19.6.1951
×

Hakkında

Künye

İletişim

1Haziran 1951

—Refahiye :

Evvelki gün saat 13'te başlayan ve de­vam eden şiddetli dolu ve yağmur ka­saba içinden geçen Hırdr.ç deresinin sularını kabartarak köprü gözlerini tı­kamış ve sular sokaklara yayılmıştır. Bir kısım ev ve dükkânları su basmış­tır. İnsan kaybı yoktur. Tarlalar hasa­ra uğramıştır.

—Malatya :

Dört günden beri şehrimizde bulunan C. H. Partisi Genel Başkanı ve Malatya Milletvekili İsmet İnönü, beraberinde Van Milletvekili Ferit Melen, Dr. Ke­mali Bayizit ve Malatya Milletvekil­leri olduğu halde dün öğleden sonra Hekimhan ilçesini ziyaret etmiştir. Bu­gün yine aynı zevatla beraber otomo­bille Adıyaman ilçesine gitmek ve tet­kiklerde bulunmak üzere Malatya'dan ayrılmışlardır.

İnönü Adıyaman ilçesinden dönüşte Besni ve Doğanşehir ilçelerine de uğra­yacaktır.

3Haziran 1951

—Ankara :

Demokrat Parti Ankara İli Beşinci Kongresi bugün saat 9'da Gar Gazino­sunda toplanmıştır.

Kongrede, Büyük Millet Meclisi Baş­kanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes,DevletBakanıBaşbakan

Büyük maçtan evvel Beşiktaş - Gala­tasaray gençleri arasında yapılan maçı 2-1 Galatasaray kazandı.

Müteakiben İstanbul şampiyonluğunu kazanan Beşiktaş takımı ile, Lig maç­larında en az gol yiyen Beşiktaş kale­cisi Mehmed'e Yeni Sabah gazetesi a-dına, Yazı işleri Müdürü Reşat Feyzi Yüzüncü tarafından birer kupa verildi.

Muayyen saatten biraz geç, iki takını .sahaya çıktılar. Maç 2-1 Beşiktaş'ın ga­libiyetiyle sona erdi.

4 Haziran 1951

—Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, berabe­rinde Bayındırlık Bakanı Kemal Zey-tinoğlu, Kütahya Milletvekili Ahmet G örs oy, Konya Milletvekili Remzi Birand, Fahri Ağaoğlu, Rıfat Alabay, Hidayet Aydmer, Basın-Yayın ve Tu­rizm Genel Müdürü Dr. Halim Alyot ve Cumhurbaşkanlığı Başyaveri Kur­may Albay Nureddin Aalpkartal olduğu halde, bugün saat 9'da otomobille Kon­ya'ya müteveccihen hareket etmişler­dir.

—■ Ankara :

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan ve Başbakan Adnan Mende­res bu sabah saat 8.30'da beraberlerin­de Manisa Milletvekili Fevzi Lûtfi Ka-raosmanoğlu ile İzmir Milletvekili Mu­hittin Erener, Ordu Milletvekilleri Fev­zi Boztepe ve Refet Aksoy, Erzurum Milletvekili Meraiş Yazıcı, Samsun Mil­letvekilleri Muhittin Özkefeli, Naci Berkman, Firuz Kesim, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Basri Aktaş olud-ğu halde Etimesgut hava alanından Özel bir sivil uçakla Samsun'a hareket etmişlerdir.

Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Baş­bakan, hava alanında Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu, Bakanlar, Milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı, Başbakanlık ve Milli Savun­ma Müsteşarları, Emniyet Genel Mü­dürü, Vali, Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü ve Merkez Komutanı tarafın­dan uğurl anmışlar d ir.

—Samsun:

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan ve Başbakan Adnan Mende­res, Manisa Milletvekili Fevzi Lûtfi Karaosmanoğluveberaberlerindeki

Milletvekilleri bugün saat 10.45'te u-çakla Ankara'dan şehrimize gelmişler­dir.

Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Baş­bakan, hava alanında Vali, Tümen Ko­mutanı, Belediye ve siyasî partiler Baş­kanları, Ordu Vahsİ, Ordu Belediye Başkanı, Ordu D. P. ve C.H.P. İl İdare Kurulları başkan ve üyeleri ve ilçeler başkanları, askerî ve mülkî erkân ve kalabalık bir halk kütlesi tarafından karşılanmışlardır. Askerî bir kıta ve Belediye bandosu selâm resmini yap­mıştır.

Refik Koraltan ve Adnan Menderes ve beraberlerindeki zevat hava alanı sa­lonunda bir müddet istirahat ve saat ll'de otomobillerle Ordu'ya hareket et­mişlerdir.

— Konya :

Konya'ya ilk resmî ziyaretini yapmak­ta olan Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, beraberlerinde Bayındırlık Bakanı Ke­mal Zeytinoğlu, Kütahya Milletvekili Ahmet İhsan Gürsoy, Konya Milletve­killeri Remzi Birand, Fahri Ağaoğlu, Rifat Alabay, Hidayet Aydmer, Basın-Yaym ve Turizm Genel Müdürü Dok­tor Halim Alyot, Tapu ve Kadastro Ge­nel Müdürü Mümtaz Tarhan olduğu halde saat 10.30'da Kuluköy'e gelmiş­lerdir. Burada Konya Valisi Kemal Hadımlı, Konya Milletvekili Himmet Ölçmen, Belediye Başkanı Rüştü Özalp, İkinci Ordu Müfettişi Korgeneral Şa­hap Gürler, siyasi partiler mümessilleri ve kalabalık bir halk kütlesi tarafından tezahüratla karşılanmışlardır. Cum­hurbaşkanı, Kuluköy'deki kısa tevak­kufları esnasında köylülerle hasbıhalde bulunmuşlar, dileklerini dinlemişler, halkın tezahüratı ve alkışları arasında yollarına devam ederek saat 11.25te Cihanbeyli'yi şereflendirmişlerdir.

Cihanbeyli'de de büyük bir sevgi gös­terisi ile karşılanan Devlet Başkanı, ka­saba methalini iki taraflı dolduran Ci­hanbeyli'lerin coşkun tezahüratı ara­sında, onların sevgilerine mukabelede bulunmuşlar ve Cihanbeyli ilkokulunda bîr müddet dinlendikten sonra yollarına devam etmişlerdir.

Devlet Başkanı Konya'ya 45 kilometre mesafede bulunan Tutup'a saat 12.30'da geldikleri sırada Konya'dan büyük bir kalabalık halinde kendilerini istikbale koşan Konyalılar tarafından büyük te­zahüratla karşılanmışlardır. Celâl Ba­yar, baştaKonyaMilletvekilleriyle siyasî partiler mümessillerinin ve 13 ilçeden gelen Kaymakam, Belediye Re­isi ve parti temsilcilerinden müteşekkil heyetlerin ayrı ayrı hatırlarını sormuş­lar ve Tutup köyüne giderek bir müd­det halkla hasbihalde bulunmuşlardır.

Cumhurbaşkanı Celâl Bay ar'm saat 14'te Konya'yı teşrifleri baştanbaşa bayraklarla süslenmiş olan şehrin ta­rihî günlerinden birini daha yaşamasına vesile teşkil etmiştir. Belediye meyda­nını hıncahınç dolduran Konyalıların muazzam sevgi gösterileri arasında güçlükle ilerliyen Cumhurbaşkanı Be­lediye balkonundan bir hitabede bu­lunmuşlar ve demişlerdir ki;

«Sevgili Konyalı vatandaşlarım,

Tarihî beldenizi ziyaretten duyduğum bahtiyarlığı huzurunuzda ifade etmek isterim. Vatanperver, yüksek karakter­li hemşehrilerim, şu dakikada huzuru­nuzda bulunmanın sevinci içindeyim. Resmi olarak ilk defa güzel beldenizi, güzel şehrinizi ziyaret ediyorum. Bun­dan evvel de bir çok defalar aranızda bulunmak saadetine erişmiştim. Görü­yorum ki aradan hayli zaman geçmiş olmasına rağmen aramızdaki itimad ra­bıtası kuvvetlenmiştir. Bunu, bu sa­mimî tezahürünüzde müşahede etmek­le büyük bahtiyarlık duydum.

Aziz Konyalılar,

Bana reiakat edenler arasında mes'ul Bayındırlık Bakanı da bulunmaktadır. Bu suretle size bunu tasrih ederek hitap etmemin hususî bir sebebi vardır: Bu­günkü iktidar bütçesini çıkarmış, en-, vestisman namı altında memlekette yapacağı işleri "Vilâyetlere göre taksim etmiştir. Bütçenin sizin Vilâyete düşen hissesinin tatbik şeklini mahallinde tes-bit etmek için buraya gelmiş bulunu­yor. Bu suretle maruzatta bulunmamın sebebi anlaşılıyor zannederim. Yani resmî bir vazife ilası için Bayındırlık Bakanı buraya gelmiş bulunuyor. Kon­ya'nın büyük ihtiyaçları var, bunları sıralayıp tadat etmekle bitecek işler olmadığını biliyoruz. Bizce Konya'nın en büyük ihtiyacı evvelemirde su me­selesidir, ondan sonra da yol işi gelir. Bu iki mühim mesela hallolunduğu takdirde çalışkan halkının elde edeceği semere ile bu memleket cennet misa­lini verir.

Buradaki işleri mes'ul Bakan gözden geçirmek ve ben de bu meselelere vu­kuf kesbetmek için bu ziyareti ihtiyar etmiş oldum. Burada bulunmamın birinci sebabi sizlerin muhabbetinize te­şekkür etmek, ikincisi de Vilâyetinizde başlanacak olan faaliyetlerin mukad-denıesini sizlerle birlikte görerek zevk-yâb olmaktır.

Sözlerimi size teşekkür etmeden biti-rirsem vazifemi noksan yapmış olu­rum. Tarihî bir belde olan Konya, va­tanımızın en mühim parçalarından biri­dir. Halkı yüksek karakterlidir ve ayni 2amanda, şüphe yok ki, çok çalışkan­dır. Hükümet sizlerin tecelli eden ira­denize göre hareket etmek azmindedir. İşte bu vasıfları bir araya getirdiğiniz takdirde neticenin müsbet olacağına şüphe yoktur. Sizlere, güzel şehrinize, güzel beldenize saadetler dilerim. Bah­tiyar olunuz.»

Cumhurbaşkanı sık sık alkışlarla ke­silen bu hitabelerini müteakip Bela di­ye tarafından Ordu ev inde şereflerine verilen öğle yemeğinde hazır bulun­muşlardır. Celâl Bayar, daha sonra, sa­at 17'de İş Bankası Konya Şübasinin ye­ni binasının açılış töreninde bulunmuş­lar ve Banka şubesinin memlekete ha­yırlı olması temennisiyle kurdeleyi kes­mişlerdir.

Cumhurbaşkanı burada kısa bir müd­det bulunduktan sonra Vilâyeti, Gar­nizon Komutanlığını, Cumhuriyet Halk Partisini, Millet Partisini ve Demokrat Partiyi ziyaret etmişlerdir.

— Ordu:

Saat ll'de Samsun uçak alanından ha­reket eden Büyük Millet Meclisi Baş­kanı Refik Koraltan ile Başbakan Ad­nan Menderes, Ordu'ya kadar yol üze­rindeki hemen her ilçe ve köyde uzun, kısa tevakkuflar yaparak saat 19.10'da buraya geldiler.

Yol üzerinde «Gelemen» devlet çiftli-ğinds durulmuş ve çiftlik mensupların­dan izahat alınmıştır.

«Dikbıyık» nahiyesinde coşkun tezahü­ratla karşılanan misafirler, burada da kısa bir müddet kalarak köylülerin di­leklerini dinlemişlerdir. Öğleyin Çar­şamba ilçesine varılmıştır. Çarşamba'-lılar, misafirlerini kasaba methalinde karşıladılar ve beraberce Belediyeye gidilerek burada da halkm dileklerini dinlediler. Burada Başbakan, mısır mahsulünün iyi olduğundan memnu­niyet duyduklarını, mısır fiyatlarında ve mubayaasında istikrar ve köylüye uzun vadeli kredi temin edileceğini bil­dirdi.

—Ankara :

Demokrat Parti Ankara İl Kongresi bu­gün Öğleden evvel ve sonra yaptığı iki oturumda çalışmalarına devam ederek, partiyi alâkadar eden mevzularla ma­hallî dilekler üzerindeki görüşmelerini bitirmiş ve gündem gereğince yeni İl İdare Kurulu ve İl Haysiyet Divanı üyeleriyle Büyük Kongre'ye gidecek delegeleri seçmiştir.. Bundan sonra Hükümet adına Devlet Bakanı Başba­kan Yardımcısı Samet Ağaoğlu söz ala­rak metnini ayrıca verdiğimiz konuş­mayı yapmış ve bunu İçişleri Bakanı Halil Özyörük, Ekonomi ve-Ticaret Ba­kanı Muhlis Ete, Çalışma Bakanı Nuri Özsan, Adalet Bakam Rükneddin Na-suhioğlu ve Ulaştırma Bakanı Seyfİ Kurtbek'in konuşmaları takip etmiştir.

Daha sonra, umumî istek üzerine, An­kara Milletvekillerinden Hâmid Şevket İnce, Osman Şevki Çİçekdağ, Ta­lât .Vasfi Öz, Ömer Bilen söz alarak heyecanlı hitabelerde bulun­muşlardır. Kongre, yeni İl İdare Kuru­luna seçilen üyeler adına Belediye Başkanı Atıf Benderlioğlu'nun teşek­kür mahiyetindeki konuştu asiyle niha­yete ermiştir.

5 Haziran 1951

—İstanbul;

177 Kore gazisini şehrimize getiren Amerikan bandıralı «MeRee» gemisi bugün saat 10'd a S ar ay burnu Askerî Yollama rıhtımına yanaşmıştır.

Gazileri karşılamak ve selâm resmini ita etmek üzere askerî bando ile bir kıta rıhtımda hazır bulunuyordu. Vali Prof. GÖkay, Birinci Ordu Komutanı Korgeneral Şükrü Kanatlı, Ordu Kur­may Başkam, Merkez Komutanı, Em­niyet Müdürü daha evvel rıhtıma gel­mişlerdi, İzdihamı önlemek üzere as­kerî inzibat kuvvetleri polisle müşte­rek tertibat almışlar ve Gülhancden göçmen misafirhanesine giden yolu tut­muşlardı. Gemi tam saat 10'da rıhtıma yanaştıktan sonra Vah, Komutanlar, Emniyet Müdürü güverteye çıkmış ve Türk kafilesinin en kıdemli subay ve komutanı Natık Poyrazoğlu tarafından karşılanmışlardır. Vali", Poyrazoğlu'nu kucaklamışveİstanbulşehriadına:

«Hoş geldiniz, Türk milleti sizinle bü­yük şeref ve iftihar duymaktadır. Türk adını uzak ellerde büyük cedlerinize ve Türk ordusunun an'anesine yakışacak surette temsil ettiniz, Allah sizden razı olsun. Sağolun, varolun» demiştir. Bun­dan sonra Ordu Kumandanı ve askerî erkân Poyrazoğlu'na hoş geldiniz de­mişlerdir. Vali Gökay, bundan sonra gemi komutanına hoş geldiniz demiş, şehrin selâmlarını bildirmîştirH Daha sonra heyet Yarbay Poyrazoğlu ile bir­likte aşağı inmiştir. Bu sırada müzika askerî marşlar çalmakta ve halk bü­yük bir coşgunlukla gazileri alkışla­makta idi. Rıhtımda Şehir Meclisi üye­lerinden İhsan Yurdoğlu, şehir namına Yarbay Poyrazoğlu'na bir buket verir­ken: «İstanbul şehri kahraman evlâtla­rını karşılamakla bahtiyardır. Şehir Meclisinin saygı ve selâmlarını arzedi-yorum»demiştir.

Poyrazoğlu, büyük heyecanla teşekkür etmiş, «Büyük Türk milletine mensup olduğum için iftihar ediyorum. Şehir Meclisine şükranlarımı takdim ederim-demiştir.

Bundan sonra rıhtımda ilerleyen Poy­razoğlu'nu halk da heyecan ve sevinç gözyaşları içinde kucaklamakta idi. Al­kışlar ve yaşa sesleri arasında ilerleyen Poyrazoğlu park kapısında biriken bin­lerce halkın sevgi tezahüratı arasında bir müddet yürüdükten sonra gemiye avdet etmiştir.

Yaralı gazilerin istirahat ve tedavisi için şehrimiz hastanelerine taşınmala­rına başlanmıştır. Yaralılarımız vapur­dan çıkarken halk caşkun tezahürler yapmıştır.

Gazilerin on altısı subay, on biri gedik­li ve diğerleri erdir.

Aynı gemide 177 Yunanlı erle 50 kadarFransız, Belçikalı ve Hollandalı yaralı
er ve subay da bulanmaktadır.

Gemi gazilerimizi şehrimize bıraktıktan sonra Birleşmiş Milletler yaralılarını memleketlerine götürmek üzere sıra-siyle Pire'ye ve diğer Avrupa liman­larına uğrayacaktır.

— İstanbul:

Kore'de Birleşmiş Milletler ideali uğ­runda kahramanca çarpışarak yaralanan subay, gedikli ve erlerimizi memleke­timize getiren General McRee gemisi rıhtıma yamştıktan sonra gemiye çıkan muharririmiz Kore savaş birliğimizden Yarbay Natık Poyrazoğlu ve Yunanlı erlerin kafile başkanı Yarbay Panayo-takos Grigorios ile görüşme yapmıştır. Yarbay Poyrazoğlu memlekete dönüş intibalarını şu şekilde ifade etmiştir: «Şu anda o kadar duygulanıyorum ki, hislerimi kelimelere çevirip size ifade etmekten âcizim. Yalnız, üstümde bir borç var onu eda etmeliyim: Kore'deki evlâtlarınız gözlerinizden öpüyorlar ve sizin itimadınıza her an. lâyık olmağa çalışıyorlar.

Zafer mutlaka kazanılacaktır, çünkü orada Türkler vardır, sizler varsınız.»

Yunanlı Yarbay Panayotakos Grigorios da şunları söylemiştir:

«Yunanlıların Türklere karşı olan dost­luğu bütün milletlerden üstündür. Bu unutulmaz bir kardeşliğin tezahürüdür.

Kore'de aylardanberi Türklerle Birleş­miş Milletler ideali için omuz omuza döğüşüyoruz. Kuvvetli bağlara istinad eden dostluğumuz Mustafa Kemal ile Venizelos'un o zamanki görüş ve arzu­larının bir tecellisidir. Milletlerimiz arasındaki bu beraberlik devam, ettik­çe dünyaya karşı koyabiliriz.»

—Ankara :

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Nuri Yamut, Kore değiştirme birliğine aşa­ğıdaki mesajı göndermiştir:

.Kore'deki Türk Tugayına gidecek de­ğiştirme birliği komutan, subay ve as­kerlerine,

Kore'de Birleşmiş Milletler topluluğu içinde insanlık, hürriyet ve istiklâlini korumak İçin, büyük tarihimizi ve me­deniyetimizi dile getirerek Türk ismi­ni yükselten, bütün dünyanın takdir ve hayranlığını kazanan, hürriyet, me­deniyet, hak ve adalet ülkülerinin eş­siz kahramanlarını değiştirmeye gidi­yorsunuz.

Büyük Türk milleti sizin de — oradaki yiğit arkadaşlarınız gibi vazifenizi şeref ve kahramanlıkla yapacağınıza inanıyor ve güveniyor.

Başta sayın Millî Savunma Bakanımız olmak üzere bütün asker arkadaşları­mızın selâmlarını, sevgilerini ve iyi yolculuk temennilerini, onların adına sizlere sunuyorum. Adalet rehberiniz, hak yardım ciniz dır.»

—Ankara :

Kore değiştirme birliği kafile komuta­nı Binbaşı Cahit Arın, yurddaşlara şu teşekür mesajını yollamıştır:

«Kore savaş birliğini değiştirmek üze­re 26 ve 28 Mayıs 951 günlerinde An­kara'dan hareketimizde, garda yapılan muhteşem tezahürat ve İskenderun'a kadar yol boyunca aziz vatandaşlarımı­zın gösterdiği coşkun sevgi ve candan alâka, Kore kafilesinde bulunan bütün er, gd. eşbaş ve subaylarımızın gön­lünde en kıymetli bir hâtıra olarak ya-şıyacak ve ebedîleşeçektir.

Gece yarılarını aşan saatlerde uyku ve istir ah atlerini feda ederek istasyonlarda bizi karşılamak ve uğurlamak iğin bek-liyen aziz ve kadirbilir yurddaşlarımıza teşekkür ve minnettarlık duygularımı­zı arze&arim.ı

— Konya :

Cumhurbaşkanı Ccllâ Bay ar, beraber­lerinde Bayındırlık Bakanı Kemal Zey-linoğlu, Konya Milletvekilleri, Vali, İkinci Ordu Müfettişi, Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürü, Tapu Kadastro Genel Müdürü ile Basın mensupları ol­duğu halde Beyşehir'e gitmek üzere bu sabah saat 8.15'de Konya'dan ayrıl­mışlardır.

Devlet Başkanı yolları üzerinde ilk merhale olan Kızılviran'da tezahüratla karşılanmışlar, köy kahvesinde kısa bir müddet kalarak köylülerle hasbı­halde bulunmuşlar ve coşkun tezahü­rat arasında yollarına devam etmişler­dir.

Celâl Bayar, Candar'a geldiklerinde Doğanbey bucağından gelen heyet de dahil olmak üzere büyük bir kalabalık tarafından hararetle karşılanmışlar ve Candar'lılann içten gelen sevgi gös­terileri arasında oradan ayrılarak Hi-sarköy'e uğramışlar, saat 10.45'te Bey­şehir'e gelmişlerdir.

Beyşehir'de kasaba methalinden itiba­ren Şehir Kulübüne kadar olan mesa­feyi Bey şehir'İllerin coşkun gösterileri arasında Cumhurbaşkanı, Şehir Kulü­bünde Göksu üzerinde kurulacak olan Hidroelektrik Santrali hakkında Kon­ya Su İşleri Müdüründen izahat almış­lardır. Devlet Başkanı, Şehir Kulü­bünde kaldıkları müddet esnasında Ankara'ya beş saat mesafede bulunan Beyşehir'in turistik bakımdan önemi üzerinde durmuşlar ve Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürü Halim Alyot'tan göl kenarında kurulması kararlaştırı­lan Turistik Otel hakkında malûmat almışlardır.

Millet müteaddit s eğimlerde bilhassa 14 Mayıs büyük seçiminde reyini ser­best olarak kullanmış, elini vicdanına koyarak istediğini ve sevdiğini iş başı­na geçirmiştir. Olgun Türk milletinde bu halin devam edeceğine şüphemiz yoktur. Nasıl demokrat milletler, serbest seçim, hür düşünce sayesinde terakki ve inkişafa mazhar oluyorlarsa, Türk milletinin de aynı terakki ve inkişafa mazhar olacağına emin ve mutmain bulunuyoruz. Bir millet ancak içten gelen arzularının yerine getirildiğini gördükçe ve içten gelen arzusuna göre hareket -ettikçe terakki ve inkişaf eder. Tazyik ve cebirle yaptırılmak İstenen bir iğin sonu gelmez.

Oldu bitti nazariyle baktığımız için maziye temas etmekten sarfınazar edi­yorum. Halden memnun, istikbale, ge­leceğe emniyetle bakabiliriz.

Yaşasın mazisi şan ve şerefle dolu Türk milleti, yaşasın Cumhuriyet ve Demokrasi, var olsun Sayın Cumhur­başkanımız, var olsun sayın misafirle­rimiz,»

Bundan sonra köy halkı Cumhurbaşka­nına çeşitli sevgi tezahürlerinde bulun­muş, millî oyunlar oynanmıştır.

Devlet Başkanı bu geceyi Başhoyiik köyünde geçireceklerdir.

—Samsun:

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, Demokrat Parti Genel îdare Kurulu üyesi Manisa Milletvekili Fevzi Lûtfi Karaosmanoğlu, beraberlerinde Ordu ve Samsun Milletvekilleri. Samsun Va­lisi, ve Başbakanlık Özel Kalem Mü-durü Basri Aktaş olduğu halde bugün saat 21'cts Giresun vapuru ile şehrimize gelmişler ve vaktin geç olmasına rağ­men iskeleyi ve meydanı dolduran bin­lerce Samsunlu tarafından, büyük sev­gitezahürleriyle karşılanmışlardır.

Misafirler geceyi Samsun'da geçirecek­lerdir.

Bu akşam Belediye tarafından Şehir Kulübünde misafirler şerefine bir zi­yafet verilmiştir.

—Ordu:

Bugün Demokrat Parti îl Kongrasİnde delegelerin dileklerinden sonra söz alan Başbakan Adnan Menderes, Kon­gre üyelerinin ve dinleyicilerin daki­kalarca süren, alkışları, heyecanlı sev­gi ve umumî tasvip tezahürleri arasında yüksek seviyeli bir topluluğun hu­zurunda konuşmaktan duyduğu zevk ve heyecanı belirttikten sonra Karade­niz yalıları şeridinin ortasında bulunan Ordu'da konuşurken bütün Karadeniz­lilere hitap fırsatını bulduğuna kani olduğunu söylemiş ve demiştir ki:

Böylece Karadenizlilere hitap, âdeta Hükümet olarak bu bölgenin hususi­yetlerini tebarüz ettirmek yerinde olur. Toprağı dar, aşılması güç deniz ve dağ­lar arasında âdeta mahsur kalan bu bölgede yaşayan Karadenizliler müz-minleşmiş iktisadî dertlerinin daima zebunu olagelmiştir. Bu itibarla Kara­deniz bölgesinin iktisaden kalkındırıl­ması bahis mevzuu olurken şüphe yok ki, ilk tedbir olarak onu bu mahsur vaziyetten kurtarmak hatıra gelir. Bu fikri ileri atmakla bölgenizi, dağları muhteilf yerlerden yararak diğer mem­leket aksamım sıkı sıkıya bağlayacak yolların süratle inşası lüzumuna işaret etmek istediğimi elbetteki anlamış bu­lunuyorsunuz. Bu yılın bütçe imkânla­rının dar olmasına rağmen bu gayeyi tahakkuk ettirmek yolunda mülıim sa­yılabilecek adımlar atmaktayız. Gelecek Bütçe yılı içinde ise bu dâvanın ta-mamiyle hal yoluna girmiş olduğuna şahit olacaksınız.

Bundan başka bölgenizin bir hususi­yetimi daha ortaya koyabilmek için Karadeniz deyince mısır akla geldiğini hatırlatacağım. Mısır ve ekmek me­selesi zaman zaman bu bölgede açlığa kadar giden müzmin bir dert halinde şimdiye kadar alınan tedbirlerle asıl derdin tedavisi değil, dertlerin geçici olarak ele alınması mahiyetinde olmuş, bölgenizin şurasında burasında baş-gösteren kıtlık, açlık hâdiseleri âdeta Hükümetçe bir tasadduk mevzuu ola­rak ele alınmıştır. Artık mısır ve ek­mek meselesi, kıtlık ve açlık dâvası bu bölge için asla mevcut olmamak lâ-zımgelir.

Hükümetlerin bir Karadeniz Bölgesi mevcut olduğuna inanmaları lazımdır, ve bu bölgeye mahsus bir politikaları olmalıdır.

Coğrafî gartlariyle arzettiğim gibi âde­ta mahsur olan bölgeniz halkının ıstı­rabına asıl sebep toprağın dar ol­ması ve esas itibariyle kendini bi­le geçindiremiyecek kadar az mik­tarda mısır istihsal edebilmesi ve bunun yanında da bütün ihtiyaçlarına karşı tek mahsule, fındığa bağlı bulun­masıdır.

Ordulular bizlerin Kongrede bulun-makkğımızı çok arzu ettiler. Dünkü ve bugünkü kabul tarzınız bunu yalnız delegelerin değil, bütün Ordu halkının da istediğini açıkça gösterdi. Halbuki bu seyahatlerimizi arzu etmeyenlerin mevcut olduğu görülüyor. Başbakan işlerini bırakıp diyar diyar dolaşıyor, Kongrelere iştirak ediyor diye beni mu­aheze ediyorlar. Fakat seyahatleri yaparken binlerce ve binlerce vatanda­sın arzularına uymaktan başka bir şey yapmıyoruz. Ne var, ne için endişe du­yuyorlar. Hükümet işlerinin yüzüstü kalmasından mı bu samimî endişeye kapılmışlardır. Bugün telefon ve uçak devrindeyiz. Bu vasıtalar karşısında mesul hiç bir adam vazifesinden ayrıl­mış sayılmaz, kaldı ki bir Halk idaresi kurulurken sık sık ve yer yer geniş vatandaş kitleleriyle temas halinde bu­lunmak ve onların içinde yaşamak şarttır. Milyonlarca vatandaşı sinesin­de barındıran, iktidar partisinin Vilâyet Kongrelerine İştirak etmek, memleke­tin nabzını elinde bulundurmak husu­sunda kaçırılmaz fırsatlar teşkil eder. Seyahatlerimizden bazı kimselerin duy­dukları endişelerin samimî olduğunu kabul ederek kendilerine böyle bir ce­vap vermiş bulunuyorum. Ancak bazı kimseler bulunabilir ki, bunlar teşkilâ­tımız arasında akıllarınca hususî mak­satlarına göre arzu ettikleri cereyanları yaratabilmek için bizim parti teşkilâ­tımızı kendi haline terketmemizi isti-y e bilirler. Ve memleket içinde yaptığı­mız seyahatlerimizi ve parti teşkilâ-tiyle yakın alâkamızı bu bakımdan maksatlarına zararlı görebilirler. Bun­ları kendi hasis maksatlariyle başbaşa bırakmak ve bu yoldaki itiraz ve ten-kidlerini sükûnla karşılamaktan başka yapılacak bir şey yoktur.

Bizi sizlerden ayırmak, masa başların­da tecrit ederek yıpratmak istiyenlere karşı verilecek cevap bundan ibaret olur. Kim ne derse desin, vatandaş kitlelerinin bizi arzu ettikleri ve vazi­fenin bizi çağırdığı yerlere gitmekte devam edeceğiz.»

Adnan Menderes bundan sonra De­mokrat Partinin gözden düştüğüne ve Ad an a'd a birkaç kişinin istif asiyle or­taya çıkan meseleye ve partinin zayıf­lamakta olduğuna dair görülen neşri­yata geçerek demiştir ki:

«Şu topluluğunuzda bu şayialara ina­nan tek bir kişi dahî bulunmadığına eminim.BundanevveldeDemokrat Partinin dağılmakta olduğu iddiaları senelerce devam ettirildi. Demokrat Partinin her yerde çökmekte olduğuna memleket inandırılmak istenildi. 14 Mayısa kadar neşredilen Demokrat Partiden istifalar listesi bir araya ge­tirilip yekûnlar yapılacak olursa, bu­gün bu partide bir tek kişinin-mevcut olmaması lâzımgelirdi. Ad ana'da üç milletvekiliyle beş on kişinin istifasın­dan Demokrat Partinin dağılmakta ol­duğuna veya ikiye bölündüğüne hük­metmek akılların alamıyacağı bir şey­dir. Bu istifalar meselesinde bugüne kadar sustuk. Çünkü bu hareketlerin sebebini kendilerinin izah etmesi icap ederdi. Bunu yapmadılar. Şimdiye kadar söy-liyebildikleri parti iyi idare edilmiyor, hukuk devleti istiyoruz, parti içinde baskı vardır gibi hiçbir delile îstinad etmeyen bir takım kuru iddialardan ve isnadlardan ibaret kalmıştır. Halbuki bu milletvekilleriyle onları takip eden birkaç İrişinin umumî efkâra istifaları­nın sebebini madde, mekân, hâdise zik­rederek delilleriyle izah etmeleri icap ederdi. Bir kere söylesinler de dosya­lara, vesikalara, hâdiselere, maddelere' dayanan cevaplarımızın ne olacağını görsünler.»

Adnan Menderes sözlerine şöyle devam1 etti:

«Bir tarafta üç milletvekili istifa edi­yor, diğer tarafta Demokrat Parti bü­tün meşru organlariyle, teşkil âtiyle,, nıensuplariyle yerli yerindedir. Bu beş on kişiyi ele alıp evvelden tertiplenmiş, bir hâdiseyi bütün parti teşkilâtına şâ-milmiş gibi göstermek ve bunları âde­ta birer hürriyet kahramanı ve birer hak ve hakikat fedaisi olarak umumî efkâra takdim etmek ne dereceye ka­dar doğrudur, takdirinize terke diyo­rum. Fikir haysiyetine sahip olmanın umumî efkâra hitap etmenin icap et­tirdiği vekarm mânasını böyle mi anlı­yorlar? Koskoca bir parti teşkilâtinda bütün İdare ve salâhiyet yerleri ni­zamnamemiz mucibince meşru ellerde1 bulunmaktadır. Bir nevi kazan kaldır­ma hareketi, bir nevi baş kaldırma ve^ parti İçinde isyan hareketini meşru te­lâkki etmek ve meşru göstermek ve baştanbaşa meşruiyeti bir kalem darbe­siyle yokedivermefc gayretine düşmek ne fikir ve kalem haysiyetine, ne de memleket menfaatlerine uyar hallerden değildir. Demokrat Partide ikilik veya sarsıntılar yaratmak istemenin bugün İçin memleketin siyasî ve idarî haya­tında istikrarı yoketmek istemek ma­nasına geleceğini nasıl takdir edemiyor­lar? Anlamak cidden zor oluyor.

Başbakan bundan sonra Kongrede ileri sürülen muhtelif dilekler ve memleket işleri üzerinde konuşmuş ve Hükümet Başkanı sıfatiyle geniş izahlarda bulun­muş ve dıg siyasetimiz hakkında ken­disine sorulan suallere şu cevabı ver­miştir:

«Bana niye Kore'de döğüşüyoruz, fakat acaba beraber döğüştügümüz milletler memleketimize karşı vukuu muhtemel bir taarruz karşısında bize tam. teminat vermiş midir? sualini sordunuz. Kore'­de müşterek sulh ve emniyetin korun­masını ve bütün milletlerin hürriyet, istiklâl ve emniyet içinde yaşaması gibi insanî gayelerin tahakkuk ettirilmesi uğrunda döğüşüyoruz.. Atlantik Paktı Şayet bu gayelerin tahakkuku için ku­rulmuş ise biz de bu Paktı teşkil eden devletlerin mesuliyetlerine iştirak et­mek ve kurdukları emniyet sistemine girmek istiyoruz. Memleketimiz müşte­rek emniyet sisteminin kuvvetlendiril­mesi uğrunda bir çok milletlerden çok daha büyük gayretler sarf etmiş ve et­mektedir. Bir kısım devletler Birleş­miş Milletler Camiasına dahil olmanın sağladığı emniyeti kendileri için kâfi görmezler de ayrıca bir Pakt vücuda getirmek suretiyle hususî emniyetlerini ayrıca sağlamak peşinde koşarlarsa ve böyle bir Pakta dahil olmak isteyen ve hak kazanmış bulunan bir memlekete red cevabı vermek kolay ve haklı ol­maz. Şayet Atlantik Paktı bir mmtaka paktıdır diye bir red sebebi ortaya atı­lacak olursa, dostumuz İtalya'nın bu Pakta alınmasının bu iddiayı ortadan kaldırmış olduğunu kabul etmek icap eder. O halde memleketimizin ve arzu ettiği takdirde meselâ Yunanlı dostla­rımızın Pakta alınmaları için ortaya ikna edici bir sebep koyabilmek, görü­yorsunuz ki mümkün değildir. Pakta alınmamamız hususunda haklı ve ikna edici sebepler ortaya konulmadıkça ve Birleşmiş Milletler ideali yolunda bu derece samimî olarak yürüyen memle­ketimizin haklı ve İsrarlı taleplerini uzun müddet reddetmek ve geciktir­mek mümkün olamıyaeak kanaatinde­yim.»

Bundan sonra Başbakan Adnan Men­deres, selefi eski Başbakanın son gün­lerde yaptığı tenkidlere sözlerini inti­kal ettirerek demiştir ki:

Daha dünün Başbakanı memleket iş­lerini bu tarzda nasıl konuşur. Memle­ketin uzak köşelerinde, kahvehaneler­de bile memleket işleri artık bu tarzda konuşulmuyor. Yeni iktidarın icraatı yokmuş. Yeni iktidar beceriksizmiş. Yeni iktidar itibardan düşmüş... Bu gi­bi kuru ve mesnetsiz iddiaları birbiri arkasından sıralamak suretiyle sayfa­lar doldurmak mümkündür. Fakat güç olan şey, umumi efkârı bu gibi iddia­ların doğru olduğuna kandırmaktır. Şayet eski Başbakan madde, mekân zikrederek rakama ve hâdiseye daya­narak tenkidler yapmış, şu iş şöyle ola­caktı, böyle yapmışlardır tarzında ko­nuşmuş olsaydı, kendisini hürmetle ce­vaplandırmakta asla gecikmezdim. Ben Türk efkârının memleket işlerini ele almak ve mütalea etmekte bugün çok ileri bir seviyede olduğunu ve umumî vs beylik sözlerle onu kandırabilmek devrinin çoktan geçtiğini muhterem se­lefime hatırlatmak ve kendisinin bu hakikatle temasını temin etmek için bu sözleri söylemekteyim.»

— Ordu :

Saat 13.30'da Demokrat Parti İl Kon­gresinde söz alan Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan, şu hitabede bulunarak demiştir ki:

«Ordu Vilâyetinin çok muhterem, çok aziz ve idealist çocukları,

Ben 14 ay evvel bir devrenin sona yak­laştığı günlerde aranızda bulunmuş­tum. O gün Ordu Vilâyet hudutlarına girdiğim yerden değil, Doğu hudutla­rından başlıyarak dolaşa dolaşa buraya geldiğim zaman heyecanın en son had­dini bulduğunu gördüm. Sik Ordulula­rın temiz duygularını bu binada gör­müştüm. O gün ne gördümse, ne soy-ledimse dünden beri Samsun'dan Or­du'ya gelinceye kadar aynı duygunun tesiri altında ancak mesut neticenin ferahlığı içinde daha toplu, daha mesut ve birbirine daha bağlı bir hava içinde buldum.

Sizleri hasretle kavuşmanın heyecanı ve sevinci içinde selâmlıyorum. Muha­lefetin, iktidarın tek gayesi vardır o da müşterek menfaat ve gayelerimizi tahakkuk ettirmektir. Dün gece Bele­diye Başkanı yapıcı bir eda ile: «İkti­darın yardımcısı olacağız» dedi.Orduluların bu sözle gösterdiği olgun­luğu vatanın her yerinde görmekle bah­tiyarız. Huzursuzluğu isteyen tektük kimselerin ve demin bir arkadaşınızın söylediği gîbi, seçim münafıklarının milletin bünyesini, milletin bağlılığını, sarsmasına asla müsaade etmiyeceğiz. Şimdi Türk milleti yepyeni bir âlemin içinde feraha doğru ilerliyor. Muvafık, muhalif, elele vererek huzur içinde istikbalini temine çalışan bir millet ol­duğumuzu bütün dünyaya örnek ola­rak göstereceğiz.

Bundan sonra milleti ve bir canh ol­mak sıf atiyle ferdi korumak için baş­ka milletlerin neleri feda ettiğini söy-liyerek buna ait kısa bir hâtırasını nak­leden Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan sözlerine devamla de­miştir ki:

«Eğer" memlekette beş yıl süren bir mücadele olduysa ve bu mücadelede Türk milleti inanarak bizi desteklediyse, müşterek bir eser yarattıysa yarının şeref ve haysiyetini koruyacak bir var­lığa kavuşifiak için bu dâvayı müdafaa etti. Emniyet ve huzur içinde kendi iradenizle iş başına getirdiğiniz iktidar bunu sağlamağa çalışıyor. Yüksek bir millet olarak bu kurtuluş dâvamızı be­nimsedik. Bir yıl geçti. Aradaki fark nedir? İşte bütün önümüzdeki man­zara iktidarın çalışmalariyle m ili etin siyasî hudutları içinde olan dini ne olursa olsun, öz çocukları olduklarına inanıyoruz. Bir milletin bekası kendine ve topluluğun varlığına inanmasiyle kaimdir. İşte buna inanan Türk mille­tinin erişrniyeceği saadet yoktur.»

