16.5.1950
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Mayıs 1950

—Eskişehir :

5 Mart 1950 de su -baskınında evleri yı­kılan yurtdaşlar için hazırlanmış bulu­nan büyük inşaat projesinin tetbikine bugün başlanmıştır.

ilk parti olarak 42 evin temel atma tö­reni saat on beşte yapılmıştır. Törende, Vali Ahmet Kınık, partiler mümessilleri, Yardımsevenler Kurumu üyeleri, Ankara Merkez Yardımı Komitesi Müjgan Ağaoğlu ve Nermln Aba­danilebinlerce halk bulunmuştur.

—Maraş :

Şehrimizde bulunan Sağlık Bakanı Dok­tor Kemali Bayizit bugün saat 15.10 da Halkevi sinema salonu ve meydanlığını dolduran kalabalık bir halk kitüesi önün­de bir segim nutku vermiştir.

2 Malı» 19501

— İstanbul :

Ucuz mesken meselesinin geri bırakıl­dığı hakkında bu sabahki bir İstanbul gazetesinde çıkan yazı üzerine Vali ve Belediye Başkanı Dr. Fahrettin Kerim Gökay su beyanatta bulunmuştur: «İstanbul'un mesken dâvası üzerinde ça­lışmak, vazifeye başladığımandanberi

zevkle ele aldığını bir mevzudur. Bu lıususta en selâhiyetli şahısüardan teş­kil olunan komisyon, şimdiye kadar başka teşekküllere nasip olmayacak şe­kilde çalışmış ve raporunu belediyeye vermiştir. Spekülasyon olmaması için arsa yerlerini şimdi söyliyemem. Şehir Meclisinin ilk içtiımada. g-Örüşüldükten sonra ucuz ev inşaatına derhal başlı-yacağız».

—Ankara :

'Başbakan Şemsettin Günaîtay bu aik-şam Ankara Radyosunda umumi mem­leket meseleleri üzerinde bir konuşma yapmıştır:

8 Mayıs 1950

—Erzurum :

istanbul ve Ankara'da kamünistlik suçu ile yapılan .tevkifler dolayısiyle Erzu­rum'da gençlik teşekkülleri dün aşağı­daki beyannameyi yayınlamışlardır: «Son günlerde komünistlik suçuyla tev­kif edilen bazı şahıslar yüzünden gaze­telerde . ilimizin adı 'geçmektedir. Bu sebeple tarihin her devrinde millet ve vatan uğrunda her türlü fedakârlıktan çeküımiyerek kendine düşen vazifeleri hakkıyla başarıp millî bir gurur içinde yaşıyan biz Erzurumlular, komünizmi ve onun uşaklığım yapanları takbih ve tel'in etmenin lüzumuna inanırız. Çün­kü:

1 — Yüzyıllar boyunca kendisiyle amansız mücadelelere giriştiğimiz, her zaman kötü maksatlarına muhatap ol­duğumuz bir emperyalizmin gayelerini kamufle için vasıta kıldığı bu ideolojiyi millî birliğimizin sıhhati için zararlı addedip düşmanca karşılarız.

2 — Mil­let, vatan, din, namus, (mülkiyet gibi mefhumların kudsiyetine inanmış ve bağlanmış bir ^ni'İPÜn evlâdı olarak bütün bu mukaddesatı topyekûn inkâr edip soysuzlaştırmak isteyen komüniz­mi şiddetle tel'in ederiz.

3 — Mikrop­ları etrafımızda dolaşmakta olan, Türk­lüğün en büyük düşmanı kızıl tehlike­nin memleketim/izde uşaklığını yapan varsa onları propagandasını yapmak istedikleri fikirlerden daha bayağı, da­ha alçak telâkki edereık Türklüklerin­den, hatta insanlıklarından şüphe edip nefretle takbih ederiz.

4 — Bu İdeolo­jiye karşı her ne sebep ve suretle olur­sa olsun temayül gösterenleri yazılı ka­nunlardan evvel vicdan kanunları ile mahkûm etmeyi millî bir gelenek ve değişmez bir düstur olarak kabul ede­riz. Komünistlik suçuyla tevkif edilen­lerden bir kaç gencin Erzurumlu olması bizde unutulmaz ve sonsuz bir teessür doğurmuştur. Bu teessürümüzü 'bütün vatandaşlarımıza açıklarken Atamızın. Komünizm görüldüğü yerde ezilmelİdir, vecizesini tekrarlarız.

9 Mayıs 1950

— İstanbul :

Cumhurbaşkanı îsmet înönü, Ankara seçmenlerine aşağıdaiki mesajı gönder­miştir:

Ankaralılar, sevgili hemşehrilerim, Seçim bölgelerim olan Ankara'mın ilce-leriinsde ve Malatya'dan başhyaraik, yur­dun bir çok yerlerinde söylediğim se­çim nutuklarını Ankara'lı hemşehrile­rime yürekten sevgilerimi yollamakla kapamak benim için müstesna bir zevk­tir.

Birbirine ekli olan ve birbirini tamam­layan bu seçim nutuklarındaki esasları, bir Ankara adayı sıfatiyle, Cumhuriyet Halk Partisinin seçim beyannamesine -katarak takdirinize arz ediyorum.

Hizmetimiz yeni bir seçim devresi için emrinizdedir.

Memleketin geleceği bakımından birin­ci derecede ehemmiyetli saydığımız, yer­leşmesi ve gelişmesi için beş seneden-beîr bütün dikkatimizi üzerinde topladı­ğımız demokratik hayatın yeni bir bü­yük imtihanını veriyoruz.

Vatandaşlarımın seçim mücadeleleri sı­rasında memleket meselelerine karşı gösterdikleri anlayış ve mesuliyet duy­gusu benim için en büyük teminattır. Ankara seçmenlerine büyük hizmetler dilerim.

ismet înönü

11 Mayıs 1950

—-İstanbul :

Zonguldak limanını inşa eden Ameri­kan Pitsburg Coppers İnşaat Firması­nın mümessili General Brehon bugün Park Otelde bir basın toplantısı tertip ederek Türkiye'nin gün geçtikçe sana­yileşmesini takdirle karşıladığını ve Amerikan firmalarının Türkiye ile iş­birliği yapmaktan memnuniyet duyduk­larını belirtmiştir.

—İstanbul :

Bize bildirildiğine göre, kıtalar arası Tetkikler Enstitüsü bu yaz Doğu Ak­deniz -memleketlerine bir seyahat tertip etmiştir.

Bu seyahati yapacak heyet 12 Temmuz da uçakla İstanbul'a gelerek dört gün İstanbul'un muhtelif semtlerini, tarihi abidelerini gezecek ve Yalova'ya gide­cektir. Bu arada Türkiye'nin ilgili bu­lunduğu dünya meselelerini inceleyecek ve müslüman milletleri camiasının mo­dern devleti Türkiye, mevzulu bir kon­feranstertipliyeceîttir.

Heyet, 17 Temmuz'-da yeni Türk yolcu gemilerinden biriyle Hayfa'ya gidecek­tir.

12 Mayıs 1950

—İstanbul :

Ebedi Şef Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığının yıl -dönümü olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı İnönü ve Fe­nerbahçe stadlarmda yapılacaktır. Törenlere saat tam 10 da başlanacak, înönü Stadmdaki gösterilere kız ve erkek okulları, deniz ve kara askerî lise­ler: ve beden terbiyesi teşkilâtına bağ­lı kulüplerin sporcuları iştirak edecek­ler Fenerbahçe Stadmdaîti törene de sivil liselerle askerî liseler ve sporcular katılacaktır.

13 Maç ıs 1950

—İstanbul :

Üç gündenberi limanımızda misafir bu­lunan 42 nci Muhrip Fiotilîası Komutanı Komodor Kaplan komutasındaki Birle­şik Amerika'nın Akdeniz donanmasına mensup «Vogel'gesarag» ve «Ellison» muhripleri bu sabah saat 6.30 da Ak­deniz'e müteveccihen limanımızdan ay­rılmışlardır.

— Ankara :

İktisadi işbirliği Türkiye İcra Komitesi Başkanı Mr. Russell dorr bugün Aana-dolu Ajansı muhabirine aşağıdaki be­yanattabulunmuştur:

29 Nisan tarihinde İstanbul'da bir basın toplantısı esnasında bedihî bir vakıa olan bir noktaya temasla Mars-hall Plânının Türkiye'nin dâhili siyase­tiyle ilgili olmadığını ve Marshall Plânı fonlarının siyasi maksatlar için kulla­nılmadığını ve kullanılamayacağını be­yan etmiştir. Bu tarihten itibaren Türk rn.atbtm.tma bu mevzu ile alâkadar hiç bir beyanatta 'bulunmadım. Bu husus­ta müracaat edenlere 29 Nisan tarihli beyanatıma başvurmalarını tavsiye et­mek hariç, kimseye ne kendi namıma ve ne de E. C. A. misyonu namına her­hangi bir beyanatta bulunmak salâhiye­tini de vermedim.

—Amasya :

Atatürk'ten Inönüye armağan olarak gönderilen sembolik bayrakla mukad­des toprak bugün saat 8 de Samsun gençlerinden teslim alınarak saat 11 de Amasya'ya getirilmiştir. Cumhuriyet alanında yapılan törende günün' mana­sı belirtilmiş ve alam dolduran halkın coşkun tezahürleri arasında armağanı taşıyan atletler Tokat İline doğru uğur-lanmışîardır.

15 Mayıs 1950!

—. İstanbul :

Şehit Türk Havacılarının hatıralarını tebcil için bugün saat 11 de Fatih Parkda Tayyare Abidesinde bir mera­sim yapılmıştır.

İstanbul Komutanı Korgeneral Şükrü Kanadh'mn da hazır (bulunduğu törene iştirak edecek askerî birlikler, polis müfrezeleri ve okul öğrencileri saat 10 da Fatih Parkının etrafında yer almış­lardır.

Saat 11 de merasim komutanı şeüıittlerin hatıralarını öaaiz İçin hazır bulunanları bir daikiika iMiram. sükûtuna, davet et­miş ve bu anda Fatih Parkında, Baya-zıt ve Galata Kulelerinde, resmî -daire ve müesseselerde ve limanda mevcut ge-milerdeiki bayraklar yarıya indirildiği gibi1 gemiler ve fabrikalar da düdükle­rini ça!la,ra.k saygıya iştirak eylemişler­dir.

Bütan nakil vasıtaları da oldukları yer­de saygı için bir dakika durmuşlardır. Bundan sonra merasim komutanının işa­reti ile. selâm vaziyetine nihayet veril­miş, bayraklar tekrar ç&kilmiş ve dü­dükler susmuştur.

Mütaakıfoeın ordu adına hava subayla­rından ;bir yüzbaşı ve Türk Hava Kuru­mu adına Avukat İrfan Emin söz alarak şeaid havacılarımızın kahramıanlırklarını belirten birer hitabe drad etmişlerdin:. Hatiplerin ikonuşmalarmdan sonra ban­do matem havası çalmış ve bir manga er îıavaya üç el ateş etmiş ve geçit res­mini mütaaikıp tören sona ermiştir.

— Aydın :

İzmir'le Nazilli arasında çelolan ikinci telefon devresi i'kmal edilmiş olduğun­dan dün "konuşmaya açılmıştır. Bu su­retle İzmir'den Denizli'ye kadar olan merkezlerde konuşma saatleri ükişer saat faz:'ıalaştırılımıştır. Bundan başfea Muğla Aydın arası telefon (konuşımıası da dün başlamıştır. Bu arada Bozdoğan, Karacasu, Yatağan İlçeleri de muayyen saatlerde şehirlerarası telefon Stonuş-masmdan faydalanmağa başlamışlardır.

— Ankara :

Hava Şehitleri ihtifali bugün saat 11 de Cebeci'deki Şehitlikte, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Zeki Doğan ve di­ğer generaller ile askerî ve sivil feurul-'lar, muhtelif kurumlar temsilcileri, öğ­renciler ve halikın huzuru .ile yapılmış­tır.

Çocuklarım, siziere çoş teşekkür ede­rim. Vatanın hürriyet ve tam istiklâli­nin temiz kokusunu neşreden bu toprak­ları büyük Atatürk'ün mânevi huzuru­na takdim etmek için bana teslim etti­niz. Atatürk bize, inandığı ve güvendi­ği milletle beraber çalışarak kurtardığı bir vatan teslim eylemişti. Millî hâkimi­yetin temelini atmış, cumhuriyetm -ba­nisi olmuştu ve nihayet bunların korun­masını siz aziz gençlere emanet etmişti. Unutmayınız, vatanın istikbali, refah vet saadetinin temini sırası bir gün sizlere gelecektir. Bunun şerefi kadar mesuli­yeti de büyüktür. Bu tariîıî vazifeye ha­zır ve lâyık olmaya çalışınız.

Bayramınız kutlu olsun.» Emanetlerin böylece tevdiini rnütaakıp Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, beraberin­de Büyük Millet Meclisi Başkanı, Ba­kanlar, Genelkurmay Başkanı olduğu halde tribünden ayrılmış ve muntazam sıralar halinde dizili bulunan öğrencile­rin yanlarına giderek her grupu ayrı ay­rı selâmlamış ve gençler tyu. iltifata «Sağ ol» sesleri ile mukabele etmişler ve bü­yük sevgi tezahür! arinde bulunmuşlar­dır.

Celâl Bayar bu samimî tezahürat arasın­da Şeref Trrbimüne dönerek istirahat etmeik üzeıre salona çekildikleri zaman halkın devamlı alkış ve sevgi gösteri­leri karşısında tekrar triıbüne gelerek halkı selamlamışlar ve daha sonra csa Hipodrumdan ayrılmışlardır.

— îstanbul :

Ebedi Şef Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarhin yıldönümü olanı 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı tehir edilmiş bulunduğundan bu vesile ile yapılması mtad olan spor gösterileri bugün saat 16 da inönü ve Fenerbahçe stadyumla­rında yapılmıştır.

inönü iStadmm tribünlerini dolduran on-binlerce halkın coşkun alkışları arasın­da sahaya giren kız ve erkek okulları, Deniz Koleji ile Kuleli ve Maltepe As­kerî Liseleri öğrencileri Türk gençliği­nin yenilmez bir varlık olduğunu bir kere daha isbat ettiler. Muntazam adım­larla ve dimdik vücutları ile stadyo-mun yeşil sahasını dolduranbinlerce

genç, saat tam 16 da yerlerini almış bu­lunuyorlardı.

Saat 16 da Vali ve Belediye Başkanı Dr. Fahrettin Kerim Gökay beraberin­de îstanbul .Komutanı Korgeneral Şük­rü Kanatlı, Millî Eğitim ve Beden Ter­biyesi Müdürleri olduğu halde Stadyo-ma gelerek sahada hazır bulunan genç­leri teftiş etti ve gençler tarafından «sağol» seklıeri Sile selâmdandı. Biraz sonra törene iştirak edecek olan gençler, hep bir ağızdan bandonun fe-fakatı ile İstiMâl Marşını söylerken Stadyomun bayrak direğine okullardan ve gençlik klüplerinden ayrılan 4 sporcu tarafından Türk bayrağı çekiliyordu. Vali ve Belediye Başkanının nutkunu müteakip, okullar adına Beyoğlu Lisesi öğrencilerinden Şemsettin ıKollaksa yap­tığı konuşmada büyük Atatürk'ün 30 yıl evvel bugün Samsun'a ayak bastı­ğından, vatan uğrundaki mücadelesin­den bahisle Başbuğumuzun gençliğe bı­raktığı hu. toprakların dört bucağında bugün bütün gençliğin toplanarak spor gösterileri yaptıklarını söyledi ve söz­lerineşöyledevametti:

«Biz Türk gençleri daima barışın mi­sali olarak yaşayacağız. Büyüklerimizin takip ettikleri «yurtta sulh, cihanda sulh» düsturundan ayrılmayacağız. Biz Fatihlerin, Yavuzların, Atatüklerin ev­lâtlarıyız. Dünya durdukça Türk Mil­leti ebediyen yaşayacaktır.»

Nutuklardan, sonra bir öğretmenin işa­reti île bütün gençlik, Türk Ulusu, ve Cumhurbaşkanı için 3 defa «Sağol» çağrısı ile şeref gösterisinde bulundu. Gençler müteakiben bando refakatinde dağ başını duman aibmiş» imıarşım söyle­yerek, Stadyoma giriş sırasına göre tö­ren geçişine başladılar. Önde kız ve erkek okulları öğren-cileri geçiyor, Deniz Koleji talebeleri de on­ları takip ediyordu. Uzaktan deniz ban­dosu «îzmir yollarında» marşını çalıyor Barbarosun bu genç torunları şeref tri­bünü önünden sert adımlarla: geçerek vakur ve ciddi bir edâ ile halkı selâmlı­yorlardı.

Deniz Koleji öğrencilerinden sonra as­kerî lise öğrencileri omuzlarında tüfek­leri olduğu halde tribünün önünden geç­tiler, muntazam sıra halinde blrbirlerinden ayrılarak yürüyüş halinde «Atam» kelimesini resmettiler, öğrenciler tek­rar muntazam sıra halinde birleşerek yürüyüşe devam ettiler. Bu dakikada halkın tezahüratı son haddini bulmuştu. Bando milî marşlarımızdan birini ça­lıyor, sahaya boylu boyunca yatarak Türkiye haritasını çizen gençler de millî mücadele genlerimizi belirten gösterile­re hazırlanıyorlardı.

Atatürk'ün resmini elinde tutarak Sam­sun noktasından giren iki gems mütea­kiben Sivas ve Ankara noktalarına yü­rüdüler Atatürk'ü nıehmetçikler takip ediyor ve vatanın her bucağını saran düşmanları püskürtüyorlardı. Gençler muntazam gruplar halinde yatarak «Ataya emanet» kelimelerini gizdiler. Bu sırada mikrofonda «bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altın­da binlerce kefensiz yatanı» sözleri çın­lıyordu.

Sıra erkek ve kız okullarına gelmişti. Öğrenciler şehir ve deniz bandolarının çaldıkları ağır vals temposuna uyarak, beden hareketleri yaptılar. Müteakiben Deniz Koloji öğrencileri gösterilerini yapmak üzere sahaya çıktı­lar. Spor hareketlerinden sonra gruplar halinde saha üzerinde çapa resmini çiz­diler. Halkın sevgi tezahürleri arasında gençler gayet çevik ve muntazam hare­ketlerle sarılı vaziyette birbirlerinin omuzları üstüne çıkarak yuvarlak bir daire çizdiler ve sımsıkı sarıldıkları bir direğe Türk: Bayrağını çektiler. Bu esnada mikrofonda aynı ses şu söz­lerle Stadyomu daha ziyade heyecan­lan diriyordu:

«Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl Olsun sana, dökülen kanlarımın hepsi helâl»

Biraz sonra gençlerin gösterileri bitmiş ve 1949 - 50 yılı okullar 'arası spor bi­rincilerine mükâfatların tevziine baş­lanmıştır. Fenerbahçe stadyomunda yapılan spor gösterilerine de erkek ve kız okulları ve izcileriştirak etmiştir.

28 Mayıs 1950

— Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bugün Çan­kaya'daSaöhGürkan başkanlığındaki

Ankara Merkez İlçesinden 21 kişilik bir heyeti kabul etmişlerdir.

—Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bugün Çan­kaya'da Mehmet Türke başkanlığındaki Atıfbey 1 numaralı Semt Ocağı heyetini kabul etmişlerdir.

— Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bugün Çankaya'da Halil Güngören başkanlığın­daki Çankaya Bucağına bağlı 5 ocaık mümessillerinden müteşekkil 18 kişilik bir heyeti kabul etmişlerdir.

— Ankara:

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bugün Çankaya'da Cebeci Bucağı Toprakhk Demokrat Parti Heyetini kabul etmiş­lerdir.

— Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bugün Çan­kaya'da Falih Gürkan Başkanlığındaki Aşikara Merkez İlcesimden 21 kişilik bir heyeti kabul etmişlerdir.

29 Mayıs 1950

— Ankara :

Demokrat Parti Meclis 'Grubu dün saat 19 da toplanarak Hükümet programını müzakereetmiştir.

Fasılasız olarak devam eden bu toplantı bugün saat 5,30 da sona ermiş ve bu müzakere hakkında Grub Başkanlığın­dan su tebliğ yayınlanmıştır: Demokrat Parti Meclis Grubu dün- ak­şam saat -19 da ikinci Başkan Abidin Potuoğlu'nun başkanlığında toplanmış­tır.

Başbakan Adnan Menderes Hükümet programını okuduktan sonra müzake­reye geçilımiş, saat 5 e kadar devam eden müzakerelerden sonra Meclis Gru­bu 'Hükümete ittifakla İtimad beyan ederek toplantı 5.30 da nihayet bulmuş­tur.

—Ankara :

Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü Anadolu Ajansına aşağıdaki mektubu gönder­miştir:

Almakta olduğum tebrik, telgraf ve mektuplarına ayrı ayrı cevap vermekle beraber, vukuu muhtemel bir gecikmeyi düşünerek,hakkımda gösterdikleri nezaket ve iyi duygulardan dolayı muhte­rem vatandaşlarıma ve aziz dostlarıma şimdiden teşekkürlerinin iblâğına Ana­dolu Ajansının tavassutunu rica ederim.

30 May» 1950ı

—-Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bugün, Çan­kaya'da aşağıdaki heyetleri kabul et­mişlerdir.

Kâzım 'önen, Dr. Kâmil Tayşi,Yusuf KâmilAktuğ,MustafaEkinci,Ferit Alpiskender, Yusuf Azizoğ"îu, Remzi Bu- . cak'tanmüteşekkilDiyarbakırmillet­vekilleri heyeti.

Mehmet Mete, Kemal Balta, Osman Kavrak, Ahmet Morgü'den müteşekkil Rize milletvekilleri heyeti. Bakırköy îîcesi adına Selâhattin Baş­kan, Mehmet Kuran ve Sabri Hepiş'ten müteşekkil Balıkesir milletvekilleri he­yeti.

Kastamonu milletvekilleri Sait Kantar-el, Hayri Tosunoğlu, Fahri Keçecioğlu, Ahmet Keskin, Muzaffer Müfto ve Böl­ge Müfettişi Dr. Reşat Tunçei ile be­raber Abana, Pazaryeri, Küre ve ine­bolu ilçeleri idare kurulları başkan ve üyelerinden müteşekkil 15 kişilik bir heyet.

Niğde milletvekilleri Cemal Hünav, zey-yat Mandalinci, Yavuz Beşer ile Muğ­la il idare üyesi Saadet öztürk'ten müteşekkilbirheyet.

Hüseyin Acar başkanlığındaki Ankara Karapürçek Ocağından 3 kişilik bir he-. yet.

Kırşehir Milletvekili Amiral Rıfat Özdeş başkanlığındaki 6 kişilik Kaman.' heyeti. Turgut Nalcıoğlu başkanlığındaki 7 ki­şilik Erzincan heyeti.

M. Pamir başkanlığındaki 6 kişilik Kıb­rıs Türk Heyeti.

Ankara Milletvekili Cevdet Soydam ile beraber Kemal Zeybek başkanlığındaki 9 kişilik Çamlıdere heyeti. Mestan Aydm başkanlığındaki Eskişe­hir Mahmudiye Bucağından 3 kişilik bir heyet.

Mi Nemli başkanlığındaki 14 kişilik in­cesu Bucağı heyeti,

Ali Koçak başkanlığındaki 5 kişilik Ma­mak idare Kurulu heveti.

İbrahim Kiper başkanlığındaki Tarım Makineleri Yüksek Uzmanlık Okulu Talebe Derneği heyeti. Kütahya Milletvekili Ahmet Gürsoy başkanlığındaki Tavşanlı ve Emet il­çelerinden 10 kişilik bir heyet ve Avu­kat Aıbidin Serimer başkanlığındaki Ce­beci bucağının İS ocağı idare heyetleri.

31 Mayıs 1950

—Ankara :

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bugün. Çankaya'da Haydar îsbir başkanlığında Yenidoğan heyetini, Mesrur Gürgenç başkanlığında Dil - Tarih Coğrafya. Fa­kültesi öğrencileri heyetini, Murad Tun­cay -başkanlığında Polatlı «Köylüyü Kal­kındırma» Derneği heyetim, Cengiz No-yan başkanlığında Ankara üniversitesi öğrencileri heyetini, Fehmi Eren baş­kanlığında Nallıhan heyetini, Osman, öztürk başkanlığında Kırıkkale, Çubuk, Haymana, Yerköy heyetini, Remzi Bİ-rand başkanlığında Karaman heyetini ve tebrik için gelen diğer zevatı kabul etmişlerdir.

—İstanbul:

Evvelce kendisine vuku bulan daveti ka­bul ederek dün şehrimize gelir gelmez Tütüncüler Birliğini ziyaret eden Hari­ciye Vekili Fuat Köprülü tacirlerle et-raflıbir görüşme yapmıştır. Toplu bir halde Bakanı karşılayan üye­ler mey anında

Söz alan tütün tüccarı Sabri Tü­tün, Bakanın gösterdiği alâkayı te­şekkür ettikten sonra tütüncülüğümüz ve Almanya ile olan münasebetlerimiz etrafında açık izahat vermiş ve bu arada Virjinya tütünlerinin Alman piyasasını tamamiyle istilâ ettiğini söylemiştir. Sabri Tütün sözlerini bitirmeden evvel bir teklifte fouılunarak halen Frankfurt'­ta ticaret müşaviri olarak vazife gören Mahmut Şeyda'nın bu husustaki tecrübe ve bilgisinden bahisle kendisinin Paris Konferansında Bakana refakat etmesi için ricada bulunmuştur. Fuat Köprülü bu temenniyi müsait kar­şılamış ve toplantıda hazır bulunan yeni Ekonomi ve Ticaret Müsteşarı Faruk Sünter'e, Mahmut Şeyda'nın konferansa iştirakinin temini hususunda gereken mumamelenin yapılmasını söylemiştir.

Ekseriyet partil ei'İnin taîıakümüne mü­sait olan Anayasamızda demokrasi re­jimini sağlam tenneller üzerinde tuta­cak hürriyetin ve millî inkil'âplarm ko­runmasını, devlet nizamının masuniye­tin: emniyet altına aJacak esalasrı sağ­layan tadilleri temin, memleket işleri-nio dürüstçe tedvirini, gelişme faaliye­tinin hızını kaybetmesini mura-kbe, mil­lî ruhu söndürmek amacım güden cere-yan'arla mücadele ve Atatürk'ün ema­neti olan tarihi partimizin, onun Ölmez mefkuresi tarafından yeni bir hayati­yetle toplanaralk yeni görevlerini başar­masına çalışmak yolunda vatani vazife­me sarsılmaz bir azim ve imanla devam, edeceğimi aziz vatandaşlarıma, ve beni vekil seçmek suretiyle bu hizmete me­mur eden muhterem hemşehrilerine -ar-zedsr, iş başında bulunduğum müddetçe vatandaşlarımın gösterdik", eri yüksek teveccüh ve manevi müzaherete sonsuz minnet ve şükranlarımı sunmakla ebedî bir şeref duyarım.

21 Mayps 1950

— Ankara :

Büyük Millet Meclisi Pokuzueu -Dönem Demrokrat Pan-ti1 milletvekilleri tu sa­bah Büyük Millet Meclisinde birleşerek başta D. P. Meclis Başkanı adayı Refik Koraltan olduğu halde toplu bir şekilde tam saat 11.30 da Atatürk'ün geçici kabrini ziyaret etmişler ve kabre bir çelenk koymuşlgır ve saygı geçişi yap-mn şiardır.

