19.6.1952
×

Hakkında

Künye

İletişim

— Ankara:

Gelir, :Kurumlar ve Esnaf Vergileri Ka­nunlarının tâdili mevzuunda yapılan çalışmalar sona ermiş ve hazırlanan kanun tasarıları Büyük 'Millet -Meclisi­ne sunulmak üzere Başbakanlığa tevdi olunmuştur.

Bu münasebetle tasarılar hakkında iza­hat isteyen bir muhabirime Maliye Ba­kam Hasan Polatkan aşağıdaki beya­natta bulunmuştur:

Gelir, kurumlar ve esnaf vergilerinin iki senelik tatbikatı bu kanunlarda bazı noksanlık ve aksaklıklar .mevcut oldu­ğunu meydana çıkarmış bulunmaktadır. Mükellefler arasında farklı muamele­lerden doğan adaletsizlikleri gidermek, kanunların mükellefleri tereddüde sev-keden hükümlerin vuzuh vermak, ver­gi mükelleflerini fuzulî bir takım kül­fetlerden kurtarmak maksadiyle bu tâ­dil tasarıları hazırlanırken, tatbikatta gerek Maliye teşkilâtınca müşahede ve tesbit olunan ve gerekse mükellefler ve salahiyetli ilim adamları tarafından tebarüz ettirilen, hususlar bilhassa gröz-önünde bulundurulmuştur. Bu esaslardan hareket olunmak sure­tiyle hazırlanmış bulunan kanun tasarıhibi mükelleflerin katlanamayacagı gözönünde tutulmuş ve iş hacimleri mu­ayyen bir haddi aşmayan mükelleflerin vergilerinin hesaplanması için memle­ketimizin realitesine uygun bazı basit ölçü ve usuller tâyin olunmuştur. Bu suretle mükelleflerin vergilerinin hesap­lanması için memleketinizin realitesine uygun bazı basit Ölçü ve usuller tâyin olunmuştur. Bu suretle mükelleflerin yaptıkları iş hacmi ile mütenasip bir vergi ödemelerini sağlıya cak çok daha acul bîr esas vaz'olunmuştur.

Yapılan bu tadille, gerek gezici ve ge­rekse sabit bir iş yerinde çalışan tica­ret ve sanat erbabından ve esnaf yânın­da çalışan müstahdemlerden yıllık ka­zançları 540 ilâ 1400 liraya kadar olan­ların hiç bir vergi ödemeleri sağlanmış ve kazançları bu miktarı aşanlar da ise sadece bakiyesi üzerinden vergi alın­ması esası vaz'olunarak, ancak geçiıme yetecek miktarda olan kazançlardan ihiç bir vergi alınmamak suretiyle büyük bir vatandaş kitlesine geniş bir ferah­lık alınmamak suretiyle büyük bir va­tandaş kitlesine geniş bir ferahlık te­min olunmuştur.

Bu sistemin kabulünün tabii bir neticesi olarak da yüz binlerce vatandaşımızın en ziyade şikâyetini mucip olan, gezici ve sabit esnafın bulundukları şehrin nüfusunda ve yaptıkları işin mahiyetine göre kanunda yazılı 12 ilâ 240 liradan aşağı olmamak üzere vergi tarh ve tah­sili hükmü Esnaf Vergisi Kanunu ile birlikte kaldırılmaktadır.

Yeni tasanda bir yıl zarfında aynı mik­tarda kazanç elde ettikleri halde, tica­ret icra ettikleri dükkânın mutasarrıfı olan mükellefin gayri safi irat üzerin­den vergi ödemek suretiyle farklı mua­meleye tabi tutulmalarından doğan di­ğer bir adaletsizlik de bertaraf edilmiş bulunmaktadır.

Esnaf vergisinin ilgasiyle az kazançlı olan vatandaşların hiç vergi ödememe­leri veya bugünkü esnaf vergisine na­zaran daha az vergi ile teklif edilme­leri derpiş edilirken onun yerine, mem­leketimizin bünyesine uygun ve mükel­leflerin yaptıkları iş hacmi ile mütena­sip birvergiödemelerinisağlıyacak

basit bir ikame edilmesi suretiyle bü­yük kazançlar elde eden bir kısım vergi mükelleflerine halen bazı muvazalara başvurmak suretiyle vergiden kurtulma imkânı sağhyan bugünkü vergi siste­mimizde mevcut açık kapı da bertaraf edilmiştir.

2— Hâlen yürürlükte bulunan kanun­dakien az geçim indirimine müteallikhüküm bazıhaksızlıklarayol açmak­tadır. Meselâ, babası çalışamayacak de­recede hasta olan bir küçük çocuk, ka­zandığıpara ile hemkendisinin hemde hasta babasının geçinrni temin ettiği

halde çocuk, aile reisi sıfatını haiz ol­madığı için en az geçim indiriminden faydalanamamakta idi. En az geçim in­diriminin aile reisi yerine aile gelirine tatbiki esasının kabulü suretiyle bu mahzur da önlenmiştir.

3— ıSon iki senelik tatbikat göstermiş­tir ki mükellefleri en çok: şikâyete sevkeden cihet kanunların bazı noktalardakâfi derecedevazıholmamasıdır. Ka­nun hükümleri bu zaviyeden de taran­mış ve mükellefleri tereddüde sevk edenhükümler herkesin kolaylıkla an'ıyabileceği daha vazih bir şekilde ifade olun­muştur.

Yine bu cümleden olmak üzere mükel­lefleri ve kanunu tatbike memur olan-lan bazen tereddüde sevk eden bugünkü kanuna merbut dört çeşit vergi cetveli yerine basit tek cetvel ikame olunmuş­tur.

4— Tadil tasarısına, mükelleflerin lü­zumsuz yere yıllık beyanname vermekkülfetinekatlanmalarınıÖnliyecekhü­kümler de konulmuş ve bu suretle yıl­
lıkbeyannameverilmesimecburiyetidaha dar bir sahaya hasrolunarak bir
çokvatandaşımızkülfettenkurtarıl­mıştır.

5— [Memleketimiziniktisadî gelişme­sindemühim birroloyniyacakolanmevduat teşvik gayesiyle tasarıda mev­duat faizlerine geniş bir istisna haddi
tanınmış ve mevduatkabuleden mü­esseseleri bir takım kayıt ve külfetler­
denkurtarmakmaksadiylemevduatfaizlerindentevkif yoliylevergi kesü-
memesi esası kabul olunmuştur.

— Hâlen, kurumlara yapılan muay­yen bazı tediyeler Gelir Vergisi Kanu­nu hükümlerine göre vergi tevkif atmatabi tutulmamaktadır.Gerçek kişileringelirlerinetatbiki icabedenkaynaktatevkif usulünün kurumlara da teşmilinintatbikatta birtakımmahzurlartevlitetmesi ve kurum kazançlarının gerçekkişilere tevzii sırasında bu kazançlarınhangikısmındanevvelce tevkifatı ya­pılmış olduğunu tâyindeki müşkülât se­bebiyle tasarıda,kurumlarayapılacaktediyelerde tevkif usulü kaldırılmıştır.

— Hazırlanantadiltasarısı ile Ku­rumlar VergisiKanununda yapılan di­ğer birdeğişiklik de bu vergidemü­kerrerliği önlemek ve şirketlerin bir bi­rini desteklemesini teşviketmek hede­fini gütmektedir. Kurumlar Verg'si Ka­nunun merihükmünegöre bir şirket,muayyenbazı kayıt ve şartlarla diğerbir şirketin 10 veya daha fazla serma­yesine sahip ise kurumlar vergisi yalnızbahsi geçen diğ"er şirkettenalınmakta o şirkete sermaye yatıran şirket bu ka­zanç dolayısiyleayrıca kurumlar ver­gisi ödememektedir. Ancak, bu suretleyatırılan sermaye % 10 dan az ise ay­
nı kurum kazancı için her İki şirket deayrıayrıvergi ödemektedir. Tasarıdateklif olunan şekilde, bir şirket tarafın­dan diğer bir şirkete yatırılan serma­ye ne nisbette olursa olsun yatırılan busermaye dolayısiyle elde edilen kazanç­tan yalnız bir defa;kurumlarvergisialınacaktır.

S — Halen yürürlükte bulunan kanun hükümlerine nazaran, ortaklara tevzi edilmese dahi kurum kazançlarının % 15 nisbetinde vergi tevkifatma tabi tu­tulması icabetmekte ve bu suretle ayrı­lan ihtiyatlar, senesi geçtikten sonra ortaklara tevzi edildiğinde şürekânın verecekleri yıllık beyannameye ithal edilmekle beraber evvelce bunlar üze­rinden tevkif yolile alınmış olan gelir vergisi mezkûr beyannamelere nazaran tahakkuk ettirilecek vergiye mahsup edilememektedir.

■Bu mühim mahzuru bertaraf etmek maksadiyle tadil tasarısına, kurumla­rın muayyen nisbette ihtiyata ayıracak­ları meblâğın tevkif yolile vergiye tabi tutulmamasıesasıdercolundugugibi, kurum kazancıdan vergi tevkif olun­duktan sonra kanunla muayyen nisbet fevkinde ayrılan ihtiyatların ortaklara tevziinde evvelce stopaj suretiyle alın­mış olan vergilerin .şürekânın gelir ver­gisi mahsubunu sağlayacak hükümler de konulmuştur.

Hülasa, bu tasarılar ile teklif olunan tadiller kanunlaştığı takdirde, gelir vergisi sistemimizin daha adil, daha va­zıh ve mükellefler için de daha az kül­fetli bir mahiyet alacağı ve az geçim indiriminin gezici ve sabit esnafa da tatbiki suretiyle Devlete yılda 27 mil­yon lira varidat sağlayan bu kısım mü­kelleflerin vergilerinde tahminin 15 milyon liraya yakın bir tenzilât yapıl­mak suretiyle az kazançlı geniş bir va­tandaş kitlesinin ferahlığa kavuşturu­lacağı kanaatindeyiz.

—Ankara:

Devlet Demiryolları ve Limanları İşlet­me Genel Müdürlüğünün kuruluşunun 25 'inci1 yıl dönümü bugün bütün yurtta büyük küçük teşkilâtının bulunduğu iş­letme ve garlarda toplantılar yapılarak törenle kutlanmaktadır: Bu münasebetle Genel Müdür General Zihni "Cner teşkilâtta çalışan personele çektiği telgrafta yıl dönümlerini kutla­makta ve bu meslek uğrunda ölen, yıp­ranan ve emekliye ayrılan ve halen çalışanları tebrik etmiştir. İBu yıl dönümü münasebetile bugün bü­tün Demiryolu vasıtaları çiçek ve bay­raklarla donatılmış saat 12 de düdük­lerini bir dakika Öttürmek suretiyle yıl­dönümünü katlamışlardır. Ayrıca şehri­mizde bu akşam saat 20.30 da Demir­yolu Lokalinde bir aile toplantısı tertip edilmiştir.

Bu sabah saat 10.30 Demiryolları Umum Müdürü Zihni Üner'in başkanlığında umum müdür muavinleri daire reisleri ve İkinci İşletme mensuplariyle ünifor­malı personelden müteşekkil kalabaiık-h'k bir heyet Atatürk'ün muvakkat kab­rini ziyaret ederek bir çelenk koymuş ve saygı duruşunda bulunmuştur.

—Gaziantep :

Ders yılının sona ermesi münasebetiyle Kız iEnstitüsünde öğrencilerin bir yıllık

eaJaşmalariyle meydana 'getirdikleri eserlerden müteşekkil bir sergi açıl­mıştır.

Büyük bir takdir ıgören sergide bilhas­sa Ant&p elişleri alâka toplamıştır.

-— Ankara:

Ankara Belediye Başkanı Atıf Bender-lioğlu, bu sabah saat 9.05 ekspersi ile Amerika seyahatinden şehrimize dön­müştür.

— Manisa:

Bugün saat 11 de İzmirden otomobiller­le Manisaya gelen Başbakan Adnan -Menderes ve Devlet (Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu ve beraber­lerindeki milletvekilleri vilâyet hudu­dundan itibaren misline rastlanmamış derecede muazzam tezahüratîe karşı­lanmıştır.

Manisa Milletvekili Fevat Xıütfü Kara-osmanoğlu, Refik Şevket Inca, Şemsi Ergin, Adnan Karaösmanoğlu, Nafiz Görez, Muhlis Tümay Başbakanımıza ve refakatindeki arkadaşlarına Sabuncu mevkiinde mülâki olmuşlardır. ıSabun-cudan itibaren hemen her kilometre ba-şmda bayraklar ve çiçeklerle donatıl­mış, müzikali ve davul zurnalı otobüs ve otomobilli büyük kafileler, Başbakan Adnan Menderes'i ve arkadaşlarımı se­lâmlamış ve .kafileye iltihak etmişlerdir. Şehrin methaline varıldığını zaman ka­file altı kilometre uzunluğunûaydı ve yüzlerce otomobil ve .otobüsten terek­küp ediyordu. D. P. îl kongresi müna­sebetiyle Manisaya gelmekte olan Baş­bakan Adnan Menderes'i veBaşbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu ve arkadaş­larını selâmlamak için bütün halk so­kaklara dökülmütü.1 Bu muazzam va­tandaş topluluğu kasaba ve köylerden gelen heyetlerle daha da kabarmış bu­lunuyordu. Şehrin methalinden itibaren Başbakan Adnan Menderes ve Başba­kan Yardımcısı Samet Ağaoğlu ve re-fakatindekiler halkın coşkun tezahür­leri ve dinmeyen alkışlan arasında ya­ya yürümek zorunda kalmış ve ancak-bir saatte D. p. İl 'Merkezine gelinebil­miştir.

Başbakan, meydanı dolduran büyük ka­labalığın dinmeyen tezahüratı ve İsrarlı

istediği üzerine parti binasının önün­den halka hitap etmiş ve kısa bir ko­nuşma yaparak Manisalıların kendisine ve arkadaşlarına göstermiş olduğu ha­raretli muabbet ve sevgiden dolayı min­netlerini bildirmiştir.

Başbakan demiştir ki: «Bu sevgi ve tezahür, aynı zamanda partimize karşı olan itimadınızın da bir delilini teşkil ettiği için D. P. adına da en derin teşekkürlerimi bildirmek iste­rim

Mücadele zamanlarında Manisaya her gelişimizde, bizleri hep böyle heyecanla karşılardınız. O zaman herşey iktikpa-le uzaftı. 'Bugün -millet yolunda iki se­nelik hizmeti arkamızda bıraktığımız şu andaki tezahür ve heyanınızm mâ­nası bambaşka ve -çok daha büyüktür. Şimdi istikbale muzaf vaitler karşısın­da değilsiniz. İki senelik mesai ve faali­yetimizi gözönünde tutarak bizleri ay­nı heyecanla karşılayorsunuz. D. İP. 'Sizlere hürriyet, vatandaşlık hak­kı, iktisadi gelişme ve refah vadetmiş-ti. İki senelik tatbikatla, sizin bize gösterdiğiniz itimada aldanmamış oldu­ğunuzu görüyorsunuz. 'Bu hararetli kar­şılayışı, başka mânaya almaya imkân yoktur. Mücadelemizde Manisa'nın çok şerefli bir mevkii vardır. Bugün de bu memleketin siyasi istikrarını temin yolunda ehemmiyetli bir vazife yapmış ye memleketin siyasi istikrara bağlı olan parlak istikbalini teminat altına almış bulunuyorsunuz. «Başbakan Ad­nan Menderes hararetli alkışlar arasın­da sözlerini Manisalılara saadet temen-nisile bitirmiştir.

Bunu müteakip halkın İsrarlı isteği ve tezahüratı üzerine Devlet Bakanı Baş­bakan Yardımcısı iSamet Ağaoğlu kısa bir hitabede bulunmuş ve Manisa Mil­letvekili olarak hayatının en mesut an­larını yaşadığını ve gösterilen sevginin kendileri için ilham kaynağı olduğunu ve ömrünü millet hizmetine vakfettiği­ni sol emiştir.

Bundan sonra Manisa Milletvekili Fev­zi Lütfü iKaraosmanoğlu da söz almış ve büyük .Sevinç içinde bulunduğunu ve Manisalıların sevilmeye lâyık olanı se­ven, tutulması lâzım geleni tutmasını bilen insanlar olduğunu belirtmiştir .

Başbakan Adnan Menderes Devlet Ba­kanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağa-oğlu ve refakatindeki milletvekilleri, D. P. İl binasında, gene halkın coşkun tezahürleri arasında ilk kongresinin ya­pılmakta olduğu sinamaya gitmişler ve kongrede aynı muazzam tezahüratla karşılanmışlardır.

— İstanbul :

Havaların muhalefeti yüzünden iki haf-tadanberi tahir edilmekte bulunan E-bedî Şef Atatürk'ün Türtk vatan ve is­tiklâlini kurtarmak üzere Samun'da Anadolu topraklarına yaka bastığının yüldönümü, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı bugün şehrimizde Mi cihat Pa­şa ve Fenerbahçe Stadlarında büyük tören ve cidden alaka çekici gösteriler­le kutlanmıştır.

İüöhat Paşa .Stadında saat 10 da şehir bandosunun çaldığı îstiklâl Marşiyie başlayan törende Vali ve Belediye Baş­kanı Profesör Gökay, refakatinde İs­tanbul Merkez Komutam Tuğgeneral Tteşid Erkmen, İstanbul Millî Eğitim Müdürü Muhiddin Akdik, Beden Ter­biyesi Bölge Müdürü ıSait .Salâhaddin Cihanoğlu bulunduğu halde stada ken­dilerine ayrılan yerleri almış bulunan kız ve erkek öğrencilerle Kuleli Askerî Lisesi ve Deniz Harp Okulu ve Koleji talebelerini ve bir arada toplanmış olan okulların bayrak ve flamalarından mü­rekkep grupu teftiş eylemiş ve mütea­kiben töreni aşağıdaki nutkuyla açmış­tır:

Aziz gençler,

Bugün burada 19 Mayıs gösterilerini yapıyoruz. Gün, 1 Hazirandır. Fakat 19 Mayıs, günlerin ve ayların mahdud çerçevesi içinde değildir. Ezelden ebe­de kadar akıp giden Türk Milletinin engin ruhunda 19 Mayıs, zamansız, me­kansız ve hudutsuz olarak yaşayacak­tır. 19 Mayısın felsefesi çok zengin ve renkli sahifelerie doludur. Onu Türk Milletine kazandıran Büyük Atatürk'ün aziz ruhuna tazimler, minnetler bugün size o felsefenin birkaç sahifesini Ata­türk'ün diliyle söyliyecegim:

<Birinci Dünya Savaşı, savaşın son .gün-lerindeyiz.Henüzmütarekeyapılma-

mış. Fakat dünü gören Atatürk bir dostuna hediye ettiği fotoğrafın altına 24 Mayıs 1918 de şunları yazıyor ve:» herşeye rağmen muhakkak bir nura yürümekteyiz. 'Bende bu imanı yaşatan kuvvet yalnız aziz memleket ve mille­tim hakkındaki payansız muhabbet de- . §11, bugünün karanlıkları, ahlâksızlık­ları ve şarlatanlıkları İçinde sırf vatan ve hakikat aşkiyle ziya seçmeğe ve ara­mağa çalışan bir gençlik gördüğümden-dir.» diyor Atatürk.

Mütareke oldu... Daima parlak olan ■İstanbul semasında sıkıcı bulutlar do­laşıyor. Gene 19 Mayısın büyük kahra­manı, şair'in şu sözleriyle karşımıza çı­kıyor:

Göz yumma güneşten ne kadar nuru kararsa,

Sönmez ebedî her gecenin bir gündüzü vardır.

Atatürk, 19 (Mayısta Samsun'a ayak basıyor ve bir müddet sonra rütbelerini bırakarak, ve bir ferdi millet olarak sa­vaşa giriyor. Bunu da Ata'nın lisanın­dan dinliyelim:

Milletin ve memleketin istikbali ve şe­refi mevzuubahis oluyordu. Bu mesele her düşüncenin üstündedir. Millet ve memleket sayesinde kazanılan rütbe ve refahın bir ehemmiyeti, bir kudsiyeti vardır. Biz bunlardan ancak gene bu aziz millet ve memlekete borçlu oldu­ğumuz son bir vazifeyi namusu ifa için ayrıldık. Milletim kendi hayatını kur­tarmak, kendi meşru hakkını müdafaa etmek için çıkardığı sese iştirak etmek her kendini bilen vatandaşın vazifesi­dir.»

Atatürk/19 Mayısta bu kararı veri­yor ve Erzurum'a gidiyor. Erzurum'da Atatürk vilâyeti şu kelimelerle tavsif ediyor:

«Tarihî hadisatm şevkiyle bilfiil içinde düştüğümüz kanlı ve kara, tehlikeleri görmiyecek ve bundan müteheyyic olnıı-yacak hiçbir vatanperver tasavvur edi­lemez. Tarih, bir milletin varlığını ve hakkını hiçbir zaman inkâr edemez. Bi­naenaleyh vatanımız, milletimiz aley­hinde verilen hükümler mahkûmu iflâs olacaktır.»

image001.gifimage002.gifimage003.gifAtatürk, gene devam ediyor: «Vatan ve .millet mukaddesatına tahlis ve himaye uğrunda son sözü söyliyecek ve bunun hükmünü tatbik ettirecek kuv­vetin bütün vatanda bir elektrik şebe­kesi halinde belirmiş olan millî cereya­nın esası, ruhî celâlettir.»

Erzurum'dan, Sivas'a, Sivas'tan Sakar­ya'ya ve Sakarya'dan Dumlupmar'a ve en sonunda da «hedefiniz Akdeniz'dir.» diyerek hedefine ulaşan büyük Ata, muzaffer bir kumandan olarak Büyük Millet Meclisine 4 Teşrinievvel'de şanlı şanlı dönüyor ve şu nutkunu söylüyor: «Arkadaşlar, kalbimde derin bir tahas­süs tevlid etmiş olan ayrılıktan sonra tekrar size mülâki olduğumdan dolayı pek mesudum. Cenabıhakka hamdede-rim ki ordulalarımızm silâhlarına ema­net ettiğimiz aziz ve mübarek maksad, arzu ettiğimiz veçhile emniyet ve itima­dınızın mahalline masruf olduğunu gö­ren mesud neticeye vasıl oldu. En ka­ranlık ve en bedbaht günlerimizde Mec-limizin sarp ve yalçın bir kaya gibi azim ve imanı, tarihin bugünkü parlak inkişafına erişmek için. lâzımgelen he­yecanı daima mahfuz tuttu. Kalbim bu meseretle dolu olarak pek aziz ve muh­terem arkadaşlarım, bütün dünyaya karşı, temsil eyledikleri hürriyet ve is­tiklâl zaferinden dolayı tebrik ederim.» Atatürk, zaferden sonra Büyük Millet Meclisinde bu açış söylevini verdi. Onun son söylevi de 1938 yılında 29 Birinci-teşrin Bayramında ordulara hitabıdır, ata, diyorki:

«Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan, her zaman zaferle iberaber medeni nurları taşıyan kahraman' Türk Ordusu, memleketi en buhranlı ve müş­kül anlarmda zulümden, felâketten, mu­sibetlerden ve düşman istilâsından na­sıl korumuş ve kurtarmış isen, Cumhu­riyetin bugünkü mutlu devrinde de as­kerlik tekniğinin bütün modern silâh ve vasıtalariyla mücehhez olduğun halde, vazifeni ayni bağlılıkla yapacağına eminim.»

Atatürk'ün orduya ve gençliğe emanet ettiği bu söz çok yerinde idi- O, hürri­yet ve istiklâl ile berabre bu memleke­te millî iradeyi, millî hakimiyeti, Türk Milletinin tahteşşuurunda veşuurunda

yıllarca ve yıllarad bir volkan halinde kaynayan büyük hisleri belirti ve mem­lekette yeni bir devir bıraktı. Buttun adına çocuklar, Türk rönesansi, Türk kalkınması diyoruz. Bütün tarih boyun­ca yalnız ve yalnız fazileti temsil eden büyük milletimiz, millî ahlâkı, feragati, fedakârlığı, ve birbirini sevmeyi siz Türk gençliğine emanet etmiştir. Fazi­letler meşheri olan Türk yurdunda 19 Mayısı anarken, Türk Çocuğu, senin tek hedefin olmalıdır. ıKayidsız ve şart­sız millî hakimiyet düsturu altında bir­birini sevmek. Yekdiğerine hürmet et­mek ve aynı zamanda hiçbir şeyi karşı­lık beklemeden bu memleketin emrinde, bu yurdun emrinde Atatürk devriminin bekçisi olmaktır, işte ben bu gururla söylüyorum: «ne mutluyum Atatürk gençliği olduğuma.»

Prf. Oökay'm nutkunu müteakib bir kız ve bir erkek öğrenci, günün ehemmiye­tini belirten hararetli birer hitabe irad etmişler ve sırasiyle Kuleli Askerî Lise­sinin, kız ve erkek Öğrencileri ve Deniz Harb Okulu ve ^Koleji talebelerinin tam bir intizamla yaptıkları geçit resmin­den sonra gösterilere başlanmıştır.

Stadı dolduran asgari 30.000 kişi, bu güzel gösterileri derin bir heyecan ve' hararetle alkışlamıştır. Kulali Askerî L/sesi Öğrencilez'i, saha­nın bir tarafında Türkiye haritası ya­parak ortasına yıldızımızı resmetmişler, müteakiben Atatürk'ün büstünü koy­muşlar, sahanın diğer tarafında köre ile Birleşmiş Milletler topluluğuna Türk sancağının katılışını temsi leylemişlerdir.

Deniz 'Harb Okulu ve Koleji öğrenciler rinin kendi vücudlarrndsn resmettikleri «Atatürk, Türk gençliği daima izinde olacaktır.» ibaresi büyük tezahürler ve heyecanlı alkışlarla karşılanmıştır. Kız ve erkek öğrencilerin muhtelif spor gösterileri ve muntazam hareketleri büyük takdirlere mazhar olmuş ve Mid-hat Paşa Statmdaki tören saat 14,30 da sona ermiştir.

Fenerbahçe Stadmdaki gösterilerde de vali adına Kadıköy Kaymakamı ve Be­den Terbiyesi Bölge temsilcileri bulun­muşlar ve burada da program gereğince okulların takdirlerle karşılanan gösterileri intizamla tatbik olunmuş ve Tören saat 15 te nihayet bulmuştur.

—Ankara:

İçişleri Bakanlığından bildirilmiştir: Kudret Gazetesinin(1/6/1952)bugünkü nüshasında «Nusaybin köylerinde 1000 e yakın bir çetetalana başladı»başlığa altında bir yazı intişar etmiştir.

Hadise, Nusaybin Hadis Köyünden Ce­mil Arslan adamlarından bir kaç kişi bir arazi ihtilâfından dolayı ötedenberi araları açık bulunan Zübeyir Yıldırım taraflarının evlerine hücum ile ateş et­melerinden ve bir kadının bacağından yaralanmasından ibaret âdi bir zabıta vakası olduğu ve yaralı kadın tarafın­dan teşhis edilen beş mütecavizin, İse el koyan zabıtaca yakalanarak hakla­rında takibata başlandığı mahallinden alman malûmattan anlaşılmıştır.

Açıklandığa şekilde alelade zabıta va­kasından ibaret olan bu hadiseyi, biae yakın mevcutlu bir çetenin müsellâh tecavüzü şeklinde göstererek memleket umumi efkârını heyecana düşürmek ve asiyişsizlik içinde bulunuluyormuş his­sini yaratmak isteyenlerin bu yazı ile kötü maksatlarını bir kere daha meyda­na koymuş olduklarını görülmektedir. Umumîefkâraarzolunur.

2 Haziran 1952

—istanbul :

■Büyük Britanya 'Hükümeti tarafından vaki davet üzerine bir müddet önce in­giltere'ye gitmiş bulunan Ticaret ve ■Ekonomi Bakanlığı Uzmanlarından Ce­mil Conk'un başkanlığında Ulaştırma Uzmanı Galip Yenal, Sümerbank Kay­seri' Fabrikası Müdürü, Muammer öz-san ve Cumhuriyet (Gazetesi Yazı He­yetinden Ömer Sami Coşar'dan mürek­kep heyetimiz bu sabah uçakla şehrimi­ze dönmüştür.

—istanbul:

Dün Ankara'da Millî Futbol takımımız­la karşılanan isviçre Millî Futbol takı­mı bu sabah saat 10.30 da uçakla Ye-şilköye gelmiş ve doğruca Konak Oteli­ne inmiştir.

Misafir futbolcular yarın sabah hava yoluyla memleketlerine döneceklerdir.

3Haziran 1952

■—- Ankara':

28 Mayıs 1962 tarihli Etnos adlı Yunan Gazetesinde, büyük 'Millet Meclisinde Türk - Yunan münasebetleri müzakere edilirken bir hadisenin çıktığı ve mu­halif milletvekillerin hep birden Meclisi terlettikleri yolunda bir haber intişar etmiştir.

Bu haber hakikate tevafuk etmemekte­dir. Filhakika bah's konusu hadise Türk - Yunan münasebetlerinin müza­keresi ile hiç bir ilgisi olmayıp, sadece iç Tüzüğün tatbikatından hasıl olan ih­tilâftan neş'et etmiştir.

Keyfiyet tavzihan bildirilir.

4Haziran 1952

■Dışişleri Bakanlığından bildirilmiştir: Kıymetli dostumuz ye müttefikimiz Yu­nanistan'ın hükümdarları Majeste Kral 1. Paul ve Majeste 'Kraliçe Frederika, Sayın Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar-m davetlerine icabetle memleketimizi resmî ziyaretleriyle şereflendire çekler­dir.

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesi 8 Ha­ziran 1932 günü, Yunan donanmasına mensup «tîelli» 'Kruvazörüne rakiben istanbul'a teşrif buyuracaklar, kruva­zörün karasularımıza girmesinden iti­baren büyük merasimle karşılanarak doğruca Haydarpaşa'ya inecekler ve ak­şam üzeri rukûplarına tahsis edilmiş olan hususi trene binerek ertesi gün saat 10 da. Ankara'ya vasıl olacaklar­dır.

Majesteler, Ankara Garında, büyük me­rasimle Cumhurbaşkanımız tarafından karşılanacaklardır. Karşılama merasi­minde: Büyük Millet Meclisi (Başkanı, ve Bayan Menderes, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve Bayan Samet Ağaoğlu ve bütün bakanlar, Büyük Mil­let Meclisi Başkan vekilleri ve bazı mil­letvekilleri ile Yargıtay, Sayıştay, Da­nıştay Başkanları, Ankara Üniversitesi Rektörü, sivil ve askerî yüksek memurlar, Ankara Vilâyet ve Belediye erkânı bulunacaklardır. Dışişleri Bakanımız Profesör Köprülü île Bayan Köprülü, Cumhurbaşkanlığı Umumi Kâtibi ve Başyaveri Majesteleri İstanbul'da istik­bal etmiş ve beraberlerinde Ankara'ya gelmiş olacaklardır.

Majeste Kral ve Kraliçenin ikametleri­ne Çankaya'daki Misafir Köşkü tahsis olunmuştur.

Yüksek misafirlerin tou ziyaretlerinin Ankara'daki kısmı 9 Haziran'dan 12 Haziran'a kadar devam edecektir.

9Haziran günü, MajesteKral ve Kra­liçe, öğle yemeğini hususi surette Cutn-hurbakanımızla Çankaya Köşkünde yi­yeceklerdir. Öğleden sonra Majeste KralAtatürk'ünMuvakkatKabrineçelenkkoyacaklardır.Bilâhareikametlerinetahsis olunan köşkte Majeste Kraliçe ilebirlikte,Türkiye'deki yabancı diploma­tik misyon şefleri kabul buyuracaklar­dır. Cumhurbaşkanımıztarafından bü­
yük misafirlerin şerefine Çankaya Köş­künde resmî bir akşam ziyafeti verîie-
cek bunu bir resmî kabu! takip edecek­tir.

10Haziran'daBüyükMilletMeclisiBaşkanı Refik Koraîtan, Majesteler şe­
refine Marmara Köşkünde bir öğle ye­meğiverecektir.Cumhurbaşkanımızında teşrif buyuracakları bu öğle yeme­ğindensonraAnkaraHipodromunda,yüksekmisafirlerşerefinebiraskerîresmî geçityapılacaktır.Majeste Yu­nan Kral ve iKraiiçeci Cumhurbaşkanı­mız şerefine Yunanistan 'Sefaretinde bir
akşamyemeğivereceklerbuyemeğiEkselansYunanistan BüyükElçisi ve
Madam Contousmas'm Ankara Paladtaverecekleri bir resmî kabul takip ede­
cektir.

11Haziran'daBaşbakanımız ve BayanMenderes,Majestelerşerefine Ankara
Palas Otelinde Cumhurbaşkanımızın dahazır bulunacakları büyük bir öğle ye­meği vereceklerdir.

10 Mayıs Gençlik Bayramı münasebe­tiyle tertip edilip, bilindiği gibi, hava­nın muhalefeti yüzünden geri bırakıl­masına o zaman mecburiyet hasıl olan gençlik tarafından yapılması mukarrer jimnastikgösterileri11Hazirangünü

saat 16 da Stadyumda yapılacak ve bu­na Düyük misafirlerimiz Cumhurbaşka­nımızla birlikte şeref vereceklerdir.

Aynı gün Dışişleri Bakanımız ve Bayan Köprülü tarafından Majesteler şerefine, Cumhurbaşkanımızın da huzurlariyle, Hariciye Köşkünde bir akşam yemeği verilecek, bunu Devlet Tiyatrosunda bir fevkalâde temsil ile bir balo takip ede­cektir.

12 Haziranda Ankara Belediye Başkanı ve Bayan Atıf Benderlioğlu tarafından Majesteler şerefine Baraj'da -bir kır ye­meği verilecektir. Bu davette de Cum­hurbaşkanımız bittabi hazır bulunacak­lardır.

Ayni gün saat 19 da. Majesteler, Cum­hurbaşkanımızla birlikte ve yine büyük merasimle teşyi edilerek İstanbu'a mü­teveccihen hususi trenle hareket buyu-racakalrdır. Dışişleri Bakanımızla Ba­yan Köprülü de Majestelere refat ede­ceklerdir. Yüksek misafirlerle Cumhur­başkanımız Haydarpaşa'da hususi tren­lerinden indiklerinde 'büyük merasimle karşılanarak rukûplarma tahsis oluna­cak Denizcilik Bankasının bir iç hatları vapuru ile Sarayburnu'na geçeceklerdir. Orada Cumhurbaşkanımızla misafirle­rinden maada beraberlerindekilerin bi­necekleri otomobillerden teşekkül ede­cek -bir alay, İstanbul ve Beyoğlundan geniş bir kavis çizmek suretiyle geçerek Dolmabahçeye varacaktır. Majestelerin İstanbul'da ikametlerine Beylerbeyi Sarayı tahsis edilmiştir. Bu ikametleri 13 Haziran'dan 15 Haziran akşamına kadar devam edecektir.

Yüksek misafirlerin izha.r buyurdukları arzuya tebean, görülecek yerlerin gezi-lebilmesi imkânını verebilmek îein İs­tanbul'daki ziyaret programında müm­kün mertebe geniş serbest saatler bıra­kılmıştır. Binaenaleyh Majestelerin İs­tanbul'a varacakları. İS Haziran Cuma günü için, saat 16 da Patrikhaneyi zi­yaretlerinden başka bir merasim mev­cut değildir.

14 Haziranda İstanbul Vali ve Belediye Başkanı ve Bayan Gökay tarafından Emirgân Köşkünde Majesteler şerefine Cumhurbaşkanımızın da teşrif buyura­cakları bir öğle yemeği verilecektir.

'Majesteler hemen, hemen bütün öğleden sonrasm, Patrikin ziyaretini1, Vilâyet erkânını ve İstanbul'daki Yunan tebaası ileri gelenlerinden müteşekkil bir îıayeti kabule hasredeceklerdir. Vilâyet erkânı­nın kabulü saat 16.30 da Beylerbeyi Sa­rayında vukubulacaktır.

Saat 22.30 da Cumhurbaşkanımız tara­fından yüksek misafirleri şerefine Dol-mabahçe Sarayında 'Büyük bir kabul resmi verilecektir.

Majesteler 15 Haziran Pazar günü saat 18 e doğru Dolbahçe Rıhtımından Cum-hurbaşıkanımıza veda ettikten sonra «Helii» Kruvazörüne rakiben İstanbul-dan ayrılacaklardır.

Hükümdarlar memleketimize teşrifle­rinde olduğu gibi ayrılırken de en büyük kara ve deniz merasimi ile uğurlana­caklardır.

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesinin 16 kişilik maiyetleri, Saray Nazarı Ekse­lans Levİdis, Saray Başmüdiresi Ma­dam Trikupi, Majeste Kraliçenin Ma­beyincisi, iki nedimesi, Majeste Kralm Başyaveri ve üç fahri Yaveri, Saray Teşrifat Müdürü, Majeste Kralın Hu­sus: Doktoru ile üç Yaverinden terek­küp etmektedir. Yunanistan Hariciye Nazır Muavini Ekselans Averof da ay­rıca Majestelere refakat edecektir.

Türk Milletinin Yunan Milletine karşı olan samimî dostluğunun ve bu Milletin büyük hükümdarlarına karşı beslediği derin itibar hislerinin parlak bir surette ifadesine vesile verecek olan bu mühim ziyaret münasebetiyle, aralarında film­ciler de bulunacak olan 29 kişilik bir Yunan Matbuat Heyetinin de memleke­timize geleceği memnuniyetle öğrenil­miştir.

— İstanbul:

Başbakan Adnan Menderes refaketinde Aydın Milletvekili Ethem Menderes. Ordu Milletvekili Fevzi Boztepe ve di­ğer Milletvekilleri olduğu halde bugün saat 16 da Etrüsk Vapuru ile İzmir'den şehrimize gelmiştir.

Başbakan liman açıklarında bir çok mo-törlerle kendisini karşılamağa gelen ve hararetli tezahürlerle sevgilerini ifade edenhalktarafındanselâmlanmışve

Galata rıhtımında Dışişleri Bakanı Pro­fesör Köprülü, şehrimizde bulunan Mil­letvekilleri, Vali ve Belediye Başkanı Profesör Gökay, Ordu Müfettişi Orge­neral Zekâi Okan, Başbakanlık Müste­şarı Ahmet Salih Korur, Ankara Valisi Kemal Aygün, Merkez ve Deniz Üssü Komutanlariyle Patrik vekili ve çok ka­labalık bir halk kütlesi tarafından kar­şılanmıştır.

Başbakan gemiden inişinde halkın içten gelen samimî tezahürlerine mukabelede bulunduktan ve selâm resmini ifa eden polis kıtasını teftiş ettikten sonra, Dış­işleri Bakanı ve Vali ile birlikte Park-otele gitmiştir.

— Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, 2 Haziran 1952 de Çankaya'da Yardımsevenler Cemiyeti delegelerini kabul etmiştir. Büyük ekseriyetini kadınların teşkil et­tiği bu heyetle bir «hasbihalde;» bulun­muştur. Yardım Sevenler Cemiyetinin bir senelik mesaisini ve Atatürk'ün ka­dınlık hakkındaki kıymetli bir veeizesi-nân kongrelerinde okunmasını takdirle karşıladığını ifade ettikten sonra demiş­tir ki: «biliyorum, Cemiyetinizin siyasî karekteri yoktur. Tamamen bir hayır müessesesidir. Eöyie olmakla beraber, burada kadın haklarına temas etmek ihtiyacını duyuyorum. Memleketimizin ■büyük şehirlerini temsil eden bu kadar münevver hanımlarımızı, toplu bir hal­de başka bir yerde nasıl görebilirim? Kadın haklannı, Atatürk İnkılâbı, en mütekâmil şekliyle emniyet altına al­mıştır. Türk Kadını yeni bir hak ara­maktan müstağnidir. Ancak elindeki hakkın kıymetini, 'bilmiyenlere anlat­ması ve liyakatle kullandığı bu îıakka tesahupazmini göstermesilâzımdır.

Zaman zaman kulaklarımıza bazı falso­lu sesler gelmektedir. Bunlar, mukabele görmezlerse, fikirleri ne kadar iptida: ve gerilik ifade ederse etsin, cüretlerini arttırabilirler. Dâvayı ele almalısınız. Her sakat fikir, menlbamda kurutulur. Güçlüklere rastlayacağınızı zannetmem. Böyle olursa bizi yanınızda bulacaksı­nız. Biliniz: «kadın çalışmassa 21 mil­yon nüfusumuz yarıya inmiş sayılır» dedi.Benice zarar bundan ibaret değiidir. Cemiyet 'hayatında kadın ve erkek bîr bütündür. Ayrılmaları, tam olarak millî hayatı felce uğratır. Sizlere müza­hir olmağa mecburuz, hepinize teşek­kürler eder, başarılar dilerim.»

—Ankara:

Dışişleri Bakanlığından bildirilmiştir: Majeste Yunan. Kral ve Kraliçesinin memleketimize yapacakları resmî ziya­rete müteallik olarak bugün neşrolunan tebliğde Beylerbeyi Sarayının Majeste­lerin ikametine tahsis edileceği bildiril­mişti. Ahiren, Dolmabahçe Sarayının yüksek misafirlerin, ikamesine tahsisi takarrür ettiği .cihetle keyfiyeti tavzih olunur.

5 Haziran 1952

—İstanbul;

Başbakan Adnan Menderes bugün Vilâ­yete gelerek Vali ve Belediye Başkanın­dan istanbul Vilâyeti ve şehir işleri üze­rinde geniş izahat almıştır.

Vali ve 'Belediye Başkanı bu hususta gazetecilere şu beyanatta bulunmuştur: «İstanbul Vilâyetinin bu yılkı bütge du­rumu 56 milyon 659 bin Uradır. 194S yılında 28 milyon küsur olan bütçe bu suretle bir misli artmıştır. Ayrıca 194S yılı sonunda 809 bin küsur liralık bir bütçe agığı devredildiği halde 1950 se­nesi sonunda 2 milyon 860 bin küsur li­ra gelir fazlası ve bu sene de henüz he­saplar tam alınmamakla beraber, 2 mil­yon liralık bir gelir fazlasiyle karşılaş­mış bulunuyoruz. Vilâyet içersinde şehir dışı yollar için 1 milyon 625 bin lira, köy yolları için 800 bin lira olarak ce­man 2 milyon 435 bin lira, ayrıca Ba­yındırlık Bakanlığı tarafından verilen yardım örneği ile vilâyet yolları için 300 bin lira ve köy bütçelerine 50G bin lira verilmek suretiyle büyük mikyasta yardımlar yapılmıştır. Başbakanımız 70 .milyon liralık yeni ek öedenekten Vilâ­yetimiz yol ve su işleri için 3 milyon liralık 'bir yardımı da bugün bildirdi. Bu suretle geçen gün şileye gittiğimiz va­kit gördüğümüz üzere, Şile, Yalova, JCartal, Çatalca, Silivri ve Bskırköyün bir çok yollan bu sene yapılmış ola­caktır.Çatalcanm Karaköye ait geçen

seiıe başlayan yol da devam etmektedir. Göçmen evlerinin inşaatı da devam edi­yor. 2014 evden 1680 evin damları ça­tılmış ve kiremitlenmiş, 399 unun du­varları bitmiş ve 132 si işlenmektedir. 7 kilometrelik yollarının inşasına da başlanmıştır. Oraya bir okul yapılacak­tır. Su ve elektrikleri getirilmiştir. Bu sene umumi yolları da ağaçlandırılmış-tır. İlc&lerde 233 göçmen evi yapılmış­tır. Bu yıl içersinde İstanbul Belediye­sinin, hal inşası için 1 milyon 300 bin lira konmuştur. Sağlık işleri 5 milyon 300 bin lira ödenekle tedvir edilecektir. Hasekide temelini attığımız pavyon için 1 milyon lira konmuştur. Şehir da­hili yollan için 4 milyon 8&0 bim ve ay­rıca bacalar inşaatı için de 300 bin lira ayrılmıştır. Kamulaştırma bedelleri için 700 bin, imar haritaları için 400 bin, çeşmelere 150 toin, Üsküdar Şemşipaşa Rıhtımına 50 ibin, Eyüp civarına 150 bin, temizlik işleri araçlarına 300 bin, Flor­ya evlerine devam için 150 bin lira ko­nulmuştur. Bunlar için derhal tatbkata başladığımızı biliyorsunuz. Bunların yanında IKazInçeşmede gecekonduların yolu 157 bin liraya ihale edildi.

Kasımpaşa Dolapdere yolu 322 bin, Nu-ruosmaniye Vezirhanı yolu 106 bin lira­ya ihale edildi. Ve ihalelerimiz devam etmektedir. Gecekonduların iki artezye­ni çalışmağa başlamıştır. Floryada yeni bir artezyen açılmıştır. Gecekonduların köprüleri yapılmıştır. Şimdi mektep ve harita mevzuları: var.

Bu hafta Pazartesi gününden itibaren direklere .çakılmak suretiyle vatandaş­lara imar haritaları yerinde gösterile­cektir. Elektrik İdaresi .Rumeli Caddesi ve Ebussuad Caddesi igitoi iki ana cad­denin asfaltına başlamıştır. Divanyolu-nun bakiye kısmı da Bayazıda kadar bu sene yapılacaktır. Şimdi her ilçede yapılan işleri ayrıca takdim ediyorum.

Bugün Başbakanın riyasetinde Mal'ye, Bayındırlık, Çalışma Bakanlariyle yapı­lan müşterek toplantıda ayrıca şehrimi­zin fevkalâde imar işleri için çıkarılması

kararlaştırılan 50 milyon liralık tahvi­lâtın Büyük Millet Meclisinin bu devre­sinde kanunlaştırılması için gerekli ted­birler alınmıştır.

sek zekâ ve zengin tür hissiyata sahip olan ekselânsınız&ır ki üstadane idare­nizle memleketimize tam. bir bahar, muhteşem, bir meyva verme sağladınız. Bu hürriyet ağacının verimli gölgesi al­tında bütün vatandaşları aynı haklara sahip ve vatanımıza karşı olan vazife ve .mesuliyetleri müdrik olarak telâkki etm ekteyiz.

[Bu mesuliyetleri İstanbul Rum Patrik­hanesi derin bir şekilde idrak etmekte­dir. Bunun İçin ekselansınızın dirayetli mesai arkadaşınız Dışişleri Bakanı Sa­yın Faat iKöprülü'n'ün J;za<h ettikleri gibi Patrikhanemiz memleketimizin kuvvetli bir manavi kalesini teşkil etmektedir. Kendisi bu sözleri ile bir hakikati tesbit etti ve hükümetimize karşı tam imanı­mızı belirtti. Hakikaten Sayın Başbaka­nımız, bizler vatanımız Türkiye'nin bir kalesini teşkil etmekle memleketimizin parlayan şerefinden! gurur duymakta ve ona her hizmeti ifa için hazır bulun­maktayız.

Yüksek şahsiyetinizin bu ziyareti hay­ranlık verici bir hakikatin bir ifadesi olmakla burada ve bütün dünyada. Pat­rikhanemizin mensubrainde çok iyi ve sevinçli bir intiba ve tesir bırakacaktır. Güzel başkentimizde mazhar olduğumuz hüsnükabülden 'doiıayı ayrıca teşekkür­lerimizi 'bildiririz. Ankara'da müşahede ettiğimiz terakkiye hayran kaldık. Baş­kentimiz memleketimizin, dünya çapın­da en ileri gitmiş memleketlerin cami­ası, içinde daima terakfci yolunda ileri hamledeki azmini temsil etmektedir.

Rahatsızlığınızdan dolayı teessür duy­duk. Lâkin şimdi sizi sıhhatli görerek sevinç duymaktayız. Sıhhatiniz için daima duacıyız. Sayın müsteşarınızın şahsımıza gösterdiği alâkaya teşekkür ederiz. .Sözüme son verirken din serbes­tisi hakkında memleketimizin muhtelif yerlerinde yürüttüğünüz mütalâalar için de bilhassa teşekkür ederiz. Din hak­kında, irad ettiğiniz soru nutku tercüme ederek hariçte bulunan kilise mensup­larına, gönderdik. Yine, hoş geldiniz ekselans.» Patrik Athenagoras'm bu nutkuna, Baş­bakanımız aşağıdaki sözlerle mukabele etmiştir:

«Yüksek şahsiyetinizi ve Patrikhaneyi bugün ziyaret ettiğimden dolayı kendi­mi bahtiyar addetmekteyim. Ankarayı ziyaretiniz esnasında rahatsızlığım do-Iayisiyle sizinle görüş emediğim için üzül­düm. Bazen bir insanın çok arzu etti­ğine ulaşmaması kısmetin bir cilvesidir.

0zamanyapamadığımıbugün sizlerimakamınızdaziyaretetmekleyapıyo­rum.Şahsıma gösterilenbu çok sıcakhüsMikabulden dolayısizlere,cümleni­ze çok teşekkür ederim. Sizin elinizi sı­karken ayni zamandaistikbal merasi­mine iştirak eden bütün zevata ve haairuna teşekkürlerimisunarım.Bugünütarihi olarak telâkki ettiniz. Bu ziyare­tim hepinizin birlikte yürüdüğümüz de­mokrasi prensipleri yolunda bir merha­
le teşkil etmektedir. iSaym .Selanik Met-ropolidi İle-görüştüğüm zaman belirtti­ğim gibi eskiden dinler insanları ayıranvebirbileriilemücadeleyesevkedenâmillerden birini teşkil ediyorlardı. Bu­gün vicdan prensibi sayesinde dinler in­sanlar arasındaki sevginin tekâmülüne yardım ederek insanlık ideallerine hiz­met etmektedirler.

Bugün ziyaretimle ayni zamanda Rum cemaatine selâmlarımı ve sevgilerimi takdim etmiş oluyorum. Hepinizin te­miz bir ruhla memleket hizmetine işti­rake hazır bulunduğumuza kanaiim. Patriklik makamını sizin gibi yüksek ve mütekâmil bir şahsın işgal etmesin­den dolayı büyük bir memnunluk duy­maktayız.

Yine derin saygılarla, sizleri ve sizin şansınızda bütün cemaat ve kilise men-subinini selâmlarım.»

— Ankara :

Ekonomi ve Ticaret Bakanı Profesör Muhlis Ete, bugün saat 11 de bir basın toplantısı yaparak bakanlığını ilgilen­diren faaryetler hakkında beyanatta bulunmuştur.

Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı tarafın­dan çıkarılan ve hazırlanmakta olan kanunlar hakkında bakan şu bilgiyi vermiştir:

/.Çıkarılan kanunlar:

1— ödünç;ParaVermeKanununun tâdili,

(Kanun No. 5841meriyettarihi: 15/8/1951)

2— Yabancısermayeyatırımlarım Teşvik Kanunu

ı Kamın No.5821meriyettarihi: î/8/1964).

II.Mecliskomisyonlarındamüzakere edilen kanun taşanları:

3— TütünEkicHeriOrtaklıklarıve Birlikleri (Kanunu Tasarısı,

— Su Mahsulleri Kanunu Tasarısı,

— KooperatiflerKanunuTasarısı (umumi ahkâm kısmı.) Ticaret 'Kanununa zeyl olarak

6— Maden Kanunu Tasarısı.

III.Hükümetin tetkiki için Başbakan­lığa sunulan tasarılar:

7— îhtira Beratı Kanunu Tasarısı,

S — Markalar ve Menşe İşaretleri Ka­nunu Tasarısı,

9— Zirai Sigortalar Kanunu Tasarısı.

IV.Bakanlıklardatetkikedilmekteolan kanun tasarıları:

10— İstanbul Emniyet Sandığı Kanu-

nu Tasarısı,

11— »Sanayi 'Kanunu Tasarısı.

V.Bakanlıkta hazırlıkları bitmek üze-

re olan kanun taşanları.

12— ZiraiKooperatiflerKanunu Ta-

sarısı,

13— Sigorta Şirketlerinin Murakabesi

Kanunu Tasarısı, 1-4 — Küçük Sanatlar Kanunu Tasarısı,

15— BakanlıkTeşkilâtKanunuTasarısı,

16— PetrolOfisiAnonimOrtaklığı Kanunu tasarısı.

Bundan sonra takip edilen maden poli­tikası ve elde edilen müspet neticeler hakkında Bakan şunları söylemiştir:

Maden politikamız:

Demokrat Parti Hükümetinin madenci­lik, politikası, umumi iktisat politikası­na mütenazır olarak, bittabii Özel te­şebbüse müteveccih olan bir politikadır.

Burada esas preınsip, inhisarı veya stra­tejik bir karakter arzeden madenler ha­riç, madenciliğin hususi teşebbüse ait oluşudur. Ancak ileriki nesillere de ait

olan bir servetin mahdut sergüzeştçile­rin elinde inihisar etmesine ve cevherle­rin gayri iktisadi ve fennî şekilde istis­mar edilmesine de hiç bir surette taraf­tar, değiliz. 132İ2 tarihli Maden Nizam­namesi yerime yepyeni bir Maden Ka­nunu hazırlamış ve 'bir haftaya kadar Meclise sevketmiş bulunacağız. Bu ka­nunda madem, politikamızın başlıca esas­ları yeralmış bulunmaktadır:

— Maden mülkiyeti: Madenler, bulun­duklarıtopraksahiplerinin1mülkiyethakkıdışındabırakılmıştır.Bunlarınarama veişletilmesi hakkıDevlet ta­rafından ve Devletin daimî murakabesialtında olmaküzere,talep edecek ha­kikî ve hükmişahıslaraverilecektir.Buna mukabil arama ve işletme faali­yetinden zarar görmesi muhtemel arazisahiplerine de tazminat verilmesi- esasıkabul edilmiştir.

— İşletmeyetkisi Devletinhisarınabırakılacak madenler: Madeni er jh aran­ması ve işletilmesinoktasından Devletişletmesiyle hususi işletme arasında ha­len mevcut olan farklar ve Devlet mü­esseselerininhaizbulunduğurüçhankaldırılmıştır. (Yürürlükte bulunan Pet­rol Kanunu ıbunun dışındadır.)

— Yabancıların yurdumuzda maden­cilikyapmalarımevzuu:Türk kanun­larına göre teşekküleftmişşirketlerin,yabancısermayeyatırımlarını TeşvikKanunu mucibince, maden teşebbüsleri­ne girişebilecekleri esas kabuledilmiş­tir.

— Arama ve işletme devrelerinin tef­rikinivearamadevresindeimrarınaizinverilecekcevher miktarı:Aramadevresindeherruhsatnamesahasında2.000toncevherimrarınamüsaadeedilmektedir.Aranıpbulunan bir ma­deninusulüdairesinde işletmeiıakkıtalep edildikten'sonra .fennîhususlarariayetedilmesi kaydiyleimrarınaizinverilecek tonaj miktarı tahdit olunmak­sızın faaliyete devam edilmesi prensibikabul edilmiş ve tou suretle işletme hak­kıliktisapedilinceyekadarsahanın muattal kalmamasımahzurubertarafedilmiş bulunmaktadır.

— Türlü maden resimleri yerine veri­lecek Devlet hakkı: mer'i mevzuata göre istihraç olunan madenden alınmakta olan '% 1 - '% 20 nispetindeki nispî re­sim, sahanın genişliğine göre alınan resim, ayrıca bazı maden işletmelerin­den tahassül eden Devlet temettü his­sesi ve bunlara müteferrî askerî teçhi­zat tertibi, tamamen kaldırılmış ve yal­nız çıkarılan cevherlerin imrarı sırasın­da % 1 - 10 «Devlet hakkı» namı ile bir bedel alınması esası vazolunmuştur.

— Bakanlığın takdir hakları: Maden­lerin aranması ve işletilmesi safhaların­da müteşebbislerinserbestçeçalışabil­melerini sağlamakmaksadiyle Bakan­lık takdirhaklarıasgariyeindirilmişve muameleler kanunda tasrih edilmeksuretiyle tanzim edilmiştir. Bundan baş­ka red, iptal ve fesih müeyyideleri bazıihtar ve cezaî hükümler konulmak sure­tiyle kadem el endirilmiş ve ancak en sonhad olmak üzere red, iptaü, veya feslinmüeyyidesinin tatbik edilebilmesi esasıkabul edilmiştir ki, bu suretle müteşeb­ bisinhakkıesaslıbir teminataltınaalınmış bulunmaktadır.

— Maden teşkilâtı:Ancak Meclisten çıkacak olan yeni MadenKanunununtatbik edilebiılmesi için, ibu işlerigöre­bilecek bir maden teşkilâtının tesisi za­ruridir.

Maden politikamızın ihtiva edeceği ted­birlerden biri de, memlekette bir ma­dencilik kredisinin, ihdasıdır. Şimdiye kadar yalnız Devlet işletmelerine kredi veren Etibank Kanununda yapılacak toir tâdille hususi teşebbüsleri finanse etmesi imkânlarını aramaktayız. Ayrıca, memlekete daha fazla maden mühendisi yetiştirilmek üzere, Teknik Üniversitede, gerekli hazırlıklara geçil­miş bulunmaktadır.

Madenİhracatımızınbaşındagelen kromlardan alman nispî resim haddini, 1951 ve 1952 yıllarında da, % 5 e indi­rilmişolması bu madenistihsalâtve imraratmi arttırmıştır. Serbest bölrge tesisi ve umumi mağaza işlerihakkındaProfesör'MuhlisEte şunları söylemiştir: ıSerbest bölge tesisi :Hükümetticaretin ve bilhassatransit ticaretin inkişafıhususunda bir taraf­tan îiman inşaatına devam ederken, di-

ğer taraftan başta İskenderun olmak üzere bazı limanlarda «serbest bölge» tesisi için bir kanun tasarısı hazırlan­mış bulunuyor. Meclis Komisyonlarında tetkik edilen bu tasarı kanuniyet keş­fettikten sonra memleketimizde serbest bölgenin bahşedeceği birçok imkânlar­dan faydalanacaktır-Umumi mağazacılık :

Ticaret ve nakliyat işilerinin imkişafiyle alâkadar bir mevzu da, umumi mağa­zacılık işidir. 1926 tarihli Ticaret Kanu­niyle kabul edilen umumi mağazacılık sistemi ışığında 1937 yılında belli başlı bankaların ve ticaret odalarının iştiraki ile Ankara'da Umumi Mağazalar A. Ş. kurulmuş bulunuyordu.

Umumi mağazaların gelişeceği ve fle-sepise - Warrant muamelesine başlaya­cağı bir sırada Devlet Deniz ve Demir­yollarının bu işi inhisar altına almala­rından dolayı matlup şekilde taazzuv edememiş ve umumi mağazacılık faali­yeti ambar ve nakliyatçılığa inhisar et­mişti.

Bu kere Denizcilik Bankası kurulurken, bu inhisar da ortadan kaldırılmış bulun­maktadır.

Umumi mağazalarımın inkişafını engel­leyen bu takyidat kaldırıldıktan sonra, müessese resepise - warrant muamelesi­ne başlayabilecektir. Ancak bu yeni faaliyetin başlayabilmesi için şu cihetlerin bir an önce tahakkuk ettirilmesine çalışılmaktadır:

— Umumi, mağazaların belli başlı ti­caret şehir ve limanlarımızda, geniş vebu işe elverişli modern depolara sahipolması ve buna muktazi imkânların sağ­lanabilmesi için,

— Şirket sermayesinin arttırılması lâ­zım gelmektedir.

— Yeni faaliyetle alâkadar muame­lelerin ve senetlerintertip ve tanzim!için Hamburg I/Jinan ve. Umumi Mağa­za Müdürlerinden birinden, bir müddetiçin faydalanmak üzere bir uzman celp edilmektedir.

Bu meselelerin hallinden sonra memle­ket ekonomisi modern ticaretin bu mü­essesesinden; mühim faydalar sağlaya­caktır.

larında başlıca şu değişiklikler derpiş olunmuştur:

1 — Bilindiği .gibi, bugün Gelir Vergisi Kanunu yanında fair de, 'gelir vergisi sistemine uymayan daha ziyade mülga kazanç vergisi sistemini andıran, bir Esnaf Vergisi Kanunu mevcuttur. Es­naf Vergisi Kanununun daki hükümlere göre bir mükellef, ticarî veya meslekî faaliyetinden kazanç temin etmiş olsun veya olmasın behemehal bir vergi öde­mektedir. Bu gibi mükellefler, Gelir Vergisi Kanununun hükümlerine tabi olmadıkları için ancak gelir vergisi sis­temlerinde tatbiki mümkün olan en az geçim indiriminden de faydalanama­maktadırlar. Kalabalık bir ailesi bulu­nan bir .gelir vergisi mükellefi günde 4 liralık kazancı için hiç bir vergi öde­mediği halde aynı mükellef esnaf ver­gisine tabi olduğu takdirde hiç bir ka­zanç elde edemediği, hatta zarar ettiği hallerde dahi muayyen bir nisbette ver­gi ödemek mecburiyetindedirler. Bu adaletsizliği gidermek içinEsnaf Ver-

,gisi Kanunu kaldırılmış ve bütün mü­kellefler gelir vergisi sistemi içersine alınmıştır. Ancak gelir vergisi sistemi­nin icaplarından birisi olarak defter tutmak külfetine bilhassa küçük iş sare istihraç olunan madenden alınmakta olan '% 1 - '% 20 nispetindeki nispî re­sim, sahanın genişliğine göre alınan resim, ayrıca bazı maden işletmelerin­den tahassül eden Devlet temettü his­sesi ve bunlara müteferrî askerî teçhi­zat tertibi, tamamen kaldırılmış ve yal­nız çıkarılan cevherlerin imrarı sırasın­da % 1 - 10 «Devlet hakkı» namı ile bir bedel alınması esası vazolunmuştur.

