17.7.1949
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Temmuz 1949

—Bursa :

Ticaret Lisesinin, temel atma töreni va­li vekili ite milletvekillerinin, mahallî teşekküller mensuplarile 'birçok Bursa'-lıann huzurile yapılmıştır.

—İstanbul:

1 Temmuz Denizoüliik Bayramı bugün coşkun tezahüratla kutlanmıştır. Bu münasebetle Taksim ve Barboros Anıt­ları önünde Mrer tören yapılmıştır. Ça­lman İstiklâl Marşundan sonra Ulaştır­ma Bakamı Satır tarafından günün ehemmiyetini belirten bir (hitabe irad edilmiştir.

Barbaros Anıtı önündeki törene saat 11 de deniz bandosunun çaldığı İstiklal Marşı ile başlamış, Büyük Türle Amirali Barboros'im ünlü hayatını belirten söy­levler verilmiş ve hatırasını anmak için, "bir dakika saygı duruşu yapılmıştır. Müteakiben resmî ve hususi teşekküller adına Anıta çelenkler konmuş ve tören "bir manga deniz erânin ihtiram atışı ile .sona ermiştir.

—Tokat :

iSon su baskınian dolayısiyte ağır tah-rilbata uğrayan içme suyu tesislerimin onarılması 12 güm. süren devamlı bir çalışmadan sonra bugün ikmal edilerek şehre su verilmiştir.

——İzmir :

Albay Van Sweaxiıngm*in komutasında bulunan Cone ve Meredith Amerikan muhripleri bugün saat 10,30 >da limanı­mıza gelerek Mendirek önünde demirle­mişlerdir.

Gemiler demirledikten onbeş dakikıa sonra bir ziyaret subayı komutan ge-misiae giderek Albay Van iSwearin-gen'e -hoş geldiniz demiştir.

3 Temmuz 1949

— Eırzzurum :

Erzurum bugün, biri Ebedi Şef Ata­türk'ün Erzurum'a ülfc geMşlerinin otu­zuncu yıldönümü ve diğeri 1877 harbi­nin Azineye Tabyası kahramanlarının 72 imci şehaıdet yıldonümleri olmak üzere iki törene sahne olmuştur. Bu çifte tören dolayısiyle geceleyin bü­yük bir fener alayı tertipedilmiştir.

Gelen haberlere göre, Karaburun'da 85 kısmen, hafif .kısmen ağır hasara uğramıştır. Köylerde de 130 evin yıkıl­dığı haıber verilmektedir. Birtkaç ölü ve yaralı vardır.

24Temmuz 1949

—İstanbul :

Pakistan donanmasına mensup «Celum» cnuhribi, bu sabah 9,30 da limanımıza gelmiştir. Deniz Albayı Şerafeddin Ah-ımed'irt komutasında 1.7S5 tonluk 17 su-foay ve 220 er .taşıyan gemi Selimiye açı­ğında şehri 21 top atımı ile selâmlamış ve Kabataş önümde demirlemiştir.

—Ankara :

Amerikan Şehir Toplantısı Heyeti bu sabah Millî Kütüphanede ikinci semine-srini yapmıştır.

Bu seminerin mevzuu «Türkiye'de dev­letçilik ve ferdî teşebbüs» idi. Bu konuüzerinde birçok hatipler söz almış ve toplantıya 13,30 da son veril­miştir.

—Ankara :

Türk Milletinin siyasi, malî, adlî istik­bâlinin bütün dünyaca hukuken tasdik edilişinin ifadesi olan L^ozan Barış Ant. •îasmasmın imzasının, yir .mi altıncı yıû-dönümii, bugün, ibütün yurtta heyecan­ca kutlanmıştır.

— İstanbul :

Gazeiteciler bayramı münasebetiyle bu-.güm saat 16 da Taksim Belediye Ga­zinosunda istanbul Gazeteciler eCmiye-Ki tarafından bir kokteyl parti verilmiş­tir.

25Temmuz 1949

—Denizli :

Denizli bugün şehirlerarası telefon şe­bekesine bağlanmış ve ilk konuşma Vali Aihmet Demir İle Ulaştırma Bakanı ara­sında yapılmıştır. Denizliler bu yeni te­sisi büyük bir memnunlukla karşılamış-I ardır.

26Temmuz 1949

—Ankara :

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü şehrimiz­de bulunan Amerika şehir toplantıları üyelerini bugün saat 11,30 da Çankaya'­dakabuletmişlerdir.

27Temmuz 1949

— İstanbul :

Tümamiral Sherman komutasında bulu­nan 10 bin tonluk Fargo kruvazörü ile 45 bin tonluk Coraî Sea Uçak Gemisi ve her biri 2425 tonluk Brownson, Mc Card, Cone ve Mereditîı muhripleri ve bir yağ tankerinden mürekkep Ameri­kan filosu bu sabah saat 9, da limanı­mızagelmiştir.

29Temmuz 1949

—Ankara :

^Cumhurbaşkanı İsmet înönü bu akşam saat 22,10 da İzmir'e haröket etmişler­dir. Cumhurbaşkanı hareketlerinde Dev­let erkânı ve kalabalık bir halk toplulu­ğu tarafından uğurlanmıştır.

30Temmuz 1949

—İzmir :

Cumhurbaşkanı İsmet înönü bütün yol boyunca istasyonları dolduran binlerce halkın sevgi tezahürleri arasında îz-mir'e varmışlar ve büyük bir kalabalık tarafından karşılanmışlardır.

31Temmuz 1949

— istanbul :

Bugün Veîiefendi sahasında müessif bir hadise olmuş, 2 nci koşunun sonunda halkla hakem heyeti arasındaki müna­kaşa neticesinde halik, hakem kulesine hücum ederek kuleyi ve birkaç tribünü ateşevermıiştir.

Hadiseye sebep favori atların geri kal­ması ve koşunun umulmıyan bir at ta­rafından kazanılmasıdır. Galeyan eden halk jandarma, polis ve îtfaiye kuvvetleri tarafından dağıtıl­mıştır. Hadise esnasında ahşap hakem "kulesi, tribün ve 8 gişe tamamen yan­mış, diğer trübün ve gişeler kısmen tah-ribedilmişitir.

1— Dünya meselelerinin Amerika tarafından daha iyi bir şekilde anlaşılması,

— Amerika'nın dünyaya tanıtılmasını sağlamak.

— Diğer memleketler halkına Amerikalıların ilgilendikleri meseleleri ta­
nıtmak,

— Demokratik bir konuşma tarzının kuvvetlendirilmesi ve yayılması,

— Sulhun, hürriyetin ve sağlam bir bünyenin temini.

Her şehirde gereken hazırlıkları yapmak üzere bir temsilci bulundurulacak ve partiler dışı bir karakter taşıyan yerli bir teşekkül kurulacaktır. Bu proje doğrudan doğruya halk tarafından yaratıldığı için Hükümetin hiçbir suretle rehberlik etmesi tasavvur edilemez. Şehir birliği hür partiler dışı, bir eğitim müessesesi olacaktır.

Bu şehir toplantıları dünya turu doğrudan doğruya halk tarafından finansa edilmektedir. Mrs. Franklin D. Roosvelt, Dr. Ralph Bunch ve Mrs. Wendell Wilkie bu seyahatin prensip ve maksatlarını destekleyen Amerikalılar ara­sındadır.

Bundan sonra Amerikan Sefareti Kültür Ateşesi Mr. Webster Ankara'da yer­li teşkilâtın şu şekilde kurulduğunu bildirmiştir :

Başkanlar: Kars iMlletvekili Tezer Taşkıran, Profesör" Orhan Alisbah, Yardımcılar : Urfa Milletvekili Suut Kemal Yetkin, Profesör Bülent Nuri Esen, Cevat Memduh Altar.

Müteakiben Mr. Traum, şehir toplantılarında sorulan sorular hakkında bazı misaller vermiştir. Bunlar arasında «Sulhe hangi yol gider?», «Demokrasinin hakiki manası denir?» gibi sualler vardı.

Ankara'da yapılacak olan şehir toplantısında müzakere edilecek konu henüz tesbit edilmemiştir. Bugün yapılacak konuşmalardan sonra bu husus karar­laştırılacaktır.

Londra'da yapılan toplantıda «sosyalist devlet, ferdi teşebbüsü ortadan kal­dırma temayülünü gösterebilir mi?» meselesi müzakere edilmiştir.

Daha sonra Mrs. Colclough ve Mr. Traum gazetecilerin sordukları sorulara cevap vermişler ve bu arada bir gazeteci tarafından sorulan «bu şehir toplan­tılarını demirperde arkasındaki memleketlerde de yapmak fikrindemisİniz?» sualine şöylemukabele etmişlerdir:

Demirperdeye dahil olan memleketlerden Sovyet Rusya, Polonya ve Yugos-lavya'daki elçilerimiz vasıtasile teşebbüslerde bulunduk. Bunlardan polonya ve Yugoslavya teklif mektuplarımızı nezaketle aldıklarını ve bu hususta in­celemeler yapıldıktan sonra kati bir cevap vereceklerini bildirdiler. Henüz bir cevap almış değiliz. Rusya ise müracaatımıza cevap bile vermedi. Stalin'in şahsına çektiğimiz telgraf da cevapsız kaldı. Bu telgrafın kendi eline gidebi­leceğini düşünmüştük. Çünkü telgrafı çektiğimiz günlerde Waldorf Aştoria;da Husya'nm da iştirakile bir kültür toplantısı yapılmaktaydı.

Bizim neslimiz, hayatı tamamile mücadele içinde geçen nesildir. Manevi zev­kimiz sizleri iyi yetiştirebilmek hedefi etrafında toplanmaktadır.

Gayemiz, düşünce hürriyetini temindir. Biliyorsunuz ki insanların üç varlığı vardır :

Tabiî varlık, bu varlığımız hayvanlarla müşterektir. İnsani maddî ve egoist yapar. Herşeyin üstünde menfaatlerini düşünür.

Ruhi varlık ise, afakî düşünür. Kendinden ziyade bütün varlıkları ayrı ayrı gözetir. Kendinin kıymetini bunların içinde bir ferd olması sebebile korur. Fikrî varlığa gelince, bu varlık ruhî varlıkla beraber bir ahenk içinde yürür­se insanı kâmil dediğimiz adam tipi meydana gelir. İşte şairler bu tip insan­lardır.

Bu iki tesir haricinde kalan maddi varlığın etkisi altındaki insan zekâsını ve herşeyini menfaatlerinin temininde kullanılır. Bu tip mahlûklar beşeriyete muzır insanlardır.1

Kafası yüksek, ruhu engin insanlar, memleket mukadderatına hakim olurlar­sa memleket yükselir. Bizim yaratmak istediğimiz demokrasinin insanı, ka­fasını, ilmini memleket menfaatlerinde kullanacak olandır.

Mücadeleler, prensipler ve fikirler üzerinde olur. Bunda millet hakem olur. Hangi fikir ve prensip galebe çalarsa o iktidara geçer. Gideceğimiz yol budur. Bunu akıl ve mantık ile yapmak istiyoruz. Ben neticeye emniyetle bakıyo­rum. Bugün yanlış hareket eder, yanlış adını atarsak, bu, ilerisi için kötü bir an'ane olur. İyi an'ane kurarsak netice iyi olur.

Bu sebepledir ki bugün bize yapılan her türlü hançerlemelere, tahakkuk et­tirmek istediğimiz büyük demokrasi ideali uğruna katlanıyoruz ve katlana­cağız.

Sizin nesil, yarın hayata atıldığı zaman daima fikir ve prensipler etrafında toplanmalıdır.

Fikir münakaşası ve prensip mücadelesinden memlekete asla zarar gelmez. En büyük tehlike hiçbir fikre sahip olmadan yalnız şahsi menfaatlerinin ta­hakkuku için durmadan parti değiştirenlerden gelir.

Atatürk'ün açtığı hedefe ulaşmak için «muasır medeniyetin üstüne çıkacağız.» Sözünü gerçekleştirmeğe çalışmak gençliğin birinci vazifesidir. Başbakan sözlerine şöyle son vermiştir :

.Her kamçı bizim için daha engin ufuklar açıyor. Vazifemiz demokrasiyi mem­lekette gerçekleştirmektir.

Demokrasi bir cemiyet bünyesi için hayati ehemmiyette bir rejimdir. Sizlere hayat ve memlekete hizmet yolunda sonsuz başarılar temenni eder­ken bana konuşmak imkânını veren Vali Lütfi Kırdar'a teşekkürlerimi suna­rım.

Bundan sonra İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Başkanı, Başbakana, ver­diği öğütlerden dolayı teşekkür etmiş ve öğrencilerin dilekleri meyanında paso meselesinin halile kendilerine lokal teminini rica emiştir.

Biz kendi hesabımıza, demokratik hür-riyet'1-eriım.izin gelişmesi bahsinde dog­matik, fikirlere saplanmayı her zaman prensip bildik. Seçim güveninin önemini savunurken, bunu, şu veya bu usulle, yahut şu veya bu kanun maddeleriyle eîde edebileceğimiz hiç bir- zaman ileri sürmedik. Bizim, prensipimiz her şeyden evvel iyi niyet preisipine dayanıyordu. Millî iradeye saygı gösteren ve teşrii kudret kaynağını onda gören bir iktidar, Devlet makanizmamızm doğru dürüst işliyebilmesi için gerekli kanun madde­lerini bulmakta elbette güçlük çekmez­di. Tersine bunlara ehemmiyet vermi-yen, demokrasiyi bir gösteriş, bir yaldız, bir cila farzederek alttan alta ona bil­diğini okumak istiyen bir Hükümet en mükemmel kanunlarla işe başlasa da, onları çiğnemenin yolunu nasıl olsa bu­lurdu.»