24 Mayısı 1950

—- Ankara :

Demokrat Parti Meclis Grubu Başkan­lığından :

Demokrat Parti Meclis Grubu bugün saat 10 da toplanarak grup idare heyeti ve haysiyet divanı seçimlerini yapmıştır, îdare Kurulu üyeliklerine : Esat Bu-dakoğlu, Rıfat öçten, Dr. Sedat Barı, Ziya Barlas, Hüsnü Yaman. Sadettin Karacabey, Mükerrem Sarol ve Haysi­yet Divanına da : Osman Talât îltekin. Müfit Erkuyumctı, Remzi Oğuz Arık, Salamon Adato, Muhlis Tumay seçilmiş­lerdir.

— Ankara :

Adalet Başkanlığa Seçim Bürosundan ve­rilen tamamlayıcı malûmata göre, Mil-

lî Kalkınma Partisi 14 Mayısta yapılan milletvekili seçimlerine altı yerde katıl­mıştır. Bu Partinin aldığı oy yekûnu 9257 olup yüzde nispeti 0,40 dır.

25 Mayıs 1950

— Ankara :

Adalet Bakanlığı seçim bürosundan bil­dirdiğine göre, 14 Mayıs 1950 Pazar gü­nü yap:ian Milletvekilleri seçimine S.9Û5.576 seçmenden 7.916.09i seçmen iştirak etmiştir. îştirak nispeti yüzde 88.88 dir. Bunlardan, C. H. P. 68, De­mokrat Parti 396, Millet Partisinden 1 ve (7) bağımsız mebus seçilmiştir. Celâl Bayar Hulusi KÖymen Saadettin Karacabey Selim Ra,g:p Emeç Ali Canip Yöntem. Halil Ayan Agâh E rozan Necdet Yılmaz Halûk Şaman Rai-f Ayfoar Mithat San Selim Erkmen C. H. F. : Atıf A'kg-üç . FaîiTi Bük Aziz Duru Durmuş Srg"İnsoy Muammer Eriş Muhlis Erkmen Abdurrahman 'Konuk A'aidin Özmem Cemil Parman Peyami Safa Dr. Talât Simer Rüştü Uzel

ÇANAKKALE D.P. :

Fahri Belen Nihat Iğriboz Dr. Süreyya Endi&t Kenan Akmanlar İhsan 'Karasüoğlu Bedii Enüstün Emin Kailef ât Ömer Mart C. H. P. : Gl. Aşır Atlı Mazlum Bulak

GL Ali Fuat Erdem

Ziya Gevher Etili

Ulu£f îğdemir

Sait önen

Haldt Sarakaya

Burhanettin Teker

M.K. P. :

İsmail Hakiki Toyg-ar

Halit Onat

Bağımsız :,

Nuri Önen

Ru&uhi Bu<la.yırlı

M. ŞevketAn

Hüseyin Azcan

ÇANKIRÎ D. P. :

Celâl Boynuk Dr. Celâl Otman Kâzım Arar Kemal Atakurt Dr. Kenan Çiğmaiı

C. H. P. :

Aksu Rifaıt Dolunay Mustafa Işık Hakkı Nuri Meten Mustafa Abduihalik Renda

M. P. :

Neşet Akmarüar Aziz îiter Salim Çivifcçi Saim Gürtüral Enver Evrensel Bağımsız : Mahir Uugur Behçet Baran Ruhi Karay Asiim Emren BehçetKestef

ÇORUH

D. P. :

Dr. AH Rıza Sağlar Dr. Abbas Giğin Dr. MeciL Bumin Zihni Ura-I Mesut Güney

C. H. P. :

Fehmi Alpaslan

Ali Çoruh

Dr. Cemal Kajzanciogiu

Dr. Osman Kâzım Okman

Behçet Osmanağ-oğlu

M. P. :

Âdem Şentürk Yusuf Zenginoglu Saim Haımsioğiu Hasan Yavuz Nail AltuncuofİTi

ÇORUM

D. P. :

Dr. Saip özer Hakiki Yemenici Dr. Sedat Baran Ahmet Raışıbüyük Baha Koidaş

Sait Başak

Dr. Felımi Çoftanlıoğlu

EmrullahNutkuUltay

C. H. P. :

Org.İzzettin Çalışlar

AbdülkadirErener

ŞevkiErker

Naim Eşrefoğlu

Şakir İbrahimHakkıoğlu

Gel,VehbiKocagüney

HikmetKünbötlioğlu

ÖmerOlgun

EdipTokalp

Kâzım Yurtalan

ESKİŞEHİR D. P. :

Gl. Ali Fuat Cebesoy (Bağımsız) AbidinPotuoğ'lu-HasanPolatikan Kemal Zeytinoğlu MuhtarBaşkurt ismail Hakkı Çevik C. H. P. : Yavuz Abadan

Yaşar Egün

Kemal Erdemgil

Bekir Karacaşehir

Muhiddin Baha Pars

Abdullah Toprak

M. P. :

AhmetOğuz

KemalKaratlı

Muharrem Zeytinoğlu

Derviş Erdem

İsmailAlatay

Behçet Gökçen

GAZİANTEP

D. P. :

CevdetSan

Ekrem Ceaanİ

Ali Ocatk

Galip KmoğlU

Selâhattin Ünlü

Süleyman Kuranel

Dr. Sami inal

C. H. P. :

CemilAlevli

Cemil Sait Barlas

Dr.MuzafferCanbulat

Enver Koçaık

Şefik özdemir

Muhiddin Sayan

Dr. Hamit Uras

HAKARÎ

C.H. P. :

Selim Seven12384

D.P. :

Mithat Eriş—

HATAY

C.H. P. :

Abdullah Çilli.53392

Dr. Atodurrahman Meüek54489

Celâl ISailt Siren55396

Tayfur Sökmen53968

Hasan Reşit Tamikut51844

I>r. Cavid Yurdman53820

D.P. :

Dr. Ahmet Mithat Kayseatilioğlu49664Abdulttaıh Muasafloğlu 48973Abdullah Fevzi Atanan Mehmet Cerep Fevzi Kurtarel Ömer Lütfi Ankoğlu

Bağımsız :

VediiMünirKarabay

İÇEL D. P. :

Refik Koraltan

Dr. Celâl Ramazanoğlu

Dr.Aziz Koksal

Salih Inankur

Hüseyin Fırat

Şahap Tol

HalilAtalay

C.H. P. :
SüreyyaAnamur
Veysel ArLkol
Mehmet Ali Asrlan
SaitÇiftçi

1102

1833

Sadi Eliyeşil Dr. Ali Menteşoğlu ŞahapYahşioğlu M. P. : MehmetKirazlı YusufTuğrul ibrahim Demirsoy Emin Agâh Ünver AliKâmil Yeloğlu Asım Gürsu NecipBerkan

İSPARTA

D.P. :

Reşit Turgut

Kemal Demiralay

Dr. irfan Aksu

Sait Bilgiç

Dr.Tahsin Tola

C. H. P. :

Ahmet Hayri Başer

Fevzi Çelik

SaitKoksal

MümtazSomer

Kemal Turan

İstanbul np

Celâl Bayar253324

Prof. Dr. Fuat Köprülü252605

Adnan Menderes251459

Haüî Özyörük ('Bağımsız)252363
Gl. Ali Fuat Cebesoy (Bağımsız) 249414

Fuat Hulusi Demirelli247384

Dr. Reşat Belger245332

247384

Faruk Nafiz Çamhbel


EnverAdakan Hüsnü Yaman Prof. Dr.Sani Yaver Celâl Fuat Türkg-eldi Dr. Mükerrem Sarol Salamon Adatto Senîhi Yürüten MithatBenker Firuzan Tekin Nazlı Tılaibar Salih Fuat Keçeci Mithat SÖzer

Ahmet Hamdi Başer Fahri Sayımer AMlya Moshos Bedri Nedim GöknH Dr. Andıravahran

Ahmet Topçu230235

ihsan Altınel2302,18

CHP

Ekrem Amaç112832

Ali Rıza Arı114471

Cevat Fehmi Başkurt

Gl. Refet Bele

HüdaiBukağlı

Ord. Prof. Saim Ali Dilemre

Dr. Esat Durusoy111417

Osvat Nazmi Düzenli109451

Hamza Osman Erkan109133

Dr. Nikola Fakaçelii109273

BurhanFelek121291

Mekki Hikmet Gelentoey111407

Prof. Haşim Refet HakararÜ.14053

Hayrebetiyan A.Harant107169

Mehmet AliKâğıtçı109814

Dr. Kukulis107163

Atıfödül109015

EkremÖzden107700

Ilhami Sancar109330

MelihaAvniSözen109149

Nurullaft Esat Sümer117345

Ord.Prof. Tevfik Tayları113632
Muiz Tekinalp104314

Zühtü Tetey107669

Ekrem Tur107684

Mühiddin Üstündag109317

Şakir Zümre106567


Nazmi Saykal Zühtü Bilimer Abdulkadlr Can îshak Çipurt Şakir Ahmet Ediş Y. Fehmi Eren Asım G-ünç îbrahim Gür Osman Nuri Gürler Şeref Hivel

Bağımsız :

Yusuf Ahıslkıali Seyfi Aşıroğ^lu Dursun Atatunç Nızameddin BaTjaoğlu Hasan Kenan Eabür A. Taoeıdidin Bıaırker

Horhoroni Berksoy Mustafa Enver Birol fecaattin Camfker Hikmet Çankaya Mehmet Çınar MehmetLâtifDnçbaş Mustafa Elmalı Abbas Ercan Fehmi Eren Ali Rıza Gizdeşir


Halil Güder Şamil Haşim Ok İsmail înan Kemal Irmak Ayşe Neyire Işık Ahmet Kalyon.

Cafer Tayyar Kankat-

M.Seyfettin Karareisoğlu

AhmetKayalı

Sadık Kıyılar

CemalettinGölcnar

Rıfat Kurtkaya

Türkân Melcü

A.Orhan Mesçi

Mustafa Refik Nevzat

İsmail Sıtkı Oğuzbeyoğlu

Esat Okan

Hasan Omortakhan

ZekiÖğünç

Nureddinönen

TanaşPirinca

Reşat Reisoglu

Ali Saip Saatçioğ-lu

S. Kâmuran Saka

SaimSertkoliuer

Ali Rıza Seyhan

Şevki Tolga

Orhan Tuay

Tarık Ziya Türkan

Kâzım Uran

Haîit Usmangil

Arif Fevzi Ürkü

SüleymanSuphi Yavuz&an

M. İhsan Yöney

Abdurrahinı Zapsun

ÎZMİR D. P.

Refik Şevket ince

Halide Edip Adıvar (Bağımsız)

Halil özyürük(Bağımsız)

Dr. Cemal Tunca

Cihad Baban

Dr. Ekrem Hayri U'stündağ

ZühtüHilmi Veübeşe Avni Başman Vasfı Menteş Osman Kapan! Muhiddin E ren er Mehmet Aldemir

Sadık Giz Necdet încekara Behzst Bilgin Tarık Gürerk Abidin Tekön

Şevket Adalan Şükrü Birgilli Münir Birsel Nazif Çaglatay Sırrı Day Sedat Dikmen Orhan Rahmi Gökçe Hüseyin Kav&lalı Reşat Leblebicioğ'lu SaitOtyak Mehmet Orhon Dr. Kâmuran örs Cemal Özbek Şerif Remzi Reyent Şükrü Saraçoğlu Mustafa Yazıcı

Şehiir_e Yunus

M. P. :

Mustafa Kentli Süleyman Külçe Rasinı Ali Ülgen Rasim Aktogu Harun İlmen Ziya Nebioğlu Rıfat Pullukçu Bayan Tomris Tümer NihatKürşat tshan Pırnar Vasıf Kısmetli Mustafa Çelebi Şahin Laçin Suphi Batur Enver Kök

Bahaettin öğütmen Ahmet Seyhan

Fazıl Yenisoy

C.H. P. :Fevzi AktaşLatif AküzümSırrı AtalayMehmet BahadırAfobas ÇetinVeyis KoçuluDr. Esat Oktay Tezer TaşkıranHüsamettinTugaçHüseyin Cshit YaîçınD. P. :Dr.urgut Babaoglu Emin Akuıcı

İsmail Hakkı Alaca Zeki Araş Fazıl Baykaıl Nevruz Gün doğdu Ahmet Kağan Dr. Kemal Tuğcu Ali Topçu Fahri Yağmen Bağımsız: Ali Ataman Mehmet Budak Mustafa Tombul

KASTAMONU

D. P. :

Gl. Kıfat Taşkın

Sait Kantare!

Galip Deniz

Hamdi Türe

Dr. Fahri Keçecioğlu

Hayri Tosunoğrlu

Şükrü Kerimzade

Muzaffer Mühto

Ahmet Keskin

Tahsin Çoşkan (C.H.E)

Hl'ımi Ayrancı

C. H. P. :

Muzaffer Akalın

OrglAbdullahAlpdoğan

Orgl.Fahrettin Altay

Cemil Atay

Tahsin Çoşkan

Hamdi Çelen Ali Rıza E rem

Şerafeddin Karacan

Halit Taşçıoğ-Iu

Adil Toközlü

M. P. :

Hikmet Bayur

Osman Nuri Koni

Şefik Çakmak

Ali Rıza Kırsever

Hakkı Kâmil Beşe

Tevfik Calay

Servet Akdağ

Hakkı Tekşen

Hüseyin Avni Bayer

Ahmet Köseoğlu

KAYSERt D. P. :

Suat Hayri Ürgüplü (Bağımsız) Kâmil gündeş Fikri Alpaydm

57024 55875 50797 05889 56605 51675 55287 51905

2515

124 102

71194 71608 72573 71588 69870 709 7S 70295 70774 66329 66326 6602064956 60941 66117 62619 66326 60882 62220 62321 65419 66236 34017 33263 30881 31720 34657 3ıl004 32639 31088 2S559 30147 105390 100522 99922

İsmail Berkok Ali Rıza İbrahim Kirazoğlu Ziya Turgut Mehmet özdemir Emin Develioğlu C. H. P. :

ibrahim Ergüven Necmeddin Feyzioğlu Hazım Gönen Tevfik Talat Hitay Sait Koçak Arif Molo İbrahim öztürk Hasan FeritPerker Mustafa Tütüncü M. P. : Raif YesariBilgisev Kâmil Polat Kemal Karamete Tahsin Yesari Abdurrahman Nisari 1399

1180 1477 1747 1990

KIRKLARELİ

ibrahim Duygun Sedat Zeki Örs Nâzım Akcıkoğlu Şevki Eeevıid Halil İmre Mahir Türkay Hüseyin Yüksel Rifat öçten ErcümetDamalı

C.H. P. :Rahmi ÇeliteMİKemal ColakoğluNüzhet ÇubukçuCalâl ErçokluNazif ErginŞamsE-ddin GünaltayHikmet IşıkHarndi KocabayMuttaüp ökerNecmeddin SadakReşat Şeaıseddlm. iSirerAli Kemal iğitoğlu

TEKİRDAĞ

D.P. :

Hüseyin Bingöl İsmail Hakkı Akyüız I>r.Zeki Eraitaman Şevket Moean Yusuf Ziya Tuntasş

C. H. P. :

Emin Ataç

Ziya Ersin Cezeroğlu

Sadi Kıyaik

Kenaın Kızilitan

Reşit öz.soy

M. K. P. :

Necmeddin Deliorman

TOKAT

D.P. :

Halûk Ökeren

Hamdi Koyütürk

Nuri Turgut Topçuoğlu

Fevzi Çubuk

Mustafa özdemdr

Muzaffer önal

Ahmet Gürkan

Sıtkı Atanç

Zihni Betü(İC.H.P.)

C. H. P. :

Fuat Akman

Ali Himmet Berki

Zihni Betil

Feyzi Eken

Rghmi Günay

103849 103859 103441 103528 103468 103075 102657 102137 101590 85554 86274 86690 86191 87755 89187 86508 85070 87190 88806 88722 86223 53405 54346 53667 53527 53354 37153 36603 37071 37337 36417 490 81804 82374 82570 81449 81474 81815 80965 81626 66169 65511 65751 66169 64867 64910

Oemail Ilâl Mustafa Lâtifoğlu Reşit Önder Refik Ahmat Sevengil

TRABZON

C.H. P. :

Tevfik Koral

Gnl. Naci Altuğ

Fa;lk Ahimet Barutçu

Saffet Eaştımar

Ocımal Reşit Eyüpoğlu

Haindi Orhon

Hasan Saka

Mustafa Reşit Tarakçıopu

Oaİuıd Zam&ngil

Salih :EsatAlperen(D.P.}

MaüımuitGoloğlu(D. P.)

Süleyman F. Kalaycıoğlu (II>. P. )

Ali Rıza Işıl

Ra'üf Karadeniz

Ali Sarıalioğlu

D.P. :

Halit Aganoğlu

Salıih Esat Alperen

'Maihımut Goloğlu

Süleyman Felımi Kalaycıoğlu

İbrahim Çehreli

Hüseyin Çulha

Osman Kuleg-in

Hasbî Pirselimoğlu

Dr. Ahmet Sakasoy

Kâz:ım Üst'indağ

ŞakârŞükrüSanus

Hüseyin Avni Sağıroğlu

M. P. :

Kema!Atarö

Nezihi Arda

Ali Rıza Kırsever

Cevdet Kızıîoğ"lu

Halıim Çakı.

Tevfik Demircloğlu

Orhsn Kalyoncu

AıbdüJg"afur Karaismailoğlu

Haydar Seçkin

Faik Samel

Haısan Şemahi

Cafer Murat Hanoğlu

TUNOELÎ D. P. :

Hasan Remzi Kulu Aydm Hıdır C. H. P. : 'Faıik öztrak Mahmut Tan 65114 64834 64993 65024

64579 64189 65514 63477 64617 63806 64038 63621 63870 62410 62829 62127 61820 61966 60680 62093 62410 62829 62127 62543 61422 60429 58288 60694 57102 61482 60034 11749 7786 6750 6323 6447 6339 6527 5890 6-1S4 5869 5797 6446 10777 15401

10556 7861

URFA D. P. :

Reşat Kemal Tiımuroğrlu56149

M. Celâl Öncel56464

Dr. Feridun Ayailp56425

Ömer Cevheri56478

Dr. Feridun Ergin5654S

Necdet Açana!5645S

Hasan Oral r(C. H. P.)53640

Şükrü Yüksel53194

C. H. P. :

Osman Ağan51659

Atalay Aksın51351

Vasfı Gerger51469

Şükrü GtzUUoğta51746

Esa.t Tekeli5212T

Sıma1 Kemal Yetkin51329

VAN

C.H. P. :

Teri.: Melen24694

Org. Kâzım Özalp20449

İzzet Akın17986

Celâl Çeliker16988

D.P. :

Şükrü AOtay15511

Ha mit Kartal16S58

İbrahim. Arvas '(Bağımsız)10374

YOZGAT

D. P. :

Niyazi Ünal Alçılı77210

Haşini Tatlıoğ-lu70607

Hasan Üçöz68478

Fuat Nizamogflıu69100

Yusuf Karslıoğlu69326

Faik Erbaş73048

Avni Doğan(C. H. P.)57029

Baran Baran55104

C.H. P :

Fahri Akgöl52499

Ziya Arkant49403

Hüsnü Cengiz45157

Kahraman Koç50447

Sevici Cfcsjy45S75

ihsan Nuri Olgun55S50

ZONGULDAK

D.P. :

Ali Rıza. Inceaîemdaroğlu107882

Muammer Alakant108296

Maksut Çivi (Vefat etti)107248

Cemaö1 Kıpçak108084

Sınsıt Başoi107412

Hüseyin Balık107798

Atodurraiıman BoyacıgiHer107897

Fehmi Açıkgöz108870

Avni YurdatoayrsEk108112

Rıfat Sivişoğlu.107416

C. H. P. :

Sebatı Ataman62374

Haâit Aksoy61480

Mithat Altıak61692

Di-. Rcibii .Barkın61922

Dr. Neoati Duman62220

Aıkif İyidoğan62339

Sslbri Koçer62052

Naiim Kormer61890

Orhan Seyfi Orhun61885

ihsan Soyak62341

22 Mayıs 1950

— Ankara :

Yeni kahine şu şekilde teşkil edilmiştir: Başbakan: Adnan Menderes (İstanbul Milletv ekili)

Adalet Bakanı: Halil özyürük (İzmir Milletvekili)^

MillîSavunmaBakanı:RefikŞevket ince (Manisa Milletvekili) içişleri Bakam:RüknettinNasuhioğlu (Edirne Milletvekili).

D-.şişîerlSakam:Pr.FuatKöprülü i(îstanT>ul Milletvekili) (Maliye Bakanı: Halil .Ayan (Bursa Mil­letvekili)

Millî Eğitim. Bakamı: Avni Başman '(İz­mir Miletvekili)

Bayındırlık Bakanı: K. G. Faihri Belen HiBolu iMilletvekili);

Ekonomi ve Ticaret Bakanı: Zühtü Ve-libeşe(izmir Milletvekili) Sağlık ve S. Yardım Bakanı: Dr. Pr. Ni­hat R. Beiger (İstanbul Milletvekili) Gümrük ve Tekel Bakanı: Nuri özsan (Mu^la Milletvekili). Tarım Bakanı: Nifhat Eğriboz (Çanak­kale Milletvekili) Ulaştırma Bakanı: Tevfik İleri (Sam­sun Milletvekili) Çalışma Bakanı: Hasan Polatkan (Eski­şehir Milletvekili) işletmeler Bakanı: Pr. Muhlis Ete (An­kara Milletvekili)1

— Ankara :

Celâl Bayar, bugün ilk toplantısını yap­mış olan dokuzuncu Büyük (Millet Mec­lisince Cumhurbaşkanı seçilmiş bulun­maktadır.

Celâl Bayar, 1884 de Bursa Vilâyeti iğin­de Gemlik ilçesinin. Umuribey Köyünde doğmuştur.

Celâl Bayar, Türkiye'nin çok mahmul hâdiseler ve hareketlere makes olan son yarım asırlık siyasi tarihinde mühim rol­ler oynamış ve biliıassa 1918 de başla­yan Türkiye'nin kurtuluş hareketi ile onu takip eden devrelerde başlıca Türk devlet adamları arasında iLk plânda yer almış olan şahsiyetlerden biridir. Filhakika 1908 de Türkiye'de ikinci defa meşrutiyet idaresinin kurulmasını sağla­yan ve İttihat ve Terakki Cemiyetinin rehberlik ettiği hareketin memleket için­de lıazırlaniinıasnada fasil toir vaziıfe gös-müş olan Celâl Bayar, hayatının hemen pek genç denecek bir yaşında Bursa ha­valisinde gizli îttihad ve Terakki Cemi­yetinin başkam olarak çalışmış ve meş­rutiyet idaresinin teessüsünü takiben de birinci Dünya Harbinin sonuna kadar izmir ve havalisinde ittihat ve Terakki­nin Kâtibi Mesulü sıfatiyle geniş bir fa­aliyet sahasına atılmış buulnuyordu.

Celâl Bayar'm, bu bölgedeki faaliyetleri onun. Birinci Dünya Harbinden mağlûp çıkan imparatorluğun taksimine müte­veccih siyasi hareketlere karşı, bu bölge­lerde ilk olarak kendini göstermiş olan millî harekette de birinci derecede faal bir rol oynamasını sağlıyan bir zeminin hazırlanmış bulunmasında âmil olmuştu. Ve nitekim bundan dolayıdır ki, Celâl Bayar, İzmir'in işgaline tekaddüm eden günlerde Türkiye'nin taksimini istihdaf eden faaliyetlere karşı bu bölgede miliî müdfaaa cephesinin kuruluşuna fiilen iştirak ederek bu millî hareketin kuvvet­lenip kökleşmesinde ve yayılmasında çok faal bir rol oynamış ve yine bu arada Akhisar'da ve Bursa'da Millî Kuvvetler Kumandanlığa yapmıştır.

Celâl Bayar bu esnada yapılan seçimler­de izmir Mebusu olarak Osmanlı Mebusan Meclisine iltihak etmiş ve bu Mecli­sin itilâf Devletleri kuvvetleri tarafın­dan kapatılması üzerine Ankara'ya ge­lerek 1920 de Birinci Büyük Millet Mec­lisine katılmıştır.

'bu tarihten itibaren Celâl Bayar, bugün dokuzuncu devrenin ilk toplantısını yap­mış olan Büyük Millet Meclisine kadar inkıtasız olarak milletvekilliği vazifesini ifa etmiştir.

Celâl Bayar'ın Türk milletinin zaferle sona eren millî kurtuluş hareketine Ata­türk'ün başkanlığında rehberlik etmiş olan Büyük Millet Meclisinin ilk devre­sinden itibaren başhyan ve bu devrede siyasi olduğu kadar iktisadi sahada da Hükümet ve Devlet adamı olarak kendi­ni parlak bir surette göstermiş olan şah­siyetine gelince, bunun ilk ve bariz teza­hürünü, henüz millî savaşın devam ettiği günlerde bile iktisat Vekili olarak Tür-kyie'nin millî ekonomi kalkınmasını ve gelişmesini sağlıyacak ve bunu geliştire­cek istikametlere müteveccih hararetli faaliyetlerinde görmek mümkündür. Bu devreden itibaren Celâl Bayar, de­vamlı olarak Devlet işlerinin içinde veya Türkiye'nin ekonomik kalkınmasında mühim hizmetler görmüş olan müessese­lerde vazife başında bulunmuştur. 1921 de kısa bir zaman için buulnduğu Hariciye Vekilliği vekâletinden sonra Celâl Bayar, ismet inönü'nün ilk teşkil ettiği kabinede Mübadele, imar ve iskân Vekâletinde bulunmuş ve 1924 te bu va­zifeden istifa ederek Atatürk'ün izhar ettiği arzu üzerine yeni kurulan «İş Ban­kası» Umum Müdürlüğünü deruhte eyle­miştir.

1932 de iktisat Vekâletini deruhte eden Celâl Bayar, 1937 de Başbakan oluncaya kadar iktisat Vekâletini devamlı olarak uhdesinde bulundurmuştur. Bu devre, Türkiye'de büyük sanayiin, kuruluş ve teessüsü, Türk Millî 'Ekono­misinin gelişmesi devresidir. Türkiye'nin ekonomik sahada kalkınma­sını hedef tutan ve Atatürk'ün büyük hassasiyetle üzerinde durduğu beş yıllık geniş bir plânın geliştiği bu devrede ik­tisat Vekili olarak Celâl Bayar'ın ifa et­tiği hizmetler, büyük olmuştur.


Muhterem vatandaşlarım,

Huzur içinde yeni seçime giderken arkada bıraktığımız ve mesuliyetine ka­tıldığım kısa devrenin küçük bir mesai bilançosunu arzetmekliğime müsaa­denizi diliyeceğim:

Dış politika durumumuz

Evvelâ dış siyasete temas edeceğim: Sekizinci Büyük Millet Meclisi işe baş­ladığı zaman İkinci Dünya Harbi bitmiş, fakat cihan ufkunda sulh ümitleri verecek huzmeler belirememişti. Böyle bir dünyada Türkiye tek başına ve büyük tehlikelerle karşı karşıya bulunuyordu. Soğuk harp denilen sulhsüz ve kararsız vaziyetin devam ettiği geçen dört yıl içinde, dış politikada hedef, memleketin emniyet ve selâmetini temine çalışmak olmuştur. Bu yoldaki me­sai, çok şükür, memleketimizin dış emniyeti bakımından başariyle netice­lenmiştir.