— Bakanlığın takdir hakları: Maden­lerin aranması ve işletilmesi safhaların­da müteşebbislerinserbestçeçalışabil­melerini sağlamakmaksadiyle Bakan­lık takdirhaklarıasgariyeindirilmişve muameleler kanunda tasrih edilmeksuretiyle tanzim edilmiştir. Bundan baş­ka red, iptal ve fesih müeyyideleri bazıihtar ve cezaî hükümler konulmak sure­tiyle kadem el endirilmiş ve ancak en sonhad olmak üzere red, iptaü, veya feslinmüeyyidesinin tatbik edilebilmesi esasıkabul edilmiştir ki, bu suretle müteşeb­ bisinhakkıesaslıbir teminataltınaalınmış bulunmaktadır.

— Maden teşkilâtı:Ancak Meclisten■çıkacak olan yeni MadenKanunununtatbik edilebiılmesi için, ibu işlerigöre­bilecek bir maden teşkilâtının tesisi za­ruridir. Maden politikamızın ihtiva edeceği ted­birlerden biri de, memlekette bir ma­dencilik kredisinin, ihdasıdır. Şimdiye kadar yalnız Devlet işletmelerine kredi veren Etibank Kanununda yapılacak toir tâdille hususi teşebbüsleri finanse etmesi imkânlarını aramaktayız. Ayrıca, memlekete daha fazla maden mühendisi yetiştirilmek üzere, Teknik Üniversitede, gerekli hazırlıklara geçil­miş bulunmaktadır.

Madenİhracatımızınbaşındagelen kromlardan alman nispî resim haddini, 1951 ve 1952 yıllarında da, % 5 e indi­rilmişolması bu madenistihsalâtve imraratmi arttırmıştır. Serbest bölrge tesisi ve umumi mağaza işlerihakkındaProfesör'MuhlisEte şunları söylemiştir: ıSerbest bölge tesisiHükümetticaretin ve bilhassatransit ticaretin inkişafıhususunda bir taraf­tan îiman inşaatına devam ederken, di-

ğer taraftan başta İskenderun olmak üzere bazı limanlarda «serbest bölge» tesisi için bir kanun tasarısı hazırlan­mış bulunuyor. Meclis Komisyonlarında tetkik edilen bu tasarı kanuniyet keş­fettikten sonra memleketimizde serbest bölgenin bahşedeceği birçok imkânlar­dan faydalanacaktır-Umumi mağazacılık :

Ticaret ve nakliyat işilerinin imkişafiyle alâkadar bir mevzu da, umumi mağa­zacılık işidir. 1926 tarihli Ticaret Kanu­niyle kabul edilen umumi mağazacılık sistemi ışığında 1937 yılında belli başlı bankaların ve ticaret odalarının iştiraki ile Ankara'da Umumi Mağazalar A. Ş. kurulmuş bulunuyordu.

Umumi mağazaların gelişeceği ve fle-sepise - Warrant muamelesine başlaya­cağı bir sırada Devlet Deniz ve Demir­yollarının bu işi inhisar altına almala­rından dolayı matlup şekilde taazzuv edememiş ve umumi mağazacılık faali­yeti ambar ve nakliyatçılığa inhisar et­mişti.

Bu kere Denizcilik Bankası kurulurken, bu inhisar da ortadan kaldırılmış bulun­maktadır.

Umumi mağazalarımın inkişafını engel­leyen bu takyidat kaldırıldıktan sonra, müessese resepise - warrant muamelesi­ne başlayabilecektir. Ancak bu yeni faaliyetin başlayabilmesi için şu cihetlerin bir an önce tahakkuk ettirilmesine çalışılmaktadır:

— Umumi, mağazaların belli başlı ti­caret şehir ve limanlarımızda, geniş vebu işe elverişli modern depolara sahipolması ve buna muktazi imkânların sağ­lanabilmesi için,

— Şirket sermayesinin arttırılması lâ­zım gelmektedir.

— Yeni faaliyetle alâkadar muame­lelerin ve senetlerintertip ve tanzim!için Hamburg I/Jinan ve. Umumi Mağa­za Müdürlerinden birinden, bir müddetiçin faydalanmak üzere bir uzman celpedilmektedir. Bu meselelerin hallinden sonra memle­ket ekonomisi modern ticaretin bu üessesesinden; mühim faydalar sağlaya­caktır.

Emniyet Sandığında bir «şefkat mües­sesi» servisi teşkiline başlandığım söyli-yen Bakan, bununla, vatandaşların eş­ya mukabilinde kredi sağlıyabileceklerini, bu servislerden ilkinin İstanbul Emniyet Sandığında faaliyete geçmiş "bulunduğunu, tetkik edilm&tke olan Em. niyet .Sandığı .Kanunu tasarısında bu mevzuun önemle ele alındığını söyle­miştir. _

Ecnebi ıSermayeyi Teşvik Kanununun tatbikatına temas eden Bakan, 14 e ya­kın yabancı firmanın faaliyete; geçtiği­ni, dün de bir Amerikan firmasile is­kenderun'da «sSüper Fosfat Fabrikası» kurmak için esaslarda anlaşmaya varıl­dığını ve diğer tox Alman firmasile de azotlu gübre için müzakerelerde bulun­duğunu beyan etmiştir.

— Ankara :

Yakın ve Orta Doğu memleketlerinin iş gücü meseleleriyle alâkalı danışma ve tetkiklerde bulunmak üzere millet­lerarası Çalışma Bürosu tarafından İs­tanbul'da kurulması kararlaştırılan iş gücü faaliyet merkezi hakkında Ce­nevre'de imzalanan anlaşma, bugün Bü­yük Millet Meclisince ivedilikle müza­kere ve tasdik edilerek yürürlüğe gir­miştir.

Bu anlaşmaya göre, Yakın ve Orta Do­ğu bölgesine dâhil memleketlerde kali­fiye 'işçi yetiştirilmesi, işsizlikle müca­dele tedbirleri; iş ve işçi 'bulma teşkilâ­tının ıslahı gibi mevzularda hükümet­lere mütehassıs yardımları temin etmek maksadiyle İstanbul'da bir merkez ku­rulacaktır-

Bu merkeze (Hükümetimizce münasip bir bina tahsis edilecek ve merkezin di­ğer bütün masrafları Milletlerarası Ça­lışma Bürosu tarafından karşılanacak­tır.

Türkiye'de dâhil olmak üzere Yunanis­tan, İran, Mısır, Suriye, Lübnan, Irak, İsrail gibi yakm ve orta doğu memle­ketleri iktisadi ve içtimai kalkınma sa­hasında karşılaştıkları iş ve işçi mese­lelerinin halli bakımından İstanbul iş gücü faaliyet merkezinin teknik yar­dımlarından faydalanacaklardır.

—İstanbul :

Rum Ortodok Patriği Birinci Athena-goras refakatinde ıSinod Meclisi azaları ve metropolidler olduğu halde saat 19 da vilâyete gelmiş ve burada Başbaka­nımızla görüşerek kendisinin sabahle­yin Patrikhaneye yaptığı ziyareti iade etmiştir.

—Bursa :

Ahmet Vefik Paşa Hastanesinin yeni­den inşa edilmiş olan binaya nakli işi bitmiştir.. Sağlık ve Sosyal Yardım Ba­kanlığı yeni hastanenin işletme masrafı olarak 450.000 lira vermiş bulunmak­tadır.

Yeni binada 300 yatak umumi hastala­ra,100 yatak veremlileretahsis edil­miştir. Esas hastahane kısmındaki 300 yataktan 60 ı İşçi Sigortalan hesabına ayrılmıştır.

—îstanibul:

8 Haziran Pazar günü şehrimizde Millî 'Futbol takımımızla karşılaşacak olan İspanya Millî Futbol takımı va idareci­leri bu akşam bir France uçağı ile saat 23.45 <te Yeşilköy .Hava 'Alanıma gel­mişlerdir:

7 Haziran 1952

—Erzurum.:

Erzurum tarihinin 1293 Aziziye Kahra­manlarından Nene Hanım ûçin bugün saat 15 te Ordu ve Vilâyet tarafından resmî bir tören tertip edilmiştir.

Törende, Vali, Ordu ve Kolordu Komu-tanlariyle askerî ve mülkî erkân, Bele­diye Başkanı ve binlerce halk hazır bu­lunmuştur.

İstiklâl Marşını müteakip Nene 'Hanı­mın 96 yılını idrâk ettiği evine bayrak çekilmiş, muhtelif hatipler tarafından Aziziye kahramanlığı hakkında hitabe­ler irad edilmiştir. Nene Hanıma-, Or­dunun ve Kız iSanat Enstitüsünün ar­mağanları verildikten sonra- selâm res­mî ifa edilerek törene son verilmiştir.

—Ankara:

Hükümetimizin] de iştirak ettiği Millet­lerarasıPamuk İstişareKomitesi bu yılteî toplantısını 17 Mayıstan 28 Ma­yıs akşamına kadar Roma'da F. A. O. binasında yapmıştır.

Toplantıya Hükümetimiz adına Tarım Bakanlığa Ziraat İşleri Umum Müdürü Necati Turgay, Ekonomi ve Ticaret Ba­kanlığı Dış Ticaret Dairesi Reis Mua­vini Sedat Erzinli, Çukurova Pamuk İslah İstasyonu Müdürü Zeki Sayar ve yine Dış Ticaret Dairesinden Tuğrul Altuneu iştirak etmişlerdir.

Toplantıda dünya pamuk istihsal, istih­lâk ve stok durumu incelenmiş, dünya pamuk rekoltesinin zaman zaman mâ­ruz kaldığı buhranları izale etmek, bü­yük fiyat değişikliklerini Önlemek üze­re çok taraflı bir pamuk anlaşması ve­ya stok-tamponlar meydana .getirmek veya kombine bir anlaşma, esasları üze­rinde müzakere ve münakaşalar yapı­larak bu mevzuun daha etraflı bir şekil­de daimî Konseyce tetkik edilmesi üze­rinde mutakabata varılmıştır.

Türkiye'de son sfeî yıl içinde pamuk is­tihsalinin ve ihracatının, artışı ve umu­miyetle pamuk durumu hakkında heye­timizce verilen izahat alâka ile karşı­lanmış, daimî konsey başkanlağına Amerika ziraat deportmamndan Mr. Weit ittifakla seçilerek gelecek toplan­tının Vaşin'gton'âa yapılması kararlaş­tı rı i mıştır.

Toplantıya iştirak eden delegasyonlara İtalya Hükümeti tarafından büyük ko­laylıklar ve misafirperverlik gösteril­miştir.

— Ankara :

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesinin Ankara'yı ziyaretleri münasebetiyle 10 Haziran'da yapılacak askerî geçit res­mine iştirak edecek hava kuvvetlerimiz

arasında, Amerika'dan alınmakta olan ve yetişkin havacılarımız tarafından kullanılan Jet uçakları da bulunacaktır.

— Ankara :

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesinin Türkiye'yi ziyaretleri programı:

S Haziranı 1952 Pazar :

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesinin rakip bulunacakları «Helli»Kruvazörü

ile mezkûr kruvazöre refakat edecek olan Yunan muhribi sabah saat 8.30 da Türkiye karasularına girecek ve "bahrî merasimle karşılanarak İki Türk muhri­bi refakatinde İstanbul'a müteveccihen yolunadevamedecektir.

«Helli» Kruvazörü İstanbul'a muvasa­latında limanda vaziyet almış buluna­cak olan Türk donanmasına mensup bir­likler tarafında'» 21 pare top atımı ile selâmlanaeaktır. Limanda bulunan bü­tün gemiler donanmış olacak ve yüksek misafirleri düdük çalmak suretiyle se­lamlayacaklardır.

«Helli» Kruvazörü saat 17 de Haydar­paşa önlerinde demiriiyecektir. «Helli», demirlemezden evvel Selimiye Kışlası tarafından, Majeste Kral, 21 pare top­la selâmlanaeaktır. Donanma Kuman­danı gemiye çıkarak Majesteleri selâm-lıyaeak ve derhal ayrılacaktır. Kruva­zöre: Dışişleri 'Bakanı Profesör Fuad Köprülü, İstanbul Vali ve Belediyesi Reisi Prof. Fahrettin Gökay, Majestele­rin Mihmandarı Büyük Elçi Şevket F. Keçeci, Cumhurbaşkanlığı Umumi Kâ­tibi Nurullah Tolon, 'Cumhurbaşkanlığı Başyaveri Kurmay Yarbay Nureddin Aipkartal ve Majeste Krai'ı-n refakat­lerine tâyin edilmiş bulunan Tümgene­ral Behçet Türkmen, Tuğamiral Fahri Korutürk, Tümgeneral ,H. Suphi GÖkeri İle Kurmay Yarlbay E. Dırvana çıkacak­lar ve Profesör Fuad Köprülü tarafın­dan takdim edilmek suretiyle Majeste Kral ve Kraliçeye beyanı hoşâmedî edeceklerdir. Yunanistan'ın Türkiye Bü­yük Elçisi Ekselans Contoumas Majes­teler maiyeti arasında yer almış ola­caktır.

Saat 18.15 de Majeste Kral ve Kraliçe ve maiyetleri rükûplarma tahsis edilen motörlerle Haydarpaşa Rıhtımına gide­ceklerdir.

Rıhtımda aşağıdaki zevat yer almış bu­lunacaktır:

Bayan Köprülü, Madam Contoumas, Bayan F. ıK. Gökay, Majeste Kraliçeye Mihmandar olarak tâyin edilmiş bulu­nan Bayan Ulusan, Bayan Mardin ve Bayan Beyhan Köprülü, İstanbui Mil­letvekilleri İstanbul Belediye Meclisin­den seçilmiş bir heyet, İstanbul Üniver­sitesi Rektörü,teknik ÜniversiteRetörü, Birinci: Ordu Müfettişi, İstanbul Msrkea ve 'Garnizon Kumandalar:, İs­tanbul Deniz Komutam. Deniz Ataşe­leri, YunaiüstanT:n İstanbul "3£Şl:~r.3o-losluğu erkân:, Türk - Yunm iDostluk Cemiyeti Âzası ve Devlet Demiryolları Umum Mİidarü.

Askerî bandonun Yunan ve İstiklâl Marşını çalmasın: ve askerî kıtan:n tef­tişin; müteakip yukarıda sayılı şahsi­yetler İstanbul Vaii ve Belediye Bsşka-nı Prof. F. 'K. Gökay tarafından Majes­telere takdim edileceklerdir. Yunan Bü­yük Slçsi de Yunan sîE.ret ve Baş­konsolosluk erkânını takdim edecektir. (Karşılama merasiminde k:yafet: sivil­ler iğin jaksUtay, sskerler için uzun cs.k;:il küçük Üniforma, bayanlar için siyah olmamak şartiyie münasip renkte öğle üstü kıyafeti, şapka ve eldiven).

Majesteler taka m merasiminden senra Haydarpaşa, garına dâhil olacaklar ve rükû^iannı tahsis edilen hususi trene bineceklerdir.

Hususi tren saat 19.15 te Ankara'ya mütaveccihen harekat edecektir. Akşam yemsğl trende yenecektir.

9 Haziran 1952 Pazartesi :

Husus: tren saat 10 da Ankara'ya vasıl

olacaktır.

Mljests Kral ve Kraliçe Garda Cum-
hurbışkını tarafından karşıla nacak.ar-.
d:r. Yanlarında kerimeleri Bayan Gür-
soy bulunacaktır.•

Karş-lama merasimlnds aşağıdaki ze­vat, peronda ahzı mevki eyl'y ece ki erdir. Büyük Millet Meciis Başkanı

Başb:k2n ve İçişleri Bakan Vekili ve refikaları Devlet Baken:, ıBaşbakan Yard:mcısı ile refikaları, bütün bakanlar Yun:n:stan':n Ankara Büyük Elçiliği erkânı ve refikaları Cumhurbaşkanlığı Kalem Mahsus Müdürü ve Yaverler

Aşağıdaki şahsiyetler garın Merkez ho-Iün3e yer alacaklardır:

Büyak MİÜet MeclisiBaşkan Vekilleri Büyjk MilletMeclisiDışişleri Komis­yonu Başkanı Ankara. Milletvekilleri AnkaraBelediyeBaşkanı ve Belediye Meclisinden mümtahap bir heyet. Mülkî erkân : Tarj:tay Başkanı Danz^tny Başkan: iSay:ştay Başkanı Ank^-ra Üniversitesi Rektörü Başbakanlık Müsteşarı Bakanlıklar müsteşarları Dış'şleri Başkanlığı Umumi Kâtibi Ankara Valisive Muavinleri Ankara Emniyet Müdürü Askerî erkân: Genslkurmay Başkanı Orgeneraller Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Ko­mutanları Ankara 'Garnizon ve Msrkez Kurnan-dînları

Jandarma Kumandanı. Majestelerin Ankara'ya varışları 21 pa­re topla s elâ mi anacak tır.

Majeste Kral ve Kraliçe Hususi Tren­den inip p£ron-da. Cumhurbaşkanı ve ke­rimeleri tar2fmdan selâmlandıktan son­ra Majeste Kral maiyetlerini Cumhur­başkanına takdim edecekler dlr. Bunu .müteakip Büyük M-ilet Meclisi Başkanı, Başbakan ve İçişleri Bakanı Vekili ile, refikaları, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ile refikaları ve Bakanlar Cumhurbaşkanı tarafından, Yunanls tan'm Ankara Büyük Elçiliği erkânı, Yunanistan Büyük Elçisi tarafından ve Cumhurbaşkanlığı Kalemi Mxhsus Mü­dürü İle Cumhurbaşkanlığı Yaverleri Protokol Umum Müdürü tE-rafmdan Majeste Kral ve Kraliçeye takdim edi­leceklerdir. İşbu takdimlerö2n sonra askerî bando Yunan ve îstik;â! Marş­larını çalacak ve Majeste Kral ile Cumhurbaşkanı ihtir2.m kıtasını teftiş buyuracaka-lrdır. Bundan .sonra garın büyük merksz holünde yer almış bulu­nacak olan diğer zevat yine Protokol Umu.-n Müdürü tarafından Yüksek mi­safirleretakdimolunacaklardır.

ıBu suretle Garın merkez çık:ş kap:sma varılmış bulunacak ve Majeste Kral ve KraÜçe ile Cumhurbaşkanı ve maiyet­leri kendilerine tahsis olunan arabalara rak"°p olacaklardır. (Garda karşılama kıyafeti: Siviller İçin frak, bsyaz kravat siya-h yelek, askerler için büyük üniforma, istiklâl Madal­yası, nişan, -bayanlar için habille öğle üstü elbisesi, eldiven, şapka).

Garın önümde teşekkül edscek alay Ta­lât Paşa Bulvarı ve Atatürk Bulvarım takiben Çankaya'da misafirin Köşküne vasıl olacak, orada alay n hayet bula­caktır. Cumhurbaşkanı Majeste Kral ve Kraliçeden misafirin Köşkünde ay­rılacaklardır.

Majesteler saat 13'de Cumhurbaşkanlığı Köşkünds Cumhurbaşkanım husesi mahiyette öğle yemeğine teşrif edecek­lerdir.

Saat 16'da Majeste Yunan Kralı Ata­türk'ün muvakskt Kabrine çelenk ko­yacaklardır. Bir askerî kıta selâm res­mini ifa cd3cektir.

Saat 17 de Majesteler, misafirin Köş-künd3, Ankara'da akredite bulunan ya­bancı diplomat'k misyon' şeferini ka­buledeceklerdir.(Kıyafet:Jaket£y).

Saat 23.15 de Cumhurbaşkanı Majeste­ler şerefine Çankaya Köşkünde resmî bir akşam yemeği verecekler ve bunu saat 22.30 da bir resmî kabul tekip edecektir. (Kıyafet: Frak, beyaz yelek, büyük üniforma, istiklâl Madalyası, ni­şan).

10Haziran 1952 Salı :

Öğleden evvel Majestelerin arzularına göre gsz'ntiler tertip edilecektir.

Saat 12.30 da Büyük Millet Meclisi Baş­kanı Ref<k Koraltan tarafından Mar­mara Köşkünde Majesteler şerefine bir öğle yemeği verilecektir. (-Kıyafet: Ja­ketatay, uzun ceket'i küçük üniforma., Saat 18 da Majesteler şerefine Şehir Hipodromunda bir geçit resmi Leıtîp edilecektir. (Kıyafet: Jaketatay, küçük üniforma).

Saat 20'de Majeste Kral ve Kraliçe Yunanistan Büyük E'çiliğnde Cumhur-■başkan: şerefine bir yemek verecekler­dir. Bu ziyafeti Ankara Palasta Yuna­nistan Büyük Elçisi ve refikalarının bir resmi kabulü takip edecektir. (Kı­yafet: Frak, bsysz yelek, büyült isi-forma, îstik'âl Madalyası,nişan).

11Hazirsn1952Çarşamba:

öğleden evvel Majestelerin arzularına göre gezntiler tertip edilecektir.

ıSsat 13 de Başbakan ve Bayan Adnan Menderes tarafından Majesteler şerefi­ne Ankara. Palas'ta bir Öğle yemeği ve­rilecektir. (Kiyafset: Jaketatay, uzun ceketli küçük üniforma).

Saat 16'da Siadyomda gençlik tarafın­dan ya.pılması mukarrer ölen jimnastik gösterilerine Majesteler Cumhurbaşka­nı ile birlikte şeref vereceklerdir. (Kı­yafet:Jaketatay, küçüküniforma).

Saat 2C'de Dışişleri Bakanı ve Bayan ■Köprülü taraf:ndan Majesteler şerefine Haric'ye Köşkünde bir akşam yemeği verilecektir. Bunu taki'ban saat 21.15 de Devlet Tiyatrosunda Majesteler şe­refine bir gala müsameresi verilecek ve müsamereyi ayni bin<ada bir balo ta-kibedeccktlr. (Kıyafet: Frak, beyaz, ye­lek, büyük üniforma, istiklâl Madal­yası, nişan),

12Haziran1952Perşembe :

Saat 13 de Ankara Belediye Başkam ve Baysn Atıf Bcnderl'oğlu taraf'.ndsn Ma­jesteler şerefine Barajda bir k:r yemeği verilecektir. (Kıyafet: Şehir elb'sesi). Saat 2C'de Majeste Kral ve KraliçeCumhurbaşkanı İle birlikte hususi trenle İstanbul'a müteveccihen Anka.-ra'dan ayrılacaklardır. Majeste K:ral ve Kraliçe Cumhurbaşkanına tstssyon holünde mülâki olacaklardır. İstasyonda Majesteler ve Cumhurbaşkanı, istikbal­de bulunan zevatı salâml^yacak ve pe­rona vas:l o!acak'ard-r. Burada Yunan ve İstiklâl Marşlarının çal:nmas:m mü­teakip askerî kıtayı teffş edecekler ve kroki mucibinss ahzı mevki etmiş oîan şahsiyetlere veda ettikten sonra trene rakip olacaklardır. D:ş:ş'eri Bak?nı ve refikaları di hususi trende yer alacak­lardır. (Kıyafet: Jaketatay, büyük üni­forma, bayan'ar iç'n öğle üstü elb'sesi). (Akşam yemeği trende yenecektir).

13Hazirsn 1952 Cuma :

Husus'trensaat9.50deHaydarpaşa Garına v;s:l o'acakt:r. İstasyondaMajestelerveCurr_hurb2ş-kam merEsimle istikbal edilecek ve bir askerî kıta selâm resmini İfa eyüyecek-tir. Bando Yunan ve İstiklâl Marşlarını çalacak,kıta teftiş edilecektir. İstikbalde,İstanbulValiveBelediye Başkanı ile Bayan F. K. Gökay, İstan-

image004.gif-bul MilMvekiîler, istanbul "Üniversitesi ve Teknik Üniversite Rektörleri, İstan­bul Belediye Meclisinden seçilmiş bir îıeyet Birinci Ordu Müfettişi, Filo Ku­mandam, Garnizon ve Merkez Kumsn-danîan, İstanbul Deniz Komutanı, Em-n'yet Müdürü, Yunanistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu erkânı, Helli Kruva­zörü ve ona refakat eden Yunan muh­ribi süvarileri, Türk - Yunan Dostluk Cemiyeti Âzası Lbu!unacakt:r.

Majesteler, Cumhurbaşkanı ve Ssray-burunun'da teşekkü! edecek alaya işti­rak edîn zevat ile birlikte Haydarpaşa rıhtımından rükûplarma tahsis edilen ■gemi ile >Sar£yburunu İskelesine geçe­ceklerdir. Gemi, İmanda mevki almış olan Türk donanmasını mensup birlik­ler ar;s:nd:n geçerken Majesteler ve Cumhurbaşkanı, ayrı ayrı 21 pare topla selâmhna.3aklardır. Sarayburnun'da te­şekkül ed;cek a'ay oradan otomobi'lcr-le Divaayolu, Sultanıhmst, Bayazld, Aksaray Caddesi, Atatürk Bulvar:, Ata­türk Köprüsü, Altıncı Daire, Tepcbaşı, Gal^tEsa-ray, İstiklâl Caddesi, Teksim yolunu takiben Dolmabahçe Rıhtımına gelecektir.

Cumhurbaşkanı, Majestelerden, ikamet-lerino tahsis edilmiş bulunan Dolmabah-çe Sarayında ayrılacaklardır.

Saat 16'da Majesteler Patrikhaneye gi­derek Patr'k Athsnagorss'ı ziyaret bu­yuracaklardır.

Günün mütebaki k:smı Majestelerin ar­zularına,g'öretertiplenmeküzere ser­best bırakılmıştır. 14 Haziran 1932 Cumartesi : öğleden evvelMajestelerinarzularına göre gezintiler tertip edilecektir.

Saat 13.13 de İstanbul Vali ve Belediye Başkanı ve Bayan Oöksy tsrafındsn Majesteler şerefine Emİrgân Kö-künde, Cumhurb aşk anımız: n öh teşrif buyura­caklar: b'.r öğle yemeği verilecektir. (K:yafet:Şehir Elb'Gesi).

Saat 16'da, Majesteler Patrik'ln iadei zlyar^f.:ı 1kabuletmişlerdir.

Sait 18,30 da İstanbul Vilâyet ve Be­lediye erkâr/nrn ziyaretin: Dolmab:hçe Sarayında kabul buyuracaklardır. (Kı­yafet: (Jaketatay). Saat 18'de, Majesteler, Yunanistan Baş­konsolosluğu binasında, İstanbul'daki Yunan tebaiarmdan mürekkep bir he-heyeti kabul buyuracaklardır.

Saat 22.30 da, Cumhurbaşkanı tarsfın-dan, yüksek misafirler şeref ne Dolma-bahge Saray:n:n muayede salonunda bir kabul resmi yapi!ac£kt:r. {Kıyafet: Frak, bsyaz yelek, büyük üniforma, İstiklâl Madalyası, nişan). 15 Haziran 1932 Pazar :

Cumhurbaşkanı, maiyetleriyle beraber, saat 17 3D da Doimabah^G Sarayına teş­rifle Majestelere mülâki olacaklar, Sa­rayda, Majesteler ve Cumhurbaşkanı ile refakatlerindskilerin binecekleri oto­mobillerden müteşakkil alay Do'mEbah-çe Sxat Kulesi Meydan:na gidecektir. Orada, Majestelerin ve Cuimhurb2şkam-n:n arabalarından inmeleri Üzerine ss-kerî bando Yumn Millî Marşmı ve İs­tiklâl Marşını çalacak, kıta teftiş edile­cek ve Majesteler Cumhurbaşkanına ve teşyie .galen şahsiyetlere veda ettikten sonra- motöre binerek, aynı günün evvel­ce münasip bir saatinde DolmaMhçe önüne g2İ:p demirlemiş tu'unacak olan «Helli»Kruvazörüne geçeceklerdir.

Teşyi merasiminde, 8 Haziran istikDal merasimine iştirak eden şahsyetler ha­zır bulunacaklar ve yine ayni merasim-da «Helli» Kruvazörüne çıkmış olanlar, bu sefer ds, Majestelere refgkat için ayni şeyi yapacaklardır. (Kıyafet: Ja­ketatay, küçük üniforma, bayan'.gr için: Siyah olmamak üzâre münasip renkte öğleüstü elbisesi, şapka, eldiven). «Helli» Kruvazörü ve refakat ndeki Yu­nan donanması muhribi Kız Kulesi ön­lerine geldiği zaman, Majesteler Seliir.i-ye Kışlasından, 21 pare topla ve Türk Donanması tarafından da ayrıca avni şekildD selâm! anaç aklardır. Bahrî me­rasimin mütebaki kısmı, >Maje£terIerin gelişlerindeklnlnayniolacaktır.

3 Haziran 1952

— İstanbul:

Birkaç gündenb-er': şehrimizde bu'un-mskta olsn Başbakan Adnan Menderes, beraberinde Dev'et Bskani Bsşbaksn Yardımcısı Samet Ağaoğlu, Maliye Ba­kamHasan Poiatkan,BayındırlıkBakanı Kemal Zeytinoğlu, Çalışma Bakanı Nuri Özsan, Başbakanlık Emirsubayı Yüzbaşı Muzaffer Ersu, Basın Yayın Umum Müdürlüğü Içhaberler Dairesi Müdürü Şsrif Arzık olduğu halde bugîin saat 16.15'de uçakla Ankara'ya hareefet etmişlerdir.

—İstanbul :

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesinin memleketimizi ziyareti münasebetiyle Yunan İşçi Send ikaları Konfederasyonu Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyo­nu Muvakakt İcra Komitesine aşağıdaki mesaj: göndermiştir;

«Yunan hükümdarlarının memleketinizi ziyaretini fırsat bilerek şahsınızda Türk İşçilerini selâmlarız.

Yunan Kralının ziyareti iki kardeş hal­kın barışta, ve demokratik hürriyetlerin,1 müdafaasında kardeşçe işbirliği yapma arzularınınifadesidir.»

—Ankara :

Birkaç gündenüeri İstanbul'da bulunan Başbakan Menderes, beraberinde Dev­let Bakam ve Başbakan Yardı^ıc.sı Sa-met Ağaoğlu, Maliye Bakanı Kasan Po-latkan, Bayındırlık Bakanı Kemal Zey­tinoğlu, Çalama Bakanı Nuri Özsan, Uaşbakanlık Emirsubıy: Muzaffer Ersü olduğu nalda saat 17.45 te ufakla şeh­rimize gedmişlerd'r.

Başbakan Adnan Menderes ve refaka­tindeki zsvati hava.âianında- Adalet Ba­kam Rükncddln Nasuhloğ.u, S-ğlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Ekrem Hay-ri Üstündağ, Ekonomi ve Ticaret Baka­nı Muhlis Ete, milletvekilleri, Genelkur­may Başkanı Orgeneral Nuri Yamut, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Şükrü 'Ksnatlı, Jandarma Genel Komu­tanı Korgcnerel Kemal Yaşınkılıç, Baş­bakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur, Başbakanlık Müsteşar Muavini Hulusi Timur, Ankara Valisi Kemal Aygün, Baledİye Başlını Atıf Benacrlioğ'u, Ba­sın - Yayın ve Turizm Genel Müdürü Dr. Halim Alyot, Basın mensupları ve dost­ları tarafından karşılanmışlardır.

—İstanbul :

Sayın Cumhurbaşkanımızın davetine icabet suretiylememleketimizi resmen

ziyaret etmek üzere dün Faler Lima­nından ayrılmış olan Majeste Yunan Kralı Birinci Paul ve Kraliçe Frederika, Türk kara sularından itibaren maiyet­lerine memur edilen iki muhribimizin refakatinde olarak rakip oldukları Helli Kruvazörü ile tartı saat 17 de Haydar­paşa açıklarınavasıl olmuşlardır.

Navarino muhribinin de refakat etmek­te olduğu HeiK' Kruvazörü Haydarpaşa önlerine gelince borda nizamında dizil­miş ve Alay Sancaklarlyle donanmış harp filomuz tarafından karşılanmış ve 'Selimiye 'Kışlasından 21 atım topla se­lâmla nmiştır.

Helli Kruvozörü demirledikten sonra Donanma Komutanı Tümamiral Rıdvan Koral gemiye çıkmış ve Majesteleri se-Iâmlamıştır.

Saat 17.10 da Hardarpgşa rıhtımından hareket eden Acar Motoru Prof. Dr. Fu-ad Köprülü ile Vali ve 'Belediye Başka­nı Prof. Gökay'ı, Majestelerin mihman­darı Büyük EIç' Şavket Fuat Keçeciyi, Cumhurbaşkanlığı Umumi Kâtibi Nu-rulleh Tolon'u, Cumhurbaşkanlığı Baş­yaveri Kurmay Yarbay Nurettin AIp-karta'-'ı, Majeste Kralın refakatlerine tâyin edilmiş bulunan Tüm Gencre! Beh­çet Türkvnen, Tuğamiral Fahri Koru-türk, Tümglinaral Suphi Gökeri ile Kur­may Yarb;y Emin Dlrvanayı ve Yuna­nistan'ın Ankara Büyük Elçisi Ekselans Oontumas'ı Helli Kruvozörüna götür­müştür.

Kruvazörde Dışişleri Bakan:m:z Prof. Dr. Fu:d Köprülü Cumhurbaşkanımız ve hükümet adnı ve vali ve Belediye •Başkanı Prof Göisy şehir adına Ma­jestelere hoş g37.dlnl2 dcnrş'cr ve Ma­jeste Kral bu arada Validen İstanbul Ş-hri hakkında, izahat ve malûmat 3.1-mıştT.

'Saat 18.16 da Acar Motoruna rakip olan Majeste Kral ve Kraliçe harp flloıru-zun Önünden geçerlerken filo tarafın­dan tekrar topla sslâmlandıkları gibi yüzlerce motor ve sandallarla karşıla­mağa gelmiş bulunan halk tarafından da coşkun tezahüratla alkışlanmışlar­dır.

Acar motörü tam suat 18.30 da Haydar-paş?. rıhtımına yanaşmıştır.Önce Kra-

İlçe ve müteakiben Msjeste Kral Birin­ci Paul Amiral üniformasiyle motörden
çıkmışlar ve 'bandonun -çaldığı Yunan ve Türk Millî Marşlarından sonra rıh­
tımda kendilerine intizar eden Ordu Mü­fettişi Orgeneral Zekâi Okan, 15 inci
Kor Komutanı Korgeneral Naz:ni Ataç Garnizon, Merkez Ve Deniz Ustkomu-
tanla-rma ellerini sıkmış ve başta Alay Sancağı olduğu halde selâm resmini ifa
eden 53 üncü alayın bir taburunu teftiş etmiş'.erdr.

Haydarpaşa Garının limana nazır cep­hesinde Türkçe ve Elenee hoş geldiniz ibaresini gören Kral, gar etrafında top­lanmış bulunan muazzam halk kalaba-hğ: tarafından hararetli tezahürlerle el-kışlanmrş ve ihtiram kıtasını teftişini müteakip teşriflerine muntazır bulunan protakola dâhil zevata doğru yürüyerek ÖJoe Bayan Köprülü'nün ve sirasiyle Midim Cantumas, Bayan Gökay, Ma­jeste Kraliçeye mihmandar tâyin olu­nan Bayan Ulusan, Bayan Mardin, ve baysn Beyhan Köprülü'nün ellerini sık­mışlardır.

Burada Majeste Kraliçeye buketler tak­dim olunmuştur.

Majeste Kral ve Kraliçe bundsn sonra kendilerini karşılayan İstanbul Millet­vekilleri ile, istanbul Belediye Meclis Başkan vekili Ferzan Aras'm riyasetin-dek1 belediye heyetile, İstanbul ve Tek­nik Üniversitesi Rektörleri ile. İstanbul Müftüsü ile Ermeni Patriği ve Rum Ortoks Patrikhanesi heyetiyle ve. Muse­vi Cemaati Başkaniyle tan:nnrş!ard:r.

Majeste Sral ve Kraliçe ve maiyetleri erkânı daha sonra 'gar meûhaline gire­rek rikûplarına tahsis olunan hususi trene binmişlerdir. Trenin etrafı çok bü­yük bir halk kalabalığı tarafından çev­rilmiş bulunuyordu. .Salonlu vagonun penselerinde halkın samimi tezahürle­rine mukabele eden Majesteler tren ha­reket edinceye kadar kendilerini selâm­layan kalabalığa iltifat etmişler ve bu aradı Majeste Kraliçe elinde tuttuğu ikr küçük Türk ve Yunan Bayrağım kaldırarak Türkçe «yaşasın Türkiye» sözleriyle halka hitab etmiştir.

Majeste Kıraliçe bu arada ihtisaslarını öğrenmekisteyen basınmensuplarına,

Türkiye'ye gelmekten büyük sevinç duyduğunu ifade eylemişler ve Majeste Kral da Kraliçenin hislerine temamiy-le iştirak eylemekte 'bulunduklarım ilâ­ve etmişlerdir.

Türk - Elen dostluk Derneği adına İz­zet Akosman, Dr. Varsami ve Gaüp Ke­mali Söylemezoğlu'ndan müteşekkil heyet Majestelere dernekleri adına hoş geldiniz1 demiş ve kendilerine güzel bir ikamet temennisinde bulunmuşlardır. Vali ve Belediye Başkam Majestelere Pend ğe kadar refakat etmiştir. 19.10 da kalkan Hususi Tren hat güzer­gâhında toplanan halk tarafından ha­raretle alkışlanmış ve Pendlğe vanşmda gar civarında biriken halkın sıcak teza-hürleriyle karşılanmıştır. Msjeste Kra­liçeye burada da buketler takdim olun­muştur.

Majeste Kral ve Kraliçe, Pendikte kendilerine veda eden Vali ve Belediye ■Başkanına istikbal merasiminde halk:n göstermiş bulunduğu çok samimî ya­kınlıktan dolayı fevkalâde mütehassis olduklarım tekrarlamışlardır.

Şahr'miz baştanbaşa Türk' ve Yunan bayrak'ariyle donanmış bulunduğu gi­bi, Hayaclarpcışa önlerinde demirli bulu­nan Helli Kruvazörü, Navarlno Muhri­bi ve harp filomuz ds. bu ziyaret müna­sebetiyleelektriklerleaydınlatılmıştır.

— İzmit :

Majeste Yunan Kralı Birinci Paul ve Kraliçe Predsrlka'yı hâmil olan hususi tren bu gece 22.55 te İzmit'e ge'miş ve birkaç dakika tevakkuftan sonra yoluna devametmiştir.

Hususi tren il hudutları İçinde seyre­derken bütün kssa'ba ve köy istasyon­larında toplu halk teza-hürleriyle karşı­lanmış, Türk ve Yunan bayraklariyle1 süslenmiş olan Hereke İstasyonunda ise bu tezahürat coşkun "bir şekil almıştır.. Trenin İzmit'e muvasalatından çok ev­vel istasyonda beş bini tecavüz eden bir halk kitlesi toplanmış bulunuyordu. Hu­susi tren İzmit Sellüloz Sanayii Mües­seseleri önünden geçerken süratini azaltmış ve hat boyunca sıralanmış olan Fabrika Müdür, memur ve işçileri tara­fındanalkışlanmış,hanımlartarafından pencerede halkı muhabetle selâm-lıyan KraliçeyeçiçekleratılmıştırFabrika tessleri, istasyon ve şehir için­den geçen hat 'boyu 'baştan başa tenvir edilmiş bulunuyordu. Amiral üniformasını giyiniş bulunan Majeste Kral istasyonda kendisini se-lâmlıyan Valinin, Belediye Başkanının ve Şehir temsilcilerinin ellerin" sıkmış, şehir adına Kraliçeye bir buket takdim edilmiştir.

Bundan sonra muhterem Elen Hüküm­darlarım hâmil 'bulunan hususi tren is­tasyonu dolduran kalabalık halk kitle­sinin alkışları arasında yoluna devam etmiştir.

9 Kaziran 1952

— İstanbul:

Bu sabahk!. bütün gazeteler birinci sahi-felerlni, komşu ve dost Yunanistan Hü­kümdarlarının, CumhurbHŞkammızm davetine icabet ederek yurdumuza yap­ın:? oldukları resmî ziyarete tahsis et­miş bulunmaktadırlar.

Dost ve Müttefik milletin en büyükleri­ne karşı misafirperver Türk Milleti ta­rafından ve candan yapılan karşılama­nın, en veciz ifadesi olan muhtelif resim­ler ve bu tarhı ziyarete ait sitayişkâr yazılar sütunları ayrıca süslemektedir. Bundan maada, her iki dost ve komşu ■Devlet Reisinin yanyana. neşredilen por­treleri de bilhassa son zamanlarda yeni bir hız've istikamet alan Türk - Yunan işbirliğini lâyikiyle canlandıran bir ör­nek teşk'l etmektedir.

Tahta çıkışındanberi ilk defa bir yaban­cıDevletmerkeziniziysretetmekte olan MajesteBirinciPaul ile Kraliçe Frederika'n:n bu ziyarettenduydukları memnuniyetiifadeeden samimî sözle­riyleYunanBaşbakanVekiHSop-<hocles Venizelos'un'bumünasebetle Afna'da verdiğibeyanat,aynişekilde gazetelerdeyeralmışbuIummEktadır.

Esasen, Türk efkârı umumiycsin'n iç­ten gelen bu hislerine terceman olmak­ta diğerlerine takaddüm eden gazeteler Rumca başlıklar ve makalelerle daha dün, misafir hükümdarlara heşamedi bey2netmiş bulunmakta idiler. Bugün öğleyin çıkan gazeteler de Istan-buldakindenı maada Ankara'da, bu sa­bah yapılan muhteşem karşılama töre­ninin bütün safahatım tafsilâtiyle neş­retmektedirler.

Dün akşamüstü kısa süren muvasalat­ları esnasında dost Yunan Kral ve K-rai'ıçesini istikbal eden İstanbullular, içten gslen sevgilerini bir daha ifade etmek üzere mümtaz misafirlerin An­kara'dan avdetini beklemektedirler.

— Ankara :

İstanbul'dan iti'baren bütün yol boyunca sevgi ve dostluk tezahüratiyle karşıla­nan Majeste Yunan Kral ve Kraliçesi bu sabah saat 10 da şehrimize gelmiş, husus: tren istasyona girerken 21 pare top atımı ve istasyonda birikmiş bulu­nan 'büyük haik ka!abahğ:nın hararetli ve coşkun alkışlariyle selâmlanmışlar-dır.

Trenin tevakkufunu müteakip Majeste­lerin muvasalatlarına intizar eden Cum­hurbaşkanı Celâl Bayar ve (Kerimeleri Bayan Gürsoy, Büyük Millet Meclisi Başkan:, Başbakan ve Devlet Bakam Başbakan Yardımcısiyîe bakanlar Ma­jestelerin vagonuna dsğru teveccüh et­mişler, bu sırada Mıjeste Kral Amiral ünlformasyle ve Kıraliçe de üzerinde pembe bir pardesü olduğu halde müte-bessim bir çehre ile trenden inmişlerdir. Cumhurbaşkanımızla Majeste Kral Bi­rinci Pol'un karşılaşmaları pek dostane ve samimî olmuş, Cumhurbaşkanı ken­dilerine memleketimize şeref vermele­rinden duydukları memnun'uğu ifade ederek Majestelerin ellerini s:km:ş'ar-d-.r. Bu esnsda CuırJıurbışkan'nın Ke­rîmeleri Bayan Gürsoy Majeste Krali­çeye bir buket takdim etmiştir.

Bundan sonra Cumhurbaşkanımız s;ıa-siyle Meclis Başkajrnı, BsşMkzn ve ■Bayan Mcnûsres'i, Devlet Bakanı Baş­bakan Yardımcısı i!e Bayan Agaoğlu'nu, bakanlar: Majestelere takdim ctn-işlerdir. Takdim merasiminden senra askerî banda Yunan ve İstiklâl Marşlarm çal­mış ve Majeste Kral ile Cumhurbaşka­nımız ihtiram kıtasmı teftiş buyurmuş­lardır.

Kraliçesi şereflerine bugün Marmara Köşkünde Cumhurbaşkanımızın da ha-z:r bulundukları bir öğle yemeği ver­miştir.

Saray Nazın Ekselans Levidis, Saray Başnedimcsi Ekselans Madam Tricou-pls, Yunanistan HEiciye Nazır Muavini Ekselans Averof, Yunanistan'ın Anka­ra Büyük Elçisi Ekselans Contoumas ve refikaları ile Majestelerin maiyetleri erkârrndan diğer baz"-lar:nın iştirak et­tikleri bu yemeğe, -Başbakan ve Bsyar Adam Menderes, Dışişleri Bakanı v-.ı Bayan Fuad Köprülü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yard'rr.c:s: ve Bayan Ssmet Ağaoğlu, Ekselans Bakalbaşı, eski Dış­işleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Arss, Büyük Millet Meclisi Dışişleri Kom's-yoau Başkanı Firuz 'Kesim, Dışişleri Bzkanl:ğj 'Kâtibi Umumisi Büyük Eıçi Cevat Açıkalm, Kütahya Milletvekili ve Bayan Gürsoy, Başbakanlık Müsteşarı Salih Korur, CumhurbsşkEn'ığı Umumi Kâttı: ve Bayan Nurullah Tolon, D:şlş-leri Bakanlığı Yüksek Müşavirlerindin Büyük Elçi Cemal Hüsnü Taray, Cum­hurbaşkanlığı Başyaveri Kurmay Yar­bay Nureddin Alpkartal icabet etmiş­lerdir.

Yemekte, Majestelere mihmandar tâyin edilmiş bulunan Büyük Elçi Şevket Fu­at Keçeci ve refikaları ile Majeste Kı-raliçenn mihmandar: Bayan Ulusan da hiz:r bulunmuşlardır.

Yemekten sonra, Hipodromda Majeste­lere şsrefine tertip edilmiş olup iki saat süren büyük askerî resmî geçide gidil­miştir.

— İstanbul :

Yarın sabah şehrimizde toplanacak olan Orta - Doğudaki Frans:z Büyük Elçileri vg elciler konferansına riyaset edecek olan Fransız D:şlşTcri Bskan Yard-mc:sı Mıurice Schuman bir Air France uçağı ile saat 19.30 da Paristen şehrimize gel­miştir.

M. Schuman'a, Dışişleri Bakanlığı Si­yasi Dsire Umum Müdür Muavini Ro-land de Margsr'.s, lkt:ssdi îş'er Dairesi M"'d'ir Muavini Gcoffroy de Courcel Hususi Kalem Müdürü Bernsd du Four-nler ve Afrika - Doğu İşleri Müdür Mua­vini Robert Luc refakat etmektedir.

Yeşilköy Hava Alan-nda Bakan Yardım­cısı Gazetecilere şu beyanatta bulun­muştur:

«Ben de eski bir meslektaşınızın. 1939 da cepheye hareket etmeden evvel yaz­dığım son yazı da Türkiye, Fransa ve İngiltere arasında akdedilen üçlü ittifak muahedesin' tesid etmek İçindir. Fran-san:n 1940 yszında geçirdiği kara gün­ler esnasında Türkiyenln takip etmiş olduğu hattı hareket hslâ hatırımdan silinmedi. 1947 senesi İlk baharında ye­ni tehditler karşısında kaldığı zamsn Türkiyenln göstermiş olduğu cesareti de unutmuş değ lim. Türkiyeyi Fraiısa-n:n bir müttefiki telâkki etmek için At­lantik Paktına katılmasına da. bekle­medim.»

«Buradaki toplantının gündemine dair sorulan bir sual üs^rin^ Sshuiîian*beya­natını şu cümle ile tamamlamıştır: «Politika demek güçlük demektir. Bv. toplantıdatia biz Türklyeden çok s.z bsh-ssdeceğlz zira Türkiye ile Frsnsa ara­sında esasen bir güçlük mevzuufeahıs değildir»

—İstanbul :

Yarın sabah M. ŞatrumEn'SH riyssetinde toplanacak olan Orta Dağudaki Fransız elçileri bugün saat 15.30 da uçakla Bey­rut'tan şehrimize ga'_mislerdir. Bu top­lantıya iştirak edecek olan elçiler şun­lardır:

iMısır Büyükelçisi Couvede Murvliie, tran Büyükelçisi Coulet, Yunın'stan Büyükelçisi Baelen, Ürdün Elçisi Dumarçay, Suriye Elçisi M. Paris, Lrbım Elçisi M. Balay, ISuud: Arabistan Elçisi Gueyraud, İsrail Elçisi M. Guyen, Irsk Elçisi Cîarac.

Diğer taraftan konferans hazırlıklarını gözden ge-çlrdlıkten sonra Yunan Kralı ve Kraliçesi şerefine Ankara'da tertip edilen resmî kabule iştirak etmek mak-sadiy'e Başkente gitmiş olan Fransa-nm Türkiye Büyük Elçisi M. Jaeques Tarb3 de Saint - Hardouin de bu sa­bahki ekpresle şehrimizde gelmiş bu-lunmakta-dır.

—Ankara :

Mııeste!er Kral Paul ve Kraliçe Fre-dir'ka şereflerine bugün sast 13 da hir hipodromunda bir geçit resmi ter­tibe dil mistir.

Tören başlamadan önce Majeste Kral ve Cumhurbaşkanımız a,ç:k bir askerî arazi otomobiline rakip oldukları halde 19 Mayıs Stadyomu tarafından Hipod­roma girmişler ve ha'-k:n hararetli ve coşkun tezahürat ve alkışları arasında p'stten geçmişlerdir.

Majeste Kral Paul ve Cumhurbaşkanı Celâl Baysr, birlikleri teftiş ettikten sonra şeref tribünündeki yerlerini al­mışlardır.

Majeste Kraliçe, beraberlerinde Meclis Başkam Refik Koraltan olduğu halde da­ha önce Şeref Tribününs gelmiş bulu­nuyorlardı. Şeref Tribününde aynı za­manda Saray Nazırı Ekselans Levidis, Saray Başnedlmes' Ekselans Madam Tricoupis ve Yunan'stsn Hariciye Na­zır Yardımcısı Ekselans Averof, Yuna­nistan'ın Ankara Büyük Elçisi Ekselans Oontumas ve refikaları, Majestelerin maiyetlerinin diğer erkânı, Başbakan Adnsn Menderes ve refikaları, Devlet Bakam Başbakan Yardımcısı Samed Ağaoğlu ve refikaları, Dışişleri Bskanı Profesör Köprülü ve refkalan, Bakan­lar, Milletvekilleri, Genelkurmay Başka -iıı Orgeneral Nuri Yamut ve diğer mül­kîveaskerî erkân yeralmışlardı.

Bu arada misafir Yunan gazetecileriyle yerli ve yabancı 'basın mensupları da törende hazır bulunmakta idiler.

Geçit resmine saat 13.25 te başlanmış, başta Alay Sancakları olduğu halde bir piyade, müteakiben bir ıSuvarl Tümen: geçmiş, bun'.arı motorlu ve zırhlı birlik­ler takibetmlştir.

Hava kuvvetlerimizden bir f:?o ile ilk defa Ordumuza kat:lsn tepkili uçaklar­dan mürekkep diğer b r filo törene işti­rak eylemiştir.

İki saatten fazla devam ed^n geçit res­mini Majesteler Cumhurbaşkanımız:;: birlikte ayakta takib eylemişler ve saat 18.30 da törene son verilmiştir.

— Ankara :

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesi bu gece saat 2.0.0D de Yunanistan Büyük Elçiliğnde Cumhurbaşkanı Calâ! Ba-yar şerefine bir yemek vermişlerdir.

Bu ziyafette Büyük Millet Meclisi Dış­işleri Komisyonu Başkanı Firuz Kesini, Dışişleri Başkanlığı Kâtibi Umumsi Büyük Elçi Cevat Açıkalm, Kütahya Milletvekili ve Bayan Gürsoy, Başba­kanlık Müsteşarı Salih Korur, Cumhur­başkanlığı Umumi Kâtibi ve Bayan Nu-rullah Tolon, Dışişleri Bakanlığı Yük­sek Müşavirlerinden Büyük Elçi Cemal Hüsnü Taray, Cumhurbaşkanlığı Baş­yaveri Kurmay Yarbay Nureddln Alp-kartal'.cabet etmişlerdir.

Yemekte, Majestelere mihmandar tâyin edilmiş bulunan -Büyük Elçi Şevket Fu­at Keçeci ve refikaları ile Majeste Kraliçenin mihmandarı Bayan Ulusan da hazır bulunmuşlardır.

Bu ziyafeti Ankara Palas'ta Yunanis­tan Büyük Elçisi ve ve refikalarının bir resmî kabulü takip -etmiştir.

11 Haziran 1952

—Ankara :

Yunanistan Büyük Elçisi Ekselans Con-tournas ile refikalarımın dün gece An­kara Palas'ta tertip ettikleri ve bakan­ların, milletvekillerinin, kordiploms tik'-in, mülkî ve askerî yüksek erkânın, muhtelif partiler mensuplarının ve An­kara sosyetesine mensup segk'n zevatın refik al ar iyle hazır bulundukları büyük danslı resmî kabul çok parlak olmuştur. Bu resmî kabule Majesteler ve Cumhur­başkanımız teşrif etmişlerdir.

Majeste Kral Bayan Manderes ile ve Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Korait2n Majeste Kraliçe ile dansı aç-mvşlar ve suvare geç vakte kadar büyük nsş'e içinde devam etmiştir.

—Ankara :

Dost ve M/ssfir Yunan Kraliçesi Ma­jeste Frederika bugan saat 11.35 te re­fakatlerinde Cumhurbaşkanımızın keri­meleri Bayan Nilüfer Gürsoy ve mih­mandarları olduğu halde Çocuk Esirge­me Kurumunun Keçiören'deki Çocuk Yuvasını ziyaret etmişlerdir.

Kraliçeyi Çocuk Esirgeme Ku-urr.u Genel Başkanı Ankara Milletvekili Os­man Şevki Çiçekdağ, Yuva Müdiresi Doktor Bedia Unat, Yuvada barındırılan 230yavru ileHastabakıcılıkOkulun-

an öğrenci ve hemşireler karşılamış, yavrular Kraliçeyi Elence «hoç keldi­niz» diye selâmlamışlar dır.

Kıraliçe Hazretler! yavruların yanakla­rım okşamış, dudaklarından hiç eksilt olnr.yan tebessümü ile yuvayiı gezerek Miidireden uzun izahat almışlardır.

Çocukları tam bir sıhhat ve neş'e için­de gören Kraliçe Hazretleri . bilhassa boksları ve diğer tesisleri çok modern bulmuşlardır.

Kurum Gene! B2şkanı Osman Şevki Çj.-çekdağ', 'Kurumun elinde Keçiören Ço­cuk yuvasına benzer tam 20 çocuk yu­vası bulunduğunu, bu yuvalarda. İ5G0 den fazla çocuk banndırıld-ğını, ayrıca gündüz bakımevleri' tesislerinde 2700 çocuğa bakıldığını, talebe sofralarında 1700 e yakın çocuğun devamlı surette yemek yediğini izah etmiştir.

Kraliçe Hazretleri Yuvadan ayrılışla­rında hatıra defterini imzalamışlar, yi­ne coşkun sevgi tezahürleri arasında, uğurianimş" ardır.

—istanbul :

Atina Türk Yunan Dostluk Cemiyeti üyeleri dün akşam Teti Vapuru ile kala­balık bir kafile halinde şehrimize gel­mişlerdir.

Heyet üyeleri bu sabah Atinadan getir­dikleri çiçeklerle yapılmış bir çelendi Taksim Abidesine koymuşlar ve oradan Vilâyete gelerek Belediye Başkarrm öğ­leden sonra di Türk - Yunan Dostluk Cemiyeti L,ok2rni ve Patrikhaneyi zi­yaret etmişlerdir.

—Anksra:

Elen iKrs'.ı Majeste Birinci Paul dün Marmara Köşkünde Türkiye Büyük Millet Meclisi Bsşkanı Refik Koraı-tan'a «G-rand Croix de L'ordre Royal de George Premier» nişanını vermiştir.

—Ankara : .

Şehrimizin mümtaz misafirleri Elen Kralı Birinci Paul ve Msjeste Kıraliçe Frederika bug'Jn 19 Mayıs Stadyommı-da yapılan Gençlik ve Spor Bayramı gösterilerinde haz:r bulunmuşlardır. Cumhurbaşkanımızın da şereflendirdiği bu gösterilerde Büyük Millet Meclisi Başkam Refik Koraltan, Başbakan Ad-

nan Menderes, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu ve Bakanîar Şeref Tribününde yerlerini almış bulu­nuyorlardı.

Kral, Kraliçe ve Cumhurbaşkanımız Şeref Tribününde görününce Stadyumu dolduran 30 bne yak:n seyirci taiafın-dan şiddetle alkışlanmışlar ve Majeste­ler bu samimî tezahürlere ayni sami­miyetle mukabele etmişlerdir.

Gösterilere saat tam 18 da bandonun çaldığı Yunan ve Türk Millî Marşlariyle başlandı.

Bundan sonra Önde bayrak ve filamala-rı bulunduğu halde kız Öğrenciler geç­tiler. Bunu sırasiyle Gazi Eğitim Ens­titüsü, Kasanoğlan 'Köy Enstitüsü öğ-renclerinin geçişleri taklbetti.

Son olarak Harp Okulu halkın coşkun alkışları arasında başta bandosu olmak üzere sert adımla geçit resmine katıldı ve başta Majeste Kral ve Kıraliçe olmak üzere binlerce halk:n takdirlerini üzer­lerine çekti.

Bundan sonra sırasiyle kız öğrencilerin Gazi Eğitim Enstitüsü ve Hasanoğlan Köy Bn3titüsa öğrencilerin'n gösterileri seyredildi.

Müteakiben 'Harbokulu talebesi yine çok muntazam bir şekilde gösteriler iÇİn yerlerin; aldılar. Harbokullular Ata ibaresini yazdılar ve çok alkışlandılar. Bundan başka her türlü spor gösterileri arasında Har b-okulu, olimpiyat tablosu ve G. 1. S. M. in sembolü, Harbokulu silueti içinde Atlantik Paktı sembolü «Nato», Majes­te Paul ve Frcderika tablolarını çizdi­ler.

Bu gösterllerd3n çok mütehassıs olan Majesteler Harbokulu Jimnastik öğret­meni Albay Hüsamettin Gürelli'yi Şeref Trbününe davetle kendisini tebrik et­mişlerdir.

Geldiklerinde olduğu gibi halk, Majes­teleri ve Cumhurbaşkanımızı Stadyo-mun d:ş:na kadar sürekli alkış ve sev­gi gösterileriyle uğurlamıştır.

— Ankara :

Dost ve Misafir Elen Kralı Majeste Pa­ul bu sabah saat 11 de beraberinde Mil­lî Eğitim Bakam Tevfİk İleri, mhman-darlar, Büyük Elçi Fuat Keçeci, yaverleri, Talim Terbiye Heyeti Reisi Kadri Yörükoğlu, Millî Eğitim Bakanlığı Dış Münasebetler Dgiresi Müdürü Cezml Ersin olduğu halde Erkek Teknik öğ­retmen Okulu ile îkinci Sanat Enstitü­süne şeref vermişlerdir. Burada, yarım saat kadar kalarak oku­lun bütün atelylerini gezen Majeste, Tali.-n-Terbiye Heyeti Üyelerinden Fe­rit Sansrs'ten tesisler ve Türkiye'de tekn k öğretim hususunda geniş izahat almışlardır.

Majesteleri, kendilerine verilen izahat­tan ve gördüklerinden pek memnun kal­dıklarını beyan etmişler ve oku'.dsn ay­rılırken okulun hatıra defterini imzala-

Majeste, müesseseye geliş ve ayrılışla­rındı öğrenciler tarafından coşkun te­zahüratla karşılanmış ve uğurlanmış-lard:r.

Okulu ziyaretleri esnasında, öğrenciler tarafından kendilerine sunulan okul ro­zetin: memnun yetle kabul buyurmuşlar vegjğls-erinetakmışlardır.

0>ost Yunan Hükümdar:, Millî Eğitim Bakan: Tevfik i'eri ve diğer zevatla bir­likte Ziraat ve Veteriner Fakültelerine t-sşrif etm.şlerdlr. Burada Ankara Üni-vers -tesi Rektörü î'.e Fakülteler Dek'jn ve Profesörleri tarafından karşılanan ve öğrencilerin tezahürat alk:ş!ariy:e selâmlanan Majeste, doğruca Rektörün odasına çıknrş ve Profesörler, Hüküm­dara takdim edilmiştir. Fakültenin muhtelif kısımlariyle kütüp­haneyi gezen Majesteye Profesörler ta­rafından izahat verilmiş, Hükümdar .i,U rai çalışmalara karşı alâka göster­miştir.

Majeste Kral, saat 13 e doğru yanında Kraliçe Frederlka ve refa-katinde bulu­nçlarla birlikte Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesini âz ziyaret ekmişlerdir.

Hükümdar;, Fakülte önünde Millî Eği­tim Bakanı, Ankara Üniversitesi Rek­törü ve Profesörler karşılamış ve Öğren­ciler tarafından şiddetle alkışlanmışlar­dır.

Fakültenin Kütüphanesi :1e Antropoloji ve Filoloji kısımlarım gezen Hüküm­darlara bu mevzular etrafında gerekli izahat verilmiştir.

Hükümdarların Fakülteden ayrılışı, Öğ­rencilerin yeniden tezahüratına veslie olmuş ve coşkun alkışlar arasında uğar-lanmışlardır.

Majestelere, şehrimizde bugünkü bütün bu dolaşmaları sırasında yollarda biri­ken halk büyük tezahüratta bulunmuş­tur.

—Ankara :

Majeste Elen Kral ve Kraliçesi şerefi­ne .Başbakan Adnan Menderes bu^ün Ankara Palas salonlarında bîr öğle ye­meği vermiştir. Bu yemekte Cumhurbaş­kanı Celâl Bayar ve Büyük Millet Mec­lisi Başkanı Refik Koraltan, Bakanlar ve Majestelerin maiyetleri hazır bulun­muşlardır.

—Ankara :

Majeste Birinci Paul ve .Kiraliçe Frede-rika şerefler ne Dışişleri Bakam Profü-sör Köprülü tarafından bu akşam saat 20.00 de Hariciye Köşkünde bir akşam yemeği verilmiştir.

Bunu takiben Majesteler şerefine Dev­let Tiyatrosunda bir Gala müsameresi verilmiş ve opera salonlarında bir bola tertip edilm'ştir.

