11.8.1948
×

Hakkında

Künye

İletişim

3 Ağustos 1948

—Maraş:

Narlı Şube Hattının tamamlanması münasebetiyle dün burada bir tören yapıl­mıştır.

İlk katarın buraya gelişi ile başlayan bu törende başta vali, milletvekilleri, komu­tanlar, belediye başkanı, vilâyet ve bele­diye erkânı ile bütün teşekküller mensup­ları ve Maraş lılar hazır bulunmuş ve ka­tarın istasyona giriginde kurbanlar kesil­miştir.

Uzun yılardan beri demiryoluna kavuşmak için besledikleri büyük arzunun böylece tahakkuku karşısında bütün Maraş iç­ten bir sevinç ve bayram heyecanı içinde bu olayı kutlamışlardır.

—İzmir:

Birleşik Amerika Donanmasına mensup Vis Amiral Donald B, Duncaİ'ın komuta­sında Amiral Forsunu hamil Pocono ka­rargâh gemisi ile Siboney Uçak Taşıt Ge­misi ve Cartellotti süratli taşıt gemisinden mürekkep filo bu sabah 10 da limanımıza gelmiştir.

Amiralin mihmandarlığına tayin olunan Deniz Kurmay AlbayıTevfik Sarkut ile inzibat subayları ve Amerikan Büyükelçi­liği Ateşe Muavini Filoyu Yenikale önün-, de karşılamışlar ve gemilere çıkmışlardır. Misafir filo demir yerine yaklaşırken San­cak Gemisi Pocono, 21 top atımı ile şehri selâmlamış müstahkem mevki aynı atımla bu selâma mukabelede bulunmuştur. . Gemiler demirleyince İzmir Deniz Ko­mutanı adına bir ziyaret subayı Poconoya giderek Amirale hoş geldiniz demiştir. Bunu müteakip İzmir Amerikan Başkon­solosu da Sancak Gemisinde Amirali zi­yaret etmiştir. Bundan spnra Müstahkem Mevki Komutanı Genenal Sırrı Seyrek beraberinde izmir Deniz Komutanı Kur­may, Albay Sadık. Özçepe olduğu halde Poeono'ya giderek Amiral Duncol'u zi­yaret etmiştir. Generale gemide bir kıta ihtiram resmini yapmış ve ayrılırken 13 atım topla selâmlanmıgtır.

Vis Amiral Duncol bundan sonra berabe­rinde kurmayları ve üs subayları ve mih-hamdan olduğu halde Pasaport İskelesin­de karaya çıkmış ve başta bandosu bu­lunan bir ihtiram kıtası tarafından se-lâmlanmiftır.

Amerikan Amirali buradan doğruca ko­mutanlığa gelerek müstahkem mevki ko­mutanının ziyaretini iade etmiştir. Bu es­nada İzmir Deniz Komutanı da Müstahkem Mevki Komutanının makamında bulunuyordu. Amiral müteakiben vilâ­yet ve belediyeyi ziyaret etmiştir.

Amerikn Başkonsolosu tarafından Ami­ral ve maiyeti şerefine bir öğle ziyafeti verilmiştir. Yemekte Vali. Vekili, Muavi­ni komutanlar, Belediye Başkanı. Emni­yet Müdürü: Cumhuriyet Savcısı, Ağır Ceza Başkam, siyasî partiler temsilcileri hazır bulunmuşlardır.

—İzmir :

Bugün saat 14 de şehir namına bir heyet Amerikan Filosuna giderek bütün subay­lara sigara, likör ve diğer teke! mamul­lerinden mürekkep hediyeler dağıtmıştır. Amerikan denizcileri şehrin her tarafın­da Türk halkının sıcak dostluk tezahür­leri arasında gezintilerine devam etmiş­lerdir.

izmir Vali Vekili Agâh Erhan, beraberin­de Belediye Başkanı Reşat Leblebicioğlu olduğu halde saat 15 te. Pocono Karargâh Gemisine giderek Amiral Donald B. Dun-cal'a ziyaretini iade etmişlerdir.

Vali ve Belediye Başbakanı gemiye va­rışlarında bir ihtiram kıtası ve ayrılışla­rında17 atım topla sclâmlanmışlardir.

Amiral Duncal saat 16.30 dan 18.30 a ka­dar Siboney Uçak Gemisinde bir kabul resmi tertip etmiştir.Sîboney'inbüyük

Hangarı kabul salonu haline ifrağ edil­miş ve şeref köşesi Türk - Amerikan bayraklarîylesüslenmişti.

Amiral yanında mihmandarı ve Kurmay Heyeti olduğu halde misafirlerini karşıh-yarak her biriyle ayrıayrı tanışmıştır.

Büyük bir samimiyet havası içerisinde geçen bu kabulde Vali Vekili. Muavini, BelediyeBaşkanı,bütünkomutanlar,

Cumhuriyet Savcısı, partiler temsilcileri, bankalar müdürleri, bütün İzmirdek kon­soloslar, tüccarlar ve diğer davetliler ha­zır bulunmuşlardır.

—izmir :

izmir Deniz Komutanı Albay Sadık Özce-be bu akşam misafir Amiral ve subaylar şerefine Deniz Gazinosunda elli kişilik bir akşam zivafetİ vermiştir.

Vali VekilL Belediye Başkanı, bütün ko­mutanlar, Cumhuriyet Savcısı, Siyasî par­tiler temsilcileri, Emniyet Müdürü, Türk ve Amerikan yüksek rütbeli subaylar ha­zır bulunmuşlardır.

4 Ağustos 1948

—Ankara;

Başka bir vazifeye tayinindan doiayı Ame­rika'ya dönmekte olan Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi M. Wilson bugün saat 11 de Başbakan Hasan SakaV1 maka­mında ziyaret ederek veda etmiştir.

—İzmir :

Bu sabah Belediyenin tahsis ettiği oto­büslerle Amerikan . denizcileri İzmir 'in eski eserlerini ve görülecek yerlerini gez­mişler ve kendilerine refakat edenler ta­rafından lâzimgelenizahat verilmiştir.

Saat 14 de de misafirlerimizden 100 ki-şilik diğer bir kafile kendilerine tahsis edilen Otorayla Alsancak'tan hareket ede­rek Selcuk'a gitmişler ve Efes harabele­rini gezmişlerdir.

İzmir Müzesi Müdürü misafirlere refakat ederek kendilerine harabeler hakkında istedikleri malûmatı vermiştir. Öğleden sonra İzmir halkından 2000 kişi ayrı ayrı iki parti halinde Emniyet Mü­dürlüğünden dağıtılan kartlarla Siboney UçakGemisinigezmişlerdir.

İzmirliler Amerikan denizcilerinin gös­terdikleri nezaket ve dostluk havası için­de uçak gemisinde güzel bir vakit geçir­mişlerdir.

—İzmir:

Bugün saat 19 da Vali Vekili Agâh Erhan misafir Amerikan Amirali ve subayları şerefine Tüccar Kulübünde büyük bir Kokteyl Parti vermiştir. Bulübün içi ve dışı bu münasebetle Türk ve Amerikan bayrakları iîe donanmış bulunuyordu. Bu kokteyl partide millî, askeri, adlî bü­tün erkân ile belediye başkanı, partiler temsilcileri, tüccarlar, bankalar müdür­leri basın mensupları ve şehrin ileri ge­lenlerihazırbulunmuşlardır.

Amiral Duncan ve maiyeti yarın sabah sekizdeİzmir'denayrılacaklarıcihetle

image001.gifbu toplantıdan çıkarken îzmir'İi dostlşn-na veda etmişler ve sıcak dostluk teza­hürleriarasındauğurlsnmışlardir.

—Adana :

İki gündenberi şehrimizde bulunan Ta­rım Bakanı Cavit Oral, bu sabahtan iti­baren incelemelerine devam etmiş, yanın­da Seyhan Valisi, milletvekilleri, ziraat uzman ve müesseseleri müdürleri oldu­ğu halde Yeşil Kurt tahribatına maruz kalmış olan köyleri gezmiş, müteakiben Tarsus'a gitmiştir.

Tarsus Kaymakamlık Dairesinde çiftçi­lerimizle görüşen Bakan, çirtçinîn dertle­rini dinlemiş, aydınlatıcı açıklamalarda bulunmuştur.

Öğleden sonra saat 14 de Adana'ya dö­nen Tarım Bakanı. Tarım Okulu tara­fından verilen yemekte hazır bulunmuş, yemeği takiben okul tesislerini gezmiştir. Saat 15 de incelemelerine devam etmek üzere Seyhan'a giden Cavit Oral, orada da tarlaları ve köyleri gezmiş, Seyhan'lı çiftçilerle, Seyhan Çiftçiler Birliğinde bir konuşma yapmıştır.

Geç vakit şehrimize dönen Tarım Bakanı Cavit Oral. Pamuk Deneme, Islah ve Üretme İstasyonunda şerefine verilen ak­şamyemeğindehazırbulunmuştur.

Bakan, yarın sabah otomobille Ankara'ya müteveccihenşehrimizdenayrılacaktır.

10 Ağustos 1948

—Ankara :

Memleketine dönmekte olan Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi ve Bayan Wüson bu akşam Dışişleri Bakanlığına ait olup İstanbul Ekspresine bağlanan vagonla şehrimizi terketmiştir..

Ekselans Wilson'a Dışişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Necdet Kent İstan-bula kadar refakat etmektedir.

Memleketimizde bulunduğu müddetçe kendisini pek çok sevdiren ve pek çok dostluk kazanan Ekselans Wilson istas­yonda gerek resmî şahsiyetler gerek hu­susî dostları tarafından pek samimî teza­hürle uğurlanmıştır.

UğurlayanlarurasmdaGenelKurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak ve ikin­ci Başkan Korgeneral Muzaffer Tuğsa-vul, Dışişleri Bakanlığı umumî Kâtibi Büyükelçi Fuat Carım ve Birinci Muavin Faik Hozar ve Dışişleri Bakanlığı ileri gelenleri, Millî Savunma Müsteşarı ile Kara, Deniz ve Hava Müsteşarları ve şehrimizdeki ecnebi devlet mümessilleri ve Amerikalılar bulunmuşlardır.

Yarın Akşam Dışişleri Bakanı ve Bayan Necmettin Sadak Tarabya'da Konak Ote­linde Büyükelçi ve Bayan VVilson şere­finebirvedaziyafetivereceklerdir.

Amerikan Büyükelçisi İstanbul'da bir müddet istirahatten. sonra Bursa, İzmir ve havalisinde hususî bir sehayat yapacak ve ayın 21 inde bir Amerik;:n vapuru ile memleketine dönecektir.

11 Ağustos 1948

—Istar.bui :

Dışişleri Bakanı ve Bayan S-dak memle­ketine dönmekte oîan Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi ve Bayan Wîlson şerefine bu akşam saat 20.30 da Trabya'-da Konak Oteli salonunda bir akşam ye­meği vermişlerdir.

Dışişleri Bakanı rahatsız- bulunduğundan yemeğe iştirak edememiş, misafirleri Ba­yan Sadak ağırlamıştır.

Yemekte Büyük Millet Meclisi Başkam General Alî Fuat Cebesoy, şehrimizde bu­lunan bakanlar ve refikaları, bazı millet­vekilleri, İstanbul Valİ ve Belediye Baş­kanı. Birinci Ordu Müfettişi, Fransa, Yu­nanistan, italya, Kanada ve Cin büyükel-' çileri ve refikaları, Mısır Elçisi ve refi­kası yerli ve yabancı basın mümessilleri ve refikaları davetli olarak hazır bulun­muşlardır. Yemek, samimî bir hava için­de geç vakte kadar devam etmiştir.

14 Ağustos 1948

—İstanbul :

Kara, Hava ve Deniz Akademileriyle Yük­sek Levazım Okulu öğrencilerinden 1948 yılı mezunlarına bugün saat 16 da Yıîdız'-daki Arap Akademisinde törenle diplo­malarıverilmiştir.

TörendeValiveBelediyeBaşkanı,bütün- generaller, yüksek rütbeli subaylar hazırbulunmuşlardır. Törene bandonun çaldığı ve mezun su­bayların hep birlikte söyledikleri İstik­lâl Marşı ile başlanmış. bunu takiben Harp Akademisi Komutanı Korgeneral Feyzi Mengüc, bir konuşma yaparak Akademinin son yi] çalışmaların] anlat­mış ve mezunlara vazifelerinin önemini belirtmiştir.

Mezunlardan Baha Karatay, mezun arka­daşlara adına bir hitabede bulunmuş ve bundan- sonra bu yıl Harp Akademisini ve Yüksek Levazım ' Okulunu bitiren mezunlaradiplomsl; rıverilmiştir.

16 Ağustos 1948

■— Ankara :

Amerikan Havacılık Bakarı Mr. Smyng-ton ve Amerikan Hava Kuvvetleri Genel-Kurmay Başkanı General Vandenberg bugün Atina'dan buraya gelmişlerdir.

Amerikan Havacılık Bakanı ile Hava Kuvvetleri Genelkurmay Başkanını ge­tirmekte olan dört motorlu özel uçak Di­kili üzerinden yurdumuza girmiş ve bu­radan itibaren geçtikleri bölgelerde ha­va kuvvetlerimi/:; mensup avcı hava alay­ları misafirlerimizin uçağına -refakat ey-lemişierdir.

özel uçak saat ] 2.45 de Esenboğa Kava Alanına inmiş ve alanda Türk Hava Kuv­vetler: Komutanı Korgeneral Zekî Doğan, Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Gene­ral Fevzi Uçaner, Amerikan Yardım He­yeti Başkanı General Hoag, Amerika'h misafirleriseîâmlamışisrdır.

Amerikan Havacılık Bakanı ve General Vandenberg. Esenboğa Hava Alanında kendilerini karşıhyanlarla birlikte Gene­ral Hoag'un özel uçağına binerek saat 13,15 de Etimesgut Hava Alanına gel­miştir.

Esenboğa Hava Alanından Etimesgut'a gelişlerinde. misafirlerimizin bulunduğu uçağa hava kuvvetlerimize mensup 18 avcı uşağı refakat etmekte idi.

Amerikan Havacılık Bakanı ile Kava Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Etimes­gutAlanındaGenelkurmayBaşkanıOrgeneral Salih Omurtak, Genelku rmay İkinci Başkanı Korgeneral Muzaffer Tuğ-savul Ankara Garnizon Komutan:. An­kara Merkez Komutanı, Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı General Mahmut ■Berköz. Deniz ve Hava Kurmay başkan­ları, Eğitim ve Harekât Yar başkanları, Genelkurmay Haber Alma Servisi Baş­kanı. Generaller ve Türk Hava subayla-riyle Amerikan Yardım. Heyeti Başkanı General Mac Bride. Amerikan Yardım Heyeti Deniz grupu Başkanı Amiral Sett-le, Amerikan Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Amerikan -Büyükelçiliği Kara ve Deniz Ataşeleri ve yerli ve yabancı gazeteler ile ajans temsilcileri tarafından karşılanmış­lardır. Başta bando olduğu halde askerî bir kıt'a selâm resmini ifa etmiştir.

Askeri Birliği teftiş eden Amerikan Hava­cılık Bakanı ve Amerikan Hava Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı General Vanden­berg. otomobillerle Ankara Palas'a git­mişlerdir. Misafirlerimiz, öğte yemeğini özel olarak Türk havacılariyle birlikte yiyeceklerdir.

—Ankara :

Bugün şehrimize gelmiş olan Amerikan Havacılık Bakanı Mr. Symington ve Ame­rika Hava Kuvvetleri KurmUybaskanı General Vandenberg, saat 16 da Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Zeki Doğan": makamında ziyaret etmişlerdir. Bu ziyarette Hava Kuvvetleri Genelkur­may Başkanı General Fevzi Uçaner. Al­bay Turagay, Amerika Yardım Heyeti Havacılık Grubu Başkanı General Hoag, Amerika Yardım Heyetinden Albay Mars-hall ve A_merik'.ı Büyükelçiliği Maslahat­güzarı Mr. Perkins misafirlerimize refa­kat etmişlerdir.

Bunu müteakip misafirlerimiz ve bera­berlerindeki zevatı Hava' Kuvvetleri Ko­mutanı Korgeneral Zeki Doğan ile bir­likte Genelkurmay Başkanlığına giderek Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak'ı makamlarında ziyaret etmiş­lerdir.

—Ankara :

Bugün şehrimize gelmiş olan Amerikan Havacılık Bakanı Symington ve Ameri­ka Hava Kuvvetleri Genelkurmav Başkam General Vandenberg Hava Kuvvet­leri Komutanı Korgeneral Zeki Doğan'ı ve-Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak'i ziyaret ettikten sonra beraber-îefrindeki zevatla birlikte Başbakan Ha­san Saka'yı makamında ziyaret etmişlerdir.

— Ankara :

Bu sabah Ankara'ya gelen Amerikan Ha­vacılık Bakanı W. Stuart Symington ile Amerikan Hava Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Hoyt S." Vandenberg akşam üze­ri Çankaya Köşkünde Cumhurbaşkanı­mıza bir nezaket ziyareti yapmışlardır.

Dışişleri Umumî Kâtibi "Büyükelçi Fuat Carım'ın da hazır olduğu , bu ziyarette bazı askerî ricalimiz, Amerika Büyükel­çiliği müsteşarı, Amerika Yardım Heye­tinden Hava Generali Hoag ve misafirle­rin refakatindeki Subaylardan bir kısmı bulunmuşlardır.

Türk Amerikan dostluğunun samimî ha­vası içinde geçen bu ziyaretlerinde misa­firlerimiz Cumhurbaşkanımız nezdinde bir saat kadar kalmışlardır.

■ — Ankara :

Bu akgam saat 20.30 da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak Mar­mara Köşkünde AmerikaHava Bakanı

M. Symington ve Hava Genelkurmay Başkanı Orgeneral Vandenberg şerefine bir akşam yemeği vermiştir.

Ziyafette misafirlerimiz ve maiyeti, Ame­rika Büyükelçilik Müsteşarı -ve şehrimiz-deki Amerikan generalleri ve yüksek rütlebi subaylar, Başbakan Hasan Saka, Bayındırlık Bakanı Nihat Erim, Ulaştır­ma Bakam Kasım Gülek, Cumhurbaş­kanlığı Umumî Kâtibi Cemal Yeşil, Ge­nelkurmay îkinci Başkanı, Millî Savun­ma Bakanlığı Müsteşarı, kara, deniz ve. hava yolları müsteşarları, Genelkurmay ve Millî Savunma Bakanlığı ileri gelen­leri, Garnizon Komutam, Cumhurbaşkan­lığı Başyaveri Yarbay Cevdet Tölgay, Ankara Belediye Başkam Dr. Ragıp Tüzün.

Merkez Komutanı hazır bulunmuşlardır. Genelkurmay başkanımız büyük bir ihti­mam göstererek davetlilerini izaz etmiş­tir.

Ziyafet geceningeç vaktine kadar iki milİet dostluğundaki derin samimiyeti gös­teren bîr neşe içinde devam etmiştir.

17 Ağustos 1948

—Ankara :

Dün şehrimize gelmiş olan Amerikan Havacılık Bakanı M. Symington ve Ame­rikan Hava Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı General Vandernberg bu sabah saat 9 da özel bir uçakla şehrimizden ayrılmışlardır.

Amerikan Havacılık Bakanı ve Genelkur­may Başkanı hava alanında Genelkur­may Başkanı Orgeneral Salih Omurtak,Genelkurmay ikinci Başkanı Korgeneral Muzaffer Tuğsavul, Millî Savunma Ba­kanlığı Müsteşarı, Haya Kuvvetleri Ko­mutam Korgenral Zeki Doğan, hava ve kara ve deniz müsteşarları, generaller, Ulaştırma Bakanı Kasım Gülek, Genel­kurmay ve Millî Savunma Bakanlığı ileri gelenleri, Türk hava subayları ile Ame­rikan Yardım Heyeti Başkanı General Mac Brider Deniz Grubu Başkanı Ami­ral Settle, Amerikan Büyükelçiliği Erkâ­nı, basın ve ajans temsilcileri tarafından uğurîanmışiardır.

Amerikan Yardım Heyeti Hava Grubu Başkanı General Hoag da misafirlerimiz­le beraber İstanbul'a gitmiştir.

Amerikan Havacılık Bakanı vo Ameri­kan Hava Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanı İstanbul'dan Fransa'yla hareket edeceklerdir.

—Ankara:

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu gün saat 16.30 da Cankayadaki köşklerinde itimat­namesini takdime gelen yeni Afganistan . Büyük Elçisi Ekselans Muhammet Ak-ram Han'ı Mutad merasimle kabul bu­yurmuşlardır. .

Bu kabul esnasında Dışişleri Bakanlığı umumî kâtibi Büyükelçi Fuad Carım da hazır bulunmuştur.

20 Ağustos 1948

—İzmir :

1948 Onyedinci İzmir Enternasyonal Fu­arı bugün saat 19 da öğleden sonra şeh-

rimize gelecek olan Ticaret Bakanı tara­fından"hükümetadınaaçılacaktır.

Fuara iştirak eden İtalya, Yunanistan, Çekoslovakya ve Macaristan ile resmen iştirak etmemekle beraber fuardaki bü­yük ingiliz Sanayi Firmaları Pavyonunu Himayesi' altına almış olan ingiltere'nin de bayrağı Fuar methaline çekilmiştir.

Macaristan'ın Ankara Büyükelçisi, Fua­rın açılma töreninde bulunmak üzere şehrimize geîmiştir.

Gerek dün gelen Aksu Vapuru gerekse Ankara - Bandırma trenleri büyük bir ziyaretçi kitlesi getirmiştir.

Fuar Danışma Büroları dündenberi fa­aliyete geçmiş olup misafirler kolaylıkla yerleştirilmişbulunmaktadır.

— İzmir :

1948. 17'inci İzmir Fuarı bugün Kültür Parkın Lozan Kapısında ' yapılan büyük bir törenle açılmıştır.

Lozan Meydanı ve meydana varan cad­deler halk yığınları ile dolmuştu. Fuar kapılarında ve Sergi Sarayında Fuara iştirak eden İngiliz, İtalyan, Yunan, Ma­car ve Çekoslovak bayrakları Türk Bay­rağıyanındadalgalanıyordu.

Törende Ticaret ve Maliye Bakanları. Vali Vekili ve Muavini, milletvekÜderi. Müstahkem Mevki, hava. kara ve deniz komutanları, Cumhuriyet Savcısı, Emni­yet Müdürü, üst subaylar, Vilâyet, Bele­diye ve Adalet Erkânı, Siyasî Partiler Temsilcileri. Macar Elçisi, bütün başkon­solos ve konsoloslarla ecnebi pavyonlar mümessilleri, Ticaret Odası ve Borsa Er­kânı, şehrin bütün ileri gelenleri, yerli ve yabancı basın ve ajans mümessilleri ve 10 binden fazla halk hazır bulunu­yordu.

Törene şehir bandosunun çaldığı İstiklâl Marş: ile başlandı ve bunu Belediye Baş­kanının çok alkışlanan nutku takip etti. Belediye Başkanından sonra halkın al­kışlan arasında kürsüye gelen Ticaret Bakanı Cemil Said Barlas nutkunu söy­ledi ve nutuk bir çok yerlerinde şiddetli alkışlarla kesildi.

Bundan sonra Ticaret Bakam, fuar ka­pısındaki kurdelayı keserek 1948. 1? inci

Fuarını ve onu. takiben Belediye Başkanı ve diğer davetlilerle birlikte bütün pav­yonları dolaşarak bunların her birinin açılışım yapmıştır.

Bakan bu pavyonları açarken mümes­siller ve pavyon idarecileri tarafından kendisine hitaben söylenen sözleri cevap­landırmıştır.

Fuar bu açılış merasimini takiben halk tarafından gezilmeğebaşlanmıştır.

21 Ağustos 1948

— Ankara :

Türkiye Cumhuriyeti Hükümetiyle Lüb­nan Cumhuriyeti Hükümeti arasında İC Eylül tarihinde Ankara'da aktedilnıiş olan hava ulaştırmalarına mütedair an­laşmanın tasdiknameleri bugün Dışişleri Bakanlığında Türkiye Hükümeti adına Dışişleri Bakanlığı . Umumî Kâtibi Bü­yükelçi Fuad Çarım ile Lübnan Hükümeti adına Lübnan Elçisi İbrahim El - Ahbab arasında teati edilmiştir. Anlaşma, 12 inci maddesi mucibince bugün bu suretle yü­rürlüğe girmiş bulunmaktadır.

22Ağustos 1948

—Lüleburgaz:

Trakya ve havalisinde tetkik gezisine çı­kan Tarım Bakanı Cavit Oral, Çatalca, Çorlu ve civar köylerdeki İncelemelerini yaptıktan sonra bugün saat 14 de bera­berinde Tarım Bakanlığı Teknik Daire­ler Umum Müdürleri ve basın temsilci­leri olduğu halde Edirne'ye gelmiştir. Bakan, Havza Bucağında Vali, Emniyet Müdürü tarafından karşılanmış, Edirne'­de büyük çiftçilerle, orta halli müstahsil ve köylülerle.görüşmüş, dertlerini ve ih­tiyaçlarını tesbit ettikten sonra saat 17 de Demirhanlılar Köyüne giderek oradaki topraksız köylüye topraklarına ait tapu­larınıbizzat dağıtmıştır.

23Ağustos 1948

—Alpullu :

Trakya'daki ziraî durumu ve Tarım Ba-kanhğı tesislerini incelemekte ve çiftçi­lerle temaslar yapmakta olan Tarım Ba­kanı Cavit Orol, dünkü gezileri esnasın­da Alpullu Şeker Fabrikasını ziyaret etmiş ve istihsal faaliyetini gözden geçir­miştir.

Bu ziyareti esnasında verilen izahata gÖ-re bu yılki pancar mahsulü diğer yıllara nazaran çok bereketlidir ve Alpullu Şeker Fabrikasının bu seneki şeker istihsalinde yan yarıya bir fazlalık elde edilecektir. Alpullu'dan ayrıldıktan sonra Cavit Oral güzergâhtaki köylere uğrayarak burada­ki mahsul vaziyetini ve. mahsul kaldır­ma işlerini incelemiş, köylü ile konuşa­rak dileklerini ve ihtiyaçlarını tesbit et­miştir.

Geceyi Trakya'daki istihsal bölgesinde geçiren Tarım Bakanı bu sabah gezisine devam ederek Babaeski'ye uğramış bu­rada da çiftçilerle temas ederek ihtiyaç­larını dinlemiş ve umumî ziraat durumu üzerinde kendileriylegörüşmüştür.

24 Ağustos 1948

— İzmir:

1948 fuarındaki Çekoslovak pavyonunda dün akşam Çekoslovakya'nın Ankara El­çiliği Ticaret Müşaviri Steis tarafından bir basın toplantısı tertip edilmiştir.

Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü, Gümrük ve Ticaret Müdürleri, yerli ve yabancı basın temsilcilerinin hazır bu­lundukları bu toplantıda Steîs, bir nu­tuk söyleyerek, Türkiye - Çekoslovakya ticaret 'mübadelelerinin inkişafı temenni­sinde bulunmuş ve İzmir Fuarının bu mübadelelerin artmasına faide vereceği -nî ilâve etmiştir.

Belediye Başkanı, verdiği cevapta, Çekos­lovakya'nın fuara resmen iştirakinden dolayı teşekkür ve bu İştirakin her serte tekerrürünü temenni etmiş ve müşavirin Türkiye - Çekoslovakya ticaretinin ge­lişmesi yolundaki temennilerine . iştirak ettiğini söylemiştir.

Çekoslovak pavyonu, ağır sanayi, züca-ciye, kuyumculuk, silâh ve motorlu va­sıtalarla çok zengin bir manzara arzet-mektedir.

-- Ankara :

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu aksam saat 17.30 da Çankayadakİ köşklerinde memleketimizde misafir bulunan Eski İn-

giltere Büyükelçisi Ekselans Sir Peroy Loraine'i hususî surette kabul buyurmuş­lardır.

Bu kabul esnasında Başbakan Hasan Sa­ka da hazır bulunmuştur.

26 Ağustos 1948 — Ankara :

14 üncü yeni zamanlar Londra Olimpi­yatlarında bütün dünyaya karşı Türk gücünü bir defa daha gösteren güreşçi­lerimiz bugün saat 15.25 de, İstanbul'dan kalkan trene bağlanan hususî bir vagon­la Ankara'ya gelmişlerdir.

İstanbul'dan Ankara'ya kadar bütün yol boyunca istasyonlarda civar halkı sporcularımızı sevgi gösterileriyle karşı­lamış ve uğurlamışlardır. Bu arada Es-kişehirde de büyük bir kalabalık sporcu­larımızı coşkun tezahüratla karşılamış ve sabah kahvaltısı ikram etmişlerdir. Bütün bu içden sevgi havası İçinde Olimpiyat şampiyonlarımız Etimesgut istasyonunda da Ankara Belediye Başkanı Adına Be­lediye müfettişlerinden Ferit Karsîı tara­fından karşılanmış ve kendilerine kırmızı beyaz çiçeklerden yapılmış büyük bîr çelenk verilmiştir.

Ankara Garında ise güreşçilerimizin kar­şılanması çok heyecanlı olmuştur. Bütün kulüpler sporcuları ellerinde buketler ve kulüp bayrakları olduğu halde garın pe-ronalrında yer almışlardı, bunlardan başka kalabalık bir halk ile grup grup gençler ellerinde sporcularımıza hitap eden çeşitli dövizler olduğu halde garın içinde ve dışında sıralanmışlardı.

Saat 15.25 de trenin gelişinden az evvel başla Millî Eğitim Bakanı Tahsin Banğu-oğlu olmak üzere Vali Avni Doğan, Be­lediye Başkanı Ragıp Tüzün, Ankara Em­niyet Müdürü, kulüpler ve muhtelif te­şekküller mensupları gara gelmiş bulu­nuyorlardı.

Bu dekor içinde tren gara girdiği zaman heyecan son haddini bulmuş ve garı dol­duran binlerce kişi yaşayın, var olun hitabı ile gençlerimizi selamlamalardır. Vagondan, önce, Kafile Başkanı ve Be­den Terbiyesi Genel Müdürü Vildan Sa­vaşır ile Güreş Federasyonu Başkanı Vehbi Emrevegüreşçilerimizinantrenörü, onların arkasından da Olimpiyat­ların galipleri inmiştir. Kendilerine Millî Eğitim Bakanımız hoş geldiniz demiş ve bunu müteakip heyecanını tutamıyan halk gençlerimizi omuzlarına alarak gar­dan çıkarmış ve 19 Mayıs Stadına kadar kendilerini eller üstünde götürmüşlerdir. Güreşçilerimizin stada girişi yine coşkun tezahürlere yol açmış ve şeref tribünün­den halkı selâmladıkları zaman bütün stadı bir alkış tufanı kaplamıştır. Bun­dan sonra şampiyonlarımız sahaya çıka­rak mikrofon önünde yer almışlardır. Gençlerimizin halka takdiminden evvel Ankara Valisi Avni Doğan mikrofon önüne gelerek Ankaralılar namına genç­lerimizi selâmlamış ve şu hitabede bu­lunmuştur:

14. üncü Londra Olimpiyadmda bayrağı­mızı zaferle dalgalandıran aziz çocukları­mız şimdi huzurunuzda bulunuyor. Bu kahramanların zaferlerindeki sırrı adale­lerinin asıl kuvvetinden ziyade ruhların­daki imanla karakter üstünlüğünde ara­mak icabeder. Binlerce yıllardanberi bu üstünlük bazan Atatürk'ün dehasında bazan ordumuzun şecaatinde, cesaretinde, bazan da mütevazi bir çiftçinin toprağı­nı sürerken gösterdiği tahammülde, ba­zan da atletlerimizin adalelerinde kendi­ni gösterir. Yüz aklığı ile dönen bu kıy­metli çocuklarımızı sizin namınıza selâm­lamakla engin bir şeref duyuyorum.

Vali hitabesini devam ederek «bu genç­lerimizin tekâmüle doğru gitmelerini te­min etmek borcumuzdur» demiş ve ilâ­ve eylemiştir:

Sizin adınıza genç kahramanlara, onları yetiştiren idarecilere teşekkür ediyorum. Valinin bu hitabesinden sonra Beden Terbiyesi Genel Müdürü Vildan Savaşır sunî an söylemiştir:

Sayın Vali, sevgili Ankaralılar,

Büyük emeklerle yetiştirip üzerlerine ağır vazife verdiğimiz sporcu evlâtlarımız sizlere lâyık oİmak için bütün varlıkla-riyle mücadele ettikten sonra şimdi hu-zurunuzdadırlar. Başarılarınızda emekle­rinizin olduğu kadar sevginizin de değeri vardır. Bu gençlerin burada gördüğünüz 12 si bayrağımızı Şeref direğine çektir­meğe muvaffak olan bahtiyarlardır. Bun-

lardan daha az talihli olanlar da, bende­nize itimad buyurun, hangi spor şubesine mensup olursa olsun ayni şevk ve heye­canla ve ayni imanla müsabakalar yaptı. Evlâtlarınızın hepsi çalışkanlıklariyle, temiz ahlâklariyle, disiplinlerîyle, terbi­ye ve nezaketleriyle sizlerin kusursuz el­çileri oldular ve sevginize lâyıktırlar.

Gelecek yıllarda da hiç şüphe etmeyiniz daha kalabalık şampiyonlar" olarak yine-karşınıza geleceklerdir.

Gösterdiğiniz sevgiye onlar adına min­net ve şükranlarımızı sunarım, sağ olu­nuz.

Bundan sonra evvelâ güreşçilerimizin hocası Nuri alkışlar- arasında mikrofo­nun önüne geerek arkadaşları adma te-şekküretti. Onu, sirasiyle, üç adim dün­ya üçüncüsü Ruhi Sarialp, Dünya Şam-piyano güreşçilerimizden Nasuh Akar,-Mehmet Oktav, Celâl Atik, Gazanfer Bil­ge. Yaşar Doğu, Halit Balamir, Mersinli Ahmet ve diğer güreşçilerimiz takip ve hepsi kısa hitabelerle ve büyük bir he­yecan içinde mikrofonda konuştular.

Stadyumdaki bu törene gençlerin ve hal­kın hep birlikte söyledikleri «dağ basını duman almış» marşı ile nihayet veril­dikten sonra Olimpiyat şampiyonlarımız şeref tribününde hazırlanan büfede aile­leri ve yavrulariylç birlikte çay içmiş­lerdir.

—Ankara ;

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bugün Çan­kaya'da Londra Olimpiyatlarında derece alan sporcularımızı kabul buyurjcnuşlar-1 dır. Bu kabulde Millî Eğitim Bakanı Tahsin Banğuoğlu, Ankara Valisi Avni Doğan ve Ankara Belediye Başkanı Dok­tor RagipTüzün hazır bulunmuşlardır.

Milli Olimpiyat kafilesine başkanlık eden. Beden Terbiyesi Genel Müdürü Vildan Savaşır'dan müsabakaya girenler hakkın­da izahat alan Cumhurbaşkanı gençleri birer birer tebrik etmiş ve iltifatlarda bu­lunmuşlardır.

27 Ağustos 1948

—Afyon :

Afyonlularınkurtuluşlarının26mcıve dönümünü bugün bir bayram neşesi ve heyecanla kutlamışiardir.

Törene, kahraman ordumuzun 27 Ağus­tos 1922 aksamı Afyon'a girişini temsilen öncü askerlerimizin Kocatepe yolların­dan gelerek Hükümet konoğma şanlı bay­rağımızı çekmeleriyle başlanmıştır. Bu sırada bütün şehir bayraklarla donatılmış bulunuyordu.

Şehre .girerken, belediye adına karşılana­rak süngülerine çiçekler takılan askerî birlikler, caddeleri dolduran halkın he­yecanlı alkışlan arasında zafer meydanı­na gelerek burada yer almışlardır.

Meydanda Vali. Komutan, Askerî erkân ve memurlarla okul öğrencileri ve büyük bir halk kitlesi hazır bulunuyordu.

Törenin zafer meydanındaki kısmı da çok parlak olmuş ve anıta çelenkler ko­nulduktan sonra belediyenin hazırladığı zafer odası ziyaret edilmiştir.

Bunu takiben üniversiteli bir genç tara­fından bugün önemi belirtilmiş ve bir ge­çit resmiyle törene son verilmiştir.

Gecs de fener alayları ve zafer şenlik­leri yapılmıştır.

— Van :

Bugünkü uçakla şehrimize gelen Çalış­ma, Millî Eğitim ve Bayındırlık Bakanları halkın coşkun tezahürleriyle karşılan­mışlardır.

Halkevlerinde memleket meseleleri hak­kında halkla temaslarda bulunan bakan­lar Vanlıları sevindiren vaitler müjdele­mişlerdir.

İlk olarak söz alan Millî Eğitim Bakanı, bu sene lise ve sanat okulunun açılaca­ğını ve Önümüzdeki yıllarda da kız sanat enstitüsünün tamamlanacağını ve ay­rıca gençlere cevaben de, Ebedi Şef Atatürk'ün üzerinde durduğu. Van ması temennisine samimiyetle iştirak et­tiğini söylemiştir.

Yurdumuzu kaplayan ana yollar meya-nında Van'ın durumunu ve ehemmiyeti mevkiyesini açıkiıyarak, su ihtiyacı ile ilçe yolları Bitlis ile Tatvan arasındaki Rahva Geçidinin yapılması hususu üzerinde du­ran BayındırlıkBakambundansonra

195İ yılı sonunda Vamn demiryoluna ka­vuşacağını bildirmiştir.

Son olarak Çalışma Bakanı da ilimizin sanayi müesseselerine kavuşması husu­sundaki dilekleri cevaplandırmış ve hü­kümetin bu mevzu üzerinde durduğunu meselenin evvelâ incelemeye tâbi teknik bir iş olduğunu hatırlatarak hüküme­tin Doğu bölgesini sür'atlekalkındır­ma işini ehemmiyetle ele aldığını söyle­miştir.

Halkın dileklerini dinleyen bakanlar bu. dileklerin hepsine ayrı ayrı cevaplarda bulunmuşlardır.

Bakanlar yarm erken saatte Hakkâri'ye müteveccihen hareket edeceklerdir.

28 Ağu&tos 1948

— İstanbul :

İstanbul enternasyonal tenis turnovasma bugün de devam edilerek tek müsabaka­larının yarı son karşılaşmaları yapıldı.

İlk' müsabaka Muallâ ve Bayan Weber arasındaydı. Başlangıçtan itibaren güzel bir oyun tutturan Muallâ oyunda tam bir hakimiyet kurarak üstünlüğünü hasmına kabul ettirdi ve rahat bir oyundan sonra: 6/0. 6/0 galip geldi. ., İkinci olarak yapılması gereken Hughes -Redl maçı, Mr. Hughes'un bir gün ev­velki maçlarından son derece yorgun ol­ması ve daha önünde yapılacak bir çift ve bir -de karışık maçı olmasından dolayı yapılamadı ve oyun yerine yapılan gös­teriş maçında Redl, Bakkannı'yı 6/4, 6/4 yendi:

Günün en enteresan müsabakası Avus­turyalı "Weiss ile iki senedir İstanbul en­ternasyonal tenis tur no vasini kazanan Yunanlı tenisçi Stalyos arasında yapıldı. Weiss oyuna iyi başlayarak iki geym al­dı, fakat canlanan Stalyos başlardaki tu­tukluktan kurtularak aradaki farkı ka-". pattı ve bilhassa sıkı drayv'lart sayesin­de ilk iki seti almaya muvaffak oldu. Üçüncü sette ise Stalyos'un zayıf tarafı olan röver'inl iyi gören Weiss hesaplı bir oyunla galip geldi. İstirahattan sonra ya­pılan dördüncü sette Weiss talihsiz bu­günde olmasına rağmen hesaplı ve tek­nik oyunuyla ve mücadele ede ede galip geldi.

İstiklâl Marşı ile açılan bu geçit resmin­de Ankara Garnizonunun en genç bir su­bayı tarafından yaşanılan günün önemi ve bu zaferin Türk Milleti ve ordusu için teşkil ettiği ehemmiyeti belirten bir soy-]ev verilmiştir.

Bu münasebetle Ankara Garnizon Ko­mutam Tümgeneral Hakkı Güvendik de bir hitabede bulunarak 26 Ağustos zaferi­nin yalnız Türk tarihine değil medeniyet tarihine de tarihten sonraya kadar sürecek bir şeref ve mazlum milletlere yol-göstere­cek bir meşale olduğuna işaretle «30 Ağustos Zaferi, Ergenekon efsanesinin edebiyat kitaplarından çıkarılıp Anadolu -yaylasından hakikat alanına konması»dir demirtir.

Tümgeneral Hakkı Güvendik Dumlupı-nar Zaferiyle Türk Milletinin yalntz is­tiklâlini değil ümitlerle dolu istikbalini de kurtarmış ve kazanmış olduğunu ha­tırlatarak şöyle demiştir:

Bugün de Garp Cephesi Kumandanı is­met Paşa bütün deha ve. kudretiyle yine başımızda ve Başbuğumuzdur. O günün genç yüzbaşıları bugünün ordu komu­tanlarıdır. Her Türk'ün elinde bir meşale İnönü'nün arkasında Ebedî Şef Atatürk'­ün gösterdiği medeniyet yolunda hızla ilerliyoruz.

Garnizon Komutanı hitabesini bitirirken kahraman ordumuzun bütün kudret ve azametiyle Türk Milletinin yolunu emni­yet altında bulundurmakta olduğuna ve bu yola engel olmak isteyenlere karşı bir çok 30 Ağustoslar daha yaartmağa hazır bulunduğuna işaretle aziz şehitle­rimizin ve gazilerimizin hatırasını tazim­le anmıştır.

Daha sonra, hazır bulunanların, büyük bîr sevgi ve takdirle takip eyledikleri ye­ni muhtelif silâhlar ve tanklarla takviye edilmiş kıtaların geçit resmi yapılmıştır.

— Afyon:

30 Ağustos Za Bayramının 26 inci yıldö­nümü bugün Dumlupmar'da Zaferpete üstüncl 'kiMeçhulAskerAnıtıönünde-

büyük ve parlak bir törenle kutlanmıştır. Törende Afyon,. Kütahya, İzmir valileriy­le 31 ilden gelen belediye ve genel mec­lisleri temsilcileri, İstanbul, Ankara üni­versite Öğrencileri, Anadolu Oymağı genç­leri, Afyon ve Kütahya'dan gelen izciler, heyetler, siyasî parti temsilcileri, kadın erkek binlerce yurddaş, ajans ve basın mümessilleri hazır bulunmuşlardır.

Önce Tümen Komutanı Tümgeneral Rah­mi Egemen beraberinde valiler olduğu halde merasime iştirak eden askeri bir­liklerin üniversitelilerin, izcilerin bay­ramlarını kutlamış ve başta Cumhurbaş­kanımız tarafından gönderilen çelenk ol­mak- üzere Büyük Millet Meclisi, Başba­kanlık, bakanlıklar, ordu, siyasî partiler. iller, Ankara ve İstanbul gazeteleri ve millî kurum ve kurulların gönderdikleri çelenkler, temsilcileri taarfından anıta konulmuş ve bandonun çaldığı ve hazır bulunanların hep birlikte söylediği İs­tiklâl Marşı ile şeref direğine şanlı bay­rağımız çekilmiştir. Bu olay 21 top atımı ve uçaklarımızın Zafertepe üstündeki uçuşlarıileselâmîanmıştir.

Bundan sonra Tümgeneral Egemen bir hitabede bulunmuştur. General, mem­leketin Birinci Dünya Harbinden sonraki durumunu hatırlayalım, diye başladığı konuşmasında, Türk ordusunun bundan 26 sene evvel İstiklâl Savaşma ne gibi şartlar içinde giriştiğini anlatmış ve Türk ordusunun verdiği tek bir meydan mu­harebesinin düşman: imhaya kâfi geldi­ğini belirterek. Başkumandanlık Meydan Savaşını, Atatürk'ün zaferi takip eden yıl dönümünde Zafertepe üstünde yap­tığı konuşmadan aldığı parçalarla ve as­ker görüşü ile anlatmış ve savaşın cere­yan ettiği sahanın ayrı ayrı hususiyetle­rini tebarüz ettirmek suretiyle dinleyici­lere bu günün şahamet manzarasını ya­şatmıştır.

General sözlerini bitirirken: ey fedakâr Mehmetçik, bu mesut bayram gününde aziz hatıranızı anmak için yurdun her kö­şesinden gelen bizler size Türk Milleti­nin selâm, minnet, şükran ve saygılarını

sunuyoruz. Uğrunda seve seve can verdi­ğiniz Türk istiklâli biliniz ki yaşıyor ve ebediyenyaşayacaktır.Sinesindesizler gibi en mukaddes hatıralarımızı saklayan bu vatan topraklarının kirli düşman çiz­meleriyle çiğnenmesine hiç bir zaman müsaade etmiyeceğiz. müsterih olunuz, demiştir.

Eu konuşmayı Anadolu Oymağı. İstan­bul ve Ankara Üniversiteleri adlarına konuşan gençlerin hitabeleri takip et­miştir. Gençler bu hitabelerinde 30 Ağus­tosZaferininDünyaşümuldeğerini he-

yecanlı ve canlı ifadelerle belirtmişlerdir. Tören, askerî birliklerin ve 30 Ağustos Meydan Savaşma katılmış gazilerin yük­sek tahsil gençleri ve izcilerin yaptıkla­rı, sürekli ve heyecanlı gösterilere vesi­le olan güzel bir geçit resmi ile sona er­miştir.

Bunu takiben Kütahya Valiliği tarafın­dan törene katılanlara bir kır ziyafeti verilmiştir.

image002.gifHalkla konuşmak...

Yazan: Nadir Nadi

3 Ağustos 1948 tarihli «Cumhuriyet» İstanbİul'dan:

Yalovada birkaç haftalık kısa bir dinlen­me kürü yapan Sayın Saka, hazır gelmiş­ken diyerek o civarda bazı yerlere de uğ-•radı: Bursalılarla görüştü, köylülerle se~ lâmlaştı. Dönüşte de İzmitlilere bir mer­haba çekti. Gazetelerde çıkan telgraflar, bu ayaküstü konuşmaların halk üzerinde pek iyi bir tesir bırakmadığını gösteri­yor. Sorulan suallerden canı sıkıldığı an-Isş'lan Sayın Başbakan, bir kısım vatan­daşları eevabsız bırakmış, bir kısmını meseleleri kavramamakla suçlandırmış, bir kısmını da «bakalım, yaparız, ede­riz» gibi kısa ve kuşe sözlerle susturmuş-tur. Hattâ bir aralık etrafındaki derd yanmalardan bıkmış olacak ki, kendini iutamıyarak, «ben buraya şikâyet din­lemeye gelmedim; ilgili makamlara ya­zarsan z, takib ederler» deyip geçmiştir. Bir başbakanın on sekiz milyon vatan­daşla, velev birer dakika olsun, teker te­ker meşgul olamayacağını. pekâlâ kabul ederiz. Umumî hizmet ve memleket dâ­vaları etrafında konuşulsa biîe. birçok insanı bir arada dinlemek, her birine- ay­rı ayrı cevaplar vermek basardır bir iş değildir. Zaten biraz istirahat etmek, vü­cudunu ve kafasını kuvvetlendirmek maksadiyle bir yerde bulunan bîr devlet adamı elbette (ashaVı derde) saatlerce vakit ayıramaz. Ayırsa da bundan müsbet bir neticeeldeetmeyeimkânyoktur.

İşte bizim dokunmak istediğimiz nokta da budur. Hükümet adamlarımızın bir türlü Avrupalı kafasile çalışmaya alışa­madıklarını söylemek istiyoruz. İstira­hat etmek, kür yapmak, herkes gibi bir başbakanın da hakkıdır. Dinlenmek için bir yere gidilir, orada ne kadar lazımsa kalınır.Fakat«hazırgelmişkenşucivarda bir dolaşalım, şehirlerde tüccarla, köylerde . çiftçi ile bir iki lâf edeyim, hem de istifade ederiz» diye bir koltuğa iki karpuz sığdırmak zihniyeti yanlıştır. Böyle bir hareket, ne Hükümete fayda getirir, ne de Başvekile, birbirine uzak yakın bin bir mevzu üzerinde konuşan vatandaşlar, boşuna, yorulacaklardır. Çün­kü karşılarındaki Devlet adamı,belli bir dâvanın çözülmesi işi ile ilgili 'değildir. O, daha ziyade «halkla görüştü, âdet ye­rini buldu» densin diye oradadır. Birkaç gün önce tamamladığı kür'ün yorgunluğu içinde mahmurdur. Dinlediği çeşitli dâ­vaların yükü altında sinirlenmeye başlar, sabrı* gücü zayıflar ve bir de bakarsınız kendini tutamıyarak «ben buraya şikâyet dinlemeye gelmedim-» diyiverir. Gördü­nüz mü şimdi? Tek koltuğa sıkıştırmaya çalıştığımız bütün karpuzlar işte düştü, üstelik de çatladı. Artık ne tedaviden hayır kaldı, ne Hükümete propaganda yapıldı, ne de Başbakan, halkın derdine ait müsbet bir bilgi edinebildi: Halbuki yapacağımız işleri birbirinden ayırır ve bir sıraya koyarsak, böyle hoşa gitmiyecek başarısızlıkları kolayca önli-yemez miyiz? Dinlenme ve istirahat ge­zintilerinde başka hiçbir işle meşgul ol­mamak şarttır. Ne şehirde, ne köyde kimse ile temasa gelemeyiz. Tedavimizi bitirir ve gene doğruca Ankaraya döneriz. Yolda, belde, yüz görümlüğü kabilinden sununla bununla konuşmakta da mâna yoktur. Şayed halkla temasa gelmek is­tiyorsak, ilk önce hangi dâvayı ele ala­cağımızı bilmeli, kendimize bir mevzu seçmeli, vatandaşları da ancak o mevzu üzerindeki düşünceleri bakımından din­lemeliyiz. Meselâ su işleri hakkında İnce­leme yapacaksak, buğday fiyatları, ya­hut köy öğretmeni etrafında zihin yorma­mız ele aldığımız dâvayı geri bırakmaktan başka neye yarar? Halkla karşı karşıya gelmek, onun meselelerini çözmeğe ça­lışmak, işte yalnız bu zihniyetle hareket edildiğizamanfaydalıneticelerdoğura bilir. Memleket derdlerine kısım kısım deva bulabilmek için yalnız bu metoda bağlanmak lüzumunu artık öğrenmeliyiz. Sayın. Saka, Bursayı da Bursalıları da herhalde tanır. Oralarda belki birçok ahbabları ve dostları da vardır. Bu gibi tedavi ve istirahat vesilelerinden fayda­lanarak onların sohbetini ararsa diyecek, yok. O zaman «ben buraya şikâyet dinle­meye gelmedim» demesine lüzum bile kal­maz. Fakat Başvekil olarak halkın karşısı­na çıkarsa, bir daha tekrarlıyalım: kafasın-. dada sınırları belli bir dâva taşımalı ve sırf onuniçinyolaçıkmışbulunmalıdır.

Başbakan Hasan Sakanın açık­ladığı hakikatler...

Yazan: Eteni izzet Benice

3 Ağustos 1948 tarihli «Son Telgraf» İstanbîul'dan :

Başbakan Hasan Saka, Yalovada kısa bir demeçte bulundu. Fakat, özlü've haki­katen üzerinde durulmaya değer bir de­meç. Sayın Hasan Saka iki nokta üzerin­de bilhassa durmuştur:

A — Seçim Kanununun milletlerarası sa­lahiyetli şahsiyetlere tetkik ettirilmesi ta­savvuru,

B — Memleketin ihüyacmdaki umumî vüs'at ve tenevvü karşısında iktidarın başarı Ölçüsü.

