ku mandanı Tuğgeneral Daniş Yurdata-pan ve Belediye Reisi Şemsettin Mursaloğlu ile Demokrat Parti Reisi Toprakkale'de mülâki olmuşlar ve Reisi­cumhurumuza vilâyetleri namına "hoş geldiniz" demişlerdir.

Garda toplanan İskenderunlular Rei­sicumhurlarını muazzam bîr hüsnükabulle karşılamışlardır. İstasyondan Kaymakamlığa kadar yol ve meydan­ları dolduran halkın sürekli alkış ve muhabbet tezahürlerine kendilerini selâmlamak, yollara durmadan çiçek­ler serpen mektepli talebeler ve izci­lerin hatırlarını sormak suretiyle mu­kabele eden Reisicumhurumuz, Kay-

makamlık binasına kadar yaya ola­rak yürümüş ve burada kısa bir müd­det istirahat ettikten sonra Hatay il­çelerinden gelen heyetlerle Gaziantep heyetini kabul etmişlerdir.

 İskenderun :

Reisicumhurumuzun seyahatini takip eden hususî muhabirimiz bildiriyor ; Dün bazı gazeteler, Reisicumhurumu­zun Kayseri bez fabrikasını ziyaretle­ri esnasında Kayserili müteşebbisle­rin. Ticarî, Ziraî, Sınaî Türk Anonim Ortaklığı hakkında Bayar'a malûmat vererek 6 milyon lira kadar bir para temin ve Sürnerbank bez fabrikasının hususî teşebbüse devri hakkında ken­dilerinden yardım rica ettiklerini yaz­mışlardır.

Halbuki teşekkül eden ortaklık evve­lâ Kayseri'de bir şeker fabrikası ku­racak, sonra da bir çimento fabrikası tesis edecektir. Müteşebbisler umumi­yetle hususî teşebbüsün bu çalışma­sında yardımda bulunulmasını rica etmişlerdir.

Keyfiyet tavzih olunur.

îzmir :

Dün Ankara'dan şehrimize gelmiş olan Federal Almanya Cumhuriyeti Parlâmento heyeti bu sabah Berga­ma'yı ziyaret ederek tetkiklerini mü­teakip öğleyin tekrar şehrimize avdet etmiş ve bazı ziyaretlerde bulunduk­tan sonra saat 16 da özel bir uçakla istanbul'a gitmiştir.

İstanbul:

Türkiye Büyük Millet Meclisinin da­vetlisi olarak memleketimizde bulun­makta olan Alman Federal Cumhuri­yeti parlâmentosuna mensup mebus­lardan altı kişilik bir heyet bugün sa­at 18.15 de Gazeteciler Cemiyetini zi­yaret ederek gazetecilerle bir basın toplantısı yapmıştır.

Gazeteciler ilk olarak, Türk - Alman ticaret münasebeti erindeki durakla­ma hakkında heyetin fikrini sormuşlar Ve bu suale heyet sözcüsü Prof. Baadn ezcümle şu cevabı vermiştir : Türk -Alman münasebetlerinde son zamanlardaki duraklama, hakikî mânasiyîe bir inkıta addedilmemelidir.    Bu olsa

olsa bazı yeni tekliflerin hazırlanması için bir zaman tahsis etmekten ibaretru. Bu vaziyet katiyen bedbinliğe sebep olacak mahiyette değildir.

Biz kaniiz ki, Türk - Alman mal mü­badelesi kısa bîr zamanda büyük bir gelişme kaydedecektir. Bilhassa biz­zat müşahede ettiğimiz veçhile, Tür­kiye'nin tarım sahasında elde etmiş olduğu büyük istihsal kabiliyeti, ti­carî münasebetlerimizin yeniden kuv­vet bulmasında büyük rol oynıyacak tır. Türkiye bize şimdiye kadar zaru­rî olmayan maddeler satıyor, biz de kendisine lokomotif, makina, âlat ve edevat gibi bazı şeyler veriyorduk. Halbuki Türkiye bugün elde etmiş 'ol­duğu büyük ziraî reform dolayısiyle bize en zarurî maddeleri dahi verebi­lecek duruma girmiştir.

Meselâ, 1950 senesinde tütünün yeri­ni pamuk almış bulunuyordu. 1952 ise hububat en başta rağbet gösterdi­ğimiz madde haline geçti.

îşte Türkiye'nin ziraî durumdaki bu inkişaf, aramızdaki ticarî münasebet­lerin takviyesi bakımından çok ehem­miyetli ve manalıdır.

Sunu da ilâve edelim ki, Türk - Al­man iktisadî münasebetleri organik olarak birbirini tamamlıyacak mahi­yettedir."

Prof. Beaden'in bu izahatından sonra, Dr. Mende söz alarak memleketimiz hakkında şunları söylemiştir :

"Memleketinizi ziyaret dolayısiyle fevkalade intibalar edindik. Mebusları­nızla bilhassa, talebe, turist ve öğret­men mübadelesi hususunda birçok me­selelere temas ettik. Şunu en önde i-iade etmek isterim ki, Hasanoğlan Köy Enstitüsünde gördüklerimiz bizi çok mütehassis etti.

Hattâ diyebilirim ki, öğretmen yetiş­tirme hususundaki sisteminizden bir­çok faydalı fikirler elde ettik. Ankara' da ziyaret ettiğimiz Harp Okulu da üzerimizde fevkalâde bir intiba bırak­tı. Bu büyük müesseseyi gezdikten sonra, askerlikte ordu teşkil etmenin sadece bir kitle toplamak değil, fakat ordunun ruhunu meydana getirmek olduğunu anladık."

Bundan sonra misafir mebuslara, Al­manya'nın yeniden silâhlanması hak-

kında bugünkü iktidar ile muhalefe­tin görüşlerinin neler olduğu sorul­muş ve bu suale, iktidar adına Dr. Mendel ve muhalefet adına da, Prof. Baaden cevap vermiştir.

İktidar adına yaptığı konuşmada Dr. Mende, fikirlerini şu şekilde formüle etmiştir :

"Batı müdafaa ordusunu teşkil etmek, hiç şüphe yoktur kî, bir Alman ordusu kurmaktan daha kolay ve çabuk ba-şarılacak bir iştir. Biz Avrupa konten­janı içerisinde bir Alman ordusu teş­kil etmek istiyoruz. Halen Nato'ya da­hil olmuş değiliz fakat bir gün mu­hakkak ki biz de, tıpkı Türkiye gibi Nato'ya dahil olacak ve bu manzume içerisinde bizi bekliyen vecibelere ha­zır bulunacağız."

Muhalefet adına konuşan Prof. Beaden. Alman ordusunun müstakil bir mahiyet kazanması üzerinde durmuş ve Alman kuvvetlerinin komutasının Nato'ya bağlanmasını mahzurlu gör­düğünü ifade ederek böyle hayatî bir meselede karar vermenin Alman Par­lâmentosuna değil Alman halkına düştüğünü ve yeni seçimlerin bu hu­susta en son sözü söyliyeceğini bildir­miştir.

Basın toplantısından sonra misafirler Gazeteciler Cemiyetinin defteri mah­susunu imzalıyarak, ikametlerine tah­sis edilen Parkotele inmişlerdir.

18 Nisan 1353

 İskenderun :

(Reisicumhurumuza refakat eden mu­habirimiz Erdoğan Ulus bildiriyor) : Dün şehrimize gelmiş elan Reisicum­hur Celâl Bayar beraberlerindeki ze­vatla birlikte bu sabah muhtelif zi­yaretlerde bulunmuşlardır.

Saat 9.15 te Tümen Karargâhını ziya­retle başta Korgeneral Vedat Garan ile Tuğgeneral Danyal Yurdatapân ol­duğu halde Tümen ve Garnizon Ko­mutanları tarafından selâmlanan Re­isicumhurumuz Tümen ve Alay çalış­maları hakkında geniş izahat almışlar, daha sonra deniz üs komutanlığı­nı ziyaret etmişlerdir.

Müteakiben kız enstitüsüne gelen Ce­lâl Bayar, talebelerin sevgi ve muhabbet gösterileri arasında enstitüde bir müddet kalarak sınıfları gezmişler ve

öğretmen ve talebelerle hasbihallerde bulumuşlardır.

Reisicumhurumuz daha sonra Mithat-paşa ve İnönü ilk okulları ile Beledi­yeyi, Belediye evlerinin bulunduğu mahalli, Akala Ticaret ve Sanayi İş­letmesini, Cumhuriyet Un Fabrikasını ve Ersoy îplik ve Çırçır Fabrikasını da gezmişler ve çalışmalar hakkında izahat almışlardır.

Celâl Bayar'ın bütün bu yerleri ziya­retleri esnasında methallerde topla­nan halk samimî ve sıcak sevgi göste­risinde bulunmuştur.

Bu arada Mithatpaşa ilk okulunun öğrencileri Reisicumhurumuzu büyük saygı ve heyecanla karşılamışlar ve Dağbaşını duman almış marşını oku­muşlardır.       .

Okul müdüründen çalışmalar hakkın­da izahat alan Celâl Bayar, okulun aziz Atatürk'ün muhtelif resimlerin­den meydana getirilmiş bir sergisi­nin bulunduğu "Atatürk odasını" gez­mişler ve buraya konulmak üzere An­kara'dan bir Atatürk büstü göndere­ceklerini bildirmişlerdir.

Daha sonra Belediyeye gelen Reisi­cumhurumuz burada Belediye Meclisi üyeleriyle şehrin ihtiyaçları üzerinde hasbihallerde bulunmuşlardır.

Bu arada mesken meselesine temas edilerek şehrin nüfusunun son iki sene zarfında 15000 kişi arttığı söylenmiş ve ihtiyacı karşılıyacak arsa temin e-dildiği takdirde belediyenin buna bir çare bulacağı bildirilmiştir.

Reisicumhurumuz mesken meselesi­nin hükümetin en başta gelen sosyal dâvalarından biri olduğunu belirtmiş­ler ve "Biz, bize vaki olan yardım ta­leplerine elimizden geldiği kadar yar­dım, ederiz" demişlerdir.

 Antakya :

Reisicumhur Celâl Bayar beraberlerin­deki zevatla birlikte İskenderun'dan ayrıldıktan sonra bütün yol boyunca Belen, Bedirge nahiyelerindeki halk­la hasbihallerde bulunmuşlar, köylü vatandaşların   dileklerini   dinlemişler

ve sevgi gösterileri arasında ayrılarak saat 17.55 te Antakya'yı şereflendirmişlerdir.

§ehir methalinde başta bando bulu­nan ve selâm resmini ifa eden ihtiram kıtasını "Merhaba asker" diyerek tef­tiş eden Reisicumhur Celâl Bayar'ı, mülkî erkân, öğrenciler ve büyük bir halk kitlesi istikbal etmiştir.

Şehir methalinden Belediyeye kadar olan yol boyunun her iki tarafını dol­duran halkın ve Öğrencilerin muaz­zam sevgi gösterileri ve atılan çiçek­ler arasında güçlükle yürüyebilen Ce­lâl Bayar, Belediye meydanında top­lanan binlerce Antakyalının sevgi gösterileri ve şiddetli alkışları arasın­da bir hitabede bulunarak demişler­dir ki: "Çok sevgili vatandaşlarım,

Bana bu defa da en hararetli ve en müstesna bir hüsnükabul gösterdi­niz. Muhabbetinize minnettarım. Her zaman olduğu gibi bugünü de daima tahassüsle anacağım. Sevgili vatandaşlarım,

Hatay Türk vatanının ayrılmaz çok kıymetli bir parçasıdır. Yalnız Türk vatanının kıymetli bir parçasıdır de­mek, bu kıymeti kâfi bir kuvvet ile tebarüz ettirmez. Hatay, Türk vatanı­nın kalbidir. Çünkü asırlar ve asular-dan beri Hatay Türktür. Türklüğün bütün mezaya ve şehametini göster­miş insanların üzerinde yaşadığı bir vatan parçasıdır.

Jşte bu görüş ve inanışla size hitap ediyorum ve diyorum ki, sevgili Ha­taylılar klabimizin içinde yaşayan en kıymetli vatandaşlarımızdır. Sizlerle müşterek refah ve saadetimizde işbir­liği yapmak kadar mesut bir hadise olamaz. Bunun içindir ki, bana ve şah­sımda temsil ettiklerime karşı göster­miş olduğunuz sevgi ve itimadın bü­yük bir kıymeti vardır. Ben o kıymeti takdir ederek hepinize candan teşek­kür ediyorum.

Gün geçtikçe refahı ve saadeti daha da. artacak olan Hatay'ın sevgili ev­lâtları, kıymetli çocukları, varolunuz, bahtiyar olunuz."

Sık sık alkışlarla kesilen ve sevgi gös­terisine vesile teşkil eden bu hitabe-

lerini müteakip Belediyede bir müddet istirahat eden Reisicumhurumuz Ce­lâl Bayar, meydanda toplanmış olan halkın heyecanı ve şiddetli alkışları arasında yürüyerek Vali konağına git­mişlerdir.

^- İstanbul:

Bu sabah Ankara'dan şehrimize gelen Dışişleri Vekili Prof. Fuat Köprülü, beraberinde Türk delegasyonu olduğu halde, Nato Dışişleri Vekilleri kongre­sine iştirak etmek üzere yarın sabah saat 10.50 de uçakla Paris'e hareket edecektir.

19 Nisan 1953

İstanbul:

Dışişleri Vekili Fuad Köprülü, Nato daimî delegemiz Büyükelçi Fatin Rüş­tü Zorlu, beraberlerinde Dışişleri Ve­kâleti Nato İşleri Kâtibi Umumî Mua­vini Sadi Kavur, Nato Türk Delegas­yonu Kâtibi Coşkun Kırca ve Hususî Kalem Müdürü Sadi Eldem olduğu halde, 23 Nisan'da Paris'te toplana­cak olan Nato Devletleri Dışişleri Ve­killeri toplantısında hazır bulunmak üzere bugün saat 12.30 da uçakla Pa­ris'e hareket etmişlerdir.

Antakya:

Cumhurreisi Celâl Bayar bugün saat 16 da beraberlerindeki zevatla birlik­te Akis, P. İp. Dokuma ve Yağ Sana­yii işletmeleri Türk Anonim Ortaklı­ğının yeni tesis ettiği iplik fabrikası­nın açılış töreninde hazır bulunmuş­lardır.

Fabrikanın kurucusu ve İşçiler Cumhurreisimizi Fabrikada hararetle kar­şılamışlar ve geniş izahat vermişler­dir. Bu fabrika Hatay'da hususî te­şebbüsün çok kıymetli bir eseridir. Fabrika kurucularından Nuri Has, Sayın Bayar'a hitap ederek bu fabri­ka ile kendisine karşı bir borcu eda ettiğini, bir fabrika açmak için söz verdiğini, bu hususta büyük müzahe­ret gördüğünü söyliyerek teşekkür et­miştir. Nuri Has bu fabrika sayesin­de bir çok vatandaşların iş bulacak­larını ve refaha kavuşacaklarını bil­dirmiştir. Nuri Has, bundan sonra fab­rika hakkında geniş izahat vermiştir.

Verilen bu izahata göre üç milyon li­ralık sermayesi mevcut olan fabrika­da beş bin adet iğ mevcut olup ayrıca. 5 bin adet de sipariş edilmiş bulun­maktadır. Bu fabrikada günde 500 iş­çi çalışacak ve memleketimizin bu sa­hadaki büyük bir ihtiyacına cevap verilmiş olacaktır. Ayrıca fabrikanın Amerikan bez dokuma kısmının in­şaatı da tamamlanmış olup ısmarla­nan dokuma makinaları gelir gelmez istihsale geçebilecektir. Keza önümüz­deki sene yağ sanayii kısmı da faa­liyete geçecektir.

İzahatı müteakip Cumhurreisimiz Ce­lâl Bayar bu önemli iktisadî eserin fa­aliyete geçmesinden dolayı duydukla­rı memnuniyeti belirtmişler ve bu fabrikayı kurmak suretiyle memleke­tin büyük bir ihtiyacını karşılamış, bulunuyorsunuz, biz memleketin hay­rına yapılan her işi kendimiz yapmış

ve menfaati bize aitmiş gibi sevini­yoruz. Müteşebbisleri takdir ve tebrik etmeyi bir vazife bilirim" demişlerdir. Celâl Bayar bütün fabrikayı gezmişler ve verilen geniş izahatı yakından ta­kip etmişlerdir. Alkışlar arasında fab­rikadan ayrılan Cumhurreisimiz saat 17 de Hatay öğretmenler Derneğinin tertiplediği toplantıda hazır bulun­mak üzere Kız Enstitüsü binasına gel­mişlerdir. Burada Cumhurreisimizin refakatinde bulunan İlk Öğretim Ge­nel iviüdürü Ferdun Sanır ba ta o'du ğu halde öğretmenler ve öğrenciler tarafından hararet ve muhabbetle kar­şılanan Celâl Bayar, öğretmenlerle çak samimî hasbihallerde bulunmuşlar ve demişlerdir ki:

"Muhterem öğretmenler; gezdiğim, her yerde fırsat buldukça eğitim men-supları arasında bulunmayı ve eğitim pıes'uliyetini üzerine almış vatandaş-ietis. konuşmayı her zaman manevî, bir zevk saymışımdır. Sözlerime başlarken şunu" tebarüz ettirmek isterim; vazifenizi müdrik olduğu­nuzu biliyorum. Sizlerle zaten gö­rüşmek istiyordum. Fakat bu fırsa­tı sizler daha evvel bana verdiniz. Siz­leri vazifeniz başında görmek ve bu yolda gayret sarf ettiğinizi yakından bilmekle memleket hesabına bahti­yarlık duymaktayım. Şahsî noktai na­zarıma göre, bir memlekette kültür hayatının yüksekliği ve kültürün mil-

image005.giflî karakterle birleşerek vazife görmesi milletleri büyük saadetlere ulaştırır ve böylece kurulmuş millî kültür mil­letlerin tarihi ve millî şereflerini art­tırır. Bu değişmez bir hakikattir. Size diyebilirim ki, kültürü olmayan bir millet ne bir medeniyete sahip, ne de içtimaî Mr hayata sahiptir ve hattâ ne de devlet kurmaya muktedirdir ve nihayet bu nevi devletler her yerde ve daima küçük görülen insanlardan mürekkep bir halita addolunur.

Bizim için maarifin ehemmiyeti baş­ka memleketi eri nkind en daha büyük­tür. Bunun içindir ki maarifte vazife alan münevverlerinin rolü de o nisbette büyük olmak gerekir. Başka mem­leketlerde dedim, çünkü başka ileri memleketlerden çoğu millî an'aneleri ile, içtimaî tekâmülleri ile eğitim­lerini ve maarif sistemlerini çok daha evvel tanzim etmişlerdir.

Bize gelince, maarif hayatının tanzi-matla başladığını hepiniz çok iyi bi­lirsiniz. Tanzimatla beraber o ana ka­dar devam eden hayat geride bırakıl­mak istenmiş, yeni bir safha yeni bir hayat tarzına doğru ilk adımlar atıl­mıştır. Öyle ise, Tanzimat bir devrin intihası ve yepyeni bir devrin başla­masıdır. Eğer Tanzimattan evvelki de­vir maarifi, eğitimi ile bu memleketi huzura kavuşturmuş olsa idi, eğer bu memleket muasır medeniyet hayatın­da kendisine lâyık olan mevkii almış olsa idi yeni bir devrin açılmasına el­bette lüzum görülmezdi. Demek ki es­ki sistem bu milletin ihtiyaçlarını tat­min etmiyordu. Onun için yeni bir devre girmek lâzımdı, bence mektep­lerimizle öğretmenlerimiz bu vazifeyi yerine getirmekle mükelleftirler, ve hâlâ da bu .mükellefiyet devam etmek­tedir. Şu halde Tanzimatla beraber başlayan millî hayatın bugün dahi alemdarlığını kimler yapıyor? Mek­tep ve bu mekteplerde vazife alan öğ­retmenlerimiz.

Tanzimattan beri mazi ile mücadele eden öğretmenlerimizin vazifeleri bit­miş midir? Bitmemiş midir? Bunu bir lâhza düşünmemiz lâzımdır. Şunu hemen söyliyeyim ki, bizim ve öğret­menlerimiz nasıl mazide fedakârlık­la ortaya atılmışlarsa, çalışmışlarsa şimdi de eskisine göre daha büyük bir

cehit ve azimle vazifelerine devam etmek mecburiyetindedirler. Geçen za­man zarfında ve garp memleketlerine nazaran gene arada öyle boşluklar ol­muştur ki, bunları doldurmak lâzım­dır. Vaziyeti başka ileri memleketler­le mukayese ettiğimiz zaman manza­ra bunu gösterir.

Geri ile de mücadelede devam edile­cektir. Memlekette geriye doğru yapı­lan bazı hareketlerin bir tesiri var mı­dır, yoksa yok mudur? Derhal söyliye­yim ki, bu hareketlerin münevverle­rimizde ve millî bünyemizde hiçbir tesiri yoktur. Fakat gerilik hareketleri de ölmemîştir. îleri bir cemiyette bu­nu gözönünde bulundurmak lâzımdır. Biliyorsunuz, zaman zaman şurada bazı irticaî hareketler baş göstermiş­tir. Bunlar hiçbir zaman milletimizin temiz ruhunda yer bulacak değildir, bulmasına imkân yoktur, bundan e-minim. Fakat bir yara, bir apse, nasıl bütün vücudu rahatsız ederse onun gi­bi memleketimizde de bu nevi hare­ketler millî şuuru ve millî vicdanı ra­hatsız etmektedir.

Bunları defetmek için, geriliği müda­faa e-den bir lakım zayıf sesleri kıs­mak için Türk Milletinin sağlam ve zinde olması lâzımdır. Temiz yavrula­rınızın masura ruhlarında bunun en ufak bir zerresi dahi ma'kes bularm-yacaktır. Bunu siz yapacaksınız. Ben bunları sizden bekliyorum. Bunun içindir ki ben bir tehlike görmüyo­rum, sizden eminim. Zaten bir tehlike gursem büyük Atatürk'ün eserlerine ve inkılâplarına daima sadık bîr in­san olarak derhal milletin huzuruna atılmayı ifası zarurî bir vazife sayarım. Ve bundan heyecan duyarım.

Muhterem öğretmenler, gerilik dedi­ğim zaman ne mâna k a sel ettiğimi ci­hette biliyorsunuz. Ona göre müceh­hez olacaksınız. Şu halde medeniyet" yolunda eskisine nazaran şiddetle yü­rüyeceğiz. Vazifelerimiz nihayet bûl-rriamiÇtır. Daima daha basiretli, azirnü olmak ve millete hizmet etmek mecburiyetindeyiz. Mesuliyetimiz var­dır. Bu mesuliyette hepimizin de müş­terek hissemiz mevcuttur. Hiç şüphe etmiyorum ki, her azimli hareketi­mizde olduğu gibi bunda da muvaf­fak olacağız.

Burada bir müddet meşgul olan Cum­hurreisimiz geliş ve ayrılışlarında baş­ta bando bulunan bir ihtiram kıtası tarafından selâmlanmış!ardır.

Müteakiben Fevzipaşa ile Gazi ilk­okullarını ziyaret eden Cemhurreisimiz Celâl Bayar buralarda öğretmen ve öğrenciler tarafından sevgi ve he­yecanla istikbal edilmişler, ders esna­sında sınıflara girerek öğrencilere muhtelif sualler sormuşlar ve okullar ile tahsil vaziyeti hakkında geniş iza­hat almışlardır.

îlkokul öğrencileri bu ziyaret esnasın­da muhtelif millî oyunlar oynamak, şiirler okumak ve marşlar söylemek suretiyle Celâl Bayar'ı saygı ve sevgi ile selâmlamışlardır.

Müteakiben Antakya Lisesine şeref ve­ren Sayın Bayar öğretmen ve öğrenci­ler tarafından büyük sevgi gösterisiy­le karşılanmışlar ve okul müdürün­den çalışmalar hakkında izahat ala­rak Lise onuncu sınıfın edebiyat der­sinde bulunmuşlardır.

Cumhurreisimiz öğrencilere Onuncu sınıf müfredatına dair büyük Türk şairi Fuzulî ve Bakî'ye ait muhtelif sualler tevcih etmişler ve dîvan ve halk edebiyatı antolojilerinden muhte­lif parçalar okutarak öğrencilere de­mişlerdir ki:

"Fuzulî Türk âleminin iftihar edece­ği bir sairdir."

Sayın Bayar daha sonra Erkek Sanat Enstitüsünü ve Hatay Arkeoloji mü­zesini ziyaret ederek geniş izahat al­mışlardır. Bu arada Erkek Sanat Ens­titüsünde öğrenci durumu ile yakın­dan alâkadar olan ve yıllık mezun adedinin 40 olduğunu öğrenen Reisi­cumhurumuz bu miktarın artırılması lüzumuna işaret etmişlerdir.

Celâl Bayar arkeoloji müzesini ziya­retleri esnasında da müzedeki milâddan sonra ikinci ve beşinci asırlara ait eserler üzerinde geniş izahat al­mışlar ve  ayrılmadan      evvel    müze

defterine ihtisaslarını  aşağıdaki cüm­le ile ifade etmişlerdir: "Çok değerli ve faydalı buldum."

Cum hur reisimizin bütün bu ziyaretle­rinde halk kendilerini şiddetle alkış­lamış ve muhabbet gösterisinde bu­lunmuştur.

 Samandağ :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar bugün saat 15 te beraberlerindeki zevatla bir­likte Antakya'dan hareketle saat 16.10 da. ilcemizi teşrif etmişlerdir.

Reisicumhurumuz yol boyundaki bu­cak ve köylerde saygı ve hürmetle karşılanmışlar ve köylerin yol, su ve kredi meseleleri hakkındaki izahatı dinlemişler, alâkadarlara lâzımgelen emirleri vermişlerdir.

Cumhurreisimiz ayrıca bucak ve köy­lerdeki ilkokulları da ziyaret ederek dershanelerde bulunmak ve talebele­re sual sormak suretiyle ilkokul dâ­vaları île yakından alâkadar olmuş­lardır.

Samandağlılar Celâl Bayar'ı büyük bir sevgi ve muhabbetle karşılamış­lardır.

Halkın şiddetli alkışları ve heyecanı arasında kaymakamlık binasına ka­dar halkı selâmlıyarak yürüyen Cum­hurreisimiz Samandağlılara hitap ederek kendilerine ve refaketindeki-lere karşı gösterilen yakın alâkaya ve sıcak hüsnükabule teşekkür etmiş­ler ve Samandağlılara saadetler te­mennisinde bulunmuşlardır.

Daha sonra Bayındırlık Vekili Kemâl Zeytinoğlu da Samandağlılara hitap etmiş ve asil Türk Milletinin menfa­atlerinin koruyucusu olan hükümetin bir rüknü sıfatiyle Samandağlılan hürmetle selâmlıyarak bugün hükü­metin gayesinin memleketin hür ha­vası içinde vatandaşın refah ve sa­adete ulaşmasını temin etmek bulun­duğunu bildirmiştir.

Kemâl Zeytinoğlu devamla köy yolu, suyu ve kredi meselelerinde yol bo­yunca görüştükleri köylülerin hükü­mete şükranlarını bildirdiklerini ifa­de etmiş ve 952 yılında başarılan yol ve su meselelerine ait geniş izahlar­da bulunmuştur.

Bayram münasebetiyle şehrin her ta­rafı bayraklarla donatılmıştır. Dün gece olduğu gibi bu gece de resmi bi­na ve müessesler ışıklarla aydınlatı­lacaktır.

 İzmir:

23 Nisan Millî Hâkimiyet Bayramı bugün şehrimizde parlak bir merasim­le kutlanmaktadır.

Sabah saat 9 da Cumhuriyet alanında Atatürk'ün heykeline resmî daireler adına çelenkler konmuş, daha sonra aynı alanda toplanmış olan çocukla­rın ve mektep talebelerinin bayram­ları, Vali Osman Sabri Adal, Belediye Reisi Rauf Onursal ve Millî Eğitim Müdürü tarafından   tebrik edilmiştir.

Saat 10 da Alsancak Stadyomunda yavrukurtlar ve şehir okulları talebe­lerinin iştirakiyle yapılan merasim Vali Adal tarafından açılmış ve bir saat kadar devam eden bu merasim esnasında yavrukurtlar parlak bir gösteri yapmışlardır.

Diğer taraftan, bugün saat 14 de, Kültürpark'taki Fuar gazinosunda Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bir ba­lo verilecek ve bu baloda İzmir'in en gürbüz çocuğu   seçilecektir.

Öte yandan bugünkü merasime ve ba­loya îzmir'li dördüzler de iştirak edecektir.

 Ankara:

Tarım. Vekâleti, çiftçiye, sulama, top­rak ve kivyemî gübreleme işlerinde yardımcı olmak için 1953 yılında dört sulama tatbikat gurubunun kurul­masını kararlaştırmıştır.

Bu guruplar Menemen, Çumra, Eski­şehir ve Tokat bölge sulu ziraat de­neme istasyonlarına bağlı olacak, bu mmtakalarda faaliyete geçecekler­dir.

Bu gurupların emrine verilmek üzere hâlen Tarım Vekâletinden 21 tarla tesviye âleti ile 37 adet ark açma makinesi getirilmiş ve faaliyete geçil­miştir.

Ayrıca Tarsus bölge sulu ziraat dene­me istasyonunda sulama, toprak ve gübreleme mevzuları üzerinde Ame­rikalı mütehassıslar tarafından 75 gün devam eden bir kurs açılmıştır. Bu kursta yetiştirilen elemanların çift­çiye faydalı olduğu görülmüş, yine ay­nı mevzular ve aynı istasyonlarda ikinci bir kurs açılmış ve faaliyete geçirilmiştir.

Bundan başka Tarım Vekâleti demonstrasyon işlerinde sulamanın ve gübrelemenin mahsul üzerinde olan müsbet tesirini çiftçilere göstermek maksadıyla gerek çiftçi elinde ve ge­rekse ziraat müesseselerinde muhte­lif demonstrasyonlar tertip edilmiş­tir.

 Ankara:

Dün toplanan Türkiye Millî Talebe Federasyonu Merkez Ücra Heyeti, Tür­kiye Millî Talebe Federasyonunu tem­sil edecek bir rozet yaptırılmasına ve bu iş için büyük ikramiyeli bir mü­sabaka açılmasına,

19/Mayıs/1953 te Cumhurreisimiz Ce­lâl Bayar'ın himayesinde tertip edi­len "Gençlik Balosu"nun İyi bir şe­kilde organize edilebilmesi için bir tertip  komitesi kurulmasına,

İstanbul'da Dolmabahçe Sarayında da 19/M ay ıs/1953 te bir balo tertibi­ne,

Aralık ayında memleketimizde topla­nacak olan Beynelmilel Talebe Koor­dinasyonu "Cosec" Kongresi için ön hazırlıklarına başlanmasına karar vermiştir.

 Ankara:

23 Nisan Millî Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı «münasebetiyle Çocuk Esir­geme Kurumu Keçiören Çocuk Yu­vası ile Çocuk Bakımı Hemşire Okulu, Ediz ve Ana Okulu ve bütün ilkokul öğrencileri temsilcilerinden müteşikkil 150 kişilik bir öğrenci kafilesi, başlarında öğretmenleri olduğu halde bugün saat 13.30 da Büyük Millet Meclisi  Reisi Refik Koraltan tarafın-

dan başkanlık konutunda kabul edil­miştir.

Öğrencilerin el Öpmek üzere yaptık­ları bu ziyarette Millî Eğitim Vekili Rıfkı Salim Burçak da hazır bulun­muştur. Bu münasebetle çocuklara kısa bir hitabede bulunan Büyük Mil­let Meclisi Reisi Refik Koraltan şun­ları söylemiştir:

Bu güzel gün hepinize hayırlı olsun. Bu gün iki bayram birden yaşıyor­sunuz. Bunlardan biri Millî Egemen­lik, diğeri de Çocuk Bayramıdır. Bu­gün hepiniz birer yaş daha büyüdü­nüz. Kiminiz ağabey, kiminiz abla oluyorsunuz. Böylece hayat yolunda yürüyorsunuz. Bizler de sizin gibi ev­velce küçüktük. Bizim büyüklerimiz de bize "Siz de bir gün "büyüyecek baba ve anne olacaksınız. Bir gün bu güzel bahçelerin gülleri olarak yetişe­ceksiniz" Demişlerdi. Sizler de bu gü­zel bahçelerin gülleri olarak yetişi­yorsunuz. Hepiniz neş'elisiniz, sıhhat­lisiniz. Sağolun varolun. Hepinizin bayramı kutlu yolunuz açık olsun sevgili yavrular."

Meclis Reisini ziyaretten sonra ço­cuklara şekerler dağıtılmış ve mütea­kiben küçük yavrular öğretmenleri nezaretinde Refik Koraltan'ın evinden ayrılmışlardır.

 Kırıkhan :

Cumhurreisi Celâl Bayar beraberin­deki zevatla birlikte bugün öğleden sonra ilçemizi teşrif etmişlerdir.

Saat 15 te Antakya'dan hareket eden Cumhurreisimiz Kınkhanlılardan mü­rekkep kalabalık bir kafile tarafın­dan Topboğaz mevkiinde karşılan­mışlar ve saat 15.45 te Kırıkhan ka­saba methalinde de kalabalık bir halk kitlesi tarafından muhabbet ve sevgi ile selâmlanmişlardır.

Cumhurreisimiz kaymakamlık bina­sına kadar halk arasında yürüyerek gitmişlerdir.

Burada kaymakamdan mahallî ihti­yaçlar üzerinde izahat alan Celâl Ba­yar, daha sonra kısa bir konuşma ya­parak Kırıkhanlılara hitapla, kendile­rine gösterilen muhabete teşekkür etmişlerdir.

Bundan sonra Bayındırlık Vekili Ke­mâl Zeytinoğlu da kısa bir konuşma yapmıştır.

Bayındırlık Vekili Millî Hâkimiyetin, halkın kendi kendini idaresi demek olduğunu, halkın serbest reyleri ile iktidara gelen hükümetin sadece mil­let, ve memleket hizmeti ve vatandaş refah ve saadetini temin yolunda azimle ilerlediğini söylemiş ve bu ilerlemede haiz oldukları azim ve kuv­veti milletin hükümete olan güve­ninden aldıklarını bildirerek Vekâle­tine ait izahatlarda    bulunmuştur.

Cumhurreisimiz müteakiben kasaba­nın hemen yakınında bulunan göç­men mahallesini ve ortaokulu ziyaret etmişlerdir.

Kmkhanlılarin sevgi ve muhabbet gösterileri arasında buradan ayrılan Celâl Bayar saat 19.15 te Antakya'ya avdet buyurmuşlardır.

 İstanbul:

İstanbul, Ankara Üniversiteleri takım­lar ile karşılaşmak üzere şehrimize gelmiş bulunan Yugoslavya'nın Sarajevo Üniversitesi takımı bugün Midhatpaşa Stadında Galatasaray takı­mı ile bir karşılaşma yapmıştır. Bu maça Galatasaraylılar tamamen B. takımı hüviyetini taşıyan bir kadro ile çıkmışlardır.

Galat asaray:

Cemal - Bülend, Kenan, Çoşgun, Nec­det, Günay - İsfendiyar, Hikmet, Hü­seyin, AH, Bülend.

Sarajevo:

Sarajevo Üniversitesi:

Fuad - Kmansur, Çedo - Hamld, Mila-rode, Münib - Jojip, Naşid, Mehmet, Çerkez, Zigİrako.

Maçın başlamasiyle oyunun insiyati-fini elde eden Galatasaray takımı da­ha ilk dakikalarda gollerini kazandı­lar.

Bu gol Galatasarayı daha hızlandır­dı, Sarıkırmızı ekip ikinci golünü zor pozisyonda bulunmasına rağmen Hü­seyin vasıtasiyle kaydetti ve devre bu netice ile 2-0 Sarajevo Üniversite­si   takımının aleyhine bitti.

- Antakya:

Hususî muhabirimiz bildiriyor : Cumhurreîsi Celâl Bayar, beraberle­rindeki zevatla birlikte, bir haftadan-beri kalmakta oldukları Antakya'dan bugün sabah saat 9 da ayrılmışlar ve Cumhuriyet meydanını dolduran okul öğrencileri ile Antakyalilar ta­rafından hararetle uğurlanarak Ga-ziantep'e müteveccihen yollarına de­vam etmişlerdir. Bu uğurlanış esna­sında başta bando olduğu halde bir ihtiram kıtası Cumhurreisimize se­lâm resmini ifa etmiştir.

Hatay Valisi Rebii Karatekin, Beledi­ye Reisi Sekip înal, Emniyet Müdürü Muhsin Gökkaya ve partililerden mü­teşekkil bir grup Cumhurrei simizi İslâhiye'ye kadar geçirmişlerdir.

Hassa:

Cumhurreisi Celâl Bayar bu sabah sa­at 10.30 da beraberlerindeki zevatla birlikte ilçemizi teşrif etmişlerdir.

Yol boyundaki köylü vatandaşlarla hasbıhal eden ve onların sevgi göste­rileri arasında ayrılarak ilçemize ge­len Cumhurreisimiz Hassa'lılar tara­fından sevgi ve heyecanla istikbal edilmişlerdir.

Cumhurreisi; halkın bu muhabbeti arasında Kaymakamlığa kadar yürü­yerek   gitmişlerdir.

Celâl Bayar burada Kaymakamdan mahallî ihtiyaçlar üzerinde izahat almışlar, kasaba içinde kısa bir ge­zintiyi müteakip İslâhiye'ye müte­veccihen şehrimizden   ayrılmışlardır.

İslâhiye:

Cumhurreisimiz Celâl Bayar, beraber­lerinde Bayındırlık Vekili Kemâl Zeytinoğlu ve diğer zevat bulunduğu halde bugün saat 12 de ilçemizi şe­refi en dirmişlerdir.

Cumhurreisimizi Hassa İlçesinde, baş­ta Gaziantep Valisi, Belediye Reisi, Emniyet Müdürü ve bazı mebuslar ol-

duğu halde kalabalık bir. kafile kar­şılamış, kasabanın methalinde de îslâhiyeliler büyük sevgi ve hararetli tezahüratta bulunmuşlardır.

Kaymakamlık binasına kadar yü­rüyerek giden Cumhurreisimiz bura­da, ilgililerden mahallî ihtiyaçlar hak­kında izahat almışlardır, bu arada kendilerine gösterilen iyi kabulden mütevellit teşekkürlerini İslâhiyelilere bildirmişlerdir.

Bayındırlık Vekili Zeytinoğlu da ve­kâletini ilgilendiren hususlar hakkında   bazı notlar almışıtr.

Öğle yemeğinde kasaba halkı tara­fından misafir edilen Cumhurreisi­miz, ilçe sağlık merkezinin açılış merasiminde hazır bulunmuşlar, iza­hat almışlar ve saat 14 te İslâhiyelilerin sevgi ve saygı tezahürleri ara­sında Gaziantep'e hareket etmişler­dir.

 Ankara:

İstatistik Umum Müdürlüğünden ve­rilen malûmata göre, 1953 yılının ilk üç ayma ait dış ticaret durumunu gösteren rakamlar tesbit edilmiş bulunmaktadır.

Üç aylık ihracatımız 298.100.000 lira, ithalâtımız ise 331.500.000 liradan iba­rettir.

Mart ayı sonunda üç aylık ihracat ve-ithalât arasındaki fark 33.400.000 li­radır.

îhracat maddelerimiz başında hubu­bat yer almaktadır. Şubat ayında 36.200.000 lira olan buğday ihracatı­mız Mart ayında 5.800.000 lira artta» rak 42.000.000 liraya    yükselmiştir.

Buğdaydan sonra ihracatımız sırasiyle 24.800.000 lira ile tütün, 18.300.000 lira ile pamuk 7.000.00 lira ile meyvalar, 550.000 lira ile madenler teşkil et­mektedir.

En fazla ihracaatta bulunduğumuz memleketler arasında 27.500.000 lira ile Batı Almanya 220.000.000 lira ile İtalya 220.000.000 lira ile Amerika gelmektedir.

ithalâtımıza gelince, Mart ayında en fazla  ithal  ettiğimiz maddelerin baimage006.gifşında 3O.100.0O0 lira ile makinalar yer almaktadır. Bunu 14.700.000 lira ile mensucat maddeleri, 12.200.000 lira ile nakil vasıtaları, 11.500.000 lira ile demir çelik, 8.700.000 lira ile akarya­kıt takib etmektedir.

En fazla ithalâtta bulunduğumuz memleketler 22.100.000 lira ile Batı Al­manya, 19.000.000 lira ile İngiltere, 14.800.000 lira ile Amerika ve 11.100.-000 lira ile îtalya gelmektedir.

 Gaziantep:

Cumhurrei simiz Celâl Bayar berabe­rindeki zevatla birlikte bugün saat 16.30 da Gaziiantep'i şereflendirmişlerdir.

Cumhurreisimiz saat 14 te İslâhiye'­den ayrıldıktan sonra Fevzipaşa yol kavşağında, SakçagÖzü Bucağında kendilerini istikbale koşan halk tara­fından sevgi île sel aralanmışlardır. Reisicumhurumuz halkla hasbıhaller­de bulunmuşlardır. Celâl Bayar yolla­rına devamla Başpınar mevkiinde Vi­lâyet erkânı, esnaf dernekleri temsil­cileri ve kalabalık bir halk kitlesi ta­rafından karşılanmışlardır. Şehir met­halinde başta bando bulunan bir ihtiram kıtası Reisicumhurumuza se­lâm resmini ifa etmiştir.

Başkarakoi nımtakasından itibaren yolun iki tarafını ve meydanları doldu­ran öğrencilerin ve binlerce Anteplinin muhabbet tezahürleri yi e selâm­lanan E ayar. Askerî İhtiram Kıtasını teftişten sonra Vilâyete kadar sev­gi gösterileri arasında yürüyerek hal­kı selâmlamışlar ve Vilâyet balkonun­dan Gazianteplilere hitaben kısa bir konuşma    yapmışlardır.

Gazianteplilere "Gazi şehrin kahra­man evlâtları" diye hitap eden Cum­hurreisimiz gösterilen sevgi tezahür­lerine teşekkürlerini bildirmişlerdir. Müteakiben Bayındırlık Vekili Ke­mâl Zeytinoğlu "Şehrinize her gel­dikçe güzel muhitinizin inkişaf et­mekte olduğunu görmek bana büyük bir zevk ve gurur vermektedir" diye başlayan bir konuşma yapmış ve Bayındırlık faaliyetlerini, Ziraî Kal­kınma ve Millî Ekonomi ile yakından alâkalı meseleler olarak telâkki et­tiklerini ifade  ile memleketin     kısa

bir zamanda kalkınması ve vatan­daşın en kısa müddette refaha eriş­mesi için hükümetin hummalı bir şekilde çalıştığını bildirerek Vekâle­tin mesaisine ait rakkamlar vermek suretiyle izahlarda bulunmuştur. Müteakiben Vilâyette meşgul olan Re­isi cumhurumuz daha sonra halkın sürekli alkışları arasında buradan ayrılmışlardır.

İstanbul:

Bir kaç gündenberi şehrimizde bulu­nan Çalışma Vekili Hayrettin Erk-men, bugün saat 16 da istanbul Gaze­teciler Cemiyetinde bir Basın toplan­tısı yaparak Gazetecilerin muhtelif mevzulardaki suallerini cevaplandır­mıştır.

Vekil ilk olarak asgarî ücret nizamna­mesinin tatbiki mevzuunu ele almış ve demiştir ki:

"Biliyoruz ki, asgarî ücret İş Kanunun da yer almış bir müessesedir ve bir nizamname ile ayarlanması derpiş edilmiştir.

Asgarî ücret mevzuunun memleket şumûl şekilde ve tek ölçüde tatbik edilmesi mümkün değildir.

Kanun asgarî ücreti lüzumlu gördü­ğüne göre muhakkak ki bunun tatbikine gidilecektir. Ancak bu. zamana mütevakkıftır.

Asgarî ücret kanununu halen beş vi­lâyette tatbik etmekteyiz ve muhtelif meslekler bunun şümulüne girmekte­dir. Memleketimizin diğer bölgelerin­de de asgarî ücretin tatbiki hususun­da tetkiklerimizi genişletmekteyiz. Zamanı gelince bu müesseseyi bütün yurda şamil bir duruma getirmek kararındayız.

Ankara:

Türkiye  Millî  Talebe     Federasyonu Merkez İcra Komitesi muhtelif kollar halinde    yeni çalışmalara    başlamış bulunmaktadır.

Spor   Komisyonu:

Federasyon, başarılı bir surette biten Mısır seyahatinden sonra, komşu Yu­goslavya'nın Sarejovo Üniversitesinin

futbol takımını memleketimize davet etmiş bulunmaktadır. Birçok millî oyuncuları da ihtiva eden Sarejova futbol takımı 23 Nisan 953 Perşembe günü İstanbul'da Galatasaray Futbol takımıyla ve 25 Nisan 1953 Cumarte­si günü federasyon takımıyla karşı­laşacaktır. İstanbul maçlarından son-xa Ankara'ya gelecek olan takım 27 Nisan 1953 Pazartesi günü de fede­rasyon Ankara takımıyla karşılaşa­caktır. Bu maçlardan sonra 1 Mayıs ^1953 te federasyon futbol takımı Yu­goslavya'ya hareket ederek, 15 gün Üsküp, Belgrat, Sarejova ve Skopje'-de muhtelif maçlar yapacaktır. Turzim Komisyonu:

Turizm Komisyonu faaliyetleri iki kısma ayrılarak rasyonel bir şekilde yapmaya başlamıştır:

1Yabancı memleketlerden gelecek gruplar:

Bu sene memleketimize Yunanistan, Yugoslavya, Fransa, Almanya ve İsviçreden 1000 e yakın talebe grubu gelecektir. Bu gruplar memleketimiz­de Türk mimarisi ve şarkiyat tetkik­leri yapacaklardır. Bundan başka Balkan mem ^ketlerini ziyaret etmek üzere Amerika ve Avrupa'dan gele­cek talebe gTupîan için özel program­lar tesbit etmek üzere Yunanistan, Yugoslavya ve Türkiye Talebe Fede-. rasyonları Turizm Müdürleri Selânik-te Nisan sonlarında bir toplantı yapı­lacaktır. Bu yıl hariçten gelecek ya­bancı ve memleket dahilinde seyahat etmek isteyen Türk talebelerine ko­laylık olmak üzere talebe otelleri tesisi üzerinde durulmaktadır. Amas­ra'da, bir gençlik kampı açılması için de teşebbüslere geçilmiştir.

2Yabancı memleketlere yapılacak geziler:

Bu yıl yapılacak seyahatlerin daha uzun süreli ve talebe kesesine uygun olması ilk plâna alınmıştır. Bu sene şu seyahatler üzerinde çalışılmakta­dır:

a) Yugoslavya (Adriyatik sahilleri, Belgrat, Zagrep) Almanya (Münih, PYankıurt, Hamburg) Fransa (Paris, Cote D' azur).

b) Skandinavya memleketleri   (İsveç, .Finlandiya).

c) Avusturya ve İtalya.

Gösteri ve folklor komisyonu: İstanbul'un 500. Fethi dolayısıyla bu komisyon tarafından istanbul Sergi Sarayında büyük bir festival tertibe-dilmiştir. Bu festivale orta Avrupa ve Avrupa'nın birçok devletleri iştirak edeceklerdir. 29 Mayıs 1953 akşamı da Dolmabahçe Sarayında büyük bir .balo verilecektir,

Sarayköy:

Beşyüzbin lira keşif bedelli Saraköy içme suyu tesisatı müteahhidine iha­le edilmiştir,

Çanakkale:

Zelzele bölgesinde tetkikler yapmak­ta olan Büyük Millet Meclisi Bayın­dırlık Komisyonu Reisi Gazi-Antep Mebusu Süleyman Kuranel'in Baş­kanlığındaki Bayındırlık Komisyonu üyelerinden Himmet Ölçmen, Baha Akşit, Bedii Enüstün, Mehmet Fahri Mete, Hasan Oral ve Hasan Remzi Kulu ile Bayındırlık Vekâleti Şehir­cilik Bürosu Müdürü Zahit Mutlu-soy'dan mürekkep heyet bu gece şeh­rimize gelmiştir.

Ayvacık ve Büyük Çetmi Köyündeki zelzele tahribatını tetkik ettikten son­ra Ezine ilçesine gelen heyet Çanak­kale Vali Muavini Nurettin Akkoyunlu, Çanakkale Müstahkem Mev­ki Komutanı Tuğgeneral îhsan Gü­ney, Çanakkale Emniyet Müdürü, Be­lediye Reisi, Çanakkale Bayındırlık Müdürü ve Ezine Kaymakamı, tara­fımdan Ezine'de karşılanmıştır.

Burada Ezinelilerin iştirakiyle bir top­lantı yapılmış ve Konya Mebusu Himmet Ölçmen bir hitabede bulun­muştur.

Himmet Ölçmen, felâkete uğrayan vatandaşlara milletçe ve ilgili makam­lar tarafından gösterilen ilgiyi belirt­tikten sonra yıkılan ve hasara uğra­yan bütün okul, resmî daire ve evle­rin teker teker tesbit edilerek bir an evvel inşa ve tamirleri cihettine gidileceğini para ve malzeme yardımı ya­pılacağını söylemiştir.

Tesbit edilen rakkama göre, Ezine ilimage007.gifçesinde 4 bina tamamen yıkılmış, 46 bina ağır hasara uğramış ve 352 bina da hafif hasar   görmüştür.

Heyet azaları beraberlerindeki zevat­la birlikte geç vakit Çanakkale'ye gelmişlerdir.

Heyet, yarın sabah şehrimizdeki tet­kiklerini müteakip zelzeleden en faz­la zarar görmüş ve tahribata uğramış olan Yenice ve Çan ilçelerine hareket edecektir.

26 Nisan 1953

 Gaziantep :

Reisicumhurumuza refakat eden hu-sksi muhabirimiz Erdoğan Ulus'dan: Dün şehri şereflendiren Reisicumhur Celâl Bayar 11,30 da Kalkınma heye­tini kabul etmiş ve öğleden sonra ip­lik fabrikasını ziyaretle fabrika mü­düründen çalışmalar hakkında izahat almıştır.

15.15 de şehrin çocuk yuvasını ziyaret eden Reisirumhurumuz. yuva kapısında başta Kurum reisi olmak üzere ida­re heyed ve yüzlerce vatandaş tarafın­dan karşılanmıştır. Bir kız çocuğu Re­isicumhurumuza yuva atlına buket ver­miş ve hoş geldiniz demiştir.

Yuvanın bütün taeşkilâtını gezen Reisîcumhurumuz yuva faaliyeti etrafında kurum başkanından izahat almış ve verimli çalışmalarından dolayı mem­nuniyetini izhar eylemiştir.

Müteakiben çocukların bulundukları oyun salonuna giren Reisicumhurumu­zu çocukların hepsi bir ağızdan hoş geldiniz diye karşlamışlardır. Burada birkaç çocuk tarafından şiirler okun­muş oyunlar oynanmıştır. Kurum başkanı dilek olarak, yuvanın üçüncü katında kalorifer tesisatı ol­madığını bunun için 27.000 liraya ihti­yaç bulunduğunu söylemiş ve Reisi­cumhurumuz bu paranın temini hu­susunda yardım edeceğini vaad bu­yurmuştur.

Reisicumhurumuz ayrılırken yuvanın hatıra defterine: "Takdire değer insanî bir eserdir teşekkürle kaydediyorum" cümlesini yazarak Kurum başkanına hitaben "Yuvanızdaki temizlik; intizara ve teşkilâtı çok iyi gördüm. Çocukla­rınızın bakım ve sıhhatlerini çok iyi buldum, tebrik   ederim" demiştir.

Reisicumhurumuz bundan sonra Öğret nn-nler Derneği tarafından öğretmen ler lokalinde verilen çayda bulunmuş­tur. CuTnhurreisimiz lokale geldiği za­man öğretmenler tarafından sürekli tezahüratla karşılanmış, dernek başka nı arkadaşları adına, hoş geldiniz diye başlıyan kısa bir hitabede bulunmuş­tur. Bu konuşmayı cevaplandıran Rei­sicumhurumuz saat 16.30 da Kilis'e ha­reket etmiştir. Saat 20.00 de tekrar buraya avdet buyuracaktır.

 Gaziantep   :

Curnhurreisimize refaket eden hususî muhabirimiz Erdoğan Ulus'tan :

Dün buraya gelmiş olan Cumhurreisimiz Celâl Bayar, bugün öğleden sonra beraberlerindeki zavatla birlikte saat İS.15 te Esnaf Kefalet Kooperatifini ziyaret etmişlerdir.

Cumhurreisimİz burada esnaf dâvaları üzerindeki dilekleri dinlemişler, küçük e.snaf teşekkülü .mensuplariyle hasbi-halîerde bulunmuşlar, küçük esnafın, memleket kalkınmasındaki rolüne işa­ret etmişler ve Halk Bankasının kısa bir zamanda esnafın imkân dahilinde her türlü ihtiyacını karşılayabilecek bir müessese haline getirilmesi için çalışıldığım bildirmişlerdir.

Celâ1 R-avaT- müteak'hen. Çocuk Esir­geme Kurumunun "Çocuk Yuvası" na

teşrif etmişlerdir. Yuva hakkında mü­dür Mehmet Ali Demir tarafından ve rlieiı izahatı dikkatle takip eden Cumhurreisimiz buradan ayrılmadan önce Çocuk Yuvasının hatıra defterine "Tak dire değer insanî bir eserdir. Teşek­kürlerle kaydederim." ve tebriklerini be-yan etmişlerdir.

Reisicumhur Celâl Bayar daha sonra öğretmeni er Derneğinin şereflerine tertip ettiği çayda hazır bulunmuşlar­dır. Öğretmenlerin sevgi ve muhabbeileriyle istikbal edilen Bayar, bir müddet burada hasbıhallerde bulun-muşî ardır.

Dernek başkanı Hakkı İnan kısa bîr konuşma yapmış v.e toplantılarına şe­ref verdiklerinden dolayı Cumrnurreisiinize öğretmen arkadaşlarının şükran ve saygılarını arzetmiştir. Hakkı İnan  sözlerine  devamla  "Millî  kültürün alemdarlığını yapmakta oldukla­rım tebşir buyurduğunuz Öğretmenler bu veciz iltifatın mükellefiyetini mes­leklerinin en mukaddes ve şerefli hiz­meti addederler. Hatay'dan bizlere ses lenfken aziz öğrencilerimizin genç nibiarında daima ateşli bulunduraca­ğımız maarif meşalesinin sönmez nu­runu tutan bileklerimize yeni bir kuv­vet kazandırdınız" diyerek, Türk öğ­retmenlerinin kendine düşen mukaddes vatan vazifesinde daima uyanık,, dik­katli ve azimli bulunduğunu bildirmiş tir.

Bunun üzerine Cumhurreisimiz Celâl Bayar, faziletli ve şerefli Türk Öğret­menleriyle beraber bulunmaktan duy­dukları iftiharı belirtmişler ve teşek­kürlerini bildirerek başarılar dilemiş­lerdir.

Cumhurreisimiz her gittiği yerde meydanlara ve caddelere biriken halk tarafından hararetle selâmlanmışlardır.

 Kiîis :

Cümhurreisimize refakat eden hususî muhabirimiz Erdoğan Ulus'tan : Cumhurreisimiz Celâl Bayar, berabe­rindeki zevatla birlikte bugün saat 16. 30 da Gaziantep'ten harekeetle saat 17. 4f) te Kilis'i şerefle ndirmişîerdir. -

Cumhurreisimİz, yol üzerinde kendîleri istikbale koşan köylü vatandaşla­rdı sevgileriyle Karşılanıp hasbıhaller do bulunduktan sonra Oylum köyü ci­varında otobüs ve kamyonlarla Kilis'­ten gelen büyük bir kalabalık tarafın­dan selâmlanmışlardır.

Kasaba methalinden itibaren Kayma­kamlık binasına /kadar iki kilometre der. fazla ölSn yolun iki tarafım dol­duran Kilisliler Cumhurreisimizi mu­azzam sevgi tezahürü iîe karşılamışlar dır. Bu arada bir ihtiram .kıt'ası selâm resmim ifa etmiştir. Bu mesafeyi yürü yer-ek geçen ve halkı selâmlıyan Ce­lâl Bayar, kaymakamlık binası balkonundan halka hitap ederek Kilis'in bu ; ük bir istikbale sahip olduğu ifade ile gösterilen heyecan ve sevgiden çok mütehassis olduklarını beyandan son­ra Kilis! ere refah ve saadetler dilemişlerdir.

Bundan sonra Bayındırlık Vekili Ke­mal Zeytinoğlu da bir konuşma yapa­rak bugünkü hükümetin çalınma siste rainden bahsetmiş, KiüsHassa yolunun inşasına başlandığım, bu yol sayesin­de İskenderun limanına bağlanacak cian Kilis'in büyük bir inkişaf göster meye namzet bulunduğunu kaydetmiş ve memlekette yapılan yüzlerce fabrika mevanında Kilis'in de kendi nasibi­ni alacağını ifade etmiştir.

Bayındırlık Vekili daha sonra, kendi Vekâletinin çalışmasına ait izahlarda bulunmuştur.

Müteakiben Cumhurreisi Ceîâi Bayat1, mahallî ihtiyaçlar üzerinde alâkalılar (San izahat almışlar ve dünyada Amerika, Mısır ve Cezayir'den sonra Kiliste tesis edilmekte olan dördüncü Tra­hom has t ananesi hakkında verilen ma­lûmatı dikkatle takip etmişlerdir.

Tezahürat arasında Kilis'ten ayrılan Celâl Bayar Tünl hudut mevkiindeki gümrük kapısı ile gümrük muhafaza karakolunu ziyaret ederek saat 21 de Antep'e avdet 'buyurmuşlardır.

- Gaziantep :

Şehrimizin iktisadî, ticarî ve ziraî im­kanlarını ve bu yoldaki kalkınmaları­nı t'esbit maksadiyîe Vekâletler arası 15 kişilik bir heyet şehrimize gelmiş bulunmaktadır.

Bu heyet bazı tütear, çiftçi ve banka mümessillerinin iştirakiyle ilk toplan­tısını Ticaret Odasında yapmış ve karşılıklı görüşmelerde bulunmuştur. Bu görüşme esnasında bilhassa zeytin ve zeytinyağı, dokuma, boyacılık, çimen­to, tuğla, kiremit, iplikçilik, üzüm, pek mez meselelerinin etüd edilmesi iste1 m'mişthv

Heyet şehrimizde daha bir müddet ka­larak tetkiklerine devam erecek ve ha zırlayacağı raporu alâkalı kamalara îtadi edecektir.

Balıkesir  :

Deprem mıntıkasında tetkiklerde bu­lunan Ekonomi ve Ticaret Bakanı En­ver Güreli beraberinde Vali Nurettin Ayrîuksa olduğu halde körfez bölge­sindeki incelemelerini bitirdikten sonra  Balıkesir,   Susurluk,   Manyas,   Gönen ilçe ve köylerine uğrıyarak depre­mi ve bakanlığını ilgilendiren mevzu­larda görüşmelerde bulunmuş ve müteakiben Bandırma'dan İstanbul'a hare­ket etmiştir.

 Nisan 1953

 Gaziantep :

Cumhurreisijniz Celâl Bayar. bu sabah şehirde muhtelif ziyaretlerde bulunmuş. la:xhr. Saat 9.30 da vilâyette tertip edilen resmi kabulde hazır bulunan Cumhurr elsim İz daha sonra Mahdut Mesuliyeti! Dokumacılar Kooperatifi­nin iplik fabrikasına gitmişler ve alâ-ikalılardan izahat almşl ardır. Buna göre, 1 Ekim 1952 tarihinde bir milyon lira 5.800 ile faateyeta geçen fabrika ham maddelerini yani pamuğu Gaziantep, Maraş, Kilis, Ni­zip ve Besni çevresinden temin etmektedir:

Fabrika mamulleri bu çevrenin ihtiyaçlarını karşılamak üzere derhal civar şehir ve kasabalara sevkedümekte dir. Ortaklan beş bini bulmaktadır. Bu sayede fabrika çalıştırdığı 200 işçi­den başka bu beşbin aile için de bir gelir kaynağı olmaktadır.

Cumhurreisimiz fabrikadan sonra Be­lediyeyi teşrif etmişlerdir. Belediyede mahalli ihtiyaçlar Üzerine hasbıhaller de bulunan Cumhurreisimiz şehrin enerji mevzuuna temas etmişler, bol ve ucuz enerji temin edildiği takdirde sanayiinin bir misli inkişaf edeceğini söylemişlerdir. Belediye Reisi Abdülka dir Batur, enerji işi üzerine belediyenin hassas bulunduğunu, iki motorun ihalesinin yapıldığını belirtmiş ve su meselesine de temas ederek, şehrin git tikçe artan nüfusunun su ihtiyacını mevcut su teşkilâtının karşılayama­makta olduğunu söylerken belediyenin a^ıakta olduğu yeni tedbirleri izah etmiştir. Reisicumhurumuz daha sonra Erkek ve Kız Sanat Enstitülerine git­mişlerdir.

Celâl Bayar, Erkek Sanat Enstitüsün de Müdür Mehmet Ali Demir tarafın­dan okul faaliyeti hakkında verilen malûmatı dinlemişlerdir.

Bu yıl okulun normal mesaisi dışında muhtelif kurslar    açılması  İşi  bulun-

maktadır. Bilhassa duvarcılık ve sıva eılık kursları muhitte büyük rağbet görmüştür. Cumhurreisimiz okulda dö kîhnciilük şubesinin mevcut olup olma dığmı ve koy çocuklarının okula de­vam edin etmediklerini sormu^ar ve gerekli izahatı almışlardır. Dökümcü­lük şubesinin önümüzdeki öğretim yılında açılması için lüzumlu tahsisatın vekâlet tarafından gönderilmek üzere oluuğu. önümüzdeki öğretim yılında bu şubenin faaliyete geçeceği köy ço­cuklarının enstitüye devam ettirilmesi igjn de enstitü müdürlüğünce icabe-den tedbirlerin alındığı ve bu sayede bu yıi 33 köv öğrencis'Vn ensti ve devamlarının temin edildiği bildiril­miştir. Eırjtitü mezunlarının hariçte kolaylıkla is temin ettiklerini ve ensti­tünün muhitte faydalı olduğunu öğre­nen ve enstitüde gördüğü intizam, te­mizlik ve bakımı takdir buyuran Rei­sicumhurumuz okul müdürü Mehmet Ali Demir'e teşekkür ve memnuniyet­lerini bildirmişler, okulun hatıra defte rine ihtisaslarını yazmışlardır.

Enstitünün atölyelerini de gezen Celâl Bayar, müteakiben, Kız Sanat Ensti­tüsüne gelmişlerdir. Burada okul mü­diresi Sabahat Er de okulun çalışma­sı üzerinde izahat vermiş, Reisicum­hurumuza genç kızlarımızın hazırladık lan eîişierini göstermiştir.

Reisicumhurumuz bundan sonra, Gar­nizon Komutanlığını ziyaret etmişler ve burada bir müddet meşgul olmuş­lardır.

Celâl Bayar, öğleden sonra beraberlelerindeki zevatla birlikte Nizİp-Birecik şosesini tetkik edeceklerdir.

 Ankara:

Tarım Vekâleti Müesseseleri işbirliği esasına davarularak Tarım Bakanlığın dada kurulan "Merkez Mer'a Komitesi tarafından alman kararlarda, Orman Umum Müdürlüğü yedi orman baş­müdürlüğünde 14.000 dönüm mer'amn islâhı raporlaıinı hazırlamıştır.

Mfukiveti device ve rntîfîu ait olan ve mer'alann temizleme, tah­dit, mer'a bitkilerini yetiştirme, bakım, korunma ve hayvan sulama işleri için lüzumlu ödenek ait olduğu mal müdürlüklerine   gönderilmiş   bulunmaktadır.

yaretleri B. B. C. mümessilleri tara­fından tesbit edilmiş ve aynı gün ak­şam programında neşredilmiştir.

Cemi bugün saat 12 de Lizbon'a müte­veccihen hareket etmi§ür.

Ankara  :

Miflî Savunma Vekâleti temsil bürosun darı aldığımız malûmata göre, Ameri­kan Birledik Devletleri donanmasına mensup 12351 tonluk Usns Gen R. R Gâllan (Tap-139) transportörü 6 . 7 Mayıs günleri ve U. S. S. Stoddard (Dd - 566) muhribi de 19-25 Mayıs ta­rihleri arasında İstanbul limanını zi­yaret edeceklerdir.

Maraş :

Cumhurreisi Celâl Bayar beraberinde­ki zevatla birlikte bugün saat 12.45 te şehrimizi şereflendirmişlerdir.

Maraş Valisi Kemal Babaç, bazı Ma-raş mebusları, Belediye Reisi ve martı­lar mümessilleri Cumhurreisimize Gazi aiitep'te mülâki olmuşlar ve Marazlı­lar adına kendilerini selâmlamişlarcUr. Celâl Bayar Maraba gelirken yol üre­rine toplanan köylülerle hasbıhallerde bulunmuşlar ve Maraş şehrinin hemen girişindeki Erkenen köprüsü mevkiin­de Esnaf Dernekleri mensupları tara fmdan hararetle karşılanmışlardır.

Cumhurreisi esnaf teşekkülleri temsilcileriyle ayrı ayrı konuşmalar, mahal­lî sanatlar üzerinde ve bakırcılık ile sırma içlerine dair malûmat almışlar­dır. Bütün Marazlılar Reisicumhuru­muzu sevgi ile karşılamışlardır.

Celâ) Bayar Belediye binasında feda­kâr Maraşlılara hitap etmişler ve ken­dilerine gösterilen sevgi ve (muhabbete teşekkür etmişlerdir.

Bayındırlık Vekili Kemal Zeyünoğlu hükümetin kalkınma hamlesine verdi ği ehemmiyeti izah etmi§, Maraş-Gök-sun-Kayseri-Ankara yolunun 16 milyon liiaya ihale edilerek işe başlandığın bildirmiş yol, enerji, köprü ve içme su­yu gibi muhtelif mevzulara ait açıklamalarda bulunmuştur.

-Cumhurreisi Celâl Bayar öğleden sonra Vilâyette vilâyet erkânı ile Harasın kazalarından gelen heyetleri kabul buyurmuşlardır.

Ce]âl Bayar daha sonra Garnizon Ko­mutanlığım, Kız Enstitüsünü ve Ma­raş Lisesini ziyaret etmişlerdir.

Cumhurrsisimiz yarın sabah otomobil­le Adana'ya hareket edeceklerdir.

 Osmaniye :

Maraş'tan Adana'ya gitmekte olan re­isicumhurumuz Celâl Bayar, beraberin deki zevatla birlikte bugün saat 10.30 da ilçemize gelerek halkla hasbıhaller de bulunduktan sonra 10.45 te buradan ayrılmışlardır.

Reisicumhurumuz şehir dışında binle ce Osmaniyelinin "Yaşa, varol" sesleri arasında tezahüratla uğurlanmalar-dır.

Ceyhan :

Cunılıurreisi Celâl Bayar, beraberinde­ki zrvatfa birlikte bu sabah saat 8 de Maraş'tan hareketle 11.45 te kaza­mıza gelmişlerdir.

Reisicumhurumuz yol boyunca, köylü ve kasabalı vatandaşlarla ve kendileri nî istikbale ge^n heyetlerle hasbıhal­lerde- bu1 unmuşlardır Ceyhanlılar, Re­isicumhurumuzu büyük bir sevgi teza-hürativle ve hararetle karşılamışlar­dır. Celâl Bayar, öğle yemeğini Geyharjlıların misafiri olarak yedikten son ra Adana'ya müteveccihen harelcet ftde-cektir.

Zonguldak :

Azdavay'da Ereğli Kömürleri îşletmesineı faaliyete geçirilecek olan arama işletmesi hakkında İşletme Umum Mü dürü Cemal Zühtü Aysan ajansımız muhabirlerine §u açıklamayı yapmış­tır:

"Azdavay kömür yataklarının işletilme si için kuracağımız arama İşletmesini

ğiz. Azdavay'da teknik bir ekiple yap­tığım ve iki gün devam eden tetkikle­rim neticesinden memnun olarak dön­düm. Buradaki kömür   rezervinin ?

  Ankara: 2 Nisan 1953

"Bay Elçi,

İsveç - Türk ticaret ve Ödeme anlaşmaları hakkındaki görüşmemize atfen, hükümetimizin, 26 Eylül 1952 tarihli mektup teatisi ile mer'iyet müddet­leri 15 Mart 1953 e kadar uzatılan 7 Haziran 1948 tarihli ticaret ve ödeme anlaşmalarım, 14 Haziran 1951 tarihli ek protokolü ve buna mel-fuf mektupları 30 Haziran 1953 tarihine kadar uzatmağa mutabık oldu­ğunu sise bildirmekle şeref kazanırım.

Yukarıdaki husus hakkında Türk Hükümetinin mutabakatını bana teyid eylemenizi ve derin saygılarımı kabul buyurmanızı rica ederim, Bay Bi­ci.

Adol Croneborg Bay Elçi,

Mefadı aşağıda yazılı bugünkü tarihli mektubunuzu aldığımı size bildir­mekle şeref kazanırım.

"isveç - Türk ticaret ve ödeme anlaşmaları hakkındaki görüşmemize at­fen hükümetimin, 26 Eylül 1952 tarihli mektup teatisi ile meriyet müd­detleri 15 Mart 1953'e kadar uzatılan 7 Haziran 1948 tarihli ticaret ve ödeme anlaşmalarını, 14 Haziran 1951 tarihli ek protokolü ve buna rael-fnf mektupları 30 Haziran 1953 tarihine kadar uzatmağa mutabık oldu­ğunu sise bildirmekle şeref kazanırım.

Yukarıdaki husus hakkında Türk Hükümetinin mutabakatını bana teyid eylemenizi ve derin saygılarımı kabul buyurmanızı rica ederim, Bay El­çi."

Yukarıdaki husus hakkında Türk Hükümetinin mutabık olduğunu size bildirmekle şeref kazanırım.

Derin saygılarımı kabul buyurmanızı rica ederim, Bay Elçi."

 İstanbul:

Şehrimizde bulunan Avrupa Birliği Umumî Kâtibi ve eski Belçika Başve­kili M. Paul Henry Spaak, bugün İstanbul Gazeteciler Cemiyetinin mer­kezinde bir basın toplantısı tertip etmiştir.

Türkiye'yi ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyle­mekle konuşmasına başlayan M. Spaak, Türkiye'ye vaki ziyaretini "Uni-cef" Teşkilâtı namına yaptığını söyledikten sonra bu teşkilâtın gayeleri­ni ve başarılarım şu şekilde ifade etmiştir:

"Unicef Teşkilâtının kuruluş gayesi, harb dolayısiyle felâkete duçar olan memleketlerdeki çocukları himaye etmekti. 1949 senesinden beri diğer Avrupa, Afrika ve Asya memleketlerindeki çocukları da himayemiz altı­na almağa başladık.

Bildiğiniz gibi Unicef, bütçesini teşkilâta dahil memleketlerden temin ettiği gibi, teşkilâta yardım etmekte olan memleketlerin temin etmekte oldukları meblâğın bir mislini de Birleşik Amerika'dan almak suretiyle temin etmektedir.

Bugün Unicef'in bütçesi 20 milyon dolardır. Fakat tahmin edersiniz ki, yapılmağa çalışılan işlerin vüs'ati karşısında bu meblâğ çok az gelmek­tedir. Bilhassa teşkilâta üye olan memleketlerin her sene dahilî vaziyet­leri dolayısiyle ayni miktarda yardımda bulunamamaları bizleri müşkül duruma sokmaktadır.

