16.4.1948
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Nisan 1948

—Ankara:

Türkiye'ye yapılmakta olan Amerikan askerî yardımına dahil uçaklardan P - 47 Thunderbolt avcı uçaklarından mürek­kep bir grup bu sabah saat 11.30 da İs­tanbul üzerinde bir tur yaptıktan sonra Balıkesir'e geçmiş ve saat 12 de Balıke­sir hava alanına inmişlerdir.

Balıkesir üzerinde birkaç tur yapan uçak­lar, halk tarafından yakın bir ilgi île ta­kip edilmiştir.

Amerikalı pilotlar, Balıkesir hava alanın­da Türk pilotları tarafından karşılanmış ve öğleden sonra da Vali Ziya Tekeli, hava alanına giderek uçakları görmüş ve pilotlara hoş geldiniz»demiştir.

—Ankara :

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Ozyörük'ün başkanlığında yaptığı birin­ci oturumunda İyidere fabrikasının sa­tın alınması işinde tanık gösterilenlerden iki kişi dinlenmiştir.

Tanıklardan Tekel Tamir Atölyesi Müdü­rü Hayrettin Gürtan, Tatava fabrikası­nın kapatılması hakkında kendine verilen malûmat üzerine, bu fabrikanın idare ihtiyacını karşılayamıyacağıma dair olan ve bilâhare hükümsüz addedilen yazıyı hazırlamış olduğunu söylemiş ve İyidere fabrikası ile Tatava fabrikasının bugüne kadar ne suretle çalıştırıldıklarını izah etmiştir.

ikinci tanık, kereste fabrikasını Tekel ida­resine satan Akif Sadıkoğlu, fabrikanın kuruluşunu, orman idaresi aralarında çıkan ihtilâfı, fabrikayı satmayı niçin is­tediklerini anlattıktan sonra Tekel Ba­kanını nasıl tanıdığını, bu fabrikanın Te­kele satılması hakkındaki konuşmaları, tekliflerin ne suretle yapıldığını ve pazar­lığın seyrini açıklamıştır.

Öğleden sonra yapılan ikinci oturumda fabrikaya 300 bin lira kıymet takdir edenlerden Mühendis Sadi Demirkaya, fabrikadaki tetkikleri ve yazdığı rapor hakkında malûmat vermiştir. Bunu mü­teakip salona alman tam, Tekel idare­sinin müskürat fabrikaları şube müdür muavini Fasih Sümer, müdür muavini bulunduğu şubeden geçen muhabereler etrafında bildiklerini söylemiş, tanığın müfettişlikteki ve karma komisyondaki ifadeleri okunarak müfettişlikteki ifa­desinde fabrikanın mubayaası için süratle ikmali ve paranın biran evvel tedi­yesihususundaşubenin tazyik altında bulunduğuna dair kısım üzerinde durul­muş ve tanık mubayaa işinde bir tazyi­ke maruz kalmadığını ifade etmiştir.

Yüce Divan Heyeti, müzakereye çekil­miş ve müzakere sonunda duruşmaya yarın da devam edilmek üzere oturuma son verilmiştir.

—İstanbul:

Bu akşam saat lS.15 ile 18.30 arasında Fındıklı'da Güzel Sanatlar Akademisinin

kütüphanesinden çıkan yangm sonunda Akademi binası tamamiyle yanmıştır.

Yapılan tahkikattan anlaşıldığına göre, yangın,Akademininkütüphanesinden

çıkmıştır.

Yangının Akademiye bitişik olan Ede­biyat Fakültesiyle askerî satın alma bina­sına sirayet etmemesi için büyük gayret­ler sarfedilmiştir.

—Ankara:

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak, bu akşam Ankara Palasta bir suvare vermiştir.

Bu suvarede, Devlet Bakanı ve Başba­kan Yardımcısı Faik Ahmet Barutçu, Millî Savunma Bakanı Münir Birsel, Dı­şişleri Bakan Vekili Tahsin Bekir Balta, Bayındırlık Bakanı Kasım Gülek, Ulaş­tırma Bakanı Şükrü Koçak, Genelkur­may İkinci Başkanı Korgeneral Muzaf­fer Tuğsavul, Cumhurbaşkanlığı Umumî Kâtibi Cemal Yeşil, Dışişleri Bakanlığı Umumî Kâtibi Fuat Carim, generaller, İngiltere Büyükelçisi, Amerikan Yardım Heyetinden General Mc Bride, Amiral Seattle, Amiral Hoag, ingiliz ve Ameri­kan Ateşemiliterleri ve basın mensupları hazır bulunmuşlardır.

2 Nisan 1948

—Ankara:

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil OzyÖrük'ün başkanlığında yaptığı otu­rumda iyidere Kereste Fabrikası tahki­katında tanık gösterilenlerin dinlenme­sine devam edilmiştir.

Gümrük ve Tekel Bakanlığı Tetkik ve Murakabe Heyetinin eski Başkanı Kemal

Süleyman Vaner, fabrikanın satın alın­ması bahis mevzuu olduğu günlerde Ba­kanın emrile Tarım Bakanlığına giderek bu fabrikanın Tarım Bakanlığınca muba­yaa edilip edilmiyeceğini sorduğunu söy­lemiştir, ikinci tanık, Tekel İdaresi Müs­kirat Fabrikaları Şubesi Müdürü Rıza Ergüven, fabrikanın satın alınmasına da­ir geçen muamele ve yazılan yazılar hu­susunda malûmat vermiştir. Tanığın mü~ teftişlerdeki ve karma komisyondaki ifadeleri okunarak bu ifadelerle iîgili muhtelifsuallersorulmuştur.

Daha sonra dinlenilen Ankara Bira Fab­rikaları Müdürü Kâmil Yazıcıoğlu, Ba­kanın fabrikaya gelişlerinden birinde ambalaj işi üzerinde konuşulduğunu, İyi­dere kereste fabrikasının satın almma-sile ambalaj sıkıntısının giderileceği ba­his mevzuu olduğunu söyledi.

Müteakiben Tüccar Arslan Sadikoğlu dinlenmiştir. Arslan Sadıkoğlu, fabrika­da kardeşinin de hissesi bulunduğunu, fabrikayı Tekel idaresine satan Akif Sa-dıkoğlu'nun, kardeşine ait hisseyi fabri­kanın tamamını 125 bin lira üzerinden hesaplamak suretiyle ödemiş olduğunu söyledi.

Duruşmaya Pazartesi günü devam edile­cektir.

— Ankara:

Devlet Opera ve Tiyatrosu bu akşam sa­at 20.30 da parlak bir programla açılmış­tır.

BuaçılıştaCumhurbaşkanıveBayan

inönü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yar­dımcısı Faik Ahmet Barutçu, Hükümet Erkânı, Milletvekilleri, Devlet Ricali, Kordiplomatik, yerli ve yabancı basın mensupları ve diğer davetliler hazır bu­lunmuştur.

Programa İstiklâİ Marşı ile başlanmış ve evvelâ Cemal Reşit Rey'in bestelediği birinci senfoni ve müteakiben Ulvi Ce­mal Erkin'in bestelediği keman konçer­tosu, bestekârların idaresi altında Cum­hurbaşkanlığı Flarmonik Orkestrası tarafından çalınmıştır.

Necib Kâzım Akses'in bestelediği Balad, Ulvi Cemal Erkininidaresi altındave

birinci defa olarak Cumhurbaşkanlığı Flarmonik Orkestrası tarafından çalın­mış ve bu üç eser büyük takdirlerle kar­şılanmıştır.

Programın dördüncü ve son parçası ola­rak Adnan Saygun'un bestelediği Kerem Operasının birinci perdesinin birinci sah­nesi, bestekârın idaresi altında ve Dev­let Konservetuvarı korosunun da iştira­kiyle büyük bir muvaffakiyetle temsil edilmiştir. Aslı rolünde Ayhan Alnar ve Kerem rolünde de Aydın Gün çok alkış­lanmıştır.

3 Nisan 1948

—Sivas:

Başbakan bugün saat 18 de Sivas'a gel-raişler, istasyonda şehrimizde bulunan Milletvekilleri, Vali, Komutan, Belediye ve Parti Başkanları ve kalabalık bir halk-tarafından karşılanmışlardır. Başbakan, vagonlarından inerek doğruca Belediyeye gelmişlerdir. Başbakan geceyi Sivas'ta geçireceklerdir.

5 Nisan 1948

—Ankara:

Başbakan Hasan Saka bugün saat 12.42 de Ankara'ya dönmüştür. Başbakanı, Kayaş istasyonunda Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Faik Ahmet Barutçu ve Ankara Valisi Avni Doğan, Ankara Garında da Bakanlar, Genelkurmay birinci ve ikinci Başkanla­rı. Milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Par-tisi Başkanvekiü Hilmi Uran, Genel Sek­reter Fikret Sılay ve Parti Meclis Grupu Başkanveküi Şükrü Saraçoğlu, bakanlık­lar ileri gelenleri, Basın Yayın Genel Mü­dür Vekili İzzettin Tuğrul Nişbay, An­kara Garnizon Komutanı Tümgeneral Osman Güray, Merkez Komutanı ve Em­niyet Müdürü karşılamıştır. Cumhurbaşkanı adına Cumhurbaşkanlı­ğı Umumî Kâtibi Cemal Yeşil ve Başya­ver Binbaşı Cevdet Tolgay Başbakana hoş geldiniz demişlerdir. Garda toplanmış bulunan halk, Başbaka­nı hararetle alkışlamıştır.

—Ankara :

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Öz-yörük'ün başkanlığındayaptığıoturumda İyidere kereste fabrikasının satın alınmasına tanık gösterilenlerin dinlenil­mesine devam edilmiştir.

ilk dinlenilen tanık Rıza Sadıkoğlu, fab­rikada hissesi olduğunu, fabrikanın Teke­le satışından sonra hissesinin diğer va­risler tarafından fabrikanın satış bedeli 125 bin lira hesabile ödendiğini ifade et­miştir.

Bundan sonra dinlenilen iki şahit Hikmet Sadıkoğlu ve Şadaiı Sadıkoğlu, fab­rikayı Tekel idaresine satan ağabeyleri Akü Sadıkoğ'u'nun bütün vereseye his­selerini 300 bin lira üzerinden ödediği id­diasında bulunmuşlar, Şadan Sadıkoğlu ile Rıza Sadıkoğlu yüzleştirilmiş, her iki­si de kendi iddialarında ısrar etmişler­dir.

Müteakiben Tekel Genel Müdürlüğü Ge­nel Müdürlük Kalemi Müdürü Mithat Kavur dinlenmiştir. Bu tanık, Bakan­lığa giden evraka Umum Müdürlük ka­leminden numara verildiğini ve hüküm­süz addedilen yazı için, Genel Müdürün telefonla emir verdirdiğini, bundan baş­ka bir hususa vakıf olmadığını söyle­miştir.

Bu oturumda son olarak dinlenilecek tanık Mühendis Nedim Aymandı, İyide­re kereste fabrikasını tetkik etmiş ve bu husustaki mütalâasını Umum Müdürlü­ğe bir raporla bildirmiş olan Nedim Ay-mandi'nın duruşmaya gelmediği anlaşıl­mış ve bunun üzerine akıl hastalıkları nastahanesinin, tanığın tebellüğa dahil ol­madığı için, Yüce Divanın tebligatının kendisine ulaştırılmadsğma dair raporu okunmuştur. Bu hususta savcının müta­lâası sorulmuş, savcı, tanığın evvelce ver­diği ifadelerin okunmasını istemiştir. Ta-nığm müfettişlere verdiği ifade okunduk­tan sonra sanıklardan Ömer Refik Yalt-kaya, ifadenin bazı noktaları hakkında görüşlerini bildirmiş ve bakanlık tarafın­dan .Tekel Genel Müdürü Hürrem Sere­ne Mühendis Nedim Aymandı'nm muka­velesi biter bitmez bu mukavelenin tem­dit edilmemesi sebebi, ayrıca eski Bakan Suat Hayri Ürgüplü'ye de Nedim Ayr-mandı'nm mukavelesinin temdit edilme­diğinden haberi olup olmadığı sorulmuş­tur.

Son olarak dinlenilen tanık, Gümrük vs Tekel Bakanlığı eski Muamelât Müdür Muavini Reşat Ak, Fehmi Ateş'ten satın alınan tutkallar hakkında cereyan eden muameleler ve muhaberata dair bildik­lerini söylemiştir.

Bu meseleden tanık gösterilenlerin din­lenilmelerine önümüzdeki Pazartesi gü­nü devam edilecektir.

— Ankara :

Bugün saat 17.30 da Ankara Üniversitesi Konferans Salonunda Büyük Türk Sa­natkârı Koca Sinan'ın ölümünün 360 mcı yıl dönümü münasebetiyle seçkin bir dinleyici kitlesinin iştirak ettiği bir top­lantı yapılmıştır.

Bu münasebetle Tarih Kurumu İkinci Başkanı Profesör Âfet İnan bir konuşma yaparak Sinan'ın tarihteki yerini belirtmistir.

10 Nisan 1948

— Zonguldak:

Kömür Havzası İşçi Sendikasının yıllık kongresi dün saat 14.30 da Kalkevinde toplanmış ve oturum gecenin geç saatle­rine kadar devam etmiştir. Zonguldak Mületvekilerinden ve sendikanın kuru­cularından,olan Sabri Koçer ileismail

Ergener, Vali, Ereğli Kömür İşletmeleri Genel Müdürü, Çalışma Bakanlığı Teftiş Heyeti Başkanı, ve havzanın muhtelif bölgelerinden gelen işçi delegelerinin hazır bulundukları bu kongrede evvela yoklama yapılmış ve bunu müteakip kongre başkanlığı seçimine geçilmiş ve milletvekili Sabri Koçer Kongre Başkan­lığına seçilmiştir.

idare Kurulunun okunan raporu üze­rinde delegeler ve idarî kurul arasında çetin tartışmalar olmuştur.

Oturum sona ererken Vali Mithat Altıok. Kömür istihsali ve kömür işçileri konu-lariyle ilgili bir söylev vermiştir.

— Ankara :

Ankara'ya gelmiş bulunan Sovyetler Bir­liği Büyük Elçisi Lavrişev bugün saat 12 de Dışişleri Bakanı Necmeddin Sadak'ı makamında ziyaret etmiştir.

11 Nisan 1948

— Ankara :

Türk - İngiliz Müzik Festivali, bugün saat 15 de, Ankara Devlet Operasının fuayesinde verilen bir oda müziği kon-serile açılmıştır. Açılış konserinde Viyo­lonist Bay Lico Anıar İle Piyanist Bayan Soji Sabo, Ingüiz bestecilerinden Benja-nıin Britten'in bir süitini ve Eugene Goosens'in sonatımçalmışlardır.

Ankara Operası sanatkârlarından Bayan Saadet Alp, Piyanist Markoviç'in refaka­tinde, ingiliz bestecilerinden Purcell, Thomas Morley ve Horn'dan aryalar söylemiştir.

San'atkârlar hazır bulunan dinleyiciler tarafından hararetle alkışlanmışlardır.

—Ankara:

Ankara Halkevinde tertip edilen ağaç bayramı bugün Bağlum bucağında kut­lanmıştır.

—Adapazarı:

Su baskınına uğrıyan bölgelerde incele,-meler yapmak üzere buraya gelen Ba­yındırlık Bakanı Kasım Güiek, Anadolu Ajansı muhabirine şu demeçte bulun­muştur:

Sakarya taşkınını yerinde görmek üze­re geldim. Taşkın yeri olan Söğütlü, KÖ-kekler ve Kavaklıorman'a kadar gittim. Sel basmış köyler halkına acele yardım için sandal temini ve diğer tedbirlerin alınması sağlandı. Vaziyet endişe verici değildir. Can kaybı yoktur. Taşkının Ön­lenmesi için gereken etüdlerin yapılma­sını buraya beraber getirdiğim arkadaş­lardan rica ettim. Ankara'ya döner db'n-mez Bakanlıkta diğer tedbirleri alaca­ğız.»

Yanında Kocaeli Valisi Fazlı Güleç de bulunan Bakan, saat 19 da otomobille şehrimizden ayrılmıştır.

12 Nisan 1948

— Ankara :

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil öz-yörük'ün başkanlığında yaptığı oturum­da Fehmi Ateş'ten mubayaa edilen tutkailar meselesinden tanık gösterilenlerin dinlenilmelerine devam edilmiştir.

Tekel İdaresi Satın alma Komisyonu Şe-£i Kâmil Ülgen, Fehmi Ateş'in kereste idaresine tutkal vermek istediğini vapur­da bir muhavereden öğrenmiş olduğunu, bunun üzerine Kibrit İşletmesi Müdürü ile konuştuğunu söylemiş ve müdürle aralarında geçen muhavereleri naklet-mjştir.

İkinci tanık, kibrit idaresinde Muhasebe Şefi Zihni Cansu da tutkal mubayaasının seyri etrafında izahat vermiştir.

Bu meselenin diğer tanıkları Yüce Di­vanın yarınki toplantısında dinlenilecek­lerdir.

—Ankara:

İngiliz - Türk Musiki Festivaline bu ge­ce saat 21 de Handeî'in su musikisinden süit'i Adnan Saygun'un İncinin Kitabı, Gustav Holst'un Zırdeli Balesinden sü­it'i ve Edward Elgar'm Enigma Varyas­yonları ile devam edilmiştir. Orkestrayı George Weldon idare etmiştir.

Cumhurbaşkanı ve Bayan İnönü, yanla­rında Başbakan ve Bayan Saka ve Millî Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer bu­lunduğu halde konsere şeref vermişler­dir.

Fevkalâde alkışlanan konserden sonra Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Orkestra §efi George Weldon'u hususi salonların­da kabul buyurarak iltifatta bulunmuş­lardır.

—Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Ali Fuat Cebesoy'un başkanlığında toplan­mıştır.

Mardin Milletvekili Abdürrezak Satana, Erzurum Milletvekili Kemalettin Kamu ve Tokat Milletvekili Halit Nazmi Keş­mir'in vefat ettiklerine dair Başbakanlık tezkeresi okunmuş ve merhumların ha­tıralarına hürmetle ayakta tazim duruşu yapılmıştır.

Bundan sonra Malîye Bakanlığına, Te­kel Bakanı Şevket Adalan'm tâyini Te­kel Bakanlığını da mumaileyhin vekâleten idare edeceğine dair Cumhurbaşkan­lığı tezkereleri okunmuştur.

Müteakiben kürsüye gelen Tarım Baka­nı Tahsin Coşkan, Toprak ve Orman ka­nunlarında yapılacak değişiklikler hak­kındaki kanun tasarısı hakkında şu be­yanatta bulunmuştur:

Sayın arkadaşlarım, Kış tatilinizde, Hü­kümet tatile girmeden evvel vadetmişti. Toprak ve Orman kanunlarını hazırla­mıştır ve bu hazırlıklar ikmal edilerek Büyük Meclise sunulmuştur. Bugün ge­len kâğıtların 3 ve 8 inci maddelerini teş­kil eden bu iki maddenin beş komisyo­na havale edildiği görülmektedir.

Sayın arkadaşlarım.

Gerek Orman ve gerek Toprak Kanunu, ilk yapılışlarında da bu kanunlar Tarım, Adalet, İçişleri, Maliye ve Bütçe Komis­yonlarından seçilmiş olan geçici. komis­yonlarda görüşülmüştür. Bunların hepsi-le ilgisi vardır. Bu arkadaşlar bunların evveliyatını bilmektedir. Hbr birinden bu tasarılar ayrı ayrı geçtiği zaman bir aydan fazla bir vakit geçecektir. Halbu­ki bu kanunlar hâlen tatbik edilmekte­dir ve Büyük Mecliste aynen veya tadi-len kabul edilmiş olsa dahi, bugünkü ka­nunların tatbikine devam olunacaktır, onun için müsaade ve tensip buyurursa­nız, bu komisyonlardan üçer, beşer ar­kadaştan müteşekkil bîr geçici komisyon seçilmesini teklif ediyorum. Takdir yük­sek heyetinizindir.

Tarım Bakanının beyanatından sonra kürsüye gelen Eskişehir Milletvekili Ah­met Oğuz, geçici ve karma komisyon ça­lışmalarından gereken neticenin alına­madığı, Toprak Kanunu ve Orman Kanu­nu gibi iki esaslı kanun maddelerini de­ğiştiren hükümlerin muayyen komisyon­larından geçerek normal seyri takiben heyeti umumiyeye gelmesi, kanunların tetkikatmda daha isabetli kararlara va­rılmasını sağlıyacağı mütalâasında bu­lunmuştur.

Bunun üzerine karma komisyon teşkili teklifi reye konulmuş ise de kabul edil­memiştir.

Baha sonra gündemde bulunan sözlü so­rulara geçilerek, Muğla Milletvekili Nu-

ri Özsen'm tütün piyasasının bugün ar-zettiği manzara ile müstahsilin durumu hakkındaki sözlü sorusuna karşılık ola­rak Devlet Bakanı ve Başbakan Yardım­cısı Faik Ahmet Barutçu karşılık vermiş ve buna kargı da soru sahibi, tütün eki­mi, müstahsilin durumu, fiyatlar, muba­yaa tarzları hakkındaki görüşlerini açık­lamıştır.

İstanbul Milletvekili Doktor Nikola Fa-kaçelli'nin cemaatlerce idare olunan va­kıflar hakkındaki sözlü sorusuna da yine Başbakan Yardımcısı Faik Ahmet Barut­çu kargılık vermiş ve müteakiben günde­min diğer maddelerinin müzakeresine geçilmiştir.

Bunlardan Kars Milletvekili Akif İyido-ğan'm ve Seyhan Milletvekili Sinan Te-kelioğlu'nun. dilekçe komisyonunun 25/ 8/1947 tarihli haftalık karar cetvelindeki

466 sayılı kararın kamutayın görüşülme­sine dair olan önergeleri üzerinde açılan müzakerede, bir emeklinin Belediye Baş­kanı seçildiği takdirde maaş durumunun

tayini bahis mevzuu olmuş ve muhtelif hatipler bu konu üzerinde fikirlerini bil­dirmişlerdir. Müzakere sonunda bu me­seleye ait kararın Bütçe ve Malîye encü­menlerine gönderilmesi kararlaştırılmış­tır.

Son olarak 1943 yılı Millî Korunma bi­lançosu müzakere edilerek reye konmuş fakat nisap sağlanmadığından tasan ge­lecek toplantıda tekrar oya konmak üze­re toplantıya nihayet verilmiştir. Meclis, Çarşamba günü toplanacaktır.

13 Nisan 1948

—Ankara :

Adapazarı köylerinde su baskınına uğ­rayanlara ilk ve acil yardım olmak üze­re Kızılay Merkezinden iki bin, Amasya köylerinde su baskınına uğrayanlara beş-bin lira gönderilmiştir.

—Ankara :

Haber aldığımıza göre, bu yıl Londra'da yapılacak Olimpiyatlara binicilik ekibi­miz de katılacaktır. Olimpiyatlarda bi­nicilik müsabakaları 9 Ağustosta başhya-cak ve altı gün devam edecektir. Olimpiyatları müteakip Londra, Dublin ve Roterdam'da yapılacak Uluslar araş] binicilik müsabakalarına da ekibimiz iş­tirak edecektir.

Hummalı bir şekilde çalışan süvarileri­miz ilk Olimpiyat seçmelerini Ankara'da yapacaklardır. Bu seçmeler 1 Mayıstan 9 Mayısa kadar devam edecektir.

Bu seçme müsabakalarına yerli ve ecne­bi kan 52 at katılacaktır.

—Turhal :

Yükselmekte devam eden Yeşihrmak, dün akşam Kazanın kenar ve meydan mahallelerini basmış, Tokat - Turhal şo­sesi sular altında kalmıştır.

Askerlik şubesi sularla mahsur bir hal­dedir. Arapören köyünde su baskınına uğrıyan yedi ev tahliye edilmiştir. Yeşi-lırmak, kasaba dışında mecrasında iki mühim yarma yapmış ve kasaba arazisi­nin kısmı küllisi sular altında kalmıştır. Bu yarma sebebiyle kasaba tamamen su­ların istilâsından kunuimuştur. Fakat sular, 25 - 30 santimetre daha yükseldiği takdirde diğer bazı mahallelerle çarşının ve kasaba içerisindeki tek köprünün de suların altında karması muhtemeldir.

—Ankara :

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Özyörük'ün başkanlığında yaptığı birinci oturumunda ilk olarak, tomruk mubaya­ası tahkikatı sırasında hazır bulunmıyan tanıklardan Aliş Engin dinlenilmiş tir. Bu tanık kibrit fabrikası ihtiyacı için tom­ruk satın alınacağı sırada ortaklarile bir­likte bir teklif yaptıklarım, tekliflerin-deki fiyat yüksek olduğundan kabul edil­mediğini söylemiştir.

Bundan sonra tutkal mubayaası tahkika­tına geçilerek, meseleden sanık gösteri­lenlerdmlenümiştir.

Kibrit İşletme idaresinin Müdür mua­vinliğinde ve bilâhare Kibrit Fabrikası Müdürlüğünde bulunmuş olan Kemal Hakgüder, tutkal maddesinin kibrit sa­nayiindeki ehemmiyeti, bu sanayide kul­lanılan tutkalın nev'i, kibrit şirketinin hükümete devrinden bugüne kadar tut­kal tedariki için yapılan muameleler et


rafında geniş izahat vermiş ve Fehmi Ateş'ten alınan büyük bir parti tutkalın mubayaasına dair bildiklerini açıklamış­tır.

Müteakiben dinlenilen tanık, Kibrit Fab­rikasının eski Müdür Muavini Murat Ak-yiiz de, kibrit imali etrafında malûmat vermiş, muhtelif tutkal nevileri üzerin­de görüşlerini açıkladıktan sonra Sümer-bank, Fehmi Ateş ve İngiliz tutkallarının mukayeseleriniyapmıştır.

Öğleden sonraki ikinci oturumda dinle­nilen tanık, bir müddet fabrika müdür muavin vekilliğini yapmış olan Nurettin Taylan, Vâkıf Çakmur tarafından fabri­kaya gönderilip, tahlili sonunda kibrit imaline elverişli olmıyan tutkalların red­di konusu üzerinde konuşmuştur.

Son olarak dinlenilen tanık, kibrit fabri­kasının eski müdürü Besim Akova da, yine Vâkıf Çakmur'un teklif ettiği tut­kallar hakkında izahat vererek, bu tut­kalların laboratuvar ve imalât tecrübe­lerinden alınan neticeleri açıklamıştır. Her iki tanık Fehmi Ateş'ten yapılan mubayaa esnasında fabrikadan ayrılmış olduklarından bu konuya ait malûmatları olmadığını söylemişlerdir.

Yüce Divanın yarınki toplantısında Yu­nanistan'a satılacak kibritler meselesinin

tahkikatına başlanacaktır.

— Ankara:

C. H. P. Meclis Grupu BaşkanVekilli­ğinden : C. H. P. Meclis GrupuGenelKurulu

bugün (13.4.1948) saat 15 de Sivas Mil­letvekili Şemsettin Günaltay'în başkan­lığında toplandı.

1 — Kürsüye gelen Dışişleri Bakanı Nec­mettin Sadak, son Avrupa seyahati esna­sında iştirak ettiği konferanslarla bu mü­nasebetle yaptığı temaslar ve dünya siya­setinin son gelişmeleri hakkında birbu-Çuk saat süren etraflı açıklamalarda bu­lunmuş ve bakanın izahları memnunluk­la karşiianmışür.

Dışişleri Bakanı, müteakiben vukubulan türlü sorularla hatiplerin mütalâalarını tatminedicişekildecevaplandırmıştır.

2 — Dinî öğretim konularım incelemek üzere kurulan C- K. P. Meclis Grupu Komisyonunun, bundan evvelki toplan­tıda birinci maddesi kabul edilen rapo­rundaki diğer maddelerin gelecek top­lantıda görüşülmesi komisyon başkanı­nın teklifi üzerine Genel Kurulca uygun görülerek saat 17.15 te oturuma son ve­rilmiştir.

—Ankara:

Haber aldığımıza göre, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize vilâyetlerinde görülen yemeklik hububat darlığını ön­lemek üzere hükümetçe gereken tedbir­ler alınmış ve bu meyanda Toprak Mah­sulleri Ofisi ile Ziraat Bankası tarafın­dan yapılacak yardımlar kararlaştırılmış­tır.

Ofis mahalline derhal 1.500 ton mısır tahsis etmiş ve bu miktarın 1.000 tonu­nun bir iki gün içinde meşkûr mıntaka-ya ulaştırılması sağlanmıştır. Satın alma kabiliyeti olan yurttaşlarımız yemeklik hububatı tesbit edecek fiat üzerinden satın alabilecek diğerlerine ise Ziraat Bankası tarafından açılacak ziraî kredi yolu ile yardım edilecektir. Antalyadan 1.000 ton mısır yüklü olarak hareket etmiş olan Samsun Vapuru İs-tanbuldan bugün yola çıkmıştır.

Muhtaç yurttaşlarımıza Kızılayca da ay­rıcayardımdabulunulacaktır.

14 Nisan 1948

—Ankara :

Bugün saat 10 da Halil Özyörük'ün baş­kanlığında toplanan Yüce Divanda Yuna­nistan'a satılacak kibrit meselesinin tah­kikatına başlanmıştır. Yunanistan'a sa­tılması mümkün olan kibritlerin satılma­sına resmî makamlar aracı ile bizzat te­şebbüs etmesi görevi icabı ve hazînenin menfaati cümlesinden iken sırf arkada­şı Fehmi Ateş'i kazandırmak amacile mutavassıt olarak araya sokmak ve ticarî zihniyetle telifi kabil olmıyacak şekilde yüksek fiyat temin etmek, Yunan heyetile müzakereden kaçınmak ve diğer mu­tavassıtlara ret cevabı verdirerek hima­yesinitevaliettirmektensanıktutulan eski Gümrük ve Tekel Bakanı Suat Hay-ri Ürgüplü, sorgusu esnasında Yunanis­tan'a kibrit satışı bahis mevzuu olduğu zamanda iki memleket arasındaki ticarî münasebetlerden söze başlıyarak, kibrit satışı teklifi ve bu teklif etrafında cere­yan eden muamele hakkında izahat ver­miş ve kendine isnat edilen maddeler hakkında mütalâalarını söylemiştir.

Bundan sonra tahkikat dosyasında bulu­nan bazı evrak ve bakanlıkla müdürlük arasında yapılan .telefon muhaberelerine müteallik notlar okutturularak, bunlar hakkında eski Bakana sualler tevcih edilmiştir.

Yarın saat 10 da toplanacak olan Yüce Divanda bu meselenin tahkikatına devam edilecektir.

—- Ankara :

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Feridun Fikri Düşünsel'in başkanlığında toplanmıştır.

Geçen oturumda müzakeresi yapılan ve yeter sayı bulunamadığından oy muame­lesi tamamlanmıyan Millî Korunma ka­nununa göre yapılmış olan harcamalara ait 1943 takvim yılı bilançosunun onan­ması hakkındaki kanun tasarısı yeniden açık oya konulmuş ve kabul edilmiştir. Bundan sonra Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Kuruluş Kanununa bazı hü­kümler eklenmesine dair olan 4832 sayı­lı kanuna bağlı 1 ve 2 sayılı cetvellerde değişiklik yapılması hakkındaki kanun tasarısının birinci müzakeresi yapılmış­tır.

Söz alan milletvekilleri bu münasebetle kimsesizçocuklar,sıtmailemücadele

mevzuu; Sağbk Bakanlığında hizmet alan su mühendislerinin durumu hak­kında mütalâalarını söylemişlerdir. Bu konuşmalardan sonra kanunun tümü ve maddeleri reye konularak kabul edil­miş ve gündemde başka madde olmadığın­dan oturuma son verilmiştir.

Büyük Millet Meclisi önümüzdeki Cuma günü toplanacaktır.

15 Nisan 1948

—Balıkesir :

Amerikan yardım plânına dahil uçak­lardan bir grup daha bugün saat 12 de Şehrimizegelmiştir.Muhteliffasılalarla

gelen uçaklar hava meydanına inmeden önce şehrimiz üzerinde dolaşmışlardır. Bu sırada halk, caddelerden ve pencere­lerden uçakları ilgi ile takip etmiştir.

—Ankara:

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Öz-yörük'ün başkanlığında yaptığı birinci oturumda Yunanistan'a satılacak kib­ritler meselesinin tahkikatına devam edil­miştir.

Oturum açılınca iddia makamı tarafından, Suat Hayri Ürgüpîü'nün bu konu ile ilgili bazı noktaları aydınlatması istenil­miş ve eski bakana sualler tevcih edil­miştir.

Eski bakanın sorgusunu müteakip, ba­his konusu olan kibritlerin bizzat satışı İle mükellef iken eski Bakan Suat Hay­ri Ürgüpîü'nün mutavassıt olarak orta­ya çıkardığı Fehmi Ateş'in mutavassıtlı-ğım kabul ve işi buna göre idare ve ti­carî fikirlerle telif olunmıyacak derecede yüksek bir fiyat takdir ederek Yunan heyetiyle müzakere icrasını selp ve hi­maye ettiği arkadaşı Zeki Çalığı işe teş­rik edebilmek gayretiyle lüzumsuz bir rekabetin doğmasına meydan vererek işin sürüncemede kalmasına ve satış im­kânını selbe sebep olmaktan sanık tutu­lan Gümrük ve Tekel Bakanlığı Tetkik ve Murakabe Heyeti eski Başkanı Kemal Süleyman Vaner, kendisine atfedilen maddeler hakkında savunmasını yaparak Yunanistan'a kibrit satışı hakkında ya­pılan teklif, fiyat unsurları, takas ve dö­viz meseleleri, Yunanistan'la ticaret te­masları etrafındaki görüşlerini açıklamış­tır.

Öğleden sonra saat 16 da yapılan ikinci oturumda da Kemal Süleyman Vaner, izahlarına devamla Fehmi Ateş'in ve Ze­ki Çalığın müracaat şekilleri ve bunlar­la yapılan anlaşmalara dair malûmat ver­miştir. Duruşmaya yarında devamedilecektir.

—Ankara :

Bakanlar Kurulu bugün saat 16 dan 19.30 a kadar süren bir toplantı yapmış­tır.

Bu toplantıda İl Özel idareleri Kanunu tasarısı ile Ankara Belediye sınırları için­deki Devlet, özel idare ve belediyeye ait arsaların mesken yapacaklara temliki hakkındaki kanun tasarısı kesin şekille­rini almış sel felâketine uğrayan bölge­lerin durum ve ihtiyaçlarının ve yapıla­cak yardım şeklinin evvelce kurulmuş olan Merkez Yardım Komitesince tesbiti kararlaştırılmış ve muhtelif bakanlıklara ait gündelik işler görüşülmüştür.

16 Nisan 1948

—Ankara:

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu^ün sa­at 18.30 da Çankaya'daki Köşklerinde itimatnamesini takdime gelen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nin yeni Büyük Elçisi Mösyö Alexandre Lavri-şefi mûtad merasimle kabul buyurmuş­lardır.

—Ankara:

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Özyörük'ün başkanlığında yaptığı birin­ci oturumunda Yunanistan'a satılacak kibritler meselesinin tahkikatına devam edilerek Gümrük ve Tekel Bakanlığı Tetkik ve Murakabe Heyeti Azasından Fikri Fesçioğlunun sorgusu yapılmıştır. .Eski Bakan Suad Hayri Ürgüplümün Fehmi Ateş'i himaye sadedinde verdiği emirleri tebliğ ederek himayenin geıçek-leşmesine yardım ettiği gibi akreditif açılmadan obsion itasını sağlamak üze­re Bakanlık namına emirler vererek Feh­mi Ateş'i himaye eylemekten sanık tutu­lan Fikri Fescioğlu, muamelenin seyri üzerinde, ve kendisinin not defterlerinde kayıtlı telefon muhaverelerine dair izahat vermig, Suad Hayri Ürgüplü ve Kemal Süleyman Vaner bu notlardan bazıları hakkında mütalâalarını söylemişlerdir. Sanıkların sorguları bittikten sonra ta­nıklarındinlenilmesinegeçilmişve ilk tanık, kibrit satışı meselesiyle ilgilenme­miş olduğunu ve bu sebeple de aydınla­tıcı malûmat veremiyeceğini ifade etmiş­tir.

Dinlenilen ikinci tanık, Maliye Teftiş Kurulu Başkanı Faik Ökte, tahkikat fez­lekesine esas olan noktalar hakkında açıklamalar yapmıştır.

öğleden sonra yapılan ikinci oturumda İstanbul Tüccarlarından Rafael Menase ile Albert Penhas dinlenilmiştir. Bu iki tanık TekeFin Fehmi Ateş'in tavassutuy­la Yunanistan'a kibrit satışı teşebbüsü ile bu hususta İstanbul'da Tekel'de ya­pılan bir toplantı etrafındaki bildiklerini söylemişlerdir.

Yüce Divan Pazartesi günü toplanacak­tır.

—Ankara:

İngiliz - Türk müzik festivalinin altıncı konseri bu akşam, Devlet Operasının seçkin dinleyicilerle dolu salonunda en­der tesadüf edilir bir muvaffakiyetle ve­rilmiştir.

Ferid Alnar'm Viyolensel Korçertosu bestecisinin idaresi altında Solist David Zirkin tarafından ve Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrasının iştiraki ile ça­lınmış ve çok takdir edilmiştir.

Bundan sonra ilk defa 10 Temmuz 1939 da Cornegie Hall'da çalınmış olan Piyano ve Orkestra Korçertosu bizzat Bestecisi Arthur Bliss'in idaresi altında Piyanist Noel Newton Wood tarafından. Orkest­ranın da iştiraki ile fevkalâde başarı ile çalınmış ve dinleyicileri gerçekten hay­ranbırakmıştır.

Başbakan ve Bakanların da hazır bulun­duğu bu konseri, Cumhurbaşanı ve Ba­yan inönü huzurîarıyla şerefîendirmiş-lerdir.

17 Nisan 1948

—Ankara:

Köy Enstitülerinin temelleri atıldığı gü­nün sekizinci yıl dönümü bugün bütün köy enstitülerinde kutlanmıştır.

Hasanoğlan Köy Enstitüsünde yapılan törende, Millî Eğitim Bakanı Reşat gem-

settin Sirer, milletvekilleri, bakanlık ileri gelenleri, basın mümessilleri, öğrenciler ve çok kalabalık bir halk hazır bulun­muştur. Törene, karşılama ve geçid resmini mü­teakip İstiklâl Marşı ile başlanmış, Ens­titü Müdürünün konuşmasından sonra konulara ve çocuklara hitap eden Millî Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer, gü­nün manâsını belirttikten sonra törene katılan konuklara teşekkür etmiş ve sonra da öğrencilere hitap ederek köy enstitü­lerinin kurulması ve Enstitülerde binlerce memleket çocuğunun büyük ve şerefli Öğretmenlik vazifesine- bu vazifenin ge­rektirdiği vasıflarla hazırlanması için mil­letimizin ihtiyar ettiği büyük fedakârlı­ğını anlatmıştır.

Millî Eğitim Bakanı, Enstitüleri kuran Cumhur Başkanı İnönü'nün ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin enstitülerin te­kâmülü ve öğrencilerin de milletin umud-larma lâyık bir şekilde yetişmeleri için devamlı alâkalarını ve himayelerini şük­ranla anmıştır.

Reşat Şemsettin Sirer, konuklara da sevindirici bir haber olarak enstitüleri­mizde yetişen çocuklarımızın büyük bir milletin evlâdı olmanın şuurunu duya­rak ve geçmiş zamanlarda büyük işler yapmış olan atalarımızın ruhunu kendi bileklerinde duyarak derin bir meslek ve vaziie sevgisi ile yetişmekte olduklarını temin etmiştir.

Bunu, son sınıftan bir öğrencinin ödevi belirtmesi ve and içirmesi, millî oyunlar, türküler, şiirler ve sazlarla türküler takİ-betrniş ve spor alanındaki gösterilerle törene son verilmiştir.

Bugün sayısı yirmiye çıkan ve Türkiye-nin çeşitli bölgelerine serpilmiş olan köy

enstitülerimizde 15600 köy çocuğu oku­maktadır. Şimdiye kadar köy enstitüle­rinden 6846 öğretmenle 8840 eğitmen çıkmıştır.

Hasanoğlan KÖy Enstitüsünde Öğrenci sa­yısı 86'sı kız olmak üzere 916'dır. Bunun 279 u Köy Sağlık Memurları yetiştiren sağlık kolundadır. Bu yıl ilk defa olarak yönetmeliğe göre, birinci sınıflara sınavla öğrenci alınmıştır.

19 Nisan 1948

—Ankara:

Geçen Cuma günü Cumhurbaşkanına iti— madnamesini takdim etmiş olan Sovyet Rusya BüyükelçisiLavrişef bugünsaat

11 de makamlarında Başbakan Hasan Şa-ka'yı ziyaret eylemiştir.

—İzmir:

Türkiye'ye yardım Amerikan programı gereğince memleketimize tesiim edilen ab. 47» uçaklarından yeni bir grup bugün izmir'e varmıştır.

—Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Raif Karadeniz'in başkanlığında toplan­mıştır.

Gündemde bulunan sözlü sorulardan, gemi satın almak için Amerika'ya gönderilen he­yetler hakkında; Ankara Milletvekili Hıfzı Oğuz Bekata tarafından verilen sözlü soruya karşılık olarak, Ulaştırma Bakanı Şükrü Koçak açıklamada bulun­muş ve soru sshibi Hıfzı Oğuz Bekata, kürsüye gelerek Amerika'ya gönderilen birinci heyetin mesaisinden ve bu mesai­nin müsbet neticelerinden bahsetttıkten sonra ikinci heyetin gidişi ve Amerika'da tahassül eden vaziyet ve bilâhara gön­derilen ikinci heyet hakkında izahat ver­miş, evvelce alınması kararlaştırılan bir kısım gemilerle yüzer vincin alınmama­sının zararlarını da tebarüz ettiren hatip Ansaldo firmasiyle gemi inşaası için ya--pılan anlaşmayı da tenkit etmiştir. Ve sözlerini bitirirken yok yere memleket ölçüsünde maddî ve manevî zararlar hu­sule getirildiğini söylemiştir. Bundan sonra ikinci sözlü soruya geçil­miştir:

Tunceli Milletvekili Necmettin Satair Sılan'm 5098 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi üzerine Batıdan Doğuya dönenle­rin, Doğu illeriyle Tunceli'nde Toprak Ka­nununun uygulanması için ne düşünül­düğüne ve toprak dağıtımını çabuklaş-tırıcı bir program olup olmadığına dair sözlü sorusuna karşılık olarak Tarım Ba­kanı Tahsin Coşkan açıklamada bulunmuş vebuaçıklamayımüteakipsorusahibi


Necmettin Sahir Sılan, Doğu illerinin ve Tunceli vilâyetinin hususiyetlerinden, bu­ralardan Batıya gönderilen fakat şimdi serbest hayata kavuşmuş olarak yine Doğuya dönen yurtdaşlarm tapuya bağlı, ve tapusuz gayrimenkullerinin durumla­rından bahsettikten sonra, bu bölgede top­rak işlerinin halledilememesînin ve halâ da gecikmekte olmasının zararlarını açıklamış, ortak ve yarıcı olarak çalışan topraksız köylünün durumuna da temas ettikten sonra da Tunceli'nden başlanıl­mak üzere Doğu ve Güneyde de toprak­sızların biran evvel topraklandırılmslars temennisinde bulunmuştur.

Tekrar kürsüye gelen Tarım Bakanı Tahsin Coşkan demiştir ki:

Doğu illerinde başladık, dedim ve önü­müzdeki seneTunceîinidahi alıyoruz.

Sözlü sorular bittikten sonra gündemin son maddesi olan, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kurutuş ve memurları kanunla­rına bazı hükümler eklenmesine dair olan 4882 sayılı kanuna bağiı bir ve iki sayılı cetvellerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının ikinci müzakeresi yapılmış ve tasarı kabul edilmiştir.

Büyük Millet Meclisi önümüzdeki Çar­şamba günü toplanacaktır.

— Ankara:

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Özyörük'ün ' başkanlığında yaptığı bir oturumda, Yunanistan:a kibrit satışı me­selesinde Fehmi Ateş firmasiylc müşte­rek hareket eden Türk E1İ33 Şirketi or­taklarından Aristidi Fatris tanık olarak dinlenilmiştir. Bu tanık kibrit satışı me­selesinde gerek burada gerek Yunanis­tan'da cereyan eden muamelelere dair izahat vermiştir. Bu esnada Yüce Dîvan Heyetinden Yargıtay Üyesi Osman Talât İl tekin, bir baygınlık geçirmiş ve tedavisi yapıldıktan sonra istirahat için evine gitmiştir. Bu sebeple oturuma ara ver­mek mecburiyeti hasıl olmuştur.

Öğleden sonra yapılan ikinci oturumda tanıklardan, Yunanistan'da yapılan kibrit ihalesine iştirak etmiş olan Zeki Çalık, elinde opsiyon olmadan ihaleye girmesi sebebini anlatmıştır.

Daha sonra dinlenilen Bedri Martı. Semih Beken ve Münir Karacık kibrit satışı konusunda bildiklerinisöylemişlerdir.

Duruşmaya yarındadevamedilecektir.

20 Nisan 1948

—Ankara:

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Özyörük'ün başkanlığında yaptığı otu­rumda Yunanistan'a kibrit satışı mesele­sinden tanık gösterilenlerin dinlenilme­sine devam edilmiştir.

İlk olarak, Teke! idaresinin eski Umum Müdür Muavini Ulvi Yenal ifade vere­rek, kibrit satışı mevzuu ile vazifelendi-riidiğîni, satın muamelesinin seyri sıra­sında işin bazı cihetlerine müşahit ola­rak vâkıf olduğunu söylemiş, Tekel'de yapılan toplantılar, fiyat meselesi, Feh­mi Ateş'in ve Zeki Çalık'm durumları hakkındaizahat vermiştir.

ikinci olarak dinlenilen tanık Avukat Semih Seven, Yunanistan'a kibrit satı­şına ne suretle muttaliolduğunu, satış

hakkında yapılan müzakereye ait bil­diklerini, Tekel Genel Müdürlüğünde yapılan toplantıdaki müzakereleri açık­lamıştır.

Daha sonra o zaman Türk Tütün Limi­ted Şirketinde İdare Meclisi Üyesi olan Recai Tuğrul dinleniîmiştir. Bu tanık kibrit satışı iyin Zeki Çahkoğlu'nun ken­dine müracaat ettiğini ve mumaileyhi Tekel Genel Müdürüne gönderdiğini söy­lemiştir.

Son olarak dinlenilen tanık Gümrük ve Tekel Bakanlığı eski Hususî Kalem Mü­dürü Sabahattin Tanman, Kibrit satışı muamelesinin hususî kalemden geçmedi­ğini söyledikten sonra> dosyada bulunan bir telefon notu üzerinde durmuş, bu notun alınması etrafındaki görüşünü be­lirtmiştir.

Kibrit Satışı meselesinden tanık gösteri­lenlerin dinlenilmesine yarm da devam edilecektir.

—Ankara:

Ç. H. P. Meclis Grupu Başkan Vekilli­ğinden: C. H. P. Meclis Grupu Genel Kurulu bu gün 20/4/1948 saat 15 te Sivas Milletve­kili Şemsettin Günaltay'm başkanlığında toplandı.

Kürsüye gelen Ulaştırma Bakanı Şükrü Koçak, gemi satın almak üzere Amerika'­ya gönderilen heyetler hakkında verilen soru önergesi münasebetiyle meclis iç tüzüğünün 177 inci maddesine tevfikan soruşturma yapılmasına dair Büyük Mil­let Meclisi başkanlığına verilen ve Mec­lis gündemine alman önergsye yarınki Kamutay toplantısında cevap vereceğini bildirdi.

Bunun üzerine söz alan muhtelif hatip­ler parti tüzüğü hükümlerini anlayış ba­kımından mütalâalarını söylediler. Yapılan uzun müzakerelerden sonra başkanlığa verilen önergelerden (partili bir milletvekilinin bir bakanın icraatı hakkında meclisçe tahkikat açılabilme­sine dair olan talebi, grup mezuniyeti ile Meclise intikal etmek icabeder. Bunun için de grupun daha evvel işin mahiyetine ıttıla hasıl etmesi ve mü­zakere açması lâzımdır. Fakat bugün ba­his mevzuu olan mesele, bir soru önergesi münasebetiyle mecliste evvelden açık­lanmış ve grup üyelerince de mevzua itüîa hasıl edilmiş olduğundan bu mese­lede beliren duruma göre işin açıkça mecliste görüşülmesi umumî efkârı ay­dınlatmak bakımından uygun olacağın­dan grupumuzun, bu konunun kamutay­da alenen konuşulmasına karar vermesi) hakkındaki Önerge çoğunlukla kabul olundu.

Vaktin gecikmiş olması dolayısiyle gün­demdeki diğer konuların konuşulması gelecek toplantıya bırakılarak saat (19.30) da oturuma son verildi.

— Ankara:

Demokrat Parti Meclis Grupu Başkan­lığından:

Demokrat Parti Meclis Grupu bugün top­landı, parti merkez haysiyet divanının son kararlarını bildiren parti başkanlığı tezkeresi okunup Ittıla hasıl olduktan sonra açık bulunan Meclis Grupu İkinci Başkanlığı ile Grup İdare Heyetindeki iki azalık için yapılacak seçime geçildi. Tasnif neticesinde Meclis Grupu İkinci BaşkanlığınaEskişehirMilletvekili Âbidin Patuoğlu'nun ve azalıklara da Kayseri Milletvekili Kâmil Gündeşle Es­kişehir Milletvekili Kemal Zsytinoğlu'-nun ekseriyetle seçildikleri anlaşıldı. Bunu müteakip gelen evrak okunduktan ve lâzım gelen cevapların verilmesi gö­rüşüldükten sonra toplantıya son verildi.

21 Nisan 1948

— Ankara:

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Oz-yörük'ün başkanlığında yaptığı oturumda Yunanistan'a kibrit satışı işinden tanık gösterilenlerin ifadeleri dinleniımîştir. İlk olarak dinlenilen, Kibrit Muvakkat İşletme idaresinin eski Müdürü Tevfik Taşçı, Yunanlıların kibrit istediklerini ne suretle öğrendiğini söyledikten sonra Fehmi Ates'in ve Zeki Çalık'm müraca­atları ve bunların anlaştınlması için ya­pılan toplantı etrafındaki bildikleriyle yazılı obsiyonun ne suretle verildiğini açıklamıştır.

Müteakiben dinlenen Tekel Umum Mü­dürlüğü Hususî Kalem Şef: Necati YÖ-rükoğlu kendisinin .kibrit satışı işine dair malûmatı olmadığı, yalnız Bakanın Kemal Süleyman Vaner'e yazdığı bir mektubun Kemal Süleyman Vaner'e ve­rilmemesini telefonla bakanın rica etti­ğini beyan etmiştir.

Üçüncü tanık. Gümrük ve Tekel Bakan­lığı, Tetkik ve Murakabe Heyetinin eski Muamelât Müdür Muavini Reşat Ak, Yunanistan'a kibrit satmak istiyen iki rakip firmanın uzlaştırılması yolunda ya­pılan teşebbüsleri, toplantılarda neler görüşüldüğünü, firmaların ne suretle an­laştıklarını ve obsiyonlara dair görüşle­rini izah etmiştir.

Son olarak dinlenen Gümrük ve Tekel Bakanlığı Ekonomik İşler Müdürü Rük-nettin Birce de ifadesinde kendinin, Yu­nan Ticaret Heyetiyle müzakereler yapa­cak heyete Tekel Bakanlığı mümessili olarak iştirak ettiğini söyliyerek bu he­yetin salâhiyeti, ve yapılan temasların mahiyeti hakkında malûmat vermiştir. Bundan sonra vefat etmiş olan Fehmi Ateş'in müfettişliğe verdiği ifadesi okun­muştur.

Yüce Divan 26 Nisan Pazartesi günü saat 10 da toplanacaktır.

Kızıl­ay'ın teşkilât ve depolariyle faaliyetini tetkik edeceğim. Türk Kızılay Derneği­nin Başkan ve ileri gelenleriyle bundan önce muhtelif konferanslarda tanışmak fırsatını buldum. Şunu belirtmek isterim ki Kızılay Derneği harp sırasında fevka­lâde bir faaliyet göstermiştir.»

Kont Bernadotte bundan sonra, İsveç Kızılhaç Cemiyetinin faaliyetlerinden geniş Ölçüde bahsetmiş ve Milletlerarası Kızılhaç ve Kızılay konferanslarının ilerdeki toplantılarına temas ederek de­miştir ki:

«Önümüzdeki Ağustos ayı içinde Stock-hlom'da Milletlerarası bir toplantı yapı­lacaktır. Bu toplantıda müzakeresi derpiş edilen başlıca .mevzular şunlardır: İkin­ci Cihan Harbinde cemiyetlerimiz tara­lından edinilen tecrübelerin tetkiki ve buna göre yeni bir sözleşmenin hazır­lanması, ikinci önemli mevzu da, ilerde foaşgösterecek bir harpte, sivil esirlerin de harp esirleri gibi muamele görmesi ve esir kamplarındaki sivillerin tarafsız bir memleketin Kızılhaç veya Kızılay Cemiyeti tarafındankontrol edilmesi.»

Almanya'nın çökmqsine yakın günlerde siyasî bir faaliyet göstermiş olan Kont Bernadotte- yakın bir zamanda bir har­bin başgösterip göstermiyeceği hususun­da bir gazetecinin ne düşündüğünü sor­ması üzerine şunları söylemiştir:

«Harp bazı kimselerin zannettiği gibi ya­kın bir zamanda yani önümüzdeki ş<ı birkaç ay içinde başgöstereceğini zannet­miyorum. Ancak harbin de tamamen, or­tadan kalkacağınaaslainanmıyorum.»

Kont Bomadotte, bugünkü dünya durumu hakkında, bir Hayır Cemiyetinin Baş­kanı olmak sıfatiyle herhangi bir yorum­da bulunmaktan imtina etmiştir.

— Ankara:

«Viyana Çocuk Konfeu» kuruluşunun 450 inci yıldönümü münasebetiyle bu ge­ce Devlet Opera ve Tiyatrosunda Doktor Von Goertz'in idaresi altında ilk temsi­lini büyük bir muaffakiyetle vermiş vo fevkalâde alkışlanmıştır.

Cumhurbaşkanı ve Bayan İnönü yanla­rında Başbakan ve Bayan Saka olduğu haldetemsileşerefvermişlerdir.

27 Nisan 1948:

— Ankara:

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü saat 11.30 da Çankaya'daki köşklerinde Kızılay Der­neğinin misafiri olarak memleketimizi ziyaret eden İsveç Kızılhaç Başkanı Com-te Befnadotte'u, hususi surette, kabul buyurmuşlardır.

Bu kabul esnasında İsveç Elçisi Mösyö Erle Von Post, Dışişleri Bakanı Necmed-din Sadak ve Kızılay Derneği Genel Mer-ke?i Başkanı Ali Rana Tarhan da hazır bulunmuşlardır.

— Ankara:

Yüce Divanın bugün saat 10 da Hail Üz-yÖrük'ün başkanlığında yaptığı oturum­da, tahkikatı evvelce yapılmış olan tom­ruk satın alımından tanık gösterilenler dinlenilmiştir.

