14.12.1950
×

Hakkında

Künye

İletişim

2 Aralık1950

—Ankara :

30 Kasar. 19-50 tarihine!enberi toplantı­larına devam olunan Yüksek Sağık Şûramı bugün de toparjirak gün­deminde bulunan inceleyip kararlara bağla sonra yurdun bulaşıcı va salgın hastalıklar durumunu gözden g'sgiıımiş ve uyuşturucu madde­lere karşı istanbul Valiliği tarafından açıl-an geniş mücadele dolayısıyla öıı valilig-e teşekkür rri ilmesine. Şûra, vereni rr_.ütehs.3Sislannııı nas:i ye­tiştirileceği hakkındaki görüş ve temen­nilerini Sağlık ve Sosyal Tardını Ba­kanlığına biidirmeğ'e ka;ar vermiştir.

—İstanbul :

Büyük Vatan Şairi Kanıık Kemal'in ölüır.iün'ün 62 r.ci yıidöaümıü m-ünasebe-tiyle MU'Î Türk Taleo-e Bhlîğ-î tarafın­dan bug-ür. saat 14.30 da Eminönü Kalk-evinde bir tören tertip ©Silmiştir. Törende söz a".an M. T. T. Birliği Baş­kanı Suphi Baykan. Tıp Fakültesi ?on s-jiiıf öğrencile::nder. Se^uk Aybar ve Behçet Kemal Çağlar, JS'amık Kemal'in 9bedi şahsiyetimi ve vataıı sevg-iısini be­lirten konuşmalar yapmışlar ve Şairin bazı şiirlerir.den örn'pkleı- veimisleröii.

bulunmasıdır. Ytr.1 radyo istasyonumu­zun hususiyetleri ve göreceli hizmetler hakkında., öiraz sonra, tekııisiyen arka­daşlarını daha etraflı izahat verecekler­dir. Ben. yalnız şu noktayı belirtmek isterim ki. bugün neşriyata b aslıya cak olan bu yeni istasyon sayesinde, uzak ülkelere bir kültür köprüsü daha kur­muşoîac-ağız.

İstasyonun, 50li verimi! olacağına şüp­he etmediğim muhtelif hizmetleri ya­nında, tecrübe ne.şriıyat'tıa başladığı günden beri, davam lı ve muntazam bir şe-lîi'lde yapmakta olduğu mukaddes bir vazifeyi de burada tebarüz ettirmek is­te r İmi. Birleşmiş Milletler ic e alini ge?-cekleş'tirmeîî uğrunda Kore'de, sulhse­ver âünyanm öncüleri ile ysnysna, omuz onuvza. canla başla savaşan ve emsalsiz destanlar yaratan kahraman askerleri­mize, istasyonumus. ana vatanın sevgi­sini uia.ştınnafetadır.

Kahramanlarımız. Birleşmiş Milletler İdeallerin: Kore'de silâ-lıla müdafaa e-devlerken, biz de, bu verici radyomuzla, aynı gaye uğranda. Türkün sulhsever sesini, dünyanın her kö3es:n.e öuyura-cag-.a.

Bu yeni istasyonun meydana g'e'tirilme-sinpe Çimeği g'eçenlere ve bizimle elbir­liği yapan Marconj Firmasına teşekkür etmeyi borç biiiırim. Radyoculuğumuzun bu îıay.'rlı gününde, zahmet buyurup bizi huzurunuzla şeref­lendirdiğiniz İçir- saygı ve şükranları­mızı bir kere daha arzederim.» Basır.-Yayın ve Turizm Genel ^tüd^irü Halim Alyot'un bu konuşmasından son­ra Dışişleri Bakan: Prof. Fuat Köprülü istasyonun ac:i:şı münasebetiyle şu söy­levivermiştir:

''Su anda Türkiye'ele. yeni bir radyo is­tasyonunun açılış niftras'minde (bulunu­yoruz. Türkiye'nin sesini Britanya canıi-as: mcm"'eketleıine. Kaiıı=.da'ya ve Ame­rika'ya ulaştıracak olan ou radyo istas­yonundan bu dost memleketler halkına hitap etnıeik ve sislere Türk milletinin selam v? muihabrjetierhU bildirmekle "bahtiyarım.

Eu yeni istasyondan yapılacak neşriya­tın milletlinizle !î"a dost memleketler milletleri arasında mevcut iyi ve samd­ım münasebetleri bir kat kuvvetlendirmeğe ve Türkiye'yi .sizlere daha iyi ta-nr.mağa hadim olacağını ümit etmek­teyim.

Açılış merasimime iştiıak etmek üızera bıır&âa, haz-.r bulunan Kanada, Büyük Britanya ve B'irieş.k Amerika devletleri mümessillerine ve lng:lte:e'den buvaya kadar gelmiş olan ve bu istasyonum te­sisinde ınuvaffsiîiiyctli mesai sarfetmiş bulunan llarconi Şirketi Müdürleriaden İL Richards'a teşekkür etmeyi zevali 'lıjrvazifebilmekteyim.

Bu vesile ile sizlere Türkiye'nin dostluk hislerini! bi'Mirmekle duyduğum bahti­yarlığı bir İçere daha ifade ederken he­pinize en hararetli temennilerimi sur.a-riım.i

D: s İsteri Bakan; Prof. Fuat Köprülü'den sonra konuşan Ma"-coni Şirlıelinir. Ge­ne! Müdürlerinden lir. Richarcla da şun­lar: söylemiştir:

«Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürü­nün açılış nutkundan sonra kısaca., saygı duygularımı ve tebriklerimi ifade için bana. imkân verilmiş ol'ması hususunu büyük bir şeref addederim. Evvelâ, bu 100 kJovatlılî kısa daig'a yayın istas­yonunun başarılı 'bir tarzda tekemmü­lünden ve bu MarcoBi istasyonunun muntazam dünya yayın servisinin mu­vaffakiyetle faaliyete geçmesi müna­sebetiyle Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürüne, radyo idaresi memurlarına Başkan Slr George Nelson ve llarcûni Wireless Teiegraph Company'nİn ır.ü-dürleri najrma en samimi ".eHıriklerim: sunmak benîm için hususî "oir şereftir.

Malûm olduğu gibi Marconî Şirketi ku­rucusunun ölmez dehasın ini İh amile 50 seneden fazla Sir rr.üddetten beri radyo, sanat ve ilmine önder olmuş ve bugün de ticarî radyo muhabere ve yayınısın bütür. sahasına şamil yüsek evsaflı teç­hizatın plânlarının çizilmesinde ve bun­ların imalinde daima 'Önde gelmekte devam etmektedi:. Bu hakikatin yük­sek Türk makamları tarafından bugün memleketin en mümtaz şahsiyetleri hu-zuı unda resmen umuma açılan işbu modern istasyonunun kurulması ile taralı eûilmiş olır.as-.. .takdire değer Sir hâdi­se olsa gerek, bahusus ki bu istasyonun ne ilk n& de İkinci tesis olmayıp bugü-nşı kadar radyo idaresinin kendisivle bir hay:: seneden beii -ieaıî ınünasebetler-.da bulunduğu Marconı Şirketinden tes­lim aldığı üçüncü ı şıdyo istasyonu dur. Bu kaâar mühim bir işin. kendisine "ev­cili >dilm:ş olmasından Marcon: Şhketi iftihar duymaktadır. Eli istasyon er_ uzî.î ye-riere kadar Türkiye'nin sesi ola­rak tanınacak ve bu ili yük memleke­ti:! yüksek prensiplerini, küitürürjü ve cesaretin: büctin dünya milleri erine an­latmak için 'bir vasıta olacaktır.»

BunJan sonra, Kanada Büyükelçisi Ge­neral O di um. Kanada'nın. Ses: Radyosu­nun. Türkiye'nin &esi:ıi çok uzaklara duyuracak olan yeni istasyonumuza se­lâmlarını getiı âigini ifade ederek. 'ıu ye­ni iî:asy.onun cesur, aynı zamanda müş­fik Türk halkının iyi niyet ve miteama-he. duygularını aksettireceğin; soylemiş-

înşiiiK Büyükelçisi Sır Noel Cnarles da ro:r konuşma yaparaka emiştir ki:

«Eu yen: kısa dalga rjfdyo vericiyisin açılış merasiminde bulunmakla pek.'bah-tiyarum. Bilindiği gi'bi, bu. verici, ra.d-yonun büyük öncüsü İMareoni'nin aduıı taşıyan eski ve tanınmış bir îngilia Fir­ması tara^ndar. kııvulır.ustur. Eu ''eri-cinin dünyanın en uzak köşelerine ka­dar, meselâ Türk birliklerinin pek 'bü­yük bir şecaatla 63avştıkları Kore'ye kadar r,eşi'iyatır_ı -u!aşt:ra.b:ldiğmi öğren­mek teni bilhassa, ilgiîendinniştii1. Ce­sur Türk. milletinin başarılarından ı'ou-g'i.r,e kadar b'ühsbsr kf.laıı çoğ'umuz, fer­din ds'.ist. ve deA'letin Seferdin hizmet­kârı olduğu hakikî bir lıbearliamin ge-l:atîrilrnesi yolunda 'bu milletin müs-'al-îbeı ilei'lcnıelevini bu -^avE'de takip edeblıeyfk ve anlaya.'bilecektir.

Bugünkü r.ıeTij'simi lertip sdeııleri ve İngiliz radyo tekniğinin ?n .modern ge­lişir; e i evir.: r.ei'sind.& toplayan bu yeni istasyonurj tesisi fiolayısîyle de Basın-Yayın ve Tuî"iz."n Gsnel 'Müdürü ile Marconi müessesesin; tebrik r;ccTirn. Kminiır. iki bu istasyon. clünî"a sulhu­nun teır.elleıinden oîri olan serbest bil­gi ve haber mübadelesinde -mühim 3ir rol oynayacaktır,;»

Bundan sonra, mülıendifelc-r istasyonun çai'.şn:ası 'hakkır.da dâvetille-re izahat veı mislerdir.

- İstanbul ;

Bugün inönü Stadyomunda israil ve Türk 'milli takımları, tt.fcir.incn 25.0OO e yakın 'bir seyirci kütlesi önünde karşı-laşıılaı1.

Geçen ay Tel-Avlv'de yajıılan maçta milli .takırn'.mız 5:1 gibi nğ'u biı mağ­lubiyete ug: amıştı. Tel-Aviv rr.a-çının aşağı yukarı bir revanşı cib.ii bu maçı seyretmek üzere, halik, erken saatlerde îr.önü 3ladiinı doldurmuş bulunuyordu. Saat 14.3'Cı da mavi forması ile İsrail rııillî takırn: «f.haya çıktılar, ellerinde .bulunan çiçekler; seyircilere attılar ve şiddetle alkışlandılar.

ArkalarındanIcrnr.zı-beyazformalı millî takımımız alkışlarla sahaya cılktı. İlkdefaİsrailMillîMarşıayaktadin­lendiktensonraMillîMarşımızStadı dolduran25.00(1kişitardımdanheye­canla söylenir.etini müteakip her iki ta­kım sahadaşuşe'kildedizildiler: Türk Millî Takımı:

Turgay- Naci, Muammer - M. Ali, Bu-lend. Muzaffer - İsfendiyar.Erol,G-ün-düa. Lef t er. Halid. İsrailMillî Takımı :

Codlrov - Sneor. Weiss - Tufcs, Melaı-net. Zimmerman. - Gntaş, Filika, Glazor, Ne­sini,Mirmovlç.

Orta Hakem. İtalyan Sinyo:Bartolio, Yan hakçmler :SuliıiGaranveS&ınih Duransçy.

Koıe'de şehit olan 'kahramanı imiz için yapılan biı dakikalık saygı sükûtu­nu nıüteakib Türkler oyuna başhyarak rakip kaiaye indilerse de lakîp müda­faa tehlikeyi atlatmasını bildi.

İsrail millî takur.ı yerden ve isabetli paslarla fevkalâde bir oyuncu olan sant­rforGlazer'ibesledi

12 inci dakika Erol'un çektiği korneri Lefteı çok jrüzei bjr şekilde kafa ile kaleye havale ettiyse de kaleci bunu kurtardı.

İsrail kaİEisi sıkışmasına rağmıen Türk­ler b:r netice alamıyorlardı, .17 nci daki­kada Lefter'in tehlikeli bir şııtu rakip keledlreğ-ini sıyırdı.

— Ankara :

Ouımihuitoaşkanı Celâl 'Bay av bugün dünya hemşirelerinin, piri sayılan Fto-reııec îtfightingale'in Kırım muharebesi esnasında Istarfmla gelişinin 100 üncü yıl dönümü şerefine îstanfoulda kurula­cak «FloreD.ee 'NigUıtingale 'Hemşire Kol-Ieji ve Hastah.EO.Gsi» tesisinin Kızılay Başkam Doktor Nihad Heşat Belg-ertn riyaset indeki 'müteşebbis heyet mümes­sillerini kabul ederek bu teşebbüsün millî ve insani mahiyetini takdirle kar­şılamış ve tesisin lıâmi başkanlığını deruılıte etmiştir.

14 Aralık 1950

— Ankara :

Göçmenlere yardım komiteleri lıer ta­rafta faaliyetine devam 'etmektedir. reboluda ilk defada 55ıl lira toplanmış, Iğdırda görmelilere ve .Kore şehitlerinin ailelerine yardım i'Sin ibîn lira teberru temin edilmiştir.

Kadmitanda çarşı, tüccar ve esnaf 700 lira teberruda bulunmuşlardır. Ayrıca yiyecekve giyecekeşyamöatopian-

15 Aral* T 950

—Ankara :

iGelen haberlere göre, Keredeki Türk Savaş Birliğinin yarattığı kahramanlık harikasını tescil ve şehitlerimizin ruhu­nu taziz ilcin dün de Keskinde, Karaca-suyun Geyre .Köyünde ihtifaller yapıl­mış ve birlik komutanlığına tebrik tel­grafları yollanmıştır.

Turhal Ortaokul öğrencileri de .araların­da, topladıkları 94 lirayı şehitlerin, aile­lerine hediye edilnmak üzere Genelkur­may Başkanlığınagöndermişlerdir.

Valinin başkanlığında dün toplanan Burdur ili Genel Meclisi de kahraman­larımızı tebcilen üç dakikalık bir saygı duruşu yapmış ve Birlik (Komutanına Meclisin takdir ve sevgi duygıılannın iblâğıma, 'karar vermiştir,

—İstanbul :

Bulgaristandan gelen, göçmenlere yapı­lan yardım işleri ile uneşg-ul olmak üze­re Vali ıwe Belediye Başkanı Prof. Göikay'm başkanlığmda bir komite teşkil edilecek ve komite yana vilâyette ilk toplantısını yapacaktır. Diğer taraftan Papanın istanbul V&kilİ Monsenyöı: Cassula, bugün Vali Prof. Gökay'i ziyaretle ıgöçmenlere yarıl im olmak üzere 10O0 lira telberrüetmiştir.

- - Anlkam:

Bugün saat 17 de Devlet Bakanlığında. Hilton Otelcilik Müessesesi tarafından İstanbul'd a yaptırılacak olan büyük ote­lin işletme mukavelesine ek protokol imza edilmiştir.

tmaa töreninde Devlet Bakam Feyzi Liitfi Karacsmanoğlu, Devlet Bakanlığı Genel Sekreter Vekili Cemal Sait Bark, Basm-Yaym ve Turizm Genel Müdürü Dr. Tevfik Halini Alyot, İktisadi tşbir-liği Idaı*esi Türkiye tera Komitesi Baş­kan Yardımcısı Mv. Mae Junkins, Hilton Otelleri Müessesesi Başka.n Yardımcısı William K.r Irwin ve basın mensupları hazır bulunmuştur.

önce Devlet Bakanlığı Genel Seikreter Vakili Cemal Sait Berk İstanbul'da ya­pılacak otel hakkrnda izahat vermiş bundan sonra Devlet Bakanı Feyzi Lütli Karaosmanoğlu şu kısa hitabede bulun­muştur:

«Bu otelin memleketimiz iyin hayırlı ol­masını tomenni ederim. Bu mukavelenin imzalanmasında ve tahakkukunda çok yardımları dokunan İktisadi İşbirliği İüa.rcsi Türkiye İcra Komitesi Başkanı Mr, Russei Dorr ve onun yardımcısı Mr. Mc. Junkİs'a burada teşelkkür etmeyi bir borç bılirim.'Bu otel sayesinde ikinci bir istifademiz de bu otelin standart lilr otel oiuşu, Yan; Amerika'dan geelcek turis­tin kendi âdetlerine uygun bir yer bu­lunması ve bu itibarla turistlerin daha emin olarak gelebilmelerini temin etmiş olmasıdır.

Bu iş kolay olmamıştır. Zorluklar içinde başlanan bir iş daha iyi netice verir. Bu işin tahakkukunu çok arzulayan ve öze-. nen Basın - Yayın, ve Turizm Genel Mii-Ûürü Dr. Hla Alyot bu işin. başarılma­sının manevi yardımcısı olacaktır. Bu işte çalışacaklara yardım için kapıları­mız açıktır, İstedikleri anda bana gele­bilirler, kendilerine başarılar diler ote­lin hayırlı olmasını dilerim.»

34fahk1930 —Ankara :

Anikara'tla. Çakı:lar Çiftliğinde ir,şa etiller, 100 kilovatlık te'vcüjl-; kısa dalga is t asy onurum açılış töreni bug'ün saat 17.C0de yapıi'mış.tu'.

Törende Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, milletvekilleri, Bt-ıSiE-Yayın ve Turizm Gerj.M Müdürü Dr. Halim Alyot. to^il-tere ve Kanacla Büyükelçîle'rı. Amerikan llaslâhatgüzarı. yeri: ve ya.banei aasır. ve ajans mümessilleri haz;r buluncmiş-larflir.

Saat 17 de Bss:n-Yayın ve Turizm Ge­nel Müdürü Dr. Ha-:m Alyot, töreni şe-reflencil: er. misafirlere teşekkür etmiş­tir.

Haini!-Alyotd eril iştir, ki : «Muhtemİsafhîei'imiz, Türkiyers.dyoculumununbumesutgü­nünde,yük.scıkhuzurunuzlasizebüyük şsrî'übahşettiniz.Bunun için. söze baş­lamadanevvel,şükranlarımızıarz etme­yivazife biliyorum.

Bu gün açılacak olan bu kısa dalga rad­yo istasyonu inu,z. memlekefımiam dör­düncü verici radyosu olacaktır. Bu istas­yonun başlıca hususiyeti, takatinin yüz kilovat olması ve istenilen her istika­metetevcihedne"cıilecektertibatıhaiz

Devlet Bakanı bu sözlerini mütaaikıp Basın - Yayın ve Turizm Genel Müdürü "Dr. Halim Alyöt bu münasebetle şu be­yanatta bulunmuştur:

«Bu otelin inşasına karar verilmiş ol­ması, Türkiye turizm dâvasının ilk mu­vaffakiyetidir. Bu suretle Adnan Men­deres Hükümeti Türkiye, turizminin ge­liştirilmesi hususundaki vaitlerini yeri­ne getirmiş oluyor. Hiç şüphesizdir iti bununla iktifa etmiyeceğiz, ancak bu Otelin kurulması bizim daha İleri adım­lar atmamıza imkân verecektir.

Basın - Yayın ve Turizm Genel Müdür­lüğü vazifesinin, 'bana tevdi edildiği gün­den beri tebarüz ettirmekte olduğum. gibi bütün güçlüklere rağmen Hüküme­timiz milli bîr dâvamız olan turizmi memleketi m izde tahakkuk ettirmek az» m indedir.

Bu otelin dünya çapında namlı bir otel­cilik müessesesi olan Hilton Şirketi ta­rafından işletilmesi bizim için ayrıca "bir teminat ve kazançtır.

T3u vesile ile turiarn dâvamızın en müş­kül olan ilk adımını atmasına imkân. verdirmiş olan Sayı» Devlet Bakanı Feyzi Lütfı Karaosmanoğlu'na ve İkti­sadi işbirliği İdaresi Türkiye Özel Mis­yonu idarecilerine burada teşekkürleri­mi arzı bir borç bilirim. Bu işin tahak­kukunda Devlet Bakanlığı Genel Sekre­ter vekili Cemal Sait Bark'm gayretle­rini de belirtmek isterim,»

13.500.000 Türk lirasına mal olacak bu 300 odalı otel işletilmek üzere, Türkiye Hükümeti tarafından 20 yıl müddetle «Hilton Hotels International İne» mües­sesesine kiralanacaktır. Bu otelin ta­mamlanması, İstanbul'un 500 üncü yıl­dönümünde istifade edilebilmek üzere 1953yılına, yetiştirilecektir,

istanbul'daki tou yeni otelin plânları Türk mimarları ile Nevyork firmaların­dan «Skidırıore Owings ana Merrill» ta­rafından lıağırlanacaktır. Mezkûr firma Amerika'nın en yeni ve en modern stil-dekli binalarının plânlarını yapmıştır. Otele ait bütün malzeme, teçhizat mef­ruşat ve tezyinat plân ve şartnamelere uygun olarak en geniş bir imkân dâhi-lndie Türkiye'de imal ve temin ettirile­cektir.

Diğer taraftan bu Ümaa töreni münase­betiyle Conrad Hilton Amerika'dan gön­derdiği bir mesajda şöyle demektedir: «İstanbul'da inşa edilecek oaln yeni ote­lin işletilmesi !için seçilmiş olmamızdan, dolayı gunır duyuyorum. Bu imkân bize Türk ve Amerikan milletleri arasında mevcut dostane münasebetleri daha kuvvetlendirmek ve geliştirmek fırsatını verecektir, istanbul'daki bu modern o-tel, Türkiye'ye yabancı seyyah eelbet-jnek imkânını verecek ve dış ticareti geliştirerek Türkiye ekonomisine büyük faydalar Bağlıyacaktır. Otel dünyanın en moderiv ve mükemmel otellerinden biri olacak ve dünyaca şöhreti haiz otel­ler tarzında İşletilecektir. İnşaat, mo­dern stilde ve istanbul'un artistik husu­siyet ve geleneklerine uyularak yapıla­caktır.»

Mr. Hilton mesajına şöyle devam et­mektedir :

«Cesur Türk milleti ile birlikte bir işe girişmeği bir imtiyaz telâkki etmekte­yim. Harice yaptığım son seyahati arım­dan bende kalan en derin intiba, Türki­ye'nin komünizm tehdidine karşı koy­mak için aldığı azimkar karardır. Tür­kiye'nin komünist tecavüzlerine meydan okuması ve hür kalma aami dünya mil­letleri için cesaret vericidir.

17 Aralık 1950

— Ankara:

Mevlâna Celâlcddin-j. Rumi'nin ölümü­nün 677 nci yıldönümü münasebetiyle bugün saat 15 te Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesinde bir anma töreni yapılmış­tır.

Törende Milletvekilleri Ankara Üniver­sitesi Rektörü Ord. Prof. Hikmet Birant profesörler, Pakistan Büyük Elçisi Ek­selans Mian Beşir Ahmet ve Elçilik ileri gelenelrd, tanınmış şark musiki üstat­ları, seçkin davetliler, kalabalık bir gençlik kütlesi ve basın mensupları bu­lunmuştur.

Törene üstat Halil Can Beyin neyle çal­dığı Mevlâna'dan bil- parça ile başlandı. Mütaakiben Ankara Üniversitesi Rektö­rü Or.d. Prof. Hikmet Birant kürsüye gelerek Mevlâna'nm yüksek şahsiyet ve tefekkürünü belirtmiş, bugün aynı za-maada dost Pakistan'ın Pencap "ünive,3itesinde M evi ân a için tören yapıldığım söyleyerek bu münasebetle Pencap "Üni­versitesi 'rektörü ve öğrencilerime te­şekkür etmiş ve söaü Profesör Nafiz Uzluk'a ıbıraktığlm söyiiyerek kürsüden inmiştir.

Kürsüye geleci Profesör Nafiz Uzluk Mevlâııa'mn hayatından, eseri erin den ve yüksek şahsiyetinden bahsetmiş ve Lahor'un Peneap "Üniversitesi tarafından gönderilen mesajı okumuştur.

Alkışlarla karşılanan mesajın metni şu­dur:

Mesn&oî-i Mevlei-i mânevi HestKur'an der zebâu-ipehlevî

Bu beyit Rumî'nin îslâm edebiyat âlemi­ne en büyük edtVbî mirası olan meşhur Mesnevi'sine karşı duyulan soiibuh hür-rate ve ilıtiram hislerini hülâsa etmekte­dir. Mevlâna Celâleddin-i Rumî, şüphe­siz, yeryüzündeki bütün Müslümanların fikir ve harekâtına büyük tesirleri olan dâhilerdendir. Bizim en büyük şairimiz merhum Allaha ikbal, Rumî'yi kendine rehber ve ruhanî mürşit ittihaz etmiş, yeni bir çığır açan «Esrar-ı Hudîs adlı eserini, Rumî'nin büyük «Mesnevi» sini örnek alarak meydana getirmişti.

Mevlâna Celâleddin-i Rumî'nin ölüm yıl­dönümü Türkiye, ve Pakistan'ın aynı za­manda ve beraberce kutlamaları çok yerindedir. Böyle bir törende kalplerimiz Türk kardeşlerimizle' beraberdir. Pen­cap Üniversitesi delaletiyle bu büyük âlim ve öndere hürmet ve takdir borçla­rımızı arzederken, bu Üniversite namına Türk kardeşlerimize candan tebrikleri­mi gönderir, geçen lıer günün, bizi bir­leştiren kültür bağlarım daha fazla kuvvetlendirmesini dilerim.

Bundan sonra Pakistan Büyük Elçisi Mian Eeşir Ahmet kürsüye gelerek ordu dili ile beş dakika süren bir konuşma yapmıştır. Bu konuşma Doçent Danyal Bediz tarafından tercüme edilmiş ve al­kışlanmıştır. Doçent Danyal Bediz mü-taakiben Büyük Elçi Mian Beşîr Ah­met'in hazırladığı «Mevlâna ve İkbal» konulu bir hitabesini okumuştur. Bu ya­zıda büyük Pakistanlı şair Ikbal'in Mev-lâna'nın tesirinde kaldığı ve onu rehber edindiği belirtiliyordu.

Daha SQnra Kemal Edip Kürkçüoğlu Meviâna'dan şiirler okumuş ve törene son verilmiştir.

Bugün Ankara Radyosu da saat 2î 15 ten 22,00 ye kadar Mevlâna Celâleddin'i Rumî'nin 67? nci yıldönümü münasebe­tiyle özel bîr program yayınhyaoaktir.

18 Aralık 1950

— Ankara:

İkinci turizm danışma kurulu bugün saat 10,50 da Millî Kütüphanede toplan­mıştır.

Kurul ıbugün Bakamlkiardan birer tem­silci ile, turiam bölgeleri, muhtelif bele­diyeler, turiam dernekleri, gazeteciler cemâyieiî'eri ive Millî Tüdk Talebe Fede­rasyonu temsilcilerinden teşekkül et­mişti.

Başbakan adına toplantıyı açan Başba­kanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur şunları söylemiştir: ';Muhterem arkadaşlar, Çeşitli yönlerde memleket içni büyük faydalar sağlıyacagına inanmış olan hü­kümet bu dâvaya verdiği önem dolayı-siyle bu toplantımızı 'bizzat Başbakan veya Yardımıcısı açmak arzusunda idi­ler. Fakat günün önemli ve müstacel o-lan bazı işleri dolayısiyle bu toplantıda bulunmak imkânından mahrum kaldılar ve üzüntü beyan ettiler. Ben, gerek Baş­bakanın gerek Başbakan Yardımcısının bu toplantıda bulunamamaktan dolayı duydukları üzüntüyü size bildirirken ça­lışmalarımızdan büyük faydalar umduk­larını ayrıca kaydeıtmek İsterim. Hükü­mete alacağı kararlarda istifade edeceği bir eser vücude getirmek üzere çalışma­larınızın hayırlı ve başarılı olması dile­ğiyle toplantıyı açıyorum. Hepinizi hür­metle selâmlar başarılar ve muvaffaki­yetler dilerim.»

Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Ko-rur'dan sonra konuşan Basm - Yayın ve Turizm Genel Müdürü Dr. Halim Alyot, turizm dâvasının önemini belirttikten sonra, ıiç ve dış turizmin hedefleri üze­rinde durarak demiştir ki:

.Gerek iç turizmin, gerekse dış turizmin ehemmiyetini iki noktada toluyoruz: Birincisi turizmin, ekonomi bakımından olan ehemmiyetidir.

Da'ha sonra 'büyük şairin vatan piye-Sîmlen ffijir saîınetemsiledilerektörene son verilmiştir.

--Adana :

Geniş !bir pamuk istihsal bölgesi olan Adana, ve "havalisindeki çırçır fabrika­larının MarslıaU plânı dahilinde modern­leştirilmesi tahakkuk safhasına girmiş­tir. Bu maksatla Aadana'ya gelen Ame­rikalı uzman Mr. Gilo, tetkikler yap­maktadır. Mr, Gilo, Çukurova pamuk­çuluğunun diğer sahalarda, da inkişafım temin etmek ve kalitenin dslha üstün toir evsafta yükselmesini sağlamak maksa-diyle İnoelemelerine 'devam eylemekte­dir. Bu mayanda, önümüzdeki yılda da Çukurova pamuklarının yeşil kurt tah-rilbatma uğramaması için. "müessir ted­birler e İm m ak ta dır. Yakında faaliyete geçecek olan pamuk yayım servisi ve bu serviste vazife alacalı olan uzman ve memurlar, yeşil kurtla mücadele mevzuunda (çiftçiye lüzumlu malûmatı vereceklerdir.

-— Ankara- :

Turizm Danışma Kurulunun Pazartesi günü yaptığı umumi îıeyet toplantısında tasarıları inceleme, turizm müessesele­rinin vasıflarım tâyin ve teklifleri mü­zakere etmek üzere Uç komisyon teş­kil edilmiş ve bu komisyonların raporla­rının dördüncü bir komisyonda tevhit edilerek umumi heyete sunulması ka­raratmaalınmıştır.

Üiç komisyon dün mesailerini bitirmiş ve raporlarını Koordinasyon Komisyo­nunavermişlerdir.

Koordinasyon Komisyonu ,bugün, istet­meler Bakanı MtfhHs Ete'nin başkanlı­ğında toplanarak üç komisyonun rapor­larını tetkik ve tevhit etmiştir. Yarın saat onda toplanacak olan Turizm. Da­nışma Kurulu Umumi Keyeiti komisyon raporlarınımüzakereedecektir.

23 Aralık 1950

— Ankara :

Unesco Türkiye Milli Komisyonu 4 üncü Genel Kurul toplantısı 27 Aralık 1950 Çarşamba günü saat 15 te Dil ve Ta­rih - Coğrafya Fakültesinin 305 numa­ralıdershanesindeyapılacaktır.

— Ankara :

İkinci Turizm Danışma Kurulu bir haf­talık mesaisüi'den sonra bugün toplantı­larına son vermiştir.

Pazartesi günü heyeti umumiye toplan­tısında verilen karara göre, kurul üç komisyona aynlimş ve ibu komisyonlar turizmle ilgili 'muhtelif 'mevzuları ince­lemişlerdir.

Kanun tasarılarım inceleme komisyonu, Turizm Endüstrisini Teşvik Kanunu ta­sarısı ile Turistik Yollar Kanunu tasa­rısının tetkiklerinde 'bu tasarılarda bazı tadiller yapılmasını uygun ;bulara!k 1x1-na 'bir .rapor hazırlamıştır. Askerî yasak bölgeler kanununun görüşülmesinde bazı temenniler izhar' edilmiş ve 'bu temenni­ler raporda zikredilmiştir. Pasaport ve-yalbancılarm ikametleri .hakkındaki ka­nunlar üzerinde de teminnilerde bulu­nu Imuştur.

Turistik tesislerin vasıflarını tâyin eden komisyon, otel, gazino, lokanta, avcılık gibi turistik kuruluşların sıfatlarına gö­re vasıflarını tâlyin etmiş ve Basm-Ya-yın <vz Turizm Genel Müdürlüğünce ha­zırlanıp teklifler komisyonunda kendisi­ne ftavale edilmiş olan turistiik tesislere ait ön 'projeyi incelemiş, tesblt ettiği esasları raporunda b el ir lan iştir. ITmumi Teklifler Komisyonu Basım-Ya­yın <ve Turizm. Genel Müdürlüğünce hazırlanan teklifleri tetkik etmiş ve ay­rıca 'komisyon üyeleri tarafından ileri sürülen teklifler . üzerinde görüşmeler yaparak /bir 'karar listesi tanzim etmiş­tir. Teklifler Komisyonunun karar liste­si 38 maddeyi ihtiva ediyordu. Bu mad­delerden -bilhassa memleketimiz turizmi­nin yeni baştan ve süratle geliştirilmesi gayesini istihdaf eden anonim şirketler tesisi teklifi belediyelerimiz ve müte-şefobis vatandaş! arı m iız tarafından mem­nunlukla karşılanacak esasları hâvidir. Bu komisyon aynı zamıanda turizmde İleri memleketlerin turistlik mevzuatını da incelemek suretiyle Türkiye'de tat'bik edil f bitecek mevzularda ehemmiyetli kararlaravarmıştır.

Üç komisyonun hazırladığı raporlar dün öğleden sonra İşletmeler Bakanı Muhlis Ete'nin başkanlığında toplanan Koordi­nasyon Komisyonunda tetkik ve tevhit edilerek bugün saat 10da Reşit Saffet

A t ab inen'in "başkanlığında toplanan I-kinci Turizm Danışma Kurulu Heyeti Uımulmüy esine sunu!ımtış£ur. üç komisyonun hazırladığı raporlarla Koordinasyon Komisyonunun raporu he­yeti umıimiyede müzakere edilmiş ve raporların kabulünden sonra söz" alan Basın-Yaıym ve Turizm Genel Müdürü Dr. Haiim Alyot şu konuşmayı yapmış­tın

'Bir Jıaftadan'beri devam eden, İkinci Turizm Danışma Kurulu çalışmaları so­naeriyor.

Kurulunuz, .biae, memleketimiz turizmi­nin süratle gelişmesini sağlayacak çcJt kıymetli 'direktifl-eri ihtiva eden dolgun bir program vermiştir. Memleketimizin turizm sahasında en se-lâjlıryetli ve idealist şaihaiy elti eri tarafın­dan hazırlanmış oian bu programın ta-haıktafk ettirilin esi vazifesi, şimdi (bize düşmektedir. Bu 'vazifeyi lâyikiyls bs-şarnıaya çalış a'cağımızdan emin olabilir­siniz.

Hükümetimizin, turizm mevzuuna ver­mekte olduğu ehemmiyet, 'kurulumuzun toplantıları jr.ünaseb etiyle Cumlıur'baş-ksanimız, Eiüyüfc Mil-'.et MedBSi paşfksar.-mız ve Başbakanımı el a yapmış olduğu­muz temaslarda açık ve kaıtî bir şekilde belirmiş bulunmaktadır. E.u 'kıymetli ve yüıkısek müza'har etlerden 'de [kuvvet alan ibİzSer, turizm dâvamızda kısa zaman iğinde ve emniyetle hedefe ulaşacağı­mıza inanıyoruz. Bu 'büyük memleket dâvasında 'gayemiz, daima ilerlemek, emelimiz, milletimizin huzuruna ak yüz­leçiık m alttır.

Üç ayrı "komisyon halinde ıgeceli gün­düzlü çalışarak hazırlamış olduğumuz tasarılar, ve ayrıca vazedilen esaslar, turizm -dâvamıza yeni bîr İstikbal vâde-diyor. Bu çalışlmalarımız esnasında, yük­sek heyetiniz üyelerinin ayrı ayrı gös­termiş olduğu çok geniş işbirliği ve an­layış zihniyetini, burada bilhassa telba-rüz ettirmeyi vazife bilirim. Hepiniae ayrı ayrı teşefkküv e'der, alnıış olduğunuz kararların milletimize ve yur­dumuza hayırlıolmasınıdilerim.

Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürü Dr. 'Halim Alyot'tan sonra söz alan Tu­rizm DanışmaKuruluBaşkanıReşit Saffet Atatoinen bir söylevle ikinci Turizm Danışma Kur ulunu kapamıştır. Reşit Saffet Atabinen demiştir tei : Hüküm etimizin daveti ile toplanan İkin­ci Turizm Danışma Kurulu altı gün aşk­la, İmanla çalıştıktan sonra kapanırken, damamızı, en msdenî ve kültürel bir şu­urla benimsediklerini ve bütün devlet vasıtalariyle millî turizm siyasetini teş­vik ve himaye edeceklerini katiyetle ve 'heyecanla ifade buyuran çok 'muhterem Cum(hurrei5imiz, Büyük MiiJet Meclisi ' Başkanı, Başbakan ve işlerimizle yakın­dan, uzaktan ilgili bütün sayın bakan­lara minnetlerimizin arzını veciibe bili­riz.

Parlamentolar Beynelmilel Turizm Birli­ğineiltihakederekhariçteve Büyük MilletMeclisinde ilerimizika-nunlaştırarasîmemleket içindetemen­nilerimizin husulüne yardımlarını vaade-denmilletvekili erim izebenveçüıipeşin şükranlarımızıarzaderiz.Tetkiklerinize esas teşkil eden kıymetli malzemeyi çok aız iele.manla kısa bir müddet içind-e ha­zırlamakliyakatim gösteren Basın-Ya­yın ve Turizm Genel Müdürü Dr. Halim Alyotve Turizm Dairesi Müdürü Selâ-hat'tinÇorufh,CevdetLagaşveZiya Trmen'le bütünilgilihükümetve bele­diyemümessillerinisamimiyetletebrik eyleriz.Bugünhuzurunuzasunulanta­sarılar,dilekçeler,diyebilirim ki,sırf (buarkadaşlarıneseridir.Bu raparlarm vekanunların son şekillerini aldıklarını iddia ve ümit edemeyiz. Meclis komisyonlarından,hükümet dai­relerinden geçerek tatbik safralarına in­tikaledinceye kadar, zarurî bazı tadi­lata uğrayacaklarını tahmin ediyoruz. Yalnız, devletadamlarımızınsözlerine güvenerek,çizdiğimizistikametlerden ayrılınmıyacağınavetatbikatınfazla gecîktirilmiyeceğineeminiz. ReşitSaffetAtabinensözlerin:şöyle ibitirrnİştir :

Mesaimize bütün grayrdtiyle iştirak bu­yurmuş olan Turizm Danışma Kurulu muhterem üyelerini iftiharla, şükranla Selâmlar, toplantıya nihayet veririm.

— İstanbul :

Birleşik Amerika - Türkiye Millî Güreş

terşılaşması bu aikşam saat 21 de Spor ve Sergi Sarayımda yapılmıştır.

Mütaateıben şehrimizde misafir Jbulurıan Millî Eğit'Um Bakam Tevîik ile­ri, yanında Antep ve diğer il valileri ol­duğu likide, TTaamigiîçJiiiiı ysçuiaıoagı yerdeki triibünde yerlerini almışlardır. ıBandoııun çalmış olduğu İstiklâl Marşı dinlen-dMen sonra aziz şehitlerimiz içm bir daikika ihtiram duruşu yapılmış, El­malı köprüsünde şsîhüt olan şehit Şalin­in mezarından k:z ve erkek atletler ta­rafımdan getirtilen bayraıK ve toprak Valiye verilmiştir. Bunu taikitoen bir manga asiker havaya üç el ateş ederek şehitlerimizi selâ'mlaanıştır. Bu arada da kaleden. 21 pare top atılmıştır. Gü­nün önemini belirten söylen*-dtolenildük-ten sıonra Millî Eğitimi Bakanı Tövfik İleri mikrofon başına geçmiş, kahraman Amtepli şehitleri ve kahraman Antep halkını hürmetle anarak, Antep muha­sarası esnasında, yaratılan şecaat ve ha­maseti tekrar etmiş, bu mevzuda işit­miş olduğu menkıbeleri hikaye eylemiş­tir. Bakan sözkirM., sırası gıaEnıoe ysi-iıız Anteplin değil, bütün Tw,k şehitle­rinin, aynı kahramanlığı teikrar edecek­lerine imanı olduğunu belirferetk, bitir­miştir.

Bundan sonra başta aıslkerî birilikler ol-malk üzere okullar, esnaf teşe&Millei-i ve halk tarafından bir resmlgreeiit y^pıi-mıştır. Bugünün şerefine belediye, 150 kişilik bir öğle yemeği vermiş, gece de büyük bir 'fener alayı tertip edilmiştir.

— İstanbul :

Hindistan Baştoa"kanı Pandit Nî'sru is­rafından TüilK çocuklarına hediye edi­len ve d'iin şehrirafce getirilen Manini admdaîîi ya.vru fil g-eceyi inönü Stad-ylooııunıda kettdesine ayrıian bir odada ıgeyin.niş ve buigün saait 14 te bakıcı Sul­tan Muhammet tarafiBdari Dolımalbahçe-ye g-etir'Umiştir. Yaıvru fil ellerinde «Mo-Jıind safa geldin», «(M'ohhıi seni şekersiz biraıkmıyacağıas, «PsndJt Nchru Aoıca-ya teşerkkürler» yazılı levthalar taşıyan Beşüktak vb Beyoğlu iicelerin'deki ilko-fcul öğrencileri tarafından sevinçle kar-şılanmıştir.

Karşılama töreninde lıazır bulunan Hin­distan Orta Bilgisi Mr. Jha söz alarak Mohinl'nin yakın bir zaman içinde Türk ıçtoeulklannm sergisini kazanacağım söy-levııŞşve kısaca yaivru filin hayatından

Mütaakıtoen Vali ve Belediye Başkanı 'Profesör Gökay kısa bir hitabe ile mil­letlerarası anlaşmaların yalnız mushede ve protokroilara dayanamadığını, kültü­rel münasebetlerin ve sevginin bu an­laşmalarda Büyük rolleri olduğunu be­lirtmiş ve dost Hindistan Başbakanı Pandit Nehru tarafından Türk çocukla­rına hediye edilen Mohini'nin, bu sev­ginin bir tezahürü olacağını ilâve etraiş-tir.

Profeisör Gökay sözlerine devamla Gaa-jm Miıyük mileltine, Ta.gore'nin büyük evlâıtlarma latanlbcıl şelıri evlâtlarının selâmlarını göndermesini Hindistan Or-Ita Elçisinden Rica etmiştir. Vali Profesör G-ökay'ın konuşmasından sonra İnönü ve Niliiferhatun ilkokııila-n adına konuşan iki öğrenci Mohini'nin Türk çocuklarının' kalplerinde daima ya­sayacağımsöylemişler ve yüreklerininimage001.giftaze ve berrak sevgileri ile Boğaziçi kı­yılarından Hintli kardeşlerine ve TNTehru amcalarına teşekikür ferinin iblâğını Hin­distan Orta Elçisinden rica etmişlerdir. Daha sonra Matemi, küçüik öğrenci kit­lesinin refakatinde Taıksiıra'e g-etirilnıiş ve Cumhuriyet Anıtına üzerinde «Hint çocuklarımdan Türk çocuklarına Hohini eli İle sevgiler yazılı bir çelenk konul­muştur.

Mofhini miltaakılben Spor ve Sergi Sara­yındaki Sümeıfbarik Papyonunda kendi­line tahsis edilen Özel dairesine götürül­müştür.

Yaıvru fil bugünden itibaren göçmen ço­cukları menfaatine 25 kuruş mukatoilin-dehalkateşhiredüeciektir.

— Aıtina 3

Dün vuıkulbuılan şiddetli tıir bora yüzün­den Hellmikots hava alanında bir çok hangar ve 13 Yunan ve Amerikan uçağı hasara uğramıştır.

Bunun neticesi olarak hava s ey rüs afer­lerinde bazı karışıklıklar meydana gel-mlşs ede yarın norma! seferlere başla­nacaktır.

27 Aralık 1950

— Ankara:

Başbakanlık İstatistik Genel Müdürlü­ğünden bildirilmiştir:

Kasım 1950 ithalât ve ihracatının miktar ve kıymetleri bir evvelki ay ve bir yıl evvelki aynı ayla mukayeseli olarak aşağıda gösterilmiştir:

Geceyi Ülkü istasyonunda geçiren Cum­hurbaşkanımız Celâl Bayar yanında iş­letmeler Bakanı Muhlis Ete ile Ankara, Milletvekili Mümtaz Faik Fenik ve Ma­nisa Milletvekili Kâzım Taşkent olduğu halde saat 9 da Karabük'e geldi. Cumhurbaşkanımız Zonguldak trenine bağlanan vagonla dün akşam Ankara-rfan hareketinden itibaren her istasyon­da halk toplulukları tarafından selâmla­nıyordu. Bilhassa Elmadağ'ında, Irmak, ta, ve Çankırı'da çok hararetli tezahür­ler oldu. Trenin istasyonlarda tevakku­fu esnasında Cumhurbaşkanımız halkla samimî görüşmeler yapıyordu. Zonguldak treni Cumhurbaşkanımızın vagonunu gece 5,30 da "Ülkü istasyonun­da bırakmıştı. Bu sabah Cumhurbaşka­nımızı Ülkü istasyonunda Zonguldak Valisi Scfaettin Karanakçı İle Demok­rat Parti Zonguldak BÖtge Müfettişi tzmıir Milletvekili Osman Kapanı, Zon­guldak Milletvekilleri, Demokrat Parti il Başkanı Ereğli İşletmesi Genel Mü­dürü vs Karabük işletme Müdürü se­lâmladılar.

Cumhurbaşkanımız saat 9 da istasyonu dolduran kalabalık bir halk kütlesinin alkışları arasında Karabük'e geldi. Ka­rabük'te Cumhurbaşkanımızı Safranbo­lu Kaymakamı Haşini Germiyanoğltt ile mülkî ve askerî erkân, Demokrat Parti Cumhurny&t Halk Partisi ve Millet Par­tisi temsilcileri, Zonguldak Maden işçi­leri Sendikasiyle Karabük demir ve çe­lik ağır sanayi işçileri sendikası mümes­silleri karşıladılar.

Cumhurbaşkanımız öğleye kadar fabri­kayı gpzdi. öğle yemeği fabrikanın da­vetlisi olarak sosyal binada yenildi.

— Ankara:

Atatürk'ün Ankara'ya ayak basışının yıldönümü, bugün Ankara'da törenle kutlanmıştır. Ankara Kulübü üyeleri, bu mutlu yıldönümü münasebetiyle büyük

bir gösteri yapmışlardır. Öğleden sonra önde, içinde Atatürk'ün bir heykeli "bu­lunan açık otomobili mütaakıp mili! kı­yafetiyle elliye yakra atlı, bayraklar ve davul-zuroa ile Dikmen'den şehre doğru yola çıkmışlardır. Yolda, Ankara Millet­vekilleri, Belediye Başkanı Atıf Bender-lloğlu ve yüzlerce Ankaralı bu atlılara yaya olarak katılmışlardır. Kafile Ulus meydanına doğru yol alırken, muhtelif kategoriler üzerinden 15 inci Atatrük koşusu yapılmıştır.

— Ankara:

Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 31 inci yıldönümü bugün başkentte hararetli bir şekilde kutlanmıştı.

Bu münasebetle sabahın erken saatle-rinâea itibaren bayraklarla süslenmiş Ankara'da çeşitli törenler tertip edilmiş, Atatürk anıtları ile geçici kajbre Anka­ralılar tarafından buket ve çelenkler ko­nulmuştur. Dikmen'de başlıyarak Sa-manpazarı'nda sona erea Ankara Efele­rinin göster il ern İd en sonra saat 17 de Halkevînde Beledtiye tarafından bir an­ma töreni tertip edilmiştir.

Büyük Millet Meclisi Başka-nı Refik Ko-raltan, bazı Milletvekilleri, C. H. P. Ge­nel Sekreteri Kasım Gülek ve kalabalık bir halk kütlesinin hazır bulunduğu tö­rene İstiklâl Marşiyle başlanmış daha sonra kürsüye gelen Ankara Belediye Baışkani Atıf Ben'derKoğlu, hazır bulu­nanları Atatürk'ün aziz ruhunu tazia iğin iki dakikalık bir saygı duruşuna davet etmiştir.

Taz'üm vakfesinden sonra Âtııf Benderli-oğlu ile tarihçi Enver BehnanŞapolyo Atatürk'ünAnkara'yagelişinitasvir eden birer konuşma yapmışlardır. Daha sonra Atatürk ve Ankara adlı bir şiir okunmuş ve millî oyunlar ile piyes­ler oynanarak törene son verilıriiştir. Diğer taraftan Ankara Kulübü de aynı saatte Dil, Tarih Coğrafya Fakültesinde bir tören tertip etmiş bululuyordu. Bu mutlu gün münasebetiyle akşarn da tenvirat yapılmıştır.

—-İstanbul:

Millî Türk Talebe Birliği Edebiyat Der­neğinin tertip ettiği Mehmet Akif'i an-

ma töreni bug^in saat 15 te Eminönü halkevi konferans salonunda yapılmış Kalabalık bir gençlik ve dinleyici kütle­sinin hazır bulunduğu toplantıya bir ağızdan söylenen istiklâl Marşı ile baş­lanmış ve dernek başkanı tarafından Is-tiklâl Marşı şairinin hayatına ait konuş­madan sonra Edebiyat Fakültesi Do­çentlerinden Mehmet Kaplan «Akifin edebi değeri» ve Nurettin Topçu da «A-kifin dinî ve felsefi cepheleri» adh birer hitabede bulunmuşlardır.

Toplantıya Mehmet Akif'in şiirlerinin okunması ile son verilmiştir.

— istanbul:

Atatürk koşusu 'bugün öğleden sonra iki kategori üzerinden yapılmıştır. Birinci kategori arasındaki koşuya 83 üncü ka­tegori arasındaki koşuya â3 atlı iştirak etmişüir.

Birinci kajtegori arasında yapılan koşu­da Galatasaray'dan Cihat Önel 20,57,4 ile birinci. Defterdar'dan Ferhat Barış 21,32,7 ile ikinci, Karagücü'nden Ali Dungun üçüncü oliinuşlandır. Ta(k:lm tas­nifinde de Galatasaray birinciliği, Tekel Mnciliği Karaıgüoti de üçünıoüîüğlü ka­zanmışlardır.

Üçüncü kategoride Fenerbahçe'den Edip Yalırgav birinci, Beyoğlu Spor'dan La-miridis ikinci, Beşiktaş'tan Tuncay Sö-zer üçüncü olmuşlardır. Üçüncü kategori takım tasnifinde de Fenerıbalıçe birindi, Beyoğlu :Spor ilkinci, Beşiktaş B. takımı üçüncü olmuştur. Koşulara Beden Terbiyesi binası Önün­den başlanmış, birinci kateg-ori koşusu Takslm'le Hürriyet tepesi, üçüncü kate­gori Taksim'le Bömonti arasında yapıl­mıştır.

