16.4.1949
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Nisan 1949

— Ankara :

Birleşmiş Milletler asamblesinde Türk heyetinu başkanlık edecek olan Dış­işleri Bakanı Necmeddin Sadak refa­katinde Dışişleri Bakanlığı Birinci Da­ire Umum Müdürü Bülent Uşakhgdl ve Özel Kalem Müdürü Necdet Kent olduğu halde 'bu akşam 21 treniyle İstanbul'a hareket etmiştir.

Dışişleri Bakanı ve Sayan Sadak gar­da Büyük Millet Meclisi Başkanı Şük­rü Saraçoğlu, Başbakan Şemsettin Gün-altay, Başbakan Yardımcısı Nihat E-rim, Devlet Bakanı Nurullah Sümer, Bayındırlık Bakanı Şevket A-dalan, Eski Başbakan Hasan Saka, ile millet­vekilleri, Genelkurmay Başkan Vekili Orgeneral Nuri Yamut îkinci Başkan Orgeneral Muzaffer Tuğsavul, Dışişleri Umumî Kâtibi Fuat Carım, Birleşik A-merika ve ingiltere ve Çin Büyükelçileri Ankara Belediye Başkam Ragıp Tüzün, Dışişleri Bakanlığı ileri gelenleri tara-fmdar. uğurlanmışl ardır. Cumhurbaşkanı adına Cumhurbaşkanlı­ğı Umumî Kâtibi Cemal Yeşil ve Baş­yaver Yarbay Cevdet Toıgay,Dışişleri

Bakanımıza iyi yolculuklar dilemişler­dir.

3 Nisan 1949

— İstanbul :

Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak be­raberinde Bayan Sadak, Dışişleri 'Ba­kanlığı 'Bininci Daire Umum Müdürü Bülent Uşaklıgil ve Özel Kalem Müdü­rü Necdet 'Kent olduğu halde bugün saat 19.30 da panamerikan uçağı ile New-york'a hareketetmiştir.

Bu gece ikiye doğru Brüksel'de küçük "bir tevakkufdan sonra Londra'ya da uğrayacak olan uçak pazartesi gece yarısından sonra New-york'a varacak­tır.

Dışişleri Bakanı hava alanında istanbul Vali ve Belediye Başkanı Doktor Lût-fi Kırçlar, Emniyet Müdürü İsmail Hakkı Baykal ve dostları ugurlarnış-lar, Amerikan Konsolosu M. Mac Do-nalö'da kendisine iyi bir .seyahat te­menni etmek üzere hava alanına gel­miştir.

Evvelce de faildirdiğimiz gibi Dışişleri Bakanı Lake-Success'de Birleşmiş Mil­letler Konseyindeki Türk Murahhas HevetinebaşkanlıkedecekveAmerikan Dışişleri Bakanı Dean Achesson'le de görüşecektir. Bakanın bu seyahati üç haftakadar sürecektir.

Dışişleri Bakanı kendisiyle görüşen ba-sm mensublarma Amerika'ya Birleş­miş Milletler asamblesinde bulunmak üzere yaptığı bu dik seyahatinden ve Amerikan Dışişleri Bakanı Acheson ile görüşmek fırsatını bulacağından dolayı pek memnun olduğunu bildirmiştir.

4 Nisan 1949

—Ankara :

Cumhurbaşkanı İsmet înönü bugün saat 10.30 da Çankaya'daki köşklerin­de itimadnamesmi takdime gelen Me-caristan Cumhuriyeti Elçisi Ekselans Mösyö Janos Gyetvai'yi, mutâd mera­similekabulbuyurmuşlardır.

Bu kabul esnasında Dışişleri Bakanlığı Umumî Kâtibi Fuad Carım da lıazır bulunmuştur.

—İzmir :

Misafir İngiliz Filotillası Komutanı Albay Wa'lter ibu akşam 18.30 da feo-mutasmdaiki, gemilerde İzmir Valisi, Komutam, Belediye Başkam ile Kor Konsüler, İzmir ileri gelenleri ve ba­sın mensupları şerefine bir kokteyl parti vermiştir.

Filotilla yarın sabah limanımızdan ay­rılacağı için Albay walter bu toplan­tıda, aynı mamanda davetlileriyle veda-îaşmıştır.

6 Nisan 1949

—Ankara :

Bayındırlık Bakanlığı yurdumuzun yer­altı su kaynaklarını etüd ettirmeye ka­rar vermiş >ve Amerikalı mütehassıs 'bir ımües'sese feu işle görevlendirilmiş­tir.

Bu müessesenin .gönderdiği dört uzman Cuma günü Ankara'ya gelmiş buluna­caktır. Bu uzmanların yurdumuzun muhtelif bölgelerinde yapacakları ince­lemeler sonunda yeraltı su kaynakları tesbit edilecek ve Ibu sularla, yapılacak sulamanın inkişafına en 'müsait olan yerler tâyin edilecektir.

Aynı zamanda tavsiye edilecek sulama programının gerçekleşmesi neticesinde tarım alanındaki ilerlemelerin millî ekonomimiz üzerindeki tesirleri de bir rapor halinde belirtilecektir. Bu heyet ilk plânda Urfa ve Mardin'de çalışma­lar, ibaşhyacaktır.

— Ankara :

Türk Hukuk Kurumunun daveti üzeri­ne şehrimize gelmiş olan Pa-dova Üni­versitesi Ceza Hukuku Profesörü ve italyan Meclisi Adalet Komisyonu Başkam Ordinaryüs Profesör Gius-eppe Bettiol bugün saat 11.30 da hu­kuk fakültesinde «klasizm ile poziti­vizm arasındaki tezat» konulu bir kon­ferans vermiştir.

Milletvekilleri, yargıtay başkan ve üyeleri, ile fakülte öğretim ve öğre­nim üyelerinin hazır bulunduğu kon­feransta dekan Hüseyin Cahit Oğuz-oğlu Profesörün ilmî değerini belirten 'bir konuşma yapmış ve sözü kendisi­ne bırakmıştır.

Hukuk Fakültesi ceza hukuku ve ad­lî psikoloji profesörü Faruk Erem ta-tafmdari tercüme edilen konferans ha­zır bulunanlar tarafından büyük bir ilgiile takibedilmiştir.

-— Ankara :

Amerikan' Ordu günü münasebetiyle bugün Amerikan Sefareti Ateşemilte-ri Mr. Robinson ile eşi .saat 19 da An­kara Palasta bir koktely vermişlerdir. Kokteylde Dışişleri Bakanlığı Umumî Kâtibi Fuad Carım, Genelkurmay Baş­kan Vekili Orgeneral Nuri Yamut, İkinci Başkan Orgeneral Muzaffer Tuğsavuî, Millî Savunma Bakanlığı Baş Müsteşarı Orgeneral Maihmut Ber-köz, Jandarma Genel Komutanı Korge­neral Nuri Berkoz, Genelkurmay Eğitim Yarbaşkan'. Tümamiral Rüştü Erdel-hun Genelkurmay Deniz Kurmay Baş­kanı General Mc Bride, Deniz Grupu hurbaşkanliğı Başyaveri Yarbay Cev­det Tolgay, Genelkurmay Haberalma-Başkam Albay Kemal Menderes, Ame­rikan Yardım Heyeti Kara grupu Baş­kanı General Mebride, Deniz Grupu BaşkanıAmiralSeetle,kordiplomatik mensupları ile Türk ve' Amerikan genel ve subayları hazır bulunmuşlar­dır.

Geç vakte kadar samimî bir hava için-do devam, eden kokteyl esnasında Ame-rîkan ordu tatbikatına ait muhtelif-filmler de gösterilmiştir.

7 Nisan 1949

— İstanbul:

Güreşçilerimiz, İtalya, İsviçre, isveç ve Belçika'da yaptıkları başarılı turneden bugün saat 14,45 te İskandinav hava­yollarının bir uçağıiledönmüşlerdir.

Yeşilköy Kava alanında çok kalabalık bir gençlik kütlesi tarafından karşıla­nan güreşçilerimiz, umumiyet itibariyle bu uzun turnede aldıklar: neticelerden memnunolduklarınıbelirtmişlerdir.

Basın mensupları ile yaptıkları kısa görüşmelerde güreşçilerimiz bilhassa İsveç'te sıkı müsabakalar yapıldığım ve kuvvetli güreşçilerle karşılaşükları-n-, söylemişlerdir.

9 Nisan 1949

— İstanbul:

İstanbul Teknik Üniversitesi Taîebe Bir­liği tarafından tertip ediîen Mimar Sinan ve sanat günü saat 10 da Süley-manîye Camii avlusunda yapılan bir törenle kutlanmıştır.

İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar da törende hazır bulun­muştur.

Şehir Bandosunun çaldığı îstükiâl Mar-şile törene başlanmış, bir -dakikalık İh­tiram sükûtundan sonra Teknik Üni­versite Talebe Birliği, Üniversite Ta­lebe Birliği, Türk Yüksek .Mühendisleri Birliği, Türk Yüksek Mimarlar Birliği adına konuşan hat::b!er büyük mimarın hayatı ve eserleri hakkında izahat ver­mişler, müteakiben kürsüye gelen Beh­çet Kemal Çağlar, şunları söylemiştir:

Mühendis veşair geçinen birinin seni anlatmağa yeltenmesi ne kadar aor, ey Koca 'Sinan,kelimenin tanımânasiyle' Ser Mimarini Cihan Koca Sinan, ruhun emsalsiz bir sanatla taş kesilmiş duru-

yor. Bizansı Fatih aldı, onu İstanbul yapansensin.

Behçet Kemal Çağlardan sonra Reşat Koçu, Mimar Sina'nın eserler: hakkında bir konuşma yapmış ve Talebe Birlik­ler', tarafından hazırlanan çelenkler, Sinan'ın Türbesine konularak törene son verilmiştir.

—Ankara:

Haber aldığımıza göre dokuz yıllık yol programının aksamadan uygulanması ve yol işlerinin programda tesbit edilen müddet içinde bitirilmesi için makineli yol inşaatine hız verilmesini temin mak-sadiyle hazırlanan ve yıllık Ödeme mik­tarı 25 milyon lira olmak üzere 125 milyon liraya kadar gelecek yıllara ge­çici yüklenmelere girişilmesi hakkın­daki kanun tasarısı Bakanlar Kurulun­ca kabul edilerek Büyük Millet Meclisi­ne sunulmuştur.

—Ankara:

Bugün saat 15 te Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin konferans salonunda, İs­tanbul Tıp Fakültesinden gelen bir e-kiple, Ankara Tıp Fakültesi ekibi ara­sında «Kadınlar doktor olmalı mıdır?» konusu üzerinde bir münazara yapıl­mış, İstanbul Tıp Fakültesinden gelen ve bayanlardan mürekkep olan ekip «kadınlar doktor olmalıdırlar» tezini sanvumuş. neticede bire karşı altı pu­anla Ankara Tıp Fakültesi ekibi müna­zarayı kazanmıştır.

II Nisan 1949

—Ankara:

Bugün saat 10 30 da Ticaret ve Ekono­mi Bakanlığında 1S49 - 1950 mahsul yılı vhracaat rejiminin tesbiti için büyük bir toplantıyapı! mışt'.r.

İhraç rejimi, mahiyet bakımından, it­halâta müteallik usuller ve ticaret ve Ödeme anlaşmaları, yi e yakından alâkalı olduğundan toplantıda bilhassa bu ko­nular ele alınmış bulunmaktadır.

Toplantıya İstanbul ve Ankara Üniver­sitelerinden, Siyasal Bilgiler Okulundan,

İstanbul Yüksek Ticaret ve İktisat, İz­mirYüksek.Ticaret kullarındansecilen profesörlerle, Dışişleri Bakanlığı .İktisat ve Tiear-esi Dairesi, IMaliye Ba­kanağı Hazine Umum Müdürlüğü, Ta­rım Bakanlığı Ve Devlet Bakanlığı, Cum­huriyet iMarkez Bakansı temsilcileri, İs­tanbul, İzmir, Mersin, Adana, Bursa, Samsun, Trabzon ve Ankara Ticaret odaları. İstanbul İzmir, Sanayi Birlikle­ri, İstanbul Tüccar Derneği, İstanbul İzmir ve Mersin ihracatçıları adına ge­len ticaret ve sanayi erbabı, İstanbul, fomiî' ticaret odaları ve ihracatçıları birlikleri umumi, kâtipleri. İstanbul, İz­miş Bölge Ticaret Müdürleri iştair'ak etmektedirler.

Ekonomi Bakam Cemil ı3ait Barlas top­lantıyı bir söylevle açmış ve delegelere hoş geldiniz dedikten sonra, t>u toplan­tının akademik bir toplantı olmadığını, realiteye uygun ve pratik tavsiyelerin dinleneceğini, bundan evvel İstanbul'da toplanan Tüccarlar Kongresinde bir pratik neticeye varılmadığını işaret ey­lemiş ve bu bakımdan Ağustos ayında başîıyacak olan ihraç mevsimine, bu top!?ntıda verilecek kararlar altında girilmek mecburiyetinde bulunduğunu söylemiştir.

İhraç fiyatlarımızın Avrupa'ya göre çok yüksek olduğunu kaydeden Cemil Sait Barlas, bu yolda ne gibi tedbirlerin alı­nacağı hususunda Bakanlığın bu görüş­melere iştirak edenlerin fikirlerini öğ­renmek İstediğini bildirmiş ve bir zira­at memeleketi olmamız hasebile, ta-hdi-jeteth ekonomik sistemine gidemiyeceği-mûzi. bizim gibi bir ziraat memleketi o-lars Fransa ve İtalya'nın da bu sistemde muvaffakolamadıklarımbelirtmiştir.

Ekonomi ve Ticaret Bakam, bundan sonra, bazı gazetelerin, daıha önce bir hazırlığa ve tetkike vakit bırakılmadan Ticaret Bakanlığının bu toplantıyı yaptı-ğ yolundaki yayınlarına işaret ederek, dış ticaret rejimi üzerinde bu mesele ile alâkalı olarak toplantıya iştirak eden­lerin esasen taayyün ve tebellür etmiş düşünceleri ve fikirleri olduğunu söyle­miş ve önümüzdeki ihracat devresi !ba-şına kadar dış iıhraç rejiminin organize edilmesi lüzumunu hatırlatmıştır. Toplantının gayesini umumi hatlariyle açıkhyan Ibu söylevine son verirken Ce­milSait Barlasgörüşmelerde bilhassa

ihraç fiyatlarının yükselmesine ve iç piyasada .anormal fiyat tezayüdüne mâ­ni olunacak tedbirlerin üzerinde durula­cağın-, belirtmiştir.

Bundan sonra ithalât, ihracat ve sana­yicilerle, üniversite profesörlerinden mü­teşekkil bir komisyon İle hayat pahalılı­ğı ve sebeplerini inceliyecek olan ikinci bir komisyon teşkiline karar ve İlk otu­ruma ara verilmiştir.

On dadikalık bir ara vermeden sonra Ticaret Bakanlığı Müsteşar; Cahit 2a-maiigil'in. riyasetinde tekrar toplamldı-ğı zaman komisyonlara ayrılanların isimler; okunmuş ve komisyonlar der­halçalışmalarına başlanmışlardır.

— Urfa:

Urfa kurtuluşunun 29 uncu yıl dönümü 'bugün olağanüstü tezahüratla kutlan­mıştır. Dünden beri şehirde biriken on-binîerce köylü-binlerce tlceli hemşerile-ve komşu illerden gelen misafirlerle şe­hir kaynaşmaktadır. Ayrıca Parti Mü­fettişi :Kars Milletvekili 'Hüsamettin Tu-gaçla Urfa Milletvekillerinden 'Razı So-yer, Osman Ağan, Esat Tekeli, Vasfi Gerger. Atalay; Akan ve Demokrat Mil­letvekillerinden Fuat Köprülü, 'Refik Koraltan şehrimizde bulunmaktadırlar. Ayrıca İçişleri Bakanlığı Emniyet Müs­teşarı Haluk Nihat Pepeyi de misafirle­rimiz arasındaır.

Bugün sabah, saat 9 30 da Topçu mey­danında- (biriken en az kırk bin kişinin Önünde millî kıyafetlerimizle çete kol­ları kurtuluş temsiline başlamış, tüfek ve îbomba gürültüleri arasında- altı kol­dan düşmana Hıücum edilmiş ve yarım saatlik çetin bir vuruşmadan sonra düş­man, siperlerinde teslim bayrağını çek­miştir. Düşman mevkileri zaptedilerek şanlı bayrağımız kırk bin kişinin alkış sesleri ve göz yaşları arasında tepeye dikilmiştir.

Belediye Başkanının şehir adına yaptı­ğı konuşmayı mütakıp. Şehitliğe gidil­miş ve burada bir Çete Kolbaşısmın Ateşin konuşması dinlenmiş ve çelenk-ler konmuştur. Ankara Üniversitesinin gönderdiği çelenk ayrıca takdir ve. memnuniyet uyandırmıştır. Bundan sonra büyük resmî geçit başlamış, kah-

Iraman ordudan sonra muzaffer çete kolları, partiler, köylüler ve okullar iki saat devam eden "bir geçiş yapmışlardır. Bugünkü geçit resminde en az vasıtalı ve vasıtasız, atlı ve yaya olarak yirmi bin kişi geçmiştir.

Urfahların bu bayramda gösterdikleri intizam ve olgunluk 'bütün misafirlerin takdirini kazanmıştır.

Şehir 29 yıl Önceki lıeyacani aynı taze­likle yaşamakta ve ib-ir tecavüz vuku­unda kahraman Urfa vatan müdafaası yolunda aynı çarpışma imanını fazla-siyle muhafaza ettiğini göstermektedir. Şehirde şenlikler, ziyafetler birbirini ta-kibetmektedir.

Teni halkevi binasının temelatma me­rasimi Urfa için ikinci bir bayram, ol­muştur.

13 Nisan 1949

— Ankara:

Türk inkılâbının kadınlara sağladığı haklan, korumak, Türk kadınlarının kültür alanında yükselmelerini temin etmek, kadının Türk demokrasisinde hak, vazife ve mesuliyet anlayışının 'İn­kişafına hizmet etmek gayesile «Türk Kadın -Birliği» adı ile bir birlik kurul­muştur.

Birliğin, Bayan Mevhibe İnönü'nün fahri başkanlığında bulunan müteşeb­bis heyeti birliğin kuruluşuna ait be­yannameyibugün vilâyete vermiştir.

Birliğin müteşebbis heyeti izmir .Millet­vekili Lâtife Bekir Çeyrekbaşı, .Seyhan Milletvekili Doktor Makbule Dıblan, Ankara Milletvekili IMebrure Aksoley. Kâmile Erim, Neriman ıSirer, Aliye Ba-yizit, Lamia Fenmen, İMediha Eldem, Nacile Biren'den müteşekkildir.

— İstanbul:

Türkiye yüksek talhsil gençliğine şâmil olmak üzere üniversite ve yüksek okul­lar talebe birliklerinin .bir) eşmel eriyle bir (Türkiye Millî Talebe Federasyonu) kurulmuş ve idare neyetj dün vali ve Belediye ıBaşkanı :Dr. Lütfi Kırdarı'ı zi­yaret ederek federasyona bir merkez temini ile malî, spor ve kültür hareket-

leri imkânları etraf mda görüşmüşler­dir.

16 Nisan 1949

— Ankara;

Cumhurbaşkanı ismet inönü Çankırı'ya gitmek üzere saat 20,07 de hususi tren­leriyle Ankara'dan hareket etmişlerdir.