İlk dinlenilen tanık, Gümrük ve Tekel Bakanlığı Tetkik ve Murakabe Heyeti Azasından Nevzat Korur, damgasız ve orman resmi verilmeden tomruk alındı­ğı hakkındaki bir ihbar dolayısiyle ya­pılan tahkikatı izah etmiştir. Müteakiben Kibrit Muvakkat İşletmesi Memurların­dan Mehmet Ali Donuker dinlenilmiş bu tanık da İnal Vapuru ile fabrikaya gelen bir parti tomruğun teslim cetvellerinde silintiler olduğuna dair ihbar üzerine yap­tıkları tahkikatı anlatmış, ve ondan son­ra yani konunun tahkikinde vazife almış olan Kibrit Muvakkat İşletme idaresi Mubayaa Şefi Kemal Ülgen de tahkikat etrafında malûmat vermiştir.

Dördüncü tanık Süreyya Berksan, Hüs­nü Ulus'un 20.000 metre mikâp taahhü­dünden 10.000 metresini taşaron olarak üzerine alan Niyazi Güien'in yakın bira­deri olduğunu söylemiş ve Niyazi Güien'­in yazıhanesinde tomruk işi etrafında duyduklarınıanlatmıştır.

Son olarak Niyazi Gülen'în ortağı Ek­rem Sel dinlenilmiştir. Ekrem Sel, Niya­zi Gülenle birlikte yaptıkları tekliften başhyarak bilâhare 10.000 metre küp için


Hüsnü Ulus vekili Vakıf Çakmur'la ara­larındaki anlaşmanın esaslarını, tomruk taahhüdü ve nakli, revirlerin teslimatı ve fiyatlar hakkındaki mütalâalarını söy­lemiştir. Duruşmaya yarmdadevamedilecektir.

—Ankara:

C. H. P. Meclis Grupu Genel Kurulu bu­gün «27/4/1948» saat 15 de İzmir Millet­vekili Şükrü Saraçoğlu'nun başkanlığın­da toplandı.

Buğday ihracı dolayısiyle eski Ticaret Bakanı hakkında Meclis soruşturması yapılmasına dair Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26 Nisan 1948 tarihli oturu­munda başkanlığa * sunulan ve Meclis gündemine alman önerge hakkında grup genel kurulunda müzakere açılarak bir karara varılmasını isteyen önergeler üze­rine söz alan muhtelif hatipler bu konu­ya dair olan düşüncelerini bildirdiler. Bu arada eski Ticaret Bakanı Atıf İnan da geniş açıklamalarda bulundu.

Kürsüye gelen Başbakan Yardıma sı, bahsedilen bütün hususların toprak ofisi bünyesinde üç aydanberi Hükümetçe tetkik ve tahkik konusu yapıldığını, ne­ticenin memleket efkârını tatmin edici olması için keyfiyetin Maliye Müfettiş­lerinden kurulu bir heyete havale ve tev­di edilmiş bulunduğunu ve kısa bir müd­det içinde alınmasına çalışılan sonucun açıklanacağını bildirdi ve soruları cevap­landırdı. Bu tahkikatın azamî bir ay içinde intaç edileceği, vuku bulan sual üzerine, Başbakan Yardımcısı tarafından tasrih edildi.

Bunun üzerine başkanlığa sunulan öner­gelerden Meclis soruşturması hakkında­ki teklifin bu tetkikatm sonuna bırakıl­masının karar altına alınmasına dair olan Önerge çoğunlukla kabul edilerek saat 21.15 de oturuma son verildi.

28 Nisan 1948

—Ankara:

Yüce Divanın bugün saat 10 da Halil Özyorük'ün başkanlığında yaptığı oturumunda tomruk meselesi hakkında şa­hadette bulunmakİçin müracaat etmiş olan Bursa Orman Tahdit Komisyonu Başkanı Beh-:at Gülen ve onu takiben kahve işinin tahkiki esnasında tanık ola­rak celbine karar verilmiş bulunan Muh­tar Damakon dinlenilmelerdir. Muhtar Damakon kahve satmak için idareye va­ki müracatlarmı ve idarenin kahve mü-bayaasmdaki hattı hareketi hakkında gö­rüşlerini izah etmiştir.

Bundan sonra iddia makamı ve sanıklar tahkikatın tevsiine müteallik isteklerini bildirmişlerdir

Yüce Divan Önümüzdeki Pazartesi günü saat 10 da toplanacaktır.

—İstanbul:

Yunanistan'da iki maç yapmış bulunan Türk Millî Takımı futbolcuları bugün öğleden sonra saat 18.10 da iki Türk uça-ğivleistanbul'adönmüşlerdir.

Yeşilköy Hava Maydanmda sporcularımızı Futbol Federasyonu İkinci Başkanı, ga­zeteciler, kulüp temsilcileri ve binlerce halk karşılamıştır.

Heyecanlı gösterilerle karşılanan futbol­cularımıza ve kafile başkanına muhte­lif spor kurumları tarafından buketler verilmiş ve futbolcularımız halkın omuz­larında taşınmıştır.

Kafile Başkanı ve sporcularımızın kazan­dıkları galibiyetten ve Yunanistan'da gördükleri konuk severlikle kardeşçe muameleden memnunluklarını bildirmiş­lerdir.

—İstanbul:

Rendova Uçak Gemisi bugün saat 13 de Yeşilköy açıklarına gelmiş ve demirle­miştir.

—Ankara:

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Cevdet Kerim Inoedayı'nm başkanlığın­da toplanarak Afyon Milletvekili Şahin Lâçin ve iki arkadaşı tarafından verilen buğday ihracı dolayısiyle eski Ticaret Bakara hakkında Meclis soruşturması yapılmasına ait önergeyi müzakere et­miştir.

Söz alan milletvekillerinden Önerge sa­hibi Afyon Milletvekili Şahin Lâçin, Afyon Milletvekili Ahmet Veziroğlu, Kü­tahya Milletvekili Ahmet Tahtakılıç, hu­bubat politikasında yanlış adımlar atıldı­ğı, isabetsiz kararlarla ihracat yapıldığı ve bunun bu günkü sıkıntılı duruma sebep olduğunu söyliyerek bu hususlar üzerindeki toprak ofiste yapılmakta olan teftiş ve tahkiklerin ayrı mevzu olduğu, bakan tarafından meclis soruşturması yapılmasının ayrıca ele alınabileceği mü­talâasında bulunmuşlardır..

Yine bu konuşmalar esnasında Kütahya Milletvekili Ahmet Tahtakılıe Cumhuri­yet Halk Partisinin dünkü toplantısına ait tebliğ hakkında da görüşlerini açık­lamış ve Manisa Milletvekili Muammer Alakant da bu konuda Kütahya Milletve­kili tarafından ileri sürülen mütalâalara karşılık vermiştir.

Bu müzakerelerin cereyan sırasında Rai£ Karadeniz (Trabzon) hububat, ihracı bah­sinde konuşulurken kendinin bakan ol­duğu zamanda yapılmış olan ihracata da temas edilmiş bulunulması dolayısiyle söz alarak o devredeki hububat stokunun durumunu anlatrmş, bu stoktan ihracat yapılmasını zarurî kılan sebepleri ve ba­zı ahvalde tüccara komisyon verilmesin­deki mücbir sebepleri açıklamıştır.

Eski Ticaret Bakanı Atıf İnan da hubu­bat ihracı, bu ihraçtaki hesapsızlık, bazı firmaların tercih edilmesi gibi hususlar üzerinde bazı milletvekilleri tarafından ileri sürülen iddialara cevap vermiştir. Daha sonra kürsüye gelen Devlet Baka­nı ve Başbakan Yardımcısı Faik Ahmet Barutçu, hububat durumu ve tahkik ko­nusunda açıklamada bulunmuş, Başbakan Yardımcısının bu açıklamasını müteakip müzakerenin kifayeti hakkında verilen bir önerge okunmuştur.

Kütahya Milletvekili Ahmet Tahtakılıç bu önerge aleyhinde bulunmuş, önerge sahibi Ordu Milletvekili Hamdi Şarlan da önergesini ne sebeple verdiğini izah eylemiş ve tartışma sonunda önerge reye konmuş ve kabul edilmiştir.

Meclis Çorum Milletvekili Cemal Kazan-cıoğlu tarafından verilen Başbakan Yar­dımcısının açıklamasından Toprak Ofi­sinde üc aydan beri yapılmakta olduğu anlaşılan teftişin bir aya kadar bitirileceğine göre meclis soruşturması yapıl­masına dair görüşmenin tahkik ve tef­tişlerin sonuna bırakılması hakkındaki bir önerge kabul edilerek gündemde bulunan diğer maddelerin müzakeresine gelmiştir. Bu arada gündemde bulunan maddeler­den, Diyarbakır Milletvekili Vedat Dicle­linin devletçe yapılacak olan millî şoseler hakkındaki sözlü sorusuna verilecek ce­vap önerge sahibinin bulunmaması dola-yısiyle tehir edilmiş, Büyük Millet Mec­lisi 1947 yılı Kasım ve Aralık ayları he­sabı hakkında Meclis Hesaplarını İnce­leme Komisyonunun raporu onaylanarak toplantıya son verilmiştir.

Büyük Millet Meclisi önümüzdeki Cuma günü toplanacaktır.

29 Nisan 1948

— İstanbul:

Askerî yardım plânı gereğince Amerika'­nın bize verdiği snv - 6 tipindeki uçak­ları getiren Rendova Uçak Taşıt Gemisi saat 17.15 te Yeşilköy açıklarına demir­lemiş ve bugün saat 9.30 da hamulesi olan 100 kadar talim uçağını çıkarmağa başlamıştır.

Bu sabah istanbul Deniz Komutanı Tarık Ersuna adma bir subay, Rendova'ya gi­derek gemi süvarisine hoşgeldiniz de­miştir.

Gemi süvarisi sabahleyin İstanbul Vali­sini makamında ziyaret etmiş ve Vali bu ziyaretiöğledensonraiadeetmiştir.

1944 senesinde denize indirilmiş olaa 23.000 tonluk refakat Uçak Gemisi Ren­dova, Nisan'm birinde Cebelüttarık'a uğ­radıktan sonra San Fransisco'dan kalka­rak Panama Kanalını geçmiş ve sonra doğruca buraya gelmiştir.

Geminin tahliyesi büyük bir süratle ya­pılmaktadır.

Rendova istanbul'dan Salı günü kalka­rak Porstsaid, Bahreyn Adaları, Singapur ve Manilla'ys uğrayarak dünya gezisine devam edecek ve pasifik'i geçerek Birle­şik Amerika'ya varacaktır.

552 kadem uzunluğu, 75 kadem genişliği ve 18 mil sürati olan bu geminin müret­tebatı 472 subay ve erden ibarettir. M. Çâldaris ile mutabık kaldık, bütün gayretlerimizi Milletlerarası İşbir­liğine dayanan bir barışın teminine sarfetmekte devam etmeğe karar verdik. Bu Milletlerarası İşbirliği içinde, Türk - Yunan iktisadî ve kültürel işbirliği­ne hususî bir Önem vermekteki faydayı belirttik.

Türk - Yunan dostluğunun, Yakın Doğuda sulhun temellerinden olduğunu kabul ederek, bu bölgede barış ve güvenin sağlanması için, sarfedilecek gayretler üzerinde fikir müdavelesinde bulunduk.

Sayın arkadaşlar,

Bu görüş ve görüşmelerin, üzerimde bıraktığı izleri kısa ve toplu olarak belirtmek gerekirse diyebilirim, ki:

Gerek ekonomik kalkınmayı hızla geliştirmek ihtiyacı, gerek kargaşalık ve tecavüze karşı koymak azmi bakımından Avrupa devletlerinde tesanüt duy­gusu ve birleşme şuuru kuvvetlenmiştir.

Paris'te 16 devlet arasında bu gün imzalanması beklenen ekonomik işbirliği paktı ve geçen ay beş Batı devleti arasında Brüksel'de imzalanmış ve bazı şartlar dairesinde her devletin iltihakına acık bırakılmış olan karşılıklı yar­dım andlaşması, gittikçe kuvvetlenen bu birlik ve tesanüt ruhunun ilk iki tezahürüdür.

Avrupa'nın ekonomik kalkınması 16 devletin teker teker ve elbirlikleri ile, bütün gayretlerine rağmen ancak Amerika Birleşik Devletleri'nin geniş öl­çüde yardımı ile gerçekleşecek ve bu da barış ve güvenin sağlanmasında çok tesirli olacaktır.

Aziz arkadaşlar,

Gittiğim yerlerde, görüştüğüm devlet adamlarında, Türkiye'ye karşı derin bir sevgi ve inan gördüğümü huzurunuzda iftihar ile soyliyebilirim, Türkiye sözüne inanılır, kuvvetine güvenilir, ve bu bakımdan, dostluğuaranan bir

devlet olarak itibardadır.

Türkiye'nin sulha bağlı, barışsever bir cTevlet olduğu, herkesle dost geçin­mek istediği ve müdafaa kaygısından başka bir emeli olmadığı kabul edil­miş bir hakikattir. Fakat gene herkesin iyice bildiği ve yürekten inandığı bir hakikat vardır ki o da şeref ve haysiyetini herşeyden üstün tuttuğunu uzak ve yakın bütün tarihi boyunca ispat etmiş olan Türk Milletinin, toprak bütünlüğüne, hürriyetine ve istiklâline canından fazla bağlı olduğudur.

Aziz arkadaşlar;

Türkiye'nin her tarafta gördüğü itibarın, Türkiye'ye verilen yüksek kıyme­tin başlıca sebebi kendi kuvvetimiz, dısarda dürüstlüğümüz, içerde istikra-rımızdır. Hür ve demokrat Türkiye'nin, bir kaç yıldır başlayan iç politika gelişmesini büyük başarı ile, sarsıntısız, bu gunku neticelere vardırmış ol­ması derin hayranlıkla karşılandığı gibi, bu neticeler kudret ve itibarımızın artmasında âmil olmuştur.

Değerli Seleflerimden sayın Tengirşenk'e şu noktayı da bilhassa arzetmeyi borç bilirim ki siyasî hürriyetlerin en geniş tezahürlerine sahne olduğunda artık hiç kimsenin şüphe etmediği 'demokrasi Türkiyesinde başlıca iki par­timizin dış politikada tamamiyle birlik olmaları, kuvvetimizi çok arttırmıştır.

Muhterem arkadaşlar.

Dünya siyasetinin son gelişmeleri, memleketimizin durumu, Türkiye'nin ittifak ve dostlukları öyledir ki, uyanıklığı hiç bir zaman bırakmıyarak is­tikbale cesaret ve itimatla bakabiliriz.

Bu şekilde sandığa konan oy puslası için kapalı zarf kapalı oda demektir. Bu usul mükemmel surette oyların gizliliğini sağ­layabilir. Memleketimizde nüfusun yüz­de yetmişi, yahut sekseni okuyup yazma bilmediğine göre seçimlerin büyük bir kısmı oylarını kapalı oda veya çadır için­de kendi elleri ile yazacak ve orada sandı­ğa atacak vaziyette değildir. Bir çok seç­menler oylarını mutlaka hariçte birisine yazdıracak yahut ellerine verilen bir pus-layı getirip sandığa atacaktır. Bu şekilde hazırlanmış olan oy puslasını zarf içeri­sine koyarak sandığa atmak ile kapalı bir oda çadır içerisine getirip oradaki sandığa koymak arasında nasıl bir fark vardır? Büyük şehirlerde her sandık için kapalı oda hazırlamak kolay olabilir; fa­kat binlerce ve binlerce köylerde kapalı oda bulmak veya her tsrafta kapalı çadır hazırlamak ne büyük zorluklara sebep olacağı kolay tahmin olunabilir. Bunlar­dan başka her tarafı kapalı odalar içeri­sine girip oy vermek usulünün memle­ketin bazı bölgelerinde bîr kısım kadın­ları rey vermekten vazgeçirmesi ihtima­li de hatırlara gelmektedir.

Bununla beraber hükümet tarafından ha­zırlanmış olan tadil önergesinde oy san­dığının kapalı oda veya çadır içerisinde bulunması usulünün kabul edildiği an­laşılıyor. Mecliste bu şeklin tasdik edil­mesi ihtimali kuvvetlidir. Şu halde ka­palı oda veya çadır usulünün mahzurlu olup olmadığını ancak kısmî seçimlerin neticesi gösterecektir.

Demokrat Parti...

Yazan: H. Suphi Tanrıöver

3 Nisan 1948 tarihli «Tasvir» İs­tanbul'dan:

Tecrübe edilmişi tekrar tecrübe ediyo­ruz. Mithat Paşanın açtığı Birinci Meclisi MebusanıAbdülhamîtkapatmıştı.

İttihat ve Terakkinin açtığı ikinci Mec­lîsiMebusanı,millîtarihimizdehatırası meşum olan Vahdettin kapattı. Üçüncü meclisi, Mustafa Kemal Paşa, Ankarsda açtı. Bu sonuncusu iç ve dış buhranlar ortasında üzerine aldığı büyük ve ağır vazifeye devam ectıyor. Har üç mecns, memleketin maruz olduğu büyük felâ­ketlere karşı halkın içinde yetişmiş siya­si adamlar tarafından bir kurtuluş çare­si olarak ortaya konmuştu. Her üç mec­lis, saltanat makamının temsil ettiği ik­tidarla, halkın ele geçirmek istediği ik­tidar arasmda uzun bir mücadele tarihi­nin merhalelerini gösterir. Abdülhami-din, Rus orduları Çatalcaya geldiği sıra­da davet ettıgı Ş-raj-ı Saltanat, otuz üç senelik bir devri teşhis eden hain bir cümlenin işidümesine fırsat vermişti. Mebuslardan Astarcılar Kâhyası Ahmet Hamdi Efendi:

«Huzuru şahanede böyle meclis aktiyle işlerimize çare düşünülmesi vaktinde ge­rekti. Harpte mevkiimizin bize müsait olan zamanları geçirildi; iş bu dereceye geldikten sonra biz ne yapabiliriz.» diye sordu.

Padişah hiddetlendi ve Hazinei Hassa Nazın olan Sait Paşaya «şu herifi sus­turun» dedi. Susturun emri, Abdülhami-din otuz üç senelik saltanat devrinde, her işte, her sahada yıkıcı tesirini göstermiş mutlak ve hakim bir emir, bir irade ola­rak kaldı. Meclisi Mebusan dağıtıldı ve susturuldu. Mekteplerin kürsüleri sus­turuldu, matbua susturuldu ve otuz üç sene Türk toprakları ucu bucağı olmıyan birmezarlığınsessizliği içinedüştü:

1877-78 Muharebesinde Bosna - Hersek isyanları, Karadağ ve Sırbistan muhare­beleri, Bulgaristan kıyamları Osmanlı imparatorluğunu Moskof İmparatorluğuy-la başabaş döğüşmekte aciz bırakmamış­tı. Hattâ harbin bazı safhaları, Keçeciza-de Fuat Paşanın «Kaybolmuş Fırsatlar» adını taşıyan Fransızca kitabında anlat­tığı gibi bizim lehimize idi. Bugünkü Rusya ile askerî kuvvet itibariyle bizim aramızda aleyhimize olarak hasıl olan fark bilhassa Abdülhamit devriyle izah olunur. Birinci Meclisi Mebusanda Ah­met Vefik Paşa da riyaset kürsüsünden yerinde konuşan mebuslardan yeşil sa-rıkh bîr hocaya«sus eşek» diye bağırır.

Terakkialeyhineittihatettiler. İsteme­mekte birleşmek kolaydır;muayyen birşeyi istemekte birleşmek zordur. İsteme­mekte birleşenler bîr gün dağılırlar. Ge­ri kalanlar, muayyen bir şey istiyenlerdir; onlar sımsıkı bir fikir etrafında top­lanırlar ve kuvvetlene kuvvetlene devam, ederler.

C- H. P. ve Demokrat Parti için bütün kalbimde temenni ettiğim, muayyen fi­kirler etrafında toplanmış iki îman züm­resi halinde bir hüviyet almalarıdır. Çok eski olan Türk Milletinin tarhı şuurun­dan bunu beklemek hakkımızdır.

Bundan sonraki yazılarımda başka mem­leketlerin bu yolda yaptıkları tecrübe­leri anlatacağım.

sonra...

Seçim ve Memurin Muhakemat Kanunu tâdi

Yczan: Setim Ragı-p Emeç

7 Nisan 1948 tarihli «SonPosta» İstanbul'dan:

Bir hafta kadar sonra ve daha doğrusu bu ayın tam on ikisinde Büyük Millet Meclisi otomatik bir surette toplanacak ve mutat olan mesaisine başlayacaktır. Büyük Millet Meclisinin, bu arada, ele almak durumunda bulunduğu meseleler­den biri ve belli başlıcası Seçim Kanunun­da yapılması gerekli görülmüş olan de­ğişikliktir. Bilindiği gibi ne gizli oy ver­me ve ne de verilen oyların açık bir su­rette ve tam bir alenİyyetle tasnifini sağ­layarak kütleye istenildiği emniyeti ver­mekten uzak görünen Seçim Kanunu, hü­kümetin bir ek tasarısı île hâlen Büyük Millet Meclisinde bulunmaktadır. Yine malûm bir hakikattir ki bir kısım ilgili­lerinin vefatı ile inhilâl etmiş bulunan miletvekilîerinin sayısı da on ikiye yük­selmiştir. Kısmî olan bu seçimlere girişi-lebilmesi için Seçim Kanununda icap eden ıleşişikliğinyapılmasıelzemdir.Çünkü

bu değişiklik yapılmadığı takdirde De­mokrat Partinin münhal bulunan bu on iki mületvekili intihabına girmesi müm­kün olmıyacaktır. Bu kararım Demokrat Parti Celâl Bayarın lisaniyle bir hayli zaman evvel, memleket efkârına iblâğ et­miştir.

Bundan birkaç gün evvel memleket için­de bir geziye çıkan Demokrat Parti Baş­kam Celâl Bayar, bu münasebetle Çorum­da verdiği bir demeçte. Partisinin önü­müzdeki kısmî seçimlere girmesi için. ay­rıca, Memurin Muhakemat Kanununda da değişiklik yapılmasını istemiştir.

Hatırlarda olduğu üzere Memurin Mu­hakemat Kanununun tâdili zarureti, ilk defa Edirneye civar Lalapaşa nahiyesin­de çıkan bîr hâdise yüzünden kendini hissetmiştir.

O zaman bu Nahiyenin Müdürü, seçim hazırlıklarını takip etmek üzere faaliyet­te bulunan mahallî Demokrat Parti Baş­kanını, Başkanın ve bazı şahitlerin iddiası veçhile, dövdürmüş, bunun üzerine, bu zatm. memuriyet yeri değiştirilmiş, hak­kında idarî ceza tedbiri de alınmıştı.

Bu suraüe anlaşılmış oluyordu ki mül­kî herhangi bîr âmir, seçimlerin en hara­retli bir devresinde, herhangi bir kim-şeyi idareten hürriyetinden alıkoyabil-mekte ve bunun için de, nizamî mahke­melerde değil de idarî mercilerde sual vermiye mecbur tutmaktadır.

Demokrat Parti işte ve bilhassa Memurin Muhakemat Kanununun bu maddesinin âmme menfaatine uygun olarak değişti­rilmesini istemektedir. Arzusu, bu gibi ahvalde, mülkiye âmirlerinin, nizamî mahkemelere tevdi edilmelerinden ve va­tandaşları, idarî salâhiyetlerle, en kısa bir zaman için dahi, hürriyetlerinden mahrum edememelerinin sağlanmasından ibarettir.

Bu noktayı böylece tesbit ettikten ve hâ­diselerin bu aradaki normal bir surette cereyan etmiş olabileceği düşüncesiyle, davanın ikinci safhasına geçebiliriz. Bu safha, kısmî seçimlerin vereceği neticeden doğabilecek olan durumdur.

Yukarıda da işaret ettiğim gibi bu kabil ara seçimlerin neticeleri, memleket umu-

mî efkârında, ilk seçim zamanına naza­ran tam bir değişiklik vukubulmug oldu­ğunu göstermîyebilir, amma, bunun aksi de doğru olabilir. Maamafih bugün mün­hal bulunan oniki milletvekilliğinden se­kiz, on tanesini Demokrat Parti kazana­cak olursa, bunu, seçim yapılan yerlerin münhasıran Demokrat birer seçim dai­resi olmalarının neticesi gibi mütalâa edemeyiz.

Böyle bir vaziyette Demokrat Partinin, 1950 de icrası mukarrer bulunan seçim­lerden evvel umumi seçimlere gidilmesi­ni istemesi mümkündür. Halbuki Başba­kan Hasan Saka, geçenlerde kendisile görüşen bir gazeteci arkadaşa, bu husus­ta kesin bir ifadede bulunmamakla bera­ber, seçimlerin muayyen olan zamanda yapılacağını söylemesi, kısmî seçimlerin şu veya bu şekilde tecelli etmesine naza­ran rakip partilerin şu veya bu muaraza veziyetine düşmelerini mümkün kılacak demektir.

Mümkün değil, hattâ zarurî bir hale ge­tirecektir. Şu hale nazaran Seçim Kanu­nunun tâdili ve ona muvazi olarak Me­murin Muhakemat Kanununun değişik­liği ile yapılacak olan kısmî seçimler, önümüzdeki günlerde, bir yeni ve mühim davayı, millet muvacehesinde ortaya ko­yarak onun hakemlik kararma arzede-cektir.

Komünistliği tasfiye için de hususi bir kanun isteriz...

Yazan: Bahadır Dülger

11 Nisan 1948 taoHi «Son Saat» İstanbul'dan:

Son bir yıl içinde bilhassa geniş bir halk kütlesini alâkadar eden neşriyat son fikir cereyanları karşısında Türk Milletini tenvir etmek hedefini güden neşriyat ol­muştur. Gazetelerimiz bu mevzua geniş sütunlar ayırmışlar, tefrikalarından bazı­larını buna tahsis etmişlerdir. Yayınla­nan kitaplar arasında bir çokları komü­nizmin kötülüklerini ve yıkıcı mahiyeti­ni anlatan ve ekseriya yabancı dillerden tercümeedilmiş olaneserlerdir.Buna ilâveten bazı mecmualarımız, Türkiyede veya Türkiye için memleket dışında ça­lışan gizli komünist teşkilâtının, komin-formanm faaliyetine dan: ifşaatlar neşret-miglerdîr. Şöhretli konferansçılarımız, bir çok defalar aynı mevzua temas ede­rek el birliğiyle bu gün Türkiyede gö­rünen dağınık fakat çok şümullü' bir fikrî uyanıklığı hazırlamışlardır.

Kendilerini o kötü fikir seylâbına kap­tırmış olanlar müstesna, bu gün herkes şu kanaata varmıştır: Komünistlik Tür­kiye için bir felâkettir. Komünistler, on­ları tahrik ve teşvik eden Sovyet Rusyar Türkiyenin bir oyunla sol iktidarın eline geçmesini ve dolayısiyle demir perde ar­kası milletleri arasına katılmasını hara­retle arzu ediyorlar. Bunun için emsali bîr çok memleketlerde müşahede edil­miş olan metodlarla muhakkak çalışıyor­lar. Cemiyetimizdeki ufak ihtilâfları kö­rüklemeğe gayret ediyor, ahlakî anane­yi, aııeyı sarsacak, herkesi birbirinden şüpheye düşürecek hareketlere belki de sistemli bir şekilde tevessül ediyorlar.

Bu kanaat münevver ve memleket sever vatandaşlarımızın kalbine o kadar yer­leşmiştir ki, vicdanı ve ahlâkiyle bu yur­da bağlı olan herkes kendini o bozucu fikirlerle mücadele etmek vazifesiyle mükellef görüyor ve kendi kendine bir mücadele metodu arıyor.

Bu şahsî gayretin mahsullerini yer yer gazetelere kadar akseden- yazılar halin­de görüyoruz.

Millî Eğitim müesseselerinin, tahsil metodlarımızın değiştirilmesini ileri süren­ler var. Kuvvetli bir din terbiyesinin son cereyanlara mâni olacağım söyliyenler var. Milliyetçilik fikri etrafında sıkışma­nın veya yurttaki iktisadî şartları ıslah etmenin en müessir yol olduğunu bildi­renler var.. Ve bu gaye etrafında yer yer gayri resmî mücadele komisyonları tesis eden cemiyetler var.

Ferdin ruhuna yerleşmiş olan bu sol fi­kirlerle mücadele şuuruna hükümetçe henüz resmî bir cevabın verilmiş oldu­ğunu görmüyoruz. Bizim meriyette bu­lunan kanunlarımız komünistlikle müca­deleyevekomünistlerin istisnasızher

yerden tasviyesine kifayet edecek şumül-de değildir.

Hükümet. Meclisin yeni faaliyet devre­sine onikî yeni kanun tasarisiyle gelmek-tedir. Bunların arasında, komünistlerle mücadele ve komünistliği tasfiye için n edilmiş hususî bir kanunun mev­cut olmasını çok arzu ederdik. Bir çok sahalarda kendilerinden örnek aldığımı?. Demokrat Amerikalılar, Lasky gibi bir profesörü komünist olduğu için üniver­sitelerinden tasfiye eden İngilizler bize bu sahada da örnek olamazlar mıydı?

Hükümet bu ihtiyacı tüketmelidir. Hal­kın samimî arzusuna ve müstesna aklı selimine tabi olarak komünistlikle müca­deleyi sistemli bir hale getirmeli ve mev­cut kanunların kifayetsizliklerinden kuv­vet alan bu yılan fikri daha fazla canlan­madan ezmelidir.

AmerikanAmiralinindemeci ve Türk donanması...

12 Nisan 1948 tarihli İstanbul'dan:

Amerİkan yardım heyeti denizcilik kıs­mı başkam Amiral Settle, evvelki gün İstanbul gaztecilerile bir görüşme yaptı. Bu toplantıda söyledikleri, dühkü gazete­lerde çıktığı için bunları tekrar edecek değilim. Amerikan Amin?Ii Ue görüşen arkadaşlar arasında ben de vardım.. Sa-'snizcinin cevaplandırdığı suallerin çoğunu da ben sordum.

Türk donanmasının uçak gemileri, bil­hassa muhribler ve kruvazörlerle takvi­yesi lâzım gelip gelmediği hakkındaki suallerim üzerine Amiral Settle'nin ver­diği cevablar, daima birbirinin aynı ve söyle oldu bu gemiler, her bahriyede ga­yet lüzumluvefaydalıdırlar. Amiralin, demek istediği şuydu: Biz, Türk donanmasınasizinistediğinizgemileri mveriyoruz. Uçak gemileri. kruvazörler, muhribler vesaire istediğiniz takdirde onları da veririz. Fakat siz istemedikçe, elbette istemediğiniz şeyleri zorla vere­meyiz.

Amerikan Amirali ile yapığımız görüş­meden çıkardığım netice şu oldu: Biz Amerikan askerî yardımından kara ve hava ordularımız için daha fazla fayda­lanmak istiyor ve deniz ordumuzu üçün-eü plânda bırakıyoruz. Filvaki geçen ..a ne§redüeo rakamlara göre, ilk 100 milyon dolarlık askerî yardım şu şe­kilde taksim edilmiştir:

Kara ordusu: Hava ordusu: Deniz ordusu:

Askerî fabrikalar: Yollar:

Genelkurmayımızın ve hükümetimizin takdir ve tasvibile yapılmış olan bu tak­simi, artık değiştirmeğe imkân yoktur. Fakat Amerikanın yeni kabul ettiği as­kerî yardım tahsisatından hissemize dü­sen ve henüz miktarı kesin olarak tayin edilmemiş bulunan milyonların taksimi sırasında, donanmanın birinci plâna alın­ması lâzım geldiği kanaati üzerinde ısrar­la duruyoruz.

İkinci dünya Harbinin tecrübeleri, millî müdafaanın üç kolunun da birbiriyle denk olmaları lüzumunu katiyetle ispat etmiş­tir. Birinin zâfi ve kifayetsizliği ötekile­rin yükünü arttırmış ve zafer yerine mağlubiyet doğurmuştur. Almanya, sabık piyade onbaşısı Hîtler'in. eski hava teğ­meni Goring'in, yalnız kara ve hasa or­dularına kıymet vererek Alman amiral-n : memeleri ve donanmayı ihmal etmeleri yüzünden 1939 - 1940 ta bütün parlak zaferlerine rağmen, DÖnkerk'ten .. - Askerî müzeden alınmış silâhlarla kendini müdafaa zorunda kalan - îngil-tereye çıkarma yapamadığı için, son za­feri kazanamamıştır.

Japonya, denizde ve havada mağlûb va­ziyete düştüğü için 5 milyon kişilik ya­man bir kara ordusunun mevcudiyetine-rağmen, kayıtsız şartsız teslim olmak zo­runda kalmıştır.

Almanlarla İtalyanlar, İskenderiyenin ka-püarına kadar geldikten sonra, Akdenize


hâkim olamadıkları için, bütün şimal Af-rikadan atılmışlardır.

Müttefiklerin her cephedeki zaferlerini hazirlıyan amil, ellerinde bulundurduk­ları deniz hakimiyeti olmuştur. Bu deniz hakimiyeti olmasaydı, yalnız kara ordu­ları değil, hava kuvvetleri de denizaşırı cephelere nakledilemezlerdî. Bizim yakın tarihimizden Trablusgarb ve Balkan seferlerini bir tarafa bıraka­rak Birinci Dünya Harbine bakarsak Karadeniz hakimiyeti Rusların eline geç­tiği işin, Kafkas cephesinde kara ordu­muzun ikmal ve iaşesini süratle başara­madığımızı, hattâ bir gecelik mesafede bulunan Zonguldak - Ereğli Kömür Hav­zasından kömür bile getiremediğimizi unutmamak lâzımdır.

Bizim Deli Petro dediğimiz Hus Çarı 250 yıl evvel, şöyle demiştir:

Yalnız kara ordusu olan bir devletin bir tek kolu; bir donanmaya da sahîb olan devletin ise iki kolu vardır.»

Şimdi, bir devletin aynı kudrette üç kolu olması, kifayetli bir millî müdafaanın birinciderecedeönemliprensibidir.

Bugünkü Türk donanmasının - uçak ge­milerini bir tarafa bırakalım - bir tek kruvazörü olmadığı, muhariblerinin ve denizaltılarmın sayısı ihtiyaca kifayet et-miyecek kadar az olduğu düşünülürse, Sovyet Rusyanm bir taarruzuna uğra­yarak harbetmek mecburiyetinde kaldığı­mız takdirde, Karadeniz© hâkim olamıya-cağımızı kestirmek için, büyük stratej olmağa lüzum yoktur. Karadenize hâkim olmamak demek kâra ve hava orduları­mızdan mühim kuvvetlerin, kıyı müda­faası için, ayrılmasını ve kat'î netice ye­rinde bulunmamamı kabul etmek de­mektir.

Donanmamızın bugünkü durumu, bolşe-viklerin cüret ve cesaretini arttıracak mahiyettedir. Nitekim Balkan Harbinde, denizdeki zâfımız, Yunanistanı, öteki Bal­kan devletlerüe beraber harekete sevket-miştir.

Hulâsa millî müdafaamızın üg kolundan birini, donanmayı ihmal edemeyiz ve ih­mal etmemeliyiz. Amerikanın ikinci yar­dım tahsisatından denizkuvvetlerimize

daha büyük bir pay ayrılması, kat'î ve hayati bir zarurettir. Amiral Settle'nin sözlerine göre de, bunu - makbul ve elde edilmesi mümkün şartlar altında - iste­mek de Genelkurmayımızın ve Hükü­metimizin vazifesidir.

Y azanıAsımUs

13 Nisan 1948 tarihli «Yeni Gaze­te» istanbul'dan:

Buğday ekmeğine yüzde elü nisbetinde b> pa, çavdar ve mısır karıştırılması yolun­da alman tedbir her tarafta derîn akisler uyandırdı. Bunun sebebi ekmeğin yalnız halk tabakaları için en hayatî gıda mad­desi olmasından ibaret değildir. Harp se­neleri içinde geçirdiğimiz acı tecrübeler­den sonra hiç olmazsa ekmek ve buğday stoku meselesinin tanzim edilmiş olduğu hakkında içimizde mevcut olan emniyet ve kanaati sarsan, hiç beklenmediği hal­de birdenbire karşımıza çıkarak bizi şa­şırtan bir vaziyet içinde bulunmamızdır. Buğday meselesi cumhuriyet hükümeti­nin ilk evvel ele aldığı işlerden biridir. Bu işin ehemmiyeti 1930 cihan iktisadî buhranı sıralarında daha ziyade anlaşıl­mıştır. İptida memleketin müstahsil olan çiftçi sınıfım himaye maksadiyle ele alın­mış, hububat stokları yapılmağa başlan­mış, bundan sonra umumiyetle hayat pa­halılığı işlerini düzenlemek için de bu stoklardan istifade edilmiştir. Harp patla­dıktan sonra ise buğday meselesi hayatî bir mahiyet almış, millî savunma işleri­mizin temeli olmuştur. Buğday ve ekmek meselesinin tanzimi işi ile hükümetin alâkalanması.,, toprak mahsulleri ofisini devletin esaslı teşkilâtları araşma kon­ması daha harpten evvel başlamış iken harp içinde buğday stoklarının idaresiz­liği yüzünden ağır sıkıntılar çektik. Bü­yük buhranlar île karşılaştık. Bu sıkıntı­lar ve buhranlar bizim için ders olmalıy­dı. Ders olduğunu biliyor, buğday stok­larımızın durumundan son günlere kadar emin bulunuyorduk. Kalbimizde bu yüz-

den şüphe uyandıracak hiçbir belirti de görünmüyordu. Zira geçen sene içinde kırk bin ton buğday ihracına müsaade edilmişti. Paris'te toplanan Onaltılar Kon­feransında delegelerimiz Marshall plânın­dan yardım göracek olursak bu ihracatın geniş nisbette arttırılabileceğml- ziraati-mizi makineleştirmek imkânını bulursak Avrupanm kalkınmasına yardım için hu­bubatyetiştirebileceğimizisöylemişti.

İşte halk efkârı buğday meselesi bakı­mından böyle bir kalb emniyeti içinde yaşayıp dururken, Marshall plânı yardı­mı ile Avrupaya bundan sonra muntazam hububat ihraç edecek bir duruma gele­bileceğimizi düşünürken ve nihayet yeni mahsul mevsimine birkaç ay kalmış bu­lunurken birdenbire «aman, buğday stoklarımız tükenmiş! Ekmeği yüzde elli nisbetinde karışık yapmaktan başka çare­miz yok!» feryadının duyuluşudur ki her tarafta hayret uyandırmıştır.

Geçen mahsul vaziyeti iyi olmadıysa, buğday stoklarımız kâfi gelmiyecek idiy­se niçin harice kırk bin tonluk buğday satılmıştır.? Niçin ekmek meselesi için daha sonbaharda tedbir alınmamıştır da ilkbaharda yenj/ hasat mevsimine birkaç ay kalınca birdenbire gözlerimiz açılmış­tır? Ticaret bakanımız bugünkü anormal

vaziyeti izah ederken güney hudutları­mızdan Suriyeye buğday kaçakçılığı ya­pıldığını ileriye sürmüştür. Bu kaçakçılık doğrudur. Fakat vaziyeti sadece kaçak­çılık hâdiseleri ile izah etmek çok yanlış olur. Toprak Mahsulleri Ofisinin stokla­rında yetersizlik, güney hudutlarımızda kaçakçılık yapan şebekelerin ofis. am­barlarım ve silolarını boşaltmaları neti­cesi değildir. Herhalde hükümetçe kırk bin ton buğday ihracına müsaade edilir­ken mevcut stok vaziyetinin kifayeti hak­kında teminat verenler olmuştur. Bu te­minatı veren kimlerdir? Zannediyoruz ki bu noktanın anlaşılmasına ve stok iş­lerinin kifayetli ellere verilmesine ve ye­niden tanzim edilmesine ihtiyaç vardır. Zira biraz evvel işaret ettiğimiz gibi şimdiye kadar memleketimiz için hayati bir ekonomi meselesi olduğu kadar mil­lî savunma meselesi de olan buğday işi Marshall plânından alacağımız kredi dola yısiyle bunda nsonra Bat] Avrupa'nın kalkınması yolunda üzerimize aldığımız bir yardım taahhüdü meselesi de olmuş­tur.

Yazan: Cumhuriyet

16 Nisan 1948 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Sayın Celâl Bayar, Demokrat Parti teşki­lâtına yayınladığı bir tamimde bolşevik-lerin parti aleyhindeki yayınları hakkın­da bütün partili arkadaşlarının dikkatini çekmiştir. Bu tamime göre, Moskova, Sofya. Belgrad, Zagreb, Baku radyoları ve umumiyetle bolşevik gazeteleri, bîr kaç .aydanberi Demokrat Parti aleyhinde gittikçe şiddetlenen neşriyat yapmakta­dırlar. Bu cümleden olarak Mart sonunda yayınlanan bir makalede, başta Celâl Ba­yar olmak üzere, partinin bugünkü ida­recilerine şiddetle hücum edilerek onlara şu suçlar atfedilmişür:

«1 — Bunlar (yani Demokrat Parti ida­recileri) memleketteki demokrat kuvvet­lerin birleşmesi hakkında ilerleyici par­tiler tarafından yapılan teklifi reddetti­ler.

— TürkKomünistPartisialeyhinde daha şiddetli tedbirler alınmasını istediler.

— Milleteitidali muhafazaetmek suretile harekete geçilmesi tavsiyesinde bu­lundular.

— Amerikanyardımına taraftar oldu­lar ve Türk - Amerikan işbirliği siyaseti­ni terviç ettiler.

— Kendi partileri içinde de diktatörcehareket ettiler.

— Sovyetler Birliği ile onun peykleri­ne ve Yunan çetelerine karşı dostça birsiyaset takib etmediler.

— Türkiyedekikomünistlerede, bol­şevik taraftarlarınadahusumet göster­diler.

İç ve dış siyasetlerini bolşeviklik aley­hine tevcih eden Demokrat Parti liderle-

rine kargı parti içinde başgösteren muha­lefetin başlıca sebebleri yukarıdaki mad­delerdehulâsaedilenşeylerdir.»

Görülüyor ki bolşeviklerin, Demokrat Parti aleyhindeki hücumları onların Cumhuriyet Halk Partisine yaptıkları hü­cumların tamamile aynıdır. Halbuki dı­şarıdaki ve içerideki kızıllar, Demokrat Parti yeni kurulduğu zaman, ona karşı sempati göstermişler, bu partiyi içinden fethetmek için, sonradan meydana çıkan

bazı teşebbüslere de girişmişlerdi. Şim­di ise Demokrat Partiyi, şiddetli hücum-larile kökünden yıkmak istedikleri Cum­huriyet Halk Partisinden ayırt etmiyor­lar. Çünkü Demokrat Parti, Kızıİlarm umdukları gibi çıkmamış; onlara alet ol­mamıştır.

Onlar istiyorlardı ki Demokrat Parti, memlekette bir fesat, ihtilâl partisi ol­sun; itidal ve nizam siyaseti yerine şid­det ve isyan politikası takib etsin; böy­lece memlekette kanun yerine kan hâkim olsun ve kızıllar da, fırsattan faydalana­rak memleket idaresini ellerine geeîrsm-ler. Kısaca onlar, Demokrat Partiyi, Türk Mıiletınmiçinaeirceşincikoıolarak

kullanmak istiyorlardı. Böyle olmayınca bu partiden ümitlerini kestiler ve ilk za­manlarda gösterdikleri sempatiyi bir ta­rafa bırakarak ona düşman oldular.

Celâl Bayarm tamiminde bahsi geçen makalenin üçüncü maddesi onların bu maksadını tamamile açığa vurmaktadır: Kızıllar indinde Demokrat Partinin en büyük günahı, millete itidali muhafaza etmek suretile ihtilâl ve isyan hareketle­rine geçilmemesini tavsiye etmesi olmuş-tur. Çünkü bu itidal tavsiyesi, asla onla­rın işine gelmemiştir. Onların istedikleri muhalefet, Türk Milletini birbirine dü­şürecek; yer yer isyanlar çıkaracak, memleketin sükûn ve huzurunu yıkacak. Atatürkün «Yurtta barış, cihanda barış» prensipinin ilk kısmını Türk kanile bo­zacak bir muhalefetti. Memleket anarşi içinde yuvarlanır ve Türk vatandaşları birbirinin kanını dökerken Sovyet Rus­ya:

— Hudutlarımızda, bizim huzur ve em­niyetimizi tahdit eden tehlikeli bir vaziyet hasıl olmuştur; müdahale etmeğe mecburuz;

Bahanesile yurdumuza saldıracak; Tür-kiyede kendisine peyk olmağı kabul ede­cek bir hükümet kuracak ve böylece bü­tün ihtiraslarını gerçekleştirmek yolunu tutacaktı. Bunu açıkça yapmasa dahi, İranda ve Yunanistanda tatbik ettiği ma-hud ve malûm usulü bize karşı da kul­lanacaktı.

Demokrat Parti, vatansever, milliyetçi, kanundan ayrılmaz bir muhalif parti ola­rak taazzuv ettiği ve kızılların melane­tine alet olmadığı içindir ki şimdi Mos­kova bolşeviklerinin ve onların bendele­ri olan komünistlerin menfuru olmuştur. Sayın elâl Bayarin tamiminde:

«BolşevikajanlarınınsadeceDemokrat

Partiyi değil, mılü varlığınım ve millî istiklâlimizi yoketmek gibi meşum bir maksadla giriştikleri bu yıkıcı propagan­daya bilmiyerek ve istemiyerek alet olan saf kalbli ve iyi niyetli vatandaşların, komünist radyolarının bu neşriyatı karşı­sında gaflete düşmeyeceklerine hiç şüphe yoktur.»

Yolundaki ikazı her Türkün kulağına küpe olmalıdır. Düşman bütün mel'un ümidlerini, her yerde yaptığı gibi, bu va­tanın evlâdlarını birbirine düşürmek su­retile kaleyi içinden fethetmeğe bağla­maktır. Türk Milleti, sağduygusu, millî şuuru ve vatanseverliği ile kızılların oyununa gelmemiştir ve gelmiyecektir. Bu, böyle olmakla beraber, daima uyanık ve basiretli olmamız gerektir.

Demokratiann SeçimKanunu

Yo7an Bahadır Dülger

17 Nisan 1948 tarihli «Son Saat» İstanbul'dan:

Seçim Kanunu Meclisin b"u çalışma dovre-> skide tadil edeceği kanunlar anısında bî>-lunu.yor. Mahiyet ve şümulü itibariyle de diğer kanunlara nazaran bize elbette daha ehemmiyetli görünüyor. Vatandaşa tam bir emniyet vermiyen rey ve hürri--

yelinin iktidar partisi veya hükümet me­murları tarafından ihlâl edildiği şüphe­sini veren Seçim Kanunu mevcut olduk­ça bir memlekette siyasî huzurun tesis ve vatandaşların teskin edilmesine elbet­te imkân yoktur.

Tek dereceli seçimi kabul etliğimiz gün-denberi türlü tecrübelerden geçirilmiş olan merî Ss-:im Kanununun değiştirilme­si memlekette herkes tarafından kabul edilmiş bir zaruret haline gelmiş bulu­nuyor. Çünkü bu kanun sa"de vatandaşın emniyet ve itimadını sarsmakla kalmıyor, hüsnüniyet sahibi, seçimlere müdahale et­mek ve onlara hile karıştırmak küçük­lüğünü göstermİyecek olan bir hükümet teşkilâtını da suçsuz ve masum bulundu­ğu zamanlarda bile töhmet altında kal­maktan kurtaramıyor. Öyle ki siyasî mu­arızlar, seçimde kaybederler, hükümet teşküünm karşısına geçerek: Haksızlık yaptın, vatandaşın rey serbestliğine mü­dahale ettin, seçimlere hile kattın kabi­linden ithamlarda bulunsalar, hükümet mensupları, mukni vesikalar ibraz ede­rek kendilerini bu töhmet altından kur­taramazlar. Seçimler gizli tasnifler açık yapılmadığına, zabıtlar parti mümessilleri tarafından imza edilmediğine ve sandık-dan çıkan rey varakaları muhafaza edil­mediğine göre buna maddî imkân da yok­tur.

Bu kadar sakat bir kanunun meriyette kalması elbet de zararlıdır. Ve karşılıklı itimadı sarsıcıdır. Bu müşahede karşı­sında hükümet Seçim Kanununu tadil eder mahiyette bir tasarıyı Meclise ver­miş buhır-uyor.

Demokrat Parti de kendi hazırladığı bir teklifle Meclise gelmiştir. Hükümet tasa­rısının mahiyetini bilmiyoruz ama, De­mokrat Partinin hazırladığa projeyi mu­cip sebepleriyle beraber gazetelerde oku­duk. Muhalefet Partisinin teklifleri bizim memleket için varılabilecek azamî temi­natı ihtiva ediyor. Bilhassa seçim kurul­larınınen yüksek yargıçların başkanlığı

sıtma alınması suretiyle ileri sürülen ad­lî teminat milletin hakikî arzularına ta-mamiyle uygundur. Seçim işinden, ida­re memurunun polisin ve jandarmanın elini çekmesi ancak hayırlı bir netice verir ve bu memleketin sade siyasî hayatına değil, bütün İçtimaî sahalarına son derece semereli birşekildemüessir olur.

Secim Kanununun müzakereleri esnasın­da Meclisten milletin beklediği tam bir idealizmdir. Gerek İktidar Partisi, gerek Muhalefet Partisi mensupları ve gerek müstakil milletvekillerimizin, teminatın azamî haddinde olması ve kimsenin kal­bine en ufak bir şüphenin girmemesi için birbirleriyle yarış edercesine bir fe­ragat göstermeli, parti, zümre ve şahsî menfaatlerini bir kenara bırakarak kül halinde, bütün bir memleket menfaatini gözönünegetirmelidirler.

Bütün bunları yazarken, Seçim Kanunu­nun azami teminatı ihtiva etmesiyle, şu veya bu parti lehine haszl olabilecek değiş­meleri asla gözÖnünde bulundurmuyoruz. Doğruluğu üzerinde kimsenin tereddü­dü olmıyacak bir seçimle' iktidara gelen her parti makbulümüzdür. Çünkü millî iradeyi bütün kuvvetlerin üstünde tutar ve ona mutavaatla baş eğeriz. Bizim güd-clüğümüz dâva, her şeyde Türk Milleti­nin iradesinin hakim olmasını teinine ça­lışmaktan başka bir şey değildir. Ve ina­nıyoruz ki bunun pürüzsüz bir şekilde husulüne yardîm edecek ilk vatısa bü­tün teminatları ihtiva eden yeni bir Se­çim Kanunudur.

Yazan Selim Ragıp Emee

18 Nisan 1948 tarihli «Son Posta» İstanbul'dan.!:

Hâdisaierin baskısı ve inkişafı ils iktidar partisi de nihayet eldeki Seçim Kanunu­nun değiştirilmesindeki zaruretleri anla­dı ve bugünün ihtiyaçlarına uymaktan uzak bulunan kanun maddelerinin tâdili teklifi île Büyük Millet Meclisine bir ta­sarı sundu. Bu tasarı hâlen Meclis encü-merılerindedir. Büyük IVÎerniisin umumî heyetine intikâl etmemiş olduğuna göre de, yapılması istenen tâdiller son şeklini henüz bulmamışlardır.

En büyük yangınlar Türkiye'yi sarmadıy-sa sebebi budur. Atatürk'ünçizdiği bu. prensipler, millî ideallerimiz olarak kal­dıkça da Türk yurdu, istikbalin güveni­lir bir ülkesi olarak kalacaktır.

Millî kuvvete güvenmek de ancak millî hakimiyetin tecellisiyle, millî iradenin hükümranlığıyle kabildir. Halk idaresin­de en büyük kudret budur. Bunun yok-luğiyle öteki yolların birinin . takibine imkân bulunmaz. Şimdi akla bir soru ge­lebilir: Demokrat Parti: bir muhalefet partisi niçin doğmuştur?. Hürriyet misa-kma sebep nedir? Millî hâkimiyet günü­müzün bugünkü 28 inci dönüm yılında bunu daha açık, daha korkusuz, daha idrâkü olarak tahlil edebiliriz. Muvaffa­kiyet yılları ilerledikçe Cumhuriyet Hü­kümetlerinin hayatı mücadelesiz, müsa-, demesiz, bir hae gelmeğe başlamıştır. Mücadele olmayınca, Atatürk'ün, manen ve maddeten millî kudrete istinad ettir­diği muvaffakiyetler bu millî kudretten ziyade, hükümetleri iktidaragetirentek

parti kuareiine dayanmıştır. Milletle, bu asıl kaynakla iktidar topluluğu arasında uçurumlar hasıl olmağa başlamıştır. Mil­letin ve memleketin, gerçek saadeti yerine şahıslar saadeti, milletin ve memleketin ümranı yerine şahıs ve devlet ümranlığı kaim olmuştur. Bilhassa, millî idarenin öz kaynağı köylü ve halk refahı, onları ışıklı bir kültüre kavuşturmak ideali 25 nnseneden beri hemen hemen vaidde kal­mıştır. Bu kudretten, ve onun ezelî va­tanseverliğinden, millî hudutları koru­makta istifade edilmiş- onun hâkimiyeti, efendiliği her yıl daha müzminleşen ye-ler.ek ve şahsa taahhütlerle azalmıştır, iktidar çevrelerinde aynı şahıslar:

— Nöbet değiştirme.

Teranesiyle dama taşı gibi sefaretlerden milletvekillerine, milletvekillerinden ba­kanlığa, bakanlıktan elçiliğe elçilikten yeniden milletvekilliğine, veya bir banka idare meclisi üyeliğine aktarılmışlar, sandalye değiştirmişlerdir. Hadım köyle­rinde, Doğu Beyazıt'da, Kars sınır boyunda asıl nöbetleri değiştiren ise yalnız millet ve halk çocuklarıolmuştur.Bu vatan çocuklarından bir kısmıki 23 Nisan 1920 de belki 5 belki 10, belki 15 yaşında idilerbugün saçları ağardığı halde ik­tidar sandalyelerinde bir türlü nöbet ala­mamışlardır. Asıl halk mümessilleri bir Eaman cevheri gibi keşfedilmemiş ve on­lar 25 yıldır milletvekilliği sandalyesine milletin bağrından kopup gelmemiştir. işte, uyanan milletin bugün isteği budur. Hem öyle ki Halk Partili genç de, partili olmayan millet çocuğu da bunu istiyor vebağırıyor:

— Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız mille­tindir.

Atatürk'ün güvenç duyduğu, halk ida­resi dediği kudret işte budur. Millet bu kudretin Büyük Millet Meclisinde yer al­masını bekliyor. Bu kudret orada yer al­dıkça Türk varlığıebedî olacaktır.

Seçim Kanunu ye memurlar...

Yazan: Asım Vs

25 Nisan 1948 tariMi «Yeni Gaze­tem İstanbul'dan:

Seçim Kanununun değiştirilmesi günün mühümmeseleleriarasınagirmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi seçim emniye­tini sağlamak için gerekli olan her şeyi yapmak kararında olmasına rağmen De­mokrat Parti ile Meclis müzakerelerinde ehemmiyetli çatışmalar olacağı anlaşılı­yor. Bu bakımdan tartışma noktaların­dan biriidarememurlarınınseçimlere

müdahalesi halinde yapılacak şikâyetler­den dolayı Memurin Muhakemat Kanu­nu ile muayyen olan usullerin kaldırıl­ması teklifidir.