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar her iki top­lantıyı da şereflendirmişlerdir.

12 Haziran 1952

—Ankara :

Dün gece Majesteler şerefine Operada verilen Gala müssmeresinde Devlet Ti­yatrosu sanatkârları Pucc:n:!n"n Tosça O?eras!le Bethoven'in Fideüo Operasın­dan 'brer perde temsil etmişlerdir. Majesteler temsili müteakip Cumhur­başkanımızla birlikte Opera b:n?s:nja şereflerine tertip edi'en baloda hazır bu'unmuşlar, Majeste Kral Paul Bayan Men9eres ile ve Büyük Millet Meclisi Başkan: Refik Koraltan Majeste Kra­liçe ile dansı açmışlardır. Balo gaç vakte kadsr büyük bir neş'e içinde devam etmiştir.

— Ankara :

Dast ve misafir Yunan Kraliçesi Ma­jesteFrederika,bugan saat12.15 terefakatlerinde mihmandarları bayan­lar, Protokol Umum Müdür Muavini ve nadime1 eri olduğu halde Kız Teknik öğretmen Okulunu şereflendirmişlerdir. Majeste Kraliçe okul binası önünde toplanan halk:n ve öğrencilerin a!k:ş ve ssvgi gösterileriyle karşılanmıştır. Mlidlreslnden okul çalışmaları hakkın­da İzahat alan Majeste Kraliçe, resim, dikiş, nak"ş ve yemek atelyelerini gez­miştir.

Saat 12.33 da •Mıp3t3 Kral Paul ve maiyetleri burada KiraHçeye mülâki ol­muş ve öğrencler tarafından hararetle alkışlanmışlardır. Majesteler bundnı sonra okulda öjronciîer taraf:nd~n di­kilen elbise ve tuvaletleri csnlı manken­ler üzerinde görmüş ve takdirlerini ifa­de etmişlerdir.

Sut 13 te Majesteler talebelerin ve Ens­titü blms:n:n Önünde toplennvş olan kalabalık bir halk kitlesinin aynı sevgi gösterileriyle ugurl anmışlar dır.

— Anksra :

Dışişleri Bakanağından bildirilmiştir: İngiltere Hükiirnetinln davetine icab^t-îe Başüakan Adnin Menderes'inD:ş ş-leri Bakrm Profesör Fuad Köprü* ü ile birlikte İngiltere 'Hükümetininmisafiri

olarak Londra'ya resmî bir ziyaret yap-maları kararlaşmrştır.

îki d ast ve müttefik Devlet arasındaki samimî rabıtaların güzel bir tezahürünü teşl-il edecek olsn bu z yar e t 7 Tem­muzdan 12 Temmuz'a kadar devam edecektir.

Devlet adamlarımızla birlikte D:ş:şlerİ BakiDİrğı Yüksek Müşavirler inden Bü­yük Elçi Cevat Üstün, Dışişleri Bakan­lığı Kâtibi U-r.umi Birinci Muavin' El­çi Nuri Birgİ ile Başbakanlık Yaveri Yüzbaşı Muzaffer Ersü ve Dış'şleri Bs-ksn'iğı Kalemi M-hsus MİMürü Sadi Eldsm Londra'ya gideceklerdir.

— Anksra :

Dx- Yunan Kralı MajestePaul, beraborlerndemihmandarlardanKurmay

Yarbay Emin Dirvana ve maiyetleri er­kânı olduğu halda bu sabah saat 11,30 da Harb Okulunu ziyaret etmişlerdir.

Majeste Kral oku'a gelişinde başta Alay Sancağı olmak üzere bir merasim bölüğü tarafından karşılanmıştır. Bir müddet Ş^ref Salonunda istirahat etti&ten sonra Majeste Kral, okulun örnek odalarını, bazı dershanelerini gez­miş ve yapılmakta olsn bir harp oyu­nunu takibstmlşlerd r. Okulun d'.ğer tesislerini de gördükten ve hatıra defterin; Lr.zaiadıktan soma Karb Okulundan saat 11.55 te gelişlerin­de olduğu gibi synı merasimle uğurlan-m:şlard:r.

— Ankara :

Şa bulunan Dost Yunan Basın temsilcilerinden b'r gurup bu sabah sa­at 11 de Ordonat Okulunun Askerî Ağır bak'tm Fabrikası ile atelyelerini gezmiş­ler, müteakiben Harb Okuluna gelmiş­lerdir.

Okul ve tesislerini gören ve okulun nor­mal çalışmaları hakkında kendilerine izahat verilen dost basın mensupları öğ­le yemeğin', okulun misafiri olarak bu­rada yemişlerdir.

Türk Eas:n Temsilciler inden bazılarının da hazır bulunduğu bu yemek, Türk -Yunan dosfugunu kuvvetlendirilmesi etrafında samimî hasbıhallerle geç-mişıiı.

— İstanbul :

Dün sabjLh Ankara'dan şehrimize gel­miş bulunan Birleşik Amerika Kara Kuvvetler; Kurmay Başkan Yardımcımı Orgeneral John Hull bu sabah saat S.30 ■da Özel uçağı ile Lizbon'a hareket et­miştir.

Orgcn;ral Hull hava meydanında Ordu Kurmay Başkan:, Merkez Komutanı ve Ordu Tcm3il Bürosu mensupları tara­fından uğurlannrştır.

— Ankara :

Dört giindenberi şehrimizde bulunan ünlü misafirimiz dost ve müttefik Yu­nan Kralı Majeste Paul ve Kraliçe Fre-derika, Cumhurbaşkanımızla birlikte fükûplanna tahsis edilen hususi trenle muazzam tezahürat aras:nda İstanbul'a müteveccihen Ankara'dan ayrılmışlar ve 21 pare top atımı iie selâmlannnş-lardır.

Majesteler ve maiyetleri saat tam 20 de istasyona- varmışlar ve kendilerini bek­lemekte olan Cumhurbaşkanı Celâl Ba-yar, Büyük Millet Meclisi Başkrnı Re­fik Koraltan,. Başbakan Adnan Mende­res, Dışişleri Bakanı Profesör Fuad Köprülü, Protokol Umum Müdürü Tev-fik Kâzım Kemah".:, Cumhurbaşkanlığı Başyaveri Kurmay Alb;y Nureddln Alpkartal, Cumhurbaşkanlığı Hususi Kalem Miidürü Fikret Belbez ve Baş­bakanlık Yaveri Yüzbaşı Muzaffer Er-sü tarafından istikbal edilmişlerdir.

Majesteler müteaklb;n gırn merkez holünde kendilerine intizar etmekte olan mülkî ve askerî erkânın ellerini sıkmış­lar ve bu arada kend lerini teşyie gel­miş bulunan kordiplomatiğe veda etmiş­lerdir.

Majesteler daha sonra sırasiyle Genel­kurmay Başkanını, org3ners.ilere, k2ra, deniz ve hava kuvvetleri komutanları­na, Ankara Garnizon, Merkez Korau-tanlariyle Jandarma Komutanına veda eylemişlerdir.

Askerî bandonun Yunan ve Türk Millî (Marşlarım çalmasını müteakip Majeste Kral ile Cumhurbaşkanımız ihtiram kıtasını teftiş buyur.-ru}lar, Majeste Kral Paul türkçe olarak kıtayı «merhaba asker» diye selâmlamış ve askerler hep b'r ağızdın «sağ ol» diye mukabelede bulunmuşlardır.

Majesteler ve Cumhurbaşkanımız rakip olacakları vagona doğru üerliyerek va­gonun önünle yer almış bulunan Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısiyle refika­larının ve Bakanların ellerini sıkmışlar, mütesklb^n Yunan Büyük Elçisine ve Elçilik mensuplarns veda etmişlerdir. Bu sırada Büyük Millet Meclis: Eeşka-m Refik Koraltan Majeste Kraliçe'ye pek mutena ve güzel b'r buket takdim

eyliyerek kendilerine iyi yolculuk te­mennisinde bulunmuştur.

Majesteler Başbakan Adnan Menderes­le refikalarının da ellerini sıkarak veda etmişler ve önce Kır alice, müteakiben Kral Paul ve Cumhurbaşkanımız Hu­susi Trene rakip olmuşlardır. Daha sonra Bayan Köprülü ve Dışişleri Baka­nımız datrens binmişler İr.

Trene duhullerinden sonra vsgonun penceresin? gelen Majesteler, bu çok samimî ve hararetli teşyi merasiminden son dere mütehassıs bulunuyorlardı, O kadar ki Majeste Kraliçe Frederika heyecanın: gizlemek igln 'bir ara v2go-nun penceresinden ayrıldılar. Hususi Tren saat 20.20 de hareket eder­ken tekrar pencereye gelen Majeste kendüerni teşyi edenleri el sallayarak selâmlamışlar, bu esnada Majeste Kra-liçs Türkçe olarak: «Allahaısmarladık? diye hitapta bulunmuşlardır. Majesteleri râklp olan tren istasyonu dolduran muazzam halk kalabalığının coşkun 've hararetli sevgi tezahürîeriyle alkışlar arasında gardan ayrılmıştır.

—Ankara :

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesiyle birlikte şehrimize gelm'ş olan Yunan basın mensupları bu akşamki ekspresle İstanbul'a müteveccihen hareket etmiş­lerdir.

istasyonda kendilerine ihtisaslarını so­ran arkaclaşınrza Yunsn Matbuat U-mum Müdürlüğü Dış Yayın Bürosu Mü­dürü M. Kavunidis Elen gazetecileri adına bu ziyaretleri sırasında görmüş oldukları pek yakın ve s:ca,k dostluk tezahürlerinden hayranlıkla bahsetm'ş, Türk ve Elen Milletleri arasındaki dost­luk bsğlar:n~n bu vesile ile artık çözül­mez derecede kuvvet kesbettiğini ifade eylemiştir.

Basın, Ysyın ve Turizm Gene! Müdürü Doktor Halim Alyot da aynı trenle İs­tanbul'a gitmiştir.

—Ankara :

Yunsnistan Büyük Elçil'gi bazı İstan­bul gazetelerinde yayınlanan ve 10/3/ 1952 akşam: Yunan Büyük Elçesi tara­fından MajesteYunanKralve Kraliçesi şerefine tertip edilen resmî kabule Türk gazetecilerinin çağırılmaârklsrı yolundaki haberi tavzih ederek Büyük Elçinin. Ankara ve İstanbul'daki bütün gazateler müdürleriyle başyazarlarının feu kabul resm ne davet edlldğini ve hatta kendileri gelemedikleri, takdirde yazı heyetinden diğer bir arkadaşın ge­lebileceği hususunda da. belirtilmiş ol­duğunubildirmiştir.

—istanbul :

Majesbe Yunan Kral ve Kraliçesini memleketimize getiren ve halen Lima­nımızda, bulunan Helli Kruvazörü ,?Io-mutanı At, Avieris, bugün saat 17 da ge-mida, Yunan kolonisine bir kokteyl ver­miştir. Vilâyet erkân: ile komutanlar ve Yunan 'Başkonsolosu bu münasebetle Helli .Kruvazörünü ziyaret etm şlerdir.

—istanbul :

Türk-Elen dostluk Cemiyeti, Yunanis-tandan Teti Vapuru ile şehrimize gel­miş bulunan aynı Cemiyet â^aisrı şere-fina bu akşam saat 18.30 da Perkotelde bir kokteyl parti tertip etmiştir. Eu Toplantıda Vali ve Belediye Başkan:, Yunan Başkonsolosu ve koionsi, Türk -Elen Dostluk Cemiyat: ve "bzs:n men­supları hızır "bulunmuşlardır. Samimî bir hava içinde cereyan eden bu toplan­tıda, Atina'deki Türk-Elen Dostluk Cemiyeti Başkanı eski Bskan'grd-n Dr. Ormanldis, «Türk-Elen. dostluğu için 17 senedir sarfettiğimiz gayret semere-s'ni verdi» demiş ve artık iki mem'cket ara-s-nda. bir fark kalmadığ:n: söyliye-rek âlicenap Türk Milletine refah ve saadettemennisinde bulunmuştur.

13 Uazlran 1952

—İstanbul :

iSayın Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak memleketim'zi resmen z'yaret edan ve 3 gündenberi Başkentimizde bu­lunmakta olan Majeste Yunan Kralı Birinci -PaulveKraliçeFrederika, bu

sabah Hususi Trenle saat 9.50 da Hay­darpaşa'yagelmişlerdir.

Cumhurbaşkanımızla D:şiş'eri Eakanı-nrzm refakat etmekte bu'ıınduğu Ma­jeste Kral ve Kraliçe Pendik'te Vali ve

Belediye Başkanı Prof. GJökay ve Hay­darpaşa Garında da istanbul Milletve­killeri, Bn. Gökay, İstanbul Üniversite­si ve Teknik Ün versite Rektörleri, îs-tanbul Belediye Maclisi Reis Vekili Fer-zan Aras'ın 'Başkanlığındaki heyet, Bi­rinci Ordu Müfettişi, 'Garnizon, Markez, Deniz ve Donanma Komutaniarlyle Hm-niyet Müdürü, istanbul Müftüsü, Pat-rikhana Heyef, Yunin Başkonsoloslu­ğu erkânı, Helli Kruvazörü ve Navari-no MuhrJbİ Komutaları, Türk-Elen ■DosLiuk Cemiyeti Azaları, basın men­supları ve çok kalabal:k bir halk top­luluğu tarafından karşılanmışlar ve ha­raretli tezahürlerle selâmlanmışlardir. Majeste Kral ve Cumhurbaşkanımız Hususi Trenden inişlerinde askerî ban­do tarafından çaiın:n Yunan ve İstik­lâl Marşlarındın, sonra başta sanesk olmak üzore 53 üncü Alayın bir tabu­rundan mürekkep İhtiram kıtasını tef­tiş etmişler ve (Majeste Kral teftiş es-nasmdı, salâ.Ti resinin: ifa etmekte bu­lunan kıtamıza, «Marhaba asker» hita-■bsslyleiltifattabuiunmuşiard-r.

M-.jest3 Kral ve Kraliçe, Cumhurbaş-kan-m:3, D-ş'ş'eri Bakanımız, Majeste­lerin maiyetleri erkânı ve mihmandar­ları, müteakiben Haydarpaşa iskelesin­de teşriflerne intizar etmekte olan De­nizcilik Bankasının «Beylerbeyi Vapu­runa binmişler ve bsrdo nizamında de­mirli bulunan 'harp filomuzu teftiş et­mişlerdir.

«Beylerbeyi» Vapuru, har'o birliklerimiz arasından geçerken ç/'mariva etmiş olan

' don^.iı"tiunuz efradı tarafından «Gagob sesleriyle ve gemi:erimizden atılsn 21 er para topla selâmlsnnr.şa!r, Hel'i kru­vazörü ve Selimiye Kışlası Bataryaları ■da bu atımlara iştira.^ etm'ş';ir. Majeste Kral ve Kraliçe ile Cumhur­başkanımız, Dışişleri Bakanımız, Ma­jestelerin maiyeti erkânı ve rnîhmcn-dariarı Sarayburnu Iskelcsnde karsya çıktıklarısıradalimandakigemi'erin

■ d'.:d'ik S2.s"criyle karş^lsn-nışlar ve bu­rada kendilerini baklemekte olsn oto­mobillere rakiben Dlvanyolu, Sultm-Ahmcd. Bayazit, Aksaray crdde'eri, Atatürk Bulvarı, Atatürk Köprüsü, Al­tıncı Daire, Tcpebaşı, 'Galatasaray, is­tiklâlCaddesiveTaksim – Gümüşsüyüyoil&rını takiben ikametler'ne tahsis olunan Dalbahge Saray na varmışlardır. Majestelerin geçiş yollar: üEerlnc<,ki bü­tün ana caddeler Türk ve Yunan bay-raklsriyle süslenmiş bulunuyordu. Bu­ralarda, hıncahınç denilecek kadar halk kalabalığı toplanmış ve Majesteleri «Sağol» sesleriyle ve alkışlarla selâm­lamış tır.

Majesteler, bugün saat 13 da Patrik Birinci Athenagorss'ı Patrikhanede zi­yaret edecekler ve bu aradı kendileri-n"n d3 huzuru ile ruhani bir âyin yapı­lacaktır.

Gece şehir baştan başa aydtnlatılacak, karada ve denizde fener alayları tertib-lenecek ve donanmış gemiler Dolma-îıahçs Sarayı Önünden geçerek ihtiram ras.Tiini İfa edecektir.

— İstanbul :

Bu sabah şehrimizi şereflendiren Ma­jeste Yunan hükümdarları öğ'eden son-r*. iî"t 13,32 âı im.'s.2.f'ır ıbu'un "uMarı Dolmabahçe Sarayından ayrılmışlar ve rükuplarma tahsis edilmiş o'zn Acar Motora İle Fencr'e giderek Ortodoks Ki­lisesi Patriği Birinci Athenagoras'ı zi­yaret etmişlerdir.

Mj-jetjte Kral ve KraTlçe, >b era'çerler'n-ds msiyc'tler" erkânı ve mihmandarları bulunduğu h'ıMa patrikhaneye gidişleri esnıs:nda. köprülerin Üzerinde ve san-dıllarla Fener iskelesi öründe b'.rikmlş olan hı!k:n ceşkun. tezahüratly'e karşı-Jgjıni"şiardır. 'Hükümdarlar karsya ay^k bısfırlarken Haliç'teki vspurlar kendi­lerini düdük çalarak selamlamalardır.

IM"?.ico--o Kral ve 'Kre'ijçe, saat 16'da ■Fcaer îskeles'ns ysnaşm motörden 'n-mlşler, yolun iki taraf:nı do'duran hal­kın tezahüratı arasrnda iskeleden Pat­rikhaneye kadar halı döşenmiş olan cadd;dan yürüyerek Pstrikh:ne k-ı.p:sı-nz gelmişler ve burada ksndilcr'n: kar-ş"'ay~n Par-ti.k Aı'h'iıa^oraG, Sen:inod M:cl:si âzalerı ve diğer Mttropclidlcrle bırlkts kiliseye dâhil o!muş:srd:r. Büyük bir kalabsl-ğ'n doldurduğu küi-s?d3 Majeste Kral ve KraMçe k:ndüe-r:n; tahsis edüen mevkii işgal etmişler ve burada ziyaretleri münasebetiyle ya­pılan dinî merasimi tak'p ettikten sonra

Vali. ıSensinod 'Meclisi Azalan ve diğer zevatla biı İlkte Patrik'in hususi daire­sine geçmişlerdir.

Majesteler, Vali ve Yunan EKşlşlerj Ba_

kanlığı Mjsteşırı ekselans Ave-rof bura­da Patrikle toLrli'kte oturmuşılaT ve bu arada heyet erkânı Patriğe takdim edilmiştir.

Bu resmî kabul esnasında Majeste Kral, Patrik Atheaag'oras'a Grsınd Cordon de Lordre dj Sıint Sauveur nişa­nın: tevcih etmişlerdir.

üMrjeste Kıral ve Kıraliçe ile bir müd­det sam mî hasbıhalde 'bulunan Patrik Athsnagoras ds, bir hitabede buluna-Kik, Majeste 'Krd ve Kraliçeye kıy-metli taşlarla slislü altın muhafaza için­de bir incil takdim etmiştir.

©u tarihî ziyareti müteakip misafir hü­kümdarlar yins caddeleri dolduran hal­kın coşkun tezahüratı arasında iskeleye vasıl olmuşlar ve Acar 'Motoru ile Dol-mnbahoe Sarayına avdet etmiş'erd'r. .Ortodoks 'Kilisesi Patriği Athenagoras yar:n Majestelerine idde: ziyarette bu­lunacaktır.

— Ankara :

Fikir İşçileri 'Kanununun Büyük Millet Msclsinae kabul edilmesi münasebetiy­le Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başka­nı Mümtaz Faik Fenik Cumhurbaşkanı, Meclis Başkamı, Başbakan, Çıl:ş.-na Ba­kan: ile Büyük Millet Meclis; Çalışma 'Komisyonu Başkanı ve Çalışma Bakan­lığı Müsteşarıma metinleri aşağıda bu­lunan telgrafları çekmiştir:

Muhterem Celâl Bayat-Cumhurbaşkanı Dolma bahçe

istanbul

Bugün Fikir ve Kalem işçiler' bütün hak'arurn bir kanunla teminat altına alındığını görerek büyük bir bahtiyarlık ve hudutsuz bir sevinç içindedirler.

Gazetecilik mesleğine yepyeni bir isti­kamet verecek ölen bu kanun hakkındik' yüksek £İâkalar:nızı çok yakından bilen biz gazeteciler, müzaheretlerinizin minnettarıyız.

Bu vesile ile en derin şükran hislerimi­zin lütfen fcabul buyurulmssını arzeöeriz.

AnkaraGazetecilerCemiyeti Başkam Mİimtsz Faik Fen k

(Sayın Refik Koraitan Büyük Millet Meclisi Başkanı

Ankara

Hayat ve istikballerinden hiç bir zaman emin olmiyan fikir ve kalem işçileri, bugün hıklarının bir kanun'.a teminat altına alındığını görmek'e büyük bir baht'yarlrk ve hudutsuz bir sevinç İçin­dedirler.

Gazetecilik mesleğine yeni bir istika­met verecek olan bu kanunu müstaceli­yetle ve ittifakla kabul buyuran Büyük Millet Mscîisine en derin minnet ve şük­ran hislerimiz:, arzederiz.

Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mümtaz Faik Fenik

iSayin Adnan Menderes

Başbakan

Ankara

Bugün Fikir ve Kalem işçileri bütün haklarının bir kanunla teminat altına alındığım görerek büyük bir bahtiyarlık ve hudutsuz bir sevinç içendedirler. Gazetecilik mesleğine yeni bir istika­met verecek olan ıbu kanunu hazırlaya­rak Büyük Millet Meclisine sevkeden Adnan Menderes Hükümetine en derin ıminnet ve şükran hislerimiz*, arzederlz.

Ankara Gazeteciler Cemiyeti [Başkam Mümtaz Faik Fenik

Sayın Nuri özcan Çalışma. Bakanı Ankara.

Fikir ve Kaiem İşçilerinin haklarını ko­rumak İçin çıkarılan Kanun dolay.siyle Çalışma Bakanlığının alâk^sm ve ça­lışmalarını çok yakından takip eden b'z gazeteciler, gerek zatıâlilerine ve gerek mesai arkadaşlarınıza, en derin şükran hislerimizi arzederiz.

Ankara Gazeteciler CemiyetiBaşkanı Mümtaz Faik Fenik

Sayın Nafiz Körez Büyük Millet Meclis', Çalışma (Komisyonu Başkanı,

Fikir ve Kalem İşçilerinin haklarını korumak için çıkarılan kanun dolayı-siyle Çalışma Komisyonunun faaliyet­leri ve geniş anlay;şi yakından takip eden biz gazeteciler, gerek zatıâlnize ve gerek 'Komisyon muhterem üyelerine en derin şükran hislerimizi arzederiz.

Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkam Mümtaz Faik Fenik

Sayın Muslih Fer Çaiışma /Bakanlığı Müsteşarı Ankara

Fikir ve Kalem Îşçiler'nin haklarını ko­rumak için çıkarılan kanunun hazırlan­masında ve müdafaasındaki gayretleri­nizi takdirle ve şükranla karşılayan Ga­zeteci arkadaşlarımız sîze bu mesut günlerinde en derin şükran hislerini ar-aederler.

Ankara Gazeteciler Cemiyet;. BaşkanıMümtaz Faik Fenik W"

—İstanbul:

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesin'n şehrimizi şereflendirmesi üzerine, ika­metlerine tahsis edilen. Dolmabahçe Sa­rayı önlerimde .bu gece fener alayı ter-fp edilmiştir.

Saat 22'den sonra baştanbaşa dcnatrlan. tekneler ve vapurlar Sarayın önünde coşkun tezahüratla geçit resmi yapmış­lar ve bundan mütehassis oLan Majeste ■Kral ve Kraliçe Saraym balkonuna çı­karak halka mukabele ve boğazın gü­zelliğini bir kat daha arttıran bu man­zarayı seyretmiştir.

15 Haziran 1952

—İstanbul :

Bir haftandanberi memleketimizi res­men ziyaret etmekte olan Majeste Yu­nan Kral ve Kraüçesıi. bu safoah s-;at 10'da Acar Motoru ile Dolra^bahçe Ön­lerinde demirli bulunan Savarona Yata.na geçmişler ve adalar civarında birgezinti yapmışlardır. Cumhurbaşkanı Celâl Sayar, Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü, İstanbul Valisi Profesör Gökay, Hükümdarların maiyet ve mihmandaları bu tenezzühe iştirak etmişlerdir.

Savarona Heybeliadaya varınca Kral karaya çıkararak: Deniz Okulunu ziya­ret etmiş ve bu arada talebeler n yap­tıkları geçit resmini alâka, ile takip et­miştir.

QVlj.teal-d.bsn ösvaronaya avdat -eden Kral, Kraliçe ve maiyetleri öğle yemelini •gemida Cumhurbaşkanımız ve refaka­tindeki zevatla birlikte yem şlerdir. Savarona Boğaz methaline kadar sey­retmiş ve dönüşte Ddlmabchçe önlerinde demirlemiştir.

Misafir Hükümdarlar saat 16,30'da ka­raya çıkarak Saraya avdet etmişlerdir. Bu arada hareket hazırlığı görülme­ye başlamıştır.

Saat 17 de, Cumhurbaşkanı Celâl Ka­yar, refakatinde Profesör Fuad Köprülü ve Vali Profesör Gökay olduğu halde Saraya çıkmışlar ve Yunan Dışişleri Ba­kanlığı Müsteşarı ekselans Avtroff ve Yunan. Protokol Umum Müdür Yardım­cısı tarafından karşılanmışlardır.

Bu sırada, Kral ve maiyetinin rükubu-ua tahsis edilen arabalar ıSaray bahçe­sinde harekete hazırlanmışlardır.

ıSaat 17,£0 da Cumhurbaşkanı Celâl Ba-yar, Majeste Kral ile birlikte açık bir arabada Kraliçe Prederlka ile Dış'şle-ri Baksn: Profesör Fuad Köprülü ikinci bir ar:&;da yer almışlardır.

Kafile hareketle Sarayın bahçesin', ge­çerek Dolmabahçe Rıhtımına varmıştır. Kalabalık bir ha.?k kitlesinin çevrelediği Dolmabah^e Rıhtımında başta Sancak olmak üzere bir ihtiram alayı ile Proto Jcola dâhil zevat veda merasimi için yer almış bulunuyorlardı.

Bu sırada Türk Yunan Marşları çahn-mış ve müteakiben Majeste Kıra!, Cum­hurbaşkanımızla birikte selâm ifa eden kıtayı teftiş ederek «merhaba asker» diye selâmlamış tır.

Kafile, rıhtımda bekleyen Acar Motoru­nayaklaştıkça,heyecansonhaddine

varmış ve Kral ve Kraliçe, Haydarpa-şada yapılan istikbal merasiminde ha­zır bulunan protokola dâhil zevatın te­ker teker ellerini sıktıktan sonra, mo­tora binmişlerdir.

Bu arada Cumhurbaşkanı Celâl Bayar da misafir Kral ve Kraliçe ile birlûkte refakatinde D:şiş:eri Bakanı ve Vali olarak motora binmişler ve misafir Kra­lı ■gel.'ıiKen rakip oldukları Helli Kru­vazörüne kadar teşyi etmişlerdir.

Misafir Hükümdarlar, Cumhurbaşkanı­mız, Hell! Kruvazörüne çıkışlarında 21 atım topla, selâmlanmışlardır.

Kruvazörde bir müddet kalarak misa­fir hükümdara veda edan Cumhurbaş­kanımızın yine Salvolar arasında kru­vazörden, ayrılmaları üzerine H-elü de­mir alarak hareket hazırlığına başla­mıştır.

Yunan harp gemileri Savaronsmn önün­den geçerken 21 atım topla selâmlan­mışlar ve buna mukabele etmişlerdir. Misafir hükümdarı selâmlamak mak-saiiyle, son defa olanak da Helli Kız-kuîesi önünden geçerken Selimiye Kış-las:rn.n topları gJrîemiş ve müteakiben de İstanbulluların kalbinde der n bir sevgi Hatırası bırakmış olan misafir hükümdarların bindiği kruvazör Mar-marayadoğruaçılmıştır.

—İstanbul:

istanbul Vali ve Belediye Başkam Prof. GÖkay, Majeste Yunan hükümdarlarına şe'hlr ad.nı 1312 de Îstanfou-I ûj, yapılmış olan kıymetli bir vazo, işlemeli bir örtü ve bir da ziyaret hatıralarını canlandı­ran albüm hediye etmiştir.

—İstanbul:

Bayan Menderes, şehrim'zden ayrılan misafir hL.;lîümdıar!ara hareketlerinden evvel kıymetli bir el işi örtü hediye et­miştir.

—istanbul:

MajcLsto Yunan Kral ve Kraliçesi Is-tanbuldaki ika.met!eri müddetince, em­niyet teşküâtm'n aldığı devamlı tedbir ve gösterdikleri muvaffakiyetten dolayı fevkalâds mütehassis olduklarım istan­bulEmniyet Müdürü Ahmet Tekelioglu'na bildirerek teşekkürlerini beyan ey­lemişlerdir.

16 Haziran 1952

— İstanbul :

Birleşmiş Milletler (F. A. O.) g:da ve tarım teşkilâtı tarafından tertip edilen «YtCna Şarlt Milletlerarası Buğday Is­lâh Kongresi 16/3/1952 Pazartesi gönü saat 10.30 da Yeşilköy Tohum Islâh İs­tasyonunda törenle açılmıştır. Bu tö-rendo Tarım Bakanı Nedim Ük:r.en, Ta­rım Bakanlığı Z re.at İsleri Genel Mü­dürü Necati Turgay, Vali Muavini Fu­rt! Afrjar, >onjreye katrlsn Yrk:n Ç-Eck devletleri temsilcileri, Tar:-m Bakanağı anüt&hzss'Slan, muhtelif devlet ve ikti­sadî müessese delegeleri, Amerika Bir-leşüc D-vlötlerj Z'ır&at Ateşcsa": va Zi­raat Müşavere Heyeti Başkanı, F. A. O. . Mümessili I>r. <Krk, Ircü Easkcasoloeu, yerli ve yabansı seçkin bir davetli küt­lesi vs basın mensupları h^z:r bulun­muşlardır.

Aç:ş -konuşmasını yapan Tar.m Bakanıökmen, ezcümledemiştirki: r&mdelegelerazizmisafirleri­miz.

Yak-n Şark Milletlerarası Buğday Islâ­hı Konferansın-, açmakla bahtiyarım. Bu toplantıyı tertip ed:n Birleş-nlş Mil­letler F. A. O. org^n zasyonuna vs bu­nun idarecilerle, konferanaa iştirak edon hükümetlere teşekkür ederim. (Buğday mazide olduğu gibi bugün de in^n'arn beslen m esin i s am j'dı ola­rak ön safta gelmektedir. Memleketi-mlzd3 !se büsbütün hususi b'r -ehemmi­yet: hais bulunmakta ve 'millî ekonom'-mizln temelini teşkil etmektedir. Do!a-yıslyl.2 yıllar-danbcri .çalışmalarımız bug-tız" -.Vâıı ve :::'.âh'Cdl'ı:n'ş ç:ş'tl:rin git­gide d;ha fasla. yQu.~fciVrrr.czi üzerinde kîkslf cd'.lm'n fbulun-mıaîîtadır. Bu konferans csn-.s:nia verilecek iza­hat ve karşılık'ı f kir tea!L.iler"n'n işti­rak eden memleketler için çok faideli olaca.ğTn: ve g^rek araştırma neticeie-rin;, gerekse islâh materyallerini müba­dele suretiyle sıkı bir ;şblrî'gine yol £:ça-p"fra-. kuvvetle üm'ıt etm^ekteyl^m. Ş?.his!arın-zd?, te^.sıl etmekte olduğu­num dost memleketleri ve teşekkülleri selâmlar1,. çal:şmal£.r:n:z:nmlletlerimi-

zLn saadet ve refaıhı için muvaffakiyetli olmasını gönülden temenni ederim.» Bakanın alkışlarla karşılanan konuş­masını müteakip F. A. O. Mümessili Dr. ıKirk, haz:r bulunanları selâmlamış ve ilk defa açılan bu konferans:n öne­mini tebarüz ettirerek Türk Hükümeti-ns gösterdiği çok yakın alâkadan dola­yı teşekkür etmiştir.

Dr. .Kirk''n tohum islâh mevzuunun milletlerin hayatındaki ro'.ünü açıkla­yan ve ilgi ile takJb edilen konuşmasın­dan sonra, toplantıda 'hazır bulunan yerli ve yabancı misafirler Yeşilköy Tohum tslâh İstasyonunun çalışmalarrnı yafcn-dan taklb etmişler ve istasyona ait te­sisler: gezerek Müdür Mirza. GökgilMn, verdiği izahatı dinlemişlerdir. Yakın Şirk Milletlerarası Tohum Islâh Kongresi 'bı;ig-Un öğleden senra. Deniz ■Par> Otelinde çalışmalarına devem edecektir. Kongre mesaisi 23 Haziran Cum:. günü sona. erecektir.

— İstanbul:

Ru:r_ Ort:ürs P^trâk/i 1 -İnci Athenagoras, bugün Patrikhanede şehrimizde m'safir Yunrn'ı gaz3tecilerle İstanbul gazeteci­ler Cemiy&ti İdare Heyeti Üyelerine bir öğle yemeği vermiştir.

Çok saml'mî bir hava iğinde 2 saatten fazla -devam eden yemek sonunda Türk - Yunan dostluğunu beVrten hlta-be'.erdo bulunulmuş ve bu dostlukta Patrikhanemin verimli rolüne işaret edil-niştir.

Ecs-n Yay:n ve Tur^m Genel Müdürü Dr. Halim Alyot, misEfir gazeteciler şe-reflns bu akşam Taksim Belediye Ga-zinos:nda bir yemek verecektir.

—İstanbul:

Cumhurbaşkanı Ce'âl Bayar, bugün -Florya -Köşkünde hu'bubat silolar: mu­bayaası İçin AmerJî£.'ya gidecek olan Topra.k Mahsulleri Umum Müdürü Mümtaz Rsk'i 'kabul etmiş ve öğle ye­meğinealıkoymuş! ar d:r.

—İstanbul:

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, bugün sa-r;t ;6dı Florya Kö^'i^nde, şehrimizde bulunanFransa:DışişleriBakanYardımcısı Ekselans M. Maurice ıSchuman ve kendisine refakat eden Fransa Bü­yükelçisi Ekselans Tarbe de ıSaint -Har-dDUİni kabul etmişlerdir. iBu kabulde Dışişleri Bakanlığından Bü­yükelçi bcvktt i/ujui 'Keçeci da 5ıaz.r bu­lunmuştur.

—İstanbul:

Kaliforniya'da tertip edilen dünya gü­zellik. Kraliçesi müsabakasına iştirak edecek olan. Gelengül Tayfuroğlu bugün vilâyette Vali ve Belediye Başkanını zi­yaret etmiştir.

—İstanbul:

Şehrimizdo bulunan tanınmış Yunan Gazotecis-: M. Melas bu sabah Vali ve Belediye Başkanından şehircilik mese­leleri üzerinde izahat aimış ve bu ara­da Majeste Kral ve Kraliçenin Ankara ve îstanbulu ziyaretlerinde kendilerine göiteriien büyük tezahürattan misafir Elen gazstecilerinin son derece müte­hassıs oldukların: bildirerek Majestele­rinin bu z'yaretlerinln iki kardeş mille­tin yakınlaşmasında, en büyük rolü oy-nadtğıns. kani olduklarını ifade etmiştir.

— Ankara :

M:.j;3to Yunan Kralı, Ankara Belediye Başkanına gönderdikleriaşağıdaki mek­tupla, tahassüslerini bildirmişlerdir: Atıf Benderlioğlu

Ankara. Belediye Başkanı

İstanbul'a muvasalatımı müteakiıp Şar­kın gü:.el bsçşchri elan şehrinizde ba­na ve Kraliçeye k^rşı izluar olunan çok sıcak kabulden dolayı en samimî teşek­kürlerimi bildirmek isterim. Bir çeyrek r; "d-, hxlkTm:z-nkiöi:lyei; ve azimli ça-lışmsları ile büyük metropolis olarak inkişsıf edzn büyük yeşil şehrin iyi ha-tırak-nm daima muhafaza edeceğim.

Elen'er Kiralı Paul

Ankara:

Yunanistan'ın Ankara Büyük Elçesi, Majeste Yunun Kralının şehir fskirle-Tin= olan bagış-m şehrimiz Belediye Başiamna aşağıdaki mektupla bildir­miştir:

Bay Belediye 'Başkanı, Majeste Elenler Kralı hazrotierıinıden telâkki ettiğim emre binaen, enir nlze tanzim olunmuş 5000 Türk liralık bir ıçeki takdim etmekten şeref duyımakta-yüm. Majeste Kral, slya,rctleı-Lnln 'bir hatırası olmak üzere 'bu meblâğın şeh­rin fakirlerine tevziini sizden rica et-mekted r.

Üstün saygılarımın kabulünü rica ede­rim, (Bay Başkan.

Contoumas

— Ankara :

Milletlerarası «Mark Twain» Cemiyeti Başkanı Byril Elemens, Ankara Be.edİ-yc Başkam Atıf Benderlioğlu ;na 22 Mayıs 1952 tarihinde yazdığı 'mcCatup-ta, belediyecilik sahasındaki kıymetli hizmetlerini takdiren Cemiyete fahrî âza seç'ldigini bildirmiştir.

Büyilk Atatürk de aynı Cemiyetin âzası ve altın «Mar'k Twain,> madalyası hâ-nÜCî idi.

— İstanbul:

Dest Batı Almanya'nın Ankara Büyük­elçisi Dr. Haas, bugün saat 17.3O'-da .Batı Akdeniz seferinden dönen Tarsus Vapuru ile -memleketimize gelmiştir, ikinci Cihan Harbinden sonra memle-keti-n'ze tâyin edilmiş olsu. ilk 'Büyükel­çi sıfatiyle Dr. Haas, kendisiyle görüşen gazetecilere aşağıdaki beyenatta bulun­muştur :

«Böyle mühim bir vazifeyi deruhte ede­ceğim için çok memnunum. İki memle­ket arasındaki dostluk hiçbir zaman 'bozulmamıştır. Zira îfci memkdcet ds ■müşterek ve hayatî menfaatiarîa. b'rbi-rine bağlıdır. Bu bağlılık, ayn: zamanda her iki memleketin hür milletler camia­sına dâhil bulunuşundan ileri gelmek­tedir. Her :ki meml-cıket de istiklâli enini 'muhafazaya azmetmiş bulunmaktadır. İki memleket aras'nâaki müşterek men­faatler müteaddit cepheüd'r. Her iki memleket arasında hiçbir ba-kımdan en ufak bir ihtilâf bahis mevzuu değildir. Diğer taraftan bugün dünyanın halli icab eden birçok meseleleri vard:r kî bunlar iki memleketi yakından alâka­dar etmektedir. [Memnuniyetle bel'rtmek isterim ki, iki -memleket arasındaki ticarî münasebet­ler de büyük bir gelişme kaydetmiştir. İki tarafın ekonomisi en ideal bir şekil­de birbirini tamamlamaktadır. Bilhas-sa Almanya, Türkiye'nin ziraî mahsul­ler' için büyük bir pazardır. Diğer ta­raftan Türkiye'nin de Alman sınai ma-ımûllerine büyük bir istekle her zaman talip olduğunu biliyoruz. İki memleket arasındaki iktisadî işbirliğinin inkişafı aynı zamanda bu ik' milletin sosyal du­rumuna, sağlam bir temel teşkil ede­cektir. 'Şunu da bilhassa ilâve etmek isterim ki, Tür.kiye ile Almanya arasın­daki kültür münasebeti erin ;n inkişafına bilhassa gayret edeceğim. îki memleket-kültür münasebetleri bahsinde zengin bir maziye sahiptirler. Bu münasebetle­rin inkişafı ile gerek .Almanya, gerek Tünkiye pek çetk şey kazanabilir.

Vazifemin birçok cepheleri olduğunu gö­rüyorsunuz. Bu vazifemin ifasma azamî gayret sarf edeceğimi tr&dlır edersiniz. Türkiye'de, her Almam 'karşılayan dost­luk S2yesinde bu vazifemi kolayca ba­şaracağımdan eminim.»

(Büyükelçi yarın akşam An-kaıra'ya ha­reket edecektir.

—Ankara :

Ankara Belediye Başkam At:f Bender-lioğl.u 'Majeste Yunan Kral'ura illtifat-larma aşağıdaki :mektupla teşekkür et­miştir:

Majeste Paul

jElenler Kıral'ı Atina

■Majes tel erim'n ve Kraliçe Hazretlerinin şehrimizi şereflendirmeleri vesilesile iz­har buyrulan memnuniyet ve yüksek İltifatlarına şükranlarımı srza müsaraat ederken k-sa. fskat çok samimî b'.r ha­va içersinde geçen bu mesut günlerin Ankarah!ar:n kalbinde çok sıcak ve unutulmaz hatıralar bıraktım Majes-teler'ne temin etmekten büyük bir şeref ■vg has duymaktayım.

—İstanbul:

Sasın Yayın ve Turizm Genel Müdürü Dr. Halim Alyot bu akşam saat 20.30'da

Taksim (Belediye Gazinosunda şshri-îmiiızde foulunsn Atina gazetecileri şere­fime bir aikşam yemeği vermiştir. Çok saımimî bir 'hava ve büyük bir n;ş"e ii;çin-ds geçen yemelk iki taraf itoasın men­suplarının yakın tanışmalarım sağla­mış ve sıkı ^birliğinin tam örneği ol­muştur.

Atinalı gazeteciler yarın sabah saat 8.30'da uçiıkia memleketimizden ayrı­lacaklar ve Yunanistan'a gideceklerdir.

17 Haziran 1952

— Ankara:

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar beraberle­rinde Cumhurbaşkann:ğı Başyaveri Kur­may Yarbay Nurettin Alpkartal olduğu halde bu sabah saat 9.10'da uçakla İs­tanbul'dan şehrimize dönmüşlerdir.

Cumhurbaşkanı hava alanında Başba­kan Adnan <Menderes, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu, Bakanlar, Milletvekilleri, Genel Kurmay Başk-aaıı Orgeneral Nuri Taunu t, Kara ■Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Şükrü Kanatlı, Arnikam V'SLÎâsl, Emniyet MiidU-rü, :Ga.rnfzon ve iMerkez Komutanları tarafından karşılanmışlardır.

— Ankara:

Bu^ün saat 12 30'da 'Dışişleri Bakanlı­ğında Türkiye ile Fransa arasında bir ■kültür anlaşması imzalanmıştır.

Anlaşmayı, Türkiye adına Dış'ş'.eri Ba-kan:nrz Fuad Köprülü, Fransa, adma da 'Fransa Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı ■Efeselâns Maurlce Sdıumran ve Fransız Büyöke.!cİ3:i M. de iSaint - Hardouin imzalamışlardır.

İki dost ve müttefik memleket arssın-d?ik;:. kültürel münasDbstler'n dana fazla 'inkişafını temin maksadlyle aktcdllmiş olan bu anlaşmada ezcümle, talebe mü­badelesi, konferans'ar, sergiler seyahat­ler tertifo.l, karşılıklı 'burslar tesisi gibi hususlar da bulunmaktadır.

Anlaşmanın tatbiki ve karşılıklı kültü­rel münasebetlerin s:k:şlaştırı!masa hu­susunda faaliyette bulunmak üzere her iki memlekette üçer kişilik birer komi­tenin teşkili de anlaşmada d&rpiş edil­miştir.

—Ankara :

Dışişleri Bakanı Profesör Fuad Köprülü şehr mizde bulunan Fransa Dışişleri Ba­kanlığı Müsteşarı ekselans Maurice Schuman'm şerefine -bugün saat 13.30 da Hariciye Köşkünde bir öğle yemeği vermiştir.

Yemekte Dışişleri Bakanağı Umumi Kâtibi Büyükelçi Cevat Açıkalın, Fran­sa Büyükelçisi M. de Saint - Hardouin, Fransa Dışişleri Bakanlığı Siyas: Dai­re Umum Müdür Muavini M, Rolend de Margerie, D-.ş^leri Bakanlığı, Umumi Kâtip Birinci Muavini Elçi Muharrem Nuri Birgi, M. Schuman'm Hususi Ka­lem Müdürü M. Bernard Du Fournier, Fransa Büyükelç'ljği ve Dışişleri Ba­kanlığımız ileri gelenleri hazır bulun­muşlardır.

—Ankara:

Bu sabah şehrimize gelen Fransa D:ş-işleri Bakanlığı Müsteşarı ekselans üVIa-urice GJhuman sacl: 13 da beraberin­deki zevatla birlikte İstanbul'a müte­veccihen uçskla şehrimizden ayrılmış­tır.

Ekselans Maurice Schuman hava ala­nında, Protokol Umum Müdür Muavini ıSamim Yemişçibaşı, Husus! Kalem Mü-dÜrii Sadi Eldem, Fransız Büyükelçiliği mensupları tarafından uğurlanmıştır.

Fransız Büyükelçisi M. de Saint - Har­douin ds iaynı uçakla İstanbul'a gitmiş-.tir.

—Ankara:

Demokrat Parti Meclis Grup Başkanlı­ğından tebliğ edilmiştir: Demokrat Parti Meclis Grubu 17 Hazi­ran 1952 Salı günü saat 15'te Meclis binasında yaptığı mutad toplantı sonun­da:

îM-iiiıisa Milletvekili Re£::ık Şevket în-oöaim 'Grup ıBaşksn'iğı vazifesinden vâki istifasını kabul etmiş ve bu istifa-oratırclo »lari süriü'sn h'/sus'arin varid olmad'ğı ve kendisin n şahsî mütalâala-r.n3an ibaret bulunduğu kararma var­mıştır.

—İstanbul:

Ankara'ya yapt:ği kısa ziyareti mütea­kip şehrimize avdet eden Fransa Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı M. Maurice iŞchuman, Türkiye'den ayrılmadan ev­vel bu aÛLşaan saat 19.30 da Fransız Se­farethanesinde 'bir basın toplantısı yap­mıştır.

Eski ve tanınmış bir gazeteci olan M. Salınman, beyanat vermekten ziyade Türk ve ecnebi gazeteleri temsil eden ■meslektaşları ile bir hasbıhal etmek ni­yetinde olduğunu söylemiş ve müteaki-benı dünya siyaseti üzerinde sorulan muhtelif sualler üzerine, gazetecileri tenvir etmiştir.

M. 'Maurice Schuman, riyaset ettiği dip­lomatik konferansın mesaisine son ver­mesi üzerine yarın uçakla Atina'ya- gi­decek ve orada iki gün kaldıktan sonra Roma yolu ile Paris'e dönecektir.

— İstanbul:

Bugün saat 16.30'da Ayazpaşa'daki Yu­goslav Konsoloshanesinde bir basın top­lantısı yapan Yugoslavya'nın Ankara -Büyükelçisi M. Radovanoviç, aşağıdaki beyanatta bulunmuştur:

«Türkiye ile Yugoslavya arasındaki mü­nasebetlerin tatmin edici bir şekilde -'in­kişaf etmesinden bahtiyarlık duymak­tayım. Bu hususta gittikçe artan ve de­rinleşen karşılıklı bir anlayış zihniyeti mevcuttur. Bu, sadece iki memleketi ■ayıran meselelerin mevcud olmayışından d2ğM, fs&at aynı zamanda Türkiye'nin ve Yugoslavya'nın sulhun muhafazası, Milletlerarası işbirliği, bütün milletlerin hükümranlık ve istiklâl hak!ar:na riayet gibi ayni prensiplere dayanan dış siya-■£■:itlerinden damaktadır. Blaim coğrafî vaziyefoıi'Z ve sulhu tehdit edebilecek tehlikeler iki memleket arasmdski dos­tane ve sulha faydalı bir işbirliğinin Iü-zuımuim .gittikçe tebarüz 'Ctıtinmektedlî".

Atatürk'ün dehası, yapıcı telâkkileri ve 'Devlet adamlarıyla Türk Milletinin gay­retleri sayesinde Türkiye'de yapılan muazzam terakkileri müşslıede ettim. Türk Milletinin millî hislerinin derinli-ğîna, vatan aşkına, millî hürriyete bsğ-lıhğına ve varını yoğunu müdafaa et­mek azmine hsyranım.

Memleket i m d s, Türkiye'deki siyasî, ik-fsadî ve kültürel inkişaflar büyük alâ­ka ve sempatiiletakibedilmektedir.

Mak'ne ve Kimya Endüstrisi Ku­rumuna dört milyon liraya satılmasını kabul etmiştir. Gen-sl Merkez Kurulun­da açılan denetçiliğe Çoruh Milletvekili Mecit Bumin, yedek denetçilere Erzin­can Milletvekili Nahit Pekcan ve Ağrı 'Milletvekili Kasım Küfrevî seçildikten sonra toplantıya son verilmiştir.

—Ankara.:

Cu-nhurteşikanı bugün sasıt 17' de- iti­matnamesini takdime galen Federal Al­manya Cumhuriyeti 'Büyükelçisi Ekse­lans Dr. Haas'ı Çankaya'da ;mut£.d me-res'mle ıkcibul buyurmuşlardır. Bu me­rasimde Dışişleri Bakanı Profesör Fu-ad Köprülü haz:r bulunmuştur.

22Haziran 1952

—Ankara:

Cumhurbaşkanı Celâl Bsyar, beraberle­rinde 'Mal'ye Bakam Hasan Po!atkan, Ekonomi ve Ticaret Bakanı Prof. Muh­lis Ete ve bazı milletvekilleri olduğa halde, bu akş?ım saat 21.05'te harekeit eden trene takılan hususi vagonla, Is-tajtoul'a müteveccihen şehrimizden ay­rı krrşl ardır.

Cumhurbaşkan-nı garda, Başbskan Ad­nan Menderes, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Sa.met Ağaoğlu, bakanlar, milletvekilleri, mülkî ve eskerî erkân uğurlamıştır.

23Haziran 1952

—İstanbul:

CumhurbaşkanıCe'âlBayar bu sabah Ankara'dan şehrimize gelmişlerdir. Cumhurbaskan-m, Vali ve Belediye Baş­kanı Profesör G-ökay Pendik'te ksrşila-

m:şt:r.

Haydarpaşa Garında, şehrimizde bulu­nan milletvekilleri, İstanbul Komutanı Korgeneral Zekâi Okan, Merkez Komu­tanı Tu^şeneral Reşit E.rkmen. Emni­yet Müdürü ve kalabalık bir hı'k küt­lesi tarafından karşılanan Cumhurbaş-ksn-, 9.25 vapuru ile İstanbul'a geçerek Florya'ya gitmişlerdir.

— İstanbul:

Bu sabahCumhurbaşkanıileberaber MaliyeBakanıHasanPolatkan, Ekonomi ve Ticaret Bak2nı Muhlis Ete de şehrimize gelmişlerdir.

—İstanbul:

Sağlık ve -Sosyal 'Yardım Bakanı Dr. Ekrem Hayri Üstündağ'm bugün yap­ması mukarrer olan basın toplantısı ÇarşaarJba gönü saat 11.30'a Iteîıir edil­miştir

—Ankara:

Topçu Pilot Kursunun 9 uncu dönem bi­rinci devre eğitimini başarı ile bitiren subaylara bröveleri bugün saat irde Etimesgut Türk Kuşunda yapılan bir törenle verilmiştir.

Törende 28 inci Tümen Komutanı Tuğ­general Fahri Özdilek, Kara Kuvvetleri Topçu Dairesi Başkanvekili Albay Baki Taneri, Amerikan Askerî Yerdim He­yeti mensupları, Türkkuşu Gensl Müdü­rü Şerafeddin Tarakçıoğlu, davetliler ve basın mensupları hazır bulunmuşlar­dır.

—Ankara:

İstanbul'da, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tar:;m Teşkilâtı tarafından açılan Ya­kın - Şark Milletlerarası Buğday Is'âh Kongresinin sona ermesi münasebet'yle memleketimizin muhtelif yerlerinde tetkik gezine çıkan kongre üyeleri dün şehrimize gelerek temaslsrma başla­mışlardır.

"Kongre üyeleri saifoaih saat IC-'cU. Tarım Bakanı Nedim ökmeni makam:nda zi­yaret etmişler ve bir saat süren bir ko­nuşma ys.pmışlard:r. F. A. O. Mümessili Mr. Kirtk, Pakistan Delegesi Abdur-Rahman, Kıbrıstan Mr. Jones, İran Mü­messili Zahidi, F. A. O. teşkilâtından Rfir. Sl'ır.v ve d'ğer yabancı delegeler Tarım Bakanı Nedim ökmen'e tahas­süslerini bildirerek, Türkiye'de gösteri­len misafirperverliğe teşekkür etm'şler, aynı zamanda zirai kalkınma ve istihsal sahasında, bilhassa son senelerde Tür­kiye'nin Yak:n - Şark'ın en önde bir devleti haline geldiğini sözlerine ilâve etmişlerdir.

YabancıdelegelerTürkHükümetin'n

ziraî meselelere büyük bir değer verdi­ğini,yerindeyaptıklarıtetkiklerden

sonra daha iyi anlayabildiklerini bildirmişlerdir.

Tarım Sakanı Nedim ökmen yabancı delegelere memleketimlzdek' ziraî kal-fcnma hareketleri hakkında malûmat vermiş ve bir k£.ç sene 'sonra daha bü­yük hamlelerin başarılacağını, buğday islâh: .mevzuunda ehemmiyetli çalışma­lar yapıldığın: söylemiştir.

Delegeler Tar:;m iBakanından sonra Zi-raat FDküiiJesJna.gitmişler ve Profesör VriTrk T-iıyşl cfn, çalışmalcr hsilikında verdiği izahatı ilg' ile dinI-emişlerdir. öğle yemeğin.: Ankara Tohum İslah İs­tasyonunun davetlisi olarak Çiftük Mer­kez Lokantasında yiyen misafirler daha sonra Ankara Tohum îs^âh istasyonuna hareket etmişlerdir. Islâh İstasyonunda iki saat süren tetkikler sırasnda dele­gelere mütemmim .malûmat verilmiş ve Isîâh İstasyonu Müdürü Yüksek Z raat Mühendisi Nejat Berkmen tarafından buğday Islâhı üzerindeki çalışmalar an­latılmıştır. Delegeler müteakiben ıslâh istasyonunun tarlalarını gezmişler ve burada, yetiştirilen numunelik buğday­lar: tetkik etmişlerdir.

Yakın-Şark M'lletlerarası Buğday İs­lah kongresine katıİEn mütehassıslar yarm şehrimizden ayrılacaklarda.

— Anka-ra:

Açık bulunan Devlet Bakanlığına Zon-gu'dak Milletvekili Muammer Alakant,-m, istifa eden Ekonomi ve Tieeret Ba­kan: Muhlis Ete'nin istifasının kabulü ile bu Bakan'ığa da Balıkesir Milletve-ki'i Enver Güreli'nln tâyn'eri Başkan­lıkça yüksek tasvibe arzolunmuştur.

26 Haziran 1952

— Ankara:

28 Hazırsa 1952 tarihli Kudret Gazete­sinde, Sayın Cumhurbaşkanımızın ra­hatsız bulunduğu hakkında hiçbir mes­nedi bulunmayan sebepler ileri sürüle­rek şayialar mevcut olduğu yazılmakta, bu şayiglenn doğru olup olmadığını tah­kik için mezkûr gazete muhabiri tara­fından Cumhurbaşkanlığı Husus' Ka­lem Müdürlüğüne yapılan müracaat üzerine ademi ımalûmst beyan olunduğu ilâve edilmekte ve daha da tafsilâta geçilerek hatta mevcut olmayan hastalığın ismi dahi zikredilmek suretiyle haber­de ısrar olunmaktadır.

Kudret Gazetesi tarafından baş sahife-slnde ve büyük puntolarla işaasına ça­lışılan bu haberlerin, Cumhurb aşk Enliği Hususi K£.!em Müdürlüğünce teyit edil­mek şöyle dursun aksine olarak malû-mattar bulundukları habsrler'yle karşı­lanmış olmasına rağmen Kudret Gsze-tesin'n teyit edilmemiş bir haber ve uy­durulmuş bir hastalık hikâyesi üzerinde ehemmiyetle durmssı bu yazının hususi maksatlarla tertlıp edilmiş olduğunu açıkla göstermektedir. Hükümet nez^ dinde yaptığı temas neticesinde bu ha-ibc;r!er:''-ı brçtan başa uydurma oldu­ğunu bild rmeğe Anadolu Ajansı me­zun kılınmıştır.

— İstanbul:

Cu.'nhurb3şkan: Celâl Bayar, bugün Florya'da yeni tâyin olunan Ekonomi ve Ticaret Bakanı Bahkesir Milletvekili Enver Güreü'yi kabul etmişler, öğle ye­meğinealıkoymuşlardır.

— Ankara:

Zafer Gazetesi yarınki S£.y:s-nda Baş­muharriri Mümtüz Faik Fenik'ın «me­lunca uydurulmuş bir yalsn» başlığı al­tında şu başyasızın.! nsşretmekted r: «Dünkü Kudret Gazetesini görenler, yi­ne ortalığı karıştırmak ve umumi efkâ­rı hsyecEn sevketmak için, uydurulan yepyeni ve aşağılık bir tertiple karşılaş­mışlardır. Hiç bir anesneds dsyanmiyan 'bu djz;ne göra güya Cumhurbaşkanı Celâl Bayar hasta imiş. İstanbul'a, bu maksatla gitmiş. (Kudret, bundan son­ra da, bu yelanm üzerine bin bir fitne dahi ilâve etmş-ve hatta, mevcut ol-mıyan hastalığın ismini bile koyarak etrafında bir yığın mütalâalar serdine kalkışmıştır. İşin daha ıga.r:bl, gazete, ma'ûmat almak üzere Cumhurbaşkanlı­ğı özel K-alern Müdürüne, nöbetçi Ya­verliğine müracaat ettiklerini ve onlar­dan âz bu hususta hi.ç bir bilgiye sah'p bulunmakları cevabını aldıklarını da yazmaktadır. Özel Kalem Müdürünün, yaverin bilmediği bîr hastalık haberini, Kudret Gazetesinin bilmesi, ekim kabul edeceğibir şey değildir.

—İdareyi elinde bulunduran DemokratParti biziyoketmekis t'yor. Bu mak­satla,Mscîissmuhalefeti ortadankal­dırmakiçinbirkanuntasarısıteklifettiler. Bu tasar:, Halk Partisini DevletHazinesine muazzam meblâğlar ödeme­ğe »mecbur ediyor. Bunu ödemek bizimiçin 'imkânsızd:r, çünkü bu kadar para­mız yoktur. Hâlen yürürlükte oîrn Me­denî Kanun, gereğince, Hazineye borçluher cemiyet veya teşekkül feshedilir.

Bu hususta Bay Gülek şunları ilâve etti:

—Hükümetbugayesineulaşamıyacaktır.Zira HalkPartisifeshedilecekolsa bile yeni bir parti, eski kadro'arıile ba^şka, b'-risimalt:nda onun yerinialacaktır.

Ankarr.'da Kral Paul tarafından haıp halinde iki memleket hudutlsnnm müş­tereken müdafaası hususunda serdedi-îen nofctai nazar hakkında fikirlerini sordum. Bay Gülek :

—Kral:n bu sözlenn'n, şim-di artık birtehlike vukuunda. Yunanhlar-n kendisinidestekleyeceğin' bilen Türk Milleti üze­rinde büyük bir tesir olacağına eminim,dedi.

Bay İnönü ve Bay Gülek beyanatmı Ma­jeste Kral ve Majeste Kraliçe hakkın­da s&tayişkâr sözlerle bitirdiler.

Devlet Denizyolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğü 1946 yılı kesin hesabına ait uygunluk bildiriminin sunulduğuna dair Sayıştay Başkanlığı tezkeresi ile Devlet Denizyolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğü 1946 yılı kesin hesabı hakkında kanun tasarısı okundu, oya sunuldu. Samsun eski Milletvekili Hüsnü Çakır'in Dilekçe Komisyonunun 31/1/1950 tarihli Haftalık Karar Cetvelindeki 2831 sayılı kararın Kamutayda görü­şülmesine dair bir önergesi ve Dilekçe Komisyonu raporu okundu. Millî Sa­vunma Bakanı Hulusi Köymen'in verdiği izahattan sonra rapor oya sunuldu ve bahis konusu kararın kaldırılması kararlaştı.

Gündemin bu ölümbünde yer alan ve müzakere edilen diğer maddeler şun­lardır :

Kastamonu Milletvekili Hayri Tosunoğlu'nun, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429 uncu madesinin yorumlanması hakkında önergesi ve Ada­let Komisyonu raporu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 64 ve 69 uncu madelerinin yorumlanması hakkında Başbakanlık tezkeresi ve geçici komisyon raporu, Millî Koruma 1947 ve 1948 yılları bilançosunun gön­derildiğine dair Başbakanlık tezkeresi ve Sayıştay Komisyonu raporları, 1952 yılı Bütçe Kanununa bağlı cetvellerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı ve Bütçe Komisyonu raporu ve Zonguldak Milletvekili Abdurrah-man Boyacıgiller'in Zonguldak ve Ereğli havzai fahmiyesinde mevcut kömür tozlarının amele menafii umumiyesine olarak füruhtuna dair olan 114 sayılı kanunun 2 nci ve 4 üncü maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun teklifi ve Çalışma, Ekonomi ve Bütçe Komisyonları raporları. Bundan sonra ikinci defa görüşülecek işlerin müzakeresine başlandı. Uçucular için Tazminat Kanunu tasarısı meclisin bundan evvelki birleşim­lerinde görüşülmüş ve birinci müzakeresi tamamlanmıştı. Bu gün ikinci gö­rüşülmesine başlanan kanun tasarısının birinci maddesi üzerinde söz alan Kütahya Milletvekili Besim Besin, bir tâdil teklifi verdi. Besim Besin, bu tâdil teklifinde tazminat bahsinde havacılarla topçu pilotları arasında taz­minat bahsinde yapılan tefrikin kaldırılmasını ve her iki sınıfa mensup uçu­culara yüzde 50 nisbetinde tazminat ödenmesini talep etmekteydi. Millî Savunma Komisyonu Başkanı Bilecik Milletvekili Yümnü Üresin'in ileri sürülen mütalâalara cevaben yaptığı konuşmadan sonra başkan saat 16.35 de birleşime son verdi. Büyük Millet Meclisi önümüzdeki Çarşamba günü saat 15 de toplanacaktır.