Cumhurbaşkanı istasyonda, Büyük Mil­let Meclisi Başkanı Şükrü Saraçoğlu, Başbakan Şemsettin Günaltay, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nihat Erim, C. H. P. Başkan Vekili Hilmi Uran, içişleri Bakanı Emin Erişirgil, Ti­caret ve Ekonoro i Bakanı Cemil Sait Barlas, Gümrük ve Tekel Bakanı Fazıl Şerefettİn Bürge, Bayındırlık Bakanı Şevket Adalan, Çalışma Bakam Reşat Şemsettin Sirer, Sağlık Bakanı Kemali Bayizit. Tarım Bakanı Cavit Oral, Mil­letvekilleri. Genelkurmay Başkan Vekili Orgeneral Nuri Yamut ve Genelkurmay ileri gelenleri, Jandarma Genel Komuta­nı, Ankara Valisi, Belediye Başkanı, Ba­kanlıklar müsteşarları ile erkânı, Emni­yet Genel Müdürü tarafından uğurlan-mışlardır.

Kalabalık bir haîk kitlesi de • Cumhur­başkanını içten tezahüratla selâmlamış-tır.

17 Nisan 1949

— Çankırı:

Cumhurbaşkanı îsmet inönü bu sabah saat 10 da Çankırı'ya varmışlardır. Cum­hurbaşkanımız istasyonda Çankırı Vali­si Sahip örge, Piyade Atış Okulu Ko­mutanı Tümgeneral Muzaffer Alankuş, Belediye Başkanı, siyasi partiler temsil­cileri, vilâyet erkânı tarafından karşılan­mıştır. Bayraklarla süslenmiş Çankırı caddelerini dolduran halkın içten gelen alkışları ve yaşa sesleri arasında şehre gitmişîerlir. Cumhurbaşkanı, askerî bir­likleri teftiş, Kız Enstitüsünü, Akşam Kız Sanat Okulunu, Kurtuluş ilkokulu ile Erkek Sanat Enstitüsünü ve okulun atelyelerlni gezdikten, öğretmenlerle ve öğrencilerle görüştükten sonra, Piyade Atış Okuluna gitmişler ve başında ban­do bulunan okul ihtiram kıtası tarafın­dan selâmlanın ıslardır, tsmet inönü kitayı teftiş ettikten ve subay ve erlerin hatırlarım sorduktan sonra okulun sae-nundâ okul komutanı ve öğretmenleri tarafından verilen izahatı dinieinişlerdir. İsmet İnönü okuldan saygı tezahürleri içinde ayrılmışlardır.

Cumhurbaşkanı saat 12,10 da Çankırı istasyonundan çok kalabalık bir halk kütlesinin coşkun tezahüratı arasında Çerkeş'e hareket etmişlerdir.

—istanbul:

Memleketimizin en eski irfan müessese­lerinden biri olan Darüşşefakanın 74 ün­cü kuruluş yıldönümü bugün törenle kutlanmıştır.

Törene sabah saat 10 da istiklâl Marşı ile başlanmış, okul müdürünün hitabe­sinden sonra yeni mezunlar, eskilerin mektep hâtıralarını dinlemişler ve öğle vakti genç Öğrencilerle eski mezunlar birlikte yemek yemişlerdir.

19 Nisan 1949

—Ankara:

Dünyaca tanınmış Roma Hukuku Ordi­naryüs Profesörü Koşaker'in 70 inci do­ğum yıldönümü münasebetiyle bugün Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi­nin çiçek ve defne dallariyle süslenmiş olan bir ders salonunda büyük bir tören tertip edilmiştir.

Töreni Hukuk Fakültesi Dekanı Profe­sör Hüseyin Cahit Oğuzoğlu açarak Ord. Prof. Koş ak er'a Fakültenin tebriklerini sunmuş ve daha uzun yıllar Fakülteye hizmette bulunmasını dilemişlerdir.

Bundan sonra Ord. Prof. Koşaker, Asis­tan Kudret Ayter tarafından tercüme edilen dersini vermiş ve dersi mütaakıp Koşaker'in öğrencilerinden biri öğrenci­ler adına konuşarak Profesöre tebrikle­rini sunmuş ve daha uzun yıllar ilmî alanda faydalı olmasını dilemiştir.

istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Hüseyin Naili Kubah da söz alarak Profesör'e kardeş fakültenin tebrik ve temennilerini sunmuş ve daha sonra İstanbul Üniversitesi adına törene katüan Roma Hukuku Ord. Prof. A. B. Schward, Prof. Koşaker'in şahsiyet, ha-

yat ve ilmî eserlerinden bahseden bir konuşma yapmıştır.

Mütaakıben Orû. Prof. Hirş, Granz ve Frankfurt (Maih) üniversitelerinden gelen mesajlarla Freiburg (Breisgau) Hukuk Fakültesinin Prof. Koşaker'e fahrî Hukuk Doktorluğu payesinin ve­rilmiş olduğuna dair olan telgraflarını okumuş ve törenin sonunda Ord. Prof. Vasfi Raşit Sevig de Koşaker'in şahsi­yetini ve değerini belirten bir konuşma yapmıştır.

Prof. Koşaker, hakkında gösterilen sa­mimi alâka ile teveccühe karşı minnet ve şükranlarını bildirerek hayatının tatlı ve acı her zamanında vazifesi başında kaldığını, bundan dolayı bu müstesna gününde de ders verdiğini, zaten haya­tın bizatihi bir kıymeti olmadığını, ha­yattaki kıymetin çalışma ve ilmî araş­tırmalardan ibaret olduğunu belirtmiş ve bugün kendisine verilen çeşitli hedi­yelerden en güzelinin Ankara Hukuk Fakültesindeki kürsüsü başında buluna­rak sıhhatle ders vermek ve ilmî araş­tırmalarda bulunmak fırsatına nail ol­masından ibaret olduğunu ifade ederek sözlerineson vermiştir.

Bu tören münasebetiyle birinci smıf öğ­rencileri profesöre kitaplar ve öğrenci Derneği de eski Türk işleriyle bezenmiş bir tabaka hediye etmişlerdir.

Tören bu şekilde akademik ve çok sa­mimî bir hava içinde sona ermiş ve öğ-- leyin Ankara ve istanbul Hukuk ve İk­tisat Fakültesi profesörlerinin iştirakiy­le neşeli bir yemek yenmiştir.

— Kastamonu:

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu sabah saat 11 de Kastamonu Cumhuriyet Mey­danındaki halk arasından geçerek Halk evine girmiş, ticaret ve sanayi teşekkül­leri ve muhtelif ilçelerden gelen heyet­lerle görüşmüştür.

Üç saat süren bu. görüşmeden sonra meydanda kendisini bekliyen halka te­şekkür ederek ayrılmıştır.

öğleden sonra, Cumhurbaşkanı Devre­kani îleesini ziyaret etmiştir. Bir kaç senelik kaza merkezi olan Devrekânili-ler köylerden gelen vatandaşlarla beraber, az bir zamanda yaptıkları işleri ve daha neler yapmak istediklerini hep bir­den sevinçle anlatmışlardır.

Devrekani'de iki hususiyet Cumhurbaş­kanını ayrıca memnun etmiştir. Birincisi Devrekani kazasının altmış 'köyünden ellibirinde mektep olduğu ve 19 bine ya-kın kaza nüfusuna karşı 1600 küsur ilk öğretim öğrencisi bulunduğunu öğrene­rek ilk Öğretimde Devrekani'nin ileri gayreti dikkatini celbetmiştir.

Cumhurbaşkanı bu haberden çok sevin­miş, ilk öğretimde ıbu kadar muvaffaki­yet gösteren Devrekani adını bütün memleketin takdirine arzedeceğini va-detmiştir.

İkinci hususiyet D'evrekâni kadınlarının, meselelerini Cumhurbaşkanına arzetmek için erkeklerine takaddüm etmeleridir. Hanımlar dokuma vasıtalarım Cumhur­başkanına teferruatı ile göstererek bun­ların ıslahına ve kooperatif teşkiline dair dileklerini tafsil etmişlerdir.

Cumhurbaşkanı kadın ve erkek toplu bulunan bütün Devrekani halkına ken­dileriyle görüşmekten doymamış olarak ayrıldığını söylemiştir.

Bundan sonra Cumhurbaşkanı Gölköy Köy Enstitüsünü ziyaret ederek öğret­menler ve öğrenciler arasında 2 saat ge-Çİrmiş ve Enstitünün hâtıra defterine yazılar yazmıştır.

öğrenciler yazılan tekrar tekrar ve yük­sek sesle okuyarak coşkun sevinç .gös­termişlerdir. Cumhurbaşkanının Gölköy Köy Enstitüsü hâtıra defterine yazdık­ları şunlardır:

«Köy enstitülerinin kuruluş yıldönümü­nü Kastamonu Enstitüsünde kutlamak­la bahtiyar oldum. Cumhuriyetin en kıy­metli eserlerinden biri olan bu müessese­de köy enstitülerine de memleketin bağ­lamış olduğu büyük ümitleri bir daha belirtmek isterim. Köylerimizde ilk öğ­retimi ıbüyük bir millî vazife olarak üze­rine alacak öğretmenleri az zamanda ve geniş sayıda yetiştirecek bir feyiz ocağı olarak, ibu enstitüler kurulmuştur. Bun­ların kurucuları, içinde çalışan Öğretmen ve' idarecileri ve fbu enstitülere öğrenci olarak yazılan lîöylü çocuklarımız, bü-

tün bir millî dâvanın vatansever, feda­kâr yolcuları olarak hizmete girmişler­dir. Şimdiye kadar olan tecrübemizde, bu müesseseler, her gün bir derece daha tekâmül ederek, kıymetlerini artırmış­lardır. Bu müesseselerden yetişen genç öğretmenler ve sağlık memurları aldık­ları vazifelerde her sene bir derece daha ilerliyerek hizmet imkânlarım artırmak­tadırlar. Kendilerini büyük vatan hizme­ti bekliyor. Memleket onları yetiştirmek için mütemadiyen himayesini, dikkat ve yardımını artırıyor.

Köy enstitülerinde çalışan, köy enstitü­lerinden mezun olan vatandaşlarıma yü­rekten sevgilerimi ve tebriklerimi ibildi-rir. Ve gözümüzde çok kıymetli olan yük­sek vazifelerinde muvaffak olmalarını yürekten diierim. Bu duygularım, köy enstitülerinin yıl dönümünü, bütün men­suplarına ve mezunlarına tebrikimin ifa­desi ve seyahatim esnasında aldığım tebrik ve muhabbet telgraflarının ceva­bıdır.

20Nisan 1949

—Ankara:

Yedek Subay Okulunun 29 uncu döne­mini bitiren binlerce yedek subay bugün kahraman Türk Ordusunun saflarına katılmaktadır. Bu münasebetle bu sabah saat 11 de Zafer Anıtına 29 uncu dönem adına bir ihtiram kıtası tarafından çelenk konulmuş ve müteakiben başla­rında Okul Komutanı Tümgeneral Selâ-hattin Sehşık'm da bulunduğu bir heyet Atatürk'ün Muvakkat Kabrini ziyaret ederek kabre bir çelenk koymuş ve ebedî Şefin manevi huzurunda bir tazim du­ruşunda bulunmuştur.

21Nisan 1949

—Ankara:

Havayolları İdaresi tarafından Ankara -istanbul - Atina - Roma hava yolu Bak­liyatının tesisi münasebetiyle bugün ilk olarak -bu hava hattı üzerinden bir uça­ğımız Roma'ya hareket etmiştir.

Havayollarımızm dış memleketlere açtı­ğı bu yeni hava hattının ilk seferine Bü­yük Millet Meclisi üyelerindenmürekkep bir heyet ile Ankara ve İstanbul ba­sını ve Anadolu Ajansı temsilcileri Hava Yolları Umum Müdürü Osman Nuri Baykal, Hava Yolları Fen Heyeti Reisi, idarenin Telsiz Mühendisi iştirak eyle­mektedir.

— Sinop:

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bugün Taş­köprü merkezini .ziyaret etmiş ve »kendir fabrikasını gezmişlerdir. Belediyede Taş-köprülüler kendir mevzu üzerinde ziraat, endüstri ve ticaret bakımından Cumhur­başkanına geniş tafsilât vermişlerdir. Cumhurbaşkanı kendir üzrine dinlediği konferanstan istifade ettiğini söyiiyerek meseleleri anladığı gibi Hükümete nak­letmeğe çalışacağını bildirmiştir.

Kadın erkek Taşköprülüler gelip gider­ken Cumhurbaşkanına yakın ve geniş alâka göstermişlerdir. Bundan sonra Si-nop'a teveccüh eden Cumhurbaşkanına şiddetli ıbir yağışa rağmen durak yerle­rinde kadın ve erkek vatandaşlar mülâki oluyorlardı. Boyabat hizasında yolda toplanmış olan Boyabath vatandaşlarla dönüşte kasabada buluşmak üzere karar verilmiş ve Boyabatlılarm lütüfkâr ne­zaketiyle ve geniş samimiyetiyle ağır­lanmaktan pek mütehassis olduğunu ifa­de eden Cumhurbaşkanı yollarına devam ederek şiddeti bir yağış içinde Sinop'a varmışlardır. Sinoplular Cumhurbaşka­nını mutat nezaketleriyle karşılamışlar­dır.

Cumhurbaşkanı kendisini karşılamak nezaketinde bulunan vatandaşlar arasın­daki muhtelif siyasi partilerin temsilci­leriyle ayrı ayrı görüşmüşlerdir. Cum­hurbaşkanı ilgi ile ve halkla beraber ola­rak şehirde baştan başa uzun bir dolaş­ma yapmışlardır.

Cumhurbaşkanı yolda giderken hazırlık­lı olarak pek hararetli bir kabul göste­ren Ilıca Köyünde oturmuşlar ve halkla görüşmüşlerdir.

Yine yolda Gerze ve Ayancık'tan gelen büyücek birer heyet kasabalarında se­lâmlaşmak üzere kendilerini davet et­mişler ve Cumhurbaşkanı pek nazik ve kibar olduklarını tekrar tekrar söyiiye­rek teşekkür etmişlerdir.

22 Nisan 1949

-— Sinop:

Cumhurbaşkanı îsmet İnönü bu sabah, şehirde küçük bir gezintiden sonra has­taneyi, okulları ve Rıza Uur Kitaplığını ziyaret etmişler, siyasi partiler mensup­larının da hazır bulunduğu Halkevmde halkla yaptıkları uzun bir görüşmede Sinop'un muhtelif meseleleri, bilhassa başlıca mesele olarak görünen balıkçılık üzerinde geniş izahat almışlar ve çok sa­mimi kabullerinden dolayı Sinoplulara teşekkür ederek şimdiden kendilerine ve­da etmişlerdir.

öğleden sonra motörle Gerze'ye giden Cumhurbaşkanı İlçenin ihtiyaçları üze­rinde Gerzelilerle görüşmüş ve göstei1-dikleri sıcak, ve yakın ilgilerinden dolayı kendilerine tekrar tekrar teşekkür ede­rek akşam üzeri Sinop'a dönmüşlerdir.

Cumhurbaşkanı Sinop ve Gerze'de, gidiş, ve dönüşlerinde kendilerini yürekten, duygularla karşılamak ve uğurlamak nezaketi gösteren halkı sevgi ile selâm-lamışlardır.

24 Nisan 1949

— Kastamonu:

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Küre ve İnebolu ilçelerini ziyaret ederek akşam Kastamonu'ya dönmüşlerdir. Kürelilerle halkevmde görüşen Cumhurbaşkanımız, arazisi dar ve verimsiz olan ilçeyi kal­kındırmak için başlıcası bakır madeninin işletilmesi olarak ileri sürülen mütalâa­ları dinlemişler ve orman işletmesi ko­nusunda ilgililerden izahat almışlardır.

İnebolu'da kasabanın giriş yerinden baş-hyarak limana kadar halk arasında gi­den Cumhurbaşkanımız liman tesislerini gördükten sonra Halkevmde İnebolulu-larla uzun bir görüşme yapmışlar, ilçe­nin türlü meseleleri üzerinde geniş iza­hat almışlardır. Bu arada Cumhuriyet' Halk Partisi ile Demokrat Parti başkan­ları tarafından aynı mahiyette olarak tesbit olunan ilce ihtiyaçları ayrı ayn Cumhurbaşkanımıza izah olunmuştur.

Şiddetli bir deniz fırtınasına rağmen Ci­de ve Abana ilçelerinden gelmiş olan büyücek birer heyet de ilçelerinin ihtiyaç­ları hakkında izahat vermişlerdir. Cum­hurbaşkanımız havanın müsaadesizliği yüzünden bu ilçeleri ziyaret edemedikle­ri için teessürlerini ve Cide ve Abanalı-lara selâm ve sevgilerini bildirmişlerdir. Cumhurbaşkanı gidiş ve dönüşlerinde Küre ve inebolu merkezleri ile yoldaki bucak ve köylerde halkı uzun uzun se­lâmlamışlar ve çok nazik ve sıcak ilgi ve kabullerinden dolayı kendilerine te­şekkür etmişlerdir.

25Nisan ,1949

—Kastamonu:

Cumhurbaşkanı ismet İnönü bu sabah Tosya'ya gitmişler ve kasabanın metha­linden itibaren Tosyalıları ve oraya ge­len köyler halkını selâmlıyarak halkla birlikte belediyeye gelmişlerdir. Siyasi partiler mensuplarının da hazır bulun­duğu belediye binasında Tosyalılarla başlıca dokumacılık ve yol konuları şze-rinde görüşen Cumhurbaşkanımız bun­dan sonra Kargı'dan gelen büyücek bir heyeti kabul etmişler, zahmetlerinden ve nezaketlerinden dolayı kendilerine te­şekkür ederek ilk fırsatta Kargı'yı ziya­ret edeceklerini vaadetmişlerdir.

Cumhurbaşkanımız kibar ve sıcak ka­bullerinden dolayı Tosyalılara teşekkür ve veda ettikten sonra orta okulu gez­mişler ve gidişlerinde olduğu gibi yol bo­yundaki köyler halkını selâmlıyarak ak­şam Kastamonu'ya dönmüşlerdir.

26Nisan 1949

—Kilimli :

Cumhurbaşkanı ismet inönü bu sabah Kastamonu'dan Arac'a gelmişler, par­tiler mensuplarının da (bulunduğu halk-evinde Araç'lılarla İlçenin türlü mese­leleri üzerinde görüştükten sonra Saf­ranbolu'ya gelmişlerdir.

Partiler mümessillerinin de huzuriyle haikevinde 'Safranbolu'lular la görüşen Cumhurbaşkanımız bilhassa Hükümet dairelerinin kasaba içindeki eski yerle­rine nakli meselesi ve* söb-eplerî üzerin­de verilen İzahatı dinlemişlerdir. Bu konuda evvelâ Cumhuriyet Halk Par­tisi îlce Başkanı,sonrada Demokrat

Parti îlce Başkanı halkın isteğine ter­cüman olmuşlar ve buna ait dileklerini yazılıolarakayrı ayrı Cumhurbaşka­nımıza takdim etmişlerdir.

Safranbolu'dan Karabük'e gelen Cum­hurbaşkanı fabrikanın 'muhtelif tesis^-lerini ve Kasabanın yeni mahallelerini gezdikten, bu arada orta okulu ziyaret ettikten sonra akşam ii&eri trenle Zon-guldak'ahareketetmişlerdir.

Cumihurbaşkanımis Araç, Safranbolu-, vd 'Karabük'egeJişleriyleayrılışlarında veyolüzerindekibucakveköylerde kendilerinikarşılayanveuğurlayan-vatandaşları selâmlayarak nazik kabul­lerindendolayıteşekkürlerini ve sev­gilerinibildirmişlerdir.