— Ordu:

Dün başlayan ve hakikaten dikkate şa­yan müzakerelerin cereyan ettiği bir topluluğa iştirak eden ve güzel konuş­malar yapan, muhtelif ilçelerden gelen 8 kadın delegenin de bulunduğu Ordu Kongresi Başkanlığına seçilmiş olan Manisa Milletvekili Fevzi Lûtfi Kara-osmanoğlu, Kongrenin öğleden sonra yapılan 3'üncü oturumunda söz alarak bugün Samsun'da bulunmak üzere va­pur i a haı>eket edecek olan Başbakanla gitmek mecburiyetinde olduğundan bir lütufkârlık eseri olarak seçilmiş olduğu Kongre Başkanlığı vazifesine devam cdemiyeceğini söyliyerek kendisine karsı gösterilen itimad ve sevgiye te­şekkür etmiş, sözlerine devamla ez­cümle şunları söylemiştir:

»Muhterem Ordulular,

Karadeniz'e geldiğim zaman gördüğüm şey, her şeyden evvel bu topraklar ü-zerindeyaşayaninsanlarınruhan ve manen zengin ve fakat maddeten fakir düşmüş olmalarıdır. Türkiye'nin tezat­lar memleketi olduğu, bilhassa Kara-denizin bu bölgesinde bariz bir şekilde görülmektedir. Bir tarafta manen ve ruhan bir zenginlik, öte tarafta büyük ve kütlevî vaziyette bir sefalet man­zarası göze çarpmaktadır. Bu memle­kette hürriyet vardır, yoktur dendi. Bu memlekette zulüm yoktur, vardır dendi. Açlık;, yoljtur, vardır denildi. Daima, daima zıt şekiller ve zıt halet­ler görüldü. Bütün bir fakru sefaletin hâkim olduğu bu mıntakanın her türlü dertleriyle ve her türlü işleriyle meş­gul olurken, hiç kimseyi itham etmek aklımızdan g«çmez. Vazife icabı bu memleketin işleriyle ve insanlariyle meşgul olunmuştur. Fakat bu kâfi de­ğildir. Vatanımızın her yerinde olduğu gibi, burada da bu memleketin işleri ve sıhhatiyle meşgul olunurken, hasta­ya karşı hastalığı, aça karşı açlığı du­yarak hareket edersek. Şarkın bir par­çası addedilen bu vatanımızı, Batının bir parçası haline getirmiş oluruz. Her şeyden evvel Demokrat Partinin bu memlekete yaptığı işlerden birisi de insanların birbirlerini muhabbet ve şefkatle sevmiş olmasıdır. Şimdiye ka­dar sarfedilmeyen vasıflardan birisi bu olmuştur. İstediğimiz Karadenizin en güzel m intak alarmdan biri olan bu mıntakada iyiliğin, sıhhatin ve birliğin bu memleketten de esirgenmem esidir. Bunu yapacağız. Bu bölgede muvaffak olmak için burada yaşayan insanlara en çok zenginlik s ağlıya cağımızı iddia edemem. Fakat bu insanların geçimini kolayca temin edecek bir refaha kavuş­turacağız.»

6 Haziran 1951

— İstanbul:

Stokholm ve Berlin'de İsveç ve Batı Almanya millî takımları ile maç ya­pacak olan millî futbol takımımız ida­reci ve oyuncuları bu sabah K.L.M. u-çağı ile saat 7.15'de Yeşilköy d en hare­ket etmişlerdir.

Giden idarecilerşunlardır:

Futbol Federasyonu Başkanı Ulvi Ye-nal, Federasyon Müşaviri Adnan Akın, İstanbul Futbol ajanı Sedad T aylan, beynelmilel hakemlerimizden Şulhi Garan.

Giden futbolcularımız da: Şükrü, Na­ci, Müjdat, Tarık, Orhan, Mehmed Ali,

Ali İhsan, Hüseyin, Muzaffer, Melih, Erol, Leîter, Gündüz, Recep, Faruk., Nusret, Eşref, İsmet'den ibarettir.

Kafileyle Galatasaray Klübü adma santrhaf Doğan da gitmektedir.

İstanbul ve Ankara'da maçlar yapan Muhlburg futbolcuları da ayni uçakla hareket etmişlerdir.

— Ankara :

Dün geceyi Başhöyük köyünde geçiren Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, bu sabah saat 7'de beraberlerinde Bayındırlık Bakanı Kemal Zektinoğlu, Kütahya Milletvekili Ahmet İhsan Gürsoy, Kon­ya Milletvekilleri, Konya Valisi Kemal Hadım'a, 2. nci Ordu Müfettişi Korge­neral Şahap Gürler, Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürü Halim Alyot ile Tapu Kadastro Umum Müdürü Mümtaz Tarhan olduğu halde Baghöyüklülerin tezahüratı arasında ayrılarak civardaki Özden Devlet Üretim Çiftliğini ziyaret etmişlerdir.

Cumhurbaşkanı çiftlikte Teknik Ziraat Okulu ile muhtelif meseleler hakkında izahat almışlar ve çiftlik halkmm sev­gisi arasında ayrılarak Kadinhan ilçe­sini şereflendirmîşlerdir.

Kadınhan'da da hararetli bir şekilde İstikbal edilen Devlet Başkanı, Bele­diye binasına kadar yaya olarak Ka-dmhanhlann sevgi gösterileri arasında geçmişler ve Belediyede kısa bir müd­det kalarak halkla hasbihalde bulun­muşlardır.

Cumhurbaşkanı burada halkın kendi­lerine gösterdiği muhabbete teşekkür etmişler ve Belediye Başkanı ile Kay­makamdan köylü borçlarının tecili ve göçmenlerin iskânı meseleleri hakkında izahat almışlardır.

Celâl Bayar, Belediyedeki hasbihalle-rini müteakip Kadmhanlılara veda ede­rek halkın coşkun tezahüratı arasında Kadırjhan'dan ayrılmışlar ve Konya'ya da uğradıktan sonra saat 10,15'de bera­berlerinde Bayındırlık Bakanı Kemal Zeytinoğlu, Kütahya Milletvekili Ah­met îhsan Gürsoy, Konya Milletvekil­leri Himmet Ölçmen, Remzi Birant, Ri-fat Alabay, Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürü Halim Alyot olduğu hal­de Ankara'ya gitmek üzere yola çıkmış­lardır.

Devlet Başkanı yolları üzerinde bulu­nan Karayolları Genel Müdürlüğü 3. üncüBölgeMerkezAtölyesinidegezmişler, Konya'dan kendilerini uğur­lamaya gelen Konya Valisi Kemal Ha-dimlı'ya ve diğer zevata veda ederek yollarına devam ve saat 13.45'de Anka­ra'ya avdet etmişlerdir.

—Ankara ;

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, Manisa Milletvekili Fevzi Lûtfi Kara-osmanoğlu beraberlerinde Ordu millet­vekillerinden Feyzi Boztepe ve Refet Aksoy, Aydın Milletvekili Şevki Ha­sırcı, Erzurum Milletvekili Memiş Ya­zıcı ve Başbakanlık Öael Kalem Mü­dürü Basri Aktaş olduğu halde bugün saat 15.45'te uçakla Samsun'dan şeh­rimize germişlerdir.

Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Baş­bakan ile beraberlerindekiler hava ala­nında, Devlet Bakam Başbakan Yar­dımcısı Samet Ağaoğlu, Bakanlar, mil­letvekilleri, Genelkurmay Başkanı, Başbakanlık ve Millî Savunma Bakan­lığı Müsteşarları, Başbakanlık -Müste­şar Muavini, Vali, Belediye Başkanı, Emniyet Genel Müdürü, Garnizon ve Merkez Komutanları, mülkî ve askerî erkân tarafından karşılanmışlardır.

—Samsun:

Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başba­kan, Fevzi Lûtfi Karaosmanoğlu, Sam­sun ve Ordu milletvekilleri Demokrat Partiyi ziyarete gittikleri zaman önü, içi ve bahçesi kesif bir partili kütlesi ile dolmuş bulunuyor ve herkes konuşma yapılmasın! istiyordu. Refik Koraltan partililere hitaben kısa bir konuşma yaptı ve dedi ki:

Şu kapıdan girerken hafızamı beş se­ne evveline götürdüm. O zaman buraya gelmiştim. Bu bahçede bir toplantı ha­linde konuşma yaptım. Şartlar çok ağırdı. Memleket, rejim ve sistem ba­kımından bir uçurumun kenarına yak­laşıyordu. Millet bin bir dert içinde bu-nalıyordu. Bu hali gidermenin tek yo­lu güdülen sistemi, zihniyeti değiştir­mekti. Bütün konuşmalarımın esasını bunlar teşkil ediyordu. İşte bu müş-"kül yıllarda Samsun ilk teşkilâtımızı kuran İllerden biri oldu. Her ne Kaman bir memleket meselesi ele alınsa onu benimsemesini bilen Karadeniz çocuk­ları bu sefer de demokrasi hamlesini benimsemesini, onu yürütmesini bilmiş ve tarih yapmıştır. Anadolu'nun müs­tesna bir kapısı, Karadeniz'in incisi Samsun nasıl-Mustafa Kemal'i bağrına basarak millî tarihin şerefli mevkiini kazandı ise o günden bugüne her millî meselede ayni yolları tutmuş, 946 gün­lerinin ağırlığından yılmayarak, ön safta yer alınıştı. Artık tarih olan o kötü günlerden bahsedecek değilim. Şükür ki şimdi yeni bir devir içinde­yiz. Halk iradesine dayanan halk ida­resi demokrasiyi, millet, millî bünyede bir sıkıntıya, hâdiselere meydan ver­meden tamamiyle benimsemiş bulunu­yor. İşte tarihe karışan o sıkıntılı gün­lerde «ne zaman kendi iradenizle bir Hükümet kurulursa o zaman dertleri­nizi serbestçe konuşuruz demiştim. Şimdi aranızda bugünleri idrak etmiş olarak bulunuyorum.

Kalkınmanız için dünya medenî mil­letlerinde ne ele alınmış ise, onları ta­kip ederek yepyeni bir Türk dünyası vücude getirmek ve onun hudutları içerisinde refah ve huzur içinde yaşa­mağa lâyık bir topluluğu saadete eriş­tirmek yolunda yürüyoruz. Dertlerin bir anda halledilmesi imkânı yoktur. Bunu biliyorum. Mübalâğa etmeden soyliyebilirim ki siz vatandaşlara daha iyi çalışmak, rahat yaşamak ve lâyık olduğu müreffeh hayata erişmek im­kânını sağlamak için itimadınıza maz-har olan iktidar, geceli gündüzlü çalı­şıyor. Başbakan Adnan Menderes Or­du'da Karadenizin ihtiyaçlarına ea ge­niş ölçüde temas etti. Gazetelerde on­dan beklediğiniz bu güzel teşebbüsleri okuyacaksınız. İhtiyaçlarınıza hep be­raber mütalea edilerek cevap verilmiş­tir.

Yakın bir günde tekrar görüştüğümüz zaman liraan inşaatı başlamış, yollar işine hız verilmiş, medenî vasıtalarınız ikmal edilmiş olacak ve sizler de yarın­dan ümitli ve neşeli ve müreffeh bir hayata erişmiş bulunacaksınız.

Bütün Türk milleti bu refah ve saadet devresini tamamlarken siz bahtiyar ve tarih yapan Samsunlular da bütün milletle beraber beklenen o günlere kavuşacaksınız.»

Bundan sonra Fevzi Lûtfi Karaosman-oğlu Samsunlulara teşekkür etmiş, Başbakan Adnan Menderes de buraya konuşmak için değil, sırf bir ziyaret için geldiğini ve gösterilen bu derin alâka ve sevgiden derîn bir memnun­luk duyduğunu ifade eylemiştir.

7Haziran 1951

—Ankara :

Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu beraberinde Çanakkale Milletvekili Süreyya Endik ve Ordu Milletvekili Feyzi Boztepe olduğu hal­de bugün saat 11.20'de uçakla İstan­bul'a hareket etmiştir.

Uçak alanında kendisini uğurlayanlar arasında Çanakkale îl Başkanı Nusrct Filizeioğlu ile İl Kurulundan Ali Rıza Suda ve Haysiyet Divanı üyelerinden Cemal Çepeioğlu bulunmuşlardır.

—İstanbul:

15 gündenberi Yunanistan'da misafir bulunan Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Yusuf Egeli'nin Başkanlı­ğında Tümamiral Aziz Ulusan, Kurmay Binbaşı Zeki İlter, Kurmay Binbaşı Et-hem Alkan, Kurmay Binbaşı Muzaffer Akın ve Yüzbaşı Remzi Çakm'dan mü­teşekkil askerî heyetimiz bugün saat 11.45'te özel bir Yunan uçağı ile ve Selanik yoliyle şehrimize gelmiştir.

Korgeneral Egeli, Yeşilköy hava ala­nında kendisiyle görüşen gazetecilere Yunanistan'da büyük bir sevgi ve sa­mimiyet gördüklerini, seyahatinden ve yaptığı temaslardan da çok memnun kaldığını ifade etmiştir.

—İstanbul:

İstanbul'un fethinin öOO'üncü ve mü­teakip yıllarını kutlama komitesi, Vali ve Belediye Başkanı Prof. Gökay'ın Başkanlığında toplanmıştır.

Bu toplantıda komitenin esaslı mevzu­lar ve bunların gerektireceği masraflar hakkında bir tasarı hazırlayarak Viiâ-yet vasıtasiyle Hükümete sunması ka­rarlaştırılmıştır.

8Haziran 1951

—Ankara :

Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Profesör Fuat Köprülü, Manisa Milletvekili Fevzi Lûtfi Karaosmanoğ-lu beraberlerinde Aydın Milletvekili Ethem Menderes, Çanakkale Milletve­kili Kenan Akmanlar ve Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Basri Aktaş ol­duğu halde bugün saat 11.45'te uçakla İstanbul'a hareket etmişlerdir. Başbakan ve beraberler indekiler, hava alanında Büyük Millet Meclisi Başka-

nı Befik Koraltan, Bakanlar, milletve­killeri, Başbakanlık, Millî Savunma, Ekonomi ve Ticaret Bakanlıkları müs­teşarları, Jandarma Genel Komutanı, Basın-Yayın ve Turizm ve Emniyet Ge­nel Müdürleri, Vali, Belediye Başkanı, Merkez ve Garnizon Komutanları ve diğer mülkî ve askerî erkân tarafından iığurlanmışlardır.

—İstanbul:

Başbakan Adnan Menderes, beraberin­de Dışişleri Bakanı Prof. Puad Köp­rülü, Manisa Milletvekili Fevzi Lûtiİ Karaosrnanoğlu, Aydın Milletvekili Et-hem Menderes, Çanakkale Milletvekili Kenan Akmanlar ve Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Basri Aktaş olduğu halde bugün saat 13.10'da Devlet Hava­yolları uçağı ile Ankara'dan şehrimize gelmiştir.

Başbakan ve beraberindekiler, Yeşilköy hava alanında Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu, Ulaştırma Bakanı Seyfi Kurtbek, D. P. Bölge Mü­fettişi İstanbul Milletvekili Hüsnü Ya­man, şehrimizde bulunan milletvekil­leri, Vali ve Belediy-e Başkanı Prof.-Gökay, Generaller, İstanbul Merkez Komutanı, İl Genel Meclisi üyeleri, Em­niyet Müdürü, D. P. İl İdare Kurulu. Başkanı Enver Safder Öder, partililer ve Basın mensupları ile kalabalık bir halk kütlesi tarafından karşılanmıştır.

Başbakan ve beraberindekiler, Yeşil­köy hava alanından doğruca Vilâyete gelmişler ve saat 14.15'te Vilâyetten ayrılmışlardır.

Başbakan, Vilâyetten ayrılırken kendisi ile görüşen gazetecilere İstanbul'a gel­mesi münasebetiyle İstanbul Basınına hürmetlerini ifade etmiştir.

—Ankara :

Haber aldığımıza göre Millî Eğitim Ba­kanlığı bir taraftan yeni teşkilâta ve gelişmelere önem verirken, diğer ta­raftan mevcut müesseselerin dahi iyi işlemesini temin için bütün Vilâyet merkezlerinde birer Millî Eğitim Da­nışma Kurulu teşkil etmeye karar ver­miştir.

Bu hususta Valiliklere gönderilen ta­mimde millî eğitim organlarının iyi ça­lışmalarının, ve muvaffak olmalarının, Bakanlığın murakabe ve direktiflerin­den ziyade, kendi işlerinde ve kendi hamleleri sayesinde yapacakları geliş­me teşebbüsleriyle sağlanabileceği belirtilmekte ve bütün eğitim ve öğretim meselelerimizin hallinde ilmî yollara, meslekî tecrübelere istinad edilmesi lüzumu üzerinde durulduktan sonra program "ve talimatnamelerdeki direk­tiflerin umumî mahiyette olduğu, bun­ların mahallî şartlara tatbik edilme­sinde esasen bir mürebbi olan öğret­menin büyük bir rolü bulunduğu dik­kate alınarak öğretmenlerin İçinde bu­lundukları güçlükleri ve pedagojik meseleleri bizzat halletmek için hare­kete geçmeleri tavsiye olunmaktadır.

—İzmir :

Bir hafta kadar kalmak üzere şehrimi­ze gelmiş olan ingiliz Filotilla Komu­tanı Komodor J. S. Richardson, bugün saat 16'da Peacock gemisinde bir Basın toplantısı yaparak gazetecilere şu be­yanatta bulunmuştur:

»Bugün sizleri gemimde karşılamak, bana büyük bir haz vermiştir. Beşinci Filotilla, uzun zamandan beri İzmir'i ziyaret etmek ümidini beslemekteydi. Bu sabah gemilerimiz İzmir'e doğru yol alırken limanın ve onu çevreliyen şehrin haşmet ve güzelliği ile cidden mütehassis olduk.

Bu benim İzmir'i ilk ziyaretimdir. Fa­kat Türkiye'yi değil. Zira geçen sene Marmaris limanında çok mes'ut günler geçirmiştik.

Bu ziyaretimden bilistifade etrafı daha fazla görmek arzusundayım. Bilhassa Fuarınız bana söylediklerine göre, çok güzelmiş. Yalnız şunun iğin çok müte­essirim ki Fuarın açıldığı zaman bu­rada bulunamiyacağım.

Bu sabah sahile çıktığımda yapmış ol­duğum ziyaretler esnasında şehirde gördüğüm yakınlık karşısında da yine çok mütehassis oldum ve eminim ki bu, ziyaretimizin güzel geçeceğine bir alâ­mettir.

Cümlenize en samimî duygularımı sun­makla bahtiyarım.»

—İstanbul:

Bakırköy'de İstanbul caddesinde inşa edilecek olan Bakırköy ve Eyüb İşçi Sigortaları Kurumu dispanserlerinin temeli bugün saat 17'de törenle atıl­mıştır.

10 Haziran 1951

—İstanbul:

Demokrat Parti İl Kongresine bugün de Meleksinemasındadevamedilmiştir.

Delâlet lûtfunuzu rica eder, derin saygılarımı sunarım.

Kûngre Başkanı Fevzi Lûtii Karaosmanoğlu Manisa Milletvekili

—Ankara :

Şehrimizde misafir bulunan İskoç Dun-dee takımı ikinci maçını bugün saat IB'de takviyeli Galatasaray takımı ile 19 Mayıs Stadyumunda yapmıştır.

Maç misafir takımın 5-3 galibiyeti ile sona etmiştir.

—Stokholm :

Türkiye - İsveç millî maçı bugün ma­hallî saatle 14'd« Rosunda Stadında ya­pıldı.

30 bin seyircinin hazır bulunduğu bu maça takımlar şöyle çıktılar:

Türkiye: Turgay - Naci, Müjdat - Eş­ref, Ali İhsan, M. Ali - Erol, Lefter, Gündüz, Muzaffer, İsmet.

İsveç: Bergstrom - Halmstrom, Nilson -Ahlund, hjertsson, Lİnd - Jonhsson, Lundkvist, Sandın, And er s on, Holm-qvisi.

Maçın orta hakemliğini Finlandiyalı bir hakem ve yan hakemlikleri de Sul-hi Garan ile İsveçli bir hakem yapı­yordu.

Takımlar bir alkış tufanı içinde sahaya çıktılar. Milli marşlardan sonra oyun başladı.

Takımımız ilk devrede kur'ad a kaybet­tiğinden, rüzgara karşı oynamak zo­runda kaldı. Karşılıklı denemelerle ge­çen ilk beş dakikadan sonra İsveçliler hücum teşebbüsünü ele alarak üstüste akınlarla bastırmağa başladılar. Takı­mımız rüzgâra karşı oynamakla bera­ber gayet kuvvetli bir müdafaa oyu-niyle İsveç torlarına gol atmak fırsatını vermedi. Bilhassa kaleci Turgay şahane bir oyun çıkararak üstüste fevkalâde kurtarışlar yaptı ve âdeta İsveç hücum hattının cesaretini kırdı.

Bu canlı müdafaa oyunu karşısında İsveçliler durmadan hücum üstüne hü­cum tazelerken Turgay İsveçli seyirci­lerin gol âvazeleri arasında beş kere arka arkaya oradan oraya atlayarak mükemmel kurtarışlar yaptı. Müdafaanın bu canlı ve güzel oyununa mukabil hücum hattımız bilhassa ilk devredehemenhemenhiçbiroyun

gösteremedi ve fainnetice müessir de olamadı. İsveçliler ise yerden gayet gü­zel paslaşarak oynamalarına rağmen müdafaamızın ve bilhassa Turgay'm fevkalâde oyunu karşısında gol çıkara­madılar ve ilk devre 0-0 berabere ne­ticelendi.

İkinci devrede rüzgârla oynayan takı­mımız devre başlar başlamaz hücuma geçti, ilk beş dakika forvetlerimiz ilk devredeki kötü oyunlarının tesirini sil­mek istercesine İsveç kalesine yüklen­diler. Bu arada beşinci dakikada Gün-düz'ün çektiği isabetli bir sütle top ka­leye girerken yetişen bir rakip oyuncu topu elle tutarak gole mâni oldu. Ha­kem hu hareketi bittabi penaltı ile tecziye etti.

Penaltıyı Lefter gayet güzel bir sütle gole tahvil etti.

Takımımızın 1-0 galip duruma geçme­sinden sonra oyun epey hızlandı. Oyun­cularımız hücum üstüne hücum taze­lerken anide inkişaf eden bir mukabil akında İsveç santrforu Sandin mükem­mel bir kafa sütü ile beraberliği temin etti. Bu golün atılmasından bir dakika, evvel İsveçli kalecinin golü önlemek için doğrudan doğruya Gün düz'e yap­tığı penaltıyı hakem görmedi.

29'uncu dakikada İsveç santrforu bariz of say d vaziyetinde kaptığı topla ilerledi ve müdafaanın duraklamasından isti­fade ederek ikinci golü yaptı. İkinci golden sonra oyuncularımızın maneyi-yatı bozuldu ve 33'üncü dakikada İs­veçli sağiç Lundkvist üçüncü golü attı.

"Üçüncü golden sonra kendini toparla­yan takımımız yeniden hâkimiyeti ele ald! va bilhassa son beş dakikada bu hâkimiyet İsveçliler için bunaltıcı bîr hale geldi. 41'ittci dakikada Erol mu­hakkak golle neticelenebilecek büyük bir fırsatı heder etti. Son dakikalarda forvetlerimizin bütün gayretlerine rağ­men netice değişmedi ve bu millî maç 3-1 mağlûbiyetimizle sona erdi.

11 Haziran 1951

— İstanbul:

Demokrat Parti İl Kongresi bu sabah Necmi Ateş'in başkanlığında Melek sinemasında çalışmalarına devam et­miştir. Malî raporu tetkik eden Ko­misyon adına söz alan Sami Maktalan, İl İdare Kurulunun tanzim ettiği malî rapor hakkında izahat vermiştir.


Emir Tallâl,saat. 15.30'da ayni uçakla - Londra'ya müteveccihen Yeşilköy ha­va alanından ayrılmıştır.

—İstanbul:

Şehrimizde Radyo Sarayı arkasında yapılacak olan 500 odalı otel için ha­zırlıklara devanı edilmektedir. Bu oteli yapacak olan Amerikadaki Hilton mü­essesesinin mümessili Mr. Havzer şeh­rimize gelmiş ve bugün Vali ve Bele­diye Reisi Prof. Gökay'ı makamında ziyaret etmiştir. Mümessil Vali ile ya­pılacak otel hakkında görüşmüştür. Otel mütehassısı şehrimizde bir müd­det daha kalarak incelemelerine devam edecektir.

—İstanbul:

Demokrat Parti İl Kongresine bugün öğleden sonra da devam edilmiştir. Kongreyi çalışma Bakanı-Nuri Ozsan da takip etmekte idi. Bütçe Komisyo­nunun raporu henüz Riyaset Divanına gelmediğinden umumî heyetin arzusu üzerine dilekler faslına geçilmiştir. Bu arada Kongrenin karariyle Deniz has-tahanesinde yatmakta olan Kore gazi­lerini ziyaret eden heyet adına bir de­lege heyeti umumiyeye gazilerimizin başarı temennilerini ve sevgilerini ib­lâğ etmiş ve büyük tezahürata vesile olmuştur.

Dilekler iaslmda delegeler muhtelif mahallî dertlere temas etmiş ve bazı kanunların bir an evvel çıkarılması hu­susundatemennilerdebulunmuşlardır.

Saat 16.30'da Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Adnan Menderes, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağa oğlu, Dışişleri Bakanı Prof. Fuat Köprülü delegelerin ve dinleyici­lerin sürekli alkışları ve tezahüratı a-rasında salona girerek Kongreyi alâka ile takibe başlamışlardır.

Saat 18'de oturuma on dakika ara ve­rilmiş, Riyaset Divanına gelen Fevzi Lûtfi Karaosmanoğlu, ikinci oturumu açmıştır. Bütçe hakkında beş kişilik Komisyonun hazırladığı rapor okun­muş, rapor hakkında muhtelif delegeler fikirlerini bildirmiş ve neticede rapor kabul olunmuştur.

Bundan sonra İl İdare Heyeti ve Hay­siyet Divanı seçimine geçilmiş ve oylar toplanmıştır. Bu arada Kongrenin gece de mesaisine devamı hususunda verilen takrir kabul edilmiş ve saat 22'de top­lanmak üzere oturuma son verilmiştir.

Kongresinin toplantısı müansebetiyle bugün öğleden' sonra Taksim meyda­nına gidilerek Kongre İkinci Başkanı Necmi Ateş.'in başkanlığındaki bir he­yet taralından âbideye çelenk konul­muştur.

—İstanbul:

Demokrat Parti İstanbul İl Kongresi bugün öğleden sora-a çalışmalarına de­vam etmiş ve yeni İl İdare Kurulu için yapılan seçimleri aşağıda isimleri ya­zılı zevat kazanmıştır:

1— İstanbul Milletvekili Doktor Mükerrem S ar ol,

— Cahid Evrenos,

— Salâhaddin Güvendiren,

— Salâhaddin Genç,

— Necmi Ateş,

— Muzaffer Şahuıoğlu,

— Ziya Köktürk,

— Halide Ahıska,

— Hayri Erdoğdu.

Kongre çalışmalarına devam etmekte­dir.

—İstanbul :

Demokrat Parti İl Kongresi bu gece içtim a ma devam ederek dilekler bah­sinde söz alan delegeleri dinlemiştir. Bu arada yeni seçilen İl îdare Kurulu adına Doktor Mükerrem S ar ol mikro­fon hasma gelerek haklarında gösterilen itimada teşekkür etmiş ve «çalışacağız ve sizlere lâyık olmağa çalışacağız» de­miştir.

Dilekler bahsinde söz alan muhtelif hatiplerin konuşmalarım müteakip Haysiyet. Divanı seçiminin1 neticesi açıklanmış ve Enver S af der, Turgut Bayar, Ferzan Araş, Selim Erengil ve Ertuğrul Adalı'nm en faKİa rey aldık­ları anlaşılmıştır.

Toplantıya saat 24.30'da son verilmiştir. Kongre yarın saat 10'da toplanacaktır.

12 Haziran 1951

—İstanbul:

Demokrat Parti İl Kongresi bugün de Melek sineması salonunda çalışmalarına devam etmiştir.

Kongre saat 10.30'da Manisa Milletve­kili Fevzi Lûtfi Karaosmanoğlu'nun başkanlığında açılmış ve söz alan bazı delegelerin konuşmalarından sonra Ankar a'd a toplanacak Büyük Kongre için delege seçimine geçilmiştir.

Bu arada Kongre Başkanı, seçim şek­lini izah etmiş ve İstanbul adına Bü­yük Kongreye katılacak 46 delegenin seçim neticesini tasnif ve tesbit etmek Üzere beşer kişilik dört Komisyon teşkil edilmiştir.

Saat 1-1'de Başbakan Adnan Menderes, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardım­cısı Samet Ağaoğlu, Dışişleri Bakanı Prof. Fuad Köprülü ve Çalışma Bakanı Nuri Özsan, delege ve dinleyicilerin alkışları arasında Kongreye iltihak et­mişlerdir.

Kongre çalışmalarına devam etmekte­dir.

—Ankara :

Müzelerde ve Topkapı Hazinesinde ta­rihî ve kıymetli mücevheratın muha­faza edildiği Merkez Bankasındaki ka­saların muhteviyatın m tadadına ve Müzeye iade edilecek olanların tesbi-tine bugün saat ll'de devam edilmiş­tir.

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan, Adalet Bakanı Rükneddin Nasuhioğlu, Maliye Bakanı Hasan Po-latkan, Millî Eğitim Bakanı Tevfik İle­ri, Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Sa­lih Korur, Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı ilgili erkânı ile Topkapı Mü­zesi Müdürü ve Basın mensupları ka­saların açılmasında hazır bulunmuşlar­dır.

—İstanbul:

Çalışmalarına devam eden D. P. İl Kongresi, Büyük Kongreye gidecek 46 delegenin seçimine geçmiş ve oyların toplanmasına başlanmıştır.

Bu sırada Kore gazilerinden Rıfkı Gü­vendi, Genel Başkan ve Başbakan AdT nan Menderes'e, büyük bir takdir nişa­nesi olarak gönderdiği saatten dolayı teşekkür etmiş ve Başbakan bu gaziyi alnından öpmüştür. Bu esnada bütün delegeler erimizi hararetle alkışlamış­lardır.

—Ankara :

Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar'la İn­giliz Kralı Majeste Altıncı Jorj arasın­da doğumunun yıldönümü münasebe­tiyle tebrik ve teşekkür telgrafları te­ati olunmuştur.

—İzmir :

Dünden beri İzmir'de bulunan Arap Birliği Genel Sekreteri Azzam Paşa, re­fakatindekilerle birlikte bugün saat 14'de Trabzon vapuru ile İstanbul'a müteveccihen limanımızdan ayrılmıştır. Bugün saat 12'de Vali Osman Sabri Adal ile Belediye Başkanı Rauf Onur­sal, Azzam Paşaya Trabzon vapurunda hususî bir ziyaret yapmışlardır.

Arap Birliği Genel Sekreteri hareketin­den evvel kendisi ile konuşan Anadolu Ajansı muhabirine İzmir intihalarını şöyle anlatmıştır:

«İzmir'in lâtif, tabiî güzelliğini İzah e-de bilmek için çok iyi Türkçe konuşa -bilmem ve şair olmam lâzımdır. Dün Kadifekale'den seyretmiş olduğum manzara, emsalini hiçbir yerde göre­mediğim muazzam bir şaheserdi. Kara­ya çıkar çıkmaz şehrin çok temiz ol­duğu ve içinde yaşayan insanların ga­yet modern ve müreffeh bir hayat sür­dükleri derhal anlaşılıyordu.

Başta Vali Osman Sabri Adal ve Beledi­ye Başkanı Rauf Onursal ile temas etmiş olduğum diğer şahsiyetlerden gördü­ğüm alâka ve iltifat beni çok mütehas­sis etti. Bu vesile ile kendilerine ayrı ayrı teşekkür ederim. Bu iki zatın şa­hıslarında da bütün şehir halkına şük­ranlarımı sunarım.»

—İstanbul :

Yeni seçilen Demokrat Parti İl İdare Kurulu, bugün ilk toplantısını yapmış ve Başkanlığa İstanbul Milletvekili Doktor Mükrsrrem Sarol'u seçmiştir.

—Ardahan :

Bugün saat 14'te başlayan yağmur, sa­ğanak halini almış ve daha sonra saat 15'te 45 dakika, şimdiye kadar görül­memiş irilikte dolu yağmıştır.

Dolu ilçemizd-eki bir çok evlerin cam­larını kırdığı gibi mahsullere büyük zararlar ika etmiştir.

Diğer taraftan dolu neticesi meydana gelen seller birçok köyleri basmış ve ilçemizi Çoruh'a bağlayan şose yolunun 10-15 kilometrelik kısmını alıp götür­müştür.

—İstanbul:

Arap Birliği Genel Sekreteri Azzam Paşa refakatinde zevcesi Zuhude Az­zam Hanım, kızı Mona ve sekreterleri Züheyir Kabbanî, Âdil Sabit ve Saad

Necim olduğu halde bu sabah saat 10.30'da Doğu Akdeniz seferinden dön­mekte olan Trabzon vapuru ile ve İz­mir yoliyle şehrimize gelmiştir.

Galata rıhtımında Vilâyet adına Vali Muavini Fazıl Uybadrn, Vilâyet Hususî Kalem Müdürü Nail Up ile gelirimiz­deki Mısır, Irak, Suriye ve Lübnan Başkonsolosları tarafından karşılanan Azzam Paşa, kendisi ile görüşen Basın mensuplarına Türkiye'de çok seneler evvel bulunduğunu söylemiş ve tekrar gelmekle duyduğu bahtiyarlığı ifade ederek sözlerine şöyle devam etmiştir:

»— bu defa Türkiye'yi ziyaret ederken kendi memleketime gelİyormuşum gibi içimde bir his var. Küçüklüğümden­beri ben Türkiye'yi daima islâm âlemi­nin kalesi olarak tanıyorum. Filhakika Türkiye islâm medeniyetini Garba kar­şı muhafaza etmiş ve bu medeniyeti Garba tanıtmıştır. Bugün Türkiye bu bayrağı elinde tutmaktadır. Bu yalnız benim görüşüm değildir. Arap millet­leri yüzlerce senelerdenberi bu görüşe sahip bulunmaktadırlar».

Memleketimizi ziyaret sebebi hakkın­daki soruya, Azzam Paşa ecvab olarak, Hükümetimiz tarafından Türkiye'ye davet edilmiş bulunduğunu ve ayni za­manda bu ziyaret ile Türkiye ve Arap memleketleri arasında mevcut dostlu­ğun takviye edileceğini söylemiştir.

Azzam Paşa bu akşamki ekspresle An­kara'ya hareket edecek ve pazartesi günü şehrimize döndükten sonra bir Basra toplantısı yapacaktır.

—İstanbul:

Bir müddettenberi şehrimizde bulun­makta olan Başbakan Adnan Mende­res, beraberinde İstanbul Milletvekili Salih Keçeci, Aydın Milletvekili Ethem Menderes ve Başbakanlık Hususî Ka­lem Müdürü Basri Aktaş bulunduğu halde bugün saat 15.4ö,de Havayolları­nın uçağı ile Yeşilköy'den Ankara'ya hareket etmiştir. Başbakan hava mey-danmda partililer ve büyük bir halk kalabalığı tarafından uğurlanmıştır.

—İstanbul :

Dün gece yarısından sonra bozulmağa başlayan hava sabaha karşı şiddetli bir sağanak halini almış ve şehrin birçok yerlerini su basmıştır. Seller en fazla Sarıyer ilçesinde tahribat yapmıştır. Sellerin başlamasiyle Sarıyer Kayma­kamı ilk tertibatı almış ve müteakiben Vali ve Belediye Başkanı Prof. GÖkay ile Jandarma Komutanı, Fen İşleri ve Yollar Müdürleri de Sarıyer'e giderek tertibata nezaret etmişlerdir. Su basan yerlere itfaiye motorlar i sevk edilmiş ve sular boşaltıldığı gibi kapanan yollar da yüzlerce amele tarafından açılmıştır. İnsanca zayiat olmamıştır. Yolların ka­panması yükünden şehirde otobüs ve tramvay seferlerinde de arıza olmuşsa da alman tedbirler sayesinde seferler eski intizamına konulmuştur.

—İstanbul:

İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından davet edilen ve 15 gündenberi İngilte-red'3 tetkik gezisinde bulunmakta olan Zafer gazetesi sahibi Ankara Milletve­kili Mümtaz Faik Fenik, Vatan muhar­riri Sinan Körle, Cumhuriyet muharriri Ahmet Hidayet Reel, İzmir Ticaret ga­zetesinden Agâh Bartu ve "Ulus yazarı Bülent Ecevit'ten müteşekkil Türk Ga­zeteciler Heyeti bugün saat 16.30'da uçakla Londra'dan şehrimize gelmişler­dir.

Gazetecilerimiz seyahatlerinden çok memnun kaldıklarını ve müspet intiba­larla döndüklerini ifade etmişlerdir.

—İstanbul :

İstanbul Sergisi devamı müddetitıce Açık Hava Tiyatrosunda buz üzerinde patinaj gösterileri yapacak olan 30 ki­şiden müteşekkil bir İngiliz sanatkâr gurubu bu akşam saat 18'de uçakla şehrimize gelmiştir.

—Ankara :

Aldığımız malûmata göre, müessesele­rinin banisi olan Mithat Paşa merhu­mun bakiyeyi izamının Taifden İstan­bul'a getirilmesi hakkında alınan ka­rardan çok mütehassis olan Ziraat Ban­kası camiasının hissiyatına tercüman olan Banka İdare Meclisi ve Umum Mü­dürlüğü büyük ölünün şahsiyetine yakı­şır bir kabir yaptırmağı kendisine bir vecibe ve şeref telâkki etmiş, gerek projenin yapılması ve gerek işin realize edilmesi hususunda gerekli tedbirleri almıştır. Pek yakında bu hususta faa­liyete geçilecektir.

—Ankara :

Başbakan Adnan Menderes, berabe­rinde İstanbul Milletvekili Salih Fuad Keçeci, Aydın Milletvekili Ethem Men­deres ve Başbakanlık Özel Kalem Mü­dürü Basri Aktaş olduğu halde bugün

image001.gifsaat 17.15'de İstanbul'dan uçakla şeh­rimize dönmüştür.

Başbakan hava alanında Cumhurbaş­kanı Celâl Bayar, Büyük Millet Mec­lisi Başkanı Refik Kora Han, Bak an i ar, Milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı, Başbakanlık ve Millî Savunma Bakan­lığı Müsteşarları, Başbakanlık Müste­şar Muavini, Vali, Belediye Başkanı, Emniyet Genel Müdürü, Garnizon ve Merkez Komutanları, Kızılay Genel Sekreteri, Emniyet Müdürü, Jandarma Komutanı, mülkî ve askerî erkân tara­fından karşılanmıştır.

—İstanbul:

Bu sabah şehrimize gelmiş olan Arap Birliği Genel Sekreteri Azzam Paşa, akşam saat 20.05'de ekspresle Ankara'­ya hareket etmiştir.

Azzam Paşa'yı garda Vali ve Belediye Başkanı Prof. Gökay, Emniyet Müdürü ' KemalAy gün,Irak,Suriye,Lübnan ve Mısır Konsoloslarıuğurlamışlardır.

14 Haziran 1951

—Ankara :

Arap Birliği Genel Sekreteri Abdür-rahman Azzam Paşa, bu sabah saat 9.05'te Ankara ekspresi ile şehrimize gelmiştir. Azzam Paşa'ya sekreterleri refakat etmektedir.

Arap Birliği Genel sekreteri Ankara garında Dışişleri Bakanlığı Umumî Kâ­tibi Faik Zihni Akdur, Bakanlık İkinci Daire Reisi Nuri Birgi, Protokol "Umum Müdürü Tevfik Kâzım Kemahlı, Özel Kalem Müdürü. Sadi Eldem ve mihman­darı Protokol Umum Müdürlüğü Şube Müdürlerinden Şemseddin Mardin ile Pakistan ve Mısır Büyükelçileri, Suudî Arabistan, Irak, Suriye, Ürdün Elçile­ri, Lübnan Maslahatgüzarı, Elçilikler erkânı ve Basın mensupları tarafından karşılanmıştır.

Azzam Paşa gardan, Ankara'da bulun-duğu müddetçe ikametine tahsis olunan Ankara Palas oteline gitmiştir.