Türkiye'nin emniyet ve istiklâlinin Amerika için hayatî ehemmiyette oldu­ğunu dünyaya ilân eden Truman Doktrini, bu devrede dünyaya ilân edil­miştir. Türkiye'ye silah yardımı yapılması hakkında Birleşik Amerika Dev­letleriyle yapılan andlaşma bu devrede imzalanmıştır.

Avrupa'yı iktisadi bakımdan kalkındırmak için yapılan yardımdan Türkiye nin istifade etmesi bu devrede temin olunmuş, Türkiye Avrupa İktisadi İş­birliğine girmiş, Amerika ile sıkı dostluk ve işbirliği geniş nisbette artmıştır. Başkan Truman'm Cumhurresisimize gönderdiği hususi mesaj, iki memleket arasındaki münasebetlerin eriştiği yüksek derecenin kıymetli bir vesikası ola­rak yaşamaktadır.

İngiltere ve Fransa ile mevcut ttifakımız geçen yıl tekrar teyid edilmiştir. İtalya hükümetiyle de son günlerde bir dostluk muhadesi imza etmiş bulu­nuyoruz. Gene geçen yıl, Türkiye bir Avrupa devleti olarak Avrupa Birliği Konseyine katılmaya davet edilmiştir. Bugün Avrupa Birliği Konseyinin ha­tırı sayılır bir uzvu bulunmaktayız. Dış siyaset bakımından, Batı âlemi ile olan bugünkü işbirliğimiz tarihin hiçbir devrinde görülmemiş derecede ge­nişlemiş ve kuvvetlenmişte.

İç politika; millî savunma işlerimiz

Şimdi iç faaliyetlere geçiyorum:

Evvelâ millî savunma yolundaki çalışmalara temas edeceğim: İkinci Dünya Harbi olaylariyle, muharip ordulara başarı sağlıyan esas ve imkânlar göz-önüne almark çıkarılan 5398 sayılı kanunla millî savunma işlerine ve Cum­huriyet Ordusuna yeni bir vehçe verilmesi temin edilmiştir. Bu kanunla millî kudretin maddî tezahürlerinden en büyüğü ve en önemlisi olan silâhlı kuv­vetlerin devlet teşkilâtı içinde yeri tesbit edilmiş, Anayasanın tayin ettiği

siyasi sorumluluk müessesesine bağlanması temin edilmek suretiyle istikrarlı bir sistem kurulmuştur.

Deniz Yollarına, 43 milyon dolar da buğday mübayaasiyle piyasanın za-zuri ihtiyaçlarına tahsis edilmiştir.

Bunlardan başka dış kredi olarak Ekspor - İmport (İhracat - İthalât) Banka­sından alman 24 milyon karşılığı olan 74 milyon Türk lirasından 34,5 milyon Türk lirası Devlet Demiryollarına, 13 milyon Türk lirası Tekele, 11.900.000 Türk lirası Devlet Deniz Yollarına, 7.700.000 Türk lirası Etibanka, 4 milyon Türk lirası Sümerbanka, 2.800.000 Türk lirası da Bayındırlığa tahsis olun­muştur.

Milletlerarası Kalkınma Bankasiyle, memlekette kurulacak silolar ve liman­lar için gerekli mukaveleyi neticelendirmek üzere alâkalı bakanlıklar uz­manlarından mürekkep bir heyet Amerika'ya gönderilmiştir. Mukavele im­zalandıktan sonra bu yıl içinde çelik silolar memlekete gelecek ve limanların inşasına da başlanacaktır.

Milletlerarası Kalkınma Bankasiyle yaptığımız anlaşmaya göre Amerika'da ziraî, sınaî ve malî sahalarda ihtisasları ile tanınmış 12 -14 zattan mürekkep bir heyet Önümüzdeki mayıs - haziran aylarında memleketimize gelmiş bulu­nacaktır. Bu heyet, para, bankacılık, maliye, dış ticaret ve tediye muvazenesi idare, tarım sanayi, enerji, malın piyasalara arzı, münakale ve umumî sağ­lık meseleleri üzerinde gereken tetkikleri yaparak ekonomik kalkınma plânı­nı haziriıyacak ve lüzumlu tavsiyeleri yapacaktır. Bu suretle memlekette ekonomik kalkınma, müsbet ve ahenkli bir plân dairesinde inkişaf etmek yo­luna girmiş olacaktır. Bunlardan başka, Devlet Plânını hazırlamak üzere de Amerika'dan tanınmış iki mütehassıs yakında memleketimize gelecektir.

Bayındırlık işlerimiz

Bayındırlık işlerine geçiyorum:

1 mart 1951 tarihinde yürürüğe giren 5539 sayılı kanunla müstakil bir hüvi­yet kazanan ve gerekli yetkilerle teçhiz edilen Kara Yolları İdaresi yeni teş-kilâtiyle yol progamımızı tatbike başlamıştır. 1947 bütçesinde 12 milyon lira olan yol ödeneği 1950 bütçesinde 50 milyon liraya çıkarılmış olduğundan yol faaliyeti çok geniş bir şekilde inkişaf etmek imkânım kazanmıştır.

194S yılında 15.424 kilometre yol bakıma alınmıştı. Bu yıl ise 18.500 kilometre yol bakıma alınmış bulunacaktır.

Hiç geçit vermiyen kısımlar üzerinde 1.065 kilometre yolun inşası ihale edil­miş ve 755 kilometrelik yol da tamir olunmuştur. Uzunluğu 5.977 metreyi bulan 78 büyük ve esaslı köprü inşa halindedir. Bu yıl da 3.665 metre uzun­luğunda 50 köprü ihale edilmektedir. Amerika Askerî Yardımından yollar için ayrılan 5 mlyon dolarla getirilen yol makinelerinden iki yıldan beri çok verimli neticeler alınmıştır. Yol programımızın tahakkuku bakımından lü­zumlu olan makine ve teçhizat için Marshall Plânından ayrılan 15,5 milyon doların 10 milyonu makine ve malzeme siparişine bağlanmış ve bunun yarısı halen memleketimiz gelmiştir. Diğer makine ve teçhizat da gelmek üzeredir. Doğu illerimizin biran evvel kalkınmasını sağlamak üzere 1949 yılında 3.481 kilometre uzunluğunda bir yol şebekesinin ıslahı programa bağlanmış ve ay­nı sene içinde 5.260.000 lira tahsis edilmek suretiyle 700 kilometre yol geçit verir bir hale getirilmiştir. 1950 yılında da Doğu kalkınmasından, yollar için 6.310.000 lira ayırmış bulunuyoruz. Köy yollarının yapılmasına yardım ola­rak ilk defa bu yıl bütçesine konulan 7 milyon lira, ihtiyaç ve hususiyetle­rine göre muayyen bir program dahlinde illere tevzi olunmuştur.

Su İşleri:

Memleketin yeraltı ve yer üstü sularından faydalanmak imkânlarını temin ve sular meselesini esaslı surette halletmek üzere hazırlanan tasarı Meclise sunulmuştur.

Küçük su işleri için bu yıl bütçeye konulan 2 milyon lira ile halkın yapacağı su işlerine yardım olarak ayrılan bir milyon liranın bu yıl içinde faydalı surette sarfı için gerekli projeler hazırlanmıştır.

Demiryolları:

Demiryolları inşaatı, tesbit edilen progama göre devam etmektedir. Narlı Gaziantep hattı Suriye hududunda Kargamış'a kadar uzatılacak bu suretle Güney demiryollarında yabancı bir memlekette boş yere katedilen 165 kilo-metrelk üçgen ortadan kaldırılmış olacaktır. Ereğli-Kozlu hattının inşası ile de bir yandan 1950 de inşası bitecek olan Ereğli limanı hinterlandına bir demiryolu ile bağlanacak, diğer taraftan da kömür havzası amenajman plâ­nına muvazi olarak artacak oalan kömürlerin en kısa yoldan ve en ucuz bir masrafla Ereğli limanına nakli sağlanmış olacaktır. Erzurum'dan Hasanka-le'ye kadar olan kısmı bitirilen, Erzurum - Sarıkamış hattının Horasan'a ka­dar uzayan kısmı da bu yıl bitirilerek işletmeye açılacaktır.

İstanbul, izmir, iskenderun limanlarının tevsi, teçhiz ve ıslahlariyle Samsun, Mersin limanlarının yeniden inşası için, on yıllık bir liman inşa programı hazırlanmıştır. Bu program ara limanları da içine almaktadır. Gerek mev­cut limanlarımızın ıslahı ve gerek yeni limanların inşası için gerekli dış kre­di hususunda milletlerarası imar ve Kalkınma Bankasıyle anlaşmak üzere gönderilen heyet, Amerika'da bulunmaktadır. Hazırlanan programa göre ara limanları ile iskeleler ve seyrüsefer emniyetini temin edecek barınaklar için 10 yılda 25 milyon lira sarfedilecektir.

Ekonomi ve Ticaret işleri:

Geçen devrede ekonomi ve ticaret işlerinin inkişafını temin edecek önemli kanunlar çıkarılmıştır. Bunlardan 5373 sayılı kanunla derin bir geleneğe ve ha­yatiyete malik olan Esnaf Dernekleri kurulmuş, Ticaret Odaları ve borsaIarmın daha muhtar bir durum kazanmaları temn olunmuştur. Ziraat Ban­kasının memleketin zirai kalkınmasında daha geniş bir faaliyet göstermesini sağlamak yolunda büyük adımlar atılmıştır. Memleketin zirai kredi faaliye­tini genişletebilmek için Ziraat Bankasının itibarî sermayesi 100 milyon li-radn 300 milyon liraya çıkarılmış olduğu gibi, Marshall kredileriyle memle­ketimize getirilen ziraat âlet ve makinelerinin satış bedellerinden toplanan 7 milyon lira da bankanın zirai kredisine tahsis olunmuştur.

Zirai kredi islerimizde kolaylık sağlandı

Bu devrede çıkarılan 5389 sayılı kanunla memleketimizde ilk defa olarak düşük faizli ve uzun vadeli zirai kredi dağıtımı gibi çok önemli bir teşeb­büse girişilmiştir. Ziraat Bankasına devlet yardımı ile sermayesinin iki mis­ine kadar tahvil çıkartmak salâhiyetini veren bu kanuna göre tahvil bedel­leri çiftçilere 20 yıla kadar uzun vadeli kredi temininde kullanılacak ve bu ikrazlardan ancak yüzde üç faiz alınacaktır. Tahvil sahiplerine ait yüzde dört fark, devletçe bankaya ödenecektir. Ziraat Bankasınca bu kanunun tatbikine başlanmıştır. İlk parti olarak çıkarılan on milyon liralık tahvil çok kısa bir müddet içinde tamamen satılmıştır. Bu teşebbüsün köylülerimize büyük fay­dalar sağlıyacağma şüphe yoktur.

Köylülerimizin kalkinmasıda rolü pek büyük olan Ziraat Bankası teşkilâ­tının yurt içinde yayılmasına son yıllarda gerekli önem verilmiş, Doğu, Ku­zey - Doğu ve Orta Anadolu illerimiz ilçelerimizin birçoğunda yemden banka şubeleri açılmıştır. Ziraat Bankasının yurt içindeki şubeleri 1946 başında 280 iken bu sayı' 1949 sonunda 386 ya çıkarılmış yani yeniden 106 şube açıl­mıştır. Bankaca çiftçilere, kredi ve satış kooperatiflerine açılan çeşitli zirai krediler'miktarı 1949 yılında 323 milyonu geçmiş bulunmaktadır.

Son yıllarda Toprak Mahsulleri Ofisince hububatın muhafazasına mahsus tesislere İTO bin tcnluk ilâveler yapılmış, bu suretle muhafaza tesisleri tu­tarı 421.700 tona çıkarılmıştır, imar ve Kalkınma Bankasından sağlanan kre­di ile de bu yıl içinde yeni çelik silolar kurulacaktır.

Et ve balık kombinaları

Amerikan yardımından elde edilen kredilerle memlekette et ve balık ko­nularının halline doğru kesin adımlar atılmıştır. Bugün kadar müstahsil böl­gelerin hayvanları canlı olarak istihlâk merkezlerine getirilmekte olduğu malûmunuzdur. Halbuki yürütmek veya türlü vasıtalarla götürülmek sure­tiyle bu uzun mesafelerin kat'ı mecburiyeti, istihlâk merkezlerinde vakit va­kit et kıtlığına sebep olduğu gibi hayvanların da sıklet bakımından önemli zaiata uğramalarını intaç etmektedir.

Bu mahzurları bertaraf etmek üzere memlekette modern bir et sanayii ku­rulması için gerekli tetkikler yaptırılmış, üç senede tahakkuk ettirilmek ü/.e-rede bir program hazırlanmıştır. Bu programa göre, Erzurum, Elâzığ, Trab­zon Konya, Samsun Seyhan, İstanbul, Ankara ve İzmir'de birer et kombi­nası, Zonguldak veİskenderun'da da birer soğuk hava deposu kurulacaktır. Bunlardan Erzurum kombinasının bir kısım inşaatına başlanmıştır. Bu-günerde inşası bitmiş olacaktır.

Erzurum kombinasının mütebaki kısmı ile Konya, Ankara ve İstanbul kom­binalarının inşalarına da bu yıl başlanacaktır. Sermaye elde olduğundan bü­tün kombinalar kurulduğu zaman, canlı hayvan yetiştirmekte olan 33 vilâ­yetimizin müstahsilleri bütün sene boyunca hayvanlarım hakiki değerleriyle satmak imkânını bulacak, et zayiatı zararı ortadan kalkacak, istihlâk mer­kezlerinin artık etsiz kalmaları ihtimali de bertaraf edilmiş olacaktır.

Memleketimizin büyük servet kaynaklarından biri olan balıkçılığı istifade edilecek bir hale getirmek için de Amerikan yardımından istifade edilmiştir. Balıkçılığı avlanmadan istihlâke ve ihraca kadar soğuk hava depolar;, avla-ffia ve nakil vasıtalarıyle cihazlandırmak için gereken etüdler yapılmıştır. Bugünlerde malzemesiparişinevetesislerin kurulmasınabaşlanacaktır.

Küçük esnaf zümrelerinin gelişmeleri için lüzumlu olan krediy sağlamak üzere bir «Kalk Bankası» kurulmasına müsaade veren kanun çıkanhniştır.

Tapa işleri:

Vatandaşların gayrimenkul tasarruflarına ait muamelelerin selâmet ve sıh­hatle ceryanmı temin eden kanunun çıkarılması sayesinde tapa işlerinin tanzim ve süratle intacı meselesi halledilmiş bulunmaktadır. Bu kanunun bilhassa köylülerimize geniş ferahlık vereceği muhakkaktır. Kanunun hem­en tatbiki çın gerekli hazırlıklar tamamlanmış bulunmaktadır.

Bu kanun hükümlerine göre köy ve kasabalarda mevcut ve tapusuz olan .gayrimenkulier tapuya bağlanılarak vatandaşlar arasında zuhur eden ve ba-zan kanlı neticeler veren ihtilâflar tamamiyle bertaraf edilmiş olacaktır. Pîân ve hartaya dayanan arazilerin tapularını elde edecek olsn vatandaşlar bu gayrimenkulier ini terhin suretiyle gerekli kredi bulmak imkânını da eîde edebileceklerdri.

işletmeler Bakanlığının mevzuuna giren şler

Devlet işletmelerini ahenkli ve verimli bir surette nizamlamak gayesiyle ku­rulan İşletmeler Bakanlığı, Devletin tesis ve işletme maksadyle üzerne aldı­ğı ekonomk işlerin plân, program ve etüdlerni yapmak suretiyle verimli bir çığıra girmiştir.

ilk kuruluşunda bu Bakanlığa bağlanmış olan Sümerbank Etibank ve M. T. A. Enstitüsü ile şeker fabrikalarına ilâve olunarak çelik ve kimya fabrikaları adı altında Askerî Fabrikaları da sahasma almıştır. Bu fabrikaların diğer İk­tisadi Devlet teşekkülleri gibi hükmî şahsiyeti haiz döner sermayeli bir şe­kilde işlemelerinin daha vermli neticeler temin edeceği şüphesizdir.

Siûnerbank:

iktisadî Devlet teşekküllerinden Sümerbank, son yıllarda tekstil sanayiini in­kişaf ettirecek teşebbüslere girmiştir. Bu arada Bakırköy Pamuklu Fabrikası genişletilmiş, İzmir'de bir Basma Kombinasının temeli atılmış, Ereğli'de dikiş ipliği, Denizli ve Erzincan'da pamuk ipliği fabrikalarının inşasına baş­lamıştır.

Bursa'daki Merinos Yün İpliği Fabrikası, yünlü kombinası haline getirilmiş, Hereke, Defterdar ve Bünyan'daki yünlü fabrikalarının tezgâhları yenileş­tirilmiş, Diyarbakır'da ise yün hazırlama ve şayak imal etme fabrikası, Taş­köprü'de bir kendir iplik ve dokuma fabrikası kurulmuştur.

İzmit kâğıt ve sellüloz endüstrisi de ince ve orta ambalajlık kâğıt, karton ve mukavva yapacak surette genişletilmiştir.

Karabük Demir ve Çelik ağır endüstrisinin ıslah ve tevsii devam etmekte Kok Fabrikası da bir misli büyütülmekte, bir de cevher kükürtsüzleştirme tesisi kurulmaktadır. Sivas Çimento Fabrikasının kapasitesi bir misli artırıl­maktadır. Yeni makineler gelmiş ve montaja başlanmıştır. Gemlik'teki Sunî İpek Fabrikasının ipek kısmı bir misli büyütülmekte, buna ayrıca sunî yün ve seiafan kısmı eklenmektedir. Filyos'ta kurulan Ateş Tuğlası Fabrikası işle­meğe başlanmıştır. Derme Hidrolik Santralı da yakında işlemeğe açılacaktır.

Etibank:

Etibank'ın Ergani'de başlattığı yeni flotasyon tesislerinin kuruması bitmiştir. Murgul Bakır Madeninin amenajmanı ile birlikte flotasyon ve eritme tesis­leriyle muharrik kuvvet santralının kurulmalarına devam edilmektedir. Gu-lerrıan krom. madeninin laoiar tesisleri tamamlanmıştır. Divriği Demir Ma­deninin amenajmanı, Karabük Demir ve Çelik endüstrisinin cevher ihtiyacı-n, karşJaıyacak şekilde genişletilmektedir.

Ereğli - Zonguldak taş kömür havzasının yeraltı ve yer üstü mekanizasyonu ile havalandırma ve tazyikli hava verme tesislernin bir kısmı ikmal edilerek işletmeye ahnmış, Kozlu'daki 600 metrelik bir numaralı Uzun Mehmet ku­yusu ikmal edilmiş, ikinci kuyunun delinmesine başlanmıştır. Havza'nın ge­nel amenajman:mn Amerikan Yardımına giren teçhizat kısımları ısmarlan­mış, inşası mütehassıs bir firmaya verilen Zongudak Limanının temeli atıl­mıştır. Lavoİr, ulaştn-ma ve yükleme tesisleriyle diğer amenajman işlerine ait malzemenin siparişlerine devam edilmektedir.

Tavşanlı. Tunçbilek ve Değirmisaz Linyit Madenlerini içine alan Garp Lin­yitleri işletmesinin amenajman işlerine devam edilmektedir. Soma Elektrik Santrali işlemeğe alınmış, Tunçbilek Santralinin de montajına başlanmıştır. 1948 de işlemeğe başlamış olan Çatalağzı Termik bölge elektrik santralinden İstanbul'a enerji vermek üzere gereken yüksek voltaj enerji taşıma hat ve tesisleri ihale edilmiş bulunmaktadır.

Son zamanlarda Keçiborlu Kükürt Madeninin amenajmanı ve buradaki erit­me tesislerinin tertiplenmesi işleri ele alınmış olduğu gibi doğu bölgesi ya­kıt ihtiyacını önlemek üzere Erzurum civarındaki Kükürtlü Linyiti ile İstan­bul ihtiyacını karşıiıyacak olan Ağaçlı Linyitlerinin işletilmelerine başlan­mıştır.

Bağcılara yardım kanununa dayanılarak 1949 yılında 3.506 dönüm bağ kurdu­rulmuştur.

Rize Çay Fabrikası bu yıl Tekel İdaresine devredilmiş olduğundan fabrika­nın ıslah ve tevsii için gereken makineler sipariş edilmiş, çay istihsali de bu bölge halkınınkalkınmasını teminedecek şekildedüzenealınmıştır.

Ulaştırma:

Memlekette iktisadi hayatı canlandırmak ve istihsal bölgeleriyle istihlâk mer­kezleri arasında geniş münakale imkânları sağlamak üzere bu yıl armatör­lerimize her türlü karışık eşya nakliyatına serbestçe iştirââk hakkı verlmiş-tir. Armatörlerimize temin edilen beş milyon dolarlık dövizle ticaret filomu­za 35 gemi iltihak etmiş bulunmaktadır.

İkinci Dünya Harbi sonunda Devlet Denizyolları 85.000 gros ton tutarında 34 gemiye sahipti. Bugün bu filo 205.000 gros tona çıkmış, gemi sayısı da 57 yi bulmuştur. Amerika'dan 7 yolcu, 10 yük gemisi, İsveç'ten de 2 yük ge­misi alınmıştır. İtalya'ya 4 yolcu vapuru sipariş edilmiştir. Bu yeni gemi­ler şehir hattı işletmesinde büyük ferahlık yaratacaklardır.

Kuruçeşme'de kurulan ve 6 milyon liraya malolan kömür tahmil ve tahliye tesisleri faaliyete girmek üzeredir.

Demiryolu işletme kabiliyetinin arttırılması için Eskişehir'de Takım fab­rikası, işletme atölyesi, makas atölyesi, türlü elektrik santrali, Sivas'ta do­natım fabrikası inşa ve tesis olunmuştur.

Adapazarı'nda yapılmıya başlanan vagon fabrikası inşaatına devam ediliyor. Şebekenin muhtelif yerlerinde işletme atölye ve kurs binaları, revizÖrlük atölye binası, kurs, yoî atölyeleri, su tasfiye tesisleri inşa edilmiştir.

Demiryollarının, malzeme ihtiyacı ile yeniden yapılacak inşaatı temin için ge­lecek yıllara sari 385 milyon liralık yüklenmelerde bulunması, personellerin terfihi maksadiyle de Barem Kanununda değişiklikler yapılması için gerekli kanunlar Meclisten çıkarılmıştır.

Demiryolu personellerine sosyal yardım yolunda Sivas ve Adana'da birer ilkokul binası, 104 lojman, yatakhane, soyunma ve yıkanma yerleriyle ye­mekhaneler inşa edilmiş ve bu işler için 13 milyon lira sarf olunmuştur.

Daha ağır dingil tazyikli makine ve vagon kullanılması için hattın takviyesi maksadiyle şebekenin muhtelif yerlerinde 252 kilometrelik poz ve takviye yapılmıştır. İnşaattan devralman 132 kilometrelik Elazığ - Genç, 28 kilomet­relik Köprüağzı - Maraş kısımları işletmeye açılmış ve 405 kilometrelik Ço-banpmar - Nusaybin ve Derbeşiye Mardin kısmı cenup yollarından alınrak Devlet Demiryolları şebekesine ithal edilmiştir.

Muhtelif memleketlerden 271 adet lokomotif, bir motorlu tren, 146 yolcu va­gonu ve 2473 yük vagonu alınmış ve hizmete konulmuştur. Bugünlerede ye­niden 1 motorlu tren, 40 yolcu vagonu ve on adet furgon siparişi taahhüde bağlanmak üzeredir.

Hayvanların ıslahı için mevcut beş ahıra ve dört inekhane ile Merinos çift­liğinin dişi damızlık kadroları arttırılmış Aygır depolarındaki damızlık mev­cudu 984 başa çıkarılmıştır.

Tarım Bakanlığına devredilen Hasırca Çiftliğinde büyük bir Aygır deposu­nun kurulmasına başlanmış ayrıca Karacabey Batı Anadolu Aygır deposu iîe Arap atı yetiştirecek Urfa aygır deposu tesis olunmuştur.

Karadeniz sahilindeki iller hayvanlarının ıslâhı maksadiyle de Karaköy Ha­rasının kurulmasına başlanmıştır. Doğu bölgesi hayvanlarının ıslâhı için Van m Erciş İlçesinde Altundere harasının kurulmasına hız verilmiştir.

Doğu İllerindeki muhtelif hayvan hastalıkları ile mücadele etmek için 1.ÖÖO.000 lira tahsis edilmiştir. Bu illerin aşı ve serom ihtiyacını karşılamak uıaksadiyle Elazığ'da büyük bir bakterioloji enstitüsü Van'da bölge labora­tuarı ve bir hayvan hastahanesi kurulmasına başlanmıştır.


Toprak kanunda yapılan tadiller

Çiftçiyi topraklandırma kanununun müesses tarım faaliyetini sarsmıyacak bir şekilde tatbiki için Meclisin son günlerinde mühim tadiller yapılmıştır. Bu tadillerle orta işletmelerin bütünlüğü korumuş olmakla beraber toprak­sız çiftçilerimiz de bir an evvel ailelerini geçindirecek ölçüde toprağa sahip olmaları imkânı sağlanmıştır. Gene bu tadil sayesinde 4753 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce köy kanununa göre kurulmuş olan köylerdeki vatandaşların evlerine ahır ve samanlık gibi yapılara sahip olmaları temin edilmek suretiyle büyük bir sosyal dâva kökünden halledilmiştir.

Emekli kanunu

Bu devre mesaisinin verimli neticelerinden biri de Emekli Kanunu olmuş­tur. Bu kanunla Devlet bütçesini gitgide tazyik etmekte olan bu tezayüde göre istikblâîi meşkuk görünen emeklilik Ödenekleri için sigorta mahiye­tinde bîr sandık kurulmuş bu suretle emeklilik hakları sağlam esaslara bağ­lanmıştır. Bu değişiklik sırasında 1930 dan evvel tekaüde sevkedilenlerin bugünkü durum icaplarına tevafuk etmiyen vaziyetlerin ıslâhı için verilen yüzde elli zam yüzde altmışa çıkarılmış altmış iki buçuk liraya kadar olan emekli ve dul yetim aylıkları tamamen bundan fazla olanların da altmış iki buçuk lirası kazanç, buhran, muvazene ve hava kuvvetlerine yardım ver­dilerinden istisna edilmiştir. Yapılan bu zam ve istisna, bütçeye 30 milyon lira nisbetinde yeni bir yük tahmil etmiştir.

Aziz Vatandaşlarım :

.

Muhaliflerin Hükümet mesaisini işgal maksadiyle hergün sistematik bir su­rette yaptıkları eski zamanlara ait soruların münakaşasiyle heder olan kıy­metli saatlere rağmen, 15 ay kadar kısa bir zamanda ancak bir kısmını arz--edebildiğim bu memleket işleri başarılmış bulunmaktadır.