27 Nisan 1949

— Zonguldak :

Cumhurbaşkanı İsmet inönü bu sabah saat 9 da Zonguldak'a varmışlar, gar-, dan İtibaren Zonguldaklıların arasında yaya olarak iskeleye kadar gelmişler, oradan Römorkörle Ereğli'ye harekel­etmişler dîr.

Ereğli'de liman tesislerini" gezdikten ve-ilgililercîen "bu hususta: izahataldıktan-: sonra Kasabayı ve Konserve Fabrika­sını gezmişlerdir, öğleden sonra Koz­lu'yagelenCumhurbaşkanımızyeni açılmaktaolan Uzun, Mehmet kuyula­rını, işçi mahallesini, işçilerin yatak ve-yemekyerleriylebanyodairelerinive-Havza'nınsosyaltesislerinigörmüşler, işçilerlegörüşmüşler ve akşamüstü' Zonguldak'a dönmüşlerdir.

Doğruca Halkevine geien Cumhurbaş­kanımız bir müddet orada kalmışlar ve-ayrılırken her zaman sevgi ile hatırla*-dıÜtİarı ve bundan sonra da daima sı­cak sevgi duygulariyle hatırhyacakları-Zonguldaklılararasındageçirdikleri

zamanın kendileri' için çok kıymetli ol­duğunu söylemişlerdir.

Kasabada yaptıkları gezinti sırasında-işletmenin Etüd ve Tesis Grubu Müdür­lüğü (binasında müstakbel Zonguldak-Limanmaaitprojeleri dncelemişler ve işçi sendikalarıtemsilcileriylegörüş­müşlerdir.

B. M. Meclisinin 1 Nisan 1949 toplantısı :

Ankara

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Feridun Fikri Düşünsel'ih Başkan­lığında toplanmıştır.

Oturum açıldığı zaman başkan 4 Nisan Pazartesi günü Gelir Vergisi Kanun,
tasarısının müzakeresine başlanılacağını bildirerek tasarının hacminin yüklü
olması dolayısiyle Pazartesi, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri öğleden
sonra 14 ile 20 arasında toplanılmasını teklif etmiş ve bu teklif kabul edilmiş­
tir.

Müteakiben Seyhan Milletvekili Ahmet Remzi Yüregir'in, 41 sayılı kanunla-Hazineye intikal eden emvalin durumu hakkındaki Maliye Bakanlığından sözlü sorusu münasebetile kürsüye gelen Maliye Bakanı İsmail Rüştü Aksal, bu mevzu hakkında 18 Nisan Pazartesi günü cevap vereceğini bildirmiş ve Rize Milletvekili Fahri Kurtuluş'un İstanbul Adalet Sarayı yangınında ya­nan bir dosya hakkındaki Adalet Bakanlığından sözlü sorusuna geçilmiştir.

Bu münasebetle söz alarak kürsüye gelen Adalet Bakanı Fuat Sirmen şu. açıklamada bulunmuştur:

Muhterem arkadaşlar,

Fahri Kurtuluş arkadaşımız, Dr. Şefik Hüsnü ve arkadaşlarına ait, 341 sene­sinde Ankara İstiklâl Mahkemesince komünistlik mahkûmiyetine dair ve­rilen dosyanın İstanbul Adalet Sarayında nasıl ve ne sebeple yandığını so­ruyorlar ve yedi noktanın tenvirini istiyorlar.

Soru Önergelerinde bahsettikleri yedi noktaya sırasile cevaplarımı arzediyo-rum.

öğrenmek istedikleri birinci nokta şudur :Bu dosya niçin ve ne sebepten alın­mıştır?

Dr. Şefik Hüsnü ve arkadaşlarının mahkûmiyetine dair Ankara İstiklâl Mah­kemesince verilmiş 12 Ağustos 1341 tarihli hükme ait dosya, adı geçenin, ya­ni Dr. Şefik Hüsnü'nün 55 arkadaşile birlikte Teşkilâtı Esasiye Kanununu, tebdil ve tağyir maksadile gizli cemiyet teşkil etmek suçundan dolayı İstan­bul Birinci Ağır Ceza Mahkemesince yapılan soruşturmalar sırasında mah­kemece gösterilen lüzum üzerine Başbakanlık vasıtasiîe B. M. Meclisinden İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

Büyük Millet Meclisi arşivinde mevcuttur. İstiklâl Mahkemesi arşiv dosya­larından henüz iade edilmiyen 33 dür. Bunlar da ilgili dairelerden istenmiş­tir. Arzettiğim gibi bu dosyaların esas sahibi olan Büyük Millet Meclisine il­gili dairelerce tevdii zarureti kanuniye icabıdır. Bu dosyalar 20 küsur sene­lik muamelelere aittir. Bunlardan bir kısmının muamelesi bittiği için iadesi lâzımdır. Muamelesi henüz bitmiyen olursa onun da ayrıca muamelesi ikmal edildikten sonra iade edilecektir: Arzettiğim gibi 33 iade edilmiyen dosyanın içinde hakikaten iade edilmemesi lâzım olanlar da vardır. Onlar da İstiklâl Mahkemelerince gıyaben mahkûm olup ta, arkadaşlarımızın malûmu olduğu üzere gıyabî hüküm kendiliğinden bir mana ifade etmez, bilâhare sanık vazi-yetindeki adam yakalanıp muhakemeleri yapılacağı tarihte İstiklâl Mahke­meleri lağvedildîği için dosya esas mahkemeye alınmış ve orada muhakemele­ri icra olunarak neticelendirilmiştir. Bu mahiyette olan bazı dosyalar bu iti­barla esas mahkemeler dosyası durumuna geçmiştir. Amma böyle olmayıp ta İstiklâl Mahkemelerince muameleleri intaç edilmiş ve bir hatıra olarak mu­hafaza edilmekte bulunan bu dosyaların bir kısmı mühimmi bilâhere çıkan af kanunu veya iş icabı bazı mercilerce bu dosyaların ihtiva ettiği malûmata ve hükme ihtiyaç hâsıl olmuş ve bunlara ıttıla kesbetmek lüzumunu hisset­miş ve resmen istemiştir, dosyayı almışlardır ve bu karardan bilâhere vere­cekleri karar üzerine müessir olur ve af tatbiki dolayısile ceza infaz edilemi-yeceğine dair muameleler yapılmış, kusur ve noksan ittikten sonra iade edil­mek tbedir.

Yine böyle bir kusur ve noksan görülürse Meclisi Ali bunu takip edip bilâhere' ist ivebilir.

Hükümetinizin vardığı kesin karar şudur:

Bu istenilmiş olan dosyalar herhangi bir şahsa .aifc herhangi bir vesikanın yok-edilmesi için bize gelmiş bir intiba yoktur. Şimdiye kadar bu şekilde istenilmiş,, arzettiğim gibi dosyalar vardır. Bir kısmı işlediği suçlardan dolayı esasen mah­kûmiyet halinde ve hapishanelerimizde cezasını çekmektedirler. Herhangi bir hükümle mahkûm edilmiyenler ise kanunların bahşettiği haktan istifade ede­rek memleket içinde serbest gezip yaşamaktadırlar.

Bu dosyaların yeni baştan yenilenmesi için vaki sözlerinin tatbik kabiliyetini bilrniyprum.Bu hususu Yüksek Riyaset Divanına takdim etmiş oldukları için buna ait hükümetten arzedilecek bir cihet görmüyorum.

Soru Önergesi üzerinde geçen bu görüşmelerden sonra içtüzük gereğince bir defa görüşülecek işler meyanmda Çanakkale Milletvekili Niyazi Çıtakoğlu'nun milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki Başbakanlık tezke­resi ve Anayasa ile Adalet Komisyonlarından kurulan Karma Komisyon Ra­porunun müzakeresine geçilmiştir.

Bu münasebetle söz alan muhtelif hatipler Komisyon Raporu etrafında kendi sörüs ve tenkitlerini bildirmişler ve Komisyon sözcüsü C. H. P. Konya Mil-

letvekili Ali Rıza Türel bunlara karşılık Komisyon adına geniş izahat vermiş­tir.

Neticede Başbakanlık tezkeresiyle rapor oya sunularak kabul edilmiş ve Çanakkale Milletvekili Niyazi Çıtaoğlu'nun milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılmasının devre sonuna bırakılması kararlaştırılmıştır.

Gündemde bulunan Ankara su tesisatının belediyeye devri hakkındaki kanun tasarısı ve İçişleri, Bayındırlık ve Bütçe Komisyonlarının raporları üzerinde geçen görüşmede söz alan C. H. P. Kastamonu Milletvekili Tahsin Çoşkan, Ankara Şehrinin nüfusunun pek çok arttığını, bu yüzden su sıkıntısının önü-. ne geçilemediğini ve hükümetin bu işi eline alması lâzım geldiğini söylemiş, Onu takiben Burdur Milletvekili Mehmet Ali Çınar kürsüye gelerek belediye­nin Ankara su işlerini idare etmekte zorluğa uğradığını, bu meselenin ancak plânla halledileceğini bildirmiş ve ilk iş olarak bir plân yapılması lüzumu üze­rinde durmuştur.

Hatipleri takiben kürsüye gelen içişleri Bakanı Emin Erişirgil şu açıklamada bulunmuştur:

Arkadaşlarınım mütalâalarını istifade ile dinledim. Bu mütalâlann iki kısma ayrılması lâzımgelir.

Biri, suyun belediyeye devredilmesi meselesi. Su meselesi beledî bir mesele olduğuna nazaran belediyeye devredilmesine zannediyorum ki hiç bir arka­daşımız muteriz değildir.

İkinci mesele Ankara'nın su meselesidir.

Ankara'daki su şebekesi noksanlığından dolayı yapılacak işlere taalluk eder. Bu işleri de iki bölüme ayırmak icabeder.

Birisi sayın Coşkan arkadaşımızın dediği, malî durum, ikincisi de sayın arka­daşınım bahsettikleri teknik mesail.

Devlet Başkentinde yapılmasından dolayı suyu kendi parası ile, umumî mu­vazenenin parası ile yapmıştır ve bunu bedelsiz olarak belediyesine devretmiş­tir. Fakat Başkentin nüfusunun günden güne artması ve bu sebepten su ihti­yacının da günden güne fazlalaşması hiç şüphesizdir ki, şebeke için lâzım ge­len masraf karşısında bulunuyor. Bu masraf 12-15 milyon lira arasındadır. Hü­kümet bu noktayı tetkik etmektedir. Hem yapılacak işi, hem de bu paranın ne suretle temin edilebileceğini tâyin edec.ektir. İcabeden tetkikatı yapıp yüksek huzurunuza geleceğiz.

ikincisi teknik mesaildir. İlk zamanlarda verilen paraya göre plân yapıldığı için. hakikaten Ankara sularının umumi palanı meselesi tamamdır ve bütün teferruatı ihtiva etmektedir denilemez. Su idaresi belediyeye devredildikten -sonra bu iş tamamlanacaktır.

Teknik mesail hakkında arkadaşımın söylediklerinden sular idaresinin istifa­de edeceğinde şüphe yoktur. Maruzatım bu kadardır.

Büyük Millet Meclisinin yine bugünkü gündeminde bulunan bazı kimyevî maddelerin hangi tarife pozisyonlarına uygulanacağını gösteren cetvelin yü­rürlükten kaldırılması hakkındaki kararın onanmasına dair kanun tasarısı ve Dışişleri, Ticaret, Gümrük ve Tekel, Maliye ve Bütçe Komisyonları Raporları okunmuş ve kabul edilmiştir.

Burdur Milletvekili Ahmet Ali Çınar'ın umumi ihtiyaç için hariçten getiri­lecek madeni su borularile aksam ve teferruatından Gümrük resmi alınma­masına dair olan 2268 sayılı Kanunun birinci maddesinin değiştirilmesi hak­kında kanun teklifi ile teknik ziraat ve teknik bahçıvanlık hakkındaki 4486 sayılı kanunun 17 inci ve 19 uncu maddelerinin kaldırılmasına dair kanun ta­sarısı da Meclisin bugün kabul ettiği maddeler arasında bulunmakta idi.

Büyük Millet Meclisi gelecek toplantısını Pazartesi günü yapacaktır.

B. M. Meclisine Gelir Vergisi Kanun tasarısının görüşülmesi :

Ankara : 4.(a. a.)—

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Cevdet Kerim İnce Dayı:nm başkan­lığında toplanarak Gelir Vergisi Kanun tasarısının müzakeresine başlamıştır. Maliye Bakanı İsmail Rüştü Aksal:m gelir vergisi hakkındaki konuşmasını müteakip söz alan Kütahya Milletvekili Hakkı Gedik Demokrat Parti adına görüş) erinibildirerekşunlarısöylemiştir :

1947 yılının Nisan ayında, o tarihteki hükümet tarafından hazırlanıp Büyük Millet Meclisine sunulmuş bulunan ve bugün Meclis Umumi Heyetinde mü­zakeresine başlanan Gelir Vergisi Kanun tasarısı münasebetiyle bu baptaki umumi mütalâa ve görüşümüzü arz ve izah edeceğiz.

Evvelemrde şunu belirtmek isteriz ki, bir devlet müessesesi, ifasını üzerine aldığı vazifeleri kurucusu ve istinatgahı olan cemiyetin temayülüne, bünye­sinin istidadına ve maddi imkânlarının kudret ve kabiliyetine göre tanzim ve idare etmek zaruret ve mecburiyetindedir. Giderlerini gelirlerine göre ayarlaması ve bu gelirlerin taazzuv ve inkişafı nisbetinde tanzim ve tevsi etmesi lâzımdır. Halbuki bu memlekette bu ana şarta riayet edilmediği, gi­derlere göre gelirler temin etmek gibi sakat ve zararlı bir yol tutulduğu ve bu zihniyetin de çapraşık, iptidaî bir vergi politikası ile desteklendiği aşikâr­dır. Mütenevvi vergilere ait çeşitli tarifelerin istikrarsız nisbetlerin mükel­lefin vergi Ödeme kudret ve kabiliyeti ölçüsüne göre değil tamamen ölçüsüzlük -arzeden ve Devlet masraflarını, harcamalarını her halde karşılamak emelinitatmin maksadiyle tahrik ve tesbit edildiği açıkça sezilmekte ve görülmekte­dir. Mükelleflerden bu suretle tarh ve tahsil olunan vergilerle elde edilen Devlet gelirlerinden makul bir kısmının dahi millî ekonominin, her sahada şiddetle ihtiyaç duyulan millî kalkınmanın inkişafı uğrunda kullanılmadığı ve fakat büyük bir kısmının verimsiz sahalara, rantabl olmıyan kısır ve kadük mevzulara, hukuki ve teknik mânada müteaddit israflar serisi halinde,, tevcih edilmiş ve böylece yüzlerce milyon liranın dondurulmuş, heder edil­miş olduğu da setri ve inkârı kabil olmıyan bir hakikattir.

Vergi politikasında, bütçe gelirlerinde, yüzde 60 ı tecavüz eden varidat nis-betiyle yer alan vasıtalı vergilerle eşya ve hidemat ve ücretlerinin ve dola-yısiyle istihsal maliyetlerinin yükselmelerini desteklediği ve daimî geçim zor­luğu içinde bocalayan geniş halk tabakalarının, işçi ve memur sınıflarının muayyen ve dar gelirlerine musallat olduğu derkârdır. İşte bu kabil sebep­lerledir ki millî bünyenin malî ve ekonomik uzuvları takatsızlaşmış, Devlet bütçesi elem ve iztirap verici sıkıntılar içinde bir çıkmaza doğru sürüklen­miş bulunmaktadır. Bu hal ve vaziyet karşısında derhal teemmülü ve tatbiki icabeden ilk tedbirin memleketi bu duruma sokan hatalı politikayı, faktör-leriyle birlikte terketmek ve evvelemirde Devlet giderlerinde esaslı ve cezri bir frenleme, ameliyat masasında cerrahî bir müdahale hareketinde bulunmak laâzımgelirken bu halaskar hamleye bir türlü cesaret edilmediğini, kurumaya yüz tutan vergi kaynaklarını başka âletlerle kurcalayıp halihazırı olduğu gibi idame imkânlarını sağlamak maksadının takip olunduğunu acı hakikatların ayrı bir elemi ve iztirabı halinde müşahede etmekteyiz.

Gelir Vergisi kanun tasarısının gerekçesinde, artan devlet masraflarının, «ve­rim kabiliyetini yüksek bir temel vergi» sistemi sayesinde daha fazla gelir te­min etmek suretile karşılanması maksadının apaçık ifade edilmiş olması da bu müşahedenin İsabetini teyit ve tevsik etmiş bulunmaktadır. Bu müeyyide­nin ortaya attığı diğer bir mana ve itiraf ta şudur ki gelir vergisinin, vergi re­formunu saklamak maksat ve hedefi içinde hazırlanmış olmadığını bu itirafın bir hakikat olduğunu teyit eden diğer deliller arasında müterakküiliğin mii-tedenniliği himaye eden daha ziyade çeşit gelirli her sınıf halk tabakalarım tazyik eyleyen tasarının gerekçesinde kullanılan tâbire göre de antisosyal ol­duğu kabul edilen ve nihayet ziraî sahadan kaldırılan aşar vergisinin, başka bir kıyafetle, gümrüklerde, fabrikalarda, ticarethanelerde bağdaş kurup otur­mak suretile ticarî, sınaî sahalara, binnetice, istihlâk maddelerine ve dolayi-sile bütün müstehliklere sirayet ve intikalinden başka bir mana ve mahiyet taşımıyan muamele ve istihlâk vergilerine, bunların devlet giderlerindeki hız­lı akışı kolayca besliyen, destekleyen kaynaklar olmaları itibarile, dokunul­mamış, bunlarda reform İhtiyacı duyulmamış olmasını kaydetmek mümkün­dür.

Aşar Vergisi kadar iptidaî ve geri bir vergi mevzuu olan Sayım Vergisinin ve fakir, perişan bir hayatın sıkıntıları, yoksullukları içinde kıvranan mü­kelleflerle zengin, müreffeh bir hayatın hazzı ve huzuru içinde yaşıyan mükellefle arasındaki bariz malî kudret farkını gözönünde tutmıyarak bu iki sınıf mükellefi ayni nisbet ve miktar üzerinden maktu vergiye tâbi tutan yol vergisinin«reform»harici bırakılmış olmasını ds zikretmek kabildir.

Vergi politikasının, vergi sisteminin bozuk, verimsiz ve adaletsiz olduğunu ve bu cihazın herhalde ıslahı lâzım geldiğini müteaddit defalar ileri sürer­ken bu lüzumun yalnız vergi camiasına, bilhassa bundan bir kısmına inhisar ettirilemiyeceğini ve «reform» teşebbüsü, hamlesi, iktisadi, malî, idari, sos­yal, sağlık ve kültürel sahalarda da hüküm süren düzensizlik, istikrarsızlık, yenilik ve iptidailik hal ve vaziyetlerinin bir arada ve bir kül halinde etüd-leri yaptırılıp ele alınmadıkça bu kabil münferit çıkışların, sıçrayışların cid­di ve verimli telâkki edilemiyeceğini,* rantabl ve rasyonel birer «reform» hamlesi mahiyetini taşıyamıyacaklarını her zaman ve her fırsatta ve bu kür­süde de arz ve izah ermiştik. Hattâ her zaman her sahada hissedilen gerilikleri, iptidailikleri, aksaklıkları ve bunların devam edip gitmelerinde âmil olan zihniyetleri mahdut porteli, yavaş tesirli «reform.» hareketlerile değil, ancak canlı, müsbet, dinamik, rönesans hamlelerile bertaraf etmek lüzum ve zaru­reti karşısında bulunduğumuzu da açıklamıştık.