Başbakan Adnan Menderes'in Manisa D. P. Kongresindeki konuş­ması:

Manisa: 2 (A. A.)—

Başbakan Adanan Menderes dün akşam geç vakit. Demokrat Parti İl Kon­gresinde delegelerin, salonu ve sinemanın meydanım hınca hınç dolduran dileyicilerin coşkun tezahürleri arasında söz almış, memleket meselelerin-den ve partiler arası münasebetlerden bahsetmiş, Halk Partisi Genel Baş­kanının son nutuklarında çizdiği memleket tablosunu ele alarak mesnetsiz iddialarını teker teker cavaplandırdıktan sonra, Muhalefet Partisi Genel Başkanının kötü bir yolda olduğunu söylemiş ve rakamlara dayanan sarih ifadeli ve mukayeseli izahatla iki sene zarfında muhtelif sahalarda kaydedi­len umumî kalkınmayı ve hükümet faaliyeti neticelerini bildirmiştir. Başbakan Adnan Menderes sözlerine şöyle başlamıştır: «Sabahtanberi mahallî işler ve partimizin iç işleri ile meşgul oldum. Ma­hallî işler üzerinde teksif edilmiş bulunan bu dikkatinizi, şimdiden biraz, da partimizin dışına tevcih etmek, bizi saran aleme götürmek istiyorum.. Etra­fımızdakilerle münasebetlerimiz bakımından ne durumda olduğumuzu iza­ha çalışmak yalnız kendi zaviyemizden değil, memleket zaviyesinden de her halde faydalı olacaktır kanaatindeyim. Bu sözlerimle, muhalefet parti­leri arasında eski bir parti olmak itibariyle Kalk Partisini kastettiğimi ve bu partiyi ele alarak kompuşacağımı takdir ve tahmin edersiniz.

Uzunca süren bir sükûttan sonra Halk Partisi Genel Başkanı bildiğiniz gibi, siperinden çıkmış ve konuşmağa başlamıştır. Bu çok iyi olmuştur ve netice itibariylee memleket hayrınadır. Çünkü konuşmakla içindekileri ve mak­satlarını, sarfettiği bütün dikkat ve itinaya rağmen millet huzurunda ifşa etmek vaziyetine gelmiştir. Şimdi yine de, onların nasıl bir muhalefet teşkil ettiğini, ne gibi bir durumda ve yolda olduğunu, bizzat Genel Başkanları­nın son konuşmalarındaki sözlerine dayanarak, millet huzurunda açıkla­mak imkân ve fırsatını elde etmiş bulunuyoruz.

İktidar kötü bir yoldadır, diyorlar. Ben de sözlerime başlarken diyorum ki: Muhalefet kötü yoldadır. Muhalefet değiî, bizzat İsmet Paşa kötü yoldadır. Sözlerim, kuru lâflar, mesnetsiz iddialar olmayacaktır. Ben onlar gibi iftira etmeyeceğim. İddialarımı bizzat kendi sözlerile tevsik etmek vaziyetindeyiz. Şimdi huzurunuzda tekrar edeceğim. Kendi sözlerinin delâlet ettiği mâna­yı hep beraber bulup vereceğiz. Muhtelif mânalara gelebilecek yuvarlak lâflarla, kaypak cümlelerle konuşacak değilim. Bir tafatan da rakamları dile getirerek, muhalefetin mi, yoksa iktidarın mı doğru yolda yürüdüğü ve konuştuğu hakkında bir hüküm vermeği yüksek takdirinize bırakacağım. Başbakan Adnan Menderes, Halk Partisi Genel Başkanının yaptığı bir se­yahatte nutuklar söylediğini ve İstanbula dönüşünde bir de basın toplantısı tertip etmiş olduğunu hatırlattıktan sonra, sözlerine devamla demiştir ki: Bu konuşmalardaki birtakım boş sözleri arasında hüküm ve netice ifade eden ve asıl derunî maksadına delâlet eden sözleri kaybolmuş, dikkatten kaçmış ve yahut da tesirlerini kaybetmiş olabilir. Ben kendisinin muhtelif konuşmalarından asıl maksadı ifade eden özlü parçalarını, cümle ve fikir­lerini bir araya topladım. Şimdi sizlere okuyacağım. Bir memleket manza­rasını, eline kara bir fırça alarak bizzat İsmet Paşa çizmiştir. Bu tablonun bugünkü Türkiyeye aidiyeti hakkında bir hüküm vermeği, sizlere millete bırakıyorum.

İsmet Paşa diyor ki:«Memlekette siyasî huzur ve siyasî emniyet yoktur. Bir partizan idare hüküm sürüyor. Ve memleket bünyesindederin tahribat

image005.gifyapıyor. Vatandaş eşit muamele görmüyor. Vehmedilen siyasî kanaatine göre muameleye tabidir. Çalışma emniyeti partizan bir idarenin tesiri altındadır. Amme hizmetindeki vazifeli her insanj adeta (bir nevi siyasî komiserlerin, murakabesi altındadır. Adaletle de uğraşılmağa başlanılmıştır, hakimlerin teminatını filen hükümsüz bırakacak tedbirler peşinde gidilmektedir. Bü­yük Millet Meclisinde, idarenin zihniyeti yüzünden çalışma imkânı kalma­mış ve doğrudan doğruya halk ile temasa geçmek mecburiyeti hâsıl olmuş­tur. Matbuat, yüz sene içinde misli görülmemiş bir baskı altındadır. İç poli­tika, uzun bir mücadele devrinden sonra, bugün tamamile anti demokratik bir yol tutmuştur. Bu yolun nerede sona ereceği ve neticenin nereye va­racağı bilinmez. Bugünkü idarenin adı demokrasiden başka her şeydir, yal­nız demokrasi değildir, hak ve adalet değildir. Bunun adını istikbâl koj^a-caktır. Bu idare, bir tesadüf eseri olarak, geçici tecrübesizliklerin, düşünül­memiş hataların eseri değildir. Demokratik rejimin temelini teşkil eden bü­tün unsurlarda ve istikâmetlerde hâdiseler mütalâa olunuca muayyen bir hedefe varmak isteyen siyaset adamlarının hareketlerini göstermektedir. Bu hedef, demokratik rejimden başka bir rejimin kurulması arzusudur.

Başbakan Adnan Menderes, bundan sonra, Halk Partisi Genel Başkanının maksadını daha ziyade açıklayan ve siyasî tabiyesini daha ziyade belirten fikir ve cümlelerini tekrarlamıştır. Bu cümleler şunlardır :

«Partiler arası mücadelenin program dâvalarına, memleketin siyasî ve iktisadi ihtiyaçlarına biran önce intikal etmesi lâzımdır. Bundan başka bir şey iste­miyorum. Fakat bunun da ilk şartı, evvelâ demokratik rejimin emniyet için­de bulunması ve çalışmasıdır. Şimdilik bu şartın peşindeyim.»

«Her şeyden evvel, memleket idaresini salim bir yola koymak zarureti var­dır. Bu da derdin umumî efkârca bilinmesine bağlıdır.»

«ktidaîr, kanun yolu ile değişecektir. Amma zamanlar boş yere ve israfla geçmiş olacaktır. Vatandaş izdırap çekecektir.»

«Siyasî huzur ve siyasî emniyet biran evvel teessüs etmesinde her partiden olan ve hiçbir partiden olmayan bütün vatandaşların hayatî menfaatleri vardır.n

«Son seyahatimden başlıca maksadım, memlekette siyasî huzuru temin et­menin çarelerini vatandaşlara söylemektir.»

Başbakan Adnan Menderes, Halk Partisi Genel Başkanının maksat ve ha­kikî niyet ifade eden sözlerim bu suretle tekrarladıktan ve bilâhare teker teker bunların üzerine avdet edeceğini belirttikten sonra delegeler ve din­leyicilere hitap etmiş ve şu suali sormuştur:

Sizin hepinizin insafınıza, bütün Türk milletinin insafına müracaat ediyo­rum. Türkiye, bu zatın tasvir ettiği tabloyu andırır bir manzara arzediyor mu? Bu zatın Türkiyenin buglinkü manzarası diya çizdiği bu tablo, bizzat kendi zamanının tablosudur. Aynen diyemiyeceğim, çünkü onun zamanında bu memleketin tablosu, hepiniz ve hepimiz biliyoruz, çok daha kara idi.

Şimdi, bu iddiaları teker (eker tahlile geçmeden, ilk sözlerimi tekrarlıyo­rum : Bu tarzda konuşan muhalefet, bu sözleri söyleyen İsmet Paşa, iyi niyette değildir, iyi yolida değildir. Eğer bu zat memleketi kötü durumda ve iktidarı kötü yolda gösteremeye biraz muvaffak olursa hangi sevdanın pe­şinde bulunduğu bilinemez. Bu sözler gülünçtür. Dünün tek parti zihniye­tinin şampiyonu ve kahramanı olan bir zatın bugün bu tarzda konuşması sadece gayrı ciddidir. Belki de, bu gayrı ciddi sözleri o halde niçin ele ve kale alıyorsun, diyeceksiniz. Filhakika ben de böyle bir mukadder sual kar­şısında kısa bir müddet tereddüde düştüm. Fakat derhal şunu arzedeyim ki memleket mes'uliyeti, bana bunların üzerinde dikkatle durmak vazifesini tahmil etmektedir. Hakikaten, onun dediği gibi, bu memlekete siyasî huzur ve emniyet yok değildir, vardır. Fakat bu siyasî huzur ve emniyeti bozmak niyeti de mevcuttur. Bunu kendisinin de duyması için kerratla söyleyece­ğim. Son seyahatimdeki maksadım, budur, diyor. Ben de Türk milletine, na­sıl ve ne gibi niyetler karşısında bulunduğumuzu anlatacağım. Ve Türk mil­letinin siyasî emniyetinin istihsal ve idamesi şartlarını bildireceğim. Tâki umumî efkâr iyice tenevvür etsin ve bizim tarafımızdan eksik kalmış bir tedbir mevcut bulunmasın.

Sarfettiği sözler, tekin ve masun sözler, değildir. Bunların arkasında gizli bir maksadı vardır.» Vatandaşlara bu memlekette bir istibdat idaresi ku­rulmakta olduğunu anlatacağım, bu idare kanun yoluyla değişebilir ama bunun için de daha iki sene ıztıraplar içinde beklemek icap ettiğini söyle­yeceğim» diyor. Yani iki sene daha beklemeyiniz, beklemiyeîim demek is­tiyor.

Başbakan Adnan Menderes, sözlerinin bu noktasında gazetecilere hitap ede­rek» gazeteci arkadaşlardan bilhassa rica ederim, burasını bilhassa dikkat­le ve harfiyen not etsinler» demiş ve şöyle devam etmiştir:

Şimdilik bir suykast karşısındayız, demiyeceğim fakat hiç şüphe yokki kötü niyetli tertipler karşısında bulunuyoruz. Hakikatler milletçe böyle bilindik­ten tedbirlerde de kusur edilmedikten sonra ben de söylüyorum ki, bu gibi boş sözler ve mesnetsiz lâflarla, şu veya bu, veyahut bir İsmet Paşa, bu mem­lekette bir tek vatandaşın bile kılını kıpırdatamıyacaktır. Bunu kendisin de böyle bilmesi lâzımdır.

Başbakan Adnan Menderes, Halk Partisi Genel Başkanının, daima iftira yolunda olduğunu, iddialarını isbattan kaçındığını, rakamdan daima tevah­huş ettiğini kaydettikten sonra birçok mânalara gelen vuzuhsuz ve kaypak kelime ve cümleler Konuşmak adetini ayrıca belirtmiştir.

O kadar ki, demiştir, onun nutuklarını tercüm etmek lâzım gelir. O biçim lâflar eder ki kendisi, hem birşeyler söyleyecek, imâlarda bulunacak, hem de söylemİyecek, söylemiş görünmeyecektir. Eski bir ihtiyar siyaset adamı­nın bu sözde mahareti karşısında, ne dediğini, ne istediğini birbirimize ter­cüme ederek anlatmak vazifsi düşüyor. İşte bu vazifeyi bugün ben deruhte ediyorum.

Başbakan Adnan Menderes, iddiaları ve sözleri tahlile başlamadan, bunlar­la niçin uğraşıldığı sebeplerini bir kere daha ve sarih surette açıklamış ve sözlerine şöyle devam etmiştir: Eğer biz yeni idarenin ne olduğunu, eski idare ile karşılaştırmak yani siya­hın yanma beyazı koyarak tezadı iyice meydana çıkarmak suretiyle .göster­mek yolundan ayrılır ve bütün vatandaşların vicdanında eski ile yeni ara­sındaki farkı olduğu gibi yerleştiremezsek, demokrasi ve hürriyetin bu mem­lekette gelişmesi vazifesini aksatmış oluruz. Hakikî demokratik rejim, an­cak bu yolda vazifelerimizi yapmamızla kurulabilir. Ve her vatandasın vic­danı yeni demokratik rejimin bir kalesi haline gelir. Böylece, demokrasiyi sakatlama tertipleri ve tehditleri de bertaraf edilmiş bulunur. Biraz evvel arkadaşım Samet Ağaoğlu'nun dediği gibi dün nerede idik, bugün nerelere geldik? Onlara bunu söyleyeceğiz, nekadar sinirlenirlerse sinirlensinler, eski ile yeniyi anlatacağım ve onlara «İşte siz busunuz» diyerek kendi hakikî çeh­relerini göstereceğiz. Dünün manzarasını önlerine sereceğiz ve bugünün mâ­nasını daha iyi anlatacağız. Bundan hiçbir zaman kurtulamıyacaklar, bir İsmet Paşanın 1954 seçimlerini yahut 1958 senesini beklemeye vakti olmaya­bilir. Fakat bu vatanın da artık maceraya tahammülü yoktur ve kalmamıştır. Bir İsmet Paşanın, bugün Türk milletinin huzurunu selbetmeye hakkı yok­tur, selâhiyeti yoktur, haddi de değildir.

Başbakan Adnan Menderes, bundan sonra, Halk Partisi Genel Başkanının» memlekette siyasî huzur ve emniyet yoktur)) sözünü ele alarak bunun mâ­nasını sormuş ve demiştir ki:

İç emniyeti mi kastediyor? Yoksa dış emniyeti mi bahismevzuu ediyor.. İçde asayişin mevcut olup olmadığı, vatandaş haklarının ve hürriyetlerinin temi­nat altında bulunup bulunmadığı mı söylenilmek isteniyor?

İşte görüyorsunuz, bir "Siyasi huzur ve emniyet yoktur» sözü kaç ihtimal hatıra getirmektedir. Kaç mânaya gelebilmektedir. Esasen kendisinin de is­tediği budur. Yarın muayyen bir mevzu üzerinde ona bir sual tevcih eder­siniz, ben onu değil şunu başka bir sual sorarsanız şunu değil ötekini kast-ettim, diyecektir.

Fakat ben derhal ve sarahatle söyliyeyim ki, memlekette siyasî emniyet her bakımdan mevcuttur. Eğer dış emniyeti murad ediyorsa onun zamanından on kat fazla, takviye edilmiş bir dış emniyet vardır. Eğer memleket dahilin­deki asayişi, vatandaşların haklarından, hürriyetlerinden, malından ve mül­künden emniyeti kastediyorsa, bunlar da onun zamanından en az on kat faz­lası ile mevcuttur. Onların süngü ile temin edilen asayişi yerine, milletin te­veccüh ve itimadına dayanan ve kudret ve kuvvetini bu teveccüh ve itimat­tan alan âdil bir hükümet bugün, demokratik sistem içinde, bütün demok­ratik hak ve hürriyetlere riayet edilmesi şartı ile - ki, asayişin asıl bu şart­lar altında temini güçtür - ve onların zamanından daha ileri ve tam olmak üzere iç emniyet ve asayişi temin etmiş bulunmaktadır. Eğer maksadı vatan­daş hak ve hürriyetlerine ve masuniyetlerine riayet edilmiyor demekse, bü­tün Türk milletini işhat ederek söylüyorum ve soruyorum: Hanginizin, han­gi birinizin hürriyetinden şüphe ve tereddüdünüz vardır? Şüphesi olan varsa söylesin. Fakat o yalan söylüyor. Karışıklık çıkartmak istiyor. Çünkü sal­tanatın tadı damağında kalmıştır. Ve beklemeğe de tahammülü ve vakti yoktur.

Millî Şef, Parti Başkanımız Bayan çağırdı. «Aman, meclise dönünüz» dedi. Eğer o mecliste bir meşruiyet grubu var idiyse, o da bizim mevcudiyetimizden ve teşkil et­tiğimiz grubumuzdan geliyordu. Biz çekilince, onlar koca mecliste bir avuç siyaset zorbası, intihap sergerdesi halinde kalacaklardı. Meşru olmadıklarını kendileri de bildiği için bizim tesis ettiğimiz meşruiyet hâlesi altında bir ey­yam daha yaşamak istediler. Bugün vaziyet "bambaşkadır. Şimdi söz isterler, Umumi Heyete hakaret ederler sonra da «hürriyet yok, gidelim» derler. Ve grupları bir çalımla meclisi terkeder. Geçen günde yine böyle yaptılar. Var yapsınlar ve gitsinler. Biz onlar gibi peşlerinden koşacak değiliz. Son de­fa olarak bir kere daha söylemekte fayda vardır, ben gideceklerini zannet­mem. Fakat eğer hakikaten prensip ve vicdan sahibi iseler, meclisi bu şekil­de terkettikten sonra bir daha dönmemeleri lâzımdır. İnsanın, bu çalımı ya­parken sonunu hiç hesap ettiniz mi diyeceği geliyor, bu çeşit meclisten çı­kanlar bir daha meclise dönmez desem acaba ne cevap verecekler? Onlar bugün şartlar tamamiyle başka iken vaktiyle bizim meşru olarak yaptığı­mızı tekrar ediyorlar. Zaten dikkat ederseniz 4 sene evvelki Adnan Men­deres'in konuştuğunu sanırsınız. Bütün yaptıkları vaktiyle bizim yaptık­larımızın kötü ve yersiz taklidinden başka bir şey değildir. Fakat o günün şartları nerede? Bugünün şartları nerede? Onlar kış ortasında buğday, yaz ortasında pamuk eken şaşkınlara benziyorlar.»

Başbakan Adnan Menderes, bu mevzuda sözlerini bitirmiştir:

Haberleri olsun: Bunları mütemadiyen tekrar edeceğim. Bir konuştuğu­mu bir sene tekrarlayacağım. Yakalarım bırakacak değiliz. Burada bir ev­liya mı yatar, yoksa meşhur hikâyede ki mi? İyice anlayacağız. Sözlerini ilmin adesesi altına koyarak tetkik edeceğiz. Onların sözleri, münakaşaya gelmez sözlerdendir. Biraz dokunulunca kerametleri derhal zail olur. Nite­kim, bir başka parti kurulsun mu, kurulmasın mı lâfları çıktıktan sonra bu koca siyasiler, demokrasi şefkatinin ışıkları karşısında üç ay bile tahammül edemediler. Ayakta duramadılar. 1945 de Demokrat Partinin kurulması üze­rine hemen malûm tarzda belediye seçimlerini ele aldılar ve daha o zaman­dan siyasî zorbalığa hazırlanarak seçim sahtekârlığına başladılar. Görüyor­sunuz ki, demokrasiye üç ay bile dayanamıyan onların demokrasi sözlerinin altında bir şey olduğunu sanmayınız. Günün ışığı altında tuttunuz mu boş olduklarını görürsünüz. Bir hatıranın vehim ve hayali içinde belki size bir şeyler varmış gibi gelebilir. Fakat tetkik edelim, görürüz ki ne bunda, ne âmme hizmetleri, iktisadi malî, dış ve iç politikalarında ve ne de askerî mev­zularda bu insanlar elde ve avuçta bir toz izi dahi bırakmayan kimselerdir. Başbakan Adnan Menderes bundan sonra Halk Partisi Genel Başkanının matbuatla alâkalı iddialarını ele almış ve şöyle demiştir:

Hangi gazete, hangi sözü yazdığı için mahkûm olmuştur? Kaç kişi hüküm giymiştir? Kaç kişi siyasî kanaatinden ve siyasî yazısından dolayı hüküm giymiştir. Misal vermiyor, çünkü veremez. Siyasî bir sebep yüzünden şu ga­zete şu kadar ay mahkûm oldu desin. Siyasî tertip yüzünden bir gazetenin kapandığını, bir gazetecinin hapsedildiğini göstersin. Bunun tek örneği yok­tur. Fakat aksini ararsanız yüzlerce misali mevcuttur.

Ağır başlı gazetelerimiz arasında siyasî tenkidte ölçülü, hatta tarafsızlıkla­rında haklı vaziyete girecek durumda olanlar vardır. Ve bunlar ekseriyeti teşkil etmektedir. Bunlar arasında hasım, olanlar bile vardır ki, hakaret et­mezler. Fakat Öte yanda öyleleri mevcuttur ki, bütün dünyada başka nu­muneleri yoktur. Memlekimizde hudutsuz bir hürriyetin mevcut olduğunu haykırabiliriz. Bütün dünya böyle düşünüyor. Bütün millet böyle düşünü­yor. Fakat bu arada, eski Millî Şef İsmet Paşa böyle demiyor, Türk matbu­atı yüz senedenberi misli görülmemiş bir baskı altındadır, diye bağırıyor. Geçen gün 1940 tarihli matbuat talimatnamesini okuduk. Bunun gülünç ol­duğu kadar korkunç bir talimatname olduğunu gördük. Ve anlattık. Bu ta­limatname, Anayasa mevcutken ve meclisten bir kanun çıkarılarak hiç ol­mazsa şekil kurtarılmak suretiyle dahi vücuda getirilmemiştir. Onların za­manında en ufak bir belediye tenkidi dahi yapılabilir miydi? Yoksa tenkid edilecek mevzu mu yoktu? Ve yahut da millet o kadar memnundu ki, tenkid mi istemezdi? Halbuki ciğerlerimiz yanardı. Türlü suiistimallerin ve hak­sızlıkların yapıldığı bir sırada matbuata bunlardan bir tek satır dahi intikal . etmezdi. En büyük izdiraplar çekilirken, yazılacak mevzu ve bunları yaza­cak adam olmadığından dolayı mı hiçbir şey yazılmadı?

Resmî ilân yüzünden matbuat neden baskı, altında olsun? Büyük Millet Mec­
lisi daha geçen gün bu husus için kararını verdi, resmî ilân müessesesi, Türk
matbuatını geliştirmek, gazete adedini çoğaltmak, muztar durumda olan ga­
zeteleri ayakta tutabilmek gayesini gütmektedir. Hususî ilânların büyük ni­
metlerinden beş altı gazete istifade ederken, resmî ilânlar, bizim basın hür­
riyetini gereği gibi tahakkuk ettirmek için ele aldığımız, başvurduğumuz bir
tedbirdri. Matbuat hürriyeti, çok keskin kılıç olduğu için, zararlı tarafları
ve mahzurları da vardır. Bunlara katlanacağız. Gazetelerin çoğalmasiyle bu
mahzurları telafi etmek mümkün olacaktır ve bu lüzumlu bir tedbirdir. Zait
nakısı bertaraf eder. Eğer gazeteler mahdut bir sayıda olur ve matbuat hür­
riyeti iki üç gazetenin hâkimiyeti altında mahkûm bulunursa, onların elin­
deki bu silâh iktidarın sesini boğmak, hükümeti düşürmek ve kurmak gibi
bir tahakküm vasıtası haline gelebilir.

Geçen sene ara seçimlerinde uğradığınız haksızlığı takdir edersiniz. Beş altı büyük gazete, bize rey verilmemesi için kampanya açmışlardır. Sanki stad-yomda müsabaka yapılıyordu. Yeşiller mi kazanacak kırmızılar mı kazana­cak diye soruşduruluyordu. Öte yanda Türk milleti ise, en mühim dertlerini yaşamakta idi. Gazetecilerimiz bunu görmüyorlardı. Atlantik Paktına girme zamanımız 1951 seçimlerinden biraz sonraki günlere rastlar. Ve eğer o za­man Demokrat Parti seçimlerde meselâ 15 milletvekilliğini kaybetmiş olsay­dı, memleketimizde acaba bugünkü siyasî inkişâf ve istikrarı elde edebilir-miydik? Halk Partisine rey verin diyen gazeteler yalnız bir iktidarın değil, fakat bir devrin de değiştiğinin farkında değillerdi. Bu iki devir, akla kara kadar birbirinden ayrı iki devirdir. Eğer ara seçimlerinde muhalefet 15 mil­letvekilliği kazansa idi. Yeni seçime gitmek lâzımdır diyeceklerdi. Bunun memlekette yaratacağı sarsıntıları tahmin etmek mümkün değildir.Bugün bu gördüğünüz tarzda konuşan adam, bir de o günkü maksadına muvaffak olsaydı, acaba neler söylemezdi?. Gözleri kapalı çalışan gazeteciler olmuş­tur. Türk milleti ne yaptığını bilmiş ve hareketleriyle siyasî istikrarı mahfuz bulundurmuştur.

Onların zamanında, 1946 seçimlerinden sonra dahi matbuatın durumu ha­tırlardadır. Seçimlerden sonra asker terhis edildiği halde dahi örfi idare de­vam etmiş ve komutanlığa verilen emirle seçimlerden bahis açmak bile ya­sak olmuştu. Bu örfi idareciler, bu istiklâl mahkemeciler muhalefeti daha "rüşeym halinde iken öldürenler. Terakkiperver ve Serbest Partiyi boğanlar, başka hiçbir parti doğmasın diye tedbir alanlar, memlekette fikir hayatını öldürenler, ne tecellidir ki, şimdi matbuat hürriyetinden, siyasî hürriyetler-denve insan haklarından ve demokrasiden bahsediyorlar ve demokrasiyi, hürriyeti, muhalefeti yalanla boğanlar şimdi demokrasinin ve hürriyetin serdarı olmak istiyorlar. Başbakan Adnan Menderes, Halk Partisi Genel Başkanının «iç politikada da uzun bir mücadele devrinden sonra bugün tamamiyle antidemokratik bir yol tutulmuştur, bunun nerede sona ereceği neticesi neye varacağı bilinmez» fıkrasını okuduktan sonra bu mevzuda da tezaddan yakasını kurtaramadı­ğını kaydetmiş ve sözlerine şöyle devanı etmiştir :

Çünkü ayni adam, başka bir cümlesinde, 1948 seçimlerinden bahsederken insaf ediniz diyor, serbest seçim, gizli oy denilen nesneyi bu memlekette bi­len ve tatbikine ihtimal veren kimse yoktu.» Hem bunu söylüyor hem de demokratik bir yol tutulduğundan, kendi zamanımızda bu memlekette de­mokrasinin hakim olduğundan bahis ediyor. Kendisinden bir kere daha so­ruyorum : 1948 da millet kendisini milletvekili seçmiş midir? Bunu sormakta devam edeceğim. Cevap verirken ((Sekizinci Büyük Millet Meclisi şerefli va­zifesini yapmıştır» şeklinde umumî ifadelere kaçıyor, benim seçilip seçilme­diğimi kimse bilmez demek istiyor. Bu sözlerin hakikî mânası «Ben öyle bir hile yaptım ki iz bırakmadım» demektir. Fakat yüzbinlerce vatandaş biliyor ki ve kendileri de imanları kadar emindirler ki, İsmet Paşa 1946 da bu mem­lekette milletvekili seçilmemiştir. Sadece akla karanın seçilmesi için bu mem­lekette testiyi kıranla suyu getirenin meydana çıkması için soruyorum: Bir tahkikat açalım mı? Gelsin, ben tahkikat açılmasına razıyım desin. Ve kİ-min gizli neyi varsa ortaya çıksın. Af Kanununun hükümleri arkasına si­nerek ve bir tahkike imkân olmadığını bilerek bu noktayı sükutla geçiyor. Fakat ben, «seçildin mi, tahkikat açalım mı Paşama diye bir kere daha so­ruyorum. Sormakta da devam edeceğim ve tekrar iddia ediyorum ki, seçil­memiştir. Başbakan Adnan Menderes bundan sonra Halk Partisi Genel Başkanının «Bugünkü idarenin adı demokrasiden başka her şeydn-» ve «Bu idare bir tesadüf eseri değil fakat başka bir rejim kurmasını İsteyen insanların işi­dir» gibi sözlerinin, kıyamı meşru gösterecek sözler olduğunu kaydetmiş ve demiştir ki:

Bu işler tertiplidir, düzenlidir. Bazı maksada matufdur demekle Türk mil­leti tahrik edilmek isteniyor. Bunların hepsi yalandır ve yalan mahiyeti apaçıktır. Demokrat Parti, neşir ve ilân ettiği ve bütün zorlara ve onların zorbalıklarına karşı yılmadan müdafaa ettiği prensiplerinden zerre kadar ayrılmak arzusuda ve niyetinde değildir. Bugünkü demokratik hava bunu her hangi bir kimse için mümkün olmaktan çok uzaklaştırılmıştır. Bu mem­lekette hürriyetler, bugün hiçbir kimsenin tecavüz etmeği aklından geçire-miyeceği kadar bir kuvvet ve salabetle Türk milletinin, himayesi ve muha­fazası altındadır.

Başbakan Adnan Menderes nihayet bir nutkunda söylediği «Albaylık ma­aşından Karun kadar zengin oldu» sözünü Halk Partisi Genel Başkanının verdiği cevabı da incelemiş ve demiştir ki:

«Bu sözle Amerika'da parası olduğu iddialarının tertipjçisinin meydana çık­tığını söylüyor. Millet Partisi tarafından yapılan hücumların bana atfı ta­mamen haksızdır. O zaman ağzımı dahi açmamıştım. Fakat bütün milletin bildiği bir hskikat vardır ki o da, çok evvelden, daha muhalefet bahis mev­zuu değilken, kendisinin ve biraderinin servetinin halk efkârında ciddi su­rette sözü edildiğidir. Çünkü devlet hizmetinde vazife alan insanların şahsî menfaatleri peşinde ve servet toplama yollarında yürümeleri bahsinde Türk milleti fevkalâde hassas ve titizdir.

Serveti bahsinde verdiği cevap hakikate uygun ve tam değildir. Ben zengin değilim, mütevazi bir servetim vardır, hesabım gelir vergisi be­yannamesinde yazılıdır, diyor. Bu sözlerle güya alnı açık görünecek ve za­hirde cevap vermiş telâkki edilecektir. Eğer bir hesap vermek bahis mevzuu ise, tam ve doğrusunu vermelidir. îstanbulda bir tek binanın üç dört yüz bin lira kıymet biçildiği söyleniyor. Gelir vergisi beyannamesini bir insanın ser­vetini gösterenıeye kâfi değildir. Kendisi de pekala blir ki beyannamesinde bir lira bile göstermeyebilir. Fakat öte yanda bir insanın bir milyon lirası olabilir. Bu beyannamede yalnız gelir getiren mallar yazılıdır. Sabık dev­rin siyaset adamları ekseriya, müktesebatlarmı böyle ev, apartman ve bina gibi görülecek şeylere değil, altın, pırlanta gibi devlet tahvilleri gibi şeyle­re yatırmışlar ve bunları yüzde yedi faizli hesaplarda kullanmışlardır. Bun­ların gelir vergisi yoktur. Ayrıca bizim, hükümet olarak, kanun menettiğin-den dolayı, gelir vergisi beyannamelerini ifşa edemiyeceğimizi de bilmekte­dir. Fakat madem ki cevap veriyor, öyle ise tam cevap versin bilsinki bunun da arkasını bırakmayacağız.

Adnan Menderes bundan sonra bir gazetenin başbakan daha biçimli ve daha temkinli konuşmalıdır, şeklindeki mütalâasına temas etmiş ve şöyle demiştir: «Başbakan konuşmanın o türlüsünü de bu türlüsünü de bilir. Fakat nezaket göstereceğim diye, memleketin ana meselelerinde fedakârlık yapmak, bun­ları feda etmek gafletlerini gösterecek insan da değilim. Müsavi şartlar altında konuşmak lâzımdır. Putları kırmak, bir millete top-tandilini uzata bilen bir insana karşı bu tarzda konuşmak icap ediyor. Bir ömür boyunca bu milleti ezmiş ve insanları efsaneler yaratan bir devir tor­tusunun temizlenmesi ancak benim bu şekilde konuşmama bağlıdır. Sokakta mı sokakta, mitingde mi mitingde, köyde mi köyde, konuşacağız. Fakat müsavi şartlarla karşılaşıp mücadele yapacağız. Paşalık payesinden, millî kahramanlık kisvesinden herşeydeiı tecerrüd ederek bugünkü müsbet bilgile­rin ışığı altında, başbaşa mücadele etmenin, hakikatleri olduğu gibi söyleme­nin, böyle bir safhayı açmanın zamanı gelmiştir. Nezakete uygun değildir de­meyeceğim. Ömrümde bir defa bile milletin reyi ile işbaşına gelmesi kendisini nasip olmamış bir adam, bugün memleketin istikrarına ve birliğine hançer saplamağa hazırlanmaktadır. Biz milletin reyi ile iş başına geldik. Hakikatle­ri konuşan insanlarız. Ve karşımızda böyle insanlar istiyoruz. İvicaçlı lâflar­la, bir kâhin, bir nâsıh. bir mürşit, hülâsa herkesten başka bir büyük adam edası ile konuşmak devri .çoktan geçmiştir.

Bugün böyle birşey olamaz realist olmak lâzımdır. Biz demokratlar böyleyiz ve sahayihamiyette hepimiz biriz. Eğer sizler bir millî kahraman olmadmız-sa belki yaşınız küçüktü. Belki hizmet için karşınıza daha geniş fırsatlar çık­mamış ve imkânlar elinize geçmemiştir. Eğer sizin hizmetleriniz eskiden ko­nuşulmadı ise belki bir miralay olmadığınz için, belki bir mülazım olduğu­nuz için konuşulmamıştir. Bunlar vatandaşları biribirinden ayıracak kıstas­lar değildir. Ve olmamalıdır. Biz hepimiz, bugünkü hizmetlerimizle, istikbal­deki hizmetlerimizle, ayakta durabilecek insanlarız. Uzun yıllar, bu memle­ketin, bu milletin hakları, hürriyetleri haysiyetleri üzerinde çöreklenerek oturanlar onlar değil midir? Bir tarafta kahramanlık, bir tarafta milletin hak­ları ve hürriyetleri üzerine çöreklensin. Artık bunları ilân etmemizin zamanı gelmiştir. Artık putları kırma devrinin gelmiş olduğunu bilmemiz lâzımdır. Kafalarımızı, birtakım, siyasî hurafelerden kurtarmalıyız ve kurtaracağız, ve bütün memleket meselelerini ve dâvalarını realist bir görüşle tahlil ede­ceğiz.

Başbakan Adnan Menderes bundan sonra Halk Partisi Genel Başkanının îstanbuldaki basın toplantısında, bir gazetecinin iktisadi vaziyet hakkında sorduğu bir suale verdiği cevabı bahis mevzuu etmiş ve demiştir ki: Bir gazeteci arkadaş, İsmet Paşadan, son gezileri esnasındaki konuşmala­rında iktisadi vaziyete ve meselelere hiç temas etmediğini ve bu husustaki fikirlerini soruyor. Paşada buna ait cevap yoktur, sanki bu işe yalnız rüfai-ler karışır. Sözleri aynen şudur:

«İktisadi durum, cemiyet meselelerinin en ehemmiyetlilerindendir ve böy­le birinci derece ehemmiyetli birçok meselelerimiz vardır. Ancak bütün bunlara tekaddüm eden mesele, siyasî huzur ve emniyet meselesidir.» Paşanın hüneri yalnız siyasi emniyetten konuşmaktır. Hâlâ bir Millî Şef edasiyîe konuşuyor ve tahakküm yolu arıyor. Bugün insanın, tabanları top-; rağa değerek konuşması lâzımdır. Fakat o hâlâ beyaz trenlerin. Savarona-larm, hayali peşindedir. Yine geleceğim, çabuk olsun diyor. Gel efendim. Fakat senin tahayyül ettiğin ve bildiğin o devir çoktan bitti. Geçti o devir. Sen bir daha beyaz trenemi binersin? Geçmiş ola... Otomobile bindiğin za­man etrafında 18 tane patpatlamı gideceksin? Bir daha Atatürkün heyke­lini 12 sene kasalarda kaslamak imkânınınıı bulacaksın? Geçmiş ola Paşam. Bu iktidar, bugünkü iktidar, hizmet değil, hidematı şakkadır. Bak gör, elnımız çıkıyor. Bu milletin, bu cemiyetin müşkül ve karışık meselelerini hal­letmeye, meselelere muktaza tayin etmeye senin görgün, kudretin ve ka­biliyetin kâfi değildir Paşam...

Başbakan Adnan Menderes Halk Partisi Genel Başkanının konuşmalarına cevabını coşkun- alkışlar arasında burada bitirmiş ve iktisadi meselelere te­mas ederek memleketin her sahada bugünkü kalkınmasını gösteren muka­yeseli rakamlar vermiş ve sözlerini şöyle bitirmiştir:

«Dev adimlariyle ilerliyoruz. Bu milletin elinde feyiz ve bereket vardır. İş­leri eline aldığınaanberi sanki mucizeler yaratmaktadır. Bu vaziyet kargı­sında onlarda biraz ciddi olsunlar ciddi konuşsunlar. Dillerine rakam ala­mıyorlar. Yerine getirilmemiş vaidlerden artık bahsedemiyorlar. Fakat si­yasî palavralara ve sahte demokrasi havariliğine artık bu memlekette yer yoktur. Tabutlukları artık herkes biliyor. Tabutluklar Önünde mitingmi yaptırmak istiyorlar? Başka memleketlerde inkılap müzeleri vardır. Bu ta­butlukları kuracağımız bir inkilap müzesine koymamız lâzımdır.

Bütün bunları bizi mecbur ettikçe birer birer söyleyeceğim. Çatır çatır ko­nuşacağım. Bu nezaketsizlikmiş... Başbakan için ayrı bir lehçe yoktur. Ne­zaketi seri bırakalım.»

Başbakan Adsıan Menderesin Halk Partisi Genel Başkanının itham ve iddiasına cevabı:

Manisa : 3 (A. A.) —

Başbakan Adnan Menderes, Demokrat Parti Manisa İl Konrasinde, Halk Partisi' Genel Başkanının itham ve iddialarına cevap verdikten sonra, ikti­sadi meseleler, memleketin umumî kalkınması, iki senelik hükümet faaliy-ti ve neticeleri üzerinde durmuş ve ezcümle demiştir ki:

«Muhaliflerimiz, vaktiyle hayat pahalılığından, ziraat politikasından, sana­yiden ve iktisadi meselelerden bahsederlerdi. Şimdi artık bunlardan konu­şamıyorlar. Halk Partisinin Genel Başkanı koskoca bir seyahatte sekiz nu­tuk söylemiş, sonra basın toplantısı yapmıştır. Mesnetsiz politika lâflarının dışında bu mühim noktaya temas eden tek satır yoktur. Çünkü iki senelik faaliyetin neticelerini gösteren rakamlar bugün elimizdedir. Hakiki vaziyeti bütün Türk milleti bilmektedir. Nasıl ki aç olanın karşısına geçip yüzlerce defa «san toksun» demekle bir insan doymazsa, karnı tok olanın karşısına geçerek bir milyon defa «sen açsın» deseniz onu aç olduğuna inandıramazsınız. Bu millet dün ile bugünün mukayesesini yapacak şuura maliktir. İki sene için­deki gelişmeler, mukayeseli rakamlarla açıkça bellidir. Onların devirleri ile bugünkü devri de mukayese edecek rakamlar elimizdedir. Bu milleti ar­tıktık kimse aldatamaz ve bunu onlar da anlamışlardır. Bugün artık hayat pahalılığından bahse imkân var mıdır? Bu memleketin millî gelri iki yılda bir misli artmıştır. Zahiri ucuzluğa rağmen, asıl büyük pahalılık eski devir­lerde vardı. O zaman köylünün beş kuruşu yoktu ve mesela İ930 senesin­de üc köylü bir araya gelerek beş kuruşa bir paket sigara alıyordu. Arpaelli para idi, buğday üç, zeytin yağı 60 kuruştu. Fakat para nerede idi biz-hayatı ucuzlatacağız dediğimiz zaman, sakım tedbirleri ortadan kaldırmayı iktisadi hayatı tabii seyrine bırakmayı düşünüyorduk.

Dünyada iktisat sahasında iki vaziyet ve âmil vardır ki hayat seviyesi üze­rinde müessir olur. Bunlardan biri, içde istihsal edilen mallar, diğeri de dı­şardan gelen mallardır. Bizim politikamız, memleket içinde istihsal edilen malları değerlendirmektir. Biz buğdayı üç kuruşa indirmek suretiyle ha­yatı ucuzlatma politikasını güdenlerden değiliz. İstihsali fazlalaştıracağız. Dışardan ithal edilen mallara gelince, bütün dünyada hayat konjektürü dü­ne nazaran yüzde 15, hatta bazı memleketlerde yüzde 40 - 60 pahalılaştığı halde bizim memleketimizde, tarihte ilk defadır ki bu pahalılık tesirini en az olarak gösteriş, hariçte vasatı yüzde 30 tezayüd varken bizde yüzde 7 yi geçmemiştir. Halbuki Halk Partisi devrinde, hariçteki yüzde beş yükseliş, memleketimizde yüzde 10, 15 bir fiat tereffüü meydana getirirdi.

Bugün iktisadi meselelerden niçin bahsetmiyorlar? Sebebini ben size söy­leyeyim : Çünkü bugünkü rejim, ekonomik bakımdan, dünkü rejimden çok yüksektir. Bir adam bir memleketi tek başına istediği gibi idare ederse, bu­na suiidare derler. Bugün muhtarımızı, millet vekilimizi, hükümetimizi de biz kendimiz seçiyoruz. Her sahada millet murakabesi, aleniyet sistemi cari olduğun için, elbetteki işler daha iyi gidecektir.

İktisadi meselelerde iki sene zarfında kaydettiğimiz terakkiler hayret veri­cidir. Bir iki ay sonra bir beyaz kitap çıkacaktır. Türkiye nereden nereye gidiyor, hepimiz anlayacağız. Size bugün bir kaç rakam vereceğim. Vakaa bunların bir kısmı söylenmiş sözlerdir ama tekrarında fayda mevcuttur. On­lar, kendi yaptıklarını tekrar tekrar anlatırlardı. Biz, hakikatleri tekrar edi­yoruz.

Sağlık işlerinden başlayalım: Onlar 25 senede 1040 verem yatağı yaptılar. Biz bunu 2 yılda beş bine çıkardık. Bütün hastanelerde 25 yılda yapılan umu­mî yatak sayısı 5000 dir, biz bunu iki yılda 9000 e çıkardık, gelecek yıl 100.000 olacaktır. Onlar 25 yılda 19 sağlık merkezi açtılar, biz iki yılda 95 sağlık merkezi açtık ve size hemen söyliyeyim ki iki yıl sonra, tekrar mil­letin reyine müracaat ettiğimiz zaman, bütün kazalarda sağlık merkezleri açılmış ve sayıları 500 e çıkarılmış olacaktır.

Memlekette verem nisbeti düşmüştür. Sıtma, trahom da düşmüştür. Her yıl iyi bakım ve iyi geçimden hastalıkların azaldığı görülüyor. Şimdi vatan­daşın yolu vardır. Kamyon ve otobüs, herkesi istediği yere gorürüyor. Ka­zancı var, parası var, doktora gidebiliyor. Yemek şartları da değişmiştir. Pek tabii, hastalık nisbeti de düşmektedir. Yüzbinlerce vatandaş bu suretle ölümden kurtulmaktadır.

Bayındırlık işlerine gelince, 1945 de 35 milyon liralık bütçe, 1952 de on mis­line çıkmıştır. Onlar, 1950 de seçim dolayısiyle ve Demokrat Parti muha­lefetinin

tazyiki ile, bayındırlık bütçesine 152 milyon koymuşlardır. Bugün bayındırlık bütçesi, 356 milyon uradır. Onlar, 25 yılda 15 bin metre köprü yaptılar, biz yalnız iki yılda 17.000 metre köprü yaptık Bunlara bir diyeceklerivarmıdır ?BizimyalnızKonyaVilâyetindeyaptığımız bayındırlık işleri, eski iktidarın bütün memleket vüsatîndeki işlerinin hac-mindedir. Büyük ve küçük su işlerinde, köy suları mevzuunda, iskele ve barınaklarda da vaziyet aynıdır. Geçen sene 63 küçük su mevzuu işlenmiştir. Bu miktar bu sene 100 gelecek sene 200 dür. Bunları her biri memleket sat­hına serpiştirilmiş kalkınma mihrakıdır. Büyük su işlerinde, 14 senede sarf-edilen paranın ancak yüzde 15 i verimli bir hale gelmiştir. Biz, iki senede bu nİsbeti yüzde yüze çıkarmış bulunuyoruz. Tortum, Göksu, Hazar Seyhan, Sarıyar ele alınmıştır. Köy içme sularını da aynı önemle ele almış bulunuyoruz. Millete hizmet et­menin şartlarından biri de budur. Onlar, bu iş için 60 bin lira tahsisat ayır-mışladı. Bizim zorumuzla bir milyona çıkarabildiler. Biz iktidarı ele alınca,. 1951 de 5 milyona, 1952 de 10 milyona çıkardık. Onlar, çeyrek asırda ancak 1000 köye su getirmişlerdi. Bizim geçen yıldaki gayretlerimizle 2200 köye içme suyu geldi. Bu seneki tahsisatımızla bu bir buçuk misli daha artmak­tadır. 1954 senesinde içme suyu gelmemiş köy kalmıyacaktır. Yine ilân edi­yoruz : Elektrik ve su işleri halledilmemiş kasaba bulunmayacaktır. Bu mil­letin elinde feyiz ve bereket vardır. İşleri kendi eline aldığından beri kay­dedilenler, buna mucizevî birer örnektir.

Bankalarımıza bakalım: 1950 Mart'mm sonunda bir milyar 104 milyon lira civarında bir mevduat yekunu ile iktidarı bize. terketmişlerdi. 1952 yılı ba-şmda, yani bir sene 9 ay gibi kısa bir müddet zarfında yüzde 50 nisbetinde bir artış kaydolundu. Bir milyar 717 milyona çıktı, eğer bu memlekette ik­tisadi sefalet olsa idi, bankalardaki mevduata ve nisbette bir artış olur mu idi? Bankaların ikrazat ve kredi muamelelerinde de aynı şekilde bir gelişme mev­cuttur. Biz, ikrazat yekûnunu 1950 Martında bir milyar 419 milyon lira olarak aldık. Bir sene 9 ay içinde 2 milyar 312 milyona yükseldi. Artış nisbeti yüzde 62 dir. Ziraat Bankasının kredileri miktarını 220 - 230 milyon lira ile devir aldık. 1952 Mayısında 820 milyon liraya çıkardık. Belki de bu sene sonun­dan evvel, bir milyarı aşacaktır. İki idare arasındaki fark bu rakamlarda­dır. Emlâk Kredi Bankasının, onların zamanında, 5 yıllık kredi vasati 30 mil­yon lira idi. Bu miktar, 1952 de 107 milyona çıkmıştır. Onlar 25 yılda 4 şe­ker fabrikası kurdular. Biz 4 yılda 4 şeker fabrikasının siparişi üzerindeyiz. Çimento işleri de aynı vaziyettedir. Eskiden traktör bir süsdü, zengin malı idi. Bugün traktörler de sokaklarda ve kırlarda fikaranm merkebi haline gelmiştir.

Dış ticaretimize gelince: Onların zamanında 1949 da ithalat - ihracat yekûnu 2 milyon 217 bin tondur. 1951 sonundaki yekûn, 3 milyon 186 bin tondur. Bir milyon tona yakın bir artış vardır. Bir taraftan ihracat artıyor, istihsal faz-lalaşıyor, öte taraftn, memleketin iştir kabiliyeti de yükseliyor.

Tapulama işlerine bir göz atalım: Bu faaliyete 1926 da başlanmıştır. 1950 yı­lına kadar 702,868 gayrimenkulun tahriri yapılmıştır. İktidarı devir aldığı­mız 1950 yılında 644 köye el koyduk. 486 köyün tapulaması yapılmıştır. 439,592 gayrimenkulun tapuları verilmiştir. îki yılda alınan netice, 24 senelik neti­cenin yansından fazladır.

Toprak tevzi işlerinde, 1950 de 23 komisyon çalışıyordu. 1952 de 63 komis­yon çalışmaktadır. 1950 ye kadar 820.193 dönüm toprak dağıtılmıştır. 1951. 1952 de dağıttılan toprak, 1 milyon 358 bin 569 dönümdür. Pek yakında 3 milyona çıkacaktır.

Evkaf idaresine gelince: Onların zamanında yılda 50 - 60 cami tamir edilir­di. 1950 de hayrat ve âbide tamirlerine 627 bin lira, 1951 de 927 bin lira, 1952 de 1 milyon 348 bin lira sarfedilmiştir. Biz, 1951 de 116 cami tamir ettirdik. 1952 sonunda bu rakam 150 yi bulacaktır.

Bunlar rakamların bir kısmıdır. Bütün rakamları vereceğiz. Türkyienin na­sıl bir iktisadi oluş, nasıl bir malî ve ticarî istihsalenin, ne gibi bir kalkın­manın içinde bulunduğunu göstermek dünü ve bugünü rakamlara dayanan bir -vaziyette anlatmak/ boynumuzun borcudur.

Görüyorsunuz ki rakamlar, dev adımı ile ilerlemektedir. Hep onların ra­kamları küçük kalmaktadır. Şimdi, sizlere soruyorum: İktisadi meseleler ve memleketin iktisadi durumu hakkında kendisine bir sual tevcih edildiği zaman, sakıt Şefin «iktisadi meseleler mühimdir ama asıl mesele o değildir» şeklinde cevap vermeye ve sözün mecrasını siyaset dedikodusuna çevirmeye hakkı yokmu?.

Ankara : 4 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te başkanvekülerinden Kayseri Millet­vekili Fikri Apaydı'm başkanlığında toplandı.

Yoklama yapılarak çoğunluk olduğu tesbit edildikten sonra Zonguldak Mil­letvekili Esad Kerimol'un 25 Mayıs tarihinde vefat ettiğine dair Başbakan­lık tezkeresi okundu.

Başkan, merhumun hatırasını taziz için iki dakika saygı duruşuna davet etti. Ayakta iki dakika saygı duruşunu mütaakıp gündeme devam edildi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 21 Kasım 1947 tarihinde kabul edilen Birleşmiş Milletler Teşkilâtına bağlı ihtisas teşekküllerinin ayrıcalık ve mu­afiyetlerine dair sözleşmeye Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin kalkınması hakkında kanun tasarısı ile Birleşmiş Milletler Teşkilâtına bağlı ihtisas te­şekküllerinin ayrıcalık ve muafiyetlerine dair olan 21 Kasım 1947 tarihli söz­leşmenin 36 inci bendi gereğince Milletlerarası Çalışma Teşkilâtı, Milletler­arası Sivil Havacılık Teşkilâtı ve Dünya Sağlık Teşkilâtı tarafından tevdi edilmiş bulunan ek nihaî metinlerin onanması hakkındaki kanun tasarısının geri verilmesine dair Başbakanlık tezkeresi okunarak gereği yapıldı, Kamu­tayın bilgisine sunulduktan sonra Burdur Milletvekili Mehmet Özbey'in Ma­den Tetkik ve Arama Enstitüsünün Ekonomi ve Ticaret Bakanlığına bağlan­ması hakkındaki kanun teklifinin geri verilmesine dair önergesi okundu ve "bu kanun teklifi de geri verildi.

Gündemdeki kanun teklifi ve tasarılarının sözlü sorulardan önce görüşül­mesine dair Önergelerin kabulü üzerine uçucular için Tazminat Kanunu tasarisn bundan evvelki birleşimlerde başlanmış olan ikinci müzakeresine devam edildi.

Bugünkü birleşimde ilk sözü Kütahya Milletvekili Besim Besin alarak ta­sarının birinci madesi üzerinde vermiş olduğu değiştirgesini yeniden izah etti ve Bütçe Komisyonu sözcüsünün mütalâalarına cevap verdi. Millî Savunma Baksnı Hulusi Köymen, tasarının hazırlanmasında takip edi­len gayeyi izah etti. Milletvekillerinin suallerine cevap verdi. Siirt Milletvekili Mehmet Daim Sualp'ın usul hakkında konuşmasını muta-akıp Bütçe Komisyonu adına Bilecik Milletvekili Yümnü Üresin kürsüye gelerek Kütahya Milletvekili Besim Besinin mütalâalarına cevap verdi. De­ğiştirge sahibinin mukabil cevabını bildirmesinden sonra Kütahya Milletve­kili Besim Besin'in değiştirges oya sunuldu. Topçu pilotlarına da hava kuv­vetleri mensupları gibi yüzde 50 nisbetinde uçuş tazminatı verilmesine dair olan bu önerge dikkate alındı. Bu made üzerindeki diğer önergeler kabul edil­medi ve made yeniden yazılması için komisyona verildi.

Ikin2İ madde aynen kabul edildi. Üçüncü madde üzerinde Kayseri Milletve­kili İbrahim Kirazoğîu ile Kütahya Milletvekili Besim Besin'in aynı mahi­yetteki tadil teklifleri, komisyonun da iltihakı ile kabul edildi. Diğer mad­deler de bir kısmı aynen, diğer bir kısmı tadillerle kabul olundu.

Neticede birinci maddenin komisyondan geîmes:ne . intizaren tasar:n:n bu madesiyle son madesi hariç, diğer maddeleri üzerindeki" ikinci müzakere ta­mamlandı.

Bundsn sonra şu kanun tasarıları ikinci müzakereleri ikmal edilerek kanun­laştı :

Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtının Dışişleri Bakanlığına bağlanması hakk:nda kanun tasarısı,

Türkiye ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında mübadele edilecek mal­lara ait a ve b listeleri hakkındaki protokolün onanmas na dair kanun tasarısı, Devlet Memurları Aylıklarının Tevhit Teadülüne dair olan 3658 sayılı kanuna bağlı bir sayılı cetvelin Tarım Bakanlığı kısmında değişiklik yapılması hak­kında kanun tasarısı.

Bayındırlık Bakanı Kemal Zeytinoğlu söz istedi ve gündemin «birinci defa görüşülecek işler» bölümünün altıncı madesinde bulunsn bataklıkların ku­rutulması ve bunlardan elde edilec?k topraklar hakkmdaki kanunun bazı maddelerinin değiştirtmesine dair kanun tasarısının, Tarım Komisyonunca da teklif edildiği gibi, öncelik ve ivedilikle görüşülmesi ricasında buıundu. Tasarının öncelikle görüşülmesi teklifinin kabulü üzerine tümü üzerinde söz alanlardan Malatya Milletvekili Hikmet Fırat tasarı hükümlerine yal­nız topraksız köylü vatandaşların istifadesini temin bakımından daha sa­rahat verilmesi gerektiği tezini müdafaa etti. Seyhan Milletvekili Cezmi Türk tasarı aleyhinde bulundu. Söz alan Bayındırlık Bakanı Kemal Zeytinoğlu, tadil tasarısının esaslarını ve gayelerini İzah ederek müzakere mevzuu tasarı ile 5518 sayılı kanunun birinci, ikinci, dördüncü, beşinci ve altıncı maddlerinin değiştirilmek istendiğini enlattı ve «Bundan makssd'm'z kurutulan bataklıkların civarındaki halka toprak temin edebilmektir» dedi.

Bayındırlık Bakanı Kemal Zeytinoğlu, bundan sonra, bataklıkların kuru-tuîması mevzuuna hükümetin verdiği ehemmiyeti belirterek bu yolda ya­pılan işlere dair izahat verdi. Yalirz 1951 yılında küçük su işlerinden 68 mevzuun, 1952 yılında da 103 mevzuun ihale edildiğini, yekûn itibariyle bu 169 işten büyük bir kısmının bataklıkların kurutulmasına dair olduğunu anlattı ve devamla dedi ki:

«Bunlar kurutulduğu takdirde, kuruyan topraklar Hazineye intikal edecek ve binnetice topraksız köylüye verilecektir.»

B£y:nd"rlik Bakanı izahatına devam ederek 5516 sayılı kanunun tatbika­tından elde edilen neticeler gözönünde bulundurularak bu tadil tasarıs-.nm hsz:rlandığıni ve bununla mevcut hükümlerin topraksız köylü vatandaş­lar lehine tadil edilmek istendiğini anlattı.

Seyhan Milletvekili Cezmi Türk'ün ikinci konuşmasını mutaakıp Maliye Komisyonu adına Siirt Milletvekili Mehmet Daim Sualp söz alarak tasarı­yı müdafaa ve bununla kurutulan topraklar üzerinde köy ve köylüye rüç-han hakkı tan:nmış olduğunu izah eti.

Mutaak-ben Seyhan Milletvekili Cezmi Türk, Bayındırlık Komisyonu adına Konya Milletvekili Himmet Ölçmen, Aydın Milletvekili Lütfü Ülkmen, Si­nop Milletvekili Muhit Tümerkan konuştular.

Tasarm:n ivedilikle görüşülmesi kabul edildikten sonra maddeler üzerinde müzakerelere geçildi ve saaat 18.05 te başkan bugünkü birleşime sen verdi. Büyük Millet Meclisi önümüzdeki Cuma günü saat 15 te toplanacaktır.

B. M.Meclisinin 6 Haziran 1952 tarihindeki toplantısı:

Ankara : 6 (A. A.)

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te başkan vekillerinden Kayseri Millet­vekili Fikri Apaydm'in başkanlığında toplandı.

Yoklamayı mutaakıp müzakerelere geçildi. Gündemin Başkanlık Divanı­nın Kamutaya sunuşları bölümünde iki madde yer almıştı. Milletvekille­rinden bazılarına izin verilmesi hakkmda Büyük Millet Meclisi Başakanlığı tezkeresi okundu ve kabul olundu. Bu toplantı yılı içinde iki aydan fazla izin alan Kars Milletvekili Veyİs Koçulu'nun ödeneği hakkındaki Meclis Başkanlığı tezkeresinin tasvibinden sonra başkan gündemdeki kanun tasarı ve tekliflerinin sözlü sorulardan evvel müzakeresi hususunda verilmiş iki önerge mevcut olduğunu bildirdi. Bu önergelerin kabulü ile kanun tasarı ve tekliflerinin müzakeresine geçildi.

Bataklıkların kurutulması ve bundan elde edilecek topraklar hakkındaki kanunun bazı maddlerinin değiştirilmesine dair kanun tasarısı üzerindeki görüşmelere bundan evvelki birleşimlerde başlanılmış ve tasarının müsta­celiyetle müzakeresi kararlaştırıldıktan sonra madelere geçilerek ikinci mad­deye kadar görüşmeler cereyan etmişti.

Bu kanun teklifleri üzerinde söz alanlardan Çanakkale Milletvekili Ömer Mart, kanun teklifiirn yerinde olduğunu fakat maddeler hakkında ileri sü­rülen tadil tekliflerinin de kabulü gerektiğini söyledi. Burdur Milletvekili Mehmet Özbey ve Millî Eğitim Komisyonu Başkanı İzmir Milletvekili Avni Başkan, kanun tekliflerinin aynen kabulünü istediler. Rize Milletvekili Ah­met Morgil ve Balıkesir Milletvekili Ali Fahri İşeri tasarn-n Ansyssa ba-kmvndan tahlilini yaparak ilk tahsil mecburiyeti ygş-n~n indirilmesi lehinde konuştular. Fakat derpiş olunan müddet zarfında ilkokulu bitirenlerden da­ha yüksek oîkula gitmeyenlerin kurslara devamla mükellef oldukları yo­lundaki hüküm Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek bu fıkranın kal­dırılmasını istediler. Giresun Milletvekili Arif Hikmet Pamukoğlu ve Gi­resun Milletvekili Mezhar Şener de bu mükellefiyet fıkrasmm kanun tek­lifinden çıkarılması lehinde konuştular. Bundan sonra tasarının maddele­rine geçildi.

Birinci madde üzerinde cereyan eden müzakereler sıras:nda söz alan Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri şunları söyledi:

«Muhterem arkadaşlar,

Bakanlık olarak Eğitim Komisyonunun noktai nazarına iştirak etmekteyiz. Anayssa mucibince, her vatandaş ilk tahsil kademesinden geçmek mecbu­riyetindedir. Bu ilk tahsil kademesi Anayasada tahdit ve tayin edilmiş de­ğildir.

Şunu ifsde edeyim ki, 5 yılılk ilk tahsil kadamesi, bilhassa ilk tahsilden son­ra tahsil yapmak imkân-n-n bulamayan vatandaşları dikkat nazarına alırsak çok gayri kâfi ve çok eksiktir. Hatta şunu arzedeyim, ilk tahsil müddetinin altı seneye çıkarılması üzerine Bakanlığımız şimdiden tetkikata geçmiş bu­lunmaktadır. Maksat mevcut kanuna göre 16 yaşna kadar ve bugün kabul ettiğiniz takdirde yürürlüğe girecek olan kanunla 14 yaşma kadar Türk ço­cuğunun mümkün olan tahsil imkânlarından istifade etmesi meselesidir. Şu noktayı da istitraden arzedeyim ki, bizim köylümüz diğer mevzularda olduğu gibi okuma mevzuunda da çok merhale katetmiştir. Bakanlık ola­rak o kadar talepler karşısında bulunuyoruz ki, artık bu memlekette zorla okutmak bahis mevzuu değil, köylü bizden İsrarla mektep ve öğretmen is­temektedir.