—Ankara:

Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 31 İnci yıldönümü öolayısiyle Ankara Kulübü bu akşam saat 21 de Ankara Palas sa­lonlarında bir Atatürk gecesi tertip et­miştir. tçişlert Bakanı Rüknettin Nasuhioğlu Ulaştırma Bakanı Seyti Kurtbek, Mec­lis Başkan vekillerinden Balıkesir Mil­letvekili Sıtkı Yırcalı, Milletvekilleri, Ankara Valisi Necati İlter, Belediye Âtif Eendevllıoğlu ve segkin bir davetli Kütlesinin hazır bulunduğu top­lantı geç vakitlere kadar samimî bir ha­va ıiç-nde devam etmiştir. Ankara Palas salonunun bir köşesinde Niğde Milletvekili Nuri Yurdakul tara­fından tertip edilen Atatürk'ün zatî eş-yasıoı havi miize bilhassa nazarı dikkati celbetmiş ve takdlirle karşılanınıtşır.

Müzenin tertibinde gösterilen büyük hassasiyet ye şimdiye kadar ilk defa bu-lunsn usul ayrı bir hususiyet yaratmış-

Camlı doiapiar İçinde teşhir edilen bu zat! eşyanm kullanıldığı günlere ait A-tatürk'ü-n resimlerini görmek mümkün ve resimlerin ifade ettikleri hâdiselere ait Mr cümle veya vecizenin basılan Jıir düğme sayesinde Atatürk'ün kendi ses­lerinden dinlenebilmesi de kabil olmak­tadır.

28 Aralsk 1950

—Ankara ;

Püyük Türk Filozofu Faraibî'nin binin­ci ölüm yıldönümü münasejbeltyile An­akara Üniversitesi Dil ve Tarih-Ooğraîfya Fakültesinde 29 Aralık 1S5Ö Cuma günü saat İT de bir anma töreni yapıla ;:akitir. Bu törende Fakülte Dekanıma açış ko­nuşmacından sonra Ord. Prof. Şemset­tin Günaltaiy, fitosofun şahsiyeti ve is­lâm dünyası tefekküründe rolü, Kontser-vatuvar adına Mesut Cemil Tel müzis­yen cephesi, Prof. Necati Aıköler modern felsefe ile münasebeti hakkında birer konuşma yapacaklardır.

—Karabük i

Cumihuiibaşkanı Celal B?yar ve berabe­rindekiler dün saat 23.30 da halkın sev­gi, tezahürleri ve alkışları arasında Kı-r.klkale'ye müteveccihen Karabük'ten terenle ayrıldılar.

Cum3uınbaşkanımızı garda Zonguldak Valisi Safaed'din Karanakçı, Ereği; iş­letme Genel Müdürü Yusuf Gürata, Zon­guldak Belediye Başkanı Halkkı HİÎ&Icı, Karalbük Demir ve Çelik Fabrikaları Müdürü Ömer liitfi Eilkan, Karalbük İSeiediye Başkanı Tarık As, Karabük Bucak Müdürü, Garnizon KJo.nnitaiıı, iş­çi sendikalarımrümeskilleri ve binlerce

luılk uğurladılar. Cumhurbaşkanımız Celâl Eayar belediyeyi ziyaretleri esna­sında belediyenin hâtıra defterine şun­ları yazdılar :

«Bugün hayırlı bir işe şahit oldiik: Şeh­re su geCirilmesi. Öu hususta hismeL e-.d eni eri takıdir ve tetorifk ederim. Kara-JîÜk inkişaf halinde bîr şehmnizdir. Be-. lediyenşn mâneıvi şahBiyeltinde "bütün halkı muhafoeib'tlıe sel'âımlarm. Kenıdiileri-ne saadetler dilerimi.» Cwn(h.urîbaşkammızın Karabük'te bulun-du'kîan müidıdeit zarfında bütün kesafoa ve köyler bayram yamış, civardan akın akın heyetler gelmiştir. Şehir baştan basa donanmıştır. Demokrat Parti bina­sı ıgîibî CiülasT'iuıiörct Halik PaiiMsi ve Millet Partisi bunalan da bayraklarla ve elektriklerle süslenmişti.

—Anıkara;

TJnesco Türkiye Millî Kcmisyonu dör­düncü genel kurul toplantısı münasebe­tiyle bugün saat 18 de Dil, Tarih - Coğ­rafya Fatoültesinde bir konferans tertip edilmiştir.

TTnesco çalışmaları konusunda ilk ko­nuşmayı yapan Profesör Berker, Unes-co'nun kuruluşundan bugüne kadar ge­çen beş senelik müddet içinfle bu teşki­lâtın ne yaptığını ve çalışma mekaniz­masının nelerden ibaret olduğunu anlar­mış ve eğitim, bilim, kültür gibi üç ana kol üzerinde çalışmalar yapıldığı ve ga­yesinin bu yollardan insanlığa hizmet ve medeniyetin ilerleme ve gelişmesini mileltleraarsmda şünnullendiıtneye ça­lışmak olduğunu belirterek Unecso Teş­kilâtının kuruluşunu tenikit edenlere ve bu teşkilatın insanlar ar-asında kardeş­lik hinlerinin tessüsüne kâfi g-elemiyece-ği haKkmdaki fikirlere cevap vererek Goetlhe'nin şu sb"2leriyle konuşanasma ni­hayet vermiştir :

«Teşebbüs etmeh iıjin, ümit etmek, se­bat efmfik için demuvaffak olmak,Itt-

ıMütaakılben Profesör Bülent Nuri Esen. insan hakları konusunda bir konferans .vermiştir.

Profesör Esen, konferansına dinleyicile­rini selâmlamakla başlamış ve insan. hakları tâbirinin yeni olduğunu, eskiden fert halklarının mevzuruıbahiis edildiğini, hürriyet tflıMrinden neler anlaşılması lazım geldiğini, hürriyetin nasıl bir nimet olduğunu veinsanlığa neler sağladığını

Eöyfenıiş ve Amerika: Birieş'k DsiVktleri Başkanş müteveffa Rıoosevelt'İn bir or­du günü münatselbetiyle il"k defa ortaya attığı söz, vicdanı korkudan kuTİtufrma, sefaletten kurtulma gibi hürriyetlerin ana hatların:, belirtmiş ve bu hürriyet­lerin aaman ve zemin bakımından nasıl Ibîr mücadele neticesi teıRâmül ettirefoile-iblldiğini anlatmıştır.

'Bundan sonra Birleşmiş Milletler Beyan­namesinde ibelitilen ve Unesco Teşkilâtı­nın çalışmalarına esas olan insan bak­lan konulariyle Jlıg-ili izahlı fimler gös­terilmiş ve konferansa son verilmiştir.

— Ankara :

Cımıhuiibaşkanı Celâl Bayar, beraberle­rinde isletmeler BaJtanı Profesör Muh­lis Ete, Manisa Milletvekili Kâzım Taş-ikent, Ankara Milletvekili Mümtaz Fa­ik Fenik, Sümertoanlk Genel Müdürü Ce-vat Adıgün ve Kırıkkale'de (kendilerine mülâlki olan Amkara Vafai Necati îlter olduğu halde bugün saat 20.36 te Saun-sun-tfiay.darpaşa postasına bağlanan ö-zeî vagon la. riyle şehrimize dönmüşler­dir.

CumhU'ribaşkanı, ganda Büyük Millet Meclisi Başkanı Refife Koraltan, Başfea-kan Adnan Menderes, Devlet Bakanı B3.şb'-n.k sn Yaıdraıcıısı S^ımet Agaoğlu, Devlet Bakanı Fevzi Lüttfi Karaosman-oglu, Bakanlar, Genelkunmay Başkanı, Mileltvökillerj, Yargıtay Başkanı ve Yargıtay Başsa.vCiisı, Başbak'anlık Müs-ıteşarı, Basın-Yaym ve Turizm Genel [Müdürü, An&ara Belediye Başkanı ve Merlkez Koımutanı tarafından karşılan­mışlardır.

— Kırıkkale

Cumihuribaşkanımız Celâl Bayar'ın dün İKaralbük^te yanında işletmeler Balkanı MuMis Ete, D. P. Zonguldak Bölge Mü­fettişi izmir Milletvekili Osman Kapanî ve diğer milleıkv&k'İlleii olduğu halde Dei^ückraiî P.ar'ti ım'eFkeairii ziyaret esna-sıada halikla yapılan hasbıhalde bilhas­sa İşçi mevzuu ile ilgili memteket me­seleleri ve mahallî ihtiyaçlar gwüşül-mrfiş ve halk tem^lcülerl taraf ndan muh­telif dilefeierde bulunulmuştur.

İşletmeler Bakam Muhlis Ete, bahis tdüten nıelseM'er lhs!kık^oda g-eniş izabalt vei-miştlr. Bakanın verdiği izaha­ta göre, bütün ımamleketi alâka.dar eder feir mahiyet taşıyan meselelerde ve İş­çi ücretlerinin arttırılması bahsinde Hü-Iküımet halen tetkikler yapmaJktadır. Prensip itibariyle, daîıa ziyade zaman esasına müesses ücretten, prim esasına bağlı ücrete intikal bahis mevzuudur. Bu randımanı daüıa ziyade arttıracak /bir mahiyet arzetımektedir. Prim esası hem işveren, yanli Hükümet, hem de iş­çi için daha kârlı olacaktır. Bu mevzu halen bütün Süımeiibank mü­esses eleiindıe inceleniyor, iş yerlerinde daha fazla prim imikânı açılırsa, o yola da gidilecektir. Fakat bazı işler, matıi-y&tlerî itilbariyle prime müsait değildir. Bu takdirde de saat ve gün ücretleri imkân niıgbetinde aiıtltırılacaiktır. Her halde iş ücretlerinde esaslı bir revizyon yapılmaktadır ve î>udevamedecektir.

işletmeler Balkanı, İşletmelerde çalışan memurlara verilmekte olan, fevkalâde ve temetlbü ikramiye 1 erinin 'bu müesse­selerde çalışan devamlı işçilere de teş­mili için tedlbfirler alınmakta olduğunu h Dd İiım e İki icöi'ı:1. Yalnız bu bir kanun mevzuu olduğu için bu cihet 3460 No. lu kanunun İlıgiİi maddesinin tadülin'de de düşünülmüştür.

İşçilere ev temini için de gerekli ted­bîrler düşünülmektedir. Her bakımdan ehemmiyetli olan bu dâvanın halli ba&ı-Sİnde, yeni seneden itibaren, yeni bir yola ginilımeTî üzeredir. Yer yer işçi mesken kooperatifleri kurularak, işçi evlerinin böylece muhtelif yollardan, yardım ve kredi temini suretiyle daha 'kolay dalha süratli ve daha ucuza yapıl-ıması mümkün olaMleceMir, işletmeler Bakanı MuBılİs Elte'den sonra SÖ2 alan D, P. Zonguldak bölge Müfet­tişi îznıir Milletvekili Osman Kapanı de, işçiye we işçi haklarına temas eden nok­taların yerine getirileceğini, parti ve Hükümet programımda yer almış bulu­nan ücretli hafta tatili meselesinin ya-ikında halli için icap eden tedbirlerin a-lınımaletaolduğunu bildirmiştir.

— Istanlbul :

1931 yılı toaşınida şehrimizde toplanacak olan MiÜBtesrikler Kongresinekatılacak

yabancı âlimlerin Tür>ld|ye'yi ziyaretleri sırasmda lâzımgelen bütün kolaylıkla­rın gösterilmesi için Devlet Denizyolları İdaresince gerekli tedbirler alınmıştı. Bu arada yurdumuza vapurla gelecek olan misafirlere Denizyolları gemilerin­de tenzilatlı tarife tatibifc edilecelktlr.

2» Aralık 1950

— İstantoul :

B-üyük Gilgin Farabî'Bin 1000 inci ölüm yıldönümü mü nasefb eltiyle bugün saat 114 te îstanfbul Üniversitesi Fen Fakül­tesi Konferans Salonunda bir anma tö­reniyapılını ştır.

Vali ve Belediye Başkanı Prof. GÖkay, Üniversite profesörleri, doçentler ve ka­labalık bir öğrenci kütlesinin hazır bu­lunduğu töreni Rektör adına Hnlk.uk Fa­kültesi Dekanı Or.d. Prof, Mdtımed Bil­gisin açmıştır. Müt&akıîben söz alan Prof. Mükrimin- Halil ve Prof. Hilmi Ziya Ülken, Faralbî'miin hayatı hakkın­da az malûmat asahip olduğumuzu be-lirtımiş ve âlimin yaşadığı asrı siyaset, medeniyet ve ilim foajkımmtian tahlil et­mişleridir.

Prof. Ülken, Faralbl'ni» İslâm aleminin en büyük mütefekkiri olduğunu, ken­dinden sonra gelen filozoflarda derin tesirler bıraktığını ve onu inkâr edenle­rin bile Faralbi'nin tesiri altında kaldık­larını »Öylemdşitar.

Profesör mütaakılben Farabî'nin uydur­ma ilimlere şiddetle hıüıeum dbtlğiui' ve bunların nakükî felsefie ilıe alâkası olma­dığına katiyetle İnandığmı (belirtmiştir. iDalıa sonra Profesör AlbdülhaJk Kemai Yörük, Prof. Zekli Veüdi Toğan ve Prof. Süheyl Ünver söa almışlar ve Faralbî'-nin islâm âleminde-kî Öneımli rolünü te-ıbarüz ettirmişleridir.

—Ankara :

Haber aldığımıza göre, gerek memleke­timizin gerekse Balkanların hiçbir ye­rinde şimdiye kadar kaydedilmemiş 'bü­yüklükteki bir parti tütün satışı bugün Ankara'da yapılmıştır. Mlvakj memleketimizle daima iyd mü­nasebetler tesis etmiş olan "Ehe Ame-rican Tabacoo Cormpany'ran Umum Mü­dürü Orfeo Bakısalis bugün Anlkara'ya gelerekEkonomi ve TicaretBakanı Zülıtü Veliıbeşe'ıyi ziyaret etmiş ve Ba­kanlıkta alakadarların iştirakiyle yapı­lan ve üç saat kadar süren nmizaikereler sonunda senbest Amıeriikan doları ile 45 milyon liralık tültün satılmıştır. Bu tütünler EJge ve Samsun bölgeleri menşeli olup destekleme mevzuu olarak alınan mallarıdır.

Bu muazzam tütün stokunun Amerika'­ya satılması münasebetiyle bugün Ana­dolu Ku!ıüıbünıde Ekonomi ve Tieareit Ba­kanı Zriünıtü Velifoeşe tarafından Bay Baklsalis şerefine [bir öğle yemeği veril-ımiş ve bu yremekte Devlet Balkanı Fey­zi Lütfi Karaosmanoğlu ile alâkalı Ba­kanlıklar ileri gelenleni iıazır bulunmuş­tur.

Bu akşamki trenle Ajı'kara'dajı ayrıla­cak olan Bay Baksalis izmir'i aiyaret edeceik ve temsil etitiği büyük Amerikan firmasının öMimüzdek'i kampanyada ala­cağı faal rolün esaslarının tesöit ede-cedttirı

—AnTtara :

Büyüü. Türk Mütefekkini Farabi'nîn Ö-lünviinüiı bininci yılidönünıü münasebe­tiyle Aükara Üniversitesi Dil ve Tarîh-Coğrafya Fakültesi Konferans Salonun­da, bugün saat 17 de bir aıurna töreni tertip edilmiştür.

(Bazı milelıtvekillerH ve Falkülte profe­sörleriyle ilion adamlarının, Üniiversite ^ençii|:inin ve seçkin bir halk ılt'istlesinln katıldığa bu töreni Fakülte Dekanı bir konuşma ile açmış, mütaa4ut>en Ord-ıProf. Şemsettin GÜnaltay ve Radyoevi Müdürü Mesut Cemil Tel söz alarak, Fa-ralbî'nün yaşadığı devrin siyasal, sosyai ve kültürel durumunu izah .etmiş ve Ibüyük filozofun bu de!ta>r içersinde çev­resi ile elan ilgisini ve dünya çapındaki şölıre,tirii beliritmiş, hayatıödan, edöbî ş aidiyet i nüen, felsefesinden ve musiki­sindenhayranlıkla bahsetmişlerdir.

—fetanibul :

Yaz aylarında şehrimizi ziyaret etmiş olan tanınmış Fransız edilbi Türk dostu. M. V. Claulde Farrere, Birleşmiş Millet­ler emrinde Korece savaşan Tünk Bir­liğinin gösterdiği kahramanlık dolayı-siyle duyduğu lûsleri, İstanbul Valisi Prof. GöTkaıy'a gönderdiği bir mektupta şöyle ifade etmektedir :

Kore'ye gönderilmiş olan Türk Tugayı­nın en haşmetli şecaat destanım yarata­rak bütün dünya üe Birleşmiş Milletler ordusuna bir şöhaanet örneği veıdlğlni ilân aden Jıaiberseri işittiğim zaman duy-duğ-um derin sevinç ve gururu Mldinme-yi bir vacibe saydım.

Aynı zaımanda bu husustaki sevincime, in akranlığım a ve tessürlerime bütün ®V?nlsa'n'-iı da iştirak eiüt'igrinl belirtmek isterim. Şirin Anadoluruuzun uzağında Ibulunan er maydanınlda şehit -düşen mağrur TüvJc evlâtlarının düşüncesi ile kalbimin kanadığını ilâve edenken asil Türkiye'ye derin 'bağlılığımla birl'jkte en sıcak duygulanım tekM eder, saygı hisleriımin Kabulünü rica ederim.

30 AanaD* 195Ö

—ı Istarnbul :

Birleşmiş Milletler Sağlık Teşkilâtının Sultan Atameö Veremi Dispanserinde ae-mış olduğu verem mücadele doktoru ye­tiştiren üçüncü devre kursu bugün sona erimiştir.

Verenn mücadele kısmma iştirak eden 32 ı-i-IkDoru bugünden iltilbaren. geldik­leri bölgelere döneceklerdir.

— Ankara :i

Bugün Ii9 Mayıs Stadyumunda Tlirk-Yıun.an oııdU' takımları arasında yapılan futbol maçı lıaftaıyiıinmda, Fransız Sa-TOinma Bakanlığınm 1Ö49 - 1950 yılla-rınöa orduterarsı beynelmilel atletisin nıüısalbalk'alarında dört birincilik ve üc iK'ıiicJLirlk Ikazanan kryımetli aittetıimiz OsmanCtaşgül'egönderdiği madalya, Milli Saıvunma Bakanı Refik Şevket in­ce tarafımdan Ooşgül'e verilmiştir, Os­man CSoşgül, madalyayı aldıktan sonıa iıalkm alkışlan arasında stadda bir şe-r^î turu

—Ankara :

Türk-YTinaıı ondu takımları bugün 19 Mayıs Stadyumunda, kapalı bir havada, S.0O0 seyirci önünde karşılaştılar.

İBirSn-ci devreyi 5-0 Mtiren Türık takımı 'jTi'a'2'.7-0 ksiSsnoıaya muvaffak oîdu.

—'Konya :

'Konya Müzesi Asistanı Mehımet Ön'der Ibugıün Ana:dolu Ajansı Muhalb'irine fîf-lâtuıı'ıın mezarı hakkında şunları söyle­miştir ;

Eflâitun'un mezai'inın Konya'da bulun­duğuna dair malûmat veren en aşağı onbeş yajsraa v,e basma eseri İnceledim. Bu eserlerde Eflatun'un mezarının Kon­ya'da bulunduğu yasImaMtadır. Bu eser­lere g&r.e E^latun'un mezarının bulun-idıuğu' bina 1950 yılımda dünamitle atıl­mış ve oradaflü 'mezar taşları «Üçlere mezarlığına nakledilmıiŞtir. Bu sebeple, mezar taşlarının birisi mezkûr mezarlık­ta bulunmuştur. Mezar taşının üzerin-deiki Uâtince ibareyi tercümıe ettirmek üzere Ankara'dan bir ekîp istettim. Eflalun'un mezarının Konya'da bulun­duğu kanaatindeyim. Zira, şehrin bir çdOü sl-i'l kayıltılarında «Eflâtun nıa1-iıallesi» isnni geçer. Bundan başka Bey­şehir'deki Hitit âlbidesine de İmik ara­sımda «Eflatun çeşmesi» deüilmeflîitedir. ıBuMar da gösteriyor ki, Eflaıtun'un me-zarınnı Konya'da olması lâzımdır.

Bu sebeplerle, işgaliye resmi baklandaki maruzatın yeniden gözden geçiril­mesi, Milletlerarası esaslara uygun bir şekilde düzenlenmesi ve tarifelerin ba-ksnlık tasdikinden geçirilmesi lâzım geldiğine kanaat getirdik. Bu mesele üze­rinde İçişleri Bakanlığıyla beraber çalışmalarımız vardır. Yakında kanun ta­sarılarını yüksek huzurunuz sunacağız.

Soru sahibi Atıf Topaloğlu, bu işin biran önce yapılması temennisinde bulun­muştur.

Diyarbakır Milletvekili Nazım Önen'in son sayıma göre, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinude mecburi tahsile tabi kaç çocuk bulunduğuna ve bu bölgelerdeki ilkokulsayısına dair Millî Eğitim Bakanlığından sözlü sorusu,Millî Eğitim Bakanı tarafından cevaplandırılmıştır. Millî Eğitim Bakanı, cevabında şöyle demiştir:

Muhterem arkadaşlar, son 1950 yılında yapılan sayıma göre, Doğu ve Güney Doğu 'da bulunan İS ilimizin şehir ve kasabalarında 87.645, köylerinde 400.218 okuma çağında çocuk vardır.

Bu çocuklardan şehir ve kasabalarda 37.545 e mukabil 50.399 köylerde 450.218'e mukabil 167.296'si okumaktadır.

Bu duruma göre şehir ve kasabalarda 37.246, köylerde 232.922 çocuk okuldan mahrumdur. Bu 18 ilin şehir ve kasabalarda 223, köylerde 1891 öğretmeni! ve 1023 eğitmenli olmak üzere 2914 okul vardır.

Tahsil dışında kalan çocuklarımızın okula kavuşturulabilmesi için bu 18 ilin şehir ve kasabalarında 11S okula, nüfusları 250'den yukarı olan köyler için 2041 okula ve nüfusları 250'den az olan ve ortalama üç köy için bir bölge oku­lu hesabiyle 1582 okula, yani köyler için 3613 köy okuluna İhtiyaç vardır. Eğer teklif etmiş olduğumuz bütçede derpiş edilen Ödenek yüksek meclisçe temin edilecek olursa Önümüzdeki yıl bilhassa doğu bölgesinde 300'e yakın okul yapmak imkânım bulacağımızı arzederim. (soldan bravo sesleri) Bakandan sonra kürsüye gelen soru sahibi, Doğu illerinin her sahada kalkın­maya muhtaç olduğunu söylemiş ve yeni hükümetin bu hususta lâzımgelen alâkayı göstereceğinden emin olduğunu beyan eylemiştir. Tekrar söz alan Millî Eğitim Bakanı şu açıklamayı yapmıştır:

Arkadaşlar, memleketi Şark, Garp gibi bölgelere ayırmak ve bunlar üzerinde ısrarla durmanın zararlı olduğuna inananlardanız. Amma, yine bu memleket­le uzun seneler ihmâl edilen bölgelerin mevcudiyetine de inanmaktayız. Ni­tekim, demin ifade ettiğim rakamlarda hakikaten bir hayli ihmâl edilmiş ol­duğu görülen bu illerimizle beraber ve meselâ isim vereyim: Ordu Vilâyetin­de bu durumdan daha kötü olan yerlerin mevcudiyetine de kani bulunmak-tayız.

Bu itibarla biz bu işi Şark, Garp diye kısımlara ayırmaktansa, bugüne kadar ihmâl edilmiş bölgelere dikkat nazarımızı teksif etmek yolundayız. Nitekim bütçemize koyacağımızinşaat bedelinin yüzdeyirmisini nisbetenbereketli olan yerlere, natamam binaların yapılmasına, daha doğrusu hani bir zamanlar zorla yapılıp da yıkılmağa mahkûm olan binaların tamir ve takviyesine, geri kalan yüzde sekseni de ihmal edilmiş bölgelerdeki okul binalarına tahsis ve sarfcdeceğiz. Bunu arzetmek isterim,(bravo sesleri ve alkışlar) Bundan sonra Danıştay'da açık bulunan üç üyelik için seçim yapılmış ve Ham-di Tanj, Emin Ahmet Kat, Arif Yazar Danıştay üyeliklerine seçilmişlerdir. Denizli eski Milletvekili Kemal Öncelin, Dilekçe Komisyonunun 23/11/1950 tarhilf haftalık karar cetvelindeki 2959 sayılı kararın Kamutay'da görüşülme­sine dair önergesi ve Dilekçe ve Sağlık Sosyal Yardım Komisyonlarının ra­porları okunmuş ve raporlar kabul edilmiştir.

Kars milletvekillerinin seçim tutanaklarının müzakeresi esnasında söz alan Erzurum Milletvekili Emrullah Nutku, Ordu Milletvekili Hamdi Şarlan, Kars. Milletvekili Abbas Çetin, Yozgat Milletvekili Avni Doğan, seçim tutanakları­nı kabul eden, Tutanakları İnceleme Komisyonunun raporunun kabulünü is­temişler. Seyhan Milletvekili Cezmi Türk, Tutanakları İncelme Komisyonu­nun metotsuz çalıştığını ileri sürmüş, komisyonun, seçim istatistiklerinden fay­dalanmasını istemiş, Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan da, mahallinde incele­meler yapılması, için raporun komisyona geri verilmesi fikrinde bulunmuştur. Neticede komisyon raporu oya sunulmuş ve Kars milletvekillerinin tutanak­ları kabul olunmuştur. Büyük Millet Meclisi Çarşamba günü toplanacaktır.

Büyük Millet Meclisinin 8 Aralık 1950 tarihindeki toplantısı :

Ankara : 8 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat onbeş'te Başkanvekillerinden Balıkesir Mil­letvekili Sıtkı Yırcah'nm başkanlığında toplanmıştır.

Oturum açılınca söz alan Zonguldak Milletvekili Muammer Alakant, harice sevkedüen askerî kıtalara tahsisat verilmesi hakkındaki kanunun, hariciye memurlarının mevkileri icabı verilen yüksek tahsisata benzeyen malî bir ka­nundan ibaret olduğunu belirtmiş ve demiştir ki:

«Bu kanunu kabul etmekle Büyük Millet Meclisi, ne Anayasada tadilat yap­mış, ne de hükümetin Anayasa mucibince mevcut olan vecibelerinde bir ten­zilde bulunmuştur.

Hatip, bu mütalâasının geçen oturum zabıtlarına geçmesini istemiştir. Seyhan Milletvekili Sinan TekeKoğlu'nun, Cumhurbaşkanlığı Köşkünde bu­lunan kimya laboratuvarı, kapalı manej, sığmak ile Kızılcahamam'daki Or­man Sarayı, Dolmabahçe Sarayı karşında yaptırılan stadyum sahasına katı­lan arazi ve millî sarayların teftişi neticesi hakkında başbakanlıktan sözlü so­rusu münasebetiyle konuşan başkanvekiîlerinden Bursa Milletvekili Hulusi Köymen, bu sorunun konusu itibariyle Büyük Millet Meclisi başkanlığını alâ­kadar ettiğini, bu itibarla sorunun Başkanlık Divanına tevcih edilmesi gerek­tiğini bildirmiştir. Sinan Tekelioğlu da sorusunun ayni şekilde başkanlığa ar-z edilme s ini istemiştir.

Çalışma Bakanı ve Bayındırlık Bakanvekili Hasan Polatkan, Şose ve Köprü­ler Kanununda görülen aksaklıkların düzeltilmesi için çalışıldığını, âdil esas­ları ihtiva etmeyen şimdiki yol vergisinin fakir vatandaşların sırtına yük ol­mayacak şekilde düzenlenmesi için, Maliye, İçişleri ve Bayındırlık bakanlık­larının müştereken hazırlıklar yaptıklarını söylemiştir.

Ayni soru münasebetiyle Ekonomi ve Ticaret Bakanı Zühtü Velibeşe de iza­hatta bulunmuş ve patates ihracının serbest olduğunu, bu işin daha ziyade tüccarı alâkadar ettiğini, bakanlığın buna müdahale edemeyeceğini, ziraat makinelerine verilen akaryakıt fiyatlarına inhisar edecek bir tenzilâtın yapıl­masına imkân olmadığını, akaryakıttan bir kuruş indirme yapıldığı takdirde bile bütçede iki milyon lira eksilme olacağını, bununla beraber bu hususta tetkikler yaptırmakta olduğunu söylemiş ve fena mahsul alan çiftçilerin borç­larına da temas ederek, bu gibilerin mevcut ahkâmdan istifade edeceklerini sÖKİerine ilâve etmiştir.

Soru sahibi Feyzi Boztepe verilen izahatı tatminkâr bulmamış ve bahsedilen tedbirlerin bir an evvel alınmasını istemiştir.

Siirt Milletvekili Baki Erdem'in, pasaporsuz ve kaçak olarak memleketimizi terkeden vatandaşların geri dönmeleri hakkında ne düşünüldüğüne dair söz­lü sorusu İçişleri Bakanı tarafından cevaplandırılmıştır. İçişleri Bakanı Rük-nettin Nasuhioğlu bu mevzuda şunları söylemiştir:

«Memleketimizi kaçak ve pasaportsuz olark terkedenlerin geri dönmeleri hak­kında seyrüsefer talimatnamesi tatbik edilir. Bu talimatnameye göre, yaban­cı ülkelerde bulunan pasaportsuz vatandaşlar, oradaki konsolosluklarımıza müracaat ederler ve yurda dönmek için bir beyanname doldururlar. Bu be­yanname İçişleri Bakanlığına gönderilir. İçişleri Bakanlığı beyannameyi ince­ler ve o şahıs hakkında tahkikat yapar. Tahkikat müsbet netice verirse mez­kûr şahsın Türkiye'ye gelmesine müsaade edilir. Bu hususta zaten Dışişleri Bakanlığımız vasıtasiyle konsolosluklarımıza da talimat verilmiştir. Diğer ta­raftan, memlekete dönecek olan vatandaşın Af Kanunundan istifade etmesi de Adalet Bakanlığını alâkadar eden bir meseledir. Adalet Bakanlığı, yurda dönen bu vatandaşın aftan istifade edip etmiyeceğini tayin eder. Bunun hari­sinde bir muamele yapmak mevzuatımıza uygun değildir.»

Çorum Milletvekili Ahmet Başibüyük'ün Sümerbank fabrikalarında imal olu­nan pamuklu mensucat ve iplik ile bazı cins saçların satış şekli ve fiyatları hakkında İsletmeler Bakanlığından sözlü sualine cevap veren İşletmeler Ba­kanı Profesör Muhlis Ete hulâsa olarak şöyle demiştir:

«İktidara geçtikten sonra Sümerbank müesseselerinde 96 milyon liralık bir borçla karşılaştık. Hükümet bütçesinde de bunun için bir yardım yoktur. Ke­za Sümerbank'm işletmelerini çalıştıracak işletme sermayesi de kalmamıştır. Tesis sermayesi noksandır. Elimizde 80 milyon küsur dokuma ve 30 milyon stok vardı. Elimizdeki bu muazzam stokun tasfiyesi cihetine gittik. Fiyatlar bugünkü derecede yüksek değildi. Hatta piyasada bir durgunluk vardı. Eli­mizdeki stoku eritemiyorduk. Yapılacak şey, toptancı kârının tenzili ile satıl­ması idi. Büyük mikyasta mal alan tüccara yüzde 2,5 ve 5,5 nisbetinde tenzi­lâtlı satış yapmaya başladık. Soru sahibi, hükümetin bu yol mevzuunda çok hassas davranmasını ve yol in­şaatına daha fazla ehemmiyet vermesini istemiştir.

Zonguldak Milletvekili Suat Başol'un Zonguldak Etibank Ereğli Kömürleri İsletmesinin Kömür- İşçileri Sendikasında muhtelif yıllarda vukubuan suisti-maller hakkında Çalışma Bakanlığından sözlü sorusuna cevap veren Bakan Hasan Polatkan şöyle demiştir:

12724 üyesi bulunan Zonguldak Maden işçileri Sendikasında bazı yolsuzluk­lar yapıldığı hakkında bakanlığımıza Haziran ayında ihbar yapıldı. Bu ihbar üzerine Sendikalar Kanununun 11 inci maddesine dayanarak, bilcümle mua­mele, hesap ve kayıtlar, müfettişlerimiz tarafından tehkike tabi tutuldu. Bu teftiş sonunda, sendikadaki büro memurlarından altısının kayıtları tahrif et­tiği, gizli makbuz kullandığı ve zimmetlerine sekiz küsur bin lira geçirdikleri anlaşıldı ve bu memurlar, işlerine son verilerek Cumhuriyet Savcılığına tevdi edildi. Keza idare heyetinin sendika tüzüğünü yanlış anlaması yüzünden sen­dikanın 109 bin lira zarara maruz kaldığı anlaşıldı ve bu durum karşısında yi­ne kanunî maddenin hükümlerine göre sendikaya bir kayyum tayin ettiril­mesi için mahkemeye müracaat olundu. Sendikaların bu suistimallerini önle­mek için, bu teşekküllerini murakabe etmekteyiz ve bu murakabe sağlanır­ken sendika hürriyetinin hiçbir surette haleldar edilmediğine inanıyoruz.» Soru sahibi, seçimler arifesinde, eski iktidar tarafıdan sendikaya verilen 70 bin lira ile 201 bin metre kaput bezinin işçilere tevzi edilip edilmediğini sor­muş ve mezkûr sendikada şimdiye kadar yapılan suistimalleri teker teker açıklayacağını ifade etmiştir.

Kordiplamatiğin benzin vergisinden muafiyetini tazammun eden, yol işleri için benzinden alınacak vergi hakkındaki 5336 sayılı kanuna ek kanun tasarısının birinci müzakeresinde söz alan Gümrük ve Tekel Bakanı Nuri Özsan'la Ma­liye Bakanı Halil Ayan, ileri sürülen itirazlara karşılık verdikleri cevapta, tasarının bizde alman benzin vergisiyle bir alâkası olmadığını belirtmişler ve Milletlerarası bir hukuk nizamına uyularak, kordiplomatiğe ait motörlerm-bezenlerden vergi almmiyacağmı bu tasarının kanun haline getirileceğini söy­lemişlerdir. Neticede tasarının birinci müzakeresi tamamlanmıştır.

Sanayi ve ticarette iş teftişi hakkındaki 81 numaralı Milletlerarası Çalışma Sözleşmesinin onanması hakkındaki kanun tasarısının birinci görüşülmesi de bugünkü meclis toplantısında yapılmıştır.

Meclisin bugünkü toplantısında içtüzük gereğince bir defa görüşülecek işler meyanmda İstanbul Milletvekili Sani Yaver'in, yeniden bastırılacak para, pul, tahvil, çek ve sair bilûmum evrak ve madenî paralar üzerine resim ve remiz­ler hakkında kanun teklifi ve Maliye Komisyonu raporu, Karayolları Genel Müdürlüğü 1950 yılı Bütçe Kanununa bağlı (a) ve (r) işa­retli cetvellerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı ve Bütçe Ko­misyonu raporu,-

Antalya eski Milletvekili Niyazi Aksu'nun, Dilekçe Komisyonunun 9/2/1949 tarihli haftalık karar cetvelindeki 1751 sayık kararın görüşülmesine dair öner-.gesi ve Dilekçe Komisyonu raporu, Muğla Milletvekli Nuri Özsan'm Dilekçe Komisyonunun 13/5/1949 tarihli haf­talık karar cetvelindeki 2271 sayılı kararın Kamutayda görüşülmesine dair önergesi ve Dilekçe Komisyonu raporu, Kars eski Milletvekili Akit' Eyidoğan ve Seyhan Milletvekili Sinan Tekelioğlu' nun 25/8/1947 tarihli haftalık karar cetvelindeki 466 sayılı kararın Kamutay­da görüşülmesine dair önergeleri ve Dilekçe Maliye ve Bütçe Komisyonları raporları, Samsun eski Milletvekili Hüsnü Çakır'm, Dilekçe Komisyonunun 30/5/1949 tarihli haftalık karar cetvelindeki 2332 sayılı kararın Kamutayda görüşülme­sine dair önergesi ve Dilekçe Komisyonu raporu,

Urfa eski Milletvekili Atalay Akm'm, Dilekçe Komisyonunun 20/6/1948 ta­rihli haftalık karar cetvelindeki 1214 sayılı kararın Kamutayda görüşülmesine dair önergesi ve Dilekçe Komisyonu raporu, Kabul edilmiştir.

İkinci defa görüşülen işler meyanmda Milletlerarası Telekomünikasyon Söz­leşmesiyle buna bağlı protokollerin onanması hakkında 5450 sayılı kanuna ek kanun tasarısı ve Ulaştırma Komisyonu raporu kabul edilmiştir. Devlet Demiryolları ve Limanları Idarei Umumiyesinin teşkilât ve vazifele­rine dair olan 1042 sayılı kanunla bu kanunun ek ve tadillerinde değişiklik yapılmasına ve bu kanuna yeni bazı hükümler eklenmesine dair olan 4577 sa­yılı kanunun 4 üncümaddesinin değiştirilmesihakkında kanuntasarısı ve Ulaştırma ve BütçeKomisyonları raporları ikinci defagörüşülerek kanun-laştaılmıştır. Meclis Pazartesi günü toplanacaktır.

Büyük Millet Meclisinin 11 Aralık 1950 tarihindeki toplantısı :

Ankara : 11 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Büyük Millet Meclisi Başkanı İçel Mil­letvekili Refik Koraltan'ın başkanlığında toplanmıştır.

Konya Milletvekili Himmet Ölçmenin Karayolları Genel Müdürlüğünün ku­ruluş ve görevleri hakkındaki 5539 sayılı kanunun kifayetine dair sorusuna Çalışma Bakanı ve Bayındırlık Bakam Vekili Hasan Polatkan cevap vermiştir. Bakan, adı geçen kanunun yalnız Devlet yollarının inşasını hedef tuttuğunu,, il ve köy yollarını derpiş etmediğini, noksanlarından dolayı memleket ihtiya­cını karşılamaktan uzak olan bu kanun yerine, yeni bir tasarının hazırlanmak­ta olduğunu kaydetmiş ve İzahatına devamla, karayolları teşkilâtında fazla memur bulunup bulunmadığının ve bu teşkilât için bir teftiş heyetinin fay­dalı olup olimyacağmm tetkik ettirilmekte olduğunu bildirmiştir.

Söz alan soru sahibi, yol dâvasının ehemmiyetine işaret etmiş ve eski iktidar zamanında işlern nüfuz esasına dayanılarak yaptırıldığını, tekniğin politika­ya âlet edildiğini ve bu yüzden teşkilâtta lüzumundan fazla personel bulun~söylemiştir.

Emniyet Konseyinin 25 Haziran 1950 tarihli ve 473 sayılı toplantısında almış olduğu kararın metnini bildirmekle şeref duyuyorum:)] Yani Emniyet Konseyininalmış olduğu kararıkâtibi umumî tebliğ ediyor, Kararı okuyorum:

"Genel Kurulun 21 Ekim 1949 tarihli kararma atfen Emniyet Konseyi Kon Cumhuriyeti Hükümetinin kanunî şekilde kurulmuş ve Birleşmiş Milletler*, Kore Muvakkat Komisyonunun kontrol ve memuriyet havzası altında bıılJ nan ve Kore ahalisinin meskûn bulunduğu bölgelerde fiilen kontrol ve hâld-i miyeti haiz bir hükümet olarak tanındığına ve hükümetin Birleşmiş Milletlfli Muvakkat Komisyonunun nezareti altında Kore'nin o kısım ahalisinin sertell ve meşru seçimlere dayanarak kurulmuş yegâne hükümet olduğuna aza devi letlerin Kore'nin mutlak istiklâli ve birliğini meydana getirmek için Birleşiri! Milletlerin başarmak istediği netcelere karşı tevessül edilecek hareketler™ doğacak neticeler hakkındaki genel kurulun 12 Aralık 1948 ve 21 Ekim İM tarihinde okunan hülâsa mütalaatm Birleşmiş Milletler Kore Komisyonunu! raporunda zikredilmiş olduğu Kore Cumhuriyetinin ve Kore ahalisinin emr» yet ve selâmetini tehlikeye koyduğuna ve Kore'deki karışıklığın askeri nl hasamata yol açabileceğini ve Kere Cumhuriyetinin Şimalî Kore CumhJ yeti tarafından silâhlı bir taarruza maruz kaldığını derin bir endişe ile kayB der ve bu hareketin sulhu durdurmağa karar verdiğinden, Askerî harekâtın derhal durdurulmasiyle, Şimalî Kore'deki askerî kul! metlerin derhal 38 ncİ Arz Dairesine çekilmelerini şimalî Kore makanılaJ dan talep eder.

2—Kore makamlarına tebliği, Şimali Kore kuvvetlerinin 38inci Arz Dairesineçekilip çekilmediğin müşahedesi, Bu kararın tatbik edilip edilmemesinin iş'arı Birleşmiş Milletler K.onıis)l nundan,

3— Bu kararın tatbiki için Birleşmiş Milletlere her türlü yardımda bula
maları ve Şimalî Kore makamlarına ise yardımda bulunmaktan kaçınmak!
m, bütün aza devletlerden talep eder.» (soldan bravo sesleri, alkışlar)
Muhterem arkadaşlarım,

Münakaşa edilmekte olan mevzu konseyin böyle bir karar vermesi selâM]! var mıdır, yok mudur meselesidir. Sovyet tezi konseyin Birleşmiş Millel Anayasassmsn 43 ncü maddesi tatbik edilmediği takdirde böyle bir selatil haiz olmıyaeağma dairdir. Bunun aksi olan tez, 43 üncü maddede nıücstfl olarak Birleşmiş Milletler Anayasasının 42 inci maddesiiçin maUhütıallj

olduğu ve Birleşmiş Milletler, Anayasasının bütün maddeleriyle ve ruhAüye devletlere vaki olacak tecavüzü bertaraf etmek için her türlü yar bulunmaya davet etmeleri selâhiyetini haiz bulunduğuna dairdir. Biz y* bu iki tezi karşılaştırdığımız zaman bizim olmıyan tezin, yani Birleşmişi letler Konseyinin böyle bir davette bulunmaya selâhiyeti yoktur tezinin Bİ ya tarafından dermeyan edilmiş olduğunu ifade etmekle, hiçbir partiye vs I bir zata bir tarizde bulunmak maksadını gütmemiştik. Sadece iki tezin çan makta olduğunu ve bu iki tezden birisinin hür milletlerce kabul edilirna

tatbike konulmuş tez olduğunu, diğerinin ise bütün hareketleri kollek-tif em­niyetin muhafazasına mütedair olan bütün teşebbüs ve hareketleri mefluç bı­rakmak isteyen cephenin tezi olduğunu ifade etmekle iktifa etmiştik (soldan bravo sesleri, alkışlar)

İşi hissi unsurlardan temizlemek suretiyle sadece hukuki esaslar üzerinde dur­mak hakikaten faydalıdır. Bu itibarla konsey namma kâtibi umumî tarafından devletimize yapılmış olan müracaatın mahiyetini tahlil etmekle işe başlamak icabeder. Size, şimdi metnini okuduğum müracaatın mahiyeti hukukiyesi ne­dir? Bu müracaatın Birleşmiş Milletler Anayasasının hükümleri dahilinde onun muayyen maddelerine istinad ederek alınmış olan kararın tebliğinden mi ibarettir yoksa bu müracaat Birleşmiş Milletler şartının hükümleri dışında plâtonik olarak yapılmış bir müracaat ve tavsiyesinden mi ibarettir? Mesele­yi böylece ortaya koyduktan sonra mütalâalarımızı ilerletebiliriz. Konsey ka­rar verdim diyor ve bu kararı üye devletlere tebliğ ediyorum diyor. Biz bunu aldıktan sonra evvela hatırımıza gelen konseyin böyle bir karar almağa hak Ve selâhiyeti var mıdır, yok mudur meselesini tezekkür etmek oldu. Konseyin böyle bir karar almak hak ve selâhiyetinde olduğunu Birleşmiş Milletler Ana-yasasmm 7 inci bölümünün 39 uncu maddesinde bulduk. Birleşmiş Milletler Anayasasının 7 nci bölümünün 39 uncu maddesi Sayın Osman Bolükbaşı ar­kadaşımın burada izah ederken tavsiyelerde bulunur dedi, geçti. Halbuki yal­nız ondan ibaret değildir, tavsiyelerden sonra gelen hükümler de mevcuttur, i Şimdi okuyacağım, lütfen dikkatle dinlesinler, a Güvenlik Meclisi barışın teh­dit edildiğini, bozulduğunu veya bir saldırma fiilinin vukubulduğunu tesbit eder ve Milletlerarası barışın ve güvenliğin muhafazası veya yeniden tesisi için tavsiyelerde bulunr veya 41 ve 42 noi maddeler gereğince hangi tabirlerin alınacağım kararlaştırır, (soldan bravo sesleri, şiddetli alkışlar)

Arkadaşlar,

Güvenlik Meclisinin selâhiyeti sadece plâtonik tavsiyelerde bulunmaktan ibaret değildir. Güvenlik Meclisi namına çekilen telgrafın Birleşmiş Milletler Anayasası dışında çekilmiş bir telgraf olduğunu kabul etmeği bütün dünya­nın meseleyi telâkki ve kabul ediş tarzına göre gayri mümkün addetmek ica­beder. Şu halde Birleşmiş Milletler Anayasasının hangi hükmüne, hangi mad­desine istinad ederek bu müracaatın bize yazılmış olduğunu kabul etmek lâzımdır? Elbette 39 neu maddeye.

39 neu madde ne diyor, bir yerde güvenlik bozulursa, bir yerde sulh bozulur­sa, evvela orada güvenliğin, sulhun bozulduğunu tesbit eder. Güvenlik Kon­seyi sulh, falan yerde bozulmuştur der, tesbit eder ve karar verir. Ondan son­ra ne yapar? Tavsiyelerde bulunur. Daha sonra ne yapar? 40 ncı maddeye gö­re, geçici tedbirlere baş vurur. Bunlar kâfi gelmezse ne yapar? Pasif tedbirle­re baş vurur. Ondan sonra ne yapar? 42 nci maddenin tatbikini talep eder. Bu­radaki tabirler, bize yapılan müraeattaki tabirler, 42 nci maddenin ihtiva etti­ği tabirlerdir. 42 nci maddenin ihtiva ettiği tabirlere tekabül etmektedir. Ke­lime ile tekabül etmektedir, (soldan alkışlar) ve Güvenlik Konseyi bizden 42 inci maddenin tatbikini istemektedir. 42 inci maddenin 43 neü maddeye bağlı "ve 43 üncü madde tatbik edilmediği takdirde 42 inci madde tatbik edilemez. diye bir nazariye veya telâkkiye sapmak Birleşmiş Milletleri daha doğmadan-ölüme mahkûm etmek karar ve hükmünü vermekle tevemdir. Birleşmiş Mil­letlerin mevcudiyet mânası icabında silâhlı kuvvetlerle müdahale imkânına dayanır. Yoksa bir veto ile 43 üncü maddenin mefluç bırakılması ihtimali kar- . şısmda daima mâdura olduğunu kabul ettikten sonra Birleşmiş Milletler ca­miasına girmekte, oralarda emniyetimizi aramakta ne mâna olurdu, Osman BÖlükbaşı arkadaşımdan soruyorum?

Ahitl s-Tiize vefadan, sadakatten bahsediyorlar. Telgrafımızı çekeceğiz, ahit-lerimize sadikız diyeceğiz, ahitlerinizi ifa buyurun dedikleri takdirde, bizden bir şey yoktur diyeceğiz.

Arkadaşlar,

Ahde vefa sadece lâfızdan ibaret olsaydı ahde vefakâr olmak gibi bir meziyeti. dünyada hiç kimse başkasına kaptırmazdı, herkes ahdinde vefakâr olurdu-(soldan, bravo sesleri, sürekli alkışlar)

Birleşmiş Milletler Anayasa'si mucibince, tekrar edeyim arkadaşlar, bu mü­racaat 39 ncu maddeden başka bir maddeye istinad ettirilmemiştir ve bu mü­racaatı Birleşmiş Milletler şartı dışında yapılmış bir müracaat olarak kabul etmeğe imkân yoktur, o halde meseleyi konseyin selâhiyetleri dışında mütalâa etmeğe de imkân yoktur. O halde 39 ncu madde gereğince konseye verilmiş olan selâhiyetlere dayanarak 42 inci maddenin tatbiki istenmektedir. Hâdiseyi bu çerçeve dışında mütalâa etmek birtakım hukukî ince yollarla ve beyna­maz özrü ihdas ederek vecibelerden kaçmak olurdu, (şiddetli alkışlar.)

Muhterem arkadaşlar,

Şayet Yüksek Meclisimizi ve hükümetimizi Güvenlik Konseyinin vermiş ol­duğu kararı mefluç bırakmanın ihdas edeceği tehlikeleri görmemiş olsaydı,, şayet meclisiniz ve hükümetiniz akitlerden ve vecibelerden yaka sıyırmak yo­lunu aramış olsa idi, Osman Bölükbaşı'ya temin ederim, ki, onun kullandığı hukukî mütalâalardan daha incesini bulmak bizini için mümkün olurdu, (şid­detli alkışlar)

Arkadaşlar,

Şimdi Anayasa meselesine gelelim :

Bizim Anayasamızın 26 inci maddesine göre, bizi Anayasamızı ihlâl ederek bir kuvvet gönderdik, diye buraya getirmek ve Anayasamızı ihlâl etmiş bir hü­kümet haline düşürmek istiyorlar.

Arkadaşlarım, .

Anayasanın 26 ncı maddesi sarihtir. «Harp ilânı» diyor. Onun yanında «Har­be götüren herhangi bir hâdise ve muhasamat açmak» tabiri koyabilirdi. Bu maddenin tatbiki veya ademi tatbiki bir hükümetin mesuliyetini, Divanı Âliye gitmesini, hatta idama gitmesini mucip neticeler doğurabileceği için burada kı­yas tarikiyle birtakım istidlallerle metni zorluyarak hükümler çıkarmak de­ğil, metnin sarahatiyle amel etmek zarureti kafiyesi vardır arkadaşlar, (sol­dan bravo sesleri, alkışlar) ve bizi sadece ve sadece, ilâm harp takyid eder. Çünki 26 ncı maddede harp ilânı meclise aittir, denmiştir, «gibi» lerden, şunlardan bunlardan mâna çıkararak, bu da buraya dahildir demek tamamen de­magojik ve metafizik bir iddiaya sapmak demektir,(soldan alkışlar.) Şimdi arkadaşlar, soyuyorlar, diyorlar ki, bu kubbenin altında hiç birşey ko­nuşulmadan olmaz, Sakarya'da şu oldu, şurada şu olduyu bir tarafa bırakalım, diyorlar ki kanunların emrettiği meseleleri mecliste konuşalım. Buna karşı bir harekette ve iddiada bulunan var mıdır ki böyle bir cevapla kargımıza çıkıyorlar? Biz kanunun mecliste müzakeresini emretmediği mevzu­ların bu kürsüye getiriknesini, kanunun emrettiği mevzuların getirilmemesi kadar kanunsuz addederiz, (soldan şiddetli alkışlar) Kayzerin hakkı Kayze-re, Allahm hakkı Allaha. Kanunlar hangi meselelerin meclis kürsüsüne geti­rileceğini ve hangi meselelerin hükümetin icra sahası dahilinde bulunduğunu tayin ve tesbit etmiş bulunuyor. Buraya meclise hükümetin icra sahasına da­hil olan meseleleri getirmek ve meclis kararına bağlanmaya çalışmak mes'-uüyetten kaçmak demektir. Meclis kanun yapar, yaptığı kanunları icra için, icra heyetine tevdi eder. İcra heyetinin sureti hareketini de murakabe eder. Meclisin, parlementolarm temeli, bu saiUik ve mesullük esası üzerine istinad eder. şayet bütün kararlara, bütün icra hareketlerine meclisi iştirak ettirmek gibi bir vaziyet ihdas edecek olursak, mesuliyeti, icranın üzerinden tamamen yüksek heyetinize devretmiş ve saiî ile mesulün ortadan kalkması gibi bir va­ziyet ihdas etmiş oluruz. Bu parlamentarizme, parlementolarm temel kaide­lerine tamamen muhaliftir. Bu mesele üzerinde fazla hisse kapılmadan, his unsurunu bertaraf etmek suretiyle, memleket huzurunda meclisimizin iyi bir imtihan vermesini can ve yürekten temenni ederim. Yoksa buraya Kore me­selesi gibi nazik ve halli bütün cihan devletleri tarafından müşterek bir telâk­kiye bağlanmış, olan bir meseleyi istismar mevzuu yapmayı, hakikaten millî menfaatlere aykırı telâkki ederim.