Diyen muharrir yazısını şöyle bitiriyor: «Demokrasi, tılsımı kendinde saklı bir idare değildir. Muvaffak olmak için o da her rejim gibi bir çok elverişli şart­lara muhtaçtır. Seçim emniyeti o şart­lardan sadece bir tanesidir. Bunu yur­dumuzda temin edelim, üst tarafım son­ra görüşürüz.»

Millî güvenliğin korunması...

Yasan: Yavuz Abadan:

7 Temmuz 1949 tarihli »Ulus» An­kara'dan :

«Demokrat Parti Kongresinin gürültülü bir miting havasiyle sona ermesinden bir gün sonra gazeteci arkadaşlarla Su­riye'ye hareket ettiğimiz için, memle­ketimizde bir haftalık bir iç politika ha­reketlerini yakından takip İmkânından mahrum kaldık.»

Diye yazısına başlıyan muharrir, «Millî and» maskesi altında kongrece ilân olu­nan husumet beyannamesinin memle­kette yarattığıhuzursuzlukhavasının

akisleri daha .Şam'da iken şekil değişti­rerek kulaklara geldiğini, aynı günlerde

Türkiye'nin iç işleri hakkında esassız bazı dedikoduların Avrupa başkentlerin­de de dolaştığını, bu müşahadesiyie, iç güvenliğin korunması konusunda çok dikkatü ve titiz davranmayı gerektiren nazik "bir devirde yaşadığımızı hatırlat­tıktan sonra yazısını şe şekilde bitiri­yor:

«Medeni bir cemiyetin siyasi hayatında îıiç de yeri olmıyan bu komiteci tertibi­ne karşı, halkımızın itidal ve basiretine güvenimiz ne kadar kuvvetli olursa ol­sun, Hükümetin kayıtsız kalması im­kânsızdı. Yurt selâmetinin bekçisi sıfa-tiyle Hükümet, kendine düşen vazifeyi yapmakta gecikmedi. Bir yıldırma poli­tikası gütmek istiyen Demokrat Parti­nin millî husumet beyannamesine karşı­lık bir millî emniyet ve huzur beyanna­mesi neşretti.

Bu beyannamede Hükümet, tedhiş usul­leriyle vatandaş vicdanlarına tahakkü­me asla müsaade etmiyeceğini, kin ve nifak havası içinde ve kardeş kavgala-riyle vatanın iç ve dış selâmetini tehli­keye düşürecek ve nihayet rejimimizi bir diktatörlüğe götürecek hareketlere elindeki .bütün vasıtalarla karşı koyaca­ğım açıkladı. Her Hükümetin varlık se­bebi ve tabiî vazifesi olan huzur ve em­niyetin korunacağı teminatı, kargaşalık ve nifaktan fayda uman nizam düşman­larını telâşa düşürdü. İşte Türkiye'de siyasi gerginliğin arttı­ğına ve bir İsyanım patlak vermek üzere bulunduğuna dair dış memleketlere ak­seden dedikoduların kaynağı, seyrini ibu suretle hulâsa ettiğimiz hâdiselerdir. ,Bu menfi netice de vatanın emniyet ve selâmetiyle sıkı sıkıya ilgili m-evzular kar­şısında, siyasi mesuliyet duyguları yeter derecede gelişmemiş bazı partici vatan­daşların sorumluluk payı büyüktür.

Sırası gelmişken basın mensuplarına düşen bir vazifeyi de hatırlatmak iste­riz. Çok şükür ki basınımız, büyük ço­ğunluğu itibariyle siyasi partiler arasın­daki mücadeleyi körüklemenin zararla­rını idrak edecek olgunluktadır. Hem memlekete, hem demokrasiye hizmet için partileri birbiri aleyhine kızıştır­maktan vazgeçip gerginliği yatıştırmaya çalışmak gerektiğini hepimiz anlıya-cak durumdayız. Bu sebeple parti müca­delelerine ait mübalâğalı ve yalan neşri­yatın, yalnız bulanık suda balık avla­mak üzere fırsat bekliyen düşmanları­mızın işlerine yarıyacağını asla hatır­dan, çıkarmamalıyız. Millî güvenliğimi­zin her tehlikeye karşı korunması, kay­gısı, her türlü parti ve görüş ayrılıkları­nın ve bütün şahsi menfaat ve istismar düşüncelerinin üstünde, daima hâkim ve nâzım bir prensip olarak kalmalıdır.»

Açık miting mi, kapalı toplantı mı?...

Yazan: HüseyinCahitYalçın

14 Temmuz 1949 tarihli «Ulus» An­kara'dan :

Demokrat Partinin 21 Temmuz seçim­lerinin hatırasını anmak üzere memle­ketin her tarafında mitingler yapacağı havadisi çattı. Arkasından, mitinglerden vaz geçildiği ve kapalı salonlarda top­lantılar tertip olunacağı söylendi. Bu ikinci haber Demokrat Parti şeflerinde foir pişmanlık uyanımıya 'delil diye ka­bul olunabileceği İçin memnuniyetle karşı! ana bilindi. Paikat tekrar eski ha­vadis teyit olunmağa başlandı. Hâsıl şu satırları yazdığımız dakikaya kadar Demokrat Parti şeflerinin ne yapacak­larını sarih surette (bilmiyoruz. Beük'i kendileri de henüz farkında değildirler.

Bir kere, 2ıl Temmuz seçimlerinin hatı­rasını anmak ne demektir? Seçim ya-pılaılı üç sene oldu. 'Miting yapmak De­mokrat Partinin şimdi mi aklına geîdi? Demek oluyor !ki iş her na-sılsa tesses etmiş bir ananeye devam etmekten iba­ret değildir. Yeni bir mesele çıkarmak arzusu vardır ve Tdu bir çıban başı ko­parmak teşebbüsüdür.

Sonra, bunda ne fayda olacak v-e mem­leketin muhtelif ufuklarını kanlı seh­palar hayaletiyle karartmaktan kta fayda görecek? 'Korkarız ki milletçiler bunu da bir muvazaa addederek güna­hını Halk Partisinin boynuna yükleme-sinler.Onların bile çarpıkmıntıkaları

memleketteki «husumet misakmm» nor­mal hayat şartlarını ihlâlden başka bâr şeye yaramıyacağım nasılsa takdir et-:miş bulunuyor.

Bütün kurtuluş ve toplanış ümitleri gö­ğüslerini yumrukluyarak, saçlarını yo­larak ve boğazlarını yırtarak 21 Temmuz seçimlerine mersiye okumağa in­hisar ediyorsa acırız haMerine, İtalyan Meclisinde de komünist liderleri seçim­lerde yapılanları İtalyan Milletinin, unutmıyacağını Başvekile karşı haykı-rryorlardi. DemokraÜJİk memleketlerin seçimlere itirazları bir kaide şeklini al­mıştır. Bundan ikim'seran kılının titre­diği yoktur. Normal hayat da durmaz. Ne 'olursa kendilerini hayallere salıve­renlere olur.

Bizler işi sadece bir partili sıfatiyle muhakeme etseydik Demokrat Partinin, bugünkü düşkün ve perişan durumunu memnuniyetle seyrederdik. Fakat dai­ma dediğimiz ve hareketlerimizle de is­pat ettiğimiz veçhile partilerin üstünde bir vatan bulunduğuna 'iman etmiş bu­lunuyoruz.

İnönü'nün edemecL.

Yasan: Etem İzzet Benice

15 Temmuz 1949 tarihli «Son Telg­raf» İstanbul'dan:

«Devlet Başkanımızın geçen ve bu yıl sel felâketine ugrıyan (illerimizde ve Er­zurum bölgesinde yaptığı inceleme se­yahati sona ermiş bulunuyor. Atatürk'le beraber Atatürk'ten sonra ibu memle­keti ve bu halkı beşikteki çocuğu gibi her türlü saadet ve ustıra-bma derinden kutaik vererek daima geliştirmek, 'kal­kındırmak ülküsünü hayatına ve çalış­malarına hâkim kılan ibüyük İnönü se­yahat intihalarını Anadolu Ajansına an­latmıştır.

«Seyahati, görgü ve incelemeleri her ba­kımdan İnönü'yü memnun etmiştir. Memnunluk sebebini her şeyin başında ve her türlü sıkıntı halinin ilerisinde suana kavşakta

Her yerde vatandaşlarımın, kendi­lerine, vatanın haline ve istikbaline iti­matlarını aşikâr bir surette farkettim. Bu yapıcı ruh vatandaş 'hayatına hâkim olmakta ve hükümetin vazifesini basi­ret ve azimle ifa edebilmesi için en bü­yük yardımı teşkil etmektedir.»

Doğrudan doğruya İnönü'nün demecin­de naklettiğimiz bu teşhis ve hüküm cümleleri halkın umumi pisiıklojisini ve içinde yaşadığı havayı anlıyabümek için en 'kuvvetli ölçü, mefrenk ve 'mesnettir.» Muharrir, «İnönü'nün harp sahalarından "başhyaraik Türk mimetinkı bütün hayat ve idare sahneleri içinde en büyük yet­ki ve en samimi İlgi ile pişen muhake­me ve .müşahede kabiliyetinin bu neti­ce ve hükmü hepimiz için en büyük kuvvet ve teminattır» demetktte ve ya­zışmadevametmektedir:

«înönü, fâni ve politik şahsiyetinin, Devlet Başkanlığının 'kendisine temin ettiği mütevazı ve feragatikâr hayat ve yetgi çerçevesinin üstünde millî ta­rihten ve milli bünyeden İktidarını alin ve Türk, 'milletini daima en ve en çetin dâvalarda zaferden zafere götüren ra dikal bir inikilâpçı, çetin bir önder, mâ­na hazineleri ile dolu bir varlık olarak bıı müşahede, teşhis ve hükümlerini umumi efkâr ve vicdanın gözü önüne sererken nutuklarına, yazı ve demeçle­rine daima hâkim olan selâset ve ve-cazet üslûbu ile vatandaş topluluğuna hakikat, kuvvet, kalkınma ve gelişme yolunu ışıJtan 'bir ıkaç noktayı da gerek netice, gerek tavsiye ve irsad yolu ile belirtmiştir.

înönü yıllardanberi memleketimizi is­tihdaf ve teihdiıt eden, millî tarüıiinizde malûm, tehlike 'ihtimallerinin henüz za­il olmadığını ve hatta 'bu bakımdan 1949 un bazı tahminlere göre ıen buhranlı *bir sene olaraik beklenmiş olduğunu işa­ret ederek tehlike ihtimalleri üzerinde vatandaşın devamlı -tayaikkuzunu uya­nık tutmak isaiyor ve 1949 un memleket

iç idaresinde 'de en zor, en ehemmiyetli tür tekâmülü tahakkuk ettirmek isteyen

îmt devreye sahneKk: etmekte devam, et­mekte bulunduğunu tebarüz ettiriyor.»

Muharrir yazısını şöyle bitiriyor: «Politika'havasının zaman zaman va-

tandaş müfelKkire ve 'muhakemesinde kasırgalar estirmeyi hedef tutan karış­tırıcı ve bunaltıcı haml-elerinin bir bar­dak suda fırtınadan ibaret kaldığım te­barüz ettirmek yolunda vatandaş kal­bini huzur ve emniyet içinde tutacafk, İnönü'nün bu teşhisinden daha ökesin hangi teminat ve izah olabilir?*

Peşrev...

Yazan: Nadir Nadİ

17 Temmuz 1949 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Hani pehlivanlar vardır, meydana çık­tıkları zamanasıl güreşe başlamadan önce elense edip bir müddet karşılıklı birbirlerini 'denerler; işte bizim politika sahnemizdeki üstadlar da o pehlivanla­ra benzediler, önümüzdeki genel seçim­lere daha bir yıldan fazla vakit olduğu halde partilerin şimdiden kapışmaya hazırlandıkların1, görüyoruz. Eller diz­lere vuruluyor, yağlı göbekler sıvazla­nıyor, kırmızı enseler tartaklanıyor, meydanda dolaşan politika pehlivanla­rımızdan arada bir kulağımıza heyacan-lı naralar çarpıyor.

Bize kalırsa bu işe enken başlanmıştır. En usta güreşçiler bile girizgâh faslını biraz fazlaca uzattılar mı can sıkıcı bir [hal alır, kalabalığın ilgisini kaybedive-.rirler. Onun gibi politikada da bir yıl sonra başlıyacak bir savaşa bugünden girişmek netice itibariyle bıkikınlık do­ğurabilir, hatta asıl mücadelenin soy­suzlaşmasına yolaçabilir.

Bu arada iktidar partisi adına kullanıl­dığı söylenen müdafaa silâhlarının da pek iyi seçilmediğine işaret etmek is­teriz.

— Ordu bizde, idare ve para bizde, se­çimleri nasıl olsa (kazanacağız.

Gibi bir zihniyeti yurdumuzda demok­rasi prensiplerini gerçekleştirmek iste­diğin; söylemeğe, bu uğurda öncülük iddia eden 'bir teşekküle yakıştıramı­yoruzdoğrusu.