Bilindiği gibi herhangi bir memurun vazifesi dolayısiyle kanuna aykırı bir harekette bulunduğu iddia edilir ve ceza kanunu hükümleri dairesinde hakkında gerekli olan muamele yapılmak üzere yargılanması istenilirse bu işe savcılık el koymazdan evvel Memurin Muhake­mat Kanununun tarif ettiği şekilde bir iptidai tahkikat açılır. Bu tahkikatın ne­ticesi memurun suçlu olduğu hakkında yetkili makamlarakanaat verici mahiyette görülürse ondan sonra iş adalet ci­hazına verilir.

Demokrat Parti tarafından meclise verilen kanun tasarısına göre bu usulü kaldır­mak ve secim emniyetini bozan memur­lar hakkında doğrudan doğruya Cumhu­riyet Savcıları tarafından kovuşturmalar yapılmak lâzımdır.

Resmî vazifelerden doğan suçlardan do­layı memurlar hakkında yapılacak ko-vurturmalarm Memurin Muhakemat Ka­nunu ile iptidaî tahkikat usulüne tabî olması adalet usullerinde bir istisna ve bîr nevi imtiyaz teşkil eder. Bu istisna ve imtiyaz imparatorluk devrinde meş­rutiyet inkılâbından sonra uzun tartıg-malara yol açmıştı. Memurları halktan ayıran bu imtiyazlı muamelenin kaldırıl­ması istenmişti. Hattâ bir aralık bu usu­lün tatil edildiği de olmuştu. Fakat iptidaî tahkikat usulünün kaldırılması ile tek­rar konması bir oldu.

Zira o zaman valiler ile kaymakamlar ara­sında mutasarrıf adı ile mevcut olan yüksek idare âmirlerinden biri bir müd­deiumumi (savcı) karariyle tevkif olun­muştu. Yüksek bir idare , âmirinin kendi emrinde olması lâzımgelen bir savcı tara­fından tevkif edilmesi herkese hayret vermişti. Hükümet teşkilâtının anarşiye gitmesi korkusu Memurin Muhakemat usulünün yeniden konmasına sebep oldu. Demokrat Parti tarafından Seçim Kanumı tadilâtı dolayısiyle yapılan teklif bize bu eski tecrübeyi hatırlattı. Umumî surette zamsn ve mekân kaydı olmaksızın me­murin hakkında yapılan seçim şikâyet­lerinde iptidaî tahkikat usulünün kal­dırılması Memurin Muhskemat Kanunu ile muayyen olan iptidai tahkikat usulü­nün kaldırılmasından tarafsız olur. Fa­kat bazı memleketler seçim emniyetini sağlamak için hem memurların seçim, iş­lerine müdahalelerini menetmek, hem de umumî emniyetin lüzum gösterdiği hü­kümet otoritesi ile adalet usullerini telif etmek üzere bir tedbir bulmuşlardır ki bu da yalmz seçmenlerin oylarını sandık­lara koydukları gün (yirmi dört saat) memurin muhakemat usulünün yürürlük­ten kaldırılmasıdır. Öyle zannediyorum ki Büyük Miilet Meclisinde bu bahis etrafında cereyan edecek tartışmaların so­nu da nihayet buraya varacaktır.

Seçimler yapılırken yirmi dört saat me­murin muhakemat usulü yürürlükten kaldırılacak olursa bu kanunî tedbir idare memurları için yeter derecede ih­tar teşkil eder. Bu ihtarı dinlemiyerek seçimlere müdahale edenler hakkında savcılar harekete geçebilirler. Fakat bv. usul ancak senede yalnız bir gün tatbik edileceği için idare hukukunun bir ica­bı olarak konmuş olan memurin muha­kemat usuiü de yine muhafaza edilmiş olur.

Komünizm içimizde hergüra bi raz

Yazan: Selim Ragıv Emeç

25 Nisan 1948 tarihlî «Son Postam istanbul'dan:

Bundan bir müddet evvel asimin ne idiği belirsiz bir genci Ankara polisi yakalam;?-bu genç Ankara'daki Fransız elçiliğinin duvarlarına güpe gündüz' bir takım orak ve çekiç resimleri yapıyormuş. Usulen ilk tahkikatı ysıldıktan sonra bu genç mah­kemeyeverilmişvekendisinisorguya

çeken hâkimlere, Piyer Gaseryan ismin­deki bu genç, akim kolay alamıyacağı bir takım şeyler anlatmış, iddiasına göre Ankara'daki Belvü Otelinin kolaca bası­sı Agop isminde birinin delaletiyle Sov­yet Sefaretinin Basın Ataşesi İsayefİs ta­nışmış, bu adara, kendisine Gemlikteki bir takım deniz tesisleriyle Etimesgut atölyelerini hayava uçurmak ve Frensiz Elçilik binasının duvarlarına crak ve çe­kiç resimleri yapmak vazifesini vermiş.

Fransa'da doğmuş bir Ermeni muhacir kadının oğlu olup anasının Fransa'da ev­lendiği Fransız erkeği Öldükten sonra hüviyet değiştirerek Fransa'dan memle­ketimize bir Ermeni değil de bir Fransız gibi ânasiyle beraber gelen bu genç ayni zamanda memleketimizi ziyaret etmesi ihtimali bulunan Fransız Dışişleri Baka­nı Bidault'yu da öldürmek talimatını al­mış ve daha neler de neler...

Demokrat Partnin eli, kolu bağlı kaldığını sanmak hatadır. Demok­rat parti de, tıpkı, yorgun rakibi Cumhu­riyet Halk Partisi gibi, aynı hummalı gayretle bu seçimlere hazırlanmaktadır. Bu partinin başkam olan sayın Celâl Ba-yar'm; mevkiinin hak kazandırdığı sükû-netli ve huzurlu hayatı bırakarak, sırf maksat uğrunda- kısmî seçim yapılacak olan bölge ve kasabaları birer birer do­laşmaya çıkması ve en son olarak ta Ka­radeniz havalisini ziyaret kararını ver­mesi, Demokrat Partiyi, tahrik eden mü­cadele enerjisinin bir delilidir.

Kısmî seçimlerin arifesinde, tıpkı Cumhu­riyet Halk Partisi gibi, memleket seçim­leri dâvasını kazanmak için büyük bir mantık belagatı ile geçmişteki hâdiseleri göstererek gelecek hakkında kendisine güven gösterilip iktidar yoluna kadar teşyi ve isal olunmasını istiyen bu parti­nin, behemehal seçimlere girmek lâzım­dır: diye de bir karar almış olduğuna dair ortada bir delil de mevcut değildir. Bunun aksine olarak; seçimlerin her su­retle emniyet altında cereyan etmesini ve neticelerin, yine ayni emniyetle teşbit ve ilân olunmadan evvel, bunların içine şimdilik karışmak istemediğine dair, bi­lâkis, birçok beyan vardır ve bu beyan­larla ilgili ir takım karar tasarıları mev­cuttur.

Demokrat Partiyi gerek önümüzdeki kıs­mî seçimler karşısında tereddütte bıra­kan ve gerek ileride, umumî seçimlere karşı dahi bigâne davrandırabilecek olan şey, kendisince, memleketin demokratik gelişimi hesabına hayatî ehemmiyette saydığı iki mühim şartın tahakkukudur. Bu şartlardan biri, Secim Kanununun, her Demokrat ; memlekette görüUegeldiği gi­bi tam demokratik bir çehre alması, ikin­cisi de, bu şartla ilgili olmak üzere, se­çim emniyetini sağlamak bakımından çok mühim bulunan Memurin Muhake -mat Kanununun gerekli şekilde tadilidir. Bu münasebetle Demokrat Parti artık ister ki seçim işleri her hangi bir jan­darma subayının arzu ve iradesine tâbi tutularak gülünç bir pandornima haline asla düşmesin ve bu arada, her hangi bir mahallî mülkiye âmirinin aklına esipte bu seçimleri baltalamak hevesine kapıldığı zaman; şu veya bu hareket veya söz isnadı suretiyle, velev kısa bir zaman için; faaliyeti hoşuna gitmiyen bir siyasî parti adamını, selâmeti umumiye bunu böyle icap ettiriyor, iddiasiyle, hürriyetin­den mahrum bırakamasın.

Bütün seçimler emniyet içinde cereyan edebilmek için belli bir otoritenin neza­reti altında cereyan etmesi zarurî ve ta­biî bulunduğuna göre, Demokrat Partinin bu husustaki makul iddiası; bu işlerin, mahallin en yüksek adalet otoritesinin murakabe ve idaresine tevdi olunmasın­dan ibarettir. Çünkü herkesçe malûmdur ki idare adami, bir icra mekanizması olan hükümetin vasıtasıdır. Hâkim ise, sadece elindeki kanun metnine dayanarak kaza icra eden ve adalet paylaştır^ bizatihi tarafsız bir organdır. Cemiyet işlerinin nizamını yürürlükte tutabilmenin tek şartı tarafsız bir murakabenin tesisinden ibaret bulunduğu da düşünülecek olursa, Demokrat Partinin iddiasında tecelli eden hak, su götürmiyecek bir berraklıkla ka­bul ve tatbiki lüzumunu bütün memle­kete zarurî kılıyor. Bu sebeple Cumhu­riyet Halk Partisinin bu zaruret yoluna koyularak millet çoğunluğunun isteğini yerine getirmesi daha ziyade bekleneme­yecek bir mahiyet almıştır.

Buğday işi bir imtihandır...

Yazan:Cumhuriyet

2S Nie#n 1948 talihli «Cumhuri­yet «İstanbul'dan:

Bir buğday dâvası var. Memleket buğda­yının' bir kısmı hesabsızca dışarı satılmış. Bunun neticesi memlekette buğday ve ekmek sıkıntısı hasıl olmuş, şimdi dışa­rıdan buğday satın almaya mecbur ol­muşuz. Dâvanın bir safhası bu.

Bir de bu buğday satılırken ihracatçılar arasında tercih yapılmış, ikinci dâva da bu'

Mecliste müzakerelerini hulâsa olarak dinlediğimiz bu dâvalar arasında - maa­lesef - eski Ticaret Bakanı Atıf İnan'm durumu parlak görünmüyor. Otedenberi memlekette kendisi hakkında ileri sürülegelen iddialar bu defa Meclis kürsüsün­de yüzüne karşı ve umumî efkâr önünde tekrarlanmıştır. Bir vekil şu veya bu mü­lâhaza ile bu isnadlara omuz silkebilir. Müdafaasını başkalarının deıuhde etme­sini bekleyebilir. Hattâ isnadları başka­larının üzerine devretmek de istiyebüir. Bunlar kendince münasip gördüğü ha­reket hatlarıdır. Yalnız iş Meclise intikâl edince, onun yapmadıklarını yapmak başkalarına evvelce kendisiyle işbirliği yapmış hükümet adamlarına ve kendisini vekâlete getirmiş olan partiyedüşer.

Şurasını artık açıkça görmek lâzımdır ki; bir mecliste veya bir parti grupunda bir adama temizdir, veya suçludur demek hiçbir şey ifade etmez. Hakkında bin bir takrir vermek de onun beratını ihlâl et­mez. Yalnız bir şey o adamı, onun arks-daşlarını veya mensub olduğu partiyi sar­sar. O da bu ithamların tetkiksiz tahkik-siz red veya kabul edilmesidir.

Buğday ihracı işi. hüsnüniyetle mi yapıl­mıştır? Güzel. Sonu neden kötü çıkmış­tır? Tahmin mi fena olmuştur? ingiliz'lere karşı yaptığımız taahhüd mü fazla tutul­muştur? Bunda kimin isabetsizliği varsa ana çıkarmak gerektir. Bu da bir tahkikat işidir ve bu tahkikat vekilin, hattâ Vekiller Heyetinin kararlarına ka­dar sirayet edeceğine göre. bir meclis tah­kikatı mevzuudur.

Buğday ihracı sırasında şu veya bu fir­ma tercih mi edilmiştir? Böyle bir iddi;., varsa onu sükûtla geçiştirmek yanlış bîr tabiye olur. Bunu da araştırmak ve yoksa- sürüp giden bu tevatürleri yalan­lamak, varsa yapanı hırpalamak gerek­tir. 3u da aynı şekilde bir Meclis tahki­katı mevzuudur.

Butahkikatlaraçılmazsa,gerçialâkalı görülen ve sanılanlara bir keder gelmez ama bu kimseler umumîefkâr önünde daima kusurluolarakdururlar.Bundan başka bu tahkikatın açılmasınaimkân, liyenlergeneumum;efkarönünde nemleketdâvasını,birarkadaşlık hukukuna fedaetmiş zannialtınagirer­ler. Bunlar demokrasi rejiminde, bole bizim­ki gibi körpe bir demokraside hoş görü­lür ve özür düer.iiebiiir şeylerdeğildir.


Üstelik Halk Partisini de bir kere daha kusurları himaye ediyor durumuna dü­şürür.

Herkes bir arkadaşı, bir kaç arkadaşı korumak İçin kendi hesabına maddî veya manevî fedakârlık yapmakta serbesttir. Fakat bir zümreye bağlı olanlar, o züm­renin şeref ve haysiyetini, siyasî durumu­nu ilgilendiren işlerde şahsî his ve arzu-' la rinatâbiolamazlar.

Buğday meselesi de bu dâvalardandır.

Yıllardanken Cumhuriyet Halk Partisi zimmetine kaydedilmiş olan bu dâvanın artık tasfiyesi zamanı gelmiştir. Suçlu ve suçlular varsa ortaya çıkmalı, yoksa bu tevatürler, bu isnadlar ortadan kalkma­lıdır. Bunun için de bir Meclis tahkikatı­na şiddetle ihtiyaç vardır; halta bu tah­kikat aynı dâvanın daha evvel Mecliste ve Grupta görüşüldüğü sıralarda yapıl­mak gerek iken gecikmiş ve durum daha vahim hale gelmiştir. Tahkikat karar:, belki şimdilik hükümetiolmasa bile hü­kümetin bir kısım azasını aîâkalandi::a-caktır. Bu Parti Divanının memleket hi?meti icablarını her düşüncenin üstür.-de tuttuğuna bir delil olarak kaydedile--cek ve şüphesiz umumî efkârı tatmin edecektir.

Buğday dâvası bir siyasî imtihandır. Re­jimin ve iktidar partisinin bir imtihanı­dır. Bu imtihana girmek ve kazanmak edecektir.

€. H. Partisine düşen birinci büyük vazife...

Yazan: Etem İzzet Benice

28 Nisam 194S tarihli «Son Tel­graf» istanbul'dan:

C. H. Partisinin umumî efkâr karşısında hakikaten müşkül ve çetin bir durumda bulunduğu aşikârdır. Bu müşkülât ve çetinliği doğuran sebep muhakkak ki, ne siyaset âleminin hâdiseleri, ne de iç po­litika güdümüdür. Vatandaş, C. H. Par­tisinin büyük bir anlayış ve iyi' niyetle memlekette demokrasi hayatını geliştir­mek, buhransızbiristihaleveintikâl devri ile en geniş demokrasiyi memlekete mal etmek gayretinde bulunduğuna inan­mıştır. Antidemokratik kanunların ta­dil olunacağı, en teminatlı seçim hürri -yetinin temin edileceği şüphe götürmi-yen hakikatler arasına girmiştir. Fakat. siyasî alandaki bütün bu itlmad ve em­niyetli bekleyişe reğmen vatandaş ikti­sadî, ticarî, ziraî ve sınaî hayatın geçir­mekte bulunduğu buhrandan, hayat ve maişetini tazyik eden âmillerden dolayı rahatsızdır ve bundan dolayı iktidarı elinde tutan C. H. Partisini mes'ul tut­makta kendi payına manevî bir teselli aramaktadır. Arada bir Yedi Eylül Ka­rarlarının daha önceden piyasalara sız­ması, buğday satışları ve satışların şekli, otomobil karaborsası, Sümer Bank ma­mullerinin tevzi sistemi şu ve bu gibi dedikoduya ve menfî propagandaya mü­sait mevzuların ortaya çıkması da ayrı­ca C. H. Partisi hakkındaki menfî düşün­celere tuz biber ekmektedir.

C H. Partisi, hiç şüphe yok ki, bu maddi ve manevî hava karşısında kendisini sa­vunacak madde ve mâna unsurlarına bolu boluna sahiptir. Ancak, her şeyin başında iki dikkat noktasını da gözönün-de tutmaya mecburdur:

A — Her türlü dedikodu ve menü pro­paganda karşısında partice asle. bir «ar­kadaşlık» ve «himaye» politikasının ba­his mevzuu olmadığını ve bu nevî ba­hislerde herkesten daha fazla hassas ve titiz bulunduğunu isbat etmek,

B — Memleketin iktisadî, ticarî, sınaî, ziraî bünye ve çehresinde süratli bîr de­ğişikliği sağlıyacak en kuvvetli eleman­larını işe ve mes'uliyet altına sürmek. Memleket içindeki umumî hava, bu iki hakikati C. H. Partisinin gözü önüne çı­karmış bulunmaktadır ve havaya hâkim olan duyuşlar sadece bir «istenıezük» politikacılığından ibaret değildir. Istıraplar, rahatsızlıklar, hoşnutsuzluklar realiteye dayanmaktadır. Realiteden kuv­vet alan acı tenkid ve şikâyetler ise, C. H. Partisi iktidarda bulunduğu için tabi-atîyle ona tevcih edilmektedir. Partinin ve

parti hükümetlerinin içinde bulundukları müşkülâtı takdir etmekten âciz değiliz. Fakat, yapılabilmesi mucize olmıyacak tedbirler de mevcut bulunduğuna inanan­lardanız. «Fikri Sabit » lerden ve cSonu-na kadar mukavemet/» zihniyetinden vazgeçmek ve yeni kabiliyetlere yeni derin ve esaslı tedbirler sağhyacak hüvi­yetlere, kalkındırmaya muhtaç olduğu-. muz işleri tevdi eylemek C H. Partisi için omuzlandığı yükü hafifletmek yo­lunda bir imkân kaynağıdır. Belki, de­ğil, muhakkak ki, hayat pahalılığını ha­fifletmenin, ziraî ve sınaî istihsali çoğalt­manın, iştira kabiliyetini arttırmanın, umumî hayattaki inkisarı izale etmenin bir yolu ve tedbiri ve bu yol ve tedbiri bulabilecek hüviyetler bu memleket ve C. . Partisi içinde vardır. Bunları arayıp bulmak, vazife ve mesuliyet altına sı­kıntıyı ve hoşnutsuzluğu arttıran usul­lerde ve şahıslarda ısrar etmek, maziye ait yanlış veya zararlı adımlardan mü­tevellit bozuk havayı düzeltmekte kayıt­sızlık göstermek muhakkak kî, C H. Par­tisi hakkında yer bulan lüzumsuz ve hak­sız anlayış ve zamları arttırmaktan baş­ka hiçbirşeye hizmet etmemektedir.

C. H. Partisi içinde vardır. Bunları arayıp hâkim bir anaparti olmak vasfını daima liyakatle muhafaza edebilmek için mu­hakkak ki siyasî hayatta temin ettiği yüksek başarılara muvazi olarak memle­ketin iktisadî bünyesinde de büyük, sefî kalkmdırıcı tedbirler sağlamak, hamleler yapmak ve kendisine bağlanan gönül ve fikirleri bir kat daha perçinlemek zorun­dadır.

Partinin maddî ve mânevi prestijini perkit-mek, memleket havasına hâkim hoşnut-, suzluklan gidermek, vatandaşı geniş ve rahatbiriktisadîhayatınçerçevesinden

güne bağlamak ve partinin saflarında hu­zurla tutmak için gidilecek ve seçilecek bir başka yol yoktur. Şikâyetlere, ten-kidlere, acı ve sızılara kulak vermenin ve merhem bulmanın zamanı gelmiş çat­mıştır ve arkadan gelecek diştim» hattâ kalmamıştır.

Öğrenildiğine göre, Sofulis - Sadak gö­rülmesi son derece dostane bir hava için­de cereyan etmiş ve Ruşen Eşref Ünay-dm bu görüşmede hazır bulunmuştur. Sofulis- Yunan - Türk dostluğuna ver­diği büyük ehemmiyeti belirtmiş ve da­ha sonra Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Başbakan Hasan Saka'ya en dostane hislerinin iblâğını Necmettin Sadak'tan rica etmiştir.

Saat 14 te İstanbul Vapuru ile hareket eden Necmettin Sadak Pire'den hareke­tinde Dışişleri Bakanı Çaldaris, birçok bakanlar Sofokles Venizelos ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Pipilenis ile Türkiye Büyükelçisi tarafından uğurlanmıştır. Bir bahriye müfrezesi selâm resmini ifa ederken bando Türk Millî Marşını çal­mıştır.

Türkiye Dışişleri Bakanı kendisini uğur­lamaya gelen Yunan siyasî şahsiyetlerini gemideöğleyemeğine alıkoymuştur.

Her iki memleket Dışişleri Bakanlarının vedalaşmaları en dostane bir hava içinde geçmiş ve Çaldaris'in münasip göreceği bir zamanda Ankara'da tekrar karşılaş­mak suretiyle Sadak'm yaptığı bu ziya­reti iade etmesi temennisinde bulunul­muştur.

Türk - Yunan dostluğunun tezahürüne vesile teşkil eden bu ziyaret böylece her iki milletin nef'ine olarak en hayırlı bir işaret olarak sona ermiştir.

Necmettin Sadak'in ikameti müddetince Akropol aydınlatılmıştır.

13 Nisan 1948

— Ankara:

Halen Beyrut'ta bulunan basketbolcuları-mızdan kurulu Türk karması, 11 Nisan'-da Lübnan karmasiyle yaptığı ilk karşılaşmayı 26 - 23 kazanmıştır. Türk Millî Ta­kımı bugün Lübnan Millî Takımı ile karşılaşacaktır Seyyahate iştirak, eden takımımız on oyuncudan kuruludur.

23 Nlgan 1948

—Atina:

Türk ve Yunan Millî Futbol takımları bugün Panathianikos Stadında karşılaş­mışlardır. Türk Millî Takımı maçı 3-1 kazanmıştır.

25Nîean 1948

—Atina:

Bugün Pnathainikos Stadında 15 bin se­yirci Önünde ikinci Türk - Yunan futbol karşılaşması yapılmıştır.

Bu karşılaşmada Yunan Millî Eğitim Ba­kanı Palatanasis, Türkiye, Mısır ve Avus­turya büyükelçileri hazır bulunmuştur. Oyunun birinci devresi 2 - berabere bit­miştir.

ikinci devrede Türk takımı daha canlı bir oyun çıkarmış ve 23 üncü dakikada kaydettiği üçüncü golden sonra duruma tamamiyle hâkim olmuştur. Bu suretle maç 5-2 Türk takımının galibiyetiyle sona ermiştir,

26Nisan 1948

—Toulouse:

Anadolu Ajansının Özel haberi: Türkiye'nin Fransa Büyükelçisi Nuraan Menemencioğlu'nun da huzuru ile bu­gün öğleden sonra Edebiyat Fakültesinin büyük Anfiteatrında yapılan bir mera­simle İstanbul Üniversitesinin eski Rek­törü Hukuk Profesörü Cemil Bilsel'e, bu Üniversitenin bugünkü Rektörü Sıddık Sami Onar'a İstanbul Kriminoloji Ensti­tüsünün Direktörü Tahir Taner'e Toulo­use Üniversitesinin Fahri doktorluk dip­loması verilmiştir.

Dışişleri Bakanımız Sadak'ın Atina ziyareti münasebetiyle yayın­lanan tebliğ:

— Atina: 5. A. A.

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildiriyor:

Türkiye Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak'ın ziyareti münasebetiyle aşağı­daki tebliğ yayınlanmıştır.

2 Nisan tarihinde resmî bir ziyarette bulunmak üzere Atina'ya gelen Türkiye Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, Yunan Dışişleri Bakanı Çaldaris'le mü­teaddit görüşmeler yapmıştır.

Bu iki komşu ve dost memleketin Dışişleri Bakanları bu görüşmeler sırasın­da memleketlerini ilgilendiren genel siyaset meselelerini gözden geçirmiş­ler ve aralarındaki görüş birliğini müşahede etmişlerdir.

Bundan sonra Türk - Yunan münasebetlerinin muhtelif veçhelerini İncele­yen Dışişleri Bakanları, her iki memleket arasında imzalanmış bulunan ant­laşmalarda ifadesini bulmuş olan kardeşçe dostluğun daima devam etmekte bulunduğunu ve bunun geçmişte uzun seneler nasıl bir dayanışma esası teşkil etmişse ileride de aynı şekilde devam edeceğini müşahede etmişlerdir. Bu iki memleket tarafından takip edilmekte olan dış siyaset Sadak ile Çal-daris tarafından Birleşmiş Milletler Teşkilâtına sarsılmaz bağlılık, millî ba­ğımsızlık ye toprak bütünlüğünün muhafazası ve her iki milletin kuvvetle bağlı bulundukları hürriyet ve demokrasi çerçevesi içinde bu milletlerin kal­kınmaları prensiplerinden mülhem olarak vasıflandırılmıştır. Türk ve Yunan devlet adamları mazide olduğu gibi, bütün gayretlerini dün­ya yüzünde itimadın tekrar hüküm sürmesi ve barışın bütün milletlerara­sında sıkı işbirliği temeline katı olarak dayanması hususunda bütün gayret­lerini sarfetmeğe azmetmiş bulunmaktadırlar.

Sadak ve ÇaHaris, her iki memleket arasındaki iktisadî işbirliğinin bu iki memleketin ihtiyaçları ve Avrupa'nın genel iktisadî kalkınması çerçevesi içindeki işbirliği bakımından her iki memleket arasındaki iktisadî münase­betlere gittikçe artan bir ehemmiyet atfetmeğe hazır bulunduklarını ifade etmişlerdir.

Diğer taraftan her iki milletin birbirleri hakkındaki bilgilerinin artması ba­kımından Yunanistan'la Türkiye arasındaki kültür münasebetlerinin birin­ci derecede ehemmiyetli âmillerden biri olduğu ve bu vadide her iki tarafça esasen girişilmiş bulunan gayretlerin geliştirilmesi gerektiği takarrür et­miştir.

Dışişleri Bakanımız Necmeddin Sadak'ın Atinadan hareketi günü gazetecilere verdiği demeç:

— Atina: 7. A. A.

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildiriyor:

Pürkiye Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, Atina'dan hareketi günü Büyük

Britanya Otelinde gazetecilerle görüşmüştür.

Necmettin Sadak Yunan ve yabancı besin temsilcilerini selamlamış ve de­miştir ki:

*Şu anda aranızda bulunmakla çok bahtiyarım. Sizlerimeslektaş telâkki

ediyorum. Filhakika gazetecilik sevdiğim bir meslektir ve bizzat kendim 30 senelik bir gazeteciyim. Hakikî bir gazeteci sıfatiyle müsamahalı olmanızı rica ederim. Belki de bir gün gazeteci olarak Atina'ya gelirim ve eğer bugün beni fazla hırpalarsanız, o zaman sizden intikamımı alırını.

Evvelâ, burada gördüğüm kabulden dolayı en iyi duygularıma daima olduğu

gibi sadakatla Yunan efkârı umumiyesi nezdinde tercüman olmanızı rica ederim. Atina'daki ikametimden en derin hatırlarla ayrılıyorum.

Umumî siyasî vaziyete temas eden Sadak demiştir ki:

Bugünkü milletlerarası siyasî durum oldukça vahamet arzediyor. Seyaha­tim sırasında bütün uğradığım her yerde milletlerin bağrını ezen büyük bir endişe mevcut olduğunu hissettim. İşte böylece, Londra'da ve Paris Konfe­ransında dost ve müttefik memleketlerin siyaset adamlariyle buluştuktan sonra, Türkiye'ye dönerken Atina'ya uğramak istedim. Müşkül anlarda, dostluk sıkılaşır ve en iyi dostlarla temas etmek ihtiyacı duyulur.

Yunan Milleti, bunca harplerden, kahramanlıklardan ve fedakârlıklardan sonra kendini imar işine hasretmesi için sükûn ve istirahati hakketmişti. Maateessüf, şimdi de âsilerin harbine karşıkoymak zorundadır. Türk Milleti Yunanistan'daki durumun gelişmesini heyecanla takip ediyor ve en hararetli arzusu, komşu ve dost devletin içişlerinin tanzim ve tasfiye edildiğini gün-dengüne kuvvetlendiğini ve en iyi bir istikbali sağladığını görmektir. Be­nim burada bulunuşum Yunanistan'a ve onunla münasebetlere Türk Mil­letinin ve Türk Hükümetinin alâka ve teveccühünün bir nişanesidir.

Çaldaris'le bir çok ve uzun görüşmeler yaptık. Bütün umumî milletlerarası vaziyeti, bugün belirdiği şekilde ve bütün veçheleriyle, gözden geçirdik. Her iki memleketin görüş tarzlarının birbirine tamamiyle tetabuk ettiğini mü­şahede ettik. Yunan - Türk münasebetlerinden de uzun uzadıya bahsettik. İki memleketi alâkadar eden bütün meselelerin bütün veçhelerini konuştuk. Münasebetlerin geliştirilmesi ve bağların daha ziyade kuvvetlendirilmesi hu­susunda mutabık kaldık. Nihayet istikbali itimadla ve aynı zamanda azim­le derpiş ettik. Çaldaris'le olan konuşmalarımla ilgili olarak size söyleyecek­lerim bundan ibarettir.

Tebliğde zikredilen (kültür münasebetleri) tâbiri, her iki memleket arasın­daki kültür münasebetlerine râcidir. Azınlık okulları hakkındaki şeyler ise doğrudan doğruya Türk Devletini alâkadar eder, bunun teferruatı hakkında malûmatım yoktur. Bununla beraber İstanbullu Rum'ların okullarından çok memnun olduklarını katiyetle ifade edebilir mi? Temenni edelim ki Yu­nanistan'daki Türk okulları da aynı derecede normal olarak ve aynı imtiyaz­lardan faydalanarak çalışsınlar.

Bir Yunanlı gazeteci, Necmettin Sadak'ın son cümlesinin bir takım şikâyet­lerin mevcut olduğu hakkında bir telmih ifade ettiğine işaret etmiştir. Nec­mettin Sadak şu cevabı vermiştir:

Zaman zaman, meselâ, okullarda okutulan kitapların kendi arzularına uygun olmadığı vesaire gibi şikâyetler karşısında kalıyoruz.

Başka bir gazeteci, bu konuşmalarda, Yunanlıların Türkiye'ye seyahatleri konusuna temas edilip edilmediğini sormuştur. Türk Dışişleri Bakanı bu suale «evet» cevabını vermiştir. Seyahati kolaylaştırmak bahsinde bir karara varılıp varılmadığı, veya bu meselenin, gümrük birliği meselesiyle bir ara­da halledilmek üzere sonraya bırakılıp bırakılmadığı hakkında sorulan baş­ka bir suali cevaplandıran Türkiye Dışişleri Bakanı demiştir ki:

Bu sualin iktisadî meselelerle hiç bir alâkası yoktur. Bu meselenin iki veç­hesi vardır: Evvelâ Konsolosluk makamlarının vize muamelelerini kolay­laştırmak meselesi bahis mevzuudur, bununla bu muamelelerin oldukça zor olduğunu kastediyorum. Yapılacak şey basittir. Mütekabiliyet esası dahi­linde bunları daha basitleştirmeğe çalışacağız. Bu arada bahis mevzuu olan daima Yunanlı bulunmuş olan, yani doğuştan Yunan'lılar içindir. İkinci nokta ise, Türkiye'den mübadele edilmiş Yunanlıları ilgilendirmektedir. Bu mesele bir mukavele ve Türkiye'deki tatbik şekli ile ilgili bazı tahhütler-le halledilmiş bulunmaktadır. Bu meselenin zannedildiği kadar basit olma­dığını ifade eder. İncelenmesi gereken müteaddit veçheler ve alınması icap eden bir çok kararlar vardır, fakat bu meseleyi de en büyük hüsnüniyetle inceliyeceğiz.

Sadece mübadeleye tâbi tutulmuş olan Yunan'hların değil, fakat onların çocuklarının da seyahat maksadiyle Türkiye'ye gidememekte olmaları dola-yısiyle Yunanlılar arasındaki bu farklılığın ortadan kalkıp kalkmıyacağı hususunda sorulan başka bir suali cevaplandıran Necmettin Sadak demiş­tir ki:.

Bu belki de bir bakıma bir fark gözetmedir. Ancak milletlerarası mukave­leler gereğince iki tarafça kabul edilmiş bir fark gözetme, ne yapılabileceği­ni tesbit edebilmek için meselenin en büyük bir hüsnüniyetle inceleneceğini tekrar ediyorum. Türkiye Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, bundan sonra} Yunan Başbakanı Sofulis'i ziyaret etmek üzere gazetecilere veda etmiş ve ayrılırken şunları

söylemiştir:

Hepinizle burada karşılaşmış olmaktan çok memnunum. Yazacağımz yazı­larda, her zaman olduğu gibi, Türkiye'ye karşı dostça ve hayırhahane dav­ranacağınızdan eminim. Bu Sovyet tankı daha sonra Rusların si­perler kazmış oldukları ve mitralyöz yu­vaları vücuda getirmiş bulundukları Geh rensdorf'a çekilmiştir.

7 Nisan 1948

— Berlin:

Almanya'daki İngiliz Askerî Valisi Gene­ral Robertson bugün öğleden sonra Re-nanya - Westfalya eyalet parlamentosun­da söz alarak «kendi şahsî görüşünün» izahını yapmıştır. Bu toplantıda bütün eyaletlerin ve İngiliz işgal bölgesinin başbakanlarıdahazırbulunmuştur.

General Robertson, Almanya'yı bir de­mir perdenin ikiye ayırdığını ve Alman­ların Almanya'nın Üçte ikisinin birliğiy­le iktifa etmeleri gerektiğini söylemiştir. General, iki müşterek bölge idaresinin ilk vazifesinin Batı Almanya'nın ekono­misini Avrupa'nın kalkındırılmasında bir rol oynamaya muktedir olacak bir şekilde canlandırmak olduğunu söylemiş, bununla beraber nihaî gayenin Alman birliğinin üzerinde tekrar kurulabileceği temellerin atılması olduğunu ilâve etmiş­tir. General bu birliği, serbest bir şekil­de seçilmiş ve milleti tam manasiyle tem­sil eden bağımsız bir Alman Hükümetine sahip hakikî birlik olarak tarif etmiştir. General Robertson sözlerine şöyle de­vam etmiştir:

Doğu bölgesinde birçok politikacı birlik­ten bahsetmişlerdir, Fakat bu hakikî bir birlik değildir. Bu, hiç bir fikir ve hare­ket hürriyeti bulunmayan müşterek bir bağ vasıtasiyle Çeklerle ve diğer Doğu Avrupa memleketleriyle birlik teşkil et­mekten başka birşey değildir. Fakat Ba­tı Almanya ahalisi buna aldanmıyacak-tir. Doğu Almanya ahalisi de bunu şim­dilik kabule mecbur olmakla beraber, buna aldanacak değildir.

Bunu müteakip General Robertson Al­man Milletinden müstakbel refahı namına «sinir harbi» adını verdiği şeyin tesiri altında kalmamalarını istemiştir.

General Robertson şu noktayı da belirt­miştir :

Dudaklarında demokrasi kelimesi ve ar­kalarındasakladıkları muştalarla Alman

hürriyetini elinizden alacak olan o «cen­tilmenlere» karşı müştereken cephe al­mağa karar verin.

General Ropertson ekonomik meselelere temas ederek, Avrupa'nın ekonomik kal­kındırılması programının Almanya için gayet mühim iki şey vadettiğini bildir­miştir: ilk önce bu program Alman en­düstrisi için daha fazla ham madde temin, fırsatım vermektedir. İkinci olarak da, Batı Almanya'yı Almın ekonomisinin sı­kı sıkıya bağlı bulunduğu milletler aile­sinin araşma tekrar getirmektedir. General Robertson, Ruhr'un istikbali hakkında programın Avrupa'nın kaldinl-masıyla bir bütün olarak bağlı bulundu­ğunu söylemiştir. General, Ruhr maden­cilerinden istihsalâtı arttırmalarını iste­miştir. Gündelik 300.000 tonluk istihsal harpten önceki seviyenin % 75 i kadar­dı. Bu cesaret verici bir rakkam olmak­la beraber kâfi değildir. Çelik istihsalâtı hâla yavaş yavaş ilerlemektedir ve du­rumu iyileştirmek için tedbirler alın­maktadır.

General Robertson daha iyi olmak tema­yülünüarzettiğinibildirmiştir. General Robertson nihayet harp söylen­tileri hakkında şöyle demiştir : Avrupa'da hiç kimse harpistememekte­dir. Şimdilik ben barış olduğunu söylü­yorum.

8 Nisan 1948

— Berlin:

Bu sabaherkensaatlerdeBerlindeki

Sovyet makamları, Mareşal Sokolowsky'-nin uçak kazası dolayısiyle General Ro­bertson tarafından tevdi edilen iki nota­ya verdiği cevabı yayınlamışlardır. Muhabirler, bu cevabta Sovyet gazetele­ri tarafından ileri sürülen iddiaların tekrarlandığını bildirmektedirler. Sovyet gazeteleri İngiliz uçağının haber verme­den bulutlar arasından çıkarak Sovyet uçağının kuyruğuna çarptığım iddia et­mişlerdi.

Muhabirlere göre,MareşalSokolowsky şunları ilâve etmiştir: KazayıRuspilotutarafından yapılmış gibi göstermekyolundaki gayretleriniz ancak tahrikçi maksatlar güdülerek ha­zırlanmış bir tedbîr olarak mütalâa edi­lebilir.

Bundan sonra Mareşal Sokolowsky, Ge­neral Robertson'dan Müttefik Konseyi ta­rafından kararlaştırılmış talimata uyma­ları için kat'i emir vermesi ve bu suretle Almanya'daki Sovyet bölgesinde Sovyet makamlarının güvenlik tedbirleri alma­sına hacet bırakmaması talebinde bulun­maktadır.

Mareşal Sokolowsky, dörtlü bir tahkikat açılmasını reddetmekte fakat bir ingi­liz - Sovyet komisyonunun araştırmalar­da bulunmasını kabul etmektedir.

9Nisan 1948

— Londra :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildiri­yor :

Son Berlin olaylarından sonra Sovyetle­rin Almanya konusunda Batı devletleri-le işbirliği yapmaları ihtimali git gide za­yıflamaktadır. Berlin'deki olayların seyir tarzı İngiltere'de her zamankinden daha ciddi görünmekte ve durumun yakında kat'i bir şekil alması beklenmektedir. Esasen mevcut nahoş havayı büsbütün arttıran Berlin civarındaki uçak çarpış­ması hadisesi münasebetiyle Sovyetlerin verdiği izahat ingiltere'de hiç de iyi kar­şılanmamıştır.

ingiliz işgal bölgesi Askerî Valisi General Robertson'un komünistlere hücum eden demeci Almanya'nın yakında ikiye ay­rılması ihtimali üzerindeki düşünceleri takviye etmiş ise de ingiliz resmî makam­larının bu demeçte ima edildiği kadar ümitsizolmadıklarıanlaşılmaktadır.

Diğer taraftan Sovyetlerin Almanya'daki tahrikçi hareketlerine rağmen. İngiliz hükümetinin bu memleketin ikiye ayrıl­masını önlemek hususundaki gayretleri­ne sonuna kadar devam edeceği belirtil­mektedir.

10Nisan 1948

— Nuremberg :

Bu şehirdeki Amerikan harp suçluları mahkemesi, bugün, S. S. îere mensup bu-

lunan yüksek rütbeli 14 subayı asılmak suretiyle ölüme mahkûm etmiştir. Bu subaylar, Yahudileri, Çingeneleri ve Na­zilerin zulmüne uğrayan diğer milletlere mensup şahısları kitle halinde katlet­mekten suçlu tutulmuşlardır.

Diğer bazı S. S. Subayları da muhtelif hapis cezalarına mahkûm olmuşlar ve bi­risi de beraat etmiştir.

Ölümemahkûm olan subaylardan birisi

olan General Holendorf90.000 den fazla insanın ölümünden sorumlu olan bir nazi imha grupunun başkanı idi.

— Frankfurt:

Nüfuz sahibi Alman'lar, bir Batı rejimi­nin kurulması meselesi hakkında gittik­çe daha fazla lehte hareket etmektedirler. Bu hislerin İngiliz Askerî Valisi General Robertson'un geçen hafta ingiliz Hükü­metinin siyaseti hakkında Dusseldorfta yapmış olduğu beyanat sayesinde kuv­vetlenmiş olduğu zannedilmektedir. Bir­leşmiş bir Almanya'nın teessüs etmiş ol­duğunu görmek arzusunun şimdi son de­rece kuvvetli bulunmasına ve siyasî şah­siyetlerin şimdiye kadar ayrı bir Batı devletinin kurulmasını ileri sürmekten kaçınmalarına rağmen bu şahıslar ken­dilerini şimdilik Doğuya itimat etmenin caiz olmadığı keyfiyetini kabule icbar eden hakikatleri daha açık bir şekilde görmektedirler.

Alman liderleri kendilerine sarih herhan­gi bir tasarının sunulmasını arzu etmek­tedirler. Bu liderlerin General Robert­son'un açıklamasına karşı ileri sürdük­leri tenkidlerden birisi de generalin bu sarahati yapmamış olmasıdır. Almanlar sınaî tesislerin sökülmesi programının yeniden bir incelemeye tabi tutulmasını da temenni etmekte ve bu programın büyük bir değişikliğe muhtaç olduğu fik­rini ileri sürmektedirler.

— Berlin :

Sovyet makamları 15 Nisan tarihinden itibaren Berlin'i Frankfurt'a bağlayan telefon hatlarını kontrol edeceklerini Amerikan makamlarına bildirmişlerdir. Amerikan telefon hatlarının Sovyet böl­gesindebiri Weimar'adiğeriiseLeip-

zîg'e olmak üzere iki ara merkezi mev­cut bulunmaktadır. Bu ara merkezleri­nin her birisinde bir Amerikan subayı ve 15 Amerikan askeri mevcut bulunmak­tadır. Amerikalıların elindeki yegâne telefon hatlarını teşkil etmekte olan bu hatlar, Sovyet bölgesinden geçmek sure­tiyle Berlin'i bütün dünyaya ve bilhassa Frankfurt üzerinden WashingtonJa bağ­layan yegâne hatlardır.

11 Nisan 194B

— Berlin :

Sovyet makamları bu akşam yayınladık­ları resmî bîr tebliğde, İngiliz tamir eki­binin mevcudiyeti hakkında 1946 tarihin­de imzalanmış olan anlaşmanın bu eki­bin sadece kış esnasında bu yoldan isti­fade etmekte olan nakil vasıtalarının ta­miratı ile meşgul bulunmasını derpiş et­mekteolduğunubildirmektedirler.

Şimdi kış nihayete ermiş olduğundan Sovyet makamları bu tamir merkezînin kaldırılmasınıtalepetmektedirler.

B. B. C. nin Berlin muhabirinin bildirdi­ğine göre, resmî tebliğ bu İngiliz tamir ekibinin geçen yaz esnasında faaliyetine devam etmiş olduğu keyfiyetini zikret-memektedir.

İngiliz makamları hâlen Sovyet talebine verecekleri cevabı incelemektedirler.

Amerikalılar, Sovyet talebine uygun ola­rak kendi tamir ekiplerini geri alacak­larım bildirmişlerdir.

112 Nisan 194»

— Washington:

Berlin hâdiselerinin Almanya'nın batı ve doğu olarak ayrılmasının pek yakın ol­duğu hususunda Dışişleri Bakanlarını ik­na etmiş olduğu bildirilmektedir. Ber­lin'deki durumun nazik olduğu kabul edilmekle beraber Amerika'nın Alman­ya'nın Başkentinden çıkarılmasına müsa­ade etmiyeceğine işaret edilmektedir..

Batı Almanya Devletinin kurulması için yüksek makamlarca tedbirler alınacağı zannedilmektedir. Böyle bir Devlet Mars-hall Plânına da dahil bulunacaktır. Bu kabil bir gelişme Amerika için ağır bir

yük teşkil edecektir. Zira, bu devlet Do­ğu bölgelerinden gelmekte olan yiyecek maddelerinden mahrum olacakta. Fakat Amerika buna da hazır bulunmaktadır. Batı Almanya'nın sınaî kudretini arttı-rabilmesi için daha başka değişikliklere de ihtiyaç duyacağı zannedilmektedir.

—Berlin :

Berlin'deki İngiliz ve Amerikan makam­ları Ruslar tarafından 1945 te sökülmüş olan Berlin'in en büyük elektrik santra­lının yeniden işletilmek üzere teçhizini emretmişlerdir.

Bu emir, bunu Amerikan ve İngilizlerin Berlin'de kalmak azimlerinin aşikâr bir delili olarak telâkki eden Berîinliler ta­rafından sevinçle karşılanmıştır.

14 Nisan 1948

—Berlin:

Berlin müttefik kumandanlığı dün Ame­rikan Askerî Valisi Albay Howley'in başkanlığı altında fasılasız olarak saba­hın saat onundan akşam 21 e kadar top­lantı halinde bulunmuştur.

Müzakere konusu olan sekiz meseleden beşi, bir anlaşmaya varılma imkânı bu­lunmadığındangündemdençıkarılmıştır.

—Berlin:

Rus temsilcileri, Gatow'da vukua gelen uçak kazasını incelemeğe memur müş­terek tahkik komisyonunun bugünkü çalışmalarına iştirak etmemişlerdir.

ingiliz temsilcileri Rusları onbeş dakika kadar bekledikten sonra tahkikata deva­ma karar vermişlerdir.

B. B. C. muhabiri, Rusların müşterek tahkikata iştirak etmesi ihtimallerinin pekzayıfolduğunubildirmektedir.

—Berlin :

B. B. C. muhabirinin bugün bildirdiğine göre, bu son günler içinde Ruslar Ber­lin'in güney doğusunda kendi işgal böl­gelerinde 100 den fazla tank toplamış­lardır. Normal olarak bu bölgede bulun­mamaları gereken bu tankları Rusların buraya neden getirdikleri henüz malûm değildir. Bu tanklar Berlin'in batıkısmiyle Almanyanın batı bölgesi arasın­daki münakale üzerinde yeni tahditlerin tatbiki tehditlerini desteklemek için kul­lanılabilecekleri gibi. sinir harbinin yeni bir safhasını teşkil edebilirler. Muhabirin kanaatmca bu tankların mey­dana çıkması ile Berlin'in gayet yakının­da Sovyet bölgesinin bazı yerlerinde kızılorduya mensup Moğol askerlerinin yeniden görünmeleri arasında bir ilgi mevcuttur. Almanya'daki Sovyet kuvvet­lerinin yerine getirilen Moğollar 1945 te Berlin'e hücum etmiş olan hücum kıt'ala-larımn en büyük kısmını teşkil etmek­teydiler.

Ruslar bundan başka Berlin civarında ve bütün Sovyet bölgesinde polis devri­yelerini de pek çok arttırmışlardır.

18 Nisan, 1948

—Berlin :

Almanya'daki Sovyet Askerî Valisi Ma­reşal Sokolovski, bu ayın sonundan iti­baren binalara ve müesseselere artık el konulacağına dair Sovyet bölgesindeki Alman iktisat Komisyonu taralından ya­pılan beyanatı dün akşam resmen teyit etmiştir.

Dün akşam neşrettiği bir tebliğde Mare­şal, yeter sebeplerle el konmamış olan bütün müesseselerin 30 Nisana kadar sahiplerine iade edileceğini bildirmiştir. Mareşal Sokolowski bu tebliğinde, emir­lerinin yerme getirilmesi için Sovyet böl­gesindeki Alman makamlarının, son Üç sene içinde binlerce fabrikaya ve hususî müesseseye el koyduklarını fakat bun­ların halka iade edileceğini ilâve etmek­tedir.

25 Nisan 1948

—Berlin:

AmerikanAskerîValisiGeneralClay, Amerikan bölgesinde Ruslartarafından

adam kaçırma teşebbüslerinin vahim bîr mahiyet arzettiğini söylemiştir. Son zamanlarda Londra'ya gitmiş olan .General, bundan böyle Amerikan bölge­sinde tekrar Sovyet ajanı bulunacak olursa ve bunlara benzer teşebbüslere girişilirse, bu ajanları cezalandırılmaları için Sovyet makamlarına teslim etmeye­ceğini, kendi bölgesinde muhafaza ederek bir Amerikan askerî mahkemesine vere­ceğini bildirmiştir.

Diğer taraftan General Clay, halen Ber­lin'e yol nakliyatının felce uğramış bu­lunduğunu ve bu çıkmazdan nasıl kur­tulacağı hakkında bir fikir bulunmadığı­nı ilâve etmiştir.

27 Nisan 194»

— Londra:

Üç Batı işgal bölgesi Komünist Parti İda­re Komitesi bugün yapmış olduğu bir toplantıda Batı Almanya için merkezi Frankfurtta olacak, tek bir komünist par­tisi kurulmasına karar vermiştir.

29 Nisan 1948

—- Berlin :

Dört müttefik komutanın, Berlin'de yap­mış oldukları toplantı 14 saat sürmüştür.

Toplantı, ingiliz delegesinin Sovyet böl­gesinde ihdas olunan Millî Demokrat Par­tisini ve bu partinin gazetesi olan «Na­tional Zeitung» u şiddetle protesto et­mesi ile sona ermiştir.

Amerikan delegesi, İngiliz delegesinin yaptığı protestoyu desteklemiştir.

Rus mümessili, konseyin 7 Mayısta ya­pılacak olan oturumunda bu meseleye ce­vap vereceğini bildirmiştir.

Sovyetler, Orta Avrupa'daki stratejik durumlarını kuvvetlendirmek, buradan acık ve sıcak denizlere doğru yayılmak için her fırsattan faydalanmakta, her va­sıtayı mubah görmektedirler. Avusturya barışının 82 toplantıdan sonra hâlâ çık­mazdan kurtulamaması Sovyetlerin mâ­nâsız talep ve ısrarlarından doğuyor. Ber­lin'de Müttefiklerarasi Kontrol Komisyo­nunun dağılması, gene aynı sürünceme ve sabotaj taktiğinin bir neticesidir.

Bu taktik, başarı şansını taşıdıkça, şid­detli ve kesin bir mukabele ile karşılaş­madıkça sürüp gidecektir. Sovyet Rusya, peykleri üzerindeki nüfuz ve prestijinin çökmemesi, İtalyan seçimlerinde şansın komünistlere büsbütün yüz çevirmemesi için, anlaşmazlık yolunda yürümeyi tercih edecektir. Berlin buhranı bu yüzden ya­ratılmıştır.

Bu buhrandan doğan gerginliğin sürüp . gitmesi, dünya sulhu için elbette ciddî bir tehlikedir. Şu kadar ki Amerikalılar Berlin hâdiseleri dolayısiyle herhangi bir tecavüze silâhla karşı koyacaklarını açık-lıyarak gerekli tedbirleri almışlardır, tundra basını da İngiliz Hükümetinin Sovyetlere karşı vaktinde ve sıkı tedbirler almasını tavsiyede birleşiyor. Bu hal Berlin buhranı üzerine çöken ipham bu­lutunu dağıtmıştır. Komünistlerin silâh­lı bîr harbi göze almadan daha ileri gi-demiyeceklerini anlamaları, bugün için dünya barışının tek kuvvetli teminatıdır.

Yatışma alâmetleri...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

8 Nisan 1948 Jtarihli «Cumhuriyet»

İstanbul'dan:

Berlin buhranı, alâkalı taraflar arasında yeni konuşmalar yapmak için zemin ha-zirlıyarak az çok yatışmış bulunuyor.

Finlândiyanm bağımsızlığını silip süpür­meyi; isveç, Norveç ve Danimarkayi doğ­rudan doğruya Sovyet baskısı alünda tut­mayı, bu memleketlerin hepsine boyun eğdirmeyi gözeten andlaşma teşebbüsü, Fin mukavemeti sayesinde meramını ger­çekleştirememiştir. İtalyadagenelseçim .hazırlıkları ve sa­vaşı,komünistlerhesabınamuvaffakiyet vadetmekten çok uzak bulunuyor. Elhasıl ilk safı işgal eden ve buhran üstü­ne buhran doğurması beklenen gerginlik, bir hayli artmış gibidir.

Fakat bu yatışma, bir hayırlı alâmet sa­yılmaktan uzak bulunuyor. Çünkü ayrılık ve yatışmanın belirttiği tek hakikat, olup bittiler yapmayı gözeten Sovyet siyaseti­nin harbi göze almakta tereddüd göster­diğidir. Fakat bu siyaset teeavüzî mahi­yetini henüz bırakmış değildir. Sinir har­bi devam ediyor ve Batı devletlerine kar­şı cephe almak faaliyeti hızını eksiltme­den devam ediyor.

Daha bir kaç gün evvel İzvestia Gazete­si, Norveç Hükümetini «Norveçi Ameri-kaya satmış olmakla» itham ediyor ve Norveçe ait olup Rusyaya yakın olan adaların Amerikalılara ve İngilizlere üs olarak verilmesine karar verilmiş oldu­ğunu anlatıyordu.

Diğer taraftan gene Sovyet gazeteleri İs-veçin, ordularını Amerikan genişleme si­yasetine alet ettiğini ve ona _göre silâh-ladığını anlatıyor ve İsveç aleyhinde söylediğini bırakmıyordu.

İran aleyhindeki yayınlar ve tehditler İse Iran Hükümetinin bu durumuprotesto ile karşılamasına sebep olmuştur. Bizim aleyhimizdeki neşriyatı ve ağız do­lusu küfürlerse malûm. İktisadîkalkınmaaleyhindekibaltalama siyasetizerre. kadar gevşememiştir. Avrupada sulhukökleştirmek için yapı­lan bir teşebbüs boşa gitmekte ve Avru-payirefahakavuşturmakiçinsarfolu-nan gayretler,açlık vesefaletien tabiî müttefik sayanlar tarafından mukavemet görmektedir.

Hulâsa göze çarpan yatışma alâmetleri, mühim bir şey vadetmekten uzak bulu­nuyor ve bu yatışmaya aldanmamak icab ettiği her yerde bahis mevzuu oluyor. Dediğimiz gibi bu yatışmanın belirttiği tek hakikat olup bittiler siyasetine karşı gösterilen mukavemetin, kendini daha iyi hissettirmesi dolayısiyle, Sovyet siyase­tinin harbi göze almaktan çekindiğidir. O halde mukavemetin daha fazla ciddi­leşmesi, harbî önlemek bakımından daha faydalı olacaktır.

Birleşmiş Milletler Ge­nel Kurulunda üyelerin üçte iki çoğunlu­ğu ile kabul edildiği takdirde ingiltere'nin buna razı olacağını söylemiştir.

ingiltere, bundan başka Yahudilerle Araplar arasında bir mütareke imzası için yapılacak olan müzakerelere bir da­vet vuku bulduğu takdirde iştirak etme­yi de kabul etmiştir. İngiltere Filistin üzerindeki mandası dolayısiyle Birleşmiş Milletler Anayasası gereğince her karar hakkında vetosunu kullanabilmek hak­kına sahiptir.