Seçim Kanunu, ötedenberi bu sütunlarda izah ettiğimiz gibi, geçmişe nazaran İleri bir adımdır. Eksik ve tatbikatta kusur arzedebİlecek tarafları bulunabilir. Bun-^ları telâfi etmek, kanunu en mütekâmil şekline sokmak da tecrübeler sonunda da­ima mümkündür. Buna rağmen, muha­lefet partilerinin bilhassa ikisi, yâni De­mokrat ve Millet Partileri: C. H. Partisi ve iktidarı aleyhinde halk vicdan ve mü­fekkiresinde mânevi bir hava yaratmak ve açrk teminatı ihtiva bakımından ileri ve bir baskı halinde bu havayı idame et­tirmek için elele verip seçim konununu kötülemişlerdir. Değil bir partinin, bir insanın bile iyi niyet göstererek ve iyi olduğuna kanaat hasıl ederek ortaya koy­duğu esere kasdî bir şekilde mütemadi-

yen: «(fenadır, kusurludur, iyi niyet mah­sulü değildir» denirse, o insan ne yapar? En önce itirazlarını ve savunmasını yapar ve bunda da muvaffak olamazsa hakeme müracaat etmek ıztırabında kalır. Böyle bir dâvanın seçim kanunu gibi bir kanun mevzuu üzerinde zuhurunda ise muhae-fetin «ak» a mütemadiyen «kara» deme­si karşısında C. H. Partisinin ve iktidarı­nın eserini memeket halkının sağduygu-suna arzetmesinden ve onun hakemliğine güvenmesinden daha tabiî ne olabilir? Bu hakemliğe müracaatın tek vasıtası da hiç şüphesiz ara ve umumî seçim olacaktır. Bu seçimlerde ve milletin sağduygusu altında C. H. Partisinin alacağı oy. sayısı bu hakemliğin en asîl ifadesi olacaktır. Bu fiilî tatbikat ve hakemlik dışında C. H. Partisi iktidarı eğer seçim kanununu mil­letlerarası salahiyetli şahsiyetlerin tetki­kine arzedecekse bunun tek mâna ve de­lâleti, esere olan güvenini izhardan ve demokrat âleme bir örnek hediye etmek­ten ibaret olacaktır.

Bir eseri, dünyanın tetkikine erzetmek-te hiçbir mazhur olmadığı gibi, iyi eser­leri dünyanın tetkik kürsülerine alıp İn­celemeleri de önlenemez bir keyfiyettir. Hele bu eser, demokratik dünyanın kay­naştığı bir devirde demokrasi milletlerine yer yer örneklik ve rehberlik edebilecek bir eser kudretinde olursa.. Bunun için­dir ki. Sayın Başbakan. Secim Kanununu hakkmda gerek milletin sağduygusuna güvenmek, gerek mevcut eseri milletler­arası salahiyetli şahsiyetlere tetkik ettir­mek tasavvuru bakımından noktai naza­rını açıklarken veciz sözlerinde en kesin ve en sıhhatli hareket tavrını belirtmiştir. Başbakanın memleketin ihtiyacmdaki umumî vüs'at ve tenevvü karşısında, ik­tidarın başarısı hakkında söylediği söz­ler, tam acık ve samimî bir devlet adamı­nın millete karşı dürüst ve hakikî düşü­nüşlerinin bir ifadesi olmuştur.

Başbakanşunusöylüyor:

— Yirmi dört sene evvel devir aldığı­mız Türkiye ile bugünkü Türkiye ara­sında mukayese yapılmıyacak derecede hizmetler yapılmıştır. Bununla beraber, yapılanlar yapılmayanlar yanında yüzde on nisbetindedir.» Başbakanın bu iki cümlelik tablosu halkı

devamlı surette C. H. Partisi aleyhine kışkırtanlar için en kesin şekilde bir mu-.kabeledir ye halkın takdirine arzedilmig bir büyük hakikattir. Yirmi dört yıl Önce istiklâli de dahil olduğu halde hiçbir şeysi olmayan bir memleketi teslim alan, -mîllî ihtilâli,- millî savaşı, millî inkılâpları başaran ve bugün yirmi dört yıl Önce ile lıer sahada mukayese edilemiyecek ölçü­de variık ve başarı kaydeden bir parti için halkın ve münevverin vicdanî, fikri, görü-şü ve hükmü ancak C. H. Partisi ile, yâ­ni, müsbet ile bir ve beraber olabilir ve 'C. H. Partisi Başbakanı çıplak hakikati saklamıyor, Daha ancak, yüzde on yanın­da yüzde doksan eksikliği 'ifadeiendiriyor. Harbîn tesirlerinden, harp sonunun ka­rarsızlığının verdiği darlık ve müsayika-lardaıı kurtulur kurtulmaz medeniyet âleminin ihtiyaç seviyesine ulaşmak yo­lunda hiç şüphesiz C. H. Partisinin sözde değil, fiiliyatta ve tatbikatta eskilerini gölgede bırakılacak Ölçüde parlak ve müs­bet icraatı sürüp gidecektir. Ve muhale­fet, fikre fikrin daha üstününü, esere ese­rin daha parlağını göstermek hasletinden mahrum haîde ve sadece mahut tâbiri ile çeno kavafı halinde 'kaldıkça halktan İlti­fat değil, rağbetsizlik ve güvensizlik gör­mekte davam edecektir. Daha şimdiden çe­şitli emareler, halkın bu hissini ve bu dü­şünüşünü gözler önüne sermekte ve muha­lefet partilerini ara seçimlerine katılmakta biraz da bu yönden manevî itham ve iddi­alar yanında ustalıklı bir kamuflâja sev-ketmektedir.-

Bir konuşma üzerine...

Yazan: Nadir Nadi

5 .Ağustos 1948 tarihli «Cumhuriyet» Istanblul'dan:

Dün Gazeteciler Cemiyetini ziyaret eden İçişleri Bakanı Sayın Münir Hüsrev GÖle. orada toplanan arkadaşlarımızla memleket meseleleri etrafında uzun bir konuşma yaptı, bilhassa yeni şekilîe Seçim Kanunu­nu ısrarla müdafaa etti.

.Bizi aydınlatmak uğruna cemiyetimize kadar gelen, sorduğumuz sualleri iyi ni­yetle veyorulmaksızıncevaplandırmaya

gayrei eden Sayın Bakana burada ne ka­dar teşekkür etsek azdır. Halka ait çeşitli dâvaları müsbet neticelere ulaştırarak çö­zebilmek için Hükümetle Basın arasında bu gibi temaslara büyük ihtiyaç vardır. Gördüğü vazife icabı gazeteci, bir bakıma halkın dili sayılıyor. Bu dili taşıyan kafa, ne kadar çok bilir, ne kadar çok öğrenirse memleket işleri de o kadar iyi yürütülmek ihümallerine kavuşur. Serbest bir basın rejiminde tenkit ve şikâyet yazılarım orta­dan kaldırmaya imkân yoksa da, gazeteler­le devamlı temas neticesinde bu çeşit mev­zuları elden geldiği kadar azaltmak, halkı memnun edici müsbet hâdiseleri çoğaltmak kabildir.

Bunu böylece kavdettikten sonra, Sayın İçişleri Bakanının Seçim Kanunu hakkın­daki fik'rleriie beraber olmadığımızı açık­lamak zorundayız. Burada bir daha tekrar edelim ki. bizi böyle düşünmeğe sürükli-yen sebep yalnız kanunu eksik buluşu­muz değildir; son Meclis tartışmaları sıra­sında Halk Partisi çoğunluğunun takındığı ruhî durum da bugünkü kanaatimiz "üze­rine tesir etmemiştir.

«Sütten ağzı yanan yoğurdu üfliyerek yer» derler. 21 Temmuz seçimleri, halkın yüre­ğinde çok acı bir hâtıra bırakmıştır. Al­dıkları yara ile içleri sızhyan vatandaşlar o günü bir türlü unutamıyorlar. Bu şartlar altında Seçim Kanununda değişiklikler yapmayı kabul eden bir parti her şeyden önce, halkın psikolojik durumunu gözö-nünde tutmak, bazı fedakârlıklar pahasına da olsa, ona itimat verici tedbirlere baş­vurmak zorunda idi. Hâkimlerin seçim kurullarında vazifelendirilmesini isteyen Demokrat Parti, sırf bu düşünce ile tek­lifinde ısrar ediyordu. Biz, Demokrat Par­tinin ısrarmdaki mânayı anlamakla bera­ber bu hususta fazla inada davranmayı doğru bulmadık. ((Hâkimler, kurul baş­kam olmazsa, seçimlere girmeyiz» gibi bîr iddiaya körü körüne bağlanmak, siyasî hayatımızı bir çıkmaza sokabilirdi. Ken­di kendimize şöyle dedik;

«Halk Partisi, eğer memlekette sahici bir demokrasi rejiminin yerleşmecini istiyor­sa, samimî olmaya ve. vatandaşa emniyet verecek bir seçim kanunu yapmaya mec­burdur. Hâkimleri, kurul başkanlıkları­nagetirmeksizin deböylebir emniyet havasını yaratmak mümkündür. 'Buna ça­lışalım. Ne yazık ki, 2 numaralı Saka Hükümeti de, Halk Partisi Meclis Grupu çoğunlu­ğu da bu zarureti anlıyamadılar. Seçim neşriyatı hakkındaki cezaları arttıran 4 numaralı ek madde, vatandaşlar üzerinde bir buzlu duş tesiri yaptı. Ondan sonra artık her maddenin müzakeresini, halk «Acaba gene hangi kapı açık kalıyor?» diye şüphe ile takip ediyordu. Parti tem­silcilerinin komisyonlara da üye olarak kabul edilmesini ileri süren yirmi küsur imzalı Halk Partisi önergesi de çoğun­luk tarafından reddedilince artık yapıla­cak iş kalmadı. Seçim Kanunu, bekledi­ğimiz emniyet duygusunu bize aşılıya-mıyordu. Bu kanun, demek ki, Ölü doğ­muş bîr çocuktu.

Sayın Göle, Seçim Kanununun pek mü­kemmel olduğuna inanabilir. Avrupa'daki ilim adamlarından bu hususta rapor da alabilir. Hattâ bu kanun, sahiden iyi bir eser de olabilir. Mesele burada değil! Bi­zim istediğimiz bu topraklar üzerinde kendilerine vekil seçecek olan insanların kanuna inanması, bu yüzden yüreğinde rahatlık duyması idi. Belki ilmî esaslara uygun düşmese bile, vatandaş yüreğine emniyet duygusu aşılamak için, her ted­bire başvurmak, gerekirse, seçim tekni­ği ile pek bağdaşarmyan teklifleri bile ceffelkalem reddetmemek lâzımdı. Çünkü bugünlük en büyük ihtiyacımız, seçim­lerde vatandaşa emniyet duygusu sağla­maktır. Yazık ki, bu henüz temin edile­memiştir.

Demokratik mücadelede temel şart...

Yazaıı: Etem İzzet Benice

15 Ağustos 1948 tarihli «Son Telgraf» İstanblul'dan:

Demokrat Partisinin Sayın. Lideri Biga-da, Çanakkalede nutuklar söyledi, Izmir-de gazetecilere demeçte bulundu. Üç yıl­dır devamlı surette konuşan Celâl Baya-rın her konudan faydalanarak umumî ef­kârı kendi pertisi lehine çelmesi ve genel

seçimlerde muvaffakiyet temini için sü­rekli hazırlıklar yapması en tabiî hakkı­dır. Ancak, gerek Demokrat Parti, gerek Millet Partisi ve umumiyetle bütün meş­ru vo kanunî partiler İçin bir noktanı» temeı şart ve hareket rehberi olarak dai­ma göz önünde tutulması gerektir. Bu te­mel şart ve hareket rehberi şudur: Tür-kiyede demokratik mücadele münhasirai?-- Batı demokrasilerine hâkim usul ve sis­temler dahilinde cereyan eder-Temel şart ve rehber fikir bu olunca, ba­sın ve her türlü fikir ve vicdan hürriye­tinin, yazılı, sözlü, hareketli, tezahürlv telkin faaliyetinin, mücadele, münakaş? ve propaganda esasının da bu ana esas? dayanması lâzımdır. Bu sistem' dahilinde iktidar partisini yenmenin, Büyük Millet Meclisinde çoğunluğu kazanmanın tek yo-lu da yine hiç şüphe, yok ki. sadece ve münhasıran genci seçim, kanalı ile millî-İradenin, meşru tezahürüne dayanmak-seçmen oy'unun çoğunluğuna sahip ol­maktır. Ancak, bu takdirdedir ki, memle­kette Batı anlamında demokrasi rejimi her türlü istikrar, ahenk ve devam esas ve teminatına bağlanmış1 olabilir. Millet Partisinin daha beyannamesine attığı im­zanın mürekkebinin kurumasını bekle­meden velev söz ve yazı sahiplerine mün­hasır kalacak bulunsa dahi giriştiği çir­kin şahıs mücadelesi memlekette teessü­sünü germek istediğimiz gerçek demok­rasi zihniyet, sistem ve ruhuna ne kadar aykırı ise Demokrat Partisinin iktidara karşı halk efkârında bir: «zor ve baskı politikası» yaratmak gayret ve hevesi de o derece aykırıdır.

Şahıs mücadelesi ve iç politikanın şahıs­lar üzerinde temerküz ettirilmesi ve bu halin sosyal bir gelenek haline intikal ettirilmesi demokrasi hayatımızı felce uğ­ratacağı kadar memleket, aleyhine de bü­yük zarar ve kayıpları davet eder. Bu memlekette istibdat devrinin bir impa­ratorluğu inkıraza götürdüğü ve 1908 den sonra da şahıs mücadelelerinin partilere hareket rehberi olmasının inkırazı ta­mamladığı, gözönüne getirilirse istikbalin bu yönden gebe olabileceği felâketleri takdir ve hesap etmek zor değildir. Ata­türk ve İnönü tarihin Türk milletine na­dir olarak hediye ettiği iki müstesna şah­siyet olduğuna göre daima partilerin ve şahısların üzerinde mütalâa mevzuu, ol­mak mevkiindedîrler. Bununla beraber, birinin C. H. Partisinin Ebedî Genel Baş­kanı, diğerinin de Genel Başkam olduğu ve bu istikametten haklarında gelecek her türlü menfi ve tahrikâmîz şahıs mü-c;>d3le-sinde manevî varlıklarının millî ira­deye mal ettiği titizlikle ve milletçe ko-nmacağl âgikâr ve şüphesizdir.

Umumîolarakmütalâa vekanaatimiz sudu»- ki:Partiler ve parti lider, idareci vekurucuları gibimensuplarıda her yerde ve her şart altında demokratik mü­cadeleyi yalnız- fikir, program,parti ve hizmet ayarlamasına tâbi tuimr.k mecbu­riyetindedirler.Millîmenfaatimizve memleketselâmetibunuemrettiğigibi demokrasimizin üstün menfaatleri de yal­nız bunu emretmekte iktidar değişiklik­lerini garazsız, kinsiz sadece millî oy ço­ğunluğununhükmünetâbibulundur­maktadır. Demokrat Partisinin son iki üç ay içinde bilhassa halk efkârında iktidar aleyhine bir «zor ve baskı politikası» ya­ratmak gayret ve hevesim de ayni dere­cedeantidemokratikbulduğumuzu teîn-ariamalıyız.Demokrat Parti 1950 ge­nel seçimlerinde millet iradesinin çoğun­luğununorma!vemeşrubir seçimmü­cadelesi ileteminedebilirse hiçşüphe yo1-, ki. iktidara gelir ve bunu muhalefet mevkiine geeccak C. H. Partisi ile diğer partiler saygı vetakdir ilekarşılar ve müteakip secimi kazanmak yolunda gay­ret sarfederek faaliyetlerini devametti­rirler. Normal, istikrarlı, Batili demokra- ' tik sistemin tabiî icabı buyken tenkit ve murakabehakkınınhudutlarıdışında ve C. K. Partisi aleyhinde halk efkârının hu­sumetini tahrikve teksif hususunda faa-lîyeivepropagandada bulunmak ise sa­deceveenhafiftasviriite:Demokrat Parti lehine bir çam dikeyim-- derken hu memlekette çoğunlukta bulunduğuna şüp­he olmayan C. K. Partili veya bu tema­yüldeki vatandaş kütlelerini rencid ede­cek birçok çamlar devirmek olur-. Bu ba­kımdan 22 Ağustosla ilân edileceği haber verilen Demokrat Parti«Çeşme toplantı­sı »kararlarınınbuistikametteayarlan­masını istemek ve hatırlatmak bizim için bir vicdan vazifesi olur.

Grev hakin,..

Yazan: Nadir Nadi

18 Ağustos 1948 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan :

Demokrat Parti Syüp Ocağında işçilerle konuşan Fuad Köprülü, sözleri arasında mühim bir noktaya da dokunmuş ve grev hakkıma tanınması lüzumu üzerinde dur­muştur.

Hürriyet rejiminin temel şartlarından bi­ri olan grev hakkim reddetmek, sonra da bizde hürriyet var demek gerçekten pek güçtür. Kızgın Afrika çöllerine lapa lapa kar yağdığım, yahut gece yarısı Akde­niz'de güneş doğduğunu ileri sürdüğümüz zaman, nasıl olmaz bir şeyden bahsedi­yorsak, grev hakkım tanımadığımız hal­de demokrasi hayalı yaşadığınım söyler­ken de ayni tezadın içindeyizdir. Bu gibi iddialar karşısında bize inanmazlar, gü­lerler. İnanmadıkları, güldükleri bir şey değil, bunca yıldır tezadda ısrar ettiğimiz müddetçe, biz, o kadar özlediğimiz, has­retini çektiğimiz hürriyet rejiminden sit-tin sene uzak kalmış oluruz. Eğer yalnız patronların, burjuvaların, hali vakti ye­rinde olanların hoşuna gitmek, yahut (h;rs - ı piri) ye yakalanan gözü kan ça­nağına dönmüş biçare sunucuların orta­lığa ağız dplusLi küfür savurmasına im­kân vermek maksadiyle bu rejime (rû-yi iltifat) göstermiyorsak onu bütün şartla-rile benimsemiye çalışmalıyız. Bu arada sendika hürriyetlerini ve grev hakkım da elbette gözönünden uzak tutamayız.

Ancak, hürriyetin kolay yutulur bir lok­ma olmadığı malûmdur. İyi ve kötü ee-şidii tarafîariyle beraber bu rejimin ba­yı rizikoları da vardır. Kapitalle iş ara­sındaki uyuşmazlıklardan doğan ve grev halinde umumî hizmetlerin dunnasile ne­ticelenen mahzurlar, hürriyet rejimine ait rizikoların en başta gel enler indendir. Sözleri arasında Sayın Köprülü de bu noktayı unutmamış ve «biz, Türk işçisi­nin milliyetçi duygularına inanıyoruz» diyerek grev hakkının işçiler tarafından kötüye kullanılmıyacağım umduğunu söylemekistemiştir.

Üstadın temennilerine yürekten katılma­mak gerçi elimizden gelmez. Fakat, doğ-

ruyu söylemek lâzımgelirse patronlarla teşkilâtlı işçiler arasındaki münasebet­lerde hayale dalmaktan hiçbir faide bek­lememeliyiz- Türk işçisinin milliyetçi duy­gularına bel bağlayıp, onun. millî men­faatlerimizi sarsacak derecelere kadar grev hakkını kötüye kullanmıyaeağım tahmin eden Sayın Köprülü, ayni man-' tıkla göyle de konuşabilirdi:1

— Türk patronunun; milliyetçi duygula-,nna emniyetimiz vardır. Haklı istekler karşısında, o, işçiyi greve zorhyacak ka­dar insafsız davranınryacak, ücretleri art­tırmak hususunda cimrilik göstermiye-cektir.

Görülüyor ki, milliyetçilik, yurtseverlik gibi yüksek duygulara hitab edildiği za­man grev hakkını frenlemek (lâkırdı ha-linds kalmak şartile) kolaydır. İşçilere söylersiniz, bedava çalışırlar; patronlara söylersiniz,kasalarınıboşaltırlar.

Oysa ki. realite alanında bu tatlı sözlerin hükmü pek geçmez. Bir yanda çalışanlar, öte yanda çalıştıranlar vardır. Bunlar arasındaki menfaat uyuşmazlığını gider­mek ve sosyal denkliği korumak, sanıl­dığı kadar kolay değildir. Yirminci asnn-şüphesiz . büyük kafalarından biri olan Mussoîini, ihyaya çalıştığı korporaüzm sîstemile ekonomik düzeni sağlam temel­lere bağlıyacağına, işçi ile patron karşı­sında hakem olarak yer alan devletin, îç-timaî adaleti s'ağlıyacağına inanıyordu. Fakat, grev hakkını ilga eden bu sistem hürriyeti de tanımamaya önceden karar vermişti. Nitekim Sovyet Rusya da, Fa­şizme kıyasla yüz seksen derecelik ters bir yoldan gittiği halde, içtimaî adaleti yaratmak bahsinde ayni neticeye varmış, grev hakkı ile beraber ferde ve toplulu­ğa ait bütün hürriyetleri ortadan kaldır­mıştır.

Demek oluyor ki. gerçek bir demokrasi idaresine ulaşmak istiyorsak, nimetlerîle beraber, hürriyetin külfetlerini de kabul edeceğiz, O arada sendikalara grev hak­kını tanımak ,da gerekiyor (milliyetçilik duygusunukarıştırmaksızın).

Devletimize ait yüksek menfaatlerin sar­sılmasına engel olmak bahsine gelince, iş büroları, karma komisyonlar, 'iş mahke­meleri,hükümethakemliğigibiçeşitli

tedbirlere başvurmak ve grev müessese­sini ba^ı hukukî kayıdlara bağlamak su-retile umumî hizmetlerin aksamamasmı bir dereceye .kadar temin edebiliriz. Son zamanlarda bazı Avrupa memleketlerin­de yapıldığı, gibi, başımız sıkıştıkça, or­dunun teknik elemanlarına' başvurmak da mümkündür.

Tabiî bunlar, çok ileriye ait düşünceler. Bugünlük muhakkak olan- bir şey varsa, sendika hürriyetlerini kabul etmeksizin hürriyetten bahsetmenin epeyce tuhaf kaçtığıdır. .

Devlet makinesini ıslah...

Yazan: Âbİdin Dav'er

20 Ağustos 1948 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

İkinci Dünya Harbi içinde, Büyük Millet Meclisinde, Devlet makinesinin bazı sa­halarda iyi işlemediği yolundaki bazı ten-kidlere cevaben, rahmetli Başvekil Refik Saydam, takdire değer bir samimiyetle: ö-t^ Devlet idaresi A dan Z ye kadar bo7 zuktur ve ıslaha mühtacdır» demişti. Harp yıllarının doğurduğu çeşidİi' buh­ranlar idinde, Devlet idaresinde ıslahat yapılamazdı ve .yapılamadı. Hattâ maki­nenin daha bozulmamasını bite önliyeme-dik. Bunu kabul etmek lâzımdır.

Fakat artık harb bitmiştir; barış henüz kurulamamış olmakla beraber, Devlet mekanizmasında esaslı ıslahat yapmaya başlamak zamanı gelmiştir.

Rahmetli Başvekilin âdeta tarihî bir ma­hiyet almış olan sözü ile A dan Z ye ka­dar bozuk okluğu resmen kabul ve itiraf edilmiş olan işlerimizi, sinirli bir hare­ketle kısa bir zamanda ıslah etmek elbet­te mümkün değildir. Bu, epeyce uzun se­nelere ve hayli büyük paralara muhtaç bir iştir. Fakat sadece zaman ve-para da kâfi değildir. Bilgili, programlı ve istik­rarlı bir şekilde çalışmak .da gerektir. Bilgisiz, programsız ve istikrarsız ıslahat yapmaya kalkışmak, istenilen ve bekle­nilen neticeyi vermez; bilâkis yeni bir hercü merc husule getirerek mevcud hay­ratıda bozar;zamandan,paradan ve emekten kaybederiz. Onun için Garb nıe-todiariyle bilgili, programh ve istikrarlı bir çalışma. ıslahatta muvaffakiyetin bi­rinci şartıdır.

Bu şartı sağlamak için de, Önümüze pek büyük bir fırsat çıkmıştır ki, o da .Bir­leşik Amerika Devletinin "Türkiye'ye kar­şı gösterdiği büyük dostluktur. Dünya­nın bugün her bakımdan en kuvvetli, en ileri ve eh demokrat devleti olan Ameri­ka, Yakın ve Orta Doğuda demokrasinin ileri karakol hattını teşkil eden memle­ketimizi ve bu lıst üzerinde demokrasi­nin kalesi olan milletimizi kuvvetlendir­mek kararını vermiştir. Mîllî müdafaa­mızı takviye için' milyonlarca dolar kıy­metinde silâh ve malzeme veriyor; bun-larm kullanış usullerini öğretmek için mü­tehassıslar gönderiyor. Yollarımızı sü­ratle yapmak, ziraatimizi modern vası­talarla geliştirmek, kara ve deniz uiaş-tırma vasıtalarımızı çoğaltmak yolunda krediler açıyor, makineler veriyor, müte­hassıslarının bilgi ve ihtisasından fayda­lanmamızı temin ediyor.

Amerika'nın bu kıymetli yardımları cüm­lesinden olarak yülardanberi bir türlü iyi işlemiyen Devlet Deniz Yolları ve Li­manları İdaresinin ıslahı için iki kıymet­li mütehassis da gelmiş ve tetkiklere baş­lamış .bulunuyorlar. Bu mütehassısların geldiğini haber veren çalışkan ve değerli Ulaştırma Bakanımız Kasım- Gülek, Ulaş­tırma Bakanlığının diğer kolları için de Amerika'dan mütehassıslar getirileceğini söylemiş ve ıslahat işlerinde bunlardan, rapor almakla iktifa edilmiyeceğhıi ve kendilerinden fiilen istifade edileceğini de ilâve etmiştir.

Devlet Denizyolları ve Limanları İdare­sinin Amerikalı mütehassıslar tarafından bilfiil ıslahı teşebbüsünden ilham alarak diyoruz ki, bütün ıslaha muhtaç işleri­mizde de ayni yolu tutalım ve Amerikalı mütehassıslar getirterek ıslahat islerini onlara yaptıralım.

Misal olsrak Ulaştırma Bakanlığını ele alırsak bu -Bakanlıkta Devlet Denizyol­ları ve Limanları İşletme Gene! Müdür­lüğünden başka, Devlet Demiryolları iş­letme Genel Müdürlüğü ve Posta. Telg­raf ve Telefon İsletme Genel Müdürlüğü

vardır. Bütün bu idarelerin ıslahı ve mü­kemmel bir hale gelmesi için, Amerikalı mütehassıslardan mürekkeb bir ulaştırma işleri genelkurmayı kurmak ve onun her kol için hazırhyccağı programları devam­lı ve istikrarlı bir surette tatbik etmek lâzımdır. Çünkü yarın, bir kabine deği­şikliği vuku bulup da Sayın Kasım Gü­lek, Ulaştırma Bakanlığından çekilerek yerine başka bir Bakan gelebilir. Bu Bakan da tahsilini Fransa'da. İngiltere'de veya Almanya'da ikmal etmiş bir zat olabilir ve yetiştiği muhitin sistemini ter­cih ederek, bir emirle, yapılmakta olan ıslahat işlerini değiştirebilir. Nitekim, yıllardanberi böyle olduğunu görüyoruz ve bizzat bakanların ağzından istikrar­sızlıktan şikâyetler işitiyoruz. İslahat iş­lerinin sık sık değişmesi ıslahatsızlık do­ğuracağına göre, bundan katiyetle ieti-nafo etmek ve melodik bir tarazda çalış­mak gerektir.

Hulâsa, Birleşik Amerika'nın Türkiye'ce karşı gösterdiği dostluktan istifade ede­rek Devlet makinesinin A dan Z ye ka­dar ıslahı işinde Amerikan mütehassısla­rının bilgisinden, ihtisasından faydalan­malı ve bazı Bakanlıklarda başlandığını görmekle memnunluk ve inşirah duydu-muz ıslahatı," öteki Bakanlıklara ve işle­rimize de teşmil ederek bu hayatî dâvayı süratle, fakat istikrarla başarmaya çalış­malıyız.

Bir hârikalar diyarı olan Amerika'nın bilgisinden ve ihtisasından tam oİarak faydalanmak, memleketimizi süratle ye­nileştirmek ve kalkındırmak için tutaca­ğımıztekyoldur.

Hayırlısı...

Yazan: Nadir Nadi

25 Ağustos 1948 tarihli -'Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Muhalefet partileri arasındaki banşmaz-lığı kesin oîarek açığa vurduğu için bazı yazarlar Çeşme nutkundan üzüntü duy­muşlar «İktidara karşı henüz esaslı bîr zafer kazanılmadığı bir sırada, muhalif­lerin, asıl hedefi unutarak birbiriyle çar-

pıgması doğru mu?» diyorlar. Onlara göre iki parti elele vermeli, var kuvvet­leriyle iktidara yüklenmeli imiş. Memle­kette hürriyet nizamını yerleştirmek için başka çare yokmuş.

Biz, bu fikirde değiliz. Olmadığımız için de Çeşme nutkunun bu bahsi ilgilendiren kısmını memleket hesabına bir müjde gi­bi sevinçle karşıladık. Muhalefet, henüz dağılmadığı sıralarda pek mâkûl, pek akla yatkın saydığımız yukarıki. temenni, iş artık olup bittikten sonra elbette bü­tün değerini kaybetmiştir. Politika, bir imkânlar sanatıdır; orada bir noktaya saplanıp ayak diremek diye bir metod bilinmez. Yeni vaziyetler kar§ısmca da­ima en uygun tedbirlere başvurulmak istenecektir. Gideni geri çevirmeye gay-' ret. etmek, kötü ve sakat tedbirler arka­sında koşmaktan da beterdir, hiçbir işe yaramaz.

Birkaç ay . öncesine kadar tek cephe ha­linde gördüğümüz muhalefetin ayni bir­lik kadrosu içinde — bütün hedefler ei-de ediiinciye kadar - devamı, şüphesiz çok iyi olurdu. Bunu hep istedik, hep ayrılığa engel olmaya çalıştık. Fakat ya­pamadık. Demek muhalefet safları ara­sında, bizim unliyemiyeceğimiz kadar de­rin birtakım yaradılış, mizaç, karakter (ne derseniz deyiniz) farkları varmış ki, bü­tün gayretlere .rağmen günün birinde herhangi bir şekilde patlak verecekmiş, Şimdi bu ayrılış, bir olup bitti sayıldığı­na göre muhalefet partilerine halâ bera­ber yürümeyi tavsiye etmek artık tama-miyle manasızdır. Beraber yürüyeeekler-se. ne diye bozuştular? Birlikte çalış­maya bir imkân bulabilselerdi. bu işi he­nüz kana, bıçaklı hale gelmeden önce dahakolaybaşaramazlarrvuidi?

Bu noktaya böylece işaret ettikten sonra, biz, bugünkü vaziyeti. yurdumuz hesabı­na iyimser duygularla karşıladığımızı . söyliyeceğiz. Zorla yürü tülmeye çalışılan sahte kombinezonlara bel bağlıyanlardan değiliz. Yalancı bîr birliğin bir dokunuş­ta ta yıkılacak kadar entipüüten kadrosu içinde dışarıya karşı kuvvetli imiş gibi görünmeye cahamaktansa, olduğu kada-riyle yetsmerek açık alınla oîşte biz bu­yuz!-)demekşüphesizdahaiyidir.Demokrasi hayatına yeni yeni alışmaya başkyan memleketimizde hürriyet kavra­mını şu veya bu mânaya yoracak aykırı zinniyetli insanlara rastlanmasını olağan saymalıyız. Partiler arasındaki politika yarışma bîr aşiret- kavgası ruhiyle sarı­lanlar, yahucl bazi Güney Amerika cum­huriyetlerinde zaman zaman görüldüğü gibi bir şefi yıkıp yerine bir başka şef oturtmayı hayatlarının. gayesi f arzeden-ler bizde de çıkabiliyor. Bunlara' bakarsa­nız hakikî hürriyet, hakikî demokrasi, hakîkî devlet .idaresi ancak kendileriyle beraber iktidara yükselecektir. Şmdi ba­şımızda bulunanlar, bu milletin bir nu-maralı düşmanıdırlar. Onlarla el sıkıştırmak, hattâ uzaktan merhabalaşmak suç­tur, muvazaadır. Yirmi beş yıllık Cum­huriyet idare baştan başa bir istibdad karanlığınıifade eder.Vesaire....

Bu mantık ölçüsü ile millete yol göster­meye kalkanların işaret ettiği noktada biz derin bir uçurumdan başka bir şey . göremiyoruz. Onlara inanmak İçin gözle­rimizin sıkı sıkı başlanmış olması lâzım. Bu politika değil, iptidaî Arnavud kabile­lerinin güttüğü kan dâvasına benzer bir şahsî öcaîma davasıdır.

Yirmi beş yıllıkidaremizinbirçok ku­surlarıolmuştur;HalkPartisininzayıf­ladığı,milletgüveniniyıllardırkaybet­meğebaşladığıda doğrudur.Fakat ne CumhuriyetrejimisaltanatidaresiyleJ bir tutulacak derecede kötüdür ne de bu­gün bizi idareedenler, bu memleketin; düşmanıdırlar.Siyasîmücadelelere hâ­kim olması mutlaka gereken tenkidru­hunu bu kadar dizginsiz bırakan onu bu kadar bayağılaştiran bir teşekkülden yurdI hesabına ne gibi müsbet bir eser bekliyebîlİEİz?

Fakat insafsızlık etmiyelim: Bunlar far­kında oîmazsızm memlekete şimdiden ol­dukça mühim bir hizmette bulunmuşlar­dır. O da, Türk halkının eski kabile ve aşiret kaygalariyle gözö döndürülemiye- j cek bir olgunluk seviyesine yükseldiğinin böylece bir daha ortaya çıkmasıdır. Bu halk iftiraya, tezvire, şahsî çekişmelere ve küfürlere artık kulak asmıyor. Müs­bet tenkide, başarıcı gayretlere, doğru, açıkvecesaretlisavaşlarabelbaghyor.

Esasen 30 Ağustos'un tarihî,, medenî, hu­kukî, stratejik değer ve üzdüklerini ya­ratan cevher de, millî ruhtaki şaşmaz hak ve adalet duygusu, derin hakikat aşkıdır. Onun için ünlü ve ebedî kumandanın, «Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir» diyen . muhteşem günlük emrinde, Türklüğü bü­tün medeniyetlere kaynaklık eden Öz ve asil varlığına sürükliyen doyurucu bir sıcaklık bugün- de bütün ruhları büyü­lemekte devam ediyor.

Bu ilâhileşmiş seste, zafer sarhoşluğun­dan bir katra tatmak istiyenierin ne bü­yük bir gaflete düştüklerini, tozu duma­na katarak kasırga gibi mesafeler aşan muzaffer Türk ordularının, Boğazlar ve Marmara kıyılarında vakur, sabırlı du­rup bekleyişi gösterir. O günlerin mah­şeri gölgede bırakan karışık ve heyecanlı havası içerisinde. 30 Ağustos komutan­ları, süngünün bir günde halledeceği işi, akıl ve basiretin yavaş fakat emin meka­nizmasına bırakmayı tercih etmiş] er alevlenme istidadında olan her türlü ih­tirasa gem vurmayı başarabilmişlerdir. Bu sayede Mudanya üzerinden yeni feda-kârlıklara hacet kalmaksızın, dağdağasız Lozan'a ulaşma mümkün bir hale gelmiş­tir.

30 Ağustos, Lozan'la birlikte tarihimizin karanlık ve musibetli bir devrini toptan, kesin bir .tasfiyeye .uğratmıştır. Yalnız milletler değil, devirler ve kültürler ara­sında bir türlü sönmek bilmiyen kin ve iht:ras mücadeleleri, 30 Ağustos'la sona ermiştir. Türk Milletinin barışçı dünya misyonuna delâlet eden bu özellik. 30 Ağustcs'a, insanlık için de bir rönesans değeri katmaktadır.

Dumlupmar Zaferi, askerî bakımdan uzağı ve ileriyi gören yüksek bir strate­jinin erişilmez eseridir. Meşhur bir İn­giliz mütehassıs:, stratejiyi, harbin gaye­lerine ulaşma sanatı olarak tarif eder. Dünya tarihinde. 30 Ağustos gibi harbin

bütüngayelerinibirtekgündegerçek­leştirmiş zafer, yok denecek kadar nadir--d ir. 30 Âğustos'u tertip ve idare edenler,, milletin bütün maddî ve mânevi kudret--lerînitek hedefeyönelterekbirkaçgün. içinde kesin neticeli bir yıldırım harbini, başariyleneticelendirmeyibilmişlerdir. Böylece Ludendorftarafındannazariyesi. ortaya atılmadan onbeş yıl Öjice. 30 Ağus­tos, total bir yıldırım harbinin teoride ve pratikte gerçekleşmiş bir örneği olmuştur.. Bütün bunlardan başka 30 Ağustos, fikrî-vemanevîkıymetlerin maddîvasıtalara zaferini temsil eder. Türk inkılâbına hâ­kim olan. ülkücülük ruhu için, fikri mad­deden üstün tutmak esastır.Türklüğün istiklâl fikri ve bundan kuvvet alan sağ­lam maneviyatı, 30 Ağustos'ta teçhizat ve.-maddî vasıtalar1 bakımından kendine kat. kat üstün olan bir orduyu yalnız bozguna uğratmakla kalmadı. Aynı zamanda imha da etti. Eşi nadir görülen bu zafer, harp­te maneviyatın, maddedendaima üstün kıymet taşıdığınıbir gerçek halinde za­manımızaintikalettirmişbulunuyor.

Dumlupmar'da kati zafere ulaşan bu ül­kücülüğü,daimaiç ve dış politikamızın. değişmez temeli, toprak bütünlüğümüzün sembolü,dayanmaazmimizinkaynağı, yarınımızın teminaü . saymaktadevam edeceğiz.Buülkücülük,parti vegörüş ayrılıkları üstündemilletimizinözmalı ■ ve . siyasîgeleneğiolmuştur.Dünyanın bu nazik ve buhranlı devrinde bu gele-, nekte canlanan 30Ağustos ruhu, siyasî gelişmemizinârısasızdevamı,millîvar­lığımızın içten ve .dıştan gelecek her'teh­likeye karşı metanet ve başariyie korun- ■ ması için en sağlam teminattır.

Ferd politikası değil, parti po­litikası...

Yazan: Nadir Nadi

31 Ağustos 1918 tarihli .Cumhuri­yet» İstanbul'dan :

Her yeni Bakanla beraber politikası da değişen millî eğitim dâvamıza dair yaz­dığım bir yazıya Sayın Reşad Şemseddin Sirer'in verdiği karşılığı' evvelki günkü Cumhuriyet'te okudunuz. Halk efkârında yanhş bir zihniyetin yerleşmesini Önle­mek istiyen değerli hocam, kültür ve eği­tim sistemimizin sanıldığı kadar insicam­sız olmadığını, vazife başına gelen her yeni Bakanın çok defa önceden başlan­mış işlere devam, ettiğini, yshud vaktiyle tasarlanmış da henüz girişilememiş te­şebbüsleri ele aldığını söylüyor. Misai olarak da Savın Eanguoğlunun gazeteci­lere verdiği demeçten öğrendiğimiz orta­okul programlariyle lise Öğretim süresi­ne aid tasavvurların yeni bir düşünce ol­mayıp, kendi zamanında - ' ele alındığını ileri sürüyor.

Her Bakanla beraber Devlet idaresinde zikzaklı değişiklikler olacağına dair halk vicdanına yerleşecek bir üzüntü kadar, girjştîkteri teşebbüsün keyfi bir hareket sanılmasından Bakanların korkması da Eeşad Şemseddin'e göre tehlikelidir. Hal­kın üzüntüsünü, memlekette istikrar duygusunu sarsar; Bakanların korkusu ise ilerleme hamlelerimizi köstekler. Ger­çekte bu biz gazetecilerin sebeb olduğu­muz bir vehimden ibarettir. Vaziyeti ol-. duğu gibi göstermeye dikkat etmeliyiz ki işlerimiz zararlı aksamalara uğrama­sın, kalkınma dâvamız başarı ile yürüsün. Sayın Sirer'in yüreğini burkan endişe­lere bütün varlığımızla katıldığımızı bil­mem -.ayrıca söylemeye lüzum var mı? Yapıcı Devlet mekanizmamızda devamlı .bir istikrar havasına • olan ihtiyacımızı tâ içimizde duymasaydik, uzun tenkid yazılarını kaleme almak zahmetine esa­sen katlanmazdık. Reşad Şemseddin'le beraber biz de doğru yolda mütemadiyen ilerliyeh, zikzaksız bir millî eğitim po­litikasının yurdumuzda en kuvvetli ba­şarı unsuru olacağına inanıyoruz. Ara­mızda bir fark var: O, maarif sistemimi­zin müsbet ilerleme çizgisi üzerinde bu­lunduğundan emindir; biz ise bu çizginin pek dışında yürüdüğümüzü ve her yeni Bakanla beraber bir o yana, bir bu yana tehlikeli bir şekilde yalpaladığımızı sa- . nıyoraz.

Tahsin üanguoğlu'nun, tekrar gözden ge­çirileceğini haber verdiği ortaokul prog-ramiariyle lise . öğretim süresi meseleleri daha önceden Şenıseddin Sirer zamanın­da tasarlanmış olabilir. Fakat, mekteble-rimizdeçocuklarıokuyananavebaba-

lar, ne yazık ki kültür, politikamızın şu­urlu, sınırları çizilmiş bir programa bağ­lı bulunduğundan şüphelidirler. Son yir­mi beş yılda öğrenci olarak, öğretmen olarak, nihayet gazeteci olarak etiğiüni sistemimizle yakından temaslarda bu­lundum. Ehemmiyetli ehemmiyetsiz, kü­çük büyük, şüyle veya böyle değişiklik­lere baş vurulmaksizm diyebilirim ki, belki bir yi! geçmemiştir. Müesseseyi idare eden en yüksek makamın kapısın­daki levha bile çeyrek yüzyılda tam dört defa yenilenmiştir. İlkönce Maarif Vekâ­leti, sonra Kültür Bakanlığı,' daha sonra Bîaarİf Vekilliği, nihayet MiİSi Eğitim Bakanlığı diye adlandırdığımız bu maka­ma, hep birbirinin yapükiarmi iaraan-lamaya gayret eden Devlet adamlarının geldiğini iddia etmek doğrusu biraz güç­tür. Talebeye verilecek sınıf geçme not­larından tutunuz da, çeşidli bilim terim­lerine, okullardaki disiplin metodlarına kadaı her şey bir kaç defa değişikliğe uğ­ratılmıştır. Bir vekil, öğrencileri sporla ilgilenmeye teşvik etmiş, bir başkası, ço­cukların spor kulüblerine girmesini yasak etmiş, derken bir yenisi yasağı kaldır­mıştır. Bîr Bakan köy üntitüîerinde insa-niyetçi bir eğitim politikası yürütmek is­temiş, ondan sonra gelen bir başka Ba­kan, arkadaşının, fazla sola kaydığını farzeJerok aşırı milliyetçi bir cereyana önderlik etmeye kalkışmıştır. Faka: tekrar edelim: Biz, Sayın bakarla­rın hangisi iyi yolda idi, hangisi değildi, bu noktayı araştırmıyoruz. Hattâ onlar­dan hiçbirine kusur bulmuyoruz. Tersi­ne hepsinin şahsan değerli vatandaşlar olduğundan eminiz. Hata, bizce Cumhu­riyet Halk Partisinin ana hatları içinde kaıi.-.şi.ırılmıs bir millî eğitim politika­sından mahrum buiunmasindadır. Bir siyasi parti üzerinde yürüyeceği bir kül­tür programı hazırhyamazsa, onun iş ba­şına get:rcceği Devlet adamları elbette az çok ferdî bir sisteme saplanmak zo­runda kalacaklar ve kendileriyle bera­ber sistemlerini de alıp götüreceklerdir. Bakan istifa etti mi, çaresiz onun güt­tüğü politika da istifa edecektir. Bu ba­şıboşluğa bir nihayet yerilmesini temenni ederken bunu ferden şu veya bu, baka­nın Seğil, ancak Halk Partisinin yapabi­leceğinidüşünüyoruz.

12Ağustos 1948

-— Londra :

Berlin'in Rus'lar tarafından Abluka edil­mesinden beri geçen altı' hafta içinde İngiliz ve Amerikan uçakları Berlin'e 90 bin ton tutarında yiyecek maddesi, kö­mür ve benzin nakletmişlerdir. Geçen sene aynı tarihlerde kara nakil vasıtala­rıyla Berlin'e 300 bin tonluk yiyecek ve-. sair maddeler taşınmıştı. Uçakla getirilen yiyecek maddelerinin büyük kısmını pa­tates teşkil etmektedir. Gıda maddeleri­nin daha fazla şevkini sağlamak üzere şimdi kurutulmuş yiyecek taşınmasına da başlanmış bulunmaktadır. Bütün gay­retlere rağmen taşınmakta -olan madde­lerin yekûnu halen yürürlükte olan kı­sıntıların kaldırılmasına imkân verme­mektedir.

13Ağustos 1948

—Berim.:

Sovyet makamları bu sabah saat 8 de Amerikan bölgesinde Zehllendorf'ta. bu­lunan müttefik Komandatura binasına diğer üç Batı Devleti bayraklarının yanı başında cekili olan bayraklarım indir­mişlerdir.

Sovyet muhafızlar da binayı terketmiş-lerdir. Rus'lar, esasen birkaç gündenberi müttefiklerle birlikte işgal. etmekte ol­dukları bu bmadan bütün arşivlerini ta­şımışlardı.

Rus îar, .Temmuz başında Komandatura'-dan çekildikleri zaman binada .işgal et­mekte oldukları ödaiarı evraklarını alın-cıya kadar terkelmiyeceklerini bildirmiş­lerdi.

Kontrol Konsey indeki Sovyet sekreterli­ği Sovyet İdare makamları ve Dörtlerin kontrolü altmiükiSpandau1 Hapîshane-sincleki 'Sovyet muhafızları henüz vazi­feleriniterke tmemişierdir.

14Ağustos 1948

—-Münih;

.Batı Almanya Anayasa Tasarısını hazır­lamak için 11 Ağustos'tanber i Herrenc-hiensee'detoplanmaktaolaneksperleı . müstakbelAlmanHükümetininne su-

retle kurulacağını kararlaştırmışlardır. Eksperler tartışmalar sırasında ileri sü­rülen tasarıların Almanya birliğe ka­vuşmadığı ve müttefiklerin işgali altın­da bulunduğu müddetçe geçici mahiyette olacağına bir kere daha işaret etmişler­dir. Eyalet hükümetlerinin hükümranlık-haklarının ezcümle, malî sahada neler olacağı henüz tesbit edilmiş olmamakla beraber bir federal hükümet kurulması prensibi esas itibariyle kabul edilmiş bu­lunmaktadır.

Umumî temayül malî hükümranlığın merkezî hükümetle eyaleler arasında paylaşılmasına ' mütemayildir. Yeni Al­man Meclisinde azamî 400 saylav bulu­nacaktır.

ikinci bir Meclis kurulması prensibi ka­bul edilmiştir. Eksperler bu ikinci mec­lis veya devletler parlâmentoları tara­fından ya eyaletler hükümetleri temsilci­lerinden tâyin edilecek delegelerden teşkil edilmesini derpiş etmektedirler. Başkan, ancak Almanya muhtariyete kavuştuğu takdirde seçilecektir. Başkanın vazifeleri şimdilik ikinci meclisin (Ayan veya Fe­deral Konsey) Başkanı tarafından yapı­lacaktır.

İS Ağustos 1948

,— Nuremberg :

Almanya'deki Amerikan işgal bölgesinde Alman Çelik Kiralı Frİtz Thyssen'nin du­ruşmasınabaşlanmıştır.

Thyssen, Alman Nazilikten Temizleme Mahkemesi tarafından sorguya çekilmek­tedir.

"15 sene Hitler'i ve Nazi Partisini destek­lemiş olmakla itham edilen Thyssen, har­binbaşlamasından az evvel Almanya'dan

ayrılarak Fransa'ya gitmişti. Vichy Hü­kümeti kendisini iade etmiş ve Alman­ya'da bir toplama kampına gönderilmiştir.

Thyssen'm muhakeme edilmesini Al­manlaristemişlerdir.

— Frankî'urt:

Batı Almanya'daki askerî valiler kendi bölgelerinde para İslahatını tamamlamak için alınması icab eden tedbirleri karar­laştı mı şiar dır.

image003.gifMücadelemiz Rusya'ya karşı tevcih edil­memiştir. Eğer Rus halkı fikrini serbestçe söyleyebilse idi bizimle beraber bu mey­danda bulunacaktı.

Nümayişçiler, «hürriyet, hürriyeti» diye bağırarak dağılmışlardır.

27 Ağustos 1948

— Berlin :

Bu sabah Berlin'de yeni tezahürler vuku bulmuş ve Belediye Meclisi celsesini ta­tile karar vermiştir.

Meclis azası içtima halinde iken başların­da komünstler bulunan yüzlerce şahıs belediyenin kapılarını kırarak binaya gir­mek istemişlerdir. Bunun üzerine Bele­diye Meclisinin Reisi Doktor Sour celse­nin tatiline lüzum hasıl olduğunu, çün­kü polisin yeter derecede müdahale et­mediğini bildirmiş, azanın şiddet tehdidi altında müzakerede bulunmasını isteme­diğini ilâve etmiştir. Reis. Haziran ayı içinde yapılan ibir toplantı esnasında, azadan bir kaçının komünist tezahürat-çılar tarafından dövüldüklerini hatırlat­mıştır.

Gazetecilerin bildirdiğine göi'e, Sovyet­ler "in himayesinde bulunan polis, iyi teş­kilâtlanmış olduğu görülen tezahüratçı-ları durdurmak için hiç bir şey yapma­mıştır. Reis celseyi tatil eder etmez, teza-hüratçılar binanın arka kapısını kırarak toplantı salonuna girmişlerdir. Bunun üzerine, Birleşmiş Sosyalist Partisine men­sup âza müstesna olmak üzere, bütün âza salondan çıkmışlardır.

Bundan sonra Birleşmiş Sosyalist Parti­sinin Reisi Cari Lick Matbuata mahsus tribüne çıkarak tezahüratçılara hitaben bir nutuk söylemiştir. Bu nutuk Sovyet-ler'in kontrolündeki Berlin Radyosu ta­rafından verilmiştir. Cari Lick belediye­nin komünist olmayan çoğunluk azasını korkaklıkla ittiham etmiş, partisinin mü­zakerelere devama amade olduğunu söy­lemiştir.

—ı Nuremberg;

Eski Alman Haberler Bürosu Şefi Wal-ter Schellenberg'i muhakeme eden Ame­rikanAskeriMahkemesininbugünkü

oturumunda, harp esnasında esir edilen bazı Rus askerlerinin memleketlerine ihanet ettikleri açığa vurulmuştur. An­cak, Stalingrad bozgunundan sonra Al­man Gizli İstihbarat Servisi, esir Rus askerleri arasında memleketleri aleyhin­de çalışmak isteyen kimseleri bulmakta müşkülât çekmiş ve yalnız komünist re­jiminden nefret eden hakikaten zeki pek az Rus'un hizmetlerini temin edebilmiş­tir.

Schellenberg, Rusya'da casusluk yapmağa gönderilecek Rus esirlerinin yetiştirilme­sine nezaret işine memur edilmişti. Schellenberg bunların sayısının binlere baliğ olduğunu ve hepsinin bu işe gÖ-nüllüyazıldıklarınısöylemiştir.

Amerikan Savcısı, kendilerine verilen vazifeleri başarmış olan bu gönüllü ca­susların Alman'lar tarafından kamilen öldürüldüklerini zira bunlar tarafından elde edilen gizli malûmatın Schellenberg'i harbi müteakip çok müşkül vaziyete dü­şürmüş olacağını beyan etmiştir. Schellanberg müdafaasında 1945 te har­be son vermek için Bernadotte ile mü­zakerelerde bulunduğu sırada, Kimmler'e Hitler'in öldürülmesini teklif ettiğini ve bu hususta onu iknaa çalıştığını söyle­miştir.

30Ağustos 1948

—Berlin:

Batı bölgeleri askerî valileri Batı Alman'-ya Hükümetine müteallik teferruatı gö­rüşmek üzere bugün bir toplantı yap­mışlardır. Alman kararlar, yarın Frank-furt'da Alman makamlarına bildirilecek ve mütekıben askerî valiler bu şehirde yeni bir toplantı yapacaklardır. Askerî valiler, ayrı bir Batı Hükümetinin teşkili yolunda altı devlet tarafından ha­zırlanan plân hakmdaki Alman mukabil teklifini tetkik etmişlerdir. Toplantıyı müteakip General Lucius Olay gazetecilere Berlin meselesinin bu top­lantıda bahis mevzuu edilmediğini söy­lemiştir.

31Ağustos 1948

—Berlin:

General Sokolowski'ninMuavini Generai Dratwin, General Clay'in Muavini Hays'a gönderdiği bir protestoda Berlin'­deki Sovyet bölgesine Amerikan. Askerî Polis devriyeleri tarafından tecavüz edil­diğini bildirmektedir.

General Dratwin'in bildirdiğine göre, 27 Ağustos günü Amerikan Askerî Polisi Si-îezya Garı civarında içlerinde Sovyet su­bay ve erleri bulunan bir askerî otomo­bille ateş açmışlardır.