Biz Halk Partisi adına konuşan politi­kacılarımızın 'memleketrealitesin! ya-

kından 'kavrayan daha tabiî bir dil kul­lanmalarımı tercih ederiz. Vatandaşları tahdide kalkmak, maddî (kuvvetlerden bahsetmek seçim, dâvalarında tamamiylelüzumsuzdur.

Gerçi vatandaş 'çokluğunun memnun e-dici bazı düşüncelere Halik Partisi saf­larında hiç rastlamıyoruz diyemeyiz; fakat resmî ve "yan resmî demeçlerin yanında bunları yeter derecede gür ve kuvvetli 'bulmaya da imkân yoktur.

Bunun dişinda, genel seçimlere bir yıl (kaldığını sölediğlaniz şu günlerde, Halk Partisine sevgi "kazandırabilecek yegâne tkuvvet saımümi oJarak (hürriyet pren­siplerine bağlanmak, azınlıkta kalmak bahanesine de olsa onlara sıkı sılkıya sarılmaktır.»

Diyen muharrir yazısını şöyle bitirmek­tedir:

«İçinde bulunduğumuz tereddüdlü hava­nın başka türlü açılabileceğine biz inan­mıyoruz. Hele meydan güreşçilerinin bitmez tükenmez peşrevini andıran bu acayip 'böbürlenmelerinden mutlaka vazgeçilmelidir. Çünkü bunların asıl za­rarı doğruca Halk Partisine dokunuyor. Halk Partisinin bünyesi ise artık zara­rın 'bundan fazlasını kaldırmaya pek tahammül edemiyecektar.»

İhtilâl metodu hâlâ devam edi-

yor.

Yazan: Asım Us

20 Temmuz 1949 tarihli «Yeni Ga­zete Vakit» İstanbul'dan:

Demokrat Parti ilk kurulurken memle->ketin köşesinde, bucağında bütün gay-rimemmınlarla beraber (kargaşalık un­surlarını da bir araya toplamıştı. Bu sebeple bu parti (kanun yolu ile müca­dele ederek iktidara geçmek isteyen bir siyasi (teşekkülden ziyade ibir ihtilâl gayesini güden bir toplantı -manzarası­nı gösteriyordu. 12 Temmuz beyanna­mesinden sonra Demokrat Partinin üçe

bölünmesi Ikanun ve nizam taraftarla-riyle üktidan ^zorbalıkla «îe geçirmek isteyenlerarasında bir nevi ayrılık ve

tasfiye ameliyesi gibi görünmüştü. İk­tidarı elinde tutan Halk Partisi karşı­sında bundan sonra Demakrat Partinin kanuni bir muhalefet vazifesini görmek ümidini herkese vermişti. Sonradan ku­rulan Millet Partisinin de teşkilât kur­makta zorluklara uğraması parçalanan muhalefet cephesine karşı halk efkârındaıki kanun taraftarlığının apaçık tas­vibi sayılabilirdi.

Fakat 'Demokrat Partinin iskinci kong­resi muhalefet cephesindeki ayrılıklar­dan sonra bu partinin kanuni bir teşek­kül olmak yoluna girdiği hakkındaki hükümdeki İsabeti şüphede bırakmıştır. Bunun delili artık seçim kanununda şu veya bu şekilde tadilât istemekten vaz­geçilerek «millî husumet andı» a*dı ve­rilen ve seçim 'kanununda ne şekilde ta­dilât yapılırsa yapılsın ehemmiyet veril-miyeceğmi ve seçimlerde emniyet sağ-laınaık için demokratların kendi bildik­leri ve istedikleri şekilde fiilî müdahale tedbirleri alacaklarını gösterir bir ka­rar alınmış olmasıdır.

Halbuki geçen sene ilkbaharında seçim kanunu tadil edilirken Demokrat Par­tinin Mecliste ne istediklerini herkes biliyor. Muhaliflerle iktidar partisi ara­sında bir tek anlaşmazlık noktası ola­rak adlî teminat meselesi ikalımıştı. De­mokrat Parti hâkimlerinin seçim kurul­larına başkanlık etmesini istiyordu. Halk Partisi hâkimler yerine 'siyasi partilerin -temsilcilerinden kur'a ile se­çilecek iki kişinin seçim kurullarına üye olarak alınmasını teklif etti. Demok­ratlar .bunu 'kabul ettiler. Yalnız siyasi parti temsilcilerinin seçim'- kurulları gi­bi köylerde teşekkül edecek olan seçdm komisyonlarına girmelerini istediler. Anlaşmazlık burada cılktı ve sadece buridan dolayı demokratlar Meclisi terk-ettiler ve ara seçimlere (bunun için gir­mediler.

Vaziyet 'böyle olunca siyasi parti tem­silcilerinin seçim komisyonlarına da alınması artık seçiım emniyeti mesele­sindeki ihtilafları ortadan kaldırması icap etmez mü? Hayır. Etmiyor. Etme­dikten ibaşka bu defa demokratlar daha da ileriye gidiyorlar. Ziza Halk Partisi siyasi parti temsilcilerini seçim komiskonlarma koymağı kabul ettikten baş­ka seçim 'kurullarına hâkimlerin baş­kanlık yapmasına bile karar vermiştir. Hatta muhalefet partileri tarafından makul şekilde ileriye sürülecek başka kanuni .tadil şekilleri olursa onlar da dikkatıe alınacaktır. Başbakan Şemsed-din Günaltay bunu açıkça Celâl Bayar'a söyledi I>emokrat Parti Genel Başkanı da arkadaşlar iyi e konuşarak dilekleri­nin ne olduğunu yazı ile bildireceğini vadetti. Bu vaad yerine getirilmemiştir. Fazla olaraüc açıkça seçimlere meşru müdafaa bahanesiyle müdahale edile­ceğini gösteren kongre kararı iılân olun­muştur.

Bu vaziyet nasıl izah olunabilir ? Hiç şüphe yok ki Celâl Bayar Şemeseddin. Günaltay'a: «Arkadaşlıaomia konuştuk­tan sonra cevap veririm» -diyerek ya­nından 'ayrıldıktan sonra ibâr cevap ve­recekti. Cevap verilmedikten başka Se­çim Kamutnundaki tadilât, bahsine artık hiç temes edilmemesi ve seçimlerde fiiild ımüdahalelere gidileceğini gösterir bir 'kongre kararı alınması Demokrat Parti içinde halâ ibltiılıâl 'metodu taraf­tarlara [bulunduğunun ve Gel âl Bayar'm bunlara mukavemet edecek bir kudret­te bulunlm'adıgmm. delitö -değisIı inidir ? Vaziyetim daha başka bir izah şekil varsa bunu kendileri göstersinler.

varlık ve insani şeref davamızın, Av­rupa'nın kaılıbine dikilen bu şeref âbi­desi, bütün tou vasiflariyle Türk millî dehasının üniversel değenime en canlı bir delilidir.

İnkılâpçı Türk dünya görüşü, Lozan Barış An'dlaşmasiyle, değişmez beşeri kıymetlere dayanan Steri bir hukuk te­lâkkisi ve 'anlaşmalar ,sistemi yarattı. Lozan'la ibiınMfcte sınırlarımız iç/mide ye­ni bir düşünce ve yaşayış disiplinine uygun bir idare sistemi yerleşmiş; de-mı ok r asimizin g'SSişm esini sağlıyacak temeller atılmış; modern bir devletin iç ve dış nizaımı t anlamlanmıştır. O, mil­letlerarası münasebetler ıbakimmdan ileri bisr hak ve adalet fikrini, Birinci. Dünya Harbinin galiplerine tanıtıp ger­çekleştirdiği iiçiiın. bir kültür ve "medeni­yet zaferidir de...

Bugün gene, İkinci Dünya (Harbinin çeşitli buhranlarla dolu savaştan barışa. geçiş devresiinde, Lozan'ın ruhumuza telkin ettiği hak ve adalet .aşkı, millî varlığa güven duygusu ile dimdik ayak­tayız. Yurdumuzun emniyet ve selâme­tini, miılletimiziaı istiklâlim1 ülkemizin bütünlüğünü (bir barış ve iinsamlığı ko­rumak içim, ımiılıletçe iher türlü fedekâr-Iığa katlanmıya, elimizden geleni yap-ımıya, hak ve ülkülerimizden asla feda­kârlık etmemiye azizmli ve kararlıyız.



Lozan Zaferinin gerçek de­ğeri...

Yazan: Yavuz Abadan

24 Temmuz 1949 tarihli «Ulus» tan

Hepimizin bildiği gibi, yeni Türkiye, devletler ıtopluhiğundaM şerefli yerini Lozan'la OJdı. Millî varlıgımıızm iç ya­pısında ımilıl'et hak'imlyetini; kaideleşti-ren Amayasaya karşılık, Devletmizin dışa karşı bagımsızItığTını saglıyarak Millî Misakı gerçeklıeştirem hukuk am-df, Lozan'dır. O, halikçı ve iâyık pren­sipler üzerime 'kıurulam millî demokra­simizin,, milletlerarası teminatı; hem miM varlığımızın hem de toprak bütün-lüğümüzzün hukuki desteğidir. Millî Demokrasimize dairBaş nm demeci...

İmzasız başyazıdan :

24 Temmuz 1949 tarihli «Gece Pos­tası »ndan:

Dün Istaaıbul'a gefen Başbakan Şem-seddin Gümaltay'm gazetecilere verdiği demeci şöyle hulâsa edebiliriz: Türki­ye'de demokratik gelişme, kanunlar çerçevesi dâhilinde bütün hızıyla devam edecek ve bu çerçerve dışına çıkanlar yine kanunillaraı tâyin ettiği usullerle adaletin pençesine teslim edileceklerdir. Memlekette iç huzur ve istikrar vardır. Kanunların Amayasaya 'aykıolığı me­selesini ancaik Büyük Millet .Meclis: münakaşa edebilir. Seçim, adlî teminat

altına 'alınacaktır. .Garp demokras ilerin­de okluğu kadar basının hürriyet frıak-kını tanlyaaı bir Basın Kanunu Tasarısı hazırlanmaktadır.

Başbakanın bu sözleri, son günlerde bi­raz sislenir gübi görünen âç politika ufükûarmdta güneş:: bir hava tesiri yap­mış; hadiseleri objektif (bir gözl<e takip eden bizim gâbtt .taı-afsız mutaatferde fe­rahlık uyandırmıştır.

Bu millet, demokrasi yolundan katiyen dönmemeğe ve bu yolda, zengin mazi­sinin verdiği bir olgunlukla, dış tehli­keyi dairnıa gözönünde bulundurarak, iç emmiyetin 'muhafazasında millî dikkat göztererek, süratle ilerlemeğe azmet­miştir.

Millî dâvalarımızın en 'büyüklerinden biri olarak, '.demokrasimeşalesini, hep birlikte, Türklüğümüze yakışan sami­miyet ve inançla ve elbirliği ile, miM idealin geniş ve ümitli ufuklarına doğ­ru ulaşturma hepimizin kutsal vazifesi­dir.

Kibrıstangelenselâm ve sev­gi.»

Yazan: M. Faruk Gürtunca

25 Temmuz 1949 tarihli «Her Gün» den :

Yazar, Kıbrıs fethinin ve daha sonraki zamanların kısa bir tarihçesini yaptık­tan sonra şöyle demektedir: Geçen yıl, Öğretmen Okulüarını Bitiren­ler Cemiyetinin1 tertiplediği Kıbrıs gezi­si ile Kıbns'lllar, temsilen de olsa Türk bayrağına kavuşabilmişler, onu öpüp koklaşmalar, ^hasretlerini pek az da ol­sa

Anavatan hasreti, ne anne os baba, ne evlât hasretine benzer. Vatandan biraz uzak kaündı anı onun toprağı gözde, o toprağın 'kokusu burunda tütımeğe baş­lar.

Yetmiş bir senelik hasreti Kıbrıslı öğ­retmenler Türkiye'ye bir iade ziyareti yaparak bulgun dindirmiş oluyorlar. Ge­çen yıi'l, 50 ikişilük bir Türk 'kafilesini görerek:

— Anavatan.. Anavatan.. Diye coşmuşlardı. Bugün kendi 108 ki-şâlük 'kafilelerininşahsında bütün K:b-rıs, Türkiye toprakları içindedir. Aziz Kıbrıslılar, hoş geldiniz. Başbakanın nutkundaki iki esas..

Başbakanınnutkundakiiki İmzasız başyazıdan

25 Temmuz 1949 tarihli «Anadolu" dan :

BaşbakanımızŞemseddin Günaltay, is­tanbul'da Basın vasitasiyle Türk umumi efkâ;noa yeniden hitap etti: ,Çok smüfiıian esasları ihtiva eden ıbu 'ko­nuşmada iki mühim esas vardır:

— Hükümet,memleketnizamını,poliıtdk ihtirasın şahlandır diğiı ve körük­lediği bir nevi anarşik telâkki ve hare­ketlerekaptırmamakkararındamu­sirdir.