Amerikan delegesi Warren Austin, mü­tareke hakkında cereyan edecek olan müzakerelerde İngiltere'nin işbirliğinde bulunmasının arzettiği öneme işaret et­miş ve şunları söylemiştir:

Filistin üzerindeki mandanın nihayete ere­ceği tarih olan 15 Mayısa kadar bir mü­tarekenin yürürlüğe girmesi için İngilte­re'nin ne yapacağını bilmek büyük bir önem arzetmektedir. Mütarekenin 15 Mayıs tarihinden sonra tatbik sahasına konması için herhangi bir teklif yapılma­mıştır. Güvenlik Konseyinin bir mütare­ke yapılması hakkındaki müzakerelerin biraz daha ilerlemesini beklemekte ol­duğu zannedilmektedir.

9 Nisan 1948

— Lake Success:

Dün akşam haber verildiğine göre, Bir­leşmiş Milletler Kurulu nezdindeki Hin­distan ve Pakistan temsilcileri bugün Güvenlik Konseyi Başkanlık dairesinde ilk yuvarlak masa toplantısını yapacak­lardır. Bu toplantı, Keşmir'de cereyan etmekte olan mücadele bakımından kafi mahiyette bir ehemmiyeti haiz bulun­maktadır.

Yetkili kaynaklar, bu toplantının bazı inkişafları intaç etmesinin beklenebilece­ğini kaydetmekte ve fakat bu gelişme­lerin mücadelenin halli bahsinde bir ileri adım teşkil edeceği veya iki taraf ara­sında mevcut ihtilâfı teyitle kalacağı hu­susunda hiç bir tahminde bulunmamak­tadırlar.

10 Nisan 1948

— Lake Success :

Güvenlik Konseyi bu akşamki toplantı­sında 12 Devletin Birleşmiş Milletlere kabulleri hakkındaki taleplerini tetkik etmektedir. Konsey, Birmanya'nın kabul talebini 10 oyla ve ittifakla kabul etmiş­tir.

Genel Kurul şimdi olağanüstü bir toplan­tısında bu talebi inceliyecektir.

İngiltere, Birleşik Amerika ve Fransa İtalya'nın Birleşmiş Milletlere kabul edil­mesini teklif etmişlerdir.

Amerikan delegesi M. J. Austin, Rusya'­nın bu hususta almış olduğu vaziyeti ten­kit etmiştir. Rusya, İtalya'nın ancak di­ğer eski düşman memleketlerin de yani Finlandiya, Romanya, Bulgaristan ve Ma­caristan'ın kabul edilmeleri şartiyle Bir­leşmiş Milletlere alınması gerektiğini bil­dirmiştir. Amerikan delegesi İtalya'yı, hareket tarzları sebebile Birleşmiş Mil­letlere girmeğe lâyık olmayan milletler­le mukayese etmenin doğru olmadığını söylemiştir.

Rusya adına konuşan M. Gromyko, İtal­ya'nın kabulü hususunda Rusya'nın mu­tabık olduğunu tekrarlamış, bununla be­raber bu kararın Birleşmiş Milletlere ay­nı şekilde dahil olmak hakkına malik bulunan Bulgaristan, Romanya, Maca­ristan ve Finlandiya'nın meşru taleple­rini haleldar etmemesi gerektiğini bil­dirmiştir.

ingiliz delegesi İtalyan Milletinin Ingü-tere, Amerika ve Fransa'nın İtalya'yı Birleşmiş Milletler Teşkilâtına almak is­tediklerini, Rusya'nın ise böyle bir tek­life muhalefet ettiğini müdrik olduğunu söylemiştir.

İtalya'nınkabulü oyakonulmuş ve 9 memleket kabul lehinde oy vermiştir. Ukrayna ve Rusya aleyhte oy vermiş­lerdir. Bu iki memleketten biri, Sovyet RusyaGüvenlikKonseyinin daimî üyelerinden olduğundan Konsey Başkanı teklifin reddedildiğini bildirmiştir.

—Lake Success:

Sovyet delegesinin İtalya'nın kabulü aleyhinde vetosunu kullanmasından son­ra Amerikan delegesi Austin, Birleşmiş Mîlletlere kabullerine Sovyet Rusya ta­rafından muhalefet edilen İtalya ve di­ğer milletlerin Genel Kurulda beyanatta bulunmalarına müsaade edecek bir usu­lün kabulünü teklif etmiştir.

Güvenlik Konseyi bu tekliften sonra on memleketin Birleşmiş Milletlere kobulü-nün tetkikini bugün öğleden sonraya bı­rakmıştır. Bu on memleket Bulgaristan Romanya, Macaristan, Finlandiya, Arna­vutluk, Moğolistan, İrlanda, Portekiz ve Avusturyadır.

—Lake Success:

Güvenlik Konseyi öğleden sonra toplan­tısında beş dakika süren bir tetkikten sonra Ürdün, Macaristan, Romanya, Bul­garistan, Finlandiya, Arnavutluk, Moğo­listan, İrlanda, Portekiz ve Avusturya'nın Birleşmiş Milletler Teşkilâtına kabulü taleplerinin tetkikini belli olmayan -bir zamana bırakmayakararvermiştir.

Suriye delegesi Faris El Huri, İtalya'nın kabulünün tetkikinin teşkilettiği misalden sonra konseyde aynı mevzu üzerinde da­ha önce cereyan etmiş olan müzakerele­rin sadece bir tekerrüründen ibaret ol­mak tehlikesini arzeden ve Rusya ile üyelerin çoğunluğunun durumu netice­sinde bir çıkmaza girmiş olan müzakere­lere devamda bir fayda olmadığını bil­dirmiştir.

Güvenlik Konseyi Başkanı Alfonso Lopez. Amerikan delegesinin teklifi hususunda, bahis mevzuu on devletin kabulü husu­sunda konseyde son defa oya müracaat edildiğinden beri konseyin üyelerinden herhangi birinin durumunu değiştirip değiştirmediğini sormuştur. Delegelerden hiç biri buna müspet olarak cevap ver­mediğinden Konsey Genel Kurula mü­zakerelerin neticelerini bildiren bir rapor vermeği kararlaştırmıştır. Bu raporda Birmanya'nın kabul edildiği, İtalyanın adaylığının reddolunduğu ve diğer memleketlerin kabulleri hususunda anlaş­mazlık belirdiği bildirilecektir.

12 Nisan 1948

-Lake Success:

Güvenlik Konseyi üyelerinin bugün yaptıkları hususî bir toplantıda Sovyet delegesi Gromyko, Çekoslovakya'nın içişlerine müdahale hakkında Amerika tarafından ileri sürülen ithamları aynen Amerika'ya yükliyerek Çek «Millî Sos­yalist Partisinin» Amerikan yardımlariyle hazırlanmış bir komplo sayesinde Şubat ayında iktidarı eîe geçirmeğe çalıştığını bildirmiştir.

Sovyet delegesi, Şili teklifinde ileri sü­rülen tahkikatı ve tanıkların dinlenil­mesini kesin olarak reddederek bu tanık­ların «siyasî kaçaklar olduklarını ve şimdi de Milletlerarası ajan haline gel­diklerinin söylemiştir.

Şili delegesi Santa Cruz bugün Güven­lik Konseyine Çekoslovakya meselesi hu­susunda Şili delegasyonu tarafından ile­ri sürülen iddianın tevsiki için delil top­lamak ve tanıkları dinlemek üzere Gü­venlik Konseyinin bir tâli komite kur­ması hususunda resmî bir teklifte bu­lunmuştur. Bu komite mesele hakkında konseye bir an önce raporunu vermekle vazifeli olacaktır.

Şili delegesinin teklifi yarın Güvenlik Konseyi üyeleri tarafından oya konula­caktır.

13 Nisan 1948

—Lake Success :

Güvenlik Konseyinin dünkü oturumunda Şili delegesi Herman Santa Cruz, Şili heyeti tarafından bundan önce tevdi edi­len ve mümkün olduğu kadar sür'aüe şehadet ve ifadeleri dinlemek ve vesika­ları toplamak maksadiyle son Çekoslovak hadiselerinin Güvenlik Konseyinde ince­lenmesi için yardımcı bir komite kurul­masına ait talebin kat'i mahiyette olarak konseycekabulünüisteyenbirtakrir

vermiştir. Şili delegesinin takriri, Kon­sey Umumî Heyetinin oyuna arzedilmek üzere üyelerin tetkikine sunulmuştur.

20 Nisan 1948

—Lake Success :

Güvenlik Konseyi dün yaptığı uzun bir toplantıdan sonra Keşmir hakkındaki ka­rarın yarma talik edilmesini kararlaştır­mıştır.

Bu kararda, Hind birliklerinin polebisit müddetinde asayişi temin edecek kadar bir kuvvet kalıncaya kadar ceste ceste çekilmeleri derpiş edilmektedir.

Kalan kuvvetler kâfi görülmediği tak­dirde Birleşmiş Milletler Komisyonu Pa­kistan veya Hindistan'dan takviye ala­bilecektir.

B. B. C. nin Birleşmiş Milletler nezdin-deki muhabiri Hindistan gibi Pakistanm

da bu karara itiraz edeceğini, fakat bu itirazların başka başka cephelerden ola­cağını bildirmektedir.

Pakistan karara muhaliftir. Buna sebep plebisit müddetince Keşmir'de Hindistan kuvvetlerinin bırakılması ve Hintliler tarafından sağlanacak bir plebisitin mu­teber olmayacağı düşüncesidir.

Hindistan, ahali Hint taraftarı olduğu için Keşmir'in kendisine ait olduğunu iddia etmektedir.

22 Nisan 1948

—Lake Success:

Güvenlik Konseyi Keşmir ve Jamnu eya­letlerininPakistanveyaHindistan'dan

birine bağlanması hususunda aralarında mevcut anlaşmazlığı hal yolunda dün bir karar suretini kabul etmiştir.

Bu karara göre, meselenin düzenlenmesi için plebisit esnasında bu eyaletler hal­kı iltihak meselesinde oylarını serbestçe verebileceklerdir.

Bundan başka beş üyeden ibaret bir ko­misyon Keşmir ve Jemnu'daki durumu yerinde inceleyecek ve aynı zamanda plebisitin cereyan tarzını da müşahede ila vazifeli bulunacaktır.

25Nisan 1948

— Lake Success:

Birleşmiş Milletler kurulundaki İngiliz, Amerikan ve Fransız delegeleri dün sa­bah toplanmışlar ve Filistin için «kısa süreli» bir vesayet anlaşması tasarısını müzakere etmişlerdir.

Delegeler, ara tedbîri olmak sıfatiyle böyle bir anlaşmanın Genel Kurul tara­fından daha kolaylıkla kabul edilebil­mesi muhtemel olduğunu sanmaktadır­lar.

«Bu kısa süreli» şeklin, bundan önce Birleşik Amerika'ca teklif olunan daha geniş metinde herhangi bir değişiklik yapmadığı öğrenilmektedir. Yeni teklifteki bazı tadilat bilhassa, ara idare tarzına ait usulü sadeleştirmek maksadile yapılmış bulunmaktadır. Yeni plân'a göre Filistin'de kurulacak hükümet şimdilik bir genel vali ile ona yardım edecek bir idare meclisine inhisar eyleyecektir. Vali lüzum gördüğü takdir­de bazı hükümet memurlarını tayinde serbest olacak ve bu tayinlerin nelerden ibaret bulunacağının vesayet anlaşma­sında etraf ile izahına lüzum görülmiye-cektir.

Kısa süreli hal tarzının ileride kabul olu­nacak geniş ölçüdeki vesayet anlaşması sırasında tekrar gözden geçirileceği de kaydedilmektedir.

Amerikan sözcüsü, vesayet meselesi hak­kında Genel Kurulda cereyan eyleyecek müzakereler bahsinde Birleşik Amerika heyetinin birkaç gün evveline nisbetle, Şimdi kendini daha fazla tatmin edilmiş talâkkî etmekte olduğunu söylemiştir. Güvenlik Konseyince tasvip olunan mü­tareke anlaşmasının uzun boylu incele­me ve tartışma konusu olması maksadi­le Amerika, Fransa ve Belçika heyetleri­nin bir toplantı hazırladıkları ve ne dü­şündüklerini öğrenmek üzere Arap ve Yahudi temsilcilerini davet edecekleri öğrenilmektedir,

26Nisan 1948

— Lake Success:

Sovyet Hükümeti, Birleşmiş Milletler VesayetKonseyinebirmümessiltayin

etmek suretiyle nihayet bu konseye kar­şı giriştiği boykot hareketine son vermiş­tir.

B. B. C. nin Lake Success'deki muhabi­rine göre, Sovyet Hükümetini bu tedbîri almağa sevkeden sebep, Filistin'in mu­vakkaten Birleşmiş Milletler Teşkilâtının vesayeti altına alınması için teşkilât ta­rafından yapılmış olan tekliftir. Muha­bir, bunun Filistin meselesinde yeni bir safha olduğu fikrindedir. Zira, Rusya'nın Vesayet Konseyinde bir mümessil bulun-duıulmaması, Filistin işlerinde hiç bir fi­kir beyan edememesine ve idarede bir rol oynamamasına sebep olacaktı.

Lake Success'deki basın muhabirlerine göre, Birleşik Amerika'nın Filistin hu­susundakisiyasetindekideğişiklikhiç

olmarsa bir netice sağlamıştır. Bu netice, Rusya'yı Vesayet Konseyine bir mümessil tayinine ikna etmiş olmasıdır. Bilindiği gibi konseydeki murahhaslar bunu iki se-nedenberi istemekte idiler.

28 Nisan 1948

— Lake Success :

Filistin'de bir vesayet rejimi kurulması hususundaki Amerikan projesinin tetki­kine başlamak için Birleşmiş Milletler Siyasî Komisyonunca alman karar çok uzun bir tartışmadan sonra verilmiştir. Bu tartışma esnasında birçok delegeler veezcümleSovyetdelegesi,Amerika

hurahhas heyetinin vermiş olduğu kat'i karar suretinde taksim kararının, yerine muvakkat bir vesayetin ikamesini hiçbir zaman teklif etmediğini ve bu tarzda hiçbir projenin, Birleşmiş Milletler Ge­nel Kurulu Vesayet prensibini Filistin meselesinin hal çaresi olarak kabul et­medikçe müzakere edilmeyeceğini belirt­mişlerdir.

Taksim plânının hararetli taraftarların­dan Guatemala delegesi Granados siyasî komisyona bir tâli komite tayin edilme­sini teklif ettikten sonra-oturuma son ve­rilmiştir..

Bu tâli komite, Yahudi Ajansı ve Arap Komitesile Birleşmiş Milletler Filistin Komisyonu temsilcileri Birleşmiş Millet­ler Sekreterliği, Hukuk, İktisat ve Askerî

İsler uzmanlarile istişarelerde bulunduk­tan sonra vesayet plânının tatbikine ait pratik imkânları hakkındaki raporunu Siyasî Komisyona verecektir.

Müzakerelere yarın sabah devam edile­cektir.

Z9 Nisan 1948

—Lake Success :

Kudüs Şehrinde mütareke ilânı için Yüksek Arap Komitesi ve Yahudi Ajan­sı temsilcilerinin muvafakati ile Vesayet Konseyi tarafından hazırlanmış olan tav­siyenin metni şudur :

— KudüsŞehrinde debütünaskerîharekâta ve tethiş faaliyetine derhal sonverilecektir.

— Enkısazamandatatbikolunmaküzere ateş kes emirleri verilecektir.

— Vesayet Konseyinekarşısorumlubulunacak bir komisyonmütareke hü­kümlerine riayet edilip edilmediğini kont­rol edecektir.

— Mütarekeninözelhükümleriheriki tarafında iştirakileyapılacakdanış­ma sırasındatesbit olunacaktır.

Bu metin, Güvenlik Konseyi tarafından daha önce tayin edilmiş bulunan konso­losla, mürekkep Filistin Mütareke Ko­misyonuna malûmat edinilmek üzere bil­dirilecektir.

30 Nisan 1948

—Lake Success :

Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyinde, dün konseyin başkanı Francis B. Sayre tarafından okunan ve Yüksek Arap Ko­mitesi mümessilleri ile Yahudi idaresi inümessilleri arasında yapılan anlaşmanın metni aşağıdaki şekildedir :

Vesayet Meclisinin muvafakatini aldık­tan sonra Yüksek Arap Komitesi mümes­silleri ile Filistin Yahudi İdaresi tem­silcileri, Filistin'deki mütekabil idarele­rine aşağıdaki tavsiyelerde bulunmayı kararlaştırmışlardır:

İ — Kudüs Şehrinde yapılmakta olan askerî harekât ve şiddet hareketlerinin derhal durdurulması.

— Eski Kudüs Şehrinde ateş kes em­rinin bir an evvel yürürlüğe girmesi içingereğinin yapılması.

— VesayetMeclisine karşısorumluolacaktarafsızbirkomisyontarafından

mütarekeahkâmınıntatbikinin edilmesi.

4 — Mütareke metinlerinin her iki tara­fın muvafakati alınmak suretiyle hazır­lanması.


Yanlış hesap...

Yazan:A. Şükrü Esmer

2 Nisan 1948 tarihli «Ulus» Anka­ra'dan

Yalnış hesabın, Milletlerarası politika sahnesinde olsa bile, «Bağdat'tan geri döneceğine» yeni delil, Filistin'in taksi­minden vazgeçilmesi hakkında Birleşik Amerika tarafından atılan yeni adımdır. Bu adımın hayret uyandıran noktası şu­dur ki, Birleşmiş Milletler Asamblesi, geçen kasım ayı sonlarında. Filistin hak­kındaki taksim kararını Amerika'nın teşvik ve ısrarı üzerine vermiş bulunu­yordu. O sıralarda Asambledeki görüş­meleri yakından takip edenler, Ameri­ka'nın telkini olmadıkça, taksim kararı­nın verilmiyeceğini anlamışlardır. Böyle olduğu halde Birleşik Amerika, kendi ısrarîyle kabul edilen Asamble kararının değiştirilmesi için teklifte bulunmuştur. Acaba bu taksim kararının verildiği 29 Kasım tarihiyle Mr. Austin'in taksimden vazgeçildiğini bildiren beyanatını yaptığı 19 Mart arasında neler olmuştur? Ame­rika'yı bu kararından vazgeçîren sebep­ler şöyle hulâsa edilebilir :

1 — Başlıca sebep şüphesiz Arapların mukavemetidir. 29 Kasımda taksim, hak­kında karar verildiği zaman, Yahudilerin bu kararı tatbik etmek için ellerindeki kuvvetin derecesi mübalâğa edilmiş, di­ğer taraftan Arapların mukavemet nok­tasındaki kuvvetleri zayıf gösterilmiştir. Taksim meselesini müzakere eden komis­yon toplantılarında, Yahudi ajanlığınıtem-sil eden Haham Silver Filistin Yahudileri­nin, yalnız başına taksim kararını infaz edecek derecede kuvvet sahibi oldukları­nı bildirmişti. Halbuki sonradan sionist-lerin ellerinde yeter kuvvet bulunmadı­ğı anlaşıldı. Taksim kararının tatbiki ile vazifelendirilmiş olan Beşler Komisyonu,

Emniyet Konseyinin, rolü olmadıkça, ya­ni karar silâh kuvvetiyle desteklenme­dikçe, infaz edilemiyeceği neticesine var­mış ve konseye bu yolda teklifte bulun­muştur. 29 Kasımda taksim kararı veril­diği zaman, böyle milletlerarası bir si­lâhlı kuvvetin kullanılması Amerifcaca düşünülmemişti.

— Milletlerarası silâhlı kuvvetinkul­lanılması lüzumu karşısında Amerika, bukuvveteRusya'nındakatılmasındamahzurgörmüştür.Ruslarıntaksim le­hindehareketleri,Amerika'yıMoskovanın niyet ve maksatları hakkında şüphe­ye düşürmüş ve Amerika Filistin mese­lesinin bu yoldaki gelişmesinden endişe­yedüşmüştür.

— ingiltere bütün hareketleriyletak­simikolaylaştırmamış,zorlaştırmıştı, in­giliz Hükümeti Asamblede taksim mese­lesi reye konduğu zaman müstenkif kal­mış; ondan sonra da taksim kararının in­fazıyolundaatılanadımlaraiştiraktençekinmiştir.İngiltere'nin bumüstenkifrolü,taksimi sonderece zorlaştırmış veAmerika'nın bundan vazgeçmesinde âmiloian sebeplerden birini teşkil etmiştir.

— Bir sebep de Amerikan iç politika­sındakigelişmedir. Amerikatarafındantakip edilen Filistin politikasında iç po­litika düşünceleri daima birinci derecederol oynamıştır. Bu daherkesin bildiğigibi, Amerika'da ve hele Nevyork'ta çokkalabalık bir Yahudi nüfusunun bulun­masından doğan bir vaziyettir. Gerek De­mokrat gerekCumhuriyet Partileri 1948seçimiarifesinde,kurultaylarıtoplandı­ğı zaman Filistin'de bir Yahudi yurdununkurulmasına yardım için taahhüde giriş­mişlerdir. Bu taahhütgereğincedirki,Başkan Roosvelt ve sonra Başkan Truman her vesileden faydalanarak, Filistin-meselesînde Yahudiler lehine müdahaledebulunmuşlardır Bumüdahale, FilistinmeselesiniBirleşmişMilletleregetirmişve nihayet 20 Kasımda Yahudiler lehine taksim kararının verilmesine kadar var­mıştır.

Fakat Yahudiler Tnıman'ın bu yardımı karşısında şükran duygusiyle Demokrat Partinin etrafında toplanacakları yerde Wallace'ın etrafında toplanmışlardır. Bir­kaç ay önce Nevyork'un 24 üncü bölge­sinde yapılan kısmî Temsilciler Meclisi seçiminde Yahudiler tamamiyîe Wallace'-ın adayına rey vermişler ve bu adayı ka­zandırmışlardır. Bu tezahür münferit bir olay sayılamaz. Çünkü Amerika'nın her tarafında bulunan Yahudiler, Wallace'm Filistin meselesinde kendilerine daha ge­niş ölçüde yardım vaadi karşısında Tru-man'dan memnun olmadıklarını ifade et­mektedirler. Taksim kararını elde eden Yahudiler, bundan sonra Filistin hakkın­da daha geniş talepler ileri sürmiye baş­lamışlar ve Wallace da bu talepleri des-tekliyerek Truman'a hücum etmiştir. Fi­listin meselesinde Yahudileri tatmin et­menin mümkün olmadığım Truman an­lamış ve .Filistin meselesinin çözülmesinde Yahudileri tatmin etmek gibi bir düşün­ce ile âmil olmak istememiştir.


5 — Nihayet Amerika'nın Arap petrol­leri hakkındaki yakın ilgisi de kararda çok ehemmiyetli bîr âmil olmuştur. Pet­rol ve petrolün korunması noktasındaki strateji düşünceleri, daima Amerika'nın Dışişleri Bakanlığını ve askerlerini meş­gul eden başlıca düşünce olmuştur. Bu­nun içindir ki Dışişleri Bakanlığı ve as­kerler taksime temayül etmemişken; Da­hilî politika düşünceleriyle Demokrat Parti mensupları taksime taraftar olmuş­lar ve Truman da 29 Kasımda iç politika

düşünceleriyle hareket edenleri dİnliye-rek ona göre hareket etmişti. Ondan sonra milletlerarası politika sahasındaki gelişmeler, Dışişleri Bakanlığını ve as­kerleri haklı çıkarmıştır. Bu sebeple Tru­man da onların telkin ve tavsiyelerine uy­mayı lüzumlu görmüş ve taksim kara­rının tatbikinden vazgeçilmiştir.

İşte Amerika'nın geçen sonbaharda Fi­listinhakkında takipettiğipolitikadan

geri dönmesinin başlıca sebepleri bun­lardır.

2Nisan 194S

—Cenevre :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildiri­yor:

Bugün Birleşmiş Milletler Haber Serbes-tiliği Konferansında çok hararetli müna­kaşalar cereyan etmiştir. Bilhassa Faşist'-iik lehindeki yazıların yasak edilmesi hususundaki Sovyet teklifini. Pakistan ve Yunanistan'ın «Komünist Faşistliğin de yasak edilmesi şartiyle destekle­diklerini söylemeleri üzerine, Bogomolof, Yunanistan ve Pakistan'a hitap ederek Faşizmden fazla zarar görmemiş olan memleketlerin aynı derecede endişe duy­malarının tabii olacağını söylemiştir.»

Yunan Delegesi, hemen müdahale ederek faşizmden memleketinin Sovyet Rusya'­dan fazla zarar gördüğünü ve fazım gibi komünizmin de sulh ve hürriyetler için tehlike teşkil ettiğini iiâve etmiştir.

3Nisan 194S

—Cenevre :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildiri­yor:

Haberleşme ve Basın Hürriyeti Konferan­sının ikinci komisyonu, muhabirlerin keyfi taraşlarla hudud harici edilmemesi yolundaki ingiliz teklifini kabul etmiştir. Komisyon, bütün yabancı ajans muhabir­lerinin bulundukları memleketin yürür­lükte olan kanunlarına uymalarını kabul etmekle beraber kanunî olarak yabancı bir memleket topraklarında bulunan kimselerin yine kanunî yollardan haber­ler almak ve fikirleri Öğrenmek ve bun­ları yayınlamak hakkını kullandığı için hiç kimsenin memleket dışına çıkanla-mıyacağım beyan eder.

— Cenevre:

Birleşmiş Milletler teşkilâtının haberleş­me serbestisi hakkındaki konferansında Amerikan Delegesi bir numaralı komite­ye haberleşme serbestisini «halkın esaslı bir hakkı, Birleşmiş Milletlerin hedef tuttuğu bütün hürriyetlerintemel taşı olarak belirten bir karar sureti sunmuş-' tur. Amerikan Delegesi şöyledemiştir;

Muhtelif kaynaklardan gelen haberlere serbestçe erişebilmek insanların ihtilâf halinde bulunan münasebet ve fikirleri tartmalarını sağlamakta ve böylece bizzat kendilerinin bir neticeye varmalarım te­min etmektedir.

Amerikan delegesi büyük bir dikkat ve alicenaplıkla komiteye «Amerikan bası­nının Amerika'lılar tarafından tenkidini sunmak suretiyle Amerikan basınının ten-kidlerde bulunmakta, esas üzerinde ince­lemeler yapmakta ve yein muvaffakiyetle­re doğru ilerlemekte tamamen hür olduğu­nu yeniden ispat etmekten başka bhşey yapmamış olan Slav delegelerine minnet­tarlığını izhar etmiştir.

— Cenevre :

Haberleşme Serbestisi hakkında Birleş­miş Milletler Konferansı bugünkü otu­rumunda, bütün dünyada haberleşme serbestisini sağlamaya matuf Başkan Tru-man tarafından sunulan takrirdeki pren­siplerin ilk altısını kabul etmiştir. Kon-farans aşağıdaki prensipleri tasvip et­miştir;

Herkesin serbestçe düşünmeğe ve düşün­düğünü söylemeğe hakkı vardır. Millet­ler, gazetecilerin görevlerini ifada, hak­sız tahditler ve istisnaî tedbirlerle müş­külâta uğratılmamasma dikkat edecek­lerdir. Bizzat gazeteciler, meslekî teşki-larla basının, hakikati aramak ve hakika­ti bildirmek mecburiyetinde olduğunu herkesten iyi bilirler. Konferans, faşistlere ve harp tahrikçile­rine düşünme ve söz hürriyeti verilme­mesini istihdaf eden bir Sovyet teklifini reddetmiştir.

Konferans Başkanı olan Filipin'ler Dele­gesi yaptığı bir beyanatta, Doğu ile Batı arasındaki farkın esas itibariyle bir nok-tai nazar farkı olduğunu söylemiş ve de­miştir ki:

Batı, basın hürriyetini ve tenkid hakki­ni tanımakta, Doğu Avrupa milletleri İse basının mesul vasfı üzerinde İsrar et­mekte, tenkidin ekseriya iftiraya kadar varabileceğihususundadurmaktadır.

Unesco Delegesi nutkunda, ingiliz ve Amerikan haber ajansları hariç, millet­lerarası sahada faaliyette bulunmak İs­teyen millî ajansların yanlız gazete abo­nelerinden para temin etmelerinin imkân­sız olduğu neticesine vardığını bildirmiş­tir. Delege bu sebepten bu ajansların or­tadan kalkmak istemedikleri taktirde munzam bir malî yardımda bulunmak zorunda kaldıklarını söylemiş ve diğer taraftan hükümet tarafından yapılan malî yardımın da siyasî bir kontrole yol açtığınısözlerineilâveetmiştir.

Çin Delegesi Unesco temsilcisinin beya­natını tasvip ederek meselenin malî veç­hesinin tetkik edilmesi hususunda İsrar etmiştir.

Çin Delegesi tarafından ileri sürülen bir teklif müzakere edilerek komisyon tara­fından bir muhalife karşı 22 oyla kabul edilmiştir. Bu teklifte şöyle denilmekte­dir:

Millî haber ajansları yeter derecede te­rakki etmemiş olan memleketlerde her hangi bir yabancı ajans, haberlerinin di­ğer memleketlere ulaştırılmasında tam bîr serbestiye sahip olmakla beraber faaliyette bulunduğu mahaldeki millî haber ajanslariyle veya mahallî gazete­lerle hususî anlaşmalar mevcut olmadığı taktirde, mahallî haberleri çalıştığı ma­halde veya yayınlanmak üzere memleket dahilinde bulunan başka mahallere gön­dermekten içtinap edecektir.

10 Nisan 1948

— Cenevre :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildi­riyor:

Haberleşme Serbestisi Konferansının dör­düncü komisyonunda haberleşme hürri­yetinin inkişafını temin edecek daimî bir teşkilâtın kurulması mevzuu müzakere edilirken Sovyet teklifini desteklemek üzere söz alan Bulgar Delegesi, bu teşkilâ­tın tahrik edici haberlerin intişarına ma­ni olacak tavsiyelerde bulunması lâzım geldiğini söylemiş ve sözünü «Yeni Sa­bah» gazetesine intikâl ettirerek, Yeni Sabah, Bulgaristan'dan Türkiye'ye galen muhacirlerle konuşuyor ve onların Bulgaristan'da zulüm gördüklerini, ^orla din­lerinin değiştirilmesi için kendilerine ezi­yet edildiğini yazıyor. Böyle uydurma ha­berlere mani olamıyacak mıyız? Aleyhi­mizde o kadar yalan şeyler söylüyorlar ki, trende rast geldiğim İsviçreliler bi­zim Dimitrofun Bulgar mı, Rus mu ol­duğunubendensordular.

Bunun üzerine komisyondaki murahha­sımız Cihat Baban söz alarak, «Bulgar delegesinin sözlerini tashih edeceğim» de­miş ve devamla- «24 Mart'ta Eski Zagra Bulgar Radyosu Türkçe olarak Bulgar Türk'lerine hitap etmekte ve memleketi terketmemelerini, yurdlarını bırakmama­larını tavsiye etmekte idi. Bu neşriyat Yeni Sabah gazetesinin havadisinden sonradır. Şu halde Türklerin Bulgaris­tan'ı terk ettiklerini Bulgar Radyosu bile kabul etmektedir. Yurdlarmdan memnun olanlar ocaklarını neye terk etsinler? Bu­nun cevabını Bulgar Delegesi verebilir mi? Görülüyor ki Yeni Sabah'ı tekzip eden Bulgar Delegesini Bulgar Radyosu ya­lanlıyor. Şunu bütün heyetin iyice bil­mesini rica ederim: Milletlerarası işbir­liğinin bütün icaplarını takdireden Tür­kiye ve Türk basınını bütün bu basın polemikleri karşısında daima meşru mü­dafaa halinde kalmıştır. Bulgar delegesi­nin verdiği misalde olduğu gibi Türkiye ancak hücumlara mukabele etmiştir. Parlak cümlelerle konuşan Bulgar Dele­gesi nutku ile reaiite arasında bir müna­sebet kurmalı, kendisini tekzip eden kendi radyosunun neşriyatını takip et­mede boş, mesnetsiz ittihamlara kalkış­mamalıidi, demiştir.

Bulgar Delegesi delegemizin bu müdaha­lesinecevapverememiştir.

11 Nisan 1948

— Cenevre :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildi­riyor :

Haberleşme hürriyetini teminat altına alacak olan mukavelename ingiltere ta­rafından teklif edilmiştir. Bu tasarının müzakeresi birinci ve dördüncü komis­yonlarda devam etmektedir. Mukavele­name hükümlerinin otomatik olarak sö­mürgelerede şamilkılınması yolundaki İngiliz projesini değiştirmek hedefini gü­den bir tasan görüşülürken Başdelege-miz Nihad Erim söz almış ve, İngiliz'ler tarafmdan yapılan teklifin hukukî ba­kımdan daha doğru olduğunu, fakat he­nüz milletlerarası şahsiyet iktisap etme­miş memleketlerde insan haklarından oian haberleşme hürriyetinin hiçbir tefrik yapılmaksızın tanınmasına Türk Dele­gasyonunun hararetle taraftar olduğunu söylemiş ve İngiliz. Delegesinin izahatın: dinledikten sonra teklifin bu hakkı da­raltmak maksadiyle hazırlanmadığına ka­naat getirdiğini ilâve ederek İngiliz tek­lifini desteklemiştir.

Neticede Sovyet Rusya'nın ve onunla be­raber rey veren devletlerin ve Mısır'ın aleyhte bulunmalarına rağmen proje başdelegemizin desteklediği tarzda ka­bul edilmiştir.

12Nisam 1948

—Cenevre:

İngiliz Hükümeti, Birîeşmiş Milletler Ha­berleşme Konferansına bir muhtıra gön­dererek yanlış haberlerin yayınlanması hakkındaki İngiliz görüşünü açıklamış­tır. İngiliz notasında verilen haberlerin doğru olması istendiği takdirde basın. muhab:rlerinin şahsî incelemelerde bulun­mak için serbest bırakılmaları gerektiği bildirilmektedir. İngiliz Hükümeti, bun­dan başka bir çok bağımsız gazetenin mevcut olmasının haberlerin daha sarih olmasını sağliyacağı mülâhazasmdadır. İngiliz notası bir hükümetin yanlış, ha­kikatle alâkası bulunmıyan ve kasıtlı ha­berlerin yayınlanmasına mâni olmak te­şebbüsünün vahim suiistimallere yol aça­bileceğine de işaret etmektedir.

13Nisan 1943

—Cenevre :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildi­riyor :

Easm ve Haberleşme Serbestisi Konferan­sında çalışmaları bir an evvel bitirmek için büyük bir gayret sarfedilmektedir. Muhtelif komisyonlar faaliyetlerine bü­tün gün ve bazen geceleri de devam et­mektedirler.

Üç haftadanberi toplantı halinde bulu­nan konferansda, çalışmalara iştirak eden' gazeteci ve siyaset adamlarının birbirleriyle olan temasları şimdi müsbet neticeleredoğrugitmektedir.

Türk murahhas heyetinin, uzak ve ya­kın bütün murahhas heyetleri ile yakın­dan temas halinde olduğu göze çarpmak­ta ve gerek komisyon çalışmalarında ge­rekse koridor temaslarında heyetimizin büyük bir faaliyet gösterdiği müşahade edilmektedir.

Komisyonun umumî havası icabı sunu­ lacak olan tasarılardaha evvel hususî
toplantılarda ortayaatılmakta ve ince­lenmektedir.

Konferans Başkanı Romullo, Türk He­yeti şerefine Çarşamba günü bir ziyafet verecektir. Heyetimiz de Cuma günü konferans başkam, ikinci başkanları ve komisyon reisleri şerefine bir ziyafet vermeyi kararlaştırmışlardır.

DiğertaraftanHindistan,italya,Çin,

Yunanistan, İngiltere, Hollanda, Amerika ve İsviçre heyetleri de delegasyon baş­kanımızı davet etmişlerdir.

— Cenevre :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildi­riyor :

Haberleşme ve Basın Hürriyeti Konferan­sının 1 numaralı komisyonu dünkü tartışmaları sırasında, milletlerarası tas­hih ve tekzip hakkının tanınması hakkın­da Fransız delegasyonu tarafından ileri1 sürülen tasarıyı incelemiştir.

Tartışmalar çok hararetli geçmiş ve Rus­ya ve peykleri ile Batı demokrasileri ara­sında anlaşmazlıklar bir kerre daha be­lirtilmiştir. İleri sürülen itirazlara ceva­ben Fransız Delegesi, Rusya dahil ol­duğu Avrupa memleketlerinin yaptıkları demeçlerin birbirini tutmadığını söyle­miştir.

Söz alan Amerikan Delegesi, Rusların bir taraf'an yayınlanan yanlış haberlere itiraz ederken bir taraftan tashih ve tek­zip hakkının tanınmasını reddettiklerine işaret etmiş ve bunun Fransız teklifini baltalamaktan başka bir şey olmadığını ilpve etmiştir.

— Cenevre :

Birleşmiş Milletler Haberleşme Serbes­tisi Ana Komisyonu bugün devletleri ha­berleşme hürriyetinin sağlanmasına da­vet eden 13 maddelik çok taraflı bir an­laşmaya dair İngiliz teklifini 7 oya karşı 21 oyla kabul etmiştir.

Basının esas vazifeieriyle meşgul komis­yon bu anlaşmaya bir mukaddime ko­nulmasına dair ingiliz teklifini, aynı ko­nu üzerindeki Rus teklifini 6 oya karşı 19 oyla reddettikten sonra, kabul etmiş­tir.

Bahis konu olan anlaşma hukukî komis­yon tarafından incelendikten sonra bu hafta sonunda konferansın genel toplan­tısına sunulacaktır.

Mukaddemede ezcümle «haberleşmenin bütün milletlerin refahına hizmet ettiği ve dünya barışı için zarurî olduğu» be­yan edilmektedir. Haberleşme için azamî derecede hürriyet temin etmek için dev­letlerin işbirliği yapmaları arzuya şayan­dır.

Reddedilen Rus mukaddemesinde haber­leşme hürriyetini ancak onu uygun bir şekilde kullanmasını bilen memleketlere sağlanması icap ettiği beyan olunuyordu.

18 Nîsan 1948

— Cenevre :

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildi­riyor :

Konferans mesaisi sonuna ermek üzere­dir. Dört komisyondan üçü vazifesini bi­tirmiştir.Birincikomisyon raportörü olan Başdelegemiz Nihat Erim raporunu tamamlamıştır. Dördüncü komisyon he­nüz gündemindeki meseleleri halledeme­diğinden hafta tatili yapmayarak Pazar-tesi'ne kadar işlerin tamamen bitirilme­sineçalışmaktadır.

Dün öğleden sonra, umumî heyet toplan­tıları bağlamıştır. Görüşmelerin oldukça çetin münakaşaya yol açacağı zannedil­mektedir. - BilhassaSovyet Bloku devletlerinin yeniden Batı demokrasilerine hü­cum edecekleri tahmin olunmaktadır. Burada siyasî meseleler birinci komisyon­da görüşülmüş olduğundan komisyon raportörü sıfaiiyle Nihat Erim'in de tar­tışmalarda faal bir vazife görmesi icab edecektir.

Konferansın önümüzdeki Perşembe gü­nübitmesiihtimalikuvvetlenmektedir.

20 Nisan 1948

—Cenevre :

Cenevre'de topianan Basın Hürriyeti Kon­feransında 6 ya karşı 34 oyla bir Ameri­kan karar sureti kabul edilmiştir.

Bu. kararda, basın hürriyetinin, milletle­rin esas haklarından biri olduğu ve nere­de olursa olsun takyidata tabi tutulma­dan haberlerin yayınlanacağı derpiş edil­mektedir.

Komisyon harp doğurabilecek haberlerin neşredilmesinin, faşist propagandası ya­pılmasını, yanlış haberler yayınlanması­nı ve ırklar ve milletlerarasında kin-sa­lan haberlerin neşrini men eden bir ka­rarı da oybirliği ile kabul etmiştir.

—Cenevre:

Anadolu Ajansının özel muhabiri bildi­riyor :

Haberleşme Serbestisi Konferansının umumî toplantısı dünden beri dört ko­misyonun hazırladığı raporların tetkikîle başlamıştır. Bu münasebetle umumî top­lantı sabah, öğleden sonra, akşamları mü­zakerelere devam etmek kararını ver­miştir. Heyeti uirmmiyeye sunulan rapor­lardan birincisi, komisyonun raportörü olan Başdelegemiz Nihat Erim'in raporu birinci olarak kabul edilmiştir. Birinci komisyon raporu basın ve haberleşme serbestisi meselelerinin esas prensiplerini tesbit etmekte îdi. ikinci ve üçüncü ko­misyonun raporları muhteviyatı esasen bu iki komisyonun haftalarca süren mü­zakerelerinde tetkik edildiğinden, küçük münakaşalar neticesindekabul edilmis-

miştir. Dün öğleden sonra, dördüncü ko­misyon raporunun müzakerelerine bağlandığında Rus Heyeti ve peyk'leri bu rapormaddelerininbazılarınaitirazet-

tiklerinden dördüncü komisyon raporu­nun münakaşa ve kabulünün iki gün ka­dar süreceği tahmin edilmektedir. Bu ra­por, haberlerin serbesçe tedarikine istih­daf eden bir mukavele projesi ve millet­lerarası haberleşme serbestisini temine matuf bir mukavele porjesi ile bunların mütemmimi bir çok ahkâmı ihtiva et­mektedir.

21 Nisan 1948

—Cenevre :

Haberleşme ve Basın Serbestisi Konferan­sının gündeminde daha birçok meselele­rin bulunmasına ve birçok hatipler söz almak için kaydedilmiş olmasına rağmen konferansın bugün gece geç vakit niha­yet bulacağı zannedilmektedir. Haberle­re ulaşabilmek, haberlerin yayınlanması ve milletlerarası sahada tashih ve tekzip hakkına müteallik üç anlaşma tasarısı konferansın genel oturumuna sunulmuş­tur. Sunulan son tasarıda haberleşme serbestisiyle ilgili esaslı prensipler der-pis olunmaktadır.

Bilhassa Doğu Avrupa memleketleri ta­rafından- sunulan tasarılara birçok tadil teklifi vazedilmek talebinde bulunulmuş­tur. .Bu memleketler murahhas heyetle­ri her üç tasarının da aleyhinde oy ve­receklerinibildirmişlerdir.

—Cenevre :

Haberleşme Konferansçıdaki İngiliz De­legasyonunun Başkanı basın hürriyetini garanti eden bir milletlerarası anılaşma tasarısı teklif etmiştir. Bu andlaşma, im­zalayan memleketleri gerek tebalarmın ve gerekse yabancıların tamamiyle ser­best olarak haber almalarına müsaade etmeye, yabancı müh?.b:r teatisine ve haberleşme bakımından ırk, din veya di­ğer her hangi bir fark gözetmemeye mec­bur olacaktır.

İngiliz Delegesi Sovyet'lerin basını mil­letin kontrol etmesi gerektiğini iddia et­tikleri zaman, hükümetten bahsetmiş olacaklarını, çünkü onlar için «halk» ve hükümet» kelimelerinin aynı olduğunu bildirmiştir. İngiliz Delegesi bunun yer­siz bir delil olduğunu, halbuki halkın birçok seslerle fikrini izhar ettiğini ve basın hürriyetinin bütün bu seslerin ken dilerini duyurabilmesi için elzem oldu­ğunu bildirmiştir.

—Cenevre :

Haberleşme Konferansı bugün öğleden sonra gündeminde bulunan bütün mese­leleri bitirmeden oturumuna nihayet ver­memeyi karar altına aldıktan sonra Amerikan Delegasyonunun Şefi Benton'u dinlemiştir. Benton, gazete âbüerinin muhabir oldukları kabul olunan bütün şahıslara Birleşik Amerika'nın vize ver­mesi hususundaki ricalarını hükümeti­nin derhal dikkat nazara almış olduğunu bildirmiştir. M. Benton, haberlerin ser­bestçe temini hususunda bir mukavele­namenin kabulünü hararetle tavsiye et­miş ve haberleşme hürriyeti prensipleri hakkındaki mukavelename tasarısının ise kanaatince çok geniş olduğunu söy­lemiştir.

Bunu müteakip Rusya, Yugoslavya ve Polonya tarafında nileri sürülmüş olan muhtelif değişiklik tekliflerinin tetkikine

geçilmiş ve bunların hepsi reddolunmuş-tur. Bunu müteakip haberlerin serbestçe temini hakkındaki mukavelename 6 mu­halif ve iki müstenkife karşı 28 oyla ka­bul edilmiştir. Milletlerarası tashih hak­kını tesbit eden mukavelename 7 muha­life karşı 33 oyla, haberleşme hürriyeti­nin umumî prensiplerini tesbit eden mu­kavelename de 6 muhalif ve 2 müstenki­fe karşı 31 oyla kabul olunmuştur.

Sovyet Delegesi Bogomolov, kararlar it­tifakla verilmediğinden konferansta ka­bul edilmiş olan vesikaların tetkik edil­mek üzere ekonomik ve sosyal konseye gönderilmeleri gerektiğini bildirmiştir. Konferans, Sovyet Delegesinin fikrini ka­bul etmiyerek, şimdiye kadar kabul edil­miş olan bütün vesikaları ihtiva eden nihaî metni oya koymuş ve bu metin 1 muhalif ve 5 müstenkife karşı 33 oyl? kabulolunmuştur.

22 Nisaa 1948

—Cenevre :

Birleşmiş Milletler Haberleşme Hürriyeti Konferansı dün nihayete ermiştir. Bu konferans beş hafta kadar sürmüş ve 5'j memleketemensuptakriben500do'.e^e

iştirak etmiştir. Konferans, haberlerin serbestçe teatisini sağlamak için Birle­şik Amerika, Fransa ve İngiltere isra­fından sunulan 3 mukavelename tasarı­sını kabul etmiştir. Bu mukavelenametir gereğince imzalanmış olan bütün mem­leketlerkenditebalarmaveyayabancı-

lara haber alıp vermek veya kanaatlerini izhar etmek hususunda her türlü serbest­liğiteminedeceklerdir.

Mukavelename taşanlarına Doğu Bloku-na dahil 6 memleket delegeleri muhale­fet ederek hükümetlerinin buna iştirak etmiyeceklerini bildirmişlerdir.

Batı Birliği ve Amerika

29 Nisan 1948 tarihli «Ulus» An­kara'dan:

Batı Birliğinin nüvesi olmak üzere Brük­sel Antlaşmasını imzalamış olan beş memleketin Eavunma Bakanları, yanla­rında genelkurmay başkanlariyle yetkili subaylar olduğu halde bugün Londra'da toplanıyorlar. Bu toplantı, Brüksel Ant-laşmasiyle güdülmesi kararlaştırılan müş­terek bir siyasetin hazırlanması ve Batı Birliğinin teşkilâtlanması yolunda ciddî bir adımdır. Konuşmaların esas gayesi, üyeleri devamlı temas halinde bulunarak müşterek müdafaa ve emniyet plânlarını hazırlıyacak bir Batı Avrupa Birliği Da­imî Askerî Komisyonunun kurulması olacaktır. Böylelikle Doğudan gelen ko­münizm tehdidine karşı, Batı Avrupa'nın mukavemeti sağlam bir temele kavuşa­caktır.

Daha San Francisco Konferansı sırala­rında perde arkasında başlıyan Batı - Do­ğu mücadelesi son hâdiselerle göze ba­tacak kadar açık bir mahiyet almıştır. Büyük devletlerin işbirliği esasına daya­nan yeni bir dünya nizamı hayali, Sov­yetlerin genişleme ve yayılma politikası­na çarparak kırılmıştır. Birbirine tama­men aykırı ahlâk, hak, adalet telâkkile­rine sahip olan komünizm ile demokra­siler arasındaki uçurum gün geçtikçe de­rinleşmektedir. Hattâ bu yüzden Ameri­kan Genelkurmay Başkanı General Brad-ley, yeni bir dünya harbi ihtimalinin üç ay öncekine göre çok daha kuvvetlenmiş olduğunu açıklıyarak Amerikan halkını uyarma lüzumunu duymuştur.

Batı - Doğu mücadelesi, Sovyet politika­sının hoyratça hareket ve olupbittileri yüzünden, son zamanlara kadar yalnız ikincinin lehine tek taraflı bir gelişme seyri takip etmiştir. Bu halin sürüp git­mesi,demokrasilerindâvayıbaşlangıçtan kaybetmeleri neticesini doğurabilir­di. Bunu önlemek için, Batının siyasî ve askerî kudret üstünlüğünü belirtecek bir mukavemet cephesinin kurulmasına ih­tiyaç hattâ zaruret vardı. Yeni bir dün­ya . harbîni önlemenin çaresi de bundan ibaretti. Brüksel Antlaşması, Batı Dev­letlerinin varlık ve hürriyetlerini Sovyet tehdidine karşı kendi imkân ve kaynak-lariyle koruma kararının ilk meyvesi ol­du.

Şu kadar ki Batı Bloku, bugünkü şek­liyle barış ve güvenliğin korunmasını tek başına sağlıyacak bir kuvvet olmaktan uzaktır. Bu sebeple, gene bu sütunlarda belirttiğimiz gibi, Amerika'nın fiilî yar­dımına hattâ iştirakine ihtiyaç duyması tabiidir. Esasen Amerika, Marshall Plâ-miyle Avrupa'nın mukadderatiyle olan sıkı ilgisini belirtmiştir ve şimdiden muhtemel bir Sovyet genişlemesi tehdi­di karşısında kalmaktan korkan millet­lere karşı her türlü maddi ve mânevi yardım taahhüdüne girmiş durumdadır. Bu taahhüdü fiilen yerine getirecek bir hale gelmek için, askerî bakımdan kuv­vetlenme tedbirleri almaktadır.

Yalnız Birleşik Amerika'nın, bu konuda esaslı bir hareket tarzı ihtiyar etmed«ı önce, Avrupa milletleri arasında yapıla­cak stratejik işbirliğinin hakikî mahiyeti ve tesir derecesi hakkında tam bir fikir edinmek istediği anlaşılıyor. Nitekim Reuter muhabirinin Vaşington'dan bil­dirdiğine göre, Amerikan Hükümeti, Ba­tı Birliğini teşkil eden beş devlet, yani Büyük Britanya, Hollanda, Fransa, Bel­çika ve Lüksemburg'dan birleştirilmiş müdafaa plânları hakkında tafsilât iste­miştir. Buna göre Birleşik Amerika ta­rafından bu konuda tutulacak kesin ha­reket tarzının Londra Konferansından sonra açıklanması beklenebilir.

Amerika'nın, yalnız beş devleti değil, hürriyetlerinisavunmazorundakalan

bütün memleketleri her vasıta ile des­tekleme karar ve vaadi kesindir. Bu vaa­din tatbikmda çeşitli usuller hatıra ge­lebilir. Muhakkak olan nokta, Bişleşik Devletlerin tecavüze karşı koyma siyase­tini yalnız sözle değil- fiilî ve müessir tedbirlerle gütme azmidir. Belçika Baş­bakanı Spaak'm son Amerika seyahatin­den sonra, harp zamanındaki ödünç ver­me ve kiralama sisteminin yeniden tesis edileceği ve bu yoldan ihtiyacı olan mil­letlere bol askerî malzeme temin oluna­cağı ısrarla söylenmeğe başlanmıştır.

Amerika'nın Atlantik aşırı memleketlere askerî bir garanti vermesi ihtimali üze-rinde de önemle durulmaktadır. Birleşik Devletlerin dış siyaset geleneğinde, önem­li bir yenilik teşkil edecek olan böyle bir

garantinin, fiilî durumu hukukî bir vesi­ka ile teyidetme mânasını taşıyacağı şüp­hesizdir. Amerika Birinci ve ikinci Dün­ya Harbine, hiçbir millete karşı bugün-güne enzer mânevi, ahlâki, iktisadî ta­ahhütlerle bağlı olmadığı halde katılma lüzum ve zaruretini duymuştur. Halbu­ki bugün Birleşik Devletlerin siyasî ve stratejik durumu, Amerika'nın demokra­silere fiilî ve askerî yardımını, kendi var­lık ve güvenliğinin vazgeçilmez bir un­suru haline koymuştur. Bu yardımın Amerika tarafından en geniş ölçüde ya­pılacağı muhakkaktır. Bunu açıkça bir hukukî taahhüt şeklinde ilân etmenin, macera emellerine önceden set çekmek gibi mühim bir faydası olacağı kanaati, bazı siyasî çevrelerde kuvvetle müdafaa olunmaktadır.


image001.gifTürkiye ve MarsaSî Plânı...

Yazan:A.ŞükrîlEsmer

19 Nisan 1948 larihîi «Ulus» An­kara'dan:

Marshall Plânı, Amerikan Kongresi tara­fından kabul edilmiş ve yürürlüğe gir­miştir. Türkiye'ye Marshall plânı çerçe­vesi içinde nasıl bir yer ayrılmıştır? Bu suale cevap ararken, Marshall plânı çer­çevesi içine giren devletlerin üç zümre­yeayrıldığınıhatırlamaklâzımdır:

— BirkısımdevletlerMarshallplâ­nından istikrazsuretiyleyardımgöre­ceklerdir.

— Bir kısımdevletler bağış ve istik­raz yoliyle yardım göreceklerdir.

— Üçüncübirsınıfdevletler ise, nebağıştan ne de istikrazdan faydalanacak­lar, ihtiyaçlarını peşin para île sağlıyacaklardır.

Üçüncü sınıfa yalnız Yürkiye ile, İsviçre ve Portekiz dahildir. Türkiye'nin neden bağış ve istikraz yollariyle yardım göre­cek devletlerde navrıldışı Birleşik Ame­rika Hükümeti tarafından hazırlanarak yayınlanan uzun bir rapordan anlaşılmak­tadır. Bu raporun Türkiye'ye tahsis edi­len kısmı yirmisekiz sayfa "tutmaktadır. Raporun tetkikinden çıkan netice şudur ki, memleketimize elverişli olan bazı si­yasi ve iktisadî şartlar bile. Marshall plâ­nından istikraz suretiyle faydalanmamı­za engel teşkil etmiştir. Meselâ Türkiye'­de siyasî rejimin sağlamlığı, harp sene­leri içinde ticaret muvazenesinin lehimi­ze oluşu ve binnetice bir altın ve döviz stoku toplamış bulunmamız, harpten Ön­ceki istihsal seviyesine göre bugünkü nispetin düşük olmaması, bütçenin çok açık vermemesi velhasıl, bir memleketin siyasî, iktisadî ve malî hayatında öğüne-ceği vaziyetlerin hepsi birleşmiş ve Tür­kiye'nin bağış ve istikraz yollariyle Mars­hall plânından faydalanmasına engel teş­kil etmiştir.

Her şeyden önce bir noktanın belirtilme­si lâzımdır ki o da siyasî, iktisadî ve malî vaziyetimizi ntafcdnî, yalnız kendi hükü­metimiz tarafından verilen rakamlara ve malûmata dayanmamaktadır. Yani hükü­metin vaziyetimizi parlak göstermiş ol­duğu hakkındaki iddiaların hiç bir mes­nedi yoktur. İktisadî ve malî vaziyetimi­zin takdiri, bütün dünyanın elinde bulu­nan istatistik rakamlarına dayanıyor. 1946 senesi ithalat ve ihracat rakamları, ticaret muvazenesinin büyük ölçüde ih­racat lehine olduğunu anlatmaktadır, is­tihsal rakamları herkesçe biliniyor. Eli­mizdeki döviz ve altın stoku hakkındaki malûmat muntazaman yayınlanmaktadır. Her memleket için olduğu gibi, Türkiye'­nin iktisadi ve malî vaziyeti hakkında fi­kir edinmek için yegâne kaynak hükü­met değildir. Yabancılar ve hele Ameri­kan Ticaret Ateşeliği kendi iktisadî vazi­yetimizi belki de bizim kadar iyi biliyor. Türkiye'ye Marshall plânı çerçevesi için­de ayrılmış olan yer, yanlış malûmata dayanmamakta, bu plândan faydalanacak olan memleketler hakkında tatbik edilen formülde nileri gelmektedir. İktisadî vazi­yetimizhakkındayayınlananraporda

Türkiye'de bilhassa ziraat ve maden is­tihsalinin artması lüzumuna işaret edil­mekte ve artacak istihsalin Marshall plâ­nından faydalanacak memleketlere ihraç edilebileceği bildirilmektedir. Bunun için de paraya ve teknik yardıma ihtiyacımız olduğu teslim edilmekle beraber, Türki­ye'nin bunu kendi kaynaklariyle temin edebileceği ilâve edilmektedir.