Sovyet notasındaSchilenkoismindeki

Sovyet çavuşunun ağır surette yaralan­dığı kaydedilmekte, suçluların tecziyesi, vetazminatverilmesiistenmektedir.

Amerikan makamları Protestomda zikre­dilenhadisenin27Ağustos'taAmerikan

bölgesinde, fazla sürat yüzünden Ameri­kan Askerî Polisi tarafından tevkif edil­mek îstenen bir Sovyet otomobilinin bir Amerikan memurunu devirerek kaçması yüzünden vuku bulmuş olduğunu bildir­mektedirler.

4 Ağustos 1948

— Lake Success :

Amerikan Delegesi Phillip Jessup, Gü­venlik Konseyinde bugün yapuğı de­meçte demiştir ki:

İngiltere ve Fransa gibi Birleşik Ameri­ka Hükümeti de, İtalyan sulh antlaşma­sında Trîeste için derpiş edilen hal tar­zının kabili tatbik olmadığını kabul et­mekle beraber, Trieste'deki müttefik as­kerî komutanı kendi bölgesini mezkûr anlaşma hüküm ve zihniyetine göre ida­reye devam etmektedir.

Amerikan Delegesi bu cevabı ile, ingiliz ve Amerikan hükümetlerinin Trieste'yi İtalya'ya ilhaka teşebbüs etmek suretiy­le İtalyan sulh antlaşmasını ihlâl ettik­leri yolundaki Yugoslav isnatlarına da cevapvermişbulunmaktadır.

Ukrayna Delegesi Manuİlski, Yugoslav-Hükümetinin Trieste meselesi -hakkında İngiliz ve Amerikan Hükümetini Güven-Konseyine şikâyet hakkı olduğunu söyle­miştir. Ukrayna Delegesi Birleşik Ameri­ka ve İngiltere'yi- müzakereleri bertaraf etmek üzere usul meselesini güçleştirdîk-lerini iddia etmiş fakat esas hakkında bir-şy söylenmemiştir.

5 Ağustos 1948

— Lake Success :

Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi altı haftadanberi devam eden tartışmalardan sonra Batı Devletlerinin sömürgeleri si­yasetini tenkit eden raporunu tamamla­mıştır.

İngiltere, Belçika ve Fransa Genel Kuru­la verilmek üzere Konsey tarafından ile­ri sürülen bu tenkitlere karşı kendilerini müdafaa etmişlerdir.

Güvenlik Konseyi, iki memleketin, vesa­yetleri altında bulunan Afrika toprakla­rında demokrasi sahasında sağladıkları terakkilerin kifayetsiz olduğunu müşaha-de etmiştir.

Konsey diğer taraftan, İngiltere'nin de Doğu Afrika'da bulunan Tanganika aha­lisi arasında cebrî çalışmalara ve bedenî cezalar tatbik ettiğini tasrih etmektedir. Belçika, Belçika Kongosunda bulunan 2.5000.000 kişiye rahat mesken tıbbî yar­dım ve Eğitim bahsinde hiç bîr kolaylık göstermemiş olmakla ittiham edilmekte­dir.

Sovyet Delegesi mütemadiyen tenkitlerin gayri kâfiolduğunuiddiaetmiştir.

6 Ağustos 1948

— Lake Success :

İsrail Devleti 300 bin Yahudinin Filistin'e dönmesine sureti kafiyede muhalif oldu­ğunu bildirmiştir.

Kont Bernadotte. Arap mültecilerinin memleketlerine dönmeleri meselesi hak­kında enerjik bir surette harekete geçil­mesi yolunda Güvenlik Konseyine mü­racaattabulunmuştur.

İsrail Devleti Dışişleri Bakam Schertok. Bernadotte'un programında, İsrail top­raklarına belirsiz sayıda Arap mültecisi dönmesine mütedair üç noktayı vecîdet-miştir.

Mütareke hükümlerinde ileri gelen bu­günkü şartlara temas eden Kont Bema-dotte, mütarekenin müddetsiz olduğunu belirtmiş ve İsrail Hükümetinden şu üc noktanın kabulünü istemiştir.

1 — Bilhassa halen Hayfa ve Yafa bölge­lerinde bulunan mültecilerin derhal ia­desi prensibinin kabulü, bunların sayısı Birleşmiş Milletler aracısı ile istişareden sonra tayin edilecektir.

Sir Alexander Cadogan, Yugoslavya ta­rafından kendi bölgesinde alman diğer tedbirlerin, bu memleketin bölgeyi fiilen ilhakettiğinigösterdiğinibildirmiştir.

İngiltere Delegesinin demecini destekle­yen Birleşik Amerika Delegesi Philip Jessup, konseyin ((demir perde arkasın­da» bulunan işgal bölgesinin idaresi hak­kında Yugoslavyadan etraflı bir rapor is­temesi hususunda İsrarla durmuştur.

müzakerelere Çarşamba günü öğleden sonradevam edilecektir.

17 Ağustos 1948

— Lake Success :

Birleşmiş Milletler Teşkilâtı tarafından yayınlanan bir raporda, bütün dünyada iktisadî tehlikenin baş gösterdiği ve her yerde istihsalin artmış olmasına mukabil dünya ticaretinin azalmakta olduğu bil­dirilmektedir.

1947 yılının ve 1948 yılı ilk üç ayının umumi iktisadî durumu ile ilgili malû­mata istinat eden bu raporda, dünyamn. sınaî sahadaki sıkıntılar ve Amerika müs­tesna olmak üzere hemen her memleket­te misli görülmemiş ticarî imkânsızlıklar

yüzünden vahim bir yiyecek buhranın­dan halâ muztarip olduğu bildirilmekte­dir.

Kaporda, doğrudan doğruya bildirilme­mekle beraber, bu şartların devamı dün­yayı inhitat ve felâkete sürükliyeceği zım-men tebarüz ettirilmektedir.

Hükümetlerin kendi arzuları ile vermiş olduğu malûmata istinat etmekte olan rapor, istihsalatmı gizli tutmak istediğin­den dolayı bu hususda hiç bir malûmat

vermemiş olan Sovyet Rusya'nın iktisa­dîdurumundan bahsetmemektedir.

20 Ağustos 1948

— Lake Success :

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dün­kü toplantısında, Trieste hakkındaki İn­giliz - Amerikan siyaseti aleyhinde Yu-goslavlar tarafından yapılan şikâyeti red-

detmiş ve serbest mıntaka içinbeynel­milel bir Vali tâyini hakkında beş büyük­lere müracaat hususunda Sovyetler tara­fından ileri sürülen teklifi de kabul et­memiştir. Yalnız SovyetRusya ve Uk­rayna, İtalya ile Trieste'deki müttefik as­kerî komutanlığı arasındaki anlaşmaların konseyce feshi hakkındaki Yugoslav tek­lifi lehinde rey vermişlerdir.Diğer do­kuz üyemüstenkif kalmışlardır.İtalyan barış antlaşmasını ihlâl edici mahiyetteki anlaşmalarınvedünya sulhünekarşı bir tehdit teşkil etmekte olduğu toplan­tıda tebarüzettirilmiştir.Hemen hemen bir yıldanberi boş bulunmakta olan Tri­este Valiliğine birinin tâyini meselesi hu­susunda beş büyükler arasındayeniden müzakerelere girişilmesihakkındaUk­rayna tarafından ileri sürülen teklifi Rus­ya ile birlikte Suriye ve Çin hükümetleri dedesteklemişlerdir. Amerika ilediğer beş devlet müstenkif kalmış, ingiltere ise teklifiyersizbularakreyvermemiştir. UkraynaDışişleriBakanıDimitriMa-nuilski, Amerika ile İngiltere'nin bu tek­lifi reddetmekle İtalyan barış antlaşması hükümlerini tatbik arzusundaolmadık­larını dünyaya ilân etmiş bulunduklarını söylemiş, Baüh devletleri Trieste'nin İtal­yan barışantlaşmasında derpişedildiği şekilde beynelmilel bir hale getirilmesini istemekle itham etmiş ve serbest minta-kadan askerlerini çekmekniyetinde ol­madıklarını iddia ^ etmiştir.

Sovyet murahhaslarından Jacob Malik, Amerika ve İngiltere'nin İtalyan sulh antlaşmasını ve Trieste hakkındaki Dışiş­leri bakanları konseyinin kararını balta­lamakta olduklarını söylemiştir. Jessup ve Cadogan, Sovyet teklifini. Meclise su­nuluş şekline itiraz ederek, reddetmişler ve münakaşa mevzuu Trieste hakkında ileri sürülen şikâyet oiduğu halde -Sov­yet teklifinin sırf dikkati başka tarafa çekmeğe matuf olduğunubildirmişlerdir.

24 Ağustos 1948

~ Lake Success :

Güvenlik Konseyi bugün 13 memleketin BirJeşmiş Milletlere dahil olması hakkın­da Genel Kurula hususî bir rapor sun­muş fakat herhangi bir tavsiyede bulun­maktanimtinaetmiştir.

Bu memleketler için müsavi zaviyeler­den bu işi mütalâa edemeyiz. Bu mesele Süveyş ve Panama Kanalları meselesine benzemez. Binaenaleyh Tuna için bir is­tisna yapılması sebeplerini anlamıyorum.

—Belgrad :

B. B. C.'nin Belgrad'daki özel muhabiri­nin haber aldığına göre, İngiliz, Fransız ve Amerikan delegeleri. Tuna seyrüseferi hakkında Rus'lar tarafından teklif edi­len yeni sözleşmeyi imza edemiyecekler-dir.

Fakat Delegeler bu büyük Avrupa neh­rinin milletlerarası mahiyetini imkân nisbetinde muhafaza etmek istediklerin­den, sözleşme metnini daha müsait bir hale getirmek için her maddeyi ayrı ayrı münakaşavemüzakereedeceklerdir.

—Belgrad :

Tuna Konferansı bu sabah Tuna seyrü­seferi hakkındaki yeni sözleşmenin mü­zakeresinebaşlamıştır.

Sovyet tasarısını izah eden Vichinsky, bunun 1921 tarihli sözleşmeden, Tuna'da kıyısı bulunmıyan memleketlere imtiyaz­lar tanımamak bahsinde farklı bulundu­ğunusöylemiştir.

Vichinsky bundan, başka, 1321 sözleşmesi nehrin esas macerasından mâda nehir ayak ve kanallarına da şamil bulunduğu halde bu tasarının yalnız esas mecraya aid olduğunu anlatmıştır. Sovyet Dışişleri Bakan Yardımcısının ileri sürdüğü üçüncü esaslı fark da, 1921 sözleşmesi ile idarî teşkilât hususundan biri Avrupa ve diğeri Tuna Komisyonu olmak üzere iki ayrı komisyon ihdas olunduğu halde yeni Sovyet tekliflerin göre bir tek Tuna komisyonu ile iktifa edileceği noktası üzerinde toplanmakta­dır, öte yandan Sovyet Tasarısı ile tek­lif olunan yeni Tuna Komisyonuna yal­nız Tuııa'da kıyısı bulunan memleketler kabul olunmakta ve ingiltere ile Fransa ve İtalya Komisyon dışı bırakılmaktadır. Vichinsky Tasarısı iki tamamlayıcı mad-

deyi ihtiv*a etmektedir: Birinci maddeye göre, Avusturya barış andlaşmssı mese­lesi hal oluncaya kadar bu memleket, Tuna Komisyonuna iştirak edemiyecek, ikincisine göre cîe bugünkü Tuna seyrü­sefer rejimi lağvedilecektir.

5Ağustos 1948

—Beîgrad :

İngiliz Murahhas Heyeti Tuna Konferansı sekreterliğine iki mesele sunmuştur:

Bu meselelerden birincisi «Tuna üzerin­de seyrüsefere müteâllik olan ve hâlen yürürlükte bulunan milletlerarası anlaş­maların neler olduğu ve bu anlaşmalara hangi devletlerin iştirak ettiği hususunun tesbiti için Milletlerarası Adalet Divanı­na müracaat edilmesine ikincisi ise ayni meselenin biri Eusya, biri İngiltere ile Fransa, diğeri de Birleşmiş Milletler Ge­nel Sekreterliği tarafından seçilecek üç üyelik milletlerarası bir mahkemeye su­nulmasına müteallik bulunmaktadır. Bu mahkeme, devletler hukukunca kabul edilmiş olan prensipleri tatbik edecek ve kendi usulünü tesbit ederek kararlarını ekseriyetle verecektir:

6Ağustos 1948

—Belgrad :

Belgrad'daki Tuna Konferansının bugün­kü toplantısında ingiliz Delegesi Sir Char­les Peake Tuna üzerinde seyrüsefer hak­kında Amerika'hlar tarafından ileri sü­rülen tezi tamamen desteklediğini, zira Amerikan plânının Tuna meselesinde milletlerarası işbirliğini derpiş ettiğini, halbuki Rus plânının bu milîetleiMrası işbirliğini nazarı itibara almadığını söy­lemiştir. Sir Charles Peake, Sovyetler Birliğinin Doğu Avrupa memleketleri­nin hükümranlık haklarım gözetmek ba­hanesiyle Tuna üzerinde seyrüsefer bah­sinde milletlerarası bir işbirliği imkânla­rını yoketmiş olduğunu söylemiştir. Rus Delegesi Vişinski, Amerikan plânı­nı tenkit etmiş ve 1921 anlaşmasının bu­gün tatbik kabiliyetini haiz olup olma­dığı hususunun tesbiti için bu anlaşmanın milletlerarası özel bir mahkemece ince­lenmesini istiyen İngiliz teklifini reddet­miştir. Rusya" bu anlaşmanın tatbik kabi liyetinden mahrum olduğunu iddia et­mektedir.

—Belgrad ;

Tuna Konferansının bugünkü toplantı­sında M. Vişinski nasıl 1921 anlaşmasının Milletlerarası La Haye Divanına sunul­masını reddettiyse, Tuna teşkilâtında Bir­leşmiş Milletlerin bir mümessili bulun­ması şeklindeki İngiliz teklifini de red­detmiştir.

M. Vişinski, ayni zamanda İtaiya, Yuna­nistan ve Belçika'nın 1921 anlaşmasını imzalıyan memleketler sıfatiyle konfe­ransa iştirak etmelerini de reddetmiştir. Amerikan Delegesi M. Cannon, yarın umumî karardan evvel son bir müdafaada daha bulunacaktır.

Konferans, yarınki oturumunda, Sovyet Tasarısının bundan sonraki çalışmaların esasını teşkil etmesi ve diğer tekliflerin de birer tadil takriri addedilmesi şeklin­deki Yugoslav tekliflin incelemesi muh­temeldir.

7 Ağustos 1948

—Belgrad :

Tuna Konferansı yeni Tuna mukavele­namesinin Sovyet tasarısına dayanması gerektiği hususundaki Yugoslav teklifini kabul etmiştir. Dört delege teklifin lehin­de Fransız Delegesi aleyhinde oy vermiş­ler, İngiltere ve Amerika temsilcileri ise oy vermeye iştirak etmemişlerdir.

Amerikan Delegesi Amerika'nın Tuna'da kıyısı olan memleketlerle aynı hakka sa­hip olduğunu bildirmiş ve Almanya'nın hükümranlığına kavuşmasına ve Tuna rejimine tam bir şekilde iştirak etmesine intizaren Tuna'da sahili olan bir memle­ket sıfatiyle Almanya'nın haklarını Ame­rika'nın müdafaa edeceğini söylemiştir.

Amerikan Delegesi bundan başka Avus­turya'nın Tuna üzerindeki seyrüseferi kontrol etmekle görevli bulunan Millet­lerarası Komisyona iştirakine müsaade edilmediği takdirde nehrin kontrolünün muvakkat olacağım söylemiştir.

—Belgrad :

TunaKonferansıoturumlarınıgizliolacak yapacak olan engel bir Tahrir Komi­tesinin tevkili hususunda Yugoslav Heye­ti tarafından yapılan teklif de kabul et­miştir.

Komite çalışmalarının basın mensupları­na acık olması hususunda Fransız Dele­gesi tarafından yapılan bir teklif Batı devletlerinin üç oyuna karşı 7 oyla red­dedilmiştir.

Genel Komitenin oturumlarını alenen mi veya gizli olarak mı yapacağını bizzat kararlaştırması da gene aynı çoğunlukla karar altına alınmıştır.

—Beigrad:

Tuna Konferansı kısa bir celse tatilin­den sonra, 1921 anlaşmasının yürürlük­te olup olmadığı hakkındaki hukukî ih­tilâfın La Haye Milletlerarası Adalet Di-vanısn veya Birleşmiş MiHetlarfin ha­kemliğine sunulmasını isteyen İngiliz teklifini müzakereye başlamıştır. Bu tartışmada Macar Heyeti La Haye Adalet Divanına veya hakemliğine baş vurulmasını reddeden bir teklifte bulun­muş buna mukabil Fransız ve Amerikan delegeleri İngiliz teklifini desteklemişler­dir.

Fransız Delegesi, konferansta hakeme müracaat teklifi reddedildiği takdirde Fransa'nın bu karara kıymet vermiyece-ğini bildirmiştir.

Bundan sonra sırasiyle Yugoslavya na­mına Clementis, Romanya adına Anna Pauker, Bulgaristan adına Kamenos, Ma­car teklifini desteklemişlerdir. Son olarak söz alan M. Vişinski kendisin­ce mevcut olmayan bir hakkı tesbit için, hakem usulüne müracaatın meşru olma­dığını beyan etmiş ve 1921 anlaşmasını nazarıitibarealmayıreddetmiştir.

Sözlerine devam eden M. Vişinski 1946 da yıpüan Dörtler anlaşmasının bugün­kü konferansa yeni bir mukavele hazır­lanması için kâfi derecede yetki verdiği­ni binaenaleyh selâhiyet meselesinin ba­his mevzuu olamıyacağmı ilâve etmiştir.

9 Ağustos 1948

—Belgrad :

Tuna Konferansının neticelerini yeniden bahis konusu eden Daily Telegraph Gazetesi «Kızıl Tuna» başlığı altında şun­ları yazmaktadır Vişinski'nin Rusya'nın peyki olan mem­leketlerin kendisini sadıkane bir surette desteklemeleri sayesinde Belgrad Kon­feransında hakimiyeti temin edeceği daha başlangıçtan belli bulunmaktaydı. Ssas itibariyle Tuna'da kıyısı olan memleket­lerin bu nehrin kontrolünde başlıca rolü oynamalarına herhangi bir muhalefet mevcut değildir. Fakat Amerikan Dele­gesinin de söylediği gibi kıyı memleket­leri tarafından yapılacak bir konroi ne­tice itibariyle Rusya'nın kontrolü elinde bulundurması manasınagelecektir.

Bundan dolayı Rusya'nın elinde bulun­durduğu ekseriyete şimdilik muhalefetin imkânsız olduğunu ve bu oyların bütün Avrupa için fena bir netice doğuracağına işaret eâen gazte yazısına şöyle son veri­yor:

Batı devletlerinin delegeleri konferans komisyonlarının çalışmaları sırasında ba­zı tadîlât sağlıyamıyacak olurlarsa Belg­rad Konferansının nihaî kararlarına iş­tiyak etmemek suretiyle Avrupa'nın menfaatlerine dahaiyi hizmet ederler.

—Belgrad :

Belgrad'da toplanan Tuna Konferansının bugünkü oturumunda İngiliz Murahhası Rus'lar tarafından hazırlanan Tuna sey­rüsefer Talimatnamesi Tasarısını tadil için bir teklifte bulunmuştur.

İngiliz teklifinde, Rus'lar tarafından Tuna Komisyonunu teşkil etmek üzere tesbit edilen memleketler arasında ingiltere, Fransa, Amerika ve Avusturya'nın da it­haledilmesiilerisürülmektedir.

10 Ağustos 1948

—Washington :

Geçen Cumartesi günkü oturumda Birle­şik Amerika sırf bir müzakere esası ha­zırlamak üzere Tuna üzerindeki seyrü­seferin kontrolü hakkındaki Sovyet tek­lifini reddetmiştir. Bu haberi veren Dış-iglei Bakanlığı, Amerika'nın bu suretle hareket etmekle projenin hükümlerinden hiç birine bağlı bulunmadığım bildirmiş-

tir. Bakanlık, Murahhas Heyetinin Baş­kanı Büyükelçi Cavendish Connon'un Amerikan teklifleri projesini geri aldığı ve Sovyet projesini müzakere edilmek üzere kabul ettiği şu sırada Amerika'nın vaziyeti aydınlanmak için bu beyanatta bulunduğunubiİdirmİştir.

Bakanlığın ilâve ettiğine göre, Rus pro­jesinin kabulü hakkındaki Yugoslav tek­lifi Sovyet metninde mevcud hususî hü­kümlerde değişiklik yapılması içirt Ame­rika'ya tekliflerde bulunmak imkânını verecektir.

— iâelgraci :

Tuna Konferansı Genel Komitesi su sa­bah seyrüsefer hakkındaki Sovyet li­sansının rmıkaddemesini incelemiştir. Fransız'lar tarafından verilen bir takrir­de bu mukaddemede ticaret serbestisinin seyrüsefer serbestisi şeklinde tadili tek­lif edilmişse de takrir üçe karşı yedi oy7 la reddedi! mistir.

Bu tasarıyı sunduğu zaman Fransız De­legesi de Panafieu, Sovyet tasarısında bahsi geçen seyrüsefer serbestisinden ne kasdedildiğini maksadın nehir memleketi obnıyan devletlerin filen bu haktan is­tifade etmelerine mâni olunmak mı iste­nildiğini sormuştur.

Delege, ayni zamanda Romen sularında hareketsiz bırakılan Fransız gemilerinin akıbetinin ne olacağını da sormuştur. Bu son noktaya cevap veren Madam Anna Paııker, bu işin Fransa ile Romanya ara­sında halledilmesi icabeden bir mesele olduğunu ve konferansla hiç bir ilgisi bulunmadığını söylemiştir.

Fransız Delegesi, her iki suaîe de kaça­mak cevaplar verildiğine İşaret etmiştir. Tartışmalarsırasında,Bulgar.Ukrayna,

Yugoslavya ve Romanya delegeleri em­peryalist zihniyetle hareket edildiğini ve sahil memleketlerinin hükümranlığını İhlâİ ettiğini ileri sürerek Fransız tekli­fini reddetmişlerdir.

Son olarak söz alan M. Vişinski, Fransız teklifinin 1946 Aralık ayında dörtler ta­rafından alınan kararlara ve yeni pren­sipleremuhalifolduğunuiddiaetmiştir..

Amerikan teklifinde ise ayrıca Avusturya'nın iltihakından sonra mu­kavelenamenin yürürlüğe girmesi talebe-dilmekte idi.

Her İkİ tadil teklifinde bundan başka Bir­leşmiş Milletler Teşkilâtı üyelerinin de mukavelenameye iştirak edebilmeleri is­teği iieri sürülmekte idi. Nihayet Fransız teklifi mukavelenamenin 1921 tarihli mu­kavelenameyi imza etmiş olan diğer üç devlete de yani Belçika, Yunanistan ve italya'ya da tebliğ edilmesi ve kendile­rinden 1921 tarihli mukaveleye son ver­meği kabul edip etmiyeceklerinİn sorul­ması talebini de İhtiva etmekte idi.

Söz alan Amerikan Murahhası Sovyet metninin, mukavelenameyi muhtemel ola­rak imza etmiyecek olan devletlerle Tu-na'da sahili bulunmıyan ve konferansta temsil edilmemiş olan devletlerin hakla­rını tanımak istemediğine halbuki bu "hakların bundan evvelki anlaşmalarda tanınmış bulunduğuna dikkati çekmiştir. Fransız Murahhası da şöyle demiştir:

Çalışmalarımızın sonuna geliyoruz. Sov­yet maddeleri sadık bir ekseriyet tarafın­dan aynen kayıt ve işaret edilmiş ve Batı tekliflerinden hiç biri kabuî olunmamış­tır. Mukavelename «Tuna Tuna'hlarmdır» prensipini tasdik edecek ve Batı devlet­leri bertaraf edileceklerdir. Ancak mu­kavelenamenin 1946 protokolunda ve sulh andlasmalannda alınmış olan taahhütle­re riayet edip etmiyeceği bir sual mev­zuu olarak kalmaktadır.

Konferansın müzakere edecek bir mese­lesi kalmıştır. O da eski Tuna seyrüsefer Statüsünü hükümsüz ilân eden ve Sov­yetler tarafından teklif edilen protokol­dür.

Fransız Murahhası bu protokolün, reddi­ni istiyecektir.

— Eelgrad :

Tuna Konferansmdaki Sovyet Murahhası Andrei Vişinski bugün Batı devletlerini «konferansı hükümsüz bırakmağa çalış-;makla» itham etmiştir.

Konferansın genel komitesi, Sovyet Mu-.kavele Tasarısının son maddesi için Ame-

rikan Murahhası tarafından yapılan bir tâdil teklifini müzakere etmekte idi. Amerikan teklifinde mukavelenin kon­feransa iştirak eden 11 memleket tara­fından tasdik edildikten sonra yürürlüğe girmesi istenilmekte idi. Sovyetler tara­fından hazırlanan madde de ise altı oy­luk bir çokluğun kâfi geleceği kaydolun­makta idi.

Vişinski Amerikan teklifinin demokratik olmadığını ve Tuna üzerinde seyrüsefer hürriyetinin mukaveleyi imza etmeyen herhangi bir memleket tarafından tahdid edilebileceği manasını tazammun ettiğini söylemiştir.

Vişinski buna mukabil Sovyet metninin mukaveleyi imza etmeyecek olanlar tara­fından bu vesikanın yürürlüğe girmeme­si için bir teşebbüs yapılmasına mani ol­duğunu ilâve etmiştir.

Amerikan Murahhas Heyetinin Başkan Muavini Valter Radius daha evvel Sov­yet metnine «hakimiyeti ihlâl» mahiye­tinde olduğu için itiraz etmişti. Radius ne sebeble konferansa iştirak eden Tuna memleketlerinin tam sayısı olan 7 değil de 6 oyun kâfi geldiğini sormuş, buna yedi memleketten hepsinin imzalarını koyacaklarından şüphemi ediliyor demiştir. Vişinski, oy üzerinden altı memleketin sadece demokratik bir çoğunluğu temsil e.ttiği cevabını vermiştir.

Genel Komite bundan sonra Amerikan teklifini üçe karşı mutad yed oyla red et­miş ve ikiye karşı yedi oyla Sovyet met­nini kabul etmiştir. Fransa son oya işti­rak etmemiştir. Amerikan teklifine ben­zeyen bîr Fransız teklifi dün red edil­mişti.

Konferans bundan sonra son dakikada Sovyetler tarafından yapılan dört teklifi tetkik edecektir. Bu teklifler metinde esaslıbirdeğişiklikyapmamaktadır.

18 Ağustos 1948

— Belgrad:

MüstakbelTunarejimihakkındakiRus tasarısı dün son şeklini almıştır. Tuna Konferansı komitesinin oturumun­daRustasarısınınson ikimaddesiyle buna ekli protokol kabul edilmiştir.

image004.gifTuna Konferansında anlaşma­ya karşı geSen sebepler...

Yazan:ÖmerRızaDoğrul

7 Ağustos 1948 tarihli «Cumhuriyet» İstanbİul'dan:

1946 yılında New-York'ta toplanan dört büyük devletin dış bakanları, Romanya, Macaristan ve Bulgaristan'a aid sulh andlaşmalariyle meşgul oldukları sırada Tuna üzerinde seyrüsefer hürriyetini sağlamak istemişler ve bu maksadı ger­çekleştirmek için bir Tuna konferansı­nın toplanmasını kararlaştırmışlardı. Bu­günlerde toplanan Tuna Konferansı bu kararın neticesidir.

Tuna üzerinde kurulan milletlerarası re­jimlerin tarihi bir hayli uzundur. Bir sralık Tuna üzerinde iki ayrı idare ku­rulmuştu. Bunlardan birinin adı «Avru­pa Komisyonu» idi ve vazifesi İbrail'den başlıyarak Karadeniz'e kadar aşağı Tuna bölgesini idare etmekti. Diğerinin atlı, «Beynelmilel Komisyon» du ve vazifesi Ibraü'den başlıyarak, nehrin yukarı kıs­mım idare idî. Avrupa Komisyonu, Rus­ya'nın Kırım Harbinde yenilmesi üzerine Paris Kongresinde ve 1856 yılında kurula muştu. Bu komisyona Avusturya, Britan­ya, Fransa, Prusya, italya ve Os­manlı Devleti iştirak ediyordu. Hedef, Rusya'nın Tuna ağzına .hâkim olmasına ve Tuna'ya kadar genişlemesine karşı gelmekti.

Versailles Muahedesi, Tuna'yı Milletlera­rası kontrol altına koymuş ve Avrupa Ko­misyonunun âzalığmı ingiltere, Fransa, İtalya ve Romanya'ya hasretmiş, Milletle­rarası Komisyonun orta ve yukarı Tuna ile meşgul olmasını sağlamış, Avusturya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Romanya, Yugoslavya, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya'yı Beynelmilel Komisyon azalığma tayin etmişti. Rumanya'mn 1918

de Besarabya'yı işgaî etmesiyle Tuna ile alâkası kesilen Rusya, komisyondan çıka­rılmış, Almanya'nın 1S36 dan başlayarak komisyonla alâkasını kesmesi ve 1940 tan başlayarak komisyonu yeniden düzeltmek istemesi yüzünden Rusya ile arası açılmış ve ancak 1939 da. yapılan dostluk paktı arayı düzeltmişti.

Tuna Konferansının, bu ■ defaki toplantısı ilk defa olarak Rusya, Viyana'dan baş­layarak Karadeniz'e kadar Tuna havza­sına hâkim bulunmakta ve Rusya, Kon­feransta Batı devletlerinin Tuna'yı kont­rol etmek hususunda hiç bir rol sahibi olmadıklarını belirtmek için uğraşmakta, 1 Sovyet Murahhası Vişinski bu noktai na­zarı şiddetle müdafaa etmektedir. Fakat Batı devletleri de Tuna Nehri ile alâka­larını açıklayarak Tuna üzerinde seyrü­sefer hürriyetini kurmak için uğraşmak­tadırlar.

Tuna 1936 senesinde, yedi buçuk milyon tonluk münakale yapmışsa da bugün bu­nun üçte birini yapamamaktadır.

Bunun birinci sebebi Rusya'nın nehir üzerinde faaliyeti tahdid eden siyaseti, ikinci sebebi, Tuna Ticaret Filosunun sa-hibliği üzerinde Amerika ile Rusya ara­sında kopan ihtilâftır.

Rus'lar, 337,000 tonluk olan bu Ticaret Filosuna el koymak ve bunu Alman malı sayarak ele geçirmek istemektedirler. Esasen Rus'lar, bu filonun 200,000. tonu­nu ellerinde tutmakta ve bunun gerisi Amerikalıların elinde bulunmaktadır. Amerikalılar, ellerindeki gemilerin Rus­lar tarafından zaptolunmasına karşı gel­mek için bunları Rus nüfuzu altındaki sahalara gondermemektedir. Batı devletlerinin Tuna ile alâkalanmak-tan uzaklaştırılmalarının bir manasını, Rusya'mn Tuna'da seyrüsefer edecek bü­tün ticaret filosunu ele geçirmesi ve bü­tün seyrüseferi inhisar altına almasıdır. Almanyameselesininhallindatıevvel

image005.gifimage006.gifTuna meselesinin hallolunacağını, san­mıyoruz. Şayed Müttefiklerin Moskova'­da yaptıkları teşebbüsler, netice verecek olursa, belki bu anlaşma umumî bir ma­hiyet alır ve bu sayede Tuna meselesi de halîolunur. Aksi takdirde Tuna'da bir sürü kavga ve gürültüler çıkarmaktan ■başka bir şeye yaramaz ve hallolunma­dan k?.hr.

Halbuki Tuna, Avrupa kalkınmasına yar­dım edecek. Batı ve Doğu'yu birbirine yaklaştıracak mükemmel bir yoldur ve "bu mükemmel yoldan faydalanmak Av­rupa'nın iktisadî kalkınmasını çabukiaş-tırabilir.

Tuna Konferansı...

Yazan-: Sabah Can

13 Ağustos 1948 tarihli «Ulus<> An­kara'dan :

Belgrad'da toplanan ve Tuna seyrüsefe­rini tanzim etmek gayesini güden konfe­rans, şark komünist bloku ile Batı de­mokrasileri arasındaki farkı göstere gös­tere devam ediyor.

Konfersnsm başlangıcı hatırlanacak olur­sa Sovyetler Birliği Dışişleri Bakan Mu­avini Vişinski bütün Şark'taki peyklerin iltihak ettiği bir teklif yapmış buna mu­kabil Amerika, ingiltere ve Fransa'nın desteklediğibir tekliftebulunmuştu.

Bunlar arasındaki bariz ayrılıklar şun­lardır: îtusya, kendisi ile komünist uy­ruklarından başka hiçbir devletin Tu-na'ya ve Tuna'da seyrüfesere karışma­masını istemektedir. Batı demokrasileri ise Tuna'da seyrüseferin tamamen ser­best olmasını ve bu nizama hiçbir dev­letin müdahale etmemesi arzusundadırlar. Tâ Batı Almanya'dan çıkıp Avusturya, Macaristan, Yugoslavya, Romanya ve Bulgaristan arasından geçerek Karade­niz'e dökülen bu büyük nehrin hem si­yasî mahiyeti, hem de üzerinde yapılan seyrüseferin ehemmiyeti çok geniştir. Hür bir Avrupa için Tuna'da nakliyatın hür olması lâzımdır. Fakat ne yaparsınız ki tam bu sırada Tuna mmtakasına hâ­kimolanlarkomünistRusyailepeykle-

ridir. Zannedersek ne yapılsa neticede komünist tezi kazanacak ve zavallı Tuna, kimbilir kaç yıl, Rusya'nın tahakkümü altında kalacaktır. Bugünkü vaziyeti ve yarın alacağı statü ile Tuna'nın Volga, Dinyeper, Dinyester nehirlerinden hiçbir farkı olmıyacaktır.

Böyle bir halin Avrupa ve insanlık için ne büyük kayıp olduğunu daha derin mefhumlariyle izaha hiç bir lüzum yok­tur. Tuna'nın muazzam bir kominizm ba­rajı alarak Orta Avrupa 'yi bir daha ikiye böleceğini söylemek ve belki uzun müd­det büyük bir komünizm vasıtası olaca­ğını ilâve etmek zannı sanırız ki kâfidir. Ekalliyette kalan Batı demokrasilerine ait fikrin kaybedilmeğe mahkûm olduğunu belirtmek faydasızdır. Yazık ki bu fikir­ler, bu teklifler konferansta daha şimdi­den demagoji ve komünist propagandası önünde ister İstemez mağlûp olacaktır. Bir defa ekseriyet Slav blokundadır, sonra ortaya konulan her mütalâa, her teklif komünist metodlariyle bertaraf edilmektedir.

Meselâ bir oturumda ingiliz Delegesi Tu­na'nın kollarının da serbest seyrüsefere tâbi tutulmasını teklif ettiği zaman Yu­goslav temsilcisi gürlüyor: Bu takdirde Tuna bir kere daha Alman istilâsına uğ-rıyabilirmiş!

Fransız Delegesi, Rus teklifindeki birinci maddenin 1946 da dört Dışişleri Baka­nının aldığı karara muhalif olduğunu söyleyince Vişinski Yoldaş 20 dakika sü­ren bir nutukla Fransız Murahhasını hâ­diseleritahrifetmekle itham ediyor.

Visinski'yi bu sahnede çok haklı görü­rüm. O 1938 da Moskova Halk Mahkeme­leri Savcısı sıfatiyle ve hâdiseleri asla tahrif etmeden, Stalin'in düşmanı sayı­lan bütün eski ihtilâlcileri temizlemişti. Bu itibarla hâdiseler nasıl tahrif edilir, nasıl edilmez, Fransız Delegesinden çok daha iyi bilir. Oturumda Moskova usulü ileri demok­rasi (!) nin de çok güzel bir misali veril­miş. Ekseriyet kendilerinde olduğu için Fransız murahhasının cevap vermesine imkân bırakmıyan bir karar almışlar! Konferansın bu derecenefis, bu kadar hürriyete uygunu Korkunç İvan devrindenberi az görülmüştür. Hulâsa MaviTuna bu şartlar, bu emrivakilerle, serbestAvrupa için göz göre göre kaybedilmek­tedir.

Tuna Konferansının sonu...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

21 Ağustos 1948 tarihli «Cumhuri­yet» istanbul'dan:

Tuna Konferansı da Doğu ile Batı ara­sındaki ayrılığı genişleterek ve mavi Tu-na'yı kızıl bir Tuna yaparak çalışmala­rına son vermiştir. Batı devletlerinin murahhasları Sovyetler tarafından ha­zırlanan Tuna anlaşmasını imzalamamış­lardır. Yeni tasarı zahiren umuma hür ve eşit seyrüsefer hakkı vermekle bera­ber Batı devletlerini Tuna'yı idareye iş­tirak hakkından mahrum etmekte ve Tuna Komisyonunu yalnız Tuna devlet­lerinden kurmaktadır. Tuna Nehri üze­rinde olmiyan memleket gemilerinin neh­re girmesi, nehir üzerindeki memleket gemilerinin kendi sularından ayrılması için alâkalılar arasında anlaşmalar ya­pılması zaruridir. Tasarı daha başka bir takım idarî kararları ihtiva etmekte, de­mir kapının muhafazasını Romanya ile YugosjavyaNra, seyrüseferin idaresini Rusya ve Rumanya'ya vermektedir. Ne­hir üzerindeki her memleket kendi top­raklarından geçen suları muhafazadan ./nes'uldür. Fakat yeni tesisat ve teçhiza­tın masrafını yeni komisyon deruhde edecektir ve bu komisyon kazanç peşin­de "koşmıyacaktır. Tasarı, eskiden İngil­tere, Rusya ve Fransa tarafından açılan kredileri ilga etmektedir.

Elhasıl işin hulâsası nehir üzerindeki memleketlerin nehri idare etmeleridir. Avusturya kendisiyle sulh yapıldıktan sonra, o da komisyona üye olacak. Alman­ya ile de sulh yapıldıktan sonra onun da komisyonda üye olmasımuhtemel.

Buna karşı İngiltere'nin noktai nazarı, anlaşma tasarısının nehir üzerindeki memleketlere kolaylık, hürriyet temin etmediği, nehri İnhisar altına aldığı ma­hiyetindedir.

Fransa ile Amerika da İngiltere gibi ha­reket ederek haklarını hıfzetmiş bulunu­yorlar.

Tuna, Doğu ile Batı arasında bir anlaş­ma sahası olsaydı ve İki taraf arasındaki bağlantıları kuvvetlendirmeğe yardım etseydi muhakkak ki çok hayırlı bir va­zifeifaetmişolurdu.

Ne yazık ki büyük devletlerin, başka me­seleler üzerindeki ihtilâfları bu mesele üzerinde de anlaşmalarına mâni olmuş ve Rusya'nın inhisarcı siyaseti galebe çalmıştır.

Tuna Konferansındaki Rusya Murahhası Tunayı Süveyş Kanalı gibi, Panama Ka­nalı gibi saymak ve Batı devletlerinin bu geçidleri inhisar altına almış olduklarını, onun için Rusya ile müttefiklerinin de aynı şekilde hareket ettiklerini söylemek istemiştir. Fakat Süveyş Kanalı da, Pa­nama Kanalı da birer nehir değildirler ve bu kanallar büyük fedakârlıklar mu­kabilinde açılmıştır. Tuna ise Almanya'­dan başlıyarak Karadeniz'e kadar uzanan saha içinde beynelmilel bir ticaret yolu­dur ve bu tjcaret yolu, milletlerarası iş­birliği yapma bakımından, Avrupa'nın kalkınmasına hizmet bakımından son de­rece faydalı ve hayırlıbir vazife ifa edebilirdi. Sovyetler Avrupa kalkınması­nı hoş görmedikleri ve bu kalkınmayı çabuklaştırmayı siyasetlerine uygun gör­medikleri için Tuna Konferansını bir1 kavga ve didişme sahnesi yapmışlar ve konferansın hayırlı ve iyi bir' netice ver­mesine meydan vermemişlerdir. Tuna Konferansı ds böyle geçmiş bulu­nuyor ve böyle geçmesi bekleniyordu. Asıl mesele halloîunduğu zaman Tuna meselesi de muhakkak ki kendiliğinden halîolımur.

Tuna Konferansı...

Yazan: A,Şükrü Esmer

26 Ağustos 1948 tarihli "Ulus» An­kara'dan :

31 Temmuz'da toplanan Tuna Konferansı, altı hafta süren görüşmelerden sonra müspet bir neticeye varmadan dağılmış­tır.GerçiBelgrat'taRusyailepeykleri arasında Tuna'nm yeni rejimini tespit eden bir anlaşma imzalanmıştır. Fakat konferans Rusya ile peykleri arasında lüzumu olmıyan bir anlaşmıya varılmam, için değil, Rusya ile Batı demokrasileri ve Amerika arasında çok lüzumlu olan anlaşmıya varılması için toplanmıştı. Böyle bir anlaşmaya varılmadan Tuna rejiminin tespit edilmiş olduğundan da bahsedilemez. Halbuki konferansın basın­dan sonuna kadar Rusya tarafından çı­karılan zorluklar karşısında İngiltere, Fransa ve Amerika Tuna anlaşmasını imzalamamışlar ve Belgrad Konferansı da müspet neticeye varmadan dağılmış demektir.

Konferansın böyle bir netice vereceği, daha doğrusu neticesiz kalacağı, toplan­dığı günden belli olmuştu. Belgrad Kon­feransının açıldığı gün Tuna hakkındaki Rus görüşünü açıklıyan Visinski, Tuna'­nm yalnız Tuna'lılara ait olduğunu söy-liyerek, bu nehrin kenarında toprakları olmiyan devletleri, yani İngiltere, Fran­sa ve Amerika'yı dışarı atmış demekti. Moskova'dan beraberinde getirdiği mu­kavele taslağının bu üç devlet tarafından kabul edilmiyeceğini bilen Vişinski, Belg­rat'ta ilk söz aldığı zaman demişti ki: «Burada varacağımız anlaşma ekseriyetin reyine dayanacaktır. Bu anlaşma başka bir merci ve mkam tarafından tasdik edi­lecek değildir. Ekalliyet bunu kabul et­mezse, bu, kendi bileceği bir istir. Kabul etmiyenler için kapı açıktır. Dışarı çıka­bilirler.»

Hakikatte Rusya, Konferans teplanmaz-dan Önce demokrasileri Tuna rejiminin dışına atmış bulunuyordu, ingiltere'nin, Fransa'nın ve Amerika'nın Rus teklif­lerini kabul etmeleri, zorbalıkla ihdas edilen fiilî vaziyeti hükümleştirmek de­mek olacaktı. Halbuki 1921 anlaşnlasiyle kendilerine haklar ve imtiyazlar temin etmiş olan ingiltere ve Fransa, kendile­rini bu haklardan ve imtiyazlardan mah­rumedemezlerdi.

Vişinski 1921 anlaşmasının yürürlükte bulunduğunu bile kabul etmemiş, bu an­laşma her ileri sürüldükçe Öfkelenmiş ve Sovyetler'in miletlerarası mukavele­ler hakkında ne derece kayıtsız oldukla­rım anlatan sözler sarfetmiştir. Rus Delegesi, «yeni şartların meydana geldiğini ve bu yeni şartlar altında eski anlaşma­lardan bahsedilemiyeceğini» iddia ederek, milletlerarası mukavelelerin ancak ilgili taraflarca varılacak anlaşmalarla değiş­tirilebileceği hkkmdaki devletler hukuku kaidesine riayet göstermediğini açıktan bildirmiştir.

Tuna Konferansı, Rusya ile peykleri ara­sındaki münasebetler hakkındaki kana­atleri takviye etmiş olması bakımından da ehemmiyetlidir. Peyklerin mutlak ola­rak Rus nüfuz ve tahakkümü altında bulunduklarından şüpheleri olanlar, Belg­rad Konferansından sonra böyle bir şüp­heye asla yer olmadığını anlamış ola­caklardır. Konferansın devam ettiği altı hafta İçinde altı Rus peyki, askerî bir disiplinle Vişinski'nin emirlerine tâbi ol­muşlardır. Vişinski, el kaldırmakta ya­vaş hareket eden peyk devletlerin dele­gelerini azarlamakta tereddüt bile gös­termemiştir. Üç demokrat devlet delege­leri tarafından ileri sürülen otuza yakın tadil teklifi daima aynı ekseriyetle — yedi rey — reddedilmiştir. Sözün kısası Belgrat Konferansı Vişinski'nin günlüne yakm bir toplantı olmuş ve Sovyetler'in ne çeşit milletlerarası toplantılardan hoş­landıkları hakkında bir örnek teşkil et­miştir. Fakat Tuna'nm rejimini tâyin ve tespit bakımından hiçbir netice verme­miştir. Amerika delegesinin dediği gibi. «Belgrat Konferansı açıldığı zaman, Tu­na kapalı bir nehirdi; delegelerin konfe­ranstan ayrıldıkları sırada da Tuna ka­palı bir nehir olarak kalmaktadır.» Yani Rusya'nın Tuna'yı bir Volga Nehrine çe­virmek yolundaki teşebbüsü suya düş­müş demektir.

Belgrat'ta olup bitenler Tuna Nehrinin mukadderatını da aşan bir mâna ve ehem­miyet taşımaktadır. Belgrat Konferansı «Tuna Tuna'lılarmdır», «Karadeniz Ka-radeniz'lilerindir» gibi formüller arka­sına Rusya'nın ne maksatlar gizliyeceğini ve bunlarla ne entrikalar çevirebileceğini dünyaya bir defa daha anlatmıştır. Belg­rat Konferansmdaki haysiyet kırıcı vazi­yete düşmemek için devletlerin bundan sonra daha uyanık bulunmaları lâzımdır. Dünya'ya bu dersi öğretmiş olması bakı­mından Belgrat'taki toplantı herhalde büs­bütünfaydasızolmamıştır.

79 küoda:

Adil Candemir ikin gün içinde ikisi tuş ve biri sayı hesabiyle olmak üzere üç galibiyet sağlayarak sıkletinin muvaffa­kiyetli güreşçilerinden biri olduğunu gös­termiştir. Adil ilk karşılaşmasını, 30 Tem­muzda Ayusturya'lı Arthure karşı yap­mış ve . rakibini 7 dakika 26 saniyede yenmiştir. 31 Temmuz'da Kanada Şam­piyonu Vachon ile karşılaşan Adil bu müsabakayı da sayı hesabiyle kazandık­tan sonra ikinuci turda İngiliz Şampiyonu Bowey'i 11 dakika 57 saniyede tuşla yen­miş bulunmaktadır.

87 kiloda:

Muharrem Candaş karşılaşmaların ilk günü Belçika Şampiyonu İster'i sayı he­sabiyle yenmiştir. 31 Tummuz'da ikinci karşılaşmasını sıkletinin en tehlikeli gü­reşçilerinden biri olan Finlandiya'h Ma-kaven'e karşı yapan Muharrem btt mü­sabakayı da yine sayı hesabiyle kazana­rak iki başarı sağlamış olmaktadır.

Ağır siklette :

Genç güreşçimiz Sdık Esen 30 Temmuz'da ilk karşılaşmasını sikletinin en zorlu gü­reşçilerinden biri olan İsveç Şampiyonu Anthonson'a karşı yapmış ve çetin bir güreşten sonra ayni zamanda bu sikletîn Avrupa birincis olan rakibine sayı hesa­biyle yenilmiştir, ikinci güreşini 31 Tem­muz'da İsviçre birinci Lardon ile yapan Sadık güzel bir güreşten sonra bu karşı­laşmayı sayı hesabiyle kazanmıştır.

İki günlük ' neticeler de gösteriyor ki, serbest güreş takımımızı yarın yapılacak olan finallere büyük ümitlerle katılmak­tadır.

— Ankara :

Beden Terbiyesi Genel Müdürü ve Olim-piyad Ekibimizin Kafile Başkanı Vildan Savaşır ile Güreş Federasyonumuz Baş­kanı Vehbî Emre bu akşam Londra Rad­yosunda, aşağıdaki konuşmayı yapmış­lardır.

Vildan Savaşır bu konuşmasında demiş­tir ki:

Sevgiliyurttaşlarım,

Büyük emeklerle yetiştirdiğimiz ve bana emanet edip buraya gönderdiğiniz evlat­larınız sizlere olan minnet ve şükran, borçlarını ödemek, milletimize layik ol­mak için canlarım dişlerine takmışlar, dünyanın en çetin insanları ile pençe pençeye savaşıyorlar.

Atletizmde, dünya devletlerinin karşısı­na bir tutam tecrübesiz çocuk seçtik, me­deniyet ailesinin içinde hiç de aykırı du­rum göstermediler. Kendilerini alkışlata­cakları gün de gelecektir. Önümüzdeki Olimpiyadlarda onlara daha büyük ümit­ler bağlamakta haklı olduğumuza inanı­yoruz.

İki gündür Tempeçhol'un üç minderine güreşçüerimiz hükmettiler, Yarın da tam kadrosiyle yarı son müsabakalarına gi­recekler, bu neticeyi bizden başka sağ­layan millet yoktur. 22 Müsabakadan 20 zafer bu mütevazi yiğitlerin haklı mü­kâfatı idi. Daha ileri de gideceklerdir. Ta­lih yüzümüze gülerse sizlere müjdeler vermek bahtiyarlığı bana "da nasib olur. Kampımızda Türk kafilesinin her şeyin üstünde ve bütün düşüncelerine yarınki futbol maçı hükmeder görünüyor. Büyük sorumluluklar karşısında birbirine sarıl­masını bilen milletimizin buradaki bir avuç mümessili de şimdi bütün varlığı ile yarın renklerimizi müdafaa edecek on bir arkadaşını desteklemeye çalışmak­tır.

Bisiklet ekinimiz buradakilerin söyledikle­rine inanılırsa bu sporun iyileri arasında­dır.

İlk idman günlerinde sessiz çalışan genç­lerimizi şimdi artık büyük bir meraklı ka­labalığı takip ediyor.

Eskirimcilerimiz ve binicilerimiz de vazife­lerineveonunönemineyükselmekten başka hiç bir şey düşünmüyorlar. Bütünevlâtlarınızınşihhatlerimükem­mel ne neşeleri yerindedir.

Aziz yurtdaşlarim,

Bİz de yüreğinin bütün şefkatini ve en sıcak sevgisini evlatlarına veren bir ba­ba gibi gözbebeğimiz olan çocukların üs­tüne titriyor, muvaffak olabilmeleri için çırpınıyoruz.

—Londra :

Muharrem Candaş, İsviçre'li Stoechli ile bugünkü karşılaşmasında birinci devreyi beraber bitirdikten sonra ikinci devrenin yer de ve ayakta güreşlerinde üstün ol­masına rağmen hakem karariyle ikiye bir mağlup sayılmış ve iki fena sayı al­mıştır.

Şimdi yine üç minderde birden güreşiyo­ruz. Birinci minderde Nasuh rakibi Fran­sız'ı 13 dakika 44 saniyede yeniyor. Yaşar ikinci minderde, Adil üçüncü minderde güreş tuttular. Nasuh, Fransız'ı yenmekle öğleye kadar iki defa tuşla galip gelmiş oldu. Akşam birincilik için Amerika ile çarpışacak. Üç minderdeki vaziyet bu merkezdedir. Yaşar rakbi Macar'la güre­şine devam ederken Celâl Atik rakibi İtalyan'ı 5 dakika 15 saniyede tuşla ye­niyor.

Gazanfer rakibi Finlandiya'h Heüala ile karşılaşıyor. Her iki güreşçimizden de tuş bekliyoruz. En nihayet Yaşar rakibi Macar'ı 7 dakika 4 saniyede tuşla yeniyor. Empress Hali salonu alkıştan inliyor. Dost ve yabancı herkes Türk'leri alkış­lamaktadır. Gazanfer rakibini durmadan köprüye getiriyor. Gazanfer'in güreşi kalpleri durduracak gibi devam ediyor. Finlandiya'lı 4 dakika dayandıktan sonra güçlükle köprüden kurtuluyor. Şimdi yi­ne köprüye düştü ve en nihayet takatsiz kalarak Gazanfer'in altında yere serildi ve maçı tuşla kaybetmiş oldu.

Güreşlere Türkiye saatiyle 18 de devam edilecektir.

—Londra :

12 Seri üzerinden yapılan Olompiyat 200 metre sürat koşuları elemelerinin neti­celeri aşağıdadır:

— Mac Kenby(Jamayıka) 21 saniye,

- Hagges (Kanada)22.10 3 - Clansen
(İzlanda) 22.2, 4 - Lines (Bermuda).