Türkiye'nin kendi hissesine düşmekte olan her türlü yardımı yapmakta olduğuna işaret eden Mr. Spaak, bu seferki ziyaretinin Ankara'da kurul­ması mutasavver pastörize süt tozu fabrikasiyle ilgili anlaşmasının imza­lanması zamanına tesadüf etmesinden bilhassa memnuniyet duyduğunu ifade etmiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir: "Bu süt fabrikası için Hü­kümetinize 115 bin dolarlık bir yardım yapılması hususunda hazırlıklara girişilmiştir,

Unicef teşkilâtının yapmakta olduğu yardımlardan bahseden M. Spaak, Avrupa'da bugüne kadar 20 milyondan fazla çocuğun verem aşısına tâ­bi tutulduğunu söylemiş ve halen dünyada veremli çocuk nisbetinin son derece yüksek olduğunu belirtmiştir.

Daha sonra M. Spaak, bu teşkilâtın faaliyetinin vüs'atinin çok kimseler tarafından bilinmediğine işaret ederek gazetecilerden, ellerinden gelen gayreti sarfederek, bu teşekkülü halk efkârına tanıtmalarını rica etmiştir. Unicef hakkındaki konuşmasını müteakip Avrupa Birliği Umumî Kâtibi Spaak gazetecilerin muhtelif suallerini cevaplandırmıştır.

6 Nisan 1953

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Kayseri Mebu­su Fikri Apaydm'm başkanlığında toplandı.

Dolar sahası haricinde kalan birçok memleketlerin para ihtiyatlarının as­lığı bugün bir mesele haiinde göze çarpmaktadır. Bu meselenin hallini mümkün kılacak bir usul bulmak lâzımdır. Filhakika âza memleketlerin birçoğunda, mevcut altın ve dolar ihtiyatları, mübadelelerde içtinap edil­mesi pek müşkül olan temevvüçîere mukavemet edemiyecek derecede az­dır. Dünya çapındaki milletlerarası müesseselerin daha müessir bir şekil­de kullanılması ve bunlara yeni bir hayatiyet verilmesi lâzımdır.

İngiltere Hazine Vekilinden sonra diğer bası üye memleketlerin temsilci­leri de söz alrmş, gerek teşkilât tarafından hazırlanan son rapor, gerekse tngiltere delegasyonunun beyanatı üzerinde görüşlerini bildirmişlerdir. Toplantının ikinci günü hükümetiniz adına, söz alarak gündemdeki konu­lar ve bu konularla ilgili meseleler hakkında görüşümüzü belirten geniş hir beyanat yaptım.

Bu beyanatın ana hatlarını da hulasaten arzedeyim:

Avrupa Tediye Birliği kuruluşundan beri âza memleketlerin iktisadî kal­kınmasında değerli bir rol oynamış, bu memleketlerin daha müreffeh bir seviyeye ulaşmasında mühim âmillerden biri olmuştur. Bu sayededir ki mübadeleler genişlemiş, Birliğe katılan memleketler paralarının transferabiütesi temin olunarak müstakbel konvertibilite yolunda mühim adım­lar atılmıştır. Bu müşahedemiz ve diğer üye memleketlerin beyanatıyla teşkilât raporundan aldığımız intibalar, Birliğin istikbali bakımından pek kıymetli bir zaman teşkil etmektedir.

Bize göre, Tediye Birliğinin en as bir yıl daha uzatılması elzemdir. Bu hususu kabul ettikten sonra Birliğin genişlemesini temine matuf tedbir­lerle konvertibilite işine ait tetkiklere başlamakta bir mahzur görmemek­teyiz. Ancak bu tetkiklerin büyük bir itina ile yapılması ve îdare Komi­tesinin mesaisine bütün âza memleketlerin katılması behemahal lâzım­dır.

Bu cihetleri böylece belirttikten sonra Kota mevzuuna geçerek bu nokta­nın Türk heyetince bilhassa ehemmiyet verilen bir mevzu olduğuna işa­retle mübadelelerimizin artması neticesinde bizde ve diğer bazı memle­ketlerde dış ticaret hacmiyle kotalar arasındaki nisbetin hissolunur dere­cede azalmış bulunduğunu belirttim.

Kotaların umumî olarak arttırılmasına bugünkü şartlar müsait olmasa bile dış ticaret hacmiyle kotası arasındaki nisbet fevkalâde azalmış olma­sı dolayısiyle durumu gayri müsait olan memleketler hakkında esaslı bir revizyonun muhakkak surette lâzım geldiğini ifade ettim.

Memleketimizin durumu bu bakımdan bilhassa ele alınması iktiza eden bir mahiyet arzetmektedir. Filhakika memleketimizin istihsal ve mübade­le hacmi kotaların tesbiti tarihine nazaran iki mislinden fazla bir artış kaydetmiş ve bu artış diğer hiçbir âza memleket istihsal ve mübadelesin­de görülmemiştir. Bu vakıa, kotamızın da bu artışla mütenazır olarak tezyid edilmesine kâfi bir mesnet olduğundan, bu lüzum ve zaruret üze­rinde ısrarla durmuş bulunmaktayız.

Ehemmiyet ve lüzumuna kani olduğumuz diğer bîr husus da orta ve uzun vadeli krediler ve âza memleketler arasında yapılacak envestismanlar sa­yesinde birçok güçlüklerin giderilerek tediye muvazenesi açıklarının kapa­tılmasının kolaylaşacağı, yolunda olduğundan, teşkilâta, bu meseleleri de

derpiş etmesini ve aynı zamanda mezkûr kredi ve envestismanların tev­hit edilmesi lâzım geldiği iktisadî sahaları hususi bir tetkik mevzuu yap­masını teklif ettim.

Bu bahiste Birliğe nazaran en semereli olacak yatırımlar dolarla temin edilen maddelerin istihsaline matuf olanlardır. Birliğin bazı azaları hu­bubat, pamuk ve madenler gibi esaslı maddeler istihsalini kısa zamanda geniş ölçüde arttırma hususunda büyük İmkânlara maliktir. Diğer taraf­tan bazı âsa memleketlerin de bu maksatlara hadim olacak envestisnıanlan yapmağa yeter mühim malî menbaları mevcuttur. Şu halde gayemize ulaşma hususunda esaslı müşkülâta maruz kalınacağına göre Konseyin ve Teşkilâtın bu lâzimeyi de gözönünde bulundurmasının pek yerinde ve gayelerimize uygun bir tedbir olacağını ifade ettim.

Mübadele Komitesinin, mevcut serbesti nisbetlerinin arttırılmasını tavsi­ye eden raporuna da bu beyanatımda ehemmiyetle temas etmiş olduğu­mu arzederim.

İthalâtta kabul olunan serbesti nisbetini genişletme yolunda alacaklı memleketlerce daha fazla gayret sarfolunması ve bu gayretlerden Birliğe karşı borçlu memleketler durumuna hususî, bir dikkat gösterilmesi lüzu­mu bu konudaki sözlerimin mihverini teşkil etmiştir. Cereyan den görüş­meleri ve Konseyde yaptığım beyanatı böylece hülâsa ettikten sonra mü­zakereler neticesinde yapılan tavsiye ve alınan kararlara geçebilirim:

1Konsey bilhassa Birlik içinde ehemmiyetli derecede   alacaklı olan
hükümetlerin serbesti tedbirlerini genişletme yolunda hususi bir gayret
sarfetmelerini ve mübadelâtın inkişafına mani engellerin bertaraf edilme­
sini hadim olacak tedbirleri almalarım,

Borçlu vaziyetinde bulunan memleketlere mahsus zorlukları gozönünde bulundurarak gerek serbestinin genişletilmesi yoluyla olsun, gerek başka­ca tedbirler ittihazı suretiyle olsun ziraî maddeler ithalâtının tezyidine ça­lışmalarım,

tavsiye etmiş bulunmaktadır. Bu tavsiyelere uygun olarak âza memle­ketler tarafından alınacak tedbirler kısa bir süre sonunda teşkilâta tebliğ edilecektir. Bu münasebetle şu ciheti de arzedeyim ki, karar projesinde ziraî maddeler ikinci merhale olarak tavsiye edilmekte iken tarafımızdan yapılan tâdil tklifi kabul olunmuş ve ikinci merhale sözleri kaldırılarak tesbit edilen formül arzumuza uygun olan ve demin arzettiğim şekli ikti­sap etmiştir.

2Avrupa Tedij^e Birliğinin 30 Haziran 1953 tarihinden itibaren yeni­
den temdidi hakkında varılan mutabakat,

Bu hususta elde olunan mutabakata göre:

Avrupa Tediye Birliği 1 Temmuz 1953 tarihinden itibaren bir yıl daha
meriyette kalacaktır.

Daha serbest bir mübadele ve tediye sistemine ve paraların konverti-
bilitesine doğru sağlanacak terakkiyi mümkün kılmak   için âza memle­
ketlerden biri tarafından yapılan talep üzerine Birliğin meriyette bırakıl­
masından doğacak taahhütler Konsey tarafından tetkik olunabilecektir.

di. Kürsüye gelen Necip Bilge bu kanunun ehemmiyeti ve lüzumu üzerin­de durdu. Anayasa Komisyonunun bu hususta salahiyetli olduğuna işaret ederek, Anayasa Komisyonunda buna mümasil ve müteallik birçok ka­nunları misal olarak saydı ve tasarının tetkikinin, Anayasa Komisyonuna ait olduğunu söyledi. Aynı mevzuda bir tasarı vermiş bulunan Sinan Te-kelioğlu da kanunun yukarıda yazılı iki komisyon tarafından incelenerek Meclise getirilmesi lüzumunu "belirtti. Neticede kanun tasarısının Anaya­sa Komisyonunun selâhiyeti dahilinde olduğu ve oraya havalesi ekseriyet­le kabul olundu.

Kanunların sözlü sorulara tercihan görüşülmesi takriri okunurken Feyzi Lütfü Karaosmanoğlu'nun söz istediği görüldü. Karaosmanoğlu, "Mecli­sin kanun, yapmak kadar murakabe vazifesi de olduğunu ileri sürerek, bu bakımdan sözlü sorulara hiç olmazsa dört toplantıda bir defa yer veril­mesini istedi ve bugün sözlü soruların konuşulmasını teklif etti. Bu teklif büyük ekseriyetle kabul olunarak bunların sözlü sorulardan evvel görüşül­mesi hakkındaki takrirler reddedildi.

Urfa Mebusu Feridun Ergin'in 1951 ve 1952 seneleri zarfında Urfa vilâ­yetine yapılan yardım hakkında sorduğu sözlü soruyu İçişleri Vekili Et-hem Menderes ve Bayındırlık Vekili Kemal Zeytinoğlu cevaplandırdılar.

İçişleri Vekili bu vilâyete 1951 de 25.000, 1952 de 70 bin liralık devlet yardımı yapıldığım ve 12 köyün içme su işinin halledildiğini ve 14 köyün içme suyunun inşa halinde olduğunu ve 1952 de il ve köy yollarına 43 0.000 liralık yardım yapıldığını ve hususi idare bütçesinden 41.000 lira ayrıldı­ğını söyledi.

Bayındırlık Vekili de Urfa vilâyetine, içme su isleri, yol inşa ve tamiri için ceman 1.160.000 liralık para harcandığını, Urfa vilâyeti dahilinde yemden

yapılması kararlaştırılan devlet yollarından Urfa - Mardin yolunun 17 milyon liraya ihale edildiğini ifade etti.

Tekirdağ Mebusu Şevket Mocan'm 1952 yılında kaç vatandaşın harice se­yahat ettiğine, bunlardan kaçının döviz verilmeden 100 Türk lirası ile gittiğine dair sözlü sorusuna Maliye Vekili cevap verdi. 1952 yılında 4290 vatandaşın harice gittiğini, bunlardan 12829 una döviz tahsis edildiğini, 30278 vatandaşın beraberinde çıkarmağa selâhiyetli olduğu 100 lira ile seyahat ettiğini açıkladı. DÖvissiz gidenlerin hangi şartlar ve ne şekilde seyahat ettiklerinin kendisince meçhul olduğunu, döviz ve para kaçak­çılığına mani olmak için kanunî selâhiyetin alınması gayesiyle yakında Meclise geleceğini belirtti. Vekil, döviz durumu hakkında da izahat vere­rek hakikatte döviz borç ve taahhüdümüzün 61 milyon lira olduğunu an­lattı.

Üçüncü soru Sinop Mebusu Muhtar Acar'ın İstanbul Sergisine dairdi. İç­işleri Vekili Ethem Menderes, İstanbul Sergisinin geçirdiği safhaları izah _etti. Burada 1951 de 19, 1952 de 11 şehir meclisi azasının vazife aldığım,

hesapların selâhiyetli makamlarca incelendiğini ve halen İstanbul Şehir Meclisinde olduğunu ilâve ederek, soru sahibi daha fasla izahat isterse hizmetine hazır olduğunu söyledi. Yine Muhtar Acar'ın İstanbul Şehir Meclisi Komisyonlarının faaliyetine dair sorusuna sözü nakleden İçişleri Vekili: 24.6.1949 tarihinden itibaren Genel Meclisçe alman bir kararla komisyon asalarına hakkı huzur verilmeğe başlandığım ve 15.12.1951 gü­nü Vekâletçe alman bir kararla, bu hakkı huzur tediyesinin önüne geçil-image008.gifdiğim, istanbul Belediye bütçesinden istihkak sahibi oîmıyanlara hiçbir suretle tahsisat ve para verilmediğim belirtti. Eyüp'te Dökmeeilsr'deki ar­sa meselesine de temas etti. istanbul Belediyesince ucuz ev yaptırmak gayesiyle İstanbul'un muhtelif yerlerinde arsalar satın alındığını, bu arada Daimî Encümenin Eyüp'te 70 bin metre murabbas arsayı beher metresi 225 kuruştan pazarlık suretiyle almağa karar verdiğini, fakat bu sırada- Daimî Encümenin değişmesi dolayısiyle yeni gelen encümenin bu arsayı almakta gösterdiği istiğna dolayısiyle tekrar pazarlığa girişerek metre murabbamı 120 kuruşa satm aldığını bildirdi. Bu1 arada yine Muh­tar Acar'ın Sokoni Vakum Türk Anonim Şirketi ile yapılması gereken mukaveleyi de bahis mevzuu etti. Bu kupanyamn Amerika'daki şirke­tin bir şubesi olmaktan çıkarak bir Türk şirketi haline geldiğini istanbul Belediyesinin bu şirketle yeni bir mukavele yapacağını ve bu hususun ha­len incelenmekte olduğunu ve şirketle yakında bir mutabakata varılaca­ğını sözlerine iiâve etti.

Soru sahibi Muhtar Acar, Vekilin izahatından sonra sorularına dair iddia­lar ileri sürdü. Vesikalar ibraz edeceğini açıkkyarak, bu sorulara taallûk eden mevzuların tahkik ve tetkik ettirilmesini Vekilden istedi. Tekrar kürsüye gelen içişleri Vekili: "Muhtar Acar arkadaşımızın huzurunuzda verdiği izahat içinde münderiç bulunan bütün maddeleri ayrı ayn tetkik ve tahkik mevzuu yapmak suretiyle kanunî neticeye varacağım. Suiisti­mal şemmesi taşıyan hiçbir maddeye en küçük bir müsamaha gösterilini-yecektir. Huzurunuzda bahsedilen meseleleri kanun yollarıyla bir neti­ceye bağlamayı vazife hayatımın en büyük bahtiyarlığı addedeceğim" de­di.

Kars Mebusu Sırrı Atalay'm valilere buulunduklan mmtakalara göre farklı ve fevkalâde selâhiyetler verilip verilmediğine dair soruyu cevap­landıran İçişleri Vekili, böyle bir selâhiyetin ve hususî talimatın verilme­diğini beyan etti. Kürsüye gelen Kars Mebusu Sırrı Atalay'm konuşması, Diyarbakır Mebusu Yusuf Azizoğlu ile karşılıklı münakaşa halinde inki­şaf etti. Van Mebusu Ferid Melen'in Türkiye Emlâk Kredi Bankasınca ticarî krediler hakkındaki sorusunu Maliye Vekili Hasan Polatkan ee-vapîandırdı. Bankanın kredi verdiğini ve bu faaliyetin bankanın kuruluş maksadına uyduğunu ve 1952 sonuna kadar 6.100.000 liralık plasman ay­rıldığını ve ticarî kredilerin İstanbul, Eskişehir, İzmir ve Adana şubele­rinde de verildiğini söyledi. Ferid Melen, Vekilin izahatından sonra ban­kanın açtığı ticarî krediler hakkında tenkidler yaptı, bazı eşhasa fuzulî ticarî kredi açıldığından şikâyet etti.

Vakit geç olduğundan yarın tekrar toplanmak üzere celseye son verildi.

B. M. Meclisinin 10 Niscn 1953 tarihindeki

10 Nisan 1953

Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saatlö te toplanarak çalışmalarına devam etti. Üç saat kadar süren bugünkü toplantıda Millî Korunma Kanununun tadili üzerindeki görüşmelere devam edileli.

Oturum reis vekillerinden Fikri Apaydm'm riyasetinde açıldı. Kastamonu Mebusu Ziya Termen'in gündemle ilgili bir önergesi okundu. Önerge, ka­nun tasarısı ve tekliflerinin sözlü sorulardan evvel görüşülmesini teklif etmekteydi. Gümüşhane Mebusu Ahmet Kemal Varınca Önergenin aley­hinde konuşacağım beyan ederek söz aldı. Haftanm iki gününde suallerin, iki gününde de kanunların müzakere edilmesinin doğru olacağım ileri sürdü. Fakat önerge kabul olundu ve kanunun muvakkat birinci maddesi­nin b fıkrasının müzakeresine geçildi. Bu madde üzerinde birçok hatipler mütalâalarım beyan ettiler. Fıkra küçük bir kelime tashüi ile aynen ka­bul edildi. C fıkrasına geçildi. Bu fıkra ailesiyle birlikte oturduğu yerden başka bir yeri mesken olarak işgal edenlerin bu ikinci yeri serbest olarak kiraya verebileceklerine dairdi. İstanbul Mebusu Füruzan Tekil fıkranın ayırıcı bir mahiyeti olduğunu söyledi. Bingöl Mebusu Feridun Fikri Dü­şünsel, Konya Mebusu Hidayet Aydıner, Ankara Mebusu Hamit Şevket İnce söz aldılar. Konuşmaların sonunda riyasete maddede ufak tefek ta­diller teklif eden önergeler verildi. Oya müracaat edildi ve Önergeler dik­kate alındı. Ç fıkrasının müzakeresinde Hadi Hüsman, Feridun Fikri Dü­şünsel, Abdullah Aytemiz konuştular. Maddede tashih talep eden önerge­ler oya konuldu. Önergelerin dikkate alınması kararlaştı. E ve F fıkrala­rı aynen kabul edildi. Kiraların, ev sahibi ile kiracılarının anlaşmaları ha­linde serbest bırakılmasına dair bir teklif karşılıklı uzun konuşmalara se­bep oldu. Verilen Önergeler dikkate alındı. Ç fıkrası da küçük bir tadille oya arzedüdi. İlâve teklifler gelecek oturuma bırakıldı.

Vakit geçtiği iğin Meclis Pazartesi günü toplanmak üzere dağıldı.

E.M. Meclîsinin 13 Nisan 1953 tarihindeki toplantısı:

13 Nisan 1953

Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te toplandı. Millî Korunma Kanunu­nun bazı maddelerinin tâdili görüşüldü. Şehrimizde misafir bulunan Al­man Parlâmentosundan bir heyetm müzakereler sırasında Meclise gelişle­ri, mebusların tezahüratına sebep oldu. Bu arada, riyaset makamını işgal etmekte olan Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan'm kısa ve özlü bir hitabesi, Alman Mebuslarına karşı gerek Meclis ve gerekse Millet ola­rak duyulan iyi hislerin samimi bir ifadesi halinde belirdi. Yarım saat kadar müzakereleri takibeden Alman heyetinin Meclisten ayrılışı da al­kışlarla karşılandı. Çalışmalar saat 17 ye doğru bitirildi.

Oturum, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraitan'ın riyasetinde açıldı. Sözlü soruların görüşülmesi hakkındaki takrirler reye konulup reddedil­dikten sonra Konya Mebusu Hidayet Aydıner söz alarak gündemin çok yüklü bulunduğunu, Millî Korunma Kanununun müzakeresinin bir hayli uzun sürdüğünü, bunun hemen arkasında aynı şekilde uzun sürecek Tu­rizm Endüstrisi Kanunu mevcut olduğunu bildirdi ve ruznamede tevhidi içtihat müessesesini alâkadar eden bir lâyihanın mevcut olduğunu ve bu­nunla ilgili yüzlerce işin Temyizde birikmiş olduğundan bahisle bu lâyiha­nın müstaceliyetle ve takdimen görüşülmesini istedi.

Meseleler doğrudan doğruya ve açıkça ortaya konulmak suretiyle suçluların tecziyeleri yoluna gidecek bir istikamette yürünmüyordu. Çünkü suç yoktur ve suçlu mevcut değildir. Bu vaziyette muayyen kimseleri çürütmek hedefi güdülmüş ve bu dil al­tındaki baklalar, kulaktan kulağa giden lâflar, şahıs mı, zümre mi, hükü­met ve iktidar mı olur, öyle bir hedefe teveccüh etmiştir. Hedef tutulanı, artık kendiliğinden tutulamaz hale getirmek gayreti güdülmüştür. İşte ben, böyle bir mücadelenin içinde olduğumuzu epey zamandanberi hisset­mekteyim. Kulaktan kulağa götürülen bu fısıltıların sayın Ferid Melen tarafından bu kürsüye getirilmiş olmasını, getirdiğini işittiğim zaman, ha­kikî bir sevinçle karşıkdım. Bu suretle bugün, sizinle beraber bu sunsti-mal dedikoduları ile ne derecelere kadar mücadele azmini taşıdığımızı, bu kürsüden sizlere ve umumî efkâra ifade etmek fırsatını buldum. Bundan dolayı bilhassa bahtiyarım.

Başvekil Adnan Menderes, önerge sahibinin iddialarını Öğrenince, bunla­rı o esnada toplanmakta olan Vekiller Heyetinde bahis mevzuu ettiğini söylemiş ve Vekiller Heyeti toplantısında Maliye Vekili Polatkan'a şöyle hitap ettiğini bildirmiştir:

"Polatkan, bunlar olmuş .mudur, olmamış mıdır, bilmiyorum. Aldı­ğım malûmat, senin bu islerde asla dahlin ve tesirin olmadığı hakikatini gösteriyor. Ancak bu, bir taraflı malûmattır. Yarın dâvamız, bir yüksek hakemin, Büyük Millet Meclisinin huzurunda bahis mevzuu edilecektir. Şimd burada, bitarafız. Yarın dâvanın görüleceği yerde, hakemle bera­ber biz ve iddiacı, üç taraflı olacağız. Şayet bu muhakeme esnasında bu dediklerinin gayri zuhur ederse, kendini lâyıkiyle müdafaa edemezsen ve idaresi sana mevdu müessesenin politikasını gereği gibi idare ettiğin ka­naati, yüksek Mecliste, o yüksek hakemin vicdanında ve senin şeref ve haysiyetine iştirak eden vekil arkadaşlarının ve benim, vicdanlarımızda inandırıcı bir tesir yapmıyacak olursa, sevgili kardeşim Polatkan, Büyük Millet Meclisi kürsüsünden inmeden istifanı kürsüde vereceksin."

Başvekil Adnan Menderes, sözlerine şöyle devam etmiştir:

"Ağır bir iddiaya maruz kalmışızdır. Hattâ Ferİd Melen arkadaşım gecen celsedeki konuşmasını yaptığı zaman, Hasan Polatkan'in lâyık olduğu ce­vapları vermemiş olmasından dolayı vicdanlarınız burkulmuştur, eza ve iztırap duymuştunuz. Polatkan'm kendisini müdafaa edememiş olması üaerine, vicdanlarınızı, bunca murakabe ve gayretlerimize rağmen biaim iktidarımız zamanında da bu nevi işler yapılmakta devam etmiş endişesi kaplamıştı. Fakat işini doğru gören ve hulûsla çalışan bir vatandaşın ol­duğu gibi bîr hükümetin, bir iktidarın da büyük bir mazhariyeti, bir mü­kâfatı vardır. O da şudur ki, eğer Hasan Polatkan bugün bu kürsüden kendisini hakkiyle müdafaa etmemiş ve murakabenizin kuvvet ve mehabe­ti kargısında yine bu kürsüden istifa mecburiyetinde kalmış olsa idi, bu hal iktidarımız irin bir şeref ve bir zafer teşkil edecekti. Aynı suretle, bugün bizzat müşahede ettiğimiz gibi, bizleri ikna edici bir tarzda kendi­sini müdafaa ettiği takdirde de, yine bir zafer kazanmış olacaktık, îste hulûs ile hizmet etmenin, her hal ve kârda, en tehlikeli zannolunan isnadlar ve tecavüzler karşısında dahi, ferdleri, hükümetleri ve iktidarla­rı zafere eriştiren kerameti buradadır.

Başvekil, bundan sonra, bu dedikoduları Büyük Millet Meclisi kürsüsüne

getiren Van Mebusuna teşekkür etmiş, bu dedikodulara kayıtlara îstinadan cevap verildiğini söylemiş, önerge sahibinin bu dedikoduların ilk de­fa konuşulduğu zamanki edası ile biraz evvelki edası arasında mevcut farkı belirtmiş, bunun herhalde tecrübesizlikten geldiğine işaretle demiş­tir ki:

"Memlekete hizmet endişesiyle hareket etmekte olan Ferid Melen arka­daşıma daha ihtiyatlı ve daha tedbirli olmasını tavsiye ederim. Temennim 4e budur. Kendisi yarın için bu memlekete hakikaten daha iyi hizmetler yapmak imkânını bulur. Fakat kucak kucak kahve ve kulis dedikodula­rını buraya getirip önünüze sermesin. Delil ve ispat istiyen, vicdanlar karşısmda altından kolayca kalkılamıyacak olan bu gibi hareketlere te­vessül etmesin. Başka defa daha ihtiyatlı hareket etse, herhalde daha ba­siretli bir iş görmüş olur. Sayın Ferid Melen arkadaşım, ben suiistimalle­ri takibe devam edeceğim, diyor. Mevcut olmıyan bu suiistimalleri takip­te devam etmiyecek olursa, hakikaten hatırım kalır."

Başvekil Menderes, sözlerine şöyle devam etmiştir:

"Suiistimalleri takip, herhangi bir kimseye münhasır bir imtiyaz değil­dir. Bununla hepiniz vazifeli bulunmaktasınız. Dünkü idarede bu kürsü­den bunlar konuşulamazdı. Bunları gazeteler yazamazdı. Banka kasala­rından kıymetli evrak çalınır gibi banka esrarına nüfuz edilemezdi. Bu suiistimallerle mücadelede sen ne yapıyorsun diye bana sorulacak olursa, yeni girmiş olduğumuz açıklık devrinin, yeni açılan demokrasi devrinin, suiistimalleri yüzde 90 nisbetinde kendiliğinden bertaraf etmek için kâfi teminat teşkil eylediğini ifade ederim, her şey, matbuatın, Türk umumî efkânnm ve bizzat sizlerin dikkatK ve itinalı gözleriniz önünde cereyan et­mektedir. Eğer bahsedilen ve bugün bu kürsüye getirilen dedikodulardan başka bir gey mevcut olsa idi, elbette şimdiye kadar buraya çoktan geti­rilirdi. Bunda şüphemiz yoktur. Hiçbir veçhile pervamız da yoktur."

Başvekil, bundan sonra, "Bu kürsüde vefalı ve âlicenap olmak lâzimgelir" demiş ve soru mekanizması üzerinde durmuştur:

"Soru, ihbarlı bir müessesedir. Soru sorulacak, Vekile verilecek, Ve­kil tetkik etmek ve cevap vermek için hazırlanacak ve ondan sonra yük­sek huzurunuza -çıkacaktır. Mesuliyet hissi, devlet işlerinin yüksek sevi­yesi, bunun böyle olmasını icabettirir. Fakat öyle olmuyor. Vekil, âni ola­rak, kendisine sorulan sualin içinde bulunmayan bir yeni vaziyetle karşı karşıya bulunduruluyor. Vekil o zaman cevap veremiyor ve sîzlerin vic-damnısda da, Vekil niçin buna cevap veremiyor, acaba suçlu mudur ki cevap veremiyor istifhamı beliriyor. Eğer böyle bir hücum Vekil için me-mûlün d'şinda bir mahiyet arzetmese idi, bugün huzurunuzda vermiş ol­duğu malûmatı, soru münasebetiyle daha ilk günden toplar ve birdenbire yapüan hücuma maruz kaldığı anda derhal vermek suretiyle iddaciyı o Kaman iskât edebilirdi. Böyle yapmamış olmasının, bu muamelelere nü­fus etmemiş bulunmasının tek mânası, Vekilin yüsde yüz masum oluşu­dur.

Maalesef, Ferid Melen arkadaşımız, bugün de aynı baskıyı ve arkadan hançerleme taktiğini tekrar etti. Yine burada bugün, kendi sorularına göre, hangi hesaplar üzerinde konuşacağımızı, bizzat kendisinin zabıtlar-daki ifadelerinden çıkararak ona göre hazırlandık ve buraya geldik, bu sefer de şu veya bu apartımanlar ve ikazlar bahig mevzuu edildi. Çok rica ederim: bunları da bize versinler, gelecek defa da onları konuşalım.   Çiğ image009.gifyemedik ki karnımız ağrısın. Hakikat ortaya çıkmalıdır ve hakikatin or­taya çıkmasında bize yardım etmelidirler. Ortaya çıkacak olan hakikat Demokrat Parti iktidarının temiz ve dürüst olmak hususunda tam bir azim ve karar sahibi bulunduğudur."

Başvekil bundan sonra, Van MebusuFerid Melen'in bu önerge vesilesiyle birçok telgraf ve yüzlerce mektup aldığı hakkındaki sözlerine temas et­miştir.

Yirmi iki milyon vatandaşın içinde, demiştir, türlü fikir ve kanaate sahip, hattâ zayıf düşünceli vatandaşların mevcut olmadığını iddiaya imkân var mı? Bir kere o telgrafların ve mektupların mevcut bulunduğu ve imzala­rın kimlerin imzaları olduğu sabit olmalıdır. Beyyinenin kuvveti ancak o zaman nazarlarımızda taayyün edebilir. Ben zannediyorum ki, Ferid Me­len arkadaşım, sözlerinin hakikat olduğunu ispat için bu derece masenide bir beyyineyi ortaya atmakla, bir dâvanın kazanılmasında şimdiye kadar hiçbir kimsenin kullanmadığı bir usulü icad şerefini kazanmış oluyor. Başvekil Adnan Menderes, Van Mebusu Ferid Melen'in Banka Kanunu­nun ikinci maddesini okuduğunu, bu maddede bankaya verilen vazifelerin ehemmiyet derecesine göre sıralanmış olduğunu, Önerge sahibinin banka­nın vazifesinin sadece mesken yaptırmaya inhisar ettiği mütalâasında bulunduğunu söylemiş ve şöyle demiştir:

Bir mebus, bir kanunu, kendince anlamak hakkına sahip değildir. Kanun­lar, objektif hükümlerdir. Âmmenin onları anlayış tarzının ehemmiyeti vardır. Ferid Melen arkadaşımızın, herhangi bir mânevi tazyik karşısın­da, ben kanunu böyle anlıyorum, demesi bir mâna ifade etmez. Bundan başka bir mebus eğer kanunu muayyen bir tarzda anlıyorsa veyahut ka­nunun öyle olması lüzumuna kani ise, bir tadil teklifi ile huzurunuza ge­lir, bunun kabulünden sonra eski kanundaki maddelerde yazılı vazifelerin bankaya verilmesi caiz değildir der, burada kanunun o maddesini okur­ken hazfettiği vazife ve ibareleri hakikaten hazf ve ilga ettirir, bundan sonr ada kanun öylesine tatbik olunur. Fakat metin orada başka şekilde dururken, o metnin sarih mânasını ihmal etmek ve "ben kanunu böyle anlıyorum, benim anladığıma göre siz kanun hükümlerinden inhiraf etti­niz" demek, hiçbir hakikatin ifadesini teşkil etmez.

Başvekil, daha sonra, Van Mebusu Ferid Melen'in "Bana çamur attınız, binaenaleyh bu çamuru temizîiyeceğim" sözlerini cevaplandırmıştır.

Çamur atılan acaba kimdir, diye sormuştur. Hem de bir defa atılmakla iktifa olunmamış, sonradan, hedefi tayin edilmeden avuç avuç serpişti-rilmekte devam edilmiştir. İnsanın, zalim olduğu halde mazlum görünmek suretiyle efkârı lehine eelbetmek istemesi, bir taktiktir. Fakat dikkatli huzurunuz, bu gibi taktiklerin bir değer ifade etmiyeceği bir yerdir.

Biliyorsunuz ki Ferid Melen arkadaşım, Maliye Vekili arkadaşımızı, dola-yısiyle hepimizi nüfuz ticareti yapmakla, nüfuz ticaretinin câri olduğu bir devir ve bir idareyi ayakta tutmakla itham etti. Şimdi, kasdım o değil, tamim etmeyiniz, bütün insanlar öyle değildir, diyor. Manen öyle olmasa ve yalnız Maliye Vekili bahis mevzuu bulunsa dahi, elbette ona mütevec­cih olmak üzere hücum ve kıyama geçen kendisidir. Vekil olmak, sabah­tan akşama kadar mutlaka kendisine istenilen tariz ve taarruzla.r yapı­labilecek bir mevkie gelmek değildir.

Mebus arkadaşlarım beni elbette mazur görürler: Mebus mutlaka Vekile

istediğim söyler, Vekil de haysiyetinin müdafaasında icap eden aksülâmeli göstermez, diye bir kaide yoktur."

Başvekil, beyanatında kredi politikasından ve bunun arzettiği gelişmeler­den de bahsetmiş ve şöyle demiştir:

Maliye Vekili bankanın politikası hakkında sizleri tenvir ederken, tahmin ediyorum ki şimdiye kadar bilmediğiniz bazı hakikatleri de bu vesile ile öğrenmiş oldunuz. Bankanın içinde bulunduğu inkişaf seyri, göğsümüzü kabartacak ve memleket nam ve hesabına hepimizi bahtiyar edecek dere­cededir. Bankanın faaliyetlerini bütün vatan sathına yaymak, banka yar­dımlarından çok adetçe vatandaşı müstefid etmek ve banka kaynakları­nı ve yardım imkânlarını akla hayale sığmıyacak derecede genişletmek elbette banka politikasının iyi bir yolda yürüdüğünün şaşmaz delilleri­dir, önerge sahibi, memlekette 364 bin meskene ihtiyaç olduğunu ifade etti. Daha çok meskene ihtiyaç vardır. Fakat asırların ve uzun yılların ihmalleri ile birikmiş olan bu ihtiyaçların tahassül etmiş, bulunan bu pe­rişanlık manzarasının, elbette iktidarımız tarafından bir mucizevî değnek­le dokunularak bir senede ortadan kaldırılacağını hayal etmek, aklı ba­şında hiçbir vatandaşın fikrinden geçmez. Uzun yılların bu ihmallerini ve biriktirdiği ihtiyaçları, geceyi gündüze katarak, emekten ve günden zerre israf etmemeğe çalışarak süratle telâfi etmekteyiz. Nasıl ki Ziraat Ban­kasının 300 milyon lirada bulduğumuz ikrazat yekûnu bir buçuk milyara yaklaştırmak yolunda isek ve böylece ziraat sahasında gayet cılız olan krediyi süratle memleketin ihtiyaçlarına yetecek bir raddeye getirdi isek, vazife başında bulunduğumuz zaman için sizlere tebşir ve vaad ederim ki memleketin mesken ihtiyaçlarını karşılayacak olan Emlâk Bankasının kaynaklarım da aym hızla yakın zamanda milyara yaklaştıracağız."

Başvekil bundan sonra, bir şey Öğrenmek için detektifvâri malûmat te­min etmek meselesi üzerinde de durmuş ve şöyle demiştir:

"Bir mevzuu öğrenmek hususunda Ferid Melen arkadaşım bir yazılı soru verseydi ve banka ile benim aramda kalmak şartiyle §u hususları açıkla­yın deseydi, biz, kasalarımızın en derin köşelerine inerek en mahrem te­lâkki edilecek malûmatı acaba kendisine vermekte tereddüt mü edecek idik? Eğer yazılı soru vermiş ve cevap alamamışsa, kürsüye böyle bir şi­kâyetle gelirdi. Hiçbir hükümetin bir mebusun sorduğu suale cevap ver­memek haddi değildir. Bunu huzurunuzda cesaretle bin defa tekrar ede­bilirim. Hata olabilir, unutulmuş olabilir. Bir telefonla mesele hatırlatıla-bilirdi. Vermediğimiz, vermemekte İsrar ettiğimiz ve bunun için kendisin­ce kabul olunmayan mucip sebepler gösterdiğimiz bu noktayı ileri sürerek huturunuza gelir ve Hükümeti huzurunuzda mahkûm edebilirdi.

Bu memlekette millî iradeye dayanılarak kurulmuş olan idare, açıklık ve dürüstlük idresidir. Hepiniz, bu idarenin müfettişleri, murakıplarısınız. Hepiniz, millet işlerinin sahiplerisiniz. Millî murakabenin işlemediğinden şikâyet olunuyor. Millî murakabenin Türkye kadar işlediği bir memleke­tin bugün mevcut olduğunu tasavvur etmiyorum. Büyük Millet Meclisi­nin suallere cevap vermek için tahsis ettiği saat miktarı, bu celselere iş­tirak eden mebus nisbeti, dünyada mevcut perlâmentolann hiçbiri ile kı-yaslanamıyacak derecede büyüktür. Bu, nereden geliyor? İşi gücü bıra­kalım, sabahtan akşama bîsut suallerin uzun lâbirentleri içinde memleket ihtiyaçlarını bir tarafa terkedelim, sonra çabuk yorulalım, çabuk yıpranalım ve böylece asıl büyük maksatlara da çabukça ulaşamıyalım.

Van Mebusu Ferit Melen'in sözlü sorusu münasebetiyle Maliye Vekili Hasan Polatkan'ın beyanatı:

-15 Nisan 1953

Ankara:

Maliye Vekili Hasan Polatkan, Van Mebusu Ferid Melen'in sözlü sorusu münasebetiyle bugün Büyük Millet Meclisinde aşağıdaki beyanatta bu­lunmuştur:

"Muhterem arkadaşlar,

Van Mebusu Ferid Melen'in Emlâk Kredi Bankasının ticarî kredi muame­leleri hakkında vermiş olduğu sözlü soru münasebetiyle yaptığı konuşma sonunda içtüzüğün 177 nci maddesi gereğince soruşturma komisyonu ku­rulması talebini ihtiva eden takririni tahlil ettiğimiz takdirde Üç noktanın bulunduğunu göreceğiz.

Ferid Melen:

 Türkiye Emlâk Kredi Bankasının faaliyet ve muamelerinde tuttuğu
yolun, yaptığı ikrazatın, açtığı hesapların bu müessesenin kuruluş mak­
sadına, kanun ve statü esaslarına tamamen uygun düşmediğini,

 Ticarî krediler için ayrılmış olan altı milyon liralık plasmanın üçte
birinin Maliye Vekilinin yakınlarına tahsis olunduğunu,

 Takrirde sarahatle ifade edilmemiş olmakla beraber  daha Önceki
konuşmasında Meclis kürsüsünde verdiği misallerden anlaşıldığına   göre,
bankaca ikrazatın iktidar partisi mensuplarına    yapılmakta bulunduğu­
nu,

ileri sürmektedir.

Temas ettiği bütün mevzulara ve bilhassa tesbit ettiğimiz bu üç noktaya teker teker cevaplarımı arzediyorum.

Emlâk Kredi Bankasının bugünkü politikasının, mevzuata uygun olup olmadığını tesbit edebilmek için ilk önce bu banka kanununun ve statüsü­nün bankaya ne gibi vazifeler vermiş olduğunu gözden geçirelim.

1946 yılında yürürlüğe giren 4947 sayılı kanunun 2 nci maddesi ve bu kanuna göre çıkarılmış olan statünün 4 üncü maddesi Türkiye Emlâk Kredi Bankasının vazifelerini şöylece tesbit etmektedir:

• Bilhassa meskeni olmayan yurttaşları ucuz mesken sahibi yapmak,

 Yapj iğlerini teşvik etmek ve kolaylaştırmak,

 Tamir, tâdil, tevsi ve diğer ihtiyaçları   karşılamak    üzere elli yslı
geçmemek kaydiyle, arsalariyle birlikte hazır ve yapılacak binaların ipo­
teği karşılığında ikrazlarda bulunmak ve krediler açmak,

 Bankaya veya başkalarına ait arsalar üzerine bina yapmak veya.
yaptırmak peşin veya ipotek karşılığı taksitle satmak.

 Yapı ve yapı malzemesi endüstrisi ve ticareti yapmak ve ortaklık­
lar kurmak ve kurulmuş olanlara ortak olmak,

 Sigorta ortaklıkları kurmak ve kurulmuş olanlara ortak olmak.

 Diğer her türlü banka işlemleriyle uğraşmak,

S  İnşaatı teşvik maksadiyle ve amacına uygun işlerin sağlanmağına yardım olmak üzere arsa ve arazi satın alarak ifraz ve imar suretiyle satmak veya mübadele etmek, gerek kendi ihtiyaçları ve gerek amacına uygun iğler için gayrimenkul alıp satmak,

9  Yukarıdaki maksatları sağhyacak inşaat ve imar işleriyle ilgili her türlü plân ve proje yapma taahhüdünde bulunmak, ekspertis işleri yap­mak ve diğer her türlü işlemlerde bulunmak.

Kanun ve statünün bu sarih hükümleri bankaya, bilhassa meskeni olmi-yan vatandaşları mesken sahibi kılma vazifesinin yanında, meskenden gayri her çeşit yapı işlerini teşvik etmeyi ve kolaylaştırmayı da vazife olarak vermiş bulunmaktadır. Bu suretle tenkid mevzuu yapılmak isteni­len akar üzerine ikrazat da bankaya kanunla ve statü ile verilmiş olan vazifeler arasındadır.

Banka Kanununun 2 nci maddesinin ve statünün 4 üncü maddesinin (d) fıkraları Emlâk Kredi Bankasına diğer her türlü banka işlemleriyle uğ­raşmak yetkisini de vermiş bulunmaktadır. Maliye Komisyonunun aynı kanun hakkındaki raporunda, (mevduat rezervleriyle mukayyet olmak üzere kısa vadeli ticarî plasmanlara yer ayırması uygun görülmüş ve ka-Tiunun 2 nei maddesi bu esaslar dairesinde tanzim edilmiştir) denilmek suretiyle bankanın ticarî kredi muameleleriyle de meşgul olacağı sarih olarak ifade edilmiştir.

Bankanın çeşitli vazifelerinin arasında sayılan meskeni olmayan yurttaş­ları ucuz mesken sahibi yapabilmek üzere banka hangi kaynaklarını tah­sisi etmek mecburiyetindedir.

Bankanın kuruluş kanunu ile 5228 sayılı Mesken Yapımını Teşvik Kanu­nunda mesken yapmak İçin tahsis edilebilecek banka kaynaklarının ne­lerden terekküp edebileceği gösterilmiştir. Bankanın 4847 sayılı kuruluş kanununda mesken kredilerinden kullanabileceği paraların hazineden bankaya sermaye hissesine mahsuben verilecek ödeneklerin Vekiller He­yeti karariyle terekküp edeceği gösterilmiştir. Yani banka hazineden ser­maye hissesi olarak alacağı tahsisatla çıkardığı tahvilâtı mesken kredisi­ne tahsis ederse kanunen kendisine mesken kredisi mevzuunda verilmiş "vazifeyi ifa etmiş ve kanunun hükümlerini yerine getirmiş sayılır.

Acaba banka kendisine tevdi edilen bu vazifeyi ifa etmiş midir? Ve ban­ka kendisine tevdi edilen bu vazifeyi eski iktidar zamanında ne şekilde ve nasıl yapmıştır, kendi iktidarımız zamanında ne suretle ifa etmektedir? Şimdi bu noktalan gözden geçirelim:

Hazmeden bankaya iktidarımızdan önce ödenen sermaye hisselerinden 1946 - 1947 yıllarında %70 ini, 1947 - 1948 yıllarında 7° 50 sini ve 1948 -1949 yıllarında bankanın çıkardığı tahviller hâsılatım bu işe yatırmasına mukabil iktidarımız zamanında hazineden Ödenen sermaye paylarının %75 i, tahvil hâsıllarının tamamı yatırıldıktan maada Emlâk Bankasının kanunen mesken kredilerine yatırmak mecburiyeti olmadığı halde (b) tertibi sermaye hissesinden de (24.900.000) lirayı mesken kredilerine tah-

sis etmek suretiyle bankanın ödenmiş sermayesini teşkil eden yüz milyon liranın (69.150.000) lirasına muadil bir meblâğı kuruluş maksadında ta­yin edilen haddin pek çok fevkinde olarak mesken yapımını teşvik için ipetokli kredi muamelelerine tahsis etmiş bulunmaktadır.

Kuruluş maksadına ve kanuna uygun olmayan gidiş bu mudur?

Bu yıl daha bir ay Önce banka fevkalâde bir umumî heyet tophyarak %5 li kaynakların bütün memleket mesken kredisi ihtiyacına yetişmedi­ğini bildirerek, kanunen mecbur olmadığı halde, uzun vadeli %7 li kay­naklarını da mesken kredilerine %75 nisbetinde tahsis kararı almıştır. Kuruluş maksadına uygun olmayan gidiş bu mudur?

Mesken kredileri mebaliğinin hangi unsurlardan terekküp ettiği yolunda vâki izahatımızdan sonra, umumî olarak ipotekli kredilerin şahıs basma tahsis şekillerinden ve bankamn kredi politikasından bahsedeceğim.

Türkiye Emlâk Kredi Bankasında, eski iktidar devrinde şahıs başına %5 faiz ve 20 yıl vâde ile 40 bin liraya kadar borç para verilmişti. Böyle­ce, banka kaynağının sadece devlet bütçesine konulan sermaye hissesine inhisar ettiği ve bu suretle banka malî imkânlarının en kısır bulunduğu o devirlerde, en ucuz faiz ve en uzun vâde ile yüksek miktarlarda olmak üzere pek mahdut sayıda vatandaşlar ancak mesken kredisinden istifade •edebilmişlerdir. Şöyle ki, 1947 yılında ancak 149 vatandaşa, 1948 yılında 1009 vatandaşa, 1949 yılında 1133 vatandaşa mesken kredisi verilebil­miştir. Diğer nevi ipotekli kredilerden faydalanan (9.876) vatandaşla bir­likte 1946 yılından 1949 yılı sonuna kadar geçen dört yıllık devre içinde Emlâk Kredi Bankası ceman ancak (12.470) vatandaşa (97.986.000) lira kredi vermiştir.

O tarihlerde şahıs başına (25.000) liradan fazla miktarda verilen kredi­lerin umumî yekûna nisbeti % 19.72 dir.

1950 yılında iktidar değiştikten sonra alınan bir kararla banka, mesken kredilerindeki imkânları daha geniş ölçüde bir vatandaş kitlesinin hizme­tine tahsis edebilmek için mesken kredilerinden şahıs başına ikraz edile­cek haddi (9.000) lira ile tesbit ederek bakiyesinin diğer kredi imkânla­rından karşılanmasını prensip olarak kabul etmiştir.

Banka malî imkânlarının bu tertip ve tasnifinden sonra sadece 1950 yılı içinde, (3.034) vatandaşa, 1951 yılında (11.910) vatandaşa 1952 yılında (15.232)  vatandaşa kredi açılmak imkânları bulmuştur.

Bu çalışmanın sonunda, iktidarımız devresi olan 1950 yılından 1952 yılı sonuna kadar Türkiye Emlâk Kredi Bankasından yeniden (30.176) va­tandaşa (177.543.000) lira kredi vermek kabil olmuştur.

3mlâk kredilerinden faydalanan vatandaş sayısının 1950 yılma kadar (12.470) şahıs olmasına mukabil 1950, 1951 ve 1952 yılları zarfında ban­kadan (30.176) vatandaşa kredi tahsis edilmiş ipotekli ikrazat hacmi (98.000.000) liradan 276.000.000 liraya yükseltilmiştir. Ferid Melen ar­kadaşımızı endişeye düşüren gidiş bu parlak netice mi olmuştur? îş hac­mindeki bu büyük artışa mukabil (25.000) liradan fazla kredi alanların nisbeti arttırılmamış, bu nisbet eski iktidar zamanında % 19,72 iken za­manımızda %19 a düşürülmüştür.

Bütün bu izahattan anlaşılacağı veçhile, verdiğimiz  rakamlarla Türkiye Emlâk Kredi Bankasının iş imkânlarının artmasıyle mütenasip olarak vatandaşı mesken sahibi yapma maksat ve gayesinin tamamen tahakku­ku yolunda çalıştığını, sahip olduğu bütün malî kaynakların %81 ini kü­çük ölçüde açtığı hesaplarda kullandığını göstermektedir. Bu sebepten, Ferİd Melen'in iddiası hilâfına Emlâk Kredi Bankası yeni imkânlar bul­dukça bunları mesken sahibi olmak İsteyen vatandaşların emrine vermiş ve kullandırmıştır.

Aşağıda okuyacağım rakamlar, Türkiye Emlâk Kredi Bankasının 1952 yılında şahıs başına açtığı ipotekli kredilerin durumunu göstermektedir.

Bu suretle banka ipotekli plasmanlarını tevzi ederken daima geniş vatan­daş kitlelerin ihtiyaçlarını karşılamayı ön plânda tutmuş, kredinin de­mokratik ve âdil bir şekilde dağıtılmasına çalışmıştır: Demokrat Parti iktidara gelmeden önce, geçen çeyrek asır içinde Türkiye Emlâk Kredi Bankasının sadece bir, iki büyük şehrimizde iş görmeyi he­def tutan sekiz vilâyet merkezinde faaliyette bulunan kısır bir ikraz mü­essesesi olmasına mukabil iktidarımızın üç senesi içinde bu banka, şube ve ajans sayısını 8 den 26 ya çıkarmak, Türkiye'nin 43 vilâyet ve 160 a yakın ilçe merkezinde muhabirlikler tesis etmek suretiyle memleketimiz­de imâr ve kalkınmaya büyük ölçüde hizmet eden, yurdun bütün sathına kısa zamanda yayılarak yıkılan, yanan senelerce mahrumiyet ve harabı içinde bırakılmış olan memleket köşelerini ihyaya çalı§an hayırlı bir kredi müessesesi olmuştur.

Bu arada yangın felâketi geçirmiş, zelzele tahribatına uğramış, su bas­kınına maruz kalmış Demirci, Balıkesir, Çankırı, Erzurum, Çanakkale, Gördes il ve ilçelerinde çalışmaya başlamış, memleketin en büyük sosyal dâvasına da yardım ederek Kayseri, îstanbul, Bursa, Malatya ve yurdun diğer bölgelerinde kurulmuş ve kurulmakta olan işçi meskenlerine lüzumu krediler temin etmiş, Ankara'da, Aydın'da, îstanbul ve İzmir'de gecekondu dâvasının halli için esaslı hamleler de yapmıştır. Kuruluş mak­sadına ve statü esaslarına aykırı gidiş bu mudur?

4947 sayılı Türkiye Emlâk Kredi Bankası kanununun 2 nci maddesinin (c) bendi, yapı ve yapı malzemesi endüstri ve ticareti yapmak ve ortak­lıkları kurtarmak ve kurulmuş olanlara ortak olmak hükmünü ihtiva et­mektedir.

Banka, iktidara geçtiğimiz tarihe kadar tamamen ihmal edilmiş olan bu kanunî vazifesini de ele almış, inşaat malzemesi sanayiinin inkişafına yardım etmek, bunlara lüzumlu malî kaynakları bulmak için faaliyete başlamış, Ankara'da yıllık istihsâli  90 bin tonu bulacak olan yeni çimento şirketine yan sermayeyi ve haricî krediyi temin etmiş, yurdun garkında ve garbında yeni çimento fabrikaları kurulabilmesi için hazırlıklara baş­lamıştır. Bu suretle banka, kuruluş maksatlarına tamamen uygun yolu ve kredi politikasını ancak iktidarımız zamanında takibe bağlamıştır. Em­lâk Kredi Bankası, partimiz iktidara geçmeden önce çok mütevazı bir kre­di olarak mahdut ölçüde vatandaşlara ödünç para verirken, bugün mem­leketin ana dâvalarını halletmek için mahleler yapan bir müessese haline nasıl gelmiştir? Bu geniş malî imkânları nasıl temin etmiştir? Türkiye Emlâk Kredi Bankasını, 1950 yılında ele aldığımız zaman bu müessese­nin 100 milyon liralık itibarî sermayesinden 57 milyon lirası henüz öden­memesi bulunuyordu. Bu tarihlerde emekli sandığı ile banka normal bir anlaşma yaptılar ve emekli sandığı Emlâk Kredi Bankası sermayesine 45 milyon lira ile iştirak etti. Bu suretle 1952 yılı başında Emlâk Bankası­nın sermayesi   tamamen ödenerek 100 milyon liraya yükseldi.

Ferit Melen, bu bahiste konuşurken işçi sigortalariyle emekli sandığının paralarını % 10-12 getiren emlâke yatırmak imkânına malik iken belki telkin ve tesirle bu bankaya mevduat yapmağa mecbur tutulduklarını da ifade etti.

Emlâk Kredi Bankasının, Emlâk ve Eytam Bankası olarak kurulduğu 1926 yılından iktidarı devraldığımız 1950 yılına kadar mevduat bakiyesi ancak (30.000.000) liraya ulaşabilmişti. 1951 yılında bu tevdiat (51.000. 000) liraya 1952 yılında (93.000.000) liraya yükselmiş 1953 yılı Mart ayı sonunda (100.000.000) lirayı tecavüz etmiş bulunmaktadır. Bu miktarın 70 küsur milyon liralık kısmı kurumlara değil halka ait mevduat teşkil etmektedir. Bu Banka çeyrek asırlık hayatı içinde ancak 30 milyon lira tevdiat toplayabilmesine yikabil iktidarımızın üç senesi içinde 70 milyon lira tevdiat toplamıştır. Emlâk Kredi Bankası gerek vatandaşlardan ve gerekse kurumlardan topladığı tevdiatı hiç bir telkin ve nüfuz kullan­madan iktidarımız zamanında bankanın yarattığı itinat ve eminyetle hal­ka ve müesseselere ödemede gösterdiği kolaylık ve bankacılık tekniğinde yaptığı İslâhat ile temin etmiş bulunmaktadır. Bu vesile ile, Ferit Melen'e şunu hatırlatayım ki İşçi Sigortaları ve Emekli Sandığı gibi müessese­ler kanunları gereğince yıllık gelirlerinden bir kısmım gayri menkule bir kısmım da esham ve tahvilât ile tevdiata yatırırlar. Bu kurumların bütün gelirlerini münhasıran iradı yüksek olacak ümidiyle tamamen gayrimenkule yatırmak mevzubahs değildir. Zira kanunları, gelirlerinin % 20 sine kadarını ancak gayrimenkule yatırmak mecburiyetini tahmü etmiş bulunmaktadır. Emlâk Bankası da bu müesseselerden tevdiatı ka­bul eden ve mukabilinde kanunlarımızın tayin ettiği ölçüde faiz ödemek­te olan bir müessesedir.

Ferit Melen'in mühim bir mevzu olarak ele almış olduğu ticarî kredi ve borçlu carî hesaplar   meselesine geliyorum.

Banka bildiğiniz gibi sermayesinin % 55 i hazineye % 45 i hakikî ve hük­mî şahıslara ait bulunan bir anonim şirkettir. Bankanın sermayesine işti­rak eden bu hakikî ve hükmî şahıslar her bir banka olarak kurulduğu için kabul ettiği tevdiatı normal bankacılık usullerine göre işletmek mecburiyetinde bulunmaktadır.

Emlâk Bankası kabul ettiği vadesiz ve kısa vadeli tevdiatı fasılasız olarak Emlâk ve Eytam Bankası zamanından beri ticarî krediler muamelâtında ve kısa ipotekle temin edilmiş borçlu carî heseplarda kullana gelmiştir. Bu muameleler hâlen yürülükte bulunan 4947 sayılı kanunun 2 nci ve banka statüsünün 4 ncü maddelerinin (b) fıkralarına tamamen uygun bulun­maktadır.

2999 sayılı Bankalar Kanunu Türkiye'de Emlâk Kredi Bankası ile, Emni­yet Sandığına "Gayrimenkul alım ve satımı ile uğraşmak, gayrimenkul üzerine ödünç para vermek hakkını tanımış ve diğer kerdi müesseseleri­ni bu muameleyi ifadan men'etmigtir. Bu suretle, Türkiye Emlâk Kredi Bankasına memlekette gayrimenkul üzerinde hareket kabiliyetini kaybe­den millî servete hareket ve tedavül edilmiştir. Gayrimenkulunu karşılık göstererek para temin etmek zorunda kalan vatandaş, hangi partiye men­sup olursa olsun hangi mevkide ve kimin yakım ve akrabası bulunursa bulunsun müracaat edebileceği tek banka Türkiye Emlâk Kredi Banka­sıdır. Bankanın uzun vadeli ucuz faizli ipotekli kredilerinden noksan te­min ettiği geliri bu gibi kısa vadeli kredilerden sağladığı faiz farklariyle telâfi etmesi de bir banka işletmesi için zarurî bir keyfiyettir. Ferit Me­len, 27 seneden beri Türkiye'de bankacılık yapan bu müessesenin her nevi tevdiat topladığını bilmektedir. Ve bir bankanın gayet tevdiat toplamaz-sa, kredi sahası için lüzumlu menâbn bulamıyaeağmı ve bir kredi mües­sesesi olmak vasfım kaybedeceğini öğrenmesi lâzımdı. Ferit Melen izah­larında Türkiye Emlâk Kredi Bankası kurulurken yani 1947 yılında ban­ka idare meclisinin ticarî kredi muamelesi yapmamak için karar verdiğini ve bankanın 1952 Şubat'ına kadar ticarî kredi muamelesi yapmadığım söylemektedir. Ferit Melen'in bu iddiası    da hilafı hakikattir.    Türkiye

Emlâk Kredi Bankası idare meclislerinden hiç birisi ticarî krediyi miînden bir karar almamıştır.  Nitekim kendi iktidarları zamanında  47 yılından sonra tütün, üzüm ve pamuk ipliği kargılığında    verilen ticarî kredilerle açık kredi sekilinde    kügâd edilen ticarî kredilerin yıl sonları itibariyle borç bakiyelerini okuyorum. Bu bakiyeler,İktidarı devraldığımız tarihe kadar açılan krediler arasında bir tek gahsa veya bir tek müesseseye ticarî kredi olarak 1,5 milyon lira ikraz edil­miş olduğu banka kayıtlarında mevcuttur.

Kredi alıp vermede gözönünde bulundurulacak noktalar verilen kredinin, bu krediyi alan kimsenin malî durumuyla mütenasip olup olmadığı, borç­lunun tediye kudreti ve ticarî karakteridir.

Türkiye Emlâk Kredi Bankası, kanunundaki sarih kayıtlarına göre mü­cerret emlâk kredisi temin etmekle mükellef bir müessese değildir. Aynı zamanda kuruluş kanununun 2 nci maddesinin (c) fıkrası mucibince mem­leket dahilinde bol ve ucuz inşaat malzemesi bulunmasını temin edecek müesseselerin kurulmasına yardımla da vazifelendirilmiştir.

Bu malî yardımlar bankacılıkta ya sermayeye iştirak veyahut kredi ver­mekle kabil olabilir. Emlâk Bankası da inşaat şirketleri, çimento şirket­leri kurmuş ve kurmaktadır. Ayrıca memleketimizin muhtelif yerlerinde kurulan    tuğla kiremit fabrikalarına, kereste, elektrik    malzemesi, sıhhî malzeme şubelerine, inşaat müteahhilerine ticarî kredi açmış ve açmak­tadır.

Eski iktidar zamanında Emlâk Kredi Bankası, inşaat malzemesi ticareti ile kâfiyen alâkası olmayan firmalara ticarî kredi açmakta olduğu hal­de, bu gün bu banka ticarî krediyi, inşaat malzemesi yapanlara, satan­lara, ithâl edenlere ve inşaat müteahhitlerine açmaktadır. Bu suretle geçmişte kânunun maksadına ve ruhuna katiyen uymayan şekilde cere­yan eden ticarî kredi muameleleri bugün kanunun ruh. ve maksadına ta­mamen uygun olarak cereyan etmektedir.

Bütün bu iğler bankanın tasarruf tevdiatı ile ölçülü olarak cereyan et­mektedir ve bankanın ticarî sahaya tahsis ettiği plasmanların vâdesi de en çok bir sene bulunmaktadır.

Emlâk Kredi Bankasının iktidarımız devresinde saydığımız bu verimli fa­aliyetlerinin neticelerini müessesenin bilançolarında görmek mümkündür. Emlâk Kredi Bankasının 1949 senesinde gayri safî kârı (7.123.000) lira olmasına mukabil 1950 yılında (7.668.000) lira 1951 yılında (9.244.000) lira 1952 senesinde de  (12.952.000) liraya yükselmiştir.

Müessesesinin gayri safî ve safî kârları üç senelik iktidarımız zamanında eski iktidar zamanındaki son bilançoya nazaran % 100 artmış durumda­dır. İşte Van Mebusunun normal bir yolda bulunmadığı iddia ettiği bu millî müessesemizin malî durumu da budur.

İktidarımız zamanında bu müesseseni nsermayesi, tevdiatı, varlığı art­mış, kredilerini üç beş. şehir ihtiyacına tahsis edecek yerde bütün memle­ketin emrine bir kaç misli fazlasiyle yatırmış, kanunun kendisine verdiği vazifelerin başında olan ve iktidarımızdan önce hiç düşünülmemiş bulu­nan inşaat malzemesi sanayiini teşvik, koruma ve finanse etmek vazife­sine başlamış ve bütün bu iyi çalışmaların neticesinde yukarıda arzettiğim musbet ve sağlam gelir durumunu da elde etmiştir. Bu müessese temiz ve her türlü tesirden münezzeh idarecilerin elinde ve tamamen emniyet ve huzur içindedir.

Emlâk Kredi Bankasından yakınlarıma nüfuzla kredi temin ettirdiğim ve bu arada bazı muamelelerden istinaî usuller tatbi kolunduğu yolunda ileri sürülen  yersiz  ve mesnetsiz iddialara   geçiyorum.

Ticarî kredi mevzuunda üç ayrı nokta vardır. Birincisi, banka tarafından ticarî kredilerde kullanılmak üzere ayrılan plasman yekûnudur. 952 sonu itibariyle Emlâk Kredi Bankasının ticarî krediler için ayırdığı plasman limiti 6.100.000 liradır.

İkinci nokta, banka tarafından tüccarın malî durumu, iş kabiliyeti, te­diye kudreti, ticarî ahlâkı gözönünde bulundurularak tesbit olunan kre­didir. Bu miktar, o tüccarın bankadan alabileceği azamî kredi haddini, yani otorize kredisini gösterir. Bu kredi tesbit edilmiş olmakla lehdara bu miktarın istenildiği zaman verilebileceğini ifade etmez. Bu kredinin kullanılabilmesi için evvvelâ, birinci nokta olarak işaret edilen plasman limitinin bu krediyi kullanmaya müsait olması icabeder. Ondan sonra da müşterinin kredi nevine göre kefalet, menkul ve gayrimenkul teminat bu­larak bankaya vermesi lâzımdır. Bir vatandaşın bir bankada milyonlara varan kredisi olabilir. Ancak, bu keredinin usulüne göre kullanılması için sadece bir çek yaprağını doldurup bankaya tevdi etmesi kâfi değildir.

İkraz haddine ve nisbetine gelince, bu kayıt ve şartla tesbit edilen kıy­metlerin meskenlerde arsa hariç inşa değerlerinin % 75 i ve diğer bina­larda arsa ve bina inşa değerinin % 50 si ikraz olunmakta ve bu ikraz nisbetleri daime muhafaza edilmektedir. Bankanın esas mevzuu olan ipo­tekli ikraz muamelelerinde ise açık kredi, şeklinde yani yalnız borçlunun imza ve şahsî taahhütlerine istinat etmek suretiyle yapılan bir tek mu­amelenin dahi bulunmadığım, bu hususta söylenilen sözlerin tamamen hayal mahsulü olduğunu açıkça tebarüz ettirmek isterim.

Yukarıda bahsetmiş olduğum bu ipotekli ikraz muameleleri vatandaşlar arasında hiç bir parti farkı gözetilmeden tatbik edilmiş, Halk Partisinden olup da simdi kendi aralarında oturmakta olan mebuslar veya geçmişte Halk Partisini milletvekili olanlardan pek çokları aynı şekilde ve tarzda bankadan kredi almış bulunmaktadırlar.

Bu bahiste Ferit Melen, 1950 yılından 1952 sonuna kadar bankadan ipo­tek mukabili para almış olan 30176 vatandaştan 4 tanesini benim yakın­larım olduğunu söyliyerek misal göstermiştir.

Derhal açıklıyayim ki, ileri sürmüş olduğu bu dört isimden Raika Pektimur ve Necmi İnanç ile ne akrabalık, ne hısımlık ve ne de herhangi bir şekilde yakınlığım bulunmamaktadır.

Ticarî kredi mevzuunda verdiği misallere bahsinde ifade ettiğim gibi, bu şahıslarla da herhangi bir şekilde münasebetim ve yakınlığım bulun­duğunu biliyorlarsa kendisini bu kürsüden açıklamaya davet ediyorum. Burada da, sırf bir tereddüdü izale maksadiyle muameleleri hakkında malûmat vermek mecburiyetinde bırakıldığım için isimleri geçecek olan bu vatandaşlardan da özür dilerim. Kendilerine 276 milyon liralık ipotekli ikrazat yapılmış olan 42.646 vatandaş arasında bulunan birinci yakınım İbrahim Polatkan, tüccar ortağı Hüseyin Akar'la birlikte müştereken mutasarrıf oldukları 225.260 lira inşa değerinde buluna gayrimenkullün ipoteği mukabilinde 21.6.1952 tarihinde 112.600 lira kredi almışlar veri­len para binanın inşa kıymetinin % 50 si nisbetinde olmasına rağmen ken­dilerinden ayrıca 22.000 liralık imza teminatı da alınmıştır. 112.600 li­ralık kredi için de İbrahim Polatkan'm borç hissesi ancak 56.300 liradan ibarettir. Diğeri Mutahhara Polatkan'a, 130.715 lira arsa ve inşa değeri

buluna gayrimenkulün ipoteği mukabilinde 65.000 lira ikraz olunmuş, binanın tamamı bankaya ipotek edildiği ve ikraz olunan miktar arsa ve inşa değerinin % 50 sini geçmediği halde ayrıca 13.000 lira için de imza teminatı alınmıştır. Bu hesabın 31.3.1953 sonu itibariyle borç bakiyesi 14.320 liradan ibarettir.

Şimdiye kadar vermiş olduğum bütün bu izahatın Ferit Melen'in meçhulü olduğunu zannetmiyorum. Ferit Melen'in maksadı tenevvür etmek değil­dir, iftira etmektir. Zira Ferit Melen (İftira et iz bırakır) atasözünü bil­mektedir. Politika ihtiraslarına kapılarak şahsî şeref ve haysiyetlerle oy­namak dürüst insanların yolu olamaz.

Eski Yunan mitolojisinde yapılan, tezvir, İftira şöylece tesvir olunur. Çir­kin ve müstekreh bir insamn ağzından mütemadiyen altın zincirler dö­külmektedir.

Etrafındakiler de onu mephut ve hayran seyrederler. Ferit Melen'in ağzından altın zincir mi dökülüyor, yoksa paslı zincir mi dökülüyor, onu bilmiyorum amma, dürüst insanların ve umumî efkârın kendisini hayranlık­la dinlediğini zannetmiyorum."

Maliye Vekilinin B. M. Meclisindeki ikinci konuşması:

15 Nisan 1953

 Ankara:

Zaptı getirterek Ferit Melen'in konuşmasını gözden geçirdim. İsrar ettiği fakat hakikatle hiçbir ilgisi olmıyan bankacılığa ait bazı kısımlar var. Onun üzerinde fazla durmıyacağım. Hâlâ diyor ki, banka 952 Şubatına ka­dar ticari kredi muamelâtı yapmıyordu. Arkadaşlar, rakkam veriyorum: Banka kayıtlarından çıkarılmış rakkam veriyorum. 947 senesinin sonun­da borç bakiyesi şu îdi, 949 da şu idi diye rakkam veriyorum. Hâlâ diyor M, bunlar emekli, dul ve yetimler için açılan ticarî krediler. Madde veri­yorum, încir, Üzüm ve Pamuk ipliği için açılmış olan ticarî kredilerdir. Eğer kendisinin düştüğü hatayı kabul etsem kanunu çıkaran insanlar olarak, bu kanuna riayet etmiyenleri hapis cezasiyle tecsiyesi yolunda kanun vazeden insanlar olarak bu çıkardığı kanuna riayet etmemek gi­bi bir hatayı fahişi kabul etsem bunları bu Halk Partisi mensubu olanla­rın isimlerini veririm. İsim    vermiyorum.

Sonra diğer bir nokta var arkadaşlar, şunu açıkça ifade edeyim ki in­sanın, muhalefette de olsa muvafakatta da olsa bir de insanlık tarafı vardır. İşte bu insanlık tarafımız da kendi vicdanımıza karşı olan meauii-yetimkdir. Açıkça ifade edeyim ki muhalefette Ferit Melen'in bu tarafı yoktur. îsrar ediyor hâdise de müphem bir taraf varcûîş gibi bir şekilde konuşuyor. Bakınız, şu Murat Atılgan'a bu Halk Partili vatandaşa açılmış olan bir milyon 435 bin liralık teminat ve kefalet mektubu bir gece ça­ğırılan tapu memuru ve noter huzurunda bir evvelki tarih atılmak suretiyle muamele yapılmıştır. Yeknazarda, bunda bir hâdise varım, giz­li tarafı varmi, kanunsuz, nizamsız tarafı var mı, hususî muamele var mı? diye hatıra gelir. Umum Müdür burada oturuyor, muavini burada. Sordum, nedir bu diye. Bu zat Eskişehirli, kendisini ben Eskişehirli bir va­tandaş olarak tanırım. Bir gün karşı karşıya gelip konuşmuş değilim. Bankaya, kendisine, kredi açılması için emir vermiş değilim, teminat ve kefalet mektubu verilmesi için de emir vermiş değilim. Bu zatın alâkası ns o halde ? Alâkası şu arkadaşlar. 1914 harbinden kalma   ve o tarihten

sonra şurada burada atılıp kalmış, toprak altında kaliraş bir takım eski kovan, eski tep toprağa gömülmüş, tayyare enkazı, hurda demir mevcut idi. Bunlar 1914 de kaldığı gibi, o halde muameleye konmaktan korkmuş olsaydık geçmişteki gibi hazinenin malına, bu hurdalara, göz yumsa idik, 1914 denberi kalan bu mallar kalmış olsa idi, bımiara göz yumsa idik me­sele yoktu. Dedik ki, bunları çıkarıp satalım, harice satalım, bu suretle döviz temin ederiz, döviz gelir dedik.

23 Vilâyette bulunan, bir kısmı toprak altında bulunan hurda bakır, ko­van gibi şeyleri 23 Vilâyette heyetler teşkil ederek bunları çıkarttık ve satışa arzettik. Geçen sene çıkartmış olduğumuz bir kanunla Millî Sa­vunmanın hizmet dışı olmuş yirmi küsur parça eski harp gemisi ile bun­ları satışa çıkardık ve parça parça ayırdık. Heyetler,   bunların üzerinde mütemadiyen uğraştı, Millî Emlâkin başında

bulunan ve şu anda ayrılmış bulunan arkadaşımız o kadar titizlik gösterdiki, gösterilen bu titizlik yüzünden bir sene kaybettik ve maalesef gösterilmiş oian bu titiüslik ve hassaiyet yüzünden kayıbırnız büyük öldü, ittihaa edilen satış kararından satış amna kadar faiflar yavaş yavaş düş­tü, o derece üstünde hassasiyet gösterdik. 23 Vilâyettik! hurdaları, gemi­leri ayırdık. İlân etmeğe başladık. Ankara, İstanbul ve İzmir'de üçer gazete 2S defa. ilân ettik arkadaşlar. Şartnamesini Fransiacaya tercüme ettirdim. Eleiliklerimizdeki Ticaret Ataşeliklerine ve buradaki yabancı Ataşeliklere tevdi ettim. Hiç. bir talip çıkmadı.