Diğer taraftan Türkiye'nin ağır siyasî baskı altında bulunduğu ve bu baskı dolayısîyle büyük bir orduyu silâh altın­da tutmak zorunda kaldığı bunun da iktisadî vaziyeti zorlaştırdığı Amerikalılar­ca anlaşılmıştır. İşte Truman doktriniyle Türkiye'ye sağlanan yardımın mesnedi de budur. Bu yardım neticesinde silâh altında bulunan kuvvetlerimizin bir kıs-

mini terhis edebilirsek, tazyik azalacak, bunun iktisadî vaziyetimiz üzerindeki te­sirleri müspet olacaktır. Yani Türkiye'ye Truman doktrini çerçevesi içinde yapılan askerî yardım Amerikalıların mantık ve muhakemesine göre. aynı zamanda iktisa­dî bir şümul taşımaktadır.

Her halde Marshall plânı devletleri ara­sında bulunmak Türkiye için "büyük si­yasî kuvvet teşkil ettiği gibi, memleketi­miz iktisadeîi de bu kombinezona dahil bulunmaktan büyük ölçüde faydalana­caktır. Marshall plânına dahil olmamak Türkiye'yi sîyaseten yalnızlık içine ata­cağı gibi, iktisaden de büyük zorluklara uğratabilirdi. Sonra şu nokta unutulma­malıdır ki Marshall plânı, daha geniş ve daha şümullü birtakım kombinezonlar için belki da bir adımdır. Böyle demok­rat ve ilerici devletler grupuna girmiş bulunmak memleketimiz için hayırlı ola­caktır.

Eşsiz bir vesika...

Yazan:ÖmerRıza.Doğrul

19 Nisan 1948 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Avrupanm o« altı devleti arasında imza­lanan anlaşma hakikaten eşsiz bir vesi­kadır. Çünkü bu devletlerin kendi hür­riyet ve bağımsızlıklarını korumak çer­çevesi içinde bütün Avrupanm mukad­deratını kurtarmak gibi büyük bir hede­fi gözetiyor ve anlaşmayı imzalayan bü­tün devletlerin bu esaslar dairesinde ge­niş bil" işbirliği yapmalarını sağlıyor. BÖy-îe bîr şey daha Önce hiç görülmemiş ol­duğu için bu vesikanın Avrupa haya­tında mühim bir dönüm noktası teşkil edeceğişüphegötürmez.

Bu sırada bahis mevzuu olmağa değer bîr nokta, anlaşmayı imzalayan devletle­rin, Amerikan esaretine girip girmemiş olduklarıdır.

Çünkü Sovyetlerle bütün yardakçıları tarafından daima ileri sürülen iddia, bu on altı milletin hürriyet ve istiklâlini fe­da etmek pahasına Amerikan yardımı­nı kazanmış olduklarıdır. Bu iddianın hiç bir aslı astan olmadığı gün gibi aşi­kârdır. Büyük küçük bütün bu milletle­rin hepsi de işbirliği yapmak, yardım­laşmak sayesinde refaha kavuşmak için' çalışıyorlar. Amerikan yardımı ise, bu çiüışinayı desteklemekte ve onun muvaf­fakiyetine hizmet eylemektedir.

Amerikan yardımı nihayet dört sene de­vam edeceği için onun sağlayacağı neti­ce Avrupanm iktisadî esareti değil, bi­lâkis iktisadî kalkınması ve bu kal­kınmaya dayanan iktisadi hürriyetidir. Asıl gaye de bu iktisadî hürriyet ve is­tiklâle süratle kavuşmak için Amerikan yardımından faydalanmaktır. Dört yü sonra, Avrupa, Amerikan yardımına da muhtaç olmıyan hale gelecek. Jakat Av­rupa devletleri arasındaki işbirliği de­vam edecek ve iktisadî kalkınma bu sa­yede daimî bir mahiyet kazanacaktır

Durum bu mahiyette olduğu halde ikti­sadî veya siyasî esaretten bahsetmek, ik­tisadi kalkınmayı baltalamaktan başka bir şey olamaz.

On altı devletin devamlı işbirliği yap­maları ve iktisadî kalkınmayı muvaffa­kiyete kavuşturmaları muhakkak ki çok büyük inkişaflar doğuracak ve bu inki-şefiar, belki bütün Avrupa'nın hayatını değiştirecektir. Bunu şimdiden bahis mevzuu etmek doğru değildir. Fakat mu­hakkak ki işbirliği zihniyeti bu sayede kö'kleşecek ve bu sayede Avrupa, belki de yeni bir devre kavuşacaktır.

On altı devletin bu yüksek ve çok değer­li maksatlar uğrunda birleşmiş olmaları muhakkak ki karşı cepheyi sarsmış ve bütün muhalif teşebbüslerinin' akamete mahkûm olduğunu belirtmiştir. Bu muvaffakiyetin temadisi için çalışmak Avrupayı kurtaracak en ciddî, en kuv­vetli ve en tesirli çaredir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ol­duğunu ileri sürmektedirler.

10 Nisan 1948

—Waşîngton:

Buradaki resmî mahfiller Panamerikan konferansının devamı imkânları etrafın­da faraziyeler ileri sürmekten kaçmmak-ta ve alman haberlerden, konferans sa­lonunun ihtilalciler tarafından talan edil­miş olması yüzünden delegelerin topla­nacak yerleri kalmadığını bildirmekle iktifa eylemektedirler.

—Waşington:

Buradaki diplomatikmahfiller,Bogota ihtilâli yüzünden yarım kalan Dokuzuncu Panamerikan Konferansına Vaşington'da devam edilebileceği fikrindedirler. Ayni mahfiller, Liberal Partinin ihtilâl teşeb­büsü şeklinde vasıflandırılabilecek olan hareketinin tamamiyîe iflas etmiş olduğu mütalâasmdadırlar. Bunlar, sağcı unsur -larca Liberal Parti mutedil unsurlarının Başkan Perez'in etrafında sıkıca birleş­tiklerini ve Bogotada cereyan eden şiddet hareketlerini takbih ettiklerini açıkla­maktadırlar.

Vaşington diplomatik mahfilleri ayni za­manda, sorumsuz bir kütlenin halen Bo­gota şehrinin bir kısmını ve belki de başka Kolombiya şehirlerini kontrol al­tında bulundurduklarını, fakat bu mem­lekette geçen hadiselerin, er geç ordu ta­rafından tenkil olunacak bir zabıta me­selesi gibi telakki edilebileceği fikrini ta­şımaktadırlar. Bununla beraber, Kolom­biyalı komünistlerin iktidarı ele geçir­mek üzere durumdan faydalanmaları en­dişesigözden uzak tutulmamaktadır.

12 Nisan 1948

—Bogota:

Panamerikan Konferansı Başkanlık Di­vanı bu sabah tekrar toplanacaktır. Kon­ferans çevrelerinde Panamerikan Anaya­sasının 14 Nisandan evvel imzalanacağı ümit edilmektedir.

—Bogota :

İyi lıaber alan kaynaklardan öğrenildi­ğine göre Küba Hükümeti Panamerikan

Konferansının devamım sağlamak mak-sadiyle Havanadaki Kapital binasını kanferansm emrine hazır tuttuğunu bil­dirmiştir. Teklif bir çok delege tarafın­dan müsait karşılanmışsa da, konferans Başkanlık Divanı henüz bu hususta kat'i bir karar vermiş değildir.

—Bogota :

Bogota'da yapılan 9 uncu Amerikalılar arası Konferansa iştirak edetı .murahhas heyetler komünizmin Kolombiya'da ve Batı Yarım Küresinin diğer mîlletleri arasında muzaffer olmamasını sağlaya­cak bir şekilde çalışmalarına Bogota'da devam etmeyi kararlaştırmışlardır.

13 Nîsan 1948

—Vaşington:

Kolombiya Başkentinden gelen haberle­re nazaran 9 Nisan günü inkıtaa uğra­mış olan Amerikalılararası Konferansın Çarşamba günü Bogota'da yeniden baş­lanması temin edilmiştir.

Bukarar Amerikan Dışişleri Bakanının

teklifi üzerine ve murahhas heyetlerin çoğunluğu tarafından alınmış bulunmak­tadır.

15 Nisan 1948

—Bogota:

Şehrinmuhtelifbinalarındavebilhassa

Paname-rikan Konferansının toplandığı otelde yapılan hasarlar dolayısiyle de­legasyonlar şefleri şehrin dış mahalle­sinde kâin bir ilkmektebde dün bir top­lantı yapmışlardır.

Bu bina toplantı esnasında mühim si­lâhlı kuvvetler tarafından muhafaza al­tında bulundurulmuştur.

Delegeler, millî bayraklarını taşıyan oto­mobillerle toplantıya gelmişlerdir. Bu otomobiller Kolombia askerlerinin muha­fazasıaltındabulunmaktaidiler.

Bir dershaneye büçük küçük masalar bir at nalı şeklinde dizilmiş bulunmakta idi.

Delege, mütehassıs ve" gazeteci olmak üzere takriben 100 kişi, başkanın nutku­nu dinlerken dershanenin pencerelerin­den dışarıda nöbetçilerin dolaştıkları gö­rülüyordu.

bia hadisesi...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

15 Nisan 1948 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

Columbia, Güney Amerikanın en şirin memleketlerinden biridir. Ona «Şairler yurdu» derler. Amerika Birliği Konferansı bu defa bu memleketin başşehri olan Bogota'da toplanmış vs çok mühim mad­deleri ihtiva eden bir gündemle meşgul olmağa başlamıştı. Konferans 1947 Ağus­tosunda Rio'da toplandığı zaman- ikisi müstesna olmak üzere Amerika'nın 21 devleti karşılıklı savunma üzerinde an­laşmışlar, bu anlaşma Birleşik Cumhuri-yet'lerden daha başka hükümetler tara­fından onaylanmış olduğu için Bogota Konferansının vazifelerinden biri karşı­lıklı müdafaa işini tatbik mevkiine koy­mak İçin bir «müşterek müdafaa» konse­yi kurmaktı. Daimî mahiyeti haiz olan bu konsey faaliyete geçecek ve bütün Amerika'nın selâmet ve emniyetini sağ­layan tedbirleri alacaktı.

Konferansın meşgul olacağı siyasî hâdi­seler de mühimdi. Çünkü Şili ile Arjan­tin'in kutub ımntakalarına ve Falkland adalarına aid talebleriyle, Guatemala'nın İngiltere'ye bağlı Honduras hakkındaki talebiyle meşgul olacak, yani «Amerika, Amerikalılarındır» esası biraz daha iş­lenecek, Amerika'dan Avrupalı sömür­gecileri uzaklaştırmak meselesi beîki de bir gelişme daha geçirecekti.

Amerika Birleşik Cumhuriyet'!eri Hükü­metinin Avrupa'yı kalkındırmak için ha­zırladığı iktisadî plân Cenubî Amerika Cumhuriyetlerinden bir çoğu tarafından hoşnutsuzlukla karşılanmjştı. Çünkü bu memleketler, Avrupa sanayiinin aksak­lığa uğramış olduğu bu fırsattan faydala­narak «iptidaî madde memleketi» olmak­tan çıkmak ve sanayileşmek istiyor, Birleşik Cumhuriyetlerin yardımiyle bu işi başarmayı umuyorlardı. Amerika'nın bu memleketleri kalkındırmadan ve sanayi­leştirmeden evvel Avrupa'ya yardım zo­runda kalması Cenubî Amerika'da hoş­nutsuzluk uyandırmış ve büyük bir fır­satın kaçırılmakta olduğu hissini vermiş­ti. Bu mesele de Bogota Konferansında enine boyuna konuşulacak ve bu memle­ketlerin Amerika'dan sağlayabilecekleri yardım kaynaklarıkararlaştırılacaktı.

Gerek askerî, gerek siyasî, gerek iktisadi bakımlardan bu. derece mühim olan me­seleleri konuşacak olan konferans, Co-lurnbia içinde kopan bir isyan yüzünden yarıda kalmak gibi acayip bir vaziyetle karşılaşmış, fakat Columbia Hükümeti İs­yanı süratle önlemiş ve bastırmış, isya­nın elebaşıları yakalanmış ve bunların komünistlik dâvası güden kimseler ol-luklari anlaşılmıştır. Bunlar Amerika Birliği Konferansının çok mühim askerî, iktisadî ve siyasî meseleleri konuştuğu sırayı seçerek bu konferansı kundakla­makla komünizmin Amerika'ya da hulul etmiş olduğunu ve ona karşı duracak hiç bir kuvvet bulunmadığını, Amerika'nın dahi onu önliyecek takat ve kudrette ol­madığını göstermek, böylece Amerika'da yaptıkları nümayişle bütün dünya üze­rindetesir etmekistemişlerdir.

Fakat teşebbüs boşa gitmiş ve bu yüzden Birleşik Cumhuriyetler Mümessili Gene­ral MarshalI Konferansın Bogota'da de­vamı üzerinde ısrar etmiştir. Gerçi daha başkaları, başka bir memlekete geçerek işe devam etmeyi teklif etmiş bulunuyor­lar. Fakat Birleşik Cumhuriyetçiler temsil­cisi bunu kabul etmemiş ve sonunda onun noktai nazarı galib gelmiş, konferansın aynı yerde devamına karar verilmiştir. Çünkü hazırlanan suikasd o kadar adi ve o kadar küçük ki bu hâdise Columbia Hükümetini dahi sarsmamıştır. O halde onun bütün Amerika'yı yıldırmasını bek­lememek icab eder.

12Nisan 1948

—Paris:

Fransız işçi kuvvetinin ilk iniliî kongresi bugün Paris'te toplanmıştır. İşçi kuvve­ti geçen Aralık ayında komünist nüfuzu altında bulunan genel iş konfederasyo­nundan ayrılmış olan sendika grupunu temsil etmektedir. İşçi kuvvetinin bugün Fransa'da bir milyon 2öO binden fazla ta­raftarı vardır.

Bugün başlıyan konferansın gayesi işçi kuvvetinin dünya sendika federasyonuna iltihak edip etmiyeceği hususunda bir karara varmaktır.

13Nisan 1948

—Paris:

Petain'in Avukatı Isorne'nin dün akşam basma verdiği tebliğe göre, Yeu Adasın­da mevkuf bulunan Petain'in serbest bırakılmasını hükümetten talep etmek üzere isimleri aşağıda yazılı olanlardan mürekkepbirkomite kurulmuştur.

Başkan: Fransız Akademisi Üyelerinden Louis Madleine, Genel Sekreter Gene­ral Hering,

Üyeler: Kardinal Leienart, Mareşal Joff-re'un eşi Madam Joffre, Fransız Akade­misi Üyelerinden Kenry Bordeaux, Andre Chaumeix, Edmond Jaloux, Amiral Laca-ze. Jerom ve Jean Tharaud.

—Paris:

Dün Öğleden sonra saat 14 30 - 17.30 ara­sında Renault fabrikalarının bir kısım atölyelerinde bir ihtar grevi yapılmıştır. İzabe kısmı mensuplarından 450 işçi, ça­lışma saatleriyle muadil olacak surette gündeliklere zam yapılmasını sağlamak üzere işleri durdurmuşlardır. Öteyandan Saç Lâvhalar Dairesi isçileri aynı sebep­ler yüzünden Perşembe'den beri grev halindedirler. Bu atölyelerde henüz iş*.-başlanmışdeğildir.

25 Nisan 1048

— Marsilya ;

General de Gaulle, Fransız Halk Toplulu­ğu Partisi Kongresinin kapanış toplantı­sında bir nutuk söyliyerek ezcümle, memlekette büyük bir kalkınma gayreti sarfedilmesi lüzumunu belirtmiştir. De Gaulle söylerine devamla, Baltık'tan Ad-riyatik'e kadar-Kremlin Diktatörlüğü'nün İhtiraslarının âlet edindiği bir milletler ve kaynaklar bloku teşekkül ettiği sırada. Fransa'da ekonomik ve sosyal bir kalkın­ma tahakkuk ettirilmeksizin. bir impara­torluk birliği ve bir milleti savunma sağ-lamaksızm hareketsiz kalmanın mümkün olacağını düşünmemek gerektiğini söy­lemiş ve Fransız'ları bilhassa buna davet ettiğini ilâve etmiştir. De Gaulle sözle­rine şöyle nihayet vermiştir.

Bugünkü durumun uzaması neticesini doğuracak olan bütün Parlâmento faali-j etlerini veya diğer herhangi birşeyi an­cak kesin olarak takbih edebiliriz.

26 Nisan 1948

Dışişleri Bakanı Bidault dün bir nutuk söyleyerek Fransa siyasî partileri arasın­da mümkün olduğu kadar geniş bir bir­lik vücuda getirilmesini tavsiye etmiştir. Paris civarında kâin Montrouge'de Cum­huriyet Partisinin Kongresinde konuşan Bakan ezcümle demiştir ki:

3Nisan 1948

—Napoli:

Halk cephesinin bir toplantısından kam­yonla donen komünistlere karşı ateş açılmış ve el bombası atılmıştır. İkisi ağır olmak üzere yedi kişi yaralanmıştır. Hadise mahalline giden .polis kuvvetleri etrafı iyice araştırmışlar fakat şimdiye kadar kimse, tevkif edilmemiştir.

4 Nisan 1948

—Roma :

Sardenya Kumbaracı Tümeninin tekrar teşkili münasebetiyle harten beri iik defa olarak bu sabah Roma'da büyük bir askeri geçid töreni yapılmıştır. Bu tüme­ni teşkil eden dört alaydan başka törene hava grupları, filo mensubiarı, piyade, karabinye, topçu ve tank kıtaları da iş­tirak etmiş ve muazzam halk kitlesi önünden sıra ile geçmiştir.

Geçid resminde hazır bulunan kıtalar Millî Savunma Bakara Cipriano Faehinetti tarafındanteftişolunmuşlardır.

5Nisan 1948

—Roma:

25.000 silâhlı askerin dün Roma sokak­larında yaptığı geçit resmi umumî ola­rak, komünistlerin seçimlere gayri meşru bir şekilde müdahale etmelerine hükü­metin müsaade etmiyeceği yolunda bir ih­tar olarak yorumlanmaktadır.

Geçit resmine iştirakeden 15.000 askere «Sherman» tankları, zırhlı arabalar, sah­ra ve dağ topları refakat etmekteydi. Si­lâhlı polis de 10.000 kişiden müteşekkildi. Bu kadar büyük bir kuvvetin komünist genel karargâhı önünden geçebilmek maksadiyle«karanlıkdükkânlar» sokağından geçmek suretiyle mutat olmıyan bir yol takibetmesi manidardır. 40 tane Sherman Tankından başka hemen hemen hepsi ingiliz malı olan zırhlı otomobile yüklenmiş makineli tüfek, 25 librelik mer­mi atan 32 top, 12,5 milimetrelik 8 İngiliz topu, 5 İtalyan topu, bir miktar İngiliz Tanksavar Topu ve birkaç adet Ucaksa-sar Topu bulunmaktaydı.

Buna benzer bir geçit resmi de, italyan havacılığının ikuruİmasının yıldönümü münasebetiyleTorino'dayapılmıştır.

6 Nisan 1948

—Roma :

Dün akşam Cenova'da müfrit solcular bir sinema binasında toplantı yapan italyan Sosyalist Hareket Partisi üyelerine hü­cum ettikleri sırada 12 sivil ile üç polis memuru yaralanmıştır. 10 kişi hastane­ye kaldırılmıştır.

Müfritler toplantı salonuna patlayıcı maddeler atmışlar ve bundan sonra bi-çakiı bîr mücadele başlamıştır. Bu bo­ğuşmasonundacîa10 kişiyaralanmıştır.

8 Nisan 1948

—Milano :

Milano'daki idarî makamlar, Pazar günü bu şehirde ilk İtalyan seçim ihtilâllerinin çıkması imkânın', önlemek maksadiyle özel tedbirler almaktadırlar. Filhakika Hıristiyan , Demokrat Partisi­nin Şefi oîan Başbakan De Gasperi, Önü­müzdeki Pazar günü saat 17 de Katedral önündeki meydanda halka hitaben bir nutuk söyliyecektir. İtalyan Komünist Lideri Togliatti de aynı gün saat 19 da aynı yerde bir nutuk söyliyecektir. Bu iki hasım mitingin ciddî bir karışıklığa yol açması imkânları endişeye düşür­mektedir.

14 Nisan 1948

—Paris :

Sovyet Radyosu dün akşamki yayınımda. İtalya ile yapılan barıg andlaşmasınm tekrar gözden geçirilmesi ve Trieste'nin İtalya'ya iadesi meselelerinin Fransız ve Amerikan hükümetleriyle müştereken inceienmesi teklifini, ihtiva eden İngiliz notasının Sovyet Hükümetine aid ceva­bın Sovyet Büyükelçisi tarafından dün İngiliz Hükümetine tevdi edilmiş oldu­ğunubildirmiştir.

Sovyet radyosu, İngiliz notasının demok­rasinin en iptidaî kaidelerine aykırı ol­ması itibariyle Sovyet Hükümetince ka­bul edilemez telâkki edildiğini ilâve ey­lemiştir.

Aynı cevap, Fransız ve Amerikan hükü­metlerinede verilmiştir.

—Roma :

İtalyan Başbakanı ve Hıristiyan Demok­rat Parti Başkanı M. De Gasperi, Milano şehri meydanında bir seçim nutku söy­lemiştir.

M. De Gasperi, komünist parti idareci­lerinden seçimlerin. cereyanı sırasında silâhlarını bırakmaları talebinde bulun­muştur.

—Roma :

İtalyan Başbakanı De Gasperi, MarshaU yardım programını önlemek gayesine matuf komünist plânlarına müteallik olan ve elinde bulunan gizli bir vesika hakkında tafsilât vermiştir. Başbakan şunları söylemiştir:

Bu vesika Polonya'da Bialistok'da İtal­yan Komünist Lideri Luigi Longo ile Sovyet Konseyinin Başkan Muavini Zhdanov arasında cereyan eden bir top­lantınınzabıtlarındanmüteşekkildir.Bu toplantı sırasında Marshall Plânına kar­sı açılacak olan mücadele için etraflı ta­limat verilmiştir. Amerika'nın yapacağı yardımın geri alınması için İtalya ve Fransa gibi memleketlerde karışıklıkla­rın çıkarılması gerekmekteydi. Bu vesi­kada italya komünistlerinin bu plânı destekliyebilmekiçin icabeden vasıtalardan mahrum olmıyacakîarı belirtilmek­tedir.

Hıristiyan - Demokratların lideri olan İtalyan Başbakanı dün Komünistlerin Kalesi olan Milano şehrinde büyük bir. alkış tufanı ile karşılanmıştır. Fakat Baş­bakanın nutkundan sonra komünstler Milano yakınlarında San Dogliano'da Hıristiyan Demokratlarla dolu kamyon­lara karşı bir tuzak kurmuşlardır. Ikİ kişi ağır surette yaralanmış ve 18 kişi de hafif yaralar almışlardır. Bununla bera­ber İtalyan makamları seçim devresi zarfında asayişin temini için gittikçe da­ha sıkı tedbirler almaktadırlar.

Hükümetin bir kuvvet gösterisinde bu­lunmuş olduğu büyük şehirlerin listesi­ne şimdi Napoli'yi de ilave etmek lâ­zımdır. Bu şehir polisin ve Karabiniyer1-lerin seferi kıyafette yapmış oldukları geçit resminden son derece tesir altında kalmıştır. Halkı ve bilhassa solcu cep­heye mensup unsurları her türlü şidde* hareketinin sert bir şekilde bastırılaca­ğına ikna etmek için icabeden bütün gayretlersarfedilmektedîr.

15Nisan 1948

—Roma:

İtalyan sosyalist hareketi» namında kü­çük bir faşist teşkilâtına mensup kimse­ler, dün akşam Roma'da bir Yahudi ma­hallesine girerek, harp zamanında te­merküz karmplarında ölen Yahudi'ler adına dikilmiş olan bir âbideyi tahrip etmişlerdir. Bütün mahalle halkının hü­cumuna uğrayan mütecavizler geri çe­kilmek zorunda kalmışlardır.

16Nisan 1948

—Roma :

Solcu unsurlardan müteşekkil kalabalık bir halk kütlesi' faşist taraftarı olan «Millî Cereyan» Partisinin toplantısına iştirak edenlere hücum etmiştir. Baş gösteren karışıklıkda 6 kişi yaralanmış­tır. İtalyan İçişleri Bakanı, adı geçen partiyi, Roma'nm Yahudi mahallesinde karışıklık çıkarmakla İtham etmişse de, bilâhareparti bu iddiayıreddetmiştir.

Milano'da öğleye doğru şehir civarındaki seçmenlerin % 40 ıran oylarını kullan­mış oldukları tahmin edilmekteydi.

—Roma :

İçişleri Bakanlığına gelmiş olan rapor­lara göre seçim, mahallî saatle 14.30 a kadar her yerde sükûnet içinde cereyan etmiştir.

—Roma :

Resmî makanüar tarafından en son ola­rak verilen rakamlara göre, kayıdlı seç­men adedi 29.098.085 i bulmaktadır. Bun­lardan 15.199.418 i kadın ve 13.898.567 si erkektir. Seçim dairesi adedi de 41.647 yi bulmaktadır.

—Roma :

italya'da 25 senedenberi ilk defa yapılan seçimlerde 28 milyon 900 bin italyan ko­münizmin aleyhinde veya lehinde oy vermiştir. Seçimler sırasında bütün memlekette tam bir sükûnet hâkim bu­lunmaktaydı.

Bütün İtalya'da ihtiyat tedbirleri alın­mıştır. Bütün bakanlıklar ve radyo mer­kezleri nezaret altında bulundurulmak­taydı.

Bütün kiliselerin çanları seçmenlerini vazifeye davet etmek için sabahın erken saatlerinden itibaren çalmaya başlamış -îardsr. Seçimlerin başlamasından daha iki saat evvel halk seçim sandıkları önün­de kuyruk halinde sıralanmıştır.

Halk cephesi tarafından yayınlanan bir tebliğde seçimlerin başlamasmdanberi hiç bir hâdisenin vuku bulmamış olduğu belirtilmektedir. Milano'da polis memur­ları tarafından himaye edilmekte olan resmî şahsiyetlerin ilk defa oylarını kul­lanmış olmaları keyfiyeti komünist seç­menlerinin nümayişlerde bulunmalarına sebebiyet vermiştir.

Bütün italya'da seçim sandıklan saat yirmide (Gmt) kapanmıştır. Seçimlere yarın saat yediden saat ondÖrde kadar devam edilecektir.


Yarın akşam kısmî neticelerin beîli ola­cağı tahmin edilmektedir. Kesin netice ancak Salı günü akşamı bildirilebilecektir. Saylavlar meclisi için verilen oyların ne-t iceleri Çarşamba günü bildirilecek ve Ayan Meclisi için verilen oyların netice­siisedaha sonra belli olacaktır.

—Roma :

Bugün çıkan bütün komünist gazeteleri. Toglİatti'nin millî halkçı ve demokrat kuvvetlerin birleşmesini istiyen ve ko­münistlerin seçimlerden sonra bir koalis­yon hükümetine iştirak etmek yolundaki arzularını izhar eden bir beyannamesini yayınlamaktadırlar.

De Gasperi'nin komünist olmıyan bütün gazetelerde yayınlanan nutku ise aksine olarak komifnis'jlerle uzlaşmak yolunca hiç bir hususu ihtiva, etmemektedir.

—Roma :

içişleri Bakanlığının, valiler vasıtasiyle sandık başlarında her türlü seçim yolsuz­luğunun önüne geçmeleri hususunda ver­miş- olduğu talimat, bazı oy puslalarmın seçmenlere verilmeden önce işaretlenmiş olmasından ileri gelmiştir. Bu yüzden Roma bölgesinde bir miktar oy puslası iptal edilmiş bulunmaktadır. Bu suretle iptal edilmiş olan oy puslalarmın mikta­rı malûm değildir. Bununla beraber ip­tal edilmiş olan oy puslalarınm mühim bir yekûn tutmadığı tahmin edilmekte­dir.

19 Nisan 1948

—Roma:

Roma'da nalınan bir habere göre oya iş-tirak nisbeti yüzde 76,1 dir. Başka yer­lerde bu nisbet Venedik'te yüzde 95'e yakın, Napoli'de yüzde 55 arasındadır. Oyların büyük bir kısmı yüzde 75 in üs­tündedir. Sağcı partiler bu vaziyeti kendi lehlerinde saymaktadırlar.

—Roma :

içişleri Bakanlığının bir tebliğinde kay­dedildiğine göre demokrat halk cephesi üyeleri bazı seçim sahtekârlıklarında bulunmuşlardır.

Bu sahtekârlıklardan biri Roma seçim bürosunda, ikisi Napoli bürosunda, sonuncusu Rieti bürosunda yapılmıştır. Rieti'de boro Başkanı Komünist Mura­kıbın oy puslalarından bazılarını mürek-keble lekelediğini görmüştür. Bu pusla-tardan biri Demokrat Hıristiyan Partisi­nin tanınmış üyelerinden birine verilmiş­tir. Bunun üzerine başkan bütün lekeî: puslaîarın muteber olduğunu ilân etmiş­tir.

Başkan mürakîbı değiştirdikten sonra sahtekâr hakkında kanundan derpiş edi­len tedbirleri almak hakkını muhafaza ettiğini söylemiştir.

— Milano :

B. B. C. nin Milano muhabirinin bildirdi­ğine göre, İtalyan Hükümeti kendisine seçimleri takip etmek için bütün kolay­lıkları göstermiştir. Muhabir seçimler sı­rasında yantiğı tetkikler esnasında her seçmenin hüviyetinin sıkı bir, şekilde tahkik edilmekte olduğunu müşahede et­tiğini belirtmektedir.

Daily Herald Gazetesinin muhabiri İtal­yan seçimleri ile Doğu Avrupa'da yapı­lan seçimler arasında bîr mukayesede bu­lunarak Doğu Avrupa memleketlerinde cereyan eden seçimler sırasında görül­düğünün aksine olarak İtalya'da iktidarda

bulunan partinin silâhîar ve makiııah tabancalarla rakiplerinin oy vermelerine mani olmaları şeklinde tebeyyün eden hadiselere rastlanmamış olduğunu be­lirtmektedir.

— Roma :

italyan seçimleri bir saat evvel nihayete ermiş bulunmaktadır. Belli başlı İtalyan Komünist Gazetesi özel bir nüsha yayın-lıysrak Demokrat Hıristiyan'ları seçimlere fesat karıştırmış olmakla ittiham etmiştir. Komünistler bu ithamların da Hıristiyan Demokrat Partisinin okuyup yazması ol­mayan kimseler için bîr sıra kart bastır-cnış olduğu hususuna istinat etmektedir.

içişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan özel bir tebliğde bazı seçim sandıklarında seçmenlere dağıtılmış olan ve evvelce kaydedilen bazı oy puslalarımn bulun­duğu bildirilmiştir, içişleri Bakanlığı seç­menin oy hakkının kaybolmaması için basılmış;vedaha sonra seçmen tarafından doldurulmuş oy puslaları bulunduğu takdirde bunların muteber olacağını ilâ­ve etmektedir. Bu oy puslaları seçmenin üzerine seçmiş olduğu adayın ismini yaz­mış bulunduğu hallerde de muteber ola­caktır.

Roma'aa Hıristiyan Demokrat Partisinin genel karargâhından bildirildiğine naza­ran komünistler Hıristiyan Demokrat Par­tisinin doldurulmuş oy puslaiarı dağıttı­ğından şikâyet etmektedirler.

B. 3. C. nin Roma muhabirinin bildirdi­ğine göre bu ihtilâfın şimdi nasıl bir te­sir husule getireceği bilinmemektedir.

Bundan birkaç saat evvel Roma Radyosu bütün memlekette durumun sakin oldu­ğunu ve hiç bir hadise kaydedilmemiş bulunduğunu belirten bir beyanname ya­yınlanmıştır.

B. B. C. nin Milano'daki muhabirinin bil­dirdiğine gö're polis kuvvetleri şehirde devriye gezmektedir. Bununla beraber Milano'da bir eve saklanmış olan silâh­ların meydana çıkarılması istisna edile­cek olursa hiçbir hadise vukubulmamış-fcır. Bundan başka komünistlerin Hıristi­yan Demokratların seçimlere fesat karış­tırmış olduklarını ileri sürmeleri dolayı -siyle bunun seçimlerin muteber olmadı­ğı yolunda yapılacak bir şikâyete başlan­gıç teşkil etmesi muhtemeldir. İlk neti­celerin akşam geç vakit belli olacağı zanned ilmektedir.

—Roma :

Eyaletlerden gelen rakamlara göre. se­çimlere iştirak nisbeti Verona'da yüzde 88, Mesîna'da da yüzde 66 yi bulmaktadır. Kuzeyde, ezcümle Brescia, Udine, Las-pedzia şehirlerinde seçimlere iştirak nis­beti yüzde 88 i aşmaktadır. Sicilya ve Sardunya'da nisbet yüzde 74 ile 77 ara­sındadır. Calabre'da Reggio bölgesinde seçimlere iştirak nisbeti şimdiye kadar yüzde 6G yi bulmuştur.

—Roma :

Bugün Hıristiyan Demokrat Partisi Mer­kezindenşudemeçyayınlanmıştır:

Seçimlerde zaferi kazanacağımızdan emi­niz.BilhassaRoma'da1945 seçimlerine nazaran yüzde onbeş nisbetinde bir oy fazlalığı elde ederek en kuvvetli mevkie sahip olacağız.

içişleri Bakanı Mario Scelba'nm- bugün beyan ettiğine göre, birçok kimseler hi­leye teşebbüs suçundan tevkif edilmiştir. Hıristiyan demokratlar, seçimlerin ilk neticelerinin bu akşam Gmt saatiyle 20 den biraz sonra merkezlerinden bir hoparlör vasıtasiyle ilân edebileceklerini ümit et­mektedir.

—Roma:

İtalyan polisi bugün radyo merkezinin bütün kapılarına ağır makineli tüfekler yerleştirmiştir.

Polis bu tedbiri, İtalyan faşistleri sosya­list hareketinin, radyo merkezini ele ge­çirmeği tasarlıyan komünistlere karşı savaşmak maksadiyle kuvvet topladığı yolunda Roma'da dolaşan söylentiler üze­rine almak mecburiyetindekalmıştır.

—Roma :

İtalyan tethişçileri 24 saat içinde Milano bölgesinde bir silâh deposunu ele geçir­mek için üç defa teşebbüste bulunmuş­lardır. Bugün tethişçiler Milano'nun en­düstri merkezinde SolbiatP. Olona'da dev­lete ait büyük silâh deposunu işgale veya havaya uçurmuya kalkışmışlardır. 30 da­kika devam eden bir çarpışmadan sonra askerî kuvvetler 100 kadar mütecavizi geri atmışlardır. Daha güneyde buna mü­şabih karışıklıkların husulünü Önlemek maksadiyle sokaklarda tanklar ve zirhi: otomobiller devriye gezmektedir. Dün akşam Roma'da İçişleri Bakanlığının ka­pışma kuvvetli bir muhafız kıtası konul­muştur.

—Roma :

Seçimlerin kısmî neticeleri, İtalya'nın komünizmi Avrupa'daki yayılmasında büyük bir hezimete uğratmış olduğunu ispat etmektedir.

Resmî neticeler gazetelerde yayınlanan gayri resmî neticeler de Gasperi Partisi­nin ezici bir zafer kazanacağını göster­mektedir.

Komünist Partisi Şefi Togliattrnin ezici bir zaîer kazanacağını temin etmiş olduğu Milano'da- Hıristiyan demokratlar zaferi kazanmıştır.

20 Nîsan 1948

—Roma:

İçişleri Bakanlığı. Roma'daki 1450 seçim dairesinden 1322 sinde alman neticeleri bildirmiştir. Bu neticeler şunlardır:

Hıristiyan demokratlar 380.759 oy

Halk cebhesi 185.621»

Cumhuriyetçiler48.583»

İtalyansosyalisthareketi...39.257»

Millî Blok21.358»

İtalyan İçişleri Bakanı Mario Scelba, dün sabah beyanatta bulunarak komünistle­rin halk cephesini, komünist - sosyalist ittifak kurmakla büyük bir hataya düş­tüklerini, halkın bu suretle demokratik sosyalizmin sona erdiğini anlamış oldu­ğunu söylemiştir.

—Milano:

B. B. C. nin Milano'daki Özel muhabiri­nin bildirdiğine göre, İtalyan seçimleri­nin büyük sürprizlerinden biri, Turin gibi sanayi merkezlerinde Hıristiyan de­mokratların büyük bir ekseriyet kazan­maları olmuştur.

Komünistlerin kazanması ihtimalinin kuv­vetli olduğu Bologne'da bile Togliatti ta­raftarları Hıristiyan demokratlarla re-bölgesi içinde 22.135 bölgeler olunan kabete girişmek hususunda büyük güç­lüklerlekarşılaşmışlardır.

— Roma:

Bütün İtalyan topraklarında 31.525 seçim bölgesi içinde 22, 135 bölgeden alman ayan seçim neticeleri şöyledir: Hıristiyan - demokratlar 7.311.400» halk cephesi: 4.541.700, Sosyalist ve Cumhu­riyetçi Birliği 1.321.000, Millî Blok: 424,500. İtalyan sosyal hareketi: 94.000

—Roma :

Dün akşam. başlarında Başbakan De Gasperi'nin bulunduğunu Hıristiyan -demokratların İtalyan genel seçimlerinde, komünistlerin hakimiyetindeki halk cep­hesine karşı eşsiz bir zafer kazanacağı bildirilmiştir. Şimdiye kadar esas İtiba­riyle kuzey endüstri bölgesinden alman neticeler filhakika komünistlerin yıkılmalarının muhtemel olduğunu göster­mektedir.

Şimdiye kadar alınan rakamlardan ko­münistler aleyhine bire iki nisbetinde bir değişiklik husule geldiği anlaşılmaktadır. Komünizmin en kuvvetli olduğu kuzey endüstri sahasında dahi ekseriyet komü­nistler aleyhine görünmektedir. Ayni şey bilhassa Torino, Floransa ve Venedik'te de husule gelmektedir. Bilhassa Hiristi-yan - demokratlar başta gelmektedirler. Yalnız italyan Kremlini adı verilmiş olan Bolonya ile Medon'de komünistler Hıris­tiyan - demokratlar üzerinde hafif bir üstünlük kazanmışlardır. Hükümet partisi en büyük zaferini Yugoslav hudu­dundaki Gorizia'da kazanmıştır. Burada seçmenlerin hemen hemen yüzde yüzü Hiristiyan - demokratlara oylarını ver­mişlerdir.

Sicilya'dan alınan ilk resmî netice daha ziyade dikkati çekici olmuştur. Katanya'-da Hiristiyan - demokratlar 7.640, müt­tefikleri olan sosyalist birliği 2.008 ve halk cephesi de 2.260 oy almışlardır.

Komünistler daha şimdiden tevile çalış­maya başlamışlardır. Dün akşam geç va­kit Roma'da komünistler neticeler hak­kındaki kendi iddialarını havi ilânları dtıvşarlaraasmayabaşlamışlardır.

Komünistler tabiatiyle bu ilânlarda ilk mevkii almaktadır ve içişleri bakanlığı­nın yanlış rakamlar yayınladığını ileri sürmektedirler.

Unita Gazetesi özel bir sayı yaymlıyarak baş sayfasını Hiristiyan - demokratların yaptıkları sözde secim hileleriyle doldur­muştur.

Karışıklıklar husulü hususunda endişeye sevkedici söylentiler yayılmışsa da buna ciddî bir ehemmiyet atfedilmemektedir. Bu söylentilerin gizli bir radyo tarafın­dan yayıldığı sanılmaktadır. Bu nevi ilk haber dün akşam verilmiştir. Söylendi­ğine göre, bazı silâhlı şahıslar her halde oy sandıklarını alıp götürmek maksadiy-le bazı merkezlerde bulunan seçim bü­rolarına girmişlerdir. Fakat bütün bu teşebbüsler akim bırakılmıştır. Memle­kette hüküm süren sükûneti ihlâl ve ka­rışıklıklar çıkarmak için yapılan bütün gayretlerin rakamete uğramış, olması, hü­kümetin almış olduğu ihtiyat tedbirlerinin isabetliliğini göstermektedir. Bununla be­raber vazifeli bulunan çok sayıda asker ve polis memuru gayet dikkatli hareket ederek daima ikinci plânda kalmışlardır. Seçim büroları açık kaldığı müddetçe ciddî şiddet hareketlerinin vuku bulması beklenmemektedir. Fakat daha sonrası için endişe izhar edilmektedir. Hükümet sahte haberlere karşı fevkalâde ihtiyat tedbirler olmaktadır. Bu haberlerin en heyecan uyandıranı, komünistlerin bu­gün ihtilâl çıkarmaya hazırlandıklarına dair olan «k» plânı olmuştur.

Halk cephesi seçimlerin neticeleriyle ik­tifa edeceğini bildirmektedir. Bununla beraber bu partinin seçimlerin muteber­liğini şüpheli göstermeye çalışacağının belirtileri kaydedilmektedir. Halk cephesi üyelerinin hükümete girmiye çalışacağı muhakkaktır ve gene kat'î olduğu gibi bu işte muvaffakiyetsizliğe uğrıyayak olur­larsa seçimlerde hile yapıldığım isbat hu­susundaki gayretlerini arttıracaklardır. Böyle bir halde veya Moskova komünist liderlerine Marshall Plânını baltalamala­rını emredecek olursa neticeler gayet kararsız olacaktır. En muhtemel hareke­tin endüstri sahasında vukuu ve silâhlı işçilerin karışıklıklar çıkararak fabrika­ları işgal etmeleri ve umumî taşıt vası­talarına el koymaları mümkündür. Umu­mî bir hükümet darbesi teşebbüsü akim kalmaya mahkûmdur. Çünkü halk cep­hesi artık gereken kuvvete sahip değil­dir. Halkt cephesinin çok miktarda hafif silâha malik olduğu bilinmektedir. Bu­nunla beraber bunlar top ve zırhlı vası­talara malik olmadıkça yeniden teşkilât­lanmış olan ordu ' ve polis kuvvetlerine karşı koyamazlar.

— Roma:

Temsilciler Meclisi seçimlerinde alman tam neticeler aşağıdadır:

Mantu eyaletinde halk cephesi: 133.201, Hiristiyan demokratlar: 103.482, Sosya­list birliği: 25.603, İtalyan sosyalist hare­keti: 1.434, MÜ1Î blok: 1.378, kralcılar: 1.177, cumhuriyetçiler: 958 Venezya Eyaletinin 1874 seçim bölgesinden 1.096 smdan, Venedik, Padu, Vicen-se ve Rovîgo'da alınan neticeler:

Hiristiyan demokratlar: 440.746, halk cep­hesi 156.189, sosyalist birliği: 63.688, mil­lî blok 12.711, İtalyan sosyalist hareketi: 8.700, cumhuriyetçiler: 3.300 kuralcılar: 3.052. Torino'nun 779 seçim, bölgesinden 660 ında alınan neticeler:

Hiristiyan demokratlar: 178.973, halk cep­hesi 144.096, sosyalist birliği: 52.814, cum­huriyetçiler: 2.999, millî blok: 9.439, İtal­yan sosyalist hareketi: 5.704, kiralcıiar: 4.501.

—Roma:

İtalyan saylav seçimlerinin verdiği kat'î netice aşağıdadır:

Hıristiyan demokratlar:12,681,527 Halk cephesi: 7,995,601 Sosyalist birliği:L848,826 Millî blok:999,166 Cumhuriyetçiler: 650,017 Kıralcılar: 729>284

İtalyan sosyal hareketi: 542,967 oy kazan­mışlardır.

— Roma :

İtalya'nın yeni ayan meclisi ve yeni say­lavlar meclisi ilk defa olarak önümüzdeki ayın başında müşterek bir toplantı yapa­caklardır.

Hiristiyan Demokrat Partisinin İdarecisi ve Başbakan De Gasperi beyanatta bulunarak komünistlerle işbirliği yapan es­ki üçlü koalisyon şeklinin tekrar kabul edilmesi imkânının düşünülmediğini söy­lemiş ve şunları ilâve etmiştir: «Tecrü­beler bize bunun imkânsız olduğunu göstermiştir.»

Mutedil sosyalistlerin idarecisi olan .M. Saragat şunları söylemiştir:

«İtalyan sosyalist hareketini, komünist partisinin bir kopyası haline getirmek is­teyenler tarafından baltalanmış olan bu partinin yeniden teşkilâtlandırılması icap etmektedir.

İtalyan Komünist Partisinin Lider Mua­vini M. Longo bu sabah partisinin yeni İtalyan Hükümetine dahil olmasını talep etmiş ve seçim neticelerinin gergin bir duruma sebebiyet vermiş olduğunu ilâve etmiştir.

Times gazetesinin Roma muhabiri komü­nistlerin işçilere fabrikaları işgal etme­leri için emir verebilecek bir duruma gelmelerinin çok az muhtemel olduğunu bildirmektedir. Filhakika komünistlerin ekseriyeti teşkil etmekte oldukları bazı bölgelerde seçmenlerin yüzde 33 ü Hiris­tiyan demokratlar ve yüzde 13 ü de mu­tedil sosyalistleriçinoyvermişlerdir.

22 Nisan 1948

— Roma:

İtalyan Komünist Partisi Şefi M. Togli-atti, yaptığı bir demeçte Hiristiyan - de­mokratların mutlak bir ekseriyet kazan­maları ve ayan meclisinde temsil edilen en kuvvetli psrti olarak 40 üyelik işgal etmeleriyle neticelenen seçimlerin iptali için komünistlerin kuvvete başvurmaya­caklarını söylemiştir.

Komünist İtalyan gazetesi Unita'da neş­redilen bir yazısında Togliatti, seçimlerin serbest yapılmadığını yeniden tekrarla-lamış ve muhtelif ithamlarda bulunmuş­tur.

M. Togliatti, yabancılar tarafından seçim­lere müdahale edildiğini, İtalya'nın, ko­münistler lehine oy verildiği takdirde aç bırakılmakla hatta komünistlerin kaza­nacakları şehirlerin atom bombasiyle tahripedilmekletehdit edildiğinimiş, ikinci ithamı, seçimlere karışan ka-tolik kilisesine karşı yapmış, son itham olarak da hükümet ve memurların isçi­lerikorkuttuklarınıileri sürmüştür.

23 INîsan 1948

—Roma :

Papa, Amerikan basın muhabirlerine İtal­yan seçimleri neticeleri hakkında bir demeçte bulunmuş ve ezcümle şunları söylemiştir:

Bütün halk medenî vazifesini başarı ile bitirmiş ve italya semalarında ümit gü­neşi belirmiştir.

27 Nisa» 1948

—Roma :

Sosyalist Partisinde yeni bir hâdise vu­kua gelmiştir. Bu partide bulunan bazı unsurlar komünist taraftarı halk cephesi ilealâkayıkesmekistemektedirler.

Komünistlerle ittifakı hazırlamış olan Parti Başkanı M. Nenni partinin bazı un­surlarının kendisinin parti başında kal­masına muhalif bulundukları yolundaki söylentiler hakkında herhangi bir şey söylemeyi reddetmiştir. Nenni Sosyalist Partisinin Millî Konseyi toplantısında bir beyanatta bulunacağımbildirmiştir.

29 Nisan 1948

— Roma:

iCarabiniyerîerder, ve İtalyan polis me­murlarından 500 kişi dün, Milano'nun San Giuliano Milanese Mahallesinde komü­nist parti merkezine bir baskın yapmış­lar, 60 tüfek, iki mitralyöz ve birçok el bombası ele geçirmişlerdir.

Baskın bir Mayıs şenlikleri esnasında çıkması muhtemel karışıklıkları önlemek maksadiyle yapılmıştır.

Ele geçirilen bütün silâhlar yeni vazi­yette idi. Daha birçok silâh, büyük bir miktar dinamit de bulunmuştur. Yedi kişi tevkif edilmiştir.

Marshall plânında İtalya'ya ehemmiyetli bir yer verilmiştir. Bu defa Amerika'ya Fransa ve ingiltere de ka­tılarak Trieste'yi italya'ya geri vermeyi teklif etmişlerdir. Komünistlerin de iddia ettikleri gibi Trieste'yi İtalya'ya geri vermek teklifi, demokrasilerin bir seçim tedbiridir ve komünist çevrelerinde uyan­dırdığı yankılara bakılacak olursa, bu ileri sürülmüş olduğu anlaşılır. Komü­nist taarruzları karşısında daima müda­faada kalan demokrasilerin, Trieste tek­lifiyle teşebbüse geçmeleri İtalya'yı komü­nist tahakkümü altında görmek istemi-yenleri sevindirmiştir.

İtalyan seçimlerinin neticesiyle Türkiye de yakından alâkalanmaktadır. Çünkü Roma'da komünistlerin hâkim olması Akdeniz'in muvazenesini temelinden sar­sarak gerek Yunanistan ve gerek Türki­ye'nin vaziyetlerini zorlaştıracaktır. İtal­ya'nın millî sınırlarını milletlerarası ehemmiyet taşımakta olan 18 Nisan se­çiminin neticesini her memleket gibi Tür­kiye de heyecanla bir ilgi ile beklemek -tedir.

Seçim savaşının netice­sine doğru...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

13 Nisan 1948 tarihli «Cumhuri­yet» İstanbul'dan:

İtalyan Milleti bu ayın 18 inde rey vere­rek mukadderatını tayin etmek üzere ol­duğu için seçim savaşının neticesi hak­kındaki merak günden güne artmakta ve savaşın seyri en büyük ehemmiyetle ta-kib olunmaktadır.

Bütün dünyada İtalya'daki seçim savaşı­na karşı gösterilen dikkat ve ihtimama bakıp da bunun bir tek memlekette de­ğil, fakat bütün dünyada yapılan bir ara seçim gibi takib olunduğunu söyliyenler muhakkak ki mübalâğa etmiyorlar. Çün­kü bir memlekette yapılan ara seçimler, nasıl genel oyun tuttuğu istikameti belir­tir ve iktidar mevkiindeki partinin gü­venini kaybedip etmediğini açıklarsa, İtal­ya'da yapılan genel seçim de bütün dünyaya komünistliğin mi, yoksa demokrat­lığın mı itibar ve itimad kazanmakta ol­duğunu açıklıyacak ve belirtecek, dünya durumu ve dünya siyaseti ona göre ta-havvüller geçirecektir.

İtalya'nın karşılaştığı dâva, bütün dün­yanın davasıdır ve bu dâva komünizm ile demokrasi davasıdır. Onun için bütlm dünya İtalya'nın komünizm lehinde mî, yoksa demokrasi lehinde mi oy. verece­ğini en ciddî merakla takib ediyor ve İtalya'nın iki taraftan hangisine katıla­rak Öteki aleyhindeki muvazeneyi kuv­vetlendireceğini anlamak ve ona göre tedbir almak istiyor.

Gelen haberlere bakılırsa İtalya'da savaş günden güne şiddetlenmekte ve komü­nistlikle demokrasi arasında mücade­le, en çetin safhaya girmiş bulunmakta­dır. Komünistler, ilkönce sakin davran­dıkları ve tecavüz yoliyle kazanç sağla­mak yolunu tutmağa özenmedikleri hal­de son haftalar içinde tecavüz ve tehdid yolunu tutmuşlar, evvelki gün bir saat süren bîr grev yapmakla kuvvetlerini hissettirmek, bundan başka demokrasi cephesi kazandığı takdirde memleketin dahilî bir harbe sürükleneceğini anlatmak istemişlerdir.

Bu yüzden yapılan grev, komünistlerin dahilî bir harp açmayı dahi göze alacak­larını belirten ve İtalyan seçmenlerinin gözünü yıldırmayı hedef tutan bir nü­mayiş mahiyetinde idi. Fakat bu nümayiş bu mahiyeti haiz olmakla beraber İtal­yan demokratlarının bundan korkarak reylerini komünistlere vereceklerini san­mak beyhudedir. En dikkatli müşahid-l<Sre göre komünistlerin alabilecekleri oyun tutarı hiç bir veçhile yüzde yirmi veya yirmi beşi geçmiyecek, bu yüzden komünstlerin iktidar mevkiine gelme­leri bahis mevzuu olmıyacak, hattâ bun­ların İtalya'yı bir dahilî harbe sürükle­meleri ihtimaline karşı hükümet, bu ih­timali bertaraf edecek kuvvet ve kud­reti kazanacaktır.

Şimdiki halde bütün tahminler bu mahi­yettedir. Fakat son sözü ayın 18 inci günü İtalyan seçmenleri söyliyecek ve ancak İtalya'nın hakikî kararı o zaman anlaşılacaktır.


Mühim bir imtihan...

Yazan:Cumhuriyet

18 Nisan 1948 tarihli «Cumhuri­yet» tstanlml'dan:

Bütün Avrupa'nın hattâ bütün dünya­nın merakla beklediği gün, nihayet hulul etti ve İtalyan Milleti rey vermeğe başla­dı. Yarın, öbürgün netice anlaşılacak ve italyan Milletinin kararma göre bu mem­leketin mukadderatı teayyân edecektir. İtalya'da yapılan bu genel seçime, bu de­rece şümullü değer ve ehemmiyet verdi­ren en mühim âmil, ilk defa olarak bir Batı memleketinde totaliterliğe dayanan komünistlik ile hürriyete dayanan de­mokrasi arasında bir seçim savaşı vuku-bulmasidır. Hâdise ilk defa olarak vuku bulduğu gibi Sovyet nüfuz bölgesinin de dışında cereyan etmektedir. Yani İtalyan Mîlleti' Kızılordunun tehdidi altında de­ğildir ve Sovyet baskısını, tepesinde his­setmemektedir. Şayet italya, bu tehdidle tazyiki yakından hissetmek, durumunda olsaydı, neticeyi beklemek için hiç bir sebep kalmazdı, yani onun ne olacağım tayin etmek işten değildi. Netice Bulga­ristan'dan başhyarak tâ Finlandiya'ya kadar bir çok milletlerin başından ge­çenlerin tıpkısı olurdu. Fakat italya'nın durumu bunlar gibi değildir, italya, Rus işgali altında yaşamadığı gibi Kız:lordu-nun da tehdidi altında bulunmamaktadır. Onun için İtalya'nın durumunu, Avru­pa'nın doğusundaki memleketlerin hiç biriyle Ölçmek doğru değildir. Maksadı­mız İtalya'nın sinir harbi dışında ve be­şinci kol teşkilâtının tesirinden azade olduğunu söylemek değildir. Fakat İtal­ya'nın yalnız bu tesirlere maruz olduğu da söz götürmez.