2inci seri:

1 - Valle (İngütere) 22.3, 2 - Saram (Sey­lan)23.1 3 - Lovina(Filipin)23.2, 4 -

Petrakis(Yunanistan).

3üncü seri:

1 - Chacon (Küba) 21.9, 2 - Shore (Güney Afrika)22.1,3-Morais(Portekiz)22.6

4üncü seri:

1 - Swveu (USA) 21.6, 2 - Van Heerden (Güney Afrika) 21.8, 3 - Belgode (Küba) 22.2, 4 - Diel (Bermuda).

5inci seri:

1 - Lebos (Fransa) 22. - 2 - Ramos (Bre­zilya) 22.2, 3 - Moe Kenzie (Jamayıka) 22.4

6ınçı seri:

1 - Patton (USA) 21.6 - 2 - Laing (Jama­yıka) 21.9, 3 - Greary (Arjantin) 23. -4 - White (Seylan).

7inci seri:

1 - Bombol (Arjantin) 22.2, 2 - Feirgrive (İngiltere) 22.2, 3 - Zamora (Küba) 23, 4 - Kemal Aksur.

inci serî:

uncu seri:

1 - Trelga (Avustralya) 21.İ, 2 - Buitte (Pakistan) 22.8, 3 - Öztaş(Türkiye) 23.

10uncu seri:

1 - Mac Corquodale (İngiltere) 22.3, 2 -î'errandan (Peru) 22.5, 3 - Bourgaux (Bel­çika)22.9, 4 - Bally(Fransa).

11inci seri:

1 - Lopez (Uruguay) 22.1, 2 - Hansen (Brezilya) 22.1, 3 - Schoisen (Hollanda) 22.2.

12inci seri:

(Hollanda) 22,' 3 - Petty (Kanada) 22.-. 1 - Labeach (Panama)21.4, 2 - Lamers

— Londra;

800 metre sürat koşusu finali neticeleri aşağıdadır:

1— Whitfîeld(USA)1.49.2 (Olimpiyat

Şampiyonu)

_ Wint (Jamayıka) 1.49.5

— Hansenne (Fransa) 1.49.8

Londra:

Bugün yapılan 10 metre kadınlararası sü­rat koşuları neticesi aşağıdadır:

—Koen(Hollanda)11.9(Olimpiyat
Şampiyonu)

— Manley (İngiltere)12.3/3

— Strickland(USA) 12.2/4

—Londra :

Olimpiyat disk atma müsabakaları Fina­linde Consolini (İtalya) bu sabah eleme­lerde kırmış olduğu Olimpiyat rekorunu 52.79 a atmak suretiyle tekrar kırmıştır.

—Londra :

Olimpiyat basketbol karşılaşmalarında alınan diğer neticeler şunlardır :

Meksika 71- İrlanda 9 Fransa 37 Küba 31

—Londra :

Olimpiyat su topu karşılaşmalarında alı­nan diğer neticeler şunlardır: Hollanda 5 İspanya 2 İsveç 1 Belçika 1

—Londra :

87 kiloda Amerika'lıVittenberg, 7 daki­ka 38 saniyede Muharrem Candaş'ı (Türk) tuşlamağlup etmiştir. 5000 metrenin Final Koşusu yapılmış ve şu neticeyi vermiştir :

—Londra :

— Gaston Aeiff (Belçika) 14.17.6 .(Yeni
olimpiyat rekoru)

— Amile Zapotek (Çekoslovakya) 14.17.8
(budaolimpiyatrekoru)

3— Slizkhuis(Hollanda)14.26.8

—Londra :

Olimpiyat disk atma müsabakalarında İtal­yan atletlerinden Adolfo Consolini 52 metre 73 santimetre ile birinciliği ve Gİ-ovanni Tosi ikinciliği, Birleşik Devletler atletlerinden Gordie üçüncülüğü kazan­mıştır.

Consolini'niıı bu derecesi yeni olimpiyat rekorudur.

—Londra:

Macar Robis, İsveç'li ■ Anthonson'u sayı. hesabiyle yenerek ağır siklette olimpiyat şampiyonluğunu kazanmıştır.

Bu netice Türk ekibi için en büyük teh­like olan isveç takımına büyük bir dar­be teşkil etmiştir.

—Londra:

Bugün Olimpiyat futbol müsabakalarında Türk takımı ilk maçını Çin'lilere kargı yapmış ve maçı 4-0 gibi açık bir farkla kazanmıştır.

İlk devre 1-0 Türk takımının lehine bitmişti.

—Londra :

Amerikalı Smİth, 4.30 metre ile Olimpiyat sırıkla yüksek atlama birinciliğini kazan­mıştır.

—Londra :

Kadmlararası Flöre Olimpiyat birinciliği Macar Jloma Elek tarafından kazanılmış­tır.

—Londra :

Olimpiyat Turnuvasında İtalyan takımı Amerika Birleşik Devletler takımım 9-0 yenmiştir.

—- Londra:

Basketbol Olimpiyat karşılaşmasında Bir­leşik Amerika takımı Çekoslovakya'yı 53/28 mağlup etmiştir.

—Londra :

Çimen üzerinde Hokey karşılaşmalarında Arjantin, İspanya'yı 3-2, Hollanda - Da­nimarka'yı 4-1 yenmiştir.

—Londra ;

Kadınlar arası 100 metre serbest yüzmede Danimarkalı Grete Anderson 1 dakika 6 saniye 3/10 ile Olimpiyat şampiyonluğunu ■ kazanmıştır.

—Londra :

87 kilo serbest güreş karşılaşmalarında İsviçreli Stoekli. Kanada'h Payette'i 2 dakika 26 saniyede tuşla yenmiştir.

image007.gif■— Londra :

'Bugün Wembley Stadyomunda, serbest güreş Olimpiyat şampiyonluğu kazanmıg olan güreş ekibimizi teşkil eden gençlere merasimle mükâfatları verilecektir. Türk .Bayrağı OlimpiyatŞeref Direğine bugün

6defa çekilecektir. Bunlardan dördü Na-
:suh, Gazanfer, Celâl ve Yaşar'm kazanmış;
■olduklarıOlimpiyatbirincilikleri veiki

de Halid ve AdiTin elde ettikleri Olimpiyat ikincilikleri içindir. Bu merasimden sonra

güreşçlörimizin madalyaları yine mera­kimle verilecektir.

Bu akşam Türk Sporcu Kafilesi Başkanı Vildan Aşır Savaşır yanında üç kıymetli dünya şampiyonumuz Gazanfer Bilge, Celâl Atik ve Yaşar Doğu olduğu halde Buckingham Sarayında ingiliz Kralı ta­rafından kabul edilecektir.

—Londra :

,Su Topu karşılaşmalarında İsveç takımı .BirleşikAmerika'yı7/0yenmiştir.

—Londra :

Greko - Romen müsabakaarmda 52 kilo­da Abdelad (Mısır) Mac Guffie İngiltere'yi

7dakika 9 saniyede tuşla,

.57 kiloda Peterson (isveç) - Suppo (İtal­ya) yi 11 dakika 54 saniyede tuşla,

G2 kiloda Campanella (italya) - Gryllos (Yunanistan) 10 dakikada tuşla yenmiş­lerdir.

Bilindiği gibi, Beynelmilel Futbol Fede­rasyonunun dün gece çektiği kura neti­cesinde Türkiye ikinci futbol karşılaşma­sını Yugoslavya'ya karşı yapacaktır. Bu .maç, İlford Stadyomunda Türkiye saati ile 20.30 da oynanacaktır. Maçı tanınmış Fransız Hakemi Stezo idare edecektir. Yan hakemlerinden biri Amerika'h We-endy diğeri de İsviçre'ii Ekldid'dir.

Türk takımının Cin futbolcularına karşı aldığı parlak neticeden sonra futbolcula­rımız Olimpiyat çevrelerinde nazarı dik­kati ve bütün alâkayı üzerlerine topla­mış bulunuyorlar. Türk takımının itibarı çok artmıştır.

'Türkiye - Yugoslavya karşılaşmasına bü­yük bir ehemmiyet verilmektedir. Mane-

viyatı çok yüksek olan futbolcularımız çalışmalarına hararetle devam etmekte­dirler.

—Londra :

Greko - Romen güreş turnuvası devam etmektedir. Alınan ilk neticeler şunlar­dır :

52 kiloda:

Moller (İsveç) Lamont (Belçika)ya sayı hesabiyle, Faufe (Fransa) - Sidani (Lüb­nan) a sayı hesabiyle galip. Maerlie(Norveç)- Elias(Avusturya) ya

57 kiloda :

sayı hesabiyle galip gelmiştir.

62 kiloda :

Talosea(Finlandiya)- Kandil(Mısır) a

sayı hesabiyle galip gelmiştir.

—Londra :

Tramplen atlama müsabakalarında Ame­rika'h Vicki Draves Olimpiyat şampiyon­luğunu kazanmıştır.

—Londra ;

Greko - Romen güreş karşılaşmalarında 52 kiloda Szilagi (Macaristan) - Varella (Arjantin) e 12 dakika 3 saniye de tuşla galip gelmiştir.

57 kiloda, Hasan (Mısır) - Lejseroviç (Da­nimarka) yi sayı hesabiyle yenmiştir.

67 kiloda, Dijk (Hollanda) - BIrbd (Arjan­tin)i sayı hesabiyle yenmiştir.

—Londra :

Basketbol karşılaşmalarında Şili 39/68 Filipin'i mağlupetmiştir.

Peru 19/4-0 İsviçre'yi yenmiş ve Amerika 57/5GArjantin'imağlupetmiştir.

—Londra :

Greko - Romen karşılaşmalarında alınan son neticeler şunlardır :

52 kiloda :

Lombardı (İtalya) - Thomsen (Danimar­ka)yt sayıhesabiyleyenmiştir.

57 kiloda :

Biringer (Macaristan) - Lempinen (Fin­landiya)ya sayı hesabiylegalip.

image008.gifBiris Yunanistan - İrvin (İngiltere) ve 5 dakika 46 saniyede tuşla galip gelmiş ve JTlamini (Arjantin) rakipsiz galip ilân -edilmiştir.

■62 kiloda:

Solsvik (Norveç) Muller (isviçre) yi sayı hesabiyle, Andernberg (İsveç) - We-idner (Avusturya) yi sayı hesabiyle yen­mişlerdir.

67 kiloda:

Toth (Macaristan) - Stehlik (Çekoslo­vakya) yi sayı hesabiyle mağlup etmiştir. Tahal (Lübnan.) - Strasser (Lüksemburg)u 1 dakika 46 saniyede tuşla mağlup etmiştir. Berle (Fransa) Mortimer (İngiltere'ye 1 dakika 51 saniyede tuşla galip gelmişler­dir.

—Londra :

Bugün iki seri üzerinden yapılan Olimpi­yat üç adım atlama müsabakalarında 14.50 yi aşmak suretiyle finale kalanlar şun­lardır :

1 inci seri:

- Avery (Avustralya) 15.43, 2 - Halgren
(İsveç) 3.- Kin Wun Kung(Kore14.67,
4 - Albens(B.Amerika)14.65,5 - Da
Silva (Brezilya) 14.64, 6 - Ahman (İsveç).
14.60, 7 - Larseıı (Danimarka) 14.53

inei seri:

1 - Rautio (Finlandiya) 14. 86, 2 - Peraira (Brezilya) 14.69, 3 - Rebello (Hindistan) 14.65, 4 - Sarıalp (Türkiye 14.63, 5 - Oli-veira (Brezilya) 14.59, 6 - Moberg (İsveç) 14.57, 7 - Mac Keant (Avustralya) 14.55.

—Londra:

Olimpiyat 400 metre serbest- yüzme yarı finali bugün öğleden sonra iki seri üzerin­den yapılmıştır. Aşağıda neticeleri verilen her serinin, birinci ve ikincileri finale gi­receklerdir :

1- Mac Lane (B.Amerika) 4 dakika 49
saniye 5.

2-Marshall (Avustralya) 4.50, 3 - Mİtro (Macaristan) 4.50.8, 4 - Hale (İngiltere) 4.51.4, 5 ~ Stilpic (Yugoslavya) 4.58.6.

2inci seri:

1 - Kadas (Macaristan) 4.47.8 2 - Smith (B. Amerika) 4.48, 3 - Jany (Fransa) 4.51.3

4 - Yanctorno (Arjantin) 4.57.3, 5 - Heus-ner (B. Amerika) 4.57.4

—Londra :

Bugün yapılan Olimpiyat gülle atma fi­nalinde şu neticeler alınmıştır:

— Thompson(Birleşik Amerika)17.12
metre(Olimpiyat rekoru)

— Delaney(BirleşikAmerika)16.68
metre

— Fuchs(BirleşikAmerika)16.42
metre

— Lomowski(Polonya)15.37metre

— Arvidson (İsveç) 15.37 metre

İlk üç atlet 16.20 metre olan eski Olimpi­yat rekorunu bu suretle kırmış olmakta­dır.

—Londra :

Bugün yapılan ufak çaplı tüfekle 50 met­relik mesafedeki hedefe serbest atış Olim­piyat şampiyonluğu neticeleri aşağıdadır:

— Cook (Birleşik Amerika) 600 üzerin­
den 599 puvan

— Thomsen (Birleşik Amerika) 600 üze­
rinden 599 puvan

— Jonsson(İsveç)600üzerinden 597
puvan

—Londra :

Olimpiyat gülle atma müsabakaları bu sa­bah iki seri üzerinden yapılmıştır. Gülleyi 14.60 dan fazlaya atarak finale kalmaya muvaffak olanlar şunlardır:

Birinci seri :

— Fuchs (Birleşik Amerika) 15.85

— Delaney (Birleşik Amerika) 14.97
6 — Harvidson(İsveç)14.70

4— Gües(İngiltere) 14.80

5— Jubbila(Finlandiya)14.72

3— Lehtila(Finlandiya)14.85
7'— Lamowski (Polonya)14.70

İkinci seri:

— Thompson (Birleşik Amerika) 15.09

— Yatoganas(Yunanistan)14.63
Finale 12 kişi kalmasını temin maksadile
14.60 aşamamalarına rağmen şu üçkişi
daha alınmıştır:

Kolima (Çekoslovakya) 14.54 Sigurdson(İzlanda)14.49 Gierutto (Polonya) 14.45


image008.gif—Londra :

Olimpiyat 200 metre sür'at koşusu yarı fi­nali seri üzerinden yapılmıştır. Her serinin birinci, ikinci ve üçüncüleri finale girecek­lerdir:

— Mac Kinley (Jamayka) 21.4

— Patton (Birleşik Amerika) 21.6

_ Eweîl (Birleşik Amerika) 21.8

— Da Silva (Brezilya)

_ Valle (İngiltere)

İkinci seri :

— Bourland(BirleşikAmerika)21.5

—LaBeach(Panama)21.6

— Laine(jamayka)21.6

— Treloar(Avustralya)

— Maccorquodale(İngiltere)

—Londra :

Olimpiyat deniz yarışları bugünTorq-
uay'de başlamıştır. Yat yarışlarışampi­
yonluğu elemelerinde «Firefly»sınıfın-,
da şu neticeler alınmıştır:

— Fransa 1 saat 30 dakika 49 saniye

— BirleşikAmerika1saat 31dakika
09 saniye

— Belçika 1 saat 31 dakika 16 saniye

— İrlanda 1 saat 31dakika 58saniye

— Kanada 1 saat 31 dakika 58 saniye

«Luciole» sınıfı (en. bir kişilik tekne) Olimpiyat şampiyonluğu yarışında alman netice şudur:

1 — Herbulot (Fransa) 2 saat 30 dakika 49 saniye

6metrelikteknelerinkatıldığımüsaba­
kaların neticesi:

— Belçika 2 saat 45,37

— İsviçre 2 saat 49,24

— Arjantin 2 saat 50,26

— BirleşikAmerika2saat50,40

— İsveç 2saat 50,58

— İtalya 2 saat 55,12
«Swalov»sınıfında alman neticeler:

1— Portekiz 2 02 03

—İsveç 2 03 02

— İngiltere 2 03 09

— Norveç 2 04 09

— Birleşik Amerika 2 08 04

— Fransa 2 08 14

irlanda ve hollanda müsabakayı bitire-memişlerdir.

—Londra :

Bugün yapılan Olimpiyat llû metre en­gelli koşusu elemelerinde bundan önce üç Oîimpiyada iştirak etmiş olan ve bu Olimpiyatta da altı bin atlet adına yemin eden 41 yaşındaki İngiliz atleti Donald Findlay, büyük bir talihsizliğe uğramış­tır. Koşuyu kazanmak üzere bulunan Findlay, tam son maniayı aşarken ayağı takılarak yere düşmüş ve böylelikle rau-vaffakiyetsizliğe uğramıştır. Gene ayni koşuda henüz üçüncü müsabakasına gi­ren ve 18 yaşında genç bir mektep tale­besi olan İngiliz koşucularından Joseph Birrel de ilerde koşmaktayken üçüncü maniada ayağı takılarak düşmüştür. Neticede bu koşuda finale girmek hak­kını üç Amerikalı atlet kazanmıştır. Bun­lar Dixon, Soott ve Foster'dir. Dixon derecesi 14 saniye 2/10 dur ki bu, Olim­piyat rekorundan ancak 1/10 kadar faz­ladır.

—Londra:

Bugün yapılan Olimpiyat 200 metre fi­nalinde şu neticeler alınmıştır:

— Patton(Birleşik Amerika)21.1

— Ewell(Birleşik Amerika)21. 1/10

— LaBeach(Panama)21.2/10

—Londra :

Bugün yapılan Olimpiyat üç adım fina­linde şu neticeler alınmıştır:

— Ahman(İsveç)15.40 metre

— Avery(Avusturalya)15.35,5

— RuhiSarıalp(Türkiye)15.025

—- Larsen(Danimarka)14.83

— Olivera(Berezilya)14.82.5

— Rautio(Danimarka)14.70

—Londra :

Olimpiyat 3000 metre Kros koşusu eleme­leri bugün öğleden sonra üç seri üzerin­den yapılmıştır. Neticeleri aşağıda veri­len her serinin birincisi, ikincisi, üçün­cüsü ve dördüncüleri finale girecekler­dir:

Birinci seri:

— Elmsaeter(İsveç)9dakika15

— Guyodo(Fransa) 9 dakika 17 2/10

— Siltaloppi(Finlandiya)9dakika


VildanSavaşır,

Tebrikimdensonraaldığımmüjdenizle sevincim tazelendi. Sizin ve sporcularımı­zınsevgilerlegözlerindenöderim. İsmet İnönü

—Londra :

Dünyanın en büyük kadın atleti sıfatını süratle kazanmış olan Hollandalı, iki ço­cuk anası Fanny Blaııkers - Koen. Olim­piyat müsabakalarının yüksek atlama yarışmalarındançekilmiştir.

Fanny Blankers - Koen'in bu hareketi sayıları yüksek olan rakipleri tarafından iyi karşılanmıştır.

Dünya rekorunu haiz bulunan bu spor­cu kadmm bugünkü müsabakaları kazan­masıbeklenmekte idi.

Fanny Bİankers - Koen'in bugün yapıla­cak 80 metrelik mania koşusu finaline gireceği ve bu müsabakayı kazanacağı tahmin edilmektedir.

Pazartesi günü yapılan dalma gösterile­rinde yaralanmış olan meşhur Amerikalı yüzücü Andi Miller ele müsabakalardan çekilmiştir.

—Londra :

Bugün sona eren Olimpiyat Modern Pentatlon müsabakalarında İsveçli Yüz­başı Grut 16 puvanîa birinci olmuştur. Modern Pentatlonda şu yarışmalar var­dır:

— Binicilik(5.000 metre Kros)

— Eskrim(Epe)

— Atış(Revolver)

— Yüzme (300 M. serbest)

— Atletizm(4.000 metre Kros).

Binbaşı Moore (B. Amerika) 47 puvanla ikinci, Teğmen Dradin (İsveç) 49 puvanla üçüncü, Teğmen Vilko (Finlandiya) 64 pu­vanla dördüncü gelmişlerdir.

—Londra :

Greko - Romen karşılaşmalarına bugün -tekrar başlanmıştır.

52 kiloda :

Kenan Olcay - Danimarkalı (Thomsen)i sayı hesabiyle yenmiştir.

57 kiloda :

HalilKaya - RakibiYunanlıBiris'i13 dakika 35 saniyede tuşla yenmiştir. Diğerkarşılaşmalardaşuneticeleralın­mıştır:

52 kiloda :

Sillagy (Macar) 7 Valet Faure (Fransız) ı sayı ile Varella (Arjantin) - Sidani (Lüb­nan) ı 9. 47 de tuşla, Clausen (Norveç) -Mac Guffie (İngiltere)yi 4.17 de yine tuş­la yenmiştir.

Lancondi (İtalya) - Abdullah (Mısır) ı 10 dakika 42 saniyede tuşla mağlup etmiş­tir.

57 kiloda:

Mehmet Hasan (Mısır) - Suppo (İtalya) yi 5.49 da tuşla, Petersen. (İsveç) - Birin-ger (Macaristan) ı sayı ile mağlup etmiş­tir.

Leppanen (Finlandiya) - Arenzeno (Fran­sız) ı 8 dakika 52 saniyede tuşla.

67 kiloda :

Grullos (Yunanistan) - Blebel (Arjan­tin) i sayı hesabiyle, Kandil (Mısır) - Dijk (Hollanda) yi sayı hesabiyle, Veidner (Avusturya) - Strasser (Lüxemburg) u 1 dakika 31 saniyede tuşla yenmiştir.

Campanello (İtalya) - Solsvîk (Norveç) i sayı ile, Toth (Macaristan) - Mortİner (İngiltereyi) 5 dakika 1 saniyede tuşla, Tobal (Lübnan) - Merle (Fransız) ı sayı île yenmiştir.

— Londra :

Bugün devam olunan Greko - Romen gü­reş karşılaşmalarında hakem iki oyuncu­yu mağlup ilân etmek zorunda kalmıştır. Hadise 57 kiloda Norveçli Maerlie ile Danimarkalı Lejkorowitz güreştikleri sı­rada olmuştur.

Bu iki güreşçinin birbiriyle konuştukla­rını duyan hakem kendilerine ilk önce susmalarını ihtar etmiş ve aynı şey te­kerrür edilince oyunu durdurarak ikisi­ni de mağlup ilân etmiştir. Hâkem, du­rumu Milletlerarası Jüriye arzetmig ve Jüri de bu iki güreşçinin mağlup adde­dildiğiniresmenilân etmiştir.

—Londra:

67 Kiloda Ahmet Şenol, İngiliz rakibi Myland'ı 2 dakika 20 saniyede tuşla yen­miştir.

—Londra :

73 Kiloda Andersen (İsveç), Hansen (Da­nimarka) yi sayı hesabiyle yenmiştir. Ağır sıklette Derbitsen (İsviçre), Fİdduck (ingiltere) yi sayı hesabiyle yenmiştir.

—Londra:

87 Kiloda Mustafa Çakmak, İsveçli raki­bi Nielsson'a sayı hesabiyle yenilmiştir. Ağır sıklette Mersinli Ahmet ise, İsveçli NiTsrtn'a 15 dakika 48 saniyede tuşla galin gelmiştir.

Mersinlinin rakibi, bu kategorinin en teb lîkeli güreşçisi idi.

—Londra :

Bugün yapılan basketbol kaşılaşmalann-da Filipin Çin'i 32/51 yenmiştir.

—Londra:

Greko - Romen güreş müsabakaları de­vamı aşağıdadır :

Gronserg(isveç),Larsen(Norveç) i sa­yı hesabiyle yenmiştir. Chesnean(Fransa),Longarella(Arjan­tin) i sayı hesabiyle yenmiştir.

Felgen (Lüksemburg), Gizzleman (İs­viçre) yi 14 dakika 18 saniyede tuşla yen­miştir.

67 kiloda:

■cQronn^ (Macaristan). Osman Mısır" sayı hesabiyle.

Frinj (İsveç), Falanx (Fransa) yi üç da­kika 57 saniyede tuşla, Arif (Lübnan), Nurland (Danimarka) yi sayı hesabiyle yenmişlerdir.

73 kiloda :

Rigomonti(İtalya),Münir(Mısır) ı12 dakika48saniyedetuşlayenmişlerdir. Ağır sıklette:

Torognio (Macaristan), Noya (Ariantin)i dört dakika 49 saniyede tuşla yenmiştir.

Fantoni(İtalya),Kangasmienn'i(Fin­landiya) sayı ile yenmiştir.

— Londra :

Bu akşam Greko - Romen güreş Turnu­vasındaaşağıdakineticeleralınmıştır :

87 kiloda :

İstre(Belçika), Kabaflîs(Yunanistan) ı sayı hesabiyle,

Cars (Mısır), Dannacher (isviçre) yi iki dakika 18 saniyede tuşla,

Lanridsen (Danimarka), Ensing (Avus-tupya) yi 12 dakika 51 saniyede tuşla, GreendaH (Finlandiya), Silvestri (İtalya), İtalyan güreşçisinin güreş başladıktan 13 dakika 54 saniye sonra yaralanması üze­rine yenmiştir.

5 Ağustos 1948

—Londra :

Olimpiyat 1.500 metre serbest yüzme mü­sabakaları elemesi altı seri üzerinden yapılmaktadır. Her serinin birinci ve ikincileri ayrıca en iyi dereceyi alacak dört yüzücü yan finale gireceklerdir. Öğ­leye kadar yapılan ilk üç serinin netice­leri aşağıdadır:

— Heusner Birleşik Amerika 20 dakika.
29 saniye 6

— Voeroes Macaristan 20 dakika 31 9/10

— Vardrop İngiltere 20 dakika 43
ikinci seri :

— MacLaneBirleşik Amerika 20.17.7

— Hale İngiltere 20.31.9

— KsstenerBrezilya 20.36.3
Üçüncü serî:

1 — Stipetic Yugoslavya 20.10.1 3 — BassnungFilipinler21.05.9

—Londra :

Bugün yapılan Olimpiyat Eskrim müsa­bakalar-(ekiphalindeepe)birincitu­runun neticeleri aşağıdadır: İsviçre 6 ya karşı 8 galebe ile Portekizi, Polonya 6 ya karşı 8 galebe ile Küba'yij Lüksemburg 6 ya kargı 8 galebe île Fin­landiya'yı yenmişlerdir.


image009.gifDiğer karşılaşmalarda şu neticeler alın­mıştır:

52 kiloda :

Kandaşmeki (Finlandiya) Foure'ı (Fran­sız) 6 dakika 4 saniyede tuşla, Olausen (Norveç) Warella'yı (Arjantin) sayı he­sabiyle,

57 kiloda :

Maerli (Norveç) Peterson'u (İsveç) sayı hesabiyle, Flamini (Arjantin) îrwin'i (İn-. giltere) 12 dakika 43 saniyede tuşla. Mah­mut Hasan (Mısır) Elios'u (Avusturya 8 dakika 14 saniyede tuşla.

62 kiloda:

Taldberg (Finlandiya) Dijk'ı (Hollanda) 7 dakika 21 saniyede tuşla: Campanella (İtalya) Toth'u (Macar) sayı hesabile, Seyit Hamdi (Mısır) Grillos'u (Yunanis­tan) 3 dakika 21 saniyede tuşla. Solsvik (Norveç) Merle'i (Fransa) sayı hesabiy­le mağlup etmişlerdir.

—Londra:

57 kiloda:

Halil Kaya - Biringer (Macaristan) a sa­yı hesabiyle yenilmiştir.

79 kiloda ;

MuhlisTayfur,AvusturyalırakibiVo-

gel'i 52 saniyede tuşla yenmiştir.

—Londra :

Greko - Romen güreş müsabakalarına de­vam edilmektedir.

73 kiloda:

Hensen (Danimarka) - Larsen (Norveç) i sayı hesabiyle,

Andersen (İsveç) - Rigomonti (İtalya) m sayı hesabiyle yenmiştir.

Ağır sıklette :

Antoni (İtalya) - Torognio (Macaristan) ı 6 dakika 6 saniyede tuşla yenmiştir.

—Londra :

Bugün yapılan Tramplen atlama müsa­bakalarıneticeleriaşağıdadır:

— Sammy Lee(B. Amerika)130 pu-
van 50

— Bruce Harlan (B. Amerika) 122 pu-
van 20

— Capilla(Meksika) 313 puvan 52

— Brunnhage(İsveç)108puvan 62

— Peter Hatly (İngiltere) 105 puvan 29

—Londra :

67 kiloda:

Ahmet ŞenolLübnanlı rakibi Damros'a

sayı hesabiyle mağlup olmuştur.

79 kiloda:

MuhlisTayfur(Avusturya)lırakibini

52saniyedetuşlamağlup etmiştir.

—Londra :

87 kiloda:

Mustafa Çakmak, İngiliz rakibi Rich-mont'a 6 dakika 6 saniyede tuşla yenil­miştir.

Ayni sıklette isveçli güreşçi, Answarland (Çekoslovakya) yi 4 dakika 1 saniyede tuşla galip gelmiştir.

Ağır sıklette Nielson (İsveç), Vinderlit-zin'i 2 dekika 54 saniyede tuşla mağlup» etmiştir.

—Londra:

52 kiloda:

Moller(İsveç),Sizloragy(Macaristan) r

sayı hesabiyle galip gelmiştir.

Lombardy(İtalya),rakipsizgalipilân

edilmiştir.

57 kiloda :

Lempinen (Finlandiya), Birin (Yunanis­tan) ı üç dakika 53 saniyede tuşla yen­miştir.

62. kiloda:

Weidner (Avusturya), Taha (Lübnan) ı 11 dakika 31 saniyede tuşla yenmiştir.

67 kiloda :

Virtanen (Finlandiya), Munnikes (Hol­landa) ya sayı hesabiyle

Ferenc (Macaristan), Gesino (İtalya) ya sayı hesabiylegalipgelmişlerdir.

73 kiloda:

Schmidt (Avusturya), Felgen (Luxem-burg) u sayı hesabiyle Szilavarsy (Ma­caristan), Chesneau (Fransa) yi 10 daki­ka 1 saniyede tuşla, Maennik (Finlandi­ya), Lamgarela (Arjantin) i 3 dakika 48 saniyedetuşlayenmişlerdir.


67kiloda :

Eriksen(Norveç) .- Damage(Lübnan) ı sayıhesabiyleyenmişlerdir. Frei](İsveç) - Ferenc (Macaristan) a sa­yı hesabiyle galip gelmiştir.

73 kiloda :

Szilvaassy (Macaristan) - Hansen (Da­nimarka) ya 8 dakika 36 saniyede tuşla galip gelmiştir.

87 kiloda :

Gallegati (İtalya) - Larsen (Norveç) e sayı hesabiyle,

Gronberg(İsveç) - Benoy(Belçika)ya yedi dakika8saniyedetuşla, Nielson(İsveç) - Orali(Mısır) ı 15 daki­ka 36 saniyede tuşla yenmişlerdir.

—Londra :

Bugün Torquay'de devam edilen Olimpi­yat yarışları «Star» sınıfı müsabakaları­nın neticesi aşağıdadır :

— Birleşik Amerika2saat53 saniye

— Küba 2 saat 01 7/10

— İtalya 2X01.43

— Hollanda 2.02.31

— İngiltere 2.02.37

— Portekiz 2.03.14

— Avustralya . 2.04.48
S — Arjantin 2.05.48

Bu yarışlara 17 memleket iştirak etmiştir.

—Londra:

Bugün yapılan Olimpiyat kadınlar arası Kuleatlama finali neticesi aşağıdadır:

1— VictoriaDravesBirleşikAmerika

68puvan 87

— PatriciaElsnerBirleşikAmerika
66 puvan 28

— ChristoffersenBirleşikAmerika66
puvan 04

Tramplen atlama müsabakalarında da birinci olan Victoria Draves, bu suretle iki Olimpiyat birinciliği sağlamış bulun­maktadır.

—Londra :

Olimpiyat 4X100 bayrak koşusu yarı fi­nali bugün yapılmış ve birinci seriye ka­tılan Türk takımı bayrak değiştirirken hata yaptığı için diskalifiye olmuştur.

—Londra :

BugünTorquay'deOlimpiyat yatyarış­larına devam edilmiştir. Swallow serisiyarışlarınınneticesiaşa­ğıdadır : Hareket saati 11.15 dir.

— İngiltere13.33.03

— İtalya 13.41.49

— B. Amerika 13.42.32

— Hollanda 13.43.07

— Portekiz 13.43.47

— Norveç 13.44.37

— Uruguay 13.44.10

— İsveç 13.45.26

Bu yarışa onbeş memleket katılmıştır,

■— Londra :

Bugün yapılan Olimpiyat 200 metre yüz­mefinalineticeleri aşağıdadır :

— Fanny Blakers Koen (Hollanda) 24,4

— Williamson(İngiltere)25.1

— Andrey Patterson(B. Amerika) 25.2'

—Londra :

Greko - Romen güreş müsabakalarının finaine busabah empress Hail'de başlan­mıştır.

Müsabakalar büyük bir heyecan içinde cereyan etmiştir. Olimpiyat şampiyonları­nı tâyin edecek olan bu karşılaşmaların ehemmiyetini gözö'nünde tutan güreşçile­rimiz, millî renklerimizin şerefini yük­seltmek için bütün varlıklarını ortaya koyarakgüreşmişlerdir.

Bu sabahki güreşler ve elde edilen neti­celerden sonra takımımız şimdiden Gre­ko - Romen dünya İkinciliğini sağlamış bulunmaktadır.

57 kiloda

Halil Kaya, rakibi Mısırh'ya sayı hesa­biyle yenildiğinden Olimpiyat üçüncüsü olmuştur.

52 kiloda :

Kenan Olcay ile 79 kiloda Muhlis Tayfur şimdiden dünya ikincisi olmuşlardır. Bu gece yapacakları final müsabakalarında-bu güreşçilerimiz birincilik için çarpışa­caklardır.

Ağır siklette Mersinli Ahmet de rakibi Italyanla dünya birinciliği için çarpışa­caklardır.

image010.gif—Londra :

Bugünyapılanbasketbolkarşılaşmala­rında İtalya - Irak'ı. 28/77 yenmiştir.

—Londra :

Su topu müsabakaları sona ermiş ve ta­kımlarşusuretlesıralanmışlardır:

— İtalya (6 puvan)

— Macaristan (3 puvan)

— Hollanda (2 puvan)

— Belçika (1 puvan)

—Londra :

Olimpiyat Boks turnuvasına devam edil-migtir. 52 kiloda:

Venegas(Portorico) - Callenbout(Bel-çika)ya sayı hesabiyle, Lall(Hindistan) - Monterio(Pakistan)a birinci ravuntta.

Saenz(Peru) - Ahlin(İsveç) esayıhe­sabiyle.

Solk(Macaristan) - Nascimento-(Bebe-zilya)ya ikinci ravuntta. Pares(Arjantin) - Toweel(Güney Afri­ka) ya sayı hesabiyle.

Carruthers 'f (Avustraly^) - Derigle(Ka­nada) ya

Malpico(Meksika)Proffit(İngiltere)ye sayı hesabiyle.

Domenegh (İspanya) - Agasi (İran) a sa­yı hesabiyle.

Garizzo(Uruguay) - Mazurkiewiez(A-vusturya) ya sayı hesabiyle Linchem (İrlanda) - Behm (Luxemburg)a sayı hesabiyle.

Onvinen (Finlandiya) - Thastum (Dani­marka)ya sayı hesabiyle.

Zuddas(İtalya) - Zarcal(Filipin)e sayı

hesabiyle.

Grenot (Fransa) - Bossiv (B. Amerika) ya

sayı hesabiyle galip gelmişlerdir.

—Londra :

Bugün yapılan Hokey müsabakalarında İngiltere - Afganistan'ı 8/0 mağlup et­miştir.

—Londra :

Wembley Stadı bugün açılış günü kadar kalabalıktı.

10.000metreyürüyüşmüsabakasından hemen sonra dün gece sona eren Greko -Romengüreşşampiyonasınınmükâfat tevzi merasimi yapıldı.

Serbest güreşte kazandıkları Olimpiyot birinciliğinden sonra Greko - Romende ikinciliği kazanan Türk güreşçileri bu­günde lehimizde büyük tezahürlere vesi­le teşkil ettiler. Kazandıkları birincilik, ikincilik ve üçüncülük için güreşçileri­miz çağrıldıkça stadda şiddetli bîr alkış-tufanı kopuyordu. Millî marşımız bayra­ğımız ve güreşçilerimiz, sahalarında bir­çok muvaffakiyetler görmeğe alışkın, olan bir sporcu kitle tarafından dakika­larca alkışlandı.

Türk sporcuları bu olimpiyattaki basan­larından sonra spor dünyasında en iyi tanınan ve en ziyade saygı gören millet­lerarasında yer almış bulunuyorlar. Bu­nu iftiharla görmekteyiz.

— Londra:

Bisiklet sür'at koşusu elemeleri 8 seri üzerinden bugün öğleden sonra yapılmış­tır. Bu yarışlarda şu neticeler alınmıştır:

Birinci seri :

— Ghella(İtalya)

— Leon(Venezüella)
İkinci seri :

— Hijzelen Dovrn(Hollanda)

— LeonelRoccos(Uruguay)

Üçüncü seri:

— Masanes (Şili)

— Bellanger (Fransa)

Dördüncü seri:

— Schandorff(Danimarka)

— Weit(Avusturya)
Beşinci seri :

— Van de Velle (Belçika)

— Paseiro (Küba)
Altıncı serî:

— Heid (B. Amerika)

— Cortoni(Arjantin)
Yedinci seri:

— Bazzano (Avustralya)

— Roth(İsviçre)

Sekizinci seri :

— Harris(İngiltere)

— Lacourse(Kanada)

Bu müsabakaların galipleri çeyrek sona kalmışlardır.

—■ Londra :

Olimpiyat atletizm müsabakaları 9 gün sürdükten sonra bu ak§2m maraton ya-rışiyle sona ermiştir.

Bu yarışa Türk atleti Şevki Koru da ka­tılmış bulunuyordu. Başlangıçta ümit ve­rici bir hamle yapan Şevki maalesef ken­disinden beklenilen dereceyi yapamamış ve stada ancak 20 inci olarak girebilmiş­tir. Bu koşuda tanınmış maratoncu Fin­landiyalı Hayns ile ingiliz Holton yarışı bitiremeden Abandoneetmişlerdir.

—Londra:

Bugün devam edilen Olimpiyat Boks kar­şılaşmalarında 72 kiloda Patt (Macaris­tan) Resko (Finlândiyayi) 2 inci ravund-da nakaut ile yenmiştir.

—Londra :

1.500 metre final neticeleri aşağıdadır:

— Erickson (İsveç) 3.49

— Strand(İsveç) 3.50

— Slijkhute(Hollanda)3.50.4

— Cevona(Çekoslovak)3.51.2
Bu yarışa 12 atlet katılmıştır.

—Londra :

Dekatlon neticeleriaşağıdadır :

— Mathias(B.Amerika)10.000üze­
rinden 7139 puvan.

— Heinrich(Fransa)6974 puvan.

— Simmons(B. Amerika)6950

— Kistenmacher(Arjantin) 6929

— Anderson(İsveç)6877

— Mulling(Avustralya) 6739

—Londra :

Olimpiyat Boks Turnuvası bugün başla­mıştır. İlk elemelerde şu neticeler alm-mışür:

Sinek sıklette :

Han (Kore) - Hems Terer (Avusturya) ya sayı hesabiyle,

Coelin (Fransa) - Rodrigez (Peni) yu sa­yı hesabiyle,

Kolman (Hollanda) - Ralisaeli (Iran) a sayı hesabiyle,

Thant (Birmanya) - Canello (Kanada)ya sayıhesabiylegalipgelmişlerdir.

—Londra :

200 metre kurbalamağada birincilik, ikin­cilik ve üçüncülük Amerikalı yüzücüler tarafından kazanılmıştır. Bunlardan bi­rinciliği alan jor Verdeur 2.33 3/10 ile yeni Olimpiyat rekorunu tesis etmiştir. 2 inci Korter, 3 üncü ise Sohl'dur.

—Londra:

Kadınlar arası 400 metre serbest yüzme müsabakası finalinde şu neticeler alın­mıştır :

— Ann Curtiss (B. Amerika) 5 D. 17 s.
8/10

— Karen Harup(Danimarka)5. D. 21
s. 2/10

— Gihson (İngiltere) 5 D. 22 s. 5/10
Curtis'in 5 dakika 17 saniye 8/10 luk de­
recesi yeni Olimpiyat rekorudur.

—Londra:

Bisiklet 1000 metre sür'at koşularının ilk elemeleri 11 seri üzerinde yapılmıştır. Bu serilerde alman neticeler şunlardır :

Birinci seri :

— Rikga(Uruguay)(son200metre
de derece)12.6

— Onzales (Trinidad)

ikinci seri :

— De Velda(Belçika)

— Wing (Çin)

Üçüncü seri:

— Roth(İsviçre)12.-

— Masanes (Şili)

Dördüncü seri:

— Harris(İngiltere)14.4

— Jullihose(Hindistan)

Beşinci seri :

— Hizeledoorn(Hollanda)13.3

— Rodamques(Küba)

Altıncı seri :

— Cortoni (Artanjin) 12.4

— Leon(Venezüella)

Yedinci seri :

— Echandori(Danimarka)12.5

— Arezand(Avustralya)

Sekizinci seri :

— Bellanger(Fransa)12.5

— Lewis(İngilizGinesi)

Dokuzuncu seri :

— Welt(Avusturya)17.2

— Eomero(Meksika)

Onuncu seri :

— Hoid (B. Amerika) 13.

— MuîLickpakistan)

Onbirind seri :

— Ghelto(İtalya)12.9

— Lacourse(Kanada)

—Londra :

1000 Bisiklet sür'at koşusu elemesi sonun­da ikinci gelenler arasında 5 seri üzerin­de rapeşaj yapılmış ve birinci gelenlerle elemeye katılmak üzere hak kazanmış­lardır. Neticeler aşağıdadır:

Son 200 metredederece Birinci seri :

— Lacourse(Kanada)14.7

■— Cuinones(Meksika)

İkinci seri :

— Rodrignez (Küba) 14.5

— Mullafirose (Hindistan)
Üçüncü seri :

— Prezand(Avusturalya)14.1

— Mullick(Makistan)
Dördüncü serî :

— Leon (Venezuela) 12.16

— Gouzales(Trinidad)
Besinci seri :

— Masaner(Şili)13.13

— Kalondis(Yuran)

■— Lewis (İngiliz Gînesi)

—Londra :

Bugün yapılan Olimpiyat 1.500 metre ser­best yüzme finali neticesi aşağıdadır:

— McL^ne(B.Amerika)19.18.5

— Marshal(Avustralya)19.31.3
3'— Mytro (Macaristan)19.43.-

—Londra :

Su topu karşılaşmalarında Mısır - İspan­ya'yı 3/1 yenmiştir.

—Londra :

Bugün öğleden sonra başlayan maraton koşusuna muhtelif milletlere mensup 41 koşucu iştirak etmiştir. Koşu uzun süreceğinden ve Londrada hava güneşli olduğundan koşucuların bir çoğu başlarını örtmek lüzumunu hisset­mişler ve kimisi mendil takmışlar kimi­si hasır şapka veya kep giymişlerdir. Ko­şu devam etmektedir.

—Londra:

Bugün yapılan Olimpiyat 4X100 metre bayrak koşusu finalinin neticeleri aşağı­dadır:

1 — İngiltere 41.3, 2 - İtalya 41.5, 3 - Ma­caristan 41.6 4 - Kanada 41.9, 5 - Hollan­da 41.9

Amerikan takımı müsabakayı birinci ola­rak bîtirmişse de bayrak değiştirirken hatalı hareket ettiğinden dikalifiye olmuş­tur.

—Londra:

Maraton koşusu bütün heyecanı ile de­vam etmektedir. 41 müsabakm katıldığı bu koşuda Türk atleti Şevki Koru 13 ün­cü kilometreden itibaren ve yanında Gü­ney Afrikalı şampiyon ' Colman olduğu halde sıkı bir hamle ile açılmağa başla­mıştır.

Koşunun şimdiye kadar olan seyrine ba­kılırsa bu iki atlet yenilmez bir çift gibi gözükmektedirler.

. '3 9 Ağustos 1948

—Londra :

Bugün yapılan Halter müsabakalarında Horoz sıklette İngiliz şampiyonu Creus'i yenen Pietro (Amerika) Olimpiyat şam­piyonuolmuştur.

—Londra :

Hokey yarı son karşılaşmalarında Hin­distan 2/1 Hollandayı yenmiştir.

—Londra :

4000 metre takip Bisiklet yarışında Fransa 4 dakika 57 saniye 8/10 ile Olimpiyat şampiyonu olmuştur.

—Londra:

Olimpiyat basketbol çeyrek sonlarında Fransa - Şili'yi52/53yenmiştir.

—Londra :

Olimpiyat Boks Turnuvası devam etmek­tedir.

57 kiloda :

Colon(Portonda) - Gunderson (Norveç)e birinci raundaa nakavut ile, Martin(İrlanda) - Linneman(Hollan­da) ya sayı hesabiyle,

Savoie (Kanada) - Fani (İran) a, hasmı­nın 3 üçeü ravundda diskalifiye edilmesi üzerine galip gelmiştir.

—Londra :

4000 metre bisiklet sür'at final karşılaş­malarının iki final safhasında ingiliz Re-ginale Harris'i mağlup eden İtalyan Gbella bu yarışın Oimpiyat şampiyonlu­ğunu kazanmıştır.

—Londra :

Olimpiyat ferdî at terbiyesi müsabakaları bugün Central Stadında yapılmıştır. Bu müsabakalarda alınan neticeler aşağıda­dır:

— YüzbaşıMoser(İsviçre)4921/2
puvan,

— Albay Jousseume(Fransa)480 pu-
van,

yapılan takım tasnifinde ise şu neticeler alınmıştır:

— İsveç,

— Fransa,

— B. Amerika.

—Londra :

Bugün ağır sıklet boks elemelerinde bir tek maç yapılmıştır. Bu müsabakalarda Lambert (Birleşik Amerika) - Los San-tos (Brezilya) yi sayı hesabiyle yenmiş­tir.

—Londra :

4000 metre bisiklet takip yarışı finalinde Fransanm İtalyayı yenmesi üzerine bu yarışta umumî tasnif şudur:

— italya,

— İngiltere,

— Uruguay.
1 — Fransa,

—Londra:

Basketbol turnuvası çeyrek final karşı­laşmasında Berezilya takımı Avrupa şam­piyonu olan Lovak takımını 28/23 yen­miştir.

Bu netice büyük bir sürpriz teşkil etmek­tedir.

—Londra:

Olimpiyat Eskrim Epe karşılaşmalarında İtalya Cantone Olimpiyat şampiyonu ol­muştur.

—Londra :

Horoz sıklet Halter müsabakaları bugün yapılmışveşuneticelerivermiştir:

— De Pietro(B. Amerika) üç hareket­
teCeman307,5kilokaldırmıştır.

— Crews(İngiltere)üçharekettece­
man 297,5 kilo kaldırmıştı.

— Law Tom (B. Amerika) üç hareket­
te ceman 295 kilo kaldırmıştır.

Müsabakayı kazanan ve rekor tesis et­miş olan De Pietro 1 metre 42 boyunda birsporcudur.

—Londra :

Basketbol çeyrek son karşılanmalarında Meksika - Koreyi43/32mağlupetmiştir.

—Londra :

Hokey yarı son karşılaşmalarında İngiliz takımıPakistanı2/0mağlupetmiştir. Buvaziyetegöre,Hokey final karşılaş­ması Hindistan ve İngiltere takımları ara­sında oynanacaktır.

—Londra :

Olimpiyat Boks turnuvasına devam edil­miştir.

57 kiloda :

MacCullagh(İrlanda)Rinkinen(Fin­landiya)yi sayıhesabiyle, Cooper(İngiltere)Remie(Hollanda)yi sayıhesabiyle,

W ad. (Danimarka) Reymoud (Hindista-nı) sayıhesabiyle Boullosa (Uruguay) - Marqinex (İspan­ya) yi sayı hesabiyle,

Zumbano (Brezilya) - Ehringer (Lüxem-burg) u 2 inci ravuntta nakavutla.

Lopez t Ar jantın) - Rahimiha (İran) i sayı hesabiyle mağlup etmişlerdir.

10 Ağustos 1948

—Londra :

Olimpiyat Kılıç takım dömifinallerinde birinci grupta Birleşik Amerika. İngilte-reyi 10-5 mağlup etmiştir.

—Londra :

Olimpiyat Boks turnuvasında şu netice­ler alınmıştır:

54 kiloda :

Domenech(İspanya) - Malzico(Meksika)

ya sayı hesabiyle,

Linchan (İrlanda) - Onvinen (Finlandi­ya) yi sayı hesabiyle,

Zuddas(italya) - Gremot (Fransa)yı 2 ci ravunddanakavutlagalipgelmişlerdir. Henriquez(Şili) - Carlizzö(Uruguay) ı sayı hesabiyle yenmiştir.

—Londra:

Kılıç takım karşılaşmalarında birinci se­rinin ikinci turunda Arjantin 9/7 Hollan-dayımağlupetmiştir.

—Londra:

Olimpiyat Kılıç ekip karşılaşmalarında birinci grupta Belçika, Mısın 13/3 yen­miştir.

—Londra:

Olimpiyat Basketbol karşılaşmalarında Küba Arjantini 35/34 mağlup etmiştir.

—Londra :

Bugün yapılan Halter müsabakalarında hafif sıklette Kanadalı John Stewart 107 kilo ile Olimpiyat devolope rekorunu kır­mıştır. Eski rekor 105 kilo idi.

—Londra :

Olimpiyat Boks turnuvasında 50 kiloda aşağıdaki Boksörler çeyrek sona kalmış­lardır:

Bandinellî (İtalya), Martinez (İspanya), Corman (Hollanda) Annham (Kore), Pe-rez (Arjantin), Bollaert (Belçika), Sodano (B. Amerika) ve Majdloch (Çek)

—Londra :

Bugün devam edilen Kılıç takımı karşı­laşmalarında birinci seride Fransa, Avus-turyayımağlupetmiştir.

—Londra :

Boksturnuvasıdevametmektedir. 57 kiloda :

Nunez (Arjantin) - Cidela (Şili) ye sa­yı hesabiyle.

Kırchbanmer(Avusturya) - Verden(is­panya) yi sayı hesabiyle, Sheferd(GüneyAfrika - Ammi(Fran­sa)yi sayı hesabiyle yenmişlerdir..

—Londra :

Türkiye için Olimpiyat müsabakalarının son safhası bu sabahtan itibaren başla­mış bulunmaktadır.

Uxbridge kampının sporcularımıza tahsis edilmiş olan kısmın da hummalı bir faa­liyet göze çarpıyordu. Bu sefer de Esk­rimcilerimiz dünya Eksrimcileri karşı­sındatalihlerinideneyeceklerdir.

Sporcularımızla birlikte, "VVembley Sdat-yomu civarında Eksrim müsabakalarına tahsis edilmiş olan salona vardığımız za­man Türk kafilesi başkanı bana şunları söyledi:

«Eskrimde bütün kabiliyetimize rağmen, Dünya Eksrimcilerile temas edememiş olmanın acılarını derînden duyacağımı­zı tahmin ediyorum. Türk Eskrimcileri evvelâ Polonya ile karşılaştılar. Ağır fakat ripostları kuv­vetli Polonya takımına karşı seri, fakat tecrübesiz,

daha 'doğrusu müsabaka müaresesi eksik olan takımımız vaziyete kolayca intibak edemediğinden hasımla­rına mağlup oldu. Buna rağmen takımı­mızı teşkil eden her ferdin mücadele şev­ki burada çok iyi bir tesir bıraktı.

Bu müsabakadan sonra takımımız Belçi­kalılarla karşılaştı. Kılıçta dünya ikinci­si olan Belçikalılar, Polonyalılara naza­ran daha teknik ve daha çabuk kılıç kul-


landıklarmı derhal gösterdiler. Takımı­mız bu kuvvetli rakip karşısında bir ba­şarı gösteremeden 9/2 mağlup olmuş ve tasfiyeye uğramıştır.

—Londra :

Kılıç ekip karşılaşmalarında ikinci turda İtalya - İngiltereyi 9/4 yenmiştir.

—Londra :

Basketbol 3 üncü grup karşılaşmalarında İtalya - Mısırı 35/33 mağlup etmiştir.

—Londra :

Halter müsabakalarında hafif sıklette Mısırlı Halterci Shans hep beraber 360 kilo kaldırmak suretiyle sıkletinin Olim­piyat şampiyonu olmuştur ve yeni Olim­piyat rekoru tesis etmiştir. Bikîetu ikin­ciliği yine Mısırlı Hamuda ve 3 cülüğu de ingiliz Hallyday kazanmıştır.