Hiçbir parti için, hiçbir şahıs için şu suali sordu diye bir isnatta bulunmak ak­lımızdan geçmez. Şu ana kadar konuşulanları sadece sual ve gensoru mese­lesinin icaplarım kürsüde tatbik mahiyetinde telâkki ediyoruz. Bundan Öte, his mevzularma geçilecek olursa elbette bizim de söyliyecekierimiz vardır,' mebus konuşur, hükümet konuşmaz. Mebus istediği gibi konuşur, söver, sa­yar. Hükümet susar, cevap vermez, böyle bir vâhimeyi biz zihnimizde yaşat­mıyoruz ve kendimizi müdafaa etmek ve cevap vermek serbestini muhafaza etmek kararım muhafaza ediyoruz. Muhalefette iken nasıl asalet, metanet ve ciddiyetini muhafaza etmiş bur parti isek aynı evsafı iktidarda da muhafaza etmekte olduğumuzu isbat etmekte gecikmiyeceğimize kaniiz, (soldan bravo sesleri, şiddetli alkışlar)

Başbakanın konuşmasını müteakip söz alan Balıkesir Milletvekili Sıtkı Yır-cah, muhalefetin köy köy dolaşarak bu istizah mevzuunu kendi politikalarına âlet yapmak yolunu tutmuş olduğunu ve hükümetin bu mevzuda aldığı ka­rarın gerek Birleşmiş Milletler ve gerekse bizim Anayasamızın uygun bulun­duğunu izah etmiştir.

Gensoru açılmasını isteyen takririn sahiplerinden Mardin Bağımsız Milletve­kili Kemal Türkoğlu, Kore'ye asker gönderme kararının ne için Kesmî Gaze­te'de neşredilmediğini, Kore'deki birliğinmizin standard olup olmadığını ve bu

nevi askerî yardıma hangi devletlerin iştirak ettiklerini hükümetten sormuş­tur.

Bunun üzerine tekrar söz alan Başbakan Adnan Menderes şu açıklamayı yap-1 mıştır:

Muhterem arkadaşlar, Kemal Türkoğlu arkadaşımızın sualini hakikaten ga-, ripsemiş olmanın iktiza ediyor. Diyor ki: Kore kararını alırken siz bir heyet: i vekile kararı verdiniz mi? Kore karan hakkında heyetivekile kararımı;; mevcut olması kadar labii bir şey tasavvur olunamaz. Fakat sualin şu kısmı da-1 ha acaiptir, diyor ki: Bu kararı, ittifakla mı ekseriyetle mi aldınız? Sana ne? (soldan bravo sesleri alkışlar)

Arkadaşlar derhal arbedeyim ki Kore kararı, heyetivekilenin mevcut azasının I

ittifakiyle alınmıştır, (soldan bravo sesleri alkışlar)

Kemal Türkoğlu (Mardin) — Neden R-esmî Gazetede neşretmediniz?

Başbakan Adnan Menderes (devamla) — Arkadaşlar kararı aldıktan soral bu kararın Resmî Gazetede neşredilip edilmediğini takip etmez. Bunu büro-1 lar yapar. Şimdi vehleten bir sual karşısında kaldığım iğin cevap vermek içini tabii bir mühlet isteyeceğim. Bir sual sorulduğu ve buna cevap verilmesi ics-l beltiği zaman bunun için mühlet istemek tabiidir. Bir başbakan şahsen bu-1 iıunla meşgul olmadığına göre neticeyi sorup ayrıca arzedeceğim tabiidir.

Standart birlik midir diye sordular. Bu sual karşısında size birçok şeyleri ha-l tıflatmak icabeder. Bu Kore kararı verildiği gündenberi Kore bir Yemen ol-l muştur, Kore gocuklarımızın mezarı haline geldi, gönderilen birlik standaiil birliktir, bütün bu propagandaların nasıl zehirli ve zehirleyici bir tesirle meiıı-l lekette bir baştan bir başa yayılmak istendiği elbette işitmiş sini zdir. Ben sim-l di bunun ne olduğunu izah edeyim: Standart birlik midir? Bunu belki bilmez-siniz, bazılarınız bilmez. Bunu bu işlerle çok yakından meşgul olanlar bilir Standart birlik mi istiyorlar.Ayni zayiat olduğu takdirde yerine takviyelisi gönderilecek midir, gönderilmiyecek midir? Eğer anlıyorsam sorunun mâna sini böyle anlamak icabeder. Şimdi arkadaşlar dikkat etmenizi rica ediyorum Takviye gönderecek mi, göndermiyecek misiniz? İki ihtimalde de hükümetin) zor bir durum karşısında bırakılmak istenmekte olduğuna dikkatinizi çeke­rim. Yani oraya takviye gönderilecek, diyecek olursam dönüp diyecekler El Kore'yi Yemen haline getirdiler. Göndermiyeceğiz diyecek olursam bu sefa beraber hareket ettiğimiz milletlere dönüp diyecekler ki işte bunların alıdt vefası bundan ibarettir,(bravo Adnan, bravo sesleri, şiddetli alkışlar)

Arkadaşlar memleket menfaatlerinin şu anda bu suale cevap vermemekte ol i duğunu arzederim. (bravo sesleri, şiddetli alkışlar, soldan) Arkadaşlar, met-lis toplantı halindedir. Kore'ye takviye gönderip göndermenıek meselesi Mİ müze gelirse ve icraya geçildiği zaman tekrar burada bizi soruya, gensoruya çekebilirler. Hatta bunlar neticesi bizi sehpaya götürebilmek iktidarına sahip insanlar olarak konuşurlar burada, (bravo sesleri)

Arkadaşlar, bu standard birlik meselesine de bu cevabı arzettikten soma ss yın Dışişleri Bakanımızın suallerin mabadini cevaplandırmasına meydan bırak­mak üzere kürsüden ayrılacağım, (soldan sürekli alkışlar) Başbakanın beyanatından sonra, takrir sahiplerinden Kemal Türkoğlu ile Osman Bölükbaşı kendi fikirlerini müdafaaya devam etmişler ve Kore'ye bir savaş birliği gönderilmesinin Anayasa'ya aykırf olduğunu iddia ederek, "bu hususta meclisten karar alınması lâzımgeldiği mütalâasında bulunmuşlardır. Eu arada Osman Bölükbaşı, «Türkiye'nin emniyeti temin edilmedikçe pren­sip olarak Kore'ye asker gönderilmesinin aleyhinde kaldıklarını» söylemiştir. Bunun üzerine Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, izahatta bulunmuştur. Fuat Köprülü'nün izahatından sonra 18.30 da oturuma 15 dakika ara verilmiştir.

İkinci oturum açıldığı zaman sözcü, C. H. P. Grubu adına Trabzon Milletve­kili Faik Ahmet Barutçu, almış ve yaptığı uzun konuşmada, Kore'ye savaş bir­liği gönderilmesi işinin mutlaka meclisin tasvbinden geçmesi lâzımgeldiği ka­naatini tekrar etmiştir. Faik Ahmet Barutçu'dan sonra tekrar söz alan Baş­bakan Adnan Menderes şunları söylemiştir:

Aziz arkadaşlarım,

Huzurunuza tekrar çıkmak mevkiinde kaldığımdan dolayı affmızı rica ederim. Evvelâ itiraf ve kabul edeyim ki, Sayın Faik Ahmet Barutçu'yu dinlemek ka­dar kendisiyle .münakaşa etmek de haz verici bir mahiyet aldı. (bravo sesleri) Bunu tebarüz ettirmekten maksadım, kendisinden evvel, bir iki saat meclisi kaphyan kargaşalık havasının ruhumda yarattığı "tesirdir, teessürdür. Haki­katen bu kürsünün fikir münakaşalar mm yeri olmasını temin etmek Doku­zuncu Büyük Millet Meclisinin en esaslı gayelerinden biri olmak lâzım gelir, (soldan bravo sesleri alkışlar.)

Muhterem arkadaşlar, sanki hürriyetsizlik ieindeyrnişiz gibi, sanki söz hürri­yeti ortada mevcut değilmiş gibi, sanki insanı konuşmaktan men etmek için gırtlağına sar ılınıyor muş gibi edalar takınmak suretiyle ariyet olarak bir hür­riyet kahramanlığı süsünü iktisap etmeğe çalışmak artık şu içinde bulundu­ğumuz zamanda modası çoktan geçmiş bir sual olarak mütalâa edilmek icab eder. (soldan alkışlar)

Gerek sözle, gerek yazı ile, mitinglerde, meydanlarda, parti toplantılarında, Meclis Kürsüsünde her vatandaş aklının, fikrinin erdiği şekilde, seviyesinin müsait olduğu mertebede konuşmak hakkına sahiptir. Beni konuşturmuyor­lar, konuşamıyorum gibi tezallum etmek "bugünün şartlarına uygun bir hal de­ğildir. Tahmin ediyorum ki, bu yolu tutmuş olan arkadaşlar tez zamanda bu­nun iyi bir yol olmadığını anlamak suretiyle sarfı nazar ederler. Hele konuş­malarımızın mevzuunu teşkil eden meseledeki ciddiyet bizi büsbütün dikkat­li olmaya sevketmek icabeder. Bu tarz konuşmaların Kore'de verdiğimiz şe hitlerin ruhunu olduğu kadar, oradaki kahraman askerlerimizin kalplerini di rencide edeceğine şüphe etmemek icabeder.(bravo sesleri)Kore'de birliği miz ne kadar büyük bir şehamet eseri göstermişse, vatanın o büyük hâdisey kabul ve telâkki ediş tarzı da aynı derecede büyük bir şehamet manzarası ha İmdedir.Hiç değilse memleketin bugüniçinde bulunduğubu ruh haletin1 hürmet etmek bakımından daha ziyade dikkatli olmamız icabederdi, kanaatin dayım.

Şimdi muhterem Barutçu arkadaşımın benim sözlerimde yanlış anlamış b noktayı tashih edeyim: Barutçu arkadaşım Kore'ye ikmâl göndermek bahis mevzuu olursa, meseleyi meclis huzuruna getireceğimizi söylemiş olduğumuzu ifade etti. Bunda küçük bir yanlışlık olduğu kanaatmdayım..

Benim sözlerim şöyle olmuştu, böyle bir mesele karşısında değiliz. İlerde önü­müze gelecek herhangi bir meselede alacağımız karar ne olacaktır? Bu alaca­ğımız kararda usulümüz ve metodumuz ne olacaktır? Bunu bu günden ifade etmek yersizdir, demek istedim, kendilerine mebus olarak, mebus olmak sı­fatı taşımakta olduklarına göre icranın her türîü hareket ve kararlarını mec-iis huzuruna getirebilmek ve onu esaslı murakabeye tabi tutmak hakkına ma­lik olduktan sonra endişeye mahal olmadığını ifade etmek istemiştim.

Arkadaşlar, meselenin aslına gelince kanaatlar muhteremdir. Bize diyorlar ki, mahsus düşünceleri ve anlayışları vardır. Bizimi de kendimize mahsus bir anlayış ve düşüncemiz olduğu muhakkaktır. Öyle olmasaydı saflarımız ayrı olmazdı. Şimdi asıl Halk Partisi muhalefetinin görüşünü tezkiye eden esaslara geliyorum. Halk Partisi muhalefetine göre yardım yapmak Birleşmiş Millet­ler Anayasasına aykırı değildir, bîr.

Halk Partisi Kore'ye asker gönderilmemesi fikrindedir, silâhlı kuvvetler gön­dermek lâzım geldiği kanaatinde değildir, iki. O halde Halk Partisi muhalefeti şunu isbat etmeğe çalışıyor: Birleşmiş Milletler Anayasası mucibince mecbu­riyet olmadığı için, yani Kore'ye sihâhlı kuvvet gönderme mecburiyeti olma­dığı için meselenin mutlaka meclise getirilmesi lâzım gelirdi. Buradan varmak istedikleri netice ise, hükümetin Anayasa hükümlerine aykırı olarak hareket ettiğini ve meclise getirilecek bir meseleyi kanunsuz olarak doğrudan icraya koyduğunu isbat etmekten ibarettir.

Muhterem arkadaşlar, Sayın Faik Ahmet Barutçu, evvelâ Kore'ye silâhlı kuv­vetler göndermenin mecburi olmadığını isbat etmek için deliller getirdi. Sonra da Kore'ye silâhlı asker göndermek icabetse bunun Büyük Millet Meclisine arzı lâzım geldiğini isbat etmek için deliller getirdi.

Bu iki meseleyi kendilerinin eline aldığı gibi tekrar gözden geçirelim: Fakat her şeyden evvel arzedeyim ki bu mevzuda huzurunuzu rahatsız edecek ka­dar sözler söylenmiş bulunuyor. Hatta şimdi söyleyeceğim sözlerin daha ev­vel söylenmiş sözlerin belki de bir nevi tekrarından ibaret kalacağını ifade et­mek mecburiyetindeyim Sayın Faik Ahmet Barutçu evvelâ Trygve Lie'nin bir bültende intişar eden ifadesini delil olarak zikretti. Bu bültende Trygve Lie demiş ki, 42 inci madde tatbik edilmemiş olduğu için Güvenlik Konseyi tav­siyede bulundu.

Muhterem arkadaşlar, bundan evcvel söz aldığım zaman Trygve Lie'nin Bir­leşik Milletler Güvenlik Konseyinin kararını tebliğ eden telgrafı okumuştum. Orada her türlü yardım yapılmasının talep edilmekte olduğunu dinlediniz. Ben kendilerinden o telgrafın doğru olup olmadığını ifade etmelerini rica ede­rim. Okuduğum telgraf tamamen doğrudur. 42 inci madde 43 üncü maddeye bağlı mıdır, değil midir, gu mudur, bu mudur, bunların tekrar münakaşasında bendeniz bir fayda ummuyorum. Yalnız 43 üncü madde tatbika konulmadığı için Birleşmiş Milletler Konseyinin talebine icabet edip etmemekte üye millet­ler muhtardırlar dedi. Eğer 43 üncü madde tatbik edilmiş olsaydı üye milletletin taahhüt ettikleri miktar kadar asker vermek mecburiyetleri vardı. Fakat 43 üncü madde tatbik edilmemiş olduğu iğin miktarda muhayyeriyet vardır, yardımın tatbikinde değil. Bizim anlayışımız budur. Leküm dinüküm veliyed-din. Siz anlayışınıza devam edebilirsiniz, biz de anlayışımızda devam edebili­riz. Fakat arkadaşlar elde bulundurulan iktidarın kanunları ve nizamları nasıl anlamış ve anlıyor olduğunun ehemmiyeti vardır. Çünkü onları anla­yışlarına göre icra ve tefsir eder. Muhalefetin de tenkit etmek hakkı elbette mahfuzdur. Bir hâdiseyi mutlaka bizim gördüğümüz gibi iddia etmek ne on­lar için, ne de bizim için doğru değildir, (bravo sesleri) Bunlar muhtelif tan-danlsra, temayüllere, fikri formasyonlara göre şekil alan seyyal bir sahanın içinde alınmış kararlardır.

Şimdi müsade ederseniz, Kore'ye asker göndermek mecburi değildir, mecbu­riyet yoktur iddiasını ele alarak, mecburiyet olmadığına göre, alman kararın .mutlaka meclisten geçirilmesi lâzım geldiği iddiasına gelelim: Mecburiyet ol­saydı, bu mecburiyet elbette Birleşik Milletlere karşı olurdu. Fakat bu mec­buriyet memleketi, kendi tabirlerine göre, harbe götüren bir mecburiyet ol­duğuna göre, harpte de sulhde de son söz Büyük Millet Meclisine ait olduğuna göre o mecburiyet mevcut olsa idi kendi fetvalarmca meseleleri meclise getir­mek icabederdi. Binaenaleyh mecburiyet olmadığı iddia etmek mutlaka mec­lise getirilmesini zarurî "kılar gibi bir kaziye ortaya atılmaz. Şimdi arkadaşlar lıarp hali midir, sulh hah midir, biz harbe mi girdik, harp oîurmu olmazım, harp kararı mı değilnıi,... Sayın Faik Ahmet Barutçu diyor ki mademki orada bir muhabere cereyan ediyor, mademki orada silâhlı kuvvetler çarpışıyor bir sekil meselesini esasa takaddüm mü ettiriyorsunuz? Orada harp cereyan et­mektedir. Binaenaleyh harp ilân olunmuştur. Öyle farzedilmesi lâzımdır. Ni­çin şekil üzerinde duruyorsunuz, niçin işin özüne itibar etmiyorsunuz? diyor. Arkadaşlar Faik Ahmet Barutçu'nun ve C. H. Partisi muhalefetinin telâk­kisine göre hâdiseler cereyan etse idi bugün dünyanın manzarası büsbütün başka olurdu. Bugün dünyamızın müesses olan siyasî vaziyet harbin hiçbir devlet tarafından hiçbir devlete ilân edilmemiş olduğu esasına dayanmakta­dır, (soldan, bravo sesleri)

Eğer harp ilân edilmiş olsa bugün dünyanın manzarası, tekrar arzediyorum ki, büsbütün başka olurdu. Hiçbir devlet hiçbir millet bugün biribiriyle harp­te olduğunu, harp ilân edilmiş olduğunu kabul edecek vaziyette değildir. Bir de bizim meclise gelip gelmemek meselesinde hatalı olup olmadığımızı te­barüz ettirmek için Amerika Reisicumhurundan misal getirdiler ve dediler ki, benim misal olarak zikretmemi vesile ittihaz ederek dediler ki: Filhakika barp ilânı, Amerika'da harp ilânı senatonun vazifesidir. Binaenaleyh Reisicumhu­run oraya silâhlı kuvvetler göndermesinden harp ilân etmiş olduğu gibi bir netice çıkarılmaz. Niçin? Çünkü Reisicumhur hukukçuları çağırmış, veyahut hukukçular bir arada toplanmışlar, harp hali, harp ilânı vaziyeti olmadığı hal­lerde silâhlı kuvvetler gönderebilmenin mümkü olacağına kara vermişler. Bu sebepten dolayı Amerika'da senatoya gidilmekten sarfınazar edilmiş ve silâh­lı kuvvetler Kore'ye gönderilebilmiş. Bunun isbat ettiği hakikat şudur ki: Amerika'da da Kore'de cereyan eden muharebeler bir harp ilâm mahiyetinde telâkkiedilmiyerek, senatonun, kongrenin kararma arzedilmekten vareste addedilmiş ve Cumhurbaşkanının salâhiyetleri dahilinde görüşülmüştür. Bu­nun isbat ettiği hakikat tamamen bizim tezimize tetabuk etmektedir, (soldan bravo sesleri, alkışlar)

Muhterem arkadaşlar, bize diyorlar ki, dikkat edecek olursanız - Bunu bir ta­riz maksadiyle arzetmiyorum - muhalefetin ifadelerinde müşterek olan taraf­lar vardır. Daha evvel diğer bir muhalefet adına veyahut da müstakil olarak konuşan arkadaş ta heyetivekile kararını nasıl aldınız, bunda bfr ittifakınız var mıdır, ekseriyetiniz var mıdır, kararı niçin ilân ettiniz, etmediğiniz gibi birtakım kurcalamalar yaptılar. Şimdi Halk Partisinin muhalefeti dediyor ki siz bu kararı alırken hukukçulara tetkik ve tahkik ettirdiniz mi, dört bir ta­rafını gösterdiniz mi? Kararı nasıl aldığımızı zannediyorlar? Malumatları ne­dir? Acaba komitecilik halinde çalışmakta ve heyeti vekile olarak dört duvar' arasında nasıl çalışmakta olduğumuzu gözetlemek haline mi geldiler? (sol­dan gürültüler)

Hangi hukukçuları çağıracaktık? (soldan Nihat Erimi sesleri) Muhterem arkadaşlar, mutlaka bizsiz, mutlaka bensiz Türkiye olmaz, mutla­ka bensiz Türkiye idare edilemez zihniyetine her şeyden evvel bir son ver­mek lâzımgelir (soldan şiddetli alkışlar) hukukçulardan sorulmalı idi, ötekin­den berikinden danışmah idi iddiaları bir nokta ve esasa İrca edilmek icabe-derse ortaya çıkacak çıplak hakikat, bundan ibarettir.

Muhterem arkadaşlar,

Muhalefet gazetesinde de bu fikir ortaya atılmıştır. Hariciye Vekâletinin nok­ta! nazarının alınmadığı ileriye sürülmüştür. Nereden biliyorlar, içinde mi idiler Hariciye Vekâletinin, heyeti vekilenin içinde mi idiler? Soruyorum, ne­reden biliyorlar?

Arkadaşlar,

Bu o kadar hakikatten âri bir iddiadır ki, iki cümle ile maruzatta bulununca bunun mahiyetini anlamakta gecikmiyeceksiniz.

Güvenlik Konseyinin kararı bize tebliğ edildiği zaman bu kararın hariciyenin bürolarında kayda tabi tutulduğunu, bu kararın hariciyede müzakere edildi­ğini, bu kararın cevabının hariciyden çıkmış olduğunu tasavvur etmek gayet tabiidir. Bunun aksini iddia etmek için bir bildikleri olmak lâzımdır, tkinci olarak arkadaşlar, tekrar oradan bize birçok müracaatlar vaki oldu. Elbette tabii olarak bunları bürolar işledi, tekrar büro cevabını yazdı, heyeti vekilenin tasvibine arz etti. Arzettiğim gibi bunun aksini iddia edebilmek için bildikleri birşey olmak lâ/.ımgelir.

Görüyorsunuz ki, muhalefet diye sabahtan akşama kadar birtakım uydurma­lar ve dedikodular icat edilmektedir ve muhalefetin gıdası böylece dedikodu ve uydurma haberler olduğu manzarası görülmektedir, (bravo sesleri ve al­kışlar) Burada, B. M. Meclisinin bu kutsî kürsüsünde bunları ifade etmek­ten maksadım, yarınki gidişimize daha salim bir istikamet verebilmek, endi­şesinden doğmaktadır. Muhalefet sabah akşam yalan üğüten, dedikodu üğü-ten bir değirmen halinde işleyemez. Dikkat edecek olursanız mütemadiyen sabalıtsn akşama, akşamdan sabaha gazetelerin bütün nüshaları meydandadır.

Büyük Millet Meclisinde dünkü gensoru dolayîsiy!e Dışişleri Bakanı Prof. Fuad Köprülü tarafından verilen beyanatın metni:

Ankara : 12 (A. A.) —

«Muhterem arkadaşlar, görüyorsunuz ki bu sual ve tenkit yağmuru demiye-yim, doğrusu altıda şaşırmamak oldukça müşkül.

Takrir sahibi olan iki arkadaş arka arkaya en şiddetli hücumlarda bulundu­lar. İlk arkadaş, mütemadiyen tarih muvacehesinde konuştuğundan bahsetti ve bu suretle kendisinin tarihe mal olmuş bir şahsiyet olduğunu da söyledi. Böyle bir şahsiyete cevap verebilmekle bahtiyar olacağım. Kemal Türkoğlu (Mardin)Hâdise tarihidir.

Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü (devamla) Herkes kendi zannmca tarihî şahsiyet olabilir, (gülüşmeler) Bu, anlayış ve telakkiye bağlı bir meseledir. Yalnız arkadaşımız, dikkat ettiniz, burada uzun bir şeyler yazmış, okudu; noktai nazarlarını, fikirlerini anlattı. Bunların bir kısmını benden evvel Baş­bakan cevaplandırmışdı. Arkadaşımız evvelden hazırlamayıp da burada söy­lenen mütalâalar üzerine söz söylemiş olsa idi, hazırladığı şeyin cevapları ve­rilmiş olanlarını çizer, iş daha kolay olurdu. Bu, bir nevi hasılı tahsil oldu. Ne tarafda muhalif ne tarafda muvafık olduğu anlaşılmadı (gülüşmeler). 42 inci maddeden uzun uzun bahsetti, bundan sonra tekrar takrire imza koy­muş olan ikinci arkadaş da aşağı yukarı 42 inci madde hakkında aynı şeyleri tekrarladı. Halbuki her iki arkadaş da evvelden hazırlayıp, yazıp veya kafa­larına yerleştirdikleri bu hazır cevapları burada Başbakanın beyanatını din­ledikten sonra vermeğe kalksalardı bunları tekrar etmeğe hiç lüzum kalmı-yaeaktı.

Osman Bölükbaşı (Kırşehir)O sizin kanaatiniz... Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü (devamla) Onun nasıl olduğu, paktı oku­yanlar için malûm. Kendi de aynı şeyi söyledi. Başbakan da aynı şeyi söyledi. Paktın 7. bölümünün 39. maddesinde bahsedilen hükümlerin, ki 41 ve 42 inci maddelere de şamildir, prosedörü, yâni tatbik usulü 43. maddede mevcuttur. Bunu Başbakan gibi siz de söylediniz.

O halde bunu itiraz olarak söylemeğe ve bunun cevabını vermeğe kalkışmağa hiç lüzum yoktur. 43. maddeye gelince, Çarşamba günü başka bir konunun müzakeresi esnasın­da C. H. P. nin himmetiyle mevzu birden bire tecavÜ2 edilmiş ve bu gensoru mevzuuna geçilmişti. O gün bu maddeden uzun uzadıya bahsettik. Bendeniz de Başbakan da söyledik, 43 üncü maddenin izahını yaptık. Öyle görünüyor ki arkadaşlar insan herhangi bir şeyi mutlak tenkid etmek, mutlak ileri sürdüğü bir fikri değiştirmemek ve herçibabad müdafaa etmek isterse, onu ikna etmeğe imkân yoktur. Hukukî meseleler, rüyet zaviyesine, an­layışa göre değişir, türlü tefsirlere tâbi olur. Bu itibarla her ne sebeple olursa olsun bir meseleyi filân şekilde anlatmakta İsrar eden bir insanı başka bir nok­tai nazara inandırmak, ve fikrinin mantıkî olmadığına ikna etmek imkânsız­dır. Biliyorsunuz böyle skolastik meseleler asırlarca bir ihtilâf olarak devam etmiş ve bir taraf diğer tarafa bunu anlatamamıştır. Onun için meseleyi açık .olarak, geniş olarak umumî anlayışımıza göre, hukukî anlayışımıza göre or­taya koyarsak ona göre muayyen bir neticeye varmak imkânı hasıl olabilir.

Türkoğlu arkadaşımız ,nazariyet itibariyle, insanî düşüncelerden, paktan esaslardan ve yardıma tamamiyle taraftar olduklarından bahsettiler. Yalnız mütemadiyen harp, harp kelimesini tekrar ettiler. Kendileri hukukçu olduk­ları için, demin Başbakanın da izah ettikleri gibi, bu kelimenin mâna ve ma­hiyetini, netayicini çok iyi bilirler. Onun için ben kendilerine daha fazla cevap vermek lüzumunu duymuyorum. Sonra 43 üncü madde dışında bir mükellefiyet mevzuubahs olamaz dediler. 42 nci maddede bir mükellefiyet mevzuubahs değildir. Bu madde .Güvenlik Kon­seyinin takip edeceği hattı hareketi, salâhiyetini ve yapacağı işleri ifade et­mektedir. 43. madde ise tatbik usulünün izahını yapmaktadır. 47 nci madde komutanlık ve Genel Kurmayın teşekkülünü ve 43. madde de «şart» ı imza­layan devletlerin Güvenlik Konseyi ile yapacakları askerî anlaşmalar hakkın­daki ahkâmı havidir. Bu andlaşmalar millet meclislerinden geçtikten sonra muteber olacak. Doğru, bunlar Güvenlik Konseyinin yani Birleşmiş. Millet­lerin eski Cemiyeti Akvam mevkiine düşmemesi için muhtaç olduğu zabıta kuvvetini temin edecek maddelerdir. Halbuki bu olamamış. Bu olmadığına göre hiçbir vecibemiz, hiçbir mükellefiyetimiz yoktur diyorlar. Halbuki böyle değildir. Bunun niçin olmadığı malûm: Veto münasebetiyle mümkün olmadı. Bu olmadığına göre ne olacak? Demin Başbakanın da izah ettiği gibi Birleşmiş Milletler teşkilâtı, eski Cemiyeti Akvam'dan daha âciz bir heyet halinde mi kalsın? İşte bu vaziyette kalmaması için pakt yapılırken 106 nci maddeyi bir ihtiyat tedbir olarak koymuşlar. Amma, yine aynı obstructton meselesi orta­ya çıkıyor. Kore'ye yardım kararı alındığı zaman vetosunu koyacak devlet Güvenlik Konseyinden çekilmiş bulunduğu için, bu karar alınabilmiştir, yok­sa alınmasına imkân olmiyacaktı.

Yıllardanberi, tâ Atatürk zamanındanberi müşterek emniyet tedbirlerini ter­viç ettiğimiz için, daha Cemiyeti Akvam zamanındanberi müşterek emniyet tedbirlerini dış siyasetimizde başlıca esas tutmuşuzdur. (soldan alkışlar) On­dan ayrılamayız. İşte Kore meselesinde şartı anlamamız ve şarta tatbik edişi­miz doğrudan doğruya bu prensipten doğmaktadır. Yâni demin bize sorduk­ları, memleketin emniyetini nasıl temin edeceğiz, sualine karşı cevabımız: Memleketin emniyetini, müşterek teminatı ve kuvvetleri arttırmak suretiyle sağliyacağız. Yoksa onu yâni müşterek emniyet sistemini yıkmak suretiyle de­ğil, arkadaşlar, (soldan alkışlar) Diyorlar ki, evet biz bu prensiplere taraftarız. Bereket versin sonunda kendi­si takririni imza etmiş olan arkadaşının fikrine muhalif olarak Kore'ye asker gönderilmesinin aleyhinde bulunduğunu söyledi. Haklı olabilir. Biz kimsenin içtihadına karışanlardan değiliz. Her fikir bizce muhteremdir. Yeter ki hüsnü niyetle ve bir maksadı mahsus takip edilmeden ileri sürülmüş olsun. Kendisine Bolşeviklik isnat etmişiz. Nereden çıkarıyorlar bunu? Dünyada hiç kimsenin başkasına böyle bir isnat ta bulunmağa, elinde yüzde yüz delil olma­dıkça, hakkı yoktur.Kemal bey arkadaşım birtakım devletlerin kimisi kahve göndermiş kimisi dua göndermiş dediler. Malûm. Yani bunu okumakla bizim aldığımız kararı tezlil etmek mi istiyorlar?

Kemal Türkoğlu (Mardin) Hayır. Asla.

Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü (devamla) 13 devletin kuvvet gönderdi­ğini söyledim. Ona cevap verdim. Ben 53 devletin gönderdiğini söylemedim. Geçen sefer 13 devletin iştirakini söyledim, 53 devletin Birleşmiş Milletlerin mevcut şartım nasıl anladıklarını, 43 üncü maddeyi Rusya ve peyklerinin zıddına olarak nasıl anladiktarmı izah ettim. Lülfen çok rica ederim sözleri­mi yanlış zaptetmek suretiyle tenkit etmeyiniz. Çünkü bu sözlerim tarihî mevcudiyet kazanıyor, unun için mahfuz kalayım tarihte.(Gülüşmeler)

Sonra yine demin söylerken, «Charte^ı kelemesi -Birleşmiş Milletler Char-te'ı- bizim daima kullandığımız şart kelimesi gibidir, o şekilde belki yanlış yazıldığı için oraya gider.

Sonra «Reconımandation» kelimesine de dikkatlerini çekerim. Ondan sonra diplomasi an'anelerine aykırı hareket ettiğimizden bahsettiler. Eğer böyle bir yanlışlık olsaydı, derhal İrgatlarından istifade eder, tashih ederdik. Am­ma, böyle bir yanlışlık yoktur.

Şimdi gelelim Bölükbaşı arkadaşımızın mütalâalarına. Kendilerinin bahset­tikleri hukukî mütalâaların cevabı esasen" çok evvelden verilmiştir. Onun için hukukî bakımdan tenkide değmez. Şimdi sordukları diğer şeyler: Devletin emniyeti, Atlantik Paktı. Efendiler, devletin emniyeti meeslesi gayet tabiî olarak her hükümetin düşü­neceği bir meseledir. Ve biz bu emniyeti iptida kendi kuvvetimizin yerinde olmasında ve memleketin, milletin daimî hürriyet ve istiklâl ruhunu muha­faza ederek bozguncu propagandaları ve bozguncu telkinleri nefretle kar­şılamasında bulanlardanız. (Bravo sesleri) Bir milletin emniyeti, hattâ iç bünyesinde ve iç kuvvetle temin edilir. Dışardan ne kadar desteklenirse des­teklensin, içini kurt yiyen, hastalıklı bünyeler vardır. O kurtlar bozguncu­luk propagandalarıdır. Bu millet o bozgunculuk propagandalarına gelmiye-cektir. Bunu herkesin bilmesi lâzımdır. Hiçbir zaman bu memleketi bu boz­guncu, bu kemirici kurtlara yedirmiyeceğiz. (Bravo sesleri ve alkışlar) Yok­sa dünyanın nazik bir devrinde herkesin gözü, hattâ dostun kadar düşman­ların da gözü bu memleket üzerinde toplanmışken bu memleketin kararla­rını ve bu memleketin iradesini, azmini, Kore'ye asker gönderme azmi do-layısiyle bu milletin gösterdiği şahamet, oraya giden fedakâr askerlerimizin kahramanlıklarım bütün dünya takirle karşılarken, bunu bir tenkit ve boz­gunculuk vesilesi yapanlar ...

Avni Doğan (Yozgat) — Bozguncu kitn, bozguncu kim?(Gürültüler) Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü — Ne demek istiyorsunuz ? Avni Doğan. (Yozgat) — (Ayağa kalkarak) Bozguncu kim, kime söylüyorsu­nuz ...(Otur, otur, sesleri, gürültüler)

Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü (devamla) — Çıkar burada söylersiniz, yahut dışarı çıkarınız. Devletin haysiyeti, bir milletin haysiyetiyle kaimdir. Türk

milletinin bu son hâdisede gösterdiği kahramanlık, şehamet, yalnız gidenleri değil memleket içinde kalan bütün vatandaşların bu işte gösterdikleri tas­vip, Bölükbaşı ve Türkoğlu arkadaşlarımın takrirlerinde yazdıkları gibi şüp­he, tereddüt ifade etmiyor, bilâkis bütün millet bunu alkışlamış, bozguncu propagandalara rağmen asla bunlara kapılmamıştır. (Soldan bravo sesleri) Türk milleti hakkında dünyanın gösterdiği takdir, mânevi bir kuvvettir. Şim­diye kadar yıllarca yapılan bu nevi sinsi propaganda <<su!h, ne olursa olsun sulh» ... Hayır arkadaşlar. Türk milleti dünyanın en sulhsever milletidir j fakat bu sulhseveri iği, şerefini, haysiyetini, istiklâlini vermek pahasına kabul et­mez ...(Alkışlar)

Atlantik Paktına gelince. Hükümet son zamanlarda, bundan evvelki hükümet­lerin Akdeniz müdafaasına iştirak için yaptığı teşebbüslerinin muvaffak i yetsiz-likle neticelenmesine rağmen - ki siyasi teşebbüsler her zaman yüzde 100 neti­ce vermez, biliyorsunuz - mesut bir neticeye varmıştır. Bundan dolayı övün­mek değil, herkesin memnun olması icabeder. Bu meseleler milletin, memle­ketin muvaffakiyetidir. Şunun bunun muvaffakiyeti diye dar mânada alıp bunu bozmaya, batlalamaya kalkmamalıdır. Güvenlik Konseyine intihap edilebilmek için o kadar çalıştık, muvaffak olamamıştık bu sefer Türkiye Güvenlik Konseyine çok büyük bir ekseriyetle girdi,

Kemal Türkoğlu (Diyarbakır) — Atatürk zamanında davet edilerek girdik. Dışişleri Fuat Köprülü (Devamla) — Ondan sonra, biliyorsunuz, muhacirler meselesi vardır. Bulgaristan 250 bin muhaciri gönderecekti, şöyle olacaklti, böyle olacaktı. Bu hususta maalesef gazetelerde veajanslarda memleketin menfaatine aykırı neşriyat ve tenkitler yapıldı. Bundan dolayı efendim yan­lış hareket ettiler, memleketin başına belâ çıkardılar denildi. Bunun ilersin-de de neler yapıldığını bizzat Halk Partisi erkânı çok iyi bilirler. Meselenin ne şekilde muvaffakiyetle halledildiği hepinizin malûmudur. Avni Doğan (Yozgat) —- Hangi muvaffakiyet? Sizi bu yolda mağlûp addedi-yourz. (Soldan gürültüler)

Naşit Fırat (Ordu) — Hangi muvaffakiyet. (Soldan gürültüler) Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü(devamla)— Naşit Bey arkadaşımız bunu bilmez amma kendi şeflerine sordukları zaman bunun mahiyetini kendileri­ne izah ederler. (Bravo sesleri, alkışlar, soldan) Naşit Fırat (Ordu) — Hükümetsiniz, izah edeceksiniz.

Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü (devamla) — Arkaaşlar, bizim hattı hareke­timiz açıktır. Biz, iki yüzlü, yalancı, kavli fiiline uymayan bir siyaset takip edemeyiz. Biz bu milletin emniyetini, imzalarımıza sadık, dürüst, namuskâr ve yeryüzünde sulh siyasetinin müşterek emniyeti sağlayacak, müşterek em­niyet teşkilâtını kuvyvetlendirecek bir siyasetin takibinde buluyoruz. Bun­da devam ediyoruz ve devam edeceğiz. (Soldan, bravo sesleri, alkışlar) Ma­ruzatım şimdilik bundan ibarettir.(Soldan alkışlar)

Büyük Millet Meclîsinin 13 Aralık 1950 tarihindeki toplantısı; -

Ankara : 13 (A. A.) —

Büyük Millet Metlisi bugün saat on beşte Başkanvekillerinden Kayseri Mil­letvekili Fikri Apaydm'ırı başkanlığında toplanmıştır.

Çankırı Milletvekili Kâzım Arar'm fevkalâde hallerde haksız olarak mal ik­tisap edenler hakkındaki 4237 sayılı kanunun şümulüne giren devlet memur­larının yeniden mal beyanına tabi tutulup tutulmayacağına ve normal gelir­leri üstünde bir hayat yaşayan kimseler hakkında hükümetin ne düşün­düğüne dair olan sorusuna Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağa-oğlu cevap vermiş ve şunları söylemiştir;

«Muhterem arkadaşlar, arkadaşımız Sayın Kâzım Arar'ın suali hakikaten çok canlı, çok İçtimai bir mevzua taallûk etmektedir. Böyle bir sual karşı­sında ben Hükümet adına kısaca biz henüz böyle bir şey düşünmüyoruz da diyebilirdim. Fakat arkadaşımız bize fırsat verdi, bu raühim içtimai mevzu üzerinde Hükümetinizin görüşlerini bir az daha tafsilâtla söylemek imkânını verdi. Evvelâ bu sahada inandığımız, kani olduğumuz bazı prensipler var dır arkadaşlar. İnanıyoruz ki, tarihin her devrinde ve her cemiyette olduğu gibi. bizde de başta olanlar bzouldukları zaman memurlar da bozulmuşlardır. Balık bastan kokar. (Bravo sesleri) Bu, hakikaten doğru bir sözdür. (Bravo sesleri, alkışlar) İnandığımız birinci prensip budur arkadaşlar. Eğer bir cemiyette cemiyeti idare edenlerle idare edilenlerin en başında bu­lunanlar vazifelerini kendi şahsi menfaatlerinin zaviyesinden görecek olur­larsa, kendi şahsi menfaatlerim -vazifelerinin görülmesinde bir istikamet ola­rak tâyin ve tesbit ederlerse hepimiz biliyoruz ki o cemiyette o kimselerden sonra gelenler ne yaparlarsa yapsınlar masum sayılırlar ve asıl cemiyeti bo­zanlar, bozguncular başta olanlardır.(Bravo sesleri)

Sonra inandığımız ikinci içtimai vakıa şudur :

Bir cemiyetin kanunları no kadar şiddetli ise o cemiyetin mânevi selâbetin-de o derece bir bozukluk var demektir. Bu o kadar doğru bir şeydir ki ka­nunların şiddetine bakarak bir cemiyetin mânevi şartlarının ne olduğunu a-şağı yukarı isabetle tahmin etmek mümkündür.

Fenalıkların asıl âmillerini bulup çıkarmadıkça ve o âmilleri izale etmedikçe mal beyannamesine memurları tabi tutmak veyahut, hattâ daha şiddetli ta­kibat yapmak, ancak havaya bir korku hvası katmak ve bu korkunun yara­tacağı tesir altında hakikî mücrimleri saklamaktan başka bir fayda vermez. Arkadaşlar, bunun içindir ki, evvelâ cemiyetimizin, bize ızürap veren bu şe­kil ve mahiyette bir takım hastalıkları' izale etmek üzere maddî ve mânevi cepheden, iki istikamette tedbirler almayı mümkün görüyoruz. Devletimizde sebeplerii uzun uzun tahlile lüzum görmüyoruz, bunu hepiniz çok iyi bilir­siniz. Vazifeler ve mesuliyetler birbirine karışmıştır. Her memlekette ve tek parti sisteminde olduğu gibi bizde de kırtasiye denilen belâ bu halden doğmuştur. Evvelâ uzun yıllar bu memlekette mesul kimseler salâhiyet ve vazifeleri, salâhiyet ve vazife sahipleri mesuliyetleri biribirleri üzerine ata gel­mişlerdir. Evvelâ bunu halletmek icabeder. Bunun için bir misal arzetmeme müsaade ediniz. Biliyorsunuz ki devletin alış verişlerinin yapılmasına dair kanun ve nizamlar vardır. Bunları tetkik "ettiğimiz zaman şüphe ve suiniyete dayandıkları görülür. Bir cemiyette şüphe esası üzerine yapılıhrsa elbgtteki o kanunların tetkikinde suiistimalleri önlemek mümkün almaz. Hükümetiniz yakında devletin her çeşit alışverişine ait formaliteleri as­gari hadde indiren, salâhiyet ve mesuliyetleri karşı karşıya getiren ve bin-netice salâhiyetlerini mesuliyetleri dâhilinde kullanan ve salâhiyetleri mesu­liyetlere iştirak etmek mecburiyetinde bırakan mevzuat getirecektir arka­daşlar .(Bravo sesleri, alkışlar)

Bunun vanmda mânevi kısma geliyorum. Arkadaşımız takririnde çok ince bir cümle sarfederek, eski iktidar bu maddeyi tatbik etmekten kaçındı, diyor. Elbette bu maruzatımı bir kaçınma mânasına almıyorsunuz. Yüksek Meclis hassasiyetini muhafaza ettikçe, Yüksek Meclisin itimadiyle iş basma gelecek hükümetler, kendi nefislerini her türlü tesire karşı muha­faza etmek ve korumak imkânım buldukça emin olunuz ki arkadaşlar her çe­şit suiistimaller yüzde seksen nispetinde szalacakltir. Yüksek Meclisinizin ve murakabesi altında bulunan hükümetinizin gevşemesi, bozulması halinde ise bu suiistimallerin şu ve bu kanunlarla önüne geçmeğe imkân bulamazsınız arkadaşlar.

Memurları mal beyanamesine tabi tutan kanun tatbik edildi, neden muvaf­fak olamadı? Bunun birinci sebebi çok malûm, minareyi çalan kılıfım hazır­lar. Bunun için muvaffak olamamıştır. Fakat bu muvaffak olamayışın ya­nında çok menfi içtimai bir tesiri olmuştur, 3-5 mürteşi ve mürtekip memu­run yanında, bu kanunu tatbik mevkiine koymak suretiyle yüzlerce masum memur vatandaşımız şüphe ve zan altında kalmış bulunmaktadır. Sözlerimi kısaca yine aynı sözle bitireceğim. Kanunların, şiddet kanunlarının tatbikiyle halledilecek mesele karşısında olmaktan ziyade mesuliyet ve mu­rakabe sistemimizin en hassas ve titiz bir tarzda işlemiyle muvaffak olma­mız mukarrer olan bir mesele karşısındayız. Emin olunuz ki, arkadaşlar, ne sizin hassasiyetiniz azalacak ne de kontrolünüz altındaki hükümetleriniz bo­zulacaklardır. Bu devreye nihayet verilmiştir.

Soru sahibi, geçmiş iktidar zamanında haksız mal iktisap edenler üzerinde durmuş, affın dışında bırakılan bu gibilerin cezalandırılmasını istemiştir. Tekrar söz alan Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu demiş­tir ki:

«Kazım Arar arkadaşımızın suali memurlara müteallik idi. O hususta maru­zatta bulundum. Şimdi kendilerinin verdikleri izahatta suallerinden başka bir­takım meseleleri ortaya koymuşlardır. Hakikaten bunların da üzerinde dur­mak lâzımdır. Bunları ayrı ayrı sual mevzuları halinde tertip ederek tekrar hükümetten sormalarını rica ederim, s

Erzurum Milletvekili Enver Karan'm Hakimler Kanununun değiştirilip değiş-tirilmiyeceğine dair olan sorusu münasebetiyle izahatta bulunan Adalet Baıkanı Halil Özyörük, bu kanunun ilk defa tedvininde âdil prensipleri ihtiva et­tiğini fakat bilâhare tatbikatta bundan inhiraf edildiğini ve zaman zaman ya­pılan tadillerle gayeden bir hayli uzaklaşıldığmı kaydettikten sonra Türk ha­kiminin şerefi ile mütenasip demokratik esaslara dayanan yeni bir tasarının olduğunu söylemiştir.

Soru'satdbi bakanın izahatına ve bu mevzuda gösterdiği hassasiyete teşekkür etmiştir.

EüyÜK Millet Meclisinin bugünkü oturumunda, sanayi ve ticârette iş teftişi hakkındaki 81 numaralı Milletlerarası Çalışma Sözleşmesinin onanması hak­kındaki kanun tasarısı ile, yol işleri için benzinden alınacak vergi hakkındaki 5336 sayılı kanuna ek kanun tasarısının ikinci müzakeresi yapılmış ve bu ta­sarılar açık oyla kabul edilmiştir.

Erzurum Milletvekili Bahadır Dülger ve üç arkadaşının, Belediye Gelirleri Kanununun 21 inci maddesine bir fıkra eklenmesine dair kanun teklifi ince­lenmek üzere Maliye ve Bütçe Komisyonlarına havale edilmiştir. Meclis Cuma günü toplanacaktır.

Büyük Millet Meclisinin 15 Aralık 1950 tarihindeki toplantısı:

Ankara : 15(A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Başkan vekillerinden Kayseri Millet-vekili Fikri Apaydm'm başkanlığında toplanmıştır.

Oturum açıldığı zaman, Bursa Milletvekili Halil Ayan'm Maliye Bakanlığın­dan istifasını ve Maliye Bakanlığına Eskişehir Milletvekili Hasan Poîatkan'm tayinini, açık olan Bayındırlık Bakanlığına Devlet Bakanı Başbakan yar­dımcısı Samet Ağaoğlu'nun Çalışma Bakanlığına da, Ticaret ve Ekonomi Ba­kanı Zühtü Velibeşe'nin vekâlet edeceklerini bildiren Cumhurbaşkanlığı tez­kereleri okunmuştur.

Başkanlık divanının Kamutaya sunuşları meyanında Aydın ve İstanbul Mil-letvekiliklerine seçilen Adnan Menderes'in İstanbul Milletvekilliğini tercih eylediğine dair önergesi ile Bilecik ve Kütahya Milletvekilliklerine seçilen Şerif Özgen'in Kütahya Milletvekilliğini tercih eylediğine dair önergesi okun­muş, Kahve ve Çay İnhisarı Kanununun geçici 2 nci maddesinin (b) fıkrasın­daki «veya fiyatları fahiş görülenler» ibaresinin yorumlanmasına dair olan Başbakanlık tezkeresinin geçici komisyondan sonra Bütçe Komisyonunda gö­rüşülmesi hakkında Bütçe Komisyonu başkanlığı tezkeresi ile Posta, Telgraf ve Telefon İşletme Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Vazifeleri ve Memurları hak­kındaki 4454 sayılı kanunun 36 ncı maddesinin yorumlanmasına dair olan Baş­bakanlık tezkeresinin Geçici Komisyondan sonra Bütçe Komisyonunda gö­rüşülmesi hakkında Bütçe Komisyonu Başkanlığı tezkeresi de Geçici Komis­yona havale edilmiştir.

Seyhan Milletvekili Sinan Tekelioğlu'nun Atatürk'ün vasiyeti, nakit, menkul vegayrimenku] malları ile kendisine verilen hediyeler hakkında Başbakanlık­tan sözlü sorusu Adalet Bakanı tarafından cevaplandırılmıştır.

Bundan sonra Halil Ozyörük, Atatürk'ün Hazineye bağışladığı malların lis­tesi ile, vasiyetname gereğince Halk Partisine geçen malların listesini Ata­türk'e belediyeler tarafından yapılan teberrüleri okumuştur.

Soru sahibi Tekelioğlu da, Atatürk'ün Halk Partisine bıraktığı malların geri alınmasını istemiş ve bu malların bedeliyle türbesinin yapılması fikrim ileri sürmüştür.

Ordu Milletvekili Feyzi Boztepe'nin, Macaristan'dan satın alınan buğday, Di­yarbakır'dan mubayaa olunan yağ ve istanbul balıkçılarına ağ ipliği için açı­lan kredi hakkında Ekonomi ve Ticaret Bakanlığından sözlü sorusuna cevap veren Ekonomi ve Ticaret Bakanı Zühtü Velibeşe şunları söylemiştir : <(Soru münasebetiyle soru sahibinin Toprakofis memurlarına tevcih ettiği it­hamlardan bu memur arkadaşları tenzih ederim. Toprakofis bugünkü vazi­yetinde dürüst ve verimli bir şekilde çalışmaktadır. Soruda mevzuubahis edilen noktalara gelince ;

3 — Macaristan'dan buğday ithali için 12/12/1949 tarihinde bir karar alın­mış ve bu suretle 6555 ton buğday, Koç firması eliyle yurdumuza sokulmuş­tur. Bu mevzuda ileri sürülen iddiaların doğru olup olmadığının anlaşılması için de evrak savcılığa verilmiştir.