Köyde Radyo

C. En az her köy odasına bir radyo verebilmek için ucuz radyolar hazırla­tıp 4 yıl içinde bütün köylülerimizi radyo sahibi kılacağız.

Köy Yolları

D.Köylerimizin ana yollar şebekesine geçit verir yollarla bağlanması işiniönümüzdeki 4 yıl zarfında alletmek kararındayız. Sadece bu dâvanın halliile köyün birçok meselelerinin ortadan kalkacağına inanmaktayız.

Köyde Ş$u

E.Köylerimizi temiz ve sağlık şartlarını haiz suya kavuşturma işini de önü­müzdeki 4 yıl içinde çok hızlandıracağız.

Köylüye Toprak

F.Milletimizin maddî varlığının temeli toprak mahsulleridir. Devlet elinde­ki geniş topraklardan başlıyarak topraksız veya az topraklı köylüye arazi da­ğıtmak işini hızlandıracağız.

ir iskân

G.Yurdun ziraate elverişli yerlerinde çiftlik yapmak isteyecek aileler içinher türlü kolaylık ve imkânları sağlıyacağız.

Köylüye Daha Elverişli Ziraat Usıd Ve Vasıtaları

H.Çiftçiye elverişli tarım usullerini sistemli bir tarzda öğreteceğiz. Çiftçi çocuklarım yetiştirmek için amelî ziraat okulları açma işini diğer tek­nik okullarımız gibi .ve uzun vadeli bir programa bağlıyacağız. I.Ziraat âletleri fabrikasını çiftçimizin ihtiyaçlarını karşılayacak ölçüde ge­nişleteceğiz.

J.İyi vasıfta ilaçlanmış tohumluk dağıtma işine hız vereceğiz. K.30 bin tonlukbir suni gübre fabrikasıkurmak üzere hemen teşebbüse «ecilecektir.

L. Ziraat Bankası sermayesini 500 milyon liraya çıkarmak ziraî kredi saha­sında ilk hedefimizdir. Buna erişmek için gerekli tedbirler süratle alınacaktır. M. Ekip biçmede ve harmanda, makineden ve diğer fennî usul ve vasıtalar­dan kendi ferdî imkânları ile faydalanamayan çiftçi vatandaşların bu vasıta­lardan toplu olarak istifadesini sağlıyacağız.

Köylüyü Tek Mahsulden Kurtarmak için

N. Yurdun her köşesini, toprak, iklim ve diğer şartlar bakımından tasnif ederek çiftçi vatandaşın kaderini tek mahsule bağlı kalmaktan kurtarmak için her bölgede köylümüzün meşgul olabileceği istihsâl çeşitlerini tesbit ede­ceğiz. Yeni istihsâl sahalarına ve çeşitlerine rağbeti arttırmak için yardımda bulunacağız.

Ankara : 8 (A. A.) —

1950 seçimlerinde vatandaşlarımızdan reylerini partimiz lehine kullanmaları­nı isterken, millet idaresiyle iktidara geldiği taktirde, Demokrat Partinin baş­lıca memleket meselelerini nasıl bir zihniyetle ele alacağını ve önümüzdeki dört yıllık seçim devresinde hangi istikametlerde yürütmeğe çalışacağını izah etmeği lüzumlu görmekteyiz.

Demokrat Parti seçim beyannamesi olarak umumî efkâra sunacağı bu vesi­ka rasgele akla geliveren bir takım iş ve hizmetlerin liste veya cetveli ma­hiyetinde olmıyacaktir. Asırlarca geri kalmış bir memlekette, bugünün ile­ri milletleri seviyesine gelebilmek için duyulan ihtiyaçların sonsuz olması, partileri ölçüsüz vaitlerde bulunmağa sevkedebilir. İktidara gelmek veya onu muhafaza etmek arzusu ve hırsı da birtakım cazip vaitlerle ortaya çıkmağı teşvik edebilir. Ancak Türk Milletinin vakar ve ciddiyetine lâyık bir parti olabilmek endişesi tahakkuk ettirilmesi imkânsız ve hatta şüpheli vaitlerde bulunmaktan bizi alıkoymaktadır.

Halk Partisinin seçim beyannamesi olarak yayınladığı vesikayı bir kerre bu bakımdan, sonra da muhtevası ve açıklamakta olduğu zihniyet itibariyle ten­kide şayan görmekteyiz.

İlk önce bu beyannamenin rasyonel olmadığını ve memleket meseleleri hak­kında realist bir görüşe dayanmadığını kaydetmek mecburiyetindeyiz. Fil­hakika meseleler mahiyetlerine ve ihtiyaçlar ehemmiyet sıralarına göre ter­tiplenmiş değildir. Öyle ki daha ilk bakışta mevzu ve meselelerin rasgele kaleme alınmış olduğu kanâatına varmamak mümkün olmuyor. İktisadî kalkınma bahis mevzuu olunca, Halk Partisinin hatırına daima büt­çe kuvvetiyle devletin girişeceği sair iktisadî teşebbüsler ve devlet inhisarcı­lığı gelmiştir. Böylece Halk Partisi daima müdahaleci, kapitalist, brokratik ve inhisarcı bir devlet telakkisinin tazyik külfetini iktisadî bünye üzerine git gide ağır bir surette yüklemek yollarında yürümüştür. Bu suretle hususî teşebbüsü baskı altında bulunduran ve serbest iş sahasını gittikçe daraltmak temayülünü besleyen devlet, köy ekonomisini ve ziraat sahasını âdeta iştigal dairesi dışında bırakmış gibi görünüyor.

Bünye ve mahiyeti itibariyle köyün ve ziraatın devletçilik mevzuuna sokul­mağa en az müsait olmasında aramak icap eder. Bunun içindir ki devlet sana­yiciliği, nakliyeciliği, bankacılığı, gıdasını daha çok köyden ve ziraatten al­masına ve onu istimsar etmiş olmasına mukabil köyü ve ziraati ihmal etmiş bulunuyor.

Hiçbir zaman gözden uzak tutulmaması icabeden bir hakikat varsa, o da, nü­fusumuzun %80 ninin köylerde yaşamakta olduğu ve bütün ihmallere ve ip­tidailiğine rağmen ziraatın, millî ekonomimizin temelini teşkil etmekte bu­lunduğudur. Binaenalyh her sahada kalkınmanın, ancak bu temelin kuvvet­lenmesi ile mütenasip olabileceğinin bir mütearife olarak kabul edilmesi icab-ederdi. Gösterişçi ve pahalıya mal olan bir devletin, alabildiğine genişliyen bir brokratik cihazın karasapan ve kağnının mahkûmu olan geri bir ziraî bünye üzerine kurulamıyacağı, kurulmak istendiği taktirde ise millî ekono­miyi takatsiz düşüreceği hesap edilmeli idi. İşte memleketin içinde bulun­duğu iktisadî takatsizliğin başlıca sebebini Halk Partisi hükümetinin bu açık hakikatleri kabul etmemekte İsrar edişlerinde aramak icabeder.

Şayet ötedenberi böyle sakat bir görüşle iktisadî inkişafımızın tabii mecra­sından inhiraf ettirilmiş olmasaydı şüphe yok ki yalnız ziraatimiz değil, sana­yiimiz, nakliyeciliğimiz, madenciliğimiz de bugün olduğundan çok daha ileri bir merhalede bulunur ve memleket bugünkünden çok farklı bir sima arz-ederdi.

Ne gariptir ki beyannameden çıkan mâna, halâ ayni sakat yolda yürümekte İsrar edilmekte olmasıdır. Anlaşıldığına göre, Halk Partisi iktidarda kala­bildiği taktirde önümüzdeki dört sene içinde yeniden milyarlara varan mas­raf ihtiyarından çekinmiyecek ve bu ağır yükü geçmişte olduğu gibi gele-cekde de bugünkü cılız ziraî ve iktisadî bünye üzerie yüklemeye teşebbüs edecektir.

Bunun neticesi bir kalkınma olmaktan ziyade millî ekonomiyi yeniden hır­palamak olur. O halde iktisadî kalkınmanın mânasını iyice kavramak icab­eder. İktisadî bünyeyi tazyik ekmekle ve zaafa düşürmek bahasına elde edi­lecek imkân ve paralarla şurada burada şu veya bu tesisi vücüde getirmek hakikî kalkınmanın tabii yolu olamaz. Yapılacak iş ve hizmetin faydası ancak millî ekonomimize temin edeceği fayda ile ölçülür. Taşa, toprağa göme­cek, israf ve heder edilecek paramız ve zararı tecrübe edilmiş yollarda ısrar­la gaip edilecek zamanımız yoktur..

İstihsalin artmasına hayat pahalılığının yenilenmesine, maliyetlerin düşürül­mesine ve memlekette hayat standardının yükselmesine doğrudan doğruya ve en müessir tedbirler iş ve hizmetler ne ise bütün dikkat ve imkânlarımızı ancak bu istikametlere tevcih etmek mecburiyetindeyiz. Bütün bunların gerçekleşebilmesi, iktisadî bünyenin sıhhatli bir hale getiril­mesi ile mümkündür. Millî ekonomimizin her şeyden önce, devlet yükleri­nin ağırlığı altında mefluç bir hale geldiğini kabul etmek zaruridir. Devlet umumî bütçe, hususî idareler, belediyeler ve köy bütçeleri yolu iİe yıllık millî istihsalin mühim bir kısmını bel etmektedir. Rakamlarla ifadesi mümkün olan bu malî külfetlerin dışında devletin millî ekonomiye, dolayısıyie yüklediği külfetler de mühim yekûnlara varıyor. Dev­let iktisadî teşekküllerinin bir türlü verimli hale getirilmemeleri yüzünden bu memlekete çok pahalıya mal olduğu bir hakikattir. Devlet nakliyeciliği­nin pahalılığı da iktisadî hayatı, hâla tazyik altında bulundurmaktadır. Mo-törlü vasıtalar, yolsuzluğa akaryakıt fiyatlarının maksat altında ve başka memleketlere nazaran çok yüksek seviyede tutulmasına rağmen, daha bu­günden demiryollarımızla sıkı bir rakabet halindedir. Devlet orman işletme­lerinin, orman mahsüllerinn fiyatlarını dünya fiyatlarına nazaran ne kadar nisbetsiz olarak yükseltildiği malûmdur. Devletin istikraz yapabilmek için devlet tahvillerinin faiz nisbetlerinin mütemadiyen yükseltilmesinin ve devlet. bankacılığının memlekette faiz ve ıskonto hadlerini daima yüksek tutması­nın istihsal ve iş hayatı üzerinde çok menfi tesirleri olmaktadır. Devlet vergi olarak alamadıkları istikraz faizlerini yükseltmek yolu ile almak çarele­rini aramakta ve millî sermayenin devletin müstehlik masraflarına yatırıl­masını teşvik etmektedir. Devlet inhisarcılığı bir vergi müesesesesi olmak hedefini çoktan aşmış bulu­nuyor. Ayrıca brokrat ve müdahaleci bir devletin ekseriya birbirine zıt türlü karar ve nizamlarla iş ve istihsal hayatını kayıtlamasının menfi tesirlerini bilhas-sa alakalılar çok iyi bilirler. Bu izahlardan maksadımız Halk Partisini ve onun beyannamesini tenkit et­mekten ziyade partimiz iktidara geldiği taktirde takip edeceği malî ve ikti­sadî politikanın istikametlerini daha iyi belirtmektedir. Bu izahlarımızdan. anlaşılacağı üzere partimiz her şeyden önce yeni, yeni teşebbüslere girişme­den evvel iktisadî bünyeyi selâha kavuşturacak tedbirlere başvurmak lüzu­muna kani bulunmaktadır. Şu halde alınacak ilk tedbirler devlet bütçesinin iktisadî bünyenin takati ile mütenasip hale getirmek bütçeler dışında ve bir nevi gizli vergi şeklinde ola­rak devletin millî ekonomiye tahmil etmekte olduğu külfetleri asgari hadde indirmek, devlet masraflarında sıkı tasarruflar yaparak hem bütçede hakiki muvazene temin etmek, hem de tasarruf yolu ile elde edeceğimiz imkânlara tercihen doğrudan doğruya istihsalimizi artıracak en verimli sahalarda kul­lanmaktan ibarettir.

Bu arada iş hayatını engelliyen brokratik kayıtları ve devlet müdahaleleri­ni asgariye indirmek, üzerinde ehemmiyetle duracağımız mevzulardandır. İktisadî imkânlarımızın ve millî tasarrufun devlet eli le dondurulması yani akim yollarda sarf ve israf edilmesi politikasına katı surette son vermeği mil­lî sermaye ve hususî teşebbüsün sür'atle inkişafını temin bakımndan zaruri görmekteyiz.

Millî sermaye ve hususî teşebbüsün çalışma teminatı noksan ve inkişaf im­kânları mahdut olan bir memlekete, dıştan sermaye gelmesni beklemek bir hayalden ibaret olur.

Halbuki dıştan gelcek teşebbüs sermaye ve ileri tekniğe şiddetle muhtaç bu­lunuyoruz. Ne kadar isabetli tedbirlerle memleketi idare edersek edelim, dün­yanın ileri memîektlerinden bizi ayıran mesafe o kadar geniştir ki kendi imkânlarımızla iktifa etmek mecburiyetinde kaldığımız taktirde sür'atle eriş­mek mecburiyetinde olduğumuz iktisadî cihazlama seviyesine varabilmek için çok uzun yıllar beklemek icabedecekti. Unutmamalıyız ki dünyanın iler­leme temposu tarihin hiçbir devri ile mukayese olunamıyacak baş döndü­rücü bir sür'at iktisap etmiş bulunuyor.

Geşmişte takip olunan siyasetin sermaye ve teşebbüse muhtaç bulunduğu istikrar ve emniyeti vermemesi ve meselâ varlık vergisi gibi tedbirlere baş vurulmuş olması ve dıştan sermaye gelmesini önliyecek yollarda yürünmesi, memleketin bugünkü iktisadî mühim âmillerinden sayılmak icabeder.

İktisadı ve malî sahalarda takip edeceğimiz yolun, memleketin iktisadî ci-hazlanmasmı sür'atlandıracağı istihsali ve millî geliri artırarak umumî ha­yat stndardını yükselteceği muhakkaktır. Yalınız köylümüzün değil, çok bü-yük bir geçim sıkıntısı içinde bulunan işçilerimizin, dar ve mahdut gelirli büyük bir kısım halkımızın bugünkü yaşama şartlarını ıslâh emenin, hayat pahalılığına karşı gelmenin tek tesirli çaresi budur. Bununla muvazi olarak, işçi ve köylü meselelerini ehemmiyetle ele alarak garp demokrasilerinde kabul edilen esaslar dairesinde ve iktisadî imkânlarımızla mütenasip olarak bir an evvel halletmek hayatî bir davamızdır.

Partimizin takip edeceği iktisadî ve malî politika hakkında esas görüşlerimizi bu suretle tebarüz ettirdikten sonra şimdi memleketin siyasî ve idarî mese­leleri hakkındaki düşüncelerimizin izahına geçiyoruz.

Bilindiği gibi, Demokrat Parti kuruluşundan beri, mücadelelerini daha zi­yade siyasî bünyenin tam manasiyle demokratik bir şekilde islâhma tevcih etmiştir. Bunun başlıca sebebini, içtimaî ve iktisadî bünyemizdeki düzensiz-liklern islâh ve tanzimini siyasî sistemin yeni ve demokratik bir zihniyetle tanzmine sıkı sıkıya bağlı görmemizde aramak icabeder.

Bunun bir sebebi de iktidarın, demokratik görüş ve fikirleri başlangıçta şid­detle yadırgayarak partmize karşı gitgide şeklen olsun hafiflemekle bera­ber, ynie son zamanlara kadar devam eden yersiz ve haksız bir mücadeleye girişmiş olmasıdır. Bu mücadele tek parti zihniyetinden kanunlarımızda, iti­yatlarımızda, telâkkilerimizde artakalan ne varsa bunların tamamiyle tasfi­yesiyle ancak sona erecektir. Esasen bugünkü iktidarın devamı, yalınız ve yalnız öyle bir tasfiyenin henüz yapılmamış olmasıyle izah olunabilir. De­mokrat Partinin kuruluşundan beri geçen yıllar zarfında memleketin demok­rasi yolunda mühim merhaleler aldığı muhakkak olmakla beraber, siyasî hayatımızın henüz normal bir mahiyet arzetmediği de şüphesizdir. Otuz sene devam eden bir iktidar, Sovyet Rusya hariç, bugünün dünyasında misli ol­mayan bir hadisedir. Ancak serbest seçimlerle millî iradenin hâkim olması ve iktidarın bu yoldan teayyün etmesiyledir ki, memlekete hakikî demokra­sinin kurulmuş olduğuna hükmetmek kabil olacaktır.

Bu memlekette iktidarın seçimlerle değişmesini tabüleştirmeyi ve bunu top-hayatınıizm, vatandaş kalbinde en ufak bir endişe yaratmiyacak tabii bir hâdisesi haline getirmeği gerek partimiz gerekse iktidar cin mîllî bir vazife saymaktayız.

Bu sebepledir ki bilhassa seçim devresinin sükûn, içinde geçirilmesini gaye edindik, ve memleketi kötü âkibetlere götürebilecek her türlü tahrikler kar­şısında milletimize lâyık vakar ve temkini muhafaza etmek azmini kuvvetle gösterdik. İşte bundan dolayıdır ki, bir taraftan iktidarın haksız ve hırçın isnatlarını ciddiyet ve temkin ile karşılarken, diğer taraftan da, kendisini hakikî v°, ciddî muhalefetin tek mümessili göstermeğe çalışan bir zümrenin partimizi gülünç muvazaa isnatları ile şaibelendirmeğe kalkışmasına ve ar­dı arkası gelmeyen iftira ve tezvirlerine karşı da şimdiye kadar sükûn ye vakarımızı muhafaza etmesini bildik. Ancak, bunların seçimlerde hâkim ol­ması icabeden sükûn ve temkini bozmak ve karşılıklı husumet ve şiddet ha­vası yaratmak maksadiyle bilhassa son zamanlarda giriştikleri faaliyetler karşısında partimizin hareketsiz kalması memleket hesabma çok zararlı ol­maktadır.

Vatandaşlar arasında kin ve husumet hisleri uyandıracak, millî tesanüdü bozacak ve memlekette huzur ve itimadı sarsacak usullere baş vuran bu züm­renin, millî bir mahiyet almış olan bugünkü siyasetimize karşı takındığı ta­vır ve muhafaza ettiği manalı sükût, dikkat ve endişe celp edecek bir mahi­yet arzetmektedir.

Böyle hareket edenlerin, memleketin yakın atisi için tehlike teşkil edecek bir yolda bulunduklarını umumî efkâr Önünds açıklamayı millî bir vazife .saymaktayız. Bu zümrenin memleket hesabına yapabileceği zararların önüne geçmenin tek yolu onları hüviyet ve mücadele metodları ile umumî efkâra tanıtmaktan ibarettir.

Gerek muhalefeti soysuzlaştırmaktan başka bir şey yapmayan bu zümre, ve gerekse mazide edindiği kuvvetlere dayanan iktidar karşısında, partimiz, kuvvetini, milletin demokratik bir rejime kavuşmak hususundaki azmin­den ve programı ile ifade ve temsil etmekte bulunduğu ruh ve zihniyetin bu günün şartlarına tamamiyle uygun ve ileri olmasından almaktadır. Dâvanın manevî cihetini bırakıp maddî cihetine ve yaşayış şartlarımıza ge­çersek aynı kötü durumla karşılaşırız. Bilhassa yanlış ve eksik tedbirlerden, devlet sermayeciliğinden ve bin bir kö­tülüğe göz yumulmasından doğmuş olan aşın pahalılık millî bünyemizi ke­mirmektedir. Diğer taraftan memlekette umumî refah ve ekonomik gelişmeyi sağlayacak esaslı hiçbir tedbir alınması yoluna gidilmemektedir. 7 Eylül kararlarının yol açtığı vurgunlar, hububat ihracatı dolayısiyle işlen­miş kötülükler, resmî bir vesika ile sabit olmuş olan muazzam dolar kaçak­çılığı ve bunlara benzer hareketler üzerine hiçbir takibata girişmemiş olan bir iktidar partisinin bir kerre daha iş başında kalmasından ancak bu gibi kö­tülüklerin çoğalması ve Türkiyemizin ekonomik bakımından ezilmesi bek-leniîebilir. Bu da iç ve dış itibarımızı bir kat daha yıpratır ve bizi kuşatan tehlkeleri boyuna arttırır.

İsmet İnönü'nün asıl maksadı:

Bu günkü gidişin devamı millet ve memleket bakımından sadece yıkıcı ola­bilir. Fakat Cuhurbaşkanmm ilk seçim nutukları işin bu kadarla da kalma­yacağını gösteriyor.

İsmet İnönü yukarıda anlatılan kötülüklerin hiçbiri üzerinde durmadan, bun­ların önleneceği ve kötülüklerin cezalandırılacağı yolunda tek bir kelime söy­lemeden bilhassa Anayasanın değişmesinden bahsetmemektedir. Her şeyden önce şurasını açıkça kaydedelim ki, mevcut anayasanın tam tatbikine mani olan kimse anayasanın kifayetsizliğinden bahsetmemelidir. İsmet İnönü'nün asıl maksadı kendi selâhiyetlerinin arttırılması, yani kendisinin fiilen haiz ol­duğu nüfuzun kanunileştirilmesi ve her ne pahasına olursa olsun diktatörlük mevkiini muhafaza etmesidir. O, bunu elde ettikten sonra Halk Partisi Genel Başkanı kalmaya lüzum görmeyebilir ve bu makamı bırakıp millete: (İşte muhaliflerin istediklerinden en mühimim yerine getirdim3 hâlâ da memnun değiller) demeye kalkışabilir. Amma kendisi artmış olan selâhiyetleri saye­sinde memleketimizde şahsi hakimiyet ve tahakküm esasını daha da zararlı bir biçimde yürütebilecek bir duruma gelmiş olur.

Bugün memleketimizdeki mücadele millî irade mücadelesidir ve mevcut Ana­yasamıza dayanmaktadır;hal böyle olunca millî iradenin gerçekleşmesine eli­ne geçirdiği devlet imkân ve kuvvetleriyle karşı duran bir kimsenin bugün-ük Anayasanın kifayetsizliğinden bahsetmeye hakkı ve salâhiyeti olamaz.

Bu sebeple Millet Partisi evvelâ Anayasanın gerçek hakimiyetinin sağlanma­sını ele almış ve Anayasanın tahakküm ettirilmesi işini millî iradenin haki­miyet ve taktirine bırakmıştır.

Bu cihetleri belirtikten sonra milletimizin dikkatini şu noktaya ehemmiyet­le çekmek isteriz. Cumhurbaşkanının tasavvurlarının gerçekleşmesi millî bir tehlike husule getirecektir. Buna karşı dikilmek millî bir vazifedir. Bu va­zife de sandık başlarında görülür ve görülmelidir. Demokrasi sözüyle çok partili usul çıkalıdan beri halkımızın en şiddetli bas­kıları görmüş, en sert muamelelere uğramıştır. Keza muhalefet dalgasının en kabarık olduğu bir sırada halkımız onun başmdakilerden iktidarla gizli görüşme ve anlaşmalarını öğrenmiştir.

Buna göre biz Millet Partililer şu kanaatteyiz ki her şeyden önce memleke­timizde- güveni tesis etmek gerekir; bunun için de siyaset ve idare ile uğra­şan herkesin özü ile sözü bir olmalıdır, yazı ve söz hürriyetine inanarak ya­zıp konuşan muhalifler muhakemelere verilirken kötülük işleyen muvafık­lar affedilmemeli ve onların kötülükleri bilinmeraezlikten gelinmemelidir. Keza muhalif geçinenler iktidarla gizli temaslar yapmamalıdırlar ve herşeyin açık cereyan etmesine dikkat etmelidirler. Şuna inanıyoruz ki, bütün bu işlerde güvenilmeye en lâyık olan biz Millet Partilileriz.

Yurdumuzun büyük bir dâvası da şef usulünün, yani her işte ilk veya son söz sahibi olmak selâhiyetini fiilen bir adamda bulunmaması keyfiyetinin artık sona erdir ilmesidir.

Şef usulünü kaldırmaya çalışırken bugün varolan ve devlet işlerindeki ba­şarısızlığı Ölçüsünde makamından ayrılmamakta İsrar eden kimsenin iş ba­şından çekilmesini istemek de tabiidir ve zaruridir. Onu yıllarca mutlak bir şef okluktan sonra devlete temsili, surette başkanlık edebileceğini sanmak hayal peşinde koşmak olur. Esasen onun kendi selâhiyetlerini arttırmak için uğraşması şefliğibırakmayı değil, onu kanunlaştırmayı düşündüğünü gös­teriyor.

Şef usulüne son vermek dâvasını bütün genişlik ve şümulü iîe ele almaya cesaret eden tek parti Millet Partisidir..

Hulâsa biz, meşhur tabirile halk tarafından kurulmuş, halkın malı olan ve halk için çalışan bir hükümet ve idare istiyoruz. Kendi kongrelerimize bas­kısız, tedbirsiz davranışımız ve onların tam'bir hürriyet içinde cereyan et­meleri Millet Partililerin bunu yapacak kimseler olduğunun en kuvvetli de­lilidir. Millet Partisini kim idare ederse etsin bu prensipler yaşayacaktır; çünkü tüzüğümüzün esaslarına göre Partimizde fanilere ebedî mevkiler ve­rilmemiştir. Kendi iç bünyesinde şeflere itaati, tertipli ve baskılı kongreleri, keyfi muamele ve taraftarlığı kabul edenler memleket idaresinde de ancak ay­nı usulleri tatbik edebilirler ve onlardan hürriyet ve demokrasiyi gerçekleş­tirmeleri beklenemez.

Bizim davranışımız ve tuttuğumuz yol Birleşmiş Milletlerce kabul edilmiş olan {insan haklarının ) milletimiz için de samimiyetle tatbikine götürecek tek yoldur. Yol bu olunca Türkiye yalnız resmen değil, gerçekten ve gönülden Birleşmiş Milletler teşekkülünün bir üyesi olur ve bütün dünyada manevî itibarı artar.

Biz bunun için de çalışıyoruz ve şuna inanıyoruz ki, zamanımızda kuvvetli devlet olmak, idare edenlerle edilenler arasında tam bir güven ve sevginin varolmasına bağlıdır.

Muhterem vatandaşlarım:

Seçm kanunumuzun, seçim konusunda, bütün siyasî partilere tanıdığı im­kândan faydalanarak bugün ben de, size, Cumhuriyet Halk Partisi adına hitap ediyorum ve İktidar Partisinin önümüzdeki seçimler hakkındaki dü­şünce ve görüşlerini bu münasebetle ve birkaç cümle ile huzurunuzda açık­lamak istiyorum.

