16.5.1952
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Mayıs 1952

—Ankara :

Dış ticaretimize ait üç aylık neticeler geçen yılın aynı devresiyle mukayeseli olarak İstatistik 'Genel Müdürlüğünce tansim ve taslbit edilmiş bulunmaktadır. Buna nazaran 1951 yılının Ocaik - Mart devresinde 221 milyon :lira olan ithalâ­tımız 1952 yılının aynı devresinde 329 milyon liraya yükselmiş, ihracatımız da 289 milyondan 200 milyon liraya düş­müştür.

—Mersin :

Amerika'mın Ankara Büyük Elçisi Ge-or.ge Mc Ghee otomobil ile Mersin'e gel­miştir. Tarım Bakanlığı Müsteşarı İbra­him. Sargut, Veteriner (Şubesi Umum Müdürü Enver Erlat, Elçilik Ataşele­rinden 'Laurel Locey, Karşılıklı Yardım 'Teşkilâtından Elmer iStarch, Jerandis Marior, Elçilik memurlarından Şeyhuî-lah Turan Büyük Elçiye refakat etmek­tedirler.

Mc Ghee şerefine İMersin Belediyesi bir ziyafet vermiş, öğle yemeği de Alata Tefeni Bahçıvanlık Okulunda yenilmiş­tir.

Büyük Elçi Mersin -iSilİfke arasında bu­lunan Corikos harabelerini de tetkik etlisesini, Erkek iSanat Enstitüsünü ve diğer okulalrı ziyaret edecektir.

Bakan, bu geceyi burada geçirdikten sonra yarın sabah Vali ile birlikte Ban­dırma ve Erdek ilçelerine gidecek ve oradan da Bursa'ya gelecektir.

— Karabük :

Karabük demir -ve çelik fabrikaları ta­rihî günlerinden birini bugün tekrar'ya-şıyor. İkinci yüksek fırının işletmeye açılması münasebetiyle yapılan törende Safranbolu Kaymakamı ile Hükümet erkânı, Bucak Müdürü, Belediye Baş­kanı, komutanlar, tüccar, halk ve mües­sese mensupları hazır -bulundular.

Açılış saat tam 9.30 da Müessese Müdü­rü Dr. Ömer Lütfü Birkan'in şu nutku ile başladı :

«Sayın misafirlerim, ve değerli arkadaş­larım, memleketimiz için çok büyük bir iktisadi Önem taşıyan bir hâdiseyi kutlamak için burada toplanmış bu­lunuyoruz. «Fatma» ismindeki birinci yüksek fırınımız ilci yıl iki ay ve 12 gün­lük duruş fasılasından sonra tekrar İş­letmeye açılacak ve arkadaşı ikinci yük­sek fırınımız «Zeyneb» le beraber ve onunla parelel olarak pik demiri istih­saline başlıyacafctır. Ancak yüksek fı­rınımız Fatma'nın tarihçesini ve tek başına başarılarını memleketim izin ikti­sadiyatında diğer servetlerimizi kıymet­lendirmek bakımından olan faydalarını size anlatmak isterim. Birinci yüksek fırınımız 1939 yılı 9 uncu ayının 9 uncu günü kızımız Fatma tarafından ateşlen­mek suretiyle «Fatma» adını almış ve işletmeye ilk defa olarak açılmıştır. Fa­aliyette kaldığı 10 yıl 5 ay ve 11 günde 3.814 gün zarfında her yıl istihsalini ar­tırmak suretiyle 406.895 ton mayi 'ma­den 246.882 ton çelik piki, 122.167 ton hematit piki, 47.951 ton döküm piki, 617 ton kuronlu pik, 7.634 ton aynalı demir, 2.672 ton ferromanganez, 14.350 ton hurda demir ki ceman 852.166 ton demir istihsal etmiştir. Bu istihsalin bugünkü kıymeti 133 milyon 'liraya baliğ olmak­tadır. Karabük demir ve çelik fabrika­larının sermayesi 952 yılına kadar 42 milyon lira, bugünkü (kıymeti ise 126 milyon lira kabul edersek yalnız Fat­ma'nın istihsali bütün tesislerimizin bugünkü değerlerine muadil olaraik demir cevheri ve kömüre nispetle kıymetlen-lendirmiş, memleketimizden aynı ölçüde dövizin dış memleketlere akmasına mâ­ni olmuş, madenlerimizi çıkaran, işle­yen bîr çok işçi, memur ve mühendisle­rimize iş verebilmiş ve sanatkârlarımız­la tüccarlarımıza kazanç vasıtası ol­muştur. Bugünün diğer -bir önemi de şu­dur: Karabük'te iki yüksek fırınımız kurulmuş fakat buralardan yalnız bir tanesi «Fatma» işletilebilmiştlr. Kok tahsisi ve .taşıt zorlukları tamamen te­min edilemediği için 10 buçuk yıla ya­kın bir zaman yalnız bir yüksek fırını­mız faaliyette bulunarak ikinci yükselt fırınımız muattal bir halde kalmıştır. Bugün bütün bu zorluklar tamamen, kalkmamış olmakla beraber kısmen de olsa tamamlanarak iki yüksek fırını­mızın birden parelel olarak çalışmasına imkân sağlanmıştır. Bu yıl ihtiyacımız­dan arta kalan 50 bin ton piıki dış mem­leketlere satarak yeni (bir döviz kayna­ğı daha elde etmiş olacağız. «Fatma» ve «Zeynep» iki yüksek fırınımız yan-yana çalışarak istihsallerini yaparken Çalışmalarının uğurlu ve faydalı olma­sını dilerim.»

Bundan sonra Pırın, ilk fırını ateşleyen Fatma'nın kızı S yaşında Müesser ta­rafından muvaffakiyetle ateşlendi, kur­banlar kesildi ve davetliler büfede ağır­landı.

—Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, bugün sa­at 12.30 da Ankara Üniversitesi Rektö­rü Prof. Ekrem tzmen, İstanbul Teknik Üniversite Rektörü Prof. Emin Onat, Prof. Bonatz, Prof. Brandi, Prof. Bel-ling, Prof. Tevfik Erişen ve Doçent Ce-lile Butka'yı kabul etmiştir.

Bu kabulde Başbakan Vekili ve Sağlık ve Sosyal Tardım Bakanı Dr. Kkrem Hayri Üstündağ ile Millî Eğitim Bakan­lığı Müsteşarı Reşat Tardu da hazır bu­lunmuştur.

Cumhurbaşkanı kendilerini öğle yeme­ğine alıkoymuştur.

—Ankara :

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teş-ikilâtınm Orman ve OrmanıMahsulleri Komisyonunun Akdeniz Meseleleri Tâli 'Komisyonu 3 üncü toplantısına Hükü­metimizin daveti üzerine o - 17/Mayıs/ ıl'95'2 günlerinde memleketimizde yapa­caktır.

Toplantıya: Portekiz, İspanya, Fransa (Cezayir, Fas), İsviçre, italya, Arna­vutluk, Yugoslavya, Yunanistan, înıgil-tere (Kıbrıs), Suriye, İsrail, Ürdün, Lübnan, Irak ve 'Libya davet olunmuş­lardır.

Programa göre 5 Mayıs'ta istanbul'da, 7-10 Mayıs'ta Eursa'da, 11 - 12 Mayıs'-ta İzmir civarında, 13 -17 Mayıs'ta İs­tanbul'da meslekî ve turistik bakımdan tetkik ve geziler yapmak mümkün ola­bilecektir.

Toplantıya 17 Mayıs'ta niihayet verile­cektir.

3 Mayıs 1952ı

—- İskenderun :

Dün saat 20 de şehrimize .gelen ve bu sabah Antakya'ya hareket eden Ameri­kan Büyük Elçisi Mc Gb.ee memleketi­mizde yaptığı 'tarım tetkikleri ve bu tet­kiklerden edindiği intibalar hakkında basma şu beyanatta bulunmuştur :

«Türkiye'nin zengin ve alâka .çefcici olan bu bölgesini ziyaretten dolayı çok memnun, oldum. Türkiye ziraati hak­kında geniş foir <bil,gi edinmemi mümkün kılan Tarım Bakanı Nedim Ökmen ile (bu seyahatimde bana refakat eden Ta­rım Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Sar-gut'a >ve bütün seyahatim ıfcoyunca bana ve esime gösterilen yakın alâka, ve mi­safirperverlikten dolayı valilere ve diğer resmî şahsiyetlere karşı duyduğum min­nettarlık hislerimi bilhassa -belirtmek isterim.

Bütün. Çukurova ve Akdeniz sahilinde­ki zirai kalkınmaları .görmekten çok mütehassis oldum. Henüz olgunlaşmak­ta olan fevkalâde hububat tarlaları, ye­ni sürmeğe başlayan pamuk ile ekili .ge­niş ovalar, iyi (bakılmış gayet .güzel üco-

kulu çiç eki eriyle narenciye vesair mey­ve bahçeleri bu bölgenin istihsal kabili­yeti -ve halkmın ruh kuvveti hakkında işittiklerimi teyit etmektedir.

Bölgeyi sulama hususunda yapılan iler­lemeler ve istikbale aitplânlar, bölgenin toprak ve su kaynaklarım tam mâ-nasiyle inkişaf ettirme işîniın yürümek­te olduğunu göstermektedir. Ziyaret et­tiğim, birçok ıziraat enstitüleri ve tecrü­be çiftlikleri, bölge halkının ve .gençle­rinin zirai teknik meseleleri halledebi­lecek şekilde yetiştirilmelerini temin et­mektedir. Bölgenin zirai ve iktisadi sa­halarda bu tarzda inkişafı (Hükümet ve mahallî idarelerle şahsi ve özel teşek­küllerim gösterdikleri geniş alâkanın güzel bir neticesidir.

Artan zirai istihsal ve sınai faliyetleri-nin tabii neticesi oîaraJk bütün bölgede refah emareleri göze çarpmaktadır. Zi­raatın makineleşmesi ve moderni eşim esi bölgenin başlıca hususiyetlerindendir. Bütün şehirlerde hummalı bir inşaat fa­aliyeti nazarı dikkati celbetmektedir. Buralarda sınai tesisat kurulmakta ve mükemmel şose sistemi vasıtasiyle nak­liyat sür'atle gelişmektedir. Tabiatiyle bu, çiftçilerin mallarını piyasaya arzet-melerinde büyük rol oynamakta ve fay­dalarsağlamaktadır.»

— İstanbul :

Atina'yı resmen ziyaret maksadiyle 25 Nisan günü Ankara Vapuru ile Yuna­nistan'a gitmiş bulunan Başbakanımız Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanımız Profesör Fuat Köprülü ve refaketlerin-dcki heyet bugün saat 15.30 da Güney Doğu Akdeniz seferini yapan Adana Va­puruileşehrimizedönmüştür.

Başbakanımızla Dışişleri Bakanımız açıklarda motörlerle kendilerini bekle­yen kalabalık halk tarafından coşkun tezahüratla karşılanmışlardır.

Millî Kalkınma Partisi Lideri Nuri De-mirağ'm çocukları tarafından kullanılan altı uçak Adana Vapurunu Yeşilköy açıklarında karşılamak suretiyle selâm-lamışlardır.

Vali ve Belediye Başkanı Profesör Gök-ay, şehrimizde bulunan milletvekilleri, Birinci Ordu Müfettişi Orgeneral Ze-kâi Okan, Onbeşinci Korkomutam Kor­general Nazmi Ataç, Birinci Ordu Kur­may Başkanı Tümgeneral Suad Kuyaş, Merkez Komutanı Tuğgeneral Reşid Erkmen, Denizüssü Komutanı Tuğami­ral Tacettin Talayman, Yıldız Motoru İle Adana Vapuruna giderek Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Profesör Köprülü'ye «hoş geldiniz» de­mişlerdir.

Adana Vapuru 15.30 da Galata rıhtımı­na yanaşmış ve hıncahınç denecek dere­cede halkla dolu rıhtımda çok büyük te­zahürat yapılmıştır. Başbakan halkın hararetli alkışları, «yaşa menderes, va­rol,» sesleri arasında kucaklanmış, ken­disine ve Dışişleri Bkaanımıza çok sa­mimi tezahürlerde bulunulmuştur. .Bu arada rıhtımda yer almış bulunan as­kerî bando ve ihtiram kıtası selâm res­mini ifa etmiştir.

Başbakanımız rıhtımdan doğruca Park-otele gitmiştir. Atina seyahatinde Baş­bakanımıza refaket eden Türk basın he­yeti de Adana Vapuru ile şehrimize dönmüştür.

Başbakanımız bir hafta süren Yunanis­tan ziyaretinden yurda dönmüş bulun­ması münasebetiyle Anadolu ve Ankara Ajanslarına aşağıdaki beyanatta bulun­muşlardır :

«Dost ve müttefik Yunanistan'ı ziyare­timiz, Türk dostluğuna ve iki memleket arasındaki işbirliğine Yunanistan'da, başda Majeste Kralları olmak üzere bu­gün resmî şahsiyetler ve asil Yunan milleti tarafından ne büyük bir ehem­miyet verilmekte olduğunun müşahede­sine bir vesile teşkil etmiştir. Memle­ketimize .gösterilen sevgi v-e dostluk tezahürlerine karşı derin îrir teşekkür duygusu ile mütehassis "bulunduğumu-zun ve Yunanistan'dan memleketimize selâm ve sevgiler getirmekte olduğu­muzun, İki memleket efkârına iblağına vasıta olmalarını mıuhterem Anadolu ve Ankara ajanslarından 'bilhassa rica ederim.

Bu ziyareti erimizin, iki memleketin her sahada işbirliği yapmaları hususunda mühim bir merhale teşkil edeceğine hükmetmek yerinde olur. Ski memleket arasında dostluk tesisine, güç olduğu bir sırada tou dostluğa karar verenler, büyük Atatürk ile bugünkü Başbakan Yardımcısı ve Hariciye Nazırı Mösyö Sofokles Venizelos'un muhterem babası ve kıymetli Devlet adamı Mösyö Veni-zelos olmuştur. Fakat kabul etmek lâ­zım gelir ki, ,bu dostluktan ibeklenebile-. cek ileri inkişaflar .tam olarak elde olunamamıştır. Ancak her sahada ıîeri bir dostluk: için lüzumlu görülecek şartla­rın bulunduğu da "bir vakıadır. Bunda'ı böyle müşterek gayretlerle İki mem­leket arasındaki işbirliğini, diğer sulh­sever memleketlerin de özleyecekleri bir mükern meriyete isal ve geçmiş aa-man ve fırsatları süratle telafi etme­nin muhakkak bulunduğuna kaniiz. Bu­nu arzu etmiyecek olanlar, ya dünya hâdiselerinin, açık mânasını idrâk etme­yen gafiller ve yahut her iki memleke­tin saadet ve ikbaline düşman bedbah-lar olabilirler.

Türk-Yunan dostluğunun, etrafımızda­ki millî hakimiyet ve lıürriketlerine aşık dost memleketlerde imtisal ve iştirak arzusu tel'kin edeceğine şüphe etmiyo­ruz.»

4 Mayrs 1952

— istanbul :

Yunanistan'ı resmen ziyaretten sonra dün şehrimize dönmüş bulunan Başba­kan Adnan Menderes ve Dîşişleri Ba­kanı Profesör Fuad Köprülü refeketle-rinde Aydın Milletvekili Ethem Mende­res, Ankara Milletvekili Mümtaz Faik Fenik. Kara Kuvvetleri Komutanı Orge­neral Şükrü Kanatlı, Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürü, BaşbakanTıik Emir Subayı, Yayınlar ve Hatoerler Dai­resi Müdürü olduğu halde bugün 15.25 te kalkan uçaıkla Ankara'ya hareket etmişlerdir.

Başbakan ve Dışişleri Bakanı hava meydanında şehnmizdeki irliletvekilleri, Vali ve Belediye 'Başkanı Prof. Gökay, Ordu Komutanı, generaller, Emniyet Müdürü, partililer ve kalabalık bir halk

kitlesi tarafından uğurlanmışlar Te baş­ta bando ohmak: üzere askerî bir ihtiram kıtası tarafından selâmlanır.ıslardır.

—İstanbul :

Birinci Ordu Temsil Bürosundan bildi­rildiğine göre New-York Times, Dook ve Argosy gazete ve mecmualarının mu­harriri olan Avusturyalı ıgazeteci Miss Lessing Türk askerî rmeikteplerinin ted­ris sistemleri ve tarihçeleri hakkında tetkikler yapmak üzere meni! ek etimize gelmiştir.

Birinci Ordu Temsil Bürosunu ziyaret eden gazeteciye gerekli malûmaıt veril­miştir.

Miss Lessing bilâhare Türkiye'deki ilk tedris sistemi üzerinde incelemelerde bulunacaktır.

— Ankara :

Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Eakanı Prof. .Fuat Köprülü (bugün sa­at 16.55 te uçakla İstanbul'dan şehriımi-zedönmüşlerdir.

Cumhurbaşkanı Celâl Bavar, hava ala-nmda Başbakana ve Dışişleri Bakanına «hoş geldiniz.» demiş, Büyük Millet Mec­lisi Başkanı, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı, bakanlar, ' milletvekilleri, Genelkurmay Birinci ve îkinci Başkan­ları, Başbakanlık Müsteşarı, Dışişleri Bakanlığı Umumi Kâtibi, (bakanlıklar müsteşarları, Deniz Kuvvetleri Komu­tanı, generaller, bakanlıklar ileri gelen­leri Ankara Valisi, Şehir ve Belediye Meclisi üyeleri, Merkez ve Garnizon ko-ömıtanlan, Emniyet Müdürü, (Başbakan Menderes'i ve Dışişleri Bakanı Köprü-lü'yü alanda karşılamışlardır.

Demokrat Parti Meclis Grupu Başkaiı-vekill Abidin Potuoğlu, Grup adma Baş­bakan bir buket vermiştir.

Başbakan ve Dışişleri Bakanı uçaktan inişlerinde ve hava alanından ayrılışla­rında meydanı dolduran çok [kalabalık halk (kütlesi tarafından «varolun» ses­leri ve alkışlarla karşılanmış ve ugur-lanmışlardır.

5 Mayıs 1952

— Ankara :

Kibrit tekelini kaldıran kanunun bu­gün meriyete girmesi .münasebetiyle, kibrit fsibırikası ve kibrit fiyatları hak­kında mütalâasına müracaat ettiğimiz Gümrük ve Tekel Saikanı Sıtkı Yırcalı, 'muh.aibirim.ize aşağıdaki beyanat: ver­miştir:

«Kibritin imal, idhal ve ihraç tekelini kaldıran ve üç ay evvel Büyük Millet Meclisince :kaibul edilmiş bulunan kanun buıgün yürürlüğe girmiş (bulunmaktadır. Bu suretle hususi teşebbüs ve serma­yenin çalışması için yeni bir saha açıl­mış bulunmaktadır. Hususi olarak aldımalûmata göre, gerek imalât ba­kımından gerekse idhal için vatandaş­larımızın bazı çalışmalar yapmış olduk­larını -memnuniyetle öğrenmiş »bulunu­yoruz.

Bununla beraber hususi teşebbüsün, memleketin bu ihtiyacını en müsait şart­lar içinde fcaırşrlayacak bir şekilde ge­lişmesine kadar mevcut kibrit fabrika­mız tamamen hususi bir teşebbüsün yüklendiği kanuni şartlar içinde faali­yetine devam edecektir. Esasen kamın bu keyfiyeti gözönüne alarak, fabrika­nın satılmasına dair herhangi bir hük­mü ihtiva etmemektedir. Çakmak tekeli kaldırıldıktan sonra kısmen düşen kib­rit satışları son aylarda yeniden eski seviyesine yakın bir şekilde yükselmiş bulunmaktadır. 'Binaenaleyh idaremizin kibrit işletmesi daha rasyonel (bir şekil­de çakışmakta devam edecek ve her­hangi toir işçi tensikatı mevzubahis olma­yacağı glibi, imal ettiğimiz kibritleri de, eskiden olduğu gibi yurdun her köşesin­de aynı fiyatla saıtmalkta devam edece­ğiz. Bu suretle tekel kibritleri fiyatla­rında da bir yükselme olmayacaktır.

Ümidimiz, 'bütün dünya kibrit sanayiin­de olduğu gibi, küçük imalâthaneler halinde ve bilhassa reklâm cep kibritle­rinin memleketimizde de inkişaf edece­ğidir. Bu müessesenin gelişmesi ise, bir­çok yerlerde fiyatların yükselmesine de­ğil, hatta inmesine sebep olmaktadır.»

— Ankara :

Karşılıklı -Güvenlik Teşkilât: Türkiye özel Misyon Başkan Vekili Mr. Henry W. Wien.s bugün Türkiye'nin Avrupa Tediye Birliği hesabına Karşılıklı Gü­venlik yardımcılarından 25,5 milyonluk yeni bîr tahsisatın ayrılmış olduğunu açıklamıştır.

Bu yardım, Karşılıklı Güvenlik Teşkilâ­tının 1 Temmuz 1951 i'le 30 Hazaran 19^2 tarihleri arasındaki devre için Tür­kiye'ye tahsis edilmiş olan 70 milyon dolarlık tahsisattan Türkiye'nin Avru­pa Tediye Birliği nezdindeki hesabına ayrılmış olan meblâğı 47.500.000 dolara yükseltmiştir.

Bu münaseibetle basma verdiği bir be­yanatta; Mr. Wiens şöyle demiştir :

Bu yeniı tahsisat Türkiye'nin Avrupa Tediye Birliğindeki ticaret açığının tes­viyesinde kullanılacaktır. Türk 'Hükü­meti ticaretini ayarlanmakta ve Avrupa Tediye Birliği nezdindeki açığını kapat­mak yolunda esaslı tedbirler İttihaz et­mektedir. Karşılıklı Güvenlik Teşkilâtı Türkiye'nin bu gayretini "desteklemek üzere ayırabildiği bu tahsisattan dolayı memnunluik duymaktadır. Bu açığı (ka­patmaya matuf Türk Hükümeti pr-og-rarmmn başlıca hususiyeti, artmaktaolan ihracata önem verilmesidir.

iHıibu'bat, pamuk, kömür ve krom gibi daimî surette artmakta olan istihsalât bunu bugün ımümkün kılmaktadır. Tür­kiye'nin ziraî ve sınai istihsal yekûnu artmakta devam ettikçe, ticaretini -de yüksek bir seviyede ayarlaması müm­kün olacaktır.

Bu 25,5 milyon dolarlık tahsisata ait anlaşmanın '28 Nisan günü Büyükelçi B. Fatiîi Rüştü Zorlu ile Ankara'dan hareketinden evvel Mr. R. H. I>orr ara­sında imzalanmış olduğunu beysn eden Mr. Wlens, sözlerine devamla demiştir ki :

Bu anlaşma, Türkiye ile Birleşik Ame­rika'nın, karşılıklı ımenfaatiei-i mevzu­unda yaptıkları mükemmel işbirliğinin bir tezahürü olduğu .gibi Türkiye eko­nomisinin kuvvetlenmesine yardım et­miş ve askerî programının tahakkuku­na da destek olmuştur. Bu vesile ile müşterek programın tatbi­katında ımüşterak yapılan işlerin mü­kemmeliyeti ve Marshalî Plânı ile Kar­şılıklı Güvenlik programının nıuvıaffa-kîyetle neticelendirilımesi uğrunda sar-fetmiş olduğu devamlı ve azimli mesai­sinden dolayı Büyükelçi Zorlu'yu bil­hassa teibrik etmek isterim.»

1948 yılında Marshall plânının foaşîıan-gıcmdanberl, Türkiye'nin katılan mem­leketlere ihracatı % '$A ve (bu memle­ketlerden ithalâtı lise % 72 nispetinde artmıştır. Mr. Wiens bu inkişafların, Marshall Plânı ile finanse edilmiş bulu­nan Avrupa Tediye Birliği ve onun sele­fi olan Avrupalılararası tediye sistemi sayesinde kolaylaştırılmış olduğuna işa­ret etmiştir.

Avrupa Tediye Birliğinin başlıca husu­siyetlerinden biri Öe îthalâıta vazolunan

kota tahditlerinin kaldırılması ve üye memleketler arasındaki para konverti-ibilit esinin serbestleştirilmesini sağla­mak olmuştur.

— İstanbul :

Kuruluşuna ait formaliteleri ikmal ede­rek faaliyete geçen Türk Elen Dostluk 'Derneği bugün aşağıdaki beyannameyi yayınlamıştır :

«Asırlarca beraiber yaşamış olan Türk Elen m illetler İnin siyasi v.e içtimai va­kıalar içinde yanyaııa ve karşı karşıya olarak fakat daima birlikte geçirdikleri hayat tecrübesinden sonra ve bugün ar-tıik bir mukadderat birliği şeklinde be­lirdiğine bütün dünyanın ve kendileri­nin kanaat getirdiği birlik ve beraber­lik zaruretler inin bütün icaplarını ta­hakkuk ettirmek ve i'ki millet arasında kültürel ve ekonomik inkişaflara ön ayak olmak üzere Türk Elen Dostluk Derneği kurulmuş (bulunmaktadır. İki memleket zimamdarlarının, 'müteka­bil ziyaretlerinden milletlerimizin de bu mevzua gösterdikleri çok yerinde ve İç­ten gelen samimi tezahürler ve ibu teza­hürleri kıymetlendiren devlet adamla­rımızın îıer vesilede izhar- ettikleri ka­naatler, ıgıayemizin her türlü siyasi ay­rılıklar üstünde mütekabilen birer millî dâva olduğunu açıkça göstermiştir.»

—-ı Mersin :

Skoııomi ve Ticaret Bakanı IP.ro. Muh­lis Ete, Mersin 'borsası salonunda bu­gün büyük (bir toplantı yapmıştır. İçel Valisi, iBelediye ve Ticaret Odası Baş­kamı, Demokrat Parti îl İBaşkam, Mer­sin ve Adana ekonomi müdürleriyle bü­yük bir tüccar, müstahsil vatandaş top­luluğunun İştirak ettilklerl bu toplantı­da sök alan tacirler, Ticaret Odaları ve Borsalar IBirliği ıKanunu ile sağlanan faideleri, yine ibu kanun sayesinde mes­lekî teşekküllere veri'len bağımsızlığın alâkalıları memnun ettiğini ve ticari ^bünyemizde uyanmakta olan yeni ham­lelerin tnı karandan 'kuvvet aldığını ifa­de etmişlerdir. Ekonomi ve Ticaret Ba-kani Prof. Muüılis Ete, bu toplantıda ileri sürülen temennilerin sadece not alınmakla kalmıyacağını, bunların tat­bik salhası bulabilmesi için çalışılacağını belirterek «bu toplantının <bir gayesi de

demiştir. Prof. Ete, yeni ticaret rejimi tatbikatında rastlanan aiksak ve

noksan tarafların odalar vasıtasiyle Ba­kanlığa bildirilmesini rica etmiş, bun­ların ehemmiyetle g"özönüne alınacağın­dan şüphe olunmamasını sözlerine ilâve ederek demiştir ki :

«İhracat mevzuunda mahsullerimizin harice satılması için, ilk zamanlarda, bunu bizim de desteklememiz tabiidir. Fakat takdir edersiniz ki bu uzun müd­det devam edemez. Binaenaleyh müs­takbel ihracatımızı d'ünya piyasalarına göre ayarlayarak maliyetin yükselme-mesine dikkat edilmesini tavsiye ede­rim.,>

Ekonomi ve Ticaret Bakanı, ticaret odaları ile borsaların ahenkli bir çalış­ma sistemi tanzim etmelerinin faydala­rına temas ederek : «Sizleri sarsmadan sizlerin hareketiyle teşebbüse geçmeyi uygun görüyoruz» demiş ve sözü liman bahsine naklederek şöyle devam etmiş/tir: «Sulama şebekesi ve ılıman işlerine faz­la ehemmiyet vermiş bulunuyoruz. Memleketimizin kalkınması için de üç dâvanın halli lâzım gelmektedir. Bayın­dırlık, Ulaştırma, Ticaret Bakanlıkları Mersin ve iskenderun limanlarının kısa zamanda inşasına gayret sarfetmekte-dir. Bu iki limanın bütün bu geniş böl­geye ne kadar faydah olacağını takdir edersiniz.»

istekler sırasında, .üzerinde fazla duru­lan narenciye ihracatı meselesine de temas eden Bakan, narenciye müstah­sili vatandaşlar bir satış kooperatifi •kurdukları takdirde Ticaret Baksnliğı-mm kendilerine yardımcı olacağını söy­lemiş, bir zümrenin diğer zümrenin menfaatinden memnun olması icap ettiiğne işaretle karşılıklı menfaat esas­larına riayetin lüzumu üzerinde dur­muştur.

Bundan sonra zirai sigortaya dair gö­rüşlerini izah eden Bakan, bu sigorta­nın serbest olamıyacagını, aidat mec­buriyetinin şart olması gerektiğini, zirai sigortacılığın memleket imizde mevcut bulunmasına ehemmiyet verilmediğini kaydetmiş, meslekî teşekküllerin ehem­miyet ve kıymetini artırmak, aynı za­man da pek lüzumlu olan murakabe müessesesinin sağlam temellere dayanması bakımından esnafı esnafın, tüccarı da tüccarın kontrolünün fayda vereceği­ni belirtmiştir.

Bakan, bilâhare şunları söylemiştir :

«Çimentoda bugün hakikaten dar vazi­yetteyiz. Bu darlık memleketin imara susamış inşaatın çok ilerlemiş olduğu­nu İfade eder. Demek ki memleketin her tarafında refah vardır. Bunu bizim kadar muhalif arkadaşların da böyle gö­rüp .böyle düşünmelerini temenni ederiz. Çimentoya karşı ihtiyaçlarımızın sene­den seneye artması karşısında mevcut fabrikalarımızı genişietiyoruz. ,1953 se­nesinde çimento istihsalâtımız bir mil­yon tonu aşmış olacaktır. Parti prensibi olarak yeni fabrikalar inşasına doğru gitmiyoruz. Programımızı da değiştire­cek değiliz. Halk Partisiyle aramızdaki ideoloji farkları iste bu noktalardan ile­ri gelmektedir. Biz memlekete fazla miktarda yol yapar, limanlar inşa eder, sulama imkânlarını genişlet ebilirsek va­zifemizi yapmış olacağız. Onun için yeni fabrikalar inşasını serbest teşeb­büse bırakıyoruz.»

ithal malı çimentolardan norm mesele­sinin mahallî kimyahaneler açmak su­retiyle mahallinde hemen halledilebile­ceğini de sözlerine katan Bakan, gelir vergisi ceza hükümleri hakkında ileri sürülen temennileri de cevaplandırmış, Maden Kanunu tasarısının Meclisten çıkmasıyla madenciliğimizin de yeni ve ileri bir istikamet alacağını, maden cevheri ihracatımızın da artacağını, sa­nayiin inkişafına geniş imkânlar ver­mekten mahrum bulunan Muamele Ver­gisi .Kanununun da tâdil ve tashih olu­nacağını ifade etmiştir.

Ekonomi ve Ticaret Balkanı Prof. Muh­lis Ete, toplantıyı mütaakıp Halk Par­tisini de tziyaret ederek Adana'ya hare­ketetmiştir.

Prof. Muhlis Ete, Adana bölgesindeki tetkiklerini mütaakıp Ankara'ya döne­cektir.

6 Mayıs 1952

—İzmir :

Ankara'da yapılan Türk - Yunan tütün görüşmelerinde mütehassıs müşavir ola­rak bulunan M. Andriadis, istanbul'dan şehrimize gelmiş ve Tüccar Kulübünde misafir edilmiştir. Dünya tütüncülüğünde bir kıymet ola­rak tanınan M. Andriadis bugün kendi­siyle konuşan Anadolu Ajansı muhabi­rine şu beyanatta bulunmuştur :

«Ankara'da cereyan eden müzakereler esnasında, ben, 'Ekselans Bakkalbaşı ya-mnda müşavir olarak bulundum. Müzakerelerin vermiş olduğu neticeler herkes tarafından bilindiği için bu hu­susta daha fazla malûmat vermeği lü­zumsuz addediyorum.

Bu müzakerelerden sonra aldığım tali­mat icabı Türk 'tütünlerini tetkük ve tüccar ile temas etmek üzere ilk Önce İstanbul'a gittim ve bilâhare de İzmir'e geldim.

Tütün işiyle uğraşanların karşılıklı an­laşma ve tanışmaları iki memleket tü­tüncülüğünde teşriki mesainin ilk adı­mıdır. Bir mütehassıs ve Hükümet me­muru olarak size daha fazla birşey sö'y-liyemiyeceğim.»

M. Andriadis şehrimizde birkaç gün ka-îacak, Ege tütünleri üzerinde tetkikat-ta bulunduktan sonra 'ayrılacaktır.

—Çankırı :

Bu akşam saat 23.12 de yanlarındaki zevatla şehrimize gelen Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Çankırı Valisi, Kara Kuv­vetleri Komutanı, Belediye Başkanı,, Pi­yade Atış Okulu 'Komutanı ve diğer yüksek rütbeli sıibaylarla kalabalık .bir halk kitlesi tarafından karşılanmış­lardır.

Cumhurbaşkanı geceyi vagonlarında geçirerek yarın sabah saat 9 da şehre İnecekler ve Öğle yemeğine Atış Oku­lunda bulunacaklardır.

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, öğleden sonra saat 15.30 da Yalman Köyü civa­rında yapılacak atış tatbikatında hazır bulun acakl ardır.

7 Mayıs 1932

—Ankara :

«Türkiye Turizm Kurumu» nungenel menfaatlere yarar derneklerdensayıl­
ması Bakanlar Kurulunca kabuledil­miştir.

—Çankırı :

Cumhurbaşkanı Celâl 'Bayar beraberle­rinde Millî Savununa Bakanı, Genelkur­may Başkanı, iBirîeşik Amerika Büyük­elçisi, Amerikan Askerî Yardım Heyeti Başkanı ile bu saban kendilerine iltihak eden Bayındırlık Bakanı Kemal Zeytin-oğlu, Ulaştırma Bakanı Seyfi Kurtbefc, Çalışma Bakam Nuri-özsün, Kara Kuv­vetleri Komutanı Orgeneral Şükrü Ka­natlı ve Çankırı Milletvekilleri olduğu halde saat 11 de Piyade Okuluna gide­rek Okul Komutanı Tuğgeneral Azi2 Avnan'm tatbikat hakkında verdiği iza-hati dinlemişlerdir.

Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar'la re­fakatinde bulunanlar okulu gezmiş, öğ­le yemeğini okulun misafiri olarak ye­mişlerdir.

Saat 14.30 da tatbikat sahasına hare­ket olunacaktır.

—İstanbul :

Birleşimiş Milletler Teşkilâtı temsilcile­rinden Knud Larsen ve Dr. Paul Weİs, 'muhacir ve mülteciler -mevzuuyla ilgili çalışmaları ve mevcut tesisle teşkilâtı görmek ve tetkikatta bulunmak üzere İstanbul'a gelmişlerdir. Temsilcilere, Raim'de yapılmış ve yapılmakta olan göçmen evleri, civar ilçelerde tesis edil­miş bulunan göçmen mahalleri ve İs­tanbul'daki muhacir ve mülteci kamp­ları gezdirilmiştir. İlçelerde yerleştiril­miş bulunan muhacir ırkdaşlarımıza teker teker görüşen misafirler bunların Bulgaristan'daki komünist idareden gördükleri zulüm ve tazyiki, nasıl her-şeylerini ellerinden alınıp canlarını kur­tarmak için ana vatana iltica ettiklerini kendi ağızlarından dinlemişler ve Tür­kiye'deki mesut hayatlarını yeni yuva­larında müşahade etmek fırsatını bul­muşlardır.

Misafir temsilciler İstanbul'da gördük­leri kampların en modern bir mektep kadar temiz ve intizamlı olduğunu, mu­hacirler ve mülteciıler için çok kısa za­manda vücude getirilen Rami'de ve di­ğer yerler de gördükleri mahalleler ve yapıların ve misafirhanelerin bütün Av­rupa ve Yakın Şarka Örnek olabilecek mükemmeliyette olduğunu, İstanbul'da göçmen ve mülteciler işinin iyi bir şe­kilde organize edilip yürütüldüğünü ifa­de ederek ayrıca Türkiye'de ve istan­bul'da alâkalı resmî makam ve şahsi­yetlerden gördükleri yardımdan dolayı minnettarlıklarını tebarüz ettirmişler­dir.

— Ankara :

îran Hükümeti 1953 yılı ortalarında bir ziraat nüfus sayımı yapacaktır. Hükü­met, Amerikan teknik yardımından el­de edilen dolar kredisiyle istatistik işle­rini esaslı bir şekilde düzenlemek yo­luna girmiş bulunmaktadır. Bu maksat­la Danimarka Ziraat İstatistikleri Mü­dürü Mr. Mads İversen bir sene müd­detle mütehassıs olarak Fao tarafından İran'a gönderilmiş ve İran eski Orman Müdürü ve Ziraat İstatistik Profesörü Kerim ıSaİ'nin idaresinde ilde çalışmalar başlamıştır.

Memleketimizde muvaffakiyetle başa­rılmış olan son sayımlar hakkında Mil­letlerarası Teşkilâtın tavsiyesi üzerine İstatistik Genel Müdürlüğü müşavir ve mütehassısları ile görüşmek ve Türki­ye'de kazanılan tecrübeden faydalan­mak üzere adı geçen iki uzman uçakla memleketimize gelmişlerdir. Üç giin-denberi Ankara'da bulunan ve istatis­tik teşkilâtımızda çalışmış olan bu uz­manlar dün işlerini bitirmişler ve Genel Müdür Şefi'k Bilkur'a, gördüklerinden çok memnun (kaldıklarını bildirerek ha­va yolu ile İran'a dönmüşlerdir.

—- Çankırı :

Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar'm hu­zurunda;, Piyade Okulunun ıbir topçu bataryası,, bir tank bölüğü ve ıbir tak­viyeli piyade taburuyla yapılan tatbi­katına tam saat 15 te başlanmıştır. Cumhurbaşkanımızın refakatmda bulu­nan Millî Savunma,Bayındırlık, UIuştırıma ve Çalışma Baltanlarıiyle millet-vekillerînün, Genelkurmay Başfeanının, Kara Kuvvetleri Komutanının ve gene­rallerimizin, Birleşik Amerika Büyükel­çisi Ekselans Mcghee'nin, Amerikan As­kerî Yardım Heyeti Başkanı General Arnold'un, Çankırı Valisi ve Belediye Başkanının ve Kirkpınar sırtında top­lanan hemen bütün Çankırilı'Ların önünde (bu askerî tatbikat tam bir mükem­meliyetle cereyan ederek muvaffakiyet­le sona ermiştir.

Tatbikattaesas teşkiledenmesele,, umuma durum, bakımından ibir tümenin, hususi durum bakımından bu tümenin bir alaymm düşman aslî mevzilerine ta­arruzuçerçevesidahilinde,Ibualaya mensup bir taburun, kendi harekât iböl-gesinde, topçu, hava: kuvvetleri ve zırhlı 'birlikler desteği ile hücuma kalkışıdır. Meselenin evvelden malûm faraziyeleri­negöre, bidayette taarruzdabulunan-mavitaraf,kırmızı tarafınkuvvetlen­mesivekarşı taarruzlarıneticesinde 6-7 Mayısgecesi müdafaayaelverişli' sarp mevzilereçekilmiştir. Bir kırmızı-piyade tümeni 7 Mayıs sabahı taarruza geçerek saat13 e kadar mavi kuvvet­lerin ileri kısımlarım geri atmış ve bi­razÖtedemavilerinşiddetli ateşi ile karşılanmıştır.Kırmızı tümen düşma­nın aslî mevzii olarak tespit edilen bu hatta taarruzageçecektir. Bu tümen cephesindemerkezdekialayınbirinci taburu de kendi bölgesinde taarruza ha­zırlanmaktadır.Alayçerçevesinde bu tabura muayyenbir hedefverilmiştir. Alay komutanının taarruz emrinde top­çu ve havan hazırlık ateşi açılması tak­tik hava kuvvetlerince taburun istediği yerlere hava boımıbardımamyapılması belirtilmiş bulunmaktadır. Tabur bulun­duğuhattanilerliyecektaarruza çıka­caktır. Bir tank bölüğü de bu tabur em>-rinde taarruz bölgesine yanaşacaktır. Meselenincereyan tarzına göre, tabur aslî taarruzunu şimal ibölgede ibuhmdu-racaık, ikinci bölük bölgesinden talî ta­arruzgösterecektir.TankBölüğübi­rinci bölük bölgesinde kullanılacak ve alay bölgesindeki yoldan istifade ile he­def bölgesine İntikaledecektir.Topçu ve havanhazırlıkateşinden vehava bomb ardım anıîlerokettaarruzundan sonra topçu himaye ateşi yeniden ıbaş-lıyacak ve kule «mevzilerinden ateş açan tanıklarındahimayesinde piyade,tam saat15.30da, taarruz mevkiinden ha­reket ederek arazinin vaziyetinden isti­fade ile taarruz çıkış hattına ilerliyecek ve saat 15.40 da, taarruza fiilen katıla­cak tanklarla, birlikte taarruz çıkış hat­tını aşaraş hücuma kalkacaktır. Bütün hu hareketesnasında topçu ve havan

tikten sonra Tarsus'a dönerek Ameri­kan Kolejini de ziyaret etmiştir. Çukur­ova'nın zirai ve iktisadi durumunu ince­lemekte olan Mc Ghee Tarsus'tan son­ra Adana'ya, ibilâhara İskenderun'a ;ge-Çecektir.

2 Mayıs 1952 — Balıkesir :

Millî Eğitim Bakanı Tevfik îleri, tou sa-ibah saat 9 da Sındırgı - Bigadiç yoliyle şehrimize gelmiştir. Bir müddet Vali konağında istirahat eden Bakan bera­berinde Vali ive Millî Eğitim Müdürü olduğu halde öğretmen Okuluna gitmiş, sınıflara girerek öğretmenlerin verdiği dersleri dinlemiş ve öğrencilere çeşitli sorular sormuştur.

Tevfik İleri, .din ve ahlâk eğitimi üze­rimde yarım saatten fazla İzahat vermiş ve bilhassa ilkokul öğretmenliğimin öne­mini tebarüz ettirmiştir. Bilâhara lise­yi ziyaret ©den Baikan, burada da sınıf­lara girmiş, öğrencilerle verilen dersler üzerinde konuşmuş ve lise 'müdüründen Okul ihtiyaçları ve Ibina durumu hakkın­da izahat almıştır.

öğle yemeğini öğretmenlerle yiyen Ba­kan saat 15 te Kız Enstitüsünü, Ticaret göçmen ve mülteciler işinin iyi bir şe­kilde organize edilip yürütüldüğünü ifa­de ederek ayrıca Türkiye'de ve istan­bul'da alâkalı resmî makam ve şahsi­yetlerden gördükleri yardımdan dolayı minnettarlıklarını tebarüz ettirmişler­dir.

— Ankara :

îran Hükümeti 1953 yılı ortalarında bir ziraat nüfus sayımı yapacaktır. Hükü­met, Amerikan teknik yardımından el­de edilen dolar kredisiyle istatistik işle­rini esaslı bir şekilde düzenlemek yo­luna girmiş bulunmaktadır. Bu maksat­la Danimarka Ziraat İstatistikleri Mü­dürü Mr. Mads İversen bir sene müd­detle mütehassıs olarak Fao tarafından İran'a gönderilmiş ve İran eski Orman Müdürü ve Ziraat İstatistik Profesörü Kerim ıSaİ'nin idaresinde ilde çalışmalar başlamıştır.

Memleketimizde muvaffakiyetle başa­rılmış olan son sayımlar hakkında Mil­letlerarası Teşkilâtın tavsiyesi üzerine İstatistik Genel Müdürlüğü müşavir ve mütehassısları ile görüşmek ve Türki­ye'de kazanılan tecrübeden faydalan­mak üzere adı geçen iki uzman uçakla memleketimize gelmişlerdir. Üç giin-denberi Ankara'da bulunan ve istatis­tik teşkilâtımızda çalışmış olan bu uz­manlar dün işlerini bitirmişler ve Genel Müdür Şefi'k Bilkur'a, gördüklerinden çok memnun (kaldıklarını bildirerek ha­va yolu ile İran'a dönmüşlerdir.

—- Çankırı :

Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar'm hu­zurunda;, Piyade Okulunun ıbir topçu bataryası,, bir tank bölüğü ve ıbir tak­viyeli piyade taburuyla yapılan tatbi­katına tam saat 15 te başlanmıştır. Cumhurbaşkanımızın refakatmda bulu­nan Millî Savunma,Bayındırlık, UIuştırıma ve Çalışma Baltanlarıiyle millet-vekillerînün, Genelkurmay Başfeanının, Kara Kuvvetleri Komutanının ve gene­rallerimizin, Birleşik Amerika Büyükel­çisi Ekselans Mcghee'nin, Amerikan As­kerî Yardım Heyeti Başkanı General Arnold'un, Çankırı Valisi ve Belediye Başkanının ve Kirkpınar sırtında top­lanan hemen bütün Çankırilı'Ların önün-

de (bu askerî tatbikat tam bir mükem­meliyetle cereyan ederek muvaffakiyet­le sona ermiştir.

Tatbikattaesas teşkiledenmesele,, umuma durum, bakımından ibir tümenin, hususi durum bakımından bu tümenin bir alaymm düşman aslî mevzilerine ta­arruzuçerçevesidahilinde,Ibualaya mensup bir taburun, kendi harekât iböl-gesinde, topçu, hava: kuvvetleri ve zırhlı 'birlikler desteği ile hücuma kalkışıdır. Meselenin evvelden malûm faraziyeleri­negöre, bidayette taarruzdabulunan-mavitaraf, kırmızı tarafınkuvvetlen­mesivekarşı taarruzlarıneticesinde 6-7 Mayısgecesi müdafaayaelverişli' sarp mevzilereçekilmiştir. Bir kırmızı-piyade tümeni 7 Mayıs sabahı taarruza geçerek saat13 e kadar mavi kuvvet­lerin ileri kısımlarım geri atmış ve bi­razÖtedemavilerinşiddetli ateşi ile karşılanmıştır.Kırmızı tümen düşma­nın aslî mevzii olarak tespit edilen bu hatta taarruzageçecektir. Bu tümen cephesindemerkezdekialayınbirinci taburu de kendi bölgesinde taarruza ha­zırlanmaktadır.Alayçerçevesinde bu tabura muayyenbir hedefverilmiştir. Alay komutanının taarruz emrinde top­çu ve havan hazırlık ateşi açılması tak­tik hava kuvvetlerince taburun istediği yerlere hava ■boımıbardımamyapılması belirtilmiş bulunmaktadır. Tabur bulun­duğuhattanilerliyecektaarruza çıka­caktır. Bir tank bölüğü de bu tabur em>-rinde taarruz bölgesine yanaşacaktır. Meselenincereyan tarzına göre, tabur aslî taarruzunu şimal ibölgede ibuhmdu-racaık, ikinci bölük bölgesinden talî ta­arruzgösterecektir.TankBölüğübi­rinci bölük bölgesinde kullanılacak ve alay bölgesindeki yoldan istifade ile he­def bölgesine İntikaledecektir.Topçu ve havanhazırlıkateşinden vehava ■bomb ardım anıîlerokettaarruzundan sonra topçu himaye ateşi yeniden ıbaş-lıyacak ve kule «mevzilerinden ateş açan tanıklarındahimayesinde piyade,tam saat15.30da, taarruz mevkiinden ha­reket ederek arazinin vaziyetinden isti­fade ile taarruz çıkış hattına ilerliyecek ve saat 15.40 da, taarruza fiilen katıla­cak tanklarla, birlikte taarruz çıkış hat­tını aşaraş hücuma kalkacaktır. Bütün hu hareketesnasında topçu ve havan

ateşi devam edecek, tabiatiyle piyade hücum mevziine varınca ateş geriye kaydırılacaktır.

Harekâta haşlanmadan birkaç dakika evvel tarassut mevkiine varmış bulunu­yoruz. Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar'-ın refakatinde, tatbikat sahasına nazır Kırkpına.r mevkiinden önümüzdeki ova­ya taarruzun başlıyaçağı dağdaki ya­maçlara ve solda mefruz düşmanın esas müdafaa hattın: teşkil eden Karakaya sırtlarına bakıyaruz. ova, yamaçlar ve sırtlar sıcak 'güneşin ışığı altında insana tam bir sulh ve sükûn hissi veriyor. Yal­nız şu kadar var ki tatbikatın, başlama­sından önceki radyo emirlerinin süratle birbirini takip ettiğini bilen ve duyan bizler bu sükûnun .birkaç dakika sonra 'birdenbire bozulacağını ve sulhun yerini savaşa terkedeceğini içimizden hissedi­yor, dürbünlerle Önümüzdeki araziyi ta­rıyor ve heyecanla saati (bekliyoruz. Tam saat 15 te hazırlık ateşi (başladı. Bütün ova top sesleri ile çınlıyor. Ka­rakaya sırtların daki düşman cehennem ateşi altına alındı. Tam isabetli mermi­leri, tam isabetli uçak bombaları, bom­baları roketler nihayet bunları da hü­cuma kalkacak piyadeyi ve tankları gizlemeye yarayan .sis mermileri takip ediyor. 'Karşı yamaçlarda hücuma ha­zırlanan piyadelerin ilk Öncü birlikleri gözükmeye başladı. Toprakla bîr, sürtü-ne sürtüne mevzi alıyorlar. Topçu ateşi devam ederken piyade ilerliyor, piyade­yi tanklar destekliyor, ilerleme geliştik­çe de topçu ateşi düşman gerilerine ka­yıyor» Topların Şiddetli tarakaları ara­sında tankların daha hafif fakat tok ■ateşini duyuyoruz. Aradaki sükut fası­lalarını da durmadan işleyen ağır ve hafif makinelilerin tekit dizisi halindeki ateşi dolduruyor.

Tarih boyunca celâdetini dünyanın dört bucağına göstermiş olan oemgaiverlerin torunları, son defa da Kore'de hakiki düşman karşısında, bütün medeniyet dünyasının düşmanları karşısında kah­ramanlığını yine bütün dünyaya tanıtan Türk erlerinin öz kardeşleri en modern silâhlarla vatan müdafaası vazifesinin tatbikatım karşımızda yapanlten,-göğüs­lerimiz İftiharla kabarıyor, gönüllerimiz aşk ve muhabbetle kaliblerimiz itimat ev emniyetle doluyor. Büyük Ata'mizla be-

raber, «ne mutlu Türküim diyene» di­yoruz.

Saat 15.50 de düşman mevzilerine giril­di, harekât bitti. Tatbikat muvaffaki­yetle sona erdi. Piyade Okulu öğrenci­leri önünde harekâtın tenkidi yapılıyor. Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar, Okul Komutanını, Kara Kuvvetleri Komuta­nını, Genelkurmay Başkanını, Millî Sa­vunma Bakanını, teibrik ediyor, «her git­tiğim yerde ziyaret ettiğim her askerî kıt'ada çok büyük ilerlemeler müşahade etmekle bahtiyarım» diyor. Tatbikata iştirak eden kıtanın komutanı ve subay­ları, Cumhurbaşkanımıza takdim olunu­yor. Cumhurbaşkanımız, teker teker hepsinin elini sıkarak tebriklerini bildi­riyor.

Saat 16 da Kirkpmar sırtlarından Çan­kırı'ya dönen herkesin yüzünde, kahra­man ordumuz önünde, şanlı piyade kar­şısında duyulan gurur, itimat ve emni­yet okunmaktadır.

— İstanbul :

Dünya Sağlık Teşkilâtı Verem Müşaviri Dr. Etienne Berthet, Dünya Sağlık Teş­kilâtı Ekibinin memleketimizden ayrıl­ması ımünasebetiyle bugün saat 16 da Taksim Verem Savaş Derneği Merke­zinde bir ibasm toplantısı yapmıştır.