Köylerde açmış olduğumuz kurslar hakkında kısaca maruzatta bulunayım: Köylerde açılacak olan kurslardan dolayı vatandaşlara yeni bir külfet tah­mil edecek değiliz. Böyle bir endişe asla varid olamaz.

Birinci sene açmış olduğumuz kursu, ikinci, üçüncü ssne de kapatmamak için köylülerin büyük ricaları karş:s:nda bulunmaktayız ve her sene köy okullarını artırmaktayız. Bu itibarla böyle bir mecburiyeti tahmil etmesek de kendileri için çok faydalı olan bu kursa erkek ve kadın vatandaşlar ço­cuklarını göndermektedirler.»

Millî Eğitim Bakan;n bu açıklamasından sonra usul meselesi üzerinde ce­reyan eden kısa bir müzakereyi mutaakıp birinci madde gerekli görülen değişikliklerle kabul olundu. Bundan sonra diğer maddeler de görüşülerek

kanun teklifinin birinci müzakeresi tamamlandı.

Bu kanun teklifinin birinci maddesinde şöyle denilmektedir:

«4274 sayılı kanunun 13 üncü madesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: Her yıl eylül sonuna kadar 6 yaşını bitirmiş olanlar 14 yaşını tamamladık­ları öğretim yılının sonuna kadar ilkokula devama mecburdurlar. 14 yaşını doldurmuş olup da ilkokulu biritmemiş bulunanlar 16 yaşını tamamladık­ları öğretim yılı sonuna kadar ilkokula devam edebilirler.» Gündeme devam ediliyordu.

Denİzaîtılı ve dalgıçlar için Tazminat Kanunu tasarısının tümü üzerinde söz. alan Antalya Milletvekili Burhanettin Onat bu hafta içinde Büyük Millet Meclisinde uçuculara verilecek tazminat hakkındaki kanun tasarısı üzerin­de cereyan eden müzakerelerin, Büyük Meclisin orduya ve ordunun feda­kâr mensuplarına karşı ne kadar hassasiyetle hareket ettiğini ortaya koy­duğunu belirterek bugün deniz kuvvetlerinin arzettiği ehemmiyet ve bu kuvvetler meyan:nda denizaltılılarm ve dalgıçların işgal ettikleri kıymetli mevki üzerinde durdu.

Bundan sonra tasarının maddelerine geçilerek birinci müzakeresi tamam­landı.

Başkan saat 18.10 da birleşime son verdi. Büyük Millet Meclisi önümüzdeki Pazartesi günü saat 15 te toplanacaktır.

Majeste Kıral şerefine verilen ziyafette Cumhurbaşkanımız Celâ! Bayar'ın nutku:

Ankara : (A. A.) —

Haşmetmeap, Kraliçe hazretleri,

Majestelerinizi burada selâmlamak ve kendilerine en büyüksamimiyetle hoş geldiniz demek, benim için nâdir bir imtiyaz, pek büyük bir zevktir. Türk milleti bir yürekten, şanlı misafirlerini coşkunlukla karşılar. Kraliçe hazretleri, aynı barış, adalet ve hürriyet idealine vakfmefs etmiş memleketlerimizi birleştiren sıkı dostluğun en güzel tecellisi olarak hafı­zalarımızda yer edecekbu tarihî ziyarete zarif huzurunuz pek hususî bir revnak vermektedir.

Majestelerimizin kudumİyle şeref bahşettikleri memleketimiz, merd Yunan milletine karşı içten bir muhabbet ve hayranlık besliyen bir memlekettir. Daha bundan birkaç yıl Önce, tarihinin yaman imtihanlarından biri sırasın­da ve Zatışâhânelerinin insanda derin intiba bırakan bir fedakârlık ve ha­miyet timsali halinde yükseldikleri bir zamanda şecaattinin tam ölçüsünü vermiş, istiklâl aşkını, fedakârlık ruhunu ispat etmiş bulunan asil Yunan milletine sevgimiz büyüktür.

Bugün dünyanın bütün hür milletleri, türlü şekiller altında, fakat cesaret­le vereceklerinden şüphe olmıyan böyle bir imtihanla karşı karşıya gelmek gib büyük bir tehlikeye maruz bulunmaktadırlar. Aralarında tefrika bulu­nan milletlere barışın hiçbir zaman nasip olamiyacağina inanan hür dünya, hayata bir mâna veren kıymetleri korumak üzere yekvücut bir hamle için­de birleşmektedir. Sulhun ve umumî güvenliğin kaderi, hürriyetlerimizi ve ortak mirssımızı muhafaza uğrunda gösterilmesi gerekli fedakârlığı kabul etmekteki müşterek azmimize bağlıdır.

Bundan dolayıdır ki, müşterek hudutlarından başlıyerak mukadderat ve ide­al birliğine kadar, her şeyin birbirlerine bağlandığı iki memleketimiz arasın­da, günden güne daha faal bir dostluğun mevcudiyeti, hayatî bir zaru­ret halini almıştır.

Fıtrat:n ihsan ettiği sağduyularının kuvvetiyle, milletlerimizin şu hakikati benimsediklerini söylemek hakkımızdır : Türk - Yunan dostluğu bundan böy­le her iki memleket için millî bir siyaset olmuştur.

Türk ve Yunan milletleri modern zamann mühim ve aynı zamanda içtimaî; iktisadi ve kültürel kalkınma yollarında muhteşem bir işbirliğine de imkân sağlıyen bir müşterek müdafaa teşkilâtı içinde müttefik olmuşlardır.

Böylece, Türk - Yunan işbirliği, sınırlarımızın ötesine kol salarak hür ve sulh dâvasına samimiyetle bağlı bir memleketler topluluğunun hayırına da büyük hizmetler ifa edecektir.

Bütün bu mesut hâdiselere dayanarak diyeceğim ki, en haklı olanın en kuv­vetli de olması için lüzumlu şartların, kendi hissemize düşenini gerçekleş­tirme yolundayız.

Insanlığ n daha iyi bir dünya içinde, daha bahtiyar olması için, asil Yunan milletinin saadet ve refahı için, ve iki memleketimiz arasında her gün biraz daha sıkı bir dostluk için en hararetli dileklerde bulunurken, kadehimi ma­jestelerinizin sağlık ve saadetine kaldırıyorum.

Majeste Kıra!, Birinci Paul'ün Cumhurbaşkanımıza cevabı:

Sayın Cumhurbaşkanı,

Ekselansınızın bana ve kraliçeye söylediklerini hoşamedi sözlerini heyecan­la dinledim. Türk milleti tarafından bize karşı gösterilen azametli ve hara­retli kabulü sözlerimin hemen başlangıcında derin şükranla anmak isterim. Sayın Cumhurbaşkanı, milletim hakkındaki sözleriniz de beni pek mütehas­sis etti. Bütün Yunanlıların milletinize karşı aynı şekilde hayranlık hissi duyduklarına sizi temin edebilirim.

Bu hayranlık, nazikâne davetinizi derhal kabul etmekliğimin sebeplerinden birini teşkil etmiştir. Filhakika, milletimin samimî selâmlarını bizzat size getirmek ve onun milletinize karşı olan hissiyatının pek samimî ve pek de­rin bir dostluk duygusu olduğunu size temin etmek İçin Kraliçe ile birlikte güzel memleketinize biran evvel gelmeyi tercih ettim.

Bu selâm ve teminat benim için çok müstesna bir milletlerarası ehemmiyeti haizdir, çünkü bunlar, uzun asırlarca kendisiyle derin ayrılık halinde bulunduğuumuz bir millete râci bulunmaktadır.

Millî Savunma Kom'syonu adma Kccaeli Milletvekili Saim Önhon aksi tezi müdsfaa ederek hava kuvvetim mensubu pilotlar1!! tooçu pilotlardan -daha fazla yıpratıcı bir vazife gördüklerini söyledi, bu itibarla iki smTf mensup; lar*na aym nisbette tazminat verilmesinin muvafık olamıvacağmi ileri sürdü. Erzurum Milletvekili Emrullah Nutku da bu fikri destekledi.

Seyhan Milletvekili Sinsn Tekelioğlu ise bu tazminatın yalnız hazar zama­nına mahsus olduğunu tasrih etti.

Kütahya Milletvekili Besim Besin'in tezini yeniden izah ve müdafaa etme­sinden s'mra başka söz alan olmad-g-ndsn, Bütçe Komisvonumm teklifi red mahiyetinde olan raporu reye kondu, raporun kabul edilmesiyle Kütahya Milletvekili Besim Besin'in tadil teklifi reddedilmiş oldu.

Bund?n sonra birinci madde, Bilecik Milletvekili Yümnü Üresin'.în "Bu taz­minat aylıklarla birlikte ödenir» şeklindeki bir tadil teklifi, Bütçe Komisyo­nunun da ütihakiyle bu şekilde ufak bir değişiklikle kabul edildi.

Tasar'n'n son iki maddesi de aynen kabul edildikten sonra tasarı açık oya sunuldu ve kabul edilerek kanunlaştı.

Balıkesir Milletvekili Müfit Erkuyumcu ile arkad aşlar m-n, Türkiye Cum­huriyeti Emekli Sandığı Kanununa ek kanun tekliflerinin ikinci müzakere­sine geçildi.

Niğde Milletvekili Necip Bilge'nin maddeler üzerinde iki tadil teklifi. Bütçe Komisyonunun da ütihakiyle. kabul edildi. Maddelerin görüşülmesi bittikten sonra Afyonkarahisar Milletvekili Kemal Özçoban tasarı aleyhinde, teklif sa-hipîeriden Balıkesir Milletvekili Müfit Erkuyumcu lehte konuştular.

Afyonkarahisar Milletvekili Kemal Ozçoban ve arkadaşlarının tasarının açık oya arzedilmesine dair önergeleri üzerine tasarıaçık oya sunuldu ve çoğun­lukla kabul edildi. Bundan sonra şu mevzu görüşüldü:

Yabancı memleketlerle geçici mahiyette ticaret anlaşmaları ve Modüs Viven-diler akdine ve bunların şümulüne giren maddelerin gümrük resimlerinde derişiklik yapılmasına ve anlaşmaya yanaşmıyan devletler muvaredatma kar­şı tedbirler alınmasTna yetki verilmesine dafr 4582 sayılı kanunun yürür­lük süresinin uzatılması hakkında kanun tasarısı...

Komisyon bu tasann-n öncelik ve ivedilikle görüşülmesini teklif etmişti. Ön­celiğin kabulü üzerine mevzuun müzakeresine geçildi.

Söz alanlardan Mardin Milletvekili Kemal Türkoğlu, Seyhan Milletvekili Cezmi Türk, Giresun Milletvekili Arif Hikmet Pamukoğlu, tasarı aleyhinde, Erzurum Milletvekili Emruîlah Nutku, Ticaret Komisyonu adına Balıkesir Milletvekili Enver Güreli, Rize Milletvekili Osman Kavrakoğlu, İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Başar tasarı lehinde konuştular. Mevzu üzerindeki görüşmelerin yeterliğine dair önergenin kabulünden son­ra tasarının Ticaret ve Dışişleri Komisyonlarına havalesi hakkında Mardin Milletvekili Kemal Türkoğlu'nun bir önergesi oya sunuldu ve dikkate alın­madığı anlaşıldıkilât'trn rasyonelleştirilmesi hususunda alınmış olsn karar mucibine? At­lantik Konseyi bu teşkilâtTn en mühim organı olacak ve merkezi Paris'te bulun"çaktır. Konsey nezdinde âza devletlerden her b;ri daimî olarak hü­kümeti temsile yetkili bir daimî delegenin başkanlığında çeşitli mevzularda ihtisas sahibi kimselerden mürekkep kuvvetli bir delegasyon bulundurmak zorundadır. Bu bakımdan tasar*n'n birinci maddesindeki zikri gecen ve 12 memuriyetten ibsret olan daimî delegelik kadrosu bu ihtiyacı ancak karşi-lıyacak miktardadır.

Her ne kadar Dışişleri Bakanlığı Teşkilat kanunları ve kadroları dahilinde tesis edilmiş olan daimî delegelik, büyük elçilik ve elcilik ve Birleşmiş Mil­letler nezdinde daimî delegeliğimiz gibi diğer dış teşkilâtımızın haiz olduk­ları evsafı cami bulunmakta ve bu itibarla, daimî delege olacak büyük el-Çİnin diğerleri gibi kanun ve teamüllerin bahşettiği ikametgâh, otomobil ziyafet ve diğer idare giderlerinden faydalanması tabiî bulunmakta ise de tas?r-da bu hususların ayrıca tasrih edilmesinde ve bilhssa kurulan daimî delegeliğin yeni esaslar dairesinde çalışmasını mümkün, kılacak ihtisas un-surlarm-n tayinleri, müktesep haklarmm muhafazası, aylık ve yollukları hakk'nda da hükümler bulundurulmasmda fayda görülmüştür. Filhakika daimî delegeliğin göreceği işlerin hususiyeti, her nerede ehliyetli bir kimse bulunabilirse onun tavzif edilmesini icabettirmekte ve bu suretle seçilecek ihtisss memurlarından herhangi bir şekilde vazifelerinin son ermesi halinde mağdur olmamaları ve daimî delegelik hizmetine alınmadan evvel mensup bulundukları bakanlıklar veya devlet daire ve müesseselerindeki haklarını muhafaza etmelerinin teminat altına alınması zarurî görülmüştür.

Tasarm'n tümü üzerinde söz alan Seyhan Milletvekili Remzi Oğuzank mev­zuun ehemmiyetine işaret ettikten sonra tasarıda bazı aksak noktalar oldu­ğu kanaatini izhar etti. Bu fikrini izahla andlaşma ile ilgili naz:m büronun asıl merkezde kurulması lâzımgeldiğini söyledi ve yemden bir büyük elçi­lik ihdasına lüzum olmadığı fikrini ileri sürdü.

Dışişleri Bakanı Profesör Fuat Köprülü söz aldı. Bakan kendisinden evvel konuşan hatibin mütalâalarına mesned teşkil eden malûmatın tamamen yan­lış olduğunu belirttikten sonra sözlerine devamla dedi ki:

Muhterem arkadaşlar,

Tabiatiyle mesnetleri yanlış olunca yanlış malûmata istinat eden mütalâalar doğru olamaz. Bir defa bu Nato Teşkilâtı nezdinde bir nazım kuvvetin vü­cuda getirildiği ve bunun dışarda kurulduğu mütalâasmda bulunuyorlar. Böyle bir merkezin içeride olması lâzım geldiğini söylüyorlar. Böyle bir mer­kez içeride vardır. Evvelâ bu merkez kurulmuştur. Dışişleri erkânı, Genel­kurmay, Millî Savunma, ve Maliye bu işlere alâkadardır. Bu makamların en yüksek mümessilleri meşgul olmakla ve icabında bakanlar da iştirak ederek müzakerede bulunmaktadır. Bu suretle baurada, merkezde nâzım kuvvet ilk gününden itibaren kurulmuştur. Tabiatiyle bu bütçeye bir kül­fet yüklemeği, yeni bir teşkilât mahiyetinde olmadığı, mevcut memurları­mızla, mevcut bütçelerimiz içinde, yani masraf etmeden teşkil edilmiş ol­duğun için elbette bu ayrı bir kanun mevzuu olamazdı. Kendi tasarruflarımız cümlesinden addettik. Demek oluyor ki söyledikleri tamamen doğru­dur, merkezde böyle bir büro olması lazımdır ve merkezde böyle bir büro mevcuttur. Hariciyede diğer alâkalı vekâletlerin iştiraki ile teşekkül eden bu heyet, buna mümasil olarak geçenlerde bir kanunla hariciyeye rapte­dilen İktisadi İşbirliği Teşkilâtı ise bütün bu işler bir arada temerküz etmek­tedir ve merkezden idare edilmektedir.»

Dışişleri Bakanı izahatına devam ederek, Atlantik Paktı üyesi hemen bütün memleketlerin de Nato nezdinde büyük elçi payesinde birer baş delegesi bu­lunduğunu, bununla beraer şu bveya bu evldete bakarak ve sırf onlar öyle yaptı diye değil, bizim için de en muvafık ve rasyonel şekil olarak bu teş­kilâtın vücude getirilmek istendiğini tebarüz ettirdi. Bu işlerin Paris büyük elçiliğimizin tarafından vazifelerine lâveten yapılmasına imkân olmadığını izah etti. Bu tasarı ile sadece bir kadro istendiğini, yoksa bakanlığın yürürlükte­ki Teşkilâtı Kanunu ile büyük elçi tayin etmek salâhiyetini haiz olduğunu anlattı.

Seyhan Milletvekili Remzi Oğuz Arık'm ikinci konuşmasını mutaakıp Gire­sun Milletvekili Arif Hikmet Pamukoğlu kürsüye gelerek büyük elçilik ih­dası mevzuu üzerinde durdu.

Dışişleri Bakanı Profesör Fuat Köprülü mevzuu yeniden izah ettikten ve su­allere cevap verdikten sonra İstanbul Milletvekili Hadi Hüsmen kürsüye geldi, tasarı esaslarını anlattı, aynen kabulü tezini müdafaa etti.

Mardin Milletvekili Kemal Türkoğlu ile Ordu Milletvekili Refet Aksoy, Ba­lıkesir Milletvekili Müfit Erkuyucu arasinmda usul bakımından bir müna­kaşayı ve Bingöl Milletvekili Feridun Fikri Düşünsel ile İstanbul Milletve­kili Hadi Hüsmen'in konuşmalarını mutaakıp madelere geçilmesi kabul edildi. Başkan bundan sonra mevzuun müzakeresine, gelecek birleşimde devam etmek üzere saat 19.05 te bugünkü birleşime son verdi. Büyük Millet Meclisi önümüzdeki Çarşamba günü saat 15 te toplanacaktır.

B- M. Meclisinin 13 Haziran 1952 tarihindeki toplantısı:

Ankara : 13 (A. A.)

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te başkanvekillerinden Manisa Millet­vekili Muhlis Tümay'ın başkanlığında toplandı.

Oturum açıldıktan sonra yoklama yapıldı ve müzakerelere geçildi.

gündeminbirincimaddesiniİstanbulMiletvekiliNihat Reşat Belger'in

sıhhî ucuz evler inşasına dair olan kanun teklifinin geri verilmesi hakında

önergesi teşkil etmekteydi.

Bu önerge okunarak tasarı iade edildi.

Tokat Milletvekili Sıtkı Atanç tarafından verilen bir nöergede gündemde

bulunan kanun tasarı ve tekliflerinin sözlü sorulardan evvel görüşülmesi

talep edilmekteydi. Seyhn Milletvekili Cezmi Türk, bu kanun tasarısının,devletin mülkiyet esası ve hukuk prensiplerine aykırı olduğu mütalâasını serdetti ve metin-, den esu birlikleri» ve «su ortaklıkları» tâoirinin çıkarılmasını istedi.

Usul hakkında söz alan Bingöl Milletvekili Feridun Fikri Düşünsel tasarı­nın bir defa da Adalet Komisyonunda tetkik edilmesinin faydalı olacağını ileri sürdü.

Niğde Milletvekili Necip Bilge tasarıda bazı değişiklikler yapılması gerek­tiğini beyanla Adalet Komisyonunun mevzuu bir defa incelemesinin yerin­de olacağı mülahazasına iştirak ettiğini söyledi. İstanbul Milletvekili Sala-mon Adato ise, bataklıkların kurutulması meselesinde maliyet hesapları belli olmadsn bir teşebbüs yapılamıyEcağı noktai nazarını izhar etti. Neticede ta-sarm:n Adalet Komisyonuna verilmesi kararlaştırıldı.

Bundan sonra Danıştayda açık bulunsn ikinci Daire Başkanlığı ve iki üye­lik için yapılacak seçimlere geçildi. Tasnif komisyonları ayrıldıktan sonra isimleri okunan milletvekilleri teker teker kürsüye gelerek oylarını kullan­dılar. Başkan oyların tasnifine intizaren oturuma 15 dakika ara verdi.

Saat 16.40 'ta açılan ikinci oturumda başkan, Danıştay üyelikleri için yapı­lan seçimin nenücesini bildirdi. Buna göre üyeliklere 156 oyla Tarım Ba­kanlığı Teftiş Heyeti Başkanı Yekta Aytan, 134 oyla Ekonomi ve Ticaret Baksnlığı İç ticaret Genel Müdürü Mennan Yiğiter ssçilmişlerdi. Danıştay İkinci Daire Başkanlığı seçiminde ise nisab hâsıl olmamıştı. Baş­kan bu seçimin gelecek birleşimde tekrarlanacağını 'bildirdi. Rize İline bağlı Güneyce İlece merkezinin aynı ilçenin İkizdere Bucağı mer­kezi olan ve Kirazlı Köyünü de ihtiva eden Çağrankaya Köyüne nakledil­mesine ve ilce adm:n (îkizdere) olarak değiştirilmesine dair kanun tasarısı­nın birinci müzakeresine geçildi.

Bu mevzuda söz alanlardan Burdur Milletvekili Mehmet Özbey, Çanakka­le Milletvekili Süreyya Endik, tasarının aleyhinde, Rize Milletvekili Osman Kavrakoğlu ve zzeİt Akçal lehinde konuştular.

Trabzon Milletvekili Hamdİ Orhon ile Gümüşhane Milletvekili Ahmet Ke­mal Varınca yeniden tetkikler yapılmas nı istediler. Rize Milletvekili Ke­mal Balta, durumu izah ederek, tasarının aleyhinde bulunmamakla beraber gerekirse yeniden tetkikler de yapılabileceğini söyledi. Zonguldak Millet­vekili Rıfat Sivişoğlu da mahalline bir heyet gönderilmesini temenni etti. Bu mevzudaki görüşmelerin yeterliği karşılandıktan sonra Trabzon Millet­vekili Hamdi Orhun'un, tasarının İçişleri Komisyonuna havalesini isteyen önergesini okudu.

İçişleri Komisyonu sözcüsü Kemal Eren'in aleyhte mütalâa beyan etmesini müteakip bu önerge reye sunuldu ve dikkate alınmadığı anlaşıldı. Maddelere geçilmesi kabul edildi.

Maddeler üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadı ve neticede tasarının birinci müzakeresi tamamlandı.

Bundan sonra Çalışma Bakanı Nuri Özsan'm, gündemin dokuzuncu madde­sinde bulunan ve bas.n mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetlerin tanzimi hakkmdaki kanun tasarısının öncelik ve ivedilikle gö­rüşülmesine dair önergesi okundu.

Tasarının öncelik ve ivedilikle görüşülmesi ayrı ayrı reye konularak karar­laştırıldı.

Çalışma Komisyonunun uzun ve etraflı tetkikler sonunda hazırladığı me­tin üzerinde hiçbir tadıl yapılmasına lüzum görüîmiyerek tasarı bu şekilde aynen ve alkışlar arasında kabul edilerek kanunlaştı.

Fikir ve bss:n hayatnvzı çok yakından ilgilendiren bu tasarı, hükümet ge­rekçesinde şöyle izah edilmekte idi:

«Memlekette hayatını emeği ile kazanan vatandaş kitlelerinin meseleleriyle yakından ilgilenmeyi prensip saymış olan Cumhuriyet Hükümeti, fikren ça­lışan zümrelerin sosyal ihtiyaçlarını karşılıyacak kanunî tedbirleri itina île incelemiş ve bu sahada tahakkuk ettirilecek mevzuat reformunun muhtelif nevi iş kategorilerinin kendi hususî geleneklerine uygun şartlar altında nî-zamlanması suretiyle tahakkukunu uygun görmüş ve eski kanun tasarısın­da yeknesak esaskra bağlanmış olan fikir işçileri arasmada, basın men­supları, ticarethane ve büro müstahdemleri, tiyatro ve müzik sanatkârları gibi ayrı, ayrı zümrelerin kendi meslekî ihtiyaçların-n hususiyetlerine in­tibak edecek ayrı kanun tasarılariyle çalışma şartlarının tanzimi cihetine gidilmesi zaruretine varmıştır.

Bu suretle kanunî teminata bağlanacak muhtelif nevi fikri çalışma mevzu­ları arasında, umumî ve sosyal hayatımız içinde ayrı ve bariz bir ehemmiyeti olan bas n mensuplar.n n durumu ön plânda ele alınmıştır. Memleketimizde şimdiye kadar yalnız Borçlar Kanununun ve meslek temayüllerinin ve muka­velelerinin tanzimi sahasına terkedilmiş bulunan bas n meusuplarmın çalış­ma şsrtlar.nı kanunî esaslara bağlamak üzere bu mevzuu yıllarca evvel husu­sî kanunlarla ig hukuku nizamı İçine almış olan diğer memleketlerin bu saha­daki mevzuatı mukayeseli bir şekilde etüd edilmiş ve Milletlerarası Çalışma Bürcsu neşriyatından istifade edilerek bu tasarı vücuda getirilmiştir. Tasa-rın.n h.E.z.rİEnmas.nda Alman (933), Fransa (935), Yugoslavya (928), Çekos­lovakya (936), Küba (934), Tunus (937), İtalya (923), kanunlarından fayda­lanılmış bulunmaktadır.

Bas-n mensuplar.n n çalışma münasebetleri hakkındaki bu kanun tasarısının ihtiva ettiği başlıca hükümler şu suretle hulasa edilebilir: Gazeteci ile işveren aras:ndaki akid münassbetlerinin gerek teşekkülünde ve gerek sena ermesinde İstikararı sağlıyacağı ve himayekâr hükümler konul­muş, ysz.lı mukavele yapılmasına ve feshin ihbarına ait mecburiyetlerle has­talık, askerlik mevkutenin yayımını muvakkaten tatil etmesi ve mücbir sebep­ler gibi mazeret hallerinde gazeteci için muayyen müddetlerle ücret hakkı­nın mahfuziyeti esası kabul olunmuştur.

Gazeteciye ait kusur vaziyetinde işverenin asrii derhal feshetmek salâhiye­tine dair hükümler de tasarıda yer almıştır.

İş yeri dahilinde müstemirren çalışanlara ait iş müddetlerinin tahdidi ve faz­la -çalışmaların munzam ücrete tâbi tutulması ile hafta tatili, yıllık ücretli mezuniyet gibi iş hukukunun işçiler için kabul ettiği bir kısım esaslara yer verilmiş ve sendika şeklinde teşkilâtlanma hak ve hürriyetleri teyid olun­muştur. Ayrıca kaza, meslek hastalıkları, analık, hastalık ve ihtiyarlık sigor­talarından gazetecilerin de faydalanması için hüküm vazedilmiştir.

Şeker ve kurban bayramlarının bezi günlerinde günlük gazetelerin intişar etmemesi ve o günlerde bir dernek menfaatine gazete çıkarılması bilhassa İstanbul'da bir gelenek halinde devam etmektedir. Bayramların musyyen günlerinde günlük gazete yayınlanması yolunda kanuna hüküm konulmuş­tur. Gszste sahipleri arasında mevcut bulunan rekabet bayram günlerinde neşriyatın tatili mevzuunda tam bir görüş birliği teessüsüne çok zaman im­kân vermediğinden, mesele bir kanun hükmü ile bütün gazete sahipleri için uyulmssı mecburi bir şart haline konulmuş ve bu suretle de devamlı ve yo­rucu bir çalışma rejimine tâbi bulunan gazete personeline bayram günlerinde dinlenme imkânları sağlanmıştır. Gazetelerin intişarı memnu olan günler için gazete personeline ait ücretlerden her hangi bir kesinti yapılamayacağı da kanunda ayrıca belirtilmiştir.

İş mukaveleleri sahasında gazetecileri korumak ve kanun tanıdığı bir kısım hakların mukavele şartlariyle azaltılmasını önlemek gayesiyle, kanunda, iş mukavelelerine bu kanuna aykırı olarak konulacak hükümlerin bâtıl olacağı yolunda bir hüküm konulmuştur.

Kanunun tatbiki sebebiyle gazetecilere ait kazançların daha aşsğı hadlere indiriîemiyeceği yolunda bir hüküm vazetmek suretiyle kanunun yürürlü­ğe girdiği ilk İntikal safhalrında baş göstermesi muhtemel bulunan bîr kısım muvazaalar bertaraf edilmek istenmiştir.

Bu k?nun hükümlerinin düzen altında yürümesinin takip ve mürakabesiyle Çalışma Bakanlığı vazifelendirilmiştir. Teftiş ve murakabenin gereği gibi ifa­sını sağlamak üzere ilgili memurların İş Ksnununun teftiş ve murakabe mev-zulariyle alâkalı bulunan altıncı yer alan yetkilerle teçhizi zarurî görülmüş, tür. Teftiş ve kontrolleri kolaylaştırmak ve kenunun dairei şümulüne giren yerleri zamanında tesbit edebilmek gayesiyle, kanunun birinci maddesinde bahsi geçen müesseselerin tesis, devri veya kapatılmaları halinde keyfiyetin ilgili bölge çalışma müdürlüklerine bildirilmesi mecburiyeti vezolunmuş-tur. Nihsyet, kanunun yazılı mukavele mecburiyetine, mukavelenin feshine mu-taallik usullere, ücretin korunmasına, tazminat verilmesine, çalışma süresine, yıllık ücretli izinlere ve bunlara benzer sair esaslı prensiplere ait hükümleri­nin gereği gibi tatbikini sağlamak gayesiyle bu mevzularla ilgili hükümlere riayet etmiyen işverenler hakkında, suç teşkil eden füllin ağırlığına göre de­ğişmek üzere, muhtelif ceza hükümleri derpiş edilmiştir.

Kanun tasarısına sen şekli verilmeden önce meslek teşekküllerinin mütalâa­ları alınmış ve bu teşekküllerin meslekin hakikî ihtiyaçlarını belirten dilek ve görüşlerine geniş ölçüde yer verilmek suretiyle tasarının bir kat daha tekem­mülü sağlanmıştır.»

Bundan sonra 431 sayılı kanunun ikinci madesinin değiştirilmesine dair kanun tasarıs'nın birinci müzakeresine geçildi.

Bahis mevzuu maddelerin, «Mülga hilâfet ve münderİs Osmanlı Saltanatı ha­nedanının padişahlar sulbünden olan erkek âzası ve bunların erkek füruu

Türkiye'ye gelmek ve Türkiye'den transit olarak geçmekten memnudurlar. Bunları dışında kalanlar Türkiye'ye gelebilirler. «Şeklinde değiştirilmesine dair olan kanun tasarısının tümü üzerinde Antalya Milletvekili Burhaneddİn Cnat, Kütahya Milletvekili Mecdet Alkin ve Çanakkale Milletvekili Süreyya Endik söz alarak tasarı lehinde konuştular ve kabulünü istediler.

Başkan vaktin gecikmiş olduğunu bildirerek saat 18.20 de oturuma son verdi. Büyük Millet Meclisi 13 Haziran Pazartesi günü tekrar toplanacaktır.

B. M. Meclisinin 16 Haziran 1952 tarihindeki toplantısı:

Ankara : 16 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te başkanvekillermden Ağrı Milletvekili Celâl Yardımcının başkanlığında toplandı.

Yoklamadan sonra gündemde bulunan maddelerin müzakeresine geçildi. Bazı milletvekillerine izin verilmesi ve bu toplantı yılı içinde iki aydsn faz­la izin alan bazı milletvekillerinin Ödenekleri hakkında Türkiye Büyük Mil­let Meclisi Başkanlığı tezkereleri okundu. Bu tezkerelerin kabulünden son­ra Kamulaştırma Kanunu tasarısının geçici bir komisyonda müzakere edil­mesine dair İçişleri Komisyonu raporu görüşüldü. Rapor, üzerinde söz alan Siirt Milletvekili Mehmet Daim Sualp Geçici Komisyon sayısının gittikçe fazlalaşmakta olmasındandolayı asılkomisyonlarınişleriningüçleştiğini

beyanla raporun .reddini istedi. Oya sunulan rapor reddedildi. Bundsn sonra Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan'm Göçmenlere Yardım Ka­nunu teklifinin geri verilmesine dair önergesi okundu. Ahmet Gürkan bu önergesinde, Göçmenlere hükümet tarafından yapılan yardımlar ve alman tedbirler karşısında, bu kanun teklifini sunmakta artık fayda mülâhaza et­mediğini bildiriyor ve bu sebeple kanun teklifinin geri verilmesini istiyordu. Önerge kabul olundu.

İstanbul Milletvekili Celâl Türkgeldi ve 9 arkadaşının Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kenununun geçici 69 .uncu maddesinde değişiklik yapılması hakk:ndaki kanun teklifinin geri verilmesine dair Önergesi ve Tokat Millet­vekili Sıtkı Atanç'm Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ge­çici 65 inci maddesine bir fıkra eklenmesi hakkındaki kanun teklifinin geri verilmesine dair Önergesi okunarak mezkûr kanun tekliflerinin iadesi karar­laştırıldı.

Başkan gündemde bulunan kanun tasarı ve tekliflerinin sözlü sorulardan ev­vel görüşülmesi hakkında verilmiş muhtelif önergeler olduğunu bildirdi. Bu Önergeler aleyhinde söz alan Seyhan Milletvekili Sinan Tekelioğlu sözlü so­rular,n geri bırakılmasının yerinde olmadığını beyanla bu önergelerin sayı-sının gittikçe artmakta olduğunu ileri sürdü ve bu teklifin reddini istedi. Oya müracaat edildi. Kanun tasarı ve tekliflerinin evvelâ müzakere edilmesi kararlaştırıldı. İkinci dsfa görüşülecek işlerin görüşülmesine başlandı. Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğü işçilerine, mes­ken yapt-rmalari için borç para verilmesine dair kanun tasarısının birinci müzakeresi gecen birleşimlerde tamamlanmıştı. Bu tasarının ikinci görüşül­mesi de yapılarak kariiinruğu kabul olundu.

Burdur Milletvekili Mehmet Özbeyin' köylü kız çccuklarin-n ilk tahsil yaşı hakkında kanun teklifi ile Balıkesir Milletvekili Sıtkı Yırcalı ve 9 srkadaşı-mn Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilât Kanununun 13 üncü maddesinin değiştirilmesine ve aym kanuna bazı maddeler eklenmesine ve Rize Millet­vekili Ahmet Morgü'in 23 Eyîûl 1329 tarihli Tedrisatı İptidaiye Kanununun 77 ncl msdesi ile köy okulları ve enstitüleri teşkilâtı hakkındaki 4274 sayılı kanunun 13 üncü msdesinin değiştirilmesine dair kanun tekliflerinin bugün­kü birleşimde ikinci müzakeresi yapıldı ve kanunlukları kabul olundu. Buna göre, her yıl eyîûl sonuna kadar 6 yaş-nı bitirmiş olanlar 14 yaşını tamamla­dıkları öğretim yılman scnuna kadar ilkokula devama mecburdurlar. 14 ya-şm-n doldurmuş olup da ilkokulu bitirmemiş bulunanlar 16 yaşını tamam-Isd k!?rı öğretim yılı scnuna kadar ilkokula devam edebileceklerdir.

Türkiye Çekoslavakya ticaret ve Ödeme anlaşmalarm-n uzatılması hakkında teati edilen mektuplar:n onanmas-na dair kanun tasarıs-n-n görüşülerek açık oya sunulup kenunluğunun kabul edilmesinden sonra denizaltı ve dalgıçlar için Tazminat Kanunu tasarısının ikinci müzakeresi tamamlandı ve tasarı kanunlaştı.

Danıştay'da açık bulunan 2 nci Daire Başkanlığı için geçen birleşimde secini yapılrmş fakat gerekli nisap temin olunamamıştı. Bugünkü birleşimde bu seçim tekrar edildi. Tasnif heyetinin ad çekme suretiyle tayininden sonra isimleri okunan milletvekilleri teker teker kürsüye gelerek oylarını kullan­dılar. Başkan oturuma 10 dakika ara verdi.

Saat 16.10 da açılan ikinci oturumda gündeme «birinci defa görüşülecek işler» bölümünden devsm edildi. Bu bölümün birinci madesinde 431 sayılı kanuna ek kcnun tasarısı vardı. Müzakeresinde bulunan bundan evvelki birleşimler­de beşlenmiş olan bu kanun tasarısının tümü üzerinde bugün Manisa Mil­letvekili Hamdullah Suphi Tanrıöver söz alarak tasarının lehinde konuştu. Başka söz İsteyen yoktu. Maddelere geçildi. Tesar:n-n ivedilikle görüşülme­sine dair bir takririn kabulünden sonra tasarının tümü oya arzedildi ve kabul edilerek kanunlaştı.

Bugünkü birleşimde kabul edilen bu kanunun birinci maddesine göre, mülga hilâfet ve münderis Osmanlı Saltanatı hanedanının padişahlar sulbünden olan erkek âzası ve bunlarm erkek füruu Türkiye'ye gelmek ve Türkiyeden transit olsrak geçmekten memnudurlar. Bunların dış:nda kalanlar Türkiye'­ye gelebilirler.

Bu msds gereğince Türkiyeye gelebileceklerin müracaatları halinde, Türki­ye'ye gelmek ve Türkiyede ikamet etmek şartları aranmaksızın vatandaşlığa alınmalarına Bakanlar Kurulu karar verebilir.

. Ege'­nin her iki sahilinde aynı derecede samimî bir dostluğun doğmuş olduğunu bizzat müşahede etmiş olmak, ve dost ve müttefik komşu cumhuriyetin dev adımlariyle başardığı terakkileri gözlerimle görmüş bulunmakla bahtiyar olarak, yakında yapacağınız ziyareti derin bir hazla düşünmekte olduğumuzu Zatı Devletlerine bilhassa ifade etmek islerini.

Kral Paul Majeste Birinci Paul Yunan Kralı

Atina

Türk karasularından ayrılırken göndermek lûtfunda bulundukları çok dos­tane mesajlarından dolayı majestlerine teşekkür ederim.

Yüksek şahsiyetlerinin, büyük bir nezaketle ifade eyledikleri duygulara, Majeste Yunan Kraliçesinin de iştirak lûtfunda bulunmuş olmaları, beni son derece mütehassis etmiştir.

Majestelerinin Türkiye'yi ziyaretleri, iki memleketimiz arasındaki dostluğun inkişafı tarihine silinmez harflerle geçecektir.

Bu büyük dostluk uğrunda, Yunan Kral ve Kraliçesinin parlak surette ifa et­tikleri görevin unutulmaz hâtırasını, Türk milleti, yüksek şahsiyetlerinin il­ham eylediği derin bir hürmet ve büyük bir hayranlık duygusu ile muhat olarak, kalbinde daima sakliyacaktır.

Asil ve müttefik Yunan milletine, bu samimî dostluk mesajı ile birlikte, Ma­jesteleri, Türk milletinin kalbini de götürmektedirler.

Majestelerine ve dost ve müttefik büyük memlekete yapmakla şeref ve zevk duyacağım ziyaret anını sabırsızlıkla bekliyorum.

Celâl Bayar

B. M. Meclisinin 18 Haziran 1952 tarihindeki toplantısı:

Ankara : 18 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te başkanvekillerinden Ağrı Milletve­kili Celâl Yardımcı'mn başkanlığında toplandı.

Yoklama yapılarak çoğunluk olduğu tesbit edildikten sonra Elâzığ Milletve­kili Hamit Ali Yöney'in göçmen pulu çıkarılmasına dair kanun teklifinin Mardin Milletvekili Aziz Uras'm da Kordis Köyü Muhtarı hakkındaki Danış­tay kararı dolayısiyle gensoru açılması talebinin geri verilmesine dair önerge­leri okundu ve ikisinin de geri verildiğini bildirdi.

Bundan sonra Zonguldak Milletvekili Yunus Muammer Alakant'm bir Öner­gesi okundu. Bu önergede şöyle denilmekte idi:

«Halen münhal bulunan yedi seçim dairesinden sekiz milletvekili için ara seçimi yapılması Büyük Mecliste mensup parti grupları nispetince ve bu vilâyetlerin mecliste temsillerine mühim bir tesir icra etmiyeceği gibi bu mah­dut sayıdaki milletvekili seçimi memleket çapında yapılan seçim mücadelesi ve milyonlarca vatandaşımızın ihtiyar edeceği külfet, Hazinenin yükleyeceği bir milyon lira etrafındaki masrafla gayri mütenasip olduğundan. Seçim Ka­nununun altıncı maddesi mucibince bu sene ara seçimi yapılması hususunda işbu takririn Yüksek Meclisin tasvibine sunulmasını arz ve teklif ederim.» Eu mevzuda ilk sözü Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu adins Trabzon Milletvekili Faik Ahmet Barutçu aldı ve önergenin aleyhinde bulunarak ara seçimlerinin tehir edilemiyeceğİni söyledi ve Anayasa'n:n 29 uncu maddesini kendi noktai nazarına göre tefsir ederek bu maddedeki hükmün âmir hüküm olduğu mülâhazasını ileri sürdü. Hatip devamla dedi ki:

«Hüküm âmir hüküm olduğuna göre, mümkün olduğu kadar asgarî bir müd­det içinde seçimin yapılması gerektir. Kanun ne zaman yapılacağım göstermemiştir. Seçim Kanunu çıkmazdan evvel bu işi tatbikat hallet­miştir. Teessüs eden teamülle bir seneden fazla uzamaması, boşluğun doldu­rulması bir teamül halinde idi. Yeni Seçim Kanunu Anayasanın esprisi dahi­linde ara seçimlerinin, aksine karar verilmediği takdirde,, her senenin Eylül ayı içerisinde yapılacağını gösterir.

Aksine karar verilmedikçe ibaresini, Anayasalın âmir hükmü karşısında, Öne alınmadığı takdirde her senenin Eylül ayı içerisinde yapılacağı mânasın­da almak zarureti aşikârdır.

Mühim olan şuudur : Bu hüküm Anayasada derpiş edilmiştir. Başka anaya­salarda böyle hükümlere tesadüf edilmez. Demekki Anayasa ara seçimlerinin yapılmasına bir ehemmiyeti mahsusa etfetmiştir. Herhangi bir sepeble tehir edilmesi, bir sene tehir edilmesi yetkisi kabul edildiği takdirde birkaç sene de tehiredilebilir, umumî seçim zamanına kadar da hangi bir kanunun derpiş etmesine ihtimal yoktur.»

Trabzon Milletvekili Faik Ahmet Barutçu sözlerine, bu önerge aleyhinde rey vereceklerini bildirmek suretiyle son verdi.

Millet Partisi Meclis Grubu adına söz alan Giresun Milletvekili Arif Hikmet Pamukoğlu, sözlerine, geçen yıl ara seçimi yapıldığını kaydetmekle başladı. Bundan sonra Seçim Kanununun hükümlerine temasla bu hükümlerin katı mahiyette de olsa Anayasa hükümleri karşısında bir kıymet ifade etmîyecsği mütalâasında bulunan hatip ayrıca bütçede ara seçimleri için bir miktar tah­sisat kabul edilmiş bulunduğunu ileri sürdü. Hatip sözlerine önergenin ka­bul edilmemesi temennisiyle son verdi.

İzmir Milletvekili Pertev Arat bir kaç milletvekilliği münhal bulunmasının meclis çalışmalarına asla tesir etmiyeceği gibi bu vilâyetlerin mecliste tem­sili hususunda da ehemmiyetli derecede tesir etmiyeceğ:.ni belirttikten, ayrı­ca ara seçimi yapıldığı takdirde hükümetin ek ödenek istemek zorunda kala­cağını da kaydettikten sonra sık sık seçim yapılmasının seçimlere karşı bek­lenen kuvvetli alâkayı temin edemiyeceğinin bütün dünyada görülmüş bir hâdise olduğunu ileri sürdü ve dedi ki:

"Bundan başka, kabul etmek lâzımdır ki, bu ara seçimlerin yapılması, bugün partiler arasında gönlümüzün istemediği şekilde, olan parti mücadelelerinin

seçimin tabii bir neticesi olarak, bir kat daha şiddetlenmesini mucip olacaktır». Hatip izahatına devamla, mevzuun hukukî bir tahlilini yaptı, bu arada dedi kî; «Seçim Kanununun 6 ncı maddesi" Türkiye Büyük Millet Meclisi aksine karar vermedikçe seçim dönemi 23 Temmuzda başlar.» demekle Büyük Mil­let Meclisinin aksine karar verebileceğini mefhumu muhalifi ile ifade etmiş 'bulunmaktadır. Filhahİka Anayasanın 28 inci maddesine göre ölen, istifa eden bir milletvekilinin yerine yenisi seçilir. Anayasanın esbabı mucibesini ve müzakeresine ait zabıtları sureti mahsusada tetkik ettim. Bu seçimlerin ne zsman yapılacağ na dair ne esbabı mucibede, ne de müzakeresi esnasın­da hiçbir noktai nazar serdedîlmemiştir. Binaenaleyh Anayasanın bu hu­susu meclisin takdirine bıraktığı anlaşılmaktadır.»

Hatip daha sonra geçen yılki ara seçimlerle bu seneki münhaller arasında bir mukayese yapıiamıyacağmı tebarüz ettirerek geçen sene 18 vilâyette 20 milletvekilliği münhal bulunduğunu, halbuki şimidiki münhallerin mec­liste hiçbir parti grubuna tesir edemiyecek sayıda olduğunu, bundan başka geçen seneki seçimlerin 14 Mayıs 1950 den takriben bir sene sonra milletin reyini yoklamak mahiyetinde bulunduğunu söyledi.

Balıkesir Milletvekili Müfit Erkuyumcu da Yunus Muammer Aalakant'm önergesindeki fikirleri destekliyerek Anayasanın 28 inci maddesindeki hük­mün âmir hüküm olmakla beraber «her sene seçilir» şeklinde mutlak ve zaman tayin eder bir mahiyeti de olmadığını hatırlattı. Hatip müteakiben yü-rrîükteki Seçim Kanununun bu husustaki madesinin hukukî bir tahlilini yaptı ve bu arada şunları söyledi:

'«İddia ettikleri gibi bir Anayasa hükmü karşmsmda değiliz. Seçim Kanunu da (aksine bir karar verilmedikçe) tabiriyle seçimin tehiri hususunda Bü­yük Millet Meclisine aşikâr bir surette salâhiyet verildiğine göre, seçimin müteakip senelere tehir edilmesinde ne Anayasa bakımından, ne Seçim Ka­nunu bakımından hiçbir mahzur yoktur.»

İstanbul Milletvekili Sanİ Yaver Ataman'm Önerge lehinde konuşmasını mutaakıp teklif sahibi Zonguldak Milletvekili Yunus Muammer Alakant kürsüye geldi.

Muammer Alakant önergesinin gerekçesini etraflı bir şekilde izah ederek evvelâ geçen seneki ara seçimlerile bugünkü vaziyet arasındaki esaslı farkı anlattı. Bundan sonra işin hukukî cihetine temasla ezcümle dedi ki: «1950 seçimlerinden sonra ara seçimlerinin yapılıp yapılmaması görüşülür­ken Halk Partisi adına konuşan Avni Doğan arkadaşımız ve kıymetli bir adliyeci olan ve Anayasa Komisyonunda izahatta bulunan Zihni Betil arka-daş-mız ara seçimlerine girip girmemek hususunda Büyük Millet Meclisi­nin tamamen takdir hakkma sahip bulunduğunu, ancak bu takdir hakkını ara seçimlerine girmek suretiyle istimal etmesi lâzım geldiğini söylemişlerdi. Bugün aynı partiden ve aynı parti namına konuşan Faik Ahmet Barutçu, aksini izah ederek Anayasa hukuku veyahut elimizde mevcut Anayasa hü­kümlerine göre ara seçimlerine girmemizin lüzumundan bahsetmektedir.» Zonguldak Milletvekili Muammer Alakant bunu bir tezat diye vasıflandır­dıktan sonra ara seçimlerinin bazı memleketler anayasalarında muayyen bir zamanda yapılması mecburiyetinin konulmuş, bazı memleketler anayasala­rında ise bunun meskût geçilmiş olduğunu hatırlattı ve devamla dedi ki:

İşte 1293 tarihli kanunu esasimizde ara seçimlerinin her sene yapılacağı, münhallerîn doldurulacağı hükmü mevcuttur. Bugünkü Anayasamızı ted­vin eden ikinci Büyük Millet Meclisi, Kanunu Esaside bu hüküm mevcut bulunduğu halde Anayasa böyle bir hükmü, böyle bir mecburiyeti sarih. olarak koymaması elbette bir mâna ifade eder. Bu mâna Büyük Millet Mec­lisine takdir hakkı tanımaktadır. Yoksa onların şuursuz ve mânâsız olarak hareket ettiklerine kail olmuş oluruz ki, buna ne hukuk vicdanı ve ne de insan vicdanı kail olmaz.»

Hatip daha sonra yürürlükteki Seçim Kanununun tahlilini yaparak bu ka­nunun 6 ncı maddesini izah etti. Bu maddedeki (aksine karar verilmedikçe) ibaresini cümledeki yerine göre sentaks bakımından izah etti ve dedi ki: «Burada (aksine karar verilmedikçe) tâbiri takdir salâhiyetinin Büyük Millet Meclisinde olduğunu vazıhan göstermektedir. Vazıhan diyorum. Çünkü Türk dilinin sentaksını kavrayanlar cümleden şu mânayı çıkaracaklardır, eğer tehirden maksat, ayın tehiri olmuş olsaydı (aksine karar verilmedikçe) tâ­birinin aydan evvel gelmesi ve cümlenin şöyle olması icap ederdi: Ara se­çimleri her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi aksine karar vermedikçe 23 Temmuzda başlar. Halbuki aksine karar verilmedikçe sözü burada sarahat­ten yıla muzaftır. Cümlenin son kısmında her iki halde de karar verilse de, verilmese de her iki halde de Eylül ayının üçüncü pazarına rastlayan tatil günü oy verilir, deniyor.

Zonguldak Milletvekili Muammer Alakant, yürürlükteki Seçim Kanunu, evvelki devrede eski hükümet tarafından meclise sunulduğu zaman tasarıda ara seçimlerine her yıl temmuzu 21 inde başlanır.) şeklinde bir madde var­ken bunun komisyonda Demokrat Parti Meclis Grubuna mensup milletve­killerinin teklifi üzerine değiştirilip bugünkü haline getirildiğini ve buna Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubunun iştirak ettiğini hatırlattı.

Bu konuşmadan sonra başkan, mevzu kâfi derecede aydınlanmış olduğu için müzakerelerin yeterliğini ileri süren bir nöerge olduğunu bildirerek bunu okuttu.

Zonguldak Milletvekili Abdurrahman Boyacıgiller'in önerge aleyhinde ve Ankara Milletvekili Abdullah Gedikoğlu'nun da önerge üzerinde konuşma­larını mutaakıp bu mevzudaki müzakerlerin kifayeti kabul olundu.

Başkan bundan sonra Zonguldak Milletvekili Yunus Muammer Alakant'm önergesini oya arzetti. önerge büyük bir çoğunlukla kabul edilerek münhal bulunan milletvekilliklerine. Milletvekili Seçim Kanununun altıncı maddesi gereğince, bu yıl ara seçimi yapılmamasına karar verilmiş oldu. Başkan gündemde bulunan' kanun tasarısı ve tekliflerinin sözlü sorulardan evvel görüşülmesi hakkında verilmiş muhtelif önergeler olduğunu bildirdi. Bu önergelerin aleyhinde söz alan Kars Milletvekili Sırrı Atalay, sözlü so­ruların murakabe vasıtalarından biri olduğunu ileri sürerek, soruları geri bırakmanın yerinde olmıyacağı mütalâasına serdetti.

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun geçici 3 üncü madde­sine bir fıkra eklenmesi hakkında kanun teklifi.

Bu kanun tekliflerinin müzakere ve kabulünden sonra başkan yarın saat 15 te tekrar toplanmak üzere saat 18.05 te birleşime son verdi.

B. M. Meclisinin 19 Haziran 1952 tarihindeki toplantısı:

Ankara : 19 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te başkanvekillerinden Ağrı Milletve­kili Celâl Yardımcı'nin başkanlığında toplandı.

Yoklama yapılarak çoğunluk olduğu tesbit edildikten sonra, gündemdeki Danıştay İkinci Daire Başkanlığı seçimi ile kanun teklif ve taşanlarının sözlü sorulardan önce görüşülmesine dair bir önerge okundu.

Reye arzolunan bu önergenin kabulü üzerinde seçim için tasnif heyeti ay­rıldı. Başkan, Danıştay İkinci Daire Başkanlığı için seçimin bugün üçüncü turu olduğunu hatırlatarak intihabın geçen sefer en çok rey alan iki aday aras;nda yapiacağmı bildirdi.

Milletvekilleri reylerini kullandıktan sonra tasnife intizaren oturuma ara verildi.

Saat 15.37 de açılan ikinci oturumda başkan seçim neticesini bildirdi. Buna göre seçime 245 milletvekili iştirak etmiş, 167 oy alan Cudi Özal Danıştay İkinci Daire Başkanlığına seçilmişti.

Bundan sonra Rize Vilâyetine bağlı Güneyce İlce merkezinin nakledilmesi­ne ve ilce adının değiştirilmesine dair kanun tasarısının ikinci müzakere­sine geçildi. Tasarı aynen kabul edilerek kanunluğu kabul olundu.

Mutaakıben sırasiyle şu kanun tasarıları öncelik ve ivedilikle görüşülerek kanun halini iktisap etti:

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Ekonomik İşbirliğine dâhil memle­ketlerle borçlanma, yardım ve ödeme anlaşmaları akdi için hükümete yetki verilmesine dair 5436 sayılı kanunun yürürlük süresinin uzatılması hakkın­da kanun tasarısı, Ankara Kızılay Hastanesinin satın alınması için gelecek yıllara geçici yüklenmelere gicişilmesin dair kanun tasarısı ve Askerlik Ka­nununa ek kanun tasarısı birinci maddesi «Asker olmazdan önce Ereğli Kö­mürleri İşletmesi Müessesesi ile Devlet Linyit İşletmeleri ocaklarında fiilen çalışıp müstahsil ve mütehassıs ccak işçisi (kalifiye) vasfı bu müesssseierce tasdikli belgelerle tevsik edilen erlerden temel eğitimini bitirmiş olanlar muvafakat ettikleri takdirde eskiden çalıştıkları maden ocaklarında çalış­mak şartiyle mütebaki muvazzaflık hizmet müddetleri için mezun sayılırlar. Ccaklerda geçirilen hizmet müddeti askerlik hizmetlerine mahsup edilir» Şeklinde olan bu sonuncu tasarının kabul edilmesini mutaakıp bir Avrupa Tediyeler Birliği Kurulması hakkındaki 19 Eylül 1950 tarihli anlaşmayı ta­dil eden 2 sayılı ek protokolün tasdikine dair kanun tasarısının müzakere­sine geçildi.

İkincisi, Bayındırlık ve İçişleri Bakanlıkları mahallî teşkilâtla temasa gel­mişlerdir. Kanun dahilinde icabeden tedbirler alınmaktadır. Maruzatım bun­dan ibarettir.»

Soru sahibi Kars Milletvekili Sırrı Atalay, sözlü sorusunun tarihinin 14 Ma­yıs 1952 olduğunu bildirdikten sonra bu husustaki yazılı sorusuna beş ay cevap verilmemiş olduğunu ve ancak sözlü sorusunu verdiği gün öğleden sonra yazılı sorusuna cevap verildiğini ileri sürdü.

Bımdsn sonra sözlü sorusunda bahis konusu ettiği meselenin tafsiline geçen hatip, Kötek'in Çamuşlu Köyündeki kayma karşısında ne gibi tedbirler alın­dığını bilmediğini beyan etti.

Tekrar söz alan Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu Sırrı Atalay'm yazılı sorusuna, aynı mevzu üzerindeki sözlü sorusunun verildiği gün cavap tevdi edildiği yolundaki iddiaya temasla ezcümle şunları söyledi: «15/4/1952 tarihli tutanaktan söylüyorum ve beni hüâfı hakikat konuşmakla itham eden arkadaşlarıma söylüyorum, diyorum ki, bizim cevabımızın tarihi 13/5/1952, şu sorunun tarihi 14/5/1952 dır. Demek ki bizim sözümüz doğru­dur, zabıtlar da meydandadır. Zabıtlar meydanda iken hilafı hakikat konuşu­yor diye nasıl söyliyebilirsiniz Sırrı bey?»

Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu sualin ikinci kısmı hak­kında şunları söyledi:

«Arkadaşlar,

Teknik bir mevzu, heyelan oluyor, heyelan üzerinde hükümet tedbir alıyor. Şimdi bunları birer birer izah etmemesi ister mi arkadaşımız? İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı icap eden tedbirleri almışlard:r. İsti-yorıersa teknik oİErak teferruatı 20 sahifelik rapor halinde kendilerine ve­receğimi huzurunuzda vaad ediyorum.

Kendilerine tekrar söylüyorum, buraya çıkarken tetkikili çıksınlar.» Tekrar söz alan Ksrs Milletvekili Sırrı Atalay'm konuşmasından sonra diğer sözlü soruya geçildi.

Zonguldak Milletvekili Hüseyin Balık'm, Amasra'daki dökük ve Tarlaağzı ocakları ile Kurucaşile'daki İdareağzı, Azdavay ve Söğütözü maden kömürü ocaklarının işletilmesi hakkında ne düşünüdüğüne dair olan bu soruya ce­vap veren Çalışma Bakanı ve İşletmeler Bakan Vekili Nuri Czsan, Maden Tetkik Arama Enstitüsünce muhtelif zamanlarda yerli ve yabancı mütehas­sıslara Azdavay bölgesinin tetkik ettirilmiş olduğunu ve bu hususta 10 ka­dar rapcr mevcut bulunduğunu belirttikten sonra, bu raporlardaki tahmin­ler kaba ve umumî mahiyette olduğundan bu sahanın işletmeye açılması hu­susunda şimdiden salim bir karara varmaya imkân bulunmadığını söyledi.

Havzadaki kömür durumu ve işletme şartları hakkında da malûmat veren bakan, bölgede hâlen etütler yaptırıld:ğ_nı ve bu tetkikler bittikten sonra bir karar verilebileceğini bildirdi.

Soru sahibi Zonguldak Milletvekili Hüseyin Balık, Azdavay kömürleri mev­zuunda bundan 10 ilâ 15 sene evvel tetkikler yaptırılmış olduğunu beyanla havzanın işletmeye açılabilmesi için evvelemirde bütün etütlerin tamamla-

narak bir neticeye varılmasına lüzum bulunmadığını bildirdi ve icsp ederse bölgenin hususî teşebbüs tarafından işletilmesi yolunda gidilmesini istedi.

Mevzu ile ilgili teknik izahatta bulunan Zonguldak Milletvekili Hüseyin Ba-lik'm bu konuşmas ndsn sonra yeniden soz alan Çalışma Bakanı ve İşletme­ler Bıksn Vekili Nuri Ozsan Zonguldak'ta birkaç yüz milyon liraya baliğ olan büyük bir amenajman plânının ele alınmış olduğunu hatırlatarak henüz tahakuk safhasında bulunan amenejman işi bitmeden bunun dışında büyük bir finansmana ihtiyaç gösteren yeni- yeni büyük işletmelere gitmenin imkân­sız olduğunu tebarüz ettirdi.

Soru sahibi ikinci defa söz alarak mütemmim izahat verdi. Zonguldak Milletvekili Hüseyin Balık'm Zonguldak - Karabükhattının mü­nakale durumu hakkında ne düşünüldüğüne dair diğer bir sözlü sorusunu gene Çalışma Bakanı ve İşletmeler Bakan Vekili Nuri Ozsan cevaplandırdı.

Çalışma Bakenı ve İşletmeler Bakan Vekili sözlerine başlarken yurt kaikin-ms:nda sarfedilen gayret ve emeklerin neticesi olarak hemen her sahada mü-şahade edilen mes'ut inkişafın demir - çelik müessesesinde de kendisini gös­termekte olduğunu kayıtla Karabük demirçelik müessesesinin her türlü istihsalâtm:n ehemmiyetli Ölçüde artmış olduğunu belirtti. Bakan sözlerine şöyle son verdi:

«Bilhsssa birkaç ay evvel işletmeye açılan ikinci yüksek fırın ve kok fabrika­sının faaliyetinden sonra Zonguldak'tan Karabük'e nakledilen taşkömür ve iptidaî madde ve Karabük'ten Zonguldak İstikametine taşınan fabrika ma­mullerinin miktarı 100 milyon ton civarındadır. Bu, 1953 yılında 200 bin ton daha artscaktır. 1952 senesinde hâsıl olsn bu trafik artışını zor durumdan kurtarmak ve sıkıntısız geçirmek için alâkalı dairelerin yetkili şahsiyetle­rinden mürekkep bir komisyon teşkil ve vagon ihtiyacı tesbit edilmiş bulun­maktadır. Bu hususta bir rapor ait olduğu makama tevdi edilmiş ve o makam­ca da yeni vagon mubayaası teşebbüsüne geçilmiştir.»

Zonguldak Milletvekili Hüseyin Balık, Karabük Demir ve Çelik Müesse­sesinde kaydedilen geniş istihsal artışı ksrşıs:nda nakliyat meselesinin ehem­miyetli bir dâva halinde belirmiş olduğunu ifade ederek nakliyat işinde en büyük kesafetin Zonguldak ile Filyos aras;nda olduğunu söyledi. Hatip, Fil-yos'un büyük bir liman olmasına imkân bulunmadığını ileri sürerek Kara­bük'ün nakliye işinin ehemmiyetli bir şekilde ele alınmasını temenni etti.. Çoruh Milletvekili Mecit Bumin'in devlet hizmeti halkın ayağına götürme bakımından bucakların tam teşekküllü şekle veya İlce şekline çevrilmesi hu­suslarından hangisinin tercih olunacağına dair sözlü sorusunu Devlet Baka­nı Başbakan Yardınıc-Si Samet Ağaoğlu cevaplandırdı.