3— Muhtemel bir yağ sıkıntısını önlemek maksadiyle 1949 yılının sekizinci ayında 784 sayılı bir kararla muhtelif istihsal mıntıkalarından yağ alınması kararlaştırılmış ve bu satın alınma işi «Demirtepe Kooperatifine" verilmiştir Sonradan bu işi Necati Tüfekçi isminde bir vatandaş üzerine almış ve bu şe­kilde Diyarbakır'dan 1158 ton yağ getirtilmiştir. Bu alım ve satışlarda hiç bir yolsuzluk görülmediği, teftiş heyetinin raporundan anlaşılmıştır. 3 — İstanbul Balıkçılar Kooperatifi, Toprakofis'e müracaat ederek 250 bin liralık bir istikrazda bulunmuştur. Bunun 200 bin lirasını malzemeye, 50 bin lirası da istihsal sermayesine harcanmış, tekrardan istenen 40 bin liralık meb­lâğdan da ancak 33 bin lirası alınmış geriye kalan 7 bin lira hâlâ çekilmemiş­tir. Bütün bu işlerin de normal bir seyir takip ettiğini söyliyebilirim.» Soru sahibi de Bakanın izahatının kendisini' tatmin etmediğini söyliyerek, gerek buğday, gerek yağ ve balıkçılık işlerinde bir çok yolsuzlukların yapıl­dığını ileri sürmüş ve Bakanın bu meseleye ehemmiyet vermediğini iddia ey­lemiştir.

Tekrar kürsüye gelen Ticaret ve Ekonomi Bakam ZÜhtü Velibeşe, kendisinin söyledikleri ile soru sahibinin ileri sürdükleri fikirler arasında bir fark bu­lunmadığını belirtmiş, teftiş heyetlerinin raporlarına göre izahat vermiş ol­duğunu ve dosyaların muamelede bulunm&sı hesabiyle bu mevzuda daha fazla konuşmanın doğru olmıyacağı kanaatinde bulunduğunu ifade eylemiş­tir.

Tokat Milletvekili Mustafa Ozdemir'in, pamuklu mensucat fiyatlarındaki ar­tış sebeplerine, Sümerbankm ithal ettiği mallarla kendi mamullerini ne suretle satışa arzeiüğine ve pamuklu mensucat ithaline konulan tahditlere dair İşletmeler, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığından sözlü sorusu Bakanlar tarafın­dan cevaplandırılmıştır.

Ticaret ve Ekonomi Bakanı Zühtü Velibeşe verdiği izahatta, pamuklu fiyat­larının artışının, pamuk ihraciyle alâkası bulunmadığını söylemiş, bu fiyat artışının, dünya fiyatlarının artması dolayısiyle olduğunu beyanla, bu yılki pamuk istihsalinin 107 bin ton olduğunu,. bunu nancak 38 bin tonunun mem­leket ihtiyacına kâfi geldiğini geri kalan kısmın da ihraç edildiğini ifade ey­lemiştir.

Bakan aynı zamanda memlekette ihtikârın önüne geçilmesi için pamuklu mensucatın ithal olunduğunu da sözlerine ilâ^ve etmiştir.

işletmeler Bakanı Prof. Muhlis Ete, sorunun diğer kısmına cevap vermiş ve-Sümerbank'm, kendi mamulâtım ve ithal ettiği malları 13 vilâyette alını satım müesseselerinde satışa arzettiğini, herkesin serbestçe bu satışlardan istifade ettiğini, satışlarda yüzde 1 ile yüzde beş buçuk arasmda tenzilât ya­pıldığını, pamuk fiyatlarının artmasına mukabil yalnız Kayseri Fabrikasının mamullerinde yüzde 1 nisbetinde bir arttırma yapıldığını bildirmiştir.

Soru sahibinin, fiyat aıtışı karşısında hükümetin tedbirler almadığını ileri sürmesi üzerine tekrar kürsüye gelen İşletmeler Bakanı Prof. Muhlis Ete şunları söylemiştir :

»Bir iktisat siyasetinde alman bir ttedbir bir zümreyi faydalandırırken diğer zümreyi müteessir eder. Kore koivjüktürü dolayısiyle pamuk fiyatları yük­seldi. Pamuklarımıza büyük rağbet vardır, ihracat memlekete 300 milyon li­ralık döviz getirmiştir. Hususi fabrikalar pamuk fiyatım yükselmesinde za­rara uğradılar. Devlet fabrikaları bu zarara tahammül ettiler. Ancak bu sı­kıntılı vaziyet memlekete döviz getirmektedir. Diğer taraftan, büyük mik­tarda bir müstehliki istismarı mevzuubahis değildir. Spekülasyona gelince, bu her zaman mevcuttur. Spekülasyon olmazsa ticaret de olmaz. Elverir ki halkı istismar etmiyelim.»

Afyon Milletvekili Ali İhsan Sabis'in, Bursa ve İnegöl'de vukua gelen uçak kazalarına ve Bursa Askerî Hastanesinde bulundurulması gereken ilâç ve malzeme ile uçak kazalarını önleyici tedbirlere dair Millî Savunma Bakan­lığından sözlü sorusu, Hava Kuvvetleri Komutanı ile Ordu Sağlık Dairesi Başkanı larafmdan cevaplandırılmış, soru sahibi de bu hususta hükümetin daha fazla titizlik göstermesi kanaatinde bulunmuştur. Meclis Pazartesi günü toplanacaktır.

Büyük Millet Meclisinin 18 Aralık 1950 tarihindeki toplantısı :

Ankara : 18 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat on beşte Bask an vekiller inden Kayseri Mil­letvekili Kikri Apaydm'm başkanlığında toplar: m ıştır.

Bunun içindir ki hükümet, Bahadır Dülger arkadaşımızın temes etmiş olduğu çeşitli neşriyat, ve bunun yanında açık ve gizli faaliyetleri de en büyük dikkat ve hassasiyetle takip etmektedir. Hükü­metiniz bu takibi kendisinin belli başlı vazifelerinden birisi addetmektedir. Hürriyeti, fikir ve vicdan hürriyetini müdafaa ederken dünyada ve her mem­lekette her zaman gözükmüş olan bir tecelliyi gözönünden uzak tutmak gaf­letine düşmiyeceğiz. Hürriyet siperinin içine girmek suretiyle vicdan ve fikir hürriyet düşmanları, cemiyetleri, inkılâpları, tarihte olduğu gibi bu gün de, bu çeşit faaliyetleri ile tehdit edegelmişlerdir. Bunu içindir ki, hükümetiniz hürriyeti müdafaa ederken hürriyete düşman olan bu fikir cereyanlarının hür­riyet siperi arkasında gizlenmeleri için alacakları bütün tedbirleri, baş vu­racakları bütün çareleri vaktinde yok etmek maksadile lüzumlu her tedbire baş vuracaktır, (bravo sesleri) Bu gün mevcut mevzuat içerisinde bütün bu faaliyetleri takip ederek adalete teslim, ediyoruz. Mevzuatımızın kâfi gelme-.diği noktalarda da kanun teklifleri hazırlıyoruz. Derhal itiraf edeyim ki, bir çok noktada mevzuatımız kâfi gehnektedir. Bunun içindir ki, hükümet Yüksek Meclise bir kanun projesi sevketmiş bulunmaktadır. Bu proje yüksek tasdikinize iktiran ettiren sonra yaptığımız mücadele daha tesirli bir hal ala­caktır arkadaşlar.

Burada bir noktaya işaret etmek isterim. Memleketimizde tam mânasiyle tat­bik edilmekte bulunan fikir ve vicdan hürriyetinin, unutulmamak lâzım ge­lir ki, uzun yıllar çeşitli tazyikler altında kalmış olan fikir ve vicdanlarda uyan­dırdığı bazı reaksiyonlar vardır. Bu reaksiyonları tabii karşılamak icabeder. Bizim üzerinde duracağımız menfi kuvvetler, bu reaksiyonları istismar etmek hevesine düşmüş olan kuvvetlerdir.

Muhterem arkadaşlar, istiklâl ve hürriyetimizi millet ve ferd olarak hakları­mızı yok etmek neticesini verecek olan aşırı sağ ve sol cereyanların arkaları­na gizlenecekleri herhangi bir siper de birakmıyacağız. Kafalarında bu mem­lekette aşırı sağ ve sola doğru rejimler kurmak hülyasını besleyenler bu mem­lekette fikir ve vicdan hürriyetini getirenlerin onları korumasını da bilecek­lerini unutmak gafletine düşmüş olabilirler. Fakat bugün iş başında, küçük ve gündelik hesapların zebunu olarak sağdan ve soldan gelen fikir cereyan­larına günün zahiri endişelerine göre mavi boncuk dağıtan bir idare değil, mil­letin en hür bir iradesiyle seçilmiş Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun iti­madını kazanan bir hükümet vardır, (alkışlar)

Samet Ağaoğlu'nun izahatım müteakip, soru sahibi Bahadır Dülger, eski ik­tidar zamanında bu mevzularla mücadele gösterilen lakaydiden bahsetmiş ye laiklik ile devletçilik prensiplerinin siyasî maksatlarına âlet olarak kullanıl­ması yüzünden bu zararh cereyanların kuvvetlendiğini söylemiştir. Bahadır Dülger, konuşmasını, Samet Ağaoğlu tarafından verilen izahatı tat­minkâr bulmadığını ifade ederek bitirmiştir.

Bunun üzerine tekrar söz alan Devlet Bakam, Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu su izahatı vermiştir :

İnceleme Komisyonunun bu husustaki raporu yüksek huzurunuza ge­leceğinden sayın arkadaşımızın sualleri o zaman cevaplandırılmış olacaktır.

Soru sahibi Sinan Tekelioğlu da, kendsinin Meclis huzuruna getirdiği bu ne­vi soruların, soru olmayıp birer ihbar olduğunu söylemiş ve hükümetin bu mevzuda yapılan sui i sura ali er i tezelden meydana çıkarmasını ifade ■ ederek, gerek kimya lâboratuvarının ve gerekse manej inşası için o zamanlar sarfe-dilen paranın, o devrin devlet başkanı tarafından ödenmesini istemiştir. Bize Milletvekili izzet Akçal'ın, 431 sayılı kararın (1) numaralı bendindeki (ve emsali idarelerin^ şümulüne İmralı Cezaevinin de dâhil bulunup bulun­madığının yorumlanmasına dair Önergesinin müzakeresinde, bu husustaki ka­rarın bir formüle bağlanması için mezkûr önergenin komisyon geri verilmesi kabul edilmiştir. Meclis Pazartesi günü toplanacaktır.

Maliye Bakam Hasan Poİatkan'ın 1950 yılı Bütçesi hakkında Ba­sma beyanatı:

Ankara: 22 (A. A.) —

Maliye Bakam Hasan Polatkan 1951 yılıBütçe Kanunu gerekçesi etrafında gazetecilere şu beyanatta bulunmuştur:

Yüksek Meclise sunmakta olduğumuz 1951 bütçesinin tanzimine hakim olan esasların izahına ve bu bütçenin tetkikine girişmeden önce nazarı itibare alın­masını zarurî gördüğümüz bazı hususlar üzerinde duracağız: Bir devlet bütçesinin hakikî hüviyetini kolaylıkla teşhis edebilmek için onu daha evvelki bütçelerle hiç değilse bir evvelki bütçe ile karşılaştırmak ve büt­çelerin tanzimi sırasında memlektette hakim olan iktisadî, malî, siyasî şartları gözönünde bulundurmak zaruridir.

Bu zarurete uyarak 1951 bütçemizin hazırlandığı günlerde dünyada ve mem­leketimizde hâkim olan sanlarla bir yıl evvelki bütçenin hazırlandığı şura­larda mevcut şartları karşılaştırdığımız takdirde bunların biribirinden tama­men farklı olduklarını derhal müşahede etmemek mümkün değildir. 1950 bütçesinin hazn-lık devresi olan 1949 yılı sonunda bütün dünyada sulh ve asayişin yakın bir atide bozulacağına dair belirtiler mevcut olmamasına mukabil, 1951 bütçesini takdim etmekte olduğumuz şu-günlerde, bilindiği üze­re Milletlerarası siyasî şartlar çok ağırlaşmış, bunun neticesi olarak dünyanın bir ucunda karşılıklı mühim kuvvetlerin yer aldığı fiilî çarpışmalar başlamış ve üçüncü bir dünya harbi tehlikesi bütün ağırlığı ile hissedilecek hale gel­miştir.

Dünyada hakim olmaya başlayan bu ağır siyasî vaziyetin iktisadî ve malî sa­halarda derin akisler ve tesirler yaratmaması elbette mümkün olamazdı. Onun içindir ki, 1950 yılı bütçesi hazırlanırken hâkim olan ekonomik şartla­rın aksine olarak dünya ekonomisinin bugün vehamete doğru giden siyasî de­ğişikliğe muvazi bir seyir takip etmekte olduğu açıkça görülüyor.

Ancak bunlar doğru yazılmış olsa dahi, bu, bir yıllık devlet faaliyetleri­nin malî neticelerini olduğu gibi göstermeğe kâfi gelmez. Çünki devletin faali­yet sahası yalnız umumî muvazeneye giren çalışmalara inhisar etmektedir. Devlet gelir ve giderlerinin umumî bir muhasebesi yapılarak bizde devlet açık­larının her seneye isabet eden miktarı sahih olarak hesap edilmek ve bilinmek icabedese, katma bütçelerle İktisadi Devlet Teşekküllerinin binnetice devlet hazinesine intikal edecek olan açıklarını da hesaba katmak zarurî olur. Meseleyi bir misal ile aydınlatmış olmak için arzedelim ki 1950 yılında Devlet Denizyolları (18) küsur milyon lira ve Posta, Telgraf ve Telefon İdaresi de (22) küsur milyon lira açık vermiş bulunuyor.

P. T. T. İdaresinin yıllardır bu suretle vermekte olduğu açıklar (56.000.000) lirayı tecavüz etmiş bulunmaktadır. Esasen Devletin yıldan yıla kabaran borç yekûnu yalnız bütçenin verdiği açıklardan değil, bu suretle katma bütçelerle İktisadî Devlet Teşekküllerinin de yüklediği külfetlerle kabarmış bulunmak­tadır.

Katma bütçelerle İktisadî Devlet Teşekküllerini de içine alan bir yıllık Devlet faaliyetinin başlangıcında hakikî muhasebesini yapabilmek ve hakikî durumu olduğu gibi görebilmeyi mümkün kılacak bir hesap sisteminin kurulması lü­zumu kendini şiddetle hissettirmektedir.

Büyük Meclisçe ve umumi efkârca durumun ana hatları ile bir bakışta kavra­nabilecek hale gelmesi bütçede samimiyet, vuzuh ve millî murakabenin gereği gibi işleyebilmesi bakımlarından ihmal olunmayacak bir zaruret olduğu müt­alâa olunmalıdır.'Bu yılki bütçe çalışmaları arasında hükümet, Devlet faali­yet sahalarını kavramak üzere devletin gelir ve giderlerini ve hakikî açık mik­tarını gösterecek bir usul üzerinde ihzari çalışmalar yapmıştır. Bu ihzari ça­lışmaların neticesi, sırasında arzolunacaktır.

1950 ve 1951 bütçelerinin umumi manzarasına böylece bir göz attıktan sonra şimdi burada tesbitinde fayda gördüğümüz bir husus üzerinde de durmak is­teyeceğiz. Bütçelerin yüzde muayyen bir nisbeti donmuş ve sabit bir halde olur. Bir bütçenin kendisinden evvelki bütçelerin hamulesini ve karekterini bir nisbet dairesinde bünyesinde taşıması tabiidir. Bizim bütçemizde bu nis-bet ise en yüksek hadlerde bulunmaktadır. 1951 bütçesini tetkik ve mütalâa ederken bu cihetin ehemmiyetle gözönünde bulundurulması zaruzidir. Bu ba­histe vereceğimiz izahat 1951 bütçesine ne dereceye kadar hakim olabilmek imkânına sahip bulunduğunu göstermeğe kâfi gelecektir.

Bütçenin gider kısmında sabit bir hale gelmiş olan kalemlere ve rakamlara kısaca bir göz atılırsa bu hakikat derhal kavranmış olur.

Filhakika bütçede zat maaşları ve Millî Savunmaya ait üzlük haklar da dahil olmak üzere (693.893.106) liraya baliğ olan çeşitli personel masrafları ve yollukları vardır ki, mevcut kanunlar değişmedikçe, sıkı bir tasarruf zihniyeti hakim kılınmadıkça bu rakamlarda tasarruf yapmak şöyle dursun bilâkis bunların her yıl artmasının önüne geçmek bile müşkül olur. Bunun yanında, miktarı (125.734.133) liraya baliğ olan Devlet borçları da vardır ki, bu miktar Devlet taahhüdü altında bulunan sabit bir rakam şek­lindedir.

Bundan başka, bir kısım katma bütçeli daireler vardır ki, bunların Devlet bütçesine tahmil ettikleri külfet miktarı, 1951 yılı bütçesinde (65.642.904) lira olarak üzerinde artık tasarruf imkânı olmayan bir mahiyet arzetmekte-dir. Bu zümreyi Ankara ve İstanbul Üniversiteleri, Devlet Havayolları, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Beden Terbiyesi ve Vakıflar Genel Müdürlükleri teşkil eder.

Yine bunun yanında vergilerin muayyen bir kısmı üzerinde tahsisi varidat usulü kabul olunduğu için elde edilecek gelirin şu veya bu maksada tevcihi yolunda hükümetlerin bir tercih hakkı kalmamış olmak itibariyle keza sa­bit hale getirilmiş olduğu aşikâr olan Karayolları Genel Müdürlüğüne ayrılan. (47.000.000) liralık bir rakama da işaret etmek lâzımgelir.

Millî Savunma giderlerinin de sabit, hatta içinde yaşanılan devrin telkin etti­ği zaruretler neticesi olarak artan masraflardan olduğunu ve bu giderler üze­rinde hiç olmazsa bugün için bir indirme yapmanın asla bahis mevzuu olmı-yacağım kaydetmeğe dahi lüzum yoktur.

Millî Savuma masrafları (183.577.125) lira tutan personel giderleri ile çeşitli yolluklar ve bakanlığın bütçesinde görülen (2.150.800) lira tutan borçları, hariç olmak üzere (284.272.075) lirayı bulmaktadır.

Takip edilegelmiş olan iktisadî politikanın neticelerinden biri olarak girişilmiş: olan bir takım inşaat ve teşebbüsler vardır ki, bizim görüşümüze ve içinde bulunduğumuz şartlara ve verimli olup olmadıklarına göre ve Devletçe taah­hüde bağlanmış olmanın tahmil ettiği mecburiyet de nazarı dikkatte alın­mak suretiyle bunlar 1951 bütçemizde zaruri hadlere indirilmiş bulunuyor.. Böyle olduğu halde, bu inşaat ve teşebbüslerle bir kısım teşekkül ve müesse­selere verilmek zorunda kalman tahsisat miktarı (42.205.007) lirayı bul­maktadır.

Bunlardan başka, evvelce inşasına başlanmış olup gelecek yıllara sari taah­hütler dolayısiyle 1951 yılı bütçesine koymak zorunda kaldığımız ödenek mik­tarı da (62.539.364) lirayı bulmaktadır.

Bunu da böylece kaydettikten sonra şimdi iş, bu şekilde tesbittt ettiğimiz, rakamların yekûn edilmesine kalır. Bu yekûnun, (1.321.286.589) lirayı bul­duğu ve cari hizmetler giderleri ile yatırım giderleri yekûnunun ise (1.577.103.292) lira olduğu hesap edilirse hakikat olduğu gibi meydana çı­kar. Yani bu sabit hale gelmiş olarak görülen ve bütçe giderlerinin % 84 ünü bulan rakamların ötesinde bir iktidarın kendi görüşlerine göre kullanabile­ceği tahsisatın yekûnu ancak bütçe giderleri yekûnunun 16 sı civarında. bir nisbete münhasır kalır. Yine bu izahattan anlaşılacağı üzere gecen yılın bütçe açığı bidayette gösteril­diği gibi (173.939.000) lira olmayıp (206.985.902) liradır.

1951 bütçesinin 1950 bütçesine göre açık fazlası olan (29.684.561) lira ise, ca­rî hizmet masraflarının bu miktarda artırılmış olmasından değil bu seneki büt­çemize geçen yıla nazaran (38.282.048) lira fazla yatırım ödeneği konulmuş ol-maısndan mütevellit bulunmaktadır.

Keyfiyet başka bir zaviyeden ele alınırsa, geçen yılın (206.985.902) lira olan açığına karşı (266.190.611) liralık bir yatırım yapılmak suretiyle 1950 bütçe­sinde, yatırımlar için bütçe gelirlerinden (59.204.709) lira tahsis edilmiş du­rumda iken 1951 bütçesiyle (232.513.292) liralık bir açığa kargı (304.472.659) liralık yatırım Ödeneği konulmakla bütçe gelirinin (71,959.367) lirasının ya­tırımlara ayrılmış olduğu görülmektedir.

1950 ve 1951 yıllarına ait yukardaki mukayese rakamlarına göre kısımların1 tahlili gu neticeyi vermektedir:

1 — Birinci kısım: Teşrii ödeneklere mütaallik bulunan bu kısmın mukaye­seye esas tutulan :

1950 rakamı1951 rakamı

image002.gifimage003.gif9.082.2919.027'059

lira olmak üzere hemen birbirine yakındır.

2 — İkinci kısım : Bu kısım, her çeşit yolluklar hariç olmak üzere personel gi­derlerine taallûk etmektedir. Bu kısmın mukayeseye esas tutulan

1950 rakamı1951 rakamı

image002.gifimage004.gif679.267.978670.217.653

lira olmak üzere 1951 ödeneği 1950 ye nazaran (9.050.325) liralık bir noksan­lık arzetmektedir. Bu keyfiyet, sunduğumuz bütçede personel masraflarında geçen yıla nazaran (9.050.000) liralık bir indirme yapmış olduğumuzu ifade eder.

Fakat bunun ehemmiyetini sadece bu dokuz milyonluk bir indirme olarak görmemek lâzımdır. Meseleyi daha iyi derinleştirmek için personel giderleri­nin eski senelerdenberi sürüp gelen seyrine bir göz atarsak bu sene yapıla­nın ehemmiyeti derhal göze çarpar.

Personel giderlerinin on senelik seyri bu giderlerin (100) milyondan (679)
milyona yükselmiş olduğunu göstermekte olup, seneler arasındaki artış vasa­
tisi (58) milyon civarındadır. Biz bir defa bütçeyi bu (58) milyon liralık yıllık
vasati artıştan kurtardığımız gibi (9) milyon da ilâveten indirmiş vaziyetteyiz.
3 — Üçüncü kısım: Yönetim giderleri: Dairelerin, kırtasiye, basılı kâğıt, ya­
kacak, aydınlatma, ısıtma, Öteberi giderleri, yolluklar, taşıt işletme ve onar­
maları gibi masrafları ihtiva eden bu kısmın mukayeseye esas tutulan :
1950 rakamı1951 rakamı

38.213.61740.308.008

lira olup 1951 ödeneği geçen yıla nazaran (2.094.391) liralık bir artıg göster­mektedir.

Filhakika eski yıllarda, yakarda da temas edildiği üzere yurt iktisadiyatına doğrudan doğruya yardımı olmayan ve memleket ölçüleriyle mütenasip bu­lunmayan mevzular, birinci derecede yatırım sahaları olarak ele alınmış bu­lunduğu halde hükümetiniz yatırım anlayışını ve imkânlarını, iktisadi kalkın­mayı doğrudan doğruya ve kısa zamanda sağlayacak mevzulara tevcih etmiş bulunmaktadır.

1951 bütçesinin gider kısmı hakkındaki bu izahattan sonra gelirler kısmına da kısaca temas edeceğiz.

1951 bütçesinin gelirler yekûnu (1.344.590.000) lira olarak tahmin olunmuştur. Gelir bütçemizde, kaldırılmış vergiler bakiyeleri ile birlikte vasıtasız vergi-îej- (504.420.000) lira tutmaktadır ki, bu miktar gelirlerin umumuna nisbetle (% 37.48), vergi gelirlerine nisbetle de (% 39.80) i teşkil etmektedir. Vasıtasız gelirler haricinde kalan bilcümle muamele ve istihlâk vergileri, te­kel hasılatı, tedavül vergileri ve harçların tutarı da (761.960.000) lira olup bu miktar gelir bütçesinin (% 56.70) ine, vergiler yekûnunun (% 60.20) sine ba­liğ olmak tadır.

Vergiler haricinde kalan Devlet gelirleri ise (78.210.000) lira olup, bu mikta­rın, gelirlerin umumuna nisbeti (% 5.82) dir.

Görülüyor ki, vasıtalı vergiler, vasıtasız vergilere nisbetle bütçemizde daha mühim bir yekûn tutmaktadır. Mükelleflerin iktidarı ile mütenasip olmayan vasıtalı vergilerin ağırlığını bertaraf edebilmek için çalışmaktayız. Ancak, bu nevi vergilerin Devlet varidatı içinde işgal etmekte oldukları mü­him yekûndan bir anda vazgeçmeğe imkân b'ulunamıyacağı tabiidir. Fakat vergi adaleti bakımından bu çok mühim meselenin, halli için ilk adım olmak üzere un ve unlu maddelerden muamele vergisi kaldırılmış, şekerden alın­makta olan istihlâk vergisinde de azaltmalar yapılmış bulunmaktadır. Bu kal­dırılan muamele vergisi ile nisbeti indirilen istihlâk vergisinin 1951 bÜtçe-mizdeki aksi (44.000.000) lirayı aşmaktadır.

Muamele Vergisi Kanunu üzerindeki çalışmalar devam etmekte olup, bu ver­ginin bugünkü haliyle.mucip olduğu adaletsizliği ve itirazları bertaraf edecek bir esasa Dağlanması başlıca düşüncemizi teşkil etmektedir. İptidai bir karakter taşımakta olduğu muhakkak olan hayvanlar vergisin--de yapılacak ameliyenin ilk kademesini teşkil etmek üzere, bu vergide (% 20) nisbetinde bir tenzilât yapılması kararlaştırılmış ve bu indirmenin tekabül et­tiği (6.000.000) lirayı mütecaviz kısım gelîr bütçemizin tanziminde nazara alınmıştır.

Gelir bütçesi gerekçesinde gelirlerimiz hakkında kısımlar ve bölümler itiba­riyle geniş izahat verilmiş olduğu için burada ayrıca tekrarlanmam ıştır. Buraya kadar vermiş olduğumuz izahatı hülâsa etmek ve takdim ettiğimiz bütçenin mahiyetini kısaca tebarüz ettirmek için evvelâ şunları ifade edelim: 1951 yılı bütçesinin hazırlanmakta olduğu şu günlerde dünyanın iktisadi, ma­lî ye siyasi şartları geçen yıla nazaran tamamen değişmiş ve bu değişiklikler memleketimizde de tesirini göstermeğe başlamıştır.

Bütçenin gider kısmında görülen ve üzerinde çok esaslı kanuni değişiklikler yapmadan artık tasarruf imkânı kalmamış olan personel masrafları. Devlet

image005.gifimage006.gifborçları, katma bütçeli dairelere verilmesi gereken ödenek, vergilerin muay­yen bir kısmı üzerinde yapılan tahsisi varidat gelecek yıllara sari taahhütler, başlanmış olan bir takım inşaat ve teşebbüslerle bir kısım teşekkül ve mües­seselere verilmek zorunda kalınan tahsisat yekûnunu bütçe giderlerinin % 84 ünü bulduğunu ifade etmek, bu hale getirilen bir bütçe üzerinde esaslı deği­şiklikler yapabilmenin müşkülâtını göstermeğe kâfidir.

Fakat bütün bu zorluklara rağmen Hükümetimiz bütçe üzerinde azimsanmı-yacak tasarruflar ve operasyonlar yapmış, günün zaruretleri karşısında Millî Savunma bütçesine (10) milyon lira ilâve etmiş, personel masraflarında yıl­lardan beri devam edegelen ve yıllık vasati olan (58) milyon liralık artışı dur­durduktan maada (9) milyon liralık bir tasarruf temin etmiş, şeker istihlâk vergisi ile, un ve unlu maddelerin muamele vergisinden (44) milyon liralık bîr indirme yapmış, hayvanlar vergisinde (6) milyon liralık bir tenzilât yapıl­masını kararlaştırmış, yatırımlar mevzuunda bütçeye, geçen yıl bütçesine na­zaran fazla tahsisat ayırmakla iktifa etmemiş, bu sahada memleketin malî ve iktisadi imkânlarına uygun yeni bir görüş ikame etmiştir

Bütün bunlara rağmen Hükümetimiz, yukarda tafsilâtı ile arzolunan sebepler­den dolayı programın ve düşüncelerinin daha fazlasın: bu yeni bütçe üzerin­de aksettirmemiş olmasından müteessirdir.

Büyük Millet Meclisinin 25 Aralık 1950 tarihindeki toplantısı :

Ankara : 25 A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün Başkan vekiller inden Balıkesir Milletvekili Sıtkı Yırcalı'nm başkanlığında toplanmıştır.

Bayındırlık Bakanlığına Eskişehir Milletvekili Kemal Zeytinoğlu'nün ve Ça­lışma Bakanlığına da Bursa Milletvekili Hulusi Köymen'in tâyin edildiklerine dair Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin okunmasını mütaakıp, Zonguldak Millet­vekili Abdurrahman Boyacıgiller'in, memlekette her gün biraz daha artan işsizlik hakkındaki sözlü sorusu okunmuştur.

Eu münasebetle söz alan Çalışma Bakanı Hulusi Köymen, Bakanlığa yeni gel­miş olması ve mevzuun ehemmiyeti hasebiyle bu soruya 5 Ocak'ta cevap ve­receğini söylemiştir.

Bingöl Milletvekilliklerine seçilen Feridun Fikri Düşünsel ile Mustafa Nuri Okçuoğlu'nun, seçim tutanakları hakkında Tutanakları İnceleme Komisyonu-nunraporu üzerinde yapılan konuşmalar neticesinde, Komisyon raporu Ve mezkur milletvekillerinin seçim tutanakları kabul edilmiştir. İstiklâl Harbi malûllerine verilecek para mükâfatı hakkındaki kanun tasa­rısının ikinci görüşmesi de bugünkü oturumda neticelendirilmiş ve tasarı açık oyla kanunlaşmıştır.

Konya Milletvekli Saffet Gürol'un, göçmen piyangosu tertibi hakkında ka­nun teklifinin müzakeresinde söz alan Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan, bu piyangonun senede bir defa değil iki defa tertip edilmesini ileri sürmüş, Edir­ne Milletvekili Şefik Bakay da her yıl bir keşide olmak üzere piyangonun beş sene devam etmesini ve ayrıca bir «Göçmenler Bakanlığı» nın kurulmasını ileri sürmüş ve piyangolardan sağlanacak olan paranın «Göçmen ve Mülteci­ler Türkiye Yardım Birliği» emrine verilmesini istemiştir. Van Milletvekili Ferit Melen ise, göçmen işinin ane ve pyango ile halledilecek bir mevzu olma­dığım söylemiş ve Hükümetin bu iş için Meclisten icabeden parayı istemesi fikrini savunmuştur. Seyhan Milletvekili Reşat Güçlü, yeni bir kanunun ka­bul edilmekle mevcut kanunların sayısının biraz daha artmış olacağını teba­rüz ettirmiş, buna mâni olmak için de Millî Piyangonun normal aylık keşide ierindcn ayrı fevkalâde keşideler yapması yoluna gidilmesini teklif etmiş, Ri­ze Milletvekili İzzet. Akça, para piyangosu yerine bir eşya piyangosunun ter­tip edilmesi mevzuunda konuşmuş, Burdur Milletvekili Mehmet Özbey, göç­menler için bakamlk kurulmasının aleyhinde bulunmuştur. Teklif sahibi Kon­ya Milletvekili Saffet Gürol da, hangi zaruretler tahtında bu kanun teklifini getirdiğini izah ederek, yeni yıl bütçesinde göçmenlere tahsis edilen meb­lâğın pek az olmasından dolayı böyle bir piyango tertibine lüzum hâsıl oldu­ğu kanaatinde bulunduğunu söylemiş ve eğer bu tasarı kabul edilecek olursa Mart ayı içinde yapılacak bir keşide ile en kısa bir zamanda üç milyon lira­lık hâsılat elde edileceğini belirtmiştir.

Başkan kanun tasarısiyle ilgili Bakanın bulunmadığından dolayı müzakereye gelecek oturumda devam edilmek üzere bugünkü birleşimi kapamıştır. Meclic Çarşamba günü toplanacaktır.

Büyük Millet Meclisinin 27 Aralık 1950 taihindeki toplantısı :

Anköra: 27 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat on beşte Başkanvekiller inden Balıkesir Mil­letvekili Sıtkı Yırcalı'nm başkanlığında toplanmıştır.

Çalışma Bakanlığına tâyin edilen Bursa Milletvekli Hulusi Köymen'in baş-kanvekilliğinden istifa ettiğine dair tezgkerenin okunmasından sonra sözlü so­ruların müzakeresine geçilmiştir.

Mardin Milletvekili Aziz UVas'm, Güney-Doğu ovasının sulama projesi ile İskenderun-İran yolu ve Gurs Hidroelektrik Santrali inşaatı hakıknda Bayın­dırlık ve içişleri Bakanlığından sözlü sorusu, önce Bayındırlık Bakanı Ke­mal Zeytinoğlu tarafından cevaplandmlmiştır. Bakan bu mevzuda şöyle de­miştir :

«Güney-Doğu bölgesinin Nusaybin ovası, sulama sayesinde çok verimli bir hale gelecektir. Bu ovanın 50 bin dekarlık bir kısmının snlama tesisatı 10/11/1950 tarihinde mütaahhide ihale edilmiştir ve önümüzdeki inşaat mev­siminde faaliyete geçilecektir. Bu arada gunu da tebarüz ettirmeliyiz ki, Hü­kümetiniz bu neviden küçük sulama işlerini ehemmiyetle ele almıştır. Uzun vadeli büyük sulama politikasının yanında küçük sulama işleri de ön plânda tutulmaktadır. 1951 yılı küç.ük sulama programı için 18 küsur milyon lira ay­rılmıştır. Bu meblâğ ile yurdun her bölgesinde 60 kadar küçük sulama işi 1952 yılı sonunda tamamlanmış olacaktır. Bulama mevzuunda beş yıllık prog­ramı da gerçekleştirmek yolundayız.»

Bakan bundan sonra, sorunun ikinci maddesini teşkil eden İran-İskenderun yolu hakkında izahat vermiş ve bu büyük yolun muhtelif kollarının hali in­şada bulunduğunu söylemiştir.

Sorunun üçüncü maddesini teşkil eden Gurs Hidroelektrik Santrali inşaatı hakkındaki cevabı, İçişleri Bakam, bir hafta sonra verceeğini ifade etmiştir. Konya Milletvekili Saffet Gürol'un, göçmen piyangosu tertibi hakkındaki ka­nun tasarısının müzakeresine bu birleşimde de devam edilmiştir. Bu mevzu­da söz alan İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Başar, kanun enflâsyonuna meydan vermemek üzere bu tasarıya muhalif kaldığını söylemiş, Seyhan Mil­letvekili Sinan Tekelioğlu, Mailye Bakanının tayyare piyangosu hakkında iza­hat vermesini, bundan som-a bu tasarı üzerinde konuşulmasını istemiş, Ma­liye Komisyonu Sözcüsü Giresun Milletvekili Hayrettin Erkmen tasarının ma­lî bakımdan izahını yapmış, Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan piyangonun yılda iki defa tertip edilmesini ileri sürmüş, Zonguldak Milletvekili Abdur-rahman Bayacıgiller tasarının reddedilmesini ifade etmiş, Kars Milletvekili Hüsamettin Tugaç, Hükümetin göçmenler için bütçeden para ayırıp ayırma­dığım sormuş, Ankara Milletvekili Talât Vasfı Öz, şimdiye kadar gelen göç­menler için Hükümetin ne gibi tedbîrler aldığını sual eylemiş, Seyhan Millete vekili Cezmi Türk, Hükümetin göçmenler için fevkalâde bir bütçe hazırlama-sı fikrinde bulunmuş, Tekirdağ Milletvekili Zeki Erataman da tasarının kabul edilmesi lehinde konuşmuştur.

Mütaakıben söz alan Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu şu beyanatta bulunmuştur:

Çok muhterem arkadaşlarım, bir kaç kıymetli arkadaşımız konuşulmakta bu­lunan kanun projesi münasebetiyle büyük göçmen dâvasına hassasiyetle do­kundular.

Bendeniz bu vaziyet karşısında ve birkaç cümle ile ve Hükümetin bu mese­le üzerinde hangi tedbirleri düşünmekte olduğunu kısaca arzetmek isterim. Evvelâ, tıpkı arkadaşlarımız gibi Hükümetiniz de meseleyi millî bir dâva ola­rak ele almıştır. En geniş çapında, bir istihsal dâvası, bir millî vahdeti muha­faza dâvası, memleketin bir kalkınma dâvası şeklinde ele alınmış bulunmak­tadır. Hâdiselerin müstacel taraflarını, müstacel kararlarla önlendikten son­ra, geniş bir tatbikat sahası için lâzım gelen teknik tedbirler etüd edilmeğe başlanmıştır. Bu etüdlerimiz arasmda muhaceret, bir iskân, toprak işlerini bir arada tatbikat mevkiine koyacak bir yeni bakanlığın kurulması tasavvuru da­hi vardır.

Görüyorsunuz ki meseleyi gok esash bir surette ele almış bulunuyoruz. Bunun yanında Sayın Cumhurbaşkanının teşvikiyle bir Büyük Komite teşek­kül etmiştir. Bu komite memleketin içinde ve dışında bütün cihanın nazarım bu büyük insan hareketi üzerine celbetmeğe çalışacaktır.

Bunun üzerine kürsüye gelen Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Samet Ağacğlu gu açıklamayı yapmıştır.

Muhterem arkadaşlar, Sinan Tekelioğlu arkadaşımızdan rica ediyorum. Söy­lenen sözleri iyice derleyip virgülüne kadar tetkik ettikten sonra cevaplarını versinler. Yoksa başka fikirler söylemekle, bir cümlenin mânâsım tahrif ede­rek konuşmasınlar. Ben dedim ki, Yüksek Meclisin ehemmiyet verdiği önem­le mütenasip olarak Hükümetiniz de bu işe ehemmiyet vermektedir. Hattâ icabında toprak, iskân ve muhacir işlerini bir araya toplayacak bir vekâlet ihdasını dahi düşünmekteyiz. Bunun için etüdler yapmaktayız. Sinan Tekeli-Dglu, söylediğim bir tasavvuru lüzumsuz bir takım şeylerle bir hakikatmıg gi­bi, yani vekâlet ihdas ediliyormuş gibi bir sürçü lisanda bulundular. Ben bu­nun, bir sürçü lisan olarak söylendiğini zannediyor ve bunun böyle olmama­sını temenni ediyorum. Bu noktadan sözlerime dikkat buyurmalarını rica ediyorum.

Burdur Milletvekili Memhet Özbey'in, göçmenleri yerleştirmek için mütehas­sıs getirilip getirilnıiyeceği hakkındaki sorusu da Tarım Bakanı Nihat Iğriboz tarafından cevaplandırılmış ve Bakan bu mevzuda verdiği izahatta, göçmen köyleri tesisi için Amerika'dan bir mütehassıs heyeti geleceğini söylemiştir. Mütaakiben tasarımn tümü hakkındaki müzakereler bitmiş, maddelerin konu­şulması neticesinde de birinci ve ikinci maddeler kabul edilmiş üçüncü mad­de hakkındaki verilen değiştirge de kabul olunarak mezkûr madde «bu ke­şideden elde edilecek hasılat Göçmen İşleri Türkiye Yardım Birliğine veri­lir» şeklini almış ve bu maddenin komisyonca formüle edilmesi için, tasarı­nın müzakeresinin devamı gelecek oturuma bırakılmıştır.

Büyük Millet Meclisi 3/1/1951 Çarşamba günü toplanacaktır.

Bulgaristan'dan gelen Muhacir ve Mülteciler hakkında Türkiye Yardım Birliği Başkanı Refik Koralta'mn Ankara ve İstanbul Rad­yolarında yayınlanan heyanatı :

Ankara: 31 (A. A.) —

Memleketimize tehcir yolu ile gelmekte olan Bulgar Türklerine yardım için .Mülteci ve Muhacidlere Türkiye Yardım Birliği» adı ile kurulmuş ve faali­yete geçmiş bulunan teşekkülün reisi Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan bu akşam saat 19 da Ankara ve İstanbul radyolarında aynı zaman­da yayınlanan bir konuşma yapmıştır. Büyük Millet Meclisi Başkanı demiştir ki:

sAziz ve muhterem vatandaşlar,

1951 yılma girmek üzere olduğumuz şu saatlerde sizlere milletçe omuzlarımı­za yüklenmiş ve milletimizce büyük bir alâka ile benimsenmiş olan vefa, bağ­lılık, sevgi ve insanlık duygularımızla meşbu bulunan bir vazifemizi bîr kere daha tekrar etmek istiyoruz.

Tüitk ceımiyeıtinin ş uınıd'esi, nizam re hukaıütitıır. Bu­na raiyet etmek iıstemiy enler için; 'hüs-ınan; Imıgün olduğu g&A yarın da mu-tackierdir.Bumu,iyıi lbitlm.dkieabeder.

Altın yumurtlayan tavuk...

Yazan :Cihat Saban

S Aralık J950 tarihlî Son Saal'lan:

Geçenlerde fctanıbu-1'a gelen bir eonebi yaea.r, Mösyö Maurice Mcyal, güzel şehrimiz hakkımdaki Mi&asl'arını bir Amerfkram, gazetesinde yaaanken «Dün­yamın «in güzel şelııit Istjan!buil'n3ur.» de­mekten şekfamıiyıor. Onaın aöJâtoa verici yazısın:, Yeni îstamıbul refikimiz, ikti­bas ederek, bizim1 de zamanı zaman üze­rimde durduğumuz, İjüyıüjk bir mevzua ftjelkma1 ^enıaıs iankâmnı baihşetitiîgıi için, ye-ninde bir de hiEm0t litfa etaniş oluyor. Mösyö 'Mî.urice M-oyal, îstanTiuJ'-u çoık begenımiştir. iki M'ayı birıbirine yaıklsş-tanaiı bu be'de tanıibî âMde-ierıiıyle, ûe-nl^leKiyte, iföBSmli ile tatoiaitm ziyn'etlıdir. aFkaİ, «e ga,ve ki, rraiharnir ts'tanbul'cla oitsl ısıfeınit^si çdiCıııiGİtıir : «Eg"er önceden otelde bir oOıa ayırtını3anışsanız, ibu^.'uın bir seyya.hi cedbedecdk Imi3u&iyeitl«2nne rağmen ohiıe isöiırailıa-tinln tıaırraatnıiyle ülımal edildiğini görmıcKto 'g^cilkmelksijıte. Bu yaz bir iki A^neri'kan seyıah&t acemta^ı, IstanibııTıda iıka hafta kacmalk suretiyle, bîr jıki ae-yajhait 'Onganias etonefc isltediter. Fa^at e!fö kişilik bir kafilemin M!e istıiralıatâaıi tarnjin efljm'ek imkânnıi toulaınıadıllar.» di­yor.

Mösyö Mauraoe Moyal, bize yabancısı olflug-.u-nııuE hakitoütl'erıi tekrar etmiyor. Arti'k h'edkee hmyor ki, turizm mal ver­meden döviz ithal etmek gibi bir aJtm kaynağ-idır. Tine malûmdur ki, turizm .sanayii, bire karşı yüz kâr temin eden verünil'i bir kazanç imkânıdır.

Yalnız şurasşm billb'assa gözden manıak Mliyoruıa : Tu'riam sanayii, tök başına Mr tısşeUbüsıün başaracağı işler­den değiûıdir; bulEün devlet cîlıaziylc be-ralber, îmsusi teşebbüsün elibirli'ğiyle ba­şaracağı bir iştir. Tnrlizm, güımnüfe, ma­liye polûuik'ailariy'ıe, iımaj1 we ümran an­layışı Üle, halkın teıibiye ve görg^jeü il«, alâkalıdır. Bütün bu 'işleri Ibiır anadaletojefc de kendine has ileri bireseri olalbilSır. H-ükümet başın-ıJpJki insanJıar jısitefciîkslerl kadar sahibi olsunlar, eğıer altt dski mesuMer, !bu işin e'he'm'mis'eıtini id­rak C'iicanemiiişi'erse, m'emleıketi bu nî-metlbem iBİtaflade ebfciıranök ıeEı«tt müım-kön olmaz.

yılan lıikâyesi gibi ıtaayan t*k bir otel iiş&nkı geçirdiği safhalardan anlıyoruz ki, dar hazine menfaati zih-niıyetıi ve müi'teci toir kırtasiyeci'Mc memleketi kısırlığ'a doğru götürmekte­dir. Çiım.enlto, ikereelte fîyaltlıarmın yük-sıeMiğl, tnadelki inşaıaıtı, Franısa'da'kıi in-şaafctan bir misli p'ahaiiıya îmıail eibneflcte-diff. Gerşi turjsltüfc tesisleri himaye için t>Lr :mer!nale olıairak gecesi devrede gıfea-nlan, biff kanun "bazı g'ümrük muafiyet­leri tamim eüımeflüfcedir. Fafcait, aradan, biır yıl geymîş olmasına rağımen bu ko-laıyilıiklairm, tleşvilk edici Mr ımaıniyet ar-zcltbîğt de henüz t-dsMt edilememiştir. Damak ki, bu .sanayii kuııımalk için, da­ha gomş ıraıuafıijy1 eliflere doğru yol almak Barruıreti ikemdisinıi Msseıttinmeîîitfîdâr. Ye­ni jnşaialtı on sen-e için bfaa vergisıinden a^uaf tutmalkitaıyız. TurîlStilk ot&ller için *oıa snuıaıfiıyet mü'iidet'imi, 25 seneye çıkar-s-.îk ve bu suıpelfüıe boı citellıerin aımorıtîs-ıiMSsn iSnkânlisrmı °-enîşilets<:to, acaba ne z^jyan lederlia? Bîr fcaüiijn yokun tutnua-yan müziç bıûeı&.yn Tesıümleri vardır kî, teşebbüsü yalnız rahaltsız etmıelkten ile­ri ıgitırnee; bıuiları, kaldinrsaik, ve tou-gün. turizm olmadığı için bize hiçbir şey gseMrcrusyem ımuaimelıe vergıis'infi tıı- tesisle i"ine tsitbik etm^esek aoalba clt natoı ve hesajbaıa bug-ünden date fazla Ibiır aıçığıtenız oinır rrai? Bilâkis, I>ııgün bize hiçbir şiey temin et-neyen hu vergıileiıin kaffloması ile turizmi teşvik ederek, meımlefcete bol mikltaröa dövaa ftihiaû. etmek ve ınem-ieücet* başka bir vasıta ile Iterfüh etmek imkânını bulıuruz. ; Ceza Kamumu ıtaıdlîl'âltı bizde anıtdıde-mdkratilk hüilkütmlerin kaldmliması ni­yetiyle toaşlıaımış bir isıcelemenirn., komü-MİBinie mücadele şefkliıne girmiş bir is-tiıhaleisidir. Belkltenen ne' idi, me çıMti ? Nottotaİ haröloetlle meticenün ıfou bi-rMiine uymazlığımı, bi<r tarafa bıralkıarak fco-minıilam'le imKicaJdıeieıye ait oeza hüküm-lerini şi!d'dıeltl©ndirımiek baUısSinı» .dönelim. Vaktiyle Sigorta Kanunu .gitti, daha sonra Se$ım Kamımı gibi bir talkım mavauEdtiın evvelâ ımaittuuıaltta münaka-şaeı, sonra rniftattıaBsıs bir lıeıyelt tara-fmdan kalıeme alınımıası bizde bir ka­nun hazırlama geleneği olarak yerîeş-ım.iş usul ilkeH Ceza KJaniuaııı gîlbi smıf V« seviye farkı gö^etımıeden ciinnDıeye hi­tap eden bir vesikada bu yolaan takip edilnaeimıesi înısatnı şaşırtıyor. Eu kanun 'modem ve müttilıik bur haöta-lıilola mücadele 'silâlıı ola-cagıoıa göre, dünyada ıbu sasvaş ilcin buitu'l&n yo-Man ımıülta-lâa etaniş profesör, ectaMi ve bâ-kirnlıerd-en miüreldcep bir ilimi: heyetin elinderı çılkıraasi gayeye dlalha sıel'âmıetle vaıımıa'k için en mantıki ıbür yoldu. Tasarmın sakıaltlığı mevoult mettain cür-mü yani kcanünlslblügi ve İromiüni^tlik emperyaliarokıi, efradını >caıra5, ağyarım ımâni şerkiflide tarif ve ıt'aMHt, halötâ tels-oniye etsmemfisiyfe başlıyor ve boylısc« ımaiklsaJdi toamıünlsıtîilk olnnıyaırı bîr ta­kım ıhaıneketlene şâmil ıbîr sahaya yayı-yor.Bunnian baişlka aürüım uırsurlannın ıtâJdaJt ve tavsifimde de viEuh oflımadığı ligin cürmün hııdıuöiinide tafcdife çok pay bırafeılmakıta vıe böylelükile oezada k!a-naalt ve talkdlir gilbi tıaımıamen şaıhsî kiis-taslarla fert hürriyeltliniın tah'tSdi teMi-kesSne yol aıçılmalkitadiT. Bütün ibu tıeşebbiilalerdıe hükümetin en-dişesıMi .taKddr etmıeik'Iıe folenaiber böyle aımıprliik ve gayriıvazıh vasıtalarla ko- müoasîele eöiılemlyseeğiaıe de inanıyoruz. Bizce bu gübi mu.pb.Gm hü­küm ve .tavslöerdieiî en, çok isltifade ıedeoefc ulıanlar gen* Bolşevikler olacak, halk ta bunların geniş [bir faaliyet sa­hasına yayılmış olıthılkları zannı doga-caik yifiML tasaTidaJklt hülkıülmüjeria vuzijh-snEhığtı, ibülCün zatoubai mania ve enim-yet 'teşlkınıâtını möteimakliyen ıneşgul edecek, nüıayıelt hüfeümeti, polisdevjıet

BumaJda hükülm ve tâbirlerini tekrfara maum gönmedigjlroliz yeni maddeleri bdr d'efa okuyanlar meselâ Millî Korun­ma. KJaraunu veya devleltçiilik aleyhine' neşriyat yapinakltam bile icorlkJatrajk ka-I-etnıleriııli böyle vâdjHere salamıyajcakfa-nna ,muiha(klkıak nazariyle baklmıaikta-dırlar.