Dünya Sağlık Teşkilâtının İstanbul'daki faaliyeti hakkında izahatta bulunan Dr. 'Berthet şunları söylemiştir :

— Mayıs 1950 de Türkiye'ye geldiği­miz zaman üç esaslı gayemiz vardı. Bunlardan birincisi verem mücadelesi için mütehassıs doktor 've hemşire ye­tiştirmek, ikincisi modern verem müca­delesinin profilâkisî, teşhis ve tedavisi sahalarında münakaşalı gösteriler tertip etmek ve üçüncüsü de verem mücadele­sinin inkişafını sağlaımak için Türk me­sul makamlariyle işbirliği yapmaktır.» Müteakiben iki senelik çalışmaları hak­kında izahat vermekte devam eden Dr. Berthet, 1950 den 1952 ye kadar istan­bul, Ankara ve Bursa'da 6-50 doktor ve 520 hemşireye verem mevzuunda ihtisas öğretimi yaptırıldığını, 13 bin üniversite ve .19 bin ilik ve ortaokul talebesinin verem muayenesine tabi tutulduğunu ve 13 'bin kişiye B. C. G. verem aşısı tat­bik edildiğini söylemiş ve demiştir ki :

— Verem mücadelesi teknik gösterileri bilhassa aşağıda zikret ti grimiz tarzda tertipedilmiştir :

— Verem dispanserinin teşkilâtlandırıl­ması ve hastaların evinde koruyucu sos­yal eervis gösterileri.

—'Geniş mektep ve üniversite topluluk­larında sistematik bir verem profilaksi ve depistaj servisinin teşkilâtlandırılma­sı ve işletilmesi.

— En modern tekniikleri tatbik eden (bir teşhis 'lalboratuvarının kurulması ve iş­letilmesi.

Üniversitedebir koruyucu tababet servisinin teşkilâtlandırılması.

Hâd çocuk tüberkülozlarının tedavisi için bir merkezin teşkilâtlandırılması ve işletilmesi.

Bilhassa mekteplerdeantitüberkiloz öğretimin teşkilâtlandırılması.
Türkiye'ye geldikten "sonra," Sağlık Ba­kanlığı, Veremle Savaş Derneği, ve üniversite makamlariyle kurduğumuz sıkı ve samimi işbirliği sayesinde İstanbul'­da mükemmel iPost-Üniversiter bir ve­rem tekâmül ve gösteri merkezinin ku­rulmasına iştirakimizi mümkün kumaş­tır. Eundan başka üniversitede bir ve­rem kürsüsünün, Verem Kanununun meydana ıgetirilmesi, dispanser ve sana­toryum yataklarının arttırılması konu­landa mesul makamlarca daimî bir te­mas ve fikir teatisi kuruUmuştur.» Verem, mücadelesinde basının gösterdiği ilgiyi şükranla karşıladığını söyleyen Dr. Etienne Berthet'den sonra istanbul Verem Savaş Tekamül ve 'Gösteri Mer­kezinin idareciliğini üzerine alan Verem Savaş Derneği Başkanı Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam İstanbul'da veremden ölenlerin adedindeki azalış ve verem mü­cadelesi hakkında izahatta bulunarak şunlarısöylemiştir :

«Akciğer vereminden ölenlerin sayısın­da önemli 'birazalma kaydedilmiştir: 1945 senesinde akciğer vereminden ölen­lerin sayısı 100.000 de 261 iken, 1951 de bu rakam 100.000 nüfusta 127 ye in­miştir. 1945 ten 1951 e kadar tüberkü­lozun muhtelif şekilleri hesaba katıldı­ğı takdirde, mortallte 100.000 de 324 ten 174 e inmiştir. Yani ibu, senede 100.000 kişide 160 Wsili bir azalma de­mektir.

Akciğer vereminden ölüm vakalarında görülen bu önemli azalma, İstanbul şeh­rinde Hükümet ve tstanbııl Verem Sa­vaşı Derneği tarafından, İkinci Dünya Harbinden sonra girişilen depistaj, erken tedavi ve teşhise, B. C. G. ile aşılama­ya, dispanser faaliıyetlerinin tevsiine sistematik röntgen muayenelerinin ço­ğaltılmasına ve nihayet veremliler için yatak adedinin arttırılmasına atfedilebi­lir.

Filhakika sistemli ıbir verem mücadelesi neticesinde veremden ölenlerin adedi İbi­şe ferahlık verecek kadar azalmış bu­lunmaktadır.

Verem savaşı artık bir nazariyeden iba­ret değildir. Bunun sebebi veremi erken bulmak ve tedavi etmek imkânını sağ­lamış (bul un mam izdir. İstanbul'daki bu mücadele, henüz veremi mücadelesini ku­ramamış, şehir ve köylerimizi teşvik et­mek bakımından bir örnek olmaktadır.

Kızılay tarafından verilen 300 bin lira ile Erenköy'de inşa edeceğimiz üniversi­telilere ait sanatoryumun ilk 65 yataklı pavyonunun plânları bitm.ek üzeredir. Bu pavyonu gelecek sene faaliyete geçi-reecğiz.»

— İskenderun :

Evvelki geceyi Antakya'da geçirdikten sonra dün tekrar şehrimize avdet eden Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhlis Ete, Ticaret Odası tarafından Plaj Lokanta­sında verilen öğle yemeğinde hazır bu­lunmuş ve mütaakıben saat 15 te .Şehir Kulübünde yapılan tüccarlar toplantısı­na İştirak etmiştir.

Toplantıda dilek ve şikâyetlerin sıklet merkezini ihraç edilen bazı malların ih­raç formaliteleri yüzünden ühraç edile­mediği pirinçten almam muamele vergi­sinin kaldırılması ve bankalarda kredi hususunda suhulet gösterilmesi teşkil ediyordu.

Bakan, baılılkçılılk mevtouundaki dilekle­re cevap vererek, bir su ürünleri tasa­rısının hazırlanarak. Meclise sevkedildl-ğini, bu tasarı' kanunlaştıktan sonra su ürünlerimizin İstihsal ve ihraç bakımla­rından birkaç misline çıkarılacağını, bi­naenaleyh balık müstahsilinin de refaha ikavuşacağını söyledikten sonra Beledi­yenin soğuk hava tesislerini önemli dâ-

va olarak ele alarak gereken arsanın en kısa tur zaman içinde bulunmasını iste­miş, zira Ibu tesisler için Marshall yar­dım fonundan ayrılan tahsisat ve mal­zemelerin hazır olduğunu ve Ibu gibi te­sislerin de belediyelerin aslî vazifeleri oneyanmda .'bulunduğunu (belirtimiştir.

Bundan sonra pamuk ihraç 'mevzuu hak-ikında bir şikâyeti cevaplandıran Bakan ezcümle demiştir 'ki :

«Malûm olduğu üzere bu sene dünya pamuk piyasasında bir düşme olmuş, pamuklarımızla! alıcısı olan bazı mem­leketler alım miktarlarım azaltmıştır. Bakanlığımız pamulk ihracatçılarımızı müşkül durumda 'bırakmamak için Ja­ponya, İtalya, Avusturya, Macaristan ■gibi demir perde arkası memleketi eriyle hususi aınlaŞ'malar yaparak pamukları­mızın ihracatını sağlamıştır. İsteyen her tüccar vatandaş bu memleketlere husu­si anlaşmalar gereğince pamuk ihraç edebilir.

Bankaların kredi meselesine gelince, Hükümet olarak, Baıkanlık olarak, şu veya bu şekilde olarak ne emir .verebi­liriz ve ne de en ufak bir tesirde bulu­nabiliriz. Çünkü Bankalar kendi bünye­lerine göre hazırlamış oldukları iş sa­hasında kendi malî durumlarına' g"Öre isterlerse kredi musluklar mı açarlar ve isterlerse kaparlar. Gerek hususi ve ge­rekse Devlet bankaları belirttiğim gibi dünya durumuna .göre de kredi tahsis­lerini ayarlarlar, bu sebeplie hiejbir ban­kaya, tüccara veyahut ta ■müstahsile is­tediği miktarda kredi .veriniz, diyeme­yiz. Esasen demek de caiz değildir.» Muhlis Ete, bu izahatım mütaakıp mu­amele vergisine temas ederek şunları söylemiştir ;

«Biz .mümkün 'mertebe hata yapmamağa gayret ediyoruz. Muamele vergisinin tatbikatında birçok aksaklıklar olduğu­nu bildiğimiz için bu kanunu ya kaldır­mak veyahut ta ımevcut şartlara göre ayarlamak üzere bîr tasarı hazırlamış bulunuyoruz.»

Söz alan bir tüccarın, Devlet Denizyol­ları vaçpurlariyle nakledilen malların tahmil ve tahliyesi esnasında dikkat ■edilmediğini, bu sebeple pek çok zarar gör düklerin i açıklaması üzerine Bakan, bu vaziyetinhakikaten önlenmesi ge-

rektiğini belirterek yeni bir zihniyet ve çalışma sistemine göre kurulmuş bulu-oıan Denizcilik Bankasının bu aksaklık­ları gidereciğini ve Ankara'ya döner dönmez diğer şikâyet ve dilekler jneya-nında bunu da ait olduğu makamlara arzedeceğini söyliyerek toplantıya son vermiştir .

Bakan, toplantıdan sonra, kısa bir isti­rahatı mütaakıp beraberindeki zevatla birlikte Adana'ya müteveccihen şehri­mizden ayrılmıştır.

Ordu

Fındık mahsulünün mubayaası mevzu­unda Ankara'da temaslarda bulunduk­tan sonra şehrimize dönen Kooperatifler Birliği Umum Müdürü 'Bedri Sinmen şu beyanatı vermiştir :

Pis'ko birliğin bir memleket vazifesi ola-ralk deruhte eylediği şimdiye kadar em- • şali 'görülmeyen geniş miktardaki mü-dabale 'hizmetlerini başarılı bir şekilde neticelendirmek için hummalı bir faali­yet 'halindeyiz. Cumhuriyet Hükümeti­mizin bütün bölge müstahsili erinin ko­runmasını istihdaf eden hayırlı kararı­nın neticelenmek üzere bulunan tatbika­tına devam ederken bu arada destek­lenmesi ieabeden tüccarlarınızın iç fın­dıklarım hangi şartlar altında devir al­dığımız malûmdur, ispanya'nın rekabe­ti ve dış piyasaların isteksiz ve karar­sız vaziyetleri sebebiyle son aylarda durgunlaşan fındık ihracatımızı Hükü­metimizin müzaheretiyle ve devamlı te­şebbüsler sayesinde aleyhimizdeki şart­ları bertaraf ederek canlandırmaya ve hızlandırmaya muvaffak olmuş bulunu­yoruz. Nitekim son bir ayhk devre zar­fında dış memleketlere iç fındık satışla­rımız 40Û vagona yaJklaşam ehemmiyet­li bir yekûna baliğ1 olmuştur. Stokları­mız azalmış olup bunların da içinde bu­lunduğumuz ay zarfında tamamiyle sa­tılması beklenmektedir. Yüklemelerimiz devam ediyor. Bu müısbet gelişmeler 'karşısında önümüzdeki mahsulün idra­kine kadar kalbuklu mevcudumuzun da tasfiyesi mümkün olacağı anlaşılmakta­dır. Binnetice yeni rekolte mevsimine ferahlamış olarak gireceğimize kani bu­lunan aktayız.

Hükümetimiz elinden geldiği kadar va­tandaşların refaiıı için hayırlı işler g^-m.eğe_ çalışıyor. Bu işlerin yapılabilmesi için memleketin dış bakımdan emniyet­te olması lâzımdır. Bu sebeple /biz mem­leketimiz içinde nafıa, sıhhat ve maarif işlerinin rahat ve huzurla yapılabilmesi için herşeyden evvel hudutlarımızı ko­rumaya mecburuz, fedakârlık yapmak mecburiyetindeyiz ve yapıyoruz.

Bir millet ne kadar kuvvetli olursa ol­sun tek başına mütecavizi defedemez. Onun için hür milletler muhtemel -bir .tecavüzü karşılamak maksadiyle eliblr-liğ"i yapmış bulunuyorlar. Birleşmiş Mil­letler Teşkilâtının teşekkül sebebi bu­dur. Fafeat bu teşkilât içinde dünya iş­lerinin iyi gitmesini istemiyen, başka memlektleri hâkimiyetleri altına almak isteyen mileltler de bulunduğu için 12 devlet aralarında toplanarak Atlantik Paktı adı verilen bir İttifak meydai>a getirdiler. Bu heyet içine bugÜTi çok şü­kür toiz de girmiş bulunuyoruz. Herhan­gi bir tecavüz halinde yalnız kalmamak için Büyük Millet Meclisinin 18 Şubat tarihinde kabul ettiği bir (kanunla Atlan­tik Paktına .girmiş bulunuyoruz. Pakta dâhil 14 milletten herhangi ıbirine yapı­lacak bir tecavüze karşı bütün kuvveti­mizle mukavemet etmeğe karar verdik. Türk Milleti bugün yalnız değildir. Bu pakta dâhil diğer devletler de bizimle beraber müşterek hareket etmek kara­rını vermişlerdir. Eu bizim şimdiye ka­dar memleket müdafaası için yaptığı­mız en büyük birlik, olacaktır, Türkiye her gün daha büyüyen re daha yeni si­lâhlarla teçhiz olunan bir kuvvete mar lîk bulunuyor. Bu kuvvet tecavüz tehli­kesi ortadan kalkana ikadar igittikçe bü­yümekte devam edecektir,

Milletimiz ahlâk, karakter ve mertliği­me yakışan vazıh ve açık siyasetiyle bu­gün hür milletler arasında itibar kazan­mıştır. Kore'ye giden kahraman evlâtla­rımız, tarih boyunca olduğu gibi, gene yüzümüzü ağartmış bulunuyorlar. Bü­tün dünyanın eski kahramanlık ve şe­caatimizi kaybedip etmediğimiz hakkın, daki tereddüdünü Kore kah rain anları­mız ortadankaldırdı. Herkesdedeleri-

mizin şecaatine hâlâ malik olduğumuzu bir kere daha gördü. iBu büyük bir ka­zançtır. Dost, düşman bütün dünya gör­dü ki Türk eski Türktür ve ona kolay koliay tecavüz edilemez..

■Bugün dünya milletleri indindeki itiba­rımız çok uzun zamandan beri görmedi-, ğimiz ikadar yüksektir. iBütün milletler bizim dostluğumuzu kazanmak için elle­rinden geleni yapıyorlar. Yunanistan'a son yaptığımız ziyaret de bunu göste­riyor.

■Bir milletin hürriyeti, herhangi bir te­cavüze karşı teoymatk için vatandaşların iç ihtilâfları bırakarak birleşmeleriyle kaimdir. Dışardan tecavüz emeli besli-yen .memleket tecavüz edeceği milelıtim iç durumunu bulandırmak, aralarında ihtilâf uyandırarak bu milletin ruhunu ve imanını sarsmak için çalışır. Şuna eminim ki Türk Milleti hakikatleri gö­rür ve kötü propagandalara karşı (ken­disini uyanık tutacak olan aklıselime sahiptir. Milletimiz bu telkinlerden her zaman masun kalacak ve onlara gerek­li cevabı verecektir. Türk Milleti hiçbir zaman içinden hastalanmış olan millet­lerde olduğu gibi bu tesirlere kapılmı-yacalc ve dışardan gelen kötü niyetli maksatları derhal anlıyacaktır. Yaşasıa Türk köylüsünün aklıselimi; ■hak ve bâtılı olduğu gibi anlayan. Tünle Milletinin aklıselimi.» bundan sonra alkışlar arasında kürsü­ye davet edilen Başbakan Adnan Men­deres demiştir ki : Muhterem delege arkadaşlarım, Hepiniz.; hürmetle selâmlarım. Huzuru­nuzda muhterem Beypazarı halkma candan teşekkürlerimd sunmayı ço3t zevkli bir vazife bilirim. Bizi uzaktan karşıladınız. Hararetle kabul ettiniz. Bi­ze samimiyet ve sevgi tezahürleri gös­terdiniz.

Hemen bir ikinci vazifeyi1 daha ifa et­mek isterim. Cumhuriyet Halik Partili arkadaşlar Ayaşta'da burada da bizi karşılamak nezaketini gösterdiler. Ken­dilerine teşekkür ederim.

Bugün merkezde muayyen bir zümrenin telâkkisi hariç, bütün vatandaşlar bu memlekette işlerin şimdi daha iyi git­mekte olduğunu, millî meselelerin ikti­darca ele alınmış ve muvaffakiyetle yü-rütülmüş bulunduğunu görmekte ve takdir etmektedirler. Bu, dünyanın bu­günkü müşkül durumu karşısında millî tesanüdün lüzumu takdir eden Türk mil­letinin aklı selimini ifade eder. Şayet merkezde muhalefet saflarını idare eden bir avuç insanın düşünüşleri ve hare­ketleri bu milletin ruhuna ve anlayışına hâkim olsaydı o zaman dünyanın bu buhranlı zamanında Türk milletinin dâ­valarını yürütmek 'hakikaten zor olur­du. Ne güzel bir .müşahededir ki böyle bir talihsizlik bugün Türk milletinin ruhuna hâkim olmamıştır.

Bu memlekette vatandaş ve kardeş ola­rak bir arada tesanüt halinde yaşamak Türk milletine en çok yakışan bir ha­yat tarzıdır. Bugün memnuniyetle gö­rüyoruz ki Demokrat Partili, Halk Partîli Millet Partili! veya bağı-msız olsun, vatandaşların büyük çoğunluğu millî tesanüdün Türk milletime ne 'kadar lâ­zım olduğunu müşahede ve vatandaşlık gereklerine riayet etmektedir. Hakikat da budur arkadaşlar.

Fakat bu arada (merkezdeki bir avuç insan memleketin şurasına burasına gi­derek bir takım yaygaralar koparıyor­lar. Memlekette siyasi hürriyet mev­cut olmadığını iddia ediyorlar.

Memlekette siyasi hürriyetin ne zaman mevcut olduğunu ve ne zaman olmadı­ğın! siz Beypazarlııl ar pek iyi takdir edersiniz. Demokrat Partinin lik kuru­luşundan itibaren demokrasi mücadele­sinde Beypazar'mın üzerine aldığı ve başardığı ehemmiyetli vazifeyi hatırla­mamak mümkün değildir. Sizler 1946 seçimlerinin ne şartlar altında cereyan ettiğini biliyorsunuz. Baskı ve tek parti zihniyetinin tecellileri arasında siz Bey-pazarlüar reylerinizi vicdanlarınızın ar­zusuna göre kullanmayı bildiniz. Reyle­rinizin, bu mukaddes emanetlerinizin sabahlara kadar sandık başında bekçili­ğini yaptınız. Beypazarlılar, rey hırsız­larını namusları mesabesinde tanıdıkla .rı reylerine tecavüz ettirmediler. Siz Beypazarlılar ve sizin gibi Ankara'n.n diğer kazaları ve merkezi, bu mukaddes vazife uğrunda birbirlerinize misaller verdiniz. Sizler, birmüddet sonra kendisini size Cumhurbaşkanı olarak ta­nıtan zatı seçmediniz. Başkaları da seç-

medi. Fakat o kendisini başka vasıtala­ra müracaat ederek zorla seçtirdi. Ken­disini zorla seçtirdiği bu yüksek mevki­den, sizlerin yılmayan mücadeleniz so­nunda 1950 seçimlerinde ayrıldıktan sonra, o zat bugün hürriyet ve faziletin müddeiumumisi halinde karşınıza diki­liyor ve şimdi bize siyasi ahlâktan bah­sediyor. Memlekette hürriyet olmadığın­dan bahsediyor. Seçilmediği halde Cum­hurbaşkanlığı dört sene üzerinde bulun­duran bu zatın hürriyet anlayışına bir bakınız. Eğer sizler olup 'bitenleri bil-smeseydiniz, belki bugün söylediklerinin hakikat olup olmadığında tereddüt eder­diniz. Fakat.siz onu çok iyi biliyor ve çok iyi tanıyorsunuz.

O ve onun gibi bir avuç insan, hürri­yet yoktur, emniyet yoktur, memlekette -bir kalkınma olmamıştır diyorlar. So-ruyomum : Vatandaşlarımızın su gibi, hava gibi en tabii ihtiyaçlarından olan hürriyetin bugün memlekette eksik ol­duğu yer neresidir? İktidarları müdde-tince hürmet etmesini bilmedikleri siya­si hürriyete bugün memleketimizde en geniş snânasiyle yer verildiğini sanki onlar bilmiyor, mu? Elbette biliyorlar, fakat bilmek istemiyorlar. Çünkü bil­mek işlerine gelmiyor. Ne hürriyetimiz­de eksiklik vardır, ne memlekette emni­yetsizlik vardır ve ne de kalkınma ha­reketlerimizde aksaklık mevcuttur. He­pinizin bildiği gibi, bugün dünden çok iyiyiz ve yarm için daha iyi olmak yo­lundayız.

Onlara göre, kendileri1 bu memleketi ida­re etmek iîjn. gökten gönderilmişlerdir. Onlarda, kendileri olmadan bu mem­leket idare edilmez diye ibir zihniyet hâ­kimdir. Onlar, böyle bir zihniyet taşıyan bir takım ruh hastalarıdır. Ve bugün iş­lerin iyi gittiğini, harici itibarımızın arttığını, memlekette emniyetin berke-mal olduğunu, zirai ve sınai sahalarda geniş inkişaflar başladığım, .istihsal ve faaliyetin arttığını, dış ticaretin gelişme yolunda bulunduğunu, millî hayata ait faaliyetlerin mükemıme.1 olduğunu, bu memleketin çok daha iyi fciıristikbale namzet bulunduğunu görmekle içlerine sinmiş olan batıl kanaatlarmm iflâs et­tiğini anlamakta ve bu yüzden çılgınca denecek birhale gelmektedirler. îşte onlarm bugünkü perişan ve çılgınca hal­lerinin sebebi ibudur.

Daha dün yaptıklarını, kendileri: gibi bütün bir milletin: de unutmuş olduğunu zannediyorlar. Çeyrek asır Devlet ve Hükümet mesuliyetini omuzlarında ta­şımış olan bu 'insanlar, bugün bu Devlet makinesinin İyi İşletmesi için ihtimam gösterilmesi, bu makinenin her türlü zarardan korunarak muhafaza edirmes" lâzım geldiğini 'raJKfflcleri halde bir peri-şanlık içimde her tarafa savlet etmek­tedirler. Memleket onların bu hallerini Donkişot'un değirmenlere hücumu gibi gülünç lbir .manzara halimde seyretmek­tedir, irfanını asırların hazinelerinden alaaTürik milleti onların bu mecnunca hareketlerini, beyhude gayretlerini hay­retle temaşa ediyor. Kendim de dâhi;. Tıepimlz onları gülerefe ve acıyarak sey­rediyoruz.

Burada, kongrenizde, köprülerden, ya­lardan, köy hu'dutlarından, kadastrodan ve daha bir çok ihtiyaçlardan bahsetti­niz. 'Biliyorsunuz ki fbu memleket bu sa­halarda «büyük ıbir i'hmule uğramıştır Bu o kadar büyük foir ihmal ki, iktidarı ele aldığımız gündenberi gösterdiğimiz bütün gayrete rağmen, önümüzdeki iş­lerin 'azameti karşısında, itiraf edeyim, cesaretimizin kırıldığı günler oldu. Fa-ikat sizlerin itimadınıza mazihar olmanın verdiği gayretle çalışıyoruz. Hizmetin­deyiz. Geceyi gündüze katarak, maddi ve mânevi bütün imkânlarımızla, nemiz -varsa hepsini etekleriniıze sermek az­mindeyiz. Dünkü kaşı çatık, size yukar­dan bakan, sizi aşağı gören 'partiyi siz devimdinaK. Demokrat Partinin sizin par­tiniz olduğunu, yeni iktidarın sizin ese­riniz ve sizin hizmetkârınız olduğunu pek iyi biliyorsunuz. Bu iktidar köyden ölaaı, sizden ulan bir iktidardır. Demok­rat Parti üktidarı en ziyade köylü ve zi­rai kalkınma dâvalarımı ele aılmiştır-ve köylünün her ihtiyacı üzerinde hassa­siyetle .durmaktadır.

iBugün 'bazı noksanlarınız vardır. Yarın, Öbür gün de eksik bazı şeyler olacak­tır. (Burada yapılmamış bir köprü, şura­da noksan ıbir yol bulumaibilecelktir. Dertsiz insan yaşamıyan insandır. Ya­şayan ve isbikibale 'ümitle bakan cemi­yetlerin elbette arzu ve emelleri mevcut

bulunacaktır. Buıgün büyük ve müref­feh cemiyetlerin, medeni ımemlekeletle-rin en başında gelen Amerika'nın bile dertleri vardır.

Bugün burada bu dertlerden bahseder­ken arkadaşlarımızın hiç birisi, meyus, kırgın ve durgu değildi. Çünkü hepsi bi­liyor İki işler ele alınmıştır, katar rayla­rın üstüne konmuştur ve hedefine doğru yol almaktadır.

Eğer sizin kasabanızda, köylerinizde ya­pılmamış bir köprü noksan kalmış bir yol varsa, ;çok iyi biliyorsunuz ki bu, şu anda .buna daha çok ihtiyacı olan başka köylerin istekleri karşılanmakta olduğu içindir ve sizinlkine de sıra gelecektir. Yol dâvasına gelince, Demokrat Parti kurulup mücadeleye geçtikten sonra, on­lar da gafletten uyanıp gözlerini uğus-turarak, iktidarda kaldıkları son üç dört sene zarfında çalışmaya çabaladı­lar ve neticede bir yol pragramımız var­dır diye ı&rtaya çıktılar. Bütçeye elli milyon liralık bir tahsisat koymuşlardı. Bu tahsisat bu sene 140 milyon liradır. Bir ay içinde de yeni ödeneklerle bu 'meblâğı 160 - 170 milyona çıkaracağız;, 1953 yılı bütçesinde İse !bu miktar, 170 -İSO milyon lira olacaktır, ön'üni'üzdeki yıllarda Devlet yollarına koyacağımız tahsisat bu suretle, onların İktidarı ter-'kettikleri zaman :bıraktık!arı (miktarın döt .misline çıkacaktır. Karayolları, ge-Çen sene S3 bin kilometre olarak ele alınmıştı. Şimdi 140 bin kilometre ola­rak eldedir. Gelece'k sene 'mutlaka 200 bin kilometrenin üstünde bulunacaktır. Beş altı altı sene içinde memleket ge­niş ıbir yol şebekesiyle bir baştan ıbir başa örülmüş olacak, memleketin iktisa­di inkişafı da o nispette gelişmiş bulu­nacaktır.

Köy içme suları mevzuundaki çalışma-İRTiımız, eskisinin üç dört misli nispe­tinde hızlanlmış bulunuyor. ıKüçüîk su iş­leri faaliyeti çerçevesi dâhilinde birçok bataklık 'kurutulmuş, bu suretle elde edilen geniş toprak parçaları ziraata yarar, bir hale .getirilmiştir. ıBu işler ye­ni ödeneklerle önümüzdeki senelerde daha çok inkişaf etmiş olacaktır. Geçen sene 60 küçük su işi ele alınmıştı. .Bu sene 120 su işini ele aldık, önümüzdeki sene bu İSO su işi bitecek, 200 yenisi ele alınacaktır. Büyük Millet Meclisimle Hükümet iıcra-atram konuşulduğu bütçe ımtizalkereleri esnasında bütün bu meşaleler ortaya lkonmustu. Müzakereler, aylarca sür­müştü.Bütün bunları bilmektesiniz.

Kanaatımızea yalnız ziraatın İcalkınma-ısı kâfi değildir. Ona muvazi olarak si-naâ tesislerin de kurulması lâzımdır. Biz, bütün sınai ihtiyaçlarımıza tekabül edecek sanayüi dört senede kurmaik yo­lundayız. Biz, Hükümet olaraik, ziraati ve sınai kalkınmayı desteklemeMeyiz. Eski iktidar zamanında, bir çeyrek asırda, dört şeker falbrikası Ikurulmuş. tu. Biz, jlkl ay son-ra iki şeker falbrilkası-nm temeMni .atacağız. Çeyrek asırda Türkiye'nin çimento istihsali 30O - 400 bin tondu. Gelecek sene biz 800 'bin tonu aşacağız ve .bu suretıle i'ki misline çıka­cağız. Dokuma sanayii de aynı hızla İler­lemektedir. ıSulama ve elektrik işlerindeki faaliyet artmıştır. Büyük barajlar inşa ediyoruz. Yeni seçimlere sıra .ged­diği zaiman memleketimizde elektriksiz kazalar naıdirattan olacaktır. Onlara,- kısa bir zamanda bir .memleket nasıl imar edilir, çalışmaz dedikleri, bil­gisiz dedikleri Türk köylüsü nasıl Ibir cevherdir ve ne sağlam bir temeldir, göstereceğiz.

Hal böyle ikin şimdi fbir de onlara kulak verelim :

[Memlekette emniyet yoktur, hürriyet mevcut değildir, vatan batmaktadır. Kalkın ey ehli vatan, vatanı (kurtaralım, diyorlar. Soruyorum : Variyet böyle midir arkadaşlar? 'Bütün bunların sureti kaltiyede yalan olduğunu hepimia [biliyor­sunuz. Bugün, memlekette onların dev­rinde ,bulunimayan ibir emniyet, bir hür­riyet vardır. Onların bütün gayretleri, iktidarın gün gibi aşikâr faaliyetlerimi, gölgelemek ve ımemleiketi bir kargaşa­lığa boğmak hedefini güdüyor. Fakat bunu yap amıyaealkl ardır, arkadaşlar. Bizim karşımıza geçerek biz bir şeyden "korkmayıiz diyorlar. Peıki biz rmi korka­rız? Biz onlaırın bütün tahlakküm ve ceberut zihniyeti ve vasıtaiariyle hare-Itöt ettikleri zaman korkmadik. Şimdi memleketin teveccüh ve reyine dayana­rak bu memlekette ilk meşru hükümeti 'kurmuş olan bizler mi' onlardan koruta­cağız ? Bütün Türk milleti hakikatin ne-

rede olduğunu biliyor. Ötedenberi de­mokratik mücadelede büyük hizmetler ifa eden siz, B'eypazarlüar, hakilkatin nerede olduğunu biliyorsunuz.

'Buraya söz almak için gelmemiştim. Faıkat günün hâdiseleri üzerinde buika-darcık söylemekten kendimi menede-medim. Sizlere refah ve saadet dilerim. Her 'gelişimizde refahınızın daha fazla artmış bulunduğunu, bugün dünden da­ha .fazla olduğunu 'görüyoruz. Yarın, 'bugünden 'd'alıa çok artmış bulunduğu­nu ıgörmekle m'emnun olacağız. iSağ olu­nuz, mes'ut olunuz. Mes'ut Türk camia­sı içinde Beypazar'ım saadet içinde gör­mek ıbiizm 'için bahtiyarlıik teşfeil ede-cöktir.»

iBaşbakanın 'büyük ımuhablbet tezahüra­tına vesile olan konuşmasından sonra kongre başkanı kongrenin bittiğini bil-dinmiş ve misafirler bundan sonra ye­meğe davet e-d'İlfmiştir.

Yemek kaırşılıklı ve çok samümi (bir 'hasbihaıl içinde geçmiş yine otomobil­lerle Ankara'ya dönülmüştür.

9 Mayıs Iİ9S2

- - Aldapazarı :

Birinci Ordu Temsil Bürosunun bugün bu bölgedeki, süvari tümeninde tertiple­diği tatbikat ve talim ve terbiye göste­risi yerli ve yabancı basınını temsil eden 40 kişilik bir gazeteci heyetimin iştiraki ile ve çek derin bir al'âika ile balkip edil­miştir.

Esisin heyeti saat 10 da motorlu trenle Haydarpaşa'dan hareket ederek izmit'e ve aradan otofbüs ve otomobillerle Arifî-ye Motorlu Topçu Alayı Karargâhına gelmiş ve orada ögie yemeğine misafir olmuştur.

Süvari Tümen Komutan Vekilli A'lbay Bamdi Günsay, matbuat mensuplarını selâmlayarak Türk süvarisinin tarihî ve ananevi 'ehemmiyetini belirten 'bir ko­nuşmada Ibuluoınıuş, motorlu ve ımaki-nalı birliklerin vazife gör emiyec ekleri arızalı ve dağlık bölgelerde süvarinin başlı başına !bir kıymet olduğunu ifade ederek ica"oın>da buralarda motorlu kı­talarla işbirliğinin lüzumu üzerinde dur muştur.

Yemekten sonra Motorlu Topçu Alayı­nın talim ve tenbirye ve tedris sistemi ve usulleri, 'gösterilerek plân ve tatbikat salonları, er ve subay ytiştirm'e .malize-meleri, tamir atölyeleri ve kademeleri gezilmiş tir. Görülen temizlik, intizam ve metodılu ça­lışmaları ziyaretçilerin fcmyük tıalkdirle-rini çekmiştir.

Ziyaretçiler Türk erinin dünyanın en modern malzeme, harp »ilâh ve vasıta­larımı kullanmaktaiki maharet ve kabi­liyetlerinihayranlıkla seyretmişlerdir.

Motorlu birliklerde, mütemadi 'bakımın ve tamiratın, geri ve ikmal hizmetlerir nin ehemmiyeti subaylar tarafından ma­hallinde tatbiki izahlarla anlatılmıştır. 'Bundan sonra arazide ımuhalbere talim ve tatbikatları gösterilmiş, topçu batar­yalarının görerek ve görmeyerek ve ölç­me ve uçak gözetlemeleri ile olan atış­ları hakiki mermilerle yapılmıştır. Binbuçuk saat süren topçu alayının mu-haıbere tatbikatından sonra saat 15 te süvari alayının harekâtına geçilmiş ve eski süvari ananesine uyularak merasim geçişi boruzanlaırla başlamıştır.

Süvari 'alayının takım safında ve sut'at-le yaptığı geçiş fevkalâde muvaffaki­yetli olmuştur.

En mıütecessis nazarlar !biîe tenıkid edecek noktabulamamışlardır.

Şanlı alay sancağını taikiben renk renk ayrılmış kahramanbölükler, makinelı tüfekleri, hozaka silâhlariyle yalın kim geçmişlerdir.

Tümen Komutanı müteakiben alayı bo­ru işaretleriyle sevk ve idare ederek muhtelif hareketler yaptırmıştır. Toplu ıbir halde bulunan süvari alayının hava (hücumuna uğraması esnasında kü­çük gruplar halinde dört nala muhtelif istikametlere açılması, yayılması ve 'he­def küçültmesi çok büyük sür'at, inti­zam ve maharetle cereyan etmiştir. Daha, sonra süvariler, ananevî süngü hücumunu göstermişlerdir. Bu esnada «Allah Allah» sesleri ovayı çınlatmış, Türk askerine has olan bu safha bütün seyircileri heyecanlandırmıştır. Süngü hücumu bilhassa Kore (harbinden alınan tecrübe ve derslerle bugün daha sistemli bir hal almıştır.

Süvarilerin hayvan üzerinde ayakta tü­fek, makinalı tüfek, .bomba atarak ve kılıç kullanarak marş marş hücumları çok Ibüyük bir alâka toplamıştır.

Fevkalâde muvaffaikiyetle geçen bugün-Mi tatbikat hakkında İngiliz gaızeteleri grupunun [istanbul muhabiri Mr. Henry Docdy arkadaşımıza ihtisaslarını şu cümlelerle belirtmiştir: «İkinci Cihan Harbinden sonra muhtelif ordu harekât ve tatbikatlarında bulun­dum. Böyle enerjik, (hevesli ve teşebbüs ruhuna sahip subaylara mâlik ıbir ordu görmediğimi itiraf ederim:. Askerlerinizin üstün kudret ve kabiliyeti ve fevkalâdeliği bütün -dünyaca çok iyi biliınnıektedir. Buıgün gördüğüm kıt'a zinde temiz, sıhhatli ve canlıdır. Talim ve terbiyesi mükemmel, hayvan ve mal­zeme toakımı çok iyidir. Böyle bir ordu ile insan ancak övünebilir.

—İstanbul :

Stella Polaris adındaki İsveç (bandıralı turist gemisi 119 turisti hâmil olduğu halde bugün saat 15.30 da limanımıza gelmiştir.

—Malatya :

Demokrat Partililerin toplantısında ka­labalık bir halk topluluğu önünde bu­gün bir ıkonuşma yapan Çanakkale Milletvekili -'Kenan Akmanlar, iki yılını doldurmak üzere bulunan Demokrat Parti üktidarmın ibu tasa zaman için­deki başarılarını izah ettikten sonra, Türk milletinin bu başarısı önünde De­mokrat Parti iktidarına duyduğu büyük itimadı belirtmiş, Devlet gemisinin dün­yada mevcut büyük fırtınalara rağmen millî ideallere doğru nasıl selâmetle yol almakta bulunduğunu deliller vererek anlatmış ve memleketimizin içte ve dış­ta kazandığı büyük itibar karşısında hased duyanları takbih ederek, bu gibi­lerin karanlık .maksatlarına ve m,enfi telkinlerine 'karşı halkımızın uyanık ol-maya davet etmiştir.

Kenan Akmanlar, ayrı ayrı partilerde yer almış olmakla vatandaşların vatan­perverce hareketlerinin zedelenemiyece-ğini, bu toprağa bağlı insanların, hadi­seler karşısında hüküm verirken her şeyden önce vicdanlarının sesine kulak vererek bir avuç kötü insanm tahrikine âlet olmaktan uzak kalacaklarına, inan­dığını söylemiştir.

Kenan Akmanlarm bu konuşması mu­hitte çok müsbet bir intiba 'bırakmış ve sık sık alkışlanmıştır.

10 Mayıs 195S

—Bursa :

Birleşmiş Milletler P. A. U. Teşkilâtı Ormancılık Kongresinde bulunmak üze­re memleketimize gelmiş olan Akdeniz Devletleri delegeleri, üç gündenberi Bur­sa havalisinde muhtelif orman 'mıntaka-larmda tetkiklerde bulunmaktadırlar.

Dün Karacabey'e gitmişler, yol .boyunca rastladıîdarı 'kavaklık ve meşelikler üze­rinde incelemeler yapmışlar ve Karaca­bey Harasının çalışmalarından çok mem­nun kaldıklarını beyan etmişlerdir.

Delegeler bugün Ege Havzası ormanla­rım tetkik etmek üzere şehrimizden îz-mir'e hareketetmişlerdir.

—İstanbul :

Şehrimizde misafir bulunan Endonezya Cumhuriyeti eski Başbakanı ve Parla­mento üyelerinden Abdurrahman Basy-dan ve Topluluk Partisi Lideri Muîmım-med Nasır bugün vilâyette Vali ve Be­lediye Reisini ziyaret etmişlerdir. Misa­firler, Endonezya'nın 'çok genç bir cum­huriyet olduğunu, Atatürk eserlerini ve Türk inkılâb hamlelerini ve demokra­tik gelişmelerini büyük bir alâka ile ta-fcip ederek her sahada Türkiye'yi ileri tıir memleket olarak kendilerine örnek tuttuklarını ifade etmişler ve Endonez­ya'nın Atatürk'e ait resim ve Mkâyele-riyle dolu bir memleket olduğunu bil­dirmişlerdir.

Türkiye'de Endonezya Cumhuriyetine kardeşçe hislerin beslendiğin belirten Vali ve Belediye Reisi, istanbul'un (bîr uğrak olmasından faydalanarak gönül­leri ve hisseleri yakın olan İnsanların daîıa. sıkı temasları için çalıştığını, yal­nız 'başıma din unsurunun yakınhlk temi-nine kafi gelmediğini, ;bu yolda yapıla­cak kültür temaslanyla iki memleket arasında daha derin ibir alâkaı husule geleceğini söylemiş ve Türkiye'deki Ata­türk ve demokrasi inkılâblarınag-Öste-

rilen alâkadan, da pek .mütehassis oldu-ğ-unu beyan etmiştir.

Vali Gökay, Türk inkılâbının ileri bir inkılâp olduğunu, bu inkılâp hakkında bazı yanlış teîlkinlere işaret ederek mem­lekette itam bir din ve vicdan serbesti­sinin bulunduğunu, ancak 'dinin, İstis­marı ile husule gelen bâtıl fikirlerin ta­rihte yarattığı fena vakaların zararları­nı izah etmiş ve bu esaslar dahilinde inkılâbımızla din ve Devlet işlerinin, bir­birinden ayrıldığını anlatarak 'genç En­donezya Cumhuriyetinin kardeş Türk milletini Örnek tutması hakkındaki his­siyata karşı Endonezya milletine başarı ve saadet temennisinde bulunmuştur.

Misafirler Öğleden sonra Ordu Müfetti­şini, Atatürk müzesini Hürriyeti Elbedi-yet Tepesinde Talat Pasajım kabrini ziyaretetmişlerdir.

II Mayıs 1952

— Ankara :

Yurdunmızda liman ve iskelelerim inşa faaliyeti etrafında ügili ımakamlardan alınan malûmata göre, liman ve iskele­lerde inşa faaliyeti programı üç grupta top I anmaktadır.

'Birinci grupta hususi kanunlariyle İnşa­larına yetki verilen Ereğli, Trabson, înebolu - Amasra ümranları vardır. İkinci grup, dış ödemeleri Milletlerarası İmar ve Kalkınma .Bankasından sağla­nan (12.5) milyon dolarlık krediden ödenmek üzere inşalarına 5775 sayılı kanunla yetki alman ıSalıpazam, Hay­darpaşa, îzmir, İskenderun ve Samsun limsnları ve bunları takiben inşa edile­cek Mersin Limanının teşkil ettiği (ana liman programı) grubudur. Üçüncü grup ise 5414 sayılı kanunla İnşalarına yetki alınan iskele ve küçük barınaklardır.

Birinci gruptaki mevzuların hsllhaızır durumları şudur :

Ereğli Limanında 825 metre tulündeki dalgakıranın inşası bitmiş ve muvakkat kabulü yapılmıştır. Limanm tarama işi tamamlanmış 600 metre beyundaiki rıh­tım inşasına başlanmıştır. Rehtım blok­larının imali yaırı yarıya tamamlanmış ve temel, anroşman kaidesi üzerine kon­mağa başlanmıştır İnşaatın heyeti umu-

miyesi, rıhtım arkası imlâsı hariç ol­mak üzere, 1952 yılı sonunda tamamla­nacaktır.

Trabzon Limanmda 850 metre tuHindeki dalgakıran 'üst yapısı hariç olmak üze­re bitmiştir.

400 metre uzunluğundaki rıhtımın inşa­sına 'başlanmak üzere Seyhan tarak ge­misi ve çamur gemileri Trabzon'a gön­derilmiş ve rıhtım temeli tarama İşleri­ne başlanmıştır. Tarama 'ameliyesi, rıh­tım temelinin açılmasından sonra, li­manda da devam edecektir. Rıhtım ar­kası İmlâsı siparişe bağlanan emici rve refulman tesisatı geldiğinde tbu tesisat ileyapılacaktır.

Trabzon Limanında inşaatın heyeti umumiyeti rıhtım arkası 'dolgusu hariç 1952 yılı sonlarında tamamlanacaktır. İnebolu ve Amasra limanlarına gelince, İnebolu'da 400 metre tulündeki dalgakı­ran inşaatına başlanmış 150 metrenin taş döküsü tamamlanmıştır. 90 metre boyundski rıflıtım inşasına dalgakıran inşasının yeter foitr mahfuziyet temin edecek kadar ilerlemesinden sonra .baş­lanacaktır. İnşaatın heyeti umumiyesi 1952 yılı sonlarında taımamlanaeaktır.

Amasra Limanında su altında mevcut 26-0 metrelik eski dökti su üstünde çı­karılacak ve 50 metre uzatılacaktır, îtn&bolu inşaatı tamamlanınca bu şanti­yedeki makine ve vasıtalar iAmasra Li­manına kaydırılarak 1953 yılında işe (başlanacak ve aynı yılda tamamlana­caktır.

'İkinci grupu teşkil eden ana liman prog­ramı grubundaki limanlarda çalışma du­rumu şudur :

Kredi anlaşması hükümleri mucibince ve Milletlerarası Bankanın gösterdiği lüzum 'üzerine 'bir eksiltme neticesi an­gaje edilen Danimarkalı Ko.mpmann, Kİerulff, 'Saxsı!d A. S. (Kampsax) mü­şavir mühendislik teşekkülü ile 30 Ocak 1951 tarihinde sözleşme yapılmış ve söz­leşmeleri gereğince mevcut limanların teçhizatı ile limanların inşa. makine ve vasıtaları projelerini .hazırlamağa der­hal ve liman projelerini hazırlamağa da 5775 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 1 Haziran 1951 tarihinden itibaren baş­lanmıştır. Bayındırlık Bakanlığınca mü­şavir mühendisliğin isteği ve liman projelerini tanzimine esas teşkil edecek olan mahallî etüt ve temel zemini ince­lemeleri Salıpazan, 'Haydarpaşa, İzmir, İskenderun ve 'Samsun limanlarında ya­pılmış ve yapılmakta bulunmuştur. Mevcut Ilımanların teçhizatına 'dair pro­jeler üzerinden bu (teçhizat eksiltmeye çıkarılarak taahhüt ve siparişe (bağlan­mıştır.

Limanların inşasınai lüzumlu şantiye ma­kine ve vasıtaları için tanzim edlilen pro­jeler üzerinden, Ibunlar da eksiltmeye çıkarılarak taahhüt ve siparişe (bağlan­mıştır.

Bu limanlardan İstanbul'da Salıpazan rıîıtım antrepo inşaatı için projeler ta-mamılanmış olup tou işe aıit isteklilerin ve referansları ile birlikte müracaat et­meleri gazetelerle ilân edilmiştir, İstanbul'da ıHaydarpaşa Limanı proje­leri tamamlanmıştır. İsteklilerin müra­caat etmeleri için bugünlerde ilân yapı­lacaktır.

İzmir Alsancak ve İskenderun liman tevsiatı işlerinin bu sene içerisinde ek­siltmeye çıkarılması için projeler ve ek­siltme evrakının tamamlanması üzerin­de çalışılmaktadır.

Samsun Limanının inşa projeleri ta­mamlanarak ıbu yıl içinde eksiltmeye çıkarılacaktır.

Üçüncü grubu teşkil eden iskele ve kü­çük (barınaklar inşasmdaki çalışma du­rumu d.a şudur :

Bu İşler için bütçeye 1950 yılında (1,5) milyon, 1951 yılında ,02,5) milyon ve 1952 yılında (3) milyon liralık ödenek konmuş 've Bakanlar 'Kurulu karariyle Çanakkale, Şarköy, Akçakoca, Taşucu ve Anamur iskeleleriyle Kefken, barı­nağı 1950 yılı ve Mudanya, Rize, Finike. Alanya ve Marmaris iskeleleri de 1951 yıh 'programına alınarak inşalarına baş­lanmıştır. Bunlara ilâveten Gemilik, Lap­seki, Hopa, Ordu, Pazar ve Bulancılc iskeleleri de 1952 yılı prograımına alına­rak inşalaırına geçilmek üzere taahhüde bağlanacaktır.

Bu 'iskelelerden Şarköy iskelesi inşaatı ikmal edilerek işletmeye açılmıştır. 'Ça­nakkale, Taşucu, Anaımur, Alanya ve Akçakoca iskeleleri de bu yıl İçerisinde ikmal edilerek işletmeye açılmasına ça­lışılmaktadır.

Mareşal bundan sonra tekrar 'gazeteci­lere hitap ederek demiştir ki:

«Matbuat temsilcileriyle burada tema­sımdan çok memnunum. Matbuatla mü­nasebetim her zaman iyidir. Matbuata, bilmeleri icap eden hususları söyler fa­kat bilmemeleri icap eden meseleleri ve mevzuları söylememeğe daima dikkat ederim. Matbuatla muvazeneli işbirliği ancak ıbu suretle rrünıkün.dür.S'

Mareşal Montgoruery bundan sonra Ge­nelkurmay Başkanı Orgeneral Nuri Ya~ mut'a dönerek «sizin, de [gazetecilerle konuşacağınız bir şey yok mu?» diye sormuş, Orgeneral buna şu cevabı ver-(iniştir :

«Büyük asker ve büyük dost Mareşalin ziyaretlerinden pek memnunuz. Beraber yapacağımız .müzajkere'lerden çok jyi ne­ticeler alacağımıza emin. [bulunuyoruz. Kıt'a ve askerlerimiz hakkındaki güzel hisleri bizi fevkalâde memnun etmiştir. Dost gözleri herşeyi doğru görür. Be­nim de basınla dostluğum daima 'devam­lıdır. Onların benden memnun oldukla­rını zannediyorum.» Mareşal bundan sonra Orgeneral, Nuri Yamut'a döne­rek :

«Buradan avdetim esnasında sizin gaze­tecilere İngilizce hitap etmenizi temen­ni ederim» demiş, Orgeneral Yamut da : «Mareşalin- Türkçe konuşması şartiyle» cevabını vermiştir.

Mareşal Montgomery hava alanından doğruca Ankara Palas'a girmiştir.

13 Mayıs 1952

— İzmir s

izmir iSendikalar Birliği memleketimiz­de ilk defa olarak işçiler arasında bir münazara tertip etmiş ve bu münazara dün öğleden sonra evlenme salonu dai­resinde yapılmıştır.

Asgari ücretin yerinde olup olmadığı münazara mevzuu olarak ele alınmış ve ibu yolda çeşitli fikirler ileriye sürülmüş­tür.

İzmir Valisiyle beraber daha foir çok zevatın da hazır bulunduğu toplantıda as- ! gari ücret tesıbitmin yerindeolduğumu ' müdafaa eden işçigrupu neticede itti- ] fakla galip sayılmıştır. Aynıtoplantıda bir çok yeni kararlar da alınmış ve hep birlikte evvelâ vatan | ve millet için namuslu bir kitle olarak çalışılacağınadair de ant içilmiştir.

— Ankara :

Süımerbank pamuklumamullerimde ya­pılan fiyat indirmesi üıakkmda Çalışma Bakanı ve İşletmeler Bakan Veikili Nu- ' ri Özsan .muhabirimize aşağıdaki beya­natı vermiştir :

«Demokrat Parti iktidarı, Hükümet aneı j suliyetini üzerine alınca iktisadi ve mail 'hayatımızın türlü safhalarında igereken tedbirleri almakta gecikmemiştir. Fiyat konjonktüründe lehe hâsıl olan imkân­lardan istifade edilerek hayatı ucuzlat­mak, vatandaşların yaşama seviyesini •tatoiileştirmek yolundaki prensibini ger­çekleştirmek için bir takım Devlet fab­rikaları mamullerinde fiyat tenzilâtı yapmakta tereddüt etmediği malûm bir hakikattir.

iFalkat (Kore harbinin başlamasiyle dün­ya piyasalarında, feaşta harp saaayiile ilgili ham tmaddeler de olmak üzere, sü­ratle fiyatlar yükselmiş, bu vaziyetten bilhassa mensucat sanayii şiddetle mü­teessir olmuştur.

Tamamen iktisadi şartların gerektirdi­ği tedbir ve kararlar cümlesinden olarak Sümerbank'm, İç ve dış piyasalara göre pamuklu satış fiyatlarında ayarlamalar yaptığı malûmdur .

Halen 'dış ve iç piyasa imkân ve şartları tetkik edilerek (bilhassa basma, kaput (bezi, ve diril gibi halk tipi % 90 ı .bulan mamullerin fiyatlarında tenzilât yap­mak imkânlarını tesbit ederek pamuklu fiyatlarında % 5 Uâ % 13 arasında fiyat indirilmesi yapılmıştır. Bu sefer yaptığımız tenzilât 18/1/1902 tarihinde yapılan zamlardan daıha faz­ladır. Bir misal olnıalk üzere basmada 18/1/1952 tarihinde hiç zam yapılmadığı halde bir onüddet evvel yapılan fiyat tenziliyle birlikte bu defa yapılan, indir-ane tutan metrede 23 kuruşu bulmakta­dır. Gömleklik basmamın metresinde 14 ku­ruş, düz boyalıda 9 kuruş ve doblakoda indirme 17 (kuruştur. 18/1/1952 tarihin­de 75 santimlik 'kaput (bezinin metresin­de 2 Kuruş zam yapıldığı Sıalde bu se­fer 6 kuruş" tenzilât yapılmış, 00 san­timlik kaputta yapılan 4 kuruşluk zam­ma mukabil bu defa 12 kuruşluk indir­me kabul edilmiştir.