—Ankara :

Hürriyet kahramanı merhum Midhat Paşa'nm bakiyei izamının memlekete nakli hususunda abnan tamamlayıcı malûmata göre kemiklerin nakli için Elçilik erkânı ile birlikte Taife gitmiş olan Cidde Elçimiz, Tail Emiri ve ka­labalık bir halk kitlesinin iştirakiyle mezarın bulunduğu İlmi Abbas camiini ziyaret etmiş ve 20 santim yüksekliğin­de bir tümsek teşkil eden kabrin, ara­dan birçok seneler geçmiş olmasına rağ­men, şekil ve hüviyetini muhafaza et­miş bir halde olduğu görülmüştür. 19ia senesine kadar kabrin bir kubbe ile örtülü bulunduğu ve fakat bu tarihte Taif'in muhasara ve zaptı sırasında kubbenin yıkıldığı anlaşılmıştır. Mera­simi mahsusa ile açılan kabrin bir bu­çuk metre derinliğinde ve üç taş ka­pakla örtülü olduğu görülmüştür. Ka­pakların altından çıkarılan toprakların içindeki kemikler itina ile ayrıbp bir sandukaya yerleştirilmiş ve bu hususta hazırlanan mazbatalar Hükümet dele­gesi ve hazırundan yedi Taif'li tarafın­dan imzalanmıştır.

Bilâhare Türk bayrağına sarılan sandu­ka, merasimi mahsusa ile tayyare mey­danına götürülmüş ve oradan Elçimi­zin refakatinde Beyrut'a sevkedilmiş-tir.

— Ankara :

Bu sabah şehrimize gelmiş olan Arap' Birliği Genel Sekreteri Abdürrahman Azzam Paşa, saat ll'de Dışişleri Bakanı-Prof. Fuat Köprülü'yü makamında zi­yaret etmiştir.

Azzam Paşa bundan sonra Dışişleri Ba­kanlığı Umumî Kâtibi Büyükelçi Faik: Zİhni Akdur'u da makamında, ziyaret eylemiştir.

— İstanbul:

Dünya Sağlık Teşkilâtı tarafından ter­tip edilen Beynelmilel Verem Tekâmül Kursunun kapanışı münasebetiyle İs­tanbul Verem Savaş ve Gösteri Merke­zinde, bu sabah saat ll'de bir toplantı yapılmıştır.

Vali ve Belediye Başkanı Ord. Prof. Dr. Fahreddin Kerim Gökay, Dünya Sağlık Teşkilâtı Orta-Şark Bürosu Baş­kanı Dr. Etienne Berthet, Sağlık Mü­dürü Dr. Faik Yargıcı, Verem Savaş Derneği 2 nci Başkanı Dr. Tevfik İs­mail Gökçe, kurs gören doktor ve di­ğer davetliler toplantıda hazır bulun­muşlardır.

— Ankara :

Öğrendiğimize göre, bugün yağan şid­detli yağmurlardan hâsıl olan seller,. Irmak - Zonguldak hattında Kayadibi -Tefen istasyonları arasında bir köprü­yü yıkmış ve 50 metre tulünde köprü imlâsını da alıp götürmüştür.

Yardımcısı Samet Ağaoğlu, Bakanlar, Demokrat Parti Genel İdare Kurulu üyelerinden Manisa Milletvekili Fevzi Lûtfi Karaosmanoğlu, Demokrat Parti milletvekilleri, Ankara Belediye ve Baro Başkanları, Demokrat Parti ' İl İdare Kurulu üyeleri, C.H.P. ve M.P. temsilcileri hazır bulunmakta idiler.

Kongre açıldığı zaman, yoklama yapıl­mış ve bundan sonra Atatürk'ün ve Kore şehitlerinin manevî huzurlarında bir dakika saygı duruşunda bulunul­muş, başkanlık divanı seçimi yapılmış ve başkanlığa Polatlı ilçesi Demokrat Parti Başkanı İsmail Gence, İkinci Baş­kanlığa da Keskin ilçesinden Zühtü Pehlivanlı seçilmişlerdir. Bundan sonra raporlar okunmuş ve müzakerelere başlanmıştır.

—İstanbul:

Galatasaraylıların an'anevi Pilâv günü bugün Lise binasında kutlanmıştır. Sa­bah saat lD'da merasime İstiklâl Marşı ile başlanmış, müteakiben mektep Mü­dürü bir konuşma yapmış, eski mezun­lar hâtıralarını anlatmışlardır. Toplan­tıda bulunan bütün Galatasaraylılar büyük bir neş'e içerisinde an'anevî pi­lâvı yemişler, bilâhara Taksim Âbide­sine giderek bir çelenk koymuşlardır.

—İstanbul :

Mühlburg takımı ikinci maçını bugün İnönü Stadında Türkiye şampiyonu. Beşiktaşla yaptı. Ştaddaki seyirci mik­tarı tahminen 15 bine yakındı.

Komisyon, Hamdullah Suphi Tanrıö-ver'in başkanlığında, ahiren Dışişleri Bakanlığında toplantılar yapmaya baş­lamış ve Türk - Yunan dostluğunun bilhassa içtimai, kültürel, turistik ve artistik sahalarda sistemli bir şekilde inkişafının teminine matuf projeler ha­zırlamaya koyulmuştur.

—İstanbul:

Hürriyet kahramanı merhum Mithat Paşa'nın kemikleri 24 Haziran pazar günü Aksu vapuru ile şehrimize geti­rilecektir.

Merhumun kemiklerini havi sanduka Galata rıhtımında bir polis müfrezesi tarafından karşılanacak ve doğruca Yıl-dız'daki Çadır Köşkü'ne götürülerek hazırlanan katafalka konulacaktır.

Sanduka 25 Haziran günü öğrenciler ve halk tarafından ziyaret edilecek ve er­tesi günü saat ll'de Şişliden itibaren başlayacak törenle Hürriyeti Ebediye Tepesi anıtında hazırlanan makbereye defnedilecektir.

—Ankara:

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının müzahereti ve Türk - Amerikan Ka­dınlar Kültür Derneğinin işbirliğiyle Kızılay Derneğinin tertip ettiği ikinci «Gönüllü ve ev Hastabakıcı» kursunu bitirenlere bugün saat 16'da Kızılay Genel Merkezinde törelne diplomaları verilmiştir.

—Ankara :

Dışişleri Bakanı Prof. Fuad Köprülü ve Bayan Köprülü bu akşam saat 20.30 da Çankaya'da Hariciye Köşkü'nde Arap Birliği Genel Sekreteri Abdür-rahman Azzam Paşa şerefine bir akşam yemeği vermiştir.

Yemekte Büyük Millet Meclisi Başkanı Befik Koraltan, Başbakan Adnan Men­deres, Devlet Bakanı Başbakan Yar­dımcısı Samet Ağaoğlu, Bakanlar, Bü­yük Millet Meclisi Başkan ve killeri, Bü­yük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkan ye Üyeleri, Büyük Millet Mec­lisindeki siyasî partilerin Meclis Gu­rupları Başkanları, Genelkurmay Baş­kanı Orgeneral Nuri Yamut, Genel­kurmay Haber Alma Başkam Amiral Aziz Ulusan, Dışişleri Bakanlığı Umumî

Kâtibi Büyükelçi Faik Zihni Akdur, Cumhurbaşkanlığı Umumî Kâtibi Nu-rullah Tolon, Başyaver Kurmay Yarbay Nureddin Alpkartal, Özel Kalem Mü­dürü Fikret Belbez, Dışişleri Bakanlığı erkânı, Azzam Paşanın refakatindeki zevat, Afganistan, Mısır, İran, Pakistan Büyükelçileri, Hindistan Maslahatgü­zarı, Suudi Arabistan, Ürdün, Irak, Lübnan, Suriye Elçileri ve Elçilikler erkânı refikaları ile birlikte hazır bu­lunmuşlardır.

17 Haziran 1951

— Ankara :

Birkaç gündenberi şehrimizde bulunan Arap Birliği Genel Sekreteri Abdür-rahman Azzam Paşa, bugün saat lo'de Ankara Palas'ta 50 kadar Türk ve ya­bancı Basın mensubunun iştirak ettiği bir toplantı tertip etmiştir.

Bıı toplantıda yazılı olarak verdiği ve aşağıda bildirdiğimiz beyanatından son­ra Azzam Paşa gazeteci arkadaşların sordukları suallere cevaplar vermiş ve bu sualler Azzam Paşa ile Türk Basın mensupları arasında çok samimî bir fikir teatisi halinde cereyan etmiştir. Böylelikle her iki taraf arasında bir­çok meselelerde ve bilhassa Türk - A-rap yakınlaşması konusu üzerinde de geniş görüşmelere vesile olmuştur.

Azzam Paşa yazılı beyanatında Arap Birliğinin teşekkül tarzı, hedefi, ideolo­jisi hakkında izahat verdikten sonra, Türkiye'yi ziyareti sebeplerine geçerek şunları söylemektedir:

«Türkiye'yi ziyaretimin esas maksadı, bin yıldan fazla müşterek bir mazisi olan iki milletin eski dostluğunu sağ­la mlaştırmaktır. Bu iki millet el'an bu maziye bağlıdırlar. Memleketime tam bir huzur içinde dönüyorum. Zira, Tür­kiye'nin güzide idare elleriyle yaptığım temaslar, ziyaretimin, her İki taraf m arzu ettiği hedefi tahakkuk ettirdiği kanaatindeyim.

Milletler arasında iyi ve insanî müna­sebetler ancak milletlerin birbirlerini anlamaları, müşterek menfaatlerini ta­hakkuk ettirmeleri ve dostluklar m kıymetini takdir eylem eleriyle uzun sürebilir. Karşılıklı itimad ve takdire dayanmıyan, sadece kâğıt üzerinde ka­lan mukaveleler değersizdir.

Araplar ve Türkler için devamlı iyi münasebetler tesisine yarayacak bütün muvaffakiyet unsurları elde mevcut­tur.

Memleketime sonekselans Cumhurbaş­kanına kargı derin bir sevgi ve hay­ranlık hissiyle dönüyorum. Kendileri­ne ve modern, ileri ve kuvvetli Türki­ye'nin Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve diğer arkadaşlarına, keza Büyük Mil­let Meclisinin güzide Başkanı ve Mec­listeki muhtelif partilere mensup arka­daşlarına karşı minnettarlığımı bildiri­rim. Gösterdikleri dostluk ve sevgi his­lerinden büyük haz duydum.

Muhtelif partilerin matbuatı, Türk mil­letinin an'anevî misafirperverliğini pek güzel tebarüz ettirdi

Her zaman islâm âleminin ileri bir ka­lesi olan Türk milleti asırlar boyunca cesaretle medeniyet yolunda öncülük vazifesini yaptı. Tâ genç yaşımda bu millet hayranlığımı mucip olmuştu, kırk sene geçtiği halde hayranlığım de­vam etmektedir.

Araplar ve Türkler ve hattâ diyebilirim bütün Şark milletleri, gerek kendileri ve gerek bütün dünya için sulh ve re­fahtan başka bir şey arzu etmemekte­dirler. Sulh ve iyi münasebetler müş­tereken yapacağımız işlerde bize de­vamlı bîr ilham kaynağı olacaktır.

Dünya insanlık İçin en tehlikeli bir devreyi yaşamaktadır. İnsanlık bir me­deniyetten diğerine intikal eder gibi­dir. Her şey sarsıntı geçirmektedir. Ah­lâk, prensipler, hayat şartları, mad­diyat ahlâkî prensiplere galebe çalmış­tır. İnsanların yaşayışlarındaki maddî, manevî muvazene sarsılmıştır. Önü­müzdeki karanlık devreyi yenmek için itikatlarımızı, ahlâkîî prensiplerimizi ve müşterek geleneklerimizi birleştir­mek zamanı gelmiştir.

Bundan sonra . Azzam Paşa sorulan muhtelif suallere karşı da şunları ilâve etmiştir:

Türkiye'ye gelişimden maksat iki mem­leket arasında yazılı bir anlaşma im­zalamak değildi. Gayemiz iki memle­ketin, menfaatlerini, endişelerini ve prensiplerini tesbît etmek, memleket­lerimizin karşılıklı görüşlerini tsati etmekti.

Ben buraya kendi memleketim görüş ve şartlarını izah etmek için geldim ve bu hususta ileriye bir adım atıldı­ğına inanıyorum.

Buraya gelmemin ilk faydası aramızda müşterek menfaatlerin mevcut oldu­ğunu müşahede etmek oldu. Bu müş­terek menfaatler iktisadî, siyasî ve kül­türel sahalarda ve savunma sahasın­da d ir.

Biz işbirliğini icabettirecek bir bölge­de yaşayıp yaşamadığımızı ve memle­ketlerimizi alâkadar eden birçok me­seleleri de gözden geçirdik.

Azzam Paşa bundan sonra Türk Bası­nının gösterdiği yakınlıktan çok müte­hassis olduğunu beyanla Türk millet ve devletine, saadetler temennisinin, Basın vasıtasiyle ulaştırılmasını iste­miştir.

—İstanbul:

Toprak Bayramı bugün İlimizin bütün ilçe ve köylerinde sevinçle kutlanmış­tır. Köylülerimiz her tarafta davul zur­nalarla bu bayramın hayası içinde ya­şamışlardır.

Bu arada İstanbul'da çalışan 14 numa­ralı Toprak Komisyonu tarafından da­ğıtımı yapılan topraklardan Çatalca'-nm Ovayenice ve Tepecik köyleri ile Silivri'nin Ortaköy ve Celâliye köyle­rinde olmak üzere cem'an 885 çiftçi ve köylüye tahsis olunan 6863 dönüm ara­ziye ait Tapu senetleri, bugün Vali ve Belediye Başkanı Profesör Gökay ta­rafından şehrimiz Basın mensupları ve kalabalık bir halk topluluğu arasında her köye ayrı ayrı gidilmek suretiyle hak sahiplerine dağıtılmıştır.

Vali ve Belediye Başkanı bu münase­betle ziyaret ettiği köylerin durumları etrafında ilgililerden izahat almış ve köylü vatandaşların dileklerini dinle­miştir.

18 Haziran 1951

—Ankara :'

Merhum Midhat Paşa'nın bakiyei iza­mını muhtevi bulunan sanduka 24 Ha­ziran pazar günü Denizyollarının Aksu vapuru ile İstanbul'a getirilecek ve me­rasimi mahsusa ile rıhtıma İndirilerek bir cenaze arabası ile Yıldız'da Çadır Köşkü'ne nakledilecektir. Burada bir katafalk dahilinde İstanbul halkının ziyaretine arzedilecek olan merhumun naşı, 26 Haziran salı günü saat ll'de yine bur cenaze arabası ile Hürriyet Abidesi mezarlığındaki makberine def­nedilmek üzere Şişli meydanına getiri­lecektir. Meydanda önceden tertipleniniş olan cenaze alayı ile ve bir top arabasına irkâp edilmiş olarak Âbide­nin bulunduğu mahalle getirilecek ve yapılacak merasimi müteakip medfeni-ne tevdi edilecektir.

—Ankara :

17Haziran Toprak Bayramı, memleke­tin bir çok yerlerinde fiilen toprak da­
ğıtılmak suretiyle kutlanmıştır.

Ankara'nın Haymana ilçesinde 77 ai­leye 5716 dönüm, Eskişehir'in Sivrihi­sar ileçsinde 235 aileye 12.307 dönüm, Kırşehir'in Avanos İlçesinde 42 aileye 3892 dönüm, Manisa'nın Merkez ilçe­sinde 133 aileye 915 dönüm, Tekirdağ'ın Hayrebolu ilçesinde 61 aileye 1635 dö­nüm, Diyarbakır'ın Merkez ilçesinde 56 aileye 3479 dönüm, İzmir'in Çeşme il­çesinde 70 aileye 2736 dönüm, Edirne'­nin Merkez ilçesinde 65 aileye 1752 dö­nüm, Urfa'nın Hilvan ilçesinde 109 ai­leye 5107 dönüm olmak üzere (9) ilçe­nin (13) köyünde (843) aileye (37.539) dönüm toprak dağıtılmıştır.

Aynı gün diğer İl ve ilçelerde de yapı­lan toprak dağıtımına ait haberler pey­derpey gelmektedir.

Hemen her yerde köylü toprağa kavuş­maktan duyduğu sevinç içinde bayramı kutlamıştır.

.— Ankara :

18Haziran 1951 tarihli bazı gazetelerde Turgutlu'da«Atatürk'ünbirheykeli
paraçlandı» başlığı altında yayınlanan yazıhakkındaManisaValiliğinceya­
pılan inceleme neticesinde Turgutlu il­çesi - Cumhuriyet parkmdaki mermer­
den mamul Atatürk büstünün gövdeye portatif olarak geçirilmiş olan bas kıs­
mının 17.6.1951gecesi yerinden düşü­rüldüğü ve düşme neticesi üst kısmında
hafif surette zedelenme vukua gelmek­le beraber bir değişiklik göstermediğin­
den, yerine konduğu ve eski halini mu­hafaza ettiği anlaşılmıştır.

Keyfiyetin bu suretle tavzihine Anado­lu Ajansı mezundur.

—Kilis :

Büyük Millet Meclisi Başkanı s ay m Befik Koraltan, beraberinde Millî Sa­vunma Bakanı Hulusi Köy men, Gazi­antep Milletvekilleri, Gaziantep "Valisi ve diğer zevat olduğu halde bugün sa­bahleyin saat 9.30'da Gaziantep'ten ha­reketle Kilis ilçesine gelmişlerdir.

Kilis hududunda Kaymakam, Demok­rat Parti ve Halk Partisi mümessillerin­den birer gurupla halk ve şehir met­halinde de bando refakatinde yine partililer ve kalabalık bir halk kitlesi tarafından büyük sevgi tezahürleriyle karşılanan Eüyük Millet Meclisi Baş­kanı, Millî Savunma Bakanı, Milletve­killeri, doğruca Belediyeye gitmişler­dir. Burada Demokrat Parti ve Halk Partisi mümessilleriyle samimi hasbi-hallerde bulunmuşlardır. Bundan sonra Meclis Başkanı ve yanındaki zevat De­mokrat Parti merkezine gitmişlerdir. Burada kendisini bekliyen binlerce Ki­lisliye, fikir hemşehrilerim, diye hitap eden sayın Koraltan, aşağıdaki demeç­te bulunmuştur:

Gazianteb'in çevrelediği Kilis, müstev­li düşmana karşı çıkmasını bildiniz, Maraşli olmak, Gaziantepli olmak, Türk milletinin evlâdı olmak ne şerefli bir şeydir.

Eskiden, 1947 senesinde sizi ziyaret et­mek fırsatını bulmuştum. O günkü şart­ların ağırlığını burada söylemiyeceğün. O günkü sıkıntılara, tazyiklere rağmen, yine kahraman, yine kararlı olarak be­ni bağrınıza basmasını bilmiştiniz, co­şup taşmıştınız.

Şeylerinizle iktidarı kazanmayı mütea­kip mağlûplarınız m elini sıkmasını bi­liyorsunuz. Hepimizin göğsünü kabar­tan bir şahamet destanı yaratan Kore karariyle, bir taunun bir vebanın diş­lerini sökmek için medenî milletler sa­fı İçinde hamaset destanı yaratan kah­ramanlar sizlerin evlâtlarınız d ir.

Yeni, m es'ut bir devrin başlangıcı için­de bulunuyoruz. Kahramanlıklarımız ününde bütün dünyanın hürmetle eğil­diği bir devir içindeyiz. Zaferler sade tarih olup kalmaz. İstikbali de hazırlar. Sağlam, sözüne inanılır büyük Türk milleti ile yanyana yaşamak ve işbir­liği yapmak yoluna gidilmektedir. Baş­ta Amerika hiçbir mücadeleden ve fe­dakârlıktan çekinmeyen büyük Ameri­ka, kendileriyle işbirliği yapılacak tek milletin Türkiye olduğunu söylemeğe başlamıştır.

Kulis politikalarından vazgeçilerek ya­kın dostlarımız ve müttefiklerimiz de Amerika'nın düşündüğü gibi düşün­mekte ve onun yaptığını yapmakta ge-cikmiy ecelilerdir.

Şunu belirtmek isterim: Kahraman Ga-ziantep'in kahraman çocukları, harca-

dığınız boşa gitmemiştir. Haysiyetli, kararlı bir millet olarak iktisadî sahada da iktisadî kalkınma dâvasında da, ik-tisaden zayıf bünyemizin tarihimiz gibi sağlamlasın asını temin için yardıma ko­şacaklardır. Esasen bu mes'ut devrenin içersindeyiz.

Bu mes'ut topluluk içinde huzursuzluk olmasından kendi hesabına pay çıkar­mak isteyenler olabilir. Onların bu ü-mitlerinin ebediyen hüsrana mahkûm olduğunu, hâdiseler ispat edecektir.

Mili etv eki İleriniz, teşkilâtınız elbette sizin iradenizi, ihtiyaçlarınızı yerine getirmeğe mecburdurlar. Büyük bir imanla söylüyoruz ki, büyük millet dertlerini gidermek için esaslı tedbirler alınmıştır. Kilis'in mevzii dertlerini bil­hassa dinliyoruz. Su derdinizi, kalkın­ma ve Suriye'deki emlâk dâvalarınızı dikkatle takip edeceğiz. Kilis'in en bü­yük derdi, Kilis - Hassa yolunun yapıl­ması.. Bu yol Hatay'ı Orta Anadolu'ya bağlayacaktır. Bu dâvayı hem Antep'in, hem Kilis'in, hem memleketin bütün­lüğünü temin bakımından gerçekleşti­receğiz. Müsterih olunuz.

Allah bu millete ebedî saadet müyes­ser kılsm. Sade Milletvekili olarak de­ğil, bu dertlerinizi bilen bir arkadaşı­nız olarak söylüyorum

Bu konuşmadan sonra sayın Meclis Başkanı ve beraberindeki zevat. Halk Partisini ve daha sonra Hükümet kona­ğını ziyaret etmişlerdir.

Akşama kadar Kilis'te halkla muhtelif temaslarda bulunan Meclis Başkanı ve Milli Savunma Bakanı, vâki ısrarlı da­vet üzerine Nizip'e hareket etmişler­dir.

Meclis Başkanı ve beraberindeki zevat, yarın sabah uçakla Ankara'ya hareket edeceklerdir.

19 Haziran 1951

— Ankara :

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan ile Milli Savunma Bakanı Hu­lusi Köymen, beraberlerinde Gaziantep milletvekillerinden Ali Ocak, Galip Kmoğlu ve Salâhaddin Ünlü olduğu halde bugün saat 13.20'de askerî bir uçakla Gaziantep'ten şehrimize dön­müşlerdir.

Meclis Başkanı ve beraberindekiler, haya alanında, Bakanlar, milletvekil­leri, Millî Savunma Bakanlığı Müsteşarı, Vali Muavini, Basın-Yayın ve Tu­rizm ve Emniyet Genel Müdürleri, Başbakanlık emir subayı, Emniyet Mü­dürü tarafından karşılanmışlardır.

Cumhurbaşkanlığı Başyaveri Kurmay Yarbay Nureddin Alpkartal, Meclis Başkanına, Cumhurbaşkanı adına -hoş geldiniz» demiştir.

20 Haziran 1951

— Ankara :

Öğrendiğimize göre, memleketimizde ilk defa olmak üzere, Türkiye Emlâk Kredi Bankası «Yapı Tasarrufu» usu­lünü tatbike karar vermiştir.

Yapı Tasarrufu, bir mesken inşasına yeter parası olmıyan evsiz kimselere, bu imkânı temin eden muayyen gayeli bir Tasarruf tarzıdır.

Bu sistemde, Yapı Tasarrufu tevdiatı­na, mutad nisbette bir faiz hesaplan­makta ve bilhassa, mesken inşasına lü­zumlu kredilerin temini önceden taah­hüt edilmektedir.

Bu taahhüt, kısmen Yapı tasarrufçula-rının kendi tasarruflarından toplanan kollektif kaynaklardan ve daha ehem­miyetli kısmı da, malî bir müessesenin tamamlayıcı menbalarmdan karşılan­maktadır.

Bu sistem sayesinde: Ucuz faiz, uzun vâde ve yeter kredi imkânları sağlana­bilmektedir.

Sistemin ana tatbik şartı, tasarrufçunun bir mesken inşasına lüzumlu meblâğın en az %25'ini, aylık taksitlerle tasar­ruf eylemek kabiliyeti bulunması ve kredilerin muayyen esaslar dairesinde tahsisi için en az 18 aylık bir devrenin geçmesidir.

İnşa bedelinin azamî %25'i Yapı Ta­sarrufu kaynaklarından ve %50'si d& Türkiye Emlâk Kredi Bankası tarafın­dan temin olunmaktadır.

Banka, Yapı Tasarrufu tevdiatına %2,5 nisbetinde bir faiz hesaplayacağı gibi, sair küçük carî hesaplar mudileri ara­sında tertip ettiği ikramiye keşidele­rinden Yapı tasarrufçularını da fayda-landıracaktır. Buna mukabil 20 seneye kadar uzun vadeli olarak yapılabilecek ikrazlar için, yalnız %5 faiz alınacak­tır.

22 Haziran Cuma gününden itibaren Ankara'da, Temmuz ve Ağustos ayla­rının ortalarında da şimdilik İstanbul ve İzmir'de tatbikatına geçileeak olan bu sistemden istifade eylemeği isteyen­lerle, 5.000, ilâ 20.000, lira hadleri arasında bir «Yapı Tasarruf Mukave­lesi» akdi suretİIe, Türkiye Emlâk Kre­di Bankası, bu mevzua ayırdığı ve ayı­racağı malî kaynakların müsaadesi nis-betinde, bu sahada da yurtdaşlara ye­ni hizmetler ifasını deruhte etmiş bu­lunmaktadır.

—İzmir:

Dündenberi limanımızın misafiri bulu­nan Fransız bahriyesine mensup Gar-nier refakat gemisi Komutanı Yarbay G'artugues bu sabah saat ll'de İzmir gazetecilerini gemide kabul ederek kendiler ile bir saat kadar konuşmuş ve bu arada gazetecilerin sormuş olduğu muhtelif suallere cevap varerek demiş­tir ki

«Asırlardan beri Fransa'nın Türklerle daima anlaşmış olduğunu belirtmek is­terim. Temennim bundan sonra da bu iki büyük devletin dost kalmalarını görmektir.

Bu sabah Atatürk heykeline çelenk koymakla çok mütehassis oldum. Zira Atatürk gibi bir dâhiyi selâmlamak benim için fevkalâde bir zevktir.

Kore'de çok sert harp olmaktadır. Bu harbin sonu hakkında şimdiden bir şey söylemek doğru olamaz. Yalnız herke­sin de bildiği gibi, Türk Tugayının ver­miş olduğu muharebelerde gösterdiği cesaret ve kahramanlıklar hepimizi hayran bıraktı. Zaten Türk cesareti bütün dünyaca bilinen bir şeydi.»

Bir gazeteci tarafından sorulan «Atlan­tik Paktına Türkiye'nin de dahil edilip edilmemesi hakkında ne düşünüyorsu­nuz? » sualine de Fransız gemisi komu­tanı şöyle cevap vermiştir:

Bu sualinize vazifem icabı bir siyaset adamı değil, bir asker olarak cevap ve­receğim: Fransa ve Türkiye 1939 se­nesinde yapılmış olan bir Paktla bağlı bulunmaktadır. Bunun yanında Türki­ye'nin Atlantik Paktına alınması da Fransa için büyük bir kazanç olur. Esa­sen Türk ordusu gibi kuvvetli ve tecrü­beli bir ordunun Atlantik Paktı kuv­vetleri safında yer alması bütün hür milletler için de büyük bir kazanç ola­caktır.

—İstanbul

Yarın saat 18'da Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay'm Başkanlığında Vilâyette un ve ekmek meselelerini halletmek üzere büyük bir toplantı yapılacaktır. Valilik, ekmeklerdeki bozukluğu birbi­rinin üstüne atan muhtelif zümreleri bu toplantıda karşılaştıracaktır. Bunun için toplantıya Ofis Müdür ve Müfet­tişleriyle İktisat Müdürlüğü mümessil­leri, değirmenciler, fırıncılar, sendika mümessilleri iştirak edecektir.

21 Haziran 1951

-— Marsin :

Bugün saat 18'de Kore'ye gidecek Bir­liğe katılmak üzere 20 kahraman erimiz Mersin'den ayrıldılar.

Saat 16'da başta Vali Şakir Canalp, Belediye Başkanı Müfide İlhan olduğu halde, binlerce Mersinli istasyonu dol­durmuştu. Küçük yavrular ellerinde buketler yiğit ağabeylerini uğurlamaya gelmişlerdi. Siyasî partiler, teşekküller ve Belediye tarafından hazırlanmış o-lan çiçekler meydanı doldurmuştu.

Saat 17.30'da bayraklar ve yeşilliklerle süslenmiş ciplerle halkın coşkun alkış­ları arasından istasyona inen kafile alay sancağının karşısında yer almış, müteakiben Garnizon Komutanı Kur­may Albay Remzi Hasdal, bir hitabede bulunarak demiştir ki:

«Hür dünya meydan muharebelerinin rakipsiz kraliçesi, zafer kartalı Türk süngüsüne minnettardır. Hürriyet ve istiklâl için kanını dökmeye, canını vermeye hazır olmayan milletler ya­şamaya lâyık değildir».

Bundan sonra şehir adına Belediye Baş­kanı Müfide İlhan da heyecanlı bir ko­nuşma yaparak: »Tarihi süsleyen za­ferlerimize sizler de yeni şanlı sayfa­lar kazandıracaksınız. 21 milyonun kal­bi sizinle baraberdir, siz orada, bizler de yediden yetmişe kadar kadın erkek burada, bu güzel yurdun bekçileriyiz. Yolunuz açık olsun, kahraman kardeş­lerimiz.» diye sözlerine son vermiştir. Alay sancağını birer birer öpüp selâm-lıyarak trene yerleşen kahramanlara Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Yar­dımseverler Derneği ve hemşehrileri ta­rafından hazırlanan hediyeler dağıtıl­mıştır.

Halkın coşkun alkışları ve «Uğurlar ol­sun, güle güle gidiniz, zaferle dönünüz» sedaları arasında tren istasyondan ayrıl­mıştır.

Başbakanın bu konuşması, şiddetli al­kışlarla karşılanmıştır.

Bundan sonra Şehir Kulübünde Bele­diye Başkanı Hakkı Hilâlci tarafından verilen yemeğe gidildi.

Yemekte, misafirlerden başka Zongul­dak Milletvekilleri, Demokrat Parti İl İdare Kurulu üyeleri hazır bulundu­lar.

— Ankara :

Avrupa Konseyi İstişare Meclisinin bundan evvelki toplantısında Avrupa gençliğinin Kongre halinde Strazburg'-da ve Meclis binasında toplanması ka­rarlaştırılmıştı.

Bugün toplanan Kongre 28 Haziran'a kadar devam edecektir. Avrupa İstişarî Asamblesi üyelerinden İzmir Milletve­kili Osman Kap ani Konferans Başkanı tarafından bu toplantıya davet edilmiş bulunmaktadır. Kapani'nin îstişarî Asamblede gençlik ve harp halinde ço­cukların horunması hakkında yapmış olduğu teklifler nazarı itibara alınarak, toplantı mesaisini takibetmesi, imkân bulamadığı takdirde bir mesaj gönder­mesi rica edilmiştir. Osman Kapani Türkiye Büyük Millet Meclisinin faa­liyet halinde bulunması sebebiyle ma­zeretini bildirmiş ve Kongreye bir me­saj göndermiştir.

Osman Kapani bu mesajında şöyle de­mektedir:

»Harp halinde çocuğun himayesi île il­gili teklifim, Avrupa halk efkârı tara­fından hararetle karşılanmış ve Hukuk Komisyonu ihzari bir incelemeden sonra Genel Sekreterliği, meseleyi tet­kik etmek ve gelecek oturumda görü­şülmek üzere kendisine bir rapor sun­makla vazifelendirmiştir.

Konferansınız İstişarî Asamblede alı­nan buna benzer tavsiye kararı kabul edilmek suretiyle bunu destekleyecek olursa son derecede bahtiyar olacağım.

Sizin de, Avrupa Konseyi çalışmaların­dan elde edilen sonuçlardan bir çoğu­muz gibi tam bir memnunluk duyma­dığınızdan eminim.

Hürriyet ve Demokrasi idealinin yayıla­bilmesi ve bekası için Avrupa medeni­yetinin, geleneklerinin idamesinde ve kültürünün sahip bulunduğu kıymetle­rin muhafazasında büyük bir rolü var­dır.

Avrupa'yı kurmak kolay bir iş değil­dir. Bilhassa bu sebepledir ki, tehlike­ye karşı koymak ve engelleri yenmek için açlışmağa koyulmak lâzımdır.

Biz, İstişarî Asamblede, yetkili teşki­lâtlar, çerçevesi içinde müesseseler kurmakla iktifa ediyoruz. Statünün, bugünkü şekliyle bundan fazlası da yapılamaz. Bu bir kaplumbağa yürü­yüşüdür. Fakat Statü tahditleriyle bağ­lı olmayan sizler, daha ileri gitmeğe çalışıp ağabeylerinize aşılması gereken yolu gösterin, zira yirminci asrın Atom devri hareketlerimizde daha çabuk ve daha uyanık davranmamızı icap ettir­mektedir.

Siz bunu yapmağa ve engelleri zorla­mağa muktedirsiniz. Hükümetleriniz nezdinde, birleşmek hususundaki sar­sılmaz arzunuzu izhar edin, halkın si­zinle birlik olduğunu göreceksiniz.

Müşterek' vatanımız Avrupa, hükümet şekli ne olursa olsun, günün birinde birleşecektir.

Bugün hür Avrupa gençliğinin hakikî temsilcileri bulunan, yarın ise müstak­bel Avrupa Parlâmentosunun millet­vekilleri ve Senato üyeleri olacak siz­ler, gelecekte Avrupa'nın size minnet­tar olduğunun söylenebilmesi için bü­tün gücünüzle bu idealin gerekleşme-sine çalışın.»

—İstanbul:

Hürriyet şehidi merhum Mithat Paşa'-nin kemiklerinin nakli için 26 Haziran Salı günü yapılacak olan merasimin programı tören sırasına göre şöyle tes-bit edilmiştir:

Merasim Komutanı, Süvari Bölüğü, Bando, Alay sancağı, iki Piyade Tabu­ru, Deniz Bölüğü, Polis, Deniz bando­su, çelenkler, tabut, tabutun etrafında yüksek rütbeli subaylar bulunacak ve cenazeyi sırasiyle merhumun aile efra­dı, Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yaveri, Bakanlar, Milletvekilleri, Vali, Ordu Müfettişi, Konsoloslar, resmî de-vair erkânı, siyasî partiler mümessil­leri, Bankalar, Cemiyetler, müessese temsilcileri takip edeceklerdir.

—Ankara :

Ankara Üniversitesi Rektör seçimi, bu-1 gün Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Abdülhak Hâmid dershanesinde yapıl­mıştır. Adaylar, Ziraat Fakültesinden Ekrem İz men, Hukuk Fakültesinden HüseyinCahitOğuzoğluveFaruk

image002.gifErem, Tıb Fakültesinden Nüzhet Şak ir Dirisu idi. Seçime 140 profesör iştirak etmiş bulunuyordu. Altı defa müracaat edilen oy neticesinde 79 oyla Ziraat Fakültesi Dekanı- Ekrem İzmen Rektör­lüğe seçilmiştir.

Kürsüye gelen yeni Rektör, hakkında gösterilen itimat ve teveccühe teşekkür etmiş, bu itimat ve sevgiye lâyık ol­mak için elinden gelen bütün gayreti sarfedeceğlni, çalışmalarında arkadaşla­rının kıymetli fikirlerinden mülhem ça­lacağını ve müzaheretlerine dayana­cağını söyliyerek sözlerine son vermiş­tir.

—İstanbul :

C.H.P. İl Kongresi bugün saat 15'te Eminönü Halksvinde 120 delegenin iş­tirakiyle başlamıştır.

İl İdare Kurulu Başkanı Avukat îlha-rni Sancar, çalınan İstiklâl marşını mü­teakip kısa bir konuşma yapmış, bunu takiben Riyaset Divanı seçimine ge­çilmiştir. Yapılan seçim neticesinde Birinci Başkanlığa Atıf Ödül, ' İkinci Başkanlığa Nusret Safa Coşkun, Kâ­tipliklere de Mukadder Bayram ve O-ğuz Oran getirilmiştir.

Atatürk ve Kore şehitleri için ihtiram duruşunda bulunulduktan sonra İl İda­re Kurulu Başkanı İlhami Sancar, yıl­lık faaliyet raporunu okumuştur.

—Ankara :

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, Devlet Bakam Fevzi Lûtfi Karaosman-oğlu, Çalışma Bakanı Nuri Özsan, İş­letmeler Bakanı Hakkı Gedik Üe Ordu Milletvekili Feyzi Boztepe, Kocaeli Milletvekili Ethem Vassaf Akan, Sam­sun Milletvekili Naci Berkman, İçel Milletvekili Hüseyin Fırat, Denizli Mil­letvekili Eyyüb Şahin ve İşletmeler Ba­kanlığı uzmanları bugün saat 15'te D. P. Zonguldak İl Kongresinde hazır bulunmak üzere kara yolu ile Zongul-dak'a hareket etmişlerdir.

Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Baş­bakan, Devlet Bakanı ile Bakanlar, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu, milletvekilleri ve Baş­bakanlık Müsteşarı ve Vali tarafından uğurlanmı şiardır.

Cumhurbaşkanı adına Başyaver Kur­may Yarbay Nureddin Alpkartal ken­dilerine iyi yolculuklar temennisinde bulunmuştur.

—Gerede :

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan ve Başbakan Adnan Mende­res, yanındaki zevatla birlikte saat 18.30'da Mengen'e gelmişler ve halkın içten gelen tezahüratı ile karşılanmış­lardır.

Meclis Başkanı Refik Koraltan ve Baş­bakan Adnan Menderes burada halkla hasbihalde bulunmuşlar ve sel felâketi hakkında izahat aldıktan sonra Zon­guldak'a müteveccihen yollarına de­vam etmişlerdir.

23 Haziran1951

— İstanbul:

C.H.P. İl Kongresine bugün saat 10.30'-dan itibaren Eminönü Halkevinde de­vam olunmuştur. Sabahki oturumda delegeler İdare Kurulu raporu hakkın­daki tenkidlerini belirtmişler, saat 13'-te oturuma ara verilmiştir.

Saat 14.30'da ikinci oturum açılmış, Mithat Paşa için yapılacak törene bir heyet gönderilmesine karar verilmiş, rapor üzerindeki konuşmaları müteakip Komisyon raporlarının okunmasına ge­çilmiştir. Bu arada delegelerin arzusu üzerine C.H.P. Meclis Grupu Başkanı Faik Ahmet Barutçu kürsüye gelmiş ve uzun bir konuşma yapmıştır. Ba­rutçu: »Dün iktidarda, bugün muhale­fette daima memleket için hizmet yo­lundayız» diyerek sözlerine başlamış ve çok partili siyasî hayatımızdan bah­sederek: «Artık günlük hâdiselerin kü­çük meselelerini bırakarak büyük dâ­valarla meşgul olmak zamanı gelmiş­tir» diyen Barutuç sözlerini şöyle bi-ürmiştir:

»Politik talih devamlı değildir. Demok­rasi an'anesini elele vererek yürütme-liyiz. Millî birlik tarihimizin zarureti­dir. Hükümetler bir zümrenin değil, bir milletin malı olmalıdır. Bunun böyle olduğunu göreceğimize emniyet ediyo­ruz.»

Faik Ahmet Barutçu'nun konugmasm-dan sanra sırasile Cemil Said Barlas ve Dr. Kemal Satır da birer konuşma ile Kongrenin başarılı çalışmalarından duy dula rı sevinci izhar etmişlerdir.

Kongre çalışmalarına devam etmekte­dir.

—İstanbul:

C.H.P. İl Kongresi münasebetiyle Kon­greye başarılar temenni eden ve C.H.P.

G«nel Başkanı İsmen İnönü ile Demok­rat Parti İstanbul İl İdare Kurulu Baş­kanı Dr. Mükerrem Sarol ve C.H.P. teş­kilâtından gelen aynı mahiyetteki tel­graflara bugün Kongre Başkanlığı ta­rafından teşekkür telgrafları çekilmiş­tir.

— İstanbul: .

C.H.P. İl Kongresi çalışmalarına saat 21'e kadar devam etmiş, delegelerin İl İdare Kurulu raporu hakkındaki ten-kidlerinitakibenİdareKuruluibra

edilmiştir.

Kongreye yarın sabah saat on'da de­vam olunacaktır.

— İstanbul:

Misafir İskoç Dundee takımı bugün Mithat Paşa Stadında tam kadrolu Ga­latasaray takımı ile bir maç daha yap­tı. Mahdut bir seyirci kütlesi önünde yapılan maçı takımlar- şu kadrolarla oynadılar:

Dundee: Brown - Frew, Cowan - Gal-lacher, Pattille, Boyd - Andrews, Fla-wel, Copeland, Steel, Christie.