—Londra :

Kılıç ekip karşılaşmalarında ikinci seri­nin 2 inci turunda Macaristan Mısırı 9/3 yenmiştir.

—Londra:

Futbol yarı sonu için İsveç - Danimarka takımları bugün karşılaşmışlardır. Çok heyecanlı geçen bu oyunun ilk devresi 3/1 İsveçin lehine sona ermiştir. ikinci devrede yedikleri bir gole muka­bil bir gol daha çıkaran İsveçliler maçı 4/2 kazanmışlardır.

ikinci yarı son müsabakası yarın Yugos-İavya - ingiltere 'arasında oynanacak ve bu maçın galibi final için İsveçle karşıla­şacaktır.

—Londra :

Olimpiyat Boks turnuvası devam etmek­tedir.

-57 kiloda:

BungNanSu(Kore) - Birks(Avustu-raîya'ya 2 ci ravundda nakavut ile. Antkievİecz(Polonya) - Garelina(Pe­ru) ya sayı hesabiyle, Ernesto Formenti (İtalya) Martin (irlan­da) ya sayı hesabiyle, Savoie (Kanada) r Colon(Portorico)ya sayı hesabiyle ga­lip gelmişlerdir.

—Londra:

«Sarts» sınıfı yelken yarışlarının resmî neticeleri bugünkü müsabakalardan son­ra şöyle tesbit edilmiştir:

— Birleşik Amerika5275 puvan

— İngiltere4372 puvan

— İtalya 4370 puvan

— Hollanda 3801 puvan

— Portekiz 3057 puvan

— Küba 2488 puvan

— Kanada 1936 puvan

— ispanya 1777 puvan

— Avustralya 1768 puvan
11 — Yunanistan 1630 puvan.

—Londra:

Bugün öğleden sonra Türk Sporcuları şöhret yaptıkları bir spor şubesinde mü­cadeleye başlamış bulunuyorlar. Londra-dan 70 kilometre uzakta AldershatMa açılan ve 3 gün devam edecek olan Olim­piyat binicilik şampiyonası müsabakası­nın hayvan terbiyesi safhası Türk bini­cileri için çok ümit vericidir. Bugünkü müsabakaya muhtelif milletle­re mensup 24 binici katılmıştır. Türk ekibinden Salih Koç Cesur isimli atiyle, Eyüp Yigittürk de Özbek isimli atiyle müsabakalara iştirak etmişlerdir. Bugün­kü müsabakalarda netice ilân edilmemiş ve müsabakaların da sonu alınmamış ol­makla beraber binicilerimizin durumu ümitli görünmektedir. Binicilerimiz ma­neje takdir uyandıran bir binişle başla­mışlardır. Müsabakalar önümüzdeki gün­lerde devam edecektir. Bu gece İngiliz Hükümeti tarafından ve­rilecek ziyafette kafile başkanımız Vildan Savaşır da bulunacaktır.

—Londra :

Olimpiyat turnuvası favorisi isveç takı­mı bugün yarı finallerde Danimarka ta­kımını 4/2 yenerek finale kalmıştır. İs­veç'in finale kalması Olimpiyat tarihinde ilk defa olarak vaki olmaktadır. İsveç takımı bugünkü zaferini hak etmiş­tir. Danimarka takımı çok iyi ve sonuna kadar büyük bir enerji ile oynamakla beraber İsveçinki kadar kat'î neticeye götürecek müessir bir oyun tarzından mahrum bulunması yüzünden kazanma­mıştır.


11 Ağustos 1948

—Londra :

Halter yarı ağır müsabakalarında Stam-czyk (Birleşik Amerika) üç yeni Olimpi­yat rekoru tesis ederek birinci olmuştur. Stanczyk Develope de 130, koparmada 130 ve silkmede 157,5 kilo kaldırarak ceman 417,5 kilo temin etmiştir. Bu sık­letlerin hepsi yeni Olimpiyat rekorlarıdır. Bu katogoride ikinciliği Birleşik Ameri­ka'dan Sakato ceman 380 kilo ile, üçün­cülüğü de Isveç'li Magmisson 375 kilo ile almışlardır.

—Londra :

ekip yarı son karşılaşmalarında ikin­ci grupta Birleşik Amerika 9/2 Hollanda'yı mağlup etmiştir.

— Londra :

Olimpiyat Boks turnuvası devam etmek­tedir.

79 kiloda :

Holmes (Avustralya) - Muhammed ?*Ie-nabovi (Mısır)ı 2 inci ravunda nakavutla yenmiştir.

Hugon(İrlanda)-Schwe(isviçre)yi .sayı hesabiyle mağlupetmiştir. Si Sengi (İtalya)- Ossipof(İran) ı sayı-hesabiyle yenmiştir.

Hunter(GüneyAfrika)-Spieser(B. Amerika) yi sayı hesabiyle Süjander(Finlandiya)-Lhoste(Belçi­ka)yi sayı hesabiyleyenmişlerdir.

Ağır siklette :

Adam Faull (Kanada) - Bignan (Şili) ye sayı hesabiyle.

Nilsson (İsveç) - Camşidaban (İran)a ra­kibinin üçüncü ravundda diskalifiye edil­mesi üzerine,

Muîler (İsviçre) - Murais (Urguay) a 2 nci ravunda nakavut ile,

Gardner (İngiltere) - Bichler (Avustur­ya) ya 2 inci ravundda nakavutla galip gelmişlerdir.

—■ Londra :

Olimpiyat kılıç ekip karşılaşmalarında İtaİya Belçika'yı 10/6 mağlup etmiştir.

—Londra ;

Bugün yapılan basketbol karşılaşmaların­da Uruguay Kore'yi 45-36 yenmiştir.

—Londra :

Kılıç ekip karşılaşmaları finalinde Maca­ristan - B. Amerika'yı 10/6 mağlup et­miştir.

—Londra :

Bugün «Turguay» da devam edilen kürek yarışlarında tek çifte «kayak» karşılaş­malarında şampiyonluğu Isviç'li Gredrik-non kazanmıştır. Bu kürekçi 10.000 met­relik Parkuru 50 dakika 47 S. 7/10 da al­mıştır. Finlandiya'h Wirren 51 d. 18 s. 2/10 ile ikinci, Norveç'lİ Skoda 31 d. 34. 4/10 ile üçüncü olmuşlardır.

—Londra :

Futbol Olimpiyat Turnuvasının ikinci yarı son karşılaşması bugün Yugoslavya ve ingiltere takımları arasında oynanmış­tır.

İlk devreyi 2 1 üstün bitiren Yugoslav'lar ikinci devrede bir gol daha çıkararak maçı 3/1 kazanmışlardır. Yugoslavya Final Maçını Danimarka'yı yenmiş bulunan İsvie'e karşı oynaya­caktır.

—Londra :

Halter ağır siklet karşılaşmalarında Ame-rika'h Dawis 135,5 kilo ile Develope Olim­piyat rekorunu kırmıştır.

■— Londra :

Kürek yarışlarında 10 kilometre üzerin­den yapılan «Comodieme» tipi iki çifte de Birleşik Amerika birinci, Çekoslovakya ikinci ve Fransa üçüncü olmuşlardır.

—■ Londra :

Olimpiyat Bisiklet müsabakalarında Tan-dem elemeleri 4 serî üzerinden yapılmıştır. Her serinin birincileri yarı sonlara işti­rak edeceklerdi. Bu serilerde şu netice­ler alınmıştır:

1 inci seri:

— İngiltere Son 200 metre 11. 6/10)

— Hollanda
2 inci seri :

— Fransa (son 200 metre 11 9/10)

— Danimarka

-3 üncü seri:

_ İtalya(son 200 metre 11 2/10)

— Belçika

4 üncü seri:

— İsviçre (son 200 metre 12 saniye)

—B. Amerika

-— Londra :

100 metre Sürat Bisitlet Birinciliği bugün Fransız Bisikletçisi Jacğues Lupant tara­fından 1 d. 135 5/10 ile kazanılmıştır.

—Londra :

Olimpiyat Basketbol yarı son karşılaş­malarında B. Amerika Meksika'yı 71/40 mağlup etmiştir.

—Londra :

Bisiklet Tandem finalinde İtalya 2 ye karşı 1 ile İngiltere'yi yenerek şampiyon -olmuştur.

—Londra:

Üç günlük Olimpiyat binicilik şampiyo­nası müsabakalarına bugün de devam edil­miştir. Şimdiye kadar yapılan tasnif du­ruma göre Albay Jouncanme (Fransa) 322 puvanla başta gitmektedir. Buhler (İsviçre) 320 puvanla 2 inci. Marquis De Mangili (İtalya) 315 puvanla 3 üncü. Yüzbagı Brazer (İsviçre)dördüncüdür.

Bir binicimiz 6 mcı durumdadır.

Şimdiyekadaryapılantakımtasnifinde İsviçre918puvanlabaştagelmektedir. Halen Türkiye 14 üncü vaziyettedir. Müsabakalarayarin devam edilecektir.

12 Ağustos 1948

—Londra :

Boks çeyrek son karşılaşmaları başlamış­tır.

57 kiloda :

Nuez (Arjantin) - Kerschbanmer (Avus­turya)ya sayı hesabiyle,

Sheferd (Güney Afrika) - Edic Jhonson (Birleşik Amerika) ya sayı hesabiyle ga­lip gelmişlerdir.

61 kiloda:

Dreyer (Güney Afrika)- Breiby (Maca­ristan)a yine sayı hesabiyle, Svad(Danimarka)- Cuîlangh(İrlanda) ya sayı hesabiyle,

Vissers (Belçika) - Haddord (Kanada) ya sayı hesabiyle,

Vally Smith (Birleşik Amerika) - Zum-bana (Brezilya) ya nakavtla galip gel­mişlerdir.

—Londra:

Bugün Olimpiyat yürek yarışlarının son günüdür.

«Star» tipi yarışlarının sonuncusu şu ne­ticelerivermiştiı;;

— Avustralya

— Küba

— Portekiz

«Lucios» tipinde ise,

— Danimarka

— Hollanda

— Norveç

—Londra :

Bork çeyrek son karşılaşmaları devam etmektedir :

67 kiloda ;

Perez (Güney Afrika) - Boyce (Avust­ralya)ya sayı hesabiyle,

HorranceHerring(BirleşikAmerika)-Harre(Arjantin)e sayı hesabiyle, Ottavio(İtalya)-Chyonhs(Polonya)yi sayı hesabiyle

Terma (Çekoslovakya) - Cadaîeediaz (Ispanya)ya diskalifiye edilmesi üzerine galip gelmişlerdir.

—Londra :

Boks turnuvası çeyrek son karşılaşmaları devam etmektedir.

67 kiloda:

Fontama (İtalya) - Martinez (Uruguay) a sayı hesabiyle,

Pap (Macaristan) - Gavignac (Belçika) ya birinci ravuntta nakavtla galip gelmiş­lerdir.

—Londra:

Kadınlar arası atletli jimnastik müsaba­kalarında tasnif şöyledir:

— isveç (63 puvan 90)

— Macaristan (63 puvan 75)

— B. Amerika(63 puvan 20)

— Çekoslovakya (63 puvan 20)

— Hollanda(61puvan 55)

— İtalya(61 yuvan 40)

— Yugoslavya(61 yuvan 20)

— Avusturya (60 yuvan 20)

— İngiltere(60yuvan10)

10— Belçika(57 yuvan 40)

— Londra :

Boks turnuvası çeyrek son karşılaşma­larında 72 kiloda Mac Koen (İrlanda) -Scudie (Fransa) ya sayı hesabiyle, John Wringht (İngiltere) - Schubast (Hollan­da) ya sayı hesabiyle galip gelmişlerdir.

^~ Londra :

Olimpiyat Yelken yarışlarına bugün de Torquay'de fırtınalı bir havada- devam edilmiştir :

«Star» sınıfının son yarışının neticeleri aşağıdadır;

— Avustralya 1 saat 52 dakika 25,

— Küba 1.54.30

— Portekiz 1.55.45

— Yunanistan1.57.33

— Finlandiya1.58.05

— B. Amerika 1.59.34

— Hollanda 1.59.43

— İspanya 2.01.20

— Avusturya 2.01.23

— Kanada2.08.17

— Brezilya 2.27.46

Fransızveİtalyanyelkenlerinindirek­leri kırılmış, isviçre,Arjantin ve İsveç yarışmaiştiraktenvazgeçmişlerdir. «Swallow» smıfı son yarış neticeleri:

— Portekiz 1 saat 50 dakika 42 s.

— B.Amerika1.52.23

— Hollanda1.52.36

— İngiltere 1.53.55,

— Brezilya1.54.09

6— İsveç 1.55.40
.7 — Fransa 1.57.50

_ Uruguay 1.59.32

_ İtalya 2. 00.06

— Arjantin2.00.08

— Kanada 2.00.10

— Danimarka 2.00.19'

— Norveç 2.00.23

— İrlanda 2.03.21

Altımetretekneleryarışınınneticeleri::

— Arjantin 2 saat 26 dakika 01,

-— B. Amerika 2.26.20 .

— Norveç 2.26.30

—- İngiltere 2,29.36

6— Finlandiya 2.34.41

5— Belçika2.32.41

— Fransa 2.35.01

— Danimarka 2.35.19

— İtalya 2. 35.27

— İsviçre 2.35.30

— İsveç 2.45.30

«Luciole» sınıfında Olimpiyat birinciliği Danimarka kazanmış, B. Amerika ikinci,. HoIIanda da üçüncü olmuşlardır. ((Dragon?) sınıfında İsveç birinci gelmiş,. Danimarka ikinci, Norveç üçüncü olmuş­tur.

—Londra :

«Canadiene» tipi tek çifte kürek yarış­larında Çekoslovak Holecek Olimpiyat §2mpiyonuolmuştur.

—Londra :

Kadınlar arası «Kayak» Katagorisi kürek, yarışlarında Danimarkalı Kadın Kürekci Hoff, Hollandalı Vander Ankers ve Avus-turya'lı S^hwÜngl*i yenerek Olimpiyat birinciliğikazanmıştır.

—Londra :

HokeyTurnuvasıFinalkarşılaşmasında Hindistan İngiltere'yi 4/0 yenerek Olim­piyat birincisi olmuştur. Birinci devre 2/0 idi.

—Londra :

Boks yarı son karşılaşmaları devam et­mektedir :'

57 kiloda:

Ernesto Fermonti (İtalya) Antkiewiez (Polonya) yi sayı hesabiyle yenmiştir. Formenti Final maçım Güney Afrikalı Shepherd'ekarşıyapacaktır.

—Londra;

Boks yarı son karşılaşmalarında 67 kilo­da Herring (BirleşikAmerika)- Perez (GüneyAfrika)yisayıhesabiyle, Torna(Çekoslovakya)-Ottavio(İtalya) yi yine sayı hesabiyle mağlup etmiştir.

Yarışın sonuna 11 kilometre kala Belci-ka'lı Delatouver başa geçiyor.

Son turda Thomas ile Delatuver başta­dırlar. Bunları hemen 6 kişilik bir grup takip ediyor.

Son turda hücuma gecen Fransız Beyaert yarışı kazanıyor. Hoîlanda'h Voorting ikin­ci, Belçikalı Vauters üçüncü, yine Bel­çikalı Delatuvers dördüncü İsveçli Jo-hansen beşinci ve İngiliz Maidland altın­cı oluyorlar.

Takım tasnifinde Belçika birinci olmuş­tur.

— Londra :

Futbol Olimpiyat Final maçı bugün 30 bin kadar bir kalabalık önünde Vembley Stadında İsveç ve Yugoslavya takımları arasında oynanmıştır. Maç başlamadan evvel yağmur dinmişti. Fakat saha kay­gandı. Maçın hakemi İngiliz Ling idi. Yan hakemlerinin biri Fransız, diğeri İtalyandl. Kaleyi İsveçliler kazandılar ve hafif rüz­gârı lehlerine aldılar. Takımlar şu kad­rolarla sahada yer almışlardı: İsveç takımı : Lindberg, Knutnordahl, Nielson, Rozngren, Bertilnordahl, Ander-son, Rosen Gren. Gunnermordahl, Karls-son, Liedholm.

Yugoslav takımı: Lovriç. Brosoviç, Stan-koviç, Çaykovski, Yovanoviç. Atanakoviç, Simermançiç, Mîtiç, Bobek, Çaykovski, Vukas.

İsveçliler derhal soldan hücuma geçti­ler. Soliçin sütü zayıf gittiğinden netice­siz kaldı. Daha ilk dakikalardan İtibaren İsveçliler bütün sahayı kaplamış görü­nüyorlardı. Fakat Yugoslav kalesi Önün­de biraz siniri: hareket etmekte idiler. Oyunun başlamasından baş dakika sonra Yugoslav ceza çizgisi üstünde İsveçliler lehine bir firikik verildi. Grinin kuvvetli sütü Yugoslav müdafillerinden birine çarptı ve kaleye girmek üzere iken Yugos­lav kalecisi yetişerek bunu kurtardı ve ilk tehlike böylece atlatılmış oldu. Onuncu dakikadan sonra Yugoslav'lar hücuma geçerek İsveç kalesini tehdide başladı­lar. Sol açık Vukas topu iyi bir orta ile sağaçığa kadar geçirdi ve sağaçık Miüç bunu kafa ile İsveç kalesine attı fakat topdireğin üzerinden avutaçıktı.

13 üncü dakikada bir hadise oldu. Yu­goslav Sağ hafi Çaykovski İsveç santro-foruna top kendilerinden iki metre uzak­ta iken bir tekme attı ve hakem ceza verdi ve kendisine ihtar etti. Bundan iki ' üç dakika sonra İsveç Sol içi güzel bir şüt çektiyse de kalenin solundan Lorvrîç bunu kurtardı. Yugoslav'lar bu arada. ancak pek seyrek akın yapabiliyordu. Ancak santrforlariyle solaçıkları iki defa. İsveç kalesi için tehlikeli olabildiler.

20 inci dakikada Yugoslav'lar topu isveç ağlarına gönderdilerse ofsayd olduğun­dan hakem saymadı. Yugoslav'ların pas­ları güzel ve isabetli idi. Devrenin orta­larına doğru Yugoslav santrforu İsveç/ santhafma kuvvetli bir şarj yaptı ve Is-veç'li oyuncu yere baygın bir halde düş­tüyse de hakem bunu favul saymadı. Bu­nun akabinde isveç forları mükemmel bir ahenk içinde çalışmaya başladılar ve derhal Yugoslav kalesini sardılar. Bu arada Solaçık topu ortaladı ve sağiç ma­çın 23 üncü dakikasında 12 pas üzerinde-hükemmel bir sütle topu Yugoslav ağla­rına takdı. İsveç 1 - Yugoslavya 0

Bu golden sonra İsveçliler daha iyi ça­lışmaya başladılar. Fakat Yugoslav'ların' sağlam müdafaası hücumları akim bıra­kıyordu. Yugoslav'ların hücum kabiliyeti hızını kaybetmekle beraber bir arada İleri-atıldılar fakat kale önünde sinirli hare­ket ediyorlardı. Hatta Yugoslav Sol içi 37" inci dakikada 9 metre içinde İsveç kale-cisiyle karşı karşıya kaldığı halde bu fır­satı kullanamadı. Mamafih Yugoslav'lar" büyük bir gayretle yavaş yavaş ağır bas­maya başladılar ve 41 inci dakikada Yu­goslav sağaçığı topu mükemmel bir sü­rüşle götürerek santrforuna isabetli bir pas; verdi. O da sol bir sütle takımının bera­berlik golünü çıkardı ve devre de böyle­ce 1/1 bitti.

Devrenin ilk 30 dakikası İsveçlilerin le­hine devam etmiş, geri kalan 15 dakika-ise Yugoslav'ların tazyiki altında geçmiştir. -Oyunun ilk devresi müsavi cereyan et­miş sayılabilir.

İkinci devre başlar başlamaz Yugoslav Santrforu Robek rakip tarafın santrhafi-ile çarpışarak yere düştü ve oyun bir müddet durdu. Yugoslav hücum hattının.

image011.gifNutuk, sona erer ermez beş halkalı Olim­piyat bayrağı kraliyet muhafız kıtalarına mensup askerler tarafından ve borazan­ların nağmeleri arasında indiriliyor. Bu ara toplar atılmaktadır. Berlin'de bir bankanın mahzenlerinde tekrar ele ge­çirilmiş olan bu bayrak, 1952 Olimpiya-dına kadar muhafaza edilmek üzere Lond­ra Belediyesine teslim edilecektir. ■ Stadın öbür köşesinde Olimpiyat alevi yavaş yavaş kısılarak görünmez bir hale geliyor. Büyük bir koro heyeti bu arada Olimpiyat marşını söylemektedir. İşte böylelikle bütün dünya spor tarihin­de unutulmaz bir hatıra olarak yer alacak olan OndÖrdüncü Olimpiyat oyunları so­na eriyor ve Stad yavaş yavaş boşalmaya başlıyor.

— Londra :

Bugün OndÖrdüncü Olimpiyat oyunları­nın kapanış merasiminden evvel yapılan «milletler mükâfatı» binicilik müsabaka­larının umumî tasnifinde birinciliği 34 1/4 sayı ile Meksika takımı, ikinciliği 56 1/2 ile İspanya takımı ve üçüncülüğü 67 sayı ile İngiliz takımı kazanmışlardır. Bu müsabakanın ferdî birincisi İsveç'li YüzbaşıSorensen'dir.

15 Ağustos 1948

— Londra :

14 üncü Olimpiyat oyunları sonunda ya­pılan tahminlere göre, bu olimpiyatlara iştirak eden milletlerin aşağıdaki derece­leri almış olmalrı kuvvetle muhtemeldir. Bu tasnife göre, Birleşik Amerika birinci, İsveç ikinci ve Fransa üçüncü olmuşlar­dır.

1 ~- B. Amerika 480 puvan(38 altm, 27 gümüş ve 20 bronz)madalya. 2-—İsveç, 26S puvan (17 altm, 12 gümüş ve17bronzmadalya).

-— Fransa 172 puvan(9 altın, 7 gümüş
ve 13 bronz madalya).

— İngiltere, 164 puvan(3 altm, 14 gü­
müş ve 6 bronz madalya).

— İtalya 151 puvan {8 altın, 11 gümüş
ve 8 bronz madalya).

— Macaristan, 138 puvan (9 altm, 5 gü­
müş ve 9 bronz madalya).

— Danimarka 117 puvan (5 altm, 6 gü­
müş ve 9 bronz madalya).

— Hollanda 107 puvan(5 altm, 2 gü­
müş ve 9 bronz madalya).

— Finlandiya 80,5 puvan (3 altm, 4 gü­
müş ve 3 bronz madalya.

— İsviçre 73.5 puvan(3 altm. 8 gü­
müş ve 4 bronz madalya).

— Avustralya 73 puvan (3 altırf, 6 gü­
müş ve 5 bronz madalya).

— Türkiye 64 puvan (6 altın, 4 gümüş
ve 2 bronz madalya).

— Norveç 59 puvan (1 altın, 4 gümüş
ve2bronzmadalya).

— Arjantin ve Belçika 56 şar puvanla
Arjantin{3 altın, 3 gümüş, 1bronz ma­
dalya)Belçika(2altın,2gümüşve3
bronz madalya).

— Çekoslovakya 42 puvan (6 altın ve
2 gümüş madalya).

— Kanada 38 puvan(1 gümüş ve 2
bronzmadalya)..

— Mısır 31 puvan (2 altm, 2 gümüş ve

1bronz madalya)

19— Avusturya ve Meksika 29 ar puvan.
Avusturya(1 altm, 3 bronzmadalya,
Meksika (2 altm ve 2 gümüş madalya).

— Güney Afrika Birliği 28 puvan(2
altın,1gümüşve1bronzmadalya).

— Jamayika 25 puvan(1 altın ve 2
gümüş madalya).

—Yugoslavya17puvan(2gümüş
madalya).

— Kore ve Uruguay 15 er puvan. Kore
(2 bronz madalya)Uruguay(2 gümüş,

2bronz madalya).

— Polonya 10 puvan (1 bronz madalya).

■— Brezilya(9 puvan 1 bronz madal­
ya)-

— Peru 7 puvan (1 altın madalya).

— Londra :

Dokuz günden beri Wembley Stadyomun-da devam eden ve dün nihayet bulan at­letizm müsabakalarında, Türk atletleri,, iştirak ettikleri yarışların bazılarından iyi neticeler elde ederek çıkmışlardır. Olimpiyatlara 61 millet katılmış bulun­duğu halde, bunlardan ancak Amerika,. Panama, Fransa, Jamayika, İsveç Hollan-

image008.gifda, Belçika. Çekoslovakya, Seylan, Yu­goslavya, Macaristan, Arjantin ve Tür­kiye şeref direğine bayraklarım çektire-bilmişlerdir.

Girdiğimiz müsabakalarda Kemal Horolu 400 manialı koşu Türkiye rekorunu 55.1 sa­niyeye, Cahit Önel Î500 metre Türkiye rekoruna 3 dakika 59.4 saniyeye ve 3000 metre manialı koşu rekorunu 9 dakika 28 saniyeye, Sevdi. Riza, Doğan ve Kemal 4x400 bayrak yarışını 3 dakika 23 sani­yeyeindirmişlerdir.

Atletlerimiz iştirak ettikleri müsabaka­larda gu neticeleri elde etmişlerdir: 1 — Şevki Koru : 44 müsabıkla Maraton koşusuna katılmış 2 saat 48 şakika" da yir­minci olarak yarışı bitirmişdir. Şevki bu koşuda 3 Koreli, 3 Fransız, 3 Isviçre'lî, 2 ingiliz, 2 Amerikalı, 1 italyan, 1 İspanyol,

Kanadalı, 1 İsveçli, 1 Finli, 1 Luxemburg'lu,1Çinli,1İrlandalı.1Yunanlı
vel Hintli'yi geçmiştir. Mağlup ettiği kim­seler arasında ingiliz Şampiyonu Holden,
Fin Şampiyonu Heit Anen, Kore Şampi­ yonu Yong Boksu gibi dünyacatanınmış
maratoncuiarvardı.

— Ruhi Sarıslp: 3 müsabıkla üç adım atlamaya girmiş, üç Brezilyalı, 3 Ameri­
kalı, 3 İngiliz, 2 İsveç,2 Portekizli, 2 Fransız.1Danimarkalı,1 Fin,1Koreli. Hintli, 1 Avusturyalı, 1 Perulu, 1 Şilili, 1Meksikalı,1İzlandalı,1Seylanlıat­
leti geçerek 15 metre 2 santimledünya üçüncüsü olmuştur.

— Kemal Horolu: 60 müsabık arasında 400metresuratkoşusuna giren Kemal
50.8 saniyelik- bir derece ile 3 Yunsnh'yj Uruguaylı, 1 Seylanlı, 1 Finli, 1 Ber-
mudalı, 1 Perulu,1 Meksikalı,2 Yu­goslav, 2 Danimarkalı, 1Çinli. 1 Arjan­
tinli,1 Yenizelandalı, 1Kolombiyalı, Iraklıya üstünlük göstererek elimine, ol­
muştur.

— Cahit Önel:1500 metre mukavemetkoşusunun birinci serisini koşmuş 11 kişi
arasından 3 dakika 59.4 saniye derecesiylealtıncıolmuştur-300metremanialıko­
şuda 9 kişilik seriye girmiş ve bu mesa­ feyi 9 dakika 28 saniyede bitirerek 1 İn­
giliz,1Luxemburg'lu,1Amerika'h,Macar ve 1 Hollandalıyıgeçmiştir.

— Halit Ziraman: 27 atletle birlikte cirit atmaya girmiş ve 56 metre SG santimet­relik derece ile 1 İspanyol. 1 Fransız, 1 İzlandalı, 1 Hollandalı, 2 İngiliz, 1 Ka­nadalı 2 Perulu ve 1 İsveçli atleti geç­miştir.

— Raşit Öztaş:200 metre sürat koşu­ sundabaşarı.göstermişserîsinde23sa­
niyelik bir derece ile üçüncüolmuştur. Bumüsabakayagirenlerden1 1İrlandalı,
1 Kanadalı. 1 Fransız. 1 İspanya, 1 Sey­lan, 1 Türk, 1 Meksikalı.. 1 Filipin, 1 Yu­nanlı ve 1 Avustralyalı Raşid'in derece­sineerişememişlerdir.

— Kemal Aksur: 100 metre sürat koşu­sunu 11.2 saniyede koşarak beşinci olmuş
ve seçmelere katılan 3 Bermudalı, 1 Por­tekizli,1Seylanlı,1İrlandalı,1 İspan­
yol, 1 Belçikalı, 1 Filipinli,1 İraklı, 1 Kanadalı, 1 Arjantinli, 1 Mısırlı, 1 Türk
ve 1 İzlandalı atletten daha üstün dere­ce sağlamıştır.

— Mustafa Özcan: 3000 metre manialı koşuda ingiltere Şampiyonu Gurry'yi geç­
mişfakat4üncüolmadığındanelimine olmuştur.

20 Ağustos 1948

— İstanbul:

Londra Olimpiyatları güreş müsabakala­rında serbestte dünya birinciliğini, Gre-komende dünya ikincüiğini kazanan Millî güreş ekipimiz bugün saat 14.15 de Bel­çika Uçağı ile Yeşilköy hava alanına gel­miştir.

Güreşçilerimizin hava alanına geliş saati 16.30 olarak tes*bit edilmiş ve karşılama programı da bu saate göre • hazırlanmış bulunuyordu.

Fakat uçak muayyen zamandan iki saat evvel gelmiş olmasına rağmen hava ala­nına yine çok kesif bir karşılayıcı kitlesi toplanmıştı.

Uçak meydana inince halk uçağı sarmış teker teker uçaktan inmeğe başlayan gü­reşçilerimizi içten gelen sevgi tezahüra-tiyle alkışlamaya başlamış ve biran için de dünya şampiyonlarının kucakları bu­ketlerle dolmuştur.

Güreşçileri hemen omuzlarına alan halk kendilerine tahsis edilmiş bulunan çiçek­lerle süslenmiş otobüsekadar taşımışlar-

dır. Güreşçilerin otobüsü, arkasında mü-teaddid otomobiller, Önde bir polis moto­sikleti olduğu halde saat 14.30 da halkın coşkun tezahüratı arasında hava mey­danındanayrılmışdır.

Güreşçilerin muayyen saatten evvel gel­dikleri ve şehre doğru hareket etmiş ol­dukları biran içinde etrafa yayılmış ve otobüsün geçeceği ana caddeler de keşif halk kitleleri toplanmıştır. Diğer taraftan, güreşçileri karşılamak üzere otomobil, otobüs ve kamyonlarla hava alanına gelen halk da, güreşçileri getiren otobüsle yolda karşılaşmışlar on­lar da bu grupun arkasına takılmağa başlamışlar ve bu suretle kafile tedrici surette büyük bir alay halini almıştır. Kafile ilk olarak bahçeli evleri nönünde kısa bir müddet durdurulmuş, burada gü­reşçilerimize buketler verilmiştir. Bun­dan sonra her kilometrede bir mİkdar daha büyüyen kafile Topkapi ve Edirne Kapı yoliyle şehre girdiği zaman büyük tezahüratla karşılaşmıştır. Caddeleri iki taraklı dolduran halk, dün­ya şampiyonlarını çılgınca alkışlıyor ve güreşçileri taşıyan otobüs önlerine çıkan kalabalık karşısında sık sık tevakkuf et­mek mecburiyetinde kalıyordu. Otobüsün içi etraftan atılan çiçeklerle dolmuştu. Hava alanına yetişemeyen kesif insan kitleleri yollara dökülmüştü. Güreşçilerimiz kendilerini coşkun teza­hüratla alkışlayan halkı durmadan se­lamlıyorlardı.

Atatürk Bulvarından Unkapı Köprüsüne gelindiği zaman buradaki izdiham mahşerî bir hal almıştır. Muhtelif şekillerde süs­lenmiş otomobiller ve kamyonlar ve bü­yük insan kalabalığı bu geniş yolu tama­men kapamıştır.

Bu vaziyet karşısında aşağı yukarı 500'e yakın otomobil, otobüs ve kamyondan mürekkep kafile geri dönerek Fatih'e çıkmış ve ana caddeyi takiben Beyazıd, Ankara Caddesi, Sirkeci, Karaköy, İstik­lâl Caddesi yoliyle Sıraselviler'deki Be­den Terbiyesi Bölge Başkanlığı binasına gelmiştir.

Güreşçilerin otobüsü Fatih'ten Taksim'e gelinceye kadar müteâddid defalar tevak­kuf etmek zorunda kalmış ve caddeleri dolduran halk dünya şampiyonlarını ge­çişleri esnasında şiddetle alkışlamıştır .

Bölge binasının önünde binlerce insan saatlerden beri güreşçileri beklemekte idi. Güreşçiler otobüstdn alkışlar arasında inerek içeri girmişler ve büyük salonda kendilerini bekleyen Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar İstanbul Bölge Parti Müfettişi Sadi Irmak'la Siyasî par­tiler temsilcilerine, Beden Terbiyesi Umum Müdürü tarafından teker teker takdim edilmişlerdir.

Bu sırada bölge binası önünü dolduran binlerce halk, güreşçileri görmek için dı­şarıda tezahürat yapıyordu. Güreşçiler halkı selamlamak üzere balkona çıktık­ları zaman Taksim Meydanı biran içinde alkışdan inlemiş ve bu tezahürat onbeş dakika devam etmiştir.

Bundan sonra balkondan içeri giden gü­reşçilere pasta, çay ve limonata ikram edildi.

Türk gücünü dünyaya bir kere daha ta­nıtan bu mütevazi Türk çocukları ka­zandıkları zaferden çok memnun görü­nüyorlardı.

Aynı zamanda bu samimî ve coşkun kar­şılama onlara yolculuk yorgunluğunu ta-mame nunutturmuştu. Suallerin hepsine güler yüzle ve samimî bir ifade ile ce­vap veriyor ve Türk pehlivanının ezelden beri bariz adeti olan tevazuu her vesile ileizharediyorlardı.

İki saat kadar süren bu toplantıdan son­ra güreşçiler Kasım Paşa Kulübünde şe­reflerine tertiblenen toplantıya gitmek üzere bölge binasından ayrılırken, bina­nın önünde saatlerce bekleyen halkın al­kışları arasında otobüse binerek Kasım Paşa Bulübüne gitmişlerdir.

Ekibimize birçok eleman veren Kasım Pa­şa Kulübünün tertiblediği toplantı da samimî bir hava içinde geç vakte kadar devam etmiştir.

Ferd ve takım...

Yazan: Hüseyin Cahit Yalçın

7 Ağustos 1948 tarihli «Yeni Gazete» İstanbul'dan :

Londra'da güreşçilerimizin çok parlak za­ferlerinin neşesi İçinde futboldaki bece­riksizlik haberi pek can sıktı. Benim do­kuz yaşındaki küçük sporcum bu mağlu­biyetin sebebini bana derhal izah etti: Filânı çıkarmışlar, falanı fena bir mevkie koymuşlar, onun için yenildik, yoksa, de­di ve mağlubiyeti hiç haklı bulmadı. Bir genç hanımefendi meseleyi daha derin­den izah etti: Kulüp rekabeti, dedi. Hiç takım böyle tertip edilir mi? Filân falan, filân mevkilerde oynar mı imiş.

Londra'dan bu haberler ne zaman buraya geldi, nasıl her ağıza yayıldı, bilmiyorum. Fakat görüyorum ki her hâdiseyi mutla­ka idare başındakilerin ve âmillerin ha­talarına, acizlerine ve hattâ kabahatlerine atfeylemek kabahati mutlaka baştakilere yüklemek suretiyle izah etmek hastalığı bu hâdisede de kendisini, gösteriyor. Ne gariptir, bir oyuncunun futbol takımın­da hangi mevkide oynaması muvafık ola­cağını dokuz yaşındaki bir çocuk biliyor, bir genç hanım efendi kestiriyor da bu işlerle uğraşanlar, işin başında bulunan­lar bilmiyorlar, beceremiyorlar! Bereket versin ki bu meselede kabahati Hasan Saka'ya yüklemeğe, Halk Partisi müfrit­lerinin ve ifritlerinin bir komplosu addet­meğe imkân yok. Bu sefer güme gidenler Burhan Felek arkadaşımız da dahil oldu­ğu halde spor idarecileri! Onların hiç biri bir şeyden anlamıyor. Bari istanbul'­daki çocuklara, hanım efendilere sorsa-lar idî'de bîr futbol takımının hangi oyun­culardan terekküp etmesi ve bu oyuncu­ların hangi vazifede .rol alması lâzım gel­diğini öğrenselerdi!

Olimpiyattaki şu mağlubiyet münasebe­tiyle şahidi olduğum ruhi hadise bana yi­ne olimpiyatlar münasebetiyle gazetelerde okuduğum bir mütalâayı hatırlattı. Bir İngiliz sporcu bizim takımdan bahseder­ken: Burada fertler Var, takım yok! de­miş. Zannediyorum ki bu İngiliz bizim mümeyyiz ve fârik bir vasfımızüzerine

parmağını basmıştır. Ayni ruhî hususiyeti biz her meselede gösteriyoruz ve bilhassa siyasette bunun her gün şahidi oluyoruz. İçimizde kabiliyetli, değerli, ahlâklı ve çalışkan kimseler bulunduğunu hepimiz teslim ederiz. Faraza bir kabine teşkil edileceği zaman en iyileri ararız. Araya, araya, bir kabine kurarız. Fakat hükü­met teşekkül eder etmez, derhal karşı­lıklı bir marazi ruh faaliyeti başlar. İş başına gelenler kendilerinde, sırf iş başı­na gelmek yüzünden, fevkalâde bir bilgi ve kabiliyet mevcut olduğuna iman ede­rek etrafa çok yüksekten bakmağa baş­larlar. Onları iş başına getirenler ise her-hal aleyhde söz söylemeğe kalkarlar, Bir gün evvelki iktidarh, kabiliyetli ve na­muslu zat tenbel olur, cahil olur, muvaf-fakiyetsiz olur. Hattâ onun ahlâkından bile şüphe etmeğe başlayanlar fısıldaşma-larakoyuluruz.

İtiraf etmeliyiz ki takım halinde çalışma­ğa meyyal değiliz. Bu bakımdan fazla ferdiyetçiyiz; hattâ anarşik denilecek ka-ö(ar ■ ferdiyetçiyiz. Başkalarını beğenme­meyi ve bilhassa iktidar mevkiine çıkar­dıklarımızı daima tenkid etmeyi bir üs­tünlük eseri adderiz. Ayrı ayrı çok iyi unsurlardan hep bir arada parlak bir ne­tice almak sırrını ruhumuzda bulamıyo­ruz. Meselâ Olimpiyat futbol maçında mağlûbiyetimizin sebeplerini gayet basite irca ederek gene kabahati bu işin başın­da bulunanların hatalarına atfedenler bu işlerle hiç uğraşmıyanîarın bile bulduk­ları sebepleri sporda ihtisas sahibi kimse­lerin nasıl olup da takdir edememiş ola­caklarını hiç düşünmezler. Doktorluğun alfabesini bilmiyen bir adam doktorun cehaletinden bahseder, verdiği reçeteyi tenkid eder. Hiçbir bediî terbiye görme­miş olan bir adam bir mühendisin yaptığı köprüyü beğenmez. Bir sanat eserinde kusurlar görür. Bir istidad için takım halinde çalışma imkânları azalır. Ayrı başlarına verimli olan insanlar bir arada kısır kalırlar yahut o intibaı verirler. Ne­ticede ruhlarımızda bir memnuniyetsiz­likkokleşir;bedbinoluruz vekendi

kendimizi behbaht yaparız. Biraz nikbin olalım.

Bu zarurî tenkitleri ifade etmekle beraber, netice olarak, şunu söylemek isteriz ki Londra Olimpiyadı, «Türk gibi kuvvetli» sözünü yeni baştan bir hakikat haline koymak yolunda güzel bir merhaledir. Milletimizde işlenmeğe istidatlı güzel cevherler bulunduğunu, bunların ancak fırsat ve meydan beklediğini son Olim­piyat bir defa daha teyit etmiştir. Aldı­ğımız iyi ve kötü dersleri iyi kullanır­sak, ayni istikamette daha birçok şerefli merhalelerden aşabileceğimize şüphe edi­lemez.

Millî armağan için...

Yazan: Sadi Irmak

10 Ağustos 1948 tarihli «Ulus» An­kara'dan :

Yiğit çocuklarımızın olimpiyatlarda ki başarıları milletimizn göğsünü kabarttı. Sevinmekte haklıyız ve elbet onları bu sevgiyle bağrımıza basacağız. Fakat bu kâfi midir? Dünya salisesinde bayrağımı­za şerefler getiren, milletimizin adını dillere destan eden çocuklarımıza bir «millî armağan» da verilmelidir.

Ayni şeyi, ilim, teknik ve sanat alanında dünya sahnesine çıkmaya muvaffak ola­cak evlâtlarımız içinde düşünebilirz. Esa­sen bu iki nevi başarının mahiyeti birdir: Karakterli bir çalışmanın eseridirler.

Devlet, ihdas ettiği .«İnönü armağanı» İle bu sahada üstüne düşeni yapmış bulunu­yor. Şimdi tamamen halkın müşterek eseri olacak bir armağana da ihtiyaç vardır.

Bu işi iyi teşkilâtlandırabilirsek büyük sa­yıda vatandaşımızın iştirak etmesi umu-labilir. Hattâ mahdut zenginlerin büyük teberrularmdan ziyade geniş halk tabaka­larının gönülden kopan küçük hediyeleri ehemmiyetlidir. Yirmi milyona birer dam­la ile iştiraki büyük bir yekûn meydana getirebilir.

Bu iş, zannımızca tamamen- halkın eseri olmalıdır. Her şeyi devletten beklemek, meylinin dışına çıkabileceğimizi de bu ha­yırlı vesileyle ispat etmeliyiz. Her halde-halk adamlarından mürekkep genişçe bir teşkilât komitesine ihtiyaç olacaktır. Her vilâyet böyle komiteler kurabilir. Toplana­cak para nasıl dağıtılmalı, neler verilmeli-bunları komitelerin birliği düşünmeli ve kararlaştırmak dır.

Hemen her milletin büyük zenginleri ta­rafından kurulmuş bir nevi tesisleri vardır. Biz de hem böyle zenginlerin tesislerine hem de ayrıca bütün millete malolacak bir «milli armağan» a ihtiyaç vardır. Her nevi istidadı, bedenî olsun ruhî olsun, himayeye ve teşvike mecburuz. Milleti­mize bundan daha hayırlı bir hizmet zor bulunur.

Bazıları ruhî liyakatler hiç teşvik görme­diği halde spora verilen ehemmiyeti faz­la buluyorlar. Fakat şunu söylemeliyiz ki vucüdu o yüksek seviyeye ulaştırabil­mek de bir ruh liyakatidir. Çalışma ister, karakter ister, suples ister ve zekâ isîer. Sırf bedenle yapılabilen bir spor yoktur. Bundan maada milletin bedence gelişmesi ruhça gelişmesi kadar ehemmiyetlidir. Bu işte rekortmenler daima güzel örnek­ler olarak kütleyi tahrik eden vasıtalar­dır. Memlekette pek de iyi bir malî du-' rumda olmamalarına rağmen üç spor ku­lübümüzün futbolu sevdirmek için oyna­dıkları rol asla küçümsenemez. Güreş-için de bütün memlekette yeni ve daha canlı bir alâka uyanacağı şüphesizdir. Sanat alanında, bilhassa resim ve musi­kide memleketini dünya çapında temsil edebilecek büyük istidatların kımılda­masına şahit oluyoruz. Türk çocuğundaki renk duygusu şimdiden büyük takdirler uyandırmıştır. Büyük ses ananesine sa­hip usta milletimizin musikide dünya şah­siyetleri yetiştirmesi uzak bir ihtimal sayılamaz.

ilim sahasında orijinal keşifler, anane­mizde pek kuvvetli değilse de garp me-todlariyle çalışmayı öğrendikçe bu alan­da da başarılar bekliyebiliriz.

4 Ağustos 1948

—Paris :

Komünist idaresi altında bulunan Fran­sız Genel İş Federasyonu, yeni Başbakan Andre Marie ile yapılan bir görüşme es­nasında fiyat ve amele ücretleri hakkın­dakidüşüncelerinibildirmiştir.

Konfederasyonun Murahhas Heyeti üc­retlerin asgari haddinin ayda 12.000 frank olarak tesbit edilmesini istemiştir ki böy­le bir taleb Mayıs ayında da vuku bul­muştur. Keza ücretler için mevcut olan azamî haddin kaldırılması ve eyaletler­dekiücretlerinayarlanmasınıistemiştir.

—Paris :

Yarın Maliye Bakanı M. Paul Reynaud Bakanlar Kuruluna iktisadî ve malî prog­ramınısunacaktır.

■ Diğer taraftan B. B. C. nin Paris muhabiri komünist olmayan 'sendikaların hüküme­tin talebi üzerine gündeliklerin arttırıl­ması talebini bir hafta geciktirmeyi kabul etmişlerdir.

6 Ağustos 1948

—Paris :

Fransız kabinesi, gece yarısı sona eren yedi saatlik bir oturumdan sonra, yeni Maliye Bakanı Paul Reynaud'nun iktisa­dî kalkınma plânını ihtiva eden Kanun Tasarısı üzerinde tam bir mutabakat ha­sıl olduğunu bildirmiştir. Bu hususta neşredilen bir tebliğde Bakanlar Kurulu­nun, memleketin iktisadî ve malî kalkın­masını hedef tutan bir kanuntasarısını

bütün teferruatij'le tetkik ettiği ve tasarı­nın oybirliği ile kabul edildiği kaydedil­mektedir.

Bu sabah son tashihleri yapıldıktan sonra tasarı Parlâmentoya sunulacaktır. Bu tasarı Radikal Başbakan Andre Marie'nin başkanlığındaki hükümetin ilk parlâmen­to tecrübesini teşkil edecektir.

9 Ağustos 1948

■— Paris :

Fransız Millî Meclisi. Maliye Bakanı Rey-naud'nun teklif ettiği Kanun TasarısL üzerindeki müzakerelerine bugün devam etmiştir.

Reynaud dün mecliste yaptığı beyanatta, istediği olağanüstü yetkiler verilmediği taktirde istifa edeceğini bildirmiştir. Rey­naud, bilhassa vasıtasız vergi sisteminin öneminibelirtmiştir.

Fransa'nın iktisadî durumuna temas eden Reynaud, ihracatın Fransa'nın Birleşik Amerika'dan aldığı kredilerin ancak fa­izlerini karşıhyabileceğini söylemiştir. Her ne kadar Marshall Plânı yakında yürürlüğe gire çekse de Fransa muhtaç olduğu ham maddelerin ancak üçte iki­sini alabilecektir.

Reynaud. sözlerine devamla demiştir ki; Vergiler hakkında yaptığım teklifler ka­bul edilmediği taktirde, hiç bir kin ve garez duymaksızın, fakat endişe ile, say-lavlık yerime döneceğim. Reynaud daha söz almadan Önce, komü­nistler bu meselenin red veya taliki için teşebbüslerde bulunmuşlardır. B. B. C. nin Paris muhabiri, bütün mec­lisin Reynaud'yu sessizlik içinde dinlemiş olduğu ve bakanın demecini bitirip te yerine döndüğü zaman, komünistler ha­riç olmak üzere bütün partiler tarafından Şiddetle alkışlanmış olduğunu bildirmek­tedir.

image012.gifFransa bir tecrübe daha yapı­yor...

Yazan: Cihad Baban

1 Ağustos 1948 tarihli »Tasvir» istan­bul'dan :

Fransa'nın yeni Başbakanı Mösyö Andre Marie beynelmilel politika âleminde pek meşhur bir zat değildir. 1897 senesinin Aralık ayında doğmuş olduğuna göre 51 yaşını birkaç ay sonra dolduracaktır. Caen Hukuk Fakültesinde okumuş, Rouende Avukatlık etmiş olan Başbakan 1914 har­bine katılmış ve Rouende Belediye Meclisi üyesi olduktan sonra 1928 de Radikal Sos­yalist Partisi namına mebus olmuştu.. O günden bugüne kadar teşriî hayatın içine karışmış olan M. Andre Marie 1939 da ikinci Dünya Harbine gönüllü olarak ig-tirak etmiş, birkaç madalya almış ve Fran­sız orduları bozulduktan sonra da, mu­kavemet hareketinin basma geçerek millî vazifesine devam etmiştir.. Fakat 1943 de galiba Alman'larm eline geçen müşarü­nileyh iki sene müddetle Buchervaldda menfî kalmıştır. Zaferden sonra, evvelâ Müessesan Meclisine sonra da Parlâmen­toya mebus seçilmiştir. Mecliste Radikal Sosyalist Partisinin Grup Başkan Vekili­dir. Ve Ramadier kabinesine Adliye Nazırı olarak katıldıktan sonra, bu mevkiini Schumann kabinesinde de muhafaza ede­bilmiştir.

Bu tercümei hal bize Mösyö Andre Ma-rie'nin, hüviyeti hakkında kısa bir malû­mat vermektedir. Yeni Başbakan, çeşidli ihtiraslar içinde yuğurulmuş ' bir insan değildir. Gürültüsüz ve renksiz, bir siyasî hayat ona bugünkü mevkiini temin et­miş, ve bu sayede yeni Başbakan etrafı­na hürmet telkin edebilmiştir. Eğer Fran­sız parlâmentosunun bünyesi hasta olma­sa, çeşidli fikir cereyanları ortasında, belki de uzun ömürlü bir Başkan olabilirdi. Halbuki bugün, o ne kadar kuvvetli olur-


sa olsun bir intikal kabinesinin başvekili olmaktan ileri gidemiyecektir. Bakınız ne için?

Bugün Fransa'da bir anayasa buhranın­dan bahsettiren, meclisin dağıtılarak ye­ni seçimler , yapılması fikrini ileri sürdü­ren sebeplerden mesul olanların başın­da bugün için Sosyalistler ve Radikaller gözüküyor, fakat, belli ki Fransız parlâ­mentosu, millî müdafaa için verilen tah­sisatın fazlalığından topyekûn şikâyetçi­dir. Kendisinden bir taraftan milyarlarla frank istenirken, diğer taraftan bu ordu­nun, Fransa'yı müdafaa edecek kudrette olmadığı da beyan ediliyordu. Şu halde-, meclis, «Fransa'yı müdafaa edemiyen bir ordu için sarf mahalli belli olmıyan bir parayı niye vereyim?» diye kendi kendi­sine haklı olarak soruyordu.

Üç yıldanberi, orduya verilen paralarla bu tahsisattan alınan semere karşılaştı­rıldığı zaman netice daima milletin aley­hine çıkıyordu. Ordu insafsızcasma mil­letin alın terinden tahassül eden paraları öğütüyor, fakat vatandaşları tatmin ede­cek bir harp seviyesine bir türlü ulaşa-mıyordu.

Ordunun bir taraftan gösterdiği bu (müs­tahak olmamak) keyfiyeti karşısında iç idarede de bozukluklar yok değildi, bil­hassa hükümet komünistlerle yaptığı mü­cadeleden hayli yorgun düşmüştü. Her yaptıkları kötü hareketi elde edecekleri neticenin meşru kılacağını ifade eden bir zihniyetle, bütün millî müesseseleri inkâr eden komünistler devletin yürüyen teker­leklerine değnek sokan unsurlardı. Bu­nunla beraber, hâdisat ve bilhassa îtaî-ya'daki DeGasperi tecrübesiisbat etti

ki, komünistler de, mağlûp edilmez şey­ler değildir, elverir ki, hükümet ne iste­mediğini bildiği kadar, ne istediğini de bilecekbir kudretteolsun.

General De Gaulle'ün de Fransa mukad­deratı üzerinde tesiri yeniden gözükmeğe

başlamıştır. .De Gaulle muhtelif kanaat­teki insanları bir takım umumî prensip­ler altında toplayan bîr cereyan meydana getirmiştir. «Rassem Blement Du Peuple Fransais» ismini alan bu cereyan siyasî bir parti halinde teşekkül etmiş değildir, Fakat bu isim ve firma altında toplanan­ların miktarı hayli kabarıktır.

Mecliste 164 üyesi olan «Mouvement Re-publicain Populaire» partisi ile De Gaul-le'ün arası çok açıktır. Halbuki, M. R. P. ismiyle tanılan ve eski Başbakan Schu-mann ile, Bidault'nun sürükledikleri bu siyasî organ için M. R. P. De Gaulle'e sa­dakati temsil eden bir fırkadır» diyor­lardı. M. R. P. seçimleri müteakip Komü­nistlerle müşterek bir kabine kurunca, De Gaulle kendisini onlarla beraber his­setmemeğe başlamıştı, çünkü M. R. P. de politika ve ekseriyet oyunlarına boyun eğmek mecburiyetinihissetmişti.

