14.12.1948
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Aralık 1948

—Ankara :

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Eaif Karadeniz'in başkanlığında toplan­mıştır.

Yozgat milletvekili Sırrı İçöz'ün, çoban­lık hakkındaki kanun teklifinin geri ve­rilmesi hakkındaki önergesi okunduktan sonra gündemde bulunan Eskişehir mil­letvekili İsmail Hakkı Çevik'in 942 yılın­da 33 Türk vatandaşına yapılan muamele hakkındaki sorusuna geçilmiş, fakat öner­ge sahibi bugünkü oturumda hazır bulun­madığı için cevaplandırılması başka bir o-tııruma bırakılarak toplantıya son veril­miştir.

Meclis, cuma günü saat 15 de toplanacak­tır.

—İstanbul:

Şehrimizde misafir bulunan Yunan fut­bolcuları bugün ikinci maçlarını yapmış­lardır.

Atina ile İstanbul karması arasındaki bu maça saat 14.30 da İnönü stadında baş-lanmişür. Havanın soğuk ve yağışlı olma­sı dolayısiyle stadda beş bini aşmıyan bir

seyirci kitlesi bulunuyordu. İtalyan ha­kem Dattilo'nun idare ettiği bu maça ta­kımlar şu şekilde çıkmışlardır:

Atina takımı: Panearapulos - Stafilidis. Muratis - Minaradis, Muratidis, Nikopu-îos - Filaktos, Kopenos, Çulyes, Mavro-puîos, Apostopulos.

İstanbul karması: Orhan - Naci, İsmet -Salâhattin, Bülent. Muzaffer - İsfendiyar, Lefter, Reha, Şükrü, Halit.

Oyunun başlamasından sonra hücuma gc çen Yunanlılar ikinci dakikada ilk golle­rini atmışlardır. Oyun umumiyetle İstan­bul karmasının hâkimiyeti aîtınad geç­mekte fakat yapılan hücumlar Atina mü­dafaasını asamamaktaydı. Oyun ilerledik­çe baskısını artıran İstanbul karması 28 inci dakikada Şükrüden Leftere ve Lefter-den Rehaya gelen topa Rehanın köşeyi bulan sıkı bir şütiyle ilk gölünü yapmış­tır.

Bundan sonra birinci devre karşılıklı hü­cumlarla geçmiştir.

İkinci devrede her iki takımad da bazı değişiklikler olduğu ı göze çarpmaktaydı, gene İstanbul karmasının hâkimiyeti al­tında geçenbu devrenin11inci dakikasında Yunanlılar vole bir sütle ikinci gol­lerini yapmışlardır. Tekrar baskısını art­tıran İstanbul karması buna rağmen oyu­nun sonuna kadar başka bir gol daha at-mıya muvaffak olamamış ve sabadan iki birmağlûpolarakayrılmıştır.

2 Aralık 1943

— İstanbul:

Hindistan hükümetinin Ankara Büyük El­çisi Ekselans Divan Cheman LalI, bugün Parkotelde bir basın toplantısı yaparak gazetecilere Hindistan Dışişleri Bakanlığı Haberler Bürosu Şefi ve Beyrut'ta toplan­mış olan Unesco'da Hindistan delegesi M. Aziz Hüesyin'i takdim etmiştir.

M. Aziz Hüseyin, basın mensuplariyle ta­nışmaktan memnunluğunu belirttikten sonra sorulan sualleri cevaplandırmış ve ezcümle şunlarısöylemiştir:

Hindistan müstakil olduktan sonra Hin­distan hükümetince 78 kişilik bir millî ko­misyon teşkil edilmiş ve bu komisyona tjnesco'nnu gayelerini Hindistan'a yaymak vazifesi verilmiştir. Bu komisyonda muh­telif Üniversitelerden, mahallî müessese­lerden, kolej ve mekteplerden temsilciler bulunmaktadır. Fakat Unesco, şimdiye ka­dar Hindistan'da olduğu gibi hiç bir Asya memleketinde faaliyet göstermemiştir. O-nun için Beyrut'ta bulunmakta olan Hint heyeti Unesco'dan Asya'da da faaliyetini arttırmak hususunda İsrar etmektedir.

Hindistan'da bir sene evvel kurulan milli hükümet, terakkiperver ve liberal bîr pro­gram takip ettiği için dahilî şartları ko­münizmin yerleşmesine pek müsaade et­memektedir. Maamafih bazı müfritler Hindistan'da kargaşalık çıkarmak istemiş-ter, hükümeti devirmeğe teşebbüs etmiş­lerdir. Fakat hükümet uyanık davranarak bunları yakalamış ve faaliyetlerine tama­men nihayet vermiştir. Hükümetin terakkiperver bir program ta­kip ettiğini söyledim, bundan maitsadım, şunu anlatmaktır:

Hükümet, memleketin gelişmesini temin için îrva ve .Iska büyük elektrik santral­leri tesisi ve memleketin ilerlemesi için lâzım olan daha bir çok projeler ele al­mıştır. Millî eğitime ehemmiyet vermek­tedir. Şimendiferler, merkez banka ve a-ğır sanayiin bir kısmı miUîleştirilıııiştir. İşçinin durumunu ıslâh etmek için ayrıca kanunlar vücuda getirilmiştir. Bundan dolayıdır ki. müfrit solcu unsurlar Hindis­tan'da kolayca faaliyet sahası bıüama-maktadnlarr.

3 Aralık 1948

— Ankara :

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Raif Karadeniz'in başkanlığında toplan­mıştır.

Bitlis milletvekili Arif Özdemir'in öldü­ğüne dair Başbakanlık tezkeresi okuna­rak, iki dakikalık bir saygı duruşu yapıl­dıktan sonra, yabancı memleketler harp o-kuîlarında subay yetiştirilmesi hakkındaki kanım tasarısının geri verilmesine dair Başbakanlık tezkeresi okunmuş ve Baş­kan, tadarının geri verileceğini bildirmiş­tir.

Bundan üonra gündemde bulunan soru önergelerine geçilmiş ve C. H. P. Kocaeli milletvekili Sedat Pekin, hükümetle Zin~ gal şirketi arasındaki ihtilâfa dair soru­suna cevap veren Tarım Bakanı Cavit Oral bu konuda şu açıklamada bulunmuş­tur:

Ayancık ilçesindeki Zingal ve Çangal or­manları Zingal şirketine 6/1/1946 tarih ve 3008 sayılı kararla verilmiştir. Fakat şir­ket sözleşme şartlarına riayet etmediği için Tarım Bakanlığı bu mukaveleyi 14/ 3/1945 tarihinde feshetmek mecburiyetin­de kalmıştır. Bunun üzerine Zingal şirke­ti Tarım Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Orman Umum Müdürlüğü aleyhine adedi 13 e baliğ olan müteaddit dâvalar açmış­tır. Ve bu dâvalarla 14.949.899 lira taz­minat talebetmektedir. Buna karşı da Ta­rım Bakanlığı Zingal şirketi aleyhine, söz-leşmedeki şartları yerine getirmediği için. bir dâva açmıştır. Bu dâva ile Bakanlık 6.482.413 lira talebetmektedir. Bu dâvalar Danıştay'a intikal etmiştir. Muhakeme de­vam etmektedir. Fazla tafsilâta ve tefer­ruata girecek durumda değiliz.

Ancak şunu bilhassa tebarüz ettirmek is­terim ki, muhterem heyetiniz, gerek Ta­rım Bakanlığının, gerek hükümetin hazi­neyi alâkadar eden bu ciddî dâva ve me­seleler üzerinde çok ehemmiyet ve ciddi yetledurduğunaeminolabilir.

Bakanı müteakip kürsüye gelen soru sa­hibi Sedat Pek, dâvada yalnız hakiı olma­nın kâfi gelmediğini soyliyerek ilgililerce işelâzımgelenihtimamıngösterilnıesini istemiş ve aksinin, memleketi 15 milyon lira zarara sokacağını bildirmiştir. Müteakiben Demokrat Parti Eskişehir mil­letvekili İsmail Hakkı Çevik'in 942 yılın­da 33 Türk vatandaşına yapılan muamele hakkındaki sorusuna hükümet adına ce­vap veren Millî Savunma Bakanı Hüsnü Çakır, şu açıklamada bulunmuştur:

Arkadaşımız sualinde Van'ın Özalp kaza­sında, hudut üzerinde böyle bir hâdise oldu mu diye soruyor. Sualin birincisi bu. İkincisi, hâdise oldu ise failleri hakkında ne yapılmıştır?

Filhakika Özalp kazasında, hudut mın-takasında 32 kişinin Ölümü ile neticele­nen böyle bir hâdise olmuştur. Hâdisede askerî şahıslar ilgili olduğundan adli amir­lik tahkikat açmıştır. Neticede takibat ya­pılmasına karar vermiştir. Binaenaleyh, mesele tamamen kazaî mercie intikal et­miştir. Kanunî cereyanını takip etmek­tedir. Adaletin tecellisi için terettüp eden vazife tam ve kâmil olarak yapılacaktır. Bakanı müteakip kürsüye gelen soru ra­hibi İsmail Hakkı Çevik, hâdisenin cere­yanı tarzını izah ederek hiç bir ş.e!ulde tecviz edilmiyecek olan bu hâdiseden duy­duğu teessürü ifade etmiş ve bu konuda­ki açıklamasından sonra sözlerini biti­rirken hükümetin harekete geçmiş olma­sına teşekkür etmiş ve hâdise faillerinin bir an evvel adalete teslim edilmesi te­mennisinde bulunmuştur.

Müteakiben Başkan, gündemin diğer mad­delerinde bulunan kanun tekliflerinin tev­ziinden itibaren henüz 48 saat geçmemiş olduğunu bildirmiş ve Pazartesi günü sa­at 15 te toplanmak üzere oturuma son verilmiştir.

4 Aralık 1948

— Ankara :

Bugün Ankara Fakülte ve yüksek okullar talebe birliği tarafından büyük vatan şa­iri Namık Kemal'in altmışıncı ölüm yıldö­nümü münasebetiyle, Dil ve Tarih - Coğ t-afya Fakültesi konferans salonunda bir toplantı yapılmıştır. Muhtelif Fakülte ve yüksek okullara mensup kesif bir gençlik topluluğunun katıldığı bu anma törenine İsitklâl marşı ile başlanmış, bundan sonra profesör Remzi Oğuz Arık, Namık Ke­mal'in «Millet hayatındaki yeri» konuşa üzerinde bir konuşma yapmıştır. Onu ta­kibenkürsüyegelenhatiplerdeNamık Kemal'in milliyetçiliği ve millî şuurun uyanmasmdaki rolünü tebarüz ettirmiş­lerdir. Daha sonra gençler büyük şairin muhtelif şiirlerini okumuşlar ve böylece büyük vatan şairini saygı ve heyecanla anm ıslardır.

— Ankara :

Siyasal Bilgiler okulunun 92 inci yıldönü­mü bugün saat 17 de Cebeci'deki okul bi­nasında yapılan parlak bir törenle kut­lanmıştır.

Törende Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Bü­yük Millet Meclisi Başkanı Şükrü Saraç­oğlu, Başbakan Hasan Saka, Genelkui • may Başkanı Orgeneral Salih Omurtak, İçişleri Bakanı Münir Hüsrev Göle, Ma­liye Bakanı Şevket Adalan, Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğîu, Ekonomi Ba­kanı Cavit Ekin, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Kemali Bayazıt, Gümrük ve Tekel Bakanı Emin Erişirgil, Ulaştırma Bakanı Kasım Gülek, Çalışma Bakanı Tahsio Bekir Balta, milletvekilleri, C. H. P. Genel Sekreteri Tevfik Fikret Sılay. Danıştay Başkanı, Cumhurbaşkanlığı ge­nel kâtibi Cemal Yeşil, Fakülteler Dekan ve Profesörleri ile öğrenim üyeleri ve o-kulun eski mezunları ile kalabalık bir da­vetli kitlesi hazır bulunuyordu.

Okul müdürü Fethi Çelikbaş'ın Siyasal Bilgiler okulunun tarihinden ve öğretim durumunu belirten konuşmasından sonra okulun en eski mezunlarından Danıştay Başkanlığından emekli İsmail Hakkı Gö­reli söz alarak kendisini bu mutlu güne davet ettiklerinden dolayı okul gençleri­ne teşekkür ve şükranlarını sunduktan sonra Siyasal Bilgiler okulunun memle­kete faydalı olup olmadığı konusu üze­rinde durarak Siyasal Bilgiler okulunun memleket hizmetinde her zaman faydalı olduğunu açıklıyarak mülkiyenin yaptığı hizmetlere işaret etmiş ve ilmin daima in­kişaf eden bir müessese olduğunu, mül­kiyenin tarihe bakılacak olursa, bu mües­seseyi adım adım takip ettiğini soyiemiş-tir. Daha sonra İsmail Hakkı Göreli, genç mülkiyelilere hitap ederek, memleketin kendilerinden her an kıymetli hizmetler beklediğini bildirmiş ve mektebin şerefli mazisinin bu hizmetleri yapmıya gençten mecbur edeceğini söyliyerek gençlerin bir dakikalarını bile bos geçirmemelerini ve memlekete nâfi birer unsur olarak kendi kendilerini yetiştirmelerini istemiştir. İsmailHakkıGöreli'ninSiyasalBilgiler

okulu gençlerinin coşkun tezahürleriylekarşılanan konuşmasını müteakip son sı­nıf siyasî şubesinden Adnan Bulak sözalarak mülkiyenin memlekete daima ya­rarlı olmayı kendine şiar edindiğini vebunun misallerinin tarihte mevcut oldu­ğunu izah ederek okulun bu büyük gü­nünde törene katılarak kendilerinin se­vinçlerini bir kat daha arttıran". Cumhuf-başkanına okul gençleri adına : teşekküretmiştir.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü gelişlerinde olduğu gibi ayrılışlarında da Üniversite gençliğinin coşkun sevgi ve saygı göste­rileriyleuğurlarimışlardır.

• - İstanbul :

Millî Türk Talebe Birliği, kuruluşunun ikinci yıldönümü münasebetiyle bugün Öğleden evvel bir miting yapmıştır. Mi­ting saat 10.30 da Beyazıt'ta Üniversite­nin büyük kapısı önünde başlamış ve 12.15 te Eminönü Halkevi önünde sona ermiş­tir.

Saat 10.30 da Beyazıt meydanında Üni­versitenin büyük kapısı önünde kesif bir Üniversite ve yükesk tahsil gençliği top­lanmış bulunuyordu. Mitinge şehir ban­dosunun çaldığı ve yüksek tahsil genç­liğinin hep bir ağızdan söylediği İstiklâl marşiyle başlanmış, müteakiben Milli Türk Talebe Birliği adına Erdoğan Ko­nuk bir hitabe ile mitingi açmıştır.

Erdoğan Konuk, Birliğin ikinci yıldönü­müne işaret ettikten sonra Türk gençli­ğinin her bakımdan numune olabilecek sosyal olgunluğu üzerinde durmuş ve söz­lerini «Ne -mutlu Türküm diyene» cüm­lesiylebitirmiştir.

Bundan sonra işçi ve esnaf cemiyetleri adına ve işçi sendikaları birliği adına ve­rilen söylevlerle Türk işçilerinin temiz duyguları İfade edilmiştir. Bu söylevleri müteakip gençlik tarafından a Sancak» ve -Vurun Kahpeye* şiirleri okunmuş­tur.

Beyazıt'taki toplantı bu suretle nihayet-lendikten sonra gençlik toplu bir halde ana caddeyi takiben Eminönü Halkevi önüne gelmiştir.

Halkevi önünde toplantı çok heyecanlı olmuştur. İ!k sözü Hüseyin Cahit Yalçın alarak, Millî Talebe Birliğinin ikinci yıl­dönümünü tebrik ettikten sonra, bugün gençlikünündeaçılanyolunparlakve ümitli olduğunu, bu memleket gençliğinin kalbinde vatan ve millet aşkı yaşadıkça bu milletin edebiyen yaşıyacağmı söyle­miş ve hürriyet bir haksa. bu hakkın biı de vazifesi olduğuna, ancak kanun ve di­siplin içinde bir hürriyet olabileceğine, kanunsuz ve disiplinsiz bir hürriyetin a-narşiye sebebiyet vereceğine işaret ettik­ten sonra sözlerini «Yaşasın vatan, yaşa­sıngençlik»diyerek bitirmiştir.

Bundan sonra Rize milletvekili Dr. Fahri Kurtuluş konuşarak gençliğin efkârı u-mumiyenin bir ifadesi olduğunu, Türk gençliğinin kanun, adalet ve hakkın ne demek olduğunu çok iyi anlamış bulun­duğunu, gerektiği takdirde gençliğin ken­disine düşen vazifeyi yerine getireceğini coşkun ifadelerle belirtmiştir.

Müteakiben Ankara Üniversitesi adına Mehmet Akıncı, Ankara Fakülteler ve yüksek okullar adına Sabahaddin Bilge. Ankara Veteriner ve Ziraat Fakültesi a-dma Azmi Güleç kısa bir konuşma yap­mışlardır.

Toplantı Erzincan milletvekili Behçet Ke­mal Çağlar'm konuşmasiyle sona ermiştir. Behçet Kemal Çağlar bu toplantıda duy­duğu ve 'gördüğü heyecanı belirten bir hi­tabede bulunmuştur.

Eminönü Halkevi önünde mitingin deva­mı bir hayli heyecanlı olmuştur. Zabıta kuvvetleri karşı tarafa geçecek bütün yol­ları kordon altına alınmış bulunuyordu. Bu arada Eminönü Halkevinden vilâyete doğru inen cadde ve İstanbul lisesine gi­den yol da tutulmuştu.

Bir kısım gençlik mitingin sonunda mün­ferit gruplar halinde Eminönüne kadai İnmişler fakat buradaki kordon da genç­lerin köprüyü geçmesine meydan verme­mişlerdir. Gençlik adına bîr heyet Tak-sim'e giderek âbideye çelenk koymuştur.

6 Aralık 1948

— Ankara :

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, bugün saal 16 da Çankaya'daki köşklerinde itimatna­mesini takdime gelen Haşimî Ürdün kral­lığı Elçi altes Emir Hüseyin Nâsır'i mu­tatmerasimilekabulbuyurmuşlardır.

Bu kabul esnasında Dışişleri Bakanlığı-Umumî Kâtibi Büyük Elçi Fuat Carım da hazır bulunmuştur.

Bu komisyonda çalışan arkadaşlardan öğ­rendiğime göre. dördüncü sınıfta okuna­cak kitap tamamlanmış, beşinci sınıfta okunacak kitap üzerinde çalışılmaktadır. Bu kitaplar da süratle basılacaktır. Açı­lacak kursların İstanbul, İzmir, Ankara. Seyhan, Erzurum ve Diyarbakır'da açıl­maları düşünülmüştür. Buralarda bu kurs­lar için dershaneler, hazırlanmıştır. Bun­ların müfredat programları Diyanet işle­rindeki komisyonca hazırlanmaktadır. Pek yakında biteceğini haber aldım. Biter bit­mez bu işe de başlanacaktır.

İlahiyat Fakültelerinin Üniversitelerimi­zin her ikisinde veya şimdilik lir tane­sinde açılmasıbahis mevzuudur.

Bakanı müteakip kürsüye gelen Yozgat milletvekili İhsan Olgun, ilkokullarda o-kutulacak derslerin gecikmesinden şikâ­yet ederek İlahiyat Fakültelerinin bir an evvel kurulmasını istemiş ve cemiyetin manevî cephesinin zamanında takviye e-dilmemesinin bir çok zararlı cereyanlara yol açabileceği mütaleasında bulunmuş­tur.

Soruların cevaplandırılmasından sonra gündemin diğer maddelerine geçilmiş ve Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü kuru­luş görev ve memurları hakkındaki ka­nunda değişiklik yapılmasına dair, kanun tasarısı ile, Eskişehir milletvekili İsmail Hakkı Çevik'in ayni kanunun 20 inci mad­desinde değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifi münasebetiyle söz alan Kay­seri Demokrat milletvekili Fikri Apay­dın, Basın ve Yayın genel müdürlüğünün 949 yılı bütçesinin bütçe komisyonunda görüşülmesi sırasında hükümetin bu teş­kilâta yeni bir şekil vermek üzere oldu­ğunun açıklandığını ve bunun üzerine büt­çesinin görüşülmesinin yeni teşkilât ta­sarısının Meclise gelişine kadar tehir edil­diğini söyliyerek değişmek üzere olan bir kanuna fıkra ilâvesinin lüzumsuz olduğu­nu bildirmiş ve gündemdeki değişiklik teklifinin hükümetin Basın Yayın Genel müdürlüğü hakkında hazırlıyacağı yeni teşkilât kanunu ile birlikte görüşülmesini teklif ederek bu hususta bir de önerge ver­miştir.

Bu konuda söz alan Kars C. H. P. millet­vekili Akif İyidoğan da hükümet tarafın­danveİsmailÇeviktarafındanyapılan tekliflerin geçirdiği safhaları izah etmiş ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü yem teşkilât kanunu gelinciye kadar eldeki ta­dil tekliflerinin İçişleri komisyonuna ve­rilmesini ve yeni teşkilât kanunu geldiği zaman bu tasarıların hep birlikte görü­şülmesini istemiştir.

Müteakiben hükümetin ve tadil teklifin­de bulunan Demokrat milletvekillerinin de muvafakatiyle tadil tekliflerinin İçiş­leri komisyonuna gönedrilmesi kabul edilmis ve gündemde görüşülecek bir mad­de- kalmadığından Çarşamba günü toplan­mak üzere oturuma son verilmiştir.

15 Aralık 1948

— Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Fe­ridun Fikri Düşünsel'in başkanlığında top­lanmıştır.

Oturum açıldığı zaman başkan, Afyon De­mokrat milletvekili Kemal Özçoban'm Meclisin 17. 11. 194S günkü oturumunda-ki ifadelerinden dolayı başkanlık diva­nınca hakkında inzibatî ceza tertibine ve Kemal Özçoban'm hazır bulunacağı il1* oturumda bu cezanın tatbikine karar ve­rildiğini söylemiş ve Kemal Özçoban bu­günkü oturumda hazır bulunduğuna göre. iç tüzük hükümlerine göre evvelâ Kemal Özçoban'm inzibati muamele yapılmasına konu olan beyanını okutacağını bildir­miştir.

Kemal Özçoban'm Meclisin 1. 11. 1948 günkü oturumundaki beyanatının okun­masını müteakip, başkan bu sözlerin Cum­huriyet Halk Partisine, hükümetine ve ik­tidara hakaret mahiyetinde olduğunu ve disiplin cezasını müstelzim bulunduğunu bildirmiş ve Kemal Özçoban'a hakkında­ki bu disiplin takibatına bir diyeceği o-lup olmadığını sormuştur.

Kürsüye gelen Kemal Özçoban, bundan evvelki oturumda hastalığından dolayı izin talebinde bulunması ile. hakkında yapılan inzibatî takibatın bir alâkası bu­lunmadığını söyledikten sonra başkanlı­ğın takibata girişmesinin vazifesi icabı bulunmakla beraber, geçmiş oturumlarda, her iki partiden daha şiddetli hücumlar yapıldığı halde hic bir takibatın yapılma­mış olduğunu söylemiş ve ifadelerinin sa­dece kanaatlerine dayandığını bildirmiş­tir.

Bu müzakereleri takiben tümü oya ko­nan tasarı kabul edilmiş ve bu münase­betle söz alan Yozgat milletvekili ve tek­lif sahibi Sırrı İçöz, birinci Büyük Millet Meclisi üyeleri adına teşekkürde oulun-muştur. Gündemin diğer bir maddesinde yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi­nin 1948 yılı Temmuz, Eylül ayları he­saplarını inceliyen meclis hesapları ince­leme komisyonu raporu okunmuş ve gün­demde görüşülecek başka bir madde kal­madığından cuma günü toplanmak üzere oturuma son verilmiştir.

16 Aralık 1948

— Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri Ordu Bakanı Kenneth RoyalI, beraberinde Harbiye Ba­kanlığı müsteşarı Voorhees, Genelkurmay ikinci Başkanı General Lawton, Genel­kurmay harekât dairesi Başkanı General Thomas Rimberman. istihbarat dairesi başkan _ yardımcısı Albay George Eyster. plân ve harekât dairesi siyasî kısım baş­kanı Albay Hanry Byroade ve Albay William Peters olduğu halde özel bir u-çakla yarın saat 12 de Ankara'ya gelerek Esenboğa uçak alanına inecektir. Ordu Bakanı Kenneth Royall'ün başkan­lığındaki heyet yarın saat 16,30 da Milli Savunma Bakanı Hüsnü Çakır'ı, 17 de Ge­nelkurmay Başkanı Orgeneral Salih O-murtak'ı makamında ziyaret edecek ve saat 17,30 da da Cumhurbaşkanı tarafın­dan kabul edilecektir. Millî Savunma Bakanı Hüsnü Çakır, he­yet şerefine akşam saat 20,30 da Ankara -palâs'ta bir akşam yemeği verecektir. Heyet, cumartesi sabahı Harp ve Tank okullarını ziyaret edecek ve ziyaretlerini müteakip Genelkurmay Başkanı tarafın­dan Harp okulunda bir öğle yemeği ve-t-ilecektir. Kenneth RoyalI başkanlığındaki heyet cumartesi günü saat 14 te uçakla Ankara-dan İstanbul'a hareket edecektir.

—Ankara;

2 Kasım 1948 tarihinde Ankara'da başla­yan Türkiye - Danimarka ticaret ve öde­me anlaşmaları müzakereleri kat'î şeklini almış ve dün (15. 12. 1948) Dışişleri Ba­kanlığında Türkiye Cumhuriyeti Hükü­meti adına Genel Sekreter Büyük Elçi Fuat Carım ve Danimarka hükümeti adı­na da Orta Blçi Dr. Frank' le Sago de Fontenaytarafındanimzalanmıştır.

Ticaret anlaşması, listesiz olup ticarî mü­badelenin iki taraf umumî ithalât ve ih­racat rejimleri dahilinde cereyan edeceği hükjmünü ihtiva etmektedir.

Tediye anlaşmasında, hesapların dolar üzerinden tutulması, bakiyeler için altı aylık mal ile tasfiye müddeti ve bundan sonra kalacak alacakların da sterlin ve­ya iki tarafın mutabık kalacakları başka bir dövizle tasfiyesi esası kabul edilmiş­tir. Ayrıca karşılıklı 200 bin dolarlık bir finansman hükmü mevcuttur. Avrupa milletleri arası çok taraflı para takas an­laşmasına uygun olarak, Danimarka lehi­ne mevcut 1,5 milyon dolarlık tiraj hak­kından bu memleketin memleketimizden mal mubayaa etmesi suretiyle istifade1^ anlaşmada yer almış bulunmaktadır. An­laşma 1 Ocak 1949 tarihinden itibaren mer'iyete girecek ve 15 ay için muteber olacaktır.

17 Aralık 1948

—Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri Ordu Baka­nı Kenneth Royal], beraberinde eşi Mrs. RoyalI ile Harbiye Bakanlığı Müsteşarı Voorhees, Genelkurmay Başkanı General Thomas Rimberman. istihbarat dairesi başkan yardımcısı Albay George Eyster, plân ve harekât dairesi siyasî kısım baş­kanı Albay Hanry Byroade ve Albay William Peters olduğu halde bugün saal 13,10 da özel bir uçakla Atina'dan gele­rek Esenboğa uçak alanına inmiştir.

Amerikan Ordu Bakam Kenneth Koyall başkanlığındaki heyeti Esenboğa uçak alanında Millî Savunma Bakanı Hüsnü Çakır, Genelkurmay ikinci Başkanı Orge­neral Muzaffer Tuğsavul, Genelkurmay deniz kurmay başkanı Amiral Necati Öz­deniz, hava kurmay başkanı Orgeneral FevziUçaner,Genelkurmayeğitimyarbaşkanı Tümgeneral Rüştü Erdelhun ile Ankara garnizon komutan vekili Tuğge­neral Behçet Türkmen, Genelkurmay ha­ber alma başkanı Albay Kemal Mende­res ve Amerikan Büyük Elçisi Mr. Wads-wort ile Amerikan yardım heyeti hava grupu başkanı General Mac Biride, deniz grupu başkanı Amiral Seetle, Yunan Se­fareti kara ve deniz ataşeleri, Türk ve Amerikan yüksek subayları karşılamış­lardır.

Amerikan Büyük Elçisi Wadswort, Millî Savunma Bakanı Hüsnü Çakır'ı, Ameri­kan yardım heyeti kara grupu başkam General Mac Bride de kendilerini karşı­lamaya gelen diğer zevatı Amerikan Or­du Bakanı Kenneth Royall'e ve berabe rindekilere takdim etmişler ve Millî Sa­vunma Bakanı Hüsnü Çakır. Kenneth Ro-yall'e «hoş geldiniz» demiş ve bu arada Bayan Tuğsavul tarafından Bayan Ro­yall'e bir buket takdim edilmiştir. Esenboğa uçak alanında kendisiyle görü­şen bir muharririmize Kenneth Royall, şunları söylemiştir;.

Şu anda memleketinize gelmiş olmaktan mütevellit büyük bir zevk duyuyorum. Amerika'dan ayrıldıktan sonra Paris'e uğradım ve oradan Frankfurt'a gittim. Burada Amerikan ordu tesis ve personeli ile temaslarda bulunarak gerekli malû­matı elde ettim Frankfurt'tan sonra uğ­radığım Atina'da da resmî temaslarıma devam ettim. Memleketinizde de bazı res­mî ziyaretlerde bulunacağım.

Daha sonra otomobillerle Esenboğa uçak alanından ayrılan heyet. Dışkapı'da başta bando bulunan bir ihtiram kıtası tarafın­dan selâmlanmış ve bandonun Amerikan ve Türk millî marşlarını çalmasını müte­akip Ordu Bakam Kenneth Royall, ihti­ram kıtasını teftiş etmiştir.

Daha sonra misafirler, Amerikan Büyük Elçisinin davetlisi olarak Öğle yemeğini yemek üzere Amerikan Sefaretine gitmiş­lerdir.

— Ankara:

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bugün sa£,t 12,30 da Çankaya'daki köşklerinde itimat­namesini takdime gelen Mısır Büyük El­çisi ekselans Amin Fuad Bey'i, Mûtad merasim ile, kabul buyurmuşlardır .

Bu kabul esnasında Dışişleri Bakanı Nec­mettinSadak da hazırbulunmuştur.

— Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Raif Karadeniz'in başkanlığında toplan­mış ve görüşmelere Bingöl milletvekili Feridun Fikri Düşünsel'in, maaş kanunu­na ek 4379 sayılı kanunun geçici madde­sine iki fıkra eklenmesine dair olan ka­nun teklifinin teşkil edilecek geçici bir komisyonda görüşülmesine dair adalet ko­misyonu raporunun okunması ile başlan­mıştır.

Söz alan Bolu C. H. P. milletvekili Lûtîi Gören, Feridun Fikri Düşünsel'in teklifi­nin yalnız yargıçlara münhasır bulundu­ğunu, halbuki dilekçe komisyonuna baş­vuranların yalnız yargıçlar olmadığını söylemiş ve askerlik müddetinin diğer memurların da kıdemlerinden sayılarak teklifin teşmil edilmesini istemiştir.

Müteakiben söz alan Konya C. H. P. mil­letvekili Mithat Şakir Altan ve Yozgat C. H. P. milletvekili İhsan Olgun da as­kerlikte geçirdikleri müddetlerin kıdem­lerinden sayılmaması dolayısiyle mağdur olanların yalmğ yargıçlar olmadığını söy­leyerek teklifin teşmil edilmesini, esasen bu hususta verilmiş diğer bir kanun ta­sarısı da bulunduğunu bildirmişler ve tekliflerin hepsinin bir arada geçici bîr komisyondaincelenmesini istemişlerdir.

Bingöl Ç. H. P. milletvekili Feridun Fik­ri Düşünsel de kendisinin, yargıçların yaptığı şikâyetler üzerine hâdiseye mut -tali olarak teklifini bu itibarla yalnız yar­gıçlar hakkında yaptığını söylemiş ve teklifinin diğer tekliflerle bir arada ge­çici bir komisyonda ele ahnarak mesele­nin bütün memurlara teşmil edilmesini istemiştir. Başkan, geçici bir komisyon kurulması teklifini oya koymuş ve millî savunma, adalet, içişleri, maîiye ve büt­çe komisyonlarından seçilerek üçer üye­den müteşekkil bir geçici komisyon ku­rulması kabul edilimştir.

Bundan sonra gündeme devam edilerek Demokrat milletvekili Yunus Muammer Alakant'm, tütün ve tütün inhisar kanu­nunun 53 ve 100 üncü maddelerinin uygu­lanması hakkındaki sorusuna geçilmiştir. Muammer Alakant, soru önergesinde, tü­tün ve tütün inhisarı kanununun 53 ve 100 üncü maddelerinin «ara, küf ve su çürüğünden ileri gelen azaltmalardan başka, iskonto veya ıskarta veya diğer namlarla bedel veya sıklet veya bedel­sizalınacak kısmınayrılması»mnyasak edilmiş olmasına rağmen 947 mahsulü tü­tün satışlarında Tekel idaresinin ve diğer alıcıların muhtelif bahanelerle iskontolar yaptıklarından hükümetin haberdar olup olmadığını sormakta ve yeni mahsul alı­mında kanunun bu hükümlerinin tatbik-. İçin şimdiden tamimler yapılmasını hü­kümetin muvafık görüp görmediğinin a--çıklanmasını istemekteydi.

Soruya Başbakan adına cevap veren Gümrük ve Tekel Bakanı Emin Erişirgil, geçen yıl Gümrük ve Tekel Bakanlığına mubayaa durumundan dolayı bazı şikâ­yetler yapıldığını, Bakanlığın meseley: tahkik ettirdiğini söylemiş ve tahkikat neticesinde, tütün evsafını haiz olmayan bazı tütünlerin Tekele bedelsiz olarak teslimi lâzım gelirken, geçen yıl bazı ekicilerin bu tütünleri mahsul içine ka­rıştırdıklarının anlaşıldığını, teslim zama­nında bunların ayırd edilmesinin* ekici için büyük külfetler doğuracağı nazarı dikkate alınarak, bunların Tekele teslim edileceğine dair tüccardan taahhüt sene­di alınarak tartıda tenzilât yapıldığını ve yine bazı yerlerde de Tekelin ekicileri külfete sokmamak için tenzilât yaptırdı­ğını bildirmiş ve Tekel Genel Müdürlü­ğünce, bu hareketin kanunun maksat ve ruhuna aykırı görülmediği neticesine va­rıldığını kaydeden Bakan, ekiciler aleyhi­ne olan iskonto ve iskarta gibi tertiplere yol açmamak için Tekel Genel Müdürlü­ğünün bu yıl henüz karmaya başlanmaz-dan evvel tütün ekicilerine risaleler gön­dererek ayrıca denklerin kanuna uygun bîr şekilde yapılması için Anadolu Ajansı ve radyo vasıtasiyle yayınlar yapıldığı­nı söylemiş ve bu yıl kanun ahkâmına ta­mamen riayet edileceğine, herhangi bir bahane ile tenzilât yapılmıyacagına soru sahibinineminolmasınıistemiştir.

Bakanın açıklamasını müteakip söz alan Önerge sahibi Muammer Alakant, denkle­re çürük tütün karıştıranlar hakkında kanunda cezaî müeyyidelerin bulunduğu­nu, fakat devlet murakabesi altında ya­pılan denkler eksperler tarafından mua­yene edildikten sonra fiyatlarında her­hangi bir değişiklik yapılamıyacagın: söylemiş ve geçen sene Tekel idaresinin denklerde çürük tütün bulunduğunu ileri sürerek fiyatlarda tenzilât yapmasının ka­nuna aykırı olduğunu kaydetmiştir. Bu hareketi eski Tekel Bakanının zimmeti­ne kaydettiğini söyleyen soru sahibi bu­nun takarrür etmesi için alman tedbirleri memnuniyetle karşılamış olduğunu d3 bildirerek sözlerini bitirmiştir.

Tekrar söz alarak kürsüye gelen Tekel Bakanı Emin Erişirgil, ortada selefi, zim­metine kaydedilecek herhangi bir mese­le olmadığını, geçen sene Tekelin 40 mil­yon lirayı mütecaviz aîım yapmasının ve bu alımın hüsnüniyetle idare edilmesinin kendisinin selefine karşı olan saygısın^ arttırdığını söylemiş ve Şevket Adalan'a karşı zimmet değil, bilâkis şükran borcu olduğunu bildirmiştir.

Müteakiben gündemde bulunan dilekçe komisyonunun 10. 12. 947 tarihli haftalık karar cetvelindeki 694 sayılı kararın ka­mutayda görüşülmesine dair Aydın mil­letvekili General Refet Alpmairm ve Ba­lıkesir milletvekili Erninüddin Çeliköz'üıı, dilekçe komisyonunun 25. 5. 948 tarihli haftalık karar cetvelindeki 982 sayılı ka­rarın kamutayda görüşülmesine dair ö-nergeleri ve bu husustaki dilekçe komis­yonu raporları görüşülmüş ve raporlar, komisyonun vardığı neticelere göre oldu­ğu gibi kabul edilmiştir.

Bundan sonra yine dilekçe komisyonunun 23. 1. 948 tarihli haftalık karar cetvelin­deki 787 sayılı kararın kamutayda görü­şülmesine dair Erzincan milletvekili E«h-çet Kemal Çağlar'm önergesi okunmuş­tur. Bu münasebetle dilekçe komisyonu adına söz alan Urfa milletvekili Vasfi Ger­ger, Millî Savunma Bakanının, raporun görüşülmesinde hazır bulunmak istediği­ni, fakat bugün şehrimize gelen Ameri­kalı misafirler dolayısiyle Mecliste hazır bLilunamıyacağm: söylemiş ve raporun müzakeresinin gelecek çarşamba gününe tehirini istemiştir. Teklif kabul edilmig ve gündemde görüşülecek başka bir mev­zu kalmadığından pazartesi günü saat 15 de toplanmak üzere oturuma son veril­miştir.

— Ankara:

Büyük Türk şairi ve mütefekkiri Mevlâ-na'nm ölümünün 675 inci yıldönümü mü­nasebetiyle bugün saat 17,30 da Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinin büyük kon­ferans salonunda bir anma töreni yapıl­mıştır.

Ankara Üniversitesi Rektörü Enver Ziya Karal'm töreni açma söylevinden sonra ney çalınmış ve profesör Dr. Feridun Na­fiz Uzluk, Mevlâna'nm hayatı ve şahsi­yeti hakkında bir konuşmada bulunmuş, daha sonra da büyük şair ve mütefekkirin ilim ve fikir cephesini belirten söy­levler verilmiştir. Tören, Mevlâna'nın türkçe, farsça şiirleri okunarak sona er­miştir.

—Ankara:

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bugün Çan­kaya köşkünde, memleketimizde misafir olarak bulunmakta olan Amerika Ordu Bakanı Mister Kenneth Eoyall'i, Ameri­kan Büyük Elçisi Wadsworth, Amerikan Genelkurmay Başkan yardımcısı Lavton Collins, Amerikan yardım heyeti kara kısmı Başkanı Mc. Bride ile birlikte ka­bul buyurmuşlardır.

Bu kabulde Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak. Millî Savunma Bakanı Hüsnü Ça­kır, Genelkurmay birinci Başkanı Orge­neral Salih Omurtak, Genelkurmay ikin­ci Başkanı Orgeneral Muzaffer Tuğsavu'. ve Genelkurmay eğitim yarbaşkam tüm­generalRüştüErdelhunbulunmuşlardı!.