[Bu suretle yapılan tenzilât miktarı tak­riben 9 ımilyon liradır.

Bu karar, her fırsat ve imkân zuhur et­tikçe Demokrat Parti iktidarının haya­tı ucuzlatmak prensibine sadakatinin bdr örneğini daha teşkil etmektedir.»

—Ankara:

Vergi tahsilat durumu hakkında izahat isteyen bir muhabirimize Maliye Bakanı Hasan Polatkan aşağıdaki beyanatta bulunmuştur :

«İçinde bulunduğumuz malî yılın ilk iki aylık varidat tahsilâtına ait neticeleri almış bulunuyoruz. Bu neticelere göre 1951 yılının Mart ayında 118.000.000 li­ralık tahsilata mukabil 1952 Maart ayın­da 142 milyon liralık tahsilat yapılmış­tır. 1951 yılının Nisan ayında 89 milyon -liralık tahsilat yapıldığı halde 1952 Ni­san ayı tahsilatı 124 milyon lirayı bul­muştur.

Gelir durumu lıakikmda katî fikirler ile­ri sürebilmek için iki aylık bir müdde­tin gayri kâfi olmasına rağmen Mart ve Nisan aylarının tahsilat yekûnları memnuniyet verici bir seyir göstermek­tedir. Bu vaziyetten istifade ederek memleketin iktisaden kalkınmasında ve sağlığının korunmasmda çok büyük ehemmiyeti bulunan il ve köy yolları, köy içme sulan, verem ile mücadele hiz­metleri için Büyük Millet Meclisimden ek ödenek istemek kararındayız. İçinde bulunduğumuz; inşaat mevsiminden fay­dalanabilmek üzere bu hususa ait feanun

tasarısı önümüzdeki günlerde Yüksek Meclise sunulacaktır.»

13 Mayıs 1952

—Ankara :'

Teni kurulan Türk - Alman Dostluk Ce­miyeti bugün ilk toplantısını yapmıştır, idare Heyeti seçiminde Birinci Reisliğe Erzurum Milletvekili EmruHan Nutku, ikinci Reisliğe Elâzığ Milletvekili Şev­ki Yazman 'Sekreterliğe Sürt Milletve­kili Dr. [Baki Erden, Muhasipliğe Niğde Milletvekili Necip Bilge, üyeliklere Bur­sa Mİleltvekili Mithat Sam, Manisa Mil­letvekili Muhlis Tümay, Burdur Millet­vekili Mehmet Özbey, Murakıplıklara Çanakkale Milletvekili Nihad Eğriboz, Tokat Milletvekili Sıtkı Atanç, İstanbul Milletvekili Enver Adakan seçilmişler­dir.

—İstanbul:

Birleşmiş Milletler F. A. O. Teşkilâtı Orman ve Oranan Mahsulleri Akdeniz İşleri Tâli iKomisyonu bu sabah saat 9/30 da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakül­tesi Konferans Salonunda Tarım Bakanı Nedim Ökmen'in huzuru ile toplanmış ve mesaisine başlamıştır .

—Ankara:

Büyük Millet Meclisinin yarın saat 15 te yapacağı birleşimdeki gündeminde mevcut 4 sözlü soru, bir kanun teklifi ve dört kanun tasarısı bulunmaktadır. Malatya Milletvekili Mehmet Kartal'ın arazisi kaymakıta olan Pütürge İlcesine bağlı Şimil Köyünün mâruz bulundu­ğu tehlikeye karşı ne gibi tedbirler alındığına dair Bayındırlık Bakanlığın­dan, Çanakkale Milletvekili Emin Ka-lafat'm, Erzincan Milletvekili Şemset­tin Günaltay'ın istanbul'da Cumhuriyet Halk Partisi Süleymaniye Semt Oca­ğında Devlet ve Hükümet idaresi hak­kında yapmış olduğu ithamlar karşı­sında Hükümetin ne düşündüğüne dair Başbakanlıktan, Kars Milletvekili Esat Oktay'ın, İğdır Hastanesi doktorluğu­na bir operatörün tâyini için ne düşü­nüldüğüne dair Sağlık ve Sosyal Yar­dım Bakanlığından ve Afyonkarahisar Milletvekili Ali İhsan Sabis'in 19 ço­cuk babası olan ve Devlet Demiryol­larından malulen emekliye sevkedilen İbrahim Balımtaş'ın maaşının veril­memesi sebebine, tahsil çağına gelen çocuklarının yatılı mekteplere kayıtla­rının ve kendisine de Haydarpaşa ga­rında yardımcı bir iş verilmesinin mümkün olup olmadığına' dair Başba­kanlık ile Maliye, Millî Eğitim ve Ulaş tırma bakanlıklarından sözlü sorular vardır.

îç tüzük gereğince bip defa görüşüle­cek işler arasında Giresun Milletvekili Arif Hikmet ■Pamukoğlu'nun tasfiye edi­len ve emekliye sevkoliffian Dışişleri Bakanlığı memurları hakkında kanun teklifi ile Millî Piyango İdaresinin 1950 yılı bilançosunun gönderildiğine dair Başbakanlık tezkeresi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi 1951 yılı Aralık ve 1952 yılı Ocak ve Şubat ayları hesabı hak­kında Meclis Hesaplarını İnceleme Ko­misyonu raporu (bulunmaktadır.

Gündemin birinci defa görüşülecek işler bölümünde uçucular için tazminat ka­nunu tasarısı, Devlet Demiryolları ve Limanlan İşletime Genel Müdürlüğü iş­çilerine mesken yaptırmaları için borç para verilmesine .dair kanun tasarısı ve Milletlerarası iktisadi İşbirliği Teşki­lâtının Dışişleri Bakanlığına bağlanma­sı hakkında kamun tasarısı ile Türkiye ile Federal Almanya Cumhuriyeti ara-smda mübadele edilecek mallara ait a ve b listeleri hakkındaki protokolün onanmasına dair kanun tasarısı mevcut­tur.

—İstanbul :

16 Mayıs Cuma günü millî futbol takı­mımızla karşılacak olan Yunan millî takımı bugün saat 19.30 da Air Franee uçağı ile Atina'dan, şehrimize gelmiştir. Misafirlerimiz Yeşilköy Hava Alanında Böîge Müdürü, Federasyon ve klüp ida­recileri ile basın mensupları tarafından karşılanmışlar ve kendilerine istanbul bölgesi adına bir (buket verilmiştir. Yu­nan millî futbol takımı Trabya'da Ko­nak Otelinde misafir edilecektir.

—Ankara :

Şehrimizde bulunan Feld Mareşal Mont-gomery şerefine bu akşam İngiltere Büyükelçisi Sir Knox Helm, tarafından bir akşam yemeği verilmiştir.

Bu yemekte Dışişleri Bakam, MiiHî Sa­vunma Bakanı, Genel Kurmay Birinci ve İkinci başkanları, Dışişleri Bakanlığı Umumi Kâtibi, Amerikan Askerî Yar­dım Kurulu Başkanı ve Atlantik birliği­ne dahil ^hükümetlerin büyük ve orta elçileri hazır bulunmuşlardır.

— Mersin :

Valansiya'da yapılması kararlaşan Ak­deniz Memleketleri Narenciye Kongre­sinde memleketimizi temsil etmek üzere Mersin Bahçeciler ve Çiftçiler Birliği Başkanı Reşat Karabuda ile Antalya Bahçe Kültürleri Müdürü Dr. Sami Yen delege seçilmişlerdir. Akdeniz memle­ketleri irtibat komitesi Türkiye millî seksiyonu üyelerinden olan Dr. Sami Yen ve Reşat Karaınuda, Valansiya Neu-renciye Kongresini müteakip, müsteh­lik memleketlerde 'ambalaj, tasnif, usa­re, soğuk hava mevzuları üzerinde tet­kikler yapmak üzere İsviçre, Almanya, Belçika, isveç, Danimarka ve Hollanda'­ya dagideceklerdir.

Valansiya Kongresi İS Mayısta açılacak, 24 Mayıs'a kadardevam edecektir.

M Mayıs 1952

— Ankara :

Devlet Bakanı 'Başbakan Yardımcısı Sa-met Ağaoğlu, 'beraberinde Konya Millet­vekili Murat Ali Ülgen, Ağrı Milletve­kili Kasım, Küfrevî, Bilecik Milletvekili ismail Aşkın, Kocaeli Milletvekili Etem Vassaf Akan olduğu halde Adapazarı'-na gitmek üzeer bu sabah motorlu tren­le şehrimizden ayrılmıştır.

—İzmir :

iki gündenberi şehrimizde bulunan Hint Büyük Elçisi Ekselans C. S. Jha dün saat 20 de Tüccar Kulübünde İzmir'i! gazetecilerle tanışmak için bir toplantı tertip etmiştir.

Saat 22 ye kadar samimi bîr hava için­de devam, eden bu toplantıda Ekselans Jha Türk-Hinıt dostluğundan sitayişle bahsetmiş ve bu mevzuda karşılıklı ko­nuşmalar yapılmıştır, izmir'i çok beğendiğini söyleyen ve Tür­kiye'deki kalkınma hareketlerini Öven Büyüelçi, Türkiye'nin ve hususiyle İz­mir'in tarihçesi hakkında ıgazeteeilerden izahat almıştır.

Hint ve Türk ticari bahislerine de temaa eden Büyükelçi, bu hususta sorulan .muhtelif sualleri cevaplandırmıştır. Bir gazeteci tarafından tütün alım. sa­tım mevzuunda sorulan bir suale Ekse­lans Jha şu cevabı vermiştir :

Muş, bugün, en sevinçli bir gününü ya­şamaktadır.

—AnKara :

Mareşal Montgomery yanında mihman­darları olduğu halde bugün saat 15 te Etnografya Müzesine giderek Atatürk'­ün geçici kabrine (bir çelenk koymuştur. Mareşal daha sonra Ankara kalesini ve Eti Müzesini ıgezmiştir. Saat 17 de Başbakan Adnan Menderes tarafından kabul edilen Mareşal bir saat süt en bir görüşme yapmıştı. Bu gö­rüşme esnasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Nuri Yaanut ile Dışişleri Ba­kanlığı Umumi Kâtibi Büyük Elçi Ce-vat Açıkaılm hazır bulunmuşlardır,

—■ Akyazı :

Bugün Adap azarı'nd a yapılacak açıik hava toplantısında bulunmak üzere Ada-pazarı'na gelen Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu, Akyazı'dan Adapazarı'-na giden heyetin daveti üzerine saat 16 da beraberinde Agn Milletvekili Ka­sını Küfrevî, Konya Milletvekili Murad Âli Ülgen, Kocaeli Milletvekili Ethem Vassaf Akın, Generai Saimı önhon. Mümtaz Kavalcıoğlu ve Doktor Ziya Atığ olduğu halde şehrimize gelmiş bu­rada da tertip edilen açık hava toplan­tısında üç bini tecavüz eden vatandaş huzurunda konuşmuştur. Başbakan Yardımcısı bu konuşmasında, Hükümetin iki senelik icraatını anlat­mış ve bundan sonra yapacağı işler et­rafında geniş izahlarda 'bulunmuştur. Büyük ve candan tezahürata vesile olan Tju konuşmadan sonra Başbakan Yar­dımcısı refakatindeki .milletvekilleriyle birlikte orada tertip edilen toüyük açık hava toplantısında bulunmak üzere Adapazarı'na 'avdet etmiştir.

—Ankara :

Atlantik Orduları [Başkomutan Muavini feldmareşal Ix)rdMontgamery (bugün

saat 19 da yerli ve yabancı ajans ve ga­zete muhabirlerinin hazır bulunduğu bir basın .toplantısı yapmıştır. Toplantı salonunda bulunan ibasm men­suplarını Türkçe olarak «Merlhaba» di­ye selâmlayan Mareşal gazetecileri top­lu olarak 'gördüğünden duyduğu mem­nuniyeti ifade ettikten, sonra aşağıdaki beyanatta bulunmuştur :

1 — Türkiye'ye ziyaretimden çok mem­nunum. Maksadım siyasi ve askerî şef­lerle temas tesis etmek, onlarla savun­ma meselelerini görüşmek, Başkomutan­lık karargahında bulunan bizlerin ne gibi yardımlar yapabileceğimizi meyda­na 'çıkarmak ve eldeki zaman zarfında silâhlı kuvvetlerinden mümkün olduğu kadar fazla kısımları görmekti.

2— Türkiye NATO'ya dâhil bulundu­ğuna göre, silâhlı kuvvetleri lıarp halin­de GeneralEİsenhower'in ve ayrılıncaGeneral Ridgwayfin komutasında harbedecektir.ı

Türk topraklarının savunması artık münferiden mütalâa edilemez. Plânîama-mızda, Avrupa savunma manzumesini Türkiye'yi de içine alacak şekilde uzat­malıyız ve Türkiye'yi bu savunma teş­kilâtı içersine sıkıca kaynaştıracağız. Türk topraklarının savunması ile ibir arada İM memleketin toprakları bîr tek savunma meselesi halinde mütalâa edil­melidir.

Türkiye ve Yunanistan'ın 'güvenliği için lüzumlu bulunan bütün kuvvetleri ton iki memleket aralarında temin edemez­lerse, geri kalan kısmının NATO kay­naklarından sağlanmasını temin etme­liyiz.

Biz Türkiye'yi, Batı savunma plânları­na kaynaştırılmış, tecavüze karşı des­teklenmek için Batıya doğru bakan ve bunu Orta Doğu'daki menfaatlerine za­rar vermeden, yapan, sağlam bir hürri­yet kalesi olarak mütalâa etmekteyiz.

3— Gaye nedir ? Gaye barıştır. Bunu nekadar açık ve ne kadar sık ifade etsekyine azdır. Gaye barıştır.

ıFakat her ne bahasına olursa olsun iba-rış değildir. Ruhunuzu kaybedecek olur­sanız (barış ne işe yarar. Esaretti barış işe yaramaz.

Biz hürriyetli barış istiyoruz. Siz Türk­ler ıbunu iyi anlarsınız ve bütün tarihi-

biz hürriyet uğruma bir savaşın hîkâye--sidir.

4— Bundan dolayı bir .millettecavüzekarşı savaşa hasırolmalıdır. Vefenmütecavizin eline, süratle ve ikazsiz ağırdarbeler vurmak imkânını verdiğine gö­re, bir milletin süratle seferber olabil­mesi lâzımdır.

Tek .görev, millî toprakların ıkatî emni­yetidir.

— Bu meseleye tesir eden birçok fak­törler vardır. Fakat üç faktör çok mü­himdir.

— Birincisi :

Hiçbir memleket, harp ihtiyaçları için lüzumlu bulunan bütün kuvvetleri Iba-nştan itibaren dalma hazır olarak silâh altında bulunduramaz. Bundan dolayı barış zamanında, silâh altında ve her -zaman hazır olarak, ilk .darbeyi karşı­layacak ve millet seferber olup harp makinesi işe ikoyulana kadar hayatî önemi haiz (bölgeleri elde. tutacak mik­tarda bir kuvveti idaıme etmesi lâzım­dır.

Bu barış zamanı kuvvetleri, milletin se­ferberliğini örteceklerdir ve dolayısiyle mevkileri bu .göreve uygun olmalıdır.

7— İkincisi :

Her ımillet, askerlik hizmetini bitirdiK-ten sonra sivil ıhayata dönen eğitim gör­müş insan kaynaklarından en iyi suret­te faydalanmalıdır. Bu insanlar ihtiyat kuvvetlerin esasını teşkil ederler. Asker­lik hizmetinden en iyi kazanç, iyi İbir Miyat tümenler teşkilâtı bulundurmak­la olur. İhtiyat tümenlerin, sahra ordu­sunu süratle takviye edebilmesi için bun­ların her yıl bir miktar eğitim görme­leri sağlanmalıdır.

8— Üçüncüsü :

Bütün savunma gayretimin fiilî realite­ler ve ekonomik imkânlara göre muva-zenelendirilmesi lâzımdır.

9— ıBu ziyaretim esnasında Ankara'dakurmay 'başkanlarınızla ve her üç kuv­vetin üst suibaylariyle 'görüşmelerde bu­lundum. Bu görüşmeler (bana Ibüyük birgüvenlik hissi verdi, askerlikişlerinin(burada iyi ellerde olduğu intibaı ile ay­rılacağım.

Gördüğüm askerleriniz birinci sınıftır. Sert ve mütehammildirler ve her zaman ödevlerini yapacakları bellidir.

Ordunuz çok iyi durumdadır, kendisine terettüp edecek ıbütün görevleri başara­cağına emin ola/bilirsiniz.

Deniz ve (hava kuvvetlerinizi göremedi­ğime .müteessirim. Bunu başka bir ziya­retimde yapmalıyım. Eylülde tekrar Türkiye'ye ıgelmeyi ve memleketinizi daha fazla görmeyi ümit etmekteyim.

10 — Netice olarak, size hatırlatmak is­terim .kıi iben şimdi Türkiye'nin bir hiz­metkârıyım. Şüphesiz Britanya'lıyım fakat ıbu bir doğum tesadüfüdür. Sen. NATO memleketlerinin hadimiyim. 'Şimdi İngiltere için olduğu kadar Tür­kiye için. de savaşmak vazifemdir, ve bunu yaparım.

Şayet tekrar savaşmamız icap ederse, sizinle omuz omuza çarpışacağım.

Benim malik olabileceğim herhangi ibir askerî (bilgi ve tecrübe her zaman emri­nize amadedir. iBeni görmek isterseniz, yapacağınız şey çağırmaktan ibarettir. Talebiniz üzerine her zaman, savunma meselelerinizi görüşmek ve size herhan­gi 'bir tarzda yardım etmek için derhal Ankara'ya gelirim.

— İstanbul :

14 Mayıs 1950 seçimlerinin yıldönümü bugün yurdun her tarafında olduğu gi-toi şehrimizde de parlak bir törenle kut­lanmıştır. lBu münasebetle Öğleden ön­ce saat 10 da Melek Sinemasında 'bir toplaıntı yapılmıştır. Demokrat Parti İs­tanbul Teşkilâtı tarafından tertiplenen toplantıda milletvekilleri, Demokrat Parti İl Başkanı Necmi Ateş, İdare Ku­rulu üyeleri ve parti teşkilâtına mensup (kalabalık bir heyet bulunmuştur.

İlk sözü alan Neomi Ateş günün mâna­sını etraflı ibir şekilde anlatmıştır. Da­ha sonra konuşan milletvekilleri, millî idarenin tecellisi suretiyle gelen bu­günkü iktidarın iki yıl içinde mem­lekette ve şehrimizde sağladığı ba­şarıları misaller ve rakamlarla anlat­mışlardır.

Tören sonunda, 'Cumhurbaşkanına, Bü­yük Millet Meclisi Başkanına, Başba­kana ve Demokrat Parti Genel Mer­kez Teşkilâtına bağhlk telgrafları çekil­miştir.

Hatip burada demiştir ki: Türk işçisi eğer bugün hürriyet zevkini tatmış bu­lunuyorsa ibırau, 14 Mayıs'ta kazanılan demokrasi zaferine ve bugünkü ilktidara borçludur.

Bundan sonra söz alan Kocaeli Millet­vekili Ethem Vassaf, Konya Milletvekili İMurad Âli, Ağrı Milletvekili ıKasım Küf-revî demokrasi dâvasının tahakkukunda Türk Milletinin oynadığı büyük rolden (bahsetmişler ve Türk demokrasisinin dünyanın en hür memleke ti eriyle muka­yese edilebileceği üzerinde hâdiselere dayanarak ve misaller vererek izahat­ta bulunmuşlardır.

Bundan sonra Başbakan, yardımcısı âcür-süye çıkaraik aşağıdaki konuşmada bu­lunmuştur : Çok muhterem Adapazarlılar,

Beni kürsüye davet eden arkadaşımızın ve bu meydanı dolduran sizlerin şansım hakkımdaki gösterdiği 'teveccühe, iltifa­ta teşekkür ederim. Ben, iktidarımız­dan evvel ibüyülk mücadelemiz sırasında aranızda zaman zaman 'Dulundum. Bir-biririmize -dert ortağı olduk. Faikat sıiz-den daima mânevi kuvvetim artarak ayrıldım. (Bugün artik kendimi Adapa-zarlılardan sayıyorum.

Hiçbir kuvrvete, hiçbir kanuna ve hiçbir zora .bağlı .bulunmadan şu meydanı dol­duran binlerce vatandaş bugünün 'mâna­sını, bugünün bayram olduğunu hiıçıbir şüpheye ve tereddüde mahal bırakma­dan ifade ve dile getiriyor. Haklısınız, çünkü k'endi hizmetinizde bulunan bir Hükümete, bir Devlete bundan İki sene evvel bugün kavuştunuz... »

Bundan sonra Başbakan yardımcısı ye­ni iktidarın 'iki senelik icraatını rakam­larla izajh etmiş ve sözü işçi meseleleri-ne getirerek şöyle demiştir :

«Sizlere kısaca işçi dâvasından bahse­deceğim. Adapazarı pek 'kısa zamanda toüyülk bir işçd muhiti Olacaktır. Adapa-aarı'nm muhterem işçilerinin şahısların­da bütün ımemleket işçilerine hitap edi­yorum. Bu memleketin millî vahdetini, namus ve şerefim muhafaza etmekte iş­çilerimiz daima en ön safta bulunmuş-

lardır. Onların vatan sever ruhları, mil­lî heyecanlan-, aile ve ocalk sevgileri ive bağlılıktan bir takım kötü niyetli ve karanlık maksatlı 'kimselerin aralaruıa ve içlerine sızarak tahribat yapmalarına mâni olmuştur. Bütün dünyayı kasıp kavurmak istidadında ve emelinde olıan mel'un bir mezhebin karşısına bu mem­lekette Devletten Önce asil ruhlu Türk işçileri çıkmış ve Türk 'millî ıruhunun nöbetçisi olmuştur. İstikbalde yine ola­caktır, işçilerimiz 'hakkında aldığımız tedbirler uzum vadeli ve .köklüdür. İçti­mai sigorta kanunlariyle ve iş kanun-laryite işçilerimizin hayaıt seviyelerini yükseltmeye -çalışacağız. İdeal noktaya ulaşmak kolay değildir, şunu .belirtmek isterim ki, ükttdıdara g-e:ldiğiımiz .günden-toeri işçlleıin ücretlerini yüzde elli ar­tırmış bulunuyoruz. Ücretli tatilleri, as­gari ücreti kabul ettik İşçi hastanele-ırinıi genişleterek' yep yeni bir vaziyete soktuk. Büyük üşlerimiz ve dâvalarımız 'Va;r. Hepsine lâyık olduğu ehemmiyeti vermezsek vazifelerimizi tam yapmış olanlayız»

Başbakan yardımcısı bundan sonra mu­halefetin İddia ve isnatlarına temas ede­rek demiştir ki :

«Bu memleket muhalefetin Mdia ettiği (gribi kötü durumda mıdır? Yine iddia ettikleri gibi karanlık .bir 'devre mi lıaş-laanıştır? Muhalefet lideri İnönü Sam­sun'da «dış politikamız tereddüt içinde­dir» diyor bu ne demektir? BugTinfkü dünya ölçüsünde muvaffak olmuş bir dış poütika için böyle toir 'ifade kuilanmak revanındır ? Yoksa bizi müttefikle­rimizden soğutmak .mı istiyor? ;Bunu açıklamalıdır. Basm hakkında söylediği isnatları ise .büsbütün asılsızdır. (Basın hakkında yüz senedir görülmemiş bir ibaskı vardır diyor. (Halbuki basın onun devtinide tam bir baskı altında idi. Deli'l-mi istiyorsunuz, örfi ildare emriyle ka­panan gazsten'Ln sayısı onların devrinde düzöneyi bulur. ıBugün böyle bir korku var mı? îstedikleri g'.foi yazıyor, iste­dikleri giibi tasvir ediyor, istedikleri gibi fikir ve -kanaatlerini İfade ediyorlar. Onun devrinde fotoğrafmı ikinci ve üçüncü sahifelerde basan gazeteler ka­patılırdı. -Memlekette görülmemiş bir is­tibdat ve diktatörlük kurmuş ve ya­şatmış olan ibu zatın bu sözlerinde başka maksat aramak g-eretkir. Ellerini kol­larını sal'iayark rmemleketin her tara­fında geziyor, 'dileüükleri şekilde konu­şuyor, sonra (bu memlekette huzursuz-Iulk cardır diyor. Eğer bir huzursuzluk varsa, ton mütlaika onların kafasmdadır. Muhalefet lideri işçilerin arasına giri­yor, işçiler hür değildir, tazyik altın­dadır, hakları verilmiyor diyor. Kurunu-vusfcanm esaretini işçilere taîfejfk eden onun idaresi değil'mi idi? Zonguldak'ta jandarma: süngüleri 'altında, hasta ame­leleri topnaik alandaki- ocaklara biz mi zorla In'dirdük ve çalıştırdık. Ameleyi or-ta çağ sarfleri g-ilbi b'z mi alabidiğlne ezdik ve haklarını tanımadık? Onların iddiaları mesnetsiz ve delilsizdir, isnat­ları ise sizin halkkı ve hakikat: goı-en gözleriniz önünde ibir kıymet taşıya­maz. Hayatımız, sıhhatimiz, varlığı­mız, her şeyimiz sizin, büyük miîletimi-zindir. ıSize hikmet etmeye azmetmiş bu­lunuyoruz. Bu memlekette vatandaşları bu 'kötü usullerle hürriyete foıüttırmak isteyenler, karşısında hür ve demokrat Türk mili! etini foulaoaklardır.»

.Başbakan ya.rdrrne;s;ı 'büyük savgi ve çok hararetli alkışlarca karşılanan bu nutkundan sonra kendisini uğurlayan kalabalık: halk kitlesinin candan tezahü-ratiyle meydandan ayrılmış ve 22.30 tre­niyle Ankara'ya hareket etmiştir.

.

15 Maryrs 1952

Ankara :

Büyük Millet Meclisi Başkanı İRefife Ko-raltan, B-a^bakan Adnan Menderes, Ba-yiiDidrıliık ıBakanı IKemal Zeytinoğlu, be-ratoerlerinde iBali'kcsir milletvekiMeri ile diğer baz: mil'ldtveikilleri 'bulunduğu hal­de 'bu sabsh saat S.40 da kalkan özel ibir uçakla Balıkesir'e hareket etmişler, hava meydanında bakanlar, .milletvekil­leri. Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı müsteşarları, paırti genel kurul üyeleri tarafından uğurlanmışlardır.

— Ankara :

Devlet Bakanı 'Başbakan Yardımcısı Sa-met Ağ-aoğlu, beraberinde Adapazarı'na giden TniFietveıkilleri olduğu halde bu sa­bahki ekspresle şehrimize avdet etmiş, istasyonda mi İlet vekilleri :ve partililer tarafından fes-rşi'lanmıştir.

— Ankara :

Atlantik Orduları ıBaşkomultan Muavini Feld Mareşal Lörd Montg-omery, bera­berinde yaveri olduğu halde bu sab'ah sa.at 8.30 da hususi uçağı ile Baris'e gi-tme'k üzere şsihrinıizden aynılmıştıa*. Mareşal, Etimesgut askerî iıava alanın­da Geneflku.rm.ay Başkanı Orgeneral Nu­ri Yamut, İkinci Başkanı Orgeneral Şa­hap Gürler, kara, deniz ve hava kuvvet­leri komutanları, Hükümet adına Protoko'. Umum Müdür Muavini, Millî Savun­ma Balkanı adına Özel Kalem Müdürü, gen eriller, Garnizon, ve Merkez komu­tanları ile Amerika, ingiltere büyükelçiteri, Kanada Elçisi, Amerikan Askerî Yardım Heyeti Başkanı General Arnold ve Nato devletleri 'askerî ataşeleri ta­rafından uğurlanmıştır.

Başta bando bulunan fbir kıta asker se­lâm, resmini ifa etmiştir. Mareşal, aske­rî birliği Torikçe olarak «merhaba:» diye selâmlamıştır.

Cumhurlbaşkanlığı Başyaveri Kurmay Albay Nurettin Fuat AJpkartal, Cum-hutfbaşfeanı adına Mareşale İyi yolculuk temennisinde bulunmuştur.

Mareşal hava alanından ayrılmadan ön­ce merasim kıtası komutanına .askerleri çok iyi bulduğunu ve kendilerine teşek­kürlerini bildirmiştir.

Mareşal Monitgomery, uçağa binerken Yamut'a Türkçe olarak şunları söyle­miştir :

«Türkiye'ye gelmekle çok memnunum, bana gösterdiğiniz nezakete çok teşek­kür ederim. Beraber çok iyi görüşme-ler yaptık. Ankara'da çok iyi dostlar edindim j»

Genelkurmay Başkanımız da Mareşale ingilizce şu cevabı vermiştir :

«Memleketimizi ziyareti münasebetiyle Feld (Mareşali teikrar görmekle çok memnunum. Noktai nazarını ve düşün­celerini Türkçe ifade etmesi bizi çok mütehassıs etti. Felci Mareşalim Türki­ye'yi tekrar ziyaret etmek niyetinde ol­duğunu işitmekle bahtiyarını. Feld Ma­reşale hoş bir yolculuk diler, hürmetle­rimi sunarını..»

— Tokat :

Ankara'ya ulaştırmak üzere Samsun'­dan Amasya'ya müteveccihen yola çıka­rılan sınır toprağı ve bayrak, Tdün Amas­ya - Tokat sınırında Tokat Valisi, Bele­diye Başkanı, Millî Eğitim Müdürü ve Tokat 'gençliği tarafından Amasyalılar­dan teslim alınmış ve akşam Tokat'a getirilmiştir.

Bayrak ve sanır toprağı bu sabah Tokat Cumhuriyet meydanımda yapılan bir uğurlama törenini mütaakip yola çıka­rılmıştır. Bayrak ve smır toprağı bugün Çamhfoel'de 'Sı'vas 'gençliğine teslim edi­lecektir.

— Balıkesir :

Büyük Millet Meclisi Başkanı: Refik Ko-raltan, Başbakan Adnan Menderes, Ba­yındırlık Bakanı Kemal Zeytinoğlu ve yanlarındaki diğer zevat saat 10.40 da uçakla Balıkesir'e varmış, hava 'alanın­da Vali, Belediye Başkanı, Kolordu Ko­mutanı, Hava Üssü Komutanı, mülki ve askerî erkân tarafından selâmlanmış ve muazzam bir vatandaş topluluğunun coşkun olıduğu kadar samimi tezahürleri ile ıkarşıl anmışlar dır.

Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başba­kan, Bayındırlık Bakanı ve refakatinde-(kiler şehre girer girmez evvelâ istasyon meydanına giderek hava şehitleri ihti failinde hazır bulunmuşlardır. Vatan uğ­runda ölen havacılarımız için üç dakika, sükût edilmiş, Büyük Millet Meclisi Baş­kanı Refik Koraltan ve Başbakan Ad-nan Menderes törende hazır bulunan şe­hit -ana, zevce ve çocukları ile görüşmüş ve taziyelerde bulunmuştur.

Analarımızın hepimizi ya 'gazi ol ya şehit diye büyüttükleri bu diyarda ana­ların en muhteremi olan ve eli huşu ile öpülen şehit anası, şehit zevcesi ve şehit çocukları ile beraber askerî kıtaları ve-meydanı çevreleyen mekteplîlerin geçit resmi takip edilmiştir.

Büyük Millet Meclisi Eaşkam Refik Ko-raltan, bundan sonra gidilen Demokrat Parti İl Merkezi binasının balkonundan BalıkesMüleıre hitap etmiş ve gerek ha­va istasyonunda, .gerek burada Balıke­sirlilerin gösterdikleri ve hiçbir zaman 'esirgemedikleri yürekten gelen ımuhab-.bet tezahürleri karşısında [kendi adma ve arkadaşları adına şükranlarını ifade etmiştir.

Koraltan ezcümle demiştir ki : «Eseriniz [meydandadır. Başaralı müca­deleniz meydandadır. Bunun karşısında daha ne denebilir. Ben sizinle beraber şartların en ağır olduğu zamanlar yan-yana 'budundum. Beraberce göz yaşları döktük. O gün de onların 'telâşları kar­şısında söylemiştim. Milletin arzusunu mağlûp et:mek imkânı v-ar mıdır. Bu­gün de diyebilirim ki Türk milleti hür­riyet aş'kı ile kazandığı fkendi eserini sonuna kadar elbette muhafaza etmesi­ni [bitecektir. Yolunuz açıktır. Hedefini-

image001.gifimage002.gifze sür'atle ilerliyorsunuz. ıSİ&in, Türle milletinin, itimadınız ve sevginiz oldukça şu son iki senede başarılanlardan çok daiha iyilerini v>e 'büyüklerini göre­ceksiniz. Bunu ikimse yıkamıyacak, yık­mak isteyen olursa onlar yıkılacaktır.» Başbakan Adnan Menderes bugün öğle­den sonra Demokrat Parti İl Kongre­sinde memleket meseleleri üzerinde bir nutuk 'söyliyecektiir.

Geceyi Balıkesir'de 'geçirecek olan Bü­yük Millet JVEeclisi 'Başkanı Refik Ko-raltan ve Başibakan Adnan 'Menderes, yarm Balıike'sir'den Bursa'ya hareket edecektir.

Ankara - Kayseri - Adana hattında mo-törlü tren seferlerine 2/6/1952 gününden iitiıbaren başlana:caiktır. Motorlu tren Ankara'dan saat 9.10 da 'hareketle Ada-na'yia aynı gün saat 10.58 de varacak ve 'Adana'dan saat 8.00 de hareketle Ankara'ya saat 18.47 de dönecektir. Bu trenler şirn'dilûk haftada karşılıklı iki gün işleyecekler ve Ankara'dan Ada-na'ya Pazartesi, Cuma ıgünleri, Adana'dan Ankara'ya Salı, Cumartesi gün­leri ihareket edeceklerdir.

Bu trenler için şimdilik yalnız Ankara, Yerköy, Kayseri, ÎSTiğde, Mersin ve Adana istasyonlarından ve bu istasyon­lar için bilet satılacak ve bilet satışla­rına 26/5/1952 gününden tibaren başla­nacaktır.

— Ankara :

Amiral Garney, maiyetinde Tümgeneral Gavin, Tuğgeneral Stokes olduğu halde yarın saat 15 te uçakla Etimesgut as­kerî hava alanına gelmiş olacaktır.

Amiral, 17 (Mayıs Cumartesi günü sa>at 9 da Balıkesir'e gidecek, aynı ;gün saat 17 -de Balıkesir'den ayrılaraik saat 18.30 da Yeşilköy hama alanıma muvasalatla geceyi Park Otelde geoiTecetotir.

Memleketimizdeiki gezileri esnasında Amirale, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Şahap Gürler ile Harekat. Da­iresi Baış-kıanı 'Korgeneral Necati Tacan ve kara, deniz ve hava (kuvvetleri jnay başkanları refakat edeceklerdir.

—İzmir :

Hava şehitlerimiz, bu sabah yapıl-an bir törenle anılmıştır.

Anıma törenine iştirak edn askerî mülki erkân, okullar resmî ve hususi teşekkül­ler, ticarethaneler ve halk çelenkleriy-le birlikte saat 9 da Cumhuriyet meyda­nında yerlerini almışlardır.

Cumhuriyet alanında büyük Atatüiık'ün aziz ruhumu taziz için bandoaıun işare­tiyle bir dakikalık saygı duruşunda ibu-'lunu'lmjuştur. MütaaMben çalınan İstik­lâl Marşından sonra meydandan hare­ket edilmiş ve ıKadifekaledeki şehitliğe gidilmiştir.

Şehitlikteki merasime saat 11 de istik­lâl Marşı île başlanmış ve marşın ça­lınmasından sonra merasimkomutanı hazır bulunanları aziz 'hava şehitlerimi­zi ve ıbütün şühedayı selâmlamağa da­vet etmiştir.

Bu selâm ihtiram 'vaziyeti de bir daıki-ka devam etmiştir. Bunu mütaakıp me­rasim yerindeki bayrak yarıya indiril­miş ve Kadifekaleden atılan birinci top­la şehrimizdeki .bilûmum reömî devair, müessese, ticareithaneler, deniz ve 'ka­ra nakil vasıtaları bayraklarını yarıya indirilmiştir. Yine bilümuım vesaiti nak­liye ve halk. bulundulkları yerlerde bir dakika tevakkuf ederek şehitlerimizi se-lâm'lamışılardır.

Kaleden atılan ücinci topla bayraklar yerine çekilmiştir.

Bundan sonra şehrUfete muhtelif hatip­ler bi>rer konuşma yaparak 'glünün mâ­nasını [belirtmişi erdir.

Şehitlikte bulunan bir manıga asker tarafmdan havaya üç. defa 'aiteş edilerek :merasiıme son verilmiştir.

— Ankara. :

Bugün saa.t 11 de Oeb'eci''deıki Şehitlikte hava şehitlerini anmak için taitr tören yapılmıştiı*.

Törende Millî Savunma Baaknı Huılûsi Köyni'en, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Şükrü Kanatlı, Hava Kuvvet­leri Komutanı Orgeneral Muzaffer Gök-senin ile generaller, Garnizon ve Merkez komutanları, şehit aileleleri ve kalaba­lık bir halk kütlesi hazır bulunmuştur.

Ticaret ıBakanlıiklarıiıdan ve Kastamonu Miıletv.e!kİli Şükrü Kerimzade'nin, İkti­sadi gelişmemiz İçki siımdiiye Ika'dsar alı­nan karar ve tedbirlerle g"irişiilen teşebibü&lıerden elde edilen neticelere, dünya­ca iktisadi toir krdze doğru :gidlldigi hak­kındaki emarelere dair (Hükümetin gö­rüş ve kanaati ile böyle bir ihtimal kar­şısında alınması düşünülen tedbirlerinne olduğuma ve tediye muvazenelinizin durumuna dair Başbakanlıktan sözlü sorusu ile İzmir Milüetvekili Pertev Arat'ın, îzimir ve Manisa vU&yefolieirt dâ hilinıde son defa vâki olan don âfetin­ den zarar gören bağların miktarına, Zi­
raat Bankası ille kredi kooperatiflerine borçlu 'olan müstahsillerin borçlarının tecili ve Earasr ıgören bağların İhya ve imarı hususunda ne daişürıülıdüğüne dair Tarım Bakanlığından sözlü soruları ve gündemin İçtüzük 'gereğince b'ir defa görüşülecek işler apaşında. Seyhan MilietvefciıHeri Sinan Tekelioğlu ve Reşat Güçlü'nün,DilekçeKomisyonun 22/12/1950 tarihli Haftalık Karar Get-veelinde'ki ıl94 sayıh kararın Kamutay'-da .görüşülmesine .dair Önergeleri ile Antalya Milletvekili Ahmet Teikelioğ'-lu'nun, Dilekçe Komisyonun 22/12/1950 tarihli Haftalık Karar Cetvelindeki 211 sayılı 'ka.mrm Kamutay'da görüşülme­sine ıdair önergesi: ıbulunmaıktaöir. Birinci defa görüşülecek işler bölümün­de de aşağıdaki kanun (basanları vardır: Uçucular iğin tazminat kanunu tasarısı rısı, Devlet Delmiryollaırı ve Limanlan İşletme Genel Müdürlüğü işçilerine mesken yaptırımalatrı iğin borç para ve-rilmıesiaıe N&a&r kanun tasarısı, Mjlletljer-ar>ası Ikitisadi İşbirliği Teşkilâtının. Dış­işleri (Bakanlığına ibağlanması hak­kında kanun t.asarısi, Türkiye ile Fede­ral Almanya 'Cuımhurriyeti anasınlda mü­badele edilecek anallara ait İfa) ve !(fb) listeleri hakkındaki Protokolün onaaı-masınaı dair kanun itasarısı ve Etevlet .meni'UT'lan. laylıklarmnı tevhit ve tea-dülLüne 'dair olan 3'656 sayılı kanuna ıbaglı ;(1)sayılı' cetvelin TarımBaikan-

lığı 'kısmında değişiklik yapılması hak­kında kanun tasarısı.

— Sivas :

19 Mayıs Gençlik ve 'Spor 'Bayramında Cumhuribaşkannmız Celâl iBayar'a ve­rilmek üzere Samsun'dan yola çılkarılaa bayrağı bu sabah saat 9 da Çamhbel dağındaki tariM Köroglu 'Çeş.m:esi ünün­de Sivas aitleri Takat atletlerinden tes­lim almışlardır.

Bayrak, saat 18 de Sivas Kongresinin yapıldığı tarihî lise binası önünde aitlet-ler tarafından Vali Vekiline teslıim edil­miş, bu esnada kalabalık halk kitlesinin iştirakiyle heyecanlıtb !r tören yapılmış­tır.

Vali Vekili bayrağı Atatürk'ün kongre enasında yattıkları odaya koymuştur. Halik bu münasebetüe adeta bayram yapmakta ve kongre binasını akm akın ziyaret etmektedir. İzcilerin bu kongre­ce to'ekliyeoekleri emanet, yarın salbah saat .6 da Kayseri aitlerine teslim edil­mek üzere yolıa çıkanlacaiktu*.

— Ankara :

Millet Partisi Üçüncü Büyük Kongresi, bugün saat 10 da Ulus 'Sineması salo­nundatoplanmıştır.

Parti Başkanı Mustafa Kentli'nin açış-konuşmasını müteakip konıgre başkan­lık divanı seçimi yapılarak, (Başkanlığa Arif Hikmet Pamukoğlu, başkanvekil-liklerine de Suphi Batur ile Abdurrah-man Boyacıgiller seçilmişi erdir.

Başkanlık divanının yerini almasında» sonra Genel Kurulun 'çalışma raporu okunmuştur.

Öğleden sonraki oturumda, komisyon seçimlerini müteakip Genel İdare Kuru­lu Üyesi Hikmet Bayur, Genel Kurul raporuna muarız olduğunu, ancak bu hususun raporda zikredümediğini söy-liyerek söz almış ve muhalefet sebebini izah ettikten sonra tüzükte değişikliği tasammun eden bir teklifte bulunmuş­tur. Uzun münakaşalardan sonra Ibu teklif usul bakımından reddedilmiştir.

Daha sonra Genel Kurul raporu üzerin­de söz alan birçok delegeler görüşlerini açıklamış ve bilhassa partinin Önümüz­dekiara seçimlere girmemesi hususunda Genel îdare 'Kurulu kararını tenkit etmişlerdir. Bir kısım delegeler de Ge­nel Kurulun çalışmasını yeter bulma­dıklarım ileri sürmüşlerdir.

Saat 19 da müzakerelere aıra verilmiş­tir. Kongre 20.30 da çalışmalarına de­vam edecektir.

—İzmir :

Aralarında 'Sakız Adası Belediye Baş­kanı, bir milletvekili ve Yunanistan'ın Venizelos Partisi Sakız Adası Başkanı bulunan 80 kişilik bir Yunanlı kafile bugün saat 17 de Çeşme yoluyla Sakız Adasından şehrimize gelmiştir.

Burada izmir Valisi adına: VaSi Muavi­ni, îl Genel Meclisi üyeleri ve. Ege Tu­rizm, Cemiyeti Başkanı tarafından kar­şılanan dost misafirler şehrimizde bir gün kalacak ve yarın İstanbul'a hare­ketedeceklerdir.

Yunanlı turistler Bursa'ya da uğradık­tan sonra tekrar şehrimize dönecekler ve buradan da memleketlerine geçecek­lerdir.

Misafirler şerefine bu gece Kale Gazi­nosunda Belediye Başkan Vekili tara­fından feir ziyafet verilmiştir.

—İstanbul :

Türkiye - Yunanistan milli maçını idare edecek olan beynelmilel İtalyan hakemi Anyolm bu akşam hava yolu ile şehri­mize gelmiştir.

—İstanbul :

Misafir Yunanlı futbolcular, bugün 16.30 da Taksim Âbidesine 'bir çelenk koy­muşlardır.

—istanbul:

Bugün 10 da satışa çıkarılan Türkiye -Yunanistan millî .maçının biletlerini al­mak için bir kısım halk, bütün geceyi stad gişelerinin önünde geçirmişlerdir.

Bugün bilet satışları esnasında gişele­rin önünde toplanan binlerce insan, bü­yük bir izdihama sebebiyet venmlşler-dir.

Bu izdihama mâni olmak üzere zabıta sıikı tertibat almış ve ibu arada itfaiye­den de istifade edilmiştir.

— Ankara :

Şehriımızde .bulunan Endonezya eşiti Başbakanı ve Endonezya'nın Masjoumı Partisi Başkanı Muhammed Nasır bu­gün saat 17.30 da bir basın toplantısı yapmıştır.

Eski Başbakan, Türkiye'ye gelinceye kadar 8 islâm devletini gezdiğini, gaye­sinin, memleketi ve partisi için. gezdiği 'bu memleketlerde Endonezya'nın karşı­laştığı bazı dertlerin nasıl halledildiğini öğrenmek, Türkiye ve onun Devlet adamları ile yakından tanışıp .görüşmek olduğunu ifadeetmiştir.

Cumhurbaşkanı ile, Büyük Millet Mec­lisi Başkamı, Millî (Savunma ve Millî Eğitim bakanları, tarafından -kabul edil­diğini, bundan dolayı büyük memnunluk ve bahtiyarlık duyduğunu beyan eden Muhammed Nasır, Türkiye ile Endonez­ya arasında ticarî münasebetlerin kurul­masını temin, için Kahire'daki Endonez­ya Ticaret Ataşesinin Türk makamları ile temaslarda bulunmak üzere İstan­bul'a geldiğini söylemiştir.

Müslüman devletleri halkının arala-rmda iyi münasebetler ve tesanüt kurmak hususunda, istek duydukların: .söüyen eski Başba'kan, Endonezya'nın istiklâli için nasıl savaşıl di gmi anlatmış ve bu­gün memleketinde ikomünist rejiminin teessüsüne imkân bira kıl a mıy sn bir dev­let sistemi Ikurulduğunu, komünizmle daima mücadele edildiğini bildirmiştir.

—■ Ankara

Millet Partisi Üçüncü Büyük Kongresi bu akşam saat 20.30 da1 Arif Hikmet Pamukoğlu'mra başkanlığında topîana-rak çalışmalarına devam etmiştir.

Bu akşaînki toplantıda Ankara1 delege­lerinin seçimi hususundaki itirazı ince­lenmek üzere teşekkül etmiş olan, ko­misyonun raporu üze,rlnde söz alan de­legelerin konuş.mala.rı-nı ve raporun ka­bul edilmesini müteakip'Genel Yürütme Kurulunun yıllık çalışma raporu mev­zuunda görüşmelere devam edilmiştir. Saat 24 de, yarın sabah saat 9 da tek­rar toplanmak üzere 'müzakerelere son. verilmiştir.

Müteveffa Vali Tuğsavul'un bugünkü cenaze merasimine 'gönderilen çelenkler arasında Cumhurbaşkanımız Celâl Ba-yar ile Başbakan Adnan Menderes ve içişleri Bakanlığına ait çelenkler de vardı.

izmirliler kıymetli valilerinin ufuüyle bugün hakikî bir matem günü yaşadılar.

— Ankara :

Atlantik Faktı Kuvvetleri Güney Dosu Kesimi Başkomutanı Amiral Robert Carney maiyetinde Tümgeneral Gavin, Tuğgeneral Stokes olduğu halde bugün saat 15 te özel bir uçakla Etimesgut as­kerî hava alanına gelmiştir. Amiral hava alanında Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Şahap Gürler, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Kur­may Başkanları, Millî Savunma Bakanı adına özel Kalem Müdürü, Garnizon ve Merkez Komtıtanlariyle Amerikan Büyük Elçisi, Amerikan Askerî Yardım Heyeti Başkanı General Arnold tarafın­dan karşılanmıştır.

Amiral Carney, merasim (kıtasını teftiş ettikten sonra yerli ve yabancı ajans ve basın mensuplarına aşağıdaki beyanat­ta bulunmuştur :

«Geçen defa gelişimde söylediğim gibi Türkiye'yi biraz daha yakından, gör­mek ve bu ımeyanda bazı askerî kıta ve bölgelerinizi tetkik niyetiyle gelmiş bu­lunuyorum.

Türkiye'de ayın 26 ine kadar kalacağım. Yarın Ankara'dan ayrılarak daha ziya­de memleketiniz dâhilinde seyahatle vaktimi geçireceğim. Bu gezilerimi Ge­nelkurmay ikinci Başkanı ile birlikte yapacağım. Aynı zamanda Genelkurma­yınızla müzakerelerde bulunacağım. Sorulan bir suale cevap veren Amiral «Gerek Türkiye ve gerekse Yunanistan emin. olabilirler ki, kendileri için şaya­nı kabul olmıyan bir komutan emrine foağlanmıyacaklardır» demiştir.

Amiral, Akdeniz 'Komutanlığı meselesi­nin halledilip edilmediği ve ingiltere ile bu hususta bir anlaşmaya varılıp varıl­madığı hususunda sorulan bir suale de şu cevabı vermiştir :

«Bu mesele henüz halledilmemiştir ve bunun halli keyfiyeti benim fevkimdeki makamları ilgilendirir.»

Türkiye'ye yapılmakta olan Amerikan yardımında bir değişiklik olup olmıya-cağına dair tevcih olunan suale Amiral «Bu hususta hiçbir değişiklik mevzuu-bahis değildir» demiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir.

«Memlektinize gelişimin sebepleri her sı­nıf silâhlı kuvvetlerinizi yakından gör­mek ve tetkik etmektir.» Amerikan Büyük Elçisi ile birlikte ha­va alanından ayrılan Carney doğruca Amerikan Büyük Elçiliğine gitmiştir.

— Balıkesir :i

De-mokrat Parti Balıkesir il Kongresin­de bir nutuk söyleyen Bayındırlık Ba­kanı Kemal Zeytinoğlu Demokrat Parti­nin muhalefet yıllarındaki hayatını bu­gün iktidarda da aynen muhafaza et­mekte olduğunu, yurt İçindeki tetkik se­yahatlerinde de müşahede eylediği gibi her sahada aynı doğru, dürüst çalışma­yı devam ettirmekte bulunduğunu be­lirtmiş ve sözlerine devamla demiştir ki:

Hal iböyle iken yer yer dolaşan bazı mu­halefet ^grupları bazan, hadis ve sûreler okuyarak hürriyetten ve demokrasiden ve memleket işlerinden (bahsetmekte ve bu memleketin 14 Mayıs'ta hallettiği bir dâva ile karşımıza çıkmak istemektedir­ler. O muhalefet gruplarına ibizler sakin bir haleti ruhiye içinde rakamlarla ve eserlerle cevap vermek ve tuttukları yolda hatalı olduklarını göstermek isti­yoruz.

Kemal Zeytinoğlu bu mukaddemeden sonra rakamlara dayanarak mukayese­ler yapmıştır.

Son iki yıl içinde bütüa diğer sahalarda olduğu gibi bayındırlıkta da işler, eski iktidarın çalışmaları ile mukayese ka­bul etmez bir derecede genişlemiştir.

Umumi olarak eski iktidarın bayındırlık bütçesi 22 Mayıs 1950 de 120 küsur mil­yondu. 1952 bayındırlık bütçesi ise 285 milyon liradır. Yol bahsinde Demokrat Parti iktidarının 22 Mayıs 1950 de dev­raldığı politika, sakat ve aldatıcı bir ma­hiyet taşımakta idi. Dillere destan edi­len 23 bin kilometrelik ve 9 yıllık prog­ram 30 yılda dahi tatbik edilemezdi. Çünkü bu programın tatbiki senede 175 milyonlirayaihtiyaç ..grösterirken,yol

tahsisatına yalnız 53 milyon lira kon­muştu. Bu, Tüpk milletine karşı bir say­gısızlıktı. Demokrat Parti iktidarı ikinci yıl (bütçesinde yol tahsisatını 142 milyon liraya çıkararak nazarî programı fiili­yat safhasına intikal ettirmek üzere ilk esaslı adımı atmış bulunmaktadır. Bsıki iktidar devrinde 1940 semesinden 1950 senesine kadar olan. yol tahsisleri yekû­nu bizim ibu seneki 40 milyon liramıza muadil değildir.