Galatasaray: Turgay - Naci, Fazıl -Özcan, Doğan, Rober - Muhtar, Hik­met, Gündüz, Muzaffer, Celâl,

Hakem Sulhi Garan.

Besinci dakikadan sonra süratli bir tempo tutturan Galatasaraylılar, İskoç kalesini zorlamağa başladılar. İlk an­larda bu baskıyı önlemeğe muvaffak olan İskoç defansı yirminci dakikadan sonra bocalamağa başlamıştı.

Yirmi yedinci dakikada Muhtarın mü­kemmel bir vole sütü kalenin üst dire­ğine çarptı. İki dakika sonra da Celâ­lin sütü kale direğini sıyırarak avuta gitti. Nihayet Galatasaylılar otuz be­şinci dakikada bu devamlı baskılarının semeresini aldılar. Muhtar'm çektiği korneri isabetli bir sütle tamamlayan Celâl takımına bir gol kazandırdı.

Devre 1-0 bitti.

İkinci devrenin ilk dakikalarından iti­baren Galatasaraylılar tekrar teşebbü­sü ele aldılar. İskoç müdafaası üstüste yapılan Galatasaray hücumlarını önle­mekte bir hayli güçlük çekiyordu.

Nihayet otuzuncu dakikada Gündüz'ün bir pasını mükemmel kullanan Muzaf­fer sağ üst köşeyi bulan bir sütle ikin­ci Galatasaray golünü yaptı.

Hemen iki dakika sonra da İskoçlular santrforları vasıtasiyle güzel bir gol kazandılar.

Devrenin son on dakikasında İskoçlu-lar, beraberliği kurtarmak için son bir gayret sarfettilerse de netice değişmedi. Oyun bu şekilde 2-1 Galatasarayrn ga­libiyetiyle neticelendi.

— İstanbul:

İstanbul şehrinin ana dâvası olan su ihtiyacını karşılamak üzere vücude ge­tirilen 42 kilometrelik isale hattı ile Terkos'da kurulan yeni terfi tulumba­ları ve Silâhtar ağa - Terkos arasında tesis edilen havaî elektrik hattının iş-, letilmesi dolayısiyle bugün Terkos'da fabrika mahallinde tören yapılmıştır.

Törende Vali ve Belediye Başkanı Prof. Gök ay, Teknik Üniversite Rektör ve Profesörleri, bütün Şehir Meclisi aza­ları, eski İstanbul Vali ye Belediye Re­islerinden Mühiddin Üstündağ, Basın mensupları, seçkin bir davetli zümresi ve civardan gelen köylüler hazır bulun­muştur.

Fabrika medhaline konulmuş olan kor-delâ bütün davetlilerin neşe ve mem­nunluk yaratan havası içinde Vali ve Belediye Reisinin »şehre sağlık ve u-ğur»temennisiyle kesilmiştir.

Sular Müdürü Profesör İhsan Göze'den yeni tesis ve ilâveler hakkında izahat

alınmıştır.

Bu münasebetle Vali ve Belediye Reisi

fabrika bahçesinde su işini izah eden, sık sık alkışlarla karşılanan, günün bazı söylentilerine de cevap teşkil eden bir konuşma yapmıştır.

-— İzmir :

Aziz hürriyet şehidi Mithat Paşa'mn bakiyei izamını hâmil sandukayı taşı­makta olan Aksu vapuru bugün lima­nımızdan geçmiştir. Bu münasebetle saat 8.00'den itibaren kalabalık bir halk topluluğu Aksu vapuruna intizar en rıhtımda toplanmaya başlamıştı. Va­pur, saat 10,da rıhtıma yanaştığı zaman hazır bulunan Şehir bandosu matem marşınıçalmaya başlamıştır.

Bu esnada, başta Vali Osman Sabri Adal olduğu halde Belediye Başkanı Rauf Onursal,- İkinci Yurd içi Bölge Komutanı Tuğgeneral Cihangir Berker, Emniyet Müdürü, Millî Eğitim Müdü­rü, Şehir ve İl Genel Meclisleri üyeleri, D. P. İzmir İl İdare Kurulu Başkan ve üyeleri, Ziraat Bankası ve diğer İkti­sadî teşekküller mümessilleri ve Basın mensuplarından mürekkep bir heyet Aksu vapuruna çıkmış, baş güvertede Türk bayrakları ve çelenklerle süslen­miş olan sandukaya Şehir adına muh­telif çelenkler konmuştur.

Bundan sonra, Millî Eğitim Müdürü Osman Faruk Verimer heyeti ve va­pur yolcularını büyük Türk evlâdının aziz hâtırası için iki dakikalık bir say­gı duruşuna davet etmiştir. Müteakiben Belediye Başkanı, Millî Eğitim Müdü­rü, Ziraat Bankası İzmir Şubesi Mü­dürü, Mithat Paşa Erkek San'at Ensti­tüsü Müdürü sandukanın dört köşesin­de yer alarak birlikte 15 dakikalık bir nöbet tutmuşlardır.

Merasime iştirak etmiş olan Mithatpaşa Erkek Sanat Enstitüsü izcileri ile bir polis müfrezesi vapurun hareketine kadar münavebe ile sanduka başında nöbet beklemişlerdir.

Aksu limandan ayrılmaya kadar kaîa-balik .bir halk topluluğu büyük bir hu­şu içinde hürriyet kahramanının san­dukasını ziyaret etmiştir. Aksu vapu­ru saat 12'd e İstanbul'a müteveccihen limanımızdan ayrılmıştır. Gemi hare­ket ederken rıhtımda bulunan Şehir bandosutekrar matemmarşıçalmış-

24 Haziran 1351

— İstanbul:

Hürriyet şehidi, mümtaz devlet adamı Mithat Paşa'mn bakiyei izamını taşıyan Aksu vapuru bugün saat 15,30'da lima­nımıza gelmiş ve Galata rıhtımına ya­naşmıştır.

Vapurun rıhtıma yanaşmasından Önce bir askerî kıta, Üniversite ve yüksek okullar öğrencileri, büyük bir halk küt­lesi, mektepliler, D. P., C.H.P. ve Mil­let Partisinden birer heyet karşılamada hazır bulunmuşlardır.

Gemiye önce Vali ve Belediye Başkanı Prof. Gökay, merhumun kızı Bayan Emine Mesrure, torunu ve ailesi erkânı ile İstanbul Milletvekili ve D. P. İl Baş­kanı Dr. Mükerrem Sarol ve Basın mensupları girerek geminin arka am­barı üstünde mürettebattan dört kişi ve bir subayın saygı vaziyetinde bulun­dukları çelenklerle çevrilmiş sanduka önünde ihtiram vakfesinde bulunmuş­lardır.


Cidde Elçiliğimiz müsteşarı Samim Ye-mişçioğlu Taiften beri şehrimize ka­dar merhumun sandukasına refakat etmiştir.

Sanduka müteakiben başta subaylar olmak üzere bir müfreze asker taralın­dan rıhtıma indirilmiş ve hazırlanmış olan cenaze arabasına eller üstünde ta­şınmış ve rıhtımdan doğruca Yıldız'da Çadır Köşkü'nde hazırlanan katafalka götürülerek ihtiram ile yerleştirilmiş­tir.

Burada Vali, ailesi erkânı v« D. P. îl Başkanı ile Basın mensupları, başu-cunda büyük bir Türk bayrağı ve ya­nında meşaleler yanmakta bulunan katafalk önünde ikinci bir ihtiram du­ruşu yapmışlar ve merhumun sandu­kası okunan fatihayı müteakip sabaha kadar nöbet değiştirerek kendisini bek-liyecek olan erlerin emanetine tevdi edilmiştir.

Merhumun sandukası yarm sabah saat 9,30'dan itibaren haikın ziyaretine açık bulundurulacak ve tahsis olunan bir belediye otobüsü halkı Yıldız Parkı kapısından Çadır Köşkü'ne götürecek­tir.

Geminin rıhtıma yanaşmasından önce bir beyanatta bulunan merhumun kızı Bayan Emine Mesrure şunları söyle­miştir :

»Sayın Cumhurbaşkanı ve İstanbul Va­lisinin gösterdiği yüksek kadirşinaslığa, babamın naşının çıkarılması hususun­da Cidde Büyükelçisi Cevdet Ülker'in çektiği zahmete derin şükran ve min­netlerimi arzetmek isterim. Bana 67 se­nelik babasızlığı unutturdular.

Bugün ziruh bir baba ile karşılaşıyor gibiyim. Bugünü sevinçle bekliyordum. Bana bugünü gösterenlere, Cumhurbaş­kanımıza ve Valimize şükranlarımızı bir daha arzetmek isterim.»

Merhumun sandukası salı günü öğleye doğru Çadır Köşkü'nden alınarak saat ll'de Şişli camiine götürülecek ve ora­da okunan fatihayı müteakip program­da tesbit olunan törenle Hürriyeti Ebe­diye Tepesindeki anıtta hazırlanan makberede vatan topraklarının sine­sine defnedilecektir.

— Ankara :

Millî Savunma Bakam Hulusi Köy men Anadolu Ajansına aşağıdaki beyanatta, bulunmuştur:»Ankara Ajansının bana atfen yayın­ladığı beyanatın Zafer gazetesinden gayri bazı gazetelerde iki noktadan yanlış nakledildiğini gördüm.

Bunlardan birisi Birleşmiş Milletler emrine, Birliğe dahil devletlerin vere­ceği kuvvetler hakkındaki kısımdır. Bu mevzuun evvelemirde Dışişleri Ba­kanlığını ilgilendireceği ifade edilmiş oiup diğer hususlar beyanat mevzuu olarak verilmemiştir.

Diğer yanlış nokta da Korgeneralliğe terfi edeceklerin mevcut olup olmadı­ğıdır. Bu da tamamiyle ters olarak a Korgenerallikten terfi edeceklerin sa­yısı» suretinde nakledilmiştir. Tashih ederim."

— İstanbul:

İstanbul Milletvekili D. P. ti İdare Ku­rulu Başkanı Dr. Mükerrem S ar ol, hürriyet şehidi mümtaz devlet adamı Mithat Paşa'nın bakiyyei izanımın Ak­su vapuru ile şehrimize getirilmiş bu­lunması münasebetiyle bu akşam saat 20'de İstanbul radyosunda aşağıdaki konuşmayı yapmıştır:

«Bugün hürriyet kahramanı ve büyük devlet adamı Mithat Paşa'nın kemik-■ leri yarım asrı geçen bir yetimlik dev­resinden sonra ana topraklara kavuş­muş bulunuyor. Tarihte hayatı büyük muvaffakiyetlerle bezenmiş simalara çok rastlanır. Fakat ölümü bütün bir millet için musibet teşkil eden insanlar azdır. Bundan 67 sene evvel can ma al-çakça kıyılan Mithat Paşa işte bu so­nunculardan biri olmuştur. O, mutla-kiyet devirlerinde Padişahın bir şüp­hesine, düşmanlarının plânma veya bir gözdenin makamına göz dikmesine kur­ban edilmiş bahtsız devlet adamların­dan değildir.

Mithat Paşa'yı sürmek, hapsetmek, çe­şitli meşakkatlere mahkûm etmekle de korkusunu y atıştır amay an müstebit hükümdar, onu boğdurduğu vakit bu memlekette yeşermeğe yüz tutan hür­riyet filizini de kökünden sökmüş olu­yordu. Kızıl Sultan şeytanî kurnazlığı ile bunu herkesten evvel anlamış, mev­kiden, yardımdan, hürriyetten ve hat­tâ gençlikten bile mahrum bulunan 62 yaşındaki vatanperverin hayatını sön­dürmeden evvel rahat nefes alama­mıştır.

Bugünün orta yaşlıları meşrutiyetin iadesinden sonra ilk tahsil çocuğu ola­rakokula "başladıklarızamanMithat Paşayı, Namık Kemal ile birlikte va- ı tan ve hürriyet âşıkı olarak tarih ki­tabında, kıraat kitabında ve ahlâk ki­tabında gördüler. Bu memlekete hür­riyet nimetini ilk tattırmak istiyenin Mithat Paşa olduğunu bilmeyen mek­tep ve medrese görmüş hiç kimse yok­tur. İnsan biraz düşünür ve hürriyet . sözünün mektep kitaplarına da ancak ve ancak Abdülhamit yok olduktan j sonra girebildiğini aklına getirirse, Mithat Paşa'nın bu ulvî gayeye nasıl ulaştığına hayran kalır. Mektepten, sa-dees medresenin anlaşıldığı o devirde hürriyet aşkını aziz ölüye hangi irfan kaynağı vermiştir? Buna cevap olarak görgüsü, aklı selimi, erkekliği, ahlâkı ve yurd severliği demek en doğru bir fikir olacaktır.

Mithat Paşa Rusçuklu Hacı Eşref Efen­dinin oğludur. 1822'de İstanbul'da doğ­muştur. Daha çocuk sayılacak bir yaşta iken biraz kitabet öğrenerek Divanı Hümayun Kalemine çırağ edilir. Ayni zamanda cami derslerine devam ederek nahiv, mantık, fıkıh, hikmet ve Farisî okur. Bu derslerden hiç birinin ne müs-bet ilimlerle ve ne de meşrutî veya demokratik bir topluluk hayatı süren insanların anlayışı ve hakları ile alâkası yoktur. Fransızcayı 35 yaşından sonra kendi kendine çalışarak öğrenecektir. Bugün devlet kapısında en basit bir kâtiplik elde etmeğe müsait olmayan j böyle bir tahsille yetişen bir insanın demokrasiye kavuşmuş yurddaşlarmın kalbinde bile hürriyet kahramanı ola- i rak yer alması cidden tetkike değer bir haldir.

O devirde Mithat Paşa gibi tahsil eden­lerin Sadrazamlığa kadar yükseldikle­ri çok görülürdü. Zaten tahsilin bundan fazlası ancak medreseye yazılmakla kabildi.

Onun doğruluk, açık ve temiz kalpli­lik, çalışkanlık, icraatçılık meziyetleri en parlak misalleri ile beraber güzelce tesbit edilmiştir. Daha Sadaret daire­sinde çalışan bir memur iken 1851'de Şam, Halep, ve mülhakatında gümrük iltizamından doğan çapraşık bir suiisti­mal meselesinden çıkan dâva işini tah­kike gönderilir. Meseleyi halleder, dev­leti ziyandan kurtarır. Hattâ bu arada Arabistan Müşiri Kıbrıslı Mehmet E-min Paşanın yolsuzluklarını da mey­dana çıkarmaktan çekinmez ve kork­maz. Birkaç sene sonra ayni paşa Sad­razam olunca, en çetin bir meseleyi hal­le memur eder:

Rumeli eşkiyasını tenkil... O vakitler Bulgaristan İmparatorluğun bir eyaleti ve Makedonya eşkıyasının yatağıdır. Rusya başta olmak üzere bir çok Av­rupa devletlerinin tahakkümü altında ezilen ve kapitülasyonlarla eli kolu "bağlanan Babıâli, âsi tebaasına karşı da âciz mevkidedir. O tarihlerde henüz Paşalığa yükselmiş olan Mithat Efendi Rumeline gider ve bir kaç ay zarfında asayişi iade eder. Daha sonra bazı tah­kik işlerini yakından tetkik edecektir. 186O'da Paşalık rütbesine yükseltilmesi, vaktiyle Arabistan ordusu Müşirliğin­den uzaklaşmasına lüzum gösterdiği, Kıbrıslı Mehmet Emin Paşanın üçüncü. defa sadaretine rastlıyan Sadrazam, bu hamiyetli devlet adamının Rumelmdeki icraatını görmüş, büyük muafîakiyet­lerini takdir etmiştir. Ona Paşalık ve Niş. Valiliğini verir.

Mithat Paşanın Niş Valiliğinde asayişi temin, bayındırlık ve imar eserlerini meydana getirmek bakımından o ka­dar büyüktür ki, bütün Tuna boyu, bir Valilik halinde birleştirilerek Mit­hat Paşa'ya verilir. Paşa, mutat enerji ve kabiliyeti ile Kümeliyi ıslaha ko­yulur. Aldığı neticeler parlaktır. Rusya kuşkulanır. Rus sefiri Babıâliyi sıkış­tırır ve Mithat Paşa Şûrayi Devlet Başkanlığına getirilir. Paşanın çalışkan­lığı, adalet fikri, doğruluğu, ihatası, bu işlerde büyük muvaffakiyet vazetmek­tedir. Kendisi her şey den önce bir icra­atçıdır. Sade tetkikle karmam akta, fii­liyata da geçmektedir. Tok sözlüdür. Bu vasıflar Sadrâzam Âli Paşa'nın teşri­fatçı zihniyetine uymaz. Mithat Paşa' .Bağdad Valiliğine atılır. Burada da bü­tün enerjisi ile vazifesine sarılır. Yollar yapmak, Demiryolu işletmek, Hicaz'a kadar telgraf tesis etmek niyetindedir. Ke yazık, talihsizlik burada da yaka­sını bırakmaz, sadarete Mahmut Nedim Paşa gelir. Aralarında fikir ihtilâfı çı­kar ve Mithat Paşa istila eder. İstan­bul'a döner. Bir müddet sonra Sultan Aziz'in onu sadarete getirdiğini görü­yoruz. Fakat dürüstlüğü selefi tarafın­dan yapılan mesnetsiz bütçe yerine doğrusunu koyup Sarayın masraflarını kısması, teşrifata riayetsizliği ve bilhas­sa tok sözlülüğü, mağrur Padişahın gözünden düşmesine ve azline sebep olur.

Paşa bundan sonra Meclisi Vükelâya memur-edilecek, Abdülhamid'in tahtın­dan indirilmesine kadar sebep olan sui-idare devresinde kendinden hususî şekilde fikir soran Valide Sultan'a ısla­hat lâyihaları göndermekte kusur et-miyecek ve nihayet memleketin .kur­tuluşunu Meşrutiyet idaresinde bularak Osmanlı İmparatorluğuna Mebus an ve Ayan Meclisleri ile murakabe edilen hür bir idare haline getirmek üzere bu­nun yegâne engeli olan Sultan Aziz'i tahtından indirme teşebbüsünde rol a-lac aktır.

Bu hal, Osmanlı tarihinde halka hür­riyet vermek üzere yapılan ilk tahttan indirmedir. Artık memlekete bir fay­dası kalmadığına kanaat getirmiş oldu­ğu Sultan Aziz makamından, kolayca kaldırılır. Fakat onun yerine gelecek hanedan âzası müthiş bir irsiyetin yü­kü altındadır. Abdülaziz'den sonra sıra ile tahta çıkacak dört şehzade de Sul­tan Mecîd'in oğullarıdır. Tanzimat dev­rinin sempatik bir hükümdarı olan Sul­tan Mecid, vereme istidatlı olduktan maada, içkiye ve zevkine çok düşkün bir insandı. Bu vasıfların her üçü de insanın evlâtlarını akıl ve bedence ku­surlu olarak dünyaya getirmeğe pek müsaitti. Böylece Sultan Mecid'in Pa­dişah olan dört oğlundan Sultan Mu­rat'la Ahdülhamit'te paranuaya yani hastalık derecesine varan vehim ve ves­vese başgösterecek, Sultan Reşat akıl ve idarede zayıf, Vahdeddin menfi bir ruhla malûl bir insan olarak tahta çı­kacaklardır.

Sultan Aziz hakkındaki tahttan indir­me hareketinin kararlaştırılan tarihten iki gün evvel yapılması, yerine geçecek Veliaht Murad'ın aklına dokunur. Cü­lusunu kendisine bildirmeğe gelen he­yeti, Padişah tarafından yakalanması için gönderilen askerî kuvvet sanır, za­vallı, bütün tertibat belli oldu diye korkar, muvakkat bir cinnete tutulur.

Vükelâ düşünür, Abdülhamid'i Sultan Murat iyileşinceye kadar niyabet edin-ciye tahta çıkarmağa karar verirler. Bu kurnaz şehzadenin niyabeti esarete çevirmek üzere ne sinsi manevralara koyulacağı malûmdur. Özü, sözü açık ve üstün kabiliyete sahip bir devlet ada­mı olan Mithat Paşa, politikacı ve dip­lomat değildi. Kurnaz Abdülhamit, onu kandırmağa, Meşrutiyete ve Kanunu Esasiye taraftar olduğuna, onu iknaa muvaffak olmuştur. aZmanm Sadrâza­mı Mütercim Rüştü Paşa, ilk görünüş­te Abdülhamid'in mahiyetini anlar ve Mithat Paşa'ya dikkatli olmasını tav­siye eder. Fakat Paşanın itimadı tam­dır. Nihayet ikinci defa Sadrâzam olup, Kanunu Esasiyi ilâna muvaffak olduk­tan sonra Abdülhamit, bizzat .bu kanu­nun metnine sıkıştırmağa muvaffak olduğu bir madde sayesinde Mithat Paşa'yı hudut harici etmeğe muvaffak olur. Daha sonra onu memlekete getir­tecek, tevkif ettirecek ve ne hazin te­cellidir ki, Sultan Aziz'i öldürttü diye idama mahkûm ettirecektir. Sonra bu ceza Taif'te sürgüne çevrilmiş ve Mit­hat Paşa 1884 senesinde Taif zindanın­da öldürtülerek şehit edilmiştir.

Bugün onun fanî bekayasını kendisi ile birlikte bu memlekette hürriyet fik­rini de boğmağa çalışan müstebitin. tahtından atılmasına uğraşan başka hürriyet ve vatan hizmeti kurbanları­nın yanındaki hürmet mevkijne getir­miş bulunuyoruz. Onun aziz ruhu hiç şüphesiz Abdülhamid'in zulüm ve is-tibdad devri boyunca nasıl incinmiş ise, ölümünden geçen 67 yıl içinde mil­letin başına geçen müstebitlerin taç ve mevkilerini kaybetmesinde de bü­yük milletini düşünerek rahat nefes al­mış, Kanunu Esasinin tekrar çıkarıl­masında memlekete evvelâ vicdan hür­riyetinin ve nihayet siyasî hürriyetle­rin girmesine de o derece sevinmiştir. Bugün artık ana vatanın kucağına ka­vuştun. Açtığın yolda sadakatle yürü­yeceğiz. Müsterih uyu. Şadol.»

— istanbul:

Bundce takımı son maçını bugün Mid-hat Paşa Stadında üç kulüp karmasiy-le yaptı. Sahadaki seyirci mikdarı bu­gün de beş altı bini asmıyordu.

Takımlar, şu kadrolarla sahaya çıktı­lar:

Dundee:

Brown - Pattillo, Cowon - Gallacher, Boyd, Erew - Christie, Flawel, Cope-land, E w e», Andrews.

Üç kulüp karması:

Erdal - Naci, Vedii - Eşref, Ali İhsan, Hüseyin - Recep, İbrahim, Muhtar, Muzaffer, Abdullah.

Hakem: Feridun Kılıç.

Zevksiz ve heyecansız bir tempo ile bağlayan devre, karşılıklı gelişi güzel hücumlarla devam etti.

İki taraf da bazı fırsatlar yaka la dil ar­sa da faydalanamadılar. Nihayet 38'İn-ci dakikada güzel bir paslaşma ile kar­ma takım kalesine inen îskoçlular, sol içlerinin sıkı bir sütü ,ile bir gol kazandılar. Kırkıncı dakikada da İskoç sağ içi bir sol şutla ikinci golü yaptı. Karma müdafaasının aksak oyunu devrenin sonlarına doğru İskoç takımı­nın üstüste iki gol çıkarmasına sebe­biyet verdi.

41'inci dakikada da ortadan bir hücum yapan karma takım, Receb'in şutiyle bir gol 'kazandı. Devı-e bu şekilde 2-1 Dundee'nin lehine bitti. İkinci devrede karma takımın sol tarafı değişmiş, sol açığa Coşkun, sol hafa Rober ve sol beke Orhan alınmıştı. Sür'atli başlayan, devre 20'inci dakikadan sonra oldukça sert bir şekil aldı, iki takım da gol çı­karmak için bütün gayretlerini sarfede-rek oynuyorlardı. Oyun karşılıklı hü­cumlarla devam ederken 43'üncü daki­kada Muhtar'in sağdan ortaladığı top. kalecinin elleri arasında kaleye girdi. Bu suretle karma takım beraberlik go­lünü kazandı. Ve oyun 2-2 sona erdi.

25 Haziran 1951 — Çanakkale :

Dün Çanakkale'de Demokrat Partinin tertip ettiği bir toplantıda konuşan Ça­nakkale Milletvekili Süreyya Endik, Hükümetin bir yıllık semereli icraatı etrafında geniş malûmat vermiş ve hal­kın gittikçe artan memnunluk tezahür­leri arasında bu faaliyetin yüz güldü­rücü neticelerini rakkamlara dayana­rak izah etmiştir. Bu arada Şemseddin Günaltay'm bir müddet evvel Çanak­kale'de yapmış olduğu konuşmayı ele alan Süreyya Endik, dinleyicilerin C.H.P. aleyhinde ve Demokrak Parti lehinde heyecanlı tezahürlerine vesile teşkil eden nutkunda ezcümle C.H.P. ileri gelenlerinin son zamanlarda halk arasında dolaşmağa başladıklarını, Türk milletini kayıtsız şartsız bu mem­leketin efendisi olarak tanıyan Demok­rat Partinin bu hâdiseden memnuniyet duyacağını, ancak bu şekil hareketle­rinin halka karşı beslenen muhabbetin değil, iktidara duyulan hasretten ileri geldiği kanaatinde olduğunu, nitekim şuurlu Türk milletinin Halk Partisinde vukua gelen bu değişiklikteki samimi­yetsizliği çok daha evvel kavramış ol­duğu için 1950 seçimlerinde bu zatlara «Şimdiye kadar nerede idiniz?- demek suretiyle memleket işlerine gösterdik­leri bigâneliği yüzlerine vurmuş oldu­ğunu belirtmiş, ve çok partili bir rejim­de edbette ki bir iktidara bir muhale­fet olacaktır. İktidarın vazifesi halka hizmet için bütün imkânları harekete getirmek olduğu gibi, muhaletetin va­zifesi de murakabe ve iktidarda göre­ceği kusurları umumî efkâr önüne ser­mektir. Ancak bu şekilde hareket eden bir muhalefet partisinin iyi ve sağlam görüşü halk vicdanında takdir hissi bu­lur ve bu takdirler tevali ettiği ve geniş bir kitle tarafından izhar edildiği za­mandır ki o muhalefet partisi haklı o-larak memleket idaresini ele almağı ümit edebilir, demiştir.

Bundan sonra Şemseddin Günaltay'm kamburlu bir maziyi methü sena etmek suretiyle C. H. Partisini müşkül biı- du­ruma soktuğuna işaret eden Süreyya Endik, »İcraatının beğenilmemesi yü­zünden alaşağı edilmiş bir partiyi bek­lenilmeyen icraatını öne sürmek sure­tiyle müdafaaya kalkmak dünyanın hiçbir tarafında görülmemiştir» demiş­tir.

Şemseddin Günaltay'm muhalefette iken Demokrat Partinin ihtilâl metodlaT ille çalışmış olduğu iddiasına karşı da: »Bu isnatları reddederiz. Aksine ola­rak Demokrat Parti, efendice bir mu­halefet yapmış ve hattâ 1946'da C. H. Partisinin meşru olmayan bir şekilde İg basında kaldığını bildiği halde, ka­nun yolları ile netice almak sabır ve kiyasetini göstermiştir. Eğer Günaltay, maziyi bu şekilde tahrif ederek gizli bir maksada varmak istiyorsa, Demok­rat Parti iktidarı bu şekildeki kötü ni­yette özentileri olduğu yerde söndür­meğe muktedirdir»demiştir.

Demokrat Partinin tezvir ve iftira ile değil, müsbet işlerle uğraşmakta ol­duğunu . belirten hatip, buna rağ­men, zaman zaman C. H. Parti­sine ait olan kusurların meydana çıkmasından ancak yine C. H. Par­tisinin mes'ul bulunduğunu ve ku­surunun da onlara ait olduğunu teba­rüz ettirmiş, Çanakkale'de Demokrat Parti iktidarının gördüğü müsbet işleri sıraladıktan sonra, din bahsine geçmiş ve: «Demokrat Parti Günaltay'm iddia ettiği şekilde kimseyi kâfir diye ilân etmiş değildir. Bunlar din mevzuunu istismar edebilmek için bizzat kendileri tarafından uydurulmaktadır» demiştir.

Daha sonra C. H. Partisi mensuplarının kullandıkları dile şiddetle çatan hatip, nutkunu: «Bizim için asıl ibret verici manzara, dün bu millete tepeden ba­kanların bugün gösterdikleri başeğmedir. Demek ki onlar da kudretin mil­lette toplandığınaakılerdirmişlerdir.

Şimdi asıl mesele bu kudreti bir defa daha onlara kaptırmamaktır. Demokrat Parti içinde ikilik bulunduğu yolunda­ki iddialara asla inanmayınız. Demok­rat Parti birbirini seven ve dâvasına inananların partisidir. İyiyi ve doğru yolu bulmak için aramızda yapılan fi­kir mücadelelerini başka şekilde gös­termek istîyenler vardır. Bunlar bir adamdan başkasına hâkimiyet tanımi-yan bir rejimin artıklarıdır. Bunlar bu şekildeki hareketlerimizi yadırgıyorlar ve kısmen de bu iddiayı efkârı bulan-dıracak bir silâh şeklinde kullanmak istiyorlar. Beş yıl süren mücadelemiz bizi manevî huzura kavuşturdu. Önü­müzdeki yıllarda bunu maddi refah takibedecektir. Geleceğe emniyetle ba­kınız. Hepinizi saygı ve sevgi ile se­lâmlarım» diyerek bitirmiş ve kalabalık bir halk kitlesi tarafından şiddetle al­kışlanmıştır.

—Ankara :

Yarın İstanbul'da hürriyet şehidi Mit­hat Paşa'nın bakiyei izamının defni tö­reninde Ankara şehrini Belediye Baş­kanı Atıf Benderlİoğlu ile Şehir Mec­lisi üyelerinden D. P. İl Başkanı İrfan Erdem temsil edeceklerdir.

—Ankara :

Amerika'nın Sesi radyosunun bu sabah­tan itibaren sabah 7-7.15 arasında yap­maya başladığı yeni Türkçe progra­mında, Dışişleri Bakanı Dean Aehe-son'un Kafkas milletlerine hitaben yaptığı açış nutku yayınlanmıştır. Her gün 7-7.15 arasında yapılmakta olan Türkçe neşriyat 379, 49, 41, 31 ve bil­hassa 25 metreler üzerinden dinlene-bilmektedir. Dışişleri Bakanı Acheson Kafkas milletlerine hitaben yaptığı ko­nuşmadademiştirki:

»Sovyetler Birliğinde yaşayan müslü-man halka hitabetmek fırsatını buldu­ğumdan dolayı çok memnunum. Ame­rika'nın Sesi radyosu doğru haberler ve hürriyet mesajlarını uzun zamandan beri, Asya ve Afrika'daki müslüman milletler de dahil olmak üzere, dünya­nın her tarafına ulaştırmaktadır. Bu­gün bu radyo servisimizi Sovyet ko­münistlerinin 30 seneden fazla bir za­man hakikati görmelerine mâni olduk­ları Tatarlara, Azerilere ve Türkistan­lılara da teşmil etmekle iftihar duy­maktayım.

Biz Amerikalılar, Sovyetler Birliğinde yaşıyan muhtelif milletlerin ve bunla­rın arasında bilhassa Tatarların, Azerilerin ve Türkistanlıların kendi örf ve âdetlerini, dinlerini muhafaza eımek için gösterdikleri mukavemeti takdir etmekteyiz. Bu takdir hissimiz, bilhassa Komünist rejiminin Sovyetler Birliğin­de yaşıyan muhtelif halkın inandığı din yerine Allahsızlığı, kendi şerefli tarih­lerinin yerine de sun'i Stalinist efsane­leri yerleştirmek gayretlerinde uğradı­ğı başarısızlıkla büsbütün artmaktadır. Birleşik Devletler halkı Sovyetler Bir­liğinde yaşayan nıüslüman halka karşı samimî bir dostluk hissi taşımaktadır. Şanlı bir tarihe sahip olan Tatarlar, ta­rihî kültürlerini örf ve âdetlerini bütün engellere rağmen muhafaza etmişler­dir.

Bütün Azerilerin ve Kafkasya'da yaşa­yan diğer milletlerin, hakları uğrunda asırlar boyunca yaptıkları mücadeleler, tarihin en şanlı yapraklarından birini teşkil etmektedir.

Türkistanlıların Buhara, Semerkand, Merv ve Taşkent gibi tarihî şehirleri, yüksek bir kültürün âbideleri olarak hâlâ ayakta durmaktadır.

Amerikalılar, Sovyetler Birliğinde ya­şayan bütün Allahtan korkan millet­leri, Allahsızlık ve maddiyatçılık dini­ne karşı duran yıkılmaz birer sütun olarak görmektedir. Amerikanın Sesi radyosu, komünistlerin korktukları ve sizlere duyurmak istemedikleri bütün hakikatleri, kendi dilinizl« sizlere u-laştıracaktır.

Hür dünyada neler olduğunu ve bil­hassa hür dünyanın dîn, gelenek ve kültür bakımından sizlerle alâkası olan bölgelerdeki bütün olayları, olduğu gibi bildireceğiz. Dünya barışını bozanların tecavüzî hareketlerini sizlere haber vereceğiz. Hür insanların İstibdadın daha fazla yayılmasına nasıl azimle ve birlik halinde karşı durduklarını siz­lere nakledeceğiz. Geçen ay radyoda Gürcülere hitaben yaptığım konuşma­da işaret ettiğim gibi, Amerikalıların ve Amerikan Hükümetinin niyeti, dün­yada barışın tesisidir. Öyle bir barış dünyası ki, insanlar hür ve mes'ud ya­şayıp çalışacak, kimseden korkulan ol­mayacak, yokluk çekmeyecek ve Alla-hma istediği ve dilediği gibi ibadet e-debilecektir. Biz bu şekilde bir istikbal istiyoruz ve sizleri bizimle bu istikbali paylaşmağa davet ediyoruz.

Sovyetler Birliğinde yaşayan bütün müslümanları, Amerikan halkı namına samimiyetle ve dostça selâmlanma

—Ankara :

Büyük Millet Meclisinin bugünkü top­lantısında, hürriyet şehidi Mithat Paşa­nın İstanbul'da bakiyei izamının gömül­mesi törenine iştirak edecek olan mil­letvekilleri tesbit edilmiştir. Törende Büyük Millet Meclisini temsil edecek milletvekilleri şunlardır:'

İzmir Milletvekili Avni Başman, Kü­tahya Milletvekili Süleyman Süruri Nasuhoğlu, Balıkesir Milletvekili Va-cid Asena, Antalya Milletvekili İbra­him Subaşı, Çanakkale Milletvekili Emin Kalafat, Maraş Milletvekili Ab­dullah Ay temiz, Konya Milletvekili Tarık Kozbek, İstanbul Milletvekili Nihad Reşad Belger, Antalya Milletve­kili Burhaneddin Onat, Mardin Millet- | vekili Kemal Türkoğlu, ayrıca başkan­lık divanından da üç kişi, bu heyete katılacaklardır. Heyet bu akşamki ekspresle İstanbul'a hareket edecektir.

—İstanbul :

Hürriyet şehidi, mümtaz devlet adamr I Mithat Paşanın bakiyei izamını havi sandukanın bulunduğu Çadır Köşkü'n-deki muvakkat katafalkı bu sabah saat 9,30'dan İtibaren kalabalık bir halk kitlesi ile Üniversite ve Lise öğrencileri tarafından ziyaret edilmiştir.

Mithat Paşanın sandukası yarın yapıla­cak olan muazzam törenle Hürriyeti Ebediye Tepesindeki makbereye defne­dilecektir.

Yarınki törenin programı şöyledir:

Merasim Komutanı, süvari bölüğü, bando, alay sancağı, iki piyade tabu­ru, deniz bölüğü, polis, deniz bandosu, çelenkler, tabut, tabutun etrafında yüksek rütbeli subaylar bulunacak ve cenazeyi sırasiyle merhumun aile efra­dı, Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yaveri, Bakanlar, milletvekilleri, Vali, I Ordu Müfettişi, Konsoloslar, resmî de-vair erkânı, siyasî partiler mümessil­leri, Bankalar, Cemiyetler ve müessese temsilcileri sırasiyle sandukayı defne kadar takip edeceklerdir. Merasime yarın saat 11'de Şişli meydanında baş­lanacaktır.

—İstanbul:

Hürriyet şehidi Mithat Paşa'nın cena­zesi yarın Yıldız'daki Çadır Köşkü'n-den top arabasına konularak Şişli'ye getirilecek ve cenaze alayı Şişli mey­danında kurulacaktır. Cenaze töreni programdaki sırasına göre yapılacak­tır.

Atatürk mektebinin kadir bilir zihniyeti en. teh­likeli bir zamanda hürriyet ve demok­rasiyi benimsemiş, bu uğurda ölmüş, şehit devlet adamım manevî bir rehber gibi telâkki ederek şehrimizin yaralı sinesine yeniden kavuşturmuştur. Bu suretle 70 yılın kanayan yarası dünden itibaren kapanmıştır.

Onun aziz kemiklerini şu dakikada vatan bağrına tevdi ederken hürriyet ve Cumhuriyetin bekçisi Türk gençli­ğine Mithat Paşa'mn karakterini ve hürriyet yolundaki mücadelesinde ken­disine rehber ettiği fikirlerini kısaca kendi ağzından nakletmek isterim:

Biraz evvel Mithat Paşa'mn üzerinde kin bulutlarının niçin toplandığını ara­mıştım. Vatan şehidi kendi karakterini şu sözlerle tahlil eder: «Malûmunuzdur ki muhlisiniz Hacı Eşref Efendi namın­da bir zatın oğluyum. Allahtan başka kimseye intisap etmedim. Tahsili fe-zail ve ksmalata çok çalıştım, mu­vaffak olamadım. Kabiliyet ve eh­liyetim kâffei ihvan ve akranım­dan dûn olduğunu ir.uterifim, hal böy­le iken eğer beni dünyada lâyık olma­dığım şöyle bir mertebeye isal eden bir sıfat varsa doğru öz ve doğru sözdür. Müddeti ömrümde nekadar zahmet ve müşkülâta uğramışsam onu da celp ve davet eden doğru Özlük ve doğru söz­lülüktür. *

Mithat Paşa en tehlikeli zamanlarda dahi metin karakterinden bir şey kay­betmemiş, Kanunu Esasl'yi ilân ettik­ten sonra Padişaha yazdığı mektupta:

"Padişahım, bendeniz bir bârı sakîl al­tındayım. Osmanlı sıfatiyle icrayı vazi­fe edeceğim. Bir memurun kendini vic­danen mes'ul tutarak icrayi ef al etme­sinin lüzumu gibi bir vezir de hem vic­danı hem milleti nezdinde kendini mes'­ul bilmelidir. Ümit ve iftihar ederim ki vicdanımın bendenizi mes'ul tutabile­ceği bir harekette bulunmadım. Fakat milletin bendenizi mes'ul tutmalarına çalışmalarını isterim. Hem bu hale fa-hirleniyorum. Bendeniz zati mülûkâ-nelerine fevkalâde riayetim var. Ancak ahkâmı şer'ü şerife tatbîkan milletimi-' zin menafime muzır olan en ufak hu­susta bile siz>a itaat etmekte mazurum» demiş, sadaretten ayrılmıştır.

Başları kızgın sobaya sokulmak, kol­tuklarınakızgınyumurtalarkonularak, işkence edilmek suretile hazırla­nan şahit pehlivan Mustafalara tasni ettirilen dâva dün kendisinin İhtiram katafalkında millet çocuklarının, ziya­ret ettiği Çadır Köşkünde Süruri E-fendinin başkanlığındaki mahkemede medenî cesaretin şahikasına çıktığını görüyoruz. İkinci Abdülhamidin baş tüfekçisi Tahir ağaya hitaben: «Benim dünyada hasbelbe seriye her nevi ku­sur ve hatiatım ile beraber en büyük sermayei iftikarım sözümün ve Özümün doğruluğudur. Vatan ve devlet ve mil­lette hisseme düşen hizmeti ifa için hal ve istitaatim derecesine göre 45 sene mütemadiyen çalıştım. Hevesimi aldım. İyi ve fena ne yaptımsa meydandadır. Dünyada emelim kalmadı. 60 yaşına geldim. Benim için hayat ve memat müsavi iken şimdi şu sini hai>emü şey-huhette ve âlemde misli görülmeyen böyle vahşiyane ve gaddarane bir mu­ameleye uğradıktan sonra her şeyden istikrah ile mevtimi temenni ve tercih etmişimdir. Şu saatte başka emelim yoktur. Çünkü, ölecek ve öldürülecek ben değilim. Beiki şu gördüğünüz bir cisimdir ki lahim ve şahim va demden ibaret olup ve o da ziyade eski ve ha­rap olduğundan bana ' lüzumu kalma­mıştır. Dünyada mazlum olanlar, za­limden hakkını almak için Padişaha müracaat ederler. Padişahtan hakkını isteyenler için Bârü Teâlâdan başka merci yoktur.