—Ankara:

Bugün şehrimize gelen Amerika Ordu Ba­kanı Mister Kenneth Royall, Amerikan Büyük Elçisi ile birlikte saat 16,30 da Millî Savunma Bakanlığında Millî Sa­vunma Bakanı Hüsnü Çakır'ı, saat 17 de de Genelkurmayda Genelkurmay birinci Başkanı Orgeneral Salih Omurtak'ı ziya­ret eylemiştir.

—Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri Ordu Baka­nı Kenneth Eoyall başkanlığındaki Ame­rikan heyeti şerefine bu akşam Ankara-Palas'ta saat 20,30 da Millî Savunma Ba­kanı Hüsnü Çakır tarafından bir suvare verilmiştir.

Suvarede Başbakan Hasan Saka. Ulaştır­ma Bakanı Kasım Gülek, bazı milletve­killeri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak, ikinci Başkan Orgeneral Muzaffer Tuğsavul. hava kuvvetleri ko­mutanı Orgeneral Zeki Doğan. Dışişleri Bakanlığı Umumî Kâtibi Fuat Carım ve Cumhurbaşkanlığı Başyaveri Yarbay Cev­det Tolgay ile Amerikan Büyük Elçisi Wadsworth. Amerikan Yardım Heyeıi hava grupu başkanı General Hoag, deniz grupu başkanı Amiral Seetle, kara grupu başkanı General Mac Bride ve diğer Türk ve Amerikan generalleri hazır bulunmuş­lardır.

Suvare geç vakte kadar samimî bir dost­luk havası içinde devam etmiştir.

18 Aralık 1948

—Konya:

Büyük Türk bilgini ve filozofu Mevlâna-nın Ölümünün 676 ncı ölüm yıldönümü münasebetiyle dün Konya Halkevinde bir toplantı yapılmıştır. Toplantıda, bu bü­yük fikir adamının hayatı ve eserleri hakkında musahabeler yapılmış ve eser­lerinden bazıparçalar okunmuştur.

—Ankara:

Şehrimizde misafir bulunan Amerikan Genelkurmay ikinci Başkanı Orgeneral Collins, beraberinde Genelkurmay ikinci Başkam Orgeneral Muzaffer Tuğsavul. Hava Kurmay Başkanı Korgeneral Fevzi Uçaneı-, Genelkurmay Eğitim yarbaşk:ın; Tümgeneral Rüştü Erdelhun, Ankara gar­nizon komutan vekili Tuğgeneral Behçet Türkmen. Genelkurmay haber alma baş­kanı Albay Kemal Menderes ile Ameri­kan yardımı kara grupu başkanı Mac Bride, hava grupu başkanı General Hcag ve deniz grupu başkanı Amiral Seetle bu­lunduğu halde bu sabah saat 9.30 da tank okulunuziyaretetmiştir.

Müteakiben Ordu Bakanı Kenneth Royall ve Amerikan Büyük Elçisi Wadsworth ile birlikte Orgeneral Collins ve beraberin­de bulunanlar Harp okuluna gelmişler ve başta bando bulunan bir ihtiram kıtası tarafından selamlanmışlardır.

Okul Komutanı Tümgeneral Fâzıl Bilge kendilerine «hoş geldinİ2» demiş ve misa­firler okulu ve ders halinde bulunan sı­nıfları gezmişlerdir.

Misafirler bu ziyaretleri sırasında okulun kapalı spor salonunda öğrencilerin mü­zikle yaptıkları spor gösterilerinde hazır bulunmuşlar ve öğrencilerin spor hare­ketlerini takdirle karşılayarak okulda gör­dükleri intizamdan dolayı memnunlukla­rını belirtmişlerdir.'

Müteakiben misafirler, Genelkurmay Başkanı Salih Omurtak'm davetlisi ola­rak öğle yemeğini okulda yemişler ve ye­mekte Millî Savunma Bakanı Hüsnü Ça­kır, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgene­ral Zeki Doğan, Millî Savunma Bakanlığı Müsteşarı ve komutanlar, Cumhurbaşkan­lığı Başyaveri Yarbay Cevdet Tolgay, hazır bulunmuştur.

—Ankara:

Dün şehrimize gelen Amerikan Ordu Ba-anı Kenneth Royall başkanlığındaki A-merikan heyeti resmî temaslarını bitirmiş ve bugün saat 14,15 te özei uçağı ile İs­tanbul'ahareketetmiştir.

Ordu Bakanı Kenneth Royall, ve bera­berindekileri Esenboğa uçak alanında Milli Savunma Bakanı Hüsnü Çakır, Ge­nelkurmay ikinci Başkanı Orgenerl Mu­zaffer Tuğsavul ve refikası, Millî Savun­ma Bakanlığı Başmüsteşarı Orgeneral Mahmut Berköz, Genelkurmay hava kur­may başkanı Korgeneral Fevzi Uçaner, ve Genelkurmay eğitim yarbaşkanı Tüm­general Rüştü Erdelhun, Genelkurmay haber alma başkanı Albay Kemal Men­deres ile Amerikan Büyük Elçisi Mister Wadsworth, Amerikan, yardım heyeti ha­va grupu başkanı General Hoag, deniz grupu başkanı Amiral Seetle. kara gru­pu başkanı General Mac Bride, Türk ve Amerikan yüksek subayları uğurlamışlar-dır.

Bayan Tuğsavul, Bayan Kenneth Royall'e iyi yolculuklar dilemiş ve bir buket ver­miştir.

Ordu Bakanı Kenneth Royall ve bera­berindekiler İstanbul'dan sonra Atina'ya uğrayacaklar ve Atina'da muhtemel ola­rak cepheyi ve bazı tesisleri gezdikten sonra İtalya'ya da uğrayarak Almanya'ya gideceklerdir. Kenneth Royall, Noeli Berlin'degeçirecektir.

— Ankara:

Cumhurbaşkanı ve Bayan İnönü bu ak­şam saat 20,30 da Çankaya'daki köşkle­rinde Cumhuriyet hükümeti nezdinde ak-redite ecnebi büyük ve orta elçiler ile maslahatgüzarlar ve refikaları şerefine bir akşam yemeği vermişlerdir.

Bu ziyafette kıdem sırasiyle Yunanistan, İngiltere, İtalya, Çin, Kanada, Polonya. Sovyet Birliği, Hindistan, Afganistan, Birleşik Amerika, Brezilya, Fransa ve Mı­sır büyük elçileri, Irak, Belçika, Hollan­da, Şili, İsveç, İspanya, Danimarka, İs­viçre, Suriye, Avusturya, Arjantin, Por­tekiz, Macaristan, Norveç, Lübnan, Suu­dî Arabistan ve Hâşimî Ürdün elçileri, Romanya, İran, Çekoslovakya, Yugoslav­ya, Finlandiya ve Bulgaristan maslahat­güzarları refikaları ile birlikte hazır bu­lunmuşlardır.

Diğer taraftan Türkiye Büyük Millet MeclisiBaşkanıileBayanŞükrüSaraçoğlu, Başbakan ile Bayan Hasan Saka, Dışişleri Bakanı ile Bayan Necmettin Sa dak, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Baş­kan vekili Bay Hilmi Uran, Demokrat Parti Meclis grup Başkan vekili Bay Fu­at Hulusi Demirelli ile refikası Bayan Demirelli, Cumhuriyet Halk Partisi Mee-Üs grup Başkan vekili Bay Şemsettin Günaltay, Cumhuriyet Halk Partisi Mec­lis grup Başkan vekili Bay Hüseyin Ca­hit Yalçın, müstakil demokrat grupu kâ­tibi Bay Ahmet Tahtakılıç, T. B. M. M. Dışişleri Komisyonu sözcüsü ile refikası Bayan Abdurrahman Melek. Dışişleri Ba­kanlığı Umumî Kâtibi Büyük Elçi Bay Fuat Carım, Cumhurbaşkanlığı Genel Kâ­tibi ile Bayan Cemal Yeşil, Cumhurbaş­kanlığı Başyaveri ile Bayan Cevdet Toi-gay, Cumhurbaşkanlığı Hususî Kalem Mü­dürü Bay Haldun Derin, Protokol Umum Müdürü Bay Kadri Rizan, Protokol U-mum Müdür muavinlerinden Bay Behçet özdoğancı ve Bay Tevfik Kemahlı, Ba­yan Özden İnönü ile Bay Ömer İnönü de hazırbulunmuşlardır.

— İstanbul:

Dünden beri Ankara'nın misafiri olan Amerika Birleşik Devletleri Ordu Baka­nı Kenneth Royaîl, beraberinde eşi Mrs Royall. Harbiye Bakanlığı Müsteşarı Woorhees, Genelkurmay Başkanı Thomas Rimbernu, istihbarat dairesi başkan yar­dımcısı Albay George Eyster, plân ve harekât dairesi siyasî kısım başkanı Al­bay Horry Byroade ve Albay Wüliam Peter olduğu halde bugün saat 16 da özel uçakla Yeşilköy hava alanına inmiş­tir.

Amerika Ordu Bakanının başkanlığında­ki heyeti Yeşilköy alanında İstanbul Or­du Komutanı Orgeneral Nuri Yamut. Korgeneral Şahap Gürler, Kurmay Baş­kanı Tümgeneral Raşit Gürgen, Ordu Yarbaşkanı Tuğgeneral Salih Coşkun, İs­tanbul Merkez Komutanı Albay Raşit Erkrnen, İstanbul Komutanlığı Kurmay Başkanı Etem Boronsoy, Amerika Elçilik Müsteşarı Mr. Harrison karşılamışlardır. Heyet, aîanda, başta bando bulunan bir ihtiram kıtası tarafından selâmlanmış ve bandonun Amerikan ve Türk millî marş­larını çalmasını müteakip Ordu Bakanı Kenneth Royall, ihtiram kıtasını teftiş ederek selâmlamışlardir.

Bundan sonra Bakan ve maiyeti, otomo­billerle Parkotel'egitmişlerdir.

Bu münasebetle İçişleri komisyonu na­mına söz alan Fahrettin Tiritoğlu, Muşta fa Reşit Tarakçıoğlu'nun teklifinin top rak kanunu ile alâkalı bulunması dolayı-siyle toprak kanunile birlikte görüşülür­ken, Tarım Bakanının değişmesi üzerine müzakerelerin geri bırakıldığını bildirmiş ve toprak kanununun tekrar görüşülme­sine başlandığı zaman her iki tasarımı1 birdenele alınacağınısöylemiştir.

Bunun üzerine söz alan Mustafa Reşit Tarakçıoğîu. yayla ve mer'a yüzünden köylünün çektiği sıkıntıları görerek yap­tığı bu teklifin uzun zamandanberi İçiş­leri komisyonunda kalmış olduğunu işa­retle teklifinin geçici bir komisyona ha­valesiniistemiştir.

Başkan, kanun teklifinin geçici bir ko­misyona havalesini oy'a koymuş ve kabul edilerek, İçişleri Tarım. Adalet, Maliye ve Bütçe komisyonlarından seçilecek ü-çer üyeden müteşekkil bir komisyon ku­rulması kabul edilmiştir.

Başkan, Devlet Demiryolları memurları­nın askerlik hizmetlerinde geçen müddet­lerin de kıdemlerinden sayılması hakkın­da hükümetin ve bazı milletvekillerinin teklifleri bulunduğunu bu tekliflerin de, evvelce kurulmuş olan geçici komisyona havale edileceğini bildirmiş ve gündeme devam edilerek Van milletvekili İbrahim Arvas'ın, öğretimin birleştirilmesi hak­kındaki kanunun uygulanmasına, Türk İslâm İlahiyat Fakültesine ve ilkokullarda okutulacak din derslerine dair sorusuna, geçilmiştir. Kürsüye gelen Millî Eğitim. Bakanı Tahsin Banguoğlu bu soruyu 3 O-cak tarihinde cevaplandıracağını bildir­miştir.

Müteakiben Erzincan miletvekili Behçec Kemal Çağlar'ın dilekçe • komisyonunun 23. 1. 1948 tarihli haftalık karar cetvelin­deki 787 sayılı kararın Kamutayda görü­şülmesine dair önergesine geçilmiş ve bu münasebetle kürsüye gelen Millî Savun­ma Bakanı Hüsnü Çakır, raporda mevzu-ubahs olan meselenin evveliyatına dair dilekçe komisyonuna verilmemiş bazı mütemmim malûmat bulunduğunu söyii-" yerek, komisyon muvafakat ederse, bu malûmatın verilmsei için raporun-geri a-lınmasınıistemiştir.

Dilekçe komisyonu adına1 söz alan Neşet Akkor, komisyonun muvafakat ettiğini bildirmiş ve bunun üzerine rapor komis­yona iade edilmiştir.

Daha sonra şeker ve glikoz istihlâk ver­gisi hakkındaki kanuna ek 43S5 sayıl; kanunun bazı maddelerinin değiştirilme­sine dair kanun tasarısının müzakerele­rine geçilmiş ve bu münasebetle söz alan Kütahya Demokrat milletvekili Hakkı Gedik, harbin başlangıcından bugüne ka­dar şeker fiatîarmm takip ettiği seyre işaret ederek, şeker fiatlarınm zaman za­man arttırılmasının, bir taraftan istihlâ­kin düşmesine, diğer taraftan alınan is­tihlâk vergisinin azalmasına ve hayatın pahalılaşmasına sebep olduğunu, bunun üzerine şeker fiatlarınm tekrar düşürül­düğünü bildirmiş ve bugün getirilen ta­sarıyla fiatlarm yeniden arttırılmasının derpiş edildiğini kaydederek hükümetçe gösterilen esbabı mucibelere temas etmiş ve tasarının bir emrivaki halinde Meclise getirildiğini söylemiştir.

Şeker fiatlarınm Meclis kararı olmaksızın artürılr.mıyacağmı tenkit eden hatip, fi­atlarm arttırılmasına ekonomik bir zaru­ret olmadığını beyan etmiş ve bazı lükf. eşyaların ithaline müsaade eden Ticaret Bakanlığının birinci plânda şeker ithali mevzuunu düşünmesini istemiştir. Bu mü­nasebetle söz alan Ticaret Bakanı Cemil Sait Barlas, kendisinin seker hakkında ileri sürülen mütalealara değil. Bakanlı­ğını alâkadar eden bir mevzua cevap ve­receğini işaretle Tiarcet Bakanlığının hic bir zaman lüzumsuz maddelere döviz ver­memiş olduğunu, memleket mahsullerinin elde kalan kısmının da satılabilmesi ve müstahsilin elinde kalmaması için, takaâ mukabili bazı lüks eşyaya da müsaade edildiğini söylemiş ve sözlerini şöyle bi tirmiştir:

Hükümetin bugünkü döviz politikasında güttüğü esaslı sağlam politikayı siz ikti­dara geldiğiniz zaman dahi daha iyisini yapamıyacağmız bir politika olduğuna söylemek isterim.

Afyon Demokrat milletvekili Ahmet Ve-ziroğlu, Bakandan iki sene içinde lüks o-tomobiller için verilen dövizin miktarını sormuş, Tiacret Bakanı bu soruya ceva­ben, yalnız ticaret anlaşmalarının icbar ettiği memleketlere, otomobil için dövi:-. verildiğini, bunlar haricinde hiç bir mem­lekete döviz verilmediğini söylemiştir. Müteakiben kürsüye gelen İstanbul C. II. P. milletvekili Sadi Bekter, müzakerele­rin selâmetle cereyanı için, konuşmaların bir gensoru mahiyetinden çıkarılarak ka­nununmevzuunainhisarettirilmesinive şeker Hatlarından doğan farkın mahalli tahsisine hasredilmesini istemiş ve söz a-lan Kütahya müstakil demokrat milletve­kili Ahmet Tahtakılıç da, Millî Korunma Kanununun hükümete ihtiyaçları., mev-cu; imkânlarla ayarlamak için ancak el-koymak veya tevzi sistemine gitmek yet­kisini verdiğini söyliyerek şeker fiatlarma yapılan zammın kanunun ruhuna ve ana­yasaya aykırı olduğu mütaleasında bulu­narak alınan zam kararının hükümetin mesuliyetini mucip olabileceğini, bu hu­susta tahkikat açılması lâzım geldiğini söylemiş ve tasarının reddedilmesini iste­miştir.

Söz alan Muğla demokrat milletvekili Nu­ri Özsan, şeker fiatlarma yapılan zam­mın efkârı umumiyede yaptığı aksi tesi­rin hükümete karşı itimadı azaltmak oJ-duğunu işaretle Başbakanın ve Ekonomi Bakanlarının muhtelif beyanatlarına rağ­men zam yapılmasını tenkit etmiş ve zammın ancak bir kanun mevzuu olabi­leceğini, yapılan zamla hayatm biraz da­ha pahalılaştığmı bildirmiştir.

Kayseri demokrat milletvekili Kâmil Gündeş de, hükümet programlarında ha­yat pahalılığı üe mücadelenin birinci plânda ele alınacağının yazılı olmasın'; rağmen bu tasarı ile fiatların yüzde elli­den fazla arttırıldığını söylemiş ve hükü­meti, programına bağlı kalmamakla itham ederek, şeker yerine ikame edilecek mad­delerin fiatlarmda da geçen seneye na­zaran artışlar olduğunu söylemiştir.

Şeker fiatlarınm bilâkis ucuzlatılması lâ­zım geldiğini kaydeden hatip, yapılacak bir ayarlama için fiatların artırılması ye­rine yeniden tevzi sistemine gidilmesinin daha uygun olacağını bildirmiş ve tasa­rının reddini istiyerek bütçe açığının ka -patılması için ya 949 yılı bütçesinde yüz­de 20 zarurî bir tasarruf yapılmasını ve­yahut iki üç aylık muvakkat bir bütçe çıkarılarak Meclisin feshedilmesini iste­miştir.

Manisa Demokrat milletvekili Muammer Alakant da, tasarıya muhalefetlerinin se­bebini izah ederek, yapılan zammın gayri kanunî olduğunu ve vergi tekniğine uy­madığım ifade ile, yapılan zammın bir vergi olduğunu, Millî Korunma kanunu -ııun ise hükümete böyle bir salâhiyet ver­mediğimütaleasındabulunmuştur.

Söz alan İzmir C. H. P. milletvekili Kk-rem Oran da, Ahmet Tahtakılıç'in sözleri üzerine kürsüye geldiğini beyan ede­rek, şahsına müteallik mevzularda ce­vaplar vermiş, hatibin sözleri demokrat ve müstakil demokrat milletvekilleriyle aralarında bazı münakaşalara sebep ol­muştur.

Aiyonkarahisar müstakil Dseıokrat mil­letvekili Hasan Dinçer de, alınan karar­lar; tenkit ederek, yapılan zammın ka­nunî mesnedi bulunmadığını ileri sürmüg ve şekere zam yapılmalınındır, yapılma-malımıdır meselesine temas ederek, şeke­re zammın en son düşünülecek bir tedbir olabileceğini, hariçten ithal edilecek se­ker 45 kuruşa, buna mukabil memleket dahiur.de istihsal edilen şekerin 72 kuru­şa mal olduğuna göre, hariçten fazla mik­tarda şeker getirtilse bile ucuz ithal edi­len şekerin farkından istihsali tazyik et­meden de, elde edilen paranın yarısının rahatça kolayca elde edilebileceğini İd­dia etmiştir.

Denizli C. H. P. milletvekili Hulusi Oral. da, muhalefetin tenkitlerinde çok şiddet­li ve hırçın bir lisan kuîanmasmdan şi­kâyet ederek, yapılan teniktlere cevap vermiş ve vergi müessesesine de temas et­tikten sonra Millî Korunma kanununun istihsalle istihlâki ayarlamak için hükü­metin bu gibi fiat arttırma hareketlerim müsait olduğunu, esasen kanunun fevkal­âde hallere mahsus istisnaî bir kanun bu­lunduğunu işaretîe ve yapılan zammın is­tihlâk vergisi olmadığını, Meclisten geç­mesi için de zaruret bulunmadığı mütale­asında bulunarak, alman kararların ka­nunî mustenidatı olduğunu söylemiştir. Millet Partisi İstanbul milletvekillerinden Osman Nuri KÖni de şekere zam kanunu tasarısının, daha ziyade anayasa bakımın­dan tetkik edilmesinin bir zaruret oldu­ğunu bildirerek C. H. P. milletvekilleri ta­rafından tasvip edilen zam kararının ken­dilerinin söylediklerinin aksine anayasa muhalif olduğunu ve anayasa mucibince, fiata zam dolayısiyle alınan istihlak ver­gisinin hatıl olduğunu iddia etmiştir. Müteakiben söz alan geçici komisyon söz­cüsü ve C. H. P. İstanbul milletvekili Sadi Bekter, şekere zam meselesinin ihtiva ettiği bütün hususların etrafiyle incelen­diğini ve Mecliste uzun boylu görüşmele­re yol açan kanunun ayni zamanda bir gensoruya da zemin teşkil ettiğini söyle­dikten sonra zam teklifinin Millî Korun-am Kanununa dayanır bir vaziyette ol­duğunu ve ortada anayasaya aykırı bir vaziyetin bulunmadığını, zaten komisyonun zam teklifini hazırlarken bütün teferrua­tı inceden inceye gözden geçirdiğini söy­lemiştir. Hatip, Meclisin hassas haleti ru-hiyesinin bakı kaldıkça anayasaya aykırı bir kanunu hiç bir zaman kabul etmiye-ceğiniişaretle sözlerinibitirmiştir.

Müteakiben söz alan Ekonomi Bakanı Ca-vit Ekin, şu açıklamada bulunmuştur: Sayın arkadaşlarım;

Bugün söz alan muhalefet şafuldaki arka­daşlarımın hemen heyeti umumiyesi, daha çok ve bilhassa bundan evvel gensoru mevzuunda yer almış bulunan noktalar üzerinde durdular.

O itibarladır ki, bundan evvel, bir günü­müzü işgal eden bu mevzuda vermiş ol­duğumuz izahlara rağmen, ba'zı konuları yeniden ele almak zaruretini duymu? bu­lunuyorum. Eğer bazı noktalarda bir tek­rarolursaaffınızasığınırım.

Sayın Özsan arkadaşım, Ekonomi Baka­nının bu kürsüden şeker fiatlarına zam yapılmıyacağı yolunda bir taahhüdü var idî, buyurdular. Yine insaflı olarak kay­dı ihtirazimi beyan ettiler. Fakat o kaydi ihtirazimi bazı ihtirazi kayıtlarla çok tah­dit ettiler. Halbuki bendenizin maruzatım kendilerinin ifade ettiği şekilde o kadar fazla mahdut değildi. Müsaade buyurur­sanız bahis konusu ettikleri beyanatımı aynen okuyayım; ^Bu kampanya devresi zarfında şeker fiatlarmda herhangi bir değişikliği asla düşünmüş değiliz. Bu söz üzerine gelecek sene kampanya devresi zarfında şeker fiatları ne olacaktır gibi bir suali mukaddere cevap olarak şunu arzedeyim ki, o günün şartları bugünün şartlarına uymiyacağından onu bugünden tesbit etmeğe imkân yoktur.»

Ondan sonra kendilerinin temas buyur­duklarını misal olarak almaktayım; bu. maliyetlerle alâkalıdır, pancarın ekimi, neşvünemasiyle alâkalıdır, o günkü şart­lara göre, satışlara göre ve daha bir çok faktörlerle alâkalıdır demekteyim.

Binaenaleyh bu maruzatım açıkçagöster­mektedirki.bugünküşayialarasılsızdjr Bu noktayı,Özsanarkadaşımişaret bu­yurduklarıiçintavzihanarzetmekmec­buriyetiniduydum.Gazetelerdekibeya­natım da bu şekilde tahdididir. YineÖzsan arkadaşım tevzikararınınI Eylüldekaldırılmışolmasınaişaretetti­ler. Esasen bu hususta Meclise muhtelif vesilelerle maruzatta bulunurken, muvakkat bir zaman için alınmış olan tahdit ted­birlerinin Ağustostan itibaren siparişlerin kabulüne başlanmak ve bir Eylülden tes­limata gidilmek üzere muvakkat olduğj-nu ifade etmiştim.

Ancak kendilerinin beyanından belki bendeniz tevehhüm ettim şöyle bîr mâ­na sezdim:

Serbest bırakıldıktan 17 gün sonra fiat zammına gidildiğine göre bazılarının bun­dan müstefit, müteneffi olmaları gibi bir ihtimalilerisürdüler.

Yine hatirlıyacaksınız. gensoruda konuşu­lurken bu mevzuda bir çok rakamları öne sürerek maruzatta bulunmuştum. Kısa. begayet kısa olmak üzere tekrar etmek zarureti vardır. Bu 17 günlük satış 8629 tondur.

Beyannameye kaydedilen miktar, yani zammı fiata tâbi tutulan mikdar; 3500 kü­sur ton. Şu halde 1 Eylülden 17 Eylüle kadar satış yapılan mikdar: 8629 - 35ıJ9 -5030 ton.

Bu 5030 tonu iki şeyle mukayese etmeğe mecburum.

1 —1947 den 1948 yılının Mayısına kadar devam eden satışların vasatisi ki, ayda 12.000 ton, demek ki, 15 güne isabet eden rakam6,000tondur.

Tevzie başladığımız Mayıs ortasından A-ğustos sonunadki devrede de yine ayda 12.000 ton kadar tevzi edilmiştir. Şu halde 1-5 günlük 6.000 tona yakındır.

Binaenaleyh .1-17 Eylül zarfında yapılmış olan satışlarda beş bin ton olması bu ar-zettiğim her iki rakamın da altında oldu­ğuna göre ortada bir suiistimale delâlet edecek bîr vaziyet müşahede etmek müm kün olamaz. Arkadaşlarım hatırlarlar kî. şekere hükümetçe zam kararı, burada gensoru münasebetiyle izah edildiği gib;. muhtelif sebepleri hep bir arada mütalea edilmesi sonunda verilebilmiştir. Görü­yorum ki, bazı arkadaşlar yalnız tek bir sebebi ele alarak onun üzerinde mütalea dermeyan etmekte, ikinci arkadaş ise başka bir sebep üzerinde durmaktadır. Bu bakımdan bu bahse tallûk eden evvelki beyanatımızı, arkadaşların hatıralarının tazelenmesi bakımından, bir kerre daha okuyacağım.

Şekere niçin zam yapılmıştır? Bunu yal­nızca tek bir sebebe irca ederek mütale? edemeyiz. Bir sıra sebepleri bir arada mütaîea etmek zarureti vardır. Bunları bi­rer birer arzediyorum: 1 — 1947 - 1943 yılı ilk dört ayının satış seyrine göre istihsal ile istihlâk arasında şöyle böyle üçte bir gibi elli bin tonu aşan ve fakat frenlenmezse belki de 70-80 bin tonu dahi bulacağı söylenen fark muvacehesin­de ithalâta devamın açık mahzurları,

2 — Döviz imkânlarımızın tebellür eden gayri müsait durumu,

3 — Bütçe zaruretleri

4 — Tevzi sisteminin bütün yurt ölçüsün­de tatbikine şartlarımızın müsait olmayış1 gibi türlü maksat vs zaruretleri birbirine eklemek icabeder. Esasen zam kararında öteki daha çok hâkim, beriki daha az müessir ve fakat bütün bu unsurların birbine eklenmesi ile meydana gelmiştir. Bu itibarla hakikaten zam mevzuunu mü-talea ederken yalnız bir sebebi ele ala­rak onun mesnetlerinin 2âafma işaret de­ğil, sebeplerin heyeti umumiyesinin bir­birine eklenmesi suretiyle durumu tahlil etmekiktizaeder.

Bakanın bu açıklamasını müteakip söz a-lan, Eskişehir Demokrat milletveki] ilerin­den Kemal Zeytinoğlu, Ekonomi Bakanı­nın konuşmasiyle bir hatırasının canlan t dığını bildirmiş ve geçen sene buğdaya yapılan zamdan sonra pancar müstahsili­nin ilgili makamları ziyaret ederek pan­cara" da zam yapılmasını istedikleri za­rp an şekere zam yapılamıyacağma göre. böyle bir zammın da varit olamıyacağı cevabını aldıklarını, halbuki, aradan çok zaman geçmediği halde şekere zam ya­pıldığını ve böylelikle fîat manzumesinde bir düzensizlik yaratıldığım beyan etmiş­tir.

Burdur bağımsız milletvekili Ahmet Çı­nar da, halkın üzüntüsünün, şekerin ser­best bırakılmasından 17 gün sonra zam yapılmış olmasından ileri geldiğini söy-lîyerek şekere zam yapılacaksa, bunun ne­den serbest bırakılmadan evvel yapılma­mış olduğunu sormuştur.

Tekrar söz alan Ekonomi Bakanı Cavit Ekin, hatiplerin tenkitlerine cevaplar ver­miş ve şekere yapılan zamma dair gen­soru münasebetiyle etraflı izahat verdi­ğini ve muhtelif açıklamalarında herhan­gi birtezat bulunmadığınısöyledi.

Müteakiben kürsüye gelen Maliye Bakanı Şevket Adalan bu münasebetle şu açıkla­mada bulunmuştur:

Arkadaşlar, ben de bütçe zaruretlerine kısaca temas ettikten sonra bir iki noktayı aydınlatmak isityorum. 1949 yılı büt­çesinin hazırlanmasında tasarruf fikri hiç bir veçhile gözden uzak tutulmamış, bu nokta üzerinde İsrarla durularak bütçe giderlerinde âmme hizmetlerini aksatma­dan mümkün olan tasarruflar yapıimıştır. Bunu bir kere daha yüksek huzurunuzda belirtmek istiyorum. Bütün bu tasarruf­lar yapıldıktan sonra Milli Savunma vü diğer devlet hizmetleri için zarurî olan giderleri vergilerimizden bazılarının gös­terdiği inkişafa rağmen gelirlerimizle karşılamak imkânı hasıl olamamıştır. Bu durum karşısında ya bütçe açığını yeni gelir kaynakları ile karşılamak, istikram yapmak, veyahut da bu açığı emisyonla kapatmak şartlarından birini tercih et­mek lâzım gelir. Emisyona gitmenin do­ğuracağı mahzurlar yükesk heyetinizin malûmudur. Onun içindir ki, hükümeti­niz bu açığı kısmen müsait gördüğü yeni g-elir kaynakları ile ve kısmen de iç is­tikrazlarla kapatma yolunu tercih etmek­te tereddüt etmemiştir. Bu noktayı böyle­ce belirttikten sonra diğer cihetlere ge­çiyorum.

Hükümet şeker fiatlarının tesbitinde ka­nuna aykırı hiç bir karar almış değildir. 940 yılmdanberi şeker fiatiarı daima Mil­lî Korunma Kanununun verdiği yetkiye dayanarak tesbit edilmiştir. Ye bu tesbit bir arttırmayı istilzam ediyorsa aradaki farkı istihlâk vergisi olarak bir kanunla almıştır. Hattâ Ahemt Tahtakıljç arkada­şımın üzerinde İsrarla durduğu 4380 sa­yılı kanunla yapılan indirmeler de evve­lâ şeker fiatları Millî Korunma Kanunu­na göre tesbît edilmiş, ondan sonra şe­kerin istihlâk resmi indirilmiştir. Yine o kanundaki hükümlere göre yüksek Mec­lîsin tasvibine üç ay zarfında arzedümiş-tir. Bu itibarla şeker fiatlarının tesbitin­de kanuna aykırı hiç bir cihet yoktur. Bir arkadaşım, zammın diğer eşya üze­rinde bir inikas yarattığı, yolunda bir mü-taleada bulundular. Kanaatimce bu iddia nazarî bir mahiyet arzetmekten ileri ge­çemez. Şekerin zamdar evvelki fiatın;n mümasil maddelerinin fîat seviyesi içinde arzettiği düşüklük dolayısiyle diğer ihti­yaç maddelerini kamçılaması ye umumî bir fiat yükselişine yol açması için her­hangi makul bir sebep mülâhaza edile­mez. Komisyonda' da arzettiğim gibi, vakıalar da bu görüşümüzü teyit etmiş ve yalnız çekerden mamul maddeler üzerinde bir tesiryapmıştır.

Halkevinde saat 15 de İstiklâl Marşının söyîenmesile başlıyan merasimed merhu­mun samimi arkadaşlarından Profesör Nevzat Tuzdil ile Ordinaryüs . Profesör Fazlı Faik Yegül, şairin şahsiyeti hakkın­da konuşmuşlar, hatıralar anlatmışlardır. Bundan sonra şairin şiirleri okunmuş, projeksiyonla hayatından fotoğraflar gös­terilmiş ve bunu takiben de Meyhane şiiri eahneyekonularak temsiledilmiştir.

Dil, Tarih-Coğrafya Fakültesinde de saat 14 te yapılan merasimde de îstiklâ! Marşı şairi anılmış ve şahsiyeti ile sanatı hak­kındakonuşmalar yapılmıştır.

27 Arahk 1948

— Ankara:

Atatürk'ün Ankara'ya ilk gelişlerinin 20 uncu yıldönümü olan bugün Ankara hal­kının Ebedî Şefe karşı derin bağlılık ve sevgilerinin bir defa daha teyidine vesi­le olan gösterilerle kutlanmıştır. Bu münasebetle şehir bayraklarla donatılmış ve Atatürk'ün Ankara'ya gelişleri gününün hâtırasını yaşatmak üzere her yıl olduğu gibi bu yıl da biri Dikmen v: diğeri de Millî Savunma Bakanlığı önün­den başlamak üzere büyük Atatürk ko­şusu yapılmıştır.

Bundan başka, Ankara kulübü de yine bu mutlu günü kutlamak üzere büyük bir gösteri tertip eylemişti. Bu gösteriye ?aat 13,30 da Dikmen yolu üzerinde Kızıl yokuştan Ankara efelerinden mürekkep bir atlı grupun yürüyüşe geçmesiyle baş­lanmıştır. Millî kıyafetleriyle bu gösteri­ye katılmış olan atlı efeler Millî Savun­ma Bakanlığı önünde toplanmış bulunan halk tarafından karşılanmış ve hep bir-iikte önde davullar, zurnalar ve bayrak­lar olduğu halde Kızılay, Atatürk bulva­rı, Zafer caddesi ile Millet Meclisi Önün­den geçilerek hükümet konağına gelin­miştir. Burada da kalabalık bir halk küt­lesi toplanmış bulunuyordu. Ankara ku­lübü idareci üyelerinden Ahmet Kâzım Mıhçıoğlu bir söylevle yaşanılan günün önemini ve bunun Ankara için olduğu kadar Türk ulusunun Kurtuluş Savaşın­da büyük bir dönüm noktası teşkil etti­ğini belirtmiş ve bundan sonra tekra.-yürüyüşe geçilerek birinci, ikinci Anafar-talar caddeleri. Samanpazarı. İnönü bul­varını takiben muvakkat kabre gidilerek EbedîŞefinkabrinebirçelenkkonmuş ve manevî huzurunda bir tazim duruşun­da bulunulmuştur.

— Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de başkan vekillerinden Feridun Fikri Dü-sünsel'in başkanlığında toplanmıştır. Oturum açıldığı zaman C. H. P. Uria milletvekili Suut Kemal Yetkin söz ala­rak yeni Basın ve Yayın Umum Müdür­lüğü teşkilât kanun tasarısının başkan­lıkça içişleri komisyonuna havale edildi­ğini, kanunun millî »ğitim komisyonunu da ilgilendirmesi dolayısiyle millî eğitim komisyonu üyelerinin de iştirak edeceği bir karma komisyonda görüşülmesini is­temiştir.

Tokat milletvekili Refik Ahmet Seven-gii de başkanlığın iç ,tüzüğün 66 ncı mad­desine dayanarak tasarıyı içişleri komis­yonuna havale ettiğini, fakat tasarı muh­teviyatının yalnız İçişleri Bakanlığını alâ­kadar etmediğini, muhtelif komisyonlar­dan da ayrı ayrı geçmesi lâzım geldiğini, bu bakımdan geçici komisyon mekaniz­masının harekete getirilmesinin doğru olacağını söylemiş, içişleri, dışişleri, millî eğitim, bayındırlık ve bütçe komisyon-larjndan ayrılacak üçer üyeden müte­şekkil bir geçici komisyon teşkili ile ta­sarının bu komisyonda tetkik edilmesini isteyerek !ju maksatla bir önerge ver­miştir.

Refik Ahmet Sevengü'in konuşmasını mü­teakip söz aian C. H. P. Giresun millet­vekili Ahmet Ulus, Basın Yayın Umum Müdürlüğü teşkilât kanunu tasarısının başkarlıkça içişleri komisyonuna havale edilmiş olduğunu, binaenaleyh içişleri komisyonunda görüşüldükten sonra diğer komisyonları alâkadar eden hususlar or­taya çıkarsa o zaman diğer komisyonlara havale edilmesi hususunda bir karara va­rılabileceğiniilerisürmüştür.

Bundan sonra müstakil demokratlardan Kütahya milletvekili Ahmet Tahtakilıç, C. H. P. Diyarbakır milletvekili Vedat Dicleli, C. H. P. Kars milletvekili Akif İyidoğan ve C. H. P. Diyarbakır millet­vekili İhsan Hâmit Tiğrel söz almışlar ve diğer komisyonlarla da ilgisi bulun­ması dolayısiyle basm' yayın teşkilât ka­nun tasarısının teşkil edilecek bir geçici komisyonda görüşülmesini istemişlerdir. Bu arada söz alan Başkan Feridun Fikri Düşünsel, tasarının içişleri komisyonuna havaleedilişsebepleriniizahetmişve Refik Ahmet Sevengil tarafından veri­len ve içişleri, dışişleri, millî eğitim, ba­yındırlık ile bütçe komisyonlarından ay­rılacak üçer üyeden müteşekkil bir .ge­çici komisyonda incelenmesini isteyen önergeyi oya sunmuş ve kabul edilmiştir. Bu netice üzerine söz alan Devlet Baka­nı ve Başbakan yardımcısı Faik Ahmet Barutçu da. Basın ve Yayın Genel Mü­dürlüğüne dahil bulunan turizm müdür­lüğünün yeni teşkilât tasarısında ayrı bir umum müdürlük haline getirildiğini bil­dirmiş ve Turizm Genel Müdürlüğü teş­kilât kanun tasarısının da geçici komis­yonda ivedilikle görüşülmesini ve geçic? komisyona ticaret komisyonundan da üç üyer.in katılmasını teklif etmiş ve kabui olunmuştur.

Bundan sonra kürsüye gelen C. H. P. Di yarbakır milletvekili İhsan Hâmit Tiğrel. emeklilik kanun tasarısının Meclise gel­miş olduğunu ve başkanlık divanınca yal­nız maliye koimsyonuna havale edildiği­ni işaretle, gecikmesi ihtimaline binaen bu tasarının da geçici bir komisyon ku­rularak incelenmesini teklif etmiştir. Tek­lif oya konularak tasarının bütçe, maliye, içişleri, milli savunma, ekonomi, milli eğitim ve adalet komisyonlarından ayrı­lacak üçer üyeden teşkil edilecek geçici bir komisyona havalesi kabul edilmiştir. Müteakiben gündemde bulunan ve C. H. P. Seyhan milletvekili Ahmet Remzi Yü-regir'in Nizip muharebesini tasvir eden âbide hakkındaki sorusuna Dışişleri Ba­kanı Necmettin Sadak cevap vermiş ve soru konusu olan meseleye dair şu açık-lamda bulunmuştur:

Muhterem arkadaşlar.

Sayın milletvekili Ahmet Remzi Yüre-gir'in önergesinde mevzubahs ettiği me­sele hayli eskidir ve böyle bir mesele mevcut olmadığı çoktan anlaşılmış bulu­nuyor, kısaca arzedeyim.

Çok zaman evvel, ;1874 tarihinde Kahire-de bir meydana İbrahim Paşanın bir hey­keli dikilmiş ve heykelin kaidelerine ka­bartma tunçtan ve Mısır orduları ile Os­manlı orduları arasındaki bir muhare­beyi temsil eden kabartma bir resim kon­muş, o zaman Babıâlînin teşebbüsü üze­rine bu kabartma resim ortadan kaldırıl­mış. Bu, hâdisenin çok eski safhası.