Devlet Bakam Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu "bu cevabında şunları söyledi:

«Arkadaşımızın sorusu, idsrî teşkilâttaki ıslahat düşüncelerimize taallûk eden bir sorudur. İdarî teşkilâtımızın ne şekilde ıslah edilmesi hakkında müta-addit defalar maruzatta bulunduk. Etüt yapmaktayız. Etüt ilerlemiştir. Ya­kında vardığımız neticeleri huzurunuzda arzedeceğiz. Şu anda, tam teşkilâtlı bucsk mı faydalıdır, yoksa onun yerine ilce ikame etmek mi iyidir, diye her­hangi bir fikir srzedemiyeceğim. Cevabım bunden ibarettir.»

Zonguldak Milletvekili Hüseyin Balık'm petrol istihsal miktarı hakkındaki sözlü sorusunun müzakeresine geçildi.

Bu sözül soruya cevap veren Çalışma Bakam ve İşletmeler Bakan Vekili Nuri Özssn, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından yapılan aramalar sonunda Raman ve Garzan bölgelerinde iktisdi işletmeye elverişli petrol bu­lunmuş olduğunu tebarüz ettirdikten sonra şu izahatı verdi: «Bugüne kadar Ramsn'da 17 aded kuyu açılmış olup bunlardan 6 s:nda is­tihsal yapılabilmektedir. Burada yeni 2 kuyunun daha delinmesine başlan-mıştır. Ramsn'daki bu 6 kuyunun her birinin günlük verimi (50 -130) 'i;on aras:nda değişmektedir.

Garzan bölgesinde delinen (3) kuyudan ise 2 sinden petrol istihsal edilebil­mektedir. Burada son defa açılan kuyunun verimi 15 saatte (79) ten ham petroldür ki bu miktarı 24 saatte (125) tona tekabül eder. Böylece Raman ve Garzan bölgelerinde hâlen mevcut (8) aded müstahsil kuyunun mecmuu verimi günde altı yüz ton etraf-ndadır. Kümbetelan bölgesinde bugüne ka­dar iki kuyu delinmiş ve henüz kat'i ve müsbet bir netice alınmamış ise de, burada petrol bulacağım-, zı kuvvetle ummaktayız. Delinmekte olan üçün­cü kuyu yakında bunu gösterecektir.

İskenderun bölgesinde çalışmalara devam olunmaktadır. Bu bölgenin Çen-gen mevkiinde açılan dördüncü kuyu ile burada petrol ve gazin mevcudiyeti tesbit edilmiştir. Delinmesine başlanılmak üzere bulunan beşinci kuyu ile bu bölge hakkında da daha esaslı malûmat edineceğiz.

Adana bölgesinde delinen üç aded kuyu ile bu bölgenin genel hüviyetinin tesbitinde çalışmaktadır. Gerçi burada henüz müsbet bir netice al nmamış ise de bugün delinmekte olan dördüncü kuyu ile daha kıymetli malûmat ala­cağımızı ummaktayız.

Az önce işletmeye elverişli olduğunu işaret ettiğim Raman ve Garzan bölge­leri petrollerinin, kurulacak bir mahallî rafineride tasfiye edilmek suretiyle memleket ekonomisinin ve hususiyle Doğu illerinin kalkınması hizmetlerine tahsis için Batman'da bir petrol rafinerisi kurulması yolunda çalışmakta ol­duğumuz heyetinizin yüksek malûmudur.

Bu ssneki bütçe müzakereleri sırasında etütlerinin devam, etmekte olduğunu söylediğim bu rafinerinin inşaatı işinin Amerikalı bir mütaahitlik - mühen­dislik firmasına birkaç gün evvel verilmiş bulunduğunu arzederim. Anlaşma­ya göre 1954 yılı ortalarında faaliyete geçecek olan bu rafineri senede (270.000) ton ham petrol ışliyecek kudrette olacak ve ayrıca normal bir ih­tiyat kapasitesi de bulunacaktır.

Bu rafineride yılda 35 bin ton benzin, 25.000 ton gaz yağı. 10.000 ton moto­rin, 37.500 ton yol asfaltı ve 130.000 ton yakıt yağı istihsal olunacak ve bunlar­dan benzin, gazyağı ve motorinlerle 19 Doğu ilimizin ihtiyaçları karşılana­caktır.

Yol asfaltları, memleketimizde kuvvetle ele alman yol programm-.n tatbiki için Devlet karayollarına, yakıt yağı ise Doğu illerimizde işlemekte olan demiryollarımızın lokomotiflerinde yakılmak üzere Devlet demiryollarına verilecektir.

Rafineri mahsullerinin senelik tutarı yirmi milyon liraya yakın bir kıymet­tedir.

Böylece uzun senelerden beri akaemdik bir mesele olarak sürüp giden Türk petrollerinin işletilmesi mevzuu artık tamamiyle fiilî ve müsbet ir safhaya inbtikal etmiş bulunmaktadır.»

Soru sahibi Zonguldak Milletvekili Hüseyin Balık bu izahatı teşekkürle kar­şıladığını ifade ederek petrol meselesinin bugün memleketimiz için arzettiği ehemmiyeti belirtti ve hükümetin bu husustaki hassasiyet ve çalışmasının verimli neticeler vermekte gecikmemiş olduğunu kaydetti.

Balıkesir Milletvekili Müfit Erkuyumcu'nun, Balıkesir İlinin Balya İlçesin­deki simli kurşun madeni hakkındaki sorusuna cevap veren Ekonomi ve Ti­caret Bakanı Muhlis Ete dedi ki:

«Balya - Karaaydm madeni, hususî bir şirket tarafından işletilmekte idi. Hu­susî şirket muayyen bir z&man burada çalıştıktan ve bir hayli maden istih­sal ettikten sonra bu madeni kârlı bulmadığı için terketti. Bu vaziyet kar­şısında, bu gii mabdenler devlete terkedildiği için M. T. A. tetkikatını yaptı ve bunu işleyip işiiyemiyeceğini Etibank'tan sordu. Etibank da bu madeni işletemiyeceğini bildirdiği çn mesele Ekcnom ve Ticaret Bakanlığına intikal etti. Bakanlık, talibi uhdesine vermeye hazırdır. Binaenaleyh hususî teşebbüs eğer işletmeyi kârlı addeder ve usulü dairesinde bize müracaat ederse met­ruk maden kendilerine verilebilir.»

Soru sahibi Balıkesir Milletvekili Müfit Erkuyumcu, Balya madeninin terk-ediımesi sebebiyle bugün Balya İlçesinin nüfusunun azalmış olduğunu söy-liyerek kasabanın eski canlılığını ve s.naî ehemmiyetini bulabilmesi için ma-den.n hususî teşebbüs taraLndan işletilmesi yolunda gayret sarf edilmesini istedi.

istanbul Milletvekili Sani Yaver'in, temyiz mahkemesine bir senede gelen ve intaç edilen dâvalara, İstanbul icra daireleri miktarı ile teşkilâtına, sulh. mahkemeleri ile temyiz hukuk mahk em elerindeki dâvaların talik müddet­lerine ve temyiz mahkemesinde çalışan zevatın sıhhî durumları ile ne dere­ceye kadar alâkadar oıunauguna aaır Auaiet BaKamıgınuan sözlü sorusunun görüşülmesine başlandı.

Bu sözlü soruya cevap veren Adalet Bakanı Rüknettin Nasuhioğlu, Yargı-taya bir sene içinde geien işler hakkında şu malûmatı verdi:

«1S51 senesi içinde Yargıtay Ceza Daire.erine yeniden gelen iş miktarı 50.167 dir. Bir evvelki seneaen devirle beraber miktar 51.0Öİ. e baliğ oimuştur.

Bunlardan 47.418, i intaç edilerek 3643 tanesi IS52 senesine devredilmiştir. Gene 1951 yılı içinde hukuk dairelerine gelen iş miktarı ise 71.105 dır. 1950 senesinden yapılan dev-r^e bu mJuar ö^.ırfV u bumıusıuı. Bu işlerden 63 bin 557 tanesi senesi içinde karara bağlanarak 12.922, tanesi 952 senesine devre­dilmiştir.

Soru sahibinin usul hakkında yaptığı konuşmadan sonra kürsüye gelen Ba­yındırlık Bakanı Kemal Zeytinoğlu şunları söyledi:

«Muhterem arkadaşlarım. Seyhan barajı projesinin tahakkuku için Miletler-arası İmar ve Kalkınma Bankası ile yapmakta bulunduğumuz müzakereler evvelki gün neticelenmiş ve 25.200.000 dolarlık istikraz mukavelesi de akt ve imza edilmiştir.

Yüksek heyetinizden istirhamım, imza tarihinden itibaren faizi işlemeye baş-lıyan bu mukaveleve ait iki maddeden ibaret kanun tasarısının biran evvel yüksek huzurunuza getirilmesi ve tasvibi ile bu inşaat mevsimini boş gecnr-memekliğlmizdir. Bayındırlık, Bütçe, Dışişleri ve Maliye komisyonlarndan üçer arkadaşımıza sn terekküp edecek bir geçici komisyonun bu şekilde teş­kiline müsaadelerinizi arz ve istirham ediyorum.»

Bayındırlık Bakenmm alkışlarla karşılanan bu beyanatından sonra başkan oya nr'iracaat etti ve bu kanun tasarısını incelemek üzere geçici bir komisyon teşkili kararlaştırıldı.

Bund?n sonra başkan vaktin gecikmiş olduğunu bildirerek saat 18.10 da bir­leşime son verdi.

Büyük Millet Meclis'nin bugün almış olduğu bir karar gereğince meclis ya­rın biri sabah saat 10 dan 13 e diğeri de öğleden sonra saat 15 de olmak üze­re iki toplantı yapacaktır.

Ankara : 20 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi dünkü toplantında almış olduğu bir karar gereğince bu sabah saat 10 da başkanvekillerinden Ağrı Milletvekili Celâl Yardımcı'nm başkanlığında toplandı.

Oturum açıldıktan sonra yoklama yapıldı. Gündemdeki maddelerin müzake­resine başlandı.

Parlâmentolar arası birliği 41 inci konferansına katılacak üyeler hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi okundu.

Başkan bu mevzu ile ilgili olarak Sivas Milletvekili Halil İmre tarafından bir önerge verilmiş olduğunu bildirdi. Bu önergesini izah etmek üzere kürsüye

gelen Sivss Milletvekili Halil İmre, meclis namına kongre, konferans, komis­yon ve milletlerarası birliklere katılacak olanların Başkanlık Divanınca be­nimsenmiş listeler halinde değil sadece meclisin takdirine sunulan aday lis­teleri halinde tesbit edilmesi gerektiğini ileri sürdü ve bu sebeple seçimin öğleden sonraki birleşime bırakılmasını istedi.

Başkanhk Divanı adına söz alan Kaysari Milletvekili Fikri Apaydın Başkan­lık Divanının bu gibi konferanslara gidecek milletvekillerinin iki misli nis-betinde adayı ihtiva eden bir liste hazırlıyarak umumî heyete sunmak salâ­hiyetini haiz bulunduğunu bildirdi ve bu sefer de aynı şekilde hareket edil­miş olduğunu söyledi. Seyhan Milletvekili Cezmi Türk, yol meselesinin esaslı bir hal yolunda oldu­ğunu görmekten memnunluk duyduğunu fakat bunun yanı sıra yapılacak da­ha başka işler de olduğunu ifade etti.

Bundsn sonra tasarın-n diğer maddelerinin müzakeresine davam olundu. Toprak ve İskân İşleri Genel Müdürlüğü faslında muhacir ve mülteciler için derneklere yaptırılan giderler karşılığı olarak istenen 5 milyon liraya taalluk eden maddenin müzakeresinde söz alan Diyarbakır Milletvekili Kâmil Tayşi, Dicle nehrinin 2 Şubatta feyezanı dolayısiyle Bismil'de 13 köyde 157 vatan-daş"n evinin yıkılmış olduğunu bild;rdî ve muhacirler için ayrılan bu tahsi­sattan 127 bin liran-n evleri yıkılan 157 vatandaşın evlerinin yapiîmas-na tah­sis edilmesini istedi. Bu hususta bir de önerge verdi. Önerge oya sunuldu ve kabul edilerek maddede gerekli değişiklik yapıldı.

Bu tahsisat kanunlarının müteakip maddelerinin müzakeresinde kürsüye ge­len Zonguldak Milletvekili Fehmi Açıksöz. bir deneme mahiyetinde olmak üzere köylerine elektrik getirmeye çalışan köylere bir miktar tahsisat veril­mesi teklifinde bulundu.

Bundsn scnra tasar'n-n diğer maddeleri müzakere edildi. Diyarbakır Millet­vekili Kâmil Tayşi'n:n teklifi üzerine ikinci maddede yapılan değişiklik hak-kjnda Crdu Milletvekili Refet Aksoy ve Giresun Milletvekili Mahzar Şener düşüncelerini bildirdiler. Bundan sonra tasarı açık oya sunuldu ve kanunluğu kabul edildi.

Gündeme devam ediliyordu.

Millî Eğitim Bakanlığı ve kadroları hakkındaki 492S sayılı kanuna bağlı 2 sa­yılı cetvelde değişiklik yapılmas;na dair kanun tasarısının müzakeresine ge­çildi.

Bu kanun vesilesiyle söz alen Seyhan Milletvekili Cezmi Türk, bir işin iyi yü­rümesi için sadece teşkilât ve kadro ile iktifa etmemek ve değerli personeli hi­maye etmek gerektiğini beyenla Galatasaray Lisesinin eski Müdürü Fethi İs-fendiyaroğlu'nun istifası meselesine temss etti. Bu istifada âmil olan sebepleri anlattı, hsrkesa çalışma sahasında gerekli imkânların verilmesi gerektiği ka­naatini izhar etti.

Seyhsn Milletvekili Cezmi Türk'ün bu konuşmasından scnra Millî Eğitim Ba­kanı Tevfik İleri kürsüye geldi.

Bakan, bu sene ve gelecek yıl yeniden açılması düşünülen 50 ortaokul için çıkarılmakta okn kanun tassr:sın:n müzakeresinde söz alan Seyhan Milletve­kili Cezmi Türk'ün ne soyliyeceğini hakikaten merak etmiş olduğunu, fakat hatibin asıl meseleyi kat,iyen temas elmederı Galatasaray Lisesinin eski Müdü­rü Fethi İsfendiyaroğlu'nun istifası meselesini ortaya atmış olduğunu açıkladı. Millî Eğitim Baksm sözlerine devanda, Fethi İsfendİyaroğlu Galatasaray Li­sesi Müdürlüğüne tayin edildiği zam^n kendisine her türlü imkânın verilmiş olduğunu, fakat daha scnra idaresinin sık sık tenkitlere maruz kaldığını be­yanla müdürün sen olarak Galatasaray Lissnin'm eski Müdürü Behçet Gücar'in esnazesinin okulun bahçesine girmesine müsaade etmediğini, yeni hâdiselere sebebiyet verdiğini ve neticsd? istifa ettiğini anlattı. Bakan bu istifanın pek tabii kabul edildiğini ifade ederek sözlerine son verdi. Antalya Milletvekili Burhanettin Onat da hükümetin yeni ortaokulların açılması yolunda hazırlamış olduğu bîr kanun tasarısın müzakeresinde tasarı ile hiçbir alâkası olmayan mevzuları ortaya atman'.n doğru olmadı­ğı kanaatini izhar etti. Bundan sonra kanun müzakere ve kabul olundu. Da­ha sonra kürsüye gelen Bayındırlık Bakanı, Kemal Zeytinoğlu şunları cöyledi:

Muhterem arkadaşlar, Seyhan Barajı finansmanı için beynelmilel İmar ve Kaik:nma Bankası ile akdolunan 25 milyon 200 bin dolarlık istikraz anlaşma­sının, mukavelesinin kanunlaşması için tensip buyrulduğu şekilde teşkil edi­len geçici komisyon müzakeresini yapmış ve raporunu haz'rlamıs bulunmak­tadır. Dün de arzettiğim şekilde çok müstacel olan bu mevzuun bir an evvel kanunlaşması hususunda yüksek yardımlarınızı istirham ediyorum ve bu ta-sar.nn da gündeme ithali ve ivedilik ve öncelikle görüşülmesini arz ve is­tirham ediyorum.»

Bayındırlık Bakan-n:n alkışlarla karşılanan bu konuşmasından sonra başkan teklifi oya arzetti. Teklif kabul olundu Geçici komisyonun bu husustaki ra­poru okundu.

İlk sözü Kenya Milletvekili Himmet Ölçmen aldı.

Himmet Ölçmen, Demokrat Parti iktidarının hidro - elektrik santrallerine ver­miş olduğu ehemmiyetin bir misali olmak üzere Seyhan barajı inşaatı ile il­gili tasarının Yüksek Meclise sunulmuş olduğunu belirterek bu inşaatın tak­riben 100 milyon liraya mal olacağını, inşaatın iç ve dış finansman ile takvi­ye edildiğini söyledi.

Seyhan Milletvekili Cezmi Türk, sözlerine «Bugün hakikaten hayatımın en zevkli ve sevinçli bir anını yaşamaktayım» diye başladı. Hatip, memleketin her şeyden evvel büyük elektrik istihsali ile kalkmdınlacağmı ve aşağı yu­karı bütün kalkınma faaliyetinin buna bağlı olduğunu beyanla sözlerine sÖy-le devam etti:

«Son mütehassıs ecnebi heyetlerin aksine rapor vermelerine rağmen projeleri başarmıya çalışan, onu ele alan, şahsî mektupiariyle takip ettiği ve kendisi­ne iş edindiği bu işi tahakkuk safhasına getiren sayın Başbakan Adnan Men­deres'e yapıcı olarak teşekkür ederim. Bu işe sermaye hazırlayanlara ve bu­günkü safhaya getirmek imkânını sağlayanlara da teşekkür ederiz. înşaal-lah yakın zamanda tam mânasiyle işler, tam randımanla işler. Su işlerinden beklenilen neticelerin alınmış ve ucuz elektrik işleri halledilmiş olması ha­linde bunları başaracaklara sunmak üzere minnetlerimi saklıyorum.» İnşaatın teknik veçheleri hakkında da izahat veren hatip, sözlerini bitirir­ken bu güzel eserden dolayı Demokrat Partiye ve onun hükümetine teşek­kürlerini bildirdi.

Seyhan Milletvekili Sinan Tekelioğlu kürsüye geldi. Sinan Tekelioğlu ko­nuşmasına başlarken, son derece heyecanlı olduğunu ifade ederek, bu iş ta­hakkuk ettiği zaman değil sadece Çukurova'nın bütün Türkiye'nin çehre­sinde hissedilir yeni bir değişiklik görüleceğini belirtti. Bu işi başarmakta gösterdiği parlak muvaffakiyetten dolayı Başbakana, Bayındırlık Bakanına ve hükümet mensuplarına teşekkürlerini bildirdi. Buna imkân var mıdır? Binaenaleyh, hükümetten vazife istiyenlere tatbik edilecak olan bu mecburî hizmet kanununun kabulünü rica ediyorum.))

Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin kifayetine dair önergeler, Sinop Milletvekili Er. Muhit Tümerkan aleyhle mütalâa beyan ettikten sonra reye sunuldu ve kabul edildi.

Bundan sonra tssar:n:n reddine, komisyonlara iadesine ve Bütçe Komisyo­nu raporunun reddi ile Sağlık Komisyonunun müzakeresine dair muhtelif önergeler reye arzedildi ve hepsi reddolundu.

İvedilik isteğinin kabulünü müteakip maddelere geçildi. Maddeler üzerinde de Manisa Milletvekili Dr. Nafiz Körez, Antalya Milletvekili Dr. Burhanet-tin Onat, Balıkesir Milletvekili Ali Fahri İşeri, Van Milletvekili Ferit Melen, Konya Milletvekili Ümran Nafiz Yiğiter, Bingöl Milletvekili Feridun Fikri Düşünsel, Sağlık Komisyonu adına Giresun Milletvekili Mazhsr Şener, Gi­resun milletvekilleri Hayreddin Ergün ve Arif Hikmet Pamukoğlu, Sağlık Komisyonu Başkanı Ankara Milletvekili Talat Vasfi Öz, Sivas Milletvekili Halil Imre, Sinop Milletvekili Muhit Tümerkan, Balıkesir Milletvekili Mü-fİt Erkuyumcu, Mardin Milletvekili Kemal Türkoğlu, Burdur Milletvekili Fethi Çelikbas, Trabzon Milletvekili Hamdi Orhon, Ordu Milletvelkili Refet Aksu söz alarak mütalâalarını belirttiler.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Ekrem Hayri Üstündağ suallere cevap verdi. Maliye Bakanı Hasan Poiatkan da bir önerge üzerinde hükümet gö­rüşünü açıkladı.

Maddelerin müzakeresi tamamlandıktan sonra Mardin Milletvekili Kemaî Türkoğlu tasarı lehinde, Balıkesir Milletvekili MLicteba Iştın tasarı aleyhin­de konuştular.

Bundan scnra oya sunularak kabul edilen ve böylece kanunlaşan bu mühim tasarının başlıca hükümleri şunlardır:

«Genel, katma ve özel bütçeli dairelerle İktisadi Devlet Teşekküllerinde ve sermayesinin tamamı veya yarıdan fazlası devlete ait olan müesseselerde ve İşçi sigortalarında vazife alacak Türk vatandaşı tabip, diş tabibi ve eczacılar (mütehassıslar dâhil), coğrafî, iktisadi, içtimaî ve idarî sebeplerle hususi va­ziyette görülüp Bakanlar Kurulunca tesbit olunan mahallerde Sağlık ve Sos­yal Yardım Bakanlığı tarafından verilecek vazifelerde iki yıl müddetle fiilen hizmet etmeye mecburdurlar. Bunların tayin mahalleri kur'a ile tesbit olunur.

Bu suretle tayin olundukları mahallerde mecburi hizmetlerini tamamlamı-yanlara birinci fıkrada yazılı daire, müessese ve teşekküllerce vazife verilmez.

Birinci maddede yazılı sağlık personelinin Bakanlar Kurulunca tesbit olu­nacak yerlerde meslekî durumlarına uygun bir vazife bulunmadığı takdirde, bakanlık bu gibileri kur'a ile diğer bir mahalle tayine yetkilidir.

Mecburi hizmet bölgelerinde inhilâl edecek vazifelere meslekî durumlarına ve tayin sıralarına göre evvelâ bunlar, naklen tayin olunur. Verilen vazifeyi kabulden imtiha edenler hakkında birinci maddenin son fık­rası hükmü uygulanır.

Sağlık ve Sosyal Yardm Bakanlığı teşkilâtında meslekî durumlarına uygun bir vazife bulunmamasından dolayı tayin icra olunamiyanlarm, bakanlıkça tâyin edilecekleri vazifeye icabetleri şsrîıyle birinci maddede yazılı diğer te- • şekkü'lerde vazife almalarına müsaade edilir. Bunlardan bakanlıça tayin edil­dikleri vazifelere icabet etmiyenlerin görevlerine, mensup oldukları daire ve müesseselerce son verilir.

Müracaatları tarihinden itibaren bir yıl zarfında bakanlıkça tayinleri yapı-lamıyanlarm, mecburî hizmet mükellefiyetleri sakıt olur.

Ksdn tabipler, diş tabipleri ve eczacılar mecburî hizmetlerini sabit vazife­lerde görürler.

Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.»

Bu tasar:n"n kabulünden scnra söz isteyen Gümrük ve Tekel Bakanı Sıtkı Yırcalı, Gümrük Tarifesi Kanununa bağlı giriş genel tarifesi cetvelinde de­ğişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının gündeme alınmasını teklif etti.

Oya sunulan bu teklif de tasarının öncelikle görüşülmesi kabul edildi. Bu mühim ksnun tasarısı hükümet gerekçesinde şöyle izah ediliyordu : «Memleketimizde nüfusun çoğalması, millî gelirin artması, hayat seviyesinin yükselmesi ve umumî olarak iktisadi kalkınma sahas:nda kaydolunan büyük gelişmeler birçok zsrurî ihtiyaç maddeleri meyanında bir kısım orman mah-sulât.nın da istihlâk miktarını arttırmış bulunmakta ve bu artış-n geçen yıl­lara nazaran çok yüksek olduğu müşahede edilmekte ve 1943 yılında (782.000 m3) olan tomruk istihlâkinin îec:rken er^rak l££0' de (936.000 m3) e baliğ olduğu ve 1951, 1952 senelerinde ise bu istihlâkin (1.000.000 m3) ü çoktan aş­tığı anlaşılmaktadır.

Halbuki, ormanlarımızın tomruk çekimdeki yıîllık verim takati 6 yıllık or­talamaya göre (700.000 m3) den ibaret olup yangın ve diğer tabii âfetlerle hayatiyetini kaybeden ağaçlarm da çıkarılması suretiyle yıllık tehsilât mik­tarı ancak (770.030 m3) e baliğ olmakta ve aradaki fark eski yıllardan in­tikal eden ve mevcudu azalmaya yüz tutan stoklar ve ithal malı ağaçlarla kapatılmaktadır. Ormanlarımızın verimini tszyik ederek orman tahriplerine meydan verilmemesi için sözü edilen maddelerin dış piyasa fiyatlarına mü­essir olmıyacağı gözönünde bulundurularak cüz'i bir miktar gelir kaybına kar­şılık iç piyasada ithal malı orman mahsullerinin fiyatlarını bir miktar düşür­mek, hem s'Jrümü arttıracak ve hem de ormanlarımızın veriminin azalmasını Önleyeceğinden meşe, çam köknsr, ladin kavak, kayın ve sair ağaçların mü-devver halindekileri ile maden direği olarak kullanılacaklarla bunları yarı mamullerinin gümrük vergisi hadlerinde %90 nisbeti dairesinde bir indirim yapılması faydalı ve lüzumlu görülmüş ve bu maksatla işbu kanun tasarısı hazırlanmıştır.»

Geçici komisyon tarafından aynen kabul olunan bu kanun tasarısının tümü Üzerinde ilk sözü komisyon başkanı Trabzon Milletvekili Mahmud Goloğlu aldı ve tasan esaslarını izah ederek bu kanun sayesinde kereste fiatlarmın metre mikâp başına 20 - 25 düşeceğini anlattı.

Söz alenlsrdan Balıkesir Milletvekili Müfit Erkuyumcu, Konya iMUetveküi Himmet Ölçmen, Zonguldak Milletvekili Hüseyin Balık ve Balıkesir Millet­vekili Ali Fahri İşeri tasarı lehinde konuştular. Seyhan Milletvekili Cezmi Türk tasarıyı esas maksadı temin bakımından kâfi görmediğini beyan etti. Van Milletvekili Ferit Melen de ecele karar verilmemesi mütalâasında bu­lundu.

Gümrük ve Tekel Bakanı Sıtkı Yırcalı tasarıyı geniş bir şekilde izah etti.

Maddelere geçilmesi ve ivedilik teklifi kabul edildikten sonra maddeler üze­rinde Trabzon Milletvekili Cahid Zamangil ile Gümrük ve Tekel Bakanı Sıtkı Yırcaîı konuştular.

Türkiye ile ticaret ve seyrisefain andlaşması ve Modüs Vivendi akdetmiş devletler mallarından bazıları için giriş genel tarifesindeki resim hadlerin­den yapılan indirimlerin kaldırılması hakkında kanun tasarısının da ivedi­likle görüşülüp kabul edilerek kanunlaşmasından ve Rize Milletvekili İzzet Akçaİ'm usul üzerinde konuşmasından sonra Millî Savunma Bakanlığı Gül-hane Askerî Tıp Akademisi ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin yek-diğerinden ayrılması hakkında kanun tasarısının müzakeresine geçildi.

Söz alanlardan Erzurum Milletvekili Fehmi Çobanoğlu tasarının aleyhinde, Mardin Milletvekili Aziz Uras, Trabzon Milletvekili Hamdi Orhon, Muğla Milletvekili Natık Poyrazoğlu, Seyhan Milletvekili Cezmi Türk üzerinde konuştular. Millî Savunma Bakanı Hulusi Köymen ile Komisyon adına Gi­resun Milletvekili Hayreddin Erkmen izahat verdiler. Maddelere geçildi ve tasarının kanunluğu kabul olundu. Bundan sonra şu kanun tasarıları müzakere ve kanunlukları kabul olundu :

Ankara Üniversitesi kuruluş kadroları hakkındaki 5239 sayılı kanuna bağlı bir sayılı cetvelde bazı kadrolar eklenmesi ve Bütçe Kanununu bağlı cetvel­lerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, Millî Eğitim Bakanlığı merkez kuruluşu ve görevleri hakkındaki 2287 sayılı kanuna ek 2773 sayılı kanunun 3 üncü maddesinde yapılmasına ve 4926 sayılı kanuna bağlı bir sa­yılı kadro cetvelinde imam, hatip okulları için kadro eklenmesine dair ka­nun tasarısı, merhum Mereşal Fevzi Çakmak'ın kız kardeşi Nebahat Çak-mak'a hizmet tertibinden aylık bağlanması hakkında kanun tasarısı, Vakıflar Kanununun 27 nci maddesine bir fıkra eklenmesi hakkında kanun tasarısı. Diyarbakır Milletvekili Kâmil Tayşi ve Mustafa Ekincinin Eskişehirde sel baskınından zarar görenler için yaptırılacak meskenler hakkındaki 5663 sa­yılı kanunun Dicle nehrinin feyezanından zarar gören Bismil İlçesindeki va­tandaşlara teşmili hakkında kanun teklifinin müzakeresinde Kars Milletve­killeri Hüsameddin Tugaç ve Abbss Çetin, Mardin Milletvekili Kemal Türk-oğlu konuştular. Neticede bu milletvekillerinin teklifi ve komisyonun iltihakı ile bu kanunun Mardin'in Kızıltepe İlçesinin Şenyurt bucağına ve Kars'ın Kağızman İlçesinin Kötek Bucağına teşmili kararlaştırıldı. Ve tasarı değişik­likle kabul olundu.

Büyük Millet Meclisine sunulmuş olan iki ksnun tasarısı münasebetiyle bu sahada 1951 sonundan itıbsren geçen beş ay içinde elde ettiğimiz neticeleri de söylemek isterim.

Bilindiği gibi 1951 yılı sonunda genel bütçeye ait iç ve dış dalgalı borçlar yekûnu 377 milyon, ka:ma bütçeli daireier.e iktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer müesseselerin aynı neviden borçları yekûnu da 972 milyon lira idi.

Bu borçler geçen beş ay zarfında birinci grupta 77 milyon bir eksiliş kay­dederek 300 milyon liraya, ikinci grupta ise 130 milyon bir eksilişle 842 mil­yon liraya inmiş bulunmaktadır. Bu iki grup yekûnundan 900 milyon lirası Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca Iskonto edilen' Hazine kefaletini haiz bonolar tutandır ki itfa şekil ve şartlariyle asla meşgul olunmaksızın otomatik tecditlerle seneleerdenberi idame ettirilmiş ve bankayı, yukarıda belirttiğim mcdern telâkkiler ve konjonktürel politika icapları şöyle dur­sun, mutad fonksiyonu olan para politikasında tedavül ihtiyaçlarına cevap verecek en küçük hareket serbestisinden dahi mahrum etmiştir.

İşte ilk merhale olarak banka yolundan borçlanmalara sen veren ve bun­ları bir dereceye kadar azaltmağa muvaffak olan "hükümet, ikinci merhale olarak banka portföyünü dolduran bu sözde kısa vadeli borçlsrın mahzur­larını gidermek için esaslı bir tahkim ve tasriye işine girilmiş bulunmaktadır. Konsolide borçlarımıza gelince, bunlar da intizamla devam ettirilen itfa mua-meleleriyle tedrici surette azalmalar kaydetmektedir.

Büyük Millet Meclisine sunmuş olduğumuz amortisman sandığı tasarısı önü­müzdeki dönemde kanunlaştığı takdirde bu müessesenin de yeni bir potan­siyel ile borçlarımızın her bakımdan itimada şayan bir nazımı olacağında şüp­hemiz yoktur.

Borçlsnma mevzuundaki sözlerimi Hazinemizin bugünkü durumuna ait bazı bilgilerle tamamlamak isterim.

Bakanlığımıza verilmiş olan bono ihraç yetkilerinin 800 milyon lirayı aştığı, bu yetkilerin mühim bir kısmının kaldırılması icsp ettiği gerek Büyük Mil­let Meclisinde gerek matbuatta sık sık ileriye sürülmektedir. Bu imkânların Hazinsnin normal ihtiyaçlarına göre hazırlanmış olduğunu ifade etmekte asla tereddüdüm yoktur. Bu geniş yetki prsnsip sahibi bir Maliyeye göre değil, borçİEnma konusunda günlük ihtiyaçlara bakarak hareket edenlere göre ayarlanmıştır.

Her malî yıla ait Hazins ihtiyaçları bütçenin yüzde 15 İlâ 20 si civarında bir selâhiyetle karşılanmak mümkün iken Hazineye bu derece büyük bir borç­lanma yetkisi tanımak, bonoları Hazine ihtiyaçlarında değil başka maksat­larda kullanmayı önceaen tasarlamış o-mak cemekar.

Merkez Bankası Kanununda bu defa hazırladığımız tâdil ile mevcut salâhi­yetlerimizi münhasıran Hazine ihtiyaçlariyle hudutlandırmayı derpiş etmiş bulunuyoruz. Şunu da eh emmiye ae kay üe deyim ki bu ikinci islâh faa­liyetinin de zemini hazırlanmış bulunmaktadır.

Filhakika Hazinenin Merkez Bankas.na bono iskcnto ettirmek suretiyle borç­lanmış olduğu mebaliğ tamamen, ö-enrmş o.auy.1 gibi kısa vadeli avans hesabi da kapatılmıştır. Hazine ihtiyaçlarında kullanılması itiyad haline geti­rilmiş olan demiryolu bonoları da tamamen Ödenmiştir.

Devamlı çalışmalar neticesi elde edilmiş olan bu durum memleket Hazînesi­nin, yıllardanberi varamamış olduğu bir merhaledir.»

21 Haziran 1952 tarihli Balık avlanması andlaşma tasarısının metni:

Ankara : 23 (A. A.) —

Türk - Yunan muhtelit Komisyonu tarafından tesbit edilen ve Türk ve Yu­nan Hükümetlerinin tasvibine arzedilmek üzere 21 Haziran 1952 tarihinde Dışişleri Bakanlığında parafe edilen balık avlanmasına ait andlaşma tasa­rısının metni aşağıdadır:

Türk ve Yunan Hükümetleri iki memleket balıkçıları arasında bir işbirliği yapılması imkânlarını aramak maksadiyle, tecrübe mahiyetinde olmak üze­re aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:

Madde — 1 Askerî mm'akakr ve balık üre'me mıntakaları hariç olmak üze­re, Ege denizi sahilleri Türk karasuların:n muayyen nrntakaları ile Ege de­nizi Yunan adalarını ve Onîki adayı çevreleyen Yunan karasuları iki memle­ket balıkçıları arasında yapılacak müşterek balık avcılığına açılmıştır. Ege denizi Türk karasularının müşterek balıkçılığa açılacak mintakalarıni gösteren haritalar yetkili Türk makamları tarafından tanzim olunacaktır.

Ege denizi Yunan adalariyle Oniki adayı çevreleyen ve müşterek balık avcı-hğ-na açılan Yunan karasularını gösteren haritalar yetkili Yunan makam­ları tarafından tanzim olunacaktır.

Bu haritalar işbu anlaşmanın bölünmez cüzlerini teşkil eder. Madde — 2 Yukarda sözüedilen himtakâlarda müşterek balık avlanması, her memleketin kendi sularında balık avcılığını tanzim eden teşrii ve idarî mevzuatına uygun olarak yapılacaktır.

Madde 3 — Müşterek balık avlanması, bir Türk gırgır ve Yunan gırgır gru-bundsn mürekkep, gırgır grubu çiftleri halinde yapılsçaktır. Her bir gırgır grubu, birisi motorlu olmak üzere iki gemiden ve küçük sandallardan terek­küp eder.

Keza. aynı balık avlama vasıtaları kullanan küçük balıkçı tekneleri ile yapı­lacak müşterek balık avcılığı da, taraflara ait birer tekneden mürekkep çift­ler halinde yapılacaktır.

Madds 4 — Türk karasularında müşterek balık avlayan Yunan gırgır grup­ları ile teknelerin adedi, kendileriyle müşterek balık avladıkları Türk gırgır gruplarının ve teknelerinin adedini tecavüz edemez.

Madde 5 — Mürettebatı üçten ziyade olan Türk ve Yunan teknelerinin mü­rettebatı muhtelit olacaktır. Mürettebatı 4 kişi olan teknelerde mürettebatın birisi ve mürettebatı 4' ü tecavüz eden teknelerde mürettebatın asgarî beşte biri diğer tarafın vatandaşı olacaktır.

Madde 6 — Türk karasularında müşterek balık avlayacak Yunan tekneleri ve bunları mürettebatı ayrı ayrı olarak yetkili Türk makamlarından ruhsati­ye alacaklardır.

Yunan karasularında balık avlayacak Türk tekneleri ve bunların mürettebatı da eyni surette yetkili Yunan makamlarından ruhsatiye alacaklardır.

Yetkili makamlar lüzum gördükleri takdirde, ruhsatiyeleri her an geri ala­bilirler.

Madde 7 — İki hükümetin her biri terkibini bizzat tesbit edeceği bir teknik komisyon ihdas edecektir. Bu komisyonların yetkisi işbu anlaşman'n uygu-lanmss'na müteallik bilumum hususlara şâmil olacaktır. Teknik komisyonlar bilhassa, müşterek çalışmanın iki taraf balıkçılarının menfaatleri dahilinde ve iyi bir şekilde yürütülmesini temin için iki taraf balıkçıları arasında akte-dilecsk günlük, mevsimlik ve senelik kontratların tiplerini hazırlamakta va­zifeli olacaklardır.

Bu komisyonlardan birinin göstereceği lüzum üzerine, iki komisyon arala­rında hâsıl olacak mutabakata göre, iki memleketin birinde, ya heyetlerden veya tayin edecekleri delegelerden mürekkep muhtelit komisyon şeklinde toplanırlar.

Teknik komisyonlar işbu anlaşmanın tatbikiyle ilgili meselelerle meşgul ol­mak üzere, mahallî komiteler teşkil veya ehil kimseleri bu işle tavzif ede­bilirler.

İki memleketin müşterek çalışan balıkçıları, müşahedelerini ve temennilerini açıklamak üzere, işbu anlaşmanın meriyeti esnasında muhtelit komisyonun nezareti altında, sırasiyîe birer defa iki memleketin birinde toplanacaklardır. Msdde 8 — Yukarıdaki maddede sözü edilen mahallî komiteler veya kim­seler, balıkçılar aras:nda tanzim edilecek tahriri veya şifahî kontratları, ko­misyonlarca verilecek talimat çerçevesi içinde, tescille mükellef olacaklardır. İki memleketin birinde tanzim edilen kontratlar, diğer tarafın mahallî komi­telerinden birine tebliğ edilecektir.

Kontrat'ara müteallik muameleler pul, resim ve diğer hernevi mükellefiyet­lerden muaftır.

Komitelerde bulunen hükümet temsilcileri, tescil edilmek üzere komiteye ib­raz edilen kontratların tescilini mucip sebep zikredilmek suretiyle reddedi­lebilirler. İlgililer teknik komisyona müracaat ve itiraz hakkım haizdirler. Madde 9 — 6 mcı maddenin 1 inci fıkrası hükümleri mahfuz kalmak kaydiyel Türk karasularında balık avcılığı yapacak Yunan tekneleri münhasıran, 1952 yılı başında Midilli, Sakız, Sisam adalariyle Cniki ada da tescil edilmiş bulunan teknelerden, balıkçılar ise mezkûr tarihte adı geçen adalarda yer­leşmiş balıkçılardan olacaktır.

Madde 10 — Balık tekneleri ve bunların mürettebatı, karasularında bu­lundukları memleket otoriteleri tarafından her zaman murakabe ve teftiş edilebilirler.

Madde 11 — Balıkçı tekneleri ve balıkçılar, karasularında avlandıkları mem­leketin kazaî ve idarî seiâhiyetine tabidirler.

Madde 12 — Karasularında müşterek balık avlayan tekneler ve bunların mürettebatı akaryakıt, gıda ve tamire ait ihtiyaçlarını iki tarafın teknik ko­misyonlarının kendi memleketlerinde tayin edecekleri lisanlardan teda­rik edebileceklerdir.

Madde 13 — Yuns-n balıkçıları ilemüşterekençalışan Türk balıkçılarına

ait balıklar Yunanistan'da satılacaktır.

Aynı grupta çalışan Türk ve Yunan balıkçılarına ait balıkların satışı farklı

bir muameleye maruz bırakılmıyac aktır.

Medde 14 — Tutulan balıkların satış miktarını, nev'ini ve fiatını gösteren

belgelerin sslıria uygun musaddak b:r?r örneği yetkili makamlar tarafından

16 ncı maddede sözü edilen kontrol bürolarına tevdi edilecektir.

Madde 15 — Türk ve Yunan balıkçıları tarafından tutulacak balıkların sat:ş bedelinin % 4 ü Türk Teknik Komisyonunun emrine verilecektir. Türk Komisyonu bu parayı icabına göre adalarda sarfedebiîeceği gibi 19 uncu mad­dede bahis mevzuu olan hesaba da devrini istiyebilir.

Madde 13 — İşbu anlaşma ahkâmının tatbikine nezsret ve bunlardan müte­vellit muameleleri kontrol ve teftiş etmek üzere Yunan adalarının üçünde muhtelit birer kontrol bürosu teşkil edilecektir. Bu üç muhtelit büroda Türk Hükümeti altıya kadar memur bulundurabilecektir.

Bürolardan her birinin kontrol sahası muhtelit komisyon tarafından tesbit edilecektir.

Yunan Hükümeti işbu kontrol bürolerinın mesaisini teshil için gereken ko­laylıkları gösterecektir.

Madde 17 — İki tarafın yetkili makamları, her türlü kaçakçılık fiillerinin önlenmesi için gereken tedbirleri ittihaz edeceklerdir.

Madde 18 — Yunan Hükümeti işbu anlaşma mucibince satılacak balıklar ve cari ticarî mübadeleler çerçevesi dahilinde ihraç edilecek balıklar haricin­de, işbu anlaşmanın devamı müddetince 3Û0O ton Türk balığı için ithal mü­saadesi vermeği ve ithali güçleştirebilecek takyidi tedbirler almamağı taah­hüt eder.

Madde 19 — 13 üncü ve 18 inci maddelerde sözü edilen balık bedellerile Türk mürettebatın pey ve ücretleri, Yunan Bankası taraf.ndan Türkiye Cum­huriyeti Merkez Bankası adına açılacak hususi bir hesaba matlup kayde­dilecektir.

Bu hesap Amerikan doları ile tutulacaktır. Drahmi olarak ödenecek olan 13 ve 18 -inci maddelerde sözü edilen balık bedellerile Türk mürettebatından pay ve ücretleri, Yunan Bankası tarafından Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ad.na açılacak hususi bir hesaba matlup kaydedilecektir.

Bu hesap Amerikan doları ile tutulacaktır. Drahmi olarak ödenecek olan 13 ve 18 inci maddelerde sözü edilen balık bedelleri ile Türk mürettebatın istihkakları, 2 Nisan 1949 tarihli Türk - Yunan tediye anlaşmasın n 5 inci maddesi gereğince Amerikan dolarına tahvil edilecek ve sözü edilen hesa­ba kaydolunacaktır.

Bu hesabın 500.000 Amerikan dolarına tekabül eden ilk kısmı serbest döviz olarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası emrine verilecek, bakiyesi dlistesi işbu anlaşmaya ilişik Yunan menşeli malların ithal bedelleri ile bu mallara müteferri navlun, sigorta ve saire gibi masrafların ödenmesine tah­sis edilecektir.

Yunan Hükümeti, geçen fıkrada sözü edilen Yunan mallarının, Türk piya­sasının aradığı şart ve evsafı haiz bulunması ve aynı malların dünya piyasa­larında cari fiatlarma uygun bulunması hususlarını temine matuf bütün ted­birleri almağı taahhüt eder.

İlişik listede gösterilen malların bedelleri evvelâ yukarda sözü edilen husu­sî hesabın tasfiyesinde kullanılacaktır.

Madde 20 — Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, Türk alacaklılarına mat­luplarının Türk lirası mukabilini tediye gününde mer'i dolar alış kurundan Ödeyecektir.

Madde 21 — Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ile Yunanistan Bankası işbu anlaşmanın iyi işlemesi ve tediyelerin sür'atîe icrası için alınacak ted­birler üzerinde anlaşacaklardır.

Madde 22 — işbu anlaşmanın hitamında, hususî hesapta bir bakiye kaldığı takdirde, bu bakiye 19 uncu madde hükümlerine uygun olarak tasfiye edi­lecektir.

Msde 23 — İşbu anlaşma Türk ve Yunan parlamentoları tarafından tasdik edilecek ve mer'iyete giriş tarihi tasdik ameliyelerini müteakip iki hükümet­çe tesbit olunacaktır.

Madde 24 — îşu anlaşma 23 üncü madde gereğince mer'iyete girdiği tarih-den itibaren bir sene müddetle yürürlükte kalacaktır.

Geçici madde — 19 uncu maddede sözü edilen liste, 21 Haziran 1951 tarihin­den itiberen geçecek bir ay zarfında, Türk ithalât rejimi çerçevesi içinde iki tarafça müştereken tesbitedilecektir.

Sözü. edilen liste işbu anlaşmanın bölünmez cüz'ünü teşkil ettiğinden iki ta­raf bu listede yer alacak mallar hakkında bir mutabakata varamadıkları tak­dirde işbu tasarı keenlemyekûn addedilecektir.

Ankara : 26 (A. A.) —

Türk - Yunan Muhtelit Komisyonunca hazırlanıp Türk ve Yunan heyetleri­nin reisleri tarafından parafe edilmiş bulunan müşterek balık avlama tasarı­sı dolayısiyîe son günlerde basınımıza çıkan yazılar hakkında fikrini sordu­ğumuz Dışişleri Bakanlığı yetkili sözcüsü bize şu beyanatta bulunmuştur:

Bugüne kadar bu mesele etrafında basında çıkan tenkitler ciddi bir tetkike dayanmamaktadır.

Müzakereler sırasında görüşme konusu üzerinde beyanatta bulunulması usul­den değildir. Müzakereler sonunda ulaşılan netice 23 Haziranda Anadolu Ajansı ile ve radyo ile olduğu gibi yayınlanmıştır.

Yürürlüğe girmeden evvel bu çeşit anlaşma tasarılarının kamu efkârına arz-edilmesi memleketimizde ilk defa yapılan demokratik bir davranıştır. Bu tasarının yürürlüğe girmesi iki taraf hükümetlerinin tasviplerine ve Millet Meclislerinin tasdiklerine bağlıdır.

Bu hale göre anlaşma tasarısı, konusu dahilinde, hukuk ve menfaat bakı­rından iki taraf arasında tam bir denkleşme sağlanmıştır. Karasularında karşılıklı balık avlamaya dair bazı devletler arasında anlaş­malar vardır. Bizim tasarı bu anlaşmalara nazaran bir çok muhtemel mah­zurları daha uygun tedbirlerle önlenmiştir.

Tasarıda derpiş edilen işbirliği tecrübesi yalnız bir sene devam edecektir. Bu bir senelik tecrübenin vereceği neticeler hakkın da her iki taraf takdir serbestisini muhafaza etmektedir.

Türkiyemİz, nüfus yönünden 20 milyonu geçmektedir. Bir medeni cemiye­te has bütün cihazlara maliktir. Yetişmiş nesil hukukî iktisadi, ticarî, malî ve teknik sahalarda bilgi ve tecrübe sahibi olmuştur. Eşit hak ve menfaat-larla girişeceğimiz bir işbirliğinde mutlaka aldanacağımıza alt edileceğimize kaybedeceğimize nasıl hüküm verilebilir? Kuvvetli ye kazançlı olmanın yo­lu artık tecerrüt içinde yaşamak değildir. Anlaşmaya, işbirliği yapmaya bu­günkü şartlar bütün milletleri sevketmektedir. Avrupa çapında son çelik ve kömür anlaşmaları herkesin malûmudur. Atlantik Paktı içinde mukadderat birliği ettiğimiz komşumuzla, karşılıklı haklarımıza riayet ve menfaatlarmıız-da eşitlik esasları dairesinde mümkün her sahada işbirliği yaparak birbirmi-ze gittikçe fazla yaklaşmak karşılıklı hayatî menfaatlarımız icabıdır.

Balıkçılarımızın, hükümlerini daha bilmedikleri bu tasarıdan şikayet ettik­leri söyleniyor. Halbuki tasarının mühim bir hususiyeti de hükümlerinin tat­biki imkânlarını balıkçılarımızın istekleerine ve iradelerine bağlamış olma­sıdır. Tasarının, hükümetlerin tasvibine, meclislerin tasdikine iktiran etmesi dahi balıkçılarımızı işbirliği yapmaya zorlayamıyacaktır. Onlar menfaatları-na uygun gömedikleri takdirde işbirliği yapmıyacakları için ne biz Yunan karasularında balık avlıyacağız ne de Yunanlılar bizim karasularımızda ba­lık avlıyac aklardır.

Her iki tarafın tatbikattaki niyetleri bu suretle bir sene içinde bile her gün alâkalı balıkçıların daimî murakabesi altında bulunacaktır. Fakat tasarı yürürlüğe girerse balıkçılarımızın komşu memleket balıkçıları ile işbirliği yapmakta menfaat göreceklerini ve bir sene içinde bile her- iki taraf için memnuniyet verici neticeler alınacağını ümit edebiliriz.

Cihan Harbî denilen müthiş haile, yıllarca müddet bir çok milletleri., felâ­ket, acı ve gözyaşları içinde bırakmış­tır. Ne yazık ki bu facianın üstünden. 7 yıl 'geçtiği, Ölülerin yası devam ettiği ve harabeler hâlâ ortada durduğu halde, gene Türkiye İle Yunanistanın ortaya koydukları güzel örnekten ders alamı-yanlar vardır. Yürekleri sonsuz ve men­fur bir ihtirasın ateşi ile yananlar, dün­yanın henüz yerleşmemiş olan barışını hâlâ tehdit etmektedirler. Türkiye ile Yunanistan ise, aralarında­ki dostluk ve itüfaıkı perçinlemek hu­susunda hiç bir fırsatı kaçırmıyor, bil­âkis yeni yeni fırsatlar buluyorlar. İki taraf hükümet erkânının karşılıklı An­kara ve Atina ziyaretlerinden sonra, Yunan hükümdarlarının Türkiye Cum­hur Başkanının davetine icabet ederek memleketimizi ziyaret etmeleri de, ara­daki samimî münasebetleri bir kat daha takviye emel ve arzusu ile atılmış kuv­vetli bir adımdır.

Dünyanın bugün içinde bulunduğu ağır ve tehlikeli şartlar iç'ııde, Türkiye ile Yunanistan birbirlerinin tabiî ve ayrıl­maz dost ve .müttefikidirler. îki millet ve memleket her bakımdan birbirlerine muhtaçtırlar ve birbirini tamamlamak­tadırlar. Yarın, Allah göstermesin, bir foarb olursa yanyana dövüşmek ve yurdlarımızı bir tek memleket gibi mü­dafaa etmek zorunda kalacağız. Birbi­rimizi iyice tanımak, sevmek, birbirimi­ze güvenmek mecburiyetindeyiz. Bütün buniar, Türk ve Yunan milletlerinin en sıkı rabıtalarla birbirlerine bağlanma­larını, aradaki, ittifakın, çok sağlam, çok kuvvetli olmasını, tabir caizse bir süper ittifak, ittifaktan daha üstün bir bağlı­lık teşkil etmesini icab ettirir. Her iki milletin yüksek ve hayatî menfaatleri bunu zarurî kılmaktadır. Cumhur Baş­kanımızın daveti ve Yunan Hükümdarı-lannın bu davete memnunlukla icabet etmeleri, işte böyle bir zaruretin doğur­duğu samimî arzunun ifadesi ve böyle yüksek, bir menfaat birliğinin yarattığı ideal bağlılığın tezahürüdür.

Türk milleti, Yunan hükümdarlarına-karşı an'anevî misafirperverliğini göste­rirken şüphesiz normal dostluk ve itti­fak icablarmın üstüne çıkmayı bilecek­tir. Majeste Kral ile 'Kraliçeye, memle­ketimize hoş geldiniz, deriz.

Türk - Yunan İşbirliği...

Yasan: Tlabib Edib - Törehan

8 Haziran 1952 tarihli Yeni İstan­bul'dan :

SOPHÖRLiES Venizelos'un nıemleketi-mizi,Adnan Menderesin Yunanistanı zi­yaretleriyle başhyan temasların Yunan Kralının yurdumuza gelmesiyle en yük­sek noktalarından birine erişmiş oluyor. Bu temaslardan, elde edilen görüş birlik­leri üzerine sağlam bir dostluk yapisı kurulabilir. Her iki taraf da buna çalı­şıyor. Şimdiki görüşmelerin vereceği ne­ticeler, uzak olmıyan bir gelecekte bel­li olacaktır.

iki dost memleketi ilgilendiren dâvalar, yalnız dış politika çerçevesine girme­mektedir. Bir arada savunulması gere­ken öyle karşılıklı menfaatler vardır ki: Hiç olmazsa 'iki millet arasında ele alı­nan politika konuları kadar ehemmiyet­lidir. Bunların üzerinde de durmak za­manı 'gelmiştir.

Bizim tam bir ehemmiyetle gözönünde tutmak istediğimiz nokta, iki memle­ketin büyük bir İstihsal maddesi olan tütündür. Bilgaristan, demirperde arka­sına girdikten sonra egemenliğini ve po­litika varlığını kaybetmiş olduğu için-, Şark tütünleri konusunda kenara çekil­miş bir durumdadır. Buna mukabil Tür­kiye ve Yunanistan bugün Şark veya eski a-âı ile, Türk tütünü yetiştiren iki memlekettir. Çiftçilerinin büyük bir kıs­mı tütün ziraatiyle geçinen bu iki 'mem­lekette tütün istihsal ve ticareti henüz; geri bir durumdadır.

îç istihlâk noktasından Türkiyede eski rejiden miras alınmış bir Tekel İdaresi vardır. iBu idarenin vazifesi memleket­teki tütün istihlâkini yoluna koymak ve devlet hazinesine gelir sağlamaktır. Bu gayesinde ne gibi başarı elde ettiğini araştırmak ayrı bir iştir. Tekelin bir va­zifesi de, bildiğimiz gibi, tütün piyasa­sında ayarlayıcı bir rol oynamaktadır. Bu işde de bugünkü ımanasiyle başarılı olup olmadığı ayrıca incelenmeye değer bir konudur.

Yunanistanda tekel değil, bandrol siste­mi vardır, istihsalin büyüklüğü yanın­da nüfusun azlığı Yunanlstanı daha zi­yade ihracat işlerine ehemmiyel verme­ye mecbur bırakmıştır. Yunanistanda bir türlü hallolunamıyan para işleri, bandroldan da beklenen faydaları sağ-lıyamaraıştır. ihracat ise orada da, tıp-, ki bizde olduğu gibi, günün hâdisele­rine, alıcıların arzularına bağlı kalmak-" tadır. Durumun böyle olduğu düşünü­lürse, her iki memlekette ayrı ayrı vergi şekli olmasına rağmen, hazinenin, tü­tünden beklediği faydayı temin edeme­diği görülür.

Biz, her iki memleketin iç-politika işle­rini ilgilendiren bu noktayı işaret et­mekle iktifa ediyoruz. Buna mukabil memlekette sarf edil emiy en istihsal faz­lasını harice satmaya Türkiye de, Yu­nanistan da mecburdur. Tütün, şimdi dünyanın her tarafında ya tekel veya bandrol yoliyle ağır vergiler altında ka­lan bir maddedir. Onun satışında da baş­ka maddelere benzemiyen özellikler var­dır. Onun i-çin tütün istihsal eden ve ihracat yapmak zorunda olan Türkiye ile Yunanistamn her şeyden evvel bütün bu vaziyetleri bilmelerilâzımdır.

Eğer bu iki memleket birbirini- rakip sayar da edinilen bilgilerini gizlemeye çalışırlarsa büyük bir hata işlemiş dür­ter. Çünkü, bizim kanaatimize göre, Türkiye ve Yunanistanda yetiştirilen tü­tünün miktarı bütün dünya sarfiyatı arasında mühim bir miktar teşkil etme­mektedir. Tütün istihlâkinin her sene arttığını ve bilhassa sigaranın pipo ve

puroya göre daha büyük bir rağbet ka­zandığını düşünürsek her iki memleket tütünlerinin satışından fazla endişe et­meye yer olmadığını görürüz. Türk ve-

ye Şark tütünü denilen kalitede tütün yetiştirmek birçok iklimlerde kabil ol­madığı gibi bilhassa el işçiliğinin fazla­lığından dolayı her memleketin rağbet gÖsteremiyeceği bir şeydir.Onun için

iki memleketin birbirine rakip olmıya-rak elbirliği ile çalışmaları, Türk ve ,Şark tütünlerine alışmış olan memle­ketlerdeki sarfiyatın artması imkânları­nı düşünmeleri yeni istihlâk sahaları aramaları çok faydalı olur.

Bilhassa üzerinde durulacak noktalar­dan biri bu 'iki memleket tütünlerinin bugün bütün ziraî istihsal maddelerine göre çok düşkün bir fiyatla satılmasıdır. Biz bugün satıcı ile alıcı arasında fiyat­ların dikte edilemiyeceğini bili­yoruz. Fakat satıcı :1e alıcı arasında ya­pılacak dostça görüşmeler neticesinde bu fiyatların mutedil bir nisbette arta­cağını da ümit ediyoruz. Çünkü, her za­man tekrarladığımız gibi, bugünün ik­tisadî şartları altında tütün yetiştiren­lerin, satıştan ellerine geçen para ile yaşamalarına imkân olmadığı meydan­dadır. Bu yüzden tütün ziraatinin ^hmal edilmesi de mümkündür. Bu durum şid­detlenecek olursa birçoklarının tütün iş­lerinden büsbütün ayrılacakları da dü­şünülebilir.

Halbuki: Tütün ziraatinin, her iki mem­lekette de iki asra yakın bir mazisi var­dır ve memleket ekonomisinde büyük bir rol oynamıştır. Bir zamanlar en iyi tütünlerin okka hesabiyle bir altına ka­dar satıldığını biliyoruz. Şimdi kâğıt pa­ra ile kırk lira kadar tutan böyle bir fi­yat artık hayal sayılabilir. .Fakat tütün fiyatının şimdi olduğu kadar düşük kal­ması hiç bir suretle arzu olunamaz.

Bizim kanaatimizce, Türkiye ve Yuna­nistan Şark tütünü kullanan memleket­lerle müşterek müzakerelerde bulunur­larsa, birtakım gümrük kolaylıkları ve müsaadeleri elde edebilirler. Gümrük masrafları azaldığı takdirde tütünleri­mize daha uygun fiyat verilmesi İmkânı da ehemmiyetli surette kolaylaşır.

Üzüm için de müşterek hareket edilme­sinin bir hayli faydaları olacağını tah­min ediyoruz, incir, zeytin ve zeytinya­ğı gibi istihsal maddelerimizde yapıla­cak işbirliğinin iki memleket iktisadiya­tına çok faydalı tesirleri görülebilir.

iki memleketin birbirine benziyen istih­salleri olduğu gibi tamamlayıcı İstihsal­leri de vardır. İki millet, belli başlı poltika konularında anlaşma ve birleşme yolları ararken iki ekonomide kendileri­ne düşen vazifeleri samanında kavrıya-rak anlaşma ve birleşme yollar: arama­lıdır. Bu suretle hükümetler milletleri, milletler de hükümetleri karşılıklı bir surette desteklemiş olur. iKendilerJne ekonomik temeller bulan milletlerarası dostluklar, bize göre, en sağlam dostluk­lardır. Biz, onun için, Türk - Yunan dostluğunun böyle bir yolda gelişmesini dilemekteyiz. Atılan adımlar, her iki millet için kutlu olsun.

Türk ve Yunan Milletleri...

Yasan: Nihat Erim

9 Haziran 1952 tarihlî UIusMan:

Majeste Yunan Kral ve Kraliçesinin memleketimizi ziyaretleri, iki millet arasmdalû dostluk duygularının tazelen­mesine, kuvvetlenmesine güzel bir vesi­le olmaktadır.

Yunan milleti, insanlık tarihinin iftiha­rı, eski bir .medeniyetin beşiği olan top­raklarda yaşamaktadır. Aynı medeniye­tin bir sahnesini de Anadolu'nun Ege kıyıları teşkil eylemektedir. Dilleri ve dinleri başka olan Türk ve Yunan -mil­letlerini, coğrafya1, iklim ve nihayet on-beşinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar aynı siyasî otorite ve :dare altın­da birlikte yaşamış olmanın yarattığı alışkanlık birbirlerine yaklaştırmakta­dır.

Fakat bu müsait zemin üzerinde yüksel­mekte olan1 dostluğun asıl sağlam teme­li, lıiç şüphe yok ki yirminci yüzyılın milletlerarası realiteleridir. İki memle-leket:, dost, kalmaya ve bu dostluğu da­ima kuvvetli tutmağa 'sevkeyleyen en önemli unsur, menfaattir.

Mili eti erarasmdaki -dostluklar, ancak ve sadece, karşılıklı menfaatlerin aynı nok­tada birleşmeleri halinde devamh ve sağlam olmaktadır. Birinci Cihan Har­binden sonraki elemli olayları arkada bırakıp, iki .millet arasında yeni b:r çağ açan politika, dünyanın bu noktasında tam. bir menfaat beraberliği realitesine dayandığı için, kuvvetlidir.