Tekrar fiyat tesbit ettirdik, İstanbul Ticaret Odasından tekrar fiyat al­dık, hariçten hurdacılar dan, bilhassa maden piyasasında ileri oları Londra gibi yerlerde;1! tekrar fiyat getirttik, tekrar ilânlar yaptık, üzerinde mu­ameleler oldu, hiçbir taBp yok. Tekrar fiyat tesbit ellik, baktık, maden, hurda fiyatları nedir? İkinci ihalede talip çıkmadığı için iş pazarlığa kal­dı. Hiç mecburiyetimiz yokken üç şehirde yine ilân ettik, ajansa verdik. Kimse gelmedi. Bu arada bir zat, bir tek vatandaş geldi, Eskişehirli Mu­rat Atılgan. Beni görmek İçin arkadaşlar bu zat Bakanlığa geldi de iki gün arka arkaya Hususî Ka'enıde otıu-masma rağmen onun Eskişehirli olması dolayiBİyle hiç bir sebep ve bahane yok iken kendisini kabul et­medim. Bunu kendisine eiyce ihsas ettirmekten ziyade işim vardır, Umum Müdürü görsün dedim. Kendisini Millî Emlâk Umum Müdürüne gönderdim. Bu zat yani Millî Emlâk Umum Müdürü Ferit beyin yakın dos­tudur. Ons. gönderdim. Onun için Ferit Melen elini vicdanına koymak suretiyle yakın ahbabı ve dostu olan Millî Emlâk Umum Müdüründen nedir bu mesele, nedir bu rnaim satışı, nedir bu Murat Atılgan nedir? Bu verilen teminat ve kefalet mektubu, bu para hazineye nasıl ödendi di-yc sorabilirdi, malûmat alabilirdi. Fakat bunu yapmıyor diyor ki, efen­dim Bakaü yakınlarına Ticarî Kredi açtırabilmek için bankaya emir ve­riyor. Emlâk Kredi Bankası ticarî kredi muamelesine başlamıştır. Bu arnda Murat Atılgan da ticarî kredi muamelesi ile teminat mektubu al­mıştır. Pazarlık müddeti İ5 gündür. Bu on beş gün zarfında Bakanlığın tasdik mühleti vardır. Bu mühletin sonucu gününde Bakanhk tasdik ede­bilir. Millî Emlâk Umum Müdürüne dosyayı koy on beşinci günün sonuna kadar belki başka bir talip çıkabilir dosya benim masamda kalsın, unuta­bilirim, bana hatırlat, dedim. Bu suretle oiıbeş gün bekledim. Bu zat so­nuncu günü diyor ki eğer bana verecekseniz Bakandan teminat ve kefa­let mektubu alayım diyor. Bu işin teminatı da 1 milyon 400 küsur bin liradır, kendisine saiişm yapılmasının tasdiki için Millî Emlak Umum Müdürü diyor ki dosya Bakandadır, son kararı verecek kendisidir, göre­yim. 0 gün beni sabahleyin Mecliste olduğum için göremiyor. Geç vakit bana geldi, dedi ki bugün sonuncu gündür, mühlet bitiyor, eğer bu satışı yapacaksak, banka teminat ve kefalet mektubunu alacaktır.

Onun üzerine tekrar dosyayı karıştırdım, tekrar Müsteşarı Müsteşar Muavinini çağırdım, bundan fazla bir fiyat bulmamız muhtemel midir dedim, dediler ki, gösterdiğiniz hassasiyet bu kadar olur, bunu tasdik etmemek satmamak demektir. Tekrar baktım, üzerinde durdum, satış için ne yapmak lazımsa yapılmış.

Şunu arzedeyim ki, 20 küsur gemi de hâlâ elimizdedir, satamadık. Dosya­yı tasdik ettim, verilsin dedim. 15 gün bitti ve verildi. Hoşuma gitmiyen tek tarafı maalesef talibin bir tane oluşuydu. Amma dama Eskisehirliymiş, kusuru ne efendim? Maliye Vekili Eskişehirlidir diye 350 bin küsur vatandaş Eskişehirli, Devlet daireler ile temasını kesecek, banka ile tema­sını   kesecek. Bunlar vatandaşlık hakkından ıskat mı edilecek?

Onun için gece geç vakit bu tasdikten sonra adam bankaya koşuyor. Daha evvel telefon ediyor, Bakanın önündedir diyor, bugün son gündür biraz gecikemez misiniz diyor. Bakan tasdik etmezse başka diyor. Amma tasdik edildi teminat mektubunu alacağını diyor ve muamelesi yapılıyor.

Şimdi Ferit Melen diyor ki bir gece içinde,   gece yarısı noter, tabu memu­ru ve saire  celbedüerek bugün evvelki tarih atılmak suretiyle... Hiç   mi vicdan yok sizde Ferit Melen?

Sonra arkadaşlar bakın yine zabıtaan okuyorum. Burada beyan etmiş. Ne ise bulamadım. Diyor ki burada Maltepedeki Orak Apartmanı kime aittir?

Bana ait değildir. Şimdi Umum Müdüre sordum banka ile Orak Apart­manının ticarî ve ipotekli bir muamelesi yoktur. Ne de satışı için muame­le vardır.

Soruyor, Özveren Sokağındaki apartman kimindir diyor, bir de. askerî fabrikalar meydanına bakan apartman kime aittir diyor. Şimdi sordum arkadaşım biliyormuş söyleyiverdi. Bu Özveren sokağındaki apartman, biliyorum ama bilmeme rağmen soruyorum, belki bilmediğim bir nokta vardır diye. Nedir dedi malâkası Umum Müdüre? Bu apartmanın birisi Hüseyin Akar'la İbrahim Polatkan'm müştereken 225.260 lira inga değe­rinde olan 112.600 lira kredi almışlardır, ayrıca da 22 bin liralık imza te­minatı alınmış olan şeydir ki, bunun İbrahim Polatkan'a isabet eden kıs­mı 56.300 liradan ibarettir. İşte ilk defa kürsüde okumuş olduğum mu­amelenin istinad ettiği gayri menkuldür.

Özveren sokağındaki apartma nda ikinci olarak okuduğum şeyin temi­natıdır. 130.000 lira inşa değeri olup 65.000 lira kredi açılmış olup 14.320 lira bakiyesi bulunan hesap teminatı olan apartman, artık bunları sayı­yor, dinledik, tekrar kürsüye geliyor diyor ki nedir bu Maltepe'deki Orak Apartmanı, Özveren sokaktaki, fabrikalar meydanındaki... însaf Ferit Melen..

Arkadaşlar, mühim nokta şudur: Bu meselenin hepinizin vicdanlarında en ufak bir tereddüt kalmıyacak şekilde iman edilmesi, buna kanaat ge­tirmesi lazımdır. Biz şeref ve haysiyetimizi ayaklar altına almak suretiyle ve rencide olmaya göz yummak suretiyle Bakanlık sandalyesine yapı­şarak oturacak insanlar değiliz.

Orada sıhhatimizi vererek memlekete hizmet düşüncesi ile oturuyoruz. Arkadaşlar yoksa Bakanlık nedir? Af finizi rica ederim, hepiniz seçim bölgelerinden çeşitli mektuplar, müracaatlar alacaksınız, bütün onları getireceksiniz, canınızın sıkıldığı gün olur, vazifeden bunaldığınız gün olur, fakat bunlara karşı Milletvekili arkadaşlar olsun, vatandaşlar olsun hepsine, içinizin sıkıntısını bastırarak, tebessümle karsılıyarak, hangi muamele sizi bunaltmıştır, bu işi halletmeye kalacaksınız. Bu şahsî isle­riniz mi, memleket işleridir, geceniz yok, gündüzünüz yok. Ondan sonra yığınlarla tenkit ve şüphe. İnsaf buyurun. Burası yapışmak suretiyle otu­rulacak yer değildir. Burası itimat ve emniyet yeridir, itimat ve emniyeti evvelâ kendi vicdammzda duyacaksınız. Sual soracak bunun altından kalkmaya çalışacaksınız. Orası zorla oturulacak yer değildir. Şeref ve haysiyetimizden feragat   etmek suretiyle   o sandalyeye yapışamayiz.

Siyasî şantajlara, iftiralara, tevzilere, izam edilen hâdiselere rağmen ora­da oturmak, bu, arzu edilecek yer değildir.

Bu memleketin insanlarıyız, bu toprak üstünde doğduk. Bu topraklar üzerinde yaşıyan göçebe insanlar değiliz. Yüzlerce yıllık mazisi olan bu topraklar, bu vatan parçası yeni keşfedilmiş arazi parçaları değildir. Biz bu topraklar üzerinde bulunan Köylerimizi niçme sularını temin ile uğra­şıyoruz. Bu vatana, mîllete hizmet etmek emeliyle sandalyamızda oturu­yoruz. Ferit  Melen'in bunu bilmesi lâzımdır.

Bir nokta hakkında hepimizin karar vermesi lâzım gelir o da şudur: Bir insan Bakan olunca bütün akraba ve taallukatım red mi edecektir? Ya­hut da devlet kendisine bir vazife tevcih ettiği zaman affedersiniz ben bu vatana hizmet etmek isterim, o sandalyada oturmayı arzu ederim ama ne yapayım dünyada tek dikili ağaç gibi bir insan değil akrabam var onun için ben bu vazifeyi kabul edemem mi diyecek. Bu siyasî şantajdır. Sabah­tan akşama açarsınız gazeteyi Halk Partili bir muharrir veyahut da Halk Partili bir gazetinin neşriyatıdır. Efendim, çemişkezekdeki filânı çiğneyen otomobil bîimem hangi milletvekilinin akrabasına attir. Palan milletveki­linin akrabası falanı döğdü gibi..

Arkadaşlar, partizanlık partizanlık diye bağırıyorlar. İşte asıl partizan­lık.

Onlar öyle anlıyorlar. Bir Bakan akrabalarını red mi etmelidir? Bir Baka­nın akrabaları kanunî ve nizamî olarak devlet dairelerine baş vurdukları zaman muameleleri kanuni ve nizamî olarak yapılmıyacak mıdır? Siz Ba­kanın akrabasısınız imkân yok yapamayız mı diyecekler. Bankaya müra­caat etti verdiği teminat kâfi amma banka karşısına dikilecek iyi amma siz Bakanın akrabasısınız açama mmı diyecek.

Arkadaşlar, bu hâdise açılmış   iken bunu ada makıllı tesbit etmeliyiz.

Muhterem arkadaşlar, emir mi vermişim acaba, Emlâk Kredi Bankası Umum Müdür, Umum Müdür Muavini buradalar. Kendilerine kredi açın, teminatı kâfi gelmediği halde tazyik mi etmişim, İdare Meclisine bas­kı mı yapmışım.. İnsanlar akraba olabilir, verdikleri teminat kâfi ise 22 milyonun faydalandığı krediden bunlar istisnamı edilecektir? Hepinizi hürmetle selâmlarım.

Bundan sonra Turizm Endüstrisini teşvik kanun tekliflerinin müzakere­sine geçildi 8 inci maddeye gelindi. Madde üzerinde bazı tadil teklifleri olduğundan komisyona verildi. 9 ncu maddenin müzakeresine geçildi. Bu münasebetle söz alan Maliye Vekili bir kısım müteşebbis ve mükelleflerin alayehine olarak Turizm Müesseselerine gelir vergisi muafiyeti tanıma­nın doğru olmıyacağım, bu itibarla 9 ncu maddenin bu fıkrasının çıka­rılmasının gerektiğini söylemiştir.

Maliye Vekilinin konuşmasından sonra 9 ncu maddenin 1 nci fıkrası ve 10 ncu madde kabul edildi.

Vakit geciktiğinden 24 Nisan Cuma günü saat 15 te toplanmak üzere oturuma son verildi.

Dışişleri Vekilimizin nutku:

23 Nisan 1953  Paris:

Dışişleri Veküimiz Profesör Fuad Koöprülü şerefine Fransız Diplomatik Basın Birliği tarafından dün verilen öğle yemeğinde, birlik reisi, Profe­sör Köprülü'ye davetlerini kabulünden dolayı teşekkür ettikten sonra kendisineden memleketimizin bugünkü siyasî durumu hakkında Fransız Basınım tenvir etmesini rica eylemiş ve Dışişleri Vekilimiz de bu ricasına aşağıda tam metnini verdiğimiz nutukla mukabelede bulunmuştur:

"Bugün matbuatın mümtaz müemessilleri arasında bulunmak şerefini bana bahşeden Fransız Diplomatik Matbuat Birliğine bu nazikâne da­vetinden dolayı bilhassa teşeküür etmek isterim. Ben de vaktiyle gaze­tecilik yapmış olduğum için bu davetten çok mütehassi sbulunuyor ve aranızda kendimi ayni aileden addediyorum. Efkârı Umumiyeyi temsil, hükümetleri murakabe ve onlarla teşriki mesai eden matbuatın ehemmi­yetini takdir için bizzat gazetecilik yapmış olmak icap etmez. Bu itibarla vaktinizi mümkün olduğu kadar az israf etmek suretiyle memleketimin. Dış siyasetteki görüşleri ve Umumî mahiyette dünya durumu etrafında düşünüş tarzım ifadeden kendimi alıkoyamıyacağım.

Zannıma göre tek hükümet yoktur ki, sulh dâvasına kuvvetle bağlılığı­nı her fırsatta belirtmekte kendini vazifeli saymasın. Aradaki farkalar bu sulhun mahiyetini takdirde ve onu muhafaza uğrunda takip edilecek hareket tarzındaki değişik   görüşlerden ibraettir.

Bu masa etrafında toplanmış bulunan bizler, sulhu, adalet ve meşru, hak­lara riayet ve her memleketin istiklâline hürmet esaslarına dayanan bir mefhum olarak kabul eyleyen grupa dahil olduğumuzdan dolayı gurur duymaktayız.

24 Nisam 1053

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Kayseri Mebu­su Fikri Apaydîiı'ın riyasetinde toplanmış ve gündemdeki sözlü sorular üzerinde müzakerelerde bulunmuştur.

Oturum açılınca -Eskişehir Vilâyeti merkez kasasına bağlı Çifteler nahi­yesinde Çifteler adayla yeniden bir kaza ve bu" kazaya bağlı olmak üzere Mahmudiye adı ile yeniden bir nahiye kurulması ve ismet Paşa nahiye­sinin kaldırılması hakkındaki, kanun lâyihası ile Yedeksubay Kanunu lâ­yihasının geri verilmesine dair Başvekâlet tezkereleri okunmuş ve lâyi­halar geri verilmiştir.

Bundan sonra Bursa Mebusu Halûk Şaman söz alarak Hindistan Parlâ­mentosunun1 davetlisi olarak Hindistan'ı ziyaret eden heyet adına intibalarım anlatmış ve demiştir ki:

"Her şeyden evvel dost ve kardeş memlekette gerek.halkın gerekse Par­lâmento ve hükümet erkânının hepimize karşı gösterdikleri hüsnü kabul ve misafirperverliği burada övmek ve buna karşı şükranlarımızı belirt­mek benim için çok zevkli bir vazifedir.

Tam bir ay süren Hindistan'daki ikamet ve seyahatimiz programının bize her türlü tetkik ve müşahede imkânlarım bahşedebilmek üzere i itiz bir alâka ile izhar ve büyük bir intizamla tatbik edilmiş bulunduğunu da burada takdirle ifade etmek isterim.

Bütün bu alâka ve sevgi tezahürlerinin şahıslarımıza değil, yüksek varSığmıza ve bu varlıkta mündemiç Türk Milletinin mânevi şahsiyetine mü­teveccih olduğunu söylemeğe Hizam yoktur. Filhakika Hindistan'da mil­letimize karşı duyulmakta olan muhabbet, takdir ve hayranlık hisleri, dost iki milletin lerdlefî arasında mevcudiyeti rnûtad olan bu nevi hissi­yatın çok fevkindedir.

Tarihi hâdiselerin ve müşterek kültür ve medeniyet hazinelerinin doğur­duğu bu his bağlarının gelişmesine ve kuvvetlenmesine çalışmanın ve bunları müsbet ve müşahhas çabalara intikal ettirmenin sulh ve demok­rasi idealine bağlı iki memleket hesabına çok hayırlı olacağı  kanaatındayız. Bu vesile ile Hindistan ile aramızdaki kültürel ve iktisadî münasebet­leri, bu sağlam zemin üzerinde, ileriye doğru götürmesini de hükümeti­mizden temenniye §ayan bulmaktayız.

Hindistan'da başta merkez ve cyaîet parlâmentoları olmak üzere birçok âmme müesseselerini, üniversiteleri, araştırma enstitülerini, sınaî ve zi­raî tesisleri, tarihî ve mimarî âbideleri siyaret ettiğimiz gibi değerli dev­let adanüariyle tanışmak ve fikir teati etmek fırsatım bulduk. Bütün bu müesseselerin başında bulunan ve Hindistan'ın büyük meselelerini ener­ji, feragat ve selâhiyetle haile uğraşan ilim ve idare adamları bizlere kar­şı gösterdikleri alâka ve misafirperverlikte âdeta birbirile rekabet etti­ler.

Halen müstahdem bucak müdürlerinden 4598 sayılı kanuna göre iki üst derece maaşı almış olup da terfi müddetlerini doldurmuş bulunanlar mev­cut ise de bunlar kadro darlığı sebebiyle terfi edememektedirler ki bu hal mevcut teşkilât kanunları ile verilmiş olan kadrolar muvacehesinde İslahı kabil olmayan bir vaziyet arzetmektedir. Bu gibilerin terfileri muhtelif sebeplerle boşalan kadrolarla imkân nisbetinde Önlenmeğe çalışılmakta ise de bu ihtiyaca cevap vermekten uzaktır. Bu durumun umum üzerinde islâhı, Maliye Bakanlığınca hazırlanan Barem Kanunu projesinin kamı-niyet kesbetmesiyle mümkün olabileceğini arzeylerim.

Arkadaşım arzu ederse kadro cetvellerinin müfredatı elimizdedir, onu da kendilerine takdim ederim."

Soru sahibi Remzi Bucak söz almış ve Bakana verdikleri izahattan dola­yı teşekkür etmiştir.

Mardin Mebusu Kâmil Boran'm Devlet Tiyatrosunun mânevi şahsiyetini inciten gazete havadisleri hakkında ne gibi muamele yapıldığına dair sözlü sorusuna Millî Eğitim Vekili Rıfkı Salim Burçak cevap vermiş ve bu yolda neşriyat yapan dört mesul müdür aleyhine Devlet Tiyatrosu Tiyatrosu Genel Müdürlüğü tarafradan şahsî dâva açıldığım söylemiş ve basın dâvalarına bakan Ankara Toplu Asliye Ceza Mahkemesince dâva­ların duruşmasına başlandığını bildirmiştir. Soru sahibi Kâmil Boran Millî Eğitim Vekilinden hâdise üzerinde idareye taallûk eden hususlar bakımından da tetkikler yaptırmasını temenni etmiştir.

Trabzon Mabusu Hamdi Orhun'un istanbul'da Veremle Savaş Derneği Kongresine vaki müdahale dolayısiyle ne muamele yapıldığına dair söz­lü sorusuna İçişleri Vekili iki celse sonra tam bir malûmat verebileceğini söylemiştir.

Müteakiben sözlü soruların müzakeresine devam olundu.

Devlet Vekili Fethi Çelikbaş, Trabzon Mebusu Cemal Reşit Eyüboğhı'nun antidemokratik kanunlar hakkındaki sözlü sorusuna cevap vererek demiştir ki:

"Muhterem arkadaşlar,

Antidemokratik Kanunlar Komisyonunun raporunun niçin yayınlanma­dığı hakkında sayın Trabzon Mebusu Eyüboğlu arkadaşımızın sorusuna Başvekilimiz adına arzı cevap ediyorum.

Hükümetler, hizmetlerin ifasında zaman zaman istişarî mahiyette komis­yonlar kurmak arzusunu hissedebilirler. Bu mevzuda da Hükümet bir ko­misyon tarafından işin tetkik edilmesini istemiş, verilen raporu tetkik ettikten sonra bunun neşredilmesini muvafık mütalâa etmemiştir. Fakat bu demek değildir ki Hükümet rapor münderecatmm gizli tutulması için gayret sarfetmiştir. Bu sabah bir kanun teklifinin müzakeresi sırasında sayın Barutçu arkadaşımızın Antidemokratik Komisyon raporu münde-receatma dayanarak mütalâalarını dinlemiş bulunuyoruz.

Eyüboğlu arkadaşımızı da tatmin etmek ve Hükümetin bu rapor münderecatını asla gizli tutmak maksadı olmadığını ifade etmek için huzuru­nuzda getirmiş olduğum rapirun bir nüshasını kendilerine takdim ederek maruzatıma son veriyorum."

Bundan sonra soz alan soru sahibi Cemal Reşit Eyüboğlu Bakanın ver­miş olduğu, izahata teşekkür etmiş ve ilim heyeti raporunun efkârıumu­miyeye Sân edilmesi gerektiğini söylemiştir. Tekrar kürsüye gelen' Dev­let Vekili Celikbag guüları söylemiştir:

Bundan sonra gündemdeki sözlü sorulardan birkaç tanesi daha görüşül­müş, ilgili vekiller tarafından verilen tatmin edici izahlar ve açıklamalar memnuniyetle karşılanmıştır.

Meclis, Pazartesi günü toplanarak çalışmalara devam edecektir.

B. M. Meclisinin 27 Nisan 1953 tarihindeki toplantısı:

27 Nisan 1953

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Şevki Yazman'ın riyasetinde toplandı.

Meclis Komisyonlarındaki müııhaller için oyalama suretiyle seçimler ya­pıldıktan sonra gündeme geçildi.

Balıkesir Mebusu Müçteba Iştın'm, kanun tekliflerinin sözlü sorulardan önce görüşülmesi hakkındaki takriri kabul edildiğinden ve kiralara müte­dair kanun maddelerinden bazıları henüz Bütçe Komisyonundan gelme­diğinden Turizm Endüstrisini Teşvik Kanunu tasarısının müzakeresine başlandı.

Geçen celsede müzakeresi bitmemiş olan 11 inci madde hakkındaki gö­rüşlerini bildirmek üzere itk sözü Erzurum Mebusu Fehmi Çobanoğlu al­dı. Madde, turistik otellerde yüzde 15 miktarında ecnebi mütehassıs gar­sonlar çalıştınlabilmesine dairdi. Çobanoğlu, teklifin lehinde konuştu. Ma­latya Mebusu Nuri Ocakçıoğlu, bu miktarın yüzde 15 ten az olması, An­talya Mebusu Burhanettin Onat da yüzde yirmiye çıkarılması lüzumunu savundular.

Emrullah Nutku, maddenin aynen kabulünü istedi.

Müteakiben Çalışma Komisyonu sözcüsü Aydın Mebusu Namık Gedik söz aldı. Tasanda tesbit edilen yüzde 15 miktarın gerekçesini nakletti. Kemzi Oğuz Anls, meseleyi prensip bakımından mütalâa ettiğini söyliye-rek, bu maddenin kabulünün yerli ve kaliteli garson yetiştirmemiz imkân-Sedat Zeki Örs, yüzde 20 miktarı tasvip ettiğini belirtti. Salamon Adato, larına set çekeceği mütalâasında bulundu.

meseleyi geniş noktasından ele alarak, sadece iyi bir kanun çıkarılması lüzumu üzerinde durdu. Ziya Termen, maddenin aynen kabulünde İsrar ettiğini söyledi. Senini Yürüten, teklifin aleyhinde konuştu.

Lehte ve aleyhte bir takım mütalâalar serdinden sonra verilen takrirler oya konuldu ve neticede 11 inci madde aynen kabul edildi.

Eu arada Komisyonlara yapılan seçimler tasnifinin nihayetlendiği bildi­rildi. Buna göre 9 Komisyondaki münhallere aşağıda isimleri yaaıh olan­lar seçildiler:

Gümrük ve Tekel Komisyonuna Afyon Mebusu Salih Torfilli, Millî Eği­tim Komisyonuna Denizli Mebusu Eyüp Şahin ile Erzurum Mebusu Emrullah Nutku, Sayıştay Komisyonuna Muş Mebusu Hamdi Dayı, Siirt Mebusu Şerife Türkdoğan ve Tokat Mebusu Hamdi Koyutürk, Tarım Komisyonur.a İzmir Mebusu Sadık Gie, Bütçe Komisy onuna Samsun Mebusu Tevi'ik İleri, Anayasa Komisyonuna Zonguldak Mebusu Muammer Alakant, Dişigieri Konltsyomıria Muğla Mebusu Saraet Ağaoğlu, Dilekçe Ko­misyonuma Tokat Mebusu Sıtkı Atanç, Ekonomi ve Ticaret Komisyonuna Ankara Mebusu Selâhattin Benli.

Se^im neticelerinin açıklanmasını müteakip 12 nci maddenin müzakeresi­ne geçildi, İleri sürülen mütalâalardan sonra maddenin Komisyona iade­sine karar verildi ve vakit geciktiği için oturum tatil edildi.

Meclîs, Çarşamba günü saat 15 te toplanarak çalışmalara devam edecek­tir.

ant

29 Nisau 1953

-Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden M. Şevket Mocan'm riyasetinde toplanmıştır.

Oturum açılınca İçişleri Komisyonu Reisi Edirne Mebusu Riikneddin NasuhloğSu söz aldı ve nüfusumuzun 18 milyonunu alâkadar eden ve- 40 bin köyü ilgilendiren, bunların idari, malî ve hukukî vaziyetlerini ıslah eden Köy Kanunu lâyihasının, Miîiî Korunma Kanununun tâdilini mutaısanın ve Turizm Endüstricini Teşvik Kanunu lâyihalarının müzakerele­rinden sonra, ivedilik ve öncelikle sörügülmosi hususunda bir önergesi okundu. Önerge oya sunuldu ve kabul edildi.

Bundan,, sonra, gündemle ilgili olarak ve Ordu Mebusu Feyzi Boztepe ta­rafından verilmiş, ve gündemde bir defa görüşülecek isler bölümünün söz­lü sorulardan önce müzakere edilmesini istiyen takriri oya sunuldu ka­bul edildi,

Bu bölümde mevcut ve Tekirdağ Mebusu Şevket Mocan tarafından ve­rilmiş olan subay ve memuıiarm protokolün tesbit ettiği hallerden gayri" karşılama ve uğurlamalarda bulur;amiyacaklarma dair kanun teklifinin müzakeresi yapıldı. Tekirdağ Mebusu Şevket Mocan, teklifi hakkında iza­hatta bulundu, Manisa Mebusu Refik Şevket înce ile Seyhan Mebusu Arif Nihat Asya bunun bir kanun mevzuu olamayacağı mütalâasını ileri süre­rek bu mevzuun ancak bir temcimi olarak belirtilebileceğini Meclisin böy­le mevsnüarla ilgilenmemesi gerektiğini ilade ettiler. İçişleri Komisyonu sözcümü Pertev Arat teklifin reddî mahiyetinde olan İçişleri Komisyonu kararının esbabı mycibesini isafa1 etti. Gümüşhane Mebusu Ahmet Kemal Varınca, Ankara Mebusu Hamit Şevket İnce teklifin Komisyonca nazarı itibara ahumasıni istediler. Giresun Mebusu Arif Hikmet Pamukoğîu bu mevzuun müzakere edilmemesini idarî yollarla hallinin kabil olacağını söyledi. Tokat Mebusu" Sıtkı Atanç kanım teklifinm lyıüsakeresini istedi. Kars Mebusu Abbas Çetin, Kocaeli Mebusu Yeredoğ Kişioğlu, Konya Me­busu Hidayet Aydmed, bu rnevsu üzerinde konuştular. Müzakerelerin kifaveti hakkında verilmiş önergelerin kabulünden    sonra Manisa Mebusu

Refik Şevket İnce ve Tokat Mebusu Sıtkı Atanç'ın kanun teklifinin mü­zakere edilmesine dair önergeleri oya sunuldu ve kabul olundu. Neticede kanun, teklifinin Geçici Komisyona havale edilmesine dair verilmiş olan Önerge kabul edildi ve tasan Geçici Komisyona havale edildi.

Bundan sonra Maraş Mebusu Ahmet Bozdağ'ın teşriî masuniyetinin kal­dırılması hakkında Başvekâlet tezkeresi ye Anayasa ve Adalet Komisyon­ları raporları üzerinde müzakerelere geçildi.

Vakit gecikmiş olduğundan yarın saat 15 te tekrar toplanmak üzere otu­ruma son verildi.

B. M. Meclisinin 30 Nisan 1953 tarihindeki toplantısı:

30 Nisan 1953

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Elâzığ Mebusu M. Şevki Yazman'm riyaseti altında toplandı.

Oturum açılınca üyelerden bazılarına izin verilmesi hakkındaki Büyük Millet Meclisi Riyaseti tezkeresi okundu ve kabul edildi.

Bundan sonra gündemle ilgili ve Tokat Mebusu Halûk Ökeren ve Antal­ya Mebusu Ahmet Tekelioğlu tarafından verilmiş ve kanun tekliflerinin sözlü sorulardan önce görüşülmesine dair önergeleri oya sunuldu, kabul edildi.

Adalet Komisyonu Reisi îzmir Mebusu Halil ÖzyÖrük tarafından veril­miş ve gündemin iki defa görüşülecek işler bölümündeki Türk Ceza Ka­nununun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesi hakkındaki kanun teklifinin bu bölümün sonuncu maddesi olarak ivedilik; ve Öncelikle görüşülmesine dair olan önergesi de oya su­nuldu ve kabul olundu.

Gündemle ilgili diğer bir önerge de Çay Kanununun 12 ncİ maddesine bir fıkra ilâvesi hakkındaki kanun teklifinin. Bütçe Komisyonuna verilmesi­ne dair Bütçe Komisyonu Başkanı Bursa Mebusu Kenan Yılmaz tarafın­dan verilen önergenin de kabulünden sonra önceki celselerde görüşülme­sine başlanmış olan ve geçen celsede Komisyona gitmiş olan üçüncü ve sekizinci maddeler gelmiş olduğundan okundu, kabul olundu. Bundan sonra 12 nci madde üzerinde müzakerelere geçildi. Bu maddenin tayyedilmesi hakkında verilen önergelerin kabulü ile madde Komfisyona verildi.

Bundan sonra 13 üncü madde üzerinde müzakerelere geçildi. Bu madde­nin tayyı hususunda ve kifayeti müzakere hususlarında verilmiş Önerge­ler vardı. Bunun üzerine söz alan Devlet Vekili Fethi Çeiikbas şu iza­hatta bulundu:

"Muhterem arkadaşlar, Komisyon sözcüsü bir nokta üzerine bilhassa te­vakkuf etmiş bulunuyor. Bu kanunun şevki sebebi evvelemirde memle­kete fazla turist celbetmekten ibarettir. Eğer memlekete fazla turist celbedebileeek olursak memleketimizde eğlence yerleri miktarı artacak, lokantaların miktarı artacak, bu artış dolayısiyle şevki merak ve normal

hayat yaşama ihtiyaeiyîe bizim eğlence yerlerine de turistler gitmek ih­tiyacım duyacaklardır. Paris'te her seviyeden tam mânasiyle turist denen seyyahları tatmin edecek çeşitli eğlence yerleri vardır. Buraya gelenler normal olarak yaşayışlarını idame ettirmek isterler, bu seyyahların gel­dikleri yeri yadırgamamaları icabeder. Bunlar bu gibi yerlerde eğlene­ceklerdir ve ondan sonra acaba burada nasıl eğleniyorlar, Türk mutfağı nasıldır, Türk eğlence yerleri nasıldır diye oralara gitmeğe bağlıyacak­lardır ve orada Türk çalgıcılarını, Türk oyuncularını seyredeceklerdir ve bu suretle buralarda çalışan çalgıcılar, sanatkârlar fazla turist celbetme-ğe imkân bulabileceklerdir. Turistler bu memleketteki eski eserleri gör­meğe, bizim yaşayış tarzlarımızı görmeğe ve nihayet bizim eğlence yer­lerimizi görmeğe gelecekler. İşte o zaman bizim eğlence yerlerinde çalı­şan Türk çalgıcılarının bugünkünden daha fazla miktarda ve hattâ daha fazla ücretle çalışmalarına imkân hasıl olacaktır. Aksi takdirde turistin gelmesine mani olacak, binnetice turistin normal yaşama imkânlarım selbedecek şeküde hükümler sevketmek, bidayetten kapıyı kapamak de­mektir. Bu Turizmi Teşvik Kanunu sayılmamalıdır.

Bu itibarla maddenin aynen kabul edilmesi, bizzat Türk çalgıcılarının menfaatleri icabıdır.

Bu sebeple yüksek heyetinizin bunu kabul etmesini rica etmekteyiz ar­kadaşlar."

Bundan sonra kifayeti müzakere takriri oya sunuldu, kabul edildi. Madde hakkında verilmiş olan önergelerden maddenin tayyı hakkında olan Öner­ge oya sunuldu reddedildi.

Bundan sonra maddeler üzerinde müzakerelere devam olundu. Diğer maddelerin kabulünden sonra 29 uncu madde üzerinde müzakereler yapı­lırken vaktin gecikmiş olmasından dolayı Başkan oturuma son verdi.

Çünkü bu, onun eski huyudur; hazır ortada Millet ga­zetesinin uydurduğu havadisler var­ken, bunu netleri sureti haktan görü­nüp istediği gibi tefsirde ve iktidara hücumda kusur etsin?... Bu çapta bir mesele; usta bir tezvircinin eline zo.c guçer.!..

İşte bunun içindir ki biz de "Artık bit­sin bu fitne!" diye bu sütunları yazmak mecburiyetinde kaldık!...

Kendileri müteessir olacak ama, mz söylemeye mecburuz : Cumhurbaşka­nımızla, Başvekilimiz arasındaki mü­nasebetler her zamanki gibi dostane ve en iyi bir şekilde devam etmektedir. JTİç bir zaman en ulak bir pürüz dalı, olmuş değildir; zaten böyle bir şey ol­masına da îmkftri ve ihlimal yoktur. Milletin sevgisine ve itimadına daya­nan Demokrat Parti iktidarı daima sa­pasağlam ayakta ve vazifesi başında ve yine bu memleketin iyiliği' için azimle çalışmakta ve muvaffâkiyetten müvafîaMyete ulaşmaktadır.

Tezvircilev belki bu haberlerimizd an dolayı hüsran duyacaklardır ama, bun­lar birer hakikattir.

Boşlar Dolarken

Yazan : N-adir Nadi

10 Nisan 1953 tarihli Cumlıuriyet'ten :

Hükümete yeni giren Bakanlar halk efkârının umumiyetle iyi, dürüst, çalış­kan, bilgili ve gahs-iyet sahibi olarak tanıdığı kimselerdir. Bunlardan Rıfkı Salim Burçağı Siyasal Bilgiler Fakül­tesinde profesörlük etmiş, düşündüğü gibi yazan, yurdsever bir vatandaş biliyoruz. Politika hayatının başlangıcın­da, bundan bir buçuk yıl önce Burçak temiz bir imtihan geçirmiş, Parti kon­gresi tarafından genel kurula seçildiği zaman, bakan olmasına rağmen, tid vazifeden birini tercih etmek duru­munda kalınca tereddütsüz bakanlık­tan ayrılarak parti emrinde daha gen-

tfcrişsiz bîr hizmeti seve seve kabul etmişti. Asîmda belki o kadar mühim sayılması gereken bu jest, sayın Bur-cağın bir şatafat adamı olmadığını belirtmesi itibariyle dikkat çekicidir.

Yeni Devlet Bakanlarından Fethi Çelikbaş da iyi yetişmiş, genç yasında bi­lim alanında başarı kazanmış bir va­tandaştır. Politika hayatının ilk ay­larında o da temiz bir imtihandan ge& mis, kendisine hükümete girmesi tek­li! edildiği zaman, birlikte çalışacağı arkadaşlarını yakilıdan tanımaksızın vazife kabul edemiyeceğini söyliyerek özür dilemişti. Bu gibi ufak hareketle­rin politika hayatında bazan büyük mânaları vardır. Bakanlık sandalyasıua burulmak uğruna bir çok kimse­lerin göbek attığını görmeğe alışmış bir çevrede bunları gözden kaçırma­mak gerektir.

Gümrük ve Teke! Bakanlığına geürilers Emin Kalafatla Çalışma-Bakanlı­ğına getirilen Hayreddin Erkmen'i de kültürlü ve vazifesever arkadaşlar olarak tanıyoruz. Bunlardan birincisi ur.v.n yıllar maliye mesleğinde tecrübe görmüş, Bütçe Encümeni sözcülüğü gi­bi oldukça nankör ve tatsız bir vazifesi başarı ile görmüştür. İkincisi nisbetea çok genç olmada beraber Meclis çev­relerinde ciddiliği ve çalışkanlığı ile arkadaşlarının sevgisini kazanmıştır. Yeni Bakanlardan şahsiyeti hakkında en &7 bilgimiz olan zat sayın Celâl Yardımcıdır. Başkanlık kürsüsünde maalesef bazı bocalamalarına şahid olduğumuz değerli hukukçumuzun hükûmete daha istikrarlı bir hüviyete kavuşmasını dileriz.

MfemJefcete ve dolayısiyle partilerine fciunet agkiyle sayın Menderes hükü­metinde yer alan genç arkadaşlarla önümüzdeki hizmet yılı boyunca şeref­li bir imtihan geçirmek uğruna ellerin­den gelen gayreti esirgemlyeceklerin.? inanıyoruz. întıhabmdaki isabetten ö-Un ii yakın bir zamanda Başbakanı teb­rik etmek biaim için ancak bir seving vesilesi olacaktır.

YiJmz şu var ki, hükümetin muvaffak ciması, Bakanların teker teker iyi, ça­lışkan, kabiliyetli insanlardan segj.l-nıesiyle gerçekleşemez. Bü hükûmet bağa­nları için şahsî değer lazımsa da kâfi değildir. Ayrıca beraber çalışmak, be­raber çalışmanın şartlarını daima yü­rürlükte tutmak, ahenkli bir işbirliği esasına bağlılıktan bir an ayrılmamak da gerektir. Yeni Bakanların katılmaiyle taze bir kuvvet kaynağı daha bulan Menderes hükümeti, bilhassa bıi bakımdan zayıf düşünmemeğe dikkat etmelidir, garkta takım halinde çalış­manın usulleri pek bilinmediği gini bu çeşit çalışmaların faydası da iyi tak­dir edilmez. Halbuki şahsiyetin tezahü­rü muhitteki istidada bağlıdır. Muhit ne derece insicamlı bir manzara gösterirse şahsiyetler de o nisbette im­kânlarının azamî haddi ile cemiyet? hizmet edebilirler. Bu, hükümetten bağlıyarak Meclise, basma ve halk ef­karına Scadar küçük büyük her toplu­luk için doğrudur. Demokrat Parti ik­tidarının seçmenler önünde hesap ver­mesine bir yıl kala hükümette yapılan değişiklik bu itibarla ayrıca mühimdir. Ara yerde böylesine büyük ölçüde bir başka değişikliğe başvurmak faizce mümkün olamıyacaktir. Sayın Mende­resin gelecek seçimlere şimdiki hükü­met kadrosiyle girmesi bir zaruret gi­bi görünüyor. Halk efkârının bunu böy­lece bilmesinde biz yalnız Demokrat Parti hesabma değil memleket men­faatleri bakımından da fayda umuyo­rum.

Eski Dost

Y-asan : Nadir Nadi

14 Nisan 1953 tarihli Cumlmriyet'ten:

Davetli olarak üç gündür yurdumuzda bulunan Federal Almanya Bundesta üyelerinden yedi kişilik grup dün öğ­leden sonra Büyük Millet Meclisini ziyzret ettiği zaman millet vekillerimiz tarafından sürekli alkışlarla karşılan­dı. Geçen yıl Almanya'ya giden Türk heyetinin orada gördüğü sıcak kabulü yakından bildiğimiz için misafirlerimi­ze burada gösterilen tezahüratı iki millfi arasındaki karşılıklı sempati duy­gularının çok tabii bir belirtisi sayıyor ve tarih boyunca daima ileriye doğru gelişen Türk - Alman dostluğu hesabı-


 

na memnun oluyoruz. Milletleri bir arada dostça münase­betler kurmağa ve yaşatmağa götüren tarihî zaruretler bugün her zaman­dan daha ağır basmağa başlamıştır. Devrimizin şartlan küçük devlet bü­yük devlet farklarını gittikçe ortadan kaldıracak gibidir. Birinci cihan harbin öen öncesine kadar dünyayı nüfuz böl­gesine ayırmak ve bu bölgelerde eko­nomik bir hâkimiyet kurmak uğruna devamlı çatışmalar olağan sayılıyordu. O devrin politika sistemi.bu temele gö­re 'kurulmuştu. Çatılma kombinezon­larına girişen devletlere büyük devlet deniyordu. Birinci Cihan Harbi «ski sistemi sarsmış, ikincisi ise hemen temoinden yıkmıştır. Bugün filan dev­letler manzumesiyle çatışmak gibi bir­birinden az çok farklı menfaat kombi­nezonlarına artık imkân yoktur. Büyûl devlet kavramı da tarihe karış­mak üzeredir. Devrimizin temel mese­leleri, millî hürriyetleri ve insan hak­larım korumak, dünyayı korkusuz yagrmlır bir hale getirmek, eşit haklı bir barışa kavuşturmak noktaları etrafında toplanmaktadır. Her milletin aslında iyi olduğu prensip! ortalığa günden güne yayılmaktadır.

Misafir heyete başkanlık eden Profe­sör Fritz Baade öün Meclis kitablığm-da vaotığı güzel konuşmada Türklerin meziyetlerine dair samimî görüşlerini açığa vurdu. 1934 ten 1946 ya kadar uzun yıllar aramızda yagıyaıı sayın Profesörün müşahedeye dayanarak söylediği sözleri dikkatle dinledik. Muhtelif vesilelerle kendisinin yakın­dan gördüğü gibi Türkler de Alman milletinin iyi vasıflarını takdir ederler. Ve bu millete karşı bir yakınlık duy-gıjsu beslerler.

" Atatürk çökmüş bir imparatorlu­ğun enkazım temizlemek işini üzerine almişli. Buna, Türk milletinin kalbinde her türlü emperyalist emelleri söndür­mek suretiyle muvaffak olmuştur. Türk milleti, başka milletleri boyun­duruğu altında bulundurmak isteme­diği gibi, başka milletlerin de kendisi­ni b â!;imiyetleri altına almalarına mü­saade etmes:. Türk milletinin başkala­rının topraklarında gözü yoktur. Ken­di millî topraklarında sulh ve sükûn içinde serbest yaşamak azmindedir."

Celâl Yardımcı, Meclis Reis Vekilliği SJîativ'e çok fena bir imtihan geçirmiş­tir. Beş yeni vekil arasında tâyini unumî bir tasviple karşılanmayan yal­nız odur. Öyle umarız ki Celâl Yar­dımcı, Meclis Reis Vekili sifatiyle uyandırdığı fena tesiri düzeltmeğe ve Devlet Bakanı sıfatiyle memlekete faydalı olmağa çalışacaktır. Bunun icap eden fikir ve tecrübe sermaye­si Celâl Yofdımcı'da vardır. Kendi ken­dini sıkı bir kontrol altına alırsa, yep­yeni bir sima ile umumî hayatımızda yer alabilir.

Hükümet Keisi Adnan Menderes, fe­na tecrübelerden ders almak kudretine âzami derecede sahiptir. Siyası şah­siyeti dikkaie lâyık bir tekâmül halin­dedir. Osu henüz kırk yaşlarında bu­lunan arkadaşlariyle iyi vazife taksimi yaparak, takım halinde çalışmanın iyi numunelerini ortaya koyması ve ta­kım takım dertlerimize deva aramağa tam hızla girişmesi beklenebilir.

Atlatılan, buhrandan ve gerilişe ve en­trikaya karşı kazanılan esaslı zafer­den sonra biz, millî mukadderatımız hakkında büyük bir nikbinlik duyuyo­ruz. Türkiye, her sahada güzel bir is­tikbale namzettir. Memleket o kadar sür'atls terakkiye devam edecektir kî dür. şikâyet ettiğimiz bir takını haller, yarın gözümüze, tarihten evvelki devir­lere ait imiş gibi uzak görünecek, her tuttuğumuz altın olacaktır.

Yeni Kabine dedikoduları

Yazan : Selim Ragıp Emer,

10 Nisan 1953 tarihli Son Posta'-dan ;

Bir müfidettenberi Kabinede yapıla­cağı herkesçe bilinen ve her vatandaş tarafından söylenen değişiklikler şu anda yapılmış ve bitmiştir.

B'i suretle işletmeler Bakanı Samed Agaoğlu, Millî Eğitim Bakanı Tevıik İleri ve Devlet Vekili Muammer Ala-ksnd'm iştifalariyle    onlardan açılan

mevkileri, sırasiyle, Giresun Mebusu Hayreddin Erkmen, Erzurum mebusu Kıfkı Salim Burçak ve Burdur mebusu Fetlıi Çelikbag almışlardır. Ayrıca Ve­kâletle idare edilen Gümrükler ve Tekel Bakanlığını da Emin Kalafat de­ruhte etmiştir.

Bunun dışında lâğvedilen Başbakan yardımcılığına ait vazifeler İki devlet vekili arasında taksim edildikleri için diğer Devlet Vekilliğine de Ağrı mebu­su Celâl Yardımcı getirilmiştir.

İkinci Adnan Menderes kabinesinin tâdili ve münhal .bulunan iki açığının kapanması suretiyle vukubulan bu si asî ameliyenin millete ve memlekete hayırlı neticeler getirmesini temenni ederiz.

Yeni Vekillerin her biri ayrı ayrı kendilerine has bir takım meziyetlerin sahi­bi bulunmaktadırlar.

Üzerlerine bina edilen ümitlerin boşa çıkmasının gıllügişsiz birçok vatan­daş gibi, bizi de ziyadesiyle memnun bırakacağını belirtmek vazifemizdir. Bunun üstünde yine her şeyden fazla memnun olduğumuz cihet; kabine tâ­dili hakkındaki rivayet ve dedikodula­rın bu suretle hitam bulması ve mem­leketin haklı olarak muhtacı bulundu­ğu fikir huzuruna kavuşmasıdır.

Her politika hâdisesi gibi ikinci Adnan Menderes kabinesinde vukubulan bu değişiklikle de, bilvesile bir takım tefsirlerden, sonra da ortaya bir takım hükümler çıkmıştır.

Bu suretle iddia olunmuştur ki, Sâmecİ Agaoğlu ve Tevfik ileri siyasî bir velasizlığa kurban gitmişlerdir ve durum­ları aemmıya lâyıktır.

Bir diğer ifadeye göre ise politika te­sadüflerinin kendilerini yükselttiği mevkilerin kadrini takdir edemiyen bu iki insan, Adnan Menderes kabinesi i-cinde şahsi ve parti prensiplerine uymayan bir politika tezgâhı kurmug ye D.P. ve iktidarının az daha umumi ef­kâr nazarında itibardan düğmesi teh­likesini yaratmışlardır. Binaenaleyh uğradıkları â&ıibetle, sadece, kendi kaz­dıkları kuyunun içine düşmüşlerdir.

Bir parti ekseriyetine dayanan bir hü­kümet içinde vazife almış bîr parti üye sinin kendi nar ti prensiplerine ria yet göstermesi zaruridir. Şayet, iddia olunduğu gibi, bu iki zat, parti umde­lerinden hakikaten ayrılmışlara a, bu­nu en iyi takdir mevkiinde bulunan yüksek parti kademesi haklarında ge­rekli 'kararı almak mevkiindedir.

O zaman yalnız hükümet içindeki va­ziyetleri değil, ayrıca partileriyle olan münasebetleri de bahis mevzuu olmak icap eder.

Sâ.med Ağaoğlu ile Tevfik Heri hükü­metteki vazifelerinden istifa ederler­ken böyle bir hal derpiş olunmamıştır. Dernek ki hükûmetten ayrılmaları için yakıştırılan bu mucip sebep varid de­ğildir. Yani birer Vekil olarak, belki ktrar gösterememiş olabilirler anıma, pnrt ileriyi e prensip ihtilâfına düşme­miş oldukları, yukarıki silsilei mantı­kiye ile, meydanda bulunmaktadır.

Skmed Ağaoğlu ve Tevfik İlerinin isti­faları bahis mevzuu olurken, Birleşik Amerikanın bir zamanlar deniz nü.s-teşarlığını ifa eden ve sonra Millî Müdfaa Vekili "Frank Knox" un vefatiyle ona bir halef düşünüldüğü zaman otomatik olarak bu Vekâlete getirilen James Forrestal'in hayat ve akıbetini hatıra getirmemek mümkün değildir.

Bn-aktığı notlardan hazin bir hatıra külliyatı meydana getirenlerce bu ese­rin kapağına büyük harflerle yazılan satırlarda şu cümleler okunur :

Nüfuzlu görüşüyle dünyayı ve Ameri-k&.'yı kurtaran ve bugün heykeli "Petıtagone - Amerikan Erkâmharbiye da­iresi" nin methaline dikilmiş 'bulunan adamın mücadelesi ve ölümü...

Basit bir kabine değişikliğini bu dereca büyük bir dünya hadisesiyle mukaye­se etmenin uygun düşüp düşmeyeğı bir takdir meselesidir.

Bunu böylece kaydettikten sonra de inek istediğim şudur ki, politika ala­nı çok defa, bir takım günlük ilcaîarîa yapılmamak istenileni yaptıran ve yapılmak gerekli olanı da geri bırak­tıran bir tuh al âlemdir.

Bu âlemde gençliğini ve bu gençliğin bütün enerjisini 1944 -1949 a kadar beş sene müddetle hesapsız harcayan çelik iradeli bir adam; bir türlü görmek istemiyen memleketine komünizm tehlike­sini gösterip anlatmak yolunda dâva­sının düşmanları tarafından amansız bir takibe uğrayarak asabî ve sinirle­ri bitkin bir halde kendisini bir Ameri­kan (Gratte-Ciell nîn yirminci katın­dan kaldırıp caddeye fırlatmak sure­tiyle mahrum kaldığı huzura kavuş­muştur.

Bu adamın bütün kabahati, "Her şeyin üstünde Amerika" demek ve talihsiz­liği de, Amerikayı sevenlerin enaz ken­dileri kadar bu adamın da Amerikayı sevebileceğini bir türlü kabul etmek istememeleri olmuştur.

Bu bakımdan Sâmed Ağaoğlu ve Tevfik lleri'nin bence hiç bir acınacak taraflari yoktur ve onlar, böyle bir mer­hamet dilenciliğinden müstağnidirler. Hakikat şudur ki, bu iki zat, bundan bir müdet evvel üzerlerine bir mem­leket vazifesi almış ve bunu başarınıya çalışmış ve bunu başarmaya çalışır­ken yeraveni bir ilca ile saf dışı kalmış­lardır ki, bu da, bu alanda, ne birinci, ne de sonuncu bir tecelli olacaktır.

Uzun vadeli siyaset

Yazan : A. E. Yalman

16 Nisan 1953 talihli Vatan'dan

Eğer bu sene hububat ve pamuk fiatlan geçen seneki seviyede olsaydı, öctme zorluğu çekmiyecektik. İthalâtı­nızdan mühim bir kısminın istihsal vasıtaları ve fabrika tesisleriyle alâka­lı olmasına rağmen, ödeme muvazene­mi;: sarsılmıyacakti. Dünyanın her ta­ralında iyi mahsuller alınması ve fiatlann düşmesi, bizim için türlü.türlü zorluklar yarattı ve bizim gibi geliş­me halinde bulunan bir memleketin uzun vadeli bir iktisadî siyasete sahip olması icap edeceğini bize gösterdi.

Son senelerde yüzlerce milyon kıyme­tinde makine ithal ettik. Hiç bir mem­leket bunları normal Ödeme rnüvazenesryle karşılıyamaz. Hele memlekette bivdenbire para bollanır ve istimlâk eş­yasına olan ihtiyaç ve rağbet basdön-dürücü bir  süratle artarsa...

İlk eğitim ve halk eğitimi seferberliği, şevkli bir halk hareketi haline getiril­melidir. Amerikalıların Nato karargâ­hım kurmakta kullandıkları sağlam paviyonlardan binlercesi, her köye u-zuıı yıllar dayanacak okul binası hiz­meti görür. Böyle bir seferberliğe mil­letlerarası teşkilâtların birçoğu yar­dım eder.

Sürümü yüz .bini aşan gündelik gazete, bir inkılâpçı gazetedir. Sadece bu mi-sa! iLkeğitimde yontulmuş kafanın yo­bazlık elinden kurtulmuş olduğunu gösterir, istisnaları ve hastaları bir ya­na i&ıraSşınız : İnsanlığın tejc mucize­si terbiye'dir.

Terbiye'yi kaldırınız, birkaç nesil son­ra Afrika yabanileşir ve Afrikaya döner. Terbiye'yi Afrika'ya sokunuz : Yamyamlar artık adam yemezler ve Mısır'daki Hudey.bîler halk mukadde­satını sömürmezler. Afrika, Amerika o'ur.

Tanzimat'tan beri Garplılaşmak, bir devlet meselesi, nihayet, olsa olsa, bir yüksek sınıf meselesi sanılmıştır. Yeni nizam, bir millet meselesidir. Tanzi­mat'tan beri bunu anlamadık. Hâlâ bu anlayışsızlığın cezasını çekiyoruz.

Derebeyliği de, kabile ve aşiret sistemi­ni de, irticai da, hepsini likeğitim tas­fiye eder. İlkokul, memleketin yüzünü geleceğe çevirir. Bir yandan da halk eğitimi ile bu çocukların analarını ba­balarını cehalet ve taassup hastalığı nöbetleri geçirmekten kurtarırsınız.

Sivil devlet okullarından başka bütün beyin ibozucu, ruh 'karartıcı fesat ocak kapatınız. Her vaiz etmek, her hutbe okumak hakkı olanın ilkokulda öğrettiklerimizden imtihana çekiniz. Layisizmin mânası ne olduğunu bilmıyone, halk ile ilgili hiç bir vazife ver­meyiniz. Bu seferberliği baltalamağa kalkışan sefil ve alçak politikacıları kendi partinizden kovunuz ve bütün partileri bu sefil ve alçak politikacı­lardan kurtulmağa çağırınız. Mîllî kurtuluş idealistleri, bir ordu gi­bi toplanınız ve bir ordu gibi yürüyü­nüz, inanç kuvveti denen yaratıcı ve yendîrici kuvvet sizdedir. Yürüyüşü rıüz karşısında irticaın nasıl korku sarjsi ile benzi attığını göreceksiniz. Çün­kü o aşağı bir tüccardır Biv istismar­cıdır. Bir kazancadır. D uır korkaktır. Biz idare, eğitim ve bütün kadroları siviîleştirdi'k. Garp mektebini bu kad­rolara hâkim kıldık. Halkt büyük ha­rekete katmak vazifesini yapamadık. Onun sıkıntı ve gayretleri içindeyiz. Halkı aldanma illetinden kurtarmalı­yı.Bu millet onu sıtmadan da, frengi­den de, veremden de daha fazla kemir­mektedir.

Cehaletten beter hastalık keşfoîuhmamıştir. Biz daha beterini keşfettik : Cebaieti kara taassup istismarcısının emrine vermek! Memleket ölçüsünde bir yıkılışın soğukkanlı seyirciliğini yapıyoruz.

Bir gün Kominform usulü isyanların kanlı tasfiyeleri içinde bu sözleri batırlamaklığımız bir fayda vermez Halkı ve halkın, çocuklarını kurtaralım ve Türkiye'yi, aldanışlar ieinde, bir top­luluk intihan manzarası almaktan ko­ruyalım.

Parlâmento heyetimizden 6 kişilik bir grup, pazar günü uçakla şehrimize gel­miş bulunmakla idi. Diğer bir grup ta Beyrut'tan itibaren kara yolu ile mem­lekete dönmektedir.

9   Nisan 1953

-   - Washington:

İstanbul Vali ve Belediye Reisi Prof. Fahrettin Kerim Gökay uçak -değiştir­mek iein New York'ta 'usa bir durak­tan sonra dün Washington'a gelmiştir. Dr. Gökay Vasington bava alanında Türkiye'nin Birleşik Amerika Büyük Elçisi Feridun Cemal Erkin vs Birle­şik Amerika Dışişleri Bakanlığı Türk, Yunan ve îran masaları Başkan Vekili V/üIiam C, Baxte tarafından karşılan­mıştır.

Gökay bir aylık ziyareti esnasında Amerikan amme idaresi çalışmaları ile belediye işlerini tetkik edecektir. Bu zi­yareti esnasında Gökay Birleşik Ame­rikanın tanınmış piskoloğlan ile görü­şecek, akıl hastana nelerini ziyaret ede­cek ve 4 Mayıstan 8 Mayısa ıkadar Los Angeles'de Psişiatri Birliğinin toplan­tılarına iştirak edecektir.

Çarşamba günü Vaşington belediyesi­ne mensup resmî şahsiyetler tarafın­dan kendisine şehrin "Anahtarı" takdira edilecek ve Türkiye Büyük Elçili­ği tarafından şerefine verilecek bir resmî kabulde hazır bulunacaktır.

10 Nisaıı 1953

Ankara:

Büyük Britanya Dışişleri Vekili Ekse­lans Anthony Eden'in raahtsızhğı mü­nasebetiyle sayın Başvekil Adnan Men­de) es ile müşarünileyh, arasında tear:i olunan telgraflar aşağıdadır :

Sayın Başvekil Adnan Menderes'ten Ekselans Anthony Eden'e :

Bir an evvel iyileşmeniz hususundaki halisane temennilerimiz sunar ve en samimi hissiyatımı teyid eylerim.

Ekselans Anthony Eden'den Sayın Baş­vekil Adnan Menderes'e : Nazik telgrafınıza ve iyi temennilerini­ze samimiyetle teşekkür ederim. Ziya­retimden sarfınazar etmek mecburiye­tinde kaldığımdan dolayı çok mütees­sirim.

Büyük Britanya Dışişleri Vekili Ekse­lans Anthony Eden'in rahatsızlığı mü­nasebetiyle Saym Dışişleri Vekili Prof. Fuad Köprülü ile müşarünileyh arasın­da teati olunan telgraflar aşağıdadır:

Sayın Dışişleri Vekili Prof. Fuad Köprülü'den Ekselans Anthony Eden'e :

Ekselansınızın rahatsızlığını büyüK te­essürle öğrendim. Bir an evvel iyileş­menizi samimiyetle temenni eder hali­sane hissiyatımı teyit eylerim.

Ekselans Anthony Eden'den Saym Dış­işleri Vekili Prof. Fuad Köprülü'ye : Nazik telgrafınıza çok müteşekkir ve minnettarım. Türkiye'de size mülâki olamadığımdan pek müteessirim.

11 Nisan 1933

Paris:

gark dilleri mektebinin idarecisi ve enstitü üyelerinden M. Henri Masse dûn gece tezyini sanatlar sergisinde "Fatih Sultan Mehmet Devri" hakkın­da bir konferans vermiştir Fransa  Türkiye Komitesinin himayesi altında verilen bu konferans Millt Eğitim Ve­kili ile Türkiye Büyük Elçisinin tem­silcileri tarafından da dinlenmiştir. Konferanstan önce Türkiye'de zarar gerenler için para toplanmıştır.

Vaşinston :

Amerika'yı ziyaret etmekte olan İs-tenbul Vali ve Belediye Reisi Oro:. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, bugün A-merika Cumhurreisi Gen. Eisenhower ile refikasına antika bir halı ile, el ile işlenmig gümüş tabaka ve Türk loku­mu hediye etmiştir.

Hediyeleri Beyaz Saraya götüren İs­tanbul Valisine, Türkiye'nin Wasing­ton Büyük Elcisi Feridun Cemal Erki:ı refakat etmekteydi.

Gazetecilere verdiği bir beyanatta Büyük Elçi şunları söylemiştir : "Prof. Gökay, General Eîsenhower'e hükümetinin selâmlarını getirdi" Türk Liderleri General Eisenhover'in Liderli, irine karşı büyük bir itimad beslemek­te ve bu sayede dünyada yıkılmaz ve birleşik tek bir cephenin Jîürulacağına kani bulunmaktadırlar,

12 Nisan 1953

 Paris:

Geçen 23 Ocak'ta Tezyini Sanat Müze­sinde açılan muhteşem Türle Sanat Ser­gisi bu akşam kapanmıştır. Türk mü-zeleriyle birçok Fransız ve ecnebi ko­leksiyoncular tarafından gönderilen 800 eserin teşhir edildiği vitrinlerin önünden 40 bin .seyirci geçmiştir ki bu rakam rekor teşkil etmekledir.

Paris'te bu derece mühim olan bu iik sergi. 12nci asırdan 17 nci asrın sonu­na kadar, müslüman medeniyetinin ort jinalitesini halka tanıtmıştır. Silâh, oy-aıa işleri, minyatürler, el yazıları, par­lak halı ve kumaşlar ve seramikler bü­yü!; hükümdarların tarihi hatıralarım canlandırmakta idi. Mimarî sanat da unutulmuş değildi. Filhakika, Türkiye'­de çekilmiş resimler, imparatorluğun muhtelif bölgelerindeki dini ve özel bi­naların sağlamlığım ve azametini ak­settirmekte idi.

Birçok sanatkar ve şahsiyet, Marsan pavyonunda teşhir edilen bu şaheserle­ri seyretmeğe gelmişlerdi.

Vincent Auriol, Millî Eğitim Vekili Andra Marie, Güzel Sanatlar Vekili Cornu, resmî açılışta vitrinlerin önünde uzurı uzun durmuşlar ve hayranlıklarını zap ted ememişlerd ir.

Bütün Paris, hattâ eyalet basını TürK sanatının ihtişamına uzun makaleler hasretmiştir. "Paris Presse" şöyle de­mektedir :

Türkiye müzelerindeki yüzlerce şaheser Boğaziçi kıyılarından Marsan pav­yonuna getirilmiştir. Biz bu sanatı iyi tanımıyorduk. Şimdi ise parlak renk­lerini, seramiklerde, minyatürlerde ve el yazılarında olduğu kadar kumaşlar­da ve en basit seccadelerde kendini gösteren hayret verici tenevvüü müşahade ettik. Her devre ait silâhlar fevka­lâdedir. Bunlar nadide madenlerle iş­lenmiştir. Seyircileri daha ziyade min­yatürler çekmiştir. Bizce Türk sana­tının .en büyük orijinalitesi, el yazıla­rı r-d ad ir.

Parisien Libere", "Tezyini Sanat Mü­zesinde teşhir edilen eserler mütecanis bir bütün teşkil etmekledir" demekte­dir.

' Ge Matin Le Pays" gazetesi de şun­ları yazmakladır :

Boğaziçi sahillerinden gelen ve bazı­ları tarihî hatıraları canlandıran .bu şaheserler hakkında uzun uzadıya ya­zılabilir. Onlan seyretmek bize kâfi­dir. Mimarî sanat unutulmamıştır. Re­simlerde misalleri görülmektedir. Bü­tün bu şaheserleri hayranlıkla seyret­tik."

"Le Monde" söyle demektedir : "Tezyini Sanat Müzesinde 13 üncü asır­dan 19 uncu asra kadar Türk sanatı­nın nadide eserleri teşhir edilmiştir. Af-rın başındaki Müslüman Sanat Ser­gisinden beri ilk defa olarak Paris'le îslâmiyetin dört büyük eserlerinden bi­rini seyretmek imkânını bulduk.

"Combat" gazetesinde şu satırlar yer almıştır :

Bir meöeniyeti aksettiren sergi. Tez­yini Sanat Müzesinde sadece bir tari­hin muhafaza edilmiş delillerini gör­medik, aynı zamanda bir milletin yaşa­dığını 'hissettik."

14 Nisan 1953

 Napoli :

Napoli'ye dün gelmiş olan Türk güreş­çileri bu gün sabah ve akşam iki an­trenman yapmışlardır.

Dünya Greko-Romen Güreş Şampiyo­nası cuma günü saat 11 de merasimle baslıyacaktir

Bugün ayrıca Sovyet kafilesinden bir grup ile İsrail ve Lübnan güreşçileri d î Napoli'ye gelmişlerdir.

15 Nisan 1953

-   Ankara:

Altlığımız malûmata göre, halen açık deniz gezisinde bulunan Savarona o-kul gemimiz, Cebelüttarığa uğrayarak. ÎEpsnya'nın Atlantik sahilindeki İs­panyol Deniz Harp Okulunun bulundu­ğu Marin Limanım 12 Nisan 1953 günü ziyaret etmiştir. Ziyaretin ilk gününde gerek halk, gerekse resmî makamlar taralından çok büyük alâka gösteril­miş, okul gemisi kumanıianiyle askeıi ve sivil erkân taralından karşılıklı zi­yaretler teati edilmiştir. Geminin arasında bulunduğu müddet zarfında su­bay, öğrenci ve erler için zengin bir ağırlama programı tatbik edilmiş ve şehrin tarihî mahalleri, müzeler gedirilmiştir. Bu meyanda bir muhriple Vigo şehrine bir gezinti tertiplenmiş­tir Ayrıca gemi personeli ve öğrenci­ler için danslı partiler verilmiştir. Ma­hallî gazeteler bu ziyaret münasebe­tile dostane neşriyat yapmışlardır.

Gemi 14 Nisan 1953 tarihinde Fran­sa'nın Brest limanına müteveccihen hareket etmiştir.

 Filâdelfiya :

İ*cı gündenberi burada bulunan îstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay'ın Fİlâdelfiya'da dikkatine çarpan, şey­lerden biri de otomobil kornasından mütevellit gürültünün fazlalığı olmuş­tur.

ÎKİ .sen« evvel çıkardığı bir kanunla istanbul'da korna yasağı ihdas ettiği­ni, bundan çok iyi neticeler aldığım söyleyen Gökay, kabili tatbik olup ol­madığını Bilmediği için, aynı şeyi Filâdelfiya'ya. da tavsiye edem iyece îtin i söylemiştir.

Gökay buraya pazartesi günü Wasniug. ton'dan gelmiştir.

16 Nisan 1953

Belgrad :

1953 yılı içinde, Türk, Yugoslav ve iunar. sporcuları arasında bir serî, fut­bol, basketbol ve bisiklet müsabakaîa-rı yapılacaktır.

Yugoslavya - Yunanistan futbol 9 Mayısta Belgrad'ta yapılacak, TüiK ve Yugoslav takımları ise 5 Hazkan;-da istanbul'da karşılaşacaklardır. Bel­grad - Ankara futbol maçı da Haziran ayı içinde Ankara'da yapılacaktır.

11 ilâ 18 Ekim tarihleri .arasında İs­tanbul'da yapılacak olan "îstantmî Kupası" basketbol maçlarına Yunan ve Yugoslav takımları da iştirak edecek­lerdir. Bu maçlara iştirak edecek di­ğer memleketler, Fransa, italya, Mısır, Lübnan ve İsviçre'dir.

Sn-bıstan ve Makedonya bisiklet kulüp­leri kendi sprocularının da Nisan ayın­da yapılacak Selanik - Atina ve Temmux ayında da îstanbul - Ankara koşu­larına iştirak etmelerini temin ımaksaâyle alâkalılarla temas halindedir.

 Londra ;

Tüıkiye'nin İngiltere'den mal ithal etrpemek kararı üzerine vaki suale Pe-ter Thorney Croft bugün Avam Kama-lasında cevap vermiştir. Tür'nye'r.'n. ticaretinde bir muvazene temin etmeli gayesiyle ithalâtta bulunduğu memle­ketler arasında bir ayarlama yapaca­ğı hakkında İngiltere Ticaret Vekili­nin beyanatını hatırlatan Thorey Crolt "Ben Türkiye'nin bu kararını, Avrupa iktisadî teşkilâtına dahil bir memleket olması ha'ebiyle mül&yim bulmuyo­rum. Mamafih, hadiseleri dikkatle ta­kip edeceğim."  demiştir.

Sual sahibi Muhafazakâr Milletvekili Cyril Osborne, so ndefa İngiltere'ye gelen Türk Tüccarlar Heyetinin Türki­ye'den daha fazla ithalât yapılması hu­susundaki başarısızlığının sebebini sor­muştur.

Bu suale de cevap veren Peter Tlı. Croft Resmî bir sıfatı olmıyan heyetin, hükümet mahfilleriyle olduğu kadar alıcı firmalarla da temaslarda bulun­duğunu, varılan netice hakkında ge­niş izahatta bulu namıya cağım söyliyerek demiştir ki :

"Heyfrtle görüşmelerde bulunan iaşe Vekâleti Türkiye'den bir miktar iaiıa ir.cir satın almıştır. Mubayaa edîleciaS mallar hususunda malın kalUssi vefatı kadar nazarı itibara alınacak bir noîtta da ticari mülâhazalardır."

19 Nisan 1953

 Sidiney :

Yed: subayden müteşekkil bir Türk askeri jıeyeti bugün Korgeneral Rüştü Erdelhiın'un başkanlığında Japonya'­dan buraya gelmiştir. Heyet, Birinci Dünya.Harbi sırasında Avustralya ve Yeni Zelanda kuvvetlerinin Gelibolu'­ya yaptıkları çıkarmayı anmak üzere gelecek Cumartesi günü yapılacak olan "Anzak günü" merasiminde Türki­ye'yi, ilk defa olarak, temsil edecektir. General Erdelhun, Sidney'e varışını n'üteakip şunları söylemiştir : 'Bir za-ir,anlar düşman olarak karşılaşmıştık. Şimdi hepimiz gayet iyi dostuz. Avus­tralyalılarla Yeni Zelandalılar, kahra­manlıkları ve insanlıklariyle Türk mil­letinin takdirini kazanmıştır. Türkler, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar Simdi Kore'de yanyana müşterek bir düşmana, Komünizme kargı savaşmak­ladırlar."

Napoli :

Dünya Greko-Roman Güreş Şampiyo­nasını pazar gecesi neticelendirmek içrı bugün Öğleden evvel başlayan mü­sabakalar saat 16 ya kadar devam etti. Sn asiyle Türk güreşçilerinin aldıkları neticeler şunlardır :

73 kiloda :

Bekir Büke rakibi Karaşkin (Rus) a it­tifakla mağlûp.

79 kiloda :

İsmet Atlı rakibi Kartozifo (Rus) a üç dakikada tuşla mağlûp.

87 Kiloda:

Hilmi Tafracı rakibi Kovançs 'Ma­car'a ittifakla mağlûp.

Ağır'da:

Süleyman Baştimur rakibi Niyenvi (fin) e ittifakla mağlûp.

Roma:

Türkiye Dışişleri Vekili Prof. Fuat Köprülü ile Atlantik Konseyi nezdüicieki Türk temsilcisi Fatin Rüştü Zor­la bugün uçakla İstanbul'dan Roma'ya gelmişlerdir.

Türk devlet adamları, Atlantik Kon­seyinin çalışmalarına iştirak etmek ü-zere pazartesi günü trenle Paris'e gi­deceklerdir.

20 Nisan 1953

 Ankara:

Büyük Millet Meclisinin bugünkü oto rumunda Avrupa Konseyi Istişarî MeıİEİnin 7 Mayıs'ta Strazburg'ta başlayacak beşinci devre içtinıama memle­ketimizi temsil etmek üzere katılacak T. B. M. M. üyeleri için seçim yapıl­mış neticede :

1--ZiyadEbüzziya (Konya),2Muh­lis Ete {Ankara), 3-Nihad Resid Bel-geı (istanbul), 4  Osman Kapanı (izmir), 5  Zaiyat Mandalinci (Mızğlai,

6  Füruzan Tekil  (Istanbuı),

7 Adnan Karaosmanoğlu (Manisa),

8  Nadir Nadi   (Muğla)   mebuslai seçilmişlerdir.

21 Nisan 1953

Ankara:

İS Mart 1953 tarihlerinde Balıkesir ve Çanakkale bölgelerinde vukua gelen zelzele dolayısiyle, yurdumuzda gös­terilen büyük tenasüd ve yardımlarına hiiınlesi yanında, birçok yabancı meni leketlerden de alâka ve yardımlar da­vam etmektedir.