Bu yıl İbrahim Paşanın 100 Üncü yıldö­nümü imiş. Bu münasebetle hayli harap birhalde bulunanbu heykelintamirine Mısır hükümeti karar vermiş. Ayni za­manda bu vesile ile büyük bir tören ya­pılması da kararlaştırılmış. Bu münase­betle bundan 5-6 ay kadar evvel bir Mı­sır gazetesi bu törende, bu heykelin ka­idesinden vaktiyle çıkarılmış olan ka bartma tunç levhanın yine asılacağını yazmıştı. O zaman, yani bundan takriben 5-6 ay evvel Kahire'deki elçimiz, Mısır Hariciye Nazırı nezdinde dostane bir te­şebbüste bulunarak vaktiyle kaldırılmış olan bu levhanın yeniden konmasının iki memleket arasındaki dostane münasebet­lerle kabili telif olamıyacağmı hatırlat­mıştı. O zaman elçimize verilen cevap, Mısır hükümetinin bu yolda hiç bir ta­savvuruolmadığı merkezindedir.

Bu önergeyi aldığım zaman, acaba yeni bir hâdise var mı diye tekrar tetkikatta bulunduk. Kahire'deki elçimiz tekrar Mı­sır hükümeti ile birkaç gün evvel tema­sa geçti ve böyle bir tasavvur mevcut olmadığı kendisine yine dostane bir şe­kilde bildirildi. Binaenaleyh böyle biı hâdise mevcut değildir. Esasen Mısır hü­kümeti Filistin muharebesi yüzünden bu sene o törenin yapılmamasına karar ver­miştir. Majeste Kral sadece İbrahim Pa­şanın türbesini ziyaretle iktifa etmiştir. Arap memleketleri ile ve bu arada Mı­sır hükümeti ile Türkiye arasında mevcui dostane ve kardeşçe münasebetlerin her hangi bir vesile ile bozulmıyacağına, bo­zulmasına sebebiyet verilmiyeceğine emin bulunuyoruz.

Ayni zamanda bu dostane münasebetle­rin bozulmamasma iki memleket matbu­atının da gayret edeceğine yine emin bu­lunuyoruz.(Bravosesleri).

Bakanın açıklamasını müteakip kürsüye gelen Seyhan C. H. P. milletvekili Ah­met Remzi Yüregir, Bakanın açıklama­sına teşekkür etmekle beraber, mevzu­bahs hâdisenin eski olmadığım, her yıl yapılan yıldönümü merasimleri münsse-betiyll tekrarlandığını söylemiş ve Ni­zip vak'asının esasen bir harp olmadığı­nı, âdi bir isyandan ibaret bulnuduğunu bildirmiştir. Mısır'ın hâlen Filistin'de yaptığı muharebelerde zafer kazanarak âbideler dikebileceğin! kaydeden hatip. Bakanlığın bu gibi hâdiseler üzerinde hassasiyetle durmasını istemiştir.

Müteakiben 948 yılı bütçe kanununa bağlı (a) işaretli cetvelde değişiklik ya­pılmasıhakkındakanuntasarısıileidatarafından yaptırılan evlerden hâlen 607 tanesinin harap olmaya yüztuttuğunu. 519 unun da boş bulunduğunu bildirmiş­tir. Bu evlerde yerli halkın iskânını iste­yen Osman Ocak, iskân ve toprak tevzii işlerine ait bazı tavsiyelerle sözlerine son vermiştir.

Müteakiben gündeme devam edilmiş ve Antalya milletvekili Rasih Kaplan'ın, fev­kalâde hallerde haksız mal iktisap eden­ler hakkındaki kanunun uygulanmasına dair Başbakanlıktan sözlü sorusuna kar:?, da Devlet Bakanı ve Başbakan yardım­cısı Faik Ahmet Barutçu şu açıklamada bulunmuştur:

Efendim, arkadaşımızın bu sualini dahe evvel Ahmet Remzi Yüregir arkadaşımız sormuştu ve bendeniz geçen ay buna arzı cevap etmiştim. Âmir, memur, şim­diye kadar !43 kişi mal beyanına davet edilmiş, G6 sı mahkemeye tevdi edilmiş­tir. Bunun 2 si mahkûm olmuş. 21 i bera-et etmiştir. Diğer 43 kişinin muhakemesi devam etmektedir.

Cevabıma iîâve edecek yeni bir unsur mevcutdeğildir.

Başbakan yardımcısının açıklainasmdaı sonra kürsüye gelen Antalya C. H. P. milletvekili Rasih Kaplan, haksız olarak mal iktisap edenler hakkındaki kanun ü-zerinde birkaç arkadaşı ile birlikte yap­tıkları incelemelerde bazı noksanlar gör­düklerini, tatbikatın bu yüzden faydalı olmadığını söyleyerek kanunun yakın bir zamanda Meclis huzuruna tekrar gelerek bu aksaklıkların düzeltileceğini ümit et­tiklerini bildirmiştir. Bu kanuna göre yalnız memur olan vatandaşların mal be­yanına davet edilebildiklerini söyleyen Rasih Kaplan, kanunun diğer vatandaş­lara da teşmilini istedikten sonra bu ka­nunla ilgili olarak bazı maruzatta bulu­nacağını bildirmiş ve İstanbul'da çıkan iki gazetenin apartıman ve portakal bah­çelerinden bahsettiğini kaydederek, Mec­lise karşı mal beyanında bulunacağını söylemiştir. Rasih Kaplan bu konuda a-çıklamada bulunduktan sonra gündemin diğer maddelerine geçilerek 1949 yılı Ocak ayma ait geçici bütçe kanunu tasa­rısının müzakeresi yapılmıştır.

Bu münasebetle söz alan Eskişehir müs­takil demokrat milletvekili Ahmet Oğuz. geçici bütçenin hangi âmiller tesiri altın­da Meclise sevkedilmiş olduğuna işarelte. gerekçedehükümetçebütçekomisyon görüşmelerinin uzamasını sebep . olarak göstermekte olduğuna itirazla muvakkat bütçenin komisyon çalışmaları yüzünden değil, hükümetin bütçeyi Meclise geç şevketmesinden ileri geldiğini söylemiş­tir. Bütçelerin kısa bir zamana sıkıştırıl­makta olmasının nazarı dikkate alınarak bu hususta Meclisçe gereken tedbirlerin alınması lâzım geldiğini isteyen Ahmet Oğuz, hâlen kabul edilmemiş bazı yeni vergi tasarılarının da hükümetçe, bütçeye gelir olarak gösterilmiş olmasını tenkit ederek 1949 yılı bütçesinin yeni baştan tanzimi işini Büyük Millet Meclisinin üze­rine almasını istemiştir. Ahmet Oğuz'un konuşmasını müteakip söz alarak kürsü­ye gelen Maliye Bakanı Şevket Adalan, Ahmet Oğuz'un, esas bütçe hakkındaki mütalâalarının 949 yılı bütçesinin müza­keresi sırasında ayrıca mevzuubahs ola­cağını söyleyerek demiştir ki:

Yalnız bir noktayı bilhassa açıklamak is­terim. Hükümet, Anayasanın kendisine tahmil ettiği vazifeyi zamanında yapmış ve Ekim ayı başında hükümet 1949 yılı bütçesinin bütün merbutları ile birlikte Meclise sunmuştur.

Bakanın bu açıklamasından sonra sö^ alan Kütahya müstakil demokrat millet­vekili Ahmet Tahtakılıç, Bakana cevap vererek, 949 yılı bütçesinin tabı ve tevzi işinin 5 Kasımda yapıldığını', bu bakım­dan milletvekillerinin bütçeyi lâyıkiyle tetkik edemediklerini söylemiş ve mu vakkat bütçenin, bütçenin zamanında Mec­lise gelmemiş olmasından dolayı hazır -lanmış olduğunu ileri sürmüştür. Bundan sonra bütçe encümeninin çalışmalarını ûu tenkit eden Tahtakılıç, eski Tarım Bakan­ları Tahsin Coşkan ve Faik Kurdoğlu'hun komisyondaki mütalâaları hilâfına, komisyonun kadrolar üzerine de istediği ta­sarrufu yapabilmek salâhiyetinde oldu­ğunu, çünkü Türk Anayasasına göre Mec­lisin teşrii ve icraî salâhiyetleri uhdesin­de toplamış bulunduğunu söylemiş /e bütçe açıklarına da temas ederek, mem­leketimizin açıksız bir bütçe hazırlamak zaruretinde olduğunu, bunun efkârı umu-miyede itimat ve istikrar yaratacağını bil­dirmiştir.

İsmi mevzuubahs olduğu için söz alan Kastamonu milletvekili Tahsin Coşkan, malî yılla senebaşınm birleştirilmesine mütedair karar alındığı zaman, bütçe komisyonu başkanı sıfatiyle. bütçenin Meclisçeincelenmesiiçinkâfizaman kalmıyacağmı ileri sürerek bu karara muhalif kaldığını açıkladıktan sonra, Tah-takıiıç'a cevap vererek, bütçe komisyo­nunun kadrolar üzerinde istediği gibi ka­rar almıya yetkisi olmadığını, zira teş­kilâtın ve kadroların ayrı kanunlarla ha­zırlandığını, aksinin memurlar arasında bir huzursuzluk yaratacağını söylemiştir. Bunu müteakiben söz alan Manisa C. H. P. milletvekili Faik Kurdoğlu da Tahta-kılıç'ın tenkitlerine cevaplar vermiş, fa­kat konuşması muhalif milletvekilleriyle tartışmalara ve gürültülere sebep olmuş­tur. Başkan, Faik Kurdoğlu'nun sözünü keserek, müzakerelerin iç tüzük hüküm -1 erince cereyan edeceğini taraflara ihtav etmiş ve şahsiyattan bahsedilmem esini İs­temiştir.

Müteakiben sözlerine devam eden Faik Kurdoğlu, bütçenin muvakkat bir kanun olduğunu, hususî kanunlarla kabul edilen teşkilât ve kadroları değiştiremiyeceğini söylemiş ve bütçe komisyonundaki mü­zakerelerin, 7 Ocağa kadar uzatılmasının kendi kanun anlayışına uymadığını ifade ederektenkitetmiştir.

Hatibin sözleri zaman zaman karşı par­tilerin bir kısım milletvekilleri tarafın­dan kesilmiş ve bunun üzerine tekrar söz alan Tahtakıhç, Faik Kurdoğlu'na cevap verirken ' söylediği sözler Mecliste büyük asabiyet yaratmış ve gürültülere sebep olmuştur. Tahtakılıç'ın bilhassa «ekseriyetin alkışlarla dinlediği nutuk, ey Türk memurları size hitap ediyorum, sizin sırtınızdan kendi politikalarına mer­hamet dilenmek içindir. *■ tarzındaki söz­leri büyük gürültülere sebep olmuştur. Başkan, hatipten bu sözlerden kasdettiği mânayı müteaddit defa açıklamasını is­tediği halde Tahtakılıç'ın bundan imtinaı üzerine başkan, hatibin sözlerini kesmiş ve Tahtakılıç'ın zapta geçen sözlerini tetkik etmek üzere saat 17,25 te oturuma aravermiştir.

— İstanbul:

Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti tarafın­dan tertiplenen seri konferanslara başlan­mış ve ilk olarak bu akşam Eminönü Halkevinde profesör Halide Edip Adıva.-tarafmdan «Hür insan yetiştirmek» mev­zulubir konferans verilmiştir.

30 Aralık 1948

— Ankara:

Gülhane Askerî Tıp Akademisinin 50 inci yıldönümü bugün saat 16,30 da Akademi­nin dershanesinde yapılan büyük bir tö­renle kutluları m ıştır.

Törende, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü. Büyük Millet Meclisi Başkanı Şükrü Sa­raçoğlu, Başbakan Hasan Saka, Millî Sa­vunma Bakanı Hüsnü Çakır, Sağlık Ba­kanı Dr. Kemali Beyazıt. Demokrat Parti Başkanı Celâl Bayar, milletvekilleri, Ge­nelkurmay ikinci Başkanı Muzaffer Tug-savul, Askerî Yargıtay Başkanı, Ankara Üniversitesi Rektörü, fakülteler dekanı ve profesörleri, Ankara Valisi ile Beledi­ye Başkanı, Milli Savunma Bakanlığı ye Genelkurmay ileri gelenleri, Amerikan yardımı hava ve deniz kısımları oaşkar-ları, Gülhane hastanesi mensupları, sivil ve askerî doktorlar ve davetliler hazır bulunmuşlardır.

Salonun ön tarafında Gülhanenin eski ve yeni profesörlerinin yer aldıkları bir şe­ref mevkii ayrılmış ve bunun önünde hasatnenin kurucularından Rider Paşanın çiçeklerle süslü büyük bir portresi kon­muşbulunuyordu.

Törene İstiklâl marşı ile başlanılmış ve ölen Gülhane profesörlerinin hâtıralarını taziz için iki dakikalık bir saygıduruşu yapıldıktan sonra, söz alan Gülhane As­kerî Tıp Akademisi Müdürü General Ek­rem Sadi Kavur, Gülhanenin bugün id­râk edilen ellinci yılının Türk tıp ha-yatırdaki ehemmiyetini belirtmiş ve has­tanenin tarihçesine dair bir konuşma yap­mıştır.

Daha sonra Gülhanenin eski - yeni men­suplarından ve yabancı memleketlerden bu münasebetle gelen telgraflar okunmuş, profesör Tevfik Sağlam, profesör Niyazi İsmet, profesör Sani Yaver ve profesör Murat Cankat, Gülhaneye ait hâtıraları­nı nakletmişler dir.

Bu güzel toplantıya genç ve kıdemsiz Gülhaneli doktor Rıdvan Ege'nin yaptığı konuşma ile son verilmiştir. Törenden sonra Cumhurbaşkanı ve diğer davetliler hazırlanan büfede izaz edilmiş­lerdir.

Cumhurbaşkanı İnönü. Gülhaneye geliş­lerinde ve ayrılışlarında tezahüratla se­lâmlanmış ve uğurlanmışlardır.

Bütçe tâli komisyonu raporunun neşriyat mü­dürlüklerini tevhit bakımından nasıl bir şekil düşündüğünü henüz vukuf ile bil­miyorsak da, tavsiyemiz sanırız ki, mâkul ve Basın Yayın Genel Direktörlüğü mü­essesesi hakkında da ötedenberi düşün­düğümüz hayırlı ve genişçe işlenebilir bir tedbir fikridir.

Bir Açılış Resmi Münasebetiyle...

Yasan; Hüseyin Cahit Yalçın

2 Aralık 1948 tarihli-Ulus». Ankaradan:

Çatala ğzı'nda, İngiliz mütehassıslarının yardımı ile, mühim bir elektrik santralı­nın açılması memleketimizde olduğu ka­dar İngiltere'de de alâka celbettiğini bir telgraf haberinden memnuniyetle öğreni­yoruz. Telgrafta denildiği gibi, ihtilâflar ile karmakarışık bir halde bulunan bir dünyada İngiltere ile Türkiye arasında­ki sağlam dostluk istikbal için bir ümit ışığı teşkil edecek bir mahiyettedir. İkin­ci Cihan Harbi içinde, dostumuz, ve müt­tefikimiz İngiltere'nin ne zor durumlara düştüğü, ne tereddütlü ve endişeli günler geçirdiği hatırlardadır. Öyle dakikalar ol­muştu ki, hemen herkes İngiltere'den ü-mit kestiği halde Türkiye bir karagür. dostu olduğunu ilân etmekte büyük bir zevk" duymuş ve İngiliz milletine, İngiliz silâhlarına itimadının bir an bile sarsıl-madığmı ilânda tereddüt eylememişti.

Türk - İngiliz münasebetleri zor ve uzun bir harbin tecrübesinden geçti. Pek tabii addolunacak müzakere ve münakaşalar haricinde, tarafların itimadını sarsacak hiç bir hâdise olmadı. Her şey büyük ve karşılıklı bir anlayış, samimî bir işbirliği çevresi içinde cereyan etti. Harbin bitme­di Türkiye ile İngiltere arasındaki yakın­lığın ve anlaşmanın nihayete ermesi mâ­nasını ifade etmedi. Tedafüi ve askerî it­tifak, Ankara Muahedenamesi, iki mille­tin mukadderatını birbirlerine bağlamak­ta devam etti. Çünkü bu dostluk bir har­bin geçici şartlarının telkin ettiği muvak­kat bir anlaşmadan ibaret değildi. Harp içinde, müşterek düşmana karşı İngiltere ve Sovyet Rusya arasında da bir ittifak akdedilmişti. Galiba bu ittifak muahede­namesiresmenfeshedilmişdeğildir.Fakat hayatın realiteleri o resmî kâğıdı çoktan parçalamış bulunuyor. Türk - İngiliz dostluğu ise tarihin ve ha­yatın yarattığı bir lüzum ve ihtiyaca ce­vap vermektedir. Onun için, harpte mâ­ruz olduğu imtihandan sonra, normal za­manların münasebetleri arasında da var­lığını muhafaza etmektedir.

Harp içinde birçok defa tekrar etmiş ol­duğumuz gibi, Türk - İngiliz dostluk mü­nasebetleri asıl sulh zamanında en bere­ketli semerelerini verecekti. Büyük bir kalkınma hamlesi içinde bulunan Türkiye her hususta İngiliz dostlarının müzahere­tini, irşadını ve işbirliğini beklemek is­terdi. Aradaki bu tesanüdü İngiliz dost­larında bulacağına emindi. Çatalağzı e-lektrik santralının İngiliz ilim ve tekni­ğinin iştiraki ile vücuda getirilmiş olma­sı, harp içinde beslediğimiz ümitlerin ta­hakkuk etmeğe başladığını ispat ediyor. İkinci Cihan Harbi bitmiş olduğuna inan­mıyoruz. Bir Alman taarruzu tehlikesi karşısında mukadderatlarının müşterek olduğuna inanmış olan iki millet muhte­mel yeni bir taarruz karşısında da ayni iştirakin mevcut olduğunda zerre kadar tereddüt etmemektedirler. Bîr nevi mü­tareke demek olan bugünlerde bir taraf­tan bir askerî ve tedafüi ittifakın ica'ls-riyle birbirine müzaheret gösteren iki memleket, iktisadi sahada da birlikte ça­lışmanın faydalarını pek iyi takdir et­mektedir.

İkinci Cihan Harbinin ilk devresinde hiç ümit edemediğimiz bir müzaheret kuv­vetinin de vakayiin şevkiyle gittikçe ge­lişerek nihayet Birleşik Amerika yardımı şeklinde bizleri takviye ettiğini görmek İngiliz - Türk ittifakından Yakın ve Or­ta Şarkta beklenen faydaları bütün bü­tün arttırmağa hizmet etmiştir. İnziva ve infirat siyasetini terkederek cihanı teh­dit eden tehlike karşısında faal bir rol oynamağa azmeden Birleşik Amerika için Yakın Şarkta Türkiye en tabiî bir dost ve arkadaş idi. Amerikanın cihanşümul bir siyaset takip etmeğe başlaması Tür kiye'nin Anglo - Saksonlar dünyası ile yakınlaşmasını ve ayni sulh, insanlık ve iktisadî inkişaf gayesine doğru yuı üme -sini kuvvetlendirmiş ve tamamlamış bu­lunuyor. Milletlerimiz birbirini karşılıklı tanımakta ileri gittikçe aradaki itimadın ve dostluğun daha kuvvetleneceğine ve Yakın Şark kalesinin medeniyet ve inşa ■ niyet dâvasına ciddi hizmetler ifa edece­ğine şüphe yoktur.

Hazırlanmış olan bu programla biz tarım, orman, hayvancılık işlerimizin te-mamiyle halledilmiş olacağına kani de­ğiliz ve bu zihniyetle hareket etmedik. Bu program, ancak bu dâvaların halli için yapılacak işlere 5 senelik bir hazırlıktır. Güzel bir iisîûbla yapamayacağımız işleri de programa doldurmaktansa, elimizdeki malî imkânlarımızla ne yapabileceksck ancak onları programa aîmış bulunuyo­ruz.

Bütün bu işleri bugün ciddiyetle ele ala­cak olursak Türkiye'nin tam bir ziraat memleketi haline gelebilmesi ancak 25 sene içinde mümkün olacaktır. Hayalleri kapılmıyalım.»

Sayın . Cavit Oral, memleketimizin ancak yüzde 10 - 13 nisbetinde bir sahasını kap­ladığı tahmin edilen ormanlarımızdan vs orman dâvamızdan bahsettikten sonra şöylediyor;

«— Biz hayalperest değiliz ve büyük id­dialar da ileri sürmüyoruz. Ancak, bu ciddî memleket dâvalarını içine alan ve ziraat hayatımızda çok faydalar sağlıya-cak olan programımızı muvaffakiyetle tatbik edeceğimize inanıyoruz.» Tarım Bakanının bu sözleri bizim 25 yıl­lık ziraat, orman, hayvancılık yolundaki verimsiz, yahut az verimli gayretlerimi­zin haklı bir tenkidi olduğu kadar, bir hastalığımıza da işaret ediyor. Buna «ha­yal ve ekmel peşinde koşmak hastalığı» diye bir ad takabiliriz.

U?un yıllar yapılmıyan, yapılamıyan ve­ya esaslı surette ıslah edilmiyen bir çok işlerimiz vardır ki, bunlar ya «hayal ve ekmel peşinde» koşmak, yahut da sayın Cavit Oral'm dediği gibi. «Yapamayaca­ğımız işleri de güzel bir üsiûbla program­lara dolduramk» yani bir nevi demagoji­ye kapılmak yüzünden yapılamamıştır Bunlar arasında, bu satırların naçiz mu­harririnin 40 yıldır isteyip durduğu ter­sane, daha doğru bir ifade ile gemi in­şa sanayii vardır. Bu iş, kaç defa ele alınmış; fakat realist bir görüşle işe baş­lanacak yerde, hayal ve ekmel peşinde koşulduğu için ya malî güçklükler, ya malzeme temini gibi maddî zorluklar. yü -zünden daima geri kalmıştır. Mevcud'j takviye etmek ve her yıl ileriye doğru bir adım atmak suretiyle pekâlâ küçük­ten başlıyarak, büyük gemi yapabilecek bir tersane kurmak mümkün iken ve dünyadaki tersanelerin çoğu böyle kuruî-muş iken, biz bir hamlede büyük milyonlar sarflyîe mükemmel ve hattâ ekrcel bîr tersane vücude getirmek heves ve haya­line kapıldığımız içindir ki, bu tersane hâlâ bir türlü kurulamamış bulunuyor. Başka bir misal: 10 yıllık Milli Sağlık plânı da 600 milyon liraya ihtiyaç gösteren ve bilhassa malî durumumuzun realitele­rini göz önünde tutmadan hazırlanmış muhteşem bir hayal şaheseri olduğu İçin. gerçekleşmemiştir. Nitekim bunun haya­li bir eser olduğunu Sağlık ve Sosyal Yar­dım Bakanı sayın Dr. Kemali Bayazıt da yazm söylemişti. .

500 üncü fetih yıldönümüne kadar tstar-bulun imarı için, Ankara'da toplanan bir komisyonda hazırlanmış olan 120 milyon liralık programın da aynı güzel ye pembe hayallerden olduğu, — malî imkânsızlık lar yüzündln üç yıldanberi tatbikma baş­lanamamış olmasından — anlaşılmış bu­lunuyor.

Şimdi Tarım Bakanımızın ağzından öğ­renmiş bulunuyoruz ki, ziraat, orman ve hayvancılık için her kabine ve her tanm bakanı tarafından hazırlanmış olan prog­ramlar da, güzel bir üsiûbla yazılmış, ya-pamıyacağımız işlerle doldurulmuş, hayal­perest ve yüksek iddialı eserlermiş. Millî hayatımızın her sahasında, her işi­mizde bunlara benzer başka misaller bu­lunabilir. Realitelerden uzak, imkânları­mızın üstünde, hayal ve ekmel peşinde koşan bütün bu büyük programların ye • rine realitelere uygun, imkânlarımız için­de, mütevazi, programlar yapmış olsay­dık, elbette o parlak ve muhteşem hayâl­lerle takip edilen, fakat bir tülü erişile-miyen gayeleri — en az yarı yarıya — gerçekleştirmiş olurduk. Ayağımızı yorganımıza göre. uzatmak sö­zünden ayrıldığımız için başaramadığımız işlerden ders alarak bundan sonra, hayal ve ekmel peşinde koşmaktan vazgeçelim ve yapabileceğimiz işleri yapamamak du rumundankurtulalım.

MuhalefetdeRadyodanistifade edecek...

Yazan: Cihat Baban

6Aralık1948tarihli«Tasvir»İstanbul--dart:

HalkPartisihükümeti,Meclisegetirdiği birkanunla,muhalefet - partilerininderadyodan istifade etmelerini temin etmek istemiş ve bu kanun projesi İçişleri En­cümeni tarafından tetkik edildikten sonra umumî heyete sevkedilmiştir.

Tasarıya göre, umumî seçimlerin arife­sinde, on beş günlük bir müddet içinde. Mecliste temsil edilen her parti on beşer dakikayı geçmemek üzere, radyodan isti­fade edecektir. Ancak, vereceği demeç­ler, müddeiumumîlik tarafından gözden geçirilecek, ve suç mahiyetinde olan veya devletin asayişi veya güvenliğini sarsacak mahiyette bulunan yazılar metinden çıka­rılacaktır.

Bir çok memleketlerde siyasî partiler rad­yolardan istifade etmektedirler. Fransa ve Amerika'da, bu müsaade hudutsuzdur. İngiltere'de bu müsaade seçim ve bütçe zamanlarına inhisar etmektedir. Bizde Cenevre'deki haberleşme hürriyeti kon­feransında, en ileri hürriyet prensiplerini müdafaa ve takip ettiğimiz cihetle rad­yodan da en geniş mikyasta istifade et­meliydik. Fakat, bu uğurda ileri sürdü­ğümüz mütalealar ve hiç değilse, dört senede bir saate inhisar eden bu yayının genişletilmesi yolundaki temennilerimize itibar olunmadı. Ve on beşer dakikalık, üç konuşma, on beşer dakikalık dört ko­nuşmaya iblâğ edilerek, encümenden bu yolda çıktı. Bu karar ileri bir hamleyi mi ifade ediyor? Hayır, denemez.. Fakat yine idarei maslahat zihniyeti karşımız­dadır. Ve yine memlekette inkişaf etmek istidadını gösteren bir rejimin gerektirdi­ği ehemmiyetle ele alınmamıştır. Elbet, muhalif partilere hiç söz hakkı verilmez­ken, seçimlerin arifesinde, on beşer da­kikadan dört defa konuşmak imkânını bazı kayıt ve şartlarla bahsetmek hiç yok­tan iyidir, fakat, uğrunda mücadelesini yaptığımız mesele, bu miskaile verilen fikirhürriyetimidir?

Bu mütalealara itiraz edeceklerin söyli-yecekleri sözleri duyar gibi oluyoruz: Efendim Halk Partisi de, bundan fazla hak- istemiyor ki, o da dört senede bir kere on beşer dakikadan dört defa ko­nuşacak!»

Halk Partisi parti olarak dört defa ko­nuşacaktır, fakat. Halk Partisi iktidarı e-linde tutan hükümet olarak, bu neşir va­sıtasından her zaman İstifade etmek im­kânlarına maliktir ve her zaman istifade etmektedir. Parti.olarak konuşmadığı za­manhükümet olarak yine kendipropagandasını yapar, ve bu propagandalara muhalefet ayni vasıtadan istifade ederek cevap veremez.

Çok süratli adımlarla yürümek mecburi­yetinde olduğumuz şu anlarda, hâlâ te­lifçilik yollarına başvurarak, Sezar'm hakkını Sezar'a vermek hususunda imsak ile hareket ediyoruz. Halk Partisi, şu de­mokrasi denilen rejim ne ise, onu bütün ıcaplariyle tatbik etmenin lüzum - ve e-hemmiyetini idrak edemedi. Nitekim, bu radyoda konuşma mevzuunda, muhalefe­te, Mecliste temsil edildiği 'nisbete göre sös hakkı verilmesini ileri süren, ve fikir hürriyetini bu yoldan tahdit etmek isti yenlerdeoldu.

Seçimlere daha bir iki sene var.. Temen­ni eyleriz ki, Meclis ve hükümet, bu iki rene zarfında, daha ileri bir görüş sahibi olarak, işi yeniden ele almak imkânını bulsun.

Bayarm nutku...

Yazan; Nadir Nadi

7 Aralık 1948 tarihli «Cumhuriyet» İstan­bul'dan ;

Celâl Bayar'ın Edirne nutkuna hâkim o-lan ağırbaşlı, iyi niyetli ve yurt sevgisüe dolu havayı övmeüyiz. Ortalığı bir; tür­lü ihtiras bulutlarının kapladığı, demago­ji oyunları arasında lâf cambazlarının hakikati yutmıya çalıştığı bir devirde. Demokrat Parti Başkanını bu toprağın öz meselelerine bağlı görmek ümit verici birişarettir.

ÜÇ. yıldanberi yurdumuzun bîr çıkmaza saplandığını ilk defa Celâl Bayar'dan du­yuyor değiliz. Demokrasi rejimini yürü-tebilmenin güçlükleri devlet makinesini ezmiş, hırpalamış, âdeta işîiyemez bir ha­le getirmiştir. İktisadi, mali dâvalarımız­dan tutunuz da en basit nizam ve asayiş meselelerine kadar her sahada tehlikeli bir bocalama görülüyor. Hükümet ne ya­pacağını şaşırmış gibidir. İktidar partisi her işini bırakmış, günlük tedbir lerlp ömrünü sürdürmeğe çalışırken milletin işleri neredeyse Arap saçma dönecektir (şimdiye kadar dönmedi ise). Harp fe­lâketine yıllarca göğüs gerip her bakım­dan ağır yaralar alan milletlerin bile ar­tık kalkınmaya başladığı bir devirde biz tersine günden günedaha güç bir vaziyete düşüyoruz. İçinde bulunduğumuz tabloyu veciz bir şekilde önümüze seren Bayar, iktidarın, bütün ümidini Marsfeall plânına bağladığını söylemekle acınacak halimizi bir ressam kudretiyle, sanki elle tutulurcasmacanlandırıyor.

Devlet arabasının saptığı çıkmaz gsrçek-ten tehlikelidir. Çünkü, iküdarı ellerinde tutanlar, Bayar'ın dediği gibi, sabit bir takım fikirlere kendilerini kaptırmış­lardır. aHalk idaresine boyun eğmeden demokrasi yapmak» formülü içine sığdı­rabileceğimiz bu fikirler, inkılâbımızın yanlış anlaşılmasından, yahut da soysuz­laşmasından başka bir şey değildir. Her büyük devrim hareketinde olduğu gibi. biz de, uzun yıllar «halka rağmen halk­çılık» prensibini güttük. Saltanatı yıkar­ken, medenî kanunu kabul ederken, ka-dına eşit haklar tanırken, fesi atar ve lâtin harflerini alırken demokratik usul­lere başvurmadık. Fakat bütün bunları, en kısa zamanda memleketi batılı mâna-siyle gerçek bir hürriyete kavuşturmak amaciyle yaptık.

Nihayet, artık ileri demokrasiyi. memle­ketimizde yürütmek zamanı geldi diye­rek siyasî hayatımızda bir takım hare­ketlere kalkıştık. Dış manzaramız itiba­riyle yarı demokratik bir halimiz va'~: Tek dereceli seçimler yapılıyor, Meclise nasılsa girebilen muhaliflere söz hakkı tanılıyor, gazeteler az çok istediğini ya­zabiliyor,falan filân...

Fakat herkes biliyor ki, bu sadece bir görünüşten ibarettir. Gerçekten seçimle­re millî irade değil, iktidar hükmediyor. Akla gelen veya gelmiyen baskı ve hile­lerle halkın reyine sahip çıkılıyor. On­dan sonra da iktidar sözcüleri demokra­sinin bir kanun rejimi olduğunu söyliye-rek karşı tarafı susturmıya çalışıyorlar.

—İşte bii seçildik ya, sizi biz idare ede­ceğiz!

Diyorlar.

—İşte biz seçildik ya, sizi biz idare ede­ni?.?

Diye sordunuz mu «orasını karıştırma^ der gibi başlarını yana çevirmekten vs susmaktan başka bir şey yapamıyorlar. İçinde bulunduğumuz çıkmazı doğuran zihniyet budur ve bu zihniyet de devrim ruhunun soysuzlaşmasından ibarettir. Çünkü, bir zamanlar iktidarda hâkim olan memleketi aydınlığa kavuşturma ülkü­sü sönmüş, onun yerine makam koltuğuna yapışıp kalma ihtirası geçmiştir. Bu şartlar altında iş görmek ve müsbet eser­ler yaratmak imkânsızdır. Demokrasi maskesi takınaksızın otoriter bir idare kurarak demokrasi uğruna çalışmak mümkündür ve yerine göre faydalı da olabilir. Fakst yüzünü hürriyet maske­siyle Örterek totaliter bir rejimin bütür. kötü geleneklerini yürütmek - imkânsız değilse biic - çok zararlıdır. Bu yola fapan zümreler memleketi işte şimdi içinde bulunduğumuz tehlikeli bir çıkma­ca sokmaktan başka bir netice elde ede­mezler.

Biz üç yıldanberi bu haldeyiz. Durduğu­muz yerde ayak sayıyor, hattâ geri geri kayıyoruz. Bayar'm dediği gibi «saplanıp kaldığımız çıkmazdan milletçe açık a-lınîa ve vatanperverane bir hamle ile sıy­rılıp yükselmek hepimiz için bir yurt borcu olduğu kadar bugün henüz İktida­rın elinde bulunan bir imkândır da. Bu imkânı Türk milletinden esirgeyerek fır­satı mahvetmek gafletine düşmek, tarihin ağır hükmüne katlanmayı bugünden göze almak demek olur.»

Bayar ikaz ediyor...

Yazan: Cihat Baban

7Aralık1948tarihli«Tasvir»İstanbui-
dan:

1940 senesinde yedek subaylığımın bir kısmını Edirne'de yapmıştım. Akşam saat beşten sonra ana caddeyi, kahveleri ve gazinoları memur ve subay kalabalığı dolduruyordu. Daha o zaman bizim Edir­neliler, beldelerinin uğramış olduğu ih­malden şikâyetçi idiler. Bu tarihten 4-5 sene evvel kendisine Himler'i- önerk alan bir idareci, bir takım insanları oradaki musevi vatandaşlar aleyhine kışkırtmış, onların mallan yağma edilmiş ve bu hal Edirne'deki Yahudileri korkutarak hic­ret eylemelerini intaç etmişti.

Bu hicretin şehrin iktisadi hayatına da büyük darbe vurduğu da görülmüştü. A-radan yedi sene geçtikten sonra Edirne'ye geçenyılbirkere dahagittim.Akşam 8 de ana caddede tek bir insana rastgelmedim.940mhayaligözümünönündecanlanınac aradaki farkı çok hüzün veri­cibuldum.BilhassaAlmanordularınınTrakya hudutlarına kadar sokulmaları ü zerine halkın bu havaliden tahliye edil­mesini müteakip yerlerine dönenler pek az olmuş, kocaman şehrin iktisadi ha­yatı tamamiyle sönmüş ve Türkiyeyi Av­rupa'ya bağlıyan Mimar Sinan'ın Selimi-yesi cemaatsiz kalmak tehlikesiyle karşı­laşmıştı.

Okuyucular hatırlıyacaklardır. Dönüşüm­de bu ıstırabı ifade etmek için bir kaç yazı yazdım. Sonra, ne benim yazılarım, ne senelerdenberi Edirne'nin hastalığım ifade eden sesler, alâkadarları daldıkları derinuykudanuyandıramadi.

İşte ilk defa evvelki gündür ki, bu has­ta, alil ve damarlarından kanı çekilmiş olan kahraman sınır şehrinin durgun bünyesi birdenbire kaynaştı. Senelerden­beri ilk defadır ki. sokakları insan kala­balığı ile doldu, taştı. Ve ilk defadır kî, ihmalin bedbinliğe sü­rüklediği bu diyar, yeni bir ümit hamle­siyle yerinden oynadı.. Onun sarı benzi­ne renk veren, bunun uyuşuk kalıbından ruhundaki asaleti taşıran tarihî hâdise: Celâl Bayar'ın Edirne'yi ziyaret etmesi oîdu. Kahraman ve cefakeş Edirne halkı Demokrat Parti Başkanının şahsında ye­ni bir kalkınmanın, yeni bir hayatın, ü-midin müşahhas timsali olarak heyecanla selâmladılar.

Bayar'ın Edirne'de irat etmiş olduğu nu­tuk, üzerinde ehemmiyetle durulması lâzim gelen siyasi bir hâdisedir. Demokrat Parti lideri, kısa satırlar arasında bu-günkü durumumuzu en açık şekilde or­taya koymuş ve parti mülâhazaları dışı­na çıkarak bir memleket evlâdı sıfatiyle gidilmesi lâzım "olan yola işaret etmiştir. Halk Partisini ellerinde tutanlar ve bu partinin içinde nüfuz sahibi olanlar her çareye başvurarak her şeye rağmen ikti­darda kalmanın imkânını ariyan ve bu istibdadın felsefesini bugünkü ahval ve şartlar içinde dahil yapmıya muvaffak olan kimselerdir. İktidarı gaye ittihaz e-den bu kimseler memlekette itimat buh­ranını yaratarak bugünkü sıkıntılı hava­yı meydana getirmekte berdevamdırlar. Bu memleket bugünkü takatinin çok üs­tünde bir kudret sahibi olmasına rağmen onu yükselme' ve kalkınma imkânların­dan mahrum eden unsur, körü körüne gü­dülen ve bilgisizce takip edilen bir siya­setin gözü kızmış yolculuğudur. İki yıl içinde iktisadî ve malî imkânları­mız yarı yarıya azaldığı halde hükümet bu bedbaht neticeyi hazırhyan kötü siya­setten yakasını kurtarmış değildir. Acı tecrübelere ve muhalefetin vatanpervera-ne ikazlarına rağmen hükümetin iç poli­tikasında külli bir.görüş hâkim olmamış, devlet mekanizmasını bir merkezden ve muayyen bir istikamete doğru ısrarlı bh tarzda yürütmek imkânı bulunamamıştır. Bayar iç durumumuzun bozukluğunun tabiî olarak dış münasebetlere de tesir edeceğini ifade ederken acı, fakat üzerin­de ehemmiyetle durulması gereken ger­çeğe de el sürmekten çekinmemiştir. Mu­halefet liderinin beyanatını okuyanlar, Edirne'deki sözlerle müsbet tenkidin gü­zel bir örneğine şahit olmuş bulunurlar. İşi alaya almıya müsait olan Halk Par­tisi cephesinin müfritleri hür ve demok­ratik hareket karşısında takınacakları tav­rı burada da takmadursunlar. Ne söyle­diklerini bilmeden hücuma geçsinler. Fa­kat iki senedenberi muhalefete karşı ya­pılan tecavüzlere rağmen maalesef acı hakikat ilerlemektedir. Altın ve döviz mevcudumuz azalmış, paramız kıymetini kaybetmiş, iktisadî vaziyetimiz kötüleş­miş, devletin borçları milyarları aşmıştır. Acizlerini demagojik bir müdafaanın ar­kasında gizlemek istiyen bir memleketin maliyesini batırmayı bir kahramanlık sa­yan hesapsız ve kitapsız insanlar, yarın mahkûm olmaktan korkmıyarak mutat üzere bugün yine mantıksız bir partizan­lıklaneşriyatadevamedebilirler.

Bayar Edirne nutku ile bütün memlekete ve suiniyet erbabına millî bir buhranı el birliğiyle atlatmanın çaresini gösterini:: bulunuyor. Biz temenni ediyoruz ki, o-nun sözleri âmme vicdanında bıraktığı tesirin bir aynini âmmeden uzaklaşmış o-Ian iktidar mahfilinde de göstersin.

ileriye giden yol...