— 950 seçimlerinin de yine kamun venizam çerçevesi İçinde geçmesi için Demo'krafc Partimuhalefetininbugündenmillete'ayakalıştırmakistediği karı­şıklık sahalarına' yine kanun ve nizammüeyyidelerinden barikadiarkurmak­tadır, hem seçimin emniyetini, hem dememleketin selâmatini bu bariıkadlann arkasında,sokakpolitikacılarınım ta­arruzlarından masun tutacaktır.Vatanınıseven herTürk, :bu iki esasiçinde, hem bugüne, hem de yarına aitgörüş ve hareketlerini ayarlamak mec.buriyetindedir. Hiç kimse zanmeımem.eîidir ki, memlekette şu veya bu partininveya onlarınmensuplarının'her hangibir üstünlüğü, bir imtiyazı ve diğer va­tandaşlarından farkı vardır, hayır. Ka­nun ve hukuk görüşiyle hepimiz müşte­rek veayni olan hak ve hürriyetlerinçizgisiüzerindeduruyoruzve daima
böyle kalacağız. Bu, bir dâvadır ki, neşu veya bu ferdin, ne de şu veya bu si­yasiteşekkülüninhisarınagiremez.Mesuliyetiniyüklendiğimizdemokrasi­
yi, siyasi hukuki, ahlâk ve sosyal bü­tün karakter ve icaplariyle, biz, böyle
telâkki ediyoruz.

11 Temmuz 1949

—Ankara:

Bir müddettenberi Prag'da Maslahatgü­zarımızın başkanlığındaki hir heyetimiz­le Çekoslovak Hükümeti arasında yapıl­makta olan müzakereler sona ererek 9 Temmuz 1949 da yeni bir Ticaret ve Te­diye Anlaşpası imzalanmıştır.

14 Temmuz 1949

—Kopenhag:

Türkiye'nin Kopenhag Elçiliği sözcüle­rinden biri Danimarka'daki pilotlardan birinin, başında fes, sırtında halılar yüklü olduğu halde bir Danimarka gazete­sinde resminin yayınlanmasının Elçilik tarafından protesto edildiğini açıkla­mıştır.

Öğrenildiğine göre, Elçilik Türk milleti­ni tehzil telâkki ettiği bu fotoğrafın ya­yınlanmasını hoş görmemiştir.

26 Temmuz 1949

— Londra:

Londra Halkevinde Türk elişleri sergisi açılmıştır. Elişlerinden anliyan çok sa­yıda ziyaretçi Türk elişlerini takdir ve hayranlıkla seyretmektedir. Sergi, 15 Ağustosa kadar açık kalacaktır.

1Temmuz 1949

—Lake Success:

Birleşmiş Milletler Kore Komisyonu, komünist hâkimiyeti altındaki Kuzey Kore ahalisinden, memleketin birleşmesi için işbirliği yapmasını istemiştir.

2Temmuz 1949

—Lake Success:

Barışı korumak için Birleşmiş Milletler tarafından gönderilecek heyetlere refa­kat etmek üzere bir muhafız kuvveti teşkiline dair Genel Sekreter Trigve Lie'nin sunduğu projeyi Rus ve Polonya delegeleri «Kanunsuz» diye vasıflandır­mışlar ve reddetmişlerdir.

3Temmuz 1949

—Cenevre:

Birleşmiş Milletlerin İktisadi İşler Dai­resi dünyanın iktisadi durumuna ait ilk raporunsun [birinci kısmını yayınlat­mıştır.

İlk hulâsa 1947 senesinden 1948 senesine kadar iktisadi vaziyetin düzeldiğini fa­kat buna mukabil 1948 senesinin orta­sından iitübanem de bir değişMdk arz itemediğini göstenmelktedir.

Avrupa, Klenüzaşı-rı tmemlekeltl-ere ihra­cat ■bakımından, hıatpten evvelki ehesn-miyeftini henüz tekrar el-de edememiştir.

4Temmuz 1949

—Lake Success:

Birleşmiş Milletler Ekonomik Komisyo­nu, dünya ekonomisi şartları hakkında­ki raporunda dünya ekonomisinin geliş­mesine ve muhtemel bir çöküntüyü ön­lemeğe matuf hem millî hem milletler-

arası bir harekete geçilmesini muvafık bulmaktadır.

Rapor şöyle nihayet bulmaktadır:

Bugünkü durum, duaya gıda istihsalinin yetersizliğinden ve artmakta olan yer yüzü nüfusunun ihtiyacını karşılıyabile-cek normal seviyeye erişmemiş olmasm-id&m ileri 'gelmektedir.

10 Temmuz 1949

—Leke Success:

Bildirildiğine göre, Yunan Hükümeti, Birleşmiş Milletlere müracaatla, Yunan çetecilerinin kominîorm'un teşviki ile sistemli bir şekilde ve açıkça husulüne sebebiyet verdikleri mülteciler meselesi­ni halledebilmesi için Birleşmiş Milletle­rin yardımını istemiştir.

12Temmuz 1949

—Lake Success:

Batı Devletleriyle Sovyetler Birliği, bir ay içinde dördüncü defa olarak Güven­lik Konseyinde birbirini itham etmişler ve nihayet Konsey 12 milletin Birleşmiş milletlere üye olarak kabulü hakkında bir karar vermeden dağılmıştır. Bu mil­letlerden beşinin kabulü Sovyetler tara­fından desteklenmiştir. Müzakereler esnasında, Sovyet Delegesi, Amerikan Delegesinin beyanatını şiddet­le tenkit etmiştir.

Sovyetler Birliği 12 milletin talebini ay­rı ayn değil, hep birlikte oya koydur­mak İstiyordu.

13Temmuz 1949

—Lake Success:

Birleşmiş Milletler küçük assamblesinin

faaliyet devresinin uzatılması meselesi tâli komitede müzakere edilirken Tür-

kiye Delegesi Adnan Kural Komitenin zaman tahdit edilmeden uzatılması lüzu­munu ısrarla ileri sürmüştür. Birer se­nelik müddetlerle uzatılmasının Küçük Assambleye tuhaf bir şekil vereceğini kaydeden Türk Delegesi geçmişteki hâ­diselerin Assamblenin kıymetini İsbat ettiğini bildirmiştir. Diğer bir kaç dele­genin konuşmasmdan sonra tali komite Cuma günü toplanmak üzere degılmış-tir.

— Londra:

Birleşmiş .Milletler Sosyal ve Ekonomik Konseyi, afyon yetiştiren belli başlı memleketleri, afyon istihsalini dünyanın tıbbî ve fennî ihtiyaçlarına göre ayarla­mak hususunda bir karara varmak üze­re İstanbul'da tertip edilecek bir konfe­ransa davet etmiştir.

Toplanacak konferansta bir karara va­rılacak olursa, hazırlanması tasarlanan milletlerarası uyuşturucu maddeler an­laşmasının temeli atılmış olacaktır. İstanbul'da toplanacak olan konferansa Türkiye, Iran, Hindistan, Yugoslavya ve Sovyet-Rusya dabet edilmiş bulunmak­tadır.

23 Temmuz 1949

-— Lake Success:

Birleşmiş Milletler Kurulu dün 20 Ey­lülde Flushing Medov'da toplanacak olan dördüncü genel Assamblenin mu­vakkat gündemini neşre traiştir.

Ekseriyetle üçüncü assamblede müzake­re edilen belli başlı meseleleryeniden bahis konusu edilecektir. Asamble bundan başka şu meselelerle de meşgul olacaktır:

Yunanistan'la Yugoslavya, Bulgaris­tan, Arnavutluk arasında mevcut ihti­lâf,

Kore'nin istikbali meselesi,Bulgaristan ve Macaristan'da insan
hakları

26 Temmuz 1949

— Lake Success:

Rusya ve Ukrayna, Birleşmiş Milletler Silâhlanma Komisyonunda bütün dünya

silahlanmasının sansür edilmesine dair Fransız takririnin kabulüne mâni ol­muşlardır. Bu iki devlet, Amerikan Tem­silcisi Nash'm demecine cevap vermek, için vakit kazanmak üzere bu takririn oya konulmasının talik edilmesini iste­mişlerdir.

M. Nash, Rusya ile Ukrayna'nın, dünya­yı fethetmek için ne dereceye kadar si­lâhlandıklarını diğer milletlerin bilme­sini istemedikleri için Fransız plânına muhalefet ettiklerini bildirmiştir.

27 Temmuz 1949

—Cenevre:

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyinde Türk Delegesi Ali RanaTar-han bugün az gelişmiş bölgelere yardım istemek üzere bir Birieşmiş Milletler Konferansının toplanması hakkındaki Amerikan teklifini Türk Hükümetinin kabul ettiğini bildirmiştir.

Türk Temsilcisi ayrıca, Konseyin her tarafta hayat seviyesini yükseltmek ü-zere «geniş ölçüde pratik tedbirler ta­savvur etmesinden dolayı» memnuniye­tini bildirmiştir.

—Lake Success:

Bugün burada öğrenildiğine göre, Bir­leşmiş Milletler Kurulu Sekreterlik Di­vanı kendi memurlarından 30 Çekoslo­vakyalının işten .çıikarılımaları yolunda Prague Hükümeti tarafından ileri sürü­len talebi reddetmiştir.

28Temmuz 1949

—Lake Success:,

Güvenlik Konseyi 2 çekimser ve 9 mu­vafık oyla Lichtenstein'in Lahaye Mil­letlerarası Adalet Divanı üyeliğine ka­bulü hususunda Uzmanlar Komitesi ra­porunu tasvip etmiştir.

29Temmuz 1949

— Lake Success:

Birleşmiş Milletler Sosyal Komisyonu, 300 ü faal hizmette 2000 i ihtiyatta bu­lunmak üzere bir muhafız alayı ihdasım derpiş eden tasarıyı kabul etmiştir.

1 Temmuz 1949

—. Washin;gton :

Hükümet . taraftarı üçlerleri, Atlantik Paktının tasdiki hakkında ayan müza­kerelerinin baŞl'aımasiyıle ilgili olarak ezici (bir çoğunluğun paik'tm tasdiki le­hinde [bulunacağından emindirler. Ayan. Dışişleri IKomisyonu Başkanı Tam Gon-ally aleyhte :oy vereceklerin sayısının 10 u geçmiyeoeğlni tahmin 'etmektedir.

5 Temmuz 1949

— Washington :

Ayan "Üyesi Tam iOonally 'bugün Kuzey Atlantik Paktı hakkındaki müzakereleri açarak, ayan üyelerinin tou anlaşmayı «Dünya barışının muhafazası İçin ya­pılan esaslı (bir adını oiLmak Ütifoariyle» tasdik etmelerini istemiştir.

Oonally faşist diktatörler tarafından ya­pılan tecavüzlerden sonra Birleşmiş Milletlerin kurulmasiyîe uyanan ümit­lerden, ibaihsederelk sözlerini şöyle bitir­miştir:

«'Gayemiz dünyanın hür ımemleketleri-nin bu hürriyetini ve güvenliğini tak­viye etmektir. Can ve igöniil'den arzu ettiğimiz şey, barış, güvenlik ve hürri­yettir.»

Türkiye'nin pakta alınmamış olmasını tenkid ettiler ve memleıketi-ımizin siyasi ve stratejik bakımlardan büyük ehemmiyetini tebarüz ettirdiler.

Washington Senatörü Mr. Cain «beni en fazla rahatsız eden Türkiye ne olacak? Sualidir» diye söze ibaşlıyarak Türki­ye'nin Şimal Atlantik Paktına 'alınma­sının son derece lüzumlu olduğunu ifade ve ispat eden uzun ve mühim bir nutuk söyledi. Bu arada Senatör Mr. Mundt da hatibden müsaade isteyerek onun sözlerini desteklediği gibi, ayrıca Ana­dolu Ajansı ile beraber çalışan United Press Ajansı muhabirine de beyanatta bulunarak «Türkiye'nin Atlantik P&fc-tında yer almağa lâyık bir memleket olduğunu»ifade etti.

Dost Amerika'nın, Dünyanın bugünkü siyasi ve stratejik durumu içinde Tür­kiye'nin büyük ehemmiyetini kavramış

olmasına memnun olmakla beraber, Şi­mal Atlantik Paktına alınmamış olma­mıza hâlâ hayret etmemek kabil ofanu-yor. Nitekim. Amerikan ikonigresinde de bunu hayret, hattâ endişe ile 'karşıla­yanlar vardır.

Türkiye'nin pakt dışında bırakılmasının bir hata olduğunu zamanında defalarca yazmış olduğumuz için, bunun 'üzerinde duracak değiliz. Fakat Mr. Cain'in en­dişesini izale etmek mümkündür. Ame­rika'nın liderliği altında, Türkiye'nin de dahil olduğu bir Akdeniz veya Ortadoğu Paktı kurmak 'suretiyle mesele halledi­lebilir ve 'bu suretle Şimal Atlantik Pak­tının her ıhanigi bir tecavüze Lkarşi açık bırakılmış olan sağ kanadı 'da kapa­tılmış, kuvvetlendirilmiş ve tahkim edilmiş olur.

Meselenin eti mühim tarafı, Amerika'nın emniyeti ve barışın muhafazası için Türkiye'nin kuvvetli olması lüzumunun dost Amerika'da gün geçtiikiçe 'daha iyi anlaşılmakta olmasıdır. Bu anlayış ni­hayet semeresini verecektir. Bizim her hangi ibir pakt ile demokrasi cephesine bağlanmamız, barışın ve şayet harp olursa zaferin bir garantisi olacaktır. Bu hakikat yürüyor.