Bu meyanda Yugoslavya elçiliğinden bildirildiğine göre, Yugoslavlar da zel­zele mıntakasına kadar nakliyesi ve mahallinde montajı kendilerine ait ol­mak üzere, 9 metre murabbalık 3 oda­lı 10 tane hazır evi hükümetimizin göstereceği   yerlerde kuracaklardır.

Ayrıca bugün almış olduğumuz bir tel­grafta Telaviv Elçiliğimiz tarafından, mahallen yapılan teberrularla felâket­zedelere bir yardım olmak üzere 20 aet mahrutî çadırla iki paket giyim eş­yası gönderilmiştir.

-   Roma:

Napoli Dünya Grekoromen Güreş Şam­piyonasına iştirak eden. Türk güreş,1 bugün buraya gelmiştir.

Profesör KÖprîilü'nün beyanatı:

22 Nisan 1963

 Paris:

Fransız diplomatik matbuat birliğinin şerefine verdiği Öğle yemeğinden sonra söz alan Türkiye Dışişleri Vekili Prof. Fuat Köprülü Türkiye'nin dış siyaseti ve dünyanın hâlen arzettiği durumu İzah eden aşağıdaki nut­ku irat etmiştir:

"Biz sulhu ancak adalet ve meşruhatlara saygı göstermek ve her.memle­ketin istiklâline hürmet etmek esasına dayanan bir zihniyetle mütalâa etmekteyiz. Böyle bir sulhun muhafazası, bugünkü şartlar içinde büyük gayretler sarfını ve fedekârlıklar gösterilmesini icabettirmektedir. Sade­ce iyi niyetlerden bahseden beyanatın tesirine kapılarak kuvvetli olmayı ihmal etmek intihara muadildir. Bundan dolayıdır ki, Türkiye kendi ar­zu ve iradesi ile, müşterek güvenlik politikasını takip ve müdafaa kabili­yetini takviye ve tahkim için mümkün olan maddî fedekârlikların azami­sini yüklenmek azim ve kararındadır.

Zahiren yumuşak bir hava yaratmağa matuf bazı hareketlere telmih eden Prof.. Fuat Köprülü sözlerine şöyle devam etmiştir:

?'Bu kabil hareketler karşısında alınacak durum, hadiseler muvacehesinde sistemli olarak gözlerini kapamak ve kulaklarını tıkamak istiyenlenn ve hususile zevahir kanaat ederek yalnız ümitle beslenmediği arzu eden bir safdilin durumu olmamalıdır. Hâdiseleri mütalâa ve muhakeme ediş­te objektif ve realist olmak ve bunları tahlilde azim ve kararla hareket et­mek bugün her zamandan fazla bizim için bir zaruret teşkil etmektedir. Teyakkuzumuzu muhafaza ve müdafaa gayretlerimizi temdidden geri kalmamak suretile muhakememizi objektif olarak yürütmeğe çalışmalı ve yeni liderlerin sulh. ve işbirliği yolunda göstermiş ve hareketlerini sa­mimî bir zihniyetle muhakeme etmeliyiz. Bu hareketler, yalnız bir kısmı yerlere ve meselelere inihsar etmemli ve bütün dünyaya §amil olmalıdır. Her taarruz gibi sulh taarruzu da tam ve şamil olmak gerektir."

Profesör Köprülü, bugünkü yumuşak görüşün, hür memleketler hakkın­da kominformist blokun durumunda bir değişiklik vukunu gösterir gibi mütalâa edilmesi kanaatini izhar etmiş ve  demiştir ki:

Bu meseleler arasında hiç biri yoktur ki maksatlı düşünceler dı§mda adalet ve nisfet prensipleri ile toptan ve süratle halledilemez olsun. Ada­let ve nısfet zihniyetinin tezahürü ve her türlü gizli hesabın geri bırakıl­ması, her çeşit tahakküm iddiasının hâdise ve vakıalarla ispat edilmek suretile bir yana bırakılmış olduğunu görmek istiyor ve bunu bekliyoruz."

Birleşmiş milletler :

Sovyet Rusya anealt bazı şartların ta­hakkuku hâlinde siyasi komisyonun si lahianma hakkında kabın ettiği karat' sureti lehine reyini kullanacaktır. Safı günü ikmâl edilecek olan bu karar suretinde Sovyet hsy'eti tali mahiyette bazı islâh tekliflerinde bulunmaya ka­rar vermiştir. Sovyetlerin "bu hareketi bu teklifler kabul edildiği takîirds ka­tar sureti lehine rey kullanacaklar tal­anda tefsir edilmektedir.

2 Nisan 1953

Birleşmiş milletler :

Dag Hammarskjoekİ'un Birleşmiş Milletler umumî hey'eti tarafından umumî kâtipliğe seçilmesi paskalya tatilinden hertıen sonra beklenilmektedir. Yeni umumî kâübin bu sıralarda birleşmiş milletlerde bulunarak umumi hey'et ta­rafından secimesinden sonra teşekkür

nutkunu    söyemesi ve yeni vazifesine  başarması icabetmektedir.

 New . York (Birleşmiş. Milletler):

Silahsızlanma hakkınudaki Batılı ka­rar suretinde Sovyetlerin istedikleri tadılat Genel Kurulun 11 Ocak 1952 d» silahsızlanma hakkında Sovyet olsyta nisa karşı aldığı prensiplere müracaat eu ilmemesine dairdir.

Sovyet tadilleri, bundan başka, silâh­sızlanma komisyonunun 1952 deki ça­lınmalarının memnuniyet verici olduğu nu reddetmektedir. 11 Ocak 1952 karar suretine dayanan ve silâhsızlanma kornsyonunun çalışmalarını memnuniyet verici olarak telâkki eden son batılı ka rar sureti lehine Sovyetler şunu ilen sürmektedirler :

Genel Kurul, silâhsızlanma komisyonu mır raporunu kaydetmeli ve komisyon­dan, tanı ve koordone edümikş plânla­rın birleşmiş milletlerce hazırlanması maksadiyie çalışmalarına devam etme sim istemektedir.

3   Nisan 1953

Faris :

Birleşmiş Milletler genel sekreterini adının telaffuzu o kadar 'güç ve yazılışı o kadar uzundur ki baîi basın tom s ilcileri, Hammarskjoerin son he­cesinin kaldırılarak sadece Hamı sar denilmesini tavsiye etmişlerdir.

Halbuki, İsveç başkentinde, Hamrnarsk jot1 isminin ortasındaki dört sessiz harfin, iskandinav dillerini bilmeyenler dahi o derece güçlük arzeden bir ateafı olmamak gerektiği belirtilmekte­dir.

Stockholm'deki doplomatik çevrelerle c'ünya basınının özel muhabirleri bu lûiguistik güçlüğünün gelişmesini me­rakla beklemektedirler.

New . York (Birleşmiş Milletler) :

Genel kurul başkanı Lester Fearson Kuzey Kore Dışişleri Vekili Kimir Sen­den bugün bir telgraf almıştır. Kinı-îr sen, bu telgrafında, Kore harp esir­leri meselesinin hali için Cin Başvekili Çu En Lai'nin yaptığı tekliflere işti­rak ettiğini bildirmekte ve bu teklif­lerin Çin Halk Cumhuriyeti ile Kore Demokratik Cumhuriyeti tarafından müşterek anlaşma neticesinde hazırlan djğım ilâve etmektedir.

4   Nisan 1953

Paris:

Dünya Sağlık Gününün kutlanmasına 7 İSii-an günü başlanacak ve bir hafta devam edecektir. Dünya Sağlık Teşki­lâtı Genel Müdürü Dr. Proek ChishoJra U'i bu münasebetle verdiği beyanat metni aşağıdadır :

"Sıhhat altındır" fikri, şu veya bu şekilde, hemen bütün dillerde ifarfesinî bulmuş olan bir hakikattir.

İfinde yaşadığımız asırda .bu haldkafe verilen kıymet bakımından, 1953 Dün­ya sağhîî Gününün parolası olarak bu vecize seçilmiş bulunuyor.

Bir insan tam sıhhatli olmadıkça ihti­yaçlarının gerektirdiği verimi bula­maz. Hayatî seviyesini islâh edememiş

olanlar, içinde bulundukları muhit şart ldrımn esiri olurlar.

Buııa mukabil sıhhatli bir insan, me­saisinden azamî istifadeyi sağlıyabilir. Mahsulü çoğalır, onları daha yüksek fiyata satar, dolayısile daha iyi gıda alabilir ve böylece sağlık durumunun taroadisini sağlamış bulunur.

Önlenmesi mümkün olan hastalıkla açılan mücadeleler neticesi yukardaki mülâhazaların ne kadar doğru olduğunu bise açıkça göstermektedir. Meselâ, Gü ney Afrika'da 10 sene müddetle girişi­len sıtma mücadelesi neticesinâv, 700 ila 12000 dönümlük fazladan bir arazî işlenebilmiş ve başka bir arazide bu sayede alınan mahsul 4 misline çık­mıştır. Her yıl kazanılan bu nevi mu­vaffakiyetler listeler doldurmaktadır. Bilhassa nisbeten geri kalmış bölgeler dü, "Refah" mânasına gelmekte olan sıhhat kelimesi, teknik bakımdan tevaK ki kaydetmiş olmakla beraber istihsal kapasiteleri, geçici veya daimi aksak­lıklar yüzünden tahdide uğramış, olan memleketlerde hile pek çok kıymet ifa­de eder bir mufhum olduğunu ispat eylemiştir.

Esasen, sıhhi davaları, medenî ve daha ileri memleketler cephesinden mü­cerret olarak incelemek mümkün değildir.

Hastalık hüküm sürdüğü yer neresi olursa olsun, bütün beşeriyeti tehdit eder ve tesirleri çokuzak memleket­ler ekonomisinde de hissedilir.

Hiç kimsenin inkâr edemiyeceğini bu hakikatlere dayanarak, şunu belirt­mek icap eder ki, hastalık ile sefalet arasında ne kadar sıkı alaka varsa, srîıhat ile refah da ayra şekilde bir­birlerini yakından takip ederler. îşte bu sıhhat ve refah, ancak milletlerara sı çalışmalarla elde olunabilir, zira birimizi telıdiî eden hastalıkla hepimi­zin mücadele etmesi lâzımdır ve böyle bir mücadelede bitaraf kalınmanın mümkün olamiyaeağı muhakaktır.

Başlıca amacı bütün beşeriyetin sıhha­tini islâh etmek olan Dünya Sağlık Teskilâtı, gayesi insanlığın temadihi ola:ı bu mücadelenin zaferle neticelenmesini arzulayan herkesi, yerinde cömert­likle azettiği. kaynaklarından istifa­deye davet etmektedir."

5 Nisaa 195S

Stokholm :

Birleşmiş milletler Genel Sekreterliği­ne tâyini mutasavver bulunan Mr. Hanımarskjoeld, bugün verdiği bir be yanatta salı günü İsveç Dışişleri Vekâletinden resmen istifa edeceğini bildir mistir.

Mr. Hammerskjoeld, Çarşamba günü Amerika'ya hareket edeceğini ümit etmektedir.

Paris:

7 Nisan günü kutlanacak ve bir hafta devam edecek olan Dünya Sağlık Gü­nü münasebetiyle, Dünya Sağlık Teş­kilâtı Avrupa bürosu direktörü Dr. Begg, aşağıdaki beyanatı vermiştir; İkinci dünya habrini takip eden güntide, bütün Avrupa memleketleri eko­nomileri az veya çok da olsa, bu harbi yıkıcı tesirlerini hissetmişlerdi.

Bu memleketlerden bazılarında sıhhî teşkilât tamamen felce uğramış bulun­makta idi. Geşeît milî gerekşse millet­lerarası sahada sarfolunan altı yillık gayretler neticesinde, bir ekonomi önesansma öoğrıı hayli yol alınmış, ge­nel sağlığın ıslahı bakımından mühim ilerlemeler kay d olunmuştur.

Avrupa, sıhhî serveslerini azami dere­cede geliştirip çoğaltmış olmakla bu sahada bütün dünyaya misal oiabilir. Bu hamle ilk bakışta çok ağır bir malî mesele olarak kabul edilebilirse de, bu yatımların ilerde sağîıyacakları sağlık ve refah hesaba katılınca, yapılan fe­dakârlığın pek büyük bir gey olmadığı kolayca anlaşılır.

Bir hastalığı önlemek için. sarîolunan para ile tedavibahsinde  harcanacak olan meblâğ arasındaki farkı göz önün de tutarak, bu dâvanın tahakkşuku yolunda elimizden gelen yardımı yapma­ğa çalışmaktayız. Ekonomik rönesansi m sağlamak yolunda işe girişmiş olan Avrupa memleketlerinden hiçbiri, öre İrilebilmesi katili olan hastalıklardan konmulmadıkça ve sıhhatli bir nüfusa malik olunmadıkça gayelerine ylagamyacaklarını takdir etmeğe mecbur  islahi igin nispet tedbtrlftria alınmasi ile btitiin .beseriyetin ortak menfaatierinin korunabilecegi, sosyal irpiah gabi daha birgok ictimal muesseselerin mttmkun olabilecegl bir halu katir.

Bl,. miuiasebetle, Diinya Saghk Teşkilati kendi payma duşen vazifejd yerine getirmege amededir.

Saglik meselesi, Avrupa memleketlerinde herhangi ,başka bir yerinden daha fazla, titizlik gosterilmesi icabeden bir davadir ve bizim vazifemiz de tahakkuku miimkiin olan hergeyi agikga belirtmektir.

 Birleşmiş Milletler,   New  York:

Bir;e«mis Milletler gene] kurulu bugun ogleden sonra toplanarak, Giel Sekteterlik mMedetinin dolmasi Oze-rir.e vazifesinden ayrilan Mr. Tryve Lie nin yerine Isvec Diisleri Vekili yardimcisi Mr. Hammarskjpel'di tayin edecek tir.

Beg biiyukler tarafindan tasvip edilen, yeni sekreterin genel kurul tarafindan segiimesi bir lormaliteden ibaret ola-taktir.

Bugun Disiglerindeki vazifesinden resmen isfiia edecek oTan veni sekreterin perşembe günü - New-York'a gelmesi bekl emnektedir.

 müteakip, genel kurul iki mühim meseleyi ele alaeaktir. Birincisi, 12 memleket temsileilerinden mute§e(i: ki! komitenin hazirladigi silahsizlannia haktondaki rapor iklndsi ise Amerifca nin, Dogu Avrupa'da giriştigi besinci kol iaaliyetleri yuzunden takbih edDms sini iiEn Cekoslovakya'nm takrirl. Silahsizlanma miizakereleri, Sovj-et Rusya'nin yeni sulh taaarruzunun sarai niiyetl hakkmda bir deneme teşkil ede acıktir..

Bw meselenin müzakeresi esnasinda, Scvyet baş delegesi Vişinsky'nin, Sovyet siyasetini izah etmesi de beklen-mektedir.

 Birle§mi§ Milletler,  New . York:

Bu hafta, Sovyet ilusyanin yeni sulh siyasetinin samimiyeti denecektir. Bu arada Sail günü toplanarak hususi bir komitede, Isveg Di§i§leri Vekili Hammarskioeld resniRn Birleşmiş Milletler Genel Sekreterligine tayin edilecektir.

E6ri biiyiiklerin tasvibile secilerek, is mi genel kurula verildigl igin, Hamjoeld'in secilmesi bir formalUe ibaret kalmaktadir.

Yeni Genel Sekreterin Pergembe veya cama biniii vazifesine baghyacagi tahrain edilmektedir. O zamana kadar 5a, duiij'adaki siyasi vaziyetin daha vuxuh kesbedecegi anlaşilmaktadir.

Sail sabalii, Birle§mi§ Milletler siyasi komitesinde, Kore'de Birleimiş Millet term mikrap harbine giristiğine dair komiinistler tarafindan yapilan iddia uzerine, bir hususi tahkiltat kurulmasi hakkindaki Amerikan teklifi miiza-kere edilecektir.

 hafta bu mesele ilk defa olarak ortava atildifti zaraan Sovyet Rusva evvelki aylardaki hareket tarzindan inhiiaf etmişti. Fakat, Moskovadan ye hi donen Mr. Visinsky'nin bu mesele

haJtkinda baska gorusleri olabilir. Bilhassa soyliyecegi sozler, ve bu sozleri soyleyiş şekli iizerinde dikkatle durida-caktir.

Moskovadan geleli, Mr. Vişinsky henuz genel kurulda tek bir defa dahi aoz airaami? bulunmaktadir.

Sovyet Rusyanm yeni siyasetinin saml ir.iveti hakkmda ikinci denemevi, mnh teraelen salt giinii genel kurul toplan d:gi zaman siyasi Icomitenin silShsii-lanma hakkmda aldigi kararm Lneelen mesl te§kil edeeektir.

Gegen hafta, bu karar hakkmda Sov yet Rusyahui ileri surdiigu tadil tekli fi, Sovyet Rusyamn" son 7 sene zarfin da Birlesmis. Milletleri bir gikmaza so Itan noktayi nazan iizerinde bazi taviz lercii* bulunmaga hazir olduguna dair fenitleri meydana cikarmis bulunmaktadir. Birle§mi§ Milletlere mensup diplomatlar ayni zamanda, Sovyetler Birli gi ite Israil arasinda miinasebetler uva rmde de duracaklardir. Rusyadaki youidi doktorlann durumu bu bakimdan y?-ni bir hava yaratmis. bulunmaktadir. tcinde bulundugumuz hafta sona ernie c(p,i evvel, muhtemel olarak siyasi.komite, si! âh sızlanma, Kore ve beş büyükler arasında bir sulh anlaşmasını der eden Polonya tekliflerini de lncelâ yecfcktir.

Bütün bu meselelerin incelenmesi sır3 anda komünistlerin takip edecekleri hareket tarzı, Sovyetlerin yeni sulh si­yâsetlerinin samimiyeti hakkında birer deneme teşkil edecektir.

7 Nisan 1953

Birleşmiş Millelter

 New-York:

Dünya Eski Muharipler Federasyonu, 14 Nisan tarihinde tertip edeceği huau sî bir merasimde, Birleşmiş Milletler geeel sekreterliğinden ayrılmakta olayı Mr. Trygve Li'ye federasyonun 195i senesi Dünya Sulh Mükâfatını tevdi edecektir.

Bu karar, dün gece Federasyon Başka ra Mr. A. F. Vanderbılt tarafından bil­dirilmiştir.

Bu münasebetle yapılacak toplantıda, Trygve Lie muhtemelen veda konseri verecektir.

Genevre  :

Amerikanın Yale ünivertitesi umumi sağlık dersleri fahrî profösörü Dr. Wjnslow Dünya sağlık teşkilâtı tarafından yayınlanan, "Hastalık ve Sıhhatin Kısmeti" isimli eserinde Dünya Sağ-ln; Günü hakkında aşağıdaki makale yi yazmıştır :

"Dünyanın herhangi bir yerinde foir hastalığın tahribata bağlamış olduğu öğrenilince, hastalıkla mücadele edip onu ortadan kaldırmakla, bu bölgenin bir sihir kuvvetiyle az zamanda cen­nete döneceğini zannetmek tamamen yanlıştır. Yapılacak asıl iş. hastalığın tekerrürünü önlemek ve başkalarına sirayetine mâni olmaktır. Bu. tedbirler, artık zamanımızın günlük meşgaleleri arasına girmelidir.

1 - Annenin ve çocuğun sağlığı : Js-t&tıstik rakamlarının gösterdiği veçhi­le, müteaddit terakkiler kaydoiunmuş ise de, bu sahada daha yapılacak pek çok işler vardır. Filhakika, çocuk bir memleketin en esaslı zenginliğini teşkil eder.

Tjmumî mahiyette, alman tedbirler sa­yesinde, gocuk ölümü nisbeti şu mem­leketlerde hissedilir derecede azalmış bu t unuyor :

Amerika'da 1915 de 1000 de iken 1948 de 1000 de 32, izlanda'da 100 sene ev­vel 1000 de 220 iken, bugün 1000 de 100, bununla beraber, bugün hâlâ bir­çok memleketlerde, çocuk ölümü nisİJfe ti 1000 de 200 dür.

2Gıda Hıfsisıhhası : tnsan vücudubir motöre benzetilebilir, faaliyete geçe­bilmesi için yakacağa ihtiyacı vardır:İşte bu yakacak gıdadır. Aşağıda vere­ceğimiz misâl, besleme ve istihsal mefhumlarının ne kadar birbirlerine bağ­lı olduklarını gösterir : Oldukça geribir bölgede yol inşaatı ile meşgul olanmühendisler, verli amelenin.çok az raii dunan verdiğini farketmişler, yaptıklan inceleme   neticesinde bu işçilerdiçok fena gıda aldıkları görülmüş. Bu­nun üzerine oraya kurulan mutfaklar­la ameleye münasip yemekler verilme­ğe başlanınca bri':aç ay sonunda, barbiri 4  6 kilo alan ameleler üç misüiş görmeğe bağlamışlar.

Fakat, insanin vücud motorunu çâhg-ünnak için sadece onun ihtiyacı olaii kaloriyi temin etmek kâfi değildir. îstihiâk olunan gıdanın gerekli nisbetıs protein, tuz ve vitamin vesaireyi ihti-viı etmesi lâzımdır.

Bataan (Filipinler) da beri-beri has­talığının önüne geçilmesi .pirincin'baş­ka gıdalarla takviyesi sayesinde müm­kün olmuş S.ur.

Besleme ile istihsal arasındaki müna-sebtin başka mühim bir cephesi de şu­dur : Çocukluk çağında-ti besleme şek­li, olgun yaşa eriştiği zaman elde olu­nacak sıhhat durumu ve hayat sevi­yesi standartı ile istihsal kabiliyeti üze rinde mühim neticeler husule getirir.

3  Aklî 'hıfzıssıhha: Aklî   hızstsıhha,genel sağlık programlarında gittidaelıemmiyetli bir yer işgal etmektedir. Meselâ, sırf ziraat ile uğraşan bir top­luluk kısmî sanayileşmeğe geçince, he­yecan bakımından oldukça kuvvetli aksiamellere   rastlamaktadır.   Fabrika­larda, mütehassısların edindiği.tecrübelere göre, bu gibi hallerde, aklî bozuk­luklara nezle kadar sık rastlama mümkün olmaktadır.

Tryg ve Lie hallettin! etrafındakilere tanıtırken kendisine "dünyanın en mü­him vazifesini üzerinize alıyorsunuz" demiştir.

îSTew . york (Birleşmiş Milletler):

Yeni genel sekreter Dag Hammerskjo-t'I« bu sabah ilk defa Birleşmiş Mil­letler binasına gelmiş ve Nev-york ha­va alanına inişinde verdiği beyanatı tekrarlamıştır. Hamnıarskjoeld yarın merasimde and içecek ve ondan sonra resmen genel sekreter olacaktır.

New - york (Birleşmiş Milletler):

Sovyet Rusya'nın Birleşmiş Milletler-dek: eski daimî âelegesi Valerian Zo-rin'in Cuma günü Moskova'ya, hareket etmek niyetinde olduğu Sovyet Çevrele rinde teyit edilmektedir. Bu çevrelerde Zorin'e verilecek yeni bir vazife hak­kında malûmat yoktur: Bilindiği gibi

Yalerian Zorhı'in yerine Vişinski geti­rilmiştir.

10 Nisan 1953

Birleşmiş Milletler, New - York:

Birleşmiş Milletlerde Arap-Asya gru­bu, tunus ve fas meselelerini güvenlik konseyine vermek kararını dün bildir­miştir.

11 Nisan 1953

Birleşmiş  Milletler  :

Birleşmiş Milleler Genel Kurulu Başka­nı Mr. Lester Pearson, genel kurulun bu toplantısının gelecek hafta sonuna kadar biteceği kanaatini izhar etmiş-tf* Ayni zamanda kanada Dışişleri ve kili olan Mr. Pearson, Atlantik konse­yi toplantısına katılmak üzere 18 Ni­sanda uçakla Paris'e gitmeyi tasarla­maktadır.

12 Nisan 1953

Genevre :

Yarin 22 Memleket arasında başliya-cak doğu - batı ticaret görüşmelerine

iştirak edecek Doğu Almanya bugün buraya gelmiştir.

Birleşmiş milletler ekonomik konseyi tavafından tertiplenen bu görüşmeler tamı bir sır perdesi altında bir hafta veya on gün kadar devam edecektir.

Bugün kadar ilk defa olmak üzere bir Doğu Almanya delagosyonu Avrupa ekonomik konseyinin faaliyetlerine iş­tirak etmektedir.

Görüşmelerin ilk celsesinde uzmanlar, ticarete tabi tutmak istedikleri emtia nev'i ve miktarı üzerinde söz alacak­lar d iv.

Daha sonra, karşılıklı ihtiyaçları tes-b't için ikili veya üçlü görüşmelere baş 1 anacaktır.

Konsey sekreterliği görüşmelere iştir edecek olan memleketlerin alaka­dar oldukları malların bir listesini ha­zırlamış bulunmaktadır.

Görüşmelere, Avrupa ekonomik konse yi sekreteri İsveçli Cunnar Myrdal ri yaset edecektir.

Birleşmiş Milletler (New-York) :

Halefi Dag Hanımarskjoeld'in seçilme si ile vazifesi Cuma günü resmen son buian Birleşmiş Milletler eski Genpl Sekreteri Trygve Lie'ye salı günü eski muharipler dünya federasyonu tarafın dan "Sulh mükâfatı' varilecektir. Bu mükâfatı yeni ihdas etmiş olan bu teş kilât Birleşmiş Milletler nezdinde mu­kayyet olup Merkezi Paris'tedir. Bu münasebetle Lie şerefine verilecek olan akşam yemeğinde Yeni Genel Sek reter ve Birleşmiş Milletler nezdindeki birçok delege hazır bulunacaktır. Es-kj Genel sekreter devri teslim muame leşini tamamlamak üzere bir müddet cUlıa kalacak ve ayrılmadan evvel bir Lasın konferansı tertip edecektir. Haf­ta tatilini sayfiyede geçirmekte olan Hammarskjoeld Pazartesi sabahı yeni vazifesine başlayacak ve ilk olarak ik­tisadî ve sosyal konseyin toplantısın­da hazır bulunacaktır.

13 Nisan 1953

 Birleşmiş Milletler.  New -York: Bu sabah siyasi komisyonda Polonya

tekriri hakkında konuşan israil dele-geti bayan Golda Myerson Polonya takririnin istihdaf ettiği "Milletlerara­sı sulh ve dostluğun takviyesi gayesine ancak insan haklarına riayet etmek sjretiyle erişilebileceğini, yahudiler aleyhine açılan kampanyanın ve bu millete karşı fark gözetici muamele taibik etmenin bu idealle gayrikabili telif olduğunu' söylemiştir.

israil hükümetin i n, yâhudi hekimlerin beraat ettirilmesi hakkında Moskova alman kararı memnunlukla karşı­ladığını belirten delege, bu suretle İs­rail yardım derneği Joiııt'ın da suç-suz! uğunun sübut bulmuş olduğunu, ay nı zamanda Siyonist birliğinin ve İsra­il hükümetinin durumlarının da aydın­lanmış olduğunu söylemiştir.

İsrail delegesi bundan sonra, Arap da­valarında ve kremlin doktorlarının tev kü'eri sırasında "Dünya olcusunda fe satcı yahudi teşkilâtı" ndan. bahsedil­mezinin, yahudilere karşı Hintler zama iıındaki gibi topyekûn bir mücadele açı lacağı intibaını uyandırmış olduğunu, fakat simdi Sovyet Rusya'nın ve Doğu Avrupa memleketlerinin bu siyasetten tamamen vazgeçerek, yahudileri top­rakları üzerinde kendi âdet ve hayat tarzlarını tatbite veya İsrail'e hicrette serbest bırakacaklarını ümit ettiğini ilâve etmiş ti ı'.

İsrail delegesinden sonra söz alan Çe­koslovak murahhası Vaclav Davih Po­lonya takririni desteklemiş ve "Kore'de Kuzey Kore ve Komünist Çin hükü­metlerinin insanî hareketleri sayesin­de bir mütareke akdetiimesine mani olar. son sebebin de ortadan kalmış ol­duğunu" ileri sürmüştür.

14 Nisan 1953

 Neıv-York  {Birleşmiş. Milletler)   :

Siyasî komisyonda, barışı takviye ede Ct'k tedbîrlere dair Polonya karar su­reline mukabil bir tadarı sunmak üze re bu sabah müzakereler cereyan etmiş tir. Bu müzakereler Amerika, îngilte-te, Fransa, Kanada, Brezilya ve aynı zamanda Arap-Asya bloku arasında cereyan etmiştir. Siyasî komisyonda muhtelif hatipler söz almıştır.

Yunanistan delegesi Aiesis Kyrou Po-

loııya karar suretinin aleyhinde bulun niıig ve daha iyi bir istikbal sağlaya­cak herhangi bir müsbet teklifi destek 1 iveceğin i söylemiştir.

Türk delegesi Selim Sarper, Atlantik Paktının münhasıran tedafüi mahiye­tine iş.aret etmiştir.

Thailand temsilcisi, genel kurulun Ko re meselesini şimdilik Panmunjom mü zakereeilerine bırakması lâzımgeldiği ni belirtmiştir.

Brezilya delegesi Henrique de Szuza ûe, Moskova'nın iki rejimin aynı za­manda yaşayabileceği hususundaki İs­rarının, silâhlanma masraflarının sana yi bakımdan kâfi derecede gelişmemiş memleketlerin kalkınmasına hasredil­mesini mümkün kılacak mahiyette müs bet tedbirlerin takibetmesi lâzımgeldi ğıni söylemiştir.

Nihayet Beyaz Rusya delegesi Kusma Kisselev Kore 'de mütarekenin şimdi mümkün olduğunu kanaatini ihzar et­mişti .

 Birleşmiş Milletler :

Türkiye ve Mısır delegeleri, uyuşturu­cu madde kaçaklığına karşı hükümet­lerinin girişmig olduğu mücadele hak­kında Birleşmiş Milletlere malûmat vermişlerdir. Uyuşturucu maddeler !-omisyonunda söz alan Türk delegesi D/. Cemalettin Dr. hükümetinin uyuş­turucu madde kaçakçılığını meneden kanunlara aykırı hareket etmek maksa diyle resmî vazifelerinden faydalanacak olan doktor ve hastabakıcı ve me murlara ağır cezalar verilmesini der­piş eden bir 'kanun tasarısını meclise sunduğunu -bildirmiştir.

Mısır delegesi İbrahim Ezzat da, ka­çakçılıkla mücadele için arap birliği tarafından kurulan hususî büro ile hü kornetinin yaptığı işbirliğini komisyo na izah etmiştir. Bu sayede 1952 yılın­da yakalanan uyuşturucu madde inik tannın arttığını bildiren Mjsır delegesi di: kaçakçılığı tamamiyle önlemenin im kansız göründüğünü sözlerine ilâve et n. iştir.

Ezzat;ın kanaatince Mısır'da 150.000 u>uşturucu madde müptelâsı vardır.

Brezilya takririnde Birleşmiş Milletler genel kurulun sulha ve anlaşmaya müsait şartları tahakkuk ettirmek hu­susundaki azim ve kararı belirtilerek, hasta ve yaralı esirlerin iadesi haklım­da Birleşmiş Milletler Uzak Doğu Ku­mandanlığı tarafından yapılan teklıl» Komünist Çin Dışişleri Bakanı Su En Lal nin müsait cevabı da zikrolunma.k-tsdır.

16 Nisan 1953

 Birleşmiş Milletler (New-York) :

"Milletler arasında sulhu ve dostluğu takviyeye matuf tedbirler" e dair Po îonya takririnin müzakeresi sırasında söz alan Lübnan delegesi Elvard Rizk ezcümle şöyle demiştir :

'!Doğu Avrupa memleketlerinde bula­nan yahudilerin îsraile hacret etmele rîne müsaade edilmesi iein teşebbüste bulunan İsrail sözcüleri, bu muhaeceret ten beklenen şeyin" İsrail'in askeri gü cünü arttırmak" olduğunu gizlememiş tir.

Lübnan delegesi, Sovyet Rusyada ve diğeı Doğu Avrupa memleketlerinde yahudi dinden olanlara söede eza ce­fa edildiği" iddiası üzerinde durmuş ve "Irk ve flin farkı gözetici her türlü muameleyi dünya sulhunu takviyeye matuf bir cereyanla gayrı kabili telif bularak takbih ettikten sonra, ırk ve din farkı gözeten ağır muamelere daıc ileri sürülen mübalâğalı ithamların salh için -daha büyük değilse, ayni ehemmiyette bir tehlike teşkil ettiğini s öylem i S ti r

Lübnan delegesi, diğer taraftan, arap memleketlerinde de yahudi aleyhtarü ğı olduğuna dair ileri sürülen iddialî Ln iftira olduğunu ifade etmiş ve ken di memleketini misal olarak zikrede­rek, Lübnan'dan yalnız 80 Yahudînin <yani yahudi nüfusun ancak yüzde bi­rinin) îsraile hicret ettiğini belirtmiştîr.

Delege demiştir ki:

Siyonistler, bir takım akla hayale gelrıez sayılar yaymak    suretiyle Doğu

Avrupa haberlerini mübalâğlandırmış.-larâır.

Lübnan murahhası daha sonra siyoniat .kampanyasını tahlil ederek bunun "Ta mamen insanî olmaktan ziyade siyasî olduğunu" ayni zamanda "iktisadî bir veçhesi de bulunduğunu" söylemiştir. Lübnan murahhasına göre siyonist kampanyasının maksadı "İsrail'in as­keri gücünü" besleyecek yeni bir kay­nak araştırmaktadır.

Lübnan delegesinden sonra söz alan Suriye delegesi Terit Zeyneddın ise sî-yonizmin iki gayeden birini takip et­mekte olduğunu söylemiştir : ya Sov­yet Rusya ve halkçı demokrasilerle Ih tiiâfını hallederek onların müzaharetİ n; sağlamak ve Îsraile muhaeeratî ge­liştirmek, yahut da her türlü çareye bas vurarak bu memleketlere kargı yi kıçı bîr harp açılmasını teşvik ve tah­rik etmrek.

Zeyneddin, siyonizmi naziliğe benzet e rek ikisinin de siyasî olduğunu, İkisi­nin ırkçı ideolojiye dayandığını söyle-n;i^ ve eğer yahudi aleyhtarı bir kam paııya varsa bunun menşaini siyonizm de aramak lâzımgeldiğini, Almanyalı misâl gösterek ifade etmiştir. Suriye delegesine göre, siyonizm yalnız orta doğu sulhu için değil, bütün dün­ya sulhu için bir tehdit teşkil etmekte d-r.

 Birleşmiş Milletler

New-York:

Siyasi komisyonda sulhu takviyeye ya­rayacak tedbîrlerin görüşüldüğü sıra­da ikinci defa söz alan Sovyet delegesi Vîşinski, büyük devletlerin silâhlı kuv­vetleri için âzami hadler tayin eden baıılı silâhsızlanma teklifini reddetmiş tir. Bu teklife, bilindiği üzere, diğer devletlerin silâhlı kuvvetleri demogra­fik bir Ölçü ile tesbit edilmektedir.

Sovyet delegesi bu plânı reddederek. büyük devletlerin silahlı kuvvetlerini üçte bir nisbetinde azaltan Rus-Polon ya tekliflerini müdafa etmig ve silâhlı kuvvetler hakkında malûmat verilme­sini ve bu malûmatın kontrol edilme­sini derpiş eyleyen batılı tekliflerini memleketinin hiçbir zaman kabul et­memiş olduğunu ve bugün de kabul et­meyeceğini" söylemiştir.

. Müsabıkların sayısının tahdidi ve bazı müsabakaların kaldırılması husu­sunda hiç bir karara varılmamıştır. Bununla beraber bilhassa ekip halinde girilen müsabakaların sayısını artır­mak hususunda bir temayül belirtmiş tir. Komite daha şimdiden İtalya'da Cortisa D'ampezzo'da yapılacak oian V356 Olimpiyattan için yeni müsaba­kalar kaydetmeğe karar vermiştir. Bundan başka Komite her birinci için millî marşın çalışması teklifini reddet­miş ve bunun, yerine sadece, programı geciktirmemek maksadiyle idareciler­den marşların mümkün mertebe kısal­tılmasını istemeğe karar vermiştir.

1956 Olimpiyatlarının Melburn şehrin­de terübî meselesi, bugün görüsüleoî-ğından dünkü toplantıda müzakere edilmiştir. Bununla beraber bu mese­leye iki defa temas edilmiştir. Delege­lerden biri, Avustralyanın Olimpiyat oyunlarını tertiplemek işinden vazgeç­mesi halinde bu isi üzerine almak ar­zusunda bululan şehirlerin adaylığın­dan bahsetmiştir. Bununla beraber, Komite baş'-tanı Mr. Avary Brundage, diğer şehirlerin sağhyacağı faydaları münakaşa etmeden önce Melbur'un ar-zettiği meseleleri tetkik etmek gerek­tiğim bildirmiştir.

Diğer taraftan söylendiğine göre, ko­mite bundan sonra Olimpiyat oyunla­rının tertibini üzerine almak İstiyecek şehirlere, seçildikleri taktirde uymayı taahhüt edecekleri bir nevi taahhüt listesi vermeyi kararlaştırmıştır.

Bu arada Olimpiyat komitesi bazı mü-kiüatlar tevzi etmiş ve en mühimi olan Baron De Coubertin kupasını 1952 yılı oyunlarının tertibi münasebetiyle Heî-sinki şehrine vermiştir. Müzakerelere katılan Sovyet delegasyonu kararlan tasvip etmişse de münakaşalara katıî-nı diniştir.

Dünkü çalışmalar sırasında İngilizce ve Fransızcadan başka ispanyolca da resmî lisan olarak kabul edilmiştir.

 Birleşmiş Milletler (New-York)  :

Genel Kurul Brezilya karar suretini it­tifakla kabul etmiştir.

Eu karar suretine Panmunjom müza­kerelerinin bir mütareke akdine mün­cer olması ümidi izhar olunmakta vs mütarekenin akdini müteakip genel kurulun toplantıya daveti derpiş, edil­mektedir.

Birleşmiş Milletler (New-York)  :

Genel Kurul mikkrop harbi yapıldığına dair komünist iddialarım tahkike me­mur bir komisyon ihtası ile ilgili ka­rar suretini ve Kore halikında Brezil­ya tarafından sunulup siyasi komisyon da ittifakla kabul edilmiş olan diğer bir karar surelini tastik etmek üzere bu sabah toplanmıştır. Birinci mestle hakkındaki karar suretinin oya ko­nulması pratik sebeplerden ötürü baş­ka bir celseye bırakıl m istir. Fakat Sov­yet delegesi Vişinski, yine de, böyle bir komisyonun kurulmasının aleyhinde olduğunu belirtmekten hâli kalmamış, buna sebep olarak da, Kuzey Kore ve Komünist Çin'in müzakerelere davet edilmemig  olmalarını göstermiştir.

Genel Kurul, bundan sonra, siyasî Ko­misyonda kabul edilmiş olan Kore'ye irüleallik karar suretini tastik etmis-!ir. Bütün teşkilât üyeleri, Doğulular dahil olmak üzere, lehte oy vermişler <îir. Brezilya karar suretinin tastüsmi teshil etmek maksadiyle kendi teklifi ni geri almış olan Polonya delegesi tou-nü Kore'de bir mütareke sağlaması için yaptığını tekrarlamıştır.

Amerikan murahhası Gross, bu hâdise nin taşkın sevincine değil mutedil ümit lere yol açması lâzım geldiğini belirt­miştir.

20 Nisan 195S

Birleşmiş Milletler:

Siyasi Komisyon bu sabah Birmanya'­nın Milliyetçi Cin. aleyhinde, Birman­ya toprağına karşı "tecavüz" hakkın­daki, şikâyetinin müzakeresine devam etmiştir.

Sovyet delegesi Zarubin bu hususta §6y lu demiştir:

"Kuomintang kuvvetleri ile Formoza-dakı makamlar arasında bir irtibat bu Umduğu şüphe götürmez bir şekilde ihüat edilmiştir.. Generel Li Mi tarafın­dan Birmanya'da girişilen tedhişçilik hareketlerinden, Formoza makamları mes'uldür.

Sovyet delegesine göre Milliyetçi Çin, Eirmanya ile Komünist Çin arasındaki münasebetlerin bozmak gayesini güt­mektedir. Bunu müteakip Zamirin, Foı-moza hükümetinin takbih edilmesi ni ve Birmanya Birliğine karşı giriş­miş olduğu tecavüze nihayet vermek Üzere faydalı addedilecek bütün ted­birlerin alınmasını" konseyden isleyen Eirmanya karar suretini desteklemiş­tir.

Tailand ve Yeni Zelanda delegeleri bu hususta resmen bir karar sureti arzet-nîeksjztn, duruma bir hal çaresi bul­mak ve halen Birmanya'da bulunan Milliyetçi Çin kuvvetlerinin tahliyesini sağlamaya çalışmakla vazifelendiril o-cSk bîr tavassut komitesinin Genel Ku rtft tarafından kurulmasını teklif er­mişlerdir.

Endonezya delegesinin kanaatince For moza hükümeti Birmanya'daki kuvvet lerini geri almayı taahhüt edebilir.

Bu arada Milliyetçi Çin delegesi Tsi-aro.g müdahale ederek, General Li Mi'-nın kuvvetleri ile Formoza hükümeti arasmda bir irtibat bulunduğu yolun­daki iddiaları çürütmeye çalışmıştır.

Müzakere öğleden sonra devam edecek tir. Bu arada Birmanya karar suretine nazaran ekseriyetin tasvip etmesi da­ha kuvvetle bir uzlaşma teklifinin su­nulmasına intizar edilmektedir.

21 Nisan 1953

 Birleşmiş Milletler  :

Birlenmiş. Milletler Sivasî komisvonun-da Eirmanya şikâyeti ile İlgili müzake-reie- esnasında, ingiliz De1 eğesi Sir Gladvyn Jeeb, "Çan Kay gek'in Gene­ral Limi'ye ordularım Birmanyadan çekmesi için talimat vermesi icabetti-ğini beyan etmiş ve Formoza makam­ları Birmanyadaki Çin kuvvetlerini doğrudan doğruya kontrol etmiyorlar­sa dahi General U Mi'ye böyle bir teca­vüz hareketinin Milliyetçi Çin hüküme­ti siyasetine aykırı olduğunu izah et­melidirler"  demiştir.

lıieiliz delegesine göre, Rangun-Taipeh anlaşmazlığı, araya bir mutavassıt konduğu takdirde kısa bir zamanda hallolunabilir.

Diğer taraftan Birmanya takririnin ekseriyet tarafından kabul edilebilir liale konulması hususunda bazı madde lerinin değiştirtmesi veya bu meselenin hallinin bir mutavassıta tevdii huşu. sunda teşebbüse geçilmiştir.

 Birleşmiş Milletler:

Biılesmiş Milletler siyasî Komisyonu bugün de, Birmanya'nın Milliyetçi Çin hakkındaki şikâyet takririni müzakere edecektir.

Bu güne, kadar siyasi komisyona, For­moza hükûm&ti mütecaviz olarak it­ham eyleyen ve bu tecavüzün durdu­rulması için gerekli tedbirlerin alın­masını teklif eden sadece Birmanya de legesi tarafından verilen takrir sure-îi gelmiş bulunmaktadır.

Bununla beraber Birmanya şikâyetin­den Formoza'yı itham eden maddenin Çıkarılması ile şikâyet takririni tah­fif edecek veya bir mutavassıt komis­yon ve gayri resmî müzakereler yar­dımı ile Çin kuvvetlerini Birmanya'yı terke sevkeyleyecek çarelere ait tek­liflerin bugün Koimisyona sunulacağı umulmaktadır.

 Birleşmiş Milletler :

Ekonomik ve Sosyal Konsey dünyanın ekonomik durumu hakkındaki müzake relerine dün de devam etmiştir. Bu ara­da söz alan Rus delegesi, M. Amazas Arutunian kendi görüsüne göre, silâh­lanma hızının azalması çoi mühim ve dünyayı refaha götürebilecek bir unsur olmakla beraber, kapitalist memleket­lerde bundan korkulmakta olduğunu söylemiş, ve ekonomileri plânlara bağ­lamış memleketlerin, hususi teşebbüs­lere, kıymet veren memleketlere naza­ran daha çabuk ilerlemekte oldukları­nı beyanla buna misal olarak 1951-1952 yıunda, sanayi mamulâti yüzde otuz fszlalaşan Halkçı Çin Cumhuriyetini göstermiştir.

3 Nisan 1953 tarihli Ulus'dan :

 Birleşmiş Milletlerin kuruluğundan beri genel sekreterlik vazifesini gör­mekte oîan Trygve Lie'jım vazifesinden çekilmesi üzerine acılan bu önemli ma­kama Dag Hammerskjeld (Hammer-skeld gibi telâffuz edilir) adına bir İsveçlinin tâyinine Güvenlik Konseyi karar vermiştir. Bu kararla bir taraf­tan Rusya, öte taraftan da demokrat devletler arasında yıllardan beri de­vam eden anlaşmazlık nihayetlen:nis Birleşmiş Milletlerin en yüksek me­muru olan ibir aday üzerinde anlaşma­ya varılmış bulunuyor. Bu neticeyi Stalin'in ölümünden sonra Rusya'da yeni iktidar taralından takibedilen Ba­tılılarla anlaşma politikasının bir be­lirtisi saymak yerinde olur.

Birleşmiş Milletler teşkilâtında, "Ge-nal Sekreter Güvenlik Konseyi'nin tav­siyesi üzerine Genel Kurul tarafından tâyin edilir. "Hakikatte Genel Sekre-reteri tâyin eden Güvenlik Konseyi'dir. Veto hakkı icabı olarak büyük devlet­lerin ittifakı aranacağından, Güvenlik Konseyi için Genel Sekreter seçmek kolay değildir. Bu, teşkilât iğin Genel Sekretere verilmiş olan rolün ehem­miyetinden ileri gelmektedir.

Teşkilâtın en yüksek memuru olan Ge­nel Sekreter, Güvenlik Konseyinin Eko­nomik ve Sosyal Konsey'in bütün ^op lantüanna katılır. Bu organlar tara-lıiidan kendine verilen vazifeleri gö­rür. Teşkilâtın çalışmaları hakkında Genel Kurula yıllık rapor verir. Ge-rel Sekreterin en önemli bir vazifesi-de barış ve güvenliği tehlikeye düşüre­cek hususlara Güvenlik Konseyi'nin dikkatini çekmektir. Bu, herhangi bir sijasî meselenin Güvenlik Konseyi gündemine alınması demektir ki, böy-

le bir yetkinin ehemmiyeti meydanda­dır.

TAM TARAFSIZ :

Genel Sekreter bu noktadaki hareketle­rinde kendi takdiriyle yürür. Herhangi bir hükümetten veya teşkilat dışında herhangi bir makamdan ne direktif is­ter, ne de bunu kabul eder. Teşkilâtın bütün üyeleri vazifesinin ifasında Ge­ne! Sekretere herhangi bir tesir yap-m ıhacaklarını taahhüt etmişlerdir. Bundan başka Genel Sekreter, tesbit ed?len kaidelere göre teşkilâtın memur larını tayin eder, Görülüyor ki, Genel Sekreterin yetkileri büyük, vazifeleri önemlidir. Fakat durumu da o nisbette nazik ve zordur. Hele Batı ile Doğu arasındaki mücadele başladıktan sonra Genel Sekreterin durumu daha da zor­laşmıştır.

1946 da Genel Sekreterliğe tayin edi­len M. Lie'nin müddeti bittiği sırada Kore meselesi yüzünden Sovyetleri öf­ke] tndirmisti. Bu yüzden Moskova Ve­tosunu kullanmış ve Lie'nin tâyinine engel olmuştur. Fakat yerine başka birinin de tâyini de mümkün olmadı­ğından, Asamble karariyle M. Lie'nin memuriyeti 1954 Şubatına kadar uza­tılmıştı.

Eöyle oiduğu halde, M. Lie istifa ct-mi§ ve aylardan beri Konsey, yerino yeni bir sekreter aramaktadır. Rusya Polonya Dış Balsam, Demokrat devlet­ler de Kanada Dış Bakanı ve Filipin­lerin Vaşington Elçisini ileri sürmüşler se de, iki tarafın bir aday üzerinde sn-laşması mümkün olmamıştır.

Geçen hafta Hint Delegesi Bayan Pa.n-dit, Lübnan Delegesi Malik ve daha bir çoklarının adları ortaya atılmış ise de gene anlaşmak mümkün olma­mıştır. Stalin'in Ölümü ile Sovyet Dış politikasında yeni bir safha açılmamış olsaydı, belki bir aday bulmak müm­kün olmiyacaktı. Evvelki gün gelen ha-

bere göre Konsey, Dag Ham marsk öldü ?.day göstermeğe karar vermiştir.

ADAY KİMDİR?

Böyle önemli bir Milletlerarası maka­ma bir kimsenin aday gösterilmesi iki şarta bağlıdır, önce o kimse hakika­ten o makama lâyık Olmalıdır.. Sonra o kimsenin mensup olduğu devlet, ta-kibetüği politika ile Milletlerarası ha­yatta itimat telkin etmelidir.. Öyle gö-rüJüyor İsi Hammarskjöld bu iki şartı haiz bir adamdır.

Tayini hakkında "bir gün sonra ha­ber alsaydım, Nisan şakası sayacak­tım." diyecek kadar tevazu gösteren Hammarskjöld. İsveç'in tanınmış bir ailesine mensup bir devlet adamıdır. Babası 1914-1917 yıllan arasında is­veç'in balkanı îdi. 1905 te doğan Dag 29 yaşında doktorasını almış ve iktisat kürsüsüne doçent ve profesör olmuş­tur. 9 yıl Maliye Nazırının hususî kâ tipliğinde bulunmuş ve iktisadi işler de ihtisas yapmıştır. Hiçbir siyasî partiye mensup olmıyan  Hammarsk-

jöld, 1951 yılında politika adamından ziyade ihtisas adamı olarak kabineye ahnmiştır. Dürüst bir adam olarak ta-nıiıan Hammarskjöld, her bakımdan Gene] Sekreterlik vazifesine lâyıktır.

Fakat, Dag o vazifeye ne kadar lâyık olursa oîsun, eğer isveç'in takibettiği politika her iki tarafta da itimat telkin etmemiş olsaydı, Hammarskjöld'ün Ge nd Sekreterliğe tayini mümkün olmaz­dı. Bu bakımdan İsveç devletine ve İs­veç, milletine de bir şeref payı ayır­mak yerindedir.

Gerçekten İsveç Milletlerarası münase bellerde dürüst bir politika takip et­miş., Birleşmiş Milletlerdeki hareketide daima barışı kuvvetlendirmek nok­tasında toplanmıştır. İsveç'in de di­ğer devletler gibi Birleşmiş Milletler­de tek reyi vardır. Fakat bu her za­man mânevi ağırlığı büyük olan bir rey sayılmıştır, şimdi öz evlâtlarından bi­rinin bu şerefli vazifeye tâyin ile ts-

eç, bu dürüst politikasından dolayı mükâf ati andırılma kt adır.

6 Nisan 1953

- - Kahire:

Arap Birliği Siyasî Komitesi dün Öğ­leden sonra yaptığı oturumda miliiyet eî dört Fas Partisi adına konuşan Mu­hammet Vazzani'li dinlemiştir. Gerek Vazzani gerekse kendisinden sonra ko-nıışan Tunus ve Cezayir delegeleri giz­li oiarak yapılan oturumda tezlerini izah etmişlerdir.

Vazzani bu konuşması sonunda basma verdiği beyanatta Arap Birliğinden şunları beyan ettiğini söylemiştir:

 Fas meselesini incelemek maksadiyle Birleşmiş Milletler Arap – Asya Grubunun toplanması,

 Fas'ın Arap Birliği dahilinde dörtmilliyetçi parti    mümessilleri tarafın­ dan temsil edilmesi,

3  Fas'ın Birliği, hükümranlığını ve bağımsızlığını tanıyan Arap Birliğinin bir beyanname neşretmesi.

Fas temsilcisinin konuşmasından son ra Salah Bin Yusul basına verdiği be­yanatta komite başkanı Mahmut Fevzi iıin Arap memleketlerinin Birleşmiş Mılîetlerdeki delegasyonlarına talimat vererefe Güvenlik Konseyinde bu otu­rum devresi içinde Şimal Afrika mese­lesini ortaya atmalarım istedikleri hu­susunda teminat verdiğini söylemiştir. Salah Bin Yusuf kendisiyle, Senik kani nesi eski vekillerinden Badra'mn Bir­leşmiş Milletler Arap-Asya Grubunun Tunus'da durumu tetkik ederek icabe-dcn tedbirleri almak için toplanmasını istediklerini ilâve etmiştir. Nihayet Sa­lah Bin Yusuf Tunus mültecilerinin durumunu ele alarak Arap memleket­lerinden bunlara itimat göstermelerini talep etmiştir.

Arap Birliği Siyasi Komitesi Fas ve 'Jünus temsilcilerinden sonra Cezayir delegesi Ulema Partisi Şefi Muhammet Ei Beşir İbrahim'i dinlemiştir. Konuş­ması sonunda Şeyh basına verdiği be­yanatta Komiteden Birleşmiş Mill^tlor de Cezayir meselesini ele almasını iste d:Jini söylemidir. Delege aynı zaman-dr. Arap memleketlerinden Cezayir'i bir Arap devleti olarak tanımalarını ve kendi kendini idare etme hakkım tealim etmelerini taley> etmiştir. Ceza­yir delegesi bu mevzuda yaptığı konuş mada komiteye Arap Birliğinin şimdi­ye kadar Cezayir meselesini nazarı iti­bara almadığını ve bir çok vatandaş­larının bu alâkasızlığı Cezayirde Em­peryalizmi tanımak yolunda tefsir et­tiklerini bildirdiğini söylemiştir.

Arap Birliği Siyasi KcmHesimn oturu­mundan sonra Birlik Umumî Kâtip Yar dımcısı Ahmet Şukeyrî. basma şu beya^ ııati vermiştir.

"Fas, Tunus ve Cezayir temsilcilerinin beyanatlarım dinledik. Bunlar memle­ketlerindeki durumu izah ettiler. Ko­ni; te lıâîen kendisine sunulmuş olan bütün talepleri ve mütaleasi tetkik et­mektedir. Komisyon, Arap Birliği Ana­yasası çevresinde Şimal Afrika mese­lesine bir hâl çaresi bulmak için bir karara varmaya  çalışacaktır.

8 Nisan 1953

 Kahire:

Aıap Birliği siyasî Komitesinin dünkü toplantısı sonunda yayınladığı başlıca tavsiyeler şunlardır:

1  Arap Hükümeti Filistin Arapları-nın haklarını müdafaa ve Birleşmiş Milletlerden mülteciler hakkında alman kararların tatbikini sağlamak için hiç bir gayretten kaçınmamalıdırlar.

Paris:

Atlantik Paktı Teşkilâtı Genel Sekre­ter: Lord Israay, Chaillot Sarayında tertip ettiği bir basın konferasmda, 2?. Nisanda Pariste toplanacak olan At­lantik Konseyinde, Otan'ın 1053 yılı tahsislerinin inceleneceğini ve bu ko-miâa üye memleketlerin askerî ilıîi-yaclariyle iktisadî imkânlarının hema-heıık kılınmağa çalışılacağını söylemiş, ayni zamanda Sovyet Rusya'nın At­lantik Paktı üyesi devletlere karsı tovrında vukubulan taktik inkişafın da fikir teatisine mevzu teşkil edeceğini açıklamışır. Lord Ismay'a göre, Atlan­tik Konseyinin gelecek toplantısında üye memleketlerdeki istihsal dununu, kasların logistik takviyesi ve malzeme noksanı meseleleri de görüşülecektir.

Paris:

18 Nisanda başlayan Nato askeri ko­mite toplantısı dün nihayet bulmuş­tur. Nato kaynaklarından dün gece ve­rilen bir habere göre Amerika ve Nato Devletleri, uzun vadeü müşterek bir savunma programı üzerinde anlaşma­ya varmışlardır. Bu program gereğin­ce İki senelik bir savunma süresi için. sarfedilecek para 700.000.000 dolardır. Amerika'nın yeni savunma bütçesinde­ki iştirak nisbeti açıklanmamıştır. Ge-e^n senelerde bu nisbet yüzde 45 idi. Eı; sene yüzde 40 olacağı tahmin edil­mektedir.

Yer,; programın mer'iyete girmesi icir, 23 Nisan Perşembe günü toplanacak olan Nato Vekiller Konseyinin tasvi­binden geçmesi icab etmektedir.

İnanılır kaynak!ann bildirdiklerine gö­re, Nato Erkânıharb Reisleri Sovyet suJh taarruzlarının ümid verici olma­dığında ve Nato kuvvetlerinin   nıüda-

 arttırmak hususunda tam bir görüş birliğine varmışlardır.

 Paris:

ADantik Paktı Askeri Komite Başkanı Danimarkalı Amiral E. C. Cvistgrad'ın bugün Reuter muhabirine bildirdiğine göre, Atlantik Paktına mensup devlet­lerin Erkânı Harbiye Reisleri batılı kuvvetlerin devamlı gelişmelerinden memnuniyet duymaktadırlar.

Amiral Cgvisgard şunları ilâve etmiş­tir :

'Tabiatiyle askerler hiç bir zaman bü­tün istediklerini elde edemezler. Siya set adamlarının kâfi gördüklerini ka­bul etsek de etmesek de üzerimize tev­di edilen vazifeleri yerine getirmekle mükellefiz."

Atlantik Konsyi Askerî Komitesi 13 Erkânı Harbiye Reisinden müteşekkil­di»-. İzlanda'nın askeri kuvveti olma­dığından bu devlet bu komitede temsil edilmemektedir.

Komite birkaç günden beri toplantı ha­li r.de bulunup, önümüzdeki Atlantik Paktı Konseyi için gerekli raporu ha­sırlamaktadır.

Komite başkanı sözlerine devamla de-m'gür ki:

"Gayet faydalı toplantılar yaptık. As­keri bakımdan elde edilen terakkiler hususundaki raporumuzu ve teklifleri­miz; hazırladık."

Amiral, komitenin evvelki tavsiyele­rinin yerine getirilmemiş olmasından huzursuzluk duyduğuna dair çıkan şa­yialar hakkında yorumlarda bulun­maktan imtina etmiştir.

Paris:

Kuzey Atlantik Paktına dahil 14 üye devlet, Önümüzdeki 3,5 sene içinde in­şası mutasavver hava meydanları ve diğer tesisler için sarfedilecek 317 milyon Sterlinlik masrafın taksimi hakkında anlaşmaya varmışlardır. Yetkili bir kaynaktan öğrenildiğine göre, Amerika bütün masrafların %42,S6 sini temin etmeyi kabul et­miştir.

Mütebaki kısım su şekilde taksim e-dilmiştir:

Fransa:    %13.75,    ingiltere:    %11A5, Kanada: %7.13, îtalya: %6, Belçika: %5.09.

Geri kalan kısım da Hollanda, İzlan­da, Lüksemburg, Portekiz, Danimar­ka, Norveç, Türkiye ve Yunanistan arasında taksim edilecektir.

Paris:

Atlantik Konseyinin yarın Paris'te 'bağlıyacak olan 11 inci oturumunda askerî meseleler dışında, siyasi me­seleler büyük bir ehemmiyet arzede-cekür.

Batılı konferansların hepsinin     gün- . deminde Sovyet Eusya ile münasebet­ler meselesi ananevi olarak yer    al-, maktadır. Fakat bu sefer bu mesele birinci önemdedir.

Silâhlanmanın derecesi Moskova tara

fından yapılan son barış hareketle­ri kargısında takınılacak müşterek duruma bağlı olacaktır. Şimdilik fi-Idrler muhteliftir. Anlaşma imkânla­rından azamî derecede istifade edil­mesine taraftar olanların başında Churchill gelmektedir.

Türkiye Dışişleri Vekili Profesör Köp­rülü bugün, uyanık bulunmak lüzu­muna işaret etmiş ve Sovyetlerin ni­yetlerinde derin bir değişiklik vuku bulduğuna inanmadığını söylemiş­tir.

George Biadult yarın mühim bir nu­tuk söyliyerek Fransız görüsünü izah edecek ve belki de beklenmedik bir tavsiyede bulunacaktır.

Bugün cereyan eden Fransız - Ameri­kan, İngiliz - Amerikan ve Fransız -ingiliz müzakerelerinde milletlerara­sı konjonktüre temas edilmemiş sade­ce doğrudan doğruya ilgili tarafları alâkadar eden meseleler görüşülmüş­tür. Umumi dünya durumu Cumarte­si günü üçler arasında müzakere -dilecektir.

23 Nisan 1953

 Paris:

Nato Genel Sekreteri Lord Ismay bu­günkü basın toplantısında, Yunan ve ve Türk hükümetlerinin daveti üze­rine yalçında bu memleketleri ziyaret edeceğini bildirmiştir.

 Paris:

Başkan Eİsenhower, Atlantik Konseyi­ne gönderdiği bir mesajda söyle de­mektedir: "Beşler tarihinin bu devre­sinde medenî milletlerin enerji ve kaynaklarının bu kadar mühim bir Kısmını askerî savunmaya tahsis et­meleri esef edilecek bir şeydir. Fa­kat bizi tehdit eden tehlikeleri kü-çümsememek de elzemdir. Medeniye­timizin, yeni bir dünya harbinin deh­şet ve fecaatine maruz kalmasını ön­lemek maksadiyle hür hükümetlerin iktisadî, tedafüi ve manevi kudretle­rini arttırmak vazifeleridir."

Bunu müteakip Başkan Eisenhower Nato'nun herhangi bir tecavüzî niye­ti olmadığını belirterek şöyle demektedir: "Arzularımızı hakikat zannet­mekten kaçınarak kalbleiimîzde barış ümidini muhafaza ederken bu ümidi yaşayan bir hakikat haline getirmek için elimizde olan her şeye başvura­cağız."

Paris:

Atlantik Konseyi Gmt. ayariyle saat 15.20 de tekrar toplanmıştır. Bu top­lantıya daimî delegeler ve yalnız Dış­işleri ve Maliye VekİIleriyle bir iki mütehassıs katılmaktadır. Konsey bu toplantısında Sovyet politikası ve bu politikada son zamanlarda kayde­dilen gelişmeler meselesini tetkik e-decektir. Mr. Foster Dulles, hüküme­tinin bu mevzudaki görüşünü izah edecektir. Nato üyesi diğer 13 mem­leket temsilcilerinin de görüşlerini a-cı ki ara al arı beklenmektedir.

ParSs:

İyi haber alan kaynakların bildirdik­lerine göre, Kuzey Atlantik Faktı Vekiller Konseyi, batı hava savunma­sını kuvvetlendirmek maksadiyle 500 milyon dolar masrafla tepkili uçak imalâtına İhız vermeğe karar vermiş bulunmaktadır.

İlâve edildiğine göre, Avrupa ve İn­giliz fabrikalarında imal edilecek o-lan uçakların masraflarının yarısı A-merika tarafından ödenecektir.

400 adet Hawker Hunter tipi tepkili avcı uçağını imal edecek olan İngil­tere Amerikan yardımından 100 mil­yon dolardan fazla bir tahsisat ala­caktır.

Karşılıklı Güvenlik Bürosu ile batılı devletler arasında bu hususta muka­veleler Amerika Savunma Vekili Wil-son, İngiltere Savunma Vekili Lord Alexander, Fransız Savunma Vekili Rene Pleven ve Belçika ile Hollanda Savunma Vekilleri arasında imzalan­mıştır.

Mysîere tipi avcı uçağı imal edecek olan Fransa 80 milyon dolar elde ede­cektir.

Mystere uçakları aynı zamanda Bel­çika ile Hollanda'da imal edilecek­tir.

 Paris:

Kuzey Atlantik Paktına dahil mühim bir askerî şahsiyetin bugün açıkladı­ğına göre, Nato Askerî Konseyi Orta Doğuda tesirli bir savunma teşkilâtı­nın kurulmasını derpiş eden ingiliz Amerikan teklifini kabul etmiş ve bu bölgede kuvvetli bir üs teşkilinin lüzumunu belirtmiştir.

Fakat hüküm süren kanaate göre bu hususta pratik bir çarenin bulunma­sı uzun zamana mütevakkıftır.

Gerek askerî ve gerekse siyasi lider­ler, bir Orta Doğu Savunma teşkilâ­tının kurulması için evvelemirde şu ' iki meselenin halledilmesi gerektiği­ne kaani bulunmaktadırlar.

1  Kanal bölgesindeki İngiliz kuv­vetlerinin durumu hakkında ingilte­re ile Mısır arasında bir anlaşma ze­mininin bulunması.

Nato liderleri, 18 ay evvel kararlaştı­rılan Orta Doğu Savunma teşkilâtı­nın bugünkü durumda kurulmasının imkânsız olduğuna kani bulunmak­tadırlar.

Kâğıt üzerinde, evvelce Amerika, in­giltere, Fransa ve Türkiye tarafından teklif edilen Orta Doğu Savunma pro­jesi elan muteber addedilmektedir. Fakat bu plânın tesirli olabilmesi için Orta Doğu memleketlerinden başka hariçten bazı memleketlerin iştirak etmesi ve bu memleketlere İsrail'in de dahil olması lâzım gelmektedir. Nato teşkilâtı askerî liderleri, Orta Doğu Savunma Sisteminin batı kıs­mında bir gedik meydana gelmesin­den korkmaktadırlar. Fakat aynı za­manda, Türkiye, Yugoslavya ve Yuna­nistan arasında geçenlerde imzalanan anlaşmadan bir dereceye kadar tesel­li bulmaktadırlar. Nato liderleri bu suretle Orta Doğuda bir mihver vazi­fesi gören Türkiye'nin güvenliğinin sağlamlaştırılmış olduğuna kani bu­lu nmaktadırl ar.

~ Paris:

General Mathew Ridgway"jn Paris Ka­rargâhının bugün yayınlanan/bir teb­liğde, Birleşik Amerika'nın atom silâh­larının denemelerinde elde edilen ne­ticeleri müttefik memleketlerin    seç-

kin askerî liderlerine bildireceği açık­lanmaktadır.

Tebliğde ilâve edildiğine göre, bu gaye için kurslar açılacak ve sevkül-ceyşî vaziyetlerde atom silâhlarının kullanılış şekilleri seçkin subaylara öğretilecektir.

Kurslar, atam enerji kanunu gereğin­ce gizli tutulması gereken malûmatı ihtiva etmiyecektir.

Almanya'nın Amerikan işgal bölge­sinde ağılacak kurslarda. Amerikan subayları öğretmenlik vazifesini de­ruhte edeceklerdir.

Atlantik Paktına dahil üye devletle­rin ileri gelen komutanları dört gün­lük bir kursa tâbi tutulacaklardır. Kurmay subayları ise 10 günlük bir kurs göreceklerdir.

 Paris:

Kato Vekiller Konseyini müteakip gazetecilere beyanatta bulunan Ame­rika Dışişleri Vekili John Foster Dul-les ezcümle şunları sylemiştir:

"Nato Konseyine iştirak eden 14 üye devlet, Sovyet Rusya'nın yeni hareket­lerini bir siyaset değişikliğinden zi­yade bir taktik değişikliği olarak va­sıflan dırm ışlard ir.

Nato Teşkilâtı uzun vadeli bir prog­ramla çalışmalıdır.

Kuzey Atlantik Paktı Teşkilâtının is­tikametini değiştirmesi hususunda hiçbir yenilik vuku bulmuş değildir. Kanaatımizca nazarlarımızı çevirmek iein komünistlerin ara sıra atacakla­rı ekmek kırıntılarını toplamak lüzu­munu hissetmeden, çizdiğimiz yola se­nelerce devam etmemiz gerekmekte­dir."

Dulles, Nato toplantısında verdiği be­yanatın hülâsasını yaparak şunları ilâve etmiştir:

"Avrupalı ortaklar sulih uğrunda ça­lışmalıdırlar. Amerika, tecavüzü önle­mek iein gerekli çareleri ve malzeme­yi bulmak vazifesine devam edecek­tir."

Foster Dulles, Kongre tasvip ettiği takdirde 1954 te Amerika'nın Batı Avrupa'ya 3.610.000.000 dolarlık malze-me göndereceğini ve ayrıca 1,5 mil­yar dolarlık malzeme siparişi verece­ğini açıklamıştır.

Alman Birliklerinin savunma camia­sına dahii olmadığı takdirde tesirli bir şekilde muhtemel bir istilânın durdurul abi I eeeğine inanmadığını söylemiştir.

 Paris:

Bugün burada toplanan Atlantik Pak­tı Vekiller  Konseyi Moskova'nın son

sulhperver jestlerine rağmen, Batının silâhlanma programına devam edil­mesine karar vermiştir.

Ayni zamanda, Kuzey Atlantik Pak­tına dahil 14 üye devletin Dışişleri ve Savunma Vekilleri Batının hava savunma kudretinin arttırılması için .mutasavver geniş, imalât programının birinci kısmını kabul ederek bu hu­susta muazzam bir tahsisat ayırmış­lardır.

Toplantı esnasında söz alan Fransa Dışişleri Vekili George Bidault, me­sai arkadaşlarının fikirlerine tercü­man olarak. Rusya'nın samimi olup olmadığının sözler ve jestlerle değil, yapacağı ciddi hareketlerden anlaşı­lacağını belirtmiştir.

M. Bidault, Sovyet Rusya'nın bilhas­sa şu üç. mesele karşısında takınaca­ğı tavrı hareketlerle, samimiyetini isbat edebileceğini söylemiştir.

 Silâhların     milletlerarası bir kontrole tâbi tutulması,

 Hür seçimlerle kurulacak tek bir Alman Hükümeti,

3  Avusturya imzalanması.Yetkili kaynakların bildirdiklerine gö­re, ıtoplantı esnasında bütün üyeler, Batı savunmasının uzun vadeli bir programla idare edilmesi hususunda Amerika Dışişleri Vekili Foster Dul­les tarafından. ileri sürülen teklifi kabul etmişlerdir.

3 gün sürecek olan toplantılar gizli celseler halinde devam etmektedir.

 Paris:

Atlantik Konseyinin I inci toplantı devresi çalışmaları Grinvîç ayariyle sa­at 12.45 de bitmiştir. Konsey müteakip toplantısını gelecek Ekim ayında yattıaya karar vermiştir. Diğer taraftan güvenilir bir kaynaktan öğrenildiğine göre, Atlantik Konseyi Almanya'nın Avrupa Savunma Birliğine iştirak his­sesini ayda 950 milyon Mark olarait tesirit etmiştir. Bu hisseler gelecek Kasım ayından itibaren verilmeye başlana­caktır.

Paris:

Kuzey Atlantik Paktı Vekiller Konse­yi toplantısının 3 üncü gününde, Kon-Styin Önümüzdeki sene zarfında asga­rî 70.000.000.000 dolarlık bir askeri kal­kınma programını kabul ettiği anla­şılmaktadır.

Paris:

Bugün burada yaptığı bir basın toplan­tısında, Portekiz Dışişleri Vekili Dr. Paulo Cünha, ispanya'nın Nato'ya da­hil edilmemesinin saçma bir hareket olduğunu söylemiştir.

Gazetecilerin suallerini cevaplandıran Dışişleri Vekili, Nato Konseyinde bu husus üzerinde ısrar etmediğini, çün­kü karşılıklı anlaşmalar yolunda is­panya'nın Batı Savunma Sistemine da­hil edilmesinin mümkün olacağını ilâ­ve etmiştir.

M. Cünha şunları ilâve etmiştir :

"Almanya ve İspanya gibi iki kuvvet­li memleketin, Nato dışında tutulma­sına imkân yoktur. Portekiz, Avrupa Savunma Camiasının imzalanması me­lesinin, Almanya meseelsinin halline doğru bir adım teşkil ettiğine kanidir.