Aziz vatandaşlarım;

Halk hakimiyetine dayanan idarelerde, bilirsiniz ki, millet arzu ve idaresini zaman zaman yoklamak usuldür ve asıldır. Bu yoklamalar, seçimlerle yapılır. iktidar da ancak bu seçimler sonucuna göre alınır veya verilir. Birim anayasamız; seçimlerin her dört senede bir yapılmasını emreder. Son seçim; (1946) senesinde yapılmış olduğuna göre içinde yaşadığımız (1950) senesi de bu itibarla ve anayasamız gereğince; Büyük Millet Meclisi seçim­lerinin normal olarak yenilenmesi senesi oluyor, demektir. Seçimlerin ya-pılması gününe gelince; gene hep bildiğiniz gibi, Büyük Millet Meclisi, 24 Martta seçimlerin yenilenmesine karar vermiştir. Bu hale göre ve seçim ka­nunumuz gereğince, Mayısın 14 üncü Pazar günü de seçimler yapılacak ve o gün milletimiz; iradesini kullanarak vekillerini bizzat seçecektir. Nitekim vaktinde başlıyan seçim işleri muntazaman devam etmekte ve hayli ilerle­miş bulunmaktadır.

Muhterem yurttaşlarım;

Bizim eski seçim sistemimizde vatandaşlar; reylerini bizzat kullanamazlar; bunun için o maksatla ayrıca seçilen bazı vatandaşların tavassutuna müra­caat ederlerdi ve bu seçim sistemine de ikinci müntehip usulü veya iki de­receli secim usulü denirdi. Bu usûl; millet iradesini tam ve kâmil olarak be­lirten bir sistem değildi ve bu; ileri milletlerin bugün artık kullandığı bir sistem değild. Onun için biz bunu milletçe terkettik ve diğer birçok inkilâp-İıarımız arasına mühim yeni bir inkılâp daha katarak biz de, bütün dünya medenî milletleri gibi tek dereceli seçim sistemini kabul ettik. Bnaenaleyh

bizde de artık tekmil vatandaşlar; hiç biri diğerinden imtiyazlı olmaksızın kadın, erkek, milletvekilini bizzat seçmekte ve böylece bizde de halk hâki­miyetine dayanan bir idare sistemi tam manâsiyle teessüs etmiş bulunmak­tadır.

Sevgili yurttaşlarım;

Biz, tek dereceli seçim sistemini, ilk defa olarak (1946) senesinde tatbik et­tik. Bu itibarla (1950) seçmleri ile biz yurdumuzda bu seçim sistemini ikin­ci defa tatbik edeceğiz. Yalnız, şu mühim fark ile ki, bu defaki seçimlerimizi dört senedenberi halkımızın umumî efkârında rejim lehine geliştiği ve olgun­laştığı muhakkak olan bir zihniyet içinde yapacağız. Devlet tesis ve işletmeciliği, tabibatı iktizası inhisarı mahiyette olan ve hu­susî teşebbüs ve sermayenin ele alamıyacağı işlere, âmme hizmetlerine has-redilmelidir. Bize göre, hususî mülkiyet ve şahsî hürriyete dayanan bir iktisat rejiminde, iktisadın sahibi aslisi ferttir veya şirket halinde hususî teşebbüstür. Bizim tezimizde, devlet iktisadının içinde değil, üstünde vazife alır. Binaenaleyh devlet bundan böyle âmme karekterini haiz olmayan sahalarda İşletmeciliğe geçmemeli ve muhtelif sebepler tahtında kurduğu işletmeleri (âmme hizmeti ve ana sanayii mahiyeti taşıyanlar hariç) muayyen bir plân dahilinde peyderpey hususî teşebbüslere ve kooperatif birliklerine devret­meye başlamalıdır. Fakat esaslı ve müstakar bir ikitsat politikası tanzim ve tedvin edebilmek için, memleket iktisadî bünye ve münasebetlerini tetkik etmek üzere, ilmî hüviyetleri veya ig hayatındaki başarüariyle tanınmış iktisatçılardan mürek­kep bir iktsadî araştırma merkezinin kurulmasını derpiş ediyoruz. Millî ekonomiyi ilgilendiren esas mevzular ve bilhassa devletin iktisatta ala­cağı vazifenin mahiyet ve şümulü bu şûrada görüşüldükten sonra katiyet kesbedecektir.

M. P. Genel Başkam Hikmet Bayur'un 9 Mayıs 1950 radyodaki konuşması.

Sevgili yurtdaşlarım!

Son yıllarda yurdumuzda cereyan eden mücadelenin ana çizgilerini bir Millet

Partili görüşüyle belirtmiye çalışacağım.

İktidarda bulunanlar bilhassa şu iki noktaya önem veriyorlar:

— Şef usulünü bütün kuvvetiyle ayakta tutmak,

— Yersiz ve aşırı pahalılıkta başlıca âmil olan birtakım menfaatleri koru­mak.

Halk Partisi her türlü müsamaha ve hoş görürlükte bulunabilir, her vaadi ya­pabilir, ancak bu iki nokta üzerinde hiç gevşemez. Bu partinin yayınladığı seçim beyannamesi ve parti ileri gelenlerinin bütün sözleri bu istikametlerde hic bir gevşeme olacağı ümidini vermemektedir.

Öyle anlaşılıyor ki bu iki ukde, bu iki yön biribirine kaynamakta biribirini desteklemektedir; şef ususü ise bu tertibin temelidir.

Atatürk zamanında inkılâplar yapmak ve onları sağlamlaştırmak için kullan­ılmış olan şef usulü şimdi yukarıda andığımız durumu yaşatmak için en kuv­vetli bir vasıta olmuştur.

Halk Partisinin sözcü ve yazarlarına bakılırsa bizde dört yıldır tam demokrasi vardır, halbuki gerçekten her işte bir tek adam ilk ve son söz sahibidir, bütün devlet makinesi ona göre işler, parti milletvekilleri dahi oylarını şeften gelen emir ve işaretlere göre kullanırlar.

Yine bu partinin hükümeti, hürriyet isteyen, kötülüklerden, pahalılıktan ve baskıdan sızlanarak iktidar aleyhtarlığını yapan yurtdaşları yakalamak iste­yince çok kere onlara mürteci, komünist veya yabancı aleti damgasmı vurur. Bunu yapmakla o, gerçek mürteci, komünist ve yabancı aletlerinin işini ko-layîaştırdığmı, onlara kendileri ile hiç ilgisi olmayan kocaman bir kütlenin içine karışıp daha iyi saklanmak imkânını verdiğini pek alâ bilir, keza gayet iyi bilir ki bu gibi iddialar yersiz olarak kullanıla kullanıla artık kimseyi inan­dıramaz bir hale gelirler ve gerçek mürteci; komünist ve yabancı aletleri dahi ele geçirilse halk bunların birer iftira kurbanı olduklarını sanabilir.

Halk Partililer bütün bunları pek güzel takdir ederler, ancak iktidar mevkiini memleketten daha çok sevdikleri için bu gibi silâhlara ulu orta sarılmaktan kendilerini alamazlar. Bunu yaparken iktidardakiler başlıca iki gaye gütmektedirler.

İlk gayeleri bir tethiş havası yaratıp kendi muhaliflerini, yani büyük halk kütlelerini sindirmektir; İkinci Amerika ile Batı Avrupa'da kendilerinin za­lim olmadikları, ancak komünistlere ve Rus aletleri ile uğraşmak zorunda bulundukları için -şiddet politikası güttikleri zarınım uyandırmaktır, iktidardakiler San Fransisko misakı icaplarını yerine getiriyor görünmek ve demokrasi dünyasına kendilerini beğendirmek için yurdumuzda söz, yazı ve toplanma hürriyeti var dedittirecek surette zahiri bir serbestlik havası yaşa-ürlar;ancak bu serbeslikten faydalananlar eğer şef usulünü ve birtakım men-menfaatleri tehdit edecek biçimde yazar ve konuşurlarsa çok kere kötü bir damga ile hapise atılırlar.

Medeniyet dünyasını ve kendi halkımızı aldatacağı sanılan gösterişten ileri gitmeyen ve daha çok tuzak mahiyetinde olan yabancı serbestlikten Halk Par­tisi başka bir menfaat daha beklemektedir.

Bilindiği gibi siyasî, idarî ve sefalet doğuran ekonomik baskı sonunda ne ma­hiyet alacağı önceden kesürilemiyen galeyanlar doğurabilir. İktidardakiler söyle düşünüyorlar: halkın dertleri arasıra söz ve yazı ile ortaya dökülürse onun içi kısmen boşalmış ve kendisine çektirdiklerimize tahammülü artar, hiç olmazsa uzar ve zaman kazanırız.

Dışarıya ve çeriye şamil bu gibi düşünce ve zaruretlerden doğan göz boyayıcı serbestliğin artık hiç bir tarafta, hiç bir kimseyi aldatamıyacak bir hale gel­diğini ve yakın bir zamanda neticenin her bakımdan vahim olabileceğini ikti­dardakiler e anlatmak her yurtseverin borcudur.

Halk Partililerce muhaliflerini sindirmek için kullanılan damgalama silâhına karşı şunu belirtmek isterimki komünistlerin ve Türk düşmanlarının en işi­ne gelen durum bu günkü durumdur.

Baskının, yersiz pahalılık ve sefaletin devamı bu gibi düşmanların her işini kolaylaştırır, bekledikleri ve hazırlandıkları galeyanları yakmlaştırır. Hiç şüp­he edilmemelidirki bütün düşmanlarımız oylarını toptan Halk Partili adayla­ra vereceklerdir.

Keza aslı ohnayan dini İrtica ile mücadele etmek perdesi arkasında en koyu ve menfaatperest bir içtimaî, siyasî ve ekonomik irtica yapan, kanun ve tedbirleri ile yurdu gerilere doğru götüren iktidar partisi bu günkü gidişten fay­dalanan kimselerin oylarını alacaktır.

Komünistlerin ve bu kabil gerileme taraftarlarının en büyük düşmanı yurtda hürriyeti kurmayı, kötülüklerle, geri tahakküm zihniyetiyle gerçekten mü­cadele etmeyi, halkın istek ve ihtiyaçlarını yerine getirmeği ve onu demok­rasi yolunda ilerletmeyi iş edinen Millet Partisidir.

Bunu herkes anlıyor, iktidardakiler de biliyorlar, fakat itiraf işlerine gelmiyor. Sevgi! yurtdaşlarım! 14 Mayısta oylarınızı verirken şunları akılda tutmalı­sınız.

Bu günkü gdişi beğenmiyormusunuz, kendinizi rahat ve mesut sanıyormu-sunuz, hükümetten ve onun tedbirlerinden memnunmusunuz?

Eğer vicdanınız bu suallere «evet» diye cevap veriyorsa yapılıp edilenleri iyi buluyorsanız, oylarınızı iktidardakilere verirsiniz, fakat eminimki böyle dü­şünmüyorsunuz.

Yok bu günkü gidişin kötülüğüne ve tehlikelerine inanıyorsanız, size çektİri-lenleri yeter buluyorsanız, daha iyi bir idare ve siyaset stiyorsanız, o vakit Haîk Partisi ile en açık ve kati surette mücadele eden, onun başlıca düşman­lığım üzerine çeken, birçok tanınmış üyeleri boyuna mahkmelere ve ceza ev-lerne gönderilen, fakat hiç bir baskı ve tethişten korkmayıp kanunî yollardan yürüyerek millet için çalışan Millet Partisine oylarınızı vermelisininz.

Millet Partisi yalnız millete dayanan, yalnız onun gönlünü kazanmayı düşü­nen, bütün kuvvetini ondan alan ve aynı zamanda gençliğin sevgisine mahzar olmak sayesinde gelişen genç bir cereyandır. O, bu yolda devam ettikçe istik­bal onundur.

Millet Partisi iktidarın ve yardımcılarının darbelerini yiye yiye, haksız hü­cumlarına uğraya uğraya, fakat yurdun menfaati için bunlara azimle göğüs gere gere pekîeşmiş kuvvetlenmiş ve büyüyüp yayılmıştır. Ona karşı yapılan her baskı ve hücum kendisine yaramış, çünkü onu yıldırıp sindireceği yerde onun cesaretini ve mücadele hevesini arttırmış, ona halktan ve gençlerden yeni yeni kuvvetlerin katılmasını sağlamış ve onu bu günkü duruma getir­miştir.

Millet Partisi bu büyüme hareketinin henüz başındadır ve bu hareketin her gün hızlandığı görümektedir. Bizim en büyük ümidimiz de budur.

Millet Partisinin gösterdiği adaylar kazanırlarsa Partimiz Mecliste başlıca üç partinin en kuvvetlisi olabilir ve yurdumuzu rahata, refaha hulâsa demokra­siye doğru götürebilir. Bizim programımız yürütülür ve İnsan Hakları beyan­namesindeki hükümler gerçekleştirilirse yurdumuz Amerika ve Batı Avrupa

demokrasi âleminin yalnızca resmi bir üyesi değil, candan takdir edilen ve se­vilen bir uzvu olur.

Bütün bunları yurtdaşlarımizın takdirine sunarak dinleyicilerime Millet Par­tisine gösterdikleri ilgi dolayısyle teşekkür ederim.

İçel, Bursa ve İstanbul milletvekilliklerine seçilen Celâl Bay ar'm İs­tanbul, İstanbul ve İzmir milletvekilliklerine seçilen Halil Özyörük'ün ve iz­mir, İzmir ve Manisa milletvekilliklerine seçilen Refik Şevket İnce'nin Mani­sa, Çanakkale ve Bolu milletvekilliklerine seçilen Fahri Belen'in Bolu millet­vekilliklerini tercih eylediklerine dair önergeleri okunmuştur. Seçim tutanaklar mm onanması müzakeresinde Başkan Fuat Hulusi Demirelli, itiraz edilen bazı tutanaklar hakkında Yüksek Seçim Kurulundan henüz ke­sin bir cevap gelmemiş olduğunu, bu itibarla gündemdeki bu maddenin son­raki oturumlarda görüşüleceğini söylmiştir.

Bingöl milletvekili Feridun fikri Düşünsel, seçim kanunda tutanaklara itiraz müddetinin muayyen olduğunu ileri sürmüş ve başkanlığın bu hususta vazıh bir müddet tayin etmesini istemiştir.

Fuat Hulusi Demirelli, seçim kanununa göre hareket edildiğini ve gündem­deki mezkûr maddenin bundan sonraki oturumlarda müzakere edilmesinin daha uygun olacağını açıklamış ve bu hususu oya sunmuştur. Neticede, se-çİm tutanaklarının onanmasının gelecek oturumlara bırakılması kabul olun­muştur.

Bundan sonra, ad çekme usulüyle 30 kişilk tutanakları nceleme komisyonu seçimi yapılmış ve komisyona Kalis Tokdemir (Gümüşhane), Avni Yurda-bayrak (Zonguldak), Kâzım Özalp (Van C. H. P.), Sadık Giz (İzmir), İbra­him Uygun (Sivas), Tevfik Oral (Trabzon), Mithat Sözer (İstanbul), Reşit Kemal Timuroğlu (Edirne), Kemal özçoban (Afyon), Cemal Gönenç (Erzin­can C.H. P.) Enver Adakan (İstanbul), Hamdi Şarlan (Ordu C.H.P.), Hanı-di Orhon (Trabzon C.H. P.), Zeki Mesut Sezer (Ordu C.H.P.), Cemal Köp­rülü (Edirne) Mehmet Özbek (Burdur), Rıza Topçuoğlu (Erzurum), Sezai Erkut (Kırşehir), Tayfur Sökmen (Hatay C.H.P.), Hüseyin Fırat (İçel), Fa­ruk İlker (Manisa), Tarık Kurbek (Konya), Vahit Yöntem (Bolu), Remzi Koçak (Kütahya), Avni Doğan (Yozgat C. H. P.), İsmail Hakkı Çevik (Eski­şehir), Hüseyin Doğan (Malatya C.H.P.), Esat Oktay (Kars C.H.P.), ab-dullah Güler (Afyon), Ferit Ecer (Niğde), seçilmişlerdir.

Ordu milletvekili Refet Aksoy komisyon için 10 yedek üyenin daha seçilme­sini ileri sürmüş ancak, iç tüzüğün buna müsait olmadığı başkan tarafından ifade edilerek bu teklif kabul olunmamıştır.

Büyük Millet Meclisi Pazartesi günü saat 15 te toplanmak üzere bugünkü oturuma son verilmiştir.

îstanbuİ milletvekili Adnan Menderes'in kurduğu hükümetin programı

— Büyük Millet Meclisinin Muhterem Azaları;

Dokuzuncu Büyük Millet Meclisinin millî tarihimizde alacağı yer her bakım­dan çok mühim olacaktır. Tarihimizde ilk defadır ki yüksek heyetiniz millî iradenin tam ve serbest tecellisinde millet mukadderatına hâkim olmak mev­kiine gelmiş bulunuyor. Dokuzuncu Büyük Millet Meclisinin azaları olan sizleri, Türk Milletinin hakiki mümessillerini selâmlamakla derin bir gurur ve iftihar duymaktayız. (Soldan alkışlar)

image001.gifDemokrat Partinin gayritabiî siyasi şartlar içinde devam eden beş yıllık çe­tin mücadeleleri 14 Mayıs seçimleriyle en muvaffakiyetli surette sona ermiş ve artık memleketimizde normal siyasî hayat başlamıştır. Şüphe yok ki; 14 Mayıs, bir devre sona veren ve yeni bir devir açan müstesna ehemmiyette tarihî bir gün olarak daima anılacaktır. Bu tarihî günün hâtırasını yalnız Par­timiz değil, Türk Demokrasisinin bir zafer günü olarak yâdediyoruz. (Sol­dan alkışlar).

Muhterem Milletvekilleri;

Böyle bir tarihî dönümün ilk Hükümetini teşkil etmek, bizlere büyük bir şeref hissi telkin eylemektedir. Ancak hemen ilâve etmeliyiz ki, şayet programımızı tasvip ve vazife başında kalmamızı tensip buyuracak olursa-nız, bu şeref, bizlere yükliveceğiniz mesuliyetle mütenasip olacaktır.

Filhakika asırlarca geri kalmış bir memlekette, bugünün ileri milletleri se­viyesine gelebilmek için duyulan ihitiyaçların sonsuz olmasına mukabil im­kânlarımızın israf ve tahdit edilmiş bulunması Demokrat Parti hükümetleri­ni bir müddet için, çok çetin meselelerle karşı karşıya bulundurulacaktır.

Biz aynı partinin biribirini takibedeiı hükümetlerinden biri değil, millet ira­desiyle henüz iktidara gelen bir partinin hükümeti olduğumuz için, iktidarı devralırken karşısında bulunduğumuz müşküllere ve memleket işlerinin umumi manzarasına kısaca bir göz atmayı faydalı görmekteyiz. Bilhassa eli­mize mamur bir vatan devredilmekte olduğu iddialarına karşı bugünkü du­rumun umumi afkâr önünde açıklanması zaruri oluyor.

Bir memlekette hükümetlerin en değersizi bile uzun müddet iş başında kal­dıktan sonra, şurada ve burada vücuda getirdiği bâzı esesleri göstererek övünebilir. Fakat her hangi bir Hükümetin vazifesinde muvaffakiyet dere­cesinin hakiki ölçüsü ancak başardığı işlerle elinde mevcut imkânların kar­şılaştırılması neticesinde taayyün eder.

Hakikat şudur ki; uzun süren tek parti hâkimiyeti devrinin Hükümetimize intikal eden neticeleri bu ölçüye göre, asla müsait sayılamaz. Nitekim mem­leketimizin geniş imkânlanyle milletimizin yüksek vasıfları göz önünde tu­tulacak olursa, uzun yılların beyhude israf edilmiş olduğuna ve hattâ mem­leketin tabiî inkişaf seyrinin hatalı ve sakat politikalarla engellenmiş oldu­ğuna hükmetmek icabediyor.

Millî ve siyasi murakabeden mahrum bir idarenin çok uzun yıllar sürüp git­mesi, birçok hataların irtikâbına, israflara ve ifratlara yol açmıştır. Eski ik­tidarın tek parti hâkimiyetinde ifadesini bulan siyasî görüş ve kanaatleri onun iktisadi ve malî politikasına da aksetmiştir. Vatandaş yalnız Devletin siyasi ve idari hükmü altında bulundurulmakla iktifa olunmak istenmemiş onu iktisadi sahada da nüfuz altında tutmak temayülüne göre hareket edil­miş ir.

Böylece, zamanla müdahaleci kapitalist, bürokratik ve inhisarcı bir devlet tipi ortaya çıkmıştır. Bu tip Devletin; masrafları mütemadiyen artırarak memleketi borçlanma yoluna sokmuş olmasını, iş ve istihsal hayatını kısırlaştırarak iktisadi kaynaklarımızın gelişmesine engel olmuş bulunmasını tabiî görmek lâzımdır.

Umumi Bütçeden köy sandıklarına kadar Devlet masraflarının mütemadi­yen artırılması yanında bir de Devlet İktsadi Teşekküllerinin ve her türlü gümrük duvarları ve türlü imtiyazlar himayesinde verimsiz çalışmaları ve mamuleleri pahalıya mal edip pahalıya satmaları memleketi ayrıca tazyik eden mühim bir yük teşkil edegelmiştir. Devlet imalâtçılığı gibi Devlet nak­liyeciliği de bu memlekete çok pahalıya mal olmaktadır. Devlet Demiryol­larının, akaryakıt fiyatlarının maksat tahtında çok yüksek tutulmasına ve yolsuzluğa rağmen şimdiden motorlu nakil vasıtalariyle rekabet edemez ha­le gelmiş olmasının mânası budur. İnhisarcı bir zihniyetle ele alman Devlet deniz nakliyeciliğinin iktisadiyatımız üzerindeki menfi tesirleri yanında bir de millî ticaret donanmamızın inkişâfına engel olmuş bulunmasının zararları­nı ilâve etmek icabeder. Devlet bankacılığı ile Devletin istikraz politikasının rasyonel bir yolda olduğu iddia olunamaz. Faiz ve iskonto hadlerinin yüksek­liği şüphe yok ki, iş ve istihsal hayatı üzerinde daima menfi tesirler icra ede­gelmiştir. Bundan başka, istikraz imkânları daraldıkça Devlet faiz hadlerini yükseltmiş ve bu suretle de yerli sermaye terakümü ve bunun istihsale akışı önlenmiştir. Bu yüzden, memlekette, istihsal hacmımızîa mütenasip bir kre­di hacminin husul bulması bir türlü mümkün olamamıştır.

Devlet Ormancılığımızın asıl ıstırabını yaşıyanlar orman çevrelerindeki bin­ler ve binlerce köyümüz, milyonlarca köylümüzdür. Fakat, Devlet Orman İşletmelerinin yarattığı ıstırap bundan ibaret değildir. Her çeşit orman mah­sullerinin fevkalâde pahalı oluşu, bütün istihsal şubelerinde ve geniş halk küt­leleri üzerinde kötü tesirler yapmaktadır.

Bu hatalı gidişin âkibeti meydandadır:

Yekûnu her yıl artan ve açıkları her yıl kabaran bütçelerden istihsalin art­masını sağlıyacak tahsisat ayrılmamış, borçlar yekûnu iki buçuk milyara yaklaşmış ve bilhassa zirai istihsalimiz on beş, yirmi sene evvelki seviyelerde duraklamış kalmıştır. O kadar ki son senelerdeki dış ticaretimizin yekûn hac­mi 1934 -1935 -1938 senelerindekine nazaran çok daha aşağı bir seviyede bulunmaktadır. Harp yıllarının doğurduğu zaruretler neticesinde ikiyüz on dört tona yükselen altm stoku şimdi yüz ton civarına düşmüş ve döviz stok­ları da tamamen eriyerek açık bir duruma girilmiştir.

Yine bu hatalı siyasetin tecellilerinden olarak 1949 yılında ihraç olunan tah­villerin ancak dörtte birinin satılabilmiş olduğu zikrolunabilir. Bilindiği gi­bi bu tahvİlerin hem fazleri yüksek hem de baliğ oldukları yekûn yirmi mil­yon lira gibi çok ehemmiyetsiz birer rakamdan ibaretti.

İşte bütün bunların neticesi hayat pahalılığı ve maliyetlerde yükseklik şek­linde tecelli etmiş, memlekette geniş halk kütlelerini sıkıntılara ve içtimaî sefalete mâruz bırakmıştır.

Maliyetlerin dünya maliyetlerine nazaran yüksek oluşu istihsalimizin art­masına ve dış ticaretimizin gelişmesine mânı teşkil eden sebeplerin başmda çelmektedir.

Gelir Vergisi ihdası suretiyle eski iktidarca atılmış olan malî adımm nere­ye varacağının malûm bulunmaması gibi sebepler de bu husustaki zorluğu artırmaktadır. Parti programımıza sadık kalarak vergilerde ıslahat yapmak ve bilhassa vasıtalı vergiler nisbetini vasıtasızlar aleyhine indirmek suretiyle vergi adaletine yaklaşmak prensibini tamamiyle muhafaza ediyoruz. Geniş halk tabakalarını sıkan ve istihsal hayatını baskı altında tutan bir takım ver­gilerden tenzilât yapmak suretiyle kazancı dar olan vatandaşları ve istihsal hayatını ferahlığa kavuşturmak lüzumuna kaniiz; ve bu maksatla Muamele Vergisi, Yol Vergisi, Hayvanlar Vergisi mevzularını yeniden elden geçirmeye karar vermiş bulunuyoruz. (Soldan bravo sesleri, alkışlar) Ayrıca bâzı inhi­sar maddeleri fiyatlarında da indirmeler yapmak imkânını arıyacağız. Fakat bütün bunların Gelir Vergisi tatbikatı neticeleri hakkında kati hesaplara var­madan şimdiden sarih olarak ifadesine imkân görmüyoruz. Ancak, bütün bu müşküllere rağmen denk bütçe esasını behemal tahakkuk ettireceğimizi şim­diden ifade edebiliriz. (Soldan alkışlar).

Tekel mevzuunda asü söyliyeceklerimiz, bir vergi olmak hedefini çoktan aş­mış bulunan Devlet inhisarcılığını asgari hadde indirmek kararındayız.

Memleket ekonomisinde bir taraftan müstahsili diğer taraftan müstehliki ya» kından alâkadar eden bu konuların işletilmesinde mücerret Devlet elinde bulunmaktan doğan ve hususi teşebbüslere yer vermiyen veya onlara üstün tutan zihniyetin sona erdiğini şimdiden açıklıyabiliriz. (Soldan alkışlar.) Bunlardan hangilerinin doğrudan doğruya hususi teşebbüslere bırakılması ve hangilerinin ne gibi şartlarla Devlet elinde kalması gerektiğini tâyinde kullanacağımız ölçü Devlet masraflarına karşılık bulmak ve bunu kolay­ca elde etmek hedefi yerine memleket iktisadiyatını malî politikanın dar çer­çevesinden kurtararak vatandaş faaliyetine hasretmek imkânlarını aramak olacaktır. (Soldan bravo sesleri).

Gümrük mevzuunda tarifelerin milletlerarası anlaşmalar icaplarına göre," memleket ihtiyaçlarının inkişafına imkân verecek tarzda yeniden ve toptan gözden geçirilerek kanunlaştırılmasını zaruri görmekteyiz.

Muhterem arkadaşlar;

Yeni iktidarı Ha!k Partisinden ayıran mühim bir görüş farkı da, ziraat işleri­mizin ele alınışında tecelli edecektir.

Nüfusumuzun yüzde sekseni ziraatle meşgul bulunmakta, Türkiye'de ziraat millî ekonomimizin ana kaynağını teşkil etmektedir. Bunun içindir ki} millî gelirin artması ve her sahada kalkınmanın ana şartı bu temelin kuvvetlenme­si suretiyle mümkün olabilecektir.