Süruri Efendinin reis olduğu mahke­menin dünyada istinafı ve mahalli temyizi yoksa, mahkemei lübrai ada­let hepsine kâfidir. Orada Arnavut ve Boşnak tüfekçileri ve Çerkeş gardiyan­ları yoktur. Efendimiz dahi bizim gibi yalnız ve çıplak gelecektir. Orada he­sabımız görülür» demiştir.

Mahkeme idam kararını vermişti. Bir sorguya cevap verince reis kendisine sert bir muamelede bulundu: .Bu sö­zünüz dahi bir suçtur* dedi. Mithat Pa-ga cevaben: «Acaip, siz bizi idam ce-zasile hükmetmişsiniz. Şimdi fazla ola­rak bir kabahat ve cinayetimiz daha olursa, ölümün üst tarafında başka ce­zaya mahal olmadığından anları da mezar taşlarına yazabilirsiniz. Yoksa müdafaa için bizi söylemekten menede-mezsiniz. Eğer sözümüzde yanlış olan varsa anı beyan etmelisiniz».

Aziz gençler, siz'S hayatının savaşla do­lu safhasını fikir ve insanlık hürriyeti yolundaki kahramanca mücadelesini kendi sözlerileifadeettiğimMithat

Paşa'nın memlekette sosyal, ekonomik, idare cephesinde yaptığı yaratıcı ham­leleri, burada izaha zamanımız müsait değildir. Bu milletin en büyük vasfı kendisine Mithat Paşalar, Atatürk'ler yetiştirmesidir. «Ne mutlu Türküm di­yene ».

Vali ve Belediye Başkanı Prol. Gö-tay'ın hitabesini müteakip, Türkiye Milli Talebe Federasyonu adına Başkan vekili Kemal Demirel de aşağıdaki ko­nuşmayı yapmıştır:

«Sözlerime, Mithat Paşa'nın şahsında, millî kahramanlara gösterilen hu ya-km alâkadan, gençlik olarak, duydu­ğumuz memnuniyeti, minnet ve şükran hislerimizi ifade etmekle başlamak is­terim.

Muvaffak hayatı, bizler için özenilecek, akıbeti ibret alınacak bir örnek olan Mithat Paşa'nın hâtırası, 67 sene sonra hepimizi tekrar hararetle sarmış bulu­nuyor. Onun, 1834 de söndürülen haya­tının değerini yetişen nesil daima ha-tırlıyacaktır. Bu memleketin gençliği tarihin akışında cereyan eden iyi veya kötü hâdiseleri daima serin kanlılıkla tahlil fırsatını bulmuştur.

Hürriyet şehidi Mithat Paşa, istibda­dın hüküm sürdüğü başıbozuk bir ida­renin çarklarını değiştirmeye teşebbüs ederken, Kamanın münevverler il e Üni­versite gençliğinin manevî desteğine mazhar olmuştur. Bizce Mithat Paşa ve muarızları iki ayrı sayanı, dikkat tipi temsil ediyorlardı. Bu iki tip ara­sındaki mücadele, iki zihniyetin — da­ha doğrusu — prensip sahipleriyle fikir yoksullarının, halk düşmanlarının mü-eadelesiydi. Mithat Paşa'nın muarızları asırların verdiği itiyatla yaranma, mev­kii iktidara sarılma hastalığı ve kor­kunun mümessilleri olmuşlardı.

Bu adamlar, Mithat Paşa ve arkadaşları aleyhine tertip edilen faciada rol al­maktan utanmamışlardir. Bugün Ab-düiâziz'in intiharına suikast rengi vere­rek Abdülhamid'i, namuslu bir vatan evlâdından kurtarmak için cani olmak­tan çekinmeyenleri tiksinerek hatırlı­yoruz. Milletin selâmeti uğruna inan­dığı fikir ve prensipleri pervasızca müdafaa eden Mithat Paşa ve arka­daşları yanında Abdülhamit ve hempa­larının âciz, şuursuz ve renksiz şahsi­yetleri, yetişen nesil .için sarih bir mu­kayese örneğidir.

Murakabesiz ve keyfi idare aleyhine ilk mücadelebayrağınıaçanMithat

Paşa'nın hürriyet rejimi için yaptıkla­rını Türk milleti ve gençliği hiç bir zaman unutrmyacaktır. Demokratik bir idarenin baha biçilmez fikir serbesti­sinden istifade etmek şansına malik olan, bu günün nesli, Mithat Paşa'nın hâtırasından kendine düşen düşünce payını almıştır.

Halk adamı Mithat Paşa'nın hayatına kastedenlerin başvurdukları tertipler hürriyet düşmanlarının ne kadar sür'-atle kılık değiştirebileceğini kâfi dere­cede göstermektedir.

Onun hâtırasının verdiği ilhamda, hür­riyet âşıkı bir vatanpervere karşı bes­lenen minnet ve şükran duygulan yar­dır.

Ey muhterem ölü,

Başucunda şimdi, vaktile hayatını ver­diğin hürriyet idealini gerçekleştiren bir milletin çocukları da var. Hayatında teneffüs etmeyi öz ley ip kavuşamadığın hürriyet havasını sana Boğazın serin rüzgârları getirecek.

Bugün mezarına serptiğimiz çiçekler, hasretiniçektiğinhürriyethavasında

geliştiler.

Dün zamanın gençliği seni mefkureleri için lider tanıyordu. Bugünün nesîi de senin hâtıranı terakki yolunda, mille­tin saadeti yolunda azmin sembolü sa­yıyor.

Bugün milletin aydınlığa çıkışı karşı­sında, seni ortadan kaldırmakla taşıdı­ğın ve aşıladığın fikirleri de tarihe gömeceklerini sanan gafillerin kemik­leri sızlamaktadır.

Büyük milletin çocukları olarak, ma­nevî huzurunda hürmetle eğiliyoruz.

Hâtıran: lâyık bulunduğu mevkide ebe­diyete kadar sadakatla muhafaza ede­ceğiz.

Vatan topraklarına hoş geldin, yeni medfenin mübarek olsun, müsterih u-yu büyük adam, müsterih uyu... Saat 12.45'te sona eren töreni takiben Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, alay san­cağını taşıyan askerî birliği teftiş et­miştir.

Cumhurbaşkanımız tören mahallinden ayrılırken hazır bulunan kalabalık halk tarafından hararetle alkışlanmış­tır.

— İstanbul:

Mithat Paşa'nın bakiyei izamının defin törenineBüyükMilletMeclisiadına

iştirak için bu sabah şehrimize gelen milletveklilerinden mürekkep heyetle Ankara Belediyesi Başkanı Atıf Ben-derlioğlu ve Genel Meclis Üyesi İrfan Erdem ve Cumhurbaşkanının refaka­tinde gelmiş bulunan milletv ekilleri-mizden Mümtaz Faik Fenik, İhsan Şe­rif Özgen, Şevket Mocan ve Basın -Yayın ve Turizm Genel Müdürü Dr. Halim Tevfik Alyot defin merasiminde hazır bulunmuşlardır.

—İstanbul:

Cumhurb aşk anımız Celâ] Bayar, hürri­yet şehidi Mithat Paşa'nm «bakiyei iza­mının» vatan topraklarına tevdii mü­nasebetiyle kendilerinden ihtisaslarının lütfedilmesin i rica eden gazetecilere şunları söylemişlerdir:

..Mithat Paşa, zamanına göre genç Türk ideolojisini, yani hürriyet ve istiklâl dâvasını tahakkuk ettirmek .iğin başı­nı veren cesur ve vatansever bir dev­let adamıdır.

Onun yeri bu âna kadar Türk münev­verlerinin kalbi idi. Şimdi bununla be­raber hür vatanının topraklarında ve ideal arkadaşlarının yanında ebedî mevkiini almıştır.

Zulüm ve istibdat insanları mağdur edebilir. Fakat milletine hizmet eden­lerin kıymetini hiç bir zaman azalt­mıyor.

Ferdî saltanatın idamesi, hanedan men­faatlerinin korunması bahasına irtikâp olunan cinayete karşı hak yerini bul­muş oluyor. Merhumun «bakiyei iza­mını» toprağa virirken milletimin bü­yüklüğüne karşı beslediğim itimadın yerinde olduğunu bir defa daha heye­can içinde teslim ettim. Çünkü büyük milletimin yeni bir kadirşinaslığının, parlak delili Önünde eğildim.»

—İstanbul :

Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar, bera­berlerinde Ankara Millet vekili Müm­taz Faik Fenik ve Başyaverleri Kur­may Yarbay Nureddin Alpkartal oldu­ğu halde bugün saat 15.30'da Vilâyete gelmişler, Vali ve Belediye Başkanı Prof. Gökay'dan çeşidli şehir işleri et­rafında izahat almışlardır.

Cumhurbaşkanımız ti.iid.an sonra An­kara Milletvekili Mümtaz Faik Fenik, Vali ve Belediye Başkanı Gökay ve B a şy av erleriyle birlikte Adliye Sara­yının inşa edileceği sahayı gezmişler ve müteakiben Florva'va Gitmişlerdir.

—Ankara :

Demokrat Parti Meclis Grubu Başkan­lığından tebliğ edilmiştir:'

Demokrat Parti Meclis Grubu, bu^ün saat 15'te Eskişehir Milletvekili Abi-din Potuoğlu'nun başkanlığında top­landı.

1— Meclisin yaz tatili yapıp yapmaması konusu üzerinde yapılan ko­nuşmalarla izhar edilen umumî temennilere uyularak eldeki mü­him 'kanunların çıkarılmasından evvel tatile girilmesinin şimdilik mçvzuubahis olamiyacağma,

2— Hükümettarafındanverilmekte bulunan 2 aylık icraata müteallik izahatın kâfi görülmesine,

3— Demokrat Parti namına bir gazete çıkarılması hususunda icap eden tetkiklerin yapılmasına,

4— Açıkbulunan19milletvekilliği için ara seçimlerinin icrasına ka­rar verilerek vaktin gecikmiş ol­masına binaen 3.7.1951 salı günü saat 15'te toplanmak üzere otu­ruma son verildi.

27 Haziran 1951

—İstanbul:

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, beraber­lerinde Genelkurmay Başkanı Orgene­ral Nuri Yamut, Vali ve Belediye Baş­kanı Prof. Gökay, Birinci Ordu Müfet­tiş Vekili Korgeneral Şükrü Kanatlı ve Başyaverleri Kurmay Yarbay Nu­reddin Alpkartal olduğu halde saat 13.30'da, Deniz Komutanlığından emir­lerine tahsis olunan bir motörle Flor­ya'dan ayrılmışlar ve 14.30'da Heybeli Deniz Harp Okulu ve Kollejine gelerek rıhtımda amiraller, subaylar ve öğren­ciler tarafından karşılanmışlardır.

Deniz Harp Okulu ve Kolleji ve öğren­cilerini teftiş eden Cumhurbaşkanımı­zın huzurunda başda bando olmak ü-2ere bir geçid resmi yapılmıştır.

Cumhurbaşkanımız memnuniyet ve takdirlerini Okul Komutan ve Heyeti­ne ifade buyurduktan sonra öğrencile­rin hararetli tezahürleri arasında Er­demli gemisi ile saat 15.05'de İzmit'e hareket etmişlerdir.

Cumhurbaşkanımıza refakat eden İs­tanbul Milletvekili Dr. Mükerrem Saroî, Vali ve Belediye Başkanımız Prof. Gö­kay ve BirinciOrdu MüfettişVekili

Korgeneral Şükrü Kanatlı Heybeliada'-dan şehrimize dönmüşlerdir.

—Ankara :

Şehrimizin misafiri bulunan Hindistan Millî Eğitim Bakanı Mevlâna Ebül Ke­lâm Âzad, bugün saat 16.00'da Büyük Millet Meclisi Başkanı Bellik Koraltan'ı makamında ziyaret etmiştir.

Mevlâna Ebül Kelâm Âzad, saat 17'de de Başbakan Adnan Menderes'i Büyük Millet Meclisindeki makamında ziyaret etmiştir. Dışişleri Bakanı Prof. Fuad Köprülü bu mülakatta hazır bulun­muştur.

Her iki ziyarette de Hindistan Masla­hatgüzarı Dr. Jha, Mevlâna Ebül Ke­lâm Âz ad'a refakat etmekte idi.

—Ankara :

Ankara Sağlık Okulunun 1950-1951 ders yılı dördüncü dönem mezunlarına bu­gün saat 17.30'da okul binasında yapı­lan bir törenle diplomaları dağıtılmış­tır.

Törende Sağlık ve Sosyal Yardım Ba­kanı Dr. Ekrem Hayri Üstündağ, Ba­kanlık Müsteşarı Ekrem Tok, Müste­şar Muavini Nail Karabuda, Teftiş He­yeti Başkanı Kemal Önge, Sağlık pro­pagandası ve Tıbbi îstatsitik Genel Mü­dürü Dr. Kadri Olcay, Sağlık Bakanlığı ileri gelenleri, Okul müdür ve öğret­menleri ile davetliler ve basın mensup­ları hazır bulunmuştur. Törene mezun öğrencilerin söylediği İstiklâl marşiyle başlanmış, müteakiben Okul Müdürü Dr. Süreyya Yücel bir konuşma yapa­rak okulun faaliyetinden, kısa zamanda gösterdiği başarılı işlerden bahsetmiş ve bu dönemde başarı kazananların yüzde nisbetinin fazla olmasından duy­duğu memnuniyeti belirtmiş ve son sı­nıf öğrencilerinin aralarında para top-lıyarak ve Okul Kooperatifinin bu se-neki kârından müştereken aldıkları Atatürk'ün bir büstünü açmasını Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanından rica ve Öğrencileri "tebrik etmiştir.

—İstanbul :

Almanya'da Oberhausen şehrinde bu­lunan Berhausen Gute Hoffnungshutte Komandit Şirketi Türkiye mümessili Hugo Herman vasıtasile göçmenlere 3355 lira teberrüde bulunmuştur.

Göçmenlere yardım için basılan 3 mil­yon liralık pulun satışına başlanmıştır. Bu yardım pulları halk tarafından alâ­ka île karşılanmıştır.

—İzmit:

Cumhurbaşkanı Celâl Bay ar, beraber­lerinde Genelkurmay Başkanı Orgene­ral Nuri Yamut, Donanma Komutanı Tümamiral Rıdvan Koral, Ankara Mil­letvekili Mümtaz Faik Fenik, İstanbul Milletvekili Hamdi Başar, Basın-Yayin ve Turizm Genel Müdürü Halim Alyot ve Başyaverleri Kurmay Yarbay Nu-reddin Alpkartal olduğu halde, bugün saat 15,te Üçüncü May in Arama Tara­ma Filotillası Komodoru Kurmay Albay Sermet Gökdeniz'in komutasındaki Ed-redit arama tarama gemisiyle Heybeli -ada'dan hareketle saat 19'da Gölcük'e gelmişlerdir.

Cumhurbaşkanlığı forsunu taşıyan Ed­remit arama tarama gemisi Gölcük ter­sanelerine girerken Donanmamıza men­sup alay sancaklariyle donanmış harp gemilerindeki subay ve erler Çımariva mevkiinde yer alarak Cumhurbaşkanı­mızı selâmlamışlardır. Edremit, Gölcük iskelesinde demirledikten sonra Koca­eli Valisi Ethem Yetkiner, Kocaeli mil­letvekilleri, Hücum ve Emniyet Filosu Komutanı Tuğamiral Puat Uzgören, Gölcük Tersaneleri Genel Müdürü Tuğ­amiral Tarık Ersuna, Kocaeli Emniyet Müdürü Ekrem Ani, Demokrat Parti İl Başkanı Tevfik Salay gemiye gele­rek Cumhurbaşkanımıza «hoş geldiniz» demişlerdir.

Cumhurbaşkanımız Gölcük'e çıkışların­da başta bando olduğu halde Tersane subayları, deniz müfrezesi ve kalabalık bir halk kitlesi tarafından karşılanmış­lar ve doğruca Donanma Lokaline gide­rek bir müddet istirahat etmişlerdir.

Cumhurbaşkanımız ile beraberindekiler saat 19'da Edremit gemisiyle İzmit'e hareket etmişler ve İzmit'de binlerce halkın coşkun ve sürekli tezahürleriyle karşılanmışlardır.

Cumhurbaşkanımızın karaya çıkışla­rında askerî bando ve deniz müfrezesi selâm resmini ifa etmiştir.

Cumhurbaşkanı ile beraberindekiler Kâğıt Fabrikası Lokaline gitmişlerdir. Gece Belediye tarafından Lokalde Cumhurbaşkanımız şerefine bir akşam yemeği verilmiştir.

—İzmit:

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, beraber­lerinde Genelkurmay Başkanı Orgene­ral Nuri Yamut, Ankara Milletvekili Mümtaz Faik Fenik,İstanbul Millet-

vekili Hamdi Başar, Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürü Halim Alyot .ve Başyaverleri Kurmay Yarbay Nured-din Alpkartal olduğu halde bu gece sa­at 22.30'da ekspres ile Ankara'ya ha­reket etmişlerdir.

Cumhurbaşkanı garda, Kocaeli Valisi Ethenı Yetkinel, Kocaeli milletvekilleri, generaller, amiraller, partiler başkan­ları ve kalabalık bir halk kitlesi tara­fından hararetle uğurlanmı şiardır.

— İstanbul :

Bu gece İngiltere'den avdet eden İngi­liz Büyükelçisi Sir Noel Charles, Yeşil­köy hava meydanında gazetecilere be­yanatında demiştir ki:

Uzun zamandan beri Türkiye'de deği­lim. Dönüşüme çok memnunum. Önü­müzdeki hafta içinde Dışişleri Bakanı­nızla görüşeceğim ve İngiliz Dışişleri Bakanından telâkki ettiğim bazı husus­ları Hükümetinize bildireceğim.

İngiltere'de Türkiye'ye karşı büyük bir sempati hâkimdir. Son hâdiseler yanlış anlaşılmıştır. Bu gibi sui tefeh­hümler aile ve arkadaşlar arasında bile olabilir. Türkiye ile İngiltere arasındaki bağlar şu zamanda en kuvvetli bir şekle erişmiş bulunmaktadır. Onun için iki dost devlet arasında anlaşmaz­lık olmasına imkân yoktur.

28 Haziran 1951

— Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, berabe­rinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Nuri Yamut, Kütahya Milletvekili İh­san Şerif Özgen, İstanbul Milletvekili Füruzan Tekil, Ankara Milletvekili Mümtaz Faik Fenik, İstanbul Millet­vekili Ahmet Hamdi Başar ve Basin-Yayın ve Turizm Genel Müdürü Dr. Halim Alyot, Başyaver Kurmay Yar­bay Nureddin Alpkartal olduğu halde, bu sabahki eksprese bağlanan özel bir vagonla İzmit'den şehrimize dönmüş­lerdir.

Cumhurbaşkanı garda, Başbakan Ad­nan Menderes, Bakanlar, milletvekille­ri, Cumhurbaşkanlığı Umumî Kâtibi, Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Ko­mutanları, Jandarma Genel ve Garni­zon Komutanları, Genelkurmay Haber Başkanı, Başbakanlık ve Millî Savun­ma Bakanlığı müsteşarları, Vah, Bele­diye Başkanı, Devlet Demiryolları ve Emniyet Genel Müdürleri, Merkez Komutanı, diğer askerî ve mülkî erkân ile kalabalık bir halk kitlesi tarafından karşılanmı şiardır.

Cumhurbaşkanı garın içinde ve dışın­da toplanan halkın alkışları ve sevgi gösterileri arasında gardan ayrılmış­lardır.

— İzmit :

İzmit'in kurtuluş bayramı münasebe­tiyle Cumhuriyet alanında yapılan parlak töreni müteakip, Büyük ,Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan, De­mokrat Parti binasına giderek, Koca-eli'de Demokrat Partinin kuruluşunun altıncı yıldönümü münasebetiyle yapı­lan toplantıya iştirak etmiş ve parti binası önünde toplanan binlerce İz­mitlinin arzusu üzerine balkondan hal­ka hitaben sık sık alkışlarla kesilen aşağıdaki nutku irad etmiştir:

»Tarih yapan ve binefsihi tarih olan kahraman Kocaeli'nin aziz çocukları,

Kurtuluşunuzun 30'uncu yıldönümü olan bu mes'ut gününüzde Kocaeli'nin aziz evlâtları, sizlere hitab ederken duyduğum heyecan sonsuzdur. Sizler bugünün aziz hâtıralarını evlerinizde dinlediniz, mekteplerde tarih kitapla­rında okudunuz.. Bugün de bununla kalmıyarak ağabeylerinizle beraber bu­günü de yaşamanın sevinci içerisinde bulunuyorsunuz.

Milletler tarihinde öyle hâdiseler var­dır ki, hâtıralarla canlandırildığı, ya­şa tildığı gibi, kelimelerle de çok güzel ifade.edilebilir. Ben de iki kelime üze­rinde durarak ifade ettikleri mânaları tahlil etmek istiyorum. Bu iki kelime »Kurtuluş" ve "Kuruluş* kelimeleridir.

Kurtuluşun mânasını bilmek için, kur­tuluşu anlamak için Türkler gibi büyük tarih destanları yazmış, kurtuluşu ya­ratmış millet olmak lâzımdır. Kurtuluş bayramınızda konuşan arkadaşlar bu »Kurtuluş» un tarihini çok güzel ifade ettiler. İzmitliler bundan 30 yıl evvel istilâcı düşmandan kurtulmak için, ha­masî bir destan yarattılar. Bunun adı »Kurtuluş» tur. Bu kelime onu yara­tan Türk milleti ile sembolleşen bir kelimedir. Simdi bu aziz tarihi taze­lerken bir de «Kuruluş» kelimesiyle karşılaşıyoruz. Bunun mânası da kur­tuluş kelimesi kadar büyüktür ve tarih boyunca Türk milletinin ebedî malı olarak kalmakta devanı edecektir.

Nasıl senelerce evvel bir müstevliden kurtulmakiçindestanyaratmışsak,

Türk milletinin vicdanında olgunlaşan siyasî mânada hürriyetin tesisi için de hep birlikte bu eseri meydana getirmiş bulunuyoruz.

Simdi geçen mücadele yıllarının acı hâtıraları üzerinde durmıyacağız. Ne­rede konuşursak gönülleri elemle dol­duracak eski hâtıralardan bahsetmedik. Bu millet fikirlerile, Anayasa dili ile tanıdığı hürriyet mefhumunu gerçek­leştirmiştir. Türk milleti böyle eser­leri tutmasını, zafere ulaştırmasını bi­len bir millettir. 14 Mayıs zaferi yal­ma Demokrat Partinin zaferi değil, milletle beraber kazanılmış müşterek bîr zaferdir. Başka milletlerin yıllarca siiren mücadelelerle sayısız kurbanlar pahasına elde ettiği hürriyeti, Türk milleti az zamanda azimli mücadelesi ile tahakkuk ettirmiş bulunuyor. İşte 1S50 senesinin 14 Mayıs'ı Türk mille­tinin olgunlaşmış siyasi akidesile, si­yasî hak ve hürriyetini en yüksek ve en medenî bir şekilde kitaptan haki­kate malettiği gündür. Bütün medenî memleketler bu siyasî kazancımıza ve bu şekilde iş başına gelen bir iktidarla idare edilen Türk milletinin olgunluğu­na gıpta ile bakmaktadır.

Kendi kendisini idare etmesini bilen Türk milleti, yakın zamanda dünyanın eıı huzura kavuşmuş milleti "olacaktır. Bu düzeni bozmak, gönüllere emniyet veren bu manavı varlığı kendi şahsî ihtiraslarına maletmek istiyeeekler bu­lunabilir. Fakat aziz milletimizin ha­kikatlerle dolu olan tarihini yoklarsak sağdan veya soldan gelen böyle telkin­lere kapılmadığını görürüz. Sizlerin de bu gibi telkinlere kapılmadığınıza emi­nim. Demokrat Partinin kuruluşundan iktidara gelişine kadar ki devrede ve iktidardaki çalışmalarına milletimizin yakın alâkası bunu göstermektedir. İk­tidar, Türk milletinin arzu ettiği, dife-diği faaliyete devam ettiği müddetçe milletin kalbinde daima yer alacaktır. Sizlerin reyinizle iktidara gelen orga­nınız ve Meclisiniz size lâyık olmak yolundadır ve buna mecburdur. Bazı kimseler bu hakikate inanmıyor muş, bu aziz varlığı sevmiyormuş gibi konu­şuyorlar. Ben sadece bunlara acıyo­rum, Allah da onlara acısın.

Kahraman Koeaelililer, Allah neş'eni-zi, manevi kuvvetinizi sarsmasın. Bu kuvvet ebedî olsun, varolunuz.»

Büyük Millet Meclisi Başkanının hita­besinden sonra söz alan Manisa Milletvekili Refik .Şevket İnce de bir hita­bede bulunarak, Kurtuluş tarihimizde bütün muvaffakiyetimizi Kuvai Mil­liye ruhuna borçlu olduğumuza, Kuvai Milliye ruhunun milletçe feragat ve ie-dakârlıkla meydana getirildiğine işaret etmiş ve bundan sonraki çalışmaları­mızda bu ruhun hâkim olacağını söy­lemiştir.

Refik Şevket İnce, Kuvai Milliye ru­hunun Atatürk inkılâplarını idrâk et­mek suretile vazife aldığını ve başarı­lara ulaştığını belirttikten sonra son günlerde orada burada Atatürk'e karşı yapılan hürmetsizliklere temas etmiş ve sözlerine şöyle son vermiştir:

■ Onlara, bu kara kuvvete cevap vere­lim ki, bugün bize bu mes'ut anları yaşatan Atatürk sevgisine kimse mâni olamaz. Milletimize istiklâlin nasıl ko­runduğunu ve nasıl korunacağını Öğre­ten Büyük Ata'ya kötü nazarlarla ba­kılmasına asla müsaade etmiyeceğiz.»

Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan, Demokrat Parti merkezinde yıldönümü münasebetiyle yapılan bu toplantıda Demokrat Partilileri tebrike gelen Halk Partisi İdare Kurulu üye­lerine iltifatta bulunmuş ve kendilerini burada görmenin siyasi olgunluğumu-, zun bir ifadesi olduğunu söylemiştir.

Saat 13'te İzmit Kâğıt Fabrikası loka­linde Demokrat Parti İdare Kurulu ta­rafından Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan şerefine bir ziyafet ve­rilmiştir. Bu ziyafette milletvekilleri, generaller, amiraller, partiler temsilci­leri hazır bulunmuşlardır.

— İzmit:

İzmit'in kurtuluşunun 30'uneu yıldönü­mü bugün onbinlerce izmitlinin işti­rakiyle ve büyük bir coşkunlukla kut­lanmıştır.

Merasime saat 10'da Belediyede şehir adına tebriklerin kabulü ile başlanmış­tır. Saat I0.30'da Kuvai Milliye kuv­vetlerini temsil eden atlı bir müfreze İzmitlilerin heyecanlı tezahürleri ve silâh sesleri arasında dörtnala şehre gi­rerek Belediye binasına bayrak çekmiş­lerdir. Müteakiben Belediye önüne ge­len kıt'a komutanına genç bir kız ta­rafından buket verilmiştir. Halk şehre giren piyade ve deniz kıfalarım çiçek­ler, serpantinler atarak karşılamışlardır. Kıt'alar ve izciler saat ll'de Cumhu­riyet alanına gelmişlerdir.

Bundan başka âkit taraflar, mektep ki­taplarında yekdiğeri hakkında yanlış malûmat bulunmasını önlemek yolun­da, iç mevzuatın müsaadesi nisbetinde, gayret sarfetmeği taahhüt eylemekte­dirler. Anlaşmanın tatbikatına nezaret için icabında muhtelif Komisyonlar ku­rulacaktır.

—Ankara :.

Şehrimizde misafir bulunan Eğitim Ba­kanı Mevlâna Ebül Kelâm Âzad, bugün saat 9'da yanında maiyeti ve Millî E-ğitim Bakanlığı Teknik Öğretim Müs­teşarı olduğu halde Hasanoğlan Köy Enstitüsüne gitmiş ve tetkiklerde bu­lunmuştur.

Misafir Bakan, öğle yemeğini Köy Ens­titüsünde yamiştir.

Hindistan Eğitim Müsteşarı Hümayun Kabir, yanında Hindistan Maslahatgü­zarı bulunduğu halde, bugün Öğleden sonra kız Lisesini ziyaret etmiştir.

30 Haziran 1951

—İstanbul:

15 günden beri memleketimizde misafir bulunan Arap Birliği Genel Sekreteri Abdürrahman Azzam Paşa, beraberinde eşi olduğu halde, bugün saat 14'te Ada­na vapuru ile ve İzmir yoliyle İsken­deriye'ye hareket .etmiştir.

Azzam Paşa, Galata rıhtımında Vali ve Belediye Başkan] Prof. Gökay, Vilâyet Hususî Kalem Müdürü Nabi Up ve şehrimizdeki Mısir, Irak, Suriye ve Lübnan Başkonsolosları tarafından u-ğurlannıış ve Bayan Gökay adına, Ba­yan Azzam'a bir buket verilmiştir.

Azzam Paşa hareketinden önce kendi-sile görüşen gazetecilere Türkiyeye gel­mekten duyduğu memnuniyeti ifade ile şunları söylemiştir:

«iBu memnuniyetim bugün daha çok artmıştır. Türk dostluğunu hissetmek beni ziyade sile mütehassis etti. Türki-yede her sahada kaydedilen terakki beni çok ilgilendirdi. Doğu ve Batı ara­sında kuvvetli bir köprü vazifesini gö­ren Türkiye, dünyaya örnek bir mîllet olmağa namzettir. Bunun daima böyle olmasını candan temenni ediyorum."

İstanbul :

Üçüncü ve dördüncü küme atletleri ara­sında Gül Kupası atletizm müsabaka­ları bugün Mithat Pasa Stadında yapıl­dı.

— Ankara :

Büyük Atatürk'ün büst ve heykellerine yapılan tecavüzleri tel'in maksadiyle Türkiye Millî Talebe Federasyonu tara­fından bugün öğleden sonra şehrimiz­de bir miting tertip edilmiştir.

Ankara Üniversitesinin, yüksek okul ve diğer okulların, İstanbul Üniversi­tesi Talebe Birlikleri mümessillerinin, siyasî partilerin, bütün meslekî teşek­küllerin katıldığı mitinge saat 17.30'da Zafer meydanında başlanmıştır.

Saat 17 sıralarında kadınlı erkekli her yaştan yüzlerce Ankaralı akın ak m Zafer meydanına doğru akmağa başla­mıştı. Meydanda biriken binlerce va­tandaş arasında milletvekilleri, Cum-hurbaşkanbğı Umumî Kâtibi ve Baş­yaveri, Belediye Başkanı ve Şehir Mec­lisi üyeleriyle partiler mümessilleri de yer almış bulunuyordu. Bu kalababk halk topluluğu arasında, havaya yük­selmiş, muhtelif Fakültelere, okullara ve teşekküllere ait birçok dövizler na­zarı dikkati çekiyordu. Bu dövizlerden bazılarında okunan ibareler şunlardı: «Kahrolsun inkılâp düşmanları-, «Biz­ler inkılâp çocuğuyuz, ona yan baktır­mayız», "Atam, içimizin ateşi, gözümü­zün nurusun, sana uzanan eller tâ kö­künden kurusun-, »Kara irtica, seni boğmaya hıncımız yeter».

Saat 17.30'da bir askerî bandonun çal­dığı ve hep bir ağızdan söylenen İstik­lâl marşından sonra Atatürk'ün mane­vî huzurunda iki dakikalık bir ihtiram sükûtu yapıldı ve Talebe Federasyonu adına bir genç ilk hitabede bulundu. Onu takiben Şehir adına Belediye Baş­kam ye sırasiyle Halk Partisi mümes­sili, İstanbul Teknik Üniversitesinden bir genç, İşçi Sendikaları temsilcisi, Türk Kadınlar Birliği adına bir bayan, Ankara Şoförler Derneği mümessili, hâdisenin ilk şahidi Tıbbiyeli genç, he­yecanlı konuşmalar yaparak, Ata­türk'ün 21 milyon Türkün kalbinde heykelleştiğini, vicdanları kararmış, elleri kirli bir takım yobazların ve ib­lislerin onun heykel ve büstlerine te­cavüz etmekle Atatürk sevgisini hiçbir zaman azaltamıyacaklarını, bilâkis git­tikçe alevlendireceklerini, Türk gençliğinin bu hususta çok uyanık ve dik­katli olduğunu, bizi hürriyetimize, in­sanlığımıza kavuşturan Büyük Halas­kara uzanan ellerin ergeç kırılacağını ve Türk milletinin alsa merhamet ve atfına nıazhar olamıyacağmı söylediler ve Atatürk inkılâplarının mâna ve e-hemmiyetini bir kere daha belirttiler. Daha sonra Ankara Üniversitesinden bir genç, Behçet Kemal Çağlar'ın «Nö­betçi Millet» isimli şiirini okudu ve mitingde hazır bulunan tahminen on bini mütecaviz kitleyi hep bir ağızdan şu andı içmeğe davet etti:

Biz Türk gençliği Ata'sımn bıraktığı eşsiz mirasa, onun Cumhuriyetine, onun inkılâplarına, onun kuvvetli ve kud­retli rejimine daima sadık kalmaya, va­tanın toprağına kanımızı, istiklâline ca­nımızı vermeğe namusumuz ve Türk­lüğümüz adına bir defa daha söz verir and içeriz.»

Bu. andı müteakip hep beraber bando­nun refakatinde *Dağ başını duman al­mış» marşı söylenerek ve «Kahrolsun Yobazlar» sesleri arasında ağır ağır Ulus meydanına doğru yürünmeğe baş­landı.

Ulus meydanına varıldığında saat 19'u bulmuştu. Zafer meydanında olduğu gibi, Ulus'taki Atatürk anıtına da muh­telif teşekküller ve birlikler tarafından çelenkler konmuştu ve heykelin etra­fındaki meşaleler tutuşturulmuş bulu­nuyordu. "Ulus meydanını bir anda dol­duran on bini mütecaviz kitle gittikçe kesifleşiyor ve genişliyordu. Bu muaz­zam kalabalığın ortasında, bir aralık Kore savaş Birliğimiz Alay Komutan Vekili Natık Poyraz oğlu'nun omuzlar üzerinde taşındığı ve şiddetli alkışlarla

kendisine tezahürat yapıldığı görüldü. Şimdi binlerce Ankaralının kalbi Kore topraklarında menfur ideolojilere karşı savaşan kahramanlarımızın kalbi ile birlikte çarpıyordu.

Burada da evvelâ İstiklâl marşı okun­du ve sonra arkasından sırasiyle An­kara yüksek tahsil gençliği adına bir kız öğrenci, Millet Partisi mümessili, İstanbul Yüksek Okullar Talebe Bir­liği adına bir genç, Esnaf Dernekleri temsilcileri, Ankara Üniversitesi Talebe Birliğinden bir genç, Ankara Yüksek Tahsil Talebe Birliği adına bir genç ve nihayet Demokrat Parti temsilcisi ha­raretli konuşmalar yaparak, yine aynı şekilde irticai ve Atatürk büst ve hey­kellerine uzanan menfur elleri tel'in et­tiler.

Müteakiben hep bir ağızdan aynı and tekrarlandı ve mitinge büyük bir ve-kar ve olgunluk havası içinde son ve­rildi.

— Ankara :

Türk Hava Kurumu 12'nci Genel Ku­rultayı, bugün Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde biri saat ll'de, diğeri saat 15'te olmak üzere iki oturum yaparak, Genel Merkez Kurulu, Kurultay denet­çileri, Genel Merkez Uçak ve Motor Fabrikaları Hesap Komisyonlarının ra­porlarını incelemiş, Genci Merkez Ku­rulunu ibra etmiş, Uçak ve Motor Fab­rikalarının sermaye iştiraki suretiyle makine ve kimya endüstrisine devrini kararlaştırmıştır. Dilek Komisyoun ra­porunu da kabul eden Kurultay, Tüzük Komisyonu raporu üzerinde görüşme­lere başlamış ve vaktin gecikmesi do­lay isiyle yarın saat 10'da toplanmak üzere toplantıya son verilmiştir.

Büyük Millet Meclisinin 4 Haziran 1951 tarihindeki toplantısı.

Ankara: 4 (A, A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Baskanvekillerinden Erzurum Mil­letvekili Mustafa Zeren'in Başkanlığında toplanmıştır. Oturum açıldığı zaman sözlü soruların müzakeresine geçilmiştir.

Tekirdağ Milletvekili Zeki Erataman'ın, dış memleketler hububat mah­sulünün bu seneki vaziyetine, hububat ve bakliyatın bizdeki fiyatlariyle dış piyasalar fiyatlarına, Toprak Mahsulleri Ofisinin alım ve stok vazi­yetine ve mubayaa fiyatlarının tesbit edilerek bir an evvel ilânına dair Başbakanlıktan sözlü sorusuna cevap veren Ticaret ve Ekonomi Bakanı Profesör Muhlis Ete, dış memleketlerdeki hububat mahsulü hakkında izahat verdikten sonra, bizdeki istihsal için de şunları söylemiştir:

Muhterem arkadaşlar,

İstihsale gelince, Tarım Bakanlığından aldığımız malûmata nazaran bu sene kışlık hububat ekim sahası 6 milyon hektarı geçmiştir. Yazlık hubu­bat sahasiyle birlikte bu rakamın 9 milyon hektarı aşacağı umulmaktadır. Buna göre bu seneki umumî hububat istihsalinin 9 milyon tonu bulması beklenebilir. Bu senenin ekmeklik hububat istihsali ise 6,5 milyon tonu bulmaktadır.

1951-1952 ziraat yılı ekmeklik hububat tohumluk ihtiyacı 900 bin ton is­tihsalden düşüldüğü takdirde memleket iaşesine ve yeni stoklar tesisine 5,5 milyon tondan fazla ekmeklik hububat tahsis edilebilecektir. Ofisin alabileceği miktar:

Ofisin kanun ve kararnameler iyi e kendisine mevdu vazifeleri yapabil­mesi için 1951 -1952 kampanyası içinde aşağıda gösterilen cins ve miktar­larda hububat satın alması lâzımgelmektedir.

Okuduğumuz rakamlardan da anlaşıldığına göre, Ofisin bu sene satın al­mayı programlaştırdığı 982.000 tonluk miktardan 20.000 tonu arpa, 280.000 tonu ekmeklik hububat olmak üzere 300.000 tonu ihtiyat stoktur.

Ofis, Teşekkül Kanununun ruh ve gayesine uygun olarak bu miktarda mubayaaya ve stok tesisine muvaffak olduğu takdirde kanunen kendisine verilmiş tanzim satışı vazifesini yapmak suretiyle memlekette hububat ticaretinde çoktan beri özlenen serbestiyete kavuşulması mümkün ola­bilecektir.

Alım fiatlan :

Ofisin içinde bulunduğumuz senede tatbik ettiği alım fiatı, buğdaya ve­rilmiş 4 kuruşluk devrei primi dahil olduğu halde şöyle idi:

Buğday Karışık buğday Siha buğdayı Esas fiat 23,80 22,70 21,70

Arkadaşlar, bilirsiniz ki, hububat fiatları Toprak Mahsulleri Ofisi ve Eko­nomi Bakanlığı tarafından yapılan hazırlıklardan sonra hükümet tara­fından tesbit ve ilân olunur. Tesbit ve ilân, bugünlerde yapılacaktır. Bu tesbit Ofis Kanununa göre büyük istihsal bölgelerindeki hububat fiatları­nın «normal seviye'den aşağıya düşmesini Önlemek suretiyle müstahsili korumak maksadına matuftur. Bu fiatlar tesbit edilirken, mezkûr kanuna göre, dünya fiatlariyle mukayese edilerek yapılır.

Sizlere bir fikir verebilmek için dünyanın en büyük iki buğday istih­sal ve ihracat memleketi olan Birleşik Amerika ve Kanada borsalarında 22/5/1951 tarihi itibariyle muamele gijren buğday fiatını söyliyeyim:

(U.S.A.) Şikago borsasında 1 ton buğday Türk parasiyle 243 lira, Kana-da'nm Winmipy buğdayının tonu 239 liradır. Türk buğdayının tonu 278 liradır.