Köprüler batisinde, 1&50 'den 1952 ye kadar ele alınan 'köprü sayısı 202 dir. Yalnız (bu yıl içinde İhale edeceğimiz köprülerin, sayısı 120 küsurdur.. Bizim devrimizde köprülerin uzunluğu, 15 ıkilometreyi bulmaktadır ve 1925 se­nesinden 1950 senesine kadar geçen 25 senede yapılan, iköprüler yekûnundan bir misli daha fazladır. îl ve köy yolların­dan eski iktidarın haberi dahi yoktur, 1950 senesinde il yolları yardım tahsisatı olarak gösteriş iğin konan yedi milyon, 22 Mayıs 1950 de fiilen, yoktu. Heder edilmişti. 1951 (bütçesinde yardım tahsi­satı 13 milyona 1952 de 27 milyona çı­karıldı ve yapım temin olundu. 'Bu tah­sisat önümüzdeki yıllarda daha da yük­seğe çıkarılacaktır.

Su işleri :

Memleketimizde büyük ve 'küçük sular, fayda yerine zarar getirerek akıp git-nıeikie ve heder olanaktadır. iEs'ki iktidar zamanında 40 milyon lira serpiştirilmiş, fakat hiçbir eser vücuda getirilememişti. Evvelâ bu sakat siyasetin değiştirilmesi ve 140 milyon Ura ile [başlanmış ilerin verimli (bir hale ıgetirilmesi için 1951 de 38 milyon, 1952 de 50 milyon lira sarfe-dildi. Eski iktidarın 1950 de İbu saha ile alâkalı tahsisatı 15 milyona dahi ulaa-mıyordu. Bütçe bakımından Demokrat Partinin hakikî çakmaya İbaladıgı tarih olan ıbir Mart 19'51 .den itibaren taşkın sulara ve sellere İkan tedbirler alma çerçevesi dâhilinde '57 .mevzu, projesiy­le piyasaya arzedilmitir. 32 milyon lira sarfiyle bu işlersayesinde Ibir buçuk

milyon dönümlük arazi kazanılacaktır. Memleketim 41 sulama tesisi mevzuu da bu arada ele alınmıştır.18 milyon Ura

ile bu .mevzular, bir milyon dekar ara­zinin sulanmasını temin eder. 30 batak­lık 'kurutma işi neticesinde kazanılacak arazi, 1 buçuk milyon dönümlüktür. Bunların dışında, Demokrat Parti ikti­darının ikendine has ve memleket bün­yesine uygun küçük su işleri vardır. Bu sahada iki yüz üç yüz ibin lira sarfiyle küçük (bataklıklar .kurutulmakta, küçük sulamalar meydana getirilmekte ve Iböy-lece vatandaşlara sıhhî ve iktisadî yar­dım temin olunmaktadır. 1951 senesinde küçük su işi olarak 66 mevzuun projesi tamamlanmış ve ihalesi yapılmıştır. 1952 de 108 mevzuun projesi tamamlanmış bulunmakta ;ve ihaleleri yer yer yapıl­maktadır. Bayındırlık sahasında Halk. Partisi iktidarının malûmu olmayan mevzulardan biri de köy içme suları mevzuudur. 1951 bütçesi ile bu sahada 5.400.000 lira sarf edilerek 2200 köye su getirilmiştir. 1952 bütçesinde bu tahsi­sat 10 milyona çıkarılmıştır ve bunun­la 4€'0;0 köye sugetirilecektir.

Limanlar ve barikatlar baliğinde Rize, Mudanya İskeleleri İnşa halindedir. A-lanya, Anamur, Taşucu, Akçakoca, Şar­köy bitmek üzeredir. Çanakkale bitmiş­tir. Hopa, Ordu, Dolancık ve Gemlik ihale edilmek üzeredir. Bunlar 15 ayda ele alman (mevzulardır. Eski iktidar bir buçuk milyonla senede İki mevzuu mu, yoksa bir aııevzuu mu ele ailmayı dü­şünmekte idi. Demokrat Parti iktidarı her yıl 8 ilâ 10 iskele İle harekete geç­mektedir.

Umanlar (bahsinde Tralbzon, Zonguldak, Ereğli ibitmek üzeredir. iSamsun, İsken­derun, Mersin, Salıpazan, Haydarpaşa, Alsancak ihale edilmek üzeredir. Büyük sulardan enerji istühsaıli mevzuunda pi­yasaya arzediknek üzere 6 ilâ 7 mevzu işlenmiştir. Ankara, İstanbul, Kırıkkale havalisi için ıSarıyar inşaatına başlanmış bulunmaktadır. Bu tesisatla 100 milyo­nun üstünde bir sanayiin gelişmesi im­kân dâhilıine gelecek ve feilovat saati 3,5 'kuruştan el-eıktrik tevzi olunacaktır, Bu tesislerin 1954 yılına yetiştirilmesi için çalışılmaktadır. Etüdleri. yapılmış toz­lu dosyalar hailinde bekleyen, projeler­den. Erzurum'da Hortum, Konya'da Gök­su, Elazığ'da IHazer, İsparta'da Ovadağ gibi mevzular ele alınmış ve ibir kısmı­nın ihalesi yapılmıştır. Bir kısmı da iha­le edilmek üzeredir.

Adana, Trabzon, Anücara ve istanbul'da sivil hava meydanlara da yapılmaktadır.

Bia tarih boyunca büyük eserler yara­tan bir milletim çocuklarıyız. İstiklâli­mizi koruyaıcağız ve mesut ve bahtiyar olacağız. Bunun için gereken unsurların bir .tanesini iç bünyede huzur teşıkiH edi­yordu.

İstisnasız bütün vatandaşların üzerine bastıkları toprağın, öz çocukları olduğu­nu <ve bu topralkılar üzerinde yalnız -va­tandaş iradesinin, 'hüküm sürdüğünü 'bilmesi lâz imgeliyordu. Kendi varlığına inanması gerekiyordu. Dış tehlikeler ba-kımmdan da kendisini emniyet içinde görmesi iicap ediyordu. Fakat vatan­daşın kalbinde bu iki mevzua vaızıh ce­vaplar yofctu. îşte Demokrat Parti da­ha mucedeleye başlarken bu hayati ve korkunç vâhimeleri bularak bu vata­nın ve !bu vatan çocuklarının tu ik; ha-yait unsurunu sağlam teminata 'bağla­mak için harekete geçmiştir.

Dâvalar ne 'kadar büyük olursa olsun bir kere milletin aklında yer aldıktan ve millletiln hayatına ait mevzuiar hali­ne geldikten sonra onların çareleri dai-ma bulunmuştur. Nİtekiım Türk milleti de bu iki h.ayat ve elmniıyet unsurunu bulmakta gecikmemiş, dört yıldık çetin mücadeleden muvaffakiyetle 'çıkmasını îbl'lmiış ve demokrasi inkılâbını yapmış­tır. Eğer bu mes'ut inkılâp olmasaydı, bu güzel yol milletçe seçilmeseydi felâ­ketten kurtulıamıya çaktık. Fakat şimdi bu üki esas unsuru hedef güderek iki yıldır faaliyette bulunan iktidarınız dâ­hilde bildiğiniz ve gördüğünüz basanla­rı elde ederken yine sizin irade ve kuv­vetinizle dış emniyeti de hepinizin, "bildi­ğiniz teminata bağlamış bulunmakta, dır.

Başında hepimizin sevdiğimiz Adnan Menderes olduğu halde icra mevkiinde yer alan arkadaşlarımız bir tarafta yüz yıllarca ühmaıl edilmiş vatandaşlarının eksikliğini gidermek ve hayatlarım :11e-,riye götürmek, için esaslı tedlbirler dü­şünür ve alırken onun yanı başında da Türk varlığının ve millî 'hudutların te­minat' altımda bulunması için bütün me­deni dünyayı temsil eden fodjf mütecavize karşı müdafaaya hazırlanan büyük de­mokrasi! 'devletleriyle samimi ve inanı­lır bir işbirliğineçalışmıştır. Dostve

müttefiklerimiz çoğalmış ve Atlantik Paktı manzumesi içinde yer alınmıştır. Dost ve müttefiklerimiiz ve onların mü­messilleri Türk milleti üçin mütecavize karşı başlı başına bir eimniyet unsuru­dur» demekte, kahraman Türk milleti­ne güvenmekte, dünyanın bu şerefli çocukları ile işbirliği yapmaktan ıgurur duyduklarım söyletmektedirler. Asırlar-danfoeri iblnbir çeşit kasıtlarda bulunan tarihî bir düşmanın bütün rüyalarını ebediyen mezara gömmüş 'bulunuyorsu­nuz.

İçte ve dıştaka. huzur ve emniyetimizle milletçe baJıtiyarız. Fakat ne yazık ki içte ve dıştaki bu mesut durumu bu te­miz 'havayı bozmak, ve vatarndaşın kal­binde şüpheler yaratmak için .beş on behbat durmadan çalışmaktadırlar. Bunlar acaba ne istiyorlar ?

Şurasını derhal Açıklayayım ki, Demok­rat Parti, programı ile ilk defa .mdület huzuruna çıktığı gündenberi memleke-tim'izin" demokrasi Uie idare edilir bir Cu'niihlrlyet olduğunu, siıyasi partiler arasında saygı ve sevginM esas teşkil etmes'ini ve muhtemeıl ve mümkün yan­lış hareketler olursa bunların önlenmesi için beraiberce çailışılımasını istediğini söylemiştiır. Geri fikirlerin bir daha hortlamaması için, teM;keli bozguncu ve düşman edici olımam'aik üzere, ikti­darın 'karşısında muhalefetin' lüzumunu daiha doğarken esas almıştık. Biz hızla yürürken hangi va:tand'aşm şahsını (kö­tülemek yoluna gittik. Hepimiz komşu çocuklarıyız. Her şeyin fevkinde şerefli bir Tmİlî varlığın bir&r parçasıyız. 'Kar­şılıklı .güveni sarsmayınız' demiştik. Fa­kat tou asîl fikirlerin dahi kötüye alın­dığım gördük.

Refik Koraltan .bu manzaranın hazin olduğunu söylemiş eğer bunda; bir teh­like sezmemiş olsaydım bu mevzua te­mas dahi etmezdim demiş milletlin yük­sek anlayış kabiliyetine hayranlığını ve itimadını belirtmiş ve sözlerini, girişilen ve 'muvaffakiyetle ilerlenen nurlu, ve fe­yizli yolda Türk 'milletini büyük saa­detlerinin beikl'ediğine imanını tekrarlı-yarafe bitirmiştir.

Victor ıHugo'nıun büyük­lüğü» konusunda olacak ve 21 Mayıs günü" sasıt 21 de Fransa Büyükelçiliği 'Kültür Müşaviri1 M. IBer,geaud tarafın­dan Fransızca olaralk verilecektir, ikinci konferans Victor Hugo'nun gaze­teci ve siyaset adam: olarsik vasıflarımı belirtecek ve 2S Mayıs günü saat 21 de Siyasal 'Bilgiler Fakültesi Profesörlerin­den M. Houıille tarafımdan Fransızci olarak verilecektir.

Üçüncü konferans «Victor 'Hu'go'nuîi Türk .ronıaitik edebiyatına tesürdnji izah edecek ve 4 Haziran günü saat 21 de Manisa Mİ-lletvekHi Hamdullah Suph: TtmrıÖver tarafından Türkçe olarak ve­rilecektir.

Konferans günlerinde Victor iHugo'ya ait bazı eser ve vesikalardan müteşekkil ibir sergi terbibedilmiştir.

—. Nevşehir :

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu jle .Konya MMletvekili Murad Âli Ülgen, Erzurum Milletvekili Saibrlİ Erdoğan, Niğde Milletvekili, Ne­cip Bilge bu sajbaüı saat 8 de otomobi'le Ankara'dan Nevşehir'e hs,reket etmiş­ler, Aksaray Bucağında Niğde Milletve­kili erin den 'HaJi'l Nuri Yurdakul, Ferid Ecer ve Fahri îKöşker, Başbakan Yar­dımcısına iltihak etmıîşl erdir. Başbakan Yardımcısı, Aksaray ilçesinde Kaymakamlık Meydanını dolduran hal­ikın isteği üzerine burada foir konuşma yapmıştır.

Başbakan. Yardımcısı ve mi lletv ekili eri buradan Nevşehir'e hareket etmişler ve Belediye Caddesini iki ıfcaaıafli dolduran binlerce Nevşehirlilerin alkış tezahüratı aırasuiıda şehre giınmişlerdilr. Başbakan Yardımcısı Saınıet Ağaoğhı, Nevşehir parti kongresinde büyük salo­nu ve bahçeyi hıncahınç1 dolduran Nev-şehıirliîere hitap ederek, iktidarın ik,. yıllık üç ve dış icraatının geniş bilanço­sunu yapmış bundan sonra iç mesele­lere temas ederek demiştir ki : Karşısındaki1 millet ve memleket sevgi­sine dayanarak tenkid yapan, insaf öl­çüsünü kullanan ibir muhalefet görmü­yoruz. RaıkanıLara 'dayanarak ve eserler göstererek yaptığımız İşleri ve icraatı dinlemiyor,hakikatleri'tahrifederek

konuşuyor, kısa zamıamda 'başardığımız işleri ve müsbet faaliyetleriımizi vatan­daşın gözünde küçültmeğe uğraşıyorlar. Vatandaş tam bir hü.rriyet (havası içinde yaşarken, -.memlekette zulüm vardır-diyorlar. Eğer bunu söyleyen hüsnüniyet sahibi laalettein -bir vatandaş olsa idd, o vatandaşı dün ve bu !gün arasında mi­saller vererek bu memlekette kâmil 'bir hürriyetin mevcut olduğuna in?!ndımrdık. Halbuki bu iddiayı ortaya atanüâr, bu memlekette tarihinin şimdiye kadar kaydetmediği geniş bir hürriyetin ve de­mokrasinin mevcut olduğunu 'biliyorlar. Buna .rağmen sırf kaybettikleri iıktidarı beliki tekrar eie ge'çirebiİTnek ümidiyle vatandaşların kanaatlerini yanlış istikametlere ©evıke uğraşıyorlar, insanım asri gücüne giden ınokta, örfi idare ile yurdu ezmiş, ıvaıtan'daşlan kitle halinde kanun-;su'z kurşuna dizdinmiş, yurddaşları sü­rüler halinde tehcirlere tabi tutmuş, iş­çilerin İnsan ve vatandaşlık halklarını tanımamış, memleketi diktatörlükle Mare etmiş kimselerin hakikate tama-miyle zıt olan bu iddlıalları ortaya atmış olmalarıdır. Kendileri'ne sormak isteriz: Yapılan 'zulüm nedir? kime ve ne vakit yapılmıştır? söylesinler sözlerin,yapı­lan liddialaırındelillerini de beraber ge­tirmek lâzımdır.

Başbakan Yardımcısı burada bir iıstidnat yaparak Demokrat Parti 'iktidara- geç­meden evvel Nevşehir'de kendisime kar­şı tertip ediılen silâhlı suikasdi ve ya-prlan kötü muameleleri anlatmış ve tek-'rar mevzua imtikal ederek, bu saılonda elıbette muhalif partiden vatandaşları­mız vardır. Tasvir ettiğim zulmün yüz­de, hattâ binde birine 14 Mayıstan son­ra maruz kalmış kimse varmı diye sor­muştur.

Bütün kalabalığın «Hayır» cevabından sonra sözlerime şöyle devam etmiştir :

Muhalif partilerden birinin başkanı, «be­nimle» uğraşıyorlıar» diyor. Biz hiç bir kimse ile, hiç ir kimsenin şahsiyetiyle uğraşmayız. Ancak zihniyetle uğraşırız. Bu memlekette diktatörlük Ikurmak is­teyen, kendini gökten inmiş zanneden, tou memleketi ıbenden başka hiç kimse idare edemez diyen zihniyetle uğraşır ve «bu millet gözü kapalı oy venmiştir»

Demokrat Partinin İktisadı politikası, bütün istihsal yıllarında birbirine yar­dımcı olan şubeleri tanı bîr âihenik içinde mınelıekte nafi olmaları nispetinde top­tan kucaklayan bir politikadır.

Yalnız ziraati ele almış, diğerlerini ibir tarafa bırakmış değiliz. Bizler umumi bir ahenk içinde millî 'gelinimizin art­masının ve doiayisiyte: Devlet takatinin ve millî refah seviyesinin yükisel'mesi-nin mümkün olacağına inanan bir poli­tikanın .mümessiliyiz.

Demin burada müessese müdüründen sonra söz alam eski bir arkadaşımız, Devletin fabrika yapamıyacağı fikrine bu müessesenin mühim ıbir cevap teşkil ettiğini söyledi. Devlet Ualbrüka yapar ve yapabilir. Fakat millet ve fertler de fabrika yapar ve yapabilirler. Devletim fabrika yapamıyaoağı fikri ne kadar ibâtılsa, milletin fabrika yaıpaımıyaeağı fikri de o kadar bâtıldır. Biz milletin faibriıka1 yapamıyaoağını söyleyen bir ik­tisadi politikanın muarızıyız. 2:2 'milyon vatandaşın iktisadi fikri ve zekâsı ol­madığım kabuıl eden biır devletçiliğin aleyhtarıyız. Devletçilik tatbikatı mercut olmadan birçok memleketlerde, bir­çok fabrikalar şayanı hayret t>Dr şekilde kurulmuş ve o memleketlerin refah ve saadetini teminetmiştir.

Avrupa'nın ve Amerika'nın refaıhı dev­letçiliğe bağlıdır denemez. Biz politika­da 'içtimai hayatta nasıl hürriyet ta­raftan isek, iktisatta da .hürriyet ta-raftıanyız. insan zekâsına ve milletimi­zin olgunluğuna inanıyoruz. Aksi tak­dirde bir vasilik zihniyetiaıin zebunu öl-ımalk .g-iibi fahiş biır ha-taya düşmemiz mukadder olurdu. Devlet fabrika yap'a-'blldiğl glfbi ferdin, vatandaşın, vatan­daş toplıuluklanftıın da faıbrika yapaibi-leceğıioe, müsait şartlar temin 'edildiği takdirde bugün çatısı 'aJltında [bulundu­ğumuz bu değerli müesseseden çok da­ha mütekâmil eserler vücuda getirile­ceğine inanıyoruz. Sanayi'Cileriımiz ıçok daha geniş bir istikbale namzet [buüum-dukLarını görmekle .mutmain olıalbi lirler. Vatandaşları miızın ve Türk milletinin iktisadi zekâ, teşebbüs ve kabiliyeti ve taılara dayanan ileri, (hamleleri sakat bir görüşle daha düne kadar mütema­diyen önlenmiş olsa idi, ımemleket:n iktisadi ıkaderi elbette bugünkünden büs­bütün başka olurdu. Kısaca.ve tekrar arbedeyim iki, biz ıva-tandasın Ibütün ımelekâtınm hürriyet havası içinde en iyi tezahür ve inkişaf edebijlecegine ve biınaen.aıleyih s'iiyasi ve İçtimai sahada olduğu gibi iktisadi sa­hada ıda onu bu inkişafa kavuşturacak bir hürriyet nizamının temin edilmesi lüzumuma kani bulunuyoruiz:»

18 Mayıs 1952

Cuma 'günü 'akşamı İzmir'de vefat eden ve şehrimize getirilen izmir Valisi ve Genelkurmay eski İkinci Başkanı Ge­neral Muzaffer Tuğsıavuî'uin cenazesi ■bugün askerî törenle ebeıdî istiraha.tgâ-ıhma tevdi edilmiştir.

Ankara Garnizon Komutanlığının lıa-zırlajdığı program.'gereğince >ceaaze !bu-;g"ün Gülhıane Hasta'nesinden almaralk Hacı Bayram Camiine getirilmiş ve öğ­le namazı kılındıktan sonra 'eller üstün­de taşınarak "Ulus meydanında toekle-iTiekte Olan top arabasına konulmuştur. Burada bir piyade 'alayı, Ibir süvari bö­lüğü ve kalabalık biır halk kütlesi (bulu­nuyordu. iBu suretle teşekkül eden ce­naze alayı saat .1'2,45 te hareket etmiş ve Bankalar Caddesini takifo'ederek Sıh­hiyeye kadar ıgeUnriştir. Cenazeyi Oum-huılbaşlkaıni adına Başyaver Alpkartal, Millî Eğitim Bakanı Tevfık ileri, nıiletvekillıeri 'Genelkurmay Başkanı Nuri Tamut, g-eneraller kordiplomatik ile IBü-yük iMillöt Meclisi Başkanının, Başba­kan ve Başbakan Yardımcısının merhu­mun akraba ve dostları takip etmiştir.

Sıhhiye'de top aralbasmdan alınarak cenaze arabasına ikonu'lan cenaze. Asri Mezarlıkta hazırlanan metfenine konul­muştur.

—- Kayseri :

Devlet İBakaAı ve Başbakan Yardımcısı Samet Ağ'aoğlu ile Konya Milletvekilli Murat Ali Üilıg-en, Erzurum Milletvekili Sabri Erduman, Niğde lMiılletvekili Ha­lil Nuri Yurdakul, Niğde ve Kayseri Va­lileri bugün, Arapsun, Avanoz, Ürgüp ve İncesu kazalanna uğrayarak ve ıneydın'iarda toplanam halk kütleleriyle konuşmalar yaparak Kayseri'ye gelmiş­lerdir.

Başbakan Yardımcısı tncesu'da kolordu ve tümen komutanları tarafından, Kay-seri'de ibir askerî kuta ve kaîabaılak 'halk tarafından kaırşılanmış ve doğruca- îl Kongresinin toplandığı Tan Sinemasına gitmiştir.

Sinema baıhçesifni kaplayan büyük va­tandaş kütlesi İle sinemayı hınhahmç dolduran delegeler ve dinleyici vataaı-daşllar, Başbakan Yardımcısını, tezahü­ratla karşılamışlardır.

Konıgrede, Konya Milletvekili Murat âiıii Üîgen ile Erzurum Milletvekili Sabrî E.rduıman'm konuşmalarından sonra söz alan iBaştoakan Yardımcısı şöyle demîştii" :

«İçerde ve dişarda. kongreyi takip eden bu .muazzam topluluk, dinlediğim va-tsiDıdıaşîajna memleket ve millet dâvala­rında gösterdikleri heyecan ve uyanık­lık, bize bu milletin ıbu kadar tosa toir zamanda n<e kadar uzun 'mesafeler kat-ettiğküiftiharla ıgösterımeiktedilr.

Kayseri, Dnirapterat Paırtiniin hürriyet-ve halik hâkimiyeti 'mücadelesinde, mil­leti lâyık olduğu mevkie ve seviyeye eriştirmek ilgan daima ön safta savaş­mış ve partinin: en sağlam ıbir kalesi o'duğunu İspat etmiştir.

Aranızda bulunduğum şu Ikısa zaman­da bu kaflenin (daha da Ituıvıveftleneceğin'e inanmış bulunuyorum.

Demokrat Partinin ne kadar sağlam ve kuvvetli olduğunu bu kongreden ve bu kongreye alâka gösteren vatandaş top­luluğundan ilham, alarak bütün mem­lekete artık ilân edelbiılilriB.

Su kongrenin manzarası Türk milletinin kendi 'mukadderatına artık kayıtsız ve şartsız hâkim olduğunun şüphe götür­mez bir hakikat olduğunu ispat ıediyor. Diğer partilere veya tarafsız vatandaş­lara hitap ediyorum : Sizlıer ft>u Ikogre-nin hür havasını teneffüs ettikten, bu­rada serbest tenkitleri ve dilekleri din­ledikten sonra yarın biri. çıkar da ıbu memlekette hürriyet yoktur, zulüm var­dır diye iddia ederse, ıbunuı hüsnüniyet, samimiyet ve vatanseverliğine inamır m:s:n:z ?

Yardımcısı, sinemanın içini ve bahçesini dolduran vatandaşların «hayır manlmayız» cevabı arasında söz­lerine şöyle devam etmiştir :Biz muhalefette olduğumuz g-ilbi, Skit*-darda da samiımi ve açık kalplilikle milletimizin refahı, saadeti ve onu daha iyi günlere kavuşturmak için bütün varliğımız'la. çalışıyoruz. Üzerinde dik­katle yürüdüğümüz yol ibu yoldur. Onun iıçmdir iki, dün nekadar muvaffaık oldu isek bugün de aynı muvaffakiyete eriş­miş bulunuyoruz. Şu muazzam topluluk ve tezahürat dünün muhalefet devrinin hatıra laırım kafalarımızda canlandırı­yor. Muvaffakiyetlimizin bundan daha -büyıük delili us oletoilir ? Bir muhalefet lâderiı, bizim iıçin «ıslıktan korkuyorlar..» diyor. 'Bu sözleri, ıbu iddialan ortaya atanlar 27 senedir Türk ımi'llet.in.in ru­hunda yanan hürriyet ışığma karşı göz­lerini kapamış hakikatleri gÖlige!emiş, örtmüş kimselerdir .. . Hakikatleri 'gör­mek için devekuşu g:ıbi kafaılarım kum­lara, sokmuş 'kimselerdir.

Onlar ışıktan korktukları ve haikikatleri gör.~n5:mekte inat ettikleri için 14 Mayib'ba hüsrana ugradilıar. .Bu zihniyette devam ettikleri müddetçe yine uğraya-cakîaındır.

istedikleri yerlerde, 'dünyanın ender mem-Teket'leriinde görü'len bir hürriyet havası içinde alabildiklerime •konuşuyc1""^. Ha­kikatleri istedikleri zaman taiii .' ' dikleri zaıman inkâr ediyorlar. îBeyazı siyan gösteriyorlar. înat ve ierar 'edi­yor haksız iddiıaılarda ve isnatlarda bu­lunuyor ?ıar. 'Bunlara kimse, niçin iböyle konuştuklarını soruyor mu? Böyle İbir devre zulüm devresi demek büthban de-ğ'Ü midir ?

;Bu .memlekette hürriyet tahakkuk et­meseydi, dünün zalimleri böyle ikonuşa-bilirler miydi1? 'Konuştukları tazda ve edaya 'bakınız? K:m zalim, kim maız-lumdur, vilcdanlarınıs karar versin. Gelecek sene burada konuşurken artık onlıardan hiç bahsetmeyeceğiz, çünkü onları o kadar ıgeride 'bırakacağız iki, milletin bufgün kalbimden olıduğu gilbl yarm gözlerinden de uzaklaşacaklardır. Bundan sonra işçi meselesioı temas eden Başbakan Yardımcısı işçilerimizin miıl-li/etssver^ığin:Övmüş,işçilerindünkü ve bugünkü vaziyetlerini mukayese et­tikten sonra demiştir ki : «İşçi kardeşlerimizin dertlerini çök ya­kından 'biliyoruz. Bir aile ocağı olan yurdumuzda işçiler de diğer vatandaş­larımız g-Dbil birçok hususiaırda musta­riptirler. Bununla (beraber işçiler lehine büyük işler başardık. ÜcnetJH Hafta Ta-tilli Kanununu kabul ettik. îşçi hasta­neleri çok geniş ölçüde gelişmektedir. As'gari ücret talimatnamesi zamanımız­da tatbik edildi, işçi emekliliği meselesi de ankadaşlanmızm istediği, gibi hal­ledilecektir. Biz bunları kâfi gönmüyo-ruz. Yapacağımız işlerin başlamıgıcında 'bulunuyoruz. Asırların bıraktığı ırusubu, bugünkü iktidar, yalnız ortadan kaldır­makla kalmadı, memlekette 'birçok iş­ler yaptı ve eserler vücuda getirdi :

Bu aırada iki1 senelik ıHükümet icraatını anlatan Başbakan Yardımcısı tekrar iş­çi mesel esine intikal etmiş ve sözlerine şöyle son vermiştir :

«Karanlık maksat ve hususi gaıyelerle hareket eden bazı muhalefet erkânı işçi mevzuunda meclisteki konuşmamı baş­tan başa tahrif ettiler, işçi vatandaş-lanmıızı aleyhimize tahrik için haki­katlerden uzaklaştılar. Bu iyi insanları tahrike yelten eni er, isçilerimize tari­hîmizde en gayrı insanî ve kötü mua­meleleri tatbikte zerre kadar perva et­meyen kimselerdir.

Dikkat edelim karşımızdakiler, bizini için her hangi bir .tenkit mevzuu bula-.mayorlar. Onlara tenkit fırsatı verrrne-yecek dürüstlükle ciddiyetle ve adimle çalışıyoruz. Onlar, bütün ümitılenimıi par­ti saflarında delik açmaya bağfeımışlar-dır. Onların bu son ümidini silımeik fee düşen vazifedir, iki sene daha nıüdde-: timiz var. İktidarı kaybetmek (korkusu bizim vatan sever ruhumuzda yer tu­tamaz. Vatandaşın reyini en mukaddes hak olaraık tanıyoruz. îkd senelik icra­atımızı tezahüratla karşıladığınıza ğore önümüzdeki senelerdeki büyük faa­liyetlerimizin ve teşebbüslerimizin, seme­relerini kat kat görerek hizmeti erimizi tartarak ve "takdir ederek bizi ibelki yine iktidarda ib ıra kaçaksınız. Bu millet ken­dine kötülük edenleri affetmediği gibi hüsnüniyetle çalışanları ela- unutmaz, iki sene sonra size bılân'ÇjoS'unıun bugün ver-

diğim eserlerin dört misline çaktığıma şahit olacaksınız. Kongrenizde gördü­ğüm tesanüt göğsümüzü kabartacak ve iftihar verecek, kadar kuvvetlidir. Millet, memleket ve istikbal için elele çalışa­lım, muvaffakiyet 'bizimdir.»

Başbakan Yardımcısının konuşması çok büyük tezahürata vesile otauş, sürekli aHkışlaır dakikalarca devam etmiştir.

— BiHeciik :

înönü şehitlerini' anma günü bugün saat 10.30 da Şehitler Abidesinde sürekli ya­ğan yağmura rağmıem yapılmıştır. Tö­rene, Bilecik, Eskişehir, Kütahya vadi­leri ve Bilecik mdlletvekillerinden Gene­ral Yümni Üresin, Dr. Talât Oran, Meh­met Korkut, İstanbul Taüslbe Biırliği Fe­derasyonu te'msilcileri, partiler idare he­yetleri, resmî teşekküller ve kalabalık bir haik kütlesiiştirak etmiştir.

Törene önde askerî .bando ve bir kıta asker, arkasında.' Büyük Millet Meclisi çelengi ve teşekküllerden .gelen çelenkler ve onun, arkasında miletvefkilleri ve mülki1 ve askerî şahsiyetler, halk sıra halinde yürüyerek abideye gelmiş ve çelenkler konulmuştur.

Üç dakika saygı duruşundan sonra, Bo-zöyük .Kaymakamı törenli açmıştır. Bu­nu müteakip iBüyük Millet Meclisi adı­na .Bilecik Milletvekili IGeneral Yümni Üresin tarafından., harbin içinde vazife görmüş bir kurmay yüzbaşı Olarak ko­nuşmuş ve geçen tarihi hadiseleri canlandirm ıştır.

Bundan sonra ordu namına bir yüzbaşı heyecanlı bir hitabede bulunarak şehit­lerin ruhlarını taziz .etmiştir. TalebeFederasyonuadınadabirko­nuşma, yakılmıştır.

Merasim, askerî bir kıta tarafından ha­vaya üç el ateş edilmek suretiyle sona ermiştir.

—Kütahya :

Kütahya şeker baüırikasınm kurulacağı yeni tesfoit etme'k üzere şehrimizde sa-bıhsızlıklsı beklenen heyet bugün gelmiş ve muhitimizde umumi ıbir sevinç1 uyan­dırmıştır. Valiımizle [Belediye Başkanı ve üye'lerl I>. P. kongresi ves.il esiyle şehrimizde bulunan milletvekilleri, Şe­ker Fabrikaları Umıum Müdür Muavin! Celâıl Kıpçak ile Yapı İşleri Müdürü, Eskişehifr Şeker Fabrikası Müdürü, Mm-taka Ziraat Müdüründen müteşekkil olan bu heyet, Belediye Âzasından Muh­sin Sonmezer'in ve M-ilîıletvekiillerl'miz 'İhsan Şerif özgen ve İRenızi ICocalk'ın da iştirakiyle gezdikleri yerler arasında vakıflara ailt çok geniş 'bir saıha olan Bacı Beküjr ve öküz Çayırını muvafık bulamışlardır. Demiryolu ve şose 'üzerin­de şehir kenarında olan. bu saha, inşası günden güne ilerleyen Porsuk (regülâ­töründen bol su alabilecek durumda ve pancar fcaırtaiatn ortasındadır. Porsuk regülâtörü kırk bin delkaırlıik Kütahya ovasını sulayacak bu çay yatağında hız­la devam eden temizleme, 'bir o kadar sahayı su baskrnlianndan kurtaracaktır. Diğ-er taraftan yüz in diefoarlık Altıntaş Ovasını bataklıktan (kurtaracak olan kurutma faaliyeti de ilerlemektedir. Böylece senede Eskişehir Fforikasma 18-22 randımanlı 76 bin tonu builan Kü-taihya Pancar istihsali yakın geleceMe bunun üç mislini verecektir.

19 Mayıs 1952

— istanbul :

Şehrimizde m.isafir ibuluaıan Atlantik Palkti Orduları Güney Doğu Başkomu­tanı Amiral Robert Carney, bu sabah saat 10.30 da Paırkotelde bir ıbasm top­lantısı yapmış ve şuın'ları söylemiştir : «Bu [konuşmanın 19 Mayısa tesadüf et­mesinden, dolayı çok memnunum. Ben şahsen, bugünü yalnız Türkiye foaîa-mmdan değil, Ibütttn hür dünya memle­ketleri bakımından da önemli 'bir gün saymaıkta'yım. Çünkü modem Türlüye'-nin doğuşu bütün dünya memJleketîeri-nin durumuna tesir eden tair vasiyet ya­ratmıştır. Atatürk, yalnız bir asker de­ğil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik meselelerde geniş görüşlere salbip bir insandı. Bu bakımdan siz bugünü na­sıl ehemmiyetli telâkki, ediyorsanız, ben de 19 Mayısı aynı mislbette mühim ad­dediyorum.»

Amiral, dünkü Gölcük ziyaretinden bah­sederken şöyle demiştir : «Gölcük'teki tesislerin yapılmasına aod ihzari faaliyet esnasında deniz kuvvet­leri karargâhında .bulunmam itibariyle bu çalışmalara toen de iştirak eylemiş ve ayrıca Gölcük'ü 1949 da ziyaret etmiş­tim. (Bundan dolayı ibu defa bizzat Göl-cük'e giderek bütün tesisleri ve makine­leri yerli yerine konmuş görmek benian için zevk kaynağı olmuştur. Gölcük'e giderken bindiğimiz muhrip evvelce Amerikan donanmasında kullanılan Bu-camam isimli bir ımuhrifodi. Bu gemiyi tâ Pasifik harbinden bilirim, şimdi Ge-liibolu adını taşıyan bu mıılırib komu­tanına dün dedim M: «Gominiz hiçbir zaman (bugünkünden daha temiz ve ter-tibli tuıtu'lmamıştiT.»

Amiral, 'basın toplantısının sonunda, ga-zötecilenin somlarına şu cevapları ver­miştir :

«Ben Nato Güney kesimi :Başkoimutanı sıfatiyle Akdeniz'in ikmal yolu1 ve sa­vunma sahası olması .bakımlaraıdan ehemmiyetli olduğunu söyliyebilMm, Hiç şüphe yok ki, Akdeniz'den geçerek Türlkiye'rye ulaşan ilcmal yolu, Nato'nun Güney kesmi içm son^ derece ehemmi­yet! idir.»

Amiral Carney, beyanatına şu sözlerle son ve^miştür:

«Amerika ile Türkiye arasındaki müna­sebetlerin daha sıklaşması için neler ya­pılmak lâzımgeldjğim soruyorsunuz. îki niıemlelcet araısıaıdıaki münaseebtlerin şimdikind&n daha kuvvetli olmasıma dm-kân tasavvur etmek benim için .çok güç­tür. Münasebetlerimiz fevkalâde iyidir. Bu sözlerim size her hakilkatı açıkça ifade eder sanryommv» Amıi'nal Caımey, basın toplantısını müte­akip Arkeoloji ve Deniz müzelerini zi­yaret etmiştir. Misafir Amirali, bugün saat 14.30 da Özel uçağıyla Avrupa'ya dönecek ve hava meydanında mûtad merasimleuğurlanacaktır.

— Ankara :

Atatürk'ün, .memleketi kurtarmak için 19 Mayıs 1919 da Samsun'a ayak bas­tığı günün. 33 üncü yıldönümü ollan bu­gün, Gençlik ve Spor Bayramı olarak bütün yurtta tertip edilen tören ve gös­terilerle 'coşkunluk ve neşe içinde kut­lanmaktadır.

Şehrimizde tertip edilen tören ve gös­terdiler, havaların yağışlı ve gayri mü­sait geçmesinden dolayı tehir edilmişti. Bunumla foeraiber okullar ve spor kulüp ferimi temsil eden gençlik grupları bu sabah saat 9 da Atatürk'ün ıgeçici IkaJb-râne giderek çelenk koymuşlar ve tazim vakfesinde bulutnımıuşlardır.

Gençlik grupları ayrıca, Zafer ve Ulus anıtlarına da çelenklerkoymuşlardır.

—Ankara :

Büyük Millet MecMısi Başkanı Refik Koraltan, Başbakanı Adnan Menderes, Bayındırlık [Bakanı Keımasl Zeytinoğlu, refakatlerimde 'bulunan milletvekilleriyle birlikte bugün saat 11..10 da uçakla Bur-sa'dan şehrimdze gelmişlerdir.

Kendilerini hava alamü-da, ibakanıtar, iba-aı milletvekEleriı, Gen.el Kurmay Başka­na, Başbakanlık Müsteşarı ve yüksek rütbeM askerî şahsiyetler, Ankara Va­lisi, Garnizon ve »Merkez komutanları karşılıamışlardır.

Cu'mhurbaşkanhğı Başyaveri .Kurmay Yarbay Nurettin Alpkartal, Cumhur­başkanı adıma kendilerine hoşgeldiniz demiştir.

—Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Atatürk'­ün, Türk vatanını ve istiklâlini kurtar­mak üzere Samsun'da Anadolu'ya ayak bastığa günün yıldönümü olan Gençlik ve Spor Bayramı .münasebetiylebu sa­bah saat 9 dıa -beralb eri erinde bakanlar, Genelkurmay Başkam, ıKara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanları ile Garnİ-zon Komutanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Kâtibi, Başyaver, özel Kalem Müdürü ve yaverleri olduğu halde Atatürk'ün Muvakkat Kabrini ziyaret ederek fcaib-re .bir ıbutket koymuşlar ve .aziz Ata'nm manevî huzurunda saygı duruşunda bu­lunmuşlardır.

Muvakkat kaıbre igelişlerinde Cumhur­başkanını Ankara Valisi ve Merkez Ko-snutıanu. karşılamış ve fcıiir ihtiram kıtası selâm 'resmdni ifa etmiştir. Muvakkat Kabir bugün saaıt 17 ye kal dar ziyaretçilere açık bulundurulmak­tadır.

— izmir :

19 Mayıs Spor ve Gençlik -Bayr-amı şeh­rimizde de parlıak bir şekilde kutlanmış­tır. Bayram münasebetiyle bütün şehir

sabahtan ititoaren bayrak ve yeşilliklerle süslenmiş .bulunuyordu.

Merasime saat 8.30 da> Cumhuriyet Aia-mn-da başlanımaş ve gençliği! temsüen Mithat Paşa Erkek Sanat Enstitüsü iz­cileri Atatürk heykeline bir çelenk koy­muşlardır.

Saat 9 da şehrimiz okulları Alsancak Stadında yapulacak tören Sçin toplan­mışlar ve bunl.ara temsili olarak şampi­yon İM gençlik kulübü de katılmıştır.

Müteaktüben Vali Vekili, yanında Beledi­ye .Başkanı Vekili, Jcomuıtanlıar ve Millî Eğitim Müdürü olduğu halde tören kıta­sını teftiş etmiş ve gençliğin bayramını kutlamıştır.

Bundan sonata da bandonun iştirakiyle şanlı bayra'ğımız İstiklâl Marşı söyle­nerek şeref diğerine çeikilımlştir.

ı(:Dağ (başını duman aümış) anarşmm-hep bir ağızdan sö yi emmesini müteakip Bel Kahveden atletler vasıtasiyie ıgetirilen bayrak Valıi Vekiline verilmiştir.

Geçit resimıini kız ve erkek öğrencilerin hareketleri, Kızılçullu Köy Enstitüsü talebelerinin ımdıllî oyunılaTi, Karşıyaka Lisesinin .ritmik dansları, Hava Teknik Okulumun çeşitli göstertlleri takip et-. mistir.

Atoancalk 'Staıdyumıuoda yapılanı (bugün­kü şenlik ve eğlenceler kalabalık fbir halk küıtlesi tarafından zevk ve gurunla takıLpedinmiştir.

—İzmir :

Şehritırıiz Atatürk Caddesi üzerinde ta­rihî Atatürk Müzesinin birinci katında meydana getirilmiş olan Atatürk kütüp-hatneso. 'bugün saat .18 de töremle açıl­mıştır.

Izımir'die yakın zaman içerisinde biri çocuk kütüphanesi olmak üzere yakında üç kitaplık daha açılacaktır.

—İzmir :

Türkiye Turizm Cemiyetleri Federasyo­nunun kurulmasa, etrafındakü 'Çalışmala­ra bugünden itibaren şehrimizde baş­lanmış bulunmıaiktadiT. Ankara, istanbul, Bursa ve Antalya il­leri Turizm Ceıniyetteninâ Büyük Millet Meclisi Turizm topluluğu ve Basın Ya­yın ve Turizm Genel Müdürlüğünü tem-silen ©elen murahhaslarla, Ege Turizm Cemiyetli, Efes ve Bergama'yı Sevenler Dermekleri Başkan ve üyelerin.'iiu iştiırâk etİMeni toplantı 'bugün saat 16 da rtd caret ve sanayii odasında açılmıştır. Vali Vekilli, Belediye Balkanı Vekili ve .daha 'birçok vezatın hazır bulunduğu toplantıda Türkiye'niin tııruziin .bataımim.-dan olan önemi befllntiirniş, tuitıi'zm cemi­yetlerimin memleketin turtan işlerimde oymayacağı roller haMcında geniş iza­hat venilımflştlr.

Bundan sonra federasyonun fcuruliması etrıafrndaki 'çahşmaılara 'başlanmıştır. Toplantıya yarın1 da devam edilerek fe­derasyon çalışmalara etrafındaki1 ,müza-!keıre ve konuşmaları sona erecektir. Diğer taraftan nıisafisr temsilciler şere­fineEgeTurizmCemıiyetitarafından bugün saat 13.30 da Kadifekaıle Gazino­sunda bir ziyafet verilecektir.

20 Mayı® 19S2

—Ankara :

Amiral Carney Ibuıgttn saat 9.15 te Eti­mesgut hava alanından Adana'ya mü­teveccihen uçakla hareket etmiştir, öğ­leden sonra iskenderun'a gidecek olan Amiral, geceyi iskenderun'da 'geçirecek ve yaırın 21 Mayıs Çarşamba günü uçakla Enzum'a 'muvasalat edecefkti<r.

—İstanbul :

Arjantin Mektep -Gemisi Pueyrredon bu saban saat 8 de limanımıza, gelmiştir. Gemi, Selimiye Önünde 21 top atışı Üe şehri selâmladıktan sonra Dolmıabahçe önündedertiirlıe'miştir.

Haızırlanmış ttnılunan program gereğin­ce, İstanbul Deriiız Komutanlığı adma bir sub'ay gemiye giderek Komutan. Yar­bay A'dolfo Cordeu'ya «hoş geldiniz» ûe-miş-tir.

Biraz sonra şehre çıkan gemi komutanı Önoe Arjantin iSefiırini, nıüitaaikıben Vi­lâyete gelerek Vali ve 'Belediye Başkanı Profesör Göikay'ı ve daha sonra, da sıra ile İstanbul Komutanını ve Demiz Ko­mutanını makamlarında ziyaret etmiş­tir.

Komutan artoay Adolfo Cordeoı, Vali ve Belediye 'Başkam Gokay'ı ziyareti sırasında, Gökay'm şansında memıleketi

selâniıladığmı belirttikten sonra, İstan­bul'a gelmekten duydukları bahtiyarlığı ifade etmiş, bilhassa bir battıriyeli ola­rak Çanakkale'den geçerken sahillerin: güzelliği ve Çanakkale'min kahramanlık, destanlarının atmosferi içersinde derin hayranlık .duyduklarını ve gemide bulu-nanılaırı güverteye içıfkararak gemiyi Ibir 'müddıet 'durdurmak suretiyle Çanaklkale-kahramanlarını selâmladıklarını söyle­miştir.

Komutana cevap veren Gökay, «İstan­bul'a hoş geldiniz» dedikten sonra, üki mffiet arıasındaki dıost'Iuk ve sempati duygularını belirtmiş, Çanakıkaıle'nin çelıre ve seyrini1 değiştirdiğini beyan etmiştir. Vali, istanbul'da bulunacakları müddet zarfında miısafir denizcilerin iyi günler geçirmelerini dilemiş, giderken İstanbul'un selâmlarını Arjantinlilere götürmelerini rica etmiştir.

Misafir Komutan ayrılırken Gölkay'a «bugünden itibaren sizi yakın ib'ir dost ve arkadaş olarak sayıyor ve elinizi bu duygularla sıkarak ayrılıyorum, Arjan-tine, Tür'kiye'ide gördüğümüz büyük iler­leme hızının verdiği derin intibalarla döneceğiz» demiştir.

Komutan, Vilâyete geliş ve .gidirşinde-bir polîz müfr&sesi tarafından selâmlan-mıştır.

Öğleden sonra Komutanın ziyaretleri gemide iade edilmiş, Gökay ve İstan­bul Komutanı gemiden ayrılışlarında İT şer ve Deniz .Komutanını 13 top aJtışlyle selâml anmişlarchr.

Ayın yirmi, dördüne kaıdar şeitıri'mizde' kalcaık olan Arjantinli deniızciler yarın Taîksim Cumhuriyet Âbidesine çelenk koyacaklardır.

— İstanbul :

Memleketimizle gelen Yunan Milletvekil­lerinden Lemos ve Sakız 'Belediye Baş­kanı Patalideıs ile Bele'diye Âzası Mavri-doğlu bugün Vilâyete gelerek Vali ve Belediye .Başkanı Profesör Gökay'ı zi­yaret etmişlerdir.

Yunanlı .misafirler İstanbul'a gelmeden önce muhtelif şehir ve kasabalıari'mıza da uğradıklarını, her tarafta gördükleri sıcak kabulden pek mütehassıs olduklar­ımı söylemişler, Başbakanımız Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanımız Prof esor Fıuat Köprülü ile Vali ve 'Belediye Başkam Gükay'm Yımanastan'l ziyaret­leri inltilbalarını daima taşıdıklarını, şe­refe tariıh ve gerekse an'ane bakımından binbirJ erine çok yakın 1>uılıuııan Türk ve Yunan milleti erinin bugünkü dtinya du­rumunda milletlere numune teşücil ede­cek tarzda gittikçe d'aha çok yaklaşma­larından sevinç duyduklarım belirterek, Eaşbaikan Adnan Menderes'e ve Dışiş­leri Bakanı Fuat Köprüiü'ye selâm ve saygılarını ulaştırmasını Gökay'dan rica etmişlerdir.

Vafli Gökay, iki millet arasındaki bu esaslı kardeşlik bağlarının .gittikçe kuv­vetlenmesinden şahsaaı de derin sevinç duyduğunu bu bağların 'kültürel ve tu­ristik münasebetlerin artmasiyle daha da :kuvvstlen'@î>iieceğini söylemiştir.

Yunanla misafirler Bursa'yı da ziyaret ettikten sonra memleketi erine dönecefc-1 erdir.

—- izmir :

Kore'de kahramanlık destanları yaratan şanlı Tugayımıza mensup 78 Kore ga­zimiz bugün saat 13 te Danimarka ban-dırsılı Judtlandia Hastane Gemisi ile ana vatana dönmüşlerdir.

21 Nisan tarihinde Yüzfbaşı Seaajj Betil 'komutasında hareket eden kafileye 6 subay, 4 assuıbay ve 68 er dâhildir.

Kafileyi getiren vapur Pasaport rıîı-tıımmaı yanaşurken şehri selâmlamış ve buna limanda ibulunan Tlürk ve ecnebi gemi'ler aynı şeıkilde cevap vermişler-ddr.

Gemi kalabalık 'bir halik kütlesi -tara­fından büyük tezahüratla karşılan-mış, kahraman 'gazilerimiz ,g;emi rıhti-ma, yanaşırken «dağ başını duman al­mış» -marşını büyük biır îıeyeoan iıçinde terennüm ediyorlar ve o esmada rıhtım­da bulunan .askerî bando da onlara re-fafcat eidiyordu.

J-udtlandi'a Hastane Gemisinin rıhtıona rampa etmesini mütaakıp başta Vali Vekilî Dilâver Argun olduğu halde Be-Aediye Başkan Vekili, Garnizon Komu­tanı ve 'diğer bazı yükseHt rütbeli su­baylardan mür&kkep b±r heyet geminin güvertessiae çifcaırak gazüerimize «hoş geldiniz» diyerek buketler verdiler.

Mütaa'kaben heyet gemi süvarisi tara­fından (misafir edilaniş ve husuisi bir sa­londa ikramda bulun'uJnıuşCur. Bu top­lantı esnasında gemi Skomıutanı Türik. kahraımianlarının cengâverliıklerinden bahsetmiş ve bu ikinci gelişinden dolayı memnuniyetini beyan etmiştir.

Gemi komutanının sözlerine cevap ve­ren Valâ Vekili, kendilerime gösterilen alâkadan dolayı teşefekür etmiş ve kah­raman çocuklarımızın sıhhatli olarak ana vatana getiri'lmdş olm'aiarmdan duy­duğu memnuniyet ve sevinci beâlrt-'miştir.

Bıaiıdam sonra kahrajnanlarımiz rıhtım­da bulunan binlerce izmirlinin sevgi tezahüratı arasında karaya çıkmışlar­dır.

Yetmişi gayet sıhhatli olan bu 78 gazi­miz hususi vasıtaılaıia izmir Askerî Hastan esine nakledilmişlerdir. 8 gazi­miz ise yaralan ağır olduğu için diğer ankadaşlıanndaiı ayrılarak imdadı sıh­hilerle yine Askerî Hastaneye nakle­dilmişlerdir.

Judtlandia Haatame Gemisinde Yunan, Habeş Hollanda ve BeJ'gi'kan.i olmak üze­re daha 200 ikadar a.sker bulunmaktadır. Hastane Gemisi yarın limanımızdan ay­rılacaktır.

— Adana :

Atlantik Paktı Orduları Güney - Doğu Başkomutanı Amiral Rofoert Carney bu­gün uçakla Adana'ya gelmiştir. Hava alanında askerî merasim yapılmış, Sey­han Valisi Ahmet Kınık başta olmak üzere askerî ve mülki erkân misafir Amirali karşılamıştır.

Carney .burada toir müddet kalarak tet­ikliklerde bulunduktan sonra iskende­run'a hareket etmiştir. Yarın ' sabah­leyin tekrar Adanaya gelecek o'Ian. Ami­ral, özel uçağı ile buradan Diyarbakır'a

hareket edecek ve geceyi Erzurum'da geçirecektir.

Genelkurmay îkinci BaşkamOrgeneral Şahap Gürler ile Amerikan Askerî Yar­dım Heyeti Başkanı General Arnold vediğer bazı yüksek rültbeli subaylarda AmiralCamey'e refakat etmektedirler.