1 Temmuz 1949

—Frankfurt :

Batı Almanya Federal Hükümetinin müstakbel merkezi hakkında Jcati bir karar alınması lâzım geldiğini dün as­keri valiler Frankfurt'ta yapılan bir toplantıda ikili bölge -başkanlarına bil­dirmişlerdir. Askeri -valiler hükümet merkezi meselesinin Almanlar arasında bir ihtilâf konusu olmaması lâzimgeldi-ği fikrindedirler.

İkili bölge Başbakanları, Fransız ke-simindelki eyalet başbakanları ile ya­kında bir toplantı yaparak yeni durumu incelemeye karar vermişlerdir.

—Berlin :

Beş haftalık bir aradan .sonra Berlin trenleri bu sabah tekrar işlemeğe 'baş­lamıştır. Bölgeler arası marşandiz tren­leri de pek yakında işlemece başlıya-caktir.

2 Temmuz 1949

—Berlin :

Sovyet makamları Doğu Prusya'nın birçok şehirlerinin adını değiştirmişler­dir. Koenigsberg'in yeni adı Kalinin-grad, Eylan'm Çalov, Friedland'ın pra veinâk, !Gumbînnen'in Gussef olmuştur. Pillan askeri limanı Balteisk ve Tjlsİtt de Soyetsk adını -almışlardır.

9 Temmuz 1949

—Berlin :

Berlin 'Belediye Başkanı Dr. Suhr, Ba­tılı Komutanlarınemirnamesinitefsir

ederken «Batılı komutanların yapılma­sını istedikleri tasarrufu tahakkuk et­tirmek imkânsızdır. Çünkü bu takdirde

şehrin siyasi, içtimai ve iktisadi hayatı karmakarışık olur» demiştir.

14 Temmuz 1949

— DusseMorf :

Renanya ve Vestfalya Diyet meclisleri Ibir araya gelerek, Dusseldorf'ta yaptık­ları toplantı 'sonunda Kari Arnold Hü­kümetinin üç .müttefik yükselt komise­ri nezdinde, Alman fabrikalarının sö­külmesi -meselesini müsbet bir şekilde halletmek üzere teşebbüste bulunması­na dair bir karar suretini kabul etmiş­lerdir.

9 Temmuz 1949

—Berlin :

Sovyet "cesimi polisi, yalnız büyük cad-.deleri serbest bırakarak, ilkinci derece­de yollar üzerinde seyrüsefere mani o-iacak şekilde, Berlin'deki Batı ıkesitmle-n ile Doğu kesmi arasında manialar koymuştur.

Bundan başka Sovyet kesimine mensup 500 polis kontrolü takviye etmek üzere Doğu bölgesi hudut hattına 'gönderil­miştir.

16 Temmuz 1949

— Frankfurt :

Bugün Almaınya'nın Fransız bölgesin­deki Pruen şehrinde bir silâh deposunda vukubulan infilak neticesinde şefhrfrt yarısı harabolmuş ve binlerce 'kişi ev­siz (barksız kalmıştır.

23 Temmuz 1949

—Dusseldorf :

Daha seçimlerin başlangıcında Demok­rat PartiLideriKurt Schumacher île

Hıristiyan Demokrat Birliği Şeşi Dr. Konrad Adenauer arasında çetin bir münakaşa başlamıştır.

Bu iki Alman lideri arasındaki müna­kaşa, görüş farkları yüzünden husule gelmiştir.

Bazı siyasi müşahitler, seçimlerin, bu şartlar altında başlamasını teessüfle karşılamışlardır.

—Londra :

Amerika'nın yeni Almanya Askerî .Va­lisi Mc Cloy, Frankfurt Radyo İstasyo­nunu Alman makamlarına devretmiş­tir. Frankfurt İstasyonu Almanya'nın Amerikan [bölgesinde bulunan ve Al­manlara devredilen dört büyük radyo istasyonundan, biridir.

26 Temmuz 1949

—Berlin.:

Dört büyük devlet askerî vali muavin­leri bugün'Berlin ve Almanya'nın bölünmesini kolaylaştırmak için döit dev­letin yapacağı toplantının ilik adımiıı atmışlardır,

Bu toplantı ıson Paris konferansında alman bir kararla yapılmaktadır.

28 Temmuz 1949

— Londra :

Berlin'den gelen haberlere göre, Sovyet işgal .bölgesinde Ruslara karşı pasif bir mukavemet hareketi' başlamıştır. Bu hareketin sembolü Almancası «FreUıe-it - 'hürriyet» kelimesinin ilk harfi olan (f) tir. Geceleri birçok insanlar, Leip-zig, Veirnar, Megdeboung, Braridenlbo-urg Sovyet bölgesindeki diğer bazı şe­hirlerde evlerin üzerlerine büyük :(f) harfleri çizmektedirler.

Komünist hakimiyeti altındaki Sosyal Birliği Partisi, parti saflarına kadar sirayet eden bu mukavemet hareketi­nin yayılmasından endişe duymakta­dır.

1 Temmuz 1949

— Londra :

Dört günden'beri. devam eden sıcaik dal­gası neticesinde ingiliz başkenti susuz kalmak tehlikesi karşısmdadır.

3Temmuz 1949

—Manchester :

Başbakan Atlee bugün îşçi Partisi men^ suplarından 8.000 kişiyi bulan bir top-lulu'k 'önünde söylediği nutukta, «Sov­yetler [Birliği dünyanın en geri memle­ketlerinden biridir» demiştir.

4Temmuz 1949

—- Londra :

ingiliz Maliye Bakanı Sir Stafford Cripps, İngiltere ile sterling sahasında bulunan !diğer -memleketleri karşılaştı­ran iktisadi güçlüklere ait raporunu hazırlamaktadır.

6Temmuz 1949

—Londra :

Maliye 'Bakamı Stafford Cripps, millî buhranın ağır havası içinde bugün öğ­leden sonra Avam Kamarasında ster­ling sahasında bulunan .memleketlerin İngiltere bankasındaki dolar ve altın ihtiyatlarının 471 milyon İngiliz lira­sından 406 milyona düştüğünü açıkla­mıştır.

7Temmuz 1949

—Londra :

Tıb talihinde ilk defa olarak Londra TıbFakültesindeyüzöğrenci,ameliyatla "bir çocuk 'alınmasını, televizyonla ders şeklinde 'takibetmişlerdir.

8Temmuz 1949

— Londra:

Amerika, ingiltere- ve Kanada'nm en yüksek maliye mütehassıslarından 12 kişi bugün dolar buhranına elbirliğiyle çare bulmak için toplanmışlardır.

Müzakereciler, ingiltere Maliye Baikan-lığı binasında 'bugün çalışmağa başla­mış olan konferansta her biri kendi temsilci heyetlerine başkanlık eden A-merika Maliye 'Bakanı Snyder İngilte­re Maliye Bakanı ;Sİr Stafford Cripps ve Kanada Maliye Bakanı Abbott'dan mürekkeptir.

Müzakereler başlamadan evvel Bakan­lar, Downing ıStreet'de 10 numarada Başbakanı ziyaret etmişler ve î>u sıra­da orada 'bulunan Sevin ile de görüş­müşlerdir.

9Temmuz 1949

—Londra :

Bugün Londra borsasında fiyatlar yük­selmeğe başlatmıştır. Muhabirlere göre bunun sebebi Amerika'nın pek yakında sterling sahasından muhtemel olarak mal almağa başlıyacağı hakkında Sny-der'İn verdiği demeçtir.

9 Temmuz'1949

—Londra :

İngiltere Başsavcısı Sir Harttey Cehaw,-cross bugün liman işçilerinin grevini şiddetle takbih etmiş, resmî olmiyan bu grevlerin komünist tahtlkatçıiar ta­rafından çıkarıldığını bildirmiştir.


Çünkü maksad, komünistliğin İngilte­re'de istediğini yapamıyacağmı belirt­mek ve komünistliğin İngiltere'de kaza­nabileceği nüfuzu peşinden foaütal'am'afc-tır.

(Elihasıi İngiltere'de bir işçi 'hükümeti, işçi- ıfra'tlariyie mücadele etmek zorun­du kalmıştır. Fakat işçi hükümeti hak­lıdır ve 'herhalde dâvayı kazanacaktır.»

İngiliz fası...

Yasan:- Asim Vs

19 Temmuz 1949 tarihli (Vakit «Ye­ni Gazete» den:

îttgilra Maliye Bakanı fSir Stafford Cripps vazifesinden istifa etti. Londra kaynaklı telgraflar bu istifanın hasta­lık neticesi olduğunu bildirmektedir. Ingilîz devlet adajmnın büyük malî zor­luklar içinde uzun zamandanberı gün-d-e on altı saat 'Çalışmakta olduğunu bilenler hu 'açıMamanm doğruluğundan şüphe etmezler.

Ancak istifa hâdisesi Sir Stafford Cripps ile Amerika .Maliye Bakanı Sny-der arasında sterlinin devaule edilip e-rdilm:emes:i ve" (milletlerarası umumî bir ticaret sistemine gidilip gidilmemesi meselesinden dolayı tam ibir anlaşmaz­lık çılktığı 'bir zamana- tesadüf ettiği için yerini Amerikan maliyecileri daha kolay anlaşabilecek bir siyaset arkadaşına terketmeik ühltimali de za­ruri olaraık hatıra geliyor.

"Sir Stafford Cripps'in karşılaştığı malî zorlukların esası İngiliz dış ticaretinde ihracatın ithalâtı kapatamamasından dolayı İngiltere'nin çok zayıf olan. al­tın ihtiyatından sarfiyat yapmak lâzım gelmesidir, flö-17 den 1948 e kadar îngl-îliz dış ticaretindeki açık îgrttlikçe 'aza­lıyordu. Halbuki ;1949 senesinin ilk üç ayında ıbu açığın bilâlkis arttığı görül­müştür. İngiltere'nin altın" ihracatı 471 OTiilyon sterlinden 400 milyona düşmüş­tür. 'Sterlin sahasında fiyatların yük­selmesinden dolayı Amerika'nın bura­dan aldığı ilk madde .mübayaatmı îkıs onası buna sebepolmuştur.

Bu halin devamı İngiltere'yi iktisadi bir iflâsa doğru götürebilir. Onun için Sir Stafford .Cripps İngiliz milletinin çok sıkı bir iktisadi rejlrn içinde yaşaması­na rağmen yeniden tahdit tedbirleri al­mıştır.

İlk tedbir olarak hariçten dolar ile ibir sanıtim imal getirtme.melk için «mirler vermiştir. Bundan sonra ithalât ve ih­racat işlerini yeniden tanzim 'etmek, ve yemi taıhdiltlere gitmek için parlamento­ya sumıilaaak bir kanun hasırlanmağa da başlamıştı. 'İngiltere'nin ihracatını teşvik 'ötımök için sterlinin kıymetini1 dü­şürmeği tavsiye edenler oldu. Fakat Sir Staffond Cripps bu türlü tavsiyele­re şiddetle karşı geldi. İşte İngiliz ve Ameiikar. m afiyet elleri arasındaki bu noîktai nazar ihtilâfı gÖz-önüne getirilince Sir Stafford Cripps'in istifası içinde sağluk sebepleri 'ile bera­ber bir takım malî ve siyasi bazı âmil­lerin bulunması uzak bir ihtimal görü­lüyor.

İngiltere'nin Orta doğu siyâse­tinde yeni bir gelişme...

24 Temmuz 1949 tarihli "En son da­kika» dan:

15 Temmuz 1949

Günün Aynası sütununda çıikan imza­sız yazıda şöyle denilmektedir:

İngiliz Dışişleri Bakanı Bevin bütün Orta - Doğu memleketi erindeki temsil­cilerini Londra'da .toplattı. Burada de­niz, kara ve hava kuvvetli komutan­larının da iştirakiyle Orta Doğu konfe­ransı yapıyor. !Bu konferansta .konuşu­lan meseleler hakkında tafsilâtlı bilgi verilmemekle beraber ajans îkaynaikla-rmdan sızan 'bazı haberlerden İngiliz Dışişleri Bakanlığının harp sonrası buhranları İçinde dikkati Orta - Doğu memleketlerine çevrilmiş aldu, bilhas­sa Mısır ve Irak hükümetleriyle olan 1936 ittifak muahedesini bugünkü şart­lara göre yenilemek imkânlarını aradı­ğıanlaşılıyor.

6 Temmuz 1949

—Paris :

Esiki Mareşal Petain'in avukatları Cum-hurbaJkanı Vincent Auriol'a yeniden mektupla- müracaat ederek, «sırf insan­lık kanunları adına» Yeu Adası mev­kufununaffedilmesiniistemişlerdir.

26Temmuz 1949

—Paris :

MilîMeclisAtlantik Paktınımüzake­re ederken -toplantı salonunda yumruk­lu tokatlı bir kavga başlamıştır. Koridorlarda başlıyan ikavga, biranda konferans salonuna yayılmıştır.

27Temmuz 1949

—Paris :

Fransız Millî Meclisi 187 muhalife karşı 398 oyla Atlantik Paktını tasdik et­miştir.

28 Temmuz 1949

— Paris :

Yeu Adasında ikamete maîhikûm edii-ımiş bulunan Vichy Hükümetinin eski şefi, 93 yaşındaki eski Mareşal Peta-in'in avukatı Isormi dün akşam Reuter .muhabirine «eski /mareşalin tamamüe 'bunadığmı» açıklamış, aynı zamanda kalbinin de zayıfladığını söylemiştir. Eski mareşal üvey oğlunu tanıyama­mıştır.