Schumann Hükümeti, meclîste büyük ve anlaşmış bir ekseriyete değil, bugünkü Andre Marie Hükümeti gibi ümid ve korkuya dayanan bir ekseriyete istinad etmişti. Sollardan ve sağlardan korkan Merkez Partileri, birleşmedikleri takdir­de iktidarın sağ veya sola kaymasından korkuyorlardı. Üstelik Ffansa, iktisaden perişan bir durumda idi, sarılacak yara­ları vardı. Onu hükümet buhranlariyle hırpalamamak için çok defa sükûtu ve kendi fikirlerinden bir takım fedakârlık­ları ihtiyar ediyorlardı. '•

Halbuki bugün Fransa hayli kalkmdı. Fabrikalardaki istihsal 1939 daki en yük­sek dereceleri aştı, ziraî istihsal memnu­niyet verici oldu. Şu halde hükümetin korktuğu sebeplerden bir tanesi ehem-'miyetini kaybetti. Komünizm de biraz gerileyince, kabineyi tutan bağlar birden­bire gevşedi. Bugün ayni gevşek bağlarla ayakta duran Andre Marie kabinesi de manzara itibariyle Schuman Hükümetin den daha başka bir şekil arzetmediği için ayni âkibete uğramağa mahkûmdur. Bunun dışında Fransa birtakım ahlâki ve siyasî buhranların da içindedir. Ya­rın bu sütunlarda o mevzulara da temas ederek Fransa hakkındaki görüşlerimizi .tamamlamağaçalışacağız.

Fransada neler oluyor?...

Yazan: Bahadır Dülger

29 Ağustos 1948 tarihli Son Saat» İs­tanbul'dan :

Mösyö Andre - Marienin kurmuş olduğu Fransız kabinesi, istifa etmiştir. Schu­mann kabinesinin istifa etmesinden son­ra, güçlükle kurulabilmiş olan bu kabine, eski Başbakanlardan Reynaud'yu kadro­suna Maliye Nazırı olarak almış ve Rey-naud Fransa'nın iktisadî kalkınmasını te­min edecek bir plân hazırlamıştı. Uzun münakaşalardan sonra, 18 Ağustos tari­hinde Fransız parlâmentosu tarafından tasdik edilmiş olan bir kanunla bu plâ­nın tatbiki için hükümete fevkalâde se-lâhiyetler verilmişti,

ikinci Dünya Harbinden sonra Fransa'­nın iktisadî durumu şudur: Fransa. yaşa­yabilmek için Amerika'ya avuç açmıştır. Amerika ona ekmeğini ve sanayiine lü­zumlu olan iptidaî maddelerin hepsini te­min ediyor. Bu yardımın bir müddet son­ra nihayete ereceği ve Fransa'nın iktisa­dî buhranlarla başbaşa kalacağı muhak­kaktır.

Reynaud işte bu durum karşısında, Ame­rika yardımının devamından istifade ede­rek Fransa'nın büyük bir İstihsal müca­delesine girişmesini teklif etmiştir. Plânın esası, geniş ve ucuz bir istihsal yaparak ihracatı son derece arttırmak, ithalâtı kıs­mak, memleket içinde, tıpkı İngiliz'lerin yapmış oldukları gibi tam manasiyle eko­nomik bir hayat sürmek ve her türlü istih­lâk maddelerinde azamî tasarruf temin et­mekten ibarettir. Plân bilhassa Fransız çiftçisini hedef olarak ele almış ve çahşma-siyle ancak beş kişiyi besleyebilen bir Fransız çiftçisi karşısında, Alman çiftçi­sinin yedi, Belçika çiftçisinin dokuz, Ame­rikan çiftçisinin on üç, Hollanda çiftçisi­nin onaltı ve İngiliz çiftçisinin onyedi kişiyi doyurduğunu ileri sürerek köylü­leri teşvik yoluna gitmiştir.

Harbin sonundan beri Fransa işçileri mü­temadiyen ücretlerin arttırılması yolun­da teşebbüslerde bulunmuşlar ve bu te­şebbüslerinde kısmen de muvaffak ol­muşlardı. Reynaud ilk defa bunlara karşı -ücretlerin arttırılmasının işçi için bir re­fah ifade etmediğini ve hakikî refahın istihsalin ziyadeleşmesiyle mümkün ola­cağını söylemiştir.

Bugün öğreniyoruz ki, Reynaud plânının tatbiki için fevkalâde selâhiyetler almış olan hükümet, yine bu plânın tatbikatın­dan doğan ihtilâflar yüzünden istifa etmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu istifa Fran­sa'da yeni buhranların başladığına delâ­let etmektedr.

Yeni kabineyi kim kuracaktır? Hükümet dışında bırakılmış olan komünistler ye­niden nazırlık sandalyaları alabilecekler midir? iktisadî durum ve Fransa için bir ümit olan Reynaud plânı ne olacaktır? Bunların hepsi, Avrupa'da ve hattâ dün­ya politikasında akisleri olacak derecede ehemmiyetli meselelerdir.

Daha şimdiden ortaya iki ihtimal sürül­müştür. Bir tanesi Heriot'nun bütün par­tilerin iştirakiyle bir muvakkat hükümet kuracağı ve bununla umumî seçimlere gidileceğidir. Diğer bir ihtimal ise, yeni kabinenin iktisadî kalkınma plânını ha­zırlamış olan Reynaud'nun Başkanlığın­da kurulmasıdır. Hangi ihtimal tahakkuk •ederse etsin, yeni kabine kurularak işe başlayıncaya kadar Fransa, Avrupa'da politik dikkatlerin merkezi sıkletini ken­diüzerinealmağadevam edecektir.

Fransada kabine buhranı...

Yazan:Ömer Rıza Doğrul

31 Ağustos 1948 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Fransa'da bir buhran daha başgöstermiş ve bu memleketin istikrarsızlık içinde yaşadığını bir kere daha belirtmiştir.

Fransa, Batı dünyasının en kuvvetli dev­leti ve en sağlam desteği olmak icab eder. .Fakat Fransa, bu duruma sahib olmaktan çok uzaktır.

Fransa, halâ İkinci Dünya Harbinde yı­kılmanın vebalini çekmekte ve bu yüz­den halâ kendini derleyip toplıyamamış bulunmaktadır.

Fransa'nın ikinci Dünya Harbinde ansı­zın yıkılması, Fransa'nın için için cürü-mekte olduğunun en ciddî ve en vahim belirtisi idi. Bu yüzden ikinci Dünya Harbi, çok fazla uzamış ve Fransa'nın aşağı yukarı baştan başa işgal olunarak yıllarca istilâ altında kalması, esasen çü­rük olan bünyesini, büsbütün tahrib et­miştir. Bu işgal ve istilâ sırasında Fran­sa'da komünistlik almış yürümüş ve ilk­önce vatanseverlik nikabi altında kendini yayan komünistlik, daha sonra Fransa'nın bütün mukadderatına hâkim bir durum almak üzere faaliyetini ileri götürmüştür. Gerçi Fransa'da komünistliği önliyen ce­reyanlar da inkişaf etmiştir. Fakat neti­cede Fransa, teşettüte uğramış, sağ ve sol mücadeleleri şiddetlenmiş ve Fransa, bu mücadeleler içinde harcandığı için lâ-yıkiyie kalkınamamış ve sağlam adımlar atarak, eski mevkiini halâ kazanamamıştır. Fransa'da kabine buhranlarını tevalisi, sosyal ve siyasal bünyesindeki bu zâfın eseridir ve zafiyet devam ettiği müddetçe Fransa, sağlam bir hükümet sahibi olamı-yacaktır.

Nitekim, Fransa'nın uğradığı son kabine buhranı da bu teşettütün bir belirtisinden başka birşey değildir.

Fransa'da kurulan son yeni kabine gerçi dış görünüşe göre, Marie Kabinesi îdi, fa­kat hakikatte Reynaud Kabinesi idi. Çün­kü kabinesinin mukadderatına hakim olan şahsiyet, Maliye Bakanı Reynaud idi. Bu adam, Fransa'yı iktisadî kalkınmaya ka­vuşturacak tedbirler alacak ve bu ted­birleri alırken Meclise başvurmak zorun­da kalmiyacaktı. Meclis, ona bu salâhi­yeti istemiye istemiye vermiş, fakat o da, işe başlıyarak ilk adımları atacağı sırada Meclis, sanki yaptığına pişman olmuş ve hükümet devrilmiştir. Çünkü memleketi selâmete kavuşturacak tedbirleri almak yolunda işbirliği kuracak partiler yok.

Bu yüzden memleket, buhrandan buhrana sürükleniyor ve buhran, Fransa'nın müz­min ve devamlı hali olarak kökleşiyor.

Fransa, harb zamanında çok derinden yaralanmıştı, bunu bilmiyen yok. Fakat bu yarayı kapamak için elbirliği yapmak­tan başka bir çare bulunmadığını söy­lemek kimin elindedir?Fakat, Fransa'da

böyle olmuyor. Bir müddet için Sosya-]istler işi idare ettiler, daha sonra Halkçı Cumhuriyetçiler iktidar mevkiini tuttu­lar, daha sonra Radikal Sosyalistler bâr kabine kurmayı denediler, fakat onların kurdukları kabine de ancak birkaç hafta iktidar mevkiinde kaldı. Nihayet onlar da düştüler. Şayed iş sıra ile gidiyorsa sağdaki De Gaulle'istlerle soldaki Komü­nistler kalmışlardır. İş sıra ile gidiyorsa, bunlardan birini iktidar mevöiine çağır­mak gerek, Komünistler, Fransa hesabı­na değil, Rusya hesabına çalıştıkları için iktidar mevkiine çagrılmıyacakları mu­hakkaktır. O halde General De Gaulle mi çağırılacak?Yoksa «Üçüncü Kuvvet»

adı verilen mutedil kuvvetler, tekrar ta­lihlerini deniyecekler mi? Görünüşe göre, mutedil kuvvetler talih­lerini tekrar denemektedirler. Fakat, bu kuvvetlerin muvaffak olmaları için ara­larındaki işbirliğini kuvvetlendirmeleri icab ediyor. Yoksa müzminleşen buhran, Fransa'yı asıl rolünden hem uzaklaştırır, hem büsbütün zayıflastınr. Onun için Fransa'da asıl ig, Meclisteki «Üçüncü Kuvvet» in hakîkî ve birleşik bir kuvvet olarak teşekkül etmesine ve gelişmesine bağlıdır. Yoksa buhranlar, bünyeyi harab eder ve bünyenin harab olmasından sonra alınacak tedbirler de boşa gider.

1Ağustos 194S

—Londra:

Budapeşte'de Koalisyon partileri, Zoltan Tüdy'nin halefini bugün tayin ederek ya­rınParlâmentoyabildireceklerdir.

Komünistlerin idaresi altında bulunan İşçiler Partisi dün akşam, Parti Başkanı Arpad Szakasits'i Cumhurbaşkanlığına namzet göstermeğe karar vermiştir. Muh­temelen başka bir aday gösterilemiyecek ve parlâmentonun yarınki oturumunda Szakasits Cumhurbaşkanlığına seçilecek­tir.

—Budapeşte :

Zoltan Tildy'nin istifası hakkında ilk de­fa olarak yorumlarda bulunan Nepszava Gazetesi, bu hadisenin siyaset âlemi ve Macar umumî efkârı tarafından objektif bir şekilde karşılandığını kaydetmekte­dir. Gazete, Tildy'nin Şubat 1946 danberi bütün başkanlığı esnasında Mesuli'yet hissiyle hareket ettiğini ilâve etmektedir. Tildy, bundan başka demokrasi ile irtica arasındaki mücadelelerde daima demok­rasi lehinde hareket etmiştir.

—Budapeşte:

Cumhurbaşkanı Tildy'nin istifasını kabul etmek ve yerine Sosyal Demokrat Partisi Başkanı Arpad Szakasitz'i tayin etmek maksadiyle bu sabah yapılan müşterek toplantıda Hükümet Koalisyonuna dahil üç partiyle muhalefete mensup beş parti mutabık kalmışlardır. Szakatis'e rakip olarak hiç bir parti aday gö'stermiyecektir.

2Ağustos 1948

Reuter Ajansının Budapeşte'deki Macar teb'asmdan olan Muhabiri Orel Varannai

'tevkif edilmiştir. Bu tevkifin sebepleri hakkında resmen hiç bir şey bildirilme­miştir. İyi haber alan çevrelere göre, Va­rannai, bîr taraftan yanlış haber vermek diğer taraftan da mesleki ile alâkası bu-lunmıyan işlere girişmiş olmakla ittiham edilmektedir.

Varannai 1938 de bazı yazılarından dolayı birkaç gün tevkif edilmişti. Ken­disi o zaman İngiliz Economist mecmua­sının muhabirliğini yapıyordu. Bundan sonra ayrıca 1944 de de Yahudi olduğundandolayıtevkifedilmişti.

3 Ağustos 1948

— Londra :

Macar Polisi yeni bir casus şebekesinin meydana çıkarıldığını bildirmektedir. Bu münasebetle Macaristan'da bir çok dev­let memuru tevkif edilmiştir. Yayınlanan tebliğde bu şebekenin ele basısının Elmer Kiş olduğu bildirilmektedir. Bu zat Ma­car Tarım Bakanlığında Memur bulun­maktadır. Elmer Kiş, Frentz Pişta'ya giz­lice haberler ulaştırmaktan sanıktır. Teb­liğde, Frentz'nin Batı Devletleri namına çalıştığı ve General De Gaulle'le temasta bulunduğu iddia edilmektedir.

Tevkif edilen bütün memurların Maca­ristan'da ' faşist teşkilâtı kurmak istedik­leri, Toprak Kanununu kaldırmak ve şahsî mülkleri sahiplerine iade etmek is­tedikleri de iddia edilmektedir. Çiftçi li­derlerin tevkif edilmesi devlet polisinin daha geçen hafta Tarım Bakanlığında yap­tığı yüzden fazla tevkfin bir devamı olarak kabul edilmektedir. Bu bakanlığa komü­nistlerin Toprak Kanunu için yaptıkları teklifte en fazla mukavemet edenleri mer-. kezî gözü ile bakılmaktadır.

3Ağustos 1948

—Prag:

Çekoslovakya Dışişleri Bakanlığı 19/7 tarihli Amerikan notasına cevap verildi­ğiniaçıklamıştır.

Bu notada Amerika, Çekoslovak Millî Savunma ve İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir tebliğde, Çekoslovakya'da son defa yakalanan ve Millî Savunma Bakanı Svoboda'yı Öldürmekle vazife­lendirilmiş olan tethişçiler meselesine Almanya'daki Amerikan askerî idaresinin karıştırılmış olmasını protesto etmekte idi.

Çekoslovakya Dışişleri Bakanlığı cevabî notasında bundan evvel yayınlanan teb­liğde ileri sürülen ithamları teyid etmek­te ve şunları yazmaktadır:

Dışişleri Bakanlığı Mahallî Amerikan gizli istihbarat servislerinin müttefik bir devlete karşı girişilen faaliyetlere, Ame­rikan askeri makamlarının haberi olma­dan, karışmış olduğundan emindir ve mücrimlerin cezalandırılması için derhal tahrikatagirişilmesini ta i ebede r.

Çekoslovakya Dışişleri Bakanlığı, bu faaliyetlerin bir hata yüzünden Amerikan makamlarına bildirilmeden yayınlanmış olmasından dolayıÖzür dilemektedir

4Ağustos 1948

—Prag :

Çekoslovakya'da «Sokol Atletizm Teşkilâtı arasında tasfiyeler yapılmasına başlanmış­tır.

Geçen ay Prag festivalinde mezkûr teşki­lât tarafından yapılan tezahürattan sonra bu tasfiyelere karar verilmiştir.

20Ağustos 1948

—Londra :

Öğrenildiğine, göre Beneş Partisi Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Doktor P. Zenkl Çekoslovakya'dan kaçmıştır.

Pek yakında Londra'ya gelmesi beklenil­mektedir.

21Ağustos 1948

—New - York :

Çekoslovak Komünist Hareket Komiteleri Genel Merkezi bu gün bir demeç yayın-lıyarak Çekoslovak Sokol teşkilâtının halkı, hükümet aleyhine tahrik ettiğini ve bilhassa Bavgrya'da bu yüzden bazı hadiselerin vukua geldiğini açıklamıştır. Bilindiği gibi geçen Sokol Kongresinde Çekoslovak sokolleri, Dr. Beneş lehinde gösterilerde bulunmuş ve Gotwald'm önünden geçerken «yaşasın Beneş» diye bağırmışlardı. Şimdi komünist hareket komitelerinin bu millî çek teşkilâtını da­ğıtmak amacını güttükleri anlaşılmakta­dır. Yayınlanan demeçte sokol teşkilâtı arasında zararlı unsurların bulunduğu belirtilmekte ve bunların temizlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

Prag'dan alman haberlere göre, hükümet istihsal âtı artırmak maksadiyle işçiler üzerinde baskı kullanmaya ve idarî ce­zalar tatbik etmeğe başlamıştır. Fazla is­tihsal elde edilemeyen yerlerde, işçiler baltalama hareketlerinde bulunmakla suçlandırılmaktadır. Başbakan Zapotovski, vazifesini yapmayan bu gibi işçilerin yeni kurulacak idarî mahkemelere sevkoluna-caklarmı söylemiştir. Bu mahkemeler 1931 den beri Sovyet Rusya'da hüküm süren ve nazi Almanya'sından alınmış olan baskı sistemlerinin bir Örneğidir. Öte yandan eski Çekoslovak bakanların-

dan olup halen Amerika'da bulunan Dr. Mayer, dün, gazetecilere verdiği bir de­meçte, Çekoslovakya'da komünistlere kar­şı mukavemet hareketinin birden bire arttığını ve bu hareketin bilhassa elin­den yiyeceği alınan köylü arasında kuv­vetlendiğini söylemiştir.

25 Ağustos 1948

— New-York:

Çekoslovakya'dan gelen telgraflar, gizli mukavemet hareketini temsil eden Çe­koslovak çeteleriyle Çekoslovakya'nın şimdiki Komünist rejiminin hudut birlik­leri arasında bilhassa son günlerde şid­detini arttıran savaşlardan bahsetmekte­dir. Bu savaşlar komünist rejimi aleyhtarı oian Makilerin en ziyade bulundukları Çekoslovakya - Bavyera hududu boyunca yapılmaktadır.

Komünistlerin «kara listesine» dahil olan kimselerden birkaçı her gün bu çetelerin yardımı ile kaçmaktadır. Bu kaçanlar bu sayede, kendilerini Çekoslovakya'da bekli-yen fecî âkibetten kurtulmuş olurlar.

Böylece şimdiye kadar yalnız Şubat ayın-danberi Çekoslovakya'da 13 bin kişiden fazla kimse komünist bir memlekette ya­şamak istemediklerinden kaçmışlardır. Hudut kontrolü şimdiki gibi şiddetli ol­masa bu sayının pek daha büyük olacağı tabiidir. Kaçanların en büyük kısmı hâlen Almanya'da bulunmaktadır. İngilte­re'deki Çeklerin sayısı dörtyüzü aşmış­tır. Bugüne kadar Çekoslovakya'dan ka­çan milletvekillerinin sayısı elliyi geçmiş. olup, bunların yirmibeşi ingiltere'ye gel­miştir.

Gelen bütün haberler gösteriyor ki, Sov­yet komünist tahakkümü altında yaşa­maktansa, birçok kimseler ana yurttan kaçmayı tercih edeeceklrdir. Çetelerin yar­dımı ile kaçan bu adamlar, yurt dışında belki ağır hayat şartları içinde, fakat hiç olntazsa hür olarak yaşıyabileceklerdir. Bugün Çekoslovakya'da da binlerce kişi memleketten kaçmak arzusundadır. Çün­kü bu, hürriyete kavuşmanın tek çaresi-dir.

31 Ağustos 1948

— Prag :

Sendikalîst Prace Annou Gazetesinin Sa­hibi son sayılarından birinde kendisine' Wenceslas Meydanının hangi lâmba dire­ğinde asılmayı tercih ettiğini soran bir mektupalmışolduğunu bildirmiştir.

Gazeteci aynı zamanda, işçilerden fabri­kalarda sabotaj yapmalarını ve bir mu­kavemet grupu teşkil etmelerini isteyen bir hicviye aldığını da söylemiştir.

Diğer bir mektup'da çiftçilere komünist­lerden korkmamalarım ve mahsullerini teslim etmemelerinitavsiyeetmektedir..

1 Ağustos 1948

— Moskova :

Tatilini geçirmekte olan Düşleri Baka­nı M. Molotof ani olarak Moskova'ya av­det etmiş ve Amerikan Büyükelçisi Be­deli Smith, M. Bevin'in hususî kâtibi Frank Roberts ve Fransız Büyük Elçisi Yves Chatigneau'yu ayrı ayrı kabul et­miştir.

Mülakatların her biri 30 dakika devam etmiş ve Batı Devletleri mümessilleri Berlin buhranı hakkında hükümetlerinin noktai nazarlarınıbildirmişlerdir.

Her mümessil Cuma akşamı Molotof'un yardımcısı Zorin ile bir görüşme yapmış ve Almanya meselesini bir kül ha­linde konuşmak üzere en yüksek Sovyet şahsiyeti ile temas arzusunu izhar et­mişlerdir. Zorin mümessillerin bu arzu­larım Molotofa bildirmiş bunun üzerine Molotof mümessilleri bizzat kabul edece­ğinisöylemiştir.

2 Ağustos 1948-

— Londra :

Moskova'da Molotofla 3 Batılı delege ara­sında yapılan toplantı hakkında iyi ümit­ler beslemeğe imkân veren olay, Sovyet Dışişleri Bakanının bu toplantıyı yeter derecede ehemmiyetli addederek tatilini yarıda bırakmağa karar vermiş olması­dır.

Bununla beraber Londra'nın diplomatik çevrelerinde dün akşam bu olayın ehem­miyetinin mübalâğa edilmemesi lâzım geldiğine işaret olunmakta idi.

Mamafih, Molotof'un kararı geçen hafta Sovyetlerin Berlin durumu ve Alman meselesini bir bütün olarak müzakere et­meğe hazır oldukları hakkındaki söylentileri bir dereceye kadar teyit etmekte­dir. Üç Batı Devleti delegelerinin daha da ileriye giderek Avrupa'da umumî bir hal çaresine ulaşmak gayesiyle Sovyet Rus-yayı Avrupa işlerini umumî bir surette müzakereye davetle de mükellef olduk­ları söylenmekte ve bunun gelecek ayın sonunda Birleşmiş Milletler Genel Ku­rulunun Pariste yapacağı toplantı tarihi­ne tesadüf edeceğine de işaret edilmek­tedir.

Berlin'in Ruslar tarafından ablukası bu yolda atılacak bir adıma tabii bir mania teşkil etmektedir.

Zannedildiğine göre Bevin'in Özel Sek­reteri ve hasta olan İngiliz Büyük Elçi­sine vekâlet eden Frank Roberts, Ber­inde normal demiryolu nakliyatı teknik aksaklıklar yüzünden sekteye uğradığı takdirde Batılı Devletlerin bu aksaklık­ları halletmek için ellerinden gelen her yardımı yapmağa hazır olduklarını bil­dirmiştir. Sovyet Hükümeti münakalâtın sekteye uğradığı ilk anlardan itibaren bunun azçok teknik aksaklıklar yüzün­den ileri geldiğini iddia etmişti.

Reuter'inÖzelMuhabiribildiriyor :

Batılı devletler temsilcilerinden hiç biri bu akşam nerede buluşmağa karar ver­diklerini açıklamıyacaklardir. Meseleyi olağanüstü bir ketumiyet havası sarmış bulunmaktadır.

Mareşal Stalinle yapılacak görüşmenin neticesi hakkında şimdiden herhangi bir tahminde bulunmak imkânsızdır. Bazı müşahitler - ister Başbakanlar ister Dı­şişleri Bakanları arasında olsun - yapıla­cak dörtlü toplantıda hareket programı olarak bu yıl içinde Wallace'dan Staline gönderilmiş olan mektupta bahis mevzuu edilen noktaların ele alınacağı kanaatin-dedirler.

—Moskova :

Batı devletleri mümessilleri bugün saat 17 de Kremlin'e gitmişler ve Molotof ta­rafından kabul edilmişlerdir.

Yapılan görüşmeler hakkında tam bir ketumiyet muhafaza edilmekte ve resmî hiç bir tebliğ yayınlanmamış bulunmak­tadır.

Stalin tarafından Berlin ablukasının kal­dırılması bedeli olarak Rhur bölgesininkontrolüne Rusların da iştirak etmesiteklifi Ruslara muazzam Çelik Fabrika­ları istihsalâtmı murakabe ve istihsal si­yasetinde veto hakkını kullanmalarınısağlıyacaktır. Halbuki Batı devletleri Av­rupa'nın kalkınmasında hayatî kuvvetibu fabrikalardan istifade ederek sağla­mak niyetindedirler.

Rhur'un idaresinde Ruslara bir yer ve­rilmesi talebinin Alman meselesinin ye­niden gözden geçirilmesi bahsinde en esası maddeyi teşki edeceği sanılmakta­dır.

7 Ağustos 1948

—Moskova :

İngiliz, Fransız ve Amerikan temsilcile­rinin Molotof la Cuma günü yaptıkları üç saatlik görüşmeler hakkında dört büyük devlet mutlak bir ketumiyet göstermekte devam etmektedir.

Siyasî çevreler, konferansın neticeleri hakkında ihtiyatlı bir iyimserlik göster­mektedirler.

Henüz teyit edilmeyen şayialara göre, Molotofla yapılan görüşmelerde, Batılı müttefiklerle Sovyetler Birliği arasında mevcut ihtilafın belli başlı noktaları üze­rindebiranlaşmaya varılmıştır.

Birleşik Amerika Büyükelçiliğinde harp zamanını andırır bir gergin hava esmek­tedir.

Fransız ve İngiliz Büyükelçiliklerinde de ketum davramlmakla beraber gerginlik pek fazla değildir.

Ruslar, bermutad bugünkü durum hak­kında herhangi bir yorumda bulunmak­tan imtina etmektedirler. Pravda gazetesi Cuma günü, paniğe uğ­ramış olan Amerikan ailelerinin Berlin'i terk ettikleri yolunda Alman gazeteleri tarafından yayınlanmış olan bir haberi neşretmiştir.

9 Ağustos 1948

—Moskova-:

Üç Batı devleti mümessilleri ile Molotof arasındaki ikinci görüşme bugün mahal­lî saatle 17 de başlamıştır.

—Londra :

Reuter'in Siyasî Muhabiri bildiriyor: Buradaki iyi haber alan çevreler tarafın­dan belirtildiğine göre, bugün Moskova-da üç Batı Devleti mümessilleri ile Mo­lotof arasında yapılmakta olan toplantı, Berlin buhranına muslihane bir hal ça­resi bulmak gayesini gütmektedir. Bu itibarla bu toplantı kesin bir önemi haiz bulunmaktadır.

Siyasî müşahitlere göre, toplantı, Berlin'in Ablukası ve para meseleleri üzerinde üzücü bir pazarlık mevzuu olacaktır. Her iki tarafın hükümetlerince kendile­rine bahşedilen yetkiler nisbetinde fe­dakârlıklarda bulunmağa hazırlanmakta­dırlar. Toplantı sırasında bir anlaşmaya varılmadığı takdirde Batılı devletler mü­messilleri tarafından takip edilecek tek yol Mareşal Stalini bir kere daha görmek olacaktır.

—Moskova:

Kremlin konferansı sona erer ermez, Ba­tılıdevletler mümessilleriderhalİngiliz elçiliğine gitmişlerdir. BirleşikAmerikaElçisiGeneralBedeli Smith, mümessilleri beklemekte olan ga­zetemuhabirlerineaşağıdaki .müstehzi demeçde bulunmuştur: «Bekliyeceksiniz!.sonradansizebütün hikâyeyi anlatacağız...» İngiliz Mümessili Frank Roberts de şun­ları söylemiştir:

«M. Molotofla görüştük. Size söyliyecek-lerim bundan ibarettir.» Bugörüşmenin Molotof ileyapılan soa görüşme olup olmadığım soran gazeteci­lere Frank Roberts cevap vermemiştir.

12 Ağustos 1948

—Moskova :

Batı Devletleri Mümessilleri 3 saat süren bir konferanstan sonra Kremlinden ay­rılmışlardır.

Kremimden çıkarken gazetecilerin «bu konferans sonuncu mu» sualine Ameri­kan Büyükelçisi General Bedeli Smith: «bilinmez amma zannetmem» cevabını vermiştir.

14 Ağustos 1948

—Moskova :

Bir taraftan Batılı mümessiller Molotof'la yeni bir mülakata hazırlanırlarken diğer taraftan yabancı müşahitler görüşmelerin yakında sona ereceğim tahmin etmekte­dirler.

Batılılarla Molotof arasında Çapılacak olan altıncı görüşmenin ne zaman yapı­lacağı hakkında Kremlin henüz bir tarih tesbit etmiş değildir. Fakat bu noktanın en geç Pazar veya Pazartesi günü aydın­lanacağıtahminedilmektedir.

Chataigeau ile Roberts'in Molotofla yapa­cakları mülakat hakkında yeni talimat al­dıkları fakat bu yeni tekliflerin ne gibi şeyler olduğunun gizli tutulduğu belir­tilmektedir.

Smith, Chataigneau ve Roberts vakitle­rinin kısmı azamim Amerikan Büyük El­çiliğindeçalışmaklageçirmektedirler.

Yabancı müşahitler görüşmelerin son safhaya girmesi için iki yeni mülakatın kâfi geleceği fikrindedirler.

Batılı mümessillerin hiç bir suretle Ber­lin'den syrılmmıyacağını açıkça anlattık­ları sanılmaktadır. Ruslar da Batı Al­manya'da ayrı bir hükümet kurulması fikrine ve Rhur'un idaresine katılmak fikrine o derece sadıktırlar.

17 Ağustos 1948

—Moskova :

Batıiı temsilciler Molotof'la görüştükten sonra İngiltere Büyük Elçiliğine döndükleri sırada, kendilerini bekleyen basın mensuplarına görüşmeler hakkında bir yorumda bulunmak istememişlerdir. Yal­nız Birleşik Amerika Büyük Elçisi Gene­ral Bedeli Smith şöyle demiştir:

«Ayni hikâye, üç saat Molotofla beraber­dik. Toplantı bir az geç başladı.»

Muhabirler, müteakip toplantı için bir ta­rih tesbit edilip edilmediğini sormuşlar-sa da buna bir cevap alamamışlardır.

—Moskova :

Bugün İngiltere Büyük Elçiliğinde, dün akşam Kremlin sarayında üç Batı temsil­cisi ile Molotof arasında yapılan ve 3,5 saat süren toplantı hakkında mufassal bir rapor ahzırlanmakta idi. Molotof ile ya­pılan görüşmelerin ertesi günü daima ter­cümanların tuttukları notlara göre müm­kün olduğu kadar harfi harfine tam bir rapor hazırlanmaktadır. Bu tercümanlar, yani İngiliz Hughîunghi ile Fransız Baron Fonolambes bugün ingiliz Elçiliğinde büyük bir gayretle çalışmaktadırlar. Şim­di bu haftanın ortasına doğru Moîotofla yeni bir görüşme tertip etmesi beklen­mektedir. Bu toplantının gelecek Per­şembegünü yapılması muhtemeldir.

Müzakerelere memur İngiliz Temsilcisi Frank Robent bu sabah Amerika Büyük Elçiliğine giderek Amerika Büyük Elçi­si Walter Bedeli Smith'i ziyaret etmiş­tir.

—Sofya :

Moskovadan alman haberlere göre, Rus Bolşevik Partisi 27 Mart 1948 de Mareşal Tito ile Yugoslav Komünist Partisine gönderdiğiilkmektubuyayınlamıştır.

Bolşevik Partisi bu mektubunun bir ye­rinde şöyle demektedir: «Bugün Yugoslav Dışişleri Bakanlığında halâ müşavirlik yapan Velebit adlı biri vardır ki, bu adam İngiliz casusudur. Velebit hakkında kardeş Yugoslav Devlet adamlarını bir çok defalar ikaz ettik. Bu­na rağmen Velebit görevinden uzaklaş-tinlmadı. Dış siyaseti İngiliz kontrolü al­tında bulunan bîr memlekette Sovyetler Birliği nasıl işbirliği yapar.»

Moskovaile müzakere ve anlaşma yolunda bir talih denemesi yapmağa ka­rar verdiler.Rusmerkezinegiden tem­silciler, Moskova'yaayak basar basmaz Bolşeviklerin nezaketsiz usullerine uygun olarak istiskalle karşılaştılar, Molotof, bir­kaç gün ortadan kayboldu; sonra meyda­na çıktı ve müzakerelerbaşladı. Saat­lercesüren toplantılarda,neler görüşül­düğü sıkı bir surette gizli tutuldu. Mos­kova'da kâh ümidli ve iyimserbir hava esti, kâh ümidsiz ve kötümserbir hava, zaten kasvetli olan Moskova'yı büsbütün kasvetlendirdi.Son günlerde,Bolşevik­ler, Berlin'de birtakım yeni hâdiseler çı­kardılar;BatılıMüttefiklerinişgalindeki bölgelere baskınlaryaptılar. Alman po­lislerinden ve halkındanbazı kimseleri öldürdüler;yaraladılar;mutadlarıveç­hile adam kaçırmayakalkıştılar. Kara­borsacıları takib etmek ve kaçakçıları ya­kalamak gibi bahanelerle yapılan bu te­cavüzlerin gayesi, Kızıl Çarlar'm, müza­kerelerde isteklerinikabul ettiremedik­leriBatılıMüttefikleriyıldırmakoldu­ğuna şüphe yoktur.

Berlin buhranının müzakere ve anlaşma voliyle halledilmesi ihtimali yok gibidir. Çünkü Bolşevikler, bir taraftan Batılı Müttefiklerin barışseverliklerini bildik­leri ve bu üç devlet arasında bazı fikir ayrılıkları çıkaracağını umdukları, diğer taraftan Berlin Ablukasını kaldırdıkları takdirde, Dünya komünistleri üzerindeki nüfuzlarının kırılacağını ve Sovyet Rus­ya'ya karşı peykler arasında görülmeye başlıyan hoşnutsuzlukların ve başkaldır­maların artacağını düşündükleri için, bir politika mağlubiyeti teşkil edecek olan böyle bir ric'ate yanaşmıyacaklardir.

Bolşevik'lerin gayesi anlaşmak değil; an­laşmamak, bugünkü karışık ve acayib vaziyeti devam ettirecek vakit kazan­mak ve fırsat kollamaktır. Onun için, Amerikan, İngiliz ve Fransız temsilcileri­nin mensub oldukları devletlerden yeni talimat aldıkları ve muhtemel olarak Sta-lin'le görüşecekleri hakkındaki haber doğru çıksa dahi, bu görüşmeden de bir netice çıkacağı pek umulamaz.

Esasen Berlin buhranı, Almanya mese­lesinin bir kısmından ibarettir. Berlin'de vaziyet, uzun görüşmelerden sonra, pamuk-ipliğine bağlansa bile, Almanya ile barış meselesi halledilip de işgal orduları bu memleketten çekilmedikçe Bolşevik'lerin, ikide birde yeni ihtilâflar çıkaracakları muhakkaktır. Sovyet Rusya, Müttefikle­rin gafletinden ve Hitler'in inadından is­tifade ederek Almanya'nın büyük bir kısmına yerleşmiştir ve kendi işgal ettiği Alman topraklarında Komünistliği yer­leştirmeğe çalışmaktadır. Bolşeviklerin gayesi, Almanya'yı komünistleştirerek Avrupa'nın merkezinde, büyük bir peyk daha kazanmaktır. Onların güzellikle ve kendi rızalariyle, ellerine geçmiş bulu­nan bu fırsattan vazgeçeceklerini sanmak, boşbir hayalekapılmakolur.

Komünist ideolejisini her tarafa yaymak ve böylece bütün dünyaya hâkim olmak ihtiraslarını gerçekleştirmek için her vasıtaya başvuran Kızıl Çarlar'm ancak zor karşısında, yola geleceklerini artık yeryüzünde anlamıyan kimse kalmamış­tır. Bu da, üçüncü dünya harbi demektir. Bolşevik'ler, demokrasilerin harb isteme­diklerini biliyor ve onların barış­severliğini son haddine kadar istismar etmeyi politikalarının esas prensipi yap­mış bulunuyorlar.

Almanya'nın ve arkasından da Japonya'­nın teslim olduğu 1945 yılındanberi daha uzun yıllar sürüp gidebilir.

Batılı Müttefiklerin, bir hal çaresi bul­mak emeliyle, nihayet Birleşmiş Milletler Derneğine başvuracakları söyleniyor. Bir­leşmiş Milletler Derneği, kurulduğu gün-denberi hangi meseleyi halledebilmiştir ki, Berlin buhranını veya Alman barışı meselesini halledebilsin? Filistin meselesi meydandadır. Birleşmiş Milletler Derne­ğini kurabilmek için, kabul edilmiş olan mahud Veto hakkı, Sovyet Rusya'nın elinde, büyük ümidlerle kurulan bu der­neği öldürmek için keskin bir silâh ol­muştur. Na yazık ki, Birleşmiş Milletler Derneği de, müteveffa — bizim yeni ta­birimizle ölü Milletler Cemiyeti gibi,, her türlü icraî kudret ve kuvvetten mah­rum bir siyaset akademisi haline gelmiş bulunuyor; hem de üç yıl içinde..

1Ağustos 1948

—■ Atina :

Bu sabah yayınlanan resmî tebliğde, dün Millî Müdafaa Yüksek Konseyi, aldığı bir kararla,. Genelkurmay İkinsi Başkanı General Kitrilakiy Batı Makedonya ve Epir cephelerinde savaşan millî orduların başkomutanlığına tayin edilmiştir. Bu­nunla beraber General Genelkurmay Baş­kan Yardımcılığım da muhafaza edecek­tir.

—Atina :

Millî Ordunun harekâtı hakkında bu sa­bah Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayınlanan resmî tebliğde, Bati Makedon­ya cephesinde Millî Ordu Birlikleri dün çetin savaşlardan sonra Profitilia tahkimli dağ silsilesini tamamiyle ele geçirmeye muvaffak olmuştur. Bu dağların son te­pelerini müdafaa etmekte olan çeteciler de tasfiye edilmiş ve ele geçen tepelerden sonra bu kesimde 30 kişiden maada bütün çetecilerin öldükleri tespit edil­miştir.

Profitilya'mn ele geçmesiyle şimdi Koni-ça cephesinde Kleptis tahkimli tepelerin­de savaşan millî ordu kuvvetleriyle Batı Makedonya cephesindeki birlikler arasın­da ancak 9 kilometrelik bir mesafe kal­mıştır.

Batı Makedonya millî ordu birlikleri Grammos dağlarının kapısı sayılan Tam­buri mevkiine doğru ileri hareketlerine devam etmektedirler.

2Ağustos 1948

—Atina :

Hükümet ordusu komutanlığının tebliği: Millî kuvvetler, bütün gece devam eden bir muharebeden sonra Kleftis Dağını tamamiyle eîe geçirmişler ve Amelia Dağt sırtlarına doğru ilerlemğe başlamışlardır. Ordu, bir taburu teçhiz edecek miktarda malzemeelegeçirmiştir.

—Atina :

Gizli komünist teşkküllerinin başşehir­deki kollarını meydana çıkarmağa devam eden Atina ve Pire polisi bu teşkilâtın 1$ mühim üyesini dahatevkif etmiştir.

—Atina :

Asilere karşı girişilen savaşta yeni bir tabiye kullanılması ilk semerelerini ver­miştir. Klepfti Dağının düşmesini diğer bazı tepelerin ele geçirilmesi takip etmiş­tir. Yakında bütün Smolika bölgesi âsi­lerden temizlenmiş ve âsiler yalnız Gram­mos Dağına sıkıştırılmış olacaklardır.

Kullanılan yeni tabiye Pasifik'te kullanı­lan ve baskın yıpratma ve geceli gün­düzlü taarruzlar yapmak gibi fundalık harekâtına çok benzemektedir.

Millî Savunma Konseyi kararı gereğince Yunan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Kitrilaksi, bütün harekâtı ele almış bu­lunmaktadır.

Amerikalılar ehemmiyetli miktarda mal­zeme vermeyi kabul ettiklerinden hare­kâtta bol miktarda mühimmat ve askerî malzeme sarfedüebilecektir.

3 Ağustos 1948

—Atina :

Grammos ve Pindos dağlarında Millî Or­dunun harekâtı hakkında bu sabah cep­henin muhtelif kesimlerinden resmî ma­kamlara gelen malûmata göre, Batı Ma­kedonya'da Profilia kesiminde Kleptis tahkimli dağ silsilerini ele geçirdikten sonra Millî Ordu birlikleri çetecilerle te­maslarınıbırakmamışlar ve geceli gündüzlü hücumlar sonunda Zagorion, kala-ma ve tamburi üçgeninde ileri harekâta devam etmişlerdir.

Bu yeni taktiğin neticesi olarak Agrafa kesiminden tecrit edilen kalabalık bir çete grubu çevrilmiştir.. Yok edilmek teh­likesine karşı çeteciler Güney istikame­tinde kendilerine kurtuluş çaresi aramak­tadırlar.

—Atina:

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildi­riyor :

Türkiye Genelkurmay Başkanlığı istihba­rat Dairesi Reisi Albay Türkmen, Avru­pa'da ve Amerika'da yaptığı seyahatten sonra Romadan uçakla Atina'ya gelmiş­tir.

Albay Türkmen, Cuma günü Türkiye'ye avdet etmeküzere buradan ayrılacaktır.

4 Ağustos 1948

—Atina :

Emniyet ve Adalet Bakanlıkları tarafın­dan hazırlanan bir kanun tasarısı ile ha­len Atma ve Pire bölgelerinde uygulan­maktaolansıkıyönetiminkaldırılması

istenmektedir.

Bu tasarıya mucip sebep olarak son gün­lerde komünist ve anarşist teşekküllerinin ele basılarının yakalanarak tehlikesiz bir hale getirilmiş oldukları ve Millî Ordu­nun çetecilere karşı giriştiği harekâtın kesin bir safhaya girdiği gösterilmektedir,

—Atina :

Bu sabah Genelkurmay tarafından yayın­lanan resmî tebliğde, dün erken saatlerde cephenin bütün kesimlerinde millî ordu birliklerinin ayni zamanda çetecilerin üçüncü tahkimli hatlarına karsı hücuma geçtikleri bildirilmekte ve bütün kesim­lerde ilerleme kaydederek taarruzun ba­şarı ile geliştiği ilâve olunmaktadır. Cepheden alınan muhabir telgraflarına göre, profitilia Kesiminde ileri harekâta devam eden Millî Ordu birlikleri Rafana Tahkimli Tepesini ele geçirdikten sonra Grammos Dağlarının kapısı sayılan Tam­buri Tepesinin Kuzey Doğu ve Doğu ya­maçlarında şiddetli savaşlardan sonra çetecileri bozguna uğratmış ve tepenin zir­vesine bir metre kadar sokulmağa muvaf­fak olmuştur. Bu kesimde halâ çetin çar­pışmalar devam etmektedir.

Daha Güneyde ilerleyen ordu birlikleri çetecilerle teması bırakmamışlar ve dün Amuda Tahkimli Tepesini de bir gece baskınısonunda işgaletmişlerdir.

Dün harekâtta çeteciler ağır kayıplara uğratılmıştır. Ordunun eline çok miktar­da malzeme geçmiştir.

kakalanan çetecilerin ifadelerine göre, çetecilerin maneviyatı çok sarsılmış bu­lunmaktadır. Bunlar ancak âmirlerinin ölümtehdidi,altındaçarpışmaktadır.

— Atma :

Bugünkü Gramos Muharebesinin son dev­resi çok memnuniyet verici bir tarzda gelişmektedir. Biri Batıda Kerasovo'dan, diğeri Doğuda Foruka'dan gelen birinci ve ikinci kolordu hücumlarının en leri noktalarını birbirinden ayrıran mesafe, dağlık olmakla beraber yalnız iki kilo­metreye inmiştir. 1878 Rakımlı Taburi ve 1700 Rakımlı Zekiri tepelerinin yahut da bunlardan birinin alınması ile iki kolordu arasında sağlam surette birleşme vukua gelecek ve bu suretle Smolika dağlık böl­gesinden halâ âsiler elinde kalan kısım bir cep içine alınacaktır.

O zaman kıtaların bir kısmı, Smolika'y* temizlemek üzere Cenuba dönecek ve bu ameliyede Cenup'ta Zagori'den gelen kol-lada işbirliği yapacaktır. Küllî kuvvetler ise Şimale dönerek Doğu'da 1752 Rakımlı Gipsa ve Batıda 1995 Rakımlı Pirgos te­pelerine çıktıktan sonra Grammos'u ce-nup'tan hudutlayan ilk silsileyi ele ge­çirmiş olacaktır.

Asıl Grammos'a hücum, bunun üzerine Cenup'tan da kızışacaktır. Halen buraya biri Epir tarafından Arnavutluk hududu üzerinden Kamenik'ten diğeri Makedon­ya tarafından Nestoryo'nun Şimal Doğu­sundan iki hücum yapılmaktadır. Bu iki nokta arasında Kuşbakışı 40 kilometre mesafe vardır.

Arnavutluk hududunda Kamenek'ten ya­pılan ilk hücum Arnavutluk'la hadiseler çıkarabilecek bir mahiyette gibi gözük­mektedir.Zira ilerlemehudut boyunca

olacaktır. Birleşmiş Milletler Komisyonu acele surette müşahede için buraya çağ­rılmıştır. Hududu geçmiş olmak bahane­siyle Arnavutluk hudut muhafızlarının Yunan kıtalarının cenubma ateş açması ihtimali vardır.

Nestorion'dan yapılan ikinci hücum daha serî gelişmeler kayderecek gibi gözükmek­tedir. Zira dün Amuda Kilit Noktası düş­müş ve bu suretle burada Grammos yolu açılmıştır.

Muharebenin bugünkü son safhasında her tepede âsilerin mukavemetini kır­maktan başka, ayrıca zamanla da yarış etmek gerekmektedir. Yeni (Cüngel) tak­tiğinin semereleri çok memnunluk veri­cidir. Ve son 24 saatlik neticeler iyi im­kânlara yol açmaktadır. Diğer taraftan Yunan Komünist Partisi Merkez Komi­tesinin 28 Temmuz'da Grammos'da top­lanan dördüncü içtima devresi tebliği kötümser bir lisanla yazılmıştır. Ve bu suretle çetelerin umumî manevî durumu­na tercüman olmaktadır.

Bununla beraber tarafsız müşahitler. Grammos muharebesinin bu kıştan ev­vel biteceği hakkında katî müküm ver­mek için henüz erken olduğu fikrindedir. Zira daha aşılacak birçok manialar mev-cuddur. Fakat Yunan - Amerikan askerî mahfilleri, nihaî netice hakkında umu­miyetleçokiyimserbulunmaktadırlar.

5 Ağustos 1948

— Atina:

Dün gece cepheden gelen telgraflar Millî Ordunun çetecilere karşı büyük önemi haiz başarılar elde ettiğiin haber vermek­tedir. Millî Ordunun dünkü başarılarının çetecilere karşı ordunun giriştiği son ha­rekâtın yakın bir zamanda parlak bir ne­tice ile sona ermesini sağlayacak mahi­yetteolduğubildirilmektedir.

Her şeyden evvel dün millî ordunun eli­ne geçen amuda ve Esteno Tahkmli te­pelerinden çetecilerin Arnavutlukla olan ikmal ve iaşe yollarını kontrol altına al­mışbulunmaktadır.

Diğer taraftan Millî Ordu Birlikleri Epir Cephesinde Koniça'mn Kuzey Doğu ve Kleptis tepelerinin Kuzey Doğu ve Batısında dünkü harekât sonunda çetecileri bütün kesimlerde bozguna uğratmış ve çetecilerin müdafaa sisteminin bel kemi-' ğini teşkil eden Smölika dağ silsilesini ta-mamiyle ele geçirmeğe muvaffak olmuş­tur. Batı Makedonya'dan hücuma geçen ordu birlikleri de dün bütün gün devam. eCen çetin savaşlardan sonra Furka; Ani-ça ve Kurukuro tepelerini ele geçirmiş­ler ve Güneyde savaşan ordu birlikleri ile birleşmişlerdir. Bu suretle dünkü hare­kât sonunda cephenin güney kısmı ta-mamiyle dürmüştür.

Şimdi Epir cephesinde ayrı ayrı kesim­lerde çevrilmiş olan çete kuvvetleri peri­şan bir halde ormanlıklardan sürülerek yok edilmeğe mahkûm bir durumdadır­lar. Bu münferit çete topluluklarının ar­tık Yugoslav topraklarına da sığınmala­rına imkân kalmamıştır.

Daha Batıda ordu birlikleri Şamara tah­kimli mevkiini bir baskın sonunda ele geçirmiş ve bu suretle Tamburi tahkimli tepelerin Batı'dan tehdit altına girmiştir. Hatta henüz doğrulanmayan haberlere göre, Tamburi tepeleri de ordunun eline geçmiş bulunmaktadır.

—Atina :

Yunan ordusu Genelkurmay Başkanlığın­dan bildiriyor:

Dünkü çarpışmalarda çeteciler 204 ölü, yaralı ve esir vermişlerdir.

Oteyandan Grammos cephesindeki basın muhabirlerinin bildirdiklerine göre, Hü­kümet kuvvetleri bu kesimde birçok te­peleri işgal etmişlerdir. Tzouma Kuzey'-inde Tanburi Tepesinin işgali Güney ke­simindeki kıtalarla Koniça kesiminde bu­lunan kuvvetlerin irtibatım sağlamış bu­lunacaktır. Yine aynı kaynaktan haber verildiğine göre, orduya mensup hava kuvvetleri mücadeleye faaliyetle iştirak ve "çetecilere ait mevzileri tahrip eyle­mektedir.

6 Ağustos 1948

—Atina :

Genel Kurmaylıktan bildirildiğine göre ordu Grammos'un Güneyinde Tamburi Sırtım İşgal etmiştir. 128 Partizan öldürülmügtür. Orta Yunanistan'da yapılan temizleme hareketlerinde partizanlar 45 ölü ve 10 esir kaybetmişlerdir. Millî or­dunun kayıpları on ölü ve 29 yaralıdır.

—Atina :

Kuzey Yunanistan'da çetecilerin iki sene-denberi tahkim ettikleri yerler, bu böl­gedeki Güney dayanak noktalarının sü­kût etmesiyle zor duruma düşmüş bulun­maktadır. Hasıl olan bu durum, şimdi Millî Ordu birliklerinin daha .müsait şart­lar altında Kuzey'e doğru ilerlemelerini sağlayacaktır. Askerî uzmanlara göre, bu bölge kış gelmeden komünist slavlarm is­tilabeliyesindenkurtulacaktır.

Grammos bölgesindeki harekât çok mü­sait bir şekilde gelişmektedir. Bu bölge­den Genelkurmay Başkanlığına gelen ha­berlerden anlaşıldığına göre, çetecilerin Grammos'daki karargâhı şimdi tamamen tecrit edilmiştir. Bu bölgede çetecilerin elinde yalnız üç köy kalmıştır. Markos kuvvetlerinin tamamen imhası için biraz daha beklemek icab edecektir.

—Atina:

Henüz teyid edilmiyen haberlere göre, General Markos'un hür Yunanistan Hü­kümet Heyeti, Arnavut topraklarına geç­mek maksadiyle dağlık bölgeyi asmıştır. Heyet, söylendiğine göre, buradan uçakla meçhul bir semte gitmiştir. Yunan ordu uçakları, Arnavutluk hududu istikametinde çekilen malzeme yüklü mekkâre katarları müşahede etmişlerdir.

7 Ağustos 1948

—Atina :

Millî Ordunun harekâtı hakkında bu sa­bah yayınlanan resmî tebliğde, millî or­du birliklerinin dündenberi Grammos Dağının yamaçlarında ellibeş kilometre uzunluğunda bir cephe üzerinde ilerle­meğe devam ettikleri, çetecilerin de boğ-gun haîinde kaçmakta bulundukları ve insan ve malzeme bakımından ağır kayıp­lara uğradıkları bildirilmektedir. Teb­liğde, ayrıca, millî ordu birliklerinin cep­he hattı gerilerinde çember içine alınan çete birliklerinin temizlenmesine basan iledevam edildiğini ve MillîOrdunun bu sabahın erken saatlerinde Arnavutluk hududunun iki kilometre güneyinde bu­lunan ve çetecilerin Grammos Dağındaki son tahkimli noktalarını teşkil eden Ka-melica'ya kargı hücuma geçtikleri ilâve olunmaktadır.