Ziraatın iktisadi bünyemizin temelini teşkil ettiğini hiçbir zaman gözden uzak tutmıyaeağız. Eski iktidarın yaptığı gibi gösterişçi ve pahalıya mal olan bir .Devlet Müessesesinin, karasaban ve kağnının mahkûmu olan bir zirai bünye üzerinde kurulamıyacağı kurulmak istendiği taktirde ise millî ekono­miyi takatşz düşüreceği hakikati daima hesap olunmak lâzımdır.Bugüne kadar takip olunan yol şayet şu kısaca ifade ettiğimiz görüşe mutabık olsaydı, yalnız ziraatimiz inkişaf etmekle kalmaz diğer bütün istihsal ve iktisadi faali­yet şubelerinde de çok feyizli gelişmelere şahit olmak mümkün olurdu.

Ziraatı ön plâna alan bir görüşle hareket ederek zirai kredi dâvasını, ziraat alet ve vasıtaları meselelerini hastalık ve haşerelerle mücadele, iyi tohum ve tohumları ıslah mevzularını ziraat tekniğini ilerletme çarelerini ehemmi­yetle yenibaştan gözden geçireceğiz.

Küçük ve büyük sulama işlerine hız vermenin verimi süratle artıran ve ye­ni yeni teşebbüslere geçmek imkânını veren bir mevzu olduğuna kaniiz. Top­raklandırma işini daha emniyetli, pratik ve süratli usullere bağlamak niye­tindeyiz.

Unutulmamak icap eder ki, daha düne kadar milyarı geçen Devlet Bütçesi içinde Ziraat Vekâletine tahsis olunan miktar otuz milyon lira civarında idi. Ve bu nisbet hiçbir zaman bütçenin yüzde üçünü geçmemiştir.

Çok U2un yıllar içinde Ziraat Bankasının tediye edilmiş sermayesinde esas­lı bir fark görülmemiştir. Rakam olarak görülen farkların hakikatte para iştira kuvvetindeki düşüklüğün yarattığı farka bile tekabül etmediği basit bir hesapla ortaya çıkacak hakikatlardandır.

Bu sebeplerle evvelâ bütçenin diğer yeyici kısımlarından tasarruf edeceğimiz miktarlarla ziraat bütçesini takviye etmek ve ziraatimizin ana dâvalarını teş­kil eden yukarda ifade ettiğimiz mevzuları memleket çapında olarak ele al­mak azmindeyiz. (Soldan akışlar)

Sulama işleri gibi yol ve tarife meselelerini de ziraatimizle doğrudan doğru­ya alâkalı mevzular addetmekteyiz. Hattâ vergiler ve gümrük tarifeleri sis­temleriyle ziraatimizi kuvvetlendirmenin çarelerini arıyacağız.

Hulasa Devletin bütün faaliyet şubelerinde bu ana kaynağın inkişaf ettir­mesini temin edecek bütün tedbirleri almak kararındayız. Bu arada Ziraat Bankasının sermayesini sözde değil hakikatte artırmak lüzumuna kani bulu­nuyoruz. Bunun ne miktara kadar yapılması kabil olduğunu esaslı tetkikler­den sonra tesbit edeceğiz. Yine kredi mevzuunda kooperatiflere daha fazla ehemmiyet vereceğiz.

Orman meselesine gelince; derhal ve katiyetle söyliyeyim ki, bugünkü sis­teme behemehal son vereceğiz. (Soldan bravo sesleri, alkışlar) Çünki bugün­kü sistem ormanların muhafazası için büyük fedakârlıkları istilzam etmekte, öteden beri ormanla alâkalı milyonlarca vatandaşlarımızı mahrum ve meyus bir halde yaşatmakta ve bütün orman mahsûllerinin çok pahalıya mal olması neticesini vermektedir. Diğer taraftan da bugünkü orman mevzuatı halkla Hükümet arasında derin bir sevgsizlik yaratmakta çeşitli ahlâki zaıflara ve türlü kötülüklere zemin teşkil etmektedir.

Ulaştırma ve bayındırlık şlerimize evvelâ ziraat ve millî ekonomi ile çok ya­kından alâkalı olarak kıymet vermekteyiz. Sonra da ulaştırma ve bayındırlık sahalarındaki faalyetleri memlekette iktisadi ve mânevi bütünlüğü temin ede­cek mevzular olarak görmekteyiz. Ulaştırmada motorun süratli, kolay ve ucuz nakliyatı temin ettiği bu devirde bilhassa karayollarına ehemmiyet verece­ğiz. Köy yollarının yapılması hususunda, imkânların müsadesi nisbetinde umumi bütçeden yardım teminini sağlıyacağız.(Soldan bravo sesleri).

Bugüne kadar yüz milyonu mütecavz bir paranın sulama işlerinde nasıl he­der edildiğini görmekle müteessiriz. Bu acı tecrübeden faydalanarak, israf­lara mevzu olmuş bulunan su işlerini istihsal dâvamızın ana meselesi olarak ele alacağız. (Soldan alkışlar).

Yapı ve imar işlerinde bugüne kadar devam edegelen lüks ve israf zihniyetin yerine zaruret halinde, ancak ihtiyaçlara cevap verebilecek, malî takatimize uygun mütevazi yapılar meydana getirme yoluna gidilecektir. Gerek Devlet Hazinesinden ve gerekse, diğer âmme müesseselerince katı ihtiyaca ve ikti­sadi maksatlara karşılık olmıyan inşaata müsaade etmiyeceğiz. (Soldan al­kışlar) .

Sıhhat işlerimizin hattâ komşu memleketlere nisbetle ne derece ihmal olun­duğu ve hususiyle köylümüzün sağlık meselesi hakkında hemen hiçbir şey yapılmadığı acı bir hakikattir. Bu vaziyeti göz önüne alan Hükümetimiz, bir taraftan şehirlerimizdeki hastanelerin tanzimine ve çoğaltılmasına çalışırken, diğer taraftan da köylümüzün tıbbi ve sıhhi ihtiyaçlarının tatminini ehem­miyetle ele almak kararındadır. Yeni portatif hastaneler ve sağlık merkez­leri tesisi hususunda şimdiden teşebbüslere geçmiş bulunuyoruz. Verem, sıt­ma vesair bu gibi içtimai bir musibet halini alan hastalıklara karşı daha ge­niş ve ciddî bir mücadele programı hazırlamak ve bu arada koruyucu taba­bete lâyık olduğu ehemmiyeti vermek azmindeyiz. Bu tedbirler, memleketin iktisadi kslkmmasıyle ve halkımızın yaşayış şartlarının yükselmesiyle müte­nasip olarak umumi sıhhat durumumuzun da iyiliğe doğru gitmesini temin edecektir.

Maarif işlerimize gelince:

Maddî bakımdan ne kadar ilerlemiş olursa olsun, millî ve ahlâki sarsılmaz esaslara dayanmıyan, ruhunda mânevi kıymetlere yer vermiyen bir cemi­yetin, bugünkü karışık dünya şartları içinde kötü akıbetlere sürükleneceği tabiîdir. Talim ve terbiye sisteminde bu gayeyi göz önünde bulundurmıyan, gençliğin millî karekterine ve ananelerine göre mânevi ve insani kıymetlerle teçhiz ediîmiyen bir memlekette ilmin ve teknik bilginin yayılmış olması, hür ve müstakil bir millet olarak yaşamanın teminatı sayılamaz. ( Soldan bravo sesleri ve alkışlar). Yıllardan beri sarih bir istikametten ve rasyonel bir plândan mahrum olduğu için mütemadi değişikliklere, sarsıntılara uğrı-yan Maarifimzn, milletçe katlanılan büyük maddi fedakârlıklara mütenasip bir verimlilik arzetmediği açık hakikattir. Hükümetimiz, Parti Programında tesbit edilmiş esaslar dairesinde, bu büyük millî dâvayı bir kül halinde ehem­miyetle ele almış bulunuyor. Tamamiyîe demokratik bir ruh ile ilmin son ne­ticelerine göre tesbit edilecek geniş ve teferruatlı bir plân içinde maarif nime­tini memleketin her tarafına müsavi şartlarla yaymayı temin edecek kanun tasarılarını hazırlıklarımız biter bitmez yüksek tasvibinize arzedeceğiz. (Sol­dan alkışlar) teşkilât kademelerinde rasyonel bir cihazlama meydana getirecek; diğer taraftan usul kanunlarımız yenilenecektir.

Yargıçlarımızın, Anayasadan aldıkları teminatı hakkiyle gerçekleştirecek hü­kümler tesis etmenin zaruretine inanıyoruz. Bunun için yargıcın hukuki du­rumunu tâyin eden Hâkimler Kanunu hükümleri yenibaştan gözden geçiri­lerek kendilerine sağlanması zaruri teminat tesis olunacaktır. (Soldan alkış-lar).

Ana kanunlarımızın hayatın ilerlemesine tevafuk etmİyen ve tatbikatta güç­lükler doğuran hükümleri tekrar gözden geçirilerek yeni medeni hükümler haline sokulacaktır.

Aynı zamanda, adalet duygularına ve ceza hukuku esaslarına uygun bir af kanunu tasarısı meydana getirebilmek için gereken tetkiklere girişilmiş olup yakında bu tasarıyı Büyük Meclise sunacağız. (Soldan alkışlar). Gene memlekette istikrarı teyit ve vatandaş haklarını teminat altında bu­lundurmak bakımından, idare cihazının, iktidar değişmesinin tesirlerinden masum ve yalnız kanunun emrinde ve milletin hizmetinde bulundurulması nı zaruri görmekteyiz. Bu maksadın elde edilmesi her şeyden evvel her sınıf memur hak ve haysiyetinin kanunlarla mahfuz bulundurulmasına bağlıdır. Devlet memurları şahıs veya zümrelerin emir veya arzularına tâbi oîmakdan kurtarılmaları esbabı üzerinde duracağız.(Soldan bravo sesleri, alkışlar)

Muhterem arkadaşlar;

Devlet cihazımızın bugünün ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale getirilebil-. mesi için bilûmum Devlet hizmetlerinin rasyonel olarak yenibaştan tanzimi­ni zaruri görmekteyiz. Bu suretle hizmet verimini artırmakla beraber her ba­kımdan tasarruf temin edileceği de aşikârdır. Memurlarımızı nispî bir refa­ha kavuşturmanın yolu da ancak bu olabilir.'Bütün bunları yaparken hiçbir kimsenin mağduriyetine asla meydan vermiyecek usullerin bulunabileceğine şüphe etmiyoruz.

Muhterem arkadaşlar;

Biraz yukarıda millete mal olmuş inkilâplarunızın korunmasından bahsetmiş­tik. Bu konuda bilhassa üzerinde duracağımız mesele memleketi içinden yı­kıcı aşırı sol cereyanları kökünden temizlemek için icabeden kanuni tedbir­leri almaktır. (Soldan alkışlar) İrtica ve ırkçılık gibi ayırıcı cereyanları va-. sıta olarak kullanan ve çok defa kendisini bu maskeler altında gizliyen aşı­rı solcu hareketlere karşı gereken bütün kanuni tedbirleri almakta asla te­reddüt etmiyeceğiz. Biz bugünün şartları içinde aşırı sol cereyanları fikir ve vicdan hürriyeti mevzuunda mütalâa etmek gafletinde bulunmıyacağız. (Sol­dan bravo sesleri) Bugün aşırı sol cereyanlara mensup olanların, mücerret bir fikir ve kanaat sahibi olmaktan ziyade yıkıcı cereyanların âletleri oldukla rina şüphemiz yoktur. Fikir ve vicdan hürriyeti perdesi altında bütün hür­riyetleri kan ve ateşle yoketmekten başka bir maksat gütmİyen bu ajanları adalet pençesine çarptırmak için icabeden kıstasları vuzuh ve katiyetle tes-bit etmek zaruretine inanıyoruz.(Alkışlar)Ancak bu. suretledir ki, mizah veya siyasi tenkid kisvesi altında ayakta tutunmak istenilen ve hakikatte düpedüz aşırı sol cereyanların eseri olan neşriyatın tahribatından memleke­ti korumak kabil olabilecektir.

İrticai tahrike asla müsaade etmemekle beraber din ve vicdan hürriyetlerin­in icaplarına riayet edeceğiz. Hakikî lâyikliğin mânasını biz böyle anlamak­tayız. Programımızda da sarahaten ifade edildiği gibi, hakikî lâyikliği dinin Devlet syasetiyle hiçbir ilgisi bulunmaması ve hiçbir din düşüncesinin ka­nunların tanzim ve tatbikmda müessir olmaması şeklide anlıyoruz. Bu iti­barla gerek din dersleri meselesinde gerekse din adamlarını yetiştirecek yük­sek müesseselerin faaliyete geçmesi hususunda icabeden tedbirleri süratle ittihaz etmek kararındayız. (Soldan alkışlar, bravo sesleri)

Bugün her hangi bir partinin değil bütün milletin müşterek kanaatinin bir ifadesi olan dış siyasetimiz hakkında fazla bir şey söylemeye ve Birleşmiş Milletler idealine olan samimî bağlılığımızı tekrara lüzum görmüyoruz. An-anevî ingiliz ve Fransız ittifakına ve Birleşik Amerika ile en sıkı dostluk ve iş birliğine dayanan, dostluklarına daima sadık kalan, uzak yakın ve büyük küçük bütün milleterin istiklâl ve toprak bütünlüklerine her zaman hürmet­kar olan dış siyasetimizin sulhcü mahiyeti bütün dünyaca malûmdur. Bu açık ve samimî siyasetimizin, coğrafi durumumuzun ehemmiyet ve nezaketi ve milletimizin en ağır şartlar altında dahi tebarüz eden yüksek ruhi kudreti İtibariyle, demokrasi cephesi ve cihan sulhu için mühnı bir âmil olduğuna inanmaktayız. Truman Doktrini ve Marşal Yardımiyle bu sulhçü siyaseti­mizi desteklediğinden dolayı kendisine milletçe samimî şükran hisleri bes­lediğimiz büyük dostumuz Birleşik Amerika ile ve büyük müttefiklerimiz İngiltere ve Fransa ile siyasi, iktisadi, kültürel münasebetlerimizi, samimi­yet ve anlayış havası içinde her gün daha kuvvetlendirmek en "büyük emli-mizdir.(Soldan alkışlar).

Bu arada, cihan sulhu için haiz olduğu ehemmiyet her gün daha iyi anlaşılan Şarkî Akdeniz emniyetini maddi ve manevî bakımlardan korumak ve kuv­vetlendirmek için, bir taraftan büyük dostumuz ve mütefikimizin dikkat ve alâklarmı bu mesele üzerine çekmek, diğer taraftan da kendilerine sıkı dost­luk rabıtaları ile bağlı bulunduğumuz Yakın-Şark Devletleriyle daha sıkı münasebetler kurarak bu bölgelerde adalet ve anlayış esaslarına dayanan samimî bir dostluk ve tesanüt havası yaratmak lüzumunu duymaktayız. Ka­naatimize göre, bu neticelerin süratle elde edilmesi yalnız bu bölgelerin, de­ğil hatta Orta Şark memleketlerinin binnetice dünjanm emniyeti bakımından da büyük bir ehemmiyet arzetmektedir. (Soldan alkışlar).

Dış siyasetimizden bahsederken, iç ve dış emniyetimizin en büyük istinatgahı olan Millî müdafaamız meselesi üzerinde de ehemmiyetle durmak lâzımdır. Çok şerefli tarihî ananelerin sahibi ve Millî varlığımızın koruyucusu olan askerî kuvvetlerimizi, son tecrübelerin ve teknik terakkilerin neticelerine göre en yeni silâhlar ve en modern usullerle teçhiz ve takviyeye bütün kuv­vetimizle çalışacağız. Memleketin maddi ve mânevi bütün kudret kaynakla­rına dayanmak ve sulhte olsun harbde olsun bu kaynakların biribiri ile ahenktar ve mütenasip bir surette çalışması imkânlarını sağlamak suretiyle, iktisa­di bünyenin istitaatı içinde, millî raüdaffamızı en sağlam esaslara istinat et­tirmek kabildir. Büyük dostumuz Birleşik Amerika'nın asekerî sabadaki maddi ve teknik yardımlarından, aynı zihniyet ve anlayışla, daha geniş mik­yasta ve daha süratle istifadeler teminini tahakkuk ettirmiye çalışacağız. (Soldan sürekli alkışlar).

B. M. Meclisinin 29 Mayıs 1950 tarihindeki toplantısı.

Ankara : 9 (A. A.) —

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te İçel milletvekili Refik Koraltan'm baş­kanlığında toplanmıştır.

Oturum açılınca alkışlar arasında kürsüye gelen Başbakan Adnan Menderes 50 dakika süren Hükümet programını okumuştur.

Program okunurken yer yer D. P.'li milletvekilleri tarafından alkışlanmak­taydı.

Programın okunmasını müteakip söz alan C. H. P. Trabzon milletvekillerin­den Faik Ahmet Barutçu, muhalefetin program, üzerindeki görüşlerini bil­dirmesi için müzakerenin Çarşamba günkü oturuma bırakılmasını istemiştir. Kürsüye gelen Sanıet Ağaoğlu, muhalefet tarafından ileri sürülen fikrin ye­rinde olduğunu esasen kendisi ve iki arkadaşı tarafından müzakerenin çar­şamba günü açılması hususunda bir de önerge vermiş olduklarını söylemiş ve demiştir ki:

Muhalefete bu hususta en geniş tenkit imkânlarını vermek için müzakere­lerin çarşamba gününe bırakılması lâzımdır. Biz, bu mukaddes damın al­tında mazide cereyan etmiş nahoş hâdiselere ebediyen nihayet vermek niye­tindeyiz.

D. P. li milletvekillerinin alkışlarile mukabele gören bu sözlerden sonra Baş­kan Refik Koraltan, Başbakanın da "bu husustaki muvafakatini bildirmiş ve Samet Ağaoğlu, Mükerrem Saroî ve Ekrem Hayri Üstündağ tarafından ve­rilen Önergeyi okutarak oya sunmuş ve önerge ittifakla kabul edilmiştir. Bundan sonra meclis ihtisas komisyonlarının seçimi yapılmıştır. Meclis çarşamba günü saat onbeşte toplanacaktır.

—Paris:

Avrupa memleketlerinde bir seyahat yapmakta olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Trygve Lıie bugün Fransız Dış­işleri Bakanı Robert Schuman'la görüş­müştür.

Bu seyahati esnasında Moskova'yı ziya­ret etmesi ihtimali de olan Trygve Lİe Paris'te Birleşmiş Milletler İhtisas Ko­misyonlarının toplantısına Başkanlık et­mek için bulunmaktadır.

Lie, bugün Schuman'la görüşmeden ev­vel Birleşmiş Milletler îdari işbirliği Ko­mitesinin toplantılarına başkanlık etmiş­tir.

Genel Sekreter Komitenin öğleden sonra yaptığı toplantıya başkanlık etmiştir

—Tel-Aviv:

Bugün resmen bildirildiğine göre İsrail Hükümeti tarafından Kudüs'ü ziyarete davet edilen Birleşmiş Külteler vesayet Komisyonu on üyesinden sekizi daveti reddetmiştir. Daveti reddeden memleket­ler şunlardır:

Arjantin, Avusturalya, Belçika, Fransa, Yeni Zelanda, Filipin, İngiltere ve Bir­leşik Amerika.

îsrail bu memleketleri, akıbetini müza­kere etmekte oldukları şehrin hakikî durumunu ve bu şehirde hüküm süren şartları yakından göremeleri için davet etrrKşrtir.

3 Mayıs 1950

— Lake Success;

Lake Success'deki iyi haber alan çevre­lerde ima edildiğine göre, Trygve Lie'nln Moskova seyahati, Genel Sekreterin în-giliz ve Fransız Bakanalrı Üe yapacağı müzakereler neticesi kararlaştırılması gerektiği halde, bu çevrelerde belirtildi-

Sekreter Yardımcısı Faıtin Zoru ve Hu­susi Kalem Müdürü Necdet Kent bulu­nan Türkiye Dışişleri Bakam Paris'te kaldığı müddetçe ikamet edeceği Sanit Honors'd'eiki RritetolOteline .inmiştir.

Fuat Köprülü Türkiye'yi Avrupa İktisa­di işbirliği Teşkilâtı Konsey toplantıîa-riyle Avrupa Konseyi Bakanlar Komite­si ictimalannda temsil edecektir.

Birleşmiş Milletlerin Akıbeti...

1 Mayıs 1950 tarifeli En Son Dakiles'in sözleri gösteriyor ki Amerika bu vaziyeti gördüğü halde çıkmazdan kur­tulmanın çaresini bulamıyor.



Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Foster Dulles Milletlerarası Hukuk Ce­miyetinde söylediği bir nutukta Birleş­miş milletlerin beş senelik tecrübeden sonra işe yaramaz bir teşekkül olduğunu itiraf etmiştir. Onun fikrince yeniden bir Sanfransisko Konferansı toplanma.h, Eirleşmiş Milletlerin anayasasını değiş­tirmeli, Güvenlik Konseyinde karar al­mak için beş büyük devletin oybirliği usulü, yani veto hakkı kaldırılmalıdır. Bununla beraber Foster Duîles Sovyet Rusya'nın Birleşmiş Milletlerden ayrıl­masını da istemiyor; Hattâ daha ileri gi­derek Komünist Çin'in Birleşmiş Millet­lere alınmasını istiyor.

Sovyet Rusya'nın Birleşmiş Milletlerden çıkmasını istiyeeek kimse yoktur. Bugün Çin'e hâkim olan komünostlerin de Bir­leşmiş Milletler içinde Rusya'nın yanın­da temsil edilmesine kimse itiraz etmez. Fakat bu devletler Birleşmiş Milletler Anayasasından 'büyük devletlere veril­miş elan veto hakkının ikaldırılmasmı is­temezler; ısrar edilecek olursa Birleşmiş Milletlerden çıkmağı tercih ederler. O zaman vaziyet ne olacak? Vetoyu kal­dırmak için Sovyelt Rusya ile peyklerinin Birleşmiş Milletlerden çekilmesini göze alabilecekler midir? Bu takdirde Birleş­miş Milletler ikiye ayrılmış olacaktır.

Eğer Sovyet Rusya'nın arzusu Birleşmiş Milletler anayasası hükümleri dâhilinde milletlerarası bir hukuk rejimi kurulma­sı ve bu yoldan dünya sulhunun temini olsaydı vaktiyle veto hakkının kabulü için ısrar etmezdi; yahut veto hakkını su.'sOmal etmezdi. Halbuki Moskova'nın

maksadı veto usulü ile Birleşmiş Millet­ler teşkilâtının faaliyetlerini baltalamak olduğu bugüne kadar geçirilen tecrübe­lerden anlaşılmıştır.

Bir seyahat...

Yasan; NecmeâMn Sctâak

26 Mayıs 1950 lariMi Akşam'dau:

Birleşmiş Milletler Umumi Kâtibi Mos­kova'ya gitti, Sovyet Devlet adamlariyle konuştu, Stalin tarafından kabul edildi ve döndü. Dönüşünde Paris'e, Londra'ya uğradı, seyaha:tiiıd:en çok memnun oldu­ğunu söyledi.

M. Lie'nüı Sovyet merkezîne gidişinden maksat ne idi?

Uzun süren hazırlıklardan, bilhassa Mos­kova'nın bu ziyareti hayli ağıra alma­sından sonra M. Lie'nin Sovyet rieaüyle görüşmek istemesi bazı dedikodulara yol açtı.

Bu seyahat Londra Konferansına rasla-mıştı. Bundan mâna çıkaranlar ve Bir­leşmiş Milletler Umumi Kâtibinin, Ame­rika'nın malûmatı altında Moskova'ya bir vazife ile gittiğini söyliyenîer oldu. Bu haber Vaşington'da yalanlandı. M. Lie dahi, seyahatinin Londra Atlantik Faktı devletleri ve Üçler toplantısı gün­lerine raslamasmm sadece bir tesadüf eseri olduğunu ilân etti. Hâttâ Ameri­ka'nın, bu seyahati biraz hiddetli karşı­ladığı açıkaîndı. Çünkü gerek M. Tru-man, gerek M. Acheson, Sovyet Rusya ile konuşmanın faydasız olduğunu söyle­mişlerdi. Londra Konferansının bir ga­yesi de Rusya'ya artık taviz kapılarını kapamak, lâftan anlamayan müstevli bir devlete karşı söz anlatacak tek çareye, yani birleşip kuvvetlenmeye başvurmak­tı. Halbuki Birleşmiş Milletler Umumi Kâtibinin, böyle gergin bir devirde Mos-kovaya giderek orada bir iş görmesi an­cak bazı yeni tavizler götürmesiyle. mümkündür.

2 Mayıs 1950

Kahire:

Filistin'in Araplara .ait kısmının Kıra! Abdullah .tarafından ülhakı Arap devletlerinin bir çoğunu Öfkelendirmiştir. Kıral Abdullah, Filistin'i ilhak ettiği takdirde Arap Birliğinden ihraç edilece­ğine dair yapılan tehditleri işitmemezlik-ten gelmiştir. Diğer taraftan Kıral Ab­dullah'ın Doğu Filistin'in «Batı Ürdün» haline geldiğini resmen ilân etmesi de hiç bir arabı hayrete düşürmemiştir ve hiç bir !&rab da bu vaziyet karşısında ibir şey yapılabileceğine inanmamıştır. Fil­hakika bazı arap guruplarının Ürdün'ün Arap Birliğinden ihracını istemeleri üze­rine bunun imkânsız olduğu anlaşılmış­tır. Zira Arap Birliği Anayasası, bir üye devletin Birlikten, ancak diğer üyelerin oy birliği ile karar vermeleri halinde ih­raç edilebileceğini tasrih etmektedir. Halbuki, bildirildiği üzere, Irak Doğu Filistin'in Ürdün'e ilhakı lehinde bulun­maktadır.

FİLİSTİN MESELESİ.

Birliğe !bu 'hususta bir önerge v&re-mıemişttr, zira Ski îıiç tuflr işe yaramadiJk-tan baışika önerge veren devleti güüıtinç bir mevtede 'düşüreeeiktir.

Bazı siyasi mahfillerin kanaatine göre, Filistin'in ilhakından sonra, Ürdün Kiralı Abdullah İsrail ile barış müzakerelerine girerek Arap Birliğine meydan okumaya devam edecektir. Bazı çevrelere göre de bu müzakereler Ürdün'ün birlikten ihra­cına sebep olabilir. Arap Birliğine dâhil yedi devlet, geçen toplantılarında, İsrail ile doğrudan doğruya müzakerelere giri­şecek olan üye devletleri Birlikten atma­ya karar vermiş bulunmaktadır. Bu il­hak meselesinde Ürdün'ün desteklenme­sine rağmen Irak'ın, îsrail ile müzakere-,'erel girişerek Kıral Abdullah'a yardım i.etmesi beklenmemektedir.

Bununla beraber aynı mahfillerin işaret ettiklerine göre Orta Doğu siyaseti öyle bir siyasettir ki bir mesele hakkında ön­ceden tahminlerde bulunmak imkânsız­dır.