Arkadaşlar, iktisadi, malî, idari bozukluklar, istikrarsızlıklar, sosyal ve kül­türel gerilikrler ve bu halleri idame ettiren karışık ve çok yüklü mevzuat Gelir Vergisinin ve diğer vergilerin gerçek mükellefi olan vatandaşları, mü­teşebbisleri, sermayeyi ferdî ve cemî kıymette lüzumlu gelirler temin edebil­mek imkânsızlıkları içinde bırakırken, millî gelirin artmasını, ekonomik in­kişafın tahakkukunu engelliyen sakat görüşler, metodlar, keyfî ve indî mü-daheleler, geri zihniyetler cihazı bir tarafta işleyip dururken, her sınıftan halk tabakaları tahammülü aşan geçim zorluklarının, hayat pahallıhğının günden güne artan kâbusu içinde çırpımrken, şahsî teşebbüs ve sermayenin faaliyet sahaları şeddi Çini andıran müfrit iktisadi devletçilik duvarları ile çevrilmiş ve bu duvarlarla başlıca kapıları koruyan nöbetçi mevzuat silâh başındayken, gençlik, ferdî teşebbüs ve faaliyet meydanlarında kendi varlığının beşerî ve medeni ihtiyaçlarını tatmine ve dolayısiyle memleket iktisadiyatının, millî ge­lirin taazzuv ve inkişafına hadim imkânları ve vasıtaları buiamıyarak devlet kapılarında bir dilim ekmek ararken bu memlekette millî gelirin nasıl artırı­labileceğini ve bu vaziyet karşısında gelir vergisinin tatbikatta muvaffakiyet derece ve nisbetinin ne olabileceğini düşünmek ve bunda müsbet bir, ümide kapılmanın mümkün olup olmadığını takdir etmek güç olmasa gerektir.

Mesnedi, mevzuu, matrehi gelir olan bu verginin, modern ekonomi nizamının, müstakar malî siyasetin, bihakkın demokratik bir idare rejiminin üstün bir

sosyal ve kültür seviyenin inkişaf ve tekâmülü sayesinde vücut bulduğunu teemmül edecek olursak, millî geliri zayıf ve çok kifayetsiz kalmış, ferdî te­şebbüsleri, sermaye toplulukları gelişmemiş, iktisadi nizamlara göre servet ve sermaye terakümü vücut bulmamış, demokrasi idealinin hasret ve iştiya­kını hâlâ çekmekte olduğumuz,

«Hazırlanacak yeni Seçim Kanununa esas olmak üzere bütün bunlar bu işle meşgul heyetin tetkikine sunulacak ve yapılacak olan proje üzerinde Meclis içinde ve dışında teşkilât ve mümessilleri olan partilerin noktai nazarları so­rulacak cevap verdikleri takdirde bunlar da Komisyona verilecektir. Böylece hazırlanacak olan proje daha sonra da üniversitelerimizin yetkili projelerin­den mürekkep bir heyetin tetkikinden geçirilerek böylece Meclise sunulmak üzere son şeklini alacaktır. Böyle inceden inceye tetkikden geçecek ve basın­da da münakaşa edilecek olan yeni Seçim Kanun tasarısını önümüzdeki kış devresinde Büyük Millet Meclisinin tasvibine sunacağız.

Seçim Kanunu üzerindeki çalışmalarımız budur.

Aşırı sağ ve sol fikirlerle mücadele ve bunun için hazırlanan kanun tasarısı üzerinde de duran Şemsettin Günaltay, «inkılâbımızı ve inkilâp kanunlarımı­zı müdafaa etmek vazivemizdir.»

Biz vicdan hürriyetine şahsen ve Hükümet olarak tamamen riayet etmeği in­sanlık vazifesi bilenlerdeniz.

Vicdan hürriyeti gibi, fikir hürriyeti gibi geniş olmasına taraftar olduğumuz hürriyetler iki şartla mukayettir.

Bu hürriyetler, emniyetle inkişaf edeceği muhitlerde olur. Emniyet tehlikeye düştüğü zaman, bunları emniyet altında bulundurmak için tehdit eden âmil­leri önlemek lâzımdır.

Yaptığımız inkilâplar, şuurlu olarak ve buna ihtiyaç olduğuna İnanarak ya­pılmıştır ve bunlar daimîdir. Bugün hayat alabildiğine inkişaf ettiği halde ce­miyetimizi eski zamanlarda yaşamış insanların kafalarına göre nizamlaştırmak ancak hamakt olur. Vicdan hürriyetine tamamen riayetkar olarak hurafelerin milletin ruhuna hâkim olmasına Büyük Millet Meclisi imkân vermiyecektir. Bu bakımdan irticaın uyanmasını önleyici esaslı tedbirler ve kararlar alınmış ve bunlar Meclise sevkedilmİştir.»

Fikir olarak, nazariye olarak komünizmin münakaşa edilebileceğini kendi­sinin de bizzat Üniversite kürsüsünde tarihî materyalizm esasını izah ederken birçok saatlerini bu fikrin tahlili ve tenkidine hasretmiş bulunduğunu söyle­yen Başbakan; «Fakat komünizmin bugün çevremizde bir fikir cereyanı ol­maktan çıkmış, doğrudan doğruya varlığımızı istihdaf eyleyen bir şekil almış­tır. Böyle gayeye müteveccih bir hareketi önlemek vazifemizdir» demiş ve Türk Milletini bu cereyanlardan korumak üzere hazırlanan kanun tasarısının memlekette huzur ve emniyeti sağlayacak esaslı hükümleri ihtiva eylediğini bildirmiştir.

Başbakan bu mevzu üzerindeki fikirlerini izah ederken; Demokrat Partinin de aynı kanaatte olduğunu bilhassa tebarüz ettirerek ana partiler böyle dü­şündükçe mmeîeketin herhangi bir sarsıntıya maruz kalması bertaraf edil­miş olacaktır» demiştir.

Aşırı sağ ve sol fikirlerle mücadele diye ifade edilen vaziyeti açık olarak «ir­tica ve komünizm ile mücadele» diye aldandımanm hastalığı ve tehlikeyi ol­duğu gibi açıkça göstermiş olmak itibarile daha doğru olacağım bildiren Şem­settin Günaltay, yeni tasarıda bu yolda yapılacak mücadelede vatandaşları şeyh ve mürşit tehlikesinden koruyacak ve bu gibilerin zararlarım bertaraf edecek esaslı hükümlerin bulunduğunu da kaydetmiştir.

Vekâletler ve dairelerde rasyonel çalışmayı temin için Hükümetin iktidar mevkiine gelişinden beri sarfettiği mesai üzerinde de açıklamalarda bulunan Başbakan, üniversitelerimizin iki selâhiyetli profesörünün bu konuda geniş incelemelerden sonra hazırlandıkları raporu verdiklerini ve kendisinin de onemü gördüğü bu raporu tatbik edeceğini bildirerek bu maksatla demiştir ki: «Başbakanlığa bağlı olarak bazı alâkalı bakanlardan mürekkep bir komisyon kurulacaktır. Bununla mütenazır olarak da her vekâlette kurullar vücuda getirilecek ve bu rapora göre o vekaletlerce hazırlanacak esaslar bu komis­yonda karara bağlanacaktır. İhtilaflı noktalar ise Bakanlar Kuruluna tevdi olunacaktır.»

Başbakan, raporlara göre tatbik edilecek rasyonel çalışmanın kadrolarda ya­pılması mütalâa edilmekte bulunan indirmeleri de fiilen sağlayacağını yine bununla mütenazır olarak barem esas ve derecelerinin yeniden gözden geçi­rilerek tanzim olunacağını kaydederek bu çalışma tarzının bütçemizde tasar­rufu ve binnetice tevazünü de temin eyliyeceğini bildirmiş, memurin kanunu tadilâtında ise ilk ve ana prensip olarak Devlet Bütçesinden maaş alan me­murların partiler ile alâkalarının kati surette kesilmesinin esas tutulacağını ehemmiyetle tebarüz ettirmiştir.

Bu suretle Devle mekanizmasının partilerin tesirile felce uğramadan kurtu­lacağını ve devlet hizmetindeki şahısların mevkilerini filan parti ve şahsa in­tisap ile değiî likyakat ve ehliyetleriyle kazanabileceklerini işaret eyleyen Şemsettin Günaltay sözüne devamla şöyle demiştir:

«Baştaki memurlar tesir altında kaldıkça devlet işleri de yolunda gidemez..» Bu konudaki açıklamalarına devam eden Başbakan» gerek memurin kanu­nunda yapılan tadil ve gerek Emekli Kanunu İçin yapılacak nizamnamede tesbit edilen esaslara dayanılarak irtikâp ve irtişaları vazife ve memurluk şeref ve haysiyetine uymayan kötü hal ve itiyadları şayi olan, fakat maddî deliller ile tevsiki mümkün olmayan memurlar ile ehliyetsizlikleri görülen ve hizmet bakımından verimli olmadıkları tahakkuk eden memurlar sicilleri üze­rine emekliye sevkedilebileceklerdir. Bu kanunda, devlet hizmetine alınacak memurların mahrem sicillerinde saklanmak üzere mal beyannamesi vermele­ri, mevcut memurlardan da mal beyannamesi alınması ve beş senede bir, ta-havvül olmuş ise bu beyannamelere dercedilmesi esası Komisyonca derpiş edilmiştir.

—Atina:

Yunan Genel Kurmay Başkanlığı tebliği: 16/17 Nisan gecesi çeteciler, Batı Make­donya'da Amyntaion Vevi ve Meliti mev­kilerine taarruz etmişlerse de püskürtül-müşlerdir. Hükümet kuvvetleri, çeteci­leri takibe girişmiştir. Anghistron bölge-

sinde de çarpışmalar devam etmektedir. Grammos dağı kesiminde karşılıklı ateş teati edilmektedir. Orta Yunanistan'da Rumeli bölgesinde Kaptan Diamandi'nin çetesiyle çarpışmalara hız verilmiştir. Peleponez'de temizleme hareketleri sıra­sında çeteciler, .1 ölü kayıp vermişlerdir. Aralarında bir çete şefi bulunan 21 kişi esir alınmıştır.

—Atina:

Atina Ajansı bildiriyor: Hükümet memurları grev komitesinin yayınladığı tebliğ,yarınsabah tekrar işe başlanacağını açıklamaktadır. Memurlar teşkilâtı iş ve çalışma sendi­kası temsilcileriyle Hükümet üyelerin­den mürekkep komisyon tarafından tes-bit edilecek ücret ve maaşların ayarlan­ması işini mütaakıp Temmuzdan itiba­ren kesilmek üzere ödünç olarak Mayıs ve Haziran ayları maaşlarına mahsuben memurlara on beşer günlük tediyatta bulunulması Hükümetçe kabul edilmiş­tir.

18 Nisan 1949

—Atina:

Atina Üniversitesi ve Atina Polyteknik'i öğrencileri dünya Üniversite öğrencileri­ne hitaben yayınladıkları bir beyanna­mede, çetecilerin Arnavutluk'tan Yunan topraklarına girmelerini ve bu memle­ketten Yunan çetecilerine yapılan açık yardımı protesto etmişlerdir. Bu beyan­name dünyanın belli başlı bütün üniver­sitelerine gönderilmiştir.

—Atina:

12 günlük bir grevden sonra bütün me­murlar bu sabah işlerine dönmüşlerdir. Hükümet, yarı maaş tutarında paskalya ikramiyesi verileceği vadinde bulunmuş­tur. Bundan başka bir aylık maaş tuta­rı da sonradan ödenmek üzere borç ola­rak verilecektir..Ayrıca Hükümet me­murlara malî yılbaşı olan .1 Temmuzdan itibaren maaşlarının artırılacağı temina­tını da vermiştir.

—Atina:

Genel Kurmay Başkanlığından tebliğ edilmiştir:

26Nisan 1949

—Atina:

Genel Kurmay tebliği:

Epir'de Grammos bölgesinde harekât de­vam etmektedir. Güney Epir'de Tsumerha, Zageria- ve ıSuki bölgelerinde eîıemmiye'tsis çarpışmalar sonunda çeteciler 3 ölü ve 24 esir vermişlerdir.

Trakya'da Gömülcene'nin kuzey bölge­sinde Dedeağaç'ta kuvvetlerimiz tarafın­dan hırpalanan çeteciler Bulgar toprak­larına iltica etmişler ve sonra hududu başka noktalardan aşarak yeniden Yu­nan arazisine girmişlerdir.

Gazete muhabirlerine göre Grammos bölgesinde Hükümet birlikleri 25 Nisan sabahından itibaren Batı Grammos'ta bulunan çetecilere karşı yeni bir taarru­za girişmiş ve şimdiye kadar te&bit oîu-nan bütün hedeflere erişerek düşmanı ağır kayıplara uğratmışlardır.

27Nisan 1949

—Atina:

Atina Ajansı bildiriyor: istanbul'un Beykoz Takımı futbolcuları şerefine Paok Kulübünün Başkam tara­fından Selanik Ticaret Odasında samimi bir kabul merasimi yapılmıştır. Aynı za­manda Selanik Ticaret Odası -Başkam olan Paok'un Başkanı, Türk Takımının Selânik'e gelmesi münasebetiyle duyulan büyük sevinci kaydetmiş, buna mukabe­le eden Türk Takımı Başkanı da Sela­nik'te sporcuların ve halkın kendilerine karşı gösterdikleri hararetli kabul ve nezaketten dolayı derin teşekkürlerini bildirmiştir.

28Nisan 1949

—- Atina:

Atina Ajansı, Yunan Komünist Partisi idarecileri tarafından verilen talimat ü-zerine «çeteciler başkomutanlığının bir­liklerine yeniden Yunan çocukları kaçır­mağı» emrettiğini iddia etmektedir.

Gazeteler bu emirlerin verilmesini şöyle izah etmektedirler:

Geçen sene evlerinden kaçırılan 14 ya­şından büyükyüzlerceYunan çocuğu

nakledildikleri komşu memleketlerde as­kerî talim gördükten sonra komünist çetelerine sokulmuşlar ve böylece bunla­rın talimgâhlardaki yerleri boş kalmış­tır.

—Atina:

Genel Kurmay tebliği:

Epir'de Grammos bölgesinde Hükümet kuvvetleri taarruza devam etmektedir. Son üç gün içinde komünistlerin 71 ölü ve 22 esir vermelerine mukabil Hükümet kuvvetlerinden 25 kişi ölmüş ve 161 kişi de yaralanmıştır. Batı Makedonya'da Arnavut askerlerinden yardım gören ve Yunan arazisinde gizlenmiş olan ufak. bir çeteci grupunun Hükümet müfreze­lerinden birine yaptığı taarruz muvaffak olamamış ve mukabil taarruza geçen Hükümet askerleri çetecileri Arnavutlu­ğa kadar çekilmeğe zorlamıştır.

29 Nisan 1949

—Atina:

Ordunun hareketi hakkında bu sabah Genel Kurmay tarafından yayınlanan tebliğde, hafta içinde millî ordu tarafın­dan Grammos ve Smolika dağlarında ele geçirilen stratejik yerlerin tahkimine de­vam edildiği, iki gün evvel millî ordu birlikleri tarafından işgal edilen Pirgos, Profitiban ve Pirsojen mevkilerini geri almak için çetecilerin Arnavutluk'tan gtirdikleri yeni takviyelerle dün şiddetli karşı hücumlarda bulundukları, hava kuvvetlerinin de katıldığı ve dün gece geç vakte kadar devam eden çetin savaş­lardan sonra çetecilerin püskürtüldüğü ve ağır kayıplara uğratılarak bozgun halinde hareket noktalarına çekilmek zorunda kaldıkları bildirilmektedir.

—Atina:

Genel Kurmayın tebliğine göre, «Pele-ponez'de temizleme hareketleri devam etmektedir. Bu bölgede dün 7 âsi öldü­rülmüş ve 3 tanesi çete reisi olan 6 kişi esir 'edilmiştir. 5 i kadın olan 11 âsi ûq silâhlariyle teslim olmuşlardır.

Orta Yunanistan'da Rumeli bölgesinde Diamandi çetesiyle muharebeler devam etmektedir. Tesalya'da geniş devriye hareketi olmakta, Grammos bölgesinde ha­reket ehemmiyetinden kaybetmektedir Doğu Makedonya'da 27/28 Nisan gecesi âsiler Stry.monohori'ye taarruz etmişler, fakat silâhlı köylüler tarafından püskürtüldükten sonra, birliklerimiz tarafından takip edilmişlerdir.

Trakya'da Gümülcine'nin Kuzey Batısın­daki dağlık balgede bir silâh ve malzeme deposu ele geçirilmiştir.

9 Nisan 1949

— Belgrat:

Söylendiğine göre Başbakan Mareşal T.i-to, Yugoslav komünist Halk Cephesinin bugün açılacak ve iki gün devam ede­cek olan kongresinde' 'bir konuşma ya­pacaktır.

7.000.000 kadar üyesi bulunan ve Hü­kümetin, sosyalleştirme tasarılarının halk: arasında yayılması gayesini gü­den bu cep-henin tertiplediği kongreye 1600 delege iştirak edecektir.

Bu kongrede Titonun, kominform ve Batıya karşı takip" ettiği siyaset hak­kında önemli *bir beyanatta »bulunacağı söylenmektedir.

11 Nisan 1949

— - Londra:

Bugün Belgart'ta- Yugoslav Halk cep­hesi kongresinde Yugoslav Makedon­yalı Cumhuriyeti 'Başbakanı Kulişevski kominformun bağımsız bir (Makedonya kurulmasın: güden plânlarına hücum etmiş ve bîr 'Balkan federasyonu dâhi­linde Birleşmiş bir 'Makedonya kurul­ması fikrini ileri sürenlerin Bulgar em­peryalistleri olduğunu söylemiştir.

Bu emperyalistler, kominformla Yugos­lavya arasında rr.ücadelerde bizzat ken­di maksatlarını dikite etmeyi ümit ettik­lerinden niyetleri Yugoslav Devletini ortadan kaldırmaktır.

7 Nisan 1949

—Talhran:

Resmi bir kaynaktan bildirildiğine g"öre Sovyet Hükümeti İran 'Hükümeti üze­rinde hiçbir tazyik icra etmemekte ol­duğu 'gibi iSovyetlerin Tahran Elçiliği İran Hükümetine hiçbir nota verme­miştir.

Aynı kaynaklarca tasrih edildiğine göre İran ile 'Sovyet Rusya arasındaki hudut hadiseleri meseleleri yakında halledile­cektir. 'Vaziyetin çok sakin olduğu, da bildirilmektedir.

13 Nisan 1949

—Bağdat:

Yarı resmî fakat inanılır 'bir kaynaktan bugün bildirildiğine göre, îran Ordusu uçak savar bataryaları geçen hafta îran ve İrak hudutları üzerinde uçan Sovyet uçaklarına ateş açmışlardır.

îran Azerbeycanı Vilâyeti istikametin­den gelen 'Sovyet 'uçaklarının Irak'ın ■Kuzeydoğu hududu ve Banen adındaki Irak hudud köyü üzerinden, geçerek Gü­neybatı istikametine doğru gittikleri bildirilmiştir.

16 Nisan 1949

—Tahran:

Resmî kaynaktan öğrenildiğine göre îrandaki ıSovyet Büyük Elçisi İvansa-dikof izinini geçirmek üzere dün Moskovaya hareket etmiştir.