Görüyorsunuz ki muhterem arkadaşlar dünya hububat fiatlarının bugün­kü seyri bizim fiyatlarımıza nazaran düşüktür. Bugünkü dünya durumu­na rağmen ve mühim bir müstehlik kitlesinin başlıca gıda maddesini teş­kil eden ekmek fiyatını ipka etmek zorunda kalmamıza rağmen hububat müstahsilini imkân nisbetinde himaye etmek ve istihsalin artmasını teş­vik etmek gayesiyle, bu seneki istihsalin inşaallah fazla olacağını tahmin etmekle beraber, hububat fiyatlarında bir indirme yapmıyarak bunların en aşağıdan aynen muhafazasını daha iktisadî bir hareket addetmiş bu­lunuyoruz.

Arkadaşlarım,

Konuşmamı bitirirken şunu da tebarüz ettirmek isterim kî, Toprak Mah­sulleri Ofisinin ödenmiş sermayesi ancak 15 milyondur. Yukarıda arzet-tiğimiz miktarda hububatı mubayaa edebilmesi için hükümetten 300 mil­yona yakın bir para isteyecektir.

Ofisini asıl gayesi, memleketin hububat ihtiyacını bir iki senelik stok ola­rak tesis etmektir. Kurmakta olduğu silo ve hangarları tesis ettikten son­ra ve bu işe muktazi sermayeyi sağladıktan sonra, Ofis hububat politika­sının nazımı rolünü oynamak mevkiine gelecektir (Alkışlar).

Bundan sonra, iç tüzük gereğince bir defa konuşulacak olan işler meya-ninda Yozgat Milletvekili Yusuf Karslıoğlu'nun, iç tüzüğün 53'üncü mad­desinin yorumu hakkında önergesine dair olan Anayasa Komisyonu ra­poru ile Elâzığ Milletvekili Mehmet Şevki Yazman'ın Askerlik Mükelle­fiyeti Kanununun 8 inci maddesinin değiştirilmesi hakkında kanun tek­lifini reddeden Millî Savunma Komisyonu raporu kabul edilmiştir.

Balıkesir Milletvekili Sıtkı Yırcalı ve S arkadaşırim, Belediye Gelirleri Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi hakkında kanun teklifi ve İçişleri, Maliye ve Bütçe Komisyonları raporlarının mü­zakeresinin devamı da gelecek birleşime bırakılmıştır.

Meclis çarşamba günü toplanacaktır.

Ertesi günü bana verdikleri cevapta, ben, hafiyelerden bahsederken De-makrat Partililerin memurları kontrolları ve murakabesini kasdettim, demişlerdi. Yani söyledikleri sözden büsbütün başkasını söylemişlerdi. Dün îzmit'de sanki aradan uzun zaman geçmiş gibi yine her memur ar­kadaşımızın karşısında bir hafiyenin oturduğundan bahsetmiş bulunuyor.

Arkadaşlar huzurunuzda resmen ilân ediyorum ki, Türkiyede hafiyelik devri fikir dolayısile, siyasî kanaat dolayısile insanların takibe uğraması devri ebediyen nihayete ermiş bulunmaktadır. Partilerin kontrolü ise partilerin âmme hizmetini görenleri -kontrolü ise, bu kontrolün en sıkı­sının karşısında bizler bulunuyoruz arkadaşlar. Binaenaleyh, sayın Şem­settin Günaltay bir murakabe hâdisesini, bir kontrol hâdisesini, lâyık ol-mıyan bazı kelimelerle tavsif ederken elbet ve elbette ki bir gaflet çu­kurunun tâ içine düşmüş bulunmaktadır. Burada bunu kesiyorum arka­daşlar.

Arkadaşlar, bir çok arkadaşımız tenkid ettiler, tezyif ettiler, tekzip ettiler. O zaman şunu düşündüm. Yasmaya namzet, tedavi edildiği zaman bütün zindeliği ile ayağa kalkacak genç bir adam tasavvur ettim. On tane hastalığı var. Bir sene zarfında iki tanesi tedavi edildi, üç tanesi tedavi edildi. Elbette ki yedi tanesinin ağrısı başında, gözünde, boynunda, göğ­sünde, onu konuşturacaktır.

Bana izin veriniz ben de sizi tenkid edeyim, niçin hep karayı görüyoruz. Beri tarafta aydınlıklar var .güzel aydınlıklar var. Başımızı biraz da a tarafa çevirelim. Yapılmış olan işlerin aydınlığında gelecek olan büyük işlerin, çok parlak olan aydınlığını kucaklıyarak karşılayalım arkadaşlar. Bir senelik bir iktidarda bu memleketin ufuklarında muntazam çalışma­nın, hür çalışmanın en güzel semerelerini verdik. Bir hatıramı anlatayım:

On gün evvel İstanbul Valisi ile buraya geliyorduk. Trende kendisine İstanbul'da gördüğüm bazı kalkınma emarelerinden bahsettim. Küçük yollar, şimdiye kadar katiyen el vurulmamış olan mahalle arasındaki yollar yapılıyor, kaldırımlar döşeniyor, ucuz evlerin temelleri atılıyor. Bana Vali dedi ki, «geçen iktidarda da ben Vali idim, yine İstanbul'un Valisi idim. Bunların hiç birini yapamadım. Sizin iktidarınızda bunları yapmaya muvaffak oluyorum. Neden muvaffak oluyorum? Çünkü geçen İktidarın zihniyeti yaptırmıyan zihniyet. Sizin zihniyetiniz yaptırıcı zih­niyet.»

Arkadaşlar,

Bazı arkadaşlarımız, memur arkadaşlarımızın tasfiyelerinden bahsetti­ler. Ben burada bana izin verirseniz o arkadaşlarımdan şu ricada buluna­cağım. Elbette ki arkadaşlar uzun bir devrin zihniyetini temizlemek biraz zamana mütevakkıftır. İthamlarımızı yaparken memur arkadaşlarımızın büyük kısmı hakikaten bizim gibi bu vatana bağlı olan, bizim gibi demok­ratik olan büyük kısmını istisna edelim, kim kusurlu ise onun yakasından yapışalım, onu tecziye edelim. Ama çok temiz olan bu vatandaşlarımızı itham etmiyelim. Çünkü arkadaşlar bugün meşru iktidarımızın İcraat vasıtaları bu memur arkadaşlarımızdır. Onları kanunların tatbikinde hi­maye etmek, kanun tatbikinde okşamak, onların uzun zamandanberi ka-tiyyen kendilerinde olmayan kusurlar dolayısile alışmış bulundukları bazı itiyadları onlarla el ele vererek beraberce temizliyelim.

Sözlerime başlarken selâm diye not etmiştim, unuttum. Şimdi kendileri başka bir kongrede Türk milletinin, başka bir kıyıda, Karadeniz kıyıların­da atan nabzını tutmakla meşgul bulunan Genel Başkanımız ve Başbakanı­mız Adnan Menderesin bana verdiği bir vazifeyi size bildiriyorum. Saygıla­rını ve sevgilerini size bildirmekliğim söylediler. «Onları terkettim gittim. Çünkü daha evvel orada birtakım beyanatlarda bulunmak mecburiyetinde idim ve plânlarımı yapmıştım. Ankaralılar, Ankaradaki arkadaşlar, yıl-lardanberi yüzyüze kucaklaştığımız arkadaşlardır. Onlar beni mazur gö­rürler. Benim tarafımdan selâmlarımı söyle" dedi. Bunu da size bildiri­yorum.

Arkadaşlar,

Başka sahalar hakkında Bakan arkadaşlar size izahat vereceklerdir. Ben sözlerimi şöyle bitireceğim :

Hakikaten sabahtanberi duyduğum heyecan son noktalarına geldi. Eski zamanları hatırladım. Eski zamanları hatırlarken sizin eskisi kadar kuv­vetli ve azimli olduğumuzu gördüm. En büyük ümit buradadır. Türk mil­letinin bir parçası şurada bulunmaktadır. Bu parçanın kalbi, bu parçanın nabzı sıhhatli atmaktadır arkadaşlar. Tekrar şunu söylemek mecburiyetin­deyim: Demokrat Parti Türk milletinin ne kadar sihhatli bîr millet oldu-nu meydana çıkarmış bulunmaktadır. Türk milleti, dünyaya sıhhatli bir millet olarak uzun zamanlardan sonra, Demokrat Partinin mücadelesin­den sonra sizin iktidarınız zamanında erişmiş bulunuyor. Bu sihhatin en büyük müjdecisi olan şu kongreyi bir kere daha saygı ile selâmlarım ar­kadaşlar.

Büyük Millet Meclisinin 6 Haziran 1951 tarihindeki toplantısı.

Ankara : 6 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Başkanvekillerinden Erzurum Milletvekili MustafaZeren'inBaşkanlığındatoplanmıştır.

Kastamonu Milletvekili Şükrü Kerirnzade'nin. halı transitinin ihyası ve tütün bey'iyesinin yükseltilmesi hakkındaki sorusu münasebetiyle, Güm­rük ve Tekel Bakanı Rıfki Salim Burçak izahatta bulunmuştur.

Bakan verdiği izahatta, azalmakta olan halı transitini arttırmak için alı­nan tedbirler üzerinde durmuş ve şunları söylemiştir :

«Bu husustaki gümrük formalitelerimizi, emsali devletlerden daha basite irca etmiş bulunuyoruz. İran'la yaptığımız ve yakında Meclise gelecek olan anlaşmamıza göre, halı transit nakil ücretlerinde yüzde yirmibeş bir indirme sağlanacaktır. Bu emtianın gümrük ve resimden muafiyeti için de Dışişleri Bakanlığında bir Komisyon incelemeler yapmaktadır. Tetkikatı müteakip varılacak netice bir kanun mevzuu olarak Meclise gelecekir. Ayrıca antrepolarımızı genişletmek hususunda da Denizbank'la mutabık kalmış bulunuyoruz.»

Tütün beyiyesi hakkında da bakan, verilmekte olan primin yerinde ol­duğunu, bunu daha da arttırmıya mahal olmadığını söylemiş ve rakkam-larla misaller vermiştir.

Zonguldak Milletvekili Gemal Kıpçak'ın, liman inşaatı için alınacağı ilân edilen deniz vasıtalarına ve finansman mukaveleleri aktedilmiş bulunan limanların inşasına ne zaman başlanacağına dair sorusuna Bayındırlık Bakam Kemal Zeytinoğlu cevap vermiş ve şunları söylemiştir;

Bundan sonra içtüzük gereğince bir defa görüşülecek işler meyanmda bulunan, Balıkesir Milletvekili Sıtkı Yirealı ve 8 arkadaşının, Belediye gelirleri kanununun 9uncu maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi hakkında kanun teklifi ve İçişleri, Maliye ve Bütçe Komisyonları rapor­larının müzakeresine devam edilmiş ve neticede bu husustaki Bütçe Komisyonunun raporu red, İçişleri ve Maliye Komisyonlarının raporları kabul edilmiştir.

Keza Erzurum Milletvekili Bahadır Dülger'in, 2591 ve 4298 sayılı kanun­larda zikrolunan (eşkiya müsademesinde malûl olan) tâbirinin yorum­lanmasına dair önergesi ve Millî Savunma, Maliye ve Bütçe Komisyonları raporları da kabul olunmuştur.

Uria eski Milletvekili Vasfi Gerger'in, Boğazlıyan eski kaymakamı Ke­mal'in ailesine vatanî hizmet tertibinden aylık bağlanmasına dair olan kanuna ek kanun teklifi ve Sağlık ve Sosyal Yardım Komisyonu müta-lâasiyle Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresinde söz alan Milletve­killeri, bu kanun teklifini reddeden Bütçe Komisyonunun raporu aleey-hinde konuşmuşlar ve şehit Kemal'in ailesine vatanî hizmet tertibinden maaş bağlanmasını istemişler, neticede Bütçe Komisyonunun raporu red ve bu husustaki önergelerin incelenmesi için teklif tekrar Bütçe Ko­misyonuna havale edilmiştir.

İkinci defa görüşülecek işlerden olan halkevleri için ithal olunacak radyo ve sinema makinelerinin muamele vergisiyle gümrük ve okturva resim­lerinden istisnası hakkındaki 21.54 sayılı kanunun yürürlükten kaldırılmasına dair kanun tasarısı ve Gümrük ve Tekel, Maliye ve Bütçe Komis­yonları raporlarının ikinci müzakeresi yapılmış ve tasarı kanunlaşmıştır.

Meclis cuma günü toplanacaktır.

Büyük Mîllet Meclisinin 8 Haziran 1951 tarihindeki toplantısı.

Ankara : 8 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi büyün saat onbeşte Başkanvekillerinden Erzurum Milletvekili Mustafa Zeren'in Başkanlığında toplanmıştır.

Konsolosluk kanunu tasarısının geçici bir Komisyonda müzakeresine ka­rar verildikten .sonra gündemin diğer maddelerine geçilmiştir.

Alyonkarahisar Milletvekili Süleyman Kerman'm, Emirdağ ilçesinde okulsuzluk yüzünden okula devam edemeyen öğrencilerin durumuna ve İnkılâp İlkokulunun avlusunda yanan kerestelere dair sözlü sorusuna Millî Eğitim Bakam Tevfik İleti cevap vermiştir.

Bakan, okulsuzluk yüzünden 500 kadar öğretim çağındaki çocuğun okula devam edemediklerinin hakikat olduğunu, ilk çare olarak iki okul bina­sının yaptırılmasına karar verildiğini, Bakanlığın 15 senelik bir zaman içinde mahdut yerlerin değil, bütün yurdun bu davasını kökünden hal­letmek azminde bulunduğunu etraflı bir şekilde izah ettikten sonra, mev­zubahis yangın hâdisesinde, yapılan tahkikat sonunda hiçbir kasıt olma­dığının anlaşıldığını ifade etmiştir.

Geçen celsede birinci müzakeresi yapılan ve Türk Ticaret Bankası ile İş Bankası mensuplarının İhtiyarlık Sigortasına girmemeleri için kanunun ikinci maddesinin değiştirilmesi hususundan Erzurum Milletvekili Said Başak tarafından yapılan kanun teklifinin bugün ikinci müzakeresi yapılmış ve tasarının bir kere de adalet Komisyonunda tetkikine karar verilmiştir.

Ağrı Milletvekili Celâl Yardımcı'nm, hastane, okul, park, meydan, cadde, stadyum ve emsali müessese ve yapılara yaşıyan kişi adlarının konmaması hakkında kanun teklifi ve İçişleri ve Adalet Komisyonları raporlarının bugünkü müzakeresinde kanun teklifi reddedilmiştir.

Erzurum Milletvekili Bahadır Dülger'in, Basın Birliği kanununun kaldı­rılması hakkındaki 4932 sayılı kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ve İçişleri ve Adalet Komisyonları raporlarının birinci müzakere­si yapılmıştır.

Meclis pazartesi günü toplanacaktır.

Büyük Millet Meclisinin 11 Haziran 1951 tarihindeki toplantısı.

Ankara : 1 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Başkanvekillerinden Kayseri Mil­letvekili Fikri Apaydm'm Başkanlığında toplanmıştır. Oturum açıldığı zaman sözlü soruların müzakeresine geçilmiştir.

Trabzon Milletvekili Hamdi Orhon'un, Vakfıkebir Belediye Başkanı Ömer Kulein'in işten menedilmesi sebebine ve bu hususta Bakanlıkça ne gibi bir karar alındığına dair İçişleri Bakanlığından sözlü sorusuna İçişleri Bakanı Halil Özyörük şu cevabı vermiştir:

Yukaridanberi arzettiğim sebepler dolayisiyle, Ferit Melen arkadaşımızın önergesine mevzu teşkil edeen suallerin vergi istatistiklerine taallûk eden hususlarını cevaplamağa şimdilik maalesef imkân bulunmamaktadır. Önergenin Mükellef adına ve vergi miktarlarına müteallik suallerine sırasiyle cevap argediyorum:

— Mayıs sonuna kadar, Erzurum mükelleflerine ait malûmat tamamen
Yozgat, Çoruh, Tunceli, Urfa ve Maraş İllerine ait olanlar kısmen hariç ol­
mak üzere diğer İllerdeki gelir vergisi mükellefleri tarafından verilen yıl­
lık beyannamelerin adedi 48.612 dir.

— Sayın Ferit Melen arkadaşımız, verilen gelir vergi beyannamelerinde
beyan olunan kazanç ve iratların gelir vergisinin şümulüne giren 6 unsura
ait bilgiler ayrı gösterilmek suretiyle tutarını istemektedir.

Yukarıda da arzettiğim gibi bu sene bu malûmatın çıkarılması işi istatis­tik genel müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. İstatistik genel müdürlü­ğünde bu tasnif işleri nihayetleninceya kadar Ferit Melen arkadaşımızın suallerinin bir kısmına cevap vermeye imkân bulamamaktayız.

— Yıllık gelir beyannamelerinde gösterilen matrahlara göre, tahakkuk
ettirilen yıllık gelir vergisi 55 milyon liradır. Mayıs ayı sonunda, ücretler
gelir vergisiyle stopaj suretiyle alınanlar da dahil olmak üzere gelir ver­
gisi tahakkukatı 87.887.857 liraya baliğ olmuştur.

— Muhtasar beyanname gelir vergisi kanununun SOinci maddesinde ya­
zılı ücret sayılan istihkak ve serbest meslek erbabına ödenen bu mahiyet­
teki paralar ile 82 inci maddede yazılı menkul sermaye iratlarından stopaj
suretiyle alman vergiler hakkında kullanılmaktadır.

Bu itibarla mart ayı zarfında ücretlere ait muhtasar beyanname verilmesi mevzuubahis değildir. Soru sahibi arkadaşınım burada zühul ettiğini tah­min etmekteyim.

Nisan ayma gelince gerek tevkif yolu ile ve gerekse muhtasar beyanname verilmek suretiyle ücretler için mezkûr ay içinde (10.707.000) lira gelir vergisi tahakkuk ettirilmiştir.

— Mayıs gayesi itibariyle kurumlar vergisinin tahakkukatı 23.907.425
liradır.

— Esnaf vergisinin nisan ayı sonuna kadar tahakkukatı 21.614.000 lira
olup bunun 16.183.000 lirası 228.625 sabit esnafa ve 4.879.000 lirası 79.763 ge­
zici esnafa aittir.

Mayıs sonunda bilûmum esnaf vergisi tahakkukatı 24.013.000 liraya baliğ olmuştur.

Maruzatımı bitirmeden önce şu noktaya bir kere daha işaret etmekte fayda mülâhaza ediyorum.

Yukandanberi verdiğim rakamlardan tahakkukata ve tahsilata mütedair olanlar haricindeki bilgileri kaydı ihtiyat ile mütalâa etmek lâzımdır. Asıl sıhhatli malûmat İstatistik Genel Müdürlüğünden alınacak neticelere istinat edecektir. Eski ve neticesi şüpheli usullerden ayrılarak sıhhatli ve faydalı mütalâalar elde etmenin işin icabına daha uygun olduğu hususun­daki kanaatimizi bu münasebetle tebarüz ettirmek isterim.

Soru sahibi Ferit Melen gelir vergisi mevzuunda Maliye Bakanlığının gayret göstermediğini ileri sürmüş ve vergi istatistiklerinin neticeleri alı­nır alınmaz umumî efkâra arzedilmesini istemiştir. Tekrar kürsüye gelen Maliye Bakanı Hasan Polatkan, bu mevzuda Maliye Bakanlığının daima gayret gösterdiğini buna misal olarak da Teşrinisanide kurumlar ve esnaf gelirleri vergisini tâdil eden kanun tasarısının Meclis huzuruna gelece­ğini söylemiş ve rakkamların günlük gazetede neşredilmesinin bir' fay­dası olmayacağını, ancak bunların her hafta çıkan Maliye Bülteninde ya­yınlandığını da sözlerine ilâve etmiştir.

Bundan sonra gündemde bulunan kanun tekliflerinin müzakeresine ge­çilmiştir. Balıkesir Milletvekili Müfit Erkuyumcu'nun, devlet memurları aylıklarının tevhit ve teadülüne dair olan 3656 sayılı kanunun bazı mad­delerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesi hakkın­daki 4598 sayılı kanuna ek 4903 sayılı kanunun birinci maddesine iki fık­ra eklenmesine dair kanun teklifini reddeden Bütçe Komisyonu raporu kabul olunmuştur.

Bolu milletvekili Zuhuri Danışman ve 16 arkadaşı ile Edirne Milletvekili Cemal Köprülü'nün, İlkokul öğretmenlerinin veya İlkokul Öğretmenli­ğinden gelerek Orta ve daha yüksek dereceli öğretim müesseselerinde öğretmenlik yapanların yahut Millî Eğitim Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilâtında çalışanların hizmet müddetlerine göre alacakları aylık dere­celeri hakkında kanun teklifleri ve Millî Eğitim ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresinde söz alan Millî Eğitim Bakanı ile Maliye Ba­kanı, bu teklifin hükümet tarafından incelendiğini ancak bir karara va­rılmadığını bildirmişler, neticede teklifi reddeden Bütçe Komisyonu ra­poru kabul olunmuştur.

Balıkesir Milletvekili Sıtkı Yırcah ve 8 arkadaşının, Belediye Gelirleri kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi hakkında kanun teklifi ve İçişleri, Maliye ve Bütçe Komisyonları raporları müza­kere edilmiş ve teklif kanunlaşmıştır.

Erzurum Milletvekili Said Başak'm, arttırma, Eksiltme ve İhale Kanunu­nun 60'mcı maddesinin değiştirilmesi hakkında kanun teklifi ve Maliye ve Bütçe Komisyonlarının birinci müzakeresi yapılmıştır. Burdur Milletvekili Mehmet Özbey'in, köylü kız çocuklarının ilk tahsil yası hakkında kanun teklifi ile Balıkesir Milletvekili Sıtkı Yırcalı ve do­kuz arkadaşının, Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilât Kanununun 13 üncü maddesinin değiştirilmesine ve aynı kanuna bazı maddeler eklenmesine dair kanun teklifi ve Millî Eğitim Komisyonu raporunun tümü üzerin­deki müzakerelerin birinci görüşmesi yapılmış ve maddelere geçilmiştir. Müzakeresi yapılan raporda, halen yürürlükte bulunan kanundaki mec­burî ilk öğretim yaş haddinin yine 16 olarak bırakılması yalnız, 14 yaşını bitiren öğrencilerin velileri istedikleri takdirde kanunî hiçbir müeyyi­deye tâbi olmadan çocuklarını mektepten alabilmelerinin mümkün olması istenmektedir.

Söz alan Milletvekillerinden bazıları raporun aleyhinde, bazıları da lehin­de bulunmuşlar, neticede maddelere geçilmesine karar verilmiş fakat va­kit geciktiğinden bu husustaki müzakereler gelecek celseye bırakılmıştır. Meclis çarşamba günü toplanacaktır.

Demokrat Parti İl Kongresinde Dışişleri Bakanı Profesör Fuat Köprülü'nün hitabesi.

İstanbul : 12 (A. A.) — Sevgili arkadaşlarım,

Huzurunuza Hariciye Vekili olarak değil, bir Milletvekili, sizin Milletve­killiği vazrfesini kendisine verdiğiniz, seçtiğiniz bir arkadaşınız olarak çı­kıyorum.

Arkadaşlar, bu gösterdiğiniz birlik manzarası, ittihad manzarası partilerin üstünde takip edilen bu yol milletimizin diğer milletler muvacehesindeki haysiyet ve itibarını, şerefini bir kat daha yükseltmektedir.

Bu vaziyetin bütün bu çatlak seslere rağmen milletin heyeti umumiyesi tarafından bütün bir kalpten, tek kalpten çıkan ses gibi, tasvip edildiği­ne emin bulunuyoruz ve işte bu kuvvetle memleketimizin saadet ve selâ­metine ve aynı zamanda bütün dünya sulhüne ve dünya milletlerinin re­fah ve saadetine hizmeti bir vazife biliyoruz.

Bu yolda şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da kemali metanetle yürüyeceğiz. Allah bu gibi gafletlere, demin arzettiğim tarzda gafletlere düşen insanlara akıl ve insaf versin ve onları bu gafletten kuntarsm. He­pinizi hürmetle selâmlarım.

Demokrat Parti İl Kongresinde Çalışma Bakanı Nuri Özsan'm konuşması.

İstanbul:12 (A. A.) —

Muherem arkadaşlar,

Dört gündür devam eden kongrenizi dikkatle takip ettik. Bir çok arka­daşlarımız burada salâhiyetle memleket meselelerini ortaya koydular.

Samimî ve iyi niyetli istek ve tenkitlerinizi istifade ile takip ettik.

Bir çok delege arkadaşlarımız işçi mevzularma temas ederek işçi dertlerin­den bahsettiler.

Ben de Demokrat Parti Çalışma mesuliyetini üzerimde taşımam dolayı-siyle bu mevzuda bahsetmek üzere huzurunuza gelmiş bulunuyorum.

İş başına gelirken iktidardan büyük işler beklediğinizi biliyordum.

Yıllarca sürüp giden mahrumiyetlerin yanında aynı ihmalin neticesi ola­rak ortaya çıkan ve hayatlarını alın teri ile kazanan işçilerimizin ihtiyaç­larını biliyorduk.

Yılların biriktirdiği bu ihtiyaçların bir anda giderilmesi imkânı yoktu. Siz­ler de bunu bildiğiniz için tenkitleriniz ölçülü olmuştur.

— Tahran :

İran Hükümet kaynaklarından bugün bildirildiğine göre:

1— İran Milli Petrol Kumpanyasının.

makbuzlarını imzalamak yüzün­den meydana gelecek çatışmalar sebebiyle tasfiyehaneler kapan­dığı takdirde İran hiçbir mes'u-liyet kabul etmiy e çektir.

2— İngiltere'ninpetrolsahalarında

vukua gelecek kazalara dolay i-siyle İngiliz tebaalarının aleyhine tevcih edileceğini iddia ettiği bal­talama hareketine karşı çıkarıl­mış olan kanun sadece baltalayı­cıları istihdaf etmektedir.

S — İran bir tecavüze karşı koyacak­tır.

İngiliz Büyükelçisi, İranlıları, petrol İş­lerinde elbirliği yapmamak ve İngiliz vatandaşlarının petrol sahalarından ay­rılmalarına engel olmakla itham etmiş­tir.

Iran gümrük memurları, eşya muaye­nelerini yavaş almakta, İran Bankaları da Anglo - İranien Petrol Kumpanya­sının çeklerini ödememektedirler.

Büyükelçi, Mauritius gemisinin, İngi­lizlerin mal ve canlarını korumak mak-sadiyle Abadan civarına gönderildiğini söylemişveşunlarıilâveetmiştir.

İran. Hükümetinin kanun ve asayişin muhafazasında mümkün olan bütün tedbirleri almış olduğuna tamamiyle eminim, fakat İngiltere Hükümetinin de bütün tedbirleri alması aşikâr vazi­fesidir.

Büyükelçi yeni Baltalama Kanununa şiddetle hücum etmiş ve şunları söyle­miştir:

Kanundaki hükümler ve kontdan ceza­lar çok vahşiyanedir. Bu kanunun vu­kua gelebilecek bir kazadan dolay: ec­nebi mahfillerini suç ortaklığı ile itham i,çin kullanılmayacağından emin ola­mayız.

Bundan sonra Müdürler Meclisi şu ka­rarı vermiştir:

İstifa kabul edilemez, çalışmalarınıza devam edeceksiniz. Abadan tasfiyeha­nelerinde 2.800 İngiliz bulunduğu be­lirtilmektedir.

—Tahran :

İr.piliz İran Petrol Kumpanyası ile a-rasmda çıkan ihtilâfın havale edildiği Milletlerarası Adalet Divanının yar m yapacağı toplantıya İran temsilcisi yollanmayacağı bugün bildirilmiştir.

—Tahran :

İngiliz - İran Petrol Şirketinin Aba­da n'da ki memurlarının kütle halinde İstifalarını önlemek üzere, İran Hükü­meti bu akşam yayınladığı beyanatta İngilizler vazifeleri başında kalmağı kabul ettikleri takdirde sabotaj aleyhin­de neşrettiği kanunu geri almağı teklif etmiştir.

29 Haziran 1951

—Washington :

Birleşik Amerika Hükümeti, İran'ın İngiliz - İran petrol ihtilâfında Millet­lerarası La Haye Adalet Divanının yet­kisini tanımamak yolundaki kararını esefle öğrenmiştir.

Washington'daki yetkili çevreler, bu karar neticesi, memnuniyet verici bir hal çaresi bulmak yolunda mevcud im­kânlardan birinin bertaraf edildiği ka-naatindedirler. Maamafih Başbakan Musaddık'm Başkan Truman'a gönder­diği mektubla Truman'ın bu husustaki kısa tefsirleri Amerikan başkentinin dünkü en mühim hâdiselerini teşkil et­mekte idi.

—Londra :

İran Hükümetinin sabotajcıların ceza­landırılması hakkındaki kanunun çık­masını geciktirmeğe hazır olduğuna dair haberi, büyük başlıklar altında neşreden Londra gazeteleri, umumiyet­le bu telgrafı, tefsirden kaçınmakta­dırlar. Yalnız Daily Express gazetesi 7 sütun altında şu başlığı koymakta­dır: ^İngiliz personelinin hareketi İran­lıları korkutmaktadır.»

Başbakan Musaddık'm Truman'a gön­derdiği mektup, Muhafazakâr gazete­leri sinirlendirmektedir.

Daily Express gazetesi, bu mektubun petrol sanayiinde Amerikalı teknisyen­lerin hizmetlerini eld« etmek teşebbü­sünden ibaret olduğunu yazmakta ve bu gayretin nafile olduğunu, Birleşik Amerika'nın, İngiltere'nin dostu bulun­duğunu kaydetmektedir.

Gazete, Dr. Musaddık'm Başkan Tru-man'dan kuru bir cevab alacağını yaz­maktadır.

Öteyandan Daily Mail gazetesi de Dr. Musaddık'm yalan, riya ve müdahene-den ibaret mektubuna Truman'ın ka­pılacağını sanmakta ve şöyle demekte­dir:

Eğer İran Başbakanı, Truman'ın Stan­dard Oİ1 mütehassıslarına İngilizlerden cebren alınan malların İran'a gelir te­minine devam etmesine yardımda bu­lunmaları için emir vereceğini sanıyor­sa zannederiz ki aldanıyor.

— Tahran :

İran petrolünün devletleştirilmesi me­selesi artık umumî sahaya intikal et­miş bulunduğundan evvelce tahmin edilen maddî güçlükler başgöstermekte-gecikmemiştir.

Şimdiye kadar «İngilizler tarafından istismar edilmektense petrolsuz kalmak müreccahtır.» yolunda düşünülüyordu. Fakat şimdi İngiliz - İran Petrol Kum­panyası teknisyenleri çekilmek üzere oldukları şu sırada mes'ul çevreler her-şeye rağmen petrolü kurtarmağa uğ­raşmaktadırlar.

Şon dakikaya kadar İran Başbakanının İngiliz personeli ekseriyetinin yeni Şirket emrinde çalışmağı kabul ede­cekleri veya daha fena ihtimalle bir­çok yabancı mütehassısların bunların yerlerini alacaklarını ümid etmiş olma­sı mümkündür. Halbuki şimdi İran Başbakanı, Birleşik Amerika'ya hitabla yardım istemektedir. Bunun, işlerine devam etmeyen İngilizlerin yerini dol­durmak üzere Amerika'ya yapılmış bir müracaat olup olmadığını bilmek için henüz vakit erkendir. Fakat «İngiliz mal ve canlarının tehlikede olmadığı ve Hükümetin duruma hâkim olduğu» keyfiyeti üzerinde mesajda ısrar edil­mektedir.

Bu t ey idlerin hedefi muhakkak kî muhtemelen kuvvetli ve tamamiyle yetkili ve mes'ul bir Hükümetle mü­zakere edilebileceğini Birleşik Ameri­ka'ya anlatmaktır.

12 Haziran 1951

— Bağdat:

İyi haber alan çevrelerde bildirildiğine göre, bir çıkmaza girmiş olan İrak hü-kûmetiJe İrak Petrol Şirketi arasında­ki müzakereler memnuniyet verici bir seyir takip etmiye başlamıştır. Tahmin edildiğine göre bu hususta her iki ta­raftan da tavırlarım mülâyimleştir-melerini isteyen Amerikanın Bağdat Büyük Elçisinin tesiri olmuştur. Müza­kereler şimdi iki nokta üzerinde teka­süfetmişbulunmaktadır.Bunlardan

birincisi: İrak hükümeti hiç olmazsa Suudî Arabistan kadar istifadesi olma­lıdır. Kârların, taksiminde İrak'ın his­sesi Suudî Arabistamnkinden düşük olması vukuunda asgarî miktarın ga­ranti edilmesi.

İkinci mesele ise geçen sene Başbakan Nuri Sait Paşa tarafından tesbit edil­miş olan hareket hattı mucibince mem­leketteki üç imtiyaz yani Kerkük, Mu­sul ve Basra Petrolleri ayni rejime tâbi olmalarıdır. İlâve edildiğine göre Bağ-datta temasın temin edilmesinden son­ra müzakerelerin bu yaz Londrada ce­reyan etmesi muhtemeldir.

11 Haziran 1951

— Şam :

Suriye Başbakanı Halid El Azim dün verdiği bir beyanatta Birleşmiş Millet­ler Filistin Kurmay Başkanı General WiIIiam Rilley'in Huleh Batakhğm-daki kurutma faaliyetlerine devam edi­lebileceğini İsrail hükümetine bildirdi­ği yolunda çıkan haberlerin doğru olup olmadığını tahkik için Suriyenin Bir­leşmiş Milletlerdcki Temsilcisine tali­mat verildiğini söylemiştir.

Suriyenin Eirleşmiş Mİlletlerdeki Tem-silicisine, William Rilleyin bu hususta takındığı tavrı protesto etmesi de ay­rıca bildirilmiştir.

— Şam :

Bin Suriyeli çiftçinin cumartesi günü Lübnan'dan çıkarılması üzerine Suri­ye ile Lübnan arasında çıkan ihtilâf bugün halledilmiştir. Her iki memle­ket arasında normal münasebetler bu­gün yeniden başlamıştır.

Suriye hükümeti, Lübnan'ın bu mü­nasebetle verdiği izahatı kabul ettiğini bildirmiştir.

Öğrenildiğine göre, Lübnan hükümeti îıudut harici ettiği Suriyeli işçileri geri almak teklifinde bulunduğunu bildir­miştir.

Çin - Sovyet savunma andlaşmasmın yürürlüğe girmesini sağlamak için ze­min hazırlamağa matuftu. Sovyet Rus­ya, Kore harbine müdahale ettiği tak­dirde kendisini mazur göstermek için bu andlaşmayı ileri sürebilir.

Dışişleri Bakanlığı, Koreye daha faz­la asker sevketmeleri için müttefik devletlerle müzakerelere girişmiştir.

Kore'd« Mac Arthur'ün tavsiye ettiği programın tatbik edilmesi Sovyet Rus­ya ile topyekûn bir harbe yol açar, ha­lihazırda güdülen siyasetle komünist tecavüzünü durdurmak ümidinin mev­cut olduğu bir zamanda böyle bir teh­likeyi göze almak lüzumsuzdur.

Ayan Meclisi Tahkikat Komisyonunun oturumu cuma gecesi Türkiye saatiyle 24.30'd a nihayet bulmuştur. Dışişleri Bakam Acheson bugün Türkiye saa­tiyle 17'de komisyon huzurunda beya­natına devam edecektir.

3Haziran I9S1

— Washington :

Amerikan Dışişleri Bakanı Acheson, dün akşam demeçte bulunarak, Kore-de bir mütareke yapılması imkânları hakkında İngiltere ile Birleşik Ameri­ka arasında cereyan ettiği söylenen görüşmelere dair malûmatı olmadığı­nı belirtmiştir. Dışişleri Bakanı, böyle bir müzakere veya Çin komünistleri tarafından teklif edilen herhangi bir uzlaşma etrafında görüşmeler yapıldı­ğına dair bilgisi olmadığını ilâve et­miştir.

4Haziran 1951

— Washington :

Dışişleri Bakanı Dean Achoson, halen kongredeki muhasımları ile temasa geçmiş bulunmaktadır ve beyanatı bir kaç hafta değilse bile, günlerce devam edecektir. Fakat daha şimdiden deni­lebilir ki, bu uzun muhavereler, Ame­rikan dış siyasetinde bellibaşlı bir de­ğişiklikmeydanagetirmemiştir.

General Mac Arthur'ün geri çağrılması neticesi ortaya çıkan askerî dâva şimdi izah olunmaktadır. Yalnız ilerleme ve gerileme hareketleri ile Kore harbinin ilânihaye devamı ve hissedilir insan ve malzeme kaybı, Parlâmento'd ak i cum-

huriyetçilerin geçtikleri büyük taarru­zun ikinci safhasını halkı gösterir ma­hiyettedir.

Öte yandan Truman idaresi, Ayan Ko­misyonlarında cereyan eden dört haf­talık müzakerelerden, belli başlı bir zarar .görmeden çıkmıştır. Buna mu­kabil, Truman Hükümeti aleyhinde kaydedilen şey, Dean Acheson'un duru­munun z ay ıflam asıdır.

Dışişleri Bakanı haksız hücumlara ma­ruz kalmış veya kalmamış, veyahut da. memleketi menfaatlerine elinden geldi­ği kadar hizmette bulunmuş veya bu­lunmamış olsun, mesele burada değil­dir.

Haklı veya haksız, oldukça devamlı ve kuvvetli hücumlara maruz kalan şah­siyetin, partisi için bir engel haline gel­mesi, siyasetin acı hakikatlerin dendir. Filvaki Aeheson'un Dışişleri Bakanlı­ğında idamesi 1952 seçim kampanya­sında Demokrat Partinin mevkiini oto­matik olarak sarsacaktır.

Nihayet Acheson bugün hâlâ Dışişleri Bakanı bulunuyorsa bu, Trumar.m en yakın mesaî arkadaşlarına karşı gös­terdiği sarsılmaz sadakatten dolayıdır.

Amerikan Devlet Başkanı haftalardan-beri, iç siyaset uzman müşavirlerinin devamlı baskılarına mukavemet et­mektedir. Belki Achoson, en münasip zamanda, yani Ayan Komisyonların­daki mücadeleden galip çıktığı vakit, istifasını vermekle, bizzat bu güç ve elim meseleyi halledecektir.

Her ne olursa olsun, Acheson meselesi, Demokratların halledecekleri en âcil ve en güç mesele olarak kalmaktadır. Bir vakıa, bu vaziyeti tamamiyle alt­üst edebilir: Bu, gelecek haftalar zar­fında Korede müzakereler neticesi elde edilecek hal çaresi inik ânıdır. Halen Dışişleri Bakanını hemen hemen için­den çıkılmaz bir mevkie düşüren aynî insan hayatı âmili, Amerikalı askerler yurtlarına dönebildikleri takdirde ken­disini büyük bir galip mevkiine soka­bilir.

Binaenaleyh, Acheson, haddi zatında heyecanını muhafaza eden fakat gele­cek serteki seçim kampanyası çevresi dahilinde ehemmiyetini nisbeten kay­betmiş bulunan beyanatına devam ederken, Truman Hükümeti de nazar­larını Pekin'e ve bir arabulma işini üzerine alabilecek merkezlere çevir­mektedir.

Acheson doğruyu söylemektedir ki si­yasette ve bilhassa muhalefette bu na­diren yapılmaktadır.

—Washington :

Ayandan Cumhuriyetçi Robert Taft, bugün verdiği beyanatta ezcümle şun­ları söylemektedir :

Dışişleri Bakam Acheson, Dışişleri Ba­kanlığına şimdiye kadar takip edilen siyaset yüzünden Çin'in Komünistlerin eline düştüğünü Örtbas etmek maksa-diyle büyük bir faaliyete girişmiş bu­lunuyor.

Acheson'un beyanatında birbirini tut­mayan taraflar vardır.

Dışişleri Bakanlığı daima komünist Çinlilerin tarafını tutmuştur. Dışişleri Bakanlığı Çin'den başka Formoza'nm da komünistlerin eline geçmesine ta­raftar idî.

General Mac Arthur'ün azledilmesinin hakikî sebebi, Formoza hakkında zu­hur eden İhtilâftır. Mac Arthur, For­moza düşmanın eline geçtiği takdirde harbin kaçınılmaz olacağı ve Birleşik Amerika'nın Pasifik'teki savunma hat­tına taarruz edileceği hususunda ikaz­da bulunmuştur. Mac Arthur görüş­lerini izah edince Truman dehşetli su­rette sinirlenmiş ve müteakiben Mac Arthur'ü azletmiştir.