2l Mayıs 1952

— ArJkara :

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refük Ko-raltan, Başbakan Adnan Menderes be­raberlerinde Dışişleri, Sağlık ve Sosyal Yardım, Mıillî Eğtim, Bayındırlık ve Çahşma Baaknları, Büyük Millet Mec­lisi Başkan VeıkUlleırinden Celâl Yan3ım-cı ,'oazı milletvekilleri, Ziraat Bankası ve Toprak (Mahsulleri Ofisi Genel Mü-dürLeri ve basın mensupları olduğu hal­de bu sa'bah s-aaıt 9.30 otomobille Kon­ya'ya hareket etmişlerdir.

—- Konya :

Süyüik Millet Meclisi Başkanı Refik Ko-raltan, BaŞIbakan Adnan Menderes, Dış­işleri Bakanı Fuat Köprülü, Sağlık ve Sasyal Yardım Baltanı Dr. Ekrem 'Hayrı ÜstünıĞağ, Milli Eğt:tm Baltanı Tevfîk iteri Çalışma Bakanı ve İşletmeler Ba­kan V ekili Nuri özsan ve çok kaflatoaJMc milletvekilleri, Konya yolunda Kulu Na­hiyesinde iKonya Valisi ve Ordu Komu­tanı ve bütün köy -halkı tarafından îia-haretle karşılanmışlardır. Ku'.u köylüleri yol üzerinde dallarla süs­lemiş bir talk .kurmuşlar ve üzerine «hoş geldiniz Başbakanımız, bu vatanda de­mokrasiyi siz yarattınız, var olunuz» ibaresini yazmışlardı. Meclis Başkanı, Başbakan, bakanlar ve milletvekilıleri burada otomobillerden in­diler. Büyük Millet Meclüsi Başkanı Re­fik Koraltan, halkın İsrarı üzerine jbir konuşma yaparak dedi ki :

Muhterem hemşehrilerim, Yedi yıl evvel mesut bir hamlenin birin­ci yılı içimde yine buraya gelmiştim. O zaman etrafımıza toplanan vatandaşla­ra memleket büyük bir tehlike içinde bulunuyor. !MiMî birüğJmİKde çöküntü vardır, Türk milleti, tarihinde bunun gilbi tehlikeleri önlemiş ve bertaraf et­miştir. Bıugüa memleket çok korkunç tehlikeler içindedir. Siz köylüler mah­rumiyet, nötmaip ve sıkıntı içimdesiniz. Eğer ibugünkü rejim değişmezse bu mahrumiyetler ve ıztıraplar yalnız bu­gün değil yarın da bu memlekette en korkunç .badireler yaratacaktır. Biz bu memleketi korkunç felâketten, miLIeti-mizi ızıtıraplar yeni bir hamle ile kur-

tarmak, iyi bir yola götürmek istiyoruz, demiştim.

Bu hamlenin .bu millî hareketin önünde duranların buna mâni olımaik isteyenleri sizler daha iyi bilirsindz. O günden bu yana siz aziz ve kahraman köylüler bu davalı tutmasını ve korumasını bildiniz. Çünkü anlamıştınız ki bu korkunç teh­likeden kurtulduktan sonra yeni gele­cek iktidar siz köylüler için çalışacaktı. Bu mesut günde dâvanızı kazanm:ş in­sanlar olarak bunun heyecanını ve zev­kimi yaşıyor, hıayatlamm sizlere vakfe­den sizler için çalışanların etrafında top­lanmış bulunuyorsunuz. Ne siz bize, ne de .biz size doyaımayız. Mesut ve bahti­yar olunuz.

Büyük tezahürata vesile olan bu konuş­madan sonra Başbakan Adnan Mende­res'te bir konuşma yaparak, demiştir ki: Çok sevkdli köylü arkadaşlarım.

Konya kapısında bizi sevgi ve heyecan­la karşılamanızdan dolayı minnettarız, iki senederfberi milet ve memleket ha­yatında yepyeni bir devreyle girmiş bu­lunuyoruz. Bize yaptığınız bu içten kar­şılamadan, anlıyoruz ki bu iki senelik yeni devre sizleri memnun etmiştir. Kaklarınıza, hürriyetlerinize sahip ola­rak bu devrim sizi tatmin ettiğini görü­yoruz. Bu coşkun ve gönülden gelen te­zahürlerinizle iki senelilk iıdarenin siz­lerce de benimsendiğini, söylediniz ve tasvip edildiğini ifade ediyorsunuz. Başbakan, köylü dileklerine işaretle- söz­lerine şöyle son vermiştir :

Burasının kaza hailine g-etirilmesi tet­kik edilmekte^. Al'dığım malûmata göre bu mülkün olacaktır. Eviniz, bar­kınız, ocağınız şen olsun, iki senedir memleketin refahı, saadeti ve inkişafı için i'ık ad:anları atmış bulunuyoruz. Ne­ticeler önümüzdeki her sene birer misli artarak çoğalacaik ve .mîlletimiz lâyık olduğu seviyeye erişecektir.

Haflclarnuadan, hürriyetlerimizden e mân olarak 'istikbale emniyet ve güvenle ba-kabilirsinjiz. Iktisadiı, siyasi, askerî ve içtimai sahalardaki hsmleierimiz bü­yüktür. Bahtiyar olunuz. Bundan sonra yola devam edilmiş ve şo­se civarında heyeti karşılamaya gelmiş olan yüzlerce otomobil ve otobüsler ka­fileye katılmışlardır. Büyük Milet Mecliısi Başkam ve Başba­kan, Cihanbeylide caddenin iki tarafın­da ellerinde bayraklarla sıralanan kala­balık; halk ve mektep talebeleri tarafın­dan ve birçok traiktör üzerinde ayakta duran çiftçiler tarafından karşılanmış ve kurbanlar kesilmiştir. Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başba­kan yollarına devam ederken traktörler işlemekte ve hep birden düdüklerini çal­makta idi. Cihanbeyli şosesi taklarla süslenmişti. İlkokulun bahçesine çadır kurulmuş, yerlere halılar serilmiş ve koltuklar ha­zırlanmıştı. Burada Dışişleri Bakanı Fu­at Köprülü, çok kalabalık köylülere hi­tapederek dermiştir ki : Sevgili Ciihanlbeyliler, 3izleri karşılamak için işinizi gücünüzü bırakarak zahmetlere, külfetlere girdi­niz, bize .gösterdiğiniz bu içten ve sıcak karşılama sinin biz-e ve biızim size ne kadar derin hislerle bağlı bulunduğumu­za delil teşkil eder. Bizler sizlere lâyık olmaya çalışıyoruz ve sonuna kadar da çalışacağız. Bu müşterek dâvada bera­beriz, hizmetinizdeyiz, var olunuz.

Gittikçe uzayan kafile saat 12.10 da an­cak Cihanbeyliden hareket edebildi.

Tutuk Köyü civarında Konya'nın bütün kaza ve nahiyelerinden gelen partili ve tarafsız vatandaşları hâmil yüzlerce oto­mobil ve otobüs şosenin iki tarafım dol­durmuştu. Büyük Millet Meclisi Başka­nı ve Başbakan bu heyetlerin 'başkanla­rının ellerini teker teker sıktılar. Yol güzergâhına sıralanan halk ellerinde çiçekler ve bayraklarla heyeti selâmlı­yorlardı, Konya'nın giriş yerinde Kara-kayış mevkiinde Belediyenin önünde yollara sıra ile dizilmiş kurbanlar kesil­di. Konyalılar ve esnaf cemiyetleri oto­büslerde bu büyük heyecanı bir kat da­ha arttırmak içim. yaşa' diye bağrışıyor­lardı.

Konya bugün tariflinin fevkalâde gün­lerinden birini daha yaşadı. Büyük Millet Meclisi Başkam, Başiba-Ocan, bakanlatr ve kalabalık milletve'kil-ler-nden terekküp eden heyet bu suretle büyük tezahürata ve alkışlar arasında saat 15 te Konya Vilâyet binasının önü­ne gelmiş ve orada toplanan on binlerce

halik tarafından sonsuz alkışlarla se-lâmlanrrnştır.

— Konya ;

Hükümet Meydanında toplanan ve mik­tarı 30 bini aşan Konya'itfarm huzurun­da toir .konuşma, yapan Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik ıKoraltan demiş­tir ki :

«.Söze başlamadan' evvel 'Sayın Cumhurbaskaniimız Celâl Bayar'm 'bana tevdi ettiği torr vazifeyi ifa etmek isterim. Sayın Cumihuırbaşkıaııı dediler ,ki :

«Muhterem Konyalılara en samimî te­mennilerimle birlikte huzur ve saadet içinde yaşamalarını diltediğiımıi söyleyi­niz» bunu size arzederim.

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koralts'n, bundan somra sözlerine şöyle devam etmiştir :

Uzun yıllar, hatta 'bir devir boyunca aranızda yaşayan ve yine uzun. seneler sizi temsiâ etmek şerefime mazhar olan ben, şu muhteşem topluluğa ve sizlerin aziz şahsiyetlerinizde sayısı milyonu aşan konya'Mara hitap ediyorum: San­ki yepyeni bir âlem meydana gelmiş, sanki yenii Türkiye'nin tablolaşan şu ih­tişamı içinde, kendi yarattığı eseri mu­hafaza etmek için, bütün vatandaşların burada tek bir saf hallinde, tek ruh ve heyecanla bir hizada yer aldığını gör­mek, yalnız bizim için değil, bütün dün­ya medeniyeti için gururla ve iftiharla göğüs kabartacak örnek bir hadisedir. Yıllarca müşterek dentl erim izi sizlerle paylaşmasını biüd'ik.

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan bundan sonra, Konya'ya ait eskd acı hatıralarını anlatmış, Konya'nın ve Konyalıların çektikleri ıstırapları tasvir ederek sözlerini şöyle bitirmiştir: Ş'jmdi kara günlerden, ıstıraplı devilrler-den uzakta bulunuyoruz. Meğer millî hâkimiyet teessüs edince, dış emniyet teminat altına alınınca, halk huzur ve güven içinde yaşadıkça, millet ve Hü­kümet birbirini tamamlayınca, çorak ovalar ve bozkırlaır cennet olurmuş. Gelecekteki Türkiyemiiz çalışkanı ve iyi

insanların mesut ocakları ve toprakları olacaktır.»

Ondan, sonradır ki, hakikî dimıim vicdan hürriyetimi prensip olanafc kabul ettiği Öğrenilmiş olacak ve demin konu­şan delegenin bu gaibi sözleri1 söylemesi gayri1 Tnümkim, bir haile gelecektir. Eğer bugün hu tarzda 'konuştu ve konuşuyor­sa, Ibu, dinin nasıl ibiır vicdaaı hürriyetine dayandığını lâyıkdyl© amlryamadığmdam ileri geliyor. Time ctöaı terbiyesi almak istemiyen, başka dinilere salik olan kim­seleri, kemdi kafamızla bizim asteâiiğütmıi-ze iöbar etmeyi vicdıan hürriyetiyle ka-"bili telif görmüyoruz. Herkes, din terbi­yesiniistediğigibialacak,müslümıan

olmak ve öyıle Ikalmıalk isteyenler hiçbirengele en küçük ,bsr zorluğa manız bu
'lunmıyacaklarıdır.. BizimamSaıdiğımiizvicdan hürriyetti ve lâiklik budur. Bizim tüzüğümüzdede böyle yazılıdır.

Hükümet iş başına gelıir gelmez, ezanın muayyen ter dilde okunması mecburiye­tini kaldırdı. Lâik olan ve vicdan hür­riyetine ehemmiyet veren bir Hükümet sıfatiyie, 20 sene kanıumlarin teyidi al-tmda bir mecburiyet altasada tatbik edil­diği halde herhangi biır nıetioe verme­miş olan bir mevzuun idame ettirilme-simi umumi vicdanla kabili telif gorine-dik ve !bu suretle vi.cdan hürriyetine yer verdik.

Hükümetin din 'meselesinde bir şey yap­madığım söyliyen delegenin dünıü ha­tırlaması lâzımdır. Demıokralt Parti sa­yesindedir ki,' o gelip burada bu mev­zuları konuştuğu şekiilde konuşaibüüyor. Bu aııkadaş, acaba vicdam hürriyeti, De­mokrat Farta âktidan sayesinde bu memlekette teessüs ebmedenı, biraz ev-vellik.li sözlıeranin tek kelimıesini ağzına almak cesaretini gösterebilir aniydi? Bu •delejge arkadaş, öte yandan memleketi ahılâk bakımından öyle tasvir ediyor ki, onu din^yenler biır :an Sçin yurdumuzu ve miiU'etimi'Zi sanki bilr içtimaî ahlâk­sızlık 'Çukuruna düşmdiş samabilirler. Tüıık milleti ve cemiyeti şereflidir, na-musl'udur vebalysiyetlidir. Fuhuş her zamıam ve her yerde oilmuştuır ve olagel­miştir. [Bütün bunların, sosyoloji flmimdn öğrettiği hakıikaıtler çerçevesi içinde de­vamlı sebepleri vardır. (Bu yo'lda,ümî esasları kale almadan uluorta konuş­mayı bizim part'imiz 'içiaıde ve partimizıra yüksek seviyesiyle kabili teMf gör­
müyorum. Bu delege aırfcaıdaşınaz, haikkmda da, İsim, valk'a ve şahıs tasrilh ve tâyin etmeden karalayıcı, bulaştırıeı sözler söyledi. Herhangi bir .topluluk içinde öylesi ve böylesi de bulunabilir. Herhangi bir milletvekili hakkında bdr biıldiği varsa Ibımu sarahaıtla eöyliyeceği yerde ımıiM etvekilılerimi, Büyük Milet Meclisimi toptan karaüamalk İcat'iyen tec­viz edilemez. Haysiyetlerin mıasun bu-lundurufanası lâzımıdır. EMiHetvaki'neri içinde gecesimi gündüze katan, milîet yolunda çalışanların, sayısı büyük ço­ğunluktadır.

Bu iarkadaş, nihayet Mıarshali yardımı kesilirse bütç? vasîyetin.'iin! we olacağım sordu. ıBüıtçemıiz, dünyada mevcut bütün memleketler bütçelerinıia en sağlamla-naiıdan biridir, ika milyara yaklaşan büt-çemiizin ilcimde, katma bütçeler dahil, açığıımız 209 millyon kadardır ve bu da gelirimizin linkişaıfliyle kapanmak yolun­dadır. Demir gibi biir mıaliyemiz ve sağ­lam bir bütçemiz vardır.

BüitçemİB, iki sene sonra, üç ımiüyara yaklaşacaktır. fBu -Devlet Marshall plâ-n'ina, falan veya filan devletin! yardımı­na istinat ederek ibimruîmuş değildir. Türkiye kendi kaynakları ve imkânla­rıyla kendi kendine kifayet edecek va­ziyettedir. Bugün dünyanın Ibaza çok ileri mıemleketleri vardır .ki, Marshall yardımı (kesilirse belki fena bir vaziyette kalabilirler. Fakat Türkiye o memle­ketlerden değildir.

Kadın memurlar hakkımdaki sözlerine gelince, bu arkadaş tezat içindedir. Sir taraftan evlerime kapansınlar, namuslu geçinsinler diyor, .ddğer taraftan: da ge­çim iımkâmlannm kesilmesini istiyor. Kadınla erkek farkı bulunmadığı, her vatandaşın rey hakkıma sahip olduğu, kadına müsavi okuma hakkı verildiği bir cemiyette, mıemur olmak (haklarını iktisap edenleri Devlet hizmetine alma­mak iktisadi isti'klâJilndn teminini imkân­sız bir hale sokmak asla caiz alamaz.» Başbakan Adnan Menderes sözlerini salonu dolduran delegelerin ve dinleyici­lerin sürekli ve şiddetli alkışlarıyla tolL tirinken «^bu kürsü serlbest konuşma kürsüsüdür. Demin ikonuşara delege ar­kadaş, benian bu izahatımdan sonra da gelsin konuşsun, kendisiyle açıkça münakaşa edelim» .dermiştir. De­lege sözalmamıştır.

—E-rzairum :

Atlantik Paktı Orduları Güney-Doğu kesimi Başkomutanı Amiral Carney, be­raberinde 'Genelkurmay îkinci [Başkanı Orgeneral Şahap Gürler ille Amenükan Askerî Yardım Heyeti Başkanı General Araold ve diğer yükseik rütbeli subay­lar olduğu halde saat 15.30 <ia özel foiır uçakla Ankara'ya hareket etmiştir. Alanda Vali, 3 üncü Ordu Müfettişi, Kolordu Komutanı ile mülki ve 'askerî erkân tarafımdan 'ugurlaaıaın Amiral, se-îâm resmini ifa edem ihtiram kıtasını «merhaba asker» diyerek selâmlarmş-tve.

Uçağa binerken, Anadolu Ajansı muha-biriıae verdiği beyanatta Amiral şuraları söyilemiiştisr:

«Doğu 'bölgesini ziyaretim enterasan olmuştur, Gerek ordumun komuta heye­tini, gerekse bu bölgede yaşayan insan­dan taniTnsak benim için çok zevkli ol­muştur. Nato cephesinin sağ ikamadmin gayret kudretli ve ehliyetli ellerde ol­duğunu 'görmekle bahtiyarımı;»

—Ankara :

Amiral Oaraıey, Genelkurmay İkinci Bakkamı Orgeneral Şahap /Gürler, Ame­rikan Askerî Yardım Heyeti Başkamı General Arnold ve beraberlerindeki as­kerî heeyt saat 18.30 ıda uçakla Erzu­rum'dan şehrimize ıgelmiştir.

23 Mayıs 195Z

Atlantik BaMı Güney Doğu Kesimi .Kuvvetleri Başkomutanı Amiral Rolbetrt Camey, bugün Türlk Genelkurmay B&ş-Ocam Ongeneral Nuri Yamult ve di&er Genölfkurmay İleri gelenleri île Marma­ra Köşkünde yaptığı toplantıyı müt'aaikıp, basın mensuplarını kabul etmiştir. Gazetecilerle yanım saalt kaidar 'görüşen AmiralCarney, ezcümle şunları sÖyle-

«Bir haftadanlberi memleketinizde bulu­nuyorum. Kısa !bir aamam içkıdie birçok, yerleri görmem icap ettiği için, seyaha­tim çok yorucu oldu. Türkiye'yi' ziyare-

timin esas gayesi, memleketi daha İyi. tanımak ve alâkadar mak'amaarla te­mas etmekti. Baızı hava tesislerinizi, İs­kenderun'u ziyaret ettim. BİTçok bölge­ler üzerinden uçaikla geÇtian. ErauTum.'dakii Üçüncü Ordu Karargâhıma gittim Ve oradaM subaylarla tanıştım. Bu böl­gede ve çok 'mükeTnmel vaziyette olan1 'Dokuzuncu Tümeni teftiş ettim.» «'Seyahatim esnasında, Genelkurmay îkioci Başkam, kacra, deniz ve hava kuvvetten yüiksek rütbeli subaykırı da refakait ederek bana gerekli izahatı ver-diter.»

«Bu aıskerî zıyaretlıerim esnasılhda, An-taîkya'ıda ankeolojiik kıymeti haiz yerleri görmek fırsatını da buldum. » «Bir hafta îıemen hemen bir gün kadar-çaıbulk geçti.»

«Türkiye'ye mÜtaıaıddit defalar gel'ece-. ğimi tahınıin ediyorum. Tuıikiye de Eir-leşLk AmePika- ıgiıbi değişik iklimli bir­çok bölgeleri olan bir memleket oldu­ğundan burasını tanumalî için bir haf­talık aiyaret kâifi gelmiyecekltir.» «Yarm uçakla Napoli'ye hareket edece­ğim. Or-adan da Paris'e geçerek hem General E:i!serihower'e veda edecek, hem ■de yeni Başkomutan General Riıd'gevvay ile .tanışacağım.»

«Benim toarangahımda da Türk kara, deniz ve hava kuvvetlerioıe mensup irti­bat 'subayları bulunacaktır. Ben de Türk Genelkurmayında irtibat subayları bu-lundurmaikltayHn.»

Bir basın ımenisuibunua Tünk deniz kuv-vetlerinia -de Akdenîadeki Atlantik Paik-tı deniz kuvvetlerine iştiraki hususun­da sorduğu bir sual münasebeti ile Ami­ral şunları söylemiştir : «Lizbon'da alman (karaları, siz de benim kadar bildyorsunuz. Türk ve Yunan de­niz kuvvetleri, diğer (nato) devletleri de­niz kuvvetleri ile müsavi şekilde Akde-nliz (kuvvetlerime 'dâhildir. Müşterek bitr manevra yapılması hususunda, uzun samandanıberi. haeırlılk yapımafetafyız. Nato kuvvetleri .tarafından taitbıllk edilen, talimatnameler, plânlar ve esaslar, Tür­kiye ve Yunanistan Atlantik Paktı dâ­hiline alınır alınmaz kendilerine veril-ımiLştîr. Her iki memleket genelkurmay­ları bu talilmatmıame, plân ve esasları in­celedikten sona, hazır olduklarını Mlıdirecekler ve ımüfcaakıben müşterek manıevrallara başliyacaziğ.^ «Akideniz; deniz kuwet'leria)in yapacağı işbirliği ile Akdeniz komutanlığının bir alâkası yoktur. Bu komutanın seçiılonesi, daha yüksek kademeleri alâkadar eder. Koimutan seçâ'Minoeye kadar biz müşte­rek çalışmalarımıza devam edeceğiz,.»

—Ankara :

Başbakan LAJdnan Menderes, bugün Baş­bakanlıkta saat 16.30 da Amiral Car-ney'i kabul etmliştiî1.

Bir saat devıam eden bu görüşmede Diş­ileri Balkanı Prof. Fuat Köprülü de hıa-zır (bulunmuştur.

— Ankara :

Amiral Carney Amerika Büyükelçisi Mac Ghee ile tunikte ive beraberlerinde General Arnıold, Amiıral Rees, General Alxander ve Genenal Cannon olduğu halde saat 16 da Atatürk'ün geçici keıb-rimâ ziyaret ederek kabre bir çelenlk koymuştur.

—Ankara :

Dün saat 23 te Konya'dan hareket eden Büyük Millet Meclisli Başkanı Refik Ko-raltan, Başbakan Adnan iManderes, Dış­işleri Balkanı Profesör Fuat Köprülü, Bayındırlık Bakanı Kemaıl Zeytinoğlu, İşletmeler Bakan Vökiîıi ve Çalışma 'Ba­kamı Nuri Özsam, Büyük Millet Meclisi BaŞkanveMli Celâl Yardımcı ve millet­vekilleri ile 'Ziraat Bankası ve Toprak Mahsulleri Ofisi Umum Müdürleri, gece saat 2.15 te şehriımize avdet etmişlerdir.

26 Mayıs 1952

— Ankara :

îşçi Sigortaları Kurumu Genel Kurul toplantısı ibugikı şehrimiızde yapılmıştır. (Bu münasebetle Çalışma Bakanı Nuri özsan 'bir konuşma yapmıştır.

—Anlkara :

Ruım Ortodoks Patriği Athenagoras bu sabah Anadolu eütspresine bağlanan hu­susi bir vagonla şehrimize gelmiş istas­yonda Büyük Millet Meclîsi İdareci Üye­lerinden Mehmet Ald'eanür, Başbakanlık Müsteşarı -Ahmet Salih Korur,Başba-

kanlık Emir .Subayı Yüzibaş: Muzaffer Ersü, Ankara Valüısi adnna Şuıbe Müdürü Ekrem Anıt Yuaıandsibası (BüyükelıçM Aiexandre Conımutas (tarafından karşı­lanmış ve Anıkara Palas'a inmiştir.

— İstanbul :

Büyük MMıl&t Meclisi Başkanı Refik Ko-raltan iberaberinde Bayındırlık Bakanı Kemal Zeytinoğlu olduğu halde bugün saat 16 da Yeşilköy'den kalkan uçakla Ankana'ya hareket etmitâr.

Büyük Millet Meclisi Başlkıanı hava meydanında Tekel ıBakanı Sıtlkı Yurcalı, îstanbul'da bulunan milletvekilleri', 'Em­niyet Müdürü, Demokrat Parti iti İdare Kurulu Bakıanı ve azaları, kalabailıfk partililer ve 'dostları tarafından üğur-lamm^tır.

—' Havza :

Atatürk'ün Havza'ya gelişinin yıldönü­münü kutlamak ımak&adiyle tertip ed'i-ten ibayrama fkablmak üzere dün bura­ya gelen Millî Eğitiım Bakam Tevfik îlıerj, haikm sevgi tezahüratı ile karşı­lanmış ve umumi istek üzerime 'bir ko­nuşma yaparak ezcümle demiştir ki : «Atatürk sevgisi onun bize vasiyet et-'tigi şu Sik3 emrini tahakkuk e'titinmekle müımkündür. Birinclsıi, bu imlîlletiin iha-ikikî sahiıb: ve efendiBinin. köylü olduğu­dur. Biz, bu dâvayı başarmak yolunda çalışıyoruz. 'İkincisi, bu .memleketi mu­asır ımiilletierin 'medeniyetlerinin seviye­sine ve hattâ ötesine çıkanmaktır. Mil­letçe ve Dıevûetçe el ele vererek, kay­naşarak bu dâvayı da halledeceğiz.»

Millî Eğitim Balkanı, Atatürk'ün eserle­ri üzerinde uzun uzun durduktan sonra Havzalılarm .bayramını kutlamış >ve bü­yük tezahürat arasında sözlerine öon vermiştir.

Bakan, Amasya'ya müteveccihen Hav-zp.'dan ayrılmıştır.

1 Mayrs 1952

— Ankara :

Rum Ortodoks Partiğİ Birinci Athena-goras bugün saat İl de Ankara Üniver­sitesini ziyaret ederek Rektör Profesör Ekrem İzmen'den Üniversite faaliyetle­rihakkındamalûmatedinmişmilieği-time ve bunun başı olan üniver­sitelere verileni ehemmiyetten bahis­le Türk eğriminin Curalıuriyettenbeıri kaydettiği 'inkişafı övmüştür. Türk üni-versit &1 eninin yabancı (memleketlerde de tanındığını, Atina ve 'Selanik üniversite­lerinde Türk dilli kürsülerinin tesisi iğin teklifte bulunduğunu beyan eden Sayın Patrik, Üniversite kütüphanesini de ge­zerek öğrencilerle hasbıhalde bulunmuş, onlara Atatürk'ün büyüklü günden, kar­şısında gördüğü gençliğin de ona lâyık evlâtlar olduğundan iftihar duyduğunu i'fade etmiş re 3mtihan'.ıannda muvaffa­kiyetler dileğiyle Üniversiteden ayrıla­rak İlahiyat Fakültesine gitmiştir. Ora­da da Fakülte Dekanı Profesör Suut Kemal Yetlkin'den gerekîd İzahatı alan Sayın Patrilk, maml-eketim'izde böyle bir Fakültenin! kuruluşundan duyduğu memnuniyeti izhar etmiş, kütüphane ve dersaneleri gezerek Fakülteden ayrıl­mıştır.

— Sivas :

Mjbflî Eğitim Bakan: Tevfik ÎLerî bugün şehrİTniızdeki teitküklerkıe devam etmiş­tir. Bu sabah İaşeden sonra Öğretmen Okulunu ziyaret eedn Bakan burada öğ­retmen namzetleriyle milletçe topyekûn kalkınmamız bakımından Türk öğret­meninin büyük vaziifegi üzerinde uyan­dırıcı mahiyette bir konuşma yaptıktan sonra dün gece liise binasında öğretmen­lerle yapıları konuşmanın tümü üzerinde görüşlerini izaîı etmek üzere ortaokula gitmiştir.

Gece toplantıda, muhtelif meslek mese­leleri üzerindeöğretmenlerindüşünce

ve temennilerini Ibüyük dikkat ve ehem­miyetle dinleyen Bakan, vaktin bir 'hay­li geçmiş olmasından >bu izahını gündü­ze tehir etmişti. Bugün saat 12 den 16 e kadar devamı eden konuşmasında bütün öğretmenlerin ortaya koydukları mese­leler üzerinde etraflı ve tatminkâr izan-lerde bulunmuş, öğretmenlerin temen­nilerinden olan bir taıkım yeni meselele­ri tetkik ettirmek üzere Bakanlığın alâ­kalı makam ve heyetlerine sunacağını bildirerek öğretmenlere veda etmiştir.

Bakan saat 15 te Kayseri'ye hareket etmiştir.

—Ankara :

Şehrimizde bulunan Rum Ortodoks Pat­riği Sayın Athenagoras bugün Başba­kanlığa giderek Başbakan-a sıhhat ve afiyet temennisinde bulunmuştur. Bun­dan sonra Başbakanlık Müsteşarı Ah­met Sal'i'h Korur'u da makamında ziya­retle Kızılay için teberru ettiği 1.000 li­rayı yerine ulaştırılması için tavassu­tunurica etmiştir.

Başbakanlık Müsteşarı, Sayın Patriğe bu asii duygularından dolayı teşekkür etmiştir.

— Ankara :.

Atlantik Antlaşması Konseyi nezdinde Türkiye Daimî Delegeliğe tâyin edilmiş olan Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teş­kilâtı Genel Sekreteri Büyükelçi Fatin Rıüştü Zorlu, yeni vazifesine başlamak üzere bugün uçakla şeihriımlzden ayrıl­mıştır. Büyükelçi yarın saat 10 Ğa kalkacak bir Fransız uçağı ile İstanbul'dan Pa­ris'e gidecektir.

—Istanibul:

Karşılıklı Güvenlik Teşkilâtı Türkiye Misyonu Başkanı Mİster Leon Dayton bugün saat 15.30 da -uçakla Yeşilköy'e gelmiştir. Mister .Dayton, gazetecilere şunlıan söylemiştir :

«Türkiye'ye ilk defa geliyorum. Fakat memleketiniz hakkında ibir hayli .malû­mata sahi<bim. Atatürk ve KoredeMler gibi şerefli kahraımanlar yetiştirmiş 'bir memlekete geldiğim için Ibalhtiyaran. th-tisastm iktisadi sanaldadır. Türkiye'de yapacağım işler hakkında size malûmat verebilmem için öğrenmem icabeden çok şeyler var. Bugünden itibaren Türk-çeye çalışacağım.»

Mr. Leon Dayton, yaran saait sonra kal-kaın uçakla Ankara'ya gitmiştir.

28 Mayıs 1952i

—îstanbul :

Birinci Ordu Temsil Bürosundan bildi-ri'lmiştir :

Aşağıda adları yazılı subaylar, Paris ve Napoli'deki müttefik kuvvetler karar­gâh'arında vazifelendinilımişlerdir. Paris'teki karargâha gidecek olanlar :

Teklif aldığımız takdirde Rusya'ya da petrol ihraç etmeye hazırız. Zaten İran daima Ruslardan dostluk görmüştür. Ruslardan (kendisine hiç ibir fenalık veya lüzumsuz müdahale vâki olmayacağın­dan emiadir.

Bu aırada Dr. Musaddık lehinde hava meydanına toplanan iranlılar tezahürat yapmaya başlamışlar, Dr. Musaddık da hasta haliyle yatağandan (kalkmış ve üç kişinin, yardımı ile tayyarenin kapısına gelmiştir. Halkın, şiddetli alkışları ara­sında Musaddık'ı ıkarşıalyanlardan şeh-rinıizdeki İran ilk mekt&bi öğretmenle­rinden (biri halka şunları söylemiştir : «Allah İran'a öyle ibir evlât vermiş ki, İranlıları ve iran'ı yükseltmek için son derece hasta olduğu halde sıhhati paha­sına çalışmaktan geri durmuyor. Bu bü­yük vatan âşıkı hasta haliyle memle­ket memleket dolaşarak dâvası için uğ­raşıyor.

Bu sözler ve İranlıların tezahüratı kar­şısında heyecanlanan Dr. MusaddıEk şun­ları söylemiştir:

«Hepinize çok çok teşekkür ederim. He­yecanım daha fazla konuşmama mâni oluyor .Allah sizleri ve İran'ı korusun> Uçak 45 dakika hava meydanında kal­dıktan sonra La Haye'ye müteveccihen Yeşilköy'den ayrılmıştır.

—Ankara :

Başibakan Adnan Menderes, "bugün sa­at 19.30 -20.30 a.rasında, şehrimize gel­miş (bulunan Birleşik Amerika Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu, Güney Asya ve Kuzey Afrilka İşleri Bakan Yardımcısı Henry A. Eyroade'u fkafoul etmişUr.

Bu kabulde Dışişleri Bakanı Profesör Fuad Köprülü ve Amerika Büyük Elçisi Robert Mc iGhee de hazır bulunmuşlar­dır.

29 Mayıs 1952

—Ankara :ı

Yüksek Sağlık iŞûrası, bu yılın ikinci kanunî toplantısını ibugün saat 11 de yapmıştır.

Bu toplantıya Ord. Prof. Dr. İhsan Hil­mi Alantar, Ord. Prof. Dr. Fahrettin Ke­rim ööfcay, Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancııgil, Ord. Prof. Dr. 'Sedat Tavat, Prof. Dr. Zeki Hakkı Pamir, Prof. Dr. Zeki Faik Ural, Dr. Tevfik 'İsmail Gök­çe, (Bakanlık Müsteşarı Dr. ÜNPail Kara-buda ve Sağlık İşleri Genel Müdürü Dr. Arif Anıl iştiraOtetmişlerdir.

Şûranın gündeminde yurdun sari, sal­gın ve içtimai hastalıklar durumunun tetikikı ile 8 i adlî ihtibar ve 37 si mes­lek hastalığı mevzuları ve diğer sağlık konularınınincetl-enmesivardır.

— Ankara :

Bugün saat 16.30 da Ayaş'taki 61 inci Piyade Alayına sancak verilmiştir. Bu münasebetle yapılan törene 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Vedat .Kara, 28. Tümen 'Komutanı Tuğgeneral Fahri öz-dilek, yüksek rütbeli subaylar, mahallî okullar ve seçkin bir davetli kitlesi iş­tirak etmiştir.

8 .Kolordu Komutanı Korgeneral Vedat Kara,Alayasancağıteslimederken aşağıdaki ıkonuşmayı yapmıştır : «Aîay Komutanı,

Türkiye Cumhuriyeti ordusu [kuruluşu­na yeniden, katılmış olan alayınızın san­cağını, .Sayın Cumhurbaşkanının izin ve iradesiyle kendi adlarına size teslim ve-emanetediyorum.

Bu sancak, zafer rehberidir. Türk ordu­sunun şan ve şeref sembolüdür. Ecda­dımız Ibu al sancağa bakarak raice kahra­manlıklar yarattı. Ve Ibu suretle onun altından ve .gölgesinden, Türk tarihine şehamet destanları gönderdi. Sizlerin de ibu sancakla ulu atalarımı­zın yolundan gideceğinize 'kanaatim var­dır .Sancağınız uğurlu ve mutlu olsun.» Korgeneral Vedat Kara'nın hitabesine cevaben 61 .Piyade Alayı Komutanı Kurmay ADibay Enver Sökmen aşağıda­ki konuşmayı yapmıştır : «Bugün, Ibüyük Türk -Milleti tarafından Alayımıza verilen sancaik, hepimizin na­mus ve şerefine teslim edilmiş en değer­li bir emanettir.

sokaik'lar, pol's tarafından muhafaza altınaalın­mış idi.

28 Ma^s 1952,

—Parla :

Bugün burada toplanan Üç Drş'ş'eri Ba­kanı, Sovyet Rusya'n'n Almanya'nın birleştirilmesi haıkkındsıki notas-.na, Ba,-tılılar.n verecekleıri yeni nıatanm 'fna hatları üzerinde anlaşmış ve Sovyetlerin Batı Berlin'e yöneltti'Meri yeni tehdide karşı herhanıgi bir husus: tedb'ır a'm-mas-jr-n, gerekmediğ-ini kararlaştırmış­lardır.

—Bonn :

Almanya ile müttefikler arasındaki an­laşmalaramüteallik,Müttefik Yüksek

Komiserleriyle Başbakan Adenauer'in Amerika Yüksek Komiserliğinde dün yaptıkları toplantıyı müteakip beyanat­ta bulunan Amerikan sözcüsü, «bu top­lantının en verimli oturumlardan birini teşkil ettiğini» söylemiş ve «Perşembe günü yapılacak olan oturumun belki de sonuncu olacağını» ilâve etmiştir. Amerikan sözcüsüne göre dün hemen hemen altı buçuk saat süren toplantı, pek büyük terakkilerin gerçekleşmesine ve Federal Başbakanın Hükümet koalis­yonuna mensup siyasi gruplar şefleriy­le görüşmelerinden sonra ileri sürdüğü birçok meselenin halline imkân vermiş­tir. Sözcü demiştir ki; «bazı noktalar daha derin incelemeleri icap ettirmektedir, fakat Almanya'nın batı Savunmasına malî iştiraki teşebbü­süne ait olanlar müstesna, bunları dış­işleri Bakanlarına arzetmek lüzumu ola­cağını pek tahmin etmiyorum.» Başbakan1 Adeneuer dün yapılan top­lantı neticelerinden memnun olduğunu beyEö etmiş ve federal kabine ile koa­lisyon partileri tarafından izhar olunan temennileri belirtmişler. Birleşik Amerika Savunma Bakanlığı Müsteşarı Frank Nash toplantıda hazır bulunmuştur.

— Washla;gton :

Batılı iiç büyük devlet tarafından dün Kremlin'e tevdi edilen birbirinin aynı notada, Almanya'nın birleştirilmesi için atılacak lüzum'u ilk adımın serbest se­çimler olduğu tasrih edilmektedir. Batılı üç büyük devlet, tarafsız bir ko­misyonun derhal kurulmasını ve gerek Sovyet kesiminde, gerekse Federal Cum­huriyet bölgesinde ve Berlin'in bütün kesimlerinde serbest seçim yapılması imkânlarını tetkik etmesini tek'if et­in ektedirler.

Bilindiği gibi Sovyetlerin 9 Nisanda ver-d'kler; ınota'da Almanya meselesinin hal­li için dörtlü bir konferansın yapılması teklif edilmekteydi.

Batılıların dün Moskova'ya sunu'an no­talarında bu teklife 4e cevap verilmek­tedir.

Dışişleri Bakanlığınca yayınlanan nota-ummetninde şöyle denilmektedir : Birleşik Amerika,Almanya'nınbirleş­tirilmesi hususunda müzakerelere giriş­meğe hazırdır,ya'nız Sovyet Hüküme-

tinin de mazideki sürüncemede kalan verimsiz müzakerelerden 'kaçınması lâ­zımdır.

Batıl ıüç 'büyü'k devlet,. Paris'te Genel Asamble tarafından kurulmuş olan Bir­leşmiş Milletler Komisyonunun, Batı ve Doğu Almanya'da serbest seçim yapıl­ması imkân'.arını tetktk etmesine taraf­tar olduklarını belirtmekte ve bunun en pratik bir yol olduğuna işaret eylemek­te, fa'kat feu hususu tetkik edecek her­hangi tarafsız bir komisyonun ihdası iüîn ileri sürülecek pratik ve katî tek­liflerin de nazarı itlbare alınacağını tas­rih eylemektedirler.

Halen mevcut olan Birleşmiş Milletler Komisyonu izlanda, Pakistan, Hollan­da, Brezilya ve Polonya delegelerinden müteşekkildir.

Komisyon temsilcileri geçen kış Batı Almanya'ya gitmişler, fakat Sovyet böl­gesine girme:erine müsaade edilmemiş­tir.

Batılı üç büyük devlet, «barışçı -herhan­gi bir veya fbinkaç devlete karşı kuru­labilecek grupta Almanya'nın yer alma­ması» yolundaki Sovyet teklifini ka-tî surette reddetmektedirler. Almanya'nın Avrupa savunma camiası­na katılması bahsindeki plânlarını mü­dafaa eden Birleşik Amerika, İngi'tere ve Fransa, Almanya'nın Birleşmiş Mil­letlere kabulü için ileri sürülen, teklifin buna mahal foırakmıyacağı kanaatinde­dir ler.

Alman sulh anlaşması için hür seçim­lerin neticesi, bir-(hükümetin kurulma­sının şart olduğunu ileri süren Batılı devletler ancak böyle bir hükümetin tam bir hürriyet içi n sulîı anlaşması hak­kında müzakerelere girişilebileceğini be­lirtmektedirler.

Batılı devletler, Birleşmiş Alman Hükü­meti üzerinde dört ıbüyük devletin hâki­miyetini reddetmekte ve serbest seçim­lerin tahakuku için "bütün Almanya'da lüzumlu insanların (mevcudiyetini kabul eylemekte ve bu şartların kla Sovyet bölgesindeki tahdit" erin kalkrnasiyie mümkün olacağım (belirtmektedirler. Birleşik Amerika Dışişleri Bakanlığı son 7 sene içinde, Almanya'nın birleşti­rilmesi için Batılıların sarfettikleri gay­retleri ve buna mâni olmak için Sov­yet)'erin takip ettikleri siyaseti teferru-atiyle gözden geçirmektedir.

Fransa hükümeti, Almanya'nın da dâhil olacağı böyle bir topluluğun Avru-pada kurulmasına doğru tahakkuk ettirilen ilerlemelerden dolayı kendisini tebrike şayan eddetmektedir, Avrupa ikiye bölündüğü içindir ki Almanya da ikiye bölünmüştür. Avrupa milletleri arasında birleşmeğe matuf bu siyaset, hiçbir vecih ve sureite Sovyet Birliğinin veya barışın muhafaza ve idamesini taraftar ve bağlı başka herhangi bir milletin menfaatlerini teh-did edebilecek mahiyet taşımaktadır. Bu bakımdandır ki Fransa hükümeti,, milletleri hakiki barışa götürebilecek bu siyasete ait programın tatbikini ta­kibe her zamandan ziyade aznıeylemiş bulunmaktadır.

- Fransa hükümeti,bu işbirliğini bugünkü durumdan ileri götürecek gay­
ret ve teşebbüslerin akîm kalmasından dolayı hiçbir surette sorumlu değil­
dir. Bugünkü gerginliği ortadan kaldırmak, barışı takviye etmek, ayrılıklara
son vermek yolunda sarih ve amelî her telkini en iyi niyetlerle ve en samimî
duygularla tedkike her zaman amade ve hazırdır.

- Almanya ile yapılacak barış andlaşnıasınm tahakkuku ancak müzakere­
lere serbestçe iştirak edebilecek kudreti haiz ve gene serbest seçimlerde iş
başına gelmiş birleşmiş bir almanyahükümetininkurulmasındansonra
mümkün olabilecektir. Bu itibarlaAlmanya ile akdolunacakandlaşmanm
ihtiva eyliyeceği hükümlerin şimdiden münakaşasına girişmekimkânı ola­
maz. Fransa Hükümeti, Potsdam protokolünün araziye taalluk eden hüküm­
leri hakkında Moskova hükümetince ileri sürülen mesnedsiz tefsirler ve ken­
di emniyetim ancak millî silâhlı kuvvetlerinin tekrar teşkilâtlandırılmasında
aramak yoluna başvurmak zorunda bırakması itibariyle bu memleket hak­
kındaki sovyet niyet ve tasavvurları etrafında kendi görüş tarzını daha ön­
ceden bildirmiş bulunuyordu. Sovyet Hükümetinin bu hususlar hakkındaki
teklifleriAlmanya'yıherhangi bir birleşme hakkından mahrum etmek ve
Orta Avrupa bölgesinde devamlı güvensizlik ve gerginlik halini idame ede­
rek Avrupa'yı endişede bırakmaktan başka bir neticeye varmayacaktı,

- Serbest seçimlerde meydana gelmiş ve iktidara geçmiş Alman hüküme­
tinin serbest ve hür bir hükümet olması lâzımdır. Bunun seçimlerden evvel
ve sonra aynı sıfatı taşıması mutlak surette zaruridir. Bu hükümet hakikî
mahiyette temsili sıfatını teyid edebilmeli ve Almanya ülkesi başında mesu­
liyetini tatbikmevkiindebulunmalıdır. Bundan başka Birleşmiş Almanya
Hükümetinin, barış andlaşması müzakerelerinde rolünü tamamiyle oynaya­
bilmesi şarttır.Sovyet Hükümeti,Birleşmiş Almanya'da serbest seçimlere
aid görüş tarzını notasında tasrih etmeğiunutmuştur. Bu itibarla Fransa
hükümeti, serbest seçimlerden doğmuş bir Almanya hükümetinin barış and­
laşması akdedilinceye kadar dörtlü kontrol altında bulunması veya idareyi
sağlamak maksadıyla gerekli hareket yetkisineserbestçe sahib olması hu­
susunda mutabık bulunup bulunmadığını bildirmesini Sovyet hükümetinden
rica eder.

- Fransa Hükümeti, bütün Almanya'da serbest seçimler yapılması husu­
sunda prensip mutabakatini bildirmiş olmasından dolayı Sovyet hükümetine

teşekkürü lüzumlu görür. Bununla beraber bu şartların tahakkuku seçimler­den evvel veya seçimler sırasında değil, seçim neticelerinden sonra da bütün Almanya'da bu maksadı temin edecek şartların vücuci bulmuş olmasiyle ka­bil olabilecektir.

Binaenaleyh müzakerelerde ciddi mahiyette ilerlemelere hakim olacak mat­lup şartların mevcut olup olmadığını önceden incelemek çok lüzumludur. Doğu Almenya geçmiş yıllarda, bu memleketin büyük kısmının ileri hamle­lerine tamamiyle aksi istikamette değişikliklere uğramış bulunmaktadır. Bu bakımdandır ki, seçimlere girişilmeden evvel tarafsız bir tahkikat yapılma-sını icap ettirecek başlıca sebeplerden birini de bu mevzu teşkil etmektedir.

9- Bununla beraber, Birleşmiş Milletler Kurulunca ihdas olunan beynelmi­
lel komisyonun bütün Almanya'da böyle bir inceleme girişmesi hususunda
Sovyet Hükümeti mutabakat beyan etmemiş ve reddi sebeplerini, Birleşmiş
Milletler Anayasas'nın hükümlerini daima yaptığı gibi mesnetsiz tarzda tef­
sirine bağlamıştır. Bu mesnetsiz tefsirin teş^dığı mahiyet ne olursa olsun, bü­
tün Almanya'da serbest seçimlerin netazda yapılmasıgerektiği hususunu
tayin ve tesbit maksadiyle dört devletin Birleşmiş Milletler Kurulunun fikir
ve mütalâasını almaları için hiçbir mahzur mevcut bulunmam e kta d1 r. Her
ne kedar Sovyet Hükümeti bu inceleme keyfiyetinin dört devlet taraf-ndsn
kurulan bir komisyon marifetiyle icrasını istemişse de, bu talebin kabulü,
ATmsnya'da mes'uliyet yüklenmiş bulunan devletlerin ayni zamanda davacı
ve davalı manzarasını iktisab etmelerinden başka hiçbir ameli faidesi olama-
yacai pek tabiidir.

Çünkü, dörtlü işgal tecrübesinden alman muhassalaya göre, bu tarzın tatbiki ile başarı sağlamak imkânı olmayacak ve böylelikle serbest seçimler, müte­madiyen daha sonraki tarihlere bırakılmış bulunacaktır.

Bundan gayri Batılı devletler, kurulacak 4 lü komisyonunun. Almanya'da yeniden 4 lü bir kontrol tatbiki tehlikesini doğuracağı mütalâasmdadırîar. O takdirde Federal Almanyadaki demokratik teşekküllerin gelişmesine en­gel oÎEcsk bir gelireme hareketi vücude gelecektir ki bu da bugünkü durum­la asla telif olunmayacaktır.

10- Bu sebepledir ki Batılı devletler, tarafsız tahkikatın icrası için Birleşmiş
Milletler Kurulunca ihdas olunan komisyonun memur edilmesi mütalâasında
İsrarla durmakta ve bu tarzı tercih etmektedirler. Bu komisyon halen mev­
cuttur. Göreceği vazifeler tayin olunmuştur. Derhal işe başlayabilir. Bunun­
la beraber Batılı devletler serbest seçimlerin Almanya topraklarında tahak­
kukunu sağlayan matlup şartların mevcudiyetini isbat eden diğer herhangi
vasıta ve çareleri de tetkike hazırdırlar. Bu itibarla Batılı devletler, federal
hükümetle ve Berlin'deki Alman idaresi ile müşavere ettikten sonra aşağı­
daki teklifleri arzederler:

«Tarafsız bir tahkik komisyonu, Batı Almanya Federal Cumhuriyeti toprak­larında, Almanyan'n Sovyet işgalindeki bölgesinde Berlinin her kesiminde tetkiklerde bulunabilmek üzere her türlü kolaylıkları temin eyleyeceklerdir. Üç Batılı devletle Federal Alman Cumhuriyeti bu noktada mutabık bulun­duklarını şimdiden bildirirler. Dört devlet bu maksatla Birleşmiş Milletler Kurulunu şimdiden faaliyete geçireceklerdir. Bu tarzen makul ve en sur'atli

tatbikat tedbirlerini teşkil edecektir.»

- Yukarıda tafsil ve izah olunan tatbikat şekli hakkındasarih ve açık
tercihlerine rağmen Batılı hükümetler, Sovyet Hükümetince teklifi arzu olu­
nan başka bir tarafsız komisyon ihdasına ait müsbet ve amelî mahiyet arze-
den teklifi de kabule hazırdırlar. Ancak bunun için yegâne şart, bütün Al­
manya'da serbest seçimlerin en yakın tarihte tahakkuk ettirileceği hususun­
da verilecek kat'i teminat olacaktır.

- Tarafsız tahkikat komisyonunun vereceği rapor elde edilince Fransa -
İngiltere, Birleşik Amerika ve Sovyet hükümetleri temsilcileri aşağıdaki mad­
deler üzerinde anlaşmak maksadiyle aralarında toplanacakladır:

a - Matlup şartların mevcut bulunmadığı kesimlerde bu şartları ihdas ve tatbik etmek suretiyle en yakın tarihte bütün Almanyada serbest seçimler icrası,

b - Serbest seçimler neticesi kurulacak Birleşmiş Almanya Hükümetinin, barış andlaşmasmm akdinden evvel her türlü hareket hürriyetine malik ola­cağı hususunda dört devlet tarafından işbu hükümete teminat verilmesi."

Paris : 25 (A. A.) —

Batılı devletlerin Almanya hakkında ve 13 Mayıs tarihinde Sovyet hüküme­tine verdikleri notaya cevap olmak üzere mezkûr hükümet tarafından Bir­leşik Amerika, ingiltere ve Fransa büyük elçiliklerine tevdi olunan notanın tam metnini bu sabah saat sekizde Moskova Radyosu yayınlamış bulunmak­tadır. Sovyet cevabî notasında şöyle denilmektedir :

Sovyet Hükümeti, aşağıdaki maddelerin batıl: devletlere iblâğını mutlak su­rette zarurî telâkki etmektedir:

1 - Almanya meselesinin arzettiği müstaceliyet ve batılı devletlerin müte­madiyen nota teatisi suretiyle bu meseleyi sürüncemede bırakmakta olmala­rı hesabiyle Sovyet Hükümeti geçen 10 Mart tarihli notasında, Almanya ile aktolunacak barış andlaşması ve tek Alman hükümeti kurulması meselesi­nin müştereken tetkikini Birleşik Amerika. İngiltere ve Fransa hükümetle­rine teklif etmişti. Sovyet hükümeti, Almanya ile yapılacak barış andlaşma-sımn hazırlanmasını tecil maksadiyle, bu davanın halline ait başka her türlü teklifi de tetkike amade bulunduğunu bildiren tasarısını da batılı devletlerin dikkatine arzeylemisti. Bu meselenin biran evvel halledilmesinin mutlak bir zaruret ifade eylediğine kani olan ve bu kanaatini muhafaza etmekte bu­lunan Sovyet hükümeti, bu teklifi yaparken, münhasıran Avrupa'da sul­hun takviyesi ve tam bir bütünlük teşkil eden Aîman milletinin meşru millî taleplerinin tahakkukunuteminemelindenmülhembulunuyordu.