Yazan: Ahmet Emin Yalman

7 Aralık 1948 tarihli «Vatan» İstanbul-dan :

Pazar sabahı Edirne'de gözümü açar aç­maz Sultan Selim camiine koştum. Bü­yük Sinan'ın ruhuna ve eserine kavuş­mak için içimde derin bîr iştiyak ve has­ret vardı. Göklere uzanan minarelerin, haşmetli bir ahenk içinde yükselen muaz­zam kubbenin asîl çizgilerini hayran hayran seyrettim. Bu manzara* bana; Türklü­ğün en şanlı bir itilâ devrinin, en ince sanat sahalarına hâkim olabilen dehasının güzelbirtimsaligibigöründü.

Kubbenin etrafını çepçevre çeviren bal­kona tırmandım. Fazilet ve ideal hasre­tinin ifadesi olan bu saf ibadet muhitinin ilhamlar dolu tarihî, havasını oradan da teneffüs ettim. Sonra ana kubbenin hari­cindeki kurşun kaplı kubbeciklere çıktım. Ufuklara baktım. İşte şu istikamette an-csk bir kaç kilometre uzakta Bulgar hu­dudu, demir perde âleminin başladığı yer.. Şu istikamette de yine beş, altı ki­lometreuzaktaYunanhududu..

İşte iki zıt sahanın tam telâki noktasında yükselen Sultan Selim camii; bana Türk tarihi büyüklüğünün bir şahidi, milleti­mizi bekliyen yeni itilâ devrinin bir müj­decisi, harice karşı korunma ve savunma sistemimizin en heybetli bir manevî kale­si gibi göründü.

Demokrat Parti tarafından hazırlanan mühim siyasî nutkun neden mutlaka E-dirne'de verileceğini iptidadan kestireme-miştim. Öğleden sonra Sultan Selim ca-miinin gölgesinde toplanan kalabalığı gör düğüm ve nutku dinlediğim zaman, şu kanaate vardım ki, bu güzel nutuk başk^ hiç bir yerde söylenemezdi. İfade edilen millî düşünce ve emellerin ruhunu iyice belirtmek ve tesirini tamamlamak için mutlaka" bu tarihî muhite, demir perde hududunun ve dost sahalara doğru uza­nan diğer hududun bu kadar yakınlığına ihtiyaçvardı..

Nutuk için kürsü diye hazırlanan kamyo­nun üstünden etrafa bakıyorum. Masmavi bir gök kubbesi.. Güneş bu toplantının hürmetine ilkbahara mahsus tatlılığına ve şefkatine bürünmüş, üç ayrı devrin im-sali olan ve Edirnelilere göre birinin ya­pısı, diğerinin kapısı, üçüncüsünün yazısı meşhur bulunan üç ulu cami, toplantı ye­rini çevrçeveliyor. Adeta tarih, ortalıkta ulvî manzarayı üç noktadan seyrediyor. Engin bir insan denizi teşkil eden bin­lerce vatandaşın nasiyesine göz gezdiri­yorum. Hayır, katiyen şüphe edileme:'.. Bu temiz yüzlerin, bu azimli simaların sa­hipleri, eski itilâ devirlerinde yaşıyan ne­sillerin çocukları.. Her açık alında: bu günkü bocalama ve sıkıntı devrine ni­hayet vermenin, emek ve gayretlerin mahsul vermesine müsait serbest imkânlara kavuşmanın, tarihte yeni baştan bü­yük ve şerefli roller oynamanın hasreti okunuyor.

Kendi kendime soruyorum:. İcra mesuli­yetini taşıyan vatandaşlar nasıl oluyor da. bu duygu ve hasretlere uzak ve ya­bancı kalıyorlar? Niçin herkesle beraber yürekleri yanmiyor? Neden basiret göz­leri açılmıyor?

Ancak şu cevabı buluyorum: «Çünkü u-zun bir iktidara ait huy ve itiyatlar ruh­larını uyuşturmuştur, çünkü vasiliği esas tutan, vatandaşı âciz bir kul sayan, mad­de ve mideyi her şeye temel bilen kısır ve geri bir siyasî telâkki gözlerini bağlı­yor. Çünkü, bilhassa bir Türk için, fera­gatin, faziletin, ideal hasretinin, haysiye­te saygı ihtiyacının, yaşıyan kuvvetler olduğunu, bunların, hükümet mekanizma­sı dürüst bir rol oynadığı takdirde, her türlü tufeyli meyillerin, mideciliğin, im­tiyaz ve piston arama huyunun ve diğer hasis menfaat an'anelerinin kötü tesirini kolayca hiçe indireceğini kavriyamıyor-lar.

İçimde ufak bir tereddüt var: Celâl Bayar'm Demokrat Parti namına söy-liyeceği nutuk, acaba bu tarihî havanın ahengine uyacak mı, memleketin ana dertlerini dünya dâvalarının çerçevesi içinde ifade edecek mi? Milyonlarca Tür­kün kalplerini dolduran ve hasis ;jarti ihtiraslariyle hiç bir alâkası olmıyan mîl­lî ideallere cevap olacak mı?

Celâl Bay ar. havanın soğukluğuna rağ­men paltosunu çıkarıyor. Belli ki, ruhun­dan kopan ateş vücudunu de ısıtmağa kâ­fi.. İptidadan hazırlanmış ve yazılmış bir nutku; her cümlede teksif edilen derin mânaları duyarak ve duyurarak klndine mahsus belagat ve talâkatle okuyor. Söylediği güzel sözleri dinledikçe içim a-çılıyor, ıstıraplarım sükûnet buluyor, 'Li­mitlerim kuvvetleniyor. Demokrat Parti lideri, hoşnutsuzlukları alevlendirmek is-tiyen bir muhalefet sözcüsü gibi değil, çı­ğırından çıkan bir siyasî partiyi memle­ket namına insafa davet eden ve ayrılık değil, müşterek millî gaye ve menfaatler namına birlik ve ahenk ariyan vicdanlı bir hükümet reisinin lisaniyle konuşuyor. Demek ki, normal roller değişmiştir. U-mumiyetle icra mevkiinin, siyasî emniye­tin bekçisi rolünde bulunması lâzım ge­lirken, onun gaflet içinde sahipsiz bıraktığı rolü Demokrat Parti büyük bir tem­kin ve asaletle dolduruyor.

Celâl Bayar, bu nutkunda, yalnız Demok­rat Partinin sözcüsü gibi hareket etme­miştir. Memleket derdiyle yürekleri yanan bütün vatandaşların müşterek sözcüsü ol­muştur. Hükümet bünyesi üzerinde tu­feyli bir varlık geçirmek ve memleketir geriliği ve felâketi pahasına bile olsa, kendi tahakküm ve buyurma zevklerin: bir gün fazla tatmin etmek emeline göre ruhlarını ayarlıyan ve bir milletin nef­retine hedef olmanın acılığım, zilletini hâlâ duyamıyan bir avuç tek parti müp­telâsı hariç olmak üzere, bütün Halk Partililer de, Demokrat Parti liderinin nutkunda millî ıstırap ve endişelerinin olgun ve vakarlı ifadelerini bulacaklar­dır.

Celâl Bayar'm nutku bir dahilî sulh nut­kudur, güzel zeytin dallariyle doludur. İçinde bulunduğumuz çıkmazdan »mil­letçe, açık alınla, vatanperverane bir hamle ile sıyrılıp yükselmek için» mem­leketin bütün mesuliyet ve salâhiyet sa­hiplerini işbirliğine davet etmektedir. Memleketi içinde bulunduğu iktisadî ve malî sıkıntılardan kurtarmamız da, hari­ce karşı millî korunmamızı temin etme­miz de, karşımıza çıkan büyük imkânlar­dan istifade ederek kendimize lâyık bir rol: oynamamız ve asırların ihmallerini tamir etmemiz de her şeyden evvel da­hilî sulh ye emniyet kurmamıza bağlıdır. Demokrat Partinin nutku muvazaa heyu­lasını kökünden yıkmış ve ancak düşman­ları veya bilerek veya bilmiyerek nizamı bozmağa çalışanları sevindiren bir çık­mazdan memleketi kurtarmak için Fk müsbetadımı atmıştır.

İcraî emsuliyeti taşıyan vatandaşlar, bu­nun hakikî mânasını kavramazlarsa ve bundan istifadeye koşacak yerde basma­kalıp mugalâtalarla ortalığı avutmağa kalkışırlarsa, kendilerine de, memlekete de yazık ederler, Bilhassa bundan sonra­ki hayatım memlekette siyasî emniyetin kurulmasına hasredeceğini temin eden sa­yın İsmet İnönü'nün, Demokrat Partinin halis memleket sevgisi içinde hazırladığı fırsat ve imkânı sevinç ve saadetle karşı-lıyacağmı ve çıkmazdan kurtulmamız vt ileriye. giden yolu elbirliğiyle keşfetmemi? ve açmamız için, devlet reisi sıfatiyle, va­zifesini, artık dakika kaybetmeden yapa­cağını, ümit etmek istiyoruz.

Hudut şehrimizde neler gördüm?..

Yazan: Selim Ragıp Emeç

7 Aralık 1948 tarihli «Son posta» İstan­bul'dan:

Bir kısım eski Anadolu şehirlerinin ilk bakışta arzettiği metrukiyet manzarası, bugün Edirne'ye girerken insanda uya­nan ilk müşahede intibaı oluyor. Şehre yirmi, otuz kilometre mesafeden başhyan bozulmuş yolların yarattığı bu intibaı, hudut şehrimizin methalindeki mahdut bazı toprak tesviyesi, yol tamir faaliyet­leri tadil eder gibidir. Sonra, umumî mühmel vaziyet, şehir methali ile beraber sizdeki sıkıntıyı arttırıyor. Ayni sıkıntıyı nefsinde duymuş olmak, lâzım gelen Ce­lâl Bayar, bu hali, şehrin hemen eşiğinde şu veciz cümle ile ifade etmişti: «Edirne şehrinde, varlığından olmuş, bir asîl adamın hali seziliyor.-

Filvaki bugünkü Edirnede; yeni tamir edilmiş ve fakat henüz tamamiyle umumi istifadeye açılmamış olan kapalı çarşı müstesna olmak üzere, şehirde, yenilik adına, yapılmış tek bir ana caddeden baş­ka bir şey göze görünmemektedir. Bir kısım evler tamirsizlikten tamamiylc yı­kılmıştır. Eski devrin ihtişamlı varlığına r-ahit gibi duran diğer bir kısım ahşap binalar ise, yer yer eğrilmekte ve boya-fizlıktan, şekillerinin hakikî zarafetini ifade edemez hale gelmektedirler. Bugün; ikinci mevki bir yolculuğun Edirneyo Ladar istilzam ettiği on altı liralık öde-r.eklî ve bir gece yolculuğunu da ihtiva eyleyen tren külfetine mukabil, otobüs­lerin, ayni mesafe için dört liraya yolcu taşımaları; şehrin hâlâ en güzel bir bul­varı halinde duran Karaağaç semtini ve bu semtin azametli istasyonunu, fiilen, amelden iskat etmiştir. Sinan devrinin şeref veren bir âbidesi olarak minarele­rinin zarafetini semalara yükselten Seli­miye camiinin durumunu ise, ne siz so­run ve ne de ben anlatayım.

Eütün bunlar, Edirnelin ciddî bir beledî himmete muhtaç bulunduğunu ve bu himmetin yanında da, devletçiliğin yalnız istismar tarafını benimseyen devletin, bü­yük alâkasının, orada, ne büyük oıı iş­tiyakla beklenmekte olduğunu sözs hacet bırakmadan, birer şikâyet âbidesi halin­de,göstermektedir.

Halk Partisi hükümetinin eli ile oluyor. Türk milleti, Halk Partisi hükümetidir eliyle kurtulursa bu siyasî partinin mev­kii kuvvetlenmiş olur. O halde Amerikan yardırm kesilsin; Türk milletinin varlığı tehlikeye düşmüş olsa da! Bugünkü hal­ler ve şartlar içinde:

—Amerikan yardımını istemeyiz! demeninbaşkatürlümânasıolurmu?.. AcababuadamlarHalk Partisialeyhine diye kullandıkları silâhın hakikatte Türk milletininvarlığınaolduğunufaıketmi-yecek kadar kör müdürler? Vââ teberrûûûû.

İstiklâl mahkemeleri kaldırılmalı­dır...

Yazan: Bahadır Dülger

16Aralık1948tarihli«Tasvir»İstanbul dan:

Türk demokrasisi ve siyasî istikrarını bulmuş olduğuna inandığımız Türkiye Cumhuriyeti için pek ehemmiyetli telâk­ki olunabilecek bir kanun teklifi Büyük Millet Meclisi encümenlerinde müzake­re olunuyor: İstiklâl mahkemelerinin kaldırılması hakkındaki kanun.

İstiklâl mahkemeleri. İstiklâl Mücadele­sinde kendilerine yükletilen vazifeyi ba­şardıktan ve memlekette yapüa'n inkılâp­lara aleyhdar kalkınmaları önledikten sonra dağıtılmışlardır. Fakat onların ten­kiline izin veren kanun bugüne kadar meriyetten kaldırılmamıştır. Demek, iste­nirse, 1948 Türkiyesinde de İstiklâl mah­kemeleri teşkil olunabilir ve onlar mü­cehhez oldukları fevkalâde salâhiyetlerle memleketimizde icrayı adalet edebilirler. Bu, rejimini sağlamlaştırmış, tabiileştir-miş. istikrarını bulmuş bir memleket için büyük bir noksandır. Çünkü böyle bir memlekette normal olarak işliyen bir ada­let cihazı vardır ve onun kuvveti, istik­rarı, sükûnu, emniyeti sağlamağa elbette kâfidir.

Fevkalâde salâhiyetlerle teçhiz olunmuş fevkalâde mahkemeler yurddaşlar üzerin de tabiî bir hak ve adalet tevziinden da­ha çok zecre dayanan bir korku havası yaratırlar. Bu korku havası karışık za­manlardahıyanetleri,.aşırı, ihtilasları,taşkınlıkları vatanı, cumhuriyeti tehlike­ye koyabilecek teşebbüsleri önlemek yo­lunda faydalı neticeler verebilir, fakat o fevkalâde anlar geçtikten sonra, bu kor­ku havasının memlekette muhakkak so­na erdirilmesi ve iktidarın elinden bu keskin ve tehlikeli silâhın alınması lü­zumludur, mecburidir, zaruridir. Çünkü bu silâh iç politika nizamının değişik ve bazan da buhranlı hallerinde hükümetler tarafından hürriyetleri tahdit etmek ve sonuna kadar .müdafaa edilmesi zarurî ' olan Cumhuriyet rejimi İle telifi kabil olmıyacak, otoriter idareler kurmak mak­satlarının tahakkuku için kullanılabilir. Son demokrasi hareketleri için de Tür­kiye böyle bir devir geçirmiştir. Receo Peker »disiplinli hürriyet» diye adlan­dırdığı otoriter idaresinin en kuvvetli zamanlarında milletin en tabiî hürriyet­lerini müdafaa eden, demokrasi nizamı­nın tesisini gaye edindikleri için iktidar partisi ile mücadeleye girişmiş olanlıra karşı bu silâhı Taıllanmak istemiştir. îz-mîr Halkevinde ne söylediğini bilmiyeoek kadar kendinden geçerek irad ettiği meş­hur nutkunda şöyle bir tehdit cümlesi vardır: «Unutulmasın, bu memlekette İs­tiklâl mahkemeleri kanunu hâlâ meriyet­tedir.» Bu tehdit cümlesinin o zaman ta-zammun ettiği mâna, ben istediğim gifr mahkemeler kurarım ve muhaliflerimizi akla gelebilecek her türlü cezalara çarp-tırabilirim'den başkaneolabilir?

O günlerde, otoriter idareye karşı muha­lefet cephesini tutmuş olan bütün vatan­daşların gözünde, idam sehpaları, sürgün­ler, hapis hücreleri canlanıyor ve bütün memleketin üzerinde bir tehdit ve korku havasıesiyordu.

Artık o günleri ve hürriyetlerini kullan­mak istiyen. millet ekseriyetini rejime karşı ayaklanmış birer hain saymak isti­dadında olan müfritler saltanatını geride bırakmış bulunuyoruz. İlk günlerin sinir­liliği de artık geçmiştir; tenkit, muhale­fet birçok memleketlerde olduğu gibi ta­biileşme yoluna girmiştir. Ve herkes mu­halefetle hıyanetin ayrı ayrı şeyler ol­duğunuÖğrenmiştir.

Böyle bir devrede istikrarını, tabiiliğini muhafaza eden bir hukuki devlet sistemi içinde ihtilâl mahkemelerinin yeri yok­tur. Onlar artık kaldırılmalı ve mem­leketin üzerinde onların temsil ettiği fevkalâde zamanlar havası yok edilme­lidir.

Orta çağdaki göze batan çiğ şeklini tekrar alır ve ileride milletçe bu­nun acı zararlarını hep görürüz. Yaptık larımızı iyi düşünelim ve her şeyden ön-ee samimi olmıya gayret edelim. Sözle­rimizde de, hareketlerimizde de.

Yeni seçim dedikoduları...

Yazan: Cihat Baban

19 Aralık 1948 tarihli «Tasvir» îstanbul-dan :

Ankara'dan gelen bir telefon haberinden öğreniyoruz ki. Cumhuriyet Halk Partisi derin derin düşünmektedir. Mecliste ek­seriyeti teşkil eden milletvekillerinden kalabalık bir grup, seçim kabiliyetleri ol­madığını bildikleri için, yeni seçimlere ta­raftar değillerdir. Ayni grup, yeni seçim­lerde kendilerine muvaffakiyet temin e-decek bir kabinenin iş başına kelmesini de arzu etmektedirler. Öyle bir kabine ki, muhtar seçimlerinde olduğu gibi, mil­lî iradeye rağmen dilediğini yapsın! Son­ra, şikâyet vaki olursa, umumi emniyet ve istikrar tavsiyeleriyle şikâyetçileri sustursun, susmazlarsa, şiddet göstersin.. Sıkıyönetimi harekete getirsin!. Bir kere emrivâkii ortalığa zorla kabul ettirdik­ten sonra, bir devre daha kazansın'..

Yine Halk Partisinin içinde mevcut olan başka bir grup ise, yeni seçimler için 1950 yi değil, Halk Partisi için en müna­sip zamandan istifade etmenin faydalı o-lacağım ileri sürmektedirler. Onlar De­mokrat Partide çıkan ihtilâfların, bütün muhalefete sirayet ettiğini zannetmekte ve bu ihtilâflardan kendi lehlerine bir şeyler ummaktadırlar. Halbuki memleketin ekseriyeti, Halk Partisinin senelerdenberi devam edegelen idaresizliklerinden bizar olduğu için mu­haliftir. Belki Demokrat Parti içinde şu­na veya buna kırılmış kimseler, başka başka istikametler tutmuş olacaklardır. Fakat, biz Öyle zannediyoruz ki, Halk Partisini iktidardan uzaklaştırmak bah­sinde bütün muhalefet birleşmek imkânı­nıbulacaktır.

Biz de Halk Partisinin aceleci zümresi gibi, seçimlerin bir an evvel yapılmasına taraftarız. Kanaatimizi bu sütunlarda bir çok kereler izhar ettik. Biz kaniiz ki, memleketin umumî temayülleri ile, Mec­lisin içinde bugün hükümferma olan zifi­re iyet ve Meclisin siyasî partiler bakımın­dan kuruluş tarzı, miliî gerçeklere kati­yen uymamaktadır. Muvafakat ile muha­lefetin birbirine nisbetini belki kesin bir rakamla ifade mümkün değildir ama, bi-raz insafî olan Halkçı milletvekilleri bi­le tasdik ederler ki. aradaki nisbet dört yüz ile elli değildir. Evet, mutlaka yeni seçimler lâzımdır, fakat bunlar tayin de­ğil, seçim olmalıdır. Bu itibarla, millete itimat telkin etmiyen, elemediği son ara seçimlerde de sabit olan intihap kanunu­muzla bu işe girişemeyiz. Halk Partisi seçimleri kazanmağa öylesine alışmıştır ki, karşısında muhalif bir parti bulama­dığı ve yalnız bağımsızlarla çarpıştığı za­man bile, eski huylarını depreştirmekte­dir. Nitekim son on üç vilâyette yapılan seçimlerin ekserisinde de fesat şikâyetleri vardır. Meclis bu şikâyetleri tahkik et­mektedir.

Biz de yeni seçimler istiyoruz. Hattâ bu seçimleri tacil için Demokrat Partinin bir defa daha ikiye bölünmesi lazımsa bi;; ona da razı olacağız. Fakat tekrar edelim: yeni tayin değil, yeni esçim istiyoruz ve yeni seçimler için. gereken teminatlı ka­nunuarıyoruz.

Bize kalırsa, iş seçim kanununu ile de bitmez. Meclisin sekizinci devresi, mem­lekette demokrasiyi yerleştirmek ve te­mellerini atmak vazifesini üzerine alma­lı, Ayan Meclisini kurmalı, anayasaya aykırı ve anti demokratik olan bütün ka­nunları kaldırmalı ve bu suretle yapıla­cak seçimlerden sonra, kurulacak yeni Meclisin başını ehemmiyeti geçen asırda kaybolmuş hürriyet meseleleriyle uğraş­maktan kurtarmalıdır. Memleket coğrafî bakımdan çok nazik bîr mevkidedir ve unutmamak lâzımdır kî, bu halkı tefriti etmek için sarfedeceğimiz gayretler, her memleketin sarf ettiğinden ve edeceğinden fazladır.

MaliyeBakanımızlaniçinmutabık değiliz...

Yazan: Selim R.agıp Emeç

19Aralık1948tarihli«SonPosta»İstan­bul'dan:

Hayatpahalılığı mevzuununhükümetçe karmak gibi tedbirlere müracaat etmek suretiyle kolaylıklahalledebilmiştir.»

Heyetin bu müşahede ve tesbitine göre. tedavüle açıktan kâğıt para çıkarmış ol­mak bir vakıadır. Halbuki Maliye Baka­nı, bu bahsi ortaya koymaktan,, itina ile kaçınmıştır.

Denk. bütçe bahsinde ise bu heyet şu mü-taleadadir:

«... Harbin iktisadi bünyemizde yarattığı muvazenesizlik neticesinde vukua gelen ve yukarıda izah edilen fiat yükselmesini, hâdiselerden müstakil olarak malî sebep­lerle günün zarurî İhtiyaçlarına cevap ve­ren denk bütçeler yapılamadığı için harp senelerinin fiat yükselişlerinde mühim bir âmil olmuşlardır.»

Görülüyor ki, denk bütçe meydana geti­rilmemesinden doğan vaziyetin de, bu günkü hayat pahalılığı üzerinde büyük tesirleri olmuştur ve olmaktadır ve bütün bunlardan sonra anlaşılıyor ki, muayyen re mütemadiyen artan bir masrafı kar­şılamak için siasî zaten daralmış bulunan vatandaşın sırtına yeni yeni vergiler, ver­gi zamları ve mecburî istikrazlarla yük­lenmek dâvayı halletmekten uzak kal­mıştır. Demek ki, bu klâsik, daha doğru­su kolay yolun dışında başka kaynak bul­mak ve bununla hakiki bir maliyecilik hüneri göstermek lâzım gelmektedir. Bun dan çıkan netice ise, bu memleketi dav-randırabilmenin sırrı yepyeni bir ikti­sat ve malî yolun bulunması lüzum ve zarureti etrafında toplanmaktadır.

image001.gif1Aralık 1948

—Paris:

Bu seferki oturumlarına 11 Aralıkta sen vermesi muhtemel olan genel kurulun, eski İtalyan sömürgeleri meselesini ince­lemeğe vakti olmıyacağı sanılmaktadır. Buna rağmen buradaki müşahitler, sö­mürgeler meselesinin hallinde bir illi adım olmak üzere, genel kurulun bu me­seleyi 11 Aralığa kadar yapacaği otu­rumlar sırasında inceleyebileceği kana-atindedirler. Bazı çevreler, bu seferki genel kurul toplantılarının ikiye bölün­mesini, böylece oturumlara sene başın­dan itibaren Lake Succes'de devam edil­mesini ve bu suretle sömürgeler mese­lesinin orada incelenmesini teklif etmiş­lerdir.

Buradaki yetkili çevrelere göre, sömür­geler hakkındaki Amerikan teklifi henüz tesbît edilmemiştir. Bu kaynaklardan be­lirtildiğine göre, Birleşik Amerika'nın Somali'nin İtalyan vesayetine, doğu Erit re'nin de Habeşistan vesayetine Konul­ması lehinde bulunması kuvvetle muh­temeldir.

Yine ayni çevrelerin sandığına göre, Bir­leşik Amerika, Libya'nın, bağımsız bir hale gelinceye kadar 10 sene müddetle İngiliz vesayetine konulması lehinde bu­lunacaktır. Amerikan çevreleri, Bingazi meselesini halledilmemiş olarak telâkki etmektedirler. Birleşmiş Milletler vesa­yet konseyi, şimdiye kadar yapılan vesa­yet anlaşmalarından daha geniş bir kon­trol hakkı bahşeden bir vesayet anlaş­ması kabulü halinde bu bölgenin idare­siniİtalya'yavermekmümkünolabilir.

—Chaillot Sarayı:

Siyasîkomisyonbugünöğledensonra YahudidevletininBirleşmişMilletler teşkilâtınakabulüimkânlarıüzerinde görüşmelerinedevametmiştir. BugörüşmelersırasındasözalanSuriye delegesi Fâris El Huri, bu teklifin aleyhinde bulunarak, teklifin sadece mevsimsiz değil, fakat Birleşmiş Millet­ler anayasasına ve milletlerarası kanun­lara göre de hiç bîr esasa dayanmadığını söylemiştir.

Suriye delegesi şunları ilâve etmiştir: Birleşmiş Milletler teşkilâtının üyesi olan devletler müsavi bir hükümranlığa sahiptirler, hudutları olmıyan Yahud' devleti bu hükümranlığa nasıl sahip ola­bilir.

Bundan sonra Mısır temsilcisi Fevzi Bey söz almış ve Yahudi devletinin Birleş­miş Milletlere kabulünün incelenmesi hususunda gösterilen aceleyi takbih ederek Yahudi devletinin Birleşmiş Mil­letler teşkilâtına kabulünün, bu teşkilât tarafından Filistin'de sarfedilen bütün gayretleri bir hiç derecesine indireceği­ni söylemiştir.

Yahudi temsilcisi Eban, tamamen aksi kanaatte olduğunu belirttikten sonra ge­nel kurulun 29 Kasım 1947 tarihli karar sureti ile Yahudi devletinin Birleşmiş Milletlere adaylığını müsait karşılamak ve incelemek yolunda daha evvel de ta­ahhüt altına girmiş olduğunu söylemiş­tir.

Komisyonun bu husustaki çalışmaları bitmiş olduğundan gece yapılacak top­lantıda mahdut bir görüşme yapılması ve mümkün olduğu takdirde, İngiiiz ta­sarısının gözden geçirilmiş yeni şeklin­den başlamak üzere açık tasarıların oy» konulmasıkararlaştırılmıştır.

2 Aralık1948

— Paris{ChaillotSarayı):

Güvenlik konseyinin bugünkü oturumun­da Birleşik Amerika delegesi Jessup, ya­pacağı beyanatın İsrail hükümetinin Birleşmiş Milletler kuruluna kabulü le­hinde olduğunu söylemiş ve bundan sonra konsey Yahudi talebinin incelenmesi işine geçmiştir.

Müteakiben söz alan İngiltere delegesi Sir Alexander Cadogan, kanaatine göre İsrail hükümetinin Birleşmiş Milletler kuruluna üye olması talebinin mevsim­siz ve tahakkuku şüpheli bir iş olduğu­nu söyliyerek bu isteğin adaylıkları in­celeyen istişare komitesine havalesini vte bu komitedeki İngiliz temsilcisinin de incelenme işinin tehirini talep edeceğini belirtmiştir.

İngiliz delegesinden sonra konuşan Fran­sız temsilcileri, siyasî komisyon Filis­tin'in müstakbel durumunun ne oi.aca-ğx hususundaki çalışmasını bitirmeden, İsrail hükümetinin kurula üye olması talebinin kabul edilmesinin doğru ol-mıyacağı kanaatini izhar etmişler ve bu arada başdelege Parodi de meselenin acele tetkiki hakkındaki Amerikan tek-îifine muarız olduğunu bildirerek, yeni üyelerin kabulü bahsinde özel komisyo­nun raporu alınmadan bir karar verile-miyeceği kanaatinde bulunduğunu açıkr lam ıştır.

3 Aralık 1948

— Paris:

Birleşmiş Milletler genel kurulu, Ameri­ka tarafından da desteklenen bir kareı suretini bugün kabul ederek Sovyet blo-kunun şiddetli itirazlarına rağmen kü­çük kurulun süresini bir yıl daha uzat­mıştır. Küçük kurulun Birleşmiş Millet­ler üyelerinin, genel kurulun tatil yap­tığı devrelerde çalışmıya devam edebil­meleri için tesis edilmiş olduğu hatırlar­dadır. Rusların bu kurulun çalışmalarına iştiraki reddetmeleri doğu blokunun mu­halefetinden kurtulan diğer üyelerin ça­lışmalarınıkolaylaştırmıştır.

Müzakereler sırasında Sovyet delegesi Jakop Malik, Amerika'ya hücumlarda bulunarak küçük kurulun, bütün dünya­ya hâkim olmak gayesini güden Ame­rika'nın tesiriyle kurulmuş bulunduğunu söylemiştir.

Malik'i destekleyen Polonya delegesi Julius Katz Suchy, küçük kurulun Ame­rika'ya tâbi bir vasıtadan başka bir şey olmadığını söylemiştir.

Sovyet hücumlarına cevap veren Ame­rikan delegesi Foster Dulles bu kabîl id­dialarıdinlemeninsadececanınısıkmış olduğunu söylemiş ve şunları ilâve etmiş­tir:

Dördüncü defadır ki yine ayni iddiaları dinliyoruz. İki buçuk ay evvel kurulun toplantısının başlangıcında bu iddialara cevap vermiştim. Bugün hepimiz biraz yorgunuz. Artık bu kabil iddialara ce­vap veremiyeceğim. Zira, bütün söyle­nenlerhep ayni hikâye.

Dulle.s, küçük kurulun hâlâ tecrübe dev­resinde bulunduğunu ve Amerika'nın bu yüzden kurulun çalışmalarına devamını tasvipettiğinibelirtmiştir.

— Paris(ChaillotSarayı):

Eski İtalyan sömürgeleri meselesinde, Birleşmiş Milleti erdeki Fransız heyetinin esas itibariyle takîp edeceği hareket hattı şu olacaktır: Trablus, İtalyan ve­sayeti altına konulmak gar tiyle Bingazi-niningilizvesayetineverilmesi.

Fransa bu münasebetle, Somali'de İtal­yan, Pizan'da Fransız vesayetinin kurul­masına ve Habeşistan ile İtalya'nın ka­bul edebileceği âdilâne bir hal çaresi bu­labilmek için Eritre hakkındaki kararın geriye bırakılmasına taraftar olduğunu bildirecektir.

Fransa'nın bu hareket hattı, Bingazi ü-zerindeki vesayeti İngiltere'ye verip, Trablus hakkında her türlü kararın ge­ciktirilin ssin i isteyen İngiliz - Amerikan noktainazarındanayrılmaktadır.

4 Aralık1948

— Paris:

Siyasî komisyonun bu geceki toplantısı, başkanların gaybubeti dolayısiyle komis­yon raportörü bulunan Selim Sarper ta­rafından teamüle göre, açılmazdan ev­vel Sovyet delegesi hiç bir şahsî mülâha­za gütmemekle beraber komisyon rapor-türlerinin iç tüzük bakımından başkan­lığa seçilmeden riyaset etmelerine itiraz etmiş ve bu toplantı için bir başkan se­çilmesiniteklifeylemiştir.

Bu teklif, Sovyet delegesinden sonra söz alan Birleşik Amerika, Lübnan, Mısır ve Veni Zelanda delegeleri tarafından hay­retle karşılanmıştır. Amerikan delegesi, Selim Sarper'in büyük bir salâhiyet ve kiyaset gösterdiğini, Lübnan delegesi, riyasette gösterdiği iktidardan dolayı Se­limSarper'inbaşkanlığınıtakdiretmek icap ettiğini ve Yeni Zelanda Başbakanı Peter Frazer ise, evvelâ Sovyet murah­hasının iddiasında ısrar etmemesini rica ettikten sonra, Selim Sarper kadar ta­rafsız, salahiyetli ve muktedir bir baş­kana rastgelmeûiğini alenen söylemekle şeref . duyduğunu kaydetmiştir. Selim Sarper bu münasebetle komisyon üyele­rine hitaben şu beyanatta bulunmuştur: «Bizim fikirlerimize uymıyan fikirlere hürmet etmeğe alışkın olduğumuz için, Sovyet delegesinin bu prensip müdaha­lesinden dolayı şahsan müteessir olmadı­ğıma kendisini temin ederim. Hakkımda özel sözler söylemek nezaketinde bulu­nanlara ve bilhassa Yeni Zelanda'nın Başbakanına teşekkürlerimi arzederım. Ancak, kendi tavsiyesi veçhile Sovyet de­legesi itirazını geri alsa bile siyasî ko­misyonun bu mevzuda reyine müracaat etmeden bu kürsüde oturmayı, doğru bulmuyorum.»

Bundan sonra Selim Sarper'in bu gece ve bundan sonra lüzum hâsıl oldukça si­yasî komisyona riyaset etmesd keyfiyeti reye konulmuş ve üç müstenkif, iki mu­halife karşı 35 oyla kabul olunmuştur. Sovyet ve Ukrayna delegeleri muhalif, Beyaz Rusya, Polonya ve Yugoslavya müstenkif kalmışlardır. Müteakiben Se­lim Sarper koimsyondan aldığı salâhiyet ile bu geceki toplantıyı açmış ve baş­kanlıketmiştir.

Komisyonun umumî havasına bakıldığı zaman, Sovyet delegeseinin bu itirazının âdeta Selim Sarper lehinde güzel bir te­zahüre vesile teşkil ettiği görülmekte idi. Komisyon dün geceki toplantısında Filis­tin meselesi hakkındaki İngiliz karar su­retini 9 uncu fıkrasından itibaren müza­kereye devametmiştir.

— Chaillot Sarayı:

Siyasî komisyon bu sabah İngiliz karar suretinin heyeti umumiyesini oya koy­madan evvel Kanada tâdil teklifini 21 muhalif ve sekiz müstenkife karşı 24 oy ile kabul etmiştir. Bu tâdil teklifine gö­re, Birleşik Amerika, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği ve Çin temsilcilerinden müteşekkil kurul komitesi uzlaştırma komisyonuna üç memleket seçecektir. Kont Bernadotte'un aracılık vazifesine seçilmesinde de ayni usul tatbik edilmiş­tir.

İngiliz projesi; Birleşik Amerika. Çin. İngilizdominyonları,Fransadadahil


olmak üzere batı Avrupa memîekelteri, ve bazı güney Amerika murahhas heyet­leri tarafından desteklenmiştir. Bu teklif, Birbirine tam mânasiyle zıt sebeplerden dolayı hem Arap ve hem de Slav memleketleri tarafından reddedil­miştir.

Teklif, Slavlar tarafından taksim plânı­na aykırı telâkki ettikleri Bernadotte plânına bazı noktalarda atıflarda bulun­duğu için, Araplar tarafından ise, ne de olsa taksim plânına dayandığı ve bir Arap Filistini kurulması imkânlarını mu­hal kıldığı için reddedilmiştir.

Siyasî komisyon, 21 muhalif, 4 müsten­kife karşı 21 oyla Suriye tarafından ileri sürülen ikinci bir teklifi reddetmiştir. Suriye teklifinde, genel kurulun bir Ya-hucıi devleti kurmak üzere Filistin'i tak­sim etmeğe hakkı olup olmadığı ve İn­giliz manda idaresinin sona ermesi üzeri­ne Filistin'in hukukî durumunun ne ola­cağı hakkında, milletlerarası adalet diva­nına müracaat edilmesi tekrar talep e-dilmekteîdi.

Suriye teklifinin reddinden sonra siyasî komisyon, Filistin hakkındaki çalışmala­rınıbitirmiştir.

Siyasî komisyonun gündeminde bundan sonra Kore meselesi yer almaktadır. İn­giliz delegesi oturumun pazartesi günü tekrar toplanılmak üzere tatilinden ev-Vel söz alarak, İtalyan sömürgeleri me­selesine tercih hakkı verilmesine dair teklifte bulunmak hakkının mahfuz ol­duğunu bildirmiştir. Birleşik. Amerika delegesi ise, önce Kore meselesinin mü­zakere edilmesi lehinde olduğunu bildir­miştir.

6 Aralık 1948

— Paris,(Chaillotsarayı):

Japonlara karşı kazanılan zaferden sonra Kore'de karşı karşıya gelen Amerika ve Sovyet Rusya arasında Kore meselesi hakkındaki esaslı ihtilâf bugün siyasî ko­misyonda müzakereler açılır açılmaz der­hal kendini göstermiştir. Siyasî komisyonda Kore halkını kimin temsil edeceği meselesi bahis mevuzu ol­maktadır.

Bu husustaiki takrirsunulmuştur: Çekoslovakmurahhasheyetitarafından verilenbirincitakrir,Ağustosayındaki seçimlerdensonrakurulanvemerkezi

şimalî Kore'de bulunan Kore demokratik halk cumhuriyeti murahhasının Kore'yi temsil etmesini istemektedir.

Çin tarafından verilen ikinci takrirde ise Birleşmiş Milletler komisyonunun ra­poruna dayanılarak Kore'yi temsil hak­kını Mayıs 1948 de yapılan seçimleri mü­teakip güney Kore'de kurulan «Milli Hükümet» murahhasına verilmesi gerek­tiği ileri sürülmektedir.

Yine bu takrire göre bahis mevzuu oları seçimler, Birleşmiş Milletler komsıyonu-nun gidebileceği bütün yerlerde ve kon­trolü altında, yani güney Kore'de yapıl­mıştır.

Böylece Çin murahhası Çiang, 1947 genel meclisinin verdiği karara göre, yani Bir­leşmiş Milletler komisyonunun kontrolü altında seçilen Kore mümessillerinin ge­nel kurulda Kore'yi temsil etmesi hak -kında olduğunu bildirirken diğer taraf­tan Çekoslovakya, Ukrayna. Polonya, Yugoslavya, Beyaz Rusya, ve Rusya tem­silcileri birbiri ardından söz almışlar ve yalnız Kore'deki demokratik halk cum­huriyetinin Kore'yi hakkile temsil ettiği­niiddiaetmişlerdir.

Rusya adına konuşan Malik. Kore'deki ecnebi kuvvetlerin bahsinde Amerikan hükümetinin değil, Sovyet hükümetinin tahliyede bulunduğunu ısrarla söylemiş­tir.

Malik, «bu memleketin bağımsız olması için mutlak bir şart» teşkil eden bu me­sele üzerinde öğleden sonra tekrar ko­nuşacağınıbildirmiştir.

7 Aralık1848

— Paris:

Assamblenin dünkü genel oturumunda mesaiye 11 Aralıkta son verilerek 1 Şu­batta Nevyork'ta devam edilmesi hakkın­da büro tarafından yapılan teklifle gün­demdeki bütün meselelerin bir neticeye bağlanmasına kadar çalışmaya devam e-dilmesi yolunda İngiliz murahhas heyeti tarafından yapılan teklif, hararetli mü­nakaşalaramevzuteşkiletmiştir.