28 Nisam 1953

Washington:

Bugün Paris'ten dönen Birleşik Amerika Dışişleri Vekili Foster Dulles, Ku­zey Atlantik Konseyi toplantısında ba­zı müşküllerin muvaffakiyetle halledil­diğini söylemiştir.

Foster Dulles bu hususta verdiği beya­natta demiştir ki:

"Zannettiğime göre, gayet başarılı bir toplantı yaptık. Elde edilen neticeler bir taraftan. Birleşik Amerika'nın men­faatlerini korumuş, diğer taraftan da hepimizin alâkalı bulunduğumuz Nato'-nuıı kuvvetini arttırmıştır.

Dulles, Eisenhower'in son nutkuna karşı Sovyetler Birliğinin tepkisi hak­kında tefsirde bulunmamıştır. Dışişle­ri Vekili bugün Cumhurbaşkaniyle gö­rüşeceğini ve yarın da Ayan Meclisi Dışişleri Komisyonunda izahat verece­ğini tahmin ettiğini söylemiş ve bun­dun sonra daha geniş izahat verebili­rim, demiştir.

30 Nisan 1953

 Washington ı

Foster Dulles dün verdiği beyanatta Atlantik Kuvvetlerinin Batı Avrupa'­da 50 tümeni olduğunu ve Türkiye İle Yunanistan'ın teşkil ettiği güney ce­nanda da mühim miktarda bir kuvve­te sahip olduğunu söylemiştir. Ame­rika Dışişleri Vekiline göre, bu kuv­vetler bir taarruza karşı koymak Ta-İnmmdan büyük bir kıymet teşkil et inektedir.

Nato Konseyinin geçen halta yaptıği toplantıdan bahseden Foster Dulles, Kuzey Atlantik Birliğini kuvvetlen­dirmek için pratik yollar aradıklarını söylemiştir.

Poster Dulles, bu beyanatında, barışa varmak için kuvvetimizi azaltarak bi? tehlikeye düşmektense, kuvvetimizi arttırmak yolunu seçmeliyiz, demiştir. Dulles, Nato Konseyinin bu toplan­tısında esasen bu gayeye erişmek için daha ucuza malolacak usuller aranıldı-Sim ilâve etmişti.

4 Nisan 1953

 Ankara:

Atlantik Antlaşmasının, dördüncü yıldönümü münasebetiyle Dışişleri Ve­kilimiz Prof. Fuad KÖprülü'nün bu akşam saat 21.15 te ki radyo konuş­masının metni aşağıdadır:

"Muhterem vatandaşlarım,

Geçen sene Şubat ayında memleketimizin de müsavi hak ve vecibelerle il­tihak etmi solduğu Kuzey Atlantik anlaşması, dört yıl evvel bugün imza­lanmıştı.

Hür ve sulhperver milletlerin, İkinci Cihan Harbinden'sonra bazı hükü­metlerin ihtiyar ettikleri hattı hareket muvacehesinde sulhun ancak kuv­vetli bulunmakla korunabileceğine inanarak ve Birleşmiş Milletler Anaya­sasında tesbit edilen ideallere sadık kalarak imzaladıkları bu andlaşma, coğrafî vüs'ati, âkid devletler arasındaki ideal birliği, sulh zamanında vü­cuda getirilen teşkilât ve muhtelif memleketlerin silâhlı kuvvetlerinin tek bir komuta altında toplanması bakımlarından tarihin bugüne kadar kay-deylemiş olduğu en mühim   ve şümullü ittifakı   teşkil etmektedir.

Sulh ve emniyet içinde hür müesseselerini geliştirmek, iktisadî, içtimaî ve kültürel sahalarda ilerlemek, hüsnü niyet sahibi bütün devletlerle iyi dost­luk münasebetleri kurmak ve idame etmekten başka bir arzusu bulunım-yan ve tek basma kaldığı zamanlarda da istiklâl ve toprak bütünlüğünü her tecavüze kargı korumaya ve hiçbir tehdit önünde boyun eğtnemeye azmetmiş olduğunu fiil ve hareketleriyle daima ispat etmiş bulunan mem-letimizin, aynı gayelere ulaşmayı samimiyetle arzu eden diğer milletler ara­sında yer alması tabidir.

Bugünkü teknik terakkiler dünyanın her köşesini birbirine yaklaştırmış­tır. Diğer, taraftan, hür dünyanın maruz bulunduğu tazyik ve tecavüz tehlikesi topyekûn bir mahiyet arzetmektedir, yani, her sahada tecelli et­tikten başka, hiçbir hür memleketi istisna eylememektedir. Bu itibarla, müşterek emniyet sisteminin kurulması her zamandan daha kuvvetli bir zarurettir. Bu sebeple sulhun bölünmez olduğuna inanarak ve onu idame ettirmeği arzu eden memeleketlerin, bütün kaynak, kuvvet ve gayretlerini birleştirmeleri şart olmuştur. İşte, Kuzey Atlantik andlaşması bu İhtiy*-cin en tabii bir neticesidir.

1949 danberi Atlantik camiası, müdafaa ile ilgili bütün sahalarda ehemmi* yetü ilelerlemeler kaydetmiştir. Bununla beraber, önümüzde yapılacak çok şeyler vardır. Tecavüzü önlemek ve icabında def etmek için hazırladı­ğımız kuvvetleri sayı ve keyfiyet bakımından ehemmiyetli surette ve kıâa zamanda arttırmak zorundayız. Bu yolda sarfedilen gayretlerin semereli olması, Atlantik devletleri arasındaki işbirliğinin siyasî, askerî ve iktisa­dî her sahada "Camia" ruhuna daha   uygun bir şekil almasiyle mümkündür. Bunun gibi, tecavüze karşı savunma zincirinin, dünyanın her bölge­sinde tamamlanması da büyük bir zarurettir. Her iki cihetten, Türkiye ileri görüşlerini azimle takip etmektedir. Aziz vatandaşlarım,

Eminim ki, sulh yolunda en tesirli âmil olan Atlantik andlaşmasının ge­lecek yıl dönümleri bu bakımlardan her yıl artan bir mâna ve ehemmiyet kazanacaktır ve hür dünyanın selâmeti için bunun  böyle olması lâzımdır."

Atlantik Konseyinin nihai tebliğinin metni:

 Paris:

Paris'te Lord Ismay'm başkanlığı altında ve Dışişleri, Savunma ve Ma­liye Vekillerinin iştirakiyle toplanan Atlantik Konseyi çalışmalarını bu­gün bitirmiştir. 1953 için katî, 1954 için de muvakkat bir program hazır­lanmıştır. Yunanistan ve Türkiye'nin pakta iştiraklerinin sağladığı yar­dımdan ayrı olarak, Başkumandanlığa verilen kuvvetlerin miktarı hisse­dilir bir şekilde arttırılacak ve tesirliliği daha. fazlaştırıîacaktır. Her ka­demede eğitim daimî surette islâh edilmektedir. Bir yıldan beri yapılan geniş mikyastaki muhtelif manevralar sayesinde üye devletlerin işbirliği kabiliyeti oldukça arttırılmıştır. Birlikler daha iyi teçhiz edilmiş olup des­tek birliklerinin teşkilatlandırılması işi süratle inkişaf etmektedir. NATO

Askerî Makamlarının kanaatince bu çeşitli âmillerin müşterek tesiri ve 1953 programlarının ikmali sayesinde 1953 yılında savunma kudreti esas­lı bir şekilde artmış olacaktır.

Bundan başka yalnız enfrastrüktür programının dördüncü kesiminin ikin­ci kısmının müştereken finanse edilmesi (Takriben 76 milyar frank) hu­susunda bir anlaşmaya varmakla kalınmamış, aynı zamanda 1954 yılında başhyacak olan üç yılhk bir devre içinde Başkumandanların arzedecekleri

programlar için, parlâmentoların tasdiki şartiyle, sarfedilecek olan 250 milyar franklık meblağın taksimi hususunda bir formül üzerinde mutaba-. kata varılmıştır. Bu programlar şu çeşitli işleri ihtiva edecektir:

Uçak meydanları, muhabere tesisleri, deniz üsleri ve liman tesisleri, petrol boruları, radar  tesisleri.

NATO Askerî Makamları şimdi, işlerini ifa için malî bir çerçeveye malik bulunmaktadırlar. Bundan başka müşterek enfrastrüktür tahsisatlarının sarfının müessir bir malî kontrola tabi tutulması için mütekâmil bir sistem ihdas edilmiştir. Konsey, Savunma Çalışmalarını tahdit eden çeşitli ik­tisadî ve malî âmillere en büyük dikkati atfetmiştir. Konsey, millî iktisadi­yatın gelişmesiyle askerî kuvvetlerin artmasının müşterek yürütülmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bazı sahalarda, uzun vadeli müşterek askerî is­tihsal programlarının tesisi en ucuz ve en müessir hâl çaresi olarak görül­müştür. Üye memleketlerin hükümetleri ve milletlerarası sekreterlik bu zihniyet dahilinde, müşterek istihsal programlarını hazırlamak üzere bir usul tesbit etmişlerdir. Bunun gayesi, bir taraftan Avrupa memleketleri­nin savunma istihsaîâtmm millî bütçelerin çerçevesi dahilinde en iktisadî bir tarzda ifasını sağlamak, diğer taraftan da Avrupa savunma istihsa­lini daha müessir bir hale getirmektir. Birleşik Amerika'nın "Off-shore" siparişlerle buna iştiraki, Avrupa memleketlerinin iştirak hisselerine ilâve olunmakta ve bu gayelerin tahakkukunda gayet mühim bir rol oynamak­tadır. Geçenlerde bildirilen munzam uçak imalât programı bunun ilk netice­lerinden biridir. Bu program sayesinde beş Avrupa memleketinin havacıhk endüstrisinin gelişmesi kolaylaştırmakla beraber NATO'nun hava sa­vunması da takviye edilmiş olacaktır. Daha başka programlar da derpiş edilmektedir. NATO, bu arada Amerikan ve Kanada malı malzemenin ba­kımını temin raaksadiyle Avrupa'da yedek parça imali çaresini de tetkik etmektedir.

Genel Sekreter Konseye verdiği faaliyet raporunda NATO'nun sivil ve as­kerî teşekkülleri arasındaki sıkı işbirliğini de belirtmiş ve milletlerarası sekreterliğin çalışmaların arz etmiştir. Konsey bu rapor üzerindeki bir görüş teatisi sırasında NATO memleketlerinin iktisadî, sosyal ve kültürel sahalardaki işbirliğinin terakkisine atfetği alâkayı tekrar teyid etmiştir.

Bundan önceki toplantılarında yaptığı gibi Konsey müşterek mahiyetteki siyasî meseleleri de tetkik etmiştir. Milletlerarası durumun tetkiki sonun­da, bilhassa Sovyetlerin son teşebbüslerinin tahlili hususunda, Konsey üyelerinin mutabık oldukları anlaşılmıştır. Bu teşebbüsler, hâdiseler bun­ları milletlerarası gerginliği azaltmaya matuf hakikî gayretler olduğunu ispat ettiği Ölçüde, dünya barışını tesis için her türlü fırsattan, istifadeye çalışmış olan üye hükümetler tarafından, memnunlukla karşılanacaktır. Bununla bareber Konsey, hür milletlerin güvenliği üzerine çöken esas teh­likeyi hafifleten herhangi bir şeyin vukua gelmediğini müşahede etmiştir. Bu tehdidin daimlığinin en kuvvetli ifadesi takibettikleri politika bugünkü gerginliğe sebebiyet veren ve dünyanın birçok bölgelerinde tecavüz harp­lerini desteklemekten geri kalmayan memleketlerin, büyük ve daima takvi­ye edilen askeri kuvvetlerinde bilinmektedir. En son misali muhasama­tın Laos'a da yayılmış olmasıdır ki bu durum Fransa'nın istilâya kar­şı mücadelesinde yükünü ağırlaştırmiştır.

Bu sebepten Konsey gayet hakh olduğu anlaşılan bir müşterek savunma politikası takibetmek kararım yeniden teyid etmiştir. Bu politika hür dün­yanın istikbaline olan ve gittkçe büyüyen itimadın tesisinde de büyük bir hisseyi haizdir.

Konseyin kanaatince üye hükümetlerin Atlantik Birliğinin gelişmesine yar­dım etmeleri elzemdir. Bu birlik, gittikçe daha sıkı bir şekilde birleşmiş bir Avrupa'da, bir Avrupa savunma topluluğu da bir an önce ihtiva etmelidir.. Konsey esas temennisini gene tekrarlamaktadır: Barışı inşa etmek Kon­sey, üye memleketlerin kaynaklarının daha büyük bir kısmım bir gün mil­lî ve milletlerarası sahada iktisadî gelişmeye ve imara tahsis edebilecek­leri ümidini izhar etmektedir. Birlik hükümetleri en büyük kuvvetermin ittifaklarında bulunduğuna kani oldukları içindir ki, askerî olduğu kadar siyasî, iktidasî ve sosyal bütün sahalarda işbirliklerini genişletmeye ve bu suretle Atlantik Camiasını devamlı bir hakikat haline. Getirmeğe az­metmişlerdir,

20 Nisan 1953 tarihli Diinya'dan :

25 Nisandan beri Pariste toplantılar yapmakta olan NATO Konseyi işini bitirdi ve tebliğ neşretti. Hemen aynı günde de Moskova'dan gelen haber­ler, Başkan Eisenhover tarafından 16 Nisanda yeni Rus ricalinin sulh te­şebbüslerine cevap teşkil «der ma­hiyette söylenen nutuk a, Moskova hüküm etinin ilk resmî cevabını bil­dirdi.

Konseyin bu defa da yeni kararlara vardığını biliyoruz. Bus teşebbüsleri 14 müttefik devletin savunma gay­retlerini gevşetmemiş ve üyeler yal­nız askeri sahada değii, ekonomik ve sosyal sahalarda cta "vahdetten kuv­vet doğacağına kani olarak" devamlı iş birliğine  karar vermişlerdir.

Konsey her sulh gayret ve teşebbüsü­nü memnunlukla karşihyacağmi bil­dirmekte, fakat hâlen "sulh ve gü­venlik prensiplerini koruyacak esas­lı bir hâdisenin vukubulmaraiş ol­duğu"  kanaatini izhar etmektedir.

Pakta dahil devletler "koliektif em­niyet tedbirlerinin lüzumu sabit oldu­ğunu ve bugün dünyada itimat his­si artıyorsa bunun ve sistemin tat­bikinden doğduğunu da" müşahede etmektedirler.

Gerek savunma işlerinde, ay - ve be­raber karar verilmesi, gerek Ankara paktının tasvibi ve Yugoslav kuv­vetleriyle Kuaey îtalya'daki Carney kuvvetleri arasında irtibat kurulma­sı kararı, gerek Avrupa ordusunun kurulmasının bir zaruret olduğu ka­naatinin tekrar ve teyidi hür millet­lerin tek fiili savunma birliği olan HATO'nun "sülhe hazır ve tecavüzü men'e azmetmiş" bir teşekkül olduğu­nu ciddî surette belirtmiştir M, bun­dan memnun olmak pek tabiidir.

NATO Konseyinin tebliği üe aynı günde İntişar eden Pravdanm Baş­kan Eisenhover'in 16 Nisan nutkuna cevabı, kim nasıl telâkki ederse et­sin, bizce de müsbet bîr mahiyet ar-zetmektedir. Cevapta göze çarpan, meselâ atom bombasına ait imalar, kuvvetle tahmin edilebilir ki, iç se­beplerden, Sovyetler halkı karşısın­da kudretli görünmek ihtiyaç ve za­ruretinden doğmuş şeylerdir. Bu ma­kaleyi neşreden gazete ile onu iktibas eden diğer gazetelerin bir iki saat içinâe tamamen satılmış olduğuna ve ertesi gün Rusyada çıkan bütün gazetelerin bu cevabı iktibas edecek­lerine dair gelen haberlerle Sovyet­ler Birliğindeki radyoların bu maka­lenin mühim parçalarını birkaç defa tekrar etmeleri Kremlin idarecileri­nin Sovyetler Birliği halkının, sulh. arzusunu tatmin ihtiyacı duydukları­nı gösterir mahiyette hareketlerdir. Gerek Fravda'daki yazının tarzında, gerek radyoların lisanında evvelce görülmesine alışılmamış bir yumu­şaklık müşahede edildiği batılı çevre­lerce   de   kabul   edilmektedir.

Vaşington'da Pravda vasıtasiyle veri­len Rus cevabı "kâfi" görülmemiş., müsbet bir adım olduğu kabul edil­mekle beraber "Rusya daha kati bir şekilde cevap verdiği takdirde Mos-kovadaki Amerikan büyük elçisinin Sovyet n^ukabil tekliflerini Igabuîe ömade olacağı" beyan olunmuştur. Londra hükümetinin düşüncesi hak­kında, şu satırlar yazıldığı, ana ka­dar, bir haber gelmiş değildir. Yal­nız işçi kabinesinin son Dışişleri Ba­kanı Morrison'un radyoda yaptığı bîr konuşmada "Rus teklifini nihtiyatla k arş il anma sı gerektiğini" söylediği bildiriliyordu.

Sovyet ri caliyi e temas bahsinde, NA­TO tebliği de, Pravda'nm makalesi de sakit bulunmaktadır. Fakat bizce bu, Sir ChurchiU'in Avam Kamara­sındaki son beyanatında "belli başlı devletler ricali arasında mülakatlar­da vukuu ihtimaline dair yaptığı işaretin kuvvetini azaltmaz. Zaten İn­giliz Başkanı o beyanatında resmî bir üç büyükler veya dörtler buluşmasın­dan değil, "gayri resmî ve hususî ma­hiyette de olabilecek" temaslardan bahsediyordu. Hâdiselerin bu temas­ların vukuu istikametinde gelişme­sini şimdilik mümkün telâkki etmek­te hata yoktur. Esasen Sir ChurchlU'-in Moskovaya harekete    hazırlandığı yolundaki son haberler bu düşünceyi teyit eder mahiyettedir. 1953 yaz aylarının beşeriyete biraz olsun huzur ve sükûn getireceğini ümit ederiz. Meraşal Montgomery'-nin umumî dünya sulhu için elli, hat­tâ yüz sene lâzım olduğu yolundaki tahmini belki de bir hakikattir. Fa­kat sekiz yıllık kâbusun az çok orta­dan kalktığını görmek herhalde bir kazanç olacaktır.

İçere heyetine ti il dirm işlerdir.

Birleşmiş Milletler Müzakere heyeti reisi Amiral John Daniei bugün verdi­ği beyanatla şöyle demiştir:

"Kızıllara doğrudan doğruya Pannıurı-jomdan olmak üzere Cenecvre anlaşma­sının 109 ncu maddesinde tasrih edilen şekilde bütün hasta ve yaralı esirleri memleketlerine iadeye hazır olduğumu­zu bildirdim. Biz 'bu esirleri sınıflara ayırmış değiliz- Mübadeleye hazır oldu­ğumuz esirleri milliyetlerine göre tas-nii edilmiş olarak toplamış, bulunuyo­ruz."

Birleşmiş Milletler müzakere heyeti bu günkü toplantıda Komünist müzakere heyetine 9 maddelik bir program sun­muşlardır. Bu programdaki maddeler şunlardır:

 Mübadele yeri Panmunj omdur.

 Mübadele anlaşma imzalandıktan 7 gün sonra bağlıyacaktır.

 Birleşmiş Milletler günde 500 esirİade edeceklerdir. Komünistlerin iadeedecekleri miktarda  açık  bırakılmış­tır.

 Her seferinde 25 esir mübadeleyerine getirilecek beraberlerinde isimrütbe ve milliyetlerini gösteren bir üste bulunacaktır .

 Taraflar Kaesong ve Munsona getirilecek olan erleri taşıyan ve hususîalâmetleri bulunan 10 arabalık kafiîeritı taarruzdan, masum 'kalmasını teslim edeceklerdir.

 Kafilenin alâmeti hareket zama­nı ve diğer teferruatı hareketten 24 sa­at evvel tarailar birbirlerine bildire­cekleridir.

 Her heyete esirler dahil olmak veher seferinde 300 kişiden fazlasını aş­mamak üzere    tarafların    müzakere­si  altında, tarafsız bölgeye serbestçegirebilecektir. İrtibat    subayları idarî teferruatı hazırlamak    üzere toplana­caklardır.

9  Anlaşmanın bitiş tarihini tesbit eden hükümler tayini,

Komünistler muhasamatın devamı es­nasında bazı yaralı ve hasta esir sınıflar: tarafsız memleketlere göndermek ğonu ileri sürmüşlerdir. Kızılların bu ihümali olduğunu ileri sürmüşlerdir Kızılların bu hareketinden onların su­retle ağır hasta ve yaralı esirlerin mü­dahalesi hükümlerini daha da genişle­terek, hasta ve yaralı esirlerin tâbi ola­cakları sıkı şartlara uymuyacak halde bulunan binlerce esiri bu mübadele tek­lifinin içine almak istedikleri anlaşıl­maktadır. Komünist müzakere heyeti reisi Le Sang Cho bugünkü toplantıda kızılların doğrudan doğruya iade edil­meleri veya tarafsız bir memlekete gön­derilmeleri için listeleri hazırlamış o-lan bütün yaralı ve hasta harp esirle­rin; memleketlerine iade etmeğe 'tit-zir bulunduklarını bildirmişîir.

7 .Nisan 1953

Panmunj om :

Komünist ve müttefik temsilciler bu­gün burada yaralı ve hasta esirlerin mübadelesi hususunda görüşmelerine devam edeceklerdir.

Komünist Çin Baş Delegesi ağır hasta ve yaralıların dışında hafif ve akıl iıas t alıklarına duçar olan esirlerin ete tarafsız memleketlere gönderilmesi hu sjsunda bir teklifte bulunmuştur.

Birleşmiş Milletler Baş delegesi Ami­ral John Daniel, bugün gazetecilere verdiği beyanatta demiştir ki:

Aksi sabit oluncaya kadar komütıisi­lerin ilk gününde Cok iyi neticeler elde edildiği gibi Komünist temsilciler objektif şekilde hareket etmişlerdir.

Panmujıjom :

Komünist İrtibat heyeti tarafından bu sabah kabul edilen "Bütün hasta ve ya rah harp esirleri" formülü, ağır hasta ve yaralı olan harp esirleriyle. Durum­ları o kadar ciddi olmayan ve Cenev­re konvansiyonu gereğince tarafsız bir memlekete gönderilmeleri gereken harp esirlerine de şâmildir. Bununla beraber Kuzey Koreli Tümgeneral Let. Choo, Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin elinde bulunan ve doğrudan doğruya memleketlerine iade edilmeyecek olan

harp esirlerinin de tarafsıp toir meiıı-lelîete yerleştirilmeleri   hakkını mah-

îuz tutulduğunun açıkça anlatılmak istendiğini beyan etmiştir. Anlaşıldığı ııa göre Generalin beyanatı, bütün harp esirlerinin memleketlerine iade­si meselesini halletmek için Milliyetçi Çin Başvekili Çu. An Ley taralından ycpilan tekliile ilgilidir.

Komünisf İrtibat Subayları mübadele edilecek harp esirlerinin numaraların havi listeleri vermemişler, fakat müba­dele mekanizmasını müzakere etmeyi teklif etmişlerdir. Bunun üzerine müt­tefikler 13.30'a kadar toplantıya ara verilmesini teklif etmişlerdir.

 Panmunjom :

Komünist irtibat subayları iade edecek leri harp esiri sayısını bir iki gün îçin de bildireceklerini beyan etmişlerdir. Komünistler bu beyanatı öğleden son­ra 18 dakika devam, eden toplantıda yapmışlardır. İrtibat Gruplarının top lantisı cem'an 36 dakika sürmüştür. Toplantı sonunda müttefik Bas Irtabat Subayı Amiral Daniel "Komünistlerin tavrının bu sırada gayet müsait ol­duğunu" belirtmiştir. Amiral Komü­nistlerin harp esirlerini derhal müba deleye hazır olduklarını zannetemedi-ğmi söyliyerek şunlan ilâve etmiştir:

"Komünist Çin personelinin bu muba-deieyi başarmak için hazırlıklı oldu­ğunu zannetmiyorum."

Amiral sözlerini bitirirken, dün mütte­fikler tarafından sunulan dokuz mad deli mübadele anlaşması tasarısının bazı pragraflarını Komünistlerin ka­bul ettiklerini, fakat diğer pragraflar

hususunda tâdiller teklif edeceklerini söylemiştir.

 Seul:

Güney ICore kit'aları Doğu cebesin­de Kanca tepesinin Doğusunda bulu­nan bir mevkiye taarruz eden Komü­nist kuvvetlerini 2 saatlik çetin bir sa­vaştan sonra püskürtmeye muvaffak olmuşlardır .

Sekizinci Ordu sözcüsünün ilâve etti­ğine göre, cephenin diğer kesimlerinde Komünistler faaliyetini artırmaya baş-îamışlarsa da henüz geniş bir taarru­za geçmemişlerdir.

 Tokyo ;

Birleşmiş Milletler Temsilcisi Heyeti bîigün yaralı ve hasta esirlerin daha şümullü bir şekilde mübadelesini der-pi.-j eden Komünist teklifini kabul et­miştir.

Panmunjom'dan gelen haberlere gör1-'. Komünistler yeni tekliflerini Cenevre anlaşmasının 109 ve llffuncu maddels rlr.e göre yapmış bulunmaktadırlar.

Bu maddeler ciddi surette hasi.a olan­ların doğrudan doğruya mübadelesini ve bunlardan bazılarının tarafsız bir memlekete sevk edilmelerin 1 derpiş .et­mektedir.

İk; günlük müzakerelerin neticesinde sözolan Birleşmiş, milletler Baş temsil­cisi Amiral John Danîel şunlan söyle mistir.:

"Bugüne kadar Komünistlerin takip eımiş oldukları hattı hareket son dere­ce memnuniyet verici olmuştur." "Ayrıca Komünist temsilciler, kendi zarureti hilâfına hasta ve yaralı esirle­rin memleketlerine gönderilmeler ir. i kabul etmiş bulunmaktadır.

Komünist temsilciler bir iki güne ka dar ellerinde bulunan bütün esirlerin listesini vereceklerini bildirmişlerdir.

Birleşmiş Milletler temsilcilerinin mü fcadeleye derhal hazır olduklarını bildir melerine mukabil. Komünistler ancak bir haftaya kadar bunun mümkün o!a cağını ileri sürmüşlerdir.

Fanmunjom  

Paumunjom tarafsız bölgesine nöbetçi müfrezesi gwtüren bir Amerikan aske-ıî polisi. Komünistlerin bu mıntıkaya fazla asker geçirmesini protesto 2tmiş" tir.

Her iki taraf bu bölgeye yalnız 20 mu­hafız gönderilmesini kararlaştırmışlar­dı.

Seul

Amerika Deniz Piyadeleri, bugün Pan-munjom müzakere bölgesinden 1 kilo­metre mesafede bulunan yaralı bir A-merikan askerini kurtarmaları için Ko münistler tarafından yapılan teklifi kabul etmişlerdir.

ÇinÜ ve Kiî-zey Koreli esirlerin tarafsız bir memle­kete teslim edilmelerini talep etmekte dit. Bu gibi harp esirlerinin, endişeleri tarafımızdan verilecek izahatlara ted­ricen bertaraf edilir ve bu sayede mem lekete iade meselesi hususunda tam bir Jıal çaresine varılmış olur."

Yukarıda arzedilen hususlar tarafı­nızdan yapılan yeni tekliflerin izahı mahiyetindedir: Bu tekliflerin tatbiki için alınması gerekecek müşahhas ted­birler ise ancak iki tarafın temsilcile­rinin bir konferans masası etrafında, yapacakları toplantılarda görüşülüp İMrarlaştınlabilir. Her iki tarafın temsilcileri müsavi haklara sahip oia-rak müzakerede bulunabilmelidirler."

General Nam îl'in imzasını taşıyan bu mektup General Mark Clarü'm 6 Ni­san tarihli mektubuna bir cevap teş­kil etmektedir.

Munsan :

Komünist ve müttefik is ti h kamçılar­dan müteşekkil karma bir grup yarın sabahın erken saatlerinden itibaren Panmunjom tarafsız bölgesine harp esirlerinin mübadele edileceği merkez­lerin inşaasma bağlıyacaktır. Mübade­le iş; sabahın dokuzundan akşamın al­tısına kadar devam edecektir. Diğer taraftan mütercimler harp esirleri hak kında İngilizce, Çince ve Kore lisaniy le kaleme alınmış olan nihaî anlaşma metninin son tashihlerini yapmaktadır­lar. Bu arada yaralı esirleri naklet­mek üzere Munsan'da 60 kadar Ame rilvaıı ve Güney Kore hasta nakliye ara bası toplanmıştır. Bu arabaların yekû­nu 90 olacaktır.

11 Nisan 1953

Panmunjom :

Komünist İrtibat Heyetinin Başkanı Kuzey Kore Generali Lee Sang Cho bu sabah hasta ve yaralı esirelrin müba-deles1 hakkında anlaşmayı imzaladık­tan sonra mütareke görüşlerine bir an önce yeniden bağlanmanın gayet mü­him olduğu söylenmiştir. Burada zan­nedildiğine göre hasta ve yaralıların mübadelesi tamamlanmadan dahi mü­zakerelere haşlanması  mümkündür.

Şıkago :

Bugün burada verdiği bir beyanatta, Kore Sekizinci Ordusunun eski 'Komu tanı General Van Fieet, "ancak kafi ve ezici bir muzafferiyet, Korede daimi sulhu tesis edebilir" demiştir.

General Van Feleet ezcümle şunları söylemiştir:

"Komünistlerin halen tatbik etmekte oldukları manevralar, Kore'de sulhu temin edemiyeceği gibi Korenin birleş, tirümesi keyfiyetini de sağlıyamaz.

"Yapmamız icabeden şey, Korede Ko­münist ordularım hezimete uğratmak­tır. Komünistleri gerek Kore'de ge­rekse dünyanın herhangi bir yerinde üçüncü bir Dünya Harbine sebebiyet vermeden mağlûp edebiliriz. Daimî surette yan harpyarı sulh içinde ya­şayamayız. Ilânihaye kararsızlık İçin­de kalamayız.

"Kore'de büyük bir taarruza geçecek Komünistleri hezimete uğratacak kabi liyette kuvvetlerimiz mevcut bulun­maktadır."

Esir mübadelesi hususunda varılan an­laşmayı memnuniyetle karşıladığını bildiren General Van Fleet, bugüne ka dar Komünistlerin daimi iyi niyetle hareket etmediklerine işaret ederek nikbinleri teyakkuza davet etmiştir.

 Londra:

Kore harüini sona erdirmek üzere, bü tün esirlerin mübadelesi hakkında, Ko­münist Baş Temsilcisi General îl Na­mın, yapmış olduğu tekliften bahseden Muhafazakâr "Daily Telegraf" gazete si şunları yamaktadır: "Kore harbini sona erdirmek için, Ko­ni ün i stlerin yapmış oiduğu esir müba­delesi hakkındaki teklifin tahakkuku teknik bazı güçlükler doğurmaktadır. Komfünist teklifi gereğince, memleket­lerine dönmek istemiyen esirlerin, ta-raı'sız bir memlekete gönderilmeleri is­tenilmektedir. Teknik güçlüklerden bi­ri, binlerce kişiyi ilânihaye barındıra­cak memleketin bulunabilmesidir."

Seul :

5!ncî Hava kuvvetlerinden bugün bildirildiğine göre, müttefik Hava kuvvet­lerine mensup Sabre tepkili uçakları, Geçen hafta zarfında 3 Komünist Mig uçağını düşürmüş, muhtemelen 2-sini S.ahrip etmiş ve 12 tanesini de ha­sara uğratmıştır.

Hava faaliyetlerinde müttefiklerin bir S^bre tepkili uçağı, Karada da Avust­ralya kuvvetlerine ait bir Meteor ve bir Amerikan Thunderjet uçağı kaybed emistir.

Fııgüıı Sabre tepkili uçakları bazı Mig uçaklarına rastlamışlarsa da muhare­beye tutuşulmuş olmakla beraber her hangi bir netice kaydedilmemiştir.

 Munson :

Birleşmiş Milletler ve Komünist Kur­may Subayları bugün dördüncü defa o-Ifivak toplanmışlar ve hasta ve yaralı esirlerin mübadelesi İle ilgili teferrua­tı kararlaştırmışlardır. Komünistler esirlerin milliyetlerine göre ayırarak iade edecekler ve bunları taşıyacak kamyonlara özel işaretler koyacaklar­dır. Birleşmiş Milletler Subayları da günde 50 tane olmak üzere sedyelerde 4'JO  esir  vereceklerini bildirmişlerdir.

Bundan başka ilk esir gurubunun yüz de seksenini Kuzey Koreliler, yüzde yirmisini de Çinliler teşkil edecektir.

 Seul :

Başkan Syngman Rhee'ye yakın çev­relerden toplanan malûmata göre, Gij-ney-Kore, memleketlerine dönmek iş-'temiyen harp esirlerinin son Komünist tekliflerinde derpiş olduğu veçhile ta rai&ız memleketlere nakledilmelerine Şiddetle muarızdır. Güney Kore'nin bu usulü ustalıklı bir maskeleme telâk­ki ettiği, hakikatte bunun yine harp esirlerinin zorla memleketlerine iade edtimeleri demek olacağı kanaatini bes lediği bildirilmektedir. Esir kampların­da Komünist esirlerin tertipledikleri İs­yan hareketleri göstermiştir ki, mem­leketlerine dönmek istemiyen esirlerin tarafsız memleketlere nakli işi sonun­da yine zorla iaâe edilmelerine müncer oiacaktır.

13 Nisan 1953

■ ■■.■ -

-- Panmunjom ı

Bugün burada toplanan müttefik Ko-ır:ıinist Erkânı Harbiye Subayları, ya­ralı ve hasta esir mübadelesine 20 Ni­san günü başlamayı kararlaştırmışlar dır.

Tokyo :

Beşinci Hava Kuvvetleri Karargâhın­dan bildirildiğine göre, Brlegmiş Mil­letler kuvvetleri bu sabah cereyan eden savaşlarda Komünistlerin altı tepkili uçağını düşürmüşlerdir.

Panmunjom :

Yaralı ve hasta harp esirlerinin müba­delesi ile ilgili idarî meseleleri hallet­meye memur Kurmay Subaylar Komi tes.i toplantısında Komünist Subaylar ellerindeki esirleri ancak 20 Nisan ta­rihinde verebileceklerini bildirmişler ve mübadelenin daha yakın bir tariht alınmasını isteyen Birleşmiş Milletler tekliflerini reddetmişlerdir.

Komünist Subaylar, 23 arabadan müte ss-kki], ilk kafilenin 16 Nisanda Kae-song'a geleceğini ve Kuzey Korede'ki esir kampından Kaesong'a kadar se-yslıatin iki gün süreceğini söylemişler­dir. Keasong'dan Panmunjo-m'a olan mesafe on kilometredir,

Birleşmig Milletler İrtibat gurubu şefi Albay Carlock miübadele için daha ya­kın bir tarihin tesbitî için İsrar etmiş ve Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin 72 saa'j; zarfında mübadeleye başlıya-bileceklerini bildirmiştir.

' Tokyo :

Bidegmıs Milletler Uzak-Doğu Hava Kuvvetleri karargâhı, 24 saatlik ha­va harekâtını hülâsa eden bir tebliğ neş rfi-nıiştir. Bu tebliğde müttefik hava kuvvetlerinin bu müddet zarfında 1250 çıkış, yaptıkları bildirilmektedir. Dün Amerikan Thunâerjet uçakları Toşan-da bir demiryolu kavşağına, münakale şebekesine ve demir 'müselles kuzeyin­de Pyongyang civarında bir iaşe merke /.ine hücum etmişlerdir. Diğer taraf-raftan Sabra uçakları üç Mig'i âügür-

image010.gifimage011.gifimage012.gifimage013.gifmüşler ve muhtemelen üçünü de hasa­ra uğratmışlardır.

Diğer Thunderjet uçakları Şarîvon So-hıifcg hattt üzerinde demiryolu köprüTe. rine hücum etmişlerdir. Bahriyeye mensup uçaklar ise biri Pyongyang'm 25'Kilometre kuzeyinde, diğeri Sam-ciong'ın güneyinde olmak üzere iki iaşe merkezini tahrip etmişlerdir.

Cephe üzerinde düşman mevzileri de humma uğramıştır.

Diğer, taraftan 16 üstün uçan kale (bu hafta zarfında daha evvel iki defa Sıü cuma uğramış olan) Sinanju Demiryo lun.ı 160 ton bomba atmıştır. Bu uçak lar Komünist av uçakları ile ve şid­detli bir uçaksavar ateşi ile karşılaş­mışadır.

lîflh' ğeee üstün uçarkaleler batı sahi-İsnae yol' nakliyaiına hücum ederek 162 kjfriiyo'ıiu. tahrip etmişlerdir. Bir kısım bomba'- uçakları da Vansan'm kuzey "uâfısinda yığınak noktalarını bomba­lan iı|I ardı r.

- Pusan :

Güney Kore Deniz Kuvvetleri Genel karargâhından bildirildiğine göre, har bin başından beri Güney Kore Bahriye sme bağlı kuvvetler 32.000 düşman öl­dürmüş veya yaralamış ve 500 vası­tayı da tahrip etmişlerdir.

-i.:Yashington :

Birleşik".Amerika Bugün Kore'de bula­na» Birleşmiş Milletlere mensup esirle­ri» .siyasî âkidelerini değiştirmeleri için mütemadi tazyik altında bulundu­rulduklarını ve malesef bazılarının bu­na boyun eğme;; mecburiyetinde kal­dıklarını açıklamıştır.

Esirlerin mübadelesiyle ilgili' olarak yayınladığı bir tebliğde Savunma Ve­kâleti şunları 'bildirmektedir: Esirler yalnıx Komünist propanöasma tabi olduklarından, siya­si-,âkidelerinin değiştirilmesi için- son suz gayretler sarfedi İmiş tir.

''Komünist hedeflerine âlet olarak düş1 n.ari  esirlerinin'' kullanılması "'ilk esir ' düştükleri günden itibaren banlamak­tadır.

Tebliğde şunlar ilâve edilmektedir:  Kuzey Korede esir bulunan'müttefite". esirler" 'ayni şekilde Sovyet  ve.KomÜ-nist Çinlilerin tazyikine tâbi "tutulmuş-, larrîır. Esirler tamamen-'t-ecrld edilmiş lerdir. Bir çok Amerikalı esirlere bagün diğerlerine, olduğundan daha iyi . muamele edilmektedir. Bu suretle di-" eğer esirlerin siyasî âkidelerinin değişil-' meşine çalışılmaktadır.

"Haber alındığına göre, esir kampla­rında hergün dört saat müddetle..bu hususta Konferanslar verilmektedir. Esirlere haber kaynağı teşkil eden ye­gâne vasıtalar komünist gazeteleriyle komünist radyo neşriyatıdır,' Bu şe­kildeki hareketleriyle Komünistler ile­ri sürdükleri ithamların, .esirler tara­fın ti an desteklenmesine çalışmaktadırlar. San zamanlarda PyongYang Radyo­sundan yapılan neşriyatlarda Kore'de Birleşmiş Milletlerin mikrop harbi.^ap tıklarına dair Amerikalı oldukları tâli min edilen esirlerin beyanatları işitil-risktedir. Amerikalı er ve. subay lamı. demeçleri tamamen Komünistlerin söz­lerini hatırlatmaktadır.

...

 Seul :

Resmî  bir sözcünün bildirdiğine. göre dün gece hüviyeti meçhul dört Koreli . F'ongnae'de orduya, ait bir su .  ikmal nierke^ine hücum etmişlerdir, Müteçavizler iki. kar ab ine: ele geçirmişlerdir, silâh patlamamış ve yaralanan olmaıştır.  Bunun çete,  faaliyetiyle ilgili bir hareket oîdıuığuı,s.ânıîmakta(iır.

Hongkong.:

'■ •'. :.-' ■' ,"

Pekin radyosu, bugün mahalli bir gaze­tenin şu haberini yayınlamıştır.

"Birleşmiş Milletler Siyasi .; nunun Kore'deki mikrop, harbine .dair hususî bir tahkikat yapılması teklifi ka­nunî değildir ye reddi lâzımdır.Komisyon sekiz Nisan tarihli toplantı! sır:da   Brezilya,     Mısır,     Pakistan ve delegelerinden kurulacak bir lah-kikheyetinin komünistlerin Kore'de mikrop harbi yapıldığı iddiasını araş­tırmasını kararlaştırmış ve bu heye­tin kendilerine yardımcı olarak Mil­letlerarası şöhreti haiz ilim adamla­rını seçmesini istemiştir.

Merkezî Çin Komünist hükümetinin or.igjnı o^an gazete, Birleşik Amerika-nıa»bu, komisyon üzerinde tesir icra  jd di as ı n d adır.

13 Nisan 1953

.?>■■■.,■ "_■

-Panmunjom :

Gelecek hafta Pazartesi günü mübade-İesine bağlanacak olan hasta ve yaralı esirlerden ilk müttefik kafilesi yarın yola çıkacaktır. Mütlefik Hava subay­ları esirlerin yolda olduğu müddetçe hava harekâtına ara vermenin müm­kün olmiyaçağım söylemişlerdir. Ma­mafih Komünistler müttefiklere iki büyük harita vermişlerdir. Eşitlerin lâkip edecekleri yol bu haritalarda gösterilmiş olduğu için müttefik pi­lotlarının bir yanlışlık yapmamaları önlenmiş olacaktır.

Komünist makamları hasta ve yaralı inütf efik harp esirleriyle yüklü GS kam­yonun yarin Kaesong'a hareket, ede­ceklerini bildirirlerken: Amerikan ve G^tfey Kore Kuvvetlerine mensup is­tihkâm birlikleri bu esirler için kabul merkezlerinin inşasına devam etmek­teydiler.

Filhakika Güney Kore Hastahanelerin-d-en gelecek 5.800 Kuzey Koreli ve Çin ii' ile Kuzey Kore kamplarından gale-ct-k 6£û müttefik harp esirinin müba-dşjesî,, Pazartesi günü burada, başlıya-oa.'itir. 48 saatlik bir çalışma sonunda tarafsız bölgede müttefikler dokuz ça­dır kurmuşlardır. Komünistler henüz toprak tesviyesiyle uğraşmaktadırlar.

Amerikan kadınları petrolle ısıtılmak­ta, elektrikle aydınlanmakta ve tahîa bir. döşemeye  malik     bulunmaktadır.

Erlerinde toprak tesviye makineleri biıKmmıyan Çinli ve Koreliler çadır karacakları yerlerin tesviyesine iptidaî vasıtalarla devam etmektedirler. Bu-güa Rus malı kamyonlar irtibat yoila- kullanılmak için kırılmış taşlar

getirip dökmüştür. Şoförler ve ııstala n Cinlidir.

15 Nisan 1953

 Tokyo :

Müttefik Deniz Kuvvetleri Karargâhın j dan bugün bildirildiğine göre Korede esirlerin mübadelesi hususunda vanlan anlaşma gereğince memleke.tle1', r'me dönecek ilk komünist kafilesi Cfai İu adasından Güney Kore'de Pusan'aj varmıştır.

Kafileyi teşkil   eden 770 hasta ve ya-lalı esir 'bir  tank çıkarına gemisiyle r.ak] edilmişlerdir. Esirler buradan Pan munjom'a gidecekler ve 20 Nisan mü ' d al eleri ne başlanacaktır.

■ :■■

16 Nisan 1953

 Seul

Sekizinci Ordudan bugün bildirildiğine KÖre, bu orduya mensup Birleşmiş Mi-i leller Kuvvetleri bir saat devam eden el bombası savaşlarında merkez cep" hi'sindeKi bir mevzie hücum eden ko­münist üçleri dün gece püskürtmüşler dîr. Cinliler keşif halinde hücum et­mişlerdir.

Diğer taraftan Güney Kore piyade k.uv-veiieri Teksas Tepesine 150 kişilik ku: zey Kore grubu tarafından yapılan taarruzu defetmişler d iıp.

bir müttefik istihbarat subayının söyle-', dibine göre diğer kesimlerde büyük îa-faîiyet olmamışiır.

14 Nisan'da sonra eren hafta içindeSekizinci Ordu 1510 komünist öldürülmüK/1150 sini yaralamış ve 13"ünö esir etmiştir.       

17 Nisan 1953

 Tokyo  :

Birleşmiş Milletler, harp esirlerinin memleketlerine zorba iade edilmelej* ni ve sulh masasında    komünistlerin

engel çıkarmamalarını emniyet altirta alacak bir formül dairesinde Kore mü­tareke müzakerelerine tekrar .başlanıl­masını kabul etmiştir.      

Birinci kısmı sabahtan 14.50 ye, ikinci kısmı ise öğleden sonra saai; 16.21 e kadar devam eden Birleşmiş Milletler Kuzey Kore mütareke müzakerele­rine yarın saat 11  de devam, oluna­caktır.

.Panmunjom:

Uzun zamandanberi. intıkaa uğramış bulunan Kore mütareke görüşmelerine bu sabah yeniden başlanmıştır.

Komünistlerin yaraîi ve hasta esirle­ri iade etmeleri 'üzerine başliyan mü­zakerelere bugün ilk defa olarak, Pravda gazetesinin muhabiride iştirak etmiştir. Panmunjom'a gelir gelmez etrafı fotoğrafçılarla çevrilmiş bulu­nan Pravda muhabiri, kimse ile ko­nuşmadan derhal müzakerelerin ya-pıîamkta olduğu çadıra gitmiştir.

Birleşmiş milletler mütareke heyeti bastemsilcîsi General Wi!liam Harri-son, bugün yaptığı bir basın toplan­tısında, Komünistlerin memlektlerine ööamek istemîyen esirleri i§an ahiro kadar gönderilmeleri icab eden ta­rafsız memleketin İsviçre olmasına itirazda bulunduklarını açıklıyarak sözlerine şunları ilâve etmiştir: Evvelce tarafsız memleket olarak is­viçre'yi ileri sürmüş olmamızın, bu memleketin, komünistler- tarafından reddedilmesine sebep teşkil etmesi saçmadır. İsviçre yüz seneden beri bütün dünya tarafından tarafsız memleket olarak tanınmışta.

Komünistlerin yalnız isviçre'ye itiraz eâip etmedikleri sualine Harrisson şu cevabı vermiştir:     Komünistler her şeye itiraz ediyor.

 Munsan:

Müttefik ve Kuzey Kore'li temsilcile­rin, bugün Panrnunjom'da yaptıkları ilk tordandı neticesinde, mütareke aîtdimeselesine şu üç-noktaya inhisar "etmiş olduğu  anlaşılmıştır:

1 Ûoğrudan doğruya memleketleüne.Sönmek istemiyen esirlerin sönderiîeceği tarafsız memleketin seçil­mesi,

 Bu esirlerin gerek Kore'nin   dı­şında tarafsız bir memlekete,    gerekmemleket dahilinde muvakkaten ta­raf sız!astırılmış ve tarafsızlığı yetkilimakamlar tarafından tasvip olunmuşbir bölgeye gönderilmeleri,

 Bu şartlar altında tarafsız böl­geye yerleştirilecek olan esirlere veri­lecek mühlet. 78 dakika «üren bu ilktoplantı neticesinde müttefiklerle Ku­zey Korelilerin tam bir görüş aynhğı
içinde oldukları anlaşılmış ve her ikitaraf, delegeleri karşı tarafın teklifle­rini yarın saat 11' e kadar incelemeyi karart aştırmışlardir.

27 Nisam 1958

 Panmunjom   :

$u sabah oturum sonunda gazetecile­re beyanatta bulunan Birleşmiş Mil­letler Heyeti Başdelegesi General Har­risson, .müzakerelere Greenwhich aya-riyle yarın saat 02.00 de devam edile­ceğini söylemiş ve şunları ilâve et­miştir:

"Birleşmiş Milletler, memleketlerine dönmek istemiyen esirlerin isviçre'­ye teslim edilmesi fikrinde İsrar et­mektedir. İsviçre tarafsızlık bahsinde eıı akla yakın ve en normal memle­kettir. Memleketlerine dönmek iste­miyen esirlerin tarafsız bîr memleke­te gönderilmeğe icbar edilmesi husu­sundaki komünist teklifi, bu esirleri geri almak üzere komünistler tarafın­dan dolanbaçîı bîr yol olarak karşı­lamaktayız.

Esirlerin Kore'den çıkarılması için hiç bir sebep yoktur. Komünistler bu-günkü toplantılarında, dün söyledik­leri sözleri teyldden başka bir §ey yap-. lîiamıslanr.

Panmunjom:

Panmunjom'da bugün yapılan toplan­tıda, altı maddelik komünist teklifinecevap veren General Harrisson, Gene.ral Hamil'e hitap ederek şöyle demiş­tir:

"Mensup olduğu taraf, harp esirleri­nin âaHa faüla esarette General bu iş için taraf­sız bir Asya devletini teklif edebile­ceklerini de .bildirmiştir. Bunu müte­akip General Nam İl, harp esirlerinin tarafsız bir devlete teslim, devresinden sonra "daha yüksek mertebede" bir toplantı yapılabileceğini ileri sürmüş­tür. Bu son beyanat üzerine toplantı . nihayet bulmuştur.

_t- MunsanT."

"Mütareke. Konferansının dördüncü tppjantisı da'bugün. Birleşmiş Millet­ler" ve Kuzey Kore'li delegeler arasın­da, .esirlerin/mübadelesine bitaraf bir 'devletin "tavassutunu" öngören pren­sipten tevellüt eden anlaşmazlık hak­kında kati bir karara varılmadan baş­ka feir güne -bırakılmıştır.

"Curtlarina dönmek jstemiyen esirlerin .kifıje, nerede ve ne zaman teslim olu-. İıacrağma dair Birleşmiş Milletler de­legeleri tarafından sorulan sualler mUzakereİere yeni şartlar koşan ko­münistler tarafından ' "cevaplandırıl­mamıştır.

Komünistler bitaraf memleket olarak bir Asya devleti üzerinde İsrar etmişler fakat. Birleşmiş Milletlerden, mü­tareke imzalandıktan sonra bütün e-sir^ri köre arazisi dışına çıkaracakla­rıma dair söz almadan bu Asya devİeii-ni.n ismini açıklamaktan çek inmişi eçdir Birleşmiş Milletler delegeleri ise, Ku-zes Koreli esirler anavatan toprakla­rını terketmek istemediklerinden ve hu­susta bu esirlere şiddet kullanmanın da hiçbir zaman doğru olmiyacağm-dan komünistlerin bu şartını kabule şayan bulmamışlardır. Komünistler de Birleşmiş Milletler delegeleri tara­fından ileri sürülen İsviçre'yi, esirle­rin maddî.imkânsızlıklar yüzünden Avrupa'ya sevkedilemiyerek Kore top­raklarında kalması ieabedeceği mü­lâhazası ile reddetmekte irsar etmiş­lerdir.

Bu vaziyet kargısında, mütareke konferansı, geçen seneki.. müzakere­lerde olduğu gibi bir çıkmaz içineıgir-miş bulunmaktadır ve bu çıkmazda: ı

ancak taraflardan 'birinin fikrinde. .ıs­rardan vazgeçmesiyle- kurtulabilecek­tir. Şimdilik taraflardan hiçbiri" der­hal bîr ateş. kes emri vermeye razı görünmediğinden Birleşmiş Milletler"Grup Başkanı. General Hacrisşött'undediği.gibi, tecrübelerden anlaşıldı­ğı üzere, bu müzakereler îlânîriaye sürüp gidecektir.

Yazan : Ahmet Şükrü Esmer

14 Nisan 1953 tarihli Ulus'tan

Ağır hasta ve yaralıların mübadele­si için Kore'de anlaşmaya varılmış esirlerin mübadelesi için bir' anlag-lîiaya varılmış mübadele muamelesi başlamıştır.

Hasta ve yaralılardan sonra bütün esirlerin mübadelesi için bir anlaş­maya varılacağı, yani Kore'de müta­rekenin imzalanacağı anlaşılmakta­dır.

Mütareke sözleşmesine göre, 90 gün içinde Uzak Doğu konferansı toplana­cak ve Kore harbiyle ilgili siyasi me­seleler de bu konferansla çözülecek­tir. Vaşington'dan gelen haberlere göre, Amerika bu konferans için ha­zırlanmaya bağlamıştır. Konferans toplandığı zaman Amerika Kore ve Formoza hakkında nasıl bir teklif i-]eri sürecektir?

Amerika'nın Kore ve Formoza hakkın­daki görüşleri biliniyor: Kore'de bir demokratik ve bağımsız devlet kuru­lacak ve Formoza da Çin'e geri veri­lecektir. Bunlar henüz Japonya yenil­mezden önce 1943 yılında Kahire'de veri imi g kararlardır.

Fakat o zamandanberi şartlar değiş­miştir. Bu kararlar verildiği zaman Çin'in Çaıı-Kay-Şek'e tâbi olacağı sa­nılmıştı. Kendisi iîe igbirliği halinde hareket edecek .olan Çin'e Amerika Formoza'yi vermeğe razı olmuştu. Fa­kat Çin komünistlerin eline geçmiş ve Rusya ile işbirliğine girişmiştir. Böyle   bir Çin'e Formoza verilemez.

Kore'ye gelince; bu memlekette bir demokratik rejim kurmak teşebbüsü başarı ile neticelenmiştir. Kore ikiye ayrılmış, biri ötekine karşı tecavüze geçmiş, Amerika Güneyin yardımı­na koşmuş, Çin ve Eusya da Kuşeye yardım etmişler ve üç yıldır memle­ket kanlı bir harbe sahne olmaktadır.

Mütarekeden   sonra  :

Mütareke demek, iki tarafın birbirini yenememesi ve bir anlaşmaya van-lıncaya kadar ateşin kesilmesi de­mektir. Bans şartları ne olacaktır? Gerçi Amerika'nın Çin, Kore ve For­moza hakkındaki eski görüşü değiş­memiştir. Fakat bu politikayı yürüte­bilmesi için Amerika'nın Kore'de ga­lip gelmesi lâzımdı. Çin'de de komü­nistlerin yerine Çan-Kay-Şek'in geç­mesi ic ab eder di. Böyle olmayınca, eski tekliflerle Uzak Doğu Konferansına gitmesi mümkün olmıyacaktır. Igte yeni teklifler üze­rine Amerikan Dışbakanlığmm meş­gul olduğu anlaşılmaktadır. İki gün-denberi Amerikan basınına intikal e-den ve Amerika'da heyecan uyandı­ran mesele budur. Gazetelerin yazdı­ğına göre Dışbakanlığı şöyle bir tek­lif tasarlamaktadır:

 Kore ikiye ayrılacak, Güney kıs­mının sınırları .mütareke hattını teş­kil eden şimdiki    cephenin 150 kilo­metre kadar kuzeyinde çizilecektir.

 Formoza'da Amerika'nın vasiliğialtında bir Cumhuriyet kurulacaktır.

 Bu anlaşma île birlikte Çin Hin­dicin i'd eki   komünistlere   yardımdanvazgeçmelidir. Çin yardımdan vazge­çerse, Amerika da Hindiçinî'de yerlile­rin bir devlet kurmalarını temin ede­
cektir.

i  Açık olarak ifade edilmiyor ama, Amerika Komünist Çin'i tanıyacak ve Çan-Kay-Şek'i de artık bir tarafa bı­rakacaktır.

Gazetelerde çıkan haberlerin hulâsa­sı budur. Bildirildiğine göre, Dişbaka-ni Foster DuIIes, 20 kadar gazeteci­nin hazır 'bulunduğu bri ziyafette bu görüşlerini izah etmiştir, öte yandan Beyaz Saray, bu politikayı Sekbe flimgernemiş görünmüyor.

Foster Dulles ziyafetlerde sırlar ifşa edecek toy diplomat olmadığı gibi, Beyaz Saray'dan ayrı hareket edecek bîr adam da değildir. Üstün ihtimale göre, Amerika Hükümeti, bu mesele­ler hakkında Amerika halk efkârının tepkisini yoklamaktadır. Amerikalı­ların Kore ve Fonnoza'ya çok büyük önem verdikleri biliniyor. Mütareke görüşmeleri başladığı zaman Tru-man'ın Formoza'yı Komünist Çin'e terkedeeeği söylenmiş ve bu söylenti hayli gürültü koparmıştı,

Foster Dulles'in düşündüğüne göre Kore ikiye bölünecek ve Formoza da "vesayet kaydiyle" Birleşik Amerika'­ya verilecektir. Güney Kore ve Formo­za kendi elinde kaldıktan sonra Uzak Doğu'daki stratejik durum emniyet altına alınmış bulunacağından, Ame­rika komünistlerin kıta üzerindeki hâkimiyetlerini münakaşa etmiyecek-tir. Yani Amerika Güney Kore ve Formoza karşılığı olarak Komünist Çin'i tanıyacak demektir.

Eu görüşü önce Amerikalılara kabul ettirmek lâzımdır. Zira kuvvetli bir zümre iıâlâ Komünist Çin yerine Çan -Kay-Sek'in geçirilmesinde ısrar et­mektedir. Kore'nin de taksimine bu zümre pek yanaşmıyor. Simdi heye­canlanan zümre de budur.

Bundan başka bu teklifi Çin'e kabul ettirmek lâzım gelecektir. Komünist Çin Kahire kararı icabı Formoza'nm kendisine ait olduğuna kanidir. Fa­kat Amerika eski politikasını yürüte­mediği gibi Çin de her istediğini elde edemez. Nihayet barış şartlarının ne olacağı kestirilemez, fakat mütareke­den 90 gün sonra toplanacak Uzak Doğu konferansının içyüzü görünme­ğe başlamış gibidir.

Yasan Ömer Sami Coşar

30 Nisan 1953 Cumhuriyet'ten

Kore'de mütarekeyi beklerken Güney Doğu Asya'nın tehlikeli bir surette karışmaya başladığı  görülüyor.  Dil-

hassa Hindiçinî'de durum son derece vahimdir ve Fransız Hükümeti Hava Kuvvetleri Başkomutanını alelacele Saygon'a göndermek lüzumunu his­se i m iş Ur.

Komünist Çinlilerin, Pan Mim Jom kasabasında tatlı sözlerle müttefik­leri oyalarken, Güney Doğu Asya'ya süratle sokulmak üzere plânlı bir şe­kilde hareket etmekte oldukları an­laşılmaktadır. Çin'de yetiştirilmiş ve silâhlandırılmış komünist Hindicini kuvvetleri âni bir taarruzla Fransız İmparatorluğuna bağlı Laos devleti­nin topraklarına tecavüz etmişler ve başkentin kapılarına dayanmışlardır. Bunların aynı zamanda bir "prestij zaferi" peşinde de koştukları muhak­kaktır. Pekin radyosu 1 Mayıs günü bu şehrin "kurtarıldığı" haberini ya­yınlayabilecek midir? Fransızlar de­vamlı bir surette Leos'a hava yolu İle takviye göndermektedirler. Fakat bunların kullandıkları tek hava ala­nı yakında yağmur mevsimi başlar başlamaz kullanılmaz bir hale gele­cektir. Komünist idarecilerin bunu na­zarı itibara alarak şu sırada taarru­za girişmiş olmaları da muhtemeldir.

Barış kampanyasına son derece hız veren Kremlin'den talimat alarak ha­reket ettiklerinden şüphe dahi edil-miyen Hindiçinili komünistler -bu şe­kilde silâhlı tecavüzü genişletirken, Pekin radyosu da diplomatik tahrikâ­ta daha fazla yer ayırmaya başla­mıştır. Dün bu radyo, Siyam devletini itham etmiştir. Ona göre, Siyam bir "Amerikan üssü" haline gelmiştir. Komünist Çin hükümetinin resmî a-jansı, Siyam'ın Hindiçini'de Fransız­lara yardım vaadinde 'bulunduğunu iddia etmiştir.

Komünistlerin Laos topraklarını isti­lâ ederken, bu memleketle hemhudut bulunan Siyam, ile Fransız idaresine tâbi Kamboçya Krallığında huzursuz­luk yaratmak gayesiyle hareket ettik­leri aşikârdır. Kamboçya Krallığı da Fransa'dan tam istiklâl alamadıkları takdirde, halkın isyan edeceği ihtarın­da bulunmuştur. Dün yapılan resmî bîr açıklamaya g&re, Laos'ta ilerle­mekte olan komünist kuvvetleri, böy­le bir ayaklanmayı kendi hesaplarına da istismar edebileceklerdir.

Kremlin'in tam mânasiyle bir "ham madde ambarı" olan Güney Doğu Asya'claki bu yayılma faaliyeti Pan Mun Jon kasabasında devam etmekte olan mütareke görüşmeleri ile perde­lenmiyor mu? Komünist Çin hükü­meti, Asya'nın bu stratejik bölgesin­de' yeni yeni tecavüzlere  hazırlanırken Kore'de mütareke konferansı ça­dırında- barıştan, iyi niyetten, millet­lerarasında : İşbirliğinden dem vurul­maktadır! Bu, onun hakikî çehresi değildir. Hakikî çehresini görebilmek

için Güney Doğu Asya'ya inmek lâ­zımdır. Sovyet Rusya'nın Dışişleri Vekili Yar­dımcısı bugün trenle saat 17.08 de Lon­dra'dan Paris'e gelmiştir. Moskova'ki yeni vazifesi başına gitmekte olan Rusya'nın Eski Londra Büyük Elçisi basma beyanat vermeyi reddetmiştir.

21 Nisan 1953

Paris;

Yetkili siyasî mahfillerin belirttikleri­ne göre, Dört Büyükler arasında yapı­lacak bir toplantı hiç olmazsa Batı ile Doğuyu halen ayırmakta olan. anlaş­mazlıklardan bazılarının halledilmesi­ne yarıyaeaktir.

İlâve edildiğine göre, Atlantik Paktını teşkil eden 14 devletten İli, üo büyük devletin Sovyet Rusya ile yapacakla­rı toplantıda takip edilecek hareke», tarzı hakkında kendileriyle istişare e-dilmesini talep edeceklerdir.

Siyasî kaynaklar 'Rusya dünyanın son za ma al ardak i durumundan istifade e-derek Dört Büyükler toplantısının bir an evvel yapılmasına taraftardır." fik-r'iiî ileri sürmektedirler.

Gene geçen ay zarfında, Rusya'nın, mü. teaddit defalar Batının Sovyet rRusya-yı yarı yolda karşılaması gerektiğine da'.r yapmış olduğu teklif manidar kar­şılanmaktadır.

22 Nisan 1953

Paris:

Bujrün öğleden sonra saat 14 den itiba­ren, Dışişleri Vekili M. Georges Bi.-dault ile M. John Foster Dulles müza­kerelere bağlıyacaklardır, iki Vekil, müzakerelerde hazır bulunacak olan diğer birçok selâhlyetli kimselerle bir­likte, başlıca Avusturya, Kore ve Hin­dicini meselelerini görüşeceklerdir.

Fransız - İngiliz müzakereleri bu ak-£am yjne M. Georges Bidault ile M. An. thony Eden'e vekalet eden Maliye Ve­kili N. Richard BuUer arasında de­vanı edecektir. Bu müzakerelerden sımra Nato'daki Fransız ve İngiliz tem­silcilerine bir ziyafet verilecektir. Üçler Konferansının Cumartesi günü toplanması kararlaştırılmıştır.

Faris :

Fransız - Amerikan görüşmeleri bugün saat 14 te Dışişleri Vekaleti binasında başlamıştır. Müzakerelerde, Fransa'­yı. Dışişleri Vekili M. Georges Eidault, Mîllî Savunma Vekili Rene Pleven ve Maliye Vekili Bourges Maunoury, Ame­rika'yı ise, Dışişleri Vekili M. Foster Duüea, Maliye Vekili Georges Hump-hery ve Karşılıklı Güvenlik İdaresi Mü-clüuî ve Amerika'nın Avrupa Hususî Temsilcisi Wiüiam Drapper temsil el-mekte idiler.

Bilâhare, Amerika Müdafaa Vekili M. Charles Wilson ile Ortak Devletler Fransız Temsilcisi M. Jean Letour-neau'nun da iltihak ettiği toplantının bağlıca iki mevzuunu Avusturya mese­lesi ve Uzak - Doğu'daki durum teşkil etmektedir.

Selâhiyetli çevrelerden belirtildiğine gere, Fransız ve Amerikan Vekilleri bîlhas6a, Kore'de aktolunacak bir mü-tarekehoı Hin di-Cini'd e tevlid edebile­ceği muhtemel hâdiseleri müzakere e-deceklerdir.

25 Nisan 1953

Paris:

Üç Dışişleri Vekillerinin toplantısı öğ­leden sonra saat 16.30 fla Dıgiglerİ Ve­kaletinde başlamıştır.

İyi haber alan kaynaklara göre Vekil­ler su meseleleri görüşeceklerdir : 1» Son hadiselerin tefsiri:

Almanya, Avusturya ve Uzak - Doğu gibi mili eti eı-ar ast meselelerde Sovyet siyasetinin alması muhtemel istika­met,

Bu meseleler karşısında Batının siya­seti.

2< Hindigini'deki son hâdiseler ve ıı-nr.ımiyetle Uzak Doğu durumu.

3; Yugoslavya durumu.

Paris:

Bugün öğleden sonra Dışişleri Vekâletiride üç memleket Dışişleri Vekilleri­nin yaptıkları konferans sonunda, Ma­liye Vekili Riclıard BuUer, kendisine suaj soran gazetecilere, toplantının u-mumî mahiyei.te görüş teatilerine has-redildiğini, mevcut bütün milletlerara­sı meselelere temas edildiğini bildir­miş ve demiştir ki :

"Başkan Eisenhower, Churchill ve Bi-clault tarafından verilen demeçlerin iT-S' altında Sovyet barış taarruzu et-ralhca görüşüldü.

Pravda'nın makalesine de temas edildi.

Bununla beraber, Butler muhtemel bir dörtlü konferans hakkında hiçbir tek­lifte bulunulmamış olduğunu fakat mü­zakerelere üç başkentte devam edilece­ğini bildirmiştir.

Eutler, Hindicini meselesiyle Laos du­rumunun müzakere edildiğini ilâve et n ı.iştır.

27 Nisam 1953

Paris:

Belediye seçimlerinin Paris'te kafi ne­ticeleri bu akşam Greviç ayâriyle 17'de alınmıştır. Neticeler  şöyledir :

Komünistler oyların yüzde 27,46 sim tojjjıyarak baştadırlar. (Beyaz rey puslaları ile iptal olunanlar hariç). Komünistlerden sonra Eski Başbakan lardan Pinay'ın sevkettiği Müstakiller yüzde 25,75 le ikinci derecededirler. Bundan sonra, Solcu Cumhuriyetçiler topluluğu yüzde 11,48, De Gaulle'cüler yüzde 10,84, Sosyalistler yüzde 9,90, Cumhuriyetçi Halk Hareketi yüzcls 7.3,4, muhtelif yüzde 7,43.

1SS1 ele yapılan mebus seçimlerinde partilerin durumları şöyle idi:

De Gaulle'cüie 26,4, Komünistler 25,9. Scieu Cumhuriyetçiler 12,1, Sosyalist­ler 9,2, Müstakiller ve ortaklan 10,8, Cumhuriyetçi Halk Hareketi 7,3, Muh­telif 8,3.

28 Nisan 1953

Paris:

G<?cen Aralıkta Başvekâletten ayrıl-mak zorunda kalan Muhafazakâr Parti Lideri Antoine Pinay, Fransa'da ya­pılan son belediye seçimlerinin galibi olarak gösterilmektedir. Pinay'ın tek­rar iktidara getirilmesi için şiddetli bir kampanya başlamış bulunmakta­dır.

Birçok siyasî mücahitlerin 'kanaatine göre Radikallerden Rene. Mayer'ir. şimdiki kabinesi, Parlâmento toplan­dıktan sonra pek yakında düşecek ve Pinay yeni kabineyi kuracaktır.

Pi;:ay'm Hükümet Reisliğine gelmek, fiat istikran ve yeni vergiler koyma ma)-: politikasına tekrar bağlamak İh­timalleri ne derece kuvvetli" olursa ol-sun, buradaki Fransız yorumcuları, mali durumu sağlam bir esasa bağ­lamak yolunda cezri tedbirlere ihtiyaç olduğunda müttefiktirler.

Başvekil Mayer, iktisadiyatı zorlamak ve İslâhat yapmak maksadıyla meclis­ten fevkalâde selâhiyetier istemeğe ha­zırlanmaktadır. Parlâmento ise şimdi­ye kadar bu salâhiyetleri vermeğe ya­naşmamıştır. Bugünkü Fransız gazete­leri, Parlâmentonun Mayer'e veya da­ha sonraki halefine bu selâhiyetleri da­ha, kolaylıltla vereceğine pek fazla iti ma d beslememektedirler.

29 Nisan 1953

- Paris:

Havı Limanında bulunan bütün açık deni.'. gemilerinin kaptan ve diğer su­bayları, yaptıkları fevkalâde 'bir top­lantıda, 24 saat içinde talepleri kabul edûmediği takdirde gemilerin hareke-i'ni geciktirmeye karar vermişlerdi. Compagnie Generale Transatlanüque kumpanyası dün akşam yayınla­dığı bir tebliğde, gemi kaptanlarının haftada 40 saatlik çalışma ve diğer is­tekleri hususunda grev yapma tehdi­diyle ileri sürdükleri mütalebat üzeri­ne, âmme makamlariyle mutabık ka­larak, 29 Nisanda yola çıkması gere­ken ile De Franse gemisinin seya­hatini iptale ve gemiyi boşaltmak mec­buriyetinde kaldığım bildirmektedir. Kumpanya 40 saatlik hafta mesaisi­nin tatbikinin milletlerarası usullere aykırı olduktan başka, gemilerin ran-tabilitesine de uygun olmıyacağmı be­lirtmektedir.

A. I. B.

13 Nisan 1953 tarihli Dünya'dan :

Fransız Başbakanı ile Dışişleri ve Ma­liye Bakanlarının, İngiliz Bakanların­dan sonra ve Alman Başbakanından evvel Vaşington'a yaptıkları ziyaret Savyet Sulh teşebbüsünün velveleli a kisleri, yarattığı heyecan arasında â-deti>. unutuldu gitti. Halbuki bu ziya­ret Fransa için hayatî denebilecek de­recede bir ehemmiyet taşıdığı gibi, ba­zı muhtemel neticeleri itibariyle, bütün Batı âlemi için de hususî bir ehemmi­yeti haîz bulunuyordu.

Fi ansız Bakanlarının, Birleşik Ame­rika'da, bilhassa gazeteler tarafından, hiç de müsait bir şekilde karşılanma dıkları anlaşılmaktadır. Amerikan ba­sını gerek Mayer heyetine, gerekse is­teklerine karşı pek az sempati göster­mişlerdir. Buna rağmen resmi Ameri­kan çevreleri Fransız ricalinin ileri sürdükleri delilleri dikkatle inceledik­ten sonra bazı hususlarda Mayer'i tat­min lüzumuna kani olmuşlardır.

Fransız - Amerikan temaslarını büyük bil- alâka ile takip eden İngiliz siyasi Çevreleri Fransız Başbakanının Waşington'da bazı ciddi İhtarlara maruz kai-digı mütalâasında bulunmaktadır. Bu ihtarların Fransız politikasının Uzak­doğu ve Almanya'ya taallûk eden bazı kısımlarına dair olduğu anlaşılmaktadır.

Muhafazakâr Partinin organı Daily Tflegraph gazetesinin siyasî muharri­ri Vaşington'da cereyan etmiş olar. Fransız- Amerikan ve halen yapılmak­ta bulunan Amerikan Alman temas­larını ve bunların mahiyetlerini esaslı surette tahlil eden bir makale neşret-nıiştır. Esaslı bilgilere dayandığı görü­len bu yazının en mühim parçalanın

okurlarımızın ıttılaına arzetmeyi fay­dalı bulduk. Muharrir diyor ki : "Möi-yö Mayer'in Vaşington'da, bilhassa ba­sın taarfından çıkarılan güçlüklere rağmen bazı muvaffakiyetler elde et­tiği görüşmeleri hülâsa eden resmi teb­liğden anlaşılmaktadır ve bunlar ara­sında bazı mühim noktalar vardır. Bunlardan biri, Avrupa savunma top­luluğu paktının Fransa tarafından tas­vibinden evvel, Fransa ile Almanya'­nın Saar meselesinde bir anlaşmaya varmalara lüzumuna temas eden nok­tadır. Doktor Adenauer'in buna "Fran­sızların bu mevzuda en az bazı ekono­mik tavizlerde bulunması icabedeceği" şeklinde mukabele etmesi kuvvetle muhtemeldir."