Ayandan Demokrat Green, asla Taft ile ayni fikirde değildir. Green, Ache­son'un bütün sualleri samimiyet ve dü­rüstlükle cevaplandırdığını belirtmiş­tir. Dışişleri Bakanı Acheson, bugün Türkiye saatiyle 17 de Ayan Komisyo­nu huzurunda beyanatına devam ede­cektir.

—Washington :

Savunma Bakanlığına yakın çevreler­den bildirildiğine göre, Savunma Ba­kanı George Marshall'm Kore ve Ja-ponyayı anî ziyaretinin neticesi Birleş­miş Milletlerin büyük bir taarruza geçmeleri olacaktır. Buradaki resmî makamaklar gayet ketum davranmak­ta iseler de bazı çevrelerden alman ha­berlere göre, Marshall'm Uzak-Doğu'yu ziyareti tamamen askerî mahiyettedir. Burada zannedildiğine göre, Savunma Bakanı Marshall geçenlerde Amerikan Ordusu Genel Kurmay Başkanı Gene­ral Lawton Collins'in hazırlamakta ol­duğu söylenen askerî plânları Generaî Ridgway'e bizzat götürmüştür.

10 Haziran 1951

■— Washington :

Washington'da dolaşan bazı söylenti­lere göre Kentucky Atom Fabrikası Müdürü Ernest Endr dosyalarla birlik­te ortadan kaybolmuştur. Federal polis bu hususta hiçbir malûmat vermek is­tememektedir.

—Washington :

General Mac Arthur'ün azli hakkında tahkikat açmış olan Ayan Meclisi si­lâhlı kuvvetler ve Dışişleri Komisyon­larında izahat veren Dışişleri Bakanı Dean Acheson Türkiye ve Yunanista-nın Batı emniyet anlaşmasına işti­rakleri meselesinin müzakere edilmek­te olduğunu söylemiştir.

Bu Komisyonların zabıtlarından anla­şıldığına göre, Dışişleri Bakanı Dean Acheson Türkiye ve Yunanistaııla ya­pılacak andlaşmalar hakkında uzun boylu izahlarda bulunmuş fakat bu hu­sustaki mülâhazalar emniyet tedbiri olarak açıklanmamıştır.

Bu mesele hakkında üç sahife kadar tutan tebliğin neşredilmesinden biraz evvel Acheson Ayandan Harry Cain'e Türkiye ve Yunanistanın Batı memlet ketleriylc bir anlaşma yapmaları me­selesinin halen müzakere edilmekte olduğunu bildirmiştir.

Bundan sonra Cain, Acheson'a Birle­şik Amerika ile bu iki memleketten birisi arasında bir karşılıklı müdafaa anlaşması olup olmadığım sormuş, Dışişleri Bakanı da böyle bir anlaşma­nın mevcut olmadığını söylemiştir.

Zabıtların neşredilmiş bulunan kısım­larından anlaşıldığı gibi Cain ile Ache­son arasında bu iki akdeniz memleketi ile Birleşik Amerikanın karşılıklı yar­dım paktları yapmaları imkânları hak­kında konuşmalar cereyan etmiştir.

—New-York :

Başkan Truman, <.China Lobby» diye anılan bîr grup hakkında tahkikat ya­pılmasını emretmiştir. Bu grup, Mil­liyetçi Çin Lideri Çan Kay Şek'in pro­fesyonel yardımcılarından müteşekkil­dir. Truman'ın bu emri, General Mac Arthur'ün azli hakkında tahkikat ya­pan Ayan Meclisi Komisyonu önünde izahat veren Acheson tarafından açık­lanmıştır. Komisyonun bazı üyeleri, bu grubun,Amerikan halk efkârına tesir için Amerikanın Milliyetçi Çin'e yaptığı yardımı bir silâh olarak kul­landığını iddia etmiş ve Amerikan yardımının Milliyetçiler tarafından suistimal edildiğini söylemişlerdi. Aeheson, bu ithamların hakikatlere da­yandığını gösterecek hiçbir delilin mevcutolmadığınıbelirtmiştir.

11 Haziran 1951

—New-York :

Vaşingtondan gelen bugünkü Basın haberlerine göre. Birleşik Amerika, Yugoslavyaya çok geniş ölçüde silâh ve askerî teçhizat vermeğe hazırdır.

Yugoslav Genel Kurmay Başkanı Ge­neral Popoviç ile Birleşik Amerika Sa­vunma Bakanlığına mensup resmî şah­siyetler arasında vuku bulan görüşme­lerin tatminkâr ve hemen de neticelen­mek üzereolduğu bildirilmektedir.

İZ Haziran1951

—Washington :

Birleşik Amerika Altıncı Ordu Komu­tanı General Albert Wedemeyer Ayan tahkikat Komisyonlarında vermekte glduğu izahat sırasında, Amerika Ko-reden çıkmalı ve Sovyet Rusya ve peykleri ile siyasî münasebetlerini kes-melidir, demiştir.

—Washington :

Eniwetok'taki son atom tecrübeleri hakkında Atom Enerjisi Komisyonu­nun yapacağı Basın Konferansından evvel hidrojen bombası tecrübelerinin pek yakında ilân edileceği bu hususta salâhiyet sahibi mahfillerde tahmin edilmektedir. Çünkü sön tecrülıelerin gayesi bilhassa hidrojen bombası araş­tırmalarını tekemmül ettirmekti. Bu hususta iki çeşit tecrübe yapılabilir :

!. — Şimdiye kadar yapılmış olan bombalardan daha kuvvetli bir Atom Bombasının tecrübesi, Ateş­leyici vazifesi gören bir Atom Bombasının mevcudiyetile Hidro­jen bombasını teşkil etmesi icap eden Tritum ve Deuelrum Atom­larının parçalanması için muaz­zam bir hararet intişarı lâzım gel­mektedir. Tekemmül ettirilmiş ateşleyicinin Eniwetok'ta tecrübe edilmiş olması lâzımdır.

2.— Tecrübe için kullanılan küçük Hidrojen Bombalarını teşkil ve Tritİum ve Deuetrum ihtiva eden bir tertibatın içinde istimal edilen daha kuvvetli bir Atom Bomba­sının tecrübe edilmesi:

İyi haber alan mahfiller bu iki tecrü­benin yapılmış olması ve bunların pek yakında Atom Enerjisi Komisyonu ta­rafından ilân edilmesi imkanını bir kenara atmamaktadırlar.

— Washington :

General Mac Arlhur'ün azli hakkında Ayan Meclisi Tahkikat Komisyonları huzurunda izahatta bulunan General Wedemeyer, şunları söylemiştir :

Kor ey e asker gönderilmesi aleyhinde idim ve kanaatimce Hükümet Mac Art-hur'e Kızıl 'Çin'i bombalamak ve sahil­lerini abluka etmek salâhiyetini tanı­malı idi.

Birleşik Amerika Kore'deki kuvvetleri­ni geri çekmeli ve Sovyet Rusya ve Peykleri ile arasındaki siyasi münase­betlere son vermelidir,

Mac Arthur'ün Uzak-Doğuda güdül-ır.esini istediği siyaset, Birleşik Ame­rika'nın komünizmi önlemek için sıkı tedbirler almasını derpiş etmekte idî. Birleşik Amerika bu tedbirleri bir Üçüncü Dünya Harbi bahasına da olsa almalıydı.

Bence Mançurya'daki Komünist üsleri bombalamak idi. Çin sahillerinin ab­luka 'edilmesini Birleşmiş Milletler ka­bul etmediği takdirde bunu Birleşik Amerika yalnız başına da yapmalı idi. Birleşik Amerika, Sovyet Rusya'ya kar­şı cezri tedbirler almalıdır ve bu mem­leketle arasında olan siyasî münase-sebetlere son vermelidir.

Mac Arthur'ün azli meselesi hakkında fikri sorulan General Wedemeyer, bu hâdisenin birçok Amerikalı vatandaşı müteessir etmiş olduğunu söylemiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir :

General Mac Arthur'ün kendisine ve­silen emirler hilâfına hareket edip et­mediğini bilmiyorum, iakat şayet Ko­misyonun kanaati bu merk-azde ise Ge­neral Mac Arthur'ün azledilmesi hak­lıdır.

Ayandan John Stannis'in General Wcdemeyer'e, İngilterenin Birleşik Amori-

ka'mn yakın müttefiki olup olmadığını sorması üzerine General şunları söyle­miştir :

İngiltere yakın müttefikimizdir ve ka­naatimce bu memleketle bizim menfa­atlerimiz aynidir.

Tahkikat Komisyonları huzurunda ver­diği izahatta General Wedemeyer, hür dünyanın müdafaası için ihdas edilen kuvvetlere İspanya Birliklerinin de iş­tirak ettirilmesini istemiştir.

Wedemeyer, Balı Almanya'nın yeniden silahlandırılması lehinde olduğunu da belirtmiştir.

— Washington :

General Mac Arthur'ün azli hâdisesi hakkında tahkikat yapan Ayan Komis­yonu huzurunda General Albert Wede-meyer bugün Türkiye saatile 17 de be­yanat vermeğe devam etmiştir. Gene­ral Wedemeyer ezcümle şunları söyle­miştir :

• Komünist tecavüzüne karşı İspanya ve Batı Almanyayi silâhlandırmahyız. Bu memleketleri silâhlandırmadığımız takdirde Sovyetlerin onları silâhlandır­ması ve bize karşı kullanmaları imkân dahilindedir. Kanaatimce Franko Reji­mi bizim için bir tehlike teşkil etme­mektedir ve daha ileride gerektiği tak­dirde Birleşik Amerika, İspanya ile daha yakından meşgul olabilir. Fakat halihazırda İspanya bizim için çok kıy­metli olabilir.»

■— Washington :

Birleşik Amerika Savunma Bakanı George Marshall, Türkiye saati ile 18,35 de Washington'un hava meyda­nına gelmiştir. Bir haftadanberi Uzak-Doğuyu ziyaret eden Marshall seyaha­tinin çok memnuniyet verici olduğunu söylemiştir.

Tokyo va Korede beş gün kalan Mars­hall, Askerî Liderlerle görüşmüştür. Marshall, Türkiye saatiyle 19.30 da Başkan Trumanla görüşecektir. Mars­hall, hava meydanında kendisini kar­şılayan Basın mensuplarına ezcümle şunları söylemiştir :

Seyahatim çok kısa sürdü, fakat aldı­ğım neticeler son derece memnuniyet vericidir. 8 inci Ordu Komutanı Ge­neral James Van Fleet'i vazifesine tam manasiyle intibak etmiş gördüm.Se-

kizinci Ordu muhtemel olarak şimdiye kadar sahip olduğumuz en mükemmel orduyu teşkil etmektedir.

S'inci Ordunun maneviyatı çok yük­sektir. Ben TTzak-Doğudan ayrılırken 8 inci Ordu Komünist tecavüzünü mu­vaffakiyetle geri puskürtmüştür. Ja­ponya'da kuvvetlerimizi teftiş etmekle iktifa ettim.

Marshall, Korede Birleşik Amerika ve Müttefik kuvvetleri arasında mevcut ahenkli işbirliğinden, takdirle bahset­miştir.

—Washington :

Müşterek Genel Kurmay Heyetleri Başkam General Eradley Avrupaya yaptığı ve on gün süren seyahati sıra­cında Amerikan İngiliz ve Fransız me­saî arkadaglariyle yaptığı görüşmeler hakkında hazırladığı raporu bu sabah Başkan Truman'a vermiştir.

13 Haziran 1951

—Kew-York :

New-York Post gazetesinin yazdığına göre, İsabet Furey adında bir Ameri­kalı kadın, kaybolan İngiliz diplomatı Guy Burgess olduğuna yemin edpceği birisi ile Waffadton'dan New-Yovk'sı ayni trende geldiğini söylemiş ve söz­lerine şunları ilâve etmiştir :

Yol arkadaşını uzun boylu, koyu kum­ral, kıvırcık saçlı idi. Hiç konuşmadık. Yalnız bir keresinde tarifeyi sordu, o kadar. New-York'a varınca gazetelere sarıldım. Burgess'in resmi ile, birlikte, seyahat ettiğim ve yüzünü iyice zihni­me nakşetmiş bulunduğum adamsn hatlarını karşılaştırdım, tıpkı tıpkısına benzemekte İdi. Derhal Emniyet Mü­dürlüğüne haber verdim.

—Austin-Texas :

General Mac Arthur, buradan başlıya] cak ve 4 gün sürecek olan bir Texas se­yahatine çıkacaktır.

Mac Arthur, burada büyük hir nutuk irad ederek kendisim' tenkit eden Trıı-inanidarecilerinecevap verecektir.

—Washington:

Mac Arthur'ün azli hakkında tahkikat yapan Ayan Komisyonu geceleyin yap­tığı hususî toplantıda, izahatına devam eden General Wedemeyer, Hükümet idaresinin takip etmekte olduğu Kore harbi siyasetine hücumlarına devamla ezcümle şöyle demiştir :

Kanaatimce ya kat'î ve muzaffer bir netice elde etmek gayesiyle Kore'de döğüşmeli, yahut da oradan çıkıp git­meliyiz.Yoksabu,oyunuKremlin'in

! erli bled iğikaideleregöreoynamak

olur.

Ya Korede bu stratejik oyunu, zaferi kazanmak için oynarız, yahut da Kore-den kuvvetlerimizi çekeriz.

General Wedemeycr ayrıca şu nokta­lara da işaret etmiştir :

1.— Birleşmiş Milletler Müttefikleri, Kızılların ileriye süreceği her­hangi bir' mütareke teklifini ka­bul etmeli, fakat tecavüzlerin te­kerrürünü önlemek için de gere­ken tedbirleri muhafaza etmeli­dir.

General Wedemeyer, mütareke sağla­nır sağlanmaz harp durmalıdır, demiş­tir. Halbuki pazartesi günkü izahatı sırasında harp 38 inci Arz Dairesinde durdurulduğu takdirde bunun Mütte­fikler için psikolojik bir mağlûbiyet olacağını iddia etmişti.

2. — Birleşmiş Milletler kuvvetleri tazyik altında Kore'den çıkarlar­sa Müttefikler, Kızıllara rahat vermemek için hava ve denizden dövmeye devam etmelidirler. Böyle bir durum lıalinde bütün Yarımada Kızıllara geçecek am- -ma Güney Kore'deki tahribata son verilmiş olacaktır.

General Wedemeyer, Kore'den çekilip gitmenin yerine yapılacak yegâne şey, General Mac Arthur'ün İtiraz etmiş ol­duğu «tahdidatı kaldırmak.' tır, demiş­tir.

— Washington :

1948 yılında Birleşik Amerika tarihin­de iki mühim hâdise cereyan etmiştir: Bunlardan birincisi Trumanm Başkan­lığa tekrar seçilmesi ve ikincisi de De­mokrat Parti Millî Kongresinde ırk ve din tefriki gözetilmemesi yolunda ka­bul edilen takrirdir.

Güney Eyaletlerinde Zenciler tedrici surette medeni haklarına sahip olmak­tadırlar.

—Washington :

Birleşik Amerika Dışişleri Bakam Dean Acheson, bugünkü Basın toplantısında geçen pazartesi günü Washington'a va­sıl olmuş olan Japon Sulh Konferansı hakkındaki son Sovyet teklifinin Fran­sız Hükümetinin sulh anlaşmasının ha­zırlanmasına iştirakini tamamîyle ön-liyeceğini işaret etmiştir. ı

—Washington :

Dışişleri Bakam Dean Acheson, Mac Arthur_ meselesi hakkında tahkikat açan Ayan Komisyonunda altı gün içinde verdiği ifadeyi lâtife ile tefsir etmiştir.

Acheson, Komisyon huzurundaki ifa­desinde, 418.750 kelime söylediğini, General Bradley'in ise 286.750 kelime söylediğini belirtmiştir.

—Washington :

Bugün demeçte bulunan Başkan Tru-nıan, Birleşik Amerikada bîr asır için­de yol kazalarında ölenlerin sayısının şimdiye kadar bir milyonu bulduğunu söylemiştir.

Başkan Trunıan, otomobil kazaları ne­ticesinde ölenlerin sayısının Birleşik Amerikanın giriştiği harplerde ölen­lerin sayısı kadar olduğunu bildirmiştir.

Başkan seyrüseferin artması neticesin­de vukubulaiı Kazalarda ölenlerin sayı­sının bu seire geçen seneden 35,000 fazla olacağını da belirtmiştir.

15 Haziran 1951

—Washington :

General Mac Arthur'ün azli hakkında tahkikat yapmakta olan Ayan Dışişleri ve Silâhlı Kuvvetler Komisyonlarında izahat veren eski Savunma Bakanı Louis Johnson, Kara Orduları Genel Kurmay Başkanı La w ton CoIIins'in geçen Eylülde İnchon'a yapılmış olan çjkarmamn aleyhinde bulunmuş oldu­ğunu ve General Mac Arthur'ün cesa­retini kırmak için Tokyo'ya gittiğini söylemiş ve şöyle devam etmiştir ;

Ben General Mac Artlıur'ü, Başkan Truman da beni destekledi. İnchon çı­karması, tenkitlerin çoğunu bertaraf etmiştir.

Öğleden sonraki oturumda Johnson, şunları söylemiştir :

—Washington ;

General Mac Arthur, azli hakkında tahkikat yapan Ayan Meclisi Komis­yonları huzurunda yeniden izahatta bulunma teklifini bugün Komisyon Reisine yolladığı mektupla reddetmiş­tir.

General Mac Arthur yazdığı mektupta ezcümle şunları bildirmektedir :

Teklifinizi takdir etmekteyim, fakat böyle hareket etmenin âmme menfaa­tine uygun olduğuna kani değilim.

—Washington :

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Acheson bugün yaptığı Basın toplantı­sında İngiiiz - İran petrol ihtilâfını buh­ranlı olarak vasıflandırmış ve Iran Hükümetinin müzakereleri inkıtaa uğ­ratan hareketini tekrar gözden geçire­ceğini umduğunu söylemiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir :

İran Hükümetinin İngiliz tekliflerini böyle apansızın reddetmesi teessüre şayandır, fakat Tahran Hükümetinin hareketini gözden gegirip münakaşa ve müzakerelere tekrar başlıya cağ mı umarım.

Bii'leşik Amerika petrollerin devletleş­tirilmesi meselesiyle alâkalı görüş­melerin inkıtaa uğramasından üzgün­dür. Müzakerelere dostluk havası için­de yeniden girişileceğini halisane ümit etmektedir.

İranda durumun son 24 saat içinde gerçekten kötüye gitmesini müşahede etmekle cidden müteessirim, petrolleri işletme anlaşmasına ta liken nakdi avans verilmesine dair İngilizlerin ileri sürdükleri teklifin iki taraf arasında bir uyuşma esası olacağını umuyor ve buna kani bulunuyorum.

Japonya anlaşmasına da temas eden Acheson bu anlaşmayı komünist veya Milliyetçi Çinin mi, yoksa her iki re­jim temsilcilerinin mi imza edebilecek­lerini açıklamaktan imtina etmiş ve "bu hususta sarih bîr cevap veremem zira bu mesele hakkında diğer hükü­metlerle müzakere halindeyiz» demiş­tir.

—Washington :

Gizîi emniyet memurları bugün Ame­rikan Komünist Partisinin ikinci dere­ce Liderlerinden 17'isi.ni yakalamışlar­dır. Bunlar ve henüz yakalanmamış olan diğer 4 kişi kuvvet ve şiddet kul­lanarak Hükümeti devirmeğe matuf bir tertip hazırlamak!av itham edilmek­tedirler. Bu Komünistlerden çoğu evle­rinin haricinde biri Fittsburgda ve di­ğerleri de New-York'ta yakalanmış­lardır. Bunların arasında kadınlar ds vardır.

21Haziran 1951

—Washington :

Başkan Truman Kongreden 28.926.000 dolarlık munzam tahsisat istemiştir.

Bunun 24.589.000 doları Batı Almanya-ya, 4.337.000 dolan da Avusturyaya tahsis edilecektir.

22Haziran 1951

—- Washington ;

Başkan Truman, Savunma Programına tahsis edilmek üzere dün Kongreden 535.000.000 dolar istemiştir. Temsilciler Meclisi Başkanı Sam Rayburn'a gön­derdiği mektupta Başkan Truman şun­ları yazmaktadır :

^Savunma tedbirlerimize ne kadar ehemmiyet verirsek verelim ve bunlar ne kadar iyi olursa olsun biz gene Sov­yet Busyayı atom bombası kullanabi­lecek kudrette, farzederek hareket et­meliyiz ve Rus hava kuvvetlerinde de atom bombası taşıyabilecek uçaklar olduğunu farzetmeliyiz. Memleketimiz her an anî bir hava taarruzuna maruz kalabilir, bu sebeple biz daima hazır bir vaziyette bulunmalıyız.»

—Washington :

General Mac Arthur'ün azli hakkında tahkikat yapan Ayan Meclisi Dışişleri ve Silâh?! Kuvvetler Komisyonları hu­zurunda izahat veren Birleşik Ameri­kanın -;ski Çin Büyük Elçisi Patrick HurJey konuşmasını dün gece bitir­miştir.

Tahkikat Komisyonları huzurunda bu­gün General David Barr izahat vere­cektir.

—Washington :

Belli başlı Amerikan Petrol Şirketleri salahiyetli şahıslarının Reuter muha­birine söylediklerine göre îrandaki İn­giliz Şirketi idarecileri vazifelerinden zorla uzaklaştırıldıkları takdirde, mez­kûr Petrol Şirketleri, devletleştirilmiş netrol sahalarında faaliyet hususunda İran Hükümetine müzahir olmıyacak-îardır.

Ayni şahıslar, İran petrol tesislerini ça­lıştırmaya muktedir bu büyük Şirket­lerin îrandaki devletleştirilmiş petrol faaliyetlerinin İdaresine halen alâka gösterdiklerini. Dışişleri Bakanlığına açıkça bildirdiklerini söylem iş! erdir. Bu açıklama, petrol endüstrisini bizzat kendileri idareye teşebbüs ettikleri takdirde, İranlıların büyük güçlüklerle karşılaşacaklarını, hükümetinin hatır­latmakta ısrar ettiğini belirten Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Dean Ache-son'un beyanatını takip etmiştir. Ba­kanın beyanatı, Dışişleri Bakanlığının İngiliz Sirkati petrol sahasını terke ic­bar edildiği takdirde başlıca Amerikan petrol Şirketlerinin İranlılarla işbirliği teşebbüsünde bulunmayacaklarına e-min olduğu mealinde tefsir edilmiştir.

—Washington :

Bugün beyanatta bulunan Başkan Tru-man, sulhu kuvvetlendirmek yolunda, Birleşik Amerikanın geri kalmış, geliş­memiş bölgelere tıbbî ve umumî sıhhat "bakımından yardım etmesinin âcil su­rette gerektiğini belirtmiş ve ezcümle şöyle demiştir :

«Bütün dünya yüzünde nüfusun hemen hemen yansı —bir2milyar kadın, erkek, çocuk — Önlenmesi mümkün hastalık­ların kurbanıdır. Milyonlarcası sıtma­dan, milyonlarcası da veremden yıp­ranmaktadırlar. Yeni doğan 10 bebek­ten üçü daha çocuk yaşta iken Ölüyor. Dünyanın çoğu yerinde ortalama ömür 30 senedir.

Bu hal, bu memleketlerde yaşayan çift­çi veya endüstri işçilerinin bütün ö-mürlerinde verimli olabilecek ancak birkaç seneleri bulunduğunu ifsde eder.

Bu gibi engellere maruz kalan halkın, iktisadî ve sosyal gelişme yolunda ça­balarken muazzam, güçlüklerle karşı­laştığı aşikârdır. Binaenaleyh bu halka modern tıp bilgisini ve umumî sıhhat usullerini öğretip tatbik etmelerine yardım âcil zarurettir.

23Haziran 1953

—Washington :

Amerika Dışişleri Bakanı Dean Ache-son dört büyük Devletin gecikmeden «Avrupa'da gerginlik doğuran mesele­leri müzakere için» toplanmalarını is­temektedir.

Dışişleri Bakanları Vekillerinin Paris -te yaptıkları toplantıdan netice alın­madığına işaret eden Acheson, Millet­lerarası gerginliği azaltmak üzere dört Dışişleri Bakanlarının toplanması için Sovyetler Birliğine yapılan daveti İn­giltere, Fransa ve Amerika'nın İki defa yenilediklerini hatırlatmıştır.

Dışişleri Bakanının bu beyanatı, daha evvelce Paris'te yapılan toplantıların bir pratik neticesi olmadığı hakkında İngiltere, Fransa ve Amerika'nın an­laştıklarının tebliği üzerine bildirilmiş­tir.

Dışişleri Bakanlarının mutasavver top­lantısı için bir gündem hazırlamak üzere Paris'te yapılan toplantılar 5 Marttanberi devam etmektedir. İngi­liz, Fransız ve Amerikan Bakan Yar­dımcıları müştereken neşrettikleri bir beyanatta, bir cok hususlarda bir an­laşmaya varıldığını ve müzakerelerin devamının, Sovyetlerin teklifleri kabul etmesine bağlı olduğunu bildirmekte­dirler.

24Haziran 1951

—Washington :

Washington resmî çevreleri, cumartesi akşamı Sovyet delegesi Malik tarafın­dan yapılan Kore'de ateş kes teklifini tefsirden kaçınmaktadırlar. Mamafih Malik'in beyanatı muhtevası karşısın­da hayrete düşen bu çevreler Milletler­arası münasebetlerin dört büyükler Konferansı ve Japon barış andlaşması gibi halen mevcut diğer veçheleri se-bebile Malik'in söylediği her kelime­nin iyice tartılması lâzımgeldiği ka­naatini izhar etmektedirler. Başkan Truman'ın Tenesi'de pazar günü bir demeç yapacağı düşünülürse böyle bir ihtiyatın daha da şayanı tavsiye oldu­ğunu Hükümet çevreleri tasrih etmek­tedirler. Ayni çevrelerdeki kanaate gö­re, Başkan Truman Kore harbinin bir senedenberi cereyan ettiğini belirttik­ten sonra Sovyet murahhasının sözleri­ni tefsir ve Asya meselesinin bu yeni inkişafı karşısında Birleşik Amerika­nın tavrını tasrih edecektir. Resmî çev­relerin gösterdikleri bu tam ihtiyata rağmen müşahitler Malik'in Kore'de bir ateş kes temini iğin müzakerelerin başlaması yolunda ihzarı mahiyette şart koşmamasmın Amerikan hüküme­tinin dikkat nazarını çekmiş olmasın­dan şüphe etmemektedirler. Müşahitler Malik'in ITzak-Doğu'da Amerikalıların tecavüzı mahiyetteki harekâtından Formoza'dan ve Çin'in birleşmiş Mil­letlerde temsili meselesinden bahset­mekle beraber bu meseleleri bir müta­reke için ihzari ve zarurî bir şart ola­rak ileri sürmediğine işaret etmekte­dirler. Bu noktada Malik, ter iki tara­fın kuvvetlerini 33'inci Arz Dairesi se­risine çekmelerinden bahsetmekle ik­tifa eylemiştir.

Amerikan Hükümet çevreleri bu se­bepten dolayı Malik'in beyanatına ehemmiyet atfetmektedirler. Bundan başka Sovyet Rusya'nın Malik vasıta-sile muhasım sıfatile değil fakat bir üçüncü devlet olarak konuştuğu da Washington çevrelerinde belirtilmek­tedir. Şimdi artık Pekin hükümetinin atılan bu topu havada karşılayıp kar-şılamiyacağı meselesi kalmaktadır.

Öte yandan resmî Amerikan çevre­lerinde belirtildiğine göre, Birleşik Amerika, Kore'de alâkalı yegâne dev­let değildir. Bir taraftan Milletlerarası bir teşkilât sıfatile Birleşmiş Milletle­rin, öte yandan da Kore harekâtına bil­fiil iştirak eden milletlerin fikrinin alınması icabetmektedir. Binaenaleyh Malik'in sözleri eğer hakikaten bir akis yapmak, hedefini güdüyorsa herhangi bîr akis bulması için birkaç gün geç­mesi lâzımdır.

— Washington :

Başkan Truman, Rus delegesi Maîik'in radyoda Kore sulhu hakkında yapmış olduğu konuşmadan derhal haberdar edilmiştir. Fakat Beyaz Saray tefsirde bulunmaktan imtina etmiştir. Başkan Truman bu haberi alır almaz ikamet­gâhı olan Blair Hous'dan derhal Beyaz Saraydaki Bürosunagitmiştir.

Diğer taraftan ileri gelen dış siyaset sözcülerinden Demokrat ayan üyesi Brian Mc Mahon, geçmişteki uecrübe-Ierimiz çok dikkatli olmamızı icabet­tiriyor, memleketimiz şerefli sulh mü­zakereleriiçinsarf edilen gayretlere hiçbir zaman kapılarını kapamiyacak-tir.demiştir.

-— Washington :

Başkan Truman Muavini Ailen Bark-İey ile Temsilciler Meclisi Başkanr Sam Rayburn'e gönderdiği mektupta Amerikan Seferberlik Programının ge­nişletilmesi ve kuvvetlendirilmesinde uğranılacak muvaffakıyetsizliğin felâ­keti davet demek olacağını söylemiştir.

Başkan Truman mektubunda Kongre­den vergilerin arttırılması ve müdafaa istihsalâtının arttırılması hususlarında daha azimkar hareket etmesini iste­mekte ve şöyle devam etmektedir:

«Hepimiz şunu kabul etmeliyiz ki, Ko-rede mütecavizlerle çetin bir harp yapmaktayız. Yumuşak bir tavrı ha­reket felâketi davettir. Onun için Kon­greden müdafaa istihsalâtı tahsisatının arttırılmasını tavsiye ediyorum. Fakat memleket müdafaasını kuvvetlendirir­ken halkımızın hayat seviyesini düşür­memeklâzımdır.

25 Haziran 1951

— Washington :

Cumhuriyetçi Ayan Üyelerinden Harry Cain Basma verdiği beyanatta demiş­tir ki:

Hiç kimse barışı fakat şerefli bir ba­rışı benden fazla temenni edemez. Eğer Malik'in söylediği barış böyle ise mükemmel, ama bizim için tamamile tatminkâr bir barış yapılmadıkça har­be devam ve mâlik olduğumuz her şeyi o gayeye tevcih etmek taraftarıyım. Cain «mâlik olduğumuz her şey» ite Mançurya'daki üslerin bombalanması­nı ve Koreye daha fazla kuvvet gön­dermek için Müttefiklere karşı daha azimli hareketi kastettiğini tasrih ey­lemiştir.

— Washington :

General Mac Arthur'ün azli hakkında tahkikat yapan Ayan Meclisi Dışişleri ve Silâhlı Kuvvetler Komisyonları, bu­gün General Emmet Odonnell'in iza­hatı ile tahkikata son vrmeyi ümit et­mektedirler. Bununla beraber 7 hafta-danberi devam eden tahkikatın uza­ması ihtimali de mevcuttur. Ayandan Brie, Mac Mahon, Başkan Truman'in Hususî Müşaviri A ver eli Harriınan'ın dadinlenmesiniistemektedir.Fakat Komisyonda bulunan diğer Cumhuri­yetçiveDemokratüyelerbunapek taraftar görünmemektedirler.

Buradaki müşahitlerin kanaatine göre, Kore'de harp sona erdiği takdirde Hü­kümetin takip ettiği siyasetin yerinde olduğu isbat edilmiş olacak ve Gene­ral Mac Arthur'ün takip edilmesini is­tediği siyasetinde yanıldığı meydana çıkacaktır. Fakat şayet Sovyet dele­gesi Jacob Malîk'in ileri sürdüğü tek­lifler neticesi ortaya çıkan Kore'de ateşin kesilmesi ümidi boşa çıkarsa Ge­neral Mac Arthur'ün haklı olduğu gö­rülecek ve Mançurya'nın bombalan­ması ve Çin sahillerinin abluka edil­mesi yolundaki tekliflerinin de' yerin­de olduğu isbat edilmiş olacaktır.

-— New-York :

Bu sabahki New-York Basını Malik'in ileri sürdüğü sulhçü teklifler hakkında tam bir şüphe göstermektedir.

Ne w-York Times gazetesine göre, Ma­lik'in radyoda yaptığı demeç oldukça büyük bir şüphe ile karşılanmıştır. Geçen ve evvelki senelerin hâdiseleri ışığı altında durum mütalâa edilecek olursa bu şüphe tam yerindedir.

Öte yandan New-York Herald Tribüne de, demecin şiddetini:

«Milletlerarası komünizmin gayelerine uygun düşüyorsa, Pekin Hükümetinin müstakil bir tavır ittihaz edebileceğini» bildirir yollu bir lisan kullanması key­fiyetini tebarüz ettirmekte ve şunları ilâve eylemektedir :

Sovyet Rusya ve peyklerine uzun bir tecrübenin telkin ettiği bu imkânlar, Batının Malik'e karşı gösterdiği şüp­heyi haklı göstermeğe kâfidir.

Müfrit muhafazakâr Daily Mîrror ile Daily JNfews gazeteleri, Malik'in beya­natına az değer verdiklerini, diğer ga­zetelerden çok daha şiddetli bir lisan­la ifade etmektedirler.

Daily Mirror gazetesi şunları yazmak­tadır :

Şundan eminiz ki, Kremi in'in sarfet-tiği bir siyasî gayret, binaenaleyh yal­nız ve yalnız Sovyet gayelerine hizmet etmek için aldatıcı bir hileden başka bir şey değildir. Sovyet Rusya tecavü­ze önayak olduktan ve bunu destekle­dikten sonra şimdi barış şampiyonu gibi davranmak istiyor :

— New-York :

Bugün Milletlerarası şöhrete sahip 'ga­zeteci Dorothy Tompson «Orta-Doğu Amerikan dostları» adlı bir cemiyet kurulduğunu haber vermiştir. Miss Tompson Cemiyetin gayesinin «Ame­rika ile Orta-Doğu milletleri arasındaki münasebetleri, bilhassa kültürel mü­nasebetleri, ilerletmek ve teksif etmek» olduğunu bildirmiştir. Bu Cemiyet kendisinin geçen sene Orta-Doğ uda yaptığı seyahatten döndükten sonra ortaya attığı bir fikir neticesinde ku-tulmuştur. Miss Tonıson o zaman bu bölgeyi ve meselelerini bilen kimselerle temasa geçmiye ve bir gazeteci ola­rak, çok cazip ve alâkalanmıya lâyık bulduğu bu insanlara karşı Amerikan halkının alâkasını arttırmak için icap eden her şeyi yapmıya karar vermişti.

Geçen sene Arap muhacirleri hakkın­daki yazısı dolayısile mükâfat kazanan Amerikan yazarı, teşkilâtın gayeleri arasında «bu bölgenin muhtelif insan­larının hayat, müşkülât ve emellerini anlatabilecek şahısları Amerika'ya ge­tirmek, serbest muharrirlerin kendi baslarına yapacaklarından daha uzun müddetle buralarını ziyaret etmelerini ve buradaki meseleleri öğrenmelerini temin etmek, Orta-Doğudaki ileri gö­rüşlü insanlarla şahsî temaslarda bu­lunmak, Orta-Doğu ile alâkalı Ameri­kan teşekkülleri ile işbirliği yapmak ve bunların faaliyetlerile halkın daha fazla alâkadar olmasını sağlamak» bu­lunduğunusöylemiştir.

Miss Thompson demiştir ki:

«Biz bir propaganda teşkilâtı değiliz ve muayyen bir kimsenin menfaati için de çalı şmıy a cağız. Komünistlerin bu böl­geye nüfuzları korkusundan dolayı da kurulmadıkı Hattâ Kominform ve Sov­yetler Birliği mevcut olmasaydı bile dünyanın bu mühim bölgesi ve 300.000.000 a yakın müslüman hakkın­daki umumî bilgimizin noksanlığını fark edecektik.»

Miss Thompson «bu bölge hakkında ya-kinen malûmatı olan yüzlerce, belki de binlerce Amerikalı vardır» demiştir. Beyruttaki Amerikan Üniversitesi, İs­tanbul'daki Robert Kolej, Kahire'deki Amerikan Üniversitesi bir çok Ameri­kalıyı bu bölge hakkında malûmattar kılmış ve modern Orta-Doğ unun en-tellektüel hayatında mühim roller oy­nayanbinlercetalebeyetiştirmiştir.

İranda mevcut durumun vahametini gb'zönünde tutan Birleşik Amerika Hü­kümeti İngiliz Teknisyenlerinin İranda kalabilmelerini ve petrol istihsalinin fasılasız devamını mümkün kılacak müstakar £>ir durum hasıl oluncaya kadar muvakkat bir anlaşmaya varıl­masını ümit etmektedir.

— Washington :

General Mac Arthur'ün azli hakkında tahkikat yapan Komisyon şahitlerin dinlenmesini gayri muayyen bir tarihe bırakmış ve aşağıdaki tebliği yayın­lamıştır.

Birleşik Amerika, dünya barışını ve kendi hürriyetlerini tehdit eden bütün kuvvetlere karşı koymaya hazırdır ve müttehittir. Komisyon Başkanı Demok­rat Ayan Üyesi Richard Russel, hu be­yanatın Mac Arthur meselesinin ihdas ettiği münakaşaya Birleşik Amerika­nın parçalanmadığı gibi zaafa da uğ­ramadığını anlatmak hedefini güttü-nü bildirmiştir. Bu da Russel'e göre Sovyetler Birliği için bir ihtardır.

Bu beyanatı hazırlamadan ve tasvib etmeden evvel komisyon, harp esnasın­da Amerikan Atom Tesisleri Direktörü olan General Groves'in yazılı şahade­tini dosyalarına geçirmiştir.

Bu beyanatında General, Yalta Kon­feransından evvel Roosevelt'e yüzde 99 ihtimalle Atom Bombasının imalinin mümkün olduğunu bildirdiğini teyit etmektedir.

— Washington :

Amerikan Millî Güvenlik Komitesi dün gece Başkan Truman'ın riyasetinde toplanarak Rus Temsilcisi Malik'in de­meci ile ortaya çıkan vaziyeti incelemiştir. Komite, Kore'de hakikî bir ba­rış kurulması ihtimal ve şartlarını mü­zakere etmiştir.

—Vatikan :

Papa, Başkan Truman'ın kızı Margaret Trumanı bugün Vatikan Sarayında Pa­palık Kütüphanesinde hususî olarak kabuletmiştir.

—Washington :

Bir resmi şahsiyetin bugün bildirdiği­ne göre, Amerika Petrol Şirketleri İr andaki tasfiyehanelerin faaliyetlerini tatil etmeleri halinde Batı Avrupanm ihtiyacı olan petrolü temin için plânlar hazırlamaktadırlar.

Bu şahsiyet plânların, Hükümetin tas­vibi üzerine 16 Amerika Petrol Şirketi tarafından hazırlandığım fakat açığı kapatıp kapatamıyacaklan hususunda şüpheye düştüğünü söylemiştir.

Batı Avrupaya verilecek petrol Suudî Arabistan, Kuveyt ve Venezüella'dan temin edilecek fakat Birleşik Ameri-kadan hiç bir Petrol ihracatı yapılmı-yacaktır.

—Washington :

Amerikan Petrol Kumpanyaları, İngil­tere ile İran arasında ortaya çıkan de­rin anlaşmazlık neticesinde, İran pet­rol tasfiyehaneleri kapatıldığı takdirde Batı Avrupanm petrol ihtiyaçlarım, karşılamak üzere pek acele olarak bir plân hazırlamaktadırlar.

—Washington :

Amerikan Dışişleri B.akanı Dean Ache-son bugün beyanatta bulunarak, Kore harbinin halli işinde Formozanm istik­bali ile Komünist Çinin Birleşmiş Mil­letlere kabulü meselelerinin birer âmil teşkiletmiyeceklerinibelirtmiştirÜçüncü Dünya Harbini önlemek istiyorsak, askerî ve psikolojik silâhları­mız olmalı, daha sür'atli ve daha kudretli uçakları geliştirmekte bulun­duğumuz gibi, bu sahalarda da yeni ve en iyi usulleri tatbik etmeliyiz. Sulhu temin ve idame etmek için mümkün olan her çareye başvurmalıyız. Şimdiye kadar takip ettiğimiz siyaset bu olmuştur. Hâlâ da öyledir ve hiç değişmemiştir.

İki numaralı Dünya Harbindenberi, dünyada sulhu idame için milletlera­rası teşkilâtı kurmak yolunda var gücümüzle çalıştık. Bunu da Birleşik Amerika'nın menfaati hesabına yaptık. Çünkü memleketimizin masun ve emin bir halde yaşaması ancak dünya sulhu ile kaimdir.