İngiliz murahhas heyetinin teklifinde, dün sabah Mac. Neil'in ayrıca siyasî ko­misyonda da yaptığı gibi, İtalyan faömür-geleri meselesini hemen müzakereye im­kân vermek arzusunun mühim bir âmil teşkilettiğianlaşılmaktadır.İngilizteklifi büyük bir çoğunlukla reddedildikten sonra, çalışmalara 11 Aralıkta son veri­lerek 1 Şubatta Nevyork'ta devam edil­mesi hakkında büro taralından yapılan teklifin müzakeresine sıra geldiği vakit, Türk delegesi Selim Sarper, 1 Şubat ta­rihinde ayni zamanda üyesi bulunduğu­muz ekonomik ve sosyal konseyin de toplanacağını ve mahdut kadrolu mu­rahhas heyetleri için her iki faaliyeti te­lif etmenin güç olacağını ve bu cihetin dikkate alınması lâzım geldiğini hatırlat­mıştır. Assamble Başkanı bundan dolayı Türk delegesine teşekkür etmiş ve me­selenin ehemmiyetle tetkik edileceğin; söylemiştir. Bunun üzerine Arjantin mu­rahhası tarafından 1 Şubat tarihinin 1 Nisana tahvili hakkında yapılan teklif assamblece tasvip edilmiştir.

— Chaillot Sarayı:

Birleşmiş Milletler kurulu nezdindeki A-merikan murahhası Foster Dulles, bu sa­bah Birleşmiş Milletler siyasî komisyo­nunda Kore hakkında cereyan eden mü­zakereleri müteakip komünist hükümet ve partilerinin kullandıkları tedhiş ve baskı usullerine yegâne karşılık olarak milletler camiasının mânevi te^anüdüne hitaplademiştirki:

Belki de, Birleşmiş Milletlerin yapabi­lecekleri en büyük yardım, milletlerarası sahada bu usuller kullanıldığı veya kul­lanılacaklarına dair tehditlerde bulunul­duğu zamanlar bunu önlemektir. Millet­ler camiasının diğer kısmı, elindeki bü­tün barış usullerini kullanarak, Birleş­miş Milletler vasıtasiyle, yahut kurulun üyesi ve anayasaya riayet eden memle­ketler olmak sıfatiyle, bahis mevzuu u-sullerin muvaffakiyetle neticelenmesine mâni olmak için gayretlerini bilmüza-keretanzimvetertipetmelidir..

Amerikan murahhası. son zamanlarda kurulan ve daha şimdiden tehlikeye gi­ren Kore Cumhuriyetinin menfaatlerini birinci komisyon nezdinde mürîafaj ederkenbuinancınıifadeetmiştir.

Amerikan murahhası. Avustralya ve Çin murahhasları ile birlikte sunacağı karar tasarısında Birleşmiş Milletler komisyo­nunun kontrolü altında cereyan eden se­çimleri müteakip kurulan Kore Cumhu­riyeti hükümetinin Birleşmiş Milletler tarafından meşruiyetinin tasdikini, yani bu hükümetin resmen tanınmasını istiye-cektir.

Evatt, ileri sürülen soruyu cevaplayarak, Balkan meselesinin tanzimine ait görüş­melere, muhtemel olarak gelecek hafta­danitibarenbaşlanacağınısöylemiştir.

— Paris,(ChaillotSarayı):

Birleşmiş Milletler kurulu bu akşamki umumî toplantısında aracının raporunda ileri sürülen ve güvenlik konseyi takrir­lerinde yer almış bulunan Filistin anlaş­masının karar suretinin mukaddemesini ilgaya ve yerine «Genel kurul, Filistin durumunu yeniden gözden geçirerek cümlesiniikameyekararvermiştir.

Madde madde oya konulan esas metin ile her maddenin ilgasına ait .tâdil tek-lilleri umumi olarak 44 oyla kabul edil­miştir. Slav ve Arap memleketlerle Bo­livya, Meksika ve Guatamala müstenkif kalmışlardır. Asamble Filistin uzlaşma komisyonu . üyelerinin sayısının üçten beşe çıkarılmasını isteyen Polonya tekli­fini 6 muhalif ve 5 müstenkife karşı 47 oyla reddetmiştir.

Asamble, İsrail devleti ile Filistin Arap­ları ve komşu Arap devletler arasında iyi münasebetleri idame ve teşvike uz­laşma komisyonunu memur eden ' fıkra­nın Filistin'e ait takrir suretinden çıka­rılmasına 8 muhalif ve 3 müstenkife karşı46oylakarar vermiştir.

Asamble beş büyük devleti temsilen se­çilecek üç devlet delegelerinden mürek­kep uzlaşma komisyonunun kurulması hakkındaki Fransız teklifini muhalefetsiz olarak 11 müstenkife karşı 43 oyla tas­vipetmiştir.

Asamble bunu müteakip, esas metinde gösterildiği üzere uzlaşma komisyonunun delâleti ile olacak yerde, uzlaşma komis­yonu ile birlikte veya doğrudan doğru­ya müzakerelerle anlaşma yolunu ara­mak hususunda Araplarla Yahudiler ara­sında görüşmelere başlanılmasını isteyen takriri 9 müstenkife karşı 44 oyla Kabul etmiştir.

Asamble Plistin'de Nasıra şehrinin kut­sal yerler arasında bulunmasına ve bu­raya serbestçe girmenin korunma ve .sağlanmasıyolundauzlaşmakomisyonunun, kurulun gelecek toplantısında tavsi­yelerde bulunmasına ait Belçika tâdil teklifini 10 müstenkife karşı 41 oyla ka­bul etmiş ve Nâsıra'mn Kudüs gibi mil­letlerarası statüsü olmasını talep eden San Salvador teklifini 11 muhalif ve 27 müstenkife karşı 17 oyla reddeylemiş-tir.

Asamble, Kudüs bölgesinin sınırlarının tâyinine ait 27 Kasım 1947 tarihli tak­rirde zikredilen kısmın ilgası hakkında­ki Pakistan teklifini 8 muhalif ve 5 müs­tenkife karşı 40 oyla kabul etmiştir. Fa­kat Birleşmiş Milletler Kurulu fiilî kon­trolü altına konularak ayrı bir statüden faydalanacak bölge sınırlarını aynen ip­kaeylemiştir.

Asamble bundan sonra Lidda ile Hayfa-nın serbest hava meydanı ve limanı ola­rak sayılmalarını tavsiye eden aracı ra­porunun bu kısmına ait kaydın ilgasını talep eden teklifi 10 muhalif ve 9 müs­tenkife karşı 46 oyla tasvip etmiştir. Asamble, Arap mültecilerinin yurdları-na dönmek hakkına sahip olduklarının Birleşmiş Milletler kurulu tarafından ilânını tavsiye eden ve geri dönmek is-tcmiyenlere tazminat verilmesi hususuna uzlaşma komisyonunun nezarete memur edilmesini isteyen aracı raporunun bu kısmının ilgasına ait son tâdil teklifini 8 müstenkife karşı 44 oyla kabul etmiş­tir.

Asamble, Filistin için bir uzlaşma ko-komisyonu kurulmasına ait tâdil teklifi­ni 15 muhalif ve 8 müstenkife karşı 35 oyla tasvip _ etmiştir. Araplarla Slavlar ve Küba muhalif oy vermişlerdir. Boliv­ya, Britanya, Şili, Kostarika, Guatamala. Hindistan, İran ve Meksika müstenkif kalmışlardır.

Beş büyükler bundan sonra toplanmışlar ve Asamblenin bu akşamki kapanış otu­rumundan evvel uzlaşma komisyonuna girecek 3 üye devleti seçmek üzere gö­rüşmelerebaşlamışlardır.

— Paris,(ChaillotSarayı):

Türkiye Büyük Elçisi Menemencioğlıı, Birleşmiş Milletler kurulu üçüncü genei oturumunun kapanışı münasebeti ile France - Presse Ajansı muhabirine ver­diğidemeçteşunlarısöylemiştir:

i Birleşmiş Milletler üçüncü umumî top­lantısı birinci kısmının sona erdiği gün­deşucihetikabuledebilirizki,tetkik

edilen meselelerin çoğunda siyasî neti­celer alınmamış olsa bile, genel kurulun tartışmaları hsr halde çok faydalı olmuş­tur.

Birleşmiş Milletler mesaisinin akameti iddiası ileri sürülürken kurula sunulan meselelerle içinâe yaşadığımız zamanla­rın mukayesesinin kolayca unutulması temayülügözeçarpmaktadır.»

12 Aralık 1943

— Paris,(ChailîotSarayı):

Geceleyin toplanan genel kurul, toplan­tısına son vermeden evvel siyasî komis­yonun Kore hakkında verdiği kararı tas­dik edip etmemek hususunda tereddüt ettiği ve kurul başkam Evatt, komisyon raporunu sadece meselenin derhal ince­lenmesi veya ikinci toplantıya bırakıl­ması için okuttuğu halde Ukrayna dele­gesi Manouileski, işin esası üzerinde uzun bir müdahalede bulunmuştur.

Manouileski, Birleşmiş Milletlerin Kore geçici komisyonunun raporuna ve siyasî çoğunluğu tarafından alınan karara şid­detle hücum ederek bunun «yanlış hâ­diselere istinat ettiğini» ve «hükümetin emperyalist arzularını ve Amerika'nın Kore üzerindeki inhisarını- gizlemeğe matufolduğunusöylemiştir.

Ukrayna delegesi, Kore için kurulan ko­misyon raporunda parçalar zikretmiştir. Manouileski'ye göre bunlar güney Kore-de sözde Birleşmiş Milletlerin kontrolü altında cereyan eden seçimlerin hakikat­te «polis tedhişi ve yabancı baskısı» al-tmda yapıldığın: ispat etmektedir. Ma­nouileski, Kore için kurulan komisyonun «hukukî bir hayal» olduğunu söyleyerek delillerinitekrarlamıştır.

Çin murahhası Tsiang, bilâkis genel ku­rulun kararı mümkün olduğu kadar ça­buk kabulü için ısrar etmiş ve 30 mil-■ yon Korelinin mukadderatının bu kara­ra bağlı olduğunu söylemiştir.

Bundan sonra Beyaz Rusya delegesi, Balkan komisyonunun çalışmalarını it­ham eden uzun vesikalar göstermiştir. Bir saate yakın süren bir münakaşadan sonra Evatt, bugün öğleden sonra saat 15 te toplanmak üzere oturuma saat 2 de son vermiştir.

— Lapstone:

Birleşmiş Milletlerin Asya ve Uzak doğu iktisadî komisyonu 13 gün süren toplantı devresini tamamlamıştır.

Komisyon, sanayi gelişmesi, ticaret, ma­liye, iaşe, tarım ve su taşmalarının kon­trolü gibi konuları ihtiva eden karar su­retlerikabul etmiştir.

Komisyon gelecek toplantısını, bu arada daha önce toplanmak için hususî bir ka­rar verilmediği takdirde, 1949 sonbaha­rında yapacaktır.

Tartışmalarda Hint delegesi Asya için bir «Marshal plânı» kabulünü istemiştir. Amerikan delegesi, bu husustaki Ameri ■ kan durumunu aydınlatarak, Birleşik Amerika'nın umumî bir plândan ziyade, belirli tasarıların bu anda daha faydalı olacağı kanaatinde bulunduğunu bildir­miştir.

Amerikan delegesi. Birleşik Amerika'nın şimdiye kadar Asya ve.Uzak doğu ikti­sadî komisyonundaki memleketlerin kal­kınmasına iki milyar dolarla yardım et­tiğini hatırlatmış, «Amerikan kaynakla­rınınhudutsuzolmadığını»söylemiştir.

— Beyrut:

Unesco genel konferansı, isviçre ve Mo­nako'yu sırasiyle 45 inci ve 46 ncı üye olarak kabul ettikten sonra çalışmalarına sonvermiştir.

Unesco yeni genel müdürü Jaime Torres Bodct kapanış oturumunda yaptığı de­meçte ezcümle şöyle demiştir: Şayet bütün milletler Unesco zihniyeti­nin gelişmesine ve semere vermesine yardımederlersesulhkurtulabilir.

Unesco'yu kurduğumuz zaman bu yeni teşekkülün bir çok engellere karşı koy­mak zorunda kalacağını biliyorduk. Bu zorluklar «Modern dünyadaki kültür ay­rılıklarımdan ileri gelmekte ve bu ayrı­lık her kültürün içinde mevcut ayrılık­lardan doğan buhranla daha bariz bir hal almaktadır.

Gelecek nesilleri harp felâketinden kur­tarmağa matuf olan Birleşmiş Milletler rin amacı ancak, insan kafasının en giz­li hücrelerinde saklı bulunan harp fik­rini söküp attığımız zaman gerçekleşebi­lir.- İşte bunun içindir ki, Unesco, sade ilim sahasında değil, fakat kültür saha­sında da bazı görevler deruhte etmiştir. Terres Bodet, her şeyi şüphe ve tered­dütle karşılaşma siyasetinin de, Unesco-nun karşı koymak zorunda bulunacağı zorluklardan biri olduğunu ve bu sebeple de Unesco'nun daha büyük bir hara­retle çalışması gerektiğini belirttikten sonrademiştirki:

Gerçek ile barış birlikte yürür. Millet­lerin birliği için fikir birliği elzemdir. Terres bodet, sözlerine devamla, millet­ler tarafından desteklenen çok sayıda plân ve tasarıların, ikinci tehlikeli en­geli teşkil ettiğini kaydetmiş ve şöyie de7 mistir:

Mesut bir neticeye varmak için özlü iş­lerle uğraşalım ve şayet gerekirse raı-liyetimizisınırlandıralım.

Une?co'nun bir -tek telâkki ve muayyen bir politika sistemi lehnidc çalışan bir propaganda âleti olmak tehlikesini gös­terdiği hakkındaki kanaatin doğru ol­madığını söylîyen Torres Bodet sözlerine şöyledevametmiştir:

Gerek milletlerin karşılıklı anlaşmaları­na, gerekse muhtelif kültürlerin sulh dâ­vası uğrunda ahenkli bir surette işbirli­ği yapmalarına dürüst bir şekilde hadim olacak her fikri daima iyi karşıladık ve her zaman iyi karşılıyacağız. Unesco mevcut diye, yapılması gereken bütün işlerin yapılmasını ondan istemek, bu teşkilâttan asla gerçekleştivemiyeceği bir mucizeyi istemek demektir. İnsanlığın akıbetini ıslâh yolundaki göre­vinde bütün hükümeti erin Unçsco'ya yardımlardabulunmalarınıdilerim.

— ChailîotSarayı:

Birleşmiş Milletler Kurulunun son top­lantısı münasebetiyle bazı delegeler bu gün beyanatta bulunarak kurulun üçün­cü içtima devresinin birinci kısmının bir bilançosunu yapmışlar j Fransız milleti­nin ve Pa'-is şehrinin misafirperverlikle­riniövmüşlerdir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Trygve Lie bu münasebetle söz alarak Fransız hükümetine ve Paris belediyesi­ne minnettarlığını ifade ettikten sonra demiştir ki:

«Birleşmiş Milletlerin Avrupa'da toplan­maları çok isabet oldu, çünkü bu kıtada Avrupa'nın imarına ve barış meseleleri­ne yakından temas edildiği için onlara daha kolaylıkla vâkıf ölmek imkânı bu­lundu. »

Lie, kurulun bu toplantı devresinde kay­dettiği başar: ve muvaffakıyelsizliklere temas ederek neticenin göründğünden iyi olduğunuteminetmiştir.

Alkışlar arasında kürsüye gelen Fransız Dışişleri Bakanı Schuman da şunlar: söylemiştir:

Bütün devletler, hattâ arzuları hilâfına da olsa, burada verilen kararlara mertçe uymalıdırlar; bu bir demokrasi icabıdır. Bakan bu toplantı devresinin fiilî neti­celerine temasla insan hakları beyanna­mesinin Paris'te kabul olunduğunu gör­mekten duyduğu gururu belirtmiş ve söz­lerinişöylebitirmiştir:

«Fransa, dünya milletlerinin Fransız top­rakları üzerinde toplanmasına karar ver­mekle kendisine bahşetmiş oldukları şe­refi pek iyi takdir etmiştir. Fransa bu içtima devresinin, barış dünyasının ima­rı gibi müşkül ve çok sabır istiyen yolda birmerhaleteşkilettiğinekanidir.

Sıra John Foster Dulles'e gelince şunlar: söylemiştir:

İngiltere, Çin. Meksika delegeleri de si-mamış ve anayasanın kendisine verdiği yetkiler dışına çıkmamıştır. Kurul bazen çok uzun nutuklar yüzünden vakit kay­betmiş fakat bizim bu üç ay zarfında yaptığımız işle başar-abilecek bir millet­ler arası teşekkül tasavvur edemiyorum. İngiltere. Çin, Meksika delegeleri de si­yasî meselelerde ortaya çıkması pek ta­bii olan fikir ayrılıklarına rağmen Bir­leşmiş Milletlerin işbirliği ve milletler­arası tesanüt yolunda ciddî bir ilerleme, kaydettiklerine kani bulunduklarını söy­lemişlerdir.

Fakat Visinski temsil ettiği memleket hesabına kurulun, çalışmalarını müsait bir zaviyeden göremiyeceğini belirtmiş ve demiştir ki:

«Burada mevcut temsilcilerden çoğu Bir­leşik Amerika ve îngiltereyi takip ede­rek genel kurulun milletlerin barış vc-güvcnliğini temin yolunda tedbir alma­sınamâniolmuşlardır.»

Vişinski atom silâh]nı yasak etmek ve diğer silâhları azaltmak için ortaya attı­ğı bazı tekliflerin reddedildiğini hatırla­taraksözlerineşöyledevametmiştir:

«Birleşmiş Milletler, milletlerarası işbir­liğini zaafa uğratmak yolunda bir adım daha atmışlardır.»

Nihayet Evatî söz alarak Birleşmiş Mil­letler Kurulunun milletler arasındaki o-toriteyi temsil ettiğini, milletlerin hizme­tinde bulunan en muazzam barış kuvveti olduğunusöylemişvegösterilenmisafir perverlîk ve kolaylıklardan dolayı Pari.-şehrine, Fransa'ya ve Fransız hükümeti­ne teşekkürlerini sunmuştur.

14 Aralık1948

—> Paris :

27 Kasım 1948 tarihindenberi Chaillot Sarayında dört Balkan memleketi ile Birleşmiş Milletler Kurulu başkanı Evatt ve Genel Sekreteri Trygve Lie arasında cereyan eden görüşmeler sonunda hazır­lanan, Yunanistan, Yugoslavya, Bulga­ristan ve Arnavutluk arasındaki anlağına tasarısıtanzimedilmişbulur maktad ir.

Evatt'm basma yaptığı demece göre, cid dî terakiler elde eden görüşmeler, ta­hakkuk safhasına girmiştir. Müzakerelere önümü zdeki Nisan ayında Lake Succes' de kat'î olarak devam edilecek ve bu n-rada gerek kurul başkanlığı, gerek genel sekreterlik ilgili taraflara azamî yardı­ma hazır bulunacaklardır.

Öte yandan tasrih edildiğine göre. Yuria-nistanla Arnavutluk arasındaki hudutla­rın kat'î tesbitine ait kesin anlaşma üze­rinehenüzmutabakathasılolmamıştır.

15 Aralık1948

— Chaillot Sarayı :

Seylân'ın Birleşmiş Milletlere kabulü meselesi bu sabah Güvenlik Konseyinde oy'a konunca, şu neticeler elde edilmiş­tir:

Amerika, İngiltere, Fransa, Çin, Kolom-bia, Arjantin, Belçika, Suriye ye Kanada Seylân'ın Birleşmiş Milletlere kabulü le­hinde, Rusya ile Ukrayna da aleyhte oy vermişlerdir.

Bu suretle, Rusya veto hakkını kullanın­ca, Seylân'ın Birleşmiş Milletlere kabulü reddedilmiş, ve bunu müteakip, Güvenlik Konseyi, gündemin üçüncü maddesini teşkil eden Haydarâbat meselesinin tet­kikinegeçmiştir.

Güvenlik Konseyi başkanı Langehove' nin teklifi üzerine bu mesele Lake Suc-cess'de görüşülmek üzere Ocak ayı ba­şına kadar talik ediîmişitr.

Güvenlik Konseyi, Önümüzdeki C uma günü İsrail devletinin kabulü meselesi­nin tetkikine dOvam etmek üzere saat 13.15 de oturumuna nihayet vermiştir.

—Paris :

Suriye murahhası Faris El Huri bu sa­bah İsrail hükümetinin Birleşmiş Millet­lere kabulü hakkında cereyan eden mü­zakereler sırasında birçok defalar söz al­mıştır. Reddedilmesi fikrinde bulunduğu bu meselenin müddetsiz olarak tehirini istiyen Suriye delegesi İsrail hükümetinin Birleşmiş Milletlere girmesi lehinde alı­nacak bir kararın muhtelif memleketler ve bilhassa Arap memleketleri üzerinde yapacağı tesire Güvenlik Konseyindeki murahhas heyetlerinin dikat nazarını çek­miş ve şunları söylemiştir:

Sulh ve güvenliği idame etmekle vazifeli olan Güvenlik Konseyinin İsraile BirleJj-miş Milletler kapısını açması ve bu müs­tevli grupunu ve yüzsüz misafiri 58 mil­letle beraber oturmağa davet etmesi cid­den hayret verici olacaktır. Böyle bir şey dünyamızın tarihinde hakikaten eşi­ne rastlanılmaz bir hâdise olacaktır.

17 Aralık 1948

—Paris,(ChaillotSarayı):

Güvenlik konseyi saat . 10,45 de Chaillot Sarayındatoplanmıştır.

İsrail devletinin Birleşmiş Milletlere adaylığı hakkındaki gündemin kabulün­den sonra, meselenin tehirini isteyen İn­giliz teklifinin münakaşasına geçilmiştir. Sir Aîexander Cadogan. Amerikan heye­tinin geçen çarşamba günü ortaya attığı noktai nazarla hemfikir olmadığını söy­lemiş, İsrail hükümetinin Birleşmiş Mil­letlere kabulünün, Filistin uzlaştırıcı ko­misyonu müzakerelerini güçleştireceğini belirtmiştir.

Sovyet murahhas heyeti ile de ayni fi­kirde olmadığını söyleyen ingiliz murah­hası, Faluja'daki Yahudi kıtalarının mevcudiyetini ve Yahudi kuvvetlerinin Lübnan'da ve Ürdün hudut!armdaki ha­reketlerini hatırlatarak, hâdiselerdeki mes'uliyctîn açıklanmasından evvel gü­venlik konseyinin «acele bir hal çaresi» bulmakyolunagidilmesiniistemiştir.

Suriye delegesi Fâris El Huri de İsrail devletî adaylığının hukukî veçhesi üre­rinde durarak, birçok meseleler hakkın­da, bilhassa İsrail devletinin Birleşmiş Milletler kuruluna alınmasını tavsiye ederken güvenlik konseyinin milletlera­rası misak ve hukuka muvafık hareket etmişolupolmıyacağmıanlamakhuşusunda milletlerarası adalet divanının is-tişarî mahiyette fikrinin alınmasını gü­venlik konseyine tavsiye etmiştir. Öte yandan Suriye delegesi, Filistin ihtilâ­fında bahis mevzuu olan taraflardan bi­rine siyasî kolaylıklar göstermiş olma­mak için İsrail devleti lehinde bir karar almamasını da güvenlik konseyinden is­temiştir.

Amerikan delegesi Jessup, Amerikan he­yetinin, İsrail devletinin kabulü lehine oy vereceğini söylemiş ve İngiliz tekli­fine ve milletlerarası adalet divanının fikri alınması için Suriye tarafından ile­ri sürülen teklife muarız olduğunu bil­dirmiştir.

Arjantin murahhası da meselenin tehiri­ni isteyen İngiliz teklifine muarız oldu­ğunu söylemiş ve heyetinin de Birleş­miş Milletler misakmm istediği şartları yerine getiren İsrail devletinin kabulü lehine oy vereceğini bildirmiştir. Öğleye doğru Parodi, Fransız heyeti na­mına İsrail devletinin adaylığı hakkında alınacak her türlü kararın talikini kat­iyetle istemiştir.

18Arahk 1948

—Tel-Aviv:

Birleşmiş Milletler teşkilâtının, İsrail devletini derhal kabul etmeyi reddettiği haberi yaymlanaîı beri İsrail devletinde büyük bir hayal sukutu vardır. Evvelce gazeteler İsrail devletinin Birleşmiş Mil­letlere kabul edileceğinin hemen, hemen muhakkak olduğunu belirtmiş oldukla­rından, hayal sukutu büyük olmuştur.

Bu hususta resmi hiç bir tepki mevcut olmamakla beraber, yetkili çevrelerin kanaatine göre, bundan böyle uzlaştırma komisyonunun görevi çok daha zorlaş­mış olacaktır. Orta sınıf halk, Filistin meselesinin, Birleşmiş Milletlerde değil. Filistin'dehalledileceğinidüşünmektedir.

19Aralık 1948

—Paris:

Güvenlik konseyi başkanı ve Belçika delegesi Fernand Van Langenhove, kon­seyin yarın saat 10,30 da toplanarak En­donezya'da savaşların tekrar başlamasın­dan doğan durumu inceleyeceğini bildir­miştir. Langenhove. Endonezya'daki Bir­leşmiş Milletler ara bulma komisyonu ta­rafındankonseyeçekilmişolantelgraf-


tan henüz malûmatı olmadığım belirt­mekle beraber komisyonun âcil bir ha­reket talebinde bulunduğunu teyit et­miştir..

Hatırlardadır ki, konsey Önümüzdeki iç­tima tarihini tesbit etmeden geçen cu­magünütoplantılarınıkesmişti.

20 Arahk 1948

— Paris:

Güvenlik konseyinin bu .sabahki oturu­mu saat İlde başlamıştır. Oturum açı­lınca Başkan Van Langenhove, konsey toplantısının 22 Aralık tarihine bırakıl­masını isteyen Sovyet Dışişleri Bakanı Molotov'un telgrafını okumuştur. Kon­sey, bunun üzerine, toplantının çarşam­ba gününe bırakılmasına karar vermiş­tir.

21Arahk 1948

—Chaiîlot Sarayı:

Birleşmiş Milletler kurulundaki Hollan­da heyeti dün güvenlik konseyi başkanı­na, Endonezya'daki ara bulma komisyo­nunun 12 Aralıkta verdiği raporu tefsir eden bir mektup göndermiştir. Bugün Chaiîlot sarayında neşredilen bu mek­tup, ara bulma komisyonuna verilmiştir. 12 Arahk raporundaki hâdiselerin tahli­linden evvel mektup: «Ara bulma .ko­misyonunun, Endonezya cumhuriyetçileri tarafından Renville anlaşmasının ruhu­na ve metnine aykırı tavrını ve cumhu­riyetçiler tarafından mütarekenin de­vamlı ihlâlini raporunda tasrih etmeme­sinden dolayı» Hollanda hükümetinin te­essürlerini belirtmektedir. Bundan başka bu tefsir mektubunda şöyle denilmekte­dir:

«Hollanda hükümeti, herhangi bir hare­ketinin Renville anlaşmasına veya gü­venlik konseyi önünde yaptığı demece veyahut Birleşmiş Milletler tarafından Endonezya ara bulma komisyonunun teş­kilinde âmil olan hedeflere aykırı oldu­ğunukesinolarak yalanlar.»

22Arahk 1948

—Chaiîlot Sarayı:

Güvenlik konseyinde gündemin oy bir­liği ile kabulünden sonra Avustralya, Hollanda,Hindistan,FilipinveEndpnezya murahhasları masada yer almağa davet edilmişlerdir.

Bundan sonra söz alan Birleşmiş Miilct-lerdeki Hollanda heyeti başkanı Reijen, hükümetinamınaşöylekonuşmuştur:

Hollanda - Endonezya birliği çevresi içinde, Hollanda Krallığı ile ayni müsa­vata, malik müstakil bir Endonezya fede­rasyonu kurmak için Endonezya'da takip edilen ve edilecek olan siyaset hürriyeti sağlamaktır. Bu siyaset aşağıdaki pren­siplere dayanan Kenville ve Lingardjati anlaşmalarına uygundur. Bu prensipler şunlardır: Endonezya halkının istiklâli, Hollanda ve Endonezya milletleri arasın­da işbirliği, bir federasyon prensipine göre müstakil bir Endonezya devletinin kurulması ve Endonezya birleşik devlet­leri ile Felemenk Krallığının diğer kı­sımları arasında, Hollanda tacı etrafında birleşme.

Hollanda hükümeti, müstakil Endonezya Birleşik Devletlerinin teşkilinde sağlana­cak olan ilerlemelereden güvenlik kon­seyini muntazaman haberdar . etmeğe ha--zırdır.

Reijen daha sonra son hâdiselerin tarih­çesini yaparak, Hollanda hükümetinin görüşünü izah etmiş ve demiştir ki: Endonezya'da giriştiğimiz harekât hak­kında güvenlik konseyinde en ufak te­ferruata kadar izahat vermemiz, bu mev­zuda konseyin yetkisini kabul etmemizi ifade etmez. Filhakika, Endonezya me­selesi birçok sebeplerden dolayı güvenlik konseyinin yetkisi haricindedir. Bahis mevzuu olan şey müstakil devletler ara­sında bir ihtilâf değil, bir müstakil dev­letin dahilî işidir. Ve milletlerarası sulh ve güvenlik de tehlikede değildir. Bina­enaleyh, Hollanda heyeti ancak güvenlik konseyinden geçen sene olduğu gibi En­donezya işindeki yetkisi meselesini mil­letlerarası adalet divanına sunabilir. Öte yandan Reijen, mütarekenin ihlâli mes'uliyetini bazı komünist tahrikçileri­nin tesirine kapılan bir azınlık üstüne yüklemiş ve Endonezya, Birmanya ve Malezya'deki komünist grupları arasında mevcut bağlılığa güvenlik konseyinin dikkatiniçekmiştir.

Hollanda delegesi, bir Endonezya mese­lesinde federasyon esasına dayanan bir hal çaresi bulmak lüzumu üzerinde ıs­rarla sözlerine son vermiştir.

Güvenlik Konseyi,VanReijen'innutkunun fransizca tercümesi okunduktan sonra mahallî saatle 13.05 te oturuma pon vermiştir.

Konsey mahallî saatle 15 te toplanacak­tır.

24 Aralık1948

—Chaîllot Sarayı:

Güvenlik konseyi müzakerelerinde söz alan Malik, Endonezya meselesi hakkın-da bir karar sureti tasarısı sunmuştur. Bu tasarı, dün Birleşik Amerika murah­hası Jessup'un tevdi ettiğinden daha da ileri gitmektedir.

Amerikalıların da istedikleri gibi, muha­samatın derhal kesilerek iki taraf kuv­vetlerinin hareket üslerine çekilmesini ileri süren Sovyet teklifinde, bundan başka Hollanda hareketinin resmen tak­bih edilmesi ve özel bir komisyon ku­rulması da istenmektedir. Geniş yetkile­re malik ve konseyde üye bulunan bü­tün devletlerin temsilcilerinden teşekkül edecek oian bu komisyon bilhassa, gü­venlik konseyi tarafından verilecek ka­rarlarıntatbikinenezaretedecektir.

Bununla beraber dün tevdi olunan A-merika. Suriye, Kolombiya teklifi daha evveloyakonacaktır.

—Paris:

Güvenlik konseyinin bu sabahki toplan­tısında İngiliz delegesi, hükümetinin. Amerikan delegesi tarafından sunulmuş olan takriri destekliyeceğini söylemiştir. Amerikan takririnde, Endonezya'daki çarpışmalara derhal, son verilmesi ve kı­taların mütareke esnasındaki mevkileri­ne çekilmeleri istenmekte idi.

İngiliz delegesi, Hollanda']]] ann kuvvete başvurmiya karar vermiş olmalarını İn­giltere'nin takbih ettiğini söylemiş ve Hollanda hükümetinin bütün dünyada heyecan uyandıran böyle bir taarruza girişmeden evvel müzakerelere devam etmesi icap ettiği kanaatinde olduğunu, zira bütün anlaşma imkânlarının ince­lenmemişbulunduğunusöylemiştir.

İngiliz delegesinden sonra Fransız dele­gesi Parodi söz alarak Hollandalılar ta­rafından alman tedbirlerin şiddetli ol­duğunu belirtmiş ve şunları ilâve etmiş­tir:

Fakat hissiyata kapılarak meşru haki­katlergözdenkaybedilmemelidir,Fran-

sa, Endonezya'nın hükümran bir devlet addedilebileceği kesin olmadığı için, Hol-lar.da - Endonezya ihtilâfını halletmenin konseyin yetkisi içinde olduğunu şüpheli görmektedir. Bundan dolayı Fransa, A-merifcan karar sureti hakkında oy ver­mektençekinecektir.

Sovyet delegesi, Hollandalıların durumu­nu takbih eden bir takrir vermiş ve şun­ları söylemiştir:

Hollandalılar, Endonezya'da bir tecavüz hareketinegirişmiş,bulunuyorlar.

Sovyetler Birliği bu takririnde güvenlik konseyinin derhal ateş kes emri verme­sini, Hollanda kuvvetlerini çarpışmala­rın başlamasından evvelki mevkilerine çekilmeğe icbar etmesini ve Hollanda makamlarının tevkif etmiş oldukları En­donezya Cumhurbaşkanı ile diğer Endo­nezyalı idarecileri serbest bırakmalarını istemektedir. Sovyetler Birliği bundan başka güvenlik konseyinin emirlerinin yerine getirilmesi ve ihtilâfın halli için gerekli tedbirlerin alınması ile görevlen­dirilecek bir komisyon tâyin etmesini is­temektedir.

— Paris.(ChaillotSarayı):

Güvenlik konseyinde Endonezya meselesi hakkında muhtelif teklif ve tâdil teklif­lerinin oya konmasından sonra Chaülot Sarayında umumiyetle hâkim olan kana­at, bu oyların hakikî bir sürpirz teşkil ettiği yolunda idi.

Filhakika Hollandalıların, Endonezya'da harekâta geçtiklerinden 6 gün sonra ka­bul edilen karar metninde, tarafların kuvvetlerini 18-12 tarihindeki hareket Üs­lerine çekmeleri ihtarı mevcut değildir. Bununla beraber teklif, Birleşik Ameri­ka ve Sovyet Rusya'nın verdiği tasarı­da mevcuttu. Tasarısı ikinci olarak oya konan Sovyet delegesi Malik, Birleşik Amerika, Columbia ve Suriye delegeleri­ni n müştereken sundukları tasarının madde madde oya konması sırasında çe­kimser davranmıştır. Kendisine Fransız ve Belçika murahhasları da iştirak et­mişlerdir. Filhakika bu murahhaslar, güvenlik konseyinin, müstakil bir devle­tin dahili işlerine müdahaledeki yetkisi hakkında şüphe etmektedirler. Zaten Ukrayna murahhasının bulunmadığı bu toplantı, teklifin kabul edilmesi için lâ­zım olan 7 müsbet oy toplanamiyacaktır. Tevkif edilen Endonezyalı siyasî şahsi­yetlerin,Hollandamakamlarıtarafından serbest bırakılmalarından başka, karar­da taraflar muhasamata son vermeğe da­vet edilmekte, böylece Hollandalılar gi­riştikleri harekâtta elde ettikleri kazanç­la bırakılmaktadır.

27Aralık 1948

—Paris,(ChaillotSarayı):

Güvenlik konseyi, Ukrayna heyeti tara­fından talep edilen ve Hollanda kuvvet­lerinin Endonezya'da 13 Aralık tarihin­de işgal ettiği harekât mevzilerine dön­mesini isteyen takriri reddetmiştir. Fil­hakika, Fransa, Birleşik Amerika, İngil­tere. Kanada, Arjantin ve Belçika çe­kimser kaldıklarından bu teklif yalnız Rusya. Ukrayna, Çin, Kolombiya ve Su­riye'nin verdiği lehte 5 oyaîabilmişitr.

Konsey bundan sonra Sovyetler tarafın­dan verilen ve Hollanda hükümetine 24 saat içinde Endonezya'da ateş kesilmesi emrinin kat'î olarak verilmesini isteyen teklifi, de reddetmişitr. Bu son telkif, Fransa, Birleşik Amerika, İngiltere, Bel­çika, Kanada, Arjantin ve Kolombiya'nın çekimser kalmaları ile, Rusya, Ukrayna, Suriye ve Çin tarafından ancak dört leh­te oy alabilmiştir.

28Aralık 1S48

—Paris,iChaillotSarayı):

Güvenlik konseyinin oturumu 15,55 te açılmıştır. Gündemde ilk olarak Filistin ve sonra da Endonezya meseleleri bulu­nuyordu.

Filistin meselesi hakkında .İsrail kuvvet­lerini Necef mütarekesini bozmakla it­ham eden Mısır Dışişleri Bakanı, konse­ye bir mesaj vermiştir. Bundan başka konseye, aracı vekili Ralph Bunche'un iki raporu da verilmiştir. Bu raporlarda ayni bölgede israil kuv­vetlerinin geçtiği taarruzlar belirtilmek­tedir. Bununla beraber bu bölgede Mı­sralıların . herhangi bir kışkırtma hare­ketine geçtikleri henüz müşahede olun-madığ; ve israil kuvvetlerinin simdi Bir­leşmiş Milletler müşahitlerinin faaliyeti­ni tahdit etmelerinden ■ şikâyet edilmek­tedir.

Mısır, Lübnan," Arap yüksek komitesi muvakkat İsrail hükümeti temsilcileri masada yer almağa davet edilmiştir. Sö­zü, Birleşik Milletler Mısır murahhas he­yeti başkanı Fevzi almıştır.

Yeni bir imtihan...

Yazan: Abidin Dav'er

24 Aralık 1948 tarihli «Cumhuriyet» İs­tanbul'dan:

Dün başlamış olan bu, yeni imtihan;. Birleşmiş Milletler teşkilâtı vermektedir. İmtihanın mevzuu da. Holanda'nın En­donezya'ya taarruzudur. Birleşmiş Millet­ler teşkilâtı ve bilhassa Güvenlik Kon­seyi, şimdiye kadar geçirdiği imtihanla­rın çoğunda — Sovyet Rusya'nın 29 defa kullandığı vetolar yüzünden— sıfır al­mıştır. Sıfır almadığı imtihanlarda da, yine sınıf geçebilecek kadar not almak kudretini gösterememiştir. Bu defa Ho-îanda'nın Endonezya'ya yaptığı baskın -taarruz meselesi hakkındaki yeni imti­handa bakalım, ne dereceye kadar mu­vaffak olacak?

Şimdilik, Güvenlik Konseyinde Amerika, Holanda'nın Endonezya Cumhuriyetine karşı kara, deniz ve havadan taarruz et­mesi dolay isiyle şikâyetçi olarak yer al­mıştır. Bu ilk toplantıda Avustralya, Hin­distan, Filipin, Endonezya ve Holanda temsilcileri de bulunmuşlardır. Holanda temsilcisi, Endonezyalıların gelecek ay başında, yâni 10 gün sonra, taarruza geç­mek için hazırlandıkları ve Holanda'nın bunu önlemek istediğini söylemiş ve bu çirkin taarruzu haklı göstermek için iki saat konuşmuştur. Bu arada, Endonezya meselesinin Holanda için dahilî bir me­sele olduğu safsatasını da ileri sürerek, meselenin Güvenlik Konseyinde değil, Adalet Divanına verilmesi lâzım geldiği­nisöylemiştir.