Bu itibarla İtaîya'daki milliyetçi vatanse­ver ve hüiTİyetsever kuvvetler, bütün güçlerini seferber ederek savaşmak ve kazanmak imkânını haiz bulunuyorlar. Nitekim öyle olmuş, iki taraf arasında seçim savaşı bütün şiddetiyle hızlanmış ve her taraf davasını, yalnız diliyle ve bütün propaganda vasıtasiyle değil, hat­tâ maddî güciyle de müdafaaya uğraşmış­tır. Evvelki gün de bu savaş son bulmuş söz söylemek sırası millete gelmiş, o da bugün bu vazifeyi yapmağa başlamıştır İtalyan Milleti iki şıktan birini seçmek zorundadır: Biri komünistlere rey ver­mek ve onları iktidar mevkiine getirmek, böylece Sovyet Rusya'nın müttefiki ola­rak ortaya çıkmak, Sovyet Rusya ile bir­likte Batı dünyasına yükîermek ve Batı medeniyetiniyıkmak.

Diğeri İtalya'y1 hürriyet içinde yaşata­cak, refaha kavuşturacak Batı dünyasiy-le işbirliği yapacak partilere rey vermek ve bu sayede İtalya'nın mukadderatını kurtarmak...

İtalya, kendisinden büyük bir devletle birleşerek maceraya çıkmanfn manasını çok yakında denemiş olduğu için onun aynı tevrübeyi tekrarlaması beklenmez, kaldı ki İtalya'nın Sovyetler Birliği ya­nındaki mevkii, Almanya yanındaki mev­kiinden de kat kat sönüktür ve İtalya. Alman esaretinden daha ağır bir esarete uğrar, belki büsbütün yok olmak tehlike­siyle karşılaşır.

İtalyan Milletinin büyük çoğunluğu bu­nu iyi bildiği ve İtalyan Milletinin Batıyı müdafaa bakımından değerini takdir et­tiği için Batı cephesinden ayrılmamayı tercihedeceğişüphegötürmez.

Fakat dediğimiz gibi söz İtalyan Mille -tinindir ve muhakkak olan bir nokta komünizmin, Sovyet baskısından ve Kı-züordunun tehdidinden uzak olan hiç bir yerde hiç bur zafer kazanmadığıdır. Onun için İtalya'nın bir istisna teşkil edeceğini sanmıyoruz.

Velhasıl italyan Milleti tam raanasiyle büyük bir imtihana girmiştir ve yarın, öbürgünimtihanınneticesibelirecektir.

İtalyada gördüğümüz ibretli manzara...

Yazan: Ahmet Emin Yalman

19 Nisan 1948 tarihli «Vata»» is­tanbul'dan :

Dün Nisanın on sekizi idî. Küremizin her köşesinde çoktanberi heyecanla bek­lenilen gün nihayet gelmiş, çatmış, dün­yayıkasıpkavuransoğukharbinmühim meydan muharebesi dün İtalya'da cereyan etmiştir.

Netice nedir? Bunu bilmiyoruz. Tasnif işlerinin Çarşamba akşamına veya Per­şembe sabahına kadar devam edeceği söyleniyor. 0 zamana kadar merakla bek-liyeceğiz.

Esasa bakılınca, seçim işi İtalyanların bir aile meselesi- O halde dünyanın her tarafındaki meraka bu heyecana acaba sebep ne? Sebep şu ki türlü türlü âmil­lerin neticesi olarak, İtalya'da millî hâki­miyet ve millî mânada bir istikrar bir türlü kurulamamıştır. Dün ceeryan eden seçimler; sırf bu istikrarsızlık dolayısiy-le, İtalyan'larınbiriçdâvasıhalinden

çıkmış, milletlerarası heybetli kuvvetle­rin çarpışma ve boy Ölçüşme sahası ol­muştur.

Bu manzara, her millet için bir ibret dersidir. Millî hâkimiyetine sahip olma­yan, millî duygularını parti, ideeolojî. din ve ecnebi nüfuzu gibi ayırıcı tesir­lerin üstünde tutamıyan bir mîlletin ne gibi acı akıbetlerin beklediğini; italyan Milletinin maruz kaldığı akıbet apaçık göstermektedir.

İtalyan Milleti neden bu hale düştü?İtalyan'lar mükemmel insanlardır, sevimli, munis, çalışkan, çok çile çekmiş, medenî sahada çok ilerlemiş insanlar.. Kültür bakımından millî birliklerini ve tecanüs-lerini mükemmel bir dereceye vardırmış-lardır. Bütün İtalyan'lar aynı olgunlaş­mış, basitleşmiş dille konuşuyorlar, aynı zevkleri duyuyorlar, kültür bakımından aynı mazininvârisidirler.

Buna rağmen italyan'ların millî tesanüt­lerini perçinlemek imkânını bulamama­ları; başlıca iki sebebin neticesidir. Bi­rinci. Katolik Kilisesinin devlet nüfuzu­na kıskanç bir ortak olması ve siyaset sahasında millî mânada bir hâkimiyet kurulmasına bir engel teşkil etmesidir.

İkincisi, zahirdeki meşrutiyet şekline rağmen İtalya'nın uzun yıllar bir avuç haris politikacıtarafındanbiroligarşi şeklinde idare edilmesi, hakikî demokra­sinin henüz yüzünü görmemesi ve te­melli bir millî varlığa kavuşamamasıdır. Birkaç büyükmerkezdedürüstbirsecim yaparak, gösteriş oîsun diye muha­liflere mahdut miktarda milletvekilliği veren, fakat ekser yerlerde idare adam­ları vasıtasiyle seçime fesat karıştıran bir avuç ihtiyar ve haris politikacının buyurma mevzini italyan Milleti bugün çok pahalı bir şekilde ödemektedir. Se­çimlerdeki namussuzluk ve emniyetsiz­lik, İtalyan'ların birbirlerine inanır ve beraber çalışır îerdlerden mürekkep bîr millet haline varmalarına mâni olmuş, italyan bünyesinde yabancı ideoloji kay­naklarından gelen ve milliyet hissine düşman olan tesirlere karşı mukavemet bırakmamıştır. Bu yüzden memleket anarşi istidatlarından kurtulamamış, gü­nün birinde Mussolini gibi haris bir dik­tatörün oyuncağı ve kurbanı haline düş­müştür. Mussolini'nin * keyfi idaresi ve maceraları mukabilinde ağır bir bedel ödedikten sonra da İtalya yine kendini toplayamamıştır.

Bugün de İtalyan seçimlerinde milli Sadece Katolik Kilisesinin Teşkilâtı ile kuvvetler mücadele halinde bulunmuyor. Kızıl Panslavizmin yarattığı komünizm kilisesinin teşkilâtı çarpışıyor. İtalya'da münevver ve hür fikirli vatanseverler yok mu? Var. fakat bunlar birer köşede kahırdan kendi kendilerini yemekle meş­guldürler.

italyan siyaset hayatında millî mecrala­rın eskidenberi işler bir halde olmaması; milyonlarca İtalya'nın Panslav telkinle­rine kapılmalarına ve Togliatti gibi kur­naz Sovyet ajanlarının arkasına katılma­larına yol açmıştır.

Bugün Togliatti'nin emrinde döğüşen ve memleket menfaatlerini hiçe sayan mil­yonlarca İtalyan ve Nenni'yi kumandan tanıyan- sosyalist adını taşımalarına rağ­men aynı meş'um ve karanlık yolun yol­cusu olan diğer milyonlarca bedbaht, Moskova'nın emriyle idare ediîe'n bîr millet düşmanı kuvvetin, şuurlar; ve id­râkleri felce uğramış köleleridir.

Diğer taraftan italya'da nizam ve emni­yete tarafdar olan ve medeniyetin yaıal-tığı kıymetleri benimseyen kütleler de. ekseriyet kazanmak ve memleketi Mos­kova'nın oyuncağı haline düşmekten ko­rumakiçinKatolikKilisesine,ecnebi para yardımına, ecnebi silâhlarına, haricî âlemin gÖsterd iği alâkaya güvenmekte -dirler. Hükümet kuvvetlerinden çok iyi bîr şekilde silâhlanmış bulunan ve bol para ile çalışan kızıllara karşı italya'nın kuvvetleri ve donanmaları korumakladır. Bu hallere istediğiniz adı takabilirsiniz, fakat, millî istiklâl millî hâkimiyet di­yemezsiniz. İtalyan Mületi, bu saniyede millî mukadderatına bizat hâkim bulun­muyor, italyan'lar; seçimlerin neticesine, haklarına razı insanlar sıfatîyle. emni­yetle bakamıyorlar. Kendilerini bir dahi­li harbin, İspanyol faciasının yeni bir benzerinin eşiğinde görüyorlar. Adedi olarak seçimi hangi taraf kazanırsa ka­zansın, diğer taraf bunu tahammül ve tesamuh ile karşıhyaeak meyilde değil­dir. İtalyan'ları birbirlerine düşman eden kuvvetler; birbirlerine zarar vermek için elindengeleniyapacaklardır.

1848 de idealist İtalyan vatanseverlerinin idaresinde şevk ve heyecan dolu istiklâl mücadeleleri yapan İtalyan'ların çocuk­ları bugün tam mânasiyıe istiklâlden, millî hâkimiyetten, İstikrardan mahrum bulunuyorlar. Yarına emniyetle bakamı­yorlar, çoluk çocuklarının nafakası için huzur içinde . çalışmak imkânından mah­rum bulunuyorlar.

Niçin? Çünkü dün yaşayan bir takım vicdansız politikacılar, demokrasinin yol­larını kendi menfaat ve ihtirasları na-mma tıkamışlar, italyan Milletini kendi mukadderatına hâkim olmak ve kendi kendine güvenmeğe alışmak imkânından mahrum bırakmışlardır. Bunların yalnız kendi vatan ve milletlerine karşı değil. bütün insanlığa karşı da cinayet ve ha­inlik telâkki edilmesi lâzimgelen-ihtiras­larının bedeli olarak, İtalya dahilî harbe düşmek tehlikesine maruz bulunmakta, İtalyan millî kalesinin arka kapıları Pans-lav nüfuzuna açık durmakta, bütün in­sanlık kendi huzur ve istikrarı namına heyecanlıdakikalargeçirmektedir.

Biz de yakında kısmî seçimler için san­dıklar başına gideceğiz. İtalya'nın feci hali, politikacılarımıza bir ibret dersi ol­malı, gözlerini iş işten geçmeden açma­lıdır. Dünyada yaşıyacak bir kaç yılı ka-îan birkaç fâni kişinin (Pirî)diye vasıflandırılmağa lâyık hırsı namına milletin ebedî varlığı ve doğmamış Türk nesille­rinin hakkı ve huzuru tehlikeye düşüri.-lecek olursa cidden günah olur.

İtalya'nın manzarası bize şunu hatırlat-" malıdır ki Türkiye'de sandık başını em­niyet ve namusun sağlam bir köprübaşı^! haline koymak lâzımdır. İç emniyet ve âhengimiz ancak bir sayede temelleşir harice karşı en mühim korunma ve mu­kavemet silâhımız da yine siyaset ha­yatına emniyetin, namusun, feragatin hâ­kim olabilmesinden ibarettir. Bunun baş­ka volu voktur.

itaiyada yapılan genel seçim...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

20 Nisan 1948 tarihlî «Cumhuri­yet» istanbul'dan?

İtaiyada yapılan genel seçimin neticeleri. henüz anlaşılmamış ise de seçimin sey­rinden, İtalyanın totaliter Sovyet rejimi değil, fakat Batı medeniveti demokrasisi lehinde rey yermiş olduğu anlaşılmak­tadır.

Herşeyden evvel belirtilen hakikat, İtal­yan haikmm en geniş ölçüde seçime iş­tirak ederek reyini kullanmağa ehemmi­yet verdiğidir. Bunun manası, İtalyan halkından büyük bir çoğunluğun reyini kullanmaktaki değeri takdir etmesi, mem-lekeket dâvasının bu reyler sayesinde kazanılacağını anlaması, ve ona göre ha­reket etmesidir. Bu hareket, italya hesa­bına, hem erginlik, hem olgunluk alâme­tidir. Çünkü italyan seçmenleri vazife­lerine karsı lâkayd kalmak toyluğunu göstermiş olsaydılar, muhakkak ki karşı taraf kazanır ve İtalyanın mukadderatı Doğu Avrupa'ya teveccühe başlar, İtalya da Sovyetlerin peykleri arasında yer alırdı, italyan seçmenleri, reylerini kul­lanmak için koşmakla, memleketleri he­sabına bu akıbeti asla arzu etmedikleri­ni, İtalyanın hürriyet ve istiklâlini sağ­lamamak' onun Batı dünyasiyîe birlikte hareket etmesini ve Batı medeniyetini kurtarmak lehinde çahsmasmı istedikleri­nibelirtmişlerdir.

Hakikatte italya, bugün ayakta duruyorsa ve italyan Mil­leti baştanbaşa komünizmle aşılanmamış bulunuyorsa, bunun en bellibaşlı sebep­lerinden biri İtalyarun Batı dünyasından gördüğü yardım ve bu yardımın îtalyayı açlıktan kurtarması, sonra onu refaha kavuşturacak zemini hazırlamasıdır. Bir taraftan İtalyan Milletinin vatanseverliği ve hürriyetseverliği. diğer taraftan Batı dünyasının ona yardımı ve onun kalkın­ması için her fedakârlığı göze alması, İtalyanın saldırgan komünizme mukave­met etmesine imkân vermiş ve kat*î ne­ticeleri artık beliren son genel seçimin demokratlar tarafından kazanılmasını sağlamıştır.

Bu sayede İtalyada bir demokrat hükü­met kurulabilecek, bu hükümet, Marshall plânından ve daha başka yardımlardan faydalanarak îtalyayı daha fazla refaha kavuşturmak imkânını elde edecek, İtal­yanın milletlerarası durumunu daha fazla yükseltecek, onun bir barış ve güven un­suru olarak gelişmesini kolaylaştıracak­tır. İtalyanın bu yolda kazanacağı en bü­yük muvaffakiyetlerin biri, son genel se­çimi kazanarmyan, fakat her şeye rağ­men İtalyan meclisine 200 üye gibi kuv­vetli bir kütle gönderebilen, komünistliği daha fazla küçültmek, onu italyanın sos­yal ve siyasal hayatı üzerinde müessir olmaktan uzaklaştırmaktadır.

İtalyada iktisadi refahın yarattığı istik­rar temelleştikçe. komünistlik ister iste­mez gerileyecek ve İtalyan demokratlığı daha fazla inkişaf edecektir.

Genel seçimin neticesi, her şeyden evvel, İtalyaya bunu vadetmektedîr.

Fakat seçimin neticesi bu kadarla kalmı­yor, çünkü onun haricî tesirleri de çok mühimdir. İtalyanın aldığı netice, diğer Batı memleketlerinde, bilhassa Fransada komünizme karşı açılan savaşı şiddetlen­direcek ve Fransanın da bu afetten iyice korunmasına ve kurtarılmasına hizmet edecektir.

Komünistlerin İtalyan seçimini kazan­mayı istemelerinin hedefi, Sovyet Rusya ile elbirliği yapmak ve böylece komüniz­min nüfuzunu Akdenizin göbeğine yay­maktı.

italyan demokratlığının buna engel ol­ması, demokrasi dünyası iğin muhakkak ki büyük bir zaferdir. Çünkü böyle ol­masaydı, komünistlik geniş bir yayılma sahası bulur, Akdenizin doğusunu ve ba­tısını tehdit ettikten başka karşı yakaya da sıçrar ve orada da en geniş tahribatı yapardı, İtalyan demokratlığının bütün bu tehlikeleri önlemiş obuası, kazanılan zaferin ehemmiyetinibelirtmektedir.

Bu zaferin büyümesi ve kesinleşmesi, bir taraftan İtalyan demokratlığının, di­ğer taraftan Batı demokratlığının eseri olacaktır.

Bu yolda beklenen ilk iki mühim olayın birincisi İtalyarun, İngiltere, Fransa ve Benelux devletleri tarafından kurulan ittifak manzumesine iltihak etmesi ve bu manzumeyi kuvvetlendirmesidir. ikinci olay ise, İtalyanın Marshall plânından faydalanmak sayesinde çarçabuk kalkın­ması ve Avrupa medeniyetini koruyan faal âmiller arasında yer almasıdır.

Hulâsa imtihanın neticesi sevinç verici­dir. Demokrasi, komünizme karşı muzaf­fer olmuştur.

1 Nisan 1948

— Londra:

Avusturya meselesini incelemekte olan , bakan muavinlerinin bu sabah yaptık­ları toplantı sırasında Fransız delegesi, Fransız ve Sovyet noktai nazarlarının hissedilir derecede birbirine yakm bulun­duklarına işaret etmiş ve şu hususların incelenmesini kabule hazır bulunduğunu beyan etmiştir:

— Avusturya'nın mal olarak yapacağıÖdemelerdebirazaltmayapılarakdövizolarakÖdemedebirartırmasağlanması.

— Yabancı memleketlerde bulunmaktaolan Avusturya malları üzerinden alına­
cak olan tazminatın arttırılması.

Diğer taraftan İngiliz Delegesi Avustur­ya mallarına ve Tuna üzerindeki seyrü efere, müteallik bazı şartlar ileri süre­rek Avusturya tarafından Rusya'ya nak­den ödenecek tazminat hakkındaki yeni rakamıkabuledeceğinibildirmiştir.

Amerikan Delegesi, Amerikan Heyeti tarafından evvelâ teklif edilmiş olan mik­tarı Avusturya'nın Ödeme imkânlarına nisbeten artırmaya hazır bulunduğunu bildirmiştir.

Delegeler toplantılarına yarın sabah de­vam edeceklerdir.

5 Nisan 1948

— Londra :

Dışişleri Bakan muavinlerinin bugün Londra'da yaptıkları toplantı ihtiyatlı bir iyimserlikhavasıarzetmektedir. Rus'lar ve Batıdevletleritarafındanyapılmış

olan" tavizler dikenli bir mesele olarak belirmişbulunan Avusturya'dakieski

Alman malları meselesinin bir hal çare­sine bağlanması ihtimallerini çoğaltmak­tadır.

Petrol meseleleri bahsinde yapılmış olan tavizler yarınki toplantıda nihaî tasvibe sunulacaktır.

Bakan muavinleri bundan başka diğer meselelerin müzakerelerinde de gelişme­ler sağlamışlardır. Rus'lar Tuna üzerin­deki seyrüsefer hakkında ileri sürdük­leritaleplerinmiktarınıazaltmışlardır.

12 Nisan 1948

—Viyana:

ingiliz kaynaklarında öğrenildiğine göre, ingiltere'nin Avusturya Yüksek Komiser Yardımcısı General Winterton, son gün­lerde Ruslarca kontrol işi takviye edilen Sovyet - Ingîliz bölgeleri sınırındaki Semmering Dağ geçitinden geçmekten men edilmiştir.

—Viyana:

Ruslar,busabahViyana'danSchwechat'daki ingiliz - Fransız hava alanına giden milletlerarası yolu kontrol altına almışlardır. Diğer taraftan İngiltere'nin, Avusturya'daki Yüksek Komiseri Gene­ral Galloway'm dün ve dün gece İngiliz ve Rus bölgeleri arasındaki hudutta vu­ku bulan hâdiseler hakkında bugün öğ­leden sonra Rus Yüksek Komiseri Ge­neral Kurasov ile bir görüşme yapması beklenmektedir.

İngiliz Yüksek Komiserinin Muavini olan General Winterton'un dün Semmering'-de bir saat tutulmuş olduğu ve Rus'lar tarafından kararlaştırılmış bulunan ye­ni kontrol formalitelerinin yürürlüğe girmesidolayısiyleikiİngiliztreninin

hareketinin geciktirilmiş olduğu hatır­lardadır.

—Viyana :

Yetkili bir İngiliz kaynağından öğrenil­diğine göre, Avusturya'daki Sovyet Yük­sek Komiseri General Kurasof, Avus­turya'daki ingiliz Yüksek Komiseri Ge­neral Galloway'i kabul etmeyi reddetmiş­tir. General Galloway, Sovyet Yüksek Komiserine Sovyet ve ingiliz bölgeleri hudutlarında dün ve geceleyin husule gelen hadiselerden bahsetmek istemekte idi. General Kurasof, Viyana'nın. Kızıl-ordu tarafından kurtarılması münasebe­tiyle yapılan merasimlerde hazır bulun­mak mecburiyetinde olduğunu ileri sür­müştür.

Galloway hadiseler hususunda Kurasof nezdinde yazıyla protestoda bulunmuştur,

13 Nisan 1948

—Viyana:

Avusturya'daki İngiliz Komutanı Gene­ral Galloway, dün akşam Sovyet'lerin Avusturya işgal kuvvetleri Başkomutanı General Kurassov'a gönderdiği mektupla, giriş - çıkış vesikalarına fotoğraf yapış­tırılması hususundaki yeni Sovyet talep­lerini protesto etmiştir.

ingiliz askerî trenleri bu gece yeniden mutad servislerine başlıyacak ve dün durduruldukları Semmering Dağ Geçi­dinde bulunan Sovyet kontrol noktasına varacaklardır.

Bu trenleri idare eden İngiliz subayları,

evvelce muteber olan vesikalardan baş­ka vesika ibraz etmemek emrini almış­lardır.

— Viyana:

Sovyet muhafızları, Viyana civarında iki İngiliz trenini durdurarak yolcuların fo­toğrafları ile birlikte hüviyet varakaları­nı ibraz etmelerini istemişlerdir. Trende

bulunmakta olan askerî komutanlar, ge­rekli olan şeyin, dört büyük devlet ta­rafından verilmiş olup iki buçuk sene-denberi muteber bulunan izin kâğıdı ol­duğunu beyan ederek bu talebi kabul etmekten imtina etmişlerdir.

Sovyet muhafızlarının İsrardan vazgeç­meleri üzerine, iki buçuk dakikalık bir tevakkuftan sonra trenler yollarına de­vam etmiştir.

14Nisan 1948

—Viyana :

Sovyet nöbetçileri dün Viyana civarın­da bir ingiliz uçak alanına gitmekte olan ingiliz askerî kuryesini tevkif etmişler­dir.

Kurye, Londra'ya gönderilen askerî ve siyasî vesikaları hamil bulunmakta îdi. Rus nöbetçiler Kuryeden gönderilmesi usulden olan normal vesikalardan başka hüviyet varakasını göstermesini istemiş­ler, Kurye de aldığı emir gereğince hü­viyet varakasını göstermekten imtina et­miştir.

İngiliz makamlarının bir sözcüsü, Rus nöbetçilerinin bu talebinin 1945 de dört büyükler tarafından aktedilen andlaşma hükümlerine aykırı olduğunu söylemiş­tir.

İngiliz makamları Pazartesi günü yaz­dıkları ve Sovyet makamları nezdinde Sovyetler tarafından Avusturya'daki sey­rüsefere konan yeni tahditleri protesto eden notaya henüz bir cevap alamamış­lardır.

15Nisan 1948

—Viyana :

Nafen'in Özel muhabiri bildiriyor : Komünistlerin Çekoslovakya'da husule gelene müşabih bir komünist darbesini Avusturya'da da desteklemeye hazırlan­dıkları zannedilmektedir. Güvenilir müt­tefik kaynaklarından öğrenildiğine gö­re, bu komünist darbesi önümüzdeki haftalar içinde yapılacaktır. Batı mütte­fiklerinin kara ve demiryolu münakale­sinin Sovyet'ler tarafından kontrolü hu­susunda Rus'ların ailmış oldukları ted­bîrler bununla ilgili addolunabilir. İlk ön­ce- müttefik kuvvetlerinin Viyana'ya doğru hareketlerinin önce Rus makam­ları tarafından tasvip olunması hakkın­da teklif kaydedilmektedir. Bu teklif, bi­lindiği gibi reddedilmiştir, ikinci olarak da,Avusturya'dahalkarasındahusule

gelecek karışıklıklara müttefiklerin mü­dahale etmemeleri meselesini yarın müt­tefik kontrolüne arzetmek hususundaki Sovyet teşebbüsü dikkati çekmektedir. Filhakika bu tekliflerin ve Viyana'y^ giren veya çıkan müttefik askerî perso­nelinin vesikalarının tetkiki için kuru­lan Sovyet kontrol merkezlerinin gaye­sinin Viyana'yı tamamiyle tecrit etmek olduğu söylenmektedir. Şehirde bulun­makta olan müttefik kuvvetlerinin bir komünist darbelerinin vuku halinde Avus­turya Hükümetinin imdadına yetişmeleri imkânsız olacaktır. Herhangi bir komü­nist darbesine karşı tek muhafız teşkilâ­tı «Sovyet silahlı muhafızları» olacaktır. Rus subayları tarafından talim ettirilen bu komünist muharipleri Avusturya po­lisinden, daha iyi bir şekilde silahlandı­rılmışlardır. Bunların sayısı şimdilik iki-bindir ve bunu artırmakiçin de bütün

gayretler sarfedilmektedir. Bu muhafız­lar parasız yemek yemektedir. Bunlar, haftada sekiz ingiliz lirası aylık almak­tadırlar ki, bu vasat Avusturyalının üc­retinin üç mislidir.

Bütün Avusturya • sendikaları, üyelerini bu muhafızlara iltihak etmemeye iknaya çalışmaktadırlar. Avustuirya sivejsî par­tileri, başbakan veya diğer belli başlı ba­kanlar vazifelerini ifa edemiyecek bir duruma geldikleri takdirde hükümetin vazifesine devamını sağlamak maksadiy-le plânlar yapmışlardır. Müşahitlerin hepsi Rus'ların niyetlerini bu kadar meş'um bir şekilde yorumla­mamaktadır. Bazılarının kanaatince, Sov­yetler, Avusturya barış andlaşmasinda tavizler elde etmek için baskılarını art­tırmaktadırlar. Diğer bir kısmı ise, bunu Berlin olaylarının temadisi olarak telâk­ki etmektedir.

Çok vahim bir mahiyet arzeden başka bir nokta da eğitimi komünist doktrini­nin yayılması için bir âlet haline getir­mek yolunda süratli terakkiler kaydedil­mekte olmasıdır. Talebelere öğretmenle­rinden görecekleri «menfiliği» derhal bil­dirmeleri öğretilmektedir. Bundan başka siyasî eğitim hakkında ayrı bir İsrarla durulmaktadır. Yem kitaplar basılmış­tır. Bütün sınıfların şeref köşesinde Stalin'in resmî asılı bulunmakta ve ho­calar talebelerine memleketlerinin «kur­tarılması» dolayısiyle Stalin'e ve Sovyet'­lere karşı oan «minnettarlık» borçlarını anlatmak görevi ile mükellef tutulmak­tadırlar. Üniversitelerde talebelere Leni­nizm, Stalinizm ve Komünistler tarafın­dan icat edilmiş olan başka doktrinler öğretilmektedir.

Kısacası, müzik programları ve tiyatro­larda oynanan piyesler de dahil olmak üzere herşey komünist merkez komite­lerinin kontrolundangeçmektedir.

—Prag :

Burada resmen bildirildiğine göre, Çe­koslovak güvenlik teşkilâtı mensupların­dan 30 kişi tevkif edilmiştir. Bu şahıslar, Çekoslovak buhranının husulünden en az bir müddet önce yapılan bir toplantıya iştirak etmekle suçludurlar. Bahis mev­zuu yapılan bir toplantıya davet eden bir karar sureti kabul edilmişti.

11 Nisan 1948

—Prag:

Çek Katolik Partisi de yakında yapıla­cak seçimlerde tek liste fikrini kabul et­tiğini bildirdiğinden 23 Mayıs seçimlerine bütün partiler tek liste ile katılmış bu­lunacaklardır. Her partiye bu listede ayrılacak aday sayısının yüzde nisbetini öğrenmek çok ilgi çekici olacaktır. Par­lâmento komisyonlarında partilerin tem­sili için son günlerde kabul edilen yüz­de nispeti esas olarak alındığı takdirde komünist partisi adaylarının diğer parti­lere kıyasen üçte iki nispetinde seçilmiş, olacakları kolaylıkla anlaşılır.

13Nisan 1948

—Washington :

Slovak Demokrat Partisi ve Slovak Millî Meclisi eski Başkanı Joseph Lettrich dün burada uçaktan indiği sırada kendisini karşılamağa gelen gazetecilere şöyle de­miştir :

«Çekoslovakya bugün demir perdenin gerisinde ve nazi rejimi altında asla kar­şılaşmadığı en çetin ve acı bir baskı al­tında kalmış bulunmaktadır.»

Kendisinin Washington'da ilk hedefinin Çekoslovakya'nın eski Büyükelçisi Juras Slavik ve yine Çekoslovakya'nın Birleş­miş Milletler Kurulundaki eski Delegesi Dr. Papanek ile buluşmak olduğunu sÖy-liyen Lettrich, Slovakya'dan kaçmak is-tiyen binlerce insana yardımın bir zaru­ret olduğunu anlatmıştır.

Kaidesinin ve AlbayAmbrus'un refa-

kelinde buraya gelen Lettrich, kendi Çe­koslovakya'dan kaçmağa muvaffak olan­lar arasında parlâmentonun 24 üyesi ve Çok Sosyal Nasyonalist, Çek halk, Çek demokrat ve Demokrat Slovak partileri genel sekreterleri bulunduğunu ve bun­ların Birleşik Amerika'ya gelmek ümi­diyle halen Londra'da olduklarını ilâve etmiştir.

Lettrichin kardeşleri 24 saat Washington'-

da kaldıktan sonra Şikago'ya hareket edecekler ve Çekoslovakya'nın Ottawa eski Ataşemiliteri olan Albay Ambrus de New-York'a gidecektir.

—Prag :

Çek Genel Kurmayına mensup 4 suba­yın Bavyera'ya kaçmış oldukları bildiril­mektedir. Bundan başka ufak polis hu­dut birlikleri de Bavyera'ya iltica etmiş bulunmaktadır. Hudutlar daha sıkı bir nezaret altında bulundurulmakta ve şim­di Alman topraklarına iltica eden Çek mültecilerininsayısıdahaazalmaktadır.

14Nisan 1948

—Prag:

Çekoslovak Meclisi Teşriî Dokunulmaz­lık Komisyonu beş saylavın ve bu arada yabancımemleketlere kaçmışbulunan Katolik Partisinden eski Genel Sağlık Bakanı Prochazka'nm teşrîî dokunulmaz­lıklarının kaldırılmasına karar vermiş­tir.

Millî Sosyalist ve Katolik Partisine men­sup başka saylavlar ds, Saylav Zverina gibi, Çekoslovakya'nın Sovyet Rusya'ya yiyecek maddeleri göndermekte olduğu söylentilerini yaydıkları ve yahud say­lavlardan Horak ve Randa gibi halk de­mokrasisi rejiminin gülünç göstermeğe çalıştıkları suçu ile itham edilmiş bu­lunmaktadırlar.

Bundan başka, Çekoslovakya'nın eski Maliye Komiseri ve Demokrat Slovak Saylavı Jaouskou da, Millî Emniyet Me­murlarına karşı gelmek suçundan mah­kemeye verilmiştir.

15 Nisan 1948

—Prag:

Yeni Çek Anayasası dün Millî Cephe MerkezKomitesinesunulmuştur.

Prag Radyosu, bu anayasanın başbca hü­kümlerini yayınlamıştır. Yeni anayasa hükümleri gereğince, iktidarın tek kay­nağı millettir. Bütün Çek vatandaşları, söz, şahıs serbestisinden ve öğretim, ça-

Ilşma, ve hastalara yardım haklarından istifade edeceklerdir. Her 18 yaşına ba­san kimsenin seçimlere katılmaya hakkı vardır. 6 sene müddetle seçilecek bir tek: millî meclis bulunacak, başkan bu mec­lis tarafından ve 7 sene müddetle seçi­lecektir. Anayasada yargıçların ancak halkçı bir demokrasinin umdeleri ile bağlı olacakları tasrih edilmektedir.

17 Nisan 1948

-Prag:

Bugün Prag'da sosyalistler ve komünist­ler tarafından yayınlanan bir demeçte, Önümüzdeki ay zarfında Çekoslovakya'da yapılacak seçimlere müştereken iştirak edecekleri bildirilmektedir.

Demeçte siyasî sebeplerden dolayı yeni partinin temelini komünistlerin teşkil edecekleriilâveedilmektedir.

19Nisan 1948

—Eratisîava :

Slovak Demokrat Partisi Şefi eski Saylav ve Başkan M. Janursiny'nin mahkemesi Bratislava'da bağlamıştır. Kendisiyle bir­likte yargılanmakta olan diğer 15 Çekos­lovak devlete karşı cinayette bulunmak ve suikast hazırlamaktan sanıktır. Ittî-hamnamede M. Ursiny, Başbakanlığı sı­rasında devlete ait bazı sırları şimdi mezkûr sanıklar arasında bulunan M, Obuch'a vermiş olduğu ve onun da bun­ları muhacirlere ve Birleşik Amerika'ya bildirmiş olduğu belirtilmektedir. M. Obuch. Çekoslovak kabinesinde cereyan etmiş olan müzakerelerin mazbatalarını Vatican'a göndermiş olmaktan da ayrıca sanıktır.

Savcı, M. Obuch'm ölüme ve M. Ursiny'-nin de 5 - 10 sene harpse mahkûm edil­melerini istemiştir. M. Obuch, suçunu kabul etmiştir.

20Nisan 1948

—Prag:

Eski Millî Sosyalist Partisi olan Çekos­lovak Sosyalit Partisinin hareket komi­tesi, yayınlamış olduğu bir tebliğde, sos­yal demokrat parti ile komünist partinin yakında vukubulacak birleşmelerini mü­sait bir şekilde karşılamakta ve sosyal demokrat partisinin komünist partisi ile yakın ve samimî bir işbirliği azminde ol­duğunu belirtmektedir. Hareket Komite­sinin tebliğinde, Şubat olaylarından son­ra partilerin, ezcümle sosyalist partilerin «birliğe» doğru temayül etmiş oldukları tebarüz ettirilmektedir. Tebliğden çıkarılan manaya göre. sosya­list partisinin, henüz birleşme vaktinin gelmemiş olduğu fakat böyle bir ihtima­lin daima olacağı kanaatinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Helsinki'ye dönen iki Fin delegesini ge­tirmiş olan Rus uçağı bugün öğleden sonra 13 e kadar bu delegeleri bekliye-eektir. Eğer bu saate kadar Finlandiya­lılar Sovyet tekliflerine katı cevaplarını hazırlamıyacak olurlarsa uçak delegeleri almadan dönecektir.

Molotof tarafından verilmiş olan bu ka­rar şunu gösteriyor ki, Başkan Pasikivi içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulabil­mek için ancak 24 saatlik bir mühlete sa­hip olmuştur.

Helsinki'de bulunan müşahitleri nifade ettiklerine göre, Rus'ların takındıkları bu tavır, Fin'lerin gizli Genelkurmay gö­rüşmelerine katılmaktan çekinmeleri ve aktolunacak askerî antlaşmada âcil va­ziyetin hangi vaziyet olduğu hususunda karar vermek hakkının Finlilere bırakıl­ması hususundaki arzularıdır.

Başkan şimdi Moskova tarafından yapı­lan tekliflerin yapılacak ufak tefek ba­zı tadiller sonunda beklenebilecek en müsait teklifler olduğu hususunda siya­sî partileri ikna etmek zorundadır.

Helsinki'de «Ültimatom» kelimesini kul­lanmaktan bir dikkatle çekinilmektedir. Bununla beraber başkanlık sarayında hummalı bil' faaliyet göze çarpmaktadır. Dün öğleden sonra başkan sarayda bir toplantı yapmıştır. Bu toplantıya Fin Di-. yet Meclisi Başkanı, Başbakan Yardımcı­sı, Endüstri Bakanı, Ordu Başkomutanı ve Moskova'dan gelmiş bulunan iki de­lege iştirak ermişlerdir. Toplantı gece çok gee vakitlere kadar devam etmiştir.

5 Nisan 1948

— Helsinki:

Finlandiya ordusunda hizmet müddeti uzatılmıştır. Son terhisten sonra silâh al-tmda bulunanların sayısı o kadar azal­mıştır ki' ordu vazifesini ifa edemiyecek bir duruma düşmüştür.

6 Nisan 1948

— Helsinki:

Rus ve Fin müzakereleri inkıtaa uğra­mıştır. İki murahhas heyet 10 günden-beri ilk defa olarakdün akşam resmî oturumlarını yapmışlardır. Bu toplantı, Mareşal Stalin'e gönderilen ve Sovyet tekliflerini abugünkü şekli ile» kabul et­menin Fin Hükümet ve Parlâmentosuna ait bulunduğuna işaret eden ikinci mek­tubunun uçakla varışından sonra yapıl­mıştır. Başkan Paasikivfnin, Fin'lerin hayatî bir mahiyeti haiz olarak belirtmiş bulun­dukları tahditler, mevcut olmadan en ufak bir askerî hüküm dahi ihtiva eden bir paktı Fin Parlâmentosunun reddede­ceği kanaatinde bulunduğunu açıkça bil­dirmişolduğuzannedilmektedir.

Malûm olduğu veçhile bu tahditler, bu paktın askerî hükümlerinin tatbik saha­sına konulmasını icabettirecek şartların mevcudiyetini tesbit etmek hakkının Finlandiya'ya ait olması ve Rus'ların Fin­landiya halkı tarafından açık bir davet vukubulmadan Fin topraklarına girme­meleri gerektiği yolundadır.

Helsinki Hükümeti bundan başka, Fin­landiya kıtalarının sadece kendi anava­tanlarını korumak için kullanılacakları yolunda teminat vermesini talebetmek-tedir. Rus'ların. Finlandiya'yı kendi sa­vunma bölgelerinin bir kısmı haline ge­tirmek yolundaki niyetleri gayet bariz olduğundan Finlandiya'nın ilk tahdit üzerindeki İsrarı her iki memleketin nok-tai nazarları arasrrtda mevcut ihtilâfı açık bir şekilde belirtmektedir.

Fin'lerin gidebilecekleri veya gitmek is­tedikleri en son noktaya kadar gelmiş oldukları açıkça görülmektedir. Rus'lar aşırı taleplerinden vazgeçmedikleri tak-nirde müzakerelerin kesilmesi kimseyi hayrete düşürmiyecektir. Burada belir­tildiğine göre, Finlandiyalıların sıkı bir şekilde hareket etmelerine sebep olan âmillerden birisi de ingiliz ve Amerika­lıların Berlin'de Sovyetlere karşı takın­mış oldukları sert durumdur. Batı devletlerinin Finlandiya'nın istikbali hakkındaki ümitlerini kaybetmemiş ol­dukları hakkında yeni teminat, bu mem­leketin ziraî makineler satın almasını sağlamak için Amerika tarafından Fin­landiya'ya 500.000 ingiliz lirasına varan bir kredinin açılmasıyle verilmiş bulun­maktadır.

27Nisan 1948

—Helsinki:

Finlandiya Diyet Meclisinin Dışişler Ko­misyonu, Rusya ile İmzalanan andlaşma-nın tasvibini tavsiye etmiştir. Diyet Meclisi, antlaşma hakkındaki mü­zakerelerine başlıyacak ve müteakiben antlaşma oyakonulacaktır.

—Helsinki:

Finlandiya İçişleri Bakanı ve Fin Komü­nist Partisi Üyesi M. Prjo Leiko- bu ak­şam radyo ile yayınlanan bir hitabesin­de Finlandiya'daki bugünkü siyasî ha­vada bir ağırlık bulunduğunu belirtmiştir. M. Leiko sözlerine devam ederek bu ağır­lıktanşuşekildebahsetmiştir:

Bu gerginlik ve doğurmuş olduğu gayri tabii şartlar Temmuz ayında yapılacak olan seçimler için normal bir başlangıç­tan pek fazla birşey ifade etmektedir. Bu günkü barışçı demokratik politika­mızı takibe devam etmelûniyiz yoksa harpten önceki politikamızın sebebiyet varmış olduğu iaha vahim neticelere sevkedebilecek olan eski politikamıza mı dönmeliyiz? Milletlerarası siyaset saha­sında artmaya devam eden gerginlik memleketimizdeki demokrasi aleyhtarı kuvvetlere yeni ümitler vermiştir. Bu. demokrasi aleyhtarı kuvvetler, şimdi, hü­kümet mekanizmasında mühim bir amil olan ve bugünkü siyasetimizi diğer her­hangi bir siyasî gruptan daha samimî bir şekilde kontrol eden solcuların bîr hü­kümet darbesi plânı hazırladıklarından bahsetmektedirler.

28Nisan 1948

—Helsinki:

Finlandiya'da sıkı yönetim ilân edilmesi­nin sebebinin Çekoslovakya'da vukua gelene müşabih bir komünist darbesinin husule gelmesinden endişe, duyulması olduğu zannedilmektedir. Garnizon kuv­vetlerinin izinleri kaldırılmış, Polise ha­rekete hazır bulunmak emri verilmiş ve iki topçeker Helsinki Limanına getiril­miştir. Silâh, fabrika ve depolarının mu­hafızlarının sayılarıartırılmıştır.

Zannedildiğine göre, hükümet komünist­lerin, Sovyet - Fin antlaşmasının tasdiki sırasında bir hükümet darbesi ika ede­cekleri hakkındamalûmat almıştır.

—Helsinki:

6 Nisan'da imzalanan Fin - Sovyet işbir­liği ve karşılıklı yardım antlaşması bu sabah Finlandiya Parlâmentosu tarafın­dan 11 muhalife karşı 157 oyla tasvip edilmiştir. 31 saylav mecliste bulunma­maktaydı.

Antlaşmanın ihtiva ettiği bazı ihtiraz kayıtlarının kaldırılması hakkındaki ko­münistlerin teklifi 47 ye karşı 133 oyla reddedilmiştir.

Antlaşmanın topyekûn reddedilmesine dair olan liberallerin teklifi de 16 muha­life karşı 149 oylareddedilmiştir.

29 Nisan 1948

—Helsinki:

Sovyet Rusya ile imzalanan mütekabil yardım paktı dün Finlandiya Parlâmen­tosuna sunulduğu zaman, komünistler hariç olmak üzere, bütün partilerin üye­leri her fırsattan istifade ederek paktın tasvibine taraftar olduklarını ve fakat bunun, Dışişleri Komitesinin raporunda belirtilen kayıtlarla yapılmasını söyle­mişlerdir.

Antlaşma, 11 e karşı 157 oyla tasdik edil-:;miştir.

Dışişleri Komitesinin raporunda antlaş­ma maddelerinin tefsiri tahdit edilmek­tedir.

Polis idaresi, komünist olan Dahiliye Ba­kanı Leino'dan alınarak - Cumhurbaşka­nına verilmiştir. Cumhurbaşkanının bu kararına, bakan ile Helsinki Polis Müdü­rü Gabrielson arasındaki ihtilâfın sebep olduğu bildirilmektedir. Bir müddet ev­vel, Gabrielson, komünistler tarafından kontrol edilen polise ait otomatik silâh fazlasını emniyete almak için tedbirlere başvurmuştu. Leino ise silâhların geri verilmesi için İsrar etmiş ise de bu mü­racaatı Cumhurbaşkanı ve Hükümet ta­rafından reddetmiştir.

20 Nisan 1948

— Moskova :

Moskova Radyosunun bildirdiğine göre, Komünist Partisi Merkez Komitesi Vo-roşüovgrad eyaleti komitesini şiddetle tak­bih etmiştir. Buna sebep bu komitenin beş yıllık plânın tatbiki hususunda iyi bir propaganda teşkilâtı kuramamış ol­masıdır.

— Paris:

Kief Radyosu bu sabah, Ukrayna Komü­nist Partisi Sekreteri Krugef'in bir deme­cini yayınlamıştır. Kuruşef bu demecin­de «parti idarecilerinden büyük bir ek­seriyetin smaî teşebbüslerde tatbik ettik­leri fena idare tarzını «şiddetle tenkit etmektedir.

2 Nisan 1948

—Atina :

Yunan ordusu nezdindeki Amerikan ir­tibat subaylarının verdikleri malûmata göre, Yunan Hükümet kıt'aları Prusia Dağında asiler tarafından tutulan ehem­miyetli bir istinat noktasını ele geçir­mişlerdir. Asiler, Selanik'i bombardıman ederken buradan harekete geçmişlerdi. Yine ayni subayların ifadelerine göre, asiler çevrilmekten kurtulmuşlardır. Şim­di hükümet kuvvetleri bunların ric'at et­melerine mani olmağa çalışmaktadırlar. Diğer taraftan Arnavutluk hududunun pek yakınında bir yerde de ehemmiyetli harekâtın cereyan ettiği bildirilmektedir.

—Atina:

Genelkurmaydan tebliğ edilmiştir: Makedonya'da Krusia ve Kerdilon dağ­ları Üzerinde savaglar devam etmektedir. Ordu çetecilerin bütün mevzilerini işgal etmiş ve Önemli miktarda malzeme ele geçirmiştir. Partizanlara 25 Ölü verdirilmiş ve 21 kişide esir edilmiştir. Hükümet kuvvetlerinden bir kişi yaralanmıştır.

Epir'in kuzeyinde savaşlar devam et­mektedir.

—Atina:

Kuzey Yunanistan'dan tahliye edilmiş olan binden ziyade Yunan çocuğu bugün Atina bölgesine gelmiştir. Bunların ek­serisi 6 ile 13 yaşları arasındadır. Bu ço­cuklardan 700 kadarı . Cumartesi günü Selanik bölgesine gelmiştir. Bütün bu çocuklar, çeteciler tarafından kaçırılmala-rına mani olmak üzere hükümetin emri ile hudut bölgesinden uzaklaştırılmiglardır.

3Nisan 1948

—Atina:

Ordu birlikleri merkezi Makedonyada Krusia dağlarından güneydoğu istikame-thıde kâin Flamburi dağlarına geçmeğe muvaffak olan çetecilere hücum, etmiş­lerdir. Bu mevki Selaniğe 50 kilometre, mesafededir. Şimdiye kadar ordu ve ha­va kuvvetleri tarafından çetecilere ver­dirilen kayıplar 116 ölü ve 75 yaralıdan ibarettir. Kurmay Başkanı General Yant-zis çetecilerin bu bölgedeki kayıplarını mevcutlarının yüzde otuzu kadar tah­min etmektedir.

Epir'in şimalinde kâin Murgana sıra dağ­larında harp 20 kilometrelik bir daire içinde Povla'dan Gusovitsa'ya kadar de­vam etmektedir. Bu bölgeyi müdafaa eden 1200 çetecinin ölü ve yaralı olarak kayıpları 150 kişidir.

4Nisan 1948

—Atina :

Atina Askerî Mahkemesi dünkü oturumu sonunda, çetecilere yardımdan suçlu ko.-münistlerin yargılanmasını sona erdir­miş ve bunlardan 6 sim ölüm, 9 unu müebbet kürek ve 4 ünü de 5 ilâ 20 yıl hapis cezalarma çarptırmıştir. Casusluktan suçlu başka 73 komünistin yargılanmasına dün Selanikte başlan­mıştır.

—Atina:

Üçüncü Kolordudan yayınlanan resmî tebliğe göre, Makedonya'da Vertsiskon çevresinde ceryan eden., çarpışmalar çe­teciler için çok hırpalayıcı olmuftur. Partizanlar savaş yerinde 80 ölü bırak­mışlardır. Ordu kuvvetleri çeteleri ta­kibedevam etmektedir.

—Belgrat :

General Markos Kurmay Başkanlığının «Hür Yunan Radyosu» ile yayınlanan bir tebliğine göre, çeteciler, Kaliça civa­rında, hükümet kuvvetlerinin elinde bu­lunan Kalifoni müstahkem mevkiini 4 Nisan gecesi zaptederek bir millî muha­fız tabur karargâhını ve 57 askerî esir etmiglerdir.

Gene ayni radyonun bildirdiğine göre. çeteciler, Doğu Makedonya'da Dinetoka civarında Metaksadas'a girmişlerdir. Di­ğer bir çeteci grupu da Farsal Uçak Ala­nında bir çok hangarı tahrip etmiştir.

11 Nisan 1948

—Atina :

Yunan bahriyesinde bir suikasdin mey­dana çıkması üzerine açılan tahkikat ne­ticesinde 140 subay, gedikli ve erin askerî mahkemeye sevkedilmelerine karar ve­rilmiştir. '

Bu 140 kişi, Komünist Parti hesabına sabotaj yapmak ve gemileri batırmaya teşebbüs etmekten suçludurlar.

—Londra:

Yunanistan'dan alınan bir çok raporlara istinaden kanaatlerini izhar eden Londra resmî mahfilleri Yunanistan'daki asilerin artık hücumlarına muvaffak olamadıkları ve Yunan ordusunun yeni taktiği saye­sinde yavaş yavaş duruma hâkim olma­ya başladığı kanaatinde bulunmaktadır­lar. Daha bundan bir kaç hafta Önce Yu­nan kuvvetleri hücum teşkillerinden zi­yade «nöbetçi» rolünü ifa etmekteydi. Fakat bugün askerî birlikler çetecilerin tamamiyle işgal ettikleri bölgeleri sar­makta ve bunu müteakip Amerikan mal­zemesinin de yardımiyle buraları temiz­lemektedirler.

Bundan başka haber alma servisinin da­ha fazla iyileştirilmiş olduğu görülmek­tedir. Bununla beraber bu terakkiler iç harbîn yükünü henüz hafifletmiş değildir. Yunanistan'ın her tarafında yollar he­nüz emin değildir, köyler de yeter dere­cede müdafaa edilmemektedir. Bununla beraber âsiler, Grammos dağlarındaki büyük melcelerindeşimdi siper kazmak ve yuva inşa etmek ihtiyaçlarını hisset­tikleri gibi mayin tarlaları tesise başla­mışlardır. Bütün bunlar âsilerin yeni şe­kilde bir harbe hazırlandıklarını göster­mektedir.

Yetkili müşahitler, çetecilerin de büyük müşkülâtla karşılanmış olmaları gerek­tiğini, çünkü yeter derecede şefleri ol­madığım ve adamlarının talimlerinin tam olmadığını söylemektedirler.

12Nisan 1948

—Atina:

500 Partizan dün, Peleponez'in kuze­yinde bulunan ve Diakofta ile Kalavrita arasındaki tırtırh demiryolunun son nok­tasında bulunan Kalavrita şehrine taar­ruz etmişlerdir. Partizanlar şehre girme­ye muvaffak olmuşlardır. Son gelen ha­berlere nazaran hava kuvvetleri tarafın­dan desteklenmekte olan takviye kıtaları Kalavrita'ya doğru yola çıkmış bulun­maktadırlar.

Zagoria bölgesinden gelen 250 Partizan, Yanya - Kalpaki yolu üzerinde bulunan Asfaka mevkiinde hükümet kuvvetleri­ne hücum etmişlerdir. Bu savaşların ne­ticesihenüzbilinmemektedir.

Partizanlarla işbirliği yaptıklarından do­layı askerî mahkeme tarafından ölüme mahkûm edilmiş olan 8 askerin idam hükümleri bugün Lamia'da infaz edil­miştir.

13Nisan 1948

—Atina:

Atina Haberler Ajansının dün büdirdi-ğine göre, Patros civarındaki Kolavzıyta şehrine karşı 900 âsi tarafından girişilen taarruz, Kıral Paul'ün Adrias destroyerile bu bölgeye gelmesinden az önce, küçük Jandarma garnizonunun karşı taarruzu ile püskürtülmüştür.

Kalavzyta ulaştırma yollarını kesen âsi­lerin dalgalar halinde yaptıkları hücum­lar, Patrastan takviye kuvvetleri gelin­ceye kadar 15 saat sürmüşse de Jandar­maların karşı koymalariyle akim kal­mıştır. Peloponez bölgesinde teftiş seyyahatine çıkmış olan Kıral PaulPatras'a gelince çarpışmadan haberdar edilmiştir. Kıra! bazı bahriye subaylarını görmek, için bir ara karaya çıkmış ve şehre resmen bugün çıkmak üzere gemiye dönmüştür.

14Nisan 1948

—Atina:

Hükümet kaynaklarından haber verildi­ğine göre, Patras, Agyon ve Korent'ten gönderilmiş olan takviye kuvvetleri Peloponezin kuzeyinde Kalavrita kasa­basını kurtardıktan sonra dağlık bölge­de kaçmakta olan çetecileri takibe baş­lamıştır.

Kalavrita hücumundan bahseden Harbi­ye Bakanı Stratos «çeteciler muayyen bir bölgeyi müdafaa etmek mecburiye­tinde olmadıklarından ve geniş bir ha­ber toplama şebekesine malik bulun­dukları için istedikleri yerde hücuma ge­lebildiklerinden büyük bir hareket ser­bestisine malik olduklarını» bildirmiş­tir. Bakan , memleketin çetecilerden ancak geniş mikyasta harekâtla temiz­lenebileceğim, fakat bu gibi harekâtın 400.000 kişiden müteşekkil bir ordu ge­rektireceğini söylemiş ve Yunan ordu­sunun halen 200.000 kişiden ibaret oldu­ğunu sözlerine ilâve etmiştir.

—Atina :

Bir Jandarma bölüğü Sparta Hapishane­sine girerek gardiyanları hareketsiz bı­raktıktan sonra hapishanede bulunan 26 komünisti öldürmüş, altısını da yarala­mıştır.

15Nisan 1948

—Atina:

Mevkufbulunan26komünistinYunan

Jandarmaları tarafından öldürülmesi hadisesi hakkında alman tamamlayıcı göre jandarmalar, bölük ku­mandanı ile 4 Jandarmayı taşıyan oto­mobilin maynlara çarparak havaya uç­tuğunu öğrendikten sonra intikam al-maic üzere zırhlı vasıtalara binmişler ve hapishane gardiyanlarını zarar veremi-yecek bir hale koymuşlardır. Nizamı tesise çalışan Jandarma kuman­danı öldürülmüştür. Umumî Asayiş Ba­kanıderhal tahkikata başlanmasını emretmiştir. Başbakan Sofulis ve muavini Tsaldaris' Genelkurmay Başkanı Yan-tizia'dan isyan eden Jandarmaların mi­sal teşkil edecek surette cezalandırılma­larını istemişlerdir.

—Atina:

Yunan ordusu, Drama'nın 24 kilometre kuzeyinde Papadhas Köyü civarında sa­yıları 2.000 kadar tahmin edilen çeteci kuvvetlerini temizlemek maksadiyle bir hücuma girişmiştir. Çetecilerin elinde iki sahra topu ile bir miktar havan topu bu­lunmaktadır. Etrafı hemen hemen tama-miyle sarılmış olan bu çeteciler, daha şimdiden büyük kayıplara uğratılmıştır. Hükümet kuvvetleri dün çeteciler etra­fındaki ağı sıklaştırmağa devam etmiş­lerdir. Yunan hududundan gelen 500 ka­dar başka bir çeteci grupu arkadaşlarının yardımına gitmeye çahşmışlarsa da da­ğıtılmışlardır.

Yunan hava kuvvetlerine ait Spİtfire uçakları Kalavrita'ya girmiş olan çete­cileri hırpalamaktadır. Bu çeteciler, şim­di Patras ve Korent'ten gelen hükümet kuvvetleri tarafından dağlara sürülmek­tedir. Patras'dan gelen bîr hükümet bir­liği Kalavrita'yı üç gün devam eden sa­vaşlardan sonra tamamiyle temizlemiş­tir.

16Nisan 1948

—Atina:

Basın haberlerine göre 14/15 Nisan ge­cesi Partizanlar Trakya'da Iskeçe şehri­ni top ateşine tutmuşlardır. 50 mermi atılmıştır. 5 kişi ölmüş, biri çocuk olmak üzere 9 kişi yaralanmış, 50 kadar da ev harap olmuştur.