öğleden sonra meclis koridorlarında ih­tiyarın ölmüş olduğuna (dair dolaşan, söylentileri Adalet Bakanlığı resmî bir tebliğdeyalanlamıştır.

6 Temmuz 1949

—- Budapeşte :

Kardinal Mindszenty ile altı suç orta­ğının yargılanmasına bugün öğleden sonra HaLk İstinaf Mahkemesinde iti-razen yeniden başlanacaktır.

9 Temmuz 1949

— Budapeşte :

Halk Mahkemeleri Temyiz Heyeti, kar­dinal Mindszerity haMtıhda bidayet mahkemesince, müebbet hapis, bütün emvalinin zaptı ve medeni siyasi hak-iardan 10 sene mahrumiyete dair veri­len karan tasdik etmiştir.

13 Temmuz 1949

— Budapeşte :

Budapeşte'de Adalet Bakanı Hadju'nun tevkif edildiği İsrarla söylenmekte, res­mî çevreler bu söylentileri ne tekzip ne de teyid etmektedir.

19 Temmuz 1949

— Budapeşte :

Macaristan'ın komünist Hükümeti, al­dığı bir kararla menfaatlerine aykırı telâkki ettiği hukuk dâvalarında verile­cek bütün hükümleri şimdiden iptal et­mek selâhiyetini kendi kendine vermek­te ve hatta, bununla yetinmiyerek ka­rarı makable de teşmil etmek suretiyle bu 'gibi dâvalarda 1944 senesinden beri verilen bütün hükümleri keenlemyekün addetmektedir. Macar Hükümetinin bu yeni yetkisi memleket adliyesinin Sov-yetleştiril meşinde yeni bir merhale teş­kil etmektedir.

11 Temmuz 1949

-— Varşova :

VersovaAskerîMahkemesi,memleket aleyhtarı faaliyetlerde (bulunmaktan sa-

nik sağcı partilerin eski lideri Adara Doıbocozynski'yi ölüm cezasma çarptır-mıştır.

—Londra :

Çek Hükümeti şimdiki rejimden kaçan ç&kleri vatandaşlık haklarından iskat eden bir kanun (kabul etmiştir.

4 Temmuz 1949

—Prag :

Çekoslovakya'da komünistler, Katolik iKfrsesine karşı giriştikleri taarruzu şimdi Protestanlara da yaymışlardır. Protestan Papazı Jaro «kanunsuz hare­ket» ettiğinden dolayı dört sene hapse mahkûm edilmiştir.

15Temmuz 1949

—Londra :

Çekoslovakya'da komünist merkez ha­reket komitesi, papanın komünistlerle İşbirliği eden bütün Katolikleri aforoz edeceği hakkındaki tebliğini tetkik için toplanmıştır.

Prag .muhabirlerinin işaret ettiklerine göre, papanın bu kararı komünist par­tisi üyeleri olan birkaç toin Çek kato-liğiciddi suretteilgilendirmektedir.

16Temmuz 1949

— Prag

Dinsizler Birliği, bu sabah afişler as­mak ve beyannameler dağıtmak sure-

tiyle halkı kiliselerdeki kayıdlarnu sil­dirmeğe teşvik için propagandaya baş­lamıştır. Filhaküka. Çekoslovakya'da, 'bütün resmî evrak üzerinde dinin gös­terilmesi mecburiyeti vardır ve şahsi sicil kayıtlarım -da her mezhepten pa­pazlar tutmakta-dır.

-- Prag :

Çek Hükümeti bütün katolik papazlara bugün birer ihtarname .göndererek ko­münist partisi mensuplarının aforoz edilmeleri hakkında. Papalık tarafından yapılan tahdidi tafcbiık mevkiine koyduk­ları takdirde kendilerine 'karşı kütle halinde .misilleme hareketine girişilece­ğini bildirmiştir.

22 Temmuz 1949

—Frankfurt :

Çekoslovakya'da . komünist darbesi ol­duğu zaman Başbakanlık yapmakta o-lan Jaromir Smutny bugün eski Çekos­lovakya Dışişleri Bakanı Jan Masaryk'-on Öldürüldüğünü söylemiştir.

Çekoslovakya'dan Almanya'daki Aane-ri'kan bölgesine kaçan Smutny, Jan Masaryk'in Ölümünün intihar olmadığı­na inandığını açıklamıştır.

1 Temmuz 1949

— Helsinki :

Şimdi 1952 olimpiyatları için hazırlan­makta olan Helsinki bugüne kadar t>u müsabakaların yapıldığı şehirlerin en küçüğüolacaktır.

Her defasında organizatörlüğü biraz daha zorlaşan olimpiyat müsabakaları­nın, bundan evvel yapılmış olduğu pa-ris, Amsterdam, Los Angelos, 'Berlin ve Londra şehirleri, bu zor işi muvaffaki­yetle başarmağu çalışmışlardı. Finliler bu işler için Berlin ve Londra Olimpiyatlarında yapılanları örnek olarak almaktadırlar. Bu iş için lâzım olan 10.000.000 marklık malzemeyi ithal ede­ceklerdir. Finliler, bütün hazırlıkların 1951 senesi sonunda nıhayetleneceğmi hesaplamaktadırlar

4 Temmuz 1949

— Helsinki :

İyi haber alan. çevrelerde söylendiğine göre bugün aikşama kadar Finlandiya markı kıymetinin yüzde 15 ilâ 20 nis­petinde 'düşürüleceği resmen yayınlana­caktır. Mark, yarından itibaren yeni kıymetiüzerindengeçecektir.

1Temmuz 1949

Bulgar komünist partisi merkez komi­tesinin, 11 ve 12 Haziren 1949 tarihli Kararını inceleyen vatan cephesi millî konseyi, Traitcho Kostov'tm Vatan Cep­hesi İcra Komitesi ve Millî Konseyinden çikarılmasmı kararlaştırmistir.

2Temmuz 1949

—Sofya :

Bulgar Komünist Partisi neşrettiği bir tebliğde Başbakan Dimitrof'un hasta olduğunu ve sıhhî durumunun son iki gümiçindefenalaştığını bil Girmektedir.

— Londra :

Moskova Radyosunun bugün bildirdiği­ne göre Bulgar Başbakanı George Di-:nitrof bugün Moskova'da tedavi edil­mekte olduğu sanatoryomâa ölmüştür. Vaktiyle Komünist Enternasyonalinin Başkam olan Dimitrof un Ölümü Sovyet makamlarınca derin bir teessürle kar­şılanmıştır.

3Temmuz 1949

—Sofya :

Siyasi müşahitler Dimitrov'un ölümü üzerine bugünkü hükümetin istifasını mümkün görmektedirler. Adı geçen müşahitler bu hususta "bazı isimler ve "bir arada hâlen ikültür Bakanı olan Val­im Czervenkore ile büyük elçi 'bulundu­ğu 'Moskova'dan dönen Mikolov'un isim­lerininsöylendiğiniaçı'Mamaktadırlar.

7 Temmuz 1949

—Sofya :

Sulgar Hükümeti tereyağı -ve peynir istihsalâtı hakkındaki plânın tesbit edi­len ilk rakamın yüzde 37 sini ibile bul­mamış olduğunu ve Tarım Bakanlığı­nın bu hususta bir tahkikat açarak, baltalama hareketleri» yapanları ceza­landıracağını bildirmiştir.

13 Temmuz 1949

—- Londra :

Bulgaristan'dan alman haberlere ıgöre, "bu ^memleket yiyecek bakımından son derece vahim bir durumdadır. Kuraklık mahsule büyük zararlar vermiştir. Do­ğu ve Kuzey Bulgaristan'da bazı yer­lerde mahsul tamamen maholmüştur. Bu durum karşısında ve geçen yıl Hü­kümetçe tatbiîc olunan buğdaya elkoy-ma usulüne (köylülerin muhalefetinden endişeye düşen Burgar Hükümeti, köy­lülerin devlete 'vermeleri gereken hubu­bat miktarını azaltarak müstahsilin kendisini desteklemesini temine çalış­maktadır.

Diğer taraftan idarî makamlar, tarım çalışmalarına katılmak için köylerine gitmek isteyen madenciler ve sanayi işçileri ile ihtilâf halindedir. Hükümet bu işçilere istedikleri müsaadeyi verme­miştir.

20 Temmuz 1949

—Sofya :

Bugünkü fevkalâde oturumunda Sofya Meclisi, Dışişleri Bakanı Vasil Kölar-O"v'u oy birliği ile Başbakanlığa seçmiş­tir.

24 Temmuz 1949

—Londra :

Yeni Bulgar Başbakanı Kolarof'un, Hü­kümetinin dış siyaseti hakkındaki bir beyanatı Sofya'da Söbranya önünde okunmuştur.

Beyanatta, Bulgaristan'ın Miületlerara-sı barışı kuvvetlendirme ve Balkanlar­da dostane münasebetler ve suîhü te­sis etmek için elden gelen her gayre­ti yapacağı belirtilmektedir.

image001.gifCehenneme kadar...

Yazan: Cihat Baban

4 Temmuz T949 tarihli «Tasvir» den:

«Moskova Radyosu Bulgar Başbakanı Dimitrov'un 66 yaşında olduğu halde şeker hastalığından vefat ettiğini .büyük bir teessürle haber veriyor.»

Dimitrov'un eceli mev'udu ile vefat et­tiğine tessür duyduğunu, yalnız teessü-nünün menbamm çok daha başka oldu­ğunu, memleketini emperyalist bir memlekete peşkeş çeken bu vatan hai­nini bir gün Bulgaristan'ın istiklâline kavuştuğunu görsün ve şeker illetinden değil de kahrından Ölsün.

Diyen muharrir yazısını şöyle bitirmek­tedir.

«Onun ölümü ile büyük bir Türk düş-manş da ortadan kalkmış bulunuyor. Bulgaristan çılgın politikacılarının, kö­tü idareleri yüzünden ortadan kalktık­tan sonra, Moskova'dan gelen emirlerle Türkiye'ye karşı kötü bir vaziyet takın­dı. Biz baskı rejiminde ahlâk telâkkile­rinin zayıfladığını biliriz.

Dimitrofu istihlâf edecek başka uşak­lar, Bulgaristan'da mebzulen vardır, ol­masa bile Moskova fabrikası bunlardan bir çoklarını yetiştirecek kadar faal bir surette çalışmaktadır. Fakat, tarih şimdiye kadar, kendi memleketlerine ihanet eden köpeklerin, payidar olabi­leceklerinibizegösterememiştir.

Bunların en bahtiyarı ve talihlisi Dimit-rov bile, yaban illerinde ölmüş ve dün­yatarihine,meş'umbir insanolarak isminiyazdırmıştır. Bizimtemennimiz,ilâhibiradaletle başlıyan bu temizlik hareketinin, bir gün Bulgar milletini halâsa (kavuştu-runcaya kadar devam etmesidir.

Bulgaristan'da neler oluyor?...

25 Temmuz 1949 tarihli "Son Posta:» dan :

Bulgaristan'da Dimitrov'uiı hastalığına rastlıyan oldukça enterasan bazı hâdi­seler cereyan etmiştir.

Günün birinde, ortada ne fol ne de yu­murta varken, Bulgar Komünist Par­tisinin merkez komitesi, verdiği bir kararla, Bulgar Başbakan yardımcıla­rından, Dimitrov'un sağ kolu sayılan aynı zamanda parti merkez komitesi âzasından Trayçko Kostof'u Başbakan yardımcılığından azletmiştir.

Bu 'kararda .dikkati çeken en müihim nokta, Georgi Dimitrov'un bu karara, iştirak etmeyişidir. Çünkü parti mer­kez komitesi adına kararı imzalıyan Kolarof'tu. Buarada Dimitrov'un Moskova'da ve-

. fat ettiği ilân edildi. Bu haberden bir kaç gün sonra, Kostof parti azalıgm-dan da çıkarıldı. Bir kaç gün sonra da aleyhinde kanuni takibatta bulunmak üzere, teşriî masuniyeti kaldırıldı. Tabii bunu,, tevkif edilerek muhakeme edil­mesi ve 'kuvvetli bir ihtimalle idama mahkûm edilmesi takip edecektir. Rusya'da,Stalin,Trocki,Bu&arİn,Zi-

• novyev mücadelelerini parti içinde çev­rilen entrikaları hatırlayacak olursaik .küçücük Bulgaristan'da da, aynı. mü­cadele ve parti entrikalarının vücudunu tabiigörmemizlâzımdır.

11 Temmuz 1949

—Londra :

Atina Radyosu dün. akşamki yayımın­da, hükümet kuvvetleri tarafından Ku­zey Makedonya'da Kaymakçalan dağ­larının ele geçirilmesiyle çetecilerin Ar­navutluk ve Bulgaristan ile olan mu­vasala yollarının tamamen kesildiği id­diasında bulunmuştur. Bu dağ'lar takri­ben Yugoslavya - Yunanistan hududu­nun ortalarına düşmektedir. Bulgaris­tan Doğuda, Arnavutluk ise Batıda kalmaktadır.

18 Temmuz 1949

—Atina :

Genelkurmay tebliğinde bildirildiğine göre, merkezi Yunanistan'da çeteci gruplandan arta kalan 'birliklerin im­hasına devam edilmektedir.