14 Mayıs 1950

— Bonn:

Federal Almanya Başbakanı Dr. Aden­auer dün akşam demeçte bulunarak Al­manya'nın Avrupa Konseyini desteklîye-ceğinî söylemiş ve demiştir ki:

«Avrupa Konseyinin çalışmalarına Al­manya iştirak etmedikçe bu teşekkül günün birinde tahakkukunu umduğu Av-ruya Federasyonunun kurulduğunu gö­remez.»

Adenauer şunları ilâve etmiştir. «Fede­ral Meclis, Avrupa Konseyine dâhil ol­maya karar vermekle Sarr meselesinde ortaya çıkan güçlüklerin tesiri altında "kalmayı reddetmiştir.»

15 Mayısı 1950

— Bonn:

Adenauer, Batı Almanya halkı ekseriye­tinin Batı Devletlerin tebliğinden merauun kalacaklarını belirterek şöyle demiş­tir:

«Batılı Müttefiklerin tebliği aradaki, so­ğuk havayı hakikaten kaldırmıştır. Şim­di müsait ve süratli bir inkişafa doğru daiha az zamanda ilerfiiıy&bileceğiz. Teb­liğ", gayet memnuniyet verici ilerlemeler kayeddüdiğini göstermektedir.»

Fakat, daha az iyimser olan Jakop Kaİ-ser şöyle demektedir:

«İnsan sadece Londra'dan yapılan vaad-lerin yerine getirileceğini ümit edebilir. Dünya sulhuna sadece birleşmiş bir Al­manya iştirak edebilir.»

Adenauer, Fransız, İngiliz ve Amerikan yüksek komiserlerinin vazifelerini açık­layan işgal statüsünde Dışişleri Bakan­larının hiç bir değişiklik yapmamış ol­malarından dolayı düşmüş oabileceği ha­yal sukutunu saklamağa muvaffak ol­muştur. Mamafih, Adenauer'in teşekkül etmekte olan Dışişleri Bakanlığındaki çevreler beyannameyi «aylardan beri alı­nan en hüzünlü haber» olarak vasıfian>-dırmışl ardır.

Arap Birliği içindeki buhran...

7 Mayıs 1950 tarihli En Son Daki­ka'd an ;

Filistin meselesi durdu. Arap Birliği buh­ranı başladı. Yahudi - Arap mücadelesi Arap Birliği içinde Ürdün'le Arap Birli­ği mücadelesi şeklini aldı.

Mısır, Ürdün, Irak, Suriye, Lübnan ve Suudi Arabistanı Arap Birliği İçinde toplayan, düşünce bu memleketler arasın­da bir siyasi dayanışma teminiydi. Filis­tin'i kurtarmak işin Arap 'memleketleri­nin israil Devletine karşı birleşmeleri ve bîr Arap cephesi teşkil etmeleri bu su­retle olmuştur. Fakat harbin neticesi mağlûbiyet şeklini alınca Birlik bozui-muş, İsrail Devletiyle mütareke yapılmış bundan sonra Arap memleketleri birbir­lerinin aleyhine dönmüşlerdir. Kıral Ab­dullah Arap Birliğinden bir fayda göre-miyeceğini anlayıncaFilistin'de askerî

işgal altına aldığı Arap topraklarım İl­hak etmiştir.

Arab Birliği Siyasi Komitesi Mayısın ikisinde Kahire'de toplanarak Ürdün Ki­ralı Abdullah aleyhinde şiddetli kararlar alacağı söyleniyordu. Fakat Irak'ın mü­dahalesi bu teşebbüsü durdurmuştur. Si­yasi Komite içtimaını iptida Mayısın ye-dsiiae, sonra da onuna tehir etmiştir. Bu tehir kararı gösteriyor İti Arap Birliği evvelce zannedildiği gibi Kıral Abdullah aleyhinde birlikten çıkarmak karan ve­recek kuvvette değildir. Şayet böyle bir yola gidilecek olursa Birlikten Irak da çekilecektir. Bu takdirde ya Arab Bir­liği tamamiyle dağılacak, yahut Kral Abdullah'ın ilhak kararı tasdik oluna­caktır. Arab Birliğinin içtimaını iki Ma­yıstan on Mayısa tehir etmesi Kıral Ab­dullah'ın ilhak kararma karşı sanksiyon tedbiri almaktan ziyade Arab Birliğini dağılmaktan kurtarmak gayesine matu£ gibi görünüyor.


Fakat baz: milletler, müsavi şartlar ve karşılıklı saygı havası içinde işbirliği yapmağa hazır bulunma­dıkları müddetçe aynı Bakanlar, barışın muhaafzası için lüzumlu askerî müdafa-

anın kurulması gerektiğini düşünmek­tedirler.

19 Mayıs 1950

- Londra:

Kuzey Atlantik Konseyinin son toplan­tısında Amerika Dışişleri Sakanı Dean Acheson demiştir ki:

Konsey bütün çalışmaları esnasında sa­dece koordine edilmiş piânîı bir çalışma ile büyük gayelerine ulaşabileceğini idrâk etmiştir. Bunu temin etmek üzere Kuzey Atlantik teşkilâtının faaliyetini geliştirmek ve istikbaldeki vazifesine ön­derlik etmek üzere altı mühim karara vardık.

Konseyin Kuzey Atlantik paktının idarî bünyesi olmak yüzünden kurtulmasını temin için bir teşkilât kurduk. Bu teşki­lât Konseyin siyasetini takip etmek ve üye Hükümetlerin karar verecekleri hu­susları formüle ve konseye karşı mesul vekilleri tâyin ederek daimî bir şekilde Çalışmayı temin etmiştir.

Konsey kendisinin ve diğer Kuzey At­lantik Antlaşması uzuvlarının çalışması­na rehberlik edecek prensipler üzerinde anlaşmıştır.

Celâl Bayar'ı muktedir ve samimi bir in­san olarak şimdi tanımıyorum. Kendisi 16 sene evvel Ekonomi Bakanı iken ba­bamın vasıtası ile tanımıştım.

Demokrat Parti, İktisadi işbirliği İdaresi İle beraber çalışmak arzusundadır. Ben ete Marshalî Plânı idaresi adına, İdare­nin yeni Hükümetle aym şekilde işbirliği yaparak karşılıklı beraberce çalışacak­larını tahmin ediyorum. .

İktisadi İşbirliği İdaresinin misyon şef­lerinin Paris'te yapacakları toplantıda hazır bulunmak üzere bu sabah İtalya yolu ile Fransa'ya hareket ediyorum. Pek muhtemel olarak bu toplantıda, M. Har-riman da bulunacak ve önümüzdeki 2 sene zarfında karşımıza çıkacak mesele­lerin halli görüşülecektir. Seyahatimin Türkyie'deki hükümet değişikliği ile hiç bir alâkası yoldur. Toplantının yapılma­sı 6 hafta evvel kararlaştırılmıştır. Tür­kiye'ye ancak 15 gün sonra dönebileceği­mi tahmin etmekteyim.

M. Russel Dorr, Celâl Bayar'ia Ankara-da yaptığı mülakat hakkında sorulan suale cevap veremiyeceğini, zira bu hu­susta cevap vermek için hiç bir salâhi­yeti olmadığını söylemiş, yeni kurulacak hüiküınıet ile Ctklüsadi İşbirliği İdaresinin aynı şekilde karşılıklı teşriki .mesai yap­makta devam edeceklerini tekrar etmiş­tir.

Marshalî yardım pJânımn esas gayesinin, plâna dâhil olan memleketlerin ekono­mik gelişmesini ve bu memleketler ara­sında bir kooordinasyon kurarak birbir­lerine yardım etmelerini sağlamak oldu­ğuna işaret edenRussel Dorr, son bir bucuk sene zarfında Marshall Yardım plânının Türkiye'de kaydettiği "terakki­lerden bahsetmiş ve sözlerine şöyle de­vanı etmiştir:

«Kömür işinde İstediğimiz noktaya var­mış bulunuyoruz. Bu işte bir az zaman kaybetmiş olmakla beraber maddî hiç bir zararla karşılaşmadık. Zonguldak projesinde programa uygun bir şekilde hareket etmekteyiz.

Tarım ve yol işlerinde de programa uy­gun şekilde çalışmaktadır. Zirai sahayı dahi iyi bir duruma sokarak istihsali daha fazla arttırmağa çalışacağız. Çatalağzmdaki elektrik ve Divrik'teki maden çalışmaları evvelce planlandığı şekilde gelişmektedir. Çimento işlerinde bîr hayli geri.kalındığı için, önümüzdeki aylar içinde kaybedilen zamanı telâfi et­meğe çalışacağız. Ticari sahalarda da büyük bir gelişme göze çarpmaktadır. Türkyie'ye misyon şefi olarak geldiğim vakit tütün meselesinin beni en çok uğ-raştracak bir dâva olduğuna işaret et­mişlerdi. Avrupa memleketleri arasında­ki ödeme şekilîeri sayesinde tütün mese­lesi hemen hemen Türkiye'de halledilmiş bulunmaktadır.

Pamuk ve krom istihsalindeki gelişme memnuniyet verici bir durum arzetmek-tedir. Geçen yaz aylarında mevcut olan enflâsyon havası da ortadan kalkmıştır. Sonbahardan beri hayat pahalılığı en­deksi düzelmiştir.

Marshall yardım plânına dâhil memle­ketler arasında Türkiye İngiltere'den sonra teknik yardımdan en fazla istifa­de eden memlektir.

Liberal News Croniele gazetesi bugün tekrar Fransız plânının ehemmiyeti üze­rinde durmakta ve Schuman'ın teklifi karşısında İngiliz siyasi çevrelerinin du­rumunu şöyle tasvir etmektedir: «Liberaller teklifi müsait olarak ve he­yecanla, Muhafazakârlar müsait olarak ve temkinle, İşçiler ise temkinle karşıla­mışlardır.»

Muhafazakâr Daily Telgraph başmaka­lesini mezkûr Fransız plânına hasret­miştir. Gazete ezcümle demektedir ki: «Muhakkak ki Schuman'm teklifinin ga­yesi önce siyasi sonra iktisadidir. Al­manya'nın Avrupa camiasına dönüşünün esas şartı, Fransa'nın, Almanya'daki as­kerî tahdidin yenileneceğine dair kurun­tusundan kurtulmasiyle tahakkuk eder.» Nihayet komünist Daily Worker gazete­si bugün başmakalesinde tekrar bu mev­zuu ele alarak şöyle demektedir:

«Bu plân, Atlantik Paktı Anlaşması or­duları için üstün bir silâh deposu mey­dana getirmek maksadiyle derpiş edilen munzam bir tedbirdir.»

-—- Londra:

îyi haber aaln kaynaklardan bildirildiği­ne göre Dışişleri Bakam Ernest Bevin, Btıalı Dışişleri Bakanları Konferansı es­nasında Almanya meselesini Güney Do­ğu Asya meselesinden evvel ele almak hususunda yapılan teşebbüslere karşı koymaktadır.

Aynı kaynakların ilâve ettiklerine göre Bevin, Avrupa ağır sanayiinin birleşti­rilmesi hususundaki Sehuman'm plânı­nın müzakere edilmesini de reddetmişti. Bevin, eksperler tarafından tetkik edil­meden böyle bir plânı Dışişleri Bakanla­rının müzakere etmesinin imkân dâhi­linde olmadığını söylemiştir. Sanıldığına göre Bevin, Schuman'm plâ­nı hususunda teferruatlı bir müzakereye başlamadan önce alâkadar hükümetle­rin de fikirlerinin alınmasına taraftardır. Bvein, Güney Doğu Asya müdafaasının ve kitisadi vaziyetinin esaslı surette mü­nakaşa edimlesinde israr etmektedir.

— Londra:

Üç Baıtlı Dışişleri Bakam Konferansının üçüncü oturumu bugün saat yarımdan 15,15e kadar sürmüştür.

Bevin, Acheson ve Scnuman saat 18 de yemden toplanacaklardır.

Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schu-nıan, sabahki toplantıyı mütaakıp Lon-dra'daki Amerikan Elçiliğini ziyaret et­miş ve Büyük Elçi Lewis Douglas ken­disini yemeğe alakoymuştur.

13 Mayı* 1950

— Londra:

Diploanıtîk kaynakların bildirdiğine gö­re üç Dışişleri Bakam Almanya'yı Rus­ya'ya karşı Batiyle birleştirmek için tat­bik edecekleri siyasette ittifak etmişler­dir. Bunların ilâve ettiğine göre, üç gün­den beri devam eden konferans sonunda bugün yayınlanacak bir tebliğde bu hu­sus belirtilecektir.

Batı Devletleri tarafından tetkik edilen siyasetin gayesi Almanya'yı Batı Bloku-na ithal etmek ve muhtemel olarak da hür ve birleşmiş bir Alman milleti kur­maktır.

Müşahitler bu beyanatın, Almanya'nın istikbali bakımından 1945'teki Potsdam Anlaşmasından sonra en fazla önemi ha­iz demeç olduğu söylenmektedir.

--- Londra:

İtalyan Dışişleri Bakanı Kont Sforza «Üç Büyükler» Kenferansımn sona er­mesini mütaakıp Londra'daki Amerikan Büyük Elçiliğinde Birleşik Amerika Dış­işleri Bakanı Dean Acheson ile konuş­muştur.

16 Mayıs 1950

— Londra:

Üç Dışişleri Bakanı Konferansından son­ra Fransız Dışişleri Bakam bilhassa kendi plânına imada bulunmuştur. Bu arada Fransız Yüksek Komiserli Jean Monnet de Harriman'la ve Almanya'ya hareketinden evvel John Mccloy'a Schu-man teklifini izahetmiş ve kartellerin

ihdası yolunda her türlü mahzuru berta­raf edeceğini söylemiştir. Daha sonra Monnet Van Zeeland,Stik-ker ve Bech'e izahat vermiştir.

Fransa'nın teklifi...

12 Mayıs 1950 tarihli Gumhuriyet Üçler Konferansına hareket etmeden ön­ce, Fransız Dışişleri Bakam tarafından ortaya atılan bir teklif, aydınlatıcı tafsi­lâtı ihtiva etmemekle beraber büyük alâ­ka ile karşılanmıştır. Schunıan, Alman -Fransız - Sarr kömür ve çelik sanayile­rinin ıteSk bir idare ataıcta topl aramasını ileri sürmüş ve arzu eden milletlerin de bu beynelmilel teşkilâta iştirak edebile­ceklerini kaydetmiştir. Mühim tepkiler husule getirmesi bekle­nen bu teklifin, şu neticelerin elde edil­mesini mümkün kılacağı anlaşılmak­tadır :

— Fransa ile Almanya arasındaki eze­lî rekabet devresi sona erecek ve bunu,dünya selâmeti için hayırlı bir işbirliğidevresi takip edecektir. Aynı zamandaSarre dâvası ortadan kalkacak ve böyle­
likle doğmaktaolanFransız - Almandostluğu takviye edilecektir.

— Batı Birliği ve Atlantik Paktı gibihürmilletler tarafındanteşkiledilentopluluklar daha sağlam temellere kavu­şacak, İstihsalinayarlanması ve kon­trolü de hayat seviyelerininyükselme­sini intaç edebilecektir.

Yarım asır içinde iki defa derin ihtilâf­lara sebebiyet veren Fransız - Alman rekabetinin yok edilmesi ve muhtemel bir tecavüz karşısında Batı Blokuna ye­ni ve sağlam bir temel taşı ilâve edilme­si muhakkak ki ihmal edilecek hususlar olamazda. Sunun için de Fransız Dışişleri Bakanının teklifi üzerinde ehemmiyetle durulmuş ve durulmaktadır. Yalnız bu mesele hakkında şimdiden kimse katî bir cephe alamaz. Buna da sebep Fransız Dışişleri Balkanının, teklifinde gerekli tafsilâtın bulunmamış olmasıdır.

Böyle bir plânın tatbik mevkiine konu­lup konulamıyacağı hakkında da şimdi­den bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak Schuman gerekli teferruatı açık-iadığı gün, bu meseleye verilen ehemmi­yetin ve buna bağlanan ümitlerin yerin­de olup olmadığı anlaşılacaktır. Fransız Düşleri Bakanı, Üçler Konferansı arife­sinde, bu beyanatı yaptığı dakikaya ka­dar, kimse bu meseleden haberdar bu­lunmuyordu. Ayrıca Fransız basınına Dışişleri Bakanlığının böyle hayatî e-heımımiyetî hs.;iz bir mesele üzeninde ça­lıştığı îıaâckında IMe bir iıalber 4e sızma-rmştı. îşte bu hal, belki de Fransız Dış­işleri Bakanının, teklifinin ana hatlarını hazırlamadan, bazı mülâhazalarla, bunu ortaya atmış olduğu hissini uyandırmış­tır. Fakat zannetmiyoruz ki bu çapta bir mesele, üzerinde uzun müddet durul­madan ve uzmanların tetkikına arzedil-meden dünya efkârına sunulsun.

Şimdi Londra'da Lancaster House'da toplanmış olan Üçler Konferansında Schuman'm, bu meselenin ana hatlarını açması beklenmektedir. Ancak bu kon­feransta İncelendikten ve uzmanların da mütalâası alındıktan sonra bu hususta yeni bir beyanat yapılması muhtemeldir. Bu teklifin tatbik sahasına intikaii mu­hakkak ki kolay olmayacaktır. Bundan,

gayet muğlâk meselelerin doğması bek­lenmelidir. Fiyatların koordinasyonu ve­ya satış piyasalarının taksimi eksperle­rin uzun ve yorucu toplantılarına ihtiyaç gösterecektir. Fakat iyi niyetle hareket edildiği takdirde kazasız belâsız hedefe varılacağı da muhakkaktır. Doğu âlemine gelince, bu teklifin endişe uyandırdığı anlaşılmaktadır. Filhakika, Pvavda gazetesi bunun yeni bir Ameri­kan oyunu olduğunu iddia etmiştir. Ga­zeteye göre bu oyunun hedefi de Sovyet­ler Birliğidir.

1 Mayıs 1950

FRANSA

9 Mayıs 1950

Paris:



Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schu­man, dün gece Kuzey Fransa'da Douai'de beyanatta bulunarak demiştir ki: «harbe mâni olmak mümkündür. Ve harb er geç önlenecektir. Fakat silâhlı bulunmamız şarttır. Hiç bir memleketi, halen mevcut Avrupa teşekküllerinden çıkması için zorlamış değiliz. Ve bu teşekküller her­kese açıktır.

Zamanla mahdut ve yeter miktarda kuv­vetli devletlerin iştirak edeceği bir Av­rupa parlâmentosu kuracağımızı umuyo­rum. Bundan sonra Almanya meselesini ele alan Schuman, sözlerine şöyle devam etmiştir: «Almanlar isyana teşebbüs ede­cek olurlarsa, biz bundan hiç bir şey ka­zanacak değiliz. Bilâkis biz karşılıklı iti­madı temin edecek normal münasebetleri tesis etmek arzusundayız. Fakat Alman­ya'da halen mevcut bazı düşünce tarzla­rına herhangi bir tavizde bulunamayız.

Paris:

Cumhurbaşkanı Vincent Auriol berabe-irnde eski Muharipler ve Harb Kurban­ları Bakanı Louis Jacquinot, Sıhhat Ba­kanı Pierre Scheneiter ve maiyeti erkânı olduğu halde bu sabah trenle Reims ve Epernay'e hareket etmiştir. Cumhurbaş­kanı bu şehirlere harb salibi nişanmı verecektir.

Paris:

Birleşik Amerika Dışişleri Baikaiu Dean Acheson saat 10.25, te Oriy hava meyda nma gelmiştir.

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı -M. Acheson dün akşam Paris'te yaptığı bir demeçte, Güney-Doğu Asya'da komünist tehlikesini durdurmak üzere Amerikanın Fransa'ya ve Çin Hindine askerî ve ikti­sadi yardımda bulunacağım söylemiştir. M. Acheson bu demeci, M. Schuman'la görüştükten sonra vermiştir. M. Ache­son, Laos, Vietnam ve Kamboc'daki ko­münist tehlikesinin Bilhassa Fransa'yı alâkadar ettiğini bildirmiştir. Bununla beraber Birleşik Amerika bu meselenin hallinin Çin Hindinde samimi bir milli­yetçiliğin kurulması ile kabil olacağı fikrindedir. Paris'teki basın muhabirle­rinin bildirdiklerine göre, M. Acheson'un beyanatından sonra hâsıl olan umumi kanaat, Amerikan görüşünün galip gel­diği ve Vietminh kuvvetleriyle savaşan Vietnam Hükümetine de doğrudan doğ­ruya bir yardım yapılacağı merkezin­dedir.

— Paris:

Avrupa Konseyi Karma Komisyonu ikinci oturumunu Londra'da. 17, 18 ve 19 -Mayısta yapacaktır. Bu haberi Kon­sey merkezi gayri resmî olarak yayın­lamıştır.

İlk oturum Str&sbourg1 da yapılmıştı. Bi­lindiği gibi Avrupa İstişare Mecliis Baş­kanı Henri Spaak'm bşkanhğmda top­lanan karma komisyon Bakanlar Komi­tesine mensup 4 Dışişleri Bakanından müteşekkildir: Schuman, Bevin, Lange ve Sforza. Bunlardan başka Avrupa Meclisinin 4 Temsilcisi Guy Molle Jacini Sir Maxvell Fyfe ve Brossos da toplantıda bulun­maktadırlar.

— Roma:

İtalya Dışişleri Bakanı Kont Sforza, Londra'ya gitmek üzere bugün Koma­dan ayrılacaktır. Kont Sforza Kuzey At-lantik paktı memleketlerinin gelecek hafta Londra'da yapacakları konferansa katılacaktır, italya Dışişleri Bakanı, konferanstan önce diğer dışişleri bakan-lariyle görüşmelerde bulunmak arzusun­dadır.

Roma'daki basın muhabirlerinin bildirdi­ğine göre, Kont Sforza'nm görüşmek ni­yetinde olduğu meseleler arasında, Tri-yeste, Eritre'ninistikbali ve İtalya'nın

Atlantik camiasına katılması meseleleri vardır.

Kont Sforza'ya Avrupa İktisadi İşbirliği İdaresindeki İtalyan temsilcisi refakat etmektedir.


îran, Pakistan, Afganistan, Mısır ve Su­riye Büyük Elçilikleri miilî bayraklarım yarıya çekmişlerdir. Elçiliklerin Müslü­man memurları merhum îran Şahının ruhu için dua etmek üzere toplanmışlar­dır.

Sovyet Hükümeti, Moskova'da «Hitîer'in kuklası» olarak vasıflandırılan merhum Şalım cenaze törenine temsilci gönder-miyeceğini daha önce bildirmiştir.

11 Mayıs 1950

— Moskova:

Trygve Lâe, bugün Minak Hava Alanı­na gelmiş ve derlıal Moskova'ya hare­ket etmiştir.

12 Mayıs 1950

—Moskova:

Trygve Lie heyetinin sözcüsü, Birleşmiş Milletler Sekreterinin iki üç gün içinde bir basın konferansı yapacağını teyit et­miştir.

Trygve Lie'nin kimleri ziyaret edeceği henüz bilinmemektedir. Trygve Lie'nin Moskova'ya gelişi kendi­sini hava alanında karşılayanların isim­lerini de İhtiva eden kısa bir tebliğle bil­dirilmiştir.

Sovyet basınında çıkan bu tebliğ, hiç bir yroumu ihtiva etmemektedir.

—Moskova:

Sovyet Rusya Dışişleri Bakam Andreİ Vİşinskİ, bugün öğleyin Trygve Lie'yi kabul etmiştir. Trygve Lie'nin refaka­tinde Genel Sekreter yardımcısı Cons-tautin Zinchenko bulunmakta idi. Görüş­me bir buçuk saat devam etmiştir. Bu görüşmenin teferruatı açıklanma­mıştır.

14 Mayıs 1950

— Moskova:

Dün akşamki diplomatik tahminler, Trygve Lie'nin Moskova'ya getirmiş bu­lunması mümkün olan dört genel proje etrafında toplanmakta idi:

— Komünist Çin temsilcisini kabul ederek GüvenlikKonseyindekiçıkmaza nihayet verilmesi.

— Güvenlik Konseyinin muntazam fa­sılalarla dört büyük başşehirDışişleri Bakanlarının yahut başbakanlarında
taJkip ettikleri toplantılar yapması

— Atom kontrolü görüşmelerinin tek­rar başlaması.

— 9 Avrupa Memleketinin Birleşmiş Milletlere kabulü.

Buradaki umumi, kanaat Lie'nin gayret­lerini İyi karşılayan Sovyet Liderlerinin, Doğu - Batı münasebetlerinin normal hale getirilmesi için yapılacak teşebbüs­leri teşvik edecekleri yolundadır.

Birleşmiş Milletler Lake Success ve Ce­nevre He irtibatta bulunan Lie, üç batılı Dışişleri Bakanının Londra toplantısı da dâhil olmak üzere, miiletierarası duru­mun tekâmülü hakkında raporlar al­maktadır. Tamamlayıcı malûmat olmak üzere Lie, Truman, Attlee ve Schuman'm son iki hafta içinde yaptıkları konuşma­ların mevzuları hakkında haberler al­mıştır,

îki günden beri Lie, Vişînski, Gromyko ve Sobolev ile yaptığı konuşmalar hak­kında hiçbir malûmat vermemekte ısrar etmiştir.

Lie'nin Ruslarla yaptığı üç buçuk saat­lik konuşmalar esnasında, önceden ka­rarlaştırmış olduğu teklifleri ileri sür­müş ve Doğu ile Batıyı bir araya getir­meye teşebbüs etmekte olan Gunner Myrdal ile görüşmüştür.

16 Mayıs 1950

— Moskova:

Hareketinin arifesinde yaptığı basın top­lantısında Gunner Myrdal, Politbürodan Mikoyan, Dış Ticaret Bakanı Menshiko, Dışişleri Bakanı Vişinsli ve diğer Sovyet yüksek memurları ile uzun görüşmeler yaptığını bildirmiştir.

Myrdal ticari siyaset hakkındaki görüş­melerin mahiyetini açıklamaktan çekin­miş fakat sorulan sualleri şu şekilde ce­vaplandırmıştır :

Cesaretim geldiğim zamankinden daha kırılmış değildir.

Mayıs 1950

— Atina:

Ordu 'Genel Kmımay Başkanlığıma haf­talık tebliğinde bildirildiğine göre, Türk, Yunan ve Bulgar hudutlarının Trakya'­da Meriç Nehri civarında teşkil ettiği üçgen içinde Yunan toprakları üzerinde bir demiryol köprüsünün tamiri sırasın­da demiryolu civarına konmuş bir mayn patlamış ve İki kişinin ölümüne, diğer iKi kişinin de yaralanmasına sebep ol­muştur. Bu yüzden bu hatta işliyen tren kısa bir müddet gecikmiştir. Epir'deki Murgana'da Arnavut üniforması taşıyan

silâhlı dört kişi Yunan topraklarına gir­miş ve kısa bir müddet kaldıktan sonra Arnavutluğa dönmüştür.

Tesalya'daki Kardiçe'de pusuya düşürü­len üç kişilik bir çeteci grup imha edil­miş ve tecrit edilen diğer bir çeteci gru-pu da teslim olmuştur. Batı Makedonya-

nın dağlık bölgelerinde harb malzemesi ele geçirilmiştir. Bulunan bu malzeme arasında tanksavarlar ve makineli tü­fekler de vardır.

Sekiz gün içinde kayıplarımız iki ölü ve altı yaralıdan ibarettir. Diğer taraftan iki çeteci öldürülmüş ve 14 ü de esir e-dilmiştir.