İran - Rus münasebetlerinde hiçbir de­ğişiklik, olmadığı aynı kaynaktan ilâve edilmekte, bununla berafoer .Sovyetler Birliğindeki îran Büyük Elçisi "Sayah'ın Tahran'a geri çağırılacağı ve yerine ka­bine üyelerinden birinin gönderileceği bildirilmektedir.

17 Nisan 1949

— Londra:

Tahran'dan alınan bir habere göre, Ku­zey İranın petrol eyaleti Azerbaycanm Başkenti Tebriz'deki ISovyet Başkonso­losluğu kapatılmış ve memurları da Rusya'ya gitmiştir. Kuzey iran'daM di­ğer üç Sovyet Konsolosluğu da kapa­tılmıştır.Geçenlerde Sovyet 'Hükümeti, İran'daki bütün konsolosluklarını İran'da yetecek iş bulunmadığı için kapatmak ka­rarım aldığını bildirmişti.

Takriben üç yıl önce Rusya'da yalnız foir tek 'Konsolosluğu olan İran Hükü­meti, iSovyet Hükümetinden İran'daki 12 konsolosluğunun ekserisini karşılıklı anlaşma gereğince kapatması talebinde bulunmuştu.

20Nisan 1949

—Tahran:

İran Dışişleri Bakanı Al-i Asgar Hikmet yaptığı basm toplantısında îran ile Rus­ya arasında bir gerginlik mevcut oldu-duğu yolundaki (haberleri yalandıktan sonra îran Hükümetinin (Pakistan'ın 'ge­lişmesini ve bilhassa iki Müslüman dev­let olan Pakistanla Efganistan arasın­daki hudut anlaşmazlıklarının hallini temenniettiğini söylemiştir. '

Dışişleri Bakanı sözlerine îran'm Km iki Hükümeti hudut anlaşmazlıklarını dost­ça halle davet ettiğini bildirmiştir.

21Nisan 1949

—Tahran:

Şehinşah, Millî Meclisin içtima devresi­ni <bu sabah Adliye Sarayında, bakanla­rınvekordiplomatiğinhuzurunda törenle açmıştır. Bu tarihi günde hiç­bir hadise çıkmamıştır. Şah, açış nutkunda îran .Devleti ve .mil­letinin refahı için Anayasada bir isîa-hat yapılması, memleketin iktisaden sü­ratle kalkınması ve Shalkın Ehayat seviye-

sinin yükseltilmesi zaruretine işaret et-etmiştir.

Bundan sonra Meclis Başbakanlık Di­vanının seçimi için en yaşlı üye olan Hâkim Eimalk'm başkanlığında kısa bir oturum yapmıştır.

1 Nisan 1949

— Şam :

Suriye Cumhuriyeti Yüksek .Harp Şû­rasının aldığı Ibir karara göre, ISaylav-lar Meclisi feshedilmiş ve 60 gün son­ra seçiim yapılması kararlaştırılmıştır, îkinci bir kararda ise, .Cum'hunbaşkaiı-lığı ve Bakanlık mevkileri şimdilik boş olduğunda.n Bakanlar Kurulunun vazi­fesini Genel Sekreterlerin görecekleri bildirilmektedir.

— Beyrut :

Asker? makamlar Şükrü El Kuvvet-li'nin Cumhurbaşkanlığı görevinden is­tifa etmeyi reddinde kendisini destek­leyen bir çok eyâlet valilerini ve bu ara­da Humus ve Hama Valilerini tevkif etmişlerdir.

Diğer taraftan [Suriye'nin siyasî liderle­ri dün .akşam Şam'da toplanarak du­rumu görüşmüşler ve askerî lider Hüs­nü Zaim Paşa tarafından gönderil­miş olan .ve El 'Kuvvetli'nin istifa et­memekte İsrar etmesi lialin.de ordunun

kendi başına harekete geçeceğini bildi­ren ültimatomu da incelemişlerdir.

Başbakan Halid El Azzam'm istifa et­meyi kabul etmiş olduğu .bildirilmekte­dir. 'Bundan başka1 Şülkrü El Kuvvetli istifa etmediği takdirde ordunun Cum­hurbaşkanım Anayasayı ihlâl suçu ile yargılıyacağıbildirilmektedir.

Kral Faruk'un şahsi temsilcisi Mu­hammet Yusuf'un Şam'a gitmek .üze­re yola çıktığı ve dün Beyrut'a" geldi­ği haber veriliyor.MuhammetYusuf

Şam'da Zaim'e Kral Faruk'un Şükrü El Kuvvetli lehine tavassutta bulunma­yı teklif ettiği bir mesajını sunaca-ğı bildirilmektedir.

—Şam :

Basma gönderdiği bir tebliğde Ordu Başkomutanı yeni Suriye Devletinin 'milletlerarası bütün taahhüt ve mükel­lefiyetlerine saygı .göstereceğini, haki­ki demokrasi prensiplerine ve Birleş­miş Milletler Anayasasına sadık kala­cağını, flıer türlü yabancı .müdahalesi­ne karşı memleketin, bağımsızlığını ko­rumak hususunda 'milletin emellerini gerçekleştirmeğe çalışacağını, kardeş Arap Devletleriyle daha iyi münasebet­ler tesis edeceğini, Arap birliğini des­tekleyeceğini ve suriyenin bütün de­mokrat devletlerle olan münasebetlerini islâha çalışacağını bildirmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Sarayının giriş ka­pılarımühürlenmiştir.

Albay Zaim'in sözcüsü müfrit partiler mensublarmdan bir çok kimselerin tev­kif edildiklerini bildirmiştir.

2 Nisan 1949

—Şam :

Suriye Cumhurbaşkanı Şükrü Kuvvet­li bu sabah öze! uçakla çölde foir yere nakledilmiştir.. Samda Sükûn hüküm sürmekte ve bütün dükkânlar açık bu­lunmaktadır.

Kendisine tebriklerini sunmağa gelen talebe temsilcilerini kabul eden Hüsnü Zaim sadece şehir halkım temsil ede­cek 60 saylavdan müreikkep (bir mecli­sin teşkili hususunda beslediği niyeti açıklamıştır. Göçebe aşiretler özel Ko­misyon tarafından temsil edilecektir. Yeni anayasanın hazırlanmasiyle meş­gul komisyonda 20 kadar hukukçu ve devlet adamı bulunduğu ve bunların Faris El Huri'nin Başkanlığında çalış­tığıanlaşılmıştır.Anavasada Cumhur-

.başkanının ikinci defa seçilmesi hük­münün kaldırılacağı sanılmaktadır.

7 Nisan 1949

— Şam :

Cumhur 'o aşkam Şükrü Kuvvetli İstifa etmiştir.

—Şam :

6 Nisan tarihinde istifasını veren Cum­hurbaşkanı Şükrü Kuvvetli Suriye hal-, km?, hitaben bir 'mesaj neşrederek memleketinin refahını ve ilerlemesini temenni etmektedir.

Başbakan Halici El Azzam'da "bugün istifanameyi vermiştir.

—Şam :

Aîbay Zaim bugün öğleyin yaptığı îba-3m konferansında Cumhurbaşkanı İle Başbakanın istifa ettiklerini bildirmiş­tir.

İstifa namenin fotokopisi, bugün basın­da yayınlanacaktır. Albay Zaim bundan sonra Siyonistlerin yaptıkları akm üze­rine Birleşmiş 'Milletler müşahitleri Şe­fi General RUey'in dün davet edildiğini ve Siyonist 'birlikler bu saibah saat 6 da geri çekilmezlerse, Suriye Ordularına bütün cephe .boyunca taarruza geçme­leri için emir verileceğinin 'kendisine bildirildiğini söylemiştir.

General Riley, Dr. Bunche'i vaziyetten haberdar etmek için 10 saatlik bir mühlet istemiştir. Dr. Kunche'in mü­dahalesi neticesinde israil Orduları Ko­mutanlığı birliklerin derhal ve bîlâkay-düşart geri çekilmelerini emretmiştir.

Albay Zaim İsrail Devletiyle mütareke görüşmelerine yarın yeniden başlana­cağını fakat Yahudiler sinir harbine ve tazyikedevamettikleri takdirde Suri-

yenin buna bir nihayet vermek tasav­vurunda olduğunu ilâve etmiştir.

Yeni Devlet Reisinin yapmak tasavvu­runda olduğu dahili reformların neler­denibaretolduğu sualine Albay ilk

tahsil gören kadınların seçim hakkının tanınacağım,diğer taraftan hükümetin

komünistlerle mücadele siyaseti gere­ğince Halep'te 35, Humusta da 10 ko-

münisti tevkif etmiş olduğunu bildir­miştir.

8Nisan 1949

—Şam :

İstifa eden Eski Cumhurbaşkanı Şükrü El Kuvvetli, Yüce Divana bugün verdi­ği mektupta, yeni rejim tarafından kendisine isnat olunan suçlarla alâka­sıolmadığınıbildirmiştir.

Şükrü El Kuvvetü'nin Yüce Divanda muhakemesi yakında başliyacaktır.

—Londra :

Times Gazetesinin Şam muhabirine gö­re, Albay Zaim'in askeri hükümetine karşı 'hiçbir muhalefet yoktur, ancak siyasî şahsiyetler ibu hükümeti destek­lemeği de pek istemiyorlar.

—Şam :

Hamur ekmek satan 12 furuncuya bu sa.bah furunlarmın önünde meydan da­yağı çekilmiştir.

9Nisan 1949

—- Amman :

Birkaç gündenberi burada herkesin kendi kendine sorduğu sual, «Büyük Suriye» tasarrısmın gerçekleşmeğe Doğudan mı 'başlanacağı meselesidir. Filhakika Irak, (Suriye'ye karşı gizli olmayan ;bir ilgi besler gibidir ve umu­miyetle Haşimî Ürdün Krallığının bü­yük Suriye'ye katılmasından önce bu iki memleket arasında bir ittifak yapı­lacağı sanılmaktadır. Bugün mahallî basında Suriye'nin yeni Şefi, Kral Abdullah ve Irak Kral na­ibi arasında her üç memleketin siyase­tine bîr istikamet vermek .maksadiyle toplantı yapılmasının ihtimal dahilinde foulunduğu derpiş edilmektedir. Hatta bazı iyi haber alan mahfillerde Suriye'­deki son 'hükümet darbesinin münhası­ran Suriye'nin bir hamlesi olmadığını da söylenmektedir.

12 Nisan 1949

—Şam :

Albay Zaim dün akşam Suriye Ordu­sunun bütünArapOrdularındandaha

kuvvetli bir ihale getirileceğini mistir.

Eir 'basın toplantısında «ordumuzun gerek malzeme, gerek asker sayısı bakımından 'en kuvvetlisi olmasını te­mine karar ıverdlk demiş, yeni bir or­du vücuda getirilmesi için 100 miiyon Suriye lirasına ihtiyaç olduğunu, ha­va Kuvvetlerinin de takviye edileceğinive yüzlerce pilotun tecrübelerinin artı­rılması için yabancı memleketlere gön­derileceğini de ilave etmiştir.

Albay Zaim yeni ordunun masraflarını karşılamak için zengin kimselerden ba­ğışlarda bulunmalarım istemiştir. Al­bay, gelir üzerinden müterakki ver­gi alınacağım ve servetlerini harice ka­çırmağa teşebbüs edenlerin şiddetli ce­zalandırılacaklarınıbeyan 'etmiştir.

Albay Zaim'ln bildirdiğine g"öre, eski rejimin kötü idaresi ve ifratlar netice­sinde hazine adeta bomboş kalmıştır.

Albay Zaim, Birleşmiş Milletler Kur­may Başkanı General Willİam Riley ve ara bulucunun şahsi temsilcisi Hen-rî Vİgier'in dün akşam kendisini ziya­retleri sırasında, Suriye kuvvetlerinin İsrail - Suriye hududunda Misîımar Ha­yadan bölgesine hakim olan 223 râ-kımlı tepeden çekilmesini istedikleri­ni açıklamıştır. Suriye Devlet Başkanı, kuvvetlerini tepenin 200 ımetre aşağı­sına almağı kabul ettiğini fakat İsrail kuvvetleri bir kilometre ıgeri çekilme­dikçe, tepenin sağ ve sol yamaçlarını işgale devam edeceğini .bildirmiştir.

— Şam :

Eski Cumhurlbaşkanı Şükrü. El Kuvvet­li, Başkumandanın emri üzerine tahki­kat komisyonunda sorguya 'çekilmiştir. Şükrü El Kuvvetli zimmetine para ge­çirmekten sanıktır.

Diğer taraftan haber, verildiğine göre eski Savunma Bakanı Ahmet Şarabati ile babası Osman Şarabati'nin menkûl ve gayri menkûl malları üzerine ihti­yati haciz vazedilmiştir.

Şam'da münteşir 11 gazete ve dergi, Başkumandanın emri ile kapatılmıştır.

Bununla beraber 8 gazete intişara de­vam edecektir.

13 Nisan 1949

Bu ayın (başına doğru Suriye'de ikti­darı ele alan 'Suriye Ordusu Başkomu­tanı Albay Hüsnü Zaim, bugün Türk gazetecilerine yaptığı demeçte, Suri­ye'nin Kuzeyindeki en büyük komşu bu­lunan Türkiye ile samimi dostluk ve karşılıklı anlayış bağlarını yeniden te­sis etmek üzere bulunduğunu söylemiş­tir.

Aîbay Hüsnü Zaim, sosyal rofornı sa­hasında Atatürk'ün yolunu takifo et­mek niyetinde bulunduğunu .bildirmiş­tir.

Suriye'nin kuvvetli ve dinç ıbir millet olmasının Türkiye'nin de menfaati ica­bı olduğuna işaret eden Albay Hüsnü Zaim, gerek askerî, gerek diğer kısım­larda tahsil görmek üzere Türkiye'ye Öğrenciler göndermek niyetinde bulun­duğunu belirtmiştir.

16Nisan 1949

— Şam :

AShay Hüsnü Zaim yeni Suriye Kalbine-sini kurmuştur.

17Nisan 1949

—: Şam :

Albay Hüsn'ü Zaim'in Başkanlığında kurulan Suriye Kabinesinin bağımsız­lardan mürekkep olduğu başşehirdeki siyasî mahfillerde belirtilin ektedir.

23 Nisan 1949

— Şam :

Suudi Arabistan, Albay Hüsnü El Za­im'in Başkanlığındaki 'Suriyet Hükü­metini tanımıştır.

27 Nisan 1949

— Şam :

Eski Cumhurbaşkanı Şükrü El Kuvvet­li, GVEezze Hastaihan.esinden kaldırılarak Şam'da annesinin köşküne nakledilmiş­tir. Şükrü El Kuvetli burada gözaltın­da ^bulundurulacaktır.

'Suriyede kurulacak Sıer Hükümete karşı umumi itimadı bir hayli sarsa­caktır.

Darbecilerin yakın istikballeri ne ma­hiyette olursa olsun yaptıkları şey, zor­balıktan 'başka ibir şey değildir ve bu zorbalığın tesiri kolay kolay silinmiye-cektir.

den zarfmazar, Albay Zaim'in komüniz­me karşı aıgmış olduğu mücadele de bizi son derece sevindirdi. Bu tehlikeyi gö­ren ve ilk iş olarak onunla mücadeleye başlıyan Albay Zaim'e muvaffakiyet temenni ederiz. Türkiye'yi ikinci bir va­tan addeden bu inkılâpçıyı, biz de bü­yük bir dost addediyoruz vs başarıla­rında muvaffak olacağına şüphe etmi­yoruz.



Yazan Hürriyet

5 Nisan 1949 tarihli «Hürriyet» İs­tanbul'dan :

Dünden itibaren Suriye'deki inkılâp hakkında doğru ve tafsilâtlı ıha'berler alıyoruz. Şama ilk muvasalât eden Türk gazetesici, arkadaşımız Hikmet Bilden aldığımız telgraflardan, Suriye'deki in­kılâbın tahminimiz .gibi mühim olduğu-nıu öğrenmiş bulunuyoruz. Hükümeti devirerek yeni bir inkılâp devrini açan Albay Kaim'in «Hürriyet» .muhabirine verdiği mülakat, Türkiye'yi yakından alâkadar etmesi itibariyle mühimdir. Şimdiye kadar ıSuriye île aramızda kü­çük anlaşmazlıklar mevcuttu. Bunlar halledilemiyecek meseleler değildi, fa­kat her nedense, Suriye Hükümeti bun­ları sürüncemede bırakıyordu. İnkılâb kahramanının ağzından bu anlaşmaz­lıkların katı olarak ortadan kalkacağı­nı öğrenmeklememnunuz.

Türkler, iSuriyelileri ötedenberi severler ve asırlarca beraber yaşadıkları için on­lara hiçte yabancı bir gözle bakmazlar. Hakikat bu merkezde olduğu halde, şimdiye kadar iSuriye'de gelip geçen hü­kümetler, Türk dostluğuna lâyık oldu­ğu ehemmiyeti vermemişler ve aradaki pürüzlerin devamına yardım etmişler­dir. Tahsilini Türkiye'de yapan ve Türk­leri cidden sevdiğini alenen fbeyan et­mekten 'çekinmeyen Suriye'nin yeni 'Devİet Reisi, şüphesiz ki Türk ve [Suri­ye (milletleri arasındaki yeni ibir devre­nin açılmasını temin edecektir.

Komşumuz Suriye'nin kuvvetli ve ileri bir devlet olmasını gönülden temenni ediyoruz. Şimdiye kadar vâki olan an­laşmazlıkların bertaraf edileceği ümidin-

Yazan : Yeni Sabah

8 Nisan 1949 tarihli «Yeni Safoaîs» İstanbul'dan:

Komşu Suriye'de yapılan hükümet dar­besi, o İkadar sessiz, gürültüsüz ve us­taca tahakkuk etti 3d bütün memleke­tin ihtilâl kahramanı Albay Hüsnü'nün arkasında olduğuna şüphe edilemez. Şam sokaklarında ve belli başlı büyük şehirlerde halkın bilhassa uyanık yük­sek tahsil gençliğinin yaptıkları, mü-mayişler umumî efkârın nasıl yine re­isler arkasında yer. aldığını şüpheye mahal ibırakmıyaeak surette göstermiş­tir.

Bu cihet dış umumî efkârmca da böyle telâkki edilmiş olacak ki, .gelen telgraf haberleri, Amerika, İngiltere ve Fran­sa gibi üç büyük demokrasinin yeni idareyi tanımağa karar verdiklerini bil­dirmektedir.

Şam'daki askerî daribe bir diktatörlük çeşnisi taşusaydı şüphesi'z ki Amerika, veya İngiltere yeni adamları tanımakta bu 'kadar acele etmezlerdi. Düşünül­melidir M 'Amerika ve İngiltere, on küsur yıldır fiilen İspanya'da kudretle hâkim olan General Franko ile bir tür­lü düzgün ve normal münasebetler kurmak itemiyorlar. îleride patlaması malhuz herhangi bir fırtınada Sovyet­lere karşı en kuvvetli desteklerden bi­ri IFrankip olacak iken Atlantik Paktı yapıldığı sıralarda bile Portekiz 'davet olunuyor ve ittifak halkasına almıyor da onun delâlet ve tavassutuna rağmen General Frariko bu umumî aihenge ka­tılmakistenilmiyor. Sonra (bir.askerîimage001.gifimage002.gifimage003.gifhamle ile işbaşına gelen ibir Hüsnü Za-im bir hafta içinde aynı demokratik büyük devletler tarafından tanınmak gibi bir talihe nail oluyor. ıBu keyfiyet tahakkuk ederse sırf bir talih eseri ve­ya tesadüf neitcesi sayılamaz.