Bu dostluğun zemini Lozan Barış And-laşması ile hazırlanmıştır. 1923 den 1930 a kadar, ahali mübadelesi gibi çok radi­kal bir tedbirin tatbiki ve tasfiyesi işleri başarılmıştır. 'Nihayet 1930 da, M. Slef-tros Venizelos'un Ankara'yı ve İsmet İnönü'nün Atina'yı ziyaretleri esnasın­da, yeni gelişmelerin esasları tesbit ed:i-rrüştir.

Böylece kurulan Türk - Yunan dostlu­ğu, Balkanlarda da hayırlı neticeler sağ­lamıştır. Balkan Anlaşma Misakınm 1934 de imzalanması iki memleket ara­sındaki işbirliği ile mümkün: olmuştur. İkinci Cihan Harbi patlamadan bir yıl kadar önce, 1938 de, Türk - Yunan kal­bi Dostluk Anlaşması, Atina'da M. Me-taksas'la, Başbakan Celâl ©ayar ara­sında yenilenmiş ve kuvvetlendirilmiştir. 1939 harbi, Türkiye ile Yunanistan'ı en yakın dostluk münasebetleri içinde bul­muştur. Ancak, iki memleket arasında bir «askerî ittifak» andlaşması imzala­nacak şartlar meydana geîm'ş ve fırsat elvermiş değildi.

İkinci Cihan 'Harbi, Yunanistan için ta­lihsizliklerle dolu felâket yılları olmuş-. tur. Yunan Milleti, 1940 daki anî bas­kın karşısında, asil ve şerefli bir müca­dele ile vatanını savunmuştur. Çok üs­tün kuvvetlerle kahramanca çarpışmış­tır.

Harpten sonra, komünist terttrpleri Yu­nanistan'ın acılarını artırmış, yaralarını kanatmıştır. Bunca güçlük karşısmda hayatiyetini gene de muhafaza etmesini bilmiş olan Yunsn milleti, İngiltere ve Amerika'nın yardımlariyle kuvvetlen­miş olarak iç harbe sen vermeğe mu­vaffak olmuştur.

Birkaç yıldır, Yunanistan sükûnet için­de çalışabilmektedir. Dış .güvenlik me­selesi, genel olarak bütün hür milletlerin dâvası ile birlikte mütalâa edilmek lâ­zımdır. Fakat, özel olarak, Türkiye ile Yunanistan'ın, hürriyet cephesinde bir­likte karşılayacakları güçlükler vardır. Bu güçlüklerin yenilmesi için' işbirli­ğinin devamlı .menfaatlere dayanması şarttır. Türk ve Yunan milletlerinin, iyi hesaplanmış ve uzun vâdeti menfa­atleri, ancak ve yalmz Lozan And:aşma veanlaşmalariyle,1930, 1934 ve1938

sözleşmeleri anlayışı çerçevesinde birle-şebîlir. Bilhassa «Lozan rejimini» boza­cak bir politika, günlük görünüşü ne olursa olsun, uzun vadeli münasebetlere sadece zarar verebilir.

Milletlerarası dostluklar, geniş halk küt­lelerinin anlayacağı ve benimseyeceği politikalara dayanmalıdır. Türk - Yu­nan dosltuğu geniş halk kütleleri tara­fından Lozan rejimi dediğimiz zemin üzerinde benimsenmiştir.

Son zamanlarda, iki memleket devlet adamlarının doğrudan doğruya temasla­ra yeniden 'geçmek fırsatını bulmuş ol­maları, şüphesiz sevinçle karşılanacak bir olaydır. Bu temasların devam etme­sinden faydalar beklenmektedir.

Majeste Kral ve Kraliçe, Türkiye'deki ziyaretleri esnasında, Türk millet'nin, Yunan milletine karşı çok samimî duy-gulsr beslediğini ımüşahede buyururlar­sa, bundan her Türk bahtiyarlık duya­caktır.

Türk - Yunan dostluğu gözlerini geç­mişten geleceğe doğru çevirmesini bilen, uzak ve realist görüşlü liderlerin eseri­dir. Bu dostluğu bulandırmak ve boz­mak isteyenler, «Tarihî düşmanlık» âmiller'ni tekrar uyandırmağa çalışmak­tadırlar. 'Muvaffak olmıyacaklarma emi­niz. Çünkü bugünkü şaftlar içinde Türkü Yunanlıya, Yunanlıyı Türke düşman kıl­mak, otuz yıl önce İkisini "birikirine dost etmekten bin defa daha güçtür. O vakit dost olmak için' sebep- yoktu. Şimdi ise düşman olmak için sebep yoktur. Bu se­bebi zorhyaeak akılsızların arkasından kimse gitmez.

Komşumuzun halkçı hükümdarını ve, milletçe sevilen kraliçesini misafir et­mekle İstanbul şehri bahtiyardır.

Bu ziyaret, ssyase tur zaferdir.,.

Yasan: Cumhuriyet

14 Haziran1952 tarihlî Cumhur!-



^e Kraliçe

Yasan: Dünya

13 Haziran 1.952 tarihli Dünya' dan:

İstanbul fethinin 500 üncü yıldönümüne bir sene var. Türk ve Yunan milletleri arasında barışmaz ve onulmaz bir düş­manlık, Atatürk'le Venizelos birbirle­rinin ellerini sıkmcıya kadar asırlarca devam etti. Şimdi o düşmanlığın yerini, aynı kuvvette bir dostluk tutmakta ve bütün dünyaya milletlerarası anlaşmaz­lıklardan hiçbirinin mukadder olmadığı­nı ispat etmektedir.

Tarih, iki millet arasında, bir türlü gö­rülmez ve tasfiye edilmez b'r hesap hâ­linde idi. (Mazi, iki millete hallerini de, istikballerini de unutturuyordu. Nihayet bu hesap 'görülmüştür ve tasfiye edil­miştir. İki1 millet vatanlarına çekilmiş­ler, birikirlerinin hürriyet ve toprak bütünlüğü haklarını tanımışlardır. Daha da ileri giderek, münasebetlerini, iki va­tanın .güvenlik birliği gib'1, en sağlam temele dayamışlardır.

Müttefik ve dost milletin hükümdarları-dün sabahtanberi -îstanbulun misafiridir­ler. Majesteler, Ankarada olduğu gibi İstanbul'da da eşi emsali görülmemiş dosüuk ve sempati tezahürleri ile karşı­landılar. «iEşi emsali görülmemiş» sözü, siyasî nazaket icabı bir .mübalâğa de­ğildir.

İstanbul, iSultan iHantfd devrinden itiba­ren bir çok hükümdarları 'misafir etmiş­tir. Almanya imparatoru İkinci Wil-helm. Avusturya imparatoru, Macaris­tan Kralı Birinci Charles, ingiltere Kralı ve Britanya İmparatoru Sekizinci Ed-ward, Bulgar Kralı Ferdinand, Sırp Kralı petro ve diğer birçok hükümdarlar îstan bul'a geldiler. ;Fakat hiç biri Yunan Kral ve Kraliçesi kadar dostça karşılanma­dılar. .Bu hükümdarların çoğu İkinci Abdülhamid ile Beşinci Mehmet Reşadm .misafirleri idiler. Yalnız taç ve tah­tım aşkına feda ederek şimdi: Windsor ■Dükü olan Sekizinci Edward, Atatürk'­ün - gayriresmî misafiri olarak - 1936 da istanbul'a gelmişti. O zaman henüz, Türkiye ile İngiltere arasında bugünkü gibi birittifak mevcud değildi;Istanbul halkı, ingiltere Kralı ve Britanya .İmparatorunu, Atatürk'ün, misafiri ol­duğu için, dostane ve sempati ile karşı­lamıştı.

Kayzer Wilhelm, birincisi 1898 de, Sul­tan Hamid zamanında, ikincisi de Birin­ci Dünya Harbi içinde Sultan Mehmed Reşad devrinde olmak üzere iki defa is­tanbul'a gelmiştir. İmparator VVilhelm, Almanyanm .meşhur «Şarka doğru» si­yasetinin öncüsü olarak Türkiyede siya­sî menfaat ve nüfuz temini için memle­ketimize geliyordu. 'Birinci gelişinde Şa­ma ve Kudüse de 'giderek iSalâhaddini ı^yyubinin türbesini de ziyaret etmiş; o seyahatinin bir hatırası olarak Sultan-ahmed .meydanındaki ALman çeşmesini .yaptırmıştı. Kayzerin birinci .gelişinde iSultan Hamid o zamanki tabirile misa­firi hassülhassma pek parlak merasim yaptırmıştı, istanbul halkı, gergi yollara dökülmüştü ama bu, sadece imparatoru görmek İçindi; samimî bir dostluk ve sempati eseri değildi. Kayzer'in ikinci gelişi ise, Birinci Dünya Harbine rastla­dığı ve Almanya'nın devletimizi harbe sürüklediği halkça1 bilindiği için, bu zi­yaret, büsbütün resmî mahiyette kalmış­tı. İmparator, o gelişinde Türk müşiri üniformasiyle Çanakkale'ye 'de gitmiş; fakat ıztıra'b içinde olan halkımızın sempatisini ■kazanamamıştı.

Gene Birinci ©ünya İHarbi içinde, Avus­turya İmparatoru, Macaristan Kralı ih­tiyar François Joseph'in Kasım 1916 da ölümü üzerine tahta çıkan Birinci Char­les 4e (Kayzer'den sonra İstanbul'a gel­miş; o da halk tarafından aynı suretle soğuk karşılanmıştı.

Balkan 'Harbinden evvel Sultan Mehmed Reşad zamanında Bulgar Kralı Ferdi-nand ile ISırb Kralı CPetro Karayorgiye-viç de İstanbul'u ziyaret etmişlerdi. Her iki Kralın şerefine Hürriyeti Ebediye tepesinde büyük geçit resimleri yapıl­mış; fakat halk bu Balkan hükümdar­larına, bilhassa Bulgar Çan Ferdinand' a hiçbir dostluk tezahürü göstermemiş­ti. İstanbul, Bulgaristan ile Sırbistan'ın Türk milletine dost olmadıklarını biliyor­du. Bir Alman Prensi ve Osmanlı İmpa­ratorluğunun Şarkî Rumeli Umumî Va­lisi olan Ferdinand, 1908 inkılâbının he-

men akabinde Borna Herseği, ilhak eden Avusturyanm peşisıraj Şarkî Rumeliyi ilhak ederek kendisini Bulgar Çarı ilân etmişti. İstanbul'a geldiği zaman halk, Ferdinand'ın bir Türk düşmanı olduğu­nu pek iyi biliyordu. Onun için Istanbul-daki Türk tebaası bir avuç Bulgardan başka kimse ona iyi gözle bakmadı. Tür-kiyeye gelen hükümdarlar arasında hiç­biri, Bulgar Çarı gibi, husumet ve nef­retle karşılanmamıştır.

Majeste Yunan Kralı Üe Kraliçesi ise yalnız, devletimizin resmî misafiri ola­rak değil, dün Ankara, bugün de İstan­bul halkının çok dostane ve samimî te-zahürleriyle selâmlanmıştır. Onun için­dir İki yazımızın başında bu tezahürleri «eşi emsali görülmemiş dostluk ve sem­pati» diye vasıflandırdık.

Türk - Yunan bayraklariyle süslenmiş olan İstanbul caddelerini dolduran bü­yük halk kütleleri, güzide Yunan hü­kümdarlarını Cumhur .Başkanımız muh­terem Celâl ıBayar'ın yanında görünce, bu manzarayı iki milleti kaynaştıran samimî dostluğun bir sembolü addederek içten gelen bir heyecanla alkışlamışlar­dır. Böylece Yunan 'Kral ve Kraliçesi­nin Türkiyeyi ziyaretleri, bu gibi hâdi­selerde mutad resmî çerçeveyi pek çok aşarak birbirlerinin dostu ve müttefiki olan iki milleti birbirlerine 'daha ziyade yakml aştırmış ve bağlamıştır. Bu ziya­ret, ifade ettiği mâna itibariyle her iki memleket için bir siyasî zafer addedil­meye değer bir ;ma;hiyet almıştır.

Yarın Cumhur Başkanımız muhterem Celâl Bayar da, Yunan hükümdarları­nın ziyaretini iade etmek İçin komşu memlekete gittiği zaan.au, hiç şüphesiz, aynı coşkun ve heyecanlı dost tezahür -leriyle karşılanacak; Türkiye Cumhuri­yeti ile Yunan Krallığının, - her ki mem­leket halkının ruhlarına nüfuz etmiş bir süper dostluk ve süper ittifakla - birbi­rine karşı olan bağlılıkları, sevgileri ve güvenleri bir defa daha teyid edilmiş olacaktır. Dünyanın bu mühim bölgesin­de yaşayan iki 'milletin barışı muhafaza azmiyle böyle yekvücud olurcasıaa dost ve müttefik olmaları, müşterek dostları­mız: memnun, gene müşterek ■düşmanla­rımızı çatlatacak bir siyasî zaferdir.

Par­tisi ve hükümeti üzerinde manevî tesiri büyüktür, bu tesiri kullanabilir. Cum­hurbaşkanının şu veya bu meselede işe karışması lüzumunu ileri sürenler her halde, onun bu mânevi nüfuzunu kul­lanmasını istiyorlar. ıFakat böyle bir dilek ortaya atarken Cumhurbaşkanı­nın, şahsan, hükümetle lıem fikir olma­dığını kabul etmek gerekir ki, her şey­den önce böyle bir düşünceye haiı ver­direcek her hangi bir 'bilgi edinmiş ol­mak lâzımdır. Böyle bir bilgi yoktur. Bundan başka, partisi ve hükümeti üze­rinde büyük nüfuza sahip bir Devlet Başkanının, Anayasa kendisine bir hak ve salâhiyet tanımasa dahi ehemmiyet­li memleket meselelerinde görüşlerini ve düşünüşlerini hükümete daima bil­dirdiğini kabui etmek doğru olur. Bu bakımdan da, bir meselede, 'Cumhurbaş­kanı hükümetle aynı fikirde, olmasa -da­hi, onun açıkça bir müdahaleye ve ay­rılığa teşvik edilebileceğini ummak en yanlış bir düşüncedir. Böyle bir düşünce ancak tam tarafsız, yani hükümet par­tisine liderlik etmemiş bir Cumhurbaş­kanlığı telâkkisinde yer bulabilir. O za­man da Anayasa böyle bir müdahaleye engeldir.

Görülüyor ki meseleye neresinden bakıl­sa bir rejim ve "bir Anayasa dâvası kar­şısındayız. 3u Anayasa ile tek parti hâ­kimiyeti, kurulur, tek parti ekseriyeti­nin sonsuz kudret ve salâhiyet', ancak bir şef nüfuzu ile hudutianır, fakat ger­çek anlamında bir demokrasi kurula­maz. Bunun, her gün yeni bir delili ile karşılaşıyoruz.

«Parti - Devlet» sisteminin tas­fiyesi kin...

Yazan: Mümtaz Faik Fenik

17 Haziran 1952 iarilıli Zafer'den:

Halk Partisinin zimmetinde kalan mil­let paracının istirdadı için yapılan te­şebbüse karşı çıkarılan gürültüye bak­tıkça hakikaten hayretten hayrete düş­memek kabil değildir. Bu mesele etra­fında o.şekilde sözediyorlar ve öylesi-

ne konuşuyorlar ki, sanki bu para istir­dat edilirse, Demokrat Partinin cebine girecektir; sanki bununla yeni bir Parti suiistimali yapılacaktır. Hayır, işin içyüzü asla böyle değildir; milletin tek Parti menfaati için alınan para yine millete yani asıl sahibin© intikal ede­cektir; o kadar.

Hâdiseyi objektif olarak tahlil edersek görürüz ki, bunda hukuk prensiplerine aykırı, Anayasa'ya aykırı hiç bir taraf yoktur. Bilâkis, bir hakkın yerine geti­rilmesi, vatandaşların Devlet hizmeti için vermiş oldukları vergilerin bir züm­renin menfaatine sömürülmesine devam edilmemesi bahis mevzuudur.

Diyor ki: «Tek Parti devrinde Devlete Hükümet ve [Parti (karışmıştı. Devleti Partiden, Partiyi Hükümetten ayırdet-meğe imkân yoktu. Parti Devletin bir başka şekli, Devlet Partinin bir başka tezahürü idi. Bu paraları şimdi bizden nasıl istersiniz?.

Bu sözleri kabul etmekle dahi, zimmet­lerine geçirdikleri paralar: geri almak hususunda bir hukuki müeyyideye sahip olmamızmümkündür;izah edelim:

Evet, herkes gayet iyi hatırlar ki, o za-,man Devlet parasiyle Parti parası ara­sında hiç bir îark gözetilmiş değildi. Ama sonradan demokratik teiâkkilerin-inkişafiyîe memlekette Demokrat Parti kuruldu. Başka partiler meydana geldi. Ve nihayet bazı vatandaşlar -da bu par­tiler dışında bağımsız kaldılar. Demek ki bu inkılâpla beraber devletin Parti telâkki edildiği zamandaki zihniyet ta-maimiyie değişmiştir. Bugün artık 'Dev­letle Partiyi mezeetmeğe imkân yoktur. O halde vatandaşlarını tek Partinin Devlet telâkki edildiği zamanda iktisap ettiği paralar üzerinde, Devletin iktisap

ettiği pare'ar üzerinde olduğu • kadar haklar: vardır

Bu takdirde bu paraların '.hakikî sahip­lerine rüca etmes: kadar 'tabii bir şey olamaz. O halde Hs'k 'Partisinin mal­larını, paralarını Partiler arasında tak­sim m: edelim? Hayır, böyle bir fikir asla müdatfaa edemeyiş. Aoıs o zaman­ki paralar mademki Devlete aittir Dev­leteintikaletmesi lâzımdır.Çünkü bu

paralar, bir partinin zararına diğer bir partiyi korumak için değil, «Parti - Dev­let» denilen bir teşekküle verilmiş bu­lunmaktadır. Bugünkü demokratik te­lâkkiler otlu icap ettirir ki, partiler ara-smda malî hiç bir rüçhan hakkı mevcut olmasın. ;Hepsi ancak bütçelerini kendi imkânlariyletanzimedebilsinler.

Halk Partisinin hesaplarını tetkik edenMaliye müfettişi tesbit etmiştir ki, bu Partinin hayatı müdöetince meselâ An­kara'da istanbul'da üye aidatı olarak bir tek kuruş tahsil edilmiş değildir. Ni­tekim Partinin Genel Başkam înönü dâhil olmak üzere kimse, bu Partiye metelik vermemişlerdir. Halbuki, baş­ka 'Partilerde üyeler, ufak da olsa, Par­tilerine bir aidat ödemektedirler. O hal­de bugün bir Parti Devlet parssiyle propagandasına devam ederken ve hat­tâ müntesiplerine, memurlarına hâlâ bu paradan sarfederken, nasıl olur da bîr başkaı 'Parti, geç teşekkül etti diye, yal­nız üyelerinin aidatlariyie geçinsin, ve mücadelesini hâlâ bir «Devlet Parti:» vasfının mirasiyle yaşıyan Halk Par­tisiyle .müsavi imkânlar dâhilinde yap­sın?.. iBu hangi adalet prensipine uyar? Demek ki hem bir hakkın yerine gel­mesi hem de C. H. P. nin de diğer Par­tiler seviyes'ni burması, için evvelce iktisap edip uhdesinde kalan paraları millete yani hazineye iğdesi zaruridir. Ta ki bu paraların bir Parti menfaatine değil, toeLki milletçe kalkınma hedefle­rine harcanması mümkün olsun.

Hâdiseyi daha iyi izah için "bir başka misaldahaalalım:

— Eğer bugün Demokrat Partiyi ku­ran insanlar 1945 te Halk Partisinin başında olsalardı: ve bugün Demokrat Partiye hâkim olan demokratik telâk­kileri,-o zaman G. H. ,P. içinde tesis edip kalsalardı vaziyet yine aynı idi. Ve yine bugün Halk Part:sinin. başın­da bulunanlar, o zaman tek Parti zih­niyetini idame ettirdikleri ve büyük inkılâba ayak uyduramadıkları için C. H. P. den çıkarıl salardı, veyahut ken­di kend'lerine c:kip d? bir başka P£,rti kursalardı, yine ortada değişecek hiç bir şey yoktu. Görülüyor ki, dâvanın esası şahıslarda değil zihniyettedir. 'Me-

seleyi hangi bakımdan tetkik edersek edelim ve karşımızda hangi parti ve hangi şahıs bulunursa bulunsun, «Par­ti - Devlet» sisteminin tasfiyesi gerek­tir. Ve bunun için en başta gelen şart da bu «Parti - Devlet» sistemi tabiyesi içinde heder olan Devlet parasını Par­tidenayırmaktır.

Ara seçimi ve C. H. P....

Yazan:Hizmet

20 Haziran 1952 larîhli Hiznıetten ;

Halk Partisi muhalefetinin tam bir şaşkınlık içinde olduğunu görmekteyiz. Eİr aydan, gayri meşru surette mille­tin kesesinden elde ettiği büyük serve­tin tekrar millete iadesi keyfiyeti kar­şısında, bir mağdur ta.vrı takınıp yay­garayı " basarken, diğer taraftan ara se­çimlerinin yapılmaması kararını istis­mara kalkışmaktadırlar. Bütün hukukî ve malî taraflar bir yana, yedi münhal milletvekilliği için yapılacak bir ara se­çiminin Halk Partisine ne gibi bir ka­zanç sağlıyacağmı öğrenmek isteriz. Farzedelim ki hepsini kendileri kazandı. Mecliste kuvvetleri mi artacaktır? Ya­hut iktidar partisi ile aralarında az' bir fark var da,, kazanacakları bu yedi mil­letvekilliği ile ekseriyeti temin edip ik­tidarı ele mî geçireceklerdir.

Geçen yıl yapılan sra seç imlerinden ev­vel, topyekûn bütün milleti ne yaptığını bilmez bir topluluk haline koyan bir is­nat tutturmuşlardı. Diyorlardı ki:

«— Halk, Demokrat Partiye rey ver­mekle hata, etmiş ve daha ertesi gün bu hatasını anlıyarak pişman olmuştur. He-te bîr ara seçimi yapılsın, iktidar, va­tandaşların kalbi ve reyi ;le Halk Par­tisinden olduğunuanlıyacaktır.»

Onlar, iktidarı kaybetmelerinin acısı -içinde, umumî seçimleri şuursuz bîr he­yecanın neticesi olarak göstermek isti­yorlardı. Pak?t ara seçimlerinde de bir kısmı sözde müstak'I gazetelerin «De­mokrat Partiye rey vermeyin» demeleri­ne, kendilerine, kendilerinin «'Eğer de­mokrasinin memlekette yerleşmesini İstiyorsanız Halk Partisine rey vermek suretiyle muhalefeti kuvvetlendirin..» di­ye yalvarmalarına rağmen hezimete uğ­radılar ve ne yapsalar halkın kalbinde yer edemeyeceklerini gördüler.

Bu sefer, ara seçimleri yapılırsa kaza­nacaklarım söylemeğe cesaret edemi­yorlar. Bunun, bir utanma hissinden ya­hut hakikati anlamış olmaktan ileri gel­diğini sanmıyoruz. Onlar şimdi yeni bir taktiğin peşindedirler. «Anayasa hük­münü yerine getirmek için ara seçimini yapmak lâzımdır.» diyorlar. Halbuki, evvelki gün Büyük Millet Meclisinde ce­reyan eden .müzakereler de gösterdi ki, ara seçimini yapıp yapmamak tama­men Meclisin takdirine bağlıdır.

Seçim Kanununa göre, Meclis aksine ka­rar vermezse ara seçiminin her sene 16 eylülde yapılması gerekmektedir. Görü­lüyor ki Meclis ara seçiminin yapılma­masına karar vermekle, tamamen ken­disinin takdir hakkını kullanmıştır. Sa­yın Fa;k Ahmet Barutçu, .Halk Partisi Meclis Grupu adma yaptığı konuşmada,seçim kanunundaki bu hükmün Anayasa aykırı olduğunu söylüyor. Halbuki, se­çim kanunu kendi partilerinin ekseri­yette olduğu bir zamanda çıkmış ve kendileri «Ânyasaya uygundur!» diye altına imzalarını koymuşlardı. Yine Faik Ahmet Barutçu seçim kanunundaki «Meclis aks'ne karar vermedikçe ara se­çimi 18 eylülde yapılır» kaydını tevil ederek bu aksi kararın, ancak 16 eylül­den evvel ara seçiminin yapılması şek­linde tecelli edebileceğini ileri sürüyor. Halbuki, kanun bahis mevzuu tarihten evvel veya sonra diye bir hükmü ihtiva etmiyor.

Ara seçiminin yapılıp yapılmaması me­selesi müzakere edilirken seçimin yapıl­mamasını isteyenlerden Zonguldak mil­letvekili Muammed Alakant, geçen yıl yine ara seçimi mevzuunun görüşülmesi sırasında foir HalkPartili milletvekili

olan Zihni Betilin, ara seçiminin yapı­lıp yapılmaması takdirinin tamamen Meclise ait olduğunu söylediğini kayıtla Barutçunun düştüğü tezadı belirtmiştir. Kanunun 'bu hükmü dışında dahi, ara seçimi yapılmasını icap ettirecek her­hangi bir sebep mevcut değildir. Bir ke-

re yedi milletvekilliğinin münhal olma-siyle temsil müessesesi, kafiyen aksa­ma maktadır. Çünkü, Anayasa bir mil­letvekilinin sadece seçim bölgesinin ve seçim bölgesindeki seçmenlerin değil, bü­tün milletin milletvekili olduğunu bil­dirmektedir. Kaldı ki yedi milletvekiH-nin noksanlığı ne Meclis çalışmalarını aksatır ve ne de iktidar veya muhalefet grupunun kuvvetine tesir eder.

Ara seçiminin her sene yapılmasında ka­nunî bir mecburiyet olmamasına karşı­lık bazı hissi mahzurlar da vardır. Her sene seçim yapıla yapıla ha.lk, sandık başına gitmekten ve seç'.m günlerinin si­nirli havasından bıkmağa başlar. Bu su­retle başgösteren kayıtsızlık, her dört se senede bir yapılan umumî seçimlere de tesir eder.

Görülüyor ki Halk 'Partisi, bütün dâva­ları daimî surette .menfi tarafından ele almakta müspet murakabe ve tenkid va­zifesini yapacağı yerde dedikodu ve tah­riklerle vakit geçirmektedir. Onların is-tedikleri, körleşen heyecanlarını seçim kampanyasiyle harekete getirmek, yeni isnat ve iftira imkânları bulmaktır. Amiyane tabiriyle, muhalefetin topye-kûn gayesi «Dostlar alış verişte gör­sün!» tekerlemesi işinde ifade bulmak­tadır. Halbukiı hiç olmazsa Halk Parti­sinin ihmallerinin eseri olan aksaklıkla­rı düzeltmek ve ondan sonra ileri ham­leler yapabilmek için zamanımızı iyi kul­lanmağa mecburuz.

Araseçimleri meselesi...

Yasan: Asım üs

23 Haziran 1952 tarihli Vakrt'tanr

Büyük Millet Meclisinin bu sene ara se­çimlerini yapmamağa karar vermesi münakaşaları mucip oldu. Anayasa açı­lan milletvekillikleri için yeni seçim yapılmasını emrediyor. Fakat bunun için bir müddet konmamış olması mecliste ekseriyet ile araı seçimlerinin tehir edil­mesine sebep gösterilmiş ve bu suretle seçimlerin tehirinde bir tak:m iktisadî ve içtimaî faydalar bulunduğu ileriye sü­rülmüştür. Geçen sene aynı mevzu Mecliste müzakere edildiği zaman yine aynı ekseriyet meclis grupunda ara seçimle­rin tehirine değil, sene içinde yapılma­sına karar vermişti. Anayasanın tefsir: Meclise ait 'bir hak olduğuna göre ara seçimlere dair olan anayasanın hükmü bir sene ara ile birbirine zıd işi şekilde tefsir edilmiş gibi bir vaziyet meydana gelmiştir.

Bununla beraber ara seçimler meselesi anayasamız daha demokratik - bir hale konulması için umumî olarak ta-dile muhtaç olduğuna göre ayrıca tetkik edil meğe değer bir mevzu teşkil eder. Ana­yasada ara seçimler hakkında hüküm tek parti devrinde iki dereceli seçim usulü varken konmuştur ve tek parti rejimi devam ettiği devirlerde milletve­kili seçimlerinde sayıları mahdut olan ikinci seçmenler oy verdikleri için bun­ların sandık başına getirilmelerimle ve oyların tasnifinde ve kontrolünde hiç bir zorluk çekilmemiştir.

Halbuki tek parti devrinden çok partili demokrasi rej.'min-e girdikten ve iki de­receli secim usulü yerine tek dereceli seçim sistemi konduktan sonra vaziyet değişmiştir. Bu gün. artık ara seçimler­de sandık başına -davet edilen vatandaş­ların sayısı her seçim bölgesinde birkaç yüz, yahut birkaç bin kişiden ibaret de­ğildir. Nüfusu kalabalık seçim bölgele­rinde yüz binlerce seçmeni sandık başla­rına toplamak için birçok memurların aylarca çalışması, bu kadar seçmenlerin isimleri ilân olunması, defterlerdekl nok­sanların tamamlanması lâzım gelmekte­dir.

İngiltere g'bi ekseriyet sistemi ile se-Çim yapılan memleketlerde seçim bölge­leri birermilletvekiliçıkacak şekilde

parçalanmış olduğundan oralarda ara seçimlerin yapılması nisbeten daha ko­laydır. Bizde ise yirmi yedi, yirmi sekiz milletvekili çıkan koca İstanbul bir tek seçim bölgesi sayıldığından ara' seçim­lerde bir tek milletvekili seçmek için yüz binlerce seçmenin sandık basma ge­tirilmesi icabediyor. Bu sebeple ara se­çimler meselesinde bu zorluğun önüne geçmek için anayasanın tadilinde bir tedbir düşünmek zarurîdir. Bu bakımdan hatıra srelen tedbir ikiden biridir:Ya

ara seçimleri yapmak için Mecliste açı­lan milletvekilleri sayısının Meclis ek­seriyeti üzerine tesir yapacak bir mik­tara çıkmasını şart koymalıdır, yahut seçim bölgelerini İngiltere'de olduğu gi­bi küçültmeîidir.

inonu

Yasan: Sedat Sim&vi

23 Haziran 1952 tarihli Hürriyet'-ten:

Bir insanın hayatta İken heykelini dik­menin ne kadar hatalı olduğunu vukuat bize gösteriyor. Bir zamanlar itinayla ve birer birer dikilen* İnönü'nün heykel­leri şimdi yine birer birer yıkılyor.

Vakıa bir heykeli diken neslin yıkması doğru değildir. Çünkü onu o dikmiştir. Onu yıkmak için, tarihin hükmünü bek­lemek lâzımdır.

Bu yıkma işinde bizim neslin olduğu ka­dar İnönü'nün de kabahati vardır. Mev­kii iktidarda iken dalkavuklarını dinle­memiş olsaydı, bunların dikilmesine mü­saade etmezdi.

Paşamızın o kadar kabahati vardır ki, bunları saya saya bitiremeyiz. Paralara, pullara resimlerini koydurtmak, hatırı sayılır hatalardandır.

Paşanın kendine kapalı bir manej yap­tırttığı, hususî bir k'myahane kurduğu ve viyolense! dersi aldığı" artık tekaüt eskisi Cafer Tayyar Paşanın bile diline düştü.

Bunları düşündükçe memlekete bu ka­dar hizmet etmiş, bize Lozan'ı kazan­dırmış, memleketi son harp felâketinden korumuş bir insanın bu kadar eften püf-ten hatalara düşmüş olması beni üzüyor. Yine düşünüyorum ve diyorum ki: Bir insanı düşüren ve kaldıran etrafındaki adamlarıdır. İnönü'nün bu hale gelmesi­nin yegâne müsebbibi onun yakın bildi­ği insanlardır.

Günümüzün adamları bu akıbetten ders almalıdırlar. Ve İnönü'ye hücum eder­ken, yarın aynı sözlerin İîk fırsatta ken­dilerine de tevcih edilebileceğini unut­mamalıdırlar.

Bu istikrazla Dünya Bankasının, Türki-yenin iktisadî gelişmesi için verdiği pa­ranın yekûnu 50 milyon 600.000 doları bulmaktadır. 'Son borç 25 sene vadeli­dir ve 43/4 yüzde faiz ve komisyona tâ­bidir.

Türkiye bu borcu 1957 nisanından itiba­ren itfaya başlayacaktır.

21 Haziran 1952

—Cenevre:

Milletlerarası iş konf eder ansında konu­şan Türk hükümeti temsilcisi Azak, bu­gün noktai nazarım belirtmiştir. Azak, kötü iktisadî şeraitin ilerlemele­ri durdurduğunu ve buhranlar tevlit et­tiğini unutmamak lâzımgeldiğini teba­rüz ettirmiştir.

Azak, bu münasebetle, hükümetinin son sene zarfında .gerçekleştirdiği sosyal dâ­vaları izah etmiştir.

Bilindiği gibi, tam bir ziraat mem­leketi olan Türkiye, her şeyden evvel zirai reformu nazarı itibara almakta­dır.

Hatip müteakiben hükümetinin demok­ratik anlayış ve siyasetini kolaylaştı­ran Türkiye'deki sendika faaliyet ve tekamülünden bahsetmiştir.

Sözlerini bitiren Azak, bir çok saha­larda Türkiye'ye sağladığı teknik mü­zaheretten dolayı milletlerarası iş bü­rosuna hararetle teşekkür etmiştir.

27 Haziran 1952

—Atina:

Dün Pire'ye «üludağ» vapuru ile ge­len 730 Türk Turisti Pire Belediye Baş-

kanı ve meclisi, turizm servisi şefi, Yunan - .Türk Birliği temsilcileri, Tür­kiye Büyükelçiliği mensupları ve bir­çok resmî şahsiyetleri tarafından kar­şılanmıştır.

Türk turistleri Atina'da iki gün kala­caklardır.

Türk ve Yunan milletleri arasındaki dostluk bağlarının gelişmesi çerçeve­si içinde yapılan ziyaretlerden birinci­sini teşkil eden bu seyahat şimdiye ka­dar Türk turistlerinden müteşekkil en en kalabalık bir grup tarafından yapıl­mış bulunmaktadır.

28 Haziran1952

—Atina:

Türkiye Deniz Kuvvetleri Harekât Baş­kanı Albay Refet Arnon ve Deniz Bin­başısı Mithat Üler Ege denizinde yapı­lacak ' müşterek deniz manevraları programını hazırlamak ve bu maksat­la Yunan deniz kurmay hey'etiyle te­mas etmek üzere buraya gelmişler ve Yunan Deniz Kuvvetleri Kurmay Baş­kanı Amiral Konstas ile yardımcısı de­niz Albayı Sarris'İ ziyaret etmişler­dir.

Ağustos ayı içinde yapılacak deniz ma­nevralarına iki memleket harp filola­rına mensup onar muhrip ve ikişer de­nizaltı gemisi iştirak edecek ve ma­nevralar Türk - Yunan deniz subayla­rından mürekkep muhtelif komuta hey'eti tarafından idare olunacaktır.

—Atina:

Atina'yı ziyaret eden kalabalık Türk Turist kafilesi bu akşam Uludağ ge­misiyle hareket etmiştir. Seyyahlar bu­gün Atina Belediye Reisi ve Belediye Meclisi Başkam tarafından kabul edil­mişlerdir.

Kanaatimce Başkan Truman, Güvenlik Konseyini hususi olarak toplamalı, Sta-lin ve diğer devlet başkanları da bu toplantıya çağırmalıdir.

1947 de Türkiye ve Yunanistana yardım sağlanması, iMarshal Plânmın teşkilât­landırılması hususunda ve Kuzey Atlan­tik Paktı teşkilâtının kurulmasında Birleşmiş . Milletlere danışmadığından dolayı Birleşik Amerika Hükümetini kabahatli bulurum.»

18Haziran H952

—İskenderiye:

Birleşmiş Milletler Genel >Sekreteri Trygvie Lie'ye gönderdiği bir mektupta Mısır Hükümeti Tunus meselesini gö­rüşmek üzere Birleşmiş Milletler Gene! Asamblesinin toplanması teklifine mu­vafakat ettiğini bildirmiştir.

'Dışişleri Bakanlığı 'bu hususu resmen teyid etmiş ve Arap ve Asya blokuna dâhil .memleketlerin giriştiği bu teşeb­büsü sonuna kadar destekleyeceğini ilâve etmiştir.

■— New-York .(Birleşmiş Milletler):

Güvenlik 'Konseyi Greenwich saatiyle 19.10da toplanmıştır.

19Haziran 1952

—New-York (Birleşmiş Milletler):

Güvenlik Konseyinin dünkü toplantısı saat 19.30 da sona ermiştir. Gelecek ■toplantı yarın sabah yapılacaktır.

21 Haziran 1952

—Newyork:

Birleşmiş Milletler nezdindeki Amerikan temsilcisi dün Güvenlik Konseyinde mikrop silâhlarının önemi hakkında ce­reyan eden müzakerelerde, Korede Bir­leşik Amerikanın mikrop harbine giriş­tiği yolunda komünist ithamlarını tet­kik için Milletlerarası Kızılhaç teşkilâ-

tından ve Milletlerarası alım ve uzman­lardan müteşekkil bir heyetin Koreye ■gönderilmesini Güvenlik Konseyinde ta-leb etmişti1.

—New-York:

Birleşmiş Milletlerdeki Asyalı ve Arab memleketler murahhas heyetleri, Bir­leşmiş Milletler Genel Sekreterine gön­derdikleri mektupta, Tunus meselesinin, tetkik için Genel Kurulun hususi bir toplantıya davet edilmesini taleb etmek­te ve Tunus meselesinin incelenmesinde kayıp edilecek bir anın Milletlerarası sulh ve emniyeti tehlikeye düşüreceğini tasrih etmektedirler.

Arap ve Asyalı [Murahhas heyetleri, ge­nel kuruldan, her iki tarafa, araların­daki anlaşmazlığı Birleşmiş Milletler prensip ve gayesine uygun olarak hal­letmeleri için yardımda bulunmasını istemektedirler.

Bahis mevzuu mektubu imzalayan Mu­rahhas heyetleri Fransanm, Tunusun hakikî temsilcileriyle hiç müzakereye .girişmeden Tunusa kabul ettirmek iste­diği İslahat plânının çok tehlikeli bir duruma yarattığına ayrıca işaret etmek­tedirler.

—:New-York:

Birleşmiş Milletler nezdindeki Asyalı ve Arap memleketler murahhas heyet­leri, Birleşmiş Milletler Genel [Sekrete­rine Tunus meselesinin tetkiki için Ge­nel Kurulun hususi toplantıya davet edilmesini talep eden mektuplariyle be­raber dokuz sahifelik bir muhtırayı da sunmuşlardır.

Bu muhtırada, 1881 yılından bugüne ka­dar Tunustaki Fransız mevcudiyeti hakkında Arab ve Asyalı murahhas he­yetlerinin görüşlerim ihtiva etmektedir. Adı geçen murahhas heyetleri, 1881 Bordo ve 1883 Damarsa Andlaşmalarını Tunusun ZOTİa imzalamış olduğunu be­lirtmekte ve bilâhare Fransa'nın en ve­rimli toprakları Fransızlara vermek için çalıştığını ve Tunustaıki gelir kay­naklarının Fransızların eline geçmesini sağlayan1' malî ve iktisadi bir siyaset takip etmiş olduğunu tasrih eylemekte­dirler.

3Haziran 1952

—Seul:

General Mc Clark, Birleşmiş Milletler kuvvetleri başkomutanlığım eline al­dıktan sonra ilk defa bugün cephe ko­mutanlarımziyaretetmiştir.

General, 8 inci ordu komutanı General Van Fleet ile birlikte cephede komuta mevkilerinde bugün devriye çarpışma­ları ve dağınık topçu ateşine inhisar eden muharebeler hakkında malûmat almıştır.

Komünist piyadeleri, dün geç vakit ve bu sabah erken saatlerde Batı Cephesi­nin 8 kilometrelik kesimi boyunca ku­rulmuş olan Birleşmiş Milletler ileri mevzilerine müteaddid hamlelerde bu­lunmuşlardır.

Doğu cephesinde Sataeri ovasının ku­zeyindeki müttefik mevzilerine de 1000 den fazla düşman mermisi düşmüştür. Bildirildiğine göre, Birleşmiş Milletler kuvvetleri Mayıs ayında 1051 komünist öldürmüş veya yaralamışlardır. Hava kuvvetleri komutanlığı da geçen ayda­ki düşman kaybını 1238 olarak göster­mektedir.

4Haziran 1952

—Panmunjom:

Mütareke konferansmdaki komünist heyeti başkanı general Namü, bu sa­bahki toplantıda Birleşmiş Milletler he­yeti başkam General Harrison'a Koje adasındaki komünist esirlerine ya­pılan kötü muamelelere karşı yazılı bir protesto tevdi etmiştir.

General Namil, bu protesto notasına ve daha önce yapılmış bulunan sözlü pro­testolara cevapverilmesini istemiştir.

General, komünist kıtalarının komünist esirlerinin katliamına daha fazla mü­samaha gösteremeyeceklerini beyan et­miş, fakat bu tehdidin manâsını açık­lamamıştır.

Bu sabahki toplantıda hiçbir netice el­de edilememiş ve komünistlerin ısrarı karşısında Birleşmiş Milletler heyeti yarın tekrar bir oturum akdetmeği ka­bul etmiştir.

5 Haziran 195

—- Panmunjom:

Mütareke konferansının bugünkü top­lantısında Çinli ve Kuzey Koreli tem­silciler, müttefiklerce esir edildiklerini iddia ettikleri 1014 komünistin akıbe-betleri hakkında Birleşmiş Milletler de­legelerinin kendilerine rapor vermele­rini istemişlerdir.

Bu talep müttefik baş delegesi General Harrison'a tevdi edilen mektupta mev­cut bulunmaktadır.

Birleşmiş Milletler sözcüsü General Nuckols bu müracaatı Çinli ve Kuzey Korelilerin Birleşmiş ' Milletlerce dün kendilerine yapılan ve komünistlerce esir edildikleri sanılan 986 asker hak­kındaki malûmat taleplerine cevap na­zariyle bakılması gerektiğini söylemiş­tir.

Çinli ve Kuzey Koreliler bilhassa Bir­leşmiş Milletler Temsilcileri tarafından 18 aralık tarihinde tanzim edilen ilk liste ile Kuzey Korelilere verilen yeni liste arasında

014 kişilik bu farkm hangi sebepten ileri geldiği hususunda ısrarla durmaktadırlar. Birleşmiş Milletler temsilcileri, Çinli ve Kuzey Koreli Delegelere bu fark sebe­binin bazı harb esirlerinin yakalandık­ları sırada yanlış hüviyet vermiş olma­larındanilerigeldiğinibelirtmişlerdir.

Mc. Arthur'e göre Kore harbi­ni kazanmanın başka çaresi yoktur. İn­giltere ile dayanışma bakımından Tru-raan birinci görüşü kabul etmiştir.

Yeni karp,r arifesinde: Askerî hareketler tekrar başlıyacak olursa, Truman'm ve hattâ İngiltere'­nin harbi Çin topraklarına götürmiye razı olacakları sanılmaktadır. Bir yıl öncekinden farkiı olarak Birleşmiş Mil­letler bugün komünist taarruzunu an­cak böyîe bir tedbirle karşılıyabilirler. Yani harbi Çin topraklarına götürmek­te bugün zaruret vardır. Geçen yıl öyle bir zaruret yoktu.

Bu sebepiedir ki Churehül, on gün ka­dar önce Kore'de vaziyetin ağır olduğu­nu söylemiştir. Ondan sonra da vaziyeti mahallinde tetkik etmsk üzere Müdafaa Bakanı Lord Aleksandr'ı Uzak Doğu'ya yollamıştır. Birleşmiş Milletler tarafın­dan verilecek bu karar, şüphesiz ağır bir karar olacaktır. Çünkü Birleşmiş Milletler harbin aianmı genişletirlerse, Çin de harbin alanını genişleterek me­selâ askerî hareketleri, Hong-Kong ve Hindicini'ye götürülebilecektir. Sonra Çin-Rus ittifakı da Rusya'yı harekete getirebilir. Birleşmiş Milletler bu kararı verirken, şüphesiz bu tehlikeli ihtimal­leri gözönünde bulunduracaktır.

Kore'de sulh müzakereleri...

Yaza/ti: Sedat Si?nwvi

28 Haziran 1952 tarihli Hürriyet'ten

Bir seneden beri Kore'de cereyan eden sulh müzakereleri bir neticeye bağla­namadı. Mütarekenin bugün, yarm im­zalanacağını beklerken komisyon dağıl­dı ve iki taraf netice yerine hava aldı.

Amerikalılarla çok çetin şartlar ileri sürdüklerini ve uyuşmamazlık ettikleri­ni Avrupa matbuatı yazıp duruyor. Aca­ba bütün kabahat Amerikalılarda mı? Yoksa Kore'li murahhaslarda mı?

İşin içyüzünü bilemiyoruz. Mütareke komisyonunu Amerikalılar yalnız baş­larına idare ediyorlar ve toplantılara müttefiklerinialmıyorlar.

Ben düşünüyor ve diyorum ki, Ameri­kalılardan sonra Kore'de en çok zayiat veren millet, Türk milletidir. Orada as­kerlerimiz su gibi kanlarını akıtıyorlar ve kuru bir şeref uğruna dünya millet­lerini temsil ediyorlar. Zannediyorum ki, bizim de bu mütareke komisyonun­da söyleyecek iki çift lâfımız olabilir. Niçin bizlerden iki temsilci olsun ko­misyonda bulundurmuyor ve reyimizi izhar etmiyoruz ?

Bu en iptidaî bir kaidedir: Her yerde söz döğüşenindir. Şayet Amerikalılar bu işe paralarıyla katılmişlarsa biz de kanımızla katılmış bulunuyoruz. Amerikan efkârı umumiyesi karşısında hükümet nasıl hesap vermeğe mecbursa biz de döktüğümüz kanların hesabını almağa mecburuz.

Soruyorum, acaba Türk hariciyesi bi­zim de Kore'de mütareke komisyonun­da murahhas bulundurmamızı hiç dü­şündü mü?

Düşünmediyse acaba bundan sonra ol­sun düşünmeğe niyetli mi?

Kore'de bombalama hâdisesL.

Yazan: Ahmet Şükrü Esmer

29 HaziranÎ952 tarihli UlusMan

Kore'de harb başlıyah iki yılı geçiyor. Mütareke görüşmeleri başlıyalı da bir yıl oluyor. Fakat ne savaştan bir neti­ce elde edilmiş, ne de mütareke görüş­meleri müsbet bir sonunca g-ötürülebil-miştir. Bu arada her iki taraf da bir yıldan beri imza edilmemiş bir mütare­keye bağlı kalmışlar, cephede mühim bir değişiklik olmamıştır.

Mütareke görüşmeleri başlıyalı cephe­de mühim bir değişiklik olmamış İse de cephe gerisinde komünistlerin kuvvet­leri iki misli artmıştır. Birleşmiş Millet­ler Kuvvetleri Komutanı Gl. Mark Clark, 10 haziranda verdiği beyanatta komünist askerî kuvvetlerinin de bin uçaktan iKi bin uçağa çıktığını bildir­miştir. Gl. Clark'a göre bir yıl Önce ko­münistlerin ellerinde tank yok iken şimdi dört yüz tankları vardır. Bundan başka geçmiş bir yıl içinde hayli mal­zeme de toplamışlardır.

29 Haziran 1952

— Berlin:

Schoeneberg'de Batı Berlin, belediye da­iresinde tertip edilen basın konferansın­da demeçte bulunan Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Acheson, Sovyetlerin son notasına verilecek cevap hakkında Londra'da Eden ve Schuman ile tam bir anlaşmaya varıldığını bildirmiştir.

Dean Acheson, Batı Berlin Dışişleri Ba­kanlığı Müsteşarı Hallstein ve Berlin makamlariyle bu cevab mevzuunda gö­rüşmelerde bulunmuştur.

Acheson, baş vurulan tehditlere karşı hürriyetlerini müdafaa eden Berlin hal­kına Amerika'nın duyduğu sevgiyi be­lirtmiş ve demiştir ki:

«Hürriyetlerinden mahrum kalan Al­manları unutmadık. Maruz bulundukları tehdidlere karşı kalplerinde hürriyet ve hakikat şuleleri yaşatan Sovyet bölge­sindeki Almanların sulh ve şeref içinde Birleşmiş bir Almanya'da yeniden hür dünyaya katılacakları günü hasretle bekliyoruz.

Buna değin, cesaret ve sebatları Alman-yanın birliğini ve hürriyetini yeniden tesise yardım etmektedir.»

Dean Acheson, mesele yalnız Birleşik Amerika'ya kalmış olsa idi Alman bir-liginin çoktandır vücut bulmuş olacağı­nı belirtmiş ve demiştir ki:

«Bu hususta yeniden tecrübede buluna­cağız. Sovyet Rusyaya göndereceğimiz notanın gayesi de budur.

Mücadeleye devam edeceğiz. Günün bi­rinde, Sovyet Rusya'nın bizimle uyuşa­cağını ümid ediyoruz.»

Acheson, nota münderecatı hakkında Berlin'de Batı Almanya Dışişleri Ba­kanlığı Müsteşarı Profesör Hallstein ve Belediye Başkanı Profesör Srnest Re-uter ile görüşmelerde bulunduğunu ifşa etmiş fakat notanın hangi tarihte Sov­yetlere tevdi edileceğini ve Almanya'da serbest seçimleri hazırlamak için teşki-

li teklif edilenkomisyonlarda kimlerin bulunacağını açıklamaktan kaçınmıştır. Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı, kar­şılıklı Bonn anlaşmalarının tasdikinden, evvel, Birleşik Amerika'nın dörtlü bir-konferansaiştirak edip etmeyeceğini bildiremiyeceğinisöylemiştir.

Acheson, bundan sonra, karşılıklı Bonn anlaşmalarının tatilden evvel Amerikan âyamnca tasdik edileceğini bildirmiş ve ayanda buna dair görüşmelerin ya­rınki pazar günü başlayacağını da ha­ber vermiştir.

Sovyetlerin Berlin'e karşı bilvasıta bir taarruzda bulundukları takdirde Birle­şik Amerika'nın hareket hattının ne olacağını soran gazetecilere cevap ve­ren Dean Acheson, yeni abloka tesis edildiği takdirde, Birleşik Amerika'nın şehirde haklarını korumak için her şeyi yapacağını söylemiştir.

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı, doğu bölgesi polislerinin batı topraklarına akın yapmalarına karşı Batı Almanya ile Sovyet bölgesi arasındaki hattı fası­la Amerikan kuvvetleri göndermek hu­susunda Avrupa'daki Amerikan kuvvet­leri başkomutanı General Thomas Handy'nin profesör Walter Hallstein ile anlaştığı hakkındaki haberleri ya­lanlamıştır.

Diğer bir gazetecinin sualini cevaplan­dıran Acheson, Batı Almanya'da 50.000 Amerikan çocuk ve kadının bulunma­sının, Amerika'nın Sovyetlerin bir taar­ruzundan korkmadığma bir delil teşkil ettiğini, bununla beraber bu hususta müsait deliller de bulunduğunu belirt­miştir.

Amerikan Dışişleri Bakam, General Matthews tarafından şerefine verilen, kabul resminde Sovyet kontrol komisyo­nu siyasî müşaviri Büyükelçi Semionov ile görüştüğünü, Sovyet diplomatının mutadı üzere çok dostane hareket etti­ğini söylemiştir.

Acheson, Almanya'da Amerikan Yük­sek Komiseri Mac Cloy'nun değiştiril­mesinin fevkalâde güç bir mesele orta­ya çıkardığını söylemiştir.

Mahdut miktarda Alman devlet adamından başka üç büyük dev­letin murahhas heyetlerinden yirmişer kişi çağırılmıştı. Bonn'da toplanan ga­zetecilerin adedi üç yüz olduğu için bunlardan yalnız mahdut bir kısmı içe­ri alınmış, geri kalanlar için salonun camlı tarafı hizasında ve İçerisini sey­retmeğe müsait bir tarzda bir amfitear vücuda getirilmişti. Türk basınının tek temsilcisi sifatiyle ben içeriye girmek imkânını buldum. Hür dünya ailesine mensup olmamaları dolayısiyle Tass ajansının mensuplarına amfiteatrde yer verilmişti. Cam arkasından merasimi takip ettiler.

Dünya tarihindeki en mühim anlaşma­lardan birinin İmzasına sahne olan kü­çük salonu size tarif edeyim: Ortada geniş bir masa, bunun bir tarafında 12 kırmızı koîtuk var, diğer tarafı boş... Kapı tarafından yukarıya doğru, sıra-siyle ingilizler, Fransızlar, Amerikalı­lar ve Almanlar oturuyorlar. Masanın üzerine dört murahhas heyetinin yerîe-rini gösteren levhalar dizilmiş. Her Ha­riciye Nazırı, sağına ve soluna heyeti­nin en mühim iki kişisini almış. Fran­sız Hariciye Nazırının solunda malî mü­şavir sıfatiyle bir aralık bizde bulunan ve şimdi Fransada mühim bir mevki iş­gal eden M. Alfan oturuyor. Arkasında amfiteatrın bulunduğu cam­lı tarafın önüne fotoğrafçılar ve sine­macılar yaylım ateşe hazır bir halde di-iş. Onların bulunduğu yerlerle bü-■ masanın arasına tek bir masa ve tek bir koltuk konulmuş buraya birer birer muahedeyi imza edecek Hariciye Nazırları oturacak.

Kapının karşısında sahne gibi yüksek bir yer var. Burası Alman devlet adam­larına ayrılmış, önüne de pembe ortan­calar yerleştirilmiş. Bunlar salona fe-rahlı, huzurlu bir manzara veriyor. He­yetlerin oturduğu masanın arkasına üç devlete mensup murahhas heyetin aza-siyle eşleri duvar boyunca yerleştiril­miş. Kapının iki tarafındakordonlarla

ayrılan iki yer; talihli gazetecilere tah­sis edilmiş. Bunlar, ayakta merasimi ta-

kip ediyorlar. Ben erkence geldiğim için en önde ve ortada bir yer aldım ve her-şeyi yakından gördüm.

Tam dakikasında:

Acaba anlaşma imza edilecek mi, vak­tinde yetişecekmi?» diye tereddütte bu­lunanlar, saat tam onda kafi bir tek­zibe uğradılar. Saat, onu çalarken, pro­tokol memurunun sesi yükseldi: — Hariciye Nazırları baylar... Nazırlar yerini alınca, Alman Başveki­li kalktı. Ajanslar tarafından elbette haber verilmiş olan nutkunu söyledi. Bu nutuk İngilizce ve Fransızca tercü­me edildi. Bundan sonra üç devlet na­mına M. Schuman konuştu. Sözleri yal­nız almancaya çevrildi. Her iki nutuk, tatlı, samimî bir hava yaratmıştı. Bu arada gene protokol memuru, murahhasları imzaya davet etti. îlk önce Mr. Eden, imza yerine ge­tirildi. Kalemini cebinden çıkardı, kol­tuğa doğru yürürken hazırladı. Koltu­ğa yerleşip üçer lisandan dörder nüsha­yı imza ederken, sinemacılar ve fotoğ-raçılar yaylım ateşi açtılar. Bundan sonra sırasiyle M. Schuman, Mr. Ache-son ve Dr. Adenauer hakkında aynı merasim yapıldı. Bunların üçü de ken­di ceplerinden çıkardıkları kalemlerle imza attılar ve kalemlerini ceplerine koydular. Hâtıra meraklılarına tarihî kalemleri yağma fırsatı çıkmadı. Ciltler teşkil eden zeyilleri imza için masa basma gidilmedi. Bunlar Hariciye jnemurlari tarafından büyük masanın etrafında eiden ele dolaştırıldı ve böy­lece üç çeyrek içinde imza merasimi tamamlandı.

Basın konferansı:

On bire çeyrek kala bütün salon boşal­dı, sahne tertibatı değişti. Murahhaslar için salonun dibinde gene on iki kişilik bir masa hazırlandı. Gazetecilerde birer iskemle yakahyarak bunun karşısına dizildiler. Bu arada murahhaslara mah­sus on iki kırmızı koltuk yağmaya uğ­ramıştı. Bunları birer birer aramak, ga­zetecilerin elinden almak ve masanın bir tarafına dizmek icabetti.

4 Haziran 1952

— Londra:

Mareşal Montgomery dün akşam rad­yo ile yayınlanan demecinde şunları söylemiştir:

«Kuzey Atlantik Paktı Kuvvetlen Baş­komutanı General Matthew Ridgway'-in muavini olarak hizmet etmek iste­mediğimi her kim düşünecek olursa mu-hakak ki yanlış düşünüyor demektir.

General Ridgway en büyük dostlarım­dan biridir. Ehemmiyetli olan nokta uğrunda çalışılan davadır ve bu konu­da kıdem eskilik ve yenilik gibi mese­leler bahis mevzuu olamaz. Eskiliği ve kıdemi dolayısiyle müşkülât çıkaracakherhangi bir kimsenin teşkilâtımız arasında yeriyoktur.»

Mareşal Montgomery milletlerarası du­rumdan bahsederek Doğudan gelen bir tehdit ve tehlike vukuunda buna kar­şı koymak ve tehlike karşısında kalan memleketler silâhlarına sarılıncaya ka­dar bunu önlemek vazifesinin Kuzey At­lantik Paktı kuvvetleri başkomutanlığı . emrinde bulunan daimî birliklere düşe­ceğini beyan etmiştir.

Aym radyo programı sırasında Kuzey Atlantik Paktı teşkilâtı Kuvvetleri Kur­may Başkam General Gruenther de be­yanatta bulunmuş ve bu teşkilâtın ta­mamen tedafüi bir mahiyeti haiz oldu­ğunu söyliyerek sözlerine şöyle son ver­miştir:

«Bu genel karargâh içinde diyebilirim ki hücum teşebbüsünü bizim kuvvetle­rimizin alması düşüncesine dair tek bir satır dahi yazılmamıştır.»

6Haziran 1952

—■ Paris:

Kuzey Atlantik Pakti teşkilâtından bil­dirildiğine göre, Amiral Sir John Edel-sten Eylül 1952 de Manş Denizi Mütte­fik Yüksek Komutanlığını Amiral Sir Jonh Power'den devralacaktır. Amiral Sir John Edelsten 61 yaşında­dır ve 1947 de İngiltere Deniz Kurmay-Başkan yardımcılığına tayin edilmiştir. Amiral, 1950 de büyük Britanya Akde­niz Deniz Kuvvetleri Başkomutanlığına tayin edilmiş olup bu vazifeyi geçen mayıs aymm 15. ine kadar ifa etmiştir.

7Haziran 1952

—Roma:

Atlantik Paktı Kuvvetleri Başkomuta­nı General Ridgway'in İtalya'yı ziyaret-tini protesto için komünistler tarafın­dan tertip edilecek bütün nümayişlere hükümetin mâni olacağı dün akşam komünistlere bildirilmiştir.

Bilindiği gibi General Ridgway gelecek haftalar içinde İtalya'yı ve Atlantik Paktına üye diğer devletleri ziyaret edecektir.

—Paris:

Kuzey Atlantik Paktı kuvvetleri genel karargâhı çevrelerinden öğrenildiğine göre, Atlantik Paktı Kuvvetleri Başko­mutanı General Ridgway haziran ayı­nın ikinci yarısında Atlantik Paktına üye devletleri ziyaret edecektir.

Î0 Haziran 1952

—Atina:

Yunanistan'daki Amerikan askerî he­yeti ile Atlantik Paktı teşkilâtına men-submemleketlerin askerîvaziyetleri

hakkında tedkiklerde bulunmak üzere Yunanistan'a gelen Birleşik Amerika Kurmay Başkan Yardımcısı General John Hull, bu sabah uçakla Ankara'ya hareket etmiştir.

General John Hull, Yunan ordusunun şimdiki durumu ve ihtiyaçları hakkın­da Yunan Kurmay Başkanı General Grigoropuio ile uzun görüşmede bulun­muştur.

— Ne w York:

Atlantik Paktı Savunma Kuvvetlerinin Güney Bölgesi Komutanı Amiral Robert Caraey bugün verdiği beyanatta, hür Avrupa memleketlerine yapılacak Ame­rikan yardımının, bu memleketlerden her birinin durumlarına ve savunma is-tihsalâtma göre ayarlanacağını söyle­miştir. Amiral Carney bu mülakatında, Atlantik Paktının iki yeni üyesi olan Türkiye ve Yunanistan kuvvetlerinin talim ve terbiyelerinden ve yüksek ma­neviyatlarından da sitayişle bahsetmiş­tir.

20 Haziran 1952

— Paris:

Kuzey Atlantik Paktı Kuvvetleri Baş­komutanı General Matthews Ridgway dün gece İtalya'dan buraya dönmüş­tür.

Gazetecilere verdiği beyanatta General Ridgway İtalyan kuvvetlerini çok iyi bulduğunu ve ziyaretinden son derece memnun kaldığını belirtmiştir.

General, pazartesi günü Almanya'ya ha­reket edecek ve bu bölgedeki Amerikan, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini teftiş edecektir.

27 Haziran 1952

— Paris:

General Ridgway bu sabah Avrupa'da-ki Atlantik Kuvvetleri Karargâhında Merkezi Avrupa Müttefik Hava Kuv­vetleri Başkomutanı Hava^Generali La-uris Norstad'm başkanlığı altında top­lanan kurmay heyeti konferansına işti­rak etmiştir.

Mareşal Montgomery ve Hava Mareşali Saunders'de bu konferansta hazır bu-lunmuşlardrı.

Birlikte müdafaa yahut sonra­dan kurtuluş...