'Tebliğin diğer mühim bir noktası da, Amerika'nın ilk defa olarak, resmî -bir vesika üzerinde Hindiçini'deki Fransız gayretleri ile Kore mücadelesinin bir­birine bağiı bulunduğunu kabul etmesi dir. Amerikan halk efkârı, hâlâ, Hindi­cini harbini bir sömürge harbi olarak kabuj etmeğe mütemayildir. Bu sebep­le V.aşington Uzakdoğuda tahakkuk e-riecek herhangi bir anlaşmanın Viet­nam'a sulh getirmesi icabetiiğini Fran­sız ricaline belirtmek lüzumunu his-saı mistir."

Daily Telegraph'in Siyasi muharriri bundan sonra, şu enteresan mütelâayı yürütüyor: "Pek tabiîdir ki Mösyö Mayer'in Vaşington ve Ottava'ya yap­tığı bu ziyaretlerin gayelerinden biri de Fransa'nın cihanşümul mesuliyet­ler: olan büyük bir devlet olduğunu tekrar iddia etmek idi. Mamafih Dok­tor Adenauer de, memleketinin deniz-eşırı ülkeleri ve komşusu Fransa ka­dar silâhlı kuvvetleri olmamasına rağ­men siyasî ve iktisadi bakımdan Fran­sa ayarında bir milletin sözcüsü ola­rak konuşabilecektir. Onun böyle ka­bul edilmesi sonbaharda yapılacak se­çimlerde lehine olacaktır. Almanya'nın birleştirilmesi ve Alman hudut mese­lelerinin daha az çekingen şartlar al-tmdü müzakere edilmek üzere olduğu

şu sıralarda Moskova'nın uzattığı zey­tin dallan arasında Doktor Adenauer'-in Amerikan topraklarında bulunma­sı da iyi bir talih eseridir."

Laos üzerine yürüyüş...

Yazan:   Mücahit  TopuKUc :

19 Nisan 1953 tarihli Zafer'desı :

Fransız Başvekili Mayer ile Dışişleri Bakanı Bidault'un Vaşington'da, A-merikan Dışişleri Bakanı Foster DîA-les ile yaptıkları müzakere ve temas­larda Hindicini meselesinin en nemli maddelerinden birini teşkil ettiği ve umumiyetle değişen Sovyet siyasetinin hususiyle Kore'de bir mütareke ihti­malinin ışığında Güney - Doğu Asyı savaşının bir başka cephesi olan Rin­di cini.'n i n müşterek plâna dahil edil­mesi bahsinde mühim terakkiler kay­dedildiği bilinmekte idi. Fransızların uzun zamandır hem Asya savaşının kilit noktası saydıkları, hem de Kore

harMnden farklı buldukları, binaena­leyh yardım    ve işbirliği bakımından

hususî şartlara tâbi kılınmasını iste­dikleri Hindicini için bu kere Ameri­kalılardan sağlam teminat elde ettik­leri anlaşılıyordu. Amerika Dışişleri Bakanı Foster Dulles'in 12 Nisanda verdiği beyanatta gerekirse Avrupa'­ya yapılan yardımın kısılarak Asya'­ya ehemmiyet verileceğini ve bu arada Formoza'ya ve Hîndieini'ye yardı-min   arttırılacağını    söylemesi   de  bu intibaı takviye etmişti. Fakat hemen aynı   günde,   Hindiçini'deki   komünist Vietminh kuvvetlerinin ceman 30.000 kişilik üç tümenle bu kere Laos'a sal­dırdıkları haber alınmıştır. Hindicini Birliğini teşkil eden üç devle! ten en fakiri olan Laos'da gecen yi] cereyan eden küçük tecavüz hâdiseleri müstes­na olmak üzere şimdiye kadac Vetminh ile silâhlı bir çatışma vücut oıil-mamıştı... -Bu itibarla kpmünisiler bu bölgede "ilk ağızda önemli muvaffakyetler .kazanarak, bir yandan Komü­nist Çin'le, diğer yandan dahilî dorumları hic de müstakar olmayan feiyam ve Birmanya ile hemhudut olan bu bölgede gayel tehlikeli bir vaziyet ya ratmışlardır. Hâdisenin aljkabahş tarafı, bu taar­ruzun umumiyetle komünist biok si­yasetinde bir gevşeme belirdiği ve Ko­re'de mütareke ümitlerinin kuvvetlen­diği bir zamana tesadüf etmesidir. Hindicini komünistlerinin lideri olan ve Komünist Çin'den yardım gördüğü müsellem    bulunan Hosi  Minh'in    bu plân harici hareketini izah etmek güç­tür. Bir kısım müşahitlere ve bu ara­da' Himliçini'deki Fransız kuvvetleri kumandam Salan'a göre Vietminh kuvvetleri bu taarruza uzun zaman-dır hazırlanmakla idiler.

Bu arada Stalin'in ölmesi ile komünist blok siyasetinde malûm değişiklik vu-kubulmuş ise de, Vietminh kuvvetleri. bu yeni siyasetin kısa zamanda netice vermiyeceğini ve o /amana kadar bu laarruz için yapılan hazırlıkları ve katlanılan fedakârlıkları heba etme­nin doğru clmiyacağını hesap ederek,minden evvel, haıeke'e geçmeği uygun bulmuşlardır.Bunu kabul etmek, Komünistlerin As ya'da derli toplu bir plânları olmadı­ğını kabul etmek demektir. O takd-r-de Kore meselesini Hindicini ve hattâ Malezya dâvaları ile birlikte mütalâa etmenin pratik değeri bîr hayli azalır, îkinci ihtimaj olarak, bazı müşahu-lerin ve bu arada Mareşal Tito'mm zannettiği gibi, Staün'in ölümünden sonra Mao Ce Tung'un Kore biokuna karşı nisbî bir istiklâl ilân etmiş olma­sı hatıra gelir. Zayıf da olsa bıi Şrti-ma| dikkate alınacak olursa, o takdir­de Çinlilerin Kore müzakerelerinde b'r 1 pazarlık unsuru, bir nevi koz sağla­mak maksadiyle Laos üzerindeki ha­rekete girişmiş olduklarını düşünmek mümkündür. En kötü ihtimal, Vietmmh'in bu hare­ketle Siyam ve Birmanya'da ,bir ihlilâli körükleme gayesini gütmekte, ol­masıdır. Fakat Laos harekâtı bugünkü safhasında henüz bu" neticeyi düşün­dürecek derecede inkişaf etmemiştir.

Nisan 1953

 Londra:

Dün akşam bildirildiğine göre, birkaç gün önce apandisit ameliyat ©lan Clemenl Altlee'nin sağlık durumu nor­mal olarak iyiye doğru gitmektedir.

- Londra:

Bugün yayınladığı bir makalede, M.ı-lıafazakâr "Tlmes" Gazetesi Orta Do­ğunun savunmasına lemas ederek, bu bölgenin müşterek savunması bakı­mından, Orat Doğudaki Arap mem­leketlerinin Türkiye ve Batılı mütte­fikleriyle birleşmelerinin ilıtima] da­hilinde  olduğunu  yazmaktadır.

Gazete şunları ilâve etmektedir: "20 milyonluk bir nüfusa sahip olan Türkiye'nin, gerek teşkilât ve gerek­se malzeme bakımından günden £=-" ne inkişaf eden kudretli bir ordusu vardır,

"Bilhassa yüksek bir morale sahip olan Türk Ordusu Avrupa'nın herhan­gi bir ordusu iie mukayese edilebilir.

"Kuzey Atlantik Paktı camiası için­de oynadığı roklen maada, Türkiye; son zamanlarda gerek Balkanlarda ve gerekse Orta Doğuda, resmen At­lantik Paktiyle ilgili olmamakla be­raber, haddi zatında bu teşkilatta yakın alâkası olan meseleler üzerin­de ehemmiyetli siyasi faaliyetlerde bu­lunmuştur.

"Ankara'da son zamanlarda imzala­nan Türkiye - Yunanistan - Yugoslav­ya üç anlaşması, aklı selimin en bü­yük zaferlerinden birini teşkil etmektedir.

Son dünya harbinin derslerinden isti­fade eden bu üç memleket muhtemel bir tecavüze karşı, bütün kaynakları­nı birleştirmeye karar vermişiev ve erkânı umumiyeleri arasındaki müxa-kereier sona erince tek bir gaye için 30 - 40 tümetılik bir ordu kurabilecek­lerdir.

Orta Doğu savunmasına    temas eden gazete şunları yazmaktadır: "Orta Doğunun müdafaasında karşüa-sılacak   müşkülleri küçümsemeye   im­kân yoktur.  Fakat   Türk diplomasisi, sebat ve dirayet sayesinde bu müş­küllerin yenilebileceğine kani bulun­maktadır.

"Mantık sayesinde, bir zamanlar ICc-minforma dahil olan Yugoslavya gibi bir memleket, Türkiye ve Yunanistan gibi iki Nato devletiyle işbirliği ya­pabildikten sonra,n aynı işbirliğini Arap memleketleriyle de yapılmama­sı için hiçbir sebep yoktur. Bu suret­le bütün Orta Doğu memleketleri, kâr-şılarındki büyük tehlikeye karşı bi­leşebilirler.

Londra:

Eden'in hastalığı esnasında Dışişle­rine Churchill'in vekâlet edeceğini bil­diren Başvekâlet tebliğinde, Devlet Vekili Selvyn Lloyd'un, umumiyetle iştirak etmediği mahdut kabine top­lantılarında bulunacağı ilâve edil­mektedir. Bu karar, Başvekilin, bü­yük milletlerarası meseleleri ve bil­hassa Moskova ile münasebetlerde muhtemel gevşemeye dair hususları ele almak ve Selvyn Lloyd'a günlük meseleleri Dışişleri Vekâletine havale etmek işini bırakmak niyetinde, oldu­ğunu göstermektedir. Yarin sabah Miniğe yatacak olan Eden'in P^-şembe günü ameliyat olması înuh' e-meldir. Eden'in iki ay kadar 'stîrahat edeceği sanılmaktadır.

8   Nisan 1953

Londra:

Umumiyetle güvenilir kaynaklardan bugün bildirildiğine göre İngiliz Dış­işleri Vekili Anüıony Eden, safra ke­sesinden ameliyat olmak üzere bugün burada bir kliniğe yatacaktır.

9   Nisan 1953

Londra:

İngiltere Dışişleri Vekili Eden'e yapı­lacak ameliyat, Vekilin soğuk almış olması dolayısiyle iki gün tehir edil­miştir.

Eden'in bir bucuk ay kadar vazifodan uzak kalacağı tahmin edilmektedi;'. Bu müddet zarfında Dışişlerini Başve­kil  Churchill idare edecektir. Londra siyasî mahfillerinin belittik-lerine göre, İsrail İngiliz Kuvvetleri­nin Süveyş Bölgesinden ayrılması ih­timalinden endişe etmekte ve Arap Memleketleriyle Orta Doğu'da sulh İmzalamadan bu bölgede tampon va­zifesi gören ingiltere'nin ayrılmasını arzu etmemektedir.Diğer taraftan, İsrail, Süveyş Kanalı­nın Mısır'ın eline geçmesiyle İsrail gemilerinin bu kanaldan geçmesine müsaade edilemiyeceğinden de kork­maktadır.

17 Nisan 1953

 Londra;

Dünya sulhu hakkında Amerikan Cumhurreisinin dün gece verdiği nut­ku alkişlıyan bu sabahki İngiliz Ga­zeteleri, Sovyet' Rus'yamn Eisenhower in .tekliflerine açık ve kat'î bir cevap vermesini istemektedirler.

Liberal Nevre Chronivle gazetesi şöyle demektedir:

Eisenhovrer'in sorduğu Sovyet Rus­ya ne yapmak istiyor?" sualine Eus'. yanın vereceği sarih ve dolanbaçlı yollarla sapmiyan ta cevap, bizden sonra gelecek nesillerin minnettarlı­ğını kazanacak ve beşeriyeti sefalet­ten kurtaracak bir hareket teşkllede-eektir."

Ayni mevzuda muhafazakâr "Daily Telegraph" gazetesi şunları yazmak­tadır:

'^General Eiserihower'in demeci kuv­vetli bir ihtimalle tarihin en büyük siyasî hitabelerinden birini teşkil e-decektir. Amerika Cumhurreisine, Malenkow ve Sovyet idarecileri aynı samimiyette ve .pratik bir cevap ve­recek olurlarsa, hem bizim hem de onların ellerine bugün silâh istihsali için sarfettiğimiz muazzam enerji ve masrafı beşeriyet uğruna kullanmak fırsatı geçecektir."

Sovyet Liderleri tek bir dünyaya doğ­ru, mes'ut yolu seçecek olurlarsa bu­nu kat'î ve sağlam bir ifade île ispat etmelidirler."

Müstakil Times Gazetesi ise şu müta­laada bulunmaktadır :

"ı'umnurreisi Eisenhower dün gece verdiği nutukla öyle bir teşebbüse ön ayak olmuştur ki, bu teşebbüs yalnis bugüne 'tadar şahsen almış: olduğu en kat'! tedbir olmayıp Rusya'da Ko­münist rejiminin iktidara geçtiğinden beri batının almış olduğu en kat'î ve er, yapıcı harekettir.

 Glaskov ;

Başvekil Churehill bugün verdiği nu­tukta, İngiltere ile ingiliz İmparator­luk camiasını, Başkan Eisenhoıver'in Sovyet Rusya ile .barış için yaptığı tek­lifleri azimle destekliyeceklerini söyle­miştir. Churehill nutkunda, batının handan böyle tek bir ümidi feda ede-miyeceğini veya tek bir dostluk işare bir alâkasız kalamıyacağını ifade et-ra:ş ve Eisenhower'in .söylediği gibi, gerefli bir anlaşmaya varılmadıkça balının müdafaasını a sal t mı yac ağı m bildirmiştir. Churchilî bu nutkunu Is-

koçya Birlik Parüsinin bir toplantı­sında daha ziyade dış siyasete temas ederek vermiş, fakat ayni zamanda his içe müzakerelerinden sonra Muhafa­zakâr Partinin yeni seçimlere gidece-fine dair dolaşan söylentileri de orta­dan kaldırmıştır.

Komünistlerin son barış hamlelerine temas eden Churehill şunları söyle­miştir :

 Rus Hükümet adamları Mosko­va'da muazzam bir kudret elde ettiler. Bunların sözleri, hareketleri ve hattâ bir dereceye kadar icraatları telâkki değişikliğine sebep olmuş gibidir. Fa­ka; şimdilik bunun hangi mânaya gel­diğini söyliyemeyiz. Onların tasavvur­ları nereye kadar dayanmaktadır ve­ya bu gidiş onları nereye götürür, bu­nu bcsaplıyamayız.

Bu fırtınalı dünyanın başında yeni bir meltem rüzgarı mı esmektedir? Gayei tabiidir ki, her iklime mensup insaî'.-iarır kalbinde birdenbire yeni ünsiile:' baş göstermiştir.

İlmin, beşeriyeti körü körüne bir ter­cih durumunda bıraktığı bir devirde yaşıyoruz. Refah içinde bir altın çağ veya tahribatın en korkunç şekli se­kiz sene evvel harp bittiği zaman mu-ze.ffer üç devlet Berlin'de    toplandığı

vakit bunlar önüfnüzde duruyordu. Sovyet Rusya'nın müttefik batılılarla beraber barış muahedesine neden ilti­hak etmediğini anlamadım. Churehül şöyle devam etmiştir :

"İngiltere ve İmparatorluk camiayı Gün Eisenhower'in verdiği nutku dâ­vamızın fevkalâde bir izahı olarak kargıladı. Birleşik Amerika'nın muaz-;am kudretinin desteklediği hür mil­letlerin azmi gayeyi temin edecektir."

18 Nisan 1953

 Londra:

Londra'nın iyi haber alan çevrelerin­de hâkim olan kanaate göre, Sovyet­lerin. Londra Büyük Elçisi Gromiko'-nun Moskova'ya geri çağrılmasının se­bebi, Sovyet Dışişleri Vekili Molotof ile mesai arkadaşlarının, yeni millet­lerarası konferansların toplanması ih­timali karşısında batı diplomasisi hu­susunda mütehassıs olan bir şahsı Mos­kova'da bulundurmaktır.

 Londra:

Sovyet Büyük Elçiliği sözcüsünün bu­gün bildirdiğine göre Andrei Gromy-ko Pazartesi günü Londra'dan Mosko­va'ya hareket edecektir.

Eski Londra Bü; ük Elçisi Moskova'ya Paris yoluyla gidecektir.

20 Nisan 1953

 Londra:

İngiliz İşçi Partisinin sol temavüllü âzası Aneurin Bevan dün bir konuşma yaparak, Başvekil Churchill'in Eisen-bower'in dünya sulhu hakkında son nutkunu tasvip eden konuşmasını ten­kit etmiş :

"Eğer doğu ile anlaşmak arzu ediyor­sak; hiç bir şey vermeden bir cok şey­ler i s tem emeliyiz." demiştir.

Bevan sözlerine dff anı ederek ezcüm­le demiştir ki :

"Başvekil Churchill, Amerikan Cum-hurreisinin bir aksi sedası olmamalı­dır. Kore'de mütareke. Avusturya'da sulh andlaşmalarınm imza edileceğine,

Piitı Almanya'da serbest seçimlerin yapılacağına inanıyoruz. Bu ümitleri-r.ıb- tahakkuk ettiği takdirde daha su-mullü anlaşmaların tahakkuku, için büyük İmkânlar hazırlanmış, olacaktır.

Londra:

Genel olarak İyi haber alan bir .kay­naktan, öğrenildiğine göre, Başvekil Çhurehül ile Maliye Vekili Butler'lr, önümüzdeki yaz ortalarında tekrar Washington'a gitmeleri mümkündür. Resmî çevrelerde böyle bir ziyaret için şimdiye kadar herhangi bir tedbir alınmadığı bildirilmektedir. Bununla beraber Başvekâletle ilgili yetkili çev­relerden bildirildiğine göre, İngiliz dev­let adamlarının Washington'a yaptık­ları son ziyaretten beri milletlerarası durumda hissedilir bir değişiklik husu­le gelmiş ve bu sebepten başlıca endi­şeleri iktisadi kararsızlıklar teşkil et­meye başlamıştır.

Londra:

Geçenlerde Hükümeti tarafından geri çınlan Rusya'nın Londra Büyük El­cisi Gromiko bu sabah Victoria Garın, dan trenle Paris'e hareket etmiştir.

- Londra:

İngiliz Dışişleri Vekâletinden bildiril­diğine göre, ingiliz Hükümeti Avustur­ya barış antlaşmasının akdi maksadiy-îe, Amerikan, İngiliz, Fransız ve Sov­yet Dışişleri Vekil Yardımcılarının top-Janmalan imkânını tetkik etmek üzere Amerikan ve Fransız Hükümetleriyle istişarelere başlamıştır.

Hatırlarda olduğu gibi, geçen hafta Başkan Eisenhower yeni Sovyet Lider­lerine hitabında, müsbet hareketlerin, ezrümle Avusturya barış antlaşması­nın akdinin. Rusya'nın barışçı niyetle­ri hakkında 'Bütün beyanlardan daha müessir" bir belirti teşkil edeceğini bildirmişti.

Bu hususta Sovyet Hükümetine henüz" bir müracaatta bulunulmamıştır. Bi­lindiği veçhile, dört devletin Dışişleri Vekilleri şimdiye kadar 260 dan fazla toplantı yapmışlarsa da Avusturya barışı hakkında herhangi bir anlaşma­ya varılmamıştır.

Eisenhover ile tekrar görüşmek üzere müttefiklerin müzaharetine de sahip Olarak, Eisenhover ile Amerikanın Ko­münist Cin muvacehesindeki siyaseti­nin değişme imkânların] araştıracak­tır.

Nihayet üçüncü istişare safhası ola-raJc M. Churchill'in Moskova'ya gide­rek Maleııkof ile hususî surette görü­şeceği sanılmaktadır. Başkan dörtlü bir konferansa hazırlık zamanında ye­ni Sovyet Başbakanının niyetlerini an­lamaya

alanların nisbeti arttırılmamış, bu nisbet eski iktidar zamanında % 19,72 iken za­manımızda %19 a düşürülmüştür.

Bütün bu izahattan anlaşılacağı veçhile, verdiğimiz  rakamlarla Türkiye

Emlâk Kredi Bankasının iş imkânlarının artmasiyle mütenasip olarak vatandaşı mesken sahibi yapma maksat ve gayesinin tamamen tahakku­ku yolunda çalıştığını, sahip olduğu bütün malî kaynakların %81 ini kü­çük ölçüde açtığı hesaplarda kullandığını göstermektedir. Bu sebepten, Ferİd Melen'in iddiası hilâfına Emlâk Kredi Bankası yeni imkânlar bul­dukça bunları mesken sahibi olmak İstiyen vatandaşların emrine vermiş ve kullandırmıştır. Bu suretle banka ipotekli plasmanlarını tevzi ederken daima geniş vatan­daş kitlelerin ihtiyaçlarını karşılamayı ön plânda tutmuş, kredinin de­mokratik ve âdil bir şekilde dağıtılmasına çalışmıştır: Demokrat Parti iktidara gelmeden önce, geçen çeyrek asır içinde Türkiye Emlâk Kredi Bankasının sadece bir, iki büyük şehrimizde iş görmeyi he­def tutan sekiz vilâyet merkezinde faaliyette bulunan kısır bir ikraz mü­essesesi olmasına mukabil iktidarımızın üç senesi içinde bu banka, şube ve ajans sayısını 8 den 26 ya çıkarmak, Türkiye'nin 43 vilâyet ve 160 a yakın ilçe merkezinde muhabirlikler tesis etmek suretiyle memleketimiz­de imâr ve kalkınmaya büyük ölçüde hizmet eden, yurdun bütün sathına kısa zamanda yayılarak yıkılan, yanan senelerce mahrumiyet ve harabı içinde bırakılmış olan memleket köşelerini ihyaya çalı§an hayırlı bir kredi müessesesi olmuştur.

Bu arada yangın felâketi geçirmiş, zelzele tahribatına uğramış, su bas­kınına maruz kalmış Demirci, Balıkesir, Çankırı, Erzurum, Çanakkale, Gördes il ve ilçelerinde çalışmaya başlamış, memleketin en büyük sosyal dâvasına da yardım ederek Kayseri, îstanbul, Bursa, Malatya ve yurdun diğer bölgelerinde kurulmuş ve kurulmakta olan işçi meskenlerine lü-zumîu krediler temin etmiş, Ankara'da, Aydm'da, îstanbul ve İzmir'de gecekondu dâvasının halli için esaslı hamleler de yapmıştır. Kuruluş mak­sadına ve statü esaslarına aykırı gidiş bu mudur?

4947 sayılı Türkiye Emlâk Kredi Bankası kanununun 2 nci maddesinin bendi, yapı ve yapı malzemesi endüstri ve ticareti yapmak ve ortak­lıkları kurtarmak ve kurulmuş olanlara ortak olmak hükmünü ihtiva et­mektedir.

Banka, iktidara geçtiğimiz tarihe kadar tamamen ihmal edilmiş olan bu kanunî vazifesini de ele almış, inşaat malzemesi sanayiinin inkişafına yardım etmek, bunlara lüzumlu malî kaynakları bulmak için faaliyete başlamış, Ankara'da yıllık istihsâli  90 bin tonu bulacak olan yeni çimento şirketine yan sermayeyi ve haricî krediyi temin etmiş, yurdun garkında ve garbında yeni çimento fabrikaları kurulabilmesi için hazırlıklara baş­lamıştır. Bu suretle banka, kuruluş maksatlarına tamamen uygun yolu ve kredi politikasını ancak iktidarımız zamanında takibe bağlamıştır. Em­lâk Kredi Bankası, partimiz iktidara geçmeden önce çok mütevazı bir kre­di olarak mahdut ölçüde vatandaşlara ödünç para verirken, bugün mem­leketin ana dâvalarını halletmek için mahleler yapan bir müessese haline nasıl gelmiştir? Bu geniş malî imkânları nasıl temin etmiştir? Türkiye Emlâk Kredi Bankasını, 1950 yılında ele aldığımız zaman bu müessese­nin 100 milyon liralık itibarî sermayesinden 57 milyon lirası henüz öden­memesi bulunuyordu. Bu tarihlerde emekli sandığı ile banka normal bir anlaşma yaptılar ve emekli sandığı Emlâk Kredi Bankası sermayesine 45 milyon lira ile iştirak etti. Bu suretle 1952 yılı başında Emlâk Bankası­nın sermayesi   tamamen ödenerek 100 milyon liraya yükseldi.

Ferit Melen, bu bahiste konuşurken işçi sigortalariyle emekli sandığının paralarını % 10-12 getiren emlâke yatırmak imkânına malik iken belki telkin ve tesirle bu bankaya mevduat yapmağa mecbur tutulduklarını da ifade etti.

Emlâk Kredi Bankasının, Emlâk ve Eytam Bankası olarak kurulduğu 1926 yılından iktidarı devraldığımız 1950 yılına kadar mevduat bakiyesi ancak (30.000.000) liraya ulaşabilmişti. 1951 yılında bu tevdiat (51.000. 000) liraya 1952 yılında (93.000.000) liraya yükselmiş 1953 yılı Mart ayı sonunda (100.000.000) lirayı tecavüz etmiş bulunmaktadır. Bu miktarın 70 küsur milyon liralık kısmı kurumlara değil halka ait mevduat teşkil etmektedir. Bu Banka çeyrek asırlık hayatı içinde ancak 30 milyon lira tevdiat toplayabilmesine nyikabil iktidarımızın üç senesi içinde 70 milyon lira- tevdiat toplamıştır. Emlâk Kredi Bankası gerek vatandaşlardan ve gerekse kurumlarda ntopladığı tevdiatı hiç bir telkin ve nüfuz kullan­madan iktidarımız zamanında bankanm yarattığı itinat ve eminyetle hal­ka ve müesseselere ödemede gösterdiği kolaylık ve bankacılık tekniğinde yaptığı İslâhat ile temin etmiş bulunmaktadır. Bu vesile ile, Ferit Melen'e şunu hatırlatayım ki İşçi Sigortaları ve Emekli Sandığı gibi müessese­ler kanunları gereğince yıllık gelirlerinden bir kısmım gayri menkule bir kısmım da esham ve tahvilât ile tevdiata yatırırlar. Bu kurumların bütün gelirlerini münhasıran iradı yüksek olacak ümidiyle tamamen gay-rimenkule yatırmak mevzubahs değildir. Zira kanunları, gelirlerinin % 20 sine kadarını ancak gayrimenkule yatırmak mecburiyetini tahmü etmiş bulunmaktadır. Emlâk Bankası da bu müesseselerden tevdiatı ka­bul eden ve mukabilinde kanunlarımızın tayin ettiği ölçüde faiz ödemek­te olan bir müessesedir.

Ferit Melen'in mühim bir mevzu olarak ele almış olduğu ticarî kredi ve borçlu carî hesaplar   meselesine geliyorum.

Banka bildiğiniz gibi sermayesinin % 55 i hazineye % 45 i hakikî ve hük­mî şahıslara ait bulunan bir anonim şirkettir. Bankanm sermayesine işti­rak eden bu hakikî ve hükmî şahıslar her bir banka olarak kurulduğu için kabul ettiği tevdiatı normal bankacılık usullerine göre işletmek mecburiyetinde bulunmaktadır.Emlâk Bankası kabul ettiği vadesiz ve kısa vadeli tevdiatı fasılasız olarak Emlâk ve Eytam Bankası zamanından beri ticarî krediler muamelâtında ve kısa ipotekle temin edilmiş borçlu carî heseplarda kullanagelmiştir. Bumuameleler hâlen yürülükte bulunan 4947 sayılı kanunun 2 nci ve banka statüsünün 4 ncü maddelerinin fıkralarına tamamen uygun bulun­maktadır.

2999 sayılı Bankalar Kanunu Türkiye'de Emlâk Kredi Bankası ile, Emni­yet Sandığına Gayrimenkul alım ve satımı ile uğraşmak, gayrimenkul üzerine ödünç para vermek" hakkmı tanımış ve diğer kerdi müesseseleri­ni bu muameleyi ifadan men'etmigtir. Bu suretle, Türkiye Emlâk Kredi Bankasına memlekette gayrimenkul üzerinde hareket kabiliyetini kaybe­den millî servete hareket ve tedavül edilmiştir. Gayrimenkulunu karşılık göstererek para temin etmek zorunda kalan vatandaş, hangi partiye men­sup olursa olsun hangi mevkide ve kimin yakım ve akrabası bulunursa bulunsun müracaat edebileceği tek banka Türkiye Emlâk Kredi Banka­sıdır. Bankanın uzun vadeli ucuz faizli ipotekli kredilerinden noksan te­min ettiği geliri bu gibi kısa vadeli kredilerden sağladığı faiz farklariyle telâfi etmesi de bir banka işletmesi için zarurî bir keyfiyettir. Ferit Me­len, 27 seneden beri Türkiye'de bankacılık yapan bu müessesenin her nevi tevdiat topladığını bilmektedir. Ve bir bankanın gayet tevdiat toplamaz-sa, kredi sahası için lüzumlu menâbn bulamıyaeağmı ve bir kredi mües­sesesi olmak vasfım kaybedeceğini öğrenmesi lâzımdı. Ferit Melen izah­larında Türkiye Emlâk Kredi Bankası kurulurken yani 1947 yılında ban­ka idare meclisinin ticarî kredi muamelesi yapmamak için karar verdiğini ve bankanın 1952 Şubat'ma kadar ticarî kredi muamelesi yapmadığım söylemektedir. Ferit Melen'm bu iddiası    da hilafı hakikattir.    Türkiye

Emlâk Kredi Bankası idare meclislerinden hiç birisi ticarî krediyi miîn'eden bir karar almamıştır.  Nitekim kendi iktidarları zamanında    !)47 yılından sonra tütün, üzüm ve pamuk ipliği kargılığında    verilen ticarî kredilerle açık kredi sekimde    kügâd edileıi'ticarî kredilerin yıl sonları itibariyle borç bakiyelerini okuyorum. Bu bakiyeler, İktidarı devraldığımız tarihe kadar açılan krediler arasında bir tek gah-sa veya bir tek müesseseye ticarî kredi olarak 1,5 milyon lira ikraz edil­miş olduğu banka kayıtlarında mevcuttur.

Kredi alıp vermede gözönünde bulundurulacak noktalar verilen keredinm, bu kerediyi alan kimsenin malî durumuyla mütenasip olup olmadığı, borç­lunun tediye kudreti ve ticarî karakteridir.

Türkiye Emlâk Kredi Bankası, kanunundaki sarih kayıtlarına göre mü­cerret emlâk kredisi temin etmekle mükellef bir müessese değildir. Aynı zamanda kuruluş kanununun 2 nci maddesinin (c) fıkrası mucibince mem­leket dahilinde bol ve ucuz inşaat malzemesi bulunmasını temin edecek müesseselerin kurulmasına yardımla da vazifelendirilmiştir.

Bu malî yardımlar bankacılıkta ya sermayeye iştirak veyahut kredi ver­mekle kabil olabilir. Emlâk Bankası da inşaat şirketleri, çimento şirket­leri kurmuş ve kurmaktadır. Ayrıca memleketimizin muhtelif yerlerinde kurulan    tuğla kiremit fabrikalarına, kereste, elektrik    malzemesi, sıhhî malzeme şubelerine, inşaat müteahhilerine ticarî kredi açmış ve açmak­tadır.

Eski iktidar zamanında Emlâk Kredi Bankası, inşaat malzemesi ticareti ile kâfiyen alâkası olmayan firmalara ticarî kredi açmakta olduğu hal­de, bu gün bu banka ticarî krediyi, inşaat malzemesi yapanlara, satan­lara, ithâl edenlere ve inşaat müteahhitlerine açmaktadır. Bu suretle geçmişte kânunun maksadına ve ruhuna katiyen uymayan şekilde cere­yan eden ticarî kredi muameleleri bugün kanunun ruh. ve maksadına ta­mamen uygun olarak cereyan etmektedir.

Bütün bu iğler bankanın tasarruf tevdiatı ile ölçülü olarak cereyan et­mektedir ve bankanın ticarî sahaya tahsis ettiği plasmanların vâdesi de en çok bir sene bulunmaktadır.

Emlâk Kredi Bankasının iktidarımız devresinde saydığımız bu verimli fa­aliyetlerinin neticelerini müessesenin bilançolarında görmek mümkündür. Emlâk Kredi Bankasının 1949 senesinde gayri safî kârı (7.123.000) lira olmasına mukabil 1950 yılında (7.668.000) lira 1951 yılında (9.244.000) lira 1952 senesinde de  (12.952.000) liraya yükselmiştir.

Müessesesinin gayri safî ve safî kârları üç senelik iktidarımız zamanında eski iktidar zamanındaki son bilançoya nazaran % 100 artmış durumda­dır. İşte Van Mebusunun normal bir yolda bulunmadığı iddia ettiği bu millî müessesemizin malî durumu da budur.

İktidarımız zamanında bu müesseseni nsermayesi, tevdiatı, varlığı art­mış, kredilerini üç beş. şehir ihtiyacına tahsis edecek yerde bütün memle­ketin emrine bir kaç misli fazlasiyle yatırmış, kanunun kendisine verdiği vazifelerin başında olan ve iktidarımızdan önce hiç düşünülmemiş bulu­nan inşaat malzemesi sanayiini teşvik, koruma ve finanse etmek vazife­sine başlamış ve bütün bu iyi çalışmaların neticesinde yukarıda arzetti-ğim musbet ve sağlam gelir durumunu daelde etmiştir. Bu müessese temiz ve her türlü tesirden münezzeh idarecilerin elinde ve tamamen emniyet ve huzur içindedir.

Emlâk Kredi Bankasından yakınlarıma nüfuzla kredi temin ettirdiğim ve bu arada bazı muamelelerden istinaî usuller tatbi kolunduğu yolunda ileri sürülen  yersiz  ve mesnetsiz iddialara   geçiyorum.

Ticarî kredi mevzuunda üç ayrı nokta vardır. Birincisi, banka tarafından ticarî kredilerde kullanılmak üzere ayrılan plasman yekûnudur. 952 sonu itibariyle Emlâk Kredi Bankasının ticarî krediler için ayırdığı plasman limiti 6.100.000 liradır.

İkinci nokta, banka tarafmdan tüccarın malî durumu, iş kabiliyeti, te­diye kudreti, ticarî ahlâkı gözönünde bulundurularak tesbit olunan kre­didir. Bu miktar, o tüccarın bankadan alabileceği azamî kredi haddini, yani otorize kredisini gösterir. Bu kredi tesbit edilmiş olmakla lehdara bu miktarın istenildiği zaman verilebileceğini ifade etmez. Bu kredinin kullanılabilmesi için evvvelâ, birinci nokta olarak işaret edilen plasman limitinin bu krediyi kullanmaya müsait olması icabeder. Ondan sonra da müşterinin kredi nevine göre kefalet, menkul ve gayrimenkul teminat bu­larak bankaya vermesi lâzımdır. Bir vatandaşın bir bankada milyonlara varan kredisi olabilir. Ancak, bu keredinin usulüne göre kullanılması için sadece bir çek yaprağını doldurup bankaya tevdi etmesi kâfi değildir.

İkraz haddine ve nisbetine gelince, bu kayıt ve şartla tesbit edilen kıy­metlerin meskenlerde arsa hariç inşa değerlerinin % 75 i ve diğer bina­larda arsa ve bina inşa değerinin % 50 si ikraz olunmakta ve bu ikraz nisbetleri daime muhafaza edilmektedir. Bankanın esas mevzuu olan ipo­tekli ikraz muamelelerinde ise açık kredi, şeklinde yani yalnız borçlunun imza ve şahsî taahhütlerine istinat etmek suretiyle yapılan bir tek mu­amelenin dahi bulunmadığım, bu hususta söylenilen sözlerin tamamen hayal mahsulü olduğunu açıkça tebarüz ettirmek isterim.

Yukarıda bahsetmiş olduğum bu ipotekli ikraz muameleleri vatandaşlar arasında hiç bir parti farkı gözetilmeden tatbik edilmiş, Halk Partisinden olup da simdi kendi aralarında oturmakta olan mebuslar veya geçmişte Halk Partisini nmilletveldli olanlardan pek çokları aynı şekilde ve tarzda bankadan kredi almış bulunmaktadırlar.

Bu bahiste Ferit Melen, 1950 yılından 1952 sonuna kadar bankadan ipo­tek mukabili para almış olan 30176 vatandaştan 4 tanesini benim yakın­larım olduğunu söyliyerek misal göstermiştir.

Derhal açıklıyayim ki, ileri sürmüş olduğu bu dört isimden Raika Pek-timur ve Necmi İnanç ile ne akrabalık, ne hısımlık ve ne de herhangi bir şekilde yakınlığım bulunmamaktadır.

Ticarî kredi mevzuunda verdiği misallere bahsinde ifade ettiğim gibi, bu şahıslarla da herhangi bir şekilde münasebetim ve yakınlığım bulun­duğunu biliyorlarsa kendisini bu kürsüden açıklamaya davet ediyorum. Burada da, sırf bir tereddüdü izale maksadiyle muameleleri hakkında malûmat vermek mecburiyetinde bırakıldığım için isimleri geçecek olan bu vatandaşlardan da özür dilerim. Kendilerine 276 milyon liralık ipotekli ikrazat yapılmış olan 42.646 vatandaş arasında bulunan birinci yakınım İbrahim Polatkan, tüccar ortağı Hüseyin Akar'Ia birlikte müştereken mutasarrıf oldukları 225.260 lira inşa değerinde buluna ngayrimenkullün ipoteği mukabilinde 21.6.1952 tarihinde 112.600 lira kredi almışlar veri­len para binanın inşa kıymetinin % 50 si nisbetinde olmasına rağmen ken­dilerinden ayrıca 22.000 liralık imza teminatı da alınmıştır. 112.600 li­ralık kredi için de İbrahim Polatkan'm borç hissesi ancak 56.300 liradan ibarettir. Diğeri Mutahhara Polatkan'a, 130.715 lira arsa ve inşa değeri

buluna ngayrimenkulün ipoteği mukabilinde 65.000 lira ikraz olunmuş, binanın tamamı bankaya ipotek edildiği ve ikraz olunan miktar arsa ve inşa değerinin % 50 sini geçmediği halde ayrıca 13.000 lira için de imza teminatı alınmıştır. Bu hesabın 31.3.1953 sonu itibariyle borç bakiyesi 14.320 liradan ibarettir.

Şimdiye kadar vermiş olduğum bütün bu izahatın Ferit Melen'in meçhulü olduğunu zannetmiyorum. Ferit Melen'in maksadı tenevvür etmek değil­dir, iftira etmektir. Zira Ferit Melen (İftira et iz bırakır) atasözünü bil­mektedir. Politika ihtiraslarına kapılarak şahsî şeref ve haysiyetlerle oy­namak dürüst insanların yolu olamaz.

Eski Yunan mitolojisinde yapılan, tezvir, İftira şöylece tesvir olunur. Çir­kin ve müstekreh bir insamn ağzından mütemadiyen altın zincirler dö­külmektedir.

Etrafmdakiler de onu mephut ve hayran seyrederler. Ferit Melen'in ağ-zmdan altın zincir mi dökülüyor, yoksa paslı zincir mi dökülüyor, onu bü-miyorum amma, dürüst insanların ve umumî efkârın kendisini hayranlık­la dinlediğini zannetmiyorum.

Maliye Vekilinin B. M. Meclisindeki ikinci konuşması:

15 Nisan 1953

 Ankara:

Zaptı getirterek Ferit Melen'in konuşmasını gözden geçirdim. İsrar ettiği fakat hakikatle hiçbir ilgisi olmıyan bankacılığa ait bazı kısımlar var. Onun üzerinde fazla durmıyacağım. Hâlâ diyor ki, banka 952 Şubatına ka­dar ticari kredi muamelâtı yapmıyordu. Arkadaşlar, rakkam veriyorum: Banka kayıtlarından çıkarılmış rakkam veriyorum. 947 senesinin sonun­da borç bakiyesi şu îdi, 949 da şu idi diye rakkam veriyorum. Hâlâ diyor M, bunlar emekli, dul ve yetimler için açılan ticarî krediler. Madde veri­yorum, încir, Üzüm ve Pamuk ipliği için açılmış olan ticarî kredilerdir. Eğer kendisinin düştüğü hatayı kabul etsem kanunu çıkaran insanlar olarak, bu kanuna riayet etmiyenleri hapis cezasiyle tecsiyesi yolunda kanun vazeden insanlar olarak bu çıkardığı kanuna riayet etmemek gi­bi bir hatayı fahişi kabul etsem bunları bu Halk Partisi mensubu olanla­rın isimlerini veririm. İsim    vermiyorum.

Sonra diğer bir nokta var arkadaşlar, şunu açıkça ifade edeyim ki in­sanın, muhalefette de olsa muvafakatta da olsa bir de insanlık tarafı vardır. İşte bu insanlık tarafımız da kendi vicdanımıza karşı olan meauii-yetimkdir. Açıkça ifade edeyim ki muhalefette Ferit Melen'in bu tarafı yoktur. îsrar ediyor hâdise de müphem bir taraf varcûîş gibi bir şekilde konuşuyor. Bakınız, şu Murat Atılgan'a bu Halk Partili vatandaşa açılmış olan bir milyon 435 bin liralık teminat ve kefalet mektubu bir gece ça­ğırılan tapu memuru ve noter huzurunda bir evvelki tarih atılmak suretiyle muamele yapılmıştır. Yeknazarda, bunda bir hâdise varım, giz­li tarafı varmi, kanunsuz, nizamsız tarafı var mı, hususî muamele vaimı? diye hatıra gelir. Umum Müdür burada oturuyor, muavini burada. Sor- , dum, nedir bu diye. Bu zat Eskişehirli, kendisini ben Eskişehirli bir va­tandaş olarak tanırım. Bir gün karşı karşıya gelip konuşmuş değilim. Bankaya, kendisine, kredi açılması için emir vermiş değilim, teminat ve kefalet mektubu verilmesi için de emir vermiş değilim. Bu zatın alâkası ns o halde ? Alâkası şu arkadaşlar. 1914 harbinden kalma   ve o tarihten sonra şurada burada atılıp kalmış, toprak altında kaliraş bir takım eski kovan, eski tep toprağa gömülmüş, tayyare enkazı, hurda demir mevcut idi. Bunlar 1914 de kaldığı gibi, o halde muameleye konmaktan korkmuş olsaydık geçmişteki gibi hazinenin malma, bu hurdalara, göz yumsa idik, 1914 denberi kalan bu mallar kalmış olsa idi, bımiara göz yumsa idik me­sele yoktu. Dedik ki, bunları çıkarıp satalım, harice satalım, bu suretle döviz temin ederiz, döviz gelir dedik.

23 Vilâyette bulunan, bir kısmı toprak altında bulunan hurda bakır, ko­van gibi şeyleri 23 Vilâyette heyetler teşkil ederek bunları çıkarttık ve satışa arzettik. Geçen sene çıkartmış olduğumuz bir kanunla Millî Sa­vunmanın hizmet dışı olmuş yirmi küsur parça eski harp gemisi ile bun­ları satışa çıkardık ve parça parça ayırdık. Heyetler,   bunların üzerinde mütemadiyen uğraştı, Millî Emlâkin başında

bulunan ve şu anda ayrılmış bulunan arkadaşımız o kadar titizlik gös-terdiki, gösterilen bu titizlik yüzünden bir sene kaybettik ve maalesef gösterilmiş oian bu titiüslik ve hassaiyet yüzünden kayıbırnız büyük öldü, ittihaa edilen satış kararından satış amna kadar faiflar yavaş yavaş düş­tü, o derece üstünde hassasiyet gösterdik. 23 Vilâyettik! hurdaları, gemi­leri ayırdık. İlân etmeğe başladık. Ankara, İstanbul ve İzmir'de üçer gazete 2 defa. ilân ettik arkadaşlar. Şartnamesini Fransiacaya tercüme ettirdim. Eleiliklerimizdeki Ticaret Ataşeliklerine ve buradaki yabancı Ataşeliklere tevdi ettim. Hiç. bir talip çıkmadı.

Tekrar fiyat tesbit ettirdik, İstanbul Ticaret Odasından tekrar fiyat al­dık, hariçten hurdacılar dan, bilhassa maden piyasasında ileri oları Londra gibi yerlerde;1! tekrar fiyat getirttik, tekrar ilânlar yaptık, üzerinde mu­ameleler oldu, hiçbir taBp yok. Tekrar fiyat tesbit ellik, baktık, maden, hurda fiyatları nedir? İkinci ihalede talip çıkmadığı için iş pazarlığa kal­dı. Hiç mecburiyetimiz yokken üç şehirde yine ilân ettik, ajansa verdik. Kimse gelmedi. Bu arada bir zat, bir tek vatandaş geldi, Eskişehirli Mu­rat Atılgan. Beni görmek İçin arkadaşlar bu zat Bakanlığa geldi de iki gün arka arkaya Hususî Ka'enıde otıu-masma rağmen onun Eskişehirli oiması dolayiBİyle hiç bir sebep ve bahane yok iken kendisini kabul et­medim. Bımu kendisine eiyce ihsas ettirmekten ziyade işim vardır, Umum Müdürü görsün dedim. Kendisini Millî Emlâk Umum Müdürüne gönderdim. Bu zat yani Millî Emlâk Umum Müdürü Ferit beyin yakın dos­tudur. Ons. gönderdim. Onun için Ferit Melen elini vicdanına koymak suretiyle yakın ahbabı ve dostu olan Millî Emlâk Umum Müdüründen nedir bu mesele, nedir bu rnaim satışı, nedir bu Murat Atılgan nedir? Bu verilen teminat ve kefalet mektubu, bu pa,ra hazineye nasıl ödendi di-yc sorabilirdi, malûmat alabilirdi. Fakat bunu yapmıyor diyor ki, efen­dim Bakaü yakınlarına Ticarî Kredi açtırabilmek için bankaya emir ve­riyor. Emlâk Kredi Bankası ticarî kredi muamelesine başlamıştır. Bu arnda Murat Atılgan da ticarî kredi muamelesi ile teminat mektubu al­mıştır. Pazarlık müddeti İ5 gündür. Bu on beş gün zarfında Bakanlığın tasdik mühleti vardır. Bu mühletin sonucu gününde Bakanhk tasdik ede­bilir. Millî Emlâk Umum Müdürüne dosyayı koy on beşinci günün sonuna kadar belki başka bir talip çıkabilir dosya benim masamda kalsın, unuta­bilirim, bana hatırlat, dedim. Bu suretle oiıbeş gün bekledim. Bu zat so­nuncu günü diyor ki eğer bana vereeekseniz Bakandan teminat ve kefa­let mektubu alayım diyor. Bu işin teminatı da 1 milyon 400 küsur bin liradır, kendisine saiişm yapılmasının tasdiki için Millî Emlak Umum Müdürü diyor ki dosya Bakandadır, son kararı verecek kendisidir, göre­yim. 0 gün beni sabahleyin Mecliste olduğum için göremiyor. Geç vakit bana geldi, dedi ki bugün sonuncu gündür, mühlet bitiyor, eğer bu satışı yapacaksak, banka teminat ve kefalet mektubunu alacaktır.

Onun üzerine tekrar dosyayı karıştırdım, tekrar Müsteşarı Müsteşar Muavinini çağırdım, bundan fazla bir fiyat bulmamız muhtemel midir dedim, dediler ki, gösterdiğiniz hassasiyet bu kadar olur, bunu tasdik etmemek satmamak demektir. Tekrar baktım, üzerinde durdum, satış için ne yapmak lazımsa yapılmış.

Şunu arzedeyim ki, 20 küsur gemi de hâlâ elimizdedir, satamadık. Dosya­yı tasdik ettim, verilsin dedim. 15 gün bitti ve verildi. Hoşuma gitmiyen tek tarafı maalesef talibin bir tane oluşuydu. Amma dama Eskisehhiiy-miş, kusuru ne efendim? Maliye Vekili Eskişehirlidir diye 350 bin küsur vatandaş Eskişehirli, Devlet dairelerile temasını kesecek, banka ile tema­sını   kesecek. Bunlar vatandaşlık hakkından ıskat mı edilecek?

Onun için gece geç vakit bu tasdikten sonra adam bankaya koşuyor. Daha evvel telefon ediyor, Bakanın önündedir diyor, bugün son gündür biraz gecikemez misiniz diyor. Bakan tasdik etmezse başka diyor. Amma tasdik edildi teminat mektubunu alacağını diyor ve muamelesi yapılıyor.

Şimdi Ferit Melen diyor ki bir gece içinde,   gece yarısı noter, tabu memu­ru ve saire  celbedüerek bugün evvelki tarih atılmak suretiyle... Hiç   mi vicdan yok sizde Ferit Melen?

Sonra arkadaşlar bakın yine zabıtaan okuyorum. Burada beyan etmiş. Ne ise bulamadım. Diyor ki burada Maltepedeki Orak Apartmanı kime aittir?

Bana ait değildir. Şimdi Umum Müdüre sordum banka ile Orak Apart­manının ticarî ve ipotekli bir muamelesi yoktur. Ne de satışı için muame­le vardır.

Soruyor, Özveren Sokağındaki apartman kimindir diyor, bir de. askerî fabrikalar meydanına bakan apartman kime aittir diyor. Şimdi sordum arkadaşım biliyormuş söyleyiverdi. Bu Özveren sokağındaki apartman, biliyorum ama bilmeme rağmen soruyorum, belki bilmediğim bir nokta vardır diye. Nedir dedi malâkası Umum Müdüre? Bu apartmanın birisi Hüseyin Akar'la İbrahim Polatkan'm müştereken 225.260 lira inga değe­rinde olan 112.600 lira kredi almışlardır, ayrıca da 22 bin liralık imza te­minatı alınmış olan şeydir ki, bunun İbrahim Polatkan'a isabet eden kıs­mı 56.300 liradan ibarettir. İşte ilk defa kürsüde okumuş olduğum mu­amelenin istinad ettiği gayri menkuldür.

Özveren sokağındaki apartma nda ikinci olarak okuduğum şeyin temi­natıdır. 130.000 lira inşa değeri olup 65.000 lira kredi açılmış olup 14.320 lira bakiyesi bulunan hesap teminatı olan apartman, artık bunları sayı­yor, dinledik, tekrar kürsüye geliyor diyor ki nedir bu Maltepe'deki Orak Apartmanı, Özveren sokaktaki, fabrikalar meydanındaki... însaf Ferit Melen..

Arkadaşlar, mühim nokta şudur: Bu meselenin hepinizin vicdanlarında en ufak bir tereddüt kalmıyacak şekilde iman edilmesi, buna kanaat ge­tirmesi lazımdır. Biz şeref ve haysiyetimizi ayaklar altına almak suretiy-

le ve rencide olmaya göz yummak suretiyle Bakanlık sandalyesine yapı­şarak oturacak insanlar değiliz.

Orada sıhhatimizi vererek memlekete hizmet düşüncesi ile oturuyoruz. Arkadaşlar yoksa Bakanlık nedir? Af finizi rica ederim, hepiniz seçim bölgelerinden çeşitli mektuplar, müracaatlar alacaksınız, bütün onları getireceksiniz, canınızın sıkıldığı gün olur, vazifeden bunaldığınız gün olur, fakat bunlara karşı Milletvekili arkadaşlar olsun, vatandaşlar olsun hepsine, içinizin sıkıntısını bastırarak, tebessümle karsılıyarak, hangi muamele sizi bunaltmıştır, bu işi halletmeye kalacaksınız. Bu şahsî isle­riniz mi, memleket işleridir, geceniz yok, gündüzünüz yok. Ondan sonra yığınlarla tenkit ve şüphe. İnsaf buyurun. Burası yapışmak suretiyle otu­rulacak yer değildir. Burası itimat ve emniyet yeridir, itimat ve emniyeti evvelâ kendi vicdammzda duyacaksınız. Sual soracak bunun altından kalkmaya çalışacaksınız. Orası zorla oturulacak yer değildir. Şeref ve haysiyetimizden feragat   etmek suretiyle   o sandalyeye yapışamayiz.

Siyasî şantajlara, iftiralara, tevzilere, izam edilen hâdiselere rağmen ora­da oturmak, bu, arzu edilecek yer değildir.

Bu memleketin insanlarıyız, bu toprak üstünde doğduk. Bu topraklar üzerinde yaşıyan göçebe insanlar değiliz. Yüzlerce yıllık mazisi olan bu topraklar, bu vatan parçası yeni keşfedilmiş arazi parçaları değildir. Biz bu topraklar üzerinde bulunan Köylerimizi niçme sularını temin ile uğra­şıyoruz. Bu vatana, mîllete hizmet etmek emeliyle sandalyamızda oturu­yoruz. Ferit  Melen'in bunu bilmesi lâzımdır.

Bir nokta hakkmda hepimizin karar vermesi lâzım gelir o da şudur: Bir insan Bakan olunca bütün akraba ve taallukatım red mi edecektir? Ya­hut da devlet kendisine bir vazife tevcih ettiği zaman affedersiniz ben bu vatana hizmet etmek isterim, o sandalyada oturmayı arzu ederim ama ne yapayım dünyada tek dikili ağaç gib bir insan değili makrabam var onun için ben bu vazifeyi kabul edemem mi diyecek. Bu siyasî şantajdır. Sabah­tan akşama açarsınız gazeteyi Halk Partili bir muharrir veyahut da Halk Partili bir gazetinin neşriyatıdır. Efendim, çemişkezekdeki filânı çiğneyen otomobil bîimem hangi milletvekilinin akrabasına attir. Palan milletveki­linin akrabası falanı döğdü gibi..

Arkadaşlar, partizanlık partizanlık diye bağırıyorlar. İşte asıl partizan­lık.

Onlar öyle anlıyorlar. Bir Bakan akrabalarını red mi etmelidir? Bir Baka­nın akrabaları kanunî ve nizamî olarak devlet dairelerine baş vurdukları zaman muameleleri kanuni ve nizamî olarak yapılmıyacak mıdır? Siz Ba­kanın akrabasısınız imkân yok yapamayız mı diyecekler. Bankaya müra­caat etti verdiği teminat kâfi amma banka karşısına dikilecek iyi amma siz Bakanın akrabasısınız açama mmı diyecek.

Arkadaşlar, bu hâdise açılmış   iken bunu ada makıllı tesbit etmeliyiz.

Muhterem arkadaşlar, emir mi vermişim acaba, Emlâk Kredi Bankası Umum Müdür, Umum Müdür Muavini buradalar. Kendilerine kredi açın, teminatı kâfi gelmediği halde tazyik mi etmişim, İdare Meclisine bas­kı mı yapmışım.. İnsanlar akraba olabilir, verdikleri teminat kâfi ise 22 milyonun faydalandığı krediden bunlar istisnamı edilecektir? Hepinizi hürmetle selâmlarım.

Bundan sonra Turizm Endüstrisini teşvik kanun tekliflerinin müzakere­sine geçildi- 8 inci maddeye gelindi. Madde üzerinde bazı tadil teklifleri olduğundan komisyona verildi. 9 ncu maddenin müzakeresine geçildi. Bu münasebetle söz alan Maliye Vekili bir kısım müteşebbis ve mükelleflerin alayehine olarak Turizm Müesseselerine gelir vergisi muafiyeti tanıma­nın doğru olmıyaoağım, bu itibarla 9 ncu maddenin bu fıkrasının çıka­rılmasının gerektiğini söylemiştir.

Maliye Vekilinin konuşmasından sonra 9 ncu maddenin 1 nci fıkrası ve 10 ncu madde kabul edildi.

Vakit geciktiğinden 24 Nisan Cuma günü saat 15 te toplanmak üzere oturuma son verildi.

Dışişleri Vekilimizin nutku:

23 Nisan 1953

Paris:

Dışişleri Veküimiz Profesör Fuad Koöprülü şerefine Fransız Diplomatik Basın Birliği tarafından dün verilen öğle yemeğinde, birlik reisi, Profe­sör Köprülü'ye davetlerini kabulünden dolayı teşekkür ettikten sonra kendisineden memleketimizin bugünkü siyasî durumu hakkında Fransız Basınım tenvir etmesini rica eylemiş ve Dışişleri Vekilimiz de bu ricasına aşağıda tam metnini verdiğimiz nutukla mukabelede bulunmuştur:

"Bugün matbuatın mümtaz müemessilleri arasında bulunmak şerefini bana bahşeden Fransız Diplomatik Matbuat Birliğine bu nazikâne da­vetinden dolayı bilhassa teşeküür etmek isterim. Ben de vaktiyle gaze­tecilik yapmış olduğum için bu davetten çok mütehassi sbulunuyor ve aranızda kendimi ayni aileden addediyorum. Efkârı Umumiyeyi temsil, hükümetleri murakabe ve onlarla teşriki mesai eden matbuatın ehemmi­yetini takdir için bizzat gazetecilik yapmış olmak icap etmez. Bu itibarla vaktinizi mümkün olduğu kadar az israf etmek suretiyle memleketimin. Dış siyasetteki görüşleri ve Umumî mahiyette dünya durumu etrafında düşünüş tarzım ifadeden kendimi alıkoyamıyacağım.

Zannıma göre tek hükümet yoktur ki, sulh dâvasına kuvvetle bağlılığı­nı her fırsatta belirtmekte kendini vazifeli saymasın. Aradaki farkalar bu sulhun mahiyetini takdirde ve onu muhafaza uğrunda takip edilecek hareket tarzındaki değişik   görüşlerden ibraettir.

Bu masa etrafında toplanmış bulunan bizler, sulhu, adalet ve meşru, hak­lara riayet ve her memleketin istiklâline hürmet esaslarına dayanan bir mefhum olarak kabul eyleyen grupa dahil olduğumuzdan dolayı gurur duymaktayız. 24 Nisam 1053

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15- te Reis Vekillerinden Kayseri Mebu­su Fikri Apaydîiı'ın riyasetinde toplanmış ve gündemdeki sözlü sorular üzerinde müzakerelerde bulunmuştur.

Oturum açılınca -Eskişehir Vilâyeti merkez kasasına bağlı Çifteler nahi­yesinde Çifteler adayla yeniden bir kaza ve bu" kazaya bağlı olmak üzere Mahmudiye adı ile yeniden bir nahiye kurulması ve ismet Paşa nahiye­sinin kaldırılması hakkındaki, kanun lâyihası ile Yedeksubay Kanunu lâ­yihasının geri verilmesine dair Başvekâlet tezkereleri okunmuş ve lâyi­halar geri verilmiştir.

Bundan sonra Bursa Mebusu Halûk Şaman söz aiarak Hindistan Parlâ­mentosunun1 davetlisi olarak Hindistan'ı ziyaret eden heyet adına intiba-larım anlatmış ve demiştir ki:

"Her şeyden evvel dost ve kardeş memlekette gerek.halkın gerekse Par­lâmento ve hükümet erkânının hepimize karşı gösterdikleri hüsnü kabul ve misafirperverliği burada övmek ve buna karşı şükranlarımızı belirt­mek benim için çok zevkli bir vazifedir.

Tam bir ay süren Hindistan'daki ikamet ve seyahatimiz prograimmiam bize her türlü tetkik ve müşahede imkânlarım bahşedebilmek üzere i itiz bir alâka ile izhar ve büyük bir intizamla tatbik edilmiş bulunduğunu da burada takdirle ifade etmek isterim.

Bütün bu alâka ve sevgi tezahürlerinin şahıslarımıza değil, yüksek var-Sığmıza ve bu varlıkta mündemiç Türk Milletinin mânevi şahsiyetine mü­teveccih olduğunu söylemeğe Hizam yoktur. Filhakika Hindistan'da mil­letimize karşı duyulmakta olan muhabbet, takdir ve hayranlık hisleri, dost iki milletin lerdlefî arasında mevcudiyeti rnûtad olan bu nevi hissi­yatın çok fevkindedir.

Tarihi hâdiselerin ve müşterek kültür ve medeniyet hazinelerinin doğur­duğu bu his bağlarının gelişmesine ve kuvvetlenmesine çalışmanın ve bunları müsbet ve müşahhas çabalara intikal ettirmenin sulh ve demok­rasi idealine bağlı iki memleket hesabına çok hayırlı olacağı kanaatmdayız. Bu vesile ile Hindistan ile aramızdaki kültürel ve iktisadî münasebet­leri, bu sağlam zemin üzerinde, ileriye doğru götürmesini de hükümeti­mizden temenniye §ayan bulmaktayız.

Hindistan'da başta merkez ve cyaîet parlâmentoları olmak üzere birçok âmme müesseselerini, üniversiteleri, araştırma enstitülerini, sınaî ve zi­raî tesisleri, tarihî ve1 mimarî âbideleri siyaret ettiğimiz gibi değerli dev­let adanüariyle tanışmak ve fikir teati etmek fırsatım bulduk. Bütün bu müesseselerin başında bulunan ve Hindistan'ın büyük meselelerini ener­ji, feragat ve selâhiyetle haile uğraşan ilim ve idare adamları bizlere kar­şı gösterdikleri alâka ve misafirperverlikte âdeta birbirile rekabet etti­ler. Halen müstahdem bucak müdürlerinden 4598 sayılı kanuna göre iki üst derece maaşı almış olup da terfi müddetlerini doldurmuş bulunanlar mev­cut ise de bunlar kadro darlığı sebebiyle terfi edememektedirler ki bu hal mevcut teşkilât kanunları ile verilmiş olan kadrolar muvacehesinde İslahı kabil olmayan bir vaziyet arzetmektedir. Bu gibilerin terfileri muhtelif sebeplerle boşalan kadrolarla imkân nisbetinde Önlenmeğe çalışılmakta ise de bu ihtiyaca cevap vermekten uzaktır. Bu durumun umum üzerinde islâhı, Maliye Bakanlığınca hazırlanan Barem Kanunu projesinin kamı-niyet kesbetmesiyle mümkün olabileceğini arzeylerim.

Arkadaşım arzu ederse kadro cetvellerinin müfredatı elimizdedir, onu da kendilerine takdim ederim."

Soru sahibi Remzi Bucak söz almış ve Bakana verdikleri izahattan dola­yı teşekkür etmiştir.

Mardin Mebusu Kâmil Boran'm Devlet Tiyatrosunun mânevi şahsiyetini inciten gazete havadisleri hakkında ne gibi muamele yapıldığına dair sözlü sorusuna Millî Eğitim Vekili Rıfkı Salim Burçak cevap vermiş ve bu yolda neşriyat yapan dört mesul müdür aleyhine Devlet Tiyatrosu Tiyatrosu Genel Müdürlüğü tarafradan şahsî dâva açıldığım söylemiş ve basın dâvalarına bakan Ankara Toplu Asliye Ceza Mahkemesince dâva­ların duruşmasına başlandığını bildirmiştir. Soru sahibi Kâmil Boran Millî Eğitim Vekilinden hâdise üzerinde idareye taallûk eden hususlar bakımından da tetkikler yaptırmasını temenni etmiştir.

Trabzon Mabusu Hamdi Orhun'un istanbul'da Veremle Savaş Derneği Kongresine vaki müdahale dolayısiyle ne muamele yapıldığına dair söz­lü sorusuna İçişleri Vekili iki celse sonra tam bir malûmat verebileceğini söylemiştir.

Müteakiben sözlü soruların müzakeresine devam olundu.

Devlet Vekili Fethi Çelikbaş, Trabzon Mebusu Cemal Reşit Eyüboğhı'-nun antidemokratik kanunlar hakkındaki sözlü sorusuna cevap vererek demiştir ki:

"Muhterem arkadaşlar,

Antidemokratik Kanunlar Komisyonunun raporunun niçin yayınlanma­dığı hakkında sayın Trabzon Mebusu Eyüboğlu arkadaşımızın sorusuna Başvekilimiz adına arzı cevap ediyorum.

Hükümetler, hizmetlerin ifasında zaman zaman istişarî mahiyette komis­yonlar kurmak arzusunu hissedebilirler. Bu mevzuda da Hükümet bir ko­misyon tarafından işin tetkik edilmesini istemiş, verilen raporu tetkik ettikten sonra bunun neşredilmesini muvafık mütalâa etmemiştir. Fakat bu demek değildir ki Hükümet rapor münderecatmm gizli tutulması için gayret sarfetmiştir. Bu sabah bir kanun teklifinin müzakeresi sırasında sayın Barutçu arkadaşımızın Antidemokratik Komisyon raporu münde-receatma dayanarak mütalâalarını dinlemiş bulunuyoruz.

Eyüboğlu arkadaşımızı da tatmin etmek ve Hükümetin bu rapor münde-recatını asla gizli tutmak maksadı olmadığını ifade etmek için huzuru­nuzda getirmiş olduğum rapirun bir nüshasını kendilerine takdim ederek maruzatıma son veriyorum."

Bundan sonra soz alan soru sahibi Cemal Reşit Eyüboğlu Bakanın ver­miş olduğu, izahata teşekkür etmiş ve ilim heyeti raporunun efkârıumu­miyeye Sân edilmesi gerektiğini söylemiştir. Tekrar kürsüye gelen' Dev­let Vekili Celikbag guüları söylemiştir: .

Muhterem arkadaşlar,

Eyüboğiu arkadaşım çok iyi takdir ederler )çi, hükümetlerin, teşkil ettiğ ikomîsyonlarm raporunu, her saman ilân mecburiyeti, katiyen yoktur.Hükümet niçin rapor munderecatmı neşretraemi§tir? Kendilerine İngiliztatbikatından bir înisal vermekle ao'Mai nazarimizi izah etmek istiyo­rum. İngiltere'de bütün münferit sigortaları içtimaî emniyet sigortası seklinde h i?1! eştirmek üzere bulunan Komisyon, Hükümete sadece Beverldge'niri imzası ile reper vermiştir. Bu raporda Beverîdge ile beraber eah§an memurların adı zikredilmiştir. Bize gelen ve neşri istenen rapordaise reisle beraber bütün memurlar isin^eriıri vazetmişlerdir. Gayet basitbir hukuku âmme kaidösidir ki. herhangi bir vekâlette çalışan memur,Vekaletin aıımmffîâ,tâa.a ve hattâ hareketine muhalif mütalâ-a beyan ede­ne, beyanda bakmamam. Su maksatladır ki Profesör" olan V. Eeveridgerapora yalnız keşsü ismini dercetmekîe raporaiı meeuliyetkıin de şahmı­na terettüp edeceğini söylemiştir..

B. M. Meclisinin 27 Nisan 1953 tarihindeki toplantısı:

27 Nisan 1953

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Şevki Yazman'ın riyasetinde toplandı.

Meclis Komisyonlarındaki müııhaller için oyalama suretiyle seçimler ya­pıldıktan sonra gündeme geçildi.

Balıkesir Mebusu Müçteba Iştın'm, kanun tekliflerinin sözlü sorulardan önce görüşülmesi hakkındaki takriri kabul edildiğinden ve kiralara müte­dair kanun maddelerinden bazıları henüz Bütçe Komisyonundan gelme­diğinden Turizm Endüstrisini Teşvik Kanunu tasarısının müzakeresine başlandı.

Geçen celsede müzakeresi bitmemiş olan 11 inci madde hakkındaki gö­rüşlerini bildirmek üzere itk sözü Erzurum Mebusu Fehmi Çobanoğlu al­dı. Madde, turistik otellerde yüzde 15 miktarında ecnebi mütehassıs gar­sonlar çalıştınlabilmesine dairdi. Çobanoğlu, teklifin lehinde konuştu. Ma­latya Mebusu Nuri Ocakçıoğlu, bu miktarın yüzde 15 ten az olması, An­talya Mebusu Burhanettin Onat da yüzde yirmiye çıkarılması lüzumunu savundular.

Emrullah Nutku, maddenin aynen kabulünü istedi.

Müteakiben Çalışma Komisyonu sözcüsü Aydın Mebusu Namık Gedik söz aldı. Tasanda tesbit edilen yüzde 15 miktarın gerekçesini nakletti. Kemzi Oğuz Anls, meseleyi prensip bakımından mütalâa ettiğini söyliye-rek, bu maddenin kabulünün yerli ve kaliteli garson yetiştirmemiz imkân-Sedat Zeki Örs, yüzde 20 miktarı tasvip ettiğini belirtti. Salamon Adato, larına set çekeceği mütalâasında bulundu.

meseleyi geniş noktasından ele alarak, sadece iyi bir kanun çıkarılması lüzumu üzerinde durdu. Ziya Termen, maddenin aynen kabulünde İsrar ettiğini söyledi. Senini Yürüten, teklifin aleyhinde konuştu.

Lehte ve aleyhte bir takım mütalâalar serdinden sonra verilen takrirler oya konuldu ve neticede 11 inci madde aynen kabul edildi.

Eu arada Komisyonlara yapılan seçimler tasnifinin nihayetlendiği bildi­rildi. Buna göre 9 Komisyondaki münhallere aşağıda isimleri yaaıh olan­lar seçildiler:

Gümrük ve Tekel Komisyonuna Afyon Mebusu Salih Torfilli, Millî Eği­tim Komisyonuna Denizli Mebusu Eyüp Şahin ile Erzurum Mebusu Emrullah Nutku, Sayıştay Komisyonuna Muş Mebusu Hamdi Dayı, Siirt Mebusu Şerife Türkdoğan ve Tokat Mebusu Hamdi Koyutürk, Tarım Komis-yonur.a İzmir Mebusu Sadık Gie, Bütçe Komisy onuna Samsun Mebusu Tevi'ik İleri, Anayasa Komisyonuna Zonguldak Mebusu Muammer Ala-kant, Dişigieri Konltsyomıria Muğla Mebusu Saraet Ağaoğlu, Dilekçe Ko­misyonuma Tokat Mebusu Sıtkı Atanç, Ekonomi ve Ticaret Komisyonuna Ankara Mebusu Selâhattin Benli.

Selim neticelerinin açıklanmasını müteakip 12 nci maddenin müzakeresi­ne geçildi, İleri sürülen mütalâalardan sonra maddenin Komisyona iade­sine karar verildi ve vakit geciktiği için oturum tatil edildi.

Meclîs, Çarşamba günü saat 15 te toplanarak çalışmalara devam edecek­tir.

29 Nisau 1953

-Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden M. Şevket Mo-can'm riyasetinde toplanmıştır.

Oturum açılınca İçişleri Komisyonu Reisi Edirne Mebusu Riikneddin Na-sıuhloğSu söz aldı ve nüfusumuzun 18 milyonunu alâkadar eden ve- 40 bin köyü ilgilendiren, bunların idari, malî ve hukukî vaziyetlerini ıslah eden Köy Kanunu lâyihasının, Miîiî Korunma Kanununun tâdilini muta-ısammm ve Turizm Endüstricini Teşvik Kanunu lâyihalarının müzakerele­rinden sonra, ivedilik ve öncelikle sörügülmosi hususunda bir önergesi okundu. Önerge oya sunuldu ve kabul edildi.