Birleşik Amerika hükümetinin verdiği 25 Mart tarihli notanın tek Alman hükümeti kurulması mevzuunu ve Almanya'da umumî seçimlerin tahakuku lüzumunu ihtiva etmekte olması itibariyle Sovyet Hükümeti 9 Nisan nota-siyle bu teklifi kabul ettiğini bildirmiş fakat, Almanya ileyapılacak barış andlaşmasının tetkiki yetkisi dâhilinde bulunmaması bakımından, Almanya umumî seçimlerinin Birleşmiş Milletler komisyonunca değil, dört devlet ta­rafından tâyin olunacak tarafsız bir komisyon marifetiyle incelenmesi nok­tasında İsrar eylemiştir.

Sovyet hükümeti aynı zamanda, Almanya iîe aktolunacak barış andlaşması tetkikleriyle tek Almanya ve tek Alman hükümeti kurulması meselesinin incelenmesi işinin geciktirilmemesi Birleşik Amerika'dan ve ingiltere ve Fransa hükümetlerinden bizzat talep etmiştir.

Almanya umumî seçimlerine hâkim olan şartlara ait Amerika teklifinin ka­bulünü ve kontrol komisyonunun tamamiyle objektif ve tarafsız mahiyet taşıyacağı hakkındaki Sovyet teminatına rağmen, 13 Mayıs tarihli Amerika notasının da belirttiği gibi, tek Almanya kurulması ve Alman barış andlaş­masının akdi işi yine gayrimuayyen bir zamana bırakılmış bulunmaktadır. Mezkûr notadan da anlaşıldığına göre, Birleşik Amerika hükümeti, Alman barış andlaşması dâhil olmak üzere Almanya hakkındaki bütün meselelerin mütekaddim görüşmeler cereyan etmeksizin halini istemekte ve doğrudan doğruya müzakerelere temas etmeden notalar teatisi yoluyla Almanya dâva­sını sona erdirmek niyetini izhar eylemektedir.

Böylece Birleşik Amerika hükümeti, 13 Mayıs tarihli notasında doğrudan doğruya müzakerelere girişmeden önce tetkikini zarurî telâkki ettiği mesele­lerin görüşülmesi işinin nelerden ibaret olduğunu izahını, seçim şartlarını kontrole memur komisyonun vazifeleri ve teşekkül tarzı etrafında notalar teatisine devam olunmasını istemektedir. Bütün bunlar Almanya'da Vahde­tin vücud bulmasına, umumî bir Alman hükümeti kurulması meselesinin biran evvel halline ve Almanya ile barış andlaşması akdinin tahakkukuna Birleşik Amerika'nın taraftar olmadığını isbat eylemektedir. İlgili devletler arasında doğrudan doğruya müzakerelere girişilmesi yerine aylardan beri devam eden nota teatisi ile işin sürüncemede kalmasına matuf müteaddit su­alleri 13 Mayıs tarihli notasıyla ileri sürmüş bulunması itibariyle Birleşik Amerika hükümetinin durumunu ancak bu surette izah mümkün olabilir. Bu hal Birleşik Amerika'nın Almanya ile barış andlaşması yapılmasına son vermeye taraftar olmadığına dair içeride ve dışarıda mevcut kanaati umumî efkâr muvacehesinde takviyeden başka bir neticeye varamaz. Almanya'da vahdet kurulmadıkça ve bütün Alman milletinin arzusuna tercüman olan meşru ve müstakil bir Alman hükümeti teessüs etmedikçe barış andlaşma­sının akdi ve Almanya'nın birleştirilmesi mümkün olamaz.

2 - Batı Almanya ile batılı devletler arasında ayrı anlaşmalar yapılması bahsine gelince, Sovyet hükümeti, sözde umumî anlaşma akdine matuf ola­rak Birleşik Amerika, ingiltere ve Fransa hükümetleriyle Bonn hükümeti arasında teati olunan notalara hususî bir alâka ile dikkat etmek zaruretinde bulunduğuna kanidir. Bunlar, dünya umumî efkârını kandırmak maksadıy­la «umumî» adı verilmek istenen «hususî ve ayrı» anlaşmalardan başka bir tâbirle isimlendirilemiyecek vesikalardan ibarettir. Sovyet hükümeti, Almanya ile barış andlagması hazırlanması işinde dört devletin vazifeli oldukları hakkındaki Potsdam anlaşmasını hatırlatmayı lü­zumlu görmektedir. Bonn hükümetiyle yapılan müzakerelerin gizli mahiyet taşımasına ve bugüne kadar bunlara ait tam bir metin yayınlanmamış olma­sına rağment bu görüşmelerin muhtevası basın haberleriyle açıklanmış bu­lunmaktadır. Birleşik Amerika, ingiltere ve Fransa hükümetlerince hazır­lanan ve Bonn hükümetiyle mutabık kalınan hususî anlaşma, Batı Alman­ya'nın hükümranlık ve istiklâlini temine matuf olmadığı gibi, buna muvazi olarak işgal statüsünün tamamiyle ortadan kaldırılmasını da istihdaf eyle­mektedir.

Almanya'nın Meride Avrupa Ordusun­dan çekilmesi 'tehlikesine karşı Amerika ve İngiltere'nin garanti vermelerini ve Amerika ve İngiltere'nin bütün diğer işlerde, 'bilhassa Şimalî Afrika ve Hlnd Çinin'de Fransa'ya yardım etmelerini İstemiştir. Bu teklifler de kabul edildiği için Fransa, vesikaları imzalamıştır.

Fransa'da Hükümet bu Avrupa anliaş-mssını İstiyor, çünkü Amerikan efkârı Avrupa'nın birleşmesini İstemektedir. Aksi takdirde Avrupa'ya Amerikan yar­dımının büsbütün .kesilmesinden ve se­çimleri Taft gibi infiratçıların kazan­masından korkuluyor. Fransa'da halk. Almanya İle bu anlaşmalara ır.'uarrız-dır, çünkü Almanya'nın silâhlanmasın­dan korkuyor. Hem Almanya'nın silâh­lanıp kuvvetlenmesinden ürküyor, hem de bu silâhlanmanın Rusya'yı harbe tahrik etmesinden çekiniyor. Bu endişe­leri eski Başvekil Daladier, Meclis Baş­kanı Herriot ,gl>bi şahsiyetler geçen haf­ta parti toplantılarında söyledikleri nu-

tuklarda iyice belirtmişler ve Almanya meselesinde anlaşmaya varmak için Rusya'nın teklif ettiği dörtlü konferan­sın yapılmasını .İstemişlerdir.

İşin daha garibi, Almanya ile imzalanan bu anlaşmaların daha parlâmentolar ta­rafından tasdik edilmesi lâzım geldiği, Alman ordusunun ancak sonbahaır-da olabilecek bu tasdSk muamelesinden son­ra gerçekleşeceği. Fransız parlâmento­sunun bu anlaşmaları ibelki de tasdik etmiyeceği, ve önümüzdeki beş ay için­de Rusya ile konuşma ve anlaşma ola­bileceği ve bu suretle Almanya'nın si­lahlanmasının suya düşeceği Fransız efkânnca beslenen ümitler arasındadır. Batı âleminde hüküm süren ruhi hâlete. İst emiy erek imzalaman bu Almanya an­laşmasından dyi .bîr misal olamaz, Fran­sız parlâmentosu bu gnlaşmala.rm tas­dikim pahalıya satmak niyetindedir. At­lantik Paktına şimdi bir de garantiler isteği ilâve edilmiştir. Amerika bu yeni garantiler sistemini kaıbul edecek mi? Bundan ayrıca bahsedeceğiz.

11 Mayı» 1952

— Atina :

Kuzey Atlantik Paktı Teşkilâtı Kuvvet­leri Başkomutan Muavini Montgomery, bugün Ankara'ya gitmelk iiz'ere uçağa bi'nmeden. önce gazetecilere verdiği be­yanatta ezcümle şunları söylemiştir :

«Yunanistan'ın müdafaası için tahsis edilen 'masraflarda halen bazı tasarruf­ların yapılması zaruri gibi görünmek'Le-dir. Bununla beraber Yunanistan bugün Kuzey At.antik Paktı Teşkilâtına dâhil bulunduğu cihetle topraklarının müda­faası artık münferiden ve mücerret ©n.a-raık düşünülmez, ibu savunma Kuzey At­lantik Paktı Teşkilâtı çerçevesi 'dâhilin­de nazarı -diifkkate alınmalıdır. Eğer, ıkendi- emaıiiyeıtini sağlamak için lüzumlu 'gayreti sağiamsya Yunanistan tek 'başıma muktedir değilse bu takdirde Kuzey Atlantik Paktı Teşkilatı kaynak­lan arasında bu husus için zaruri yar­dım temin etmemiz gerekmektedir.

Şayet, askerî masraflarda derhal bazı kısıntılar yapılması icap ediyorsa emi­nim iki1, bunlar teşkil edilen kuvvetlerde hiçbir indirme yapıl rraalksuzın gerçekleş­tirilebilir....

Mareşal 'Mantgomery, uçağa bindiği sı­rada Kore'de savaşmış bulunan Yunanlı

12yaralıaskerkend'i'leritarafındanimal edilımiş bulunan bir halı, mermer­den yapılmış toür mürekkep 'hokkası ta­kımı İle deriden mamul bir takvimi ha­tıra olarak 'kendisine takdim etmişler­dir.

13Mayıs 1952

— Parla :

AtlantikPaktıDaimîTemsilcileri

Konseyi, bu sabah Chaillot sarayındatoplanmıştır. Masrafların taksimi hakkında Teşkilâ-t:n sivil ve askerî teşekkül teri arasımda ikarara varıflmıştır. Diğer taraftan Avrupa savunma toplu­luğu İle Atlantik Teşkilâtı arasındaıkl münasebetleri tâyin edecek olan proto­kolün imzası için gereken muamele tesbit 'edilmiştir. Konsey bundan bölye her Çarşamba gü­nü toplanmayı kararlaştırmıştır.

16 Mayıs 1952

- Paris- :

MMlatlerarası Basın Enstitüsü Konfe­ransında bugün soruian bir suale verdi­ği cevaıp'ta General Eâsenihower'in Kur­may Başkanı General Fred Grunther ez­cümle şöyle demiştir :

«Geçen 'hafta burada neşredilen Feohte-leris raporunda ileri sürülen fikirler, !k?jrargâh.i'nîda 'beslenen fi'kirlerle taban taban?, zıttı.»

Batı Avrupa'nın müdafaa edilemeyeceği düşüncesine (karşı herhangi *bir mütalâ­ada bulunmayı faeddeden Gemeral Gru-enther şunları söylemekle yetinmiştir : «Büz sadece üç giin. değil imüddetsiz ola­rak burada kalmayı umuyoruz.»

General Almanya'nın müdafaaya yapa­cağı yardı/m hakkında şunları Ibelirtmiş-

tir ;

«Bu ziyadesiyle arzu edilen İbda* keyfi­yettir. İspanya'ya gelince, bu siyasi cepheden 'halledilecek bir meseledir. Biz ispanya'ya inzivaya çeikilecek biır yer gözü ile b-ajkmıyor ve bu nevi bir mülk do aramıyoruz.»

Kuzey Atlantük Faiktı Teşkilâtı Sovyet kuvvetlıerine, askerî askerine, uçağı, uçağına uymayı değil de, kolayca sefer­ber edilebilecefe büyük sayıda ihtiyat­larla desteklenen küçük ölçüde daimî bir müdafaa kuvvelti kurmayı hedef 'tutmaktadır.

'Müdafaa teşkilâtının 1;büıtün maıksadı bir harCbi önlemefetir.

27 Mayıs 1952

— Partis :

General Rl'dgway uçağı ile hava meyda­nı şeref salonu arasındaki yol üzerine yan yana dizilnrş bulunan 10 mikrofo­nun önünde ayakta durarak beyanatta bulunmuşvedemiştirki:

«Avrupa'da 'komutanlığını deruhte et­mek üzere olduğum Kuzey Atlantik Paktı teşkilâtının tek ibir gayesi vardır: Barışın dstikrarlı ve saygıya değer ol­ması ve hiçbir zaman nihayet bulmama­sına nezaret etm-ek..»

Uçaktan İnişinde kendisimi bekleyen müttefik resmî şahsiyetleritarafından selâmlanmış olan General Ridgway be­yanatına devamla şunları söylemiştir: Dünyanın herhangi memleketine karşı olursa olsun mütecaviz hiçbir niyatimiz yoktur. Fakat bizim ilcin çlk kıymetli olan hürriyetleri ortadan kaldırmak is­teyecek veya sadece ifsad edecek her­hangi bir tecavüzün vuku bulmamasına da dikkat edeceğiz.

Deruhte ettiğim bu vazifeye bütün ener­jimle kendimi hasredeceğim. Bu vazife­yi bana karşı gösterilen saygı ve i-timadı derin bir şekilde hissederek kabul edi­yorum..»

General Eisenhower'in halef] aynı za­manda Fransa'ya gelişinde kendisini karşılayan şahsiyetler hakkında duydu­ğu şükranı da ûfade eylemiştir. General Ridgway son 30 yıl zarfında birçok ke­reler ziyaret etmiş olduğu Fransa'ya karşı olan dostluğunu İsrarla belirtmiş ve şöyle demiştir:

«Bu memlekette birçok dostum vardır. Şimdi daha fazla dostluklar tesis etmek üzere bulunuyorum.» General Ridgway selefi General Eisen-hower'in fevkalâde vasıflarına karşı duyduğu saygıyı belirterek demîştirkl: «General Eisenhower son 17 ay zarfın­da kendini dünyada barışın muhafazası işine hasretmiştir. Ben şimdi bu derece yüksek bir şahsiyet tarafından karşım­da açılmış bulunan yolu takip etmek şerefine sahip olacağım.»,.

General Ridgway bu beyanatı ile kendi­sini karşılamaya gelmiş bulunan Fransa Millî Savunma Bakanı Rene Pleven'tn kendisine hitaben vermiş olduğu kısa «hoş geldiniz» demecine mukabelede bu­lunmuştur.

Rene Pleven bu kısa demecinde sadece General Eisenhower'den sonra Atlantik Orduları Başkomutanlığını deruhte ede­cek şahsiyeti değil fakat aynı zamanda kıtaları başında Normandiya'ya ilk defa ayak basan general rütbesmdeki bir su­bayı da selâmlamaktan pek bahtiyar ol­duğunu ifade eylemiştir. Rene Pleven Fransız topraklarının kur­tuluşu için iGeneral R!dgway'ın sarfet-tiği kahramanca gayretleri saygı ile an­dıktan sonra, Generale karşı Fransa'nın duyduğu şükran hislerini' ifade etmiş ve sözlerinişöylebitirmiştir:

General Ridgway ibizim İlk, kurtarıcıla­rımızdan birisidir.»

General Ridgway bu demece cevap ver­dikten sonra eşi ve aralarında küçük oğlunun elinden tutarak yürümekte bu­lunan Mareşal Montgounıery'nin de yer aldığı maiyetiyle beraber hava meyda­nının şeref salonuna giderek bir basın toplantısı yapmıştır.

— Panis :

Avrupafdaki Müttefik Kuvvetler Başko­mutanlığına tâyin edilmiş olan General Matthews Ridgway bugün buraya gel­miş ve Orly Hava Meydanında yaptığı ve '200 kadar muharririn katıldığı ba­sın toplantısında ezcümle şöyle demiş­tir :

«Batı Avrupa müdafaasının kurulma­sında çalışmak üzere müttefik birliğini meydana getirmek için Kore harbinde denediğim usulü tatbik edeceğim.

Batı Avrupa basını ile ilk temasında General Ridgway, maruz kaldığı sual yağmurunu maharet ve ihtiyatla karşı­lamış, pek aız malûmat vermeğe yaınaş-mıştır.

Sovyetlerin İBatı Avrupaya taarruz ihti­malleri o!up olmadığı sualine, General Ridgway şu cevabı vermıiştir:

«İmkân dahilinde olan her şey, birer ihtimaldir. Orada da bu İmkân fazla­dır.»

General Ridgway, geçen hafta Ayan Si­lahlı Kuvvetler Komisyonunun gizli otu­rumunda, Kore harbini bitirmek, bilâ­hare Birleşmiş Milletler kıtalarını ora­dan çekmek hususunda bir plânı oldu­ğunu söylediğini kati surette yalanla­mış, Amerika'nın yabancı milletlere yardım tahsisatında kısıntı yapmasının Avrupa müdafaasında ne gibi ibir tesir yaratacağı sualine de, «bu hususta kpngrece .nühai karara varılmamış ol­duğundan herhangi biT .mütalâada 'bu­lunamam» demiştir.

General Ridgway son olarak şöyle konuşmraştur:

«Buraya General Eiseiihovra-'İn liderli­ğine İnanmış olarak ve meseleleri İlk el­den öğrenmek üzere geldim. Şimdiye kadar başarılmış olanlara herhangi şe­kil ve hususta bir şeyler ilâve edebilir-

sem. bu yolda hizmeti şeref sayacağım, önceden tasarlanmış fikirlerim yoktur. Askerlik işlerinde asıl olan icraattır. Beni bekleyen de budur». 'General Ridgwsy, bundan sonra otomo­biline binımiş ve Orly Meydanından Pa-rds'e hareket etmiştir. Alay, şehire yak­laştıkça gittikçe kabaran halk .kütleleri arasmdan geçerek Zafer Meydanına ge­lince durmuş ve General Meçhul Asker Abidesine çelenk koymuştur. Champs Elysees boyunca dizilmiş bulunan on binlerce Parisli bu merasimi seyir et­miştir. Bundan sonra, General Ridgway Versailles'da hazırlanan muvakkat evi­ne gitmiştir.

Akdeniz Komutanlığı...

Yasar, : Ahmet Şükrü Esmer.

9 Mayıs1952taaılhli Ulus'tan :

Atlantik Paktı Akdeniz deniz kuvvetle­rine 'tâyin edilecek' komutan meselesi İngiltere ile Amerika arsamda derin bir îMi'aşma-zluk mevzuu olmuştur. İngi&e-re bu kuvvetlerin 'bir InıgiGiz komutanı-na 'bırakılmasını istiyor, Amerika ise bir Amerikalı komutanına Ibırafeüma-smda ısrar eıdiyor. İngilize bırakılırsa, bu zait, ingiltere'nin Akdeniz komutan­lığına yeni tâyin edilen 'Mountbatten olacak. Amerikalıya 'bırakılırsa, bu ma­kama Amiral Carney 'geçecektir.

Bir yıl kadar önce Atlantik DeniB Kuv­vetleri Komutanlığı baîıis konusu oldu­ğu zaman da İngiltere ile Amerika ara­sında buna benzer bir anlaşmazlıîk çık­mıştı. Uzun asırlar denizlere hâkim olan ingilizler, Atlantik Komutanlığının bir Amerikalıya verilmesini bir haysiyet meselesi" yapmak "istediler. Faütat Ame­rika'nın ısrarı karşısında milıayelt razı oldular.

ingiltere Akdeniz'i hususi bir menfaat bölgesi saymakladır. Bu itibarla Akde­niz Komuta nlığ-ına bir Amerikalının geçmesine muvafakat etmemektedirler, ingiltere'ye göre Akdeniz, Avrupa ile Doğu aras:nda bir yoldur, ingiltere'nin do-mrayonlariyle ' muvasalasını sağla­maktadır. ,Bu yolıu açık tutmak için in­giltere çok emek sarfetmiş,ağır fedakârlıklara, katlanmıştır. Akdeniz'i îngt'lüz denizcileri çok iyi tanıyorlar. Bu se­beplerle bu denizin komutanlığı bir Ingilizo yakışır.

Öte yandan Amerikalılar, Alkdeniz'İ Ei-S€ohower kuvvetlerinin sağ kolu say­maktadırlar. Bundan başka Akdeniz'de­ki Amerikan kuvvetlerimin İngiliz kuv­vetlerine üstün olduğunu ileri sürmek­tedirler. Akdeniz'de İngilizlerin ikinci derecede bir uçak gemisi bulunduğu hal­de, Amerikanların Midway, Tarawa ve Caibot adlı ilk ikisi çok büyük üçüncüsü de daha küçük üç .uçaüc gemileri vardır. Salem ve I>es iMoines adlı ağır ikruva-aörler de bu kuvvetlere dâhildir, ingiliz filosuna kat kat üstün olan harp gonıi-'erini Amerikalılar İngiliz komutasına bırakmak niyetinde değillerdir.

Akdeniz'deki Altlanitİfk üîuvvetleriiain Kamıgi komutana bırakılacağı meselesiy­le ilgıili olan başka devletler de vardır, Fransa, Yunanistan ve Türkiye. Bu dev­letlerin görüşleri nedir? Türkiye ve Yu­nanistan Amerika'yı tercih ediyorlar. Ve Amerika'yı tercih etmekte haklı ol­duklarına şüphe yoktur. Bir defa bu Akdeniz komutanlığı Türkiye ve Yuna­nistan için Batıdaki Atlantik Ikuvvet'e-riyle temas temin edecek vasıtalardan ıbaşhcası olacaktır. İngiltere'nin Akde­niz'i bir geçitten 'übaret sayan strateji görüşüne Türkiye ve Yunanistan işti­rak edemezler.

Bundan bsşKa bugün Akdeniz'e büyük kuvvetler .getirebilecek durumda olan devlet Amerika'dır. İngiltere ıbu bölge­ye büyük demiz 'kuvvetleri ve hele uçak .gemüeri getirecek vaziyette değildir. Bunu înıgiltere'nin kendisi de Ibîfliyor. Böyle olduğu halde Akdenvz Komutan­lığında ısrar etmesi gururdan doğan bir inattan foaşika bir şey deği'd'r. Nasıl ki N&lson'dan, ingiliz denizciliğinin parlak tarihinden bahseden İngiliz gazeteleri bu duyguya tercüman olmuşlardır. Bu komutanlık meselesinf halletmeik içdn Londra'ya giden Amerika Deniz Kuvvetîeri Harekât Başkanı Amiral Feöhteler, an'laşamadan Amerika'ya ge­ri dönmüştür, öyle anlaşılıyor İki, me­sele iki devletin en yetkili makamlarına intikal edecek. Yani anlaşmazlığı Tru-man ile Ohurohiü' çözmiye çalışacaklar­dır.

Bîr çok imzalarıatı'mış fakat hiç bir şey gerçekleşmemiştin,,

Yasan: Necmeddin Sadak

ti, Mayıs 195:2 taırihli Akşam'dan:

tTçüncü ve daha mühim mesele, 25, 26 Mayıs tarih'i «Le Monden gazetesinin i'ık sahifeslnde okuduğumuz şu hafoerdir: Bugünlerde, Avrup.a Savunma Birliğine yr Aırısr:ik?a garantisi verilmesi mese­lesi konuşulmaktadır. Bu garanti, her hangi b'-r tecavüz vukuunda., -Amerika­nın otoiratik müdahalesini temin ede­cektir. Çünkü Atlantik Paktı, yardımı­nın seklini tâyin etmek 'hskkmi her memleketin kendisine bırakmıştır. Aynı gargntür-n ingiltere tarafından da ve­rilmesi beklenmekte dür. Şu halde, Avrupa Savunma Birliğine giren aîtı devletten ıbiriiıe bir tecavüz olduğu zaman, Atlantik Paktı her han­gi bîr askerî yardım mecburiyeti yükle­mediğinden,, Amerika ve ingiltere'nin derhal harbe girmeleri için yeni bir garantiye lüzum görülmüştür.

AmerJksn Kongresi, Fransa'nın Çin Hind'ndeki harb için istediği geniş para ve silâh yard:mr.nı ve yeni b:r askerî it­tifak garantisini kabul eder mi? Kabul etmesi şüphelidir. Fakat, Almanya i'le imzalanan anlaşmalar, üç dört ay son­ra, Fransa Meclisine sunulduğu zaman, Fran3a'n:n i'eri sürdüğü şartlar gerçek­leşmemiş olursa, anlaşmaların tasdiki güçleşir, hattâ suya da düşebilir. Esa­sen Frans:z efkârı ve siyasi partiler, fou üç dört ay içinde, yani anlaşmalar Mec­liste tasdik edilmeden önce, Rusya'nın teklifi kabul edilerek dörtlü bir konfe­rans, gidilmesini istiyorlar. O zamana kadar Rusya ile bir anlaşmaya varılırsa Almanya'nın silâhlanması dâvası aka­mete uğrıyac aktır.

ıHu'âsa., bazı vesikalara imzalar atılmış, fakat henüz hiçbir şey olmamaştır. iş bununla foltmlyor. Fransa efkârı ve siyasi partilerinden bir kısmı Almanya'­nın sllâiılsınmıasmı istemiyorlar. Bunun, hem Fransa'ya karşı yeni bir tehlike, hem de Rusya'ya karşı bir tahrik vesi­lesi olmasından korkuyorlar. Bu bakım­dan, Amerika'dan, kâğıt üzerine yazıl­mış ve yarın unutulacak sözlerden daha kuvvetli, dsflıa fiHî garantiler stiyor'ar. Fransa kendi kendine, 'kendi ordusuna g-üven m elidir, diyorlar. Fakat bugün Fransa'nın ordusu yoktur. Fransa, ibü-tün gayretlerini Çin .Hindindeki savaşa harcamaktadır. Komünistlere karşı de­vam eden bu harib Fransa'yı, yarın, da­ha zayıf düşürebilir. Avrupa'da en kuv­vetli askerî ve iktisadî devlet gene Al­manya olacak, Fransa onun tehdidi altında kalacaktır. Şu halde, eğer Ame­rika, kuvvetli bir Avrupa Ordusu isti­yor vebu orduya Almanya'nın katılma­sını da özlüyorsa. evvelâ Fransa'ya, Uzak Doğu harbinde daiha esssh yar-dırrı'arda 'bulunmalıdır.

Fransa, Şma,l Afrikada, Tunusta, Faş­ta zorluklar karşjsındadır. Amerika, stratejik bakimden Şimal Afrikaya ehemmiyet veriyor. Aynı zamanda bu milletlerin istiklâl müsadel&si de Ame­rikan zihniyetine ve Amerika siyasetine uygun görülüyor ve Amerika bu işlere müdahale etmek âstiyor. Eğer Amerika, Fransa ile ciddî surette işbirliği yap­mak ve Fransa'ya güvenmek istiyorsa Şimal Afrika1 daki hâdiseler karşında Fas ve Tunus milliyetçi'Ierinl değil. Fransa Hükümeini desteklemelidir..

Biten ibu hafta, Avrupa siyasi tarihinin en mühim hâdise 1 erini yaşamıştır. Ame­rika, îng.:'tere, Framsa Dışişleri Bakan­ları Batı Almanya ile bir nevi sulh an­laşması îrrzaladılar. Almanya'nın yarısı, Ib-u suretle, 'istiklâline ve hükümranlık haklarına kavuştu, mağlûp ve askerî işgal altında <b!r devlet olmaktan kur­tuldu. Batı devletleri camiasma karıştı. Bundan sonra, Batı Avrupa'nın altı devleti, kendi aralarında bir Avrupa Savunma Birliği kurdular ve bu sayede Batı Almanya, bu müşterek Avrupa Ordusuna üç yüz 'bin kadar asker ver­mek suretiyle Batı Avrupa'nın müşte­rek müdafaa tertibine katıldı ve bir de­rece silâhlanma hakkını kazandı.

Bu hâdiseleri, onlar kadar mühim ko­nuşmalar takip etti. Amerika, ılngütere, Fransa Dış'şleri Balkanları, 'bu fırsattan faydalansrak, daha umumi şekilde. Av rupa ve Uzak Doğu işlerini konuştular. Bu konuşmalar, Almanya ile imzalanan anlaşmaların bir neticesidir ve Fransa tarafından istenilmiştir.

image003.gifAvusturya Anlaşması...

Yazan: Ahmet Şükrü Esmer

19 Mayıs 19S2 tahlili Ulus'tan :

Avusturya ile imzalanacak andlaşma-dan, ekseriya, «Barış Andlaşması» ola­rak ba>hsedilmektedir. Hakikatte Avus­turya ile bir barış and! aş masının İm­zalanması bahis .mevzuu değildir. Çün­kü [müttefikler hiçbir zaman .kendilerini Avusturya ile harp halinde saymamış­lardır.

Avusturya hakkındaki müttefik görüşü Moskova'da Kasım 1943 tarihinde top­lanmış olan Üçler Konferansında izah edilmiştir. O konferanstaki karara göre, müttef-Jîler Avusturya'nın Nazi Alman-yası tarafından ilhakını tanımamışlar ve harpten sonra toağımsız .bir Avustur­ya'nın kurulmasını taahhüt etmişlerdir. Böyle olduğuna göre Avusturya ile bir andlaşmanm imzası kolay olmalı Mi. Fakat harpten sonra Rusya birtakım zorluklar çıkardı, önce Yugoslavya na­mına Avusturya'dan Karintia bölgesini istedi. Almanlara ait olduğunu ileri sü­rerek Avusturya'da birtakım kıymetle­re, şirketlere, madenlere ve işletmelere «harp ganimeti» diye elkoydu. Halbuki, Bunlar Avusturya'ya ait İken Naziler tarafından müsadere edilmiş mallardı.

Dışbakanları veya Yardımcıları Konseyi harbin sonundanberi 258 defa toplan­mışken, Avusturya meselesini halletmek mümkün olmamıştır. Rusya şu ve bu bahane ile Avusturya andlaşmasimn im­zasına yan aşmamaktadır. İmzadan ka­çınmasına bir bahane olarak da Triyes-te meselesinin halledilmemiş olmasını ileri sürmüştü. Almanya meselesinin he­men hallini isterken, daha kolay olan Avusturya meselesinin 'halline yanaş­mamasını Rusya kolay kolay İzah ede­mez.

Rusya, Almanya'nın, (birleştirilerek si­lahlandırılmasını 10 Martta teklif edin-

ce, Uç Batılı Devlet de 13 Martta Avus­turya meselesinin halli için Rusya'ya yeni teklifte bulunmuşlardı. Bu teklif Rusya'ya 8 maddelik kısa bir andlaşma tasarısı şeklinde verilmiştir. 1943 Mos­kova kararını yerine getiren teklifin hulâsası şudur:

1 — Avusturya 'bağımsız ve demokratik 'bir devlet olacak.

2 — Dört Devlet Avusturya'nın istiklâlini tanıyacaklar ve siyaseten ve iktisaden Alm-anya ile ibrleşmesine 'mâni olacaklar.

3 — Avus­turya'nın sınırları 1938 yılı Ocak ayın­daki sınırların aynı olacaktır. 4 — And-alşma yürürlüğe girdikten doksan gün sonra Avusturya'dan bütün işgal asker­leri çekilecektir.

5 — Avusturya hiçbir tazminat ödemdyecektir.

6 — Müttefikler Nazi Almanya tarafından müsadere edil­miş olan .malları Avusturya'ya geri ve­receklerdir.

7 — AlmBnya ile 8 Mayıs 1945 tarihinde (Almanya'nın teslimi gü­nüdür) harp halinde bulunan her devlet andlaşmayı ismz allyabile çektir.

8 — And­laşma dört devlet Amerika, İngiltere, Fransa, Rusya ve Avusturya tarafın­dan tasdik edilir edilmez yürürlüğe gi­recektir.

Görülüyor ki, kısa olmakla, beraber, andlaşma tasarısı Mooskova'da 8 Ka­sım 1943 te verilen kararın her nokta­sını yerine getirmektedir.

Böyle olduğu halde Rusya hâlâ 13 Mart teklifine cevap bile vermemiştir. Batılı­lar bir ay bekledikten sonra Moskova'ya yolladıkları ikinci bir nota ile cevap verilmesini istemişlerdir. Faıkat bugüne kadar Moskova'nın cevap verdiğine dair 'bir haber gelmemiştir.

Hakikat şudur ki, Avusturya İle and­laşmayı imzalamak Moskova'nın insine elvermez. Çünkü andlaşmayı imzala­mak, Avusturya'dan çekilmek demek­tir. Halbuki Rusya Avusturya'dan as­kerlerini çekmek İstemez. Zira bir defa kendisine Batı Almanya'dan ve Yugos­lavya'nın yanlannda asker -bulundurmak hakfcm veriyor. Ondan da daha ehem­miyetlisi, Avusturya'da asker bulundur­dukça, ulaştırmayı sağlamak bahanesiy­le, Macaristan ve Rumanya'da da asker bulundurmaktadır.

Rusya, Avusturya an di aşmasını imzalı-yarak kendisini bütün bu menfaatler­den mahrum edemez. Herkes biliyor ki, Rusya bunun için Avusturya andlaşma­sım imzalamaktan.kaçınmaktadır. Ba-

tılılar da bu hakikati meydana çıkarmak içindir ki 13 Mart notasını Moskova'ya vermişlerdir. Almanya ile bamşm tanzi­minde istical eden Rusya, neden çok daha kolay ve çek delıa basit olan Avus­turya Andlaşmasmı imzadan çekiniyor? öyle anlaşılıyor ki üçler tarafından ve­rilen nota cevapsız kalırsa, Rusya bu mesele hakkında Birleşmiş Milletler hu­zurunda hesap varmiye çağrılacaktır.

23 Mayıs 1952

— Strasbung :

Türik Heyeti Başkanı Büyük Eîçi Nu-man Menemencioğlu tarafından dün Balkanlar Komitesine tevdi olunan ve­sika, komitece daha sonra İstişare Mec­lisine sunulacak karar suretinin kaleme alınmasına esas teşkil edecektir.

Bakanlar [Konseyi, bu karar suretimde, gegen Mart aynam 20 noi günü İngilte­re Dışişleri Bakanı Anthony Eden tara­fından ileri sürülen teklifin tetkikini İstişare Meclisinden talep edecektir.

[Bilindiği üzere boı teklif Avrupa Konse­yi Demir, Çelik Birliği ■gûibi halen kurul­muş teşekküllerle Avrupa savunma top­luluğunu ve tarım ve ulaştırma birliği gibi incelenme ve kurulma yolunda olan teşekküllerin birleştirilmesini dü­şünmektedir.

Büyük Elçi, Numan Menemencioğlu ta­rafından tevdi olunan vesika, iki tip Avrupa teşekkülü arasındaki bağların kuvvetlenmesini isteyen Konsey üyele­rinin 'dileklerini yerine getirmeği hedef tutmaktadır.

(Meclisin müspet teklifler sunması yo­lundaki Türk teklifi (bugün ikomite üye­leri tarafından çok müsait karşılanmış­tır.

Asamble, bu sahadaki ameli tavsiyeleri ihtiva eden raporunu tamamladıktan eonra bakanlar meseleyi tekrar ele ala­caktır.

Türkiye Dışişleri Bakam Fuat Köprü-İti'nün hâlen burada bulunmaması iti­bariyle Başkanlığın Van Zeeland ta­rafımdan deruhte edilmesi kendisitnıden istimzaç olunmuştur. Meclisin gelecek, toplantısına kadar Başkanlık vazifesinin Türkiye Dışişleri Bakanının uhdesinde (bulunduğu malûm­dur.

26 Mayıs 19S2

—Straısboung :

Avrupa Konseyi İstişare Asamblesi bu­gün Öğleden sonra 1,19 azanın reye iş­tirakiyle altı başkan yardımcısını aşa­ğıdaki rey adedleriyle seçmiştir :

Lord Deyton .(İngiltere)114 rey.

Suat Hayrl Ürgüplü ;(Türkıiye)113 rey.

Josefson ı(Izlanda)lılS rey.

Jaccini i(îtaltya)113 rey..

Von Brentano '(Almanya)110 rey.

Van Dergross i(Holânda)109 rey.

28 Mayı® 1952]

—Strasbourg :

Avrupa Konseyi İstişare Asaortbl esinin dün öğleden sonra Avrupa İktisadi Iş-Mrliği Teşkilâtının raporu ile sair 3k-tisadi -mesel el erki müzakerelerine tahsis-edilen oturumuna Fransuz Delegesi Franooie 'de Memrtihıen'un ibaşka meşgu­liyetleri ■bulunması dolayısiyle Türk Delegesi ve Asamble ikinci Başkanla­rından Suat 'Hayri Ürgüplü başkanlık etmiştir.

Asamblemin bundan önceki içtima dev­resinde de îlkinci Başkanlık vazifesinde bulunmuş ve bu sıfatla 'gösterdiği faa­liyet meslekdaşlariyle diğer Asamble üyelerinin pek yerimde takdirlerini ka­zanmış olan Suat Hayri Ürgüplü filha­kika Pazartesi günü 113 oyla tekrar ikinci Başkanlığa seçilmiş buîunmaik-tadır.

30 Mayıs 1952

—Strasbourg :

Avrupa İstişare Asamblesi, bu salbanki toplantısında tarım, piyasaları birliği ve bir Avrupa Tarım Makamı İihdası hakkın'daki tavsiyeleri oybirliği ile ka­bul etmiştir.

Yani ittifaka iktiran etmedikçe konseyi bağlamaz. Ondan sonra da ka­rarlar ilgili devletlerin parlâmentoları tarafından tasdik edilmelidir. Yani mua­mele uzundur.

Konseyde insan hakları da ele alınmış­tır. Bilindiği gibi insan hakları meşe-leşi, asıl Birleşmiş Milletlerin faaliyet sahası içindedir. Fakat Avrupa Konse­yinde bunlar genişletilmiştir. Seçimin serbetsliği içine alınmıştır ki, bu, de­mokrasinin en ehemmiyetli şartıdır. Mülkiyet haklarının korunması ve «tah­sil hürriyeti» de bu hakladan sayılmıştır.

«Tahsil hürriyeti» nden maksat, çocukla­rın tahsilinde ve terbiyesinde babalara tam yetki vermektir. Bu, katoliklerin daima ısrar ettikleri bir «hak» tır. Bu yüzden katolik kilisesi, çok defalar ter­biyeyi millîleştiren devletlerle çatışmış­tır. Bu defa bunun insan hakları içine alınmasında katoliklerin tesiri olmak gerektir.

Bu mevzuda bir yenilik de insan hak­larına riayetin müeyyideye bağlanma­sıdır. Yani bu haklara riayet etmiyecek olan bir hükümet hakkında zorlayıcı tedbîrler alınabilecektir. Bu da ileri bir adımdır.

2 Mayıs 1952

— Brüksel:

Başkan Truman'm Avrupa'da Kuzey Atlantik Andalşması teşkilâtı ve karşı­lıklı güvenlik idaresi Hususi Temsilcisi William H. Draper bu sabah uçakla Brüksel'e gelmiştir. Draper'e Paris Mer­kez idaresinden bir müşavirler grubu refakat etmektedir.

Draper'i bu sabah iktisat Bakanı Jean Duviensart kabul etmiştir, öğle yeme­ğini Dışişleri Bakanı Paul Van Zeeland ile yiyen Draper yarın Millî Savunma Bakam Eugene de Greef ve Maliye Ba­kanı Jassen ile görüşecektir.

Draper, Cumartesi günü uçakla Lük-semburg'a hareket edecektir.

Bu sabah yapılacak oturum, Sovyet Rusya hakkındaki haberlerini» miina-.kaşasLna hasrolunacak ve öğleden son­ra Kuzey Atlantik PaMı Teşkilâtı Ge­nel ıSekreteri Lord İsmay, Kongrenin şeref misafiri olarak "bir (konuşma ya­pacaktır.

16 Mayıs/ 1953

—Paris :

Umumiyetle güvenilir kaynaklardan bu­gün bildirildiğine göre, Birleşik Ame­rika Fransa'ya bir nota göndererek, Tunus'ta geniş ölçüde ıslahatı sür'atle yerine getirmesini fcatep etmiştir. Bu notanın 1 Mayıs'ta Fransa Hüküme­tine gönderildiği sanılmaktadır.

26 Mayıs 1952)

—Paris :

S ! £- ; -Üç Batılı Devlet Dışişleri Başkanı, Dean

Aoheson, Anthony Eeden ve Rc!bert Sc-human ile Federal Almanya Dışişleri Bakam Konrad Adenauer bugün öğle­den sonra ayrı ayrı .uçaklarla Bonn'dan Paris'e .gelmişlerdir.

Dışişleri Bakanları yarın Paris'te Dış­işleri Bakanlığı Avrupa savunma cami­asını kuran andlasmayı imzalayacaklar.

28 Mayıs 1953

—■ Paris :

Üç Dışişleri Bakanınm <bu sabah Dışiş­leri Bakanlığımda yaptılkları toplantıyı nmtaaikip elde edilen malûmata göre, oturumda sadece Çin Hindi meselesi gö­rüşülmüştür. Saat 11,3ü da sona eren bu toplantıya öğleden sonra devam edi­lecektir.

öğleden sonraki toplantıda Kuzey Af­rika meselesiyle Almanya "hakkındaki son Sovyet ruotalsı incelenecektir. Bu sabahki oturumu mütaakıp gazete­cilerin sorduklarına cevap veren Fransız Başbakanı Antoîne Pinay: «Toplantıda esen havanınfevkalâdeolduğunu ve

herkesin büyük bir anlayış gösterdiği­ni» beyan etmiştir.

—Paris :

Bu sabah Dışişleri Bakanlığında yapılan toplantıda Batılı Üç Devletim. Almanya hakkındaki son Sovyet notasına vere­cekleri cevapda takip edilecek usul hak­kında anlaşmaya varılmıştır.

—- Paris :

Üç Dışişleri Bakam bugünkü toplantıla­rında, önümüzdeki hafta Sovyet Rusya'­ya yeni bir nota göndermeğe karar ver­mişlerdir.

Batılılar Ibu notalarında, bütün Alman­ya'da hür seçimlerin yapılması teklifle­rini tekrarlayacak ve birlik Ibir Alman­ya hakkındaki tekliflerinin daha sarili ve vazıh ciması için Kremlin'e ısrarda bulunacaklardır.

Dean Acheson, Anthony Eden ve Robert Schuman, Sovyet notası, Sovyetlerin Berlin ablukasını tekrarlamaları yolun­da gittikçe arttırdıkları tehditler ve Uzaık Doğu durumu etrafında iki saat yirmi dakika görüşmüşleridir.

29Miayıs, 19521

—Paris :

General Ridgway'm gelişi münasebetiy­le tertiplenen komünist nümayişlerin­den sonra dün akşam şehirde sükûn av­det etmiş bulunmaktadır. Nümayişler sırasındaki 'çarpışmalarda yaralanan polislerden çoğu ilk yardım­ları mütaaıkıp evlerine dönebilmişlerdir. Akşam saat 20 de polis 612 'kişiyi tev­kif etmiş 'bulunmaktaydı.

30Mayıs 1952

— Paris :

Resmen bildirildiğine göre, Tunus'taki yeni Düstur Partisi Lideri Haıbip Bur-.giba'nm yeğenlerinden biri dün Paris'te vukua gelen komünist nümayişleri sı­rasında tevkif edilmişlerdir.

Bumu her mem'letkette hemen yapmıyorlarsa, yapmak kudretinde 'almadıkları içindir. Sinmişlerdir. 'Fakat kolluyorlar. Fırsat Ibujlunoa koalisyon 'halinde iştirak ettük-leri ımomleiketlerde neler (yaptıkları gö­rülmüştür. Küçük bir 'ekalliyet, Roman­ya'da Bulgaristan'da^ Macaristan'da, Polonya'da, Çekoslovakya'da ıbütün de­mokrat partileri tasfiye etmiştir.

Yunanistan'da koım'ünistler aynı şeyi yapmıya çalıştılar. Demokrat unsurlann ingiltere'den yardıan görmeleri üzerdne muvaffak olaımadüar. .Şİ!m:di 'Fransa'da da hükümeti ele geçirmek için teşebbüse geçmişlerdir. 'Basın 'hürriyeti, söz ihür-riye'ti, vicdan ve toplantı yapmak ihür-

riye;tl gıitai hiç inanımaıdıklan ideoloji­leri ken'di^eriiıe siper olarak fkul'lamp itotidan elleriııe alırlarsa, yapacakları ilik iş, 'bu hürriyetleri kaldırmak ve on­lara ;inananla;rı tasfiye leibmekten ibaret Olacaktır. ıBöyle «siyasî Parti» olur mu? 'Fransa''da yapılan teşebbüsün bir mâ­nası 'da komünistlerin artık meşru yol­larla iktidara igeçebiLeceklerinden ümit^ lerini kesmiş olduklarıdır. Gerçekten iko-münistlerin parti olarak kuvvetten düş­mekte oldulklarmı 'anlatan beliirti'ler çok­tur. Falkat parti hallinde kuvveıtten düş­meleri, iFransiıZ 'dlemokrasisi için 'bir tehlike olmaktan çıkmaları demek de­lildir.

Eden verdiği rakkamlarm kaydı ihtiyat­la telâkki edilmesi gerektiğini söylemiş ve «zira talebimize rağmen bunlar Kı­zılhaç gibi milletlerarası bir teşkilât ta­rafından kontrol edilmemiştir» demiştir. 11.568 esir arasında 3201 Amerikalı, 919 ingiliz, 234 Türk, 12 ingiltere topluluğu memleketleri, 52 diğer memleketler mensupları ve 150 Koreli bulunduğu sa­nılmaktadır.

12 Mayıs 1952

— Londra :

Almanya hakkındaki son Sovyet nota­sına verilecek cevabı hazıralmış bulu­nan ingiliz, Fransız ve Amerikan tem­silcileri dün yaptıkları toplantıda Sov­yet Rusyaya sunulacak notayı bir kere daha gözden geçirmişlerdir.

— Londra :

«Evening News» Gazetesinin siyasi mu­harriri C. F. Melville'İn bu sabah bildir-ğine göre, Fransız Savunma Bakanı Re­ne Pleven ile Atiantik Paktı teşkilâtı Genel Sekteri Lord tsmay'ile görüşmek üzere bu sabah Parise hareket etmiş olan ingiltere Savunma Bakanı Lord Alexandre, İngiltere'nin Avrupa Ordu­su ile ne suretle işbirliği yapacağını tas­rih eden 6 maddelik bir plânı beraberin­de götürmüştür.

Bu muharrire göre, bahis mevzuu altı madde aşağıdaki şekildedir:

— BatıAlmanya'dakiRenOrdusu,Avrupa Ordusunun Komutanlığına tabi bulunacaktır,

— İngilizikincitaktik Hava Kuv­vetlerine bağlı filolar, hava ordularının teşkilâtlanmalarına kadar Ovrupa Or­dusu nezdinde kalacaklardır,

— Avrupa Ordusu kurmayı nezdindebir İngiliz askerî heyeti bulunacağı gibi, bu Kurmay Heyetinin herderecelerin­de İngiliz irtibat subayları bulunacaktır.

— İngiliz kuvvetleri subay ve erbaş­ları ile Avrupa Ordusundakiler arasında
mübadeleler yapılacaktır.

Bazı defalar, antremanlarda bulunmala­rını temin için bütün birlikler mübadele edilecektir,

5— İngiltere, Avrupa Ordusuna dâhil bulunacak Batı Almanya Hava Kuvvet-

leri Birliklerinin antremanlarını temin için yardımda bulunacaktır. 6 — Lord Alexandre, mütekabiliyet esa­sı üzerinden, İngiltere'nin Avrupa ca­miasına teminat vereceğini yeniden te-yid edecektir.

—Londra :

ingiltere Hükümeti, geçen sene kaybo­lan İngiliz diplomatları Guy Burgess ile Donald Mac Lean hakkında araştırma­lardan vazgeçildiğine dair çıkan haber­leri yalanlamıştır.

İçişleri Bakanlığına mensup bir sözcü: «bu rivayet tamamiyle yalandır» de­miştir.

114 Maıyts 1952

— Moskova :

Birleşik Amerika, İngiltere ve Fransa'­nın Almanya meselesi hakkındaki son Sovyet notasına verdikleri cevabî nota, dün gece Sovyet resmî makamlarına tevdi edilmiştir.

—Bonn :

Dün gece Batı Almanya'nın birçok şe­hirlerinde komünistler nümayişler ter­tip etmişlerdir.

Müttefiklerle Almanya arasında imza­lanacak anlaşmalar aleyhinde sözler söyleyerek sokaklarda dolaşmak isteyen nümayişçiler atlı polis tarafından dağı­tılmıştır. Yere düşen bir nümayişçiyi bir at ezmiştir. Ayrıca iki kişi tevkif edil­miştir.

—Londra :

Bu ıgün Avam Kamarasında beyanatta bulunan Dışişleri Bakanı Anthony Eden,, Federal Alıman ıCmmiıuriyetine veya Ber­lin'e karşı girişilecek therflıamgi Ibir teca­vüzün, İngiltere (Hükümeti tarafından ingiltere aleyhine tevcih edilmiş bir te­cavüz olarak telâkki edilmesi zorunda kalınacağını to ildir mistir.

—Lonıdra :

Bugün Avaim Kamarasında 'dış işleri üzerimde cereyan eden ,müza:kereler es­nasında Anthony Eden 'evvelâ Batı 'Al­manya'nın yeniden silahlan m s sına tek­rar kayıtlar konması fikrini reddetmiş ve demiştir ki :

19 Mayıs 1952^

— Londra :

İngiltere Başbakanı. Winston Churchill Ibugnjn öğleden sonra Avam Kamara­sında yaptığı 'konuşmada, East Anglia'-daiki İngiliz-Amerikan îhava üslerinin, uımumi barış ve dünya güvenliği yara­rına lüzum olduğu müddetçe, Amerikan hava kuvvetleri tarafından kullanılma­ğa devam edileceğini kir (kere daha te­yit eylemiştir.

36 Mayıs 1952

— Londra :

Almanya hakkındaki son Sovyet nota­sının resmî metni henüz Dışişleri Ba­kanlığına gelmemiş olmakla beraber şimdiye kadar yayınlanan metinlerin Bakanlıkta inceden inceye tetkik edil­diği 'bildirilmektedir. Bu nota hakkında pek yakında İngiltere,Amerika, Fran-

sa ve Federal Alman Cumhuriyeti Hü­kümetleri arasında istişarelere başlana­caktır.

31 Mayıs 1952

—Londra :

Resmî çevrelerden (bildirildiğine göre, son zamanlarda Pekin Hükümetine su­nulan sert notalar İngiltere'nin- Komü­nist Çin'i resmen tanımasında 'bir deği­şiklik yapacak mahiyette değildir. Bununla beraber ıChurchill Hükümeti­nin, işçi hükümetin Komünist Çin'e kar­şı takip ettiği siyasetten uzaklaşacağı b elirtitoı ektedir.

Yeni İngiltere Hükümetinin Komünist Çin'in tanınması halkkında İşçi Hükü­metinin- aldığı 'kararı ibozmıyacağı aynı çevrelerde tasrih edilmektedir. Churchill Hükümetinin Pekin ile daha ziyade ticari ıtniinasebetler tesisine doğ­ru gideceğiayrıca belirtilmektedir.

Churchill ve Hükümeti.

Yazan : Ahmet Şükrü Esmer,

12 Mayıs 1932 tajHMi Ulustan :

Churchill iktidara gelişinin altıncı ayı sonunda, başında bulunduğu Muhafaza­kâr Partisi Hükümetinin icraat bilanço­sunu yaparken, İngiliz iç politikasının üç taraflı .mücadelesi 'de hızlanmıştır. Herkesçe bilinen bir hakikattir 'ki, al­tı ay önce iktidarı ele alan İMuhafaza-ikâr Hükümeti bu müddet zarfında git­tikçe Üıalkın sevigisini .kaybetmiştir.

Muhafazakârlar esasen son seçimde ıge-nel olarak liışçi'ler'den daha az oy 'almış­lardır. Mecliste on altı san&alyalık Ibir ekseriyet s&ğü&nüaları seçim sisteminin bir 'Cilvesinden ibarettir. Seçmenlerim ekalliyetine 'dayanarak iktidara ıgeçtik-ten sonra da yaptıkları bir takım işler­le .bazı ızümreleri, (bir takım işleri yap­maya cesaret edemedikleri için 'de baş-ika zümreleri gücenidirmişlerdir.