Anlaşılan .Suriye'dekisakıthükümet ve hattâ meclisumumî efkâra hiç de mâkesvetercümanolmuyormuş 1Bu nokta .büyükdevletlerce ide malûm ve kat'î imiş. Hakikaten fbazan iktidarda­ki adamların inadı,taassubuveyahut hesap ve kitaptan korkusu, milletin ar­zusunun 'hakkiyle izharedilmesine en­gel olabilir. Bu hal dedahilde veha­riçte herkesçe bilinir. Binaenaleyh böy­le bir durumda vukua gelen bir değişik­lik zahirî, kanunlara ve anayasaya ay­kırı da olsa her tarafta, dahilde ve ha­riçte tasvipedilebilir. Tabiatiyle 'inkılâbın kahramanıAlbay Hüsnü derhal milletin umumî efkârına gıll-ü-gışsızmüracaatetmekve Su-riye'lilerinizharedecekleriarzuya ta-mamiyle uygun bir hükümetkurmak zorundadır. Esasen Türk gazetecilerine vâki olan beyanatında Albay 2 ay için­de milletin söz söylemesine imkân ve­receğini teminetmiştir. Zaten Şam ve Suriye'de .bulunan Türk gazetecileri in­kılâptansonraherhangibirihtiyat tedbirialınmamışolmasınıhayretle kaydetmektedirler.İnkılâbıyapanku­mandanıgörmek bir bardak su içmek kadar kolaydır. Memleket umumî efkâ­rının İçten gelenisteklerinemuvafık olmasa darbeyi yapanlarınkendilerini bin bir muhafaza kordonu altma alma­ları lâzım gelmez miydi? Bizim anyacağımız şey; komşu memle­kette sükûn ve istikrarın zaten, ih­lâl . edilmemiş olan istikrarın tam ve kâmil olarak devamıdır. Ortaşarlc memleketleri 'bin ibir İhtirasın çarpış­tığı heyaeanlı ve tehlikeli feir saha ha­lini aldı. Huzursuzluk ve istikrarsızlık her türlü mikropların büyümesine en müsaid bir saha teşkil etmektedir. Su­riye ordusu temsilcisi eski idareyi ko­münizme yardım etmekle de itham et­miştir. Komünistlere yaşama ve ya­yılma imkânı vermiyecek ibir hükümet, Türklerce de çok iyi bir nazarla görü­nür. Bahusus Şam'daki yeni rical, Türkiyenin rehberliğinden ve askerî saha­daki üstünlüğünden faydalanmak için hazırlıklara girişmişlerdir. Buraya ta­lebe ve tahsillerini tamamlamak için subaylar gönderilmek düşünülmekte imiş.

Türkiye Şark -memleketleri ile bilhassa İslâm Araplarla asırlık dostluk bağla­rını tazelemekte ve canlı tutmakta da­ima büyük faydalar görmüştür. Bütün Şark âîemi bugün belli ve aynı tehlike ile karşı karşıyadır. Bütün kuvvetlerin bir araya getirilmesi hiç de fazla ve boş bir gayret sayılamaz.

Büyük Suriye ve Yakm Doğu­nun emniyeti dâvası.,.

Yasan: Eteni îtzzet Benice

10 Nisan 1949 tarihli «Son Telgraf» İstanbul'dan:

Hâşimî türdün Kiralı 'Majeste Abdullah, Mayıs ayınım Arap âlemi içinmühim hâdiselerle dolu olacağını ve kendisinin de ıbu arada Türkiye'ye geleceğini söy­lüyor. Orita ve Yakındoğu Arap devlet­lerini hayatî konularda ne gibi hâdise­lerin foefklediğinıi ve majestenin ibu işare­ti ile neyi (kastettiğini bilmiyoruz. An­cak, görünürde hakikat şududr iki: Ya­kındoğu'nun her şeyden önce siyasi gü-venlilk içinde itam bir istikrara ihtiyacı vardır. Siyasi ıgüvenliğin husul fbuHabil-mesi -için:Arap Yarımadasıüzerinde yaşayan Arap milletlerinin ikendi arala­rındaki her türlü niza ve antlaşmazlığı izale etmeleri, hukukan tanımaya mec­burkaldıkları İsrail Devleti ille karşı-lıMı anlaşmaya varmaları ve Orta - Ya­kın Doğu'nun emniyetini temin edici bü­tünlüğü,insanlıkâlemininsaflarında destekleyici bir rol muhafazaederek,, tesis etmeleri gerektir. Atlantik Paktının Pasifik'e kadar çeşit­li tclge antlaşmaları halinde daha şü­mullü ibir mahiyet ikazanabilim esi ve De-mokrasyalar cephesi emniyet [zincirinin halikalannıtamamlayabilmesi için, A-rap memdeik etlerinin .bütünlüğüne ve îs-rail Devleti dile anlaşmış Ibulummadarma birinci plândaihtiyaç olduğu gibi, bu bütünlüğün Türkiye'ye de tam bir ahenk. ve IbMik bagılıilıığı muhafaza etmesi mu­hakkak İti temel şartlardan biriıdiır. Ya-Tinm siyasi gelişmeleri içinde !bir Doğu Akdeniz Paktının vücut bulabilmesi ibu şarta bağlı olduğu kadar yine yarının herhangi ib&r kanttı hâdisesi karşisınıda Yakın - Ortadoğu devletlerininkaderi, Türlkiyeetrafındayaşayandevletlerin sııkı ve ahenktti (beraberliğine talîdir. A-sırlarcaberaber yaşamış ve sevişmiş milletler olaraık Türklerle Araplara 'ara­sındaböyle bir [beraberlik ve (birliğin teessüs etmesi ibizce asla zor olmadığı gibi, kıtanın coğrafi, siyasi, ekonomik, sosyal :durumu da her vesile ve her fır­satta böyle bir madde ve mâna Itoplıdu-ğununlüzum ve zaruretinigözönüne 'sermektedir.Bizce,Türkiyeve Arap devletleri arasında vücutbulacakve gittikçe gelişecek bir beraberlik, Yakm-doğunun siyasîgüvenliğibakımından en büyük teminat olabileceği kadar, ya-rmın umumîkalkınmasını ve devamlı ahengini de .bütün bu kıta meskûnları­na sağliyacak tek .müsbet yol olabilir.

Türkiyenin tarihsel tecrübesi ve Yakm-doğunım kilit noktasındaki iktidarlı varlığı, insanlık cephesinde ve güvenli-lik sahasında nâzım ve karşılıklı sevgi ve birliğe dayanır bir hususiyetle Orta ve Yakındoğu siyasî beraberlik ve bü­tünlüğünde çok hayırlı ve çok faal bir rol oynayabilmek imkânlarına şüphe­siz ki geniş ölçüde sahiptir.

Majeste Kraal Abdullah'ın: . — Arap olmasaydım, Türk olurdum. Deyişindeki samimî hayranlığı, biz şah­sen Türkiyehakkında sarih bir sevgi ve güvenin izharıaddederken,Mayıs ayıiçindeki hâdiselere ait işaretini de çerçevelediğimiz görüş ve fikrin hayırlı bir başlangıcı olabilecek adımlar halin­de tefsir ve mütalea etmeyi yersiz say­mıyoruz.

Suriye ve iBüyük ıSuriye dâvasına 'ge­lince, Hüsnü Zaim'in hazırladığı ve ba­şardığı darbenin şekline prensip İtiba­riyle muarız kalmakla beraber, vukua gelen neticenin 'Suriyenin menfaatlerine vp insanlık âlemi ile bir safta gidişine taaruz etmediğini memnuniyetle görü­yoruz.Suriye, Hüsnü Zaim'in sevk ve

idaresinde bir an önce hakikî demok­ratik rejime kavuşmak suretiyle hiç şüphe yok ki bünyesine taze bir haya­tiyet ve kalkınma aşısı kazandırmış olacsMır.

Hüsnü 'Zaim darbesinin mahza bir «Bü­yük -Suriye» dâvasını tahakkuk ettir­mek ülküsü yolunda bir adım teşkil etmek kasdiyle vukua geldiğini zannet­miyoruz. Her ne kadar, Majeste Kral Abdullah Büyük Suriye dâvasının sakı­nılmaz bir. netice olduğu -görüş ve mü-taleasmı ileriye sürmekte ve küçük dev­letlerin yarımada üzerinde beka hakkı muhafaza edebilmelerinin güç olacağı iddiasında ise de, iki safhalı olan bu gö­rüşün ıSuriye safhasında biz, majeste­nin mutlaka haklı çıkacağına kani olanlardan değiliz. Küçük devletlerin beka hakkı safhasında da tehlike mülâ­haza etmemekle (beraber, bu .görüş ve fikri, yazımıza esas teşkil eden ve Tür­kiye - Arap devletleri siyasî beraberli­ğini lüzumlu sayan mütaleamızı teyid eder .mahiyette görürüz.

Küçük, küçük Arap devletlerinin ken­di bağımsızlıkları içinde ve fakat Tür­kiye ile bir siyasî ve askerî topluluk ve beraberlik ifadesi halinde bulunma­ları umumî kalkınma, refah ve terak­kiye kolaylıkla en müsait ve en olgun zemin ve imkânları hazırlayabilir ve muhakkak ki, böyle aktif bir kombine­zon, kıtanın ileri hayatı bakımından her sahada büyük sosyal, ekonomik, kültü­rel gelişmeleri ve her şeyin başında aşınmaz ve aşılmaz bir :güvenlilik is­tikrarını sağlar.

Suriyenin yeni durumu.

Yazan : Ömer Rıza Doğrul

23 Nisan 1949 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Albay Hüsnü Zaim Beyin başardığı dev­rim har ek etind enberi Suriye, görünüşe ,5Öre, bir kaç gelişme geçirmiş bulunu­yor. İlkönce Hüsnü Zaim Beyin büyük Suriye'ye taraftar olduğu ve onun bü­yük Suriye projesini tahakkuk ettir­mek üzere bu devrimi yaptığı sanılmış­tı.

Sendika temsilcileriyle gazete sahiple­ri dün öğleden sonra foir toplantı yap­mışlarsa da ihtilâfın halli yakın görül­memektedir.

15 Nisan 1949

—Seattle :

Çarşamba günü Vaşington eyâletinin kuzey batı kesininde vukua gelen dep­remde sekiş kişi ölmüş, altmış kişi ya­ralanmış ive onbeş milyon .dolarlık ha­sar meydana gelmiştir.. * Hasarın daha mühim olması muhtemel­dir.

17 Nisan 1949

— Nevada :

Ayan Üyesi Mac Cerran dün yaptığı 'bir demeçte, Dışişleri Bakanı Acheson'u Çin'e Amerikan yardımı hususunda Ayan Meclisine yanlış malûmat vermiş olmak ve komünist Rusya'ya karşı çok mutedil hareket etmekle itham etmiş­tir

Diğer taraftan Ayen Üyesi Bridges Ayan Meclisinden Çin hakkında bir tah­kikat açılmasın', taîep etmiş ve Dışiş­leri Bakanı Achesson'un Çin Millî Hü­kümetine yapılan yardımın kesilmesi hususundaki talebinde âmil olan sebeb-leri izah eden ve Ayan Meclisi Dışiş­leri Komisyonu Başkanı Conally'ye gön­dermiş bulunan mektubu dost bir hü­kümete karşı zararlı bir hareket ola­rak vasıflandırmıştır.

19 Nisan 1949.

—Los Angelos :

Birleşik Amerika Hava Kuvvetlerine mensup Binbaşı Richard Johnon dün saatte 1073 kilometre uçmak- suretiyle dünya sürat rekorunu kırmıştır.

New York;

Komünist şeflerinden 11 inin, mahkeme­si dördüncü ayına girmiştir. Dünkü celsede bilhassa amme şahidi olarak dinlenen zenci Wılliam Dell Nowd'un Amerikan komünistlerinden bir çoğuyla beraber 1931 senesinde Moskova'da Le-nin tarafından kurulmuş olan ihtilâl kurslarına devam etmiş olduğunu be­yan etmesi bakımından ehemmiyetli olmuştur.

Şahidin açıkladığına göre Amerika Bir­leşik Devletlerinin Güneyinde ıbir iht:-lâî çıikarılması ve Missi'sipi Ovasında bir zenci cumhuriyeti kurulması fikri. bu derslerde ehemmiyetle ele alınmış­tır. Şahidin ifadesine göre bu ihtilâl Amerikan'm kuzeyinde hazırlanan ha-raketin kolaylaşmasını temin edecekti.

Şahit, son zamanlarda Amerika'da hap­se .mahkûm edilen Alman Gerhart Cis-Ieri'i Moskovada görmüş olduğunu söy­lemiştir.

22 Nisan 1949

— Vaşington :

Başkan Truman bug"ün kongreden Mec­burî Sağlık Sigortası Kanununu tasvip etmesin; istemiştir. Hükümete <ve bu program,?, taraftar olanlar arasında bilhassa sendikalara Amerika doktor­ları millî birliğinin husumetini kazan­dıran tasarı, hastaların tedavi .masra­fını doktorlara ve hs s tavhanelere hükü­met tarafından tediyesini derpiş etmek­tedir.

Kanun tasarısına ekli mesajında Tru-anan hastalarla doktorlar arasmada mü­nasebetlerin değlştniyeceğini ve ser-'bestliğini muhafaza edeceğini, hasta istediği doktoru çağırabileceği gibi doktorların da istemedikleri hastaya gitmeyefoileceklerini ve her iki tarafın bu sigortaya iştirak edip etmemekte serbest olduklarını bildirmektedir.

image004.gif4 Nisan 1949

— Nankin :

Çin komünist Radyosunun, ■bildirdiğine göre Pekin'deiki millî talebe birliği dün akşam Tchan -Tchek'in derhal tev­kifini istemiştir.

Aynı radyonun ilâve ettiğine gröre ta­lebe birliği, Cumhurbaşkanı Li Tcftung--yen ve Başbakan Ho Yinîg1 Şin'den Ma­reşal Tehang - Kaıchek, General Ton Gen Po ve Nanikin Garnizonu Komuta­nı General Tchang Yiao Ming'in der­hal tevkif edilerek şiddetle cezalandırıl­malarım istemiştir.

— Nankin :

Millî Savunma Bakanlığının Resmî Söz­cüsü, Konan eyaletinin merkeziSin-yang'ın 100.000 kişilik bir komünist kuvveti tarafından kuşatılmakta olduğundan millî kuvvetlerin şehri tahliye edeceklerini teyid etmiştir. Millî kuv­vetler İHonan ve 'Hupeh eyaletleri ara­sında hudud teşkil ©den Won Sheng Kwau dağlarına doğru çekilmektedir.

Diğer taraftan Orta Çin'deki kuvvet­ler Komutanı 'General Pai Tchoung Hsi de (komünistlerin Siuyang ile beraber aynı zamanda Han Keou'nun 120 ve 72 kilometre kuzeyinde bulunan Won Sheng, Ruau ve 0Hwayuan şehirlerine taarruz ettiklerini .bildirmiştir.

6 Nisan 1949

— Nankin :

Komünistler dün .gece radyo ile Nankin Hükümetinin teslim olmasını istemiş­lerdir.

— Nankin :

Başkan Lİt iSoung Yen komünistlerin ültimatomunu reddetmiştir.

8Nisan 1949

.— Nan'kin :

Buradan gelen bazı basın haberlerine göre Yangtse Nehrinin Kuzey sahilin­deki Fchenig Şehri komünistler tarafın­dan işgal edilmiştir.

İchenig, Nankin'in 36 kilometre kuzey doğusunda bulunmaktadır. Müdafaa Bakanlığınca henüz teyid edilmeyen bu haberlere bakılırsa şehre giren komü­nistlerin sayısı 10 binden fazladır.

Kâfi 'derecede yiyecek ve cephaneleri bulunmayan milliyetçiler şehri terket-mek zorunda kalmışlardır.

9Nisan1949

— Nankin :

Savunma Bakanlığı resmî sözcüsünün bu sabah bildirdiğine göre .komünist kuvvetleri şim-di 4 taraftan. Habkev üzerine yürümektedirler. (Hankeu'nun 55 .kilometre [kuzeyinde muharebe baş­lamıştır. Doğuda ise Hankeu'dan 90 kilometre* mesafede bulunan Şi Şuj'de şiddetli muharebeler cereyan etmekte­dir. Diğer taraftan Ceng'in milliyetçi­ler tarafından boşaltıldığı resmen teyid olunmaktadır.

— Nankin :

Komünist kuvvetlerinin, Nankin'in Ku-zeyinıda halen hükümet kuvvetlerinin elinde bulunan köprü 'başlarına yeniden taarruz ettikleri bildirilmektedir. Ko­münistler Nankin - Şanghay arasındaki demiryolunu birçok kereler bombardı­man etmişlerdir. Basın muhabirlerinin bildirdiklerine-göre, komünistlerin Çin'­in Güneyine doğru pek yakında taarruz-za geçecekleri sanılmaktadır.

16Nisan1949
— Nankin :

Peiping Komünist Radyosunun dün ak­şamki yayınma göre, Şanıg-Kay-Şek'Ie ibazi tarafdarları barış görüşmelerine rağmen Yangtse'nin Güneyinde muka­vemete hazırlanmaktadırlar.

N.ankin :

İyi haber alan kaynaklardan öğrenildi­ğine göre, Pekin'de görüşmelerine 'de­vam eden hükümet barış delegasyonu ile komünist .anlaşmaya varmışlardır.

17Nisan 1949

— Nankin :

Barış Andlaşması imza edilir edilmez Tcomünisltlerin Yangçe Nehrinin sağ sa­hiline geçmekte ısrar etmeleri yüzün-1 den sulh müzakerelerinin yeni 'bir çık­maza girdiği haber 'verilmektedir.

—Nankin :

Komünistler, milliyetçilere bilâ ıkaydü şart teslim olmaları iğin son tarih ola­rak 20 Nisanın tesbit edildiğini bildi­ren yeni bir ültimatom göndermişler­dir.

Hükümet heyeti üyeleri ile komünist liderleri arasında Pekin'de sulh .müza­kereleri, cereyan ettiği bir zamanda komünist radyosu tarafından yayınla­nan bu haber, (başşehirde (büyült Ibir ' hayretle karşılanmıştır.

—- Nankin :

înamlır bir 'kaynaktan 'bildirili diğin e göre, Millî Hükümet Pekin'de kararlaş­tırılan ısulh şartlarının kalbulü İçin ve­rilen müMetin uzatılmasını komünist­lerden istemiştir.

18Nisan 1949

—Nankin :

Çin Millî Hükümetinin Barış Andlaş-masmı .Çarşamba ıgününe kadar imza­laması İçin komünistler tarafından ve­rilenültimatomun neitcesîolarak önü-

müzdeki 48 saat zarfında komünist kuvvetlerle: .milliyetçi kuvvetler ara­sında çarpışmaların yeniden başlaması mümkün görülmektedir. Komünist rad­yosu Pekin'de komünist delegeleri ta­rarından, sunulmuş olan bu anlaşmanın 8 ihüikümder. müteşekkil olduğunu ve 24 noktaya taalluk 'ettiğini bildirmiştir. Bu hükümlerden 'birinde anlaşma iin-zalanır imzalanmaJz komünist kuvvet­lerin Nankin - Şanghay arasında geniş bir ıc&phe üzerinden derhal Yangçe Neh­rini geçmeleri ıtstenmektedir. Hükümet mensupları bunun nazarı itibara alına-mıyacağı m'ülâ'hazasmdadirlar. ve bu hükmü kabul etmektense ıhanbe devam etmeyi tercih ettiklerini söylemektedir-er.