22 Temmuz 1949

—Atina :

Genel'kurmak tebliğ ediyor: Samos Adasında ordu ve jandarma bir çeteci grupuna hücumla aralarında Sa­mos âsileri Başkanı ve siyasi komiseri­nin de bulunduğu 7 kişiyi öldürmüş ve 12 esir almıştır. Samos'ta 150 âsi kal­dığı sanılmaktadır. Bunların da berta­raf edilmeleri1 pek yakındır.

30 Temmuz 1949

—Londra :

Atina Radyosunun bu akşam yaymila-lerdığma göre, Yunanistan içindeki âsi­ler arta kalanlarının temizlenmesi son safhaya gelmiştir ve ordu bu vazifeyi yakında jandarmaya bırakacaktır. Rad­yo haydutlarının her tarafa imha edil­diklerini ve kütle halinde teslim olma­larının devam ettiğini de haber vermek­tedir.

1 Temmuz 1949

—Madrid :

Romanya'dan alman haberlere göre, bundan toir müddet evvel Ortodoks ki­lisesinde birleşme teklifini reddeden Katolik piskoposlarından serfbest kalan son ikisi de tevkif 'edilmiştir.

6 Temmuz 1949

— Bükreş :

özel ve müşterek gelir ve zirai işlet­melere ait vergiler hakkında toir .kanun tasarısı meclise sunulmuştur. Tasarı kollektif zirai işletmeleri vergiden mu­af tutmaktadır. Buna muka'bil zengin köylülerin gelir vergisi yüzde 20 - 50 artınla çaktır.

22 Temmuz 1949

—Bükreş :

Bugün 'buradan bildirildiğine göre Ro-manyaMaki 'ecnebi diplomatllar bundan böyle memleket içinde serbest seyahat

edemeyecekler, hatta Dışişleri Bakanlı­ğından, ziyaret maksadiyle gidecekleri yerin sarih adresini bildiren bir izin kâğıdı almadıkça oralara da ğidemiye-ceklerdir.

23Temmuz 1949

—Bükreş :

Romanya Hükümetinin yeni bir karar­namesi gereğince bütün çiftçiler, tes-bit edilen esaslar dahilinde hükümete bu seireki mahsuldan pay vermeye mec­bur tutulmaktadır.

Çiftçiye bırakılacak .mahsul ounlarm durumlarına göre tesbit edilmiştir.

24Temmuz 1949

—Londra :

Bükreş'ten !bildirildiğine göre, Rumen basını, Romanya'da komünist hüküme­ti devirmek maksadiyle vakit vakit toplanan küçük çete gruplarının mev­cudiyetini teslim etmektedir'.

14 Temmuz 1949

~ Londra :

Belgractan alınan haberlere göre, Yu­goslav radyo istasyonları ileri gelen memurlarının bir konferans addettik­leri ve bu konferansta Kominform ve Rusya tarafından yapılması derpiş olu­nan baskı siyasetine karşı mücadeleye kararverildiğibildirilmektedir.

27 Temmuz 1949

— Paris :

Moskova Radyosunun bildirdiğine göre, iSovyet Hükümeti Yugoslav Hükümeti­ne aşağıdaki notayı tevdi etmiştir: «Sovyet Büyükelçiliği tarafından elde edilen malûmata göre Yugoslav ma­kamları, daimi olarak Yugoslavya'da ikamet eden Sovyet yurtdaşları aley­hinde cezri tedbirler almaktadır. Sov­yet yurt-daşları arasından toirçoklannm tevkifedilmişolduğu ögrenilmlştirj»

8 Temmuz 1949

—New-York :

Beyrut'tan bildirildiğine göre, Lübnan Hükümet kuvvetleri hükümete ıkarşı gelen millî Suriye Partisi azalarını ve Parti Lideri Anton .Suaâe'yi tevkif et­miştir.

17 Temmuz 1949

—Beyrut:

Askerîmahkeme,zorla iktidarıelege-

çirmek ve rejimi devirmek maksadiy-le fesad hareketine girişmekten suçlu ve polis ve jandarma karakollarına ta­arruzdan sanık Sosyal Ahali Partisi mensuplarından 68 kişiyi yargılamış ve bunlardan 12 sini ölüme, 3 ünü müeb-bed küreğe, 50 sini 3 üâ 16 yıl ikürek ce­zasına mahkûm etmiş ve diğer 3 kişi hakkında berat kararı vermiştir.

Lübnan'ıngeçirdiğibüyük gaile...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

13 Temmuz 1949 tarihli «Cumhuri­yet» ten:

«Birkaç gün evvelki .telgraflar, Lüb­nan'da 'Hükümet kuvvetleriyle millî Sosyal Parti taraftarları arasında Çar­pışmalar vukuuna sebep olan .parti li­deri Anton Suade'nin .kurşuna dizilerek idam edilmiş olduğunu 'bildiriyordu.. Biz de ayrı bir yazı ile bu partinin tethişçi mahiyetini anlatımaış, onun tetîıiş yolu ide iktidar mevkiine 'göz dikmiş oldu­ğunu bildirmiştik» diye yazısına baş-lı-yan muharrir, Millî Sosyal Parti men­suplarından son zamanlarda hükümete karşı silâhlı isyan durumu aldığını, bu partinin hedefinin Lübnan'ın varlığını ortadan kaldırmak için herkesi silâhlı isyana ;teşvik etmek olduğunu, memle-3cet içinde kopacak fitne ve fesattan faydalanarak iktidarı ele geçirmek is­tediğini 'belirttikten sonra şunları ilâ­ve ediyor:

«MiiHÎ Sosyal Partinin kimin hesabına çah'Şitığı sarih (bir 'surette îıâlâ anlaşıl­mamıştır. Paskat yapılan neşriyata ba­kılırsa maksad,. fitne ve fesad çıkarmak ve toulanık suda av avlamak isteyenie-re imkânlar hazırlamaktır. Bu yüzden bunların son zamanlarda Siyonistler he­sabına çalıştıkları da iddia olunmuştur. Acaba Anton Suade'nin idamile bu fe­sat 'hareketi son buldu mu? Suriye ga­zetelerinin neşriyatına göre, Anton Su­ade'nin öîümiyile partinin belkemiği kırılmış ise de mumaileyhin halefi sayı­lan Corc Abdülmesrh henüz, yakalan-mamıştır ve onun da bir müddet için hükümeti meşgul etmesi muhtemeldir. Fakat 'hükümetin Anton Suade'yi yaka­lamağa muvaffak olduktan sonra di­ğerlerini daha, kolaylıkla yakahyacağı tahmin olunmaktadır.

'Elhasıl Lübnan'ın büyük ve mühim ibir gaile ile 'karşılaştığı ve çarpıştığı igayet aşikârdır. 'Hükümet Reisi Riyaz El-Sul-hun bu gaileyi bertaraf etmek hususun­da gösterdiği metanet ve celâdet ğüp-he yok ki, daima takdirle anıîacaMır. Bu sayede Lübnan anarşiden kurtulmuş ve varlığını kurtarmıştır. Riyaz Beyin metanet ve celâdeti yerine zerre kadar gevşeklik 'gösterilmiş olsaydı, kimbilir, belki de Ortaşarkı yeni buhranlara sürükliyece'k hâdiseler vuku foulur ve o zaman bir kaç aşırı .ruhlu serserinin attığı .taşı, binlerce ve binlerce akıllı kuyudan çıkaramazlardı. Lübnan'a geçmiş oslun.

3 Temmuz 1949

—Londra :

Bugün Şam'dan alman bir habere göre, Cumhurbaşkanı, Savunma! Bakanlığı­nın teşkilâtına dair yeni bir emirname yayınlamıştır. İBaŞkomütan ve orduda en yüksek otorite sahibi bizzat Cum­hurbaşkanı Mareşal Hüsnü El Zaim o laeaüctır.

—Şam :

Sufiye İsrail mütareke andlaşması pa­rafe edilmiştir. Andlaşma Çarşamba günü imza edilecektir.

— Londra :

Şam'dan .bildirildiğine göre, Suriye'nin yeni anayasa tasarısı dün Cumhurbaş­kanı Mareşal Hüsnü El Zaim'in tasvi­bine sunulmuştur.

Anayasada şu noktalar derpiş edilmek­tedir:

Cumhurbaşkanını yalnız parlâmento seçebilir, ve yedi senelik mühletini uza-ıtabHir.

Parlâmento 60saylavdanmüteşekkil olacak ve beş sene için seçilecektir. Cumhurbaşkanı kabineyi azletmek yet­kisini haizdir.Tahsil görmüş kadınlar oy verebilecek­lerdir. Seçimler esnasında oy verenlerin din! bahis mevzuu olmayacaktır.


Suriye'nin en esaslı davası...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

3 Temmuz 1949 tarihli «Cumhuri­yet» ten:

«Suriye'nin en esaslı dâvası, hürriyet ve istiklâlini korumaktır. Onun, Ürdün, ve Irakla arasıiaöa çukatı ve hâlâ de­vam eden ayrılıkların sebebi, bu iki komşunun, hürriyet ve istiklâline karşı tecavüz sayılacak durumlarıdır.»

Diye yazışma başlryan muharrir Suri­ye'nin görüşünü şu şekilde hülâsa et­mektedir:

«Bugün Suriye, .tam manasiyle hür ve müstakil bir .memlekettir. Onun hürri­yet ve istiklâlini kayıt altına alan hiç bir âmil yoktur. Suriye bu durumun devamını istemekte ve bu durumun sağ­ladığı İstifadeleri gerçekleştirmek için Çalışmaktadır. Onun i-çin «Büyük Suri­ye» projesi, Suriye'de zerre kadar te­veccüh .göstermemektedir. Bunun sebe­bi Ürdün'le 'birleşen ve Kıral Abdulah'm hükümdarlığını kabul eden büyük Suri­ye'nin, her şeyden önce hürriyet ve is-tiMalini kaybetmek tehlikesiyle karşı­laşmasıdır. Buna sebep de Kıral Abdul­lah'ın İngiltere ile yaptığı ittifak mu-ah eû esidir.

Suriye'lilerce Kıral Abdullah'ın İngilte­re ile yaptığı muahede iki eşit devlet arasında yapılabilecek bir muadede o-laraik sayılmamakta ve Ürdün'ü mas­keli bir inanda idaresi altında yaşatan bir vasıta telâkki edilmektedir.

Büyük Suriye projesinden başka bir de Irak'ın «Yeşil Hilâl» projesi vardır. Irak,Suriye,Lübnan, Ürdün,Filistin

bu sahanın -içindedir. Irak'ın emeli bu -memleketlerin 'birleşmesi ve 9-10 mil­yonluk bir ıdevlet kurmalarıdır.

Bu fikir iSuriyede'de Arab âlemini İkiye bölmesi, hem de birbirine rakip iki ta­raf vücuda getirmesi yüzünden şiddetli biritirazla karşılanmaktadır.

Görülüyor ki Suriye, Arab Birliğine ta­raftar oLmakla beraber bu birliğin her hangi bir Arab ulusunun hürriyet ve istiklâline tecavüz etmesini asla isteme­mektedir. 'Hür ve müstakil yaşamak ve bu esas dairesinde iş birlikleri 'kurmak onun en esaslı umdesidir.

Suriye, bütün komşulariyle aynı esasa karşılıklı saygı göstermek dairesinde yaşamak istediği ve Türkiye de bu esa­sa en çok saygı gösteren komşu oldu­ğu için, Türkiye - Suriye dostluğu ce­reyanı, azamî kuvveti bulmuştur.

Türkiye - Suriye dostluğu, Suriye'nin hürriyet ve istiklâl dâvasına en büyük kuvveti verecek, -Suriye'nin ihuzur ve sükûn içinde ileri adımlar atmasını saglıyacak en sağlam destektir. 'Bugün Suriye'nin bunu iyice takdir ettiği bes­bellidir.

Bu defaki seyahatimiz esnasında bu hakikatin, başka bir zamanla ikıyas ka­bul etmiyecek derecede vuzuhla anla­şılmış olduğunu apaçık görmüş bulunu­yorum. Mukadderat, Türkiye ile iSuriye arasında en sağlam ve en kuvvetli dostluğu ve işbirliğini emreden bir ma­hiyet almış ve arada müşterek ve da­imî menfaatleri büsbütün canlandıran bir safha açmıştır. Bu safhanın hayırlı neticeler doğurmasını temenni etmek, bizim için çok değerli bir vazifedir.»

1 Temmuz 1949

— Washington :

Hiroşima'ya ilk atom bombasını atarak 80.000 kişinin, ölümüne sebepolan üstün uçan kale müzeye konacaktır.

— Washinıgton ;

Başkan Truman bir basın -toplantısında Birleşik Amerika'nın her türlü ihtimale karşı koymasını ve icatıederse Avrupa'­da müttefiklere yardımı sağlıyacak bir seferberlik plânı hazırlamamakla itham eden Rooısevelt'in eski müşaviri Bren-hard Brauch'un Isnadlarmı reddetmiş­tir.

6 Temmuz 1949

—Şikago :

Son dört gün içinde im seneki en büyük sıcak dalgası takriben dört yüz kadar ölüme sebep olmuştur. United Press tarafından yapılan, tahki­kat neticesinde memlekette Cuma günü saat 18 den itibaren bugüne kadar 375 kişinin öldüğü tesbitedilımiştir.