Muhafazakâr Hükümeti Ibtiibçeyl denk­leştirmek iıçin işçiler Samanında kabul edilen içtimai yardım mas raflarını kıs­mıştır. Bu, ıbüyük thsalk kitleleri arasın­da ımemnuniyetsizliik uyandırmıştır. 'Peynir ve et giıbi ves-ikaya taibi olan gı­da maddelerinin tâyini seçimde vade-'dildigi ıgibit, arttırmamış, tersine olarak azaltılmıştır. Bu 'da tenkide yol vermiş­tir, öte yandan ıbazı muhafazakârlar, eski «israflar da» devam ettiğinden şi­kâyetçidir. Yani Ohurchill Hükümeti, iş­çileri 'memnun edemediği ıg"iıbi, kendi partisinin bir kısım [mensuplarını da sgii-cendirmiştir.

Genel seçimden sonra geçen ay ortala­rında yapılan malhıallî seçimlerde l(Co-unlty Counciî) muhafazakârlar kaylbet-mişlerdir. Bültün deliller MuSıafazalkâr Partisinin itibardan düştüğünü anlıat-maikıtadır. Böyle .olduğu halde OıurchMi geçen 'gün Hükümetinin icraat (bilançoyaparken vasiyeti çok parlak gösterni'iştii'.

OhurchiH, ibu yıl sonundan önce ingiliz iıhracatınm itihalâtı karşılıyacağını ibil-dirmiştîr. Baışkan İşçi İHükümeti zama­nında yapılan, israflardan bahsederek îngiliz miH'l etinin A'merikan yardımiyle yaşadığını, fakat kendi tedbirleriyle ar­tık bundan kurtulacâğmı bi'ldirml'ştir. IBundan ısonra 'Ohurchill, parti mücade­lelerinin bir tarafa [bırakılmasını iste­miştir. Bu mücadele ChurchiliTe göre, kallkınmayı 'geciktirmekteditr. Yeni seçi­me :gitrnök «Çrîgırulık» 'Olur. Muhafaza-ikâr iHüikümeti için üç dört yııl üktidar emniyet altmdadır.

Muhaliflerin ve bazı tarafsızların kana­atine ıgöre, Cfhurohıirin çizdiği tou iyim­ser jnanzara, hükümetin düşmekte olan İtibarını kurtarmak için Ibir manevra­dan 'ibarettir. Mu'hafaaa-kâr Hükümeti 'seçim sırasındaki vaatlerinin hiçbirini yeıine 'getirmediği gibi, .kendisine katî bir program da çizememişUr ve 'bocala­yıp durmaktadır. Parti mücadeileleriniiı 'tavsatü'ması hakkındaki nasühatlıeriiıe gelince; .mulıaüfler, Ohurchilil'e kendisi muhalefette iken yaptıiklarmı ıh'atırlat-malktadırlar. Filhakika o zamanlarda Churohill parlâmento 'dışında hükümete hücum ederken, parlâmento içinde kü­çük ekseriyete 'dayandığından, Ihüküme-tı gafil avlarım diye, ikide Ibir itimat meselesini ileri sürerdi.

Böyle olmakla beraJber, ingiltere'de ye­ni .bir seçim yapılması yakın gorülmü. yor. Hakikat şudur iki, Attlee de henüz iktidarı ele almak istemiyor. Çünkü se­çimi kazanacak olursa, sağlıyacağı ek­seriyetin iküçü'k olacağından korkuyor. Muhafazakârlarım daha <uzun zaman ik­tidarda kalmaliarı, gelecek seçimde İş­çilere daiha büyük ekseriyet temin ede­ceğine inanmaktadır.

öte yandan îşçi Partisinin Ikemdi arasın­da da bir mücadele devam etmektedir. Bu mücadele de partinin, sağ kolu sayıhan Atlee Ihızlbl île sol kolumun lideri Bevan arasındadır. Attlee İşçi Partisi cinde en büyük nüfuz ifade edem sendik kalara dayanıyor. Bevan kuvvetini par-îti" içindeki ateşli, solcu zümrelerden alı­yor. Bunlar, paranın silâhlanma yerine, igtimaj. yardım için ssanfedilmesiniı isti­yorlar. Amerikan nüfuzunun artmakta -olduğunu-, 'İngiltere'nin (bir. Amerika payki haline .geldiğini id-dia ediyorlar. Bunlar İngilizlerin hassas olan nokta-Jarıdir. Geçenlerde mühim Ibireeadilka Attlee zümresinden ayrılarak, Bevan'ın silahlanma meselesinde iîieri sürdüğü .görüşü desteklemiştir. Söylendiğine gö­re -bu, gelecek Ekim'de toplanacaık Ku­rultayda Bevan'a 350 foin oy sağlıyaealktır. Bevan'ın îşçi Partisi içinde gittikçe kuvvetlenımekite olduğu tesüim edilmek­tedir. Hedefi partinin liderliğini ele geçirmektir. Eğer geçirebilirse gele­cek İşçi Hükümeti Başkanı Bevan ola­caktır.

Triyeste ve İtalya...

Yazan: Ahmet Şükrü Esmer

14 Mayıs 1952 taıriM Uüus'tan :

İkinci Dünya Harbinden sonra barış andlaşması imzalanırken, Rusya, Tries-te'nin italya'dan ayrılarak Yugoslavya'­ya verilmesine 'çalışmıştı. Tıpkı Birinci Dünya Haribinden sonra Fransa'nın Danzing şehrini Polonya'ya vermek İs­tediği gibi, ıBirinci Dünya Harbinin Dan-zing'i ile İkinci Dünya Harbinin Trles-te'ei arasında birçok bakımlardan ben­zerlik vardır: Danzig'in nüfusu Alman-dı. Trieste'nin nüfusu italyan'dır. Fran­sa Danzig'i müttefiki olan Polanya'ya vermek istedi. Rusya Trieste'yi 'mütte­fiki olan Yugoslavya'ya temin etmeye çalıştı. Muvaffak olamayınca Fransa, Danzig'in Milletler Cemiyetine bağlı bir serbest bölge olmasını kabul etti. Rus­ya'da muvaffak olamayınca, Trieste'nin Birleşmiş Milletlere bağlı serbest şehir olmasına razı oldu.

Danzig ile Trieste arasındaki benzerlik burada nihayetîeniyor. Çünkü EDanzig'de Milletler Cemiyetine bağlı bir idare ku­rulmuşken., Trieste'de kurulamadı. Rus­ya ile Batılı devletler bir vali üzerinde anlaşamadılar. Trieste iki işgal bölge­sine ayrılmış halde kaldı Trieste şehri­nin kendisimi de içine alan daha dar «A» bölgesini Anıgolo-Aaneriıkanlar işgal ve idare ettiler. Daha geniş «iB» (bölgesi de Yugoslavlann işgalleri ve idarelerinde fealdi.

italya Trieste'yi geri almayı bifr hedef olarak ele almıştır. Anglo - Amerikan­lar da (buna razı olmuşlardır. 1948 yılı 'Martmda De Gasperâ'yi seçimlerde des­teklemek için her iki bölgenin de İtal­ya'ya verilmesi lehinde Amerika, ingil­tere ve Fransa bir beyanname neşret-mişterdir. Fakat arkadan Tito cephe değiştirince (Batılı devletler zor bir du~ rumda feaamışlar,Triestemeselesinin

italya ile Yugoslavya arasında görüşü­lüp halledilmesine taraftar olduklarını bildirmişlerdir. Geçen yıl Vaşington'da buna karar verdikleri halde iki tarafın bu mesele üzerinde anlaşması mümkün olmamıştır.

öte yandan italya sabırsızlanmaktadır. De Gasperi vaziyetini kuvvetlendirmek için birtakım başarılar elde etmek zo­rundadır. Halbuki 1948 yılından beri Trieste dâvasında adım atılamamıştır. 25 Mayısta Mahallî seçimler yapılacak­tır. De- [Gasperünin hakikatte katoldk olan Hıristiyan Demokrat Partisi, soldan 'Sosyalist ve hele .Komünistlerin, sağdan da gittikçe kuvvetlenen Neo Faşist ve 'Kirala partilerinin baskısı altındadır. Anglo - Amerikanlar, seçimde komünist­lerin kuvvetlerini arttıracaklarından 'korkuyorlar. Hele sağcı Neo Faşist ve Kirala partiler komünist olmıyan seç­menleri paylaşacak olurlarsa, Hıristiyan Demokratlar komünisti erden de aşağı düşebilir ler.

Anglo - Amerikanlar De Dasperi'yi des­teklemek istediklerinden, Nisan ıbaşla-ndanberi toplanmakta olan Londra Kon­feransında Trieste'nin kendi işgalleri al­tında bulunan «A» bölgesinin idaresine İtalya'yı iştirak ettirmiye geçen gün karar vermişlerdin ıSivil idare aşağı yu­karı İtalyan'lara devrediliyor. Bu, ital­ya 'için bir 'gaye değil, fakat gayeye doğru ehemımiyetli bir merhaledir, ital­ya'nın bölge üzerindeki üstüm haklan tanınıyor demektir,.

Londra kararı Tlto'yu öfkelendirmiştir. Yugoslav Diktatörü "bu kararı tanımıya-cağını ve Yugoslav menfaatlerini koru­mak için gerekli olan tedbirleri alaca­ğını 'bildirmiştir. Hakikatte Yugoslav­ya'nın bu meselede alabileceği «tedbir» yoktur. ıBütün «tedbir», bunu protesto etmekten ibarettir ki, onu da yapmıştır. Bu protestonun faydası ileride «B» böl­gesinin mukadderatı Ibahis mevzuu olur­sa, Londra kararı ile italya'yatemin

edilmiş olan vaziyetin Yugoslavya ta­rafından ikaıbul edilunıemiş (bulunması ve onun da pazarlık mevzuu yapılabil­mesidir. Çünkü İtalya Yugoslav işgali altında bulunan «B» bölgesi üzerindeki haltlarından vazgeçmemiştir. Yugoslav­ya'nın «A» bölgesinden vazgeçmemiş ol­duğu ıgibi.

Bu dâvada Tito İçin nazik olan mesele, Rusya'nın yardımına mazhar iken İtal­ya'dan ayırdığı Trieste'nin Rus yardı­mından mahrum olunca, elden kaçırıl-masıdır. Yugoslavlar ibuna Trieste'nin kaybından da daha şümullü mâna vere-

ceklerdir. Dış politikada yalnızlık içinde bulunan Yugoslavya'nın, daha zor du­rumlara düşebileceği îıaMcmda kaygı uyanacaktır. Moskova da Tito rejimini zayıflatmak için bunu kullanacaktır.

işte Anglo - Amerikanların daima göz-önünden uzakta tutmadıkları nokta da budur. Çünkü onlar De G-asperi'yi des­teklerken, Tito'yu da zayıflatmak iste­miyorlar. Bu düşünce iledir ki Trieste statüsünün Londra karariyle değişmedi­ğini ilân etmişlerdir. Ancak hükmen değişmemiş olsa Ibile, fiilen değiştiği de b.irhakikattir.

1 Mayıs 1952

—Moskova:

Stalin, yanındaı Bolitbüro üyeleri bu­lunduğu halde 1 Mayıs münasebetiyle bugün yapılan kara ve hava kuvvetle­rinin geçit resmiinde bulunmuştur.

Geçen Mayıs 'ayımda yüksek Rus Sov­yet Şûrası toplantısından beri Stalin iik ıdefaı halka görünmüştür.

14 Masym 1952

—DVEosikova :

Sovyet basını, Almanya hakkında dün akşam Sovyet Dışişleri Bakanlığına tev­di edilen 3 Batıla notasından henüz bah-s etmemiştir.

Notanın 'Sovyetlerin verecekleri cevap­la birlikte yayınlanması 'arasımdan bir hafta ile 15 .günlük bir müddetin geçimesi muhtemeldir.

'Batılı «devletler notası metnine . vakıf olan ecnebi müşahitlere göre, Sovyet itusya hükümeti 'bunu, Sovyet teklifle­rinin reddi olarak telâkki edecektir. Çünkü, bahis mevzuu nota :

—ı Potsdaandagörüşülmüşolan hu­suslar,

— Silâibilı kuvvetlenin ımüktara

'hakkında) lıic, bir kayi'da rastdanunamak-Ftadır.

Bununla beraber, Batılılar serbest seçîınıLere imkân verecek beynielmıilıel bir komisyonun teşekkülü projesi sunulma­sını iSovyet Hüküıra'etiinıden [istocükilerin-'den görüşmeler iğin kapı tamaımiyle ka­palı addedilinıeme3tte'd'ir.

lyiımserler, bu (mesele {hakkında karşı­lıklı tavizler verebileceği ve bu su­retle 4 devlet arasında bir toplantı yo-toıa gidileceği düşüncesindedirler.

Mayıs 1952

—Kopenhag :

General Eisenhower, şeref misafiri ibu-lunduğu Kopenhag Üniversitesinin 300 den fazla talebesi önünde dün akşam konuşarak şöyle delmiştir:

«Hür dünyada gevenlik, Shürriyet ve Iba-rışı muhafaza etmek olan müşterek va­zifemizde siz ve ben başarısızlığa uğra­yacak olursak o takdirde komünist dik-tatoıryasmon tehdidi altında yaşayaca-cagız.

Müteakiben Batı demokrasilerinin mül­hem ibulunduğru idealleri ibaMs konusu eden General, hayatları boyunca mües­sir olacak kararlar alacakları sırada Danimarkalı talebelere de diğer Batı milleti erindeki arkadaşları gibi Ibu ide­allerin rehberlik etmesi gerektiğini, ilâ­veeylemiştir.

General Eisenhower dinleyicilerini baş­kalarının hürriyetine saygı göstermek suretiyle hürriyeti sevmeğe davet ettik­ten sonra hür milletler ve 'bilhassa Ku­zey Atlantik caimAası içinde toplanmış bulunan 14 millet arasındaki birliğin, muhafaza ve takviyesi zaruretine işa­ret etmiştir.

General >Sisenhower bu nutkunu Kopen­hag'da eski Danimarka kıratlarının ika­metgâhı olan eski Christianıgiborg Şato­su dahilindeki merasim avlusunda söy­lemiştir.

General Eisenhower Danimarka'yı ziya­retini kabine üyeleri tarafından şerefi­ne verilen bir ziyafette hazır (bulunarak tamamlamıştır.

General, Kuzey Atlantik Paktı teşkilâ­tına üye olan Avrupa memleketlerin­deki veda gezisinin altıncı merhalesi olan Osla'yo gitmek üzere bu sa.bah bu­radan hareketedecektir.

Atina'ya ahreket olunmuştur. Menderes, Köprülü ve heyetimiz, her ziyarette halk toplu­luklarının aynı hararetli tezahürleriyle karşılanmıştır. Selanik, gazeteleri büyük başlıklarla heyetimizi selâmlamaktadır. Makedonya Gazetesi Türk . Yunan dost­luğunun ehemnTiyetine belirten Türkçe başmakale neşretmiştir.

— Atina :

Atina 'banliyösünde iıeikahet devresini geçirmekte olan Başbakan Nicolas Plas-tiras bugün Türk ve ecnebi gazetecile­rimi ıkabul etmiş ve bilhassa Türk - Yu­nan yakınlaşmasının stratejik veçhesi üzerinde durmuştur. Plastiras şunları söylemiştir :

— Basın, iki milletimiz arasında ruhî ve maddî bir bi'rlik teessüs etmesi için bütün kuvvetiyle yardımda bulunmalı­dır. Birleştikleri takdirde iki milletimiz büyük şeyler başaraibilirler.

Türkiye ve Yunanistan Avrupa'nın en iyi savaşan üki milletidir. Yeter sayı­da silâhlara malik olduğumuz takdirde, on tümenimiz 30 tümene bedeldir. 'Karadenizi, Çanakkaleyi, Ege Denizini emniyet altında bulunduracak bir itti­faka, bir birliğe vardığımız takdirde, dünyayı tehdit eden 'müşterek tehlikeye (kalp ferahhgıyle göğüs gerebiliriz. Atatürk ve Venteelos tarafından çok ar­zu edilen feu birlik ilki a/ya kadar ger­çekleşebilir.

Yugoslavya'nın 'bize katılıp katılmama­sı lâzım geldiğini bana soruyorsunuz. Evet, her milletten evvel, onmn bize ka­tılmasılâzımdır.Esasen bu hareket Balkan Birliğinin, mukaddemlesin! teşkil edecektir. ÇünküBulgaristan,Ruman-ya gibi diğer memleketler bumisale uymakta gecikmlyecekierdîr. 'Bulgaristan'dayüzde ondan fazla ko­münist yoktur.

Bu suretle bir Baılkan Ibürliğl teşkil ede­ceğiz ve bir Avırupa birliği kurmaya ça­lışan Avrupa'nın diğer demokratik mil­letlerine önderlik etmiş olacağız. istanbul yeni medeniyetin.1 ve refahın meşalesi olmalıdır.

Türk gazetecileri, Atina Gazeteleri Mu­harrirleri Cemiyetinin misafirleri olarak

bugün öğleden sonra Poseidon Mabedini, Attik'te Souniou burnunu gezecekler ve bu münasebetle bir kır yemeği yiyecek­lerdir.

2 Mayıs 1952

— Atina :

Başbakan Menderes, bugün yaptığı ba­sın ikonferasmda, Yunanistan Kiralı 2 Bol ile 'Kıraliçe Frederük'in Cumhurbaş­kanı Celâl Bayar'm davetine icabet ede­rek ıHaziraa'm ilk haftasında Ankara'­yı ziyaret etmeğe karar verdiklerini be­yan etmiştir.

— Atina :

Türikiye Başbakanı Adnan M>enderes ile Yunan Başbakan Vekili Sofokles Venî-ze'îos, bugün yaptıkları basın toplantı­sında Türlüye ile Yunanistan arasında akdedilecek tam bir anılaşma iğin herşe-yin hazırlanmış olduğunu söylemiş­lerdir.

Her iki Devlet adamı, askerî meseleler hakkında da. yalnız şunları söylemekle yetinmişlerdir :

Bu mjeseleler her i!ki memleket genel kunmayı tarafından idare edilecektir.

— Atina :

ıBaşbaıkan Adnan Menderes, bugünkü basın toplantısında iki memletket arasın­da dostluk bağlarını takviyeye ve Ati­na görüşmeleriyle neticelenen, .münase­betlerin kuvvetlenmesi yolunda zemini hazırlamağa yardım ettiklerinden dola­yı Yunan ve Türk matbuatıma teşekkür ettikten sonra şunları söylemiştir : «Bana her taraftan, hangi anlaşmayı imzaladınız diye soruyorlar.» Anlaşma imzalamak için önce iki mil­letin Ibunun zaruretini aılması şarttır. Ve bu da şimdi Yunanistan ile Türkiye arasında semeresini vermiş ve husule gelmiş bulunmaktadır. Şimdi - iherşey kıvamına gelmiştir. Muhtelif komisyon turizm, deniz seyrüseferini, ticaret, sos­yal ve kültürel münasebetler hakkında­ki tasarıları hazırlamalî maıksadiyle An­kara'da çalışmaktadır.

tki memleket milletvekilleri şimdiden serbestçe ve meccanen seyahat edebil­mektedirler. Yakında Türkiye ve Yuna-

nistan arasında telefon amılıabereleri tekrar tesis edilecektir. İki memleketi yakından alâkadar eden hudut (boyun­daki Meriç Neferi üzerinde tbüyiiık imşa-ıat hararet ve faaliyetle .devam etmek­tedir.

'Bundan 'başka, ilki milletin .münaseibet ve işbirliğini kolaylaştırmak üzene bir ısıra tedbirler taltbük 'mevkiine geçiril­mek ü/zeredir.

'ikimiz için esas dâva, bugünkü [kritik şartlar içinde hayatiyetimizi sağlayaMl-mektir.

Ana hatları üzerindeki anliaşma esasen tahakkuk etmiş idi'. Atina 'görüşmeleri tunların müspet birer zaruret haline getirilmesine iiki tarafa tam ikanaat vermişltir.

Hususi anlaşmalar esasına dayanarak güvenliğimizi temin yolunu arıyoruz. Ümit ederim ki 'bu anlaşmalar başka •memleketlere de örnek olacaktır. Müşterek tehlike muvacehesinde işbirli­ği yapmalı ve savunma vasıtalarımızı takviye etmelıiyiz.

Yugoslavya'nın da bu zarureti anlaya­cağına kaniim.1»

'Menderes sözlerine şöyle devam etmiş­tir :

«Cumhurbaşkanı Celâl Bayar tarafın­dan davet olunan Kıral (Paul ve Kıraliçe Frederika, Haziran'in ilk haftasında Türkiye'yi ziyarete karar vermişlerdir, iki millet arasındaki (bağları takviye ©den bu ziyaretten Türk milleti şeref duyucaktir. iDavet vukuunda Türkiye Cumhurbaşkanının da Atina'yı ziyaret etmesi tabiidir.»

îki memlekettin Amerikan yardımının artırılmasını isteyip istemiyecekleri su­aline cevap veren Başbakan Adnan Menderes şöyle demiştir : «TVIemlek etlerimiz, Amerika 'halkının kendileri için katlandıkları fedakârlığın hududunu çok iyi anlamaktadır. Bu fe­dakârlık ita igösteriyor ki, ıMnerikan halkı da ilki memleketimizin dünya ba­rışım muhafaza 'için taşıdığı ehemmiye­ti takdir etmektedir.

'Amerika halikı, Türkiye ile Yunanis­tan'ın birbirlerine yaklaşmalarını müm­kün olduğu kadar uzağa igötürmek ka-

rarını vermiş bulunduklarına kanaat-ederse şüphe yok ki icap eden 'her türlü 'gayreti sarf edecektir.»

—Atina :

Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı 'Fuat Köprülü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgenerali Şükrü Kanatlı ve maiyetleriaıdeki zevat, Türkiye'ye dön­mek üzere bugün saat 14 de Adana yolcu .gemisiyle Pİre'den hareket etmiş­lerdir.

Pire'de Türik Heyetini uğurlıyanlar 'ara­sında, Başbakan Vekili Venizelos, Dış­işleri Bakanlığı 'Müsteşarı Averof, Dış­işleri Bakanlığı Geneli Müdürü Diıaman-dolupos, Türkiye'nin Atina Büyük El­çisi Ruşen Eşref Ünaydm ve sefaret mensupları, Protokol Müdürü Orta Elçi Andrulis, Başbakanlık ıSİyasi Büro Di­rektörü Moatsos, Millî ISavunma Kur­may Başkanı iGeneral Origoropulos, Pi­re Belediye Reisi, Dışişleri (Bakanlığı daire müdürleri, Türk - Yunan Birliği Başkam Doktor Orfanidis ve bir çok yüksek memur bulunmaktaydı.

Püre yolu ve rıhtımının 'dolduran kesif" feir halk kütlesi Türk Heyetini candan tezahühatla uğurlanmıştır.

Adana, Pire'de bulunan toütün .gemilerin, düdük sesleri arasında rıhtımdan ayrıl­mıştır.

—Atina :

iBugün yapılan basın konferansında Yu­nan Başibakan Vekili ve Dışişleri Baka­nı Venizelos, Türk ve ecnebi gazete nrn-'habirlerîne şunları söylemiştir :

<vTürİ£iye ile Yunanistan arasındaki dostluğu perçinlemiş olan Türikye Baş-'bakanı Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Prof. Fuat KÖprülü'nün ziyaret-leirnden fevkalâde memnunuz. Esasen Ankara'ya yaptığımız son seyahatte 'bu dostluğun tezahürlerine şahilt olmuştuk. Bu ziyaret, 'dostluğun sağlamı ve uzun müddetli olacağının ibir delilidir,

Asikerî İşbirliği mevzuunda alınan ka­rarlara dair sizlere foirşey söytemiyece-ğim. :Her iki memleket Atlantik Teşki­lâtına dâhil bulunduk lanndan bu mese­le müteihassıslara ait bulunmaktadır.

Trunıan aynı zamanda. Yüksek Mahke­menin 'kaa&n bildir İlmeden Amerikan jhalıkma hitalben bir mesaj neşredemi-yeceğini de (bildirmiştir.

■Başkan Traman son olarak, aynı za­ımanda. grev yapmakta o'an petrol sana­yiine elkoymayı 'düşündüğü yolundaki [haberleri yalanlamış ve 'bu anlaşmaz­lıkta bir hal 'çaresine varılabileceği ümi­dinde olduğunu söylemiştir.

Truman bundan s<r:ra Temmuzda yapı-lacsik Şİkaıgo Kongresinde !başkan':k se­çimleri İçin Demokrat Parti namzedi seçilse ve hattâ bu seçim ittifakla bile olsa namzetliği hiç bir suretle kabul et-nıiyeceğini ve seçimlere katılmıyacağırn son derece azimli ve katî bir ifade ile beyan etmiştir.

Başkan Truman Tokyo'da yapılan ve çok ş'dclet'i olan 1 Mayıs 'gösterilerini her hangi bir surette tefsir etmekten kaçınmıştır.

2 Mayıs 19512

—Vaşington :

Başkan. Truman, 90.000 petrol işçisi gre-vİTin sona .ermek üzere olduğunu bildir-misse de sendika sözcüsü bu hususta herhangi iblr beyanat vermemiştir.

—Waşington :

üBaşkan Truman dün akşam Amerikan De>mir Çelik İşçileri Sendikası Başkanı 'Philip Murray'dan çelik sanayiindeki grevin sona ermesi iğin emir vermesini istemiş ve aynı zamanda Muray İle Amerika'nın en büyük çelik fabrikala­rından altısının başkanlarını, çelik en­düstrisindeki ühti'âfın halli İçin anlaş­maya varmak üzere 3 Mayıs Cumartesi günü saat 14 te Beyaz Sarayda toplantı­ya çağırmıştır. ıBu husustaki davetiyele­rin metni Beyaz .Saray tarafından ya­yınlanmıştır.

Prilİp Murray'a gönderdiği telgrafta Truman çelik istihsalinin mümkün oldu­ğu kadar çabuk tekrar faaliyete geçme­sinin hayati ehemmiyetim haiz bir me­sele olduğunu, zira çelik istihsalinin Kore'deki Amerikan kıtalarının güven­liği, denizaşırı karşılıklı 'güvenlik prog­ramının başarısı ve topyekûn savunma gayreti bakımlarından önemininbüyük

o'duğunu belirtmiştir. Truıman aynı za­manda çelik istihsalinin Amerika'nın . millî güvenliği bakımından, haiz olduğu ehemmiyet üzerinde de ısrarla dunmuş-tur.

öte yandan Philip Murray Başkan Tru-man'in müracaatına^ derhal cevap vere-miyeceğini, zira telgrafın henüz kendi­sine ulaşmadığını bildirmiştir. Philip Murray'ın bugün cevap verebile­ceği sanı maktadır.

—Waşington :

Birleşik Amerika içişleri Bakam Oscar Chapmam'ın bildirdiğine göre petrol İş­çilerinin grevi ■münasebetiyle havacılık­ta kullanılan benzin istihsali yüzde 30 azalmış bulunmaktadır.

Bu sahada kulanılan benzin stok'arı za­ten ihtiyacı (karşılamaya kâfi gelmedi­ğinden grev devam ettiği takdirde ben­zin istihlâkinin vesikaya tabi tutulaca­ğını da 'Oscar Chapman sözlerine ilâve etmiştir.

Havacılıkta istihlâk edilmek üzere istih­sal edilen benzin miktarının yarısı as-'kerî havacılıkta kullanılmıştır.

Otomobillerin (kullandıkları benzinin halen mevcut stokları ancak 45 günlük Ibir ihtiyacı karşılayacak vaziyettedir.

'Bununla beraber sivil ve askerî hava­cılık sahasındaki durumun d2ha vahim olduğu bi'dir ilmektedir. İyi haber alan kaynaklara göre, grev devam ettiği tak­dirde üç gün sonra uçaklar hareket ede-ımiyec eklerdir .

—Vaşington:

Amerika Çelik işçileri Reisi Philip Mur­ray, bugün çelik işçilerine gönderdiği emirde Salı -günü başlamış oldukları gre­ve nühayet vermelerini 'bildirmiştir.

—Pittsburıg :

Çelik Fabrikaları İşçileri: ıSendikası Baş­kam Philipp Murray 'Başikattl Trumaa'-m> kendisine 'göndermiş olduğu telgrafa verdiği cevaıbı bildirmiştir.

Başkan Truman, Millî Savunma men­faati adına İşlere derhal başlanması hakkında emir vermesini kendisinden istemiş ve anlaşmazlığa bir hal sureti bulmak için çelik işçileri temsilcileri İleyann VVashing-ton'da bir toplantı yapıl­masını tefelifetmiştir. Mııırmy bu Eki teklifi de kabul etmiş ve TruiTnau'.a şu cevabı .göndermiştir:

«İşleri tatil etmiş olan fabrikalarda der-hal Işîere başlamaları lüzumunu sendi­ka üyelerine bildirdim.

Teklif ettiğiniz konferansta'bu'unmak özere yarın Beyaz Saraya .gefeceğim.» Basın HcoraferansıadaınsonraMurray, derhal Washington'a hareket etmiştir.

—VVas'h'inıg-ton :

Birleşik Amerika Hükümeti YüKsefe Malık eme den vermiş olduğu tehir ka-rarımn, nihaî karar verilene kadar uza­tılmasını istemiştir.

—Pittsbourg :

Philip Murray'm darhal işe başlamala­rım istemesi üzerine, Pittsbourg- bölge­sindeki İşçilerin birçoğu çelikhanelere dönmüşlerdir.

Grev nöbetçileri hemen her tarafta or­tadan kaybolmuş ve bazı fabrikalarda 'kısmençalışmaca başlanmıştır.

3 Mmyrs 1952ı

—Washington :

Amerika Hükümeti, demir - çelik işçi­lerinin yevmiyelerinin arttırılması husu-sunda-ki hakkı reddedilecek olursa yeni bîr çeMk grevinin patlak vereceği hu­susunda Yüksek Mahkemeyi dün İkaz etmiş ıbulunrm aktadır.

Petrol işçilerinin grevi üzerine Ameri­ka Askerî Havacılık İdaresi, uçuş müd­detlerini Kore seferleri hariç, benzin sto­kunun azalması ihtimalini göze alarak kıs altmıştır.

Diğer taraftan Amerikan Hava Kuvvet­leri Başkomutanı, Kore harekât sahne­si haricindeki 'bütün seferlerin tahdit edilmesini ve uçuşla.nn sadece pilot eği­timine, mühim askerî görevlere ve ida­rece lüzumlu görülen seferlere inhisar ettirilmesini talep etmektedir.

— Was>h!in.gton :

Türkiye saatiyle 16 da Başkan Truman Ticaret Bakanı Charles Sawyer, altı bü-

yük çelik fabrikası .müdürleri, îşçi Sen­dikaları Balkanı Philip Murray ve fab­rika müdîJr ve sendika -başkan, muavîn-'îerini kabul etmiştir. Bir konferans halinde ta^saan bütün bu sahavetler fasa zamanda tatmin edi­ci b.:r neticeye varmak üaridinde olduk­larını söylemişlerdir.

4 Maıyss 1952 — Detroît :

Karşılıklı GüvenÜfe Teşkilâtı Başkanı Avereii Ha-rriman dün gece burada yap­tığı konuşmada «Batı savunması ıta-mamlanraad'ıkça dünvamn istıiıkıbali .is­tikrar kesbetmiyecektiır» diyerek sözle­rine şÖVe deva'metmiştir :

«Mem'eketimiz çok kuvvetli olduğu hal­de, biz dünyayı yalmz başımıza koruya-mayız.

Bizim kuvvetli ve 'bizimle toerslbar dün­yayı korumayı arzu eden müttefiklere üıt'iyacımiLZ vardır ve burnun için hür dünvamn kuvvetlenmesine yardım edi­yoruz».

Bilâhare Sovyet Rusya ve bu memle­ketin, tok-p ettiği siyasete temas eden Harrlman sözlerine şunlar: ilâve etirdş-tir:

«Sovyet liderlerini 'iyi tanıdığımı sanıyo­rum. Bu liderlerin en fazla arzu ettik­leri ve tahs.kjkukunu istedikleri şey dön-yanra, aralarında birleşme olmayan za­yıf ve korkak devletlerden müteşekkil olmasıdır. Halbuki şimdi bu liderlerin müş^h^de ettikleri şey, tahayyül ettik-le-riîiin taatîıanui'yle aksidir. Müşterek em-nıiyet için sarf edilen gayretler çoğal­makta ve çalışmalar h:zla İlerlemekte­dir ve bu ssîıadaki çalışmalar sona er­diği takdirde mütecaviz karşısında gör­düğü muazzam kuvvete meydan oku­maya cesaret edemiyecektiır»'.

Askerî ve teknik yardım programları­nın desteklenmesini: taleb eden Harri-man, askerî savunmanın büyük ehem-miyet'nt belirtmekle beraber her şeyin bundan ibaret olmadığım ve ÜktlsadJ ve iıçtimıa.: saihs,'ara da aynı derecede ehem­miyet verihnesini söylemiştir :

Müttefiklerimize bu sahalarda da yar­dım etmeliyiz» diyen Harriman sözlerine şöyle son vermiştir :

Washington;

Demir çelik işçileri meselesinin müddetsiz talik ediirriesindeiı iki saat sonra, Beyaz Saraydan ayrıldığı sırada Birleşik Amerika Çelik İşçileri Birliği Başkanı Philip Murray, bu husustaki ımesuı.iyetin tamamen patron, tarafına terettüp ettiğjni söylemiştir. Şimdi işçilerin hükümet hesabına çalış­tığını kaibui eitmiş bulunan Murray 'grev emrini vermeyeceğini teyid etmiş­tir. iMurray şunları ilâve etmiştir. Pat-Tonları temsil eden taraflar müzake­reden imtina 'etim' şlerdir. Patronların temsilcileri sendikaların talep etıtiğinin üçte birine tekabül eden bir nisbette ücretlere zam yapılması teklifini tek­rar etmişler ve buna şart olarak ta hü­kümet n çelik fiyatlarına zam yapma­sını ileri sürmüşlerdir. Murray, sözün şimdi hükümette oldu­ğunu ve toplu müzakerelerim artık ni­hayete erdiğini ilâve etmiştir.

—Pittsburgh :

Çelik fabrikalarında işe yavaş yavaş başlanmaktadır. Doldurulup yalkılan yüksek fırınlara Cıkl gün içinde ilk is­tihsalini vermesi beklenmektedir. Bun lardan bazılarının 'bacasından daha şim­diden duman çıkmaya başlamıştır.

Umumi kanaate göre, iş yeniden sekte­ye uğramazsa hafta sonunda yarı ma­mul çeDk istihsali norimai seviyesine varmış olacaktır.

'Şimdilik işçilerden yüzde 75 i iş başın­dadır. Geri kalaaılar ise istihsal grev­den evvelki seviyesine yaklaştıkça işba­şı yapacaklardır.

—Washington :

Başkan Truman bu sabah başlıca par­lâmento liderleriyle çelik ve demiryolu anlaşmazlıkları mevzuunda görüşmüş­tür.

Beyaz 'Saraydaki görüşmeden sonra be­yanatta bulunan, Ayan Mecltisi çoğun­luk L/deri Demokrat Senatör Mac Far-land, Başkanın demiryolu idaresi ile de­miryolu isçileri arasındaki iMÜâf:n hal­ledilerek demiryolu şebekesinin sahiple­rine ::ade edileceği hususunda nikbin bu­lunduğunu söylemiştir.

Hatırlarda olduğu gibi hükümet umumî 'bir grevi önleyebilmek .İçin 1950 senesi Ağustosunda demiryollarına eikoymuş-tu.

(6 Mayıs 1952

—t Denver :

Petrol işçilerinin grevi halen devam etmektedir. Jnel işçileri sendikası tömsjlcilerindeiı birinin dün .bll&ir-diğvne göre, bir anlaşmaya var­mak içim, işgiler ücretlerine saatte 25 aentl^ık zaım yerine, 18 buçuk sentlik bir zam ıtalep etmeye karar vermişlerdir.

8 Mayıs 1952

— VVashington :

Denıikrat Partinin Başkanlık Adayı Averell iHarrûman dün radyoda bir ko­nuşma yaparak Eisenhower İle vâki gö­rüşmelerinde dış politika, hususundaki ■görüşlerinde büyük bir fark olmadığı neticesine vardığını söylemiştir.

iKarşıLEklı Güvenlik Bürosu Müdürü be­yanatında esasen dış siyaset (meselele­rinde her bakımdan parti münakaşala­rından kabil olduğu kadar ayrı tutul­maları gerektiğini teyid etmiştir.

Mamafih Harriman, eğer aday olaraik kendisi ile Ayan Üyesi Taft seç'.Ieeek olursa, dış politika meselelerinde mu-hakkaık çatışacaklarını ilâve etmiştir.

—>■ Denver :

Başkan Trunnan, bugün hükümetin pet­rol işçileri grevine son vermek dçin eKnden gelen gayreti sarfettiğini söyle­miş ve îndlana'da, tasfiyehane idareci­leri ile işçiler arasında, ücretlere yüzde 17 nisbetinde bir zam yapılması husu­sunda focr anlaşmaya varıldığını da ilâve etmiştir. 90.000 işçj: başkanın ücretlere zam yapılması hususunda ne karar ala­cağını beklemekte idi; Teni bir grev ilân edildiği zaman, askerî müdafaa programına ve sivil nakliyata, tesir et­tiği takdirde ne gibi bir tedbir alınaca­ğı hususunda, Truman bir şey söyleme-ımiştir.

Indlana'da yüzde 17 zammı kabul eden ve kontratı imzahyan idareciler, anlaş-manra başka anlaşmalar yapılması için

image004.gifimage005.gifimage006.gifimage007.gifbir örnek olmamasını ümit ettiklerini söylemişlerdir.

9 Mayıs 1932i

— Newyork :

Burada çılkan «İNew-york Post» Gazete-sTnde, siyasi 'muharrir 'Herbert Ailen imzalı 'bir makalede şöyle denilmekte-tedir :

«îran. Başbakanı IMusaddık Rusya ile foüyük çapta .bir petrol meselösimi gizli surette ımüzakere etmektedir. Böylece Rusya İran'da halcim 'bir kuvvet halime gelecektir. Petrol meselesi Rusya'nın ıbütün iktis ad yatını eline almasına im­kân vereceık bir ticaret anlaşmasının ru­hu mesabesindedir, îran odrusu aylar-öanberi Tahran'da. cereyan etmekte olan gizli müzakerelere şiddetle muarızdır. Musaddik, Neftsendikaıt ternsMcİleit .un­vanını taşıyan ve aslında iSovyet yük­sek memurlarından raıÜıteşeMtİl bir he­yetle bu müzakerelere devam etmeûebe-öir,

— Washington :

Birleşik Amerika Dışişleri 'Btkanı Dean Aeheson 'dün. akşam New-York Valisi ve General Eisevewer''in başlıca taraftar­larından biri olan lönomas Dewey ve Yüksek Adalet T»anı Üyelerimden Frankfurter ile görüşmüştür. Görüşme mevzuu açıklanmanrş olmakla beraber, müşahitlere göre, Dışişl-en: Ba-ikanı ile Dewey ve Frankfurter Millet­lerarası 'durumu gözden geçirmişlerdir.

Bu hususta hatırlatıldığına göre, seçil­diği takdirde Eıiseniıower tarafından teşkil edilecek kabinede hlçt/r resmî vazife ıka'bul, etmeyeoeğıi haikkında ımükerrer tokzipl-erine rağmen Dev/ey'in Acheson'-ım muhtemel halefi olacağı ıbir çok si­yasi çevrelerde ileri sür ulan ektedir.

üiğer taraftan :Dewey'in demokrat parti idaresinin d:ş siyasetine taraftar o]dugunda beUrtilmektedir. Dolaşan bszı söylentilere göre Achcson dün akşamki 'görüşmelerde cumhuriyet­çi başkan adayının Truman'm dış siya­setini 'gütmesi lüzumuna işaret etmiştir. Müşahitlere göre, Yüksek Adalet Divanı

"Üyelerinden Frankfurter rmitevaffa 'Başkan RooseveltVn dış siyaset mesele­leri hakkındaki fikirlerine tam raaaıa-aiyle vaikıf olması dolayısiyle dün ak-şaımıki' konferansa .iştirak etmiştir.

12Majfis 1952

—Washlngiton:

New - York Valisi Thomas Dewey, dün [buradaki konuşmasında General Eisen-■hover'den sitayişle bahsederek demiş­tir ki :

^General 'Eisenho-vver, hürriyetimizi mu­hafaza edeceık yegâne şahsiyettir. Ge­nerali, dünya mes el el erini iyi ve yakın­dan tanımaktadır ve Başkanlık için bü­tün vasıfları haizdir.

13Mayıs 1953

—Washinıgiton :

İEmin bir kaynaktan öğrenildiğine göre ^Başkan Truman, petrol endüstrisindeiki HıtiJâf süratle neticelenmediği takdirde bu anT-£şm.azhğı halletmek üzere Taft -Attlee kanununa !h aş vuracaktır. Bu ka­rarın daha geçen h:rfta düşünüldüğü, fa­kat ücretleri tâyin komitesinin bugün yapacağı toplantı neticesine intizaren geri bırakıldığı saantoaktadır.

D:ger taraftan Petrol Endüstrisi İşçileri Sendikası Başkanı T, Kaıiıght, Washing-ton'a gelişinde beyanatta- bulunarak sendikalarım istedikleri mukavele akde-dilinceye kadar grevin, devam edeceğini söylemiştir.

General Eisenhower, Ayan Meclisi Si­lâhlı Kuvvetler Komisyonu Başkanı Rİchard iRussel'e ıgönderdiği cevabı telgraf­ta, yabancı memleketlere tashsîs edile­cek yardım programının yeni her hangi :bir kısıntıya taibl tutulmasının Avru­pa'da çtfk derin tepkiler yaratacağını T>elh't'mekte ve 'bunun Ameritka'nın doSt-îurmı sukutu hayale uğratacağını ve biJâkİs düşmanlarını da ce&aretîedire-ceğini işaret eylemiştir.

Richard R-ussel, daha önce -General Ei-s&nhower'e gönderdiği bir telgrafta ya-toanci memleketler için ayrılan tahsi­satın hür dünya savunmasınıntesisi İçin 'kâfi gelip gelmiyeceğini sormuştur. General E!senhower'in bu telgrafa ver­diği cevap dun geç vakit alınmış ve bi­lâhare yayınlanmıştır.

General EisenhoAver, yabancı -memleket­lere yapılacak yardım programının 1.000.000.000 dolarlık kısıntıya taıbi tu­tulmasının dahi .birçok güçlükler mey­dana getireceğime işaretle :

«Dalia büyiifk kısıntılar yapılacak olur­sa Avrupa'da çok daJıa önemli güçlük­lerle karşılaşılacaktır» demektedir. General Eisenhower, yabancı memleket­lere yapılacak yardımın yeni bir kısın­tıya tabi tutulmasının müşterek emni­yete 'mühim surette tesir edeceğr'ni be­lirterek şöyle devam etmektedir : «Bütün ümidimiz, hür dünyanın yakın bir gelecekte kendi kendini müdafaa edecek bir duruma 'gelmesi ve böylece askerî ve diğer Amerikan yardımlarına olan ihtiyacının hafifletilmesidir.

General Eisenhoweı bu telgrafında Av­rupa emniyetine doğru çok müspet ve verimli 'adımlar atıldığına da ayrıca işaret etmektedir.

—Washington :

Kore'de Türk Tugayında hizmet etmek­te i'ken yaralanan ve halen George Was­hington Üniıversitesinde tedavi edilmek­te olan dört Türk g;azisinin kısmen iyi­leşme yolunda oldukları bugün kendile­rini tedavi etmekte olan doktorlar ta­rafından bildirilmiştir.

Yaralılardan biri olan Yüabası Kâmil Güney'in gelecek ay yurduma dönebile­ceği sanılmaktadır. Fakat diğer üç ya­ralı olan Teğmen Kemal Kumu ve Çiftçi ile Gedikli Müzekker Yonar'm daha bir kaç hafta hastanede Ikalmalan gerek­in ektedir.

Dört yaralı da hastanede gayet iyi ba-foakılmakta ve kendilerini her gün Washinıgton'da!ki Türkiye Büyük Elçili­ği memurları ziyaret etmektedirler.

14 Mayıs 1952

—San Francisco :

General Ma<tthew Ridgway, bugün bu­rada yaptığı 'basın toplantısında ezcüm­le şöyle demiştir :

«Her ne kadar .müttefikler Uzak Doğu­da tecavüzü geri püskürtmekle ilk vazi­felerimi fiilen tamamlamış iseler de Bir-leşmiş {Milletlerin Kore mütareke mü­zakerelerine iştirakten başka bir ş:kkı seg'melk için pek az imkânlar vardı: Ya müzakerelere girişecek yahut da redde­decektik. Tercih açıkça meydandadır. Birleşmiş Milletler, askerî kuvvetler Kore'yi birleştirmeğe değil, ıbu bölgede sulhu iade i'çisn ■vazifelendırmişlerdir.

Kore'nin askerî kuvvet eliyle birleştiril­mesi yolunda hiçbir teahhüdde bulun­muş değilim.»

Duraklama halinde olan mütareke gö­rüşmelerinin seyri hakkında fikri so­rulan General şöyle demiştir :

«Bu hususta önceden bir şey kestirip söyliyemem, çünkü Öte taraftan ipleri oynatan insanların zihinlerinden geçen­leri okumama iımkân ydk. Koje adasın­daki komünist harp 'esirlerinin kalkış­tıkları hareketin elbette mütareke mü­zakerelerine tesiri olacaktır.

Mütareke müzakereleriyle sullh elde edi­lemezse lîahabat Birleşmiş Milletlerin değildir.

— Washiington :

ıDün akşam buradaki Millî Basın Kulü­bünde toplanan Amerikalı ve yabancı gazete muhabirleri önünde seçim kam­panyasını açaraJk beyanatta 'bulunan Averell Harriman şunları söylemiştir :

«Birleşik Amerika Oumhurbaşk'anlığma, adaylığımı koyuyorum, zira bu vazifeyi derimde edebilecek en muktedir Ameri­kalı olduğuma eminim. Barışı İsteyecek derecede savaş gördüm. Değir hiçbir Amerikalının sahip olmadığı milletier-arascı en büyük tecrübeye malikim. Ve önümüzdeki 10 yıllk devre zarfında ■memleketimizin iç ve dış siyasetinin birbirine ayrılmaz .bir şekilde bağlı bu­lunacağına ■eminim.»

Dış siyaset konusunda Karşılıklı Gü­venlik Teşkilâtının İdarecisi 1952 -1956 yılları arasında Amerikan Hüküm etinin ittihaz edeceği hareket hattına kanaa-tince ilham kaynağı olması icap eden ana prensipleri izah etmek İçin Mosko­va'da 'Birleşik Amerika Büyük Elçisi olarak bulunduğu müddet zarfında edin-

image008.gifdiği tecrübeden geniş ölçüde faydalan­mış ve sözlerine şöyle devam etmiştir :

«Kremlin, yalnız 'kuvvete inanır. Krem­lin ile işbirliği yapabileceğim.zin müm­kün. oJup olamıyacağını bilmiyorum, fa­kat bildiğim birşey varsa o da -dünya ne kadar kuvvetli olursa olsun Kremlin tahriklerine o nispette az teşebbüs ede­cektir.

Müttefiklerimize olan yardım ve destek politikamıza gelince bu siyaset devam etmeli ve hiç olmazsa daha iki yıl geliş­melidir. Kendilerini müdafaa etmek ar­zusunda bulunan müttefiki erimiz e silâh vermeği reddetmek ve her hangi 'bir mütecavize karşı savaşmamak imti­yazını genç Amerikalılar için bir hak olarak tanımak infiratçılık zihniyetinin cidden son haddi demektir.»

Demokrat Partinin Cumhurbaşkanlığı adayı, karşı parti liderlerine hücum et­mekten geri 'katmamış tır. General Ei-senhower hakkında Harriman, sadece şunları söylemiştir :

Askerî sıfatına saygı gösterdiğim Ge­neral, Cumhuriyetçi Parti şefleriyle mutabık bulunduğunu alenen beyan et­miştir, Beınece 'bu 'demektir ki, -kendisi her türlü terakkiye, sosyal gelişmeye, müşterek güvenliğe muarızdır. Gene bence bu demektir iki, kend^i 1952 yı­lında Birleşik Amerika Cumhurbaşkan­lığına seçilecek kabiliyette değildir.» Harriman, beyanatına son verirfcen kendisinin sadece Cumhurbaşkanlığına aday bulunduğunu ve «mağlup olduğu takdirde başka hiçbir vazifeyi kabul et-miyeceğini açıklamıştır.

— Vaşington :

Resmî Amerikan şahsiyetleri tarafın­dan bug"ün .bildirildiğine göre, Sovyet Rusya bilhassa kargaşalıklar çıkarmak üzere yetiştirilmiş komünistleri Batı Almanya Hükümeti aleyhine kıyamlar tertip etmeğe teşvilk etmekle tehlikeli bir yol üzerinde yürümektedir. Bu şahsiyetler tarafından belirtildiğine göre, kızıllar tarafından yapılan, kışkırt­malar ve yeni bir Berlin ablukasına yol açacak yeni Sovyet tedbirleri Sovyet­lerin, Batı Almanya'nın bu ay sonunda Atlantik Paktı imzacı devletleri ile bir

'Savunma Paktı imzasına mâni olmak için yeni bir harbi göze almağa niyet-lendiği-ni göstermektedir. Mamafih bu­radaki resmî şahsiyetler Sovyet Rus­ya'nın, bu sırada bir dünya harbi açaca­ğını sanmamaktadırlar.

Bununla beraber, komünistler Batı Al­manya'da karışıklıklar çıkarmakta hayli İleri gitmektedirler. Çünkü bundan hu­sule gelecek bir ig harp Batı ile Doğu arasında bir harp şeklini alabilir.

Bu hafta Moskova Radyosunun Alman meselesinden endişeli ifadelerle bah­setti tesbit edilmiştir. Diğer bir yayı­mında Rus Radyosu Rus halikına hitap ederek Almanya'daki vaziyetin harpten beri şimdiki kadar had bir dev­reye girmemiş olduğunu bildirmiştir.

Yine mezkûr radyo tarafından belirtil­diğine göre Batılılar tarafından Alman­lara yapılan yardımlar şimdi öy'.-e bir vaziyet yaratmıştır 'ki, Alman mesele­sinin herhangi bir surette halli lâzım gedmektedir. Ya Avrupa'da barış koru­nacak yahut Batı Almanya'da yeniden harp patlak verecektir. Diğer taraftan haber verildiğine göre Acheson ve Batı­lı liderler Sovyet peykterinin protesto­larına aldırış etmeden Batı Almanya ile anlaşmalar imzası için bu ay sonunda Avrupa'da, toplanmağa hazırdırlar.

— Washington :

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Dean Acheson bugün yaptığı ti asın toplantı­sında katî bir ifadeyle şunları söylemiş­tir :

«Rusya dâhil herikes Birleşik Amerika'­nın Berlin'de kalarak bu şehrin Batı bölgesi menfaatlerini ikorum&k azmin­de olduğunu bilir».

Bir suali cevaplandıran Acheson Fransa ile İngiltere'nin de bu fikri paylaştıkla­rından hiç şüphe edilmemesi gerektiği­ni söylemiş ve geçmişte olduğu gibi ge­lecekte de vaziyetin aynı olmaması İçin' hiç bir sebep yoktur, demiştir.

Acheson basın toplantısında, aynı za­manda, Avrupa'da Fransa D:sş'ş'.eri Ba­kam Robert Schuman ve ingiltere Dış­işleri Bakam Anthony Eden ile görüş­meler yapacağını ifade etmiştir.

image009.gifimage010.gifBirleşik Amerika'nın takip ettiği dış si-

yisetin -hür dünyayı korumayı ve bu böl­gede içtimai ve siyasi sahalarda müspet adımların atılmasını 'gaye edindiğini be­lirten Acheson sözlerine devamla demiş­tir 'ki :

sBirleşik Amerika'nın sarfettiği bütün gayretler hatibe sebebiyet verecek hâdi­seleri ortadan kaldırmağa matuftur». Hür dünyanın almış olduğu tedbirlerin Kremlin'in kararları üzerinde mühim rol: oynamış olduğu şüphesizdir.»