Endonezyalıların 1949 Ocak ayı başında taarruza geçmeğe hazırlandıkları iddiası, pek çürüktür. Bu iddianın hiç bir esasa istinat etmediğini bizzat Holanda taarru­zunun elde ettiği başarı ispat eder. Fil­vaki Endonezyalılar 10 - 12 gün sonrası için bir taarruza hazırlanmış olsalardı, bu kadar gafil avlanmazlar ve cumhuri­yetin merkezi ile birçok şehirler birkaç saat içinde Holandalılarm eline geçmez. Cumhurbaşkanı ile Başbakan ve diğer beş Bakan esir düşmezdi. Onların uğra­dığı bu ilk mağlûbiyetler gösteriyor ki, gizliden gizliye taarruza hazırlananlar Endonezyalılardeğil.Holandalılardır.

Holandaiılar, 10 Mayıs 1940 da naziler-denpek acı birşekilde öğrendikleri baskın taarruz şeklini. Endonezyalılara karşı tatbik etmişlerdir. Holanda gibi medeniyette çok ileri ve demokrat bir memleketin, mütecaviz ve istilâcı totali­ter devletlere ve bolşeviklere .yaraşan baskın - taarruz sistemi ile harekete geçmiş olması barış, hak ve adalet adına ne kadar acı ve teessüfe lâyıktır. Holan­da, Almanların taarruzuna uğradığı za­man bütün medenî dünya nazileri tak­bih etmiş ve Holandalılara acımışlı: şim­di de ayni menfur tecavüz yoluna gir­dikleri için medeniyet âlemi. Holandali-ları takbih ediyor ve Endonezyalılara acıyor.

Amerika konseyce, iki tarafa d:ı ateş kes emri verilmesini ve iki tarafın da Holanda taarruzundan evvelki mevkile­rine çekilmelerini istemiş, bu istek Co-lumbia ile Suriye tarafından da destek­lenmiştir. Endonezya temsilcisi de bu baskın - taarruzu ikinci bir Pearl Har-bour diye vasıflandırdıktan sonra, A-merikan teklifine uygun bir talepte bu­lunmuş, aksi takdirde Endonezyalıla­rın sonsuz bir çete harbi yapacaklarını söylemişi ir. Konsey, henüz bir karara varamamıştır. Dün de meselenin müza­keresine devam edilecekti. Güvenlik Konseyi, Amerikanın teklifini kabul eder de, fakat Holanda Konseyin kararına kulak asmazsa ne olacak? Kon­sey, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı Anaya­sasına göre, Holanda hakkında zecrî ted­birleremüracaatedebilecekmi?

Holanda, Endonezyain istiklâlini yok e-derek"bu genç Cumhuriyeti ortadan kal­dırmak yolundaki tecavüz politikasına devam etmekte İsrar ettiği takdirde, me­denî dünya muvacehesinde işlediği, bu meşhut suça ceza olarak yalnız Ameri­kanın Marshall yardım plânı mucibince vermeği kararlaştırdığı 330 milyon do­lardan mahrum edilecekse, bir halk ta­biriyle söyliyelim ki, bu ceza Holanda-ya vızgelir. Çünkü EYıdonezyanm son­suz servet kaynaklarını Holîandanm is­tediği gibi sömürmesi, bu memlekette milyarlar temin edecektir.

Filvaki Endonezya Cumhuriyetinin ku­rulduğu topraklar, dünyanın en zengin yerleridir. Avrupamn batısında 34201 ki­lometre karelik küçük bir toprak par­çasında yaşıyan 9.700.000 nüfuslu Holan­da'nın uzun yıllardanberî bir sömürge olarak istismar ettiği Endonezya hak­kındabaşkabirsütundaverdiğimizmalûmatı gözden geçirmek Holanda'nın bu memleketi neden İstiklâl ve hürriyetin­den mahrum ederek tekrar bir sömürge halinde kullanmak istediğini göstermeğe yeter. Endonezya, dünyanın tabiî servet­ler bakımından en zengin bir memleke­tidir. Tabiat, bu adalara, oralarda otu­ran insanların refah içinde yaşamaları için ne lazımsa hepsini fazlasiyle ihsan etmiştir.

Endonezyanm eşsiz bir hazine olmasıdır ki, Holandalıların orasını istila ederek 35U yıldanberi bir sömürge halinde kullan­malarına sebep olduğu gibi, İkinci Dün­ya Harbinde de Japonları bütün Endo­nezya adalarını ele geçirmeğe tahrik et­miştir.

Endonezya'yı Japon işgalinden kurtaran­lar, Holandalılar değildir: Holandayı Al­man istilâsından kurtaranlar da Holan­dalılarolmadığıgibi.

Endonezya'yı da, " Holanda'y1 da istilâ­dankurtaranAmerika'lılarîaİngilizler

olmuştur. Bu demokrat milletler, Endo­nezya'yı kurtardıktan sonra. Holandalı-lara teslim etmişlerdir. Şimdi Endonez­yalıların kurdukları genç Cumhuriyetin bu defa da Holandalılar tarafından yok edilmesini önlemek vazifesi onlara te­veccüheder.

Güvenlik Konseyi, icabında, Birleşmiş Milletler Anayasasında mütecaviz dev­letlere karşı mevcut ceza maddelerini tatbika karar verebilir ve Endonezya'nın ablukası, oradaki 150.000 Holandalı as­kerin 75 milyon Endonezyalı tarafından mağlûp edilmesiyle neticelenir ve hak yerini bulur.

Elverir ki, Amerika ile İngiltere işi ciddî tutsunlar ve Güvenlik Konseyi de, vere­ceği kararlara itaat edilmediği takdirde, zecrî tedbirler tatbikma kadar gideceği­ni Holandalılara. ihsas .etsiıı. Bakalım Birleşmiş Milletler Teşkilâtı, bunu yapa­bilecek ve bu imtihanı başarı ile verebi­lecek mi?

Mr. Bevm'in nutku...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

11 Aralık 1948 tarihli «Cumhuriyet™ İs­tanbul'dan :

Avam Kamarasında dış politika hakkın­da yapılan, iki günlük müzakere, Mr. Be-vin tarafından söylenen mühim bir nu­tukla açılmış ve İngiltere Dışişleri Baka­nı bu münasebetle Avrupa sulhunu alâ­kalandıran her meseleye temas etmiştir. Avrupa sulhunu alâkalandıran meselele­rin en birincilerinden biri Berlin mesele­sidir. Mr. Bevîn de İngiltere'nin Berlin-der. ayrılmamak hususundaki noktai na­zarını bir kere daha teyit etmiştir. Müt­tefikler, Berlin'i hava yolu ile beslemeğe devam edecekler ve bu işin külteti neye varsırsa varsın ona dayanacaklar, hattâ Amerika'dan gelecek yeni uçaklarla bu besleme hamlelerini daha fazla kuvvet­lendireceklerdir. O halde müttefiklerin Berlin meselesi üzerinde yumuşıyacakla-rını, yahut ger tüyeceklerini sanmak bey­hudedir. Meselenin halli için biricik ça­re, ablukanın kaldırılmasıdır. Buna ka­rar verildiği takdirde Berlinde tedavül edecek para üzerinde anlaşmak müm­kündür. Fakat her şeyden evvel zorba­lık zihniyetini kaldırmak ve zor kullan­makla bir iş başarüamıyacağını, bir ka­zanç temin edilemiyeceğini belirtmek ve kabul etmek lâzımdır. Zorbalıktan vaz­geçilir ve akıl ve mantıkla hareket edi­lirse o zaman her şey mümkündür. Zac-bahksa ancak mukavemet görecektir.

Mr. Bevin Ruhr meselesini de, Batı Al­manya meselesini de bahis mevzuu et­miş ve bilhassa Fransa'yı tatmin etmek yolunu tutmuştur. Onun için Ruhr hav­zasının sanayini, tekrar Batı Avrupa a-leyhinde kullanmağa imkân verümiye-ceğini tekit etmiş ve bilhassa bu nokta üzerindedurmuştur.

Mr. Bevin, Berlin'de yapılan son seçimin ifade ettiği mânayı ele aldığı zaman bu­rada halkın tam hürriyet içinde reyini vermiş olduğunu ve bu rey vermenin ba-

tılı demokrasi ile demir demokrasi ara­sındaki farkı belirttiğini anlatmak iste­miş, daha sonra Avusturya'nın istiklâlini ve hürriyetini tanımak için her şeyi yap­mağa hazır olduğunu söylemiş, daha son­ra nutkunun en kuvvetli ve en mühim kısmına geçmiştir.

Bu kısım Atlantik paktından ve bu pak­tın istikbalinden bahseden kısımdır.

Mr. Bevin, Atlantik paktı müzakereleri­nin muvaffakiyetle neticeleneceğine inan dığını söyledikten sonra bu sahada dün­yanın bir bölgesinde koîlektif emniyetin tahakkuk edeceğini ve Batı Avrupa em­niyetinin sağlamlanacağmı, bilhassa Fran-sahın bu bakımdan çok faydalanacağım söylemiş, daha sonra yakın istikbal he­sabına gayet parlak bir kehanette bu­lunmuştur:

*— Bir zaman gelecek ki, batı âleminin Savunma ve Maliye Bakanları müşte rek vazife ve müşterek savunma metot­ları üzerinde müzakerelerde bulunacak­lar ve gayeleri kendilerini müdafaa et­mek ve memleketlerinin kaynaklarını işletmekolacaktır.»

Mr. Bevin'in istikbal namına bu kehane­ti, batı birliğinin müşterek müdafaa kur­mak yolunu tutmak zorunda olmasından mülhemse, muhakkak ki, çok isabetlidir. Fakat Mr. Bevin'in üstelik bugünün re­alitesini de hesaplamak mevkiinde oldu­ğunu takdir etmek icap eder ki, bu da onun kehanetine, daha çok müsbet bir mahiyet verir.

Demekki,işinbugünkütutumuergeç, bu neticeye varacak ve batı birliği, müş­terek bir müdafaaya dayanan sağlam ve kuvvetli bir cephe teşkil edecektir. Bu yüzden Mr.Bevin kuru birgösteriş farzettiğiAvrupa konseyi işinedeğer vermemişvebuyoldasarfolunacake-meklere acırcasına söz söylemiştir. Mr. Bevm'in bu nutku umumiyetle ümit verici bir mahiyettedir ve batınıniitik balikurtarmakazmiylehareketettiğini ifadeetmektedir.Buyüzdennutkunte­siriumumiyetleiyiolmuştur.

Queİlle, Maliye Komisyonunun tebliğin­de, Amerikan yardımının Marshall plâ­nını kabul eden memleketler tarafından hiç bir manevî esareti tazamroun etme­diği, fakat bu memleketlerin sadece sağ­lam bir maliye kurmaları yolunda giriş­tikleri taahhütlere riayeti arzu ettiği ci­hetinin belirtilmek istendiğini ilâve et­miştir.

14 Aralık 1948

— Paris:

Bu akşam Fransız Halk Topluluğu Par­tisi tarafından kışlık velodromda tertip­lenen toplantıda söz alan General de Gaulle önce «iftirakçılar» a hitap ederek şöyle demiştir:

«Tuttuğunuz yol, ne Fransızlığa, ne de insanlığa yakışır. Harp içinde memleke­tin savunma ve kalkınma işlerini herşey-den üstün tutarak sizlere tekrar millî ca­mia içine girebilmek imkân ve fırsatın verdim. Halbuki sizler sonunda yine ya­bancıları seçtiniz. Şimdi elinizdeki te"k koz memleketi istilâ ettirmektir. Aranız­da sizleri samimiyetle takip edenlere şunları demek isterim: «İftirakcı ve hatta işbirlikçi olmaktan başka yapılacak şey­ler de vardır. Benimle birlikte gelin.» Aranızda bulunanlardan bazıları dahs şimdiden bana gelmişlerdir ve daha baş­kaları da gelecektir. Bununla beraber halkımızın artık umursamaz ve duygu­suz bir millet haline geldiğini iddia eden­ler de vardır. Her Fransızm yalnız ken­dini düşündüğünü ileri sürenler bulunu­yor. Büyük vazifeyi başarmak için bîr araya gelmeyi beklemeyiniz. Her birimiz ferden üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmeliyiz. Millete nifak ve sefalet re­jimini tatbik etmemeliyiz. Devletin zaa­fından ve millî çöküntüden faydalanarak siyasî partilerde, işlerde, sendikalarda ve basında yalnız kendi menfaatleri uğrun­da çalışanlara uygun gelen bu oyuna kendimizi kaptırmamalryız. Fransa ana­nevi vazifesini başarmalı ve dünyaya ör­nek olmalıdır. İşte arkadaşlarım, bizim en b'üyük ve kardeşçe basanlacak vazi­femizbudur.»

15 Aralık 1948

— Paris:

Eski Mareşal Petain'in Yüksek mahkeme huzurunda müdafaasını üzerine alan Avukat İsorni, A.F.P. Ajansı muhabirine yaptığı bir beyanatta, Mareşal Petaîn im-zasiyle Diario de Noticias adlı bir Por­tekiz gazetesinde çıkan yazıların hatıratı değil, Mareşalin, hâkimlerine verdiği iza­hattan ibaret olduğunu söylemiş ve şim­di bir Portekiz gazeteesinde intişar eden yazıların, birkaç zaman evvel Belçika, İsviçre, Kanada ve Güney Amerika ga­zetelerinde de çıktığını ilâve etmiştir İsorini şöyle demiştir: «Bu notaların Ma­reşal tarafından Yeu adasında yazıldığı­nı iddia etmek yanlıştır. Bunlar hapsin­den ve hattâ muhakemesinden evvel ya­zılmıştı. Mareşal 1945. te Montrouge kale­sinde bulunurken takibettiği politikaya ait izahatını kaleme almıştır. Bu notlar bilâhare Yüksek Mahkeme Sorgu Hâki­mine verilmiştir."

18 Aralık 1948

— Paris:

Vichy Hükümetinin eski İçişleri Bakanı Marcel Peyrouton'un muhakemesi, Yük­sele Divanda dün başlamıştır. Vichy Hü­kümeti zamanındaki faaliyetleri arasın­da kendisine isnat edilen belli başh suç­lar şunlardır: Vincent Auriol, Jules Moch ve Grumbach'ın enterne edilmesi, Leori Blum, Daladier, Georges Mandcl ve Ge­neral Gamel'in tevkifi.

20 Aralık 1948

— Paris:

Dün akşam Fransız Halk Topluluğu Milli Kongresinin kapanış oturumunda söz alan General de Gaulle, Avrupa'nın hür memleketlerinin, Birleşik Amerika tara­fından alınmış cömert ve pratik tedbir­ler diye vasıflandırdığı tedbirlerle ahenk­li bir surette acilen bir iktisadî birlik kurmalarıgerektiğinisöylemiştir.

General, Avrupa Birliğine temel teşkil edecek olan esasların, Almanya'nın akı­betiyle ayni zamanda tesbit edilmesi ge­rektiğini ve dünya akıbetinin Almanya-nmkine bağlı bulunduğunu ve bunun yal­nız Almanya'nın öneminden değil, ayni zamanda Almanya'nın doğu sınırlarında bekliyeri muazzam tehditten ileri geldi­ğini söylemiştir.

General de Gaulle. Almanya'nın eski prensipler esas tutulmak üzere kalkındı­rılmasınamuhalifbulunmuşveAlmanya'nın. Avrupa Birliğine ithal edileoile-cek federatif bir varlık olarak mütalea edilmesi lüzumunu belirtmiştir. Ruhr meselesine temas eden de Gaulle, bu bölgenin, Avrupa Birliğine, Alman karakterini kaybetmeksizin millî bir statü ile iştirak edebileceğini söylemiş ve de­miştir ki:

«Şayet, bir Ruhr meselesi bahis mevzuu ise bu bizim kabahatimiz değildir- Fakat Ruhr'un Alman dinamizminde kalmasına müsaade edersek bu bizim hatamız olur.»

23 Aralık 1948

— Paris:

Dün bir saatlik bir oturumdan sonra mahkeme 61 yaşında bulunan eski Vichy İçişleri Bakanı Peyrouton'u. Petain hü­kümetine iştirak suçundan beraat ettir­miştir.

İddia makamı, Peyrouton'un 6 Ağustos 1940 tan istifasını verdiği 1941 yılına ka­dar İçişleri Bakanı sıfatiyle Daladier. Edouart,LeoıiBlumvePaulReyna.ud

gibi üç eski bakanın. 4 üncü Cumhuriyet Başkanı Georges Mandel'in tevkiflerine veya enterne edümlcerine sebep olduğu­nu iieri sürmekte idi.

24 Aralık 1948

—Paris:

Meclis, istihsalin ve vergilerden bir ço­ğunun arttırılmasına dair hükümetin tek­lifini 248 e karşı 299 oyîa kabul etmiştir. Başbakan Queille devletleştirilmiş fabri­kaların bu yıl 55 milyar franklık bir açık verdiklerini, fakat beklenmedik bir ha­dise zuhur etmezse açığın gelecek yıl 10 milyar franga indirilebileceğini söyeJ-miştir.

28 Aralık 1948

— Paris:

Devamlı kulaklık hidroelektrik ist;hsa-lâtını azaltmış olduğundan hükümet elek­trik cereyanını şiddetle kısmayı tasarla­maktadır.

Tebliğde, mütarekeyi ihlâl eder mahi­yette hareketlerin mütemadiyen arttığı­nı askerî şeflerin binlerce cumhuriyetçi askerin cumhuriyetçi olmıyan topraklara geçmelerini ve burada suikast harekâtın­da bulunmalarını kplayl aştırdıkları be­lirtilmekte ve şöyle denilmektedir:

Cumhuriyetçi hükümet mütarekeye ria­yeti sağlamak için müessir tedbirler al­madığından Hollanda Hükümeti artık kendisini mütareke anlaşmasile bağlı saymıyacağı gibi Cumhuriyetçi toprak­larda silâhlı harekâtın devam etmesine de daha usun zaman müsaade edemez.

Hollanda Hükümeti tebliğde, Hollanda-Endonezya Birliği içinde Hollanda ile ay­nı müsavatı haiz müstakil bir Endonez­ya Devletleri kuracağı yolundaki vaadle-rîni tamamile yerine getireceğini ve Cumhuriyetçi topraklarına, burada bulu­nan halkın fikri alındıktan sonra istik­balde muvakkat federal hükümete dahil olabileceğinibildirmektedir.

—Singapur:

Batavya Radyosu, Endonezya Cumhuri­yetinin başkenti olan Jagkakarta'nın alın­dığını resmen bildirmiştir.

—Batavya:

Jagkakarta Radyosunun haber verdiğine göre, Cojakartanın kuzeyinde Kolinrang-da bulunan Hayırseverler Cemiyeti, bu sabah Paris'e telgraf çekerek, askerî ha­rekâtın yeniden başlaması dolayısile Gü­venlik Konseyinin müdahalesini istemiş­tir.

Radyo, iki gündenberi Batavya'da bulu­nan Amerikan murahhası Merle Coch-ron'a da bir telgraf çekildiğini ve ken­disine tam yetki, lüzum gördüğü şekilde hareket etmesi için salâhiyet verildiğini ilâve etmiştir.

—Batavya:

Endonezya'daki Kolanda Yüksek Komi­seri Dr. Lewis Beel radyoda verdiği de­meçte, Hollanda Hükümetinin, artık mü­samaha götürmez duruma son vermek için resmen mütarekeyi ihlâle karar ver­diğini söylemiş ve Hollandalı askerlerin karşı taraf topraklarını işgal etmek için harekete geçmediklerini, hedeflerinin şimdiye kadar kanunsuzluk hüküm süren bu yerlerde adalet ve güvenliği yerleş­tirmek olduğunu iîâve etmiştir.

Endonezya Cumhuriyetine karşı geçilen hareketi haklı göstermek için Cumhuri­yetçi hükümetin Renville anlaşmasını yü­rürlüğe koyamadığını ve koymak iste­mediğini söyleyerek demiştir ki: Hollanda ile Endonezya arasında işbirli­ğini sağlamak için can ve mal güvenli­ğinin hâkim olması, silâhlı çetelerin nü­fuzlarının ve şiddetli hareketlerin sona ermesi zaruridir.

Dr. Louis Beel son müzakerelerde bazı Cumhuriyetçi liderlerin tethîşçi çetecile­re karşı müessir olamadıklarını teslim ettiklerini hatırlatarak demecine son ver­miştir.

Hollanda Hükümeti Federasyona bağu diğer devletleri bu tedhişçi ordunun eli­ne bırakamaz. Bu durumu kabul ettiği takdirde Hollanda Hükümeti hürriyetle­ri garanti eden ve Hollandaya bu top­raklar halkının güvenliğini sağlamasını emreden Birleşmiş Milletler misakma ay­kırı hareket etmiş olacaktır.

— Paris:

Birleşmiş Milletler teşkilâtı nezdindeki Hollanda murahhas heyeti Başkanı, bu akşam bir basın toplantısı nda şu beya­natta bulunmuştur:

Gayemiz hür ve demokratik bir Endo­nezya kurmaktır. Fakat bunu yapabilmek için evvela Cumhuriyeti sulhsever bîr yola sevketmemiz gerekir. Tethişçiler, Endonezyada bir diktatörlük kurmak ar­zusundadırlar. Halbuki biz diğer devlet­lere karşı, Endonezyamn bağımsızlığına riayet taahhüdündebulunduk.

Murahhas heyeti başkanı Ejıdonezyada bulunan Hollandalı kuvvetlerin yüz bin, buna mukabil Cumhuriyetçi kuvvetlerin ise üç yüz ilâ dört yüz bin kadar olduk­larını ilâve etmiştir.

Güvenlik Konseyinin toplantısından bah­seden sözcü demiştir ki:

Hollanda Hükümetinin kanaatine göpe Güvenlik Konseyinin, bu bahsi inceleme­si salâhiyeti haricindedir.

20 Aralık 1948

— Londra:

Alınan malûmata göre, Endonezya'dakî askeri harekât haberi Hollanda'da sükû­netlekarşılanmıştır.

Sosyalist, katolik ve protestan sendikaları, üyelerinden protesto grevi yapmama­larınıistemişlerdir,

—Batavya:

Hollandalı askeri mahfillerde belirtildi­ğine göre, kara, hava ve deniz harekâtı devam etmektedir. Bir kol, Jogjakarta'-nın 25 mil kuzey-batısmdan geçerek Hint denizine muvazi olarak uzanan yolda ilerlemektedir.

Siyasî duruma gelince Cava'nın batı böl­gelerindeki hükümet, doğu Endonezya devletinin takip ettiği hareket hattına uyarak, Hollandalılar tarafından teklif edilen ■ muvakkat hükümet teşkilini red­detmiştir. Bu suretle Hollanda hüküme­tinin harekâtını üestekliyen tek bir fede­ral idare kalmışbulunmaktadır.

—La Haye:

Hollanda Başbakanı Drees, bugün Mec-lis'te verdiği beyanatta Hollanda'nın, En­donezya hürriyetini sağlamak maksadile şimdiki harekete giriştiğini söylemiş ve hadieslerin bir tarihçesini yaptıktan son­ra Cumhuriyet kuvvetlerinin mütarekeyi ihlâl eden hareketlere devam etmelerinin ve Endonezya Cumhuriyetinin bu hare­ketlere mani olmak hususunda gösteidî-ği beceriksizliğin Hollanda Hükümetini Endonezya Cumhuriyeti Başbakanı Hat-ta'nın -şahsî mahiyette ileri sürdüğü tek­lifleri redde ve arabulma komisyonunun Amerika ile müzakerelere yeniden baş­lamak için yaptığı teklifi cevapsız bırak­mağa sevkettiğini belirtmiş ve demişti? ki:

Hollanda'nın ya Endonezya'yı tamamile bırakmak veya askerî harekâta girişmek­ten başka şıkkı yoktur. Felemenk Hükû-etinmin Endonezyalılardan mürekkep bir hükümetle Endonezya Birleşik Devletleri statüsünü yürürlüğe koymaktan başka si­yasî bir maksadı yoktur.

Drees,beyanatınaşöylesonvermiştir:

Diğer memleketlerin, aldığımız kararın zaruretini derhal anlayacakları beklen­memelidir. Endonezya meselesinin bizim için yeni ve büyük güçlükler çıkartması mümkündür.

21 Aralık 1948

— La Haye:

Hollanda hükümetinin Endonezya'da ta­kipettiğisiyaset,parlâmentonundün

akşamki oturumunda müzakere konusu olmuş ve çoğunluk grupla şefleri tara­fından oy birliği üe tasvip edilmiştir. Sosyalist grupu başkanı Vander Goes, bugünkü anlaşmazlığın hakeme havale edilemiyeceğini, hukuk bakımından bir itiraz ve ihtilâf noktası bahis konusu olmadığınısöylemiştir.

Denizaşırı Topraklar Bakanı Sassen, şim­diki anlaşazmlığın halli için aracılık ve hakeme müracaat yollarının yetmiyece-ğini söyleyerek müzakereye son vermiş­tir.

Komünistlerin derhal ateş kesilmesini is­teyen takrirleri sekiz muhalife karşı 80 oylareddedilmiştir.

—La Haye:

Hollanda hükümeti tarafından bırgün ya­yınlanan bir beyanatta, Endonezya'da girişilen harekâtın, yayılan bazı haberler üzerine zarurî telâkki edilmiş olduğu bildirilmektedir. Hollanda hükümetinin iddiasına göre, cumhuriyetçiler hudut hattı üzerine 100,000 asker toplamışlar­dır.

Hükümet tebliğişöyle devamediyor;

Cumhuriyet ordusu ayni zamanda bü­yük manevralar yapılacağını da bildir­mişti. Bütün bunlar hudut boyunca ar­tan bir gerginlik yaratmıştır. Cumhuri­yetçiler bundan başka birçok hâdiselere de sebep olmuşlar ve Hollanda makam­ları, her gün sayısı artan bu hâdiseler karşısında daha sert tedbirler almak zo­runda kalmışlardır.

—Batavya:

Hollanda tebliğinde bildirildiğine göre, Hollanda kuvvetleri Java'nın merkezin­de bulunan Banjarnegara'yı işgal etmiş­lerdir.

Java'nın doğusunda Hollanda kuvvetleri Malang'm güneyinde bulunan Vlingi'yİ zaptetmişlerdir.

Diğer taraftan Sumatra'mn kuzeyinde bu­lunan Asahan eyaleti tamamiyle Hollan­dalılar tarafından işgal edilmiştir. Hol­landa kuvvetleri, şimdi temizleme hare­ketlerindebulunmaktadırlar.

22 Aralık 1948

—Vaşington:

Endonezya Cumhuriyeti ile Hollanda kuvvetleriarasındaçarpışmalarınyeniden başlaması üzerine Amerika'da duyu­lan endişe ve hayal sukutu Amerikan gazete sütunlarında geniş yorumlar şek­linde aksettirilmektedir.

Makalelerin ekserisinde, her iki tarafça, geçen Haziranda kabul edilmiş olan mü­tareke hükümlerinin Hollandalılar tara­fından ihlâl edilmesi tenkit olunmakta ve bu hareket, Amerika'nın da üye bu­lunduğu Birleşmiş Milletler aracılık ko­mitesi çalışmalarına zarar verir mahi­yette addolunmaktadır.

Makaleler. Hollanda ve Endonezya ara­sında cereyan eden görüşmelerin muvaf­fakiyetle devam etmesindeki güçlükler­den ve millî duygu âmillerinden de bah­setmektedirler.

Makalelerin ekserisinde, Amerika'nın ıs­rarı üzerine bu meselenin önümüzdeki çarşamba günü incelenmesini kabul e-' den güvenlik konseyinin derhal tedbirler alması gerektiği ileri sürülmektedir. Washington Posta gazetesi ezcümle şöy­le demektedir:

Hollanda hükümeti, Endonezya'deki karı­şıklıkların, Hollanda iç siyaseti ile ilgili olduğu ve Birleşmiş Milletler hükümleri haricinde bulunduğunu her zaman iddia etmiştir. Bu iddia vakıalara istinat edil­diği takdirde desteklenemez. Endcmezya'daki hâdiselerin neticeleri, güvenlik konseyindeki Amerikan delege­si Jessup'un geçen pazartesi açıkladığı gibi, çok vahim olabilir.

Hollanda delegesi, güvenlik konseyinde yaptığı demeçte «milletlerarası teşekkül­ler veya dost devletler tarafından vâki olacak hiç bir müdahale duruma bir sa­lâh getiremiyecektir» demişti. Bu beya­nat ihtilâf halinde bulunan taraflarca, belki de şimdiye kadar yapılmış olan en açık bir beyanattır. Gerçekten, dostane bir şekilde yapılan herhangi bir müda­hale, tarafların bu müdahalenin başarı ile neticelenmesini arzu etmedikleri tak­dirde, durumu hiç bir zaman ıslah ede­mez. Hollanda'nın bunu arzu etmediği ise, aşikârdır. Birleşmiş Milletler aracı Komitesini bertaraf etmeğe matuf bu halinde bulunmasına rağmen, âni olarak girişilen polis hareketleri kadar La-haye'ninitibarınıkaybettirmektedir.

Scripps Howard, Washington News'de şunlarıyazıyor:

Endonezya'da harbin tekrar başlaması, BirleşmişMillelterteşkilâtınavedünya

sulhüne karşı bir meydan okumadır. Gü­venlik konseyinin bu son ihtilâfı ihmal etmesi çok vahim sonuçlar verir. Harbin yeniden başlamasından Hollanda hükü­meti sorumludur. Sebebi her ne olursa olsun, Hollanda hükümetinin, adaletin yerine getirilmesi için takip ettiği usul yanlıştır.

Demokrasiye ve dünya barışma bu ka­dar hizmetlerde bulunmuş olan Hollan­da hükümetinin ve Birleşik Amerika ge­leceğinin menfaati namına. Lahaye hü­kümetinin, Endonezya'da mütarekenin tesisi ve meseleye milletlerarası bir hal çaresi bulmak hususunda, güvenlik kon­seyi ile işbirliği yapacağını ümit ediyo­ruz.

New-York Times gazetesi bu konuda şunlarıyazmaktadır:

Hollandalıların Endonezya hakkındaki iddiaları bitarafane mütalâa olunmak için tetkike tâbi tutulmalıdır. Fakat bu mesele Hollanda ile Uzakdoğu münase­betleri çerçevesini aşmakta, bütün Asya ile batı münasebetlerini ilgilendiren bîr mahiyetalmaktadır.

New-York Star gazetesi şöyle diyor: Elinde bulunanı muhafaza etmek amacı­nı güden bütün sömürge devletlerinde olduğu gibi, Hollanda'nın bu kararı da ana memlekette menfî tepkiler uyandı­racaktır.

Hollandalılar Endonezya'nın Birleşmiş Milletlere üye olmasını, dış siyasetini kendisi kontrol etmesini ve bilhassa ti­caretini kendi kontrole tâbi tutmasını is­temektedirler.

Bu, tam mânasiyle, yirminci asır gidi­şatını hazmedememiş bir sömürgecilik siyasetidir.

— Batavya:

Hollanda kuvvetleri. bugün, Java'nm merkez bölgesinde büyük bir zafer ka­panarak cumhuriyetçilerin büyük şehir­lerinden ikincisi olan Suragartag'ı işgal ettiklerini bildirmektedirler. Diğer ta­raftan, bu kuvvetlerin, Jogjakarta'dakİ paraşütçüler ve piyade kuvvetleri ile te­masageçtiklerideilâveolunuyor.

Hollandalıların Endonezya'da teşebbüs ettikleri nizam ve asayişi temin yolun­daki harekât ile ilgili olarak, bugün, Seylan'ın da diğer Asyalı memleketlerin protestosuna iştirak ettiği ve limanlarını, askervemühimmatnakledenbütün Hollanda gemilerine kapadığı haber ve­riliyor.

Sumatra'nın kuzeyinde bulunan cumhu­riyetçi radyo, dün gece, cumhuriyet hü­kümetinin Singapur, Yeni Delhi ve Bangkok'daki mümessillerine gönderdiği bir mesajda, Endonezya hükümetinin başkentinde vazifesine devam ettiğini te­min etmiştir. Bahsedilen başkentin, Su­matra'nın merkezi Surittinggi olduğu zannedilmektedir.

Diğer taraftan, askerî bir sözcü, Liü-rang'da tecrit edilmiş bir durumda bu­lunan ara bulma komisyonu üyelerinin tehlikeden masun olduklarını söylemiş­tir. Lahay'de ise, Jogjakarta'da bulunan iki komisyon üyesinin Batavya'ya döne-bilmeleri için her türlü kolaylıktan fay­dalanmış oldukları belirtilmiştir.

Avustralya'da, liman işçileri federasyonu icra komitesi, sendika konseyine, Endo­nezya'ya gidecek olan Hollanda gemile­rini yüklemeyi yasak etmesi teklifinde bulunmuştur.

24 Aralık 1948

— LaHaye:

Hollanda askerî sözcüsü, Cava ve Hol­landalıların, adanın dağlık bölgesinde bulunan Spearkanta'nm 40 kilometre do­ğusundaki Tavangmango'yu işgal ettik­lerini haber vermşi ve demiştir ki:

Şehrin güney doğusunda Wonogiri'de ko­münist şefi, uzun müddet mukavemet et­miştir.

Sumatra'da Hollanda kuvvetleri Meûan'ın güney doğusundaki Kotapinang'ı da iş­galetmişlerdir.

Cava'da Endonezyalılar, her gün biraz daha fazla• tahriptabiyesini •tatbiketmektedirler. Böylece Cava'nm bütün doğusuna elektrik cereyanı veren Koli-konto'daki elektrik merkezleri kısmen tahrip edilmiştir. Mamafih askerlerin mukavemeti zayıftır. Cumhuriyetçi ordu. Hollanda kuvvetleri ile temasa gelmek­tenkaçınmaktadır.

Sözcü, Hollanda kuvvetlerinin 19 ölü ve 43 yaralı verdiğini ve öte yandan güven­lik konseyinde evvelki gün cereyan eden müzakerelerin ve bilhassa Amerikan mu­rahhasının demecinin, Hollanda hükü­metinin Endonezya Cumhuriyetine karşı giriştiği harekâta, netice ne olursa ol­sun, devam kararında hiç bir değişiklik yapmadığınıbildirmiştir.

31 Aralık 1048

— Batavya:

Sükûnu iade için 14 gün süren askeri hareketten sonra Hollandalıların Cava adasında hedeflerine eriştiklerini iddia etmekte olmalarına rağmen, buradaki müşahitler, cumhuriyetçi kuvvetlerin - ta-mamiyle bozguna uğratılmış oldukları hakkında şüpheli görünmektedirler. Şimdiye kadar yayınlanan Hollanda teb­liğleri, her yerde mukavemetle karşıla­şıldığından ve iki taraf kayıplarının az­lığından bahsetmiştir.

Cumhuriyetçilerin mukavemetlerinin kı­nlamadığı fikri hâkimdir. Cumhuriyetçi kuvvetler kat'i mahiyette netice alınabi­lecek bir savaşa girişmektense kuvvetle­rini her tarafa dağıtmak suretiyle plânlı ve sistemli çarpışmaları tercih etmişler­dir. Öte yandan, cumhuriyetçilere ait birçok küçük radyo .merkezleri Hollan­dalılarca işgal edilen yerlerde geniş öl­çüde çete harbine devam edildiğini bil­dirmektedir.

image002.gifimage003.gifimage004.gif9 Aralık1948

—Budapeşte:

Küçük Mülk Sahipleri Partisi, bellibaşlı idarecilerinden biri olan Macar Başbaka­nı Lajos Dinnyes'e güvenini kaybettiği­ni bildirmiştir'

Parti, solcu görünmeğe çalışan burj uva unsurlarının partiden çıkarılması gerek­tiği kanaatindedirler.

Parti üyeleri, parti tarafından kabul edi­len hareket hattı üzerine, Lajos Dinny-es'le beş müsteşarının bugünkü hükü­mette ifa ettikleri görevden istifa etme­leri gerektiğini söylemektedirler. Parti, bu kararını, memleketten kaçmış olduğu birkaç gün evvel bildirilen eski Maliye Bakanı Miklos Nyardi hakkında cereyan eden uzun görüşmelerden sonra almıştır.

Başbakan Dinnyes, Nyardi'nin memle­ketten kaçması işine karışmış olmakla ve parti içindeki ikiyüzlü unsurlara kar­şı yeter derecede dikkat ve ihtiyat gös­termemiş olmakla itham edilmektedir, Parti tebliğimde, Nyardi'nin kaçışının Küçük Mülk Sahipleri Partisi ile koalis­yon kabinesine iştirak etmekte olan Ko­münist ve Köylü Partilerinin itimatları­nı sarsmış olduğunu bildirmektedir. Ko­münistler koalisyon kabinesinde bütün esaslı görevleri üzerlerine almış bulun­maktadırlar.

İaşe, Kalkınma, Ticaret ve Maliye Ba­kan yardımcıları ile, Başbakan yardımcı­sının da Dinnyes'le beraber istifa etme­lerigerekeceğibildirilmektedir.

Diğer taraftan, partide, basında ve hü­kümette Küçük Mülk Sahipleri Partisi­ne mensup yüksek memurlar arasında esaslı bir temizleme hareketi yapılacağı ilerisürülmektedir.

—Budapeşte:

Macar Başbakanı Lajos Dinnyes, bugün istila etmiştir.

—Budapeşte:

Küçük Mülk Sahipleri Partisinin dün akşamki toplantısından sonra, Macar Baş­bakanının istifasına kimse hayret etme­miştir.

Burada yayınlanan haberlere göre, Ta­rım Bakanı ve Küçük Mülk Sahipleri Partisi Başkanının yarın Başbakanlığa getirileceğibildirilmektedir.

10 Aralık 1948

—■ Budapeşte:

Bugün saat 13 te toplanan Parîâmento si­yasî komitesinin oy birliği ile verdiği karara göre, Dinnyes kabinesi Ziraat Bakanı ve Küçük Emlâk Sahipleri Par­tisi Başkanı Etinne Dobi'nin Başbakan­lığa adaylığı bugün öğleden sonra Cum­hurbaşkanının tasvibine sunulacaktır. Bî-]indiği gibi, Parlâmento siyasî komitesi muhalefet ve muvafakate mensup bütün partilerin temsilcilerinden mürekkeptir. İyi haber alan kaynaklardan bildirildi­ğine göre Dobi kabinesi, iki değişiklik müstesna, Dinnyes hükümetinin ayni o-lacaktır. Bu değişiklikler. Nyaradi'nin kaçması ile açık kalan Maliye Bakanlığı ile Dobi'den boşalan Ziraat Bakanlıkla­rındaolacaktır.

Ulaştırma Bakanı, İşçi Partisi üyelerin­den Gero, kendi görevinde kalmakla be­raber Maliye Eakamna vekâlet edecek­tir. Ziraat Bakanlığını Küçük Emlâk Sa­hipleri Partisi saylavlarından ve Macar kooperatifleri Başkanı Etienne Czala de­ruhte edecektir. Bu sabah Dinnyes hü­kümeti son toplantısını yapmıştır. Ba­kanlar Kurulu Dinnyes'in istifasını res­men öğrenmek üzere bir formaliteyi ye­rine getirmek için toplanmış ve bundan sonra hükümet deistifaetmiştir.

12 Aralık 1948

—Budapeşte:

BundanböyleMacarordusundasiyasî komiserler bulunacaktır. «Siyasî subay» adı verilecek olan bu subaylar, kütlenin siyasî ve ideolojik talim ve terbiyeleri­ne memur bulunacaklardır.

Bu yolda ilk adım olarak bir askeri aka­demi bu sabah açılmıştır. Bu hususta demeçte bulunan Savunma Bakan muavini General Nogrady, siyasi subayların ödevlerini belirtmiş ve ez­cümleşunlarısöylemiştir:

«Siyasî subaylar orduya, halka karşı sa­dıkane çalışmak, vatanseverlik, Stalin'e muhabbet ve mücadeleci sosyalist zihni­yetlerini aşılayacaklardır.»

—Londra:

Londra'nın yetkili çevrelerinde öğrenil­diğine göre, Ruhr konferansında Ameri­ka murahhas heyeti şefi Lewis Douglas dün mahdut komitede, Ruhr ve bilhas­sa milletlerarası kontrol ve idare mese­leleri hakkında son Fransız tekliflerine dair hükümetinin görüşlerini bildirmiş­tir.