Bu şahsiyetler şöyle demektedirler. Komünistler Yang"çe Nehrini .geçtikleri takdirde onların pençeleri arasında (ka­lacağız 've sür'atle hepimiz bir harp esiri haline ıgeleceğiz. .Bu şartlar altın­da, ise 'barış yapılamaz.

Diğer taraftan 'milliyetçi ordu birlikle­rinden 'alınan haberlerde komünist kuv­vetlerin Nanikin'in 50 mil Doğusunda ıKaochiao'da Yangçe Nehrinin Kuzey kı­yılarına ıdoğru ilerlemeye başlamış ol­dukları .bildirilmektedir.

19 Nisan 1949

— Donara :

NanJkin'den gelen îıaberlere göre, eğer komünistler, ordularının Yangçe Nehri­ni ıgeçmelerine müsaade edilmesi talep­lerinde israr ed&cek olurlarsa, Çin Hü­kümeti müddeti yarın nihayete erecek olan komünist ültimatomunu reddede­cektir.

Şanghay'daki muhabirlere göre, umu­miyet itibariyle Çin Hükümet kuvvet­lerinin komünistlerin hareketlerine ima­nı olmaya muktedir olabilecekleri zan­nedilmektedir. Hükümet böyle bîr vazîyet karşısında Nankin'den. Şanghay'a hatta i'caıb ederse daha da Güneye, Kan-tor.'a çekilmeğe haızırlanmaktadır. Dün Çin iHükûmet kuvvetleri komutan­ları arasında acele bir toplantı yapıl­dığı ve komünistlere verilecek uzlaştırm teklifinin görüşüIdüğü bildirilmektedir.

Mao Çe Tung .ve General Çu Teli kıt'-âlarma, Nankin'i çevirmek emrini ver­mişler ve Başkan IA Tung Yen şehir­de kaldığı takdirde kendisine 24 barış teklifini ihtiva eden komünist -projesini imzalama!!*; için son. bir fırsat verile­ceğini "bildirmişlerdir.

22 Nisan 1949

—Londra :

Nankin'den alman haberlere göre, Yan-g*çe Nehri üzerindeki komünist tazyiki artmaktadır. .Komünistlerin, Nankin'in Güney Doğusundan takriben 60 mil mesafede, Hu ,How civarında nehri geç­mekte oldukları bildirilmektedir.

Nankİn Hükümeti memurlarından biri miliyetçi birliklerin, nehrin Güney sa­hillerinde, 30.000 komiünJste karşı şid­detle savaşmakta olduklarını söylemiş­tir.

Komünistler, Nankin'in 40 mil Doğu­sunda bulunan Şin Kieng civarında da nehri geçmişi erdir.

Nankin'den alman diğer haberlerde, Yang'çe üzerinde muhtelif noiktalarda kesif bir topçu düellosu cereyan etmek­te olduğu bildirilmektedir.

—Nankin :

Çin Savunma Bakanlığına göre komü­nistler >bu sabah Nankin'in 1/10 kilomet­re Doğusunda ve mühim bir millî bah­riye 'üssü olan Kiang Yen'in 50 kilo­metre Batısında Y.angtse Nehrini geç­mişlerdir. Aynı zamanda 5000 komü­nist te Nankin'in üst ve alt tarafların­dan başkentin 235 kilometre Güney Ba­tısından nehri geçmişlerdir.

Her iki grup, halen millî kuvvetlerin taarruz etmekte oldukları köprü baş­larım tahkim etmekle meşguldürler.

Aynı kaynağa göre Nankin'in 130 ki­lometre Güney Batısında Ettıarag'a a-ğir topçunun himayesinde sağlam olarak yerleşmişlerdir. Taarruza teşebbüs eden millî harb gemileri komünist topçusu tarafından çekilmeğe mecbur edilmiş­tir.

23 Nisan 1949

—NanJkin :

Çekiang'm merkezi Hangçen'de dün Mareşal Çang Kay Şek ile Başlkan Ve­kili Litsung- Yen ve .Başbakan Ho Ying Çin'in yaptıkları toplantıda Kuomintag'-nın içinde olduğu gibi parti ile hükü­met arasındaki münasebetlerde de bir-iiğin kuvvetlendirilmesine karar veril­miş ve «komünistlere karşı girişilen savaşta memleketteki demokratik un­surların» /binliği derpiş olunmuştur.

Diğer taraftan milliyetçi 'hükümetin Pe-kır.'de bulunan ıBarış Hey'etine dün gece derhal Nankin'e dönmesi emrini verdiği, falkat bu hey'etten daha halâ hiçlbir. hab'er 'alınmadığı bildirilmekte­dir.

—Nankin :

îyi haber alan kaynaklar, komünist­lerin Nankin'e girmek üzere oldukları­nı teyid etmektedirler. Hükûrri'et kuv­vetleri gece geç vakit son birlikleri topçu himayesinde nehirden geçirmiş­ler ve Nanlkin'in karşısında bulunan Puhow'u tahliye etmişlerdir. Gece bir­çok ev ve barakayı saran bombardı­manlardan sonra Nankin'liler bu sabah Başkan Vekili Li Tsung- Yen ve adam­larını Kanton'a götüren son tayyarele­rin moltör gürültüsü ile uyanmışlardır, öğleye doğru -muhtelif yerlerde karı­şıklıklar olmuş, aç biilâç askerler hava­ya ateş gederek yoldan geçen tek tük jeep ve otomobillerin yolunu kesmişler­dir. Polisler ortadan yok olmuştur. Bir-çdk evler ve bu arada belediye reisinin evi soyulmuştur. Birçok karakol yıkıl­mış, bütün dükkânlar kapanmıştır.

Nankin :<

Resmen bildirildiğine göre milliyetçiler Nankin'in mücadelesl'z teslimi için ko­münistlerle temasa geçmişlerdir.

—Şanghay :

Nankin'in 112 kilometre Güney Batı­sında bulunan Yangçe Nehri Limanı bugün komünistler tarafından işgal edilmiştir.

Milliyetçilertarafındantahliye edilen diğer mühim bir şeîıir olan Şuan Çeng'-te işgal olunmuştur. Bugün alman son haberlere göre, Knanyingdün akşam,komünistlerineline düşmüştür. Halen 350 bin kişilik komünist ordusu 1600 kilometreuzunluğundakiYangçe

cephesinde bulunan milliyetçilerin 18 ordusunu çevirmeğeçalışmaktadır.

— Nankin :

Resmen bildirildiğine göre komünistler Yangbse Nehrini Nankin'in Batı kapu-su hizasından geçmişlerdir.

24 Nisan 1949

— Şanghay :

Bir milyon komünist askeri Yangçe Nehrini geçmiş olduğundan, -büyük ko­münist kuvvetleri Güney Çin'e ilerle­mekte ve Şangihay da doğrudan doğru­ya tehdit altında bulunmaktadır.

Diğer taraftan komünist radyosu on-binlerco komünistin her saat Yangçe Nehrini geçmekte olduğunu bildirmiş­tir. Son haberlere göre durum şöyledir: Takriben 300 bin kişilik bir komünist kolu, dün hükümet çekildikten sonra gizli komünistkuvvetleri tarafından idaresi ele .alman Nankin üzerine yürü­mektedir. Şanghay'dan on kilometre mesafede hareketlerde bulunan komü­nist çetecileri de, 450 kilometre uzun­luğundaki cepheden çekilmekte olan -milliyetçi ordunun bütün münakale hat­ların:bozmaktadır.

Bir komünist .grupu bu sabah Şanghay'­ın 70 kilometre kuzey - batısında önem­li bir jpirinç istihsal merkezi olan Wu-sish'i işgal etmiştir.

İlerlemeye devam eden bu grup, Batı­dan Şanghay üzerine ilerlemekte olan ordunun büyük kısmiyle .birleşmek için uğraşmaktadır.

Milliyetçi liderler Şanghay'ı müdafaa etmekten bahsetmektedirler. Fakat ta­rafsız kaynaklardan bildirildiğine gö­re, .Şanghay, birkaç güne kadar kat'i bir bütünlük 'elde etmiş olan komünist­lerineline geçecektir.

Bu arada Başkan Vekili Li Tsung Yen ile Başbakan Hoying Sun, Şanghay'a gelmişlerdir.

Başkan Vekili ile Başbakan, Mahallî Liderlerle herhalde seferin savunma plânları üzerinde görüşeceklerdir.

—Nankin :

'Komünist kuvvetleri saat 2.30 da baş­kente girmişlerdir.

25 Nisan 1949

—Changhaİ ;

îyi haber alan kaynaklardan bildirildi­ğine .göre komünist (kuvvetleri dün öğ­leden sonra Changhai-Hankeou demir­yolu 'üzerinde mühim bir kavuşak nok­tası olan Kashing'ü işgal etmişlerdir. 'General Tchen Yi komutasındaki Üçün­cü Komünist Ordusu tarafından Kas-hing'İn işgali, Chagîıaı'ı müdafaa ile görevli olan milliyetçi kuvvetlerin son kara ricat yolunu kesmektedir. Tahkiki imkânı olmayan söylentilere nazaran Changhaı'daki kuvvetlerin denizden tah­liyesi hazırlıklarına başlanmıştır.

— Ohanghai :

Yüksek hükümet memurlariyle teması olan ibir kaynaktan h&ıber verildiğine göre mühim hasara sebeto olmamak 'için, ilerleyen komünistlere, şehrî sa­vaş vermeden teslim etmek hakkında bir cereyan başgöstermlştir.

Başka taraftan teyid edilmeyen bir ha-'bere göre şehirdeki sanayiciler, mese­leye .mahallî bir hal çaresi bulmanın en iyi şekil olacağı hususunda Garni­zon Genel Karargâhını ikna etmişlerdir. Bu şahsiyetlerin komünist çeteciler ve gizli unsurlarla temasa .geçtikleri söy­lenmektedir.

Ohanghai Garnizonu Sözcüsü, komü­nistlerin bu sabah Güney Batı istika­metinde yeni bîr taarruza giriştiklerini ve henüz teyid edilmeyen bîr habere göre 23 kilometre mesafede Linko nok­tasında Yangtse Nehrini geçtiklerini yalanlamıştır.

Alman haberlere göre Liuho boşaltıl­mıştır. Komünistlerin . Changhaı'dan 5 mil mesafede bulunan bir yerde Changhaı-Nankin demiryolunu kesecek su­rette mevzi alacakları söylenmektedir.

—Şanghay :

Milliyetçi Barış Heyeti bugün öğleden sonra, hava yolu ile Pekin'den Şang­hay'a hareketetmiştir.

İyi haber alan çevrelere göre, Barış He­yeti üyeleri, Şangay idarecilerine, evveî-s ce Pekin'de yazılan anlaşma gibi ayrı bir sulh yapmalarını tavsiye etmişlerdir.

—Nankin:

Yangtse Nehrinin Güneyinde bulunan Komünist Birlikleri Genel Karargâhın­dan bildirildiğine göre, Şanghay bu gece komünist kuvvetleri tarafındöan işgal edilmiştir.

Komünistler Hang Tsheu'nun dış mahal­lelerine de varmışlardır.

26Nisan 1949

—Honkono :

Çin Komünist Ajansına göre, komünist çeteleri, Huantung Güney eyâleti açık-lermdaki Hainan Adasının Batı kısmın­da bulunan maden bölgesini İşgal et­mişlerdir. Ajans, yapılan savaşta 200 milliyetçi askerin öldürüldüğünü bildi­riyor.

27Nisan 1949

—Şanghay :

Dün sabah polisin giriştiği hareket es­nasında en az 200 üniversite öğrencisi tevkif edilmiştir. Zan altında bulunan komünist üniversite öğrencilerinin bu sabah yayınlanan kara listesi 552 isim ihtiva etmektedir, fakat tevkif edilen­lerin tam sayısı bildirilmemiştir. Zan altında bulunanlar gayet gizli bir şekilde mevkuf tutulmakta oldukların­dan üniversite rektörü kendileriyle gö-rüşememiştir.

öğrenciler Eğitim Bakanı Han Liwu'ya müracaat etmişler, Balkandan askeri makamlar tarafından tevkif ettirilen öğ­rencileri kefaletle tahliye etmelerini ve kara listeyi yayınlamalarını istemiştir.

—Şanghay:

Şangtıay-Nankin demiryolu üzerinde bulunan Sou-Tcheou'nın bu akşam saat altıda komünistler tarafından işg'al e~ dildiği yetkili bir kaynaktan bildiril­mektedir.

28Nisan 1949

—Şanghay :

Binlerce milliyetçi asker hummalı bir şekilde Şanghay müdafaasını kuvvet­lendirmeğe çalışmaktadır. 25 kilometre yarım kutru olan bir takviye çembe­ri içinde savunma işlerine çalışılmak­tadır. Şang-hay'a gelen bütün yollar sı­kı bir nezaret altında bulundurulmak­tadır. Gözle görülebilen bütün sahala­rı ateş altına alabilecek mitralyöz yu­vaları kurulmuştur. Şehre giren bütün vasıtalar sıkı bir kontroldan geçiril­mekte ve yollarda her 100 metrede bir ellerinde otomatik silâhlar bulunan mu­hafızlar otomobileri durdurarak araş­tırmalar yapmaktadır. Komünist Be­şinci Koluna mensup unsurların şehre sızmalarını önlemek üzere çok şiddet­li tedbirler alınmıştır. Askerlere halk yardım etmekte, mecburi hizmete tâbi siviller de silâhlı muhafızların nezareti altında çalıştırılmaktadır. Takviye gö­ren ve elinde külliyetli miktarda cep­hane 'bulunan topçu kuvvetlerine büyük bir önem verilmektedir. Şanghay, ölesiye bir müdafaaya hazır-îaranaik tadır.

29Nisan 1949

— Londra :

Komünist kıtalarının, Şanghay'ın Gü­neyinde bulunan Hangtchao Limanına 25 mil yaklaştıkları bildirilmektedir. Basm muhabirlerine göre, komünistler Şang-hay'a taarruz etmeden evvel ma­nevra çevirmek istiyorlar Hangtchao'-nun Kuzeyindeki durum çok açık de­ğildir. Fakat Yangtse'yi ayrı ayrı nok­talardan ıgeçen komünist kollarından ikisinin Güneye doğru ilerlemek üzere birleşmiş olmaları muhtemeldir. Yang-ça'yi daha Güneyden geçen diğer bir komünist kolu da Hangktchao'ya doğ­ru İlerlemektedir.

— Şanghay :

Komünistlerin Cenuba doğru ilerleme­leri devam ediyor. Son haberlere .göre, komünistler, milliyetçilerin yeni müda­faa hatlarının mihveri olan Hanggeu'-nun 17 kilometre kuzeyindeki Vuçing'i zaptetmiştir,

— Sanfrancisco :

Çin Komünist Radyosunun bugün bura­da, zaptedilen bir yayınma göre, hükü­mete mensup 7 Ordunun büyük kısmı, Nankin ile Hangçov arasında imha e-dilmek üzeredir.

Radyo, 40.000 den fazla askerin esir edildiğini ilâve eylemiştir.

30 Nisan 1949

— Şang"hay :

Tçe Kiang Eyalet Hükümetinin, dün ge­ce Hang Çou'nun 20 kilometre kuzeyin­de bulunan Ping Pa Şehrini hiçbir -mu­kavemetlekarşılaşmadanele geçiren

Komünistlerin tehdidi karşısında Han Çeu Şehrini terketmiş olduğu bildiril­mektedir, îkinci bir komünist kolu, Hangteheonun 40 kilometre kuzeyinde Zeylinde Ohao Foug Şehrini işgal etmiş­tir. Hanigtcheon Şehrini müdafaa et­mekle vazifeli bulunan milliyetçi kuv­vetlerin büyük bir kısmının, şehri terk ettiği bildirilmektedir. Bu kesimde hare­katta bulunan komünist kuvvetlerin si­lâh sesleri Hang Çeu'den duyulmakta­dır.

Şanghay Komutanlığının bildirdiğine göre -de 5.000 komünist, Şanghay, Nan-kin demir yolu üzerinde bulunan Kon Chan'a taarruz etmektedir. Tebliğ Nanlun, Şanghay yolu üzerindeki Tehang Ohou Şehrini komünistler tarafından işgal edildiğini fakat, Şanghay'ı müda­faa eden ve şimdiye îtadar muharebe etmeden geri çekilmiş bulunan milli­yetçi kuvvetlerin «her ne pahasına o-lursa olsun» Konchan Güneyinde bir yerde mukavemet edeceklerini bildir­mektedir,

Çan - Kay - Şek'in yayınladığı demeç :.

Şanghay : 27. (a. a.) — (United Press)

Resmî Çin Ajansı, Çan-Kay-Şekrin, Şanghay'ın Güneyinde bulunan köyün­den yayınlandığı şu demeci neşretmektedir :

Başkanlık mevkiimden çekilmiş olmama rağmen, memleketimizin feci bir teh­likeyle karşılaştığı şu sırada bir vatandaş sıfatiyle vatanıma karşı vazifelerim­den ayrıiamıyacağımı hissetmekteyim. Çin halkını terketmeyeceğim ve esa­rete karşı mukaddes savaşımıza son nefesime kadar devam edeceğim. Komü­nistlere karşı da Japonlara karşı savaşımızda gösterdiğimiz azimle savaşmalı-yız. Dahili güçlükler yüzünden komünist rejimin üç seneye kadar yıkılacağı­na eminim.» Çankayşek, milliyetçi Çin'i idare etmekte olan Komintang Par­tisi Şefi sıfatiyle de şunları söylemiştir:

Son barış müzakereleri, komünistlerin Yangtscyi geçmek hazırlıklarını ta­mamlamak için bas vurdukları bir manevra olmuştur.»

Çin komünistlerinin yeni taar­ruza...

Yazan : Ömer Rıza Doğrul

23 Nisan 1949 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Aylardanîberi sulîı müzakereleri yap­makla meşgul olan Çin komünistleriyle Çin milliyetçileri en nihayet yemden dövüşmeğe başlamışlar, komünist Çin'-lüer'Yangtse Nehrini rivayete göre, pa­halıya mal olan fedakârlıklar mukabi­linde geçmişler ve Nankin ile Hankow gibi mühim şehirlere doğru ilerlemek üzere faaliyete girişmişlerdir.

Buna mukabil Nankin'den verilen ha­berlere göre, milliyetçi Çin'liler de Nan­kin'den ayrılarak Kanton'a göçmeğe karar vermişler Demek ki onlar da Nankin'i feda etmek lüzumunu hissedi­yor, faikat komünistlerle anlaşamadık­ları için mukavemete devam etmeyi göze alıyorlar.

Komünistlerin radyoları milliyetçilerin şefi olan Mareşal Çan-Kay-Şek'in ve bütün harfe suçlularının teslimi üzerin­de ısrar edildiğini bildirdiğinden yalnız Çinlilere değil, bütün dünyaya usanç veren bu dahilî harbin bir müddet daha uzayacağıanlaşılmaktadır.

Şüphe götürmez bir hakikat, Çin Ko­münistleri iki sebep yüzünden bütün Çin'i istilâya tamah edecek derecede kuvvetkazanmışlardır.

Sebeb'erin birincisi: Mareşal Çan-Kay-Şek'e taraftar görünen orduların silâh­larını ve malzemelerini kolay kolay karşı tarafa teslim etmeleri.

ikincisi: Amerikan'm Çin milliyetçile­rini silâhlamak üzere verdiği silâhların

Çin komünistlerine geçmesinden bıkma­sı ve Çin milliyetçilerine silâh vermek­ten vazgeçmesi.