Bundan,, sonra, gündemle ilgili olarak ve Ordu Mebusu Feyzi Boztepe ta­rafından verilmiş, ve gündemde bir defa görüşülecek isler bölümünün söz­lü sorulardan önce müzakere edilmesini istiyen takriri oya sunuldu ka­bul edildi,

Bu bölümde mevcut ve Tekirdağ Mebusu Şevket Mocan tarafından ve­rilmiş olan subay ve memuıiarm protokolün tesbit ettiği hallerden gayri" karşılama ve uğurlamalarda bulur;amiyacaklarma dair kanun teklifinin müzakeresi yapıldı. Tekirdağ Mebusu Şevket Mocan, teklifi hakkında iza­hatta bulundu, Manisa Mebusu Refik Şevket înce ile Seyhan Mebusu Arif Nihat Asya bunun bir kanun mevzuu olamayacağı mütalâasını ileri süre­rek bu mevzuun ancak bir temcimi olarak belirtilebileceğini Meclisin böy­le mevsnüarla ilgilenmemesi gerektiğini ilade ettiler. İçişleri Komisyonu sözcümü Pertev Arat teklifin reddî mahiyetinde olan İçişleri Komisyonu kararının esbabı mycibesini isafa1 etti. Gümüşhane Mebusu Ahmet Kemal Varınca, Ankara Mebusu Hamit Şevket İnce teklifin Komisyonca nazarı-itibara ahumasıni istediler. Giresun Mebusu Arif Hikmet Pamukoğîu bu mevzuun müzakere edilmemesini idarî yollarla hallinin kabil olacağını söyledi. Tokat Mebusu" Sıtkı Atanç kanım teklifinm lyıüsakeresini istedi. Kars Mebusu Abbas Çetin, Kocaeli Mebusu Yeredoğ Kişioğlu, Konya Me­busu Hidayet Aydmed, bu rnevsu üzerinde konuştular. Müzakerelerin kifaveti hakkında verilmiş önergelerin kabulünden    sonra Manisa Mebusu

Refik Şevket İnce ve Tokat Mebusu Sıtkı Atanç'm kanun teklifinin mü­zakere edilmesine dair önergeleri oya sunuldu ve kabul olundu. Neticede kanun, teklifinin Geçici Komisyona havale edilmesine dair verilmiş olan Önerge kabul edildi ve tasan Geçici Komisyona havale edildi.

Bundan sonra Maraş Mebusu Ahmet Bozdağ'm teşriî masuniyetinin kal­dırılması hakkında Başvekâlet tezkeresi ye Anayasa ve Adalet Komisyon­ları raporları üzerinde müzakerelere geçildi.

Vakit gecikmiş olduğundan yarın saat 15 te tekrar toplanmak üzere otu­ruma son verildi.

B. M. Meclisinin 30 Nisan 1953 tarihindeki toplantısı:

30 Nisan 1953

 Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Elâzığ Mebusu M. Şevki Yazman'm riyaseti altında toplandı.

Oturum açılınca üyelerden bazılarına izin verilmesi hakkındaki Büyük Millet Meclisi Riyaseti tezkeresi okundu ve kabul edildi.

Bundan sonra gündemle ilgili ve Tokat Mebusu Halûk Ökeren ve Antal­ya Mebusu Ahmet Tekelioğlu tarafından verilmiş ve kanun tekliflerinin sözlü sorulardan önce görüşülmesine dair önergeleri oya sunuldu, kabul edildi.

Adalet Komisyonu Reisi îzmir Mebusu Halil ÖzyÖrük tarafından veril­miş ve gündemin iki defa görüşülecek işler bölümündeki Türk Ceza Ka­nununun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesi hakkındaki kanun teklifinin bu bölümün sonuncu maddesi olarak ivedilik; ve Öncelikle görüşülmesine dair olan önergesi de oya su­nuldu ve kabul olundu.

Gündemle ilgili diğer bir önerge de Çay Kanununun 12 ncİ maddesine bir fıkra ilâvesi hakkındaki kanun teklifinin. Bütçe Komisyonuna verilmesi­ne dair Bütçe Komisyonu Başkanı Bursa Mebusu Kenan Yılmaz tarafın­dan verilen önergenin de kabulünden sonra önceki celselerde görüşülme­sine başlanmış olan ve geçen celsede Komisyona gitmiş olan üçüncü ve sekizinci maddeler gelmiş olduğundan okundu, kabul olundu. Bundan sonra 12 nci madde üzerinde müzakerelere geçildi. Bu maddenin tayyedil-mesi hakkında verilen önergelerin kabulü ile madde Komfisyona verildi.

Bundan sonra 13 üncü madde üzerinde müzakerelere geçildi. Bu madde­nin tayyı hususunda ve kifayeti müzakere hususlarında verilmiş Önerge­ler vardı. Bunun üzerine söz alan Devlet Vekili Fethi Çeiikbas şu iza­hatta bulundu:

Muhterem arkadaşlar, Komisyon sözcüsü bir nokta üzerine bilhassa te­vakkuf etmiş bulunuyor. Bu kanunun şevki sebebi evvelemirde memle­kete fazla turist celbetmekten ibarettir. Eğer memlekete fazla turist celbedebileeek olursak memleketimizde eğlence yerleri miktarı artacak, lokantaların miktarı artacak, bu artış dolayısiyle şevki merak ve normal hayat yaşama ihtiyaeiyîe bizim eğlence yerlerine de turistler gitmek ih­tiyacım duyacaklardır. Paris'te her seviyeden tam mânasiyle turist denen seyyahları tatmin edecek çeşitli eğlence yerleri vardır. Buraya gelenler normal olarak yaşayışlarını idame ettirmek isterler, bu seyyahların gel­dikleri yeri yadırgamamaları icabeder. Bunlar bu gibi yerlerde eğlene­ceklerdir ve ondan sonra acaba burada nasıl eğleniyorlar, Türk mutfağı nasıldır, Türk eğlence yerleri nasıldır diye oralara gitmeğe bağlıyacak­lardır ve orada Türk çalgıcılarını, Türk oyuncularını seyredeceklerdir ve bu suretle buralarda çalışan çalgıcılar, sanatkârlar fazla turist celbetme-ğe imkân bulabileceklerdir. Turistler bu memleketteki eski eserleri gör­meğe, bizim yaşayış tarzlarımızı görmeğe ve nihayet bizim eğlence yer­lerimizi görmeğe gelecekler. İşte o zaman bizim eğlence yerlerinde çalı­şan Türk çalgıcılarının bugünkünden daha fazla miktarda ve hattâ daha fazla ücretle çalışmalarına imkân hasıl olacaktır. Aksi takdirde turistin gelmesine mani olacak, binnetice turistin normal yaşama imkânlarım selbedecek şeküde hükümler sevketmek, bidayetten kapıyı kapamak de­mektir. Bu Turizmi Teşvik Kanunu sayılmamalıdır.

Bu itibarla maddenin aynen kabul edilmesi, bizzat Türk çalgıcılarının menfaatleri icabıdır.

Bu sebeple yüksek heyetinizin bunu kabul etmesini rica etmekteyiz ar­kadaşlar."

Bundan sonra kifayeti müzakere takriri oya sunuldu, kabul edildi. Madde hakkında verilmiş olan önergelerden maddenin tayyı hakkında olan Öner­ge oya sunuldu reddedildi.

Bundan sonra maddeler üzerinde müzakerelere devam olundu. Diğer maddelerin kabulünden sonra 29 uncu madde üzerinde müzakereler yapı­lırken vaktin gecikmiş olmasından dolayı Başkan oturuma son verdi.

Çünkü bu, onun eski huyudur; hazır ortada Millet ga­zetesinin uydurduğu havadisler var­ken, bunu netleri sureti haktan görü­nüp istediği gibi tefsirde ve iktidara hücumda kusur etsin?... Bu çapta bir mesele; usta bir tezvirc-İnin eline zo.c guçer.!..

İşte bunun içindir ki biz de "Artık bit­sin bu fitne!" diye bu sütunları yazmak mecburiyetinde kaldık!...

Kendileri müteessir olacak ama, mz söylemeye mecburuz : Cumhurbaşka­nımızla, Başvekilimiz arasındaki mü­nasebetler her zamanki gibi dostane ve en iyi bir şekilde devam etmektedir. JTİç bir zaman en ulak bir pürüz dalı1, o.imuş değildir; zaten böyle bir şey ol­masına da îmkftri ve ihlimal yoktur. Milletin sevgisine ve itimadına daya­nan Demokrat Parti iktidarı daima sa­pasağlam ayakta ve vazifesi başında ve yine bu memleketin iyiliği' için a-zimle çalışmakta ve muvaffâkiyetten müvafîaMyete ulaşmaktadır.

Tezvircilev belki bu haberierimizd an dolayı hüsran duyacaklardır ama, bun­lar birer hakikattir.

Boşlar Dolarken

Yazan : Nadir Nadi

10 Nisan 1953 tarihli Cumlıuriyet'ten :

Hükümete yeni giren Bakanlar halk efkârının umumiyetle iyi, dürüst, çalış­kan, bilgili ve gahs-iyet sahibi olarak tanıdığı kimselerdir. Bunlardan Rıfkı Salim Burçağı Siyasal Bilgiler Fakül­tesinde profesörlük etmiş, düşündüğü gibi yazan, yurdsever bir vatandaş biliyoruz. Politika hayatının başlangıcın­da, bundan bir buçuk yıl önce Burçak temiz bir imtihan geçirmiş, Parti kon­gresi tarafından genel kurula seçildiği zaman, bakan olmasına rağmen, tid vazifeden birini tercih etmek duru­munda kalınca tereddütsüz bakanlık­tan ayrılarak parti emrinde daha gentfcrişsiz bîr hizmeti seve seve kabul ct-mişîi. Asîmda belki o kadar mühim sayılması gereken bu jest, sayın Bur-cağın bir şatafat adamı olmadığını be-lirtmesi itibariyle dikkat çekicidir.

Yeni Devlet Bakanlarından Fethi Çe-likbaş da iyi yetişmiş, genç yasında bi­lim alanında başarı kazanmış bir va­tandaştır. Politika hayatının ilk ay­larında o da temiz bir imtihandan ge& mis, kendisine hükümete girmesi tek­li! edildiği zaman, birlikte çalışacağı arkadaşlarını yakilıdan tanımaksızın vazife kabul edemiyeceğini söyliyerek özür dilemişti. Bu gibi ufak hareketle­rin politika hayatında bazan büyük mânaları vardır. Bakanlık sandalya-sıua burulmak uğruna bir çok kimse­lerin göbek attığını görmeğe alışmış bir çevrede bunları gözden kaçırma­mak gerektir.

Gümrük ve Teke! Bakanlığına geüri-lers Emin Kalafatla Çalışma -Bakanlı­ğına getirilen Hayreddin Erkmen'i de kültürlü ve vazifesever arkadaşlar ola-lak tanıyoruz. Bunlardan birincisi u-r.v.n yıllar maliye mesleğinde tecrübe görmüş, Bütçe Encümeni sözcülüğü gi­bi oldukça nankör ve tatsız bir vazifesi başarı iie görmüştür. İkincisi nisbetea çok genç olmada beraber Meclis çev­relerinde ciddiliği ve çalışkanlığı ile arkadaşlarının sevgisini kazanmıştır. Yeni Bakanlardan şahsiyeti hakkında en 7 bilgimiz olan zat sayın Celâl Yardımcıdır. Başkanlık kürsüsünde maalesef bazı bocalamalarına şahid olduğumuz değerli hukukçumuzun hükûmeite daha istikrarlı bir hüviyete kavuşmasını dileriz.

MfemJefcete ve dolayısiyle partilerine fciunet agkiyle sayın Menderes hükü­metinde yer alan genç arkadaşlarla önümüzdeki hizmet yılı boyunca şeref­li bir imtihan geçirmek uğruna ellerin­den gelen gayreti esirgemlyeceklerin.? inanıyoruz. întıhabmdaki isabetten ö-Un ii yakın bir zamanda Başbakanı teb­rik etmek biaim için ancak bir seving vesilesi olacaktır.

YiJmz şu var ki, hükümetin muvaffak ciması, Bakanların teker teker iyi, ça­lışkan, kabiliyetli insanlardan segjl-nıesiyle gerçekleşemez. Büükûmet bağa­nları için şahsî değer lazımsa da kâfi değildir. Ayrıca beraber çalışmak, be­raber çalışmanın şartlarını daima yü­rürlükte tutmak, ahenkli bir işbirliği esasına bağlılıktan bir an ayrılmamak da gerektir. Yeni Bakanların katılma-eiyle taze bir kuvvet 'kaynağı daha bu-lan Menderes hükümeti, bilhassa bıi .bakımdan zayıf düşünmemeğe dikkat etmelidir, garkta takım halinde çalış­manın usulleri pek bilinmediği gini bu çeşit çalışmaların faydası da iyi tak­dir edilmez. Halbuki şahsiyetin tezahü­rü muhitteki istidada bağlıdır. Muhit ne derece insicamlı bir manzara gö3-terirse şahsiyetler de o nisbette im­kânlarının azamî haddi ile cemiyet? hizmet edebilirler. Bu, hükümetten bağlıyarak Meclise, basma ve halk ef­karına Scadar küçük büyük her toplu­luk için doğrudur. Demokrat Parti ik­tidarının seçmenler önünde hesap ver­mesine bir yıl kala hükümette yapılan değişiklik bu itibarla ayrıca mühimdir. Ara yerde böylesine büyük ölçüde bir başka değişikliğe başvurmak faizce rriümkün olamıyacaktir. Sayın Mende­resin gelecek seçimlere şimdiki hükü­met -kadrosiyle girmesi bir zaruret gi­bi görünüyor. Halk efkârının bunu böy­lece bilmesinde biz yalnız Demokrat Parti hesabma değil -memleket men­faatleri bakımından da fayda umuyo­rum.

Eski Dost

Y-asan : Nadir Nadi

14 Nisan 1953 tarihli Cumlmriyetten:

Davetli olarak üç gündür yurdumuzda bulunan Federal Almanya Bundesta^ üyelerinden yedi kişilik grup dün öğ­leden sonra Büyük Millet Meclisini ziyzret ettiği zaman millet ve] çillerimiz tarafından sürekli alkışlarla karşılan­dı. Geçen yıl Almanya'ya giden Türk heyetinin orada gördüğü sıcak kabulü yakından bildiğimiz için m i safirlerimi­ze burada gösterilen tezahüratı iki mil-lf-i. arasındaki 'karşılıklı sempati duy­gularının çok tabii bir belirtisi sayıyor ve tarih boyunca daima ileriye doğru gelişen Türk - Alman dostluğu hesabına memnun oluyoruz. Milletleri bir arada dostça münase­betler kurmağa ve yaşatmağa götüren tarihî zaruretler bugün her zaman­dan daha ağır basmağa başlamıştır. Devrimizin şartlan küçük devlet - bü­yük devlet farklarını gittikçe ortadan kaldıracak gibidir. Birinci cihan harbin öen öncesine kadar dünyayı nüfuz böl­gesine ayırmak ve bu bölgelerde eko­nomik bir hâkimiyet kurmak uğruna devamlı çatışmalar olağan sayılıyordu. O devrin politika s;stemi.bu temele gö­re 'kurulmuştu. Çatılma kombinezon­larına girişen devletlere büyük devlet deniyordu. Birinci Cihan Harbi «ski sistemi sarsmış, ikincisi ise hemen te-moJ inden yıkmıştır. Bugün filan dev­letler manzumesiyle çatışmak gibi bir­birinden az çok farklı menfaat kombi­nezonlarına artık imkân yoktur. Bü-yûl- devlet kavramı da tarihe karış­mak üzeredir. Devrimizin temel mese­leleri, millî hürriyetleri ve insan hak­larım korumak, dünyayı korkusuz yagrmlır bir hale getirmek, eşit haklı bir barışa kavuşturmak noktaları et-rafırda toplanmaktadır. Her milletin aslında iyi olduğu prensip! ortalığa günden güne yayılmaktadır.

Misafir heyete başkanlık eden Profe­sör Fritz Baade öün Meclis kitablığm-da vaotığı güzel konuşmada Türklerin meziyetlerine dair samimî görüşlerini açığa vurdu. 1934 ten 1946 ya kadar uzun yıllar aramızda yagıyaıı sayın Profesörün müşahedeye dayanarak söylediği sözleri dikkatle dinledik. Muhtelif vesilelerle kendisinin yakın­dan gördüğü gibi Türkler de Alman milletinin iyi vasıflarını takdir ederler. Ve bu millete karşı bir yakınlık duy-gıjsu beslerler.

Atatürk çökmüş bir imparatorlu­ğun enkazım temizlemek işini üzerine almişli. Buna, Türk milletinin kalbinde her türlü emperyalist emelleri söndür­mek suretiyle muvaffak olmuştur. Türk milleti, başka milletleri boyun­duruğu altmda bulundurmak isteme­diği gibi, başka milletlerin de kendisi­nin altına almalarına mü­saade etmes:. Türk milletinin başkala­rının topraklarında gözü yoktur. Ken­di millî topraklarında sulh ve sükûn -içinde serbest yaşamak azmindedir."

Celâl Yardımcı, Meclis Reis Vekilliği SJîativ'e çok fena bir imtihan geçirmiş­tir. Beş yeni vekil arasında tâyini u-rnumî bir tasviple karşılanmayan yal­nız odur. Öyle umarız ki Celâl Yar­dımcı, Meclis Reis Vekili sifatiyle ıı y.andırdığı fena tesiri düzeltmeğe ve Devlet Bakanı aıfatiyle memlekete faydalı olmağa çalışacaktır. Bunun i-eih icap eden fikir ve tecrübe sermaye­si Celâl Yofdımcı'da vardır. Kendi ken­dini sıkı bir kontrol altına alırsa, yep­yeni bir sima ile umumî hayatımızda yer alabilir.

Hükümet Keisi Adnan Menderes, fe­na tecrübelerden ders almak kudretine âzami derecede sahiptir. Siyası şah­siyeti dikkaie lâyık bir tekâmül halin­dedir. Osu henüz kırk yaşlarında bu­lunan arkadaşlariyle iyi vazife taksimi yaparak, takım halinde çalışmanın iyi numunelerini ortaya koyması ve ta­kım takım dertlerimize deva aramağa tam hızla girişmesi beklenebilir.

Atlatılan, buhrandan ve gerilişe ve en­trikaya karşı kazanılan esaslı zafer­den sonra biz, millî mukadderatımız hakkında büyük bir nikbinlik duyuyo­ruz. Türkiye, her sahada güzel bir is­tikbale namzettir. Memleket o kadar sür'atls terakkiye devam edecektir kî dür. şikâyet ettiğimz bir takını haller, yarın gözümüze, tarihten evvelki devir­lere ait imiş gibi uzak görünecek, her tuttuğumuz altın olacaktır.

Yeni Kabine dedikoduları

Yazan : Selim Ragıp Emer,

10 Nisan 1953 tarihli Son Posta'-dan ;

Bir müfidettenberi Kabinede yapıla­cağı herkesçe bilinen ve her vatandaş tarafından söylenen değişiklikler şu anda yapılmış ve bitmiştir.

B'i suretle işletmeler Bakanı Samed Agaoğlu, Millî Eğitim Bakanı Tevıik İleri ve Devlet Vekili Muammer Ala-ksnd'm iştifalariyle    onlardan açılan

mevkileri, sırasiyle, Giresun Mebusu Hayreddin Erkmen, Erzurum mebusu Kıfkı Salim Burçak ve Burdur mebusu Fetlıi Çelikbag almışlardır. Ayrıca Ve­kâletle idare edilen Gümrükler ve Te kel Bakanlığını da Emin Kalafat de­ruhte etmiştir.

Bunun dışında lâğvedilen Başbakan yardımcılığına ait vazifeler İki devlet vekili arasında taksim edildikleri için diğer Devlet Vekilliğine de Ağrı mebu­su Celâl Yardımcı getirilmiştir.

İkinci Adnan Menderes kabinesinin tâdili ve münhal .bulunan iki açığının kapanması suretiyle vukubulan bu si asî ameliyenin milleî; ve memlekete hayırlı neticeler getirmesini temenni ederiz.

Yeni Vekillerin her biri ayrı ayrı kendilerine has bir takım meziyetlerin sahi­bi bulunmaktadırlar.

Üzerlerine bina edilen ümitlerin boşa çıkmmaasının gıllügişsiz birçok vatan­daş gibi, bizi de ziyadesiyle memnun bırakacağını belirtmek vazifemizdir. Bunun üstünde yine her şeyden fazla memnun olduğumuz cihet; kabine tâ­dili hakkındaki rivayet ve dedikodula­rın bu suretle hitam bulması ve mem­leketin haklı olarak muhtacı bulundu­ğu fikir huzuruna kavuşmasıdır.

Her politika hâdisesi gibi ikinci Adnan Menderes kabinesinde vukubulan bu değişiklikle de, bilvesile bir takım tefsirlerden, sonra da ortaya bir takım hükümler çıkmıştır.

Bu suretle iddia olunmuştur ki, Sâmecİ Agaoğlu ve Tevfik ileri siyasî bir vela-sizîığa kurban gitmişlerdir ve durum­ları aemmıya lâyıktır.

Bir diğer ifadeye göre ise politika te­sadüflerinin kendilerini yükselttiği mevkilerin kadrini takdir edemiyen bu iki insan, Adnan Menderes kabinesi i-cinde şahsi ve parti prensiplerine uy-niiyan bir politika tezgâhı kurmug ye D.P. ve iktidarının az daha umumi ef­kâr nazarında itibardan düğmesi teh­likesini yaratmışlardır. Binaenaleyh uğradıkları â&ıibetle, sadece, kendi kaz­dıkları kuyunun içine düşmüşlerdir.

Bir parti ekseriyetine dayanan bir hü­kümet içinde vazife almış bîr parti üye sinin kendi nar ti prensiplerine ria yet göstermesi zaruridir. Şayet, iddia olunduğu gibi, bu iki zat, parti umde­lerinden hakikaten ayrılmışlara a,bu­nu en iyi takdir mevkiinde bulunan yüksek parti kademesi haklarında ge­rekli 'kararı almak mevkiindedir.

O zaman yalnız hükümet içindeki va­ziyetleri değil, ayrıca partileriyle olan münasebetleri de bahis mevzuu olmak icap eder.

Sâ.med Ağaoğlu ile Tevfik Heri hükü­metteki vazifelerinden istifa ederler­ken böyle bir hal derpiş olunmamıştır. Dernek ki hükûmeî.ten ayrılmaları için yakıştırılan bu mucip sebep varid de­ğildir. Yani birer Vekil olarak, belki ktrar gösterememiş olabilirler anıma, pnrt ileriyi e prensip ihtilâfına düşme­miş oldukları, yukarıki silsilei mantı­kiye ile, meydanda bulunmaktadır.

Skmed Ağaoğlu ve Tevfik İlerinin isti­faları bahis mevzuu olurken, Birleşik Amerikanın bir zamanlar deniz nıü.s-teşarlığını ifa eden ve sonra Millî Mii-dr.faa Vekili "Frank Knox" un vefa-tiyle ona bir haief düşünüldüğü zaman otomatik olarak bu Vekâlete getirilen James Forrestal'in hayat ve akıbetini hatıra getirmemek mümkün değildir.

Bn-aktığı notlardan hazin bir hatıra külliyatı meydana getirenlerce bu ese­rin kapağına büyük harflerle yazılan satırlarda şu cümleler okunur :

Nüfuzlu görüşüyle dünyayı ve Amerika'yı kurtaran ve bugün heykeli "Petı-tagone - Amerikan Erkâmharbiye da­iresi" nin methaline dikilmiş 'bulunan adamın mücadelesi ve ölümü...

Basit bir kabine değişikliğini bu dereca büyük bir dünya hadisesiyle mukaye­se etmenin uygun düşüp düşmiyeeeğı bir takdir meselesidir.

Bunu böylece kaydettikten sonra de inek istediğim şudur ki, politika ala­nı çok defa, bir takım günlük ilcaîar-îa yapılmamak istenileni yaptıran ve yapılmak gerekli olanı da geri bırak­tıran bir tuh al âlemdir.

Bu âlemde gençliğini ve bu gençliğin bütün enerjisini 1944 -1949 a kadar beş" sene müddetle hesapsız harcayan çelik iradeli bir adam; bir türlü görmek istemiyen memleketine komünizm tehlike­sini gösterip anlatmak yolunda dâva­sının düşmanları tarafından amansız bir takibe uğrayarak asabî ve sinirle­ri bitkin bir halde kendisini bir Ameri­kan (Gratte-Ciell nîn yirminci katın­dan kaldırıp caddeye fırlatmak sure­tiyle mahrum kaldığı huzura kavuş­muştur.

Bu adamın bütün kabahati, "Her şeyin üstünde Amerika" demek ve talihsiz­liği de, Amerikayı sevenlerin enaz ken­dileri kadar bu adamın da Amerikayı sevebileceğini bir türlü kabul etmek istememeleri olmuştur.

Bu bakımdan Sâmed Ağaoğlu ve Tefik lleri'nin bence hiç bir acınacak ta-raîlari yoktur ve onlar, böyle bir mer­hamet dilenciliğinden müstağnidirler. Hakikat şudur ki, bu iki zat, bundan bir müdet evvel üzerlerine bir mem­leket vazifesi almış ve bunu başarını-ya çalışmış ve bunu başarmaya çalışır­ken yeraveni bir ilca ile saf dışı kalmış­lardır ki, bu da, bu alanda, ne birinci, ne de sonuncu bir tecelli olacaktır.

Uzun vadeli siyaset

Yazan : A. E. Yalman

16 Nisan 1953 talihli Vatan'dan

Eğer bu sene hububat ve pamuk fiat-lan geçen seneki seviyede olsaydı, ö-c'.t-me zorluğu çekmiyecektik. İthalâtı­nızdan mühim bir fcısminm istihsal vasıtaları ve fabrika tesisleriyle alâka­lı olmasına rağmen, ödeme muvazene­mi;: sarsılmıyacakti. Dünyanın her ta­ralında iyi mahsuller alınması ve fiat-lann düşmesi, bizim için türlü.türlü zorluklar yarattı ve bizim gibi geliş­me halinde bulunan bir memleketin uzun vadeli bir iktisadî siyasete sahip olması icap edeceğini bize gösterdi.

Son senelerde yüzlerce milyon kıyme­tinde makine ithal ettik. Hiç bir mem­leket bunları normal Ödeme rnüvazene-sryle karşılıyamaz. Hele memlekette bivdenbire para bollanır ve istimlâk eş­yasına olan ihtiyaç ve rağbet basdön-dürücü bir  süratle artarsa... İlk eğitim ve halk eğitimi seferberliği, şevkli bir halk hareketi haline getiril­melidir. Amerikalıların Nato karargâ­hım kurmakta kullandıkları sağlam paviyonlardan binlercesi, her köye u-zuıı yıllar dayanacak okul binası hiz­meti görür. Böyle bir seferberliğe mil­letlerarası teşkilâtların birçoğu yar­dım eder.

Sürümü yüz .bini aşan gündelik gazete, bir inkılâpçı gazetedir. Sadece bu mi-sa! iLkeğitimde yontulmuş kafanın yo­bazlık elinden kurtulmuş olduğunu gösterir, istisnaları ve hastaları bir ya­na i&ıraSşınız : İnsanlığın tejc mucize­si terbiye'dir.

Terbiye'yi kaldırınız, birkaç nesil son­ra Afrika yabanileşir ve Afrikaya döner. Terbiye'yi Afrika'ya sokunuz Yamyamlar artık adam yemezler ve Mısır'daki Hudey.bîler halk mukadde­satını sömürmezler. Afrika, Amerika o'ur.

Tanzimat'tan beri Garplılaşmak, bir devlet meselesi, nihayet, olsa olsa, bir yüksek sınıf meselesi sanılmıştır. Yeni nizam, bir millet meselesidir. Tanzi­mat'tan beri bunu anlamadık. Hâlâ bu anlayışsızlığın cezasını çekiyoruz.

Derebeyliği de, kabile ve aşiret sistemi­ni de, irticai da, hepsini likeğitim tas­fiye eder. İlkokul, memleketin yüzünü geleceğe çevirir. Bir yandan da halk eğitimi ile bu çocukların analarını ba­balarını cehalet ve taassup hastalığı nöbetleri geçirmekten kurtarırsınız.

Sivil devlet okullarından başka bütün beyin ibozucu, ruh 'karartıcı fesat ocak kapatınız. Her vaiz etmek, her hutbe okumak hakkı olanın ilkokulda öğrettiklerimizden imtihana çekiniz. Layisizmin mânası ne olduğunu bilmı-yone, halk ile ilgili hiç bir vazife ver­meyiniz. Bu seferberliği baltalamağa kalkışan sefil ve alçak politikacıları kendi partinizden kovunuz ve bütün partileri bu sefil ve alçak politikacı­lardan kurtulmağa çağırınız. Mîllî kurtuluş idealistleri, bir ordu gi­bi toplanınız ve bir ordu gibi yürüyü­nüz, inanç kuvveti denen yaratıcı ve yendîrici kuvvet sizdedir. Yürüyüşü rıüz karşısında irticaın nasıl korku sa-rjsi ile benzi attığını göreceksiniz. Çün­kü o aşağı bir tüccardır Biv istismar­cıdır. Bir kazancadır. D uır korkaktır. Biz idare, eğitim ve bütün kadroları siviîleştirdi'k. Garp mektebini bu kad­rolara hâkim kıldık. Halkt büyük ha­rekete katmak vazifesini yapamadık. Onun sıkıntı ve gayretleri içindeyiz. Halkı aldanma illetinden kurtarmalı­yı.;. Eu illet onu sıtmadan da, frengi­den de, veremden de daha fazla kemir­mektedir.

Cehaletten beter hastalık keşfoîuh-mamıştir. Biz daha beterini keşfettik : Cebaieti kara taassup istismarcısının emrine vermek! Memleket ölçüsünde bir yıkılışın soğukkanlı seyirciliğini yapıyoruz.

Bir gün Kominform usulü isyanların kanlı tasfiyeleri içinde bu sözleri batır-lamaklığımız bir fayda vermez : Halkı ve halkın, çocuklarını kurtaralım ve Türkiye'yi, aldanışlar ieinde, bir top­luluk intihan manzarası almaktan ko­ruyalım.

Parlâmento heyetimizden 6 kişilik bir grup, pazar günü uçakla şehrimize gel­miş bulunmakla idi. Diğer bir grup ta Beyrut'tan itibaren kara yolu ile mem­lekete dönmektedir.

9 Nisan 1953

Washington:

İstanbul Vali ve Belediye Reisi Prof. Fahrettin Kerim Gökay uçak -değiştir­mek iein New York'ta 'usa bir durak­tan sonra dün Washington'a gelmiştir. Dr. Gökay Vasington bava alanında Türkiye'nin Birleşik Amerika Büyük Elçisi Feridun Cemal Erkin vs Birle­şik Amerika Dışişleri Bakanlığı Türk, Yunan ve îran masaları Başkan Vekili V/üIiam C, Baxte tarafından karşılan­mıştır.

Gökay bir aylık ziyareti esnasında A-merikan amme idaresi çalışmaları ile belediye işlerini tetkik edecektir. Bu zi­yareti esnasında Gökay Birleşik Ame­rikanın tanınmış piskoloğlan ile görü­şecek, akıl hastana nelerini ziyaret ede­cek ve 4 Mayıstan 8 Mayısa ıkadar Los Angeles'de Psişiatri Birliğinin toplan­tılarına iştirak edecektir.

Çarşamba günü Vaşington belediyesi­ne mensup resmî şahsiyetler tarafın­dan kendisine şehrin "Anahtarı" tak-dira edilecek ve Türkiye Büyük Elçili­ği tarafından şerefine verilecek bir resmî kabulde hazır bulunacaktır.

10 Nisaıı 1953

 Ankara:

Büyük Britanya Dışişleri Vekili Ekse­lans Anthony Eden'in raahtsızhğı mü­nasebetiyle sayın Başvekil Adnan Men­de) es ile müşarünileyh, arasında olunan telgraflar aşağıdadır :

Sayın Başvekil Adnan Menderes'ten Ekselans Anthony Eden'e :

Bir an evvel iyileşmeniz hususundaki halisane temennilerimiz sunar ve en samimi hissiyatımı teyid eylerim.

Ekselans Anthony Eden'den Sayın Baş­vekil Adnan Menderes'e : Nazik telgrafınıza ve iyi temennilerini­ze samimiyetle teşekkür ederim. Ziya­retimden sarfınazar etmek mecburiye­tinde kaldığımdan dolayı çok mütees­sirim.

Büyük Britanya Dışişleri Vekili Ekse­lans Anthony Eden'in rahatsızlığı mü­nasebetiyle Saym Dışişleri Vekili Prof. Fuad Köprülü ile müşarünileyh arasın­da teati olunan telgraflar aşağıdadır:

Sayın Dışişleri Vekili Prof. Fuad Köprülü'den Ekselans Anthony Eden'e :

Ekselansınızın rahatsızlığını büyüK te­essürle öğrendim. Bir an evvel iyileş­menizi samimiyetle temenni eder hali­sane hissiyatımı teyit eylerim.

Ekselans Anthony Eden'den Saym Dış­işleri Vekili Prof. Fuad Köprülü'ye : Nazik telgrafınıza çok müteşekkir ve minnettarım. Türkiye'de size mülâki olamadığımdan pek müteessirim.

11 Nisan 1933

Paris:

gark dilleri mektebinin idarecisi ve enstitü üyelerinden M. Henri Masse dûn gece tezyini sanatlar sergisinde "Fatih Sultan Mehmet Devri" hakkın­da bir konferans vermiştir- Fransa Türkiye Komitesinin himayesi altında verilen bu konferans Millt Eğitim Ve­kili ile Türkiye Büyük Elçisinin tem­silcileri tarafından da dinlenmiştir. Konferanstan önce Türkiye'de zarar gerenler için para toplanmıştır.

Waşinston :

Amerika'yı ziyaret etmekte olan İs-tenbul Vali ve Belediye Reisi Oro:. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, bugün A-merika Cumhurreisi Gen. Eisenhower ile refikasına antika bir halı ile, el ile işlenmig gümüş tabaka ve Türk loku­mu hediye etmiştir.

Hediyeleri Beyaz Saraya götüren İs­tanbul Valisine, Türkiye'nin Washing­ton Büyük Elcisi Feridun Cemal Erki:ı refakat etmekteydi.

Gazetecilere verdiği bir beyanatta Büyük Elçi şunları söylemiştir : "Prof. Göka.y, General Eîsenhower'e hükümetinin selâmlarını getirdi" Türk Liderleri General Eisenhover'in Liderli, irine karşı büyük bir itimad beslemek­te ve bu sayede dünyada yıkılmaz ve birleşik tek bir cephenin Jîürulacağına kani bulunmaktadırlar,

12 Nisan 1953

 Paris:

Geçen 23 Ocak'ta Tezyini Sanat Müze­sinde açılan muhteşem Türle Sanat Ser­gisi bu akşam kapanmıştır. Türk mü-zeleriyle birçok Fransız ve ecnebi ko­leksiyoncular tarafından gönderilen 800 eserin teşhir edildiği vitrinlerin önünden 40 bin .seyirci geçmiştir ki bu rakam rekor teşkil etmekledir.

Paris'te bu derece mühim olan bu iik sergi. 12nci asırdan 17 nci asrın sonu­na kadar, müslüman medeniyetinin ort jinalitesini halka tanıtmıştır. Silâh, oy-aıa işleri, minyatürler, el yazıları, par­lak halı ve kumaşlar ve seramikler bü­yü!; hükümdarların tarihi hatıralarım canlandırmakta idi. Mimarî sanat da unutulmuş değildi. Filhakika, Türkiye'­de çekilmiş resimler, imparatorluğun muhtelif bölgelerindeki dini ve özel bi­naların sağlamlığım ve azametini ak­settirmekte idi.

Birçok sanatkar ve şahsiyet, Marsan pavyonunda teşhir edilen bu şaheserle­ri seyretmeğe gelmişlerdi.

Vincent Auriol, Millî Eğitim Vekili An-dra Marie, Güzel Sanatlar Vekili Cor-nu, resmî açılışta vitrinlerin önünde u-zurı uzun durmuşlar ve hayranlıklarını zap ted emem i ş lerd ir.

Bütün Paris, hattâ eyalet basını Türk sanatının ihtişamına uzun makaleler hasretmiştir. "Paris Presse" şöyle de­mektedir :

Türkiye müzelerindeki yüzlerce §ahe-se*1 Boğaziçi kıyılarından Marsan pav­yonuna getirilmiştir. Biz bu sanatı iyi tanımıyorduk. Şimdi ise parlak renk­lerini, seramiklerde, minyatürlerde ve el yazılarında olduğu kadar kumaşlar­da ve en basit seccadelerde kendini gös teren hayret verici tenevvüü müşahade ettik. Her devre ait silâhlar fevka­lâdedir. Bunlar nadide madenlerle iş­lenmiştir. Seyircileri daha ziyade min­yatürler çekmiştir. Bizce Türk sana­tının .en büyük orijinalitesi, el yazıla­rı r- d ad ir.

Parisien Libere , Tezyini Sanat Mü­zesinde teşhir edilen eserler mütecanis

bir bütün teşkil etmekledir demekte­dir.

Ge Matin Le Pays" gazetesi de şun­ları yazmakladır :

Boğaziçi sahillerinden gelen ve bazı­ları tarihî hatıraları canlandıran .bu şaheserler hakkında uzun uzadıya ya­zılabilir. Onlan seyretmek bize kâfi­dir. Mimarî sanat unutulmamıştır. Re­simlerde misalleri görülmektedir. Bü­tün bu şaheserleri hayranlıkla seyret­tik."

Le Monde söyle demektedir : Tezyini Sanat Müzesinde 13 üncü asır­dan 19 uncu asra kadar Türk sanatı­nın nadide eserleri teşhir edilmiştir. Afrın başındaki Müslüman Sanat Ser­gisinden beri ilk defa olarak Paris'le îslâmiyetin dört büyük eserlerinden bi­rini seyretmek imkânını bulduk.

Combat gazetesinde şu satırlar yer almıştır :

Bir meöeniyeti aksettiren sergi. Tez­yini Sanat Müzesinde sadece bir tari­hin muhafaza edilmiş delillerini gör­medik, aynı zamanda bir milletin yaşa­dığını hissettik."

14 Nisan 1953

 Napoli :

Napoli'ye dün gelmiş olan Türk güreş­çileri bu gün sabah ve akşam iki an­trenman yapmışlardır.

Dünya Greko-Romen Güreş Şampiyo­nası cuma günü saat 11 de merasimle baslıyacaktii'.

Bugün ayrıca Sovyet kafilesinden bir grup ile İsrail ve Lübnan güreşçileri d î Napoli'ye gelmişlerdir.

15 Nisan 1953

Ankara:

Altlığımız malûmata göre, halen açık deniz gezisinde bulunan Savarona okul gemimiz, Cebelüttarığa uğrayarak. ÎEpsnya'nın Atlantik sahilindeki İs­panyol Deniz Harp Okulunun bulundu­ğu Marin Limanım 12 Nisan 1953 günü ziyaret etmiştir. Ziyaretin ilk gününde gerek halk, gerekse resmî makamlar taralından çok büyük alâka gösteril­miş, okul gemisi kumanıianiyle askeıi ve sivil erkân taralından karşılıklı zi­yaretler teati edilmiştir. Geminin îi-rnsnda bulunduğu müddet zarfında su­bay, öğrenci ve erler için zengin bir ağırlama programı tatbik edilmiş ve şehrin tarihî mahalleri, müzeler ge^-dirilmiştir. Bu meyanda bir muhriple Vigo şehrine bir gezinti tertiplenmiş­tir Ayrıca gemi personeli ve öğrenci­ler için danslı partiler verilmiştir. Ma­hallî gazeteler bu ziyaret münasebe­ti; le dostane neşriyat yapmışlardır.

Gemi 14 Nisan 1953 tarihinde Fran­sa'nın Brest limanına müteveccihen hareket etmiştir.

Filâdelfiya :

İ*cı gündenberi burada bulunan îstan-bul Valisi Fahrettin Kerim Gökay'm Fİlâdelfiya'da dikkatine çarpan, şey­lerden biri de otomobil kornasından mütevellit gürültünün fazlalığı olmuş­tur.

İki sene evvel çıkardığı bir kanunla istanbul'da korna yasağı ihdas ettiği­ni, bundan çok iyi neticeler aldığım söyleyen Gökay, kabili tatbik olup ol­madığını Bilmediği için, aynı şeyi Filâ-delfiya'ya. da tavsiye edem iyece îtin i söylemiştir.

Gökay buraya pazartesi günü Wasniug. ton'dan gelmiştir.

16 Nisan 1953

Belgrad :

1953 yılı içinde, Türk, Yugoslav ve inar. sporcuları arasında bir serî, fut­bol, basketbol ve bisiklet müsabakaîa-rı yapılacaktır.

Yugoslavya - Yunanistan futbol 9 Mayısta Belgrad'ta yapılacak, Türk ve Yugoslav takımları ise 5 Hazkan;-da istanbul'da karşılaşacaklardır. Bel­grad - Ankara futbol maçı da Haziran ayı içinde Ankara'da yapılacaktır.

11 ilâ 18 Ekim tarihleri .arasında İs­tanbul'da yapılacak olan "îstantmî Kupası" basketbol maçlarına Yunan ve Yugoslav takımları da iştirak edecek­lerdir. Bu maçlara iştirak edecek di­ğer memleketler, Fransa, italya, Mısır, Lübnan ve İsviçre'dir.

Sn-bıstan ve Makedonya bisiklet kulüp­leri kendi sprocularının da Nisan ayın­da yapılacak Selanik - Atina ve Te-m-mux ayında da îstanbul - Ankara koşu­larına iştirak etmelerini temin ımaksaâyle alâkalılarla temas halindedir.

 Londra ;

Tüıkiye'nin İngiltere'den mal ithal et-rpemek kararı üzerine vaki suale Pe-ter Thorney Croft bugün Avam Kama-lasında cevap vermiştir. Tür'nye'r.'n. ticaretinde bir muvazene temin etmeli gayesiyle ithalâtta bulunduğu memle­ketler arasında bir ayarlama yapaca­ğı hakkında İngiltere Ticaret Vekili­nin beyanatını hatırlatan Thorey Crolt "Ben Türkiye'nin bu kararını, Avrupa iktisadî teşkilâtına dahil bir memleket olması ha'ebiyle mül&yim bulmuyo­rum. Mamafih, hadiseleri dikkatle ta­kip edeceğim."  demiştir.

Sual sahibi Muhafazakâr Milletvekili Cyril Osborne, so ndefa İngiltere'ye gelen Türk Tüccarlar Heyetinin Türki­ye'den daha fazla ithalât yapılması hu­susundaki başarısızlığının sebebini sor­muştur.

Bu suale de cevap veren P«ter Tlı. Croft Resmî bir sıfatı olmıyan heyetin, hükümet mahfilleriyle olduğu kadar alıcı firmalarla da temaslarda bulun­duğunu, varılan netice hakkında ge­niş izahatta bulu namıya cağım söyliye-rtk demiştir ki :

"Heyfrtle görüşmelerde bulunan iaşe Vekâleti Türkiye'den bir miktar iaiıa ir.cir satın almıştır. Mubayaa edîleciaS mallar hususunda malın kalUssi ve>fı-atı kadar nazarı itibara alınacak bir noîtta da ticari mülâhazalardır."

19 Nisan 1953

• Sidiney :

Yed: subayden müteşekkil bir Türk askeri jıeyeti bugün Korgeneral Rüştü Erdelhiın'un başkanlığında Japonya'­dan buraya gelmiştir. Heyet, Birinci Dünya.Harbi sırasında Avustralya ve Yeni Zelanda kuvvetlerinin Gelibolu'­ya yaptıkları çıkarmayı anmak üzere gelecek Cumartesi günü yapılacak r>-lan "Anzak günü" merasiminde Türki­ye'yi, ilk defa olarak, temsil edecektir. General Erdelhun, Sidney'e varışını n'üteakip şunları söylemiştir : 'Bir za-ir,anlar düşman olarak karşılaşmıştık. Şimdi hepimiz gayet iyi dostuz. Avus­tralyalılarla Yeni Zelandalılar, kahra­manlıkları ve insanlıklariyle Türk mil­letinin takdirini kazanmıştır. Türkler, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar Simdi Kore'de yanyana müşterek bir düşmana, Komünizme kargı savaşmak­ladırlar."

Napoli :

Dünya Greko-Roman Güreş Şampiyo­nasını pazar gecesi neticelendirmek içrı bugün Öğleden evvel başlayan mü­sabakalar saat 16 ya kadar devam etti. Sn asiyle Türk güreşçilerinin aldıkları neticeler şunlardır :

73 kiloda :

Bekir Büke rakibi Karaşkin (Rus) a it­tifakla mağlûp.

79 kiloda :

İsmet Atlı rakibi Kartozifo (Rus) a üç dakikada tuşla mağlûp.

87 Kiloda:

Hilmi Tafracı rakibi Kovançs 'Ma­car'a ittifakla mağlûp.

Ağır'da:

Süleyman Baştimur rakibi Niyenvi (fin) e ittifakla mağlûp.

Roma:

Türkiye Dışişleri Vekili Prof. Fuat Köprülü ile Atlantik Konseyi nezdüi-cieki Türk temsilcisi Fatin Rüştü Zor­la bugün uçakla İstanbul'dan Roma'ya gelmişlerdir.

Türk devlet adamları, Atlantik Kon­seyinin çalışmalarına iştirak etmek ü-zere pazartesi günü trenle Paris'e gi­deceklerdir.

20 Nisan 1953

Ankara:

Büyük Millet Meclisinin bugünkü oto rumunda Avrupa Konseyi Istişarî Meı> lİEİnin 7 Mayıs'ta Strazburg'ta başlayacak beşinci devre içtinıama memle­ketimizi temsil etmek üzere katılacak T. B. M. M. üyeleri için seçim yapıl­mış neticede :

21 Nisan 1953

Ankara:

İS Mart 1953 tarihlerinde Balıkesir ve Çanakkale bölgelerinde vukua gelen zelzele dolayısiyle, yurdumuzda gös­terilen büyük tenasüd ve yardımlarına hiiınlesi yanında, birçok yabancı meni leketlerden de alâka ve yardımlar da­vam etmektedir.

Bu meyanda Yugoslavya elçiliğinden bildirildiğine göre, Yugoslavlar da zel­zele mıntakasına kadar nakliyesi ve mahallinde montajı kendilerine ait ol­mak üzere, 9 metre murabbalık 3 oda­lı 10 tane hazır evi hükümetimizin göstereceği   yerlerde kuracaklardır.

Ayrıca bugün almış olduğumuz bir tel­grafta Telaviv Elçiliğimiz tarafından, mahallen yapılan teberrularla felâket­zedelere bir yardım olmak üzere 20 a-

•jet mahrutî çadırla iki paket giyim eş­yası gönderilmiştir.

Roma:

Napoli Dünya Grekoromen Güreş Şam­piyonasına iştirak eden. Türk güreş, kfl-files.1 bugün buraya gelmiştir.

Profesör KÖprîilü'nün beyanatı:

22 Nisan 1963

 Paris:

Fransız diplomatik matbuat birliğinin şerefine verdiği Öğle yemeğinden sonra söz alan Türkiye Dışişleri Vekili Prof. Fuat Köprülü Türkiye'nin dış siyaseti ve dünyanın hâlen arzettiği durumu İzah eden aşağıdaki nut­ku irat etmiştir:

Biz sulhu ancak adalet ve meşruhatlara saygı göstermek ve her.memle­ketin istiklâline hürmet etmek esasına dayanan bir zihniyetle mütalâa etmekteyiz. Böyle bir sulhun muhafazası, bugünkü şartlar içinde büyük gayretler sarfını ve fedekârlıklar gösterilmesini icabettirmektedir. Sade­ce iyi niyetlerden bahseden beyanatın tesirine kapılarak kuvvetli olmayı ihmal etmek intihara muadildir. Bundan dolayıdır ki, Türkiye kendi ar­zu ve iradesi ile, müşterek güvenlik politikasını takip ve müdafaa kabili­yetini takviye ve tahkim için mümkün olan maddî fedekârlikların azami­sini yüklenmek azim ve kararındadır.

Zahiren yumuşak bir hava yaratmağa matuf bazı hareketlere telmih eden Prof.. Fuat Köprülü sözlerine şöyle devam etmiştir:

?'Bu kabil hareketler karşısında alınacak durum, hadiseler muvacehesinde sistemli olarak gözlerini kapamak ve kulaklarını tıkamak istiyenlenn ve hususile zevahir kanaat ederek yalnız ümitle beslenmediği arzu eden bir safdilin durumu olmamalıdır. Hâdiseleri mütalâa ve muhakeme ediş­te objektif ve realist olmak ve bunları tahlilde azim ve kararla hareket et­mek bugün her zamandan fazla bizim için bir zaruret teşkil etmektedir. Teyakkuzumuzu muhafaza ve müdafaa gayretlerimizi temdidden geri kalmamak suretile muhakememizi objektif olarak yürütmeğe çalışmalı ve yeni liderlerin sulh. ve işbirliği yolunda göstermiş ve hareketlerini sa­mimî bir zihniyetle muhakeme etmeliyiz. Bu hareketler, yalnız bir kısmı yerlere ve meselelere inihsar etmemli ve bütün dünyaya §amil olmalıdır. Her taarruz gibi sulh taarruzu da tam ve şamil olmak gerektir."

Profesör Köprülü, bugünkü yumuşak görüşün, hür memleketler hakkın­da kominformist blokun durumunda bir değişiklik vukunu gösterir gibi mütalâa edilmesi kanaatini izhar etmiş ve  demiştir ki:

Bu meseleler arasında hiç biri yoktur ki maksatlı düşünceler dışında adalet ve nisfet prensipleri ile toptan ve süratle halledilemez olsun. Ada­let ve nısfet zihniyetinin tezahürü ve her türlü gizli hesabın geri bırakıl­ması, her çeşit tahakküm iddiasının hâdise ve vakıalarla ispat edilmek suretile bir yana bırakılmış olduğunu görmek istiyor ve bunu bekliyoruz."

Birleşmiş milletler :

Sovyet Rusya anealt bazı şartların ta­hakkuku hâlinde siyasi komisyonun si lahianma hakkında kabın ettiği karat' sureti lehine reyini kullanacaktır. Safı günü ikmâl edilecek olan bu karar s,ı-rctinde Sovyet hsy'eti tali mahiyette bazı islâh tekliflerinde bulunmaya ka­rar vermiştir. Sovyetlerin "bu hareketi b-j teklifler kabul edildiği takîirds ka­tar sureti lehine rey kullanacaklar tal­anda tefsir edilmektedir.

2 Nisan 1953

Birleşmiş milletler :

Dag Hammarskjoekİ'un Birleşmiş Mil Jetîer umumî hey'eti tarafından umumî kâtipliğe seçilmesi paskalya tatilinden hertıen sonra beklenilmektedir. Yeni umumî kâübin bu sıralarda birleşmiş milletlerde bulunarak umumi heyet ta­rafından secimesinden sonra teşekkür nutkunu söyemesi ve yeni vazifesine başarması icabetme':tedir.   

 New . York (Birleşmiş. Milletler):

Silahsızlanma hakkınudaki Batılı ka­rar suretinde Sovyetlerin istedikleri ta dı!at Genel Kurulun 11 Ocak 1952 d» silahsızlanma hakkında Sovyet olsyta nisa karşı aldığı prensiplere müracaat eu ilmemesine dairdir.

Sovyet tadilleri, bundan başka, silâh­sızlanma komisyonunun 1952 deki ça­lınmalarının memnuniyet verici olduğu nu reddetmektedir. 11 Ocak 1952 karar suretine dayanan ve silâhsızlanma ko-rnsyonunun çalışmalarını memnuniyet verici olarak telâkki eden son batılı ka rar sureti lehine Sovyetler şunu ilen sürmektedirler :

Genel Kurul, silâhsızlanma komisyonu mır raporunu kaydetmeli ve komisyon­dan, tanı ve koordone edümikş plânla­rın birleşmiş milletlerce hazırlanması maksadiyie çalışmalarına devam etme sim istemektedir.

3   Nisan 1953

Faris :

Birleşmiş Milletler genel sekreteri-niii adının telaffuzu o kadar 'güç ve yazılışı o kadar uzundur ki baîi basın tom s ilcileri, Hammarskjoerin son he­cesinin kaldırılarak sadece Hamı sar denilmesini tavsiye etmişlerdir.

Halbuki, İsveç başkentinde, Hamrnarsk jot-1 isminin ortasındaki dört sessiz har fin, iskandinav dillerini bilmeyenler dahi o derece güçlük arzeden bir atea-fı olmamak gerektiği belirtilmekte­dir.

Stockholm'deki doplomatik çevrelerle c'ünya basınının özel muhabirleri b'j lûiguistik güçlüğünün gelişmesini me­rakla beklemektedirler.

New . York (Birleşmiş Milletler) :

Genel kurul başkanı Lester Fearson Kuzey Kore Dışişleri Vekili Kimir Sen­den bugün bir telgraf almıştır. Kinı-îr sen, bu telgrafında, Kore harp esir­leri meselesinin hali için Cin Başvekili Çu En Lai'nin yaptığı tekliflere işti­rak ettiğini bildirmekte ve bu teklif­lerin Çin Halk Cumhuriyeti ile Kore Demokratik Cumhuriyeti tarafından müşterek anlaşma neticesinde hazırlan djğım ilâve etmektedir.Esasen, sıhhi davaları, medenî ve daha &/, ileri memleketler cephesinden mü­cerret olarak incelemek mümkün değil dir.

Hastalık hüküm sürdüğü yer neresi olursa olsun, bütün beşeriyeti tehdit eder ve tesirleri ço kuzak memleket­ler ekonomisinde de hissedilir.

Hiç kimsenin inkâr eüemiyeceğini bu hakikatlere dayanarak, şunu belirt­mek icap eder ki, hastalık ile sefalet arasında ne kadar sıkı alaka varsa, srîıhat ile refah da ayra şekilde bir­birlerini yakından takip ederler. îşte bu sıhhat ve refah, ancak milletlerara sı çalışmalarla elde olunabilir, zira birimizi telıdiî eden hastalıkla hepimi­zin mücadele etmesi lâzımdır ve böyıe bir mücadelede bitaraf kalınmanın mümkün olamiyaeağı muhakaktır.

Başlıca amacı bütün beşeriyetin sıhha­tini islâh etmek olan Dünya Sağlık Tes 'kilâtı, gayesi insanlığın temadihi ola:ı bu mücadelenin zaferle neticelenmesi ni arzulayan herkesi, yerinde cömert­likle aizettiği. kaynaklarından istifa­deye davet etmektedir."

5 Nisaa 195S

Stokholm :

Birleşmiş milletler Genel Sekreterliği­ne tâyini mutasavver bulunan Mr. Hanımarskjoeld, bugün verdiği bir be yanatta salı günü İsveç Dışişleri Vekâ Jetinden resmen istifa edeceğini bildir mistir.

Mr. Hammerskjoeld, Çarşamba günü Amerika'ya hareket edeceğini ümit etmektedir.

Paris:

7 Nisan günü kutlanacak ve bir hafta devam edecek olan Dünya Sağlık Gü­nü münasebetiyle, Dünya Sağlık Teş­kilâtı Avrupa bürosu direktörü Dr. Begg, aşağıdaki beyanatı vermiştir; İkinci dünya habrini takip eden gün-Jtide, bütün Avrupa memleketleri eko­nomileri az veya çok da olsa, bu har-b.f. yıkıcı tesirlerini hissetmişlerdi.

Bu memleketlerden bazılarında sıhhî teşkilât tamamen felce uğramış bulun­makta idi. Geşeît milî gerekşse millet­lerarası sahada sarfolunan altı yi."ık gayretler neticesinde, bir ekonomi .*ö-nesansma öoğrıı hayli yol alınmış, ge­nel sağlığın ıslahı bakımından mühim ilerlemeler kay d olunmuştur.

Avrupa, sıhhî serveslerini azami dere­cede geliştirip çoğaltmış olmakla bu sahada bütün dünyaya misal oiabilir. Bu hamle ilk bakışta çok ağır bir malî mesele olarak kabul edilebilirse de, bu yatımların ilerde sağîıyacakları sağlık ve refah hesaba katılınca, yapılan fe­dakârlığın pek büyük bir gey olmadığı kolayca anlaşılır.

Bir hastalığı önlemek için. sarîolunan para ile tedavibahsinde - harcanacak olan meblâğ arasındaki farkı göz önün de tutarak, bu dâvanın tahakkşuku yo lunda elimizden gelen yardımı yapma­ğa çalışmaktayız. Ekonomik rönesansi m sağlamak yolunda işe girişmiş olan Avrupa memleketlerinden hiçbiri, öre İrilebilmesi katili olan hastalıklardan konmulmadıkça ve sıhhatli bir nüfusa malik olunmadıkça gayelerine lagam yacaklarını takdir  etmeğe mecbur islahi igin mtispet tedbtrlftria aliiimasi ile btitiin .beseriyetin ortak menfaatierinin korunabilecegi, sosyal irpiah gabi daha birgok ictimal mues-sesfclerin mttmkun olabilecegl bir haJu katir.

Bl,. miuiasebetle, Diinya Saghk Tegkilati kendi payma du§en vazifejd yerine getirmege amededir.

Saglik meselesi, Avrupa memleketkriAoe herhangi ,başka bir yerinden 'la-ha fazla, titizlik gosterilmesi icabeden bir davadir ve bizim vazifemiz de ta-hakkuku miimkiin olan hergeyi agikga belirtmektir."

 Birleşmiş Milletler,   New . York:

Birleşmis Milletler genel kurulu bugun ogleden sonra toplanarak, Giel Sekteterlik mMedetinin dolmasi Oze-rire vazifesinden ayrilan Mr. Tryve Lie nin yerine Isvec Dişisleri Vekili yardim cisi Mr. Hammarskjpel'di tayin edecektir.

Beg biiyukler tarafindan tasvip edilen, yen? sekreterin genel kurul tarafindan segiimesi bir lormaliteden ibaret ola-taktir.

Bugun Disiglerindeki vazifesinden res msn isfiia edecek olan veni sekreterin per§embe giinii- New-York'a gelmesl bekl emnektedir.

 Birle§mi§ Milletler,  New . York:

Bu hafta, Sovyet ilusyanin yeni sulh siyasetinin samimiyeti denecektir. Bu arada Sail giinii toplanarak hususi bir komitede, Isveg Di§i§leri Vekili Hammarskioeld resniRn Birle.emi Mil letter Genel Sekreterligine tayin edile-cpktir.

E6ri biiyiiklerin tasvibile secilerek, is mi genel kurula verildigl igin, Hamjoeld'in secilmesi bir formalUe ji ibaret kalmaktadir.

Yeni Genel Sekreterin Pergembe veya cama biniii vazifesine baghyacagi tah-rain edilmektedir. O zamana kadar 5a, duiij'adaki siyasi vaziyetin daha vuxuh kesbedecegi anla§ilmaktadir.

Sail sabalii, Birle§mi§ Milletler siyasi komitesinde, Kore'de Birleimi§ Millet term mikrap harbine giristi&ine 'lair komiinistler tarafindan yapilan iddia uzerine, bir hususi tahkiltat kurulnia si hakkindaki Amerikan teklifi miiza-kere edilecektir.

 hafta bu mesele ilk defa olarak ortava atildifti zaraan Sovyet Rusva evvelki aylardaki hareket tarzindan inhiiaf etmi^ti. Fakat, Moskovadan ye hi donen Mr. Visinsky'nin bu mesele

haJtkinda baska gorusleri olabilir. Bll hassa isoyliyecegi sozler, ve bu sozleri soy3eyi§ §ekli iizerinde dikkatle durida-caktir.

Moskovadan geleli, Mr. Vi§insky henuz genel kurulda tek bir defa dahi aoz airaami? bulunmaktadir.

Sovyet Rusyanm yeni siyasetinin saml ir.iveti hakkmda ikinci denemevi, mnh teraelen salt giinii genel kurul toplan d:gi zaman siyasi Icomitenin silShsii-lanma hakkmda aldigi kararm Lneelen mesl te§kil edeeektir.

Gegen hafta, bu karar hakkmda Sov yet Rusyahui ileri surdiigu tadil tekli fi, Sovyet Rusyamn" son 7 sene zarfin da Birlesmis. Milletleri bir gikmaza so Itan noktayi nazan iizerinde bazi taviz lercii* bulunmaga hazir olduguna dair fenitleri meydana cikarmis bulunraak-tadir. Birle§mi§ Milletlere mensup dip loraatlar ayni zamanda, Sovyetler Birli gi ite Israil arasinda miinasebetler uva rmde de duracaklardir. Rusyadaki yo-luidi doktorlann durumu bu bakimdan yani bir hava yaratmis. bulunmaktadir. tcinde bulundugumuz hafta sona ernie c(p,i evvel, muhtemel olarak siyasikc

mite, si! âh sızlanma, Kore ve beş büyük ler arasında bir sulh anlaşmasını der î>ig eden Polonya tekliflerini de lncelâ yecfcktir.

Bütün bu meselelerin incelenmesi sır anda komünistlerin takip edecekleri hareket tarzı, Sovyetlerin yeni sulh si­yâsetlerinin samimiyeti hakkında deneme teşkil edecektir.

7 Nisan 1953

 Birleşmiş .Millelter New-York:

Dünya Eski Muharipler Federasyonu, 14 Nisan tarihinde tertip edeceği huau sî bir merasimde, Birleşmiş Milletler geeel sekreterliğinden ayrılmakta olayı Mr. Trygve Li-3'ye federasyonun 195i senesi Dünya Sulh Mükâfatını tevdi edecektir.

Bu karar, dün gece Federasyon Başka ra Mr. A. F. Vanderbılt tarafından bil­dirilmiştir.

Bu münasebetle yapılacak toplantıda, Trygve Lie muhtemelen veda konfe-r.ıiıEim verecektir.

 Genevre  :

Amerikanın Yale ünivertitesi umumi sağlık dersleri fahrî profösörü Dr. Wjnslow Dünya sağlık teşkilâtı tarafın-tîan yayınlanan, "Hastalık ve Sıhhatin Kıjmeti" isimli eserinde Dünya Sağ-ln; Günü hakkında aşağıdaki makale yi yazmıştır :

"Dünyanın herhangi bir yerinde foir hastalığın tahribata bağlamış olduğu öğrenilince, hastalıkla mücadele edip onu ortadan kaldırmakla, bu bölgenin bir sihir kuvvetiyle az zamanda cen­nete döneceğini zannetmek tamamen yanlıştır. Yapılacak asıl iş. hastalığın tekerrürünü önlemek ve başkalarına sirayetine mâni olmaktır. Bu. tedbirler, artık zamanımızın günlük meşgaleleri arasına girmelidir.

1 - Annenin ve çocuğun sağlığı : Js-t&tıstik rakamlarının gösterdiği veçhi­le, müteaddit terakkiler kaydoiunmuş ise de, bu sahada daha yapılacak pek çok işler vardır. Filhakika, çocuk .-;ag îigı bir memleketin en esaslı zenginii-ğinî teşkil eder.

Tjmumî mahiyette, alman tedbirler sa­yesinde, gocuk ölümü nisbeti şu mem­leketlerde hissedilir derecede azalmış bu t unuyor :

Amerika'da 1915 de 1000 de iken 1948 de 1000 de 32, izlanda'da 100 sene ev­vel 1000 de 220 iken, bugün 1000 de 100, bununla beraber, bugün hâlâ bir­çok memleketlerde, çocuk ölümü nisİJfe ti 1000 de 200 dür.

2 Gıda Hıfsisıhhası : tnsan vücudubir motöre benzetilebilir, faaliyete geçe­bilmesi için yakacağa ihtiyacı vardır:
Jgte bu yakacak gıdadır. Aşağıda vere­ceğimiz misâl, besleme ve istihsal mefhumlarının ne kadar birbirlerine bağ­lı olduklarını gösterir : Oldukça geribir bölgede yol inşaatı ile meşgul olanmühendisler, verli amelenin.çok az raiidunan verdiğini farketmişler, yaptıklan inceleme   neticesinde bu işçilerdiçok fena gıda aldıkları görülmüş. Bu­nun üzerine oraya kurulan mutfaklar­la ameleye münasip yemekler verilme­ğe başlanınca birkaç ay sonunda, barbiri 4  6 kilo alan ameleler üç misüiş görmeğe bağlamışlar.

Fakat, insanin vücud motorunu çâhg-ünnak için sadece onun ihtiyacı olaii kaloriyi temin etmek kâfi değildir. îs-tihiâk olunan gıdanın gerekli nisbetıs protein, tuz ve vitamin vesaireyi ihtiviı etmesi lâzımdır.

Bataan (Filipinler) da beri-beri has­talığının önüne geçilmesi .pirincin'baş­ka gıdalarla takviyesi sayesinde müm­kün olmuş S.ur.

Besleme ile istihsal arasındaki müna-sebtin başka mühim bir cephesi de şu­dur : Çocukluk çağında-ti besleme şek­li, olgun yaşa eriştiği zaman elde olu­nacak sıhhat durumu ve hayat sevi­yesi standartı ile istihsal kabiliyeti üze rinde mühim neticeler husule getirir.

3 Aklî hıfzıssıhha: Aklî hızstsıhha,genel sağlık programlarında gittidaelıemmiyetli bir yer işgal etmektedir. Meselâ, sırf ziraat ile uğraşan bir top­luluk kısmî sanayileşmeğe geçince, he­yecan bakımından oldukça kuvvetli aksi amellere   rastlamaktadır.   Fabrika­larda, mütehassısların edindiği.tecrübelere göre, bu gibi hallerde, aklî bozuk­luklara nezle kadar sık rastlama mümkün olmaktadır.

Tryg ve Lie hallettin! etrafındakilere tanıtırken kendisine "dünyanın en mü­him vazifesini üzerinize alıyorsunuz demiştir.

 New York (Birleşmiş Milletler):

Yeni genel sekreter Dag Hammerskjo-t'I« bu sabah ilk defa Birleşmiş Mil­letler binasına gelmiş ve Nev-york ha­va alanına inişinde verdiği beyanatı tekrarlamıştır. Hamnıarskjoeld yarın merasimde and içecek ve ondan sonra resmen genel sekreter olacaktır.

New - York (Birleşmiş Milletler):

Sovyet Rusya'nın Birleşmiş Milletler-dek: eski daimî âelegesi Valerian Zo-rin'in Cuma günü Moskova'ya, hareket etmek niyetinde olduğu Sovyet Çevrele rinde teyit edilmektedir. Bu çevrelerde Zorin'e verilecek yeni bir vazife hak­kında malûmat yoktur: Bilindiği gibi

Yalerian Zorhı'in yerine Vişinski geti­rilmiştir.

10 Nisan 1953

Birleşmiş Milletler, New - York:

Birleşmiş Milletlerde Arap-Asya gru­bu, tunus ve fas meselelerini güvenlik konseyine vermek kararını dün bildir­miştir.

11 Nisan 1953

Birleşmiş  Milletler  :

Birleşmiş Milleler Genel Kurulu Başka­nı Mr. Lester Pearson, genel kurulun bu toplantısının gelecek hafta sonuna kadar biteceği kanaatini izhar etmiş-tf* Ayni zamanda kanada Dışişleri ve kili olan Mr. Pearson, Atlantik konse­yi toplantısına katılmak üzere 18 Ni­sanda uçakla Paris'e gitmeyi tasarla­maktadır.

12 Nisan 1953

Genevre :

Yarin 22 Memleket arasında başliya-cak doğu - batı ticaret görüşmelerine

iştirak edecek Doğu Almanya bugün buraya gelmiştir.

Birleşmiş milletler ekonomik konseyi tavafından tertiplenen bu görüşmeler tamı bir sır perdesi altında bir hafta veya on gün kadar devam edecektir.

Bugün kadar ilk defa olmak üzere bir Doğu Almanya delagosyonu Avrupa ekonomik konseyinin faaliyetlerine iş­tirak etmektedir.

Görüşmelerin ilk celsesinde uzmanlar, ticarete tabi tutmak istedikleri emtia nev'i ve miktarı üzerinde söz alacak­lar d iv.

Daha sonra, karşılıklı ihtiyaçları tes-b't için ikili veya üçlü görüşmelere baş 1 anacaktır.

Konsey sekreterliği görüşmelere işti-r<)« edecek olan memleketlerin alaka­dar oldukları malların bir listesini ha­zırlamış bulunmaktadır.

Görüşmelere, Avrupa ekonomik konse yi sekreteri İsveçli Cunnar Myrdal ri yaset edecektir.

Birleşmiş Milletler (New-York) :

Halefi Dag Hanımarskjoeld'in seçilme si ile vazifesi Cuma günü resmen son buian Birleşmiş Milletler eski Genpl Sekreteri Trygve Lie'ye salı günü eski muharipler dünya federasyonu tarafın dan "Sulh mükâfatı' varilecektir. Bu mükâfatı yeni ihdas etmiş olan bu teş kilât Birleşmiş Milletler nezdinde mu­kayyet olup Merkezi Paris'tedir. Bu münasebetle Lie şerefine verilecek olan akşam yemeğinde Yeni Genel Sek reter ve Birleşmiş Milletler nezdindeki birçok delege hazır bulunacaktır. Es-kj Genel sekreter devri teslim muame leşini tamamlamak üzere bir müddet cUlıa kalacak ve ayrılmadan evvel bir Lasın konferansı tertip edecektir. Haf­ta tatilini sayfiyede geçirmekte olan Hammarskjoeld Pazartesi sabahı yeni vazifesine başlayacak ve ilk olarak ik­tisadî ve sosyal konseyin toplantısın­da hazır bulunacaktır.

13 Nisan 1953

Birleşmiş Milletler.  New -York: Bu sabah siyasi komisyonda Polonya tekriri hakkında konuşan israil dele-geti bayan Golda Myerson Polonya takririnin istihdaf ettiği "Milletlerara­sı sulh ve dostluğun takviyesi gayesine ancak insan haklarına riayet etmek sjretiyle erişilebileceğini, yahudiler aleyhine açılan kampanyanın ve bu millete karşı fark gözetici muamele taibik etmenin bu idealle gayrikabili telif olduğunu' söylemiştir.

israil hükümetin i n, yâhudi hekimlerin beraat ettirilmesi hakkında Moskova dr* alman kararı memnunlukla karşı­ladığını belirten delege, bu suretle İs­rail yardım derneği "Joiııt'ın da suç-suz! uğunun sübut bulmuş olduğunu, ay nı zamanda Siyonist birliğinin ve İsra­il hükümetinin durumlarının da aydın­lanmış olduğunu söylemiştir.

İsrail delegesi bundan sonra, Arap da­valarında ve kremlin doktorlarının tev kü'eri sırasında "Dünya olcusunda fe satcı yahudi teşkilâtı" ndan. bahsedil­mezinin, yahudilere karşı Hintler zama iıındaki gibi topyekûn bir mücadele açı lacağı intibaını uyandırmış olduğunu, fakat simdi Sovyet Rusya'nın ve Doğu Avrupa memleketlerinin bu siyasetten tamamen vazgeçerek, yahudileri top­rakları üzerinde kendi âdet ve hayat tarzlarını tatbite veya İsrail'e hicrette serbest bırakacaklarını ümit ettiğini ilâve etmiş ti ı'.

İsrail delegesinden sonra söz alan Çe­koslovak murahhası Vaclav Davih Po­lonya takririni desteklemiş ve "Kore'de Kuzey Kore ve Komünist Çin hükü­metlerinin insanî hareketleri sayesin­de bir mütareke akdetiimesine mani olar. son sebebin de ortadan kalmış ol­duğunu" ileri sürmüştür.

14 Nisan 1953

 Neıv-York  {Birleşmiş. Milletler)   :

Siyasî komisyonda, barışı takviye ede tedbîrlere dair Polonya karar su­reline mukabil bir tadarı sunmak üze re bu sabah müzakereler cereyan etmiş tir. Bu müzakereler Amerika, îngilte-te, Fransa, Kanada, Brezilya ve aynı zamanda Arap-Asya bloku arasında cereyan etmiştir. Siyasî komisyonda muhtelif hatipler söz almıştır.

Yunanistan delegesi Aiesis Kyrou Po-

loııya karar suretinin aleyhinde bulun niıig ve daha iyi bir istikbal sağlaya­cak herhangi bir müsbet teklifi destek 1 iveceğin i söylemiştir.

Türk delegesi Selim Sarper, Atlantik Paktının münhasıran tedafüi mahiye­tine iş.aret etmiştir.

Thailand temsilcisi, genel kurulun Kore meselesini şimdilik Panmunjom mü zakereeilerine bırakması lâzımgeldiği ni belirtmiştir.

Brezilya delegesi Henrique de Szuza ûe, Moskova'nın iki rejimin aynı za­manda yaşayabileceği hususundaki İs­rarının, silâhlanma masraflarının sana yi bakımdan kâfi derecede gelişmemiş memleketlerin kalkınmasına hasredil­mesini mümkün kılacak mahiyette müs bet tedbirlerin takibetmesi lâzımgeldi ğıni söylemiştir.