Yasan: Necmeddin Sadak

30 Haziran 11952 tarihli Akşam'-daıı

Geçen hafta Millî Savunma bütçesini kabul eden Fransız Meclisinde General Koenig, General Billotte gibi tanınmış asker milletvekilleri Atlantik Paktının tatbikî şeklini ortaya atmışlar, bazı ehemmiyetli noktaları aydınlatmasını hükümetten istemişlerdir. Bunlar de­mişlerdir ki:

«Bir harb çıkarsa Fransanm ve Batı Avrupa'nın talihi, birkaç günden fazla sürmiyecek şiddetli, sür'atli birkaç ha­reketin neticesine bağlı kalacaktır... ilk çarpışmaların korkunç şerefi, şu esna­da Batı Almanya'da bulunan Fransız ve diğer bazı müttefik kuvvetlerine dü­şecektir. Eğer bu kuvvetler birkaç gün içinde parçalanır ve yok olurlarsa, kur­tuluş çok sonra gelecektir. Fakat bu, hangi harabeler üzerinde, sağ kalacak kimler için, ne cins kurtuluş olacak­tır?... Demek oluyor ki hepimiz ve her­kes için, kazanılması gereken esaslı muharebe, düşmanı Avrupa'da durdu­racak muharebedir. Halbuki Avrupa'­nın yalnız Avrupalı devletler tarafın­dan müdafaa edilebileceği telâkkisi tehlikeli bir hayaldir... Amerika ve İn­giltere'nin,bugünAvrupa'damevcut

on iki tümenlerinden başka,düşmanı durduracak takviyekuvvetleri getire­cekleri hakkında Fransa teminat almış ir? Yoksa Avrupa ordusunun Avru-

payı müdafaa edebileceği hayali mi bes­leniyor ? »

Fransız Savunma Bakanı bu endişelere hak vermiş ve bu yolda Amerika nez-

dinde gayretler sarf edildiğini anlatmış­tır.

Bu endişe yalnız Fransa'da değil bütün Batı Avrupa devletlerinde vardır. Bu devletler, başta Fransa olarak, yeni bir harbde tekrar düşman İşgaline uğrayıp Amerika tarafından sonradan kurta­rılmak istemiyorlar ve Amerika ile în-gilterenin, harbin ilk gününden Batı Avrupa'yı esaslı şekilde savunmaya ko­yulmalarını istiyorlar. Fransa, kurula­cak olan ve Almanya'nın da katılacağı Avrupa ordusu gerçekleşince Amerika kuvvetlerinin Avrupa'yı bırakıp gitme­sinden korkuyor. Amerika'da böyle bir cereyan yok değildir. Amerika, Alnıan-yanın Avrupa ordusuna katılmasını, bir gün kendi kuvvetlerini Avrupa'dan geri çekebilmek için istiyor. Diğer taraftan, Başkan namzedi Taft gibi politikacılar, Avrupanm müdafaa edilemiyeceğini ileri sürüyorlar ve Avrupa'ya boşuna para ve kuvvet serpmektense bizzat Amerika'mn kuvvetlenmesini, düşmanı havadan ezerek Avrupayı kurtarması fikrini besliyorlar.

Bu endişeler Batı Avrupa efkârında yer bulursa Türkiye, Yunanistan gibi, Batı Avrupa'dan uzak ve tecavüz ihti­mallerine yakın memleketlerde daha çok olmak gerektir.

Bilindiği gibi Atlantik Paktı, bunu im­zalayan devletlere, tecavüze uğrayana askerî yardımda bulunmak mecburiye­ti yüklemez. Atlantik Paktına bağlı devletlerden biri tecavüze uğrarsa, di­ğerleri ona isterlerse yardım ederler, istemezlerse etmezler. Diledikleri ve o esnada işlerine ve siyasetlerine elver­diği kadar yardım ederler, az ederler, çok ederler, derhal yardıma koşarlar, çok geç yardıma gelirler. Fakat Atlan­tik Paktının, askerî yardımı mecbur kıl­mamış olmasına karşılık Batı Avrupa'­nın fiüî bir üstünlüğü vardır: Alman­ya'nın katılacağı müşterek bir Avrupa ordusu kurulmak üzeredir. Bundan baş­ka ve bilhassa, Amerikan ve İngiliz orduları Almanya'da bekliyorlar. Herhan­gi bir tecavüz karşısında Amerika ve İngiltere, İsteseler istemeseler, ilk gün­den bilfiil harbe tutuşmuş olacaklardır. Türkiye ve Yunanistan için bu durum yoktur. Tecavüze uğrarlarsa, Atlantik Paktı devletleri ayrı ayrı düşünecekler isterlerse harbe girecekler, Meclislerin­den karar alacaklardır.

Batı Avrupa ile aramızdaki bu fiilî du­rum farkını değiştirmek, yahut Atlan­tik Paktını diğer bildiğimiz ittifak and-laşmaları gibi «otomatik» hale getir­mek elimizde değildir. Atlantik Paktı neyse odur ve bugün, milletlerarası mevcut, Amerika'nın yanaşabildiği en kıymetli teminat vesikasıdır. Yapılacak tek şey, Bat: Devletleri gibi, bizim de Atlantik Paktı'mn askerî tatbikatı üze­rinde ehemmiyetle durrnamızdir. Fran­sız Meclisinde ve diğerlerinde olduğu gibi bizim Millet Meclisinde, Atlantik Paktı tasdik edilirken bu noktalar üze­rinde durulması iyi olurdu. Muhalefe­tin, serinkanlılıkla bu siyasî ve askerî meselelerde efkârı aydınlatmaya hiz­met etmesi beklenirdi. Muhalefet bu fır­sattan, her nedense, istifade etmemiş­tir.

Atlantik Paktı çerçevesi içinde Akde­niz Komutanlığının hangi devlete veri­leceği, Türk ve Yunan kuvvetlerine ki­min kumanda edeceği, yahut Orta Do­ğu savunma teşkilâtının nasıl olacağı gibi meseleler İkinci deretede kalır. Ha­yatî mesele, Türkiye bir tecavüze uğra­dığı takdirde nereden, nasıl, ne derece­de ve ne zaman yardım göreceğinin şimdiden az çok bilinmesi ve bu işin te-

minat altına alınmasıdır. Harb, ne Ak-denizde, ne Orta Doğu'da tertibat ve teşkilât ile idare edilmez, insan ve si­lâh ister. Batı Avrupa devletleri, bun­ların şimdiden kendilerini müdafaa et­meye hazır olmalarını istiyorlar ve mu­vaffak oluyorlar. Biz bunu, yani Ame­rikan ve ingiliz kuvvetlerinin şimdiden gelip hudutlarımızda bekçilik etmeleri­ni İstemeyiz. Bizim isteyeceğimiz, bir tecavüz karşısında kendi vatanımızı kendimiz müdafaa ederken esaslı bir yardımın mümkün olduğu kadar sür'at-le gönderilmesi ve buna şimdiden emin olmamızdır.

îkinci ehemmiyetli nokta Türkiye'nin, umumî harb stratejisinde bir parça de­ğil, adım adım müdafaa edilecek bir vatan olduğu fikridir. Son zamanlarda, Trakyanm da müdafaa edilmesi gerek­tiği fikrinin Amerika ve İngiltere tara­fından kabul edildiği hakkında Fransız basınında haberler okuduk. Doğru ise, Hükümet ve Genelkurmayımız için esas­lı bir muvaffakiyettir.

Türkiye ve Orta Doğ^'ya yardım vazi­fesi İngiltere'ye verilmişti. Türkiyeye Yardım kuvvetlerinin Mısır ve Orta Doğu'daki ingiliz kuvvetleriyle Avust­ralya, Yeni Zelanda ve Cenubî Afrika Dominyonlarından gelecekleri bildiril­mişti. Eğer Amerika ile İngiltere ara­sındaki bu iş bölümü hâlâ yürürlükte ise, g-elecek hafta Londra'ya gidecek olan Başbakan ve Dışişleri Bakanı Tür­kiye'yi ilgilendiren bütün bu hayatî me­seleleri en verimli şekilde ingiliz dev-İet adamlariyle konuşmak fırsatını bu­lacaklardır.

7 Haziran 1952

— New York:

Karşılıklı Güvenlik Teşkilâtı Başkanı Averell Harriman dün muhtelif memle­ketlere mensup yüzden fazla gazeteciye verdiği beyanatta sulhu temin edecek en emin vasıtanın karşılıklı yardım ol­duğunu belirtmiştir.

Harriman, Batı dünyasının şimdi sarfet-

mekte olduğu gayrete daha bir veya iki sene devam etmesinin lüzumlu olduğu­na işaretle demiştir ki:

Halen demir perde dışında hissedilen tazyikler, bu bir veya iki sene sonun­da demir perde gerisinde hissedilecek­tir.

Harriman, Rus halkının komünist par­tisine hiçbir bağlılığı olmadığını da ay­rıca tasrih etmiştir.

Profesör Jacques Neukirsch'i dinleyicile­re takdim eden Millî Müze Müdürü Ro-ger Heim, Fransız hey'etine gösteril­miş olan yardımdan doiayı Türkiye Bü­yükelçisi ve Türkiye hükümetine saygı ve şükranlarını sunmuş ve şunları söy­lemiştir:

■silim adamları arasındaki bu işbirliği­nin, beşiği Akdeniz olan iki millet ve iki medeniyetimiz arasında mevcud karşılıklı dostluk ve itimad bağlarını kuvvetlendirmesini bütün kuvvetimle candan temenni ediyorum.»

— Paris:

Mevkuf bulunan komünist lideri Jac-ques Duclos, dün hükümete müracaatta bulunarak devletin iç emniyetini ihlâl­den sulandırılması hakkındaki delil­lerin kendisine bildirilmesini istemiştir. Fransız komünist lideri, içişleri Bakanı Charles Brune'ün, hapishaneye gelerek kendisiyle görüşmede bulunmasını iste­miştir.

Hükümet çevrelerince belirtildiğine gö­re 3 haftadan beri Fransız komünist merkezlerinde yapılan araştırmalar ne­ticesinde Komünist Partisi aleyhinde kâfi derecede deliller eîde edilmiş bu­lunmaktadır. Hem bu sosyal adaletin yalnız bir mem­lekette temin edilmesiyle iş biter mi? Komünizm umumi, cihanşümul bir teh­like olduğuna göre, sosyal adalet de Uzakdoğu'dan başlıyarak kuzeye ve gü­neye de şamil olmak üzere Uzakbatı'ya kadar geniş surette temin edilmelidir. Bu iş nihayete erdirilinceye kadar ne olacak? Bolşevikler başı boş bırakıla­cak mı?

Bu mülâhaza, pratik bakımdandır. Fi­kir sahasına gelince: Fikir ve basın hür­riyetinin hürriyet düşmanların: bile hi­maye ve kanadları altına aldığı kana­atini hürmetle karşılıyalım. Yalnız, bu geniş hürriyetseverler bir noktayı göz­den kaçırıyorlar: Bolşevikler yalnız hür­riyet düşmanı mıdırlar ? Bu hürriyet düşmanlığını yalnız fikir ve felsefe sa­hasında bırakmakla iktifa ediyorlar mı? Fikir hürriyetinde fikri başkalarına ka­bul ettirmek için propaganda faatiyeti de .dahil bulunduğuna da itiraz etmiye-rek şunoktanın cevabını istiyelim:

Komünistler vatandaşlığı, vatan fikrini kabul etmiyen insanlardır. Hangi devlet dahilinde olursa olsun, komünist olan bir insan Moskova'nın emri ve progra­mı dahilinde çalışan bir düşman, bir va­tan haini değil midir? Komünistliği ka­nun harici ilân etmek istemiyen hürri­yetseverler nasıl olurlar da ecnebi ajan­larının, düşman casuslarının ceza gör­melerine ses çıkarmıyorlar? Bir ecnebi­nin bir memlekette gazete çıkararak o memleketin iç politikasına karışmasına göz yumuyor muyuz ? Bir memlekete il­tica ederek onun hudutları içinde başka bir memleket aleyhine siyasî faaliyet­lerde bulunmağa cevaz veriyor muyuz ? Halbuki bu işler komünistlerin Mosko­va'ya karşı göstermeğe mecbur olduk­ları itaat ve bağlılık karşısında çok ha­fif kalan hareketlerdir. Komünizm bir fikir ve felsefe olmaktan çıkmış, Sovyet Rusya elinde bir istilâ ve husumet âleti haline girmiştir. Buna karşı ya her vasıta ile cidal edilir, ya. Moskova nüfuzu altına girilir. Yüksek komiserler arasında yapıldığı takdirde böyle bir müzakere kapısı açılmasına taraftar gözüken Amerika ise, İngiltere ve Fransa'nın tekliflerine şiddetle muarız bulunmaktadır. Orta aŞrkta, yapılacak daha çok şey vardır. Askıda kalan meseleler üzerin­de görüş mutabakatına varılması ' bir zamanmeselesidir.

Bu hafta başında, Eden'le Birleşik Amerika Dışişleri Bakan Yardımcısı Byroade arasında yapılan görüşmeler­de Amerika, İngiltere ile Mısır arasın­daki ihtilâfın sür'atle halline taraftar olduğunu açıkça izhar etmiştir.

18 Haziran 1952

— Londra:

Selâhiyetli bir kaynaktan bugün bildi­rildiğine göre, perşembe günü burada başlayacak olan İngiltere Orta Doğu Si­yasî Misyon başkanları toplantısında Orta Doğu memleketleri arasında daha büyük çapta bir irtibat tesisini teşvik -hususundaki Batı plânlarının müzakere­si konuşmaların esasını teşkil edecektir. Dışişleri Bakanı Eden'in daveti üzerine yapılan bu toplantı, nev'ine göre, 1949 senesindenberi ilk defa olarak ve Tür­kiye, Mısır, Irak, îran, İsrail, Suudî Arabistan, Ürdün, Lübnan, Suriye ve Libya'daki İngiîiz siyasî misyon baş­kanlarının iştirakiyle akdedilmektedir. Anthony Eden'in başkanlığında açıla­cak olan konferansa Orta Doğu duru­munun umumî surette gözden geçiril­mesi île başlanacaktır. Buna, 1936 and-laşması etrafında süregelmekte olan ihtilâfın ışığı altında İngiliz-Mısır mü­nasebetlerinin tetkiki de dahildir. Gün­demde yer alan diğer mühim maddeler şunlardır:

_ Devam etmekte olan Arap - İsrailgerginliği,

— Arap mültecileri meselesi,

— Orta-Doğu bölgesinde petrol istih­salinin geliştirilmesi,

— Melik Tallal'm sanip olduğu salâ­hiyetlerin niyabet heyetine geçici ola­rak intikalini takiben Ürdün'de meyda­na gelen durum,

— Orta-Doğu askerîkomutanlığının ihdası teklifi dahil, müdafaa meseleleri,

6 — Bn bölgede iktisadî ve sosyal ge­lişme tasarıları.

Toplantının beş gün süreceği tahmin edilmektedir. Ayrıca İngiltere kurmay başkanları ile müşterek bir celse yapıl­ması da mukarrerdir.

19 Haziran 1952

—Londra:

Dün Avam Kamarasında cereyan eden müzakerelerde Kore meselesi hakkın­da işçi mebusların sordukları sualleri cevaplandıran Başbakan Churchill,. Ko­re'deki Birleşmiş Milletler kumandanlı­ğı mesaisine İngiltere'nin daha faal su­rette iştirakine lüzum olmadığını be­lirtmiş ve Kore'deki mevcut vaziyetin müzakeresi için bu bölgede savaş bir­likleri bulunan milletler temsilcilerinin bir konferansa davet edilip edilmiyecek-leri yolundaki suale cevaben de Başba­kan şunları söylemiştir:

«Kore'de savaş birlikleri bulunan mil­letlerin temsilcileri arasında daimî gö­rüşmeler cereyan ettiğinden böyle bir konferansa lüzum yoktur»

Bilâhare söz alan Dışişleri"-Bakanı Ant­hony Eden, Kore'de mütareke anlaş­ması için başlıca engel teşkil eden esir­ler meselesine bir hal çaresi bulunaca­ğın: ümit ettiğini söylemiştir.

—■ Londra:

Bugün Dışişleri Bakanlığında, Dışişleri Bakanı Anthony Eden'in başkanlığında Orta-Doğu memleketleri nezdindeki İn­giliz temsilcilerinin iştirakiyle açılacak olan konferansın ilk toplantısı, 1949 se­nesinden beri cereyan eden hâdiselerin tetkikine hasredilecektir.

Müteakip günlerde tetkik edilecek me­seleler şunlardır:

Strateji meseleleri,

Arap memleketleri ve İsrail arasındaki

münasebetler,

Arap Birliği,

Muhtelif Arap memleketleri arasındaki

anlaşmazlıklar,

İktisadî ve sosyal meseleler,

Petrol meselesi,

Arap mültecileri meselesi.

Toplantılara,DışişleriBakanlığına mensup, isimleri aşağıda yazılı yüKsek şahsiyetler başkanlık yapacaklardır. Sir Wîlliam Strang,Sir Roger Makins ve Sir James Bowker.

22 Haziran 1952

—Londra:

Kraliçe Elizabeth'in taç giyme merasi­mi, beynelmilel televizyon pastalarının ilk defa birlikte çalışmalarını mümkün kılacak bir hadise olacaktır. İngiliz televizyon müdürü George Bar-nes, İngiliz, Alman ve Fransız televiz­yon postalarının taç giyme merasimini vermek niyetinde bulunduklarını bildir­miştir.

Almanya, önümüzdeki sonbaharda te­levizyon neşriyatına başlayacaktır. Bu münasebetle Avrupa'da bir televizyon şebekesi kurulması için ilk adım atıl­mış olacaktır.

—Londra:

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Dean Achesonun Başkan Truman'm hususî uçağı îndependance ile yarın Londra'ya geleceği burada teyid edilmektedir. Dean Acheson Çarşamba ve Perşembe günleri Dışişleri Bakanlığında Eden ile görüşecektir. Cuma günü Fransız Dış­işleri Bakam Schuman da görüşmelere katılacaktır. Batılılar tarafınadn son Sovyet notasına verilecek cevap o za­man üç bakan tarafından karar altına alınacaktır.

Times gazetesi, Türkiye ile Yunanistan arasındaki iş ve menfaat birliği ve Do­ğu Akdeniz'in müdafaası için kurulacak herhangi bir savunma sisteminde Tür­kiye'nin oynayacağı pek büyük rol hak­kında dikkate şayan bir başmakale neş-retmiştir.

Gazeteye göre: Şimal Atlantik Paktı teşkilâtının teşmil edildiği saha, bu teş­kilâtı tasarlayan ve tatbik sahasına çı­karanların ilk tasavvur ve niyetlerini çoktan aşmış bulunmaktadır. Lâkin teş­kilâtın yeni bir memlekete teşmili key­fiyeti her seferinde realist askerî sebep ve âmillere istinat etmiş, ve gerek teş­kilâtın kendi bünyesini, gerek ilgili bu­lunduğu milli menfaatleri daha girift ve daha çeşitli kılmıştır. Türkiye ile Yu­nanistan'ın geçen Ekim ayında Pakta kabulü, Nato sistemini Doğu istikame­tinde Anadolu içlerine kadar uzatmış ve Türk Yunan hükümetleri kendi si­yasetlerini bu pek mühim, değişikliğin delâlet ettiği manâya takdire şayan bir sür'atle intibak ettirmişlerdir. Majeste Yunan Kral ve Kraliçesinin ve Venizelos'un Türkiye'ye yaptıkları zi­yaret ile Başbakan Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü'nün Yu­nanistan'a yaptıkları ziyaretin ehem­miyetini belirten gazete, Türkiye ile Yu­nanistan arasındaki menfaat birliğinin son seneler zarfında her iki tarafça ar­tan bir vuzuhla anlaşıldığını, dış müna­sebetlerinde her iki hükümetin bir çok bakımlardan ahenkli bir şekUde hare­ket ettiklerini, Şimal Atlantik Paktına kabulleri bahsinde müttehit bir tavır takman bu iki memleketin bugün de ken­di silâhlı kuvvetlerinin Nato'ya bağl: Cenub Avrupa komutanlığına ne şekil­de dahil edileceği hakkında da hem fi­kir olduklarını, Türk ve Yunan kuvvet­lerinin bir İtalyan generalinin kuman­dasına verilmesini istememelerinin, İtal­ya ile geçmişteki münasebetlerinin mes­ut bir seyir takip etmemiş olmasından iieri geldiği kadar bu isteksizliğin Tür­kiye Üe Yunanistan'ın Nato'ya girmeyi istemelerine âmil olan esas sebepten - yani, Doğu Akdeniz'in savunması za-ruretindeki ingiliz menfaatinin Ameri­kan menfaati tarafından da desteklen­mesini sağlamak ve Amerikan teknik ye iktisadî yardımını, askerî silâh ve takviyelerini garanti etmek arzusundan da aynı ölçüde ileri geldiğini, Türkiye ile Yunanistan'ın kanaatince, Avrupa-daki Amerikan başkomutanı ile olan münasebetleri mümkün olduğu kadar direket bir şekil aldığı takdirde bunun kendi gaye ve maksatları için o derece faydalı olacağını beyan etlikten sonra şöyle devam etmektedir: «Türk ordusu, hatırı sayılır bir unsur­dur. Sayı bakımından kuvvetli olduğu kadar ateş kabiliyeti Amerikan teçhiza­tı ve tavsiyeleri sayesinde kat kat art­mıştır. Türk toprakları, Cenup Rusya'­dan Akdeniz'e uzanan kara ve deniz yollarının tam üzerindedir. 1950 den beri Türk hükümeti özlerini batıya çevir­miş olan, memleketlerim geliştirmek is­teyen ve dış siyasetlerini müttehid bir fikir ve kararla kollektif emniyet pren­sibine istinat ettiren, liberal görüşlü ze­vattan müteşekkildir. Bu prensibi des­teklemek içindir ki Kore'ye asker yol­lamışlardır. Bütün bu sebepler yüzün­den onların memleketi, Doğu Ak-denizi şimalden vuku bulabilecek bir taarruza karşı korumağı istihdaf edecek herhangi bir sistemde en az bir kilit mevkii işgaledebilir.

«Türkiye'yi böyle bir sisteme dahil et­mek ameliyesi yavaş yavaş gelişmiş ise, bunun sebeplerini kısmen Atlantik sisteminin hakikî hudutlarını kararlaş­tırmanın arz ettiği güçlüklerde," kısmen de teklif edilmiş bulunan Orta Doğu ko­mutanlığında herhangi bir terakki kay­dedilmesini geciktiren engellerde ara­mak icabeder.

«ilk mesele, halledilmiştir. İkinci mese­le, Mısır ile bir anlaşmaya varmak için sarfedilen İngiliz gayretlerinin neticesi­ne bağlıdır. İngiltere İle Türkiye ara­sındaki münasebetler samimîdir, Lâkin iki memleketin tam ölçüde bir savun­ma işbirliğine varabilmeleri için daha yapılacak çok iş vardır. Bay Menderes ile Bay Köprülünün bu yaz Londra'ya yapmaları beklenen ziyaret, hem iyi karşılanacak hem çok faydalı olacaktır.

24 Haziran Î952

— Londra:

İyi haber alan çevrelerden bu akşam öğrenildiğine göre, Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Dean Acheson ile İn­giltere Dışişleri Bakanı Anthony Eden bugünkü görüşmelerinde Berlin'in Batı kesimlerini muhtemel ve müstakbel bir Rus baskısından korumak hususunda anlaşmışlardır. Bakanlar aynı zaman­da ticaret veya ulaştırma sahalarında komünist makamlarının yeni bir müda­haleleri takdirinde alınacak tedbirleri de müzakere etmiş bulunmaktadırlar.

Dean Acheson, yarın kendisine tevcih edilecek Medenî Hukuk Fahrî Doktorlu­ğu payesini almak üzere bu akşam oto­mobille Oxford'a hareket etmiştir. Ac­heson Perşembe günüburaya dönecek

ve Fransız Dışişleri Bakanı Schuman'm iştirakiyle müzakerelere devam edile­cektir.

— Londra:

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı De­an Acheson ile İngiltere Dışişleri Baka­nı Anthony Eden Avrupa ve Ortadoğu meseleleri hakkında yapacakları beş. günlük diplomatik görüşmelere bugün başlamışlardır.

İlk toplantı bu sabah İngiliz Dışişleri Bakanlığında cereyan etmiş ve iki saat yirmi dakika sürmüştür. Bakanların her birine üç müşavir refakat etmiştir. Toplantıyı müteakip yayınlanan bir sa­tırlık tebliğde şöyle denilmektedir: «Dışişleri Bakanları müşavirleriyle bir­likte toplanmışlar ve Avrupa ile Orta-Doğu durumunu gözden geçirmişlerdir. Sabah toplantısından sonra Dean Ac­heson başkanlığa giderek "VVinston Churchill ile birlikte öğle yemeğini ye­miştir.

23 Haziran 1952

-— Londra:

Avam kamarasının bugün öğleden son­raki toplantısı sinirli bir hava içinde-geçmiştir.

Toplantıda Kore'de Yalou hidroelektrik tesislerinin bombalanması meselesi ba­his mevzuu edilmiştir. Söz alan muha­lefet lideri Attlee şunları söylemiştir: Bu çapta hareketler birdenbire ve ha­zırlıksız olarak yapılamaz. Bundan do­layı Savunma Bakanı Lord Alexander'-in Kore'den ayrılmadan evvel bu hare­ketin kararlaştırılmış olması lâzım gel­mektedir. Kendisinin bundan malûmat-tar edilmemesi beni hayrete düşürdü.

Görünüşe göre, Lord Alexander'e Kore harbinin bidayetinden beri yapılan en büyük hava harekâtına dair malûmat verilmemiştir.

Lord Alexander'in bu bombardımanla­rın yapılmasının yerinde olduğunu söy­lediği kaydediyorum.» Attlee bu sırada bu gibi hava harekâtı­na girişmekte üstün bir sebep olmadığı mütalâasında bulunmuş ve gerek Avam Kamarasındagerekse Amerikan hükûmetince izah edilen siyasetin harbî Ko­re'de tahdit etmeye ve Çin'i harbe sü­rüklemeğe matuf bulunduğunu söyledik­ten sonra bu bombardımanların ne diye yapıldığını sormuştur.

27 Haziran 1952

— Londra:

Anthony Eden, Dean Acheson ve Ro-bert Schuman'dan müteşekkil İngiliz, Birleşik Amerika ve Fransız Dışişleri Bakanları konferansı bu sabah tam sa­at 9.30 da açılmıştır.

İngiliz Dışişleri Bakam Anthony Edene Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Sir Wil-liam Strang'i müsteşar yardımcıları Sir PiersonDixonveFrankRobert,

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Dean Acheson'a, fevkalâde Büyükelçi Philip Jessup, Dışişleri Bakanlığı Avrupa îşle-ri Müsteşar Yardımcısı George Perkins, Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcı­sı Frank Nash, Birleşik Amerika'nın Londra Büyükelçisi Waiter Gifford ve Birleşik Amerika'nın Paris Büyükelçisi James Dunn,

Fransız Dışilşeri Bakanı Robert Schu-man'a, Londra Büyükelçisi Rene Mas-sigli, Müşterek Devletler Bakanı Jean Letourneau, Dışişleri Bakanlığı Avrupa İşleri Müdürü Roger refakat edecekler­dir.

Yetkili îngiliz çevrelerinde ima edildi­ğine göre, îngiliz Devlet Bakam Selvynn Llyod'un konferans sırasında Bakan ve diplomatlara katılması muhtemeldir. Yine bu çevrelerce teyid edildiğine gö­re, konferansda sabah toplantısında Ko­re, Avrupa ve bilhassa Alman meselele­ri, öğleden sonraki toplantıda diğer me­selelerelealınacaktır.

—Londra:

Üçler konferansını müteakip bu akşam aşağıdaki tebliğ yayınlanmıştır:

«Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı De­an Acheson ve Fransa Dışişleri Bakam Robert Schuman bugün İngiltere Dışiş­leri Bakanlığında Anthony Eden ile gö­rüşmüşlerdir. Bakanlara öğleden sonra Fransamn ortak devletlerle münasebet­ler Bakam Jean Letourneau'da iltihak etmiştir.

Müzakereler Avrupa, Kore ve Güney Doğu Asya'ya müteallik muhtelif mev­zular üzerinde cereyan etmiştir. Bakan­lar Mayıs ayında Paris'te yaptıkları son toplantıdan beri bu bölgelerde cereyan etmiş oian hadiseleri gözden geçirmiş­lerdir. Bakanlar aynı zamanda gerek Kore ve gerekse Güney Doğu Asya me­selelerinde sıkı bir işbirliği lüzumunda mutabık olduklarım bir kere daha be­lirtmişler ve bunu tahakkuk ettirmenin çarelerini incelemişlerdir.

Bakanlar bundan başka mütehassıslar tarafından Washington'da hazırlanmış olan son Sovyet notasına verilecek ce­vabın metnini de incelemişlerdir. Bu ce­vabın esası üzerinde tam bir anlaşma­ya varılmıştır.

—Londra:

Mısır Başbakanı Hilâli paşanın istifası haberi buradaki resmî şahsiyetler tara­fından hayret ve endişe ile karşılanmış­tır.İngiliz - Mısır anlaşmazlığım halle ma­tuf müzakerelerin yeniden başlaması bu suretle gene daha uzak bir tarihe kalmıştır.

Mikrop harbi...

Yazan: A. Şükrü Esmer

28 Haziran 1952 tarihli Ulus'dau

Sovyetler Birliği gazeteleri bir müddet­ten beri yeni bir propaganda mevzuunu ele almışlardır: Birleşmiş Milletler Ko­mutanlığının Kore'de mikrop harbi yap­makta olduğunu iddia etmektedirler. Kore'de savaşan askerler, onlarca, Amerikan, askerleri ve Komutanlık da Amerikan Komutanlığından ibaret ol­duğundan mikrop harbinin mesuliyeti­ni Birleşik Amerika'ya yüklemekte ve dünya halk efkârını Amerika aleyhine kışkırtmıyaçalışmaktadırlar.

Dünya harbinde en zor durumlarda bi­le düşmanlarına karşı mikrop harbi yapmaktan çekinmiş olan Amerika'nın Kore'de buna baş vuracağına kimsenin inahmiyacağı şüphesizdir. Esasen bir harpte kullanılan silâhların gizli kal­ması da mümkün değildir. Amerika bu meseleyi tarafsız bir komisyonun ince­lemesini teklif etmiştir.

Birleşmiş Milletlerde:

Sovyet gazeteleri Amerika'ya karşı böy­le bir propaganda kampanyası açtıkla­rı bir sırada, Sovyetlerin Birleşmiş Mil-letlerdeki Delegesi Jakob Malik de Gü­venlik Konseyine bir teklif getirmiştir. Malik bu teklifinde bütün devletlerin 1925 yılında imzalanmış olan Cenevre protokolünü tasdik etmelerini ileri sür­mektedir.

Malik'in bu tekliften maksadı 27 yıl önce imzalanmış olan bu protokolü Amerika'ya tasdik ettirerek, mikrop ve gaz harbini yasak ettirmektir. Çünkü protokol bu çeşit harbi yasak etmekte­dir. Amerika ise bu protokola imza et­tiği halde tasdik etmemiştir. Amerika'­nın protokolü tasdikten çekinmesini, Rusya, mikrop harbine taraftarlık mâ­nasına almaktadır.

Halbuki, Amerika'nın Kore'de mikrop harbi yapmakta olduğu hakkındaki id­dia ne kadar yalan ise, mikrop harbine taraftar olduğu hakkmdaki iddia da o kadar yalandır. Amerika'nın mikrop ve gaz harbini yasak eden Cenevre proto­kolünü tasdik etmediği doğrudur.Fakat bunun Amerika tarafından neden tasdik edilmediği de biliniyor. Amerika­nın bu noktadaki görüşü uzun ve etraf­lı olarak çok defa izah edilmiştir. Hat­tâ bir ara 1947 yılında Truman proto­kolün tasdikini kongreden istediği hal­de sonra bu isteğini geri almıştır.

Neden tasdik edilmiyor f Birleşik Amerika mikrop ve gaz harbi­ne aleyhtardır. Fakat buna mâni olma­nın çaresini Cenevre protokolünün kâ­ğıt üzerindeki yasağında görmüyor. Bu çeşit harbin müessir şekilde yasak edil­mesine taraftardır. Amerika'ya göre Ce­nevre protokolünün yasağı müessir bir Çare değildir. Çünkü bir defa protokol mikrobun ve gazm yapımını değil, kul­lanılmasını yasak ediyor. Yani devletle­ri bu çeşit harp için hazırlamakta ser­best bırakıyor. Serbest kalınca da fır­sat çıktığı zaman yasağı dinlemiyorlar, îşte Amerika'nın endişesi budur.

Filhakika böyle kâğıt üzerinde yasak sistemin zaaflarından daima Faşist, Nazi ve Komünist gibi totaîiter ve mil­letlerarası hukuk ve ahlâk kaidelerine karşı kayıtsız olan rejimler faydalan­mıştır. Demokrat devletlerin her işleri açıkta ve demokrasinin icabı olarak murakabeye tabi olduğundan bunlar için milletlerarası yasaklara karşı hare­kette bulunmak mümkün değildir. Ame­rika'nın İmzaladığı ve Kongre'nin tas­dik ettiği her milletlerarası andlaşma ve sözleşme, memleketin kanunu mahi­yetini alır. Ve kimse onun hükümlerine aykırı hareket edemez. Totaliter mem­leketlerde böyle değildir. Bunun içindir ki Amerika atom bombasının yapımım da kâğıt üzerinde bir yasağa bağlamak­ta bırakamaz.

Atom, mikrop, gaz: Atom, mikrop, gaz, bunların hepsi de, Amerika'ya göre ayrı kategoriden si­lâhlardır. Ve hakikaten yasak edilebil­meleri için hakikaten müessir tedbirle­re başvurulmalıdır. Amerika'nın mües­sir tedbirden neyi kasdettiği atom me­selesinde izah edilmiştir. Ayni müessir tedbirin gaz ve mikrop harbi meselesin­de de alınmasında ısrar etmektedir. Bu, Amerika'nın mikrop ve gaz harbine ta­raftar olduğu demek değildir. Dünya harbinde mikrop harbi yapmaması da buna taraftar olmadığını göstermiştir. Bu çeşit korkunç silâhların kullanılma­sına mâni olan vaziyet hazırlıklı bulun­maktadır. Nitekim Amerika hazırlıklı bulunduğu içindir ki, misillemeden kor­kan Almanya da mikrop ve gaz harbi yapmamıştır. Eğer kâğıt üzerinde yasa­ğa inanarak Amerikahazırlıklı olma-

saydı, belki de Almanya bu korkunç si­lâhı kullanmakta tereddüt göstermiye-cekti.

Bir korkunç silâhın yapımı yasak edile­mezse, onun kullanılmasına mâni olma­nın tek çaresi, misilleme korkusudur, îşte Amerika mikrop ve gaz harbi meselelerinde böyle bir yol takip et­mektedir.

30 Stoktolm: 19 (A. A.) —

Sovyet Dışişleri Bakanı Vişinski tarafından İsveç'in Moskova Büyükelçisi Sohlman'a 17 Haziran günü tevdi edilen notada, Sovyet Hükümeti, 16 Hazi­ran sabah saat 6 da bir İsveç askerî uçağının Dago adasında Ristua burnunun bülgesinde sözde Sovyet toprakları üzerinde uçtuğuna dair protestoda bulu­nulmuş ve İsveç uçağının Sovyet uçaklarına ateş açtığı ve bunları mukabele­de bulunmaları üzerine açık deniz istikametinde açıldığı bildirilmiştir.» İsveç Hükümeti, bu notaya aşağıdaki cevabı vermektedir: «Baltık Denizinde Gotland Adası Kuzey Doğusu, Aland Adası Güneyi ve Da­go Adası Batısı arasındaki bölgede 16 Haziran günü takriben saat 4'de {İs­veç saatile 4 ve Moskova saatileö) deniz üzerindeki kazalarda kullanılan «Çatalına» tipinde iki İsveç uçağı dolaşmakta diriler. Bu uçaklarda hiçbir silâh yoktu. Bunlar 13 Haziran günü kayıp olan De. 3 uçağından muhtemel olarak kurtulabilenleri ve enkazı aramakta idiler.

Bu hususta inceden inceye yapılan tahkikat neticesinde anlaşıldığına göre bu uçaklar araştırmalarını beynelmilel sular üzerinde yapmaktalardı.

Bunlar hiçbir zaman Sovyet topraklarına 15 milden fazla yaklaşmamışlardır. (Mig -15) tipi Sovyet avcı uçakları tarafından taarruza uğrayan bu uçak­lardan biri, denize inmek zorunda kalmış ve az sonra batmıştır. Taarruza uğrayan uçakla irtibat halinde bulunan diğer uçak üssüne dön­müştür.

İsveç Hükümeti Sovyet notasında ileri sürülen ithamları kesin surette reddeder unutmamalıdır. Vakıa İsveç, Atlantik Paktına dahil değildir, fakat bu Pakt devletleri, müteaddit defalar, Avrupa müdafaasının kabili taksim olmadığını, herhangi bir millet haksız yere hücuma maruz kalırsa, Pakta dahil bulunmasa da, derhal yardımına koşulacağını açık­lamışlardı. Sonra isveç, Birleşmiş Mil­letlerde âzadır. Kore.de bu teşekkülün âzası olduğu için, yarımadada beşyüz bin hürriyet ve demokrasikahramanı onun istiklâlini muhafazaya çalışıyor­lar, İsveç'in demokrasi alemi için Kore-den ehemmiyetsiz olduğunu zannetmek bir çocukluk olur. îkinci Dünya Harbin­de Ruslarla iyi geçinmek için bitaraf kalan hattâ komşusu Finlandiyaya yar­dım edilmesine mâni olan İsveç, komü­nist dostluğunun manâsını şimdi anla­maktadır. Atlantik Paktine dahil dev­letler ise bunu çoktan öğrenmiş ve tam değerini de vermişlerdir.

Rıhtımı dolduran ve Atina - Pire yolu­nun iki tarafını işgal eden muazzam bir kalabalık dost ve komşu devlete yap­tıkları ziyaretten avdet eden Kral ve Kraliçeleriniçılgıncaalkışlamışlardır.

17 Haziran 1952

—Atina:

Dün Türkiye'ye yaptığı resmî ziyaret­ten avdet etmiş olan Majeste Kral Bi­rinci Paul, Yunanistan Başbakan Veki­li Venizelos'a ihtisaslarım bildirirken bunların asla unutulamıyacağım Cum­hurbaşkanından en küçük memura ka­dar çok candan bir hüsnü kabul ile karşılaşmış olduğunu, komşu memle­ket halkı ile doğrudan doğruya temasa geçmek ve onun içten gelen hislerini takdir eylemek fırsatını elde ettiğini, bu sayede de Yunan - Türk dostluğu­nun Türk milletine olduğu kadar Yu­nan milletine de mal edilmiş bulundu­ğunu, bu hadisenin yalnız iki memle­ket arasında kalmadığını ve milletler­arası bir ehemmiyet aldığını belirtmiş­tir.

—Atina:

Türkiye seyahatinden dönen Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Evangelos Averoff basma aşağıdaki demeçte bulunmuştur: Hükümdarlarımız hakkında Türkiye'de gösterilen çok iyi kabul üzerimizde de­rin izler bırakmıştır.

Kral ve Kraliçemize yapılan misafir­perverlik her bakımdan şahane ve mü­kemmel olmuştur.

Bizleri ve bilhassa Türk ve ecnebi dost­larımızı tesir altında bırakan hadise, halkın içten gelen tezahürleri olmuştur. Hükümdarlarımız, Ankara'da, ara is­tasyonlarda ve İstanbul'da büyük halk kütleleri tarafından emsalsiz surette karşılanmışlardır.

Hükümdarlarımız, her görüldükleri yer­de halkın derin sevgi tezahürieriyle karşılanmışlardır.'

Yunan ve Türk siyasi şahsiyetlerinin her iki memleket başkentlerine yaptık­ları seyahatlerdensonra hükümdarla-

rımızın Türkiyeyi ziyareti iki memle­ket münasebetlerinde yeni bir merhale teşkil etmektedir.

Türk milleti tarafından gösterilen çok sıcak yakınlık Türkiyeyi idare eden kıy­metli şahsiyetler ile yapılan görüşme­ler, bende hakikaten iki memleket ara­sında büyük çapta bir iş başarılacağı inancım tam olarak uyandırmıştır. Atatürk ve Elefteriyos Venizelos gibi büyük simalar tarafından verilen cesu-rane kararların, îıer iki memleket İçin cidden semereli olmağa başladığına ina­nıyorum.»

İS Haziran Î952

—- Atina:

Yunan gazeteleri, Türkiyeden avdet eden Yunan hükümdarlarının Pire'de karşılandıkları sırada yapılan emsalsiz tezahüratı uzun uza-dıya nakletmekte­dirler.

Dün sabahki gazetelerin, ilk sahifeleri hükümdarların İstanbul'da karşılanma­larını gösteren fotoğraflar ve tafsilât ile doludur. Bütün partilere mensup sabah ve ak­şam gazeteleri, hükümdarların seyahat-lerindeki ehemmiyeti ve elde edilen mu­vaffakiyeti Türk milletinin içten gelen sevgi tezahürlerini, bu ziyaretin Yunan Türk dostluğunun sağlamlaştırılması yolunda husule getirdiği derin tepkile­ri belirtmektedirler. Akropolle gazetesi şunları yazmakta­dır:

«Pire'de hükümdarlarımızın karşılan­maları, Türk - Yunan dostluğunun sa­mimiyeti hakkında Yunan milletinin duyduğu içten gelen memnunluğun par­lak bir ifadesi olmuştur. Hükümdarla­rımızın seyahati bunun en büyük bir delilini teşkil etmiştir. Türk milleti ve onu idare edenlerin gösterdikleri engin sürür ve derin se­vinç, iki millet arasındaki muhabbet ve itimadın bundan böyle sarsılmaz oldu­ğunu belirtmektedir. Vima gazetesi de şunları yazmaktadır: «Hükümdarlarımızın seyahatleri sıra­sında Türk milletinin gösterdiği sami­mî tezahürat, Yunanistan'a karşı olan hissiyatını sağlamlaştırdığı gibi, Yunaninin Türkiye'ye karşı olan hissi­yatını da kuvvetlendirmiştir.» Elefth^ria gazetesi, Yunan hükümdar­larının Türkiye'ye yaptıkları seyahati tam sırasında vukua gelen ve iki millet arasındaki samimiyet muvazenesini ye­niden canlandıran bir tarihî hadise ola­rak telâkki etmekte ve şunları yazmak­tadır:

tki millet arasında bundan böyle sar­sılmaz ve sağlam, dostluğun en bariz ni­şanesi, Türkiye'de bulundukları sırada, Yunan hükümdarlarına Türk hsikı ta­rafından gösterilen içtensevgidir.»

Provoszftiki Allagi, gazetesi de şunları yazmaktadır:

«Yunan Kral ve Kraliçesine karşı Türk milletinin gösterdiği içten kopan sevgi tezahüratı Yunan milletinin aynı sami­mî hislerinin tam makesidir.

Bu hadise Yunanistan ile Türkiye ara­sındaki münasebetlerin .samimî ve kalb-ten gelen anlaşmaya en büyük ümitler­le dolu yeni bir devir açmaktadır. «Ta Nea» gazetesi, Yunan milletinin hükümdarlarına karşı gösterilen itibar­dan dolayı ziyadesiyle mütahassis kal­dığın: belirtmektedir.» Bu gezete, Türk milletinin içten gelen tezahüratına işaret ettikten sonra Yunan milletinin bundan duyduğu bü­yük sevinçten bahsetmektedir.»

Athinaiki gazetesi de Türk - Yunan dostluğu dâvasının iki millet kalbinde bundan böyle büyük yer tuttuğunu, Yu­nan hükümdarlarının Ankara ve İstan­bul'da bulunuşlarının, millî bağımsızlık­ların ve demokrasi ideallerinin müda-faas: yolunda Atlantik Paktı geniş çer­çevesi içinde komşu iki milleti birleşti­ren dostluk rabıtalarını sarsılmaz bir şekilde ve daha fazla birbirine kenet­lediğini belirtmekte ve:

Bu ise Yunan halkının sevgisini nefsin­de toplamış olan hükümdarların mille­te karşı yeni bir vazifesi olmuştur.» de­mektedir.

—Atina:

İstanbul'da toplanan Yakın ve Orta Do­ğu Fransız siyasî temsilcileri konferan­sına başkanlık etmiş olan Fransa Dış­işleri Bakanlığı Müsteşarı Maurice Sehumann, yanında Fransa'nın Atina Büyükelçisi Jean Baden ve Fransız Dışişleri Bakanlığı yüksek şahsiyetleri bulunduğu halde, bugün saat 11.30 da Atina'da Hellinika hava alanına inmiş­tir. Maurice Sehumann Atina'da üç gün kalacak ve Başbakan Yardımcısı Veni-zelos ve siyasî şahsiyetlerle yarı resmî görüşmelerde bulunacaktır.

19Haziran 1952

—Atina:

Türkiye Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'm Yunan Kralına göndermiş olduğu ceva­bî mesaj hakkında dün basma demeç­te bulunan Başbakan Vekili Sofokles Venizelosşunları söylemiştir:

«Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Celâl Bayar'm majeste Kral Paul'a gönder­miş olduğu telgraf hükümdarlarımızın seyahatlerinin dost Türk milletinde ya­rattığı harikulade hissiyatın parlak bir delilidir.

İki millet münasebetleri üzerindeki si­yasî neticelerin istikbal için muazzam bir ehemmiyeti haiz bulunduğuna kani­im.

İki memleket arasında dostluğun ilerle­mesini gaciktirebilecek herhangi bir te­reddüt ve çekinmeye bundan böyle yer kalmamıştır. Yunan hükümeti, Türk -Yunan münasebetlerinin daha fazla takviyesi hakkında Türk Milletinin az­mini temsil eden Türkiye Cum­hurbaşkanına şükranlarını sunar­ken Yunan milletinin mütekabilen aynı birlik ve beraberlik hislerini taşıdığı hakkında teminatlarını sunmakla şeref duyar.»

20Haziran 1952

—Atina:

Yunan hükümeti, bütün memleketten ve Kıbrıs adasından, Kıbrıs meselesinin Birleşmiş Milletlerin gelecek toplantı­sına aksettirilmesini ısrarla talep eden telgraflar almaktadır. Başpiskopos Makarios, hükümetten müsbet bir cevap temin etmek gayesiy­le siyasî şahsiyetler nezdindeki teşeb­büslerinedevanı etmektedir.

Muhalefet lideri Mareşal Papagos, Kıb­rıs meselesinin bütün milleti heyecan­landırmakta olduğunu söyliyerek de­miştir ki:

«Hükümet hattı hareketi hakkında ba­na malûmat verdikten sonra bu husus­taki görüşmelerimi bildireceğim.»

21 Haziran1952

— Atina:

Bakanlar Kurulu, dost Türkiye'yi zi­yaret ve bu suretle müttefikler arasın­daki münasebetlerin gelişmesine yar­dımda bulunan ve memlekete büyük hiz­met etmiş olan Majeste Yunan Hüküm­darlarına milletin şükran duygularını iblağa Başbakan Vekili Venizelos'u me­mur etmiştir.

Kral Birinci Paul, Türkiye'yi resmen ziyareti münasebetiyle Türkiye'nin Ati­na Büyükelçisi Ruşen Eşref Ünaydın'a Birinci George nişanının büyük haç rüt­besini ve Türkiye Maslahatgüzarına da Phenix nişanının Komandör rütbesini tevcih eylemiştir.

25 Haziran 1952

-— Atina:

Başbakan Vekili Venİzelos dün basma verdiği beyanatta, Türkiye ile Yunanis­tan arasında yakınlaşmayı sağlamak maksadiyle hükümetçe hazırlanan prog­ramın tatbiki yolunda Türk - Yunan muhtelit komisyonunun başardığı işle­rin ehemmiyeti üzerinde ısrarla dur­muş ve bu komisyonun, mesaisinin ilk safhasını bitirmiş olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'ın. Yunan Hükümdarları şerefine verdiği yemek­te Majeste Kralm, Türk - Yunan muh­telit komisyonu mesaisini övdüğünü ka-yıd ile şunları söylemiştir:

«Muhtelit komisyon mesaisinin, iki hü­kümet tarafından kendisinetevdi edi-

len asıl hedefe erişmek için tam bir an­layış ve takdir ile cereyan etmiş bulun­masından dolayı cidden bahtiyarlık du­yuyorum.

Komisyon kararlarında hakim olan zih­niyetin mütekabiliyet prensipinden mül­hem olmasından ve uhdesine tevdi edi­len vazifede ele aldığı işlerin başarıl­ması için muvazenenin tamamiyle mu­hafaza edilmiş bulunmasından dolayı da ayrıca derin bir memnunluk duyu­yorum.»

—Kahire.

Kabineyi kurmak üzere istişarelerine devam eden Hüseyin Sırrı Paşa, Kral Sarayı îşleri Bakanlığının kurulmasına karar vermiştir. Bu Bakanlığa Kerim Tabet Paşa getirilecektir.

-— İskenderiye:

Eski Başbakan Hilâli Paşa kabinesinde propaganda Bakanı olan Ferid dün ge­ce verdiği beyanatta, «Kabine'nin istifa etmesinin bir sebebi de, hükümetin dü­şürülmesi yolunda bir tertibi meydana çıkarmış olmasıdır» demiş ve şöyle de­vam etmiştir:

«Aralarında Veft Partisine taraftar bi­risinin de bulunduğu ileri gelen Mısır şahsiyetlerinden üçü, Hilâli Paşa kabi­nesini zor duruma sokacak bir'talepte bulunmak üzere, Birleşik Amerika Bü­yükelçisi Jefferson Caffery'ile temasa geçmişlerdir. Hilâli Paşa da bu gibi ter­tipler karşısında vazifesine devam ede-miyeceğini anlamıştır. Diğer taraftan Kahire'deki Amerikan Büyükelçiliği dün gece neşrettiği teb­liğde, Büyükelçiliğin, diğer memleketle­rin iç meselelerine sadık kaldığını bil­dirmiştir.

image006.gifMısırda değişen Başbakan...

Yasan: Ömer Sami Coşar

30 Haziran 1952 tarihli Cumhuri-yet'ten

Mısır üzerindeki İngiliz protektorasmm sona erdiği tarih olan 1922 den bu yana, Londra ile Kahire arasındaki diploma­tik çekişme, her zaman, Nil nehri kıyı­larında siyasî buhran yaratmış, Başba­kanların sık sık değiştirilmesine yol aç­mıştır. Dün gece, Hilâli Paşanın istifa­sına da gene bu çekişme sebebiyet ver­miştir.

Bu senenin ocak ayında, kaniı Kahire gösterileri sonunda Nahas Paşa azledil-diği zaman Başbakanlığa Ali Mahir Pa­şa getirilmişti. Bu hükümetin, hariçde İngiltere ile dahilde de suistimaller ve beşinci kolla mücadeleye girişmesi, bun­dan müsbet neticelerle sıyrılması bek­lenmişti. Fakat bir müddet sonra Ali Mahir Paşa istifa etmiş ve o zaman, kendisinin lâzım gelen cesaretle dahil­deki temizliğe el atmadığı söylenmişti. Bundan sonra Başbakanlığa getirilen Hilâli Paşa ise bu yolda sür'atle ilerle­miş, parlâmentoyu feshetmiş, Vefd Par­tisinin, suistimal yapmakla ve Kahire karışıklıklarına katılmış olmakla suç­landırılan Sraceddin Paşa gibi ileri ge­lenleri tevkif ettirmişti. Şimdi ise Hilâli Paşa da çekilmekte, yerini Müseyin Sır­rı Paşa'ya bırakmaktadır. Muhakkak ki, İngiltere ile görüşmelerin neticelendiril­memiş olması, bu son değişiklikte gene ana rolü oynamıştır.

Şimdi Hüseyin Sırrı Paşa ne yapacak­tır? Şimdiye kadar üç defa Başbakan olan bu zat umumiyetle «geçici hükü­metler» kurmuş olmakla tanınmıştır. 1940 senesinde, Kahire'de iktidarda bu­lunan Ali Mahir Paşa, ingilizlerin ısra­rına rağmen, Nazi Almanyasma, Faşist İtalya'sına ve Vichy Fransa'sına harb ilân etmek istemiyordu. Bu ısrarında da devam ettiğinden, ingiltere'nin de mü­dahalesiyle, Kral Faruk tarafından az-

lediliyor ve yerine Hüseyin Sırrı Paşa getiriliyordu. O tarihte Hüseyin Sırrı Paşa için «Ali Mahir Paşadan biraz da­ha az İngiliz aleyhtarı» denilirdi. Hüseyin Sırrı Paşa, 1940 tan 1942 ye ka-dar iktidarda kaldı. Fakat bu müddet zarfında Alman orduları Nil kıyılarına yaklaştıkları gibi, memleket dahilinde de Nazi beşinci kolu faaliyet sahasını ge- ' nişletmiş, sık sık karışıklıklar çıkarma­ğa başlamıştı. Sırrı Paşa hükümetinin, bu karışıklık devirde sağlam bir idare kuramadığı müşahede edilmişti. Niha­yet Sırrı Paşa İngiltere'nin «ricası» üzerine Vichy hükümetiyle münasebet­lerini kesti diye, Kral Faruk tarafından azledildi. O sırada Londra, Mısır'da da­hilî vaziyeti istikrarlı muhafaza edebi­lecek ve Rommel kuvvetleri Elâlemeyn-de iken Nil boyunca isyan çıkmasına fırsat vermiyecek birisinin başbakanlı­ğa getirilmesi için çalışıyorlardı. Bu şa­hıs, Kral Faruk ile arası iyi olmıyan Vefd lideri Nahas Paşa idi. İkinci Cihan Harbi bitip, Rommel teh­likesi kaybolunca Kral Faruk, Nahas Paşa'dan kurtulmuş, saraya taraftar hükümetlerle idare sistemine yeniden başlamıştı. Bu, 1949 a kadar devam et­ti ve o tarihte yeniden normal seçimle­re başvurmak lüzumu hissedildi. İşte o tarihte yeniden Hüseyin Sırrı Paşaya müracaat edildi, kendisinden «geçici bir hükümet» kurması talebedildi. Bir ara Vefd'in de işbirliği yaptığı bu hükümet sonraları yalnız müstakillerin iştirakiy­le seçimleri hazırladı ve hatırlarda oldu­ğu gibi bunlardan Vefd galib çıktı. Şimdi de Sırrı Faşa'nm sonbaharda ya­pılacak seçimleri hazırlamakla vazife-lendirildiğinden bahsediliyor. Bu tayin Vefdcilere doğru bir yakınlaşma oldu­ğunu mu gösteriyor? Yoksa, İngilizlere bu hissi vermek maksadiyle mi böyle bir değişiklik yapmak lüzumu hissedil­di ? Böylelikle, Londra'nın süratle bir anlaşmaya yanaşacağı mı hesaplandı? Bu suallerin cevabını, hâdiselerin inki­şafında aramak lâzım gelecektir.

5 Haziran 1952

— Washington:

Dışişleri Bakanı Dean Acheson, dün ter-tibettiği haftalık basın konferansında, gazetecilerden birinin Tunus meselesi­nin Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna götürülmesini talebeden takriri üzerinde müdahale icabettiği takdirde Birleşik Amerika'nın ne gibi bîr hareket hattı ittihaz edeceğini sormasına karşılık ola­rak bugünkü durum içerisinde farazi­yeler j'ürütmenin kanaatince makûl bir hareket olmayacağı cevabını vermiş ve Tunus meselesi güvenlik konseyince su­nulduğu sırada Birleşik Amerika'yı oy'a iştirakten kaçınmağa sevkeden sebep­lerin kendisince gene haklı ve yerinde olduğunu ilâve etmiştir.

Acheson, Öte yandan Paris'te Fransız hükümeti mensuplarıyla vaki görüşme­lerinin büyük bir samimiyet ve açık kalblilik içerisinde cereyan etmiş oldu­ğunu tasrih eylemiş ve arada bulunma­sı muhtemel bir sürü anlaşmazlıkların bu vesileyle ortadan kalktığını ve ka­naatince bu müzakerelerin pek faydalı bulduğunu söylemiştir.

Nihayet birçok suallere cevap veren Amerikan Dışişleri Bakam, Fransa'ya yaptığı ziyaret sırasında Amerika'nın Fransız hükümetine ileride ■ yapacağı yardım hakkında Amerika hükümeti adına hususî herhangi bir taahhüde gi­rişmediğini beyan etmiştir.

Acheson, esasen başka türlü hareket etülemiyeceğini, çünkü yabancı memle­ketlere yardım kredilerinin daima kong­rede müzakere edildiğini belirtmiş, fa­kat bu hususta her iki hükümet tara­fından esaslı tedkiklerde bulunulduğu­nu, Washington'da kongrenin kafi ka­rarından sonra bu incelemeler neticele-

rinin derhal müsbet bir şekilde tatbik sahasına konulabileceğini tasrih eyle­miştir.

—Tunus:

Polis, 6 kişiden müteşekkil yeni bir ted­hişçi çetesi yakalamıştır. Çetenin şefi Abdülmecid Şakir adında bir tüccardır. Çeteye infilâk maddeleri de Muham-med Eakur adında bir şahıs tarafından temin edilmiştir.

B.u çete mühim maddî hasarlara sebep olan tolit infilâk maddesiyle yapılan üç suikasddenmesul bulunmaktadır.

—Tunus:

Son 24 saat içinde Tunus'ta 5 bomba ta­arruzu ve yangın teşebbüsleri olmuştur. Tunus Beyliği hududları içinde gün sü­kûnetle geçmiştir. Şehrin Arap mahal­lesindeki ilkokulun penceresinde bir bomba infilâk etmiştir. Az sonra diğer bir okulun avlusuna bir bomba atılmış­tır. İnsanca zayiat olmadığı gibi maddi zarar da azdır.

Üçüncü infilâk Menfleury Hristiyan mahallesinde olmuştur. Bir bina avlu­suna yerleştirilen kuvvetli bir bomba­nın infilâkı neticesinde iki kişi yaralan­mıştır.

Gece Sosyal işler Bakanı Dingizli'-nin evi civarında iki bomba infilâk et­miştir. Hareketli geçen bu gece içinde ayrıca iki yangın teşebbüsü kaydedil­miştir.

fi Haziran 1952

—Tunus:

Fransız Genel Valiliği, Tunus toprakla­rında affı umumî ilân edileceğine dair Fransız hükümet çevrelerinde dolaşan şayiaları tekaib etmiştir. Bu haberin aslı esası olmadığını bildi­ren Genel Valilik halen mevkuf olan bü­tün sanıkların muhakeme edilerek ada­letin vereceği cezaları çekeceklerini ilâ­ve etmiştir.

Aynı makam tarafından bildirildiğine göre, uzak yerlerde ikamete memur edi­len şahıslar hakkında yapılacak mua­mele tamamen Genel Valiliğin takdiri­ne kalmaktadır. Bunlara karşı başvu­rulması düşünülen tedbirlerin., Tunus'-daki umumi vaziyetin salâha doğru dü­şünülen tedbirlerin, Tunus'daki umumî vaziyetin salâha doğru bir seyir takip etmesiyle alâkalı olduğu ilâve edilmek­tedir.

9 Haziran 1952

-— Tunus:

Dün sabah saat 11 e doğru Babı Sâdun askerî dairesi civarında Arap mezarlı­ğında bir bomba patlamıştır. Hasar ol­mamıştır.

Öğleden sonra saat 16.30 da Avrupa mahallesinin tam merkezindeki çarşıda da bir bomba infilâk etmiştir. O saatte çarşıda kimse bulunmadığından insan­ca zayiat kaydedilmemiştir. Hasar ehemmiyetsizdir.

16 Haziran 1952

— Tunus:

Son 24 saat içinde Tunus'ta bazı hadi­seler cereyan etmiştir.

Dün akşam Tunus şehrinde giriş nokta­sında iki otomobil üzerine ateş edilmiş­se de kimse yaralanmamıştır.

Bu hâdiseden az evvel, aile tahsisat ida­resi binası bodrum katı penceresinde in­filâk eden bomba, mühim hasarlara sebep olmuştur. İnsanca zayiat olmamış­tır.

Dün gece Bizerta'da bir polis müfetti­şinin evi tutuşturulmak istenmişse de, yangın çabuk söndürülmüştür.

23 Haziran 1952

—Tunus:

Son 24 saat içinde Tunus'ta infilâk maddeleri kullanılmak üzere dört sui­kast yapılmıştır.

Bunlardan ikisi idare makamlarına bir binaya karşı, diğeri Kasbah Kışlası ci­varında ikamet eden bir gediklinin evi­ne karşı kullanılmıştır.

Bir bomba da Bizerta'da gece hususi bir evin koridorunda infilâk etmiştir.

Dördüncüsü Sus Plajında kumlar atlın­da infilâk etmiştir. İnsanca zayiat ol­mamıştır.

Ferry civarında telefon hatlarına karşı sabotajlar yapılmıştır.

Gabes ile Gafsa arasında 20 telefon ve telgraf direği kesilmiştir.

—Yeni Delhi:

Başbakan Nehru bugün yaptığı basın toplantısında, Koje adası esirler kampı­na askerî bir müşavir gönderilmesi yo­lunda Birleşik Amerika'nın yaptığı da­vet hakkında, Hindistan'ın daha etraflı malûmat talebettiğini söylemiştir.

Hind hükümetinin Amerikan davetine verdiği cevapta, bu yolda her türlü yar­dıma hazır olduğunu bildirdiğini, yalnız askerî bir müşavirin Koje adasında ne gibi teftişte bulunacağı hakkında tafsi­lât talep ettiğini açıklayan Başbakan, Koje'deki durumun harb esirlerinin mü­badelesi meselesinin en mühim kısmını tenkil ettiğinibelirtmiştir.

***

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106