Cepheden alınan son telgraflara göre, dün çeteciler Amuda kesiminde arka ar­kaya yedi defa karşı hücumda bulun-muşlarsa da millî kuvvetlerin mukavemeti karşısında ağır kayıplar vererek çekil­mişlerdir.

—Atina :

Markos «millî kuvvetlerin kıskaç hare­ketinin gelişmesi karşısında herhangi güç bir durumu önleyebilmek için genel karar­gâhını Arnavutluğun iki kilometre içeri­sinde bulunan Nikolitis Köyüne naklet-miştir. Grammos bölgesinde halen 11.000 müdafi bulunmasına rağmen alman esir­lerin ifadeleri çetecilerin maneviyatının' gittikçe bozulmakta olduğunu göster­mektedir.

General Van Fleet Markos'un dâvayı kaybetmişolduğunusöylemiştir.

—Atina :

Yunan Millî Savunma Genelkurmayı ta­rafından aşağıdaki tebliğ yayınlanmıştır: Doğu Gnammos cephesinde, Nestorîon'-un Kuzey Batısında bulunan bölgede^, kuvvetlerimiz muhtelif tepeleri ele ge­çirmişlerdir.

Grammos'un Batı kesiminde 40 asi Öl­dürülmüş ve110asiesiredilmiştir.

Pirsoghian bölgesinde savaşan kuvvet­lerimiz külliyetli miktarda silâh ve cep­hane ele geçirmişlerdir.

8 Ağustos 1948

—Atina:

AtinaAjansıbildiriyor:

Dün akşam cepheden dönen Harbiye Ba­kanı Stratos gazetecilere şu beyanatta bulunmuştur:

Koniça'dan Amuda'ya kadar bütün cep­heyi teftiş ettim. Burada bilhassa savaşan kuvvetlerimizin çok yüksek maneviya­tınıveYunanordusunungayretlerine


halkın candan yardımını belirtmek is­terim. Harbiye Bakanı bundan sonra, cereyan •eden savaşlara daimî surette müdahale eden Yunan havacılarının fedakârlık ve kahramanlıklarınıövmüştür.

— Atina:

Millî Ordunun Doğu Makedonya ve Epir'-deki harekâtı hakkında dün gece ve bu sabah yayınlanan iki resmî tebliğde, ordu birliklerinin cephenin bütün kesimlerin­de ilerledikleri ve yeni başarılar kaydet­tikleribildirilmektedir.

Resmî makamlara gelen telgraflara göre, -ordu birlikleri, dün bütün gün devam eden. çetin savaşlardan sonra çetecilerin son dayanak noktasını teşkil eden Alevi-ca'nın Güney Doğusundaki Tahkimli tepeyi ele geçirmişlerdir.

Bu • sabah gelen muhabir telgraflarına göre, 1902 rakımlı tepeyi işgal eden ordu birlikleri dün geç vakit Alevica'nm 4 ki-kometre kuzey doğusunda bulunan Dipo-tamaya Köyüne girmişlerdir.

Dün gece resmî makamlara gelen son haberlere göre, ordu birlikleri dün Gram-mos Dağalrınm Doğu bölgesinde Amuda Tepesinin Kubey Batısında çetin ve kanlı savaşlardan sonra 1380 rakımlı tepe ile Stomiciko mevkilerini, yaptıklar: bir ge­ce baskını sonunda ele geçirmişlerdir. Bu kesimde çeteciler ağır kayıplara uğ­ratılmıştır. Daha Kuzeyde savaşan bir­likleri çevrilmiş olan iki çete topluluğu­nu yok ettikten sonra 1023 ve Reveni te­pelerini ele geçirmişlerdir. Cephenin en kuzey kesiminde ilerleyen birlikler ise dün geç vakte kadar devam eden çarpış­madan sonra Dio Lofi Tahkimli Tepe­sini ele geçirmişlerdir. Bu tepelerin or­dunun eline geçmesinin stratejik bakım­dan büyük Önemi vardır Çünkü bu su­retle çetecilerin Kuzey Doğudan Yugos­lavya ile olan bütün ulaştırma imkânları kesilmişbulunuyor.

1402 tepesinin işgalinden sonra çeteciler Arnavutluk topraklarına girmişler ve or­du birliklerine karşı oradan ateş etmeğe başlamışlardır. Ordu birlikleri mukabe­lede bulunmadan hadiseyi yerinde tes-bitiçincephegerilerindegörevli bulunan Birleşmiş Milletler Balkan Komis­yonu üyelerini hadise mahalline davet et­mekle iktifa etmişlerdir.

Çetecilere karşı son günlerde yapılan harekâtın mümeyyiz vasfı çetecilerin Ölü ve yaralılarınıbırakıp kaçmalarıdır.

—Atina:

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildi­riyor:

Geçenlerde cepheyi ziyarette bulunan Yunan Harbiye Bakanı Etratos Grammos Savaşlarının ikinci safhasının, çetecile­rin hezimeti ve Arnavutluğa kaçmaları ile kıştan evvel hükümet ordularının za­feri ile biteceği kanaatindedir. Grammos harekâtı münasebetiyle yapılan bu beya­nattan anlaşıldığına göre, hükümet kuv­vetleri hudut geçitlerini kontrol etmek ve Markos kuvvetlerinin yeniden sızmîala-rını önlemek üzere bulundukları tepeler­den kışın da ayrılmıyacaklardır. Bunun­la beraber Harbiye Bakanı ezcümle Epir.-den Koniça ve Andiryatik'e kadar olan hudut hakkında ihtiyatlı bir lisan kul­lanmıştır. Esasen bazı müşahitlere göre, Markos'un müstakbel tasarıları, çeteci­lerin Grammos Dağında uğrayacakları kayıpların nihaî bilançosu ile Yunanis­tan çerçevesini aşan Milletlerarası hadi­selerle sıkı sıkıya ilgili olacaktır. Şu noktayı da zikretmek lâzımdır ki, Stratos, çetecilere Yugoslavya'dan yapıl­makta olan yardım son zamanlarda he­men hemen tamamiyle kesilmiş oldu­ğunu söylemiştir.

—Atina :

Atina polisi, başkentin kuzey mahallele­rinde Markos lehine faaliyette bulunan bir komünist teşkilâtının 38 üyesini as­kerîmahkemeyesevketmiştir.

Diğer taraftan Lamia Askerî Mahkemesi tarafından «yıkıcı faaliyette bulunmak suçu ile» ölüme mahkûm edilmiş olan sekiz komünistin idam hükümleri dün infaz edilmiştir.

9 Ağustos 1948

—Atina :

Kastorya'dan bildirildiğine göre; Başba­kan Sofulis dün kasabanın meydanlığında ordu mensuplarının önünde günlük emrini bizzat okumuş ve orduya olan güvenini bildîrdiktetn sonra Grammos Dağlarında çetecilere karşı kat'î netice alınmadan Atina'ya dönmeyeceğini söy­lemiştir.

Başbakan dün yanında hava ve sıhhat Bakanları olduğu halde Genelkurmay Baş­kanı General Yancis ile beraber cepheye yakın bir tepeye çıkmışlar ve oradan son günlerde ordu tarafından kurtarılan Amuda Tepesi ile şimdi savaşın devam ettiği kesimlerdeki harekâtı gözetleme noktalarındantakipetmişlerdir.

10Ağustos 1948

—Atina :

Ordunun harekâtı hakkında bu sabah yayırJ.arıan resmî tebliğe göre, ordu bir­likleri dün Grammos cephesinin Batı ke­siminde çetecilerin son tahkimli nokta­sı oitji Aleviça'ya karşı hücumlarına de­vam etmişler ve bu tahkimli mevkiin Kuzey Doğu istikametinden üç kilomet­re mesafeye kadar sokulmağa muvaffak olmuşlardır.

Cephenin diğer kesimlerinde mîllî ordu birlikleri ileri hareketlerine devam ede­rek çetecileri durmadan savaşmağa zor­lamışlardır.

Dünkü harekât esnasında çeteciler 174'ü Ölü 191yı yaralı ve 61'i esir olmak üzere 425 kayıp vermişlerdir.

Cephenin kuzet kesiminde Kastorya isti­kametinden ilerleyen birlikler çetecile­rin iki karşı hücumunu kırdıktan sonra 1480 rakımlı tepeyi ele geçirmişlerdir.

11Ağustos 1948

—Atina :

Dün gece yayınlanan resmî tebliğde, millî ordu birliklerinin Grammos dağlarının bü­tün çevrelerinde ve bilhassa cephenm Ku­zey, Doğu ve Güney kesimlerinde genel bir hücuma geçtikleri bildirilmektedir. Ge­ne bu tebliğe göre, ağır toplar ve uçaklar­la yapılan bombardımanlar sonucunda X3rammos Dağlarının Alevica çevresin­dekiormanlıkyerleryakılmışitır,

Tebliğdeayrıcailâveedildiğinegöre, Millî Ordu Birlikleri, çetin savaşlardan sonra Grammos dağlarının Teotekos Te­pesinielegeçirmiştir.

Öte yandan askerî gözetmenlerin kana­atine göre, bugünkü harekâtın gayesini teşkil eden Alevica tahkimli mevkii ile Aetomilica ve Likoraşi köyleri Millî Or­dunun eline geçtikten sonra Grammos bölgesinin geri kalan kısmı kayalık oldu­ğundan, çeteciler barınacak yer bulamıya-caklardır. Bu sebepten çetecilere karşı gi­rişilen harekâtı hızla gelişecek ve sona erecektir.

— Atina :

Anaodlu Ajansının özel muhabiri bildiri­yor :

Yunan ordusu, Grammos bölgesini fena mevsime kadar, ümid edildiği gibi, işgal ettikten sonra kışın da kontrolü altında bulundurmak üzere şimdiden tebriler al­maktadır.

Istirdad edilen bölgelerde, bir yol şebe­kesi kurmak ve bilhassa Epir bölgesini Batı Makedonya'ya bu yolla bağlamak için şimdiden çalışılmaktadır. Yapılmış kısımları halen aşağı yukarı ilk hatlara kadar tankların götürülmesine yarayan bu yollar, her mevsimde, icap ettiği za­manlarda takviye kıtalarının sür'atle yetişmesini mümkün kılacaktır.

Programa göre, Arnavudluğa giden bü­tün geçid yolları da kapatılacaktır. Ba­his mevzuu olan, bu yolların yalnız tak­viye edilmiş kıtalarla muhafazası değil­dir. Zira bu kâfi gelmiyecektir. Bütün geçid bölgelerinde, zamanında, geniş ve sık Mayn tarlaları döşenecek ve bu su­retle çetecilerin kovuldukları yerlere ye­niden büyük sayılarda dönmeleri önle­necektir.

Bu iki tedbir sayesinde ve aynı zaman-manda betondan esaslı istihkâmlar ve askerin barınıp yatmasına mahsus bi­nalar inşası suretiyle, Grammos emniyet kuvvetleri, kışı burada geçirecek ve Mil­letlerarası kanunun yeniden hududlarının sulh yoliyle muhafazasını teinin edecek derecede kuvvetlenmesine kadar, çete­lerin civar memleketlerden mühim mik­tarlarda yeniden sızmasını durdurmaya çalışacaktır.


Dün yakalanan çetecilerin verdikleri bil­giye göre, son genel taarruzdanberi çete­cilerin uğradıkları zayiat 7 bini bulmuş­tur. :.

Dün keşii hareketlerinde bulunan uçak­lar çetecilerin toplu bir halde Arnavut­luk hudutlarını serbestçe geçtiklerini tesbit etmişlerdir.

— Atina :

Kaçsn âsilerin silâhtan tecrit ve enterneedilmeleri için Balkan Komisyonu ve Yu­nan makamları tarafından Yunanistan'akomşu devletler nezdinde yapılan te­şebbüslerden hiç lı'.r . netice beklenme­mektedir.

Bu teseb'büsler sadece 21 Eylûl'de Paris'­te yapılacak olan Birleşmiş Milletler Ge­nel Kurul toplantısında Yunan tezini kuvvetlendirecekşeylerdir.-

1 Ekim'e kadar tatil yapması kararlaştı­rılan meclisin tatil devresi 1 Kasim'a kadar uzatılacak ve bu suretle hüküme­tin Birleşmiş Milletler tartışmalarını ta­kip edebilmesi serbestliği sağlanacaktır. Kabinede yeralmış olan halkçı liberal­lerle hükümet arasında iç meselelerdeki. anlaşmazlıklar yüzünden bazı bakanla­rın veya kabinenin değişmesi müzakere­leri de meclisin tatili dolayısiyle tehir edilmişolacaktır.

Bu suretle önümüzdeeki iki aylık devre Grammos'un temizlenmeesîne ve Millet­lerarası siyasî.sahalarda bu zaferden fay­dalanmağa hasr^dilccektir.

Gramnıos Dağının temizlenmesi bittik­ten sonra şakilere en büy iik darbe indirilmiş olacaktır. Bununla beraber çe­teler tamamen ortadan kaldırılamayacak­tır. Filhakika resmî rakamlara göre. yekûnu 20 bin 500 olan çetecilerden an­cak on bin kadarı Grammos'da tutun­maktadır. Diğer onbin beşyüzü. Yunanis­tan'ın diğer'kısımlarına dağılmıştır. Bun-îardan onbini Batı Trakya'da, bin yedi-yüzüDoğuveüçbinAlüyüzümerkezî Makedonya'da, binsekizyüzü Epirlde, bin-beşyüzü Merkezî Yunanistan'da, dÖrtyüzü adalarda ve ikibin beşyüzü "da Peiopo-nez'dedir. Beklenmedik herhangi bir hâ­dise çıkmadığı takdirde gelecek sene bun-lariiîtemizlenmesidahakolayolacaktır.

14 Ağustos 1948

—Atina :

Milli Ordunun Gramrnos dağlarındaki harekâtı hakkında bu sabah yayınlanan reı.mî tebliğde ordu birliklerinin dün de cephenin bütün kesimlerinde ileri hare­kâta devam ettikleri ve hava kuvvetle­riyle- sğır toplar israfından geniş Ölçüde dert eklendikleribildirilmektedir.

Ordu birlikleri bozguna uğratılan çete­cilerle teması muhafaza etmeye çalış­maktadır.

Gr'mmos cephesinin Güney kesiminde savaşan millî ordu birlikleri dün muhte­lif noktalardan Ssrandaporo Nehrini geç­mişlerdir. Bu bölgede dün öğledenberi 1234 rakımlı tepenin yamaçlarında çe-ciierieçetin,çarpışmalarolmaktadır.

Bu arada orduya bağlı uçaklar 1843 ra-kımîi tepenin yamaçlarında bulunan çe­tecilerin büyük malzeme depolarını bom­balamışlarveateşevermişlerdir.

Dün cephenm Pogoni kesiminde milli ordu birliklerine teslim olan iki Arna­vut eri, Arnavutlar tarafından Yunan çete-iterine yapılan himaye ve gösteri­len müzaherete A r kıymetli malûmat vermişlerdir,

—Atina :

Dün cepheden Atina'ya denen Başbakan Şofulis gazetecilere verdiği bir demeçte, orüunuıı çetûcüşri yeneceğine güveni hiç bir zanıan sarsümadiğını ve şimdi ise or­dunun zaferi sağlam ve parlak bir şekil­ci :> el ia etrâsk ü :oro bulunduğunu söy-lamiş:ir.

Saşcakan, Grammos Dağındaki harekât sona erince derhal Peloponez'de bulunan çetecilerin imhasına başlanacağını ilâve etmiştir.

Hükümeti teşkileden iki büyük siyasî parti arasında anlaşmazlıklar baş göster­diğine dair ortada dolaşan haberler hakkında sorulan suale Başbakn Fofulis şu cevabı vermiştir.

Bu gibi işlerle uğraşacak vaktim yok. Şimdi hükümetin dikkat nazarı tamamiyle Grammos dağlarında . savaşan orduların zaferine çevrilmiş bulunmaktadır. Ha­rekâtın en yüksek gelişme devresinde bu gibi mânâsız soruların yeri yoktur.

15 Ağustos 1948

—Atina :

Liberal Halk Partileri arasında anlaş­mazlık başgcsterdiğine dair gazetelerde yayınlanan haberlerle ilgili olarak liberal parti Başkanı Sofulİs ile Halk Partisi Başkanı Çaldaris dün gazetecilere verdik­leri müşterek demeçte. Yunanistan'da komünizm yok edilmesine ve memleketin çetecilerin beliyesinden kurtarılmasına kadar iki büyük partinin işbirliği yapma­ya kesin olarak karar vermiş bulunduk­larını söylemişlerdir.

—Atina :

Bu sabah Genelkurmay Başkanlığı tara­fından yayınlanan resmî tebliğde, dün Grammos dağlarının kuzeyinde Nestori-on kesiminde ileri harekâtına devam eden ordunun Arnavutluk hududu civarında Lanohori ve Monofilo mevkilerinin Önle­rine kadar ilerledikleri sırada Arnavutluk topraklarına sığınmış bulunan çetecilerin hududun içinden açtıkları ateşle karşı­landığı bildirilmekte ve bu olayın Birleş­miş Milletler Tahkik Komisyonu üyeleri tarafından tesbit edlimiş bulunduğu be­lirtilmektedir.

Tebliğe göre, cephenin merkez kesiminde, Koniça'nın kuzey Batısında, Grammos dağlarının Kuzey Doğu yamaçlarında ve­rilen savaşlardan sonra 1620 rakımlı tepe ele geçirilmiştir.

Daha Güneyde Profitilya'nm kuzeyinde Starzos Tepesi de millî ordu kuvvetleri tarafından zaptedilmiştir.

Cephenin Batı kesiminde Teotoku böl­gesinde savaşan kuvvetler de 1Ö70 rakım­lı tepenin önlerine kadar sokulmaya mu­vaffak olmuşlardır. Çeteciler bu tepeyi büyük bir inatla savunmaktadırlar.

—Atina :

Genelkurmay Başkanlığının bir tebliğine göre hükümet kuvvetleri Epir'de Plikati'-nin batısında Orla Dağını ve Plikati'nin kuzeybatısında Arnavutluk hududunda 2169 rakımlı tepeyi işgal etmişlerdir. Aynı tebliğ 2169 rakımlı tepenin işgali için yapılan harekâtın ehemmiyetini te­barüz ettirmektedir. Burası GrammosV taki Markos ordularının Arnavutluk'tan iaşesini sağlayan yola hakim ehemmiyetli bir mavzi idi. Bu yol şimdi hükümet kuv­vetlerine mensup topçu bataryalarının ateşi altındadır.

16 Ağustos 1948

—Atina :

Grammos dağlarında millî ordunun hare­kâtı hakkında Genelkurmay tarafından bu sabah yayınlanan resmî tebliğde, mîl­lî ordu birliklerinin Epir cephesinde yeni başarılar kaydettiği bildirilmektedir. Dün Epir cephesinde ve Koniça'nın Kuzeyba­tısında ağır topların ve hava kuvvetlerinin sürekli bombardımanını müteakip şafakla beraber hücuma geçen Millî Ordu Birlik­leri çetin çarpışmalardan sonra çetecileri bozguna uğratmış ve Grammos'un sarp yamaçlarında yakıcı bir güneş altında cereyan eden süngü hücumu neticesinde bu dağların en yüksek tepelerinden sayılan 2169 rakımlı Orla Tepesini ele geçirmiş­lerdir.

Arnavutluk hududuna hakim bir durum­da olan Mavri Petra adlı bir tepenin millî kuvvetlerin eline düşmesiyle Aetomilica'-ya giden giden bütün ikmâl yolları artık ordunun kontrolü altına girmiş bulunu­yor. Aynı.zamanda, bu yüksek ve önemli tepeden Grammos dağlarının Doğusunda kalan kısımlarında yerleşmiş bulunan çe­tecilerin bundan Ayatrinada Manastırına toplamış oldukları yiyecek ve harp mal­zemesinden faydalanmalarına imkân kal­mamıştır.

—Atina :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildiri­yor :

Milleyetçiler anî bir baskın sonunda Ar­navutluk sınırında bulunan ve Grammos [andınenyüksektepesiolan2530 rakımlı tepeye Yunan bayrağını çekme­ğe muvaffak olmuşlardır.

—Atina :

Genelkurmay Başkanlığının yayınladığı tebliğe gere, 31 Haziran'dan 14 Ağustos'a kadar Grammos Dağı harekât cephesinde hükümet kuvvetleri 3950 kilometre mu-rabbai araziyi temizlemiş, bu suretle âsi­lerin işgali altındaki yerler 350 kilometre kare bir sahaya inhisar etmiştir.

Genet-al Markos birliklerinin elinde bu­lunan 130 köyden 115,i kurtarılmış, ayni devre zarfında âsilerden 2685 kişi ölmüş ve 1133 kişi esir edilmiştir. Hükümet bir­likleri 551 ölü, 2830 yaralı ve 30 kayıp vermişlerdir.

17 Ağustos 1948

—Atina :

Genelkurmay tarafından yayınlanan res­mî tebliğde, Grammos dağlarında harekâ­tın beklenmedik bir sür'atle gelişmekte olduğu ve ordu birliklerinin "dünkü ha­rekât esnasında büyük basarılar elde et­tikleri belirtilmekte ve dünkü gün ya­pılan harekât sonunda Grammos dağla­rının en önemli parçası île en yüksek tepelerini teşkil eden 2500 ve 2522 rakım­lı tepelerini ele geçirildiği bildirilmek­tedir.

TebFğda izah edildiğine göre, dün geç vakit ordu birlikleri bütün gün devam eden kanlı savaşlardan sonra Verma ve Likorçesi köyleriyle Patoma Tepesini ve Petra Tvîerka dağ silsilesini ele geçirmiştir. Güney'de, Markos'un eski karargâhı olan Aetcrailica'yı işgal eden Millî Ordu bîr-liklevi Grammos'un merkez kesiminde çetecilerin zayıf mukavemeti ile karşılaş­mış ve burada da birçok tepeleri ele ge­çirdikten sonra geç vakit Epir cephesin­den ilerleyen ordu birlikleriyle birleşmiş­lerdir.

Diğer taraftan Arnavutluk hududuna mu­vazi olarak ilerleyen ordu birlikleri dün 2169 rakımlı tepe ile Kukle tahkimli mev­kiini ele geçirmiştir.

Dünkü harekât esnasında çetecilerin ka­yıplarının ölü ve yaralı olarak 1500'ü ag-tığı tahmin edilmektedir. Askerî çevrelerin kanaatine göre, Grara-mos dağlarındaki harekâtın nihayet on günekadarsonaermesibeklenebilir.

18 Ağustos 1948

—Atina :

Ordunun harekâtı hakkında bu sabah yayınlanan resmî tebliğde, Grammos Da­ğında ilerleyen millî ordu birliklerinin dün de çetecilere karş: çetin savaşlar verdiği ve Arnavutluk hududuna hakim Grammos'un son tepelerinden olan 2075 ve 2192 rakımlı tepelerin zaptedildiğî bil­dirilmektedir. Tebliğde ilâve edildiğine göre, çeteciler bu tepelerin Strateji ba­kımından taşıdıklar; Önemi takdir ettik­lerinden dünkü savaşlarda büyük bir inatla karşı durmuşlar nihayet öğleden sonra süngü hücumuna kalkan millî kuv-vetelrin karşis.nda bozguna uğramışlar­dır.

Askerî uzmanların kanaatine göre. şim­di çeteciler, Arnavutluğa kaçabilmek için bir kaç günlük bir zamanla tek bir yola malik bulmuyorlar. Millî ordu birlikleri, dün ele geçirdikleri Grammos'un Arna-vukluğa hakim tepeleri üzerine ağır toplar yerleştirmiş bulunmaktadırlar. Bu suretle Arnavutluk hududuna giden yol ve geçi iler Millî Ordunun tam kontrolü altına germiş olacaktır. Cephenin Kuzey kesiminde Alevica'nın Güneybatısında ordu birlikleri ileri ha­rekâta devam etmiştir. Arnavutluk top­rakları içinden a;ılan top ve mitralyöz^ ateşine rağmen, dün hakim bir tepeyi ele geçirmeli ^urc'dyl^ mevkilerini sağ­lamlaştırmışlardır. Dün öğleden sonra bu ağır kayıpla* la geri püskürtülmüşlerdir. Dünkü harekâtta uçaklar da çetecileri bomba ve mitralyöz ateşine tutmak sure­tiyle ordu birliklerini desteklemişlerdir. Nakliye uçakları da muntazaman ve sis­temli bir surette ordunun gerilerine erzak ve malzeme bulunan binlerce paketi pa­raşütleatmışlardır.

—Atina :

Anadolu Ajans'nın özel Muhabiri bildi­riyor :

Grammos'un kaybı, çeteler için öyle bir darbe halinde tecelli etmektedir ki Mar­kosiçinvebütünkomünist isyan hare-

image013.gifketi için bunun eritici tepkilerinden her-han ;i bir suretle kurtulabilmek hemen imkânsıztelâkkiolunmaktadır.

Öğrenildiğine göre prestij en aşağı dere­ceye inmiştir. Bu yalnız partizanlar nez-dinde değil, fakat aynı zamanda hare­ketin komşu memleketlerdeki yabancı destekleyicileri nezdinde de kendisini göstermektedir. Yugoslavya'nın Bulkeş antreneman kampındaki son misafirleri de grammos'a göndermesi jestinde, bazı müşahidler, sıkışık durumdaki Marko'nm yardımına koşmak kadar Marko ile mev­cut esas bağı c!a çözüp atmak tehalükü­nü germektedirler.

Grammos'da halen çeteler elinde kalan 20C ilâ 250 kilometrelik küçük arazi par­çası, haddizatında nekadar dağlık olur­sa olsun, filiyatta uzun zaman müdafaa edilir, bir mahiyette değildir. Buradaki harekât, halen partizanların elinde bulu­nan Arnavutluğa giden son araç yolunun geçtiği Zlimnitsa düşer düşmez nihayet bulacaktır. Zlimnitsua. bugün Makedon-yadan gfelsn kit'alara 5 kilometre. Epir'-den gelen kıt'alara da 12 kilometre me­safededir ve daha şimdiden yunan top­çusunun aşırtma ateşi altındadır. Bazı emarelere göre, Markos, partizanları­nın kütle halinde Arnavutluğa ilticasın­dan ise küçük gruplar halinde civar Yu­nan bölgelerine sızmasını tercih eder gi­bi gözükmektedir. Çünkü söylendiğine göre, Arnavutlukta ikametin dahilî ve milletlerarası mahiyette bazı güçlüklerle karşılaşması ihtimali mevcuttur. Bundan başka bilhassa şu nokta esastır ki Mar-ko'nun ve bütün isyan hereketinin Doğu 1 bloku politikası ile münasebetierindeki mukadderatı, çetelerin bizzat Yunanis-tnnda göstermekte devam edeceği faa­liyete bağlı bulunmaktadır. Aksi takdirde, demir çember ötesinde kullanılan usul­leri bilen müşahitlerin düşüncelerine gö­re. Marko'nun İşin sonunda, Finlândiya-claki Koskinon ve Azerbaycan'daki Peş-vari'nin mukadderatına uğraması müste-bat değildir.

Yunanistan'a sızma lehine üçüncü bir sebep de, Grammos harekâtı biter bitmez Marko'ya nakledilecek iki üç tümenle tahminlere göre, Ekim ve Kas; m d?, bu bölgedekiçetelerekarşıciddiharekâta geçileceğidir. Mora'da miktarı 2500 ilâ 3000 tahmin edilen çeteciler, alman ha­berlere göre, şimdiden çok endişelidir­ler, ve acele surette yardım istemektedir­ler. Çünkü harekât başladıktan sonra, belgenin aykırı coğrafi durumu sebebile, Mora'claki çetelere esaslı yardım çok güç yapılabilecektir.

Fakat, asîisrî eksperlerin düşüncelerine göre, bugün grammos da çeteciler ara­sında herhangi bir emrin duyulabilmesî ve harfi harfine tatbik edilebilmesi ianıa-miyleimkânsızdır.

Bugünkü durum karşısında Atina'da ko­münist temayüllü tanınan kimseler, şimdiden «komünizm yalnız Marko demek değildir» sözlerini ileri sürmek ve bu sure'de çetecilik hareketinin önüne geçil­mez surette infisahını kabul ederek ana fikrin tezahürlerinden birisi ile ayırmaya çalışmaktadırlar. Müşahitlere göre, bu hadise, hakikî demokrat Yunanistan'ın yak:n tam zaferini gösteren* en kıymetli emaredir.

Bununla beraber, bütün bu iyi emarelere rağmen şu. ciheti de kaydetmek gerektir ki, halen memlekette 10 ilâ 15 bin parti­zanı bulunan çetelere karşı mücadele, önümüzdeki sene de devam edecektir. Kök salın: ş olan bu afetin katî surette sökülüp atılması, belki de, daha birçok sene isteyecektir. Yalnız, eğer Milletler­arası ihtilatlar olmazsa, Yunan çeteciliği, geçen senelerdeki genişliğini bundan böyle artık hiçbir zaman bir daha ala­mayacaktır.

19 Ağustos 1948

— Atina :

Millî ordunun harekâtı hakkında bu sa­bah yayınlanan resmî tebliğde, miîlî or­du birliklerinin Pergos'tan Arnavutluk hududuna giden yolu kesmek için dün bütün gün şiddetli hücumlarda bulun­dukları, Arnavutluk topraklarına giden bu son yolun da kesildiği takdirde çev­rilmek tehlikesinde bulunan beşbîn kadar çetecinin bu1 son harekâtı sırasında şim­diye kadar görülmemiş bir inatla savaş­tıkları bildirilmektedir. Cephenin diğer kesimlerinde millî or­dubirliklerininsongünlerdeGrammos

image014.gifimage015.gifimage016.gifdağları üzerinde ele geçirdikleri yeni mevkilerden bütün yönlere doğru ileri hareketlerine devam ederek 1166 rakımlı tepenin etrafında dün ı çetecileri süngü hücumu ile bozguna uğratmışlar ve küt­le halinde firar etmekte olan çete grup­ları ile teması kesmemek için bunları durmadantakipetmişlerdir.

Son dakikada Millî Savunma Bakanlığı­na cepheden gelen bir habere göre, millî ordu birlikleri dün gece yaptıkları anî "bir baskın neticesinde bu sabah saat dört buçukta Grammos dağlariyle Sker-ca arasında Arnavutluğa giden yola hâ­kim bulunan tahkimli bir tepeyi ele ge­çirmişlerdir. Atina'da askerî çevrelerin kanaatine göre bu tepenin millî ordu birlikleri tarafından ele geçirilmesi çete-■cilerin durumunu, son derece güçleştire­cektir.

Cephenin çeşitli kesimlerinden bu sa­bah gelen telgraflara göre henüz Yunan topraklarında bulunan çeteciler millî ordunun Arnavutluk hududuna ulaşma­sına engel olmak ve ileri harekâtını güçlt:.-1 irmek maksadiyle son bir gayretle savaşmakta ve kendilerine yeni bir mü­dafaa hattı kurmaya çalışmaktadırlar. Bilhassa Grammos dağlarında bu mev­kilerin arızalı olmasından faydalanarak millî ordu birliklerine karşı baskınlar ve karşı hücumlar yapmak suretiyle vazi­yetlerini kurtarmağa çalışmışlar ise de, ordunun İhtiyatlı hareket etmesi, bun­ların plânlarını altüst etmiştir. Dün ya­pılan bütün cephelere şâmil askerî ha­rekât, tam bir başarı ile devam etmek­tedir. Dünkü harekât sırasında yakala­nan çeteciler, âsiler arasında disiplin kalmadığını söylemişler ve bazı bölge­lerde panik alâmetleri görüldüğünü itiraf etmişlerdir.

20 Ağustos 1948

■ - Atina :

Anadolu Ajansının Özel Muhabiri bildi­riyor :

Çetecilerin Grammos dağı zirvelerindeki belli başlı bütün mukavemetleri berta­raf edilmiştir. Hükümet kuvvetleri boz­gun halinde kaçan çetecileri kuzeye doğ­rutakipetmektedirler.Artıkkuşatma noktaları tamsmiyle belirmiştir.Gram­ mos savaşları pratik olarak sona ermiş­tir. Şimdi esaslı mesele mümkünolduğu kadarfazlaesiralmaktır.

21 Ağustos 1948

—Atina :

Yunan ordusunun gizli istihbarat kay-naklarmdan bildirildiğine göre, Markos'a mensup Vahidas çeteleri Arnavutlukta yeniden toplanarak Grammos'un doğu dağlarında ikinci bir hür Yunanistan kur­mayıtasarlamaktadırlar.

BaşbakanSofulisneşrettiğigünlükbir emirdeGrammossavaşlarınıntambîr

muvaffakiyetle sona erdiğin: beyan et­miştir.

Daha ihtiyatlıbir lisan kullanan askerî müşahitleriseçarpışmalarınsonsafhaya girmiş olduğunu ve muhtemel olarak bir kaç güne kadar sona-ereceğinibildir- . inektedirler.

—Atina :

Genelkurmayın bir sözcüsü bugün yap­tığı bir demeçte, doğu ile batıda bulunan birliklerin çok noktalarda ezcümle Fo-usia köyü île Psiotaika Psorisrika dağı üzerinde birleşmiş olduklarını söylemiş ve partizanların işgal etmekte oldukları sahanın 20 kilometre murabbama inhi­sar etmiş olduğunu ve Alıakmon vadisi­ne sıkıştırılmış olduklarını açıklamıştır. Sözcü sözlerine devam ederek, ordunun Pyrgos bölgesinde batıda İannokhori'den Kouria'ya kadar uzanan sahada iki tu­gaya kifayet edecek derecede silâh ele geçirdiğiniilâveetmiştir.

Dün gece uçaklar takriben 1500 kişiden mürekkep iki kafilenin Slimnitsa Vadisi boyunca Arnavutluk sınırlarına doğru çekilmekteolduğunubildirmiştir.

Kafilelor bu sabah Pespa gölü civarında bulunan Vitsiden yeniden Yunan toprak­larına girerken uçaklar tarafından görül­müştür.

Pindos bölgelerinde hiç bir çetecinin kal-şi kesin ve parlak bir zafer kazandıkları, bu suretle bu bölgelerdeki harekâtın ba­şarı ile sona ermiş bulunduğu ve Gram­mos dağlarının ormanlık bir kaç bölge-sindun çevrilmiş bulunan çeteci toplu­luklarından başka Grammos ve Kuzey Pindos bölgelerinde hij bi rçetecinin kal­madığı bildirilmekte ve şöyle denilmek­tedir :

Alevica'mn Batı ve Kuzeybatı bölgele­riyle Arnavutluk hududu arasında çete­cilerle ordu birlikleri arasında dün geç vakte kadar devam eden çarpışmalardan sonra her tarafta bozguna uğratılan çe­tecilerden teslim olmıyanlar yokedilmiş ve bu suretle hududa kadar olan bütün bölgeler çetecilerden tamamiyle temiz­lenmiştir. Millî Ordu parlak ve kesin za­ferinden sonra Arnavutluk'la hudut ka­rakolları tesis etmiş ve bu suretle Ar­navutluğa barınan çetecilerin tekrar Yu­nan topraklarına dönmelerine mâni ol­mak için gerekli tedbirler alınmıştır.

Dünkü harekât esnasında ordunun eline yüzden fazla havan topu, yüzlerce mitral-yöz. otomatik tüfek ve binlerce tüfek, elbombasi ve mermi keçmiştir.

Grammos Dağındaki son harekât esna­sında çetecilerin karargâhirun nakledil­diği mevkilerdeki arşivleri de Millî Or­dununeline geçmiştir.

Şimdiye kadar tetkik olunan evraktan çetecilerle Arnavutluk arasında yapılan işbirliğine dair kesin ve itiraz kabul et-miyeztdelillereldeedilmiştir.

Cepheden alman muhabir telgraflarına göre. geçen hafta içinde Arnalukluğa ka­çan çetecilerin adedi 3000 kadar tahmin edilmektedir.

— Atina :

Grammos cephesinde kahir bir mağlûbi­yete uğrayan çeteciler yeniden taarruza geçmek ve bazı eyalet şehirlerini, bu me-yanda Kastorio'yu bombardıman etmek imkânını bulmuşlar ve komünist kuvvet­lere iltihaklarım temin için bir kısım gençleri kaçırmışlardır.

Âsiler kafilelere hücum etmişler, yollara mayınlar döşemişler ve su depolarım ber­havaetmişlerdir.Çıkanyangınlardanenfazla zarar gören yer Yenişehir, Tırhala* ve Kardiça olmuştur.

Atina'nınKuzeybatıbölgesinde,Yenişe­hir-Tırhalayoluüzerindeki Yunanis­tan'a yardım bürolarını soyan âsiler Ame­rikanbayrağınıda parçalamışlardır. Çeteciler bubölgedeçalışmaktaolaiu Amerikanmütaahhitlerininotomobilleri­ne de ateş açmışlarsada yaralanan ol­mamıştır.

25Ağustos 1948

—Atina :

Memurların maaşlarının artırılması, Yu­nana Hükümeti ile Amerikan Yardım Heyeti arasında ihtilâf çıkmasına sebep olmuştur.

Filhakika, bu konuda, hükümet tarafın­dan alman karara karşı sabahleyin Ame­rikan Büyükelçisi Hükümetin muvafaka­tini bildirmiş fakat akşam üzeri Ameri­kan Heyeti iktisadî müşaviri durumu tek­rar incelemek niyetinde olduğunu bildir­miştir.

Eleutheria Muhabirinin kendisine sordu­ğu bir suale Çaldaris!in şu cevabı vermiş olduğu bildirilmektedir.

Bu şartlar altında devam edemeyeceğim. Başkaları müzakerelere devam etsinler.

—Atina :

Ordunun harekâtı hakkında bu sabah yetkili makamlara gelen telgraflarda, Mil­lî Ordu birliklerinin Grammos dağların­da dağınık bir halde kalmış olan çeteci­leri temizlemekle meşgul olduğu, bu me-yanda dün Komniades bölgesinde yüzden fazla çetecinin yokeldildiği ve 300 çete-. cinin ds esir edildiği bildirilmektedir. Cepheden alınan muhabir telgraflarına göre, Arnavutluğa sığınmış bulunan çe­tecilerin ayrı topluluklar halinde ve gece karanlığında nistifade ederek tekrar Yu­nan topraklarına girmeğe teşebbüs ettik­leri, fakat uyanık bulunan ordu birlikle­rinin buna meydan vermediği anlaşılmak­tadır.

26Ağustos 1948

—Atina :

MillîOrdununGrammosdağlarındavememleketin diğer bölgelerindeki harekâ­tı hakkında bu sabah Genkurmay tara­fından yayınlanan tebliğde Batı Make­donya'da Kaptan Yanuli komutasındaki 800 çetecinin yokeldilmesi için bu bölgede dün harekete geçen ordu birliklerinin çe­tecileri bozguna uğrattığı ve Arnavutluğa barınmış olan çeteeiİerin tekrar Yunan topraklarına geçmek için yaptıkları te­şebbüsün ağır kayıplarla geri püskür-tüldüğü, Grammos dağlarının bazı böl­gelerinde dağınık bir halde kalan çe­tecilerin temizlenmesi işine devam edil­mekte olduğu bildirilmektedir.

—Atina :

Hükümet kuvvetleri Genelkurmayı bil­diriyor :

Hükümet kuvvetleri merkezî Makedon­ya da Yugoslav hududu yakınlarında Bay­ma çatal bölgesinde temizleme hareketle­rine başlamışlardır. Batı Makedonya'da Kastorya'nm Kuzeydoğusunda bir çok çetecimevzileri işgaledilmiştir.

Merkezî Epir'de Suli Dağı bölgesinde sa­vaşlar devam etmektedir.

—Atina :

Bu sabah Atina'da asılan üç komünistten biri, General Markos'un çeteci hükümeti üyelerinden Miltiyadis Portiopulos'un Kâtibasei Sideropulos isminde bir kadın­dır.

Sideropulos, üç gün evvel Atina'da bir Askerî Mahkeme tarafından vatan hain­liği ve çetecilerin isyanına iştirak suçla­rındanölümemahkûmedilmiştir.

Asılan diğer iki komünist de ayni suç­ları işlemekten mahkûm olmuşlardır.

—Atİna :

Yunan ordusunun bundan sonraki hare­kâtı, Mora Yarımadasının âsilerden te­mizlenmesinden ibaret olacaktır. Bundan başka, Yunan ordusu aynı zamanda mem­leketin diğer kesimlerinde de âsilere kar­gı mevzii hareketlerine - devam edecktir. Başbakan Sofulis'in Mora Yarımada'sım buradaki harekâtın başlamasından evvel ziyaret etmesi muhtemeldir.

27 Ağustos 1948

— Atina :

Yunan Ordusu. Kuzeyde kazandığı za­feri tamamlamak üzere, memleketin Gü­ney bölgelerindeki çeteci gruplarına ta­arruza geçmeğe hazırlanmaktadır. Genelkurmay İkinci Başkanı General Ste-lios Kitrlakis, Yunan Arnavutluk hudu­dunda Grammos Dağı savaşlarını başa­rı ile idare etmiş askerî şef olarak telâkki edilmektedir. General Kitrilaks, çeteci­lere karşı Peloponez Yarımadasında gi-rişilecek taarruzun plânlarını hazırlamak­tadır. "

Yunan Başbakanı Sofulis, taarruz hare-kât:n-n başlamasından evvel Tripolis, Patras, Pirgas ve Korent şehirlerine ya­kındabirziyarettebulunacaktır.

Sanıld?ğ:na göre, bu bölgedeki çetecile­rin sayısı üçbins yakındır. Bu çeteciler son günlerde demiryollarına vesair mu­vasala katlarına karşı hücumlarda bulun­muşlardır. Alman raporlara göre. çeteci­ler çapulculuk ve zorlama hareketlerinde bulunmuşlar ve bazı mahallerdeki köprü ve bu depolarını atmışlardır. Diğer taraftan bildirildiğine göre, çete­ciler kendi ordularında kullanmak üzere yüzlerceköylüyüabpgötürmüşlerdir.

— Atina :

Bu sabahki Atina gazetelerine göre, me­mur maaşlarına zam yerine yiyecek ve giyecek maddeleri dağıtılmak suretiyle memurların tatminine dair hükümet ta­rafından alınan karara karşı bütün memur ve müstahdemler bü'likleri protestoda bu­lunmuşlardır.

Bu mesele ile ilgili olarak Başbakan So­fulis dün gece gazetecilere verdiği bir demeçte, memur isteklerinin haklı oldu­ğunu kabul etmekle beraber şimdilik memur maaşlarına zam yapılmasının im­kân dahilinde olmadığını söylemiş ve fi­yatların yükselmesini sonuçlıyacak olan zam yerine memur ve müstahdemlere yiyecek ve giyecek maddelerinin veril­mesiyle kısmen olsun memurların geçim durumunun düzelebileceğini ilâve etmiş­tir. Baş cakan, memurlar için yakın bir zamanda daha elverişli şartların meydana gelebil ;c:ğîneinandığını söylemiştir.

—Atina :

Yunan Millî Savunma Bakanı General Stratos, Bulgaristan'la Arnavutluğun Grammos kesimindeki savaşlar sırasında çetecilere yardımda bulunduklarına dair hükümetin emrinde müsbet deliller ol­duğunu söylemiştir. General, 19 Ağus-tos'ta Belasitsa kesiminde küçük bir Bul­gar çetesinin Yunan millî kuvvetlerine karş: savaştıkları tesbit edildiğini ve çar­pışmalar sırasında Boriscakof adında bîr Bulgar erinin yaralanarak esir düştüğü­nü ve bu erin mensup olduğu Bulgar çetesi hakkında bilgi verdiğini ilâve et­miştir.

Bakan, çetecilere karşı harekâtın ne za­man sona ereceği hakkında bir şey söy­lememiş ve fakat önümüzdeki yılbaşın­dan itibaren çetelerin. Yunanistan'ın ba­ğımsızlığım tehdit edemez bir hale gele­ceklerini belirtmiştir.

28 Ağustos 1948

—Atina :

Millî Ordunun Kuzey Yunanistan'daki harekâ ti hakkında bu sabah Genelkur­may tarafından yayınlanan resmî tebliğ­de. Grammos ve Pindos dağları çeteciler­den temizlendikten ve Arnavutluk - Yu­nanistan hudutlarında karakollar tesis edildikten sonra mülî ordu birliklerinin dündenberi Yunanistan .- Yugoslavya hudutları yakınlarında bulunan Veles ve Kaymakealan Dağ silsilelerinin Çena böl­gelerindeki çetecileri temizlemek ve hu­dutta harakollar kurmak maksadiyle bir çok kollardan hücuma geçtikleri, kay-makçalan dağlarındaki çetecileri bir çok tepclarden attıkları ve hava kuvvetleri ağır toplar tarafından desteklenen or­du birliklerinin Yugoslav hududuna doğru ileri harekâtta devam ettikleri bildiril­mekte ve Baros Dağında bozguna uğra­tılan çetecilerin yok edildikleri ilâve olunmaktadır.

Grammos dağlarını temizlemekte bulu­nan Millî Ordu birlikleri Lianohori bölgesinde Yugoslav alâmetlerini taşıyan 7,5:luk iki yeni topelegeçirmişlerdir.

—Atina :

Genelkurmay Başkanlığı tebliği : MerkezîMakedonya'da,Yugoslavyahu-dudu civarında, Kaymakçalan kesiminde harekât devam etmektedir.

Kuvvetlerimiz çetecilerin ellerinde bulu­nanbirçoktepelerişgaletmişlerdir.

Batı Makedonya'da Kastoria şehri Ku­zeydoğusunda mahalî mahiyette hareket­ler devam etmektedir.

Peloponez'de, çeteciler Patras'a 10 kilo­metre mesafede Vrahneika kasabasına hücum ederek istasyonu ve müteaddid binalarıyağmaetmişlerdir.

29 Ağustos 1948

— Atina:

Grammos Dağındaki harekât esnasında Arnavut topraklarına kaçan 1200 çeteci­nin sonradan tekrar Yunanistan hududu­nu geçtikleri ve sabotaj hareketlerinde bulunduklarıtesbitedilmiştir.

Diğer taraftan yakalanan yaralı bir Bul­gar neferinin ifadesine göre. 40 erden mürekkep bir Bulgar müfrezesi Yunan hududunu geçerek Yunan toprakları içinde bir tepeye yerleşerek Yunan as­kerlerine karşı ateş açmıştır. Cereyan eden çarpışmalar sonunda müfreze bir yaralı bırakarak tekrar Bulgaristan'a kaç­mıştır.

Arnavutluk ile Bulgaristan'ın, siyasî ih-tilatlara sebebiyet vermesi muhtemel olan bu hareket tarzı, Yunan temsilcisi tara­fından Birleşmiş Milletler Genel Sekre­terliğine sunulan bir raporla protesto edilmiştir.

— Atina :

Ordunun harekâtı hakkında bu sabah yayınlanan resmî tebliğde, millî ordu birliklerinin Kaymakçalan, Gastorya ve Epirin sulu bölgelerinde çetecilere karşı temizleme hareketlerine devam ettikleri bildir ilmktedir.

Dün Kaymakçalan bölgesinde yakala­nan çeteciler arasında Markos'un en ya­kın arkadaşları da bulunmaktadır. Bun­ların verdikleri ifadelere göre, Sovyet Rusya silâh ve harp malzemesi vermek suretiyle çetecilere yardımda bulunmuş ve bu malzemeyi Yugoslavya ve Arna­vutluk vasıtasiyle göndermiştir. Esir çete-reisleri21 Ağustos'tanberiyayınlanan emirnamelerde Kaptan Markos'un imza­sı bulunmadığım da teyit etmiştir.

—Atina :

Yunan Hükümet kuvvetlerinden bir kıs­mı, başka bölgelerdeki çeteci mevzilerine karşı taarruza geçmek için Grammos Dağı bölgesindenayrılmışlardır.

Balkanlardaki B. B. C. Muhabirinin bil­dirdiğine göre. Hükümet ordusunun he­defi, kış gelmeden evvel Arnavutluk hu­dudunuçetecilerden temizlemektir.

Çeteciler tarafından «hür Yunan Radyo­su» olarak isimlendirilen Markos'un rad­yo istasyonu dün akşam yayınladığı bir tebliğde, ordunun yeniden teşkilâtlandı­rılması ve Markos ordusunun siyasî ve askerî kurulunun gözden geçirilmesi için yüksek bir askerî şûra kurulduğunu bil­dirmiştir.

30 Ağustos 194S

—Atina :

Miliî Ordu birlikleri bugün Kaymakça-lan dağlarında mühim tepeler ele geçir­mekle bu belgelerde temizleme işlerinde Önemli başarılar sağlamışlardır. Askerî çevreler, Arnavutluk, Yugoslavya ve Yu­nan hudutlarının birleştikleri sınır kesi­minde faaliyette bulunan çetecilerin 3000 kadar olduğu tahmin edilmektedir.

Genelkurmay Başkanlığının bugün ya­yınladığı bi- cebliğe göre, millî ordu bir­likleri mühim bir silâh deposu ele ge­çirmişlerdir. Bu depoda, iki milyondan fazla mermi. 1800 silâh, 500 otomatik tü­fek ve daha birçok çeşitli harp malzemesi bulunmuştur.

—Atina :

Ordunun çetecilere karşı temizleme ha­rekâtı hakkında bu sabah yayınlanan resmi tebliğ, dünkü harekâtta mîllî kuv­vetlerin Yugoslav hududuna yakın böl­gelerde şiddetli çarpışmalardan sonra çe­tecileri tam bir bozguna uğrattıklarını ve iki noktada Yugoslav hududuna ulaştık­larını bildirmektedir. Çetecilerin dağı­nık ve perişan bir halde kaçtıkları tesbit edilmiştir.

Epir ve Teselya kesimlerinde ufak, tefeçete grupları görülmüş ise de, bunlar da derhal temizlenmiştir. Peloponez'de harekât başlamak üzeredir. Her gün Patras ve Kalames'a bölgelerinde ağır toplarla diğer harp malzemesi ve-ordu birlikleri yığınakları meydana geti­rilmektedir.

—Atina :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildiri­yor :

Miilî Ordunun yeni taarruzu bu sabah-Florina - Kastoria - Nestoryon ve Prespa Gölü arasında Vitsi Dağı bölgesinde tak­riben 2000 kilometre mürabbaı bir sahada başlamıştır.

Bu sahada halen çoğu Grammos'tan ve Görice yoluyla Arnavutluk'tan gelen 30O kadar çeteci vardır.

Sanıldığına göre Markos, önümüzdeki se­ne bu bölgede üç hudut noktasının birleş­tiği bir yerde arkası hududa dayanan yeni bir Grammos meydana getirmek ni­yetinde idi. Söylendiğine göre Markas'-un bu plânını akim bırakmak için bu böl­gede halen Millî Ordunun üç tümeni ha­rekâtta bulunmaktadır.

Arnavutluk - Yugoslavya hududu boyun­ca yapılan harekâtın heyeti umumiyesiy-îe birlikte mütalâa edilen geniş ölçüdeki bu harekât, Yunan Genelkurmayının, önü­müzdeki Eylûl'de Paris'te yapılacak ve Yunan meselesini yeniden müzakere edecek olan Birleşmiş Milletler Kurulu toplantısından evvel Yunanistan'ın Ku­zey hududunu kontrol altına alabilmek için yazın son haftalarında faydalanmak niyetinde bulunduğunu açıkça göster­mektedir.

Peloponez bölgesine gelince, görünüşe göre, kuzeyindeki harekâta, kış dolayı-siyle nihayet verileceği tarihe kadar Pe­loponez bölgesmdeki harekât geri bıra­kılmıştır.

31 Ağustos 1948

—Atina:

Anadolu Ajansının öze lmuhabiri bildi­riyor :

Atina dahilinde tatbik edilmekte olan sı­kı yönetimin devamına askeri durumdaki songelişmeler üzerinelüzum kalmamış

olduğundan bunun pek yakında kaldırı­lacağı sanılmaktadır.

Bilindiği gibi bu sıkı yönetimin tedbi-bine o zaman merkezî Yunanistan'da ten­kiline başlanan çetecilerden bazılarının Atina'ya sızmasına meydan vermemek için baş vurulmuştu.