Kaüdi iki; yaeı söz v.e toplanlma hürri-y«tleıü gilbi ana hürriyetleri az çolk ıtalı--dft öden yemi hülkıijjtnleriın komıüiuKinle-mücadele gilbi zanurot müktaniyle maiı-.dut bir daire içime lallınıması ioaçı ader Ve öaşfea türlıüısü tamamen ahtidemok-

Esasen faşist îtalyıa, Ceaa klopya edilmiş ive aısıllan. artık İtalya'da. 'da illga olıuınlmuış olan deanode hüküıtrıle-ti bize göre prova ederefe ortaya koy-'makl'a bu frehHkeliii âfeti önleyıemeyiz; üstelik 'metnin vuzuhsuzluğu yüzünden yok .yere bir tafeilm vaitandıaşlara ÜBomıü-nfeit ıdamıgası vunaa-aik -böylece rrıaısunıîa-n dilhun -hgikîfld kornüniötlıeri1 de mean-nun etmSş olacağız,

Bıniaenlıeyh ttttutlacak yol, CeBa Kanıı-nu ve oma bağlı mevzuatı ıbîr kül ola-ırak ele alıp, ibir taraıBtan basında açılk ıiılünaiûaşaılania, öite yandan Üiaiversifte1 cltorltelıeriıyle ıdîğıer nrüitalııaıssiıslaıröarL Jm.ureKk.ep bir Ühltisas heyetimin ilmî çat-lişm'alaıriyle mlüimkıüın mertebe kustur-auz iyi ıbir eser haizırlıatumasma îmkârt ver.meık ve bele böyte mülhim bir işd aee-Ifeyegeltlinmısınıtkihtiyatvekiyaset

İşçileri sür'atle temin etmeli­yiz...

Yasan : Mümtaz Faik Fenik

24 Aralık 1950 tarihli Zafer'den t

Hasan.PolaiKkaiı'daiı inlhllâleden Çalış­ma Eafcaolıgına BüyükMilletMeclisi

Reis VeküıheMnden Hulusi Köymen. gel-ttnîştiiır. Yenli Balkan'ın değerli şataiyeiti ve bilhassa işçi meselelerine derin vu­kufu, öitedenıberi DemdkraJt Paitti tara­fından ilerinde ısrarla durulan işçi dâ­valarını süffaJtfl'e yüırülteıceğ'iMe bize tam bîr itemalt venmelkifcedir. Biniyoruz, Sayın. Hulusi Köylnıen'in üze­rime aldığı vazife kolay bir iş değildir; unemldtoatite haltiikaiten çok az ücretle çalışan ve aliınltentoi ekmeğine katık yapan işçileri bîr anda, tamim elmıek ve onları bir mucize ile derhal refıalıa, sa­adete kavuşturmak mümklün olasmıya-caSktır. Anoaik ilik hamlede yapılacak çok tmiMm işler olduğunu da gözden vmsk tuıtmamaJk lâziimidır. Bu hususta İşletimeler Bakıanı ile, Çalışma Batanı eteüe verip beraber çalışır!arsa^ yanS 'bi­ri (Ealbınkıafenmızidi, sınai raüesseseleri-miai'n, madenflerimİBİfn, rasyonel işleme-âini temim, edeırfeen, Çalışma DakanımiE da, artan istihsalle göre îşçilerîmMn fterfiih itmjkânlairım ararsa, befelenilein ri çok kısa bir aaaimnııia elde e!t- kabil oüacaJkltır.

Maalesef, jbiTçok faibr.İlkalarıımızın, iş-lötmıel'erlilmıiEiiı eski SkltMaır zam:atımda alaıbildigiiue Soımai edilmesi, sltaodaırt tipleri üzerine lialtihısal yapıtoııaraııası, Mr-çote teagâjhılarin boş ve verümiBiz buratal-ması, işçileaıiiı <J'& iıayat ırJlijeaıdeleısiîKÎe çok sor şaritlar içta'de kalhralaiTinia se­bep olmuştur.

Dâvamın esası fair fabrifeıaldıaı her ş&yi yapmıalk dleğdl, ilhltiîyıaıç olan şeyi seri halinde yaıpmıaJı ve Iıer türlü aarrean, kudret, elnaek we maizemıe israfımın önüme geçerek ınıalıyeti düşürnieikItST. Acı ile söylemek lâzımöır ki, birçok fabuHkaılarıımiE iş bftoıeE kalmıseterîîı ellinde taiTOlÖMklaırı 2amam toenıdıileirkıe veiüleoı vaaifieâ'en dalhi ıiKalklaşraışlıar, .gayelerini kaybellimliışterâîr. Bazılıaırınfla, muaiîaajra israflar malıiıyıatlerî yükselt-imiş ve isMı&aJİi' dıüşürmıüşitür. tşite bu araıda nıe olduysa zasvaM işçilere olanuş-tur, Çünlklü onlar Hımall ödâllmiiş, onlar sılkıntıldakaılnnş,onlar eltörnKn etmesilâzımmalratm toıraJkılmış. lardır.

Haug-İ fiaıbitikaya ğidersema giclüniz, ay­nı ıstıraplarla,işç'iierM şilkâyeltleriyle

ikarşılaşaoalklsınE. Bu fabnycalaırdan ço-gıunda. iseler için mesken yoMıur. Bir-çolk işçiler, çolk uzak yerlerden, Mira-hat zaımamüarındain fedıaücârlılk yıaparalk SBletmeleıre geldp g'iltmeldje, we gayri sıh-hS. yerlerd'e okıranıaJkitadırlar. Ewaa, mu-[kaıbül baaıJîarmm alıdıiklari ücret, değil bir aileyi lııaıîtâ bir tek feındıi bile gegin-dtreeelk kadar de^İldiT. Hatırlarda olduğu Üzere Demokrat Par-İti İlkltiİd&rı işlilere asgıarli ücreft teslbütî için .blif .taû.Bn.aftmaan,e hazırI'araış, bir de ücretli hsffiıa ve baıyram taltlİM için Wsr Kanun projesi vücuda ge'timttişb'r. Şimdi .Maliye


Amerika Türkiye'ye minnettar­dır...

Yazan: Abidin Dav'er

4 Aralık 1950 tarihli Cumlıuriyet-leıı:

Diyorlar kî,

«Türkler, bu endişeli ıgünlerde Amerika halkına ümid verdiler; cesaret aşıladı­lar.

«Türkler gibi [müttefikleri olduğu için Amerika bahtiyardır. «Amerikan halk efkârı, Türk tugayının sayesinde cephenin ikiye bölünmediğini ve 8 inci Amerikan ordusunun bozul­madan geriyeçekildiğini Mliyor.

«Koredeki Birleşmiş [Milletler Kuvvet­lerinin Türklerin gösterdikleri kahra­manlık sayesinde kuşatılmaktan ve taı-münîstlerin avucuna 'düşmekten kurtul­duğunu Amerikalılar anlamışlardır. «Türkiye, .Kore harbine yardım 'husu­sunda Birleşmiş 'Mîlletlerin talebine müstıot cevap veren nadir [milletlerden "bîridir. Kendi kudretine mabetle çok •daha fo-üyük milletlerden dailıa üstün şe-Tdlde bu harbe iştirak etmiştir. «Türkler, tezim en. iyi müttefiklerimiz­dir.

«iKorede savaşmakta olan ve Amerikan olmiyan kıtaların bütün mevcudu 14.000 -dır. Yani Karede Amerikalı oİTmyan yabancı kuvvetlerin, üçte biri Türktür. «Amerika, muvaffakiyetle savaşan Ibu müttefikine minett ardır.» ıBütün bunları Amerikan radyoları ve gazeteleri söylüyor. Geç de olsa Ame-fcan halk efkârı -nihayet Türkiyeyi an­lamağa başlamıştır. Şimdiye kadar ara­daki dostane ımünasebetlere rağmen, ne Amerikalılar fciai anlamıştı, ne de biz, Amerikalılara kendinizi anlatabilmiş­tik. Bunda Amerikalılar [biraz ımazur-durlar ama bizim kendimizi mazur göstermemizkolay değildir.Böyle 'bir şeye kalkışırsak özrü kabahatin d en bü­yük sözüne uygun bir harekette bulun­muş oluruz. Bara. kimselerin, Amerikan Iıal'k efkârına, (hattâ memleketimize ge­len Amerikan siyasi, askerî ve iktisadî şalısıyetlerine kendimizi tanitmaik yo­lunda tuttukları yol, ya hakikati gizle­mek, veya ananasız (bir sükût ve muta­vaatla boyun kırmak, yahut da «millî izzeti nefis» 'diye mânâsız ve 'mağrur bîr tavır takınmaktan ibaret olmuştur. Millî izzeti nefsi muîıafasa iddiası, şali­si gurur ve azamet satmaktan ibaşka ibir şey değildi.

Hulâsa Ibu gidiş Amerikalıların iMzi an­lamasına ve (kendimizi Amerikaya ta­nıtmamıza jnâni oldu ve zararını mem­leket çekti. Bereket versin ki Adnan ıMenderes kaıbinesi, Birleşmiş [Milletlerin ıKoreye yardım kararına, Iıer anemle-fcetten evvel bir Türk birliği g-önderme-yi (bildirmek suretiyle müstacelen cevap ıvemıesi ve tugayımızın kabramance dövüşmesi sayesinde, Amerika şimdi bi­zi anlamıştır. ıKore dağlarında Ameri­kan ordusunun yanında lıaPbeâen baş­ka ımilletlere mensup askerlerin 14.000 kişiden ibaret olması, ve -bu mevcudun üçte birini Türk kahramanlarının teş-Ikİl etmesi, Amerikalılara Türkiyenin nasıl .bir müttefik olduğunu elbette öğ­retmiştir.

Amerikan halk efkârının aynası olan radyolar ve gazeteler, şimdi «Türkler •bizim en iyi müttefiklerimizdir» diye (bağırıyorlar. Evet, Türkiye her zaman en iyi müttefik olmuş; ittifaklarına ve verdiği söze daima sadık 'kalmıştır. Bu, Kınım harbinde de, Birinci Diimya Har­binde de ıböyle olmuştur. Birinci Dünya Harbinde, müttefiki erimizden pek az fi'lî yardım ıgordüğümüz iıalde, kendi cephelerimizde ya onların yükünü hafif­letmek, yaîhutıta onların 'cephelerine ko­lordular göndermek suretiyle fiilî yar­dımlarda bulunarak sonuna kadar da­yandık.

1 Arabk 1950

— Lake Success :

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Formoza AÖaSı ile Çin'e ait diğer top­raklardan kara, iıava ve deniz kuşet­lerini derhal ireri çekmesini BMeşiK Amerikadan talep eden Sovyet karar su­retini bire karşı dokuz oyla reddetmiş­tir.

Hindistan müstenkif kalmıştır. Müteakiben Güvenlik Konseyi Formo-zaya karşı giriştiği tecavüz hareketin­den dolayı Birleşin; Amerika'ya karşı ee-zai tedbirler alınması v£ Fortnaza ile Kore'den Amerfkan, kıtalarının geri çe-fcilinesini derpiş eden komünist Çin'in teklifini bire karşı dokuz oyla reddet­miştir. Hindistan yine müstenkif kal­mıştır.

7 Aralık 1950

—. Lake SU'ceıess :

Sovyet Rusya Dışişleri Bakanı Vişinskl ibüıgün .Genel Kurul Siyasi Komisyonun-ıda dünya sulhünıün Birleşik Araterüka-nm Kore'den elini çefcmesi ile mümkün olacağını söylemiştir.

Mac Arthur'ün mağlubiyetine temas e-den Vişinski «üçüncü -dünya lıarlbi teh­likesini önlemek için ne yapmak lâzıan geldiğini soraröaııiz şu cevabı verebili-rim: «büg-ünkü hareket tarzınız bu telh-lükeyi önlemek değil Ibilâflds büyütür.^ hareketleriniz ateşe iköriMe gitoıektirs. demiştir.

Bundan sonra da bir hayli uzun süren Vişiiıski'nin konuşmasından ibazi müşa-Tıitler -Çinlilerm, BirleŞmiş Milletler ku>v-vetlerinin Kore'den çekilmeleri şartıyla bir anlaşmaya razı oldukları manasım çıkarmışlardır.

Müteakiben söz alan îngHiz delegelerin­denKenneth Youuger Vişiaski'niiı itirazlarının. Birleşmiş Milletleri bîr pro­paganda sahasına çevirmek isteyen ma­lûm âdetlerden, olduğunu Kore harbi­nin uzamasına Çin müdahalesinin sebep teşkil elttiğini söylemiştir.

8Aralık1950

— Lake Success :

Waıshinıgt>on'dan. özel uçağı ile grelen in­giliz Baştoalkanı Attlee saat 14 de Lake Success Hava Alanına inmiştir. Atblee, Birleşmiş Mil I eti erdeki İngiliz Delegesi Sîr G-ladwyıı Jefbtb tarafından Jcarşılarumıştiı-.

— Lake Success :

ingiliz Başbakanı Attlee, (Birleşmiş Mil­letler Genel Sekreteri Trygive Lie ve Genel Kuru] Başkanı Entazem'I ziyaret edeoelkitir.

9Aralık 1950

—- Lafce Success :

Truraan - Attlee mülakatı neticesi neş­redilen tebliğ karşısında Birleşmiş Mil­letler çevrelerinde meydana grelen aksül-âmel lehte olmamıştır, öğleden sonra yapılan top!anltıların baş-larugıcmdan feiraz sonra yayınlanan teb­liğ, derhal ve geniş ölçüde tefsir edil­miştir. Üeieğelerin ekserisi Birleşik A-merika ve ingiltere arasında mevcut anlaşrr.aalıfe îıakkmda besladikleri endi-şenin teyit edildiğini müşahade eyle-mıeMedirler. FiHıakika ilki devlet adamı arasında cereyan .eden mülakat boyun­ca ıbu anJaşmazlıktan şüpihe edilmişti. Batflı bir diplomat: «Her iki memlelt«t arasında samimî ıbir anlaşma arzusu nievcuddur. Fakat anlaşma mevcud de-giilöir.»demiştir.

Umumiyetle muraKhaslara göre komü­nist Çinlilerin Birleşmiş Milletlerde nnev-cııdiye&leri veya ibu teşkilâta kabulleri üzerinde bir anlaşmazlık mevcut oldu­ğunun itirafı keyfiyeti yalmz bu nokta üaerinde değil, fakat baladan tevellüt eüeeefe olan diğer meseleler üzerinde de Londra ile Washin,gton arasımda ihtilâf 'bulunduğunun bir delilidir. Cinle uzlaştırma siyasetinin takibine- ta­raftar olanlar bazı ümidlere .kapılmak­tadırlar. Zira onlara 'göre Binleşik Ame­rika'nın Alüüee'ye kendi siyasetini ka­bul, ettir eme dîğ1 için bir şiddet siyaseti­ne 'karar vermeden Önce tereddüt gös­tereceğini ümit ekmektedirler. Polonyalı bir diplomat, tebliğin her iki devlet adamı arasında anlaşmazlığı be­lirten Hasmının anlaşmayı tebarüz etti­ren kisrml&nn'dan daha. ehemmiyetli ol­duğunu 'bildirmiş ve ingiliz - Amerikan tebliğine cevabın Konecepıheısind'eii'ig'etle-ceğinî teyM eylemiştir. Mamafih kana­ate ıgöre tebliğin ordulara yeni bir mü­racaatı ihtiıva Ötmemesi keyfiyeti Was-hington'da daha evvel hazırlanmış olan Çekilme va taJhliye plânlarını gialemektedir..

Nihayet Sovyet delegeleri Truman-Att-tee tebliği karşısında bir nevi lâkaydl isilıar etraçMedirler Şimdi mesele, Bir­leşmiş Milletlerin 'bu tebliğden ne neti­ceye varacaklarını ve bu neticelerin Ko­re'den Çin kuvvetlerinin çekilmesini ta­lep eden karar suretiyle meşgul olacak olan Genel Kurulda ne şekilde tezahür edeceğini öğrenim ekten ibarettir. Trmnan-ıAttl'ee mülakatının son bulma­sına intizaren bu mesele üzerindeki mü­zakereleri yavaşlatmış olan siyasî ko­misyon bundan foöyle daha süratle mü­zakerelere devam edebilecektir.

11 Aralık 1950

—Succsss :

(Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Lde, Pazar gecesi Çin kömünistleriîiin, müs­takbel müzakerelere zemin hazırlamak Üzere kıtalarını 3S inci arz dairesinde durdurmağa hazır olduklarını haber ver­dikleri haikikında hiçbir malûmat olma-'ûiğınıs&ylemistir.

—Lake

Geçen Cumartesi günü Rus Dışişleri Ba­kanı Andrei Widlıiosky'nuı Grenel Kurul

Siyasi Komisyonuna sunduğu rapor su­retinde bütün yabamciı kıtaların Kore'­den dışarı çıkmaları istenmektedir. Fa­kat Rusya ile peykleri Kore'tie çarpışan ve 400.000 kadar olduğu iddia edilen ıkomıünlst Çin kuvvetlerinin gönüllüler­den mürekkep olup Kuzey Kore kuman­dası altında harp ettiklerinden bunların yalbanci kıta sayılmıyacaıklarını Ibelirt-muktedirler. Halbuki Birleşmiş Millet­lere mensup bütün milletlerin Kore'den askerlerini komünist 'Çin'in Ûe aynı su­retle hareketi şartı ile çekmeği kabul edeceği aşikârdır.

Birleşik Amerika kenidi murahhas heye­tine Kore'de alınacak tedbirler üzerinde acele rey veriLmesİnl temin İçin talimat verdiği hailde, Çinlilerin de Kore'den çe­kilmesi ümidi yeniden belirdiği için bu­gün 2 nci haftasına giren bu müzakere­lerden hiçbir netice elde 'edilmemiştir. Batılı devletler «yeni hâdiselerin inkişa­fına intizaren» «bekleyelim görürüz» siyasetini .çoktan benimsemiş bir ıvazi-yettedirler. Bütün devletler Hindistan (heyetinin 'Kore'de umumi bir ateş kesil­mesini ve komünist ve müttefik kuvvet­leri arasımda askerden tecrid edilmiş, tampon bölge ihdasını talep eden karar suretinin tahakkukunu beklemektedir­ler.

14 Arahk 1950

— Flusüımg Meadows :

Genel Kurul, Atoim Enerjisi Komisyonu ile Klâsik Silâslar Komisyonu yetkileri­nin, Birleşmiş Milletlerde tesis edilecek daha şümullü bir silâitısızlanlma komis­yonuna teivdi edilerek birleştirilmesini tetkikle vazifeli bir komisyonun ihdası­na derpiş eden karar suretini 5 aleyhte, 3 çekimser oya karşı 48 oyla kabul et­miştir. ıSovyet bloku, aleyhte oy vermiş, Yugoslavya, Endenbzya ve Pakistan çe­kimser kalmışlardır. Bu karar sureti üç büyük devlette. Ka­nada tarafından verilmişti.

— Flushing Meadoıvs :

Atom silâhlarının yasak edilmesini ve Milletlerarası bir kontrol sistemi tesisi­ni teklif ve aynı zamanda yürürlüğe' girecek iki sözleşme hazırlamasını ta,v- eden Sovyet tasarısını Genel Kurul 5 e .karşı 32 oyla reddetmiştir. 15 devletçekimser[kalmıştır,

— Lake Sucoess :

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, gele-ceUî yıllık Genel Kurul toplantısının Av­rupa'da yapılmasına karar verilirse bu­nun neye mal olacağına dair tahminle­rini tetkik etmektedir. Bu masraf talh-minlıpr, .hiç -bir fikir yürütülmeden ve hiç [bir tavsiyede bulunulmadan, idare ve (bütçe komitesi tarafından arz edilmiştir. Tahminlere göre, 'toplantı 1951 senesinde Avrupa'da yapılacalk olursa, Cenevre'­den başka bîr yer seçildiğinde 1.750.000 eğer Cenevre'de Ifcoplamlırsa 1.60G.00O 'dolara ihtiyaç vardır. Birleşmiş Milletle­rin Aıvrupa büroları Cenevre'de bulun­duğu için masraf nibeten az olınakta­dır.

— Fluahing' Meadows :

Genel Kurul Başkanını ve tâyin edece­ği diğer iki şahsiyeti Kore'de ateş ke­silmesi esaslarını tesbitle vazifelendiren karar suretini siyasi komisyon (3ün ka-(bul etmiştir ve Genel Kurul bu harar suretini tıasvip için Ibu saıbafa toplana­caktır. 5ıl üye 'devlet, yaııü lâzım gelen üçte iKi ekseriyette faala bir çoğunluk bu karar suretinin, Ieîıind-e olduğundan tasdikin temin, edileceği anlaşılmaktadır. Bundan soma başkanın bu iki şahsiyeti tâyini meselemi mevzuu bafaistm*. Başkan Nasrullafe îııtizam'm .Hiaıd Başdelegesi Benega.1 Rau'yu seçmesi befclennıekte-öir. Hatırlarda olduğu 'gibi ihind delegesi uzlaştırma temini îçia ilk harekete geçen şaüıslyettir. Fakat toîr mesele da­ha meydana çıkmaktadır o da Pekin Hüküm'etinün ve Lake Suceess'deM tem­silcisi Wu Hsiu Ghuan'm, Rusya'nın mulıarlefet ettiği mütareke esaslarını mü­zakere etmeğe dair Irarar suretine işti­rak edip etmiyeceğidir. Bu Bualin oeva-Jbim beklemek İçin siyasi kom-isyon gün­deminde mevcut diğer Kore meseleleri­nin gayri muayyen bir zamana talikini lîabul etmiştir. Eğer IGenel Kurul gün­demindeki ilk meseleleri çalbuk halleder-,se, bugün özel siyaısi (komisyon taır&fmdan kaoul 'edilert karar suretini gfande-misıe atonasi icap etmektedir.


—Tokyo :

Birleşmiş Milletler Genel KarargâJımca bugün yayınlanan resmi tebliğde ezcüm­le şöyle denmektedir : 10 uncu Kolordunun bulunduğu bölgeıde mîîttefilk öbaitleri keşif faaliyetlerine devam ederek mevzilerinü takviye 'etmiş­lerdir. Hamllıung'un kuzeyinde Birleşmiş Milletler mevzilerine hücum eden bir öüşman bölüğü biraz İlerlemiştir. Müteafcifben bu taarruz geri püskürtülmüş ve mütitefik kuvvetleri eski mevzilerini tek-, rar ele geçirmişlerdir.

Çunçon Kuzeyinde 8 inci Amerikan Or­dusu birlikleri düşman mukavemetine rağmen 2-3 mil ilerlemeğe muvaffak olmuşlardır.

S inci ordu cephesinin diğer kesimlerin­de Birleşmiş Milletler ve düşman kuv-vetieri keşif faaliyetlerinde bulunmuş­lardır.

—Lake Success :

Genel Kurulun, atom enerjisi hakkında yeni tavsiyelerde [bulunmakla vazifelen­dirilecek 'komisyonun kurulmasını ıkatıul ettiği müzakereler esnasında îngilia temısücisi Sir Gladwyn Jeibb surdan söy­lemiştir :

«Rus delegesinin şimdi yaptığı gibi a-tom 'bomlbası imalinin mefledil'mesini ia-temck kolayıdır. Herkes [büiyork'İ Rıus propagandası birçok milletin bu feci si' JlâJha karşı kendini emniyette hissetmek arzusunu İstismar ediyor. Mamafih M, Vişinöki'nin ileri sürdüğü fikirler birbi­rini tutmamaktadır. Zira bir., taraftan aftom enerjisinin Milleti er arası bir kont­role tâlbi tutulmasını istemekte, diğer taraftan da aılâikadar memleketlerin 3ıâ-Kimiy eti erine 'hürmet edilmesini İste­mektedir. Ruslar şimdiye ıkaıdar hazır­lanmış olan yegâne atom enerjisi kont­rolü plânını reddetmeğe devam ettikle­ri -müddetçe Rusya'nın hakikaten bir an­laşmaya varmak istediğine inanmak zordur. Birleşmiş Milletlerin, atın. ener­jisini tam mıanasiyle Milletlerarası bir kontrole bâıoi tutmak [hususundaki gay­retlerine devanı etmeleri lâzımdır. Fa-Kat halöıazırda bir antlaşmaya varmak imkânlarıgayötzayıftır.»

Halli güç iş...

Yazan: Ömer Sami Coşar

15 Aralık1950tarihlîCumhuri­yet' len:

Birleşmiş Milletler Genel Asamblesi dün akşamki toplantısında 13 devlet tarafın­dan sunulan «Kore'de mütareke plânı» m .Sovyet faMkunun muhalefetine rağ­men tasdik etimiştir. Şimdi Genel' Kurul Baskım, tran'lı delege yanıma, alacağı idti ıtcunsilci ile lıer i!ki tarafın fkalbul «tefeli eceği-esaslara dayanan Mr'müıtarelke projesi haEirlannaya ıçalışacalkitır. Lake Suceess'te Kore ihtilâfının sulh yollîyle halli için verilen bu mühim ka­rar pratik bir kıymet ifade ediyor mu ?. Her ne kadar şimdilik bu suali cevap­landırmak mümkün değilse de dün gece Pekiıı'den gelen haberler «mütareke plânı» nm kısa bir zamanda ve kolay­lıkla tatbik edilemiyeeegn hissini uyan­dırmıştır. Komünist Çin radyosu «Kore-de imha harbi yapılacağını» bildirmiş ve Pekinli General Li Fao da «Gönüllü Çin­liler ile Kuzey Korelilerin Birleşmiş Mil­letler kuvvetlerini deniae dökmeye ha­zırla ndıklarin dan balıs etmiştir. Komü­nist Partıishıihı resmî organımda çıkan bir başmakalede «mütareke» için her şeyden ö'nce Kore'nin boşaltılması, For-moza etrafındaki Amestikan donanması­nın gerü alınması ve Amerika'nın Uzak Doğada Pekin Hükümetine karşı «müte­caviz» -bir siyaset gütmekten vazgeçme­si lâzım geldiğhıi bildirmiştir. Kore cep-hesftndeıı alınan haberlerde komünist Çinlilerin devamlı surette kuvvet yığ­makta olduklarını ve yeni bir taarruz için hazırlandıklarını kaydetmektedir_ Tam «mütareke plânı* etrafındaki çalış­maların başlıyaeağı bir sırada komünist Çin'in bu şeMlde hareket etmesi kabulü zor isteklerde bulunacağına bir delil ad­dedilmektedir. PeMn bu isteklerinin reddedildiğini de evveldenkestirdiğinden ona göre tedbirlerini almaktadır. Son bir kaç hafta içinde Pekin'in komü­nist Çinli gönüllülerin de üştirakiyle 8 ilâ 1'2 Kuzey Koreli tümeni yeniden teş­kile muvaffak olduğu hakkındaki haber de bilhassa manidardır. Mao-Tse-Tung'-un 38 inci arz dairesinin güneyinde vu­kua gelmesi muhtemel çarpışmalara «Kuzey Korelileri» ileri süreceğinden de bahs edilmektedir.

Birleşmiş Milletler cephesinde de «mü­tareke plânı» na rağmen askerî hazır­lıklara ara verilmeden devam edilmek­tedir. General Mac Arthur karargâhının Kuzey Kore'nin !Doğu saıhilinde- Hunıg-ham köprübaşmı elinde tutması ve Gü­ney Kore'ye yeni kuvvetlerin sevkedil-mesi Batınım da «mütareke plânı» nm iyimser bir hava yaratacağından şüphe etmekte olduğunu göstermiştir, iranlı delege 31e iki arkadaşının halli gayet güç bir işin içine girdikleri mu­hakkak addedilmektedir. Kore ihtilâfı­nın mevziî bir ehemmiyet arzetmeyip Sovyetlerin hürriyet dünyasına karşı aç­tıkları mücadele ile ilgili istilâ plânının bâr ıkısmmı IteşTdfl etmesi bu üç şahsın çalışmalarını büsbütün güçleştirecektir.

Birleşmiş Milletler Müessesesi yaralıdır...

Yasan: Asvm Us

m Aralık 1950 tarihli Vakilten:

"Uzak Doğudan gelen haberler Kore'deki Türk kahramanlığımın her gün yeni bir misalini veriyor. Bu kahramanlık des­tanları hepimizin göğüslerini kabartı­yor. M311İ tarihîmiz baştan başa Türk kahramanlıkları ile doludur. Bu defa Kore'deki Türk kahramanlığı insanlık tarihine ziynet olacak mertlik ve feda­kârlık örneğidir. Kore'deki vatan evlât­ları Türk Milletinin Birleşmiş Milletler •Mealinebağlılığınındünyayılıayran bırakan bir üelilini vermiştir. Bu ideal uğrunda yapılan bu fedakârlık anava­tan tehlikesi karşısında ne olabielcoği hakkında düşmanlara bir fikir vereceği için ayrıca kıymetlidir.

Kore'deki Türk kahramanlarının feda­kârlıkları no derecelerde olursa olsun nispetsiz düşman kuvvetleri karşısında Birleşmiş Milletler ordusunu zafere gö­türemezdi. FakaJt kahraman Mehmet­çikler kendilerini feda ederek Birleşmiş Milletlerin 8 inci ordusunu mahvolmak­tan kurtarmışlardır. Şunu da Jltiraf elt­in ek lâzımdır ki Kore'de Birleşmiş Mil­letler ordusu mahvolmaktan kurtulmuş olmakla beraber Birleşmiş Milletler mü­essesesi ağır surette yaralanmıştır. Bu yaradan onun kurtulması kolay olnııya-caktır.

Bizim Birleşmiş Milletler hakkında ver­diğimiz t>u hüküm birden b'İre yersiz bi görünür. Fakat delilsiz değildir: Ku­zey Kore'nin taarruzu üzerine Güney Kore'yıi müdafaaya karar veren Birleş­miş Milletler Güvenlik Konseyinin îm kararma S3 devlet iştirak etmiştir. Bu 53 devletin idareleri altındaki nüfusun sayısı 100 milyonları geçer, Belki milya­rı da bulur. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Tıygve Oe Konseyin kararı üzerine Türkiye'ye olduğu gibi bu 53 memleketin hükümetlerin? müracaat et­miş ve yardım talebimde bulunmuştur. 20 milyon nüfusu olan Türkiye subay ve erleri ile beraber 5000 kişilik bir tugay gönderdiği halde Amerika dışında nü­fuslarının sayısı milyarı bulan 50 devle­tin gönderdiği kuvvet yekûnu 15.000 den fazla değildir!. Bu suretle Güney Kore-yi müdafaa hakkındaki Güvenlik Konseyi kararının tatbiki sadece Amerika­nın Japonya'daki işgal kuvvetlerinin ü-zerlne kalmıştır. Amerka'nm işimd'iye kadar Kore'de ölü, yaralı ve kayıp ola-ark zayiatı 35.000 kişidir. Türkiye'nin 1000 kişiye yakındır. Nüfusları sayısı milyara yaklaşan diğer Birleşmiş Mil­letlere mensup askerlerin zayiatı İse bir kaç yü^ü geçmez!.

Kızıl Çinlilerin Kore işine sıilâhh müda­halesinden sonraki vaziyet Amerika halk efkârını bilhassa Amerikalılar a-leyihinc çevirmiştir. Amerîlka harp için­de bütün varlığını Avrupa'yı kurtar­mağa vakfetti; harpten sonra Sovyet Rusya'nın istilâcılık siyasetine karşı Av-rupayı korumak için de iktisadi kalkın­masına yardım etmektedir. Nihayte At­lantik Paktı ile Aıvrııpanın müdafaasını üzerine aldı. Birleşmiş Milletlere dâhil olan başka memleketleri bir tarafa bı­rakalım; İıiç olmazsa nüfusları yüz milyonları aşan ve Amerika'nın, askerî1 müttefiki oaln bu Atlantik memleketleri olsun Kore'ye 'bîr kaç yüz bin asker gönderemez mi idi ? Yüz bin asker değil Atlantik Paktına almmıyan Türkiye ka­dar bile asker gönde rem e mistir. Kore'nin müdafaası Birleşmiş Milletlerin, aynı zamanda Avrupa'nın müdafaasıdır. Böyle bir işte bu derecelerde kayıtsız kalan Avrupa'dan. Am er İkalıların ümit­sizliğe düşmekte hakaln vardır. Kore'de bir avuç Türk askerinin göster­diği emsalsiz kahramanlık dünya mat­buatında övülüyor; Fakat Türk Milleti­nin Birleşmiş Milletler idealine göster­diği bağlılık karşısında Avrupa millet­lerinin kayıtsızlığı görüldükten sonra Birleşmiş Milletlerin bu hali ile yaşıya-bileceğine nasıl inanılır?

Bu suretle Şongşong ırmağı boyunca deniz kıyısına kadar uzanan yol üzerindeki bütün Müttefilk cephe halttı gerisine düşman kuvvetler inin sarkmasının önüne geçmiştir.

Ulaştırıma hatları ekseriya düşman ta­rafından kesilmekte bulunduğundan 27 ve 28 Kasımı günleri cereyan eden çar­pışma safhaları henüz etrafiyle biline­memektedir. Bununla beralber 27 ve 28 Kasum geceleri Türk Tugayı mevzileri­nin düşman tarafından kuşatılmış oldu­ğu öğrenilmiştir.

Türk askerleri geri ile teması yeniden tesis eden çofe şiddetli bir süngü hücu­mu ile düşman baskısını parçalamışlar ve mutaarrız Çin kuvvetleri savaş ye­rinde büyük sayıda ölü bırakımalk sure­tiyle bozguna uğrayarak kaçmajk zo­runda kalmışlardır. Bu arada bir miktar da esir alınmıştır.

Tüilk kuvvetlerinin kahramanca hücum­ları sayesinde bu kesim tutunmuş ve 23 Kasum günü en az 1O.0O.O kişilik bir tü­men olduğu tahmin edilen, düşımanın gi­riştiği taarruz, her ne bahasına olursa olsun tutunmağa karar veren 2000 kişi­lik Türk kuvvetinin azimli durumu kar­şısındaajltameteuğramıştır.

Bu suretle Sinan ju'dan Pyongyang'a giden yol serbestkalmış ve Birleşmiş

küvetlere mensup 4 tümen ta;m bir inti­zamla ve kuşatılmaktan kurtularak ye­ni müdafaa haltalrma kayıp venmeden çekilelblkniştir.

Simidi akşamım karanlığında ardı arka­sı kesilmiyen müttefik taşıt vasıtaları bu yolu tahliye ile gerilere dıoğru çekil­mektedir. Gösterilen mevzilerde yer ala­caklardır.

Böylece ricat edebilmiş olanların hepsi kurtuluşlarını kiıme borçlu olduklarım bilmektedirler. Türk Tugayının emsal­siz başarısı ağızdan ağıza dolaşmaMa-dır.

Bir Aımerükalı sulbay, Tüıflîlerin fevka­lâde cesaret ve hamasetle dövüştükleri­ni söylemiş ve «ben şimdiye kadar böy­le asker .görmedim» demiştir. îlk günlerin, endişesi hava keşif raıpor-larınm Kunnuri kesiımi ortasınıda asker­lerle dolu kamyon kafilelerinin Anju istikametimde hareket halinde bulunduğunu bildiınmesi Üzerine ortadan kalk­mıştır.

Bundan sonra bomba uçakları Kunnuıi-nin Günsy ve Doğusunda kütle halinde

müdaüıalelerıde bulunarak dost kuıvvet­lerin kurtulmasına yardum ettiklerini bildirmişi enidir. Bu raporlarda dost kuv­vetlerin hangileri olduğu tasrih edilıme-mekle "beraber herkes bahiıs konusu o-lan kuvvetlerin Türk Tugayı olduğu ü-midiniIsiıaretnrdşıtir.

Türk Tugayı kenldiSîne emaneit edilen vaaifeyi sonuna kadar başar.mış bulun­duğundan artık geri çekil elbihr.

Şongşonıg Kuzeyinde kalan kuvvetler bu suretle hiç kayıp vermeksizin ırma­ğın güiiıeyine çekilmek imkânını bul-muşla.rdır.

Türk askerleri kanh niuSıarefce sahasm-dan yaralılarını sırtlarımda taşıyarak küçük gruplar haMnde 50 mil yürüdülî-ten sonra buraya geldiler.

Kunuri'de komünist çemberinden kur­tulduktan sonra &inci Ameriikan Tüme­ninin, gerisinde art'Si muharebeleri ya­parak yeniden toplanmak üzere buraya gelen askerler ag, yorgun ve muvaffa­kiyetle çarpıştıktan sonra gerj çekilme­ğe medbiur kalımanın verdiği teessür i-çinıdeyıdilei'. Bütün bu hallere rağmen silâhlarını ve yaralılardı birlikte getir­diler. Yaralılar yol boyundaki hastaha-nelere yaltnvak istemiyorlar, kendi tu­gaylarını özlü yollandı. Tugay Komutanı General Tahsin Yazıcı'mn İrtibat Suıba-yı Yüabaşı İsmail Çataloğlu vaziyeti şöyle ieah etti :

«Kunuri'de tefltrar toplan/malt üzere mu-hre*eler vererek oı-aıya kadar geldük. Fakat top!anm.aımıaa vakit kalmadan Çinliler yine yetSşti. General oradan da aynimamıza karar verdi ve askerlerine Yyorugyong'a doğru orada tettorar top-lanmaJk üzere dağınık olarak yürüyüşe geçmelerini emretti. Fakat bu emıri tat-büke geçaneden önce Sunçon yolu üze­rindeki ablukayı kırmağa çalışan' bir­liklere yaifdıan etmemiz talimatını aldık. Ce.phane ve yiyecek yokluğuna rağmen, verilen emirlerin hepsini yerine getir-d'ifk.îşte hikâye fıuıdur.

Korede halen çarpışmakta olan millet­ler arasında Aıvusturalya, Teni Zelan­da, Filipinler, Sılam, Türkiye, İsveç, Hindistan, Kore Oumimriyeti, ingiltere, (Amerika bulunmaktadır. Birleşmiş Mîl­letlere .mensup diğer memleketlerin as­kerî kuvvetleri do pek yakmda Koreye gelecektir.

Böylece Birleşm-iş Mîlletler ibayrağı al­tında Komünizme karşı snıücadele eden milletlerin sayısı arttıkça 'bunlar Ko­münist tecavüzüne karşı daha kuvvetli bir iblok teeiıs edecektir.

— Washington:Basın- Yayın

Türk Tugayının. Ko redeki yararlıkları Amerika'da (halâ yorumlanmakta de­vam etmektedir. Gazetelerden sonra Ti­mes ve Nctos Worlk gibi meşhur hafta­lık dergilerde de yer atan Ibn yorumlar Wtshington'da Birleşik 'Devletler Kon-gfesi müzakere zabıtlarına da geçmiş bulunmaktadır.

Dün Temsilciler MeolLste Masanchus-sets eyaleti temcilerinden Demokrat Saylav John Genevy Meclis kürsüsün­den şunları söylemiştir: «İKore'den g"eleıı haberler, Türklerin ge­çen hafta zarfında gösterdikleri büyük (kahramanlık ve fed s karlıkları da akset­tirmektedir. Tarih boyunca secaret ve IbüyüMükleriyle tanınmış olan Türkler, (Birleşmiş Milletler kuvvetleri Kore'de ricat ettiği sıralarda bu 'vasıflarını tam ölçüde ispat etmişlerdir. ;Bu acı günler­de Türk erlerinin Amerikalılarla yon-yana döğüştüğünü fal İra ek içimizi ferah­latıyor ve bunu kendimiz için büyük (bir bahtiyarlık :ad d ediyor uz.» Amerika'da en 'çok okunan dergilerden olan Time ve N,ews Week'm dün çıkan nüshaları da Türk Tugayının IKore'd'eM [harekâtından uzum. uzun (bahsetmekte­dir. Time İDİr yazısının «Lmüttefikler başlığı altında Türk Tugayına ve Tür-kiye'yo 'hasretmiştir. Kendine maJhsus Ibir üslüta olan bu dergi, General Yazı-cı'mn erlerine zeki ve gayet iiyj askerî terbiye .görmüş öiye 'vasıflandırmaMa-dır.

Time Dergisi şöyle diyor : «Geçen hafta Taelgu ımnııtakasmdaki bir cepheyetaarruaedenKızıl'ÇinKomünistleri cephenin karşısında sünıgü tatomış Türk er.leırin'in dikildiklerini gö-i'önco -dona kalmışlardır. Türkler.e ait (bu zorlu haberler az bir zamanda eksir gibi bütün Birleşmiş Milletler cephesi­ne yayılmıştır. Düşmanın yarma kama­sının yanma 48 saat müddetle dinlen­meden taarruz eden Türklerin yiyecek­leri 've cephaneleri tükenmişti. Böyle olmasına, rağmen, düşman çemtoerrine düşen Türk Tugayını kurtarmaya giden Amerikan tank 'birlikleri, cephaneleri olmamasına rağmen Türkleri tekrar ta­arruza geyme hazıırhğı .içinde bulmuş­lardır. Cephe k'O'mutanının sayıca çok üstün düşman karşısında çekilme emri kendisine faildir ildiği zaıman, Türk Ko-mutanınm cevabı şu olmuştur: «Geri 'çete'İlmek mi ? ıNe münaseıbet, biz <bura;da adam akıllı düşman öldürüyo­ruz.»

Tjıme makalesinin sonıınd'a Tünkün iyi tür asker -olduğu ve ıSovye't Rusya te­cavüz ettiği ıtakıdirde vatanını her ne pahasına olursa olsun müdafaa edeceği tıürn'dîği İçin Amerika'n m Türkiye'ye şimdiye kadar 200 milyon dolarlık as­kerî yardımda bulunduğunu kay de de-■rek, «Kore'deki Türk Tugayının kah­ramanlıkları bu düşü ne enin çok doğru olduğunu canlı olarak ispat etmiştir» demektedir.

9Aralık1950

— Tokyo:

Mac Arthur G-enel Kar aidatımdan bu­gün yayınlanan tebliğde bildirildiğine göre 1 linçi .Aımerikan Bahriye silâhen-daz Tümenine mensup birlikler Kotorl bölgesmde düşmanla ımücadeleye devam etmekteıflir. 10uncukolorduyamensup.birlikler,düşmandevriyekuvvetininharekâtınarağımen Kotori'ye doğru ilerlemeyeçalışm aktadırlar.

Dün öğledensonna .ŞİnTıungcivarında ibu birlikleT diişmıana ateş akmışlardır. 8 inci ordu kesiminde dün cereyan eden hâdiselersadece devricekuvvetlerinin hareketinden ibaret Kalmıştır. (BirleşmişMilletler devriyekuvvetleri, ıdün :C!hanıghua civarındaki bölgede faa­liyet göstermişler ve topçu ve hava kuvvetlerinin desteğiyle tahımlnen 300 kişi-îilî. Iblr düşman grupunu dağıtmışlardır. YonclKın - Hıvachon. [bölgesindeki [Birleş­miş (Milletler kuvvetleri -düşmanla irtl-İbatı muhafazaya 'devanı etmişlerdir. Oldukça müihim miktarda düşman bir­likleri öküz arabalaruyle iChİrunampo'ya giden yol üzerinde görülmüştür. 'Şehrin kuzeyinden geçen trende de düş-'mafna ait 13 tankın îmnluıiduğu anla­şılmıştır.

ıKomünistÇinbirlikleri,Chimmıompo'-nun Dağusıımdaki Teadonıg nehrini geç-aneıye teşelbbüs etmektedirler, 'KomünistÇinkuvvetleriBnün'dchalk kaçmaktadır. 10 uncu Kolordunun bulunduğu bölgede düşman tazyiki chosin kesiminde ken­dini göstermektedir.

10 Aralık 1950

— Washjnıgiton :

Yalnız Türk Birliğinin dünyanın takdi­rini kazanan kail raim anlığı değil aynı zaınıanda Türklerin müthiş harp kabili­yeti de buradaki bütün ajdkerî müşahit­lerini dikkatini çekmektedir. Aanenıkan gazetelerinin birinci s ah itelerinde çıkan harp fotoğraflarının altındaki yazılar­dan baztlannda «Tüilkler kızılları kor­kutuyor*, «Türkler imdadımıza koşu­yor», «Türkler düşmana tekrar saldır­maya hazırlanıyor» denlimi ektedir.

Minniapolis Tnılbine Gasetesi başmaka­lesinde şunları yazmaktadır : «Tüııklerin Kore'deki fedakârlığı Am-eri-kan askerleri tarafından asla unutulmı-yacaJktır. Türkler Amerika'ya dost olan memlektler ve barış İdealini benimseyen milletler arasında ytikscfc mevki kapan­mışlardır.»

Daıllas News şöyle diyor: «Kendilerini müdafaa edecek Aıvrupa milletleri ara-sinûa ingilizler, Nıorveçliler ve Türkler­denbankasını gövnmiyoruz.

Meşhur askerî yazarlaıdan Fielding Bl-liot hir 'makalesinde «Ctaıta Doğunun ye­gâne kuvvetli bekçisi Türk oıldusuclur» diye- yazıyor.

Wash'ington'da çıkan Evening Star ga-zotesinıde Bdgar Prirna Türk ordusuna lıasrettiği yazıda şöyle diyor: «Kür dün-

ya milletlerine ferah verici, bir haber, Kore'de çarpışan 50OÖ Türk astkerinin kahramanlığını icabında tekrarlıyacak 375 b:n daha Türk askerinin silâh altın­da bul u'.ıduru İm asıdır. Şayet Sovyetler Birliği çanajkıkaic'ye, Süveyş'e yahut Yafcıa Doğu'ya tecaıvüa ederlerse Türk­ler iki -milyon askerî seferber edebile­ceklerdir. Terk askerlerinin çetin ve bi­rinci sınıf muharip kahraımanlıkları A-merikalılar için mesut bir sürpriz teş­kil etmiştir. Faikat hâdise Türkler için taibiidir. Wayii'ing[tonldakİ Türkiye Bü­yük EftçİlİğiMin bir memuru vatandaşla­rının Koredeki yararlıklarını şöyie va­sıflandı rmıştır:

Bize müdafaa İçin foir toprak veiildiml o toprağın sonuna kadar müdafaa edile­ceğinden emin olalbiErsiniz. Biz Türk­lere 1920 yılından bert askerî bir mil­let olarak nelere kadir olduğumuzu is­pat için fırsat zuhur etmedi.

Filhakika :bu âsfcer mıllıet'in Kore'deki birliğe menfeup alıcıları bile yemek pi­şirmekten vazgeçerek cephede hallet­mişlerdir. Türklere geri çekilmek için fırsat verildiği zaman bile Komutan Ge­neral Yazıcı «Çok müktarda, Çinli komü­nist tepeliyoruz. Şimdi g-eri çekileme-yiz;» cevabını ve um işt İr.

Muhabir ibtından sonra memleketimizin, ordumuzun kaydettiği teralkıkilerâen si­tayişle balhse>ttikten sonra yazısını şöy­le ibüinm ektedir;

«Tüilkiıye'niiı asıl ku.vv&ti yalnız ilci." mil­yon süngüsünde değil 21 milyon Türkün tajm bir birlik ve kardeşlik manzarası arzetmesindedir. Orta Şartî'm bekçisi Türkiye'ye yapılan yardıma kadar yeri-rlne masruf hiçbir para tasaıwur edile­mez. Askerî mütehassıs!arımızın tam kanaatleri bumian İbarettir.»

— LondraRadyosu:Balsın - Yayın

Türk Askerî Birliğinin Kore'de oynadı­ğı rol İngiltere'de geniş ölçüde hayran­lık, uyandırmıştır.

tngiliz ordsumın yüksek rütbeli subaıyla-nndan olan ve 1945 ye 1M6 yılalrında Türkiye Genıelkurmayıiuda Müşavir ola­rak vazife görmüş bulunan, General Shert, Klore'.dekİ Türk birliğinin kahra­manlığı hakfkmda şu mesajı yaymla-mısitır :

KuEey-Baıtısına çekilmek ve 2 nci Amerikan Ordusu talikleriyle temasa. geçmek emrini aldılar.

Komünistlerden müteşekkil bir insan duvarı arasında inatçı bir şekilde dövü­şe dövüşe Türik Tugayı nihayet geriye, diğer Birleşmiş Milletler Ibîrliikleri arası­na girdi.

Tütik birliğini ziyaröt eden Zonthian, «Türkler müıslüm anlıklarını unutmaımiş-lar, kat'iyen doırauz eti yemiyorlar, Se­kizine: Ondu alıcıları da onlara her gün pilâv pişiriyor.» demiş ve şunları ilâve etımiştir ;

«Kahramanıca bir san/aş vermiş olduk­larını bilen Türklerin maneviyattı gayet yüksek, istirahat zaman'larından azamî istifade etmesini bilyorlar. Muharetoe ü-niformaları hâlâ siittlarmıdıajdir.»

Zortlhian, Tugayda dostluk, bağlılık ve ve disiplin ha-vasmı överek sözlerine son

vermiştir..

— Tokyo:

Mac Atithur Genel Karargâhından bu­gün yayınlanan resmi, tebliğde toilıdMl-diğme göre :

«Yavaş yavaş ilerlelmekte olan komünist Çin tümeni yarımadanın merkezine doğ­ru yol almaktadır.

Bu ■tümenlerden Doğu kesiminde ve mertkez kesiminin Batısında bulunan iki süvari Tümeninin Moğollar oldıiklan teabit edilmiştir.

Hafif silâMarla teçhiz edilmiş olan Mo­ğol tümenleri san derece çevik ve ea â-rizalı arazileri dalı! geçecek kabiliyet-t eldir.

Bindi İM eri «ıMillİler Moğol yayılasınm en düşülk hararetine ve donıdurucu rüz­gârlarına alışıktır. Çok tahaimmüllü o-lan bu hayvanlar az millötaîida yiyecek ve su İle hareketedebilirler.

Bu gibi süvari birilikleri keşif vazifele­rinde, oyalama hizmetinde kullanıldıkla­rı gtilbi ımünaikalâıt haitlaırıni kesmekte de işe yaraımaktadırlar. Mogollu Süvariler' cesur ve tahaımmüllüdür. Süvarilerin normal yaşayış tarhları da yorucudur, îlâve iaşeye iiıtiyaç duyulduğu zaman 'bu süvariler deve kervanları kuıllanırlar. Memleketlerinin ilki hörgüçlü ve uaun tüylü deıveleri çok. yarvaş yolalmakla

beraıber, gok ağn- yüJkler taşı yato il i rler ve soğuktan hiç müteessir olmazlar ve günlerce yiyeceksiz duraıbilirler.

Teiblig.de Birinci Amerilkain Bahriye Si-Iâhendaz Tümeni ile Birlıeşin'iş Milletler kuvevıtlerlne mensup diğer birliklerin dün Choshin baraj bölgesindeki geri çe-kiLmelerini tamamlamış oldukları bildi-

Bu geıî çökilımenîm son safhası Majoon-dong bcTıgeısidi'de düşmanla itıtiıbatı ınıahafafa eden 3 üncü ve 7 nci Aıiııerikan 'tümenine ımeınısuıp birtnklıer- saıyesindm uvaıffalt iyet le net ioelcnım iştir. 10 uncu Kolondu kssiminlde topçu ve ha­va -kııvveltleıri idüşman gruplarını ateşe tutmağa devam eftjmökitedirleir. S inci Ordu kesimindeki Birleşmiş Mil-labler , (kuveltleri müdafaa mevaileiinl daha kuvvetlendirmişler ve dün düşman kıtvvotleraıyle ufek çapta çarpışmalar ■kayd etımiş] endir.