12 Temmuz 1949

—Washinıgton :

Ayan (Meclisi Sütçe 'Komisyonu Marshail Plânıma tahsis edilen paraflan 50 milyonunun İspanya'ya yardım için ay­rılmasına .karar vermiştir.

—Londra :

AmeriJkan .Senatosu Tahsisat Komitesi, fevkalâde !bir toplantı yaparak Mars-hall Tardım Plânının 2 yriı için verile­cek paradan yüzde on bir indirme ya­pılmasınıtavsiyeetmiştir.

—Wash.in'gton :

Cumhuriyetçi Partinin dış siyaset me­selelerindeki sözcüsü Foster Dulles bu-

gün Atlantik Paktının tasvibi lehinde bulunarak ftu paktındünyada barışın muhafazası için bir esas teşkil ettiğini söylemiştir.

15 Temmuz 1949

—Washington :

Atom bombası hakkında her türlü ma­lûmatın ingiltere'ye verilebilmesi kong­re tarafından bir kanunun babulüne mü­tevakkıftır. 'Şimdiki Amerikan kanunu bunumenetmektedir.

19 Temmuz 1949

— Wa.shingtûn :

Truman dün kongreye bir mesaj gönde­rerek kara, deniz ve hava ordularının birleştirilmesi yolundaki faaliyetini ar­tırmasını temsilciler meclisinden talep etmiştir. Bu tedbir daha evvel kara, deniz ve .hava bakanlıklarını yetkisi al-tmda toplayan bir Millî Savunma Ba­kanlığı ihdası ile tatbik yoluna girmiş bulunuyordu.

23 Temmuz 1949

—Washington :

Ayan Meclisi silâhlı kuvvetler komis­yonu önünde beyanatta bulunan Savun­ma .Bakanı Johnson Alaska'nın müdafa­ası hakkında memnuniyet verici plân­ların yürürlükte olduğunu bildirmiştir. Bakan bu hususta kapalı oturumda iza­hat vermeğe hazır olduğunu söylemiş­tir.

25 Temmuz 1949

—Washin'gton :

Başkan Truman, geçen Perşembe günü Ayan Meclisinin takdik ettiği Atlantik Paktını bugün imzalamıştır.


Çarpışan görüşler...

21 Temmuz 1949 tarihli «Cumhuri­yet» Gazetesindeki imzasız başyazı­dan :

Amerika Birleşik Cumhuriyetler Başka­nı Mister Truman'ın son nutku, -çarpı­şan iki görüşten birinin canlı ve <kuv-vetü bir ifadesi idi. Son zamanlarda Sovyet gazeteleri, Batı dünyasında ken­disini hissettiren iktisadi buhranı sevi­nerek temaşa etmekte ve bu iktisadi buhranın Batı dünyası için hazırladığı akıbetlerin karanlığına göz dikerek âde­ta horra tepmekte idi Meselâ Moska-va'nuı meşhur Pravdasma göre Batı dünyasının iktisadi barometresi gayet kötü havalara işaret ediyor ve kapita­list dünyası mulkadder akıbetine doğru durmadan ilerliyor. Çünlkü kapitalist dünyası önüne geçilmez tenakuzlar ve halledilmez ayrılıklar içindedir ve bu tenakuzlarla ayrılıklar onun sırtını ye­regetirecektir.

Mister Truman'm evvelki g-ün söyledi­ği nutuk, feütün fou Sovyetiddialarım

cevaplandıran kuvvetli bir meydan oku­ma mahiyetinde idi.

Gazete bundan sonra, Sovyetlerin Batı memleketle Tindeki sây ve sermaye mü­nasebetlerinde tenakuz olduğundan bah­settiklerini, halbuki, ikinci Cihan Har­binin fedakârlıklarından doğan bazı g-üçlükler mevcut olmaikla beraber böy­le .bir tenakuz mevcut olmadığını kay­detmekte ve şöyle demektedir:

«Mister Truman bütün bu hakikatleri anlatmış ve demokrasi dünyasının bu esaslardan asla vazgeçemiyecegini, bu­na mukabil totaliter bir «mahiyette olan komünizmin ya kendi kendini tahrife edeceği, yahut ikendini başkalarına yük­lemekten vazgeçeceğini söylemiş ve tröyleco zaferin, her bakımdan Batı dünyasına ve demokrasi âlemine mevud olduğunu belirtmiştir.

Mister Truman'ın ifade ettiği görüş, akıl ve mantığın, insanlık İcablarunn, hürriyet ruhunun, demokrasi yaşayışı­nın görüşüdür ve bu görüş, en kesin zaferenamzettir.

1 Temmuz 1949

—Tokyo :

Komünistler, Tokyo'nun Kuzeyinde bu­lunan iki yerde hâdise çıkarmışlar ve bir polis karakolunu işgal etmişlerdir.

2 Temmuz 1949

—Totkyo :

Amerikan işgal kıtaları Başkomutanı General Wolter, basma verdiği demeçte, Japon Milletinin komünizm ideolojisine karşı derin bir nefret beslediğini söyle­miş ve halkın büyük bir kısmının, Çin'­deki komünizm ilerleyişini lakayt ka­lacağı fikrini ileri sürerek Sibirya'dan gelen Japonların, yuvalarına döner dön­mez komünizm propagandalarını unuta­caklarını îıaber vermiştir.

16 Temmuz 1949

— Tokyo :

Tokyo dolaylarında, hükümet tarafın­dan bir baltalama hareketi olduğu sa­nılan yeni <bir tren kazası olmuştur. On kişi ölmüş ve 14 'kişi de yaralanmıştır. Memleketin birçok yerlerinde görülen ve birbirini takip eden yoldan çıkarma teşebbüslerinden sonra bu baltalama hareketi vahimtelâkkiedilmektedir.

24 Temmuz 1949

— Londra :

Tokyo'dan bildirildiğine göre, Japonya Komünist Partisinin faaliyetine kar­şı gittikçe artan bir mukavemet belir­mektedir. Bütün gazeteler komünizme şiddetle hücum etmektedirler.

3 Temmuz 1949

—Kanton :

Resmî kaynaklardan 'bildirildiğine göre, milliyetçi Hükümetin. komünistlerin kontrolü altında bulunan limanların ab­lukasını ingiliz 'Hükümetinin tanımayı reddetmesi üzerine Çin Hükümeti, în-giliz Hükümetine bir nota sunmuştur. Notanın münderecatı açıklanmamıştır. Bununla beraber notanın, Amerikan no­tasına verilen cevaba benzediği sanıl­maktadır.

—Şanghay :

Milliyetçi "bomba uçakları bu sabah sa­at 8,30 da yeniden Şanghay'a hücum etmişlerdir. Komünist uçaksavarları (mukabele etmişlerdir. Bu tarruzun ne­ticesi hakkında henüz malûmat elde edilememiştir.

7 Temmuz 1949

—'Kanton :

Bugün demeçte bulunan milliyetçi Çin sözcüsü, General Liupochen'in sayısı 60.000 i bulan üç komünist ordusunun halen Kiangsi'den Güney Pukingen'e doğru ilerlediğini söylemiştir.

11Temmuz 1949

—Londra :

Hong-Kong'dan alman haberlere göre Çin komünist kuvvetlerinin önümüzde­ki bir kaç 'gün içinde tekrar hücuma geçecekleri bildirilmektedir.

12Temmuz 1949

—Kanton :

Horman eyaletinin Kuzey yarısını sel "basması üzerine 20.000 kişi ölmüş, 2.000.000 insan açıkta kalmış ve 15.000 ev yıkılmıştır.

15 Temmuz 1949

—Kanton :

General Çankay Şek ıbu sabah Başkan VekiliLit-Sun-Yien ilebaşbaşagörüş-

müştür. Görüşme 50 dakika devam et­miştir.

Lit-ıSung-Yien'e yakın çevrelere naza­ranbugörüşmelerde:

— Çankayşek'in Filipinlere yaptığı se­yahatve komünist aleyhtarı milletler­arası birlik kurulması,

— Kuomintang'da bir yüksek konseykurulması,

—Kuomlntang'in mület içersindekifaaliyetinin kuvvetlendirilmesi mesele­leri mevzuubahis olmuştur.

18Temmuz 1949

—• Kanton :

Bugün yayınlanan tebliğe göre, Hükü­met komünizmle mücadele için bir As­yalılar anlaşması yapılması fikrini res­men 'tasvip etmiş ve Dışişleri Bakanlı­ğını «projenin yakında tahakkukuna imkân verecek şekilde plânlar hazırla­makla» vazifelendirmiştir.

19Temmuz 1949

—Kanton :

Milliyetçi ordu tebliğine .göre, General Limpiao'nun komutası altında bulunan komünist kuvvetler bugün Şangse'nin Doğusundaki Hukong'u almışlardır. Di­ğer taraftan General Liupoşen komuta­sındaki kuvvetler dün Yungsin'i almış­lardır.

20Temmuz 1949

—Kanton :

General Linliau'nun komutası altındaki komünist ordularının Şanghay'ın Kuze­yinde bulunan Yoyang'a 'vardıkları öğ­renilmiştir.

Milliyetçi kuvvetler Kançeu'yu boşalt-mağ?, başlamışlardır.

23 Temmuz 1949

— Şanghay:

Komünist makamları Nanking'deki Amerikan Haberler Bürosunun da kapatıl­masınıemretmişlerdir.


Uzak Doğudakiişlerin bozuk­luğu...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

25 Temmuz 1949 tarihli:

Komünistliğin Uzakdoğuda, bilhassa Çin diyarında gittikçe yayılması, bütün dünyaya endişe -veren bir ımahiyet al­mıştır. Bir aralık Çin komünistleri !bir-takım iyi zanlar bile beslenmiş, bunların komünist olmaktan ziyade liberal kim­seler oldukları söylenmiş ve memleket­lerini Moskova'nın tesiri altında bulun­durmak istemiyerek onu tam hürriyet ve istiklâl içinde geliştirmek istiyecek-ler: ileri sürülmüştü. Çin komünistlerinin lideri olan Mao-Tse-Tung, bütün bu zanları ve iyi niyetleri yalanlamış ve kıpkızıl .bir komünist olduğumu a-çıkla-mıştır.

Çin'in beş büyük devletten biri olduğu gözönünde tutulursa bu hakikatin e-hemmiyeti derhal tavazzuh eder ve Sovyetlerin bu sayede Birleşmiş Millet­lerin Güvenlik .Konseyinde yeni bir rey daha 'elde etmiş oldukları kendiliğinden belirir.

Asıl mesele, dört yüz, dört yüz elli mil­yon insanın mukabil cephede yer ala­rak bütün Asya'nın mukadderatına hâ­kim olabilecek bir vaziyete sürüklenme­si ve bu vaziyetin son derece endişe verici bir tehlike mahiyeti arzetmesidir

6 Temmuz 1949

HtNDÎSTAN — Vatikan :

Tarihte ilfk defa olmak üzere Hindistan HükümetiPapalıknezdine bir siyasi

temsilci tâyin etmiştir.

Melburn

AVUSTRALYA

Eski komünist parti mensuplarının bil­dirdiğime göre, komünist teşekkülleri Avustralya Hükümet dairelerinde, ge­mi tezgahlarında, cephane fabrikaların­da, tayyare şirketlerinde ve okullarda faaliyettebulunmaktadır.

9 Temmuz 1949

HtNDÎSTAN — YeniDelhi :

Hindistan Hükümeti, Pakistan'la aske­rî görüşmelere 'katılması için Birleşmiş Milletler Keşmir Komisyonu tarafından yapılan 4aveti kabul etmiştir. Görüş­melere önümüzdeki Çarşamba günü Karaşi'de başlanacaktır. Görüşmelerin amacı, Keşmir hudut hattının çizilmesi ve ateş kesilmesi hakkında bir anlaş­maya varılmasıdır.

12 Temmuz 1949

HtNEÖSSTAN —.' Kalküta :

Kalküta'ya gelen Pandit Nehru, yolun mühim bir İcavuşaknoktasına toplan-

mış olan kalabalık halk ıkütlesinin ta­arruzuna uğramış ve kendisine taş ve eski kuduralar atılmıştır.

Polis, Başbakanı korumak için derhal harekete geçmiştir.

13 Temmuz 1949

HtNİDÎSTAN — YeniDelhi :

Hind Hükümeti, bir âzası Gandhi'yi katletmiş olan Mahasafoha teşkilâtının faal fkolu -olan .Rsses Hind Partisinin faaliyetine tekrar müsaade etmiş ve bu teşekkülün ibütün azalarını serbest bı­rakmıştır.

Bazı nüfuzlu Hind şahsiyetlerinin uzun zamandanberi Rsses Partisi ile Hükü­met arasında bir yakınluk tesis etmeğe çalıştıkları hatırlatılmakta ve bunların muvaffakoldukları söylenmektedir.

HtNİDtSTAN — Kalküta :

Başbakan Nehru'yu dinlemek için bü­yük bir .kalabalık toplandığı zaman, polisle komünistler arasında çıkan kar­gaşalık esnasında atılan bomba yüzün­den bir kişi ölmüş ve en az elli kişi yaralanmıştır.

Bu karışıklık esnasında Nehru konuş­masına devam etmiş ve komünistleri Hindistan'ın 1 numaralı düşmanı oîarak vasıflandırmıştır.

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106