3 Mayıs 1950

—Belgrat: Yugoslav Haberler Ajansı Tanjuk'un bil­dirdiğine göre Mareşal Tito,dün geng

Amerikan turistlerinden mürekkep bir grupu kabul etmiş ve Yugoslavya'yı ta­nımak ve orada neler olduğunu anlamak isteyen gerek Amerika'dan ve gerek di­ğer memleketlerden gelecek kimselerin Yugoslavya'ya hoşgldiklerini söylemiş­tir.

31 Mayıs 1950

—Belgrat:

Mareşal Tito'yu boykot eden Sovyet ab-

lukasma dâhil devletleri destekliyen kim­selerin ilk büyük mahkemesinin başhya-cağı Sah gecesi bildirilmiştir. Yugoslav ordusunun hiyanetle suçlandırılan yük­sek rütbeli iki subayı Perşembe günü. yargılanacaklardır.

General Eranko Patrigevik ve Albay XI-Iada Depçevik admda iki sanık kominform istihbarat bürosuna dâhil memle­ketlerin Sovyet tahakkümüne karşı koy­ması dolayısiyle Tito ile münasebetleri kesmesi üzerine, Ağustos 1948 de Maca-risatn'a kaçmağa teşebbüs ederken ya­kalanmıştır.

17 Mayıs 1950

— Tahran:

Sovyet Rusya'nın verdiği notayı müza­kere etmek üzere îran Kabinesi dün gece fevkalâde bir toplantı yapmıştır. Ameri­kalıların hudut bölgesinde Sovyet top­raklarının havadan resmini çektikleri hususundaki Rus iddiaları Iran makam­ları tarafından tamamen asılsız olarak tavsif ve soğuk harbin yeni bir safhası şeklinde telâkki edilmektedir. Hükümete yakın bir kaynak bütün Sov­yet ithamlarının asılsız olduğunu ve ar­tık bu usullere alıştıklarım ve bunların tesir etmediğini bildirmiş, fakat Sovyet Hükümetini faaliyetlerinin İyi komşuluk münasebetlerine aykırı olmadığı husu­sunda tekrar temin edeceklerini ilâve etmiştir.

Pazartesi gecesi radyo ile yayınlanan Sovyet notası dün öğleden sonra Iran Hükümetine tevdi edilmiştir.

Kabine derhal toplantıya çağırılmıştır. Sovyet notasının bildirdiğine göre Sov­yet Hükümeti İran Amerikan Petrol Kumpanyasına mensup memurlar tara­fından çekilen resimlerin askerî kıymet­lerinin büyük mikyası dolayısiyle endi­şeye düşmekte ve bunu Sovyet hududu İçin bir tehlike olarak telâkki etmek­tedir.

îran makamları ise İran'ın vaziyeti dola­yısiyle herhangi bir petrol araştırması­nın bu memleketin dahilî işlerine taal­luk ettiğini ve hiç bir zaman Rusya ile arasındaki iyi komşuluk münasebetlerini ihlâl etmediğini bildirmişlerdir.


— Washington:

United States News Andworld Report dergisine verdiği bir beyanatta Ayan Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkam Â-yandan Connally Birleşik Amerika ile Sovyet Rusya arasında yakın zamanda bir harb çıkacağına inanmadığım bildir­miştir. Connally Sovyet Rusya'nın Çin'e bağladığı ümitlerden dolayı hayal kırık­lığına uğrayacağım söylemiştir:

Beyanatında Connaliy ezcümle şunları söylemiştir:

«Ruslar şimdi henüz harbe hazır değil­dirler.»

Bu hususta ileri sürdüğü mütalâa hak­kında tamamlayıcı malûmat veren Con­nally Sovyet Rusya'nın çok sayıda kara, deniz ve hava kuvvetlerine malik bulun­duğunu fakat sanayi istihsalinin az oldu­ğunu, üstelik Sovyet Rusya dâhilinde güçlükler mevcut bulunduğunu belirt­miştir.

3 3Iayts 1950

— New-York:

Orta siklet dünya boks şampiyonu Jake La Motta, 15 güne kadar tesbit edilecek olan hasmına karşı 14 Haziranda New-York'ta Yankee stadyomunda dünya şampiyonluğu için döğüşeeektir.

— Washington:

Başkan Truman, Irak Kiralı Faysal'm doğum yıldönümünü tebrik etmek üzere bir telgraf göndermiştir.

Naib Prens Abdullah vasitasiyîe gönde­rilen mesajın metni şöyledir: Birleşik Amerika halkı, Majeste İkinci Faysal'a ve Irak halkına Majestenin do­ğum yıldönümünde tebriklerini ve kalb-lerinden gelen en iyi temennilerini ifade etmek için benimlebirleşmişlerdir.

— Washington:

Washington siyasi çevrelerinde belirtil­diğine göre Acheson, Sehuman ve Bevin ile ve Atlantik paktma dâhil diğer dokuz memleket Dışişleri Bakanlariyle görüş­meden evvel sabit bir kanaate varmak niyetinde değildir. Bununla beraber 12 memleket müştereksavunmaplânının yürürlüğe girmesi isteniyorsa, Avrupa memleketlerinde askerî gayretlerin art­tırılmasının zaruri olduğu belirtilmekte ve Avrupa memleketlerinin millî bütçe­lerine fazla vecibeler yüklemenin zorlu­ğu teslim olunmaktadır.

— Boston:

Bugün bir basın konferansında demeçte bulunan Marshall Plânı İdarecisi Paul Hoffman, MarshalI Plânının Amerikan mükellefine bir santime bile mal olmiya-ca|pm söylemiştir.

Demecine devam eden Hoffman, Mar­shall plânı olmasaydı Avrupa'nın komü­nizm dalgası altında kalmış olacağım ve bu takdirde Kongrenin millî savunma için milyonlarca dolar tahsisat kabul et­mek zorunda kalacağını ve böyle bîr programın Marshall plânını 7-8 milyar doları geçmiş olacağım belirtmiştir.

i Mayıs 1950

— Washington:

Milletlerarası Kızılhaça üye 62 hüküme­tin atom silâhlarının kanun dışı edilme­sine dair bu teşkilâtın Cenevre'de topla­nan komitesi vasıtasiyle yaptığı teklifin henüz resmen Birleşik Amerika Hükü­metine bildirilmediğini Dışişleri Bakan­lığı sözcüsü bugün açıklamıştır. Sözcü demiştir ki:

Âkıd Devletlerin iyi niyetlerini göstere­cek her türlü anlaşma ancak her alâkalı . milüetln iyi niyeti nispetinde bar kıymet arzeden bu mühim mesele üzerinde bir anlaşmaya mâni olan yalnız Sovyet Rus-yadır.

Sözcü atom enerjisinin kabili tatbik ve müessir bir sistemle kontrolü ile atom silâhlarının milletlerarası silâhlar ara­sından çıkarılmasını en evvel Birleşik Amerika'nın teklif ettiğini hatırlat­mıştır.

— Hollywud:

Eski Başbakan Churchill'in kızı Sarah Churchill «Şahane Düğün» filminde Fred Astaire'le birlikte oynamak üzere Metro Goldwin Mayer Şirketi ile kontrat imza­lamıştır.

— Washington:

Bugünkü basın toplantısında Başkan Truman, Birleşik Amerika imlletlerarası duruımdaın endişe etmediği için 1952 malî yılı savunma bütçesinde kısıntılar yapılacağım söylemiştir.

Başkanın haftalık basın toplantısındaki bu beyanatı, askerî şahsiyet ve Kongre liderlerinin soğuk harbin iyiden iyiye .sertleştiği ve gelecekte savunma mas­raflarının daha da artabileceği yolundaki ihtarlarını nakzetmektedir.

Karakter itibariyle iyimser olduğu için ,bu şekilde düşünülebileceğini sö'yliyen Truman, milletlerarası durumun 1946 yı­lının İlk yarısındaki kadar vahim olma­dığım ve bu durumun gittikçe düzeldi­ğini kaydetmiştir.

Birleşik Amerika'nın Marshall Plânını devam ettirmek gibi bir mesuliyeti artık yüklenemiyeceği yolundaki iddiaları red­deden Başkan Truman, bu plânın soğuk harbin kazanılmasında mühim bir âmil teşkil ettiğini belirtmiş ve soğuk harbin silâhlı harpten daha ucuza mal olacağım hatırlatmıştır.

Başkan Truman, Birleşmiş Milletler Teş­kilâtının Rusya ile peyklerinin uzaklaş­tırmak suretiyle yeniden kurulması hak­kındaki eski Başkan Herbert Hoover'in teklifini reddetmiş ve bu teşkilâtın sulh­perver antlaşmalara varmak ümidiyle kurulmuş olduğunu söylemiştir.

—Washington:

Temsilciler Meclisi Silâhlı Kuvvetler Ko­misyonu bugün askerî mükellefiyet usu­lünün iki yıl daha uzatılmasını kararlaş­tırmıştır.

5 Mayıs 1950

—Washington:

Başkan Truman, Ayandan Joseph Mc Carthy'n;n Komünist veya ıkamüniıst ta­raftarı olarak itham ettiği Sİ kişi hak­kında mevcut gizli sadakat dosyalarım tahkikat yapan Ayan üyelerine vermeyi Perşembe günü kabul etmiştir.

Tahkikat Tâli Komisyonu Başkanı Mil-lard Tydings, Başkan Trurr.an'm bu ka­rarım açıklamıştır.

Tahkikat yapan Ayan üyeleri, Dışişleri Bakanlığında mevcut gizli sadakat dos­yalarım haftalardan beri istemişler, fa­kat Truman şimdiye kadar bu talebi red­detmiştir.

Millard Tydings Federal Araştırma Bü­rosunda muhafaza edilen gizli dosyaların Komisyona verümiyeceğini, fakat Dışiş­leri Bakamlğında mevcut Federal Araş­tırma bürosuna ait gizli sedakat dosya­larının tetkik edileceğini bildirmiştir.

— Washington:

Birleişk Amerika, bugün Rusya'yı geçen ay Baltik denizinde cereyan eden ugak hâdisesi hakkında yalan yanlış malûmat vermek ve ateşle oynamakla suçlandir-mıştır.

Muasır devrin en sert ve şiddetli bir no­tasında Birleşik Amerika Dışişleri Ba­kanlığı, Rusya'yı, 18 Nisanda silâhsız bir deniz devriye uçağının düşürülmesi ve on Amerikalının öiümiyle neticelenen hâ­disenin hakikî mahiyetini gizlemek ina­dında bulunmakla itham etmiştir.

Notada diplomatik teamülün imkânı nis­petinde sert bir lisan kullanılmış ve Rus­ya, kanun ahkâmına riayet etmemek ve insanlık efkârını hiçe saymakla suçlan­dırılmakta ve şöyle denilmektedir: «Rusya'nın bu hareket tarzı, milletler a-rasmda ahenkli münasebetlerin kurul­masına engel olmak istediğinin yeni bir delilidir. Rusya'nın bu hareketi, Sovyet Hükümetinin devletler hukuku ve tea­mülün gerektirdiği mecburiyetlere riayet etmemekteki ısrarının bir asbatıdır. Bu hareket tarzı, Sovyet Hükümetinin barış dâvasına bağlı olduğu yolundaki iddia­ları ile kabili telif değildir.» 400 kelimelik olan bu notada neticede şöyle denilmektedir:

«Sovyet Hükümeti vakanın hakikî mahi­yeti hakkında doğru bilgi vermedikçe bu meselenin halli mümkün olamıyacaktır.»

6 Mayıs 1950

— Washington:

Üç Büyük Devlet Dışişleri Bakanları Londra görüşmelerine katılmak üzere Avrupa'ya hareket eden Dean Acheson'a eski Ayan Meclisi üyesi olan Cumhuri­yetçi Müşaviri Jolm Sherman Cooper re­fakat etmektedir.

Acheson. Başkan Truman'm özel uçağiy-le seyahat etmektedir. Seyahatin ilk uğ­rağı Paris olacak ve Birleşik Amerika Dışişleri Bakam 'burada Fransa Dışişleri Bakanı Schuman'Ia görüşecektir. Ache­son daha sonra, Salı günü Londra'ya gi­derek îngüiteıre Dışişleri Bakanı Bevin'le görüşecek ve bu görüşmeyi mütaakiben Schuman da katılacaktır.

8 Mayıs 1950 — New-York:

Firtma yalnız New-York eyaletinin Ku­zeyinde hasarlara sebep olmakla kalma­mış liman ve Long îsland Sound bölge­lerinde de Pazar günü 3 kişi boğulmuş, çok küçük tonajda vapurlar da rüzgâr­dan kabaran dalgalara kapılmış veya batmıştır.

Bazı vapurların batması neticesinde sa­yısı 70 i aşan mürettebat sağ salim sahi-le çıkarılmıştır.

10 Mayıs 1950

— Washington:

Atom Enerjisi Komisyonu Başkan vekili Summer Pike dün yaptığı bir basın top­lantısında hidrojen bombası imalinin «ilâhlar elinde» olduğunu söylemiştir. Hidrojen bombasının imali imkânları hakkında kendisine sorulan suale Pike bunun «ihtimal ve imkân» sahasına dâhil olduğunu söylemiş ve başka tefsirden kaçınmıştır. Mamafih Pike atom enerji­sinin amelî tatbikatının genişlediğini söylemiş, fakat atom motorunun iki se­neye kadar deniz altılara tatbik edilece­ğini düşünenlerin «biraz iyimser» olduk­larını ilâveetmiştir.

Washington'un yetkili mütehassısları tik hidrojen bombasının Ağustos sonunda Eniwetok'ta tecrübe edilmesi Kokanlar'bertaraf etmemekle beraber, bu mü­tehassıslar böyle bir tecrübenin muvaf­fakiyeti hakkında ihtilâfa düşmektedir­ler.

— Washington:

CmhuriyetçiParitiParla men',O:upu sözcüsü olan ve Almanyadaki Amerikan işgal siyasetinin gözden geçirilmesini is-tiyen Jacop Jovits bugün Aimanya'daki yüksek Amerikan Komiseri John Mac Cloy'un muhalefetine rağmen kendisinin ve arkadaşlarının işgal siyasetinin yeni­den incelenmesi için İsrar ettiklerini bil­dirmiştir. Filhakika Mac Cloy, Jovits'e gönderidği bir mektupta, Aimanya'daki Amerikan işgal siyaseti hakkında bu sı­ralarda bir tahkikata girişilmesinin doğ­ru olmıyacağını söylemiş ve Jovits'in bu talebine muhalefet etmiştir.

11 Mayıs 1950

— Washington:

Ayan Meclisinde Başkan Yardımcısı Ai­len Barkley'in başkanlığında, üç demok­rat ve iki cumhuriyetçiden müteşekkil Senato Komisyonu dün faaliyete geçe­rek Birleşik Amerika'da bulunan cinai teşekküllerin genişliği ve kolları üzerin­de mümkün olduğu kadar geniş tahkika­ta başlamıştır.

Bu komisyona hususi tahkikat büroları kurmak ve bu surtele federal adliye ma­kamlarım hâlâ ,muvaffakiyeitsizh"ğe uğ­ratan bazı gangster . çetelerinin faaÜye-tins karşı müessir bir şekilde mücadele etmsk için 15.G0O dolar kredT tahsis edilmiştir.

— Washington:

W2ı3hîngton'da 20 bin kişi huzurunda dün gece konuşan Başkan Truman, Bir­leşik Amerika'nın dünyada sulhu muha­faza etmek için bütün kaynaklarını kul­lanacağını bildirmiştir.

Hanford atom enerjisi projesinden bah-£i£iden Başkan T:m;man, bu hususta 600,000.000 doların sarfedildiğini ve 100.000.000 doların da sarfedilmekte ol­duğunu söylemiştir. Truman Hanford projesinin sulh için kullanılacağı günleri beklediğini bildirmiştir. Başkan, milletin emniyeti için en önemli sahanın Kuzey-Batı Pasifik olduğuna işaret etmiştir.

Kuzey Batının Alaska'ya geçit teşkil et­tiğini belirten Başkan, Alaska'nın yakın­da Hawai ile birlikte yeni birer devlet olarak federal devletlere iştirak edece­ğini ümit ettiğini bildirmiştir.

13 Mayıs 1950

— Washington:

Sovyet notasının verilmesinden beri ilk resmî beyanatı nda Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tokyo Mahkemesi tarafından mahkûm edilen bazı Japon harb suçlula­rının 7 Mart tarihli bir kararname île tahliyesine izin vermekle General Mac Arthur'un selâhiyetleri dışına çıktığını iddia eden Sovyet tezini resmen reddet­miştir.

Sözcü General Mac Arthur tarafından alman tedbirlerin, mahkûmiyet müddet­lerinin hepsini doldurmamak müsaadesi olan suçlulara karşı çeşitli memleketler­de tatbik edilen hattı harekete tamamiy-le uygun olduğunu bildirmiş, bundan başka Tokyo Mahkemesi tarafından ve­rilen cezaların tatbiki mesuliyetinin müttefik Başkomutanına ait olduğunu ilâve etmiştir.

17 Mayıs 1950

— Washington:

Ayandan cumhuriyetçi Robert Taft Salı gecesi verdiği beyanatta, Başkan Tru-man'ı siyasi ahlâk hilâfına hareket et­mekle ve Birleşik Amerika'yı buhrana sevkedecek bir kongre seçilmesini sağla­maya çalışmakla, itham eylemiştir.

Truman'm Şikago'daki nutkuna cumhu­riyetçiler namına cevap veren Robert Taft, programına karşı koyup «obstrük-siyon» yapan kongre üyelerinin uzaklaş­tırılması yolunda Başkan Truman'm iz­har ettiği arzuyu seçmenlerin yerine ge-tiremiyeceğini söylemiştir. Robert Taft şunları ilâve etmiştir: «Bu memleketin Truman'm programını tasvip edeceğini bir an için bile inanmı­yorum, Bu memleketin arzusu, seksen ikinci kongrenin Truman'm programını tasvip etmemesi yolundadr. Başkan Truman, bazı kongre üyelerimin obstürksiyon yaptıklarını ve infiratçı ol­duklarını söylemektedir. Kendisi, bu kongre üyelerini bertaraf etmek arzu­sundadır. Halihazırda, Truman'm dış si­yasetini tamamen tasvip etmeyen herkes «obstrksiyon» yapıyor sanılmakta ve Truman'm sosyalist programına taraftar olmıyanlar ise infiratçılıkla itham edil­mektedir.

Truman programı şu şekilde hulâsa edi­lebilir: Herkese herşeyi vaadetmek. Tru­man bu programı Hükümet parasiyle desteklemek ümidindedir. Her Amerikalı bilir ki bağlı bir siyaset Birleşik Ameri­ka'yı mahvedecektir, memleketi ilk önce enflâsyona ve mütaakiben buhrana sev-kedecektir. Diğer taraftan, iş basma gelen muhtelif demokrat hükümetlerin takip ettiği dış siyaset harbi mümkün kılmaktadır. Birleşik Amerika Dışişleri Bakanlığının komünist taraftarı siyaseti, Sovyet Rus-ya'nm bütün Çin'i elde etmesine âmil ol­muştur.

Cumhuriyetçi Kongre üyeleri, Hükümet makanizmasmm ve bilhassa Dışişleri Ba­kanlığının kızıllarda komünist taraftar­larından tamamen temizlenmesi husu­sunda israr etmek tasavvurundadırlar.»

19Mayss 1950

—Washington:

Başkan Truman basın konferansında Rransız - Alman kömür ve çelik sanayi­inin müştereken işletilmesine dair Fran­sız Dışişleri Bakanı Robert Schuman'm teklifini tamamiyle tasvip ettiğini söyle­miş ve bu plânı bir devlet adamının ya­pıcı hareketi olarak vasıflandırmıştır. Truman bu teklifin Fransa ile Almanya arasında yeni münasebetlere yol açacak temeller teşkil edeceğini ve yeni bir ufuk açacağını ilâve etmiştir. Öte yandan İngiltere'nin Avrupa Tediye Birliğine katılmasına ait her türlü tef­sirden çekinen Truman bu konu hakkın­da henüz yeter derecede malûmata sa­hip olmadığın: söylemiştir.

30 Mayıs 1950

—Washington:

Başkan Truman ve Dışişleri Bakanı De­an Acheson dün Trygve Lie'nin Batı ile Doğu arasındaki münasebetlerin düzel­mesini hedef tutan 10 maddelik hakiki barış plânını incelemişlerdir. 20 senelik olan bu plân daha evvel Stalin 'Schuman ve Bevin'e de takdim edil-

miştîr. Eu muhtıra bilhassa Güvenlik Konseyinin senede üki kere toplanmasını derpiş etmektedir. Bu toplantılara büyük devletler dışişleri bakanları iştirak ede­ceklerdir.

Bilindiği gibi Trygve IÂQ bu toplantıla­rın ilkinin Eylülde yapılması derpiş edi­len Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısından evvel, yaz içinde yapılma­sını teklif etmiştir. Barış muhtırasının

diğer maddeleri, atom silâhları ve klâsik silâhların kontrolü, Birleşmiş Milletler tarafından alman kararların tatbikini mümkün kılmak için milletler arası bir polis kuvvetinin ihdası ve yeni üyelerin kabulü meselesinde meydana gelen çık­mazı bertaraf etmek için Birleşmiş Mil­letler teşkilâtı tarafından sarfedilecek gayretlere dair meselenin halli için yeni­den müzakerelere başlanmasını derpia etmektedir.

Amerika iie Japonya arasında münferit sulh teşebbüsü...

Yazan: Asım JJz

25 Mayıs 1950 tarihli Vakit'ieıı :

Mac Arthur Japonya'yı işgal ettikten sonra bu memleketi demokrasi rejimine şevketti. İmparator Hiro Hito göklerde­ki tahtından yere indi. Halk araşma ka­rıştı. Çok partili bir serbest seçim ile yeni bir Diyet Meclisi kuruldu ve bu meclise dayanan bir hükümet teşekkül etti. işgal kuvvetleri memleketin dahilî işlerine karışmıyor. Ancak Mac Arthur tavsiyelerde ve telkinlerde bulunuyor. Bununla beraber son zamanlarda Japon­lar Mac Arthur'ün bu durumuna karşı bile şikâyetçi görünmeğe başlamışlardır. Bilhassa Diyet Meclisindeki muhalefet şikâyetlerini açığa vurmuştur.

Büyük hülyalar ile harbe giren, büyük fedakârlıklar yapan ve Doğu Asya'nm büyük kısmım zapteden, fakat nihayet atom bombasının tesiri altında mağlûp olarak teslim olmak zorunda kalan Ja­ponya'nın istediği nedir? Şüphesiz beş seneden beri devam eden askerî işgal va­ziyetinin sona erdiğini ve sulhun kurul­duğunu görmek. Amerika sulh için ha­zırdır. Fakat Almanya'da sulh yapmak nasıl mümkün olmuyorsa Japonya'da dahi aynı sebeplerden dolayı sulhun akdi gecikiyor. Sovyet Rusya'nın Uzak Doğu­daki sulh şartları ile Amerika'nın iste­diği sulh şartları birbirine uygun değil­dir. Fazla olarak milliyetçi Çin yerine Komünist Çin gelmiştir ve Amerika he­nüz Komünist Çin'i tanımadığı için o-nunla beraber sulh masasına oturup ko­nuşamaz. Bunun için son zamanlarda Amerika da Japonya ile münferit sulh yapmak cereyanı peyda olmuştur. Bu cereyan günden güne kuvvetlenmektedir. O kadar ki Haziranın 11 inde Japonya'ya gidecek olan Amerikan Savunma Bakanı ile Amerikan Genel Kurmay Heyeti Baş­kanının münferit bir sulh için gerekli hazırlıkları ile meşgul olacakları söyle­niyor.

Hâdiselerin mantıkî icabına ve Uzak Do­ğu vaziyetinin zaruretlerine bakılırsa Japonların müttefiki Amerika'da canla­nan bu yeni istidattan faydalanmaktır. Zira Japonya iki yolun ağzında bulunu­yor. Ya Çin gibi komünisti eşerek ve Sov­yet Rusya'nın bir peyk: hâline g'elerek Amerika'ya karşı gelmik veyahut Ame­rika ile anlaşmak.. Japonya'nın baştan başa adalardan ibaret bir memleket oî-duğu ve Pasifik Okyanusuna ve havala­rına hâkim olan Amerika'nın fiilî işgali altında bulunduğu gözönüne getirilirse komünistler tarafına gitmesinin ne de­mek olduğu anlaşılır. Japonlar bunu tak­dir ediyorlar. Fakat Amerika ile münfe­rit bir sulh yapmak Japonya'yı yeniden bir üçüncü dünya harbine sürüküyece-ğinden de korkuyorlar. Amerika üe Sov­yet Rusya ve komünist Çin, yani iki ateş arasında kalmak istemiyorlar.

Bununla beraber Japonya'nın Aemrika ile anlaşması mutlaka üçüncü dünya harbine gitmek değildir. Bilâkis Sovyet Rusya'nın suîh yoluna gelmesini kolay­laştırır. Netekim Avrupa'daki vaziyet de böyledir. Müttefikler Almanya ile sulh yapmadıkça Sovyet Rusya Alman sul­huna razı olmayacak gibi görünüyor. Bilmiyoruz, ikinci dünya harbinde çok yanlış bir hesap ile hareket eden Japon­lar şimdi bunu anlayacaklar mı ?

Japonya'nın coğrafi vaziyeti Batı İle Do­ğu arasında kayıtsız şartsız bir tarafsız­lık durumunda kalmasına müsait değil­dir -Bir gtm harp patlıyacak olursa iki taraftan birini tercih etmesi lâzım gele­cektir .Fakat makul bir siyaset tutacak olursa Doğu ile Batı arasında uzlaştırıcı bir rol oynayabilir. Ve ancak bu yoldan düny asulhu kurtarılabilir.

i Mayıs 1950

—Washington:

Bugün Amerikan basınına İüc defa ver­diği demeçte Pakistan Başbakanı Liya­kat Ali Han, memleketinin son derece büyüik bir stratejik ehemmiyeti haiz ol­ması dolayısiyle Pakistan'ın en modern silâh malzemesini elde etmesini istediği­ni söylemiştir.

Kişmir meselesinden bahseden Liyakat Ali Han, bu bölgenin Hindistan veya Pa­kistan'a ilhakını kararlaştıracak olan bitaraf ve serbest plebisitin neticesini kabul edeceğini kaydetmiştir.

—Yeni Delhi:

Hindistan ve Pakistan gazeteleri başyazarlarının yaptıkları bugünkü müşterek basın konferansında konuşan Hindistan Başbakanı Nehru müşterek bir savunma ve dış siyasetini nazarı itibara alarak Hindistan ve Pakistan'ın coğrafya, tarih, kültür ve iktisadi bakımdan sıkı sıkıya bağlı olduklarını belirtmiş ve tabii bir olay olarak dışişleri savunma meseleleri ve diğer ticari ve iktisadi meselelerde müşterek bir siyaset takipetmek için

daha geniş bir işbirliğinin lüzumu üze­rinde durmuştur.

Nehru Hindistan ve Pakistan arasında çıkacak her hangi bir ihtilâfın bu iki memleketin nesiller boyunca tekâmül et­mesine mâni olacağım ilâve etmiştir.

***

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106