Murahhas heyetlerine yakın çevrelerde dün yapılan gizli toplantıdaki beyanat­tan meydana çıkan Amerika'nın hareket hattı hakkında çok ketum davranılmak-tadır.

Fakat basın haberlerine göre. Dışişleri Bakanlığı. Fransa'ya bir cemilede bulun­mak üzere. Savunma Bakanlığından ve­ya iktisadî kalkınma teşkilâtından daha fazla ^uzlaştırıcı bir hareket hattı güt­mek niyetindedir.

13 Ara'ık 1948

—Budapeşte:

Dıaiş]eri Bakanı Berey, Macaristan hü­kümeti adına İtalya'nın Budapeşte Elçi­si Benzoni'ye !0 Aralıkta bir protesto notas'vermiştir.

Nota, Macaristan'ın, ordu mevcudunu barış andlaşmasmda tesbit edilen sayı­dan fazla arttırmakta ve bundan dolayı İtalya'nın tarafsızlık siyaseti gütmesine imkân bırakmamskta olduğuna dair Kont Sforza'mo Parlâmentodaki demeci üzerineverilmiştir.

İlalyan Dışişleri Bakanı, ayni zamanda, 120 üyelik bir Sovyet askerî komisyonu­nun Macar ordusunu kontrolü altında bulundurduğunu da bildirmiştir. Macar hükümeti bu iddiaların asılsız ol­duğunuilerisürmüştür.HakikatteMa-

caristan'ın ordu mevcudu, müsaade edi­len miktardan çok aşağı bulunmaktadır. Üstelik, Macaristan Cumhuriyeti askerî kuvvetlerini tam kontrolü altında bu­lundurmaktadır.

15Aralık 1948

— Budapeşte:

Yeni Macar Başbakanı kabinesini Par­lâmentoya takdim etmiş ve bu münase­betle, hükümetin kapitalizme karşı gayet sert tedbirler alacağını söyledikten son­ra, yüksek devlet memurlarına, emper­yalist ajanların getirilmemesi için büyük bir dikkat sarf edeceğini ilâve etmiştir. Başbakan bundan sonra Cardinal Min-dszenty'eyenihücumlardabulunmuştur.

16Aralık 1948

— Nevyork:

Budapeşte'den bildirildiğine göre, bun­dan böyle Macar ordusu tamamen ko­münist diktatörlüğünün emrinde buluna­caktır. Ordu. komünist olmıyan bütün memleketlere karşı bir düşmanlık hissi ile yetiştirilecektir.

—Budapeşte:

Macar hükümeti, Birleşik Amerika Hü­kümeti tarafından sebep olunan zararla­ra misilleme olarak Macaristan'daki A-merikan emlâkinin müsadere edileceğini Birleşik Amerika'ya bildirmiştir. Birleşik Amerika'ya tevdi edilen ve sert bir lisanla yazılmış olan Macar notası resmi bir tebliğle yayınlanmıştır. Nota­da, Amerikan Hükümeti, Macar petrol kuyularının devletleştirilmesi işinde iki Amerikalıyı yanlış ifade vermeğe zorla­mışolmaklaithamedilmektedir.

Amerikan Hükümeti, Macar - Amerikan petrol şirketine ait mallara el konulma­sından ileri gelecek bütün kanunî ve malî sorumlulukların Macar Hükümetine râci olacağını Macar Hükümetine bildir ■ mistir.

17Aralık 1948

—Budapeşte:

Küçük Emlâk Sahipleri Partisi, Nyara-di'nin firarından sonra giriştiği temizle­me hareketine devam etmektedir. Arala­rında Dinnyes'in eski kabinesinde Dev­let Bakanlığı etmiş üç kişi de bulunan 12meb'usMeclistenistifaetmişlerdir. Moskova'da başarılan ve Sovyet Rusya ile Çekoslovakya arasındaki işbirliğinin sağlamlaşmasına ve gelişmesine müncer olan ve devletimizin iktisadiyatım halkçı demokrasi istihsalimizi kuvvetlendiren müzakereleraçıklanacaktır.

17Aralık1948

—Prag:

Komünist tasfiye komitesi şimdi de Dış­işleri Bakanlığı memurları arasında te­mizleme yapmağa bağlamıştır. Bu ted­bîrlerin kurbanı olan memurların çoğu şubat darbesinden evvel tayin edilenler­dir.

Esnafa ve küçük tacirlere verilen ruh­satların tahdidi hakkındaki kararname mağaza sahipleri arasında endişe uyan­dırmıştır. Bunlar işlerini bırakmak zo­rundakalmaktan korkuyorlar.

18Aralık 1948

—Prag :

Prag belediyesi, şehir meydanlarından birine Stalin'in bir heykelini dâkmeyo kararvermiştir.

24 Aralık 1948

—Prag :

Bata müessesesinin eski Umum Müdürü Dominik Cipera 15 sene ve diğer bir mü­dür 3 sene ağır hapse mahkûm edilmiş­lerdir. Mühendis Malat beraat etmiştir. Müdürler harp zamanında müesseseyi Almanlara teslim etmekten suçludurlar. Almanlar fabrikaları harp imalâtı için kullanmışlardır.

28Aralık 1948

—Prag:

Dün, Çekoslovakya hükümetinin emriyle dükânlar kapatılmıştır. Hükümet makam­ları bu tedbirin karaborsaya karşı girişi­len mücadele için alınmış olduğunu bil­dirmişlerdir.

29Aralık 1948

—Prag :

Resmî haberler ajansının iddia ettiğine göre, işçi sınıfının büyük bir kısmı Çe­koslovak papazlarmı, demokratik halkçı cumhuriyetindüşmanısaymaktadır.

Ayni ajans, sendikalar konseyi toplantı­sı ve icra komitesinin faaliyetinden ba­hisle, işçilerin, Çekoslovak papazların­dan, komünist rejim karşısındaki du­rumlarını aydınlatmalarını istediklerini belirtmektedir.

Macar hükümetinin, başpiskopos Mindes-zenty'ye karşı malûm tavrı takınması ü-zerine Çekoslovak resmî haberler ajan­sının bu beyanatı" yabancı müşahitlerin hayretini mucipolmuştur.

30Aralık1948

—Prag :

Bu akşam neşredilen yarı resmî notada bildirildiğine göre. Çekoslovakya'daki Alman esirlerinin 1062 kişilik son kafile­si Prag'dan geçen 14 aralıkta ayrılmıştır. Bunun neticesinde Çekoslovak toprakla­rında hasta, taşmamıyacak bir halde o-lan Alman askerinden başka esir kal­mamış bulunmaktadır.

Grady, ayın 27 sinde Atina'da olacak ve burada Çin'den dönecek olan Harriman ile buluşacaktır. Yardımın kullanılışında Yunanlılarla Amerikan mütehassısları arasında mevcut fikir ayrılıkları esasta­ki başarılar kargısında tamamiyle ikinci plâna geçmektedir. Bu son bahiste de Ordu Bakanı Royall'in ziyaretinin büyük faydalarıgörüleceğiayrıcakaydediliyor.

20 Aralık 1948

—Atina:

25 bin kişilik bir kuvvete kumanda et­mekte olan General Penzapulos, beya­natta bulunarak. Peloponez'de bir temiz­leme harekâtına başlamak niyetinde ol: duğunu. söylemiştir.

Diğer taraftan hükümetçe yayınlanan bir tebliğde, dün, Tesalya yaylalarında, Se-fades civarında cereyan eden çetin sa­vaşlardan sonra büyük çeteci kuvvetle­rinin püskürtüîdüğü bildirilmekte ve ay­rıca, geçen gece, batı Peloponez'de 3-nemli bir şehir olan Pîrgos'un, çetecile­rin hücumuna uğradığı ilâve edilmekte­dir.

—Atina:

Yunan Milli Bankası ile Ziraat Bankacı memurları bu sabah müddetsiz olarak grev ilân etmişlerdir. Hükümet sivil se­ferberlikyapmağa kararvermiştir.

— Atina:

İyi haber alan mahfillerde, Peloponez'de temizleme harekâtına yakında muhakkak surette başlanacağı bildirilmektedir. Fil­hakika Deniz Bakanı, Korini körfezin­den Matapan burnuna kadar Peloponez'in batı kıyıları boyunca gemilerin yanaş­masını men etmiştir.

Öte yandan kuvvetlerin komutanlığını alan General Pezopoulos, bir beyanname yayınlamıştır.

General Pezopoulos, bu beyannamesinde eski Yunanistan'ın harpçi meziyetlerini hatırlattıktan sonra, bütün Peloponez halkını Yunanistan'ın düşmanı olan ve Yunanlıların ailelerini, mülkünü, çocuk­larını ve şerefini tehdit eden komünist Slavlara karşı koymağa davet etmekte­dir.

22 Aralık 1948

—Atina:

Birinci ordu komutanı General Çakala-tos, Mora askeri ve sivil makamlarına hitaben yayınladığı bir beyannamede. Peloponez'de 16. 12. 1948 tarihinde çete­cilere karşı temizleme harekâtına baş­landığını bildirmiş, çetecilerin yok edil­mesi için askeri ve sivil bütün makam­larla halkın askerî harekâtı kolaylaştır­mak maksadiyle gerekli yardımda bu­lunmalarınıistemiştir.

Bu temizleme harekâtını idare eden Ge-neraî Maniadakis dün gazetecilere de­meçte bulunarak. Mora çetecilerden ta­mamiyle temizlenmeden millî ordunun bu bölgeden ayrılmıyacağmı söylemiştir. Birinci ordu komutanı General Çakala-tos da dün Patras'ta gazetecilere verdiği bir demeçte, Peloponez'in çetecilerden tamamiyle temizleneceğine kani bulun­duğunu söylemiş, Mora'nın çeteciler için kara bir hâtıra olarak kalacağını ilâve etmiştir.

—Atina:

Yunan genel karargâhından bu akşam bildirildiğine göre. 1000 kişilik bir Yu­nan çete kuvveti, Edessa ve Naousa'y& karşı şiddetli bir hücuma geçmişlerdir. Edessa ile Naousa, batı Makedonya'da iki mühim şehirdir.

Hücum püskürtülmüştür. Fakat tebliğde muharebenin devam ettiği bildirilmekte­dir.

23 Aralık 1948

— Atina:

Patras'tan alınan haberlere göre, Mors-da ânt. olarak başlamış bulunan temizle­me harekâtı çetecilerin maneviyatını ta­mamen bozmuştur. Esir alınan çetecile­rin ifadelerine göre, bunlar tam bir şaş­kınlık geçirmektedirler. Mora'nın Buko-vina kesimindeki birkaç tepede milii kuvvetlere mukavemet eden âsi birlik­leri, yerlerinden sökülmüşler ve bozgun halinde dağlara kaçmışlardır. Askerî ma­kamlar tarafından verilen bir emir gere­ğince, Mora sahillerinde hiç bir gemi karaya beş mil yakın mesafeden seyre-demiyecek, hiç bir motorlu taşıt vasıtası şehirden taşraya sefer yapamıyacaktir. Mora'nın Tripolis şehrinden gelen ha­berleregöre,songünlerdeteslimolançetecilerin sayısı günden güne artmak­tadır. Buradaki millî kuvvetlerin komu­tanı General Penzupolos dün gece su­baylarına hitaben yaptığı bir konuşmada, çetecilere karşı amansız ve merhametsiz­ce hareket edilmesini, ancak sivil halka iyi muamele yapılmasını tavsiye etmiş­tir.

Dün Tripolis'te çetecilere yardım etmek­tensuçluonkişikurşunadizilmiştir.

24 Aralık 1948

—Atina:

Milli ordunun harekâtı hakkında bu sa­bah gazetecilere demeçte bulunan genel­kurmay sözcüsü, Peloponez'de çetecilerin küçük topluluklar halinde faaliyette bu­lunmalarından dolayı temizleme harekâ­tının ağır fakat tesirli bir şekilde yürü­tülmekte olduğunu, merkezî Makedon­ya'da Naousa ve Edessa kasabalarına hü­cum eden çetecilerin bozguna uğratıla­rak takip ' edilmekte olduklarını söyle­miştir.

—Atina:

Hükümet tarafından yayınlanan bir teb­liğde bildirildiğine göre, Makedonya'da çetecilerin Edessa ve Naousa şehirlerine karşı iki günden beri girişmiş oldukları taarruz, hükümet kuvvetleri tarafından püskürtülmüştur. Hükümet kuvvetleri çe­tecileri takip etmektedir. Çetecilerin uğradıkları kayıpların 600 ölü ve yaralıyı bulduğu tahmin ediliyor. Hükümet kuvvetlerinden ise 22 kişi öl­müş, 59 kişi yaralanmıştır. Diğer taraf­tan çeteciler 45 sivili beraberlerinde gö­türmüşlerdir.

Çetecilerin önemli bir demiryolu ve ka­ra yolu kavuşağı olan Florina'yı topa tutmaları sonunda 10 ev harap olmuş ve bir asker ölmüştür.

— Atina:

Yunan hükümeti, askerî haberlere, önîe-yici mahiyette bir sansür koymayı dü­şünmektedir.

26 Aralık 1948

—- Atina:

Markos hükümetinin kuruluşunun yıldö­nümünde komünist kuvvetler Selanik şehrinitopatutmuşlardır.

Bu hususta yayınlanan resmî tebliğde bildirildiğine göre. üç kişi yaralanmıştır. Şehirde bulunan 5.000 kişilik İngiliz gar­nizonuna derhal hazırlık emri verilmiş­tir. Halk masaları başında Noeli kutlar­ken obüsler şehre düşmeğe başlamıştır. Diğer taraftan bildirildiğine göre, Selâ-niğin beş mil kuzey doğusunda Kortiyat dağlarında mevzi almış bulunan çeteci kuvvetleri, hükümet kuvvetleri tarafın­dan mevzilerinden atılmışlardır. Bu hü­cum, komünist topçu kuvvetlerinin ge­çen ilkbahardan beri Selâniğe yaptıkları ilk taarruz hareketidir ve Markos'un elindeki kuvvetlerin henüz ayakta buT lunduğunu göstermek için giriştiği bir hareketolaraktelâkkiedilmektedir.

—Belgrad:

Yetkili bir Yugoslav kaynağından bildi­rildiğine göre, 3500 Yunanlı çocuktanmürekkep bir kafile, bugün Yugoslavyadan geçerek diğer halkçı demokrasimemleketlerine ve bilhassa Çekoslovykr ya'ya gitmiştir.

—Atina:

Yunan genelkurmayının bugün bildirdi­ğine göre, Yunan kuvvetleri geçen cuma günü Selâniği bombardıman eden çeteci­lerden 17 sini ele geçirmişlerdir. Bu bombardıman sırasında bir sivil ölmüş­tü.

Diğer taraftan, Edessa bölgesinden çe­kilmekte olan çetecilerle Yunan kuvvet­leri arasında vukubulan çarpışmalar sı­rasında 47 çeteci esir- edilmiştir.

28 Aralık1948

—Atina:

Ordunun harekâtı hakkında bu sabah ga­zetecilere demeçte bulunan genelkurmay sözcüsü, Peloponez'de birinci ordu tara­fından girişilmiş bulunan temizleme ha­reketinin yavaş ve fakat elverişli bir su­rette gelişmekte olduğunu, muhtelif isti­kametlerden harekete getirilen ordu bir­liklerinin çetecileri temizleyerek ilerle­mekte olduklarını, küçük topluluklar ha­linde hareket eden çetecilerin faaliyet­lerinin ordu birliklerinin her tarafı tara­mak ve muvazi ilerlemek suretiyle akim bırakıldığını ve bunun neticesi olarak kuvvei mâneviyelerinin bozulduğunu, son hafta içinde 250 den fazla çetecinin teslim olduğunu söyledikten sonra şun­ları ilâve etmiştir:

image005.gifimage006.gif4 Aralık 1948

—Bükreş:

Teyit edilmiyen bazı haberlere göre. Bükreş'te Siyonist teşkilâtı merkezinde ve birçok taşra şehirlerinde son 48 saat zarfında bir sıra hâdiseler cereyan etmiş, Siyonist toplantı mahalleri, meçhul şa­hıslar tarafından zorla işgal edilmiştir. Bu hâdiselerle ilgili olarak,, resmî ma­kamlar tarafından hiç bir tebliğ yayın­lanmamıştır. Zannedildiğine göre, Ru­men demokrat Yahudiler komitesine mensup sol temayüllü Yahudilerin top­lantı salonuna hücum edilmiştir. Şimdi­ye kadar yalnız Bükreş'te Siyonistlere ait 14 merkezin işgal edildiği bilidiril-mektedir. Karışıklıklar sırasında 10 kişi yaralanmıştır. Siyonistler, hâdise hakkın­da tahkikat açılması için hükümete mü­racaatetmişlerdir.

13Aralık1948

—Bükreş:

Rumenİşçi Partisi İcraKomitesi,kabul ettiği bir karar sureti ile, Romanya'daki azınlıklar arasında hissedilmeğe başla­nan milliyetçi temayülleri takbih etmiş­tir. Buna sebep olarak bazı parti üyele­rinin, bahis konusu temayülleri tam mâ-nasiyîe sökmeğe muvaffak olamadıkları keyfiyeti gösterilmektedir. Nihayet ka­rar suretinde, bugün Yugoslavya'daki rejim de takbih edilmekte ve bu rejimin «hakikî komünistler» e karşı bir tedhiş kampanyasına başlamış olduğu iddia edilmektedir.

16 Aralık 1948

— Bükreş:

Vatana hıyanet ve faşist tipi tcşkilâl kurmaktan sanık bir grupa askerî mah­keme bu sabah 8 aydan 25 seneye kadar değişen hapis cezası vermiştir.

Sanıklardan dokuzu yabancı memleket­lerde bulunduklarından haklarında gıya­bîkararalınmıştır.

Mısır hükümeti tarafından yayınlanan tebliğde, Mısır'ın, Yahudi kuvvetlerinin hudut hattına çekilmelerinden üç gün sonra, sulh müzakerelerine başlamak var dinde bulunmuş olduğu belirtilmektedir. Bahis konusu hudut hattı, 14 Ekimde Gü­venlik Konseyi tarafından çizilmiş olan hattır.

— Tel-Aviv :

Resmen bildirildiğine göre bugün Gazze-nin güney ve doğu kesimlerinde bazi çarpışmalarolmuştur.

Her iki taraf hava kuvvetlerinin faaliyet tebulunduklarıdabildirilmektedir.

Mısır uçaklarının, harekâtın ilk safhala­rında kullandıkları bombalardan daha kuvvetli, 250 liblerik bombalar atmakta olduklarıtasrih edilmektedir.

29 Aralık 1948

Kudüs :

Dün Kudüste ilk defa olarak otomatik silâhların devamlı bir şekilde ateş ettik­leriduyulmuştur.

Bu hâdise üzerine Arap askerî makam­ları tebliğ neşretmemişierdir. Yahudiler hâdiseyi zikretmekle iktifa eylemişlerdir. Diğer taraftan, iyi haber alan çevreler, İsrail komutanı Moşe Doyan'm Arap ko­mutanı Albay Abdullah'la bu mevzu üze­rinde bir görüşme yapacağını tahmin et­mektedir.

30 Aralık1948

—> Kahire :

Mısır Harbiye ve Bahriye müşterek Ba­kanlığının dün akşam bildirdiğine göre, Mısır av uçakları Necef harp bölgesi ü-zerinde üç Yahudi uçağını düşürmüşler­dir.

Bu hususta yayınlanan resmi tebliğde şöyledenilmektedir:

Düşmanın, sol cenahta, zırhlı arabalar sayesinde giriştiği kuşatma teşebbüsü ge­ri atılmış ve akim bıraktırılmıştır. Tebliğ, Mısır hava kuvvetlerinin düşma­na büyük kayıplar verdirdiğini ilâve et­mektedir.

Fakat Yahudiler, mutlaka bir milli hü­kümet ve devlet kurmak fikrinde olduk­ları için Arapların bu çok isabetli teklif­lerini kabul etmemekte ve bu yüzden iki taraf arasında bir anlaşma zemini bulmak son derece güçleşmektedir; Bu durum karşısında Türk noktai nazari gayet açıktır. Biz, hududumuza çok ya­kın bir yerde mütemadi bir harbin de­vam etmesini ve bizim emniyetimizi teh­dit etmesini istemeyiz. Yahudidevleti,ilerifikirliimiş..Fakat ileri fikirlilik mütecaviz olmayı bertaraf edemedikten sonra bir kıymeti haiz de­ğildir.

Hakikat bu merkezde olduğuna göre her şeyden önce tecavüz fikrini ortadan kal­dırmak icabeder. Bunun çaresi ise uzlaş­maktır. Yani Arap ile Yahudi arasında iyi geçinmek şartlarını sağlamak ve Ya­hudi muhaceretini makul bir had üzerin­dedurdurmaktır.

Bu böyle olursa ne âta. Yoksa bu iş yü­rümez ve Ortaşark mütemadi huzursuz­luk ve barışsızlık içinde yaşar ki, buna herkesten Önce biz, karşı gelmek zorun­dayız.

Zannedildiğine göre, yeni hükümet, Fi­listin savaşı dolayısiyle, bütün memle­kette sıkı yönetim hükümlerini tam mâ-nasiyle tatbik etmeğe karar vermiştir. Diğer taraftan yeni Başbakan Abdülhâdi iki mesele ile daha uğraşmak zorunda­dır. Bunlardan birisi Araplarla Yahudi­ler arasındaki mücadele, diğeri de Su­dan meselesinin hallinde İngilizlerle Mı­sırlılararasındaçıkanihtilâftır.

Bilindiği gibi, gerek Sudan meselesi, ge­rekse Süveyş kanalı bölgesinde konak­lamış bulunan İngiliz askerî kuvvetleri­nin geri alınması işi bir çıkmaza girmiş bulunmaktadır.

Diğer taraftan Arap Birliği Genel Sek­reterliği, beyanatında, Nokrası Paşanın Ölümü ile birliğin en ileri gelen üyele­rinden birini kaybetmiş bulunduğunu ve Nokraşi Paşanın bidayetten beri Arap dâvası uğrunda savaşmış bir lider oldu­ğunubelirtmektedir.

— Kahire:

Nokraşi Paşanın ölümü üzerine bütün gece devam eden tahkikat, katilde taam-müd olduğunu kesin olarak meydana çı­karmıştır. Katil isticvabı sırasında de­miştirki:

«Beni bu harekete sevkeden, Nokraşi Paşanın son kararları ve Filistin harbin­degüttüğü siyaset olmuştur.»

Katilin bu sözlerle, Müslüman Kardeşler cemiyetinin feshi yolunda Nokraşi Paşa tarafından verilen emirden bahsetmek istediğianlaşılıyor.

Katil Abdülmecid Ahmed Hasan, Vete­riner Fakültesinin üçüncü sınıf talebesi-dir. Babası, İçişleri Bakanlığının eski bir memurudur. Mecid birkaç senedir Müs­lüman Kardeşler Cemiyeti âzası bulunu­yordu. Bizzat Nokraşi Paşanın temin et­tiği tahsisattan istifade ederek üniversi­tede okumaktaidi.

Filistin'de harp başladığından beri, Mı­sır'da sıkı yönetim ilân edilmiş bulundu­ğundan, katil, harp divanınca muhake­meedilecektir.

30Aralık 1948

—Kahire:

Resmî olmıyan kaynaklardan verilen ha­berlere göre, Başbakan Nokraşi Paşanın katlinden sonra, kanun dışı ilân edilen Müslüman Kardeşler Birliğine mensup yüzlerce üye polis tarafından tevkif edil­miştir.

Bu hususta resmî herhangi bir tebliğ yayınlanmamış olmasına rağmen, yeni Başbakan İbrahim Abdülhâdi Paşa, ted­hişçilere karşı şiddetli bir mücadeleye girişeceğini söylemiştir. Nokraşi Paşanın mensup olduğu Saadist Partisine mensup gençlerden müteşekkil bir grup. Nokraşi Paşanın katilini linç etmeğe teşebbüs etmiş, fakat polisin mü­dahalesi ile bunun önüne geçilmiştir. Bundan başka genel olarak iyi haber alan çevrelerden bildirildiğine göre, Saa­dist Partisi intikam almıya and içmiştir. Genel olarak bu kaüin çok dikkatle ha­zırlanmış olduğu sanılmaktadır. Çünkü katil Abdülmecid Ahmed Hasan, Nokra­şi Paşanın bürosuna ne zaman geldiğini tam ve kat'î olarak biliyordu.

31Aralık 1948

—Kahire:

Başbakan Abdülhâdi Paşa, dün gece sıkı yönetim rejimi dahilinde olarak Mısır genel askerî valisi görevini üzerine al­mış ve derhal tedhişçiliğin yok edilmesi için emirler vermiştir. Resmî görevleri ifa eden şahıslara karşı silâhla veya infilâk maddeleri ile işlene­cek her türlü suç ve tertipler askerî suç­lardan sayılacak ve failleri şiddetle ce­zalandırılacaktır.

Abdülhâdi Paşa; genel askerî vali göre­vini üzerine almakla selefi Nokraşi Paşa tarafından kabul edilen siyaseti takip edecektir.

Çünkü yakın mazinin ihmal ve teseyyüpleri olmasaydı ve Su­riye, komşusu olan Siyonistlerin ne yap­tıklarına ve nasıl hazırlandıklarına dik­kat etseydi, başka hiç bir yardıma muh­taç olmadan Filistin meselesini tek başı­na .hallederdi.

Suriye'de başgösteren uyanıklık, saygı­ya değer! Belki bu uyanıklık, idarei maslahat politikasına son verir ve feda­kârlığa dayanan yeni bir millî politika­nın tutulmasına imkân verir. Bugünkü buhran bu neticeye varırsa Suriye, durumun ifade ettiği bütün mâ­nalara rağmen çok yakın istikbali ka­zanabilir.

Amerika mil­letinin güvenliği için en yüksek önemi taşıdığını ilâve etmiştir. Forrestal, gök­lerde âdeta seyyareler arası ileri kara­kollar vazifesini görecek küçük yıldızlar halinde roketler bulundurulması fikrinin tahakkuku için Birleşik Amerika'nın üç silâhlı servisinin birlikte çalıştıklarını izah etmiştir. Bu kabilden yıldızların yapılabilmesi için esas düşünce, maynı idrojenle ısıtılmış ve harekete geçirilmiş füzelerin arz cazibesi dışında tıpkı ayın dünya etrafında döndüğü gibi boşlukta peyk halinde kalabilmesini temin nokta­sıdır. Bu fikrin tahakkuku feza gemile­rinin hakiki gelişebilmesi için atılmış ilk adımolacaktır.

Savunma Bakanlığı resmî şahsiyetleri, Forrestal'in hükümete yaptığı tavsiye­leri yorumlamak istememekte ve bu fi­kirlere ait gelişmelerin şimdilik tama-miyle başlangjç mahiyetinde ve teknik devre içinde kalmakta olduğunu söyle­mektedirler.

Buna benzer çalışmalara ikinci Dünya Harbi sırasında Alman fen ve ilim a-damlari tarafından girîşildiği de hatır­lardadır.

31 Aralık 1948

— Vasington:

Amerikan aleyhdan faaliyetler tahkikat komitesinin bildirdiğine göre. Sovyet casusları Amerikan güvenlik servisleri­ne girmeğe muvaffak olmuşlar ve mille­tin gerek refahı ve gerekse güvenliği bakımmdan birinci derecede önemli as­kerî ve siyasi gizli vesikaları ele geçir­mişlerdir.

Eski komünist kuriye Whittaker Chara-bers verdiği izahatta, bir Rus ajanına teslim edilmek üzere kendisine, Dışişleri Bakanlığının gizli vesikalarını ve bu arada bomba vizörleri hakkındaki tafsi­lât da dahil olmak üzere Amerikan harp sırlarına ait kâğıtları ihtiva eden 51 pa­ket vesika verildiğini söylemiştir.

Chambers, Dışişleri Bakanlığında ve di­ğer Bakanlıklarda esaslı bir casusluk teşkilâtının faaliyette bulunduğunu ve bu teşkilâtların elde ettikleri malûmatı olağanüstü bir maharetle Moskova'ya naklettiklerinisöylemiştir.

Chambers. bundan başka kendisinin ca­susluk faaliyetinin harpten çok evvel başlamışolduğunuilâve etmiştir.

1Aralık 1948

~- Nankin:

Çin kabinesi Nankin'i boşaltmağa karar vermiştir.

Keza kabine, tehlike devam ettiği müd­detçe hükümet memurlarına Nankin'den ayrılmak veya istifa etmek hakkını red­detmeğe karar vermiştir. Öte taraftan, Şanghay'dan öğrenildiğine göre, hükümet kuvvetlerinin büyük kıs­mı ve hava birlikleri Suçev'in boşaltıl­masını tamamlamışlardır.

TicarethatlarınabağlıuçaklarSuçev seferlerinitatil için emir almışlardır. Bazıhaberlere göre, savaşlar şimdi şeh­rin 8 kilometre kuzey - doğusunda cere­yan etmektedir.

—Pekin:

Askerî sözcünün bildirdiğine göre, 50.000 kişilik bir komünist kuvveti, Şahar eya­letinin başşehri Kalgan'a karşı taarru­za geçmiştir. Garnizonun kısmı küllisi başka bir cepheye nakledilmiş olan şehri küçük bir kuvvet müdafaa etmektedir. Kalgan'm 15 kilometre dolaylarında çe­tinbirsavaşcereyanetmektedir.

2Aralık 1948

—Nankin:

Çin merkez cephesinde güney istikame­tinde Nankin'e doğru ilerliyen komünist kuvvetleri Pengpu'nun kuzeyinde Kuo nehrinde hükümet kuvvetleri ile karşı­laşmış ve savaş bugün şiddetlenmiştir. Hükümet kaynaklarından bildirildiğine göre topçu ve hava kuvvetleri tarafın­dan desteklenen hükümet kuvvetleri ko­münistlerin nehri geçmek için yaptıkla­rı ilk teşebbüsü geri püskürtmüşlerdir. . Ayni kaynaklar, tahliye edilen Hschov'-dan gelen General Sun-Yuan-Liang ida­resindekiordukolununPengpu'nunkuzeyinde komünistlerin elinde bulunan Suhsien'in etrafında yandan hücuma geçmek üzere yaklaştığını tasrih etmek­tedirler.

150 kilometre güneyde bulunan Çin baş­kentinde tahkimat faaliyeti hızlandırıl­mıştır.

Başkumandan Çan-Kay-Şek, gerek baş­kentte, gerekse merkezî Çin'in en mü­him idarî limanı olan Şanghay'da muka­vemet edeceğini bildirmiştir.

—- Nankin:

önemli komünist kuvvetleri, şimdi Nan-kin'in 40 mü yakınlarına kadar yaklaş­mış olan komünist kuvvetlerine karşı koymak için Yagtze nehri boyunca kuze­ye doğru ilerlemektedirler. Nankin'in 40 mil kuzeyinde bulunan Şangpaling'e sa­dece ufak komünist çetelerinin girmiş ol­duğunu bildiren Çin Hükümetinin temi­natına rağmen, Nankin'deki Amerikan askerî grupu bütün uçakların ve teçhi­zatın tahliyesini emretmiştir. Bazı ha­berlere göre, hükümet kuvvetleri bilhas­sa Peşgpu'nun kuzeyinde ve doğusunda nazik bir durumdadır. Bu bölgelerde Ge­neral Li-Po-Şeng'in kumandasındaki ko­münist kuvvetleri Hui nehri boyunca yenidentaarruzageçmişlerdir.

Diğer taraftan Suşov'da açlığa mâruz bulunan halk arasında paraşütle atılan pirinç torbalarım ele geçirmek için mü­cadele cereyanettiği bildirilmektedir,

3 Aralık1948

— Nankin:

Çin milli hükümeti Nankİn'de bulunan 38 diplomatik heyete, hükümetin şehir­den ayrılmak tasavvurunda bulunmadı­ğını ayrı ayrı bildirmiştir.

Diplomatik heyetler bu teminatı kabul etmekle beraber, açıkça göze çarpan ba­zıalâmetlerle,ânîbirhareketkararı karşısında nezdinde bulundukları hükü­meti takip edebilmek için hazırlıklar yapmaktadırlar.

Hükümetin hareket tarzı dört beş gün içinde neticesi alınabilecek olan Pengpu meydan muharebesinin sona eriş şekline bağlı kalmaktadır.

—Nankin:

Çin Hükümetinin askerî sözcüsü, Gene­ral Teng-Ven-Yi bugün demeçte buluna­rak hükümet kuvvetleri genel karargâ­hının Suşov'la telsiz temasını kaybetmiş olduğunu söylemiş ve Pengpu savaşma iştirak etmek için Suşov'dan güneye doğru İlerliyen ve başkentten 175 kilo­metre uzakta bulunan hükümet kuvvet­lerinin şehrin tahliyesini tamamlamış olup olmadıklarını bilmediğini ilâve et­miştir.

4Aralık 1948

—Pekin:

Hükümet tarafından neşredilen askerî tebliğe göre, Kalgan'm 10 kilometre gü­neyinde 20 bin komünist 3 Aralıkta he­zimete uğramıştır. Dört saat süren sa­vaştan sonra komünistler 4 bin ölü, 350 esirbırakmışlardır.

5Aralık 1948

—> Nankin:

Haber verildiğine göre, hava kuvvetleri tarafından desteklenen hükümet kıtaları Nankin'in sadece 60 kilometre kuzey do­ğusunda bir demiryoluna hücum eden komünist çetecilerini püskürtmüşîerdir. gayri muntazam komünist çete kuvvet­leri Nankin'in 170 kilometre kuzeyine kadar gelmişlerdir.

Hükümet kaynaklarından bildirildiğine göre, hükümet kuvvetlerine mensup bir tümen, boşaltılmış olan Suşov'un güne­yinde kendine bir yol açabilmek için sa­vaşmaktadır. Bu tümen, Pengpu'da bu­lunan asıl cepheye iltihak etmeğe çalış­maktadır. Bu noktada komünistler şid­detli hücumlara girmiş bulunmaktadır­lar.

—Pekin:

Resmen bildirildiğine göre, komünistler, Hopeh'in doğusunda yeni bir cephe aç­mışlar ve Pekin'in 55 kilometre kuzey doğusundabulunanMiyumetrafında hükümet mevzilerine karşı hücuma geç­mişlerdir.

Komünist taarruzunun General Lin Pia-o'nun komutasında Mançuri'den gelen 3 kol tarafından yapıldığı bildirilmektedir. Savaş Miyun'un güney doğu ve kuzey doğu kesimlerinde dört kilometre kut­runda bir sahada cereyan etmektedir. Miyun, General Suih Chino'nun komuta­sı altında en güzide kuzey Çin hükümet kuvvetleri tarafından müdafaa edilmek­tedir.

Mançuri'deki komünist kuvvetlerin öz Çin topraklarına girmeleri kuzey Çin mukadderatı üzerinde kat'î bir âmil ola­rak telâkki edilmektedir.

G Aralık 1948

—Nankin:

Doğu Çin'de hükümet .ve komünist kuv­vetlerinin yeni mevziler aldıkları görül­mektedir. Nankin'in yüz mil kuzeyinde hükümet mevzilerini tehdit eden komü­nistlerin, daha kuzeyde Suşov'dan çekil­mekte olan hükümet kuvvetlerinin yolu­nu kesmek için harekete geçtikleri an­laşılmaktadır. Kuzey Çin'de Peipİnç, Tong Şan yakınlarında kıtalar durmadan yer değiştirmektedirler. Hükümet komu­tanı Tinsin, Pepin, Tonggan üçgeni içeri­sindemüdafaayahazırlanmaktadır.

— Nankin:

Kiangsu eyaleti merkezi Çhink îang'dan telefonla buraya verilen haberde komü­nistlerin Huayin şehri yakınındaki Bü­yükKanalıaştıklarıbildirilmektedir.

Huayin'in işgali komünist kuvvetlerin kanal boyunca kuzey doğudan Nankin'i tehdit edebilmelerini sağlayacaktır. Ku­zey batıdan Nankin'i tehdit eden komü­nistlere karşı millî kuvvetlere mensup 4 ordu Anhwei kuzeyinde kanlı bir mey­dan muharebesine girişmiş bulunmakta­dırlar.

—Nankin:

Hükümet çevrelerinden verilen haberle­re göre, 6 ordu grupu Pengpu'dan kuze­ye doğru çekilmekte olan komünist kuv­vetlerinin yanlarında taarruza geçmiştir. Suşov'un 50 mil kadar güneyinde Lin-huanşi, Yung - Şeng ve Siaosien üçgeni içinde büyük bir savaş cereyan ettiği bildirilmektedir. Bununla beraber hükü­metçevrelerindenverilenmalûmat arasında, son zamanlarda komünistler tara­fından işgal edilmiş olan Suşov'un güne­yinde hükümet kuvvetlerine mensup 104 bin askerin muhasara edilerek imha edildiği hususunda komünist radyosu ta­rafından bildirilen habere rastlanmamış­tır. Diğer taraftan Çin Hükümeti bugün komünist kuvvetlerle Nankin arasında son tabiî engel olan Yangtze nehrinin müdafaasını takviye etmiştir.

7Aralık 1948

—Şanghay:

Peiping güneyinde Nanguan meydanında Çin hava kuvvetlerine ait mühimmat ve benzin deposunda dün akşam bir infilâk olmuştur.

Birçok itfaiye neferleri kaybolmuş, hava meydanı yakınında bulunan evler çök­müştür. İnfilâkın sebep olduğu hava taz­yiki, 30 kilometre mesafede bulunan Ti-entsin'dedehissedilmiştir.

Depodan mühimmat çıkarıldığı sırada düşürülen bir el bombasının bu infilâka sebep olduğu sanılmaktadır.

8Aralık 1948

—Nankin:

Bir hükümet kaynağından bildirildiğine göre, riç'at hatları kesilmiş olan takri­ben 180 bin kişilik komünist kuvvetleri Suşov bölgesinde münakale hatlarını kesmiş bulunan hükümet kuvvetlerine karşı şiddetli hücumlara girişmiş bulun­maktadırlar. Bu hatları koruyan kuvvet­leri takviye etmek üzere ehemmiyetli hükümet kıtaları bu bölgeye sevkedil-miştir.

Diğer taraftan, 125 milyon dolarlık A-merikan yardım programı gereğince, Bir­leşik Amerika tarafından Çin'e gönderi­len ilk yardım malzemesi Şanghay, Tien

—ÇinveSing-Tao'yagelmeğebaşlamış­
tır.Bumalzemearasındamühimmik­
tardauçakbombaları da bulunmaktadır.

—Nankin:

Komünist kuvvetler dün akşam merkezî Çin'de Yang-Tse nehrinden 30 kilometre ve Nankin'den 110 kilometre kadar uzak­ta bulunan Kian-Yen şehrini ele geçir­mişlerdir.

—Nankin:

Hükümetkuvvetlerinemensupyirminci ordu grupunun Sousien'in güney batı kısmında komünist çemberini yararak Soutcheu'nun güney batısında çember içine alınmış bulunan üç ordu grupunun yardımına koştuğuna dair bir yabancı ajans tarafından verilen haberleri askeri sözcüresmenyalanlamıştır.

Güneyde, Pengpu iîe Kuchen bölgeleri (arasında komünist baskısı hafiflemiştir. Hükümet orduları bu kesimde Tsinpu demiryolu güzergâhında bulunan Ku-chen'e 16 kilometre mesafeye kadar iler­lemişlerdir.

Mançu rya'dan gelen komünistler Heri hareketlerine devam etmediklerinden, Çin'in kuzey cephesinde askerî harekât durmuş gibidir.