Nihayet Beyaz Rusya delegesi Kusma Kisselev Kore 'de mütarekenin şimdi mümkün olduğunu kanaatini ihzar et­mişti .

 Birleşmiş Milletler :

Türkiye ve Mısır delegeleri, uyuşturu­cu madde kaçaklığına karşı hükümet­lerinin girişmig olduğu mücadele hak­kında Birleşmiş Milletlere malûmat vermişlerdir. Uyuşturucu maddeler !-omisyonunda söz alan Türk delegesi D/. Cemalettin Dr. hükümetinin uyuş­turucu madde kaçakçılığını meneden kanunlara aykırı hareket etmek maksa diyle resmî vazifelerinden faydalanamak olan doktor ve hastabakıcı ve me murlara ağır cezalar verilmesini der­piş eden bir 'kanun tasarısını meclise sunduğunu -bildirmiştir.

Mısır delegesi İbrahim Ezzat da, ka­çakçılıkla mücadele için arap birliği tarafından kurulan hususî büro ile hü kornetinin yaptığı işbirliğini komisyo na izah etmiştir. Bu sayede 1952 yılın­da yakalanan uyuşturucu madde inik tannın arttığını bildiren Mjsır delegesi di: kaçakçılığı tamamiyle önlemenin im kansız göründüğünü sözlerine ilâve et n. iştir.

Ezzat;ın kanaatince Mısır'da 150.000 u>uşturucu madde müptelâsı vardır.

Brezilya takririnde Birleşmiş Milletler genel kurulun sulha ve anlaşmaya müsait şartları tahakkuk ettirmek hu­susundaki azim ve kararı belirtilerek, hasta ve yaralı esirlerin iadesi haklım­da Birleşmiş Milletler Uzak Doğu Ku­mandanlığı tarafından yapılan teklıl» Komünist Çin Dışişleri Bakanı Su En Lal nin müsait cevabı da zikrolunmakdır.

16 Nisan 1953

 Birleşmiş Milletler (New-York) :

"Milletler arasında sulhu ve dostluğu takviyeye matuf tedbirlere dair Polonya takririnin müzakeresi sırasında söz alan Lübnan delegesi Elvard Rizk ezcümle şöyle demiştir :

'!Doğu Avrupa memleketlerinde bula­nan yahudilerin îsraile hacret etmele rîne müsaade edilmesi iein teşebbüste bulunan İsrail sözcüleri, bu muhaeceret ten beklenen şeyin" İsrail'in askeri gü cünü arttırmak" olduğunu gizlememiş tir."

Lübnan delegesi, Sovyet Rusyada ve diğeı Doğu Avrupa memleketlerinde yahudi dinden olanlara söede eza ce­fa edildiği" iddiası üzerinde durmuş ve "Irk ve flin farkı gözetici her türlü muameleyi dünya sulhunu takviyeye matuf bir cereyanla gayrı kabili telif bularak takbih ettikten sonra, ırk ve din farkı gözeten ağır muamelere daıc ileri sürülen mübalâğalı ithamların salh için -daha büyük değilse, ayni ehemmiyette bir tehlike teşkil ettiğini s öylem i S ti r.

Lübnan delegesi, diğer taraftan, arap memleketlerinde de yahudi aleyhtarü ğı olduğuna dair ileri sürülen iddialî Ln iftira olduğunu ifade etmiş ve ken di memleketini misal olarak zikrede­rek, Lübnan'dan yalnız 80 Yahudînin <yani yahudi nüfusun ancak yüzde bi­rinin) îsraile hicret ettiğini belirtmiş-tîı.

Delege demiştir ki:

Siyonistler, bir takım akla hayale gel-r.ıez sayılar yaymak    suretiyle Doğu

Avrupa haberlerini mübalâğlandırmış.-larâır.

Lübnan murahhası daha sonra siyoniat .kampanyasını tahlil ederek bunun "Ta mamen insanî olmaktan ziyade siyasî olduğunu" ayni zamanda "iktisadî bir veçhesi de bulunduğunu" söylemiştir. Lübnan murahhasına göre siyonist kampanyasının maksadı "İsrail'in as­keri gücünü" besleyecek yeni bir kay­nak araştırmaktadır.

Lübnan delegesinden sonra söz alan Suriye delegesi Terit Zeyneddın ise sî-yonizmin iki gayeden birini takip et­mekte olduğunu söylemiştir : ya Sov­yet Rusya ve halkçı demokrasilerle Ih tiiâfını hallederek onların müzaharetİ n; sağlamak ve Îsraile muhaeeratî ge­liştirmek, yahut da her türlü çareye bas vurarak bu memleketlere kargı yi kıçı bîr harp açılmasını teşvik ve tah­rik etmrek.

Zeyneddin, siyonizmi naziliğe benzet e rek ikisinin de siyasî olduğunu, İkisi­nin ırkçı ideolojiye dayandığını söyle ve eğer yahudi aleyhtarı bir kam paııya varsa bunun menşaini siyonizm de aramak lâzımgeldiğini, Almanyalı misâl gösterek ifade etmiştir. Suriye delegesine göre, siyonizm yalnız orta doğu sulhu için değil, bütün dün­ya sulhu için bir tehdit teşkil etmektedir.

 Birleşmiş Milletler (New-Yorkl :

Siyasi komisyonda sulhu takviyeye ya­rayacak tedbîrlerin görüşüldüğü sıra­da ikinci defa söz alan Sovyet delegesi Vîşinski, büyük devletlerin silâhlı kuv­vetleri için âzami hadler tayin eden baıılı silâhsızlanma teklifini reddetmiş tir. Bu teklife, bilindiği üzere, diğer devletlerin silâhlı kuvvetleri demogra­fik bir Ölçü ile tesbit edilmektedir.

Sovyet delegesi bu plânı reddederek. büyük devletlerin silahlı kuvvetlerini üçte bir nisbetinde azaltan Rus-Polon ya tekliflerini müdafa etmig ve silâhlı kuvvetler hakkında malûmat verilme­sini ve bu malûmatın kontrol edilme­sini derpiş eyleyen batılı tekliflerini memleketinin hiçbir zaman kabul et­memiş olduğunu ve bugün de kabul et­meyeceğini" söylemiştir.

. Müsabıkların sayısının tahdidi ve bazı müsabakaların kaldırılması husu­sunda hiç bir karara varılmamıştır. Bununla beraber bilhassa ekip halinde girilen müsabakaların sayısını artır­mak hususunda bir temayül belirtmiş tir. Komite daha şimdiden İtalya'da Cortisa D'ampezzo'da yapılacak oian V356 Olimpiyattan için yeni müsaba­kalar kaydetmeğe karar vermiştir. Bundan başka Komite her birinci için millî marşın çalışması teklifini reddet­miş ve bunun, yerine sadece, programı geciktirmemek maksadiyle idareciler­den marşların mümkün mertebe kısal­tılmasını istemeğe karar vermiştir.

1956 Olimpiyatlarının Melburn şehrin­de terübî meselesi, bugün görüsüleoî-ğından dünkü toplantıda müzakere edilmiştir. Bununla beraber bu mese­leye iki defa temas edilmiştir. Delege­lerden biri, Avustralyanın Olimpiyat oyunlarını tertiplemek işinden vazgeç­mesi halinde bu isi üzerine almak ar­zusunda bululan şehirlerin adaylığın­dan bahsetmiştir. Bununla beraber, Komite baş'-tanı Mr. Avary Brundage, diğer şehirlerin sağhyacağı faydaları münakaşa etmeden önce Melbur'un ar-zettiği meseleleri tetkik etmek gerek­tiğim bildirmiştir.

Diğer taraftan söylendiğine göre, ko­mite bundan sonra Olimpiyat oyunla­rının tertibini üzerine almak İstiyecek şehirlere, seçildikleri taktirde uymayı taahhüt edecekleri bir nevi taahhüt listesi vermeyi kararlaştırmıştır.

Bu arada Olimpiyat komitesi bazı mü-kiüatlar tevzi etmiş ve en mühimi olan Baron De Coubertin kupasını 1952 yılı oyunlarının tertibi münasebetiyle Heî-sinki şehrine vermiştir. Müzakerelere katılan Sovyet delegasyonu kararlan tasvip etmişse de münakaşalara katıî-nı diniştir.

Dünkü çalışmalar sırasında İngilizce ve Fransızcadan başka ispanyolca da resmî lisan olarak kabul edilmiştir.

 Birleşmiş Milletler (New-York)  :

Genel Kurul Brezilya karar suretini it­tifakla kabul etmiştir.

Eu karar suretine Panmunjom müza­kerelerinin bir mütareke akdine mün­cer olması ümidi izhar olunmakta vs mütarekenin akdini müteakip genel kurulun toplantıya daveti derpiş, edil­mektedir.

Birleşmiş Milletler (New-York)  : '

Genel Kurul mikkrop harbi yapıldığına dair komünist iddialarım tahkike me­mur bir komisyon ihtası ile ilgili ka­rar suretini ve Kore halikında Brezil­ya tarafından sunulup siyasi komisyon da ittifakla kabul edilmiş olan diğer bir karar surelini tastik etmek üzere bu sabah toplanmıştır. Birinci mestle hakkındaki karar suretinin oya ko­nulması pratik sebeplerden ötürü baş­ka bir celseye bırakıl m istir. Fakat Sov­yet delegesi Vişinski, yine de, böyle bir komisyonun kurulmasının aleyhinde olduğunu belirtmekten hâli kalmamış, buna sebep olarak da, Kuzey Kore ve Komünist Çin'in müzakerelere davet edilmemig  olmalarını göstermiştir.

Genel Kurul, bundan sonra, siyasî Ko­misyonda kabul edilmiş olan Kore'ye irüleallik karar suretini tastik etmis-!ir. Bütün teşkilât üyeleri, Doğulular dahil olmak üzere, lehte oy vermişler <îir. Brezilya karar suretinin tastüsmi teshil etmek maksadiyle kendi teklifi ni geri almış olan Polonya delegesi tou-nü Kore'de bir mütareke sağlaması için yaptığını tekrarlamıştır.

Amerikan murahhası Gross, bu hâdise nin taşkın sevincine değil mutedil ümit lere yol açması lâzım geldiğini belirt­miştir.

20 Nisan 1953

 Birleşmiş Milletler:

Siyasi Komisyon bu sabah Birmanya'­nın Milliyetçi Cin. aleyhinde, Birman­ya toprağına karşı tecavüz" hakkın­daki, şikâyetinin müzakeresine devam etmiştir.

Sovyet delegesi Zarubin bu hususta demiştir:

Kuomintang kuvvetleri ile Formozadakı makamlar arasında bir irtibat bu Umduğu şüphe götürmez bir şekilde ihüat edilmiştir.. Generel Li Mi tarafın­dan Birmanya'da girişilen tedhişçilik hareketlerinden, Formoza makamları mes'uldür.

Sovyet delegesine göre Milliyetçi Çin, Eirmanya ile Komünist Çin arasındaki münasebetlerin bozmak gayesini güt­mektedir. Bunu müteakip Zamirin, Foımoza hükümetinin takbih edilmesi ni ve Birmanya Birliğine karşı giriş­miş olduğu tecavüze nihayet vermek Üzere faydalı addedilecek bütün ted­birlerin alınmasını" konseyden isleyen Eirmanya karar suretini desteklemiş­tir.

Tailand ve Yeni Zelanda delegeleri bu hususta resmen bir karar sureti arzet-nîeksjztn, duruma bir hal çaresi bul­mak ve halen Birmanya'da bulunan Milliyetçi Çin kuvvetlerinin tahliyesini sağlamaya çalışmakla vazifelendiril olarak bîr tavassut komitesinin Genel Ku rtft tarafından kurulmasını teklif er­mişlerdir.

Endonezya delegesinin kanaatince For moza hükümeti Birmanya'daki kuvvet lerini geri almayı taahhüt edebilir.

Bu arada Milliyetçi Çin delegesi Tsi-aro.g müdahale ederek, General Li Mi'-nın kuvvetleri ile Formoza hükümeti arasında bir irtibat bulunduğu yolun­daki iddiaları çürütmeye çalışmıştır.

Müzakere öğleden sonra devam edecek tir. Bu arada Birmanya karar suretine nazaran ekseriyetin tasvip etmesi da­ha kuvvetle bir uzlaşma teklifinin su­nulmasına intizar edilmektedir.

21 Nisan 1953

 Birleşmiş Milletler  :

Birlenmiş Milletler Sivasî komisvonun-da Eirmanya şikâyeti ile İlgili müzake-reie- esnasında, ingiliz De1 eğesi Sir Gladvyn Jeeb, "Çan Kay gek'in Gene­ral Limi'ye ordularım Birmanyadan çekmesi için talimat vermesi icabetti-ğini beyan etmiş ve Formoza makam­ları Birmanyadaki Çin kuvvetlerini doğrudan doğruya kontrol etmiyorlar­sa dahi General böyle bir teca­vüz hareketinin Milliyetçi Çin hüküme­ti siyasetine aykırı olduğunu izah et­melidirler demiştir.

lıieiliz delegesine göre, Rangun Taipeh anlaşmazlığı, araya bir mutavassıt konduğu takdirde kısa bir zamanda hallolunabilir.

Diğer taraftan Birmanya takririnin ekseriyet tarafından kabul edilebilir liale konulması hususunda bazı madde lerinin değiştirtmesi veya bu meselenin hallinin bir mutavassıta tevdii huşu. sunda teşebbüse geçilmiştir.

 Birleşmiş Milletler:

Biılesmiş Milletler siyasî Komisyonu bugün de, Birmanya'nın Milliyetçi Çin hakkındaki şikâyet takririni müzakere edecektir.

Bu güne, kadar siyasi komisyona, For­moza hükûm&ti mütecaviz olarak it­ham eyleyen ve bu tecavüzün durdu­rulması için gerekli tedbirlerin alın­masını teklif eden sadece Birmanya de legesi tarafından verilen takrir sure-îi gelmiş bulunmaktadır.

Bununla beraber Birmanya şikâyetin­den Formoza'yı itham eden maddenin Çıkarılması ile şikâyet takririni tah­fif edecek veya bir mutavassıt komis­yon ve gayri resmî müzakereler yar­dımı ile Çin kuvvetlerini Birmanya'yı terke sevkeyleyecek çarelere ait tek­liflerin bugün Koimisyona sunulacağı umulmaktadır.

 Birleşmiş Milletler :

Ekonomik ve Sosyal Konsey dünyanın ekonomik durumu hakkındaki müzake relerine dün de devam etmiştir. Bu ara­da söz alan Rus delegesi, M. Amazas Arutunian kendi görüsüne göre, silâh­lanma hızının azalması çoi mühim ve dünyayı refaha götürebilecek bir unsur olmakla beraber, kapitalist memleket­lerde bundan korkulmakta olduğunu söylemiş, ve ekonomileri plânlara bağ­lamış memleketlerin, hususi teşebbüs­lere, kıymet veren memleketlere naza­ran daha çabuk ilerlemekte oldukları­nı beyanla buna misal olarak 1951-1952 yıunda, sanayi mamulâti yüzde otuz fszlalaşan Halkçı Çin Cumhuriyetini göstermiştir.

3 Nisan 1953 tarihli Ulus'dan :

 Birleşmiş Milletlerin kuruluğundan beri genel sekreterlik vazifesini gör­mekte oîan Trygve Lie'jım vazifesinden çekilmesi üzerine acılan bu önemli ma­kama Dag Hammerskjeld (Hammer-skeld gibi telâffuz edilir) adına bir İsveçlinin tâyinine Güvenlik Konseyi karar vermiştir. Bu kararla bir taraf­tan Rusya, öte taraftan da demokrat devletler arasında yıllardan beri de­vam eden anlaşmazlık nihayetlen:nis Birleşmiş Milletlerin en yüksek me­muru olan ibir aday üzerinde anlaşma­ya varılmış bulunuyor. Bu neticeyi Stalin'in ölümünden sonra Rusya'da yeni iktidar taralından takibedilen Ba­tılılarla anlaşma politikasının bir be­lirtisi saymak yerinde olur.

Birleşmiş Milletler teşkilâtında, "Ge-nal Sekreter Güvenlik Konseyi'nin tav­siyesi üzerine Genel Kurul tarafından tâyin edilir. "Hakikatte Genel Sekre-reteri tâyin eden Güvenlik Konseyi'dir. Veto hakkı icabı olarak büyük devlet­lerin ittifakı aranacağından, Güvenlik Konseyi için Genel Sekreter seçmek kolay değildir. Bu, teşkilât iğin Genel Sekretere verilmiş olan rolün ehem­miyetinden ileri gelmektedir.

Teşkilâtın en yüksek memuru olan Ge­nel Sekreter, Güvenlik Konseyinin Eko­nomik ve Sosyal Konsey'in bütün ^op lantüanna katılır. Bu organlar tara-lıiidan kendine verilen vazifeleri gö­rür. Teşkilâtın çalışmaları hakkında Genel Kurula yıllık rapor verir. Ge-rel Sekreterin en önemli bir vazifesi-de barış ve güvenliği tehlikeye düşüre­cek hususlara Güvenlik Konseyi'nin dikkatini çekmektir. Bu, herhangi bir sijasî meselenin Güvenlik Konseyi gündemine alınması demektir ki, böy-

le bir yetkinin ehemmiyeti meydanda­dır.

TAM TARAFSIZ :

Genel Sekreter bu noktadaki hareketle­rinde kendi takdiriyle yürür. Herhangi bir hükümetten veya teşkilat dışında herhangi bir makamdan ne direktif is­ter, ne de bunu kabul eder. Teşkilâtın bütün üyeleri vazifesinin ifasında Ge­ne! Sekretere herhangi bir tesir yap-m ıhacaklarını taahhüt etmişlerdir. Bundan başka Genel Sekreter, tesbit ed?len kaidelere göre teşkilâtın memur larını tayin eder, Görülüyor ki, Genel Sekreterin yetkileri büyük, vazifeleri önemlidir. Fakat durumu da o nisbette nazik ve zordur. Hele Batı ile Doğu arasındaki mücadele başladıktan sonra Genel Sekreterin durumu daha da zor­laşmıştır.

1946 da Genel Sekreterliğe tayin edi­len M. Lie'nin müddeti bittiği sırada Kore meselesi yüzünden Sovyetleri öf­ke] tndirmisti. Bu yüzden Moskova Ve­tosunu kullanmış ve Lie'nin tâyinine engel olmuştur. Fakat yerine başka birinin de tâyini de mümkün olmadı­ğından, Asamble karariyle M. Lie'nin memuriyeti 1954 Şubatına kadar uza­tılmıştı.

Eöyle oiduğu halde, M. Lie istifa ct-mi§ ve aylardan beri Konsey, yerino yeni bir sekreter aramaktadır. Rusya Polonya Dış Balsam, Demokrat devlet­ler de Kanada Dış Bakanı ve Filipin­lerin Vaşington Elçisini ileri sürmüşler se de, iki tarafın bir aday üzerinde sn-laşması mümkün olmamıştır.

Geçen hafta Hint Delegesi Bayan Pa.n-dit, Lübnan Delegesi Malik ve daha bir çoklarının adları ortaya atılmış ise de gene anlaşmak mümkün olma­mıştır. Stalin'in Ölümü ile Sovyet Dış politikasında yeni bir safha açılmamış olsaydı, belki bir aday bulmak müm­kün olmiyacaktı. Evvelki gün gelen habere göre Konsey, Dag Ham mars kj Öldü göstermeğe karar vermiştir.

ADAY KİMDİR?

Böyle önemli bir Milletlerarası maka­ma bir kimsenin aday gösterilmesi iki şarta bağlıdır, önce o kimse hakika­ten o makama lâyık Olmalıdır.. Sonra o kimsenin mensup olduğu devlet, ta-kibetüği politika ile Milletlerarası ha­yatta itimat telkin etmelidir.. Öyle gö-rüJüyor İsi Hammarskjöld bu iki şartı haiz bir adamdır.

Tayini hakkında "bir gün sonra ha­ber alsaydım, Nisan şakası sayacak­tım." diyecek kadar tevazu gösteren Hammarskjöld. İsveç'in tanınmış bir ailesine mensup bir devlet adamıdır. Babası 1914-1917 yıllan arasında is­veç'in balkanı îdi. 1905 te doğan Dag 29 yaşında doktorasını almış ve iktisat kürsüsüne doçent ve profesör olmuş­tur. 9 yıl Maliye Nazırının hususî kâ tipliğinde bulunmuş ve iktisadi işler de ihtisas yapmıştır. Hiçbir siyasî partiye mensup olmıyan  Hammarsk 1951 yılında politika adamından ziyade ihtisas adamı olarak kabineye ahnmiştır. Dürüst bir adam olarak ta-nıiıan Hammarskjöld, her bakımdan Gene] Sekreterlik vazifesine lâyıktır.

Fakat, Dago vazifeye ne kadar lâyık olursa oîsun, eğer isveç'in takibettiği politika her iki tarafta da itimat telkin etmemiş olsaydı, Hammarskjöld'ün Ge nd Sekreterliğe tayini mümkün olmaz­dı. Bu bakımdan İsveç devletine ve İs­veç, milletine de bir şeref payı ayır­mak yerindedir.

Gerçekten İsveç Milletlerarası münase bellerde dürüst bir politika takip et­miş., Birleşmiş Milletlerdeki hareketi-de daima barışı kuvvetlendirmek nok­tasında toplanmıştır. İsveç'in de di­ğer devletler gibi Birleşmiş Milletler­de tek reyi vardır. Fakat bu her za­man mânevi ağırlığı büyük olan bir rey sayılmıştır, şimdi öz evlâtlarından bi­rinin bu şerefli vazifeye tâyin ile bu dürüst politikasından dolayı mükâf ati andırılmaktadır.

6 Nisan 1953

Kahire:

Arap Birliği Siyasî Komitesi dün Öğ­leden sonra yaptığı oturumda miliiyet eî dört Fas Partisi adına konuşan Mu­hammet Vazzani'li dinlemiştir. Gerek Vazzani gerekse kendisinden sonra ko-nıışan Tunus ve Cezayir delegeleri giz­li oiarak yapılan oturumda tezlerini izah etmişlerdir.

Vazzani bu konuşması sonunda basma verdiği beyanatta Arap Birliğinden şunları beyan ettiğini söylemiştir:

 Fas meselesini incelemek maksadiyle Birleşmiş Milletler Arap – Asya Grubunun toplanması,

 Fas'ın Arap Birliği dahilinde dörtmilliyetçi parti mümessilleri tarafın­dan temsil edilmesi,

3  Fas'ın Birliği, hükümranlığını ve bağımsızlığını tanıyan Arap Birliğinin bir beyanname neşretmesi.

Fas temsilcisinin konuşmasından son ra Salah Bin Yusul basına verdiği be­yanatta komite başkanı Mahmut Fevzi iıin Arap memleketlerinin Birleşmiş Mılîetlerdeki delegasyonlarına talimat vererefe Güvenlik Konseyinde bu otu­rum devresi içinde Şimal Afrika mese­lesini ortaya atmalarım istedikleri hu­susunda teminat verdiğini söylemiştir. Salah Bin Yusuf kendisiyle, Senik kani nesi eski vekillerinden Badra'mn Bir­leşmiş Milletler Arap-Asya Grubunun Tunus'da durumu tetkik ederek icabe-dcn tedbirleri almak için toplanmasını istediklerini ilâve etmiştir. Nihayet Sa­lah Bin Yusuf Tunus mültecilerinin durumunu ele alarak Arap memleket­lerinden bunlara itimat göstermelerini talep etmiştir.

Arap Birliği Siyasi Komitesi Fas ve 'Jünus temsilcilerinden sonra Cezayir delegesi Ulema Partisi Şefi Muhammet Ei Beşir İbrahim'i dinlemiştir. Konuş­ması sonunda Şeyh basına verdiği be­yanatta Komiteden Birleşmiş Mill^tlor de Cezayir meselesini ele almasını iste d:Jini söylemidir. Delege aynı zaman-dr. Arap memleketlerinden Cezayir'i bir Arap devleti olarak tanımalarını ve kendi kendini idare etme hakkım tealim etmelerini taley> etmiştir. Ceza­yir delegesi bu mevzuda yaptığı konuş mada komiteye Arap Birliğinin şimdi­ye kadar Cezayir meselesini nazarı iti­bara almadığını ve bir çok vatandaş­larının bu alâkasızlığı Cezayirde Em­peryalizmi tanımak yolunda tefsir et­tiklerini bildirdiğini söylemiştir.

Arap Birliği Siyasi KcmHesimn oturu­mundan sonra Birlik Umumî Kâtip Yar dımcısı Ahmet Şukeyrî. basma şu beyati vermiştir.

Fas, Tunus ve Cezayir temsilcilerinin beyanatlarım dinledik. Bunlar memle­ketlerindeki durumu izah ettiler. Ko­ni; te lıâîen kendisine sunulmuş olan bütün talepleri ve mütaleasi tetkik et­mektedir. Komisyon, Arap Birliği Ana­yasası çevresinde Şimal Afrika mese­lesine bir hâl çaresi bulmak için bir karara varmaya  çalışacaktır.

8 Nisan 1953

 Kahire:

Aıap Birliği siyasî Komitesinin dünkü toplantısı sonunda yayınladığı başlıca tavsiyeler şunlardır:

1  Arap Hükümeti Filistin Araplarının haklarını müdafaa ve Birleşmiş Milletlerden mülteciler hakkında alman kararların tatbikini sağlamak için hiç bir gayretten kaçınmamalıdırlar.

Paris:

Atlantik Paktı Teşkilâtı Genel Sekre­ter: Lord Israay, Chaillot Sarayında tertip ettiği bir basın konferasmda, 2?. Nisanda Pariste toplanacak olan At­lantik Konseyinde, Otan'ın 1053 yılı tahsislerinin inceleneceğini ve bu ko-miâa üye memleketlerin askerî ilıîi-yaclariyle iktisadî imkânlarının hema-heıık kılınmağa çalışılacağını söylemiş, ayni zamanda Sovyet Rusya'nın At­lantik Paktı üyesi devletlere karsı tovrında vukubulan taktik inkişafın da fikir teatisine mevzu teşkil edeceğini açıklamışır. Lord Ismay'a göre, Atlan­tik Konseyinin gelecek toplantısında üye memleketlerdeki istihsal dununu, kasların logistik takviyesi ve malzeme noksanı meseleleri de görüşülecektir-

Paris:

18 Nisanda başlayan Nato askeri ko­mite toplantısı dün nihayet bulmuş­tur. Nato kaynaklarından dün gece ve­rilen bir habere göre Amerika ve Nato Devletleri, uzun vadeü müşterek bir savunma programı üzerinde anlaşma­ya varmışlardır. Bu program gereğin­ce İki senelik bir savunma süresi için. sarfedilecek para 700.000.000 dolardır. Amerika'nın yeni savunma bütçesinde­ki iştirak nisbeti açıklanmamıştır. Ge-e^n senelerde bu nisbet yüzde 45 idi. Eı; sene yüzde 40 olacağı tahmin edil­mektedir.

Yer,; programın mer'iyete girmesi icir, 23 Nisan Perşembe günü toplanacak olan Nato Vekiller Konseyinin tasvi­binden geçmesi icab etmektedir.

İnanılır kaynak!ann bildirdiklerine gö­re, Nato Erkânıharb Reisleri Sovyet suJh taarruzlarının ümid verici olma­dığında ve Nato kuvvetlerinin   nıüda arttırmak hususunda tam bir görüş birliğine varmışlardır.

 Paris:

ADantik Paktı Askeri Komite Başkanı Danimarkalı Amiral E. C. Cvistgrad'ın bugün Reuter muhabirine bildirdiğine göre, Atlantik Paktına mensup devlet­lerin Erkânı Harbiye Reisleri batılı kuvvetlerin devamlı gelişmelerinden memnuniyet duymaktadırlar.

Amiral Cgvisgard şunları ilâve etmiş­tir :

Tabiatiyle askerler hiç bir zaman bü­tün istediklerini elde edemezler. Siya set adamlarının kâfi gördüklerini ka­bul etsek de etmesek de üzerimize tev­di edilen vazifeleri yerine getirmekle mükellefiz."

Atlantik Konsyi Askerî Komitesi 13 Erkânı Harbiye Reisinden müteşekkil­di»-. İzlanda'nın askeri kuvveti olma­dığından bu devlet bu komitede temsil edilmemektedir.

Komite birkaç günden beri toplantı ha­li r.de bulunup, önümüzdeki Atlantik Paktı Konseyi için gerekli raporu ha­sırlamaktadır.

Komite başkanı sözlerine devamla demgür ki:

"Gayet faydalı toplantılar yaptık. As­keri bakımdan elde edilen terakkiler hususundaki raporumuzu ve teklifleri­miz; hazırladık."

Amiral, komitenin evvelki tavsiyele­rinin yerine getirilmemiş olmasından huzursuzluk duyduğuna dair çıkan şa­yialar hakkında yorumlarda bulun­maktan imtina etmiştir.

Paris:

Kuzey Atlantik Paktına dahil 14 üye devlet, Önümüzdeki 3,5 sene içinde in­şası mutasavver hava meydanları ve diğer tesisler için sarfedilecek 317 milyon Sterlinlik masrafın taksimi hakkında anlaşmaya varmışlardır. Yetkili bir kaynaktan öğrenildiğine göre, Amerika bütün masrafların %42,S6 sini temin etmeyi kabul et­miştir.

Mütebaki kısım su şekilde taksim e-dilmiştir:

Fransa:    %13.75,    ingiltere:    %11A5,

Kanada: %7.13, îtalya: %6, Belçika: %5.09.

Geri kalan kısım da Hollanda, İzlan­da, Lüksemburg, Portekiz, Danimar­ka, Norveç, Türkiye ve Yunanistan arasında taksim edilecektir.

Paris:

Atlantik Konseyinin yarın Paris'te bağlıyacak olan 11 inci oturumunda askerî meseleler dışında, siyasi me­seleler büyük bir ehemmiyet arzedecekür.

Batılı konferansların hepsinin gün deminde Sovyet Eusya ile münasebet­ler meselesi ananevi olarak yer almaktadır. Fakat bu sefer bu mesele birinci önemdedir.

Silâhlanmanın derecesi Moskova tara

fından yapılan son barış hareketle­ri kargısında takınılacak müşterek duruma bağlı olacaktır. Şimdilik fi-Idrler muhteliftir. Anlaşma imkânla­rından azamî derecede istifade edil­mesine taraftar olanların başında Churchill gelmektedir.

Türkiye Dışişleri Vekili Profesör Köp­rülü bugün, uyanık bulunmak lüzu­muna işaret etmiş ve Sovyetlerin ni­yetlerinde derin bir değişiklik vuku bulduğuna inanmadığını söylemiş­tir.

George Biadult yarın mühim bir nu­tuk söyliyerek Fransız görüsünü izah edecek ve belki de beklenmedik bir tavsiyede bulunacaktır.

Bugün cereyan eden Fransız - Ameri­kan, İngiliz - Amerikan ve Fransız -ingiliz müzakerelerinde milletlerara­sı konjonktüre temas edilmemiş sade­ce doğrudan doğruya ilgili tarafları alâkadar eden meseleler görüşülmüş­tür. Umumi dünya durumu Cumarte­si günü üçler arasında müzakere dilecektir.

23 Nisan 1953

 Paris:

Nato Genel Sekreteri Lord Ismay bu­günkü basın toplantısında, Yunan ve ve Türk hükümetlerinin daveti üze­rine yalçında bu memleketleri ziyaret edeceğini bildirmiştir.

 Paris:

Başkan Eisenhower, Atlantik Konseyi­ne gönderdiği bir mesajda söyle de­mektedir: "Beşler tarihinin bu devre­sinde medenî milletlerin enerji ve kaynaklarının bu kadar mühim bir Kısmını askerî savunmaya tahsis et­meleri esef edilecek bir şeydir. Fa­kat bizi tehdit eden tehlikeleri kü-çümsememek de elzemdir. Medeniye­timizin, yeni bir dünya harbinin deh­şet ve fecaatine maruz kalmasını ön­lemek maksadiyle hür hükümetlerin iktisadî, tedafüi ve manevi kudretle­rini arttırmak vazifeleridir.

Bunu müteakip Başkan Eisenhower Nato'nun herhangi bir tecavüzî niye­ti olmadığını belirterek şöyle demekte-

dir:Arzularımızı hakikat zannet­mekten kaçınarak kalbleiimîzde barış ümidini muhafaza ederken bu ümidi yaşayan bir hakikat haline getirmek için elimizde olan her şeye başvura­cağız."

Paris:

Atlantik Konseyi Gmt. ayariyle saat 15.20 de tekrar toplanmıştır. Bu top­lantıya daimî delegeler ve yalnız Dış­işleri ve Maliye Vekilleriyle bir iki mütehassıs katılmaktadır. Konsey bu toplantısında Sovyet politikası ve bu politikada son zamanlarda kayde­dilen gelişmeler meselesini tetkik e-decektir. Mr. Foster Dulles, hüküme­tinin bu mevzudaki görüşünü izah edecektir. Nato üyesi diğer 13 mem­leket temsilcilerinin de görüşlerini acı ki ara al arı beklenmektedir.

Paris:

İyi haber alan kaynakların bildirdik­lerine göre, Kuzey Atlantik Faktı Vekiller Konseyi, batı hava savunma­sını kuvvetlendirmek maksadiyle 500 milyon dolar masrafla tepkili uçak imalâtına İhız vermeğe karar vermiş bulunmaktadır.

İlâve edildiğine göre, Avrupa ve İn­giliz fabrikalarında imal edilecek olan uçakların masraflarının yarısı Amerika tarafından ödenecektir.

400 adet Hawker Hunter tipi tepkili avcı uçağını imal edecek olan İngil­tere Amerikan yardımından 100 mil­yon dolardan fazla bir tahsisat ala­caktır.

Karşılıklı Güvenlik Bürosu ile batılı devletler arasında bu hususta muka­veleler Amerika Savunma Vekili Wil-son, İngiltere Savunma Vekili Lord Alexander, Fransız Savunma Vekili Rene Pleven ve Belçika ile Hollanda Savunma Vekilleri arasında imzalan­mıştır.

Mysîere tipi avcı uçağı imal edecek olan Fransa 80 milyon dolar elde ede­cektir.

Mystere uçakları aynı zamanda Bel­çika ile Hollanda'da imal edilecek­tir.

 Paris:

Kuzey Atlantik Paktına dahil mühim bir askerî şahsiyetin bugün açıkladı­ğına göre, Nato Askerî Konseyi Orta Doğuda tesirli bir savunma teşkilâtı­nın kurulmasını derpiş eden ingiliz Amerikan teklifini kabul etmiş ve bu bölgede kuvvetli bir üs teşkilinin lüzumunu belirtmiştir.

Fakat hüküm süren kanaate göre bu hususta pratik bir çarenin bulunma­sı uzun zamana mütevakkıftır.

Gerek askerî ve gerekse siyasi lider­ler, bir Orta Doğu Savunma teşkilâ­tının kurulması için evvelemirde şu ' iki meselenin halledilmesi gerektiği­ne kaani bulunmaktadırlar.

1  Kanal bölgesindeki İngiliz kuv­vetlerinin durumu hakkında ingilte­re ile Mısır arasında bir anlaşma ze­mininin bulunması.

Nato liderleri, 18 ay evvel kararlaştı­rılan Orta Doğu Savunma teşkilâtı­nın bugünkü durumda kurulmasının imkânsız olduğuna kani bulunmak­tadırlar.

Kâğıt üzerinde, evvelce Amerika, in­giltere, Fransa ve Türkiye tarafından teklif edilen Orta Doğu Savunma pro­jesi elan muteber addedilmektedir. Fakat bu plânın tesirli olabilmesi için Orta Doğu memleketlerinden başka hariçten bazı memleketlerin iştirak etmesi ve bu memleketlere İsrail'in de dahil olması lâzım gelmektedir. Nato teşkilâtı askerî liderleri, Orta Doğu Savunma Sisteminin batı kıs­mında bir gedik meydana gelmesin­den korkmaktadırlar. Fakat aynı za­manda, Türkiye, Yugoslavya ve Yuna­nistan arasında geçenlerde imzalanan anlaşmadan bir dereceye kadar tesel­li bulmaktadırlar. Nato liderleri bu suretle Orta Doğuda bir mihver vazi­fesi gören Türkiye'nin güvenliğinin sağlamlaştırılmış olduğuna kani bu­lu nmaktadırl ar.

Paris:

General Mathew Ridgway"jn Paris Ka­rargâhının bugün yayınlanan/bir teb­liğde, Birleşik Amerika'nın atom silâh­larının denemelerinde elde edilen ne­ticeleri müttefik memleketlerin    seçkin askerî liderlerine bildireceği açık­lanmaktadır.

Tebliğde ilâve edildiğine göre, bu gaye için kurslar açılacak ve sevkül-ceyşî vaziyetlerde atom silâhlarının kullanılış şekilleri seçkin subaylara öğretilecektir.

Kurslar, atam enerji kanunu gereğin­ce gizli tutulması gereken malûmatı ihtiva etmiyecektir.

Almanya'nın Amerikan işgal bölge­sinde ağılacak kurslarda. Amerikan subayları öğretmenlik vazifesini de­ruhte edeceklerdir.

Atlantik Paktına dahil üye devletle­rin ileri gelen komutanları dört gün­lük bir kursa tâbi tutulacaklardır. Kurmay subayları ise 10 günlük bir kurs göreceklerdir.

 Paris:

Kato Vekiller Konseyini müteakip gazetecilere beyanatta bulunan Ame­rika Dışişleri Vekili John Foster Dul-les ezcümle şunları sylemiştir:

"Nato Konseyine iştirak eden 14 üye devlet, Sovyet Rusya'nın yeni hareket­lerini bir siyaset değişikliğinden zi­yade bir taktik değişikliği olarak va­sıflan dırm ışlard ir.

Nato Teşkilâtı uzun vadeli bir prog­ramla çalışmalıdır.

Kuzey Atlantik Paktı Teşkilâtının is­tikametini değiştirmesi hususunda hiçbir yenilik vuku bulmuş değildir. Kanaatımizca nazarlarımızı çevirmek iein komünistlerin ara sıra atacakla­rı ekmek kırıntılarını toplamak lüzu­munu hissetmeden, çizdiğimiz yola se­nelerce devam etmemiz gerekmekte­dir."

Dulles, Nato toplantısında verdiği be­yanatın hülâsasını yaparak şunları ilâve etmiştir:

Avrupalı ortaklar sulih uğrunda ça­lışmalıdırlar. Amerika, tecavüzü önle­mek iein gerekli çareleri ve malzeme­yi bulmak vazifesine devam edecek­tir.

Foster Dulles, Kongre tasvip ettiği takdirde 1954 te Amerika'nın Batı Avrupa'ya 3.610.000.000 dolarlık malzeme göndereceğini ve ayrıca 1,5 mil­yar dolarlık malzeme siparişi verece­ğini açıklamıştır.

Alman Birliklerinin savunma camia­sına dahii olmadığı takdirde tesirli bir şekilde muhtemel bir istilânın durdurul abi eğine inanmadığını söylemiştir.

 Paris:

Bugün burada toplanan Atlantik Pak­tı Vekiller  Konseyi Moskova'nın son

sulhperver jestlerine rağmen, Batının silâhlanma programına devam edil­mesine karar vermiştir.

Ayni zamanda, Kuzey Atlantik Pak­tına dahil 14 üye devletin Dışişleri ve Savunma Vekilleri Batının hava savunma kudretinin arttırılması için .mutasavver geniş, imalât programının birinci kısmını kabul ederek bu hu­susta muazzam bir tahsisat ayırmış­lardır.

Toplantı esnasında söz alan Fransa Dışişleri Vekili George Bidault, me­sai arkadaşlarının fikirlerine tercü­man olarak. Rusya'nın samimi olup olmadığının sözler ve jestlerle değil, yapacağı ciddi hareketlerden anlaşı­lacağını belirtmiştir.

M. Bidault, Sovyet Rusya'nın bilhas­sa şu üç. mesele karşısında takınaca­ğı tavrı hareketlerle, samimiyetini isbat edebileceğini söylemiştir.

 Silâhların milletlerarası bir kontrole tâbi tutulması,

 Hür seçimlerle kurulacak tek bir Alman Hükümeti,

3  Avusturya antlaşması imzalanması.

Yetkili kaynakların bildirdiklerine gö­re, ıtoplantı esnasında bütün üyeler, Batı savunmasının uzun vadeli bir programla idare edilmesi hususunda Amerika Dışişleri Vekili Foster Dul­les tarafından. ileri sürülen teklifi kabul etmişlerdir.

3 gün sürecek olan toplantılar gizli celseler halinde devam etmektedir.

 Paris:

Atlantik Konseyinin I inci toplantı devresi çalışmaları Grinvîç ayariyle sa­at 12.45 de bitmiştir. Konsey müteakip toplantısını gelecek Ekim ayında yattıaya karar vermiştir. Diğer taraftan güvenilir bir kaynaktan öğrenildiğine göre, Atlantik Konseyi Almanya'nın Avrupa Savunma Birliğine iştirak his­sesini ayda 950 milyon Mark olarait tes-irit etmiştir. Bu hisseler gelecek Kasım ayından itibaren verilmeye başlana­caktır.

Paris:

Kuzey Atlantik Paktı Vekiller Konse­yi toplantısının 3 üncü gününde, Kon-Styin Önümüzdeki sene zarfında asga­rî 70.000.000.000 dolarlık bir askeri kal­kınma programını kabul ettiği anla­şılmaktadır.

Paris:

Bugün burada yaptığı bir basın toplan­tısında, Portekiz Dışişleri Vekili Dr. Paulo Cünha, ispanya'nın Nato'ya da­hil edilmemesinin saçma bir hareket olduğunu söylemiştir.

Gazetecilerin suallerini cevaplandıran Dışişleri Vekili, Nato Konseyinde bu husus üzerinde ısrar etmediğini, çün­kü karşılıklı anlaşmalar yolunda is­panya'nın Batı Savunma Sistemine da­hil edilmesinin mümkün olacağını ilâ­ve etmiştir.

M. Cünha şunları ilâve etmiştir :

"Almanya ve İspanya gibi iki kuvvet­li memleketin, Nato dışında tutulma­sına imkân yoktur. Portekiz, Avrupa Savunma Camiasının imzalanması me­lesinin, Almanya meseelsinin halline doğru bir adım teşkil ettiğine kanidir.

28 Nisam 1953

Washington:

Bugün Paris'ten dönen Birleşik Ame-

rika Dışişleri Vekili Foster Dulles, Ku­zey Atlantik Konseyi toplantısında ba­zı müşküllerin muvaffakiyetle halledil­diğini söylemiştir.

Foster Dulles bu hususta verdiği beya­natta demiştir ki:

"Zannettiğime göre, gayet başarılı bir toplantı yaptık. Elde edilen neticeler bir taraftan. Birleşik Amerika'nın men­faatlerini korumuş, diğer taraftan da hepimizin alâkalı bulunduğumuz Nato kuvvetini arttırmıştır.

Dulles, Eisenhower'in son nutkuna karşı Sovyetler Birliğinin tepkisi hak­kında tefsirde bulunmamıştır. Dışişle­ri Vekili bugün Cumhurbaşkaniyle gö­rüşeceğini ve yarın da Ayan Meclisi Dışişleri Komisyonunda izahat verece­ğini tahmin ettiğini söylemiş ve bun­dun sonra daha geniş izahat verebili­rim, demiştir.

30 Nisan 1953

 Washington

Foster Dulles dün verdiği beyanatta Atlantik Kuvvetlerinin Batı Avrupa'­da 50 tümeni olduğunu ve Türkiye İle Yunanistan'ın teşkil ettiği güney ce­nanda da mühim miktarda bir kuvve­te sahip olduğunu söylemiştir. Ame­rika Dışişleri Vekiline göre, bu kuv­vetler bir taarruza karşı koymak büyük bir kıymet teşkil et inektedir.

Nato Konseyinin geçen halta yaptıği toplantıdan bahseden Foster Dulles, Kuzey Atlantik Birliğini kuvvetlen­dirmek için pratik yollar aradıklarını söylemiştir.

Poster Dulles, bu beyanatında, barışa varmak için kuvvetimizi azaltarak bi? tehlikeye düşmektense, kuvvetimizi arttırmak yolunu seçmeliyiz, demiştir. Dulles, Nato Konseyinin bu toplan­tısında esasen bu gayeye erişmek için daha ucuza malolacak usuller aranıldı-Sim ilâve etmişti.

4 Nisan 1953

 Ankara:

Atlantik Antlaşmasının, dördüncü yıldönümü münasebetiyle Dışişleri Ve­kilimiz Prof. Fuad KÖprülü'nün bu akşam saat 21.15 te ki radyo konuş­masının metni aşağıdadır:

"Muhterem vatandaşlarım,

Geçen sene Şubat ayında memleketimizin de müsavi hak ve vecibelerle il­tihak etmi solduğu Kuzey Atlantik anlaşması, dört yıl evvel bugün imza­lanmıştı.

Hür ve sulhperver milletlerin, İkinci Cihan Harbinden'sonra bazı hükü­metlerin ihtiyar ettikleri hattı hareket muvacehesinde sulhun ancak kuv­vetli bulunmakla korunabileceğine inanarak ve Birleşmiş Milletler Anaya­sasında tesbit edilen ideallere sadık kalarak imzaladıkları bu andlaşma, coğrafî vüs'ati, âkid devletler arasındaki ideal birliği, sulh zamanında vü­cuda getirilen teşkilât ve muhtelif memleketlerin silâhlı kuvvetlerinin tek bir komuta altında toplanması bakımlarından tarihin bugüne kadar kay-deylemiş olduğu en mühim   ve şümullü ittifakı   teşkil etmektedir.

Sulh ve emniyet içinde hür müesseselerini geliştirmek, iktisadî, içtimaî ve kültürel sahalarda ilerlemek, hüsnü niyet sahibi bütün devletlerle iyi dost­luk münasebetleri kurmak ve idame etmekten başka bir arzusu bulunımyan ve tek basma kaldığı zamanlarda da istiklâl ve toprak bütünlüğünü her tecavüze kargı korumaya ve hiçbir tehdit önünde boyun eğtnemeye azmetmiş olduğunu fiil ve hareketleriyle daima ispat etmiş bulunan mem-letimizin, aynı gayelere ulaşmayı samimiyetle arzu eden diğer milletler ara­sında yer alması tabidir.

Bugünkü teknik terakkiler dünyanın her köşesini birbirine yaklaştırmış­tır. Diğer, taraftan, hür dünyanın maruz bulunduğu tazyik ve tecavüz tehlikesi topyekûn bir mahiyet arzetmektedir, yani, her sahada tecelli et­tikten başka, hiçbir hür memleketi istisna eylememektedir. Bu itibarla, müşterek emniyet sisteminin kurulması her zamandan daha kuvvetli bir zarurettir. Bu sebeple sulhun bölünmez olduğuna inanarak ve onu idame ettirmeği arzu eden memeleketlerin, bütün kaynak, kuvvet ve gayretlerini birleştirmeleri şart olmuştur. İşte, Kuzey Atlantik andlaşması bu İhtiy*-cin en tabii bir neticesidir.

1949 danberi Atlantik camiası, müdafaa ile ilgili bütün sahalarda ehemmi* yetü ilelerlemeler kaydetmiştir. Bununla beraber, önümüzde yapılacak çok şeyler vardır. Tecavüzü önlemek ve icabında def etmek için hazırladı­ğımız kuvvetleri sayı ve keyfiyet bakımından ehemmiyetli surette ve kıâa zamanda arttırmak zorundayız. Bu yolda sarfedilen gayretlerin semereli olması, Atlantik devletleri arasındaki işbirliğinin siyasî, askerî ve iktisa­dî her sahada "Camia" ruhuna daha   uygun bir şekil almasiyle mümkündür.   Bunun gibi, tecavüze karşı savunma zincirinin, dünyanın her bölge­sinde tamamlanması da büyük bir zarurettir. Her iki cihetten, Türkiye ileri görüşlerini azimle takip etmektedir. Aziz vatandaşlarım,

Eminim ki, sulh yolunda en tesirli âmil olan Atlantik andlaşmasının ge­lecek yıl dönümleri bu bakımlardan her yıl artan bir mâna ve ehemmiyet kazanacaktır ve hür dünyanın selâmeti için bunun  böyle olması lâzımdır."

Atlantik Konseyinin nihai tebliğinin metni:

 Paris:

Paris'te Lord Ismay'm başkanlığı altında ve Dışişleri, Savunma ve Ma­liye Vekillerinin iştirakiyle toplanan Atlantik Konseyi çalışmalarını bu­gün bitirmiştir. 1953 için katî, 1954 için de muvakkat bir program hazır­lanmıştır. Yunanistan ve Türkiye'nin pakta iştiraklerinin sağladığı yar­dımdan ayrı olarak, Başkumandanlığa verilen kuvvetlerin miktarı hisse­dilir bir şekilde arttırılacak ve tesirliliği daha. fazlaştırıîacaktır. Her ka­demede eğitim daimî surette islâh edilmektedir. Bir yıldan beri yapılan geniş mikyastaki muhtelif manevralar sayesinde üye devletlerin işbirliği kabiliyeti oldukça arttırılmıştır. Birlikler daha iyi teçhiz edilmiş olup des­tek birliklerinin teşkilatlandırılması işi süratle inkişaf etmektedir. NATO

Askerî Makamlarının kanaatince bu çeşitli âmillerin müşterek tesiri ve 1953 programlarının ikmali sayesinde 1953 yılında savunma kudreti esas­lı bir şekilde artmış olacaktır.

Bundan başka yalnız enfrastrüktür programının dördüncü kesiminin ikin­ci kısmının müştereken finanse edilmesi (Takriben 76 milyar frank) hu­susunda bir anlaşmaya varmakla kalınmamış, aynı zamanda 1954 yılında başhyacak olan üç yılhk bir devre içinde Başkumandanların arzedecekleri

programlar için, parlâmentoların tasdiki şartiyle, sarfedilecek olan 250 milyar franklık meblağın taksimi hususunda bir formül üzerinde mutaba-. kata varılmıştır. Bu programlar şu çeşitli işleri ihtiva edecektir:

Uçak meydanları, muhabere tesisleri, deniz üsleri ve liman tesisleri, petrol boruları, radar  tesisleri.

NATO Askerî Makamları şimdi, işlerini ifa için malî bir çerçeveye malik bulunmaktadırlar. Bundan başka müşterek enfrastrüktür tahsisatlarının sarfının müessir bir malî kontrola tabi tutulması için mütekâmil bir sistem ihdas edilmiştir. Konsey, Savunma Çalışmalarını tahdit eden çeşitli ik­tisadî ve malî âmillere en büyük dikkati atfetmiştir. Konsey, millî iktisadi­yatın gelişmesiyle askerî kuvvetlerin artmasının müşterek yürütülmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bazı sahalarda, uzun vadeli müşterek askerî is­tihsal programlarının tesisi en ucuz ve en müessir hâl çaresi olarak görül­müştür. Üye memleketlerin hükümetleri ve milletlerarası sekreterlik bu zihniyet dahilinde, müşterek istihsal programlarını hazırlamak üzere bir usul tesbit etmişlerdir. Bunun gayesi, bir taraftan Avrupa memleketleri­nin savunma istihsaîâtmm millî bütçelerin çerçevesi dahilinde en iktisadî bir tarzda ifasını sağlamak, diğer taraftan da Avrupa savunma istihsa­lini daha müessir bir hale getirmektir. Birleşik Amerika'nın "Off-shore" siparişlerle buna iştiraki, Avrupa memleketlerinin iştirak hisselerine ilâve olunmakta ve bu gayelerin tahakkukunda gayet mühim bir rol oynamak­tadır. Geçenlerde bildirilen munzam uçak imalât programı bunun ilk netice­lerinden biridir. Bu program sayesinde beş Avrupa memleketinin havacıhk endüstrisinin gelişmesi kolaylaştırmakla beraber NATO'nun hava sa­vunması da takviye edilmiş olacaktır. Daha başka programlar da derpiş edilmektedir. NATO, bu arada Amerikan ve Kanada malı malzemenin ba­kımını temin raaksadiyle Avrupa'da yedek parça imali çaresini de tetkik etmektedir.

Genel Sekreter Konseye verdiği faaliyet raporunda NATO'nun sivil ve as­kerî teşekkülleri arasındaki sıkı işbirliğini de belirtmiş ve milletlerarası sekreterliğin çalışmaların arz etmiştir. Konsey bu rapor üzerindeki bir görüş teatisi sırasında NATO memleketlerinin iktisadî, sosyal ve kültürel sahalardaki işbirliğinin terakkisine atfetği alâkayı tekrar teyid etmiştir.

Bundan önceki toplantılarında yaptığı gibi Konsey müşterek mahiyetteki siyasî meseleleri de tetkik etmiştir. Milletlerarası durumun tetkiki sonun­da, bilhassa Sovyetlerin son teşebbüslerinin tahlili hususunda, Konsey üyelerinin mutabık oldukları anlaşılmıştır. Bu teşebbüsler, hâdiseler bun­ları milletlerarası gerginliği azaltmaya matuf hakikî gayretler olduğunu ispat ettiği Ölçüde, dünya barışını tesis için her türlü fırsattan, istifadeye çalışmış olan üye hükümetler tarafından, memnunlukla karşılanacaktır. Bununla bareber Konsey, hür milletlerin güvenliği üzerine çöken esas teh­likeyi hafifleten herhangi bir şeyin vukua gelmediğini müşahede etmiştir. Bu tehdidin daimlığinin en kuvvetli ifadesi takibettikleri politika bugünkü gerginliğe sebebiyet veren ve dünyanın birçok bölgelerinde tecavüz harp­lerini desteklemekten geri kalmayan memleketlerin, büyük ve daima takvi­ye edilen askeri kuvvetlerinde bilinmektedir. En son misali muhasama­tın Laos'a da yayılmış olmasıdır ki bu durum Fransa'nın istilâya kar­şı mücadelesinde yükünü ağırlaştırmiştır.

Bu sebepten Konsey gayet hakh olduğu anlaşılan bir müşterek savunma politikası takibetmek kararım yeniden teyid etmiştir. Bu politika hür dün­yanın istikbaline olan ve gittkçe büyüyen itimadın tesisinde de büyük bir hisseyi haizdir.

Konseyin kanaatince üye hükümetlerin Atlantik Birliğinin gelişmesine yar­dım etmeleri elzemdir. Bu birlik, gittikçe daha sıkı bir şekilde birleşmiş bir Avrupa'da, bir Avrupa savunma topluluğu da bir an önce ihtiva etmelidir.. Konsey esas temennisini gene tekrarlamaktadır: Barışı inşa etmek Kon­sey, üye memleketlerin kaynaklarının daha büyük bir kısmım bir gün mil­lî ve milletlerarası sahada iktisadî gelişmeye ve imara tahsis edebilecek­leri ümidini izhar etmektedir. Birlik hükümetleri en büyük kuvvetermin ittifaklarında bulunduğuna kani oldukları içindir ki, askerî olduğu kadar siyasî, iktidasî ve sosyal bütün sahalarda işbirliklerini genişletmeye ve bu suretle Atlantik Camiasını devamlı bir hakikat haline. Getirmeğe az­metmişlerdir,

Tebliğ ve cevap...

20 Nisan 1953 tarihli Dünya'dan :

25 Nisandan beri Pariste toplantılar yapmakta olan NATO Konseyi işini bitirdi ve tebliğ neşretti. Hemen aynı günde de Moskova'dan gelen haber­ler, Başkan Eisenhover tarafından 16 Nisanda yeni Rus ricalinin sulh te­şebbüslerine cevap teşkil «der ma­hiyette söylenen nutuk a, Moskova hüküm etinin ilk resmî cevabını bil­dirdi.

Konseyin bu defa da yeni kararlara vardığını biliyoruz. Bus teşebbüsleri 14 müttefik devletin savunma gay­retlerini gevşetmemiş ve üyeler yal­nız askeri sahada değii, ekonomik ve sosyal sahalarda cta "vahdetten kuv­vet doğacağına kani olarak" devamlı iş birliğine  karar vermişlerdir.

Konsey her sulh gayret ve teşebbüsü­nü memnunlukla karşihyacağmi bil­dirmekte, fakat hâlen "sulh ve gü­venlik prensiplerini koruyacak esas­lı bir hâdisenin vukubulmaraiş ol­duğu"  kanaatini izhar etmektedir.

Pakta dahil devletler koliektif em­niyet tedbirlerinin lüzumu sabit oldu­ğunu ve bugün dünyada itimat his­si artıyorsa bunun ve sistemin tat­bikinden doğduğunu da" müşahede etmektedirler.

Gerek savunma işlerinde, ay ve be­raber karar verilmesi, gerek Ankara paktının tasvibi ve Yugoslav kuv­vetleriyle Kuaey îtalya'daki Carney kuvvetleri arasında irtibat kurulma­sı kararı, gerek Avrupa ordusunun kurulmasının bir zaruret olduğu ka­naatinin tekrar ve teyidi hür millet­lerin tek fiili savunma birliği olan HATO'nun "sülhe hazır ve tecavüzü men'e azmetmiş" bir teşekkül olduğu­nu ciddî surette belirtmiştir M, bun­dan memnun olmak pek tabiidir.

NATO Konseyinin tebliği üe aynı günde İntişar eden Pravdanm Baş­kan Eisenhover'in 16 Nisan nutkuna cevabı, kim nasıl telâkki ederse et­sin, bizce de müsbet bîr mahiyet ar-zetmektedir. Cevapta göze çarpan, meselâ atom bombasına ait imalar, kuvvetle tahmin edilebilir ki, iç se­beplerden, Sovyetler halkı karşısın­da kudretli görünmek ihtiyaç ve za­ruretinden doğmuş şeylerdir. Bu ma­kaleyi neşreden gazete ile onu iktibas eden diğer gazetelerin bir iki saat içinâe tamamen satılmış olduğuna ve ertesi gün Rusyada çıkan bütün gazetelerin bu cevabı iktibas edecek­lerine dair gelen haberlerle Sovyet­ler Birliğindeki radyoların bu maka­lenin mühim parçalarını birkaç defa tekrar etmeleri Kremlin idarecileri­nin Sovyetler Birliği halkının, sulh. arzusunu tatmin ihtiyacı duydukları­nı gösterir mahiyette hareketlerdir. Gerek Fravda'daki yazının tarzında, gerek radyoların lisanında evvelce görülmesine alışılmamış bir yumu­şaklık müşahede edildiği batılı çevre­lerce   de   kabul   edilmektedir.

Vaşington'da Pravda vasıtasiyle veri­len Rus cevabı "kâfi" görülmemiş., müsbet bir adım olduğu kabul edil­mekle beraber "Rusya daha kati bir şekilde cevap verdiği takdirde Mos-kovadaki Amerikan büyük elçisinin Sovyet n^ukabil tekliflerini Igabuîe ömade olacağı" beyan olunmuştur. Londra hükümetinin düşüncesi hak­kında, şu satırlar yazıldığı, ana ka­dar, bir haber gelmiş değildir. Yal­nız işçi kabinesinin son Dışişleri Ba­kanı Morrison'un radyoda yaptığı bîr konuşmada "Rus teklifini nihtiyatla k arş il anma sı gerektiğini" söylediği bildiriliyordu.

Sovyet ricaliyi e temas bahsinde, NA­TO tebliği de, Pravda'nm makalesi de sakit bulunmaktadır. Fakat bizce bu, Sir ChurchiU'in Avam Kamara­sındaki son beyanatında belli başlı devletler ricali arasında mülakatlar­da vukuu ihtimaline dair yaptığı işa-

retin kuvvetini azaltmaz. Zaten İn­giliz Başkanı o beyanatında resmî bir üç büyükler veya dörtler buluşmasın­dan değil, gayri resmî ve hususî ma­hiyette de olabilecek" temaslardan bahsediyordu. Hâdiselerin bu temas­ların vukuu istikametinde gelişme­sini şimdilik mümkün telâkki etmek­te hata yoktur. Esasen Sir ChurchlU'-in Moskovaya harekete    hazırlandığı yolundaki son haberler bu düşünceyi teyit eder mahiyettedir. 1953 yaz aylarının beşeriyete biraz olsun huzur ve sükûn getireceğini ümit ederiz. Meraşal Montgomery'-nin umumî dünya sulhu için elli, hat­tâ yüz sene lâzım olduğu yolundaki tahmini belki de bir hakikattir. Fa­kat sekiz yıllık kâbusun az çok orta­dan kalktığını görmek herhalde bir kazanç olacaktır.

İçere heyetine ti il dirm işlerdir.

Birleşmiş Milletler Müzakere heyeti reisi Amiral John Daniei bugün verdi­ği beyanatla şöyle demiştir:

"Kızıllara doğrudan doğruya Pannıurı-jomdan olmak üzere Cenecvre anlaşma­sının 109 ncu maddesinde tasrih edilen şekilde bütün hasta ve yaralı esirleri memleketlerine iadeye hazır olduğumu­zu bildirdim. Biz 'bu esirleri sınıflara ayırmış değiliz- Mübadeleye hazır oldu­ğumuz esirleri milliyetlerine göre tas-nii edilmiş olarak toplamış, bulunuyo­ruz.

Birleşmiş Milletler müzakere heyeti bu günkü toplantıda Komünist müzakere heyetine 9 maddelik bir program sun­muşlardır. Bu programdaki maddeler şunlardır:

 Mübadele yeri Panmunj omdur.

 Mübadele anlaşma imzalandıktantan 7 gün sonra bağlıyacaktır.

 Birleşmiş Milletler günde 500 esir iade edeceklerdir. Komünistlerin iadeedecekleri miktarda  açık  bırakılmış­tır.

 Her seferinde 25 esir mübadeleyerine getirilecek beraberlerinde isimrütbe ve milliyetlerini gösteren bir üste bulunacaktır .

 Taraflar Kaesong ve Munsona getirilecek olan erleri taşıyan ve hususîalâmetleri bulunan 10 arabalık kafiîeritı taarruzdan, masum 'kalmasını edeceklerdir.

 Kafilenin alâmeti hareket zama­nı ve diğer teferruatı hareketten 24 sa­at evvel tarailar birbirlerine bildire­cekleridir.

 Her heyete esirler dahil olmak veher seferinde 300 kişiden fazlasını aş­mamak üzere    tarafların    müzakere­si  altında, tarafsız bölgeye serbestçegirebilecektir. İrtibat    subayları idarîteferruatı hazırlamak    üzere toplana­caklardır.

9  Anlaşmanın bitiş tarihini tesbit eden hükümler tayini,

Komünistler muhasamatın devamı es­nasında bazı yaralı ve hasta esir sınıflar: tarafsız memleketlere göndermek ğonu ileri sürmüşlerdir. Kızılların bu ihümali olduğunu ileri sürmüşlerdir Kızılların bu hareketinden onların su­retle ağır hasta ve yaralı esirlerin mü­dahalesi hükümlerini daha da genişle­terek, hasta ve yaralı esirlerin tâbi ola­cakları sıkı şartlara uymuyacak halde bulunan binlerce esiri bu mübadele tek­lifinin içine almak istedikleri anlaşıl­maktadır. Komünist müzakere heyeti reisi Le Sang Cho bugünkü toplantıda kızılların doğrudan doğruya iade edil­meleri veya tarafsız bir memlekete gön­derilmeleri için listeleri hazırlamış o-lan bütün yaralı ve hasta harp esirle­rin; memleketlerine iade etmeğe 'tit-zir bulunduklarını bildirmişîir.

7 .Nisan 1953

Panmunj om :

Komünist ve müttefik temsilciler bu­gün burada yaralı ve hasta esirlerin mübadelesi hususunda görüşmelerine devam edeceklerdir.

Komünist Çin Baş Delegesi ağır hasta ve yaralıların dışında hafif ve akıl iıas t alıklarına duçar olan esirlerin ete tarafsız memleketlere gönderilmesi hu sjsunda bir teklifte bulunmuştur.

Birleşmiş Milletler Baş delegesi Ami­ral John Daniel, bugün gazetecilere verdiği beyanatta demiştir ki:

Aksi sabit oluncaya kadar komütıisi­lerin ilk gününde Cok iyi neticeler el-d* edildiği gibi Komünist temsilciler objektif şekilde hareket etmişlerdir;"/1

Panmujıjom :

Komünist İrtibat heyeti tarafından bu sabah kabul edilen "Bütün hasta ve ya rah harp esirleri" formülü, ağır hasta ve yaralı olan harp esirleriyle. Durum­ları o kadar ciddi olmayan ve Cenev­re konvansiyonu gereğince tarafsız bir memlekete gönderilmeleri gereken harp esirlerine de şâmildir. Bununla beraber Kuzey Koreli Tümgeneral Let. Choo, Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin elinde bulunan ve doğrudan doğruya memleketlerine iade edilmeyecek olan harp esirlerinin de tarafsıp toir meiıı-lelîete yerleştirilmeleri   hakkını mah

îuz tutulduğunun açıkça anlatılmak istendiğini beyan etmiştir. Anlaşıldığı ııa göre Generalin beyanatı, bütün harp esirlerinin memleketlerine iade­si meselesini halletmek için Milliyetçi Çin Başvekili Çu. An Ley taralından ycpilan tekliile ilgilidir.

Komünisf İrtibat Subayları mübadele edilecek harp esirlerinin numaraların havi listeleri vermemişler, fakat müba­dele mekanizmasını müzakere etmeyi teklif etmişlerdir. Bunun üzerine müt­tefikler 13.30'a kadar toplantıya ara verilmesini teklif etmişlerdir.

 Panmunjom :

Komünist irtibat subayları iade edecek leri harp esiri sayısını bir iki gün îçin de bildireceklerini beyan etmişlerdir. Komünistler bu beyanatı öğleden son­ra 18 dakika devam, eden toplantıda yapmışlardır. İrtibat Gruplarının top lantisı cem'an 36 dakika sürmüştür. Toplantı sonunda müttefik Bas Irtabat Subayı Amiral Daniel "Komünistlerin tavrının bu sırada gayet müsait ol­duğunu" belirtmiştir. Amiral Komü­nistlerin harp esirlerini derhal müba deleye hazır olduklarını zannetemedi-ğmi söyliyerek şunlan ilâve etmiştir:

"Komünist Çin personelinin bu muba-deieyi başarmak için hazırlıklı oldu­ğunu zannetmiyorum."

Amiral sözlerini bitirirken, dün mütte­fikler tarafından sunulan dokuz mad deli mübadele anlaşması tasarısının bazı pragraflarını Komünistlerin ka­bul ettiklerini, fakat diğer pragraflar

hususunda tâdiller teklif edeceklerini söylemiştir.

 Seul:

Güney ICore kit'aları Doğu cebesin­de Kanca tepesinin Doğusunda bulu­nan bir mevkiye taarruz eden Komü­nist kuvvetlerini 2 saatlik çetin bir sa­vaştan sonra püskürtmeye muvaffak olmuşlardır .

Sekizinci Ordu sözcüsünün ilâve etti­ğine göre, cephenin diğer kesimlerinde Komünistler faaliyetini artırmaya baş-îamışlarsa da henüz geniş bir taarru­za geçmemişlerdir.

 Tokyo ;

Birleşmiş Milletler Temsilcisi Heyeti bîigün yaralı ve hasta esirlerin daha şümullü bir şekilde mübadelesini derpij eden Komünist teklifini kabul et­miştir.

Panmunjom'dan gelen haberlere göre Komünistler yeni tekliflerini Cenevre anlaşmasının 109 ve llffuncu maddels rlr.e göre yapmış bulunmaktadırlar.

Bu maddeler ciddi surette hasi.a olan­ların doğrudan doğruya mübadelesini ve bunlardan bazılarının tarafsız bir memlekete sevk edilmelerin 1 derpiş .et­mektedir.

İk; günlük müzakerelerin neticesinde sözolan Birleşmiş, milletler Baş temsil­cisi Amiral John Danîel şunlan söyle mistir.

"Bugüne kadar Komünistlerin takip eımiş oldukları hattı hareket son dere­ce memnuniyet verici olmuştur." "Ayrıca Komünist temsilciler, kendi zarureti hilâfına hasta ve yaralı esirle­rin memleketlerine gönderilmeler ir. i kabul etmiş bulunmaktadır.

Komünist temsilciler bir iki güne ka dar ellerinde bulunan bütün esirlerin listesini vereceklerini bildirmişlerdir.

Birleşmiş Milletler temsilcilerinin mü fcadeleye derhal hazır olduklarını bildir melerine mukabil. Komünistler ancak bir haftaya kadar bunun mümkün olacağını ileri sürmüşlerdir.

Fanmunjom 

Paumunjom tarafsız bölgesine nöbetçi müfrezesi gwtüren bir Amerikan aske-ıî polisi. Komünistlerin bu mıntıkaya fazla asker geçirmesini protesto 2tmiş" tir.

Her iki taraf bu bölgeye yalnız 20 mu­hafız gönderilmesini kararlaştırmışlar­dı.

Seul

Amerika Deniz Piyadeleri, bugün Pan-munjom müzakere bölgesinden 1 kilo­metre mesafede bulunan yaralı bir Amerikan askerini kurtarmaları için Ko münistler tarafından yapılan teklifi kabul etmişlerdir.

ÇinÜ ve Kiî-zey Koreli esirlerin tarafsız bir memle­kete teslim edilmelerini talep etmekte dit. Bu gibi harp esirlerinin, endişeleri tarafımızdan verilecek izahatlara ted­ricen bertaraf edilir ve bu sayede mem lekete iade meselesi hususunda tam bir Jıal çaresine varılmış olur."

Yukarıda arzedilen hususlar tarafı­nızdan yapılan yeni tekliflerin izahı mahiyetindedir: Bu tekliflerin tatbiki için alınması gerekecek müşahhas ted­birler ise ancak iki tarafın temsilcile­rinin bir konferans masası etrafında, yapacakları toplantılarda görüşülüp İMrarlaştınlabilir. Her iki tarafın temsilcileri müsavi haklara sahip oia-rak müzakerede bulunabilmelidirler.

General Nam îl'in imzasını taşıyan bu mektup General Mark Clarü'm 6 Ni­san tarihli mektubuna bir cevap teş­kil etmektedir.

Munsan :

Komünist ve müttefik is ti h kamçılar­dan müteşekkil karma bir grup yarın sabahın erken saatlerinden itibaren Panmunjom tarafsız bölgesine harp esirlerinin mübadele edileceği merkez­lerin inşaasma bağlıyacaktır. Mübade­le iş; sabahın dokuzundan akşamın al­tısına kadar devam edecektir. Diğer taraftan mütercimler harp esirleri hak kında İngilizce, Çince ve Kore lisaniy le kaleme alınmış olan nihaî anlaşma metninin son tashihlerini yapmaktadır­lar. Bu arada yaralı esirleri naklet­mek üzere Munsan'da 60 kadar Ame rilvaıı ve Güney Kore hasta nakliye ara bası toplanmıştır. Bu arabaların yekû­nu 90 olacaktır.

11 Nisan 1953

Panmunjom :

Komünist İrtibat Heyetinin Başkanı Kuzey Kore Generali Lee Sang Cho bu sabah hasta ve yaralı esirelrin müba-deles1 hakkında anlaşmayı imzaladık­tan sonra mütareke görüşlerine bir an önce yeniden bağlanmanın gayet mü­him olduğu söylenmiştir. Burada zan­nedildiğine göre hasta ve yaralıların mübadelesi tamamlanmadan dahi mü­zakerelere haşlanması  mümkündür.

Bugün burada verdiği bir beyanatta, Kore Sekizinci Ordusunun eski 'Komu tanı General Van Fieet, "ancak kafi ve ezici bir muzafferiyet, Korede daimi sulhu tesis edebilir" demiştir.

General Van Feleet ezcümle şunları söylemiştir:

Komünistlerin halen tatbik etmekte oldukları manevralar, Kore'de sulhu temin edemiyeceği gibi Korenin birleş, tirümesi keyfiyetini de sağlıyamaz.

Yapmamız icabeden şey, Korede Ko­münist ordularım hezimete uğratmak­tır. Komünistleri gerek Kore'de ge­rekse dünyanın herhangi bir yerinde üçüncü bir Dünya Harbine sebebiyet vermeden mağlûp edebiliriz. Daimî surette yan harpyarı sulh içinde ya­şayamayız. Ilânihaye karars