17Nisan 1948

—Atina:

Bu hafta Trakya'da bulunan Gümülcüne Dimetoko ve Dedeağaç şehirlerinin bom­bardımanı hakkında gelen yeni tafsilât­tan anlaşıldığına göre çeteciler tarafından atılmış olan obüsler Bulgaristan'da imal edilmiştir.

Çeteciler, Dedeağaç'ta şehre girmeye mu­vaffak olmuşlar ve katliamda bulunmuş­lardır.Trakya'dayaşamakta,olanhalk, çeteler tarafından hırpalanmaktadır. 7 ilâ 24 Mart tarihleri arasında kaçırılan 1600 çocuğun 1003 inden fazlası Trakya'da yaşamaktaydı. Çetecilerin Yunan Bul­gar hududu boyunca girişmiş oldukları yeni faaliyetin Papades yakınlarında hü­kümet kuvvetleri tarafından şiddetli bir baskıya maruz kalan âsiler üzerindeki tazyiki azaltmak gayesine matuf bulun­duğu zannedilmektedir. Çeteciler, kuvvetle mukavemet etmekte ve karşı taarruzlarda bulunmaktadırlar. Havadan bombardıman edilmekte olup ve Bulgar hududu istikametinde ric'at etmekte olan diğer çeteci grupları da Bulgaristan'da Kenu'dan açılan topçu ateşile desteklenmektedir.

—Atina:

İyi haber alan kaynakların bildirdikleri­ne göre, Liberal Parti Başkan Muavini Sofokîes Venizelos, dün, Kıra! Paul ile yaptığı görüşmede, hükümete dahil iki büyük partinin liderallerinin liberallerle halkçıların , Koalisyonu çerçevesi dahi­linde yeni şahsiyetlerden müteşekkil bir hükümet kurabilmeleri için kabinenin .olduğu gibi istifa ederek hükümette de­ğişiklik yapılmasının elzem olduğu hu­susunda ısrar etmiştir. Sosyal Demokrat lideri George Papandreu İle yeni parti­nin lideri Spiridon Markezini'nin de bu­na müşabih teklifler ileri sürdükleri, yalnız hükümetin parlâmentoya dahil bü­tün partilerin iştirakiyle genişletilmesine taraftar oldukları ileri sürülmektedir, bununla ilgili olarak ilâve edildiğine gö­re, Kıra! Paul bu teklifleri Başbakan So-fulis'ebildireceğinivaadetmiştir.

—Atina:

Burada muhabirlerin kanaatince, âsüere karşı şimdiye kadar girişilmiş olan taar­ruzun en büyüğü başlamak üzeredir. Fakat Yunan kuvvetlerinin mühim yer değiştirmeleri, harp esnasmdakine mü­şabih tam tedbirler vasıtasiyle, tamamiy-le gizli tutulmaktadır.

Zannedildiğine göre başlıca savaş mey­danı. Atina'nın 185' kilometre kuzey ba­tısında Lamia'mn biraz kuzeyindedir. Yeni talim görmüş olan bir tümen ses­sizce geçen hafta Yunanistan'ın kuzey kısımlarına nakledilmiştir. Halen bu bölge yakıninda en aşağı iki tümenin bu­lunduğu zannedilmektedir.

19 Nisan 1948

—Atina :

Geçen hafta içinde sıkı bir ketumiyet altmda yapılmış olan kıt'a hareketlerinin tahmin ettirdiği geniş ölçüde hücum hareketi şimdi merkezî Yunanistan'da çete kuvvetlerine karşı başlamış bulun­maktadır. Alâkalı makamlar henüz bu harekât hakkında tam bir ketumiyet muhafaza etmekteyseler de 20.000 kişi­lik bir hükümet kuvvetinin Rumeli'nin dağlık bölgelerinde takriben 4.000 kişi­lik bir çete grupunu sarmağa çalıştığı tahmin edilmektedir.

Bu iki kuvvet henüz birbirleriyle temasa geçmiş değillerdir. Ancak hükümst hü­cum komandoları bazı münferit grupla­ra taarruz ederek bunları tarnamiyle im­ha etmişlerdir. Karşı karşıya bulunan kuvvetlerin sayı bakımından farkları nisbetsiz olmakla beraber çetecilerin bu kabil araziden geniş ölçüde faydalana­bileceklerini hesaba katmak lâzımdır. Harekât 3.000 kilometre karelik arazi üzerinde cereyan etmektedir. Bu saha mihver işgali zamanında mukavemet için fevkalâde müsait bir herekât sahne­si teşkil etmiştir. Mukavemet hareketi bakımından şartların çok daha ağır ol­masına rağmen bu mukavemetçilerin kısmı azamı Almanlar ve İtalyanlardan kurtulmak imkânını bulabilmişlerdi. Şim­di de öyle görünüyor ki, bir çok âsüer kendilerini saran ağdan kurtulmak im­kânım bulabileceklerdir. Hükümet kuv­vetlerinin şimdiki halde faydalanabile­cekleri yegâne nokta âsilerin kâfi dere­cedeteşkilâtlanmışbulunmamalarıdır.

22 Nisan 1948

—Selanik:

Asi Markos lehinde casusluk etmekle suçlu 73 komünist hakkında Başsavcı aşağıdaki hükümlerin verilmesini iste­miştir :

40 idam, 19 müebbet kürek, 9 hapis ce­zası. Savcı ayrıca 5 suçlunun da beraatira talep etmiştir.

— Atina :

Basın muhabirlerinin bildirdiklerine ge­re Orta Yunanistan'da Vardhoussİa te­pelerinde bin kadar çeteci ordu kuvvet­leri tarafından kuşatılmıştır.

Oteyandan yine aynı kaynaklar Carpe-nissi kuzeyinde Tymphristos dağında ya­pılan çarpışmalarda çetecilerin ö!ü, ya­ralı ve esir olarak 120 kişi kaybettikleri­ni ilâve eylemektedir.

Bütün Orta Yunanistan'da ordu kuvvet­leri temizleme hareketlerine devam et­mekte ve tek mermi almaksızın bir çok köyleri işgal etmiş bulunmaktadır.

24 Nisan 1948

— Atina:

Söylendiğine göre Yunanistanla yeniden diplomatik münasebetlere girişmesi tavsi­ye edilen Bulgaristan, Yunanistan'ın Bulgar topraklarından isteklerinden vaz geçtiği takdirde bu davete cevap verme­ğe hazır bulunduğunubildirmiştir.

Fakat Yunan Başbakan yardımcısı Çal-daris beyanatta bulunarak Bulgaristan barış antlaşmasının kendisine tahmil et­tiği şartlan yerine getirmekten istinkâf ettiği müddetçe Yunan Hükümetinin gö­rüşmeleregirişmeyeceğinisöylemiştir.

Bundan başka Çaldaris Birleşik Ameri­ka ile İngilterenin yakında Sofya'da te­şebbüste bulunarak Bulgar Hükümetini, barış antlaşması şartlarının yerine ge­tirilip getirilmediğini kontrol ile mükel­lef komisyonun Bulgar topraklarına gir­mesine mani olduğundan dolayı protesto edeceklerini ilâve etmiştir. Komisyonun Bulgar topraklarına girmek istemesinden maksat Yunan - Bulgar hududunun si­lâhsızlanmasıişinikontroletmektir.

26 Nisan 1948

— Atina :

Yunan Genelkurmayının dun akşam neşrettiği tebliğde Artolina bölgesinde çeteciler tarafından dağa kaldırılan bin köylü Termopil'lerle Korent körfezi civarında dağlık arazide hükümetkuvvetleri tarafından girişilen hücum neti­cesinde kurtarılmıştır.

Çetecilerin kaçarken terk ettikleri S000 koyunluk bir sürü de hükümet kuvvet­lerinin eline geçmiştir.

—Atina:

Asiler, Yunanistan'ın merkezinde sayısı gittikçe artan şaşırtma hareketleri yap­maktadırlar. Bunun en mühimmi Tesai-ya'da Agrafa dağlarından gelen 500 çe­tecinin Kardites yakınında bir köye yap­tıkları hücum olmuştur. Yunan kara ve hava kuvvetleri bu hücumu bertaraf et­miş ve âsilere 150 den fazla kayıp ver-dirmiştir. Daha güneyde de şaşırtma ha­reketlerinin yapıldığı, fakat bunların mu­vaffakolmadığıbildirilmektedir.

27 Nisan 1948

—Atina:

Patras ve Aigion'un güneyinde, Chelmos Dağı civarında bulunan Kalavrita şehri­ne âsiler tarafından ayın başında yapılan hücum hakkında şu tafsilât alınmıştır:

1000 kişiden fazla bir âsi kuvveti şehre âni bir hücum yapmışlar ve kenar ma­halleleri ele geçirdikten sonra civarda bulunan tepelere çekilmişlerdir. Ertesi sabah erkenden, âsilerden bir kısmı şehre yeniden girmiş ve mîllî muhafızlarla Jandarmanın karargâh ittihaz etmiş ol­duğu elektrik santralına hücum etmiş­lerdir. Öğleye doğru cephaneleri biten müdafiler sığınmış oldukları binanın ateşe verilmesi neticesinde bîr çıkış yap­mak istemişlerdir. Binayı terkeden mü-dafilerden büyük bir kısmı elbombala-rile öldürülmüştür. Şehre tamamen hâ­kim olan çeteciler, banka ve posta mer­kezlerini işgal etmişler, bütün posta pa-

ketlerile bankalarda bulunan 440 milyon Drahmiyi ele geçirmişlerdir. Bundan son­ra içlerinde bir yaralı doktor, orta mek­tebin müdürü, telgrafhanenin şefi bulu­nan bir takım sivillerle esir ettikleri üç subayı öldüren ve hapishaneyi tutuştu­ran âsiler, rehin olarak bir banka müs­tahdemini ve sivillerden bazılarını da beraberlerinealarakçekilmişlerdir.

Bu rehinelerdenyüzlercesiyollardaöldurulmuş ve cesetleri bir çukurda bu­lunmuştur.

Patras'dan gönderilen takviye kuvvetle­rinin zamanında vak'a mahalline yeüşe-memelerine sebep, yoîda bulunan bir köprünün âsiler tarafından atılmış ol­masıdır.

Zırhlı otomobiller, vak'a mahalline yetiş­tikleri zaman âsiler tepelere çekilmiş bulunmakta idiler. Gortynia üzerine çe­kilmekte olan âsiler ağır kayıplar ver­mişlerdir.

28Nisan 1948

—Atina:

Hükümete mensup bir şahsiyet komü­nist şeflerinin silâhlarını bırakmak ve Yıman Hükümlüyle anlaşmak çarelerini aradıklarını söylemiştir. Bu şahıs bu ka­ran, Yunan çetecilerinin maneviyatını sarsan İtalyan seçimlerinin neticelerine atfetmektedir.

—Atina:

Hükümet ordusu genelkurmayı tarafın­dan yayınlanan bir tebliğe nazaran 27 Nisan tarihinde Peloponez'de Parnon dağları üzerinde Vamvakos'da cereyan eden bir savaş sırasında Partizanlardan 42 kişi ölmüştür. Hükümet kuvvetlerin­den 10 kişi ölmüş ve 20 kişi de yaralan­mıştır.

Diğer taraftan merkezî Yunanistan'da "Vardusia ve Giona dağlarında Partizan­lara ağır kayıplar verdirilmiştir.

29Nisan 1948

—Atina:

Selanik askerî mahkemesi gönüllü top­lamak ve casusluk yapmak suçundan sa­nık 73 komünistin yargılanması işinde son kararını vermiştir. Bunlardan 36 sı ölüme, 11 i müebbet küreğe, 18 i hapse mahkûm edilmiş ve 8 i de beraat etmiş­tir.

—Atina:

Kuzey dağlarında Yunan ordusunun iler­lemesine mani olan sis, kar ve iirtıina âsilerinharekâtınadamaniolmaktadır.

Daimî bir şekilde hükümet kuvvetlerinin baskısı bulunan ve sığınacak bir melce­leri olmayan âsiler, soğuk ve açlıktan Ölmektense teslim olmayı müreccah bul­maktadırlar. Fecî bir durumda bulunan ve teslim oldukça gerilere gönderilen âsiler, son zamanlarda çetecilerin, mane­viyatının çok bozulmuş olduğunu söy­lemektedirler.

Âsileri yalnız Yunan ordusunun giriş­miş olduğu yeni harekât değil aynı za­manda İtalyan seçimlerinden alman so­nuçlar ve diğer memleketlerde elde edi­len aleyhte inkişaflar ümitsizliğe sevket-miş ve güvenldrini sarsmıştır. Kuzey Yunanistan dağlarında dolaşmakta olan âsi kuvvetler artık mukavemetlerinin son safhasına girmiş bulunmaktadırlar. Nakliye kıtalarını ve almış oldukları re­hinleri bırakmak mecburiyetinde kalan âsiler küçük gruplara ayrılmışlardır. Bu arada hükümet memleketin malî du­rumunu kalkındırmak için. tedbirler al­mış bulunmaktadır. Meclisin tatil dev­resinde vazife görmekte olan komite bu konuda dün iki karar almıştır. Bu ka­rarlardan bir tanesi Yunanistan'ın kal­kınması programına katılmak üzere ec­nebi memleketlerde bulunan Yunan pa­ralarının bir beyanname İle hükümete bildirilmesi diğeri döviz kaçakçılığına mani olmak için hususi bir tedbir mahi­yetinde postanın sansüre tâbi tutulma­sıdır,

30 Nisan 1948

—Atina:

Yunan Genelkurma'yı resmî tebliği: Orta Yunanistan'da Ghıona dağları böl­gesinde hükümet kuvvetleri, kaçmakta bulunan çetecilerle çarpışmışlardır. Çete­ciler 105 ölü ve 24 esir kayıp vermişler­dir.

Ordunun savaşa zorladığı çeteciler Ara-hova kesiminde 17 ölü bırakmışlar ve ayrıca 8 esir alınmıştır. Agrafa bölgesinde başka bir çeteden 21 kişi öldürülmüştür. Çarpışmalar devam etmektedir.

—Atina:

Atina Ajansı bildiriyor:

Başbakan Sofulis millî muhafız taburlarina hitaben yayınladığı bir günlük emir­de şunlara işaret etmektedir :

Giriştiğimiz harp yalnız memleketimizin kana boğulmuş bir bölgesini âsilerin el­lerinden ve komşularımızın ihtirasların­dan kurtarmak için değil, fakat barbar müstevlilerin Slavlaştırmak ve kökünden yıkmak istedikleri Yunan ırkını kurtar­mak ve ona yaşama imkânlarını sağla­mak için girişmiş bulunuyoruz..

Bu harbin yükünün, evvelâ tabii olarak silâha sarılmış olan bütün milletin omuz­larına yüklenmiş olduğunu belirten So-fulis,millîmuhafızlarıvazifelerinin ağırlığını kavramaya ve bu vazifeyi canla başarmak için çalışmaya davet'etmekte­dir.

Günlük emre şu şekilde son verilmekte­dir:

inancımızı ve ocağımızı korumak, mede­niyeti ve ırkımızı kurtarmak için harp etmekteyiz. Milletin asırlık düşmanları köylerimize hücum, şehirlerimizi yağma eU.kleri, evlerimizi yaktıkları, halkı öl­dürdükleri, genç kız ve çocukları Slav terbiyecilerinin ellerine teslim etmek için kaçırmalarınıönlemek için mücadele eden millî muhafızlarla ordu arasında vazifebakımındanbirfarkgözetenleyiz.

— Atina:

Birinci Kolordu KomutanıGeneral Ça-kalatos beyanatta bulunarak merkezî Yu­nanistan'daki harekâtın birhaydut avı mahiyetinialmışolduğunusöylemiştir. General. demiştir ki :

Biz, haydutların ellerindeki teknik vası­talarla ve bilhassa müstahkem mevki­lerden ve siperlerden istifade ederek müdafaaya geçeceklerini zannetmiştik. Halbuki biz Giona dağlarına yaklaştıkça haydutlar savaşı kabul etmemeği tercih eylediler.

General sözlerine şunları da ilâve et­miştir :

Harekât başladığındanberi, merkezî Yu­nanistan'daki çete kuvvetlerinin yarısı saf harici edilmiştir.

Diğer taraftan Giona'da hükümet kuv­vetleri tarafından sarılan 700 kadar çe­tecinin savaşa mecbur edildiğibüdirilmelîtedir.

10 Nisan 1948

—Bükreş:

'Romanya Milli Meclisi, yeni anayasanın ilk metnini hazırlayan komisyonun bu mesele üzerinde yapacağı açıklamaları dinlemeküzeredüntoplanmıştır.

Komisyonun bir sözcüsü, yeni anayasa­nın Romanya'da demokrasinin inkişafına başlıca engellerden biri addedilen Kırs-liyet idaresinin kaldırılmasını tasrih et­tiğini söylemiştir.

Yeni anayasada ayni zamanda, ikinci meclisin ilgası da teyid edilmekte, ve Millî Meclisin Romanya'da en yüksek merci olduğu belirtilmektedir.

13 Nisan 1948

—Bükreş:

Romanya yeni anayasası bugün mahalli saatle tam öğle vakti Büyük Mecliste 401 oyla vesözbirliği île kabul ve tasvip edilmiştir.

14 Nisan 1948

—Bükreş :

Romanya Millî Meclisi dünkü oturumun-ds Petro Groza Hükümetini ve daireler­deki memurlar kadrosunu bazı hafif de­ğişikliklerle kabul ve tasvip eylemiştir. Arma Pauker yine Dışişleri Bakanlığın­da kalmıştır.

25 Nisan 1948

—Bükreş:

Bükreş barosuna kayıtlı beşbin avukat­tan 2512 si, bütün memleket barolarında kayıtlı avukatların sayısını tahdit eden son kanun hükümleri mucibince meslek­lerine devam hakkından mahrum edil­mişlerdir.

Bu tedbirin tatbiki yüzünden meslekle­rinden uzaklaşmak zorunda kalan avu­katlar arasında Bağımsız Sosyal Demok­rat Partisi Başkanı Titel Petrescu- Birat-yano Millî Liberal partisinden eski Ma­liye Bakanı Mihail Romniceani, Tatares-cu'nın iş arkadaşı ve son Groza kabine­sinin Maliye Bakanı Alekandre Alex-andrini bulunmaktadır.

7 Nisan 1948

—Kudüs:

Arap Kuvvetleri Lideri Fevzi Kavukçu dün beyanatta bulunarak insan ve mal­zeme hazırlıkları nihayet bulduğu za­man Arap kurtuluş ordusunun Filistin'e yürüyeceği -tarihin tesbit edileceğini bil­dirmiştir. Samari dağlarındaki ordugâhında gaze­tecilerle görüşen Fevzi Kavukçu dün ordusu tarafından Mismar Hacnek Ya­hudi kolonisine karşı yapılan taarruzu sırf bir tertip hareketi olarak vasıfîan-dırmıştır. Bu harekette 7 buçukluk bir de top kullanılmıştır. Kavukçu bu münasebetle demiştir ki: Bu hareket kurtuluş ordusu ileri yürü­yüşünebaşlayacağızamanYahudilerin başlarınanelergeleceğinibiraz göster­mek üzere yapılmıştır.

9 Nisan 1948

—Kudüs:

Telaviv'den atılan Obüs mermileri dün sabah Yafa'da bir otelle dört evin kısmen harap olmasına sebebiyet vermiştir. Bir Arap ölmüştür. Yine Yafa'da bu yüzden biri ağır olmak üzere dört Arap yaralan­mıştır. Dün Haberiye şehrinde şiddetli tüfek ateşleri teati edilmiştir. Bu arada üç Yahudi ölmüş ve on Yahudi yaralan­mıştır.

Filistin kuzeyinde Dagania kolonisi ta­arruza uğramış ve bir Yahudi ölmüş ve dördü yaralanmıştır.

Nichamar Baemek'de sükûnet olmakla beraber Arap kuvvetlerinin etrafta top-

landıkları görülmüştür. Haganah'a göre dün gece Hayfa'da beş Arap öldürülmüş­tür. Top kullanan Araplar Lechavot Ha-bachan'a taarruz etmişlerdir.

— Kudüs :

Tanmmıg Arap Lider ve Komutanı Ab-dülkadir Hüseyni'nin Yahudilerle yapı­lan çarpışma sırasında öldüğü dün ak­şam Filistin Yüksek Arap Komitesince teyit edilmiştir.

Kudüs'e sekiz kilometre mesafede bulu­nan Montcastel kasabasını ele geçirme­leri dolayısiyle Arapların duydukları bü­yük sevinç bu çarpışmaların son safha­sında binlerce Arabın başında savaşan Hüseyinin ölüm haberinin yayıîmasiyle derin bir matem şeklini almıştır. Abdülkadir'in, silâhlı ihtiram kıtası tara­fından muhafaza olunan naaşı dün He-rode kapısı civarında bir akrabasının evinde bulunuyordu.

Ceset dün gece kuvvetli bir Avap muha­fız kıtası himayesindeki hususi otomobil­le Kudüs'e naklolunmuştur.

Ölen Arap Lideri bugün Kudüs'te Camü Ömeravlusunadefnedilecektir.

Şimdiye kadar buraya defnedilmek şe­refi, önce Ürdün Kiralı Abdullah'ın ba­bası ve sonra da Müslüman Hintli Li­deri Mevlâna Muhammet Ali olmak üzere ancak iki kişiye nasip olmuştur.

11 Nisan 1948

— Kudüs:

Arap birlikleri dün akşam Kudüs'te ki üç Yahudi mahallesine hücum etmişler­dir. Hücum Arap sahra topçusunun ma­halleleribombardımanı ilebaşlamıştır.

image002.gifBütün tarih boyunca Kudüs ilk defa topçu ateşine maruz kalmıştır. Yahudi­lerden bir çok Ölü ve yaralı vardır.

—Kudüs :

Dün Kudüs civarında Araplar tarafın­dan açılan top ateşi neticesinde 3 ingiliz askeri ölmüş ve 3 sı yaralanmıştır.

—Kudüs :

Dün akşam şehrin tarihinde ilk defa olarak Kudüs'e top mermileri düşmüş­tür. Ayn Kerim civarında bir tepeden Araplar tarafından atılmış olan bu mer­miler batı tarafındaki Yahudi mahalle­lerine düşmüştür.

75 milimetrelik Fransız toplariyle yapı­lan bu ateş altında tüfeklerle mücehhez Arap Piyadeleri şehre doğru ilerlemiş­lerdir. Dün akşam geç vakit Yahudilerin

bombardımana uğrayan mahallelerinde -ki müesseselerle bina ve hastahaneleri boşalttıkları bildirilmekteydi.

Et, yumurta ve sebzeler lüks madde ol­muştur ve yalnız karaborsa üyatını ver­mek iktidarma sahip olanlar bunu sa­tın alabilmektedirler. Ekmek vesika ile dağıtılmaktadır. Su,pekazdır.

Sunday Times Kudüs muhabirinin ha­ber aldığına göre, ingiliz kuvvetlerinin hemen hemen hepsi Kudüs'ü Mayıs'm birine kadar yani zannedildiğinden on beş gün daha önce tahliye etmiş ola­caktır. Böylelikle Kudüs'ün müdafaası için bir plân hazırlamak ve bu plânın tatbiki için gereklikuvvetleritoplamak

üzere üç haftadan az vakti kalmış ol­maktadır. Bu kîsa müddet içinde vesa­yet rejimini, muvakkat mütarekeyi ve daha başka meseleleri hâmil bir umumî plân hazırlanmadığı takdirde ingiliz mandası nihayet bulmadan Önce anarşi­nin ve kan dökülmesinin feci bir şekil­de artacağı muhakkaktır.

12 Nisan 1948

Kudüs :

Yahudi Ajansı dün yayınladığı bir be­yannamede, Derİasen'de yapılan katlf-ami nefretle karşılamaktadır.

Yahudi Ajansı bundan başka. Filistin'­deki bütün partilere hitap ederek mede­nî milletler arasında cereyan eden harp­lerde cari olan kaidelere riayet etmele­rini istemiştir.

—Kudüs:

Havan topları ve toplarla mücehhez olan ve kamyonlara bindirilmiş bulunan Arap muharipleri Kudüs'ün batısındaki savaşlara tekrar başlaması için mevzi almaktadır. Bu Arap savaşçıları geçen hafta Yahudiler tarafından kazanılmış olan muvaffakiyetlerin intikamını alma­ya azmetmiş bulunmaktadırlar. Arap savaşçılarının ilk hedefleri birçok savaş­lara sahne olmuş bulunan ve bir çok defa el değiştiren El Castel kasabası ile diğerYasinköyün'ünharabeleridir.

Arap kaynaklarından verilen haberlere nazaran şimdiden sadece isminden bas­kı bir şeyi kalmamış olan El Castel arapların elindebulunmaktadır.Fakat

Yahudiler ise hâlâ mevzilerine hâkim olduklarınıbildirmektedirler.

Geçen Cuma günü Deir Yasin'de ve Stern çetelerine mensup Yahudilerin 254 kadın, çocuk ve ihtiyarı katletmeleri hakkındaverilenmalûmatanazaran

Yahudi tethişçiler tüfek ve el bombala-rıle mücehhez oldukları halde köye girmişler ve kadınları çocukları ve ih­tiyarları öldürmüşlerdir. Sadece genç­ler kalabilmişlerdir. Öldürülmemiş olan kadınlar ise kamyonlara doldurularak Yahudi mahallelerinde dolaştırılmışlar ve burada oturan Yahudiler esirlerin yüzüne tükürmüsîer ve taşa tutmuşlardır.

13 Nisan 1948

—Kudüs :

Yahudilerin Nasreddinin köyüne dün yapmış oldukları hücum esnasında bi­risi kadın olmak üzere dokuz Arabm öldürülmüş olduğu Öğrenilmiştir. Gaza'da 5 İngiliz hava karargâhını işgal etmekte olan Araplarla kuvvetli bir Ya­hudi birliği arasında iki saat kadar sü­ren dünkü savaşlarda üç Arap ölmüştür.

Arap'lar arasında Filistin'in en büyük limanına hakim olmak için, sava­şa girişmelerine işaret teşkil etmiştû*. İngiltere liman mahallesiyle petrol tesis­lerini idareye devam edecek ve bütün ingiliz kuvvetlerinin Filistin'i tahliyesine intizaren Karmel Dağındaki genel karar­gâhı muhafaza edecektir. Halen İngiliz'­ler tarafından kontrol olunan tek yol Genel Karargâhtan Liman Mahallesine giden yoldur. İngiliz tankları Liman Ma­hallesinde, bir İngiliz Polis Çavuşunu öldürmüş olan Yahudi tethişçileri üzeri­ne ateş açmıştır.

Filistin'deki İngiliz Genel Karargâhından bildirildiğine göre, Manda idaresinin ni­hayete ereceği tarih olan 15 Mayıs'la tahliye ikmal edileceği Ağustos arasın­da tahliyeyi ve malzeme stoklarını mu­hafaza için olağanüstü yetkiler verilmiş­tir. Hiç bir müdahale müsamaha ile kar-şılanmıyacaktir. Memlekette işgalolun-muş yabancı bir arazide gibi hareket edilecektir. Emirlere aykırı hareket eden­leri yargılamak için askerî mahkemeler kurulacaktır.

Haganah şimdi gizli bir silâha malik ol­makla övünmektedir. Bu her halde, bun­dan birkaç gün önce Kudüs civarındaki köyleri tahrip etmekte kullanılmış olan 14 santimlik havantopudur. Bu havan topu tahrip kudreti pek fazla olan bir mermi atmaktadır. Havan topunun mo­deli gizli olarak Çekoslovakya'dan geti­rilmiştir ve şimdi Yahudi atölyelerinde imal edildiği ileri sürülmektedir.

23 Nisan 1948

— Kudüs :

Hükümetin çıkardığı tebliğde, Yahudile­rin Hayfa Arap'larının mukavemetini kırdıkları, bu mukavemetin sadece bazı noktalarda devam ettiği bildirilmektedir. Dün öğleden sonra Vadinismas Mahalle­sine şiddetle hücum edilmiştir. Arap'la­rın ağır kayıplar verdikleri söylenmek­tedir. Atılan kurşunlardan dört İngiliz subayı yaralamıştır. Havan topları da bir askerin ölümüne, onikîsinin yaralan­masına sebep olmuştur. Hücum esnasın­da meydana gelen kayıplar hakkında tam malûmat yoktur.


25Nisan 1948

—Şam:

ArapYüksekKomutanlığıbildiriyor: Mühim Haganah kuvvetleri Yafa'da ileri karakollarımıza hücumetmiştir.Topçu

düellosuyla beraber şiddetli bir çarpışma cereyan etmiştir. Samuel ileri karakolu­muza karşı yapılan bir hücum akim bı­rakılmıştır.

Arap kuvvetlerinin İngiliz Polisine 110 Yahudi cesedi teslim ettikleri haber ve­rilmektedir.

26Nisan 1948

—Kudüs :

Bir taraftan telefon muhaberatının ke-isilmesi diğer taraftan seyyahat imkân­sızlığı yüzünden Kudüs'den gelen haber­ler, resmî radyo yahud Haganah ve İr-gun cemiyetlerinin gizli radyoları tara­fından verilmektedir.

Bu kanallardan gelen haberlere göre, İrgun'a mensup binlerce insan Yafa'yı çenber içine almışlardır. Şehir halkı de­niz yoliyle Gaze'ye ve güneyde bulunan

diğer mahallere nakledilmektedir. Ku­düs'ten Yafa'ya giden yol bu sabah mik-ve İsrael isimli mevki yakınında kesil­miştir.Hücumasaatyediyedoğrusert

bir havan topu ateşiyle başlanmış ve bu yüzden birçok kişi ölmüştür.

—Hahire:

Arap Birliği çevrelerinden bildirildiğine göre Amman toplantısında alınan karar­lar tamamiyle askerî mahiyette olmuştur. Kararların aşağıdaki dört noktada top­landığı açıklanmıştır :

— Filistin'deki askerîharekâta Arapdevelilerin hepsi iştirakedecektir.

— Arap ordularının her biri kendile­rine mahsus harekât sahaları almışlardır.

— Askerî hareketler tek komuta altın­da tanzim olunacaktır.

— Petrolün boru yoliyle Hayfa'ya ge­tirilmesiişinesonverilecektir.


Yazan A. Şükrü Esmer

9 Nisan 1948 tarihlî «Ulus» Anka­ra'dan:

Filistin meselesi, Birleşik Milletlerin iki başlıca organı olan Asamble ile Konsey arasında mekik dokumakta fakat neti­ceye doğru ilerlemek şöyle dursun, bel­ki de çıkmazın içine daha elerin gömül­mektedir.

Geçen sonbaharda Amerika'nın çok kuv­vetli yardıraiyle Asamble Filistin'in tak­simine karar vermiş ve bu taksimi ger­çekleştirmek için beş kişilik bir komis­yon kurulmuştu. Komisyon meseleyi in­celemiş ve silâhlı kuvvet sağlanmadıkça taksimin gerçekleştirilemiyeceği netice­sine vararak, Konseye başvurmuştur. Taksim meselesine karşı Amerikan poli­tikasındaki değişikliğin açığa vurulması Konsey toplantısının en büyük sürprizini teşkil etmiştir. Bu değişikliği gerekleşti-ren sebeplenin burada tekrarına lüzum yoktur. Fakat değişiklik üzerine meydana gelen vaziyet garip olmuştur: Konsey toplantısma kadar, Yahudilerin görüşü­nü destekliyen devlet Amerika iken, bun­dan sonra bu görüş, vaktiyle Sionisttiğe karşı sert vaziyet almış bulunan Rusya tarafından desteklenmiye başlamış, Ame-rika ise Yahudi'leri ndüşmanlığma hedef olmıya başlamıştır. Yâni Yahudi mese­lesi karşısında Rusya ile Amerika'nın rolleri değişmiştir.

Yahudi'lerin taksim meselesinde Rus yar­dımını sağlamaları, kendi dâvalarının muvaffakiyeti bakımından, hiç de iyi ol­mamıştır. Çünkü Rusya, taksim progra­mını destekledikçe, Sovyetler Birliği'nin emelleri hakkında haklı olarak şüpheye düşen Amerika, buna karşı daha sert vaziyet almıştır. Nihayet Amerika'nın teşebbüsü üzerine, Filistin meselesi hak­kında 29 Kasım'da verilen taksir kararı-

nı gözden geçirmek için Asamble'nin tekrar olağanüstü bir toplantı yapması­na karar verilmiştir.. Rusya'nın bu davet teklifini veto edeceği sanılmaktaydı ve eğer bü veto ile Asamble'nin toplanma­sına mâni olabilseydi, Rusya'nın Kon­seyde teklifi veto edeceğine şüphe yoktu. Fakat malûm - olduğu üzere, Asamble Konsey karariyle toplantıya davet edi­leceği gibi, üye devletlerden ekseriyetin karariyle de çağırılabilir. Rusya tarafın­dan veto edildiği takdirde böyle bir ek­seriyetin toplanmasına hiç bir zorluğa mâruz kalmmıyaçaktı. Bunu anladığı içindir ki Rusya, Asamble'nin toplantı­ya çağırılması teklifini veto etmemiş, mesele reye konulduğu zaman müstenkif kalmıştır.

Şimdi mesele tekrar Asamble'ye sunul­maktadır. Nisan ortalarında toplanacak olan Asamble, 29 Kasım'da verdiği kara­rı yeniden gözden geçirecektir. Birleşik Amerika'nın bu Asamble toplantısına çok garip şartlar altında iştirak edece­ğine şüphe yoktur. 29 Kasım kararı Asamble'de Amerika'nın şiddetli ısrarı üzerine verilmişti. O zaman Nevyork gazetelerinin yazdığına göre Birleşmiş Milletlerdeki Amerikan heyetine mensup kimseler, bazı küçük Güney Amerika Devletlerinin temsilcilerini zorlar bir va­ziyet almışlar ve taksim kararının veril­mesi için çok uğraşmışlardır. Kasım ayı­nın sonuncu haftası Birleşmiş Milletler­de çok heyecanlı günler olmuştur. Tak­sim meselesi birkaç gün önce reye ko­nulmuş olsaydı, kabulü için lâzımgelen üçte iki ekseriyeti sağlamak mümkün olmıyacaktı. Bunu anlıyan Amerikan heyeti, reye müracaat tarihini tehir et­miş ve dışarıdaki çalışmalarla üçte iki ekseriyet temin edildikten sonradır ki mesele reye konulmuştur.

Şimdi Amerika bu kadar uğraştıktan sonra elde ettiği taksim kararını bozdur­mak içinAsamble'yebaşvurmaktadır. Durum bu mahiyette olduğu için Filis­tin Arap'larının, çok üstün silâhlar ve mükellef hazırlıklar kargısında Hsyfa'da uğradıkları yenilti mühim bir mesele teşkil etmez. Bilâkis bu yenilti bütün Arap âlemine işin ehemmiyet ve ciddiye­tini büsbütün belirtir ve hazırlığı ona gft-e yapmasını gerekleştirir. Muhakkak ki Siyonistliği Filistin'in ba­şına musallat edenler bugünkü durum kargısında derin bir nedamet içindedirler ve bunca kanın, vebalini yüklendikleri için ıstırab duymaktadırlar. Fakat bu nedamet de, bu ıstırab da hiç bir fayda vermez. Fayda verecek oîan biricik çare, durumu düzeltmek ve Filistin'i bir an evvel kurtarmıştır.

Tehlike gittikçebüyüyorveçarçabuk önlenemezse daha fazla büyüyecektir.

Filistinişindegafletmanza­rası...

Yazan: Tahsin Demİray

24 Nisan 1948 tarihli »Türkiye» İs­tanbul'dan :

Filistin meselesi, İngiliz ve Amerikan si­yasetinin dışında ve ona rağmen tutmuş olduğu istikamette ilerliyerek nihayet buhranlı bir devreye girdi. Önümüzdeki ayın 15 inde, bilindiği gibi İngiltere'nin Filistin üzerindeki manda idaresi sona erecek ve bu vesayet ida­resi hesapça Birleşmiş Milletler Teşkilâtı­na intikâl etmiş olacaktır. İngiliz'ler bu­radaki kuvvetlerini, Filistin idaresini bir teşkilâtın veya makamın sarsıntısızca ele alabilmesi için daha bir müddet bu mem­lekette tutacaklar ve fakat bunu da an­cak 1 Ağustos'a kadar yapacaklardır. O tarihe kadar tedricen bütün İngiliz kuv­vetleri Filistin'i terketmiş olacaklardır. Bu vaziyet, yani İngiliz'leri nbelli tarih­lerde bu devir ve tahliyeleri yapacakları malûm olmasına rağmen Milletler Cemi­yetince, Filistin'de ingiliz manda idaresi yerine konulacak idarenin nasıl bir ida­re olacağı ve kime verileceği tayin ve tesbit edilmemiştir. Yıllarca evvel, bu memlekete bir Yahu­dilik zorla sokulmamş olsaydı, bugün idarenin kime devredileceği, şüphesiz, bir mesele teşkil etmezdi. Memleketin hakikî sahipleri çok uzun yıllardır ancak böyle bir günü beklediklerinden, onlar şevk ve meseretle, en tabiî şekilde bunu alır, başlarının üzerine kor ve bağırla­rına basarlardı.

Fakat bugün vaziyet tamamen bambaş­ka bir şekil almış bulunmaktadır. Bu binlerce yıllık Arap memleketine, dünya­nın neresinden getirilip yerleştirilen bir­çok Yahudi muhacirler hakikî mal sahi­binden daha acar çıkmış ve memleketi kendi nam ve hesaplarına teslim almağa kalkışmış bulunmaktadırlar. Birleşik Amerika, ingiliz siyasetinin dur-. durulmaz geriieyişi neticesinde Filistin'­de meydana gelecek boşluğu doldurmak yolunda ciddî çarelere başvurmak gerek­tiği bir anda ve bu hal kendisine ciddiyet­le ihtar edilmiş olmasına reğmen, pek ciddî sayılamıyacak ve tatbikatta yeri olmıyan bir taksim projesi yapmakla ik­tifa etmiştir. Sonradan sıkışınca da bu projesinden vazgeçivermiştir. Bu suretle İngiltere'yi takiben Amerika da âcil ka­rarlar istiyen Filistin meselesi karşısında oldukça garip bir kayıtsızlığa düşmüştür. Ve bu suretle Amerika'nın dünyanın bu köşesindeki meselelere bir petrol boru­sundan daha fazla kıymet vermediği an­laşılmıştır.

Amerika'lılarm bu zihniyetini dün gelen haberler açıkça ortaya koymaktadır. Bu haberlere göre bütün Amerikan basınını şimdi birdenbire Filistin meseleleriyle dolup taşmış ve bütün bu gazeteler, İn­giltere'nin bu manda vazifesini daha bir müddet bilfiil idame edeceği ümit ve te-mermileriyle doldurulmuştur. Eski ve çok tecrübeli bir politikaya sa­hip olan İngiliz'ler ise realiteden ayrıl­mamakta ve belli tarihlerde Filistini tah­liye edeceklerini ciddî bir şekilde, Bir­leşmiş Milletler Teşkilâtına hatırlatmakta ve bu suretle hülyaya kapılmış olan Amerika'lıları ikaz etmektedirler. İngi­liz'lerin daha dört gün evvelki bir yazı­mızda belirttiğimiz gibi, içinde bulunduk­ları derin zoruluklar, onların başka tür­lü hareket etmelerine ciddî şekilde mâni teşkil etmemektedir. Amerika, bu vazi­yeti de maalesef kavramış gibi görünme­mektedir.

Amerika'nınveİngiltere'nindurumu böyle oluncabaşkayerden müsbet ola-

rak ne beklenir. Filistin meselesinde, Anglo - Amerikan'ların umumî manza­rası gerçekten bir gaflet manzarasıdır. Şimdi bu derin gafletten karşı taraf fayalanmakta, Rus emperyalizmi azimli, sistemli, plânlı ve programlı olarak bu işi ele almış görünmektedir. Filistin'de Rus subaylarının sevk ve idaresi haber­leri henüz yalanlanmamış olduğuna göre vaziyet gerçekten vehamete doğru git­mektedir.

Bu vehametin* tahminlerden, tasavvur­lardan ibaret olmayıp canlı bir hakikat olduğunu son Hayfa hâdisesi açıkça or­taya koymuş cldu. ingiliz'lerin ilk bo­şalttıkları yarleri Yahudi kuvvetleri harple işgal etmişlerdir. Ve kabul etmek lâzımdır ki bu iş plânlı bir şekilde ba­şarmışlar ve Arap'ları zor bir duruma düşürmüşlerdir.

Bununla beraber, bu bir netice olmayıp uzun ve çok kanlı kargaşalıkların bir başlangıcıdır. Bu ciddi ve sert başlangıç temenni edelim ki gaflet uykularını yırt­sın ve Yakın Şark'ta Avrupa'nın evvelce ihdas ettiği ters vaziyetleri düzeltebilmek için başta Amerika olmak üzere hür mil­letleri harekete geçirsin.

Filistindeki çarpışmalar...

Yazan:SelimSabit

25 Nisan 1948 tarihli «Tasvir» İs­tanbul'dan :

Birleşmiş Milletler siyasî komisyonunda konuşan İngiliz Sömürgeler Bakanı Mis-ter G. Jones şöyle demiştir: «ingiliz mandasının sona erdiği 15 Ma­yıstan sonra Filistin'de dahilî harbin baş­lamasına ne taksim plânları ne de vesa­yet rejimi mani olamıyacaktır.» Bay Jo-nes'in bu sözlerine yapılacak tek bir iti­raz varda o da hâdisatm kendisine ta­kaddüm etmiş olmasıdır. Filistin'de da­hilî harbi önlemek artık mevzuubahis değildir. Ancak bunu durdurmak için alınacak tedbirîer üzerinde konuşulabilir. Yahudi'lerin Hayfa şehrini zapt etmeden Arap'larla Yahudi'ler arasındaki müca­delenin bir müddettenberi hakikî bir harp halini aldığının en taze delilidir.

Hâdiselerin hakkını bu şekilde verdikten sonra Britanya Sömürgeler Nazırının da haklı olduğu hususları tebarüz ettir­mek lâzımdır. Birleşmiş Milletler bir mucize neticesinde taksim plânını tatbik için mutabık kalsalar bile, bu plânın hiç bir tesiri olmıyacaktır. Ve yahut öyle bir ihtilâta sebebiyet verecektir ki ma­hallî bir mesele dünya çapında bir hâdi­seye inkılâp edecektir. Şimdilik işin bu kadar genişlemesini kimse - istememekte­dir. Amerika tarafından teklif edilen ve­sayet plânına gelince, bunun da daha fazla bir muvaffakiyet kazanacağı tahmin edilmemektedir. Bu plânda Yahudi'lerin Filistin'e serbestçe hicret etmelerini der­piş eden tek bir. hükmün bulunması bile Arap'lar tarafından kabul edilmemesine saik olacaktır.

Arap'lar pekâla biliyorlar ki Filistin'deki Yahudi ekalliyei bir gün ekseriyet ha­line inkilâp edecek olursa, Birleşmiş Mil­letler de dermeyan ettikleri haklı dilek­leri bütün hukukî mesnetlerini kaybetmiş olacaktır.

Bu itibarla vesayeti de taksim plânı gibi reddetmişlerdir.

Bütün bu mülâhazalar neticesinde Fi­listin'in 15 Mayıs'ta kana bulanmak teh­likesiyle karşılaşacağı anlaşılır. Bir yıldanberi Arap - Yahudi meselesi­ni münakaşa eden Birleşmiş Milletler Teş­kilâtının önümüzde kalan 20 gün zarfın­da bu işe bir hal çaresi bulup felâketi önliyeceğine nasıl inanılabilir? Bunun için Avrupa'dan hicret etmek is-tiyen Yahudi'lere başka mahreçler temi­ni düşünülmelidir. Bu suretle Filistin'­deki harbi durdurmak mümkün olmasa bile hiç değilse bu dâvanın dünyayı fe­lâkete sürüklemesini önlemek kabil olur.

Filistin meselesi...

26 Nisan 1948 tarihli «Ulus» Anka-ra'rîan:

Filistin'de Arap'larla Yahudi'ler arasında gün geçtikçe artan gerginliğin yarattığı nazik durum, Birleşmiş Milletler çevre­lerinde haklı endişelere yol açmaktadır, ingilizler, 15 Mayıs'ta manda idaresi so­naerinceFilistin'iboşaltma kararında ısrar ediyorlar. Sömürgeler Bakanı M. Greech Jones'in. Birleşmiş Milletler siya­sî komisyonunda belirttiğine göre, İngi­liz Hükümeti, son kuvvetlerin tahliyesi için tespit edilmiş olan bir Temmuz"dan sonra, Filistin'de artık hiçbir kıta bulun-durmıyacaktır. Halen mevcut kuvvetler, pek yakında gemilere bindirilmek üzere muayyen bölgelerde toplanacaktır. Bu sebeple ne taksim, ne de vesayet rejimi 15 Mayıs'ta-n sonra Filistin'de iç harbin patlamasına engel olamıyacaktır.

Gerçi Güvenlik Konseyi, Filistin'de bir mütareke aktedilmesine dair Amerikan teklifini üçe karşı sekiz oyla kabul et­miş bulunuyor. Mütareke Komisyonunu Amerika, Fransa ve Belçika konsolosları teşkil edeceklerdir. Ancak bu komisyo­nun, Arap'larla Yahudi'ler arasında bîr mütareke yapılmasını sağlayacağı, hattâ teşebbüslere girişmek için kâfi zaman bulacağı gittikçe şüpheli bir hal almakta­dır. Her iki taraf, silâhlı mücadele için ciddi hazırlıklar yapmaktadır. Yahudi'ler, daha şimdiden stratejik bir yer olmak .itibariyle Hayfa'yı eîe geçirmiş bulunu­yorlar. Buna karşılıkİrak Kıra! Naibi

ile birçok tanınmış Arap liderleri, Am­man'da toplanarak Filistinîe yardım ted­birlerini konuşmaktadırlar. Bütün Arap şehirlerinde Filistin'in hattâ 15 Mayıs'tan önce işgali lehine nümayişler yapılmak-tsdır. Eski Müftü, lâf yerine artık hare- . kete geçilmesi lüzumunu bir kere daha ileri sürmüştür.

Görülüyor ki Filistin'de devam etmekte olan gerginlik ve kargaşalıkların, bütün Orta Doğu'yu tehlikeye düşürecek bir iç-harbe müncer olması için ihtiyatsız bir kıvılcım kâfi gelecektir. Böyle bir harbin ise, daha geniş ihtilâtlar doğurmaya el­verişli olduğu da bir gerçektir. Bu yüz­den dünya barış ve güvenliği hesabına silâhlı bir mücadelenin Önlenmesi bir za­rurettir. Bunun için de Filistin mesele­sinin bütün ilgilileri tatmin edecek şekil­de halli, en kestirme yol olacaktır.

Ne çare ki Filistin meselesi, en çok Ya­hudi liderlerinin kısa görüşlü politikaları

yüzünden içinden çıkılmaz bir dert hali­ni almıştır. Bilindiği üzere Filistin me­selesi,2 Kasım 1947tarihli Balfour beyannamesiyle ortaya çıkmıştır. İngiliz devlet adamı bu beyanname ile, Birinci Dünya Harbinde itilâf devletlerine sadı­kane hizmet etmiş olan Yahudi'lere bir ana vatan yaratmak hedefini güdüyordu. Bunun yanında Balfour, her taraftan Ya­hudi'lerin Filistin'e göçmesi yüzünden Amerika da dahil birçok memleketlerde daha o zaman uyanmıya baslıyan Yahudi aleyhtarlığının önleneceğini de umuyor­du.

Yalnız Balfour, bu plânla İngiltere'nin tasarruf salâhiyetini haiz olmadığı top­raklar hakkında karar verme hatasını işlediğinin farkında değildi. Plân iki bin yıldanberi fiilen o bölgede oturmakta ve yaşamakta olan hakiki ev sahibini hesaba katmamıştı. Başlangıçta bu mahzur pek göze batmadı. Geniş ve nüfuzu az top­raklar üzerinde miktarı mahdut Yahudi muhacirlerin bütün dünyanın yardımiy-le kurdukları yeni kasabalar, memleketd iktisadî bir gelişme sağladı. Ücretler ve arazi kıymetleri yükseldi. Eu sayede ski milletin yanyana kardeşçe geçineceği ümitleri doğdu. .

Daha sonra Yahudi muhacereti arttıkça asıl ev sahipleriyle yeni geienier arasın­daki uğurum derinleşmeğe başladı. Ya­hudi liderleri, taleplerini gün geçtikçe artırdılar. Nihayet İngiliz'ler Filistin'e mu­hacereti tahdit zorunda kaldılar. Buna karşı Yahudi lideri Amerika'yı ingiltere aleyhine tahrike kalktılar. İlk anlarda bazı başarılar da elde ettiler. Fakat çok geçmeden hakikat anlaşıldı. Başlangıçta Filistin'in taksimi suretiyle orada müs­takil bir Yahudi Devletinin kurulması plânını destekliyen Amerikan Hükümeti' Orta Doğu'da daimî huzursuzluk yarata­cağı şüphesiz olan bu karardan vazgeçti. BöyleceYahudi'ler,kısazamaniçinde

kendi müfrit dilekleri ve hataları yüzün­den Arap'larla barışmaz düşman haline geldiler. İngiliz'lerin dostluğunu, Ameri­ka'nınyardımınıkaybettiler.

Bu durum karşısında Rusya'ya ümit bağ-hyan bazı Yahudi liderleri varsa da ço-' ğımuk böyle bir politikanın Yahudi'liğin

İngiltere ve Amerika'da da itibarını kay­betmesine müncer olacağını biliyor. Ni­tekim Nevyork'taki Yahudi'lerin bir kısmımn Wallace'se tutar görünmesi, Ame­rikan halk efkârında gayri müsait tepki­ler yaratmıştır. Artık Arap dünyasının isteği hilâfına ve geniş bir bölgenin ebe­dî huzursuzluk ve kararsızlığı pahasına Filistin meselesinin haiîedîlemiyeceği an­laşılmıştır.

Bu sebeple Türkiye.nin daha önceden aleyhte rey verdiği taksim plânından vazgeçme, siyasî bir basiret eseridir. Fi­listin probleminin, asıl memleketin sahi­bi olanlara sorulmaksızm dıştan ve kuv­vet istimaliyle çözülmesi mümkün olma­yınca tutulacak en iyi yol, bir intizar ve yatıştırma politikasıdır. Arap'larla Yahu­di'ler arasında mütareke - eğer yapıla­bilirse - karşılıklı anlaşma için gerekli zamanı kazandıracaktır. Yahudi'ler, müf­rit istiklâl ve taksim dileklerinden vaz­geçerlerse Filistin meselesinin zamanla bütün ilgilileri tatmin edecek şekilde hal­li ümidi yeniden doğar. Harbin hiçbir meseleyi halletmediği iki cihan savaşîyİe sabit olmuş bir gerçektir. Buna göre Fi­listin probleminin hayırlı bir şekilde çö­zülmesi yolu da ancak barış ve anlaşma yoludur.

Orta Şarkta harp...

Yazan:AhmetEminYalman

20 Nisan 194S tarihli tanbul'dan:

Filistin'de harp var. Bir takım silâhlı kuvvetler; bizim içinde yaşadığımız Or­ta Şark bölgesinde çarpışıyor, çoktan be­ri zaten ihtilâl halinde bulunan insanla­rın arasına kan giriyor, sönmez kinler parlıyor, binlerce kadın, erkek, çocuk yuvalarmdaki cılız geçim imkânını ter-kederek komşu memleketlere kaçıyorlar ve mutlak bîr sefaletin pençesine düşü­yorlar...

Gözümüze çarpan ilk alevler; olduğu yer­de sönecek bir yangının parıltılarına hîc benzemiyor. Yangın bütün Arap âlemini içine alacaktır. Uzak uzak memleketler­de bulunan Museviler de taraf tutup mu­hitlerinde Musevi dâvası lehine alâka uyandırmağa, Filistindekilertn imdadına koşmağaçalışacaklardır.Çarpışma halindeki ideolojiler, fırsat bu fırsattır di­yerek nefret yangınına patrol dökmekhuna JsD&nyoî harbi tarzında minvn-tür bir cihan harbi manzarası vermek •çin ellerinden geleni yapacaklardır.

1945 yılında San Frsnsisko'da büyük me­rasimle Birleşmiş Milletler Teşkilâtı ku­rulmuştu. Bunun bir Emniyet Meclisi bu­lunacaktı. Bu da milletlerarası bir zabıta kuvvetiyaratacaktı.

Hani nerede? Canı yanan milyonlarca insan: »Polis!a diye bağırıyor. Cevap yok...

Bütün dünyanın huzuru ve barışı tehli­keye düşüyor. Birleşik Milletlerin tarafı­na bakıyoruz. Kuru lâftan başka alâka ve hareket yok..

Bugünkü şekliyle Birleşik Milletler Teş­kilâtının ölü doğduğuna ve hakikî sulh hareketine destek olacak yerde aldatıcı bir heyülâ halinde insanlığın yolunu kes­tiğine yeni bir delil mî istiyorsunuz? Fi­listin'deki feci manzaraya bakınız,...

Yeniden harp meydanı olan Filistin top­rakları bizim yabancımız değildir. Bi­rinci Cihan Harbinde bu toprakların her zerresi Türk kaniyle yuğrulmuş, her kö­şesi bir Anadalu yavrusuna mezar ol­muştur. Ondan evvel de asırlarca müd­det Türk askeri; dünyanın üç büyük di­ni için müşterek surette mukaddes olan topraklarda huzurun, asayişin, tesamü-hün, vicdan ve mezhep hürriyetinin bek­çiliğini etmi§tir.

Biz bugün aynı istikametlere baktığımız zaman taraf tutmak ve- kavgaya karış­mak meyimi katiyen duymuyoruz. İçin­de yaşadığımız bölge için, sevdiğimiz komşu milletler İçin ancak sulh istiyoruz. Bu milletlerin hepsi bizim gibi iktisadi bakımdan geri kalmışlardır. Bir avuç in­sanın nispetsiz refahına mukabil her bî­rinde milyonlarca insan, asgari medeni seviyeden çok aşağı bir geçim derdi için­de kıvranıyor. Elim bir manzara gösteren dertleri tedavi etmek ve terakki teminine çalışmak üzere sarfediîmesi lâzım gelen enerji ve imkânların yeniden kin ve hu­sumet sahalarında heba olması ve böl­gede yaşıyan milletlerin daha zayıf ve haricî yardıma muhtaç bir hale düşme­leri yazıktır.

image003.gif10 Nisan 1948

— Beyrut:

Lübnan Saylavlar Meclisi harp esnasında olduğu gibi banş zamanında da Millî Sa­vunma Bakanına menkul ve gayrimen-kullere el koymak hakkını veren kanun tasarısını kabul etmiştir.

Maliye Bakam Filistin'e para temin et­mek maksadiyle gelir vergisinde % 5 nis-betinde bir arttırma yapılması hakkında hükümete bir proje sunmuştur.

Lübnan Başbakanı, Sayiavle Meclisinde şunları söylemiştir:

Bu sırada bütün dünyada büyük bir en­dîşe hüküm sürmektedir, istikbal hakkın­ca mevcut olan kararsızlık herkesin ha-

zır bir halde bulunmasını gerektirmek­tedir. Her ihtimale karşı hazır olmalıyız. Başbakan, Arap Birliği Siyasî Komitesi­nin yalnız Filistin meselesini görüşmek maksadiyle değil, aynı zamanda dünya durumunu karşılamak için her bir Arap devletinin ne gibi tedbirler alması ge­rektiğini kararlaştırmak için toplandığı­nı söylemiştir.