.YonigöhoouHwaöhon bölgesinde düşman­la irtibat devaım etmekteıd'I rve komü­nist birliklerin icra etmekte cMuikları tazyîkm azaldığı bildiri İlmektedir.

13 Aralık 1950

—Tokyo :

Mac Arthur Genel Karar.gâlımdan bildi-rilldiğine göre B^39 uçaûîları Çin komü­nistlerinin şehri konaklama merkezi ha­line getirmelerini önleımek gayretiyle Çarşamba günü öğleden biraz sonra Pyonyang'a hücum etmişlerdir. Üstün uçarkalelerin askı komünist baş­şehrine toarşı girietilkleri bu taarruz ya­rımı saait siirmüşltür.

As-kerî hedefler bombalanmış ve taar­ruz General Emanet Odore.nell'm komu­tasındaki üs.tün uçarkaleler tarafuıdan yapılmıştır.

Telbliğde, Pyonigyang'a İTO ton boniıba aJtıldıgı kaydedilmektedir.

ıl4 Aralık 1950

-- Ankara :

Kore'de savaşlara İşitirak eden Türk bir­liğinin ıgösterdiği muvaffakiyet günler-deniberi bütün dünya ıbasmıüda hayran­lıkla bel'irtil'meKtedir. Ottawa'da çı'kan gazeteler Türk birliği­nin 'kendisin/denbeklenen vazifeyi harfom en müşkül safhasında yapmış olduğu açıkladırlar. Madrit'de çıkan «Aribs Gazetesinin bi­rinci saMfesinde Cumhurbaşkanımızın resmi altında şu cümleler yazılmıştı: «Türk askeri süngü takarak en güç va-ziy&tJfere karşı 'koymaktadır. Bir avuç cesur Türk askeri, çak müşkül Mr va­ziyette bulunduğu ibir anıda, nasıl harp ©dilmesini .bilen bir milletin başkanının resmini ibasıyoruza Diğer Mittin gazeteler TürEc birliğinin muvaffakiyetlim telbarüa ettirdikleri gi­bi «Arîlba» Gazetesinin diğer bir nüsha­sında da şöyle deniliyordu: «Şeref ve ima» tanımıyan komünizme karşı Kore'de çarpışan. Tüık IhMUglimÜın gösterdiği cesareti hürm'etle anıyoruz. Çünkü Türklerde, âdi ahvalin üzerin'de-ki hâdiseler karşısında ölmeyi büen fa-Kileti ıgörüyoruz. Türk birliğinin süngü hücumu fevkalâde foir cesarelt izi bırakı­yor.»

Viyana'dan alınan haberlerde, askerî birliğimizin Kore sav aşla rindaki kahra­manlığının Avusturyıa menafi İrade Itak-.dir ive harya-anlıkla (karşrlandığı 'bemrtilmekitedir.

Paris'ten alınan malûmata göre, maruz kaldığı .buhranlı duruma rağtnen birliği­mizin Kore'deki kahramanlımı an Ibüıtüjı Fransa'da hayranlık uyandıramştır. Tek­mil ttnaıtibuatita Türk askeırlerinin başa­rıları bîr'inici plânida belirtilmiştir. Amerika'da Türk birliğinin savaşteri ibasm ve radyoların, başta gelen haberle­rini teşödl eltmiştir. Ayrıca büyük elçi­liğimize Türk askerlerine hayranlık ifa­de eden, telgraflar gekîlmîştir. La Haye'den verilen haberlerde, Hollan­da mehafilinân Kore'deki savaş birliği­mizin fedakârlık ive cesaretlerini takdir­le karşıladıkları bildiriliyor. Kabil'de çıkan «Enlî»:» Gazetesi, başma­kalesinde askeri e riraiain Kore'deki kah­ramanlıklarını övmekte, Türk milletinin cesareti ve fedakârlığı tebarüz ettiril­dikten ısonia, askerî -ve siyasi taritıte girdiği imtihanları daima başariyle ka-aanan Tüı-'klerin, atalarının şöhretlerini her zaman muhafaza ve idame ettikleri yazılmaktadır. «Türkler şecaat cevlı eri erini Kore cep­hesinde bir defa daha meydana koymuş­lardır» deniliyor. Brüksel'de çıkan «Lİfore Eelgique» Ga­zetesinin tetir başmakalesinde Kore'deki askerî ibirfîğlmîzin adetçe üstün kuvvet­lere karşı arsl&ialar gibi çarpışarak se-kizinoi Amerikan Ordusunun geri. çekil­mesini; sağladığı açıklanmakta, Türk biröklerinin yedi asır sonra Asya boy­larında tekrarlanan hamasetinin tarihî manası üzerinde durulmaktadır.

15 Aralık 1950

—Tokyo :

Mac Artılıur'ün Genel Karargâsindan bil­dirildiğine göre, Pyonigyang'm altında Ibüyük mevcutlu Çin Mrliklert Güneye ve Doğuya doğru ileriemeHtedİr. Ayrıcıa Man'çıınya'dan mütemadiyen yeni Çin birliklerinin, Kore'ye geldikleri ilâve e-diliyor. Majon, Koksan, İmgon bö'igele-rinden ge^en demiryolunda asker taşı­yan trenler ımıüşalıede edilm'iştir. Kuzeydeki tepelerde 10 Çin tüm/en'inin yığılması üzerine Amerükalılar müdafaa hatlarını Hunlgnam ıköprülbaşma kadar Çekmişi erdir. Diğer taraftan, linıanûa gizli komünist faaliyetlerinin başladığı haberverilmektedir.

—Tokyo:.

Mae Artfour Genel Karargâhı fcarafinüan 'bugün yayımlanan tebliğin metni aşağı­dadır :

10 uncu Am'erikan Kolordusu "kesiminde Birleşmiş Milletler kuvveitleri Hamhunıg1-HuHıgnam bölgesini müdafaa etmeye de-danıetmişlerdir.

Mühim kıyımeiti haiz olmayan, bir düş­man .kuvveti, Hamliunıg"un Kuzeyinde 'Birleşmiş Milletler kuvvetlerine' karşı •hücuma geçmiş, fakat geri püskürtül-müştür.

S ioci Ordu .bölgesinde Birleşmiş Millet­ler kuvvetleri muîıtelif nokralarda sa­vunma duru'inlai'im düzeltmişlerdir. Ohunohov'un Kuaeyinde rastlanan kuv­vetli 'bir düşman mukavemeti. Birleş­miş Milletler kuvvetlerinin ilerleyişini durdurmuştur.

Devriye kuvvetleri ve keşif birlikler! •büfün cephe buymaca faaliyetlerine de­vametmişlerdir.

—Tokyo :

General Mac Arthur Karargâhından bil­dirildiğine göre 5 inci Arwerikan. Hava Filosuna mensup uçaklar 'bugün hava­ma, iyi olmasından bilistifade 250 çıkış yapmışlar dir. Faaliyette bulunan ufaklar Çunıçon ve Çrovan bölgesinde 600 <ve Slnoiju Doğu­sunda 20O komünist öldürmüşlerdir. 'Sinuiju üzerinde '10 Mî'g-15 tepkili ko­münist uçağı jfe çarpışan 4 Î-SO tepkili uçağı, 10 daM'ka süren çarpışma esna­sında 2 komünist uçağını düşürmüşler­dir.

—Toyo :

General Mac. Aittihur KarargâJhınea. neş­redilen resmî teMiğde Birleşmiş Mil­letler uçaklarının 38 inci arz dairesinin10 mil Güneyinde Ounçon'da komünâst-lere hücum ettiği ve fakat bu bölgedeÇin komünistleri bulunmadığı tasrih edilmektedir.

17 Arahk 1950

—Tokyo:

Mae Artihur Genel Karargâhından buıgün yaymlamn 736 numaralı tebliğin met­nidir :

«Onuncu Kolorduya mensup birlikler Hamhung bölgesinde düşman hücumla­rını püskürtmüş!erdir. Akşama doğru düşmanın hareketi (hafiflemiş ve ancak Hamıîmttg ıcıvarında (hafif at'eş teati edil­miştir.

Birleşmiş Milletler mevzii erine girmek "üzore girişilen teşebbüs yer kaylbı ol­madan geri püskörtülmüştür.

8 inci Ordu kesiminde kara harekatı umumiyetle mahdut olmuş ve Hvachon civarında girişilen hareket neticesi Bdr-leşmdş Milletler mevzilerinde değişiMk olmamıştır. Bu lııarefcattan bazıları ev- " velce kaybediLmıiş ileri mevzilerin kurul­masını mümkün, kılmış diğer hareket ise Birleşmiş Mîlletler kuvvetlerinin, bazı yer kazançları ile nelticelenmiştir.

19 Arahk 1950

—Tokyo :

General Mac Arthur Genel Karargâhın­dan bugün yayınlanan 743 numaralı teb­liğde bildir ildiğine .göre Hunıgnam çev­resi boyunca Birleşmiş Milletler mevzi­lerinebarşi'girişilendüşmantaarruzu gece artmıştır ve sabahın ilk saatlerinde de 'davaını etmiştir. Bununla beraber öğleye doğru düşman hücumları hafiflemiştir.

Kara kuvvetleri mevzilerini muhafaza ederken deniz ve kara topçu kuvvetle­riyle ha-vıa kıurvvetleil bu bölgeyi fasıla-

8 inci Ordu kesiminde bugün de sadece devriye kuvveti er tni ti düşmanla olan ir­tibatı ile geçmiştir. Eımun neticesi mey­dana gelen mahallî çarpışmalar ve ateş teatisi Birleşmiş Milletler mevzilerinde niçbir değişiklik yaratmamıştır.

21 Aralık 1950

— Tokyo :

General Mac Arthur Karargâhından sa­at 9.50 de yayınlananı 749 numaralı teb­liğin reıetai aşağıdadır : Sefkizinci Ordu cebesi: 20 Aralık tarl-îıin'de .cephede en 'manidar hareket bun­dan evvel mevziî"keşif kolu çarpışmala­rına indıisar eden kesimlerde önemli milttarda düşman .birliklerinin belirmesi olmuştur.

Halen Katmıa'nnn Cenubundaki bölgede tıir çok dıüşman taiburlan faaliyette bu-lummaktadır. Son hafta iğinde taarruza geçmek üzene zemini yoklama faaliye­tinde bulunan düşman biri Meri yeniden Tongchtın'un Cenubunda ve Sinyu'nun 15 kilometre Kuzey Doğuşumla bu faa­liyetlerinedündedevıam etmişlerdir.

Kapyong yakınında düşman hafif bir teması mııhafaza etme-kle beraber bir çok komünilst taburları yerlerini değiş­tirmektedirler. Düşmanın Tondum'un ıKuzey Doğusunda kuvvet, te^ıîz ve iaşe yığdığı aşikâr bulunmaktadır. Aynı za­manda cephenin geri kesimlerinde ke­şif sevkıyat faaliyeti .müsahade edilmıiş-tir. Geceleyin malzeme yüklü çok sa­yıda kamyonların cepheye doğru hare­ket îıalinde bulundukları tesfoit edilmiş­tir.

Onuncu Kolordu cephesi: Hungnam böl­gesinde bu (kesimi çevirmekte olan düş­man kuvvetleri Birleşmiş Milletler hava ve denıiz kuvvetlerinin hücumları neti­cesinde kendilerini aaa'mi nM>ette gizle-oneğre çalışmakla beraber takviye Ituv-vetleri almağa devam. etmeOCte'dirler

Türk birliğinden sitayişle bahse­den Mac Artlıur şunları söylemiştir: «iKahraıman Türk birliği ve İkinci Aıtıe-rifcan Piyade Tümeni, Güney Kore saf-larm'da açılan gediği mucizevi bir şelkil-de doldurarak düşmana daha başlangıç­ta muvazenesini kayib ettirmeğe muvaf­fak olmuşlar ve bu surette Sekizinci orduyu muhakkak bir tehlikeden kur­tarmışlardır.»

General Mae Arthur, Kore harekâtımın Ibaştan ibaşa bir kahramanlık destanı olduğunu ve aynı şartlar altında iıer hangi bir ordunun şinı'dikinden çok daha muazzam ve korikurug hezimetlere uğra­yacağını ibelirterek tebliğime son. vermiştir.

—Tokyo :

Mac Arthıur Genel Karargâhından bu­gün yayınlanan tebliğde Kore'deki Bir­leşmiş Milletler kuvvetlerinin keşif fa­aliyetlerine devam 'ettikleri, Salı günü mevzilerini düzelttikleri, bu arada açık­lanmayan miktarda bir düşmanı birliği­nin. Çunçoıı'un Kuzey Doğusuna hü­cum, ettiği ve geri püskürtüldüğü bîlffi-nlmekteıdir.

Sekizinci Ordu Genel Kararg-âhi-Kore: Sekizinci Ordu Sözcüsü, bir kaç gün ev-viel Kuzey Doğu Kore'den tahliye edilen Onuncu Kolordunun Sekizinci Ordu kontrolüne verildîğin'i bildirmiş ve şun­ları ilâve etmiştir;

Onuncu Kolordunun artık müstakilen hareket edemlyeceğinl bildirebilirsiniz. Bugünden. İtibaren bu kolordu Sekizime! Ordumınkontrolüaltındadır.

—Tokyo:

Mac Arthur Genel Karargâhından bu­gün yayınlanan tebliğde bildirildiğine göre son altı hafta içinde elde edilen malûmata göre Kuzey Kore ve Mançur-ya'da. Kuzey Kore birlikleri geniş çapta talim yapmakta ve yeniden teşkilâtlan­dırılmaktadır.

Elde edilen malûmata göre, bu kuvvet­lerin sayısı 130 bini bulmaktadır.

Birçok Kuzey Koreli kolorduların yeni­den teşkil edildiğine dair malûmat elde edilmiştir. Bu kolorduların lıer birinin üç ile beş tümenden mürekkep olduğu tahmin edilmektedir.

Tebliğde 38 Incî arz dairesi boyunca dün devriye kuvvetlerinin faaliyeti devam, ettiği Mdlirilmekte ve şöyle denilmek­tedir:

Beklenilen büyük 'komünist Çin taarru­zu henüz başlamamıştır. Birleşmiş Mil­letler kuvvetlerine mensup bazı birlik­ler Chundhon'un Kuzey Doğusunda düş­man taarruzlarını geri püskürtmüş 1 er­dir. Salı günü öğleden sonra Tacdongvi civaırnda iki saat süren düşman hücu­mu da müttefik kuvvetler tarafından dur durul muş tur.

Bu harekâtta müttefik kuvvetler az miktarda yer kaybetmişi erse de hava kuvvetlerinin desteği ile rn.uka.bil taar­ruza geçen Birleşmiş Milletler kuvvet­leri eski mevzilerini elde etmek bakı­mından muvaffakiyetler kazanmışlar­dır.

Oalha Doğuda 24 Aralıklta Yongpo civa­rında çembere alman Birleşmiş Milletler kuvvetlerine mensup bir birlik mukafeil hücuma geçmiş ve bütün gece savaş­mıştır. Ertesi günü öğleden sonra bu birlik çemberi yarmağa muvaffak ol­muş ve diğer Birleşmiş Milletler kuvvet­leriyle birleşmiştir.

Birleşmiş Milletler kuvvetlerine mensup diğer bir birlik, aynı bölgede 400 kişilik bir düşman grupuna karşı hücuma geç­miş fakat kati netice elde edememiştir.

— Tokyo:

Eirleşmiş Milletler kuvvetleri genel ka­rargâhından bildirildiğine göre, 300.000 'mevcutlu bir Komünist kuvveti, biri Se-touPün 35 mil kuzeyinde diğeri! de Doğu bölgesinde olmak üzere iki grup halinde cepheye Sürülmüştür. Seoül'de yapılacak 'büyiülk taarruz 10 -15 güniçinide beklen­mektedir. Birinci hatta bulunan bu kuv- . veti destekleyecek mevcudu bir milyondan fazla olan ihtiyat komünist ordusu da hazır vaziyettedir.

105.000 mevcutlu 10 uncu Amerikan kolordusu 8 inci orduya resmen iltihak etmiştir. Komünist kuvvetlerin sıklet merkezini teşkil eden 200.000 kişilik bir ordu Seol'ün tehldit etmıelkitedLr. Bu kuv­vetler Kore'nin hükümet merkezine gi­den eski Moğol istilâ yolu civarında son hazırlıklarım tamamlamaktadırlar.

Birleşmiş Milletler kıtaları Yongpo böl­gesindeki arazi kaypıiannı bugün telâfi etmişlerse de Yongpo'nun güneyinde bü­yük miktarda. Komünist kuvvetler hare­ket halindedir.

Bununla beraber «Saıber» tipi tepkili av ugaKIari, Kuzey Kore semalarında cere­yan eden bir hava savaşında Rus tipi bir «Mıg-iö» i düşürmüşlerdir.

15 Aralıkta Kore'de İlk defa muharebe­lere giren Saber av uçakları 2 gün son­ra ilk düşman tayyaresini düşürmüşler­dir.

Kuzey Kore'deki hedeflere B-29 Ameri­kan üstün uç ar kal eleri 176 ton ve ayrıca 38 inci arz dairesinin 20 irıîl kuzeyinde bulunan mühim bir ulaştırma ve ikmal şehrî olan Chorwon'a 144 ton bomba at­mışlardır.

31 Aralık 1950

— Tokyo:

Mac Arthur g-cnel karargâhından bugün yayınlanan resmî tebliğde 38 inci arz dairesi boyunca tahşit edilen komünist ordularının artık tam hazırlıklı ve taar­ruza hazır ve ziyette oldukları ve üç is­tikametten hücuma geçerek Güney Ko­re başkenti Soul'ü çember içine alabile­cekleri bildirilmektedir. Tebliğde ezcümle şöyle denmektedir: Alınan haberlerden anlaşıldığına göre, komünistler geniş çapta ilk çevirme hareketine doğu istikametinden girişebi­lirler. Soniyer, Yongan, boyunca Soul ü-zerine ilerliyeMIirler.Üçüncü taarruz hareketine ise Kacsong'dan itibaren gi­rişebilirler.

Düşman el'inde mühim miktarda kuvvet bulunduğundan üç taraftan hücuma geçmesi ihtimal dahilindedir.

General Mac Arthur genel karargâhın­dan yayınlanan 775 numaralı resmî teb­liğin metni aşağıdadır:

Bir alay tahmin edilen düşman kuvveti Yangyang'ın güney batısında Birleşmiş Milletler kuvvetlerine karşı tazyıknıa devam etmektedir. Kapyong civarına sızan bir düşman grupu Kuvvetlerimiz tarafından çevrilmiştir. Hongrchon civarında Euohon'da Birleş­miş Milletler kuvvetleri düşmana hücum etmişlerdir.

— Tokyo:

General Mac Arthur karargâhından ya­yınlanan tebliğe göre, Çin sahra topçu­ları ile Rus mamulâtı T-34 tankları, 8 inci ordu sol cenahında Imjin nehri üze­rinde görünmeğe başlamışlardır. Tebliğde ayrıca bildirildiğine göre, düş­man kuvvetleri harekâtı tetkik edildik­ten sonra, düşmanın arka arkaya, yahut aynı zamanda üç taarruzda bulunmak imkânına malik olduğu anlaşılmıştır. Bu taarruzlardan toiri cephe taarruzu olup Soul'ün Kuzeyinde Kaesongr'dan mühim kuvvetlerle yapılacaktır.

İkinci taarruz kuzey doğudan, Yong-şan'dan Seul'c doğru yapılacaktır. Uçüncüsü Doğudan girişilecek büyüık bir çevirme hareketi olacaktır. Tebliğde ayrıca belirtildiğine göre, düş­man kaynaklarının çokluğu dolayısiyle bu üç taarruza bîrden girş edilecektir. Bütün .bu hazırlıklar sayeshıdeür ki 1 Aralık 1941 de Ja.panfe.rin Pe-ajrl Hanbour baskını ile harbe giren Amerika'nın askerî hazırlıkları hayli ilerlemiş bulunuyordu. Ondan, sonra İse Ataienika, bültün harp gücünü seferber etti ve Hitler'in .astronomik rakamlar diye alay ettiği, fevfealâde büyük ye­kûnlara baliğ Olan her türlü harp silâh, vasıta ve malzemesini süratle yapmak yoluna, garda; böylece Aormrafean aske­rî gayrelti Halterin en büyüde Sönül oldu. ŞiımicK Aımerilta'da fevtaulâde halilân edilirse,Amerika kendisini vemiıtte-fîıklıer.i'Hi gane îkinciDünya Harbinde olduğu gibi, süraıüe silâhlandı rrna!k im­kânımı ede eriktir.KomünistÇin'in Kore harbineânıîmüdahalesini,Peıarl HJa.ııbauî'baSkiniii'abenzemektehata ydkltur.. Yalnız şu fankla kiKore'deki Cin baskını,doğrudandoğruya Ame­rika'yaveAıroıetfifeantopraplarınade-(îeğil, Birleşmiş Milletler ordusuna kar­şı yapılmış ol'duğusıdam Amerika, İngil­tere ile de isıtişareden sonra, Çin'le ön­ce Mr neltlce çıkamadığı taikkiirde de son fcaran 'gene Birleşmiş Milletler teşkilâ­tıma bırakmsfe yoluautercihetmiştir. Kızıl Çin'in ve bilhassa onu (lestekliyen Sovyet Rusya'nın fena niyetleri malûm ve mücerreb olduğuna göre Amerika'nın pek haklı olarak müzakerelere bel bağ­lamadığı ve fevkalâdehal ilânetmek suretiyle hazırhklibulunmakİstediği anlaşılıyor. Kuvvetten başka hiç bir şeye inannııyan kızıl cepheye karşıkuvvetli Olmaktan başka sarcyoktur.Amerika ve müttefiklerinin lıarb hazırlıkları, ya kızılları yola getirecek; yahut da bu ha­zırlıklar kıvamını bulmadan onları har-İletmeğe şevke de çektir.Her iki ihtimal karşısındakuvvetli ve harbe hazır bu­lunmanın zararı yoktur; faydssı vardır. Bu itibarla Amerika'dafevkalâde hal vaziyetinin ilânı beklenmektedir. Barışı devam ettirmek veya harb patlarsa za­feri kazanmak iğin bundan başka çıkar yol yoktur.

Mehmetçiklerimiz...

Yanan .-HüseyinCahitYalçtn

3 Aralık 1950 tarihli Ulus'tan:

Kore'den gelen, son haberleri gözler ya­şarmadan okumat. kaibil değiidir. Meih-meıtgikieııiîmia;: uıe'ıgıüael tanıyoruz, on­ları rulmîmıuala ne kolsy anlıyoruz. Ko­re'de vazifelerini yapan, Kore'de Türk vaJtaııınm ve insanhğm selâmet ve şe­refi için çarpışan Mehmetler bütün ci­han karşısında yüaümiüeiü ağaırtıyo-rlar, Türk'ün haysıiyıei ve İtibarını yüfeselti-yorîar. Sağdl, Mehmetçik, sen daima ■ecdadına lâyiik bir arslaa ölanalk yer­yüzünün neoiıp, temiz ve yüksek bir in­şam şöhretini mıih'sıfasa edeceksin. Kore'de ona : şu nöfktaıyı sıikı tut. Bir­leşmiş Milleltter ordusunun selâmetle yeni hatlıaıpa çdkiilımesi içki bu lâzımdır, ıJadlİler. Kait İcat faâk düşm^anı, bütün taayiıkl^ihe rağmen, onu yerinden ki-pırdafcaınejdı. imdadına koşan Amerikan arfk.adaşlarına : Biz buradayıs, siz daha tcMilkela tarafa yardıma gidıinis, dedi. Düşmanın çok vahim ototoileceît taarruzu önünde, buihns'nlı "bir daM'fca'da, onum selbatı, cesarefti ve kudreti mu-imreibenlin talühinıde bir muvaffakiyet 'kaydettli.

Kore'de muJıarebemn bir safhasında, Tüi'k'ü Amerika'lıyı yanyana kızıllarla 'boğuşm^eaı g-örüyonuz. Bir ingiliz kuv-vertii de oniarı takviyeye geliyor. Türk, Amerikalı, ingiliz : silâh arfcadaşlan; însa<n!ık dâvasının .müşterek müdafife-ri. Büyük sulh ve saadet Meali uğrunda Türk, Amıerjikan ve Ing-iliz kanı birbir­lerine karışıyor. Biu üç milletin çocuk­ları ımüşterelî düamanm kurşuniyle ye­re seril'dikleri zaıman, ıstırap cniııüerî de ınirbiriııe karışıyor. Sert muharebe ha­yatının fedakârlıklarını paylaşıyorlar. Eiele, ıkalp kalb'e, biıTDİrlerin,! anlıyarak, talkdiir ederek, ıMrblrlıerİne yardım ede-relk aafere doğru atılıyorlar. Birinci Cihan Harbinde, ingilizlerle Ça-aıaMtale'de karşılaştık, doğuştuk. ' Bu bir centilmenler savaşı iıdi. Kalplerde acı bir his, kin ve nefret değil, takdir ve hürmet hâtıraları bıraktı. Birbiri erini anlıyan Türk ile İngiliz şiımdi, dost ve müttefik, hayait ve istikbali erini birbir-Ierme bağlaimışlardır.Kore'de,Birleşimiş Milistiler ordusu içinde Amerilka'lılaırla en müşkül g-ünlıende yapılan silâh laıiteaıdaşlığı Mirfe - ingiliz jtttf&kına düşman karşısında dökülen kanların, yazdığı SSMÎ bir ittiiîak ve doS&kfc daha Hânı» etti; Afcmerjfea. Aramaz da bir Fransız eksik. Eğıer onum. içBşl'erî kızı1! t'aihırfflsç!ilerım fiaeöyetteriı yüzünden hu kadar IBltİbraröız olmasa idi. şüphe yoik W Koro cephesinde .cesur ve SedaBaâr <t>ir mültltef ilkim iz daha bulunacaktı. Kiore'de Kızıl ÇinMîleır He harp öden TÜTİk'im oeiâaret ve ecngâverflig^inıi lıifcâ-ye eden belgraf-lai'i g'azetclerd'î okudu-guKaulz zaman, g'Öaleriirmai kaıpayınca lıayalen kcndimiizi1 eiskıî asırlarm hsagâ-tııesi içimde g-ömyonız. Tüitk için. Cin Wç yaıbaiHıCi !bir Mm değildir. Türk ora­da kenidisoe karisi müdafaa için yapı­lan, m'eşhur seddi a^arafe ınuıaaffer bay­rağını asırlarca, daflga]'aiıctııi]-îuşltw. Mu­kadderat şilindi bu itki inii'Böti gene kar­şı karşıya g'ethıdi1.

harplerimin medeniyet dünyasınihıayet bulduğuı bir devıreryıe 'gâ'mıiş ibulunuyoruz. Harp ve öi^aset toaltS ve itam bir surette değişmiştir. Medenî in­sanların bugün. ıtafeibettiği yol, înısan kardeşliğin;!, ins'an tasaniüdünü, sulh ve sükûnu tesise^ doğru gıidlyor. Bu yol uzerirn.de İnsanlığın karşısraa dikilen valhşî bin- kuıvveitî, zarar vermez b,ir ha­le soTcınak için bütün beşeriyete bir borç düşmektedir, işte Tüdk evlâtları Birleş­miş Milletler ordusu içinide toıuaıuiıiçin.

yıerlermi aJ'mıŞİaı^dır. BeM-enen auduır : Kiorıe'de ve Çin'de eailıeıcek düşman, Türkiye'ye taarruza geçecek düşmanın tkMvvebinden eikisilmlş olacaktır. Kore'de ımuzajffer olacak Birleşmiş MüHıetler Or-duısu Türk vatanının istiTâsmı önliye-cektâıi'. Buna rağmen, Tüıtoiye bir taar­ruza uğradığı takdirde bugün Türk'ün 'Kore'detki sîılâh asardeşleili, AnTerikallı-Iaff, Inglîüzler ve sair Birleşmiş Mâlletler (kuvvetleri hep birden Türk topraklıa-rnndaınkızrllanûmhıaya kjQŞaca!klardıi'.

Antıik dünyadatek bircepheVardır: ımedetnJiyet-i'^hşet ceplıesii.Bucephe bugiün UzakDoğu'daiıseyarın Otta Asya'da,Takın Şarkta,DaltıAvrupa'­da olafbilir.Bmgrün tek bir orfdu vardır: medeniyıet ordusu, taarmilahangicep-lıedon yüz göstermişse onuparçalaınüa-ğ-a her meım^elk'sltlten koşacaik BirleşmEş 'MSltetlerOrdusu. Mehmetçikbunuen dıerin setvki .tlaıbüferiryle ııuhunda Msset-tigi, en berralk düşünoeleriyiemutoake-imesindeanladığıio'inldlrkiKore'de şavk İle,fedaîkârlılkls.,kalıraımanlikJa dög'üşüyor. Türik içimbu savaşlar omun asırlarboyuncaruhundayaşıyan bir vazîfedir.' Vaai^eninı sesionudimdik ayateta tiuituyoır; Kore'de Tüılk ecdadma, tarihine,valtanınıa lâyılı; olmağa çalışı­yor ve oluyor. IçiımSz tütırliyerek, ylüreği-imıia ateş ile dolarak onudüşünüyoruz, onunla iFtihiair ediryoruz.Türlkvaltanı onunla

22 Aralık 1950

—, Laıdra :

«Daily Mail ve Daily Express» gazete­lerinin bu sabah bildirâikferine göre Oeajk aıyı içinde Bsltılı niüiıitefifcler Al-ımanya ile harfe hallime son verecekler­dir.

Âiroıaınya ile lıanb haline ilik funsafcta son vienmıe meselesi hsflstouldıa Beıvta -Sclımman re Achason geiije-n Eylül ayın­da WıasMnglton'd;a yaptılkları g-örüşıne-dıe bir 'kapara vıaırmişlandır.

27 Aralık 1950

Konferansı notiıcelerini tefbir eden Alımânya'ıdaiki BiııLefÜk Anıer.ilkıa Tükseik Komiseri Mac Cloy, Bonn Hii-Dîüme'tıj'nj'a Avrupa Saıvunımasıma iştiraki îtaikikında müfcal'âasmı serlbeStçe bildirnıesi huısusuıiııâa feparda bulunduğninu Söylemiş ve demâştl.r.

«Kimse AJımıattiya'yı Aıvrupa'nınraiiîda-faaaına işliralkEİtmege iebar

Mac Cloy,Amerika'nınAvrupa'd'aM kuvvetlerıini rraüıhim sımaüte arttıracağı-

29 Aralık 1950

—Bıann :

İyi haiber alan fcayniaMar, Batıyıa BaşIbafeaTiıAdenaTjer'M, A|l(mıanj'ıa.'iın ibîrlcştiııilmes'i nuteusunıia Doğ-u AIinDanya'emyaptığımüaa'k.eî'etcM'if.iîa

toaibul edeoeğini bugün M'dirmüştir. Başbalkaııiık,resmîoevalbın DoğuAl-

ımianiya Baçlbaıtoaiu OtlboGrotewoM'ıe ve rüeoeğlnli agiklıaım^îtir.

inanılır itayoaldıarlaT, A'denau^er'inAlmarüyıa'ni'nbinleşlürilırnıesiiçin

releri kabul e-tmıeiklıe ibenalber, bu nneıyli Sovyetlertaratfınıdıamhazırlaman

Ibjr esas üzerinden kafcaıletmeıyeceğıini ibeldıtbmelkfcedlirleır.

Batı Almanya Başbakanlığı ıbu g'örüşlıerân şoraiıti ve muMorrael itetice'leriniilh-

ftiva eden tür Eıeyaz Kültapneşred'eceiktür.MıibJyle alâkaılıevra­kın taısjıiifioe baslıamlımıstir.

Batı ve Doğu Ieştirilmesi...

Yanan : M. Nermi

27 Aralık 1950 tarihli Yeni tstanbul'd an:

îkincü Dûnda Harbinin sonlanna doğru Birleştik Amerika. Devleitlıeiıi Balkanı Roosevelıt ile İngiltere Başvekili Churchill arasın'da üsutovMi bir g'örüş ayrc-nbğı sıeaiflınıeJîltedir. Sonradan yayınla­nan vesikalar, CbuırchiH'in ne kadar doğru ve sağlamı düşündüğünü gösteri­yor. Görüş ayrılığının ağırlilk noktası, doğrudan doğruya Sovyelt R-iılsya'dır. Roosovelıt, anlaşitonas tıir cönıesfilikle, Sovyetlerin ber isteğini yerine getirme­ye çailişmaktadır. Hattâ Monıtreux hü-ikîimJerJniiı görüşme yoliylc değiştirile-ıbilımesi imkânları bile düşünülmüş ve Boğazlar mıese'lesi lüzumsuz yere nıu-nafcaşa konusu ya.pilımışltir. Türkiye île Sovyetler arasındaki siTiiir haırbiniin baş­laması bu görüşmelerle az çok ilg-jMdir. Fakat "şiımid'İ-ki lsarıamsiKİığı yaratan an­laşmalar, asıl îldnci Dünya HartoMn tasfiyesiyle baslar.

HMe-r Almanya'nın Ealtı cephesi çök­tükten sonra. Birleşmiş Mîüleöer ordulan, bütün engellerini deviiınıiş coşikun bîr ırmak akışı Bile Doğuya yayılım-aikta ve ka'rşısında lıiçbir mükaıvetinet bulma-Tnaktadır. Ordular Çekoslovakya sınırla­rım aşmışlardır, Berlin'e gütmelkhirg-ün. meselesidir. Tam bu sıralarda ordular, oldukları yerler'de durmuşlardır. Niçin? ÇiiriKü; Roosevelt Sovyetlıere bir cemile göSbennejye karaır vernıiştir. ChurehiH tıu büyük hatayı önletmeye çalışıyor. Fafcalt iımkânsıa. Netice şudur : Çekos-lovafeTO. İle Bltoe ırmağının Batı taraf­ları Sovyetlere İHrakılrnışftir ve birleşidî orduları gerilere çekilmek emrini alımış-la!rdır. Komünist ÇcfcoslovaÜtya, kotaü-nist Doğu Almanya bu haftamın arana-ğranlaradır. TJzafc Doğnlda öa buhaltaların türlü türlüsü yapılmıştır. Şimdi, Birleşik Aımerika da içeride oim'ak üze­re, 'bütün demokrasiler, bu Mıtaiann yaralttıgı büyük poEti'ka buıhnanını yen­meyeçalışıyorlar.

îklnci Dünya Harbi, bir ülke genişle­mek harbi oaınıayacakti. HMbuM: Sot-yeöer, zaten çok geniş ülkelerini bîr ke­re daiia genişlettiler. Taîıirl'n hiçbir devîeü, birtoac yıl içinde, böyle bir top­rak ve nüfus artışı görmemiştir. Bu öl­çüsüz genişienri'e, dünya stratejisini de altüst etmiştir. Kaızanılan zafer, ya'lmş tsıhımiıalere kurban, gitaıüştir. Buhran ibundan ileri

Şimdiki biilıranlın hiç ol'inazsa artması­nı önleyebilmek için, ilk önce Alman 'dâvasını ele almak yazımdır. Birleşik Amerika, Fransa, ingiltere Dışişleri Balkanları TVastaingitoiı'ıda bunu görüş­müşlerdir. Bunun hemen arkasından Prag'da koımünlîstlerin tair toplantısı yapıldı. Washimg!ton'da Batı Almanya'­ya geniş y-etfeİJer verilmesine, batışa doğru teşeibibüslere girişilmesine ;karar verilmaştin. Prag'da ifle iki Almanya'nın TJİrteştirKımieısıi fikri ileri sürüldü ve ka-ibul olunidu. îlki Almanya'nın ftîıfeştsrll-ımesi noktasında denıökrasilerle Sov­yetler ve yamakları arasımda tam tar ifikir bir.Iıiğii varıdır! Harp bitti biıteli, belki bMcik flMr Mrllği de Ibudur! Fa­kat bu aldatıcı fi'lcir birliğinin ötelernı-Ğe sayısız poılita^a ayrılıkları sintmck-tadır. Sovyetler, kendilerine güme, (3e-mokrıasi'ler de g'eoe kendilerine göre bir­leşmiş birıer Almanya Miyorlıar. Doğu Almanya, tam mâîilasjyle silâhlandırılmıştır. Batı Almaoya ise. Batılı demok-t-aısiıîorin şartlaırmı kabul ederse, yarım yamalak. EİilândınlIaeak'tır! Almanya, beş yıl öncelerine kaıdar harp yaptığı idin, askerlik bakımından, hemen der­lenebilir. Talim görmemiş nihayet Ski üç sınıfı vardır. Çünkü; Hitler, 17 yaşma gimenleri bdle askere almıştı. Onun için, modem silâhlarakiaıvuşaeak.

1Aralık1950

— Ankara :

Ekltisadit işbirliği îdaresînSaı tVaahing-ton'dafci Merkezli, EleKtrik îşleltmesi Etiid Dairesinin talebi üzerine, teknik yardıim pt-ojesl çerçe-Vesi dfübüHünlde, eleıktrik eaJfârjîes Müüısal sahası île Be-lıeiddıye Eldldtrik İşletmesinde galışmıaüt üzere iBfii uamıanm göiideriIiOTCB'İni tas­dik etmıîŞtEr.

1 ŞutoaJt talihine kadar AımeriMa'dan Türkliye'ye g'elım.'dle'ri helklenen t>u ifei uamıaın burada bir seoe teafl«jc«lfc ve «İrikitfük enerjisü] koordinasyoınu ile iöa-nenin g-eTişîâi'i'lırnjelsl işimde E, I. E, Daİ-reSiııe yıandilmedeö^lötiir.

4 Aralık 1950

yaptığı blir tetMk se- benüıa dömıınüş bultuıain di îiŞbıirlî'ğ-i Teşklilâtı Başkanı WE- Fbster, buışibı vendiğıi Mr beyaı-natta Avtmpa İikltüsadi lideri erinim Ko­re bulıiranı dolayıısüyle MaralıaMı Püâmi-mn istitoballtadeiı endişe duytmaMa ol­duğunu söylemiş ve .Ajvrupa âfctîsa«îi li­derlerinin gelecek hafta iktisadi işbirli­ği Teşldlâtı'mn rasmî şahısiyetleriyle bir-îilkibe Aıvpupa'^ıa ait öıtliyaıçüıanıı tanzilml

raıMl'dlirlmiıŞ ve sözd^eııiaıe ş&yledevam lericır, Birleştik. Amerika, e-komotraBk lühlfiiyağlarının MarSha'M Plânıııidıa grcaıiş ölçüde tad'Mât yapilnnasıınz icap ektire­ceğine

8 Aralrk 1950

IşIbSrlğt İdaresi Başkanı Wil-liaım Poslfcer yapltîğı .dünya seyahati hakkında Başkan Trueran'a raporunu reranlşltir.

Poster >bu raporunda son haftalar zaxfında durumda vulkıUıa geten değsş^klıiğîn Asıyıa'nm efltranıareıHk: yardım ihtiyacını aatttıranadıgını bî'Mirroıîştİr. Psfltat tıu dogıişJkıliğL'n haıHdedOmesS gçrefeen yeoi anteseJefllerç>kaırd!ğln: ilâveeltımiştir.

10 Arahk 1950

—Washingiton :

Aıvrupa İMSsadl IşöMigıi Tleşkilâtı icra Komisyonu Başkam EdmunidHall-Paltch ibugSin baism to.pl'aoıltısmdia vei'diği beya-naıtıba taraarlansıa silâhîıamina progrıaını-nin teı'Klk edileblTımıesa için Baltı Avru­pa ımelmlekeftıleitode g^e'gilm sevliyesinin M-diriiımesi gierekltİğini ifade eibmiştiıı.

HaJl-Faltch, Amerilkain r^anî nı'akaTnla-rıylıa karcı madde meseleleri hadekında güiiüşmielk üzere öurafyaj gelen Marslıall Yiardiim Plânı Tesklilâlti TamsSicileu- Gru-Öu Bakkamdır. Görüştuelıerjiı mevzu­unu, küüblüift ve pamuik teşkil ötımöklte-îtedir.

'İktisadi işbirliği Teşiküâtının tıir söz­cüsü bu görüşmelerin isltişarf maMyet-tje oölduğunu beMrtimü'Ştir. Str Edmund, Avrupa, İktisadi IşIbSrliği Teşfeilâltmın, kıere^te , paimulk vo kü-'Miıı'tün tafasjısiEyte alâkalı bir konferans yapıiımaBi imkânını taslbit 'düşüncesiyle ırriüstalıs:! ve müstehlik mem-1'ok'etler nezdidde tıettttdMeııöebulunduğunu ilâve-

19 Aralık 1950

Strasburg'da toplanan Avrupa Konse­yine iştirak eden Delegelerimizden Iz-mıir Milletvekilli Osman Kapanı, Muğla 'Milletvekili İNadir Uadi ve Ankara Mil­let velî ili ıSadri Maksudi Arsal bugün Ta-rsus Vapuru île .menrl'eik etimiz e dön-ımüşlerdîr. lamir IMİllctv&kili Osman Kapanı, vapurda [kendisiyle gör üşen ıbasm mensuplarına Strastourg görüş­meleri etrafında izahat vermiş ve bil­hassa Avrupa ordusunun teş'kili mese­lesine, temas ederek demiştir ki: Awupa ordusuuiıu teşkili hususunda iki tasanrvur 'mevcuttur. Bunlar-dajı biri Avrupa ordsuraun Atlantik Paktı kad­rosu içinde mütalâası, diğeri İse bu or-dunım iAtlantite Paktı durumundaki Av­rupa 'devletlerinin de iştirakiyle teşkil edilmesi idi. Bu İki fikirden ikincisi üze­rinde durulmuş ve kalbul edilmiştir. Bu ajiada Kore harbine ve bu vesile Sle Türkiye'nin Avrupa devletleri nazarıtt-daki durumuna teımas eıdsrek demiştir iki:

Fransaveİngiltere'deibulunduğuım müd'det zarfında halikın ve Devlet ajdann-

lanıım 'Kore Iharltvinden sonra Türki­ye'den sitaıyişkâr bir lisanla bahsettiği­ni gördüm. Diğer taraftan Kore harbine iştirak etmemiz .ve insanlık ideaE uğ­runda şehit Vermiş Ibulunmamıa Türki­ye'nin Birleşmiş Milletler arasındaki durumunu takviyeetmiştir.

31 Aralık 1950

—Stra^bourg :

Avrupa Konseyi toplantısmda bulunan bakanlar yenil yıl münasebetiyle aşağı­daki mesajları nıeşretmişlerdir. Spaakî «Teşkilâtlanmış ve kuvvetli Ibir Avru-panın lüzumu her zamandan zdyade ken­disini irıissettirmektedir. Vaniım sorular oitaya çıkacaktır,. Bütün isitlkbajimiz bu sorulara verilecek cevaplara bağlı­dır. Avrupamn sesi ikendini duyurmaJı-rdır.» dem.iştir.

İtalya 'Dışişleri Baka'nı ISforza'da şun­ları söylemiştir:

«Dostlarımıaa sumu hatırlatmak; iste­rim ki, hakiki ve devamlı Ibir suttı mü-Ictlerimiaîn ve hükümetleramizin kuv­vetlenmekte olan birliğine bağlıdır. Bu Wrlik olımaıdanı 1919 ve H946 dafei gibi ımütarekeler yayabiliriz, fakat hakikî sulhuelde edemeyiz.

Konseyin bu salbaffı Başkan. Truman'danaldığı mesajda, General Eisen3ıower'in
kendi Mzmetine verüdigî bil'dirilmelkıtedür.'

General Eisenlıower, yılbaşında vazife­sine başlayacak ve genel karargâhını Avrupa'da kuracaktır. Askerî birlikler kontrolü altında yetiştirilecektir. Muhtelif Avrupa memleketlerine men­sup subaylardan müteşekkil Milletlera­rası tor g-enelkurmaü heyeti General Eisenıhower ile bii-likte çalışacaktır. Diğer taraftan konsey, Atlantik Pakt! teşMlatmınj bünyesini sadeleştirmek ka­rarına varmıştır. Savunma komitesi 18 Aralıkta, silâhlanma komitesinin yerine geçen ve geniş selâhîyeti bulunan bir savunma vasıtaları istihsal bürosu kur­muştur. Atlantik Konseyi. Avrupa'nın müdafaasına Almanya'nın iştiraki hu­susunda üye devletler arasında bir gö­rüş birliği mevcut- olduğunu müşahade etmiştir.

Almanya'nın iştirakiyle Avrupa'nın mü­dafaası kuvvetlenecek ve Atlantik teş­kilâtının tedafüi mahiyeti değişnıîyeeek-t'ir.

Konsey, Almanya Fedemal Cumhuriyeti îte ha meseleyi tetkike devam etmeğe Biricik Amerika, Fransa ve ingiltere hükümetlcrin'i davet etmiştir. Varılan kararların yegâne gayesi barışı sağlamaktır.

—- BrüTosel:

Kuzey Atlanltik Konseyi toplantısından sonra neşrolunan tebliğin metni aşağıda­dır:

«Savunma1 komitesinin tavsiyeleri dai­resinde lıasreiket eden Kuzey Atlantik Konseyi bu gün merkezî bir kontrol ve komutanlık altında Avrupa'da birleşmiş ibir kuvvetin italası hus.usunida gecen Eylülde Ibaşlanılan çalışmaları bugün. t amamlanraiftir.

Bu feuvve>t, iştirâ(k eden hükümetler tarafından verilecek birliklerden teşek­kül edecekti».

Konsey dünkü toplantıısın<da Birleşik Amerika Başkanmflan Orgeneral Eisen-hower'in Başborn.utan tâyin edilmesini tetemege oybirliği ile karar vermiştir. Bu sabah BIrlt>şîlk Amerika Başkanın­dan alınan telgrafta GaneraT Eisenho-wer'In konseyemrinevenilküğibildiril-

miş ve bunu mütealkip konsey Generali Başltumandanlığa tâyin etmiştir.

General Eisenüıowver yeni sene başında Vazifesine başlayarak g>eniel karargâhını Avrupa'dakuracaktır.

KuniıandaBı altına konan birlikleri talim ettirmeğe ve aynı kuvvetleri fiilî savun­ma birlikleri şeklinde teşkilatlandırma­ğa General Eisenhower'in selâhiyetı o-laeaktm

Generale, bu kuvvetleri teinin eden mil-letlerarasmdanı seçilecek bîr kurmay heyeti yaridım edecgktir.

Kuzety Atlantik AndlaşmaSı teşlkilâtı-nın bünyesini dalıa müıassir kılmak a-mıacı ile sadeleştirmeOt g'ayesina. güden Ikonısey, bakan yardımcıfen kons'eıyinden fou harekece teşebbüs dtm'esini tstemilş-Ur,

Bu maksatla, 18 Aralıkta ayrı olarak toplanan savtra'ma komitesi, yerini al­dığı iaşe ve askerî imalât teşkilâtından dajh'a fazla selâh'iyetî 'hala bir savunma imalâtı teşkilâtını kurmak üzere teşeb-ibüse .geçmiştir.

Teni teşkilât istihsali süratlendirmek ve çoğaltmak ve âza mıemlekenlerin sınaî imkânlarının karşılıklı kul lanı im asını idare etmekle vazİfelendiriİTnışaır. Müşterek savunmaya Almanya'nın işti­rak niöbe'tinl tâyin hususunda konsey ittifakla karar vermiştir. Almanya'nın iştiraki Kuzey Atlntik Andlşması teŞlt'iltının tamamen tedafüi mahiyetini bozms'dan, Avrupa'mın mü-ıdafaasını kuLVvötlcmd'irecöktir. Konsey bu meseleyi Alman Federal Cumhuriyeti Hükümeti ile grörüşmek üzere Fransız, İngiliz ve Birleşik Amerika hükümet­lerini daıvot 'etmiştar.

Alman kararlar, gözönünöe bulunduru­lan tedbirler yalnız ve yalnız sulhun idamesi ve saglamliaştırılm.ası gayesini gütmektedir.

Kuzey Atlantik Paktı milletleri bu siyaseiti sulh temin edilinceye kadar takip öhm'eğekarar vermişlerdir.

20 Aralık 1950

Bruselieıs Paktı Balkanları bu sa;bah yapacakları toplantıda merkesi Fonla-înlbleau olanaskerîteşekkülrünşimdllkl halde faaliyetine son vermesini karar­laştıracaktır.

Bu tedbir (bütün Batı Avrupa askeri (kuvvetlerini General ELsenh<ıwer'in yet-[fcisine veren Atlantik Konseyi tarafın­dan kararlaştırılan Batı Avrupa yuvvet-leri ihdasının Mr neticesidir.

— Brüksel:

Adheson, Bavin ve Schırman bugün müş­terek yaptıkları yegane toplantı esna­sında .Atlanıtik Konseyinin leendilerini tetskikle vazifelendirdiği iki meseleyi g-özden geçirmişlerdir. Bunlardan biri Almanya'nın müşterek müdafaaya îştira'ki mes el el erinin Eonn Hükümieti ile tetJMkî, diğeri de muhtemel İMr dörtler [konf enansi İdi Yetkili çevrelerde bildirildiğine göre At-lanitiik Konseyi Almanya'nın silahlanma­sı için tûç bir karar vermemiştir. Çün­kü bunun için Almanya'nın muvafakati lâzısndır. Bunun içindir M on ikiler teb­liği yalnız görüş birliğinden bahsetmelk-töcHr. Beklenen kananlar ancak Almanya ile yapılacak müizafcerelerini muvaffaki­yetli neticesinde elde e ditebilir. Diğer taraftan Almanya'nıaı da bazı isteklerde bulunacağa fcsîbul edilmekte­dir. Alınanlar Atlantik Konseyinin taıv-siyeteriııi kaJhul ötmeik için, müttefik­lerle Almanlar ar asımdaki mıünaseıbetler-de cezri âeğlşiklükler yapılması şartını ileri «tirecepleridir.

YiapılaKileeek yegâne değ-işiklîk bugun-'kü işgal rejimini Alrnanya'nuı müdafa­ası şeMme sokmak olacatetur. Alman-yıa'da toulunan nıüttefSik işgal tümenleri içine Alman, birliklerinin alınması neti­cesi aSikerî işgal bir güvenlik rejimi şeBd'îne gettlrilc(Wİ!İecelktir. İşgal makam­larının Almanya'ya- yapacakları mulıte-mel tavizlerin hududu 'teSibit edilmiştir. Bonn .Hülkümeti ile teanasa geçecek iş-'gal ınıakamlan Atlantik Kornseyinin çjz-diğli çerçen/e'den, harice çikaimiyacakîar­dır.

Gelecek hafta başında haşlıyacak olan " Almanya müaakerelerinin Ocalî ayında Farils'te Avrupa ordusunun temsiMleri-ni kurmak iğin yapılacak konferansa kadar biteceği taüıminedilmlelktedir.