Nitekim Mr. Acheson bir kaç gün ön­ce bu mesele üzerinde durmuş ve Çin Milletinin bu dahilî harbden ancaik se­falet ve ıstıraib çektiğini ve her ne pa­hasına olursa olsun bu harbden kurtul­mak istediğini söylemiş ve onun için Amerika'nın da artık Çine silâh vermi-yeceğini İlâve etmişti.

Çin'in her nedense her şeyi, tarihi öm­rü kadar uzundur. Daîıilî harbleri de ayrı mahiyettedir, uzun sürüyor ve dün­yanın sabrını tüketiyor. Çin'in bas-lıbaşma bir kıt'a olması bunun en bel-lilbaşlî sebebidir. Faikat bu kocaman kıt'ayı bir memleket saymağa alışık olanlar, ister istemez işi daha maJıdud bir 'görüşle karşılamak zorunda kalıyor ve hâdiseler uzamasından şikâyet edi­yorlar.

Hakikatte şikâyete yer yok. Çünkü Çin başlıbaşma bir âlemdir, ve bu âlemin geçirdiği gelişmeler muazzam bir istik­bal kurmaktadır. Bu muazzam istikba­lin mahiyetini keşfetmek bile kimse­nin elinde değildir. Çünkü Çin mille­tinin olgunlaşması, .muasırlaşması çok uzun bir meseledir ve çok uzun bir mesele olduğu için onu kendi haline bı­rakmak, onun bütün .gelişmelerini tek başına geçirmesini ve istediği giıbi ol-gunlaşarak dünya işleri üzerindeki te­sirini hrssetirmeşini beklemek daha mu-vafıJk ıgörülmeîktedir.

Gerçi koskoca Çin'in, komünistlesin esi, muhakkak ki iyi bir şey değildir, faikat hâlâ ziraatçi bir memleket olan Çin'in sanayileşmesi de uzun bir meseledir ve o zamana kadar dünya işleri ya düzelir, yahud büsbütün bozulur. Büsbütün bo­zulduğu takdirde Çin için belki hayırlı olur. Yahud düzelmesi belki Çin İçin iyidir. Fakat her ne olursa olsun, mu­hakkak olan nokta Çin'in uzun bir za­man kendi nefsile meşgul olmak zorun­da olduğudur. Onun kendi nefsile meş­gulolduğusıradadünyadakendi işini yoluna koymakla meşgul olmak isti­yor.

Çin, asırlar, devirler, nesiller, saltanat­lar yutmuş bir memlekettir. Şimdi de Çin ejderhası bir devir daha yutuyor. Bu devrin sonu umarız ki Çin için de, dünya için de hayırlı olur.

Çin de tamamile komünistle-şirse...

Yazan : Cumhuriyet

26 Nisan 1949 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Çin'de Sovyet Rusya'nın desteklediği komünistlerle artık kimsenin yardım etmediği milliyetçiler arasında harb tekrar başladı. Komünistler, ük hamle­de milliyetçi Çin'in merkezi olan Nan-lûn'i aldıktan sonra, Şanghay kapıları­na dayandılar. Milliyetçiler, Şanghay'ı sonuna kadar müdafaa edeceklerini söy-lüyorlarsa da, mesele bir şehrin mü­dafaasından ibaret değildir. Şanghay muhasara altına alındıktan sonra, uzun müddet dayansa dahi 'bu mukavemet, komünist ordularının güney Çin'i işgal etmelerine mâni olamaz. Bu gidişle milliyetçi Çin Hükümetinin, Japon ta­arruzu karşısında yaptığı gibi. Çun.çkinş'e, vahud da Güney Çin Denizi kı-yılanndalki Kanton'a kadar- çekileceği­ne hükmetmek yanlış olmaz. Fakat bu çekiliş Çin'in büyük parçalarım komü­nistlerin işgal etmesi demektir. Japon­ya İle hallederken Mareşal Çan-Kay-Şek. Cungking'e kadar -çekü-erek mu­kavemet etmişti ama o zaman. îneiliz'-îerle Amerikalılardan !büyük askerî yar­dımlar görmüş; Jatvonya'nm Amerika ve Müttefikleri tarafından mağlub edil­in esi üzerine vaziyeti kurtarmıştı. Sim­di İse. milliyetçi Çin. Amerika ve însril-tereden hiç fotr yardım görmemektedir. Büâkis komünistler. Sovyet Rusya'nın îıer türlü yardımına mazhar olmakta­dır.

Çin komünistleri milliyetçilerin muka­vemetini kırmak için beşinci kol usu-îtin* de müracaat etmekte ve kaleyi hem içinden," hemdışındanfethetmece çalışmaktadırlar. Nitekim Yarig-çe Neh­rini müdafaa eden milliyetçi birliklerin komutanı, nehri aşan komünist kuvvet­lerin a karşı ateş açılmasını emre­derken maiyeti tarafından vurulmuştur. Esasen beşinci kolun. Çin'de çok tesir­li bir şekilde çalıştığı milliyetçi ordula­rın kol kol komünistlere teslim olma­larından anlaşılıyordu. Böylece Ameri-kan'm verdiği silâh ve malzeme ,de 'ko­münistlerin eline geçiyordu. Amerikan'-ın Çin'den askerî yardımım kesmesinde, bu keyfiyet de .mühim âmil olmuştur.

Çİnde milliyetçilerin mağlub olması, Çin denilen muazzam ülkenin yüz mil­yonlarca nüfusiyle komünistleşmesi ve Sovyet Rusya'nın peyki olması demek­tir (ki bu, evvelâ Asya, sonra bütün dün­ya için büyük bir tehlikedir.

Moskova'nın, Çin'deki vaziyeti büyük memnunlukla karşılandığına şüphe yok­tur. Amerikan'm liderliğinde akdedi­len Şimal Atlantik Paktı, kızıl cepheyi Avrupada herhangi bir taarruzda "bu­lunmaktan menedebilse dahi, dünya, yalnız Avrupanm mahdud ve muayyen bîr çevresinden ibaret değildir. Kaldı ki Şimal Atlantik Paktı, Avrupayı da tam imiyle örtmüş değildir. Avrupanm strateji bakımından kilid mevzileri olan Boğazlan. Türkiye'yi ve Yunanistan'ı. Orta Doğuda da İran'ı açık bırakmış­tır.

CBu arada istitraden şunu soyliyelim ki Çanakkale Boğazının Amerikan asker: yardımiyle talikim edileceği hakkında bir kaç gün evvel verilen Amerikan kaynaklı bir haberden bir şey anlaya­madık. Karadeniz Boğazının, tahkim edilmesini aklımız alır ama her iki Bo­ğazı en kuvvetli surette tahkim ve müdafaa etmenin yolu, Türk hava ve deniz ordularını kuvvetlendirmektir. Nitekim Almanların Atlantik duvarı adını verdikleri mükemmel tahkimat, Müttefiklerin Normandiya'da karaya çıkmalarına mâni olamamıştır.) Şimal Atlantik Paktı İle Avrupanın Ba­tısını ve italya'yı 'bir müdafaa andlaş-masiyle örtmekle barış ve harb dâva­sının tamamiyle halledilmiş olacağım sanmanın ne 'kadar yanlış olduğu, kızıl cephenin -Cindeki taarruzile bir daha meydana-çıkmış bulunuyor. Sovyet Rusya, Çin 'komünistleri vası-tasiyle koca bir Çin'i peyk devlet haline getirmek için, bilvasıta taarruza geç­miş bulunuyor ve bu taarruzun hede­fine varması için de, günden güne za­yıflayan milliyetçi Çin'den başka bir mâni kalmamıştır. Amerika, ingiltere, Fransa, Hollanda gibi Çin'in komünist-leşmesinden en ziyade zarar edecek devletler, seyirci vaziyetindedirler.

Çin, bitip tükenmek bilmez insan ve çeşidli ham. madde kaynaklariyle Sov­yet Rusyan:n peyki olduktan sonra, Asyanın, o'gun bir meyva gibi, tairia-mjyl'o ,bo-lşev:'klerin dişleri araşma gir­mesi, "bir zaman meselesi olacaktır. Fransız sömürgesi Hindicini, Siyam, îngîlteredsn ayrılan Birmanya, İngiliz sömürgesi olan Malaya, Hollandalılar­dan kurtulmağa çalışan Endonezya, Bü­yük Britanya dominyonları camiasından ayrılmak isteyen Hindistan :hep komü-nistîeşmek tehlikesine maruzdurlar. Bir muslüman devletî olan Pakistan ;da Ibu kızıllar denizinin ortasında boğulacak­tır.

Amerika ile İngiltere, Çin'i Japonlara karşı destekledikleri zaman, 400 milyon insanın kaynaştığı 'bu geniş pazarı :kay-betmeyi 'düşünüyorlardı ve Çin''e yar­dımlarının en büyük sebebi de bu paza­rın Japonların eline geçmemesi İdi. Şimdi 'aynı pazar, Sovyet Rusya'nın ku­cağına düşmek üzeredir; fazîa olarak komünist bir peyk olarak Bolşeviklerin dünya ihtilâli ve hâkimiyeti davasına hizmetedecektir.

Amerika ile İngiltere ve Fransa, Asya-nm elden ;gitmek yoluna girmiş olma-siyle ufukta beliren büyük tehlikeyi görmüyorlar mı ? Gördüklerine şüphe yoktur: fakat bir şey yapamadıklarına da şüpha yoktur.

Böylece Sovyet Rusya, Şimal Atlantik pa'ktile 'karşısına dikilen müdafaa du­varına doğrudan doğruya kafasını vur-maktans?, Çin'den başlayarak bütün Asyayı komünisti eştirmek yolunu tut­muş (bulunuyor. Esasen Şimal Koreyi de; komünistleştîrmiş olduğu için, o da Şimal Atlantik Paktına bir Batı Pasifik b:oku ile mukabele edecek; son­radan bunu Hind Okyanusuna da teş­mil edecektir. Bütün Asyayı kaplamış ve. Avrupanm ortasına kadar da uzan­mış olan muazzam bir. kızıl blok karşı­sında. Şimal Atlantik Paktiyle elele ver­miş olan Batı demokrasilerinin siyasî, stratejik ve iktisadi durumu hiç de par­lak olmıyacaktır.

Aracrikr, ve müttefikleri İçin Asyada gözlerini Japonya'ya çevirmekten baş­ka çıkar yol görünmüyor; aynı şey Av-rupada. da Almanya için söyleniyor. Bü­tün 'bunlar, harb içinde yapılan büyük hat?, ve gafletlerin, yani «kayıdsız şart­sız teslim» prensipile Roosevelt'in Sta-lin'e lüzumundan çok fazla itimad ve muavenet edişinin neticeleridir. Baka­lım, Batı demokrasileri bu büyük teh­likenin önüne geçmek için ne yapacak­lar?.

Çin dahilî harbinin devamı...

Yazan: Asım Us

30 Nisan 1949 tarihli «Yeni Gaze­te» istanbul'dan:

Cinde komünistler - milliyetçiler hartot bir ay kadar devam eden bir durakla­madan sonra yemden başladı. Komü­nist ordularının Nankin'den sonra Şanghay'?, girdiği hakkında birtakım haberler bile geldi. Avrupayı baştan a-şağı bir demirperde ile ikiye ayıran ko­münistlik harpten evvel Batı dünyasın­dan tamamiyle ayrı bir 'âlem sayılan Uzak Doğu .ile Avrupa işlerini biribiri-ne yaklaştırmıştır. Bu sebeple Uzak Doğud?. cereyan eden hâdiselerin es­kisinden biraz daha fazla dikkatle ta­kip edilmesi tabiidir.

Milliyetçi Çin'in başından Çan-Kay-Şek'-in çekilmesi ve onun yerine sulh ta­raftarı olan Li-Tsung Yen'in geçmesi milliyetçi! eri e komünistler arasında ıbir anlaşma ümidini uyandırmıştır. Zira Li-

Tsımg-Yen evvelce Çin Türkistanmda -Sovyetlerle Çinliler arasında iktisadi iş­birliğinin esaslarını hazırlamış olan bîr adamdır. Falkat Li-Tsung-Yen Çan^ Kay-Şek'in yerine Cumhur Başkam olduktan sonra komünist düşmanı olarak tanınmış olan General Hoying-Çin'i Hükümet Başkanlığına getirmiştir. Bu -vaziyet komünistlerle milliyetçiler ara-sında başhyan müzakerelerin 'niçin ne­ticesiz kaldığını bir dereceye kadar izah edebilir.

Bilindiği gibi 'komünistler sulh anlaş­ması olmak İçin iik şart olarak sekiz maddelik bir teklif ileriye sürmüşler­di Ve bu tekliflerin ilk maddesi başta Çan-Kay-Şefk olduğu halde harp suçlu­su saydıkları milliyetçi şeflerin Ölüm przasına çarpılmalarıydı. Halbuki milli­yetçi hükümet tarafından gönderilmiş olan Heyetin Başkanı Fu Ping Çung s-u'.h müzakereleri için Pekin'e gitmez­den evvel Çan-Kay-Şekİe de uzun uza-dıya görüşmüştür. Bu hâdise Eski Cum­hur Başkanının resmen çekilmiş olmak­la beraber yine perde arkasında mühim bir rol oynamakta olduğunu gösteri­yordu. Milliyetçi Çin'in başına yepyeni şahsiyetler geçmiş olmakla beraber yi­ne eski şeflerin işler üzerinde tesiri de­vam ediyordu. Nitekim sulh müzake­reler: a-kamete uğrayıp da komünist, -ordular:Yangçe Nehrini aşmağa baş-

layınca Çan-Kay-Şek'in tekrar sahneye çıktığı bildirilmektedir.

Harpten sonra Mançuri'de Japon ordu­larının bıraktıkları bütün silâhları Sov­yet Rusya vasıtasiyle ellerine geçir­miş olan Komünist Lideri Mao Tse Tung orduları kuvvet itibariyle milli­yetçi Çin'lilere üstün bir vaziyette bu­lundukları irin elde ettikleri askerî za­ferden ımümkün olduğu kadar çok fay­dalanmak istiyorlar. Milliyetçi Çin'in şefleri :de dört yüz milyonluk nüfusu olan büyük Çin kıtası içinde daima sı­ğınacak bir köşe bulabileceklerini dü­şünerek kend: ayakları ile idam seh­pasına gitmektense harpte mukaveme­te devam ediyorlar. Bu sebeble Çin da­hilî harbinin öyle bir veya birkaç yıl­dırım zaferi ile biteceğine marnlamaz. Çin dahilî harbi komünistlerin tam za­feri ile 'sona erdiği ve milliyetçilerin tamamiyle sahneden çekildiği farzo-lunduğu takdirde dahi Çin'de karışan işlerin ne zaman durulacağını ve ha­ricî âlem ile Çin arasında nasıl bir mü­nasebet kurulacağını şimdiden tayin et­mekmümkün olamaz.

5 Nisan 1949

HİNDİSTAN — Yeni Delhi :

Dün Hindistan Parlamentosunda evlen­me reformu ile ilgili hususî üç. lâyiha ka.bul edilmiştir.

1— Kızlarınevlenmeyaşları14ten

15e çıkarılmıştır.

— Hindu, Şikhi ve Jainlerarasındaevlenmeler olabilecektir.

—- Birden fazlakadın alma cezaları bakımından ceza ehliyetyaşı14 ten 16 ya çıkarılmıştır.

7 Nisan 1949

HİNDİSTAN — Yeni Delhi :

Parlamentonun 6 Nisan oturumunda, Başbakan Muavini Sardar Patel, Hay-darabat'ta komünist durumunun kont­rol altına alınmış olduğumu söylemiştir. Komünistlerin ne kuvvette oldukları kati olarak bilinmemektedir. Haydar-abad'ta şimdiye kadar tevkif edilmiş olan komünistlerin sayısı 4.000 i bul­maktadır.

9 Nisan 1949

HİNDİSTAN — Yeni Delhi :

Dün kongre Başkanı Dr. Pattâbahi Si-taramayya tarafından Bombay'da ve­rilen bir basın konferansında açıklan­dığına g"öre, yeni Anayasa esasına gö­re, Hindistan'da umumî seçimler muh­temelen 1951 yılı Şubat ayında yapıla­caktır.

Başkanın ilâve ettiğine göre Hindistan taksim edilmeden evvelki nüfusu olan 390 milyondan eski Anayasaya göre 35 milyon seçmen bulunuyordu. Halbuki yeni Anayasa hükümlerine göre ve tak­simden sonra Hindistan'da 170 milyon seçmen bulunmaktadır.

12 Nisan 1949

HİNDİSTAN — Yeni Delhi :

Hükümet çevrelerine yakın mahfillerin kanaatino göre, hâlen Hindistan baş­şehrinde buıunan Birmanya Başbakanı Thakİn Nu Pandit Nehru'dan Karen âsilerine karşı giriştikleri mücadelede kendilerine? mali yardımda bulunulma­sını istemiştir.

Aynı mahfiller, Hindistan Başbakanının. bu ay içinde Londra'da toplanacak o-lar. İngiliz Milletleri camiası Başba­kanları konferansında meseleyi bahis konusu edeceğini vaad etmiştir.

Thakln Nu, Yarın Karaşi'ye gidecek ve orada büyük bir ihtimalle Pakistan-Başbakam Liyakat Ali Han ile aynr konuda görüşmelerde bulunacaktır.

16 Nisan 1949

HİNDİSTAN — Yeni Delhi :

Hindistan'dan alman yeni ajans haber­lerinde, Pakistan'ın Ates-Kes Anlaşma­sını yeniden ihlâl etmekte olduğu öğre­nilmiştir. Pakistan, Jammu ve Keşm-r eyaletlerinde bu anlaşmayı mütaaddit defalar ihlâl etmiştir. Ajans haberlerin­de söylenildiğine göre, Poonch kesiminde-Ateş-Kes Anlaşmasını açıktan açığa çiğ­nemek demek olan, bir hâdise vâki ol­muştur. Pakistan askerleri, burada, ö-nemli iki tepeyi işgal etmişlerdir. Silâhlı Pakistanlılardan mürekkep bir çete, e-yalet hududunu geçerek, Jummu'nun-Samba -Suchetgarh mmtakasmda besi hayvanlarını kaçırmaya teşebbüs etmiş­lerdir. Bu mmtakaya alelacele gönden Hint askerleri, bu çeteyi hududun öte tarafına atmıştır.

Ajans haberlerinde, Naushahra'nm la kilometre kadar güneyinde bulunan Sâ-dabat vadisinde, ileri nöbetçilerini daha ilerilere sürmek için Pakistan resmî as­kerlerinin sistematik bir şekilde teşeb­büslerde bulundukları bildirilmektedir. Halbuki bu bölgeler evvelce Hindistan Ordusu ileri karakollarına tahsis edil­miş yerlerdi. Ocak ayından beridir Jammu eyaletinde Pakistan, Ateş-Kes Anlaşmasını hiç de­ğilse 80 defa ihlâl etmiştir.

28 Nisan 1949

HİNDİSTAN

— Kalküta :

Bugün Kalküta'da 400 öğrenci île polis arasında vukubulan bir arbedede 6 kişi yaralanmıştır. Hâdise, Üniversite Par­kında başlarında genç bir kız bulunan 100 kadar öğrenciden müteşekkil bir ka­file, dünkü hâdiselerde maktul düşen 7 kişinin cesetlerini civardaki hastaneden almağa giderken vukua gelmiştir.

Ekserisi komünist olmak üzere 48 kişi yakalanmıştır.

***

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106