—Nankin:

Nankin'in kuzeyinde cereyan eden müp­hem bir savaşta gerek komünistlerin ve gerekse hükümet kuvvetlerinin bugün ağır kayıplara uğramış oldukları bildi­rilmektedir. Bu mevkide hükümet kol­ları üç ordu grupunıı muhasara etmiş olan komünist kuvvetlerinin çemberini yarmıyaçalışmaktadırlar.

Genel olarak iyi haber alan hükümet çevrelerinden verilen malûmata göre. Pengpu küit mevkiinden kuzeye doğru ilerliyen takviye kuvvetleri 10 komünist kolu tarafından durdurulmuştur. Bunun­la beraber hükümet kuvvetlerinin, hava kuvvetlerinin de yardımından faydalana­rak bir çevirme hareketi yapmıya çalış­tıkları bildirilmektedir. Bu kuvvetler Su-şov'u tahliye ettikten sonra komünistler tarafından muhasara edilmiş olan hükü­met birlikleri ile henüz irtibatı temin edememişlerdir.

Kuzey Çin'de Pekin - Tientsin - Tonghan üçgeni komünistlerin daimî baskıları al­tında gittikçe daralmaktadır.

Doğu Hopei'de komünist kuvvelteri Pe-kin'den. 60 kilometre uzakta olan ve önemli maden bölgesi Tonghsan'ın yakı­nında bulunan Pengjun etrafında toplan­maktadırlar.

9 Aralık 1948

—Nankin:

Nankin'in askerî çevrelerinden bildiril­diğine göre General Linpao komutasında bulunan ve Mançurya'dan gelen 5 komü­nistgrupuHppei'nindoğusundakâin mühim bir maden merkezi olan Tang Tchon'a doğru yol almaktadır. Diğer ta­raftan ayni generalin komutasında bu­lunan Pekin - Peiku demiryolu güzergâ­hında harekâtta bulunan 5 birlik daha vardır.

Milliyetçi ordular Kalgan'a 23 kilometre mesafede bulunan Luan - Hua'yı tahliye etmişlerdir.

— Tiyençin:

Komünistlerin bugün Peiping'e hücumu beklenmektedir. Hükümet kuvvetlerinin Peipin - Kupchkow demiryolu üzerinde bulunan Shuny'i boşalttıkları ve şehre ti kilometre mesafede bulunan müdafaa hatlarınaçekildiklerisöylenmektedir.

Haber verildiğine göre, Komünist Gene­ral Linopias'ın emrindeki kuvvetler Pei-ping'in 25 kilometre doğusunda bulun­maktadırlar. Bu kuvvetler düz ve müda­faası müşkül bir arazi üzerindedirler.

Linpiaos'un kıtalarının kuzey batıda 50 kilometreye yakın bir mesafede bulunan hükümet kuvvetleri müdafaa hatlarına hücum ettikleri söylenmektedir.

—* Pekin:

Hopei'deki komünist kuvvetlerinin fazla­laşması üzerine milliyetçiler Pekin etra­fındaki müdafaa hattını daha fazla da­raltmışlar ve şehrin 25 kilometre güney batısında bulunan Lianz Çang'ı boşalt­mışlardır. Bu arada hükümet birlikleri Pekin - Kupeiku demiryolu boyunca şehrin 20 kilometre doğusunda bulunan TongÇiyen'edoğruçekilmekteidiler.

Cephenin bu şekilde daralması neticesin­de General Fut Sayİ'nin genel karargâ­hı lâğvedilmiş ve Pekin'in batı banliyö­sünde bulunan silâhlı hava eratı şehrin merkezindeki Eski Saraya yerleşmiştir. Diğer taraftan Cuan Hua ve Yuan Keu'-nün stratejik sebeplerden dolayı tahliye edildiği teyit olunmaktadır.

10 Aralık 1948

— Nankin:

Çin Parlâmentosunun bu sabah çıkardı­ğı kanun posta ve telgraf muhaberatına sansür vazetmektedir.

Bu kanun henüz askerî makamların kon­trolüne girmiyen bölgeleri ilgilendirmek­tedir.Diğerbölgelerdeesasensıkıyönetim câri olduğundan sansür tatbik edil­mektedir.

—Nankin:

Komünistlerin Nankin - Pengpu boyunca taarruz eden kıtalarını takviye ettikleri ve Nankin dolaylarında çarpışan milli­yetçi kuvvetleri tamamiyle tecrit etmek üzere bulundukları inanılır bir kaynak­tan öğrenilmiştir.

Dün, milliyetçi kuvvetlerin savunma hattını aşan beş bin kişilik bir komünist kuvveti 20 bin kişilik bir takviye almış­tır. Bu komünist kuvvetler, hükümet kuvvetlerinin Pengpu'daki müdafaa hat­ları ile karşılaşmamak için şimdi büyük bir daire çiziyorlar. Bu kuvvetler Hung-Çe gölü bölgesine sızmaktadır. Diğer taraftan hükümet kaynaklarından bildirildiğine göre, General Çank - Kang komutasında kuvvetli bir milliyetçi ordu Suşiyen bölgesinde komünist hatlarını aşmış ve kuzeyde bulunan diğer milli­yetçikuvvetlerletemasıtesisetmiştir.

Yine ayni çevreler, milliyetçi kuvvetle­rin bu suretle, Sıışov - Suşiyen - Yang Cenk üçgeninde komünistlerin ikmal hatlarını kesmiş olduklarını ilâve edi­yorlar. Komünistlerin bellibaşlı ikmal merkezleri Şangtung yanmadasındadır. Diğer taraftan, hükümet kuvvetlerinin, Yung - Çenk'in kuzey ve kuzey doğu­sunda yeniden iki taarruza geçtikleri öğ­renilmiştir. Hükümet kuvvetleri, komü­nistlere daha şimdiden yirmi bin kişilik bir kayıp verdirdiklerini bildiriyorlar. Tarafsız kaynaklardan bildirildiğine gö­re, bu birkaç gün zarfında cereyan ede­cek savaşlar Nankin ve Şanghay'in istik­balini tâyin edecektir.

11 Aralık 1948

—Nankin:

Mareşal Çan-Kay-Şek, batı eyaletleri ha­riç olmak üzere bütün Çin'de sıkıyöne­tim ilân etmiştir. Çin başkentini ele ge­çirmek için komünistlerin vermekte ol­duğu savaşlar çok hararetlenmiştir.

Merkez hükümet ve komünistler bütün kuvvetlerini Kiyansa'mn kuzeyinde cere­yan eden muharebeye atmaktadırlar. Bu muharebe şimdiye kadar Çin tarihinde kaydedilen en büyük muharebedir.

Şan-Tung eyaletinde, Yank-Çe'nin kuzey sahilindenSuşov'unbatısınakadar bir hat üzerinde bir milyondan faz­la asker kanlı bir. savaşa girmiş bulun­maktadır.

—Nankin :

Hükümet istihbarat ajansının verdiği ma­lûmata göre Nankin'in 300 kilometre Ku­zeyinde kâin Şuşov'un kuzey batısında çevrilmiş bulunan hükümet kuvvetleri son günlerde cereyan eden gayet mühim bir muharebe esnasında 20.000 den fazla komünistiihmaetmişlerdir.

Muharebe Honon, Anhwes ve Kiangsu e-yaletlerinin hududu civarında gece ve gündüz devam etmiştir. Burada hüküme­te mensup bir ordu grupu, 16 komünist birliğine karşıkoymuştur.

General Şiu kuvvetlerinin güneyinde mevzi almış bulunan komünistlerin geri çekildiği ve general Şiu'nun bunları ta­kibe teşebbüs ettiği bildirilmektedir.

12Aralık 1948

—Nankin:

Nankin'den gelen haberlere göre, simdi top sesleri, Kaangsu eyaletinin merkezi Chinkiang'ın karşısında bulunan Yangtse nehrinin kuzey kıyısındaki Yangchov/-dan işitilmektedir. Yangchov ile Büyük Kanal üzerindeki Kaoyu ve Paojing ara­sındaki telefon ve telgraf muhabereleri kesilmigtir.

Mahallî hükümet daireleri ile posta ve telgraf merkezleri evvelce karar verildi­ği gibi dün öğleden sonra boşaltılmıştır. Yangchov'dan ayrılan sandallar, güney­de Chinkiang'a doğru kaçan insanlarla doludur. Mamafih Kiangsu eyaleti valisi dün mahallî komutanlar ve yüksek rüt­beli idare âmirlerinin toplantısına işti­rak etmiştir. Toplantıda, Yangtse nehri­nin güney kıyısını müdafaa için alına­caktedbirlermüzakereedilmiştir.

—Pekin:

Pekin ile muhasara altında bulunan Şa-har eyaleti başkenti Kalgan arasındaki demiryoluna karşı komünist taarruzunun güneye doğru geliştiği ve Pekin'in yirmi beş kilometre kuzey batısında bulunan Nankov ile Suho - Şaho'ya vardığı bil­dirilmektedir.

13Arahk 1948

—Nankin:

Hükümetkaynaklarındanbildirildiğine göre, hükümet kuvvetleri, Nankin'i mü­dafaa eden milliyetçi kuvvetlerin ikmal yolu olan Nankin - Pengpu demiryolunu bugün yeniden işletmeye açmışlardır. Hükümet kuvvetleri, tamir işini durdur-mıya çalışan komünist birliklere ağır kayıplarverdirmişlerdir.

Diğer taraftan, General Çang - Kang'm idaresindeki ordunun hududa ulaşarak, Şuşiyen'in 20 mil güneyinde Suangtiuçi bölgesinde General Huang Wei'nin em­rindeki 12 nci ordu grupunu 14 günden beri muhasara etmekte olan komünistle­re karşı hücuma geçtiği öğrenilmiştir. Komünist muhasarasını kırmak için, ay­rıca Hankov bölgesinden iki yeni ordu daha getirilmiştir.

Hükümet, General Tuyiming'in komuta­sında Şuşov'dan gelmekte olan üç ordu­nun Suşov'ur güney batısında muhasara edildiğini ve bu kuvvetlerden artakalan kısmının 13 üncü ordu grupuna iltihak ettiğiniteslimetmiştir.

İnanılır kaynaklara göre, milliyetçi kuv­vetlerin bu son on gün zarfındaki kayıp­ları 70 bin kişiyi bulmaktadır. Bununla beraber milliyetçi çevreler iyimserlikle­rini muhafaza ediyorlar. Bu çevreler, Pengpu ile Suşov arasında cereyan eden savaşların, komünist kuvvetlerin kısmı küllisini imha etmek için bu kadar bek­lenen fırsatı vereceği kanaatindedirler. Bu bölgedeki milliyetçi kuvvetler 350 bin, komünist kuvvetler ise, 300 bin kişi olarak tahminedilmektedir.

—Nankin:

Basma gelen haberlere göre, Kiangsu kuzeyindeki mahallî komünist birlikleri faaliyetlerini Yangçe'nin kuzeyine teşmil etmektedirler.

Diğer taraftan komünist kuvvetlerinin küllî kısmı, Wan-Hei eyaletini işgal et­mektedir.

Ayni haberlerde komünistlerin Kiangsu eyaletinin başşehri olan Çinkiang'ın 56 kilometre kuzey doğusunda bulunan Fan Çan - Çen'i de işgal ettikleri bildirilmek­tedir.

Çinkiang'dan 90 kilometre mesafede bu­lunan Şinghwa'da ise durum karanlık­tır.

Komünist birliklerinin faaliyeti Nankin'­den 50 kilometre mesafede Çang - Liuho

-Tiançengüçkeninekadaryayılmıştır.

181Komünistlerin Pekin'e girdiklerini haber vermiyen ayni çevrelere göre bu anlaş­ma Futşoyi'nin şahsî kuvvetleri ile ko­münistler arasında, Pekin'in 40 kilomet­re kuzey batısında Nankow'da cereyan eden harekât neticesinde bozulmuştur. Mamafih hükümet kuvvetleri, şehrin dı­şındaki müdafaa hatlarını terkettikten sonra şehre Solmuşlardır. Komünist kuvvetlerinin büyük bir kısmı şehrin duvarları dibinde bulunmaktadır. Bununla beraber ne bir tarafın muhasa­ra için hazırlığı, ne de karşı tarafın müdafaa yolunda faaliyeti göze çarpma­maktadır. Bu da Futşoyi'nin pek az bir kuvvet bıraktığı dış mahallelerde cere­yan eden küçük çarpışmalara rağmen, iki taraf arasında müzakerelerin cereyan ettiğikanaatiniuyandırmaktadır.

17 Aralık 1948

—Nankin:

Cephelerdeki gelişmeler, iç harbi bir Çin muamması haline getirmektedir. Hükü­mete gelen raporlarda, komünist harekâ­tının Çin hükümet merkezine 63 mil me­safede bulunan Büyük Kanal üzerinde bir umumî taarruz şeklini aldığı teslim edilmektedir.

Pekin kesimine gelince, General Fu -Tso - Yi, hemen hemen bütün kuvvetle­rini şehrin duvarları arkasına çekmiştir. Maksadının kışı muhasara altında ve ta­sarlanmış bir plân altında burada geçir­mek olduğu anlaşılıyor. Generalin bu ta­biyede mütehassıs olduğu iddia edilmek­tedir.

General Fu - Tso - Yi, kıtalarının iaşesi maksadiyle gelecek uçaklar için şimdi­den iniş sahaları yaptırmaktadır.

—Nankin:

Pekin'de bulunan yabancı konsolosluk­lardan bildirildiğine göre, hariçle telgraf hatlarından başka hiç bir muhabere va­sıtası kalmamıştır. Şehrin 48 saat zar­fında sukut edeceği tahmin olunmakta­dır.

Hükümete mensup Contral News Ajanı­na göre, Toins Tao'dan gelen sekiz uçak dün Pekin'e inerek sivil havacılık per­sonelinialıpgötürmüştür.

—Tientsin:

Bugün Tientsin'de resmen bildirildiğine göre,hükümetkuvvetlerinemensupsüvari birlikleri karşı taarruza geçerek. Pekin civarındaki bazı noktaları ele ge­çirmişlerdir. Şehrin duvarları dışında bulunan önemli demiryolu merkezi Fen-gtai de bu noktalar arasındadır. Pekin şehrinde hava çok gergindir. Şehirde as­kerî nakil vasıtalarının büyük bir faali­yeti göze çarpmakta, buna mukabil pek az sivile rastlanmaktadır. Siviller evle­rindençıkmamayıtercihetmektedirler.

18 Aralık 1948

— Nankin:

Komünist radyosunun dün akşam bildir­diğine göre. komünist kuvvetler Pekin'in güneyindeki Nanyuan uçak alanını işgal etmişlerdir. Nanyuan, Pekin'e 7 kilomet­re mesafededir.' Pekin'in bundan başka tek bir alanı daha vardır ki, o da, mil­liyetçi kuvvetler tarafından birkaç gün evvel terkedilmişti.

Komünist radyosu, ayrıca Pekin'in 37 ki­lometre batısında bulunan Mentukov ma­den merkezinin de işgal edildiğini bildir­miş ve madende mevcut teçhizat ve mal­zemenin tahrip edilmemiş olduğunu ilâ­ve etmiştir. Mentukov maden ocakları, İngilizlertarafındanişletiliyordu.

— Tientsin:

Çin makamlarının sokağa çıkma yasağı İlân ve herhangi bir kimsenin sokağs çıkmasını menetmeleri üzerine kuzey Çin'deki Tientsin şehrinde cemiyet ha­yatı bu sabah erkenden durmuştur.

Bu yasak için hiç bir sebep gösterilme­miş, memurlar, müstahdemler ve içişleri güney doğu mahallelerden sık sık işiti­len mermi infilâklarına kulak kabarta­rak endişe ile evlerinde oturmuşlardır. Komünist kuvvetleri, muhasara edilen şehrin etrafındaki çemberi daralttıkça, kuzeyden gelen makineli tüfek sesleri sarahatenişitilmekteidi.

Tientsin'e gelen haberlere göre, komü­nistler, Peiping'in batı mahallesi ve ku­zey Çin savunma sisteminin hayatî mer­kezi olan Halten'i bugün erkenden ele geçirmişlerdir.

Hükümet kuvvetleri Fengtay'daki demir­yolunun stratejik bir noktasını teşkil eden ve eski başkentin dışında bulunan duraktan ve Nanyuan'ın dış mahallele­rinden çekilmişlerdir. Dün bir uçak, Amerikan askerî ve deniz

ataşeleri ile bszı gazete muhabirlerini Nankin'den Peiping'e götürmüştür. Fakat Nanyuan'a inince üzerine havan topu ateşi açılmış ve uçak, yolcuları Peiping'-debırakıpderhalhareketetmiştir.

Komünist radyosunun daha sonra bildir­diğine göre, komünistler Nanyuan hava-meydanını ele geçirmişler ve General Sin Piaos idaresindeki kuvvetler, Pei-ping'in 10 mil batısında bulunan Men Two Kwo komünist madenlerini işgal et­mişlerdir.

Komünist radyosu, Genearl Huang Werss'in ordu grupu, Nankin'den 70 mil mesafedeki Suşien'in güney batısında yok edilince hükümet kuvvetlerinin 120,000 ölü, yaralı ve esir verdiklerini bildir­miştir.

Amerika Konsolosu Edmund Cluss, ola­ğanüstü bir durum karşısında tebaaları­nın himayesi için alınacak tedbirleri gö­rüşmek maksadiyle dün Peiping'de ya­bancı konsolosların iştirak ettiği bir top­lantı tertip etmiştir.

Konsoloslar, bugün tekrar toplanacaklar­dır.

19 Arahk 1948

— Nankin:

Yabancı kaynaklardan alınan haberler, öncü komünist birliklerinin dün öğleden, sonra Tien-Tsin limanı Tang-Ku'ya gir­diklerini ve bu suretle milliyetçi kuzey Çin'i denizden tamamen ayırdıklarını bildirmektedirler.

Ayni kaynaklarda iki komünist tümeni­nin dün sabah limandan yedi kilometrt mesafoyc yaklaşınca, Tang-Ku"yu müda­faa eden' 87 nci milliyetçi tümenin kaç­tığı tasrihedilmektedir.

Yine yabancı kaynakların bildirdiğine göre, General Linpiao'nun idaresindeki Mançurya mensup dört komünist kolu, kuzeyden Tien-Tsin'e kargı taarruza geç­mişlerdir. Diğer taraftan da mahallî mi­lisler şehri batı ile güneyden tazyik et­mektedirler.

Nankin'e gelen haberler Tien-Tsin'de harp halinin mevcut olduğunu bildir­mektedirler. Bütün okullara ve eğlence yerlerinekapanmaemriverilmiştir.

Şimdi, Tien - Tsin'de top sesleri duyul­maktadır. Şehir civarından gelen mülte­ciler Tien-Tsin'eakınetmektedirler.

—Nankin:

Hükümet kuvvetleri bugün, Nankirfin 95kilometre ötesinde bir cepheyi tutmaküzere alelacele mevzilenmişlerdir. Bukuvvetler, orta Çin'de devam eden sa­vaşların en sonunu ve en önemlisini ver­meğehazırlanmaktadırlar.

Zannedildiğine göre, hükümet, Kuvai nehrinin kuzeyinden geçen bu hattı mü­dafaa etmek üzere Yangçe'nin kuzeyin­deki bölgede bulunan bütün kuvvetleri bir araya toplamıştır. Kuvai, Yangçe üzerine giden yolun son tabiî mâniası-dir.

Nankin'e 50 kilometre mesafede, Naoyu1-da beş komünist alayının savaşlar ver­diği bildirilmektedir.

Nankin'de durum sakindir. Görünüşe gö­re halk, komünist tehlikesinin yaklaş­makta olduğunu sezmekte ve buna alış­maktadır. Güneye doğru kütle halind e hicret devam etmektedir. Hava seferleri durmuştur.

20Aralık 1948

—Nankin:

Umumiyetle iyi haber alan kaynaklardan bildirildiğine göre, Mareşal Çan-Kay-Şek, Yangçe nehrinin müdafaası ile ilgili plânı tasvip etmiştir. Bu plânda derpiş edilen hat, Seşivan'dan denize kadar uzanmaktadır. Ayni kaynaklardan alınan tamamlayıcı haberlere göre, plân, Han-kov bölgesini müdafaa eden General Paişunghi tarafından sunulmuştur. Buna göre, nehir boyunca 2500 kilometre u-zunluğunda bir müdafaa hattı tesis edi­lecek ve bu hattın ucu, harp zamanında Çin'e başkentlik etmiş olan Çunking"-e kadar uzanacaktır. 300 bin kişilik 30 tü­men yukarı kesimlerin müdafaasına işti­rak etmektedir. Diğer taraftan Nankin ile Şanghay arasında yedi ordu' harekât halindedir. Haber alındığına göre, sa­vunma plânı gereğince hâlen nehrin ku­zey sahillerindeki mevzilerden 33 kilo­metre batıya doğru bir ileri hareket ya­pılacaktır.

21Aralık 1948

—Nankin:

Hükümet kuvvetleri Tiençin sokakların­da topçu mevzileri hazırlamakla meşgul­dürler.

—Nankin :

Çin anlaşmazlığında bir ecnebi tavassu­tunun vukubulacağı hakkında halen Nan-kin"de dolaşan ve ba2i ajanslar tarafın­dan yayınlanan söylentiler neticesinde tahkikata girişen France Presse temsilci­si, komünistler ile uzlaşma yolu ile bir hal çaresi bulmak için, devletler elçile­rinden hiç birinin şimdiye kadar Çin hü­kümeti nezdinde gereken teşebbüslerde bulunmadığını meydanaçıkarmıştır.

Bununla beraber alelekser iyi haber alan bir kaynağa göre bu yolda teşebbüsün bir ecnebi başkentinde bulunan Çin el­çisi tarafından yapılmış olduğu sanılmak­tadır.

Dört bütyük devletin, yani Birleşik Ame-rika, Sovyet Rusya, İngiltere ve Fransa-nm tavassutta bulunmaları bahis mevzu­udur. Fakat tavassut teklifinin evvelemir­de Çin hükümetince yapılması lâzım gel­mektedir.

Meselenin şimdi Nankin kabinesinde gö­rüşme mevzuu teşkil ettiği bildirilmek­tedir.

Bununla beraber siyasî çevrelerde hâkini olan kanaate göre, yapılacak uzlaşma formülü komünistler tarafından redde­dildiği takdirde bunlar Çin'deki iç har­binin mesuliyetini üzerlerine almış ola­caklardır.

Bu takdirde tavassutun vereceği netice ne olursa clsun, bunnu ancak Kuoming-tang Çin hükümetine fayda temin ede­ceğitabiîaddedilmektedir.

Diğer taraftan bu çevrelerce teyit edildi­ğine göre, yapılacak muhtemel uzlaşma, hükümete iştirakten ziyade toprakları;-; taksimi esasına dayanacaktır.

25Aralık 1948

—Nankin :

Merkezî Çin'de savaşlar durmuştur. Ha­vanın fena oluşu bellibaşlı cephelerde as­keri harekâta mâni olmaktadır.

Çin'in kuzeyinde ise, Ti en-Çin'in nehir limanı olan Tan-ku dolaylarında savaş­lar devam etmektedir. Bu liman kuzey Çin'de hükümet kuvvetlerinin elinde bu­lunan yegâne limandır.

26Aralık 1948

—Tiençin:

Sivilidareyemensupbütünmemurlar, Tien-Çin'in limanı olan Tankov'u tahliye etmişlerdir.

Komünistlerin bu bölgede cereyan eden savaşlarda kafi bir netice almak için ha­zırlıkyaptıklarızannediliyor.

Limanda demirli bulunan hükümet harp gemileri, Tien-Çin'in âkibetini tayin ede­cek olan savaşlarda komünistlere karşı ateş açmak için tertibat almaktadırlar. Pekin'de, hükümet kuvvetlerinin, komü­nistleri şehir etrafındaki mevzilerinden atmak maksadiyle hücuma geçtiklerine dair haberler gelmektedir. Dün, General Şu-Yung, kara, hava, va deniz kuvvetleri başkomutanlarının işti­rak ettikleri bir toplantı tertip etmiştir. Bu toplantıda, Pekin ve Tien-Çin'de ga­yet nazik bir durumda bulunan hükümet kuvvetlerine takviye gönderilmesi karar­laştırılmıştır.

Merkez cephesindeki hükümet kuvvetle­rine, Yangçe kuzeyindeki önemli bölgele­ri ne -pahasına olursa olsun tutmaları ve komünistlerin nehri geçerek Nankin üze­rine yürümelerine mâni olmaları için e-mir verilmiştir.

—Şanghay:

Hükümet kuvvetleri başkomutanlığı, ku­zey Çin'e gönderdilen hava ve deniz tak­viye birliklerinin miktarını arttırrarak. Pekin ve TsienTsin bölgelerini müdafaa eden General FuTso'yı kuvvetlerini tak­viyeye karar vermiştir. Bundan başk? merkezi Çin'de Pengpu'nun kuzeyindeki komünist tehdidine karşı koyabilmek için, Anwei eyaletinin kuzeyinde muha­sara edilmiş olan ordu gruplarının hava yolu ile iaşesini temine devam edilmesi de karar altına alınmıştır. Bu kararlar dün Mareşal Çan-Kay-Şek'in nezdinde. yeni millî Savunma Bakanı Hsu-Yu-Şang'm ve kara, hava ve deniz kuvvetleri kumandanlarının iştirakiyle yapılan bir konferansta verilmiştir.

Bundan başka Kiagsu eyaletinde bulu­nan hükümet kuvvetlerine Yangtse'nin kuzeyinde bulunan hayatî noktaları ne pahasına olursa olsun müdafaa etmeleri ve komünistlerin nehri geçmesine mâni olmaları için emir verilmesi kararlaştırıl­mıştır.

27 Aralık 1948

—Nankin :

Merkezhaberler ajansınınbildirdiğine, göre, Mareşal Tchankai-Chek, kuzey Cin­deki eyalet ve belediye meclislerine gön­derdiği bir telgrafta: «Merkezî hükümet, istilâyı ortadan kaldırmak gayesini gü­den millî politikayı sonuna kadar götür­meğe azmetmiştir» demektedir.

Telgrafta ilâve olunduğuna göre, «bu ku­rumlar halkın inanını sağlamlaştırıp hü­kümetin millî selâmet vazifesini ifa ede­bilmesine yardım için bütün gayretlerini biraraya toplamışlardır.»

—Changai:

Aşağı Yangtse demokrat ordusu, bugün posta ile bütün gazetelere gönderdiği bir resmî tebliğde «komünist ordusunun şeh­ri işgal edince, Changhafda oturan ya­bancıların hayatım ve mallarını himaye edeceğini»bildirmektedir.

Gerek yabancı, gerekse Çin'li bir çok ticarî ve sınaî firmalar ayni kaynaktan kendilerini çalışmağa devama davet eden e şehrin işgali esasında komünîbt kas­vetlerinin kendilerini himaye edeceği yo­lunda teminat veren bir mektup almışlar­dır.

28Aralık 1948

—Londra:

Cin komünist radyosunun milliyetçi Çîn idarecilerinden isimleri kara listeye yazı­lanları yayınlamasından sonra, Nankin'-deki çevreler komünistlerin bu hareket­leriyle müzakere kapılarını tamamîyîs kapamış olduklarını bildirmektedirler. Filhakika bu listede ismi bulunan şahsi­yetlerden hiçbiri komünistlerle müzake­relereiştiraketmiyecektir.

Diğer taraftan1 Times gazetesinin Was­hington muhabiri diyor ki:

Bu listenin yayınlanması için seçilen za­man, Çin komünistlerinin barışı kurmak için müzakerelere girişmek hususunda hjç bir arzu beslemediklerinin delili ola­rak telâkki edilmektedir.

29Arahk 1948

—Nankin :

Hükümetin kontrolü altında bulunan merkez haberler ajansının bildirdiğine göre, muhasara altında bulunan Tai-Yu-' an şehrinden dün uçakla Nankitı'e gelen kuzey Çin'deki Şansi eyaletinin askerî komutanvevalisi.. -MareşalYenŞen, m uhasamata devam edebilmek için Çan -Kay-Şek'den, kendisine daha fazla yiye­cek maddesi, silâh ve teçhizat gönderme­siniistemiştir.

Teyit olunmıyan haberlere göre Mareşal Nankin'e komünist] erin kuzey Çin hak­kında yaptıkları sulh teklifleri için ma­lûmatvermek üzere gelmiştir.

—Şanghay:

Eyalet valileriyle askeri komutanlar bu­gün Nankin'de özel bir toplantı yapacak­lardır. Bu içtimai Mareşal Çan-Kay-Şek emretmiştir. Çin kaynaklarından verilen habere göre bu toplantıda komünistlerle barış yapılması meselesi görüşülecektir. Şanghay'ın önümüzdeki günler zarfında harbe hazır bir hale getirileceği söylen­mektedir. Alınacak tedbirler merkezî hü­kümetçe tasvip edilmiştir.

Nevyork Times'in Nankin muhabirine gö­re, iyi haber alan çevrelerde başkan. yardımcısı Li Tsung Uen'in Mareşal Çan-Kay-Şek'i istihlâf edeceğinden ısrarla bah­sedilmektedir.

Bazı hükümet kaynaklan Çin'deki hükü­met şeklinde beş güne kadar mühim de­ğişikliklerolacağını bildirmektedirler.

—Pekin :

Hopeh eyaleti askerî valisi general Tehur -Hsi-Tchun, askerî maksatlarla yeniden altı bin binanın yıkılmasına zaruret gö­rüldüğünü, bu suretle 12 bin kişinin açık­ta kaldığını ve zarar görenlere tazminat verilmiş olduğunu söylemiştir. Şehirden 22 kilometre batıda komünisr-ler tarafından işgal olunan elektrik .san­tralı dün ak§am tekrar cereyan vermiş olduğundan on beş gündenberi tamamiyle karanlıkta" kalmış olan Pekin şehri k-s-men aydmiatılabilmişitr. İki gündenberi tramvaylar da yeniden işlemeğe başla­mışlardır.

30 Arahk 1948

—Nankin:

Başbakan Sun-Fo, Yuan meclisinin hafta sonuna talikinden evvel hükümetin siya­setini bildirecek durumda olmadığını teş­riî Yuan meclisine bildirmiştir. Bu sabahki oturumda okunan resmî mek­tupta Başbakan Sun-Fo, «Durumun ar-zettiği güçlüklerden dolayı müstakbel hükümetinprogramınınhenüzincelenmekte olduğu bildirilmektedir.» Sanıldı­ğına göre, Çan-Kay-Şek, an'anevî olarak yeni sene başında vereceği mesajda hü­kümetin, politikasını teebitedecektir.

—Nankin :

Umumiyetle iyi haber alan kaynaklardan bugün bildirildiğine göre, Mareşal Çan-Kay - Şey, komünistlerle müzakerelere yol açmak üzere istifayı tasarlamışstt d" Kuomintag'm müfrit sağcıları buna engel olmuşlardır. Bölge komutanlariyle eyalet valilerinin Mareşal ile görüşmelerde bu­lunmak üzere buraya gelmeleri, sanıldı­ğına göre, Çan-Kay-Şek'in istifa isteğiy­le ilgilidir.

Komünistlerin muhasarası altında bulu­nan Taiyon'dan Mareşal üe görüşmek ü-zere uçakla gelen general Yen-Şi-Çan-Şan, ne yapılacağı hakkında bir karar verilmesi için bugün millî bir konferan­sıntoplanmasını tavsiyeetmiştir.

Hükümet gazetelerinin Tiyen-Çin"den al­dıkları haberlere göre, milliyetçi kuvvet­ler, Tangku civarındaki Şin-Ho'yu tek­rar zaptetmişlerdfr.

—Nankin :

Hükümete mensup bir askerî sözcü tara­fından bugün bildirildiğine göre. başken­te karşı pek yakında girişecekleri taarruz için yarım milyona yakın bir komünisi kuvveti Naiıkin.in 210 kilometre kuzeyin­deSuhsiyenetrafındatoplanmaktadır.

Sözcü, komünist taarruzunu önlemek ü-zere, hükümet kuvvetlerine mensup 300 bin kişilik bir kuvvetin Yangçe nehri ku­zeyinde toplanmakta olduğunu bildirmiş­tir.

Demecine devam eden sözcü, Çin'in ku­zeyinde bulunan komünist kuvvetlerinin, üçte ikisinin Tİentsin etrafında toplandıît-iarıni, bu kuvvetlerin Pekin muhasarasın­dan sonra serbest kalan askerlerden te­rekküp ettiğini ayrıca bildirmiştir.

Diğer taraftan haber alındığına göre, Çin­in nüfuzlu şahsiyetlerinden 81 kişi Maıesal Çanay-Şek ve Çin komünist par­tisi şefi General Mao-Tse-Tung'a gönder­miş oldukları beyannamelerle Çin'de de­vam edegelen iç harbe bir son verilmesi­ni istemişlerdir..

31 Aralık 1948

—Waşington :

Başkan Çan-Kay-gek iktidarda olduğu müddetçe Birleşik Amerika'nın Çin hü­kümetine yardımda bulunmıyacağına dair dolaşan söylentiler Dışişleri Bakan vekili Lovott'Ie görüştükten sonra beyanatta bu­lunan Bakanlık sözcüsü Mc Dermott ta­rafından kesin olarak yalanlanmıstır.

Me. Dermott bu sene kongre tarafından kabul edilen program gereğince Çin hü­kümetine iktisadî ve askerî yardımın ya­pılmak üzere olduğunu ilâve etmiştir.

—Nankin :

Mareşal Çan-Kay-Şek yeni yıl münasebe­tiyle yayınladığı mesajında şöyle demek­tedir:

Şanghay ve ve Nankin bölgelerini her ne pahasına olursa olsun müdafaa edeceğiz. Bununîa beraber, komünistler cidden ba­rışı arzu ediyorlarsa müzakere edilecek olan bu barışın milli bütünlük ve ege­menliği ihlâl etmemesi şartiyle müzake­reyegirişmekten memnnu kalacağız.caba koalisyonun kurulmasını, sağlamak için Çan-Kay-Şek çekilecek mi? Çekiîse bile koalisyon ku­rulabilecek mi? Kurulursa beklenen ne­ticeyi, yani Çin milletine barışı sağlıya-bilecek mi?YoksaÇekoslovakya'da ve diğer Doğu Avrupa memleketlerinde ol­duğu gibi, Çin'in de demirperde arkasına alınmasına varacak bir adım mı teşkil edecek? İşte Çin muamması etrafında bu gün sorulmakta olup cevapsız kalan su­allerinbazıları.

3 Aralık 1946

HİNDİSTAN — Londra:

Times gazetesi bugün baş yazısında Keş­mir'de hüküm süren ve Hindistan iîe Pa­kistan arasında silâhlı bir ihtilâf çıkma­sı tehlikesini gösteren gizli savaşı bahis mevzuuetmektedir.

Bugünkü durumun başlangıç ve sebep­lerini hatırlatan gazete, iki dominyon a-rasında Keşmir'in mevzu teşkil ettiği sa­yısız ihtilâfları sıralamakta ve Birleşmiş Milletler tarafından Keşmir'e gönderilen komisyonun bahis mevzuu taraflar ara­sında bir anlaşma zemini bulmak imkân­sızlığı ile karşılaşmış olduğunu belirt­mektedir.

Gazete, bugünkü durumda Hindistan ü« Pakistan'ın Keşmir üzerinde müşterek bir idareye sahip olmalarının imkânsız olduğunu ve bu memleketi tamamen Bi­leşmiş Milletlerin vesayetine bırakmanın belki daha şayanı tercih olacağını yaz­maktadır.

6 Aralık 1948

HİNDİSTAN'—Yeni-Delhİ :

Yeni-Delhi'de Hindistan ile Pakistan S-rasında çok önemli bir görüşme başlamış­tır. Bu görüşmelere Hindistan ve Pakis­tan'ın bes Bakanı katılmaktadır. B. B. C. nin Pakistan ve Hindistan mu­habiri, bu toplantının iki dominyon ara­sında mevcut bir takım ciddî görüş ay­rılıklarını bertaraf etmek çaresini bul­maya çalışacağını bildirmektedir.

Konferansın- bir kaç gün süreceği zanne­dilmektedir.

Diğer taraftan Pakistan'dan gelen ve Hindistan'a gitmekte olan Hintlilerin mu­hacereti meselesinin görüşmeler sırasın­da Önemli bir yer işgal edeceği tahmin edilmektedir. Bu arada bahis konusu edilecek diğer meseleler arasında ticarî ih­tilâflar, borçların ödenmesi ve hudut hâ­diseleri bulunmaktadır.

Görüşmeler sırasında Keşmir meselesi fi­le almmıyacaktır.

15 Aralık 1948

HİNDİSTAN — Yeni-Delhi:

Hindistan ve Pakistan arasında yapılmak­ta olan dominyonlar arası görüşmeler 9 gün müzakereden sonra bu sabah sona ermiştir.

Azınlıkların himayesi, mülteciler emlâki, harp malzemesinin taksim ve tevzii, de-miryollar ve P. T. T. işlerinde anlaşmaya varılmıştır. Bundan başka dominyonlar arası haber alma, basın, radyo yayımı ve sinema faaliyetlerini kontrol için bir ko­mite kurulması hususunda ayrıca tedbir­ler alınmıştır.

18 Aralık 1948

HİNDİSTAN — Londra:

Hindistanla Pakistan arasındaki anlaş­mazlıkları yerinde inceliyecek olan ve üç kişiden ibaret bulunan komisyon dün Bombay'a vasıl olmuştur. Komisyon Hin­distan ve Pakistan temsilcileriyle görü­şecektir. Dün işçiler tarafından tertip edilen bir mitingde söz alan Hindistan Başbakau Yardımcısı, komünistlerin işçileri yanlış yola sürüklediklerini ve yabancı bir dev­lete âlet olduklarını soyliyerek buna kar­şı mücadeleye hazırlanmalarını tavsiye etmiştir.

Başbakan Yardımcısı, komünistlerin Cin­de hâkim duruma geçmekte olduklarını ve Malezya ile Birmanyada çıkan karışık­lıklardan da komünistlerin sorumlu bu­lunduklarını söylemiş, işçi birliği liderle­rine hitap ederek demiştir ki:

Asya'nın muayyen yerlerinde yanmakta olan bu ateş dikkatli davranmıyacak o-lursak yarın bizlere de sirayet edecek ve hiçşüphesizbüyükzararlarverecektir.

20 Aralık 1948

HİNDİSTAN — Yeiii-Delhi: Terakkiperver partinin yülik konferansm-daki çalışmalar dün nihayete ermiştir. Parti, Pandit Nehru hükümetine itimadı­nı beyan etmiş ve İngiliz camiasına men­sup memleketlerle daha sıkı münasebet­ler derpiş eden bir programın tatbikine hükümeti yetkili kılmıştır. Bununla be­raber bir şart koşulmaktadır. Bu şart da Hindistan'ın hükümranlık haklarına sa­hip ve bağımsız bir cumhuriyet statüsü­nü muhafaza etmesidir.

22 Aralık1948

PAKİSTAN — Paris:

Karaşi'denbildirildiğine göre,Pakistan

hükümeti komünist ve anarşist uunsur-ların Pakistan'a girmelerine mâni olmak için doğu ve kuzey doğu sınırlarında sıkı tedbirleralmağakararvermiştir.

25 Aralık 1948 HİNDİSTAN — Yeni-Delhi;

Hint Başbakanı Pandit Nehru. bugün ilk defa olarak Haydarâbat Nizamı ile sara­ya giderek görüşmüştür. Öğleden sonra Nizam Nehru'nun bu ziyaretini iade et­miştir.

Haydarâbat radyosu ile halka hitap eden Nehru, asayişin korunmasını ve kargaşa­lık çıkmamasını halktan istiyerek komü­nizm cereyanlarına temasla demiştir ki: Komünistlerin halk arasında huzursuzluk yaratmasına hükümet katiyen müsaade edemez.

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106