—Washington :

Birleşik Amerika Müşterek Kurmay He­yetleri Başkanı General Oraar Bradley, dün akşamki konuşmasında dünyanın herhangi bir yerinde Kore'dekine ben­zer "bir tecavüzü önlemek için hava kuv­vetlerinin çok mühim rol oynayacakla­rını ıbelirtmiş ve bunları 'kara ve deniz kuvevtleriyle desteklemenin de şart ol­duğunu söylemiştir.

Omar Bradley, Birleşik Amerika'nın ya­tın toir gelecekte dünyanın en mühim hava 'kuvvetine sahip olmasının gerek­tiğini söylemiş ve atom silâhları saha­sında üstünlüğü bırakmamak için Ame­rikan halkının elinden geleni yapmasını istemiştir.

Omar Bradley, bu şekilde hareket ede­rek sulha hizmet etm'.ş oluruz ve hepi­mizin aradığı, ümit etiği sulha kavuşu­ruz, diyerek sözlerine son Yermiştir.

18 Mayıs 195)21

—>New-York :

Son günlerde yayınlanmış olan istatis­tiklere göre, .çocuklara yardım b-eynel-müel para fonunun .gıda faslından halen üç -buçuk milyon çocuk faydalanmakta­dır.

Yardım gören bu çocuklardan: 400.000 i Arap mültecileri arasında, 100.000 i fcu*-rak'ıMan çok zarar gören Brezilya böl­gelerinde, 75.000 i Hindistan'da, Mad-ras'ta, 340.000 i Afrikada'dır.

Bunlardan başka, bu teşkilât, hemen (hemen 59.000.000 çocuk ve genci verem hastalığından, 20.000.000 u sıtmadan, 23.0CO.OÛO u da frengi ve deri hastalık­larından muayene ve tedavi ettirmistia:.

20 Mayıs 1952

—ı Washington :

Atlantik Paiktı Kuvvetleri Başkomutan­lığınatâyin edilmiş bulunanGeneral ■ :Matthew Ridgway, dün mahallî saatle 18 de 'buraya gelmiştir. Generali ihava alanında Birleşik Amerim kaBaşkanYardımcısı AlbenBarkley, Savunma Bakanı Robert Lovett, Birle­şik Amerika Kurmay Heyetleri Başkanı GeneralOmar Bradley karşılamıştır.

—Washington :

Karşılıklı Güvenlik Bürosu Müdürü ve aynı zamanda Demokrat Partinin cum­hurbaşkanlığı adayı Averell Barrlman, dün. bir demeç -vererek: Bszı kimsele­rin menfaati için» Kongreyi yabancı memleketlerden Birleşik Amerika'ya yapılacak ithalâta, mâni olmak husu­sunda tahrik edenleri şiddetle tenkit et­miştir.

Dün burada açılan «dünya ticaret ihaf-tası» münasebetiyle verdiği tou demeç­te 'Harriman, 1949 yılında Amerika ti­caretinin yüzde 6 nispetinde yavaşlama­sı neticesi yabancı memleketlerden ya­pılan ithalâtın da yüzde 20 den fazla ibir nispette azaldığına işaret ederek şunları söylemiştir :

«Bu vaziyet gösteriyor ki, Amerika'nın mubayaalarmdaki en ufak bir değişik­lik bize mal temin -eden memleketlerin iktisadî hayatlarında muazzam tesirler yaratabilir. Birleşik Amerika'nın mâruz Ikalacağı bir iktisadi buhran, Sovyet ida­recilerinin ei aziz hayallerinin gerçek­leşmesi demek olacaktır. Birleşik Ame­rika'da iktisadî bir inhitatın vukua gel­mesi Rusları bizimle -birlikte hür dün­yanın diğer -memleketlerini de aynı su-lîut içersine siirü!kieyeceğ:aı:z zcbabı-na 'kaptıraibilir. Böyle bir vaziyette de ıSovyetler her tarafta, sızma suretiyle tecavüz ve istilâ voliyle yerleşebilecek­lerdir.

alı Mayıs 1952

—Vaşington :

Bugün burada yaptığı basın toplantısın­da, eski Uzak Doğu Başkomutanı Gene­ral Ridgway yeni vazifesi hakkında so­rulan 'bir suaCe oevap ol-arailt şöyle de­miştir :

Fikrimce bugün yeryüzünün en büyük dâvasının 'hizmetinde vazife görmök be­nim İçin en üstün bir şeref ve mazhari­yet olduğunu ifadeden başka söyliyeeefe bir sözüm yoktur.»

Birleşmiş 'Milletlerin mikrop harbine .gi­riştiklerine ve harp esirlerine karşı gay ri insani muamelelerinden dolayı da suçlu olduklarına dair komünistlerin ile­ri ısürdükieri iddiaları tekrar yalanlayan General Ridgway: «.Bütün Ibunlar düpe­düz yalandır.» demiştir. General Rird,gway sözlerine şöyle devam etmiştir :

«Kore anütareke müzakerelerinin neti­celeri hakkında her hangi bir fikir yü­rütecek değilim. Komisyonların ne su­retle hareket edeceklerini bilemem.

Esirler meselesine /gelince 'komünistliği reddeden ve geri dönmek istemeyen harp esirlerini -komünistlere iade husu­sundaki red kararımızın doğruluğunda hiç şüpîıem yoktur. Medeni insanların bu esirleri kızılların gazap ve Öldürücü hışımlarına teslim edebileceklerini hav­salam almıyor .

Kore'de Sovyet faaliyetlerine gelince, Birleşmiş Milletler Pan 'Mun Jum'da ■mütareke (müzakerelerinde buluuurken, Sovyetler, Uzak Boğu'da hava kuvvet­lerini artırmışlar, bir yeni (hava. mey­danlarını ikmal, eskilerini islah devresi geçirmişlerdir. Aynı zamanda 'komünist­ler, askerî kudretlerini, artık kendilerine daha geniş Ö'çüde taarruz kabiliyeti sağlayacak bir noktaya kadar 'geliştir­mişlerdir. Msımafİh, .Birleşmiş Milletler Kuvevtlerinin, her hangi bir komünist tecavüzünü karşılasak kudrette olduk-alrma güvenim vardır.»

m Mayıs 1952

Başkan Tınman 'bugünkü basım toplan­tısında mahkeme veya kongrenin, elin­deki, icap ettiği zaman her türlü sana­yie el koymak selâhiyetini kaldıramıya-cağmi sandığını söylemiştir. Kore meselesi hakkında General Ridg-way Kore durumunu herkesten daha iyi bilen bir bir insandır diyen Başkan, ■ga­zetecilerin «faakt Generalin bu husus­taki düşünceleriiyimserdeğil,buna

ne dersiniz sualine karşı, mütalâa beya­nından kaçınmıştır..

- - Veşinıgton :

Kongrenin müşterek oturumunda İzahat veren General Ridgway, beyanatı sıra­sında [Kore'deki askerî harekâtın ida­resi, mütareke müzakereleri ve Ameri­ka'nın Japon Hükümet halkı ile olan münasebetlerini-ana hatlariyle anlat­mıştır.

26 Aralık 1950 de .Sekizinci Ordu komu­tanlığım devir ve teslim1 aldığı s:rada. Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin zayıf­lamış durumunu mütal-ea ve teşrih ile söze başlayan General Rİdgway ezcüm­le şöyle demiştir:

«Yeni vazifemi! devraldığımda, bu Bir­leşmiş Milletler Ordusunun, yedi Ame­rikan tümıen'-nden üçünü cephede kuv­vetçe tükenmiş bir halde bu'dum. 135 millik bir cephede, -bu tümenlerden yal­nız ikisi temas hattında idiler. Bu 'ge­niş cephenin geri kalan kısmı Kore cumhuriyetçi ordusu, bir îngiliz bir de Türk alayı tarafından müdafaa edil­mekte idi. Koreli tümenler de asker ve teçhizat bakımından kifayetsiz bir hal­de idiler. Aşırı d&recede azalmış olan topçu birlikleri ve diğer kuvvetler de altı ay evvel yemiş oldukları darbele­rin izleri hâlâ görünmekte idi. General Rirgway, komünistlerin Seu''ü tekrar ele geçirmek İçin sene başı ari­fesinde girişmiş oldukları büyük taar­ruzu anlatmaş ve sözlerine şöyle devam etnriştir:

Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin geri çekilmeleri ve Han 'Nehrinin Güneyinde tâli hatta yerleşmeleri gayet az csn ve -malzeme kaybı ile başarılmıştır.

Sekiz'aıci Ordu 25 Ocak .1951 de ilk ağır hareketli ve ayarlı taarruza başlamış ve Mart sonlarına doğru da vaziyete hakim olduğunu görmüştür. Elden gel­diği kadar, Birleşmiş Milletlere men­sup .her askerin hayatını korumak yo­lunda .titizce bir itina gösterilip ve de­niz ve havadan yapılan muazzam yar­dım ve desteklemeler sayesinde Seki­zinci Ordu Nisan ortalarında; .38 inci arz dairesinin Kuzeyindeki muharebe hattına varıncaya kadar ilerlemelerine devametmiştir. Bunu takipeden altı hafta zarfında da General Veb Floet'in üstün muharebe meydanı liderliği sa­yesinde Sekizinci Ordu düşmanın İki büyük taarruzuna daha durdurmuş ve akamete uğratmıştır. Arkasından, yine deniz ve hava kuvvetlerinin muhteşem ys.rdımlar:y.!e mukaıbiî taarruza geçen Sekizinci Ordu geçen Kasım ayma ka­dar harekâtına devamla, bugün bulun­duğu noktaya gelmiş bulunmakta ve kendisine verilecek her hangi hir vazi­feyi yapmak kudretinden emin ve per­vasız bir halde beklemektedir, Türk, ingiltere Milletler Topluluğu, Ko­reli, Yunan, Hindli, Fransız, Belçikalı, Hollandalı, Filipin'-i, Lüks emb ur glu, Da­nimarkalı, İsveç, Norveçli, Kolombiyalı, İtalyan ve Amerikan askerlerinden te­şekkül eden Sekizinci Ordu bütün as­kerlik tarihine ssdalks.t, yiğitlik ve iş­birliği örneği olarak geçmiş bulunmak­tadır.

Birleşmiş Milletler Komutanlığının Ko­re'de hem mikrop, (hem, de gaz harbine giriştiğine dair komünistler tarafından ileri sürülen iddialara 'temas eden Ge­neral R:r.gway şöyle konuşmuştur: «Defalarca alenen belirttiğim gi'bi, bü­tün bu iddiala.r yalandır, sahtedir. Bir­leşmiş Milletlerin birlikleri, hiç biri, hiç bir seki'de ve hiç bir zaman ne mikrop, ne de gaz teullanmamıştır.»

25 Mayıs 1932

Dış'şleri Bakanı Dean Acheson, 9 Ma­yısta Ayan Meclisi Silâhlı Kuvvetler Komisyonu yabancı memleketlere yar­dım programım müzakere ettiği sırada verdiği ve komisyonca dün açıklanan ^beyanatında, Avrupa Ordusunun kuru­luşunu binlerce yıldanberi gerçekleştiri­len en büyük 'iş diye vasıflan dır mıştır. Dış'şleri Bakanının, Avrupa savunma kuvvetlerinin Alman tümenleri de da­hil olmEİk üzere teşekkül tarzının iza­hından sonra Ayan üyelerinden John Stenn's Bakandan bunun bir gerçek olacağına inanıp inanmadığını ve Bonn Hükümetinin bu fikri millete kabul et­tirip ettirmiyeceğini sormuştur.

Acheson cevaben şöyle demiştir : «Bunun bir gerçek olduğunainanıyo­rum.BaşbakanAdenauer'de bu fikri

Alman milletine -kEibul ettireceğine gü­veniyor. Sovyetler Birliğiyle teati edil­mekte olan notaların gizlediği mana budur. Sovyetlerin maksadı gerçekleş­mekte olan bu vakayı geciktirmektir:».

127 Mayıs 1952

—New-York :

General Ridgway'i Avrupaya götürmek­te olan uçaMa kendisine eşi, oğlu, ya-veriy.e eş; ve aynı zamanda «Buffalo Oourrier Express» Gazetesinin başya­zarı refeıket ■etmcfkt-ed''r. Genera-, Uçağa binmeden önce siyasi mahiyette her türlü beyanatta bu'un-rnağı reddetmiş ve sadece «b,ir karar almadan önce umumi 'durumu gözden geçireceğin'.» teyid eylemiştir. Generali ufağın kapısından girerken: «yakında tekrar döneceğimi ümit ediyorum.» de­miştir.

—Washington :

Ayan Meclîsi Dışişleri KomiisyoEU Baş­kanı Tom Connally dün Ayan Meclisin­deki konuşmasında yabancı nremleket-lere yapılacak yardımı şiddet'e müda­faa etmiş ve üçüncü dünya harbinin Ön­lenmesi bakımından bu yardımın ehem­miyetini belirtmiştir. «Memleketin emniyetini tehlikeli duru­ma düşürecek bir tasarrufu kabule ya-naşamayız» diyen Tom Connally sözle­rine şöyle devam etmiştir : «Eğer tasarrufa bu kadar düşkünseniz 6 milyar 900 milyon dolarlık yardım programını da kabul etrrey'niz ve son­ra da: 6 milyarlık tasarruf daha yap-tuk» diye övünebilirsiniz, bu suretle dün­ya kolayca belâsını buîur.» Daha sonra söz alan Cumhuriyetçi derlerden Styles iBridges yardım prog­ramını tenkid ederek Birleşik Amerika'­nın müttefiklerini müdafaa eden yegâ­ne millet olduğunu ve taşıdığa yükün pek ağır bulunduğunu belirtmiştir. Ayan Üyelerinden Aîex3nder Smith, Tom Connaly'yi müdafaa eden ve des-tekliyen tek Cumhuriyetçi üye olmuştur. Alexander Smith 6 milyar 900 milyon dolarlık yardımda yapılacak her kısın­tının Batı Avrupa müşterek emniyetine büyük bir darbe İndireceğini söylemiş­tir.

4 Mayıs 19S2

—Tahan,:

Petrol endüstrisinin devletleşıtirilmesin-denberi ilk defa olarak bir yabancı ge­mi Abadan'a gelmiştir. Bu gemi 30 Ni­samda 40 ton mazot yükliyen «Savico» İtalyan gemisidir.

13 Mayıs 1053

— Tahran :

Başbakan Musaddılk, Iran Petrol Karına Komisyonunu, Daıhaye seyahatinde ken­disine refakat etmeğe davet etmiştir. Bu daveti kabul etmek istemeyen Ko­misyon, sadece bir Ski az asının müşavir sıfatiyle Başbakana refakat etmek is­tediğini ceva.ben biMimniştir.

26 Mayxs 19S2î

— Tahran :

İran Parlâmentosu PetrolKomisyonu,

tali.satış komitesi beş senede 3 milyon ton petrol satmak üzere, Hsmi 'bildiril­meyen bir Amerikan finma&iyle bir mu­kavele imzalamıştır.

38 Mayıs 19S2

— Tahran :

Başbakan Musaddık, bu sabaüı saat 3,50' de uçakla Lahaye'^ hareket etmiştir. Re­fakatinde 13 'kişi bulıuumaktadiT. Mu-saddıik, Amsterdam tarikiyle Lahaye'e gitmektedir.

Nümayişçilerden korunmak içün başba­kan 24.45 te uçağa binmiş bulunuyordu. Millî cephe siyasi .teşekkülüne mensup-kalabalık 'bir grup Başbakanı uğnrla-mıştır.

Gerek îıava alanınaı giden yol boyunca, gerek îıava alanında fevkalâde emniyet tedbirleri aJsnmıstır.

image011.gifİran'ın dâvası...

Yazan : Cumhuriyet.

30 Mayıs 1952 .taırihHii Cınmlıuriyet'-ten a

Komşumuz îran Hükümetinin toihuzur Başvekili Doktor Musaddık iiti gün ev­vel Lahaye'e müteveccihen İstanbul'dan geçti ve memleketimizde yerleşmiş İran kolonisinden hava meydanında kendini selâmlamağa gelmiş olanlara dâvaları­nım kuvvetinden emin okluğunu söyledi. Bilindiği gibi İran'da Petrolü Millîleştir­me Kanununun kaJbul ve tatbiki üzerine cAibadan» ismindeki dünyanın en mü­him petrol sanayi merkezi faaliyetini tatil etti. Orada çalışan İngilizler İran'­dan çıkarıldı. Tasfiyehanelere el kondu ve haük tabakalarının millî hisleriyle kuvvetlenmek isteyen hükümet bu his­lerin tazyiki karşsmda hiç bir îngilizle, hattâ hiç bir yabancı ile İran petrolla-rinin işletilmesi hakkında müzakereye girişemedi.

İran bütçesi petrol işinden senede 400 milyon Türk lirası kadar bir gelir temin ediyordu. Hükümet bundan mahrum (kaldı. Petrol sanayiinde 'çalaşan binlerce 'İranlı İşsiz kaldı. İngilizlerin İranda ça­kışmaları yüzünden olan ekonomik hare­ket de durdu.

îran gibi ekonomisi zayıf bir memleket­te bu şartlar büyük sıkıntı doğurmağa namzet idi. Öyle de oldu. Halk ve hükü­met çok sıkıntıya düştü. Her ikisi de bu sıkıntılara kahramanca göğüs gerdiler; fakat bu iş nihayet bir hayat memat dâ­vası olduğundan İran Amerika'ya baş-vudu Beklediği İktisadi muzahereti gö­remedi.

Bütün bu işler olurken Igilizler petrol rol ihtilâfım Beynelmilel AdaletDivanına verdiler. İngiltere İran ile doğru­dan doğruya müzakere yoliyle işi hal­letmek tarafını tercih ettiğinden bu dâ­va gecikti ve nihayet şu günlerde hâ­kimlerin önüne (kondu.

Petrol dâvasmda kimin haklı, kimin (haksız olacağı Lahay'e mahkemesinin karariyle meydana çıkacaktır; fakat bu, işi halletmiş olmıyaeaktır. Çünkü ibu ikararlann amelî sahada müeyyidesi yok ıgibidir. İstanbul'dan geçerken pet­rol ihtilâfında Lahay'e mahkemesinin salâhiyetsizliği tezini ileri süren İran Hükümeti sözcüsünün ifadesinde dâva neticesinde ümitli olduğunu gösterir bir eda sezemedik.

İran'da bir sıra suikastlerle kanamış olan petrol dâvasını ancak hisse kapıl-anıyan bir muhakeme ve ne istediğini bilir bir kafa ve bunları tatbik edecek edecek kuvvetli bir el halledebilir. Or­ta. Şark memleketleri gibi gevşek bıra­kılınca sokağa ve ayağa düşen politika cereyanları eğer kanallaştırılamazsa, memleketleri felâkete sürüklemek mu­kadderdir.

iran'da petrol işi de maalesef böyte ol­muştur. General Razmara'nm katliyle (başlayan zorlu v kanlı vasıtalar, bu memleketi korkusuzca Mareye imkân vermiyecek mahiyet almıştır. Dün îs-tanıbul«dan Lahay'e giden İran heyeti­nin en nüfuzlu uvzu, Fatimî böyle bir suikasdin henüz yara berelerini taşı­maktadır.

işin hazin tarafı şudur ki sonradan ya­pılan ifşaata göre G-eneral ftazmara'ya, katlinden biraz evvel İngilizler, petrol hasılatının yarı yarıya taksimini sağla­yanbirmukaveleteklüf.etmişlerdir.

Merhum general kim. bilir ne sebeple bunu efkârı umumiyeye bildirmeden öldürülmüş ve ondan sonraki hâdiseler artık hiç bir hakikatin ilahına müsaade etmemiştir.

Bugün İran, 'hayatı siyasiye ve Üktisa-diyesinin .çok mühim feir noktasındadır. Başvekil Musaddık'ıın mutedil ve makul kararları îm memleketi bugünkü müş-kül durum'dan kuntara'bBir. Aiksi lise îran'daiL öksik oluniyaaı 'kızıl 'Unsurlarınyağ1 sürer. iBelJki de tou mem­leketi Demir Perde gerisine atar. Temennimüz dost ve komşu memleketin beynelmilel anlaşmaşlikl arı hissiyata ve ifrata kapılmadan hale muvaffak ol­masıdır.

14 Mayıs 1952

— Bağdat :

Irak petrol hisselerinden Türkiye'ye isa­bet eden hissenin tesbiti için Türkiye ile Irak arasındaki görüşmelere Türkiye adma İştirak edem Türkiye Maliye Ba­kanlığı Müşaviri Cahit Kayra bu sabah uçakla Ankara'ya, hareketetmiştir.

Bu hususta France Press Ajansına de­meçte bulunan Türkiye'nin Bağdat Orta Elçisi Apak, Cahit Kayramın hususi se­bepler dolayısiyle Türkiye'ye gittiğini söylemiştir.

Cahit Kayra, Kıral Naibi Abdülilah ile birlikte Avrupa'da [bulunan Başbakan Nuri Sait Paşa 'Bağdat'a avdet ettiği va­kit Ankara'dan ıburaya dönecektir.

Irak petrollerinde Türkiye'nin hissesi ve bundan elde ettiği gelir Sıkakında fikri sorulan Orta Elçi France Press Ajansı muhabirine, kanaatince bu meselenin hig bir güçlük göstermediğini söylemiş ve bunun 1926 İngiltere - Irak Türkiye Üç-

lü Anlaşmasiyle başladığını, Anlaşma­nın, 1931 de işletmenin, başlamasından hesaplanmak üzere yüzde om gelir tedi-y esiyle Musul bölgesinin Irak'a terkini tasvip etmiş olduğunu ve müddetinin 25 yıldan ibaret bulunduğunu tasrih eyle­miştir.

Öteyandan Bağdat Hükümeti Türkiye hissesinin hesaplanma tarzının tahsisen Irak Petrol Şirketi ile Irak Hükümeti arasında anlaşmada tesMt olunan öde­me şekilleri esasına bağlı bulunduğu ka­naatini izhar etmekte ve fou anlaşma­nın son günlerde iki taraf arasında tadi­li neticesinde Irak hissesinin yüzde 50 nispetinde tesbit olunduğ'uinu, Irak Pet­rol Şirketinin de kazancının bu suretle fazla rüsumdan ileri geldıiğini (kaydey-lemektedir.

Bu meselelerin Ankara bakımından ar-zettiği ehemmiyet. Irak'ın 1951 -1956 devresi içindeki petrol istihsaüindeaı el­de ettiği gelirin yeni .anlaşmaya göre 175 milyon İngiliz lirası olarak hesap­lanmasından ileri gelmektedir.

1 Mayıs 1952

— Kahire :

Toplantı ve nümayişleri -meneden sıkı yönetimin ilânından 'beri ilk defa ol­mak üzere, Veft Partisine mensup 300 kadar genç dün gece toplu halde Baş­bakanın evine gidereik Hilali Paşa le­hinde tezahüratta 'bulunmuştur. Gençler: Yaşasın Hilalî Paşa, fazilet sahibi adam, kurtuluş ve temizlik gü­nünü bekliyoruz, diye bağırmışlar ve Hilalî Paşa da balkondan kalabalığa görünmüştür.

3Mayıs 1952

—Ismailâye :

Süveyş Kanalı bölgesinde iki aydanberi sükûnet hüküm sürmektedir. Bir İngiliz askerî sözcüsünün anlattı­ğına göre 'bütün bölgelerde durum ga­yet -memnuniyet vericidir. Tabii hayat yavaş yavaş avdet etmektedir. İngiliz kıtaları tedhişçilerin giriştikleri müca­delelerle sekteye uğramış bulunan ımû-tad talimlerine devam eylemektedirler.

4Mayıs 1952

—Kahire :

Dün öğleden sonra çıkan gazetelerde görülen ilk tefsirlerden anlaşıldığına göre, dün resmen Mısır Hükümetine ve­rilen ingiliz tekliflerinin reddi için açık­tan açığa bir meyil görülmektedir . «El Mokattam» Gazetesi, iyi bir kay­naktan aldığını bildirdiği bir habere göre, Londra görüşmelerinde Sudan Umumi Valisi Sir Robert Howe'nia nok-tai nazarı hakim olmuştur. Bu gazeteye göre, Sudan'ın kendi mu­kadderatına hâkîm olduğu tezi ingiliz tekliflerinde yeniden tekrarlanmıştır.

İngiliz Plâmnda yapılan yegâne değişik­lik, Mısır, Sudan ve İngiltere arasında üçlü bir konferans yapılmasına dair in­giliz Dışişleri Bakanlığı tarafından yapı­lan tekliftir.

«El Makattan Gazetesi bu hususta şunları yazmıştır :

—«Mısır'ın bu -gibi bir formülü kabuletmesi bahis mevzuu değildir.Bununla
beraber, Londraile'Kahirearasındamüzakere kapıları kesin olarak kapan­
mayacaktır.

«El Zaman» Gazetesi ide şunları yaz­maktadır :

—«Yeni İngiliz tekliflerinin reddi mu­hakkaktır.

Mısır bu husustaki kararını pek yakın­da bildirecektir.

Diğer taraftan, siyasi çevreler, Başba­kan Hilâli Paşanın, 10 Mayısta söyliye-ceği siyasi nutukta, halka İngiliz teklif­lerinden sonra vaziyeti, olduğu gibi bil­direceğini, sanmaktadırlar.

Aynı çevreler, şimdiki çıkmaza bir hal sureti bulunmadığı takdirde, kabinenin istifası ihtimali üzerinde durmaktadır­lar.

—Kahire :

Arap Birliği Genel Sekreterliği eski Şenik Kabinesi Nazırlarından Salah Bin Yusuf'tan bir nota almıştır. Salah Bin Yusuf bu notasında Arap memleketleri­nin Tunus'un Dünya Sağlık Teşkilâtı Avrupa Bürosuna ithalini isteyen Fran­sız talebine karşı harekete geçmeğe da­vet etmektedir. Eski nazır Tunus'un Dünya Sağlık Teşkilâtı Akdeniz Büro­suna ithalini talep etmektedir. Bu bü­ronun merkezi İskenderiye'dedir.

—Kahire :

Kral Faruk'un tahta çıkışıma 16 ncı ve (Kraliçe Neriman ile de evlenişinim birinci yıldönümünü kutlamak üzere ya-rm Saray dışında Abidin Meydanında bütün çocuklara bir helikopterden şeker veçikolata paketleri yağdırılacaktır.

Kral Faruk, Mısırlı ve yabancı şahsiyet­lerin tebriklerini .Sarayda kabuıl ede­cektir.

Kahire, İskenderiye ve diğer şehirlerde 'bütün binalar donanacak ve geceleyin de aydınlanacaktır.

6 Mayıs 195i2

—Kahire :

Başbakanlığa yakın resmî kaynaklar­dan öğrenildiğine g-öre İngiliz - Mısır ihtilafının halledilmesi hususundaki "bü­tün ümidler henüz kayıp olmamıştır.

Yeni İngiliz .tekliflerinin, Mısır'ın istek­lerini karşılamaktan çok uzak olduğu belirtilmekle beraber meseleyi Birleşmiş Milletlere aksettirmek için henüz erken olduğu ve müzakerelerin devam edebile­ceği gene aynı kaynaklardan bildiril­mektedir.

—Londra :

'Kahire'den akseden kuvvetli imalara bakılacak olursa Mısır Hükümetinin İn­giliz - Mısır ihtilâfım ortadan kaldır­mak maıksadılya Gazze'yi Süveyş Ka­nal bölgesinin yerini tutacak bir üs ola­rak teklif etmesi ihtimali vardır.

Gazze takriben 16 .kilometre genişliğin­de ve 64 .kilometre uzunluğunda Mısır­lıların Filistin harblerinde zaptettikleri bir toprak parçasıdır. Burasını işgal al­tında bulundurmak, Mısır Hükümetine, senede bir buçuk milyon Mısır lirasına mal olacağı tahmin edilmektedir.

'ingiliz askerî şahsiyetleri, Gazze'nin CKanal (bölgesi yerini tutacak bir üs ola­rak kabulü hakkında mütalâa beyanın­dan imtina etmişlerse de bu tasavvurun evvelce yapılan İngiliz - Mısır müzake­relerinde ileri sürdüğünü, fakat her se­ferinde reddedildiğini söylemişlerdir. Mamafihaynı şahıslar Gazze'nin strate­jik bakımdan .mükesmımıel bir mevkii, Türkiyeveİsrail'ekanalbölgesinden

çok daha yakın ve içinde boL su bulun­duğunu, yegâne engeli ağır masrafını teşkil ettiğini bildirmişler, bölgede li­man ve münakale yokluğuna işaret et­mişlerdir. Fakat Mısır, böyle bir teklif­te bulunduğu takdirde de İngiltere Hü-kümetmin mevzuu bir kere daha göz­den geçirmek ihtimali olduğu sanılmak­tadır.

11Mayıs 1952ı

—. Kahire :

Mısır Hükümeti, son İngiliz tekliflerini katî surette reddettiğini ingiltere'ye remsen yarın bildirecektir. Red sebeple­rini izah eden nota Londra'daki Mısır Büyükelçisi Aanr Paşa tarafından tevdi olunacaktır. Notanın bir sureta de aynı zamanda Mısır Dışişleri Bakanlığı ta­rafından Kahire'dekİ İngiliz 'Büyükelçi­si ıSir Ralph Stevenson'a sunulacaktır.

«El Ehram» Gazetesine göre,, Mısır Hü­kümeti bu son teşebbüsten sonra artık yeni müzakereler kabul etmiyeeeğinî bildirecektir.

İyi haber alan 'mahfillere göre, ' Mısır Hükümeti İngiliz tekliflerinin reddini resmen tebliğden sonra ittihaz edece­ği hareket hattını daha şimdiden tesbit etmiş bulunmaktadır. Aynı mahfillerde Lahey Milletlerarası Adalet Divanı her­hangi bir müracaat yapılmasının düşü­nülmediği ilâve olunmaktadır. Londra'dalki Mısır Büyükelçisi ile' Kahi-re'deki İngiliz Büyükelçisinin, .aynı za­manda geri çağrilmaln mümkün addo­lunmaktadır. Amr Paşa'nm diğer kor­diplomatik mensupları gibi Kraliçe EU-zabeth'e yeniden itimadnamesini takdim etmemiş bulunduğu gözden kaçmış de­ğildir, ingiltere Kral Faruk'un Sudan'a dair yeni unvanını tanımak 'istemediği cihetle Büyükelçi Sir Ralph. Stevenson yakında sıhhi sebepler dolayısiyle izin alacaktır. Bu takdirde fKahire'deki Bü­yükelçilik halen Büyükelçinin yardımcısı bulunan Maslahatgüzar Michael J. Creswell'e bırakılacaktır.

12Mayıs 1953

— Kahire :

Evvelce çıkan haberlerin hilâfına, Mı­sır - İngilizihtilâfı hakkında Mısır'ın

İngiliz tekliflerin© karşı verdiği cevap henüz ingiliz Büyükelçisi Sir Ralph Stevenson'a tevdi edilmiş değildir.

İngiliz Büyükelçiliği sözcüsünün bilgece bildirdiğine göre, Büyükelçi ile Başba-'kan Hilâli Paşa veya Mısır [Dışişleri Bakanı arasında bir mülakat yapılması hususunda herhangi 'bir vakit tâyin olunmamıştır.

Buradaki siyasi müşahitler Mısır'ın İn­giliz tekliflerini kabule razı olmadığı •gibi, görüşmelerin kesilmesinde de üstü­ne mesuliyet payını almak istemediği 'kanaatindedir! er.

Mısır, en son ileri sürdüğü tekliflerin derhal ve toptan reddedil'meslnıi önle­mek maksadı ile, İngiltere'nin Sudan'da görüşmek istediği meşruti ıslahatı geri bırakacağını ummaktadır.

16 Mayıs 19521

— Kahire :

Herkesin artık mutlak surette kesilmiş nazariyle baktığı İngiliz - Mısır müza­kerelerinin akıbetini mevzuubahs eden Mısır ıgazeteleri, Mısır'ın bundan böyle İngiltere'ye karşı takip edeceği hattı hareketin ne olacağını mütalâa etmek­tedirler.

El (Belağ Gazetesi, pasif bir mukavemet ihtimalinin belirtildiğini kaydetmekte­dir.

Diğer taraftan El Zaman Gazetesi, İn­giltere'nin, siyasi ve iktisadi sahalarda Mısır'a karşı mukabelebilrnisilde bulun­ması ihtimalinden bahsetmektedir.

El Zaıman Gazetesi, Ibu hususta şunları yazmaktadır:

«Kahire ile Londra arasında cereyan-eden müzakerelerde -kendililerinden ta­vassut teklifinde bulunan arabulucular, müzakerelerin inkıtaa uğramasının ne­ticelerinin Mısır için çok vahimi olaca­ğım takrar tekrar söylemişlerdir. Çün­kü, ingiltere siyasî sahada olduğu ka­dar iktisadi sahada da Mısır'a karşı tazyikte bulunmakta tereddüt göster-müyec ektir.

Mamafih Başbakan Hilâ,li Paşa gibi Dış­işleri Bakanı Abdülhalik Abdullah Pa­şa da, İngiltere'nin hareketlerinden do­ğan ıbütün mesuliyetleri kabullenmesi icap ettiğini bildirmiş bulunmaktadır­lar.»

— Kahire

Arap Birliği 'Genel Sekreteri Azzam Paşa Arap Birliği Konseyinin müstace-len toplantıya çağrılmasını bugün Mı­sır Dışişleri Bakanı Hassuna Paşa'ya teklif etmiştir. Tasrih edildiğine göre, bu davet Kuzey Afrika milliyetçi parti­ler temsilcilerinin. İsrarları üzerine ya­pılacaktır.

Filhakika eski Tunus Bakanlarından .Sa­lah Bin Yusuf, Fas istiklâl Partisi Baş­kanı Alal El Fasî ve Cezayir milliyetçi­leri adına da IGazi El Mekki dün Arap-Birliği Genel' Sekreterliğine müşterek bir nota vermişlerdir. Bu notada Kuzey Afrâka'daki durumun heyeti umumiye-sinin birlik konseyince iacele tetkiki is­tenmektedir.

Notada «Tunus Beyinin gözaltı edilmesi» ve «Cezayir Lideri Messali Hac'm mem­leket dışına şevki» meselelerile «Fas'da çıkan aVhim hâdiselerden» ıbahsedilmelk-tedir.

Mısır - İngiltere...

Yazan : Ahmet Şükrü Esmer.

26 Mayıs 1952 tarihli Ulus'tan :.

İngiltere ile Mısır arasındaki müzake­reler, içine 'girmiş bulunduğu çıkmazdan kurtulamamıştır. Bilindiği gibi iki an-îaşmazlık anevzuu vardır: 1 — Süveyş Kanalı 'bölgesindeki 'İngiliz askerleri, 2 — Sudan'ın vaziyeti. İngilizler, Süveyş ıbolgesinde 1936 yılımda imzalanmış olan Ibi randlaşmaya dayanarak 'durmakta­dırlar. Mısır, «Modası geçmiştir» diye bu andlaşmayı feshetmiştir. Sudan da 1899 da imzalanmış anlaşma ile Mısır'ın ve İngiltere'min «müşterek hükümranlığı» (Condominium) altındadır. Mısır ibu and-laşmaya rağmen Sudan'ı Mısır Kırallı-ğına bağlamıştır.

İngiltere Mısır'ın (bu te'k taraflı lıareket-lerini tanımamıştır. Çıkan anlaşmazlık derinleşmiş ve Vaft Partisi zamanında 26 Ooak Iı9;5r2 hâdiselerime yol vermiştir. Bu hâdisel&r üzerine de Vaft Partisi Kı-ral tarafından iktidardan uzaklaştırıl­mıştır.

Vaft'ın jgidişi İngiliz - Mısır görüşme­lerine yol açmıştır. İngiliz Hataları Sü­veyş'ten 'çekilmedikçe ve Sudan'ın Mısır tacına bağlandığı tanınmadıkça Nahas Paşa İngiltere ile görüşmeye razı değil­di. Halbuki ibu iki mokta üzerindeki Mı­sır görüşü kabul edilince, ortada görü­şülecek iş kalmıyordu. Bu şartlar altın­da Nahas zamanında İngiltere ile Mısır arasında bir anlaşmaya varılması şöyle dursun, görüşmelere 'girişmek 'bile müm­kün değildi.

Nahas Fasa'dan sonra önce Mahir son­ra da Hil'âlî 'Paşaların gelmesiyle müza­kere kapısı da açılmış oldu. Fakat bu müzakereler musibet bir netice verme­miştir. Zira her iki taraf da kendi görü­şünde ısrar etmektedir. İngiltere, bazı şartlara Ibağlı olarak Süveyş'ten asker­lerini geri .almaya razıdır. Fakat daha

/büyük zorluk Sudan meselesi etrafında-dır.

[İngiltere Sudanlılara vermiş olduğu va­di ileri sürerek, Mısır'ın !bu memleketi Mısır tacına bağlaması kararımı tanımı­yor .Sudan'ı Msır'dan ayrı tutacak teş­kilâtın yapılmasına da başlamıştır, öte yandan Sudan'ın Mısır için iktisaden hayatî ehemmiyette olduğunu ve kültür bakımından da Mısır'a bağlı bulunduğu­mu ileri süren Kahire Hükümeti kendi görüşünde ısrar etmektedir.

öyle .görünüyor ki, Nahas Paşa'nın düş­mesi görüşmelerin başlamasına yardım etmişse de tou görüşmelerin müsbet ne­tice vermesine büyük yardımı olmamış­tır. 'Londra'da Sudan Valisinin ve İngil­tere'nin Kahire Büyükelçisinin, iştirakle­riyle yapılan /görüşmelerde iki taraf gö­rüşünü telif edecek foir formülün, bulu­nabileceği umulmuıştu. Bu ümit gerçek­leşmemiştir.

Şimdi Mısır son. Ebir teklif ileri sürmüş­tür .Hatber verildiğine ıgöre teklifin (hü­lâsası şudur: 1 - Kıral Faruk'un Sudan Kiralı olarak tanınması, 2 - Sudan Va­lisi tarafından ibu 'memlekette yeni bir rejim kurmaya matuf alman tedbirler­den vazgeçilmesi, 3 - .Sudan'ın .geleceği hakkında plebisit yapılıncaya kadar Mı­sır'ın Sudan'a geniş muhtariyet verme­si, 4 _ İngiliz askerlerinin Süveyş bölge­sinden 'Çekilmesi, 5 - Mısır'ın Doğu Sa­vunma paktına katılması.

Bir defa teklif müzakere kapışımın he­nüz kapanmamış olduğunu anlatmak­tadır. Bu, iyi bir (belirtidir, öte yandan iki taraf görüşünü telif edecek Ibir tek­life de pek benzemiyor. Mısır İngiliz 'as­kerlerinin derhal çekilmelerini istiyor. Kıral Faruk'un da Sudan Kiralı olarak hemen tanınmasında ısrar ediyor. Ta­nındıktan sonra da plebisit yapılsın 'di­yor.

Eğ&r Sudan'ın mukadderatını tâyin için ıbir plebisit yapılacaksa mantıkan fou plebisitin Mısır Kirallığma katılmazdan önce yapılması icap eder.Hiç plebisit yapılmamasını ileri sürmefk de bir gö­rüştür. Fakat bir defa prensibini kabul ettikten sonra plebisitin neticesine göre belli olacak bir durumun peşin olarak kabul edilmesinde ısrar etmek mantıkî bir hareket olmaz.

Süveyş'ten İngiliz askerelonin çeikilme-.si meselesinde Mısır Ulaklıdır. Hiçbir yabancı devlet, her ihamgi bahane ile ba­ğımsız bir devletin topraklarında o dev-

letin arzusu hilafına asker bulundurma» analıdır. ıSudan nneseleside ne kadar hak-lı ibıühtaduğu 'meselesi ise, plebisitin ne­ticesine bağlıdır. Mısır da, öyle anlaşılı­yor bu plebisiti esas olarak kabul et­miştir. Eğer verilen haberler doğru ise, mesele,.Sudan'ın- Mısır Kırallıgına bağ-

landıktan önce mi, sonra mı yapılmasın-dan ibarettir, İş buraya kadar vardık­tan sonra görüşmelerin kesilmesi yazık olur.

1Mayıs

—Tunus :

"Dün gece iNew-York'tan avdet eden. Tu­nus İşbirliği Genel iSekreteri Ferhad Ha­şini, Ibu sabah, sendika merkezinde Tu­nus içişlerinin toplantısına başkanlık et­miştir.

Demeçte ıbulunan Ferihad 'Haşiım, aske­rî makamların 1 Mayıs nümayişlerine müsaade vermemelerini protesto etmiş ve Tunusmeselesinin hüsnü suretle sona ereceği hakkındaki iyimserliğini belirt­miştir.

2Mayıs 195(2

—Tunus :

8 Dün Tunus'ta cereyan edenhâdiseler sonunda bir nümayişçi öl'müş ve 5 i de yaralanmıştır. İMîliyetçilerin tertip ettikleri nümayiş­lerde Fransa aleyhinde tezahüratta bu­lunulmuştur.

—Tunus :

Sus Askerî Komutanı Yarbay Nurbert Durand'ın katli hadisesi sanıklarından üç Tunuslu tevkif edilmiştir.

Yarbay Durand 22 Ocakta ikaltedilımiş-tir.

Yarbay Durand o gün nümayişte bulu­nan milliyetçileri .durdurmak için oto­mobilinden inerken çene kemiğinden ve sırtından iki kurşunla yaralanmış, yere yuvarlanınca 3 Tunuslu sopalarla üze­rine hücum etmiş tve bir dördüncüsü peyda olarak 'bir hançer darbesiyle Yar­bayı cansız bırakmıştır.

Polis, o zaman sadece hançerleyen şah­sı yakalayabilmişti.

3 Mayıs 19S2

— Tunus :

Cuma günü Tunus'ta umumiyetle bir sükûn hâkim olmuş ve sadece bazı mün­ferit vakalar kaydedilmiştir.

iBu arada Sfax bölgesinde bir tek sabo­taj hareketi vukutoulmuş ve 4 telefon direği tahrip edilmiştir .

13 Tunuslunun duruşmasına bugün as­kerî mahkemede başlanmıştır. 13 13 ki­şi, tramvayların işlemesine mâni olmak, yaralama, hırsizi'ik, iş hürriyetini balta­lama ve infilâk edici maddeler taşımak­tan sanıktırlar.

6Mayısı 1952

—Tunus :

Dün Tunus Beyini ziyaret etmiş olan ■Birleşik Amerika Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu Meseleleri Müsteşarı Henry Byroade (bu ,gün uçakla Libya'ya hare­ket etmiştir.

—' Tunus :

24 saat zarfında Tunus'ta yalnız bir tek hâdise 'kaydedilmiştir. Sus'ta yol üze­rinde durmakta olan ibir otomobilin al­tında patlayan bomba sadece maddi za­rara sebebiyet vermiştir.

7Mayıs 1952

—Tunus :

Eski Tunus 'kabinesi âzasından olup meçhul bir semte .götürülmüş olan dört bakan 'dün Tunua'a dönmüşlerdir. Eski Bakanlardan Materi, Ben Salim ve Mzalı dün hususi bir uçakla Tunus'a varmışlardır. Bindikleri uçakta sürül­müş oldukları adada kendileri ile birlik­te bulunan aile efradı da bulunmakta idi jBakanlar mahallî saatle tam 20 de

Tunus ihava ımeydanmaı .gelmişler ve ora-ra (birbirlerinden ayrılarak evlerine git­mişlerdir.

Dört eski (bakana istedikleri ,gibi gez­mek istedikleri yerde hattâ Fransa'ya ıdahi gitmek hakiki tanılmıştı-r. Bununla beraber Tunus ve Kartaca şehirlerine girmeleri anenedilmiştir. ıŞimdilik siyasi Ibir faaliyette (bulunmamaları bu eskî bakanlardan ayrıca istenmiştir.

Bu 'dört eski (bakara, Tunus'taki 'Fransız 'Genel Valisi Jean de ıHautecTocque'un (bir mesajı üzerine serbest bırakılmışlar­dır. Bu. mesajı dün öğleden sonra Genel Valilik Askerî Daire Hususi ıKalem Mü­dürü tebliğ etmiştir ,

[Böylece 26 Marttan fberi devajn etmek­te olan uzaklaştırma ve mecburi ika­met tedbirinin -kaldırılacağına bakanlar muttali olmuşlardır.

Eski bakanlar derhal geri dönmeye ka­rar vermişler ve bunun üzerine Genel Valilik kendilerine hususi ıbir uçak tah­sis etmiştir.

Resmî mahfillerden öğrenildiğine ıgöre Fransız Genel Valislnrn bu kararı daha mutedil bir hava yaratmak, arzusundan ileri ıgelmektedir. Diğer taraftan, yarı resımî 'çevrelere göre Bakanların serbest bırakılması siyasi faaliyetin yakında tekrar hararetleneceğine işaret eden bir alâmetten ıbaşka bir şey değildir.

Yine aynı çevrelerin ileri sürdüğüne .gö­re bu karar her halde maksatsız alın­mış değildir. Çünikü, Fransız, Tunus Müşterek Komisyonuna Tuntus'u temsil edecek azaların seçimi bakanların, ser­best bırakılması kararı ile pek fasılasız olmamalıdır.

8 Mayıs 1952

— Tunus :

Dün akşam şehrin iA.vru.pa bölgesinde iki bomba infilâik etmiştir.

Bir binanm -giriş kapısına konumuş olan birinci bomba Önemli maddî hasara se­bep olmuş, binanın alt katını yıkmış ve camlardan. ıbir çoğunu parçalamıştır.

İkinci bomba Frequente Oteline yerleş­tirilmiş, fakat .pek az hasar tevlit et­miştir.

12Mayıs 1952i

—Tunus :

Son yapılan suikastler dolayısiyle, Tu­nus'taki kuvvetlerin komutanı General Garbay 12 Mayıs tarihinden itibaren ge­ce saat 20.301 dan sabah 5 e kadar so­kağa çıkma yasağı ilân etmiştir . Düne kadar sokağa çıkma yasağı gece yarısı ile saibah 5.30 arasında idi.

13Mayıs 1952

—Tunus :

Sükûnete doğru bir seyir takip etmekte olan durum, şimdi kaynaşma değilse de suikastlerin artmasına doğru inkişaf halindedir.

Son zamaa'iarda en mühim suikastlerin bilhassa, şahıslara (karşı yapılması na­zarı dikkati celb etmektedir. Pazar .gece­si dış mahallelerden, birinde bir villânın bahçesine yerleştirilen feir bombanın in-filâki neticesinde 9 kişi ölmüştür. Bun­dan 24 saat sonra da. bir kaditn, iki ço­cuğu ile gene bir bombanın patlamasiy-lle ağır yaralanmıştır.

Yeni Delhiı :

Hindistan Başbakanı Nehru, yeni seçi­len .parlâmentonun açılışını takip eden birkaç saat içinde 15 üyelik yeni kaibi-ruesini kurmuştur.

Nehru aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı vazifesini uhdesinde bulundurmakta de­va medecektir. 'Buıgün kurulan, kabinede altı yeni bakan vardır. Bununla bera­ber, Maliye, Savunma ve İçişleri gibi önemli bakanlıklar eski kabinede bulu­nan Nehru'nun yakm mesai arkadaşla­rına yeniden tevdi edilmiştir.

14Mayıs l95'2

—Tunus :

Tunus Beyinin Kartaca'daki sarayımda hapsedilerek, Beylik muhafızları yerine Fransız ktıalannm ikame edildiği yo­lunda yabancı kaynaklardan verilen ha-berter resmen yalanlanımıştır.

15Mayıs 1952

—Tunus :

Fransız Genel Valisi (De (Haute Cloque dün akşam France Fress Ajansı Muhabirine verdiği beyanatta, son günler zarfında yapıdan tedhişçi harektlerine temas ederek «Tunus'u elem içersinde bırakan (bu suikastlerin çok 'kötü bir karakteri haiz olduklarını ve bu caniya-ne hareketlerin (kurbanı olan Tunus haü-kiyle Avrupalılar arasında şiddetli bir İnfial ayandırdığımı» söylemiştir.

«Sem hareketlerin mesuliyeti kanaati­mizce kimlere râci Ibulunımalktaıdır ?» su­aline De Haute Cloque şöyle cevap ver­miştir :

«Tahrikçi ıbir mahiyeti haiz olan bu ha­reketler, Tunuslular tarafından değil, fa'kat hususi Ibir maksatlarına ulaşmak ve hem de çabuk ulaşmak isteyen mah­dut bir grup tarafından yapılmaktadır. Bu ıgrup, milletlerarası umumi efkârın bir kısmını heyecana getirmek için kan dökülmesini arzu etmektedir. Nitekim "birkaç haftadanlbari urauımi havada Jbir sükûnet görülmekte ve Tunus mesele­sinin kısa Ibir zamanda mesut ve mâkul bir hal şekliyle neticelenmesi beklen!-mekte İdi. Ancak, bazıları iıçin bu ne­ticeye mâni olunması ııcabediyordu. Ma­mafih bu maksada ulaşılamıyacaktır.» Bugünkü duruma çare bulmak için der-hail alınması düşünülen tedbirlerin ne olduğu hakkındaki suale Vali şu cevabı vermiştir :ı

«Herşeyden önce Tunus Beyi, Tunuslu­lara bir ımesaj göndererek bu suikastle-ri takibin edecektir. Fakat aynı zaman­da fou suikastîerden suçlu olarak tevkif edilen kimselerin süratle yarıgılariim'ala-rı için adalet mekanizmasının da sürat­le 'hareketi zaruridir.

—Tunus :

Dün burada Aralb mahallesinde ikinci bir (bomba infilâk etmiştir. Bir eczaha-nenin önüne yerleştirilmiş (bulunan ibom. ba, bu mağazada ehemmiyetli maddî ha­sar yapmıştır, insanca zayiat yoktur.

—OrleanvBleB :

Batı Cezayir'de iGrleanıvilles şehrinde cereyanı eden ve Cezayir milliyetçiıleriy-le polis arasımda bir çarpışma şeklini .alan kargaşalıklarda 2 kişi ötmüş ve kişi yara'ıanmıştır. Bu nümayiş esnasın­da polis kuvvetleri ateş ebmelk zorunda kalmışlardır.

'Cezayir Milliyetçi Partisi Baışjkanı Ha­cı Messali, hadiseden sonra tevkif edil­miştir.

Bildirilıdiğine göre, yüksek rütbeli Ibir emniyet memuru, Hacı Messali'yi hâdi­senin akabinde Orleanivi.l'Ies'in dış ma^-halislerinden birinde yakalamış ve Ce­zayir'e birkaç kilometre mesofede olan Boufarik'e götürmüştür. Hâdiseden sonra emniyet kuvvetleri takviye edilmiştir.

19 Mayo» I9l52ı

-r~ Tunus i

Tunus Beyimin geçen hafta halkı sükû­nete davet etmesine rağmen kargaşa­lıklar devam etmektedir .

Fransız kaynaklarından öğreniMiğine göre Birleşik Amerika'mın, Fransa'nın müstemlekecilik siyaseti hakkında yap­tığı tenkiidler, örfî idarenin koyduğu şidedtii sansüre rağmen bütün Tunus'ta derhal yayılmıştır.

Milliyetçilerin (kanaatince hâdiselerin^ liderlerinin tahmin ettiği sekilide cere­yan edişi, Fransız Valisi ve askerî kuv­vetlerinin takip ettikleri siyasetin daha şiddetlenen esine yandım edecektir.

—Tunus :

Tunus'un en (büyük kumaş mağazaları­nın ıbirinin holünde bu sabah erken sa­atlerde patlayan, (bir bomba, mağazanın bütün ,caan ve vitrinlerini harap etmiştir. ölen ve yaralanan olmamıştır.

—Tunıus :

Fransız Genel Valilisi De Hautecloque'un gelecek hafta içinde Paris'e gitmesi muhtemeldir.

Geme! Valinin yapacağı bu seyahatim maksadı, Fransız Hükümeti üyeleriyle tematalarda bulunmak ve Tunus'ta tat­bik, ddilecek islahat programını kendile­riyle Ibirlikte tesbit eylıemektir.

***

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106