Başbakan, Lübnan'ın diğer Arap dev­letleriyle bir ittifak akdetmeği reddettiği yolundakiiddialarıyalanlıyarakşöyle demiştir:

«Lübnan, güvenliği temine matuf bütün tedbirlerin alınmasında daima komşula­rına iltihak edecektir. Lübnan, bütün dünyada barışın tesisi için çalışacaktır.»

7 Nisan 1948 — Aden:

İngiliz Hükümeti İmam Ahmet'in Yemen Kiralı olmasını, derhal tanıyacaktır,

Aden'deki Genel Valinin, bilhassa Prens Seyfül İslâm İbrahim ile Cezayirli El Varteİani'nin bugünkü rejime muhale­feti yolunda girişmiş oldukları faaliyete bîr son vermek üzere talimat alması bek­lenmektedir.

İngiltere Hükümeti Yemen ile yapmış olduğu 1934 antlaşmasının devam etme­sini arzu etmektedir.

9 Nisan 1948

—Aden:

imam Yahya'nın katlinden sonra Yemen tahtım ele geçiren ve altı hafta kadar hüküm süren Abdullah El Vezir dün Hsjja'daİdamedilmiştir.Herikiside

müteveffa imam Yahya'nın katime iş­tirak etmiş olmaktan suçlu idiler.

Buraya gelen haberlerde bildirildiğine göre, yeni imam Nurettin Eldinillah şimdi bütün Yeinen'i kontrol etmekte­dir. Kabile reislerinden 30 u tevkif edil­miştir.

imamın kuvvetleri şehirlere ve köylere yerleştirilmiştir. Yeni İmam, Yemen'in Merkezi Sanaa'ya gelmeye hararetli bir şekilde davet olunmuşsa da, karargâhını Taiz'de tesis etmiştir.

Kıral İbni Suut ile Ürdün Kiralı Abdullah herhalde yakında Yemen'e delegeler göndereceklerdir.

İmam' ıslahat hususunda Arap Birliğinin tavsiyelerine riayet edeceğini bildirmiş­tir. Bundan başka yeni Imam'ın ingiliz makamlarına meşrutî bir hükümet ku­racağını haber verdiği de söylenmekte­dir.

New - York Valisi Dewey üze­rinde kolay bir zafer kazanmıştır. Öbür

adaylar en ufak bir muvaffakiyet dahi temin edememişlerdir.

Bu son netice General Mac Arthur'un ümitlerini daha doğmadan öldürmüş ol­maktadır. General Mac Arthur, Tokyo'da genel karargâhında en ufak bîr yorumda bulunmayıdahireddetmiştir.

Stassen ile Dewey'den sonra ayan üyesi Robert Taft gelmektedir. Avrupa'nın kalkındırılması programının kongre ta­rafından kabulünde büyük bir rol oyna­mış olan ve ismi arzusuna aykırı olarak adaylar listesine ilâve edilmiş bulunan Ayan Meclisi dış münasebetler komis­yonu başkanı Vandenberg, dördüncü gelmiş, Mac Arthur ise beşinci ve sonun­cu olmuştur.

Temsilciler Meclisi Başkanı Joseph Mar­tin, Stassen'e verilen oyların ancak yüz­de birini alabilmiştir.

26 Nisan 1948

— Washington:

Dün verilen haberlere göre Birleşik Ame­rika Genelkurmay Başkanı Omar Brad­ley, Ayan müsellah kuvvetler komis­yonunun aktettiği gizli ictimada konuşa­rak şimdiki halde harp İhtimallerinin bundan üç ay evvelkinden daha kuvvet­li olduğunu söylemiştir. Generalin bu sözleri sıkı bir şekilde sansür edilmiştir.

General Bradley gizli ifadesinde demiş­tir ki: «şimdiki halde» bundan üç ay ev­vel ihtiyati konuştuğumuz devreye na­zaran, birşeyler olabileceğiden daha fazla endişe ediyoruz. Karşımıza bir harp çıkmayacağından emin değiliz. Komis­yon başkanının bir sualine cevap veren General Bradley mecburi askerlik tekli­finden vaz geçmediğini bildirmiş ve de­miştir ki:

«İngiltere'y ve bir müddet dayanacak olan herhangi başka bir memlekete gön­dereceğiniz hava kuvvetlerinden mada talim ve terbiye görmüş insan ihtiyatları bulundurmağa mecbursunuz. Meğerki bu kıtada sadece tedafüi bir harbi göze al­mış olasınız. Aksi takdirde bu kuvveti meydana getirip talim ve teçhiz edinceye

kadar burada kalmak mecburiyetinde olursunuz. Fakat bu aralık Rusyaya-Rusyadan bahsettiğimiz hepimizce ma­lûmdur - hücum etmek için icabeden is­tinat noktası elinizden çıkmış olabilir.»

29 Nisan 1948

— Washington:

Komünist faaliyetini cezalandırmaya ma­tuf olup Mümessiller Meclisi komisyonu tarafından kabul edilen kanuntasarısı komünistleri kanun harici addetmekte yalmz, parti idarecileri hakkında, hükü­meti devirmeğe matuf komololardan ötürü icrasına yetki vermektedir.

inek için kurulmuş olan komisyona baş­vurabilir. Sinemacılık, piyes muharrirliği ve gaze­tecilik gibi. serbest meslek sahibi olan solcular da takibattan kendilerini kurta-ramamışlardır. Fakat bunlar hakkında komünist oldukları için değil, komünist olduklarının meydana çıkarılması için takibat yapılmıştır. Senaryo ve piyes ya­zan birçok solcu müellifler, Vaşington'a çağrılarak «Amerikalılara yakışmıyan hareketler» i tetkik eden Kongre komis­yonu önünde komünist olup olmadıkları kendilerine sorulmuştur. Bunlar bu suale cevap vermek istemediklerinden haklarında ayrıca kanuni takibat yapılmakta­dır.

Gazetelerin pek azı komünisttir. Resmen komünist partisine mensup Nevyok'ta yalnız bir Daily Worker çıkmaktadır. Fa­kat P. M. gibi, kendisine «liberal» adi veren gazetelerde komünist propaganda­sı yapmaktadır.

Her halde Amerika'da solculuğun bu ara­lık pek zayıf olduğu şüphe götürmez ve komünistlikle işbirliğine doğru kaydıkça daha da zayıflıyacağı muhakkaktır. Rus­ya tarafından takibedilen tecavüz ve mü­dahale politikası solculuğun gelişmesine büyük engel teşkil etmektedir.

15Nisan 1948

KOSTARİKA — Washington:

Amerika'nın Kostarika elçisinin Hükü­met Merkezi olan Sanjose'den bildirildiği­ne göre, kendisi ve Meksika ile Panama Büyük Elçileri ve Papanın temsilcisi hü­kümetle sağcı âsiler arasında tavassutta bulunmak için seçilmişler ve âsi şefinin genel karargâhınıziyaret etmişlerdir.

Büyük elçi âsilerin barış şartlarını hâmil olarak gelmiş ve bu şartları hükümete tevdi etmiştir. Bu şartları yayınlamış ol­mamakla beraber hükümetin bunları kabuledeceğizannedilmektedir,

16Nisan 1948

KOSTARİKA — Costa - Rica ;

Öğrenildiğine göre, hükümeti destekle -mekte olan Costa - Rica komünistleri, mu­halefet üyelerinden birçok zengin şahıs­lanrehineolarakkaçırmışlardır.

19 Nisan 1948-

KOSTARİKA — Washington:

Kostarika'dan resmî makamlara gelen haberlerde bildirildiğine göre, Nikaragua kuvvetleri Kostarika arazisinde hudut yakınında stratejik mevkileri ele geçir­mişlerdir.

Aynı resmî makamlar Nikaragua Harbi­ye Bakanı General Anastassio Somoza'-

nı nemrindeki kuvvetlere bu noktaları ele geçirmek emrini verdiğini ilâve et­mektedirler. Bundan başka General So-moza bu bölgede âsilere karşı harekâta girişmiş olan Kostarika Hükümetinin Nikaragua'dan bu bölgeleri işgal etme­sini talep ettiğini de iddia eylemiştir.

20Nisan 1948

KOSTARİKA — Washington:

Costa Rica'da San Jose Şehrinin bazı st­ratejik noktalarının Vanguardia Popular Partisininkontrolü altındabulunduğu

bildirilmektedir.

21Nisan 1948

KOSTARİKA — San - Jose :

CumhurbaşkanıTheedoraPicardodün akşam asi kuvvetleri ile sulh antîama-sını imza ettikten sonra istifa etmiştir. Antlaşmanın bir maddesinde 74 yaşında Santos Leon Herrera'nm başkanlığa ge­tirilmesi derpiş olunmakta îdi, Antlag-ma gereğince hükümet kuvvetleri kayıt­sız ve şartsız teslim olacaklar. Siyasî ve askerî şefler sürgüne yollanacaktır. Mi-gul Brenes Gutierrez Harbiye Bakanlı­ğına tayin edilmiştir.

Bu antlaşma ile başkan Picardo rejimi ve Jose Figuero'nun komutasındaki âsi­ler arasındaki sivil harp sona ermiş bu­lunmaktadır. Âsilerin şefi işçi sendika­larının haklarını tanımakla işe başlamış­tır. Yeni Cumhurbaşkanı 8 Mayıs'ta kong­reye gelip bir ihtimalle yeni bir Başkan seçinceyekadariktidardakalacaktır.

Figuero'nun kuvvetleri kışlaları ve polis merkezini işgal edeceklerdir. Sulh. Fi-kardo Hükümeti ile Figuero'nun murah­hası Papas Bankamanı Nunez arasında yapılan müzakereden sonra imzalanmış­tır.

9Nisan 1948

KOLOMBİYA — Bogota:

Kolombiya Liberal Partisinin Lideri M. GaitonbugünBogotadakatledilmiştir.

KOLOMBİYA — Bogota:

Kolombiya telgraf merkezlerinin bildir­diklerine göre Kolombiyanın telsiz tel­graf münakaleleri Kolombiya âsilerinin kontrolü altında bulunmaktadır.

KOLOMBİYA — Bogota:

Hükümete muhalif kalabalık bir nüma­yişçi grubu muhafızları bertaraf ederek Amerikahlararası Konferansın toplan­makta olduğu Capitolia Nacional Sara­yının koridorlarını istilâ etmişlerdir. Nü­mayişçiler konferansa iştirak etmekte olan heyetlere tecavüz etmemişler fakat sadece «Perez'e ölüm» diye bağırmışlar­dır.

KOLOMBİYA — Paris:

Kolombiya Radyosunun bildirdiğine göre liberal Partinin askerî ihtilâl komitesi bir tebliğ yayınlıyarak partinin iktidarı ele geçirmiş olduğunu bildirmiştir.

KOLOMBİYA — Paris :

Liberal Partisinin askerî ihtilâl komite­sinin elinde bulunmakta olan Bogota Radyosunun bildirdiğine göre Cumhur­başkanlığına Dr. Dario Echandia ve Baş­kanlığa da Dr. Eduard Santos tayin edilmiştir.

10Nisan 1948

KOLOMBİYA — Bogota:

İhtilâlciler Panamerikan Konferansı bina­sının basına ayrılan salonuna girdikten sonra içeride bulunan yerli ve yabancı

basın muhabirlerini sopalarîa tehdit ede­rek koğmuşlardır.

KOLOMBİYA — Nevyork:

Bogota Radyosunun burada dinlenen bir haberine göre geçici Hükümet Liberal Parti mensuplarından teşkil edilmiştir. Radyo yayımı, Muhafazakâr Parti Şefi hakkında «Kahrolsun Gomez» sözleriyle sona ermiştir.

KOLOMBİYA — Washington:

İki radyo merkezinin hükümetin emri al­tına alınmış olması dolayısiyle Bogota ile dış dünya arasında hemen muhabere ve münasebet tesis olunacağı ümit edil­mektedir.

Alınan haberlerden anlaşıldığına göre hükümet halen ihtilâlcilerin elinde bu­lunan mevzileri askeri kuvvetlerle geri almak üzeredir.

Bir kaç saat önce ihtilâlin katiyetle mu­vaffakolmasıtahminedilmişsedebu

ihtimal saat 23.30 da şüpheli bir duruma girmiştir.

KOLOMBİYA — Nevyork:

Bogota Radyosunun yayınladığı ikinci haber, Liberal Partinin geçici Cumhur­başkanını, Başkanlık Sarayına yerleştir­diğini açıklamaktadır. Radyo sözcüsü, halen Nevyorkta bulunan Başkan yar­dımcısı ve Liberal Parti Lideri Santos'un Bogotaya dönerek iş basma geçmesine kadar geçici başkanın vazifeye devam edeceğini söylemiştir.

Sözcü ordunun ihtilâlcilere katılmış ol­duğunu da ilâve eylemiştir.

KOLOMBİYA — Washington:

Diplomatik yollarla Bogotadan alman haberlere göre İhtilâlciler Başkan Perez'i

istifaya ve liberallerden mürekkep bir hükümet kurmağa zorlamak maksadiyle Başkanlık Sarayına girmişlerdir, ihtilâlci hareketin başında saraya giren heyet Doria Echandia'nm idaresinde bulunu­yordu, liberallerin kontrolü altındaki radyoların mütemadiyen halkı sükûne davet etmelerine rağmen kargaşalıklar devam eylemektedir,

KOLOMBİYA — Bogota:

Başkan Ospina Perez dün akşam mahallî saatle 21 de bir tebliğ yayınlamış ve gün­düz cereyan eden kargaşalıkların komü­nist manevralarının mahsulü olduğunu teyit eylemiştir.

Başkan Kolombiya halkına hitap ederek totaliterlikle mücadele için birleşmesini istemiştir.

Ayni saatte, liberaller tarafından kont­rol edilen radyo merkezi de yaptığı ya­yımda liberallerin Başkan Perez'i istifa­ya iknaa çalıştıklarını bildiriyor ve ihti­lâlin muvaffak olması için işçilere silâhlanmalannı tavsiye ediyordu.

Saat 23 de Bogota'nın başlıca hastahane-Ierinde 26 ölü ve 202 yaralı vardı. Altısı Başkanlık Sai'ayı Önündeki meydanda ve biri de Amerika büyük elçiliği kaldırı­mında olmak üzere sokaklarda bir çok ölü vardı.

KOLOMBİYA — Bogota:

Dün gece geç vakit şehrin merkezinde bulunan büyük binalardan en az besi alevler içinde yanmakta ve şehirde tam manasiyle yağma ve talana tabi tutulmuş bulunmakta idî. Sokaklarda polis kuv­vetleri görülmüyor ve tek tük rastlanan bazı askerler de, görünüşe göre, duruma müdahaleden aciz, hadiselere seyirci ka­lıyordu. Sırtlarında sekiz on kat elbise taşıyan çapulcular bir yandan koşarak cadde ve sokaklardan geçerken öte yan­dan, bir takım insanlar da yağma ettik­leri mağazalardan aşınlan gömlekleri so­kak ortasında değiştirmeğe çabalıyorlar­dı.

Gazete ve Radyo muhabirlerinin çoğu ge­ceyi Amerika ve Fransa Büyük Elçilik­leri binalarında geçirmişlerdir. El Tiem-po Gazetesi hadise kurbanlarının en az

100 kişi olduğunu yazmakta fakat durum itibariyle şimdilik tam bir tahmin yap­mak mümkün bulunmadığını ilâve eyle­mektedir.

KOLOMBİYA — Nev - York :

Pan Amerikan Konferansı dün ani ola­rak sekteye uğramıştır. Konferansın
toplandığı bina, yirmi bir memleketin mümessili içtima halinde iken ihtilâlciler
tarafından işgal edilmiştir.

Vaziyet sükûnet bulmadan konferansın çalışmalarına devam edemiyeceği zanno-lunmaktadır.

İhtilâl, Liberal Parti Lideri ve Cumhur­başkanlığınamzediDr.Gaîtan'ınkatli

yüzünden çıkmıştır.

Dr. Gaitan'ın katili halk tarafından tek­melerle öldürülmüştür. Halk bundan sonra mendillerini Liberal Parti şefinin kanına batırmışlar sonra da kahrolsun hükümet, kahrolsun Gomez diye bağıra­rak konferansın toplandığı binaya, yü­rümüşlerdir.

Gomez, Muhafazakâr Parti Lideri ve konferansa iştirak eden delegasyonun şefidir. Halk binayı işgal etmiştir. Bina­da bulunan polislerin insan dalgasını durdurmak yolundaki gayretleri boşa çıkmıştır. İhtilâlciler kapıları kırmışlar ve müteaddit salonları ateşe vermişlerdir. Vaka mahalline yetişen askerlerin karı­şıklığı önlemek için hemen hemen hiç bir teşebbüsde bulunmamışlardır.-Halk, bilhassa züccaciye ve içki satan dükkanlara hücum etmiştir. Tramvaylar devrilmiş ve yakılmıştır. Amerikan Sefa­retinin önünde bir bomba patlamış ve se­farethanenin camları kırılmıştır, ihtilâlci­ler tarafından ele geçirilen hükümet rad­yosunun spikerleri vilâyetlerde de ihtilâ­lin patlak verdiğini yayınlamak suretiyle halkı mütemadiyen ihtilâl hareketine ka­tışmaya teşvik ediyorlardı. Ellerinde si­lâh ve kibritler bulunan ihtilâlciler Ulaş­tırma Bakanlığını yağma ettikten sonra katilin parçalanan cesedini Cumhurbaş­kanlığı sarayının önlerine kadar sürük­lemişlerdir.

— Londra :

Bogota'danalmanson haberlerdenanlaşıldığına göre, bu şehirde durum yeni­den karışmıştır.

Ajanslar haberlerini Washington vasıta -siyle göndermektedirler. Bugün geniş çapta bir yağma hareketi­nin tekrar başlamış olduğu bildirilmek­tedir. Kalabalık gruplar, dükkânlara, kiliselere ve resmî binalara hücum et­miştir.

Amerikan Büyükelçiliğini tehdit eden yan­gına hakim olunabilmiştir. B. B. C. muhabirinin gönderdiği bir telg­rafta bildirildiğine göre, Amerikalılara arası Konferansının bu şehirde devam edebilmesine pek az ihtimal vardır.

Delegasyonların bir çok üyeleri 24 saat­ten fazla bir müddetten beri yiyeceksiz olarak evlerinde tecrîd edilmiş bir halde kalmışlardır.

PARAGUAY — Assomption :

Paraguay polisi bugün bir komünist hü­kümet darbesini meydana çıkardığını haber vermiştir.

Tebliğde bildirildiğine göre bu hükümet darbesi Bogota'daki Amerikalılararası Konferansını akamete uğratmak maksa-diyle diğer memleketlerde de yapılacak olan aynı neviden hareketlerle aynı za­manda icra edilecekti. Polis, dört komünist idarecisini tevkif etmiş ve tüfeklerle bombalar ve bir de verici radyo makinesi ele geçirmiştir. Hükümet darbesinin icra edilecek oldu­ğutarihaçığavurulmamıştır.

Komünist partisi 1947'den beri Paraguay'­da kanun dışıilân edilmiştir.

11 Nisan 1948

KOLOMBİYA — Washington:

Bogota'danalınan, son resmî haberlere göre. Kolombiya'nın baş şehri bir tank kolu himayesinde bulunan 500 muhafı­zın kontrolü altındadır. Bununla beraber şehirde halâ silâh sesleri duyulmaktadır. Dışişleri Bakanlığının bir sözcüsü, Per­şembe akşamı Kolombiya Komünist Par­tisi Genel Sekreteri Vierra'nm halk ta­rafından tertip edilen bir toplantıda söz alarak Panamerikan Konferansında ileri sürülen komünistaleyhtarıtekliflerin

protesto edilmelerini teklif ettiğine işa­ret etmiş ve bunları söylemekle ihtilâlin komünistler tarafından hazırlanmış oldu­ğuna telmih etmiştir.

Sözcü, Bogota'dan alman son haberlerde. Perez Hükümetinin elinde radyo bulun­madığını ve yalnız ihtilâlcilerin elinde bulunan radyolar vasitasiyle Kolombiya sakinlerinin cereyan eden hadiselerden haberdarolabilecekleriniilâveetmiştir.

ŞİLİ — Santiago :

Şili polisi hükümeti devirmeye matuf bir hareket hazırlamaktan sanık 7 komü­nisti tevkif etmiştir. Hükümet darbesi bir Mayıs'ta vuku bulacaktı. Şili Hükümeti, komünist partisinin kanun dışı edilmesini derpiş eden bir kanun ta­sarısınıhazırlamaktadır.

Londra:

KOLOMBİYA

Yeni Kolombiya Hükümeti bu sabah er­ken saatlerde ordunun Bogota'ya ve baş­lıca şehirlere hakim olduğunu bildirmiş­tir.

Hükümet ayni zamanda bütün ihtiyatları silâh altına çeğirmıştır.

Başkan Perez radyoda bir demeçte bu­lunarak, sulh ve sükunun iadesi talebin­de bulunmuş ve karışıklığın çıkmasını tevlid eden sebeplerin tahkiki için hususi bir komisyon teşkil edildiğini söylemiş­tir.

Muhabirler, hükümet tarafından asayişin temin edildiği yolunda verilen teminat-İara rağmen üç radyo merkezinin halâ asilerin elinde olduğunu ve Bogota'da dün akşam münferit silâh sesleri işitildiğini bildirmektedirler.

B. B. C. muhabiri ordunun bütün gece âsi yuvalarını temizlemeklle meşgul oldu­ğunu yazmaktadır.

Konferans çalışmalarına Panama'nın mer­kezinde devam edilmesi teklif olunmuş, fakathiçbirkat'îkararalınamamıştır.

12 Nisan 1948

KOLOMBİYA — New-York :

Bogota'dan alman haberlere göre bu şe­hirde sıkıyönetim ilân edilmiş ve askerî

kıtalara, sokaklarda rastlanacak asilere derhal ateş açılması emri verilmiştir. Öte yandan sendikaca umumî grev ilânı­na karar verildiği söylenmektedir.

KOLOMBİYA — Bogota :

Kolombiya'nın muhafazakâr Cumhurbaş­kanı Ospina Perez dün bütün Kolombiya Milletine hitaben yayınladığı tebliğde ko­münist ayaklanmasının ordu tarafından basdinldığım bildirmiş ve millî gelenek­leri ve müesseseleri olduğu gibi muhafa­za ve milletin istikbalini sağlama yolun­da herkesin vazifesini yapması gerekti­ğini ihtar etmiştir.

Başkan Perez, patlak veren buhranla mücadele yolunda işbirliğinde gevşeklik gösterilmesinin ihanet sayılacağını, ko­münistlerle huzurları istenmiyen başka unsurların dün Bogota'da tevkif olunduk­larını ve komünistler tarafından tertip­lenen ayaklanmaya bütün Kolombiya. Milletinin karşı koymuş bulunduğunu ilâve eylemiştir.

Öte yandan komünistler dün beyanname­ler dağıtarak irtica ve Amerikan emper-yalizmİyle mücadele vasıtası olarak halkı umumî grev yapmağa teşvik ve Başkan Perez'i Hitler taklidcîliği île it­ham etmişlerdir.

KOLOMBİYA — Bogota :

Kolombiya Millî Birlik Hükümetinin ilk Başkanı Echandia dün akşam radyo ile yayınladığı demeçte. îîberaî parti lider­leriyle üyelerinin, vatanseverlik duygu­sunu siyasî mülahazaların üstünde tuta­cakları ümidinde bulunduğunu söylemiş­tir.

Echandia, bütün dünya liberallerinin ye­ni Kollombiya Hükümetini destekleme­leri lüzumunu belirtmiş ve «çılgınlık ha­reketi» olarak vasıflandırdığı ayaklanma hadisesinden dolayı derin esef duyduğu­nu ilâve etmiştir.

KOLOMBİYA — Bogota :

Kolombiyahükümetradyosununbugün bildirdiğinegöreKolombiya,Sovyetler

Birliği ile diplomatik münasebetlerini kesmiştir.

PARAGUAY — Assouption:

İktidarı ele geçirmek ve liberallerin de iştirake davet edilecekleri bir hükümet kurmak için hazırlanmış bir tertibin meydana çıkarılmış olduğunu bldiren ve hükümet tarafından yayınlanan bir teb­liğden sonra Paraguay'da birçok komü­nistlideritevkifedilmiştir.

13 Nisan 1948

ŞİLİ — Santiago :

Komünist tahrikçilerin memlekette ka­rışıklıklar çıkarmak niyetinde oldukları yolunda yeni vesikaların ele geçirilme­sinden sonra Cumhurbaşkanı, içişleri ve Millî Savunma Bakanları ile askerî böl­gelerin şeflerini, rejimin himayesi ve asayişin muhafazası île ilgili tedbirleri incelemek üzere yarın toplantıya davet etmiştir.

KOLOMBİYA — Bogota :

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Gene­ral Marshall dün burada, basma yaptığı demeçte, Kolombiya'daki durumun yal­nız Kolombiya veya Lâtin Amerika'yı ilgilendiren bir İş olmadığını fakat bütün dünyanın dikkat nazarını çekmeğe lâyik bir hadise teşkil ettiğinisöylemiştir.

KOLOMBİYA — Bogota :

Kolombiya Hükümeti, Bogota'daki ve diğer şehirlerdeki mahallî komünist li­derlerinin tevkif edildiklerini ve yargıla­nacaklarını bildirmiştir. Hükümet ayni zamanda asilerin muka­vemetine karşı girişilen mücadelede tat­minkâr sonuçlar elde edildiğini de bil­dirmektedir.

Bununla beraber muhabirler çektikleri son telgraflarda Bogota'daki durumun halâ müstakar olmadığını bildirmekte­dirler.

14 Nisan 1948

KOLOMBİYA — Bogota :

Başkent halâ felce uğramış bir durum­dadır. Mağazalar ve bankalar kapalıdır. Seyrüsefer durmuş bir halde olup birçok yerlerde elektrik cereyanı kesilmiştir. Âsiler, halâ faalbir halde bulunmaktadırlar. Hastahaneler yaralı ile dolup taş­maktadır.

Şili ve Bolivya'da yapılan diğer hazırlık­lardan, bugün Kolombiya'da mevcut olan karışıklıklardan sorumlu tutulan ve Lâtin Amerika'da faaliyet gösteren be­şinci kol hakkında elde edilen yeni ma­lûmata nazaran bu beşinci kol, Rusya'­nın Meksika'daki. eski Büyükelçisi Ou-maıısky tarafından teşkilatlandırılmıştır. Rus Büyükelçisi 1Ö45 senesinde bu mem­lekette vukubulan bir uçak kazasında ölmüş bulunmaklaydı. Rus Büyükelçisi Oumansky tarafından hazırlanan bu teş­kilât daha sonra Lâtin Amerika memle­ketlerine ve Amerika'ya Rus ajanlarının sızmasının son derece güç olacağı mü­lâhazasına istinat ederek hazırlanmış bu­lunan uzun vadeli bir plâna göre tesis edilmiş bulunmaktaydı.

10 Nisan 1948

KOLOMBİYA — Bogota :

Bogota'da dün İki defa kargaşalık çık­mıştır. Bunlardan biri öğleden evvel vu­kua gelmiş ve ?> askerle bir sivilin haya­tınamalolmuştur.

ikincisi öğleden sonra patlak vermiş ve 6 sivil ile 2 askerin ölmesiyle neticelen­miştir.

20 Nisan 1948

BREZİLYA — Rio De Janeiro :

GeçenPerşembegünüşehrin civai'inda bulunan bir cephane deposunun infilâkı üzerine polis komünist partisinin kırk şubesine baskınlar yaparak 300 komünis­ti tevkif etmiştir. Bu .teklifler, bu. infilâkden mes'ul olan tevkiflerinbaşlangıcısayılmaktadır. Perşembe günkü infilâk neticesinde kırk kişi' ölmüş,120 kişi yaralanmıştır.

22 Nisan 1948

KOLOMBİYA — Bogota :

Kolombiya hâdiselerinin 1500 kişinin öl­mesine ve 600 kişinin yaralanmasına se­bep olduğu tahmin edilmektedir. Bu ra­kamlar hükümet tarafından son defa ola­rak verilmiştir.

28 Nisan 1948

Bogota :

KOLOMBİYA —

Beyanatta bulunan . Cumhurbaşkanı Os-pina Perez, tehlikenin henüz tamamiyle zail olmadığım, milletlerarası yardımlar­la başarılan bir hükümet darbesini ber­taraf etmenin pek kolay olmadığım be­lirtmiştir.

Memleketten dikkatli olmasını isteyen Cumhurbaşkanı sözlerinin sonunda, or­duya büyük bir vekarla Kolombiya'nın barışa kavuşması için yaptığı yardımdan dolayı teşekkürlerini sunmuştur.

Liberallerin Lideri Elizer Gayton'ın kat-lindenberi ilk defa olmak'üzere Cumhur­başkanınutuksöylemektedir


Bogoto isyanının iç yüzü...

Yazan: Asım Us

14 Nisan 1948 tarihli «Yeni Gazete» İstanbul'dan:

Kolombiya'nın Başkenti Bogotada çıkan ve Dokuzuncu Panamerikan Kongresinin faaliyetini sekteye uğratan hâdiseler ip­tida mahalli parti mücadelelerinin geçici bir azgınlaşma hali gibi telâkki edilmiş­ti fakat İsyanın bastırılması üzerine ya­yınlanan iki resmî tebliğ Bogota isyanı­nın milletlerarası siyasî bir hâdise mahi­yetini almak istidadında olduğunu gös~ termiştir. Zira tebliğlerden biri isyan hâdisenin içinde komünist tahrikçiliği bulunduğu tesbit edildiği için Kolombi­ya'nın Sovyet Rusya ile siyasî münase­betlerini kesmiş olduğunu: ikinci tebliğ ^etnamerikan Kongresi için Bogota'da bulunan temsilcilerin bu şehirden ayrıl­mak niyetinde olmadıklarını ve konfe-, ransa yine burada devam edileceğini bil­diriyor.

Bilindiği gibi Panamerikan Kongresinin Kolombiya başkentinde toplanması bü­tün Amerika memleketlerinin savunma plânlarını hazırlamakla ilgili idi. Ameri­kalılar doğrudan doğruya Sovyet Rus­ya'nın adini anmamakla beraber savun plânlarını bu memleketten kendile­rine gelebilecek taarruz ihtimaline göre hazırlıyorlardı. Kongre daha müzakere­lerinin ilk safhalarında iken Bogota içe­risinde kargaşalık çıkarılmış, karışıklık arasında peyda olan bir grup ellerinde sopalar, demirler ve kılıçlar olduğu hal­de Amerikan delegelerinintoplandıkları

biraya hücum etmişler, delegelerin şa-•ına ilişmemekle beraber bina içeri­sinde işe yarar hiçbir şey bırakmamış­lar, her tarafı yağma ve garet etmişler­dir. Konferansı takip eden gazetecilere karşı ise en çirkin tecavüzlerde bulun­muşlardır.

Kolombiya'da muhalefet mevkiinde bu­lunan siyasî bir partinin mücadele hare­keti iktidarı elinde tutan hükümete karşı isyran haline geçebilir. Fakat âsilerin tah-ripkârlığı ve tecavüzleri mahallî hükü­mete karşı hoşnutsuzluk izhar etmekten ziyade Bogota'da toplanan bütün Ame­rika memleketlerinin delegelerini faali­yetten meneden bir şekil alması dikkate çarpan bir hâdise olmuştur. Anlaşılıyor ki Kolombiya Hükümeti tahkikatını bu noktadan derinleştirmiş 've işin içinde Panamerikan Kongresine karşı Sovyet Rusya tarafından hazırlanmış bir sabotaj îeşebbüsü bulunduğu kanaatine varmış­tır. Kolombiya'nın Sovyet Rusya ile si­yasî münasebetlerini kesmesi bu kana­ati naçık ifadesi olduğu gibi Panamerikan Kongresine iştirak eden delegelerin de evvelce düşünüldüğü gibi Vaşington'a yahut Montevideo'ya gidecekleri yerde yine Bogota'da kalmak ve orada kongre müzakerelerine devam etmek kararı ver­meleri de Kolombiya Hükümetinin hare­ket hattını tasvip ettiklerine bîr delü teşkil etmektedir. Bu sebeple bundan sonra Bogota konferansının müzakereleri ve kararları cihan halk efkârında daha ziyade dikkatle takip edilecektir.

Filhakika Panamerikan delegelerinin Bo­gota isyanını mahallî bir hâdise olmak­tan ziyade Amerika'nın savunmasına karşı bir sabotaj hareketi telâkki etme­leri ve müzakerelerine yfrne orada de­vama karar vermeleri askerî savunma tedbirleri ile beraber komünizm tahrik­çiliklerine karşı müşterek bir cephe tut­maları ihtimalini de hatıra getirir.

Belgrat'ta kominform adı ile yeni bir üçüncü enternasyonal kurulduğu gün-denberi Rus demir perdesi dışında kalan bütün Batı demokrasi memleketlerinde şiddetli ihtilâl tahrikçilikleri meydan al­mıştır. Fransa ve İtalya'daki kargaşalık hâdiselerinden sonra şimdi Bogota isyanı bufaaliyetlerinAmerika'yada geçtiğini

göstermektedir. Amerika'-lıların mukabil tedbirleralmaları bekle­nebilir.

Bogota hâdiseleri ve Rusya...

Yazan:CihatBaban

19 Nisan 1948 tarihli »Tasvir» İs­tanbul'dan :

Cenubî Amerika'da cereyan eden hâdi­seler üzerine memleketimizin dikkat na­zarını bilhassa celbetmek isterim. Bogo­ta ve Kosta Ricada Sovyet Rusya, Tries-te meselesine sert bir cevap vermek is­temiştir. Maksadına da muvaffak olmuş­tur. Cevap gerçekten sert idi. fakat o nisbette de Batı demokrasilerini ve Amerikaefkârınıuyandırıcıoldu.

Kolombiya'nın merkezi Bogota'da topla­nan Panamerikan Konferansı, bundan evvelkilerle beraber dokuzuncusudur. Bundan evvel 1945 Mart'mda Mexico'da toplanmış ve Birleşmiş Milletler andlaş-masınm 52 inci maddesi gereğince ma­hallî anlaşmalar yapmak gayesiyle mü­zakerelere başlamıştı. Chapultepec Paktı ismiyle anılan bu top­lantıdan sonrs 1947 de ayni Panamerikan Konferansı bu sefer de Rio de Janeiro'-da içtima etti. Burada Amerikan kıtası­nın milletleri bir adım daha ileri giderek karşılıklı yardım için gereken tedbirle­rin alınmasını müzakere ettiler.

Bu dokuzuncu toplantı ise, Bogota'da oldu, maksat bir adım daha ileri gitmek, müşterek bir emniyet mekanizması tesis etmek, ve müşterek bir genel kurmay altında ordulsrı tensik etmek... Bu hâ­dise, Birleşik Amerika'nın askerî bakım­dan bütün kıta üzerinde hâkimiyetini te­sis etmek mânasını tazammun ediyordu. Onun için proje aleyhinde hayli mücade­leler yapıldı. Nitekim 1945 de Chapulte­pec yakınında, müşterek iktisadî bir kalkınma programı da bahis mevzuu ol­muştu. Fakat ondan sonra iş unutulmuş ve bu mevzua Amerika bir kere daha temas etmemişti. Birleşik Amerika'nın LâtinAmerika'sındaşahıslaraaitçok

parası .olduğu söyleniyor* ve bunun dı­şında başka yardımlar için hiç bir mülâ­haza güdülmüyordu. Halbuki, Amerika­nın Marshall PJaniyle Avrupa'ya yap­tığı yardım Lâtin Amerika'yı kıskandır­mıştı. Gerçi siyaset icabı ağızlarını açıp bir şey söylememişlerdi amma.. Bu kon­feransta bu kıskançlığın eserleri gözü­kecekti. Nitekim konferanstan evvel Ar­jantin, Şiîi ve onları takiben Guatemala. Bolivia, Meksika, Venezüella da Ameri­ka aleyhine şiddetli neşriyata başlamış­lardı. «Biz iktisadî işbirliği istiyoruz. Amerika bizi kendi safında harbe sürük-liyecek imkânları hazırlıyor.>> diyorlardi. Şimdi bu izahatın ışığında Bogota ihti­lâlini tetkik edersek, hareketin, Muhafa­zakâr Parti Lideri Mariona Ospina Perez aleyhine olmaktan ziyade Amerika'ya müteveccih olduğu daha kolay anlaşılır. Bu kanaatimizi teyid edecek ikinci deİil deCostaRica'daki harekettir.

Liberaller, Ferez'e ve onun politikasına muhaliftirler, iki düşman zümre arasına bir kundak sokmak ve ortalığı ateşe sar­dıktan sonra, ise, bir ekalliyet zümresiyie karışıklıktan istifade ederek iş basma gelmek komünist taktiğidir. Onun için serden geçti bir komünist liberaller lideri Gaiton'u öldürmüş, yani iki araya kun­dağı soktuktan sonra da komünist hücum taburları, konferansın içtima ettiği salo­nu tahrip etmişlerdir.

General Marshall'm her ne bahasına olursa olsun, konferansa orada devam et­mek hususunda karar vermiş olmasının sebebi, sollara ve Rus'lara arzularını ye­rine getirmiş olmanın zevkini vermemek içindir. Bu neviden her hareket, demok­rasi dünyası ile Rusya'yı birbirinden ayırmakladır.

Şu izahatı boşuna vermiş değiliz. Bogota hâdiseleri komünist tahrikçilerinin neler yapmağa muktedir olduklarını göster­mek bakımından ehemmiyetlidir. Sabit olmuştur ki, 'komünizm, bugün kızıl fa­şizmin ve Rus emperyalizminin ideolojik bir hulul şeklidir.

27 Nisan 1948

— Tokyo :

Japon Komünist Partisi dün akşam bir tebliğ yayınlıyarak Parlâmentonun derhal feshini ve yeni genel seçimlerin yapılma­sını talep etmiştir.

General Eichelberger dün Tokyo'da be­yanatta bulunarak son zamanlarda Ko­re'deçıkmışolanayaklanmalarabenzer hadiselerin önlenmesi için icabeitiği tak­dirde kuvvete başvurulacağını teyid et­miş veşunlarıiîâveetmiştir: Kobe'de ve Osaka'da Japon polisi askeri makamlarının daha evvelde müsaadesi alınmak suretiyle tedbirler alabilecektir. Japon polisi ve Amerikan kıtaları 1152 asiyi tevkif etmişlerdir. Bu âsiler askerî polis mahkemesi veya divanı harp tara-tından yargılanacaklardır.


2 Nisan 1948

—Nankin:

Çin'de yayınlanan bir tebliğe göre, Şangsi eyaletinin kuzey bölgelerinde bulunmakta olan hükümet kuvvetleri, hükümet hava kuvvelerinin desteklenmesi sayesinde komünist kuvvetlerin bütün taarruzları­nı püskürtmeye muvaffak olan Lu - Şu­an garnizonunu muhasaradan kurtarmak için güneye hareketedeceklerdir.

6 Nisan 1948

—Nankin:

Çin Dışişleri Bakanı yayınladığı bir teb­liğde. Birleşik Amerika'nın âlicenap yar­dımına karşı Çin Milletinin duymakta olduğu minnet hislerini beyan eylemekte ve hükümetinin takip ettiği siyasetin, memleketi birleştirmek, anayasaya uy­gun bir hükümet kurmak ve Çin'de ve bütün Uzak Doğu'da barışı temin etmek olduğunu bildirmektedir.

—Nankin:

Mançuri'deki Çin Hükümet kuvvetleri Genel Kurmayı, Yinkov Limanını geri almak ve kuzey istikametinde Mukden volunu kurtarmak İçin kara, deniz ve hava kuvvetlerinden faydalanmak sure­tiyle bir taamız hareketine geçmiştir.

Bazı haberlere göre, komünistler, Yinkov-Mukden hattı civarında bulunan An -Şang. Yao - Yang ve E-Şen şehirlerini tahliye etmişlerdir.

Daha kuzeyde Sang - Şung'u müdafaa etmekte olan hükümet kuvvetleri şehrin kuzeyindeki birçok mevzileri geri almış­lardır.

Diğer taraftan Pekin'den bildirildiğine göre, hükümet kuvvetleri Pekin- Mukden demiryolunu kurtarmışlardır. Bu hattaki tahribat çok büyük olup bir müd­det için münakalât yapmak imkânsız olacaktır.

Tin - Kav'dan bildirildiğine göre, bu şehrin civarında mecburî iniş yapmış olan Amerika'h tayyareci komünist­ler tarafından esir edilmiştir.

7 Nisan 1948

—Nankin:

Jehol'u Mançurya'dan ayıran huduttan hareket eden 30.000 komünist askeri Je-hol'un merkezi Çang - Ti'nin 53 kilo­metre kadar uzağında bulunan mühim Ping - Tuan Köyüne doğru ilerlemekte­dir.

Hükümet kuvvetleri, komünistlere karşı gelmektedir.

Söylendiğine göre, Mançurya'da hükü­met kuvvetleri hava kuvvetiyle destek­lenen bir karşı hücuma giriştikten sonra Çang - Çung'un kuzey batısındaki çar­pışmalarda muzaffer olmuştur.

Çang - Çung'da kazanılan muvaffakiyet­lerin komünistlerin hazırlamakta olduk­ları hücumun gecikmesine sebebiyet ve­receği bildirilmektedir.

9 Nisan 1948

—Nankin:

Mareşal Çankayşek, bugün, Millî Mec­liste beyanatta bulunarak hükümet kuv­vetlerinin Mançurya'da uğramış olduğu kayıplar hakkında şunları söylemiştir: Hükümetin en iyi tümenlerinden yedi­sinin Mançurya'da mahvedilmiş olduğu­nu teessürlerimle size bildiririm. Bunlar savaş içinde komutan altında şan ve şeref kazanmış olan en iyi ordulanmızdı.

Mareşal, hükümetin bu tümenleri yeni­den teşkile giriştiğini söylemiş ve boz­gunu aklından geçirmiyeceğini, çünkü Çin'in daima kuvvetli, ordulara malik bulunduğunu ilâve etmiştir.

Nankin'deki muhabirlerin, bu beyanat hakkında bildirdiklerine göre, Mareşal Çankayşek'in uzun bir devre zarfında vukua gelmiş olan savaşlardan bahsetmiş olması aşikârdır. Çünkü son zamanlarda Mançurya'da mühim çarpışmalar olma­mıştır. Mareşal Çankayşek, diğer taraftan Cin Hükümet kuvvetlerinin Merkez Çin'de üç aya kadar Sarı Nehrin güneyinde bu­lunan komünist kuvvetlerini dağıtmak maksadiyle umumî bir taarruza geçecek­lerini haber vermiştir.

Çankayşek, hükümetin askerî stratejisi­nin komünistlerin hariçten bir yardım görmelerine mâni olmak olduğunu ilâve etmiştir.

Diğer taraftan komünist kuvvetlerinin Loyang'ı ele geçirdikten sonra demiryol­ları boyunca doğuya ilerledikleri haber verilmektedir.

Bu sabah Pekin'den Şanghay'a gelen bir haberde bildirildiğine göre, Mançurya'da bulunan dokuz komünist tümeni Pekin demiryolu boyunca güneye doğru ilerle­mektedir.

11 Nisan 1948

— Nankin:

Mareşal Çankayşek dün, burada Millî Mecliste Çin'in siyasî, ekonomik ve sos­yal durumu hakkında beyanatta buluna­rak memleketin istikbalinden emin bu-Iuİnduğunu bildirmiştir. Mareşal, Çin'in ekonomik durumunun zannedildiği ka­dar kötü olmadığım, Çin Hükümetinin çeşitli kaynaklara malik bulunduğunu söylemiştir.

Çankayşek, bundan başka Çin'in Birle­şik Amerika'dan büyük bir yardım gör­müş olduğunu ve bu yardımın dövizin istikrar kesbetmesine büyük bir tesiri ol­duğunu ilâve etmiştir. Bunu müteakip Çankayşek askerî durumdan bahsederek şöyle demiştir :

Son 18 ay içinde hükümet kuvvetleri memnunluk verici neticeler elde etmiş­lerdir. Çin Hükümeti pek yakında Man-çurya'ya hakim olacağım ümit etmekte­dir.

Komünistlerin kayıpları hükümet kuv­vetlerinin kayıplarından üç misli fazla­dır. Hükümet Sarı Nehrin güneyinde bulunan komünistleri altı aya kadar ku­zeyeatmayaazmetmiş bulunmaktadır.

12Nisan 1948

—Nankin:

Mançurya'dan bildirildiğine göre, komü­nist kuvvetleri eski Başkent olan Çan-Çung'ukuşatmışbulunmaktadırlar.

Diğer taraftan merkezî Çin'den alman, haberlere göre, güneye doğru ilerlemejt-te olan komünist kuvvetleri hükümet kuvvetlerini merkez Çin'in münakale merkezi olan Çing - Çao'ya. kıvrılmaya icbar etmişlerdir. Ric'atin belli bir ke­simde önemli miktarda hükümet kuvvet­leri toplamak gayesine matuf bir plâna uygun olarak intizam içinde devam et­mekte olduğu bildirilmektedir.

13Nisan 1948

—Nankin:

Çung - King'den öğrenildiğine göre, ko- . münistler, Vua - Siyen demiryol ve as­keri ulaştırmamerkezini ele geçirmek için Şang - Tung'da nevmidane savaşlar vermektedirler.

14Nisan 1948

—Nankin:

Çin Dışişleri Bakanı, Çin Mîllî Meclisinde bugün . yaptığı demeçte, Rusya ile Çin arasındaki münasebetlerin memnuniyet verici olmaktan çok uzak bulunduğunu ve bunun sebebinin de, Rus'ların and-laşma hükümlerine riayetten imtina et­miş olmaları olduğunu beyan eylemiştir. Bilhassa Mançuri'deki duruma temas eti miş olan Bakan, Çin Hükümetinin bura­ya göndermiş olduğu esaslı takviyeler­den bahsetmiştir.

—Nankin:

Dahilî harp hakkında Şanghay'dan gelen haberlere nazaran komünist kuvvetleri ilkbaharda girişecekleri taarruz için ha­zırlıklarını ikmal etmiş bir durumdadır­lar. Savaş hatları gerisinde önemli mik­tarda asker ve malzemenin yığılmakta olduğu ve komünist kuvvetlerin stratejik noktalar üzerinde tazyiklerini tedricen artırmaktaolduklarıbild irilmektedir.

15Nisan 1948

—Nankin:

Cumhurbaşkanına iç harbin devamı müd-detince olağanüstü yetkiler verilmesi için anayasada değişiklik yapılması mak-sadiyle Millî Meclise 1. 200 saylavın im-zasiyle teklif olunan karar sureti bugün meslise tevdi edilmiş ve birinci müzake­resi yapılarak kabul edilmiştir. Bu karar gereğince Cumhurbaşkanı, Parlâmentodan önceden müsaade almak­sızın bakanlar kurulu ile müttefikan ha­reket edebilmek yetkisini haiz olacaktır.

—Şanghay:

Komünist birlikleri, Honan'in kuzeyinde Çin - Çung'a karşı büyük ölçüde bir taarruza hazırlanmaktadır. Şanghay'a gelen haberlere göre, Doğuya doğru iler-liyen komünist kuvvetleri şimdi Çing -Çung'a sekiz kilometre yaklaşmış bulun­maktadır.

Gazete muhabirlerinin bildirdiklerine gö­re, bu komünist kuvvetlerinin, Çing -Çung savaşına katılmak üzere kuzey is­tikametine mi, yoksa güney Honan'da hükümetçilerin mühim bir üssüne taar­ruz etmek üzere güney istikametine mi çevrilecekleribilinmemektedir.

Son gelen haberlere göre, komünistler' Pekin'e seksen kilometne mesafede dış müdafaa mevkilerini teşkil eden şehirle­re karşı girişmiş oldukları taarru^îan geri bırakarak Mukden bölgesinde top­lanmaktadırlar.

Pekin'den gelen haberelere göre de. ağır kayıplara uğramış olan komünistler boz­gun halinde kaçmaktadırlar.

16Nisan 1948

—Nankin:

Hükümet kuvvetleri, Hopei'nin kuzeyin­de,Pekin'in160 kilometrekadar güneyinde bulunan ve mühim' bir komünist mühimmat deposu olan Sho - Kiyen'i ele geçirmişlerdir. Hükümet kuvvetleri genel karargâhından yayınlanan bir teb­liğe göre- ağır kayıplara uğramış olan komünistler, bozgun halinde geri çekil­mişlerdir.

18Nisan 1948

—Nankin

Milî Meclis dün kabul ettiği bir karar suretinde hükümetin Güneydoğu Asya memleketlerine komünist aleyhtarı bir antlaşma akdini teklif etmesi istenmek­tedir. Karar suretinde böyle bir antlaş­maya Çin Hindistan'ı, Hindistan, Birman­ya, Siyam, Filipin'ler ve bu bölgeye kom­şu bulunan Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ciğer memleketlerin de dahil olması İleri, sürülmektedir.

Bundan başka, karar suretinde hüküme­tin bu milletleri en az yirmi yıl müddetli bir komünist aleyhtarı askerî antlaşma aktelmek üzere Nankin'de toplanacak bir. konferansa davet etmesi istenmekte­dir.

19Nisan 1948

—Nankin

Çin Mülî Meclisi General Tchang Chek'i Çin Başkanlığına seçmiştir.

22 Nisan 1948

—Nankin

Çin Hükümet kuvvetleri, Çin komünist­lerinin eski Başkenti Yenan'i 13 ay iş­galleri altında bulundurdıktan sonra tah­liye etmişlerdir.

Hükümet sözcüsü askerî ehemmiyeti haiz bütün binaların tahrip edilmiş oldu­ğunu söylemiştir.

25 Nisan 1948

—Nankin

Dün, üç komünist ordusu ayni zamanda harekete geçerek merkezî Çin'in muhte­lif bölgelerinde geniş ölçüde faaliyet göstermişlerdir. Dün akşam hükümet kaynaklarından alman haberlerde bildi­rildiğine göre, başlıca savaşlar Hopeyi'nin merkezinde ve batısında cereyan etmek­tedir.


26Nisan 1948

—Nankin

Çin'in kuzeyinde komünistler şimdi kuv­vetlerini dağların tepeleri boyunca ve büyük şeddin kapılarında bulundurmak­tadırlar. Dün bazı ufak çarpışmalar ol­muşsa da iki ordunun hiçbiri geniş mik­yastahareketegerişmemiştir.

Kuzey Çantung'da komünistlerin Çİen Esin'e hücumları pek yavaşlamıştır. İlk gece hücumunu yapan hükümet bombar­dıman uçakları komünistlerin topçusunu susturmuştur.

27Nisan 1948

—Nankin

Şantung'un kuzeyinde Veyi - Sien'de ve şehrin çok yakınlarında şiddetli savaşlar devam etmektedir. Hükümet kuvvetleri bütün sür'atleriyle şehrin yardımına koşmuş olup şimdi Veyi - Sien'den 65 kilometre kadar uzaktabulunmaktadır

Mançurya'da komünist kuvvetleri Çang -Çung'un etrafında yayılmakta ve Önemli bir taarruza girişmeğe hazırlanmaktadırlar. Hükümet hava kuvvetlerine mensup keşif uçakları Mançurya'da ve Geole hu­dudunda 68 bin komünistin yığılmış ol­duğunu bildirmektedirler. Bu kıtaları n Pekin - Mukden demoryolunu hedef tu­tacak olan Önemli bir taarruz için top­lanmaktaolduklarızannedilmektedir.

29 Nisan 1948

—Nankin:

Çin'deki komünist kuvvetleri bugün önemli stretejik noktalardan birisi olan Çang - Çung sanayi şehrini ele geçirmiş olduklarını bildirmişlerdir. Şenhai'den gelen son haberlere nazaran hududun öteki ucunda bulunan komünist kuvvet­leri Şen Wa tarım eyaletini kuzey hudu­du ile birleştiren yol kavuşağim ele ge­çirmişlerdir.

—Nankin :

Komünistler Mançurya'd?. hükümet kıtaların iaşesinin temin edilmekte oldu­ğu Peiping Mukden demiryoluna karşı yaptıkları taarruzları şiddetlendirmişler­dir.

2Nisan 1948

HİNDİSTAN — Bombay:

Bombay polis makamlara bu sabah Hint Komünist Partisi Şefi Dange'la Bombay Kurucu Meclisi üyelerinden birini yaka­lamıştır.

Hindistan İşçi Sendikası Kongre başka­nı Mirajhar'la diğer dört komünist ele­başısı da tevkif edilmiştir. Sabahın er­ken saatlerinde bütün karakollara aske­rî birlikler gönderilmiştir. Bundan mak­sat herhangi bir kargaşalık teşebbüsüne mani olmaktır.

Kalküta, Madras ve daha başka büyük-Hint şehirlerinde de buna benzer tevkif­ler vuku bulmuştur.

3Nisan 1948

HİNDİSTAN —Yeni - Delhi :

Hind Polisi Dün Hindistan Dominyonun­da 100 den fazla komünist idarecisi tev­kif etmiştir. Bombay ve Kalküta şehir­leri komünistlerin esaslı amme hizmet­lerini sekteye uğratmak için grevler ter­tip ettikleri bellibaşlı faaliyet merkezle­ridir.

Daily Telegraph'ın özel muhabirinin bildirdiğine gqre, Hindistan Hüküme­tinin, demokratik bir hükümetin temelle­rini baltalamağa matuf hiç bir hareketi müsamaha ile karşıîamıyacağı yolunda Pandit Nehru tarafından bundan birkaç gün evvel yapılmış olan beyanat bütün Hint Meclisi ile bütün siyasî idareciler tarafındanmüzaheretgörmektedir.

14 Nisan 1948

HİNDİSTAN—Yeni - Delhi : Hindistan birlikleri,Keşmir'deUriböl-

ları harekâta devam etmektedirler. Âsi kuvvetler geri çekilirken yolları üzerin­deki herşeyi tahrip ediyorlar.

Henüz kat'î bir askerî netice istihsali yakın görülmemekle beraber, havaların düzelmesi İle, çok geniş ölçüde harekâtın başlamasıbeklenmektedr.

20 Nisan 1948

HİNDİSTAN—Yeni-Delhi:

Gandhi'yi katledenlerin muhakemesine başlanacağı tarih henüz kesin olarak tes­pit edilmemiştir. Beraber Mayıs ayının ilk günlerinde başlaması kuvvetle muhte­mel olan yargılama için tedbirler alın­maktadır ve Özel bir mahkeme teşkil olunmuştur. 30 Ocakta Gandhi'yi katlet­miş olan Natiram Vinayak Godse, ara­larında kardeşinin de bulunduğu dokuz suçortağıyla birlikteyargılanacaktır.

27 Nisan 1948

HİNDİSTAN—Yeni-Delhi:

Hindistan Başbakanı Nehru, dün yaptığı bir demeçte kendisinin Hindistan'la in­giltere ve İngiliz imparatorluğu camiası arasında en sıkı münasebetlerin idamesi arzusunda bulunduğunu söylemiş, ancak bir büyük devletler grupu aleyhinde bir başka grupa bağlanmağa taraftar olma­dığını ilâve etmiştir.

***

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106