Yine öğrenil düğme güre üçler tam mânıa-gile bir Alman hava kuvvetiteşkilini

Kaimi etmemişlerdir. Fakat Almanya'nın iştiraki kara kuvvetlerinin, taiktilk des-teMenımesiM inlıisar ettirileceiktir Üçlerin g-önüştükleri ikinci mesele de Rusya'ya verilecek cevabî niotanın ha­zırlanması idi. Notanın metni tesbıt edilmiştir. Bu cevap hafta sonunda Rus­ya'ya -tevdi edüıecektlir. Nota uzlaştırıcı foir 'm^ahiyet taşımakta ve b'ır dörtler toplantısının derhal ypümsmı tavsiye etmektedir.

— Brüksel Paktım imza eden devletler temsilcileri bu sahalı toplanarak, hâlen Mareşal Montgomery'nin (komutanlığı altında olup Fontaine Bleau'da bulunan Batı Birliği Askerî Teşkilâtı Karargâ­hının 'Ge-neral Eisenhov/er'e ıdevrî mese­lesini görüşeceklerdir. Bu toplanti'da M. Bevin .ve Brüksel'deki İngiltere Büyük­elçisi Ingilitere'yi temsil ecleceıkl erdir. Fraınea Dışişleri Bakam M. Sclıuman, dün alkşamParıls'e dönmüştür.

—Bnüiksel:

Brüksel Andlaşması Dışişleri Bakanları Konferansı Türkiye saajtiyl'e 13,30 da rıüıayet bulmıiştur. Istişarî konseyin. 10 uncu oturumu Jıakkınd'a'ki resmî teibliğ Türkiye saatiyle 14 te yayınlanacaktır.

—ı Brüfcsel:

Brükısel Andiiaşması istişare .KonseyinJn 10uncuoturumubusalbahsaat11e doğru Hİükümet Sar'aymöa agi'ümıştır. 5devlet temsilcileri önce frususî görüş­müşlerdir.

Bîr dörtler konısefanBi toplanması yolun­da Sovyet notHsımda yapılan teklifte 3 büyüklerin, vereceği cevabım 'bu g-örüş-mıede teftMk eıdüımiş olması muhtemel­di r^

Müteakiben mıöıtelirf heyetlere mensup Tnü'tdhsssiıslarm iıtiralkiyle. mü askere! ere 'g'irî'Şil'ecekıtir.

—Brüksel :

[Brüksel AsndlaşMasi İstişare Konsey in in 10 uncu oturumundan sonra yayınlanan resmî tebliğde, Batı birliği müdafaa teş-Halatının kaydettiği geîiıamclerin kon­seyce tötikî'k edildiği biLdirüİnmektedir. Konsey, .Batı Birliği savunma teşekkül­lerinim yeniden teşkil âti andır ılıma sı za­ruretini müşahede etmiş olmakla bera-iber eılkı işhirliğine devanı etmekte hu-

liman Brüksel Andlaşnıasi imzacısı memleketler tarafından yüklenilen ve­cibelere bunun hiç bîr suretle tesir et­mediğinibelirtmektedir.

—Londra;

Brüksel'de elde edilen rmemnuniyet ve-rl'Ci neticel'erS yorumlayan bağımsız Tİ-roes Gazdtesi, Milletlerarası bir savun­ana teşkilâtı kurulmasının çok mühim olduğunu kaydetmekte ve şöyle demek­tedir:

Orduların uç sik ve kamyonlarla hareket ettikleri bir devirde Batı Avrupa memle­ketleri kollarını bağlıyarak kendilerine taarruz edilmesini bekleyemezler. Bina­enaleyh yalnız kendi milli kuvvetleriyle mevcut tehlikeyi .bertaraf etmeleri im­kân dışındadır. Bunun içindir Ki bir hava ve .bir kara ordusundan mürekkep kollektif Mr kuvvet nreydana getirtilmesi çok makûl bir hareket olmuştur.

—'Brüksel :

Bir sözcünün -bildirdiğine göre Brüksel Anlaşmasını imza eden beş devlet dış­işleri bakanlnıriinın vardıkları bîr kara­rım neticesi olarak Batı Birliği Savunma Teşkilâtı ya ortadan, kalkacak yahut da Kuzey Atlantik Paıktina katılacaktır. Burada aikitedüen bir konferanstan son­ra Dışişleri Balkanları Kuzey Atlantik Paktı Savunima Teşkilâtı kurulması ■hakkımda dün yapılan teklifler neticesin­de Batı Birlîğii savunuma teşkilâtının islâh olunacağını bildi milislerdir.

21 Atfalifc 1950ı

—Londra:'

Güvenilir kaynaklardan öğrenildiğine göre, AltTantük Paktı Savunma Bakan­ları ve askerî şefleri iskandinavya'dan Orta Doğu'ya kadar üç a.yrı mülaafaa bölgesi ihdaısını düşümmeıktedirler. Ge-neraıl Eisenlıower, ibaşkomuıtan olarak Awupa'ya gelinceye kadar kaıtî plânlar

yapi:l'mıya.caJktır. Müdafaa bölgesi şu şe­kilde olacafetır :

— Orta Avrupa, 'bölgesi, Burayı bizzat EisenSıower müdafaa cdecelktir.

— Kuzey bölgesi, iskandinavyaveBaltık limanları. Bu bölgeyiEisenhower'e yardımcı bir komuitaa Mare ede­cek ve onun vasıtasiyle Vaşington''dalti Atlantik Paktı. Genel Karargâhı ile te­mas edecebtir.ı

— Akdeniz 'bölgesi.. Bu bölgenin me­suliyetleri ingiliz MilletlerTopluluğu, OrtaDoğumemleketleriveAtlantikPaktı d evi elti eriyle işbirliği yapan Tür­kiye ve Yunanistan> üzerinde kalmakta­
dır. Bu bölgeyemuhtemelen bir înglllz kounıitantâyinedilecektir.Bubölgeiçin İM görüş mevcuttur. Bir kısım bu­rasının müstakil olmasını diğer bir kı­sım, iıse Eisemlwıwer'in merkezi idaresinebağılanması™istemektedir. BİsenıhowerAvrupa'yageldiğizamangenel karar­gâhını muvakfeaıten Paris'te kuracaktır.
Bazı kaynaklaragöreGenerali,daimigenel karaiıgâhını daha Doğuya kurmak nryeitkıdedir. Muhtemelen burası Strasburg olacalctır.

23 Aralık 1950

— Roma :|

Atlanitük Paklti Andlaşmasmın, italyan Hükümetini, kendi askerî kuipvetlerine hâıkim olraalkitan alıkoyduğunu iddia e-den komünist saylavlara cevap veren Dışişleri Bakanı Sforza, Batı Avrupa küvetleri Başkomutanı Bisenhower'ıiın, hüikümetln muvafakatini almaksızın Italyan oıliJusumı kendi birliklerine ithal etmeğe seü'âMyetti olmadığını söylemiş­tir. Kont Sforza, Brüksel müzakerelerinden bahıîsle, İtalya'nın Aütdeniz bölgesi Tuımaai iğim birinci derecede ehemmi­yetli bir unsur olduğunu ve Türkiye ile Yunanistan'ın da bu bölge savumımasun-

da işbirliği yapacaklarını kaydederek «kendi savununa bölgemizi KuraKarak as­kerlerimizi başka Mr bölgeye gönder-memıizi bize Icirnse teklif etmez» demiştir.

Dışişleri Balkanına, cevap veren Iblr ko-münilst saylav, Alımazıya'ınn yeniden si­lâhlanması aleyhimde oldnfelarue ve bu­nu Bntomıe kiçin büyüık bir kampanyaya

başliyacalM arını bilıdinmiştir.

— Washling!tx)n s

Konferansın en müspet ve yapıcı üç ne­ticesi şudur i

— Ham maddelerin haMkaniyıetle tak­sası işinde ingiltere ve Amerika arasın­da tana bir anlaşmaya vanDanası. Bu iş­le uğraşacak bir Kuzey Atlantik Komi­tesinin kurulacağı hemen hemen muhakkalk sayılmalıdır.

— Atom bombasını kullanmayacağınıhâlâ ümit ettigü ve bu nolfctai nazarın­da henhangi Mrdeğişiklifc ol'duğıı tak­dirde Attlee'yc önceden haber vereceği­mi, Truman'ım ingiliz Başbakanına teminetmesi.

— Tınman İle Atjtlee'nan binbitfleriyle salisen ye dostça anlaşmış olmaları.Attlee'nin Amerika'yı ziyaretinden şah­sen ziyadesiyle memnun; kaldığı bildirilmeikitedir.

— Jjondra :

Clement Attlee'nin Trunnan ile yaptığı mülakat neticesinde dün akşam yayra-lanan nilıaî tebliğin metni, Lonldra'da meranuniyeitle karşılanmıştır.

Bu ilk aksülamel, neşredilen veslKamn ingiliz umumi efânnea m üzalıe retina îa&USk olan Alttlee tarıaıfMildan 'derpiş edi­len itidal siyasetinin bugünlerde Ame­rikan Hükümet çevrelerinde lıâJkiim olan dalla uzlaştıiımaz tezlere galip gelsnesl keyfiyetinden tevellüt etmektedir. Tebliğde Çin'e karşı bir ablukadan bah­sedilmemiş olması bilhassa müşahede e-dilmektcdir. FfUıakiika dün bazı tefeir-cilor bSyle bir ihftiımale işareî etmişler­di. Euadan başka tebliğ1, Mao Tse Toung Hülküıııetlne bir ültimatom verilmesi ih-tiniıaluıi de ihtiva etnıero&ktedir. Bilâkis Başkan Truman ile Attlse'nin millletleır-arası meseleleri müzakere eıttmelk üzere Çin ve Sovyet Rusya ile hüzaıkerelere gİnmeık arzularmı agıkça izhar ettiOderİ müşalıede olunmaktadır. Ijonıdra'daki siyasi raüşaMtler müşterek tebliğin agık edasından fevikalâde mem­nun g-örünmem ekte diri er. Filhakika bu müşahitlerin belirttiklerine g-öre t*H-ğ-tn müellifleri, meselâ- komünist Çin'in Birleşmiş Miletlere kabulü meselesi üze-rittde her iki deVM arasında mevcut ba­zı nokta! nazar aynlıMarını baiıis mev­zuu etmektedirler.

Bu hıuısusîta aynı müşalıitler, İngiliz Başjbakanının Washlngton'ıda gösterdiği azimli tavrin yataız İngütere'ıde itibarı-miı aritimasım temimle kaimıyacagmı, fa­kat kendine ve hükümetine arallaırmıda HüııdİStan da bulunan Asyalı milletlerin diplomasiyle «yeni bir ruhsat» verilme­si lazımıg^ıdiği kanaatini besleyen Av­rupa devletlerimin muhaceretini temin. edeceğini t>edintme!kitedirter.

—1 Tokyo :ı

Truman-Aitües görüşmeleri neticesi yar yınianan ımüşterek tebliğ, Mac Arthur g«nel 'kamargâlıı çevrelerinde resmî hig

bir tepki yaratmamıştır.

Askerî şahsiyeftieırin cikseriryöti bu mev­zuda fikir yürütecek dunımda otnıadık-larım ileri sünmıüşlendir.

Japon çeıvrederinıde aiıeydana geleu üs tepki, komiinıist Çinliilarin itareket tarzı­ma bir cok Mıdis&leri tâyia edeceği yo-

lundaıdır.

Diğer çevikler «Yaıtıştırıcı» bir siyaset güdülmiyeceği ic^a memnuniyetlerini be­lirterek komünist Çin'in demokrat mil­letlerin anlaşmazlıkları sulh 70lu ile hal-fetmeK olan teklifini kabul- edeceğini ü-mit elan ektedirler.

— Ijonıdra :!

Ea)tı Avrupa syasi eevr.eieri, Başkan Truan'aaı ile Abtlee görüşmeleri somunda verilen karanları ınakul ve kaö olarajk

vasrfl an draımışlar dtr H

ingiltere ve Avrupa siyasi çevnelerimce Truiman-iAttlee görüşmeleri, Kore lıar-ibine so-n vıeranek için müzakerelere gii-rişmesi için Sovye>t Rusya'ya ve bomü-nüstaere açik kapı bırakmıştır.

Bu çevreler Birleşik Amerika ve İngil­tere'nin yatıştırnfia siyaseti giitmiyecek-lerüaıl ağlıkça İfajde elemiş oümalarim ile­ni sürmektedirler. Zaten Wasfeiogton'da ncşreıdilen müştltrek tetfligliı Batı Av­rupa'da gayet iyi karşılanması beMem-mekte idî.

Avrupa çevrelerinde en fazla hararetle karşılanan noktalar şunlar olimuştıır :

— Batı Ajvrupa Savunana Kuıvevtleri-nlia tesisi ye Asya'dalki hanbe iıağraıen Avrupa meseO.eler'Jne verilen eüıommiye-tiDı naaarı itiibara

Ayrupa'da ve dünyalda sorulanbaşlıcasuıal şimdi şudur :

KomüniGİt Çin ile bir îıarb mutttemel mi­dir?

Siyaei çevreler ne Başlkan Truıman'in ve ne de Ba'şfoaikaJi Atitlee'nin bu soruyu cevaplamdıra'mıyıacaklaırım tanımakta ve komünist Çmliilenln 36 inici a.rz dairesini geçmemeleri meselesiyle müzaikerelerî kabul edip etmemeleri kayfiyeftîmin bu suale verilecek cevabı tâyin edeceğini söylem eMedirl er.

Kore harbinin GeneraJ Mac Atftmir aley-lıine bir cereyan takip etmesi ve gerek­tiği talfcdi.nde atom boriılbajsınm kuManı-lalbiieeeğmıi Başkan Truananı'm söyleme­si üzeröıe Amerika'nın tasarıları îıak-kın^a Avrupa'da sinirli bir hava naibini olmuştur.

Avrupa siyasi şainsiyeitlerinin ileri sür-düşüne g'öre Truıman-Aittiee görüşmele­rini mütaafltıp yayınlanan müşterek teib-llğde, Birleşik Aanerika'nın' Kore harbi­ne iştirak eden diğer m ili et ferin fikrini almadan büyüik çapta kararlar almıya-cağını bolirtıneısi ile Avrupa'da hâkim olan bu sinirli hava dağılmıştır. —ı WaısMngtıonı s

Başkan Truman ile Başbakan Attlee'nln Kore'de haınbe davam ve Avrupa'yı si-lâhlandınmaMa beraber DogTi ile Batı arasınıd asulh müzateereterfine açık kapı feıralkımak yolunda aldıikları karar hak-kmda Dışişler1; Bafcani Dean Adhesoa, bugün Kongreye izahat -verecektir. Ayan Meclisi Bışişleri Komisyonu, Dış­işleri Bakanı ile bu görüşmeyi kabul et­miştir.

Adheson'un Komisyon ile bugün saat 17.30 dıa yapacağı görüşme gizli cere­yan eıdecefetıir.

— Paris :

Truıman-Attlee mülâkaitınıcran sonra neş-red:Men resmî tebliğin samîmi edası ve Batı dünyasının arasımda mevcut tesa-niMün teyidi Paris yeltkill çovrelerinde müspet aıksülanneller uyandırmıştır. Kore'nin isteyerek terlkedilanemesinli ve­ya halen BaJtıiMarjm Asyalda mallik bu-lunıd-ukları teminaJttaın herhamgl bir su­retle fedakârlık yapmamağı derpiş eyle­mekle her tür.Iü siyasi zaaf bertaraf e-dilmiş bulummafetaldır. Balıis mevzuu olan şey, halem Asya'da elide huılunan meıv^ller'den herhangi biri­ni terketomek değil, fafealt müzakerelle­ri kralaıy!aştırmaktır. Truman, bu ıııiiza-kereleTİ şayanı arzu olarak telâkki et­mekte, fakat bunun Birleşmiş Miıllctler çerçeıvesi dâhiliınıde cereyan etmesini is­tem ektedir.

V/ash^ogıtıon mütalâanın derpiş ettiği hreket, amoak farazi olsa daJii Formo-za'nıın istllîlbalinin bağlı olduğu LaJlte Suceess'deki MîUetleraTası Teşkilâtın üt'üb arınıantitırabiîir.

Filjhaki'ka Mao Tse TTounlg Çin'in Bir-leşraıiş Jlillötlere kabulü hakkında înıgil-tere ve Annerika nokltai rıazarlıari ara­sında meıvcut fank üzücüdür. Fakat bu anlaşmazlığın tanmnıması iyi bir tesir ha­sıl eıdeoek mahiyettedir ve he!r türlü su-itefehlıümü bertaraf etmelidir. Çin, Bdnleşmiş MtUdtlere dâlıil olmuş ol­saydı, derpiş edilmekte olan müzakere­lerin.daha müessir t)ir mahiyet kestoe-deceği muhakkaktı. Fakat Paris'te mü­tecavizi müiâf atlandırın amn imkânsız olduğu yolunda Truman ile aynı kanaa­ti taşıımaktadıır.

— Waslıiiıgrton:

Truman - Attlee görüşmeleri sonunda yayınlanan müşterek tebliğin tam metni aşağıdadır:

Başbakan Attlee 4 Aralsk tarihnide Washington'a gelmesini mütaakıp Tru­man jle 6 görüşme yapmıştır. Dışişleri Bakanı Dc-an Acheson, Maliye Bakanı John Sııyder, Savunma Bakanı Marchall, ÎÇIşleri Bakam Oscar Chaıpman, Ticaret

Bakanı Clıarles Sawyer, Müşterek Genci Kurmaylar Başkam General Omar Brad-ley, Siyasi Müşavir Averell Harriman, Millî Güvenlik Kaypakları" Başkam Stu-art Symingiton. ve Büyükelçi WalıterGif-ford Başkan. Tmnmn'm Müşaviri srta-tiyle görüşmelerde hazır bulunmuştur. Clement Attlee'nin müşavirleri ise aşa­ğıdaki şahsiyetlerden müteşekkildi:

İngiltere'nin Washington Büyükelçisi O-liver Franks, imparatorluk Genel Kur­may Başkanı Mareşal WilIİam Slim, Kı-raliyet Hava Kuvvetleri Mareşali Lord Tedder, Dışişleri Bakanlığından Roger Makins ve R. C. Scojt ve İktisadi Plân-1 aştırma Başkanı Erîwarö Plovden.

Başkan Truman ve Glement Attlee gö­rüşmelerini mütaakıp aşağıdaki müşte­rek tebliğlerini n eş ret mislerdir:

Milletlerarası hâdiselerde memleketleri­mizin karşılaştıkları mühim meseleleri beraberce gözden geçirdik. Memleketle­rimizin dış siyasetteki hedefleri aynıdır. Bu lıedefler şunlardır:

Dünya sulhunu idame ettirmek, bütün insanların menfaat ve haklarına hürimet etmek, hürriyete hizmet eden milletler arasında kuvvet ve itimadı yerleştirmek korku ve memnuniyetsizlik sebeplerini ortadan kaldırmak ve demokratik asa­yiş tarzında terakkiler kaydetmek.

Evvelâ komünist Çin'in Kore harbine müdahalesini mütaakıp; dünya hâdise­lerinde meydana g-elen değişikliği göz­den geçirdik.

TJzak-Doğu meselelerini müzakere ve halen Avrupa'dalıâMm olan.Vaziyeti teftik:

Memleket!erimizin iktisadi meselelerini ve savunma programlarını ve bilhassa mevcut olan ve tehdit edici bir mahiyet arzeden ham madde darlığını gözden geçirdik.

Atlantik camiası savunma için gerekli müzakereler ile Birleşmiş Milletlerde gelecekte takip edeceğimiz yolu nazarı itibara aldık.

Her iki memleketimizin hedef birliği bü­tün müzakerelerimizintemeliniteşkil

Memleketlerimizinkarşılaştıkları tehli­ke ve bunu önlemek İçin takip edilecek

başlıca siyaset hakkındaaramızda hiç görüş ayrılığı mevcut değildir.

Müzakere ettiğimiz meselelerden bir çoklarını Birleşmiş Milletler ve Kuzey .Atlantik Paktı teşkilâtı gereğince karar altına alınacağını biliyoruz. Bundan evvel de açıkça belirttiğimiz giıbi sulhun maruz kaldığı tehdit karşı­sında Birleşik Amerika ve ingiltere hal­kı müttehit ve azimkar hareket edecek­tir.

Kore'deki vaziyet gayet ciddi bir mahi­yet arzetnıektedir ve tahmin edilen neti­celeri aşmış bulunmaktadır. Ekim ayı sonunda Birleşmiş Milletler 'kuvvetleri mütecaıvizl geri püslküfterek Kore'de milletlerarası sulhu ve emniyeti yeniden tesis etmek için, Birleşmiş Mil­letler tarafından kendilerine tevdi edi­len vazifelerini sona erdirmek üzere idi­ler. Birleşmiş Milletler lıür ve Birleşmiş bir Kore'nin tahakkukundan ibarte olan he­deflerine erişmek İçin çarpıştılar ve bu gaye de tahakku etmek üzere idi. Tanı bu sırada çok saıyda komünist Çin kuvveti Kore'ye girdi ve 27 Kasım tari­hînde Birleşmiş Milletler kuvvetlerine-karşı geniş çapta taarruza geçtiler. Birleşmiş Milletler Kuvvetleri hava ve-deniz kuvvetleri bakımından düşmana üstün biı' vaziyette olmakla beraber ka­ra kuvvetleri bakımından düşman sayı­ca çok üstün bir vaziyette bulunmakta­dır.

Birleşmiş Milletler kuvvetleri Kore'ye Birleşmiş Milletlerin tavsiyesi ve emriy­le gönderilmişlerdir.

Birleşmiş Milletler bu kuvvetlere tevdi" ettikleri vazifede bir değişiklik yapma­mıştır ve her iki memleketimizin kuv­vetleri birleşmiş milletlere karşı olan taahhütlerimizi yerine getirmeye devanı edeceklerdir.

Uzak Doğuda veya herhangi bir yerde tecavüzü yatıştırmak veya bu yoldaki bir hareketi mükâfatlandırmak siyaseti­nin asla güdül m iveceği hakkında tama­men mutabık kaldık.

Sulhun idamesi ve dünya barışını koru­yacak bir vasıta olan Birleşmiş Milletle­rin istikbali tecavüze karşı mukaveme­tin kuvvetle desteklenmesine bağlıdır.

Başbakan, Washington ve Öttawa gö­rüşmelerinden, derhal Kiralı haberdar etmek istemiştir.

— Londra:

Başbakan element Attlee Amerika'dan dönüş yolunda Başkan Truman'a Uça-, ğın telsizi ile aşağıdaki mesajı gönder­miştir.

Amerikan topraklarından ayrıldığım şu anda, sizin ve Amerikan halkının gös­terdiği samimî kabule ve bütün müza­kerelerimiz boyunca izhar ettiğiniz dost­luk zihniyetine teşekkürlerimi gönderi­rim. Bu mülakatın cereyan ettiği anın vahametine rağmen görüşmelerimizden çok mesut bir intiba muhafaza edeceğim

ve bu görüşmenin âdil ve devamlı bir barışın tesisine yardım edeceğini bütün kalbimle ümit eylemekteyim.

Her ki memleketimiz arasındaki sıkı dostluk ve başlıca meseleler üzerinde birlik, eminim ki düyıranm iyiliği için bir kuvvet teşkil etmektedir.

ingiliz halkının Amerikan milletine kar­şı beslediği samimî dostluk hislerine şahsî iyilik temennilerimi ilâve ederim.

— Londra:

Başbakan Clements Attlee Kıral tara­fından kabul edildikten sonra saat 15,30 da Başbakanlıkta Bakanlar Kurulunu topla mıştır.

Büyük BritanyaMuhafazakâr Parti organları üzerlerine aldılar. Fara­za Deyli Telgraf dedi ki: İngiliz an'ane-lerinde iktidarın dış politika sına muha­lefetin iştiraki hiçbir zaman bahis mev­zuu oJımaz ve olamaz. Dai'ma Hükümet, bünütn tngtlıtene adma konuşur ve ta-aihhiitlere girer. Bu defa da öyledir. (IAt-filee) nin büıtiin ingilizler adına konaış^ tuğu muhakkaktır.Zaten bu cihet A-TOmKamarasındaMisterÇörçiltara^ fından tasrîh edilmiş ve Başbakana ınu-vafüaikiyeftliyoılcııluk temenniedilmiş idi. Amerikamatbuatının temasettiği Potsdam vakasının izahı da şudur ki o seyahat 1945 yılının İngiltere'de tam se­çimlerin yapılmakta olduğu bir devresi-ne rastlatmış İdi. Bu E'İfoarla Muhafaza­kâr PartiLideri olan Çörçil muhalefet, şefind beraber götürmüş Mi. Tâ ki intti-hap sonunda bir sürpriz olur da çoğun­luk İşçilere geçerse, yeni Başbakan ola­cak zait,Potedam'dacereyanetımeıkte olan müzakerelerden habersizolmasın veralıailçatemaslaradevamedebilsin. Nitekim hatırlardadır,tam Potsdam'da müzakerelerolurken seçimneticeleri anlaşıiımış ve işçilerin kahir zaferi teıs-feit edilmiş idi.O zaıman Çörçil memle-"keite dönmüş ve Aıttlee müzakerelere ol­duğu noktadan rahatça devam etmiş idi. BinaenaleyhMuhafazakârgazetelere göre, hu hâdise sırfistisnaidirve mil­letlerarasıt eımasmsecimgünlerine rastgelmesinden doğma bir haldir. Yok­sa normal şekilde haricî poliıfâkaicta te-

şehfoüs v-e müzakere tamaımiyle İktidara aittir.

Bu örneğe imrenımeaneK kaibil mi? Fazla mukayeselere lüzum yok. Dış ba-h'İsite ingiliz Muîtafazalkârlarwıın muha­lefet olarak göstendik!eri yüksek vatan­severlik ve anlayış ile bizdeki muhale­fetlerin Kore hâdiseleri karşısında, mat­buatta ve Mediste y,ara.traa.k. istedikleri lıava karşılaştirilınDa hakikatler güneş giibi tezahür eder.

Her zaman bu sütunlarda tekrarladı-ğunia gibi demokrasinin iyi numuneleri­ni almağa çalışmalıyız. Yoksa fena öı-nekleri taklit değil...

Yasan: HüseyinCahil Yalçın

11 Arahk 1950 tarihli Ulus'tan:

ingiltere Başbakanı Mr. Attlee (Birleşik Amerika'dan döner dönmez Kral, Hükü­met erkânı ve Muhalefet Lideri Mr. Ohurcfrill ile görüştükten sonra. Avam 'Kenıarasında seyahatine ve neticelerine dair kazı izahat .verdi. Fakat asıl tafsi­lât fcııgünkü Avam Kamarası müzakere­lerinesaklanmışolduğuanlaşılıyor.

JÇünkü askerî harekâtta atom bombası kullanılmadan evvel İngiltere ile istişare edilip edi'lmiyeceğine anlama!k ist iyen birımilletv ekilineBaşbakanbugünkü

müzakerelere kadazı ib eklemesini pica etmiştir.,

'Birleşik Amerika Cumhurbaşkanı Mı-. Truman ile aralarında cereyan eden nıüaakereLerıe dair ingiliz 'Ba şlbakanının verdiği Izahalt, pek tatıiıi olarak, et­raflı ve bütün meraklan tatmin 'edici değildir. Mülakatın iyi ,bir (hava İçinde geçtiğine hiıç şüphe olmamakla beraber elde edilen neticeler bugünkü durum, ve yarınki olaylar hakkında ingiltere ile Amerika'nın tam ftir surette anlaşmış oldukları intifoatm veremiyor. Günkü, IMr. Attlce'nhı söylediğine göre, askerî, iktisadi ve siyasi bir çok mese­le güzden geçirlimSştîr ama varılan ne­tice bir mutatbakot degldir. İngiliz Baş­bakanı sadece «nkişaflar elde edildiği­ne» kani bulunmaktadır. Bu inkişaflar bite kati 'bir Iıisanla temin Gidilmiyor. Sa­dece İngiliz Başbakanının bu husustaki sübjektif kanaatini öğrenmiş oluyoruz. Anlıyoruz ki ibirtakım meseleler üze­rinde gönüş birliği yapılamamıştır. Meselelerin neler olduğu foîünmeden gö­rüş 'birliği yapılan işlerin eheımımiyeıti ye" ayrılık noktalarının .ciddiyeti hakkında bir fikir denmeyan etmeğe imkân yok­tur. Bazı öyle meseleler olur 'ki bunla­rın yüz tanesi üzeninde anlaşmak ihtiı-lâflı kaimış tek ihir mesele üzerindeki ayrılığa oiöbetle 'daha az bir ehemmi­yet taşıyabilir.

Vaşington mülakatının neticesi hakkın­da bedbinlik .göstenmek. istemiyoruz. Sa­dece, göudüğümüz ilk tafsilâtım şu sıi-a-da, her tarafta olduğu gibi, memleketimizde de uyanmış olan alâloa ve mera-3u tatmin- ve izale edemediğini söyle­mekle iktifa ederek bugün Avam Ka­marasında cereyan edecek grörüşmeler hakkındamalûmatbekliyeceğiz.

Mr. Attllee'nin verdiği İzahattan anla­şılıyor tei Vaşisıgton'da hem bugünün âcil işleri hem yarının muhtemel geliş­meleri 'bahis mevzuu olmuştur. Bugün­kü is (Kore harbinin alacağı şekil hak­kında ıbir karara varmaktır. İngiltere 'ile Amerika tecavüzün durdurulması lâzım geldiğine karar vermişler. Aynı zamanda lıarbin başka bölgelere yayıl­masını önlemek için. .bütün gayretleri sarfetırne-k hususunda mutabık kalmış­lar.

Ku neticeden Vaşington mülakatında te­min edilen fcir muvaffakiyet diye bah-solunıaımaz. Tecavüzün 'durdumİmasına çoktan karar verilmişt'k Hatibin, efoaşka bölgelere s> yayılmaması için sarf edile­cek gayretler acaba hangi bölgeleri kur­tarmağa matuftur ve bu gayretler ne mahiyette olacaktır? Askerî mi, siya­si mî? .Siyasi gayretler Kızıl Çin'in hır-sıeahını ne dereceye kadar tatmin edecektir? Eiitün dünya efkârı umumiye-aini heyecan içinde bırakan durumun umumi ve vuzu&ıtan malınım Ibeyanat ile aydml atatıl abilm esi zordur.

Uzun vaadeli siyaset müzakerelerinde, ingiltere île Ajnerika'nm Uzakdoğu'da istikrarlı bîr durum vücuda getirmek îmsusunda mutabık kaldiklannı öğreni-

yoruz. Zannediyoruz ki İngiltere Baş-toakanmın seyahatinden evvel de Uaali:-öoğ:u':da istikrarlı bir duram vücuda ge-tirmek hususunda fikir mutabakatı mevcut idî. Eu 'hususta bir ihtilâf zaten tasavvur edilemez. Talnız, bu istikrarlı durum ajeatoa ne suretle temin edilecek­tir ve Ingilter İle Amerika arasında dü­şünülmüş olan çareler ne dereceye ka-'dar umumi ve tesirlidirler? Meselenin asıl can alacak noktası ilk iaafaatta meskût ıgegilen bu suallerdir.

'Mr, Attlee'nin ibeyanatı arasında yalnız bir nokta Avrupa'yı biraz memnun ede-ibilir. O daı, Uzakdoğu'daki yeni duruma rağmen Atlantik memleketleri İçin Av^ njpa savunmasının Ön plânı işgal etti­ğine înıgiltere ide Aemerika'mn kanaat ıgetirmiş oldukları haberidir. Fakaıt tou çok doğru düşünüşün nasıl tatbik edile­ceğini henüz bilmiyoruz. Yalnız, Batı müdafaasını kuvvetlendirmek İçin' en isabetli karan Batı Avrupaya Mr Baş­komutan tâyin edilmesi teşkil edeceği­ni öğrenmek endişeleri izaleye kâfi gel-ımiyecektir zannederiz. Çünkü hır Baş­komutan kumandanlık edebilmek için Ordusu nerede? ingiltere ile Birleşik Amerika Avrupa'ya ne. kadaa- asker yolhyacaklar ve egoüst Avrupa kendisi ne kadar fedakârlık yapmağa razı oia-cak?

(Karanlıkta 'kalan Ibütün bu noktalar hakkında biraz daha. esaslı şeyler öğ­renmek iğin bugünkü müzakereleri bek-liyelim.

Seçimler, Sir Stafford Cripps'in rahat­sızlığı dolayısiyle istifa etmesinden ya­pılmıştır, işçi Partisinin şSmdi Avaın Kamarasında 'diğer partilere nazaran 5 Kişilik Ibir çoğunluğu vardır.

2 Aralık 1950

—Londra. :

Rabert Pleven ile Rribert Schuman'un Doııdraya geleoeMeri haberi resmî İn­giliz çevrelerinde ibüyük bir memnun­lukla karşılamraştır.

Fransa Başbakanıyla Dışişleri Bakam bu s alkali Ix>ndraya vardıktan sonra Başbakanlıkta Attlle ve Sevini ile ilk görüşMıeyl yapacaklardır. Bu görüşmeler için sariît fhir gündem tıesbit edilmemiştir.

Mamaafih görüşmeler esnasında- esas olarak Uzak Doğu mıeseleleri ele alın­makla foeraiber, İhalen Avrupada ortaya çıkan Büyük Milletlerarası meselelere re temas edileceği anlaşılmaktadır.

.— Londra :

Pleven ve Sohumaa bu saıbah Londraya gelmişlerdir. Framısız Devlet adamları Bevnn 've Atille ile görüştüikten sonra fougün Paııise döneceklerdir. Fı-ausiz ve ingiliz Bakanları yarın ak­şam Attlee Washimgtona hareket etme­den önce görüş teatisinde (bulunacak­lardır.

Barbakan Amerika'da Jıer halde toir hafta kalacaktır. Baızı söylentilere göre Pleven'in Attlle ile birilikte Aımerikaya gitmesi muhtemelidir. Pleveû'in Aıneri-kaya ıseyahati Louderadaki görüşmele­rin neticesine bağlıdır.

— Londra,:

Flr&nsız Bakanlarının Jjonıdraya seya-lıaitlerinfi.n son teferruatı dün akşam Be-vin ile Fransız Büyük Elçisi Massigli arasında yapılan bir g-örüşmede teısbit edilmiştlir.

Times Gazetesine göre lUuıgünlkü müza­kerelerin hedefi, Amerika ile görüş tea­tisinde bulunmadan: evvel siyasi Jılr alıeakteminidir.Sanıldığına görePleAttlle görüşm&leri çdk muhtelif mevzular ve belki de Batı savunmasında ALmsnyamu rolü meselesi etrafında cereyan etdeeekitir.

— Londra :

saat 15,4'5 te Atlee, Bevin Pleven ve 'Solunman Başbakanlıkta elan Konuşma­laradevam ediyorlardı.

îugiltere Başbakanı çevrelerinde, konuş­malar somunda bir teMig yayınlanacağı söylenımeKtedir. Bu saibaJîıki Konuşma­larda, Fransa temsilcileri ile İngiltere temsildiler! arasında Uaa'k Doğu mese­leleri tokkında taım bir anlaşmaya va­rıldığı saai'Imalktadır.

'Fransız v.O İngiliz IBaşbaikan ve Dışişleri [Bakanları bugün yaptıkları konuşma­larda «toaJliihazır milletlerarası durum üzerimde» noMaa naızarlannın tetabuk ettiğim müşalıede etmişlerdir. Bu akşam neşredilen resmî tebliğde şöy­le denSl m ektedir:,

«dRene Pleven ve Robeıt Schuman bugün ıLondrada AJtlle ,ve Geviııle bir g'öııüş teatisinde tbulunmuşlardır ve samimi görüşm'eler Milletler arası duruamda her iki HüMimetin ayni gayeleri göttüklıerini tesbit etmiştir.

Her iki memleket ıfafîlbirleri ite silki te­ması idameye devam edeceklerdir.

— Londra :

Başka» Tnıman'Ia görüşmek üzere ya­na Washing;dana hareloet edecek olau iBaşkan Atltlee dün gece Avam Kamara­sında yaptığı beyanatta demokratik ve hür yaşayışın müdatSaası ive devamının bilhassa lîögiliE Milletler 'Camiası ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki sıkı aşfoîrîiğinıe dayandığına belirmiş ve şu -Ikaıada üuluramuştur: «Mç kimse bi-aiımle Biricik Amerika'nın arasım aç­mayı aklınldaıı ibile geçirmesin.»

'Başkan Aittlee sözlerine devaımla Aanerâ-ılcan askerî kwwetlerinin Kore'deki sa­vaşların en foiiyük yükünü taşıdığım söylemiş ve Amerika'nmı Birleşmiş Mil­letlerin g-ayesi uğruna en ağır kayıpla­rı vermiş ol'ihsğuını ibeyan öfaniştir.

En üHbar üzerine esirin gösterdiği yer ka­zılmış ve 1 milyon dolar tutarında ku­zey ve Güney Kore parası ele geçirii-raîştlr.

10 Aralık 1950

Nev-Yorik :

Başbakan Attlae Türkiye saatiyle 24 de uçakla O'ttawa*dan Ne-vyork'a gelmiştir. Atitlee saat 00.30 da> Londra'ya harefeet

11Aralık 1950

—Ottawa :

Başbakan Celem-ent Âttlee'nSnı Birleşik Almerika ve Kanada'ya yaptığı ziyaret ibııgün son bulduğundan memleketine dönmeküzerehazır 1 anmaktaydı.

Düa resmi konuşmalar sona ermişti. Aittlee dün akşam Oittaıwa'dan hareket elbmeğe karar vermişken, Amerikan ve Kanada da yaptığı konuşmalarda çok yorulduğundan bütün gece istiırahat eJt-mesi hususunda' kendiS'inc yapılan tav­siyeleri kalbııl etmiştir. Attlee ve maiyeıti bugün saat 15 te Mtaatreal'e harelteıt edecekler ve oradan da ingiltere'ye g*tneik üzene bir B. C. A.C.uçağına fa.toeçeklerdir.

12Aralık 1950

—Londra :

Atltlce'nin Washhıgt.on'dsfci görüşmeleri [hakkında, evVeloe düşünüldüğü gibi Per-şerefoc günü değil, tongan öğleden sonra IMr beyanat vermesi hemen hemen katî [bir maüiiyöt almıştır.

Saiüld'ğma göre, ucanani maMyatfte olan ıbu beyanatım, metni, Attlee ta^afradan WaslıİBigton'a hareketinden eıwel hazır­lanmış ve dün akşam yazılmıştır. Alttlee'nin Amıerikadaki vazifesinin te-ferruatı hafekıada Perş&m!be günü Avam Kamarası ne! a izahat vereceği sanolsnak-ıtadır.

—Londra :

Liıberal Neıvs Clıron'icle Gazetesi, Att-Iee'.n'in Londra'ya dönüşünde vaaifesinin ta:rnarr.Ian.mış olmayacağı .kanaatini iz­harederek şunlarıyasmaktadır :

Atittee'n'in parlâmentoda oir^ofe suallere cevap vei'mesi lâznmıdır. Bu sualler yap­tığı gayı-eltleriD takdir edilmesin d en de­ğil fakat h~u gayretlerin barışın idamesi ibajkıımn'dan. en. iyi şekilde kullanılması hususunda, umumum arzusundan mülhem olaoakltır. Bu haftanın en kayda değer hâdiselerinden biri, Avrupa memleketle­rimin ingiltere'ye dönerek bu memlekete öneıtnli foi t vsziıfe vermiş ojıma.lari'dir. GÖrü]:üyoi(ki biiyük1 m c-su 1! yeti eri yüklen-,nıîşvaziyetteyiz.

Sağcı halkçı Dsfily Mail Gazetesi -Baş-,'bakanm umumi eîkâi'i tatmin için Ame-îiîlka'ya gitmiş olmasını doğru bulmak­ta, idiğer taraftan Kore'den gelen haber­lerin ıbirae daha ferahlaîıcı olduğunu toelirt.mEkte bununla beratoer faala iyim-«eryiğe kapılmamak lâzım geldiğini ka­naatini iîihar çltriKlktedir. Gaaste makalesine şöyle dsviFlm etmekte'di'r :

Çin'in 38 inci arz dairesinde duracağı ve müzakereler başlamadan önce «ateş ikes» enm-rnin verileceği Uıinulmak'ladır. Şim'diük Çinliler i'ler-leyişlerine deva.m etm.eılctedirler ve ,bir mütareke için de herhalde çok şey istiyec ek terdir. Gaseite makalesine şöyle son vernikte­dir :

fiu mesele hakkında katî .birş&y söyle- için Aîıtlee'rihı Avamı Kam-ara- vereceği dem.sci teBîleımemiz lâ-zıımdır. Zira Attlee m'Uhaikkak ^'a.slıing'-Iton beyanatından daha faala tafsilât verecektir.

14 Araibk 1950

— Londra :

Başbakan. Attlee, bugün Avam Kamia-rasi'n.da Tranıan Alttiee görüşmelerinin Tirüzakei'esini açtığı vakit h'ir çoGt su­aller karşısındaı kalacaktır. Konferans sonunda neşredilen on. maddelik teibliğ dışında kalan meseleler haiHkında Ka­mara üyeleri izahat i siteye delklerdir. Muhüfazrikârl&r muhalef-et teibliğin da­ha tafsilâitlı b'ir tahinini isteyecektir. Muhafazakârlar tebliği fazla umumi ve 'karanlık b-uIımaKtadvrl'ar, faflîat Mr. Ohurdhill hususi olarak geçen akşam Başbakanla görüşmüş ve kendisine Va-şlngton karariıaırı hakfemda tam malû­mat ve teminat verilmiştir. Rusya'daki komünist şeflerin memleket idaresini ele almak için kendilerini nasıl seçtirdikleri bizi- alâkadar etmez. Fakat biz komünizmin içimizde zorla yaşamasına tahammül edemeyiz. Vaşingtoîi'da Başkan Truman'la müdafaa tedbirlerinin iktisadi durumumuzu sarsmaması hususunda mutabık kaldık. Zira demokrasi düşmanları hür milletlerin silahlanmağa fazla para harcayıp ekonomilerinin yıkılmasını ve böylece komünist propagandasına müsait bir zemin meydana gelmesini ümit ve temenni etmektedirler. Fakat biz bu tu­zağa düşmiyeceğiz. Tabiatiyle silâhların artırılması istihsalin fazl al aştırılma-^ sini icap 'ettirecektir. Bunun için hayat seviyemizi muhafaza yolunda daha fazla gayret sarf etmemiz gerekecektir.

Vaşington'da yaptığım görüşmelerin bende uyandırdığı tesirlere gelince: Ay­nı mânevi kaynaklardan ilham alan memleketlerimiz hükümet tarzlarını ve hayat yollarını kendi kendilerine tâyin etmek istiyorlar. Her iki memleket de kendi işlerine, emperyalistlerin komünist veya sahte kurtarıcı gibi, ne isim altında olursa olsun, zorla müdahalesine kuvvetle kargı koymağa karar ver­mişlerdir. Bunun içindir ki, sağlam bir ekonomi üzerine kuvvetli bir müda­faa kurmak zaruridir. Bu meseleleri Kanada Başbakanı Saint Laurent ve kabine azalar iyi c de görüştüm. Her zamanki gibi bu, sefer de benden yardım­larım esirgemediler. Milletlerarası bütün meslelerde görüşlerimizin birbiri­ne benzemekte olduğunu da müşahede ettim. En geç gelecek ay ingiliz Mil­letler Topluluğu başbakanlarını Londra'da görmekle bahtiyar olacağız. Bu taplantıda belki hayret uvandırıcı politika kararları vermiyeceğiz. Fakat Va­şington'da olduğu gibi karşılıklı görüşlerimizi öğrenecek ve muhtelif tecrü­belerimizle dünya meselelerini tetkik edeceğiz.

Amerikalı dostlarımızla aramızda mevcut bazı fikir ayrılıklarını Başkan Tru-rrian'Ia serbestçe görüştüm. Bu gibi ufak tefek ayrılıklar bazı hususlarda bi­zi tanı mânasiyle beraber hareket etmekten alıkoymaktadır. Fakat ben ona açıkça izah ettim ki, İngiltere her zaman Birleşmiş Milletlerle beraberdir ve bu dâva için Amerikalı dostlarımızla omuz omuza çarpışmaktan hiç bir za­man kaçmmıyacağiz.»

Bundan sonra Attlee yeni yılın ingiliz milleti için kolay olmıyacağına işaret etmiş, fakat İngiliz milleti harp sonu güçlüklerine karşı gösterdiği anlayışa devam ettiği takdirde yeni güçlüklerin de yinleceğine imanı olduğunu belirt­miştir.

Başbakan sözlerine şöyle son vermiştir :

«Muhakkak ki, bütün millet hararetle sulhu istemektedir. Fakat sulhun ida­mesi de sakin ve azimli hareket etmemize bağlıdır. Dünyaya her zaman diğer milletlerle anlaşmak arzusunda olduğumuzu, fakat inandığımız şeyleri mü­dafaa azminin de her zaman aynı derecede kuvvetli olduğunu göstermeliyiz.»

1 Aralık 1950

—Brıuselles :

Kore'de atom bannbası kullanılması me-seiaginıin tetkik edildiğime dair dün, Baş­kan Truman tarafından yapılan beya­nat MMtetlıerarası 'durumun inkişafım di&ketle takip «den Belçika siyasi çev­relerimde deria bir heyecan yaratmıştır. Tetfeili çevreler Wa^ıılııg*on tıalb erlerini lııenüz tefsir etmıekte y-e ıMHîetlerarasi ıdumEmun vehantetinin mesul siyaset adamlarına, mutlalk Trir siKkûnet ve his-

lere hâkimiyeti amir olduğunu, bildir­mekle iktifa etmektedirler.Belsiîta umumi eötârı hâdiselerin cere­yan tarzı haMtmda oldukga en'dîşe gös­termekte ise de, Kore ihtilâfının baş­langıcımda iiLÜŞajhetfte edildiği gibi, bir­çok Beigikaıyı gıda. maJd'âeleni yığmaya sevkedm heyecan göiıüknektedir. Daiha ziyalde halk arasında mulkaJââera-ta razı olmak temaıyüiü görüimelötedir. Bruxelles Borsasında dün mıüsaihede edi-lem sraiiMlik alâmeti, ikiymetler hâlâ düşmekle beraber kaybolmuştur.

Avrupaşyı kortaırtan öMülkten sonra di­rilmeğe najnzet Ibulunmaktır. Bir müd­det Bolşevaık istilâsı altında kaldıktan sonra kurtulacalk Eaîtı Avrupa'nın ne Hıayn olacağı id-üşünülimeğe muhtaç bir (keyfiyettir.İlksafhadaSovyetlerin

Manş kıyılarına ıdayanmalan her halıde Anglo-Saksonlarım mııkaibdl hareketle­rini Iralaylaştıracak Ibir ıv-aka teşkil et­mez. Hem Ajvrupa. mnilletleifiııi .Sovyet istilâsı altında eziümıekten kıırtarjnafe, (hem nihaî zaferi klaDıa az pahalıya mal ■etanek İçin. Orta Avı-upada 'kuvvetli toir

müdafaa hattına ibiiyük lüzum vardır. 'Işlte bu mülâ!ha2a Almanya'nın sîlalılan-dırılınıası işinin eMdî surette el« alın­masını icaîbettiıür.

ıBati diiBiyosıiHn mukavenııeit ve müda­faa hattı ne kaidar Doğ^ıda ökırsa bura­daki savaşlarıın. netice üzerinde o kadar faydalı tesirleri görüleceği şüpüıe götür­mez. Bunlar ıgözönünde bultulaıralk denile-Ibİ'Iir ki ISovyet protestoları olayların ge-Hşmıeal üaerind-e hiçjbîr tesîr yapamıya-caiktır ve Ba.tı devLctlcrini girişt ilki eri tefelblbiiisü netîccleird'irım'elMten vaz geçi-miyıecöktir.

1 Aralık 1950

—Madrid :

Balkan Trumıan'.n atom. ıbomlbası hafc-(kında Jverıdiğa beyanat, ispanyol başşeh­rinde, heyecan uyandırmıştır. A&şam gazetelerinin tefsir edebilmelerine im­kân vermemek igln haber geç neşredil­mekte beraber, gazeteler birinci sayfa­larında büyü'k başlıklarla Trunıan'ın BSrleşik Ataserlka'nıiı Kore harbimde a-tom boSriibası kullanılmasını meselesini tettüdik ettiğini bildirdiğini haber ver­mektedirler.

—BuenosAires :

Başkan Truman'ın Kore'de atom boan-bası lkulia!nilm>aısı hakkındiaki beyanatı. Milletlerarası inkişafını foüyüfc bir dik-ikat ve endişe ile takip eden Arjantin ibaşŞefhrinde derin bir heyecan uyandır­mıştır.

Reömi çevrelerin tefsirinden kaçimnüla-rma rağmen, akşam gazeteleri halilha-zır Vaaiyelte Arjantin'in verdiği elhem-tnüyeti1 afeseftiKrmeJîteldirler. Halk son haberlerin asıldığı matbaaların levhaları önünde birükm>eKte ve şu yazılar büyük manşetler halinde göze çarpnra'ktadır: «Trutman'ıtı Çİn'ıe ihltarıı» «atoım ooımlbaısı alta«aklar» «vahim

— Wasıington :

Başlkıan Truman ve İngiltere Başbakanı Clemenıt Attlee, birkaç güne kaûar bu­rada bir görüşme yapacaklardır.

Bu görüşme 3 üncü dünya harbini ön­lemek çareleri müzakere ediılecetotir.

Beyıaz Saraydan bildirildiğine göre Cle-menlt Atttlee'ni-n Washinıgton'a ge'Uş ta­rihi resirnen bugün Mİ diril ecektir.

İyi haber alan- çevrelere göre Başkan Trujnan ile element Atftlce arasında müzakere ediL&cek ndktalar şunlardır :

1 — Kore harHnin aldığı vialhitm, vaziyet veajtdmbomıbaısının.hangidurumda

— Batı Avrupa'nın silâhlandıriLmasi,

— Dünya suHıunu teîıdilt eden tiahlikekarşısmda Birleşik Ameraka,ingiltereve diğer Atlantik Paktı emleketleriarasında temin edilecekişbirliğimese­lesi. Gene aynı çcvrelerün ileri süı-düklerine-göre Balkan Truıman ve Atltlee'nin dün­yanın içinde bulunduğu buhranı önle-ımek üzere doğrudan doğruya Sovyet Rusya ile nıüzateerelere girişmeleri muüı-

4 Aırdlıik. 1950

—Washtmgıton :

Truman-Alttlee mülakatı haikkmda be­yanatta bulunan Başkanlık Basın Sek­reteridemiştir M :

«Başkan Truman şahsen Mr. Atıtlee'yî karşılıya*akftır. iki lider şu üç nokta hakkında görüşeceklerdir.

1 — Batı Avrupanm: Kızıl Cinle bir hanb'İ berıta-raf etmesi çareleri.

2 — Çin kuvvetle­rine karşı atom üomlbasının kullanılması.

3 —Paeifidî ve Avrupa meselıeHİnin halli içlin Rusya İle dör.t büyiülklerîîı müzake­relerine zerrınn hazırlanması. Esas mese­le kızıl Çinlileri sulh yolu ite Kore'den: nasılçılkarmağazorlanacağıdır.