Bununla beraber sıkı yönetimin kaldırıl­ması keyfiyeti, önümüzdeki Cuma günü yapılması tasavvur edilen memurlar gre­vinin göstereceği gelişmeye başlı bulun­maktadır.

Tasavvur edildiği gibi bu grev yapılacak olursa sebep olarak maaşların hayat pa­halılığı ile mütenasip fbîr hadde çıka­rılması istediği ileri sürülecektir. Hükü­met ise bu isteği, enflâsyona meydan ve­rilmemesi bakımından Amerikan uzman­larının İsrarı üzerine yerine getireme­mektedir.

Şimdiki şartlar altında millî menfaatler için çok zararlı olacak olan bu grevi ön­lemek üzere halen büyük gayretler sarf edilmektedir.

24 Ağustos 1948 — Tahran :

Tahran'daki Yugoslav Elçisi Alihodzic'-le elçilik mensuplarının, «Tito Diktatör­lüğünü * protesto etmek üzere 20 Ağus­tos'ta istifa etmiş olduklarını açıklamiş-tjr. Elçi, bugün yayınlanan 20 Ağustos tarihli demecinde Kominform tarafından yapılan tebliği tasvip ve Yugoslav Ko-.komünist Partisini takbih ederek, son Yugoslav kongresinin Tito ve Rankoviç1-in diktatörlüğü altında ve bir tedhiş ha­vası içinde cereyan ettiğini söylemiştir. Elçî, Yugoslav komünistlerinin dünya ko­münistleri arasında bir ayrılık meydana getirdiklerinisözlerineilâveetmiştir.

27 Ağustos 1948

—Atina :

Yugoslav Ajansı tarafından bildirildiğine göre, Zagreo Hırvat Yüksek Mahkemesi, casusluk yaptıklarından dolayı "Ustası»' Hırvat teşkilâtına mensup 43 üyeyi ida­ma mahkûm etmiştir. Bunlardan yirmisi asılacak ve yirmi üçü kurşuna dizilecek-tir.

—Belgrad :

Tanjug Ajansının bildirdiğine göre, Yu­goslav Dışişleri Bakanlığı, Macaristan'ın Belgrab Elçisine bir nota tevdi etmiştir. Bu notada, Macaristan'ın Yugoslav aleyh­tarı politikasından şikâyet edilmekte ve .şöyledenilmektedir :

Bu hareket, iki memleket arasında imza edilmiş olan dostluk antlaşmasına muha­lif olduğu gibi. mutad milletlerarası mü-.nasebetler bakımından da tecviz edilemez.

30 Ağustos 1948

—Londra:

Dün Belgrad sokaklarında büyük mik­tarda Yugoslav asker ve işçileri Mareşal "Tito'ya karşı sadaketlerini teyit eden ha-raketlî gösteriler yapmışlardır.

- York Times Muhabirinin Belgrad'-tan bildirdiğine göre, Yugoslavya ile kom­şu komünist memleketler arasında, geçmiş .yıllar içinde büyük bir tantana iğinde -aktedilmiş olan bir sıra anlaşmalar ger-

çekte yürürlükten çıkarılmıştır. Bu, ko­minform ile Yugoslavya'nın komünist şefleri arasındaki anlaşmazlığın bir so­nucudur.

Sovyetler Birliğinin arzusu üzerine DoğuAvrupa memleketleri arasında aktedilmişolan bu anlaşmalar, vakıa resmî surettefeshe dilmemiştir, fakat, fiiliyatta bun­lar hükümsüz bîr hale gelmiştir.Observer Gazetesi, Yugoslavya'daki du­rum hakkında bir makale yayınlamıştır.Makalenin yazarı, eskiden bu memleket­te muhabir olarak çalışmış olan ClaraHolimbord'dur. Mareşal Tito ile Sovyet­ler Birliği arasında son defa çıkan ihti­
lâfın sebebi, Tito'nun kendi ordusunuelinde tutmak hususunda vermiş olduğu
kesin karardır. Muhabirin kanaatince,Yugoslav ordusunun rolü, Sovyet ordu­suna bir yardımcı olmaktı. Fakat, bu,Tito'nun görüşüne uymuyordu. Ordu,partizan gruplarından doğmuş ve kendi­si tarafında nvücude getirilmiş, bilâhareharp arkadaşları tarafından tamamlanmış bir eserdir. Tito, ordusunun kuvvetli vebağımsız olmasını, Ruslarca, teçhiz olun­makla beraber kendi komutasında kal­masını istemiştir.

—Belgrad :

Üç bin Yugoslav komünist kendi lider­lerine karşı kominform tarafından yapı­lan hücumu reddetmek için Perşembe günütoplanacaklardır.

Şeflerine karşı sadakat tezahürlerine bir vesile teşkil edeceği şüphesiz olan Yu­goslav komünist partisinin birinci millî kongresi, eski muhafız subayları pavyo­nunda toplanacaktır. Bilindiği gibi iki se­ne evvel ölüme mahkûm edilen ve kur­şuna dizilen General Draja Mihailoviç'in muhakemesi bu pavyonda cerayan et­mişti.

31 Ağustos 1948

—Belgrad :

Kabinede vaki değişiklikler neticesinde, Komünist Partisine mensup olmayan Dış­işleri Bakanı Stanova Simiç vazifesinden alınmış ve Devlet Bakanı tayin edilmiş­tir. Yerine aynı zamanda Başbakan Yar­dımcısı olarak Komünist Eduard Kardelj getirilmiştir.

Durumun vahametini müdrik olan Bir­leşmiş Milletler aracısı isveç'e gitmek­ten vaz geçerek Orta - Doğu'dan uzak­laşmakkararındadır.

Bernadotte, Arap müetecİleri meselesüe Kudüs'ün silahsızlandırılması işini gö­rüşmek üzere Nokrası Paşa ve Azzana Paşa ile temaslara geçmiştir. Arap Birliği Kudüs'ün idaresi için bü­tün cemaatlerin . temsilcilerinden müte­şekkil dinî bir komite kurulmasını tek­lif etmiştir. Bernadotte, bu teklifi Lake Success'e ' bildirmeyivaadetmiştir.

Müzakere edilmekte olan meseleleri sür'-atle halletmek arzusunda bulunan Ber­nadotte, bu görüşmelere devam etmek için iskenderiye'den Hayfa'ya gidecektir. Filistin'deki görevinin neticelerini Bir­leşmiş Milletler Kuruluna şahsen' bildir­mek üzere Bernadotte'un Eylülde Paris'e gitmesimuhtemeldir.

5Ağustos 1948

—Tel - Aviv :

İsrail Devleti Dışişleri Bakanı Shertok, Salı günü Hayfaya inen ingiliz uçakları­nın bu hareketini Birleşmiş Milletler nezdinde protesto etmiştir. Bakan, bu hareket tekerrür ettiği takdir­de, mürettebatın esir edileceğini, fakat bu defalık uçakların benzin almalarına ve Beyrut'a dönmelerine müsaade edil­miş olduğunusöylemiştir.

6Ağustos 1948

—İskenderiye :

Mısır siyasî çevreleri İsrail Hükümetinin Arap ve Yahudiler arasında barış müza­kerelerine girişilmesini teklif ettiğini ha­ber alıncahayret duymuşlardır.

Arap Birliği Genel Sekreteri Azzam Pa­şa,bu haberiduyunca şöyle demiştir; Şimdilik bu hususta herhangi bîr yorum­lamada bulunmayı arzu etmiyorum. Mısırlılar halen üç gün süren şeker bay­ramıtatiliiçindebulunduklarındanbu müddetzarfındaresmîçevrelerdenbu meseleetrafındatepkibeklememeklâ­zımdır.

Bununla beraber müşahitlerin çoğu Arapların, Yahudi tekliflerini ciddiyetle inceleyeceklerini ,-' sanmaktadırlar. Arap Birliği siyasî komitesinin toplantıya da­veti mümkün olduğu kadar, Arap Dev­letleri şefleri arasında bir buluşma vu­kuuihtimali de vardır.

7 Ağustos 1948

Londra:

Jsrail Hükümeti namına Shertok tarafın­dan Araplara yapılan sulh teklifi İngi­liz Dışişleri Bakanlığı mahfillerinde «ma-hîrane bir manevra» olarak vasıflandı -nlmaktadır.

Filhakika bu mahfillerde belirtildiğine gere, ti İsrail Devletinin D] şişleri Baka­nı» tarafından kendilerine uzatılan «zey­tin dalı» nı kabul etmekle Arap devlet­leri Filistinde bir Yahudi devletinin mev­cudiyetini zımnen tanımış olacaklardır. Şimdiki hal ve şartlar altında Arap şef­leri Yahudi temsilcilerinin yanında böy­le bir oyuna girmeğe muvafakat etmiye-çeklerdir. Ürdün Kralı Aptullah'm, yeşil masa etrafında müzakereye hazır olaca­ğına dair muhasamat başlamadan evvel mukaddes topraklarda dolaşan şayialar Londranm alâkalı mahfillerinde hayret uyandırmamaktadır.

Bu mahfillerde, Ürdün Hükümdarı ile diğer Arap Hükümetleri arasındaki mü­nasebetlerin Kral Abtuîlah'a tek başına istediği gibi hareket etmek imkânını ver­mediğine işaret olunmaktadır. Bir sene-denberi Kıbnsta tel Örgüler arkasında bekleyen 24 bin Yahudi muhaciri hak­kında Londra mahfillerinde ileri sürülen kanaata göre, ingiltere bu Yahudilerin Filistine gitmelerine mani olmakla Kont Bernadotte'un kanaatine iştirak etmiş oluyor. Çünkü Birleşmiş Milletler ara­cısı şimdiye kadar bunların lehinde hiç bir teşebbüste bulunmamıştır. Diğer ta­raftan Yahudilerin Filistine muhacereti Orta Doğuda mevcut gerginliği arttıra­caktır.

8 Ağustos 1948

— Amman :

Buraya gelen haberlere nazaran Kudüs'-dekidurumel'angücbirvaziyettedir.

19 Ağustos 1948

— Tel - Aviv :

Hükümetin bir sözcüsü bugün yaptığı bir demeçte İngiliz parlâmentosu üyele­rinden Chapman Walker'İn İsrail Hükü­meti tarafından davet edildiğini yalan-îanv şUr.

Sözcü aynı zamanda Saylavın İsrail Baş­bakanı ben Gurion'u ziyaret ettiği yo­lundaki haberleri de yalanlamıştır. L :.:ı rcva.il Uğraklarından ayrılan M. Walier'e Filîstine girmesine ve Dışişleri Bakanı M. Moshe Shertok ve diğer siya­sî şahsiyetlerle temas etmesine müsaade edilmiştir.

Diğer ta!-aıu n İsrail Hükümeti nezdinde-ki özel Amerikan temsilcisi M. Macdo-nald'-n M. Benguryon'a ilk resmî ziyare­tini yapmış olduğu bildirilmektedir. İsrail Devleti Dışişleri Bakanı Sovyet ElçisiM.Yershov'ıziyaretetmiştir.

21 Ağustos 1948

— LakeSuccess :

Yahudi makamları tarafından Cuma ge­cesi yapılan bir demeçte İsrail hüküme­tinin bu yıl Birleşmiş Milletler teşkilâ­tına kabul edilmemesi halinde Filistinde savaşların bir yıl daha bütün şiddetiyle devam etmek tehlikesinin mevcut olduğu ve teşkilâta kabulü halinde barış ve istik­rar ihtimallerinin artacağı bildirilmiştir. İsrail Hükümetinin Birleşmiş Milletlere kabulü hakkındaki müracaatını Birleşmiş Milletlerin 21 Eylülde Paris'de yapılacak toplantısında ileri süreceği anlaşılmakta­dır.

İsrail Hükümetinin bu beyanatı bir muh­tıra mahiyetinde olarak Güvenlik Konse-3-inin 11 üyesine dağıtılmıştır. Filhakika bu devletin Birleşmiş Milletler üyeliğine kabulünün Birleşmiş Milletlerce tasdik edilmesi için müracaatın evvel emirde Güvenlik Konseyinde gözden geçirilmesi lâzımdır.

24 Ağustos 1948

— Tel - Aviv :

Yahudi geçici idaresinin sözcüsü Yahudi temsilcilerinin sulh andlaşmasmm imza­lanması imkânlarını incelemek üzere bazı

Arap idarecileri ile temaslara giriştikleri­ni bildirmiştir.

Yapılan görüşmeler izharı mahiyettedir ve Yahudilerin Arap memleketleri ile ay­rı ayrı müzakerelere girişmek arzusunu izhar etmeleri üzerine bu görüşmelere girişilmişbulunulmaktadır.

27 Ağustos 1948

—Tel - Aviv :

İsrail Dışişleri Bakanı Shertok. Kont Ber-nadotta'un kurmay başkanına gönderdiği mektubta, Filistin'i Mısır'a bağlayan ka­ra ve demir yollariyle Gazze'ye gelen Mı­sır gemilerinde Birleşmiş Milletler Kurulu müşahidleri tarafından hiç bir kontrol tat­bik edilmediğini bildirmiş ve şöyle de­miştir:

«Bu asker ve malzeme sevkıyatının der­hal durdurulması hususunda ısrarla dur­duğumuzu ve bu konuda ne gibi tedbir­ler alındığının en kısa zamanda bize bil­dirilmesini istediğimizi arzederim»

—Tel - Aviv :

Bugün Lübnan devletinin kontrolü altın­da bulunan Beyrut radyosu tarafından ya­yılan ve Tel - Aviv'de dinlenen bir habe­re göre, Yahudilerle doğrudan doğruya yapılacak müzakereler Filistin meselesinin makûl bir şekilde halledilmesi imkânını verecektir. Tel - Aviv'de, ilk defa olarak böyle resmî mahiyette bir Arap görüşü ifade edildiği kanaati izhar edilmektedir. Lübnan'dan verilen haberde bilhassa şun­lar ilâve edilmektedir:

Arap liderlerinin batıdan bir baskı altın­da kalmadan Yahudilerle doğrudan doğru­ya müzakereye geçilmesi veya Filistini ta-mamiyle işgal etmek için mücadele edil­mesi hususunda karar vermeleri lâzım­dır. Doğrudan doğruya müzakereye geç­mekle Araplar için kaybedilecek hiç bir şey yoktur. Makûl bir anlaşmaya varmak ihtimali vardır. Bu takdirde harp meydan­larında heba olacak bir çok gençlerin ha­yatını kurtarmak ta mümkün olacaktır.

Arapça konuşan Lübnanlı bir yorumcu, Arap liderleri doğrudan doğruya müzake­relere başlamaya karar verdikleri takdir­de mensup oldukları milletlere hiyanet et-miyeceklerini, Filistin Araplarının hayatı­nı kurtarmağa ve onların haklarını iade­ye teşebbüs etmiş olacaklarını söylemiştir. Diğer harp şıkkından bahseden yorumcu, Filistini tamamiyle işgal etmek teşebbü­sünün Arap memleketleri için binlerce ki­şinin hayatına mal olacağım ilâve etmiştir. Radyo ile yayılan bu beyanat hakkında yorumda bulunmağa davet edilen Tel - A-viv'li Yahudi bir sözcü bu beyanatın rea­lizmin ilk belirtisi olduğunu söylemiş, ha­reket tarzı samimi bir arzudan doğduğu takdirde Orta - Doğu'da vaziyetin istikra­rına yardım edeceğini bildirmiştir.

28 Ağustos 1948

—Beyrut:

Filistin Yüksek Arap Komitesinin Lond-ra'daki sekreteri İsa Nahley, dün yaptzğı bir basın toplantısında, Yahudilerin Hay-fa'daki Mısır Konsolosluğunu yağma etme­lerini şiddetli bir lisanla tenkit ederek de­miştir ki:

Birleşmiş Milletler sene sonuna kadar Fi­listin meselesini halletmezlerse Arap kuv­vetleri ne pahasına olursa olsun Yahudi­lere karşı kesin bir savaşa geçeceklerdir.

Sekreter gayri meşru bir şekilde kurul­muş olan sözde Yahudi Devletinin Birleş­miş Milletler Teşkilâtına alınması mese­lesine de temas ederek bu hususta Sovyet Rusya ile Ukrayna temsilcilerinin takın­mış oldukları tavırdan dolayı hoşnutsuz­luğunu ifade etmiştir.

—Londra :

Birleşmiş Milletler müşahitleri, dün Ku-düs'de mütârekenin umumi bir mahiyet­te ihlâl edilmiş olduğunu ilân etmişler ve Yahudilere verdikleri emirde Irak cephe­sinin Kuzeyi boyunca mevzilerde bulunan kuvvetlerini geri çekmelerini istemişlerdir. Aynı zamanda bildirildiğine göre, Irak kuvvetleri, Kudüs'ün etrafında veya için­de Ürdün kuvvetleri yanında mevzi al­maktadırlar. Kudüs kesimindeki Arap lej­yonu kumandanı dün gece, şehrin Güney kısmında devamlı bir havan topu ve tü­fek atışı cereyan ettiğini bildirmiştir. Bir Yahudi hücumu tard edilmiştir. Mü-taarrızlardan 40 kişi öldürülmüş veya ya­ralanmıştır.

Kuzey cephesinden Yahudi kuvvetlerinin geri çek'lmesi emri İsrail Dışişleri Bakanı Moche Şhertock'a Kont Bernadott'tm Ge­nelkurmay şefi İsveçli General Aage Lun-dsiron tarafından verilmiştir.

General Yahudi kuvvetlerinin geri çekil­meleri için pazartesi gününe kadar son bir mühlet vermiştir.

Bu emir yerine getirilmediği takdirde, Gü­venlik Konseyinin harekete geçmek zorun­dakalacağınıbildirmiştir.

30 Ağustos 1948

— Kudüs :

Kudüs'deki Arap ve Yahudi kuvvetleri halen işgal etmekte bulundukları mevzi-lerden çekilmek yolunda Birleşmiş Mil­letler Kurulu müşahitlerince yapılan üç teklifi kabul etmemişlerdir. Bölgenin bir noktasında müşahitler üzerine ateş açıl­mıştır.

Kont Bernadotte'un temsilcisi General Riley dün öğleden sonra saat 16 da Arap­larla Yahudilerden, önce şehrin Güne­yinde. Kızılhaç idaresindeki kimseden çekilmelerini istemiş ve Araplara şeh­rin güneyinde Deirabutor'de işgal etmek­te bulundukları binayı boşaltmalarını teklif etmiştir.

General bundan sonra yine Arap lejyo­nundan, Sion dağındaki ' mevzilerinden çekilmelerini talep eylemiştir. Bütün bu taleplere rağmen Arap ve Ya­hudi kuvvetleri Kızılhaç idaresindeki ke­simden dün gece çekilmişlerdir. Yahudi komutam, Araplar çekildikleri takdirde kendisinin de aynı suretle hareket edece­ğinibildirmiştir.

Birleşmiş Milletler Kurulu müşahitleri Sion Dağı mevzilerine gitmeğe hazırlan­dıkları sırada. Arap ve Yahudi kuvvet­lerinin çekilmeleri maksadiyle tesbit olunan saatten az evvel aynı noktada bulunan müşahitlerden biri, ateş teati edildiği için gidilmemesini tavsiye etmiş ve Arapların halen ileri mevzileri işgale devam ettiklerini söylemiştir. Müşahitler Arapların Deirabtor'u işgal edip etme­diklerini kontrol için gitmeğe teşebbüs edince şiddetli bir ateşle karşılaşmışlar vegeridönmekzorundakalmışlardır.

Terakkiperver parti asla komünist­lerin kontrolü altında bulunmamakta­dır. Programı da komünistler tarafından ona dikte edilmiş değildir. Hükümetimizi zor yolu ile devirmeği istihdaf eden her­hangi bir harekete hiç bir zaman mü­samaha etmiyeceğhn.

Birleşik Amerika'nın veya Sovyet Rus­ya'nın bir gün gelip dünyaya hükmede­ceğinekafiyeninanmıyoruz.

Birleşik Amerika'nın Başkanı olarak se­çilecek olursam, ne komünistlerin ne de başka bir grupun siyasetimi denetleme­sinemüsaadeetmiyeceğim.

28 Ağustos 1948

— New - York :

Konsolosluk imtiyazlarının geri alınma­sından dolayı memleketine dönmeğe da­vet edilen Sovyetler Birliği'nin New York Başkonsolusu Jacob Lomakin,bu akgam

Göteborg'a gitmek üzere New York Li­manından kalkacak olan bir İsveç va­puruna binmiştir.

29 Ağustos 1948

— Washington :

Temsilciler Meclisi Amerikan aleyhtarı faaliyetler komisyonu, Amerikan Hükü­meti memurları arasında bir komünist casus teşkilâtının mevcudiyeti hakkın­da yaptığı tahkikat sonunda yayınladığı raporunda, devlet emniyetine karşı gi­rişilen komünist faaliyetlerini semeresiz bırakmak için aşağıdaki tedbirlerin alın­masınıtavsiyeetmektedir.

Komünistlerin tescil edilmesi, komünist­lere pasaport verilmemesi, yabancı ko­münistlerin Birleşik Amerika'ya girme­lerinin zorlaştırılması, harp zamanında olduğu gibi sulh zamanında da, dost ve­ya düşman, herhangi bir yabancı dev­lete mahrem haberler veren memurla­rın ağır bir şekilde cezalandırılmalarını sağlayacak bir casusluk kanununun ka­bulü, komünist olduklarını veya komü­nistlikle evvelce ilgili bulunduklarını söylemekten imtina eden memurlarla ye­dek subaylara işten el çektirilmesi.

BirleşikÂmerikada komünist

şebekesi...

Yazan:Tasvir

8 Ağustos 1948 tarihli «Tasvir» İs­tanbul'dan:

Amerika'da Cumhurbaşkanını seçimleri için başlayan mücadele devresinin tam ortasında, bir «bomba» patladı.

Buna «Bentley bombası» diyorlar. Bent-ley, Birleşik Amerika'daki Komünist faa­liyetleri hakkında ifsatta bulunan me­mur bir kadındır. Amerikan gazeteleri­nin hemen hepsi, bu muazzam meseleye geniş sütunlar tahsis edip duruyorlar. Bazı müşahidlere göre hâdise, yaklaşan Cumhurbaşkanı seçimleri üzerinde derin "tesirler yapacaktır.

Miss Bentley'in ifşaatı, Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki seçim müca­delesinde bu tesiri yapacak değerde ol­duğu içindir ki, bazı kimseler onu bir manevra, yahut seçimler için şişirilip is­tismar edilen basit bir hâdise olarak va­sıflandırdılar. Fakat bugün Vaşhington'-da «Kızıl Casus» diye adlandırılan bu kadın, hâkimlerin eline o kadar kat'î de­liller vermiş ve yüksek mevkide bulu­nan bazı adamları o derece itham altına sokmuştur ki «Bentley Bombası» m ku­ru sıkı bir şey gibi gösterenler; belki de İktidarPartisimensuplarınınvedolayısiyle İktidar Partisinin maruz kaldığı bu ithamları haîkm gözünde küçültme­ğeçalışmaktadırlar,diyebiliriz.

Herhal ve şartta, bu hâdise Kanada'da vukubulan atom casusluğunu hatırlat­maktadır. Bu casusluk işi ne bir şaka, ne bîr masaldı.

Ottava Hükümeti tarafından neşredilen raporlar, Sovyet casus şebekesinin, çok-tanberi Şimalî Amerika'yı baştan başa kaplamış olduğunu, idare mekanizması­na, Bakanlıklara ve askerî fabrikalara kadar nüfuz ettiğini isbat ediyordu. Yi­ne bu raporlar, Rus'ların ne büyük bir ciddiyetle çalıştıklarını, müttefikleri ta­rafından kendilerine gösterilen itimadı harp boyunca nasıl istismar ettiklerini de gösteriyordu.

Miss Bentley tarafından itham edilen bazı şahsiyetler, yaptıkları müdafaada, «biz Rus'larla İkinci Dünya Savaşı sıra­sında ve müttefikimiz olması bakımın­dan münasebet tesis ettik» diyorlar. Bu iddia; dünyada daima saf insanların bu­lunacağını isbat ediyor. Fakat bazı sa­halar vardır ki orada saflık bir cürüm­dür. Almanlara karşı açılan savaşın en hâd devresinde bile, Rus'ların müttefik­lerine hiyanet etmeğe hazırlandıkları belli idi. Onlara yardım etmek belki za­rurî idi amma sırları ifşa etmek asla!. Biz bugün,bu hakikati bir kaç değil, bir çok Amerikalı memurların anlamamış olduğunugörereküzülüyoruz.

2 Ağustos 1948

—Tokyo:

Tokyo ile Yokohama arasında şiddetli bir hortum bugün 40 kadar evi içine çekmiş ve bunlardan bazılarını 100 met­re yüksekliğe kadar çıkarmıştır. Üç da­kika devam eden bu afet 3 kişinin ölme­sine ve 74'ü ağır olmak üzere 86 kişinin yaralanmasına sebep olmuştur. Bu gibi hadiselerJaponya.daazgörülmektedir.

16 Ağustos 1948

—Tokyo:

Japonya'nın ikinci Dünya Savaşındaki mağlubiyetinin üçüncü yıldönümü mü­nasebetiyle beyanatta bulunan Başbakan Hito - Şi - Aşidaşi, istikbâl hakkında ye­ni ümit ışıkları getirdiğini bildirerek Japonya'yı yeniden ihya hususundaki gayretlerinden dolayı müttefik kuvvet­lere olan hayranlığını beyan etmiş ve bu gayretlerin semere vereceğini, istihsalin artmakta ve buna mukabil enflâsyonun hafiflemekteolduğunu ilâveetmiştir.

Kıral Sarayında yapılan bir toplantıda 2000 den fazla Japon Sendika Üyesi Hü­kümet işçilerinin grev siyaseti aleyhinde karar almıştır.

25 Ağustos 1948

—Tokyo:

Ekseriyetle iyi haber alan mahfillerden, bildirildiğine göre 11 devletin temsilci­lerinin bulunduğu askerî mahkemede-Hindistan'ı temsil eden yargıç harp su­çundan yargılanmakta olan Tojo ve di­ğer kimselerin beraatlerini talep etmiş­tir.

Bu yargıç harp suçunun yalnız Tojo ve-24 suç ortağına yükletümesinin gayri mantıkîolacağıkanaatindedir.

—Tokyo:

30Ağustos 1948

Japon Komünist Partisi, sulh konferan­sının biran evvel toplanmasını ve işgal, ordularının memleketi tahliye etmelerini istemiştir.

Diğer taraftan partinin Merkez Komitesir Kominform'un Tito'yıi takbih eden teb­liğinitasvipetmiştir.

—Tokyo:

31Ağustos 1948

Japon Hükümeti bugün bir kararname, yayınlamıştır. Bu kararname, müttefik kuvvetleri nezdinde çalışmakta olan tak­riben 200 bin Japon'un grev ilân etme­sinimenetmektedir.

2Ağustos 1948

- Şanghay :

Komünistlerin Genel Karargâhı, sivil harbin başlangıcından beri millî kuv­vetlerin 2.640.000 kişi kaybettiklerini ve bunların ekserisinin esir edildiklerini bildirmektedir.

Diğer taraftan genel karargâh komünist ellerinde tuttuklarını ve halkın yüzde 37 sinm komünist taraftarı olduğunu iddiaetmektedir.

Komünist radyosu, komünistlerin kayıp­larının 810.900 kişi olduğunu söylemek­te ve esir edilen 1.630.00 milliyetçinin en az ^arısının komünistlere iltihak etmiş olduklarınıilâveetmektedir.

3Ağustos 1948

—Nankın :

Birçok Çin askeri şefleri, komünistlere karşı tatbik edilecek yeni bir savaş plâ­nım incelemek üzere dün akşam Nan-kin'de bir toplantı yapmışlardır.

7Ağustos 1948

—Nankin :

Hükümet Kuvvetleri son 24 saat zarfın­da Çin merkezinde komünistlerin elin­de bulunan 4 şehri geri almışlardır.

8Ağustos 1948

—Nankin :

Millî Savunma Bakanlığı tarafından ya­yınlanan bir tebliğe göre, Çin Hükümeti bu yılın başmdanberi Çin'de ve Man-çurya'da 89 şehri kaybetmiş ve 65 şehri ele geçirmiştir.

1948 senesinin ilk altı ayı zarfındaki askerî durumu inceleyen bu tebliğ hü­kümet kuvvetlerininuğradığıkayıpların

233 bin komünistlerin kayıplarının ise-710.000 kişi olduğunu bildirmektedir.

—Nankin :

Çİn askerî makarnan Güneydeki Çin komünist kuvveterine karşı mühim bîr zafer kazandıkarını dün akşam resmen b i İd irmişl er d ir.

Doğu Hopei'den alınan telgraflarda ko­münist kuvvetlerinin Şeddi Çin'e doğru kuvvetleri Kupeiko Boğazını komünist­lerden evvel tutmuşlar ve bu suretle ko­münist kuvvetlerin Jehol'e kaçmak İçin; kullanacakları yollardan birini kesmiş­lerdir.

Askerî mütehassıslar, hükümet kuvvet­leri tarafından kazanılan bu zafer neti­cesinde Çay Çung - Mukden Demiryolu­nuntemizleneceğini ümitetmektedirler..

12 Ağustos 1948

—Nankin :

Çin Hükümeti, Amerikan bölgesinde ku­rulan Kore Hükümetini resmen tanı­mıştır.

Çin Hükümeti Seul'e Büyükelçi payesin­debirsiyasîelçitayinetmiştir.

16 Ağustos 1948

—Nankin :

Hoıinan eyaletinde hükümet kuvvetleri: muvaffakiyetler kazanmışlardır. Şantung-; havalisinde de durum salâha yüz tut­muştur.

Hounan'da hükümet birlikleri, Doğu ile Batı arasındaki başlıca muvasala yolla­rından biri olan Hung - Hai Demiryolu­nun güneyinde, komünistler tarafından, son zamanlarda inşa edilen müstahkem., hattı yarmağa muvaffak olmuşlardır. Hü­kümetkuvvetleri Lua-Yang'a doğrır

;San - Tung'daki hükümet kuvvetleri de biraydanberikomünistlerinelindebu-

.lunan şehri kurtarmak için merkeze doğ­ru ilerliyorlar.

Hopei'in kuzeyinde Pekin - Jehol demir­yoluna komünistlerin taarruz etmesi ne­ticesinde Pekin'in takriben 80 kilametre kuzeyinde bir noktada yeniden çarpış­malar başlamıştır..

17Ağustos 1948

—Nankir, :

Çin Millî Kuvvetleri Genel Karargâhı--nın bir sözcüsünün Pekin'den bildirdiği­ne göre, Doğu Hopei'den gelen komünist .kolları Kuzey Çin cephesinde harekete geçerek dün sabah Batı Şahar'a girmiş­lerdir.

Gene ayni kaynak. komünistlerin dün Pekin'e otuz kilometre mesafede Pekin - Pupeikeu - Şunyi demiryolunu kestik­lerini bildirmiştir. Komünistler ayni za­manda, Nankin Boğazının Güneyinde Pekin - Suiyan Demiryolunu da balta­lamak suretiyle Doğu Hopei'den Kuzeye süratle takviye kıtaları gönderilmesine engelolmuşlardır.

18Ağustos 1948

—Nankin :

Hükümet, dün neşrettiği bir emirname ile grevleri, işçilerin ve yüksek okul öğ­rencilerinin herhangi bîr şekilde teza­hürlerde bulunmalarını yasak etmiştir. Yine bu emirnameye göre polis adliye­nin müsaadesi olmaksızın evlerde araş­tırmalar yapabilecektir.

Resmî bir demeçte tasrih edildiğine göre, bu yeni tedbirler komünistlerin Öğretim müesseseleriyle fabrikalara sızmalarına "bir nihayet vermeği ve komünist taraf­tarı tahriklerin önüne geçmeği hedef tutmaktadır.

19Ağustos 1948

—Nankin :

Dün Mülî kuvvetlere teslim olarak Çin Hükümet ordusunda hizmete kabul edi­len Çin'li komünist subaylar Sovyet ma­kamlarıtarafındanÇinkomünistlerine doğrudan doğruya bir yardım yapıldı­ğına dair hiç bir emare görmediklerini söylemişlerdir. Bununla beraber, gene bu subayların söylediklerine göre. Çin'­in Kuzeydoğu bölgesinde, Mançurya'da Moğol ve Koreli komünistler. Kuzey Mançuri'den Rus nakil vasıtaları getir­mektedirler. Bu vasıtalar, bilâhare^ Çin komünistleri tarafından dır.

—Nankin :

Nankin İstinaf Mahkemesi Kukla Çin Hü­kümetinin eski Başbakanı tarafından hak­kında verilen kararın değiştirilmesi yo­lundaki talebi, eski cezayı lüme mahkû­miyete çevirmek 'suretiyle cevaplandır­mıştır. İlk hükümde Wang yi - Tang müebbed hapse mahkûm edilmişti. Fa­kat Wang - Yi - Tang'ın müracaat ettiği Nankin İstinaf Mahkemesi bu cezayı kâ­fi görmeyecek, sanığın vatana hiyanet suçundan Öüme mahkûm edilmesine ka­rar vermiştir.

—Nankin :

Merkez Haberler Ajansının bildirdiğine göre, Nankin özel mahkemesi, ekserisi yüksek mektep talebesi ve amme hizmet­lerinde çalışan memurlar olmiık üzere, 147 şüpheli şahıs hakkında tevkif müza­keresi kesmiştir. Bu tevkifler, Çin Bakan­lar Kurulunun 19 Ağustos'ta verdiği ka­rarlar üzerine yapılmıştır. Bilindiği gibi Çin'de komünistlikten şüpheli şahısları yargılamak üzere geçen sene özel mah­kemeler teşkil edilmişti. Basın mümessilleri tarafından, ayni ted­birlerin anayasaya uygunluğu ve ezcüm­le polisin araştırma müsaadesini almak­sızın evlerde araştırmalar yapmağa yet­kili bulunması hususunda basın mümes­silleri tarafından sorulan suallere ver­diği cevapta, İstihbarat Dairesi Müdürü, bu tedbirlerin, dahilî harbin devamın-ca Millî Meclise kendisine takdir hakkı tanınan Mareşal Çan - kay - şek tara­fından tasvip edilmiş olduğunu söyle­miştir.

22 Ağustos 1948

—Şanghay :

Millî ÇinHükümetininaltın esasınada­yananyeni bir paraçıkarmasıüzerine dün Şanghay'da her türlü ticarî muamele -durmuştur. Tedavüle çıkan yeni Çin doları eski üç milyon kâğıt Çin dolarına tekabül etmek­tedir. Ayrıca, 4 Çin doları 1 Amerikan dolarına tekabül etmektedir. Yetkili müşahitlere göre, Çin'in yaptığı "bu para reformu müsbet bir netice ver-miyecektir.

—Nankin :

Mareşal Çan-kay-şek bugün yayınlanan bir demecinde, üç senelik dahilî harbin bilançosunu yapmakta ve komünistlerin tatbik etmek istedikleri ((tarım ihtilâlini) de muvaffakiyetsizliklere uğradıklarını ve istihdaf ettikleri askerî hedeflere de varamadıklarını teyid etmiştir. "Mareşal sözlerine devamla demiştir ki: Sınıf mücadelesine gelince, bunun zarar­larını bizzat komünistler çekmektedir, zira, komünistler kontrolleri altında bu­lundukları bölgelere açlıktan başka bir şey getirmemişlerdir. Bugünkü mücade­lemiz Japon tecavüzüne kargı girişmiş olduğumuz harbin bir devamıdır. Mareşal bunları söylemeden evvel, mil­leti, yeni para reformunun yürürlüğe konması ve başkanlık yetkisine dayana­rak 19 Ağustos'ta alman iktisadî ve malî tedbirlerin kontrolünde hükümetle iş­birliği yapmağa davet etmiştir. Mareşal Çan-kay-şek sözlerine ilâve ola­rak, memleketin menfaatlerini kendi men­faatlerine alet edecek olanları, vatana hıyanet suçuyla çok ağır cezaların bek­lediğini söylemiştir.

Bundan sonra, bilhassa Çin üniversitele­rinde komünist unsurlara karşı hükü­metçe alınan tedbirlere temas eden Ma­reşal demiştir ki: üHükümet komünistler tarafından mülhem her türlü faaliyeti yok etmeğe azmetmiştir.»

23 Ağustos 1948

—Şanghay :

Bugün Çin'de yeni bir iktisadî devre başlamıştır. Bundan böyle çuval veya valizler yerine para konmak için cüzdan­lar kullanılabilecektir. Bugünden itiba­ren Şang-bai tramvaylarında şimdiye ka­dar olduğu gibi 300.000 Çin doları yerine

15 sent ödenecek ve 50 sentle bir taksi­ye bmilebilecektir. Eskiden taksi ücreti olarak 6 milyon dolar ödenmekte idi.

Bütün fiyatlar 19 Ağustos kararlarına göre dondurulmuştur. Şang-hai'deki bor­salar iki hafta müddetle kapalı kalacak­tır.

24Ağustos 1948

—- Şanghay ;

Yeni bir enflâsyonu önlemek için hükü­met tarafından alman tedbirler sonunda Salı gününden itibaren fiyatlarda bir düşme göze çarpmaktadır. Kuzey Mançuri'nin bavkenti olan Şang-şun'da ayın 9 unda tesbit edilen fiyat se­viyesinin üstünde fiyatla mal sattıkları için üç zengin tüccarın idam edildikleri bildirilmektedir.

25Ağustos 1948

—Nankin :

Hükümetin bir sözcüsü bugün yaptığı bir demeçte on eyalete bağlı 335 şehir ve köyü suların basması neticesinde mer­kezî ve Güney Çin'de 21 milyon insanın açıkta kalmış olduğunu bildirmiştir.

—Nankin :

Çin Hükümeti tarafından yayınlanan bir tebliğe göre hükümet kuvvetleri, Chen-si eyaletinin başkentinin Kuzey Doğusun­da ve başkentten takriben 120 kilometre mesafede bulunan Yen-şing'in kenar mahallelerine ulaşmıştır. Komünistlerin Çang-çung'u tecrid ettik­leri haber verilmektedir.

26Ağustos 1948

—Nankin :

Çin'in bir çok şehirlerinde karaborsa fealîyeti, Çang-ka^-gek'in rn^ılî progra­mının muvaffakiyetini tehlikeye koyacak derecede artmıştır. Öğrenildiğine göre hükümetin fiyatları 19 Ağustos'taki had­lerinde muhafaza etmek hususundaki emrine Şanghay ve diğer altı büyük şehrin pazarlarında ,otel, lokanta ve ma-ğaazlarında riayet edilmemektedir. Po­lis kuvvetleri, karaborsada faaliyette bu­lunan bir çok şahısları tevkif etmiştir.

15 Ağustos 1948

HİNDİSTAN — Yeni Delhi :

Hind istiklâlinin yıldönümü münasebe­tiyle Hind Milletine hitaben radyo ile bir mesaj yayınlayan Umumî Vali Raja Gopalacharj, halkı, Millî Hükümetle bir­leşmeğe, yabancı rejimi sırabmda tabii ve haklı görülen muhalefet ve müsame-hasızlık itiyadlarmı terk île hükümet otoritesine saygı göstermeğe davet etmiş ve sözlerini şöyle bitirmiştir. Hindistan, işgal ettiği coğrafî mevki, Ba­tı medeniyet ve kültürü ile olan eski ve sıkı münasebetleri ve kendi kadim me­deniyeti bakımından dünya ilerleme ham­lelerinde tesirli bir rol oynamağa nam-zeddir.

PAKİSTAN

Pakistan bugün kurtuluşunun yıldönü­münükutlamıştır.

150 bin kişiden ziyade bir kalabalık bu-.gün, Başbakan Liyakat Ali Han'ın huzu­runda yapılan bir askerî resmî geçitte hazırbulunmuştur.

Yeni Karası Radyo İstasyonunun açılış törenini yapan Başbakan bu vesileyle ■söylediği bir nutukta, Pakistan ordusu­nun hangi yönden gelirse gelsin her tür­lü tecavüze karşı koyacak bir durumda olduğunu söylemiştir.

HİNDİSTAN

18 Ağustos 1948

Birleşmiş Milletler tarafından 14 Ağus-tos'ta talebedilen silâhların bırakılması meselesi hakkında Hind Hükümetinin bu akşam durumunu açıkhyacağı ümit edilmektedir.

Diğer taraftan Birleşmiş Milletler Ko­misyonu haricinde Keşmir - Pakistan anlaşmazlığının halli için yeni bir harekete geçileceğibildirilmektedir.

Pakistan aleyhtarı hareketin lideri ve Keşmir Başbakanı Şeyh Abdullah ile Hind siya'jî adamlarından bir çokları Keşmir.in paylaşılması esaisSna dayanan bir hal çaresi teklif etmişlerdir. Chenap Irmağı sınır hattını teşkil edecektir. Bu hal şekline Hind Hükümetiyle Ab­dullah'ın şimdiye kadar muhalif olduk­larıişaret edilmektedir.

19 Ağustos 1948

HİNDİSTAN — Yeni Delhi :

Hindistan Millî Sovunma Bakanlığı teb­liğindebildirildiğinegöre,Skardu Lima­nıkabilelerinelinegeçmiştir. Skardu,Keşmir'inbaşşehriSrinagar'm 160kilometreKuzeybatısmdadır.

200 kişilik garnizon, ayni zamanda Star-du'ya sığınmak isteyen 200 mülteciyi de korumakta idi.

HİNDİSTAN:

Bugün resmen bildirildiğine göre Hay-darabad Hükümeti, Hindistan'la olan an­laşmazlığı Birleşmiş Milletler Teşkilâtı­na havaleetmeye karar vermiştir.

Bu hususta yayınlanan demeçte ezcümle şu noktalara işaret edilmektedir: Hükü-olan meseleleri halletmek üzere bütün met Hindistan'la anlaşmazlık konusu çarelere baş vurup muvaffak olamayınca meseleyi barış yolu ile ve nihai olarak halletmek gayesiyle Birleşmiş Milletler Teşkilâtına havale etmeğe mecbur olmuş­tur.

Hindistan Yarımadasının ikinci mühim devleti olan Haydarabad Hindistan geçen yıl istiklâlini elde ettikten sonra bu dev­let tarafından ilhak edilmesi tehlikesine muvaffakiyetlekarşıkoymuştur.

20 Ağustos 1948

PAKİSTAN — Karaşi:

Pakistan Hükümeti Çekoslovakya.mn Pakistan'da 13 tane madeni eşya fabrikası kurmasına müsaade etmiştir. Çekoslovakya 10 yıl kadar İcap eden ser-. mayeyi ve cari masrafları temin edecek ve bu müddet zarfında Çekoslovak tek­nisyenleri fabrikaları idare edeceklerdir. Bu teknisyenler Pakistanlıları yetiştir­dikten sonra fabrikaların idaresini Pa­kistan Hükümetine devredeceklerdir. Bisiklet ve motörler için yedek parça ve Pakistan demiryolları için yedek malze­me imal edecek olan 6 fabrikaya yatırı­lacak sermaye 5.250.000 İngiliz lirasını bulmaktadır.

HİNDİSTAN — Yeni Delhi:

Hindistan Hükümeti, Haydarabad niza­mının mevcut ihtilâfı Güvenlik Konse­yine havale etmeği kararlaştırmış oldu­ğunu haber alınca beyanatta bulunarak nizamın almış olduğu bu kararın iki se­bepten ötürü kıymetsiz olduğunu bildir­miştir. Hindistan Hükümetine göre, ev­velâ bahis konusu olan şey tamamen da­hilî mahiyette bir ihtilâftır. Sonra da mevcut anlaşmaya göre Haydarabad'in dış siyasetinden Hindistan Birliği mesul­dür. Bu itibarla Haydarabad Nizamı Mil­letlerarası sahada devlet şefi durumunda değildir ve Birleşmiş Milletler Teşkilâtı­na herhangi bir ihtilâf sunmak yetkisine de sahip bulunmamaktadır.

24Ağustos 1948

HİNDİSTAN— Londra :

Patan Aşireti Reisi İngiltere Kiralına bir telgraf göndererek Hindistan'la Haydara­bad arasındaki ihtilâfa müdahalede bu­lunmasını istemiştir. Bu telgrafta belir­tildiğine göre, Haydarabad hücuma uğ-radiğr takdirde, dahilî bir harp kaçınıl­maz olacak ve bütün merkez şehirlerine sirayet edecektir.

25Ağustos 1948
PAKİSTAN — Lahor :

Pakistandan bugün gelen son haberler, Pazartesiakşamı50.000 kadarnümayişçi üzerine polis ateş açtığı zaman Hin-distandan iltica eden 15 müslümanm öl­dürüldüğünü ve 20 sinin de ağır surette yaralandığını bildirmektedir.

Bu haberlere göre, mültecüer liderlerinin birinin tevkifine karşı nümayişte bulun­muşlar ve polisler, «asayişi iade etmek için» sopa kullandıktan ve göz yaşartı­cı gazlar attıktan sonra, ateş açmışlardır..

HİNDİSTAN — Yeni Delhi :

Hindistan Başbakanı Pandit Nehru, bu sabah mecliste sorulan bir suale ceva­ben, Haydarabad nizamının Hind Birliği ile Haydarabad arasında çıkan ve tama-miyle dahilî bir mesele olan anlaşmazlık, yüzünden Birleşmiş Milletlere müraca­ata hakkı olmadığım söylemiştir.

28 Ağustos 1948

PAKİSTAN — Karağı :

Hindistan Radyosunun bildirdiğine göre Pakistan başbakanının mültecilerin akı­nı yüzünden millî ekonominin tehlikeye düştüğünü bildiren demeci üzerine Pa­kistan'da tehlike hali ilân edilmiştir. Bunun neticesi olarak Pakistan Hüküme­ti mültecilerin memlekete girmelerini önlemek maksadiyle ciddî tedbirler al­mağa karar vermiştir.

Hududlardakipolisveordukuvvetleri, takviye olunmuştur.

31 Ağustos 1948

HİNDİSTAN — YeniDelhi :

Plindistan Savunma Bakam mecliste yap­tığı bir demeçte Hind ordusu başkuman­danlığına şimdiki İngiliz komutanının ye­rine bir Hindimin tayin edileceğini söy­lemiştir.

Bakan, Hindistan'a komşu memleketle­rin her an değişen şartlar karşısında dominyonun Doğu sınırlarını müdafaa için plânlar hazırlandığını ilâve etmiştir..

Hint istiklâli.(Yıldönümü münasebetiyle)

16 Ağustos 1948 tarihli «Akşam» İs­tanbul'dan:

Aziz Mahatma Gandhi bugün Wardha'-daki loş odanın kumaş dokuduğun çık­rık başında veya terasının yıldız işlemeli gök tavanı altındaki beyazlı cemaat ara­sında, hattâ Yeni Delhi'nin ışıklı kırla­rında değil, zeminini bizim gibi fânilerin tahayyül edemiyeceği ruh âleminde se­ninle konuşmağa geldim.

Bilirsin ki Hindin benim gibi hariçteki dostları Hintliler arasında, şu veya züm­reden diye fark gözetmezler. Hindistan, Pakistan ve o ülkede daha ne kadar İs­tan... varsa hepsi onlar için Hint ülkesi­nin evlâtlarıdır. Her ferdinin bir istik­lâli tahakkuk ettirmek yolunda kendi hissesine düşen fedakârlığı yapmış oldu­ğuna inanırlar. İşte onun için Hindin en büyük fikir ve sanat âbidelerini yarat­mış olanları kadar, en mütevazı evlâdını da bu istiklâl gününün ilk yıldönümün­de aynı muhabbetle tebrik ederler. Ben kendi hesabıma en evvel bir harca'nın (parya) elini sıkıp tebrik etmek isterdim, çünkü Gandhi'lerinin bu tebrikin mâna­sını anliyacağım bilirim, çünkü...

Bu istiklâlin sen başta gelen sembolüsün Mahatma! Bugün, Hint istikbalinin sade­ce ilk basamağı olan istiklâle ülken ar­tık ayak basmışür. Fakat Hindin yükse­leceği ve her ferdinin emek, fedakârlık hattâ göz yaşı ve kan mukabilinde eriş­mesi lâzım olan istikbalin daha birçok basamakları olduğuna inanmak lâzımdır. Ve ben bugün bütün Hintlilerin sevinci­ne kalbimle iştirak ederken senin bu günleri ve bilhassa gelecek çetin, fakat şerefli günleri nasıl hazırladığını kafa mm içinde gözden geçiriyorum. İstiklâl denilen kıymete, temeli hürriyet olmakgartiyleçetinmücadelelerleelde edilen bin bir başka kıymetlerle beraber erişilebilir, ve ancak onun tahakkuku İle istiklâl yaşatabilir. Fertlerinin hürri­yeti olmıyan, maddî ve manevî sahada birbirine destek olmıyan yerde, bu mu­kaddes istiklâl uğrunda her birinin can pahasına müdafaa ve muhafazaya az­metmediği yerde istiklâl kum üstüne ku­rulan bir binadan, başka bir şey değildir. Sen bunu nadir tesadüf edilen bir berrak-miş, hakikî ve devamlı istiklâlin şartını lıkla kavramıştın, hattâ daha ileri git-yalnız milletine değil, dünyaya da anlat­makta rehberlik etmiştin ve bütün dünya bugün, tecrübe ve aldığı felâket dersle-, rinden sonra, az çok hiçbir istiklâlin sa­dece maddî şartlarla tahakkuk ettirilemiyeceğini anlamıştır.

Sen millet dediğin zaman Hindin her ferdini, ırk, din, sınıf, hattâ sınıf harici olanlarının hakkım tanıyan bir insaniyet kütlesi kasdederdin. Kafamın içinde res­medilen Mahatma, müstakbel Hindi şöy­le tasvir etmiş ve hayatını da bu istik­balintahakkul-iuyolunavakfetmişti.

Seni ben, Hindin en mütevazi bir evlâdı gibi yaşar gördüm. Hindin milyonları senin ayaklarının altına serilmişti, fakat sen en mütevazi bir Hintlinin hayat sevi­yesinden ayrılmadın. Sen, her Hintlinin hendi emeğiyle yaşıyabileceği, vatandaş­larına müsavi hak ve fırsat tanıyacağı, aralarında muhabbet denilen manevî ra­bıta üe, omuz omuza tam mânası ile ha­kikî bir istiklâle giden yolun rehberi ol­dun. Senin için dini, hattâ dili ne kadar başka olursa olsun, Hintliler ' arasında ayrılık görmek istemedin. Senin için, kı­yafet, hars ve âdet başkalıkları ayrılık için hiçbir zaman bir bahane ve sebep olmadı. Sen bir örnek değil, fakat kalb-leri beraber olan, medenî ve insanî bir iş - birliği yapan, birbirini takviye eden bir ideal Hint milleti istiyordun. Sen bir ve tek bir Hint milleti rüyasının mü-beşşiri oldun. Bugün görünüyor ki, Hint, istikbalde doğru başka başka İstan... bölgelerin kendi mukadderatını kendi ellerine alan yolda yürüyor. Belki bir gün hemen hemen bir kıta olan Hint üstünde par­çalar bir Cemahirî müttefika halinde se-nin idealine doğru yol alacaklardır. Bel­ki de bir nice acı tecrübeler ve mücade­lelere Hint sahne olacaktır. Fakat ne ehemmiyeti var!

Sen ki, Hint milletini yükseltmeğe ça­lışırken, hürriyetin, doğruluğun, iş - bir­liğinin, muhabbetin, mütekabil anlaşma ve birbirine dayanışmanın elzem kıy­metler olduğuna inanırdın; sen ki her parçanın mazi ve harslerinin bu birliğe engel değil, Hinde güzellik, zenginlik ve hürriyet sağlıyacağma inanırdın; sen ki bütün bu farklara rağmen, yalnız Hint-tedeğil,bütündünyadasulhadayanan

bir nizam kurulabileceğini sezmiştin; o halde kim bilir ne kadar uzun sürecek olan, uğrunda bir hayli neslin kurban gitmesi mukadder olan durumun bir gün geleceğini hepimizden daha iyi görmüş­tün. İşte bu noktayı hatırhyanlar bugün hisselerine düşen yükü daha fazla cesa­retlevekuvvetletaşıyorlar.

Biz, bugün hayatı ve dünyayı kendi öm­rümüzün mahdut yılları içinde gördüğü­müz için, bir türlü dinmiyen meşakkat vemücadelelerle, istikbalin doğum ağ-rılariyle kıvranmaktayız. Fakat ışık ka­ranlıktan sonra gelir, saadet göz yaşından sonra!

Seni ve Hindin her ferdini ideal yolun­daki ilk basamağı aştıklarından dolayı tebrik etmeme müsaade et, kendi mille­tinin olduğu kadar bütün insaniyetin dostuvehizmetkârıolan azizMahatma!

***

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106