Birleşmiş Milletler Teşkilâtı, kendisini harp.âfetinden korumak için insan oğlunun şimdiye kadar girişmiş olduğu geniş ölçüde en muazzam bir te­şebbüstür. Fakat Sovyet Rusya idarecileri başka fikirdedirler. Onlar sul­hun idamesinde elbirliği yapmak istemediler. Rusya halkı, herhangi bir başka millet kadar sulha teşnedir. Fakat Kremlin'deki idarecileri, emirleri altında bulunan milletlerin, harp korkusiyle maneviyatlarını sarsmış, za­yıflatmışlardır. Kremlin'deki idareciler, diğer milletlere baskı yaparak kendi kölelik usullerini tatbik ettirmek imkânını bulmuşlardır.

Sovyet Rusya ile harp sonrası meselelerini, makul ve şerefli esaslar dai­resinde halletmeğe çok çalıştık. Fakat onlar anlaşmaları birbiri peşi sıra bozdular. Atom harbi vasıtalarını milletlerarası murakabenin enirine ver­meği teklif ettik. Bu, insanlığı atom harbinin dehşetinden korumağa ma­tuf bir teklifti. Fakat Sovyet Rusya, bunu kabule yanaşmadı. Bütün hare­kâtımız, hep sulh peşinde olduğumuzu gösteriyordu. Sovyet idarecileri, bu yoldaki gayretlerimize kargı geldilerse de, harekâtımız bize diğer hür milletlerin emniyet ve itimadını kazandırdı. Kremlin'in bütün sahte ve yalancı propagandalarına rağmen, bizim sulh istediğimizi bütün dünya anlamıştı. Aynı zamanda yatıştırma yoluna da gitmiyeceğimizi bütün dünya anladı.

Sovyet Rusya, diğer hür milletleri1 el altından yıkmak ve imha etmek mü­cadelesine giriştiği vakit, biz de ellerimizi kavuşturup boş oturmadık. Türkiye ve Yunanistan 1947 senesinde Komünist tecavüzüne uğramak, boyunduruğa girmek tehlikesine maruz kalınca, onların yardımlarına koş-duk. Bunun netice olarak, bugün bu memleketler hür, kuvvetli ve müs­takildirler. Komünizmin siyasî saldırganlığa karşı giriştikleri mücadelede Fransa ve İtalya halkına yardım ettik. Her iki memlekette de 1947'de ya­pılan iki serbest seçimde Komünizm mağlûp oldu. Fransa ve İtalya'nın yapacakları bir seçimde Sovyetler Birliğinin pençesine düşebilmek tehli­kesi mevcut değildir.

Kremlin el atmağa kalkıştığı sırada cesur Berlin halkının imdadına koş-duk. Havadan yapılan yardımlar sayesinde Müttefiklerimizle birlikte Ber-lini yaşattık ve Berlin bugün hâlâ hür bulunmaktadır.

Çin, Komünist dahilî harbi tehlikesine maruz kalınca da yardımına koş-duk. Çin Milliyetçi Hükümetine yardım maksadiyle, Çin'e 6 milyar dolar değerinde silâh ve malzeme, teçhizat verdik. Yunanistan, İtalya ve Berlin'­den fazla Çinlilere yardım ettik. Türkiye Hükümeti yardımlarımızı kabul etti ve hürriyet uğrunda çarpıştı. Fakat Milliyetçi Çin generallerinin çoğu yardımlarımızı kabul ettiler, fakat teslim oldular. Cindeki durumu, tâ mahşere kadar tetkik etsek bile, hakikatler hiç değişmiyecektir. Milliyetçi Hükümet, hürriyetini muhafaza ve idame yolunda Çinin askerî kuvvetini seferber etmediği içindir ki, Komünistler Çin'e hâkim olmuşlardır.

Milletimizin emniyetini sağlamak için kuvvetli müttefiklere muhtacız. Diğer milletlere, kendilerini müdafaa etmeleri için yardımda bulunmaz­sak, bu müttefikleri elde edemeyiz.

Zaman çok kısa ve dardır. Harp yüzünden zayıflamış olan bu memleket­lerin yardımımız olmaksızın kendi müdafaalarını kurmalarını bekleyemi-yecek kadar tehlike bastırmaktadır. Bu yardım da müdafaa plânlarımız, millî güvenliğimiz ve sulh ümitlerimiz için hayatî bir mahiyet taşımakta­dır. Bunun ne kadar esaslı olduğunu arzedeyim: Hava kuvvetlerinin çok ehemmiyetli olduğunu hepimiz biliriz. Bu hava kuvvetlerinin müessir surette işleyebilmelerinin ne derece müttefiklerimize bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü? Hava kuvvetleri, memleketimizi aynı zamanda mütte­fiklerimizi tamamiyle koruyabilmek için gerekli mevkilerde bulundur­mak üzere denizaşırı üslere malik olmalıdırlar.

Bu, karşılıklı müdafaada, diğer hür milletlere katılmanın hepimize yara­dığını gösteren açık bir misaldir.

Müttefikler, kendilerine yardım etmezsek, lüzumlu üsleri müdafaa ve mu­hafaza edemezler. Dünya sulhunun kurulmasını istiyorsak, uçak yaptığı­mız kadar, müttefiklerimize de yardım etmek lâzımdır.

Askerî kuvvetlerimizi arttırmak, silâhlarımızı geliştirmek, dahilde iktisadî sahada kuvvetlenmemiz, yabancı memleketlere yardım programlarımız, Birleşmiş Milletler içindeki gayretlerimiz, bütün bunlar, bir bütün'ün par­çalarım teşkil etmektedirler. Hepsi de sulh programımız için lüzumlu ve esaslıdır.

Şimdi elimizde büyük sulh gayesi uğrunda çizdiğimiz millî politi­kanın bütün bu unsurlarından faydalanan bir program bulunmaktadır. Bu programı gittikçe ıslah ediyor ve iyi neticeler alıyoruz. Vazifemize devam etmeliyiz.

Bu gazetenin tek başına bir neşir organı olmayıp Hearst Grupu denilen büyük bir heyeti mecmuaya dahil bulunması, yazının büyük bir kısım Amerikan vatandaşlarının fikir ve hislerine tercüman olduğunu gös­terir. Bu gazeteler grupunun müdafaa et­liği dünya görüşü hakkında ne denirse densin, temsil ettiği taraftarların genişliği onun ihmal edilecek bir kuvvet olmadığını anlatır.

Gazete diyor ki:

nİptida, bir Avrupa ordusuna kumanda et­mek için General Eisenhower, Avrupa'ya gönderildi. Sonra da General Eisenhower'i desteklemek için Amerikan askerleri yol­lanıyor. Şüphesiz ki Avrupa'nın Atlantik Misakına Korniş olan sosyalist memleket­leri, Sovyet Rusya Bativa doğru yürüdüğü takdirde, müdafaa edilmek istemektedir­ler. Fakat. İngiltere müstesna olmak üze­re, hiçbiri büyük bir iş görmüvor. Herhalde kendilerini müdafaa ve himaye uğrunda hiçbir ig görmüyor. Fransa General Juin'i Eisenhoıver'in sevk ve idaresi altında müt­tefiklerin kara kuvvetleri komutanlığına tayin etti. Fakat General Juin Umumî Vali Siîatiyle hâlâ Fasta'rhr ve Fas meseleleri hakkında Sultan i!f. kavga etmekledir. Bu, Avrupa kıt'ası memleketlerinin kendi as­kerlerini seferber etmek keyfiyetine pek az dikkat atfettiklerini gösteriyor.

Silâhlanma bakımından Avrupa büyük bir jey yasmıyor. Tabiî, bu hükümden İngil­tere'yi hep hariç tutuyoruz. Fransa icabe-den silâhları tedarik etmeğe mecburdur. Aradan aylar geçti, fakat silâh imali başla­madı bile. Felemenk ise diğer kötü bir sıisaldir. Birleşik Amerika, «müstemleke­cilik» aleyhinde sosyalistlerin ve komü­nistlerin yaptıkları kampanyaya müzahe­rette bulundu. Felemenk kendini bil kurban gösterdi. İn donraya'd akı askerlerini çeri çekmeğe onu mecbur etmişler. Bu as­kerler Felemenk'e dönünce memleketleri­nin müdafaası için kullanılacak ve Avrupa ordusu içine katılacak yerde terhis edildi­ler. Simdi Felemenk zengin müstemleke­sinden mahrum kaldığı için fakrı zaruretin ..ilâh I anmayı geciktirdiğini söylüyor.

Diğer taraftan, sosyalizm Avrupa'nın ko-TFiiinist aleyhtarı bulunan üç devletini At­lantik ittifakından hariç tutuyor, bilhassa Fransa serbest bulunan Alman işçilerinin İttifaka girmelerine mâni oluyor.

Avrupa müdafaası plânı bu sene sonunda virnıi beş tümenin silahlandırılmasına lüzum göstermektedir. Fakat bu kuvvet tâ burunlarının dibinde duran elli Rus tü­meni karşısında ne ifade eder?

Halbuki Batı Avrupa iki yüz Tümen ha­zırlamak vazifesi karşısında d ir. Başımıza başka ve daha büyük bir Kore çıkaracak yerde bu isi başarması icabeder.»

Bu gazeteyi mübalâğa ile. kötümserlik ve tarafgirlik ile itham etmeğe imkân var mıdır? Biz bu Avrupa'yı yakından gördü­ğümüz ve iradesizliğinin, anlayışsızlığının kurbanı olduğumuz, bu ruhî haletin bütün Batı dünyası hakkında bîr felâket hazırla­dığına inandığımız için Amerikan gazete­sinin sabırsızlıklarını ve tenkidlerini hafif bile buluyoruz.

Atlantik Misakına alınmamış bulunan İs­panya ile Türkiye ve Yunanistan'ın ayrı ayrı sebeplerden dolayı böyle farklı bir muameleye tâbi tutuldukları artık tahakkuk etmiştir. İspanya'nın d iş arda bırakılması­nın sebebi İkinci Cihan Harbinde Hitler'e karşı dost bir tavır takınmasından yahut İspanya içinde diktatörlük rejimi hüküm sürmesinden ileri gelme bîr dargınlığın ve uzaklığın neticesi olmadığı son günlerin münakaşalariyle meydana çıktı. İspanya Cebelitarık'la kendisine bırakılmasını İn­giltere'den istiyor ve buna büvük bir Mu­hafazakâr gazete ağzından keskin ve sert bir red cevabı alıyor. İspanya bu dâvasın­da ısrar ettiği müddetçe Avrupa müdafaa ordusu onun kuvvetinden istifade imkânını bulamıyacak demektir.

Türkiye ile Yunanistan'a gelince, onlar bu egoist ve korkak Avrupa için bir Avrupa Kdresi olmağa namaed tutulmak isten­mektedir. Tababette, bazı hastalıkları ön­lemek için, vücudun bir yerinde kasdî bir yara açılmak ve işletilmek usulü vardır. Avrupa'yı Rus taarruzundan kurtarmak için de işte bizim tepemizde de böyle bir yara açılacak ve Türk ve Yunan toprak­larında Ruş adı yerilmeden girişilmiş bit harp bizim hudutlarımız içinde zaptedil-meğe çalışılacak. İngiltere'nin muhalefeti ise, İspanya'da bir Cebelitarık meselesin­den ileri geldiği halde, bizde bir komutan­lık meselesine bağlı görünüyor. Yakınşark'-ta komuta vazifesini görecek zat Amerikalı mı olsun, İngiliz mi? Biz canımızın kay-gısındayız, onlar teşrifat kavgası ve bu kavga altında «nüfuz mıntakasi» hirsiylc meşguller! Fakat biz bu küçük hırslarla anlaşamazken, Bolşevikler gelip her tara­fa yerleşecekler, o zaman ne küçük kala­cak, ne büvük, ne Yakınşark, ne Cebeli­tarık!

4Haziran 1951
— Londra :

Başkan Truman'm Özel Temsilcisi John Foster Dulles, Başbakan Atlee ve "Dış­işleri Bakam ile görüşecektir.

Londra'ya gelişinde Basın muhaMr-lerine beyanatta bulunan Dulles şun­ları söylemiştir :

«Burada iyi çalışacağımızı zannediyo­rum ve bu yalnız Japon barış andlaş-ması için değil ayni zamanda umumî olarak dünya ahvali için de çok iyi ne­ticeler verecektir. Müzakere konusunu Japon barış andlaşması teşkil etmekte­dir. Ayni mesele hakkında müzakere­ler yapmak üzere Paris'e de gideceğimi umuyorum.»

—Londra :

Başkan Truman'm Hususi Temsilcisi John Foster Dulles bugün öğleden son­ra Dışişleri Bakanı Herbert Morrisonla Japon sulh andlagması hakkında gö­rüşmüştür.

Dulles yarın sabah Başbakan Atlee ile de görüşecektir.

5Haziran 1951

—Londra :

İngilizlerle Amerikalılar arasında ya­pılmakta olan Japon sulh andlaşması müzakerelerine Başkan Trumamn Hu­susî Temsilcisi sıfatı ile iştirak eden John Foster Dulles bugün beyanatta bulunarak, «Silâhlanmış bir Japonya-nm, Pasifik için kurulacak kollektif güvenlik sistemine alınması hususun­da, umumî bir mutabakata varılmış ol­duğunu» bildirmiştir.

7Haziran 1951

— Londra :

Başkan Trumamn Siyasî Müşaviri J.F. Dulles dün akşam İngiliz Dışişleri Ba-ksnı Morrison ile görüşmüştür.

iyi haber alan mahfillerden bildirildi­ğine göre, her iki devlet adamı, Japon sulh andlaşmasma Çinin iştiraki mese­lesini halleden son Amerikan teklifini müzakere etmişlerdir. Bu son Ameri­kan teklifi, ne Komünist ve ne de Milli­yetçi Çin Hükümetinin iştiraki olmak­sızın Japon sulh andlaşmasının imza­sının imzalanıp meriyete girmesini der­piş etmektedir.

Sulh andl aşmasın d a bulunan munzam bir hüküm, sulh imzalandıktan sonra muhtar ve hükümran bir devlet olacak olan Japonyanm tercihine mazhar olan Çin rejimlerinden birisini sulh andlaş-masını imzaya davet etmektir.

Zannedildiğine göre, Mevcut zorluk­ları halleden bir mahir formül halen İngiliz Dışişleri Bakanlığına mensup Hukuk Müşavirleri tarafından dikkatle incelenmektedir.

8Haziran 1951

— Londra:

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanlığın­da Cumhuriyetçi Müşavir ve Başkan Truman'ın hususî Temsilcisi John Fog-ter Dulles, bugün Dışişleri Bakanlığın­da İngiltere Devlet Bakanı Kenneth Younger İle Japon barış andlaşması hakkında görüşmüştür. Resmi şahsi­yetlerden öğrenildiğine göre cumartesi günü Paris'e hareket edecek oîan Dul­les'in gelecek hafta zarfında tekrar Londra'ya dönmesi muhtemeldir. Ja­pon barış, andlaşması hakkındaki İn­giliz ve Amerikan görüşmeleri bilhas­sa şu iki noktada ayrılmaktadır:

1.— Harp esnasında müsadere edilen ve halen Birleşik Amerika'da bu­lunan 2.000.000.000 dolar kıyme-tindeki Japon altını hakkında ve­rilecek karar,

2. — Japon barış andlaşmasım Çin'in daha sonra imza etmesini müm­kün kılacak bir formülün bulun­ması.

Dulles'e yakın mahfillerden öğrenildi­ğine göre bir haftadanberi devam eden müzakereler esnasında Dulles, Birleşik Amerika'nın Pasifik'te barışı sağlamak düşüncesiyle hareket ettiğini belirt­miştir.

II Haziran1951

— Paris:

İyi haber alan kaynaklardan öğrenildi­ğine göre, Fransa Başbakanı Henri Queuille ve Dışişleri Bakanı Robert Shuman ile Japon barış andlaşmasi hakkında görüşmelerde bulunmak üze­re cumartesi günü Paris'e gelmiş bu­lunan John Foster Dulles, Japon sulh andlaşması imzalanması için Fransız Hükümetini ikna etmekte oldukça mü­him güçlüklerle karşılaşmaktadır.

Fransız Hükümetinin Japon sulh and­laşması hakkında kat'î bir karara var­maya pek taraftar olmadığı söylen­mektedir.

John Foster Dulles, bu hususta yapa­cağı görüşmeleri müteakip hafta so­nunda Washington'a hareket edecektir.

— New-York :

Ne w-York Times gazetesi, bugünkü başmakalesinde ezcümle şöyle demek­tedir :

Japonya sulh andlaşması yüzünden în-gih'zlerle Amerikalılar arasında mey­dana gelen girift ve şaşırtıcı fikir ayrı­lıklarını halletmek için Atlantik'in her iki tarafmdakilerin bir hayli hüsnüni­yet ve anlayış göstermelerine lüzum vardır.

Truman'm Hususi Elçisi John Foster Dulles, gecen hafta Londra'da beya­natta bulunarak müzakerelerin âdeta çıkmaza girmiş olduğunu açıklamıştır. Halen herhangi bir anlaşma ihtimali görülmemektedir. Böyle bir anlaşmaya varılmadan önce de daha epeyce gö­rüşmelerolmasıgerektiğiaşikârdır.

Mamafih ingilizce konuşan iki millet arasında açık kalblilik, yakınlık ve dostluk havasında bir ilerleme, gelişme kaydedilmiştir ve ortaya çıkan engel­ler de aşilmıyacak soydan değildirler.

İngiltere ile Birleşik Amerika, Japon anlaşmasının cezaî olmaktan ziyade uz­laştırıcı bir hüviyet taşıması ve Ja­ponya'nın Hür Milletler Camiasına ka­tılması esasına dayanması hususunda uyuşmuş bulunmaktadırlar. Fakat tek­nik meseleler güçlükler yaratmaktadır. İngiltere, İktisadî sahada ehemmiyet­li tavizlerde bulunmaya amade görün­mektedir.

İngiltere, iktisadî sahada ehemmiyetli tavizlerde bulunmaya âmâde görün­mektedir.

Başlıca tökezletici engel, İngiltere'nin Pekin rejimini Birleşik Amerika'nın da Milliyetçi Çin Hükümeti olarak ta­nımalarıdır.

Çin'in dahil bulunmadığı bir Pasifik andlagmasi nizamsız olacaktır.

İngiltere, Çin'in tanınması yolunda Londra'da realist diye tarif edilen bir hareket tarzı tutturmuştur. Fakat bu keyfiyetin ilâmndanberi ise Londra ile Pekin arasındaki siyasî münasebetler fiilen bozulmuş, bu arada ticarî müna­sebetler İse birçok maddelere ambar­go tatbik etmek suretiyle tabiiden çok uzak bir bal almış bulunmakta, Çin Komünistlerinin Kore harbine açıktan açığa iştirak etmeleriIc de İngiltere'nin durumu büsbütün karışmıştır.

İngiliz ve Amerikan askerlerini öldür­mekte olan bir rejimle İngiltere ve A-merika'mn başbaşa oturup Pasifik Andlaşmasım görüşebileceklerini hav­salaya sığdırmak pek güçtür. İngilte­re, Pekin rejimim Uzak-Doğuda müte­caviz olarak ilânda, Birleşik Amerika'­ya katılmış bulunmaktadır. Bu itibar­la da böyle bir Çin Hükümeti Japonya ile yapılacak sulh andlaşması müzake­relerine pek zor davet edilebilir.

— Yeni Delhi :

Bu sabah yaptığı Basın toplantısında Başbakan ve Dışişleri Bakanı Shri Nehru, Japon Barış An di aşmasın d an bahsederken Çinin bu andlaşmanm ha­zırlanmasına iştirak etmesi zarurî ol­duğu kanaatinde bulunduğunu bildir­miştir.

— Londra :

İngiliz resmî mahfillerinde Moskova radyosu tarafından bugün okunan Sov^ yet notası hakkında resmî bir tefsirde bulunmadan önce notanın İncelenmesi gerektiği be liri ilmektedir. Mamafih bahis mevzuu mahfiller Japon Barış Andlaşmasmm imzalanması için İngil­tere ile Birleşik Amerikanın sarf ettik-leri gayretleri akamete uğratmak mak-sadile Sovyetlerin yine ayni iddiaları ileri sürdüklerini belirtmektedirler.

1— Resmîçevreler,BirleşikAmeri-

kanın Moskova Büyük Elçisine tevdi edilen Sovyet notasının ay­ni zamanda Moskova radyosu ta­rafından yayınlanmasını manalı bulmaktadırlar.'

2— SaniyenSovyetnotası,Japon

Barış Andlagmasmın ancak Dış­işleri Bakanları Konseyince hazır­lanabileceğini belirmektedir. Bu suretle Sovyet Rusya ve Çin ve-. to hakkını kullanabilecekler ve Japonyanın Hür Milletler Cami­asına dahil olması m aks adiyi e Uzak-Doğu Komisyonunca sarfe-dilen gayretleri akamete uğrata­caklardır.

3— Salisen,Sovyet Rusyailkdefa

'olmak üzere, Kahire ve Potsdam anlaşmalarından başka Yalta anlaşmasından bahsetmektedir. Sovyet Rusya Japon Barış And-laşmasmm bu anlaşmalara istinad etmesi lüzumuna işaret etmek­tedir. Komünist Çin Dışişleri Ba­kanı Şu En Lai'nin sene bidaye­tinde Pravda'da intişar eden bir-makalesinde Yalta anlaşmasından bahsetmiş olduğu hatırlatılmak­tadır. Bu münasebetle resmî şah­siyetler, Sovyet Rusya ile Komü­nist Çinin Mançurya hakkında bazı yeni anlaşmalara varmış ol­maları ihtimalinden bahsetmek-tedir. Mamafih galip bir ihtimalle Sovyet notasının asıl gayesi, ge­lecek Pazar cereyan edecek olan Fransız seçimlerinden önce Fran-sayı ürkütmektir. Japon barış andlaşmasi hakkında cereyan e-den görüşmelere Fransız Hükü­meti şimdiye kadar iştirak etmiş değildir. Başkan Trumanın Hu­susî Temsilcisi John Fostcr Dul-les, Japon barış andlagmasi hak­kında Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schunıan'la görüşmeküzere Cumartesi günü Parise gitmiştir.

— Moskova :

Sovyet Dısigleri Bakan Yardımcısı Zor-nie taraf undan Pazar günü Birleşik Amerikanın Moskova Büyük Elçisi Allan Kirk'e verilen nota Japon barış andlagması imzasına aittir. 19 sahifelik bir vesika olan Sovyet notası, 19 Mayıs tarihli Amerikan notasını cevaplandır­maktadır. Adı geçen notada Japonya ile yapılacak barış andlaşnıası hakkın­da, Amerikan tasarısına ait 1 Mayıs ta­rihli Sovyet notasına cevap teşkil et­mekte idi.

Pazar günü tevdi edilen metinde, Sov­yet Hükümeti, Japonyaya kargı harbe, iştirak eden bütün devletlerin Temsil­cilerinden mürekkep umumî bir barış konferansının Temmuz veya Ağustos ayında toplantıya davetini teklif et­mektedir. Bu Konferans mevcut Japon barış andlaşmasi tasarısını yeniden gözden geçirmek ve Potsdam ve Yalta arılaşmaları esası üzerinde, bütün alâ­kalı devletlerin imzalıyacakları bir andlaşma hazırlamakla vazifeli olacak­tır.

Nota, beş Devlet Dışişleri Bakanları Konseyinin, Potsdam anlaşması gere­ğince yalnız Avrupalı memleketlerle barış andlaşmaları hazırlamakla vazi­feli olmadığını teyid etmektedir. Bu suretle, Japonya ile yapılacak barış andlaşmasmm, Dışişleri Bakanları Konseyi yetkisi dahilinde olduğu no­tada belirtilmekte ve Birleşik Ameri­kanın ileri sürdüğü itirazların asılsız olduğu iddia edilmektedir.

Sovyet Hükümeti, Birleşik Amerikayı, Japon militarizmini canlandırmak ga­yesiyle Japonya ile ayrı bir barış and­laşnıası imzalamağa çalışmakla itham etmektedir. Sovyet hükümetinin iddi­asına göre, Amerikan tasarısı Birleşik Amerika ile Japonya arasında bir as­kerî ittifak derpiş ettiğinden, ayrı bir sulh ittifakının gayesi, Japonyayı Uzak Doğuda Amerikan tecavüz plânlarının tahakkuku yolunda kullanabilecek uysal bir âlet hah'ne getirmektir.

Nota, Birleşik Amerika, Sovyet Rusya ve Çini müzakerelerden uzak tutmak gayesinde sarfettiği gayretlere son ver­mediği takdirde bu tavrın Birleşik Amerikanın 1942 tarihli Birleşmiş Mil­letlerbeyannamesi gibiMilletlerarası vecibeleri ihlâl etmek yoluna girdiğini ifade edeceğini ilâve eylemektedir.

Adı geçen Birleşmiş Milletler beyan­namesine göre, teşkilât üyeleri ayrı barış andlaşmaları imzalıyamazlar.

Nota, bundan mütevellit durumun mes'uliy etinin Birleşik Arn erik aya te­veccühedeceğinibelirtmektedir.

Nihayet metinde tasrih edildiğine göre, Malik - Dulles görüşmeleri hakikî mü­zakere mahiyetinde olmamıştır. Nota, Sovyet Rusyamn Mançuryadaki men­faatlerine dair Birleşik Amerikanın id­dialarını cerh.etmek, bu eyaletin halkçı Çin Cumhuriyetinin bölünmez bir par­çası olduğunu ve Sovyet Rusyamn ge­lecek seneye kadar uport Arthur» de­niz üssünü terkedeceğini temin eyle­mektedir.

—Paris :

Fransız salahiyetli mahfilleri, Japon barış andlaşmasi hakkındaki Sovyet notası henüz Dışişleri Bakanlığına gel­mediğinden bu nota hakkında herhan­gi bir tefsirde bulunmaktan imtina et­mektedirler.

"Mamafih aynı çevreler, Sovyet Hü­kümetinin Japonya ile harp etmiş olan bütün devletlerin iştirak edeceği bir Konferans mı, yoksa Yalta ve Potsdam anlaşmalarına istinaden müzakerelerde bulunacak bir Dışişleri Bakanları top­lantısı mı arzu ettiği hususunda müte­reddittirler, zira bu mevzuda yayınla­nan Basın haberleri pek vazıh değil­dir. Herhalde böyle bir konferans Ko­münist Çinin müzakerelere iştiraki me­selesini ortaya atacaktır. Kore harbin­de Çin müdahalesi devam ettiği müd­detçe böyle bir şeyin obuası ise im­kânsızdır.

—Paris :

Japon barış andlaşması hakkında John Foster Dulles ile Aleandre Parodi ara­sındaki görüşme saat 14.3Q'a kadar de­vam etmiştir.

—Londra :

Londra siyasî çevrelerinde hâkim olan kanaate göre, Japon barış andlaşmasi hakkında Moskova tarafından Ameri­kan Hükümetine tevdi edilen nota, her şeyden evvel, Londra ve Washington arasında bir mesele hakkında anlaş­maya varılmasına mâni olmak gayesi­ni gütmektedir.

Bununla beraber, Dışişleri Bakanlığın­da, henüz resmî mütalâada bulunma­makta ve bir sureti Moskovadaki İn­giltere Temsilcisine tevdi edilen Sov­yet notasının henüz Londraya gelme­diği b el irtilm ektedir.

—Paris :

Yüksek bir Fransız resmi şahsiyetinin John Foster DuIIcs'e bildirdiğine gö­re, Japon sulh andlaşması üzerinde Fransa Birleşik Amerika ile tam mu­tabakathalindedir.

Foster Dulles'e bu teminat Fransız Dış­işleri Bakanlığı Umumî Kâtibi Parodi tarafındanverilmiştir.

Parodi, sulh andlaşması meselesi üze­rinde Fransamn Birleşik Amerika ile tam bir anlaşma halinde olduğunu ve muahedeyi mümkün olduğu kadar ça­buk imzaya hazır olduğunu bildirmiş­tir.

Parodi, Vietnam Hükümetinin sulh mü­zakerelerine iştirak ettirilmesini Fran-sanın arzu ettiği hakkındaki haberleri teyit etmiş ve İngilterenin bu hususa razı olduğunu belirtmiştir.

Japon sulh andiaşması hakkında Rus­ların son notasını Fransız resmî şahsi­yetleri bu meselede Batılı müttefikleri birbirine düşürmek üzere bir teşebbüs "olarak vasıflandırmaktadırlar.

14 Haziran 1951

—Paris :

Fransa Dışişleri bakanlığı sözcülerin­den biri dün gazetecilere verdiği be­yanatta, John Foster Dulles ile Dışiş­leri Bakanlığına mensup şahsiyetler arasında Cereyan eden görüşmelerde memnuniyet verici neticeler elde edil­diğini bildirmiş ve Japon Barış Andlaş-ması Konferansının bu yaz muhakkak toplanacağını söylemiştir.

—Londra :

Japon Barış Andlaşması Tasarısı üze­rinde cereyan eden Îngili-Amerikan müzakereleri amelî olarak sona ermiş bulunmaktadır.

İnanılır bir İngiliz kaynağından dün akşam haber verildiğine göre Başkan Truman'm özel temsilcisi John Foster Dulles ile Dışişleri Bakam Herbert Morris on ve Devlet Bakanı Kenneth Younger arasında şimdiye kadar Washington ve Londra'nın birbirine muha­lif tezlerine mevzu teşkil eden büyük prensip meseleleri üzerinde bir uzlaş­maya varılmıştır.

Paris'ten uçakla Londra'ya dönen Dul-îes, öğleden sonra İngiliz Devlet adanı-lariyle yeniden müzakerelere başla­mıştır.

Dün akşam İngiliz ve Amerikan resmi çevreleri, İngiliz ve Amerikan Devlet admlarmm vardıkları uzlaşma hakkın­da tafsilât vermekten çekinmişlerdir. Fakat iyi haber alan bir İngiliz kayna­ğından bildirildiğine göre aşağıdaki iki mesele üzerinde bir anlaşmaya varıl­mıştır :

1.— Barışandlaşmasiimzalandıktan sonra Japonya'nın, Milliyetçi ve­ya Komünist Çin'den hangisinin barış' andlaşmasmı imzalayacağı­na karar vermekte serbest olması,

2.— Formozameselesi.

Siyasî müşahidlerin kanaatlerine göre, barış andlaşmasmı Çin Hükümetlerin­den hangisinin imzalayacağı ve Formo­za meseleleri, halli en güç noktalardı.

Andlaşmanın sür'atle temin edilmesini kolaylaştırmak için İngilizler ve Ame­rikalılar karşılıklı tavizlerde bulunmuş­lardır.

Washington Milliyetçi Çin Hükümeti-

nin andlaşmayı İmzalaması üzerinde ısrar etmemiştir.

Öteyandan Londra da Pekin Hükü­metinin' yegâne âkid devlet olması hu­susunu taleb etmemiştir. Sanıldığına göre, barış andlaşmasmda, Japonya'da-ki Amerikan üslerinin idamesine dair hiçbir kayıd mevcut olmayacaktır. Bu mesele, barış andlaşmasmm imzasın­dan sonra Tokyo ve Washington ara­sında iki taraflı bir anlaşmaya konu teşkil edecektir.

20 Haziran1951

— Washington :

Milliyetçi Çin Hükümetinin Washing­ton Büyük Elçisi Weelington Koo dün Dışişleri Bakan Yardımcısı Dean Rusk ve John Foster Dulles ile bir saat sü­ren bir görüşme yapmıştır. Büyük El­çi Dean Rusk ve Dulles ile Japon sulh andlaşması hakkında müzakerelerde bulunmuştur. Bu görüşmeyi müteakip gazetecilere verdiği beyanatta Weling-ton Koo "Japon sulh andlaşması hak­kında hükümetimin görüşünü Dean Rusk ve J.F. Dulles'a bildirdim ve Bir­leşik Amerika Hükümetinin de bu hu­sustaki görüşünü daha açıkça anlama­ya çalıştım» demekle iktifa etmiş ve daha fazla bir tafsilât vermekten ka­çınmıştır.

Japonya İle barış...

Yazan: Ömer Satnİ Coşar

15 Haziran 1951 tarihlî Cumhuri-yet'ten

Dün gece Londra'da yayınlanan, bir teb­liğ. Birleşik Amerika, İngiltere ve Fransa Hükümetlerinin Sovyet Rusyamn iştiraki olmaksızın Japonya ile Barış Andlaşmasım imzalamağa hazır olduklarını açıklamıştır. Bu tebliğ, Mikado'nun memleketine hür milletler camiası içinde yakında bir yer verileceğini gösterdiği gjy a-ym zamanda da. Batı cephesindeki siyasi ve askerî bir gediğin, kapatılmakta olduğuna delildir.

Daha bundan üç gün evvel Sovyet Hükü­meti WasMngton'a tevdi ettiği bir nota ile Japon Barış Andlaşrnası etrafında Batılı­lar arasında mevcud görüş farklarından istifade etmenin yollarını araştırıyor, Pe­ki n'in de iştirâkile bir konferans toplan­masını, bu konferansta Tokyo Hükümetiie ■imza edilecek Sulh Andlaşması tasarısının görüşülmesini ileri sürüyordu. Uzak-Doğu'-daki durumun şayet karışık bir manzara arzetmekte olduğunu gören Kremlin, hem Japonya'nın hür bir millet sıfatile ortaya çıkmasını önlemeğe ve aynı zamanda da Londra ile Washington arasında bu mesele yüzünden çıkmış ihtilâfları istismara çalı­şıyordu.

Batılıların Uzakdoğu'daki vaziyetlerinin karışık bir manzara arzetmesindeki sebeb-ler muhteliftir. Evvelâ İngiliz Hükümeti Pekin re i i mini tanımakta, Amerika ile Fransa ise Formoza'daki Milliyetçi Cin re­jimi! e siyasî münasebetleri idame ettir­mektedirler. Diğer taraftan Londra'daki idareciler, Kahire Andlasmasi gereğince Formoza adasının Çin'e (yani tanımakta oldukları Pekin Hükümetine) bırakılmışını istemektedirler. Washington ile Paris, Ka­hire Andlaşmasma sadık kalmakta İngil­tere ile müttefiktirler. Onlar da bu adanın Çin'ebırakılmasınataraftardırlar,yalnız

tanımakta oldukları Milliyetçi Çin'e. Dün­kü tebliğ Batılı devletlerin bu karışık du­rumun içinden ay olabildiklerini, araların­daki ihtilâfları söndürdüklerini göstermek­tedir. Bu tebliğe göre, bu ihtilâflar şu şe­kilde halledilmiştir:

— MilliyetçiolsunKomünistolsun Çin, Japon Barış Andlaşmasma katılmıya-
caktır. Tokyo'da hür bir idarenin teşkiline muhalefet eden Sovyetler Birliği de Batı
görüşünü kabul etmediği takdirde Andlaşmadışındabırakılacaktır.İlerideJapon
Hükümeti arzuettiğitakdirde vemüsaid gördüğü şartlar altında Çin ve Rusya ile
ayrı sulh andlaşmaları imzalayabile çektir.

— BarışAndlasmasmdaJaponHükü­metinin, idaresinebağhtopraklarsayılıp
dökülürken biraların arasına Formoza ko­nulmamıştır. Bu vaziyette de Formoza'mn
Japonya'ya aid olmadıkı belirtilmek isten­miş,lâkinPekin'emi,yoksaÇan-Kay-
Sek'e mi gideceği de tasrih edilmemiştir.Bu meselede. hürriyetinekavuşmuşbir
Japonya'nınilerideÇin'leimzaedeceği ayrı Sulh Andlasmasi esnasında kat'î bir
karara bağfanaçaktır. Diğer taraftan Japonya ile barışın gecik­mesinde mühim rol oynamış olan iktisadî meselelerle harb tazminatı mevzuunda bîr anlaşma zemini bulunduğu da anlaşılmak­tadır. Bu hususta Londra'nın Birleşik A-merika tezine yanaşmış ve Japonya'nın dokuma ve gemi sanayiini tahdid edici maddeler üzerinde durmaktan vazgeçmiş. olması ihtimalleri mevcud dur.

Dün geceki tebliğde bahis mevzuu edilen bu tasarı İngiliz ve Amerikan Hükümetleri tarafından tasdik olunduktan sonra Japon­ya ile savaşa katılmış, diğer bütün devlet­lere de gönderilecek ve böylelikle musbet bir neticeye varılacaktır. İngiliz Dışişleri Bakanı ile Başkan Truman'ın özel tem­silcisi Dulles'in dün almış oldukları karar aynı zamanda salı günü Moskova tarafın­dan tevdi edilmiş olan notanın reddedile­ceğini de göstermiştir.

2 Haziran 1951

— Londra :

Şanghay radyosunun bildirdiğine göre, Çin Komünist Cumhuriyetinde, binler­ce insan kitle halinde idam edilmek­tedir. Dün ayrı ayrı yerlerde ve hepsi rejime aleyhtarlık suçu ile 205 Çinli idam edilmiştir. Ayrıca Şanghay'da re­jim aleyhinde konuşarak halk arasında infial uyandırmak gibi sağma bir it­hamla Üniversiteli gençlerden müte­şekkil bir gurup derhal İdam edilmiş­tir.

11 Haziran 1951

—Yeni Delhi :

Basın Konferansında beyanatta bulu­nan Başbakan ve Dışişleri Bakanı Nehru demîşür ki:

Görünüşe göre, Kor ede Barış ihtimal­leri pek cesaret verici değildir.

Nehru bundan başka Hind Hükümeti­nin Birleşik Amerika ve İngiltere Hü­kümeti nezdinde, Keşmir meselesinde Pakistan lehinde takındıkları taraf-girane tavrı protesto etmiş, Öte yandan Hindistanda açlık tehlikesinin bu sene bertaraf edildiğini söylemiştir.

—Karaşi:

Pakistan Dışişleri Bakanı Zaferullah Han, Pakistan Hükümetinin birkaç haftaya kadar Komünist Çin'e bir Bü­yükelçi yollıyacağmı dün bildirmiştir.

Gazetecilere verdiği bir beyanatta yu­karıdaki açıklamada bulunan Dışişleri Bakam, Pekin hükümeti ile Pakistan arasında anlaşmaya yol açacak herhan­gi bir vaziyeti Pakistan'ın memnuni­yetle karşılayacağını bildirmiştir.

Keşmir meselesine de temas eden Za­ferullah Han, ^Hindistan bu hususta takındığı tavırda hiçbir değişikliği ka­bul etmediği takdirde Pakistan gerekli tedbirleri almak zorunda kalacaktır.» demiştir.

15 Haziran 1951

—Kalküta :

Aç kaplanlar kendileri gibi aç olan in­sanlarla ağaçları kemirerek paylaşır­larken dağlardaki nehirlerin taşması ile vuku bulan feyezan 1000 kilometre boyundaki Brahma Putra vadisini kap­lamıştır.

Muson yağmurları dünyanın bu en ru­tubetli sahasında bu hafta başlamıştır. Nehrin iki kenarında bulunan yüzler­ce köyün su altında ve onbin kişinin de evsiz barksız kaldığı tahmin edil­mektedir. Ölü sayısı bilinmemekle be­raber binlerce hayvan telef, olmuştur. Hususî uçaklarına binip felâket saha­sından kaçan Avrupalı çay yetiştirici­leri sular arasında mahsur kalmış bir­çok gurupları tesbit ederek bunlara paraşütlerle yiyecek, giyecek ve can kurtaran yelekleriatmışlardır.

16 Haziran 1951

—New-York :

Pakistan, vuku bulacak herhangi bir tecavüze karşı koymak için ihdas edi­lecek Birleşmiş Milletler ordusuna, Keşmir anlaşmazlığı yüzünden millî birliklerini tahsis edemiyeceğini dün Birleşmiş Milletlere bildirmiştir.

Bilindiği gibi, Hindistan da bu teklife red cevabı vermişti. Fakat Hint Hükü­meti Keşmir ihtilâfını buna sebep ola­rak açıkça ileri sürmemiştir.

Pakistan ise, Hindistan ile arasında mevcut olan Keşmir ihtilâfı halledil­medikçe, Birleşmiş Milletler ordusuna Pakistanlı birliklerin tahsisinin imkân­sız olduğunu bildirmiştir.

—Yeni Delhi :

Hindistan Başbakanı Nehru bugün rad­yoda yaptığı bir konuşmada isim zik­retme m ekle beraber Komünist Çine Nepal Krallığına dokunmamasını ihtar etmiş ve şunları söylemiştir : «Ne Hin­distan ve ne de Nepal hiçbir memle­ketle harp etmek istemiyorlar, fakat başkalarının da bizim hürriyetimize-müdahalelerine müsaade etmiyeceğiz.»

***

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106