—"Vaşinıgton :

Baştan Truman ile Başbalkan Attlee ve Ibaşlıca müşavirleri ilk konuşnıaalrmı Tüıîkiye saat ayan üe fouıgîra saat 23 te Beyaz Sarayda yapacaklardır.

Başkan Truıman, Birleşik Aflnerika-'min Uzak Doğu kadar Avrupa'nın müdafa-asiyle da, alâkadar olduğunu ısrarla be­lirtmiştir.

Uzalk Doğ^ı ve Avrupanın müdafaası meselelerinin denlkleştürdlnn-esî lüzumuna tebarüz ettiren Trum'an, derhal bir Av­rupa kuvvetleri başkomutanı tâyin edil­mesi gerektiğini ilâve e-tmıiştir. Başlkan Truman, Avrupa'nın müdafaası aııevzuunda Avrupa devletleri ellerinden gelen gayretleri sarfetnvedikleri takdir­ce ürongueiıin müşMlâıt çıkarmasının ımuıîıtamel olduğunu a'Siklaımaştır.

Tru'man ve Aitlee, Birleşmiş Milletlerle Kuzey Atlantik Andlaşmasi teşkilâtında müşterek bîr politika takip efaneK hu­susunda nihaî 1)ir karara varaMImıek için bütün gün çalışmayı düşünnıektedirler.

Attlee, Kore buhranını mlüzsikere etmek üzere Hindistan'ın Washington Büyükel­çisi Bn. Vîjoy.a Lalkşmi Pamdit ile de görüşecektir.

Bn. Pandit'in erkek kardeşi Hindistan Başbakanı Neıhru'nun düşüne ol erini in­giliz Bakbakanına bildireceği, Nehru'-nun barışçı Mr ruhla yapılacak müzake­relerle Uzak Doğu buhranının halline çalışılması hususunda ingiltere, Birleşik Amerika, Rusya ve Çin'e yaptığı müra­caat etrafında Aitlee ile konuşacağı sa­nılmaktadır.

'Hind heyetinin Lake Success'de Çin mu­rahhas heyeti ile yapmış olduğu görüş­melerden Bn.Pandit'i halberdarettiğ-i

anlaşı lım.akt adır.

Attlec'nin Truman ile Cuıma günü de gö­rüşeceği umulmaktadır. Bu takdirde in­giliz Başbakanının Kanada'ya yapacağı ziyaret bir gün gecikmiş olacaktır.

— Washington :

Sanıldığına göre, Truman-Aitlee konuş-ınasının geri kalan safhasını,, 13 devle­tin, komünist ordularının 38 inci arz öa-aresini aşmaları yolumda yaptikları tek-Mfe Pekin'in vereceği vecap tâyıin ede-■cefletir.

Başkan Truman ile Attlee bu akşam Ibeşinci defa olmak üzere saat 22.30 da bir göıüşme daha yapmak üzere bulu­şacaklardır. Hâlen komünist Çin'in sulh mu yoksa harp mi istediğini belirten katı Mç bir malâmata sahip bulunulma­maktadır.

Başlıca meselelerden biri kolmünist Çin­in 38 inci arz dairesini gedmemesi mu-■kaibüinde ileri süreceği şaııtlar-dır. Siyasi çevreler komüniıSt Çin'in Birleş-ımiş Milletlere kabulünde Truman ile Attlee arasında bir anlaşma oİTnaıdığı ikanaatindaiJirl'er.

D*iğıer taraftan ingiltere, Komünist Çin'i tanımış olmakla beraber, Çinlilerin Ko­re harbine müdahalesini müteakip, Çin' İllerin 'Kore hartâme mü'dahalesiıni müte­akip, Çin'in Birleşmiş Milletler kabulü­ne taraftar al'maüd'a ıberaıber bu lıusus-•ta veto halkkmi kiullaomiya,oaği(nı belirt-un iştir.

Komünist Çin kuvvetleri sulh teklifini red ederek 38 inci arz dairesini astık­ları takdirde icaib eden tedbirlere baş vuracağını söyleımıektedâr. .

Truraan-Atıtlce arasındaki beşinci mü­lakat saat 17.07 de bitmiştir.

—,Washington :

Truman ile Attlee, Cuma günü de gö­rüşeceklerdir. W«shinıg1ton'daki -siyasî çevreler, görüşmelerin Cumartesiye kıa-uzayacağıKanaatindedir.

Yetkili bir kaynaktan öğrenildiğine göre komünist Çin askerî merkezlerinin ha­vadan .bombalanm|asi meselesi, Marshall İle Acreson, lıava harekâtınım komünist Cin ile geniş ölçüde bir harp çı'karmak ıtehllkesi teşkil edeceği kanaatini izhar ettikler i nıd en, 'bahns mevzuu edilmiştir. Siyasî çevrelere göre de Truman, Pekin Hüküım'eitiyle müzakere imkânları bulu­nacağı, hususunda az çok kötümserdir. Başkan aynı zamanda bu müzakerelere gıirişildiği takdirde yalnız Kore mesele­sinin ele alınmasında ve meselâ Fornıo-za'nm istikbali, Çin Hindistanmra statü­sü veya komünist Çİn'ıin Birteşmiş Mil­letlere girmesi gilbi meselelerin görüşül-nıesine ısrar etmektedir. İngiltere Başbakanına gelince, Attlee, TeniDelhiHükümetiveyaMaotse

Tımg'a sulh yapması için müracaat et­miş olan. 13 Asya milleti vasıltasiyle sulh müzakerelerime giriş ilebileceği ümidini elıân muhafaza etımelkt'edir.

— Washinıgton :

Perşcmlbe günü yapılan Tr um an-Attlee görüşmesini müteakip aşağıdaki resmi tebliğ yayınlanmıştır: «Birle şik-Aımerika Başkam ile İngiltere Başlbatoanı Perşemlbe günü mahalli saatle 15.30 da Beyaz Sarayda bulıışm.uş-1-ar, ve bir saat 35 dakika müdldetle dünya vaziyeti ana haltları üzerinde gö­rüş teatisinde bulunmuşlardır.

Cuma. günü mahalli saaltle 11.30 da tek­rar görüşecek olan Truman'la Attlee ham maddeler meselesini tetki'k eden mütehassısların sunacağı raporu ineele-yeceklerdar. Cuma günü yapılacak bu yeni görüşmeyi müteakip müşterek bir resuni tebliğ yayınlanacaktır:^ Bu tebliği basın mensuplarıma okuyan Beıyaz Saray Sözcüsü Stephen Carly, gazeteoilertn kendisine tevcih ettftkleri muhtelif suallericevaplandırmıştır.

Perşemlbe gıünü cereyan eden müzakere­lerim ancak ham madde meselesine miin-thasır kalmayıp askerî iktisadî, ve siyasî meseleleri de ele aldığını belirten Oarly, İki devlet adaın-.ii arasında Cuma günü yapılacak ırfüzafcereler mıihtemel olarak son görüşmeyi teşkil edecagini ima et-mîşttr

Dlger taraftan, Birleşifc-Aimerikada ya-tan bir 'iBltıiMıalde muhafckak bir «fev-Ikalâlde milli athival ilân edilecegî yolun-ıda dolaşan bazı şayialara temas eden Carly, A'merîkan Hükümetince nu mese­lenin umumi surette görüşüldüğünü tas­rih etmiştir. Bu fevikalâde alıvalin ta­mamen umuımıi mahîyöt taşıdığı husu­sunda İsrar edeaı Beyaa Saray Sözcüsü, lööyle Kir vaaiıyetin, «Mr kâğıt parçası üzerine yazıknış Mr emir olmakla kala-ımıyacağraı belirtmiş ve eıvvelemirde, Üı-zari tedbirleralınması gereSütîğini ilâve

ıBu hususta yetlkilj mahlölilerde, ilân edi­lecek bir "fevkalâde mîllî ahvalin fiilen Birleş'ik-Aımıerik&'da sınaî ve iktisadî seferberlik demek olacağı beMrtilmekıbe, ve böyle bir vaaiyette fiiyaıtlaa'la, ücret­lerin derhal kontrol edileceği, ve Eylül

ayı bidayetinde kongrenin BLrleşik-Aıme-rika Başkanına verdiği iktisadî sahada kontrol salâıhıiy eti erinin tatlbiiikat sahası­na geymesi ile neticeleneceği açıklan-'maktadır,

Başkan Truımıan ve İngiliz Başbakanı Attlee dünkü gör üşmeleri esnasında Cu­ma günü yayınlayacakları müşterek be­yannameyi hazırlamakla meşıgul olmuş­lardır.

Beyaz Saraydan yayınlanan beyanname­de bildirildiği üzere, Başkan Truman ve Barbakan Attlee, Çin komîmistlerinin toarış veya savaşa devam etmek isteyip-istemediklerini nazarı itibara almaksı­zın Kore 'buhranına bir hal çaresi bul­mak hususunda plânlarını tamamlamak üzeredirler.

Buradan bildinilıdiğine göre, iki devlet adaımi komünist tehdidime karşı müşte­rek bir ceplıe almayı tazaanımun eden yedi nokta hakkında routabıfe kalmışlar ve Ibu arada Batı Avrupa aamıninasına ■ daûıa fazla ehemımiıyöt vermıek için Ko­re'den kendi arzulariyle çekilmemeye1 kararvermişler-dir.

Diğıer tarafltan ingiliz ve Amerikan mil­letlerinin, lüzumlu kaynaklardan daha iyi bir şekilde istifade edebilmek için SktüsacTiy atlarını bîrleştirm'eyi tasarla­makta oldukları söylemmektedir.

— Washington:

Truman - Attlee arasındaki bguttnkfi görüşmelerin sonunda neşredilen müşte­rek tebliğde, Truman ve Attlee'nin ta­mamen anlaşmış oldukları v-e Kore'deki çarpışmalara müzakere yolu ile son ver­meğe hazır oldukları bildirilmekte ve şöyle devam edilmektedir:

«Avrupa'nın komünist saldırganlığına karşı müdafaasını kuvvetlendirmek iğin Birleşik Amerika ve ingiltere'nin askerî

kudretlerinin mümkün olduğu kadar ça­buk artırılması hususunda da anlaşmış­lardır.

Ayrıca iki memleket müşterek müdafa­ada rol alacak hür milletlere lâzım ola­cak silahların İmalinin artırılmasına ka­rar vermişlerdir.

image007.gifBu teşfcilât, istihsal, savunma ihtiyaçla­rının ve insan g!ü-oüaıün tesbiltiyle müna-kalât işleri dâhil olmak üzere bütün se­ferberlik faaliyetini koordine eılecek ve Wilson doğrudan doğruya Başkan Tın­man'a karşı mesul olacaktır. Diğer taraftan Hüfcü'meit te ücretlerim artırılmasını önliyecck kontrol tedbirle­rini hazırlamıştır.

Fevkalâde Iıal ilânından sonra-, Amerika her an seferber hale gelebilecek bir du­rumda bulunmaktadır. Esasen askerî seferberlik faaliyeti günden gtine hız­lanmaktadır. Bu kararın ilânından önce iki millî muhafız tümeni hizmete çağırıl­mıştı. Bu tümenler 16 Ocakta silâh al­tında bulunacaktır. Bu hareket silâhlı kuvvetler mevcudunu 3.500.000 e çıkar-majk üzere başlanmış bulunan faaliyetin İlk safhasıdır.

Başkan Truman, Kore'de ve dünyanın diğer taraflarındaki son hâdiselerin dün­ya sulhunu büyük tir tehlike karşısında bıraktığını kaydederek Amerika'nın ve Birleşmiş Milletler üyelerinin tecavüzü ve silâhlı ihtilâfları önlemek üzere de­vamlı gayretler sarf ettiklerine temasla bu durum karşısında, «fevkalâde hal» ilân etmek zaruretinde kaldığını söyle­miştir.

Başkan sözlerini şöyle bitirmiştir: «Bugün her tarafta faaliyetlerini müşa-hade ettiğimiz komünist emperyalizmi­nin gayesi dünya hâkimiyetidir. Eğer (komünist emperyalizmi bu gayesine ula­şırsa. Amerikan halkının hak ve hürri­yetleri ortadan kalkar. Komünizmin git­tikçe artan tehdidi karşısında, Ameri­ka'nın millî savunma kuvvetlerini aza­mî süratle artırması lâzımdır.»

19 Aralık 1950

—ı Vaşmgton:

Başkan Tmımıan, ingiltere Easbatoanı Clement Alütılee ile Vaşingtc-n'da yaıpltıgı görüşmelere ait tam bir rapor verme­sini İsteyen Mr karar swettni Ayan Meclisi 293 oya karşı 47 oyla Dış-İşlerİ Komisyonuna göndermeğe kıarar ver-ımiştâr.

Bahis Mevzuu taJkiiriaı, halen yapıl-miıakta olan Parlâmento dıevnesî sonu­nakadarkomisyondakalacağınıve

Ayan Meclisinegelemiyeceğitahmin

Karar, Panlâmentan'un en kıdemlisi bu­lunan Demokrat Ayan Üyesi Kemneth Mc KeMar'in Mâİlî Birlik iletende yaktı­ğıbeyanattansoniia verilmiştir.

82 yaşında olan ve 40- senedenbeıfi Par-1 lâmenjto hayatıma gfirmiş takman Ken-üieth Ms Kellar Sovyötler Birliği ile ınmıhltömel biır harpte BıM'eŞiik Aımenilkla-nın kaıtıJaoağı ite büyük ihtilâfı kaybet-ımesini önlıemek iğin MiHî BİTİiğıiı aarurt iolduğıunuifadeetmiştir.

—Wasingfton :

Bakanı Marslıall, Pazaıtesi güHü bir emirname göndenereik. sil^ı ımuibaıyatiıTim arittırılainasunı söylemiş V9 ıböylece Bârleşık. AanerUEa'nım «hürriye­tin müdafaası için bâo* silâlhlanıma mer­kezi»alacağımı

TruiMan'm askerî fevlkalâde hal porgra-mmı Eilıerii' bir harefcet» olarak vasıf­landıran MJarehaılIı, ordunun donanima-mn ve hava kjuvveitlerrinSn kızıl tuzağa karşı koymak ve müdafaa hareketine g"eçitaıesi iç^rı ilhitiyaçlanittıiı mülmlkam olduğu kaidaır gemiş bir şekilde tdmlnimi istemiş ve «çünkü onların acele mÜMım-onaıtaihtüıyaıçTari vardır»detmliştir kl malkal'e CSıniSlti'an Soience Moniltor'da Neıal Slbansford imzası île neşreditaıişitlir.

Silâh : (Bir azmlığın kütle' heJlânde hu­dut haridi. edilonesd, hedöf : Türkiye, Ajan : Bulgaristan, maklsat da böyle bir akım için hazırlıksız bulunan An­kara'yı müşkül mevkie sotamaiktır.

Vakıa Moskova bundan eıvvei kütle ha-ılrimde t'ehcM Siyasi bir silâh olarak kul­lanılmıştı. Falkaıt bu kendi hudutları dâ­hilinde oülmuştu. Moskova Türkiye'yi bundan önce de tazyike mâııiuz bırak­mıştı. Fafltat bu ayjıi şeMl'de olmnamış-tu PeyMerini müftaadldit deEalar kaltoan ol-arak kuManıiBmıştı, fafcait hiç bir za->m&n bu makS'altla değil. Bu sefeiiki ha-relkıette Krennlün'in hür dünyaya karşı açtığı sinir harta için. bulduğu yeni bir şeytaiiı! manevraya şahit oluyoruz.

23 Aralık1950


Dışişleri Bafeam Alühesm, Cu'ma günü Ayan Meclisi Dışişleri Korn'isıyonıuınd'a, Btfüütsel KanfeııaTisınıda, varılan anlaş-maljtrm neticelerinin yakım bir ıte Jtenidiısjüii göstereceklerini

Eu Adheson'un Brüksel^de ingiltere ve Fransa Dışişleri Balkaınlarıyla yaptı­ğa görüşmeter haMcmfla nıezikûr kömîS-yomın gizli fo'ir ıtoplanltısın'da verdiği ra­porlasın sılasın yeıgibıe malûmattır. Bu glzlü celsede A'meritaan Ordusu Genle) Kuiımay Başlkaikı Lawton Oollins vs Ordu Baka>nı Frank Pace bulun'vmışlar­dır.

— Wasliımgltoiı. :

Dışişleri Bakanı Dean Achason'uıı Brüksel Konferansına ait Ayıan Mecli­si Dışişleri Ko'miSıyonunmı kapalı c&lBe- verdiği izatıaitı dinlemiş alim bazıü'yelerjııe göre Battolı d«v-letller seneye kadar 3.0Ö0.0O0 lulk bîr oiaiu Rurraağa hazırlammafeltatelar. ' Bu şahsiıyıe.tl0r, Acsheson'un m.ülhiteltf jııâl I etlerin hu kıuıvvctler!& ne nispette Iştinafe eıieeeltlej-iııii tasritıtençakiannedi-

Bumdan başlîa Komiaryıon üyeteniılcleın ibazi'ları t'arafındaıı eorıılan sualer nıeti-cesi AOhcson'un Yug'oslav ibirMElıeTiiım Kuzay Altlanitük ku'vvetlerine sağlaaıı bir dftst&k olaıcagı ümüKünin E^üikseJ''de ia-har ediM'ğ;in.i biMiraiğıini söylemekte-'diır. FakaJt iA-öhesott, Mareşal Tito kuv­vetlerinim. General Eiseithower'İtı Ko-mu.tajnli.gi a'ltındıa binlaştiTllen askeri giııplaırta IblrleŞt irim elit lııiıeMr surett« baflıis 'mevıauıu, olırn'^diğroıı, faJltaJt Atlan-tiik PaMı mıeımîetet'leriıım Bfl'cılı ?aiXt-tefifelıer taırafırudam. girisi'i'eoelt tedafüi "bdr hareflt'etje Yugıoslav kuvvıetlerî.nin fi­ilî hır su^eltıt'e iştaraik&rıi ümit ettiklerini ilâve -eyl&raişitir. Haltltâ ıtcplamltuda !ıaaxr bulunan âıyan ü yelerinden bazıları Aic-iııeson'un Batılı mollleCiikLerin gayreOe-rine Katılabüeceik ispanyol kuvvetlerine dft İmajda bulunduğuBiu söyl'eımaşlerdir. Fakait bu şeiısiyetler ne Yugoslavya ve n« d« İspanyol. JtuıvvelMeriiıin, Dışişleri .Bakanı, tarafımdan ileri swüJen 3 Dışişleri EaMm De-an AcheBon Enük-sel'öen 'dönlctüikien soııi'a ille Ibasm top-laıijtJsını yaıpinıi^tır. Bu toplantıda Ach'eiaoiı gaaeteölere, Anıerİkan Hükıüıme-itimin, Avrupa'nın kendâ liaderine t«r~ kedillmeGâiiıi 'tefelif eijen «linfâraltçı aiya-ısetis ye bütıün Avrupa'nın Rusya tara-fnn,!âa« feitheıdilm'esîrae müncer dlacak herlıamgi Ibir hanıefeöt farzını son defa VEİkatî olarak re!ddeltJtiğini bildirmiştir. Adtıeson, Balkan Tnmıen ve ıiiğıe>' yiüÜCseik Ldaiıccateııdeın ralütcşclkkil KE'llî Gijvenlîk Konseyinin, Aımerika'mn Ibağ-lı hulun'dıığu. taahlı.ültlıer-'d'eTi sarfutazar eaier-eik Aıvır.uî)a.yı yalnız tam. Mı- Tnağlûbiyet olacağı VPı/dığını ve hılükürniötin !böyle bir siya-sdBt'e fsıyda mül'âlıaEa «trnıediğıiiıj) bi'l-hasaa tftbarüa eıtttTimiştir. Aöbeson teonıjsmasma devainlıa dennliş-tir ki :

Kongre, 1947 de, Tivrlkiyc ve Yunanis­tan'a aslkert yardım yapılması kafan-aıın alınhıaısmıian Kuzey Atlantik Faik-ıtınm tasıitkına iûemI&ı' geçen zajm'am aar-fmda früfcü'meltin siyasetini teevjp etıti-ğini göSteıimletir. Şimdi, koırnün'ist teca-vüaü teüıd:idi karşısın'da Baltı yarım kü­resine çeMl.memiz, (Krom'lin''e ran elimime Ihutana'nlai-dan daha kaynıalklar teımîn ^der, Aınıefilka'yı ve nıüttefi'ld'eîîni çoik feei bir strat'ejilk 'durulma adkar.

Aödeson. Brüksel toplssıtısmıd'aiı (baliısl-e A-inei'iika'nın diğc.r d!eımoıkr«lt 'meımlelket-lere yardama dsvajvn aamin'de ollduğoınuctımiş ve «AviTupaı'nıaı âşgaliyemi kuıvvetler.e salıip olana-«lîıı sağ-layaMüt ve bu şetoilde uısticede .AİmeriTta'yı da 'miağlûp etmesine amlkân verecektir.» demiştir.

Aöhıesan. i'nfirateıbfe aiyasetinin Rıus'ya ile sui'h ya'M Be anlaşmıaya imlkân ver-'miyeceğjni kaydcdereSî bu slyıasetin Aınıeırika'yı içinden. yılkaMl^ceğinıieöy-

Aeheson, deimolîraJt millelleriın birlilkite çalıştıkları fcakıdlrde güveıU'M-klarıi için zaruri .olan 'kutireti yıaraitabilecelkleribulunduğumu ve nm bu kudreti temin azaminde ifade etmiş ve irafîraııtçrlarnı tailsip ■etıtik-leni siyaseti hülk'ümeitin deıvaım'lı ola­rak tetiklik, ve müşaho&e altında b'alıum.-dıırduğunu kaydettikten, sonra «Millî Güv^nıite Konseyi bu siyaseti her sefe­rindereddcıbmişibîr»demiştir.

Brüksel'de 12 Kuızey Atlantik memle-ileti baraıEunf&aıa atoıao kararlara temas eden Dışişleri Balkanı, sdbu konferansın müşahhas vasfı naızariyalt safhasından lıartlket safhasına geçilmiş oıtnıasıdır» dedükten sonra, Amerûika'nm. Atlantik Bsıktınin diğer üyelerini kemdi haber­lerine terketnıekle yüz kızartıcı bir ha­rekette bulunmuş olacağını ve bumun Aınıerikıa'nin zaafım, ifade ödıeü&ğiM söy-3tia

Aoheson. süzlerüne şöyle devanıetmiş­tir :

«Bundan sonra nazariyat ve müziakie-reden ziyade harekete ehdmmiyet veri-. leeektir. Atlanıbiik Pıaktı üyeleri artıik kağiit üzerindeki kaırarlariim askere, si-lâMara ve asteerî maılacınıeye çevariyot-. iar. Gemıer-al Eisealhoweır'm Atiantiıl; KJıiViev'tleii BiaşkamTütaıılıgıına tâyini Av­rupa'mın touıgrünikü dünya buftıranı kaışı-smdaki vasiyetinde bir Infcilâp meyda­na gatir'mia ve Avruıpa gıüvenSiğimin t-e-min edileceği iuıanomı ııyandınınişltir.s Aeheson, Gsneral Eisen]ıower'tn bu ne-t'iceyıe .alışıalbileeek dinuamite bir fcumen--dıan olduğunıu söyliyer.eik «şînıdl mültıte. fililer bütün istihsal kaynaklaırı vs ekonomileır'inj. seferiber etmeli ve askerî birliği tesis yokınıd'a nıüştereb&n bütün gaıyretlerini sarfe'tımelüıdirler. Bwnu te-mıLa gayesiyle Brülksel Konferansındaisltitosal komtrol teşkilâJtı&karar -verildi. Bu teşkilâtla 'başına iktisat sahasında Ei'senlıow.er'iirı oSlC'^rî saihaidstei kıuiaretanç solMp -fail-şahsiyet g-etiritecektîr. Bu iki şefin silki Mr işıbirîiğii tesis etmeleri lâzumciır» dıe Acdıeson, infinaftgı siyasetlin Ainıerîika'yi Siapalı bir Micre iiçiııic korkudan titrer toîr hıa'le solteıoağını kaydettiteten sonra Kuzey AtflanltSib OrduBudaıı hahsederefe Bİ3«nılıower'i!n, kıümıasi'dasında ştoıdiden toıigüımsenıruLyecek birlikler bulunduğu­nu ve bu touıvırctin üye devletler tarafm-'dan yapılacak yartâamtarlaarıttırılacalakıait bu ıkuvvetlıerin higbir zainaı iteeaıvKiM maksaltlarla kuBl-anıIımayac ağı­nı söylıamdlş ve «Brüksel Konferansı ımiiıtitefik savunma luuıvV'et1!erine A'lmaa-ya'nraı iş(Jirak edeceğâ h'aikküisıdaiki şüp-heleni !t-amairnen iEiale -eitmiıştJir, Konfe­ranstan sonra Almanya da anlamıştır Ikî, kendisinin Av.rupa savurmıasına iş­tiraki sadece şeikil baklanından lıir mü-zafeere mıevGuuıdur. A^ımıaîiyia'nMi iştira­ki AJvrupa'raan savunması bakmıın'dan aamuıri gönüametoteldiT. Eğer Almanya aırzu eıdiüıdiğl veçhile Aivrupa savunma­sına iştirak ederse Aıinerika ve Aıvrupa ııneimtek'eîtljei'iryıle mtinaselbetl erinin şim-d!üden çok ibaşka olacağı sanilıltir.»de-

24 Aralık 1950

Başkan TruBnan bu geoe TürkiyiSsaa­tiyle00,15de Noelağacınıaydınlattığı

Lsmajda aşağıûaM lıittaıbeiyi irat etmiştir: «Bölün, ni'Simlekette ve dünyanın muhte­lif bölgelerinde kaldm, erkek ve çocuik-laır, İsa'nın 'doğuşunu kultflanıağa hazııv-lanjıyoriar. Bugvne Itıaıdar hıay atımız oyunca asla bu dereoe vöhıaımslt taşı­yan bir Ntael geçirmiş değildi. Eu sözle­ri sarfed'eilken ziyaf'etteri ve hedliyeleri düşümmiiıyoniMi. isa'nın doğ'tıımu anında olfluğu gibi üımit ve sevıginin sükûnetle fcSsSt edilmesinden bahsetmeli istiyorum. Barış sevç:?- bütün dünya miîletlerd bu­gün cıııdüşe ve konba dtıyımaikita ve (ken­diler ini yaJmz hiss&tmeîkıtedîrler. Jsg,'uın doğumunda parıldayan ve takri-hen 20 asiııl'aııdaniberi insanlara kuvvet, huzur ve sükûnet kaynağı olan ışığı Ibîr çoklanmia tırmtlrauş buluraıyorıjz. Bu Noı'e g^iraünde Altoha olaaı imanımı­zı tazelemeliyiz. Şimdi Allatın inBaiûla-ra yaklaştığı anı tesid ediyoruz. Bizim ide Allsna teveccüh etmeimiz lâzıım'dir. ÇöğıuanuK, Noel yoıltuSunu ocıak ba-şün-dıa teiSid eklecek kaiflar talıihüüdir. Foîöalt 'bugün evlerinden ve sevdiklerimden uzak ol'am pelk çok inısan vardır. Binleıroe ev-Mdıımz Kore'de soğnk ve korkuruç harp mıeıy danalarımda çaırpışmakitadır. Fakat evde veiva harpite, aeır-ede olursalk ola­lım. Allatma seıvigi ve kudreti bize daima eı^Şflhilir. Mepilmfe dua edeibiliıiız ve dıuaetmeliyia.Allanın İradesiyerine

getirikneliöî.r. Allaha sığınanların elde ettikleri emaret, basiret ve kalp huzu­runu yine Allaihlfcan İ19t em eliyiz. Doğruluk ve adaletin, neticesi olan barış için dua etomeyilia. Esasen bütün memleket cok-'tanfoeri .topyefcün dua etmektedir. 1950 yıâınin son PaE&rmda, itmamım taaelıenmesi için hususi dinî ayinler yapılacak-Itır. Bu miişterdk dâva uğrunda hepini­zi harekete geçmeğe, viodani inancıma ne olursa olsun hepinizi bu yola girme­ğe davet ediyorum.

Komünizmin istibdadına karşı girişilen bu mücadele de hepiımiz bM'eşmiş ftuîu-nuyoruz. KiomüniEim Allahsızdır.

Halbuki demıokrasi, muhtelif inançların (birleşmesinden husule gelmiş, bir kültür, yani, kendine, komşusuna ve Aıllaüîına İnanmaiktır.

Demokrasinin en kudratli silâhı tüfek, tanfle, veya bomıSDâ degiıldir : Allahm hi­mayesi altında insaniann kardeşlik duy­gularına ve insanlık şerefine olan inan­cıdır.

!Bu Noel gününde bu inancı yaşatabile­cek basiret, mahviyet ve cesaretin faiz­lere bahsedilmesi için Allaha dua ede­rim.

26 Aralık 1950

—Sndependance Missouri :

Başkan Truanan Noel tatilini yarıda bı­rakarak, Kore durumu v,e müdafaaya mütaalltk diğer meseleler hususunda [Dışişleri Bakanı Acheson ve Müdafaa Bakanı Marhsall ile görüşmek üzere bugün Washiragton'a dön-eceklbir. Başkanın bu kararma ibasiina bilıdirein Baak'asılık Basın Burcun Sdkre'teri Tru-man'm bu kararı müstacel hâdiseler yuaüûiden vermediğine işaret ederek, «yeni iıi'g bir hâdise vuku bulmadığını ibeliıitımek isterim» deımiştir.

'Bugün emin bir kaynaktan öğrenildiği­ne göre, Başkan Truman'ın sene sonu taltüliıi yarıda bırakarak Vaşingiton'a ava3eit etaıesinin sebebi, Kore'de Kjoonü-niet Çin taarruzunun pek yıaJkında ye-nMen başlaması ihtimali ile Güney Ko­re'nin müdafaasına ait Wal>ker Plânının konıması keyfiyetidir. Başkan Truıman bun gece Dışişleri Ba­kanı Acheson, Sammıııa Balkanı Mars-hall1, Genel Kurmay Balkanı General Omar Bradley İle görüşmelerde bulunacaktır. Biz evvelâ müsamahakârız, sonra da mânevi mesuliyetlerimizi ve harbin fe­caatlerini yakinen müdrikiz. Görüş ayrılıklarının barış yolu ile halledilebile­ceğine inanıyoruz, ve silâhsizlanmayî tahakkuk ettirmek için esaslı surette gayret sarfettik. Bu yolda gayret sarfetmeğe devam edeceğiz, fakat tecavüze baş eğemeyiz. Halihazırda vaziyetin cidden tehlikeli olmasına rağmen harbin kaçınılmaz olduğu kanaatinde değiliz. Hür dünyanın meşru menfaatleri ile Sovyet Rusya'nın menfaatleri arasında barış yolu ile halledilmiyecek bir ih­tilâf mevcut değildir. Umumi bir harbi bertaraf etmek için elimizden gelen hörmete şayan her türlü tedbiri almakta devam edeceğiz. Fakat yatıştırma yoluna sapmayacağız. Emniyetin yatıştırma siyeseti ite elde edilemiyeceğini dünya Münih'te öğrenmiştir. Kore mııhasematma barışçı bir hal çaresi bu­lunması maksadiyle sarfedilecek gayretlere iştirake daima hazırız. Kore mu-hasematına bir hal çaresi bulmak üzere dürüst müzakerelere girişmeğe Çin komünistlerinin taraftar olup olmadıkları hussuunda henüz malûmat sahibi değiliz. Müzakerelere girişmek mümkün olduğu takdirde, Kore'nin müttehit, müstakil ve demokrat bir devlet haline gelmesi için çalişacağız.

Birkaç gün önce Kore'den dönen Kara Orduları Kurmay Başkanı General Collins, Kore'deki askerî kuvvetlerimizin esaslı surette teşkilâtlandırılmış ve iyi teçhiz edilmiş olduklarım bildirmiştir.

Gerek kendi kuvvetlerimizden, gerekse müttefiklerimizden daima sitayişle bahse dile ceğiden eminim, zira onîar evlerinin ve ailelerinin emniyeti cin çar­pıştıklarını biliyorlar. Karşılaştığımız tehlike sadece Kore'de mevcut değildir. Bundan dolayı, girişeceğimiz diğer bir iş, dünyanın diğer bölgelerinde teca­vüze karşı müdafaa sistemleri ihdas etmek maksadiyle başka hür milletlerle birlikte sarfettiğimiz gayreti artırmak olacaktır. Kore buhranı bizi meşgul ederken, diğer bölgelerde mevcut tecavüz tehlikesinden habersiz kalacak de-ğüiz. Halihazırda Uzak Doğu'da harp hali mevcuttur, fakat Avrupa ve.dün­yanın diğer bölgeleri de büyük tehlikeye maruzdur. Bir komünist tecavüzü ihtimali, Asya kadar Avrupa'yı da tehdit etmektedir. Bu tehdide karşı koya­bilmek için diğer hür devletler yardımımıza muhtaçtır, ve bizim de onların yardımına iytiyacimiz vardır.

Birleşik Amerika, Kanada ve Kuzey Atlantik Paktına dâhil on Avrupa dev­leti, müşterek askerî müdafaa hazırlıklarına daha şimdiden başlamış bulun­maktadır. Dışişleri Bakanı Acheson azar günü Avrupa'ya hareket ediyor. Arheson'la alâkalı devletler temsilcileri, Avrupa'nın müdafaası için müşte­rek bir kara, hava, ve deniz ordusunun ihdası maksadiyle gereken hazırlık­ları tamamlayacaklardır. Birleşik Amerika'nın emniyeti bakımından Avru­pa'nın müdafaası son derece mühimdir. Avrupa devletlerine ve diğer dünya milletlerine yardıma devam edeceğiz, zira bu memleketlerin savunması ken­di müdafaamız bakımından ehemmiyetlidir. Komünist idarecileri, hür mil­letleri birbirinden" ayırmak için her türlü gayreti sarfetmektedirîer. Bunda muvaffak oldukları takdirde, komünistler barış davasını esaslı surette balta­lamış olacaklardır. Müttefiklerimizle birlik, halihazırda sarfettiğimiz her gayretin temelini teşkil etmektedir ve bundan böyle de edecektir.

Hür dünyanın lideri olduğumuzu asla hatırdan çıkarmamalıyız. Barışı tek bağımıza tahakkuk ettiremiyeceğimizi, bu işi başarmak için diğer hür millet­lerle, hürriyet âşığı kadın ve erkeklerle işbirliği yapmamız gerektiğini idrak etmeliyiz. Gayemizin harp değil, fakat barış olduğunu daima hatırlamalıyız. Birleşik Amerika bütün düyada milletlerarası adaletin, kanun ve nizam pren­siplerine istinat eden bir âlemin timsalidir. Bu yolda yürümeğe devam et­meliyiz. Görüş ayrılıklarına müzakerelerle bir hal çaresi bulmak arzusunda­yız, fakat tecavüze asla baş eğmiyeeeğiz. Fenalığı yatıştırmak, barışa ulaşan bir yol değildir.

Amerikan milleti tehlikeyi daima azim ve cesaretle karşlamıştır. Bundan böy­le de milletimin aynı şekilde hareket edeceğinden, ve Allahm yardımı ile hür­riyetimizi koruyacağımızdan emin bulunuyorum.

İşimiz neye kaldı...

Yazan: Naüir Nendi

26 Aralık 1950 tarihli Cumhuri­yet'ten :

Hıristiyanların yortusu vesilesiyle bir masaj yayınlayan Cumhurbaşkanı Tru-man «bugüne kadar hayatımız boyunca bu derece vahamet taşıyan bir noel ge­çirmiş değiliz» diyor. İkinci Cihan Har-îrimn ilk yıllarında, hele 1941 de şimdiki vazifesinin başında bulunsaydı, sayın Başkan İçinde bulunduğumuz vahameti belki bu kadar kesin bir dille ifade et­meğe lüzum görmezdi. Yalnız onun nes­linden olanlar değil, daha gençler bile Ömürleri boyunca bir çok vahim noeller geçirmişi erdir ve geçîrm ektedirler. Fa-kaıt şu varki, ikinci Cihan Harbi sona erdiğinden beri noellerin vahameti azal­mak şöyle dursun, tersine, artmaktadır. Bu bakımdan, sırtında taşıdığı sorumun dehşetini ancaK ağır ligiyle hisseden Başkan Truman'a halk vermemefe im­kânsızdır.

Gerçekten, hayatımız boyunca değilse bile (çünkü bugüne dek iki eijıan harbî gördük)), 1945 ten beri dünya barışı hiç bir zaman lıöylesine tehlikeye girme­mişti. Bunu da önceden kestürmek güç bir iş değildi. Yeryüzünde eli îtalem tu­tan insanların yüzde doksan dokuzu bu çıkımazı haber veriyor, -sorumlu şahsi­yetlerin dikkatini çekip duruyordu. Ne

çare M demokrasi dünyasının barış ko­ruyucuları hatâ üstüne hatâ etmekten Wr türlü kendilerini alamadılar. Ünlü deveit adamları gevşek, davranmak, karşı ts.rafı iyıi niyetli farzetmek yolunu tuttu. Kuvvete lüzum, olmadığına, her müşkülün politika ile çözüleceğine ina­nıldı.

Ve lafıa kısası işte nihayet bugünkü va-hameit yüklü noele ulaşıldı. Uzak Şark-

ta 47-0 milyonluk Çin milletli koanin-formla işbirliği etmektedir. Batılılar As-yayı elden kaçırmak üzeredirler. Hür Avrupa tamamîylc müdafaasız bir hal­dedir. Orta Doğu ve Akdeniz emniyeti henüz kurulamamıştır. Bir yanda tek nefer harcamadan Mr çok stratejik: ve ekomonik menfaatler elde etmiş Sovyet Rusya, öte yanda tehlikeyi bütün vaha-mctiyle yeni kavramış, olanca hıziyle dögüşe hazırlanan Birleşik Amerika var. Bu sonuncunun hayatiyetini ve eaı-düstriel gücünü dünya tecrübe ile gör­müştür. Tehlike kapıyı çaldığı zaman Amerika harikalar yaratabilecek ve kı­sa zamanda duyanın hakkından gelebi­lecek bir kudrettedir.

Fakat o zamana kadar ne olacaktır? Hür milletlerin dâvası, saldırganı ürkü­tüp dünya barışını koruyacak şartları bir an önce yaratmaklara ibaretti. Harb olduktan sonra onu kazanmak bambaş­ka- bir dâvadır ki 1945 ten bu yana onu kimse aklına bile getirmek istemiyor, böyle Mr faraziyenin hayalinlden kaçmı­yordu.

îmdi, birinci imkân ortadan kalkmış, harb artık kaçınılmaz bir zaruret haline mi girmiştir? Palitiika tahminlerinde kesin hükümlere bağlanmak gerçi doğ­ru değildir, fakat «dünya barışını koru­yucu şartlar» beş yıldır hâlâ gerçekle­tin lem ediğine göre harb ihtimalinin günden güne kuvvetlendiğine de şüphe yoktur. Bu tehlike önlenemediği takdür-de, insanlık, feci bir uçuruma sürükle­necek, belki ıtarih yeni ve karanlık bir devreye girecektir. Çünkü ChurcMll'in dediği giibi, bu sefer «sonradan kurtar­mak» diye bir şey olmıyacak, işgal altı­na giren bölgelere çıktıkları zaman ora­da yığın yiğm enkazdan başka pek bir şey bulamıyacaklardır.. image008.gif31 Aralık 1950

— Tokyo:

Almanya'nın silâhlanması milletlerarası durumun inkişafı neticesi Avrupa'nın günlük semeleleri arasında mühim bir yer işgal etmiştir.

Şimdi de Japonya'nın silâhlanması me­selesi, Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin Kore'de Çin kıtaları önünde geri çekil­meleri ile büyük bir ehemmiyet iktisap etm ektedir.

Mamafilı mesele o derece mudil ve na-iülk bir mahiyet arzetmelktedür ki, şim­diye kadar ne Japon hükümeti, ne de

AmeriKan işgal makamları bu meseleyi resmen ortaya atmağa cesaret edeme­mişlerdi.

Mac Arthur'.ün Japonlara hitaben ya­yınladığı yılbaşı mesajı Japonya'nın ya­kında silâhlanması lehinde ilk sarih işa­retli teşlkil etmektedir. Kore harbinden evvel hükümet ve bir kısım siyasi lider­ler muhtemel mütecavizlere karşı mem­leketi müdafaa meselesinde Birleşmiş Milletlere güveniyorlardı. Ve amelî sa­hada milletlerarası teşkilât tarafından verilen kararların tatbikinin Pasifikteki Amerikan kuvvetlerine teveccüh edece­ği düşünülüyordu.

7Aralık 1950

KANADıA. — Ottawa:

Başbakan Attlee'nin bu hafta sormada Kanada'ya yapacağı ziyarette, Kore me­selesi gene esas âmil teşkil etmekle be­raber, Batı Avrupa güvenliği meselesi de her 2 hükümet şefi arasında geniş öl­çüde bahis konusu edilecektir. Kanada Başbakanı Louis St-Laruent ile konuş mal arda bulunmak üzere Başba­kan Attlee'nin Cuma akşamı Washing-ton'dan uçakla hareket edeceği zanne­dilmektedir.

Eğer Attlee, Birleşmiş Milletlerin top­lanmakta okluğ Lake Success'e de git­meğe karar verirse, Kanada'ya Cumar-csinden evvel varması şüphelidir. Cumartesi günü yapılması kararlaştırı­lan basın konferansının vukuu da şüp­helidir. Zira kimse, Truman-Attlec ko-nşmalannın ne zaman sona ereceğini toilım ediğimden, Attlee'nin de me zaman Ottawa'ya varacağı tahmin edilememek­tedir.

8Aralık ]950

iKANADA — Ottawa:

İngiltere Başbakanı Attlee'nin Cumar­tesi günü saat 17 de buraya gelmesi bkl enmekt edi r.

Washington müzakerelerinden sonra îngiltere Başbakanı Kanada Hükümeti üyeleriyle görüşecek ve Pazar günü u-çakla Londra'ya hareket edecektir.

9Arahk1950

KANADA — Ottawa:

Başbakan element Attlee bugün saat 23 te Kanada Kabinesi île bir görüşme yaparak dünyanın İçinde bulunduğu buhranlı ânı münakaşa edecek ve Batı

Devletleri cephesinde Kanada'nın oynı-yapacaip. rolüzenindeduracafetır. Kanada Hükümet şahsiyetleri Baabaikan Attlee İle iki gün sürecek bir görüşme t a sari anlaktadırlar.

Başbakan Attlee Kanada Başbakanı St. L-aurenlt ile yapacağı bir saaltlafk gizli bir görüşmeyi mütaakıp kabine üyeleri ile temaslarda bulunacaktır. Başbakan Attlee'nin Kanada'dan ayrılı­şı tariM fcaitî oLaa-aık biadiTilm emiştir.

KANADA— Ottawa:

Başbakan Attlee parlak bir törenle Ka­nada Başbakanı Saint Laurent tarafın­dan karşılanmıştır. Attlee uçaktan İner­den 19 pare top atışiyle selâmlanmış ve kara, hava kuvvetleri askerî selâm resmîni ifa etmişlerdir.

KANADA.— Ottawa:

îngiltere Başbaikam element Attlee, Cumartesi günü kanada kabinesinde Trumanla göçenlerde yaptığı görüşme­ler hakkında malûmat vermiştir. Kana­dalı liderler Attlee'nin raporunun emni­yet verici olduğunu söylemektedirler. Attlee, Kanada Başbakanıyla kısa gö-rüşmeöini mütaakıp Kanada Kabinesi­nin 80 dakika süren toplantısına iştirak etmiştir. St. Laurent, Attlee ve ingiltere orduları Genel Kurmay Başkamı Sir William Slim ile olan görüşmeyi «çok tatminkâr» olarak vasıflandırmış ve İlâ­veten Washington Konferansı hakkında İngiliz Başbaikaniyle Genel Kurmay Başkanının bize verdikleri malûmattan çok memnunu» demiştir.. Gazetecilerin, «Attlee ve Slim'in beya­natları Kore'de her hangi bir ümit ışı-ğrına işaret etmiş midir?» sualine St. Laurent, «aldığım haberler Birleşmiş Milletlerin Kore'den çekilıniyeeekleri yolundadır» cevabını vermiştir.

ttlee karlarla örtülü Parlâmento bina­sında cereyan eden toplantısından ayrı­lırken gazetecilere her hangi bir tefsir­de bulunmaktan içtinap etmiştir.

10 Andık 1950

KANADA. — O.ttawa:

Başbakan Attlee Kanada Avam Kama­rası basın galerisinde yaptığı basın top­lantısında BMeşilk Aonierîka ve İngilte­re'nin gayelerinde ve mcıtolfcLarında tam bir işbirliği yaptıklarımı söylemiş ve şunları ilâve etmiştir:

Başbakan Saint Laurent ve kabine üye­leri ile yaptığım görüşmeler Kanada'nm da tamamen bizimle beraber olduğunu ve onun da yatıştırma siyasetini tasvip e t mi ye a sulh taraftarları arasında bu­lunduğunu göstermiştir.

Truman'Ia yaptığı görüşmelere temas ederek «Açıkça söylemeli lâzım gelirse aramızda bazı meseleler hususunda gö­rüş farkları vardır. Fakat bunlar tam bir anlaşmanın ufak istisnalarıdır» de-mîştur."

Attlee sözlerine devam ederetk «müza­kereleri kuru kararlar alarak kesip at­mak değil birbirimizin görüşlerini anla­mak için yapılmış dostça ve açıkça mü-

n'aıkaşaJaı>olarakvaBiflandinmışitır.

Attlee Atlantik Paktına da temas ede­rek üye devletlerin müdafaaları ve eko­nomileri için ne yapılması lâzım geldiği­ni ve bu devletlerin görüşlerine göre hazırlanmış olarak Londra'ya döndüğü­nü söylemiştir.

Kore harbi ve Avrupa'da, bugünlerde başgösteren tehlike ve güçlükleri Was-lıington'da gözden geçirdiklerini Uzaik-Doğii hâdiselerini de dünya âhdiselerj arasındaki hususi mevkilerini nazarı İtibara alarak tetkik ettiklerini ilâve et­miş ve görüşmeler gayet memnuniyet verici olmuştur demiştir.

Attlee Ottaw'da elde ettiği iyimserliği aks ettir mistir.

Kanada resmî şahsiyetleri, Attlee'nîn kabineye verdiği raporların iyimserli­ğinden şaşkınlığa uğradıklarını söyle-miŞ'.'üj-, faHaalt sonunda' ikna olundukları­nı bildirmişi e ı'dir.

Attlee syzlerine son verirken komünist dünyasiyle anlaşmaya varılabdleceği ü-midinde olduğınu izSlar e-tmiştir.

— Oltitova :

;Baş!başan Aittle, bu gece saat â.15 te raldyüda verldiği bir beyanatta eediimlt şunlarısöylemiştir :

(Memleketinizden size birkaç söz söyle­meden ayrılmak istemıBtlülm. Bu konuş-ms.mı birgotelarunEzım dinliyeceğiMi zan­nediyorum.

Son zamanlarda istediğim kadar sepa-îıaıt etmek innkânmı bulamiyonum. Beş sene önce harp sıralarında memleketi­nize gelmiştim.

Fakat bu beş sene içersinde Londra'da ş;ım:diki Başbaıkajıınızla ve ondan eıvvel ide müteveffa Maökenaie Kİng'le konuş-ımak ue onların tavısiyeleı-ini almalic fır-sajtlarına nail oldum.

îşte şimdi de Başkan Truman'ı ziyaretim vesilesiyle, memleketinize tekrar gelmek fırsatını buldum. Wasıington göiüşmelerinden sonra, Başkan Tru-mn-n'la biıdiikıteyaiyınladığuTiıa resmi teb-gi okumuş veya dinle'mişsinizdir. Size IİDiu göiıüşımeler ihalk-kınida fazla izalıat veremiyeceğim. Fakat şunu söylemek isteriım ki, araımızda taan bir anlaşma mevcuititur. Ajinerltealjlarla gayeılerimia ımüştereiktir. Bunlar kolaylıkla bulâsa edilebüliıi' : Devamlı bir sulh, bütün in­sanlığın hürriyetini ve mes'ut, müref­feh bir hayata kavuşmalarını temin. Bizi bu gayelere ulaştıracak teşeMîü-lüö Birleşmiş Milletler olduğunda da mutaibılkız. Dışişleri Balsanınız Lester Pearson'un geçen Salı günü Lake Suc-cess'de yaptığı raldyo konuşmasında da söylediği giıbi, tereci edileceK baŞka bir yol da yoktur.

Biz, Britanya milletler topluluğu üyeleri, ihürriyet ve demokrasi dâvalarında ge­niş tecrübe sahibiyiz, işbirliği ile çalış­mak itiyaıdmdayız. Diğer milletlerin gö­rüşlerini anlayış ve müsaımaha ile kar­şılanması lâzım geldiğini taJkdir ediyo­ruz. Bu yüaden Birleşmiş Milletler Teş-ıkilâıtının gaye edindiği ideallerin tahak­kukuna herkesten çolk yardiTîi etmelü-ryiz. Eğer bu şekilde, Britanya milletler camiasının müşkül devrelerde daima gösterdiği şayanı takdirişbirliğiite

diğer hür milletlerle birlikte, Birleşmiş Milletleri takıviye edersek dünyanın bun­dan sonra tecaıvüzöen korHüma'sina Lü­zum kalanaa.

Tekrar edeyim : Hür dünya bir teindi: karşısında kaldığı zaman bu tehlikeyi karşılaimaJk için biz Atlantik Paktı teş­kilâtı üyelerine sizler yardum edeceksi­niz.

Başkan Truman'ia Batı Avrupa kuvwet-lorlûin teşki! ât Landır ılıması hususunda da ımuıtabık kaldıik,. Talkında bu kuv-lere bir başkumandan tâyin sttiğl'mİBİ ıoilldjraceğ:iz. Bu teşkilât hiç kims&yt teh­dit et m em siktedir. O, 'bir tecavüz tenli-kesi karşısında oritaya gılkmıştır. Bugün karşısınlda. bulunduğumuz mese­lelerin en mühimimi komünist emperya­lizmi t elhlİQi: asidir.

Başbakan Ajtitlee bundan sonra Kore'de askerî vaziyete temasla orada sulhun tömini içini zaruri bütün gayretlerin sar-fedödiğini söylenniş ve sözlerini şöyle bitirmiştir :

Memlelkeitiıme WasWnıgton ve Otltowa aiyaretlerinden memnun olaralk dönüyo­rum. Memleketimiz arasında tam ibir ıgörüş birliği oMıigunu müşalıede etmek Ibenitm iğin yeni bir cesaret ve ilham ikaynağı olımuşltur.

29 Aralık 1950

Hindistan'ın. Amerika Büyükelçisi Ur-ju.ya Lalkşiıml Pandilt'nin lîartleşi Hindis-itan Barbakanı Nehru ile görüşmek Üze­re 1 Ocak ta New - Yıork'tan Londra'ya (haielset etomesi

(Nehru, 4 OcMc'ta toplanacak olan ingil­tere Camiası Başbakanları Konferan­sına iştirak etmek üzere Londra'da bu­lunacaktır.

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106